Kalp krizi sırasında ne olur? - Krishna Sudhir: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
686 kelime 159 kel/dk

Video özeti: Koroner damar tıkanıklıklarının kalp krizine nasıl yol açtığını, belirtilerle tedavilerin nasıl değişebildiğini ve günlük alışkanlıkların riski nasıl azaltabildiğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Blood flow is cut off — Deyimsel fiiller: cut off ifadesinin burada kalp kasına giden kan gibi hayati bir kaynağın ya da akışın aniden kesilmesini anlattığını öğrenin; aynı kullanımı tıp, enerji, ulaşım ve iletişim bağlamlarında da tanıyın. 2. can help keep the heart attack from getting worse. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: help + keep + nesne + from + -ing yapısını kullanarak bir eylem veya tedavinin mevcut sorunu tamamen ortadan kaldırmak yerine daha da kötüleşmesini önleyebileceğini açıkça ifade edin. 3. Heart attacks may be common, but they don't have to be inevitable. — Söylem, anlatı ve retorik: common ile inevitable arasındaki karşıtlığın ciddi bir riski kabul ederken önlemenin sonucu hâlâ değiştirebileceğini nasıl savunduğunu anlayın; bu kalıbı açıklamaları dengeli ve umut veren bir sonuçla bitirmek için kullanın.

Bu derste

Approximately 7 million people around the world die from heart attacks every year. Kalıp ifadeler

0:07

Dünyada her yıl yaklaşık 7 milyon insan kalp krizlerinden ölmektedir.

Kalıp ifadeler

die from heart attacks: ölüm nedenini from ile belirtmek

Die from, bir kişinin ölüm nedenini belirtir. die from heart attacks ifadesinde from, bir yerden uzaklaşmayı değil, “... nedeniyle” anlamını taşır. Kalıp die from + neden şeklindedir. Hastalıklar, yaralanmalar, komplikasyonlar ve diğer ölümcül nedenlerle sık kullanılır; özellikle sağlık haberlerinde ve istatistiklerde yaygındır.

Alıştırma

“Several patients died from the infection,” cümlesinde died from ne anlama gelir?

  1. enfeksiyonu geride bıraktılar
  2. enfeksiyon nedeniyle öldüler
  3. enfeksiyondan iyileştiler
Cevabı göster

enfeksiyon nedeniyle öldüler

And cardiovascular disease, Kelime

0:12

Ve kardiyovasküler hastalıklar,

which causes heart attacks and other problems like strokes, Dilbilgisi

0:14

kalp krizlerine ve inme gibi diğer sorunlara neden olan,

Dilbilgisi

which causes...: ek bilgi vermek

Bu cümlede which causes heart attacks and other problems like strokes, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Önündeki cardiovascular disease ad öbeğinin tamamına gönderme yapar ve bu hastalığın yol açabileceği sorunlar hakkında ek bilgi verir. Virgüller, bu cümleciğin hastalığı belirlemek için gerekli olmadığını, yalnızca ek bilgi verdiğini gösterir. Cümlecik çıkarıldığında dış cümlenin dil bilgisel yapısı yine tam kalır; bilimsel ve açıklayıcı metinlerde kısa bir açıklama eklemek için bu yapı sık kullanılır.

Alıştırma

Örnekteki which cümleciğinin görevi nedir?

  1. Felçlerin kardiyovasküler hastalığa yol açtığını göstermek
  2. cardiovascular disease hakkında ek bilgi vermek
  3. Hangi tür kalp krizinin kastedildiğini belirlemek
Cevabı göster

cardiovascular disease hakkında ek bilgi vermek

is the world's leading killer. Deyimler

0:18

dünyanın önde gelen ölüm nedenidir.

