Dinlemeni Geliştir İngilizceni Geliştir | New York Ziyaretim | Dinle ve Pratik Yap | #1: İngilizce çalışma notları

PodEnglish

Öğrenme zorluğu
570 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Anlatıcı, New York’a yaptığı ilk dört günlük ziyareti aktarır; ünlü simge yapılardan büyük müzelere, Brooklyn mahallelerinden yerel yemeklere ve canlı gösterilere uzanan rotasını anlatır. Ayrıca bir anıtı ve eski yükseltilmiş demir yolundan parka dönüştürülen alanı gezer, sonunda şehrin farklı ilgi alanlarına hitap ettiğini belirtir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. spent my days exploring the various neighborhoods, visiting museums, and attending shows. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir yolculukta zamanın hangi etkinliklerle geçtiğini anlatmak için spend + zaman dilimi + -ing yapısını öğrenin; birden fazla -ing biçimini paralel kullanarak çeşitli deneyimleri açık ve akıcı tek bir cümlede düzenleyin. 2. pastrami sandwich. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: New York şarküteri kültürünün simgesel yiyeceklerinden birini tanıyın ve genel bir yemekten söz etmek yerine bu sandviçin adını vermenin gezginin yemek deneyimine nasıl yerel bir nitelik kattığını anlayın. 3. has been converted into — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Eski bir yapının yeni bir işleve kavuştuğunu anlatan edilgen present perfect yapısını kavrayın; bu kalıbı dönüşümünün sonucu bugün de geçerli olan binaları, sanayi alanlarını veya kamusal mekânları anlatırken kullanın.

Bu derste

Hi everyone and welcome to my channel storytime Kalıp ifadeler

0:01

Herkese merhaba ve storytime kanalıma hoş geldiniz

Kalıp ifadeler

welcome to my channel: kanal açılışı karşılama ifadesi

“Welcome to my channel”, izleyicileri bir içerik üreticisinin çevrim içi alanına davet etmek için kullanılan kalıplaşmış bir açılış ifadesidir. Buradaki “channel”, bir video platformundaki sayfa veya içerik alanı anlamına gelir; televizyon kanalı anlamında değildir. Ardından gelen “storytime” sözcüğü, hikâye anlatılan içerik türünü belirtir. Vurgulanan karşılama ifadesinin parçası değildir. “welcome to + yer, etkinlik veya ortak alan” kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsin. Bu cümlede “my channel”, konuşanın kendi kanalını belirtir.

Alıştırma

Bu standart video açılışını dersteki ifadeyi aynen kullanarak tamamla: Hi everyone, and ____.

Cevabı göster

welcome to my channel

Today,

0:05

Bugün,

I will be discussing my recent visit to New York City. Notlar

0:06

yakın zamandaki New York City ziyaretimden bahsedeceğim.

Dilbilgisi

will be discussing: sıradaki konuyu tanıtma

“Will be discussing”, “will be + fiil-ing” yapısındadır. Bu açılışta, konuşanın sırada ele almayı planladığı konuyu tanıtır. Buradaki gelecek zamanın sürekli biçimi, esas olarak gelecekteki belirli bir anda sürmekte olan bir eylemi anlatmaz. Konu tanıtımına akıcı, sunucuya özgü bir ton verir ve videolarda, derslerde ve konuşmalarda yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Sunucu tarzındaki bu konu tanıtımını “discuss” fiilinin gelecek zamanın sürekli biçimiyle tamamla: Today, I ____ how rainbows form.

Cevabı göster

will be discussing

Kalıp ifadeler

visit to New York City: isim visit + to + yer

Burada visit bir isimdir ve bir yere yapılan tek bir geziyi veya ziyareti anlatır. Bu ismin ardından bir yer geldiğinde to kullanılır; bu nedenle my recent visit to New York City, konuşanın yakın zamanda New York'a yaptığı geziyi veya ziyareti adlandırır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp a visit to + yer şeklindedir. visit kelimesinin önüne a veya my gibi bir sözcük gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi visit ismi ve doğru edatla tamamlayın: Our recent ____ Rome was wonderful.

Cevabı göster

visit to

It was my first time there and I had an amazing experience. Kalıp ifadeler

0:11

Oraya ilk gidişimdi ve harika bir deneyim yaşadım.

Kalıp ifadeler

my first time there: daha önce sözü edilen bir yere gönderme

My first time there, konuşanın daha önce o yere hiç gitmemiş olduğu anlamına gelir. Bu cümlede there, daha önce sözü edilen New York City'yi gösterir. Bu ifade, deneyimin ilk kez yaşandığını anlatırken yer adını tekrar etmeyi önler. Buradaki there bir yer sözcüğüdür; belirsiz biçimde herhangi bir yeri anlatmaz.

Alıştırma

Daha önce bir şehirden söz edildi. O şehri gösteren yer sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: It was my first time ____, so I used a map.

Cevabı göster

there

Kalıp ifadeler

had an amazing experience: have + a/an + sıfat + experience

Had an amazing experience, konuşanın belirli bir olay ya da ziyaret yaşadığını ve bundan çok olumlu bir izlenim edindiğini anlatır. Burada have, 'sahip olmak' değil, 'deneyimlemek' anlamındadır. Kalıp have + a/an + adjective + experience şeklindedir. Buradaki experience belirli bir olayı anlattığı için sayılabilir; bu nedenle tekil ifade amazing önünde an alır. Olay geçmişte gerçekleştiği için have, had olur.

Alıştırma

Geçmişte yaşanan çok olumlu tek bir deneyimi anlatmak için doğal İngilizce kalıbı kullanan cümle hangisidir?

  1. I had an amazing experience at the science museum.
  2. I made an amazing experience at the science museum.
  3. I did an amazing experience at the science museum.
Cevabı göster

I had an amazing experience at the science museum.

The city is vibrant and exciting.

0:16

Şehir capcanlı ve heyecan verici.

There is always something to see and do. Kalıp ifadeler

0:20

Her zaman görülecek ve yapılacak bir şeyler var.

Kalıp ifadeler

something to see and do: görülecek yerler ve yapılacak etkinlikler

Something to see and do, bir yerde hem ilginç görülecek yerlerin hem de katılınabilecek etkinliklerin bulunduğunu anlatır. See, bakılacak ya da ziyaret edilecek şeyleri; do ise katılınacak etkinlikleri belirtir. something to + fiil yapısında to + fiil, hangi eylemin mümkün olduğunu gösterir: something to see görülecek bir şeydir, something to do ise bir etkinliktir. See and do birlikte kullanılarak birçok ilgi çekici şey tek tek sayılmadan özetlenir.

Alıştırma

“This town has something to see and do for every visitor” İngilizce cümlesi ne anlama gelir?

  1. Kasabada bakılacak yalnızca bir nesne var.
  2. Kasaba hem görülecek yerler hem de etkinlikler sunuyor.
  3. Ziyaretçiler iki zorunlu görevi tamamlamalı.
Cevabı göster

Kasaba hem görülecek yerler hem de etkinlikler sunuyor.

I spent my days exploring the various neighborhoods, Dilbilgisi

0:24

Günlerimi farklı mahalleleri keşfederek,

visiting museums,

0:27

müzeleri gezerek

and attending shows.

0:29

ve gösterilere katılarak geçirdim.

Dilbilgisi

spent my days exploring ..., visiting ... and attending ...: paralel -ing etkinlikleri

Kalıp spend + bir zaman dilimi + fiilin -ing hâli şeklindedir. Burada spent, spend fiilinin geçmiş hâlidir; my days zaman dilimini, exploring, visiting ve attending ise bu zamanın nasıl kullanıldığını gösterir. Üç -ing biçimi aynı cümlede birbirine paralel ögelerdir. Bu yapı, birden fazla etkinliği birbirine bağlayıp hepsini zamanı nasıl geçirdiğiniz fikri altında toplamanızı sağlar.

Alıştırma

Parantezdeki fiillerin -ing biçimleriyle cümleyi tamamlayın: Maya spent Saturday ____ the park, ____ the science museum, and ____ a play. (explore, visit, attend)

Cevabı göster

exploring · visiting · attending

And of course,

0:32

Ve elbette,

I had to try all the delicious food. Ton ve niyet

0:33

tüm o lezzetli yiyecekleri denemek zorundaydım.

Ton ve niyet

had to try: heyecanlı bir ‘bunu kaçıramazdım’ anlamı

Had to normalde gereklilik anlatır, ancak bu gerekliliğin kaynağı bağlama göre değişir. Yemeklerden heyecanla söz edilen bu cümlede had to try, yemeklerin o kadar çekici olduğunu ve konuşanın onları denemeyi kaçıramayacağı bir şey olarak gördüğünü belirtir; birinin onu zorladığını göstermez. Geçmişte yaşanan bir olayı anlatırken had to + fiil, güçlü bir kişisel istek veya mutlaka yapılması gerektiği düşünülen bir seçim için kullanılabilir. Olumlu bağlam, bu gerekliliğin hafif ve kişinin kendi isteğine dayalı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede I had to try all the delicious food en büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Konuşana istememesine rağmen her yemeği tatması emredildi.
  2. Yemekler kaçıramayacak kadar güzel görünüyordu, bu yüzden konuşan onları tatmaya çok hevesliydi.
  3. Konuşanın yiyeceklerin hiçbirini tatmasına izin verilmedi.
Cevabı göster

Yemekler kaçıramayacak kadar güzel görünüyordu, bu yüzden konuşan onları tatmaya çok hevesliydi.

In this video, Anlatım akışı

0:37

Bu videoda,

I will be sharing my top 10 things to do in New York City. Anlatım akışı

0:38

New York City'de yapılacak en iyi 10 şeyi paylaşacağım.

Anlatım akışı

İçeriği önceden tanıtmak için In this video, I will be sharing ... kullanımı

In this video, konuşmanın kapsamını belirler: konuşmacı mevcut videonun neler içereceğinden söz eder. I will be sharing ise sırada gelecek bilgiyi önceden haber verir. İfade bir bütün olarak izleyicilere ne beklemeleri gerektiğini gösteren bir açılış işareti görevi görür. Buradaki sharing; bilgi, tavsiye veya kişisel önerileri izleyicilere aktarmak anlamındadır. Fiziksel nesneler dağıtmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Açılışı derste öğrendiğiniz samimi plan bildirme biçimiyle tamamlayın: In this video, I ____ three simple ways to save water at home.

Cevabı göster

will be sharing

Anlatım akışı

Öneri listesi kalıbı olarak top 10 things to do

Top 10, içeriği seçilmiş on maddelik bir en iyiler listesi olarak sunar. Things to do, birinin seçebileceği etkinlikleri, görülecek yerleri ve deneyimleri ifade eder; fiziksel nesneleri ifade etmez. İfadenin tamamı bilginin nasıl düzenleneceğini de gösterir: sırada önerilen on seçenekten oluşan bir liste vardır. Aynı kalıp korunurken sayı, yer veya durum değişebilir.

Alıştırma

Hangi başlık Londra'da önerilen on etkinlikten oluşan bir listeyi doğal biçimde tanıtır?

  1. Ten Things London Is Doing
  2. Top 10 Things to Do in London
  3. London's Top 10 Physical Things
Cevabı göster

Top 10 Things to Do in London

These are the things that I enjoyed the most

0:43

Bunlar benim en çok keyif aldığım şeyler

and I think you will too. Dilbilgisi

0:46

ve bence siz de seveceksiniz.

Dilbilgisi

I think you will too: tekrarı önleyen eksiltme

I think you will too ifadesinde enjoy these things sözleri tekrarlanmaz. Will, I enjoyed bölümünden zaten anlaşılan eksik eylemi taşır. Açık anlamı I think you will enjoy these things too şeklindedir. Too, “de/da” anlamını katar. Bu bir eksiltmedir: İngilizcede will gibi bir yardımcı fiil bırakılır ve tekrarlanan fiil öbeği atılır; dinleyen eksik içeriği önceki yan cümleden tamamlar.

Alıştırma

Bir arkadaş bu kitabı henüz okumadı. Tahmini tamamlayın: I loved this book, and I think you ____ too.

Cevabı göster

will

Day 1

0:48

1. Gün

On my first day in New York City, Anlatım akışı

0:50

New York City'deki ilk günümde,

Anlatım akışı

On my first day: zaman belirteciyle hikâyeyi düzenlemek

On my first day, cümle başında kullanılan bir zaman belirtecidir. Olay anlatılmadan önce dinleyiciye ne zaman gerçekleştiğini söyler ve bir gezi hikâyesinin ya da günlüğün gün gün ilerlemesine yardımcı olur. My first day belirli tek bir günü gösterdiği için İngilizcede on kullanılır. Ardından yer veya ortam eklenebilir: in New York City, in London ya da at school.

Alıştırma

Belirli tek bir gün için kullanılan standart zaman ifadesini tamamlayın: ____ my first day at camp, I made a new friend.

Cevabı göster

On

I decided to visit some of the city's most iconic landmarks. Kalıp ifadeler

0:53

şehrin en ikonik simge yapılarından bazılarını ziyaret etmeye karar verdim.

Kalıp ifadeler

şehrin en simgesel yerlerinden bazıları

Some of, “daha önce belirlenmiş bir grubun bir kısmı” anlamına gelir. Bu nedenle konuşan kişi şehrin önde gelen simgesel yerlerinin hepsini değil, yalnızca bazılarını ziyaret etmeyi planlıyor. İyelik biçimi the city's grubu belirler, most iconic ise bu gruptaki yerleri niteler. Iconic yalnızca “ünlü” demek değildir; bir şeyin belirli bir yerle güçlü biçimde özdeşleştiğini ve o yeri temsil ettiğini de anlatır. Landmark, kolayca tanınabilen bir yer veya yapıdır. Daha büyük bir gruptan temsilî üyeler seçmek için some of + iyelikle belirtilen grup + üstünlük veya değerlendirme ifadesi kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi some of ve the city ifadesinin iyelik biçimiyle tamamlayın: We visited ____ most iconic landmarks.

Cevabı göster

some of the city's

I started with the Empire State Building. Notlar

0:56

Empire State Binası ile başladım.

Kalıp ifadeler

started with: ilk ögeyi belirtmek

Started with, bir şeyin gezi, liste, görev veya açıklamadaki ilk öge olarak seçildiğini ya da ele alındığını anlatır. Burada Empire State Binası ilk ziyaret edilen yerdir; ifade, konuşan kişinin fiziksel olarak oradan yola çıktığını söylemez. Sırada ilk gelen ögeyi belirtmek için start with + öge kullanın. Fiil, zamana veya özneye göre değişir: start with, starts with, started with.

Alıştırma

İlk görevi belirtmek için start with kullanarak cümleyi tamamlayın: Let's ____ the easiest question.

Cevabı göster

start with

Kültür

Empire State Building: New York'un simge yapılarından biri

Empire State Building, New York'taki ünlü bir gökdelenin ve turistik yerin özel adıdır. Bu cümlede konuşanın geziye başladığı yeri belirtir. Building sözcüğü tam adın bir parçasıdır; herhangi bir bina için kullanılan genel bir sözcük değildir. Bu adı tanımak, neden simge yapılar arasında yer aldığını anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede Empire State Building neyi ifade ediyor?

  1. New York şehrinin kendi adı.
  2. New York'taki ünlü bir gökdelenin özel adı.
  3. Çok yüksek olan herhangi bir binanın genel adı.
Cevabı göster

New York'taki ünlü bir gökdelenin özel adı.

I took the elevator to the top Kalıp ifadeler

0:59

Asansörle en üst kata çıktım

Kalıp ifadeler

took the elevator to the top: asansörle en üste çıkmak

Burada took the elevator, kişinin asansörle gittiği anlamına gelir. Bu ifadede take, asansörü alıp götürmek anlamında değildir; took ise take fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Kullanılabilir kalıp take/took the elevator to + varış yeri şeklindedir. To the top, asansör yolculuğunun nerede bittiğini, yani en üst katı ya da binanın üst kısmını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi take fiilinin geçmiş zamanı ve varış yerini belirten edatla tamamlayın: We ____ the elevator ____ the tenth floor.

Cevabı göster

took · to

and was amazed by the city views. Kalıp ifadeler

1:01

ve şehir manzarasına hayran kaldım.

Kalıp ifadeler

was amazed by + neden

Bu cümlede was amazed by, birinin bir şey yüzünden çok şaşırıp etkilendiğini anlatır. Amazed kişinin duygusunu belirtir; by ise bu duyguya neyin yol açtığını gösterir. Tekrar kullanılabilir kalıp kişi + be + amazed by + neden şeklindedir. Burada was duyguyu geçmiş zamana taşır, the city views ise nedendir.

Alıştırma

Hangi cümle sihir gösterisinin çocukları çok şaşırttığını doğru biçimde anlatır?

  1. The children were amazing by the magic show.
  2. The children were amazed by the magic show.
  3. The children amazed by the magic show.
Cevabı göster

The children were amazed by the magic show.

I could see for miles in every direction. Kalıp ifadeler

1:03

Her yöne kilometrelerce uzağı görebiliyordum.

Kalıp ifadeler

for miles in every direction: her yönde çok uzaklara

For miles in every direction, konuşanın hangi yöne bakarsa baksın çok uzağı görebildiği anlamına gelir. For miles zamanı değil mesafeyi anlatır; in every direction ise her yönde demektir. Bu ifade geniş ve açık bir manzarayı canlı biçimde göz önüne getirir. Yaklaşık veya biraz abartılı olabilir; mesafenin tam olarak kaç mil olduğu ölçülmek zorunda değildir.

Alıştırma

The view stretched for miles in every direction ne anlama gelir?

  1. Manzara her yönde çok uzaklara uzanıyordu.
  2. Konuşan kişi tek yönde birkaç mil yol aldı.
  3. Manzara saatlerce devam etti.
Cevabı göster

Manzara her yönde çok uzaklara uzanıyordu.

After visiting the Empire State Building, Anlatım akışı

1:07

Empire State Binası'nı ziyaret ettikten sonra,

Anlatım akışı

After visiting: önce ne olduğunu göstermek

After visiting, daha önce tamamlanmış bir eylemi tanıtır. Ziyaretin önce gerçekleştiğini belirtir ve dinleyiciyi ana cümledeki sonraki olaya hazırlar. Burada after sözcüğünden sonra visit fiilinin yalın hâli değil, -ing biçimi olan visiting gelir. After + -ing yapısında ilk eylemi yapan kişinin genellikle ana cümlenin öznesi olduğu anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi visit fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: After ____ the science museum, Ava bought a postcard.

Cevabı göster

visiting

I took a stroll to Central Park. Kalıp ifadeler

1:10

Central Park'a doğru bir yürüyüşe çıktım.

Kalıp ifadeler

took a stroll: rahat bir şekilde yürüdü

Took a stroll, “rahat ve acele etmeden yürüyüş yaptı” anlamına gelir. Take a stroll yaygın sözcük birleşimidir; took ise bunun geçmişte olduğunu gösterir. Hedef bildiren to Central Park ifadesi, konuşan kişinin yürüyerek nereye gittiğini gösterir. Yalnızca walked demekle karşılaştırıldığında took a stroll sakin ve keyifli bir hava katar.

Alıştırma

Hangi durum “took a stroll” ifadesiyle en iyi anlatılır?

  1. Bir bahçede yavaşça yürüyüp çiçeklerin tadını çıkarmak
  2. Otobüs kalkmadan ona yetişmek için koşmak
  3. Ağır kutuları merdivenlerden yukarı taşımak
Cevabı göster

Bir bahçede yavaşça yürüyüp çiçeklerin tadını çıkarmak

I rented a rowboat on the lake and enjoyed a peaceful paddle around then, Kalıp ifadeler

1:13

Göl üzerinde bir sandal kiraladım ve huzurlu bir şekilde kürek çekmenin tadını çıkardım, ardından,

Kalıp ifadeler

rented a rowboat: kürekli bir tekne kiraladı

rented a rowboat ifadesinde rented, rent fiilinin geçmiş zaman biçimidir: kişi tekneyi satın almak yerine sınırlı bir süre kullanmak için para ödemiştir. Rowboat, kürekle hareket ettirilen küçük bir teknedir; dolayısıyla ifade göl etkinliği için ekipman kiralamayı anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp rent + etkinlik eşyasıdır. Örneğin rent a bike veya rent skis denebilir. Bir şeyi geçici olarak kullanmak için para ödendiğinde bu kalıp kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın kürekle hareket ettirdiği küçük bir tekneyi kullanmak için para ödediğini söyler?

  1. Maya rented a rowboat on the lake.
  2. Maya rented a speedboat on the lake.
  3. Maya took a ferry across the lake.
Cevabı göster

Maya rented a rowboat on the lake.

I took a walk through the park and admired the beautiful scenery.

1:18

parkta bir yürüyüş yapıp güzel manzaranın keyfine vardım.

In the evening,

1:23

Akşam ise,

I saw a Broadway show. Kültür

1:24

bir Broadway gösterisi izledim.

Kültür

Broadway show: New York'ta bir sahne yapımı

Broadway show, New York şehrindeki Broadway tiyatro bölgesiyle bağlantılı canlı bir sahne yapımıdır. Bunların çoğu müzikal veya tiyatro oyunudur. Burada Broadway yalnızca bir caddenin adı değil, tiyatro ve kültürle ilgili bir etikettir. I saw a Broadway show cümlesinde saw, canlı gösteriyi izlemek veya gösteriye katılmak anlamına gelir. İfade, olayı New York'un tanınmış tiyatro deneyimlerinden biri olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede Broadway show ne anlama gelir?

  1. New York'ta çekilen bir televizyon programı.
  2. New York'un Broadway tiyatro bölgesiyle bağlantılı canlı bir sahne yapımı.
  3. Geniş bir caddede yapılan herhangi bir gösteri.
Cevabı göster

New York'un Broadway tiyatro bölgesiyle bağlantılı canlı bir sahne yapımı.

I saw Hamilton and it was absolutely amazing. Kültür

1:26

Hamilton'ı izledim ve kesinlikle muhteşemdi.

Kültür

Hamilton: Broadway müzikalinin adı

Bu cümlede Hamilton, ünlü Broadway müzikali Hamilton'ın adıdır; yalnızca bir kişinin veya yerin adı değildir. İngilizcede saw sözcüğünden sonra bir gösterinin adı geldiğinde, kişi o gösteriyi izlemiş demektir. Bu nedenle konuşan kişi daha sonra oyuncu kadrosunu ve müziği övebilir.

Alıştırma

Özgün cümlede Hamilton neyi ifade ediyor?

  1. Konuşan kişinin ziyaret ettiği bir şehrin adıdır.
  2. Bir Broadway müzikalinin adıdır.
  3. Konuşan kişinin tanıştığı birinin adıdır.
Cevabı göster

Bir Broadway müzikalinin adıdır.

The cast was incredible and the music was unforgettable. Kelime

1:31

Oyuncular inanılmazdı ve müzikler unutulmazdı.

Kelime

The cast: bir yapımdaki oyuncu kadrosu

Sinema, televizyon ve tiyatro bağlamında the cast, bir yapımdaki oyuncuların tümünü, yani oyuncu kadrosunu anlatır. Buradaki The cast was incredible, oyuncuları grup olarak över. Bu cümlede cast bir isimdir. Atmak, oyuncu seçmek veya kalıba dökmek gibi fiil anlamlarında kullanılmamıştır.

Alıştırma

Oyuncuların tümünü ifade eden ismi yazın: The director thanked the entire ____ after filming ended.

Cevabı göster

cast

Day 2

1:36

2. Gün

On my second day in New York City,

1:38

New York City'deki ikinci günümde,

I visited some of the city's world-class museums. Kelime

1:41

şehrin dünya standartlarındaki bazı müzelerini ziyaret ettim.

Kelime

world-class museums: dünya standartlarında müzeler

World-class museums ifadesinde world-class, “olağanüstü yüksek standartta, dünyanın en iyileri arasında” demektir. Müzelerin kalitesini veya itibarını güçlü biçimde över; dünya hakkında ders veren müzeler anlamına gelmez. World-class, kısa çizgiyle yazılan ve museums sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. Aynı ifade, uluslararası en üst düzeyde olan kişileri, hizmetleri, kuruluşları veya tesisleri de tanımlayabilir.

Alıştırma

Cümledeki “world-class museums” ne anlama geliyor?

  1. Her ülkede bulunan müzeler
  2. Dünyanın en iyileri arasında sayılan müzeler
  3. Dünya hakkında ders veren müzeler
Cevabı göster

Dünyanın en iyileri arasında sayılan müzeler

I started with the Metropolitan Museum of Art. Kültür

1:45

Metropolitan Sanat Müzesi ile başladım.

Kültür

Metropolitan Museum of Art: the Met'in resmî adı

The Metropolitan Museum of Art, New York'taki önemli bir sanat müzesinin resmî adıdır. Yaygın olarak the Met şeklinde kısaltılır. Burada Metropolitan Museum of Art, büyük harflerle yazılan tek bir özel addır. Metropolitan sözcüğünü yalnızca “büyük bir şehirde bulunan” anlamına gelen ayrı ve genel bir açıklama olarak yorumlamayın; cümle belirli bir müzeyi gösterir.

Alıştırma

Burada “the Metropolitan Museum of Art” neyi ifade ediyor?

  1. Metropol bölgelerindeki sanat hakkında bir ders
  2. New York'ta bulunan ve yaygın olarak the Met diye anılan önemli bir sanat müzesi
  3. Büyük bir şehirde bulunan herhangi bir sanat müzesi
Cevabı göster

New York'ta bulunan ve yaygın olarak the Met diye anılan önemli bir sanat müzesi

It is one of the largest and most comprehensive museums in the world, Dilbilgisi

1:48

Dünyanın en büyük ve en kapsamlı müzelerinden birisi,

Dilbilgisi

dünyanın en büyük ve en kapsamlı müzelerinden biri

one of the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul sayılabilen isim kalıbı, bir kişi ya da şeyin kendi türündeki en seçkin gruplardan birine ait olduğunu anlatır. Burada müze, özellikle büyük ve kapsamlı müzeler grubunun bir üyesi olarak tanıtılır; tek başına bir numara olduğu söylenmez. largest ve most comprehensive sözcüklerinin ikisi de museums ismini niteler. one bir gruptan tek bir öğe seçtiği için isim çoğul olur: museums.

Alıştırma

Cümleyi museum sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The City History Museum is one of the most visited ____ in the country.

Cevabı göster

museums

offering something for everyone. Kalıp ifadeler

1:53

herkese hitap eden bir şeyler sunuyor.

Kalıp ifadeler

herkese hitap edecek bir şey sunmak

Bu ifadede something for everyone, farklı ilgi alanları veya ihtiyaçları olan kişilere hitap edebilecek çeşitli seçenekler anlamına gelir. Genellikle her kişiye bir fiziksel nesne verileceğini vaat etmez. Offering, müzenin ne sunduğunu ekleyen bir -ing yan cümlesidir. Daha genel olarak offer veya have something for everyone, bir yerin, etkinliğin, ürünün ya da programın geniş bir kitleye hitap ettiğini olumlu biçimde anlatır.

Alıştırma

The festival offers something for everyone? cümlesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Festival, birçok farklı ilgi alanına sahip kişiler için seçenekler içeriyor.
  2. Her ziyaretçi tam olarak bir fiziksel hediye alıyor.
  3. Festival yalnızca uzmanlar için tasarlanmıştır.
Cevabı göster

Festival, birçok farklı ilgi alanına sahip kişiler için seçenekler içeriyor.

I spent hours wandering through the galleries and admiring the artwork. Kalıp ifadeler

1:56

Galerilerde dolaşarak ve sanat eserlerini hayranlıkla izleyerek saatler geçirdim.

Kalıp ifadeler

spent hours wandering through the galleries: galerileri uzun süre ve rahatça gezmek

Spent hours wandering through the galleries, konuşanın müze salonlarında rahat bir tempoda dolaşarak birkaç saat geçirdiğini anlatır. Kalıp spend + süre + fiilin -ing biçimi şeklindedir: spent hours wandering. Wander through, belirli bir rota izlemeden bir yerde dolaşmak demektir. Burada wandering, konuşanın kaybolduğunu değil, rahatça etrafı gezdiğini anlatır. Galleries, sanat eserlerinin sergilendiği müze salonlarıdır.

Alıştırma

Leo'nun pazarı uzun süre, belirli bir rota izlemeden gezdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Leo spent hours wandering through the market.
  2. Leo spent hours to wander through the market.
  3. Leo spent hours wandered through the market.
Cevabı göster

Leo spent hours wandering through the market.

After visiting the Metropolitan Museum of Art,

2:02

Metropolitan Sanat Müzesi'ni ziyaret ettikten sonra,

I went to the Museum of Modern Art. Kültür

2:05

Modern Sanat Müzesi'ne gittim.

Kültür

Museum of Modern Art: MoMA olarak bilinen New York müzesi

The Museum of Modern Art, New York'taki belirli bir müzenin resmî adıdır ve genellikle MoMA olarak anılır. Bu cümlede modern sanat sergileyen herhangi bir müzeyi anlatan genel bir ifade değil, özel addır. Bu adı tanımak, modern ve çağdaş sanatın neden bu müzenin koleksiyonunun bir parçası olarak anlatıldığını anlamayı sağlar.

Alıştırma

Örnekteki the Museum of Modern Art neyi ifade eder?

  1. Metropolitan Sanat Müzesi'nin içindeki bir galeri
  2. Tek bir modern sanat eseri sergileyen herhangi bir müze
  3. New York'ta bulunan ve genellikle MoMA olarak anılan belirli bir müze
Cevabı göster

New York'ta bulunan ve genellikle MoMA olarak anılan belirli bir müze

This Museum is home to a world-renowned collection of modern and contemporary art. Notlar

2:08

Bu müze, dünyaca ünlü modern ve çağdaş sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor.

Kalıp ifadeler

is home to: bir yerin neleri barındırdığını söylemek

Bu cümlede is home to, “barındırır, içerir veya bir şeyin bulunduğu yerdir” anlamına gelir. Müze sanat koleksiyonunu bünyesinde bulundurur; home burada bir kişinin evi anlamında kullanılmaz. Aktarılabilir yapı şöyledir: yer veya kurum + be home to + insanlar, hayvanlar, kuruluşlar veya kaynaklar. Be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadenin doğru biçimiyle tamamlayın: The island ____ many rare birds.

Cevabı göster

is home to

Kelime

world-renowned collection: uluslararası saygı gören bir koleksiyon

World-renowned collection, dünya çapında ünlü ve büyük saygı gören bir koleksiyon anlamına gelir. World-renowned, collection sözcüğünü niteleyen ve kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. Müze bağlamında collection, kurumun düzenli biçimde koruduğu veya sergilediği eser ya da nesne grubunu ifade eder. Bu ifade, koleksiyonun yalnızca popüler olduğunu söylemekten daha güçlü ve resmî bir övgüdür.

Alıştırma

Hangi açıklama world-renowned collection ifadesine en uygun anlamı verir?

  1. Uluslararası alanda saygı gören bir koleksiyon
  2. Yalnızca küçük bir yerel grup tarafından bilinen bir koleksiyon
  3. Tesadüfen bir araya getirilmiş bir nesne grubu
Cevabı göster

Uluslararası alanda saygı gören bir koleksiyon

I saw some of my favorite works of art,

2:14

En sevdiğim sanat eserlerinden bazılarını gördüm,

including Picasso's Les Demoiselles d'Avignon and Van Gogh's The Starry Night. Kültür

2:16

buna Picasso'nun Avignonlu Kızlar'ı ve Van Gogh'un Yıldızlı Gece'si de dahil.

Kültür

Picasso's Les Demoiselles d'Avignon ... Van Gogh's The Starry Night: yaratıcı ve eser adı

Vurgulanan her bölümde sanatçının adı ve ardından gelen 's, tablo adından önce yer alır. Picasso's Les Demoiselles d'Avignon, Picasso'nun Les Demoiselles d'Avignon adlı tablosunu; Van Gogh's The Starry Night ise Van Gogh'un The Starry Night adlı tablosunu ifade eder. Bunlar modern sanatın ünlü eserleridir. Buradaki 's, yaratıcı ile eser arasındaki ilişkiyi gösterir; Picasso veya Van Gogh'un yaptığı bir eylemi anlatmaz.

Alıştırma

Van Gogh's The Starry Night ifadesinde 's hangi ilişkiyi gösterir?

  1. Van Gogh'un sahip olduğu bir gece
  2. Van Gogh'un yıldızlara bakması
  3. Van Gogh'un yaptığı The Starry Night adlı tablo
Cevabı göster

Van Gogh'un yaptığı The Starry Night adlı tablo

In the evening,

2:22

Akşam,

I had dinner at a traditional New York deli. Kültür

2:23

geleneksel bir New York şarküterisinde (deli) akşam yemeği yedim.

Kültür

traditional New York deli: yerel bir hazır yiyecek dükkânı veya gündelik yemek yeri

Deli, delicatessen sözcüğünün kısaltmasıdır. New York'ta genellikle dilimlenmiş et ve sandviç gibi hazır yiyeceklerle tanınan bir dükkânı veya gündelik yemek yerini ifade eder; birçok deli paket yiyecek de satar. Traditional New York, deli'nin yerel New York tarzını anlatır. Bu ifade herhangi bir restaurant anlamına gelmez ve mutlaka masaya servis yapılan resmî bir restoranı da belirtmez.

Alıştırma

Hangi açıklama traditional New York deli ifadesine en uygundur?

  1. Hazır et ve sandviçleriyle tanınan bir dükkân veya gündelik yemek yeri
  2. Yalnızca çok servisli akşam yemekleri sunan resmî bir restoran
  3. Yemeye hazır hiçbir yiyecek satmayan bir bakkal
Cevabı göster

Hazır et ve sandviçleriyle tanınan bir dükkân veya gündelik yemek yeri

I went to Katz's Delicatessen and ordered a pastrami sandwich. Kültür

2:28

Katz's Delicatessen'a gittim ve pastırmalı sandviç sipariş ettim.

Kültür

Katz's Delicatessen: New York'taki ünlü bir şarküteri

Katz's Delicatessen, New York'un Lower East Side bölgesindeki ünlü bir şarküterinin özel adıdır. Delicatessen, kısa biçimi deli olan sözcüğün tam hâlidir ve burada işletme adının bir parçasıdır. Yeri tanımak, pastrami sipariş etmenin neden bu ortama uyduğunu açıklar: Katz's, pastrami dâhil deli sandviçleriyle özellikle tanınır. Bu ad, bir yiyecek türünü tanımlamak yerine New York yemek kültürü bağlamı ekler.

Alıştırma

Bu cümlede Katz's Delicatessen neyi ifade ediyor?

  1. pastrami sandwich için kullanılan başka bir ifade
  2. New York'taki ünlü bir şarküterinin adı
  3. New York'taki bir köprü türü
Cevabı göster

New York'taki ünlü bir şarküterinin adı

Kültür

pastrami sandwich: New York şarküterilerinin klasiği

New York'taki bir şarküteride pastrami genellikle tuzla kürlenmiş, baharatlanmış, tütsülenmiş, ardından pişirilip dilimlenmiş dana etidir. Bir pastrami sandwich bu eti ana malzeme olarak kullanır ve çoğu zaman çavdar ekmeği arasında sıcak servis edilir. Bu cümlede sipariş edilen şey yalnızca bir ham sandwich değildir. Pastrami adının özellikle söylenmesi, bu yemeği klasik New York şarküteri geleneğine bağlar.

Alıştırma

Pastrami sandwich nedir?

  1. Jambonla yapılan herhangi bir sandviç
  2. Ana malzemesi baharatlanmış, kürlenmiş ve tütsülenmiş bir et olan pastramiyle doldurulmuş sandviç
  3. Meyve dolgulu tatlı bir sandviç
Cevabı göster

Ana malzemesi baharatlanmış, kürlenmiş ve tütsülenmiş bir et olan pastramiyle doldurulmuş sandviç

It was the best sandwich I've ever had. Dilbilgisi

2:32

Şimdiye kadar yediğim en iyi sandviçti.

Dilbilgisi

the best sandwich I've ever had: kişisel bir en üstünlük ifadesi

the best sandwich I've ever had ifadesi, konuşanın şu ana kadar yediği bütün sandviçler arasında bundan daha iyisinin olmadığı anlamına gelir. En üstünlük biçimi olan the best, bu sandviçi en üst sıraya yerleştirir. I've ever had, present perfect yapısındadır: I've, I have ifadesinin kısaltmasıdır; had ise have fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu sandviçi konuşanın geçmişten bugüne kadarki tüm deneyimleriyle karşılaştırır. Yeniden kullanılabilen kalıp the best + isim + I've ever + geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın şu ana kadarki deneyiminde hiçbir çorbanın bundan daha iyi olmadığını söyler?

  1. This soup was very good yesterday.
  2. I've never had this soup before.
  3. This is the best soup I've ever had.
Cevabı göster

This is the best soup I've ever had.

Day 3

2:36

3. Gün

On my third day in New York City,

2:38

New York City'deki üçüncü günümde,

I explored some of the city's other iconic neighborhoods.

2:40

şehrin diğer bazı ikonik mahallelerini keşfettim.

I started in Brooklyn.

2:45

Brooklyn'den başladım.

I took the ferry to Brooklyn Bridge Park and walked across the Brooklyn Bridge. Kalıp ifadeler

2:47

Brooklyn Bridge Park'a feribotla geçtim ve Brooklyn Köprüsü'nde yürüdüm.

Kalıp ifadeler

took the ferry to: feribotla yolculuk etmek

took the ferry to ifadesinde took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada take, bir şeyi tutmak veya taşımak değil, bir ulaşım aracını kullanarak yolculuk etmek anlamına gelir. Kalıp take + the/a + araç + to + varış noktasıdır. Took, yolculuğun geçmişte tamamlandığını gösterir: took the ferry to the park.

Alıştırma

Cümleyi take the ferry to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We ____ the island.

Cevabı göster

took the ferry to

Kalıp ifadeler

walked across the Brooklyn Bridge: Brooklyn Köprüsü'nü yürüyerek geçti

Burada walked across the Brooklyn Bridge, konuşan kişinin köprüyü bir ucundan diğer ucuna yürüyerek geçtiği anlamına gelir. Across, bir yerin veya yüzeyin bir tarafından diğer tarafına hareketi gösterir. Köprü, sokak, tarla veya meydan gibi geçilebilen alanlar için walk across + yer yapısını kullanabilirsiniz. Bu yapı yalnızca o yerde bulunmayı değil, karşı tarafa ulaşmayı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle insanların köprünün bir ucundan diğer ucuna gittiğini anlatır?

  1. They walked under the bridge.
  2. They walked across the bridge.
  3. They walked along the bridge.
Cevabı göster

They walked across the bridge.

The views of the city skyline from the bridge are simply breathtaking. Kelime

2:53

Köprüden şehrin silüeti manzarası tek kelimeyle nefes kesiciydi.

Kelime

city skyline: şehir silüeti

City skyline, özellikle uzaktan bakıldığında bir şehrin binalarının gökyüzüne karşı oluşturduğu genel çizgiyi ifade eder. Yüksek binalar bu çizginin kolayca tanınmasını sağlar. Bu cümlede views of the city skyline, köprüden binaların oluşturduğu bu bütün çizginin görülmesi anlamına gelir. Skyline, gökyüzünün kendisi veya tek bir bina değildir.

Alıştırma

Bu cümlede city skyline ne anlama gelir?

  1. Binalardan söz edilmeden şehrin üzerindeki gökyüzü
  2. Şehrin binalarının gökyüzüne karşı oluşturduğu çizgi
  3. İçeriden görülen tek bir bina
Cevabı göster

Şehrin binalarının gökyüzüne karşı oluşturduğu çizgi

Kelime

simply breathtaking: güçlü bir övgü

Bu cümlede simply breathtaking, manzara hakkında çok güçlü ve olumlu bir değerlendirmedir. Breathtaking, bir şeyin hayranlık uyandıracak kadar güzel veya etkileyici olduğunu belirtir; manzaranın insanları gerçekten nefessiz bıraktığına dair gerçek anlamlı bir uyarı değildir. Simply, sıfatı absolutely veya truly gibi güçlendirir. Bu kalıp olağanüstü bir manzarayı, performansı veya deneyimi övmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Dersteki ifadeyi kullanarak güçlü övgüyü tamamlayın: The view from the summit was ____.

Cevabı göster

simply breathtaking

After visiting the Brooklyn Bridge,

2:58

Brooklyn Köprüsü'nü ziyaret ettikten sonra,

I decided to explore the vibrant neighborhood of Williamsburg. Kültür

3:01

Williamsburg'ün hareketli mahallesini keşfetmeye karar verdim.

Kültür

vibrant neighborhood of Williamsburg: bir mahallenin adını ve özelliklerini belirtmek

Burada Williamsburg, New York şehrinin Brooklyn bölgesindeki belirli bir mahallenin adıdır. Vibrant; canlı, enerjik ve etkinliklerle dolu anlamına gelen olumlu bir sıfattır. The vibrant neighborhood of Williamsburg yapısı, mahallenin adını verirken aynı anda karakterini de anlatır. Gezi yazılarında bir bölgeyi onun bıraktığı izlenimle birlikte tanıtmak için adjective + neighborhood of + place name yapısı sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade bize ne anlatıyor?

  1. Williamsburg, New York şehrinin Brooklyn bölgesinde canlı bir mahalledir.
  2. Williamsburg, renkli bir binanın adıdır.
  3. Konuşmacı Williamsburg adlı her yeri ziyaret etmektedir.
Cevabı göster

Williamsburg, New York şehrinin Brooklyn bölgesinde canlı bir mahalledir.

This trendy neighborhood is home to a diverse range of shops, Kalıp ifadeler

3:05

Bu popüler mahalle çok çeşitli mağazalara,

restaurants, and bars.

3:09

restoranlara ve barlara ev sahipliği yapıyor.

Kalıp ifadeler

a diverse range of: birçok farklı türde

A diverse range of, “birçok farklı türde” anlamına gelir. Bu cümlede shops, restaurants, and bars ifadelerini bir araya getirir ve yalnızca sayının çokluğunu değil, çeşitliliği vurgular. Kalıp a diverse range of + isim şeklindedir. Burada range fiziksel mesafeyi değil, tür çeşitliliğini ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “birçok farklı türde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The community center offers ____ activities, from painting to basketball.

Cevabı göster

a diverse range of

I had lunch at a cozy cafe and then did some shopping at the boutiques. Kalıp ifadeler

3:12

Şirin bir kafede öğle yemeği yedim ve ardından butiklerde biraz alışveriş yaptım.

Kalıp ifadeler

had lunch ... then did some shopping: günlük etkinlik eşdizimleri

Had lunch, have lunch ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve öğle yemeğini bir etkinlik olarak anlatmanın yaygın bir yoludur. Did some shopping, do some shopping ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve bir şeyler satın alarak veya mağazalardaki ürünlere bakarak zaman geçirmek anlamına gelir. Then, alışverişin öğle yemeğinden sonra gerçekleştiğini gösterir. Burada have ve do fiilleri yaygın eşdizimler oluşturur; bu nedenle ifadelerin tamamını doğal birer birim olarak öğrenmek gerekir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki geçmiş zamanlı iki ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: After the museum visit, we ____ at a cafe and then ____ for souvenirs.

Cevabı göster

had lunch · did some shopping

In the evening,

3:18

Akşam,

I watched a comedy show at the Comedy Cellar. Kültür

3:19

Comedy Cellar'da bir komedi şovu izledim.

Kültür

the Comedy Cellar: New York'taki bir komedi kulübü

Comedy Cellar, New York'taki tanınmış bir komedi kulübünün adıdır. Bu cümlede Cellar özel adın bir parçasıdır; yer altındaki sıradan bir odayı belirten cins isim değildir. Buranın köklü bir komedi mekânı olduğunu bilmek, kulübün daha sonra komedi dünyasındaki önemli isimlerin kariyerleriyle neden ilişkilendirildiğini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede the Comedy Cellar neyi ifade ediyor?

  1. Sıradan bir yer altı odası
  2. New York'taki tanınmış bir komedi kulübü
  3. Bir komedi programı türü
Cevabı göster

New York'taki tanınmış bir komedi kulübü

This club is renowned for launching the careers of some of the most prominent figures in comedy. Notlar

3:23

Bu kulüp, komedi dünyasının en önde gelen isimlerinden bazılarının kariyerini başlatmasıyla ünlüdür.

Kalıp ifadeler

is renowned for launching the careers of: yapı ve anlam

Be renowned for + isim veya -ing biçimi, “bir şey nedeniyle yaygın biçimde tanınmak ya da saygı görmek” demektir. Burada for sözcüğünden sonra fiilin yalın biçimi launch değil, launching gelir. Launch someone's career mecazidir; birine meslek hayatında önemli bir başlangıç veya ilk ivmeyi kazandırmak demektir. İfadenin tamamı, kulübü komedi dünyasındaki önemli kişilerin kariyerlerine başlamasına veya ilerlemesine yardımcı olan bir yer olarak resmî bir dille tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadenin aynısını kullanarak tamamlayın: The annual competition ____ young pianists.

Cevabı göster

is renowned for launching the careers of

Kelime

most prominent figures in comedy: bir alanın önde gelen kişileri

most prominent figures in comedy ifadesi, komedi dünyasının en tanınmış ve etkili kişilerinden bazıları anlamına gelir. Buradaki figures, sayıları veya vücut biçimlerini değil, önemli kişileri anlatır. Prominent, bir alanda önemli ve geniş çevrelerce tanınan birini anlatan oldukça resmî bir sözcüktür. one/some of the most prominent figures in + alan kalıbı, bu kişileri o alanın önde gelenleri arasına koyar; onların tek önemli kişiler olduğunu söylemez.

Alıştırma

most prominent figures in comedy ifadesinde figures ne anlama gelir?

  1. Komedi istatistiklerinde kullanılan sayılar
  2. Göstericilerin vücut biçimleri
  3. Komedi dünyasındaki önemli ve etkili kişiler
Cevabı göster

Komedi dünyasındaki önemli ve etkili kişiler

I laughed until my sides hurt. Deyimler

3:29

Gülmekten karnıma ağrılar girdi.

Deyimler

laughed until my sides hurt: çok şiddetli gülmek

laughed until my sides hurt ifadesi, gövdenin yan taraflarındaki kaslar ağrımaya başlayacak kadar çok gülmek anlamına gelir. Gülmenin şiddetini göstermek için fiziksel bir tepki kullanır. Bu genellikle eğlenceli bir abartıdır; yaralanma veya ciddi bir tıbbi ağrı bildirimi değildir. Yeniden kullanılabilen verb + until + result kalıbı, bir eylemin sonuç doğuracak kadar sürdüğünü gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve çok fazla gülmek anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: I ____.

Cevabı göster

laughed until my sides hurt

Day 4

3:32

4. Gün

On my last day in New York City,

3:35

New York City'deki son günümde,

I visited some of the city's other attractions.

3:37

şehrin diğer ilgi çekici yerlerinden bazılarını ziyaret ettim.

I started with the 9/11 Memorial and Museum. Kültür

3:41

9/11 (11 Eylül) Anıtı ve Müzesi ile başladım.

Kültür

9/11 Memorial and Museum ve 9/11'in anlamı

9/11 Memorial and Museum, New York şehrinde 11 Eylül 2001 saldırılarının kurbanlarını anan ve bu saldırıların tarihini anlatan bir yerdir. Memorial sözcüğü anmayı, Museum ise nesnelerin korunmasını ve tarihin açıklanmasını öne çıkarır. ABD bağlamında 9/11 genellikle herhangi bir 11 Eylül tarihini değil, bu saldırıları adlandırır. Bu arka plan, daha sonra kurbanlara, saldırılara ve anmalara yapılan göndermeleri anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

9/11 Memorial and Museum adındaki 9/11 neyi ifade eder?

  1. 9/11 numaralı bir metro hattı
  2. 11 Eylül olarak yazılan herhangi bir sıradan tarih
  3. 11 Eylül 2001'de Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleşen saldırılar
Cevabı göster

11 Eylül 2001'de Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleşen saldırılar

It's a moving tribute to the victims of the September 11th attacks. Notlar

3:45

11 Eylül saldırılarının kurbanlarına adanmış çok dokunaklı bir anıt.

Kelime

moving tribute: dokunaklı bir anma veya saygı ifadesi

moving tribute ifadesindeki moving, genellikle üzüntü, duygudaşlık veya hayranlık gibi güçlü duygular uyandıran anlamındadır. Fiziksel hareketi anlatmaz. Tribute; onur, teşekkür veya anma ifade eden bir davranış, eser ya da sözdür. Burada a moving tribute to the victims, kurbanları onurlandırırken insanları da duygulandıran bir anma biçimini ifade eder. tribute to + kişi veya grup kalıbı, kimin onurlandırıldığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, duygusal açıdan güçlü bir onurlandırma veya anma davranışını ifade eden, derste vurgulanan iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The speech was a ____ to the volunteers.

Cevabı göster

moving tribute

Kültür

September 11th attacks: 11 Eylül saldırıları

September 11th attacks, 11 Eylül 2001'de Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen birbiriyle bağlantılı terör saldırılarını ifade eder. attacks sözcüğünün çoğul olması, o gün gerçekleşen birden fazla bağlantılı saldırıyı gösterir. Bu arka plan, cümledeki victims ve moving tribute ifadelerinin ciddi tarihsel anlamını ortaya çıkarır. Burada ifade, sıradan bir tartışmayı veya kişisel saldırıyı değil, belirli bir tarihsel olayı adlandırır.

Alıştırma

Bu cümlede September 11th attacks neyi ifade ediyor?

  1. 11 Eylül'de yaşanan herhangi bir anlaşmazlık
  2. Bir spor takımının maç sırasındaki hücumları
  3. 11 Eylül 2001'de Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen birbiriyle bağlantılı terör saldırıları
Cevabı göster

11 Eylül 2001'de Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen birbiriyle bağlantılı terör saldırıları

I also learned a lot about the attacks and their impact on the world. Kalıp ifadeler

3:50

Ayrıca saldırılar ve bunların dünya üzerindeki etkileri hakkında çok şey öğrendim.

Kalıp ifadeler

their impact on the world: dünya üzerindeki etkileri

Their, önceki the attacks ifadesine gönderme yapar. Their impact on the world, bu saldırıların dünya genelinde yarattığı etkiler anlamına gelir. impact on + etkilenen kişi, şey veya alan biçimindeki isim kalıbı, etkiden neyin etkilendiğini gösterir. Bu kalıp olayların, teknolojilerin, politikaların veya seçimlerin sonuçlarını tartışırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi impact ismi ve onun yaygın edatıyla tamamlayın: The new policy had a major ____ small businesses.

Cevabı göster

impact on

After the 9/11 Memorial and Museum,

3:56

9/11 Anıtı ve Müzesi'nden sonra,

I visited the High Line. Kültür

3:59

High Line'ı ziyaret ettim.

Kültür

the High Line: New York'taki bir şehir parkı

High Line, New York şehrindeki halka açık bir parkın özel adıdır. Eski bir yükseltilmiş demir yolundan parka dönüştürülmüştür; bu bilgi, sonraki cümlenin neden bir demir yolundan söz ettiğini açıklar. Burada High Line belirli bir simge yapının adıdır. Yüksek bir yerde bulunan sıradan bir çizgi anlamına gelmez.

Alıştırma

“I visited the High Line,” cümlesinde the High Line neyi ifade eder?

  1. Bir duvarın yüksek kısmına çizilmiş sıradan bir çizgi
  2. Hâlâ caddenin üstünde tren taşıyan bir demir yolu
  3. Yükseltilmiş bir demir yolundan yapılmış New York şehri parkı
Cevabı göster

Yükseltilmiş bir demir yolundan yapılmış New York şehri parkı

It's a former elevated railway that has been converted into a public park. Notlar

4:02

Burası halka açık bir parka dönüştürülmüş eski bir yükseltilmiş demiryolu.

Kelime

former elevated railway: geçmiş kullanım ve yükseltilmiş konum

Former elevated railway ifadesinde former, yapının eskiden bir demir yolu olduğunu ancak artık bu amaçla kullanılmadığını belirtir. Elevated railway ifadesinin tamamını niteler; burada “iki şeyden ilki” anlamına gelmez. Elevated, yer seviyesinin üstünde ve çoğunlukla yükseltilmiş bir yapı üzerinde inşa edilmiş demektir. Sözcükler birlikte, eskiden caddenin veya zeminin üzerinden geçen bir demir yolunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için former, elevated ve railway sözcüklerini doğal sıralarıyla kullanın: The new park was built on a ____.

Cevabı göster

former elevated railway

Dilbilgisi

has been converted into: tamamlanmış ve sonucu şimdi görülen bir değişiklik

Has been converted into, has + been + geçmiş zaman ortacı + into biçimindeki present perfect edilgen yapıdır. Demiryolu değişikliğe uğrayan ögedir; bu yüzden cümle, değişikliği kimin yaptığından çok demiryolunun şimdi ne olduğuna odaklanır. Convert A into B, A'yı değiştirerek B hâline getirmek demektir. Edilgen yapı A has been converted into B biçimindedir; into sonrasındaki sözler yeni biçimi, kimliği veya kullanım amacını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: The old station ____ a library.

Cevabı göster

has been converted into

It's a great place to take a walk and enjoy the city's unique views. Kalıp ifadeler

4:07

Yürüyüş yapmak ve şehrin eşsiz manzarasının tadını çıkarmak için harika bir yer.

Kalıp ifadeler

a great place to take a walk: bir etkinlik için uygun yer önerme

A great place to take a walk, bir yeri önce olumlu biçimde değerlendirip sonra oraya uygun bir etkinlik söyleyerek önerir. To take a walk, yerin ne yapmak için uygun olduğunu açıklar ve place sözcüğünü niteler. a great place to + fiilin yalın hâli kalıbını yeniden kullanabilirsiniz: a great place to eat, play veya read. Take a walk, keyif ya da egzersiz amacıyla yürümek anlamındaki yaygın bir kalıptır.

Alıştırma

Öneriyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The park beside my house is ____ before breakfast.

Cevabı göster

a great place to take a walk

In the evening,

4:13

Akşam,

I had dinner at a rooftop bar. Kelime

4:14

bir çatı katı barında akşam yemeği yedim.

Kelime

a rooftop bar: çatıda veya çatı terasında bulunan bir bar

Rooftop bar, bir binanın çatısında, çoğunlukla açık bir çatı terasında bulunan bardır. a rooftop bar ad öbeğinde rooftop, bar sözcüğünü niteler ve konumunu belirtir; bir marka adı değildir.

Alıştırma

a rooftop bar normalde ne anlama gelir?

  1. Bir binanın çatısında veya çatı terasında bulunan bar
  2. Rooftop adlı bir bar markası
  3. Yüksek bir binadaki herhangi bir kapalı bar
Cevabı göster

Bir binanın çatısında veya çatı terasında bulunan bar

I went to 230 Fifth and ordered a cocktail.

4:18

230 Fifth'e gittim ve bir kokteyl sipariş ettim.

The views of the city skyline from the bar are simply stunning.

4:23

Bardan şehrin silüetinin manzarası tek kelimeyle büyüleyiciydi.

These are just a few of the many things to see and do in New York City. Anlatım akışı

4:28

Bunlar New York City'de görülecek ve yapılacak pek çok şeyden sadece birkaçı.

Anlatım akışı

just a few of the many: listeyi kapatırken daha fazlası olduğunu belirtmek

Just a few of the many, daha önce sözü edilen ögeleri çok daha büyük bir grubun küçük bir örneği olarak sunar. Burada just, “az önce” değil, “yalnızca” anlamına gelir. Bir listenin veya önerinin sonlarına doğru kullanıldığında bu ifade listeyi kapatırken adı anılmamış daha birçok öge olduğunu da belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp just a few of the many + çoğul isim şeklindedir.

Alıştırma

Bu cümlede just a few of the many ne işe yarar?

  1. Bir listeyi kapatır ve daha birçok örnek olduğunu belirtir.
  2. Tam listenin artık tamamlandığını söyler.
  3. Olayların yalnızca kısa bir süre önce gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Bir listeyi kapatır ve daha birçok örnek olduğunu belirtir.

It's a truly amazing city with something to offer everyone. Kalıp ifadeler

4:33

Herkese sunacak bir şeyleri olan gerçekten şaşırtıcı bir şehir.

Kalıp ifadeler

something to offer everyone: farklı insanlara hitap etme

Something to offer everyone, bir yerin veya etkinliğin farklı ilgi alanlarına sahip insanlara çekici seçenekler sunduğunu belirtir. Buradaki offer, sunmak anlamındadır; fiyat vermek anlamında değildir. Have/has something to offer everyone kalıbı olumlu bir özet görevi görür: Herkesin aynı şeyi seveceğini değil, çeşitliliği ve geniş bir kitleye hitap etmeyi vurgular.

Alıştırma

Farklı ilgi alanlarına sahip kişilerin kendilerine çekici gelen bir şey bulabildiğini anlatan dört kelimelik ifadeyle öneriyi tamamlayın: This community center has ____.

Cevabı göster

something to offer everyone

I highly recommend visiting if you haven't had the chance yet. Ton ve niyet

4:38

Henüz fırsatınız olmadıysa kesinlikle ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

Ton ve niyet

highly recommend visiting: recommend + -ing

Highly recommend, öneriyi kibar tutarken daha güçlü hâle getirir. Visiting, önerilen eylemi adlandıran -ing biçimidir. Recommend sözcüğünden hemen sonra bir eylem gelirse recommend + -ing kullanılır: I recommend visiting the museum. Bu yapıda recommend to visit kullanılmaz. Tavsiyenin kime verildiğini belirtmek için I recommend that you visit the museum gibi bir yan cümle kullanılabilir.

Alıştırma

Öneriyi tamamlamak için visit fiilinin doğru biçimini kullanın: I highly recommend ____ the science museum.

Cevabı göster

visiting

Ton ve niyet

if you haven't had the chance: tavsiyeyi daha nazik hâle getirmek

Burada if you haven't had the chance, “şimdiye kadar fırsatınız olmadıysa” demektir. chance burada bir şey yapma fırsatı anlamındadır; bir şeyin gerçekleşme olasılığını anlatmaz. Yapılacak şeyin visiting olduğu önceki sözlerden anlaşıldığı için chance sonrasında yeniden söylenmez. Cümlenin sonundaki yet, “şimdiye kadar” anlamını güçlendirirken gelecekte bir fırsat olabileceğini de açık bırakır. if yan cümlesi tavsiyeden sonra gelerek tavsiyenin özellikle henüz ziyaret etmemiş kişiye yönelik olduğunu gösterir. Emir vermek yerine gelecekte ziyaret etmeye nazikçe teşvik eder.

Alıştırma

Örnekte if you haven't had the chance yet ne anlatıyor?

  1. Kişiye hemen ziyaret etmek zorunda olduğunu söyler.
  2. Kişinin ziyaret etme olasılığının çok düşük olduğunu söyler.
  3. Henüz ziyaret etme fırsatı bulamamış olabilecek birini nazikçe ziyaret etmeye teşvik eder.
Cevabı göster

Henüz ziyaret etme fırsatı bulamamış olabilecek birini nazikçe ziyaret etmeye teşvik eder.

Thanks for watching.

4:43

İzlediğiniz için teşekkürler.