Yemek Tarifleri Çevirisi - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, dünyanın farklı yerlerinden gelen tariflerin Britanya sofralarına nasıl ulaştığını ve tarif çevirisinin neden yalnızca sözcükleri değiştirmekten ibaret olmadığını inceliyor. Bir uzman, yemeğin kimliğini korurken bulunamayan malzemeleri uyarlayarak okurların amaçlanan tadı ve sonucu yeniden oluşturmasına nasıl yardımcı olduğunu anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. make their way onto — Deyimler ve Mecazlı İfadeler. Tariflerin, fikirlerin, ürünlerin ya da eğilimlerin yeni bir ortama yavaş yavaş ulaşıp gündelik yaşamın parçası olmasını canlı biçimde anlatan bu ifadeyi tanıyın; burada gerçek anlamda fiziksel bir yolculuktan söz edilmediğini ayırt edin. 2. the art and knowledge involved in preparing and eating good food. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi. gastronomy sözcüğünün bu resmî tanımını anlayın ve geniş kültürel, uzmanlık gerektiren alanı sıradan günlük yemek pişirme faaliyetinden ayırın. 3. so they can mimic the flavor or the results. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları. Bir eylemin amacını açıklamak için so + özne + can yapısını kullanın; örneğin çevirmenin erişilebilir bir alternatif önermesinin, okurların özgün tarifin tadına veya sonucuna yaklaşmasını amaçladığını anlatın.
Bu derste
this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:08bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
The British are not famous for their food, Anlatım akışı
0:13İngilizler yemekleriyle ünlü değillerdir,
The British are not famous for their food ... but for bad food: inkâr, düzeltme ve ironik ters köşe
Cümle önce İngiliz yemeklerinin ünlü olduğunu reddediyormuş gibi görünür. Ardından or rather, konuşanın bu düşünceyi düzelttiğini gösterir: İngiliz yemekleri ünlüdür, ancak kötü olmalarıyla ün kazanmıştır. Bu sıralama ironik bir ters köşe yaratır. Önce daha yumuşak bir iddia sunulur, sonra konuşanın gerçekten vurgulamak istediği daha keskin görüş açıklanır.
Alıştırma
Cümle ilk iddiaya ne yapıyor?
- Hiçbir İngiliz yemeğinin herhangi bir üne sahip olmadığını söyler.
- İngiliz yemeklerinin ünlü olmasının birbiriyle ilgisiz iki nedenini verir.
- İlk iddiayı düzeltip yerine İngiliz yemeklerinin kötü olmalarıyla ünlü olduğu yönündeki daha keskin iddiayı koyar.
Cevabı göster
İlk iddiayı düzeltip yerine İngiliz yemeklerinin kötü olmalarıyla ünlü olduğu yönündeki daha keskin iddiayı koyar.
While French and Italian cooking is admired around the world, Dilbilgisi
0:20Fransız ve İtalyan yemekleri dünya çapında hayranlık uyandırırken,
the UK has a reputation for overboiled vegetables, Kalıp ifadeler
0:24Birleşik Krallık fazla haşlanmış sebzeleri,
While French and Italian cooking is admired around the world: karşıtlık bildiren while
Burada While zaman ilişkisi değil, karşıtlık kurar. İlk yan cümle Fransız ve İtalyan mutfağının olumlu ününü verir; ana cümle ise Birleşik Krallık'ın olumsuz ününü bunun karşısına koyar. while birbirinden farklı iki gerçeği bağladığında whereas veya although anlamına gelebilir. Aynı anda gerçekleşen iki eylem değil, birbiriyle karşıt iki değerlendirme ara.
Alıştırma
While bu cümlede hangi ilişkiyi ifade ediyor?
- Aynı anda gerçekleşen iki olay.
- Birleşik Krallık'ın sebzeleri fazla haşlamasının bir nedeni.
- Fransız ve İtalyan mutfağının olumlu ünü ile Birleşik Krallık'ın olumsuz ünü arasındaki karşıtlık.
Cevabı göster
Fransız ve İtalyan mutfağının olumlu ünü ile Birleşik Krallık'ın olumsuz ünü arasındaki karşıtlık.
has a reputation for + isim veya -ing yapısı
has a reputation for yapısında reputation, insanların biri ya da bir şey hakkında sahip olduğu genel kanı demektir. Kalıp have/has a reputation for + isim veya -ing yapısıdır. Reputation her zaman olumlu değildir. Burada overboiled vegetables ifadesinin anılması, Birleşik Krallık hakkında olumsuz bir kamuoyu imajı sunar.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The clinic ____ excellent care.
Cevabı göster
has a reputation for
black pudding: Britanya ve İrlanda usulü kan sosisi
Black pudding bir tatlı değildir. Britanya ve İrlanda mutfağıyla geleneksel olarak ilişkilendirilen, hayvan kanıyla yapılan tuzlu bir sosis türüdür; bu cümlede ardından gelen ifade özellikle domuz kanından yapıldığını belirtir. black pudding ifadesini yalnızca pudding kelimesinden anlam çıkarmak yerine tek ve sabit bir yemek adı olarak düşünün. Bu bilgi, onu koyu renkli bir tatlı sanmanızı önler.
Alıştırma
Bu cümlede black pudding ne anlama geliyor?
- Bezelyeden yapılan bir puding
- Britanya ve İrlanda'ya ait tuzlu bir kan sosisi
- Koyu renkli tatlı bir yiyecek
Cevabı göster
Britanya ve İrlanda'ya ait tuzlu bir kan sosisi
But I don't think our reputation for bad cooking is still true today,
0:35Ancak yemek pişirmedeki kötü şöhretimizin bugün hala geçerli olduğunu sanmıyorum,
The last 20 years have seen...: değişimi anlatırken zaman dilimini özne yapmak
The last 20 years have seen big changes cümlesinde zaman dilimi öznedir. See, yılların gözleriyle baktığı anlamına gelmez; o yıllar içinde büyük değişiklikler yaşandığını anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp zaman dilimi + has/have seen + olay veya değişiklik şeklindedir. The past decade has seen... örneğindeki gibi tekil bir dönemle has, The last 20 years have seen... örneğindeki gibi çoğul bir özneyle have kullanılır. Present perfect, bu dönemi şu anki durumla ilişkilendirir.
Alıştırma
Haber anlatımındaki kalıbı see fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The past decade ____ rapid growth in online learning.
Cevabı göster
has seen
fallen in love with: bir şeyi çok sevmeye başlamak
Fall in love with, bir kişiye duyulan romantik sevgiyi anlatabilir; ancak nesneler ve etkinlikler için mecaz anlamda da kullanılır. Burada fallen in love with international foods, Britanyalıların bu yiyecekleri çok sevmeye başladığı anlamına gelir; romantik bir ilişkiden söz edilmez. Have fallen, fall fiilinin present perfect biçimidir. Yeni tercihi geçmişte başlayan ve günümüzdeki durumu hâlâ açıklayan bir değişiklik olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi fall in love with ifadesinin simple past biçimiyle tamamlayın: After her first dance class, Mia ____ dancing.
Cevabı göster
fell in love with
and with non-traditional cooking like vegetarian and vegan food.
0:49ve vejetaryen ile vegan yiyecekler gibi geleneksel olmayan yemek tarzlarına.
Some of the most popular food in Britain comes from other countries Anlatım akışı
0:53İngiltere'deki en popüler yiyeceklerden bazıları diğer ülkelerden gelmektedir
comes from other countries and includes...: önce kaynak, sonra ayrıntılar
Vurgulanan bölüm açıklamayı iki adımda düzenler. comes from other countries kaynağı belirtir; ardından and includes... bu kaynakla bağlantılı somut şeyleri sıralar: recipes, flavors, and tastes. Bu, açıklama yaparken kullanışlı bir kalıptır: önce bir şeyin nereden geldiği söylenir, sonra getirdiği veya içerdiği şeyler sıralanır. Bu liste, uluslararası etki gibi genel bir düşünceyi somut ayrıntılara dönüştürür.
