Matematiksel Olarak Üstün Oy Verme Sistemi: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
823 kelime 220 kel/dk

Video özeti: Hayvanlar Krallığı’ndaki seçim; çoğunluk sistemi ile alternatif oyu sıralama, oy aktarımı, stratejik oy ve spoiler etkisi üzerinden karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. first-past-the-post voting system. — Kültür, medya ve gerçek yaşam: en çok oy alanın çoğunluk olmadan nasıl kazanabildiğini anlayın ve sıralı oyla farkını izleyin. 2. Turtle, beloved though he is — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: ödünleyici devrik yapıyı “sevilmesine rağmen” olarak tanıyın ve karşıt sonucu nasıl hazırladığını görün. 3. That being said, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: kabul edilen kusurları koruyup daha güçlü bir karşı sava geçen mantıklı dönüşü ayırt edin.

Bu derste

Queen Lion of the Animal Kingdom is displeased.

0:01

Hayvanlar Krallığı'nın Aslan Kraliçesi hoşnutsuz.

She recently introduced elections for the office of king using the first-past-the-post voting system. Kültür

0:03

Kısa süre önce kralı seçmek için tek isimli tek turlu oy sistemini kullanarak seçimleri başlattı.

Kültür

First-past-the-post seçim sistemi

First-past-the-post, en yüksek sayıda oyu alan adayın kazandığı bir seçim sistemidir. Kazananın her rakibinden daha fazla oy alması gerekir, ancak tüm oyların yarısından fazlasını alması şart değildir. Ad, yarış benzetmesine dayanır: kazanan, bitiş direğine ilk ulaşan kişidir. Sıklıkla FPTP olarak kısaltılır.

Alıştırma

Üç adaylı bir seçimde Ana %42, Ben %35 ve Cara %23 oy alıyor. First-past-the-post sisteminde ne olur?

  1. Hiç kimse %50'yi geçmediği için otomatik olarak ikinci tur gerekir.
  2. Adaylar makamı oy oranlarına göre paylaşır.
  3. Ana en çok oyu aldığı için kazanır.
Cevabı göster

Ana en çok oyu aldığı için kazanır.

While her realm started out as a healthy democracy Öbek fiiller

0:08

Krallığı başlangıçta sağlıklı bir demokrasi olarak yola çıkıp

Öbek fiiller

started out as: başlangıçtaki bir rol veya durum

Start out as + isim öbeği, daha sonra bir değişiklik yaşanmadan önce başlangıçta belirli bir kimliğe, role, duruma veya biçime sahip olmak demektir. Burada krallık başlangıçta sağlıklı bir demokrasiydi. Bu ifade, sonraki durumla karşılaştırılacak başlangıç noktasını vurgular. Fiziksel olarak yola çıkmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, ilk biçimi anlatan üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The tiny café ____ a weekend market stall before moving into a permanent shop.

Cevabı göster

started out as

with many parties running candidates for king,

0:10

birçok partinin kral adayı çıkardığı bir yer olsa da,

it quickly devolved into two-party rule Kelime

0:12

kısa sürede iki partili bir yönetime dönüştü;

Kelime

Devolved into: daha kötü bir duruma dönüşmek

Bu cümlede devolved into, giderek daha kötü veya daha az istenen bir duruma dönüştü anlamına gelir. Konuşmacı iki partili yönetimi tarafsız bir gelişme aşaması olarak değil, bir gerileme olarak sunar. X devolves into Y kalıbı genellikle bir sistemin, tartışmanın, olayın veya durumun niteliğini, düzenini ya da kontrolünü kaybederek Y hâline gelmesini anlatır.

Alıştırma

Değişimi bir kötüleşme olarak sunan bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The orderly meeting ____ a shouting match.

Cevabı göster

devolved into

with the citizens not liking either one,

0:14

vatandaşlar ikisini de sevmiyor,

but trapped within the system because of a problem called the spoiler effect. Notlar

0:16

ancak oy bölme etkisi denen bir sorun yüzünden sistemin içine hapsolmuşlardı.

Deyimler

Trapped within the system: kurallarla kısıtlanan seçimler

Trapped within the system ifadesindeki trapped mecaz anlamlıdır. Kimse fiziksel olarak hapsedilmemiştir; sistemin kuralları ve teşvikleri diğer seçenekleri zor veya maliyetli hâle getirir. İfade, insanların mevcut seçenekleri sevmemelerine rağmen yapının dışında hareket edemeyeceklerini hissedebileceklerini vurgular. Kısıtlamayı kişisel değil, sistem kaynaklı olarak sunar.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Small sellers are trapped within the system because leaving the platform would cost them most of their customers. Trapped within the system ne anlama geliyor?

  1. Şirketin ofisinde fiziksel olarak kilitli durumdalar.
  2. Sistemi onlar tasarladı ve her bölümünü kontrol ediyorlar.
  3. Kurallar ve maliyetler onlara uygulamada çok az hareket özgürlüğü bırakıyor.
Cevabı göster

Kurallar ve maliyetler onlara uygulamada çok az hareket özgürlüğü bırakıyor.

Kültür

spoiler effect ifadesinin seçimlerdeki anlamı

Spoiler effect, daha az rekabetçi bir adayın benzer bir adayın oylarını bölerek o seçmenlerin daha az tercih edebileceği bir rakibin kazanmasını kolaylaştırdığı seçim sonucudur. Burada spoiler, bir hikâyenin bir kısmını açıklamak anlamına gelmez. Benzer seçmenlere hitap eden adaylar arasındaki desteği bölerek sonucu değiştirmek anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi durum spoiler effect kavramını en iyi gösterir?

  1. Önde gelen aday ilk sayımda oyların yarısından fazlasını alır.
  2. Bir seçmen, kampanya videosunu izlemeden önce videonun sonunu öğrenir.
  3. Kaybeden aday, oy pusulaları zarar gördüğü için yeniden sayım ister.
  4. Daha küçük bir aday, benzer görüşteki önde gelen adayın desteğini bölerek rakiplerinin kazanmasını sağlar.
Cevabı göster

Daha küçük bir aday, benzer görüşteki önde gelen adayın desteğini bölerek rakiplerinin kazanmasını sağlar.

However,

0:20

Ancak,

one of Queen Lion's subjects from a distant land,

0:20

Aslan Kraliçe'nin uzak diyarlardan gelen tebaasından biri,

Wallaby, has a solution,

0:22

Kanguru'nun bir çözümü var:

the alternative vote. Kültür

0:23

alternatif oy.

Kültür

Alternative vote sisteminin işleyişi

Alternative vote, seçmenlerin adayları tercih sırasına koyduğu ve tek bir kazananın seçildiği bir oylama sistemidir. Hiç kimse ilk tercihlerin çoğunluğunu alamazsa en az oy alan aday elenir ve bu oylar her seçmenin hâlâ yarışta olan bir sonraki tercihine aktarılır. Bir aday çoğunluğu elde edene kadar sayım devam eder. Bu adlandırmada alternative, yerleşmiş terimin bir parçasıdır; seçmenin ayrı bir alternatif oy pusulası kullandığı anlamına gelmez. Sistem yaygın olarak instant-runoff voting diye de adlandırılır.

