Mastürbasyonu Bırakırsanız Ne Olur?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video, mastürbasyonu bırakma iddialarını araştırmayla karşılaştırıp ölçülülük hakkında temkinli bir sonuca varıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. what would happen if | Dil bilgisi ve cümle kalıpları: would ile if yan cümlesini kullanarak varsayımsal bir sonucu sorun ve bunu gerçek diye sunulan sonuçtan ayırın. 2. it turns out that | Söylem, anlatı ve retorik: İfadenin beklentiyi düzelten kanıtı sunduğunu ve popüler iddiadan araştırma bulgusuna geçişi nasıl gösterdiğini anlayın. 3. anything but beneficial | Deyimler ve mecazlı ifadeler: anything but ifadesini “hiç de” veya “olmaktan çok uzak” diye anlayın; dıştaki lack of evidence olumsuzluğunu izleyip sonucu ters okumayın.
Bu derste
and 70% of men masturbating on a monthly basis.
0:03ve erkeklerin %70'i her ay mastürbasyon yapıyor.
Cinsel bir örtmece olarak Pleasuring yourself
Bu cinsel sağlık bağlamında Pleasuring yourself, cinsel haz almak için kişinin kendi cinsel organlarını uyarması anlamına gelir; masturbating demenin örtmeceli bir yoludur. Cümlenin devamındaki masturbating sözcüğü bu anlamı netleştirir. Burada pleasure bir fiildir ve birine cinsel haz vermek anlamına gelebilir. Dönüşlü yourself, eylemi yapanla eylemden etkilenen kişinin aynı olduğunu gösterir. Bu cümlede yalnızca kendini mutlu etmek veya keyifli bir boş zaman etkinliği yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede Pleasuring yourself ne anlama geliyor?
- Başka birine hediye vermek
- Mastürbasyon yapmak
- İnsanı mutlu eden herhangi bir etkinliği yapmak
Cevabı göster
Mastürbasyon yapmak
But what would happen if you just completely stopped Dilbilgisi
0:07Peki mastürbasyonu tamamen bırakıp
Varsayımsal sonuçlar için What would happen if ...?
What would happen if + geçmiş zamanlı bir yan cümle, dinleyiciden bir koşulu hayal etmesini ve bunun olası sonucunu düşünmesini ister. Burada if you just completely stopped varsayımsal koşulu kurarken would happen sonucun bir tahmin olduğunu gösterir. Bu kalıp, olayın gerçekleştiğini veya sonucun kesin olduğunu iddia etmez. Bir seçimin ya da değişikliğin olası sonuçları hakkında tartışma başlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Soruyu hedef varsayımsal sonuç kalıbıyla tamamlayın: ____ the power went out during the presentation?
Cevabı göster
What would happen if
After a week, male testosterone levels go up by 40% Dilbilgisi
0:12Bir hafta sonra erkeklerde testosteron seviyesi %40 artar
go up by 40%: değişim miktarını belirtmek
go up by 40% ifadesinde go up artmak, by 40% ise değişimin miktarını belirtir. Yeni seviye başlangıç seviyesinden %40 daha yüksektir; cümle son seviyenin %40 olduğunu söylemez. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + go up by + miktar şeklindedir. by sonrasındaki sayı Ne kadar arttı? sorusunu yanıtlar.
Alıştırma
Cümleyi değişim miktarını gösteren sözcükle tamamlayın: The price was $50, then it went up ____ 20% to $60.
Cevabı göster
by
or at least that's what a 2003 study found, Anlatım akışı
0:16ya da en azından 2003 tarihli bir araştırma böyle söylüyordu.
or at least that's what: bir iddiayı sınırlandırma ve kaynağa bağlama
Konuşmacı önce %40'lık artışı doğrudan bir iddia gibi sunar. Ardından or at least that's what bu iddiayı sınırlar: Bu, konuşmacının koşulsuz biçimde garanti ettiği bir ifade değil, özellikle 2003 tarihli bir araştırmanın bulgusudur. Burada what önceki iddianın tamamını temsil eder; at least ise kabaca daha kesin konuşmak gerekirse bu kaynağın bildirdiği şey budur anlamında temkinli bir düzeltme işlevi görür. Sayısal bir alt sınır belirlemez.
Alıştırma
Örnekte or at least that's what ne işe yarıyor?
- İlk sonucu ilgisiz ikinci bir sonuçla değiştirir.
- Artışın %40'tan daha düşük olamayacağını söyler.
- İddiayı araştırmanın bulgusu olarak sunup kapsamını daraltır.
