Matematiksel Olarak Üstün Oy Verme Sistemi: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Hayvanlar Krallığı’ndaki seçim; çoğunluk sistemi ile alternatif oyu sıralama, oy aktarımı, stratejik oy ve spoiler etkisi üzerinden karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. first-past-the-post voting system. — Kültür, medya ve gerçek yaşam: en çok oy alanın çoğunluk olmadan nasıl kazanabildiğini anlayın ve sıralı oyla farkını izleyin. 2. Turtle, beloved though he is — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: ödünleyici devrik yapıyı “sevilmesine rağmen” olarak tanıyın ve karşıt sonucu nasıl hazırladığını görün. 3. That being said, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: kabul edilen kusurları koruyup daha güçlü bir karşı sava geçen mantıklı dönüşü ayırt edin.
Bu derste
Queen Lion of the Animal Kingdom is displeased.
0:01Hayvanlar Krallığı'nın Aslan Kraliçesi hoşnutsuz.
She recently introduced elections for the office of king using the first-past-the-post voting system. Kültür
0:03Kısa süre önce kralı seçmek için tek isimli tek turlu oy sistemini kullanarak seçimleri başlattı.
First-past-the-post seçim sistemi
First-past-the-post, en yüksek sayıda oyu alan adayın kazandığı bir seçim sistemidir. Kazananın her rakibinden daha fazla oy alması gerekir, ancak tüm oyların yarısından fazlasını alması şart değildir. Ad, yarış benzetmesine dayanır: kazanan, bitiş direğine ilk ulaşan kişidir. Sıklıkla FPTP olarak kısaltılır.
Alıştırma
Üç adaylı bir seçimde Ana %42, Ben %35 ve Cara %23 oy alıyor. First-past-the-post sisteminde ne olur?
- Hiç kimse %50'yi geçmediği için otomatik olarak ikinci tur gerekir.
- Adaylar makamı oy oranlarına göre paylaşır.
- Ana en çok oyu aldığı için kazanır.
Cevabı göster
Ana en çok oyu aldığı için kazanır.
While her realm started out as a healthy democracy Öbek fiiller
0:08Krallığı başlangıçta sağlıklı bir demokrasi olarak yola çıkıp
started out as: başlangıçtaki bir rol veya durum
Start out as + isim öbeği, daha sonra bir değişiklik yaşanmadan önce başlangıçta belirli bir kimliğe, role, duruma veya biçime sahip olmak demektir. Burada krallık başlangıçta sağlıklı bir demokrasiydi. Bu ifade, sonraki durumla karşılaştırılacak başlangıç noktasını vurgular. Fiziksel olarak yola çıkmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, ilk biçimi anlatan üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The tiny café ____ a weekend market stall before moving into a permanent shop.
Cevabı göster
started out as
with many parties running candidates for king,
0:10birçok partinin kral adayı çıkardığı bir yer olsa da,
Devolved into: daha kötü bir duruma dönüşmek
Bu cümlede devolved into, giderek daha kötü veya daha az istenen bir duruma dönüştü anlamına gelir. Konuşmacı iki partili yönetimi tarafsız bir gelişme aşaması olarak değil, bir gerileme olarak sunar. X devolves into Y kalıbı genellikle bir sistemin, tartışmanın, olayın veya durumun niteliğini, düzenini ya da kontrolünü kaybederek Y hâline gelmesini anlatır.
Alıştırma
Değişimi bir kötüleşme olarak sunan bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The orderly meeting ____ a shouting match.
Cevabı göster
devolved into
but trapped within the system because of a problem called the spoiler effect. Notlar
0:16ancak oy bölme etkisi denen bir sorun yüzünden sistemin içine hapsolmuşlardı.
Trapped within the system: kurallarla kısıtlanan seçimler
Trapped within the system ifadesindeki trapped mecaz anlamlıdır. Kimse fiziksel olarak hapsedilmemiştir; sistemin kuralları ve teşvikleri diğer seçenekleri zor veya maliyetli hâle getirir. İfade, insanların mevcut seçenekleri sevmemelerine rağmen yapının dışında hareket edemeyeceklerini hissedebileceklerini vurgular. Kısıtlamayı kişisel değil, sistem kaynaklı olarak sunar.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: Small sellers are trapped within the system because leaving the platform would cost them most of their customers. Trapped within the system ne anlama geliyor?
- Şirketin ofisinde fiziksel olarak kilitli durumdalar.
- Sistemi onlar tasarladı ve her bölümünü kontrol ediyorlar.
- Kurallar ve maliyetler onlara uygulamada çok az hareket özgürlüğü bırakıyor.
Cevabı göster
Kurallar ve maliyetler onlara uygulamada çok az hareket özgürlüğü bırakıyor.
spoiler effect ifadesinin seçimlerdeki anlamı
Spoiler effect, daha az rekabetçi bir adayın benzer bir adayın oylarını bölerek o seçmenlerin daha az tercih edebileceği bir rakibin kazanmasını kolaylaştırdığı seçim sonucudur. Burada spoiler, bir hikâyenin bir kısmını açıklamak anlamına gelmez. Benzer seçmenlere hitap eden adaylar arasındaki desteği bölerek sonucu değiştirmek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi durum spoiler effect kavramını en iyi gösterir?
- Önde gelen aday ilk sayımda oyların yarısından fazlasını alır.
- Bir seçmen, kampanya videosunu izlemeden önce videonun sonunu öğrenir.
- Kaybeden aday, oy pusulaları zarar gördüğü için yeniden sayım ister.
- Daha küçük bir aday, benzer görüşteki önde gelen adayın desteğini bölerek rakiplerinin kazanmasını sağlar.
Cevabı göster
Daha küçük bir aday, benzer görüşteki önde gelen adayın desteğini bölerek rakiplerinin kazanmasını sağlar.
one of Queen Lion's subjects from a distant land,
0:20Aslan Kraliçe'nin uzak diyarlardan gelen tebaasından biri,
Alternative vote sisteminin işleyişi
Alternative vote, seçmenlerin adayları tercih sırasına koyduğu ve tek bir kazananın seçildiği bir oylama sistemidir. Hiç kimse ilk tercihlerin çoğunluğunu alamazsa en az oy alan aday elenir ve bu oylar her seçmenin hâlâ yarışta olan bir sonraki tercihine aktarılır. Bir aday çoğunluğu elde edene kadar sayım devam eder. Bu adlandırmada alternative, yerleşmiş terimin bir parçasıdır; seçmenin ayrı bir alternatif oy pusulası kullandığı anlamına gelmez. Sistem yaygın olarak instant-runoff voting diye de adlandırılır.
