Mastürbasyonu Bırakırsanız Ne Olur?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
602 kelime 170 kel/dk

Video özeti: Video, mastürbasyonu bırakma iddialarını araştırmayla karşılaştırıp ölçülülük hakkında temkinli bir sonuca varıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. what would happen if | Dil bilgisi ve cümle kalıpları: would ile if yan cümlesini kullanarak varsayımsal bir sonucu sorun ve bunu gerçek diye sunulan sonuçtan ayırın. 2. it turns out that | Söylem, anlatı ve retorik: İfadenin beklentiyi düzelten kanıtı sunduğunu ve popüler iddiadan araştırma bulgusuna geçişi nasıl gösterdiğini anlayın. 3. anything but beneficial | Deyimler ve mecazlı ifadeler: anything but ifadesini “hiç de” veya “olmaktan çok uzak” diye anlayın; dıştaki lack of evidence olumsuzluğunu izleyip sonucu ters okumayın.

Bu derste

Pleasuring yourself is common with over 50% of women Kelime

0:00

Kendini tatmin etmek oldukça yaygın; kadınların %50'sinden fazlası

and 70% of men masturbating on a monthly basis.

0:03

ve erkeklerin %70'i her ay mastürbasyon yapıyor.

Kelime

Cinsel bir örtmece olarak Pleasuring yourself

Bu cinsel sağlık bağlamında Pleasuring yourself, cinsel haz almak için kişinin kendi cinsel organlarını uyarması anlamına gelir; masturbating demenin örtmeceli bir yoludur. Cümlenin devamındaki masturbating sözcüğü bu anlamı netleştirir. Burada pleasure bir fiildir ve birine cinsel haz vermek anlamına gelebilir. Dönüşlü yourself, eylemi yapanla eylemden etkilenen kişinin aynı olduğunu gösterir. Bu cümlede yalnızca kendini mutlu etmek veya keyifli bir boş zaman etkinliği yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede Pleasuring yourself ne anlama geliyor?

  1. Başka birine hediye vermek
  2. Mastürbasyon yapmak
  3. İnsanı mutlu eden herhangi bir etkinliği yapmak
Cevabı göster

Mastürbasyon yapmak

But what would happen if you just completely stopped Dilbilgisi

0:07

Peki mastürbasyonu tamamen bırakıp

masturbating forever?

0:10

bir daha ömür boyu yapmasaydınız ne olurdu?

Dilbilgisi

Varsayımsal sonuçlar için What would happen if ...?

What would happen if + geçmiş zamanlı bir yan cümle, dinleyiciden bir koşulu hayal etmesini ve bunun olası sonucunu düşünmesini ister. Burada if you just completely stopped varsayımsal koşulu kurarken would happen sonucun bir tahmin olduğunu gösterir. Bu kalıp, olayın gerçekleştiğini veya sonucun kesin olduğunu iddia etmez. Bir seçimin ya da değişikliğin olası sonuçları hakkında tartışma başlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Soruyu hedef varsayımsal sonuç kalıbıyla tamamlayın: ____ the power went out during the presentation?

Cevabı göster

What would happen if

After a week, male testosterone levels go up by 40% Dilbilgisi

0:12

Bir hafta sonra erkeklerde testosteron seviyesi %40 artar

Dilbilgisi

go up by 40%: değişim miktarını belirtmek

go up by 40% ifadesinde go up artmak, by 40% ise değişimin miktarını belirtir. Yeni seviye başlangıç seviyesinden %40 daha yüksektir; cümle son seviyenin %40 olduğunu söylemez. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + go up by + miktar şeklindedir. by sonrasındaki sayı Ne kadar arttı? sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

Cümleyi değişim miktarını gösteren sözcükle tamamlayın: The price was $50, then it went up ____ 20% to $60.

Cevabı göster

by

or at least that's what a 2003 study found, Anlatım akışı

0:16

ya da en azından 2003 tarihli bir araştırma böyle söylüyordu.

Anlatım akışı

or at least that's what: bir iddiayı sınırlandırma ve kaynağa bağlama

Konuşmacı önce %40'lık artışı doğrudan bir iddia gibi sunar. Ardından or at least that's what bu iddiayı sınırlar: Bu, konuşmacının koşulsuz biçimde garanti ettiği bir ifade değil, özellikle 2003 tarihli bir araştırmanın bulgusudur. Burada what önceki iddianın tamamını temsil eder; at least ise kabaca daha kesin konuşmak gerekirse bu kaynağın bildirdiği şey budur anlamında temkinli bir düzeltme işlevi görür. Sayısal bir alt sınır belirlemez.

Alıştırma

Örnekte or at least that's what ne işe yarıyor?

  1. İlk sonucu ilgisiz ikinci bir sonuçla değiştirir.
  2. Artışın %40'tan daha düşük olamayacağını söyler.
  3. İddiayı araştırmanın bulgusu olarak sunup kapsamını daraltır.
Cevabı göster

İddiayı araştırmanın bulgusu olarak sunup kapsamını daraltır.

which caught worldwide media attention

0:19

Bu bulgu dünya çapında medyanın ilgisini çekti

and in part led to the NoFap community. Kültür

0:22

ve kısmen NoFap topluluğunun doğmasına yol açtı.