Cevabı göster
İddiayı araştırmanın bulgusu olarak sunup kapsamını daraltır.
and in part led to the NoFap community. Kültür
0:22ve kısmen NoFap topluluğunun doğmasına yol açtı.
Özel ad olarak NoFap community
NoFap, internet tabanlı bir hareketin ve onun topluluklarının özel adıdır. Ad, no ile masturbate, yani mastürbasyon yapmak anlamındaki gayriresmî argo fap sözcüğünü birleştirir. Bu nedenle the NoFap community, mastürbasyon yapmaktan kaçınma etrafında örgütlenen insanları ifade eder. Burada bu ad, söz konusu araştırmayı toplumsal bir tepkiyle ilişkilendirir: dünya çapındaki ilgi topluluğun ortaya çıkmasına katkıda bulunmuştur. NoFap'i sözcüğü sözcüğüne çevrilecek sıradan bir ifade değil, bir ad olarak anlayın.
Alıştırma
Bu cümlede the NoFap community neyi ifade ediyor?
- Bütün fitness gruplarının genel adı
- Testosteron ölçümü yapan bilimsel bir ekip
- Mastürbasyondan kaçınmaya odaklanan çevrim içi bir topluluk
Cevabı göster
Mastürbasyondan kaçınmaya odaklanan çevrim içi bir topluluk
Fapping being slang for masturbating. Kelime
0:25“Fapping”, mastürbasyon yapmak anlamına gelen argo bir sözcük.
Fapping: anlamı ve gayriresmî kullanım alanı
Fapping, argo fap fiilinin -ing biçimidir. Masturbating, yani mastürbasyon yapmak anlamına gelir; dolayısıyla bu açıklayıcı bölüm NoFap adındaki cinsel anlamı da gösterir. Fapping, eylemin adını veren bir isim-fiil olarak veya sürmekte olan bir eylemi bildiren fiil yapısının parçası olarak kullanılabilir. Burada tanımlanan eylemin adıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede fapping doğru anlamda ve uygun bir kullanım ortamında kullanılmıştır?
- In a formal medical report, the doctor described the patient as fapping.
- In an informal online chat, he said he was trying to stop fapping.
- The broken fan kept fapping all night.
Cevabı göster
In an informal online chat, he said he was trying to stop fapping.
improved sexual performance and higher sperm quality,
0:29cinsel performansın iyileştiğini ve sperm kalitesinin yükseldiğini,
What most media did not mention is that Dilbilgisi
0:39Çoğu medya kuruluşunun bahsetmediği nokta şu ki,
while the study did see increased testosterone, Dilbilgisi
0:42araştırmada testosteron artışı görülmüş olsa da
did see: olumlu cümlede vurgulu doğrulama
while the study did see increased testosterone ifadesinde did, vurgu yapan bir yardımcı fiildir. do fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve olumlu bir cümlede kullanıldığında see eylemini kesin bir doğrulama gibi sunar: çalışma artışı gerçekten gözlemlemiştir. while yan cümlesi önce bu olguyu kabul eder, ardından ana cümle bununla karşıtlık oluşturan bir sonuç verir. Başka cümlelerde olumlu did, bir şüpheyi giderebilir veya bir olguyu başka bir olguyla karşılaştırabilir; yalnızca sıradan geçmiş zamanı göstermek için gerekli değildir.
Alıştırma
Hangi cümle olumlu bir ifadede geçmişteki bir eylemi güçlü biçimde doğrulamak için did kullanıyor?
- The study did find a small effect, even though it disappeared later.
- Did the study find a small effect before it disappeared?
- The study found a small effect, even though it disappeared later.
Cevabı göster
The study did find a small effect, even though it disappeared later.
it went back down to normal levels on day eight Öbek fiiller
0:44sekizinci günde seviyeler yeniden normale döndü
What most media did not mention is that ...: atlanmış bir olguyu öne çıkarmak
What most media did not mention is that ... bir pseudo-cleft, yani sözde bölünmüş cümle yapısıdır. Başındaki What yan cümlesi isim gibi bir özne görevi görür; is that ise öne çıkarılan belirli olguyu tanıtır. Bu cümlede konuşan kişi önce medya haberlerindeki eksikliği konu olarak sunuyor, sonra çalışmada daha sonra görülen değişime dikkat çekiyor. Başka bağlamlarda aynı kalıp eksik bırakılmış bir olguyu, nedeni veya sonucu öne çıkarabilir; bu bir soru değildir.
Alıştırma
Atlanmış bir olguyu öne çıkarmak için pseudo-cleft yapısını en iyi kullanan cümle hangisidir?
- The map does not show that the trail floods after heavy rain.
- Did the map show that the trail floods after heavy rain?
- What the map does not show is that the trail floods after heavy rain.
