Plastik Poşetlerden Yapılan 100 Dolarlık Spor Ayakkabılar | World Wide Waste | Business Insider: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Thaely plastik atıkları ayakkabıya dönüştürüyor; haber toplama, üretim, küresel rekabet ve ayakkabıları geri alma sürecini izliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. ends up in (öbek fiiller): bir süreç sonunda, çoğu zaman plansız ulaşılan yeri veya sonucu anlayın ve çöpün nereye vardığını anlatın. 2. reinvent the wheel. (deyimler ve mecazlı ifadeler): mevcut bir yöntemi gereksiz yere yeniden yaratma benzetmesini ve Thaely'nin denenmiş teknikleri seçme nedenini anlayın. 3. make my design project into a real business idea. (dil bilgisi ve cümle kalıpları): üniversite tasarımının uygulanabilir iş fikrine dönüşmesini anlatmak için make + nesne + into + sonuç kalıbını öğrenin.
Bu derste
The company that makes them says each pair contains 10 plastic bags
0:06Bunları üreten şirket, her bir çiftte 10 plastik poşet
compete in the over $70 billion sneaker industry?
0:21değeri 70 milyar doları aşan spor ayakkabı sektöründe rekabet edebilir mi?
Haberi çerçeveleyen soru olarak But can ... compete ...?
“But”, soruyu önceki bilgilere bağlar ve dikkati ayakkabıların sıra dışı yönünden daha zor bir meseleye kaydırır: Bu ayakkabılar dev bir ana akım pazarda başarılı olabilir mi? Bu soru, haberin araştıracağı konuyu çerçeveler; hemen yanıt beklemez. “Over $70 billion”, spor ayakkabı sektörünün büyüklüğünü belirtir.
Alıştırma
Vurgulanan soru bu haberin girişinde ne işe yarıyor?
- İzleyicilerden sektörün tam değerini hesaplamalarını ister.
- Çöpten yapılan ayakkabıların diğer markaları çoktan geçtiğini duyurur.
- Haberin araştıracağı ana meseleyi çerçeveler.
Cevabı göster
Haberin araştıracağı ana meseleyi çerçeveler.
We went to India to meet the young entrepreneur making sneakers from worldwide waste. Dilbilgisi
0:26Dünyanın dört bir yanından gelen atıklardan spor ayakkabı üreten genç girişimciyle tanışmak için Hindistan'a gittik.
entrepreneur making sneakers from worldwide waste: isimden sonra gelen -ing yan cümleciği
“Making sneakers from worldwide waste”, “entrepreneur” sözcüğünden sonra gelir ve haberde hangi girişimciyle görüşüldüğünü açıklar. Bu, kısaltılmış bir ilgi yan cümleciğidir: “the young entrepreneur who makes/is making sneakers from worldwide waste.” “Making” fiilinin örtük öznesi “entrepreneur” sözcüğüdür. Cümlenin temel fiili “went” olduğundan “making”, “we” veya “India” tarafından yapılan ayrı bir temel eylem başlatmaz.
Alıştırma
Bu kısa haber dili açıklamasını “design” fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We interviewed an engineer ____ low-cost water filters.
Cevabı göster
designing
23-year-old Ashay Bhave launched Thaely in July 2021. Kelime
0:3223 yaşındaki Ashay Bhave, Thaely'yi Temmuz 2021'de hayata geçirdi.
Bir markayı piyasaya sunmak: launched Thaely
İş İngilizcesinde launched Thaely, Ashay Bhave'nin Thaely markasını resmen başlatıp halka tanıttığı anlamına gelir. Buradaki launch, bir şeyi havaya fırlatmak anlamında değildir. launch + marka, ürün, proje veya kampanya yapısı, planlanmış bir başlangıcı ya da halka açık tanıtımı vurgular. launch fiilinin geçmiş zaman biçimi launched olur.
Alıştırma
"The founders launched a new shoe brand," İngilizce cümlesinde launched ne anlama gelir?
- markayı havaya fırlattı
- markayı halka tanıttı ve faaliyete geçirdi
- markanın faaliyetini durdurdu
Cevabı göster
markayı halka tanıttı ve faaliyete geçirdi
Thaely because it is the Hindi word for plastic bags. Kültür
0:38Markanın adı Thaely, çünkü bu sözcük Hintçede plastik poşet anlamına geliyor.
the Hindi word for plastic bags: Thaely adının ardındaki anlam
the Hindi word for plastic bags ifadesi Thaely adını açıklar: marka adının, plastik poşetleri belirten Hintçe bir terimden geldiği anlatılır. Bu bağlantı önemlidir, çünkü atılmış plastik poşetler markanın ayakkabılarında kullanılan malzemeyle ilişkilidir. Altyazı, konuşmadan alınmış kısaltılmış bir parçadır. Şöyle anlaşılmalıdır: [It is called] Thaely because it is the Hindi word for plastic bags. the [language] word for X yapısında for, sözcüğün adlandırdığı anlamı veya kavramı tanıtır.
Alıştırma
Başka bir dildeki anlamı tanıtan, dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The café is called Sol because it is the Spanish ____ sun.
Cevabı göster
word for
At first, Bhave struggled to gather materials, Kalıp ifadeler
0:42Bhave başlangıçta malzeme toplamakta zorlandı,
struggled to gather materials: malzeme toplamakta zorlanmak
Struggled to gather materials, Bhave'nin ihtiyaç duyduğu malzemeleri toplamaya çalıştığını ancak sürecin zor olduğunu ve çok çaba gerektirdiğini anlatır. Struggled to + fiilin yalın hâli, girişim sırasındaki zorluğa odaklanır; girişimin sonunda mutlaka başarısız olunduğunu söylemez. Gather materials, bir görev veya üretim için gereken gereçleri ya da ham maddeleri bir araya getirmeyi anlatan doğal bir iş ve proje ifadesidir.
Alıştırma
Cümleyi struggle to ifadesinin geçmiş zaman biçimi ve gather fiiliyle tamamlayın: The volunteers ____ enough blankets before winter.
