Dilinize dolanan o şarkılar: Kulak kurtları - Elizabeth Hellmuth Margulis: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, kısa müzik parçalarının neden istemsizce zihinde tekrarlanan melodilere dönüştüğünü, tekrarın ve kayıt teknolojilerinin bu etkiyi nasıl güçlendirebileceğini ve sıradaki notayı beklemenin tanıdık bir ezgiyi bellekte neden döngüde tutabileceğini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. tunes to get stuck in our heads. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Müziğin kişinin isteği dışında zihinde tekrarlanmasını anlatan bu temel mecazı kavrayın; aynı kalıbı anıların, düşüncelerin veya fikirlerin zihinde kalıp uzaklaştırılmasının güç olduğu durumlarda doğal biçimde kullanın. 2. perhaps exacerbated by recording technology, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: exacerbated by ifadesini, belirli bir nedenin mevcut bir sorunu veya olguyu daha ciddi hâle getirdiğini belirten resmî bir kullanım olarak tanıyın; özellikle akademik, bilimsel, tıbbi ve politik açıklamalarda doğru yorumlayın. 3. just shake it off. — Öbek fiiller: shake it off ifadesini eleştiri, mahcubiyet, stres veya kötü ruh hâlinin etkisinde kalmak yerine bunları atlatmayı anlatmak için kullanın; ayrıca açıklamayı bitiren esprili Taylor Swift göndermesini anlayın.
Bu derste
Have you ever been waiting ...? ile devam eden bir sahne kurmak
"Have you ever ...?", dinleyicinin bugüne kadar belirli bir deneyim yaşayıp yaşamadığını sorar. Bu cümlede "been waiting" ile birleştiği için deneyim, zaten devam etmekte olan bir etkinliğin içinden görülür: kişi yalnızca tamamlanmış bir bekleyişten söz etmez, beklemenin tam ortasındadır. Bekleme, hayal edilen anda sürmektedir; ancak şimdi de devam ediyor olması gerekmez. Bu kalıp açılış sorusu olarak kullanıldığında bir sahne kurar ve dinleyiciyi kendisini o sahnede hayal etmeye çağırır. Bir etkinliğin ortasında olma durumu önemliyse ve ardından başka bir olay ya da ayrıntı gelecekse "Have you ever been + -ing ...?" kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Otobüs bekleme sürerken yaşanan bir olayı anlatmaya başlamak istiyorsunuz. Devam eden sahneyi en iyi hangi başlangıç kurar?
- Have you ever been waiting for a bus when a stranger started talking to you?
- Did you wait for a bus yesterday?
- Have you ever waited for a bus?
Cevabı göster
Have you ever been waiting for a bus when a stranger started talking to you?
waiting in line: Amerikan İngilizcesindeki yaygın kuyrukta bekleme ifadesi
"Wait in line", sıranız gelene kadar diğer insanlarla düzenli bir kuyrukta beklemek anlamına gelir. "Waiting in line" ifadesinde "waiting" -ing biçimidir ve "in line" kişinin kuyruktaki konumunu belirtir. "Line", "wait" fiilinin doğrudan nesnesi değildir ve ifade çizilmiş bir çizginin üzerinde bulunmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi "bir kuyruğun parçası olarak" anlamına gelen standart Amerikan İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: We had to wait ____ for tickets.
Cevabı göster
in line
innocently perusing the magazine rack: anlam ve dil düzeyi
Bu ifadede perusing, raftaki dergilere göz gezdirmek ya da onları incelemek anlamına gelir. looking through ifadesinden daha resmî duyulur; bağlama göre dikkatli okumayı veya acele etmeden göz gezdirmeyi anlatabilir. Innocently burada zararsız bir biçimde ve sıra dışı bir şey beklemeden demektir; “hukuken suçsuz” anlamında değildir. Biraz yüksek üsluplu bu söz seçimi, sıradan bir eylemi şakacı bir ciddiyetle anlatır.
Alıştırma
Burada innocently perusing the magazine rack ne anlatıyor?
- Her dergiyi başkalarına yüksek sesle okumak.
- Dergi okumanın hukuken izinli olduğunu kanıtlamak.
- Sıra dışı bir şey beklemeden dergilere göz gezdirmek ve bunu biraz resmî bir üslupla anlatmak.
Cevabı göster
Sıra dışı bir şey beklemeden dergilere göz gezdirmek ve bunu biraz resmî bir üslupla anlatmak.
when a song pops into your head: ani bir olayı tanıtma
Önceki eylemler devam eden bir arka plan kurar: sırada beklemek ve dergilere göz gezdirmek. when ile başlayan bölüm, bu sahneyi birden kesen veya değiştiren olayı tanıtır: insanın aklına bir şarkı gelir. Bu, hikâye anlatırken sık kullanılan bir kalıptır: devam eden arka plan + when + daha kısa ve ani olay. Burada when, “ve tam o sırada” gibi çalışır; başka bir uzun arka plan eylemi eklemez.
Alıştırma
Hangi cümlede devam eden bir arka planın ardından when ile ani bir olay anlatılıyor?
- I was reading on the train because someone called my name.
- I was reading on the train unless someone called my name.
- I was reading on the train when someone called my name.
Cevabı göster
I was reading on the train when someone called my name.
pops into your head: bir düşüncenin birden akla gelmesi
Burada pops into your head, “düşüncelerinde birden belirir” demektir. Şarkı fiziksel olarak başının içine girmez; melodisi, onu düşünmeye karar vermeden aklına gelir. Ortaya çıkan şey dil bilgisel öznedir; “An idea popped into my head.” örneğinde olduğu gibi. something pops into someone’s head kalıbını hızlı ve beklenmedik biçimde beliren bir melodi, isim, anı veya fikir için kullanabilirsin.
Alıştırma
“Düşüncelerimde birden belirdi” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamla: While I was drawing, a new character idea ____.
Cevabı göster
popped into my head
Not the whole song, but a fragment of it Anlatım akışı
0:14Şarkının tamamı değil, küçük bir parçası
Not the whole song, but ...: daha dar bir ifadeyle düzeltme
Not X, but Y kalıbı önce X’i reddeder, sonra onun yerine Y’yi koyar. Burada X “the whole song”, Y ise “a fragment of it” olduğundan konuşmacı sözünü ettiği miktarı daraltır. Bu kullanımda but karşıt bir görüş sunmaz. Bir düzeltme işareti verir: “o geniş açıklama değil, bu daha kesin açıklama.” Bu yapı, dinleyiciyi beklenen bir yorumdan uzaklaştırarak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Bu cümlede Not the whole song, but a fragment of it ne işe yarıyor?
- Geniş bir düşünceyi reddeder ve yerine daha dar, daha kesin bir düşünce koyar.
- İlk bilgiyle ilgisiz ikinci bir bilgi ekler.
- Şarkının tamamıyla bir parçasının aynı şey olduğunu söyler.
Cevabı göster
Geniş bir düşünceyi reddeder ve yerine daha dar, daha kesin bir düşünce koyar.
that plays and replays until you find yourself Dilbilgisi
0:16siz kendinizi sebzeleri ritme uygun yerleştirirken bulana dek
İlgi cümleciği olarak that plays and replays
That plays and replays, a fragment of it ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. İlgi zamiri that, fragment sözcüğünü gösterir; dolayısıyla tekrar tekrar çalan şey şarkının tamamı değil, bu parçadır. Bu cümlecik, parçanın ne yaptığını isim öbeğinin içine yerleştirerek fragment sözcüğünü daha belirgin ve gözde canlandırması daha kolay hâle getirir. Plays and replays, aynı parçanın tekrar tekrar çaldığını vurgular.
Alıştırma
That plays and replays ifadesinin fragment sözcüğünü nitelediği gibi, hangi isim öbeğinde that cümleciği message sözcüğünü niteler?
- the message that appears every morning
- the message appears every morning
- that the message appears every morning
Cevabı göster
the message that appears every morning
unloading the vegetables in time to the beat. Kalıp ifadeler
0:20çalmaya ve tekrar etmeye devam eder.
Planlanmamış bir eylem için until you find yourself + -ing
Until, bir durum devam ettikten sonra ulaşılan noktayı belirtir. Until you find yourself unloading ifadesinde you find yourself unloading, zaten bir şeyleri boşaltmakta olduğunu fark etmen anlamına gelir. İfadenin tamamı bu eylemi bilinçli bir karar yerine beklenmedik veya planlanmamış bir sonuç olarak sunar. Find yourself burada kelime anlamıyla kendini bulmak demek değildir. Kişinin yaptığını fark ettiği eylemi anlatmak için ardından -ing biçimi gelir.
Alıştırma
Cümleyi find oneself + -ing yapısının geçmiş zamanıyla tamamla: Mia kept watching until she ____ cheering for the team.
Cevabı göster
found herself
in time to the beat: ritimle birlikte hareket etmek
In time to the beat, bir hareketin ritimle uyumlu olduğunu, yani her hareketin müziğin vuruşuyla birlikte gerçekleştiğini anlatır. Buradaki in time, bir şeyi çok geç olmadan yapmak değil, ritmik uyum anlamına gelir. to the beat sözleri, hareketin hangi ritme uyduğunu belirtir.
Alıştırma
"The players marched in time to the drumbeat." cümlesinde in time to the drumbeat ne anlama gelir?
- Ritimle eş zamanlı yürüdüler.
- Planlanan saatte başladılar.
- Müzik başlamadan önce geldiler.
Cevabı göster
Ritimle eş zamanlı yürüdüler.