Alıştırma
Bu cümlede comes from other countries and includes... nasıl bir görev üstleniyor?
- Britanya yemeklerini başka yerlerde sevilmeyen yiyeceklerle karşılaştırır.
- Pişirme talimatlarını izlenmeleri gereken sırayla verir.
- Önce kaynağı belirtir, ardından bir listeyle uluslararası etkiyi somutlaştırır.
Cevabı göster
Önce kaynağı belirtir, ardından bir listeyle uluslararası etkiyi somutlaştırır.
But how do recipes and cooking ideas from all over the world
1:01Peki dünyanın dört bir yanından gelen tarifler ve yemek pişirme fikirleri
make their way onto: bir süreçten sonra ulaşıp yer almak
Bu soruda make their way onto, bir süreçten sonra Britanya sofrasına ulaşıp orada yer almak anlamına gelir. recipes and cooking ideas sanki yolculuk edebilirmiş gibi anlatılır; bu nedenle hareket gerçek değil, mecazidir. Kalıp şöyledir: özne + make/makes + iyelik sözcüğü + way + onto + hedef. İyelik sözcüğü özneyle uyumlu olur: ideas make their way; an idea makes its way.
Alıştırma
Cümleyi make one's way onto ifadesiyle tamamlayın. After becoming popular with local readers last year, the book ____ the national bestseller list.
Cevabı göster
made its way onto
Britanya'nın gündelik yemek kültürünün imgesi olarak the British dining table
Bu soruda the British dining table belirli bir mobilyayı anlatmaz. Masa, Britanyalıların gündelik öğünlerini, yeme alışkanlıklarını ve yemek kültürünü temsil eder. Bu imge geniş çaplı bir kültürel değişimi somutlaştırır: başka yerlerden gelen tarifler Britanya'daki gündelik beslenmenin bir parçası olur. Burada make their way onto the British dining table, masanın üzerine fiziksel olarak konmak değil, Britanya yemek kültürüne zamanla girmek demektir.
Alıştırma
Asıl soruda the British dining table en çok neyi temsil ediyor?
- Britanyalıların gündelik öğünleri ve yemek kültürü
- Britanya'da bulunan belirli bir masa
- Britanya yemek masalarının mobilya tarzı
Cevabı göster
Britanyalıların gündelik öğünleri ve yemek kültürü
Program geçişi olarak we'll be finding out
Bir sorudan sonra kullanılan we'll be finding out, programın sırada bu sorunun cevabını araştıracağını izleyiciye bildirir. Programı açılıştaki sorudan sonraki açıklamaya veya röportaja taşır. İngilizcedeki süreklilik bildiren gelecek zaman yapısı will be finding out, bu araştırmayı programın planlanmış akışının bir parçası olarak sunar. Konuşan kişilerin o anda zaten araştırma yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir programda we'll be finding out, bir sorudan sonra genellikle neyi bildirir?
- Program, sonraki bölümde cevabı araştıracak.
- İzleyici soruyu hemen cevaplamak zorundadır.
- Konuşan kişi cevabı açıklamayı çoktan bitirmiştir.
Cevabı göster
Program, sonraki bölümde cevabı araştıracak.
the instructions explaining how to combine the different items,
1:15farklı öğelerin nasıl birleştirileceğini açıklayan talimatları,
recipes, the instructions...: açıklayıcı eş değer ifade
Ana cümlede recipes, translate fiilinin doğrudan nesnesidir. Ardından gelen the instructions explaining... isim öbeği açıklayıcı bir eş değer ifadedir: recipes sözcüğünü başka bir şekilde adlandırıp açıklar; şeflerin çevirdiği ikinci ve bağımsız bir şeyi eklemez. Uzun cümleyi takip etmek için araya giren açıklamayı geçici olarak çıkarıp ana yapıyı bulun: These chefs translate recipes from their own language into English. Ardından araya giren bilgiyi yeniden recipes ile ilişkilendirin.
Alıştırma
recipes sözcüğünden sonraki açıklayıcı bölüm çıkarıldığında hangi cümle asıl ana yapıyı gösterir?
- These chefs translate recipes from their own language into English.
- The instructions translate these chefs from their own language into English.
- These chefs translate recipes and the instructions from their own language into English.
Cevabı göster
These chefs translate recipes from their own language into English.
It may be true that British cooking is better than it used to be, Dilbilgisi
1:30İngiliz yemeklerinin eskisinden daha iyi olduğu doğru olabilir,
but there's still some pretty bad food out there.
1:34ama dışarıda hala oldukça kötü yiyecekler var.
It may be true that..., but...: kabul edip karşıtlık kurmak
It may be true that A, but B, önce bir noktayı kabul edip ardından karşıtlık kuran bir ödünleme yapısıdır. A, bir görüşün geçerli olabileceğini temkinli biçimde kabul eder; B ise bir sınırlama veya karşıt görüş getirir. Burada konuşan kişi İngiliz yemeklerinin geliştiğini kabul eder, ancak hâlâ oldukça kötü yemekler bulunduğunu belirtir. but düşüncenin yönünü değiştirdiği için konuşanın asıl tutumunu anlamak üzere B bölümünü beklemek gerekir. may be true ayrıca bir mesafe yaratır: konuşan kişi görüşü tamamen kabul etmeden ona sınırlı ölçüde hak verir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ödünleme yapısıyla tamamlayın: ____ the plan is cheaper, ____ it may take longer.
Cevabı göster
It may be true that · but
according to a 2019 YouGov survey: bilgi kaynağını belirtme
According to bilginin kaynağını belirtir. Burada soruda söz edilen sıralamanın kaynağı, 2019 tarihli bir YouGov anketidir. according to + kişi, rapor, anket veya başka bir kaynak yapısı, bir iddianın nereden geldiğini gösterir. Konuşanın bu bilgiye kişisel olarak katılıp katılmadığını belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle dış bir kaynağı belirtmek için according to ifadesini doğru kullanıyor?
- According to tired, we should go home.
- According to me, this cake tastes great.
- According to the report, the river is getting cleaner.
Cevabı göster
According to the report, the river is getting cleaner.
which UK food was voted the worst? — Edilgen be voted + sonuç yapısı
which UK food was voted the worst? sorusunda was voted edilgen yapıdadır: insanlar oy verir, yemek ise oylama sonucunu alır. Odak, oy verenlerde değil, yemekte ve onun sıralamasındadır. Özne + be voted + unvan, sıra veya tanımlama kalıbı bir anketin, yarışmanın ya da ödülün sonucunu bildirir. Burada the worst sonucu tanımlayan ifadedir.
Alıştırma
Cümleyi edilgen be voted + sonuç kalıbıyla tamamlayın: In last year's survey, the library ____ the best place to read.
Cevabı göster
was voted
I've got to say: kişisel bir seçimi sunmak
Burada I've got to say, yaklaşık olarak cevabım... ya da itiraf etmeliyim anlamına gelen, konuşma diline özgü bir giriş ifadesidir. Scotch eggs ifadesini konuşanın kişisel seçimi olarak sunar; birinin onu konuşmaya zorladığını anlatmaz. Bu kalıp, cevabı doğrudan I choose Scotch eggs demekten daha doğal, biraz düşünülmüş ve içten gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede I've got to say ne işe yarıyor?
- Konuşanın cevabı daha önce verdiği anlamına gelir.
- Biraz düşündükten sonra konuşanın kişisel seçimini sunar.
- Başka birinin konuşanı konuşmaya zorladığını söyler.
Cevabı göster
Biraz düşündükten sonra konuşanın kişisel seçimini sunar.
I will reveal the answer later in the program. Anlatım akışı
1:56Cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.
reveal the answer later in the program: bilgiyi daha sonra açıklamak
Reveal the answer ifadesinde reveal, saklı tutulan veya daha önce bilinmeyen bir bilgiyi açıklamak demektir. Later in the program, bunun ne zaman olacağını izleyiciye ya da dinleyiciye bildirir. Bu cümle, şimdi bir soru açıp onu daha sonra kapatmayı vaat ederek programdaki bilgiyi düzenler. Bu gecikme merak yaratır ve dinleyiciye dinlemeye devam etmesi için bir neden verir.