Cevabı göster
struggled to gather
even though trash in India ends up in all kinds of places. Notlar
0:45üstelik Hindistan'da çöpler her türlü yere atılıyor.
even though: gerçek bir durumla beklenmedik sonucu karşılaştırmak
Even though, normalde farklı bir sonuç beklemenize yol açabilecek bir gerçeği veren ödünleme yan cümlesini başlatır. Burada çöplerin pek çok yere dağılması gerçektir, ancak bu durum kullanılabilir malzemeleri toplamayı kolaylaştırmamıştır. even though ile başlayan bölüm bir yan cümledir ve bu nedenle normalde ana cümleye bağlanır. Gerçeğin doğru olmasına rağmen beklenmedik durumun da doğru olduğunu açıkça gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle yağmuru bilinen bir gerçek olarak sunup beklenmedik bir sonuç gösteriyor?
- Even though it was raining, Maya walked to school.
- Even if it rains, Maya will walk to school.
Cevabı göster
Even though it was raining, Maya walked to school.
ends up in: sonunda bir yerde veya durumda bulunmak
“Ends up in”, bir süreçten sonra ulaşılan son yeri veya durumu anlatır ve çoğu zaman planlanmamış ya da şaşırtıcı bir sonuç ima eder. Bu cümlede çöplerin sonunda birçok farklı yerde bulunduğu söyleniyor. Kalıp özne + end up in + yer/durum şeklindedir. Fiil, zamana ve özneye göre ends up in, ended up in, may end up in biçimlerine girer.
Alıştırma
“Sonunda beklenmedik bir yere varmak” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: After missing our stop, we ____ the next town.
Cevabı göster
ended up in
I assumed that it would be easy to find you know, waste plastic bags,
0:50Atık plastik poşet bulmanın kolay olacağını düşünmüştüm,
that wasn't the case: gerçek durum öyle değildi
“That wasn't the case”, gerçek durumun önceki ifade veya beklentide anlatıldığı gibi olmadığını belirtir. Burada that, atılmış plastik poşetleri bulmanın kolay olacağı düşüncesinin tamamına gönderme yapar. Buradaki case “gerçek durum” anlamındadır. Bu ifade, önceki düşünceyi tekrarlamadan düzeltmenizi sağlar: önce beklentiyi söylersiniz, ardından but that wasn't the case eklersiniz.
Alıştırma
Önceki beklentinin gerçekle uyuşmadığını belirten ifadeyle yanıtı tamamlayın: I thought the test would take an hour, but ____.
Cevabı göster
that wasn't the case
So Bhave partnered with a waste removal company Kalıp ifadeler
0:56Bu yüzden Bhave, bir atık toplama şirketiyle ortaklık kurdu;
partnered with: iş birliği kurmak
Partnered burada geçmiş zamanda kullanılan bir fiildir; with ise iş birliğine katılan kişi veya kuruluşu belirtir. Bhave ile atık toplama şirketi, ortak ve somut bir hedef için birlikte çalışmaya karar vermiştir. Partner with tek başına iki tarafın ortak mülk sahibi olduğu veya hukuki bir ortaklık kurduğu anlamına gelmez. Taraflar ayrı kuruluşlar olarak kalırken tek bir projede iş birliği yapmalarını da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, partner sözcüğünden oluşan ve 'ile iş birliği kurdu' anlamına gelen iki sözcüklü geçmiş zaman fiil ifadesiyle tamamlayın: To run the workshop, the library ____ a local science museum.
Cevabı göster
partnered with
Rag pickers: geri dönüştürülebilir malzeme toplayan işçiler
Rag pickers bölgesel ve tarihsel bir meslek adıdır. Bu haberde, sokaklardan veya atıklardan geri dönüştürülebilir malzemeler toplayıp para kazanmak için satan, kayıt dışı geri dönüşüm işinde çalışan kişileri anlatır. Rag, bu kişilerin yalnızca kumaş topladığı anlamına gelmez. Sonraki cümle kastedilen tanımı verir; bu nedenle her sözcüğü ayrı ayrı çevirmek yerine ifadenin tamamını bir meslek adı olarak anlayın.
Alıştırma
Bu haberde rag pickers ne anlama geliyor?
- Müşteriler için eski kıyafetleri tamir eden kişiler
- Yalnızca atılmış kumaş parçalarını toplayan kişiler
- Sokaklardan veya atıklardan geri dönüştürülebilir malzemeler toplayıp satan kişiler
Cevabı göster
Sokaklardan veya atıklardan geri dönüştürülebilir malzemeler toplayıp satan kişiler
Triotap Technologies offers them a steady paycheck Dilbilgisi
1:07Triotap Technologies onlara düzenli bir maaş
offers them a steady paycheck içindeki offer someone something yapısı
offers them a steady paycheck ifadesinde offer, çift nesneli yapıyla kullanılır: offer + kişi + şey. Them alan kişiyi, a steady paycheck ise şirketin sunduğu şeyi gösterir. A steady paycheck düzenli ve güvenilir bir maaş demektir. Bu yapı iş, yardım, fırsat ya da ödeme gibi şeyler sunmak için kullanılabilir; bu dizilimde kişinin önüne to getirilmez.
Alıştırma
offered ve Maya sözcüklerini kullanarak cümleyi offer + kişi + şey yapısıyla tamamlayın: The manager ____ a part-time job yesterday.
Cevabı göster
offered Maya
They clean the bags in a hot tub filled only with water
1:22Poşetleri yalnızca suyla dolu sıcak bir küvette yıkıyorlar;
hang them out to dry: gerçek anlam ve zamirin yeri
Burada hang them out to dry gerçek anlamıyla kullanılır. Torbalar yıkanmıştır; bu yüzden kuruyana kadar asılırlar. Hang out bu kullanımda ayrılabilir. Zamir olan nesne, fiille out arasına gelir: hang them out; out sözcüğünden sonra gelmez. Aynı tam kalıp başka bir bağlamda deyimsel olabilir: hang someone out to dry, birini sorunlarla ya da suçlamalarla tek başına yüzleşmek üzere terk etmek demektir.
