Yakınlık Korkusu: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
325 kelime 191 kel/dk

Video özeti: Bu deneme, yakınlık korkusuna eleştiri yerine şefkatle yaklaşmayı savunuyor. Kaçınmayı incinmelerle ve duyguları gizleme baskısıyla ilişkilendiriyor; sonunda sabır ve anlayış öneriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "there's nothing to be worried about." (Konuşma edimbilimi ve tutum): bu tesellinin karşıdakinin korkusunu ne zaman küçümsediğini ve duyarsız göründüğünü fark edin. 2. "bottle up" (Öbeksi fiiller): duyguları bastırma imgesini anlayın ve ifadeyi feelings, anger, stress ya da worries ile kullanın. 3. "go easy on" (Deyimler ve mecazlı ifadeler): bir kişiye yönelik eleştiri veya baskının azaltılmasını isteyin; bunu bir işi rahatça yapmakla karıştırmayın.

Bu derste

Nowadays, we're pretty tough on people who have a certain kind of fear. Kelime

0:02

Günümüzde, belirli bir tür korkusu olan insanlara karşı oldukça katıyız.

Kelime

pretty tough on: bir hedefe karşı oldukça katı olmak

Burada pretty “oldukça” anlamına gelir; tough on ise bir kişiye veya gruba karşı katı, talepkâr ya da çok eleştirel olmak demektir. Cümle, bu korkuya sahip insanların oldukça sert biçimde yargılandığını söyler; fiziksel güçten bahsetmez. Kalıp be tough on + hedef şeklindedir. Hedef bir kişi veya grup olabileceği gibi, katı biçimde ele alınan bir davranış ya da sorun da olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle yeni antrenörün takıma oldukça katı davrandığını belirtir?

  1. The new coach is pretty tough for the team.
  2. The new coach is pretty tough because of the team.
  3. The new coach is pretty tough on the team.
Cevabı göster

The new coach is pretty tough on the team.

People who are afraid of getting close.

0:06

Yakınlaşmaktan korkan insanlara.

People who need to sit alone for quite a long time every day.

0:13

Her gün oldukça uzun bir süre yalnız oturmaya ihtiyaç duyan insanlara.

People who don't always find it easy to say what's on their minds. Notlar

0:18

Akıllarından geçenleri söylemeyi her zaman kolay bulmayan insanlara.

Dilbilgisi

find it easy to say: find it + sıfat + to-mastar kalıbı

find it easy to say yapısında it, yer tutucu nesnedir: find'dan sonraki nesne konumunu doldurur; to say what's on their minds ise değerlendirilen eylemi belirtir. Anlamı, bu insanların açıkça konuşmayı kolay bulmamasıdır. Bir eylemin birine nasıl hissettirdiğini veya göründüğünü anlatmak için find + it + sıfat + to-mastar yapısını kullanın: I find it hard to wait. Sıfatı, zamanı veya özneyi değiştirebilirsiniz, ancak it sıfattan önce kalmalıdır.

Alıştırma

Bir eylemin kolay geldiğini söyleyen kalıpla cümleyi tamamlayın: I find ____ ask for help when I need it.

Cevabı göster

it easy to

Kalıp ifadeler

say what's on their minds: aklından geçenleri söylemek

To say what is on your mind, gerçek düşünceleri, duyguları veya kaygıları kelimelere dökmek demektir. Bu cümlede söz konusu kişiler, böylesine dürüst bir şekilde kendilerini ifade etmeyi her zaman kolay bulmazlar. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: what is on my, your, his, her, our, or their mind. Çoğul bir gruptan söz edilirken örnekteki gibi minds kullanımı da yaygındır. Bu ifade mecazidir; bir şeyin fiziksel olarak zihnin üzerinde bulunduğu veya kişinin onu hatırladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız endişeli görünüyor ama sessiz kalıyor. Hangi cümle onu düşüncelerini paylaşmaya doğal biçimde davet eder?

  1. You can say what's on your mind.
  2. You can speak inside your mind.
  3. You can remember what's on your mind.
Cevabı göster

You can say what's on your mind.

