Bekar Kalmak İçin Nedenler: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
532 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Bu sav bekar kalma damgasını sorguluyor, romantik idealleri ilişkinin bedelleriyle karşılaştırıyor ve ilişkiye girerken ya da çıkarken acele etmemeyi öneriyor. İngilizce noktaları: 1. "sets us up for" — Deyimsel fiiller: Önceki bir inancın çoğunlukla olumsuz bir sonuca nasıl yol açtığını anlayın; bu, etkinlik düzenlemek değildir. 2. "inflicting yourself on others." — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Zor yanlarını başkalarına yüklemeyi anlatan öz eleştirel mecazı tanıyın; fiziksel zararla karıştırmayın. 3. "All this isn't to say that" — Söylem, anlatı ve retorik: Bir iddiayı sınırlamak, istisnaları kabul etmek ve yalnızlığı savunmaktan sorunlarına geçmek için bu ifadeyi kullanın.

Bu derste

Anyone who lives alone and manifests no longing to be in a relationship Kelime

0:00

Yalnız yaşayan ve bir ilişki içinde olma arzusu göstermeyen herkes,

Kelime

manifests no longing to be in a relationship ifadesinin anlamı ve yapısı

Burada manifests “gösterir veya dışa vurur”, longing ise güçlü ve süregelen bir özlem anlamına gelir. İfadenin tamamı, kişinin romantik bir partneri güçlü biçimde istediğine dair hiçbir belirti göstermediğini anlatır. Yapı manifest + isim öbeğidir; longing isminin içeriği to’lu mastarla tamamlanır: no longing to be in a relationship. Bu, birinin davranışlarından gözlemlenebilen bir tutumu anlatmanın resmî bir yoludur.

Alıştırma

Örnekte manifests no longing to be in a relationship ne anlama gelir?

  1. başka insanlarla her türlü teması açıkça reddetmesi
  2. romantik bir partner istemeye yönelik güçlü bir arzu göstermemesi
  3. gizlice bir ilişkiye başlamayı planlaması
  4. bir ilişki yüzünden tıbbi belirtiler geliştirmesi
Cevabı göster

romantik bir partner istemeye yönelik güçlü bir arzu göstermemesi

is in our times almost automatically

0:05

çağımızda neredeyse otomatik olarak,

more or less secretly viewed as both pitiable and deeply troubled. Kalıp ifadeler

0:07

az çok gizlice, hem acınası hem de psikolojik sorunları olan biri olarak görülür.

Kalıp ifadeler

“viewed as”: bir değerlendirme atfetmek

Bu cümlede viewed as, “olarak görülmek veya değerlendirilmek” anlamındadır. Burada özne gerçekten izlenmiyor; diğer insanlar özneye pitiable ve deeply troubled değerlendirmelerini yüklüyor. Yapı be viewed as + isim, sıfat veya açıklamadır. Daha önceki is edilgen yapıyı oluşturur: is ... viewed as.

Alıştırma

Cümleyi, viewed içeren ve “olarak görülmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The proposal is ____ a practical solution.

Cevabı göster

viewed as

Kalıp ifadeler

Yumuşatıcı bir ifade olarak more or less

More or less, iddiayı yumuşatan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada “genel olarak”, “aşağı yukarı” veya “bir ölçüde” anlamına gelir. İki miktarı karşılaştırmak yerine, insanların belirli bir şekilde gizlice görüldüğü iddiasını niteler. Konuşmacı more or less ekleyerek istisnalara yer bırakır ve yargının tamamen kesin duyulmasını önler. Aynı ifade bir sıfatı, fiil öbeğini veya daha geniş bir değerlendirmeyi de yumuşatabilir.

Alıştırma

Cümleyi örnekteki “genel olarak, ancak tamamen değil” anlamına gelen üç sözcüklü yumuşatıcı ifadeyle tamamlayın: The report is ____ finished.

Cevabı göster

more or less

It's simply not thought possible to be at once alone and normal. Kelime

0:11

Aynı anda hem yalnız hem de normal olmak basitçe mümkün görülmez.

Kelime

“at once” ifadesinin “aynı anda” anlamı

Burada at once, “aynı anda” anlamındadır. Alone ve normal adlı iki durumun birlikte var olmasının beklendiğini anlatır. at once A and B biçimindeki eşgüdümlü yapı, iki durumun veya niteliğin aynı anda geçerli olduğunu gösterir. Birine hemen harekete geçmesini söylemez.

Alıştırma

“The new design is at once simple and flexible.” cümlesinde at once ne anlama gelir?

  1. Tasarım hemen değişti.
  2. İki nitelik de aynı anda geçerlidir.
  3. Tasarım yalnızca bir kez kullanıldı.
Cevabı göster

İki nitelik de aynı anda geçerlidir.

This sets us up for collective catastrophe Öbek fiiller

0:16

Bu da bizi kolektif bir felakete sürükler,

Öbek fiiller

sets us up for: sonraki bir sonuca zemin hazırlamak

Bu cümlede sets us up for, “bir şeyle karşılaşma olasılığımızı artıran koşulları yaratır” anlamına gelir. Mevcut bir toplumsal inançtan daha sonra ortaya çıkabilecek toplu felaket tehlikesine geçiş yapar. Yapı set + kişi veya grup + up for + sonuç şeklindedir. Sonucun kesin değil, daha olası olduğunu anlatır; sonuç olumsuz da olumlu da olabilir.

Alıştırma

“Bir sonuca yol açması muhtemel koşulları yaratır” anlamındaki dört sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: Leaving your bicycle unlocked every night ____ trouble.

Cevabı göster

sets you up for

because it means that a huge number of people

0:19

çünkü bu, doğuştan başka biriyle yaşama arzusu olmayan

who have no innate wish to live with anyone else

0:21

ve özünde buna derinden uygun olmayan

and are at heart deeply ill-suited to doing so Notlar

0:24

çok sayıda insanın,

Deyimler

at heart: birinin gerçek ve temel doğası

At heart, “birinin gerçek veya temel doğasında” anlamına gelir. Burada deeply ill-suited ifadesini temel bir özellik gibi gösterir: uygunsuzluk, geçici bir zorluk değil, sözü edilen kişilerin gerçekte nasıl olduklarının bir parçası olarak sunulur. Bu deyim, bir kişinin dışarıdan görünen davranışı veya durumu ile içteki karakteri, inancı ya da kimliği farklı olduğunda sıkça kullanılır. Fiziksel kalbi ifade etmez.

Alıştırma

“Onun gerçek doğasında” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce deyimle cümleyi tamamlayın: Leo acts tough, but he is a gentle person ____.