Alıştırma
the bags yerine bir zamir koyup cümleyi geçmiş zamanda tamamlayın: After washing the bags, Lena ____. hang ... out to dry kalıbını kullanın.
Cevabı göster
hung them out to dry
Sairuddin stacks eight to 10 layers of bags at a time.
1:34Sairuddin, poşetleri bir seferde sekiz ila 10 kat hâlinde üst üste diziyor.
This finished product will cover most of the sneaker.
1:48Ortaya çıkan ürün, spor ayakkabının büyük bölümünü kaplayacak.
The company's founder calls it ThaelyTex Dilbilgisi
1:51Şirketin kurucusu buna ThaelyTex adını veriyor.
call + nesne + ad: calls it ThaelyTex
Burada calls, 'telefon etmek' değil, 'bir şeye ad vermek veya onu bir adla anmak' demektir. call it ThaelyTex ifadesinde it malzemeyi, ThaelyTex ise ona verilen adı gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp call + nesne + ad şeklindedir: They call the product X. Bu kalıpta call sözcüğünden sonra as eklenmez.
Alıştırma
Cümleyi call + nesne + ad kalıbıyla tamamlayın: The designers use the name LoopSkin for their new fabric. They ____.
Cevabı göster
call it LoopSkin
So it's a material that's made entirely out of waste plastic bags Kalıp ifadeler
1:55Yani bu malzeme tamamen atık plastik poşetlerden üretiliyor
made entirely out of + kaynak malzeme
Made out of, bir madde yeni bir şeye dönüştürüldükten sonra kaynak malzemeyi belirtir. Burada poşetler işlenerek farklı bir malzemeye dönüştürülür; entirely ise bu malzemeyi üretmek için kullanılan hammaddenin tamamının atık plastik poşetlerden geldiğini söyler. Entirely, it ile belirtilen malzemeyi niteler. Bitmiş ayakkabının her parçasının yalnızca plastik poşetlerden yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi made entirely out of ile tamamlayın: No new plastic is used in this bench; its only source material is discarded bottle caps. The bench is ____.
Cevabı göster
made entirely out of discarded bottle caps
without the use of any chemicals: hiçbir kimyasal kullanmadan
Without the use of any chemicals, süreç boyunca hiçbir kimyasal kullanılmadığı anlamına gelir. Daha doğrudan olan using fiil biçimi yerine resmî isim öbeği the use of kullanılır. Burada without, isim öbeğinin tamamını olumsuzluğun kapsamına alır. Any, “hiçbiri” anlamını güçlendirir; bir kimyasalın serbestçe seçilebileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu süreç açıklamasında "without the use of any chemicals" ne anlama gelir?
- Kimyasallar yalnızca süreç tamamlandıktan sonra kullanılır.
- Süreç için herhangi bir kimyasal seçilebilir.
- Sürecin hiçbir aşamasında kimyasal kullanılmaz.
Cevabı göster
Sürecin hiçbir aşamasında kimyasal kullanılmaz.
Sairuddin packs and ships them seven hours north
1:59Sairuddin bunları paketleyip kuzeye doğru yedi saat uzaklıktaki
That's where ... will be assembled: … orada monte edilecek
That's where + yan cümle, az önce sözü edilen veya gösterilen bir yeri orada gerçekleşen olayla bağlar. Bu cümlede that ayakkabı fabrikasını belirtir; where ise bir soru değil, yer bildiren bir yan cümle başlatır. The shoe will be assembled gelecek zaman edilgen yapıdır: ayakkabı eylemden etkilenir, montajı yapan kişiler ise belirtilmez. Yapının tamamı önceki yere gönderme yapar ve gezi ya da sürecin sonraki adımını haber verir.
Alıştırma
Rehberin cümlesini That's where ve paint fiilinin gelecek zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: We have reached the final workshop. ____ the bicycles ____.
Cevabı göster
That's where · will be painted
First, ThaelyTex sheets are die cut using metal forms. Kelime
2:11Önce ThaelyTex tabakaları metal kalıplarla kesiliyor.
die cut: şekilli bir kalıpla kesim
“are die cut” ifadesinde die cut bir üretim sürecini adlandırır: Levhalar die adı verilen belirli bir şekle sahip kesim aletine bastırılır ve böylece her parça aynı biçimde çıkar. “using metal forms” ifadesi bu anlamı doğrular. Buradaki die bir alet veya kalıpla ilgilidir; “ölmek” anlamındaki fiil değildir. Bu üretim anlamı ambalaj, kumaş, deri veya kâğıt tekrar tekrar sabit şekillerde kesildiğinde kullanılır.
Alıştırma
Örnekte die cut ne anlama geliyor?
- Boyanmış ve ardından parçalara ayrılmış
- Artık kullanılamayacak kadar ağır hasar görmüş
- Yalnızca malzeme kuruduktan sonra kesilmiş
- Belirli bir şekle sahip kesim aletiyle sabit bir biçimde kesilmiş
Cevabı göster
Belirli bir şekle sahip kesim aletiyle sabit bir biçimde kesilmiş
and woven into something like canvas.
2:22ve kanvasa benzer bir doku elde edilecek şekilde dokunuyor.
rPET fabric: geri dönüştürülmüş PET’ten yapılan kumaş
rPET, geri dönüştürülmüş PET anlamına gelir. PET, lif ve kumaşa dönüştürülebilen bir plastiktir. rPET fabric ifadesindeki fabric, tamamlanmış bir giysiyi değil malzemeyi adlandırır. “which is made from recycled bottles and woven into something like canvas” ilgi cümleciği, bilinmeyen terimi bağlam içinde açıklar: Şişeler geri dönüştürülmüş plastiği sağlar ve bu malzeme kanvasa benzer bir kumaş olarak dokunur. Benzer tanımlayıcı ayrıntılar, başka teknik malzeme adlarını çıkarmanıza da yardımcı olabilir.