Alıştırma

Alternative vote sisteminde hiçbir aday ilk tercih oylarının çoğunluğunu alamazsa sırada ne olur?

  1. Her seçmen yalnızca iki adın bulunduğu tamamen yeni bir oy pusulası kullanır.
  2. En az oy alan aday elenir ve bu oylar yarışta kalan bir sonraki tercihlere aktarılır.
  3. En çok ilk tercih oyunu alan aday, çoğunluğu olmasa bile hemen kazanır.
  4. Tüm adayların oy toplamı aynı kalır ve seçim beraberlikle sona erer.
Cevabı göster

En az oy alan aday elenir ve bu oylar yarışta kalan bir sonraki tercihlere aktarılır.

What's the difference?

0:25

Farkı ne?

To find out, Anlatım akışı

0:26

Öğrenmek için,

let's follow one voter on election day,

0:26

seçim gününde bir seçmeni takip edelim,

Red Squirrel, under both systems.

0:28

Kızıl Sincap'ı her iki sistem altında da izleyelim.

Anlatım akışı

Amaç geçişi olarak To find out

To find out, “cevabı öğrenmek için” anlamına gelir. Önceki bir soruyu, o sorunun cevaplanmasına yardımcı olacak sonraki eyleme bağlar: aynı seçmeni her iki sistemde takip etmek. Cümlenin başındaki bu amaç ifadesi açıklamayı soru → yöntem → cevap şeklinde düzenler. Bu bir emir değildir; konuşmacının neden birazdan bu örneği kullanacağını açıklar.

Alıştırma

Örnek cümlede “To find out” ne işe yarıyor?

  1. Seçmeni takip etmenin amacını açıklar.
  2. Seçmene seçimi araştırmasını emreder.
  3. Cevabın zaten bulunduğunu söyler.
Cevabı göster

Seçmeni takip etmenin amacını açıklar.

There are five candidates running for king, Kelime

0:31

Kral olmak için yarışan beş aday var,

Kelime

Running for + seçimle gelinen bir pozisyon

Burada running for, bir seçimde aday olarak yarışmak anlamına gelir. Kişi kral seçilmeye çalışmaktadır; fiziksel olarak koşmak söz konusu değildir. Kalıp run for + makam veya pozisyon şeklindedir; run for president, run for mayor ve run for a seat buna örnektir. Bu kurgusal örnekte king, özellikle seçimle gelinen bir makam gibi ele alınmıştır.

Alıştırma

Cümleyi “aday olarak yarışmak” anlamındaki iki kelimelik seçim ifadesiyle tamamlayın: Maya hopes to become mayor, so she is ____ mayor in next month’s election.

Cevabı göster

running for

two members of the big parties,

0:33

ikisi büyük partilerin üyeleri

Gorilla and Leopard,

0:34

Goril ve Leopar,

and three other candidates,

0:35

ve diğer üç aday,

Turtle, Owl, and Tiger.

0:36

Kaplumbağa, Baykuş ve Kaplan.

Under first-past-the-post,

0:39

Tek isimli tek turlu sistemde,

Red Squirrel gets a ballot where he picks just one candidate.

0:39

Kızıl Sincap sadece bir aday seçebileceği bir oy pusulası alır.

Red Squirrel really likes Turtle and even campaigned for him.

0:43

Kızıl Sincap Kaplumbağa'yı gerçekten seviyor ve hatta onun için kampanya yürüttü.

However,

0:45

Ancak,

he knows that his new neighbor, Grey Squirrel,

0:46

yeni komşusu Gri Sincap'ın

is voting Gorilla.

0:48

Goril'e oy vereceğini biliyor.

And what, starts to wonder Red Squirrel,

0:49

Peki ya diğer hayvanlar diye merak etmeye başlar Kızıl Sincap.

about all the other animals?

0:51

Peki ya diğer tüm hayvanlar?

Who are they going to vote for?

0:53

Onlar kime oy verecek?

The debates on the Animal News Network only had the big parties,

0:54

Hayvan Haber Ağı'ndaki tartışmalarda sadece büyük partiler yer aldı,

so Red Squirrel thinks it's going to be a close race between Gorilla and Leopard. Kalıp ifadeler

0:57

bu yüzden Kızıl Sincap Goril ve Leopar arasında başa baş bir yarış olacağını düşünüyor.

Kalıp ifadeler

a close race between A and B: A ile B arasında başa baş bir yarış

a close race between A and B ifadesinde race bir rekabet anlamına gelir; burada koşu yarışı değil, seçim yarışı kastedilir. Close, iki tarafın desteğinin veya performansının neredeyse eşit olduğunu ve bu nedenle sonucu tahmin etmenin zor olduğunu belirtir. between A and B yapısı yarışan tarafların adını verir. A close race seçimleri, spor karşılaşmalarını, ödül yarışlarını veya farkın küçük olduğu başka rekabetleri anlatabilir.

Alıştırma

Çok küçük fark bulunan bir rekabeti anlatan dersteki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: With both candidates polling at 49 percent, it is ____ Maya and Leo.

Cevabı göster

a close race between

While he's indifferent toward Gorilla,

1:01

Goril'e karşı kayıtsız olsa da,

he's deathly afraid of Leopard. Kalıp ifadeler

1:02

Leopar'dan ölümüne korkuyor.

Kalıp ifadeler

be deathly afraid of: bir şeyden aşırı derecede korkmak

Deathly afraid of, birinden veya bir şeyden aşırı derecede korkmak anlamına gelir. Burada deathly, afraid sözcüğünün derecesini güçlendirir; kişinin ölü olduğu anlamına gelmez. Yapı be deathly afraid of + kişi, hayvan, nesne veya durum şeklindedir. Very afraid ifadesinden çok daha güçlü bir korku anlatır ve çoğu zaman dramatik ya da abartılı duyulur.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “bir şeyden aşırı derecede korkmak” anlamına gelen kalıp ifadeyle tamamlayın: Leo refuses to enter the cave because he is ____ bats.

Cevabı göster

deathly afraid of

Because he can only pick a single candidate,

1:04

Sadece tek bir aday seçebildiği için,

he gives his one vote to Gorilla in hopes of preventing Leopard from becoming king. Notlar

1:06

Leopar'ın kral olmasını engellemek umuduyla tek oyunu Goril'e verir.

Kalıp ifadeler

Umulan sonucu anlatan in hopes of + -ing

In hopes of + -ing, bir eylemi motive eden umulan sonucu açıklar. Burada seçmen, bunun Leopar'ın kral olmasını engelleyeceğini umduğu için oyunu verir; bu kullanım başarının kesin olduğu anlamına gelmez. of sonrasında bir isim veya -ing biçimi kullanılır. Bu kalıp, gerçek bir eylemi kişinin istediği sonuçla ilişkilendirir: do something in hopes of achieving something.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Omar checked the map twice ____ avoiding a wrong turn.

