3 Adımda İngiliz Aksanınızı Geliştirin: İngilizce çalışma notları

Pronunciation with Emma

Öğrenme zorluğu
1.008 kelime 158 kel/dk

Video özeti: Bu telaffuz dersi, Amerikan İngilizcesiyle üç karşıtlık üzerinden Received Pronunciation veya onun modern biçimine nasıl yaklaşılacağını anlatıyor: /r/ sesinin düşürülmesi, kısa /æ/ ve /ɒ/ ünlüleri ve belirgin ya da gırtlaksı İngiliz /t/ sesiyle Amerikan flap t sesi arasındaki fark. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. received pronunciation ve modern received pronunciation. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: İngiltere’de standart kabul edilen iki aksan modelinin adını öğrenin ve videodaki “Britanya İngilizcesi” ifadesinin Birleşik Krallık genelindeki çok sayıdaki aksanı değil, dersin hedeflediği bu iki modeli belirttiğini anlayın. 2. non-rhotic, rhotic. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bir ünlüden sonra veya sözcüğün sonuna yakın yazılan r sesini genellikle söylemeyen aksanlarla bu sesi söyleyen aksanları ayıran fonetik terimleri tanıyın; böylece Britanya ve Amerikan konuşma biçimlerine ilişkin açıklama ve karşılaştırmaları doğru biçimde takip edin. 3. It's better to drink — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: It’s better to yapısını fiilin yalın biçimiyle kullanarak gündelik konuşmada bir eylem önerebilir, seçenekleri karşılaştırabilir veya pratik bir tercihi dile getirebilirsiniz; bu kullanım yalnızca bir şeyi iyi olarak nitelemekten daha özeldir.

Bu derste

If you've been learning English for a while Dilbilgisi

0:00

Eğer bir süredir İngilizce öğreniyorsanız

Dilbilgisi

you've been learning: geçmişten şimdiye kadar süren bir etkinlik

you've been learning, have + been + fiil-ing yapısındaki present perfect continuous zamandır. Öğrenmeyi daha önce başlamış, bir süre devam etmiş ve bugüne kadar gelmiş bir süreç olarak gösterir. Burada if ve for a while, dinleyenin yakın zamandaki deneyimiyle ilgili bir koşul kurar. Bu yapı öğrenmenin bittiği anlamına gelmez; hâlâ süren ya da çok yakın zamana kadar sürmüş olan etkinliğe odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi draw fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: Mia ____ since breakfast.

Cevabı göster

has been drawing

and you feel you speak with more of an American accent Kalıp ifadeler

0:02

ve daha çok Amerikan aksanıyla konuştuğunuzu hissediyorsanız

Kalıp ifadeler

with more of an American accent: daha güçlü bir Amerikan eğilimi

with more of an American accent, kişinin konuşmasının öncekine veya başka bir konuşma biçimine göre daha güçlü bir Amerikan özelliği taşıdığı anlamına gelir. Burada more, aksanların sayısını değil, benzerlik derecesini anlatır. more of a/an + tekil isim öbeği kalıbı, more of a modern look örneğinde olduğu gibi, bir şeyin belirli bir türe daha yakın olduğunu gösterebilir. Genellikle kesin bir etiket koymak yerine özelliklerin karışık olabileceğine yer bırakır.

Alıştırma

Cümleyi more of a/an kalıbıyla tamamlayın: This design has ____ vintage look.

Cevabı göster

more of a

or you feel your accent's a mix between British and American Kalıp ifadeler

0:05

veya aksanınızın İngiliz ve Amerikan aksanları arasında bir karışım olduğunu düşünüyorsanız

Kalıp ifadeler

a mix between British and American: iki türün karışımı

Bu cümlede a mix between British and American, aksanın iki çeşidin de özelliklerini taşıdığı ve tamamen birine ya da diğerine ait olmadığı anlamına gelir. Burada British ve American, İngiliz ve Amerikan aksanlarını temsil eder. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp a mix between X and Y şeklindedir. Mix ismi birleşimi ifade eder; between iki kaynağı tanıtır ve bu kaynaklar and ile bağlanır.

Alıştırma

Cümleyi a mix between X and Y ile tamamlayın: The game is ____ chess ____ a treasure hunt.

Cevabı göster

a mix between · and

and you'd like to change that and speak with more of a British accent, Kalıp ifadeler

0:09

ve bunu değiştirip İngilizceyi daha çok bir İngiliz aksanıyla konuşmak istiyorsanız,

Kalıp ifadeler

you'd like to change that: bir isteği nazikçe ifade etmek

You'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. Would like to + fiilin yalın hâli, bir istek veya tercihi want to ifadesinden daha yumuşak biçimde anlatır. Burada konuşmacı, izleyicinin isteğini olası bir durumun parçası olarak sunar; change ise to sonrasında kullanılan yalın fiildir. That, daha önce sözü edilen karışık aksana gönderme yapar. Böylece konuşmacı bütün açıklamayı tekrarlamadan o durumu belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi you would like to ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: You____ try a different game.

Cevabı göster

'd like to

then in this lesson you will learn three ways to help you sound more British when you speak English. Dilbilgisi

0:13

o zaman bu derste İngilizce konuşurken daha İngiliz gibi ses çıkarmanıza yardımcı olacak üç yol öğreneceksiniz.

Dilbilgisi

help you sound more British: help + nesne + fiilin yalın hâli

help you sound more British, help + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Burada you nesnedir, sound ise fiilin yalın hâlidir. Bu yapı, dersin o sonuca ulaşmanızı kolaylaştırdığını anlatır. help you to sound da dilbilgisi açısından doğrudur; ancak to kullanılmayan kısa biçim çok yaygındır. Burada sound, “kulağa ... gelmek” anlamında bağlayıcı bir fiildir. more British, dinleyenin konuşma biçiminden edindiği izlenimi anlatır; sound burada “ses çıkarmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

sound ile kısa help + nesne + fiilin yalın hâli yapısını tamamlayın: A slower pace can help you ____ more confident.

Cevabı göster

sound

Disclaimer, Anlatım akışı

0:18

Uyarı:

Anlatım akışı

Disclaimer: ana noktadan önce bir sınırlama belirtmek

Başta kullanılan Disclaimer bir yön levhası gibi çalışır. Dinleyiciye birazdan bir sınır, istisna veya açıklama geleceğini bildirir; böylece ana mesajın aşırı geniş yorumlanmasını önler. Bir videoda tek başına söylendiğinde “Devam etmeden önce kısa bir uyarı veya açıklama” anlamına gelebilir. Asıl sınırlama genellikle ardından gelen sözlerde belirtilir.

Alıştırma

Bir videonun başındaki Disclaimer büyük olasılıkla neyi bildirir?

  1. Konuşmacı izleyiciyi selamlıyor.
  2. Ana noktadan önce bir sınırlama veya açıklama gelecek.
  3. Konuşmacı tartışmayı bitirdi.
Cevabı göster

Ana noktadan önce bir sınırlama veya açıklama gelecek.

by British English, Anlatım akışı

0:19

İngiliz İngilizcesi derken,

I specifically mean received pronunciation Kelime

0:20

özellikle Received Pronunciation (RP)

and modern received pronunciation.

0:23

ve modern Received Pronunciation'ı kastediyorum.

Anlatım akışı

By British English, I specifically mean ...: kastedilen kapsamı tanımlamak

By X, I mean Y bir tanım kalıbıdır. Buradaki by British English, “British English terimini kullandığımda” anlamına gelir; “Britanya İngilizcesi aracılığıyla” anlamına gelmez. mean’den sonraki bölüm, konuşanın gerçekte neyi kastettiğini dinleyiciye açıklar. Specifically, Y’nin X’in normalde düşündürebileceği kapsamdan daha dar ve kesin olduğunu gösterir. Geniş bir terimin gereğinden fazla geniş anlaşılmasını önlemek için bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Tanımı tam olarak By X, I specifically mean Y kalıbıyla tamamlayın: ____ 'the weekend', ____ Saturday and Sunday.

Cevabı göster

By · I specifically mean

Kelime

Received Pronunciation ... Modern Received Pronunciation: iki aksan etiketi

Genellikle RP olarak kısaltılan Received Pronunciation, geleneksel olarak İngiltere ile ilişkilendirilen bir telaffuz modeli için kullanılan tanınmış bir aksan etiketidir. İngilizcenin nasıl duyulduğunu anlatır; kendine özgü yazım, söz varlığı ve dil bilgisine sahip eksiksiz bir dil çeşidini anlatmaz. Modern Received Pronunciation veya Modern RP, bu aksan modelinin daha yeni ve daha az eski moda biçimlerini ifade eder. Kesin sınırı yazarlara ve öğretmenlere göre değişebilir. İki etiket de bütün Britanya aksanlarını kapsamaz.

Alıştırma

Received Pronunciation ve Modern Received Pronunciation burada neyi adlandırıyor?

  1. Birleşik Krallık’ın tamamında kullanılan iki yazım sistemi.
  2. İngiltere ile ilişkili belirli İngilizce aksan veya telaffuz modelleri.
  3. Britanya’da konuşulan bütün aksanlar.
Cevabı göster

İngiltere ile ilişkili belirli İngilizce aksan veya telaffuz modelleri.