You've been struck by an earworm: akla takılan bir melodi
Earworm, akılda kalıcı bir melodinin veya şarkının kısa bir bölümünün zihinde sürekli tekrarlanmasıdır. Bu bir benzetmedir, gerçek bir solucan değildir. You've been struck by, bu deneyimin ani ve kontrolünüz dışında görünmesini sağlamak için present perfect edilgen yapısını kullanır. Sonuç şu anda da sürer: melodi dikkatinizi çekmiştir ve zihninizde tekrarlanmaya devam eder.
Alıştırma
Burada "You've been struck by an earworm" ne anlama gelir?
- Bir melodi zihninde tekrarlanmaya başladı.
- Kulağına bir böcek girdi.
- Bir müzik aleti sana çarptı.
Cevabı göster
Bir melodi zihninde tekrarlanmaya başladı.
Over 90% of people are plagued by earworms at least once a week, Deyimler
0:27İnsanların %90'ından fazlası haftada en az bir kez kulak kurtlarının musallatına uğruyor,
are plagued by earworms: sürekli sıkıntı çekmek
are plagued by earworms ifadesindeki are plagued by, “bir şey yüzünden tekrar tekrar veya sürekli sıkıntı çekmek” anlamına gelen edilgen bir yapıdır. Sıkıntının kaynağı earworms, yani akıldan çıkmayan melodilerdir; ifade insanların gerçekten veba hastalığına yakalandığı anlamına gelmez. Bu güçlü ve olumsuz söz seçimi, zihne takılan şarkıları istenmeyen ve kurtulması zor bir şey olarak gösterir. Genel olarak be plagued by + sorun yapısı, bir kişinin veya şeyin can sıkıcı bir sorundan tekrar tekrar etkilendiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle kalıcı bir sorunu anlatmak için be plagued by ifadesini doğal biçimde kullanıyor?
- The town was plagued by repeated power outages.
- The town was plagued by a single friendly greeting.
- The town was pleased by repeated power outages.
Cevabı göster
The town was plagued by repeated power outages.
and about a quarter of people experience them several times a day.
0:32ve yaklaşık dörtte biri bunları günde birkaç kez yaşıyor.
They tend to burrow in during tasks that don't require much attention, Kalıp ifadeler
0:37Bunlar, fazla dikkat gerektirmeyen işler sırasında zihnimize sızma eğilimindedir,
say when waiting on water to boil or a traffic light to change. Ton ve niyet
0:41örneğin suyun kaynamasını veya trafik ışığının değişmesini beklerken.
They tend to burrow in: eğilim ve mecaz
Tend to + fiilin yalın hâli, her seferinde olan bir şeyi değil, olağan bir eğilimi veya olasılığı anlatır. Burada They, earworms ifadesine gönderme yapar; burrow in ise bunların zihnin içine doğru ilerleyip oraya yerleşmesini mecazi olarak canlandırır. Birlikte, They tend to burrow in, fazla dikkat gerektirmeyen bu anlarda akla takılan melodilerin sıklıkla zihne yerleştiğini, ancak bunun istisnaları olabileceğini anlatır. İfade, kesin bir neden-sonuç kuralını değil, bir eğilimi belirtir.
Alıştırma
Bu bağlamda They tend to burrow in ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?
- Her seferinde olmasa da sıklıkla zihnin içine doğru ilerlerler.
- Her seferinde fiziksel olarak çukur kazarlar.
- Fazla dikkat gerektirmeyen işleri doğrudan onlar oluşturur.
Cevabı göster
Her seferinde olmasa da sıklıkla zihnin içine doğru ilerlerler.
Örnek belirleyicisi olarak say when ...
Buradaki say, “konuşmak” değil, “örneğin” ya da “şu durumu ele alalım” anlamına gelir. Örnek durumları tanıtan bir söylem belirleyicisidir. say when ... kalıbında say, olası bir zamanı veya durumu örnek olarak seçer. Cümle daha sonra iki örnek verir: suyun kaynamasını beklemek ve trafik ışığının değişmesini beklemek.
Alıştırma
Bu cümlede say ne işe yarıyor: “Pick a quiet activity, say drawing a map”?
- drawing a map ifadesini olası bir örnek olarak tanıtır.
- drawing a map etkinliğinin biri konuşurken yapılması gerektiğini gösterir.
- Birine drawing a map sözlerini yüksek sesle söylemesini emreder.
Cevabı göster
drawing a map ifadesini olası bir örnek olarak tanıtır.
This phenomenon is one of the mind's great mysteries. Anlatım akışı
0:45Bu fenomen, zihnin büyük gizemlerinden biridir.
This phenomenon is one of the mind's great mysteries: bilimsel bir konuyu çerçevelemek
This phenomenon, daha önce anlatılan deneyimi tek bir ad altında toplar. Böylece konuşmacı günlük örnekleri sıralamayı bırakıp hepsini tek bir konu olarak ele alabilir. Konuyu one of the mind's great mysteries olarak adlandırmak, onu hâlâ açıklanması gereken önemli bir soru olarak yeniden çerçeveler ve bilimsel tartışmaya geçiş sağlar. One of, bunun daha geniş bir gizem grubuna ait olduğunu belirtir; tek ya da mutlaka en büyük gizem olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlenin bilimsel bir açıklamadaki temel düzenleme işlevi nedir?
- Zihnin yalnızca bir gizemi olduğunu iddia eder.
- Önceki deneyimi özetler ve bilimsel tartışmaya uygun bir soru olarak yeniden çerçeveler.
- Gizemin zaten çözüldüğünü duyurur.
Cevabı göster
Önceki deneyimi özetler ve bilimsel tartışmaya uygun bir soru olarak yeniden çerçeveler.
Scientists don't know exactly why it's so easy for tunes to get stuck in our heads. Notlar
0:49Bilim insanları melodilerin kafamıza takılmasının neden bu kadar kolay olduğunu tam olarak bilmiyorlar.
it's so easy for tunes to...: It is + sıfat + for + isim + to-infinitive kalıbı
It is + adjective + for + noun + to-infinitive kalıbı bir eylemi veya durumu değerlendirir. It biçimsel bir öznedir; asıl değerlendirilen içerik for tunes to get stuck in our heads bölümüdür. Burada so easy değerlendirmeyi verir, for tunes eylemi yapan veya yaşayan şeyi belirtir, to get stuck... ise eylemi adlandırır. Bu kalıp hard, important veya unusual gibi sıfatlarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Değerlendirme kalıbındaki eksik iki yapı sözcüğünü tamamlayın: It is difficult ____ young children ____ ignore a catchy tune.
Cevabı göster
for · to
tunes ... get stuck in our heads: zihinde tekrar edip duran bir melodi
Get stuck in someone's head, bir şeyin o kişinin zihninde, çoğu zaman kişi bunu istemeden, tekrar tekrar dönmesi demektir. Cümlede melodiler fiziksel olarak herhangi bir yere sıkışmış değildir. Özne çoğunlukla bir melodi, şarkı, reklam müziği, ifade veya akılda kalıcı başka bir sestir. Bu durumu yaşayan kişiye göre iyelik sözcüğünü değiştirin: stuck in my head, her head veya our heads.
Alıştırma
Melodinin konuşanın zihninde tekrar edip durduğunu belirten kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the show, the tune was ____ all evening.
Cevabı göster
stuck in my head
earworms are an example of mental imagery. Kelime
0:57kulak kurtları zihinsel imgelerin bir örneğidir.
From a psychological perspective: bir analiz bakış açısı sunmak
From a psychological perspective, dinleyiciye sonraki ifadeyi hangi çerçeveyle değerlendirmesi gerektiğini söyler. Konuyu değiştirmek yerine açıklamayı psikoloji alanına taşır. From a/an + sıfat + perspective kalıbı genellikle cümlenin başında kullanılır. Burada perspective, fiziksel bir bakış açısını değil, bir şeyi analiz etme veya anlama biçimini ifade eder.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “psikoloji yoluyla analiz edildiğinde” anlamındaki dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: ____, repeated routines can reduce anxiety.
Cevabı göster
From a psychological perspective
earworms are an example of mental imagery: imagery işitsel de olabilir
Psikolojide mental imagery, ilgili görüntü, ses veya başka bir uyaran o anda algılanmıyor olsa bile zihinde oluşan duyuma benzer bir deneyimdir. Imagery sözcüğüne rağmen kavram yalnızca görüntülerle sınırlı değildir; hayal edilen sesleri ve diğer duyuları da içerebilir. earworms are an example of mental imagery ifadesi, zihinde tekrarlanan bir melodiyi dışarıdaki bir ses kaynağından gelen müzik olarak değil, işitsel bir zihinsel deneyim olarak sınıflandırır.
Alıştırma
Bu psikoloji bağlamında mental imagery kavramını en iyi hangi açıklama tanımlar?
- Bir görüntü veya ses hayal etmek gibi zihinde oluşan duyuma benzer bir deneyim
- Yalnızca edebiyatta kullanılan mecazlı veya betimleyici dil
- Yalnızca gözlerin o anda gördüğü bir görüntü
Cevabı göster
Bir görüntü veya ses hayal etmek gibi zihinde oluşan duyuma benzer bir deneyim
like when you close your eyes and imagine a red wagon,
1:02gözlerinizi kapatıp kırmızı bir vagon hayal ettiğinizdeki gibi,
like when you imagine the sound of a baby screaming
1:07ağlayan bir bebeğin sesini hayal ettiğinizdeki gibi
This imagery can be visual ... or it can be auditory: bir sınıflandırma kalıbı
Bu cümle, imagery adlı genel bir kavramı iki türe ayırır. Tekrarlanan can be X ... or it can be Y kalıbı kategorileri paralel tutar: görsel imgeleme zihinde bir görüntü varmış gibi, işitsel imgeleme ise zihinde bir ses varmış gibi deneyimlenir. Ardından her like when yan cümlesi kendi kategorisine bir örnek verir. Bu “kategorileri adlandırıp sonra örneklendirme” kalıbı, soyut bir fikri açıkça anlatmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Vurgulanan sınıflandırma kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: A classroom signal ____ visual, like a raised hand, ____ auditory, like a bell.