Cevabı göster

in hopes of

Dilbilgisi

prevent someone or something from + -ing yapısı

Prevent + nesne + from + -ing, bir kişinin bir şey yapmasını ya da bir eylemin veya sonucun gerçekleşmesini engellemek anlamına gelir. Burada seçmenin engellemek istediği sonuç, Leopar'ın kral olmasıdır. Nesne, prevent ile from arasına gelir: prevent someone/something from doing something. Altyazıdaki preventing Leopard from becoming king bu kalıbı izler.

Alıştırma

Cümleyi prevent ... from + -ing kalıbıyla tamamlayın: The tight lid ____ water ____ spilling out.

Cevabı göster

prevents · from

This is strategic voting, Kültür

1:10

Bu stratejik oylamadır

and it's a necessity under first-past-the-post.

1:11

ve tek isimli tek turlu sistemde bir zorunluluktur.

Kültür

Stratejik oy kullanma

Stratejik oy kullanma, yalnızca en sevilen adaya oy vermek yerine sonucu etkileme ihtimaline göre bir aday seçmek demektir. Bir seçmen, daha az tercih ettiği bir adayın kazanmasını önlemeye yardımcı olmak için ikinci tercihine oy verebilir. Bu cümlede ifade, en çok oyu alanın kazandığı sistemde görülen belirli bir oy verme davranışını adlandırır; yalnızca dikkatle planlanmış herhangi bir eylem anlamına gelmez. necessity sözcüğü, yalnızca en çok oyu alan aday kazandığı için seçmenlerin bunu yapmak zorunda hissedebileceğini anlatır.

Alıştırma

Hangi durum strategic voting için en açık örnektir?

  1. Bir seçmen, diğer adayların şansını düşünmeden en sevdiği adaya oy verir.
  2. Bir seçmen, seçim gününden önce oy kullanacağı yerin adresini kontrol eder.
  3. Bir seçmen, en sevmediği adayı yenme ihtimali daha yüksek olduğu için ikinci tercihindeki adaya oy verir.
Cevabı göster

Bir seçmen, en sevmediği adayı yenme ihtimali daha yüksek olduğu için ikinci tercihindeki adaya oy verir.

But now let's look at the alternative vote,

1:14

Ama şimdi alternatif oy sistemine bakalım,

which Wallaby explains to Red Squirrel.

1:16

Wallaby'nin Kızıl Sincap'a açıkladığı şekliyle.

Instead of picking one and only one candidate, Dilbilgisi

1:18

Sadece bir aday seçmek yerine,

he can rank them in order of his most favorite to his least. Kalıp ifadeler

1:20

en sevdiği adaydan en az sevdiğine doğru bir sıralama yapabilir.

Dilbilgisi

Instead of picking: instead of + -ing yapısı

Instead of, bir eylemin yerine geçen seçeneği veya alternatifi tanıtır. Ardından bir fiil geldiğinde of bir edat olduğu için fiil -ing biçimini alır: instead of picking denir, instead of pick denmez. Burada instead of picking one candidate önce değiştirilecek eski yöntemi gösterir. Ana cümle daha sonra alternatifi verir: adayları sıralamak.

Alıştırma

İngilizce cümleyi accept fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Instead of ____ the first offer, Sam compared all three.

Cevabı göster

accepting

Kalıp ifadeler

rank them in order of: onları bir ölçüte göre sıralamak

Bu cümlede rank, birden fazla kişi veya şeyi birbirine göre sıraya koymak anlamında kullanılan bir fiildir. Them sıralanan gruptur; in order of ise sıralamada kullanılan ölçütü belirtir. Yeniden kullanılabilen yapı rank + nesneler + in order of + ölçüt biçimindedir; rank the proposals in order of importance buna bir örnektir. Devamındaki bölüm, buradaki gibi en sevilenden en az sevilene kadar iki ucu da gösterebilir.

Alıştırma

Görevlerin önceliğe göre sıralanması gerektiğini anlatan hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: Please ____ priority before the meeting.

Cevabı göster

rank the tasks in order of

He goes into the voting booth and gets the same ballot as before,

1:23

Oy verme kabinine girer ve öncekiyle aynı oy pusulasını alır,

but now puts Turtle as his first choice,

1:26

ancak bu kez Kaplumbağa'yı birinci tercihine,

Owl as his second,

1:27

Baykuş'u ikinci tercihine,

and Gorilla as his third.

1:28

ve Goril'i de üçüncü tercihine koyar.

He dislikes Leopard and Tiger equally,

1:30

Leopar ve Kaplan'dan eşit derecede hoşlanmıyor,

so he stops filling in his ballot and drops it in the box. Öbek fiiller

1:32

bu yüzden oy pusulasını doldurmayı bırakır ve sandığa atar.

Öbek fiiller

filling in his ballot: oy pusulasını doldurmak

Burada filling in his ballot, oy pusulasında gerekli seçimleri yazmak veya işaretlemek anlamına gelir. Fill in, bir belgeyi tamamlamakla ilgili bir öbek fiildir; bir şeyin içine malzeme koyarak onu doldurmak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı fill in + belge veya bölüm biçimindedir; fill in a form ve fill in the details buna örnektir. His yalnızca oy pusulasının kime ait olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, gerekli bilgileri yazmak anlamındaki yaygın Britanya İngilizcesi öbek fiiliyle tamamlayın: Before you submit the application, please ____ every section.

Cevabı göster

fill in

At this point,

1:35

Bu noktada,

Red Squirrel doesn't care exactly what happens.

1:36

Kızıl Sincap tam olarak ne olacağını umursamıyor.

He has other things on his mind and he heads off. Notlar

1:37

Aklında başka şeyler var ve çekip gidiyor.

Deyimler

other things on his mind: aklını meşgul eden başka şeyler

Having other things on his mind, başka konuların kişinin dikkatini meşgul ettiği anlamına gelir. Bu cümlede, onun neden artık o anda yapılan işe odaklanmadığını açıklar; başının üzerinde gerçekten duran bir şey yoktur. Kullanılabilir kalıp have + something + on + my/your/his/her mind şeklindedir. Bağlama göre bu düşünce bir endişe, sorumluluk ya da yalnızca başka bir ilgi olabilir.

Alıştırma

Lena yarınki sınavı sürekli düşündüğü için odaklanamıyor. Hangi cümle onu en iyi anlatır?

  1. She has tomorrow's test on her mind.
  2. She has tomorrow's test in mind.
Cevabı göster

She has tomorrow's test on her mind.

Öbek fiiller

heads off: ayrılıp başka bir yere gider

Burada heads off, bulunduğu yerden ayrılıp başka bir yere gitmek anlamına gelir. Herhangi bir varış noktası belirtilmez; ifade yalnızca onun sahneden ayrıldığını gösterir. Bu hareket anlamında head off tek başına kullanılabilir ya da ardından to veya for ile bir varış noktası gelebilir. Fiilin biçimi özneye ve zamana göre heads off veya headed off şeklinde değişir.