These two accents are considered the standard form of English pronunciation in England. Kelime

0:26

Bu iki aksan İngiltere'de standart İngilizce telaffuzu olarak kabul edilir.

Kelime

be considered the standard form of...: …nın standart biçimi olarak kabul edilmek

Bu cümlede are considered the standard form of... ifadesi, insanların bu iki aksanı genel olarak İngiltere'deki İngilizce telaffuzunun standart modeli olarak gördüğü anlamına gelir. Edilgen yapı, değerlendirmeyi kimin yaptığını söylemez; böylece bunu mutlak bir gerçek olarak değil, yaygın bir görüş olarak aktarır. Burada standard, belirli bir yerde veya bağlamda kabul gören bir modeli belirtir. Diğer İngilizce aksanlarının yanlış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef edilgen ifadeyle tamamlayın: This spelling ____ the word in this style guide.

Cevabı göster

is considered the standard form of

Although these two accents are considered the standard in England, Dilbilgisi

0:31

Her ne kadar bu iki aksan İngiltere'de standart olarak kabul edilse de,

they are not the only two accents to exist.

0:35

var olan tek iki aksan bunlar değildir.

Dilbilgisi

Although ..., they are not ...: bir gerçeği kabul edip ardından sınırlamak

Although önce bir gerçeğin kabul edilmesini sağlar: iki aksan İngiltere'de standart olarak görülür. Ardından ana cümle daha önemli düzeltmeyi verir: var olan aksanlar yalnızca bunlar değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp Although + kabul edilen gerçek, + karşıtlık veya sınırlama şeklindedir. İlk gerçeğin, birinin bekleyebileceği basit sonucu kanıtlamadığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle standart İngilizcede Although sözcüğünü doğal biçimde kullanıyor?

  1. Although the museum is small, but it has many interesting exhibits.
  2. Although the museum is small, it has many interesting exhibits.
  3. Although the museum is small, so it has many interesting exhibits.
Cevabı göster

Although the museum is small, it has many interesting exhibits.

There are hundreds of different accents across the UK as a whole. Kalıp ifadeler

0:38

Bir bütün olarak Birleşik Krallık çapında yüzlerce farklı aksan vardır.

Kalıp ifadeler

across the UK as a whole: kapsamı Birleşik Krallık'ın tamamı olarak belirlemek

Across the UK, Birleşik Krallık'ın birçok farklı bölgesinde demektir. As a whole ise bütün bu bölgeleri birlikte düşünmeyi anlatır. Burada yalnızca bir şehirden veya bölgeden değil, Birleşik Krallık'ın tamamından söz ediliyor. Bir ifade bir grubun ya da bölgenin tek bir parçası yerine tamamıyla ilgili olduğunda as a whole kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle raporun kuruluşun bütün bölümlerini birlikte ele aldığı anlamına gelir?

  1. The report looks at the organization as a whole.
  2. The report looks at only one small department.
  3. On the whole, the report was easy to read.
Cevabı göster

The report looks at the organization as a whole.

So keep that in mind especially if you ever visit the UK. Kalıp ifadeler

0:42

Özellikle Birleşik Krallık'ı ziyaret edecek olursanız bunu aklınızda bulundurun.

Kalıp ifadeler

keep that in mind: önceki bilgiyi hatırlamak ve dikkate almak

Keep that in mind, az önce söylenen bilgiyi hatırlamak ve daha sonra düşünürken ya da karar verirken onu hesaba katmak demektir. That, daha önce verilen bilgiye gönderme yapar. Burada pratik bir hatırlatma işlevi görür: Dinleyen kişi Birleşik Krallık'ı ziyaret ederse bu bilgi önemli olabilir. Keep the time difference in mind örneğinde olduğu gibi, hatırlanacak bilgiyi doğrudan da söyleyebilirsiniz.

Alıştırma

Hatırlatmayı, ‘bu bilgiyi hatırla ve dikkate al’ anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The path gets icy after sunset, so ____ when choosing your route.

Cevabı göster

keep that in mind

If you don't want to change your accent or you don't believe in changing your accent, Kalıp ifadeler

0:45

Eğer aksanınızı değiştirmek istemiyorsanız ya da aksan değiştirmenin gerekliliğine inanmıyorsanız,

Kalıp ifadeler

believe in changing your accent: bir fikri veya uygulamayı desteklemek

believe in changing your accent ifadesinde believe in yapısından sonra -ing biçimindeki changing gelir. Burada aksanı değiştirme fikrini ya da uygulamasını desteklemek anlamındadır. Bu, yalnızca “aksanın değiştirilebileceğini düşünmek” değildir. Bir fikri veya bir şeyi yapma biçimini desteklediğinizi anlatmak için believe in + isim ya da -ing biçimi kullanılabilir.

Alıştırma

Tavsiye istemeyi desteklediğinizi anlatmak için cümleyi tamamlayın. believe in + -ing biçimini kullanın: I ____ before making a big decision.

Cevabı göster

believe in asking for advice

then you're very welcome to click off this video and go and watch another one of my English pronunciation lessons Notlar

0:50

bu videoyu kapatıp diğer İngilizce telaffuz derslerimden birini izleyebilirsiniz;

Ton ve niyet

you're very welcome to: kibarca izin veya seçenek sunmak

you're very welcome to click off this video ifadesinde welcome to + fiilin yalın biçimi izin verir veya bir seçenek sunar. Very, bu izni daha güçlü ve açık gösterir. Sonraki eylem click off olduğu için bu, ayrılmaya yönelik coşkulu bir davet değildir. Kibar sözler sınırı daha yumuşak gösterir: aynı fikirde olmayan izleyiciler başka bir içerik seçmekte özgürdür.

Alıştırma

Bu durum için doğru veya yanlışı seçin: Bir sunucu, "If this topic isn't useful for you, you're very welcome to choose another session." diyor. Sunucu kibarca bir seçenek sunuyor; dinleyicinin ayrılabilecek olmasından mutlaka heyecan duymuyor.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

Öbek fiiller

click off: mevcut çevrim içi içerikten ayrılmak

Burada click off, başka bir yere tıklayarak mevcut videodan ayrılmak, yani izlemeyi bırakmak demektir. off, yalnızca tıklama eylemini değil, mevcut içerikten uzaklaşma yönünü de katar. click off this video ifadesinde this video öbek fiilin nesnesidir. Hangi içerikten söz edildiği belliyse nesne atılabilir: Many viewers clicked off.

Alıştırma

Hangi cümlede click off, mevcut çevrim içi içerikten ayrılmak anlamında kullanılmıştır?

  1. I closed my laptop after the livestream ended.
  2. I clicked on the livestream to start watching.
  3. I clicked off the livestream when the ads began.
Cevabı göster

I clicked off the livestream when the ads began.

where they're a little bit more general and focus on articulation Kalıp ifadeler

0:55

çünkü onlar biraz daha geneldir ve belirli bir aksanı kopyalamaktansa

Kalıp ifadeler

focus on articulation: dikkati net konuşmaya yöneltmek

focus on articulation ifadesinde focus on, dikkati ve çabayı bir şeye vermek demektir. On, bu yapıda kullanılan sabit edattır ve burada ardından articulation ismi gelir; focus on speaking clearly örneğinde olduğu gibi focus on ifadesinden sonra -ing biçimi de gelebilir. Konuşma eğitiminde articulation, konuşma seslerinin ne kadar açık ve özenli çıkarıldığını anlatır. Bu ifade, sesleri net çıkarmanın temel bir hedef olduğunu söyler; tek başına belirli bir aksanı öğrenmek anlamına gelmez.

Alıştırma

focus sözcüğünden sonra kullanılan sabit edatı yazarak İngilizce cümleyi tamamlayın: Today we will focus ____ clear pronunciation.

Cevabı göster

on

rather than replicating a specific accent. Dilbilgisi

0:58

artikülasyona odaklanırlar.

Dilbilgisi

rather than replicating: eylemleri rather than + -ing ile karşılaştırma

Rather than, seçilmeyen veya ana hedef yapılmayan eylemi belirtir. Burada rather than replicating, belirli bir aksanı taklit etmenin elenen diğer seçenek olduğunu gösterir. Karşılaştırılan fikirlerin ikisi de eylem olduğunda rather than sonrasında fiilin -ing biçimi kullanılabilir. Mümkün olduğunda iki tarafın biçimini eşleştirin: focusing on clarity rather than replicating an accent.

Alıştırma

Cümleyi rather than ve copy fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We should develop a clear voice ____ one accent.

Cevabı göster

rather than copying

The reason why I'm doing this lesson is simply because a lot of you have requested it. Dilbilgisi

1:01

Bu dersi yapmamın nedeni ise sadece birçoğunuzun bunu talep etmiş olması.