People who need their space. Deyimler

0:24

Kendi alanlarına ihtiyaç duyan insanlara.

Deyimler

need their space: kendi alanına ihtiyaç duymak

To need your space genellikle yalnız kalmak için zaman, mahremiyet veya daha az duygusal ve sosyal baskı istemek demektir. Bu cümlede space mecazidir; belirli miktarda fiziksel alan istemek anlamına gelmez. Bu ifade kişisel bir sınır koyar. Bu sınır geçici olabilir; dolayısıyla birini reddetmek, bir arkadaşlığı bitirmek veya bir ilişkiden ayrılmak anlamına gelmek zorunda değildir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: need my, your, his, her, our, or their space.

Alıştırma

Bir tartışmadan sonra Mina bir saat yalnız kalmak istiyor ama arkadaşlığı bitirmek istemiyor. Hangi cümle onun sınırını en iyi ifade eder?

  1. I need a larger space to calm down.
  2. I need a little space to calm down.
  3. I am ending this friendship forever.
Cevabı göster

I need a little space to calm down.

We say these sort of people have got a fear of intimacy Kelime

0:30

Bu tür insanların yakınlık kurma korkusu olduğunu söyleriz

and that's not a good thing to have.

0:35

ve bunun sahip olunacak iyi bir şey olmadığını.

Kelime

fear of intimacy: duygusal yakınlık korkusu

Fear of intimacy, derin duygusal yakınlıktan korkmak veya bundan kaçınmak demektir. Genellikle birine güvenmekte, özel duyguları paylaşmakta veya savunmasız yönlerini göstermekte zorlanmayı içerir. Buradaki intimacy, fiziksel ya da cinsel temastan daha geniş bir anlam taşır. İfade, bir ilişki duygusal olarak yakınlaştığında geri çekilme eğilimini anlatır.

Alıştırma

Cümledeki fear of intimacy ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Konuşurken diğer insanlardan daha uzakta durmayı tercih etmek
  2. Başka insanlarla duygusal olarak yakınlaşmaktan ve savunmasız görünmekten korkmak
  3. Bütün uzun vadeli sözlerden kaçınmaya karar vermek
Cevabı göster

Başka insanlarla duygusal olarak yakınlaşmaktan ve savunmasız görünmekten korkmak

It can get you in trouble.

0:37

Başınızı belaya sokabileceğini.

But criticizing the fear of intimacy

0:40

Ancak yakınlık korkusunu eleştirmek

doesn't feel right or very productive at all.

0:43

hiç de doğru veya çok üretken hissettirmiyor.

We'd be far better off with a different approach. Deyimler

0:47

Farklı bir yaklaşımla çok daha iyi durumda olurduk.

Deyimler

far better off: çok daha avantajlı bir durumda

Better off, “daha avantajlı bir durumda olmak” veya “daha iyi bir sonuç alma olasılığı bulunmak” anlamına gelen karşılaştırmalı bir kalıptır. Bu cümlede with a different approach, durumu iyileştirecek alternatif seçeneği belirtir. Far karşılaştırmayı güçlendirir: far better off yalnızca biraz daha iyi değil, çok daha iyi durumda olmak demektir. Off, kalıp ifadenin bir parçasıdır; “uzakta” veya “kapalı” anlamına gelmez.

Alıştırma

Better off kalıbını far ile güçlendirerek cümleyi tamamlayın: With a reliable backup plan, the team would be ____.

Cevabı göster

far better off

For a start, Anlatım akışı

0:50

Başlangıç olarak,

Anlatım akışı

İlk gerekçeyi sunan For a start

For a start, bir görüşü destekleyen ilk gerekçeyi veya dikkate alınacak ilk noktayı sunan bir söylem belirtecidir. Burada konuşanın farklı bir yaklaşımı savunmaya başladığını gösterir. Bu kullanımda başlangıçta anlamına gelmez. Bilgiyi düzenler ve bütün gerekçeler söylenmese bile devamında başka gerekçelerin gelebileceğini düşündürür.