Alıştırma

Başka bir yere gitmek üzere ayrılmak anlamındaki bu derste geçen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: After saying goodbye, Noah ____.

Cevabı göster

heads off

But you, dear citizen, Anlatım akışı

1:39

Ama siz, sevgili vatandaş,

want to know how the votes are counted,

1:41

oyların nasıl sayıldığını bilmek istiyorsunuz,

so here goes. Kalıp ifadeler

1:43

o halde başlayalım.

Anlatım akışı

Doğrudan hitap olarak “But you, dear citizen,”

“But you, dear citizen,” doğrudan hitaptır: anlatıcı açıklamaya kısa bir ara verip izleyiciyle, sanki izleyici hikâye dünyasının bir vatandaşıymış gibi konuşur. Virgüller, dear citizen ifadesinin bir seslenme olduğunu ve you want to know yan cümlesinin parçası olmadığını gösterir. Bu anlatım izleyiciyi yeniden odağa alır ve açıklamaya sıcak, biraz da teatral bir ton verir. Buradaki dear sıcak bir saygı ifade eder; akrabalık ya da romantik ilişki anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede “dear citizen” ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. İzleyiciye sıcak ve biraz teatral bir rolle doğrudan hitap eder.
  2. Oyları sayan kişiyi belirtir.
  3. İzleyicinin konuşanın yakın akrabası olduğunu söyler.
Cevabı göster

İzleyiciye sıcak ve biraz teatral bir rolle doğrudan hitap eder.

Kalıp ifadeler

Başlangıç ifadesi“here goes”

Here goes, bir eyleme, denemeye, gösterime veya açıklamaya başlamadan hemen önce kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Bu cümlede so here goes, giriş bölümünden oyların nasıl sayıldığına ilişkin açıklamaya geçiş yapar. Bu ifade, birinin kelimenin gerçek anlamıyla “buraya gittiğini” anlatmaz. “Şimdi başlıyorum” veya “Hadi başlayalım” anlamına gelir ve çoğu zaman konuşanın denemeye hazır olduğunu hissettirir.

Alıştırma

Cümleyi, bu dersteki “şimdi başlıyorum” anlamına gelen iki kelimelik konuşma ifadesiyle tamamlayın: “You asked for a demonstration, so ____.”

Cevabı göster

here goes

Turtle, beloved though he is with some of the citizenry, Dilbilgisi

1:45

Kaplumbağa, bazı vatandaşlar tarafından sevilmesine rağmen,

comes in last place with only 5%,

1:47

sadece %5 ile sonuncu sırada yer alıyor

and he's eliminated from the race.

1:48

ve yarıştan eleniyor.

Dilbilgisi

beloved though he is karşıtlık yapısı

Beloved though he is, “seviliyor olsa da” anlamına gelir. beloved sıfatı though sözcüğünün önüne alınır; özne ve fiil he is olarak kalır: sıfat + though + özne + be. Bu yapı önce bir gerçeği kabul eder, ardından bu gerçeğin yarattığı beklentiye ters düşen bir sonuca hazırlar. Burada sevilmek, Turtle’ın sonuncu olmasını engellemez.

Alıştırma

Maya’nın yetenekli olduğu düşüncesini adjective + though + subject + be yapısıyla yeniden ifade edin: “____, Maya did not win yesterday.”

Cevabı göster

Talented though she is

Because the voters ranked their candidates in order,

1:51

Seçmenler adaylarını sıraya koydukları için,

we can know what would have happened if Turtle didn't run. Dilbilgisi

1:53

Kaplumbağa yarışa girmeseydi ne olacağını bilebiliriz.

Dilbilgisi

what would have happened if ... geçmişe aykırı varsayım kalıbı

What would have happened, hâlâ gerçekleşmesi beklenen bir olayı değil, geçmişteki hayalî bir sonucu sorar. would have + geçmiş zaman ortacı gerçekleşmemiş geçmiş sonucu belirtir; if yan cümlesi ise gerçekte gerçekleşmeyen koşulu verir. Bu cümlede didn't run, gerçekleşmemiş koşulu konuşma dilinde ifade eder. Özenli ve resmî İngilizcede hadn't run, daha önceki zamana ait karşı-olgusal koşulu daha açık gösterir: what would have happened if Turtle hadn't run.

Alıştırma

Seçim sona erdi ve Turtle gerçekten aday oldu. Hangi soru geçmişte gerçekleşmemiş bir alternatifi en açık biçimde soruyor?

  1. What would happen if Turtle didn't run?
  2. What would have happened if Turtle hadn't run?
  3. What will happen if Turtle doesn't run?
Cevabı göster

What would have happened if Turtle hadn't run?

Without Turtle, voters like Red Squirrel would have picked Owl instead,

1:55

Kaplumbağa olmasaydı, Kızıl Sincap gibi seçmenler bunun yerine Baykuş'u seçerdi,

so their votes are transferred to her as though Turtle was never in the race at all. Dilbilgisi

1:58

bu yüzden oyları sanki Kaplumbağa yarışta hiç yokmuş gibi ona aktarılır.

Dilbilgisi

as though ... was never in the race at all: sanki yarışa hiç katılmamış gibi

“As though” hayalî bir karşılaştırma başlatır. Turtle gerçekte seçime katılmış olsa da sonuç, Turtle seçime hiç girmemiş gibi ele alınır. Buradaki geçmiş zaman biçimi “was”, gerçeklikten uzaklığı göstermeye yardımcı olur. Bu yapı, hayal edilen durumun gerçek olduğunu iddia etmek için değil, eşdeğer bir sonucu veya görünümü anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede “as though” bir gerçeği değil, gerçek dışı bir karşılaştırmayı sunmak için kullanılmıştır?

  1. The app restored the screen even though the error was still visible.
  2. The app restored the screen as though the error had never happened.
  3. The app restored the screen because the error had been fixed.
Cevabı göster

The app restored the screen as though the error had never happened.

This is why the alternative vote is sometimes called instant runoff voting. Kültür

2:03

Bu yüzden alternatif oya bazen anında ikinci tur oylama denir.

Kültür

instant runoff voting: anında ikinci tur oylaması

“Instant runoff voting”, burada açıklanan alternatif oy sisteminin diğer adıdır. Seçmenler adayları bir kez sıralar; sayım sırasında alt sıradaki adaylar elenir ve oyları bir kazanan bulunana kadar diğer tercihlere aktarılır. “Runoff” normalde sonuçsuz kalan ilk oylamadan sonraki belirleyici tur anlamına gelir. “Instant”, bu turların ilk sıralamalı oy pusulaları üzerinden sayım sırasında yapıldığını, dolayısıyla seçmenlerin ayrı bir yeni seçim için geri dönmediğini gösterir.

Alıştırma

Bir seçimde tek bir sıralamalı oy pusulası kullanılıyor. Sayım sırasında son sıradaki aday eleniyor ve bu oylar sonraki tercihlere aktarılıyor. Bu yönteme burada ne denir?

