Plastik Poşetlerden Yapılan 100 Dolarlık Spor Ayakkabılar | World Wide Waste | Business Insider: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
792 kelime 180 kel/dk

Video özeti: Thaely plastik atıkları ayakkabıya dönüştürüyor; haber toplama, üretim, küresel rekabet ve ayakkabıları geri alma sürecini izliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. ends up in (öbek fiiller): bir süreç sonunda, çoğu zaman plansız ulaşılan yeri veya sonucu anlayın ve çöpün nereye vardığını anlatın. 2. reinvent the wheel. (deyimler ve mecazlı ifadeler): mevcut bir yöntemi gereksiz yere yeniden yaratma benzetmesini ve Thaely'nin denenmiş teknikleri seçme nedenini anlayın. 3. make my design project into a real business idea. (dil bilgisi ve cümle kalıpları): üniversite tasarımının uygulanabilir iş fikrine dönüşmesini anlatmak için make + nesne + into + sonuç kalıbını öğrenin.

Bu derste

These sneakers are made with garbage.

0:01

Bu spor ayakkabılar çöpten yapılıyor.

The company that makes them says each pair contains 10 plastic bags

0:06

Bunları üreten şirket, her bir çiftte 10 plastik poşet

and 12 bottles.

0:11

ve 12 şişe bulunduğunu söylüyor.

For $110,

0:15

110 dolar karşılığında

they'll ship them anywhere in the world.

0:17

dünyanın her yerine gönderiyorlar.

But can footwear made from trash Anlatım akışı

0:20

Peki çöpten yapılan ayakkabılar,

compete in the over $70 billion sneaker industry?

0:21

değeri 70 milyar doları aşan spor ayakkabı sektöründe rekabet edebilir mi?

Anlatım akışı

Haberi çerçeveleyen soru olarak But can ... compete ...?

“But”, soruyu önceki bilgilere bağlar ve dikkati ayakkabıların sıra dışı yönünden daha zor bir meseleye kaydırır: Bu ayakkabılar dev bir ana akım pazarda başarılı olabilir mi? Bu soru, haberin araştıracağı konuyu çerçeveler; hemen yanıt beklemez. “Over $70 billion”, spor ayakkabı sektörünün büyüklüğünü belirtir.

Alıştırma

Vurgulanan soru bu haberin girişinde ne işe yarıyor?

  1. İzleyicilerden sektörün tam değerini hesaplamalarını ister.
  2. Çöpten yapılan ayakkabıların diğer markaları çoktan geçtiğini duyurur.
  3. Haberin araştıracağı ana meseleyi çerçeveler.
Cevabı göster

Haberin araştıracağı ana meseleyi çerçeveler.

We went to India to meet the young entrepreneur making sneakers from worldwide waste. Dilbilgisi

0:26

Dünyanın dört bir yanından gelen atıklardan spor ayakkabı üreten genç girişimciyle tanışmak için Hindistan'a gittik.

Dilbilgisi

entrepreneur making sneakers from worldwide waste: isimden sonra gelen -ing yan cümleciği

“Making sneakers from worldwide waste”, “entrepreneur” sözcüğünden sonra gelir ve haberde hangi girişimciyle görüşüldüğünü açıklar. Bu, kısaltılmış bir ilgi yan cümleciğidir: “the young entrepreneur who makes/is making sneakers from worldwide waste.” “Making” fiilinin örtük öznesi “entrepreneur” sözcüğüdür. Cümlenin temel fiili “went” olduğundan “making”, “we” veya “India” tarafından yapılan ayrı bir temel eylem başlatmaz.

Alıştırma

Bu kısa haber dili açıklamasını “design” fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We interviewed an engineer ____ low-cost water filters.

Cevabı göster

designing

23-year-old Ashay Bhave launched Thaely in July 2021. Kelime

0:32

23 yaşındaki Ashay Bhave, Thaely'yi Temmuz 2021'de hayata geçirdi.

Kelime

Bir markayı piyasaya sunmak: launched Thaely

İş İngilizcesinde launched Thaely, Ashay Bhave'nin Thaely markasını resmen başlatıp halka tanıttığı anlamına gelir. Buradaki launch, bir şeyi havaya fırlatmak anlamında değildir. launch + marka, ürün, proje veya kampanya yapısı, planlanmış bir başlangıcı ya da halka açık tanıtımı vurgular. launch fiilinin geçmiş zaman biçimi launched olur.

Alıştırma

"The founders launched a new shoe brand," İngilizce cümlesinde launched ne anlama gelir?

  1. markayı havaya fırlattı
  2. markayı halka tanıttı ve faaliyete geçirdi
  3. markanın faaliyetini durdurdu
Cevabı göster

markayı halka tanıttı ve faaliyete geçirdi

Thaely because it is the Hindi word for plastic bags. Kültür

0:38

Markanın adı Thaely, çünkü bu sözcük Hintçede plastik poşet anlamına geliyor.

Kültür

the Hindi word for plastic bags: Thaely adının ardındaki anlam

the Hindi word for plastic bags ifadesi Thaely adını açıklar: marka adının, plastik poşetleri belirten Hintçe bir terimden geldiği anlatılır. Bu bağlantı önemlidir, çünkü atılmış plastik poşetler markanın ayakkabılarında kullanılan malzemeyle ilişkilidir. Altyazı, konuşmadan alınmış kısaltılmış bir parçadır. Şöyle anlaşılmalıdır: [It is called] Thaely because it is the Hindi word for plastic bags. the [language] word for X yapısında for, sözcüğün adlandırdığı anlamı veya kavramı tanıtır.

Alıştırma

Başka bir dildeki anlamı tanıtan, dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The café is called Sol because it is the Spanish ____ sun.

Cevabı göster

word for

At first, Bhave struggled to gather materials, Kalıp ifadeler

0:42

Bhave başlangıçta malzeme toplamakta zorlandı,

Kalıp ifadeler

struggled to gather materials: malzeme toplamakta zorlanmak

Struggled to gather materials, Bhave'nin ihtiyaç duyduğu malzemeleri toplamaya çalıştığını ancak sürecin zor olduğunu ve çok çaba gerektirdiğini anlatır. Struggled to + fiilin yalın hâli, girişim sırasındaki zorluğa odaklanır; girişimin sonunda mutlaka başarısız olunduğunu söylemez. Gather materials, bir görev veya üretim için gereken gereçleri ya da ham maddeleri bir araya getirmeyi anlatan doğal bir iş ve proje ifadesidir.