Dilbilgisi

The reason why ... is simply because ...: neden belirtme

The reason why I'm doing this lesson, açıklanması gereken eylemi belirtir. Is simply because nedeni açıklar; bu nedenle bütün kalıp “Bunu yapmamın tek ve açık bir nedeni var: ...” anlamına gelir. Simply, nedenin doğrudan ve karmaşık olmadığını hissettirir. Dersin kendisini yapmanın kolay olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşma dilindeki açıklamayı The reason why ve is simply because kullanarak tamamlayın: ____ we're meeting online ____ the office is closed.

Cevabı göster

The reason why · is simply because

That is all.

1:06

Hepsi bu.

If you'd like a PDF copy of today's lesson notes Ton ve niyet

1:08

Bugünkü ders notlarının PDF kopyasını

as well as an audio version of today's lesson Kalıp ifadeler

1:10

ve dışarıdayken dinleyip pratik yapabilmeniz için

Kalıp ifadeler

as well as ile ikinci bir öge eklemek

As well as, birbirine paralel iki ögeyi bağlar ve “ve ayrıca” anlamına gelir. Burada PDF kopyasına sesli sürümü ekler. Kalıp X as well as Y şeklindedir. Genellikle önce X'i verir, ardından Y'yi ek bilgi olarak sunar. And ise eşit iki ögeyi sıralamanın daha tarafsız yoludur. Her iki kullanımda da iki öge de kapsanır.

Alıştırma

“Ve ayrıca” anlamındaki sabit bağlayıcıyı tamamlayın: The library has comics as ____ as storybooks.

Cevabı göster

well

to listen and practice while on the go, Deyimler

1:13

bugünkü dersin sesli versiyonunu isterseniz,

Deyimler

while on the go: hareket hâlindeyken veya meşgulken bir şey yapmak

While on the go, “seyahat ederken, bir yerden başka bir yere geçerken veya çeşitli işlerle meşgulken” anlamına gelir. Burada, dinleme ve pratik yapmanın yalnızca otururken değil, sabit bir yerden uzaktayken de yapılabildiğini anlatır. While, diğer eylemin gerçekleştiği zamanı veya durumu belirtir. İfadenin tamamı, hareket hâlindeyken ya da yoğun bir gün içinde etkinliğin sürdüğü anlamını katar.

Alıştırma

“This app lets you study while on the go” cümlesinde while on the go ne anlama gelir?

  1. bir yolculuğa çıkmadan önce
  2. seyahat ederken, hareket hâlindeyken veya meşgulken
  3. yalnızca yürürken
Cevabı göster

seyahat ederken, hareket hâlindeyken veya meşgulken

then click the link down below in the description. Kültür

1:16

aşağıdaki açıklama kısmındaki bağlantıya tıklayın.

Ton ve niyet

If you'd like ile nazik ve isteğe bağlı bir teklif

If you'd like, if you would like ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Dinleyenin isteğine bağlı bir koşul getirir: kişi yalnızca kaynak ilgisini çekiyorsa sonraki yönergeyi izler. Bu ifade kararı dinleyene bırakır; bu nedenle davet, doğrudan bir emirden daha yumuşak ve daha az zorlayıcı duyulur. Aynı yapı isteğe bağlı yardım, bilgi veya etkinlik sunmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, seçimi dinleyene bırakarak nazikçe yardım teklif eder?

  1. If you liked, I can show you where to start.
  2. You must let me show you where to start.
  3. If you'd like, I can show you where to start.
Cevabı göster

If you'd like, I can show you where to start.

Kültür

click the link down below in the description: video sayfasındaki bir yönerge

Bu video platformu yönergesinde click the link, izleyicilere bir bağlantıyı açmalarını söyler. The description, videoya bağlı bilgi bölümü olan açıklama kısmıdır; içerik üreticileri bağlantıları ve ek bilgileri sık sık buraya koyar. Down below, izleyicilere sayfanın daha aşağısına bakmalarını söyler. Cümlenin tamamı, onları bu bölümdeki bağlantıyı bulup açmaya yönlendirir.

Alıştırma

Bir video sayfasında “click the link down below in the description” sözünü duyan izleyici nereye bakmalıdır?

  1. Tarayıcının adres çubuğunda
  2. Video başlığında
  3. Videonun altındaki bilgi bölümünde
Cevabı göster

Videonun altındaki bilgi bölümünde

Let's begin with number one, Anlatım akışı

1:19

Bir numarayla başlayalım,

Anlatım akışı

Let's begin with number one: ilk maddeye başlamak

Let's begin with number one, dinleyiciyi sıralı bir listenin ilk maddesine geçirir. Burada number one, sayı sayma alıştırması değil, “ilk nokta” anlamına gelir. Let's begin with + isim öbeği yapısı, önce neyin ele alınacağını belirtir. Dinleyicinin bir dersin, sunumun veya açıklamanın sırasını takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bir öğretici içerikte “Let's begin with number one” dinleyiciye ne anlatır?

  1. Konuşmacı dinleyiciden yüksek sesle saymasını istiyor.
  2. Konuşmacı sıralı bir listenin ilk maddesine başlıyor.
  3. Konuşmacı sunumun tamamını bitiriyor.
Cevabı göster

Konuşmacı sıralı bir listenin ilk maddesine başlıyor.

the /r/ sound.

1:21

/r/ sesi.

British English accents tend to be non-rhotic, Notlar

1:23

İngiliz İngilizcesi aksanları r'nin telaffuz edilmediği (non-rhotic) olma eğilimindeyken,

while American English accents tend to be rhotic.

1:26

Amerikan İngilizcesi aksanları r'nin telaffuz edildiği (rhotic) olma eğilimindedir.

Kalıp ifadeler

tend to be: mutlak bir kuralı değil, genel bir eğilimi anlatmak

Tend to be, “genellikle olmak” veya “çoğunlukla olmak” anlamına gelir; “her durumda olmak” anlamına gelmez. Bu cümledeki iki kullanım, Britanya ve Amerikan İngilizcesi aksanlarının yaygın özelliklerini özetlerken istisnalara da yer bırakır. Yapı, özne + tend to be + sıfat veya isim öbeği şeklindedir. Kanıtlar genel bir örüntü gösterdiğinde ancak ifade kesin olmadığında kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, istisnalara açıkça yer bırakırken yaygın bir örüntüyü en iyi şekilde ifade eder?

  1. City buses are always crowded at rush hour.
  2. City buses tend to be crowded at rush hour.
  3. Every city bus is crowded at rush hour.
Cevabı göster

City buses tend to be crowded at rush hour.

Kelime

non-rhotic ve rhotic: ünlü sonrası r'nin söylenip söylenmemesi

Rhotic ve non-rhotic, hemen ardından bir ünlü gelmediğinde bir aksanın ünlüden sonraki r sesini nasıl ele aldığını anlatır; örneğin car tek başına söylendiğinde veya hard kelimesinde. Rhotic bir aksan normalde bu r sesini söyler, non-rhotic bir aksan ise normalde söylemez. Bu, non-rhotic bir aksanda hiçbir zaman r sesi bulunmadığı anlamına gelmez: red örneğindeki gibi bir ünlüden önce gelen r yine söylenir. Cümle genel eğilimleri anlatır: Britanya'daki birçok aksan non-rhotic, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki birçok aksan ise rhotic özellik gösterir. Her iki yerde de istisnalar vardır; dolayısıyla bu etiketler milliyeti veya doğruluğu değil, telaffuz kalıplarını tanımlar.

Alıştırma

Hangi ifade terimleri doğru kullanıyor?

  1. Rhotic, bir aksanın daha doğru olduğu anlamına gelir.
  2. Non-rhotic bir aksan hiçbir r sesini asla söylemez.
  3. Rhotic bir aksan genellikle car kelimesindeki r sesini söyler.
Cevabı göster

Rhotic bir aksan genellikle car kelimesindeki r sesini söyler.

But what does this mean? Anlatım akışı

1:30

Peki ama bu ne anlama geliyor?

Anlatım akışı

But what does this mean?: açıklamaya geçiş sorusu

Burada But what does this mean? açıklamayı yönlendiren bir sorudur. This, az önce tanıtılan terimlere gönderme yapar; but ise terimleri adlandırmaktan onları açıklamaya geçildiğini gösterir. Konuşmacı dinleyicilerden mutlaka bir cevap beklemiyordur. Soruyu sorup ardından kendisi cevaplayarak önceki düşünceyi bir sonraki bölümün odağı hâline getirir.

Alıştırma

Açıklayıcı bir içerikte konuşmacı yeni bir terim tanıtıp ardından "But what does this mean?" diye soruyor. Bu soru ne işe yarıyor?

  1. Açıklamayı hemen bitirmek
  2. İlgisiz bir konuya geçmek
  3. Terimden açıklamaya geçmek
Cevabı göster

Terimden açıklamaya geçmek

A rhotic accent essentially means that you pronounce the r sound when it is written, Kalıp ifadeler

1:31

Rhotic bir aksan temel olarak r sesi yazıldığında onu telaffuz etmeniz anlamına gelirken,

Kalıp ifadeler

essentially means that: sadeleştirilmiş temel bir tanım vermek

Essentially means that, bir terimin veya fikrin temel ve sadeleştirilmiş anlamını tanıtır. Burada that, tanımı belirten tam bir yan cümleyi başlatır. Essentially, dinleyiciye ana noktaya odaklanmasını söyler. Açıklamada küçük ayrıntılar veya istisnalar bulunmayabilir; bu yüzden ifade, verilen açıklamanın eksiksiz bir tanım olduğunu söylemez.