Kültür

Özel ad olarak NoFap community

NoFap, internet tabanlı bir hareketin ve onun topluluklarının özel adıdır. Ad, no ile masturbate, yani mastürbasyon yapmak anlamındaki gayriresmî argo fap sözcüğünü birleştirir. Bu nedenle the NoFap community, mastürbasyon yapmaktan kaçınma etrafında örgütlenen insanları ifade eder. Burada bu ad, söz konusu araştırmayı toplumsal bir tepkiyle ilişkilendirir: dünya çapındaki ilgi topluluğun ortaya çıkmasına katkıda bulunmuştur. NoFap'i sözcüğü sözcüğüne çevrilecek sıradan bir ifade değil, bir ad olarak anlayın.

Alıştırma

Bu cümlede the NoFap community neyi ifade ediyor?

  1. Bütün fitness gruplarının genel adı
  2. Testosteron ölçümü yapan bilimsel bir ekip
  3. Mastürbasyondan kaçınmaya odaklanan çevrim içi bir topluluk
Cevabı göster

Mastürbasyondan kaçınmaya odaklanan çevrim içi bir topluluk

Fapping being slang for masturbating. Kelime

0:25

“Fapping”, mastürbasyon yapmak anlamına gelen argo bir sözcük.

Kelime

Fapping: anlamı ve gayriresmî kullanım alanı

Fapping, argo fap fiilinin -ing biçimidir. Masturbating, yani mastürbasyon yapmak anlamına gelir; dolayısıyla bu açıklayıcı bölüm NoFap adındaki cinsel anlamı da gösterir. Fapping, eylemin adını veren bir isim-fiil olarak veya sürmekte olan bir eylemi bildiren fiil yapısının parçası olarak kullanılabilir. Burada tanımlanan eylemin adıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede fapping doğru anlamda ve uygun bir kullanım ortamında kullanılmıştır?

  1. In a formal medical report, the doctor described the patient as fapping.
  2. In an informal online chat, he said he was trying to stop fapping.
  3. The broken fan kept fapping all night.
Cevabı göster

In an informal online chat, he said he was trying to stop fapping.

Supporters of the NoFap movement also claim

0:27

NoFap hareketini destekleyenler ayrıca

improved sexual performance and higher sperm quality,

0:29

cinsel performansın iyileştiğini ve sperm kalitesinin yükseldiğini,

along with feelings of improved motivation,

0:32

bunun yanında motivasyonun,

self-esteem, and happiness.

0:35

öz saygının ve mutluluğun arttığını iddia ediyor.

But how valid are all these claims?

0:37

Peki tüm bu iddialar ne kadar geçerli?

What most media did not mention is that Dilbilgisi

0:39

Çoğu medya kuruluşunun bahsetmediği nokta şu ki,

while the study did see increased testosterone, Dilbilgisi

0:42

araştırmada testosteron artışı görülmüş olsa da

Dilbilgisi

did see: olumlu cümlede vurgulu doğrulama

while the study did see increased testosterone ifadesinde did, vurgu yapan bir yardımcı fiildir. do fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve olumlu bir cümlede kullanıldığında see eylemini kesin bir doğrulama gibi sunar: çalışma artışı gerçekten gözlemlemiştir. while yan cümlesi önce bu olguyu kabul eder, ardından ana cümle bununla karşıtlık oluşturan bir sonuç verir. Başka cümlelerde olumlu did, bir şüpheyi giderebilir veya bir olguyu başka bir olguyla karşılaştırabilir; yalnızca sıradan geçmiş zamanı göstermek için gerekli değildir.

Alıştırma

Hangi cümle olumlu bir ifadede geçmişteki bir eylemi güçlü biçimde doğrulamak için did kullanıyor?

  1. The study did find a small effect, even though it disappeared later.
  2. Did the study find a small effect before it disappeared?
  3. The study found a small effect, even though it disappeared later.
Cevabı göster

The study did find a small effect, even though it disappeared later.

it went back down to normal levels on day eight Öbek fiiller

0:44

sekizinci günde seviyeler yeniden normale döndü

with no explanation.

0:47

ve bunun nedenine dair bir açıklama yoktu.

Dilbilgisi

What most media did not mention is that ...: atlanmış bir olguyu öne çıkarmak

What most media did not mention is that ... bir pseudo-cleft, yani sözde bölünmüş cümle yapısıdır. Başındaki What yan cümlesi isim gibi bir özne görevi görür; is that ise öne çıkarılan belirli olguyu tanıtır. Bu cümlede konuşan kişi önce medya haberlerindeki eksikliği konu olarak sunuyor, sonra çalışmada daha sonra görülen değişime dikkat çekiyor. Başka bağlamlarda aynı kalıp eksik bırakılmış bir olguyu, nedeni veya sonucu öne çıkarabilir; bu bir soru değildir.

Alıştırma

Atlanmış bir olguyu öne çıkarmak için pseudo-cleft yapısını en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. The map does not show that the trail floods after heavy rain.
  2. Did the map show that the trail floods after heavy rain?
  3. What the map does not show is that the trail floods after heavy rain.
Cevabı göster

What the map does not show is that the trail floods after heavy rain.

Öbek fiiller

went back down: daha düşük bir seviyeye geri dönmek

Bu cümlede went back down, bir seviyenin yükseldikten sonra yeniden düşmesini anlatır. Back, önceki veya normal bir seviyeye doğru geri dönme anlamı katar; fiziksel olarak geriye doğru hareket etmek demek değildir. Önceki yükseliş önemli olduğunda fiyatlar, sıcaklıklar, oranlar, ölçümler veya başka seviyeler için go back down kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi go back down ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The temperature rose to 30 degrees, but by midnight it had ____ to 18.