Alıştırma
Bu cümle programda ne işe yarıyor?
- Şimdilik saklanan cevabı daha sonraki bir bölümde vereceğini vaat eder.
- Cevabın hiçbir zaman paylaşılmayacağını söyler.
- Cevabın zaten verildiğini söyler.
Cevabı göster
Şimdilik saklanan cevabı daha sonraki bir bölümde vereceğini vaat eder.
as anyone who speaks more than one language knows, Anlatım akışı
2:00birden fazla dil konuşan herkesin bildiği gibi,
translating involves more than getting the dictionary out. Deyimler
2:02çeviri yapmak sözlüğü çıkarmaktan daha fazlasını gerektirir.
Ortak bilgi çerçevesi olarak As anyone who ... knows
Burada as, “tıpkı ... bildiği gibi” anlamına gelir; “... sırasında” anlamında değildir. Giriş, ilgili deneyime sahip kişileri—birden fazla dil konuşanları—belirtir ve sonraki iddiayı bu grubun zaten bildiği bir şey olarak sunar. Bu çerçeve, ana düşünceden önce dinleyiciyi aynı fikirde olmaya davet ederek cümledeki bilgiyi düzenler. Yeniden kullanılabilen kalıp As anyone who + deneyimi anlatan sözler + knows, + ana ifade biçimindedir.
Alıştırma
Ortak bilgi çerçevesini hedef kalıpla tamamlayın: ____ has cared for a puppy knows, patience is essential.
Cevabı göster
As anyone who
Involves more than getting the dictionary out: yalnızca sözcük aramak değil
involves more than + -ing kalıbı, bir etkinliğin adı geçen eylemden daha fazlasını gerektirdiğini belirtir. Burada getting the dictionary out, sözcük arama şeklindeki temel ve mekanik adımı temsil eder. Cümle sözlükleri reddetmez. Yalnızca sözcük aramanın çeviri için yeterli olduğu şeklindeki aşırı basit düşünceyi reddeder; bağlamı ve anlatılmak istenen anlamı kavramak da işin bir parçasıdır.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor?
- Çeviri, birden fazla sözlük kullanmayı gerektirir.
- Çeviri, yalnızca sözcük aramaktan fazlasını gerektirir.
- Çevirmenler asla sözlük kullanmamalıdır.
Cevabı göster
Çeviri, yalnızca sözcük aramaktan fazlasını gerektirir.
Recipe translators need to know the vocabulary for different ingredients and cooking techniques,
2:07Tarif çevirmenlerinin farklı malzemeler ve pişirme teknikleri için kelime dağarcığını bilmeleri gerekir,
the heart of the recipe: tarifin özü
the heart of the recipe ifadesinde heart, tarifin en önemli niteliği veya ruhu için kullanılan bir benzetmedir; bir vücut organı ya da malzeme anlamına gelmez. Onu korumak, tarife özgün tadını ve kimliğini veren özellikleri sürdürmek demektir. the heart of something kalıbı, diğer ayrıntılar değişse bile kaybolmaması gereken temel niteliği anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede the heart of the recipe ne anlama geliyor?
- Malzeme olarak kullanılan bir organ
- Sayfadaki kalp şeklinde bir süs
- Tarifin temel niteliği veya ruhu
Cevabı göster
Tarifin temel niteliği veya ruhu
Listen as BBC World Service program The Food Chain
2:15BBC Dünya Servisi programı The Food Chain'in
talks with recipe translator Rosa Llopis.
2:19tarif çevirmeni Rosa Llopis ile konuşmasını dinleyin.
Long story short ile ayrıntıları atlamak
Long story short, “ayrıntıları atlayıp ana sonucu söyleyeceğim” anlamına gelen, konuşma diline ait bir giriş ifadesidir. Genellikle kısa bir özeti başlatır. Hikâyenin kendisi mutlaka kısa değildir. Bu ifade, konuşanın anlatımı kısa tutmayı seçtiğini dinleyiciye bildirir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz üç kelimelik samimi giriş ifadesiyle tamamlayın: ____, the shop had closed, so we went home.
Cevabı göster
Long story short
began to work as an interpreter: sözlü çevirmen olarak çalışmaya başlamak
began to work bir işin veya çalışma döneminin başladığını belirtir. work as + meslek adı kalıbı kişinin rolünü gösterir; bu nedenle work as an interpreter, kişinin işinin sözlü çevirmenlik olduğu anlamına gelir. interpreter sözlü iletişim veya işaret diliyle çalışır. translator ise genellikle yazılı metinlerle çalışır; bu nedenle bu rol için gereken özel sözcük interpreterdır.
Alıştırma
Mesleki rolü belirten edatı yazarak cümleyi tamamlayın: After college, Nina began to work ____ an interpreter.
Cevabı göster
as
Le Cordon Bleu, Fransız mutfağı okulu
Le Cordon Bleu, Fransız mutfağıyla ilişkili bir aşçılık eğitimi kurumunun adıdır. Burada bir yemek adı değil, konuşan kişinin çalıştığı kurumun adıdır. the French cuisine school ifadesi virgülden sonra gelir ve Le Cordon Bleu’nün ne olduğunu açıklar. Bir adı başka bir ad öbeğiyle açıklayan bu yapıya açıklayıcı eşleme denir; bu yapı bilinmeyen özel adları anlamayı kolaylaştırır.
Alıştırma
the French cuisine school ifadesinin cümledeki görevi nedir?
- Le Cordon Bleu’nün ne olduğunu açıklar.
- Bir Fransız yemeğinin adını verir.
- Sözlü çevirmenin Fransız olduğunu söyler.
Cevabı göster
Le Cordon Bleu’nün ne olduğunu açıklar.
no such an specialization in Spain at least, Dilbilgisi
2:35en azından İspanya'da böyle bir uzmanlık yoktu,
in like in gastronomy or cooking translation. Kelime
2:38gastronomi veya aşçılık çevirisi gibi mesela.
no such specialization: such sonrasında artikel kullanılmaz
no such + isim kalıbı, o tür bir kişinin ya da şeyin var olmadığını anlatır. Buradaki no such specialization, en azından konuşana göre İspanya'da bu tür bir mesleki uzmanlık alanının bulunmadığı anlamına gelir. Özgün cümledeki no such an specialization, kendiliğinden gelişen konuşmada anlaşılabilir; ancak an artikeli bu kalıba ait değildir. Standart biçim no such specialization şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “o tür bir kural yok” anlamına gelen standart iki kelimelik kalıpla tamamlayın: There is ____ rule in our school.
Cevabı göster
no such
uzmanlık alanı olarak gastronomy or cooking translation
Bu cümlede gastronomy or cooking translation, yiyecek bilgisi, mutfak kültürü, pişirme yöntemleri, malzemeler, menüler veya tariflerle ilgili metinlerin çevrildiği uzmanlık alanını adlandırır. Yalnızca günlük hayatta kullanılan birkaç yemek sözcüğünü çevirmek anlamına gelmez. Gastronomy, cooking sözcüğünden daha geniş kapsamlı ve daha resmîdir. Yiyecek ve yemekle ilgili bilgi, kültür ve deneyimi kapsayabilir; cooking ise daha çok yiyecek hazırlamaya odaklanır. Tekrarlanan in like in, kendiliğinden konuşurken yaşanan bir tereddüt ve yeniden başlangıçtır; alanın adının parçası değildir.
Alıştırma
Bu bağlamda gastronomy or cooking translation ne anlama gelir?
- Yalnızca cooking sözcüğünün çevirisi.
- Yazılı metin kullanmadan yemek yapmayı öğrenmek.
- Yiyecek bilgisi, mutfak kültürü ve yemekle ilgili metinlerin profesyonel çevirisi.
Cevabı göster
Yiyecek bilgisi, mutfak kültürü ve yemekle ilgili metinlerin profesyonel çevirisi.