Alıştırma

Cümleyi struggle to ifadesinin geçmiş zaman biçimi ve gather fiiliyle tamamlayın: The volunteers ____ enough blankets before winter.

Cevabı göster

struggled to gather

even though trash in India ends up in all kinds of places. Notlar

0:45

üstelik Hindistan'da çöpler her türlü yere atılıyor.

Dilbilgisi

even though: gerçek bir durumla beklenmedik sonucu karşılaştırmak

Even though, normalde farklı bir sonuç beklemenize yol açabilecek bir gerçeği veren ödünleme yan cümlesini başlatır. Burada çöplerin pek çok yere dağılması gerçektir, ancak bu durum kullanılabilir malzemeleri toplamayı kolaylaştırmamıştır. even though ile başlayan bölüm bir yan cümledir ve bu nedenle normalde ana cümleye bağlanır. Gerçeğin doğru olmasına rağmen beklenmedik durumun da doğru olduğunu açıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle yağmuru bilinen bir gerçek olarak sunup beklenmedik bir sonuç gösteriyor?

  1. Even though it was raining, Maya walked to school.
  2. Even if it rains, Maya will walk to school.
Cevabı göster

Even though it was raining, Maya walked to school.

Öbek fiiller

ends up in: sonunda bir yerde veya durumda bulunmak

“Ends up in”, bir süreçten sonra ulaşılan son yeri veya durumu anlatır ve çoğu zaman planlanmamış ya da şaşırtıcı bir sonuç ima eder. Bu cümlede çöplerin sonunda birçok farklı yerde bulunduğu söyleniyor. Kalıp özne + end up in + yer/durum şeklindedir. Fiil, zamana ve özneye göre ends up in, ended up in, may end up in biçimlerine girer.

Alıştırma

“Sonunda beklenmedik bir yere varmak” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: After missing our stop, we ____ the next town.

Cevabı göster

ended up in

I assumed that it would be easy to find you know, waste plastic bags,

0:50

Atık plastik poşet bulmanın kolay olacağını düşünmüştüm,

but that wasn't the case. Kalıp ifadeler

0:54

ama öyle olmadı.

Kalıp ifadeler

that wasn't the case: gerçek durum öyle değildi

“That wasn't the case”, gerçek durumun önceki ifade veya beklentide anlatıldığı gibi olmadığını belirtir. Burada that, atılmış plastik poşetleri bulmanın kolay olacağı düşüncesinin tamamına gönderme yapar. Buradaki case “gerçek durum” anlamındadır. Bu ifade, önceki düşünceyi tekrarlamadan düzeltmenizi sağlar: önce beklentiyi söylersiniz, ardından but that wasn't the case eklersiniz.

Alıştırma

Önceki beklentinin gerçekle uyuşmadığını belirten ifadeyle yanıtı tamamlayın: I thought the test would take an hour, but ____.

Cevabı göster

that wasn't the case

So Bhave partnered with a waste removal company Kalıp ifadeler

0:56

Bu yüzden Bhave, bir atık toplama şirketiyle ortaklık kurdu;

Kalıp ifadeler

partnered with: iş birliği kurmak

Partnered burada geçmiş zamanda kullanılan bir fiildir; with ise iş birliğine katılan kişi veya kuruluşu belirtir. Bhave ile atık toplama şirketi, ortak ve somut bir hedef için birlikte çalışmaya karar vermiştir. Partner with tek başına iki tarafın ortak mülk sahibi olduğu veya hukuki bir ortaklık kurduğu anlamına gelmez. Taraflar ayrı kuruluşlar olarak kalırken tek bir projede iş birliği yapmalarını da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, partner sözcüğünden oluşan ve 'ile iş birliği kurdu' anlamına gelen iki sözcüklü geçmiş zaman fiil ifadesiyle tamamlayın: To run the workshop, the library ____ a local science museum.

Cevabı göster

partnered with

that hires rag pickers. Kültür

0:59

bu şirket atık toplayıcılarını işe alıyor.

Those are people who collect recyclables

1:03

Bunlar, geri dönüştürülebilir malzemeleri

from the street to sell for cash.

1:05

sokaklardan toplayıp para karşılığında satan kişiler.

Kültür

Rag pickers: geri dönüştürülebilir malzeme toplayan işçiler

Rag pickers bölgesel ve tarihsel bir meslek adıdır. Bu haberde, sokaklardan veya atıklardan geri dönüştürülebilir malzemeler toplayıp para kazanmak için satan, kayıt dışı geri dönüşüm işinde çalışan kişileri anlatır. Rag, bu kişilerin yalnızca kumaş topladığı anlamına gelmez. Sonraki cümle kastedilen tanımı verir; bu nedenle her sözcüğü ayrı ayrı çevirmek yerine ifadenin tamamını bir meslek adı olarak anlayın.

Alıştırma

Bu haberde rag pickers ne anlama geliyor?

  1. Müşteriler için eski kıyafetleri tamir eden kişiler
  2. Yalnızca atılmış kumaş parçalarını toplayan kişiler
  3. Sokaklardan veya atıklardan geri dönüştürülebilir malzemeler toplayıp satan kişiler
Cevabı göster

Sokaklardan veya atıklardan geri dönüştürülebilir malzemeler toplayıp satan kişiler

Triotap Technologies offers them a steady paycheck Dilbilgisi

1:07

Triotap Technologies onlara düzenli bir maaş

Dilbilgisi

offers them a steady paycheck içindeki offer someone something yapısı

offers them a steady paycheck ifadesinde offer, çift nesneli yapıyla kullanılır: offer + kişi + şey. Them alan kişiyi, a steady paycheck ise şirketin sunduğu şeyi gösterir. A steady paycheck düzenli ve güvenilir bir maaş demektir. Bu yapı iş, yardım, fırsat ya da ödeme gibi şeyler sunmak için kullanılabilir; bu dizilimde kişinin önüne to getirilmez.

Alıştırma

offered ve Maya sözcüklerini kullanarak cümleyi offer + kişi + şey yapısıyla tamamlayın: The manager ____ a part-time job yesterday.

Cevabı göster

offered Maya

and an indoor sorting space.

1:11

ve kapalı bir ayrıştırma alanı sunuyor.

They clean the bags in a hot tub filled only with water

1:22

Poşetleri yalnızca suyla dolu sıcak bir küvette yıkıyorlar;

without any added chemicals.

1:25

hiçbir kimyasal madde eklemiyorlar.

And then hang them out to dry. Öbek fiiller

1:29

Ardından kurumaları için asıyorlar.