Alıştırma

Ek ayrıntılara yer bırakırken sadeleştirilmiş bir temel tanımı en iyi hangi ifade tanıtır?

  1. does not mean that
  2. means exactly that
  3. essentially means that
Cevabı göster

essentially means that

while in non-rhotic accents like British English ones, Dilbilgisi

1:37

İngiliz İngilizcesi gibi non-rhotic aksanlarda,

Dilbilgisi

British English ones: çoğul bir ismi ones ile değiştirmek

British English ones ifadesinde ones, çoğul isim accents yerine kullanılır; dolayısıyla ifade British English accents anlamına gelir. Böylece aynı isim tekrar edilmez. One, tekil ve sayılabilen bir ismin; ones ise çoğul ve sayılabilen bir ismin yerine geçer. One veya ones önündeki niteleyici kelime ya da ifade, hangi nesnenin veya grubun kastedildiğini gösterir.

Alıştırma

Bags sözcüğünü tekrar etmemek için tek bir sözcük kullanın: The red bags are heavier than the blue ____.

Cevabı göster

ones

the r tends to be silent

1:41

r sesi ünlü bir harften sonra geliyorsa veya kelimenin sonuna doğruysa

if it is after a vowel or towards the end of a word. Kalıp ifadeler

1:43

sessiz kalma eğilimindedir.

Kalıp ifadeler

towards the end of: bir şeyi ilerleyen kısma yerleştirmek

Towards the end of, bir şeyi bir yerin, zaman diliminin, metnin veya etkinliğin ilerleyen kısmına yerleştirir. Yaklaşık bir konum belirtir: Şey sona yakındır ama tam olarak son noktada olmak zorunda değildir. of sözcüğünden sonra gelen sözler, başı ve sonu olan bütünün ne olduğunu gösterir. Örneğin towards the end of a word, a meeting veya a chapter denebilir.

Alıştırma

Cümleyi towards ile başlayan dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The answer appears ____ the chapter.

Cevabı göster

towards the end of

So for example,

1:47

Yani örneğin,

in British English the word /kɑː/ is pronounced without the r. Kalıp ifadeler

1:48

İngiliz İngilizcesinde /kɑː/ kelimesi r olmadan telaffuz edilir.

Kalıp ifadeler

is pronounced without the r: duyulmayan bir sesi açıklamak

X is pronounced without Y, X söylendiğinde Y’nin duyulmadığını belirtmek için kullanılan bir yapıdır. Is pronounced sözcüğün nasıl söylendiğini, without the r ise eksik olan sesi gösterir. Bu yapı yazımdan değil, sesten söz eder. Hiçbir /r/ sesi duyulmasa bile yazılı sözcükte r bulunabilir.

Alıştırma

Cümleyi “/r/ sesi olmadan söylenir” anlamındaki hedef yapıyla tamamlayın: The word ____ an /r/ sound.

Cevabı göster

is pronounced without

However, in American English

1:53

Ancak Amerikan İngilizcesinde

they pronounce it as /kɑːr/, /kɑːr/. Kalıp ifadeler

1:55

bunu /kɑːr/, /kɑːr/ olarak telaffuz ederler.

Kalıp ifadeler

pronounce it as: bir telaffuzu belirtmek

Pronounce it as ..., birinin bir kelimeyi hangi sesle veya söyleniş biçimiyle telaffuz ettiğini belirtir. It, daha önce sözü edilen kelimeyi gösterir; as ise örnek telaffuzu tanıtır. Yapı özne + pronounce + nesne + as + telaffuz şeklindedir. Burada Amerikan İngilizcesi konuşanların kelimeyi nasıl söylediğini açıklamak için kullanılır. Bir ismin veya bilinmeyen başka bir kelimenin okunuşunu açıklamak için de kullanılabilir.

Alıştırma

pronounce it as yapısını tam olarak tamamlayın: Many local speakers pronounce the name ____ "MEE-ra."

Cevabı göster

as

Here's another example,

1:58

İşte başka bir örnek,

hard, hard,

2:00

hard, hard,

hard, hard.

2:03

hard, hard.

And lastly,

2:06

Ve son olarak,

mother, mother,

2:07

mother, mother,

mother, mother.

2:09

mother, mother.

So notice that in American English Anlatım akışı

2:12

Amerikan İngilizcesinde

we pronounce that r sound very strongly.

2:14

o r sesini çok güçlü bir şekilde telaffuz ettiğimize dikkat edin.

Anlatım akışı

So notice that: örnekten gözleme geçmek

So, sıradaki noktayı az önce gösterilen veya açıklanan şeye bağlar. Ardından notice that, dikkati sonraki tam ifadeye yöneltir. So notice that birlikte bilgiyi yaygın bir öğretim sırasına göre düzenler: önce örnek, sonra gözlemlenecek önemli örüntü veya fark. Bu cümlede, önceki telaffuz örneğinden çıkarılması gereken noktanın belirgin r sesi olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir açıklamada So notice that genellikle neyi gösterir?

  1. Dinleyiciye birine resmî bildirim göndermesini söyler.
  2. Önceki içeriği ardından gelen temel bir gözleme bağlar.
  3. Konuşmacının ilgisiz bir konuya geçtiğini bildirir.
Cevabı göster

Önceki içeriği ardından gelen temel bir gözleme bağlar.

In British English we don't pronounce it,

2:18

İngiliz İngilizcesinde biz onu telaffuz etmiyoruz,

it's completely removed. Kelime

2:20

tamamen çıkarılıyor.

Kelime

completely removed: bir sesin bütünüyle atılması

Bu telaffuz açıklamasında completely removed, sözcük söylenirken sesin atılması, yani hiç telaffuz edilmemesi demektir. Removed normalde bir şeyin kaldırıldığını anlatır; burada ise telaffuzdan kaybolan bir sesi betimler. Completely, anlamı güçlü ve kesin hâle getirir. Ses yalnızca daha hafif ya da daha belirsiz söylenmez; yazımdaki harf de yerinde kalır.

Alıştırma

Bu telaffuz açıklamasında completely removed ne anlama gelir?

  1. Ses daha hafif telaffuz edilir.
  2. Harf yazımdan silinir.
  3. Ses hiç telaffuz edilmez.
Cevabı göster

Ses hiç telaffuz edilmez.

The rules to know when the r is silent in British English are very simple.

2:21

İngiliz İngilizcesinde r'nin ne zaman sessiz olduğunu bilmenin kuralları çok basittir.

If you have a vowel and then an r coming after it, Dilbilgisi

2:26

Eğer bir ünlünüz varsa ve ardından bir r geliyorsa,

like in car,

2:29

car kelimesinde olduğu gibi,

then you remove the r.

2:30

o zaman r'yi çıkarırsınız.

Dilbilgisi

If you have..., then you remove...: koşul ve sonucu belirtme

Cümle, bir kuralı iki parçaya ayırmak için If..., then... yapısını kullanır. If ile başlayan bölüm koşulu, then'den sonraki bölüm ise sonucu ya da yapılacak işi verir. Buradaki koşul, bir ünlüden sonra r gelmesidir; belirtilen işlem ise bu r'yi söylememektir. Kural açıklamalarında you have, sahip olmayı değil, “bir şeyin bulunmasını” veya “onunla karşılaşmayı” anlatabilir. Genel kurallarda genellikle geniş zaman kullanılır. Then sonucu açıkça gösterir, ancak çoğu zaman çıkarılabilir.

Alıştırma

Kuralı If...then ile tamamlayın: ____ the card is blue, ____ move forward two spaces.

Cevabı göster

If · then

If you have a vowel, an r,

2:32

Eğer bir ünlü, bir r,

and then a consonant sound coming after it,

2:34

ve ardından bir ünsüz sesi geliyorsa,

then you again remove the r like in hard.

2:36

o zaman r'yi yine hard kelimesindeki gibi çıkarırsınız.

If a word ends with e r, o r, a r, or r e, Kalıp ifadeler

2:40

Eğer bir kelime e r, o r, a r veya r e ile bitiyorsa,

Kalıp ifadeler

a word ends with: bir sözcüğün son harflerini belirtmek

A word ends with... sözü, belirtilen harflerin, sesin veya ekin sözcüğün sonunda bulunduğunu anlatır. Burada with, listelenen son yazımları tanıtır. a word tekil olduğu için end fiiline -s gelir ve ends olur. Özne çoğulsa Words that end with s örneğindeki gibi end with kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi end with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The word winter ____ the letters er.

Cevabı göster

ends with

these also have a silent r.

2:45

bunlarda da r sessizdir.

So mother is pronounced without the r.

2:47

Yani mother r olmadan telaffuz edilir.