Cevabı göster

gone back down

Other abstinence studies have found no difference at all Kalıp ifadeler

0:48

Mastürbasyondan uzak durma üzerine yapılan diğer araştırmalarsa

in testosterone levels between those who masturbated

0:51

mastürbasyon yapanlarla

and those who abstained,

0:54

yapmayanların testosteron seviyeleri arasında hiçbir fark bulmadı;

Kalıp ifadeler

no difference at all: sıfır farkı vurgulamak

Burada no difference at all, ölçülen testosteron seviyelerinde iki grup arasında sıfır fark bulunduğu anlamına gelir. At all, olumsuz no difference ifadesini güçlendirerek sonucu daha vurgulu yapar. Olumsuz cümlelerde at all genellikle “en küçük ölçüde bile” anlamına gelir. “Her alanda” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir çalışmada "There was no difference at all between the two methods." deniyor. Bu ne anlama gelir?

  1. Yöntemler her alanda farklıydı.
  2. Yöntemler küçük ama fark edilebilir bir ayrım gösterdi.
  3. Yöntemler hiçbir fark göstermedi.
Cevabı göster

Yöntemler hiçbir fark göstermedi.

suggesting that other variables like changing diet and exercise, Dilbilgisi

0:55

bu da beslenme ve egzersiz düzenindeki değişiklikler gibi diğer etkenlerin,

which also impact testosterone,

0:59

ki bunlar da testosteronu etkiler,

may more likely be the cause for any changes

1:01

mastürbasyonu bırakan kişilerde görülen değişikliklerin

found in people who stopped masturbating.

1:03

asıl nedeni olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu düşündürüyor.

Dilbilgisi

Suggesting that: Bir bulguyu çıkarıma bağlamak

Suggesting that virgülden sonra gelen bir present participle yapısıdır. Örtük öznesi belirli bir kişi değil, önceki bulgunun tamamıdır; yani yoksunluk çalışmalarının testosteron düzeylerinde fark bulmamış olmasıdır. Bu yapı, o bulgudan çıkarılan bir sonucu tanıtır. Bu ifade, önceki bulgunun sonraki iddiayı kanıtladığını söylemez. Verilerin, beslenme veya egzersizdeki değişikliklerin gözlemlenen değişiklikleri daha iyi açıklayabileceğine işaret ettiğini anlatır. Bu kısa yapı, özneyi yeni bir cümlede tekrarlamadan kanıtla yorumu birbirine bağlar.

Alıştırma

Kanıtı temkinli bir çıkarımla bağlamak için suggesting that ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The roads are wet, suggesting that it rained during the night.
  2. The roads are wet, proving that it rained during the night.
  3. The roads are wet, suggesting it rained during the night.
Cevabı göster

The roads are wet, suggesting that it rained during the night.

In terms of sexual performance, Anlatım akışı

1:05

Cinsel performansa gelince,

abstinence from masturbation doesn't seem to improve Dilbilgisi

1:07

mastürbasyondan uzak durmanın

premature ejaculation either.

1:10

erken boşalma üzerinde de olumlu bir etkisi yok gibi görünüyor.

Anlatım akışı

In terms of: Bir sonucu tek bir açıyla sınırlamak

In terms of, konuyu belirli bir çerçeveye alan bir ifadedir. Ardından bir isim öbeği veya -ing biçimli bir öbek gelir ve hangi boyutun değerlendirildiğini belirtir. Bu cümlede değerlendirme, yoksunluğun olası bütün etkilerine değil, yalnızca cinsel performansa yöneliktir. Anlamı “... açısından” veya “... konusunda”dur; “... yüzünden” anlamına gelmez. Bu ifade, bir karşılaştırmada ya da tartışmada konuya geçiş yapmaya veya konunun kapsamını daraltmaya yardım eder.

Alıştırma

Yargıyı maliyet konusuyla sınırlayan ifadeyi seçin: ___ cost, the train is cheaper than the bus.

  1. Instead of
  2. Because of
  3. In terms of
Cevabı göster

In terms of

Dilbilgisi

Temkinli bir olumsuz sonuç için “doesn't seem to improve”

Doesn't seem to improve, mevcut kanıtların bir iyileşme göstermediği anlamına gelir. Konuşan kişi iyileşmenin imkânsız olduğunu iddia etmez; seem to, olumsuz sonucun kesinlik derecesini azaltır. doesn't seem to + fiilin yalın hâli kalıbı; gözlemler, araştırmalar veya ilk sonuçlar bir etkinin bulunmadığına işaret ederken kanıtlar kesin bir ifade için yeterince güçlü olmadığında kullanışlıdır.

Alıştırma

Temkinli araştırma ifadesini hedef kalıbın aynısıyla tamamlayın: In this small trial, the supplement ____ sleep quality.

Cevabı göster

doesn't seem to improve

After three weeks of no masturbation,

1:12

Üç hafta mastürbasyon yapılmadıktan sonra,

a study found that participants had roughly the same Dilbilgisi

1:14

bir araştırma, katılımcıların boşalma süresinin aşağı yukarı

ejaculation time as those that didn't masturbate.

1:17

mastürbasyon yapmayanlarınkiyle aynı olduğunu ortaya koydu.

Dilbilgisi

Yaklaşık eşitlik için “roughly the same ... as”

Roughly the same ... as ... iki kişiyi, nesneyi veya ölçümü karşılaştırır ve bunların yaklaşık olarak eşit olduğunu belirtir. Roughly küçük farklılıklara pay bıraktığı için tam bir özdeşlik iddia edilmez. Same, karşılaştırılan ikinci unsuru as ile tanıtır. Cümlede karşılaştırılan ölçüm boşalma süresidir: bir grubun süresi diğer grubunkiyle yaklaşık olarak aynıdır.