  1. a separate runoff election
  2. a recount
  3. instant runoff voting
Cevabı göster

instant runoff voting

It's able to simulate a bunch of elections Kelime

2:06

Bir dizi seçimi simüle edebilir

Kelime

a bunch of elections: bir sürü seçim

Bu cümlede a bunch of elections, “çok sayıda seçim” anlamına gelir. Simülasyonların sayısını kesin olarak vermeden, sayının oldukça fazla olduğunu belirtir. Bunch sözcüğü aslında bir arada bulunan veya bağlanmış şeyleri ifade eder; ancak a bunch of aynı zamanda günlük bir miktar ifadesidir. Burada seçimlerin fiziksel olarak birbirine bağlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “çok sayıda” anlamına gelen günlük ifadeyle tamamlayın: We asked ____ questions after the tour.

Cevabı göster

a bunch of

where the least popular candidate is eliminated after each round

2:07

her turun ardından en az popüler adayın elendiği

without all the time and expense it would take to run a bunch of campaigns one after another.

2:10

ardı ardına birçok kampanya yürütmenin alacağı tüm zaman ve masraf olmadan.

The alternative vote method keeps eliminating the least popular candidate Dilbilgisi

2:15

Alternatif oy yöntemi en az popüler olan adayı elemeye devam eder,

until someone either wins a majority or only one is left. Dilbilgisi

2:18

ta ki biri çoğunluğu kazanana veya sadece biri kalana kadar.

Dilbilgisi

keeps eliminating: elemeye devam ediyor

keeps eliminating, bir eylemin sürdüğünü veya tekrar tekrar gerçekleştiğini göstermek için keep + fiil-ing yapısını kullanır. Yöntem bir turda en az tercih edilen adayı eler ve sonraki turlarda aynı işlemi yeniden yapar. Bu yapıda keep sözcüğünden sonra -ing biçimini kullanın: keeps eliminating doğrudur, keeps eliminate değildir. Burada until, tekrarlanan süreci durduran koşulu belirtir.

Alıştırma

Tekrarlanan bir eylemi anlatmak için cümleyi show fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The printer keeps ____ the same error message.

Cevabı göster

showing

Dilbilgisi

either wins a majority or only one is left.: iki durma koşulu

Burada either...or, sonuç bildiren iki tam cümleciği bağlar: someone wins a majority (birinin çoğunluğu kazanması) ve only one candidate remains (yalnızca bir adayın kalması). Süreç, bu sonuçlardan biri gerçekleştiğinde durur; cümle, ikisinin aynı anda gerçekleşmesi gerektiğini söylemez. Bu kalıp hem kelime gruplarını hem de tam cümlecikleri bağlayabilir. Bu cümlede either ilk olası durma koşulunu, or ise ikincisini tanıtır.

Alıştırma

Bu cümlede either...or neyi bağlıyor? The alternative vote method keeps eliminating the least popular candidate until someone either wins a majority or only one is left.

  1. Aynı anda gerçekleşmesi gereken iki olay
  2. Birlikte çalışan iki aday
  3. İki olası durma koşulu
Cevabı göster

İki olası durma koşulu

As no one has a majority yet,

2:21

Henüz kimse çoğunluğa sahip olmadığı için,

the next lowest candidate, Tiger, is eliminated.

2:23

en düşük oy alan sonraki aday olan Kaplan elenir.

Tiger voters listed Leopard as their second choice,

2:26

Kaplan seçmenleri Leopar'ı ikinci tercihleri olarak listelediğinden,

so she gets Tiger's votes.

2:27

Kaplan'ın oyları ona geçer.

In the last round, Gorilla is eliminated.

2:30

Son turda Goril elenir.

Gorilla voters listed Owl as their second choice,

2:32

Goril seçmenleri Baykuş'u ikinci tercihleri olarak listelediğinden,

so Owl gets those votes,

2:34

o oyları Baykuş alır,

wins a majority,

2:35

çoğunluğu kazanır

and is crowned king.

2:36

ve kral ilan edilir.

The alternative vote is a better system

2:38

Alternatif oy daha iyi bir sistemdir

because it produces winners that a larger number of voters can agree on. Kalıp ifadeler

2:39

çünkü daha fazla sayıda seçmenin üzerinde anlaşabileceği kazananlar üretir.

Kalıp ifadeler

winners that ... can agree on.: daha fazla seçmenin üzerinde uzlaşabileceği kazananlar

Agree on, iki veya daha fazla kişinin bir konu hakkında aynı seçime ya da karara varması demektir. Burada, winners that a larger number of voters can agree on, daha fazla seçmenin ortak bir sonuç olarak kabul edebileceği kazananlar anlamına gelir; yalnızca her seçmenin bu kazananları kişisel olarak beğendiğini söylemez. İlgi zamiri that, on edatının nesnesidir: voters can agree on that ifadesindeki that, winners'a gönderme yapar. İngilizcede ilgi cümleciğindeki edat cümlenin sonunda bırakılabilir; bu yüzden can agree on burada doğaldır.

Alıştırma

Komitenin ortak bir seçime ulaştığını göstermek için cümleyi hangi ifade tamamlar? After comparing the plans, the committee ____ which proposal to submit.

  1. agreed with
  2. agreed that
  3. agreed on
Cevabı göster

agreed on

While the alternative vote does have its flaws, Dilbilgisi

2:43

Alternatif oyun kusurları olsa da,

it's important to note that any problem AV has, Anlatım akışı

2:45

unutulmamalıdır ki AO'nun sahip olduğu her sorun,

first-past-the-post also shares.

2:47

tek isimli tek turlu sistemde de vardır.

Dilbilgisi

does have its flaws ifadesindeki vurgulu does have

Olumlu bir cümlede does have, do yardımcı fiilinin vurgu amacıyla kullanılmasıdır. “Gerçekten var” ya da “kesinlikle var” anlamını verir; böylece konuşan kişi alternatif oy sisteminin kusurları olduğunu açıkça kabul eder. does sonrasında asıl fiil yalın hâlde kalır: does have denir, does has denmez. Bu yapı bir varsayımı düzeltmeyi, bir gerçeği güçlü biçimde doğrulamayı veya ölçülü bir ödün vermeyi güçlendirebilir.

Alıştırma

Vurgu yapmak için cümleyi do + have yapısının doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Although Mia often disagrees with us, she ____ a good point here.

Cevabı göster

does have

Anlatım akışı

Savı düzenleyen bir işaret olarak It's important to note that

It's important to note that, bilgiyi düzenleyen bir işarettir: that sonrasındaki cümlenin önemsiz bir ayrıntı değil, savı değerlendirirken dikkate alınması gereken temel bir sınırlama olduğunu dinleyiciye bildirir. Burada dikkati AV’nin kusurlarını kabul etmekten, çoğunluk sisteminin de aynı sorunları taşıdığı sınırlayıcı gerçeğe yöneltir. It's important to note that + cümle yapısını kanıt, koşul veya istisnayı öne çıkarmak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Örnekte it's important to note that ne işe yarıyor?