The only time you pronounce the r sound is when it's at the beginning of a word, Dilbilgisi

2:50

r sesini telaffuz ettiğiniz tek zaman, kelimenin başında olduğu zaman,

for example red,

2:54

örneğin red,

Dilbilgisi

The only time ... is when ...: tek bir koşulu belirtmek

The only time ... is when ... yapısı, bir şeyin yalnızca tek bir durumda gerçekleştiğini anlatır. The only time sonrasındaki bölüm ne olduğunu söyler; when yan cümlesi ise o tek durumu verir. Bu cümlede konuşmacı, açıklanan kurala göre r sesinin yalnızca sözcüğün başında olduğunda telaffuz edildiğini söylüyor. Only, bu kural kapsamındaki diğer tüm durumları dışarıda bırakır.

Alıştırma

Tek koşul bildiren yapıyı tamamlayın: The only time the light turns green ____ the door is fully closed.

Cevabı göster

is when

or if it's in between vowels, Kalıp ifadeler

2:56

ya da ünlülerin arasında olduğu zamandır,

for example around and arrow.

2:59

örneğin around ve arrow.

Kalıp ifadeler

in between vowels: iki ünlünün arasında konumlanma

In between vowels, iki ünlüyü ayıran boşlukta veya sıralamadaki konumda olmak demektir. Bu cümlede, bir harfin ya da sesin iki yanında birer ünlü bulunduğunu anlatır. In between ayrıca yer, zaman veya sıra bakımından ortada olmayı da anlatabilir.

Alıştırma

Dersteki iki sözcüklü ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The letter r is ____ two vowels.

Cevabı göster

in between

There is only one exception to this rule though. Kalıp ifadeler

3:02

Yine de bu kuralın sadece bir istisnası var.

Kalıp ifadeler

one exception to this rule: exception to + kural

One exception to this rule, kurala uymayan bir durum olduğu anlamına gelir. One özel durumların sayısını, to this rule ise bu durumun hangi kurala uymadığını gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı an exception to + kural, örüntü veya genel ifade biçimindedir.

Alıştırma

Sabit ifadeyi tamamlayın: There is one exception ____ this rule.

Cevabı göster

to

If you know what it is,

3:05

Ne olduğunu biliyorsanız,

then comment down below. Kültür

3:06

aşağıya yorum olarak yazın.

Kültür

comment down below: videonun altındaki yorumlara yazmak

Burada comment, “yorum yazmak” anlamında bir fiildir; down below ise videonun veya gönderinin altındaki yorum bölümünü gösterir. Cümle, izleyicilerden sayfanın bu bölümüne bir şey yazmalarını ister. Then bunun sıradaki eylem olduğunu gösterir. Genellikle konuşan kişi önce bir soru sorduktan veya yönerge verdikten sonra kullanılır.

Alıştırma

Bir video sunucusu, izleyicilerin cevaplarını videonun altındaki yorum bölümüne yazmalarını istiyor. En doğal cümle hangisidir?

  1. Say your answer aloud.
  2. Comment down below.
  3. Look at the link below.
Cevabı göster

Comment down below.

If you don't, Dilbilgisi

3:07

Eğer bilmiyorsanız,

then I'll tell you.

3:08

o zaman size ben söyleyeceğim.

Dilbilgisi

If you don't, then I'll tell: don't ile tekrarlanan sözleri atmak

If you don't ifadesinde don't, bağlamdan zaten anlaşılan sözcükleri atar. Önceki soruya göre tam anlam If you don't know what it is şeklindedir. Yalnızca yardımcı fiil do'yu bırakmak, bütün fiil grubunu tekrarlamayı önler. Then I'll tell you, bu koşul doğruysa ortaya çıkacak sonucu verir. Then, koşul ile sonuç arasındaki bağlantıyı açık hâle getirir; ancak çoğu zaman atılabilir: If you don't, I'll tell you.

Alıştırma

Bir öğretmen az önce “Do you know how to open the file?” diye sordu. Hangi yanıt “know how to open the file” ifadesini tekrarlamaz?

  1. If you won't, I'll show you how.
  2. If you aren't, I'll show you how.
  3. If you don't, I'll show you how.
Cevabı göster

If you don't, I'll show you how.

It's the word iron.

3:10

Bu kelime iron.

In the UK we don't say Dilbilgisi

3:12

İngiltere'de biz

I run,

3:13

I run demeyiz,

we say iron, iron.

3:14

iron, iron deriz.

Dilbilgisi

we don't say X, we say Y: bir biçimi düzeltme kalıbı

we don't say X, we say Y kalıbı X'i reddeder ve hemen tercih edilen Y biçimini verir. Bu cümlede I run, X'in; iron ise Y'nin yerini doldurur. Aynı kalıp telaffuz, dil bilgisi veya sözcük seçimini düzeltmek için kullanılabilir. Buradaki we, öğretilen dil geleneğini temsil eder; her bir konuşmacıyı ifade etmek zorunda değildir.

Alıştırma

Düzeltme kalıbını tam olarak tamamlayın: We ____ 'goed'; we ____ 'went'.

Cevabı göster

don't say · say

So listen carefully to this sentence and repeat. Kalıp ifadeler

3:17

Şimdi bu cümleyi dikkatlice dinleyin ve tekrar edin.

Kalıp ifadeler

listen carefully to this sentence and repeat: sınıf yönergesi

Bu sınıf yönergesi iki eylemi sırasıyla verir: önce cümleyi dikkatle dinle, ardından cümleyi kendin söyle. Carefully, listen eyleminin nasıl yapılacağını; to this sentence ise neyin dinleneceğini gösterir. Burada repeat için açıkça bir nesne belirtilmez, çünkü bağlamdan repeat this sentence anlamı çıkar. Bu yönergede repeat, cümleyi söylemek demektir; onu ikinci kez dinlemek demek değildir.

Alıştırma

Sınıf yönergesini tam olarak tamamlayın: ____ to this sentence and ____.

Cevabı göster

Listen carefully · repeat

I parked my car near the theater.

3:21

I parked my car near the theater.

I parked my car near the theater.

3:26

I parked my car near the theater.

So notice that all of the r's are silent.

3:33

Tüm r'lerin sessiz olduğuna dikkat edin.

Next we're going to look at two very distinct vowel sounds, Notlar

3:36

Sırada çok farklı iki ünlü sesine bakacağız,

Anlatım akışı

Next we're going to look at ... ile sonraki konuya geçmek

Next, açıklamanın bir sonraki bölüme geçtiğini gösterir ve dinleyicinin dersin yapısını takip etmesine yardımcı olur. Öğretim bağlamında we're going to look at, sırada incelenecek, çözümlenecek veya tartışılacak içeriği haber verir. Buradaki look at yalnızca gözle bakmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ three common mistakes.

Cevabı göster

Next we're going to look at

Kelime

distinct vowel sounds: kolayca ayırt edilen ünlüler

distinct vowel sounds ifadesinde distinct, ünlü seslerin birbirinden açıkça farklı ve kolayca ayırt edilebilir olduğu anlamına gelir. İfade, birbirine benzemeyen ünlü sesleri anlatır. Very, distinct sözcüğünün anlamını güçlendirir. Konuşmacı karşıtlığın kolayca duyulabilmesi gerektiğini vurgular ve dinleyiciyi iki sesi karşılaştırmaya hazırlar.

Alıştırma

İki sözcükteki ünlü seslerin kolayca ayırt edilebildiğini en açık biçimde hangi cümle söyler?

  1. The two words have quiet vowel sounds.
  2. The two words have distinct vowel sounds.
  3. The two words have similar vowel sounds.
Cevabı göster

The two words have distinct vowel sounds.

/æ/ and /ɒ/.

3:40

/æ/ ve /ɒ/.

In British English we use the sound /æ/.

3:42

İngiliz İngilizcesinde /æ/ sesini kullanırız.

It's a very short and open sound like in cat.

3:45

Cat kelimesindeki gibi çok kısa ve açık bir sestir.

Imagine you're going to the dentist and you open your mouth wide. Anlatım akışı

3:49

Dişçiye gittiğinizi ve ağzınızı kocaman açtığınızı hayal edin.

Anlatım akışı

Imagine you're ...: açıklamadan önce bir sahne oluşturmak

Imagine ... dinleyiciden zihninde bir sahne oluşturmasını isteyen bir yönergedir. Burada tanıdık dişçi sahnesi, ağzı iyice açma hareketini görmeyi ve taklit etmeyi kolaylaştırır. Bu yapı önce somut bir sahne verir, ardından bir hareketi veya fikri tanıtmak için bu sahneden yararlanarak açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Dinleyiciden sahneyi zihninde canlandırmasını isteyen sözcükle yönergeyi tamamla: ____ you're balancing a book on your head.

Cevabı göster

Imagine

/æ/.

3:52

/æ/.

Cat.

3:53

Cat.

While in American English it's more like /æ/,

3:55

Oysa Amerikan İngilizcesinde bu daha çok /æ/ gibidir,

cat.

3:58

cat.

Cat.

3:59

Cat.

Cat, cat.

4:00

Cat, cat.