Cevabı göster
can be · or it can be
işitsel imgelemenin özel bir biçimi
İşitsel imgeleme, gerçekte o ses mevcut değilken sesi zihninizde duyma deneyimidir. a special form of auditory imagery ifadesinde form “tür” anlamına gelir; dolayısıyla ifade, akla takılan şarkıları zihinsel ses deneyiminin bir türü olarak sınıflandırır. auditory sözcüğü işitme ve sesle ilgilidir; “bir izleyici kitlesiyle bağlantılı” anlamına gelmez. because yan cümlesi bu şarkıların neden özel olduğunu açıklar: kişi onları başlatmayı seçmeden, istemsizce ortaya çıkarlar.
Alıştırma
Hangi durum auditory imagery için en açık örnektir?
- Yakındaki bir hoparlörden müzik dinlemek
- Önünüzdeki kırmızı bir tabelaya bakmak
- Oda sessizken bir arkadaşınızın sesini hatırlamak
Cevabı göster
Oda sessizken bir arkadaşınızın sesini hatırlamak
because they're involuntary: bilinçli kontrol dışında
Bu cümlede involuntary, kulak kurtlarının bilinçli bir seçim olmadan ortaya çıktığını ve tamamen kontrol altında olmadığını anlatır. because ile başlayan yan cümle, bu kontrol eksikliğini kulak kurtlarının özel bir işitsel imgeleme türü olmasının nedeni olarak verir. Bu, birinin istemediği hâlde müziği hayal etmeyi seçmesi demek değildir; zihinsel deneyimin kendiliğinden başlaması demektir.
Alıştırma
Cümlede involuntary, bir kulak kurdu hakkında ne anlatıyor?
- biri istemediği hâlde onu seçer
- biri onu planlar ve ne zaman başlayacağını kontrol eder
- bilinçli bir seçim veya tam kontrol olmadan ortaya çıkar
Cevabı göster
bilinçli bir seçim veya tam kontrol olmadan ortaya çıkar
Who Let the Dogs Out: bir şarkı adına gönderme
Who Let the Dogs Out, Baha Men tarafından kaydedilmiş tanınmış bir pop şarkısının adı ve tekrarlanan nakaratıdır. Buradaki who let the dogs out, köpekler hakkında gerçek bir soru sormak yerine bu şarkının adını belirtir. Anlatıcı, kolayca tanınan nakaratı esprili bir kulak kurdu örneği olarak kullanır: insanlar normalde kulaklarını tıkayıp onu özellikle hayal etmeye çalışmaz; melodi zihne kendiliğinden girebilir.
Alıştırma
Bu cümlede who let the dogs out ifadesinin temel işlevi nedir?
- Kulakları tıkamanın müziği hayal etmeye yardımcı olduğunu iddia eder.
- Bazı köpekleri hangi kişinin serbest bıraktığını ciddi biçimde sorar.
- Bilinen bir şarkıya, kulak kurdu örneği olarak esprili biçimde gönderme yapar.
Cevabı göster
Bilinen bir şarkıya, kulak kurdu örneği olarak esprili biçimde gönderme yapar.
or well, you probably don't: mizahi bir anlık düzeltme
Or sözün yönünün değişmeye başladığını gösterir; well ise anlatıcının az önce söylediğini yeniden düşünmek için durakladığını belirten bir söylem işaretidir. Ardından gelen you probably don't önceki varsayımı geri çeker. Probably düzeltmeyi daha az kesin hâle getirir. İfade bütünüyle, önceki sözün yanlışlığını resmî biçimde kanıtlama girişimi değil, izleyiciyle paylaşılan kısa bir şaka gibi duyulur.
Alıştırma
Bu anlatımda or well, you probably don't ne işe yarıyor?
- Konuşmacının önceki varsayımını mizahi biçimde düzeltip yumuşatır.
- Tamamen ilgisiz bir konuya geçer.
- Resmî bir mantıksal çürütme yapar.
Cevabı göster
Konuşmacının önceki varsayımını mizahi biçimde düzeltip yumuşatır.
and hangs around like an unwanted house guest. Deyimler
1:27ve istenmeyen bir misafir gibi ortalıkta dolanır.
intrudes onto your mental soundscape: zihne istenmeden giren bir ses
Intrudes, izinsiz girmeyi ve rahatsızlık vermeyi düşündürür. Ezginin bir şeye intrudes onto ettiği söylenerek ezgi istenmeyen bir ziyaretçi gibi gösterilir. Mental soundscape, kişinin zihninde bulunan sesler, müzik ve işitsel anılar için kullanılan bir benzetmedir. Bu nedenle ifade, bir sesin gerçek bir fiziksel manzaraya girmesini değil, bir ezginin kendini zorla dikkate sokmasını anlatır.
Alıştırma
Burada intrudes onto your mental soundscape ne anlama geliyor?
- Kişinin hafızasından sessizce kaybolur.
- İstenmeden kişinin zihnindeki ses dünyasına girer.
- Kişinin çevresindeki gerçek sesleri kaydeder.
Cevabı göster
İstenmeden kişinin zihnindeki ses dünyasına girer.
hangs around like an unwanted house guest: kalıcı ve rahatsız edici bir şeyi anlatan benzetme
Burada hangs around, “kalır ve gitmez” anlamındadır; “bir şeye asılı durur” demek değildir. Zihinde kalan şey, istenmeyen ses veya melodidir. Like an unwanted house guest bir benzetmedir. Melodiyi gereğinden uzun kalan bir ziyaretçiye benzeterek onun kalıcı ve rahatsız edici olduğunu hissettirir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan benzetme ne anlama geliyor?
- Ses zihinde kalır ve ondan kurtulmak rahatsız edici derecede zordur.
- Ses dost canlısı bir misafiri eve buyur eder.
- Ses evin yakınındaki bir nesneden sarkar.
Cevabı göster
Ses zihinde kalır ve ondan kurtulmak rahatsız edici derecede zordur.
and they're normally made up of a tune rather than say harmonies. Kalıp ifadeler
1:33ve genellikle armonilerden ziyade bir melodiden oluşurlar.
they're normally made up of a tune: bir şeyin yapısını anlatmak
Be made up of, “-den oluşmak” veya “bu parçalara sahip olmak” anlamına gelir. Bütün, ifadeden önce; parçalar ise of sözcüğünden sonra gelir. Burada a tune, of sözcüğünden sonra belirtilen parçadır. Bu cümlede made up, “uydurulmuş” anlamında değildir. Tam yapı olan be made up of, konuşanın bir şeyin nelerden oluştuğunu anlattığını gösterir.
Alıştırma
“-den oluşur” anlamındaki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The jigsaw puzzle is ____ one hundred pieces.
Cevabı göster
made up of
A remarkable feature of earworms is their tendency to get stuck in a loop, Kalıp ifadeler
1:37Kulak kurtlarının dikkat çekici bir özelliği de bir döngüde sıkışıp kalma eğilimleridir,
their tendency to get stuck in a loop: döngüye takılıp kalma eğilimleri
Burada their tendency to + fiilin yalın hâli, sık görülen bir davranış biçimini isim öbeğine dönüştürür: Kulak kurdu melodilerinin bunu yapma olasılığının yüksek olduğunu, ancak her zaman yapmadıklarını anlatır. Their, earworms sözcüğüne gönderme yapar; to get stuck ise bu eğilimdeki eylemi belirtir. Get stuck in a loop, durdurulması veya aşılması zor olan tekrarlı bir döngüye girmek demektir. Buradaki loop fiziksel bir çemberi değil, tekrarlanan bir sırayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, tekrarlayan bir olasılığı anlatan ders ifadesiyle tamamlayın: This printer has a ____ jam when the paper is damp.
Cevabı göster
tendency to
repeating again and again for minutes or hours. Kalıp ifadeler
1:42dakikalar veya saatler boyunca tekrar tekrar çalarlar.
repeating again and again: tekrar tekrar yinelenmek
Again and again, aynı eylemin veya olayın birçok kez tekrarlanması demektir. Repeating again and again ifadesinde repeating sözcüğünü güçlü biçimde vurgular ve uzun, ısrarlı döngünün daha belirgin hissedilmesini sağlar. Bu kullanım yanlışlıkla yapılmış bir anlam tekrarı değil, bilinçli bir vurgudur: repeating ne olduğunu söylerken again and again bunun kaç kez sürdüğünü öne çıkarır.
Alıştırma
Cümleyi “birçok kez” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The coach demonstrated the move ____ until everyone understood.
Cevabı göster
again and again
Also remarkable is the role of repetition in sparking earworms. Kalıp ifadeler
1:46Kulak kurtlarını tetiklemede tekrarın rolü de dikkat çekicidir.
the role of X in doing Y: X’in Y’ye katkısını açıklamak
the role of X in doing Y kalıbı, X’in Y eylemine veya sonucuna nasıl katkıda bulunduğunu ya da onu nasıl etkilediğini anlatır. Burada X repetition, oluşmasına yardımcı olduğu sonuç ise sparking earworms ifadesidir. in bir edat olduğu için ardından bir eylem geldiğinde genellikle -ing biçimi kullanılır: in spark değil, in sparking. Buradaki sparking mecazidir ve başlatmak ya da tetiklemek anlamına gelir.