Cevabı göster
What the map does not show is that the trail floods after heavy rain.
went back down: daha düşük bir seviyeye geri dönmek
Bu cümlede went back down, bir seviyenin yükseldikten sonra yeniden düşmesini anlatır. Back, önceki veya normal bir seviyeye doğru geri dönme anlamı katar; fiziksel olarak geriye doğru hareket etmek demek değildir. Önceki yükseliş önemli olduğunda fiyatlar, sıcaklıklar, oranlar, ölçümler veya başka seviyeler için go back down kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi go back down ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The temperature rose to 30 degrees, but by midnight it had ____ to 18.
Cevabı göster
gone back down
Other abstinence studies have found no difference at all Kalıp ifadeler
0:48Mastürbasyondan uzak durma üzerine yapılan diğer araştırmalarsa
no difference at all: sıfır farkı vurgulamak
Burada no difference at all, ölçülen testosteron seviyelerinde iki grup arasında sıfır fark bulunduğu anlamına gelir. At all, olumsuz no difference ifadesini güçlendirerek sonucu daha vurgulu yapar. Olumsuz cümlelerde at all genellikle “en küçük ölçüde bile” anlamına gelir. “Her alanda” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir çalışmada "There was no difference at all between the two methods." deniyor. Bu ne anlama gelir?
- Yöntemler her alanda farklıydı.
- Yöntemler küçük ama fark edilebilir bir ayrım gösterdi.
- Yöntemler hiçbir fark göstermedi.
Cevabı göster
Yöntemler hiçbir fark göstermedi.
suggesting that other variables like changing diet and exercise, Dilbilgisi
0:55bu da beslenme ve egzersiz düzenindeki değişiklikler gibi diğer etkenlerin,
may more likely be the cause for any changes
1:01mastürbasyonu bırakan kişilerde görülen değişikliklerin
found in people who stopped masturbating.
1:03asıl nedeni olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu düşündürüyor.
Suggesting that: Bir bulguyu çıkarıma bağlamak
Suggesting that virgülden sonra gelen bir present participle yapısıdır. Örtük öznesi belirli bir kişi değil, önceki bulgunun tamamıdır; yani yoksunluk çalışmalarının testosteron düzeylerinde fark bulmamış olmasıdır. Bu yapı, o bulgudan çıkarılan bir sonucu tanıtır. Bu ifade, önceki bulgunun sonraki iddiayı kanıtladığını söylemez. Verilerin, beslenme veya egzersizdeki değişikliklerin gözlemlenen değişiklikleri daha iyi açıklayabileceğine işaret ettiğini anlatır. Bu kısa yapı, özneyi yeni bir cümlede tekrarlamadan kanıtla yorumu birbirine bağlar.
Alıştırma
Kanıtı temkinli bir çıkarımla bağlamak için suggesting that ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.
- The roads are wet, suggesting that it rained during the night.
- The roads are wet, proving that it rained during the night.
- The roads are wet, suggesting it rained during the night.
Cevabı göster
The roads are wet, suggesting that it rained during the night.
In terms of: Bir sonucu tek bir açıyla sınırlamak
In terms of, konuyu belirli bir çerçeveye alan bir ifadedir. Ardından bir isim öbeği veya -ing biçimli bir öbek gelir ve hangi boyutun değerlendirildiğini belirtir. Bu cümlede değerlendirme, yoksunluğun olası bütün etkilerine değil, yalnızca cinsel performansa yöneliktir. Anlamı “... açısından” veya “... konusunda”dur; “... yüzünden” anlamına gelmez. Bu ifade, bir karşılaştırmada ya da tartışmada konuya geçiş yapmaya veya konunun kapsamını daraltmaya yardım eder.
Alıştırma
Yargıyı maliyet konusuyla sınırlayan ifadeyi seçin: ___ cost, the train is cheaper than the bus.
- Instead of
- Because of
- In terms of
Cevabı göster
In terms of
Temkinli bir olumsuz sonuç için “doesn't seem to improve”
Doesn't seem to improve, mevcut kanıtların bir iyileşme göstermediği anlamına gelir. Konuşan kişi iyileşmenin imkânsız olduğunu iddia etmez; seem to, olumsuz sonucun kesinlik derecesini azaltır. doesn't seem to + fiilin yalın hâli kalıbı; gözlemler, araştırmalar veya ilk sonuçlar bir etkinin bulunmadığına işaret ederken kanıtlar kesin bir ifade için yeterince güçlü olmadığında kullanışlıdır.
Alıştırma
Temkinli araştırma ifadesini hedef kalıbın aynısıyla tamamlayın: In this small trial, the supplement ____ sleep quality.
