Nasıl Korsan Kaptanı Olunur?: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Bir korsan markalaşmayı, teslim olmayı direnmekten daha güvenli gösteren bir aldatma olarak anlatıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "false flags" — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: bu sahte kimlik sinyalini ve korsan bayrağını gizlemenin stratejiyi nasıl desteklediğini anlayın. 2. "I feel like you're not answering this question." — Konuşma edimbilimi ve tutum: yumuşatılmış ama açık bir itirazı tanıyın; kaçamak yanıtı sert başlamadan sorgulamak için I feel like kalıbını kullanın. 3. "On the other hand," — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: karşıt bir seçeneği işaretleyin ve teslim olmanın yararlarından savaşmanın risklerine geçişi izleyin.
Bu derste
me lad: my yerine kullanılan korsan tarzı me
me lad ifadesinde me, standart iyelik belirleyicisi my yerine kullanılır. İfade “my lad” anlamına gelir ve bir erkek çocuğa ya da genç erkeğe doğrudan seslenmenin eski moda duyulan bir yoludur. Burada kasıtlı olarak abartılmış korsan tarzı bir karakter konuşması vardır. Amaç, me sözcüğünün normal bir iyelik kullanımını göstermek değil, korsan sesi yaratmaktır.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: Resmî bir sunumda biri “Me plan has three steps.” diyor.
- Kasıtlı olarak standart dışı karakter İngilizcesi; bu nedenle ortama uygun değil
- Bu ortam için doğal standart İngilizce
Cevabı göster
Kasıtlı olarak standart dışı karakter İngilizcesi; bu nedenle ortama uygun değil
being a pirate be...: is yerine kullanılan karakter tarzı be
Being a pirate be all about branding. ifadesinde be, özneye göre değişmeyen bir fiil biçimi olarak kullanılır. Standart İngilizcede Being a pirate ulaç öbeği tekildir; bu nedenle fiil is olmalıdır: Being a pirate is all about branding. Bu ifade, komik bir korsan sesini kasıtlı olarak taklit eder. All about standarttır ve “esas olarak ... ile ilgili olmak” ya da “... bağlı olmak” anlamına gelir; karaktere özgü dilbilgisi all about’tan değil, be kullanımından kaynaklanır.
Alıştırma
Bir okul kompozisyonu için hangi cümle doğal standart İngilizcedir?
- Being a good leader be all about listening.
- Being a good leader is all about listening.
- Being a good leader are all about listening.
Cevabı göster
Being a good leader is all about listening.
it's a business but branding be bringing in the booty Öbek fiiller
0:06bu bir iş ama ganimeti getiren şey markadır
bringing in: kazandırmak, üretmek veya çekmek
Bu cümlede bringing in, yararlı bir sonucu kazandırmak, üretmek veya çekmek anlamına gelir. Markalaşma, “ganimeti”, yani ticari kazancı üreten şey olarak sunulur; ifade bir şeyi fiziksel olarak içeri taşımayı anlatmaz. Para, gelir, müşteri, oy veya iş gibi sonuçlarla bring in + sonuç yapısını kullanabilirsin. Özne, bu sonuca yol açan kişi, faaliyet veya fikirdir.
Alıştırma
“Çekmek veya üretmek” anlamındaki hedef iki sözcüklü fiille cümleyi tamamla: A clear online ad could ____ more customers.
Cevabı göster
bring in
and if ye be shipping with our jolly crew
0:09ve eğer bizim neşeli mürettebatımızla yelken açacaksan
Jolly Roger: geleneksel korsan bayrağı
Jolly Roger, özellikle kuru kafa ve çapraz kemiklerin bulunduğu tanıdık siyah bayrak olmak üzere, korsan bayrağının geleneksel adıdır. Bu kültürel bir terimdir; Roger adlı neşeli bir kişiyi anlatmaz. Standart yazıda Jolly Roger özel ad olduğu için iki sözcük de büyük harfle başlar. Bu adı tanımak korsan kimliği, tehdit veya kılık değiştirme ile ilgili göndermeleri anlamana yardımcı olur.
Alıştırma
“The ship raised the Jolly Roger” cümlesinde gemi ne çekti?
- Donanmanın kullandığı bir ulusal bayrak
- Roger adlı neşeli bir denizci
- Bir korsan bayrağı
Cevabı göster
Bir korsan bayrağı
isn't X like Y?: onay bekleyen bir karşılaştırma
isn't X like Y? kalıbı, olumsuz biçimli bir karşılaştırma sorusudur. Konuşan kişi X ile Y'yi yan yana koyar ve cevabın güçlü biçimde “evet, benziyorlar” olmasını bekler. Burada X bir korsan bayrağı sallamak, Y ise aslında “biz hırsızız” diye ilan eden bir bayrak sallamaktır. Soru zaten karşıdakini onaylamaya yönelttiği için tarafsızca bilgi istemekten çok bir sav işlevi görür. Komik a we are thieves flag ifadesi, we are thieves mesajının tamamını uydurma bir bayrak türünün etiketi gibi kullanır.
Alıştırma
Konuşan kişi “Isn't displaying your password like giving strangers a key?” diye sorarak ne ima ediyor?
- Konuşanın hiçbir fikri yoktur ve nesnel bir tanım istemektedir.
- Konuşan, davranışların tamamen zıt olduğuna inanır.