Kelime

cardiovascular disease: kalp ve kan damarı hastalıklarının üst terimi

Cardiovascular disease, kalbi veya kan damarlarını etkileyen hastalıklar için kullanılan resmî bir üst terimdir. Cardio- kalple, vascular ise kan damarlarıyla ilgilidir; ancak ifadenin tamamı tek bir tıbbi kategori olarak anlaşılmalıdır. Bu cümlede heart attacks ve strokes, cardiovascular disease nedeniyle ortaya çıkan sorunlar olarak sunulur. Bunlar geniş kategorinin tam eş anlamlıları değildir.

Alıştırma

Cardiovascular disease neyi ifade eder?

  1. Kalbi ve kan damarlarını etkileyen geniş bir hastalık kategorisi
  2. Yalnızca tek bir kalp krizi
  3. Ateşe neden olan herhangi bir hastalık
Cevabı göster

Kalbi ve kan damarlarını etkileyen geniş bir hastalık kategorisi

Deyimler

the world's leading killer: mecazi bir ölüm nedeni

Burada the world's leading killer, dünya çapında diğer nedenlerden daha fazla ölüme yol açan şeyi ifade eder. Killer mecaz anlamdadır: kardiyovasküler hastalığı ölümcül bir neden olarak gösterir, bir insanı öldüren kişiyi ifade etmez. Bu karşılaştırmada leading, “en önemli” veya “en üst sıradaki” anlamına gelir. İfade canlı ve güçlü olduğu için halka yönelik sağlık iletişiminde sık kullanılır.

Alıştırma

Örnekte the world's leading killer ne anlama geliyor?

  1. Dünya çapında en fazla ölümden sorumlu neden
  2. Dünyanın en güçlü insanı
  3. Dünyanın en ünlü katili
Cevabı göster

Dünya çapında en fazla ölümden sorumlu neden

So what causes a heart attack? Anlatım akışı

0:20

Peki bir kalp krizine ne sebep olur?

Anlatım akışı

Geçiş sorusu olarak “So what causes a heart attack?”

Burada So what causes a heart attack? açıklamayı düzenlemek için kullanılan bir geçiş sorusudur. Konuşmacı dinleyicilerin cevap vermesini beklemek için durmaz; bu soru, sonraki bölümde kalp krizinin nedeninin açıklanacağını bildirir. So, soruyu önceki bilgilerle bağlar ve açıklamanın bir sonraki adımını gösterir. Konuşmalarda ve eğitici içeriklerde So + soru yapısı, dinleyicilerin arka plan bilgisinden yeni bir konuya geçişi takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bu açıklamada “So what causes a heart attack?” sorusunun temel işlevi nedir?

  1. Dinleyicilerden hemen tıbbi bir cevap istemek
  2. Nedenin açıklamasını başlatmak
  3. Konunun bittiğini göstermek
Cevabı göster

Nedenin açıklamasını başlatmak

Like all muscles, Anlatım akışı

0:22

Bütün kaslar gibi,

the heart needs oxygen.

0:23

kalp de oksijene ihtiyaç duyar.

Anlatım akışı

Like all muscles: karşılaştırma için like + isim öbeği

Like all muscles, cümlenin başında kullanılan bir karşılaştırma ifadesidir. Burada like, “aynı şekilde” anlamına gelen bir edattır ve all muscles onun ardından gelen isim öbeğidir; like burada “hoşlanmak” anlamına gelmez. Bu ifade kalbi tanıdık bir gruba yerleştirir ve sonraki ifadeyi desteklemek için bu grubun ortak bir özelliğini kullanır: Kalp bir kas olduğu için onun da oksijene ihtiyacı vardır. Bu yapı, belirli bir örneği daha geniş bir kategori üzerinden açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi “grubun her üyesiyle aynı şekilde” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ plants, this seedling needs light.

Cevabı göster

Like all

And during a heart attack,

0:24

Ve bir kalp krizi sırasında,

it can't get enough.

0:26

yeterince alamaz.

Fatty deposits or plaques develop on the walls of our coronary arteries. Kelime

0:28

Koroner arterlerimizin duvarlarında yağ birikintileri veya plaklar gelişir.