Cevabı göster
doesn't seem to improve
a study found that participants had roughly the same Dilbilgisi
1:14bir araştırma, katılımcıların boşalma süresinin aşağı yukarı
ejaculation time as those that didn't masturbate.
1:17mastürbasyon yapmayanlarınkiyle aynı olduğunu ortaya koydu.
Yaklaşık eşitlik için “roughly the same ... as”
Roughly the same ... as ... iki kişiyi, nesneyi veya ölçümü karşılaştırır ve bunların yaklaşık olarak eşit olduğunu belirtir. Roughly küçük farklılıklara pay bıraktığı için tam bir özdeşlik iddia edilmez. Same, karşılaştırılan ikinci unsuru as ile tanıtır. Cümlede karşılaştırılan ölçüm boşalma süresidir: bir grubun süresi diğer grubunkiyle yaklaşık olarak aynıdır.
Alıştırma
Karşılaştırmayı “yaklaşık olarak eşit” anlamındaki hedef ifadenin aynısıyla tamamlayın: The revised estimate is ____ the original one.
Cevabı göster
roughly the same as
it turns out that those who ejaculated more frequently Anlatım akışı
1:22daha sık boşalanların spermlerinin
it turns out that: sonradan ortaya çıkan bir sonucu anlatmak
it turns out that, konuşanın bir şeyi araştırdıktan veya kontrol ettikten sonra öğrendiği ya da doğruladığı bilgiyi sunar. Çoğu zaman sonucun ilk beklentiden farklı olduğunu gösterir. Bu cümlede sperm kalitesiyle ilgili çalışmanın bulgusunu sunar. Buradaki it, biçimsel bir öznedir; that ile başlayan yan cümle ise asıl bulguyu verir. Tekrar kullanılabilir bir söylem kalıbı olarak yeni kanıtı bir tahmin gibi değil, sonradan ortaya çıkan bir sonuç gibi sunar.
Alıştırma
Sonradan yapılan bir kontrolün gerçeği ortaya çıkardığını göstermek için bu cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? After we checked the records, ____ the train had left early.
- it turns out that
- it is possible that
- it is said that
- it seems that
Cevabı göster
it turns out that
stronger swimmers: hareket becerisini anlatan mecaz
stronger swimmers ifadesindeki swimmers, sıvı içinde etkili biçimde hareket eden spermleri anlatan canlı bir mecazdır. Stronger burada kasları veya genel fiziksel gücü değil, hareketin niteliğini ve etkililiğini anlatır. Bu cümlede ifade, spermlerin yumurtaya ulaşma ve döllenmeye katkıda bulunma ihtimalinin neden artabileceğini açıklar. Spermin performansının tek bir yönünü anlatır; spermlerin biyolojik açıdan her yönden daha iyi olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bilimsel bir açıklamada stronger swimmers ne anlama gelir? İngilizce ifadeyi değiştirmeyin.
- daha büyük kaslara sahip spermler
- fiziksel olarak daha büyük spermler
- sıvı içinde daha etkili hareket eden spermler
- her zaman daha doğurgan olan spermler
Cevabı göster
sıvı içinde daha etkili hareket eden spermler
as a mechanism to cycle out old sperm. Öbek fiiller
1:37bu, eski spermleri sistemden atmaya yarayan bir mekanizma olabilir.
for extended periods of time: süre belirten resmî bir ifade
For extended periods of time, bir etkinliğin veya durumun uzun süre devam ettiğini belirtir. For edatı süreyi gösterir; extended ise periods sözcüğünün uzun dönemleri anlattığını belirtir. Burada ifade not masturbating yapısını niteler. Bu nedenle teori, tek bir davranıştan değil, mastürbasyon yapmama durumunun uzun süre devam etmesinden söz eder. Extended belirli bir son tarih vermez ve birinin süreyi bilinçli olarak uzattığı anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrenilen ve “uzun süre” anlamına gelen beş sözcüklük resmî ifadeyle tamamlayın: The guidelines warn against sitting ____ without taking a break.
Cevabı göster
for extended periods of time
nocturnal emissions or wet dreams: aynı olay için iki farklı dil düzeyi
Bu cümlede nocturnal emissions ve wet dreams aynı olayın iki adıdır: uyku sırasında istemsiz boşalma. Or, daha tanıdık olan alternatif adı tanıtır; ikinci bir sonucu sıralamaz. Nocturnal emissions ifadesi resmî tıp veya eğitim terimidir; wet dreams ise günlük dilde kullanılan yaygın ifadedir. Bu eşleştirme, önce kesin terimi vermeyi, ardından onu daha kolay anlaşılır hâle getirmeyi sağlar.