  1. Konuşanın sonraki gerçeği unuttuğunu gösterir.
  2. Sonraki gerçeği savı etkilemesi gereken temel bir nokta olarak işaretler.
  3. Önemsiz bir yan ayrıntıyı sunar.
Cevabı göster

Sonraki gerçeği savı etkilemesi gereken temel bir nokta olarak işaretler.

They're both susceptible to gerrymandering, Kültür

2:50

Her ikisi de seçim bölgelerini hileli düzenlemeye açıktır,

Kültür

Gerrymandering: seçim bölgesi sınırlarını manipüle etme

Gerrymandering, bir siyasi partiye ya da gruba haksız avantaj sağlamak için seçim bölgesi sınırlarının kasıtlı olarak çizilmesidir. Bu cümlede susceptible to gerrymandering, iki sistemin de bu tür manipülasyondan etkilenebileceği anlamına gelir. Terim özellikle seçim bölgesi sınırlarıyla ilgilidir. Seçimlerdeki her türlü hileyi veya adaletsizliği adlandırmaz.

Alıştırma

Hangi durum gerrymandering örneğidir?

  1. Bir partiye seçim avantajı sağlamak için seçim bölgesi sınırlarını yeniden çizmek
  2. Seçmenlere seçim kurallarını açıklamak
  3. Oylama bittikten sonra gizlice sahte oy pusulaları eklemek
Cevabı göster

Bir partiye seçim avantajı sağlamak için seçim bölgesi sınırlarını yeniden çizmek

they aren't proportional systems,

2:51

nispi sistemler değillerdir,

they can't guarantee a Condorcet winner, Kültür

2:53

bir Condorcet kazananını garanti edemezler,

which math geeks hate,

2:55

-ki matematik inekleri bundan nefret eder,

Kültür

Condorcet winner: her bire bir yarışmayı kazanmak

Condorcet winner, diğer bütün adayları ayrı ayrı yapılan bire bir oylamalarda yenecek adaydır. Bu cümlede bir sistemin böyle bir kazananı garanti edememesi, sistemin sonucunun tüm ikili karşılaştırmaları kazanan aday olmayabileceği anlamına gelir. Bu ölçüt, yalnızca belirli bir sayımda en yüksek toplam oyu veya oyların çoğunluğunu almaktan farklıdır.

Alıştırma

Hangi aday bir Condorcet winner olur?

  1. Her rakibi bire bir yarışmada kendisini yenebilecek olsa bile en çok birinci tercih oyunu alan aday
  2. Bir bire bir oylamayı kazanıp diğerini kaybeden aday
  3. Ayrı ayrı yapılan bire bir oylamalarda diğer bütün adayları yenecek aday
Cevabı göster

Ayrı ayrı yapılan bire bir oylamalarda diğer bütün adayları yenecek aday

but there isn't time to explain here,

2:56

ancak burada açıklayacak vakit yok-

and over time they both trend towards two parties. Kalıp ifadeler

2:58

ve zamanla her ikisi de iki partili sisteme eğilim gösterir.

Kalıp ifadeler

trend towards: belirli bir yöne doğru kademeli eğilim

Bu cümlede trend towards, “belirli bir yönde kademeli olarak gelişmek” anlamına gelir. İki sistemin zaman içinde olası bir iki partili yapıya doğru ilerlediği anlatılır. Trend fiili tek ve bağımsız bir değişikliği değil, genel bir örüntüyü anlatır. Towards yönü belirtir; bu nedenle ifade bir eğilim gösterir, son noktaya mutlaka ulaşılacağını garanti etmez.

Alıştırma

Hangi cümlede trend towards, nihai sonucun kesin olduğu ileri sürülmeden kademeli bir yönü anlatmak için kullanılmıştır?

  1. The committee guaranteed that the plan would be approved tomorrow.
  2. Over several years, the survey results have trended towards stronger support for the plan.
  3. One broken switch caused the lights to go out immediately.
Cevabı göster

Over several years, the survey results have trended towards stronger support for the plan.

That being said, Anlatım akışı

3:01

Bununla birlikte,

alternative vote has a huge advantage that first-past-the-post lacks and makes it mathematically superior,

3:02

alternatif oyun tek isimli tek turlu sistemde olmayan ve onu matematiksel olarak üstün kılan büyük bir avantajı vardır,

no spoiler effect.

3:06

oy bölme etkisinin olmaması.

Anlatım akışı

That being said: önceki noktayı koruyup yön değiştirmek

That being said şu işareti verir: “Az önce söylediğim noktayı kabul ediyorum, ancak şimdi karşı taraftaki önemli bir noktayı da düşünmenizi istiyorum.” Burada önceki eleştiri geçerliliğini korurken tartışmanın yönü büyük bir avantaja çevrilir. Önceki ifadeyi iptal etmez veya düzeltmez. Bir tarafı kabul ettikten sonra bir sınırlama ya da karşıtlık getirerek düşünce akışını düzenler.

Alıştırma

That being said ifadesinin hangi kullanımı ilk noktayı geçerli tutarken tartışmanın yönünü doğru biçimde değiştirir?

  1. The campsite is a long walk from the station. That being said, the quiet location makes it a relaxing place to stay.
  2. The campsite is a long walk from the station. That being said, it is therefore a long walk from the station.
  3. The campsite is a long walk from the station. That being said, my brother bought a blue notebook yesterday.
Cevabı göster

The campsite is a long walk from the station. That being said, the quiet location makes it a relaxing place to stay.

Imagine one final election.

3:09

Son bir seçim hayal edin.

Two big candidates are running,

3:11

İki büyük aday yarışıyor,

Gorilla and Leopard,

3:12

Goril ve Leopar,

and Leopard looks set to win 55 to 45, Kalıp ifadeler

3:13

ve Leopar 55'e 45 kazanacak gibi görünüyor,

Kalıp ifadeler

looks set to win: mevcut işaretlere dayanan güçlü bir tahmin

Looks set to win, “şu anda elde bulunan işaretlere göre kazanması muhtemel görünüyor” anlamına gelir. Bu cümlede 55'e 45 oranı, Leopard'ı muhtemel kazanan olarak gösterir. look + set + to-mastar yapısı kesinlik değil, gelecekte gerçekleşmesi beklenen bir sonucu anlatır. Look özneye göre değişir: she looks set to win, ancak they look set to win.

Alıştırma

look + set + to-mastar yapısını ve win fiilini kullanarak tahmini tamamlayın: With most votes counted, Maya ____ the election.

Cevabı göster

looks set to win

but then a third-party candidate, Tiger, enters. Kültür

3:16

ancak sonra üçüncü bir parti adayı olan Kaplan devreye girer.

Kültür

a third-party candidate: baskın iki partinin dışındaki aday

İki büyük partinin baskın olduğu bir seçim yarışında a third-party candidate, bu iki parti dışındaki başka bir siyasi partiyi temsil eden adaydır. Third-party, candidate sözcüğünü niteleyen ve kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. Burada ifade, Tiger'ın siyasi yarıştaki konumunu belirtir. Bir sözleşme veya ticari anlaşmadaki tarafsız üçüncü kişi anlamına gelmez.