Cevabı göster

at heart

Kalıp ifadeler

ill-suited to doing so: ill-suited to + -ing kalıbı

Be ill-suited to something, bir kişinin ya da şeyin nitelikleri, becerileri veya koşulları nedeniyle bir işe ya da duruma uygun olmaması demektir. Burada are ill-suited to doing so, daha önce sözü edilen eyleme, yani başka biriyle yaşamaya uygun olmadıklarını anlatır. Bu kalıpta to bir edattır; bu yüzden ardından bir isim veya -ing biçimi gelir: ill-suited to teamwork; ill-suited to living together. Doing so önceki eylemin yerini tutar ve tekrar edilmesini önler.

Alıştırma

Cümleyi ill-suited ve work sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Maya dislikes constant interruptions, so she is ____ in a noisy open office.

Cevabı göster

ill-suited to working

are every year press-ganged and shamed into conjugal life Notlar

0:27

her yıl baskıyla ve utandırılarak evlilik hayatına zorlandığı

Kültür

press-ganged: zorla göreve alınır gibi baskı altında bırakılmış

Press-ganged, press-gang fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Tarihte bir press gang, özellikle denizcileri zorla hizmete alırdı. Bu geçmiş, sözcüğe sıradan bir iknadan çok daha güçlü bir anlam verir. Buradaki kullanım mecazidir: insanlar gerçekten bir çete tarafından yakalanmıyor; toplumsal baskı ve utandırma yoluyla evlilik hayatına itiliyor. Zorla askere alma imgesi, eleştiriyi abartılı ve sert hâle getirir.

Alıştırma

"The volunteers were press-ganged into staying late," cümlesinde press-ganged neyi ima eder?

  1. Resmî olarak orduya katıldılar.
  2. Kibarca davet edildiler ve özgür iradeleriyle kabul ettiler.
  3. Güçlü biçimde zorlandılar ve gerçek bir seçim hakları çok azdı.
Cevabı göster

Güçlü biçimde zorlandılar ve gerçek bir seçim hakları çok azdı.

Kalıp ifadeler

shamed into conjugal life: shame someone into something yapısı

Shame someone into something, birini utandırarak veya başkalarının kınamasından korkmasını sağlayarak bir şey yapmaya ya da bir duruma girmeye zorlamak demektir. Edilgen shamed into conjugal life ifadesinde baskı gören kişi önceki özneden anlaşılırken baskıyı uygulayan kişi veya grup belirtilmez. Yapı shame + kişi + into + isim ya da -ing biçimidir. Into, utancın yol açtığı eylemi veya durumu belirtir; fiziksel hareket yönünü anlatmaz.

Alıştırma

Utancın sonuca yol açacağı şekilde cümleyi tamamlayın: Public ridicule finally shamed the company ____ withdrawing the false claim.

Cevabı göster

into

Kelime

conjugal life: evlilik hayatını anlatan resmî ifade

Conjugal life, eşlerin ilişkisi ve paylaştıkları yaşam açısından ele alınan evlilik hayatı demektir. Bu cümlede conjugal life içine itilmek, yalnızca romantik bir ilişkiye başlamaya değil, evlenmeye ve yerleşik bir çift hayatına yöneltilmek anlamına gelir.

Alıştırma

Resmî bir denemede conjugal life en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. genel olarak flört ve romantik çekim
  2. bir kişinin bütün aile üyeleriyle ilişkileri
  3. evlilik veya yerleşik bir eş ilişkisi içindeki yaşam
Cevabı göster

evlilik veya yerleşik bir eş ilişkisi içindeki yaşam

with disastrous results for all involved.

0:31

ve bunun ilgili herkes için felaketle sonuçlandığı anlamına gelir.

Only once singlehood has completely equal prestige with its alternative Dilbilgisi

0:34

Ancak bekârlık, alternatifiyle tamamen eşit bir saygınlığa sahip olduğunda,

can we ensure that people will be free in their choices

0:39

insanların seçimlerinde özgür olmalarını

Dilbilgisi

Only once ... can we: başa alınan koşuldan sonra kısmi devriklik

Only once + yan cümle, gerekli bir koşulu veya zaman eşiğini başa taşır. Bu cümlede, özgür seçimin ancak bekârlık tamamen eşit itibara kavuştuktan sonra güvence altına alınabileceği söylenir. Kısıtlayıcı ifade cümlenin başına geldiği için ana cümlede kısmi devriklik kullanılır: can, özne we’nin önüne gelir. once yan cümlesi normal dizilişini korur: singlehood has ..., can singlehood have ... değil.

Alıştırma

can ve we sözcüklerini doğru sırayla kullanın: Only once the safety check is finished ____ open the doors.

Cevabı göster

can we

and hence join couples for the right reasons, Kalıp ifadeler

0:42

ve böylece doğru nedenlerle çift olmalarını sağlayabiliriz:

Kalıp ifadeler

for the right reasons: motivasyonu değerlendirmek

for the right reasons ifadesinde for, bir seçimin arkasındaki motivasyonu belirtir; right ise bu motivasyonun o durumda uygun veya değerli olduğu anlamına gelir. Burada insanların sağlıklı ve samimi motivasyonlarla çift olması gerektiği söylenir. Bu ifade, seçimin neden yapıldığını değerlendirir; eylemin doğru şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini veya sonucun başarılı olup olmadığını değil.

Alıştırma

Burada for the right reasons ne anlama gelir?

  1. Kişinin açıklaması dil bilgisi açısından doğrudur.
  2. Seçim mümkün olan en iyi sonucu üretir.
  3. Seçimin arkasındaki motivasyon uygundur.
Cevabı göster

Seçimin arkasındaki motivasyon uygundur.

because they love another person

0:45

sırf yalnız kalmaktan korktukları için değil,

rather than because they're terrified of remaining single. Dilbilgisi

0:47

başka birini sevdikleri için.

Dilbilgisi

because ... rather than because ... ile iki nedeni karşılaştırmak

Rather than because, karşıt iki nedenden ikincisini getirir. Bu cümlede insanların çift olma nedeni, bekâr kalmaktan korkmaları değil, birini sevmeleri olmalıdır. Because sözcüğünün tekrarı yapıyı paralel tutar: because + yan cümle ... rather than because + yan cümle. Bu kalıp tercih edilen veya gerçek nedeni vurgular ve alternatif nedeni dışlar.

Alıştırma

İki nedeni karşılaştıran tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya accepted the job because she believed in the mission, ____ she wanted a higher title.