Recipe translation is closely connected to gastronomy, Kalıp ifadeler
2:42Tarif çevirisi gastronomi ile yakından bağlantılıdır,
the art and knowledge involved in preparing and eating good food. Kelime
2:46iyi yemek hazırlama ve yeme sanatı ve bilgisidir.
be closely connected to: yakın bir ilişkiyi göstermek
Be closely connected to, “bir şeyle yakın ilişkisi olmak” anlamına gelir. Bu cümlede tarif çevirisi ile gastronomi arasında küçük veya tesadüfi değil, önemli bir bağ bulunduğunu anlatır. Yapı be + closely connected to + isim veya isim öbeğidir. Closely, connected sözcüğünü güçlendirir; to ise özneyle ilişkili olan şeyi tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi be closely connected to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Language learning ____ regular practice.
Cevabı göster
is closely connected to
the art and knowledge involved in ...: gastronomy kavramını tanımlamak
the art and knowledge involved in preparing and eating good food sözleri, hemen öncesindeki gastronomy sözcüğünü açıklar. Virgül, daha az bilinen bir terimin tanımını doğrudan arkasına yerleştirir. Burada involved in, “bu etkinliklerle ilişkili” anlamına gelir. in edatından sonra prepare ve eat, preparing ve eating biçimini alır. İfadenin tamamı, gastronomy kavramının yalnızca bir yemek pişirme eylemini değil, iyi yemekle ilgili beceri ve bilgiyi de kapsadığını gösterir.
Alıştırma
Cümledeki tanıma göre gastronomy kavramına en uygun açıklama hangisidir?
- Mideyi inceleyen bir tıp alanı
- İyi yemek hazırlama ve yeme sürecinde yer alan sanat ve bilgi
- Yalnızca günlük olarak bir öğün pişirme eylemi
Cevabı göster
İyi yemek hazırlama ve yeme sürecinde yer alan sanat ve bilgi
This is contained in a country's traditional recipes, Dilbilgisi
2:50Bu bir ülkenin geleneksel tariflerinde yer alır,
This is contained in ...: bir metinde yer alan soyut içerik
Buradaki This, iyi yemek hazırlama ve yemenin sanatı ile bilgisini, yani gastronomy kavramını ifade eder. is contained in ifadesi edilgen yapı kullanarak bu bilginin bir ülkenin geleneksel tariflerinde bulunduğunu veya korunduğunu anlatır. Soyut açıklamalarda be contained in, bilgi, birikim veya özelliklerin bir metinde ya da gelenekte yer aldığını gösterebilir; fiziksel bir kap gerekmez. written in its own language, not English bölümü recipes sözcüğünü açıklar ve tariflerin hangi dilde yazıldığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi be contained in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The answer ____ the report.
Cevabı göster
is contained in
Rosa's decision to specialize in recipe translation.
2:55Rosa'nın tarif çevirisinde uzmanlaşma kararı.
Hence, Rosa's decision to ...: sonucu belirtmek
Hence sonuç bildiren bir bağlayıcıdır: Rosa'nın kararının önceki açıklamadan doğduğunu dinleyiciye gösterir. Bilgiyi önce neden, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler. Altyazıda Hence sözcüğünden sonra tam bir cümlecik yerine Rosa's decision to specialize in recipe translation isim öbeği kullanılır. Bu kısaltılmış yapı kısa ve resmî anlatımlarda yaygındır ve Therefore, Rosa decided to specialize in recipe translation. biçiminde genişletilebilir.
Alıştırma
The bridge was unsafe. Hangi devam cümlesi sonucu aynı kısa ve resmî biçimde tanıtır?
- Hence, the decision to close it.
- For example, the decision to close it.
- However, the decision to close it.
Cevabı göster
Hence, the decision to close it.
you focus on studying and learning all about it. Kalıp ifadeler
3:01onun hakkında her şeyi çalışmaya ve öğrenmeye odaklanırsınız.
Genel bir tanım veren If you..., you...
Burada If you..., you... genel bir tanım verir. Bir kişi if yan cümlesindeki koşulu karşıladığında ana cümle bu koşulun ne anlama geldiğini açıklar. Gelecekte gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirsiz tek bir olay hakkında tahmin yapılmaz. Bu kalıp eğitimde ve açıklamalarda yaygındır: açıklanacak kelime veya eylem if yan cümlesine konur, ana cümlede de tanımı ya da olağan sonucu verilir.
Alıştırma
Bu cümlede If you..., you... kalıbının işlevi nedir?
- Yarın gerçekleşecek belirsiz bir olayı tahmin eder.
- Birine o konuyu çalışmayı bırakmasını söyler.
- specialize in ifadesinin genel bir tanımını verir.
Cevabı göster
specialize in ifadesinin genel bir tanımını verir.
specialize in: bir uzmanlık alanı
Specialize in, bir konuyu, beceriyi veya iş türünü kişinin temel çalışma ya da uzmanlık alanı hâline getirmesi demektir. in sözcüğünden sonraki isim grubu bu alanın ne olduğunu belirtir. Edat sabittir: specialize in biology veya specialize in repairs denir; specialize on denmez. Britanya İngilizcesinde fiil sıkça specialise şeklinde de yazılır, ancak yine in ile kullanılır.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak kalıbı tamamla: This doctor specializes ____ children's eye care.
Cevabı göster
in
focus on studying and learning: focus on + -ing yapısı
Focus on, dikkatin veya çabanın büyük bölümünü tek bir şeye yöneltmek demektir. Burada on bir edat olduğu için studying ve learning, -ing biçimindedir; yan cümle, bir alanda uzmanlaşmanın neleri içerdiğini açıklar. All about it, konunun tamamını veya konunun birçok önemli yönünü ifade eder. Yalnızca biraz bilgi edinmek yerine derinlemesine ve kapsamlı biçimde öğrenme anlamı katar.
Alıştırma
learn sözcüğünü focus on + -ing yapısında kullanarak cümleyi tamamlayın: Our class will focus ____ how plants grow.
Cevabı göster
on learning
When Rosa is asked how she became a recipe translator,
3:04Rosa'ya nasıl tarif çevirmeni olduğu sorulduğunda,
This phrase can be used when you're explaining what happened in a few words, Dilbilgisi
3:12Bu ifade, ne olduğunu birkaç kelimeyle açıklarken kullanılabilir,
To cut a long story short: ayrıntıları atlamak
To cut a long story short, “yalnızca ana noktayı veya sonucu söylemek” anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Hikâyenin tamamı daha uzun sürecekse genellikle kısa bir sonucun veya özetin önünde kullanılır. Cut burada bir hikâyeyi fiziksel olarak kesmek anlamına gelmez. Ayrıntıları atlayarak anlatımı kısaltmak anlamına gelir.
Alıştırma
Ayrıntıları atlayıp sonucu tanıtan deyimi tamamlayın: To ____, we found the missing book under the bed.
Cevabı göster
cut a long story short
Kullanımı açıklamak için can be used when ... without + -ing
Can be used when + yan cümle, bir ifadenin hangi durumda yararlı olduğunu belirtir. Edilgen can be used biçimi, ifadeyi kullanan kişiden çok ifadenin kendisine ve işlevine odaklanır. Without giving all the details bir sınır ekler: açıklama kısadır ve ayrıntıları dışarıda bırakır. Without bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: without give değil, without giving.
Alıştırma
Bir ifadeyi açıklamak için can be used when ... without + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- This expression can be used when you need to refuse without to sound rude.
- This expression can be used when you need to refuse without sounding rude.
- This expression can be used when you need to refuse without sound rude.
Cevabı göster
This expression can be used when you need to refuse without sounding rude.