Alıştırma
nocturnal emissions or wet dreams ifadesinin doğru yorumu hangisidir?
- Bunlar birlikte gerçekleşebilen iki farklı olaydır.
- İki ifade aynı olayı adlandırır; birincisi daha resmîdir.
- wet dreams resmî tıp terimidir.
Cevabı göster
İki ifade aynı olayı adlandırır; birincisi daha resmîdir.
cycle out: bir döngü içinde kademeli yenileme
Cycle out, devam eden bir yenileme döngüsünün parçası olarak eski malzemeyi dışarı çıkarmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede, yeni sperm onun yerini alırken vücudun eski spermleri yavaş yavaş dışarı atmasını anlatır; out burada süreç içindeki çıkarılmayı gösterir, bir konumu veya bisiklete binme eylemini göstermez. Bu ifade, bir şeyi bir kerede atmak yerine dönüşüm ya da yenilenmeye odaklanır. Aynı fikir zaman içinde yenilenen sistemler, malzemeler veya başka içerikler için de kullanılabilir.
Alıştırma
“The system cycles out obsolete files as new backups arrive.” cümlesinde cycles out ne anlama gelir?
- tek bir anda bütün dosyaları kullanmayı bırakır
- bisiklete binerek dosyaları taşır
- devam eden bir sürecin parçası olarak eski dosyaları kademeli biçimde değiştirir
Cevabı göster
devam eden bir sürecin parçası olarak eski dosyaları kademeli biçimde değiştirir
but the evidence for why it's still inconclusive
1:44ancak bunun nedenine dair kanıtlar hâlâ kesin değil,
given the awkward nature of: zor bir durumu göz önüne alarak
Given + isim öbeği, bir sonucu açıklamaya veya haklı göstermeye yardımcı olan bir durumu tanıtır. Burada given the awkward nature of studying people orgasming in their sleep, “uykularında orgazm olan insanları incelemenin ne kadar rahatsız edici olduğu düşünüldüğünde” anlamına gelir. Bu, neden az sayıda araştırma olduğunu ve kanıtların neden hâlâ kesin olmadığını açıklamaya yardımcı olur. Bu yapı, bir iddiayı arka plandaki nedeni ile kısa ve daha resmî bir biçimde bağlar. Durumu, iddiayı değerlendirirken dikkate alınacak bir koşul olarak sunar; birinin bir şeyi teslim ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“Given the limited evidence, the committee postponed its conclusion.” cümlesinde given the limited evidence ne yapar?
- komitenin kanıtı fiziksel olarak teslim aldığını söyler
- kanıtı sağlayan kişiyi tanıtır
- sınırlı kanıtı kararın arkasındaki durum olarak sunar
Cevabı göster
sınırlı kanıtı kararın arkasındaki durum olarak sunar
Biyolojik ayrışma anlamında broken down
Burada broken down, vücut tarafından daha basit maddelere ayrıştırılmak anlamına gelir. Edilgen can be broken down yapısı, işlemi kimin veya neyin yaptığına değil, spermin başına gelen sürece odaklanır. break down ifadesinin anlamını özne veya nesne ile belirtilen sonuç belirler. Besin maddelerinin geri dönüştürülmesinden söz edilmesi, fiziksel ya da biyolojik bir ayrışma sürecine işaret eder; bu nedenle burada makine arızası, duygusal çöküş veya analiz amacıyla parçalara ayırma anlamı yoktur.
Alıştırma
Cümleyi break down ifadesinin doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: During digestion, complex molecules can be ____ into simpler substances.
Cevabı göster
broken down
and curbing the habit can potentially impact Kalıp ifadeler
2:03ve bu alışkanlığı dizginlemek potansiyel olarak
your motivation, self-esteem, and happiness.
2:05motivasyonunuzu, öz saygınızı ve mutluluğunuzu etkileyebilir.
Curbing the habit: tamamen bırakmadan kontrol etme
Burada curbing the habit, tekrarlanan davranışı kontrol altına almak veya azaltmak anlamına gelir. Curb, dizginleme ya da sınırlamayı vurgular ve tek başına davranışın tamamen sona ereceği anlamına gelmez. Curbing the habit, can potentially impact yapısının öznesi olarak işlev gören bir ulaç öbeğidir. The habit, daha önce sözü edilen davranışa gönderme yapar. Bu bağlam yoksa curb the habit of checking your phone örneğindeki gibi, alışkanlığı of ve ardından gelen -ing biçimiyle belirtin.
Alıştırma
Cümleyi, tekrarlanan bir davranışı mutlaka sona erdirmeden kontrol etmek veya azaltmak anlamındaki üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: A screen-time limit can help teenagers ____ of checking social media during homework.