Öbek fiiller

hang them out to dry: gerçek anlam ve zamirin yeri

Burada hang them out to dry gerçek anlamıyla kullanılır. Torbalar yıkanmıştır; bu yüzden kuruyana kadar asılırlar. Hang out bu kullanımda ayrılabilir. Zamir olan nesne, fiille out arasına gelir: hang them out; out sözcüğünden sonra gelmez. Aynı tam kalıp başka bir bağlamda deyimsel olabilir: hang someone out to dry, birini sorunlarla ya da suçlamalarla tek başına yüzleşmek üzere terk etmek demektir.

Alıştırma

the bags yerine bir zamir koyup cümleyi geçmiş zamanda tamamlayın: After washing the bags, Lena ____. hang ... out to dry kalıbını kullanın.

Cevabı göster

hung them out to dry

Inside the warehouse,

1:33

Deponun içinde

Sairuddin stacks eight to 10 layers of bags at a time.

1:34

Sairuddin, poşetleri bir seferde sekiz ila 10 kat hâlinde üst üste diziyor.

Then places the pile under a heat press.

1:41

Sonra bu yığını sıcak presin altına yerleştiriyor.

This finished product will cover most of the sneaker.

1:48

Ortaya çıkan ürün, spor ayakkabının büyük bölümünü kaplayacak.

The company's founder calls it ThaelyTex Dilbilgisi

1:51

Şirketin kurucusu buna ThaelyTex adını veriyor.

Dilbilgisi

call + nesne + ad: calls it ThaelyTex

Burada calls, 'telefon etmek' değil, 'bir şeye ad vermek veya onu bir adla anmak' demektir. call it ThaelyTex ifadesinde it malzemeyi, ThaelyTex ise ona verilen adı gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp call + nesne + ad şeklindedir: They call the product X. Bu kalıpta call sözcüğünden sonra as eklenmez.

Alıştırma

Cümleyi call + nesne + ad kalıbıyla tamamlayın: The designers use the name LoopSkin for their new fabric. They ____.

Cevabı göster

call it LoopSkin

So it's a material that's made entirely out of waste plastic bags Kalıp ifadeler

1:55

Yani bu malzeme tamamen atık plastik poşetlerden üretiliyor

Kalıp ifadeler

made entirely out of + kaynak malzeme

Made out of, bir madde yeni bir şeye dönüştürüldükten sonra kaynak malzemeyi belirtir. Burada poşetler işlenerek farklı bir malzemeye dönüştürülür; entirely ise bu malzemeyi üretmek için kullanılan hammaddenin tamamının atık plastik poşetlerden geldiğini söyler. Entirely, it ile belirtilen malzemeyi niteler. Bitmiş ayakkabının her parçasının yalnızca plastik poşetlerden yapıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi made entirely out of ile tamamlayın: No new plastic is used in this bench; its only source material is discarded bottle caps. The bench is ____.

Cevabı göster

made entirely out of discarded bottle caps

without the use of any chemicals. Kalıp ifadeler

1:57

ve hiçbir kimyasal madde kullanılmıyor.

Kalıp ifadeler

without the use of any chemicals: hiçbir kimyasal kullanmadan

Without the use of any chemicals, süreç boyunca hiçbir kimyasal kullanılmadığı anlamına gelir. Daha doğrudan olan using fiil biçimi yerine resmî isim öbeği the use of kullanılır. Burada without, isim öbeğinin tamamını olumsuzluğun kapsamına alır. Any, “hiçbiri” anlamını güçlendirir; bir kimyasalın serbestçe seçilebileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu süreç açıklamasında "without the use of any chemicals" ne anlama gelir?

  1. Kimyasallar yalnızca süreç tamamlandıktan sonra kullanılır.
  2. Süreç için herhangi bir kimyasal seçilebilir.
  3. Sürecin hiçbir aşamasında kimyasal kullanılmaz.
Cevabı göster

Sürecin hiçbir aşamasında kimyasal kullanılmaz.

Sairuddin packs and ships them seven hours north

1:59

Sairuddin bunları paketleyip kuzeye doğru yedi saat uzaklıktaki

to the Nitush footwear factory.

2:03

Nitush ayakkabı fabrikasına gönderiyor.

That's where the shoe will be assembled. Dilbilgisi

2:07

Ayakkabı orada birleştiriliyor.

Dilbilgisi

That's where ... will be assembled: … orada monte edilecek

That's where + yan cümle, az önce sözü edilen veya gösterilen bir yeri orada gerçekleşen olayla bağlar. Bu cümlede that ayakkabı fabrikasını belirtir; where ise bir soru değil, yer bildiren bir yan cümle başlatır. The shoe will be assembled gelecek zaman edilgen yapıdır: ayakkabı eylemden etkilenir, montajı yapan kişiler ise belirtilmez. Yapının tamamı önceki yere gönderme yapar ve gezi ya da sürecin sonraki adımını haber verir.

Alıştırma

Rehberin cümlesini That's where ve paint fiilinin gelecek zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: We have reached the final workshop. ____ the bicycles ____.

Cevabı göster

That's where · will be painted

First, ThaelyTex sheets are die cut using metal forms. Kelime

2:11

Önce ThaelyTex tabakaları metal kalıplarla kesiliyor.

Kelime

die cut: şekilli bir kalıpla kesim

“are die cut” ifadesinde die cut bir üretim sürecini adlandırır: Levhalar die adı verilen belirli bir şekle sahip kesim aletine bastırılır ve böylece her parça aynı biçimde çıkar. “using metal forms” ifadesi bu anlamı doğrular. Buradaki die bir alet veya kalıpla ilgilidir; “ölmek” anlamındaki fiil değildir. Bu üretim anlamı ambalaj, kumaş, deri veya kâğıt tekrar tekrar sabit şekillerde kesildiğinde kullanılır.

Alıştırma

Örnekte die cut ne anlama geliyor?

  1. Boyanmış ve ardından parçalara ayrılmış
  2. Artık kullanılamayacak kadar ağır hasar görmüş
  3. Yalnızca malzeme kuruduktan sonra kesilmiş
  4. Belirli bir şekle sahip kesim aletiyle sabit bir biçimde kesilmiş
Cevabı göster

Belirli bir şekle sahip kesim aletiyle sabit bir biçimde kesilmiş

Other patterns are cut from rPET fabric, Kelime

2:18

Diğer parçalar rPET kumaştan kesiliyor;

which is made from recycled bottles

2:20

bu kumaş geri dönüştürülmüş şişelerden yapılıyor

and woven into something like canvas.

2:22

ve kanvasa benzer bir doku elde edilecek şekilde dokunuyor.