Rosa's goal is to produce a cookbook in English containing the best recipes from her own country, Dilbilgisi
3:21Rosa'nın hedefi, kendi ülkesi olan İspanya'nın
goal is to + fiil ... containing ...: hedef ve ürünün içeriği
Someone's goal is to + fiilin yalın hâli, kişinin neyi başarmayı planladığını belirtir. Burada Rosa's goal is to produce..., Rosa'nın yapmak istediği şeyi tanıtır. Containing the best recipes... ifadesi a cookbook sözünü açıklar ve kitabın içinde ne olacağını belirtir. Bu, -ing biçimli bir ortaç yan cümlesidir. Rosa'yı değil kitabı açıklar ve a cookbook that contains... biçiminde genişletilebilir.
Alıştırma
Hedefin bir kılavuz oluşturmak olduğunu ve kılavuzun kolay alıştırmalar içerdiğini açıkça söyleyen cümle hangisidir?
- Our goal is containing easy exercises to create a guide.
- Our goal is to create a guide containing easy exercises.
- Our goal containing easy exercises is to create a guide.
Cevabı göster
Our goal is to create a guide containing easy exercises.
as she explained to BBC World Service program The Food Chain.
3:30BBC Dünya Servisi programı The Food Chain'e açıkladığı gibi.
But doing this is not so easy: hedeften uygulama zorluğuna geçmek
Cümlenin başındaki But, önceki hedeften onu gerçekleştirme sorununa geçiş yapar. doing this adlı -ing grubu özne görevindedir; this daha önce konuşulan eylemin tamamına, yani ülkenin en iyi tariflerinden İngilizce bir yemek kitabı hazırlamaya gönderme yapar. Bir planı veya hedefi belirttikten sonra bu kalıbı kullanabilirsiniz. Önce planı konu olarak korur, ardından uygulamadaki zorluğu açıklamaya geçer.
Alıştırma
But doing this is not so easy bu bölümde hangi işlevi görüyor?
- Önceki hedefle bağlantısı olmayan farklı bir hedef sunar.
- Önceki hedeften bu hedefi gerçekleştirmenin zorluğuna geçer.
- Önceki hedefe zaten ulaşıldığını söyler.
Cevabı göster
Önceki hedeften bu hedefi gerçekleştirmenin zorluğuna geçer.
If my readers can't..., they won't...: gerçek koşul ve beklenen sonuç
Bu, gerçek bir koşul-sonuç kalıbıdır: If + present form olası bir koşulu, will/won't + fiilin yalın hâli ise beklenen gelecek sonucunu belirtir. Burada okurların tarifleri aynı şekilde uygulayamaması koşul, kitabı satın almamaları ise tahmin edilen sonuçtur. Bu kullanımda won't buy öncelikle inatçı bir şekilde satın almayı reddetmek anlamına gelmez. Bu koşul altında kitabın satın alınmasının beklenen sonuç olmadığını anlatır.
Alıştırma
Gerçek koşul-sonuç cümlesini can't find ve won't finish ile tamamlayın: If users ____ the button, they ____ the form.
Cevabı göster
can't find · won't finish
replicate those: aynı sonucu yeniden elde etmek
Bu tarif bağlamında replicate, talimatları izleyip aynı ya da çok benzer bir sonuç elde etmek demektir. Those, daha önce sözü edilen recipes ifadesine gönderme yapar. Yalnızca make demekten daha güçlüdür: önemli olan, başka birinin aynı yöntemi kullanarak eşleşen bir sonuç elde edebilmesidir. Bir deneyin, tasarımın veya sonucun yeniden elde edilmesinden söz edilirken de replicate aynı anlamda kullanılır.
Alıştırma
Okurların tarifleri kullandığı bu cümlede replicate those recipes ne anlama gelir?
- Tarifleri izleyip aynı ya da çok benzer bir sonuç elde etmek.
- Yemekleri istedikleri herhangi bir şekilde pişirmek.
- Tarifleri bir kez daha sesli okumak.
Cevabı göster
Tarifleri izleyip aynı ya da çok benzer bir sonuç elde etmek.
what I mean is: bir düşünceyi açıklığa kavuşturmak
What I mean is, “İfade etmeye çalıştığım düşünce şu” anlamına gelen sözlü bir yönlendirme ifadesidir. Konuşan kişi bunu az önce söylediği noktayı açıklamak, düzeltmek veya yeniden düzenlemek için kullanır; ilgisiz yeni bir konu başlatmak için değil. Açıklanan içerik is sözcüğünden sonra gelir. What I mean is we need more time örneğinde olduğu gibi doğrudan gelebilir veya that ile başlayabilir: What I mean is that we need more time.
Alıştırma
Hangi cümle önceki bir düşünceyi açıklığa kavuşturmak için what I mean is ifadesini kullanır?
- What I mean is we need more time, not more people.
- I mean to call the office when I have more time.
- By the way, we need more time, not more people.
Cevabı göster
What I mean is we need more time, not more people.
I don't only have to find: birden fazla zorunlu görev
I don't only have to find ifadesinde bir şeyi bulmak hâlâ gereklidir. Olumsuzluk have to anlamını kaldırmaz; only ile belirtilen, bunun tek görev olduğu düşüncesini sınırlar. Bu ifade, başka işlerin de geleceğine işaret eder: konuşanın onu bulması ve daha fazlasını yapması gerekir. Gerekli olan işi aşırı basit gösteren bir açıklamayı düzeltmek için kullanılabilir.
Alıştırma
I don't only have to find ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Bulmak gereklidir, fakat gerekli olan tek görev değildir.
- Bulmak gerekli değildir.
- Bulmak gerekli olan tek görevdir.
Cevabı göster
Bulmak gereklidir, fakat gerekli olan tek görev değildir.
for instance: belirli bir örnek sunmak
For instance, örneğin anlamına gelir. Ardından gelen ayrıntının daha büyük bir grubun yalnızca bir örneği olduğunu, bütün liste olmadığını belirtir. Burada daha geniş açıklamanın içine somut bir görev, yani bir malzemenin adının çevirisini bulma işi eklenir. Cümlenin başında veya cümle içinde ara ifade olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede for instance ne işe yarar?
- Nihai sonucu verir.
- Belirli bir örnek sunar.
- Önceki bir ifadeyi düzeltir.
Cevabı göster
Belirli bir örnek sunar.
if it's an ingredient that we don't use or we don't have in Spain,
3:47eğer İspanya'da kullanmadığımız veya sahip olmadığımız bir malzemeyse,
I always try to offer an alternative, Kalıp ifadeler
3:52her zaman bir alternatif sunmaya çalışıyorum,
so they can mimic the flavor or the results. Notlar
3:55böylece lezzeti veya sonuçları taklit edebilirler (mimic).
offer an alternative: bir alternatif sunmak
To offer an alternative, ilk seçenek mevcut olmadığında veya uygun olmadığında başka bir uygulanabilir seçenek sunmak demektir. Buradaki alternative, yerine kullanılabilecek bir malzemedir. Bir alternatifin aslıyla tamamen aynı olması gerekmez. Yalnızca benzer bir tada veya sonuca ulaşmaya yardımcı olması yeterlidir.
Alıştırma
İlk seçenek mevcut olmadığında başka bir uygulanabilir seçeneğin sunulduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The hotel offered an alternative when our room was unavailable.
- The hotel offered to alternative when our room was unavailable.
- The hotel offered alternative us when our room was unavailable.
Cevabı göster
The hotel offered an alternative when our room was unavailable.
so they can ...: amaç belirtmek
Bu cümlede so they can ..., bir ikame sunmanın amacını belirtir: okuyucuların benzer bir tadı veya sonucu elde etmesini mümkün kılar. Buradaki they, malzemeleri değil okuyucuları ifade eder. Yeniden kullanılabilen kalıp eylem + so + kişi + can + fiil şeklindedir. Eylemin, kişinin bir şey yapmasına yardımcı olmak veya bunu mümkün kılmak amacıyla yapıldığını belirtir; daha açık biçim olarak so that kullanılabilir.
Alıştırma
İlk eylemin konuklara yardım etmeyi amaçladığını göstermek için cümleyi tek kelimeyle tamamlayın: I left the porch light on ____ the guests can find the door.