Alıştırma
rPET fabric ifadesindeki r size ne anlatır?
- Kumaş ham pamuktur
- Kumaş rPET adlı bir markadır
- Bitmiş ürün plastik bir şişedir
- PET malzeme geri dönüştürülmüştür
Cevabı göster
PET malzeme geri dönüştürülmüştür
The workers stitch the two types of materials together.
2:25İşçiler iki malzeme türünü birbirine dikiyor.
gets stretched out ifadesindeki get edilgeni
Get + geçmiş zaman ortacı, özneyi etkileyen olayı veya değişimi öne çıkaran get edilgenini oluşturur. Burada birleştirilmiş ayakkabı sayası germe işlemine uğrar; eylemi yapan o değildir. Stretched out, gerekli şekle ulaşıncaya kadar çekilip genişletilmiş anlamına gelir. Out, stretch out ifadesinin bir parçasıdır ve bir yere doğru hareketi değil, genişlemenin sonucunu vurgular.
Alıştırma
Süreç cümlesini, değişim olayını vurgulayan "stretch out" get edilgeniyle tamamlayın: Before the fabric is cut, it ____ over the frame.
Cevabı göster
gets stretched out
Thaely's soles are made with crumbs of industrial rubber.
2:34Thaely'nin tabanları endüstriyel kauçuk kırıntılarından yapılıyor.
A worker needs to rough the sole on this grinder, Kelime
2:38Bir işçinin bu taşlama makinesiyle tabanı pürüzlendirmesi gerekiyor;
rough the sole: teknik fiil olarak rough
Burada rough bir sıfat değil, geçişli fiildir. Ayakkabı üretiminde rough the sole, tabanın yüzeyini dokulu hâle getirerek yapıştırıcının tutmasını sağlamak için aşındırmak demektir. The sole doğrudan nesnedir; on this grinder ise kullanılan ekipmanı belirtir. İngilizcede bir özelliği belirten sözcük, o özelliği kazandırma anlamında ettirgen bir fiile dönüşebilir. Bu nedenle rough burada “pürüzlü hâle getirmek” demektir. Needs to sonrasında gelen rough sözcüğünü fiilin yalın biçimi olarak tanımak, rough the sole ifadesinin tabanı betimleyen bir söz grubu sanılmasını önler.
Alıştırma
Bir ayakkabı atölyesinde hangi cümle rough sözcüğünü “yapıştırma için yüzeyi aşındırmak” anlamındaki teknik fiil olarak kullanır?
- The technician handled the rubber sole roughly before applying adhesive.
- The technician checked the rough rubber sole before applying adhesive.
- The technician will rough the rubber sole before applying adhesive.
Cevabı göster
The technician will rough the rubber sole before applying adhesive.
so the glue added in the next step will adhere. Dilbilgisi
2:41böylece sonraki aşamada eklenen yapıştırıcı yüzeye tutunabiliyor.
so the glue ... will adhere: sonuç bağlantısı ve kısaltılmış edilgen niteleyici
Bu işlem cümlesinde so, tabanın pürüzlendirilmesinden beklenen sonucu belirtir: daha sonra eklenen yapıştırıcı hazırlanmış yüzeye tutunacaktır. Buradaki so, “bunun sonucunda” veya “öyle ki” anlamında bir bağlayıcıdır; so rough ifadesindeki derece bildiren so değildir. Added in the next step, glue sözcüğünü açıklar. Bu, the glue that will be added in the next step şeklindeki edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılmış hâlidir. Sonuç cümleciğinin temel fiil grubu will adhere ifadesidir; added temel fiil değildir.
Alıştırma
Vurgulanan cümleciği hangi açıklama doğru biçimde tanımlar?
- Tabanı pürüzlendirmenin beklenen sonucunu verir ve added in the next step, glue sözcüğünü niteler.
- Yapıştırıcının taşlamaya neden olduğunu söyler ve will adhere tabanı niteler.
- Tabanın ne kadar pürüzlü olduğunu anlatır ve added temel fiildir.
Cevabı göster
Tabanı pürüzlendirmenin beklenen sonucunu verir ve added in the next step, glue sözcüğünü niteler.
They coat the top of the sole with a clear glue. Kalıp ifadeler
2:45Tabanın üstünü şeffaf bir yapıştırıcıyla kaplıyorlar.
coat the top of the sole with a clear glue: coat + yüzey + with + malzeme
Coat the top of the sole with a clear glue, bu yüzeyin üzerine bir kat şeffaf yapıştırıcı sürmek anlamına gelir. Burada coat, “kaplamak” anlamında bir fiildir; giysi olan “palto” anlamındaki isim değildir. Kalıp coat + yüzey veya nesne + with + kaplama malzemesi şeklindedir. The top of the sole kaplamayı alan yüzeydir; a clear glue ise bu katmanı oluşturan malzemedir.
Alıştırma
coat + object + with + material hedef kalıbını tamamlayın: Before baking, coat the pan ____ a thin layer of oil.
Cevabı göster
with
The shoes go through a series of heat treatments Öbek fiiller
2:54Ayakkabılar bir dizi ısıl işlemden geçiriliyor
and coats to strengthen the bond between the sole and the upper.
2:56ve taban ile üst kısım arasındaki bağı güçlendiren kaplamalar uygulanıyor.
go through a series of heat treatments: bir dizi ısıl işlemden geçmek
Burada go through, bir süreci “yaşamak veya o süreçten geçmek” anlamına gelir. Ayakkabılar birkaç ısıl işleme tabi tutulur; fiziksel bir geçitten ilerlemezler. go through + süreç, kontrol veya değişim yapısı, öznenin bütün aşamalara katıldığını gösterir. A series of, birbiriyle ilişkili birkaç işlemi tek bir sıra hâlinde toplar; öznenin bu aşamaları başarıyla geçtiğini belirtmez.