Alıştırma

For a start hangi durumda ilk gerekçeyi doğal biçimde sunar?

  1. Tartışmayı son bir sonuçla bitiriyorsunuz.
  2. Bir olayın başlangıçta gerçekleştiğini söylüyorsunuz.
  3. Gerekçeleri sıralamaya başlıyorsunuz ve daha fazlasını eklemeyi düşünüyorsunuz.
Cevabı göster

Gerekçeleri sıralamaya başlıyorsunuz ve daha fazlasını eklemeyi düşünüyorsunuz.

if someone is scared of something,

0:52

eğer biri bir şeyden korkuyorsa,

it's never a great idea just to say they're silly

0:54

onlara sadece aptalca davrandıklarını söylemek

and that there's nothing to be worried about. Ton ve niyet

0:57

ve endişelenecek bir şey olmadığını belirtmek asla harika bir fikir değildir.

Ton ve niyet

There's nothing to be worried about: küçümseyici gelebilen bir güvence ifadesi

There's nothing to be worried about cümlesi kelime anlamıyla durumda endişe edilecek bir neden olmadığını söyler. Ancak birisi korkusunu anlattıktan hemen sonra kullanılırsa, konuşanın bu korkuyu kabul etmek yerine gereksiz bulduğu izlenimini verebilir. Etkisi zamanlamaya, ses tonuna ve güvene bağlıdır. Değerlendirmenize güvenen birini rahatlatabilir, ancak duygularını küçümseyebilir de. Hassas bir konuşmada güvence vermeden önce korkuyu kabul edin.

Alıştırma

Korkmuş bir arkadaşınız nasıl hissettiğini anlatıyor ve siz hemen 'There's nothing to be worried about.' diyorsunuz. Kelime anlamı olumlu olduğu için bu cevap her zaman rahatlatıcıdır. Doğru mu, yanlış mı?

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

It's a lot more effective to say,

0:59

Şunu söylemek çok daha etkilidir:

"We're a bit scared, too, Ton ve niyet

1:01

"Biz de biraz korkuyoruz,

and that it's actually normal to worry."

1:03

ve aslında endişelenmek normaldir."

Ton ve niyet

“Biz de biraz korkuyoruz” ... “endişelenmek aslında normal”

Alıntılanan yanıt, duyguyu doğrulayan iki hareket kullanır. “We're a bit scared, too”, konuşanın kendi duygusunu da paylaşır; böylece diğer kişi zayıf veya mantıksız biri gibi gösterilmez. “It's actually normal to worry”, duyguyu normalleştirir: Bu durumda endişelenmek anlaşılabilir olabilir. Bu, korkudan doğan her düşüncenin doğru olduğunu iddia etmez. Altta yatan yapıda that, say fiilinin yönettiği ikinci mesajı başlatır.

Alıştırma

Yargı: Bu yanıtta “it's actually normal to worry” duyguyu doğrular; korkulan sonucun kesin olduğunu söylemez.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Then it is a good idea to try to understand the fear.

1:07

Ardından korkuyu anlamaya çalışmak iyi bir fikirdir.

Where has it come from? Anlatım akışı

1:11

Bu nereden geldi?

Anlatım akışı

Kökenlere geçiş olarak Where has it come from?

Bu kısa soru, tartışmayı korkuyu yargılamaktan onun kaynağını araştırmaya yönlendirir. it daha önce sözü edilen korkuya gönderme yapar ve nedenlere, geçmişe veya önceki deneyimlere yer açar; böylece sonraki bölüm korkunun nasıl geliştiğini açıklayabilir. has ... come biçimindeki present perfect, bu kökeni şu anda var olan korkuyla ilişkilendirir. Burada come from, bir yerden gelmek değil, “kaynaklanmak” anlamındadır.

Alıştırma

Birini hâlâ etkileyen bir korku tartışılırken “Where has it come from?” ne yapar?

