Yemek Tarifleri Çevirisi - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
888 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, dünyanın farklı yerlerinden gelen tariflerin Britanya sofralarına nasıl ulaştığını ve tarif çevirisinin neden yalnızca sözcükleri değiştirmekten ibaret olmadığını inceliyor. Bir uzman, yemeğin kimliğini korurken bulunamayan malzemeleri uyarlayarak okurların amaçlanan tadı ve sonucu yeniden oluşturmasına nasıl yardımcı olduğunu anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. make their way onto — Deyimler ve Mecazlı İfadeler. Tariflerin, fikirlerin, ürünlerin ya da eğilimlerin yeni bir ortama yavaş yavaş ulaşıp gündelik yaşamın parçası olmasını canlı biçimde anlatan bu ifadeyi tanıyın; burada gerçek anlamda fiziksel bir yolculuktan söz edilmediğini ayırt edin. 2. the art and knowledge involved in preparing and eating good food. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi. gastronomy sözcüğünün bu resmî tanımını anlayın ve geniş kültürel, uzmanlık gerektiren alanı sıradan günlük yemek pişirme faaliyetinden ayırın. 3. so they can mimic the flavor or the results. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları. Bir eylemin amacını açıklamak için so + özne + can yapısını kullanın; örneğin çevirmenin erişilebilir bir alternatif önermesinin, okurların özgün tarifin tadına veya sonucuna yaklaşmasını amaçladığını anlatın.

Bu derste

6 Minute English from BBC Learning English.

0:01

BBC Learning English'ten 6 Minute English.

Hello,

0:07

Merhaba,

this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Sam.

0:11

Ben Sam.

And I'm Rob.

0:12

Ve ben Rob.

The British are not famous for their food, Anlatım akışı

0:13

İngilizler yemekleriyle ünlü değillerdir,

or rather they are famous,

0:16

ya da daha doğrusu ünlüdürler,

but for bad food.

0:18

ama kötü yemekleriyle.

Anlatım akışı

The British are not famous for their food ... but for bad food: inkâr, düzeltme ve ironik ters köşe

Cümle önce İngiliz yemeklerinin ünlü olduğunu reddediyormuş gibi görünür. Ardından or rather, konuşanın bu düşünceyi düzelttiğini gösterir: İngiliz yemekleri ünlüdür, ancak kötü olmalarıyla ün kazanmıştır. Bu sıralama ironik bir ters köşe yaratır. Önce daha yumuşak bir iddia sunulur, sonra konuşanın gerçekten vurgulamak istediği daha keskin görüş açıklanır.

Alıştırma

Cümle ilk iddiaya ne yapıyor?

  1. Hiçbir İngiliz yemeğinin herhangi bir üne sahip olmadığını söyler.
  2. İngiliz yemeklerinin ünlü olmasının birbiriyle ilgisiz iki nedenini verir.
  3. İlk iddiayı düzeltip yerine İngiliz yemeklerinin kötü olmalarıyla ünlü olduğu yönündeki daha keskin iddiayı koyar.
Cevabı göster

İlk iddiayı düzeltip yerine İngiliz yemeklerinin kötü olmalarıyla ünlü olduğu yönündeki daha keskin iddiayı koyar.

While French and Italian cooking is admired around the world, Dilbilgisi

0:20

Fransız ve İtalyan yemekleri dünya çapında hayranlık uyandırırken,

the UK has a reputation for overboiled vegetables, Kalıp ifadeler

0:24

Birleşik Krallık fazla haşlanmış sebzeleri,

Dilbilgisi

While French and Italian cooking is admired around the world: karşıtlık bildiren while

Burada While zaman ilişkisi değil, karşıtlık kurar. İlk yan cümle Fransız ve İtalyan mutfağının olumlu ününü verir; ana cümle ise Birleşik Krallık'ın olumsuz ününü bunun karşısına koyar. while birbirinden farklı iki gerçeği bağladığında whereas veya although anlamına gelebilir. Aynı anda gerçekleşen iki eylem değil, birbiriyle karşıt iki değerlendirme ara.

Alıştırma

While bu cümlede hangi ilişkiyi ifade ediyor?

  1. Aynı anda gerçekleşen iki olay.
  2. Birleşik Krallık'ın sebzeleri fazla haşlamasının bir nedeni.
  3. Fransız ve İtalyan mutfağının olumlu ünü ile Birleşik Krallık'ın olumsuz ünü arasındaki karşıtlık.
Cevabı göster

Fransız ve İtalyan mutfağının olumlu ünü ile Birleşik Krallık'ın olumsuz ünü arasındaki karşıtlık.

Kalıp ifadeler

has a reputation for + isim veya -ing yapısı

has a reputation for yapısında reputation, insanların biri ya da bir şey hakkında sahip olduğu genel kanı demektir. Kalıp have/has a reputation for + isim veya -ing yapısıdır. Reputation her zaman olumlu değildir. Burada overboiled vegetables ifadesinin anılması, Birleşik Krallık hakkında olumsuz bir kamuoyu imajı sunar.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The clinic ____ excellent care.

Cevabı göster

has a reputation for

mushy peas,

0:27

lapa bezelyeleri,

and black pudding, Kültür

0:28

ve domuz kanından yapılan bir yemek olan

a dish made from pig's blood.

0:30

siyah pudingi ile ünlüdür.

Kültür

black pudding: Britanya ve İrlanda usulü kan sosisi

Black pudding bir tatlı değildir. Britanya ve İrlanda mutfağıyla geleneksel olarak ilişkilendirilen, hayvan kanıyla yapılan tuzlu bir sosis türüdür; bu cümlede ardından gelen ifade özellikle domuz kanından yapıldığını belirtir. black pudding ifadesini yalnızca pudding kelimesinden anlam çıkarmak yerine tek ve sabit bir yemek adı olarak düşünün. Bu bilgi, onu koyu renkli bir tatlı sanmanızı önler.

Alıştırma

Bu cümlede black pudding ne anlama geliyor?

  1. Bezelyeden yapılan bir puding
  2. Britanya ve İrlanda'ya ait tuzlu bir kan sosisi
  3. Koyu renkli tatlı bir yiyecek
Cevabı göster

Britanya ve İrlanda'ya ait tuzlu bir kan sosisi

That doesn't sound very tasty,

0:33

Kulağa pek lezzetli gelmiyor,

does it?

0:34

değil mi?

But I don't think our reputation for bad cooking is still true today,

0:35

Ancak yemek pişirmedeki kötü şöhretimizin bugün hala geçerli olduğunu sanmıyorum,

Sam.

0:39

Sam.

The last 20 years have seen big changes Dilbilgisi

0:40

Son 20 yılda büyük değişiklikler yaşandı

as Brits have fallen in love with international foods Deyimler

0:42

çünkü İngilizler uluslararası yiyeceklere aşık oldu

like Indian curry and Asian rice dishes,

0:46

Hint köri ve Asya pirinç yemekleri gibi,

Dilbilgisi

The last 20 years have seen...: değişimi anlatırken zaman dilimini özne yapmak

The last 20 years have seen big changes cümlesinde zaman dilimi öznedir. See, yılların gözleriyle baktığı anlamına gelmez; o yıllar içinde büyük değişiklikler yaşandığını anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp zaman dilimi + has/have seen + olay veya değişiklik şeklindedir. The past decade has seen... örneğindeki gibi tekil bir dönemle has, The last 20 years have seen... örneğindeki gibi çoğul bir özneyle have kullanılır. Present perfect, bu dönemi şu anki durumla ilişkilendirir.

Alıştırma

Haber anlatımındaki kalıbı see fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The past decade ____ rapid growth in online learning.

Cevabı göster

has seen

Deyimler

fallen in love with: bir şeyi çok sevmeye başlamak

Fall in love with, bir kişiye duyulan romantik sevgiyi anlatabilir; ancak nesneler ve etkinlikler için mecaz anlamda da kullanılır. Burada fallen in love with international foods, Britanyalıların bu yiyecekleri çok sevmeye başladığı anlamına gelir; romantik bir ilişkiden söz edilmez. Have fallen, fall fiilinin present perfect biçimidir. Yeni tercihi geçmişte başlayan ve günümüzdeki durumu hâlâ açıklayan bir değişiklik olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi fall in love with ifadesinin simple past biçimiyle tamamlayın: After her first dance class, Mia ____ dancing.

Cevabı göster

fell in love with

and with non-traditional cooking like vegetarian and vegan food.

0:49

ve vejetaryen ile vegan yiyecekler gibi geleneksel olmayan yemek tarzlarına.

Some of the most popular food in Britain comes from other countries Anlatım akışı

0:53

İngiltere'deki en popüler yiyeceklerden bazıları diğer ülkelerden gelmektedir

and includes the recipes,

0:56

ve bu uzak diyarların tariflerini,

flavors,

0:58

lezzetlerini,

and tastes of those far-away places.

0:58

ve tatlarını içermektedir.