Kelime

Fatty deposits or plaques: atardamar duvarlarındaki yağlı birikintiler veya plaklar

Bu tıbbi cümlede fatty deposits, bir atardamar duvarında biriken yağ ve ilgili maddeleri ifade eder. Plaques burada bu birikintiler için kullanılan tıbbi addır; tabela veya anı plaketi anlamına gelmez. Or, iki ayrı türü değil, aynı şey için ikinci bir adı tanıtır: fatty deposits, or plaques. Bu yapı, konuşanın önce sade bir açıklama, ardından daha teknik bir terim vermesini sağlar.

Alıştırma

Koroner arterlerle ilgili bu cümlede plaques ne anlama gelir?

  1. Atardamar duvarlarındaki yağlı madde birikimleri
  2. Tıbbi belgeler veya ödüller
  3. Duvara asılmış tabelalar
Cevabı göster

Atardamar duvarlarındaki yağlı madde birikimleri

Kelime

coronary arteries: kalp kasına kan sağlayan atardamarlar

Coronary arteries, oksijen bakımından zengin kanı kalp kasına taşıyan atardamarlardır. Bu cümlede coronary, genel arteries adının kapsamını kalple bağlantılı bu özel atardamar grubuna daraltır. Bu terim vücuttaki bütün atardamarlar anlamına gelmez. Bu ayrım, bir koroner arterdeki plağın kalp kasına giden kanı neden azaltabildiğini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi tanım coronary arteries ifadesine en uygundur?

  1. Tüm vücuttan kanı geri getiren toplardamarlar
  2. Her kan damarı için kullanılan genel bir ad
  3. Kalp kasına kan sağlayan atardamarlar
Cevabı göster

Kalp kasına kan sağlayan atardamarlar

Those are the vessels that supply oxygenated blood to the heart. Kalıp ifadeler

0:33

Bunlar kalbe oksijenli kan sağlayan damarlardır.

Kalıp ifadeler

supply oxygenated blood to the heart: supply A to B kalıbı

supply oxygenated blood to the heart ifadesindeki supply A to B kalıbı, “A'yı B'ye sağlamak” anlamına gelir. Burada oxygenated blood sağlanan şey, the heart ise hedef veya alıcıdır. Oxygenated, zaten oksijen içeren kanı tanımlar; damarların kana oksijen eklediği anlamına gelmez. Bu kalıp, bir vücut bölümünün, makinenin veya sistemin ne sağladığını açıklarken sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi supply A to B kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: The backup battery supplies power ____ the alarm.

Cevabı göster

to

These plaques grow as we age, Dilbilgisi

0:37

Bu plaklar biz yaşlandıkça büyür,

Dilbilgisi

grow as we age: zaman içindeki değişimleri gösteren as

grow as we age ifadesinde as, “... sırasında” veya “... oldukça” anlamına gelir. İnsanların yaşlanması ve plakların büyümesi gibi iki kademeli değişimi birbirine bağlar. Burada as bir zaman ilişkisi kurar; “çünkü” anlamında bir neden belirtmez. Aynı kalıp, bir durumun başka bir durumla birlikte değiştiğini gösterebilir.

Alıştırma

“Our needs change as we move through life,” cümlesinde as temel olarak neyi gösterir?

  1. although anlamına gelen bir karşıtlık
  2. aynı dönem içinde ilerleyen iki süreç
  3. because ile belirtilen doğrudan bir neden
Cevabı göster

aynı dönem içinde ilerleyen iki süreç

sometimes getting chunky, hardened, or inflamed. Dilbilgisi

0:39

bazen kalınlaşır, sertleşir veya iltihaplanır.