Kelime

rPET fabric: geri dönüştürülmüş PET’ten yapılan kumaş

rPET, geri dönüştürülmüş PET anlamına gelir. PET, lif ve kumaşa dönüştürülebilen bir plastiktir. rPET fabric ifadesindeki fabric, tamamlanmış bir giysiyi değil malzemeyi adlandırır. “which is made from recycled bottles and woven into something like canvas” ilgi cümleciği, bilinmeyen terimi bağlam içinde açıklar: Şişeler geri dönüştürülmüş plastiği sağlar ve bu malzeme kanvasa benzer bir kumaş olarak dokunur. Benzer tanımlayıcı ayrıntılar, başka teknik malzeme adlarını çıkarmanıza da yardımcı olabilir.

Alıştırma

rPET fabric ifadesindeki r size ne anlatır?

  1. Kumaş ham pamuktur
  2. Kumaş rPET adlı bir markadır
  3. Bitmiş ürün plastik bir şişedir
  4. PET malzeme geri dönüştürülmüştür
Cevabı göster

PET malzeme geri dönüştürülmüştür

The workers stitch the two types of materials together.

2:25

İşçiler iki malzeme türünü birbirine dikiyor.

The assembled upper gets stretched out. Dilbilgisi

2:30

Birleştirilen üst parça geriliyor.

Dilbilgisi

gets stretched out ifadesindeki get edilgeni

Get + geçmiş zaman ortacı, özneyi etkileyen olayı veya değişimi öne çıkaran get edilgenini oluşturur. Burada birleştirilmiş ayakkabı sayası germe işlemine uğrar; eylemi yapan o değildir. Stretched out, gerekli şekle ulaşıncaya kadar çekilip genişletilmiş anlamına gelir. Out, stretch out ifadesinin bir parçasıdır ve bir yere doğru hareketi değil, genişlemenin sonucunu vurgular.

Alıştırma

Süreç cümlesini, değişim olayını vurgulayan "stretch out" get edilgeniyle tamamlayın: Before the fabric is cut, it ____ over the frame.

Cevabı göster

gets stretched out

Thaely's soles are made with crumbs of industrial rubber.

2:34

Thaely'nin tabanları endüstriyel kauçuk kırıntılarından yapılıyor.

A worker needs to rough the sole on this grinder, Kelime

2:38

Bir işçinin bu taşlama makinesiyle tabanı pürüzlendirmesi gerekiyor;

Kelime

rough the sole: teknik fiil olarak rough

Burada rough bir sıfat değil, geçişli fiildir. Ayakkabı üretiminde rough the sole, tabanın yüzeyini dokulu hâle getirerek yapıştırıcının tutmasını sağlamak için aşındırmak demektir. The sole doğrudan nesnedir; on this grinder ise kullanılan ekipmanı belirtir. İngilizcede bir özelliği belirten sözcük, o özelliği kazandırma anlamında ettirgen bir fiile dönüşebilir. Bu nedenle rough burada “pürüzlü hâle getirmek” demektir. Needs to sonrasında gelen rough sözcüğünü fiilin yalın biçimi olarak tanımak, rough the sole ifadesinin tabanı betimleyen bir söz grubu sanılmasını önler.

Alıştırma

Bir ayakkabı atölyesinde hangi cümle rough sözcüğünü “yapıştırma için yüzeyi aşındırmak” anlamındaki teknik fiil olarak kullanır?

  1. The technician handled the rubber sole roughly before applying adhesive.
  2. The technician checked the rough rubber sole before applying adhesive.
  3. The technician will rough the rubber sole before applying adhesive.
Cevabı göster

The technician will rough the rubber sole before applying adhesive.

so the glue added in the next step will adhere. Dilbilgisi

2:41

böylece sonraki aşamada eklenen yapıştırıcı yüzeye tutunabiliyor.

Dilbilgisi

so the glue ... will adhere: sonuç bağlantısı ve kısaltılmış edilgen niteleyici

Bu işlem cümlesinde so, tabanın pürüzlendirilmesinden beklenen sonucu belirtir: daha sonra eklenen yapıştırıcı hazırlanmış yüzeye tutunacaktır. Buradaki so, “bunun sonucunda” veya “öyle ki” anlamında bir bağlayıcıdır; so rough ifadesindeki derece bildiren so değildir. Added in the next step, glue sözcüğünü açıklar. Bu, the glue that will be added in the next step şeklindeki edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılmış hâlidir. Sonuç cümleciğinin temel fiil grubu will adhere ifadesidir; added temel fiil değildir.

Alıştırma

Vurgulanan cümleciği hangi açıklama doğru biçimde tanımlar?

  1. Tabanı pürüzlendirmenin beklenen sonucunu verir ve added in the next step, glue sözcüğünü niteler.
  2. Yapıştırıcının taşlamaya neden olduğunu söyler ve will adhere tabanı niteler.
  3. Tabanın ne kadar pürüzlü olduğunu anlatır ve added temel fiildir.
Cevabı göster

Tabanı pürüzlendirmenin beklenen sonucunu verir ve added in the next step, glue sözcüğünü niteler.

They coat the top of the sole with a clear glue. Kalıp ifadeler

2:45

Tabanın üstünü şeffaf bir yapıştırıcıyla kaplıyorlar.

Kalıp ifadeler

coat the top of the sole with a clear glue: coat + yüzey + with + malzeme

Coat the top of the sole with a clear glue, bu yüzeyin üzerine bir kat şeffaf yapıştırıcı sürmek anlamına gelir. Burada coat, “kaplamak” anlamında bir fiildir; giysi olan “palto” anlamındaki isim değildir. Kalıp coat + yüzey veya nesne + with + kaplama malzemesi şeklindedir. The top of the sole kaplamayı alan yüzeydir; a clear glue ise bu katmanı oluşturan malzemedir.

Alıştırma

coat + object + with + material hedef kalıbını tamamlayın: Before baking, coat the pan ____ a thin layer of oil.

Cevabı göster

with

A special UV light increases its stickiness.

2:49

Özel bir UV ışığı yapışkanlığını artırıyor.

The shoes go through a series of heat treatments Öbek fiiller

2:54

Ayakkabılar bir dizi ısıl işlemden geçiriliyor

and coats to strengthen the bond between the sole and the upper.

2:56

ve taban ile üst kısım arasındaki bağı güçlendiren kaplamalar uygulanıyor.