Cevabı göster

rather than because

Here then are a few of the many good reasons Anlatım akışı

0:51

İşte hayatınızı yalnız geçirmek için

to spend your life alone.

0:54

birçok iyi nedenden birkaçı.

Anlatım akışı

Here then are: bir listeyi resmî biçimde tanıtan geçiş ifadesi

Here then are, birazdan sunulacak bilgiyi işaret eder. Here “şimdi sunulan”, then ise zaman bakımından “daha sonra” değil, “az önce söylenenlerin sonucu olarak” anlamına gelir. İfade, sunumsal devrik yapı kullanır: are fiili, gerçek çoğul özne olan a few of the many good reasons ifadesinden önce gelir. Dinleyiciyi önceki savdan bir listeye geçirir.

Alıştırma

“Here then are three practical steps” cümlesinde then esas olarak neyi belirtir?

  1. Konuşan kişi adımların sayısını düzeltiyordur.
  2. Liste, önceki tartışmadan mantıksal olarak çıkar.
  3. Adımlar daha sonraki bir zamanda gerçekleşir.
Cevabı göster

Liste, önceki tartışmadan mantıksal olarak çıkar.

Because romantic love is a dangerous illusion. Anlatım akışı

0:57

Çünkü romantik aşk tehlikeli bir yanılsamadır.

Anlatım akışı

Because romantic love is a dangerous illusion: nedeni vurgulayan bir cümle parçası

Because bir neden sunar; bu yüzden başlattığı yan cümle normalde bir ana cümleye bağlıdır. Burada önceki bağlam zaten bir nedenler listesi duyurmuştur ve bu satır ilk nedeni verir. Eksik çerçeve bağlamdan anlaşılır. Because yan cümlesini noktadan sonra ayrı yazmak, onu bilinçli bir cümle parçasına dönüştürür. Duraklama nedene ek vurgu ve liste maddesi ritmi verir; because sözcüğünün nedensel anlamı değişmez.

Alıştırma

Bir konuşmacı "I have one reason to wait. Because the road is icy." diyor. İkinci cümlenin işlevi nedir?

  1. İlk cümleye bağlı kalırken duyurulan nedeni daha fazla vurgular.
  2. Tamamen ilgisiz bir ifade sunar.
  3. Because sözcüğünün anlamını although olarak değiştirir.
Cevabı göster

İlk cümleye bağlı kalırken duyurulan nedeni daha fazla vurgular.

We should recognize that romantic love,

1:01

Romantik aşkın,

the idea of being deeply enamored of one special partner over a whole lifetime Kelime

1:03

yani ömür boyu tek bir özel partnere derinden aşık olma fikrinin,

Kelime

deeply enamored of: resmî bir üslupta güçlü çekim

Be enamored of someone or something, o kişiye ya da şeye karşı güçlü bir çekim, hayranlık veya büyülenme hissetmek anlamına gelir. Deeply bu duygunun derecesini artırır. Bu cümlede tek bir partnere duyulan güçlü ve kalıcı romantik bağlılığı anlatır. Yapı be + deeply enamored + of + isim öbeği şeklindedir. Enamored edilgen bir biçim gibi görünse de ifade, özneye yapılan bir eylemi değil öznenin durumunu veya duygusunu anlatır.

Alıştırma

Eksik edatı ekleyerek deeply enamored of hedef ifadesini tamamlayın: The curator was deeply enamored ____ the artist's early work.

Cevabı göster

of

is a very new, ambitious, and really pretty odd concept, Kelime

1:08

çok yeni, iddialı ve aslında oldukça tuhaf bir kavram olduğunu,

Kelime

pretty odd: pretty’nin gündelik derece zarfı kullanımı

pretty odd ifadesinde pretty, “oldukça” veya “epey” anlamına gelen bir derece zarfıdır. Tuhaflığın fark edilir bir düzeyde olduğunu belirtir; kavramın güzel göründüğünü anlatmaz. really pretty odd ifadesinde really, değerlendirmenin tamamını daha da güçlendirir. Bu kullanım konuşma diline özgüdür ve kavramı belirgin biçimde alışılmadık olarak değerlendirir.

Alıştırma

“The plan is pretty odd.” cümlesinde pretty ne anlama gelir?

  1. güzel
  2. oldukça veya epey
  3. düzenli bir biçimde
Cevabı göster

oldukça veya epey

at best 250 years old. Kalıp ifadeler

1:12

en fazla 250 yıllık olduğunu kabul etmeliyiz.

Kalıp ifadeler

at best: mümkün olan en olumlu tahmin

At best, makul olan en olumlu tahmini veya sonucu belirtir. Burada 250 yıl, konuşanın kabul etmeye razı olduğu en yüksek yaş olarak sunulur ve gerçek yaşın daha düşük olabileceği ima edilir. Bu ifade çoğu zaman çekince veya kuşku taşır: En olumlu yorumla bile sonuç, belirtilen sınırdan daha iyi değildir.

Alıştırma

İki gün en iyimser tahminse ve onarım daha uzun sürebilecekse cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The repair will take two days, ____.

  1. at most
  2. at best
  3. at least
Cevabı göster

at best

From close up over long periods of time, Kalıp ifadeler

1:14

Uzun süre yakından bakıldığında,

Kalıp ifadeler

“From close up” ifadesini anlamak

Bu cümlede “From close up” bakış açısını belirler: konuşmacı insanları uzaktan veya idealize edilmiş biçimde değil, çok yakından gördükten sonra değerlendirir. “over long periods of time” ile birlikte mesafe çoğunlukla mecazidir. Birini uzun süreli ve yakın temas yoluyla tanımak, böylece onun zor yönlerini de görmek anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede “From close up” ne anlama geliyor?

  1. İnsanları uzun süre yakından tanımanın oluşturduğu bakış açısından
  2. Bir şeyi tamamen kapattıktan sonra
  3. Çekilmiş bir yakın çekimin içinde
Cevabı göster

İnsanları uzun süre yakından tanımanın oluşturduğu bakış açısından

almost everyone is condemned to be pretty dispiriting and difficult. Kelime

1:17

neredeyse herkes oldukça heves kırıcı ve zor biri olmaya mahkumdur.

Kelime

Hoş olmayan ve kaçınılmaz bir sonuç için “condemned to”

Burada be condemned to, kötü bir sonuca giden ve kaçınılmaz görünen bir yola sokulmak anlamına gelir. Kullanım mecazidir; mahkeme veya yasal ceza söz konusu değildir. Bu cümlede yapı, is condemned to be örneğindeki gibi be condemned to + fiilin yalın hâlidir. Condemned, sonuçtan kaçmanın zor veya imkânsız olduğunu belirten güçlü ve karamsar bir anlam katar.