Cevabı göster
curb the habit
and serotonin neurotransmitter release,
2:10ve serotonin nörotransmiterlerinin salınımını artırabilir;
The only issue is that constant masturbation Anlatım akışı
2:15Tek sorun şu ki sürekli mastürbasyon yapmak,
leads to constant release of serotonin and dopamine,
2:17serotonin ve dopaminin sürekli salgılanmasına yol açar;
to these specific neurotransmitters.
2:23bu belirli nörotransmiterlere duyarsızlaşmasına neden olur.
The only issue is that: tek bir ana olumsuzluğu belirtmek
The only issue is that kalıbı, yararlardan veya tarafsız bilgilerden söz edildikten sonra konuşmacının tek ana sorun ya da çekince olarak sunduğu noktayı belirtir. Söylemi destekleyici bilgiden uyarıya çevirir. Burada only, issue sayısını sınırlar: konuşmacı sonraki noktayı tek bir ana kaygı olarak çerçeveler. Bu kullanım, that yan cümlesindeki bilimsel iddiayı kesin veya kanıtlanmış hâle getirmez.
Alıştırma
Hangi cümle olumlu bilgiden konuşmacının tek ana olumsuzluk olarak sunduğu noktaya geçişi en iyi şekilde belirtir?
- The design is simple and affordable. The issue is that it takes weeks to install.
- The design is simple and affordable. An issue is that it takes weeks to install.
- The design is simple and affordable. The only issue is that it takes weeks to install.
Cevabı göster
The design is simple and affordable. The only issue is that it takes weeks to install.
leads to our brain becoming: lead to + isim/zamir + -ing
leads to our brain becoming ... ifadesinde to, sonuç bildiren lead to yapısındaki bir edattır. Ardından -ing yan cümlesi gelebilir; bu nedenle burada yalın hâl become değil, becoming doğrudur. Our brain, becoming fiilinin mantıksal öznesidir. our brain becoming desensitized şeklindeki -ing yan cümlesinin tamamı sonucu belirtir ve to edatının tümleci olarak görev yapar. Yeniden kullanılabilir kalıp lead to + isim veya zamir + -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi lead to + isim + -ing kalıbıyla tamamlayın. İngilizce investors ve lose sözcüklerini kullanın: Repeated delays can lead to ____ confidence in the project.
Cevabı göster
investors losing
allow the brain to become: allow + nesne + to'lu mastar
Burada allow the brain to become sensitive, allow + nesne + to'lu mastar yapısını kullanır. The brain, allow fiilinin nesnesi ve become fiilinin mantıksal öznesidir; sensitive ise ortaya çıkan durumu anlatır. Bir eylem, bir kişi ya da şeyin hareket etmesine veya değişmesine izin verdiğinde ya da bunun için gerekli koşulları oluşturduğunda bu yapıyı kullanın. Etken cümlede to korunur: allow the brain to become denir, allow the brain become denmez.
Alıştırma
Cümleyi allow fiilinin doğru biçimi ve gerekli mastar işaretleyicisiyle tamamlayın: The new schedule ____ the team ____ finish earlier.
Cevabı göster
allows · to
that it can improve sleep, reduce stress and pain,
2:40uykuyu iyileştirebildiğini, stres ve ağrıyı azaltabildiğini,
along with a slew of other health benefits, Deyimler
2:45ve daha birçok sağlık yararı sunabildiğini gösteriyor;
a slew of: gayriresmî bir şekilde çok sayıda
A slew of other health benefits ifadesinde a slew of, çok sayıda anlamına gelir. İfadenin tamamı çoğul sayılabilen isim benefits önünde miktar bildirir ve kesin bir sayı vermez. A slew of ifadesini tek bir kalıp olarak anlayın. Slew sözcüğünün başka bağlamlarda fiil kullanımları dâhil ilgisiz anlamları vardır, ancak bu ifadede o anlamlar geçerli değildir.
Alıştırma
A slew of complaints en doğal olarak ne anlama gelir ve nasıl bir tonu vardır?
- Çok sayıda şikâyet; nispeten gayriresmî
- Kesin sayıda şikâyet; son derece teknik
- Az sayıda şikâyet; resmî
Cevabı göster
Çok sayıda şikâyet; nispeten gayriresmî
which we covered in another video on masturbation here. Kelime
2:47bunları da buradaki başka bir mastürbasyon videomuzda ele aldık.
covered in another video: cover fiilinin ‘bir konuyu ele almak’ anlamı
Burada covered, konunun içeriğin bir parçası olarak ele alındığı veya açıklandığı anlamına gelir. İlgi zamiri which daha önce sözü edilen konuya gönderme yapar ve konuşmacı bu konuyu başka bir videoda ele aldıklarını belirtir. Medya, ders, makale veya toplantı bağlamında cover + konu, hangi içeriğin ele alındığını gösterir. Bir nesnenin üzerine fiziksel olarak bir şey koymayı anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede covered in another video ne anlama geliyor?