- İki davranış açıkça benzerdir ve ikisi de önemli bir şeyi açığa çıkarır.
Cevabı göster
İki davranış açıkça benzerdir ve ikisi de önemli bir şeyi açığa çıkarır.
be more than just a bit of arg look at us. Dilbilgisi
0:22sadece 'arr, bize bakın' demekten çok daha fazlası.
more than just: sınırlı bir tanımın ötesine geçmek
Bu cümlede more than just, kafatası ve çapraz kemik bayrağının yalnızca küçük bir “bize bakın” gösterisi olduğu şeklindeki sınırlı düşünceyi reddeder. Bayrağın başka ve daha önemli bir işlevi olduğunu belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp X is more than just Y biçimindedir: Y sınırlı bir tanım verir, cümlenin geri kalanı veya bağlam ise daha büyük bir anlam, değer ya da amaç ekler. Tekil This skull and crossbones öznesiyle standart İngilizcede is more than just kullanılır; buradaki be, karaktere özgü ve standart dışı bir dil bilgisidir.
Alıştırma
Kütüphanenin yalnızca kitap alınan bir yer olduğu düşüncesini reddeden tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The library is ____ a place to borrow books; it is also a community hub.
Cevabı göster
more than just
Gösterişli bir görsel sergileme olarak plumage
Plumage sözcüğü gerçek anlamda bir kuşun vücudunu kaplayan tüylerin tümüdür. Burada konuşmacı bir bayrağı mecazen plumage olarak adlandırır: Renkli tüyler gibi kimliği gösterir ve dikkat çeker. Bu mecaz, görünüşü gerçek kuş tüyleri olarak değil, görünür bir işaret olarak sunar. Benzer mecazlar; gösterişli bir dış görünüm oluşturan kıyafetleri, süslemeleri veya marka imajını anlatabilir.
Alıştırma
“It's plumage prerequisite for plundering.” cümlesinde plumage neyi çağrıştırıyor?
- Riskten kaçınma planı
- Bir kuşun gerçek tüyleri
- Kimliği gösteren, dikkat çekici bir görsel özellik
Cevabı göster
Kimliği gösteren, dikkat çekici bir görsel özellik
But parties protect their booty preferring it unplundered.
0:29Ancak insanlar ganimetlerini korur ve yağmalanmamasını tercih ederler.
Retorik bir reddetme olarak Who needs that?
Who needs that? görünüşte bir kişiyi belirlemeyi isteyen bir soru gibidir, ancak burada retorik bir sorudur. Konuşmacı yanıt beklemez; az önce söz edilen iş ve riski üstlenmeye değmediğini anlatır. Bu kalıp istenmeyen bir yükü, nesneyi veya sorunu reddeder. That önceki düşünceye gönderme yapar; dolayısıyla bağlam ve küçümseyen ton, “Bunu kimse istemiyor veya buna ihtiyaç duymuyor” şeklindeki örtük anlamı verir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız, açık bir yararı olmadan uzun ve riskli bir dolambaçlı yol eklemeyi öneriyor. “Who needs that?” diye yanıt verirseniz ne anlatmış olursunuz?
- Hangi kişinin dolambaçlı yolu kullanması gerekiyor?
- Kimse bu gereksiz zahmeti istemiyor.
- Herkesin daha fazla riske ihtiyacı var.
Cevabı göster
Kimse bu gereksiz zahmeti istemiyor.
give up: direnmeyi bırakmak veya teslim olmak
Burada give up nesne almadan kullanılır ve “direnmeyi bırakmak” ya da “teslim olmak” anlamına gelir. Soru, bir geminin saldırgana karşı koymayı neden bırakacağını sorar. Daha genel olarak nesnesiz give up, “denemeyi bırakmak” anlamına da gelebilir. give something up örneğinde olduğu gibi ardından bir şey gelirse genellikle o şeyden, alışkanlıktan veya fırsattan vazgeçmek anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümlede give up “teslim olmak veya direnmeyi bırakmak” anlamındadır?
- Nora gave up her seat to an older passenger.
- I gave up coffee last month.
- The surrounded troops gave up before dawn.
Cevabı göster
The surrounded troops gave up before dawn.
keeping the roger hidden for just the right moment. Kalıp ifadeler
0:50ve kurukafayı tam da doğru an için saklıyoruz.
false flags: geminin kimliğini gizleyen bayraklar
Bu denizcilik bağlamında false flags, bir gemiyi farklı, zararsız veya dost bir tarafa aitmiş gibi gösteren bayraklardır. Bu kılık değiştirme, geminin gerçek kimliğini açıklamadan önce yaklaşmasını sağlar. İfade burada gerçek anlamıyla kullanılır: kimliği gizlemek için kullanılan bayrakları anlatır. Bir eylemi başka bir grup yapmış gibi gösterme şeklindeki daha geniş modern anlam da bu fikirden gelir, ancak cümleyi anlamak için bu modern iddiaya ihtiyaç yoktur.
Alıştırma
Bir denizcilik hikâyesinde sailing under a false flag ne anlama gelir?