Öbek fiiller

go through a series of heat treatments: bir dizi ısıl işlemden geçmek

Burada go through, bir süreci “yaşamak veya o süreçten geçmek” anlamına gelir. Ayakkabılar birkaç ısıl işleme tabi tutulur; fiziksel bir geçitten ilerlemezler. go through + süreç, kontrol veya değişim yapısı, öznenin bütün aşamalara katıldığını gösterir. A series of, birbiriyle ilişkili birkaç işlemi tek bir sıra hâlinde toplar; öznenin bu aşamaları başarıyla geçtiğini belirtmez.

Alıştırma

“Her aşamayı yaşamak” anlamındaki deyimsel fiille cümleyi tamamlayın: Before release, the app must ____ several security checks.

Cevabı göster

go through

Then comes the final round of stitching. Dilbilgisi

3:02

Ardından son dikiş aşamasına geçiliyor.

Dilbilgisi

Then comes + isim öbeği özne

Then, bir sonraki adımı göstermek için cümlenin başına getirilmiştir. comes fiili, yeni tanıtılan isim öbeği özneden önce gelir ve Then comes + özne kalıbını oluşturur. Bu, özne-fiil devrikliğidir; emir cümlesi değildir ve then cümlenin öznesi değildir. Gerçek özne the final round of stitching ifadesidir. Bu nedenle comes, tekil ana sözcük round ile uyumludur. Bu yapı, anlatıyı veya süreç açıklamasını ilerletirken sıradaki aşamayı özellikle vurgular.

Alıştırma

Süreç anlatımını devrik Then comes + isim öbeği özne yapısıyla tamamlayın: We have finished the warm-up. ____ the first race.

Cevabı göster

Then comes

Thaely's laces are also made with recycled plastic.

3:07

Thaely'nin bağcıkları da geri dönüştürülmüş plastikten yapılıyor.

This factory employs 170 people and makes shoes for three different companies.

3:11

Bu fabrikada 170 kişi çalışıyor ve üç farklı şirket için ayakkabı üretiliyor.

We wanted to make sure that we're still using existing sneaker manufacturing techniques. Kalıp ifadeler

3:16

Mevcut spor ayakkabı üretim tekniklerini kullanmaya devam ettiğimizden emin olmak istedik.

Kalıp ifadeler

make sure that + yan cümle

make sure that + yan cümle, yan cümledeki durumun doğru olduğunu kontrol etmek veya gerçekleşmesini sağlamak için harekete geçmek demektir. Genellikle yalnızca emin olma hissini değil, etkin bir adımı anlatır. Burada wanted to make sure, ekibin tasarım sırasındaki önceki hedefini anlatıyor: mevcut spor ayakkabı üretim tekniklerini kullanmayı sürdürmeyi amaçlıyorlardı. Süreci ancak şimdi kontrol ettikleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Hatırlatmayı, derste geçen ve “doğrulamak için harekete geçmek” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Before you send the file, ____ that the name is correct.

Cevabı göster

make sure

You know, we didn't want to reinvent the wheel. Deyimler

3:21

Yani, tekerleği yeniden icat etmek istemedik.

Deyimler

reinvent the wheel: gereksiz tekrardan kaçınmak

Reinvent the wheel, zaten var olan ve işe yarayan bir yöntemi veya çözümü gereksiz yere yeniden oluşturmak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki wheel yalnızca bir mecazdır; gerçekten bir tekerlek icat edilmemektedir. Didn't want to ile birlikte kullanıldığında konuşmacı, bütün süreci sıfırdan yeniden kurmak yerine mevcut üretim tekniklerini kullanmayı pratik bir seçim olarak sunar. Bu ifade çoğu zaman tekrarlanan emeğin boşa gideceği yargısını taşır.

Alıştırma

Bir ekibin zaten güvenilir bir programlama aracı var. Birisi 'We don't need to reinvent the wheel.' diyor. Ne demek istiyor?

  1. Proje için gerçek bir tekerlek tasarlamalıyız.
  2. Yerleşmiş tüm yöntemleri reddedip yeniden başlamalıyız.
  3. Aynı işi tekrarlamak yerine mevcut aracı kullanmalıyız.
Cevabı göster

Aynı işi tekrarlamak yerine mevcut aracı kullanmalıyız.

Nitush turns out 15,000 pairs of shoes every week, Öbek fiiller

3:24

Nitush her hafta 15.000 çift ayakkabı üretiyor

Öbek fiiller

turns out + ürün miktarı: “üretmek” anlamı

Bu cümlede turns out, “imal eder” veya “üretir” anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Üretici Nitush’tur ve 15,000 pairs of shoes, haftalık üretim miktarını gösteren doğrudan nesnedir. Turn out ifadesinden hemen sonra bir ürün veya ürün miktarı geldiği için burada sonradan öğrenilen bir gerçekten değil, üretim kapasitesinden söz edilir.

Alıştırma

Cümleyi “imal eder” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: This small workshop ____ 200 wooden chairs a month.

Cevabı göster

turns out

and they try to recycle everything,

3:28

ve her şeyi geri dönüştürmeye çalışıyor,

even scraps.

3:30

artık parçaları bile.

That's recycled and some of it is also reused to make more ThaelyTex sheets.

3:32

Bunlar geri dönüştürülüyor, bir kısmı da daha fazla ThaelyTex tabakası yapmak için yeniden kullanılıyor.

The tote bag used as packaging is made from four plastic bottles,

3:39

Ambalaj olarak kullanılan bez çanta dört plastik şişeden yapılıyor,

and the shoe box made from recycled paper has seeds in it.

3:44

geri dönüştürülmüş kâğıttan yapılan ayakkabı kutusunun içinde de tohumlar bulunuyor.

Customers can cut the box, plant it in soil,

3:47

Müşteriler kutuyu kesip toprağa ekebiliyor

and grow a basil seedling in about two weeks.

3:50

ve yaklaşık iki haftada bir fesleğen fidesi yetiştirebiliyor.

The company sold 300 pairs of sneakers in its first month

3:53

Şirket ilk ayında 300 çift spor ayakkabı sattı

and says the shoes are built to last. Kalıp ifadeler

3:56

ve ayakkabıların uzun ömürlü olacak şekilde üretildiğini söylüyor.

Kalıp ifadeler

built to last: dayanıklı olması için tasarlanmış

Built to last, bir şeyin uzun süre kullanılabilir veya iyi durumda kalacak şekilde tasarlanıp üretildiği anlamına gelir. Buradaki to last, dayanıklılığın sürmesini ifade eder; “en son üretilen şey olmak” anlamına gelmez. Edilgen yapı are built, ayakkabıların nasıl üretildiğine odaklanırken to last amaçlanan sonucu belirtir. İfade bütünüyle dayanıklılığı ürünün bir özelliği olarak sunar.