Keep in mind that I am not from the US, Kalıp ifadeler

4:02

ABD'den olmadığımı unutmayın,

Kalıp ifadeler

Keep in mind that: önemli bir koşulu belirtmek

Keep in mind that, dinleyicinin daha sonra söylenecekleri anlarken hatırlaması gereken bir bilgiyi tanıtır. Bu cümlede konuşmacı, ABD'den olmamasını ilgili bir arka plan bilgisi olarak belirtir. Bu ifade yalnızca bir bilgiyi ezberlemeyi istemez; daha sonraki değerlendirmede o bilginin de hesaba katılması gerektiğini söyler.

Alıştırma

“Bu önemli koşulu hatırla” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle hatırlatmayı tamamla: ____ the pool closes at six.

Cevabı göster

Keep in mind that

so if my accent is terrible for the American English one,

4:04

bu yüzden Amerikan İngilizcesi için aksanım berbat olursa,

too bad. Ton ve niyet

4:08

kusura bakmayın.

Ton ve niyet

too bad. ifadesinin şakacı “yapacak bir şey yok” anlamı

Bu cümlede too bad, “bu konuda bir şey yapmayı düşünmüyorum” ya da “olduğu gibi kabul edeceğim” anlamına gelir. Konuşan kişi kötü olabilecek kendi aksanından söz ettiği için ifade, kötü bir habere duyulan üzüntüden çok kişinin kendisiyle hafifçe dalga geçmesi gibi duyulur. Kısa ve tek başına bir yorum olarak too bad, umursamaz da gelebilir. Buradaki hafif “neyse, yapacak bir şey yok” anlamı, sorunun küçük ve konuşan kişinin kendisine ait olması sayesinde oluşur.

Alıştırma

Bu yeni cümlede too bad ne anlama geliyor? “If my drawing looks silly, too bad—I'm still putting it on the wall.”

  1. Konuşan kişi sonucu rahatça kabul ediyor ve bunu dert etmeyecek.
  2. Konuşan kişi başka birinin sorununa üzüldüğünü belirtiyor.
  3. Konuşan kişi resmi daha iyi yapacağına söz veriyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi sonucu rahatça kabul ediyor ve bunu dert etmeyecek.

Now the second sound,

4:10

Şimdi ikinci ses,

/ɒ/ in British English,

4:11

İngiliz İngilizcesindeki /ɒ/,

is very short and very round.

4:13

çok kısa ve çok yuvarlaktır.

/ɒ/.

4:15

/ɒ/.

Hot.

4:16

Hot.

While in American English it's a lot longer and a little bit more open. Dilbilgisi

4:17

Amerikan İngilizcesinde ise çok daha uzundur ve biraz daha açıktır.

Dilbilgisi

a lot longer ... a little bit more: büyük ve küçük farklar

Hem a lot hem de a little bit, bir farkın büyüklüğünü göstermek için karşılaştırma biçimlerinden önce gelir. A lot longer, uzunluk farkının büyük olduğunu; a little bit more open ise açıklık farkının küçük olduğunu belirtir. Kalıplar a lot + karşılaştırma biçimi ve a little bit + karşılaştırma biçimidir. Long, longer olur; open ise more open ile karşılaştırılır. And, farklı güçteki iki farkı birlikte anlatmayı sağlar.

Alıştırma

Büyük fark için a lot, küçük fark için a little bit kullanın: This road is ____ longer but ____ more scenic.

Cevabı göster

a lot · a little bit

Hot.

4:22

Hot.

Hot.

4:23

Hot.

Hot.

4:24

Hot.

Hot.

4:25

Hot.

So let's practice the difference.

4:26

Hadi bu farkın pratiğini yapalım.

Cat, cat.

4:29

Cat, cat.

Hot, hot.

4:31

Hot, hot.

Now listen carefully to the sentence and repeat.

4:33

Şimdi cümleyi dikkatlice dinleyin ve tekrar edin.

The cat sat on a hot pot.

4:36

The cat sat on a hot pot.

The cat sat on a hot pot.

4:40

The cat sat on a hot pot.

Now the final thing you're going to learn today is the flap t. Anlatım akışı

4:44

Bugün öğreneceğiniz son şey flap t.

Anlatım akışı

Şimdi, bugün öğreneceğin son şey

Now, dersin bir sonraki bölümüne geçildiğini gösterir. The final thing, dinleyiciye yalnızca bir öğrenme noktasının kaldığını bildirir; you're going to learn today ise bu noktayı bugünkü dersin içine yerleştirir. İfadenin tamamı bilgiyi düzenleyen bir yol işaretidir: öğretmen son konuyu söylemeden önce bunu kullanır. Son bölümü tanıtır; bu bölümün çoktan bittiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşmacının bugünün son öğrenme noktasını tanıttığını en açık biçimde gösterir?

  1. Now the final thing you're going to learn today is how to check your answer.
  2. Now one useful thing you learned yesterday was how to check your answer.
  3. Now the first thing you're going to learn today is how to check your answer.
Cevabı göster

Now the final thing you're going to learn today is how to check your answer.

This is when you say the t sound almost like a d. Notlar

4:48

Bu, t sesini neredeyse d gibi söylediğiniz zamandır.

Anlatım akışı

This is when + bir durum

This, az önce sözü edilen flap t'ye gönderme yapar. When ise onu tanımlayan durumu açıklar: konuşan kişi t sesini neredeyse d gibi çıkardığında bu olay gerçekleşir. Açıklamalarda This is when + yan cümle, “bu, olayın gerçekleştiği durumdur” anlamına gelir. When yalnızca saatle ilgili bir zamanı değil, koşul veya durumu da anlatabilir.

Alıştırma

Bir öğretmen deneydeki bir aşamanın adını az önce söyledi. Hangi cümle, neden veya yer bildirmek yerine bu aşamanın su buza dönüşmeye başlarken gerçekleştiğini söyler?

  1. This is where the water begins to freeze.
  2. This is why the water begins to freeze.
  3. This is when the water begins to freeze.
Cevabı göster

This is when the water begins to freeze.

Kalıp ifadeler

almost like: benzer, ama aynı değil

Almost like, bir şeyin başka bir şeye çok benzediğini ama onunla tamamen aynı olmadığını anlatır. Bu cümlede t sesi d sesine yakındır; ancak onun tam olarak d sesi olduğu söylenmez. Yaklaşık bir karşılaştırma yaparken almost like ifadesini bir isimden veya isim grubundan önce kullanın. Almost, iddiayı daha az kesin hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi “çok benzer, ama tam olarak aynı değil” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The new drink tastes ____ orange juice.

Cevabı göster

almost like

It's said very, very quickly like da. Dilbilgisi

4:51

Da gibi çok ama çok hızlı söylenir.

Dilbilgisi

very, very: tekrar yoluyla vurgu

Very sözcüğünü tekrarlamak dereceyi güçlendirir. Burada very, very, quickly sözcüğünü niteler ve tek bir very kullanımından daha vurgulu biçimde “aşırı hızlı” anlamına gelir. Kalıp, very, very + sıfat veya zarf şeklindedir. Tekrar, konuşma diline özgü bilinçli bir pekiştiricidir; very için ayrı ve yeni bir anlam oluşturmaz.

Alıştırma

Konuşma dilinde daha güçlü vurgu eklemek için very sözcüğünü doğal biçimde tekrarlayan cümle hangisidir?

  1. Please walk very slowly on the ice.
  2. Please walk quickly on the ice.
  3. Please walk very, very slowly on the ice.
Cevabı göster

Please walk very, very slowly on the ice.

So city sounds like city

4:55

Yani city tıpkı city gibi duyulur

and this is more of a feature of American English. Kalıp ifadeler

4:58

ve bu daha çok Amerikan İngilizcesinin bir özelliğidir.

Kalıp ifadeler

more of a feature of American English: Amerikan İngilizcesinde daha tipik bir özellik

More of a feature of American English, ele alınan telaffuzun karşılaştırılan Britanya İngilizcesi biçimine göre Amerikan İngilizcesinde daha tipik olduğu anlamına gelir. Bu telaffuzun yalnızca Amerikan İngilizcesinde bulunduğu anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be more of a feature of + grup, tarz veya bağlam şeklindedir. More of, sınıflandırmayı daha az kesin yapar ve özelliğin o kategoriye daha yakın olduğunu gösterir.

Alıştırma

Dersi öğrendiğiniz tam kalıpla cümleyi tamamlayın: This kind of abbreviation is ____ text messages.

Cevabı göster

more of a feature of

So you have city where we pronounce the t more clearly in British English Dilbilgisi

5:01

İngiliz İngilizcesinde t'yi daha net telaffuz ettiğimiz city'niz var

Dilbilgisi

where we pronounce...: “bu örnekte” anlamındaki where

Buradaki where fiziksel bir yeri belirtmez. City sözcüğünü o örnekle ilgili bir ayrıntıya bağlar: Bu sözcükte, Britanya İngilizcesi konuşanlar t sesini daha belirgin telaffuz eder. Bir örneği, durumu, koşulu veya sistemi adlandıran bir isimden sonra where, in which ya da “o örnekte” anlamına gelebilir. Sözlü anlatımlarda city gibi bir sözcük bile bu şekilde örnek olarak sunulabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede where fiziksel bir yer değil, “bu örnekte veya durumda” anlamına gelir?