Alıştırma

Hangi cümlede condemned to mecazi olarak kullanılarak kötü bir sonuç neredeyse kaçınılmaz gösteriliyor?

  1. The judge condemned the defendant to five years in prison.
  2. The team was expected to succeed.
  3. Without major changes, the project was condemned to fail.
Cevabı göster

Without major changes, the project was condemned to fail.

A good romantic marriage is evidently theoretically possible, Anlatım akışı

1:21

İyi ve romantik bir evlilik teoride açıkça mümkündür,

but it's also extremely unlikely in practice,

1:25

ancak pratikte son derece düşük bir ihtimaldir,

Anlatım akışı

Kuramsal olarak mümkün... uygulamada son derece düşük ihtimalli

Cümle, ilke düzeyindeki olasılığı gerçek hayattaki gerçekleşme ihtimalinden ayırır. theoretically possible, iyi bir romantik evliliği engelleyen mantıksal veya kesin bir kural bulunmadığını; extremely unlikely in practice ise gerçek koşulların bunu çok düşük ihtimalli hâle getirdiğini belirtir. Bu iki yargı birbiriyle çelişmez. Evidently, ilk yargıyı kanıtlardan açıkça çıkan bir sonuç gibi sunar ve karşıtlığa kendinden emin, biraz kuru bir tartışma tonu verir. Bu çerçeve bir değerlendirmeyi düzenler: önce ideal varsayımlar altında neyin olabileceğini belirtin, ardından gerçek koşullarda bunun ne kadar muhtemel olduğunu değerlendirin.

Alıştırma

theoretically possible but extremely unlikely in practice ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. İlke olarak gerçekleşebilir, ancak gerçek dünyadaki ihtimali çok düşüktür.
  2. Muhtemelen gerçekleşecektir, fakat hiçbir kuram bunu açıklayamaz.
  3. Mantıksal olarak imkânsızdır, ancak insanlar gerçekleşmesini beklemektedir.
Cevabı göster

İlke olarak gerçekleşebilir, ancak gerçek dünyadaki ihtimali çok düşüktür.

which should make any failure feel a good deal less shameful. Kalıp ifadeler

1:29

ki bu da herhangi bir başarısızlığın çok daha az utanç verici hissedilmesini sağlamalıdır.

Kalıp ifadeler

a good deal less: çok daha az

Burada a good deal, karşılaştırma biçimi olan less sözcüğünden önce kullanılan bir derece güçlendiricisidir. a good deal less shameful, çok daha az utanç verici demektir; yani beklenen utanç miktarı büyük ölçüde azalır. Bu yapıda a good deal, avantajlı bir alışveriş anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı a good deal + karşılaştırma biçimidir; örneğin a good deal easier veya a good deal more expensive.

Alıştırma

Cümleyi much less anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After we simplified the form, it became ____ confusing.

Cevabı göster

a good deal less

No one thinks their partner is terrific after a while.

1:34

Bir süre sonra hiç kimse partnerinin harika olduğunu düşünmez.

Those among us who choose to stay single shouldn't be thought unromantic. Anlatım akışı

1:38

Aramızdan bekar kalmayı seçenlerin romantik olmadığı düşünülmemelidir.

Indeed, we may be among the very most romantic of all

1:42

Aslında, bizler en romantik olanlardan biri olabiliriz,

because it is in the end the fervent romantics

1:45

çünkü vasat ilişkiler içinde son bulmaktan

who should be especially careful of ending up in mediocre relationships. Öbek fiiller

1:48

özellikle kaçınması gerekenler eninde sonunda tutkulu romantiklerdir.

Anlatım akışı

shouldn't be thought unromantic. ifadesinden the very most romantic of all ifadesine geçiş

İlk bölüm, henüz tam bir olumlu iddia ortaya koymadan önce kalıp yargıya dayalı bir değerlendirmeyi reddeder. Shouldn't be thought unromantic, bekâr kalmayı seçen kişilerin romantizmden yoksun diye değerlendirilmemesi gerektiğini anlatır; edilgen yapı, odağı düzeltilen etikette tutar. Ardından Indeed savı daha ileri taşır: bu kişiler the very most romantic of all olabilir. Akış, olumsuz bir etiketi reddetmekten onun tam tersini güçlü biçimde ileri sürmeye geçer. Burada very, üstünlük bildiren most sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle ikinci iddia, yalnızca romantik olduklarını söylemekten bilinçli olarak daha güçlüdür.

Alıştırma

Shouldn't be thought unromantic ifadesinden the very most romantic of all ifadesine geçiş ne yapar?

  1. Güçlü bir övgüyle başlayıp sonra bu övgüyü temkinli bir ifadeye indirger.
  2. Aralarında ilişki olmayan iki betimleme sunar ve savın gücü değişmez.
  3. Önce olumsuz bir etiketi reddeder, ardından daha güçlü ve olumlu bir karşı iddia ileri sürer.
Cevabı göster

Önce olumsuz bir etiketi reddeder, ardından daha güçlü ve olumlu bir karşı iddia ileri sürer.

Öbek fiiller

ending up in: sonunda bir duruma ulaşmak

End up in + isim öbeği, bir süreçten sonra sonunda bir yere, duruma, gruba veya ilişkiye ulaşmak anlamına gelir. Sonuç çoğu zaman plansız, şaşırtıcı ya da istenmeyen bir sonuçtur; burada mediocre relationships kaçınılması gereken sonuçtur. Bu ifade, oraya girmek için verilen bilinçli karara değil, nihai sonuca odaklanır. In, ardından gelen sonuç öbeğiyle birlikte kullanılır; örneğin end up in trouble veya end up in a new career.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve “plansız bir duruma sonunda ulaşmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Without a clear budget, the project could ____ serious financial trouble.

Cevabı göster

end up in

Relationships best suit the kind of people

1:53

İlişkiler aslında onlardan çok fazla şey beklemeyen

who don't actually expect too much from them. Kalıp ifadeler

1:56

insan tipine en çok uyar.

Kalıp ifadeler

expect too much from someone or something: birinden veya bir şeyden çok fazla şey beklemek

Expect too much from someone or something, birinden veya bir şeyden gerçekçi olandan daha fazla yardım, yarar, performans ya da sonuç ummak demektir. Bu cümlede them, relationships sözcüğüne gönderme yapar; yani konuşan kişi ilişkilerin beklentilerini ölçülü tutan insanlara uygun olduğunu söylüyor. Temel kalıp expect + too much + from + kaynak biçimindedir. Too much olumsuz bir değerlendirme ekler: Beklenen miktar veya düzey yalnızca yüksek değil, aşırıdır.