Alıştırma
Alternative vote sisteminde hiçbir aday ilk tercih oylarının çoğunluğunu alamazsa sırada ne olur?
- Her seçmen yalnızca iki adın bulunduğu tamamen yeni bir oy pusulası kullanır.
- En az oy alan aday elenir ve bu oylar yarışta kalan bir sonraki tercihlere aktarılır.
- En çok ilk tercih oyunu alan aday, çoğunluğu olmasa bile hemen kazanır.
- Tüm adayların oy toplamı aynı kalır ve seçim beraberlikle sona erer.
Cevabı göster
En az oy alan aday elenir ve bu oylar yarışta kalan bir sonraki tercihlere aktarılır.
Amaç geçişi olarak To find out
To find out, “cevabı öğrenmek için” anlamına gelir. Önceki bir soruyu, o sorunun cevaplanmasına yardımcı olacak sonraki eyleme bağlar: aynı seçmeni her iki sistemde takip etmek. Cümlenin başındaki bu amaç ifadesi açıklamayı soru → yöntem → cevap şeklinde düzenler. Bu bir emir değildir; konuşmacının neden birazdan bu örneği kullanacağını açıklar.
Alıştırma
Örnek cümlede “To find out” ne işe yarıyor?
- Seçmeni takip etmenin amacını açıklar.
- Seçmene seçimi araştırmasını emreder.
- Cevabın zaten bulunduğunu söyler.
Cevabı göster
Seçmeni takip etmenin amacını açıklar.
Running for + seçimle gelinen bir pozisyon
Burada running for, bir seçimde aday olarak yarışmak anlamına gelir. Kişi kral seçilmeye çalışmaktadır; fiziksel olarak koşmak söz konusu değildir. Kalıp run for + makam veya pozisyon şeklindedir; run for president, run for mayor ve run for a seat buna örnektir. Bu kurgusal örnekte king, özellikle seçimle gelinen bir makam gibi ele alınmıştır.
Alıştırma
Cümleyi “aday olarak yarışmak” anlamındaki iki kelimelik seçim ifadesiyle tamamlayın: Maya hopes to become mayor, so she is ____ mayor in next month’s election.
Cevabı göster
running for
Red Squirrel gets a ballot where he picks just one candidate.
0:39Kızıl Sincap sadece bir aday seçebileceği bir oy pusulası alır.
Red Squirrel really likes Turtle and even campaigned for him.
0:43Kızıl Sincap Kaplumbağa'yı gerçekten seviyor ve hatta onun için kampanya yürüttü.
And what, starts to wonder Red Squirrel,
0:49Peki ya diğer hayvanlar diye merak etmeye başlar Kızıl Sincap.
The debates on the Animal News Network only had the big parties,
0:54Hayvan Haber Ağı'ndaki tartışmalarda sadece büyük partiler yer aldı,
so Red Squirrel thinks it's going to be a close race between Gorilla and Leopard. Kalıp ifadeler
0:57bu yüzden Kızıl Sincap Goril ve Leopar arasında başa baş bir yarış olacağını düşünüyor.
a close race between A and B: A ile B arasında başa baş bir yarış
a close race between A and B ifadesinde race bir rekabet anlamına gelir; burada koşu yarışı değil, seçim yarışı kastedilir. Close, iki tarafın desteğinin veya performansının neredeyse eşit olduğunu ve bu nedenle sonucu tahmin etmenin zor olduğunu belirtir. between A and B yapısı yarışan tarafların adını verir. A close race seçimleri, spor karşılaşmalarını, ödül yarışlarını veya farkın küçük olduğu başka rekabetleri anlatabilir.
Alıştırma
Çok küçük fark bulunan bir rekabeti anlatan dersteki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: With both candidates polling at 49 percent, it is ____ Maya and Leo.
Cevabı göster
a close race between
be deathly afraid of: bir şeyden aşırı derecede korkmak
Deathly afraid of, birinden veya bir şeyden aşırı derecede korkmak anlamına gelir. Burada deathly, afraid sözcüğünün derecesini güçlendirir; kişinin ölü olduğu anlamına gelmez. Yapı be deathly afraid of + kişi, hayvan, nesne veya durum şeklindedir. Very afraid ifadesinden çok daha güçlü bir korku anlatır ve çoğu zaman dramatik ya da abartılı duyulur.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “bir şeyden aşırı derecede korkmak” anlamına gelen kalıp ifadeyle tamamlayın: Leo refuses to enter the cave because he is ____ bats.
Cevabı göster
deathly afraid of
he gives his one vote to Gorilla in hopes of preventing Leopard from becoming king. Notlar
1:06Leopar'ın kral olmasını engellemek umuduyla tek oyunu Goril'e verir.
Umulan sonucu anlatan in hopes of + -ing
In hopes of + -ing, bir eylemi motive eden umulan sonucu açıklar. Burada seçmen, bunun Leopar'ın kral olmasını engelleyeceğini umduğu için oyunu verir; bu kullanım başarının kesin olduğu anlamına gelmez. of sonrasında bir isim veya -ing biçimi kullanılır. Bu kalıp, gerçek bir eylemi kişinin istediği sonuçla ilişkilendirir: do something in hopes of achieving something.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Omar checked the map twice ____ avoiding a wrong turn.
Cevabı göster
in hopes of
prevent someone or something from + -ing yapısı
Prevent + nesne + from + -ing, bir kişinin bir şey yapmasını ya da bir eylemin veya sonucun gerçekleşmesini engellemek anlamına gelir. Burada seçmenin engellemek istediği sonuç, Leopar'ın kral olmasıdır. Nesne, prevent ile from arasına gelir: prevent someone/something from doing something. Altyazıdaki preventing Leopard from becoming king bu kalıbı izler.