Cevabı göster
so
mimic the flavor or the results: tadı veya sonucu taklit etmek
Bu yemek bağlamında mimic the flavor or the results, bir ikame malzemenin benzer bir tat veya benzer bir son etki oluşturmasını sağlamak demektir. İkame malzemenin tamamen aynı olması gerekmez; önemli özelliği yeniden üretmesi yeterlidir. Mimic genellikle ses, hareket, görünüş, etki veya tat gibi bir özellikle kullanılır. Burada anlamı nötr ve işlevseldir; bir kişiyi komik biçimde taklit etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede mimic, bir ürünün tamamını yeniden oluşturmak yerine belirli bir özelliği yeniden üretmek anlamında kullanılmıştır?
- This chef replicates the entire dish exactly.
- This plant-based sauce mimics the smoky flavor of the original.
- This diner describes the smoky flavor of the sauce.
Cevabı göster
This plant-based sauce mimics the smoky flavor of the original.
Rosa's cookbook allows readers to replicate her dishes, Dilbilgisi
4:01Rosa'nın yemek kitabı, okuyucularının onun yemeklerini kopyalamasına (replicate) olanak tanır,
to make them again in exactly the same way. Kalıp ifadeler
4:05onları tamamen aynı şekilde tekrar yapmalarına.
allows readers to replicate: allow + nesne + to'lu mastar
Allows readers to replicate her dishes, allow + nesne + to'lu mastar yapısını kullanır. Readers, allows fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda replicate eylemini yapan kişileri belirtir: yemek kitabı, okuyucuların yemekleri yeniden oluşturmasını mümkün kılar. Özne bir araç, kitap veya yöntem olduğunda allow çoğu zaman izin vermek yerine mümkün kılmak anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilecek yapı X allows someone to do something biçimindedir.
Alıştırma
allow + nesne + to'lu mastar yapısını tamamlayın: The guide allows visitors ____ explore the museum on their own.
Cevabı göster
to
in exactly the same way: tamamen aynı yöntemle
To make them again in exactly the same way, replicate her dishes ifadesini daha basit sözlerle yeniden açıklar. Them, dishes sözcüğünü gösterir; to make... ise replicate fiilinin burada yemekleri özgün yöntemle aynı biçimde yeniden yapmak anlamına geldiğini açıklar. In exactly the same way, “tamamen aynı yöntemi kullanarak” demektir. Exactly, same sözcüğünü güçlendirir. Normal kalıp in the same way şeklindedir ve same way öncesinde the bulunur.
Alıştırma
“Aynı yöntemi kullanarak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamla: The second chef prepared the sauce ____ as before.
Cevabı göster
in exactly the same way
But this isn't easy when the recipe includes ingredients which are difficult to find. Kalıp ifadeler
4:09Ancak tarifte bulunması zor olan malzemeler olduğunda bu kolay değildir.
are difficult to find: sıfat + to-infinitive yapısı
Are difficult to find, malzemelerin birinin bulması veya edinmesi için kolay olmadığını belirtir. Cümle edilgen biçimde olmasa da ingredients, aranan şeylerdir. Yapı be + sıfat + to-infinitive şeklindedir: ingredients are difficult to find. Difficult sonrasında for + fiil değil, to + fiilin yalın hâli kullanılır.
Alıştırma
Sıfat + to-infinitive yapısını tamamla: This rare book is difficult ____ find in local shops.
Cevabı göster
to
Örnek vermek için Something like lemongrass
Burada Something like lemongrass, konuşulan malzeme türüne açık bir örnek olarak lemongrass sözcüğünü sunar. Ardından bir örnek geldiğini gösterir; eksiksiz bir liste ya da kesin bir tanım vermez. Konuşan kişi bunun lemongrass olduğunu biliyor. Bu kalıpta something like + isim, ‘örneğin, bunun gibi bir şey’ anlamına gelebilir.
Alıştırma
Something like lemongrass bu cümlede ne işe yarıyor?
- Limon otunu tipik bir örnek olarak sunar.
- Eksiksiz bir kategorinin adını verir.
- Konuşan kişinin bunun limon otu olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster
Limon otunu tipik bir örnek olarak sunar.
Az bulunurluğu anlatan hard to find in the shops
Hard to find in the shops, bir şeyin sıradan mağazalarda bulunmasının veya satın alınmasının zor olduğu anlamına gelir. Bir ürün veya malzeme söz konusu olduğunda find, satın alınabilecek durumda olan bir ürünü bulmayı da içerebilir. be + hard to + fiil kalıbı, bir eylemin zor olduğunu söyler: This tea is hard to find. Arama yeri hard to find online veya hard to find locally örneklerinde olduğu gibi değiştirilebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, mağazalarda bu çayın genellikle satışta bulunmadığını doğal biçimde anlatır?
- This tea is easy to find in the shops.
- This tea is hard to find in the shops.
- I hardly look for this tea in the shops.
Cevabı göster
This tea is hard to find in the shops.
For this reason: önceki bir nedeni sonuca bağlamak
For this reason, ardından gelen durumun daha önce belirtilmiş bir nedenden kaynaklandığını gösterir. Buradaki this reason, bazı malzemelerin Birleşik Krallık'taki mağazalarda zor bulunmasına gönderme yapar; sonrasında gelen alternative sözcüğünü göstermez. Bu ifade cümlenin başında kullanıldığında bilgiyi önce neden, sonra sonuç veya çözüm gelecek şekilde düzenler. Rosa önceki sorun nedeniyle ikame bir malzeme sunar.
Alıştırma
Neden-sonuç bağlantısını en iyi hangi bağlayıcı tamamlar? The playground is flooded. _____, the game has been canceled.
- For this reason
- In contrast
- For example
Cevabı göster
For this reason
which mimics or copies the flavor of a certain food.
4:25belirli bir yiyeceğin lezzetini taklit eden (mimics) veya kopyalayan.
a substitute ingredient: ikame olarak kullanılan bir yiyecek malzemesi
A substitute ingredient, asıl malzeme bulunamadığında veya kullanıma uygun olmadığında onun yerine kullanılan bir yiyecek malzemesidir. Burada substitute, ikame anlamındadır; yedek öğretmeni ifade etmez. Bu ifade, an alternative sözünden sonra gelerek alternatifi daha açık biçimde tanımlar: alternatif, başka bir malzemedir. Substitute, ingredient sözcüğünden önce gelip onu niteler; böylece tüm ifade ikame olarak kullanılan yiyecek malzemesini adlandırır.
Alıştırma
Bir tarifte a substitute ingredient ne anlama gelir?
- Yalnızca süsleme amacıyla eklenen bir malzeme
- Başka bir malzemenin yerine kullanılan bir malzeme
- Başka bir öğretmenin yerine ders veren bir öğretmen
Cevabı göster
Başka bir malzemenin yerine kullanılan bir malzeme
To mimic the flavor of...: amaç belirtmek
To mimic the flavor of lemongrass, amaç bildiren bir mastar öbeğidir ve “limon otunun aromasını taklit etmek için” anlamına gelir. Neden limon suyu önerildiğini açıklar. Kalıp, To + fiilin yalın hâli ve ardından ana cümle şeklindedir. Buradaki to, mimic fiilinin önündeki mastar işaretidir; bir yere doğru hareketi gösteren edat değildir.
Alıştırma
Amaç kahvenin tadını taklit etmektir. Talimatı tam olarak To mimic the flavor of + isim kalıbıyla tamamlayın: ____, add some roasted chicory.
Cevabı göster
To mimic the flavor of coffee
but thanks to recipe translators like Rosa, Kalıp ifadeler
4:37ama Rosa gibi tarif çevirmenleri sayesinde,
people here in the UK can cook something a little tastier than meat and boiled vegetables. Anlatım akışı
4:39Birleşik Krallık'taki insanlar et ve haşlanmış sebzelerden biraz daha lezzetli bir şeyler pişirebilirler.
thanks to recipe translators like Rosa: olumlu bir sonucun nedenini belirtmek
Thanks to recipe translators like Rosa, bir sonucun nedenini belirten edat öbeğidir. Bu olumlu bağlamda thanks to, “yardımı sayesinde” anlamına gelir ve cümle, Birleşik Krallık’ta daha lezzetli yemekler yapılabilmesini çevirmenlerin katkısına bağlar. Like Rosa, “Rosa gibi” veya “örneğin Rosa” anlamına gelir. Rosa’yı tarif çevirmenlerine örnek olarak gösterir; birinin Rosa’yı sevdiği veya onayladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, olumlu bir sonucu bir nedene bağlamak için thanks to ifadesini isim öbeğinden önce doğru kullanır?