  1. Korkunun kökenlerini ve bunların bugünle bağlantısını açıklamaya kapı açar.
  2. Bir kişinin az önce nereden geldiğini sorar.
  3. Korkunun gelecekte nasıl değişeceğini tahmin eder.
Cevabı göster

Korkunun kökenlerini ve bunların bugünle bağlantısını açıklamaya kapı açar.

There's almost always a history to someone who's afraid of intimacy.

1:13

Yakınlıktan korkan birinin neredeyse her zaman bir geçmişi vardır.

A history where getting close to other people got them hurt, Dilbilgisi

1:19

Başkalarına yakınlaşmanın onları incittiği bir geçmiş,

Dilbilgisi

got them hurt: get + kişi + geçmiş zaman ortacı

got them hurt ifadesinde get + kişi + geçmiş zaman ortacı bir sonucu gösterir: diğer insanlara yakınlaşmak, onların sonunda incinmesine yol açmıştır. Them, sonuçtan etkilenen kişiyi; hurt ise o kişinin ulaştığı durumu anlatır. Bu yapı genellikle bir olayı istenmeyen veya olumsuz bir sonuca bağlar. Them sözcüğünün hurt eylemini yapan kişi olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle gevşek korkuluğun Maya'nın yaralanmasına neden olduğunu anlatır?

  1. The loose railing got Maya hurt.
  2. The loose railing got Maya to hurt someone.
  3. Maya got the loose railing repaired.
Cevabı göster

The loose railing got Maya hurt.

so that closeness has become a problem. Dilbilgisi

1:23

bu yüzden yakınlık bir problem haline gelmiştir.

Dilbilgisi

Amaç değil sonuç bildiren so that

Burada so that gerçekleşmiş bir sonucu gösterir: geçmişte incinmiş olmak, yakınlığı bir sorun hâline getirmiştir. Önceki olay bu sonucu yaratmak amacıyla seçilmemiştir. Bu sonuç anlamında, so that öncesindeki yan cümle nedeni verir; sonraki yan cümle ise ne olduğunu veya neyin gerçek hâle geldiğini belirtir. Buradaki virgül bu bağlantıyı destekler, ancak anlamı yalnızca noktalama değil bağlam belirler.

Alıştırma

Hangi cümlede so that amaç değil sonuç bildirir?

  1. The landslide blocked the only road, so that the village was cut off for two days.
  2. He lowered his voice so that the baby would stay asleep.
  3. She left home early so that she could catch the first train.
Cevabı göster

The landslide blocked the only road, so that the village was cut off for two days.

We should also take on board Öbek fiiller

1:26

Ayrıca hayatın ne kadar büyük bir kısmının

just how much of life is about not being intimate. Dilbilgisi

1:28

yakın olmamakla ilgili olduğunu da kavramalıyız.

Öbek fiiller

Take on board: kabul edip ciddi biçimde değerlendirmek

Take on board, bir fikri, gerçeği veya tavsiyeyi kabul edip ciddi biçimde değerlendirmek demektir. Bu cümlede nesnesi just how much of life is about not being intimate yan cümlesinin tamamıdır; dolayısıyla konuşmacı bu gerçeği kabul etmemiz ve bakış açımızı etkilemesine izin vermemiz gerektiğini söylüyor. Burada ifade zihinsel bir eylemi anlatır; bir şeyi fiziksel olarak gemiye almak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir yönetici, hesaplama ya da kişisel duygusal tepkiyi vurgulamadan müşterinin geri bildirimini kabul edip ciddi biçimde değerlendirme anlamını vermek istiyor. En uygun cümle hangisidir?

  1. We should take the client's feedback into account.
  2. We should take the client's feedback to heart.
  3. We should take the client's feedback on board.
Cevabı göster

We should take the client's feedback on board.