- Geminin tıbbi yardıma ihtiyacı olduğunu gösteren bir sinyal vermek
- Daha düşük ücretler için gemiyi yabancı bir limanda kaydettirmek
- Geminin gerçek kimliğini gizleyen bir bayrak kullanmak
Cevabı göster
Geminin gerçek kimliğini gizleyen bir bayrak kullanmak
just the right moment: tam doğru an
just the right moment ifadesinde just “tam olarak”, right ise “en uygun” anlamına gelir. İfadenin bütünü, amaçlanan etki için ne çok erken ne de çok geç olan zamanı anlatır. Bu ifade wait, choose veya save gibi fiillerden sonra kullanıldığında zamanlamanın dikkatle seçildiğini vurgular. Burada for, beklenen anı belirtir; amaç, bir şeyi ortaya çıkmasının en güçlü etkiyi yaratacağı ana kadar gizli tutmaktır.
Alıştırma
Hangi cümlede just “tam olarak” anlamında kullanılmış ve ideal zamanlama anlatılmıştır?
- We announced the result at just the right moment.
- We just announced the result a moment ago.
- We announced just the result at the right moment.
Cevabı göster
We announced the result at just the right moment.
olumlu bir deyim olarak lean and mean
Lean and mean, bir şeyi yalın, verimli ve güçlü olduğu için öven, uyaklı bir deyimdir. Bu cümlede gemi gerçek anlamda zayıf ve kaba değil, hafif ve etkili olarak tanımlanır. Bu kalıplaşmış ifadede mean; güç, saldırganlık veya rekabet gücü fikrini ekler. İfade bir takımı, kuruluşu, makineyi veya süreci tanımladığında lean ve mean sözcüklerinin sıradan anlamlarını ayrı ayrı vermek yerine ifadeyi bir bütün olarak anlayın.
Alıştırma
Bir yönetici, “After removing unnecessary steps, our team is lean and mean.” diyor. Bu ifade ne anlama gelir?
- Takımın donanımı yetersizdir ve rekabetten kaçınır.
- Takım yalın, verimli ve rekabete hazırdır.
- Takım üyelerinin hepsi zayıf ve kabadır.
Cevabı göster
Takım yalın, verimli ve rekabete hazırdır.
we billow barrels behind so though our sails be full,
0:57arkamızdan fıçılar sürükleriz, böylece yelkenlerimiz dolsa bile
prey in sight: görüş alanındaki av
Prey, avlanan bir hayvanı ya da kişiyi ifade eder. prey in sight ifadesinde in sight “görünür durumda, görüş alanında” demektir; yani av ortaya çıkmış ve takip edilebilir durumdadır. Burada prey mecazlıdır: konuşan kişi hedefteki gemiyi ve gemideki insanları yakalanacak bir av gibi görür. Bu nedenle ifade, bir geminin görüldüğünü tarafsızca bildirmekten çok avlanma ve kovalamaca duygusu yaratır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayan ve avlanma imgesi ekleyen ifadeyi seçin: The eagle changed direction when it had ____.
- no target nearby
- prey in sight
- a goal in sight
- the target in sight
Cevabı göster
prey in sight
from afar: uzaktan bakıldığında
From afar “uzaktan” ya da “uzak bir mesafeden” anlamına gelir; bir şeyi gören veya değerlendiren kişi uzaktadır. it need only look good from afar cümlesinde bu ifade, görünüş için asgari ölçüyü belirler: şeyin yakından da iyi görünmesi gerekmez. From afar cümleye edebî veya anlatısal bir hava da katar. Sadece günlük konuşmayla mesafe bildirmek yerine, uzaktan bakış açısını öne çıkarır.
Alıştırma
Cümleyi edebî veya anlatısal bir üslupla tamamlayan ifadeyi seçin: The castle looked impressive ____.
- up close
- nearby
- from far away
- from afar
Cevabı göster
from afar
teleskop benzeri bir gözlem aracı olarak looking glass
Bu cümlede looking glass, uzaktaki gemileri görmek için kullanılan ve denizci dürbününe ya da teleskopa benzeyen optik bir aracı ifade eder. at a distance, through ve on the high seas ipuçları, sıradan bir ev aynası anlamını eler. Günümüz İngilizcesinde looking glass çoğunlukla “ayna” demektir. Bu nedenle buradaki teleskop benzeri anlam, eski denizcilik ortamına bağlıdır. Eski bir kelimenin amaçlanan anlamını seçmek için çevresindeki eylem ve ortamdan yararlanın.
Alıştırma
Bu cümlede looking glass ne anlama gelir?
- Geminin yan tarafındaki cam bir pencere
- Uzaktaki gemileri görmek için kullanılan teleskop benzeri bir araç
- Kişinin kendi yansımasına bakmak için kullandığı bir ayna
Cevabı göster
Uzaktaki gemileri görmek için kullanılan teleskop benzeri bir araç
on the high seas: kıyıdan uzak açık sular
Bu cümlede on the high seas, kıyıdan uzaktaki açık okyanus sularında anlamına gelir. Hukuk metinlerinde the high seas, ulusal yargı yetkisinin dışındaki sular için daha kesin bir kategori olabilir; ancak hikâyede ifade esas olarak açık deniz ortamı oluşturur. Burada high, kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır. Deniz yüzeyinin yüksek veya dalgaların sert olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “kıyıdan uzaktaki açık sularda” anlamına gelen dört kelimelik kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The crew was rescued ____.