Alıştırma

Karşılaştırmayı “yaklaşık olarak eşit” anlamındaki hedef ifadenin aynısıyla tamamlayın: The revised estimate is ____ the original one.

Cevabı göster

roughly the same as

And as for sperm quality,

1:20

Sperm kalitesine gelince,

it turns out that those who ejaculated more frequently Anlatım akışı

1:22

daha sık boşalanların spermlerinin

had sperm that were stronger swimmers, Deyimler

1:25

daha güçlü yüzücüler olduğu ortaya çıktı;

which improves chances of fertilization.

1:27

bu da döllenme ihtimalini artırıyor.

Anlatım akışı

it turns out that: sonradan ortaya çıkan bir sonucu anlatmak

it turns out that, konuşanın bir şeyi araştırdıktan veya kontrol ettikten sonra öğrendiği ya da doğruladığı bilgiyi sunar. Çoğu zaman sonucun ilk beklentiden farklı olduğunu gösterir. Bu cümlede sperm kalitesiyle ilgili çalışmanın bulgusunu sunar. Buradaki it, biçimsel bir öznedir; that ile başlayan yan cümle ise asıl bulguyu verir. Tekrar kullanılabilir bir söylem kalıbı olarak yeni kanıtı bir tahmin gibi değil, sonradan ortaya çıkan bir sonuç gibi sunar.

Alıştırma

Sonradan yapılan bir kontrolün gerçeği ortaya çıkardığını göstermek için bu cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? After we checked the records, ____ the train had left early.

  1. it turns out that
  2. it is possible that
  3. it is said that
  4. it seems that
Cevabı göster

it turns out that

Deyimler

stronger swimmers: hareket becerisini anlatan mecaz

stronger swimmers ifadesindeki swimmers, sıvı içinde etkili biçimde hareket eden spermleri anlatan canlı bir mecazdır. Stronger burada kasları veya genel fiziksel gücü değil, hareketin niteliğini ve etkililiğini anlatır. Bu cümlede ifade, spermlerin yumurtaya ulaşma ve döllenmeye katkıda bulunma ihtimalinin neden artabileceğini açıklar. Spermin performansının tek bir yönünü anlatır; spermlerin biyolojik açıdan her yönden daha iyi olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada stronger swimmers ne anlama gelir? İngilizce ifadeyi değiştirmeyin.

  1. daha büyük kaslara sahip spermler
  2. fiziksel olarak daha büyük spermler
  3. sıvı içinde daha etkili hareket eden spermler
  4. her zaman daha doğurgan olan spermler
Cevabı göster

sıvı içinde daha etkili hareket eden spermler

In fact, this is one theory behind why

1:29

Aslında bunun nedenine ilişkin teorilerden biri şu:

not masturbating for extended periods of time Kalıp ifadeler

1:31

Uzun süre mastürbasyon yapmamak,

may lead to more nocturnal emissions or wet dreams Kelime

1:33

gece boşalmalarının, yani ıslak rüyaların artmasına yol açabilir;

as a mechanism to cycle out old sperm. Öbek fiiller

1:37

bu, eski spermleri sistemden atmaya yarayan bir mekanizma olabilir.

Kalıp ifadeler

for extended periods of time: süre belirten resmî bir ifade

For extended periods of time, bir etkinliğin veya durumun uzun süre devam ettiğini belirtir. For edatı süreyi gösterir; extended ise periods sözcüğünün uzun dönemleri anlattığını belirtir. Burada ifade not masturbating yapısını niteler. Bu nedenle teori, tek bir davranıştan değil, mastürbasyon yapmama durumunun uzun süre devam etmesinden söz eder. Extended belirli bir son tarih vermez ve birinin süreyi bilinçli olarak uzattığı anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen ve “uzun süre” anlamına gelen beş sözcüklük resmî ifadeyle tamamlayın: The guidelines warn against sitting ____ without taking a break.

Cevabı göster

for extended periods of time

Kelime

nocturnal emissions or wet dreams: aynı olay için iki farklı dil düzeyi

Bu cümlede nocturnal emissions ve wet dreams aynı olayın iki adıdır: uyku sırasında istemsiz boşalma. Or, daha tanıdık olan alternatif adı tanıtır; ikinci bir sonucu sıralamaz. Nocturnal emissions ifadesi resmî tıp veya eğitim terimidir; wet dreams ise günlük dilde kullanılan yaygın ifadedir. Bu eşleştirme, önce kesin terimi vermeyi, ardından onu daha kolay anlaşılır hâle getirmeyi sağlar.

Alıştırma

nocturnal emissions or wet dreams ifadesinin doğru yorumu hangisidir?

  1. Bunlar birlikte gerçekleşebilen iki farklı olaydır.
  2. İki ifade aynı olayı adlandırır; birincisi daha resmîdir.
  3. wet dreams resmî tıp terimidir.
Cevabı göster

İki ifade aynı olayı adlandırır; birincisi daha resmîdir.

Öbek fiiller

cycle out: bir döngü içinde kademeli yenileme

Cycle out, devam eden bir yenileme döngüsünün parçası olarak eski malzemeyi dışarı çıkarmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede, yeni sperm onun yerini alırken vücudun eski spermleri yavaş yavaş dışarı atmasını anlatır; out burada süreç içindeki çıkarılmayı gösterir, bir konumu veya bisiklete binme eylemini göstermez. Bu ifade, bir şeyi bir kerede atmak yerine dönüşüm ya da yenilenmeye odaklanır. Aynı fikir zaman içinde yenilenen sistemler, malzemeler veya başka içerikler için de kullanılabilir.