Alıştırma
Cümleyi prevent ... from + -ing kalıbıyla tamamlayın: The tight lid ____ water ____ spilling out.
Cevabı göster
prevents · from
and it's a necessity under first-past-the-post.
1:11ve tek isimli tek turlu sistemde bir zorunluluktur.
Stratejik oy kullanma
Stratejik oy kullanma, yalnızca en sevilen adaya oy vermek yerine sonucu etkileme ihtimaline göre bir aday seçmek demektir. Bir seçmen, daha az tercih ettiği bir adayın kazanmasını önlemeye yardımcı olmak için ikinci tercihine oy verebilir. Bu cümlede ifade, en çok oyu alanın kazandığı sistemde görülen belirli bir oy verme davranışını adlandırır; yalnızca dikkatle planlanmış herhangi bir eylem anlamına gelmez. necessity sözcüğü, yalnızca en çok oyu alan aday kazandığı için seçmenlerin bunu yapmak zorunda hissedebileceğini anlatır.
Alıştırma
Hangi durum strategic voting için en açık örnektir?
- Bir seçmen, diğer adayların şansını düşünmeden en sevdiği adaya oy verir.
- Bir seçmen, seçim gününden önce oy kullanacağı yerin adresini kontrol eder.
- Bir seçmen, en sevmediği adayı yenme ihtimali daha yüksek olduğu için ikinci tercihindeki adaya oy verir.
Cevabı göster
Bir seçmen, en sevmediği adayı yenme ihtimali daha yüksek olduğu için ikinci tercihindeki adaya oy verir.
he can rank them in order of his most favorite to his least. Kalıp ifadeler
1:20en sevdiği adaydan en az sevdiğine doğru bir sıralama yapabilir.
Instead of picking: instead of + -ing yapısı
Instead of, bir eylemin yerine geçen seçeneği veya alternatifi tanıtır. Ardından bir fiil geldiğinde of bir edat olduğu için fiil -ing biçimini alır: instead of picking denir, instead of pick denmez. Burada instead of picking one candidate önce değiştirilecek eski yöntemi gösterir. Ana cümle daha sonra alternatifi verir: adayları sıralamak.
Alıştırma
İngilizce cümleyi accept fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Instead of ____ the first offer, Sam compared all three.
Cevabı göster
accepting
rank them in order of: onları bir ölçüte göre sıralamak
Bu cümlede rank, birden fazla kişi veya şeyi birbirine göre sıraya koymak anlamında kullanılan bir fiildir. Them sıralanan gruptur; in order of ise sıralamada kullanılan ölçütü belirtir. Yeniden kullanılabilen yapı rank + nesneler + in order of + ölçüt biçimindedir; rank the proposals in order of importance buna bir örnektir. Devamındaki bölüm, buradaki gibi en sevilenden en az sevilene kadar iki ucu da gösterebilir.
Alıştırma
Görevlerin önceliğe göre sıralanması gerektiğini anlatan hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: Please ____ priority before the meeting.
Cevabı göster
rank the tasks in order of
He goes into the voting booth and gets the same ballot as before,
1:23Oy verme kabinine girer ve öncekiyle aynı oy pusulasını alır,
so he stops filling in his ballot and drops it in the box. Öbek fiiller
1:32bu yüzden oy pusulasını doldurmayı bırakır ve sandığa atar.
filling in his ballot: oy pusulasını doldurmak
Burada filling in his ballot, oy pusulasında gerekli seçimleri yazmak veya işaretlemek anlamına gelir. Fill in, bir belgeyi tamamlamakla ilgili bir öbek fiildir; bir şeyin içine malzeme koyarak onu doldurmak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı fill in + belge veya bölüm biçimindedir; fill in a form ve fill in the details buna örnektir. His yalnızca oy pusulasının kime ait olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, gerekli bilgileri yazmak anlamındaki yaygın Britanya İngilizcesi öbek fiiliyle tamamlayın: Before you submit the application, please ____ every section.
Cevabı göster
fill in
Red Squirrel doesn't care exactly what happens.
1:36Kızıl Sincap tam olarak ne olacağını umursamıyor.
He has other things on his mind and he heads off. Notlar
1:37Aklında başka şeyler var ve çekip gidiyor.
other things on his mind: aklını meşgul eden başka şeyler
Having other things on his mind, başka konuların kişinin dikkatini meşgul ettiği anlamına gelir. Bu cümlede, onun neden artık o anda yapılan işe odaklanmadığını açıklar; başının üzerinde gerçekten duran bir şey yoktur. Kullanılabilir kalıp have + something + on + my/your/his/her mind şeklindedir. Bağlama göre bu düşünce bir endişe, sorumluluk ya da yalnızca başka bir ilgi olabilir.
Alıştırma
Lena yarınki sınavı sürekli düşündüğü için odaklanamıyor. Hangi cümle onu en iyi anlatır?
- She has tomorrow's test on her mind.
- She has tomorrow's test in mind.
Cevabı göster
She has tomorrow's test on her mind.
heads off: ayrılıp başka bir yere gider
Burada heads off, bulunduğu yerden ayrılıp başka bir yere gitmek anlamına gelir. Herhangi bir varış noktası belirtilmez; ifade yalnızca onun sahneden ayrıldığını gösterir. Bu hareket anlamında head off tek başına kullanılabilir ya da ardından to veya for ile bir varış noktası gelebilir. Fiilin biçimi özneye ve zamana göre heads off veya headed off şeklinde değişir.
Alıştırma
Başka bir yere gitmek üzere ayrılmak anlamındaki bu derste geçen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: After saying goodbye, Noah ____.
Cevabı göster
heads off
Doğrudan hitap olarak “But you, dear citizen,”
“But you, dear citizen,” doğrudan hitaptır: anlatıcı açıklamaya kısa bir ara verip izleyiciyle, sanki izleyici hikâye dünyasının bir vatandaşıymış gibi konuşur. Virgüller, dear citizen ifadesinin bir seslenme olduğunu ve you want to know yan cümlesinin parçası olmadığını gösterir. Bu anlatım izleyiciyi yeniden odağa alır ve açıklamaya sıcak, biraz da teatral bir ton verir. Buradaki dear sıcak bir saygı ifade eder; akrabalık ya da romantik ilişki anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede “dear citizen” ifadesinin temel etkisi nedir?