Alıştırma
the role of X in doing Y kalıbını tamamlayın: The coach explained ____ teamwork ____ winning close games.
Cevabı göster
the role of · in
Songs tend to get stuck when we listen to them recently and repeatedly. Kalıp ifadeler
1:51Şarkılar, onları yakın zamanda ve defalarca dinlediğimizde takılma eğilimindedir.
Songs tend to get stuck: genel eğilimler için tend to
Tend to + fiilin yalın hâli, istisnalara yer bırakarak genellikle veya sıkça olan bir şeyi anlatır. Songs tend to get stuck, şarkıların sık sık zihnimizde kaldığı anlamına gelir; bunun her seferinde olduğunu söylemez. tend to ifadesinden sonra get fiilinin yalın hâli kullanılır. Buradaki get stuck mecazidir: şarkı zihninizde tekrar tekrar çalar.
Alıştırma
Hangi cümle dikkatli bir genelleme yaparken istisnalara da yer bırakır?
- People always remember short, repeated messages.
- People tend to remember short, repeated messages.
- People remembered one short, repeated message yesterday.
Cevabı göster
People tend to remember short, repeated messages.
then perhaps we can blame our earworms on modern technology. Kalıp ifadeler
1:59o zaman belki de kulak kurtlarımız için modern teknolojiyi suçlayabiliriz.
If repetition is such a trigger, then perhaps...: temkinli bir koşullu çıkarım
if yan cümlesi, zaten tartışılmakta olan tekrarın rolünü bir koşul olarak ele alır: tekrar gerçekten bu kadar güçlü bir tetikleyiciyse. Such a trigger, repetition ifadesine geri döner ve “bu türde veya güçte bir tetikleyici” anlamına gelir; yeni bir neden ortaya atmaz. Then perhaps bu koşuldan temkinli bir çıkarım yapar. Konuşmacı modern teknolojiyi olası bir açıklama olarak önerir; bu açıklamanın kanıtlandığını iddia etmez.
Alıştırma
Bu cümle savda temel olarak ne yapıyor?
- Tekrarla ilgili bir koşulu kullanarak olası bir açıklama önerir.
- Tekrar konusundan ilgisiz bir teknoloji tarihine geçer.
- Modern teknolojinin akla takılan şarkıların tek nedeni olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster
Tekrarla ilgili bir koşulu kullanarak olası bir açıklama önerir.
blame our earworms on modern technology: blame X on Y kalıbı
Blame X on Y, “Y’nin X’e neden olduğunu veya X’ten sorumlu olduğunu söylemek” anlamına gelir. Burada X, istenmeyen sonuç olan our earworms; Y ise öne sürülen neden olan modern technology ifadesidir. Sıralama önemlidir: sonuç veya sorun blame sözcüğünden sonra, varsayılan neden ise on sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
blame X on Y yapısını tamamlayın: They blamed the cancellation ____ the storm.
Cevabı göster
on
that help you listen to the same thing again and again.
2:08inanılmaz bir şekilde çoğalmasına tanık oldu.
The last 100 years have seen...: zaman dilimini başa koymak
The last 100 years zaman ifadesi, have seen fiilinin dil bilgisel öznesidir. Buradaki see gerçek anlamda ‘görmek’ değildir; yapı, o dönem içinde büyük bir değişimin gerçekleştiğini anlatır. Zaman dilimini başa koymak, değişikliği belirtmeden önce tarihsel çerçeveyi verir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp zaman dilimi + has/have seen + değişiklik şeklindedir.
Alıştırma
Resmî tarihsel özeti see fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The past decade ____ rapid growth in online learning.
Cevabı göster
has seen
an incredible proliferation of devices: cihazların büyük çapta artıp yayılması
Bu cümlede proliferation, cihazların sayısının hızla ve büyük ölçüde artıp yayılması anlamına gelir. Yalnızca toplam sayının biraz arttığını değil, birçok cihaz türünün ortaya çıkıp yaygınlaştığını anlatır. Bu isim genellikle a/the proliferation of + isim kalıbında kullanılır. Incredible, bu yayılmanın ne kadar çarpıcı olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümledeki an incredible proliferation of devices ne anlama gelir?
- Cihazların sayısında ve yayılmasında hızlı ve büyük bir artış.
- Tek bir cihazda küçük bir iyileştirme.
- Cihazların çoğunun kaldırılması.
Cevabı göster
Cihazların sayısında ve yayılmasında hızlı ve büyük bir artış.
Records, cassettes, CDs, or streamed audio files.
2:12Plaklar, kasetler, CD'ler veya internet üzerinden dinlenen ses dosyaları.
Have these technologies bred some kind of unique contemporary experience? Anlatım akışı
2:17Bu teknolojiler benzersiz bir tür çağdaş deneyim mi yarattı?
Have these technologies bred...?: neden-sonuç üzerine bir araştırma sorusu
Have ... bred...? biçimindeki present perfect soru, bugüne kadarki değişimlerin bir sonuca yol açıp açmadığını sorar. Burada bred, breed fiilinin past participle biçimidir ve mecazi anlamda kullanılır: Teknolojiler yeni bir deneyimin ortaya çıkmasına yol açmış olabilir; canlıları çoğaltmış değildir. Konuşmacı bir yargıda bulunmak yerine soru sorarak teknolojiyle ilgili bir gözlemi açık bir neden-sonuç sorusuna dönüştürür. Some kind of, öne sürülen sonucu kesin olmayan bir olasılık gibi gösterir. Böylece cümle, cevabın evet olduğunu varsaymadan tartışmayı yönlendirir.
Alıştırma
Bu soru, savın düzenlenmesinde ne yapıyor?
- Teknolojilerin canlıları çoğaltıp çoğaltamayacağını sorar.
- Teknolojilerin yeni bir modern deneyim türüne yol açıp açmadığını sorar.
- Teknolojilerin kesinlikle yeni bir modern deneyim türüne yol açtığını belirtir.
Cevabı göster
Teknolojilerin yeni bir modern deneyim türüne yol açıp açmadığını sorar.
And are earworms just a product of the late 20th century? Kalıp ifadeler
2:21Ve kulak kurtları sadece 20. yüzyılın sonlarının bir ürünü mü?
just a product of the late 20th century: bir dönemin şekillendirdiği sonuç
a product of + dönem, kültür veya çevre yapısında product, satılan bir eşya değil, o arka planın şekillendirdiği ya da ortaya çıkardığı sonuç anlamına gelir. Bu nedenle vurgulanan ifade, 20. yüzyılın sonlarındaki koşullardan doğmuş olabilecek bir şeyi anlatır. Just, iddiayı yalnızca anlamıyla sınırlar. Bu sözler bir soru içinde yer aldığı için konuşmacı, olgunun sadece o döneme ait olup olmadığını araştırır; öyle olduğunu kesin biçimde söylemez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, product içeren ve bir şeyin arka planı tarafından şekillendirildiğini belirten üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Her views were ____ the society she grew up in.
Cevabı göster
a product of
The answer comes from an unlikely source, Anlatım akışı
2:25Cevap beklenmedik bir kaynaktan geliyor,
Yanıt beklenmedik bir kaynaktan geliyor... Mark Twain
The answer comes from... bu cümleyi daha önce sorulan bir soruya bağlar: bundan sonra söylenecek şey yanıtı verecektir. an unlikely source ifadesi adı kısa süreliğine saklar ve kaynağın şaşırtıcı olacağını bildirir. Virgülden sonra gelen Mark Twain bu kaynağın kim olduğunu açıklar. Burada unlikely, güvenilmez değil, dinleyicinin beklemeyeceği anlamındadır. Bu bilgi düzeni, tarih ve edebiyattan gelen kanıtlara geçişi sürprizli bir açıklamaya dönüştürür.
Alıştırma
Bu cümle açıklamada ne işe yarıyor?
- Kaynağın beklenmedik olduğunu söyleyerek merak uyandırır, ardından kaynağın Mark Twain olduğunu açıklar.
- Mark Twain'in güvenilmez bir kaynak olduğu konusunda uyarır.
- Yanıtın kaynağının hâlâ bilinmediğini söyler.
Cevabı göster
Kaynağın beklenmedik olduğunu söyleyerek merak uyandırır, ardından kaynağın Mark Twain olduğunu açıklar.
he wrote a short story imagining a sinister takeover of an entire town by a rhyming jingle. Notlar
2:34koca bir kasabanın kafiyeli bir reklam müziği tarafından uğursuzca ele geçirildiğini hayal eden kısa bir hikaye yazdı.
1876'da, fonografın icat edilmesinden yalnızca bir yıl önce
Baştaki zaman ifadesi öyküyü, fonografın icat edilmesinden tam bir yıl önceye, 1876'ya yerleştirir. Fonograf, sesi kaydedip yeniden çalan ilk dönem makinelerinden biridir. Bu kısa arka plan bilgisi tarihin neden önemli olduğunu açıklar. Tarih, tek başına bir tarihsel bilgi olarak değil, kanıt olarak kullanılır. Kafiyeli bir ezginin bir kasabayı ele geçirmesini anlatan öykünün, bu ses çalma cihazı var olmadan önce yazıldığını gösterir. Böylece bu tür bir etkinin modern ses teknolojisiyle başlamış olması gerektiği fikrini zayıflatır.
Alıştırma
Anlatıcı öyküyü neden just one year before the phonograph was invented zamanına yerleştiriyor?
- 1876'nın başlıca icatlarını sıralamak için.