- Videonun izinsiz kopyalandığı anlamına gelir.
- Konunun başka bir videoda ele alındığı veya açıklandığı anlamına gelir.
- Başka bir videonun fiziksel olarak bir şeyin altında saklandığı anlamına gelir.
Cevabı göster
Konunun başka bir videoda ele alındığı veya açıklandığı anlamına gelir.
In men, it can even reduce prostate cancer risk.
2:50Erkeklerde prostat kanseri riskini bile azaltabilir.
a lack of evidence to suggest that: bir iddiayı ihtiyatla sınırlamak
a lack of evidence to suggest that + yan cümle yapısı, that ile başlayan yan cümledeki iddiayı desteklemek için mevcut kanıtların yeterli olmadığını belirtir. Bu yapı karşıt sonucu kanıtlamak yerine varılabilecek sonucu sınırlar. X’in doğru olduğunu düşündürecek kanıtın bulunmaması, X’in yine de doğru olamayacağı anlamına gelmez; sorumlu ifade yalnızca X’in şu anda yeterince desteklenmediğidir.
Alıştırma
Dikkatli araştırma ifadesini dersteki kalıpla tamamlayın: Current trials are small, so there is ____ the treatment prevents relapse.
Cevabı göster
a lack of evidence to suggest that
Cinsel bir örtmece olarak “Polishing the pearl”
Bu cümlede “polishing the pearl”, kadın mastürbasyonu için kullanılan cinsel bir örtmecedir. “Pearl” dolaylı olarak klitorise gönderme yaparken “polishing” uyarılmayı anlatır; burada mücevher parlatmaktan söz edilmiyor. Bu şakacı mecaz konuyu daha dolaylı hâle getirir, ancak kaba veya kadınları nesneleştiren bir ifade gibi de duyulabilir. Cinsel bir bağlamda, görünüşte gerçek bir eylemin aslında örtmece olarak kullanılıp kullanılmadığını kontrol etmek gerekir.
Alıştırma
Bu cümlede “polishing the pearl” neyi ifade ediyor?
- Kadın mastürbasyonuna yönelik örtmeceli bir gönderme
- Bir kadının itibarını iyileştirmeye çalışmak
- İnciler hakkında tıbbi kanıt toplamak
- Bir mücevheri temizleyip parlatmak
Cevabı göster
Kadın mastürbasyonuna yönelik örtmeceli bir gönderme
“A lack of evidence” kapsamında “anything but beneficial”
“Anything but beneficial” tek başına “hiç yararlı değil” veya “yararlı olmaktan çok uzak” anlamına gelir. Burada anything but + sıfat, o sıfatın ifade ettiği niteliği reddeder; “yararlı olduğu sürece her şey kabul edilebilir” anlamına gelmez. Tam cümlede bu olumsuz anlam, “there’s a lack of evidence to suggest ...” ifadesinin kapsamı içindedir. Dolayısıyla cümle, etkinliğin yararlı olmadığı iddiasını destekleyen güncel bir kanıt bulunmadığını söyler. Bu, kanıtlarla ilgili temkinli bir ifadedir; etkinliğin her kadına yarar sağladığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “The report found no evidence that the new schedule was anything but helpful.” En doğru yorum hangisidir?
- Rapor, yeni düzenin zararlı olduğunu tespit etti.
- Raporda yeni düzen hakkında hiçbir bilgi yoktu.
- Rapor, yeni düzenin yararsız olduğuna dair kanıt bulmadı.
- Rapor, yeni düzenin herkese yardımcı olduğunu kanıtladı.
Cevabı göster
Rapor, yeni düzenin yararsız olduğuna dair kanıt bulmadı.
for personal reasons, go for it. Ton ve niyet
3:05kişisel nedenlere dayanıyorsa, çekinmeden bırakın.
Go for it: destekleyici cesaret
Bu cümlede “go for it”, “istediğin buysa yap” anlamına gelir. Konuşan kişi dinleyiciye kısa ve destekleyici bir cesaret veriyor; ona bir yere gitmesini söylemiyor. Bu ifade dinleyicinin kişisel seçimini destekler, ancak başarı sözü vermez ve bu seçimin herkes için doğru olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız fotoğraf yarışmasına katılmak istediğini ama kararsız olduğunu söylüyor. Siz “Go for it!” diye cevap veriyorsunuz. Ne anlatıyorsunuz?