- İzleyiciye sıcak ve biraz teatral bir rolle doğrudan hitap eder.
- Oyları sayan kişiyi belirtir.
- İzleyicinin konuşanın yakın akrabası olduğunu söyler.
Cevabı göster
İzleyiciye sıcak ve biraz teatral bir rolle doğrudan hitap eder.
Başlangıç ifadesi“here goes”
Here goes, bir eyleme, denemeye, gösterime veya açıklamaya başlamadan hemen önce kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Bu cümlede so here goes, giriş bölümünden oyların nasıl sayıldığına ilişkin açıklamaya geçiş yapar. Bu ifade, birinin kelimenin gerçek anlamıyla “buraya gittiğini” anlatmaz. “Şimdi başlıyorum” veya “Hadi başlayalım” anlamına gelir ve çoğu zaman konuşanın denemeye hazır olduğunu hissettirir.
Alıştırma
Cümleyi, bu dersteki “şimdi başlıyorum” anlamına gelen iki kelimelik konuşma ifadesiyle tamamlayın: “You asked for a demonstration, so ____.”
Cevabı göster
here goes
Turtle, beloved though he is with some of the citizenry, Dilbilgisi
1:45Kaplumbağa, bazı vatandaşlar tarafından sevilmesine rağmen,
beloved though he is karşıtlık yapısı
Beloved though he is, “seviliyor olsa da” anlamına gelir. beloved sıfatı though sözcüğünün önüne alınır; özne ve fiil he is olarak kalır: sıfat + though + özne + be. Bu yapı önce bir gerçeği kabul eder, ardından bu gerçeğin yarattığı beklentiye ters düşen bir sonuca hazırlar. Burada sevilmek, Turtle’ın sonuncu olmasını engellemez.
Alıştırma
Maya’nın yetenekli olduğu düşüncesini adjective + though + subject + be yapısıyla yeniden ifade edin: “____, Maya did not win yesterday.”
Cevabı göster
Talented though she is
Because the voters ranked their candidates in order,
1:51Seçmenler adaylarını sıraya koydukları için,
we can know what would have happened if Turtle didn't run. Dilbilgisi
1:53Kaplumbağa yarışa girmeseydi ne olacağını bilebiliriz.
what would have happened if ... geçmişe aykırı varsayım kalıbı
What would have happened, hâlâ gerçekleşmesi beklenen bir olayı değil, geçmişteki hayalî bir sonucu sorar. would have + geçmiş zaman ortacı gerçekleşmemiş geçmiş sonucu belirtir; if yan cümlesi ise gerçekte gerçekleşmeyen koşulu verir. Bu cümlede didn't run, gerçekleşmemiş koşulu konuşma dilinde ifade eder. Özenli ve resmî İngilizcede hadn't run, daha önceki zamana ait karşı-olgusal koşulu daha açık gösterir: what would have happened if Turtle hadn't run.
Alıştırma
Seçim sona erdi ve Turtle gerçekten aday oldu. Hangi soru geçmişte gerçekleşmemiş bir alternatifi en açık biçimde soruyor?
- What would happen if Turtle didn't run?
- What would have happened if Turtle hadn't run?
- What will happen if Turtle doesn't run?
Cevabı göster
What would have happened if Turtle hadn't run?
Without Turtle, voters like Red Squirrel would have picked Owl instead,
1:55Kaplumbağa olmasaydı, Kızıl Sincap gibi seçmenler bunun yerine Baykuş'u seçerdi,
so their votes are transferred to her as though Turtle was never in the race at all. Dilbilgisi
1:58bu yüzden oyları sanki Kaplumbağa yarışta hiç yokmuş gibi ona aktarılır.
as though ... was never in the race at all: sanki yarışa hiç katılmamış gibi
“As though” hayalî bir karşılaştırma başlatır. Turtle gerçekte seçime katılmış olsa da sonuç, Turtle seçime hiç girmemiş gibi ele alınır. Buradaki geçmiş zaman biçimi “was”, gerçeklikten uzaklığı göstermeye yardımcı olur. Bu yapı, hayal edilen durumun gerçek olduğunu iddia etmek için değil, eşdeğer bir sonucu veya görünümü anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede “as though” bir gerçeği değil, gerçek dışı bir karşılaştırmayı sunmak için kullanılmıştır?
- The app restored the screen even though the error was still visible.
- The app restored the screen as though the error had never happened.
- The app restored the screen because the error had been fixed.
Cevabı göster
The app restored the screen as though the error had never happened.
This is why the alternative vote is sometimes called instant runoff voting. Kültür
2:03Bu yüzden alternatif oya bazen anında ikinci tur oylama denir.
instant runoff voting: anında ikinci tur oylaması
“Instant runoff voting”, burada açıklanan alternatif oy sisteminin diğer adıdır. Seçmenler adayları bir kez sıralar; sayım sırasında alt sıradaki adaylar elenir ve oyları bir kazanan bulunana kadar diğer tercihlere aktarılır. “Runoff” normalde sonuçsuz kalan ilk oylamadan sonraki belirleyici tur anlamına gelir. “Instant”, bu turların ilk sıralamalı oy pusulaları üzerinden sayım sırasında yapıldığını, dolayısıyla seçmenlerin ayrı bir yeni seçim için geri dönmediğini gösterir.
Alıştırma
Bir seçimde tek bir sıralamalı oy pusulası kullanılıyor. Sayım sırasında son sıradaki aday eleniyor ve bu oylar sonraki tercihlere aktarılıyor. Bu yönteme burada ne denir?
- a separate runoff election
- a recount
- instant runoff voting
Cevabı göster
instant runoff voting
a bunch of elections: bir sürü seçim
Bu cümlede a bunch of elections, “çok sayıda seçim” anlamına gelir. Simülasyonların sayısını kesin olarak vermeden, sayının oldukça fazla olduğunu belirtir. Bunch sözcüğü aslında bir arada bulunan veya bağlanmış şeyleri ifade eder; ancak a bunch of aynı zamanda günlük bir miktar ifadesidir. Burada seçimlerin fiziksel olarak birbirine bağlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “çok sayıda” anlamına gelen günlük ifadeyle tamamlayın: We asked ____ questions after the tour.