Alıştırma

“Uzun süre kullanılabilir kalacak şekilde tasarlanmış ve üretilmiş” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: This steel toolbox is ____, even with daily use.

Cevabı göster

built to last

It's extremely durable.

4:00

Son derece dayanıklı.

It lasts like any other sneaker for about two to three years,

4:01

Diğer spor ayakkabılar gibi yaklaşık iki ila üç yıl dayanıyor;

depending on how it is used. Dilbilgisi

4:04

bu süre nasıl kullanıldığına göre değişiyor.

Dilbilgisi

depending on how it is used: nasıl kullanıldığına bağlı olarak

Depending on, yaklaşık iki ila üç yıl tahminini sınırlayan bir koşul getirir. Kullanım ömrü sabit değildir; spor ayakkabının nasıl kullanıldığına göre değişir. How it is used, gömülü bir wh yan cümlesidir. Edilgen anlam taşır ve bildirme cümlesi dizilişini kullanır: how + özne + be + geçmiş zaman ortacı; soru dizilişi olan how is it used kullanılmaz.

Alıştırma

Depending on ifadesini kullanıp how / it / is / used sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: The battery lasts six to ten hours, ____.

Cevabı göster

depending on how it is used

But can a small company like this compete with worldwide brands?

4:06

Peki böyle küçük bir şirket dünya çapındaki markalarla rekabet edebilir mi?

Several have launched shoes from recycled plastic in recent years.

4:12

Son yıllarda birkaç marka geri dönüştürülmüş plastikten ayakkabılar çıkardı.

Nike launched the Space Hippie,

4:16

Nike, Space Hippie'yi piyasaya sürdü.

a shoe made with recycled materials in June 2020.

4:18

Geri dönüştürülmüş malzemelerden yapılan bu ayakkabı Haziran 2020'de çıktı.

Adidas makes a shoe that incorporates ocean plastic.

4:22

Adidas, okyanus plastiği içeren bir ayakkabı üretiyor.

The company says it will produce 17 million pairs of them in 2021.

4:25

Şirket, 2021'de bu ayakkabıdan 17 milyon çift üreteceğini söylüyor.

That means it's likely that a global brand like Adidas Anlatım akışı

4:31

Bu, Adidas gibi küresel bir markanın muhtemelen

sold more recycled sneakers in an hour Dilbilgisi

4:34

bir saatte sattığı geri dönüştürülmüş spor ayakkabı sayısının,

than Thaely has sold since the company launched.

4:37

Thaely'nin kuruluşundan beri sattığı toplam sayıdan fazla olduğu anlamına geliyor.

Anlatım akışı

That means it's likely that: bu, muhtemelen ... olduğu anlamına gelir

That means önceki bilgiyi bir sonuca bağlar; böylece iletiyi önce kanıt, sonra çıkarım gelecek şekilde düzenler. Buradaki that yeni bir nesneye değil, daha önce verilen üretim sayısına gönderme yapar. It's likely that iddianın kesinliğini azaltır: karşılaştırma doğrudan doğrulanmış bir satış istatistiği değil, makul bir tahmindir. İki ifade birlikte, “kanıt bu sonucu destekliyor ama ispatlamıyor” anlamına gelir.

Alıştırma

Yeniden tasarımdan sonra satışlar arttı, ancak hiçbir çalışma nedeni doğrulamadı. Hangi sonuç bu kanıta dayanan temkinli bir çıkarımı en iyi biçimde ifade eder?

  1. It's a confirmed fact that the redesign helped.
  2. That means it's likely that the redesign helped.
  3. That proves that the redesign helped.
Cevabı göster

That means it's likely that the redesign helped.

Dilbilgisi

sold more ... than ... has sold since launch ile toplamları karşılaştırma

more ... than sözcükleri miktar karşılaştırması kurar. İlk toplam, küresel bir markanın bir saatte sattığı sayıdır; ikinci toplam ise Thaely'nin kuruluşundan konuşma anına kadar sattığı her şeydir. more ile than arasındaki uzun ifadeler bu eşleşmeyi değiştirmez. Basit geçmiş zamandaki sold, bir saatlik satışı tamamlanmış bir olay olarak sunar. Has sold, since the company launched ile kullanılır; çünkü bu dönem şirketin kuruluşuyla başlayıp bugüne kadar devam eder ve launched başlangıç olayını belirtir. Her zaman ifadesi kendi fiiline bağlıdır, bu nedenle cümle çok büyük bir ölçek farkını vurgular.

Alıştırma

Okulun tek günlük cumartesi etkinliğini kulübün eylülden bugüne kadarki toplamıyla karşılaştırıyorsunuz. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?

  1. Our school collected as many cans on Saturday as the club has collected since September.
  2. Our school collected more cans on Saturday than the club has collected since September.
  3. Our school has collected more cans since Saturday than the club collected in September.
Cevabı göster

Our school collected more cans on Saturday than the club has collected since September.

But Bhave is undeterred.

4:41

Ama Bhave'nin cesareti kırılmıyor.

And he says the business is already profitable.

4:44

Üstelik işin şimdiden kârlı olduğunu söylüyor.

This is a project that is going to fund itself. Kelime

4:47

Bu, kendi masraflarını karşılayacak bir proje.

Kelime

fund itself: bir projenin maliyetlerini kendi parasıyla karşılaması

Fund itself, projenin kendi masraflarını karşılayacak kadar para üretmesi veya sağlaması anlamına gelir. Burada beklenen kaynak projenin ticari geliridir; bu nedenle ifade, projenin sürekli dış finansmana ihtiyaç duymadan mali açıdan devam edebileceğini belirtir. Itself, project sözcüğüne geri dönen bir dönüşlülük zamiridir. İfade, projenin kelimenin tam anlamıyla kendisine para verdiği bir görüntü oluşturmaz ve tek başına çevresel sürdürülebilirlik hakkında bilgi vermez.

Alıştırma

Cümleyi fund ve doğru dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: After ticket sales begin, the festival can ____.

Cevabı göster

fund itself

And at the same time,

4:50

Aynı zamanda,

it's going to help enrich the lives of the sanitation workers

4:51

birlikte çalıştığımız temizlik işçilerinin hayatını iyileştirmeye

that we work with and you know,

4:54

ve biliyorsunuz,

the factory that we work with.

4:55

birlikte çalıştığımız fabrikayı desteklemeye yardımcı olacak.

Bhave got the idea for Thaely when he was in business school.

4:59

Bhave, işletme okulundayken Thaely fikrini buldu.