Alıştırma
“Her aşamayı yaşamak” anlamındaki deyimsel fiille cümleyi tamamlayın: Before release, the app must ____ several security checks.
Cevabı göster
go through
Then comes + isim öbeği özne
Then, bir sonraki adımı göstermek için cümlenin başına getirilmiştir. comes fiili, yeni tanıtılan isim öbeği özneden önce gelir ve Then comes + özne kalıbını oluşturur. Bu, özne-fiil devrikliğidir; emir cümlesi değildir ve then cümlenin öznesi değildir. Gerçek özne the final round of stitching ifadesidir. Bu nedenle comes, tekil ana sözcük round ile uyumludur. Bu yapı, anlatıyı veya süreç açıklamasını ilerletirken sıradaki aşamayı özellikle vurgular.
Alıştırma
Süreç anlatımını devrik Then comes + isim öbeği özne yapısıyla tamamlayın: We have finished the warm-up. ____ the first race.
Cevabı göster
Then comes
Thaely's laces are also made with recycled plastic.
3:07Thaely'nin bağcıkları da geri dönüştürülmüş plastikten yapılıyor.
This factory employs 170 people and makes shoes for three different companies.
3:11Bu fabrikada 170 kişi çalışıyor ve üç farklı şirket için ayakkabı üretiliyor.
We wanted to make sure that we're still using existing sneaker manufacturing techniques. Kalıp ifadeler
3:16Mevcut spor ayakkabı üretim tekniklerini kullanmaya devam ettiğimizden emin olmak istedik.
make sure that + yan cümle
make sure that + yan cümle, yan cümledeki durumun doğru olduğunu kontrol etmek veya gerçekleşmesini sağlamak için harekete geçmek demektir. Genellikle yalnızca emin olma hissini değil, etkin bir adımı anlatır. Burada wanted to make sure, ekibin tasarım sırasındaki önceki hedefini anlatıyor: mevcut spor ayakkabı üretim tekniklerini kullanmayı sürdürmeyi amaçlıyorlardı. Süreci ancak şimdi kontrol ettikleri anlamına gelmez.
Alıştırma
Hatırlatmayı, derste geçen ve “doğrulamak için harekete geçmek” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Before you send the file, ____ that the name is correct.
Cevabı göster
make sure
You know, we didn't want to reinvent the wheel. Deyimler
3:21Yani, tekerleği yeniden icat etmek istemedik.
reinvent the wheel: gereksiz tekrardan kaçınmak
Reinvent the wheel, zaten var olan ve işe yarayan bir yöntemi veya çözümü gereksiz yere yeniden oluşturmak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki wheel yalnızca bir mecazdır; gerçekten bir tekerlek icat edilmemektedir. Didn't want to ile birlikte kullanıldığında konuşmacı, bütün süreci sıfırdan yeniden kurmak yerine mevcut üretim tekniklerini kullanmayı pratik bir seçim olarak sunar. Bu ifade çoğu zaman tekrarlanan emeğin boşa gideceği yargısını taşır.
Alıştırma
Bir ekibin zaten güvenilir bir programlama aracı var. Birisi 'We don't need to reinvent the wheel.' diyor. Ne demek istiyor?
- Proje için gerçek bir tekerlek tasarlamalıyız.
- Yerleşmiş tüm yöntemleri reddedip yeniden başlamalıyız.
- Aynı işi tekrarlamak yerine mevcut aracı kullanmalıyız.
Cevabı göster
Aynı işi tekrarlamak yerine mevcut aracı kullanmalıyız.
Nitush turns out 15,000 pairs of shoes every week, Öbek fiiller
3:24Nitush her hafta 15.000 çift ayakkabı üretiyor
turns out + ürün miktarı: “üretmek” anlamı
Bu cümlede turns out, “imal eder” veya “üretir” anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Üretici Nitush’tur ve 15,000 pairs of shoes, haftalık üretim miktarını gösteren doğrudan nesnedir. Turn out ifadesinden hemen sonra bir ürün veya ürün miktarı geldiği için burada sonradan öğrenilen bir gerçekten değil, üretim kapasitesinden söz edilir.
Alıştırma
Cümleyi “imal eder” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: This small workshop ____ 200 wooden chairs a month.
Cevabı göster
turns out
That's recycled and some of it is also reused to make more ThaelyTex sheets.
3:32Bunlar geri dönüştürülüyor, bir kısmı da daha fazla ThaelyTex tabakası yapmak için yeniden kullanılıyor.
The tote bag used as packaging is made from four plastic bottles,
3:39Ambalaj olarak kullanılan bez çanta dört plastik şişeden yapılıyor,
and the shoe box made from recycled paper has seeds in it.
3:44geri dönüştürülmüş kâğıttan yapılan ayakkabı kutusunun içinde de tohumlar bulunuyor.
and grow a basil seedling in about two weeks.
3:50ve yaklaşık iki haftada bir fesleğen fidesi yetiştirebiliyor.
The company sold 300 pairs of sneakers in its first month
3:53Şirket ilk ayında 300 çift spor ayakkabı sattı
and says the shoes are built to last. Kalıp ifadeler
3:56ve ayakkabıların uzun ömürlü olacak şekilde üretildiğini söylüyor.
built to last: dayanıklı olması için tasarlanmış
Built to last, bir şeyin uzun süre kullanılabilir veya iyi durumda kalacak şekilde tasarlanıp üretildiği anlamına gelir. Buradaki to last, dayanıklılığın sürmesini ifade eder; “en son üretilen şey olmak” anlamına gelmez. Edilgen yapı are built, ayakkabıların nasıl üretildiğine odaklanırken to last amaçlanan sonucu belirtir. İfade bütünüyle dayanıklılığı ürünün bir özelliği olarak sunar.
Alıştırma
“Uzun süre kullanılabilir kalacak şekilde tasarlanmış ve üretilmiş” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: This steel toolbox is ____, even with daily use.