Cevabı göster
a bunch of
where the least popular candidate is eliminated after each round
2:07her turun ardından en az popüler adayın elendiği
without all the time and expense it would take to run a bunch of campaigns one after another.
2:10ardı ardına birçok kampanya yürütmenin alacağı tüm zaman ve masraf olmadan.
The alternative vote method keeps eliminating the least popular candidate Dilbilgisi
2:15Alternatif oy yöntemi en az popüler olan adayı elemeye devam eder,
until someone either wins a majority or only one is left. Dilbilgisi
2:18ta ki biri çoğunluğu kazanana veya sadece biri kalana kadar.
keeps eliminating: elemeye devam ediyor
keeps eliminating, bir eylemin sürdüğünü veya tekrar tekrar gerçekleştiğini göstermek için keep + fiil-ing yapısını kullanır. Yöntem bir turda en az tercih edilen adayı eler ve sonraki turlarda aynı işlemi yeniden yapar. Bu yapıda keep sözcüğünden sonra -ing biçimini kullanın: keeps eliminating doğrudur, keeps eliminate değildir. Burada until, tekrarlanan süreci durduran koşulu belirtir.
Alıştırma
Tekrarlanan bir eylemi anlatmak için cümleyi show fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The printer keeps ____ the same error message.
Cevabı göster
showing
either wins a majority or only one is left.: iki durma koşulu
Burada either...or, sonuç bildiren iki tam cümleciği bağlar: someone wins a majority (birinin çoğunluğu kazanması) ve only one candidate remains (yalnızca bir adayın kalması). Süreç, bu sonuçlardan biri gerçekleştiğinde durur; cümle, ikisinin aynı anda gerçekleşmesi gerektiğini söylemez. Bu kalıp hem kelime gruplarını hem de tam cümlecikleri bağlayabilir. Bu cümlede either ilk olası durma koşulunu, or ise ikincisini tanıtır.
Alıştırma
Bu cümlede either...or neyi bağlıyor? The alternative vote method keeps eliminating the least popular candidate until someone either wins a majority or only one is left.
- Aynı anda gerçekleşmesi gereken iki olay
- Birlikte çalışan iki aday
- İki olası durma koşulu
Cevabı göster
İki olası durma koşulu
the next lowest candidate, Tiger, is eliminated.
2:23en düşük oy alan sonraki aday olan Kaplan elenir.
Tiger voters listed Leopard as their second choice,
2:26Kaplan seçmenleri Leopar'ı ikinci tercihleri olarak listelediğinden,
Gorilla voters listed Owl as their second choice,
2:32Goril seçmenleri Baykuş'u ikinci tercihleri olarak listelediğinden,
because it produces winners that a larger number of voters can agree on. Kalıp ifadeler
2:39çünkü daha fazla sayıda seçmenin üzerinde anlaşabileceği kazananlar üretir.
winners that ... can agree on.: daha fazla seçmenin üzerinde uzlaşabileceği kazananlar
Agree on, iki veya daha fazla kişinin bir konu hakkında aynı seçime ya da karara varması demektir. Burada, winners that a larger number of voters can agree on, daha fazla seçmenin ortak bir sonuç olarak kabul edebileceği kazananlar anlamına gelir; yalnızca her seçmenin bu kazananları kişisel olarak beğendiğini söylemez. İlgi zamiri that, on edatının nesnesidir: voters can agree on that ifadesindeki that, winners'a gönderme yapar. İngilizcede ilgi cümleciğindeki edat cümlenin sonunda bırakılabilir; bu yüzden can agree on burada doğaldır.
Alıştırma
Komitenin ortak bir seçime ulaştığını göstermek için cümleyi hangi ifade tamamlar? After comparing the plans, the committee ____ which proposal to submit.
- agreed with
- agreed that
- agreed on
Cevabı göster
agreed on
it's important to note that any problem AV has, Anlatım akışı
2:45unutulmamalıdır ki AO'nun sahip olduğu her sorun,
does have its flaws ifadesindeki vurgulu does have
Olumlu bir cümlede does have, do yardımcı fiilinin vurgu amacıyla kullanılmasıdır. “Gerçekten var” ya da “kesinlikle var” anlamını verir; böylece konuşan kişi alternatif oy sisteminin kusurları olduğunu açıkça kabul eder. does sonrasında asıl fiil yalın hâlde kalır: does have denir, does has denmez. Bu yapı bir varsayımı düzeltmeyi, bir gerçeği güçlü biçimde doğrulamayı veya ölçülü bir ödün vermeyi güçlendirebilir.
Alıştırma
Vurgu yapmak için cümleyi do + have yapısının doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Although Mia often disagrees with us, she ____ a good point here.
Cevabı göster
does have
Savı düzenleyen bir işaret olarak It's important to note that
It's important to note that, bilgiyi düzenleyen bir işarettir: that sonrasındaki cümlenin önemsiz bir ayrıntı değil, savı değerlendirirken dikkate alınması gereken temel bir sınırlama olduğunu dinleyiciye bildirir. Burada dikkati AV’nin kusurlarını kabul etmekten, çoğunluk sisteminin de aynı sorunları taşıdığı sınırlayıcı gerçeğe yöneltir. It's important to note that + cümle yapısını kanıt, koşul veya istisnayı öne çıkarmak için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Örnekte it's important to note that ne işe yarıyor?
- Konuşanın sonraki gerçeği unuttuğunu gösterir.
- Sonraki gerçeği savı etkilemesi gereken temel bir nokta olarak işaretler.
- Önemsiz bir yan ayrıntıyı sunar.
Cevabı göster
Sonraki gerçeği savı etkilemesi gereken temel bir nokta olarak işaretler.
They're both susceptible to gerrymandering, Kültür
2:50Her ikisi de seçim bölgelerini hileli düzenlemeye açıktır,
Gerrymandering: seçim bölgesi sınırlarını manipüle etme
Gerrymandering, bir siyasi partiye ya da gruba haksız avantaj sağlamak için seçim bölgesi sınırlarının kasıtlı olarak çizilmesidir. Bu cümlede susceptible to gerrymandering, iki sistemin de bu tür manipülasyondan etkilenebileceği anlamına gelir. Terim özellikle seçim bölgesi sınırlarıyla ilgilidir. Seçimlerdeki her türlü hileyi veya adaletsizliği adlandırmaz.