Dilbilgisi

Gömülü yan cümlede just how much

Just how much miktar, oran veya derece bildiren bir yan cümleyi başlatır; just ise vurgu katar. Burada just how much of life is about not being intimate, kabul edip değerlendirmemiz gereken boyutun şaşırtıcı derecede büyük olduğunu gösterir. How yan cümlesinin tamamı take on board ifadesinin nesnesidir; doğrudan soru değildir. Gömülü how yan cümleleri, soru biçimindeki özne-yardımcı fiil devrikliği yerine normal bildirme söz dizimini kullanır. Bu cümlede how much of life ifadesinin kendisi is about yapısının öznesidir.

Alıştırma

Hangi cümle gömülü bir yan cümlede dereceyi vurgulamak için just how much yapısını doğru kullanır?

  1. Just how much did the delay cost us?
  2. We didn't realize just how much the delay had cost us.
  3. We didn't realize just how much had the delay cost us.
Cevabı göster

We didn't realize just how much the delay had cost us.

From an early age,

1:34

Erken yaşlardan itibaren,

we're taught we need to be strong, Dilbilgisi

1:35

güçlü olmamız gerektiği öğretilir,

independent,

1:39

bağımsız,

and brave.

1:40

ve cesur.

Dilbilgisi

We're taught we need to ...: edilgen yapıdan sonra gelen içerik yan cümlesi

we're taught we need to ... ifadesinde we're taught edilgen yapıdadır: cümle, öğreten kişiyi belirtmek zorunda kalmadan öğretimi alan kişilere odaklanır. We need to be strong... öğretilen şeyin içeriğini belirtir. İsteğe bağlı that sözcüğü düşürülmüştür: we're taught (that) we need to.... İkinci we, need fiilinin öznesidir; taught fiilinin nesnesi değildir.

Alıştırma

“We're taught we need to be strong” cümlesinde ikinci “we” nasıl bir görev üstlenir?

  1. “taught” fiilinin dolaylı nesnesidir.
  2. “we need to be strong” içerik yan cümlesinin öznesidir.
  3. Yeni bir yan cümle eklemeden ilk “we” sözcüğünü tekrarlar.
Cevabı göster

“we need to be strong” içerik yan cümlesinin öznesidir.

We need to hide our emotions,

1:42

Duygularımızı saklamamız,

not say how we're feeling,

1:45

nasıl hissettiğimizi söylemememiz,

bottle up what's going on inside. Öbek fiiller

1:48

içimizde olup bitenleri bastırmamız gerekir.

Öbek fiiller

Bottle up: duyguları ifade etmeden içinde tutmak

Bottle up, duyguları, kaygıları veya düşünceleri ifade etmek yerine içinde tutmak anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Burada what's going on inside bastırılan şeyi belirtir; gerçek bir şişeye bir şey koymaktan söz edilmez. İfade, bir şeyi şişenin içine kapatma imgesine dayanır; bu yüzden çoğu zaman baskının zamanla biriktiğini ima eder.

Alıştırma

Cümleyi bottle up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: If you're upset, don't ____ your feelings until they become overwhelming.

Cevabı göster

bottle up

It is no wonder we sometimes find it hard to change gear Notlar

1:51

Bazen vites değiştirmeyi zor bulmamıza

and become masters at the art of intimacy.

1:55

ve yakınlık sanatının ustaları olmakta zorlanmamıza şaşmamak gerek.

Kalıp ifadeler

It is no wonder: anlaşılır bir sonuç

It is no wonder (that) + yan cümle, nedenler zaten açık olduğu için anlaşılması kolay bir sonucu ifade eder. “Bu şaşırtıcı değil” anlamına gelir; “bilmek istiyorum” anlamına gelmez. Burada daha önce sözü edilen duyguları gizleme baskısı ile birdenbire duygusal yakınlığa geçmenin anlaşılır zorluğunu birbirine bağlar. That kullanılabilir veya atılabilir: “It is no wonder that we...” ve “It is no wonder we...” yapılarının ikisi de dil bilgisi açısından doğrudur.

Alıştırma

“Sonuç anlaşılır ve şaşırtıcı değil” anlamındaki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: After three nights with almost no sleep, ____ Mia feels exhausted.