Alıştırma

Alex, ülkenin baskın iki partisinden birini değil Green Future Party'yi temsil ediyor. En doğru tanım hangisidir?

  1. a third-party candidate
  2. an independent candidate
  3. a third party
Cevabı göster

a third-party candidate

Tiger manages to convince 15% of the Leopard voters to back him instead. Notlar

3:19

Kaplan Leopar seçmenlerinin %15'ini onun yerine kendisini desteklemeye ikna etmeyi başarır.

Dilbilgisi

manages to: zorluktan sonra başarmak

Burada manages to, birinin genellikle çaba gösterdikten sonra veya başarının belirsiz olduğu bir durumda bir şeyi başardığını anlatır. Bu ifade, seçmenleri ikna etmenin yalnızca yapılan bir eylem değil, elde edilen bir başarı olduğunu gösterir. Yapı manage to + fiilin yalın hâlidir: manages to convince. to'dan sonraki fiil yalın kalır.

Alıştırma

Cümleyi manage to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After three attempts, Maya ____ open the stuck window.

Cevabı göster

managed to

Kelime

back him: onu desteklemek

Burada back, “desteklemek” anlamında bir fiildir; him ise doğrudan nesnesidir. Seçmenler taraf değiştirip Leopard yerine Tiger'ı destekler. back him ifadesini “onu desteklemek” olarak anlayın. Bu ifade geriye doğru hareket etmeyi veya bir şeyi geri vermeyi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede back fiili “desteklemek” anlamında kullanılmıştır?

  1. Several classmates back Priya for class representative.
  2. Please put the chairs back after the meeting.
  3. The driver will back the van into the garage.
Cevabı göster

Several classmates back Priya for class representative.

Under first-past-the-post,

3:23

Tek isimli tek turlu sistemde,

Gorilla now wins even though a majority of the voters didn't want him. Dilbilgisi

3:24

seçmenlerin çoğunluğu onu istememesine rağmen artık Goril kazanır.

Dilbilgisi

even though: Gerçek bir durumu kabul ederek karşıtlık kurmak

Even though, doğru olan fakat ana cümlenin sonucuyla güçlü biçimde çelişen bir gerçeği belirtir. Çoğunluk Goril’in kazanmasını istememiştir, ancak Goril kazanır; bu nedenle bağlaç sonucun şaşırtıcı olduğunu vurgular. even though ifadesini kabul ettiğiniz gerçeğin önüne getirin ve beklenmedik sonucu diğer cümlecikte belirtin. İki cümlecikten biri önce gelebilir: Even though it was late, we continued. Ya da: We continued even though it was late.

Alıştırma

Hangi cümle yağmurun bilinen bir gerçek olduğunu açıkça söylerken şaşırtıcı sonucu da vurgular?

  1. Even though it was raining, the match continued.
  2. Because it was raining, the match continued.
  3. Even if it was raining, the match continued.
Cevabı göster

Even though it was raining, the match continued.

Under the alternative vote,

3:28

Alternatif oy sisteminde ise,

because all Tiger voters put Leopard as a second choice,

3:29

tüm Kaplan seçmenleri Leopar'ı ikinci tercihleri olarak koyduğundan,

Leopard still wins

3:31

Leopar hala kazanır

because a majority of the citizens of the Animal Kingdom would rather have her in charge than Gorilla. Notlar

3:32

çünkü Hayvanlar Krallığı vatandaşlarının çoğunluğu Goril yerine onun başta olmasını tercih eder.

Dilbilgisi

would rather have her in charge than Gorilla: Tercih edilen liderleri karşılaştırmak

Would rather have her in charge than Gorilla iki seçeneği karşılaştırır ve vatandaşların lider olarak onu tercih ettiğini belirtir. Have someone in charge, o kişinin grubu yönetmesini veya kontrol etmesini sağlamak anlamına gelir. Kalıp would rather + fiilin yalın hâli ... than + alternatif biçimindedir. Have yalın hâldedir; than Gorilla ise than have Gorilla in charge ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Anlaşılan tekrarları çıkarmaya eksilti denir. Burada rather, tercih bildiren would rather ifadesinin parçasıdır; “oldukça” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak would rather have ... than kalıbıyla tamamlayın: Our class ____ Nina in charge ____ Omar.

Cevabı göster

would rather have · than

Kalıp ifadeler

in charge: yönetimi üstlenen kişi olmak

In charge, liderlik etmekten ve karar vermekten sorumlu olmak demektir. Bu cümlede have her in charge, Leopard'ı liderlik konumuna getirmek veya bu konumda tutmak anlamına gelir. Bu ifade yalnızca küçük bir görevden sorumlu olmayı değil, bütün bir grup veya durum üzerinde yetki sahibi olmayı da anlatabilir. Yaygın yapı be in charge of + kişi, grup, etkinlik veya alan şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi ‘liderlik etmekten sorumlu’ anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The coach is away, so Priya is ____ today.

Cevabı göster

in charge

Using the alternative vote,

3:37

Alternatif oy kullanarak,

citizens can help support and grow smaller parties that they agree with Kalıp ifadeler

3:38

vatandaşlar aynı fikirde oldukları daha küçük partileri desteklemeye ve büyütmeye yardımcı olabilirler

Kalıp ifadeler

agree with: bir kişinin veya grubun görüşünü paylaşmak

Agree with, bir kişinin veya grubun görüşünü, tutumunu ya da seçimini paylaşmak veya desteklemek anlamına gelir. Burada vatandaşlar, küçük partilerin görüşleri kendi görüşleriyle örtüştüğünde bu partilerle agree with eder. With'ten sonraki nesne, desteklediğiniz kişi, grup, görüş veya ifadedir. İnsanlar bir konu ya da plan hakkında aynı karara vardıklarında agree on kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle Noah'nın Ava'nın görüşünü paylaştığı anlamına gelir?

  1. Noah agrees with Ava.
  2. Noah agrees to Ava's request.
  3. Noah and Ava agree on a meeting time.
Cevabı göster

Noah agrees with Ava.

without worrying that they'll put someone they don't like into office. Notlar

3:42

sevmedikleri birini göreve getireceklerinden endişe etmeden.

Dilbilgisi

without worrying that: korkulan sonucu ifade etmek

without worrying that, “... konusunda endişelenmeden” anlamına gelir. Ana eylemi, kaçınılmak istenen bir kaygıya veya istenmeyen sonuca bağlar. That ile başlayan yan cümle, tam olarak neyin endişe konusu olduğunu açıklar. Burada vatandaşlar küçük partileri desteklerken, bu desteğin sevmedikleri birini göreve getirmesinden korkmaz. Yapı without + worrying + that + tam bir cümledir. İstenmeyen sonucu kesinleşmiş bir gerçek olarak değil, kaçınılmak istenen bir olasılık olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: Leo joined the contest ___ he might finish last.