Alıştırma
Hangi durum gerrymandering örneğidir?
- Bir partiye seçim avantajı sağlamak için seçim bölgesi sınırlarını yeniden çizmek
- Seçmenlere seçim kurallarını açıklamak
- Oylama bittikten sonra gizlice sahte oy pusulaları eklemek
Cevabı göster
Bir partiye seçim avantajı sağlamak için seçim bölgesi sınırlarını yeniden çizmek
Condorcet winner: her bire bir yarışmayı kazanmak
Condorcet winner, diğer bütün adayları ayrı ayrı yapılan bire bir oylamalarda yenecek adaydır. Bu cümlede bir sistemin böyle bir kazananı garanti edememesi, sistemin sonucunun tüm ikili karşılaştırmaları kazanan aday olmayabileceği anlamına gelir. Bu ölçüt, yalnızca belirli bir sayımda en yüksek toplam oyu veya oyların çoğunluğunu almaktan farklıdır.
Alıştırma
Hangi aday bir Condorcet winner olur?
- Her rakibi bire bir yarışmada kendisini yenebilecek olsa bile en çok birinci tercih oyunu alan aday
- Bir bire bir oylamayı kazanıp diğerini kaybeden aday
- Ayrı ayrı yapılan bire bir oylamalarda diğer bütün adayları yenecek aday
Cevabı göster
Ayrı ayrı yapılan bire bir oylamalarda diğer bütün adayları yenecek aday
and over time they both trend towards two parties. Kalıp ifadeler
2:58ve zamanla her ikisi de iki partili sisteme eğilim gösterir.
trend towards: belirli bir yöne doğru kademeli eğilim
Bu cümlede trend towards, “belirli bir yönde kademeli olarak gelişmek” anlamına gelir. İki sistemin zaman içinde olası bir iki partili yapıya doğru ilerlediği anlatılır. Trend fiili tek ve bağımsız bir değişikliği değil, genel bir örüntüyü anlatır. Towards yönü belirtir; bu nedenle ifade bir eğilim gösterir, son noktaya mutlaka ulaşılacağını garanti etmez.
Alıştırma
Hangi cümlede trend towards, nihai sonucun kesin olduğu ileri sürülmeden kademeli bir yönü anlatmak için kullanılmıştır?
- The committee guaranteed that the plan would be approved tomorrow.
- Over several years, the survey results have trended towards stronger support for the plan.
- One broken switch caused the lights to go out immediately.
Cevabı göster
Over several years, the survey results have trended towards stronger support for the plan.
alternative vote has a huge advantage that first-past-the-post lacks and makes it mathematically superior,
3:02alternatif oyun tek isimli tek turlu sistemde olmayan ve onu matematiksel olarak üstün kılan büyük bir avantajı vardır,
That being said: önceki noktayı koruyup yön değiştirmek
That being said şu işareti verir: “Az önce söylediğim noktayı kabul ediyorum, ancak şimdi karşı taraftaki önemli bir noktayı da düşünmenizi istiyorum.” Burada önceki eleştiri geçerliliğini korurken tartışmanın yönü büyük bir avantaja çevrilir. Önceki ifadeyi iptal etmez veya düzeltmez. Bir tarafı kabul ettikten sonra bir sınırlama ya da karşıtlık getirerek düşünce akışını düzenler.
Alıştırma
That being said ifadesinin hangi kullanımı ilk noktayı geçerli tutarken tartışmanın yönünü doğru biçimde değiştirir?
- The campsite is a long walk from the station. That being said, the quiet location makes it a relaxing place to stay.
- The campsite is a long walk from the station. That being said, it is therefore a long walk from the station.
- The campsite is a long walk from the station. That being said, my brother bought a blue notebook yesterday.
Cevabı göster
The campsite is a long walk from the station. That being said, the quiet location makes it a relaxing place to stay.
and Leopard looks set to win 55 to 45, Kalıp ifadeler
3:13ve Leopar 55'e 45 kazanacak gibi görünüyor,
looks set to win: mevcut işaretlere dayanan güçlü bir tahmin
Looks set to win, “şu anda elde bulunan işaretlere göre kazanması muhtemel görünüyor” anlamına gelir. Bu cümlede 55'e 45 oranı, Leopard'ı muhtemel kazanan olarak gösterir. look + set + to-mastar yapısı kesinlik değil, gelecekte gerçekleşmesi beklenen bir sonucu anlatır. Look özneye göre değişir: she looks set to win, ancak they look set to win.
Alıştırma
look + set + to-mastar yapısını ve win fiilini kullanarak tahmini tamamlayın: With most votes counted, Maya ____ the election.
Cevabı göster
looks set to win
but then a third-party candidate, Tiger, enters. Kültür
3:16ancak sonra üçüncü bir parti adayı olan Kaplan devreye girer.
a third-party candidate: baskın iki partinin dışındaki aday
İki büyük partinin baskın olduğu bir seçim yarışında a third-party candidate, bu iki parti dışındaki başka bir siyasi partiyi temsil eden adaydır. Third-party, candidate sözcüğünü niteleyen ve kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. Burada ifade, Tiger'ın siyasi yarıştaki konumunu belirtir. Bir sözleşme veya ticari anlaşmadaki tarafsız üçüncü kişi anlamına gelmez.
Alıştırma
Alex, ülkenin baskın iki partisinden birini değil Green Future Party'yi temsil ediyor. En doğru tanım hangisidir?
- a third-party candidate
- an independent candidate
- a third party
Cevabı göster
a third-party candidate
Tiger manages to convince 15% of the Leopard voters to back him instead. Notlar
3:19Kaplan Leopar seçmenlerinin %15'ini onun yerine kendisini desteklemeye ikna etmeyi başarır.
manages to: zorluktan sonra başarmak
Burada manages to, birinin genellikle çaba gösterdikten sonra veya başarının belirsiz olduğu bir durumda bir şeyi başardığını anlatır. Bu ifade, seçmenleri ikna etmenin yalnızca yapılan bir eylem değil, elde edilen bir başarı olduğunu gösterir. Yapı manage to + fiilin yalın hâlidir: manages to convince. to'dan sonraki fiil yalın kalır.