Cevabı göster
on the high seas
image not reality: kısa bir X, not Y karşıtlığı
Bu cümlede image not reality, X, not Y karşıtlığının kısaltılmış biçimidir. Konuşmacı markalaşmayı image, yani bir şeyin sunduğu izlenim olarak sınıflandırır ve o şeyin gerçek özellikleri olan reality ifadesini daha doğru etiket olarak reddeder. Bu kalıp düzeltmeyi sona yerleştirir; böylece reddedilen fikir güçlü biçimde vurgulanır. Savı kesin gösterir, ancak burada görünüş ile öz ayrılmaktadır; bütün markaların tamamen sahte olduğu mantıksal olarak ileri sürülmemektedir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir yorumu başka bir yorumla değiştirmek için aynı X, not Y yapısını kullanıyor?
- Is the award recognition?
- The award is not on the shelf.
- The award is recognition, not proof of perfection.
Cevabı göster
The award is recognition, not proof of perfection.
carving and painting fake cannon to intimidate
1:27gözdağı vermek için sahte toplar oyar ve boyarlar
now do they?: meydan okuyucu bir soru eklentisi
Olumsuz fake guns don't shoot ifadesinden sonra gelen do they, olumlu biçimde bir soru eklentisidir. İngilizcede bu eklentiler genellikle olumlu-olumsuz kutbunu tersine çevirir: olumsuz ifade + olumlu eklenti. They zamiri fake guns ifadesine döner; do ise shoot için gereken geniş zaman yardımcı fiilidir. Konuşmacı burada bir gerçeği tarafsızca kontrol etmez. Now, konuşma içinde baskı kuran bir belirteç görevi görür ve sahte topların ateş etmek için işe yaramadığı şeklindeki açık sonuca katılmaya yöneltir. Sonuç meydan okuyucu ve alaycıdır; now, “şu anda” anlamına gelmez.
Alıştırma
Meydan okumayı now ve doğru soru eklentisiyle tamamlayın: A map with no street names doesn't help much, ____?
Cevabı göster
now does it
Rol olarak kullanılan How do you do, fellow countrymen? selamı
How do you do kalıplaşmış ve resmî bir selamlaşmadır. Burada dinleyenlerden nasıl olduklarını açıklamalarını istemez; daha çok törensel bir “merhaba” işlevi görür. Fellow countrymen, ortak bir millî kimlik ve yurttaş dayanışması iddiası taşır. Bu sahnede selamlamanın tamamı bir roldür. Konuşan kişi, diğer geminin sahte kimliği kabul etmesi için kibar ve zararsız görünmeye çalışır. Böylece dostça sözler bir kılıf oluşturur ve sergilenen kişilik ile konuşanın gerçek amacı arasında ironik bir fark yaratır.
Alıştırma
Bu sahnede selamlamanın işlevini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Konuşan kişi dostça görünen kimliğinin sahte olduğu konusunda diğerlerini açıkça uyarıyor.
- Konuşan kişi herkesin sağlığı hakkında ayrıntılı bilgi istiyor.
- Konuşan kişi zararsız bir yurttaş gibi görünmek için resmî ve dostça bir selamlaşma sergiliyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi zararsız bir yurttaş gibi görünmek için resmî ve dostça bir selamlaşma sergiliyor.
I feel like you're not answering this question. Ton ve niyet
1:48Bu soruya cevap vermiyorsun gibi hissediyorum.
Bir itirazı yumuşatan I feel like ... yapısı
I feel like, ardından gelen düşünceyi konuşanın algısı olarak sunar. Bu cümlede eleştiriye doğrudan You aren't answering this question diye başlamaktan kaçınarak giriş kısmını yumuşatır. Bu yumuşatma, itirazı ortadan kaldırmaz. Konuşan kişi yine de karşısındakinin cevap vermediğini söyler ve doğrudan yanıt vermesi için baskı yapar. Bu yapı, bir sorunu dile getirirken başlangıcı daha az çatışmacı tutmak istediğinizde kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle birine açıkça itiraz ederken başlangıcı yumuşatmak için I feel like kullanıyor?
- I feel like you're giving me a different answer instead of addressing my question.
- I feel like taking a short walk after lunch.
- I feel relieved because you answered every part.
Cevabı göster
I feel like you're giving me a different answer instead of addressing my question.
think like one of those poor seamen sods yonder.
1:50şu ilerideki zavallı denizcilerden biri gibi düşün.
Minding yourself: kendi hâlinde işine bakmak
Bu cümlede minding yourself, kendi hâlinde işine bakmak ve sorun çıkarmamak anlamına gelir. Denizci, korsanlar ortaya çıkmadan önce normal biçimde çalışan biri olarak gösterilir. Mind fiilinin özel anlamını ardından gelen sözcükler belirler. Burada yourself, kişinin kendi davranışlarına ve işlerine gönderme yapar; başka birine göz kulak olmak veya yalnızca dikkat etmesi için uyarılmak anlamına gelmez.
Alıştırma
“Noah was finishing his shift and minding himself,” cümlesindeki “minding himself” en doğal olarak ne anlama gelir?