Cevabı göster
built to last
It lasts like any other sneaker for about two to three years,
4:01Diğer spor ayakkabılar gibi yaklaşık iki ila üç yıl dayanıyor;
depending on how it is used: nasıl kullanıldığına bağlı olarak
Depending on, yaklaşık iki ila üç yıl tahminini sınırlayan bir koşul getirir. Kullanım ömrü sabit değildir; spor ayakkabının nasıl kullanıldığına göre değişir. How it is used, gömülü bir wh yan cümlesidir. Edilgen anlam taşır ve bildirme cümlesi dizilişini kullanır: how + özne + be + geçmiş zaman ortacı; soru dizilişi olan how is it used kullanılmaz.
Alıştırma
Depending on ifadesini kullanıp how / it / is / used sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: The battery lasts six to ten hours, ____.
Cevabı göster
depending on how it is used
But can a small company like this compete with worldwide brands?
4:06Peki böyle küçük bir şirket dünya çapındaki markalarla rekabet edebilir mi?
Several have launched shoes from recycled plastic in recent years.
4:12Son yıllarda birkaç marka geri dönüştürülmüş plastikten ayakkabılar çıkardı.
a shoe made with recycled materials in June 2020.
4:18Geri dönüştürülmüş malzemelerden yapılan bu ayakkabı Haziran 2020'de çıktı.
Adidas makes a shoe that incorporates ocean plastic.
4:22Adidas, okyanus plastiği içeren bir ayakkabı üretiyor.
The company says it will produce 17 million pairs of them in 2021.
4:25Şirket, 2021'de bu ayakkabıdan 17 milyon çift üreteceğini söylüyor.
That means it's likely that a global brand like Adidas Anlatım akışı
4:31Bu, Adidas gibi küresel bir markanın muhtemelen
sold more recycled sneakers in an hour Dilbilgisi
4:34bir saatte sattığı geri dönüştürülmüş spor ayakkabı sayısının,
than Thaely has sold since the company launched.
4:37Thaely'nin kuruluşundan beri sattığı toplam sayıdan fazla olduğu anlamına geliyor.
That means it's likely that: bu, muhtemelen ... olduğu anlamına gelir
That means önceki bilgiyi bir sonuca bağlar; böylece iletiyi önce kanıt, sonra çıkarım gelecek şekilde düzenler. Buradaki that yeni bir nesneye değil, daha önce verilen üretim sayısına gönderme yapar. It's likely that iddianın kesinliğini azaltır: karşılaştırma doğrudan doğrulanmış bir satış istatistiği değil, makul bir tahmindir. İki ifade birlikte, “kanıt bu sonucu destekliyor ama ispatlamıyor” anlamına gelir.
Alıştırma
Yeniden tasarımdan sonra satışlar arttı, ancak hiçbir çalışma nedeni doğrulamadı. Hangi sonuç bu kanıta dayanan temkinli bir çıkarımı en iyi biçimde ifade eder?
- It's a confirmed fact that the redesign helped.
- That means it's likely that the redesign helped.
- That proves that the redesign helped.
Cevabı göster
That means it's likely that the redesign helped.
sold more ... than ... has sold since launch ile toplamları karşılaştırma
more ... than sözcükleri miktar karşılaştırması kurar. İlk toplam, küresel bir markanın bir saatte sattığı sayıdır; ikinci toplam ise Thaely'nin kuruluşundan konuşma anına kadar sattığı her şeydir. more ile than arasındaki uzun ifadeler bu eşleşmeyi değiştirmez. Basit geçmiş zamandaki sold, bir saatlik satışı tamamlanmış bir olay olarak sunar. Has sold, since the company launched ile kullanılır; çünkü bu dönem şirketin kuruluşuyla başlayıp bugüne kadar devam eder ve launched başlangıç olayını belirtir. Her zaman ifadesi kendi fiiline bağlıdır, bu nedenle cümle çok büyük bir ölçek farkını vurgular.
Alıştırma
Okulun tek günlük cumartesi etkinliğini kulübün eylülden bugüne kadarki toplamıyla karşılaştırıyorsunuz. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?
- Our school collected as many cans on Saturday as the club has collected since September.
- Our school collected more cans on Saturday than the club has collected since September.
- Our school has collected more cans since Saturday than the club collected in September.
Cevabı göster
Our school collected more cans on Saturday than the club has collected since September.
This is a project that is going to fund itself. Kelime
4:47Bu, kendi masraflarını karşılayacak bir proje.
fund itself: bir projenin maliyetlerini kendi parasıyla karşılaması
Fund itself, projenin kendi masraflarını karşılayacak kadar para üretmesi veya sağlaması anlamına gelir. Burada beklenen kaynak projenin ticari geliridir; bu nedenle ifade, projenin sürekli dış finansmana ihtiyaç duymadan mali açıdan devam edebileceğini belirtir. Itself, project sözcüğüne geri dönen bir dönüşlülük zamiridir. İfade, projenin kelimenin tam anlamıyla kendisine para verdiği bir görüntü oluşturmaz ve tek başına çevresel sürdürülebilirlik hakkında bilgi vermez.
Alıştırma
Cümleyi fund ve doğru dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: After ticket sales begin, the festival can ____.
Cevabı göster
fund itself
it's going to help enrich the lives of the sanitation workers
4:51birlikte çalıştığımız temizlik işçilerinin hayatını iyileştirmeye
Bhave got the idea for Thaely when he was in business school.
4:59Bhave, işletme okulundayken Thaely fikrini buldu.
We had a Shark Tank-like competition in my university, Kültür
5:02Üniversitemde Shark Tank benzeri bir yarışma vardı
Shark Tank-like competition: ad + -like kullanımı
Shark Tank, girişimcilerin fikirlerini yatırımcılara sunduğu bir ABD iş dünyası realite programıdır. Bu gönderme, üniversitedeki etkinlikte iş fikirlerinin sunulup değerlendirildiğini anlatır; yarışmanın köpek balıklarıyla ilgisi yoktur. -like eki “benzer” veya “tarzında” anlamını verir. Shark Tank-like competition, programın biçiminin bazı yönlerini örnek alan bir yarışmadır; resmî programla bağlantılı ya da onun bir parçası olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi “Shark Tank'e benzer” anlamındaki ad + -like biçimiyle tamamlayın: Our school held a ____ pitch competition.