Alıştırma

Yeni ekibi umulan sonuçların kaynağı olarak gösteren edatla cümleyi tamamlayın: We shouldn't expect too much ____ a brand-new team.

Cevabı göster

from

We aren't sane enough to be in relationships. Dilbilgisi

1:59

Bir ilişki yürütecek kadar akıl sağlığımız yerinde değil.

Dilbilgisi

sane enough to: sıfat + enough + to-mastar

Sıfat + enough + to + fiil yapısı, bir özelliğin eylem için gereken düzeye ulaştığını anlatır. Enough sıfattan sonra gelir: sane enough to be doğrudur, enough sane to be değildir. Aren't kullanıldığı için cümle gereken düzeye ulaşılmadığını söyler: Konuşan kişi “bizim” ilişki yaşayacak kadar mantıklı veya duygusal açıdan dengeli olmadığımızı iddia eder. Buradaki sane, tıbbi bir tanı değil, abartılı bir öz eleştiridir.

Alıştırma

Cümleyi calm, enough ve to explain kullanarak tamamlayın: After a short break, Maya was ____ what happened.

Cevabı göster

calm enough to explain

Though it's a sign of some maturity to know how to love and live alongside someone, Notlar

2:02

Nasıl sevileceğini ve biriyle nasıl yaşanacağını bilmek bir tür olgunluk işareti olsa da,

Dilbilgisi

know how to + fiilin yalın hâli

Know how to + fiilin yalın hâli, bir eylemi gerçekleştirmek için gereken bilgiye veya pratik beceriye sahip olmak anlamına gelir. how to sonrasında fiilin yalın hâlini kullanın; soru cümlesi söz dizimini kullanmayın. Cümlede tek bir how to, eş görevli iki fiili, love ve live fiillerini, başlatır. Anlamı “birini nasıl seveceğini ve onunla nasıl yaşayacağını bilmek”tir; how to iki eylem için de anlaşılır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi pratik beceri anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: I ____ use this camera, so I can show you.

Cevabı göster

know how to

it is actually a sign of even greater maturity

2:07

aslında daha da büyük bir olgunluk işareti,

to recognize that this is something one isn't in the end going to be psychologically capable of, Kalıp ifadeler

2:10

bunun eninde sonunda psikolojik olarak üstesinden gelinemeyecek bir şey olduğunu,

Anlatım akışı

a sign of some maturity ... a sign of even greater maturity: paralellik ve kademeli güçlendirme

“a sign of ... maturity” kalıbının tekrarlanması iki düşünceyi aynı dil bilgisi biçimine yerleştirir ve dinleyeni bunları doğrudan karşılaştırmaya yöneltir. İlk düşünce “bir ölçüde olgunluk” olarak nitelenirken ikincisi “daha da büyük bir olgunluk” düzeyine yükseltilir. Bu yükseltme beklenen değer yargısını tersine çevirir: kişinin kendi sınırlarını kabul etmesi, birini sevip onunla birlikte yaşayabilmesinden daha olgun bir davranış olarak sunulur. “Greater” iki kişiyi değil, iki olgunluk göstergesini karşılaştırır.

Alıştırma

“a sign of ... maturity” kalıbını tekrarlayıp “some” yerine “even greater” kullanmanın temel etkisi nedir?

  1. İkinci yargıyı daha güçlü ve şaşırtıcı bir olgunluk ölçütü olarak sunar.
  2. İki davranışın aynı ölçüde olgun olduğunu gösterir.
  3. İki kişinin olgunluk düzeyini doğrudan karşılaştırır.
Cevabı göster

İkinci yargıyı daha güçlü ve şaşırtıcı bir olgunluk ölçütü olarak sunar.

Kalıp ifadeler

psychologically capable of: zihinsel kapasite ve of kalıbı

Bu cümlede psychologically capable of, “bir şeyle başa çıkabilecek veya onu yapabilecek zihinsel ya da duygusal kapasiteye sahip olmak” demektir. Psychologically, capable sözcüğünün kapsamını daraltır: sınır beceri ya da fiziksel güç değil, kişinin zihinsel olarak neyi kaldırabildiğidir. Kalıp be capable of + isim veya -ing biçimidir. Burada something, anlamca of sözcüğünün nesnesidir: something one isn't ... psychologically capable of. Bu yüzden sondaki of, daha geniş ilgi yapısı içinde tamamlanmıştır; nesnesi eksik değildir.

Alıştırma

Cümleyi “zihinsel olarak yapabilecek durumda” anlamına gelen iki sözcüklü capable kalıbıyla tamamlayın: After months of intense stress, Maya was not psychologically ____ taking on another major project.

Cevabı göster

capable of

as a good portion of us simply are not. Kalıp ifadeler

2:16

çoğumuzun basitçe böyle bir kapasitesi olmadığını kabul etmektir.

Kalıp ifadeler

a good portion of us: kayda değer ama belirtilmemiş bir pay

A good portion of us, “grubumuzun hatırı sayılır bir bölümü” demektir. Buradaki good miktarı güçlendirir: ahlaken “iyi” değil, “kayda değer” anlamındadır. Bu ifade sayıyı bilinçli olarak açık bırakır. Grubun dikkate alınacak kadar büyük olduğunu düşündürür, ancak yarıdan fazlasının bu tanıma uyduğunu iddia etmez. Cümlede are not, daha önce belirtilen tanımı zaten anlaşıldığı için tekrar etmez.

Alıştırma

Hangi cümle, yarıdan fazlasının katıldığını iddia etmeden sakinlerin kayda değer bir bölümünün katıldığını söyler?

  1. Only a few of the residents joined the cleanup.
  2. A good portion of the residents joined the cleanup.
  3. Most of the residents joined the cleanup.
Cevabı göster

A good portion of the residents joined the cleanup.

retiring oneself voluntarily Kelime

2:19

İnsanın kendi içsel duygusal çalkantılarının

in order to save others and oneself

2:21

sonuçlarından başkalarını ve kendisini kurtarmak için

from the consequences of one's own inner emotional turmoil

2:24

gönüllü olarak kendini geri çekmesi,

is the true sign of a great and kind soul.

2:27

harika ve nazik bir ruhun gerçek işaretidir.

Kelime

retiring oneself voluntarily: kendi isteğiyle geri çekilmek

Burada retiring oneself voluntarily, olası bir ilişkiden ya da durumdan kendi isteğiyle çekilmeyi seçmek demektir. Retiring dönüşlü bir nesneyle kullanılmıştır: kişi, başkası tarafından uzaklaştırılmak yerine kendisini bilinçli olarak geri çeker. Bu ifade bir kariyeri sona erdirmek anlamına gelmez. Cümle, kişinin içindeki duygusal çalkantının hem başkalarına hem de kendisine zarar vermesini önlemenin bir yolu olarak gönüllü geri çekilmeyi sunar.