- Sorun çıkarmadan sessizce kendi işine bakmak
- Kendisine verilen işe karşı çıkmak
- Başka birkaç çalışanı denetlemek
Cevabı göster
Sorun çıkarmadan sessizce kendi işine bakmak
Please present your booty: nazik sözlerle ifade edilen tehdit
Please present your booty ifadesinde please biçimi yumuşatır; present ise teslim etmek veya göstermek anlamına gelen resmî bir fiildir. Yüzeyde nazik bir rica gibi görünür. Ancak bağlamda korsanlar dinleyiciyi değerli eşyalarını vermeye zorlar, dolayısıyla gerçek bir seçim yoktur. Resmî nezaket ile zorlama arasındaki uyumsuzluk kara mizah yaratır. Genel olarak bir ricayı yalnızca please sözcüğüne göre değil, güç ilişkisine ve sonuçlara göre değerlendirin.
Alıştırma
Bir görevli çıkışı kapatıp “Please present your passport now.” diyor. En doğru yorum hangisidir?
- Yolcu, yalnızca kendisine uygunsa pasaportunu göstermeye gelişigüzel davet ediliyor.
- Bu, nazik biçimde ifade edilmiş bir emirdir ve yolcu yine de uymak zorundadır.
- Görevli yolcuya hediye olarak bir pasaport sunuyor.
Cevabı göster
Bu, nazik biçimde ifade edilmiş bir emirdir ve yolcu yine de uymak zorundadır.
sometimes misguided men will try to hide booty
2:16bazen yanlış yönlendirilmiş adamlar ganimeti saklamaya çalışır
We can't have that: bir durumu hoş görmeyi reddetmek
Bu cümlede we can't have that, o durumu kabul etmeyeceğimiz veya ona izin vermeyeceğimiz anlamına gelir. Have burada sahip olmak anlamına gelmez ve can't bir beceri eksikliği anlatmaz. Bu ifade, davranışı kabul edilemez bulur ve kesin bir sınır koyar. Konuşan kişi, davranışın durdurulmasını yalnızca tercih edilir değil, gerekli olarak sunar.
Alıştırma
Have ile kurulan tam ifadeyi kullanarak kesin reddedişi tamamlayın: People keep ignoring the safety rule. ____.
Cevabı göster
We can't have that
I scorn to do anyone a mischief when it not for my advantage Kelime
2:24Kendi çıkarıma olmadığı sürece kimseye kötülük yapmayı sevmem
Do anyone a mischief: zarar vermeyi anlatan eski bir ifade
Do anyone a mischief, do someone a mischief ifadesinin eski moda bir biçimidir. Bir kişiye zarar vermek veya ciddi sıkıntı çıkarmak anlamına gelir; burada mischief yalnızca şakacı bir yaramazlıkla sınırlı değildir. Yapı do + kişi + a mischief şeklindedir. Tarafsız modern İngilizcede bunun yerine genellikle harm someone, do someone harm veya cause someone harm kullanılır.
Alıştırma
Eski bir hikâyede The villain did him a mischief büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Kötü adam ona zarar verdi veya sıkıntı çıkardı.
- Kötü adam onu zararsız bir oyun oynamaya çağırdı.
- Kötü adam ona yararlı bir nesne verdi.
Cevabı göster
Kötü adam ona zarar verdi veya sıkıntı çıkardı.
which generates effective word of mouth marketing. Kalıp ifadeler
2:33bu da etkili bir ağızdan ağıza pazarlama yaratır.
word of mouth marketing: kişisel tavsiyeler yoluyla tanıtım
“Word of mouth marketing”, insanların bir deneyimi veya tavsiyeyi başkalarıyla gayriresmî biçimde paylaşmasıyla gerçekleşen tanıtım anlamına gelir. İş dünyasında kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir; word of mouth sohbetler, mesajlar, yorumlar veya sosyal medya paylaşımları yoluyla da gerçekleşebilir, bu nedenle yalnızca gerçek anlamda sözlü anlatımla sınırlı değildir. Burada konuşmacı, hayatta kalanların akılda kalıcı korsan ününü yaymasını şakayla karışık bir pazarlama stratejisi gibi anlatır. İfade, korkutucu hikâyelerin yayılmasını ticari bir dille sunar.
Alıştırma
Küçük bir fırın, düzenli müşterilerin onu arkadaşlarına gayriresmî biçimde tavsiye etmesiyle yeni müşteriler kazanıyor; ödül veya ücretli reklam yok. Bu durumu en iyi hangi terim anlatır?
- word of mouth marketing
- referral marketing
- viral marketing
Cevabı göster
word of mouth marketing
At least from those who have told us the truth about hidden treasure
2:36En azından bize gizli hazine hakkında doğruyu söyleyenlerden
keep their tongues: gerçek anlamlı tehdit ve konuşmayla ilgili kelime oyunu
“Keep their tongues” burada kasıtlı bir kelime oyunudur. Gerçeği söyleyen kişilerin, dilleri kesilmek yerine bu vücut parçasını korumalarına kelimenin tam anlamıyla izin verilir. Aynı zamanda tongue konuşmayla ilişkilidir; bu nedenle ifade, konuşmayı kontrol etmek veya durdurmakla ilgili bilinen kalıpları da çağrıştırır. Şakanın işlemesi için iki düşüncenin de aynı anda etkin olması gerekir: tehdit fizikseldir, fakat daha önce geçen word of mouth sözü, hikâyeyi yaymak için dile sahip olmayı yararlı hâle getirir. Bu yaratıcı bir replik olup “sessiz kalmak” anlamına gelen standart ve tarafsız bir deyim değildir.