  1. This is an example where the final letter is silent.
  2. Where did you put the dictionary?
  3. This is the room where we read.
Cevabı göster

This is an example where the final letter is silent.

and city, city,

5:06

ve daha çok d sesine benzeyen

which sounds more like a d sound, Dilbilgisi

5:08

city, city var,

but this is actually the flap t. Notlar

5:10

ama bu aslında flap t'dir.

Dilbilgisi

which sounds more like a d sound: ek bilgi verme

which sounds more like a d sound ifadesinde which, tanımlayıcı olmayan, yani ek bilgi veren bir ilgi cümleciği başlatır. Az önce gösterilen city telaffuzuna gönderme yapar ve bu telaffuzun nasıl duyulduğuyla ilgili bir gözlem ekler. Virgül, bu bilginin hangi örneğin kastedildiğini belirlemek için gerekli olmadığını, yalnızca ek bilgi olduğunu gösterir. Bu yapı, az önce sözü edilen bir isme, ifadeye veya düşüncenin tamamına yorum eklemenizi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede belirli bir uygulama hakkında ek yorum yapmak için virgül + which kullanılmıştır?

  1. I tried the new app because it was easy to use.
  2. I tried the new app, which was easy to use.
  3. Which new app was easy to use?
Cevabı göster

I tried the new app, which was easy to use.

Anlatım akışı

but this is actually: ilk izlenimi düzeltme

But, önceki izlenimle karşıtlığı işaretler. This, söz edilen sesi gösterir; is actually ise bu sesin daha doğru adını verir: flap t. Burada actually yalnızca aslında anlamına gelmez. Dinleyiciye ilk açıklamanın sadece bir izlenim olduğunu ve sonraki açıklamanın düzeltme olduğunu bildirir. Yeniden kullanılabilecek kalıp It looks/sounds like A, but this is actually B şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle but this is actually ... kalıbıyla ilk izlenimi doğal biçimde düzeltir?

  1. It looks like glass, but actually this looks like glass.
  2. It looks like glass, but this is actually clear plastic.
  3. It looks like glass, so this is actually clear plastic.
Cevabı göster

It looks like glass, but this is actually clear plastic.

Kelime

flap t içindeki the flap

flap t teriminde flap, dil ucunun çok hızlı ve hafifçe bir kez temas etmesini adlandırır. Amerikan İngilizcesinde bazı sözcüklerdeki /t/ bu şekilde söylenir. Buradaki the flap, konuşulan bu belirli telaffuz türünü ifade eder. Bir nesneye bağlı gevşek bir parça ya da tekrarlanan sallanma hareketi anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu telaffuz dersinde the flap ne anlama geliyor?

  1. Bir nesneye bağlı gevşek bir parça.
  2. Tekrarlanan bir sallanma hareketi.
  3. Dilin çok hızlı temasını anlatan bir telaffuz terimi.
Cevabı göster

Dilin çok hızlı temasını anlatan bir telaffuz terimi.

It's not city, Dilbilgisi

5:12

Bu city değil,

it's not a strong d, it's city

5:13

güçlü bir d değil, bu city

Dilbilgisi

It's not X, it's not Y, it's Z: iki eleme ve bir düzeltme

It's not X, it's not Y, it's Z kalıbı iki olasılığı eleyip ardından amaçlanan yanıtı verir. It's not ifadesinin tekrarı her reddi açık hâle getirir; son olumlu cümlecik de düzeltmenin Z olduğunu gösterir. Burada konuşmacı telaffuzları karşılaştırıyor. Yazıda görülen iki city, sözcüğü söylemenin farklı biçimlerini temsil eder; böylece kalıp dinleyeni elenen seslerden hedef sese götürür.

Alıştırma

Hedef kalıbı tamamlayın: It's not X, it's not Y, it's Z: ____ a square, ____ a circle, it's a triangle.

Cevabı göster

It's not · it's not

and this is more American English.

5:15

ve bu daha çok Amerikan İngilizcesine özgüdür.

So words like better

5:17

Better gibi kelimeler

sound like better in American English.

5:19

Amerikan İngilizcesinde better gibi duyulur.

We don't pronounce that t as a da,

5:22

Biz o t'yi da olarak telaffuz etmiyoruz,

we pronounce it as a t sound

5:25

biz onu bir t sesi olarak telaffuz ediyoruz

and we don't pronounce the r at the end.

5:27

ve sonundaki r'yi telaffuz etmiyoruz.

So better, better.

5:29

Yani better, better.

Water, water.

5:32

Water, water.

Water, water.

5:34

Water, water.

Later, later.

5:37

Later, later.

Later, later.

5:39

Later, later.

Now listen carefully and repeat.

5:41

Şimdi dikkatlice dinleyin ve tekrar edin.

It's better to drink water later. Dilbilgisi

5:44

It's better to drink water later.

Dilbilgisi

Öneri için It's better to + fiilin yalın hâli

Bir eylemin daha akıllıca, güvenli veya uygun bir seçim olduğunu söylemek için It's better to + fiilin yalın hâli yapısını kullan. Bu cümlede drink fiilin yalın hâlidir; later ise eylemin ne zaman yapılmasının daha iyi olduğunu belirtir. Better, diğer seçenek açıkça söylenmese bile bu eylemi başka bir olasılıkla karşılaştırır. Bu yapı genellikle doğrudan emir vermek yerine öneride bulunur.

Alıştırma

Vurgulanan yapıyla öneriyi tamamla: The path is wet, so ____ walk slowly.

Cevabı göster

it's better to

It's better to drink water later.

5:50

It's better to drink water later.

As a side note, Anlatım akışı

5:55

Ek bir not olarak,

Anlatım akışı

İlişkili ek bilgi için As a side note

As a side note, mevcut konuyla ilişkili ancak konunun merkezinde olmayan bilgiyi tanıtan bir söylem işaretleyicisidir. Dinleyiciye, ardından gelen kısmı ek bir ayrıntı olarak değerlendirmesini söyler. Bir yol işareti gibi çalışır: konuşmacı tamamen yeni bir konu başlatmadan ana çizgiden kısa süreliğine ayrılır.

Alıştırma

Bir konuşmacı ana konuyu değiştirmeden ilişkili ancak gerekli olmayan bir bilgi eklemek istiyor. Hangi cümle bunu bir ara not olarak işaretler?

  1. As a side note, the library also has a small garden.
  2. The main point is that the library also has a small garden.
  3. On another note, the library also has a small garden.
Cevabı göster

As a side note, the library also has a small garden.

although Brits don't tend to use the flap t Kelime

5:56

her ne kadar İngilizler flap t kullanmaya yatkın olmasalar

Kelime

Brits: British people için gündelik bir ifade

Brits, British people yani “Britanyalılar” anlamına gelen gündelik bir çoğul addır. Tekili a Brit'tir. Bu cümlede Brits, telaffuz alışkanlığı anlatılan insan grubunu belirtir. Britanya aksanlarını veya ülkenin kendisini değil, insanları ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi, burada öğrenilen ve British people anlamına gelen gündelik çoğul adla tamamlayın: Several ____ joined the tour.

Cevabı göster

Brits

and say things like water, better,

5:59

ve water, better

or water, better, which sounds more Australian,

6:02

veya daha Avustralyalı gibi duyulan water, better demeseler de,

what we tend to do is use the glottal t instead. Notlar

6:05

bizim yapma eğiliminde olduğumuz şey bunun yerine gırtlaktan t (glottal t) kullanmaktır.

Dilbilgisi

what we tend to do is use: alışılmış bir uygulamayı tanıtma

What we tend to do is... olağan ya da tipik bir eylemi tanıtır. Tend to, always ifadesine göre iddiayı yumuşatır; istisnalara yer bırakır. What'lı yan cümle olan what we tend to do önce konuyu kurar. is sonrasında konuşan, ana eylemi fiilin yalın hâliyle verir: use the glottal t instead. Bu odak yapısı dinleyiciyi genel alışkanlıktan belirli uygulamaya yönlendirir.

Alıştırma

Hangi cümle olağan bir uygulamayı tanıtmak için bu yapıyı doğru kullanıyor?

  1. What we tend to do is packed our bags the night before.
  2. What we tend to do is packing our bags the night before.
  3. What we tend to do is pack our bags the night before.
Cevabı göster

What we tend to do is pack our bags the night before.

Kelime

the glottal t: /t/ sesini glottiste gerçekleştirme

Glottal t, boğazdaki glottisin kısa süre kapanmasıyla /t/ sesini üretme biçimidir. Genellikle /ʔ/ ile gösterilir ve dil ile açıkça bırakılan bir /t/ yerine seste küçük bir takılma ya da kesilme gibi duyulabilir. Burada konuşmacı, genellikle seçtikleri alternatif telaffuzu bu terimle adlandırıyor. Bu, bir sesin gerçekleşme biçimidir; yeni bir harf değildir ve yazılan her t'nin böyle söylendiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir telaffuz dersinde the glottal t neyi anlatır?