Alıştırma

“The system cycles out obsolete files as new backups arrive.” cümlesinde cycles out ne anlama gelir?

  1. tek bir anda bütün dosyaları kullanmayı bırakır
  2. bisiklete binerek dosyaları taşır
  3. devam eden bir sürecin parçası olarak eski dosyaları kademeli biçimde değiştirir
Cevabı göster

devam eden bir sürecin parçası olarak eski dosyaları kademeli biçimde değiştirir

83% of men and 37% of women

1:39

Erkeklerin %83'ü ve kadınların %37'si

have experienced a wet dream at least once,

1:42

en az bir kez ıslak rüya görmüştür,

but the evidence for why it's still inconclusive

1:44

ancak bunun nedenine dair kanıtlar hâlâ kesin değil,

as there haven't been many studies

1:47

çünkü bu konuda çok fazla araştırma yapılmadı;

given the awkward nature of studying people Dilbilgisi

1:49

insanların uykularında

orgasming in their sleep.

1:52

orgazm olmalarını incelemek pek de kolay değil.

Dilbilgisi

given the awkward nature of: zor bir durumu göz önüne alarak

Given + isim öbeği, bir sonucu açıklamaya veya haklı göstermeye yardımcı olan bir durumu tanıtır. Burada given the awkward nature of studying people orgasming in their sleep, “uykularında orgazm olan insanları incelemenin ne kadar rahatsız edici olduğu düşünüldüğünde” anlamına gelir. Bu, neden az sayıda araştırma olduğunu ve kanıtların neden hâlâ kesin olmadığını açıklamaya yardımcı olur. Bu yapı, bir iddiayı arka plandaki nedeni ile kısa ve daha resmî bir biçimde bağlar. Durumu, iddiayı değerlendirirken dikkate alınacak bir koşul olarak sunar; birinin bir şeyi teslim ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

“Given the limited evidence, the committee postponed its conclusion.” cümlesinde given the limited evidence ne yapar?

  1. komitenin kanıtı fiziksel olarak teslim aldığını söyler
  2. kanıtı sağlayan kişiyi tanıtır
  3. sınırlı kanıtı kararın arkasındaki durum olarak sunar
Cevabı göster

sınırlı kanıtı kararın arkasındaki durum olarak sunar

Apart from this, for men,

1:53

Bunun dışında erkeklerde,

when sperm isn't ejaculated,

1:55

sperm boşalma yoluyla atılmadığında

it can be broken down and the nutrients Öbek fiiller

1:57

parçalanabilir ve içerdiği besinler

are recycled back inside the body.

1:59

vücutta yeniden kullanılabilir.

Öbek fiiller

Biyolojik ayrışma anlamında broken down

Burada broken down, vücut tarafından daha basit maddelere ayrıştırılmak anlamına gelir. Edilgen can be broken down yapısı, işlemi kimin veya neyin yaptığına değil, spermin başına gelen sürece odaklanır. break down ifadesinin anlamını özne veya nesne ile belirtilen sonuç belirler. Besin maddelerinin geri dönüştürülmesinden söz edilmesi, fiziksel ya da biyolojik bir ayrışma sürecine işaret eder; bu nedenle burada makine arızası, duygusal çöküş veya analiz amacıyla parçalara ayırma anlamı yoktur.

Alıştırma

Cümleyi break down ifadesinin doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: During digestion, complex molecules can be ____ into simpler substances.

Cevabı göster

broken down

Now, masturbation addiction is a real thing

2:00

Mastürbasyon bağımlılığı ise gerçekten var

and curbing the habit can potentially impact Kalıp ifadeler

2:03

ve bu alışkanlığı dizginlemek potansiyel olarak

your motivation, self-esteem, and happiness.

2:05

motivasyonunuzu, öz saygınızı ve mutluluğunuzu etkileyebilir.

Kalıp ifadeler

Curbing the habit: tamamen bırakmadan kontrol etme

Burada curbing the habit, tekrarlanan davranışı kontrol altına almak veya azaltmak anlamına gelir. Curb, dizginleme ya da sınırlamayı vurgular ve tek başına davranışın tamamen sona ereceği anlamına gelmez. Curbing the habit, can potentially impact yapısının öznesi olarak işlev gören bir ulaç öbeğidir. The habit, daha önce sözü edilen davranışa gönderme yapar. Bu bağlam yoksa curb the habit of checking your phone örneğindeki gibi, alışkanlığı of ve ardından gelen -ing biçimiyle belirtin.

Alıştırma

Cümleyi, tekrarlanan bir davranışı mutlaka sona erdirmeden kontrol etmek veya azaltmak anlamındaki üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: A screen-time limit can help teenagers ____ of checking social media during homework.

Cevabı göster

curb the habit

Masturbation can increase dopamine

2:08

Mastürbasyon, dopamin

and serotonin neurotransmitter release,

2:10

ve serotonin nörotransmiterlerinin salınımını artırabilir;

which stimulates the reward pathway in the brain.

2:12

bu da beyindeki ödül sistemini uyarır.

The only issue is that constant masturbation Anlatım akışı

2:15

Tek sorun şu ki sürekli mastürbasyon yapmak,

leads to constant release of serotonin and dopamine,

2:17

serotonin ve dopaminin sürekli salgılanmasına yol açar;

which leads to our brain becoming desensitized Dilbilgisi

2:21

bu da beynimizin zamanla

to these specific neurotransmitters.