Anlatım akışı

comes from other countries and includes...: önce kaynak, sonra ayrıntılar

Vurgulanan bölüm açıklamayı iki adımda düzenler. comes from other countries kaynağı belirtir; ardından and includes... bu kaynakla bağlantılı somut şeyleri sıralar: recipes, flavors, and tastes. Bu, açıklama yaparken kullanışlı bir kalıptır: önce bir şeyin nereden geldiği söylenir, sonra getirdiği veya içerdiği şeyler sıralanır. Bu liste, uluslararası etki gibi genel bir düşünceyi somut ayrıntılara dönüştürür.

Alıştırma

Bu cümlede comes from other countries and includes... nasıl bir görev üstleniyor?

  1. Britanya yemeklerini başka yerlerde sevilmeyen yiyeceklerle karşılaştırır.
  2. Pişirme talimatlarını izlenmeleri gereken sırayla verir.
  3. Önce kaynağı belirtir, ardından bir listeyle uluslararası etkiyi somutlaştırır.
Cevabı göster

Önce kaynağı belirtir, ardından bir listeyle uluslararası etkiyi somutlaştırır.

But how do recipes and cooking ideas from all over the world

1:01

Peki dünyanın dört bir yanından gelen tarifler ve yemek pişirme fikirleri

make their way onto the British dining table? Deyimler

1:05

İngiliz yemek masasına nasıl ulaşıyor?

Deyimler

make their way onto: bir süreçten sonra ulaşıp yer almak

Bu soruda make their way onto, bir süreçten sonra Britanya sofrasına ulaşıp orada yer almak anlamına gelir. recipes and cooking ideas sanki yolculuk edebilirmiş gibi anlatılır; bu nedenle hareket gerçek değil, mecazidir. Kalıp şöyledir: özne + make/makes + iyelik sözcüğü + way + onto + hedef. İyelik sözcüğü özneyle uyumlu olur: ideas make their way; an idea makes its way.

Alıştırma

Cümleyi make one's way onto ifadesiyle tamamlayın. After becoming popular with local readers last year, the book ____ the national bestseller list.

Cevabı göster

made its way onto

Deyimler

Britanya'nın gündelik yemek kültürünün imgesi olarak the British dining table

Bu soruda the British dining table belirli bir mobilyayı anlatmaz. Masa, Britanyalıların gündelik öğünlerini, yeme alışkanlıklarını ve yemek kültürünü temsil eder. Bu imge geniş çaplı bir kültürel değişimi somutlaştırır: başka yerlerden gelen tarifler Britanya'daki gündelik beslenmenin bir parçası olur. Burada make their way onto the British dining table, masanın üzerine fiziksel olarak konmak değil, Britanya yemek kültürüne zamanla girmek demektir.

Alıştırma

Asıl soruda the British dining table en çok neyi temsil ediyor?

  1. Britanyalıların gündelik öğünleri ve yemek kültürü
  2. Britanya'da bulunan belirli bir masa
  3. Britanya yemek masalarının mobilya tarzı
Cevabı göster

Britanyalıların gündelik öğünleri ve yemek kültürü

In this program,

1:08

Bu programda,

we'll be finding out. Anlatım akışı

1:09

bunu öğreneceğiz.

Anlatım akışı

Program geçişi olarak we'll be finding out

Bir sorudan sonra kullanılan we'll be finding out, programın sırada bu sorunun cevabını araştıracağını izleyiciye bildirir. Programı açılıştaki sorudan sonraki açıklamaya veya röportaja taşır. İngilizcedeki süreklilik bildiren gelecek zaman yapısı will be finding out, bu araştırmayı programın planlanmış akışının bir parçası olarak sunar. Konuşan kişilerin o anda zaten araştırma yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir programda we'll be finding out, bir sorudan sonra genellikle neyi bildirir?

  1. Program, sonraki bölümde cevabı araştıracak.
  2. İzleyici soruyu hemen cevaplamak zorundadır.
  3. Konuşan kişi cevabı açıklamayı çoktan bitirmiştir.
Cevabı göster

Program, sonraki bölümde cevabı araştıracak.

We'll be meeting the recipe translators.

1:11

Tarif çevirmenleriyle buluşacağız.

These chefs translate recipes, Dilbilgisi

1:13

Bu şefler tarifleri çeviriyor,

the instructions explaining how to combine the different items,

1:15

farklı öğelerin nasıl birleştirileceğini açıklayan talimatları,

the ingredients they will cook,

1:19

pişirecekleri malzemeleri,

from their own language into English.

1:21

kendi dillerinden İngilizceye.

Dilbilgisi

recipes, the instructions...: açıklayıcı eş değer ifade

Ana cümlede recipes, translate fiilinin doğrudan nesnesidir. Ardından gelen the instructions explaining... isim öbeği açıklayıcı bir eş değer ifadedir: recipes sözcüğünü başka bir şekilde adlandırıp açıklar; şeflerin çevirdiği ikinci ve bağımsız bir şeyi eklemez. Uzun cümleyi takip etmek için araya giren açıklamayı geçici olarak çıkarıp ana yapıyı bulun: These chefs translate recipes from their own language into English. Ardından araya giren bilgiyi yeniden recipes ile ilişkilendirin.

Alıştırma

recipes sözcüğünden sonraki açıklayıcı bölüm çıkarıldığında hangi cümle asıl ana yapıyı gösterir?

  1. These chefs translate recipes from their own language into English.
  2. The instructions translate these chefs from their own language into English.
  3. These chefs translate recipes and the instructions from their own language into English.
Cevabı göster

These chefs translate recipes from their own language into English.

And of course,

1:23

Ve elbette,

we'll be learning some new vocabulary as well.

1:24

bazı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

Sounds good,

1:26

Kulağa iyi geliyor,

Rob.

1:27

Rob.

But first,

1:27

Ama önce,

I have a question for you.

1:28

sana bir sorum var.

It may be true that British cooking is better than it used to be, Dilbilgisi

1:30

İngiliz yemeklerinin eskisinden daha iyi olduğu doğru olabilir,

but there's still some pretty bad food out there.

1:34

ama dışarıda hala oldukça kötü yiyecekler var.

Dilbilgisi

It may be true that..., but...: kabul edip karşıtlık kurmak

It may be true that A, but B, önce bir noktayı kabul edip ardından karşıtlık kuran bir ödünleme yapısıdır. A, bir görüşün geçerli olabileceğini temkinli biçimde kabul eder; B ise bir sınırlama veya karşıt görüş getirir. Burada konuşan kişi İngiliz yemeklerinin geliştiğini kabul eder, ancak hâlâ oldukça kötü yemekler bulunduğunu belirtir. but düşüncenin yönünü değiştirdiği için konuşanın asıl tutumunu anlamak üzere B bölümünü beklemek gerekir. may be true ayrıca bir mesafe yaratır: konuşan kişi görüşü tamamen kabul etmeden ona sınırlı ölçüde hak verir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ödünleme yapısıyla tamamlayın: ____ the plan is cheaper, ____ it may take longer.

Cevabı göster

It may be true that · but

So,

1:37

Öyleyse,

according to a 2019 YouGov survey, Kelime

1:37

2019 YouGov anketine göre,

which UK food was voted the worst? Dilbilgisi

1:41

hangi İngiliz yemeği en kötü olarak seçildi?

Kelime

according to a 2019 YouGov survey: bilgi kaynağını belirtme

According to bilginin kaynağını belirtir. Burada soruda söz edilen sıralamanın kaynağı, 2019 tarihli bir YouGov anketidir. according to + kişi, rapor, anket veya başka bir kaynak yapısı, bir iddianın nereden geldiğini gösterir. Konuşanın bu bilgiye kişisel olarak katılıp katılmadığını belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle dış bir kaynağı belirtmek için according to ifadesini doğru kullanıyor?

  1. According to tired, we should go home.
  2. According to me, this cake tastes great.
  3. According to the report, the river is getting cleaner.
Cevabı göster

According to the report, the river is getting cleaner.

Dilbilgisi

which UK food was voted the worst? — Edilgen be voted + sonuç yapısı

which UK food was voted the worst? sorusunda was voted edilgen yapıdadır: insanlar oy verir, yemek ise oylama sonucunu alır. Odak, oy verenlerde değil, yemekte ve onun sıralamasındadır. Özne + be voted + unvan, sıra veya tanımlama kalıbı bir anketin, yarışmanın ya da ödülün sonucunu bildirir. Burada the worst sonucu tanımlayan ifadedir.

Alıştırma

Cümleyi edilgen be voted + sonuç kalıbıyla tamamlayın: In last year's survey, the library ____ the best place to read.

Cevabı göster

was voted

Was it A,

1:44

A mı,

steak and kidney pies,

1:45

biftek ve böbrek turtası,

B,

1:47

B mi,

Scotch eggs,

1:48

İskoç yumurtası,

or C,

1:49

yoksa C mi,

haggis?

1:50

haggis?

Oh,

1:51

Oh,

I've got to say Scotch eggs. Ton ve niyet

1:52

İskoç yumurtası demek zorundayım.

I've never liked them that much.

1:53

Onları hiçbir zaman o kadar çok sevmedim.

Ton ve niyet

I've got to say: kişisel bir seçimi sunmak

Burada I've got to say, yaklaşık olarak cevabım... ya da itiraf etmeliyim anlamına gelen, konuşma diline özgü bir giriş ifadesidir. Scotch eggs ifadesini konuşanın kişisel seçimi olarak sunar; birinin onu konuşmaya zorladığını anlatmaz. Bu kalıp, cevabı doğrudan I choose Scotch eggs demekten daha doğal, biraz düşünülmüş ve içten gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede I've got to say ne işe yarıyor?