  1. without worrying to
  2. without worrying that
  3. without worry that
Cevabı göster

without worrying that

Kalıp ifadeler

put someone ... into office: birini göreve getirmek

put someone ... into office, genellikle seçim yoluyla bir kişiyi kamu görevlisi yapmak veya göreve getirmek anlamına gelir. Atama yoluyla göreve getirme durumunda da kullanılabilir. İfade, kişiyi resmî bir kamu görevine yerleştirme sonucuna odaklanır. Bu cümlede they don't like, someone sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir. put someone ile into office arasına girer, ancak temel ifadenin parçası değildir. Buradaki office bir oda veya çalışma yeri değil, kamu görevi anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The council's appointment could ___ as mayor.

  1. put Dr. Chen into office
  2. put Dr. Chen to office
  3. put Dr. Chen at office
Cevabı göster

put Dr. Chen into office

After examining the differences between them, Dilbilgisi

3:45

Aralarındaki farkları inceledikten sonra,

Dilbilgisi

After examining: önceki bir adım için after + -ing kullanımı

Burada after bir edattır; bu nedenle ardından -ing biçimindeki examining gelir: after examining the differences between them. Bu ifade, incelemenin ana cümledeki karardan önce gerçekleştiğini gösterir. -ing eylemini yapan kişi ana cümleden açıkça anlaşılabiliyorsa after + -ing kullanılabilir. Bu yapı, bir karar, sonuç veya eylemden önceki adımı kısa biçimde anlatır.

Alıştırma

Cümleyi after ve examine fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: "____ both plans, Maya chose the safer one."

Cevabı göster

After examining

Queen Lion decrees that the alternative vote is to be the rule of the land for electing the king Notlar

3:47

Aslan Kraliçe alternatif oyun kralı seçmek için ülkenin kuralı olmasına karar verir

Kelime

decrees that: yetkiye dayalı bir kural koymak

Decrees that ifadesindeki decree, resmî bir kararı emir olarak bildirmek anlamına gelir. Aslan Kraliçe yalnızca bir görüş aktarmıyor; kraliyet yetkisini kullanarak alternatif oyu geçerli kural hâline getiriyor. decree that + yan cümle yapısında yan cümle, buyruğun içeriğini açıklar. Bu yapı; yasaları, kraliyet emirlerini ve kurumların resmî kararlarını anlamada kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir hükümdarın bütün krallık için resmen yeni bir kural koyduğu duruma en uygun cümle hangisidir?

  1. The queen decrees that every village must hold an election.
  2. The queen decides that she prefers village elections.
  3. The queen says that village elections sound interesting.
Cevabı göster

The queen decrees that every village must hold an election.

Dilbilgisi

Resmî olarak kararlaştırılmış bir düzenleme için is to be

Burada is to be, yeni oy verme sisteminin kabul edilen kural hâline gelmesinin resmî olarak emredildiğini anlatır. be + to-infinitive yapısında is zamanı gösterir; to be ise emredilen gelecekteki durumu belirtir. Bu yapı, değişikliği yalnızca geleceğe ilişkin bir tahmin olarak değil, bir otoriteye dayanan resmî bir düzenleme olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi resmî bir düzenlemeyi anlatan be + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: Under the new order, the safety code ____ the standard for every school.

Cevabı göster

is to be

Deyimler

Bütün krallıkta geçerli standart anlamında the rule of the land

Bu cümlede the rule of the land, bütün ülkede geçerli olan resmî kural anlamına gelir. land, toprak ya da bir arazi parçasını değil, hükümdarın yönetimindeki ülkeyi veya bölgeyi anlatır. Bu ifade buyruğa görkemli, masalsı bir ton verir: oy sistemi, yalnızca yerel bir öneri olarak sunulmaz; krallıktaki herkes için kabul edilen kural hâline getirilir.

Alıştırma

Bu cümlede the rule of the land ne anlama gelir?

  1. Yalnızca sarayın içinde geçerli olan bir öneri
  2. Tarım veya arazi sahibi olmakla ilgili bir kural
  3. Bütün krallıkta geçerli resmî kural
Cevabı göster

Bütün krallıkta geçerli resmî kural

and everyone is happier.

3:51

ve herkes daha mutludur.

Well, Anlatım akışı

3:53

Şey,

almost everyone.

3:53

neredeyse herkes.

Anlatım akışı

Well, almost everyone: gecikmeli bir düzeltme

İlk cümle everyone ile eksiksiz ve olumlu bir sonuç sunar. Ardından gelen Well, almost everyone. parçası bu iddianın kapsamını hemen daraltır: en az bir istisna vardır. Buradaki Well, “iyi bir şekilde” anlamına gelen bir zarf değil, bir söylem belirtecidir. Konuşanın durup önceki sözünü düzelteceğini gösterir. Sınırlamayı everyone sözünden sonraya bırakmak küçük ve çoğu zaman komik bir ters köşe yaratır.

Alıştırma

Hangi seçenek önce tamamen olumlu görünüp sonra gecikmeli bir düzeltmeyle ters köşe yaratır?

  1. Everyone is happier without exception.
  2. Almost everyone is happier.
  3. Everyone is happier. Well, almost everyone.
Cevabı göster

Everyone is happier. Well, almost everyone.

The two big parties can't be as complacent as they used to be Dilbilgisi

3:55

İki büyük parti eskisi gibi rehavete kapılamaz

Dilbilgisi

can't be as complacent as: daha düşük bir dereceyi karşılaştırma

can't be as + sıfat + as + karşılaştırma noktası yapısı, öznenin bir özelliği aynı derecede sürdüremeyeceğini anlatır. Burada iki büyük parti, geçmişteki rehavet düzeyini artık sürdüremez. İlk as, complacent için dereceyi kurar; ikinci as ise karşılaştırma ölçütü olan they used to be bölümünü getirir. Used to be geçmişteki bir durumu gösterir. be sonrasındaki complacent bağlamdan anlaşıldığı için tekrarlanmaz.

Alıştırma

Cümleyi as ... as karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: With stronger competition, the company can't ____ it used to be.

Cevabı göster

be as complacent as

Dilbilgisi

used to be: değişmiş olan geçmişteki bir durum

Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte bir süre devam eden ancak artık sürmeyen ya da artık aynı olmayan bir alışkanlığı veya durumu anlatır. be ile kullanıldığında used to be, geçmişteki bir duruma işaret eder. as complacent as they used to be ifadesinde partilerin şimdiki durumu, geçmişteki rehavet düzeyleriyle karşılaştırılır. Cümle, önceki durumun değiştiğini anlatır. Bu yapı geçmiş ile bugün arasındaki farkı açıkça göstermek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için used to ile be fiilinin yalın hâlini kullanın: Our school library ____ much smaller before the new building opened.

Cevabı göster

used to be

and need to campaign much harder to convince their voters to support them.

3:57

ve seçmenlerini kendilerini desteklemeye ikna etmek için çok daha sıkı bir kampanya yürütmeleri gerekir.

This has been the alternative vote explained by me,

4:02

Benim tarafımdan açıklanan alternatif oy buydu,

CGP Grey.

4:04

CGP Grey.

Thank you very much for watching.

4:05

İzlediğiniz için çok teşekkür ederim.