Alıştırma
Cümleyi manage to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After three attempts, Maya ____ open the stuck window.
Cevabı göster
managed to
back him: onu desteklemek
Burada back, “desteklemek” anlamında bir fiildir; him ise doğrudan nesnesidir. Seçmenler taraf değiştirip Leopard yerine Tiger'ı destekler. back him ifadesini “onu desteklemek” olarak anlayın. Bu ifade geriye doğru hareket etmeyi veya bir şeyi geri vermeyi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede back fiili “desteklemek” anlamında kullanılmıştır?
- Several classmates back Priya for class representative.
- Please put the chairs back after the meeting.
- The driver will back the van into the garage.
Cevabı göster
Several classmates back Priya for class representative.
Gorilla now wins even though a majority of the voters didn't want him. Dilbilgisi
3:24seçmenlerin çoğunluğu onu istememesine rağmen artık Goril kazanır.
even though: Gerçek bir durumu kabul ederek karşıtlık kurmak
Even though, doğru olan fakat ana cümlenin sonucuyla güçlü biçimde çelişen bir gerçeği belirtir. Çoğunluk Goril’in kazanmasını istememiştir, ancak Goril kazanır; bu nedenle bağlaç sonucun şaşırtıcı olduğunu vurgular. even though ifadesini kabul ettiğiniz gerçeğin önüne getirin ve beklenmedik sonucu diğer cümlecikte belirtin. İki cümlecikten biri önce gelebilir: Even though it was late, we continued. Ya da: We continued even though it was late.
Alıştırma
Hangi cümle yağmurun bilinen bir gerçek olduğunu açıkça söylerken şaşırtıcı sonucu da vurgular?
- Even though it was raining, the match continued.
- Because it was raining, the match continued.
- Even if it was raining, the match continued.
Cevabı göster
Even though it was raining, the match continued.
because all Tiger voters put Leopard as a second choice,
3:29tüm Kaplan seçmenleri Leopar'ı ikinci tercihleri olarak koyduğundan,
because a majority of the citizens of the Animal Kingdom would rather have her in charge than Gorilla. Notlar
3:32çünkü Hayvanlar Krallığı vatandaşlarının çoğunluğu Goril yerine onun başta olmasını tercih eder.
would rather have her in charge than Gorilla: Tercih edilen liderleri karşılaştırmak
Would rather have her in charge than Gorilla iki seçeneği karşılaştırır ve vatandaşların lider olarak onu tercih ettiğini belirtir. Have someone in charge, o kişinin grubu yönetmesini veya kontrol etmesini sağlamak anlamına gelir. Kalıp would rather + fiilin yalın hâli ... than + alternatif biçimindedir. Have yalın hâldedir; than Gorilla ise than have Gorilla in charge ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Anlaşılan tekrarları çıkarmaya eksilti denir. Burada rather, tercih bildiren would rather ifadesinin parçasıdır; “oldukça” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak would rather have ... than kalıbıyla tamamlayın: Our class ____ Nina in charge ____ Omar.
Cevabı göster
would rather have · than
in charge: yönetimi üstlenen kişi olmak
In charge, liderlik etmekten ve karar vermekten sorumlu olmak demektir. Bu cümlede have her in charge, Leopard'ı liderlik konumuna getirmek veya bu konumda tutmak anlamına gelir. Bu ifade yalnızca küçük bir görevden sorumlu olmayı değil, bütün bir grup veya durum üzerinde yetki sahibi olmayı da anlatabilir. Yaygın yapı be in charge of + kişi, grup, etkinlik veya alan şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi ‘liderlik etmekten sorumlu’ anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The coach is away, so Priya is ____ today.
Cevabı göster
in charge
citizens can help support and grow smaller parties that they agree with Kalıp ifadeler
3:38vatandaşlar aynı fikirde oldukları daha küçük partileri desteklemeye ve büyütmeye yardımcı olabilirler
agree with: bir kişinin veya grubun görüşünü paylaşmak
Agree with, bir kişinin veya grubun görüşünü, tutumunu ya da seçimini paylaşmak veya desteklemek anlamına gelir. Burada vatandaşlar, küçük partilerin görüşleri kendi görüşleriyle örtüştüğünde bu partilerle agree with eder. With'ten sonraki nesne, desteklediğiniz kişi, grup, görüş veya ifadedir. İnsanlar bir konu ya da plan hakkında aynı karara vardıklarında agree on kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle Noah'nın Ava'nın görüşünü paylaştığı anlamına gelir?
- Noah agrees with Ava.
- Noah agrees to Ava's request.
- Noah and Ava agree on a meeting time.
Cevabı göster
Noah agrees with Ava.
without worrying that they'll put someone they don't like into office. Notlar
3:42sevmedikleri birini göreve getireceklerinden endişe etmeden.
without worrying that: korkulan sonucu ifade etmek
without worrying that, “... konusunda endişelenmeden” anlamına gelir. Ana eylemi, kaçınılmak istenen bir kaygıya veya istenmeyen sonuca bağlar. That ile başlayan yan cümle, tam olarak neyin endişe konusu olduğunu açıklar. Burada vatandaşlar küçük partileri desteklerken, bu desteğin sevmedikleri birini göreve getirmesinden korkmaz. Yapı without + worrying + that + tam bir cümledir. İstenmeyen sonucu kesinleşmiş bir gerçek olarak değil, kaçınılmak istenen bir olasılık olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: Leo joined the contest ___ he might finish last.
- without worrying to
- without worrying that
- without worry that
Cevabı göster
without worrying that
put someone ... into office: birini göreve getirmek
put someone ... into office, genellikle seçim yoluyla bir kişiyi kamu görevlisi yapmak veya göreve getirmek anlamına gelir. Atama yoluyla göreve getirme durumunda da kullanılabilir. İfade, kişiyi resmî bir kamu görevine yerleştirme sonucuna odaklanır. Bu cümlede they don't like, someone sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir. put someone ile into office arasına girer, ancak temel ifadenin parçası değildir. Buradaki office bir oda veya çalışma yeri değil, kamu görevi anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The council's appointment could ___ as mayor.