  1. Konuşanın cevabı daha önce verdiği anlamına gelir.
  2. Biraz düşündükten sonra konuşanın kişisel seçimini sunar.
  3. Başka birinin konuşanı konuşmaya zorladığını söyler.
Cevabı göster

Biraz düşündükten sonra konuşanın kişisel seçimini sunar.

Okay.

1:55

Tamam.

All right,

1:55

Pekâlâ,

Rob.

1:56

Rob.

I will reveal the answer later in the program. Anlatım akışı

1:56

Cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.

Anlatım akışı

reveal the answer later in the program: bilgiyi daha sonra açıklamak

Reveal the answer ifadesinde reveal, saklı tutulan veya daha önce bilinmeyen bir bilgiyi açıklamak demektir. Later in the program, bunun ne zaman olacağını izleyiciye ya da dinleyiciye bildirir. Bu cümle, şimdi bir soru açıp onu daha sonra kapatmayı vaat ederek programdaki bilgiyi düzenler. Bu gecikme merak yaratır ve dinleyiciye dinlemeye devam etmesi için bir neden verir.

Alıştırma

Bu cümle programda ne işe yarıyor?

  1. Şimdilik saklanan cevabı daha sonraki bir bölümde vereceğini vaat eder.
  2. Cevabın hiçbir zaman paylaşılmayacağını söyler.
  3. Cevabın zaten verildiğini söyler.
Cevabı göster

Şimdilik saklanan cevabı daha sonraki bir bölümde vereceğini vaat eder.

Now,

1:59

Şimdi,

as anyone who speaks more than one language knows, Anlatım akışı

2:00

birden fazla dil konuşan herkesin bildiği gibi,

translating involves more than getting the dictionary out. Deyimler

2:02

çeviri yapmak sözlüğü çıkarmaktan daha fazlasını gerektirir.

Anlatım akışı

Ortak bilgi çerçevesi olarak As anyone who ... knows

Burada as, “tıpkı ... bildiği gibi” anlamına gelir; “... sırasında” anlamında değildir. Giriş, ilgili deneyime sahip kişileri—birden fazla dil konuşanları—belirtir ve sonraki iddiayı bu grubun zaten bildiği bir şey olarak sunar. Bu çerçeve, ana düşünceden önce dinleyiciyi aynı fikirde olmaya davet ederek cümledeki bilgiyi düzenler. Yeniden kullanılabilen kalıp As anyone who + deneyimi anlatan sözler + knows, + ana ifade biçimindedir.

Alıştırma

Ortak bilgi çerçevesini hedef kalıpla tamamlayın: ____ has cared for a puppy knows, patience is essential.

Cevabı göster

As anyone who

Deyimler

Involves more than getting the dictionary out: yalnızca sözcük aramak değil

involves more than + -ing kalıbı, bir etkinliğin adı geçen eylemden daha fazlasını gerektirdiğini belirtir. Burada getting the dictionary out, sözcük arama şeklindeki temel ve mekanik adımı temsil eder. Cümle sözlükleri reddetmez. Yalnızca sözcük aramanın çeviri için yeterli olduğu şeklindeki aşırı basit düşünceyi reddeder; bağlamı ve anlatılmak istenen anlamı kavramak da işin bir parçasıdır.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor?

  1. Çeviri, birden fazla sözlük kullanmayı gerektirir.
  2. Çeviri, yalnızca sözcük aramaktan fazlasını gerektirir.
  3. Çevirmenler asla sözlük kullanmamalıdır.
Cevabı göster

Çeviri, yalnızca sözcük aramaktan fazlasını gerektirir.

Recipe translators need to know the vocabulary for different ingredients and cooking techniques,

2:07

Tarif çevirmenlerinin farklı malzemeler ve pişirme teknikleri için kelime dağarcığını bilmeleri gerekir,

while also preserving the heart of the recipe. Deyimler

2:12

aynı zamanda tarifin özünü korurken.

Deyimler

the heart of the recipe: tarifin özü

the heart of the recipe ifadesinde heart, tarifin en önemli niteliği veya ruhu için kullanılan bir benzetmedir; bir vücut organı ya da malzeme anlamına gelmez. Onu korumak, tarife özgün tadını ve kimliğini veren özellikleri sürdürmek demektir. the heart of something kalıbı, diğer ayrıntılar değişse bile kaybolmaması gereken temel niteliği anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede the heart of the recipe ne anlama geliyor?

  1. Malzeme olarak kullanılan bir organ
  2. Sayfadaki kalp şeklinde bir süs
  3. Tarifin temel niteliği veya ruhu
Cevabı göster

Tarifin temel niteliği veya ruhu

Listen as BBC World Service program The Food Chain

2:15

BBC Dünya Servisi programı The Food Chain'in

talks with recipe translator Rosa Llopis.

2:19

tarif çevirmeni Rosa Llopis ile konuşmasını dinleyin.

Long story short, Deyimler

2:23

Uzun lafın kısası,

Deyimler

Long story short ile ayrıntıları atlamak

Long story short, “ayrıntıları atlayıp ana sonucu söyleyeceğim” anlamına gelen, konuşma diline ait bir giriş ifadesidir. Genellikle kısa bir özeti başlatır. Hikâyenin kendisi mutlaka kısa değildir. Bu ifade, konuşanın anlatımı kısa tutmayı seçtiğini dinleyiciye bildirir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz üç kelimelik samimi giriş ifadesiyle tamamlayın: ____, the shop had closed, so we went home.

Cevabı göster

Long story short

I began to work as an interpreter for Le Cordon Bleu, Notlar

2:24

Le Cordon Bleu için çevirmen olarak çalışmaya başladım,

the French cuisine school.

2:27

Fransız mutfak okulu.

Kalıp ifadeler

began to work as an interpreter: sözlü çevirmen olarak çalışmaya başlamak

began to work bir işin veya çalışma döneminin başladığını belirtir. work as + meslek adı kalıbı kişinin rolünü gösterir; bu nedenle work as an interpreter, kişinin işinin sözlü çevirmenlik olduğu anlamına gelir. interpreter sözlü iletişim veya işaret diliyle çalışır. translator ise genellikle yazılı metinlerle çalışır; bu nedenle bu rol için gereken özel sözcük interpreterdır.

Alıştırma

Mesleki rolü belirten edatı yazarak cümleyi tamamlayın: After college, Nina began to work ____ an interpreter.

Cevabı göster

as

Kültür

Le Cordon Bleu, Fransız mutfağı okulu

Le Cordon Bleu, Fransız mutfağıyla ilişkili bir aşçılık eğitimi kurumunun adıdır. Burada bir yemek adı değil, konuşan kişinin çalıştığı kurumun adıdır. the French cuisine school ifadesi virgülden sonra gelir ve Le Cordon Bleu’nün ne olduğunu açıklar. Bir adı başka bir ad öbeğiyle açıklayan bu yapıya açıklayıcı eşleme denir; bu yapı bilinmeyen özel adları anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

the French cuisine school ifadesinin cümledeki görevi nedir?

  1. Le Cordon Bleu’nün ne olduğunu açıklar.
  2. Bir Fransız yemeğinin adını verir.
  3. Sözlü çevirmenin Fransız olduğunu söyler.
Cevabı göster

Le Cordon Bleu’nün ne olduğunu açıklar.

And I realized that there was no,

2:31

Ve fark ettim ki,

I mean,

2:34

yani,

no such an specialization in Spain at least, Dilbilgisi

2:35

en azından İspanya'da böyle bir uzmanlık yoktu,

in like in gastronomy or cooking translation. Kelime

2:38

gastronomi veya aşçılık çevirisi gibi mesela.

Dilbilgisi

no such specialization: such sonrasında artikel kullanılmaz

no such + isim kalıbı, o tür bir kişinin ya da şeyin var olmadığını anlatır. Buradaki no such specialization, en azından konuşana göre İspanya'da bu tür bir mesleki uzmanlık alanının bulunmadığı anlamına gelir. Özgün cümledeki no such an specialization, kendiliğinden gelişen konuşmada anlaşılabilir; ancak an artikeli bu kalıba ait değildir. Standart biçim no such specialization şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “o tür bir kural yok” anlamına gelen standart iki kelimelik kalıpla tamamlayın: There is ____ rule in our school.

Cevabı göster

no such

Kelime

uzmanlık alanı olarak gastronomy or cooking translation

Bu cümlede gastronomy or cooking translation, yiyecek bilgisi, mutfak kültürü, pişirme yöntemleri, malzemeler, menüler veya tariflerle ilgili metinlerin çevrildiği uzmanlık alanını adlandırır. Yalnızca günlük hayatta kullanılan birkaç yemek sözcüğünü çevirmek anlamına gelmez. Gastronomy, cooking sözcüğünden daha geniş kapsamlı ve daha resmîdir. Yiyecek ve yemekle ilgili bilgi, kültür ve deneyimi kapsayabilir; cooking ise daha çok yiyecek hazırlamaya odaklanır. Tekrarlanan in like in, kendiliğinden konuşurken yaşanan bir tereddüt ve yeniden başlangıçtır; alanın adının parçası değildir.