2:23

bu belirli nörotransmiterlere duyarsızlaşmasına neden olur.

Anlatım akışı

The only issue is that: tek bir ana olumsuzluğu belirtmek

The only issue is that kalıbı, yararlardan veya tarafsız bilgilerden söz edildikten sonra konuşmacının tek ana sorun ya da çekince olarak sunduğu noktayı belirtir. Söylemi destekleyici bilgiden uyarıya çevirir. Burada only, issue sayısını sınırlar: konuşmacı sonraki noktayı tek bir ana kaygı olarak çerçeveler. Bu kullanım, that yan cümlesindeki bilimsel iddiayı kesin veya kanıtlanmış hâle getirmez.

Alıştırma

Hangi cümle olumlu bilgiden konuşmacının tek ana olumsuzluk olarak sunduğu noktaya geçişi en iyi şekilde belirtir?

  1. The design is simple and affordable. The issue is that it takes weeks to install.
  2. The design is simple and affordable. An issue is that it takes weeks to install.
  3. The design is simple and affordable. The only issue is that it takes weeks to install.
Cevabı göster

The design is simple and affordable. The only issue is that it takes weeks to install.

Dilbilgisi

leads to our brain becoming: lead to + isim/zamir + -ing

leads to our brain becoming ... ifadesinde to, sonuç bildiren lead to yapısındaki bir edattır. Ardından -ing yan cümlesi gelebilir; bu nedenle burada yalın hâl become değil, becoming doğrudur. Our brain, becoming fiilinin mantıksal öznesidir. our brain becoming desensitized şeklindeki -ing yan cümlesinin tamamı sonucu belirtir ve to edatının tümleci olarak görev yapar. Yeniden kullanılabilir kalıp lead to + isim veya zamir + -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi lead to + isim + -ing kalıbıyla tamamlayın. İngilizce investors ve lose sözcüklerini kullanın: Repeated delays can lead to ____ confidence in the project.

Cevabı göster

investors losing

Our brain would then require a higher level

2:26

Bunun sonucunda beynimiz daha yüksek miktarda

of dopamine and serotonin to attain

2:28

dopamin ve serotonine ihtiyaç duyar ki

normal levels of happiness and motivation.

2:30

normal mutluluk ve motivasyon düzeyine ulaşabilsin.

So, if you stop masturbating,

2:32

Yani mastürbasyonu bırakırsanız,

you then allow the brain to become sensitive Dilbilgisi

2:34

beyninizin dopamin ve serotonine karşı

to dopamine and serotonin again.

2:36

yeniden duyarlı hâle gelmesini sağlarsınız.

Dilbilgisi

allow the brain to become: allow + nesne + to'lu mastar

Burada allow the brain to become sensitive, allow + nesne + to'lu mastar yapısını kullanır. The brain, allow fiilinin nesnesi ve become fiilinin mantıksal öznesidir; sensitive ise ortaya çıkan durumu anlatır. Bir eylem, bir kişi ya da şeyin hareket etmesine veya değişmesine izin verdiğinde ya da bunun için gerekli koşulları oluşturduğunda bu yapıyı kullanın. Etken cümlede to korunur: allow the brain to become denir, allow the brain become denmez.

Alıştırma

Cümleyi allow fiilinin doğru biçimi ve gerekli mastar işaretleyicisiyle tamamlayın: The new schedule ____ the team ____ finish earlier.

Cevabı göster

allows · to

But the science behind masturbation shows

2:38

Ancak mastürbasyonla ilgili bilimsel bulgular, onun

that it can improve sleep, reduce stress and pain,

2:40

uykuyu iyileştirebildiğini, stres ve ağrıyı azaltabildiğini,

and improve your immune system

2:43

bağışıklık sisteminizi güçlendirebildiğini

along with a slew of other health benefits, Deyimler

2:45

ve daha birçok sağlık yararı sunabildiğini gösteriyor;

Deyimler

a slew of: gayriresmî bir şekilde çok sayıda

A slew of other health benefits ifadesinde a slew of, çok sayıda anlamına gelir. İfadenin tamamı çoğul sayılabilen isim benefits önünde miktar bildirir ve kesin bir sayı vermez. A slew of ifadesini tek bir kalıp olarak anlayın. Slew sözcüğünün başka bağlamlarda fiil kullanımları dâhil ilgisiz anlamları vardır, ancak bu ifadede o anlamlar geçerli değildir.

Alıştırma

A slew of complaints en doğal olarak ne anlama gelir ve nasıl bir tonu vardır?

  1. Çok sayıda şikâyet; nispeten gayriresmî
  2. Kesin sayıda şikâyet; son derece teknik
  3. Az sayıda şikâyet; resmî
Cevabı göster

Çok sayıda şikâyet; nispeten gayriresmî

which we covered in another video on masturbation here. Kelime

2:47

bunları da buradaki başka bir mastürbasyon videomuzda ele aldık.

Kelime

covered in another video: cover fiilinin ‘bir konuyu ele almak’ anlamı

Burada covered, konunun içeriğin bir parçası olarak ele alındığı veya açıklandığı anlamına gelir. İlgi zamiri which daha önce sözü edilen konuya gönderme yapar ve konuşmacı bu konuyu başka bir videoda ele aldıklarını belirtir. Medya, ders, makale veya toplantı bağlamında cover + konu, hangi içeriğin ele alındığını gösterir. Bir nesnenin üzerine fiziksel olarak bir şey koymayı anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede covered in another video ne anlama geliyor?