Alıştırma

Modern İngilizceyle başka türlü ifade edildiğinde bu cümledeki retiring oneself voluntarily ne anlama gelir?

  1. Normal emeklilik yaşında ücretli bir kariyeri bırakmak
  2. Başka biri tarafından bir görevden alınmak
  3. Bir ilişki ya da durumdan kendi isteğiyle çekilmeyi seçmek
Cevabı göster

Bir ilişki ya da durumdan kendi isteğiyle çekilmeyi seçmek

Being alone means not inflicting yourself on others. Deyimler

2:32

Yalnız olmak, kendini başkalarına dayatmamak demektir.

Deyimler

inflicting yourself on others: kendi varlığını bir yük gibi göstermek

Inflicting yourself on others bilinçli olarak sert kurulmuş bir benzetmedir. Olağan yapı inflict something harmful on someone biçimindedir; burada yourself zararlı şeyin yerini alır. Böylece konuşan kişi kendi varlığını, sorunlarını veya davranışlarını başkalarına zorla yüklenen bir sıkıntı gibi gösterir. Bu cümlede ifade, yalnız kalmaya ilişkin öz eleştirel ve acı bir mizah taşıyan bakışı destekler: yalnızlık, başkalarını sizinle uğraşmak zorunda kalmaktan korumak gibi sunulur. Fiziksel bir yaralanmayı anlatmaz.

Alıştırma

not inflicting yourself on others ifadesi hangi tutumu aktarır?

  1. Başka insanlara fiziksel olarak saldırdığını söyler.
  2. Sakin hobileri tercih ettiğini tarafsız biçimde açıklar.
  3. Kendi arkadaşlığını ağır bir öz eleştiriyle yük gibi gösterir.
Cevabı göster

Kendi arkadaşlığını ağır bir öz eleştiriyle yük gibi gösterir.

It spares you from constant reminders of how difficult and strange you are. Kalıp ifadeler

2:36

Bu, ne kadar zor ve tuhaf olduğunuzun size sürekli hatırlatılmasından sizi kurtarır.

Kalıp ifadeler

spares you from: birini hoş olmayan bir deneyimden kurtarmak

Burada spares you from, hoş olmayan bir şeyi “yaşamak zorunda kalmanı önler” anlamına gelir. Yalnız olmak, kişinin kusurlarının sürekli hatırlatılmasıyla yüzleşmesini engelleyen bir durum olarak sunulur. Başka durumlara aktarılabilen kalıp spare + kişi + from + isim veya -ing biçimidir. Örneğin spare someone from embarrassment ve spare us from waiting. Bu anlamda spare bir fiildir; “fazladan” veya “boşta” anlamındaki sıfat değildir.

Alıştırma

Cümleyi spare fiilinin geçmiş zaman biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: Last week, the clear instructions ____ us ____ making the same mistake twice.

Cevabı göster

spared · from

No one is there to hold a mirror up, Deyimler

2:40

Size ayna tutacak, tuhaflıklarınızı kaydedecek

record your antics, and constantly make you accountable for them. Notlar

2:42

ve sürekli olarak bunlardan sizi sorumlu tutacak kimse yoktur.

Deyimler

hold a mirror up: davranışı görünür hâle getirmek

Burada hold a mirror up mecazidir: başka biri kendi davranışlarını ve kusurlarını açıkça görmeni sağlar. Ardından gelen tuhaf hareketleri kaydetme ve hesap verme talep etme eylemleri, bu “aynanın” neyi gösterdiğini açıklar. Yaygın ve daha eksiksiz kalıp hold up a mirror to someone or something şeklindedir. Altyazıda hedef bağlamdan anlaşıldığı için ifade up sözcüğünden sonra biter.

Alıştırma

Bu cümlede mecaz ne anlama geliyor? The honest review held up a mirror to the company's careless habits.

  1. Şirketi kamuoyunun eleştirisinden korudu.
  2. Şirketin kendi davranışlarını açıkça görmesini sağladı.
  3. Şirketten gerçek bir ayna satın almasını istedi.
Cevabı göster

Şirketin kendi davranışlarını açıkça görmesini sağladı.

Kelime

Şakacı veya Sorun Çıkaran Davranışlar İçin Antics

Burada antics, bir kişinin yaptığı dikkat çekici, aptalca, abartılı veya biraz sorun çıkaran davranışları ifade eder. Your antics, eğlenmiş ya da hafifçe eleştirel bir yargı taşır; bu nedenle your actions ifadesinden daha güçlü ve daha az tarafsızdır. Antics normalde çoğul kullanılır. Tek başına ciddi bir yanlış yapıldığını göstermez; temel fikir, şakacı, tuhaf veya aptalca göründüğü için dikkat çeken davranıştır.

Alıştırma

Örnekteki antics sözcüğüne en uygun açıklama hangisidir?

  1. Hiçbir tutum katılmadan anlatılan sıradan eylemler
  2. Polise bildirilmesi gereken ciddi bir suç
  3. Eğlenerek veya hafifçe eleştirilerek değerlendirilen dikkat çekici, aptalca ya da sorun çıkaran davranış
Cevabı göster

Eğlenerek veya hafifçe eleştirilerek değerlendirilen dikkat çekici, aptalca ya da sorun çıkaran davranış

Kalıp ifadeler

Make Someone Accountable for Something: Birini Bir Şeyden Sorumlu Tutmak

Make someone accountable for something, bir kişiyi bir şeyin sorumluluğunu üstlenmeye, açıklama yapmaya ve muhtemelen sonuçlarla karşılaşmaya zorlamak veya mecbur kılmak demektir. Burada make you accountable for them, diğer kişinin kendi davranışlarını görmezden gelmene izin vermeyeceğini anlatır. Yapı make + person + accountable + for + action, decision, or result şeklindedir. Accountable kişiyi tanımlayan bir sıfattır; for ise sorumluluğun ilgili olduğu konuyu getirir.

Alıştırma

Cümleyi make ... accountable for ile tamamlayın: The new policy will ____ managers ____ any data breach.

Cevabı göster

make · accountable for

If you're lucky, you'll be able to tolerate and even like yourself Dilbilgisi

2:46

Eğer şanslıysanız, yalnız olduğunuzda

if you're on your own. Kalıp ifadeler

2:50

kendinize tahammül edebilir, hatta kendinizi sevebilirsiniz.