- Bir ezginin bir topluluğu etkisi altına alması fikrinin fonograf var olmadan önce de hayal edildiğini göstermek için.
- Mark Twain'in fonografı icat ettiğini açıklamak için.
Cevabı göster
Bir ezginin bir topluluğu etkisi altına alması fikrinin fonograf var olmadan önce de hayal edildiğini göstermek için.
imagining a sinister takeover...: kanıt olarak kullanılan bir öykü çıkış noktası
imagining ile başlayan yan cümle a short story ifadesini niteler ve öykünün kurmaca çıkış noktasını verir: kafiyeli bir ezgi bütün bir kasabayı kontrol altına alır. Bu bölüm, yazarın gerçekten yaşandığını söylediği bir olayı değil, öykünün neyi hayal ettiğini anlatır. Daha geniş açıklamada bu çarpıcı kurmaca fikir tarihsel destek görevi görür. Konuşmacı, aynı fikri içeren daha eski bir öyküye değinerek ezgilerin zihni kontrol etmesi düşüncesinin bu olguya ilişkin modern tartışmalardan önce de hayal edildiğini gösterir.
Alıştırma
imagining a sinister takeover... bu cümlede ve çevresindeki açıklamada nasıl bir işlev görüyor?
- Kafiyeli bir reklam ezgisinin nasıl besteleneceğini açıklar.
- Yazarın bir kasabanın siyasi bir güç tarafından ele geçirilişine tanık olduğunu bildirir.
- Öykünün kurmaca çıkış noktasını verir ve bu, açıklamayı destekleyen daha eski bir örnek olarak kullanılır.
Cevabı göster
Öykünün kurmaca çıkış noktasını verir ve bu, açıklamayı destekleyen daha eski bir örnek olarak kullanılır.
sinister takeover ... by a rhyming jingle: tehditkâr bir güç olarak akılda kalıcı ezgi
Bu isim grubunda a rhyming jingle, yani kafiyeli sözleri olan kısa ve akılda kalıcı bir ezgi ya da dize, takeover eyleminin arkasındaki güç olarak gösterilir. takeover of X by Y kalıbında X kontrolü kaybeden şey, Y ise kontrolü ele alan taraftır. Sinister karanlık ve tehditkâr bir his katar. Görüntü bilinçli bir abartıdır: insanların aklına takılan bir ezgi, bütün bir kasabayı ele geçirebilirmiş gibi anlatılır. Böylece bir melodinin insanların düşüncelerine hükmetmesi fikri canlı ve ürkütücü hâle gelir.
Alıştırma
Bu cümlede sinister takeover ... by a rhyming jingle ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Bir yazar, kafiyeli bütün şarkıların ahlaken kötü olduğunu açıklar.
- Bir ezgi tesadüfen çalarken bir kasaba gerçekten işgal edilir.
- Akılda kalıcı kısa bir ezgi, bir kasabayı ele geçiren tehditkâr bir güç olarak abartılır.
Cevabı göster
Akılda kalıcı kısa bir ezgi, bir kasabayı ele geçiren tehditkâr bir güç olarak abartılır.
This reference and others show us that earworms seem to be a basic psychological phenomenon, Anlatım akışı
2:41Bu referans ve diğerleri bize kulak kurtlarının temel bir psikolojik fenomen gibi göründüğünü,
but not new to this century. Anlatım akışı
2:50ancak bu yüzyıla özgü yeni bir şey olmadığını gösteriyor.
This reference and others show us that: kanıtlardan sonuç çıkarma
Burada This reference, hemen önce sözü edilen Mark Twain örneğine gönderme yapar; and others ise onu başka kanıtlarla birlikte gruplandırır. show us that ifadesinden sonraki yan cümle, bu kanıtların desteklediği sonucu verir. Bu kalıp bir açıklamayı önce kanıt, sonra sonuç şeklinde düzenler: reference(s) veya result(s) + show(s) that + sonuç. Yazarın yalnızca kaynakları sıraladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
This reference and others show us that ifadesi cümlede ne işe yarıyor?
- Eksiksiz bir kaynakça sunar.
- Önceki göndermeyi başka kanıtlarla birleştirir ve bir sonuç sunar.
- Kayıt teknolojisinin icat edildiği tarihi verir.
Cevabı göster
Önceki göndermeyi başka kanıtlarla birleştirir ve bir sonuç sunar.
perhaps exacerbated by recording technology: muhtemelen daha da kötüleşmiş
Exacerbated, bir şeyin daha ciddi hâle gelmesi anlamına gelir. Genellikle zaten var olan bir sorunu veya olumsuz durumu anlatır. Burada kayıt teknolojisi, kulak kurdu olgusunu yaratmış değil, onu belki daha da güçlendirmiş bir etken olarak sunuluyor. Perhaps belirsizliği gösterir. Dil bilgisi açısından perhaps exacerbated by recording technology, kısaltılmış bir edilgen açıklamadır: olgu, kayıt teknolojisi tarafından belki daha da güçlendirilmiştir.
Alıştırma
Cümleyi “tarafından kötüleştirildi” anlamındaki hedef resmî ifadeyle tamamlayın: The delay was ____ heavy rain.
Cevabı göster
exacerbated by
but not new to this century: bir iddiayı sınırlandırmak
Burada but, önceki iddiaya bir sınır getirir. Konuşmacı, modern teknolojinin olguyu etkilediğini veya güçlendirdiğini kabul ederken bu olgunun bu yüzyılda başladığı düşüncesini reddedebilir. Kısaltılmış ifade, önceki yan cümleyle aynı özneyi kullanır: “[the phenomenon is] not new to this century.” Böylece modern bir etkiyi çok daha eski bir kökenden ayırarak düşünceyi tamamlar.
Alıştırma
“but not new to this century” ifadesindeki karşıtlık ne yapıyor?
- Olgunun bu yüzyıldan önce sona erdiğini söyler.
- Modern teknolojinin olgu üzerinde hiçbir etkisi olmadığını söyler.
- Yalnızca olgunun bu yüzyılda başladığı düşüncesini reddeder.
Cevabı göster
Yalnızca olgunun bu yüzyılda başladığı düşüncesini reddeder.
may well have wandered around with a song stuck in their head. Dilbilgisi
2:57kafalarında takılı kalan bir şarkıyla ortalıkta dolaşmış olabilirler.
from Shakespeare to Sacajawea ... may well have: mizahi bir genelleme
from Shakespeare to Sacajawea ifadesinin iki ucunda, kültürel ve tarihsel çağrışımları birbirinden oldukça uzak kişiler özellikle seçilmiştir. Bu kişiler çok geniş bir aralığı temsil eder; böylece every great historical figure yalnızca o iki kişiyi adlandırmak yerine eğlenceli ve kapsayıcı bir genelleme gibi duyulur. May well have wandered geçmiş hakkında kendinden emin duyulan, ancak yine de kesin olmayan bir tahmindir. Geniş aralık ve tahmin bir araya gelerek önceki fikri canlı bir şakaya dönüştürür: geçmişteki insanların da kafalarına şarkılar takılmış olabilir, ancak bu cümle her kişi hakkında belgelenmiş bir kanıt değildir.
Alıştırma
Konuşmacı, bazı kişilerin “from Shakespeare to Sacajawea may well have” bu deneyimi yaşamış olduğunu söyleyerek ne yapıyor?
- Bu deneyimin geçmişte yaygın olduğuna dair geniş ve mizahi bir tahminde bulunmak
- Deneyimi iki ünlü tarihî kişiyle sınırlamak
- Shakespeare ve Sacajawea hakkında doğrulanmış kayıtlar aktarmak
Cevabı göster
Bu deneyimin geçmişte yaygın olduğuna dair geniş ve mizahi bir tahminde bulunmak
may well have wandered: geçmiş hakkında oldukça güçlü bir tahmin
May well have + past participle, geçmişteki bir olay hakkında oldukça güçlü ama yine de kesin olmayan bir çıkarım bildirir. Well, may'in ifade ettiği olasılığı güçlendirir; burada “iyi bir biçimde” anlamına gelmez. Cümlede have wandered, dolaşma eylemini geçmişe yerleştirirken with a song stuck in their head o sırada eşlik eden durumu anlatır. Konuşmacı bunun oldukça olası olduğunu söyler, ancak bilinen bir gerçek olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Geçmişteki bir olay hakkında oldukça güçlü bir tahmin bildiren dersteki üç sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The researchers ____ overlooked an earlier report.
Cevabı göster
may well have
it's hard to think of another case: karşılaştırılabilir bir örneği bulmanın zor olduğunu söylemek
It is hard to think of... yapısındaki it, biçimsel öznedir; belirli bir şeyi göstermez. Zor olarak değerlendirilen asıl içerik to think of another case... mastar grubudur. Burada think of, “akla getirmek” veya “düşünerek belirlemek” anlamına gelir. Bu yapı, karşılaştırılabilir başka bir örnek bulmanın zor olduğunu söylemeyi sağlar. Cümlede bu kadar yaygın olan zihne giren imgeler olağan dışı gösterilir, ancak başka hiçbir örneğin bulunmadığı kesin olarak ileri sürülmez.
Alıştırma
“Akla getirmek zordur” anlamındaki derste geçen yapının aynısıyla cümleyi tamamlayın: ____ another example of a small change having such a large effect.