- Thanks to you explained the route, we found the park.
- Thanks to your clear directions, we found the park.
- Thanks your clear directions, we found the park.
Cevabı göster
Thanks to your clear directions, we found the park.
people here in the UK can cook something a little tastier than...: önceki konuya mizahi bir gönderme
Bu kapanış, tarif çevirmenleriyle ilgili anlatımı daha önceki sade Britanya yemekleri şakasına geri bağlar. people here in the UK ve meat and boiled vegetables ifadelerinin yeniden kullanılması önceki konuya gönderme yapar ve yeni bilginin aynı zamanda bir sonuç gibi duyulmasını sağlar. Buradaki a little tastier than dikkatli bir ölçüm değil, farkı şakacı biçimde küçük gösteren bir ifadedir. Küçükmüş gibi sunulan karşılaştırma, çevrilmiş tariflerin kalıplaşmış biçimde sade olduğu düşünülen bir öğünden daha ilgi çekici yemekler yapmayı sağladığını mizahla ima eder.
Alıştırma
Vurgulanan kapanışın bu bölümdeki temel görevi nedir?
- İlgisiz bir pişirme yöntemini tanıtmak
- Tarif çevirmenleri konusunu sade Britanya yemekleri hakkındaki önceki şakaya bağlamak
- İki öğünün lezzetine kesin bir puan vermek
Cevabı göster
Tarif çevirmenleri konusunu sade Britanya yemekleri hakkındaki önceki şakaya bağlamak
Speaking of which: bağlantılı bir noktaya geçiş
Speaking of which, az önce söylenen bir şeyin konuşmacıya bağlantılı bir noktayı hatırlattığını belirtir. Yeni söylenen fikir veya duruma geri döner ve bu bağlantıyı sıradaki konuyu tanıtmak için kullanır. Burada which yalnızca en yakın isme değil, önceki yemek konuşmasının tamamına işaret eder. Sunucu bu bağlantıyla yemek şakasından daha önce sorduğu sorunun cevabına akıcı biçimde geçer.
Alıştırma
“The school play is next Friday,” cümlesinden sonra hangi devam cümlesinde Speaking of which doğal kullanılmıştır?
- Speaking of which, my socks are in the drawer.
- Speaking of which, seven is an odd number.
- Speaking of which, have you learned your lines yet?
Cevabı göster
Speaking of which, have you learned your lines yet?
you asked which food was voted the worst by a recent UK YouGov survey, Dilbilgisi
4:51İngiltere'de yakın zamanda yapılan bir YouGov anketinde hangi yiyeceğin en kötü seçildiğini sormuştun,
was voted the worst by... ile oylama sonucunu bildirme
was voted the worst ifadesinde was voted edilgen yapıdadır: yiyecek, oy verenlerin seçimine konu olur. Aktarılabilir kalıp be + voted + unvan, sıra veya değerlendirmedir; was voted captain ve was voted the best buna örnektir. the worst, yiyeceğe verilen sırayı bildiren bir sonuç tümlecidir; fiilin parçası değildir. by ile başlayan ifade sonucu oy verenlere veya bildirilen kaynağa bağlar. Burada yakın tarihli bir YouGov araştırmasının sonuçlarını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi vote fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: In the class poll, Leo was ____ the funniest storyteller.
Cevabı göster
voted
That's boiled eggs wrapped in sausage meat and breadcrumbs. Dilbilgisi
4:59Sosis eti ve ekmek kırıntısına sarılmış haşlanmış yumurtalar.
That's + isim öbeği ... wrapped in... ile açıklama
That's, konuşmada kullanılan That is kısaltmasıdır. Buradaki that daha önce geçen Scotch eggs adına gönderme yapar ve ardından gelen isim öbeği yemeğin ne olduğunu hızlıca açıklar. That's + isim öbeği biçimindeki bu tanım konuşmada yaygındır. Wrapped in sausage meat and breadcrumbs, boiled eggs ifadesini niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Yumurtaların etrafında ne bulunduğunu anlatır ve boiled eggs that are wrapped in... biçiminde açılabilir. Wrapped ikinci bir ana fiil değildir.
Alıştırma
Hangi cümle doğal ve hızlı bir açıklama verirken ismi nitelemek için geçmiş zaman ortacı öbeği kullanır?
- That's a snack makes with oats and honey.
- That's a snack made with oats and honey.
- That's made a snack with oats and honey.
Cevabı göster
That's a snack made with oats and honey.
Well, in fact ile nazikçe düzeltme
Burada Well, in fact önceki tahmini nazikçe düzeltir ve gerçek cevabı açıklar. Well düzeltmenin daha az sert duyulmasını sağlar. In fact gerçek durumun az önceki tahminden farklı olduğunu belirtir; yalnızca vurgu yapmak için kullanılmaz.
Alıştırma
Bir bilgi yarışmasında biri cevabın A olduğunu tahmin ediyor. Sunucu, "Well, in fact, the correct answer is C." diyor. Well, in fact burada ne yapıyor?
- Sunucunun yarışmayı bitirdiğini gösterir.
- Bir düzeltmeyi ve gerçek cevabı nazikçe açıklar.
- Sunucunun yalnızca bir örnek verdiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Bir düzeltmeyi ve gerçek cevabı nazikçe açıklar.
which doesn't sound much nicer because the Scottish dish haggis is made using a sheep's stomach. Ton ve niyet
5:07kulağa pek daha güzel gelmiyor çünkü İskoç yemeği haggis koyun midesi kullanılarak yapılır.
haggis: koyun midesi kullanılarak yapılan bir İskoç yemeği
Haggis geleneksel bir İskoç yemeğidir. Bu cümlede dish tabak değil, hazırlanmış bir yemek türü anlamına gelir. Koyun midesinin kullanıldığına dair ek bilgi, konuşmacının haggis için neden "doesn't sound much nicer" dediğini açıklar: malzemenin tarifi olumsuz bir tepkiye yol açar. Bu, konuşmacının mizahi tepkisidir; haggis sözcüğünün anlamının bir parçası değildir.
Alıştırma
Konuşmacı bu cümlede haggis için neden "doesn't sound much nicer" diyor?
- Çünkü açıklamada yemeği yapmak için koyun midesi kullanıldığı söyleniyor.
- Çünkü C cevabı yanlış telaffuz edilmiştir.
- Çünkü haggis bir tabağın adıdır.
Cevabı göster
Çünkü açıklamada yemeği yapmak için koyun midesi kullanıldığı söyleniyor.
which doesn't sound much nicer: kulağa pek daha iyi gelmiyor
Bu cümlede which, haggis hakkında daha önce yapılan açıklamaya gönderme yapar. Konuşmacı bu açıklamaya, onun daha önce sözü edilen yemekten pek daha hoş görünmediğini söyleyerek tepki verir. Buradaki sound, “ses çıkarmak” değil, “duyulan bilgilere göre bir izlenim vermek” anlamındadır. Much, karşılaştırma biçimi olan nicer'ı niteler; not much nicer, belirgin ölçüde daha hoş olmadığı anlamına gelir. Bu, hafif ve biraz mizahi bir olumsuz değerlendirmedir.
Alıştırma
İkinci bir seçenek tarif edildi. “It doesn't sound much nicer” ne anlama gelir?
- Kesinlikle çok daha iyi.
- Daha alçak bir ses çıkarıyor.
- Belirgin ölçüde daha iyi görünmüyor.