Cevabı göster
Shark Tank-like
make my design project into a real business idea. Dilbilgisi
5:08tasarım projemi gerçek bir iş fikrine dönüştürme fırsatı buldum.
make my design project into a real business idea: make + nesne + into + sonuç
make my design project into a real business idea ifadesinde make fiilinin nesnesi my design project olur ve into, sonuç olan a real business idea ifadesini getirir. Kalıp make + nesne + into + sonuç şeklindedir ve bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek veya geliştirmek anlamına gelir. the project became an idea demekten farklı olarak bu kalıp, değişime neden olan kişinin eylemini vurgular. Buradaki business idea, uygulanabilir bir ticari kavram anlamına gelir; mutlaka faaliyette olan bir şirket demek değildir.
Alıştırma
Geçmiş zaman cümlesini make ... into ile tamamlayın: Yesterday, we ____ the old crate ____ a bookshelf.
Cevabı göster
made · into
He says private investors funded the launch of his business.
5:11Bhave, şirketini kurma sürecini özel yatırımcıların finanse ettiğini söylüyor.
The name of the Y2K Pro shoe is a reference to the early 2000s. Kültür
5:16Y2K Pro ayakkabısının adı 2000'lerin başlarına gönderme yapıyor.
Y2K Pro ... 2000'lerin başı
Y2K aslında 2000 yılını ifade eder. Moda ve tasarım alanında ise çoğu zaman milenyum dönemi civarındaki, özellikle 2000’lerin başındaki tarzı ve kültürel havayı adlandırır. Burada Y2K Pro, ayakkabının tasarımının o dönemden esinlendiğini gösterir; bilgisayar sorununa gönderme yapmaz. Cümledeki the early 2000s ifadesi dönemi daha doğrudan belirtir ve ürün adını retro tasarım anlayışıyla ilişkilendirir.
Alıştırma
Ayakkabı cümlesinde Y2K neyi ifade ediyor?
- Ayakkabının beden kodu
- 2000 yılı civarındaki bilgisayar tarih sorunu
- 2000’lerin başıyla bağlantılı bir tarz ve kültürel görünüm
- O döneme ait bir basketbol kuralı
Cevabı göster
2000’lerin başıyla bağlantılı bir tarz ve kültürel görünüm
He was inspired by basketball and skate shoes from that era,
5:22Bhave, o dönemin basketbol ve kaykay ayakkabılarından ilham aldı;
even though at that time he had a toddler-sized foot. Kelime
5:26o yıllarda ayağı henüz yürümeye yeni başlayan bir çocuğunki kadardı.
toddler-sized: yürümeye başlayan bir çocuk boyutunda
toddler-sized ifadesinde toddler referans noktasıdır; -sized ise bu birleşimi bir birleşik sıfata dönüştürür. İfade, isme göre, bir şeyin yaklaşık olarak yürümeye başlayan bir çocuğun boyutunda olduğunu veya böyle bir çocuk için üretildiğini belirtir. Burada onun ayağının çok küçük olduğunu anlatır. Bu ifade ayrıca eğlenceli bir karşıtlık yaratır: daha büyük çocukların ayakkabı stilleri ilgisini çekerken o sırada ayağı hâlâ küçük bir çocuğun ayağı kadardı. Aynı kalıp pocket-sized gibi başka ifadelerde de kullanılabilir.
Alıştırma
-sized yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The museum has a sized-toddler chair for small children.
- The museum has a toddler-sizedly chair for small children.
- The museum has a toddler size chair for small children.
- The museum has a toddler-sized chair for small children.
Cevabı göster
The museum has a toddler-sized chair for small children.
It seems like Thaely is on to something with the idea of how to add value to discarded bags. Notlar
5:30Thaely, atılan poşetlere değer katmanın umut verici bir yolunu bulmuş gibi görünüyor.
Be on to something: umut veren bir fikir veya ipucu yakalamak
Burada be on to something, umut verici görünen ve araştırmaya değer bir fikir ya da ipucuna sahip olmak demektir. Olumlu bir değerlendirmedir, ancak başarının kesin olduğunu söylemez. Bu altyazıda on to iki ayrı sözcük olarak yazılmıştır. İfade deyimseldir; bir yüzeyin üzerine hareket etmeyi anlatmaz. It seems like, değerlendirmeyi daha da temkinli kılar.
Alıştırma
Leo'nun küçük deneyi iki kez işe yaradı. Arkadaşı "You may be on to something." diyor. Arkadaşı ne demek istiyor?
- Bir nesnenin üstünde duruyorsun.
- Fikrin umut verici ve araştırmaya değer olabilir.
- Çalışmayı kesinlikle başarıyla tamamladın.
Cevabı göster
Fikrin umut verici ve araştırmaya değer olabilir.
Add value to: bir şeyi daha kullanışlı veya değerli hâle getirmek
Bu cümlede add value to discarded bags, atılmış çantaları daha kullanışlı, dayanıklı, çekici veya ekonomik açıdan değerli hâle getirmek için iyileştirmek anlamına gelir. Bu süreç, istenmeyen malzemeyi insanların kullanıp satın alabileceği bir ürüne dönüştürür. Kalıp add value to + isim şeklindedir. Value, fiyattan daha geniş bir kavramdır: fiyat değişmeden önce bile işlevi veya kaliteyi iyileştiren bir değişiklik değer katabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “bir şeyi daha kullanışlı veya değerli hâle getirmek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Better insulation can ____ a home by lowering its energy costs.
Cevabı göster
add value to
Indian authorities required all plastic bag makers to manufacture thicker bags. Dilbilgisi
5:38Hindistan makamları, tüm plastik poşet üreticilerinin daha kalın poşetler üretmesini zorunlu kıldı.