Cevabı göster
It's hard to think of
case of intrusive imagery that's so widespread: çok yaygın bir istem dışı zihinsel imgeleme örneği
Burada case of, hukuki bir dava değil, bir şeyin örneği veya vakası anlamına gelir. Intrusive imagery, kişinin farkındalığına kendiliğinden giren zihinsel bir görüntü, ses veya başka bir duyusal izlenimdir. Bu bağlamda ifade, akla takılan şarkı deneyimini resmi ve psikolojiye özgü bir dille sınıflandırır. That's so widespread ilgi cümleciği, bu tür bir vakanın çok sayıda insan arasında son derece yaygın olduğunu belirtir. Dolayısıyla ifadenin tamamı, deneyimin hem istem dışı olduğunu hem de olağanüstü ölçüde yaygın görüldüğünü anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede case of intrusive imagery that's so widespread ne anlama gelir?
- zihne kendiliğinden giren ve birçok insanı etkileyen bir zihinsel imgeleme örneği
- geniş ölçüde dağıtılmış fiziksel bir resim
- birçok kişinin gördüğü görsellerle ilgili hukuki bir anlaşmazlık
Cevabı göster
zihne kendiliğinden giren ve birçok insanı etkileyen bir zihinsel imgeleme örneği
Why don't watercolors get stuck in our heads: şarkı mecazını suluboya resimlere uygulayan retorik soru
Get stuck in our heads, normalde bir şarkının, ezginin veya ifadenin zihinde sürekli tekrarlanmasını anlatan bir mecazdır. Konuşmacı, görsel sanat eseri olan watercolors sözcüğünü bilinçli olarak özne yapar; dolayısıyla cümle bir şeyin fiziksel olarak kafada sıkışmasından söz etmez. Why don't ...? burada retorik bir sorudur. Bu alışılmadık eşleştirme görsel hafızayı akla takılan müziklerle karşılaştırır ve müziğin neden zihinde yeniden çalmaya özellikle yatkın olduğu yönündeki daha geniş soruyu ortaya koyar. Bir açıklama ister; öneri sunmaz.
Alıştırma
Why don't watercolors get stuck in our heads ifadesinin buradaki temel etkisi nedir?
- Şarkılar için kullanılan bir mecazı görsel sanata mizahi biçimde uygulayarak müziğin neden farklı olduğunu sorar.
- İnsanların suluboya resimleri hatırlayamadığını iddia eder.
- Suluboya boyasının fiziksel olarak kafanın içine girebileceği konusunda uyarır.
Cevabı göster
Şarkılar için kullanılan bir mecazı görsel sanata mizahi biçimde uygulayarak müziğin neden farklı olduğunu sorar.
One theory has to do with the way music is represented in memory. Notlar
3:14Bir teori, müziğin hafızada temsil edilme şekliyle ilgilidir.
One theory has to do with ...: bağlantı ifade etme
Has to do with, “... ile ilgili olmak” veya “... ile bağlantılı olmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada One theory has to do with ..., teorinin bağlantılı olduğu konuyu tanıtır. İfadeyi bir bütün olarak anlayın. Teorinin bir şeyi “yapmak zorunda olduğu” anlamına gelmez; with, teoriyle bağlantılı olan içeriği başlatır.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “... ile ilgili olmak” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The strange noise ____ the air conditioner.
Cevabı göster
has to do with
the way music is represented in memory: müziğin bellekte temsil edilme biçimi
The way + yan cümle yapısı, “bir şeyin nasıl gerçekleştiğini veya yapıldığını” anlatır. The way music is represented in memory ifadesinde music yan cümlenin öznesidir ve is represented edilgen yapıdadır: odak, eylemi kimin yaptığı değil, müzik bilgisine ne olduğudur. Bu bilimsel bağlamda represented, bilginin zihinde kodlanması veya düzenlenmesi anlamına gelir. İfade, müzik bilgisinin bellekte aldığı biçimi anlatır; müziğin bellek adına hareket ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir süreci anlatmak için the way + yan cümle yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The researchers studied the way is information stored in memory.
- The researchers studied the way information is stored in memory.
- The researchers studied the way how information is stored in memory.
Cevabı göster
The researchers studied the way information is stored in memory.
When we listen to a song we know: zaman yan cümlesi ve that sözcüğünün düşürülmesi
Baştaki When yan cümlesi, ana cümledeki durumun gerçekleştiği zamanı ya da koşulu verir: bu tür bir şarkıyı her dinlediğimizde anlatılan zihinsel süreç yaşanır. a song we know ifadesinde we know, song sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Tam biçimi a song that we know olur. that, know fiilinin nesnesi olacağı için düşürülebilir; we know ayrı bir cümle değildir.
Alıştırma
Parantezdeki sözcükleri ve ilgi zamiri düşürülmüş bir ilgi cümlesini kullanarak cümleyi tamamlayın: When I hear a song ____, I sing along. (we love)
Cevabı göster
we love
hearing forward in time: dinlemeyi öngörü olarak anlatmak
hearing forward in time bilinçli olarak kullanılan bir benzetmedir. Sesin fiziksel bir yönden geldiğini anlatmaz. Tanıdık bir şarkının o anki bölümünü duyarken zihnin sırada ne olduğunu şimdiden beklemesi anlamına gelir. anticipating the next note ifadesi bu benzetmeyi açıklar: forward, dinleyicinin önündeki bir yeri değil, müzikte daha sonra gelecek bir anı belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede we're constantly hearing forward in time ne anlama geliyor?
- Müziğin o anki bölümünü duyarken sonraki bölümünü zihnimizde bekleriz.
- Doğrudan önümüzdeki bir yerden gelen sesi duyarız.
- Gelecekten geriye doğru yol alan notaları duyabiliriz.
Cevabı göster
Müziğin o anki bölümünü duyarken sonraki bölümünü zihnimizde bekleriz.
anticipating the next note: bir sonraki notayı öngörmek
Bu cümlede anticipating the next note, daha duyulmadan sırada hangi notanın geleceğini zihinde öngörmek demektir. Anticipate yalnızca bir şey olana kadar beklemeyi değil, zihnen ileriye bakmayı vurgular. -ing öbeği hearing forward in time ifadesinin ne anlama geldiğini açıklar: dinleyici mevcut notayı duyarken zihni çoktan sonraki notaya yönelmiştir.
Alıştırma
“She is anticipating the next note.” cümlesinde ne yapıyor?
- Başlamasını beklemekten başka hiçbir şey yapmıyor.
- Onu duymamaya çalışıyor.
- Nota çalınmadan önce onu tahmin ediyor.
Cevabı göster
Nota çalınmadan önce onu tahmin ediyor.
It's hard for us to think about one particular musical moment in isolation. Kalıp ifadeler
3:26Belirli bir müzikal anı izole olarak düşünmek bizim için zordur.
one particular musical moment in isolation: belirli bir müzikal anı bağlamdan ayrı düşünmek
Burada in isolation, bir anı çevresindeki notalardan ve müzikal bağlamdan ayırarak tek başına ele almak demektir. One particular musical moment, müzikteki belirli bir anı anlatır; dolayısıyla cümle, bu anı tek başına düşünmenin zor olduğunu söyler. Bu kullanım yalnızca müzikle sınırlı değildir. Bir şeyi in isolation incelemek, onu anlamını etkileyebilecek çevresel bağlam veya ilgili etkenler olmadan ele almaktır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen, in ile başlayan ve “bağlamından ayrı” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A quotation can be misleading when read ____.
Cevabı göster
in isolation
If we want to think about the pitch of the word you in Happy Birthday,
3:31Happy Birthday şarkısındaki "you" kelimesinin notasını düşünmek istersek,
start back at ... and sing through until ...: başlangıca dönüp hedefe kadar söylemek
start back at Happy, daha önceki Happy sözcüğüne dönüp oradan yeniden başlamayı anlatır. sing through until we get to you ise aradaki bölümü sırayla söylemeye devam edip sözlerde you sözcüğüne gelince durmayı anlatır. start back at + başlangıç noktası and + through içeren fiil until + bitiş noktası kalıbı şu sırayı verir: geri dön, arayı atlamadan devam et ve hedefte dur. Burada hedef perdenin tek başına değil, ona götüren melodi yardımıyla hatırlandığını gösterir.
Alıştırma
Prova yönergesini hedef kalıptaki iki ifadeyle tamamlayın: Please ____ the first measure and ____ until you reach the chorus.
Cevabı göster
start back at · play through
In this way ... sort of like ...: önceki açıklamaya dayalı yaklaşık benzetme
In this way, az önce açıklanan mekanizmaya dönüp bir sonraki iddiayı yalnızca o belirli açıyla sınırlar. Önceki bilgiyi karşılaştırmanın dayanağı hâline getirir. sort of like kesin olmayan bir benzetme kurar ve is like ifadesini yumuşatır. Melodi sözcüğü sözcüğüne veya bütünüyle bir alışkanlık değildir; buradaki tek ortak özellik, bir dizi başladıktan sonra kendiliğinden devam etme eğilimi gösterebilmesidir.
Alıştırma
In this way ... sort of like ... ifadesi ne yapar?
- Benzetmeyi daha önceki belirli bir açıklamaya bağlar ve karşılaştırmanın yaklaşık olduğunu gösterir.
- Önceki açıklamayla hiçbir bağlantısı olmayan yeni bir konu başlatır.
- Melodiyle alışkanlığın her bakımdan tamamen aynı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Benzetmeyi daha önceki belirli bir açıklamaya bağlar ve karşılaştırmanın yaklaşık olduğunu gösterir.
Just like once you start tying your shoe, Anlatım akışı
3:43Tıpkı ayakkabınızı bağlamaya başladığınızda,
you're on automatic until you tighten the bow. Kalıp ifadeler
3:45fiyongu sıkana kadar otomatik pilotta olmanız gibi.