Dilbilgisi

If you're lucky, you'll be able to ...: gerçek bir gelecek koşulu

Bu cümlede If you're lucky, konuşanın gerçekten mümkün gördüğü bir koşulu sunar. Ana cümledeki you'll be able to ..., koşul gerçekleşirse ortaya çıkabilecek gelecekteki yeterliliği anlatır. Bu gerçek gelecek koşulu kalıbında if yan cümlesinde geniş zaman (you're), ana cümlede ise will + fiilin yalın hâli (you'll be) kullanılır. if yan cümlesinde normalde will kullanılmaz. Sondaki if you're on your own, sonucun geçerli olduğu durumu ayrıca belirtir.

Alıştırma

if yan cümlesinde have, sonuç bölümünde ise you will be able to ifadesinin kısaltmasını kullanarak gerçek gelecek koşulunu tamamlayın: If you ____ enough time, ____ finish before dinner.

Cevabı göster

have · you'll be able to

Kalıp ifadeler

on your own: bu cümlede yalnız olmak

Burada on your own, yanında başka biri olmadan yalnız olmak anlamına gelir. Çevredeki fikir bir eş veya arkadaş olmadan bulunmakla ilgilidir; bu yüzden ifade bir işin nasıl tamamlandığını değil, kişinin yanında kimin olduğunu anlatır. Aynı ifade yardım almadan anlamına da gelebilir. Bağlama bakarak Yanında kim var? veya Sana kim yardım etti? sorularından hangisini yanıtladığını belirleyin.

Alıştırma

Cümleyi okuyun ve on her own ifadesinin anlamını seçin: Maya's roommates are away, so she's spending the weekend on her own.

  1. Kendisine ait bir şeyi kullanarak
  2. Yalnız, ev arkadaşları yanında değil
  3. Bir işi yaparken yardım almadan
Cevabı göster

Yalnız, ev arkadaşları yanında değil

Relationships spoil love. Anlatım akışı

2:53

İlişkiler aşkı bozar.

Anlatım akışı

Relationships spoil love. ifadesini beklentiye aykırı bir tez olarak kullanmak

“Relationships spoil love.” kısa ve genel beklentiye aykırı bir tezdir: insanlar normalde bir ilişkinin aşkı desteklemesini beklerken bu cümle relationships ile love kavramlarını çatışabilecek güçler olarak sunar. Burada spoil, “zarar vermek veya daha kötü hâle getirmek” anlamındadır. Cümle kısa, sınırlandırılmamış ve geniş zamanda olduğu için bölüm başlığı ya da açılış iddiası gibi işlev görür. Amacı şaşırtmak ve ardından gelecek gerekçeleri hazırlamaktır; her ilişkinin aşka zarar verdiğini kanıtlamak değildir.

Alıştırma

Bu bağlamda “Relationships spoil love.” cümlesinin temel söylem işlevi nedir?

  1. Her ilişki için geçerli, dikkatle kanıtlanmış bir kural bildirir.
  2. Sonraki tartışmanın geliştirebileceği sarsıcı bir tez sunar.
  3. Bir ilişkiyi geliştirmek için adım adım talimat verir.
Cevabı göster

Sonraki tartışmanın geliştirebileceği sarsıcı bir tez sunar.

It may be better to feel alone and be denied sex Dilbilgisi

2:55

Bir ilişki dışındayken yalnız hissetmek ve cinsel birliktelikten mahrum kalmak,

outside of a relationship than inside one.

2:58

ilişki içindeyken bunları yaşamaktan daha iyi olabilir.

Dilbilgisi

better to feel alone ... outside of a relationship than inside one karşılaştırması

may be better to ... than ... kalıbı, istenmeyen iki durumu karşılaştırır ve ilkinin tercih edilebilir olduğunu söyler. Burada iki tarafta da anlaşılan deneyim feel alone and be denied sex ifadesidir: bunun bir ilişkinin dışında yaşanması, ilişkinin içinde yaşanmasına tercih edilir. Better burada “iyi” demek değildir; bu karşılaştırmada “daha az kötü” demektir. Outside of ve inside fiziksel bir yeri değil, kişinin bir ilişki içinde olup olmadığını belirtir. One, a relationship ifadesinin yerini alır; bu nedenle inside one, inside a relationship anlamına gelir ve tekrarı önler.

Alıştırma

Cümleyi better to ... than ... kalıbıyla tamamlayın: It may be ____ ask for help ____ hide a serious mistake.

Cevabı göster

better to · than

One thing the single are never denied is hope. Dilbilgisi

3:02

Bekarlardan asla esirgenmeyen tek şey umuttur.

Dilbilgisi

One thing ... is hope: tek bir sonucu öne çıkarma

One thing + ilgi cümleciği + is + odak yapısı, daha geniş bir tartışmadan tek bir sonucu seçer ve vurgu için sona yerleştirir. the single are never denied sözleri, that'in atıldığı bir ilgi cümleciğidir: One thing (that) the single are never denied is hope. Burada the single, bekâr insanları ifade eder. deny someone something edilgen yapıldığında onlar o şeyden asla mahrum bırakılmayan kişilerdir; odaklanan şey hope sözcüğüdür. Umudu reddedenler onlar değildir.

Alıştırma

One thing + ilgi cümleciği + is + odak yapısını tamamlayın: ____ the new schedule has improved ____ communication.

Cevabı göster

One thing · is

All this isn't to say that being alone is without problems. Notlar

3:06

Tüm bunlar yalnız olmanın sorunsuz olduğu anlamına gelmez.

Anlatım akışı

All this isn't to say that: bir sonucu sınırlama

All this isn't to say that + yan cümle bağlantısı, önceki tartışmadan aşırı kesin bir sonuç çıkarılmasını engeller. Bu cümlede, yalnız olmayı savunan önceki noktalar, yalnız olmanın hiç sorunu olmadığı iddiası olarak anlaşılmamalıdır. Bu bağlantı önceki görüşü silmez. Görüşün kapsamını sınırlar, bir güçlüğü kabul eder ve tartışmanın diğer tarafına geçiş sağlar.

Alıştırma

Çevrim içi eğitimin üç yararını sıraladıktan sonra, hangi cümle okurların bunun hiç dezavantajı olmadığı sonucuna varmasını en iyi şekilde engeller?

  1. All this shows that studying online has no drawbacks.
  2. All this is to say that studying online has no drawbacks.
  3. All this isn't to say that studying online has no drawbacks.
Cevabı göster

All this isn't to say that studying online has no drawbacks.