Alıştırma
“Keep their tongues” ifadesini bu cümlede etkili kılan nedir?
- İnsanların özgürce konuşabileceği anlamına gelen standart ve tarafsız bir deyimdir.
- Yalnızca insanların duydukları her kelimeyi hatırladığı anlamına gelir.
- İnsanların dillerini gerçekten korumalarına izin verirken konuşmayı kontrol eden ifadeleri de çağrıştırır.
Cevabı göster
İnsanların dillerini gerçekten korumalarına izin verirken konuşmayı kontrol eden ifadeleri de çağrıştırır.
make it so easy to give up: make it + sıfat + to mastarı
make it + sıfat + to mastarı kalıbı, bir eylemin sıfatla belirtilen niteliğe sahip olmasını sağlamak anlamına gelir. Burada so easy dereceyi belirtir, to give up ise kolaylaşan eylemi adlandırır. it belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel nesnedir. Asıl içerik sıfattan sonra gelir; dolayısıyla cümle, durumun teslim olmayı çok kolaylaştırdığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi make it + adjective + to kalıbıyla ve easy kullanarak tamamlayın: The color-coded signs ____ find the correct platform.
Cevabı göster
make it easy to
örtmece olarak transference of booty between ships
Transference, bir şeyi bir yerden veya sahibinden başka bir yere ya da sahibe taşıma eylemini anlatan resmî ve soyut bir isimdir. Booty, özellikle savaşta veya korsanlıkta zorla alınan mal ya da değerli eşya anlamına gelir. Hırsızlığı transference of booty between ships diye adlandırmak, şiddet içeren tek taraflı bir eylemi tarafsız bir idari işlem gibi gösterir. İsim öbeği çalan kişiyi dışarıda bırakır; between ships ise aktarımı gerçekte olduğundan daha dengeli gösterir. Resmî sözcükler olayın sunuluşunu değiştirir, gerçekleri değil.
Alıştırma
Bu cümlede a transference of booty between ships ifadesi nasıl bir etki yaratıyor?
- Her iki geminin de eşit değerde malları gönüllü olarak takas ettiğini belirtir.
- Denizde yük taşımaya ilişkin yasal kuralları açıklar.
- Korsanlığı tarafsız bir idari değiş tokuş gibi gösterir.
Cevabı göster
Korsanlığı tarafsız bir idari değiş tokuş gibi gösterir.
On the other hand, ile karşıt tarafı sunmak
On the other hand, az önce belirtilen düşünceyle karşıtlık oluşturan ikinci bir seçenek veya bakış açısı sunar. Burada dinleyicinin dikkatini teslim olmanın olası yararından savaşmanın olası yararına yöneltir. Bu ifade, bilgiyi düzenleyen bir işarettir: dinleyici sonraki cümleyi ilgisiz yeni bir konu olarak değil, karşılaştırmanın diğer tarafı olarak anlamalıdır.
Alıştırma
Bu karşılaştırmayı en iyi hangi bağlaç tamamlar? Staying home would be cheaper. _____, traveling would give us a new experience.
- For example
- On the contrary
- On the other hand
Cevabı göster
On the other hand
beg for mercy: bağışlanmak için yalvarmak
Beg for mercy, birinden sizi zarardan, cezadan veya yenilginin sonuçlarından kurtarmasını çaresizce istemek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki mercy yalnızca acıma duygusu değil, tehdit edilen zararı vermeme kararıdır. Kalıp beg for + isim şeklindedir: kişi bir şeyi, burada mercy'yi, çok güçlü biçimde ister.
Alıştırma
Hangi cümle bağışlanmak için yalvaran birini anlatır?
- Cornered and afraid, the thief began to beg for mercy.
- At the café, Nina politely asked for another cup of tea.
- The king chose to show mercy to the prisoner.
Cevabı göster
Cornered and afraid, the thief began to beg for mercy.
The flag we raise lets ye know your options
3:17Çektiğimiz bayrak sana seçeneklerini bilmeni sağlar
Say the target captain calls his men to fight Anlatım akışı
3:25Diyelim ki hedef kaptan ganimetini korumak için
Cümle başındaki Say: “varsayalım” anlamı
Bu cümlenin başındaki Say, “varsayalım” veya “bunu örnek olarak ele alalım” anlamına gelir. Varsayımsal bir durum açar: hedef geminin kaptanının adamlarını savaşmaya çağırdığını hayal edin. Bu kullanım, konuşanın genel bir açıklamayı daha sonra geliştirebileceği somut bir örneğe dönüştürmesini sağlar. Kaptana konuşmasını söyleyen bir emir değildir.
Alıştırma
“Say the target captain calls his men to fight” ifadesinde Say ne yapıyor?
- Kaptanın daha önce söylediği sözü aktarır.
- Varsayımsal bir örnek sunar.
- Kaptana cümleyi tekrarlamasını emreder.
Cevabı göster
Varsayımsal bir örnek sunar.
fool–cruel–mule–gruel–jewel–rule uyak zinciri
Vurgulanan sözcükler komik bir uyak zinciri oluşturur. Fool, mule ve rule sıkı biçimde uyaklanırken cruel, gruel ve jewel özenli Britanya İngilizcesinde fazladan hafif bir heceye sahip olabilir; bu yüzden yakın uyak olarak işlev görürler. Tekrarlanan son ses, dinleyiciyi bir suçlamadan diğerine taşır ve konuşmaya hızlı, akılda kalıcı bir ritim verir. Uyak, eleştiriyi eğlenceli gösterir ve konuşanın ikna gücünü aşamalı olarak artırmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Bu bölümdeki fool–cruel–mule–gruel–jewel–rule zincirinin temel etkisi nedir?