Alıştırma

Bu bağlamda gastronomy or cooking translation ne anlama gelir?

  1. Yalnızca cooking sözcüğünün çevirisi.
  2. Yazılı metin kullanmadan yemek yapmayı öğrenmek.
  3. Yiyecek bilgisi, mutfak kültürü ve yemekle ilgili metinlerin profesyonel çevirisi.
Cevabı göster

Yiyecek bilgisi, mutfak kültürü ve yemekle ilgili metinlerin profesyonel çevirisi.

Recipe translation is closely connected to gastronomy, Kalıp ifadeler

2:42

Tarif çevirisi gastronomi ile yakından bağlantılıdır,

the art and knowledge involved in preparing and eating good food. Kelime

2:46

iyi yemek hazırlama ve yeme sanatı ve bilgisidir.

Kalıp ifadeler

be closely connected to: yakın bir ilişkiyi göstermek

Be closely connected to, “bir şeyle yakın ilişkisi olmak” anlamına gelir. Bu cümlede tarif çevirisi ile gastronomi arasında küçük veya tesadüfi değil, önemli bir bağ bulunduğunu anlatır. Yapı be + closely connected to + isim veya isim öbeğidir. Closely, connected sözcüğünü güçlendirir; to ise özneyle ilişkili olan şeyi tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi be closely connected to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Language learning ____ regular practice.

Cevabı göster

is closely connected to

Kelime

the art and knowledge involved in ...: gastronomy kavramını tanımlamak

the art and knowledge involved in preparing and eating good food sözleri, hemen öncesindeki gastronomy sözcüğünü açıklar. Virgül, daha az bilinen bir terimin tanımını doğrudan arkasına yerleştirir. Burada involved in, “bu etkinliklerle ilişkili” anlamına gelir. in edatından sonra prepare ve eat, preparing ve eating biçimini alır. İfadenin tamamı, gastronomy kavramının yalnızca bir yemek pişirme eylemini değil, iyi yemekle ilgili beceri ve bilgiyi de kapsadığını gösterir.

Alıştırma

Cümledeki tanıma göre gastronomy kavramına en uygun açıklama hangisidir?

  1. Mideyi inceleyen bir tıp alanı
  2. İyi yemek hazırlama ve yeme sürecinde yer alan sanat ve bilgi
  3. Yalnızca günlük olarak bir öğün pişirme eylemi
Cevabı göster

İyi yemek hazırlama ve yeme sürecinde yer alan sanat ve bilgi

This is contained in a country's traditional recipes, Dilbilgisi

2:50

Bu bir ülkenin geleneksel tariflerinde yer alır,

written in its own language,

2:53

kendi dilinde yazılmıştır,

not English.

2:54

İngilizce değil.

Dilbilgisi

This is contained in ...: bir metinde yer alan soyut içerik

Buradaki This, iyi yemek hazırlama ve yemenin sanatı ile bilgisini, yani gastronomy kavramını ifade eder. is contained in ifadesi edilgen yapı kullanarak bu bilginin bir ülkenin geleneksel tariflerinde bulunduğunu veya korunduğunu anlatır. Soyut açıklamalarda be contained in, bilgi, birikim veya özelliklerin bir metinde ya da gelenekte yer aldığını gösterebilir; fiziksel bir kap gerekmez. written in its own language, not English bölümü recipes sözcüğünü açıklar ve tariflerin hangi dilde yazıldığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi be contained in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The answer ____ the report.

Cevabı göster

is contained in

Hence, Anlatım akışı

2:55

Bu nedenle,

Rosa's decision to specialize in recipe translation.

2:55

Rosa'nın tarif çevirisinde uzmanlaşma kararı.

Anlatım akışı

Hence, Rosa's decision to ...: sonucu belirtmek

Hence sonuç bildiren bir bağlayıcıdır: Rosa'nın kararının önceki açıklamadan doğduğunu dinleyiciye gösterir. Bilgiyi önce neden, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler. Altyazıda Hence sözcüğünden sonra tam bir cümlecik yerine Rosa's decision to specialize in recipe translation isim öbeği kullanılır. Bu kısaltılmış yapı kısa ve resmî anlatımlarda yaygındır ve Therefore, Rosa decided to specialize in recipe translation. biçiminde genişletilebilir.

Alıştırma

The bridge was unsafe. Hangi devam cümlesi sonucu aynı kısa ve resmî biçimde tanıtır?

  1. Hence, the decision to close it.
  2. For example, the decision to close it.
  3. However, the decision to close it.
Cevabı göster

Hence, the decision to close it.

If you specialize in a subject, Notlar

2:59

Eğer bir konuda uzmanlaşırsanız (specialize in),

you focus on studying and learning all about it. Kalıp ifadeler

3:01

onun hakkında her şeyi çalışmaya ve öğrenmeye odaklanırsınız.

Dilbilgisi

Genel bir tanım veren If you..., you...

Burada If you..., you... genel bir tanım verir. Bir kişi if yan cümlesindeki koşulu karşıladığında ana cümle bu koşulun ne anlama geldiğini açıklar. Gelecekte gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirsiz tek bir olay hakkında tahmin yapılmaz. Bu kalıp eğitimde ve açıklamalarda yaygındır: açıklanacak kelime veya eylem if yan cümlesine konur, ana cümlede de tanımı ya da olağan sonucu verilir.

Alıştırma

Bu cümlede If you..., you... kalıbının işlevi nedir?

  1. Yarın gerçekleşecek belirsiz bir olayı tahmin eder.
  2. Birine o konuyu çalışmayı bırakmasını söyler.
  3. specialize in ifadesinin genel bir tanımını verir.
Cevabı göster

specialize in ifadesinin genel bir tanımını verir.

Kalıp ifadeler

specialize in: bir uzmanlık alanı

Specialize in, bir konuyu, beceriyi veya iş türünü kişinin temel çalışma ya da uzmanlık alanı hâline getirmesi demektir. in sözcüğünden sonraki isim grubu bu alanın ne olduğunu belirtir. Edat sabittir: specialize in biology veya specialize in repairs denir; specialize on denmez. Britanya İngilizcesinde fiil sıkça specialise şeklinde de yazılır, ancak yine in ile kullanılır.

Alıştırma

Eksik edatı yazarak kalıbı tamamla: This doctor specializes ____ children's eye care.

Cevabı göster

in

Kalıp ifadeler

focus on studying and learning: focus on + -ing yapısı

Focus on, dikkatin veya çabanın büyük bölümünü tek bir şeye yöneltmek demektir. Burada on bir edat olduğu için studying ve learning, -ing biçimindedir; yan cümle, bir alanda uzmanlaşmanın neleri içerdiğini açıklar. All about it, konunun tamamını veya konunun birçok önemli yönünü ifade eder. Yalnızca biraz bilgi edinmek yerine derinlemesine ve kapsamlı biçimde öğrenme anlamı katar.

Alıştırma

learn sözcüğünü focus on + -ing yapısında kullanarak cümleyi tamamlayın: Our class will focus ____ how plants grow.

Cevabı göster

on learning

When Rosa is asked how she became a recipe translator,

3:04

Rosa'ya nasıl tarif çevirmeni olduğu sorulduğunda,

she begins by saying,

3:08

şöyle diyerek başlıyor,

"To cut a long story short." Deyimler

3:09

"Uzun lafın kısası (To cut a long story short)."

This phrase can be used when you're explaining what happened in a few words, Dilbilgisi

3:12

Bu ifade, ne olduğunu birkaç kelimeyle açıklarken kullanılabilir,

without giving all the details.

3:16

tüm detayları vermeden.

Deyimler

To cut a long story short: ayrıntıları atlamak

To cut a long story short, “yalnızca ana noktayı veya sonucu söylemek” anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Hikâyenin tamamı daha uzun sürecekse genellikle kısa bir sonucun veya özetin önünde kullanılır. Cut burada bir hikâyeyi fiziksel olarak kesmek anlamına gelmez. Ayrıntıları atlayarak anlatımı kısaltmak anlamına gelir.

Alıştırma

Ayrıntıları atlayıp sonucu tanıtan deyimi tamamlayın: To ____, we found the missing book under the bed.

Cevabı göster

cut a long story short

Dilbilgisi

Kullanımı açıklamak için can be used when ... without + -ing

Can be used when + yan cümle, bir ifadenin hangi durumda yararlı olduğunu belirtir. Edilgen can be used biçimi, ifadeyi kullanan kişiden çok ifadenin kendisine ve işlevine odaklanır. Without giving all the details bir sınır ekler: açıklama kısadır ve ayrıntıları dışarıda bırakır. Without bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: without give değil, without giving.

Alıştırma

Bir ifadeyi açıklamak için can be used when ... without + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. This expression can be used when you need to refuse without to sound rude.
  2. This expression can be used when you need to refuse without sounding rude.
  3. This expression can be used when you need to refuse without sound rude.
Cevabı göster

This expression can be used when you need to refuse without sounding rude.

Like most recipe translators,

3:18

Çoğu tarif çevirmeni gibi,

Rosa's goal is to produce a cookbook in English containing the best recipes from her own country, Dilbilgisi

3:21

Rosa'nın hedefi, kendi ülkesi olan İspanya'nın

Spain.

3:27

en iyi tariflerini içeren İngilizce bir yemek kitabı çıkarmaktır.

Dilbilgisi

goal is to + fiil ... containing ...: hedef ve ürünün içeriği

Someone's goal is to + fiilin yalın hâli, kişinin neyi başarmayı planladığını belirtir. Burada Rosa's goal is to produce..., Rosa'nın yapmak istediği şeyi tanıtır. Containing the best recipes... ifadesi a cookbook sözünü açıklar ve kitabın içinde ne olacağını belirtir. Bu, -ing biçimli bir ortaç yan cümlesidir. Rosa'yı değil kitabı açıklar ve a cookbook that contains... biçiminde genişletilebilir.

Alıştırma

Hedefin bir kılavuz oluşturmak olduğunu ve kılavuzun kolay alıştırmalar içerdiğini açıkça söyleyen cümle hangisidir?

  1. Our goal is containing easy exercises to create a guide.
  2. Our goal is to create a guide containing easy exercises.
  3. Our goal containing easy exercises is to create a guide.
Cevabı göster

Our goal is to create a guide containing easy exercises.

But doing this is not so easy, Anlatım akışı

3:28

Ancak bunu yapmak o kadar kolay değildir,

as she explained to BBC World Service program The Food Chain.

3:30

BBC Dünya Servisi programı The Food Chain'e açıkladığı gibi.

Anlatım akışı

But doing this is not so easy: hedeften uygulama zorluğuna geçmek

Cümlenin başındaki But, önceki hedeften onu gerçekleştirme sorununa geçiş yapar. doing this adlı -ing grubu özne görevindedir; this daha önce konuşulan eylemin tamamına, yani ülkenin en iyi tariflerinden İngilizce bir yemek kitabı hazırlamaya gönderme yapar. Bir planı veya hedefi belirttikten sonra bu kalıbı kullanabilirsiniz. Önce planı konu olarak korur, ardından uygulamadaki zorluğu açıklamaya geçer.

Alıştırma

But doing this is not so easy bu bölümde hangi işlevi görüyor?

  1. Önceki hedefle bağlantısı olmayan farklı bir hedef sunar.
  2. Önceki hedeften bu hedefi gerçekleştirmenin zorluğuna geçer.
  3. Önceki hedefe zaten ulaşıldığını söyler.
Cevabı göster

Önceki hedeften bu hedefi gerçekleştirmenin zorluğuna geçer.

If my readers can't replicate those recipes, Notlar

3:33

Eğer okuyucularım bu tarifleri kopyalayamazsa (replicate),

they won't buy the book.

3:38

kitabı satın almayacaklardır.

Dilbilgisi

If my readers can't..., they won't...: gerçek koşul ve beklenen sonuç

Bu, gerçek bir koşul-sonuç kalıbıdır: If + present form olası bir koşulu, will/won't + fiilin yalın hâli ise beklenen gelecek sonucunu belirtir. Burada okurların tarifleri aynı şekilde uygulayamaması koşul, kitabı satın almamaları ise tahmin edilen sonuçtur. Bu kullanımda won't buy öncelikle inatçı bir şekilde satın almayı reddetmek anlamına gelmez. Bu koşul altında kitabın satın alınmasının beklenen sonuç olmadığını anlatır.

Alıştırma

Gerçek koşul-sonuç cümlesini can't find ve won't finish ile tamamlayın: If users ____ the button, they ____ the form.

Cevabı göster

can't find · won't finish

Kelime

replicate those: aynı sonucu yeniden elde etmek

Bu tarif bağlamında replicate, talimatları izleyip aynı ya da çok benzer bir sonuç elde etmek demektir. Those, daha önce sözü edilen recipes ifadesine gönderme yapar. Yalnızca make demekten daha güçlüdür: önemli olan, başka birinin aynı yöntemi kullanarak eşleşen bir sonuç elde edebilmesidir. Bir deneyin, tasarımın veya sonucun yeniden elde edilmesinden söz edilirken de replicate aynı anlamda kullanılır.

Alıştırma

Okurların tarifleri kullandığı bu cümlede replicate those recipes ne anlama gelir?

  1. Tarifleri izleyip aynı ya da çok benzer bir sonuç elde etmek.
  2. Yemekleri istedikleri herhangi bir şekilde pişirmek.
  3. Tarifleri bir kez daha sesli okumak.
Cevabı göster

Tarifleri izleyip aynı ya da çok benzer bir sonuç elde etmek.

So,

3:39

Yani,

what I mean is Ton ve niyet

3:40

demek istediğim şu ki

I don't only have to find, Dilbilgisi

3:41

sadece bulmak zorunda değilim,

Ton ve niyet

what I mean is: bir düşünceyi açıklığa kavuşturmak

What I mean is, “İfade etmeye çalıştığım düşünce şu” anlamına gelen sözlü bir yönlendirme ifadesidir. Konuşan kişi bunu az önce söylediği noktayı açıklamak, düzeltmek veya yeniden düzenlemek için kullanır; ilgisiz yeni bir konu başlatmak için değil. Açıklanan içerik is sözcüğünden sonra gelir. What I mean is we need more time örneğinde olduğu gibi doğrudan gelebilir veya that ile başlayabilir: What I mean is that we need more time.

Alıştırma

Hangi cümle önceki bir düşünceyi açıklığa kavuşturmak için what I mean is ifadesini kullanır?

  1. What I mean is we need more time, not more people.
  2. I mean to call the office when I have more time.
  3. By the way, we need more time, not more people.
Cevabı göster

What I mean is we need more time, not more people.

for instance, Ton ve niyet

3:43

örneğin,

the translation of the name of an ingredient.

3:43

bir malzemenin adının çevirisini.

Dilbilgisi

I don't only have to find: birden fazla zorunlu görev

I don't only have to find ifadesinde bir şeyi bulmak hâlâ gereklidir. Olumsuzluk have to anlamını kaldırmaz; only ile belirtilen, bunun tek görev olduğu düşüncesini sınırlar. Bu ifade, başka işlerin de geleceğine işaret eder: konuşanın onu bulması ve daha fazlasını yapması gerekir. Gerekli olan işi aşırı basit gösteren bir açıklamayı düzeltmek için kullanılabilir.

Alıştırma

I don't only have to find ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Bulmak gereklidir, fakat gerekli olan tek görev değildir.
  2. Bulmak gerekli değildir.
  3. Bulmak gerekli olan tek görevdir.
Cevabı göster

Bulmak gereklidir, fakat gerekli olan tek görev değildir.

Ton ve niyet

for instance: belirli bir örnek sunmak

For instance, örneğin anlamına gelir. Ardından gelen ayrıntının daha büyük bir grubun yalnızca bir örneği olduğunu, bütün liste olmadığını belirtir. Burada daha geniş açıklamanın içine somut bir görev, yani bir malzemenin adının çevirisini bulma işi eklenir. Cümlenin başında veya cümle içinde ara ifade olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede for instance ne işe yarar?

  1. Nihai sonucu verir.
  2. Belirli bir örnek sunar.
  3. Önceki bir ifadeyi düzeltir.
Cevabı göster

Belirli bir örnek sunar.

I mean,

3:47

Demek istediğim,

if it's an ingredient that we don't use or we don't have in Spain,

3:47

eğer İspanya'da kullanmadığımız veya sahip olmadığımız bir malzemeyse,

I always try to offer an alternative, Kalıp ifadeler

3:52

her zaman bir alternatif sunmaya çalışıyorum,

so they can mimic the flavor or the results. Notlar

3:55

böylece lezzeti veya sonuçları taklit edebilirler (mimic).

Kalıp ifadeler

offer an alternative: bir alternatif sunmak

To offer an alternative, ilk seçenek mevcut olmadığında veya uygun olmadığında başka bir uygulanabilir seçenek sunmak demektir. Buradaki alternative, yerine kullanılabilecek bir malzemedir. Bir alternatifin aslıyla tamamen aynı olması gerekmez. Yalnızca benzer bir tada veya sonuca ulaşmaya yardımcı olması yeterlidir.

Alıştırma

İlk seçenek mevcut olmadığında başka bir uygulanabilir seçeneğin sunulduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The hotel offered an alternative when our room was unavailable.
  2. The hotel offered to alternative when our room was unavailable.
  3. The hotel offered alternative us when our room was unavailable.
Cevabı göster

The hotel offered an alternative when our room was unavailable.

Dilbilgisi

so they can ...: amaç belirtmek

Bu cümlede so they can ..., bir ikame sunmanın amacını belirtir: okuyucuların benzer bir tadı veya sonucu elde etmesini mümkün kılar. Buradaki they, malzemeleri değil okuyucuları ifade eder. Yeniden kullanılabilen kalıp eylem + so + kişi + can + fiil şeklindedir. Eylemin, kişinin bir şey yapmasına yardımcı olmak veya bunu mümkün kılmak amacıyla yapıldığını belirtir; daha açık biçim olarak so that kullanılabilir.

Alıştırma

İlk eylemin konuklara yardım etmeyi amaçladığını göstermek için cümleyi tek kelimeyle tamamlayın: I left the porch light on ____ the guests can find the door.

Cevabı göster

so

Kelime

mimic the flavor or the results: tadı veya sonucu taklit etmek

Bu yemek bağlamında mimic the flavor or the results, bir ikame malzemenin benzer bir tat veya benzer bir son etki oluşturmasını sağlamak demektir. İkame malzemenin tamamen aynı olması gerekmez; önemli özelliği yeniden üretmesi yeterlidir. Mimic genellikle ses, hareket, görünüş, etki veya tat gibi bir özellikle kullanılır. Burada anlamı nötr ve işlevseldir; bir kişiyi komik biçimde taklit etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede mimic, bir ürünün tamamını yeniden oluşturmak yerine belirli bir özelliği yeniden üretmek anlamında kullanılmıştır?

  1. This chef replicates the entire dish exactly.
  2. This plant-based sauce mimics the smoky flavor of the original.
  3. This diner describes the smoky flavor of the sauce.
Cevabı göster

This plant-based sauce mimics the smoky flavor of the original.

Rosa's cookbook allows readers to replicate her dishes, Dilbilgisi

4:01

Rosa'nın yemek kitabı, okuyucularının onun yemeklerini kopyalamasına (replicate) olanak tanır,

to make them again in exactly the same way. Kalıp ifadeler

4:05

onları tamamen aynı şekilde tekrar yapmalarına.

Dilbilgisi

allows readers to replicate: allow + nesne + to'lu mastar

Allows readers to replicate her dishes, allow + nesne + to'lu mastar yapısını kullanır. Readers, allows fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda replicate eylemini yapan kişileri belirtir: yemek kitabı, okuyucuların yemekleri yeniden oluşturmasını mümkün kılar. Özne bir araç, kitap veya yöntem olduğunda allow çoğu zaman izin vermek yerine mümkün kılmak anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilecek yapı X allows someone to do something biçimindedir.

Alıştırma

allow + nesne + to'lu mastar yapısını tamamlayın: The guide allows visitors ____ explore the museum on their own.

Cevabı göster

to

Kalıp ifadeler

in exactly the same way: tamamen aynı yöntemle

To make them again in exactly the same way, replicate her dishes ifadesini daha basit sözlerle yeniden açıklar. Them, dishes sözcüğünü gösterir; to make... ise replicate fiilinin burada yemekleri özgün yöntemle aynı biçimde yeniden yapmak anlamına geldiğini açıklar. In exactly the same way, “tamamen aynı yöntemi kullanarak” demektir. Exactly, same sözcüğünü güçlendirir. Normal kalıp in the same way şeklindedir ve same way öncesinde the bulunur.

Alıştırma

“Aynı yöntemi kullanarak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamla: The second chef prepared the sauce ____ as before.

Cevabı göster

in exactly the same way

But this isn't easy when the recipe includes ingredients which are difficult to find. Kalıp ifadeler

4:09

Ancak tarifte bulunması zor olan malzemeler olduğunda bu kolay değildir.

Kalıp ifadeler

are difficult to find: sıfat + to-infinitive yapısı

Are difficult to find, malzemelerin birinin bulması veya edinmesi için kolay olmadığını belirtir. Cümle edilgen biçimde olmasa da ingredients, aranan şeylerdir. Yapı be + sıfat + to-infinitive şeklindedir: ingredients are difficult to find. Difficult sonrasında for + fiil değil, to + fiilin yalın hâli kullanılır.

Alıştırma

Sıfat + to-infinitive yapısını tamamla: This rare book is difficult ____ find in local shops.

Cevabı göster

to

Something like lemongrass, Ton ve niyet

4:14

Limon otu gibi bir şey,

which is used in some Spanish cooking,

4:15

bazı İspanyol yemeklerinde kullanılır,

but can be hard to find in the shops. Kalıp ifadeler

4:17

ancak mağazalarda bulunması zor olabilir.

Ton ve niyet

Örnek vermek için Something like lemongrass

Burada Something like lemongrass, konuşulan malzeme türüne açık bir örnek olarak lemongrass sözcüğünü sunar. Ardından bir örnek geldiğini gösterir; eksiksiz bir liste ya da kesin bir tanım vermez. Konuşan kişi bunun lemongrass olduğunu biliyor. Bu kalıpta something like + isim, ‘örneğin, bunun gibi bir şey’ anlamına gelebilir.

Alıştırma

Something like lemongrass bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. Limon otunu tipik bir örnek olarak sunar.
  2. Eksiksiz bir kategorinin adını verir.
  3. Konuşan kişinin bunun limon otu olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster

Limon otunu tipik bir örnek olarak sunar.

Kalıp ifadeler

Az bulunurluğu anlatan hard to find in the shops

Hard to find in the shops, bir şeyin sıradan mağazalarda bulunmasının veya satın alınmasının zor olduğu anlamına gelir. Bir ürün veya malzeme söz konusu olduğunda find, satın alınabilecek durumda olan bir ürünü bulmayı da içerebilir. be + hard to + fiil kalıbı, bir eylemin zor olduğunu söyler: This tea is hard to find. Arama yeri hard to find online veya hard to find locally örneklerinde olduğu gibi değiştirilebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, mağazalarda bu çayın genellikle satışta bulunmadığını doğal biçimde anlatır?

  1. This tea is easy to find in the shops.
  2. This tea is hard to find in the shops.
  3. I hardly look for this tea in the shops.
Cevabı göster

This tea is hard to find in the shops.

For this reason, Anlatım akışı

4:20

Bu nedenle,

Rosa gives an alternative,

4:21

Rosa bir alternatif verir,

a substitute ingredient, Kelime

4:23

yedek bir malzeme,

Anlatım akışı

For this reason: önceki bir nedeni sonuca bağlamak

For this reason, ardından gelen durumun daha önce belirtilmiş bir nedenden kaynaklandığını gösterir. Buradaki this reason, bazı malzemelerin Birleşik Krallık'taki mağazalarda zor bulunmasına gönderme yapar; sonrasında gelen alternative sözcüğünü göstermez. Bu ifade cümlenin başında kullanıldığında bilgiyi önce neden, sonra sonuç veya çözüm gelecek şekilde düzenler. Rosa önceki sorun nedeniyle ikame bir malzeme sunar.

Alıştırma

Neden-sonuç bağlantısını en iyi hangi bağlayıcı tamamlar? The playground is flooded. _____, the game has been canceled.

  1. For this reason
  2. In contrast
  3. For example
Cevabı göster

For this reason

which mimics or copies the flavor of a certain food.

4:25

belirli bir yiyeceğin lezzetini taklit eden (mimics) veya kopyalayan.

Kelime

a substitute ingredient: ikame olarak kullanılan bir yiyecek malzemesi

A substitute ingredient, asıl malzeme bulunamadığında veya kullanıma uygun olmadığında onun yerine kullanılan bir yiyecek malzemesidir. Burada substitute, ikame anlamındadır; yedek öğretmeni ifade etmez. Bu ifade, an alternative sözünden sonra gelerek alternatifi daha açık biçimde tanımlar: alternatif, başka bir malzemedir. Substitute, ingredient sözcüğünden önce gelip onu niteler; böylece tüm ifade ikame olarak kullanılan yiyecek malzemesini adlandırır.

Alıştırma

Bir tarifte a substitute ingredient ne anlama gelir?

  1. Yalnızca süsleme amacıyla eklenen bir malzeme
  2. Başka bir malzemenin yerine kullanılan bir malzeme
  3. Başka bir öğretmenin yerine ders veren bir öğretmen
Cevabı göster

Başka bir malzemenin yerine kullanılan bir malzeme

To mimic the flavor of lemongrass, Kalıp ifadeler

4:29

Limon otunun lezzetini taklit etmek için,

for example,

4:31

örneğin,

she recommends using lemon juice.

4:32

limon suyu kullanılmasını öneriyor.

Kalıp ifadeler

To mimic the flavor of...: amaç belirtmek

To mimic the flavor of lemongrass, amaç bildiren bir mastar öbeğidir ve “limon otunun aromasını taklit etmek için” anlamına gelir. Neden limon suyu önerildiğini açıklar. Kalıp, To + fiilin yalın hâli ve ardından ana cümle şeklindedir. Buradaki to, mimic fiilinin önündeki mastar işaretidir; bir yere doğru hareketi gösteren edat değildir.

Alıştırma

Amaç kahvenin tadını taklit etmektir. Talimatı tam olarak To mimic the flavor of + isim kalıbıyla tamamlayın: ____, add some roasted chicory.

Cevabı göster

To mimic the flavor of coffee

It's not easy work,

4:35

Bu kolay bir iş değil,

but thanks to recipe translators like Rosa, Kalıp ifadeler

4:37

ama Rosa gibi tarif çevirmenleri sayesinde,

people here in the UK can cook something a little tastier than meat and boiled vegetables. Anlatım akışı

4:39

Birleşik Krallık'taki insanlar et ve haşlanmış sebzelerden biraz daha lezzetli bir şeyler pişirebilirler.

Kalıp ifadeler

thanks to recipe translators like Rosa: olumlu bir sonucun nedenini belirtmek

Thanks to recipe translators like Rosa, bir sonucun nedenini belirten edat öbeğidir. Bu olumlu bağlamda thanks to, “yardımı sayesinde” anlamına gelir ve cümle, Birleşik Krallık’ta daha lezzetli yemekler yapılabilmesini çevirmenlerin katkısına bağlar. Like Rosa, “Rosa gibi” veya “örneğin Rosa” anlamına gelir. Rosa’yı tarif çevirmenlerine örnek olarak gösterir; birinin Rosa’yı sevdiği veya onayladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, olumlu bir sonucu bir nedene bağlamak için thanks to ifadesini isim öbeğinden önce doğru kullanır?

  1. Thanks to you explained the route, we found the park.
  2. Thanks to your clear directions, we found the park.
  3. Thanks your clear directions, we found the park.
Cevabı göster

Thanks to your clear directions, we found the park.

Anlatım akışı

people here in the UK can cook something a little tastier than...: önceki konuya mizahi bir gönderme

Bu kapanış, tarif çevirmenleriyle ilgili anlatımı daha önceki sade Britanya yemekleri şakasına geri bağlar. people here in the UK ve meat and boiled vegetables ifadelerinin yeniden kullanılması önceki konuya gönderme yapar ve yeni bilginin aynı zamanda bir sonuç gibi duyulmasını sağlar. Buradaki a little tastier than dikkatli bir ölçüm değil, farkı şakacı biçimde küçük gösteren bir ifadedir. Küçükmüş gibi sunulan karşılaştırma, çevrilmiş tariflerin kalıplaşmış biçimde sade olduğu düşünülen bir öğünden daha ilgi çekici yemekler yapmayı sağladığını mizahla ima eder.

Alıştırma

Vurgulanan kapanışın bu bölümdeki temel görevi nedir?

  1. İlgisiz bir pişirme yöntemini tanıtmak
  2. Tarif çevirmenleri konusunu sade Britanya yemekleri hakkındaki önceki şakaya bağlamak
  3. İki öğünün lezzetine kesin bir puan vermek
Cevabı göster

Tarif çevirmenleri konusunu sade Britanya yemekleri hakkındaki önceki şakaya bağlamak

Speaking of which, Anlatım akışı

4:46

Konu açılmışken,

it's time to reveal the answer to my question,

4:47

sorumun cevabını açıklamanın zamanı geldi,

Rob.

4:49

Rob.

Anlatım akışı

Speaking of which: bağlantılı bir noktaya geçiş

Speaking of which, az önce söylenen bir şeyin konuşmacıya bağlantılı bir noktayı hatırlattığını belirtir. Yeni söylenen fikir veya duruma geri döner ve bu bağlantıyı sıradaki konuyu tanıtmak için kullanır. Burada which yalnızca en yakın isme değil, önceki yemek konuşmasının tamamına işaret eder. Sunucu bu bağlantıyla yemek şakasından daha önce sorduğu sorunun cevabına akıcı biçimde geçer.

Alıştırma

“The school play is next Friday,” cümlesinden sonra hangi devam cümlesinde Speaking of which doğal kullanılmıştır?

  1. Speaking of which, my socks are in the drawer.
  2. Speaking of which, seven is an odd number.
  3. Speaking of which, have you learned your lines yet?
Cevabı göster

Speaking of which, have you learned your lines yet?

Yes,

4:50

Evet,

you asked which food was voted the worst by a recent UK YouGov survey, Dilbilgisi

4:51

İngiltere'de yakın zamanda yapılan bir YouGov anketinde hangi yiyeceğin en kötü seçildiğini sormuştun,

and I said it was Scotch eggs.

4:56

ve ben de İskoç yumurtası demiştim.

Dilbilgisi

was voted the worst by... ile oylama sonucunu bildirme

was voted the worst ifadesinde was voted edilgen yapıdadır: yiyecek, oy verenlerin seçimine konu olur. Aktarılabilir kalıp be + voted + unvan, sıra veya değerlendirmedir; was voted captain ve was voted the best buna örnektir. the worst, yiyeceğe verilen sırayı bildiren bir sonuç tümlecidir; fiilin parçası değildir. by ile başlayan ifade sonucu oy verenlere veya bildirilen kaynağa bağlar. Burada yakın tarihli bir YouGov araştırmasının sonuçlarını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi vote fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: In the class poll, Leo was ____ the funniest storyteller.

Cevabı göster

voted

That's boiled eggs wrapped in sausage meat and breadcrumbs. Dilbilgisi

4:59

Sosis eti ve ekmek kırıntısına sarılmış haşlanmış yumurtalar.

Dilbilgisi

That's + isim öbeği ... wrapped in... ile açıklama

That's, konuşmada kullanılan That is kısaltmasıdır. Buradaki that daha önce geçen Scotch eggs adına gönderme yapar ve ardından gelen isim öbeği yemeğin ne olduğunu hızlıca açıklar. That's + isim öbeği biçimindeki bu tanım konuşmada yaygındır. Wrapped in sausage meat and breadcrumbs, boiled eggs ifadesini niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Yumurtaların etrafında ne bulunduğunu anlatır ve boiled eggs that are wrapped in... biçiminde açılabilir. Wrapped ikinci bir ana fiil değildir.

Alıştırma

Hangi cümle doğal ve hızlı bir açıklama verirken ismi nitelemek için geçmiş zaman ortacı öbeği kullanır?

  1. That's a snack makes with oats and honey.
  2. That's a snack made with oats and honey.
  3. That's made a snack with oats and honey.
Cevabı göster

That's a snack made with oats and honey.

Uh,

5:02

Uh,

yuck.

5:02

iğrenç.

Well, Ton ve niyet

5:03

Şey,

in fact,

5:04

aslında,

the correct answer was C,

5:04

doğru cevap C idi,

haggis, Kültür

5:06

haggis,

Ton ve niyet

Well, in fact ile nazikçe düzeltme

Burada Well, in fact önceki tahmini nazikçe düzeltir ve gerçek cevabı açıklar. Well düzeltmenin daha az sert duyulmasını sağlar. In fact gerçek durumun az önceki tahminden farklı olduğunu belirtir; yalnızca vurgu yapmak için kullanılmaz.

Alıştırma

Bir bilgi yarışmasında biri cevabın A olduğunu tahmin ediyor. Sunucu, "Well, in fact, the correct answer is C." diyor. Well, in fact burada ne yapıyor?

  1. Sunucunun yarışmayı bitirdiğini gösterir.
  2. Bir düzeltmeyi ve gerçek cevabı nazikçe açıklar.
  3. Sunucunun yalnızca bir örnek verdiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Bir düzeltmeyi ve gerçek cevabı nazikçe açıklar.

which doesn't sound much nicer because the Scottish dish haggis is made using a sheep's stomach. Ton ve niyet

5:07

kulağa pek daha güzel gelmiyor çünkü İskoç yemeği haggis koyun midesi kullanılarak yapılır.

Kültür

haggis: koyun midesi kullanılarak yapılan bir İskoç yemeği

Haggis geleneksel bir İskoç yemeğidir. Bu cümlede dish tabak değil, hazırlanmış bir yemek türü anlamına gelir. Koyun midesinin kullanıldığına dair ek bilgi, konuşmacının haggis için neden "doesn't sound much nicer" dediğini açıklar: malzemenin tarifi olumsuz bir tepkiye yol açar. Bu, konuşmacının mizahi tepkisidir; haggis sözcüğünün anlamının bir parçası değildir.

Alıştırma

Konuşmacı bu cümlede haggis için neden "doesn't sound much nicer" diyor?

  1. Çünkü açıklamada yemeği yapmak için koyun midesi kullanıldığı söyleniyor.
  2. Çünkü C cevabı yanlış telaffuz edilmiştir.
  3. Çünkü haggis bir tabağın adıdır.
Cevabı göster

Çünkü açıklamada yemeği yapmak için koyun midesi kullanıldığı söyleniyor.

Ton ve niyet

which doesn't sound much nicer: kulağa pek daha iyi gelmiyor

Bu cümlede which, haggis hakkında daha önce yapılan açıklamaya gönderme yapar. Konuşmacı bu açıklamaya, onun daha önce sözü edilen yemekten pek daha hoş görünmediğini söyleyerek tepki verir. Buradaki sound, “ses çıkarmak” değil, “duyulan bilgilere göre bir izlenim vermek” anlamındadır. Much, karşılaştırma biçimi olan nicer'ı niteler; not much nicer, belirgin ölçüde daha hoş olmadığı anlamına gelir. Bu, hafif ve biraz mizahi bir olumsuz değerlendirmedir.

Alıştırma

İkinci bir seçenek tarif edildi. “It doesn't sound much nicer” ne anlama gelir?

  1. Kesinlikle çok daha iyi.
  2. Daha alçak bir ses çıkarıyor.
  3. Belirgin ölçüde daha iyi görünmüyor.
Cevabı göster

Belirgin ölçüde daha iyi görünmüyor.

Oh,

5:14

Oh,

yuck.

5:14

iğrenç.

Okay,

5:15

Tamam,

let's quickly move on to recap the vocabulary we've learnt from this program, Anlatım akışı

5:16

bu programdan öğrendiğimiz kelimeleri özetlemek için hızlıca devam edelim,

Anlatım akışı

let's quickly move on to recap: hızlıca özete geçmek

Let's, grubu bir sonraki adımı birlikte atmaya davet eder. Burada move on, akışı gösteren bir işarettir: fiziksel hareketi anlatmak yerine mevcut bölümü kapatır ve dinleyicileri bir sonraki bölüme yönlendirir. To recap, sıradaki eylemin kelimeleri kısaca gözden geçirmek olduğunu belirtir. Quickly tempoyu belirler ve bu gözden geçirmenin kısa süreceğini düşündürür. İfadenin tamamı dinleyicilerin bir dersin, toplantının, sunumun veya programın sırasını takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Geçiş cümlesini hedef ifadeyle tamamlayın: Let's quickly ____ the key points before we finish.

Cevabı göster

move on to recap

starting with ingredient,

5:20

malzeme (ingredient) ile başlayalım,

an item of food that is combined with other food to prepare a particular dish. Dilbilgisi

5:22

belirli bir yemek hazırlamak için diğer yiyeceklerle birleştirilen yiyecek ögesi.

Dilbilgisi

an item of food that...: kategori ve tanımlayıcı ilgi cümleciği

Bu tanım, açıklanan şeyi önce geniş bir kategoriye yerleştirir: an item of food. that is combined with other food biçimindeki tanımlayıcı ilgi cümleciği, temel bir özelliği belirterek bu kategoriyi daraltır. Buradaki that, an item of food ifadesine gönderme yapar. to prepare a particular dish mastar öbeği amacı ekler. Önce kategoriyi, ardından tanımlayıcı özelliği veya amacı verme kalıbı, bir terimin anlamını açıklamanın yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Hangi cümle kategori artı tanımlayıcı ilgi cümleciği kalıbını kullanır?

  1. A thermometer is a tool that measures temperature.
  2. A thermometer is used to measure temperature.
  3. A thermometer measures temperature.
Cevabı göster

A thermometer is a tool that measures temperature.

Gastronomy is the art and knowledge involved in preparing and eating good food. Kelime

5:27

Gastronomi (gastronomy) iyi yemek hazırlama ve yemeyle ilgili sanat ve bilgidir.

Kelime

Gastronomy: iyi yemeğin sanatı ve bilgisi

Gastronomy, iyi yemek hazırlama ve iyi yemeğin tadını çıkarma ile ilgili sanat ve bilgiyi ifade eder. Yalnızca yemek pişirme eyleminden daha geniştir; yemeği anlama ve takdir etmeyi de içerir. involved in preparing and eating good food, the art and knowledge ifadesini niteler ve bu sanat ile bilginin neyle ilgili olduğunu açıklar. Tanım resmîdir; bu nedenle gastronomy tek bir yemek pişirme işini değil, geniş bir alanı adlandırır.

Alıştırma

Örnekte gastronomy ne anlama geliyor?

  1. Bir öğünde sunulan tek bir yemek
  2. İyi yemek hazırlama ve tadını çıkarma sanatı ile bilgisi
  3. Tek bir öğünü hazırlamaya yönelik gündelik eylem
Cevabı göster

İyi yemek hazırlama ve tadını çıkarma sanatı ile bilgisi

If you specialize in something, Dilbilgisi

5:33

Eğer bir konuda uzmanlaşırsanız (specialize in),

you have spent time studying and learning all about it,

5:34

onun hakkında her şeyi çalışarak ve öğrenerek zaman harcamışsınızdır,

becoming an expert in that subject.

5:38

o konunun uzmanı olarak.

Dilbilgisi

If you specialize in something ... becoming an expert: çalışarak uzman olmak

Bir tanım "If you specialize in something" ile başladığında, if yan cümlesi açıklanan durumu belirtir. Ana cümle ise bu durumdaki kişi için neyin geçerli olduğunu söyler: kişi, çalışma ve öğrenme yoluyla bilgi biriktirmiştir. "Have spent" present perfect yapıdadır; bu nedenle geçmişte harcanan zaman ve çaba kişinin şimdiki bilgisi açısından önemlidir. "Becoming an expert in that subject", sonucu bildiren bir -ing tamamlayıcısıdır: öğrenmenin sonucunu ekler, ikinci bir ana cümle oluşturmaz.

Alıştırma

specialize kalıbını tamamlayın: After years of study, Maya specializes ____ marine biology.

Cevabı göster

in

The phrase "to cut a long story short"

5:40

"Uzun lafın kısası (to cut a long story short)" ifadesi

is used in British English when you want to explain what happened in a few words, Ton ve niyet

5:43

İngiliz İngilizcesinde ne olduğunu birkaç kelimeyle açıklamak istediğinizde kullanılır,

without giving all the details.

5:48

tüm detayları vermeden.

Ton ve niyet

is used in British English when you want to...: bölge ve kullanım amacı

"Is used in British English" edilgen yapısı, ifadenin özellikle hangi İngilizce türünde yaygın olduğunu belirtir. Ardından gelen when yan cümlesi kullanım amacını açıklar: konuşan kişi ne olduğunu kısa biçimde anlatmak ve ayrıntıları atlamak ister. "To cut a long story short", ana sonuçtan veya önemli noktadan önce kullanılan bir işaret ifadesidir. Britanya İngilizcesi etiketi, başka yerlerdeki konuşurların ifadeyi anlayamayacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: "To cut a long story short" ifadesinin Britanya İngilizcesinde kullanılması, diğer İngilizce türlerinin konuşurlarının bu ifadeyi anlayamayacağı anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

To replicate something means to make or do it again in exactly the same way. Kelime

5:50

Bir şeyi kopyalamak (replicate), onu tamamen aynı şekilde tekrar yapmak veya yerine getirmek demektir.

Kelime

replicate: bir şeyi tamamen aynı biçimde yeniden yapmak veya üretmek

Burada replicate, bir şeyi aslıyla eşleşecek biçimde yeniden yapmak veya üretmek demektir. exactly the same way ifadesi temel fikri verir: adımlar, koşullar, tasarım veya sonuç aslına olabildiğince yakın olmalıdır. Bu anlam, bir şeyi yalnızca bir kez daha yapmaktan daha güçlüdür. replicate sözcüğünü gördüğünüzde sadece yeni bir tekrar değil, daha önce yapılmış veya üretilmiş bir şeyi yeniden oluşturma girişimi arayın.

Alıştırma

Hangi davranış replicate sözcüğünün anlamını en iyi gösterir?

  1. Yeni ölçülerle farklı bir tasarım denemek.
  2. Tasarımı yapmadan yalnızca ona bakmak.
  3. Aynı ölçüleri kullanarak aynı tasarımı kopyalamak.
Cevabı göster

Aynı ölçüleri kullanarak aynı tasarımı kopyalamak.

And finally,

5:55

Ve son olarak,

to mimic something means to copy the way in which it is done, Kelime

5:55

bir şeyi taklit etmek (mimic), onun yapılma şeklini kopyalamak demektir,

sometimes in a funny way.

5:59

bazen komik bir şekilde.

Kelime

mimic: bir şeyin yapılma biçimini taklit etmek

Burada mimic, bir şeyin sesini, hareketini, görünüşünü veya çalışma biçimini taklit etmek demektir. Odak noktası tam bir kopya ya da aynı sonucun üretilmesi değil, onun nasıl göründüğü veya davrandığıdır. Daha sonraki sometimes in a funny way ifadesi olası bir amacı veya etkiyi açıklar. Taklit komik, ciddi veya tarafsız olabilir; komiklik temel anlamın bir parçası değildir.

Alıştırma

Hangi durum en iyi mimic sözcüğüyle anlatılır?

  1. Bir çocuk bazı kitapları rafa koyar.
  2. Bir papağan çalan telefonun sesini kopyalar.
  3. Bir bilim insanı bir deneyi aynı koşullarda yeniden yapar.
Cevabı göster

Bir papağan çalan telefonun sesini kopyalar.

Well,

6:01

Pekala,

once again,

6:02

bir kez daha,

our 6 minutes are up. Anlatım akışı

6:02

6 dakikamız doldu.

Anlatım akışı

our 6 minutes are up: belirlenen sürenin bittiğini söylemek

our 6 minutes are up ifadesinde up, belirlenen altı dakikalık sürenin bittiğini anlatır; “yukarı” anlamına gelmez. be up kalıbı, belirli bir sürenin dolduğunu duyurmak için kullanılabilir. Sunucu burada bu sözleri bir kapanış işareti olarak kullanır. Dinleyicilere programın ana içerikten kapanış bölümüne geçtiğini bildirir.

Alıştırma

Hangi cümle konuşmacıya verilen iki dakikanın bittiğini söyler?

  1. You have two minutes left, so please continue.
  2. Your talk starts in two minutes, so please get ready.
  3. Your two minutes are up, so please finish your sentence.
Cevabı göster

Your two minutes are up, so please finish your sentence.

Bye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kal.

Bye-bye.

6:05

Hoşça kal.

6 Minute English from BBC Learning English.

6:07

BBC Learning English'ten 6 Minute English.