  1. Glottisin kısa süre kapanmasıyla gerçekleştirilen bir /t/ sesi
  2. t harfinin resmî adı
  3. Yazılan her t'yi sessiz yapan bir kural
Cevabı göster

Glottisin kısa süre kapanmasıyla gerçekleştirilen bir /t/ sesi

So this is when you pronounce the t here instead of in your mouth. Dilbilgisi

6:08

Yani bu, t'yi ağzınızın yerine burada (boğazda) telaffuz ettiğiniz zamandır.

Dilbilgisi

instead of in your mouth: tercih edilmeyen seçeneği belirtme

instead of, başka bir seçenek onun yerini aldığı için kullanılmayan seçeneği, eylemi veya durumu tanıtır. A instead of B kalıbında B, elenen ya da yerine başka bir şey konan alternatiftir. Burada in your mouth, instead of ifadesinden sonra gelen bir edat öbeğidir. here ile karşılaştırılan telaffuz yerini belirtir. Aynı yapının ardından bir isim, -ing biçimi veya edat öbeği gelebilir: instead of milk, instead of walking, instead of at home.

Alıştırma

'Yerine' anlamına gelen ve of ile biten iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Use a pencil ____ a pen.

Cevabı göster

instead of

So better sounds like better,

6:12

Yani better, better gibi duyulur,

water sounds like water,

6:15

water, water gibi duyulur,

and later sounds like later.

6:18

ve later, later gibi duyulur.

So the sentence it's better to drink water later

6:20

Yani it's better to drink water later cümlesi

sounds like it's better to drink water later.

6:25

it's better to drink water later gibi duyulur.

So if you hear someone speaking like that, Dilbilgisi

6:28

Dolayısıyla eğer birinin böyle konuştuğunu duyarsanız,

then they probably are from the UK.

6:30

muhtemelen İngiltere'dendir.

Dilbilgisi

if ..., then they probably ...: bir ipucundan çıkarım yapma

if ile başlayan if you hear someone speaking like that bölümü ipucunu verir. then ile başlayan bölüm ise kişinin Birleşik Krallık'tan olma ihtimalinin yüksek olduğu çıkarımını verir. İpucu sonucu destekler, ancak sonuca neden olmaz. Probably, sonucun kesin olmadığını gösterir. Kullanılabilir kalıp If + ipucu, (then) + özne + probably/may/might + sonuç şeklindedir. Then, akıl yürütmenin sonucunu açıkça gösterir ancak günlük İngilizcede sık sık kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle bir ipucundan olası bir çıkarım yapmak için if ..., then ... yapısını kullanır?

  1. If the office is dark, then turn on the lights.
  2. If the office is dark, then everyone probably went home.
  3. The office is dark because the paint is black.
Cevabı göster

If the office is dark, then everyone probably went home.

And that is the end of today's English pronunciation lesson.

6:33

Ve bu bugünkü İngilizce telaffuz dersinin sonuydu.

To help you improve your English pronunciation faster Dilbilgisi

6:37

İngilizce telaffuzunuzu daha hızlı geliştirmenize

and remember the rules that you learned in today's lesson,

6:40

ve bugünkü derste öğrendiğiniz kuralları hatırlamanıza yardımcı olmak için,

you can download a free PDF version of today's lesson notes

6:43

bugünkü ders notlarının ücretsiz bir PDF sürümünü indirebilir

Dilbilgisi

To help you ..., you can download: öneriden önce amacı belirtme

Baştaki To help you improve ... and remember ... ifadesi amaç bildiren bir mastar grubudur. Sonraki eylemin neden yararlı olduğunu açıklar. Ana cümle olan you can download ... ise önerilen eylemi verir. Amaç grubunda help fiilinden sonra you + yalın hâldeki improve ve remember fiilleri gelir. And iki amacı birbirine bağlar. Kullanılabilir yapı To + yalın fiil + amaç ayrıntıları, özne + can + yalın fiil + eylem şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak To help you ..., you can ... kalıbıyla tamamlayın: ____ you remember the rule, ____ write one example.

Cevabı göster

To help · you can

as well as receive a free audio version of today's lesson

6:47

ve yoldayken dinlemek ve pratik yapmak için

to listen to and practice while on the go.

6:52

bugünkü dersin ücretsiz sesli versiyonunu alabilirsiniz.

Remember to subscribe to my channel

6:54

İngilizce telaffuzunuzu geliştirmenize yardımcı olacak daha fazla video görmek isterseniz

if you'd like to see more videos to help you improve your English pronunciation

6:56

kanalıma abone olmayı unutmayın

and hit the like button if you have learned something new today. Notlar

7:00

ve bugün yeni bir şey öğrendiyseniz beğen butonuna basın.

Kültür

hit the like button: izleyicilerden beğenmelerini istemek

Bu cümlede hit the like button, “Beğen düğmesine tıklamak veya dokunmak” anlamına gelir. Video platformlarında hit, bir düğmeye basmak veya bir seçeneği seçmek anlamında gündelik biçimde kullanılabilir; düğmeye vurmak anlamına gelmez. Bu ifade, izleyicilerden videoyu beğendiklerini veya yararlı bulduklarını göstermelerini isteyen doğrudan ve samimi bir çağrıdır.

Alıştırma

Samimi bir çevrim içi videonun sonunda hit the like button izleyicilerden ne yapmalarını ister?

  1. Ekrana elle vurmak
  2. Bir yoruma like sözcüğünü yazmak
  3. Beğene tıklamak veya dokunmak
Cevabı göster

Beğene tıklamak veya dokunmak

Dilbilgisi

have learned ... today: şu ana kadarki öğrenme sonucu

Have learned, present perfect yapısıdır: have + geçmiş zaman ortacı. Burada bugün daha önceki bir andan şu ana kadar geçen zamana bakar ve izleyicinin yeni bir bilgi edinip edinmediğini sorar. Today, konuşan kişi bugünü henüz bitmemiş bir zaman dilimi olarak gördüğü için present perfect ile kullanılabilir. Odak, öğrenmenin gerçekleştiği kesin an değil, şu anki sonuçtur.

Alıştırma

Henüz bitmemiş bir gün içinde şu ana kadar elde edilen öğrenme sonucunu en açık biçimde hangi cümle vurgular?

  1. I have learned three useful expressions today.
  2. I learned three useful expressions yesterday.
  3. I am learning three useful expressions every day.
Cevabı göster

I have learned three useful expressions today.

Thank you very much for watching and I'll see you in the next lesson. Kalıp ifadeler

7:03

İzlediğiniz için çok teşekkür ederim, bir sonraki derste görüşmek üzere.

Kalıp ifadeler

Ders kapanışı olarak I'll see you in the next lesson

Burada I'll see you in the next lesson, “bir sonraki derste yeniden buluşacağız” anlamına gelen samimi bir kapanış ifadesidir. See, konuşanın her izleyiciye gerçekten bakacağına dair doğrudan bir söz değildir; tüm ifade “bir dahaki sefere görüşürüz” işlevi görür. Konuşan kişi the next lesson diyerek mevcut dersi kapatır ve kursun devam edeceğini belirtir.

Alıştırma

Devam eden bir kursun standart kapanışını tamamlayın: Thank you for watching, and ____.

Cevabı göster

I'll see you in the next lesson

Bye-bye.

7:06

Hoşça kalın.

So let's practice in a sentence.

7:12

Şimdi bunu bir cümlede pratik edelim.

I will say it first in British English Anlatım akışı

7:14

Önce İngiliz İngilizcesi ile söyleyeceğim

and then I will say it in a really, really bad American accent. Ton ve niyet

7:16

ve sonra gerçekten, ama gerçekten kötü bir Amerikan aksanıyla söyleyeceğim.

Anlatım akışı

Adımların sırasını gösteren first ... and then ...

Bu cümlede first, Britanya İngilizcesiyle söyleme eylemini ilk adım olarak işaretler; and then ise Amerikan aksanıyla söyleme eylemini ikinci adım olarak tanıtır. Bu sıralama işaretleri, gösterimin düzenini dinleyiciye açıkça anlatır. Bu sırayı yeniden kullanabilirsiniz: ilk eylem + first, and then + ikinci eylem. İki eylemin öznesi aynıysa I will ... and then I will ... örneğindeki gibi özneyi tekrarlayabilir ya da anlam açıksa ikinci özneyi kullanmayabilirsiniz.

Alıştırma

Sırayı first ve then ile tamamlayın: I will check the instructions ____, and ____ I will begin the task.

Cevabı göster

first · then

Ton ve niyet

really, really bad: güçlü vurgu ve öz eleştirel mizah

really, really bad ifadesinde really sözcüğünün tekrarlanması bad sözcüğünü çok daha güçlü hâle getirir: konuşan kişi taklidinin biraz kusurlu değil, çok kötü olacağını anlatır. Konuşan kişi kendi denemesini eleştirdiği için bu güçlü ifade, kişinin kendisiyle dalga geçtiği şakacı bir tonda duyulur. Beklentiyi düşürür ve taklidin Amerikan aksanları hakkında ciddi bir yargı olmadığını gösterir.

Alıştırma

Durumu değerlendirin: yeni tanıştığınız birine “Your accent is really, really bad.” diyorsunuz. Bu genellikle güvenli ve şakacı bir yorumdur.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış