Uygulamada Var! | Telefonlar - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
221 kelime 149 kel/dk

Video özeti: Bir büyükbaba, alışılmadık bir yemek siparişinden yemeğin eve ulaşmasına kadar uygulama üzerinden yemek teslimatının nasıl işlediğini öğrenirken ailesi ona hem teknolojiyi hem de bu hizmete ilişkin sosyal alışkanlıkları açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I'd like to order — Konuşma Edimbilimi ve Tutum. Restoranda veya başka bir hizmet ortamında isteğe nazikçe başlamayı öğrenin. Bu kalıp I want ifadesinden daha az doğrudan duyulur; rezervasyon, alışveriş ve müşteri hizmetleri taleplerinde de kullanılabilir. 2. pick them up. — Phrasal Verbs. pick up ifadesini bir şeyi teslim almak anlamındaki ayrılabilir bir öbek fiil olarak tanıyın. Nesne them ya da it gibi bir zamirse zamir pick ile up arasına gelmelidir; aynı söz dizimi turn it on gibi ifadelerde de görülür. 3. How're you going? — Sözcük Anlamı ve Dil Kaydı. Avustralya İngilizcesinde yaygın, Britanya İngilizcesinde de görülen bu bölgesel selamlaşmanın yaklaşık olarak How are you doing? anlamına geldiğini ve ulaşım biçimini sormadığını anlayın. Böylece gündelik konuşmalarda ifadeyi doğru yorumlayıp doğal biçimde yanıtlayabilirsiniz.

Bu derste

Ring, ring,

0:01

Zır, zır,

ring, ring,

0:01

zır, zır,

ring, ring, ring.

0:02

zır, zır, zır.

Hello?

0:04

Alo?

Ah, hello.

0:05

Ah, merhaba.

I'd like to order some food. Ton ve niyet

0:06

Yemek siparişi vermek istiyorum.

Ton ve niyet

I'd like to order: nazikçe istekte bulunmak

I'd like to, I would like to ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada konuşanın yapmak istediği şeyi, yani yemek sipariş etme isteğini nazikçe belirtir. Would bu kullanımda bir koşul anlatmaz. Özellikle bir işletme veya hizmet görevlisiyle konuşurken, nazikçe istekte bulunmak ya da ne istediğinizi daha yumuşak söylemek için I'd like to + fiilin yalın biçimini kullanın.

Alıştırma

Cümleyi I would like to ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: ____ book a table for two, please.

Cevabı göster

I'd like to

Grandad.

0:08

Büyükbaba.

You don't phone call the restaurant. Kelime

0:09

Restorana telefon açmaman gerek.

Kelime

phone call: nesneden önce kullanılan fiil değil, isim öbeği

Standart İngilizcede phone call normalde “bir telefon görüşmesi” anlamına gelen bir isim öbeğidir. Altyazıda fiil gereken bir yerde kullanılmıştır; bu nedenle You don't phone call the restaurant çocuklara özgü, standart dışı bir söyleyiştir ve örnek alınacak bir kalıp değildir. Eylemi anlatmak için call the restaurant veya özellikle Britanya İngilizcesinde phone the restaurant kullanın. Phone call isim olarak kalacaksa make a phone call örneğindeki gibi başka bir fiil ekleyin.

Alıştırma

Hangi cümle birinden otelle telefonla iletişim kurmasını doğal biçimde ister?

  1. Please make a phone call the hotel.
  2. Please phone call the hotel.
  3. Please call the hotel.
Cevabı göster

Please call the hotel.

What?

0:11

Ne?

You just order on the app. Kalıp ifadeler

0:12

Sadece uygulamadan sipariş vermelisin.

Kalıp ifadeler

order on the app: dijital platformlar için on

order on the app ifadesinde order yiyecek veya ürün sipariş etmek anlamına gelir; on the app ise işlemin gerçekleştiği dijital platformu belirtir. Buradaki on fiziksel bir yüzeyi anlatmaz. Platform belirten bu on kullanımı, bir uygulamadan bilet almak veya bir internet sitesinden oda ayırtmak gibi birçok çevrim içi işleme aktarılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle uygulamayı akşam yemeği siparişi verilen hizmet platformu olarak en doğal biçimde gösterir?

  1. You can order dinner under the app.
  2. You can order dinner beside the app.
  3. You can order dinner on the app.
Cevabı göster

You can order dinner on the app.

But I haven't got a menu. Dilbilgisi

0:14

Ama bende menü yok.

Dilbilgisi

haven't got: Britanya İngilizcesinde şimdiki sahiplik

Have got şimdiki zamandaki sahiplik durumunu ifade edebilir. I haven't got a menu cümlesindeki haven't got, do not have anlamına gelir; got, bir şeyi alma eyleminin tamamlandığını anlatmaz. Bu yapı özellikle Britanya İngilizcesindeki konuşmalarda yaygındır. Özne he, she veya it olduğunda have yerine has kullanılır: she hasn't got a ticket.

Alıştırma

Cümleyi have got yapısının olumsuz biçimiyle tamamlayın: We ____ enough chairs for everyone.

Cevabı göster

haven't got

It's on the app.

0:15

O da uygulamada.

Oh, right.

0:17

Ha, doğru.

Boop.

0:18

Bip.

Oh, yeah.

0:19

Ah, evet.

Here we go. Kalıp ifadeler

0:20

Hadi bakalım.

Kalıp ifadeler

Başlangıç işareti olarak Here we go.

Here we go. bir eylem, süreç veya sonraki adım başlarken kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Bu cümlede konuşan kişi gereken şeyi bulmuş ve başlamaya hazırdır; dolayısıyla ifade “Pekâlâ, şimdi başlıyoruz” anlamına gelir. Buradaki Here bir varış yerini değil, içinde bulunulan anı veya aşamayı gösterir. İfadenin tamamını hazırlıktan eyleme geçildiğini bildiren bir işaret olarak öğrenin.

Alıştırma

Bir etkinliğin başladığını bildiren kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Here ____. Let's try the first question.

Cevabı göster

we go

Hang on. Öbek fiiller

0:21

Bekleyin.

Öbek fiiller

“Biraz bekle” anlamındaki Hang on.

Hang on. “Biraz bekle” anlamına gelen kalıplaşmış, gündelik bir istektir. Konuşan kişinin düşünmesi, bir şeyi kontrol etmesi veya bir soruna dikkat çekmesi için konuşmayı ya da eylemi kısa süreliğine durdurur. Buradaki hang, fiziksel olarak asılı durmayı veya bir şeye tutunmayı anlatmaz. İki sözcük birlikte tek bir konuşma ifadesi olarak kullanılır.

Alıştırma

Kısa bir ara isteyen kalıplaşmış gündelik ifadeyi tamamlayın: ____ on, I need to find my ticket.

Cevabı göster

Hang

What type of restaurant are you?

0:22

Siz ne tür bir restoransınız?

What do you mean? Ton ve niyet

0:24

Ne demek istiyorsun?

Ton ve niyet

What do you mean?: açıklama veya netleştirme istemek

What do you mean? karşıdaki kişiden az önce söylediği şeyi açıklamasını veya netleştirmesini ister. Konuşmayı onarmaya yarayan bir sorudur: Dinleyen kişi sözcükleri duymuştur ancak anlatılmak istenen düşünceyi anlamamıştır. Ton, söyleyiş biçimine ve bağlama bağlıdır. Sakin söylendiğinde tarafsız bir açıklama isteğidir; güçlü vurgu yapıldığında karşıdaki kişinin sözünü sorgulayabilir.

Alıştırma

Bu ifadeyi değerlendirin: What do you mean? her zaman konuşanın öfkeli olduğunu gösterir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Are you Chinese or Italian?

0:25

Çin restoranı falan mı yoksa İtalyan mı?

We're everything.

0:28

Bizde her şey var.

Yeah, you can order a pizza or a burrito.

0:29

Evet, pizza ya da burrito sipariş edebilirsin.

A burrito?

0:32

Burrito mu?

Burrito.

0:34

Burrito.

You can have anything you want. Dilbilgisi

0:35

Ne istersen yiyebilirsin.

Dilbilgisi

anything you want: anything + kısaltılmış ilgi cümleciği

anything you want yapısında anything temel sözcüktür; you want ise onu açıklayan kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Atlanan nesne durumundaki ilgi zamiri geri getirilebilir ve yapı anything that you want olur. Bu öbek can have sonrasında dinleyene çok geniş bir seçim alanı verir: Kişi tercih ettiği herhangi bir şeyi veya birkaç şeyi seçebilir. Genellikle her şeyi almak zorunda olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef üç sözcüklü ifadeyle teklifi tamamlayın: At the bakery, you can choose ____.

Cevabı göster

anything you want

Ah, okay.

0:37

Ah, tamam.

Anything I want, eh? Ton ve niyet

0:39

Ne istersem, öyle mi?

Ton ve niyet

Anything I want, eh?: bir fikri tekrarlayıp onay istemek

Konuşmacı yeni bir bilgi sorusu sormak yerine Anything I want şeklindeki ana fikri tekrar eder. Böylece iznin gerçekten duyulduğu kadar geniş olup olmadığını kontrol eder. Cümle sonundaki eh?, yaklaşık olarak ‘değil mi?’ veya ‘öyle mi?’ anlamına gelen, gündelik bir etkileşim ekidir. Burada onay isterken hafifçe yoklayan ve memnun bir ton da katar; konuşmacı olasılıkların tadını çıkarmaya başlamıştır.

Alıştırma

Anything I want, eh? cümlesinde eh? esas olarak ne yapar?

  1. İzni resmî bir emre dönüştürür.
  2. anything sözcüğünün ne anlama geldiğini sorar.
  3. Onay ister ve hafifçe yoklayan, memnun bir ton katar.
Cevabı göster

Onay ister ve hafifçe yoklayan, memnun bir ton katar.

Hmm.

0:41

Hmm.

That makes it harder for some reason. Notlar

0:41

Nedense bu karar vermeyi zorlaştırıyor.

Dilbilgisi

makes it harder: make + nesne + sıfat

makes it harder ifadesinde makes, make + nesne + sıfat kalıbını izler. Bu bir ettirgen yapıdır: özne, nesnenin sıfatın belirttiği niteliğe sahip olmasına neden olur. That nedeni, it etkilenen durumu, harder ise sonucu gösterir. Buradaki it, fiziksel bir nesneye değil, konuşulmakta olan duruma gönderme yapar. Harder karşılaştırma biçimi olduğu için anlam yalnızca ‘onu zor hâle getirir’ değil, ‘o durumu daha zor hâle getirir’ şeklindedir.

Alıştırma

Ek adımların görevi daha zorlaştırdığını anlatmak için make ve hard sözcüklerinin doğru biçimlerini kullanın: Too many extra steps ____ the task ____.

Cevabı göster

make · harder

Kalıp ifadeler

for some reason: nedeni belirsiz bırakmak

Burada for some reason, konuşanın belirleyemediği ya da açıklamayacağı bir neden bulunduğunu anlatır. Bir şeyin daha zor hâle gelmesi gibi şaşırtıcı bir sonucu yorumlar; ardından belirli bir açıklama geleceğini göstermez. Bir duygu, olay veya sonucu gözlemlediğiniz hâlde nedenini belirsiz bırakmak istediğinizde bu ifadeyi kullanın. Cümlenin başında veya sonunda doğal biçimde yer alabilir.

Alıştırma

“That makes it harder for some reason,” cümlesinde for some reason ne anlatıyor?

  1. Konuşan kesin nedeni zaten açıkladı.
  2. Konuşan nedeni belirsiz bırakıyor.
  3. Konuşan, dinleyicinin zorunlu bir yanıt vermesini istiyor.
Cevabı göster

Konuşan nedeni belirsiz bırakıyor.

Boop.

0:44

Bip.

Oh, sorry, guys.

0:45

Oh, üzgünüm, kızlar.

Better pay for that. Dilbilgisi

0:46

Parasını ödesem iyi olacak.

Dilbilgisi

Better pay for that: I'd better ifadesinin eksiltilmesi

Better pay for that. ifadesi, I'd better pay for that, yani I had better pay for that cümlesinin öznesiz ve resmî olmayan kısaltılmış biçimidir. Konuşan, muhtemelen bir sorundan kaçınmak için ödeme yapmanın mantıklı veya gerekli olduğuna karar verir. Burada better, good sözcüğünün karşılaştırma anlamı değildir; had better kalıbının bir parçasıdır. Had better sonrasında to kullanılmadan fiilin yalın hâli gelir. Eksik özne ve had, bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Had better yapısının öznesiz biçimiyle bu gündelik kişisel hatırlatmayı tamamlayın: “The café bill is still unpaid. ____ before I leave.”

Cevabı göster

Better pay

Boop.

0:47

Bip.

Do you need help choosing, Grandad? Dilbilgisi

0:47

Seçmene yardım edelim mi, Büyükbaba?

Dilbilgisi

need help choosing: need help + -ing kalıbı

need help choosing ifadesinde need help'ten sonra choosing biçimindeki -ing yapısı gelir. Bu -ing öbeği, hangi iş için yardım gerekebileceğini belirtir. need help + -ing kalıbını başka eylemlerle de kullanabilirsiniz: need help finding, need help deciding veya need help carrying.

Alıştırma

Bu yardım teklifini tamamlamak için choose fiilinin -ing biçimini kullanın: Do you need help ____ a birthday gift?

Cevabı göster

choosing

No, no.

0:49

Hayır, hayır.

I'm all right. Ton ve niyet

0:50

Ben hallederim.

Ton ve niyet

I'm all right: yardımı nazikçe geri çevirme

Burada I'm all right. bir yardım teklifine verilen yanıttır. Konuşanın fiziksel olarak nasıl hissettiğini bildirmek yerine “Yardıma gerek yok; kendim halledebilirim” anlamına gelir. İşlevi önceki soru belirler. Do you need help? sorusundan sonra bu kısa yanıt, teklifi nazikçe geri çevirir ve karşıdaki kişiyi rahatlatır.

Alıştırma

Şu konuşmadaki anlamı değerlendirin: “Do you need any help?” “I'm all right.” Yanıt, konuşanın yardım almadan kendi başına halledebileceğini nazikçe söylüyor.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Ah, I know.

0:51

Ah, buldum.

Boop.

0:52

Bip.

Curried sausages.

0:52

Körili sosis.

Curried sausages?

0:54

Körili sosis mi?

Bleah.

0:55

İğrenç.

Why do you want carried sausages?

0:56

Neden körili sosis istiyorsun ki?

Well, I love curried sausages.

0:58

Şey, körili sosise bayılırım.

Bleah.

1:00

İğrenç.

You said I could have anything. Dilbilgisi

1:01

İstediğin her şeyi alabilirsin demiştiniz.

Dilbilgisi

said I could have: Önceden Verilen İzni Aktarmak

You said I could have anything cümlesinde you said, dinleyenin daha önce söylediği sözü aktarır. I could have anything aktarılan içeriktir: could o zamanki izni, have ise bir şeyi alma, edinme veya seçme anlamını taşır. said gibi geçmiş zamanlı bir aktarma fiilinden sonra, ilk sözdeki can çoğu zaman could biçimine dönüşür. You said... kullanımı ayrıca dinleyene daha önce verdiği izni veya sözü hatırlatır; konuşanın yeteneğini anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle daha önce verilmiş bir izni aktarır?

  1. The librarian said I was able to read very quickly.
  2. The librarian said I could renew the book online.
  3. The librarian asked whether I owned the book.
Cevabı göster

The librarian said I could renew the book online.

Okay.

1:03

Tamam.

Curried sausages.

1:04

Körili sosis.

Evening, ladies.

1:09

İyi akşamlar, hanımlar.

I'm here to pick up my sausages. Kalıp ifadeler

1:10

Sosislerimi almaya geldim.

Kalıp ifadeler

I'm here to pick up: Teslim Alma Amacını Belirtmek

I'm here to pick up my sausages cümlesi, konuşanın neden geldiğini belirtmek için I'm here to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. to pick up mastarı amacı ifade eder; here yalnızca bu yeri vurgulamak yerine gelme veya ziyaret etme durumunun tamamını destekler. Bir mağazada veya hizmet bankosunda pick up, sipariş, paket ya da bilet gibi hazır olan veya bekleyen bir şeyi teslim almak anlamına gelir. Burada yerden kaldırmak anlamında değildir.

Alıştırma

pick up kullanılan amaç yapısıyla cümleyi tamamlayın: I'm here ____ an order under the name Patel.

Cevabı göster

to pick up

Grandad, you don't pick them up. Öbek fiiller

1:13

Büyükbaba, sen gidip almıyorsun.

Öbek fiiller

pick them up: ayrılabilen öbek fiilde zamirin yeri

Pick up burada “gidip almak” veya “teslim almak” anlamına gelir. Ayrılabilen bir öbek fiildir; bu nedenle tam bir isim grubu olan nesne, öbek fiilin tamamından sonra ya da iki parçasının arasında kullanılabilir. Nesne them gibi bir zamirse pick ile up arasına gelmelidir: pick them up denir, pick up them denmez. Buradaki them sosisleri ifade eder ve cümle, onları dedenin kendisinin gidip almadığını anlatır.

Alıştırma

pick up ifadesini kullanın ve zamiri doğru yere yerleştirin: Your badge is ready; please ____ at reception.

Cevabı göster

pick it up

Bingo delivers them to you. Kalıp ifadeler

1:15

Bingo onları sana getiriyor.

Kalıp ifadeler

delivers them to you: deliver + nesne + to + alıcı

deliver + nesne + to + alıcı veya varış yeri yapısı, bir şeyi o kişiye ya da yere ulaşacak şekilde götürmek veya göndermek anlamına gelir. delivers them to you ifadesinde them teslim edilen nesneyi, to you ise alıcıyı belirtir. Bu yapı yiyecekler, paketler ve belgeler için kullanılabilir. Delivers them tek başına dil bilgisi açısından doğrudur, ancak to you olmadan eşyaları kimin aldığı belirtilmez.

Alıştırma

Alıcıyı tanıtan edatla cümleyi tamamlayın: The driver delivered the order ____ Maya.

Cevabı göster

to

Oh, right.

1:17

Ha, doğru.

Okay.

1:19

Tamam.

Hey, How're you going? Kelime

1:28

Hey, nasılsın bakalım?

Kelime

Bölgesel bir selamlaşma olarak How're you going?

Bu cümlede How're you going?, “Nasılsın?” veya “Nasıl gidiyor?” anlamına gelen samimi ve bölgesel bir selamlaşmadır. Karşıdaki kişinin durumunu veya genel olarak nasıl olduğunu sorar. Buradaki going, güzergâhı ya da kullanılacak aracı sormaz. Özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda İngilizcesinde sorunun tamamını kalıplaşmış bir selamlaşma olarak düşünmek gerekir.

Alıştırma

Samimi bir Avustralya İngilizcesi konuşmasında How're you going? en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Kişinin nasıl olduğunu sorar.
  2. Kişinin hangi aracı kullanacağını sorar.
  3. Kişinin nereye gittiğini sorar.
Cevabı göster

Kişinin nasıl olduğunu sorar.

Nice night, eh?

1:29

Güzel bir akşam, değil mi?

Oh, you don't really chat to the scooter person. Ton ve niyet

1:30

Ah, aslında kuryeyle pek sohbet edilmez.

Ton ve niyet

don't really chat to... ile sosyal bir kuralı yumuşatma

don't really chat to... yapısında really, olumsuz ifadenin içinde yer alır ve olumsuzluğu yumuşatır. Genellikle “gerçek bir sohbet yapmamak” değil, “çoğunlukla sohbet etmemek” veya “sohbet etme eğiliminde olmamak” anlamına gelir. Bu nedenle cümle, katı bir yasak koymak yerine normalde ne olduğunu nazikçe anlatır. Chat to, “biriyle gündelik sohbet etmek” anlamındadır; scooter person ise bu durumda teslimatı yapan kişiyi belirtir.

Alıştırma

You don't really chat to the delivery rider? cümlesinde don't really ne işe yarar?

  1. Sohbet etmemeyi, nazikçe ifade edilen olağan bir kural olarak sunar.
  2. Sohbetin gerçek değil sahte olduğu anlamına gelir.
  3. Cümleyi katı bir yasal yasağa dönüştürür.
Cevabı göster

Sohbet etmemeyi, nazikçe ifade edilen olağan bir kural olarak sunar.

Oh, okay.

1:33

Ah, tamam.

Sorry.

1:34

Üzgünüm.

Boop.

1:35

Bip.

Did I do it right? Kalıp ifadeler

1:40

Doğru mu yaptım?

Kalıp ifadeler

Did I do it right?: tamamlanmış bir eylemi kontrol etmek

Did I do it right? konuşanın az önce denediği veya tamamladığı bir eylemi doğru yapıp yapmadığını sorar. Bu, talimat istemek değil, onay istemektir. Burada right, “doğru bir şekilde” anlamına gelen bir zarftır; left sözcüğünün karşıtı olan yön anlamındaki “sağ” değildir. Did I + fiilin yalın hâli + ... + right? kalıbı, geçmişte yapılan bir eylemi kontrol etmek için yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Yeni bir uygulamanın kurulumunu tamamladınız ve bir arkadaşınızdan sonucu onaylamasını istiyorsunuz. En uygun soru hangisidir?

  1. Did I move it to the right?
  2. How do I do it?
  3. Did I do it right?
Cevabı göster

Did I do it right?

Yeah, good one, Grandad. Ton ve niyet

1:41

Evet, iyi işti, Büyükbaba.

Ton ve niyet

good one, Grandad.: samimi bir övgü ifadesi

Good one, başarılı bir eylem, cevap, şaka veya deneme için birini kısa ve samimi biçimde övmenin yoludur. Bu cümlede Well done veya Nice job anlamına gelir. One belirli bir nesneyi değil, kişinin az önce yaptığı şeyi belirtir. Grandad eklenerek övülen kişiye doğrudan seslenilir ve teşvik daha kişisel hâle gelir.

Alıştırma

Good one! hangi durumda içten bir övgü olarak en doğal biçimde kullanılır?

  1. Resmî bir yıllık performans değerlendirmesi yazarsınız.
  2. Arkadaşınız zor bir bulmacayı çözer.
  3. Bir yabancıya saati sorarsınız.
Cevabı göster

Arkadaşınız zor bir bulmacayı çözer.

No worries. Kalıp ifadeler

1:43

Lafı bile olmaz.

Kalıp ifadeler

Rahat bir yanıt olarak No worries.

No worries. rahat ve gündelik bir sözlü yanıttır. Burada önceki sözün veya etkileşimin bir sorun yaratmadığını belirtir ve konuşmanın samimi biçimde sürmesini sağlar. Tam anlamı, neye yanıt verdiğine bağlıdır: bir teşekküre karşılık “rica ederim”, küçük bir özürden sonra “önemli değil”, bir isteğe karşılık ise “sorun değil” anlamına gelebilir. Genellikle hiç kimsenin herhangi bir kaygısı olmadığını belirten gerçek anlamlı bir cümle değildir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Thanks for helping me move.” diyor. Bunun sorun olmadığını rahat bir şekilde belirtmek istiyorsunuz. En uygun yanıt hangisidir?

  1. Don’t worry.
  2. I am worried.
  3. No worries.
Cevabı göster

No worries.

Let's have some food.

1:44

Hadi biraz yemek yiyelim.

That's good.

1:47

Bu çok lezzetli.

So, do I just eat here, alone?

1:48

Yani, şimdi burada tek başıma mı yiyeceğim?

You can watch TV on your phone, if you like. Ton ve niyet

1:50

İstersen telefondan televizyon izleyebilirsin.

Ton ve niyet

Bir öneriyi isteğe bağlı yapan if you like

Bu cümlede if you like bir öneriden sonra gelir ve “istersen” anlamına gelir. Telefonda televizyon izlemek isteğe bağlı bir seçenek olarak sunulur; dinleyicinin televizyon izlemeyi sevip sevmediği sorulmaz. Kalıp, öneri veya teklif + if you like biçimindedir. Son kararı dinleyiciye bırakır ve önerinin daha az zorlayıcı duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “istersen” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: You can wait here ____.

Cevabı göster

if you like

Yeah, there's a TV app.

1:53

Evet, bir televizyon uygulaması var.

Okay.

1:55

Tamam.

Boop.

1:56

Bip.