We had a Shark Tank-like competition in my university, Kültür

5:02

Üniversitemde Shark Tank benzeri bir yarışma vardı

Kültür

Shark Tank-like competition: ad + -like kullanımı

Shark Tank, girişimcilerin fikirlerini yatırımcılara sunduğu bir ABD iş dünyası realite programıdır. Bu gönderme, üniversitedeki etkinlikte iş fikirlerinin sunulup değerlendirildiğini anlatır; yarışmanın köpek balıklarıyla ilgisi yoktur. -like eki “benzer” veya “tarzında” anlamını verir. Shark Tank-like competition, programın biçiminin bazı yönlerini örnek alan bir yarışmadır; resmî programla bağlantılı ya da onun bir parçası olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi “Shark Tank'e benzer” anlamındaki ad + -like biçimiyle tamamlayın: Our school held a ____ pitch competition.

Cevabı göster

Shark Tank-like

and I had this opportunity to

5:06

ve bu sayede

make my design project into a real business idea. Dilbilgisi

5:08

tasarım projemi gerçek bir iş fikrine dönüştürme fırsatı buldum.

Dilbilgisi

make my design project into a real business idea: make + nesne + into + sonuç

make my design project into a real business idea ifadesinde make fiilinin nesnesi my design project olur ve into, sonuç olan a real business idea ifadesini getirir. Kalıp make + nesne + into + sonuç şeklindedir ve bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek veya geliştirmek anlamına gelir. the project became an idea demekten farklı olarak bu kalıp, değişime neden olan kişinin eylemini vurgular. Buradaki business idea, uygulanabilir bir ticari kavram anlamına gelir; mutlaka faaliyette olan bir şirket demek değildir.

Alıştırma

Geçmiş zaman cümlesini make ... into ile tamamlayın: Yesterday, we ____ the old crate ____ a bookshelf.

Cevabı göster

made · into

He says private investors funded the launch of his business.

5:11

Bhave, şirketini kurma sürecini özel yatırımcıların finanse ettiğini söylüyor.

The name of the Y2K Pro shoe is a reference to the early 2000s. Kültür

5:16

Y2K Pro ayakkabısının adı 2000'lerin başlarına gönderme yapıyor.

Kültür

Y2K Pro ... 2000'lerin başı

Y2K aslında 2000 yılını ifade eder. Moda ve tasarım alanında ise çoğu zaman milenyum dönemi civarındaki, özellikle 2000’lerin başındaki tarzı ve kültürel havayı adlandırır. Burada Y2K Pro, ayakkabının tasarımının o dönemden esinlendiğini gösterir; bilgisayar sorununa gönderme yapmaz. Cümledeki the early 2000s ifadesi dönemi daha doğrudan belirtir ve ürün adını retro tasarım anlayışıyla ilişkilendirir.

Alıştırma

Ayakkabı cümlesinde Y2K neyi ifade ediyor?

  1. Ayakkabının beden kodu
  2. 2000 yılı civarındaki bilgisayar tarih sorunu
  3. 2000’lerin başıyla bağlantılı bir tarz ve kültürel görünüm
  4. O döneme ait bir basketbol kuralı
Cevabı göster

2000’lerin başıyla bağlantılı bir tarz ve kültürel görünüm

He was inspired by basketball and skate shoes from that era,

5:22

Bhave, o dönemin basketbol ve kaykay ayakkabılarından ilham aldı;

even though at that time he had a toddler-sized foot. Kelime

5:26

o yıllarda ayağı henüz yürümeye yeni başlayan bir çocuğunki kadardı.

Kelime

toddler-sized: yürümeye başlayan bir çocuk boyutunda

toddler-sized ifadesinde toddler referans noktasıdır; -sized ise bu birleşimi bir birleşik sıfata dönüştürür. İfade, isme göre, bir şeyin yaklaşık olarak yürümeye başlayan bir çocuğun boyutunda olduğunu veya böyle bir çocuk için üretildiğini belirtir. Burada onun ayağının çok küçük olduğunu anlatır. Bu ifade ayrıca eğlenceli bir karşıtlık yaratır: daha büyük çocukların ayakkabı stilleri ilgisini çekerken o sırada ayağı hâlâ küçük bir çocuğun ayağı kadardı. Aynı kalıp pocket-sized gibi başka ifadelerde de kullanılabilir.

Alıştırma

-sized yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The museum has a sized-toddler chair for small children.
  2. The museum has a toddler-sizedly chair for small children.
  3. The museum has a toddler size chair for small children.
  4. The museum has a toddler-sized chair for small children.
Cevabı göster

The museum has a toddler-sized chair for small children.

It seems like Thaely is on to something with the idea of how to add value to discarded bags. Notlar

5:30

Thaely, atılan poşetlere değer katmanın umut verici bir yolunu bulmuş gibi görünüyor.

Deyimler

Be on to something: umut veren bir fikir veya ipucu yakalamak

Burada be on to something, umut verici görünen ve araştırmaya değer bir fikir ya da ipucuna sahip olmak demektir. Olumlu bir değerlendirmedir, ancak başarının kesin olduğunu söylemez. Bu altyazıda on to iki ayrı sözcük olarak yazılmıştır. İfade deyimseldir; bir yüzeyin üzerine hareket etmeyi anlatmaz. It seems like, değerlendirmeyi daha da temkinli kılar.

Alıştırma

Leo'nun küçük deneyi iki kez işe yaradı. Arkadaşı "You may be on to something." diyor. Arkadaşı ne demek istiyor?

  1. Bir nesnenin üstünde duruyorsun.
  2. Fikrin umut verici ve araştırmaya değer olabilir.
  3. Çalışmayı kesinlikle başarıyla tamamladın.
Cevabı göster

Fikrin umut verici ve araştırmaya değer olabilir.

Kalıp ifadeler

Add value to: bir şeyi daha kullanışlı veya değerli hâle getirmek

Bu cümlede add value to discarded bags, atılmış çantaları daha kullanışlı, dayanıklı, çekici veya ekonomik açıdan değerli hâle getirmek için iyileştirmek anlamına gelir. Bu süreç, istenmeyen malzemeyi insanların kullanıp satın alabileceği bir ürüne dönüştürür. Kalıp add value to + isim şeklindedir. Value, fiyattan daha geniş bir kavramdır: fiyat değişmeden önce bile işlevi veya kaliteyi iyileştiren bir değişiklik değer katabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “bir şeyi daha kullanışlı veya değerli hâle getirmek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Better insulation can ____ a home by lowering its energy costs.