Tüm plastik poşet üreticilerinin daha kalın poşetler üretmesini zorunlu tutmak
require + person or organization + to + verb yapısında, require’dan sonraki isim hareket etmesi gereken taraftır. Bu cümlede all plastic bag makers ifadesi required fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda manufacture fiilinin örtük öznesini belirtir. Bu yapı üç rolü açıkça ayırır: bir makam yükümlülüğü koyar, kişi veya kuruluş bu yükümlülüğü üstlenir ve to ile kurulan mastar gereken eylemi belirtir. Fiilden önce to kullanılmalıdır: require someone do değil, require someone to do denir.
Alıştırma
wear fiilini doğru require + person + to do biçimine getirin: The safety code requires all visitors ____ protective glasses.
Cevabı göster
to wear
The idea is that more durable bags are easier to recycle Dilbilgisi
5:43Buradaki fikir, daha dayanıklı poşetlerin daha kolay geri dönüştürülebilmesi
Daha dayanıklı poşetlerin geri dönüştürülmesi daha kolaydır
more durable bags ifadesinde more, durable sözcüğünü niteler: poşetler, karşılaştırıldıkları poşetlerden daha sağlamdır veya daha uzun süre dayanır. bags are easier to recycle ifadesinde geri dönüşüm eylemini poşetler yapmaz. X is easy/easier to + verb kalıbı, belirtilmeyen bir kişinin eylemi X üzerinde kolay veya daha kolay yapabildiği anlamına gelir. Burada insanlar poşetleri geri dönüştürür; poşetler ise geri dönüştürülen nesnelerdir.
Alıştırma
Burada "more durable bags are easier to recycle" ne anlama geliyor?
- İnsanlar daha dayanıklı poşetleri daha kolay geri dönüştürebilir.
- Daha dayanıklı poşetler diğer nesneleri daha kolay geri dönüştürebilir.
- Poşetler kendilerini geri dönüştürdükleri için daha dayanıklı hâle gelir.
Cevabı göster
İnsanlar daha dayanıklı poşetleri daha kolay geri dönüştürebilir.
and that rag pickers will be more likely to collect them. Dilbilgisi
5:47ve atık toplayıcılarının bunları toplama ihtimalinin daha yüksek olması.
be more likely to collect: daha yüksek olasılığı ifade etmek
Be more likely to collect, bir şeyi toplama olasılığının daha önceye veya başka bir duruma göre daha yüksek olduğu anlamına gelir. Be, özneyi karşılaştırmalı olasılık ifadesine bağlar; to collect ise olasılığı artan eylemi belirtir. Burada konuşan kişi politikanın olası bir etkisini öngörüyor, kesin bir sonuç vaat etmiyor. Torbaların atık toplayıcıları tarafından toplanma ihtimali daha yüksek, ancak toplanacakları garanti değil.
Alıştırma
İstek veya kesinlik değil, artan olasılık anlamını göstermek için cümleyi hangi ifade en iyi tamamlar? The clear labels mean recycling workers will be ___ the containers.
- less likely to collect
- certain to collect
- more likely to collect
- willing to collect
Cevabı göster
more likely to collect
And once a customer is through with a Thaely sneaker, Öbek fiiller
5:51Müşteri bir Thaely spor ayakkabısını artık kullanmayacak hâle geldiğinde,
is through with: bir şeyi kullanmayı bitirmek
Is through with bir şey, onu kullanmayı bitirmek veya artık ona ihtiyaç duymamak anlamına gelir. Burada müşteri spor ayakkabısını kullanmayı bitirmiştir; bu nedenle ayakkabı iade ya da geri dönüşüm sürecine geçebilir. Be through with bir görevi bitirmek veya bir şeyle ilgilenmeyi tamamlamak anlamına da gelebilir. Buradaki nesne bir ürün olduğu için doğal anlam tarafsızdır: müşteri ürünü kullanmayı bitirmiştir, onu öfkeyle reddetmiyordur.
Alıştırma
Mia'nın kitabı kullanmayı bitirdiğini ve kızgın olmadığını anlatmak için cümleyi hangi ifade en iyi tamamlar? After the last chapter, Mia is ___ the book and returns it to the library.
- interested in
- through with
- responsible for
- fed up with
Cevabı göster
through with
Bhave says they can send it back to the company for a discount. Öbek fiiller
5:54Bhave, ayakkabıyı indirim karşılığında şirkete geri gönderebileceğini söylüyor.
send it back: anlamı ve zamirin yeri
Bu cümlede send it back, kullanılmış ürünü genellikle kargoyla şirkete geri göndermek demektir. Back, önceki sahibine ya da yerine dönüşü gösterir; vücudun bir bölümünü ifade etmez. Send ... back ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it veya them gibi bir zamirse, zamir send ile back arasına gelir: send it back; send back it denmez. Nesne bir isimse hem send the shoes back hem de send back the shoes kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi send ... back ile tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: These headphones are faulty, so I'll ____ to the store.
Cevabı göster
send them back
This allows us to responsibly recycle them. Dilbilgisi
5:58Bu sayede ayakkabıları sorumlu bir şekilde geri dönüştürebiliyoruz.
allow us to responsibly recycle: allow + kişi + to-infinitive yapısı
Burada This, iade programını ifade eder. It allows us to responsibly recycle them, programın sorumlu geri dönüşümü mümkün kılan koşulları oluşturduğu anlamına gelir. Buradaki allow esas olarak bir kişinin izin vermesi anlamında değildir. Kalıp allow + kişi + to + fiilin yalın hâlidir: allows us to recycle. Responsibly zarfı geri dönüşümün nasıl yapıldığını anlatır, bu nedenle doğal olarak recycle sözcüğünün önünde yer alır.
Alıştırma
Allow fiilinin doğru biçimini ve to sözcüğünü kullanın: The new ramp ____ wheelchair users ____ enter the building more easily.
Cevabı göster
allows · to
and we're donating them to charities and refugee camps.
6:02ve hayır kurumlarıyla mülteci kamplarına bağışlıyoruz.