- Onu yarışmaya katılması için cesaretlendiriyorsunuz.
- Ona belirli bir yere gitmesini söylüyorsunuz.
- Yarışmayı kazanacağını garanti ediyorsunuz.
Cevabı göster
Onu yarışmaya katılması için cesaretlendiriyorsunuz.
In moderation: bir yargıyı aşırı olmayan miktarlarla sınırlamak
“In moderation”, makul ve aşırı olmayan bir sınır içinde anlamına gelir. Etkinliğe bağlı olarak miktara veya sıklığa işaret edebilir. Burada zarf işlevli bir sınırlayıcıdır: etkinlik yalnızca aşırı olmadığında sağlıklı olarak tanımlanır. İfade sabit bir sayısal sınır belirlemez.
Alıştırma
Cümleyi “çok fazla tüketmeden” anlamındaki kalıpla tamamlayın: Desserts can fit into a balanced diet ____.
Cevabı göster
in moderation
masturbation's healthy effects,
3:16sağlık üzerindeki olumlu etkileri hakkında daha fazlasını öğrenmek istiyorsanız,
where we have a scientific debate about masturbation.
3:23Bu bölümde mastürbasyonu bilimsel açıdan tartışıyoruz.
We also tell very candid and personal stories
3:29Ayrıca bu hassas konu hakkında son derece açık sözlü
and then debate both sides of the issue, Kalıp ifadeler
3:33ardından meselenin her iki tarafını da tartışıyoruz,
including a discussion on porn addiction.
3:35porno bağımlılığı üzerine bir tartışma da buna dâhil.
touchy subject: hassas bir konu
Bu cümlede touchy, subject sözcüğünü niteler ve “rahatsızlık, gücenme, anlaşmazlık veya güçlü duygular doğurabilecek” anlamına gelir. Konunun hassas olduğunu belirtir; fiziksel olarak dokunulabilecek bir konu anlamına gelmez. Bu ifade, bir konuşmanın dikkatle yürütülmesi gerektiğini nazikçe belirtebilir. Aynı anlam para, din, sağlık veya ilişkiler gibi konulara da aktarılabilir.
Alıştırma
Örnekte touchy subject ne anlama geliyor?
- Rahatsızlık, gücenme, anlaşmazlık veya güçlü duygular doğurabilecek bir konu.
- Konuşulması basit ve zararsız bir konu.
- Fiziksel dokunma duyusuyla ilgili bir konu.
Cevabı göster
Rahatsızlık, gücenme, anlaşmazlık veya güçlü duygular doğurabilecek bir konu.
debate both sides of the issue: meselenin iki tarafını tartışmak
Burada debate bir fiildir, both sides onun nesnesidir ve of the issue bu karşıt görüşlerin hangi tartışmalı meseleye ait olduğunu belirtir. İfade, yalnızca tek bir görüşü sunmak yerine başlıca karşıt görüşleri incelemek ve tartışmak anlamına gelir. Both sides tartışmanın kapsamını gösterir; görüşlerin eşit ölçüde desteklendiğini veya eşit derecede geçerli olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir öğretmen öğrencilerden debate both sides of the issue yapmalarını istiyor. Öğrenciler ne yapmalı?
- Bir görüşü seçip diğerini tartışmayı reddetmek.
- Başlıca karşıt görüşlerin savlarını sunmak ve sorgulamak.
- Her iki taraftaki bütün iddiaların eşit kanıta sahip olduğunu varsaymak.
Cevabı göster
Başlıca karşıt görüşlerin savlarını sunmak ve sorgulamak.
“Things get pretty heated”: ortamın oldukça hararetlenmesi
“Things get pretty heated” ifadesinde get “hâle gelmek” anlamındadır ve heated mecazi olarak kullanılır: tartışma veya durum yoğun, duygusal ya da çatışmacı bir hâle gelir. Fiziksel sıcaklığın yükseldiği anlamına gelmez. Pretty burada konuşma dilinde kullanılan bir derece zarfıdır ve “oldukça” ya da “epey” anlamına gelir; “güzel bir biçimde” demek değildir. İfade bir bütün olarak belirgin derecede hararetli bir fikir alışverişi beklenmesi gerektiğini anlatır.
Alıştırma
Örnekte “Things get pretty heated” ne anlama geliyor?
- Şeyler daha çekici görünmeye başlar.
- Durum oldukça yoğun ve duygusal bir hâl alır.
- Fiziksel sıcaklık biraz yükselir.
Cevabı göster
Durum oldukça yoğun ve duygusal bir hâl alır.