Cevabı göster

it is no wonder

Deyimler

change gear: mod değiştirme benzetmesi

Change gear, gerçek anlamıyla bir aracı farklı bir vitese geçirmek demektir. Bu cümlede ise bir zihinsel veya duygusal durumdan diğerine geçmeyi anlatan bir benzetmedir. Konuşan kişi, insanların duygularını saklamaktan açık ve yakın davranmaya geçmekte zorlanabileceğini anlatır. Daha genel olarak change gear; yaklaşım, hız, ton veya etkinlikteki belirgin bir değişikliği ifade edebilir.

Alıştırma

Etkinlikteki belirgin bir geçişi anlatmak için dersteki İngiliz İngilizcesi benzetmesini kullanın: After reviewing the budget, the chair asked everyone to ____ and discuss the launch plan.

Cevabı göster

change gear

It's not surprising if we should get a bit stuck Kalıp ifadeler

1:58

Biraz tıkanıp kalmamız

Kalıp ifadeler

Get a bit stuck: düşüncede küçük bir tıkanma yaşamak

Get stuck, nasıl devam edeceğinizi, cevap vereceğinizi veya hareket edeceğinizi bilemediğiniz bir noktaya gelmek demektir. Burada fiziksel olarak sıkışmayı değil, düşüncede veya konuşmada yaşanan bir tıkanmayı anlatır. A bit değerlendirmeyi yumuşatır: konuşan kişi zorluğu küçük veya geçici olarak sunar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp get + derece ifadesi + stuck şeklindedir; get a little stuck ve get really stuck buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi get a bit stuck ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When I tried to explain my idea, I ____ and did not know what to say next.

Cevabı göster

got a bit stuck

and not quite know what to do with the request

2:01

ve tam olarak nasıl hissettiğimizi söylememiz istendiğinde

to say exactly how we feel.

2:04

ne yapacağımızı bilemememiz şaşırtıcı değildir.

We've been out in the world too long. Deyimler

2:07

Dış dünyada çok uzun süre kaldık.

Deyimler

Out in the world: daha geniş toplumdaki yaşam

Out in the world, korunaklı veya özel bir ortamdan uzakta, daha geniş toplum içindeki yaşamı anlatır. Burada bağımsız ve güçlü olmayı, ayrıca incinmemek için dikkatli davranmayı gerektirdiğini ima eder; yalnızca dışarıda bulunmak veya seyahat etmek anlamına gelmez. Be + out in the world yapısı, toplumsal yaşamı insanların içine girdiği ve zaman geçirdiği bir yer gibi sunar. Too long abartılı bir açıklama ekler: bu alışkanlıkların derin biçimde yerleşmesi için yeterince zaman geçmiştir.

Alıştırma

"After years of being protected at home, Maya was nervous about going out in the world," cümlesinde out in the world ne anlama gelir?

  1. Daha geniş toplumda bağımsız yaşamak
  2. Birçok ülkeyi gezmek
  3. Dışarıda zaman geçirmek
Cevabı göster

Daha geniş toplumda bağımsız yaşamak

We're battle-hardened Kelime

2:09

Savaşlarda nasırlaştık

Kelime

battle-hardened: tekrarlanan baskılarla bilenmiş

Battle-hardened sözcüğü gerçek anlamıyla savaş deneyiminin birini daha dayanıklı hâle getirmesini anlatır. Burada mecazidir: Konuşan kişiler gündelik hayatta tekrar tekrar baskı gördükleri için temkinli, dirençli ve kolay sarsılmaz hâle gelmiştir. Sözcük, yalnızca experienced demekten daha güçlüdür. Bağlama göre dayanıklılığı övebilir ya da zorlukların birini duygusal olarak daha kapalı hâle getirdiğini ima edebilir.

Alıştırma

“After years of handling emergencies, the crew was battle-hardened,” İngilizce cümlesinde battle-hardened neyi anlatır?