Just like once you start tying your shoe...: tanıdık bir süreci benzetme olarak kullanmak
Just like bir karşılaştırma başlatır. Ayakkabı bağlama gibi tanıdık bir hareket yeni bir konu değildir; alışkanlığın yönettiği daha soyut bir süreci anlamaya yarayan somut bir modeldir. once...until dizisi süreci tetikleyici noktadan sona kadar gösterir: tanıdık ilk adıma başlamak, çok az bilinçli düşünmeyle devam eden diğer adımları harekete geçirir. Bu tür bir benzetme, başka bir süreçteki aynı düzeni fark ederek bir süreci anlamayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Açıklamada ayakkabı bağlama karşılaştırması ne işe yarıyor?
- Öğrenilmiş bir dizinin nasıl otomatik olarak devam edebildiğini açıklamak için tanıdık ve adım adım ilerleyen bir süreç sunar.
- Her otomatik hareketin bir fiyonkla bitmesi gerektiğini iddia eder.
- Ayakkabı bakımını ayrı bir konu olarak tanıtır.
Cevabı göster
Öğrenilmiş bir dizinin nasıl otomatik olarak devam edebildiğini açıklamak için tanıdık ve adım adım ilerleyen bir süreç sunar.
you're on automatic: alışkanlıkla hareket etmek
Be on automatic, tanıdık bir hareketi veya diziyi bilinçli olarak çok az düşünerek sürdürmek anlamına gelir. Burada ayakkabı bağlama, ilk adım başladıktan sonra alışkanlık yoluyla devam eder. Automatic kişinin davranışının durumunu anlatır; on fiziksel bir yeri göstermez ve kişiyi gerçekten kontrol eden bir makine yoktur.
Alıştırma
Hangi durum be on automatic ifadesine en iyi uyar?
- Bir makineyi otomatik moda geçirirsiniz.
- Tanıdık bir rutini bilinçli olarak neredeyse hiç düşünmeden tamamlarsınız.
- Yepyeni bir görevi adım adım ve dikkatle öğrenirsiniz.
Cevabı göster
Tanıdık bir rutini bilinçli olarak neredeyse hiç düşünmeden tamamlarsınız.
someone says "my umbrella": Umbrella şarkısını çağrıştıran ipucu
Burada my umbrella sözleri yalnızca bir nesneye yapılan gerçek anlamlı bir gönderme değildir. Rihanna'nın Umbrella şarkısına gönderme yapar; şarkının nakaratında “ella” sözüyle tekrarlanan, iyi bilinen bir bölüm vardır. Bu örnek, sıradan bir ifadenin bellekteki bir melodiyi nasıl harekete geçirebildiğini gösterir. Şarkıyı bilen biri umbrella sözünü duyunca nakaratı zihninde sürdürebilir. İfadenin tetikleyici olarak kullanılmasını açıklayan şey bu ortak çağrışımdır.
Alıştırma
Konuşan kişi neden someone says "my umbrella" ifadesini örnek olarak kullanıyor?
- Çünkü umbrella bir müzik ritminin teknik adıdır.
- Çünkü konu hava durumuna geçer.
- Çünkü ifade, şarkıyı bilen birinin zihninde Rihanna'nın Umbrella şarkısını canlandırabilir.
Cevabı göster
Çünkü ifade, şarkıyı bilen birinin zihninde Rihanna'nın Umbrella şarkısını canlandırabilir.
we have to play through until it reaches a natural stopping point. Kalıp ifadeler
3:54doğal bir durma noktasına ulaşana kadar onu içimizden çalmamız gerekir.
Once a tune is suggested: tetikleyici bildiren once
Burada Once, sayı bildiren “bir kez” değil, “bu olur olmaz” veya “bu olduktan sonra” anlamındadır. Baştaki yan cümle, ardından gelen eylemi neyin başlattığını gösterir: bir ipucu melodiyi akla getirdikten sonra konuşanlar onu doğal bir durma noktasına kadar sürdürmeleri gerektiğini hisseder. A tune is suggested edilgen yapıdadır. Bu bağlamda suggested, “önerilmek” değil, “bir ipucuyla akla getirilmek” anlamındadır. Once + özne + fiil, ana cümle kalıbı, bir olayın sonraki adımı başlattığını göstermek için kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede Once a tune is suggested ne anlama gelir?
- Herhangi biri melodiyi tanımadan önce
- Bir keresinde birinin melodi önermesi
- Bir ipucu melodiyi akla getirdikten sonra
Cevabı göster
Bir ipucu melodiyi akla getirdikten sonra
play through until it reaches a natural stopping point: doğal bir durma noktasına kadar devam etmek
Burada play through, melodiyi çağrıştıran sözlerden hemen sonra durmak yerine melodinin kesintisiz bir bölüm hâlinde devam etmesi demektir. Konuşmacı, insanların gerçekten enstrüman çalmasını değil, melodinin zihinde devam etmesini anlatıyor. Have to, bu devam etme hâlini otomatik veya karşı konulması zor bir şey olarak gösterir. play through until ... yapısı, devam eden eylemi onun bitiş noktasıyla birleştirir. A natural stopping point, müzik cümlesinin durmak için yeterince tamamlanmış hissedildiği yerdir.
Alıştırma
Hangi cümlede play through, bir parça boyunca belirli bir bitiş noktasına kadar devam etme anlamında kullanılmıştır?
- We put the song title on the screen.
- We played through the song until the final chord.
- We played the first note and stopped immediately.
Cevabı göster
We played through the song until the final chord.
Umbrella nakaratından bir parça olarak Ella Ella Ella
Ella Ella Ella burada normal bir cümle değildir. Rihanna'nın “Umbrella” şarkısının nakaratında, sözlerde umbrella kelimesinden sonra tekrarlanan ella sesini taklit eder. Birisi my umbrella dediğinde bu tanıdık ses dizisi dinleyenin zihninde çalmaya başlayabilir. Bu parça, önceki cümlede anlatılan şarkının zihne takılması etkisini canlandırır; bu nedenle Ella burada bir kişinin adı olarak yorumlanmamalıdır.
Alıştırma
Ella Ella Ella bu bölümde ne işlev görüyor?
- Şarkı söylemeyi bırakma talimatı verir.
- Rihanna'nın şarkısında umbrella kelimesinden sonra gelen tekrarlı nakarat sesini taklit eder.
- Ella adlı bir kişiyi tanıtır.
Cevabı göster
Rihanna'nın şarkısında umbrella kelimesinden sonra gelen tekrarlı nakarat sesini taklit eder.
But this is largely speculation: kesinlik derecesini sınırlamak
But, az önce verilen açıklamaya bir sınır getirir. This is largely speculation, bu açıklamanın çoğunun yerleşmiş bir gerçek değil, yeterli kanıtla henüz doğrulanmamış bir olasılık olduğu anlamına gelir. Largely, çekinceyi kesin bir reddediş değil, ölçülü bir uyarı hâline getirir: fikrin bazı bölümleri destek bulabilir, ancak açıklamanın bütünü hâlâ belirsizdir. Bu cümle, varsayım ile bilinenler arasındaki sınırı gösterir.
Alıştırma
Bir araştırmacı az miktarda kanıta dayanan olası bir açıklama sundu. Hangi cümle uygun bir çekince ekler?
- But this has been conclusively proven.
- But this is a direct observation.
- But this is largely speculation.
Cevabı göster
But this is largely speculation.
we don't know exactly why we're susceptible to earworms, Kelime
4:04kulak kurtlarına neden duyarlı olduğumuzu tam olarak bilmiyoruz,
The basic fact remains: kesinliğini koruyan temel gerçeğe dönmek
The basic fact remains, teorilerden veya ek ayrıntılardan hâlâ doğru olan temel noktaya dönüldüğünü gösterir. Burada remains, artık parçalar anlamındaki bir isim değil, doğru olmaya devam eder anlamındaki bir fiildir. Bu ifade savı düzenler: hangi olası açıklamalar tartışılmış olursa olsun, güvenilir sonuç kesin nedenin hâlâ bilinmediğidir.
Alıştırma
Bir ekip birkaç olası nedeni tartıştı. Hangi başlangıç tek kesin sonuca en iyi şekilde geri döner?
- The basic fact remains: we need more evidence.
- The basic guess remains: we need more evidence.
- The basic fact predicts: we need more evidence.
Cevabı göster
The basic fact remains: we need more evidence.
we're susceptible to earworms: melodilerin zihne takılmasına yatkınız
Be susceptible to something, özellikle istenmeyen bir etki ya da sorun söz konusu olduğunda, bir şeyden kolayca etkilenmek demektir. Buradaki earworms, zihinde sürekli tekrarlanan melodilerdir; dolayısıyla we're susceptible to earworms, bu durumun başımıza kolayca gelebileceğini anlatır. Bu yapıda to, etkinin kaynağını tanıtan bir edattır. Amaç bildirmez.
Alıştırma
Susceptible sözcüğünü doğru yapıda kullanarak cümleyi tamamlayın: Without updates, these devices are ____ cyberattacks.
Cevabı göster
susceptible to
but understanding them better could give us important clues Dilbilgisi
4:08ancak onları daha iyi anlamak, insan beyninin işleyişine dair
understanding them better could give us important clues: onları daha iyi anlamak önemli ipuçları verebilir
Understanding them better, could give yapısının öznesi olarak kullanılan bir ulaç öbeğidir. “Onları daha iyi anlama” etkinliğini cümlenin konusu hâline getirir; them, önceki bağlamda geçen earworms ifadesine gönderme yapar. Could, önemli ipuçları elde etme sonucunu kesin değil, olası olarak sunar. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp, ulaç öbeği + could + fiilin yalın biçimidir ve bir etkinliğin ya da araştırmanın olası değerini açıklamaya yarar.