  1. Videonun izinsiz kopyalandığı anlamına gelir.
  2. Konunun başka bir videoda ele alındığı veya açıklandığı anlamına gelir.
  3. Başka bir videonun fiziksel olarak bir şeyin altında saklandığı anlamına gelir.
Cevabı göster

Konunun başka bir videoda ele alındığı veya açıklandığı anlamına gelir.

In men, it can even reduce prostate cancer risk.

2:50

Erkeklerde prostat kanseri riskini bile azaltabilir.

Of course, these studies investigated primarily

2:53

Elbette bu araştırmalar ağırlıklı olarak

the experiences of men,

2:55

erkeklerin deneyimlerini inceledi

and currently there's a lack of evidence to suggest Kalıp ifadeler

2:57

ve şu anda,

that polishing the pearl is anything Deyimler

2:59

“inciyi parlatmanın” kadınlar için faydalı olmadığına dair

but beneficial to women.

3:02

yeterli kanıt bulunmuyor.

Kalıp ifadeler

a lack of evidence to suggest that: bir iddiayı ihtiyatla sınırlamak

a lack of evidence to suggest that + yan cümle yapısı, that ile başlayan yan cümledeki iddiayı desteklemek için mevcut kanıtların yeterli olmadığını belirtir. Bu yapı karşıt sonucu kanıtlamak yerine varılabilecek sonucu sınırlar. X’in doğru olduğunu düşündürecek kanıtın bulunmaması, X’in yine de doğru olamayacağı anlamına gelmez; sorumlu ifade yalnızca X’in şu anda yeterince desteklenmediğidir.

Alıştırma

Dikkatli araştırma ifadesini dersteki kalıpla tamamlayın: Current trials are small, so there is ____ the treatment prevents relapse.

Cevabı göster

a lack of evidence to suggest that

Deyimler

Cinsel bir örtmece olarak “Polishing the pearl”

Bu cümlede “polishing the pearl”, kadın mastürbasyonu için kullanılan cinsel bir örtmecedir. “Pearl” dolaylı olarak klitorise gönderme yaparken “polishing” uyarılmayı anlatır; burada mücevher parlatmaktan söz edilmiyor. Bu şakacı mecaz konuyu daha dolaylı hâle getirir, ancak kaba veya kadınları nesneleştiren bir ifade gibi de duyulabilir. Cinsel bir bağlamda, görünüşte gerçek bir eylemin aslında örtmece olarak kullanılıp kullanılmadığını kontrol etmek gerekir.

Alıştırma

Bu cümlede “polishing the pearl” neyi ifade ediyor?

  1. Kadın mastürbasyonuna yönelik örtmeceli bir gönderme
  2. Bir kadının itibarını iyileştirmeye çalışmak
  3. İnciler hakkında tıbbi kanıt toplamak
  4. Bir mücevheri temizleyip parlatmak
Cevabı göster

Kadın mastürbasyonuna yönelik örtmeceli bir gönderme

Deyimler

“A lack of evidence” kapsamında “anything but beneficial”

“Anything but beneficial” tek başına “hiç yararlı değil” veya “yararlı olmaktan çok uzak” anlamına gelir. Burada anything but + sıfat, o sıfatın ifade ettiği niteliği reddeder; “yararlı olduğu sürece her şey kabul edilebilir” anlamına gelmez. Tam cümlede bu olumsuz anlam, “there’s a lack of evidence to suggest ...” ifadesinin kapsamı içindedir. Dolayısıyla cümle, etkinliğin yararlı olmadığı iddiasını destekleyen güncel bir kanıt bulunmadığını söyler. Bu, kanıtlarla ilgili temkinli bir ifadedir; etkinliğin her kadına yarar sağladığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “The report found no evidence that the new schedule was anything but helpful.” En doğru yorum hangisidir?

  1. Rapor, yeni düzenin zararlı olduğunu tespit etti.
  2. Raporda yeni düzen hakkında hiçbir bilgi yoktu.
  3. Rapor, yeni düzenin yararsız olduğuna dair kanıt bulmadı.
  4. Rapor, yeni düzenin herkese yardımcı olduğunu kanıtladı.
Cevabı göster

Rapor, yeni düzenin yararsız olduğuna dair kanıt bulmadı.

So, if you want to stop masturbating

3:03

Dolayısıyla mastürbasyonu bırakma isteğiniz

for personal reasons, go for it. Ton ve niyet

3:05

kişisel nedenlere dayanıyorsa, çekinmeden bırakın.

Ton ve niyet

Go for it: destekleyici cesaret

Bu cümlede “go for it”, “istediğin buysa yap” anlamına gelir. Konuşan kişi dinleyiciye kısa ve destekleyici bir cesaret veriyor; ona bir yere gitmesini söylemiyor. Bu ifade dinleyicinin kişisel seçimini destekler, ancak başarı sözü vermez ve bu seçimin herkes için doğru olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız fotoğraf yarışmasına katılmak istediğini ama kararsız olduğunu söylüyor. Siz “Go for it!” diye cevap veriyorsunuz. Ne anlatıyorsunuz?

  1. Onu yarışmaya katılması için cesaretlendiriyorsunuz.
  2. Ona belirli bir yere gitmesini söylüyorsunuz.
  3. Yarışmayı kazanacağını garanti ediyorsunuz.
Cevabı göster

Onu yarışmaya katılması için cesaretlendiriyorsunuz.