  1. Tekrarlanan baskılar sayesinde dayanıklı ve soğukkanlı hâle gelmişlerdi.
  2. Yalnızca savaş tarihini öğrenmişlerdi.
  3. Zorlu durumlarla ilk kez karşılaşıyorlardı.
Cevabı göster

Tekrarlanan baskılar sayesinde dayanıklı ve soğukkanlı hâle gelmişlerdi.

and just not used to it. Dilbilgisi

2:11

ve buna sadece alışkın değiliz.

Dilbilgisi

not used to it: be used to + isim veya -ing biçimi

“We're ... not used to it,” cümlesinde be used to, “bir şeye alışkın olmak” anlamındadır. Olumsuz biçim, bunun hâlâ yabancı veya rahatsız edici geldiğini anlatır. Buradaki it, daha önce söz edilen duyguları ifade etme ve samimi bir konuşma yapma biçimine gönderme yapar. Bu yapıda used, be fiilinin uygun biçiminden sonra gelir ve to bir edattır. Ardından isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır: be used to the noise, be used to it, be used to talking openly.

Alıştırma

Cümleyi olumsuz be used to yapısıyla tamamlayın: “I ____ speaking in front of a large audience yet.”

Cevabı göster

am not used to

We might need a little time. Ton ve niyet

2:14

Biraz zamana ihtiyacımız olabilir.

Ton ve niyet

might need a little time: nazikçe zaman istemek

Burada might need, ihtiyacı need ifadesine göre daha dolaylı gösterir. Might esas olarak ifadeyi yumuşatır; kimsenin bu ihtiyacın ne kadar olası olduğunu hesaplamasını istemez. A little, gereken süreyi sınırlı ve yönetilebilir gösterir. We ile birlikte ifade, talepkâr veya suçlayıcı olmak yerine iş birliğine açık biçimde zaman ister.

Alıştırma

Hassas bir grup görüşmesinde hangi cümle en nazik biçimde zaman ister?

  1. We might need a little time before deciding.
  2. We need time before deciding.
  3. We are not going to decide.
Cevabı göster

We might need a little time before deciding.

So let's go easy on those Deyimler

2:17

Bu yüzden onlara anlayış gösterelim,

with a fear of intimacy.

2:19

yakınlık korkusu olanlara.

Deyimler

go easy on someone: hoşgörü istemek

Go easy on someone, o kişiye daha az sert davranmak, yani onu daha az eleştirmek, cezalandırmak, baskı altına almak veya daha az sert yargılamak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede, yakınlıktan korkan kişilere anlayış gösterilmesini ister. Yeniden kullanılabilen kalıp go easy on + kişi veya grup şeklindedir. Burada easy hareketi tanımlamaz; ifadenin tamamı hoşgörülü davranmayı anlatır.

Alıştırma

Nina kötü niyeti olmadan bir hata yaptı. Hangi cümle koçtan ona daha az sert davranmasını ister?

  1. Please take it easy, Nina.
  2. Please go easy on Nina.
  3. Please leave Nina alone.
Cevabı göster

Please go easy on Nina.

They're not bad people.

2:22

Onlar kötü insanlar değiller.

They just find a difficult thing tricky

2:24

Sadece zor bir şeyi çetrefilli buluyorlar

and we should be on hand to help them Kalıp ifadeler

2:26

ve onlara yardım etmek için elimizin altında bulunmalıyız,

Kalıp ifadeler

be on hand to help: gerektiğinde yardım etmeye hazır bulunmak

be on hand to help ifadesinde on hand, yardıma ihtiyaç duyulduğunda yakında veya kolayca ulaşılabilir olmak demektir. Bu ifade, birinin başkalarını desteklemeye hazır olduğunu söyler; bir şeyin kelimenin tam anlamıyla elinde olduğunu anlatmaz. Vurgu, hemen devreye girmek veya işi üstlenmek yerine ulaşılabilir ve hazır olmaktadır. be on hand to + fiil kalıbı, birinin ne yapmaya hazır olduğunu belirtmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi be on hand to help kullanarak tamamlayın: During the school fair, a nurse will ____ if anyone feels ill.

Cevabı göster

be on hand to help

with gentleness and understanding.

2:29

nezaket ve anlayışla.