- Kaptanın davranışlarını daha resmî ve tarafsız gösterir.
- Suçlamaları komik ve akılda kalıcı bir uyakla birbirine bağlar.
- Birbiriyle ilgisiz altı teknik terimi gösterir.
Cevabı göster
Suçlamaları komik ve akılda kalıcı bir uyakla birbirine bağlar.
holding a court: bir mahkeme toplamak
Burada holding a court, bir mahkeme heyeti toplamak veya resmî bir duruşma yapmak anlamına gelir. Mürettebat kaptan hakkında şikâyette bulunabildiği için court, spor yapılan bir alanı değil, bu şikâyetleri dinleyip karara bağlayan düzenli bir süreci ifade eder. Konuşmacı şikâyetleri bir court olarak sunarak sıradan yakınmaları kaptanın otoritesine karşı düzenli bir meydan okumaya dönüştürür.
Alıştırma
Altyazıda holding a court ne anlama geliyor?
- Mürettebatın şikâyette bulunabileceği bir mahkeme kurmak
- Mürettebat için bir spor sahasını hazır tutmak
- Kaptanın romantik ilgisini kazanmaya çalışmak
Cevabı göster
Mürettebatın şikâyette bulunabileceği bir mahkeme kurmak
corrodes a captain's confidence in command Anlatım akışı
3:52kaptanın komuta konusundaki güvenini aşındırır
given the crew's critique of his conduct
3:54mürettebatın onun davranışlarına yönelik eleştirilerinin
corrodes ... captain's confidence ... command ... career: bir C sesi zinciri
Cümle, corrodes, captain's confidence, command, crew's critique, conduct, could conclude ve career sözcüklerinde baştaki /k/ sesini tekrarlar. Bu, aliterasyondur: Yakın duran anahtar sözcükler aynı ünsüz sesiyle başlar. Ses zinciri aynı zamanda savı düzenler. Mürettebatın eleştirisini kaptanın güveninin ve komutasının zedelenmesine, ardından da kariyerinin sona erme ihtimaline bağlar. Dil bilgisi kasıtlı olarak yoğun ve üsluplaştırılmıştır; bu nedenle tekrarlanan ses, dinleyicinin neden-sonuç yolunu takip etmesine yardım eder.
Alıştırma
Cümlede tekrarlanan /k/ sesinin temel etkisi nedir?
- Bütün olayların tam olarak aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
- Ana fikirleri birbirine bağlar ve neden-sonuç zincirini izlemeyi kolaylaştırır.
- C ile başlayan her sözcüğü hukuk terimine dönüştürür.
Cevabı göster
Ana fikirleri birbirine bağlar ve neden-sonuç zincirini izlemeyi kolaylaştırır.
we also be angels of vengeance on the high seas. Deyimler
4:03biz aynı zamanda açık denizlerin intikam melekleriyiz.
Though ...: başka bir iddia sunmadan önce bir iddiayı kabul etmek
Though, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır. Konuşan kişi, imparatorluğun kullandığı düşmanca “outlaws” etiketini kabul eder fakat bu etiketin gerçeğin tamamını anlattığını kabul etmez. Ardından ana cümle, dışarıdan gelen bu yargının yerine grubun tercih ettiği “angels of vengeance” kimliğini koyar. Though X, Y kalıbı, bir gerçeği veya görüşü kabul edip ardından farklı bir yöne işaret eden bir iddia sunmak için kullanılır.
Alıştırma
Though X, Y yapısı bu cümlede ne yapıyor?
- İmparatorluğun korsanların kendilerini tanımlama biçimine katıldığını kanıtlar.
- Kanun kaçağı olmanın onları meleğe dönüştürdüğünü söyler.
- İmparatorluğun kullandığı etiketi kabul eder ve ardından buna karşıt bir öz tanım ileri sürer.
Cevabı göster
İmparatorluğun kullandığı etiketi kabul eder ve ardından buna karşıt bir öz tanım ileri sürer.
Angels of vengeance metaforu
Angels of vengeance, olumlu ve ahlaken yüce bir imge olan angels ile bir haksızlığa karşılık olarak uygulanan şiddetli cezayı anlatan vengeance sözcüğünü birleştiren bir metafordur. Konuşanlar bu etiketi seçerek kendilerini sıradan suçlular yerine haklı intikamcılar olarak gösterir. Bu, ikna amacı taşıyan bir öz mit yaratımıdır; yaptıklarının iyi olduğuna dair nesnel bir kanıt değildir.
Alıştırma
Angels of vengeance burada neyi ima ediyor?
- Konuşanlar gerçek anlamda doğaüstü varlıklar olduklarını söylüyor.
- Konuşanlar şiddetlerinin hiçbir ahlaki amacı olmadığını kabul ediyor.
- Konuşanlar kendilerini haksızlıkların intikamını alan haklı cezalandırıcılar olarak gösteriyor.