Alıştırma
Hangi cümle, özne olarak bir ulaç öbeğini ve olası sonucu göstermek için could sözcüğünü doğru kullanır?
- Study sleep could help scientists understand memory.
- Studying sleep could helps scientists understand memory.
- Studying sleep could help scientists understand memory.
Cevabı göster
Studying sleep could help scientists understand memory.
the workings of the human brain: insan beyninin iç işleyişi
Bu parçada workings, karmaşık bir sistemin çalışmasını sağlayan iç süreçleri veya mekanizmaları ifade eden çoğul bir isimdir. The workings of the human brain, beynin yaptığı işleri değil, beynin içten nasıl çalıştığını anlatır. Daha geniş olan clues to the workings of X yapısında clues, X'in nasıl çalıştığını ortaya çıkarmaya yardımcı olan ipuçları veya kanıtlardır. Burada to, clues sözcüğünü bu ipuçlarının anlamamıza yardım ettiği şeye bağlar.
Alıştırma
clues to the workings of the human brain ifadesinde workings ne anlama gelir?
- Beyni incelemek için gereken çaba
- Beynin iç çalışma mekanizmaları
- Beyne verilen işler
Cevabı göster
Beynin iç çalışma mekanizmaları
Maybe the next time we're plagued by a Taylor Swift tune that just won't go away, Notlar
4:13Belki bir dahaki sefere bir türlü aklımızdan çıkmayan bir Taylor Swift melodisi musallat olduğunda,
the next time we're plagued by...: geleceğe yönelik bir zaman koşulu kurmak
The next time + yan cümle, bir şeyin bir sonraki gerçekleştiği zamanı belirtir ve geleceğe yönelik bir zaman koşulunu doğrudan başlatır. Burada we're plagued by a tune, ardından gelecek eylem veya öneriyi tetikleyecek durumu anlatır. Söz konusu zaman gelecekte olsa da bu zaman yan cümlesinde we are anlamındaki şimdiki zaman biçimi we're kullanılır. The next time zaten when işlevini gördüğü için ayrıca when eklenmez.
Alıştırma
Hangi cümle gelecekteki bir zaman koşulunu belirtmek için the next time ifadesini doğal biçimde kullanıyor?
- When the next time you hear this song, write down its title.
- The next time you hear this song, write down its title.
- The next time when you hear this song, write down its title.
Cevabı göster
The next time you hear this song, write down its title.
we're plagued by: bir şey yüzünden sürekli sıkıntı çekmek
Burada we're plagued by, “bir şey bizi tekrar tekrar rahatsız ediyor” anlamına gelir. Edilgen yapı be plagued by + sıkıntının kaynağı biçimindedir; melodi, kalıcı ve kurtulması zor bir sorun gibi sunulur. Plagued çoğu zaman tekrarlanan ciddi sorunları anlatır. Bunu akılda kalan bir şarkı için kullanmak bilinçli bir abartıdır. Aynı mecazın tekrarlanması da anlatımı yeniden insanın zihnine takılan şarkı fikrine bağlar.
Alıştırma
Cümlede “we're plagued by a tune” ne anlama geliyor?
- Melodiyi bir sorundan koruyoruz.
- Melodi zihnimize tekrar tekrar gelerek bizi rahatsız etmeyi sürdürüyor.
- Melodiden bir hastalık kaptık.
Cevabı göster
Melodi zihnimize tekrar tekrar gelerek bizi rahatsız etmeyi sürdürüyor.
a Taylor Swift tune that just won't go away: akıldan çıkmayan bir melodi
Taylor Swift günümüzde geniş kitlelerce tanınan bir pop şarkıcısıdır. Adının kullanılması, akılda kalan bir pop şarkısı için kolayca tanınabilecek modern bir örnek sunar ve anlatıma hafif, mizahi bir hava katar. that just won't go away ilgi cümleciği tune sözcüğünü niteler. Burada go away mecazidir: Melodi dinleyenin zihnine tekrar tekrar gelir. Taylor Swift'in fiziksel olarak gitmeyi reddettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada “a tune that just won't go away” ne anlama geliyor?
- Bütün müzik hizmetlerinden kaybolmuş bir şarkı.
- Dinleyenin zihnine tekrar tekrar gelen bir melodi.
- Odadan çıkmayı reddeden bir şarkıcı.
Cevabı göster
Dinleyenin zihnine tekrar tekrar gelen bir melodi.
we'll use it as the starting point for a scientific odyssey Kalıp ifadeler
4:18onu, temel biliş hakkındaki önemli gizemleri çözecek
that will unlock important mysteries about basic cognition. Anlatım akışı
4:22bilimsel bir keşif yolculuğunun başlangıç noktası olarak kullanırız.
we'll use it as the starting point for a scientific odyssey: onu bilimsel bir keşif yolculuğunun başlangıç noktası olarak kullanmak
Use X as the starting point for Y, X'i Y'yi geliştirmeye yarayan ilk aşama veya temel olarak kullanmak anlamına gelir. Buradaki it, incelenen olguya işaret eder; yapı, gündelik bir gözlemin nasıl daha geniş bir bilimsel araştırmaya dönüşebileceğini gösterir. Odyssey sözcüğü gerçek anlamıyla uzun ve olaylarla dolu bir yolculuktur. Scientific odyssey ifadesinde ise fiziksel bir geziyi değil, uzun bir araştırma ve keşif sürecini anlatan bir mecazdır.
Alıştırma
use X as the starting point for Y hedef kalıbını tamamlayın: We can use this question as the ____ for our investigation.
Cevabı göster
starting point
that will unlock important mysteries about basic cognition: temel bilişle ilgili önemli gizemleri aydınlatacak
That will unlock... ilgi yan cümlesi, a scientific odyssey ifadesini niteler. Öngörülen sonucu doğrudan araştırmaya bağlar; böylece cümle araştırmanın başlangıç noktasından beklenen sonuca ilerler. Unlock mysteries mecazdır: anlaşılması zor soruların yanıtlarını ortaya çıkarmak anlamına gelir. Will, bu sonucu beklenen ve kesin bir sonuç gibi sunarak sona güçlü ve geleceğe dönük bir vizyon katar.
Alıştırma
Bu cümlede that yan cümlesinin görevi nedir? We will begin a scientific odyssey that will unlock important mysteries about basic cognition.
- Başlangıç noktasının nerede bulunduğunu açıklar.
- Bilimsel keşif yolculuğunun beklenen sonucunu açıklar.
- Temel bilişin gizemleri kilitleyeceğini söyler.
Cevabı göster
Bilimsel keşif yolculuğunun beklenen sonucunu açıklar.
And if not: yedek seçeneğe geçiren eksiltili koşul
And if not, eksiltili bir koşul ifadesidir: not, önceki olasılığın gerçekleşmemesini temsil eder; böylece konuşan kişi koşulun tamamını tekrarlamaz. Daha önce söylenen her şeyi geçersiz kılmaz. Umutlu veya iddialı bir düşünceden sonra kullanıldığında dinleyiciyi yedek bir seçeneğe yöneltir. Başındaki And geçişi konuşma diline yaklaştırır; ifadenin kısalığı da daha hafif bir kapanışa zemin hazırlar.
Alıştırma
Yedek planı “bu gerçekleşmezse” anlamına gelen kısa ifadeyle tamamlayın: Maybe the store will reopen today. ____, we'll come back tomorrow.
Cevabı göster
If not
we can just shake it off: deyim ve Taylor Swift göndermesi
shake it off öbek eylemi; kötü bir duygunun, eleştirinin, hatanın veya can sıkıntısının kişiyi etkilemesine artık izin vermemek anlamına gelir. Buradaki it, akılda kalan melodiyi veya onun yarattığı rahatsızlığı ifade eder; bir nesneyi gerçekten sallayarak uzaklaştırmayı değil. Bu söz aynı zamanda Taylor Swift'in "Shake It Off" adlı şarkısına gönderme yapar. Taylor Swift az önce anıldığı için günlük deyimsel anlam ile şarkı adı aynı anda işler ve kapanıştaki espriyi oluşturur.
Alıştırma
Konuşmacı az önce Taylor Swift'ten söz etti. "we can just shake it off" neden esprili bir kapanıştır?
- Can sıkıntısını geride bırakmak anlamına gelir ve aynı zamanda Taylor Swift'in bir şarkısına gönderme yapar.
- Yalnızca bir nesneyi fiziksel olarak sallayıp uzaklaştırmayı anlatır.
- Önceki bilimsel fikrin yanlışlığının zaten kanıtlandığını söyler.
Cevabı göster
Can sıkıntısını geride bırakmak anlamına gelir ve aynı zamanda Taylor Swift'in bir şarkısına gönderme yapar.
just shake it off: artık seni etkilemesine izin verme
Bu cümlede shake it off, bir kaygının, kötü hissin ya da küçük bir aksiliğin sizi etkilemesine son verip yolunuza devam etmek demektir. Buradaki off yön bildirmez; etkinin üzerinizden atılması fikrini verir. Just, önerinin basit ve gündelik duyulmasını sağlar. Shake off ayrılabilen bir İngilizce öbek fiildir. Nesne bir zamirse shake ile off arasına konur: shake it off veya shake them off denir; shake off it denmez. İsim olan bir nesne off’tan sonra veya iki parçanın arasında bulunabilir: shake off the feeling veya shake the feeling off.
Alıştırma
Cümleyi shake it off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The missed shot bothered Maya, but she quickly ____ and kept playing.
Cevabı göster
shook it off