Cevabı göster
Belirgin ölçüde daha iyi görünmüyor.
let's quickly move on to recap the vocabulary we've learnt from this program, Anlatım akışı
5:16bu programdan öğrendiğimiz kelimeleri özetlemek için hızlıca devam edelim,
let's quickly move on to recap: hızlıca özete geçmek
Let's, grubu bir sonraki adımı birlikte atmaya davet eder. Burada move on, akışı gösteren bir işarettir: fiziksel hareketi anlatmak yerine mevcut bölümü kapatır ve dinleyicileri bir sonraki bölüme yönlendirir. To recap, sıradaki eylemin kelimeleri kısaca gözden geçirmek olduğunu belirtir. Quickly tempoyu belirler ve bu gözden geçirmenin kısa süreceğini düşündürür. İfadenin tamamı dinleyicilerin bir dersin, toplantının, sunumun veya programın sırasını takip etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Geçiş cümlesini hedef ifadeyle tamamlayın: Let's quickly ____ the key points before we finish.
Cevabı göster
move on to recap
an item of food that is combined with other food to prepare a particular dish. Dilbilgisi
5:22belirli bir yemek hazırlamak için diğer yiyeceklerle birleştirilen yiyecek ögesi.
an item of food that...: kategori ve tanımlayıcı ilgi cümleciği
Bu tanım, açıklanan şeyi önce geniş bir kategoriye yerleştirir: an item of food. that is combined with other food biçimindeki tanımlayıcı ilgi cümleciği, temel bir özelliği belirterek bu kategoriyi daraltır. Buradaki that, an item of food ifadesine gönderme yapar. to prepare a particular dish mastar öbeği amacı ekler. Önce kategoriyi, ardından tanımlayıcı özelliği veya amacı verme kalıbı, bir terimin anlamını açıklamanın yaygın bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümle kategori artı tanımlayıcı ilgi cümleciği kalıbını kullanır?
- A thermometer is a tool that measures temperature.
- A thermometer is used to measure temperature.
- A thermometer measures temperature.
Cevabı göster
A thermometer is a tool that measures temperature.
Gastronomy is the art and knowledge involved in preparing and eating good food. Kelime
5:27Gastronomi (gastronomy) iyi yemek hazırlama ve yemeyle ilgili sanat ve bilgidir.
Gastronomy: iyi yemeğin sanatı ve bilgisi
Gastronomy, iyi yemek hazırlama ve iyi yemeğin tadını çıkarma ile ilgili sanat ve bilgiyi ifade eder. Yalnızca yemek pişirme eyleminden daha geniştir; yemeği anlama ve takdir etmeyi de içerir. involved in preparing and eating good food, the art and knowledge ifadesini niteler ve bu sanat ile bilginin neyle ilgili olduğunu açıklar. Tanım resmîdir; bu nedenle gastronomy tek bir yemek pişirme işini değil, geniş bir alanı adlandırır.
Alıştırma
Örnekte gastronomy ne anlama geliyor?
- Bir öğünde sunulan tek bir yemek
- İyi yemek hazırlama ve tadını çıkarma sanatı ile bilgisi
- Tek bir öğünü hazırlamaya yönelik gündelik eylem
Cevabı göster
İyi yemek hazırlama ve tadını çıkarma sanatı ile bilgisi
you have spent time studying and learning all about it,
5:34onun hakkında her şeyi çalışarak ve öğrenerek zaman harcamışsınızdır,
If you specialize in something ... becoming an expert: çalışarak uzman olmak
Bir tanım "If you specialize in something" ile başladığında, if yan cümlesi açıklanan durumu belirtir. Ana cümle ise bu durumdaki kişi için neyin geçerli olduğunu söyler: kişi, çalışma ve öğrenme yoluyla bilgi biriktirmiştir. "Have spent" present perfect yapıdadır; bu nedenle geçmişte harcanan zaman ve çaba kişinin şimdiki bilgisi açısından önemlidir. "Becoming an expert in that subject", sonucu bildiren bir -ing tamamlayıcısıdır: öğrenmenin sonucunu ekler, ikinci bir ana cümle oluşturmaz.
Alıştırma
specialize kalıbını tamamlayın: After years of study, Maya specializes ____ marine biology.
Cevabı göster
in
is used in British English when you want to explain what happened in a few words, Ton ve niyet
5:43İngiliz İngilizcesinde ne olduğunu birkaç kelimeyle açıklamak istediğinizde kullanılır,
is used in British English when you want to...: bölge ve kullanım amacı
"Is used in British English" edilgen yapısı, ifadenin özellikle hangi İngilizce türünde yaygın olduğunu belirtir. Ardından gelen when yan cümlesi kullanım amacını açıklar: konuşan kişi ne olduğunu kısa biçimde anlatmak ve ayrıntıları atlamak ister. "To cut a long story short", ana sonuçtan veya önemli noktadan önce kullanılan bir işaret ifadesidir. Britanya İngilizcesi etiketi, başka yerlerdeki konuşurların ifadeyi anlayamayacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: "To cut a long story short" ifadesinin Britanya İngilizcesinde kullanılması, diğer İngilizce türlerinin konuşurlarının bu ifadeyi anlayamayacağı anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
To replicate something means to make or do it again in exactly the same way. Kelime
5:50Bir şeyi kopyalamak (replicate), onu tamamen aynı şekilde tekrar yapmak veya yerine getirmek demektir.
replicate: bir şeyi tamamen aynı biçimde yeniden yapmak veya üretmek
Burada replicate, bir şeyi aslıyla eşleşecek biçimde yeniden yapmak veya üretmek demektir. exactly the same way ifadesi temel fikri verir: adımlar, koşullar, tasarım veya sonuç aslına olabildiğince yakın olmalıdır. Bu anlam, bir şeyi yalnızca bir kez daha yapmaktan daha güçlüdür. replicate sözcüğünü gördüğünüzde sadece yeni bir tekrar değil, daha önce yapılmış veya üretilmiş bir şeyi yeniden oluşturma girişimi arayın.
Alıştırma
Hangi davranış replicate sözcüğünün anlamını en iyi gösterir?
- Yeni ölçülerle farklı bir tasarım denemek.
- Tasarımı yapmadan yalnızca ona bakmak.
- Aynı ölçüleri kullanarak aynı tasarımı kopyalamak.
Cevabı göster
Aynı ölçüleri kullanarak aynı tasarımı kopyalamak.
mimic: bir şeyin yapılma biçimini taklit etmek
Burada mimic, bir şeyin sesini, hareketini, görünüşünü veya çalışma biçimini taklit etmek demektir. Odak noktası tam bir kopya ya da aynı sonucun üretilmesi değil, onun nasıl göründüğü veya davrandığıdır. Daha sonraki sometimes in a funny way ifadesi olası bir amacı veya etkiyi açıklar. Taklit komik, ciddi veya tarafsız olabilir; komiklik temel anlamın bir parçası değildir.
Alıştırma
Hangi durum en iyi mimic sözcüğüyle anlatılır?
- Bir çocuk bazı kitapları rafa koyar.
- Bir papağan çalan telefonun sesini kopyalar.
- Bir bilim insanı bir deneyi aynı koşullarda yeniden yapar.
Cevabı göster
Bir papağan çalan telefonun sesini kopyalar.
our 6 minutes are up: belirlenen sürenin bittiğini söylemek
our 6 minutes are up ifadesinde up, belirlenen altı dakikalık sürenin bittiğini anlatır; “yukarı” anlamına gelmez. be up kalıbı, belirli bir sürenin dolduğunu duyurmak için kullanılabilir. Sunucu burada bu sözleri bir kapanış işareti olarak kullanır. Dinleyicilere programın ana içerikten kapanış bölümüne geçtiğini bildirir.
Alıştırma
Hangi cümle konuşmacıya verilen iki dakikanın bittiğini söyler?
- You have two minutes left, so please continue.
- Your talk starts in two minutes, so please get ready.
- Your two minutes are up, so please finish your sentence.
Cevabı göster
Your two minutes are up, so please finish your sentence.