Some say it's helped their lives.

3:07

Bazıları bunun hayatlarını iyileştirdiğini söylüyor.

But for most, in moderation, Kalıp ifadeler

3:09

Ancak çoğu insan için, ölçülü olduğu sürece,

masturbation is a healthy activity

3:11

mastürbasyon sağlıklı bir etkinliktir

with some genuine scientific benefits.

3:13

ve bilimsel olarak doğrulanmış bazı yararları vardır.

Kalıp ifadeler

In moderation: bir yargıyı aşırı olmayan miktarlarla sınırlamak

“In moderation”, makul ve aşırı olmayan bir sınır içinde anlamına gelir. Etkinliğe bağlı olarak miktara veya sıklığa işaret edebilir. Burada zarf işlevli bir sınırlayıcıdır: etkinlik yalnızca aşırı olmadığında sağlıklı olarak tanımlanır. İfade sabit bir sayısal sınır belirlemez.

Alıştırma

Cümleyi “çok fazla tüketmeden” anlamındaki kalıpla tamamlayın: Desserts can fit into a balanced diet ____.

Cevabı göster

in moderation

If you want to know even more about

3:15

Mastürbasyonun

masturbation's healthy effects,

3:16

sağlık üzerindeki olumlu etkileri hakkında daha fazlasını öğrenmek istiyorsanız,

we just uploaded the newest episode

3:18

Sidenote adlı podcast'imizin en yeni bölümünü

of our podcast Sidenote to YouTube

3:20

YouTube'a yükledik,

for the first time,

3:22

hem de ilk kez.

where we have a scientific debate about masturbation.

3:23

Bu bölümde mastürbasyonu bilimsel açıdan tartışıyoruz.

You can click here to listen

3:26

Dinlemek için buraya tıklayabilir

and subscribe to the new channel.

3:27

ve yeni kanala abone olabilirsiniz.

We also tell very candid and personal stories

3:29

Ayrıca bu hassas konu hakkında son derece açık sözlü

about this touchy subject Kelime

3:31

ve kişisel hikâyeler de anlatıyoruz;

and then debate both sides of the issue, Kalıp ifadeler

3:33

ardından meselenin her iki tarafını da tartışıyoruz,

including a discussion on porn addiction.

3:35

porno bağımlılığı üzerine bir tartışma da buna dâhil.

Kelime

touchy subject: hassas bir konu

Bu cümlede touchy, subject sözcüğünü niteler ve “rahatsızlık, gücenme, anlaşmazlık veya güçlü duygular doğurabilecek” anlamına gelir. Konunun hassas olduğunu belirtir; fiziksel olarak dokunulabilecek bir konu anlamına gelmez. Bu ifade, bir konuşmanın dikkatle yürütülmesi gerektiğini nazikçe belirtebilir. Aynı anlam para, din, sağlık veya ilişkiler gibi konulara da aktarılabilir.

Alıştırma

Örnekte touchy subject ne anlama geliyor?

  1. Rahatsızlık, gücenme, anlaşmazlık veya güçlü duygular doğurabilecek bir konu.
  2. Konuşulması basit ve zararsız bir konu.
  3. Fiziksel dokunma duyusuyla ilgili bir konu.
Cevabı göster

Rahatsızlık, gücenme, anlaşmazlık veya güçlü duygular doğurabilecek bir konu.

Kalıp ifadeler

debate both sides of the issue: meselenin iki tarafını tartışmak

Burada debate bir fiildir, both sides onun nesnesidir ve of the issue bu karşıt görüşlerin hangi tartışmalı meseleye ait olduğunu belirtir. İfade, yalnızca tek bir görüşü sunmak yerine başlıca karşıt görüşleri incelemek ve tartışmak anlamına gelir. Both sides tartışmanın kapsamını gösterir; görüşlerin eşit ölçüde desteklendiğini veya eşit derecede geçerli olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir öğretmen öğrencilerden debate both sides of the issue yapmalarını istiyor. Öğrenciler ne yapmalı?

  1. Bir görüşü seçip diğerini tartışmayı reddetmek.
  2. Başlıca karşıt görüşlerin savlarını sunmak ve sorgulamak.
  3. Her iki taraftaki bütün iddiaların eşit kanıta sahip olduğunu varsaymak.
Cevabı göster

Başlıca karşıt görüşlerin savlarını sunmak ve sorgulamak.

Things get pretty heated, Deyimler

3:37

Tartışma epey hararetleniyor,

so be sure to check it out.

3:38

bu yüzden mutlaka göz atın.

Deyimler

“Things get pretty heated”: ortamın oldukça hararetlenmesi

“Things get pretty heated” ifadesinde get “hâle gelmek” anlamındadır ve heated mecazi olarak kullanılır: tartışma veya durum yoğun, duygusal ya da çatışmacı bir hâle gelir. Fiziksel sıcaklığın yükseldiği anlamına gelmez. Pretty burada konuşma dilinde kullanılan bir derece zarfıdır ve “oldukça” ya da “epey” anlamına gelir; “güzel bir biçimde” demek değildir. İfade bir bütün olarak belirgin derecede hararetli bir fikir alışverişi beklenmesi gerektiğini anlatır.

Alıştırma

Örnekte “Things get pretty heated” ne anlama geliyor?

  1. Şeyler daha çekici görünmeye başlar.
  2. Durum oldukça yoğun ve duygusal bir hâl alır.
  3. Fiziksel sıcaklık biraz yükselir.
Cevabı göster

Durum oldukça yoğun ve duygusal bir hâl alır.