- put Dr. Chen into office
- put Dr. Chen to office
- put Dr. Chen at office
Cevabı göster
put Dr. Chen into office
After examining the differences between them, Dilbilgisi
3:45Aralarındaki farkları inceledikten sonra,
After examining: önceki bir adım için after + -ing kullanımı
Burada after bir edattır; bu nedenle ardından -ing biçimindeki examining gelir: after examining the differences between them. Bu ifade, incelemenin ana cümledeki karardan önce gerçekleştiğini gösterir. -ing eylemini yapan kişi ana cümleden açıkça anlaşılabiliyorsa after + -ing kullanılabilir. Bu yapı, bir karar, sonuç veya eylemden önceki adımı kısa biçimde anlatır.
Alıştırma
Cümleyi after ve examine fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: "____ both plans, Maya chose the safer one."
Cevabı göster
After examining
Queen Lion decrees that the alternative vote is to be the rule of the land for electing the king Notlar
3:47Aslan Kraliçe alternatif oyun kralı seçmek için ülkenin kuralı olmasına karar verir
decrees that: yetkiye dayalı bir kural koymak
Decrees that ifadesindeki decree, resmî bir kararı emir olarak bildirmek anlamına gelir. Aslan Kraliçe yalnızca bir görüş aktarmıyor; kraliyet yetkisini kullanarak alternatif oyu geçerli kural hâline getiriyor. decree that + yan cümle yapısında yan cümle, buyruğun içeriğini açıklar. Bu yapı; yasaları, kraliyet emirlerini ve kurumların resmî kararlarını anlamada kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir hükümdarın bütün krallık için resmen yeni bir kural koyduğu duruma en uygun cümle hangisidir?
- The queen decrees that every village must hold an election.
- The queen decides that she prefers village elections.
- The queen says that village elections sound interesting.
Cevabı göster
The queen decrees that every village must hold an election.
Resmî olarak kararlaştırılmış bir düzenleme için is to be
Burada is to be, yeni oy verme sisteminin kabul edilen kural hâline gelmesinin resmî olarak emredildiğini anlatır. be + to-infinitive yapısında is zamanı gösterir; to be ise emredilen gelecekteki durumu belirtir. Bu yapı, değişikliği yalnızca geleceğe ilişkin bir tahmin olarak değil, bir otoriteye dayanan resmî bir düzenleme olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi resmî bir düzenlemeyi anlatan be + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: Under the new order, the safety code ____ the standard for every school.
Cevabı göster
is to be
Bütün krallıkta geçerli standart anlamında the rule of the land
Bu cümlede the rule of the land, bütün ülkede geçerli olan resmî kural anlamına gelir. land, toprak ya da bir arazi parçasını değil, hükümdarın yönetimindeki ülkeyi veya bölgeyi anlatır. Bu ifade buyruğa görkemli, masalsı bir ton verir: oy sistemi, yalnızca yerel bir öneri olarak sunulmaz; krallıktaki herkes için kabul edilen kural hâline getirilir.
Alıştırma
Bu cümlede the rule of the land ne anlama gelir?
- Yalnızca sarayın içinde geçerli olan bir öneri
- Tarım veya arazi sahibi olmakla ilgili bir kural
- Bütün krallıkta geçerli resmî kural
Cevabı göster
Bütün krallıkta geçerli resmî kural
Well, almost everyone: gecikmeli bir düzeltme
İlk cümle everyone ile eksiksiz ve olumlu bir sonuç sunar. Ardından gelen Well, almost everyone. parçası bu iddianın kapsamını hemen daraltır: en az bir istisna vardır. Buradaki Well, “iyi bir şekilde” anlamına gelen bir zarf değil, bir söylem belirtecidir. Konuşanın durup önceki sözünü düzelteceğini gösterir. Sınırlamayı everyone sözünden sonraya bırakmak küçük ve çoğu zaman komik bir ters köşe yaratır.
Alıştırma
Hangi seçenek önce tamamen olumlu görünüp sonra gecikmeli bir düzeltmeyle ters köşe yaratır?
- Everyone is happier without exception.
- Almost everyone is happier.
- Everyone is happier. Well, almost everyone.
Cevabı göster
Everyone is happier. Well, almost everyone.
The two big parties can't be as complacent as they used to be Dilbilgisi
3:55İki büyük parti eskisi gibi rehavete kapılamaz
can't be as complacent as: daha düşük bir dereceyi karşılaştırma
can't be as + sıfat + as + karşılaştırma noktası yapısı, öznenin bir özelliği aynı derecede sürdüremeyeceğini anlatır. Burada iki büyük parti, geçmişteki rehavet düzeyini artık sürdüremez. İlk as, complacent için dereceyi kurar; ikinci as ise karşılaştırma ölçütü olan they used to be bölümünü getirir. Used to be geçmişteki bir durumu gösterir. be sonrasındaki complacent bağlamdan anlaşıldığı için tekrarlanmaz.
Alıştırma
Cümleyi as ... as karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: With stronger competition, the company can't ____ it used to be.
Cevabı göster
be as complacent as
used to be: değişmiş olan geçmişteki bir durum
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte bir süre devam eden ancak artık sürmeyen ya da artık aynı olmayan bir alışkanlığı veya durumu anlatır. be ile kullanıldığında used to be, geçmişteki bir duruma işaret eder. as complacent as they used to be ifadesinde partilerin şimdiki durumu, geçmişteki rehavet düzeyleriyle karşılaştırılır. Cümle, önceki durumun değiştiğini anlatır. Bu yapı geçmiş ile bugün arasındaki farkı açıkça göstermek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için used to ile be fiilinin yalın hâlini kullanın: Our school library ____ much smaller before the new building opened.
Cevabı göster
used to be
and need to campaign much harder to convince their voters to support them.
3:57ve seçmenlerini kendilerini desteklemeye ikna etmek için çok daha sıkı bir kampanya yürütmeleri gerekir.
This has been the alternative vote explained by me,
4:02Benim tarafımdan açıklanan alternatif oy buydu,