Dilbilgisi

isn't ... is without problems: iç içe olumsuzluğu anlamak

This isn't to say that X kalıbında isn't, X iddiasında bulunma eyleminin tamamını olumsuzlar. Buradaki X, being alone is without problems önermesidir; without problems ise 'having no problems' demektir. Bu yüzden iki olumsuzluk aynı yan cümle içinde basitçe birbirini götürmez. Yazar, yalnızlığın hiç sorunu olmadığı yönündeki kesin iddiayı reddeder ve yalnız olmanın yine de sorunları olabileceğini kabul eder.

Alıştırma

All this isn't to say that being alone is without problems cümlesinin anlamını en iyi hangi seçenek ifade eder?

  1. Yazar yalnız olmanın sorunlarını tartışmayı reddediyor.
  2. Yalnız olmanın yine de sorunları olabilir.
  3. Yalnız olmanın hiçbir sorunu yoktur.
Cevabı göster

Yalnız olmanın yine de sorunları olabilir.

There are, of course, drawbacks to both states,

3:09

Elbette her iki durumun da dezavantajları vardır:

being single and being in a couple.

3:12

bekar olmak ve bir çift olmak.

Loneliness in the one, Anlatım akışı

3:14

Birinde yalnızlık,

suffocation, anger, and frustration in the other.

3:16

diğerinde boğulma hissi, öfke ve hüsran.

Anlatım akışı

the one ... the other ile paralel eksilti

The one ve the other, az önce belirtilen iki duruma gönderme yapar: the one, being single; the other ise being in a couple anlamına gelir. Tam olarak iki durum olduğu için bu ikili, ifadelerin tamamını tekrarlamadan her duruma farklı bir dezavantaj bağlar. Bu parçada there is veya there are drawbacks gibi tekrarlanan ifadeler atılmıştır. Tam biçimiyle bir durumda yalnızlık, diğerinde ise boğulmuşluk hissi, öfke ve hayal kırıklığı bulunduğu anlamına gelir. Bu eksilti, karşılaştırmayı kısa ve dengeli yapar.

Alıştırma

Karşıtlığı the one ... the other ikilisiyle tamamlayın. Cümle şehir merkezinde yaşamakla kırsalda yaşamayı karşılaştırıyor: More excitement in ____, more peace and quiet in ____.

Cevabı göster

the one · the other

The truth is, we're simply not terribly good at being happy, Notlar

3:19

Gerçek şu ki, ilişki durumumuz ne olursa olsun,

Anlatım akışı

Ana sonucu işaret eden The truth is,

“The truth is,” önceki ayrıntılardan konuşanın asıl ve daha açık sözlü sonuç olarak gördüğü noktaya geçiş yapan bir söylem belirtecidir. Burada “we're simply not terribly good at being happy” ifadesini tartışmanın ardındaki daha temel nokta olarak çerçeveler. Konuşanın değerlendirmesini kendinden emin biçimde sunar; ancak “the truth” sözleri, ardından gelen iddiayı kendiliğinden nesnel olarak kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu cümlede “The truth is,” ne işe yarıyor?

  1. Bir sonraki iddianın nesnel bir gerçek olduğunu kanıtlar.
  2. Konuşanın ana ve açık sözlü bir sonuca geçtiğini belirtir.
  3. Savı etkilemeyen önemsiz bir örnek sunar.
Cevabı göster

Konuşanın ana ve açık sözlü bir sonuca geçtiğini belirtir.

Ton ve niyet

not terribly good at: ölçülü bir olumsuz değerlendirme

“not terribly good at”, kişinin bir alanda becerisinin zayıf olduğunu belirtir; yalnızca “olağanüstü iyi değil” şeklindeki kelimesi kelimesine düşünceden daha olumsuzdur. “good at being happy” yapısında “at” edatını “being” -ing biçimi izler. Burada “terribly”, “very” anlamına gelir ama “not terribly good” olumsuz ifadesinin içinde yer alır. Bu nedenle bütün ifade, ölçülü bir “not very good” gibi işlev görür. “terrible at” ifadesinden daha yumuşaktır, fakat değerlendirme yine de açıkça olumsuzdur.

Alıştırma

Bir kişi “I'm not terribly good at remembering names.” diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. İsimleri hatırlama konusunda mükemmeldirler.
  2. İsimleri hatırlamakta sık sık zorlanırlar.
  3. İsimleri hatırlama konusunda berbat değillerdir ve oldukça iyi olabilirler.
Cevabı göster

İsimleri hatırlamakta sık sık zorlanırlar.

whatever our relationship status, Dilbilgisi

3:22

mutlu olmak konusunda pek de iyi değiliz,

Dilbilgisi

whatever our relationship status: koşuldan bağımsızlığı anlatan yapı

Burada whatever + isim öbeği, “ismin belirttiği kesin durum veya değer ne olursa olsun” anlamına gelir. Whatever our relationship status; bekâr olmayı, biriyle çıkmayı veya bir partnere sahip olmayı kapsar, dolayısıyla ana ifade her durumda geçerlidir. Virgülle ayrılan bu öbek bir ödünleme koşulu ekler: ilişki durumunun değişmesi sonucu değiştirmez. Bu yapı regardless of + isim öbeği gibi işlev görür.

Alıştırma

Cümleyi “yaşın ne olursa olsun” anlamına gelen tek kelimelik yapıyla tamamlayın: ____ your age, you need a ticket.

Cevabı göster

Whatever

which is ultimately an argument for neither rushing too fast into a couple Dilbilgisi

3:25

ki bu da sonuçta bir ilişkiye girmek için çok acele etmemek

nor rushing too fast out of one.

3:30

ve ilişkiden çıkmak için de çok acele etmemek gerektiğinin bir kanıtıdır.

Dilbilgisi

neither rushing ... nor rushing ...: iki uç noktayı da reddetmek

Neither ... nor ... iki alternatifi birbirine bağlar ve ikisini de olumsuz yapar. Burada rushing too fast into a couple ve rushing too fast out of one biçimindeki paralel ulaç öbeklerini bağlar; dolayısıyla sav, her iki acele etme biçimini de reddeder. Cümle, insanların hiçbir zaman ilişkiye başlamaması veya ilişkiden ayrılmaması gerektiğini söylemez. Temel sınır too fast ifadesidir: uyarı, iki değişiklikten birini aceleyle yapmaya yöneliktir. One, tekrarı önlemek için a couple yerine kullanılır.

Alıştırma

İki seçeneği de reddeden ikili yapıyla cümleyi tamamlayın: The committee recommends ____ raising prices ____ reducing quality.

Cevabı göster

neither · nor