Cevabı göster
Konuşanlar kendilerini haksızlıkların intikamını alan haklı cezalandırıcılar olarak gösteriyor.
Terror and mercy and justice combined: üç parçalı bir özet
Bu cümle terror, mercy ve justice kavramlarını üç parçalı tek bir özet hâlinde sıralar. İkinci ve üçüncü öğeden önce and sözcüğünün tekrarlanması her düşünceye eşit ağırlık verir ve bilinçli, slogan benzeri bir ritim oluşturur. Sondaki combined sözcüğü, farklı yönlere çekilseler bile üç düşünceyi tek bir “marka” olarak paketler. Bu yapı, karmaşık bir iddiayı akılda kalıcı bir kapanış ifadesine dönüştürmeye yardımcı olur.
Alıştırma
“Terror and mercy and justice combined” ifadesinde and sözcüğünün tekrarı nasıl bir etki yaratır?
- Üç düşüncenin her birine ağırlık verir ve onları ritmik bir özete dönüştürür.
- İlk iki düşünceyi düzeltip onların yerine justice kavramını koyar.
- Yalnızca son düşüncenin önemli olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Üç düşüncenin her birine ağırlık verir ve onları ritmik bir özete dönüştürür.
but you'll have brothers in arms and booty in hand. Deyimler
4:18ama silah kardeşleriniz ve elinizde ganimet olacak.
noose will dangle over your head: sürekli varlığını koruyan bir tehdit
Bu cümlede birinin başının üzerindeki noose, yakalanıp idam edilme ihtimalinin sürekli var olmasını gösteren görsel bir mecazdır. O anda gerçekten orada bir ip bulunması gerekmez; bu görüntü, tehlikenin her seçimi etkileyecek kadar yakında kaldığını anlatır. Tehdit edici bir nesneyi birinin başının üzerine yerleştirmek, henüz gerçekleşmemiş ama asla uzakta hissedilmeyen bir tehlikeyi gözde canlandırır. Noose sözcüğü korkulan idam aracını doğrudan adlandırdığı için bu anlatım özellikle kasvetlidir.
Alıştırma
Bu cümlede “the empire's noose will dangle over your head” ne anlama geliyor?
- İmparatorluk gemide taşıman için sana bir ip verecek.
- İmparatorluk seni cezadan koruyacak.
- İmparatorluk tarafından yakalanıp idam edilme tehdidi sürekli üzerinde olacak.
Cevabı göster
İmparatorluk tarafından yakalanıp idam edilme tehdidi sürekli üzerinde olacak.
“brothers in arms”: ortak tehlikeyle bağ kuran silah arkadaşları
“Brothers in arms”, çatışma, tehlike veya zorluklarla birlikte yüzleşmiş yakın yoldaşlar anlamına gelir. Bu kişilerin kan bağıyla kardeş olması gerekmez. Burada arms, vücuttaki kolları değil, silahları veya silahlı mücadeleyi ifade eder. Deyim, paylaşılan riskin güçlü ve sadık bir bağ oluşturduğunu anlatır.
Alıştırma
Ortak bir tehlikeyle bağ kurmuş yakın yoldaşları ifade eden deyimle cümleyi tamamlayın: After three risky rescue missions, Ben and Omar felt like ____.
Cevabı göster
brothers in arms
“What say ye?”: fikir sormanın eski tarzı
“What say ye?”, “What do you say?” veya “What do you think?” diye sormanın eski ve bilinçli olarak üsluplaştırılmış bir yoludur. Bir tekliften sonra genellikle dinleyiciden görüşünü ya da kararını belirtmesini ister. Ye, özne olarak kullanılan eski bir you biçimidir ve soru modern İngilizcedeki do yardımcı fiilini kullanmaz. Tarihî, fantastik veya korsan tarzı diyaloglarda bu özellikler eski moda bir ses yaratır.
Alıştırma
Kullanımı değerlendirin: Tarafsız bir modern iş e-postasında bir yönetici geri bildirim istemek için “What say ye?” yazıyor.
- Doğal ve tarafsız
- Tarafsız bir seçim olarak doğal değil
Cevabı göster
Tarafsız bir seçim olarak doğal değil
I'd like to talk to that guy before I decide. Ton ve niyet
4:23Karar vermeden önce şu adamla konuşmak isterim.
I'd like to ... before I decide: kararı nazikçe ertelemek
I'd like to talk to that guy, konuşanın yapmak istediği şeyi nazik ve ölçülü bir şekilde ifade etmek için I'd like to + fiil yapısını kullanır. Konuşanın herhangi bir şeyi zaten kabul ettiği anlamına gelmez. before I decide, konuşmayı önce gerçekleşmesi gereken bir adım hâline getirir. İki bölüm birlikte daha fazla bilgi istemeyi, taahhüdü ertelemeyi ve son seçim hakkını konuşanda tutmayı sağlar.
Alıştırma
Konuşan “I'd like to talk to that guy before I decide” diyerek ne yapıyor?
- Hemen kabul edip yalnızca konuşmayı daha sonraya ayarlamak
- Taahhütte bulunmadan önce daha fazla bilgi edinmeyi nazikçe istemek
- Hiç kimseyle konuşmayı kalıcı olarak reddetmek
Cevabı göster
Taahhütte bulunmadan önce daha fazla bilgi edinmeyi nazikçe istemek