Cevabı göster

add value to

Starting in September 2021,

5:36

Eylül 2021'den itibaren

Indian authorities required all plastic bag makers to manufacture thicker bags. Dilbilgisi

5:38

Hindistan makamları, tüm plastik poşet üreticilerinin daha kalın poşetler üretmesini zorunlu kıldı.

Dilbilgisi

Tüm plastik poşet üreticilerinin daha kalın poşetler üretmesini zorunlu tutmak

require + person or organization + to + verb yapısında, require’dan sonraki isim hareket etmesi gereken taraftır. Bu cümlede all plastic bag makers ifadesi required fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda manufacture fiilinin örtük öznesini belirtir. Bu yapı üç rolü açıkça ayırır: bir makam yükümlülüğü koyar, kişi veya kuruluş bu yükümlülüğü üstlenir ve to ile kurulan mastar gereken eylemi belirtir. Fiilden önce to kullanılmalıdır: require someone do değil, require someone to do denir.

Alıştırma

wear fiilini doğru require + person + to do biçimine getirin: The safety code requires all visitors ____ protective glasses.

Cevabı göster

to wear

The idea is that more durable bags are easier to recycle Dilbilgisi

5:43

Buradaki fikir, daha dayanıklı poşetlerin daha kolay geri dönüştürülebilmesi

Dilbilgisi

Daha dayanıklı poşetlerin geri dönüştürülmesi daha kolaydır

more durable bags ifadesinde more, durable sözcüğünü niteler: poşetler, karşılaştırıldıkları poşetlerden daha sağlamdır veya daha uzun süre dayanır. bags are easier to recycle ifadesinde geri dönüşüm eylemini poşetler yapmaz. X is easy/easier to + verb kalıbı, belirtilmeyen bir kişinin eylemi X üzerinde kolay veya daha kolay yapabildiği anlamına gelir. Burada insanlar poşetleri geri dönüştürür; poşetler ise geri dönüştürülen nesnelerdir.

Alıştırma

Burada "more durable bags are easier to recycle" ne anlama geliyor?

  1. İnsanlar daha dayanıklı poşetleri daha kolay geri dönüştürebilir.
  2. Daha dayanıklı poşetler diğer nesneleri daha kolay geri dönüştürebilir.
  3. Poşetler kendilerini geri dönüştürdükleri için daha dayanıklı hâle gelir.
Cevabı göster

İnsanlar daha dayanıklı poşetleri daha kolay geri dönüştürebilir.

and that rag pickers will be more likely to collect them. Dilbilgisi

5:47

ve atık toplayıcılarının bunları toplama ihtimalinin daha yüksek olması.

Dilbilgisi

be more likely to collect: daha yüksek olasılığı ifade etmek

Be more likely to collect, bir şeyi toplama olasılığının daha önceye veya başka bir duruma göre daha yüksek olduğu anlamına gelir. Be, özneyi karşılaştırmalı olasılık ifadesine bağlar; to collect ise olasılığı artan eylemi belirtir. Burada konuşan kişi politikanın olası bir etkisini öngörüyor, kesin bir sonuç vaat etmiyor. Torbaların atık toplayıcıları tarafından toplanma ihtimali daha yüksek, ancak toplanacakları garanti değil.

Alıştırma

İstek veya kesinlik değil, artan olasılık anlamını göstermek için cümleyi hangi ifade en iyi tamamlar? The clear labels mean recycling workers will be ___ the containers.

  1. less likely to collect
  2. certain to collect
  3. more likely to collect
  4. willing to collect
Cevabı göster

more likely to collect

And once a customer is through with a Thaely sneaker, Öbek fiiller

5:51

Müşteri bir Thaely spor ayakkabısını artık kullanmayacak hâle geldiğinde,

Öbek fiiller

is through with: bir şeyi kullanmayı bitirmek

Is through with bir şey, onu kullanmayı bitirmek veya artık ona ihtiyaç duymamak anlamına gelir. Burada müşteri spor ayakkabısını kullanmayı bitirmiştir; bu nedenle ayakkabı iade ya da geri dönüşüm sürecine geçebilir. Be through with bir görevi bitirmek veya bir şeyle ilgilenmeyi tamamlamak anlamına da gelebilir. Buradaki nesne bir ürün olduğu için doğal anlam tarafsızdır: müşteri ürünü kullanmayı bitirmiştir, onu öfkeyle reddetmiyordur.

Alıştırma

Mia'nın kitabı kullanmayı bitirdiğini ve kızgın olmadığını anlatmak için cümleyi hangi ifade en iyi tamamlar? After the last chapter, Mia is ___ the book and returns it to the library.

  1. interested in
  2. through with
  3. responsible for
  4. fed up with
Cevabı göster

through with

Bhave says they can send it back to the company for a discount. Öbek fiiller

5:54

Bhave, ayakkabıyı indirim karşılığında şirkete geri gönderebileceğini söylüyor.

Öbek fiiller

send it back: anlamı ve zamirin yeri

Bu cümlede send it back, kullanılmış ürünü genellikle kargoyla şirkete geri göndermek demektir. Back, önceki sahibine ya da yerine dönüşü gösterir; vücudun bir bölümünü ifade etmez. Send ... back ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it veya them gibi bir zamirse, zamir send ile back arasına gelir: send it back; send back it denmez. Nesne bir isimse hem send the shoes back hem de send back the shoes kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi send ... back ile tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: These headphones are faulty, so I'll ____ to the store.

Cevabı göster

send them back

This allows us to responsibly recycle them. Dilbilgisi

5:58

Bu sayede ayakkabıları sorumlu bir şekilde geri dönüştürebiliyoruz.

Dilbilgisi

allow us to responsibly recycle: allow + kişi + to-infinitive yapısı

Burada This, iade programını ifade eder. It allows us to responsibly recycle them, programın sorumlu geri dönüşümü mümkün kılan koşulları oluşturduğu anlamına gelir. Buradaki allow esas olarak bir kişinin izin vermesi anlamında değildir. Kalıp allow + kişi + to + fiilin yalın hâlidir: allows us to recycle. Responsibly zarfı geri dönüşümün nasıl yapıldığını anlatır, bu nedenle doğal olarak recycle sözcüğünün önünde yer alır.

Alıştırma

Allow fiilinin doğru biçimini ve to sözcüğünü kullanın: The new ramp ____ wheelchair users ____ enter the building more easily.

Cevabı göster

allows · to

We refurbish them

6:00

Onları yeniliyoruz

and we're donating them to charities and refugee camps.

6:02

ve hayır kurumlarıyla mülteci kamplarına bağışlıyoruz.