Dilbilgisi

getting chunky, hardened, or inflamed: durum değişimi için get + sıfat

getting chunky, hardened, or inflamed ifadesindeki getting, “almak” değil “hâle gelmek” anlamındadır. get + sıfat yapısı yeni bir duruma geçişi anlatır. Üç sıfat getting sözcüğünden sonra eş görevli olarak sıralanır; bu nedenle değişim anlamı her biri için geçerlidir. Bir şey kalın ve yumrulu hâle gelebilir, sertleşebilir veya iltihaplanabilir.

Alıştırma

Cümleyi get sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: When the sun goes down, the air ____ colder.

Cevabı göster

gets

Eventually,

0:42

Sonunda,

the plaques can turn into blockages. Öbek fiiller

0:43

plaklar tıkanıklıklara dönüşebilir.

Öbek fiiller

turn into blockages: A turns into B yapısı

Turn into, “değişip farklı bir şey hâline gelmek” anlamındadır. A turns into B yapısında A başlangıçtaki şey veya durum, B ise sonuçtur. Burada blockages, plaques için olası bir sonuç olarak sunulur. Can yardımcı fiili kesinlik değil olasılık belirtir. Turn into burada tek bir ifade olarak çalışır; into fiziksel bir yönü değil değişimin sonucunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi turn into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During the night, the rain can ____ snow.

Cevabı göster

turn into

If one of the plaques ruptures or cracks, Dilbilgisi

0:46

Plaklardan biri yırtılır veya çatlarsa,

a blood clot will form around it in minutes, Kalıp ifadeler

0:48

dakikalar içinde etrafında bir kan pıhtısı oluşur,

Kalıp ifadeler

a blood clot will form: “oluşmak” anlamında geçişsiz form

a blood clot will form ifadesinde form, “ortaya çıkmak” veya “oluşmak” anlamında geçişsiz bir fiildir. Ortaya çıkan şey a blood clot olduğu için form burada nesne almaz. Bu kullanım doğal, fiziksel veya biyolojik süreçler açıklanırken yaygındır: clouds form, ice forms ve clots form. Doldurulan bir belge anlamındaki form ismiyle ilgili değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede form, “oluşmak” veya “ortaya çıkmak” anlamında geçişsiz fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The nurse filled in the form.
  2. The committee will form a new team.
  3. A thin layer of ice can form overnight.
Cevabı göster

A thin layer of ice can form overnight.

and a partially closed artery can become completely blocked. Dilbilgisi

0:51

ve kısmen kapanmış bir arter tamamen tıkanabilir.

Dilbilgisi

If one of the plaques ruptures or cracks: tetikleyici bir koşul kurmak

If one of the plaques ruptures or cracks, sürecin geri kalanını tetikleyecek olayı sunan bir if koşul yan cümlesidir. Geniş zaman biçimindeki ruptures ve cracks koşulu; will form ve can become ise olası sonuçları ifade eder. Bu yan cümle, bütün plakların zaten yırtıldığını veya çatladığını ileri sürmez. Bilgiyi bir mekanizma şeklinde düzenler: Bu olay gerçekleşirse belirtilen etkiler zinciri ortaya çıkabilir.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Örnekteki “If one of the plaques ruptures or cracks” ifadesi, bütün plakların zaten yırtıldığını veya çatladığını söylemek yerine olası bir tetikleyici sunar.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

Dilbilgisi

partially closed ... completely blocked: kısmi dereceden tam dereceye değişim

Bu cümlede partially ve completely, bir derece ölçeğindeki iki farklı noktayı gösterir. partially closed olarak tanımlanan bir atardamarda hâlâ bir miktar açıklık vardır; completely blocked olan bir atardamardan ise artık kan geçemez. partially + sıfat ... become completely + sıfat kalıbı, sınırlı bir durumdan tam bir duruma olası değişimi gösterir. Burada closed önceki durumu anlatırken blocked daha ciddi sonucu vurgular.

Alıştırma

Tıkanıklığın kötüleştiğini göstermek için cümleyi partially ve completely ile tamamlayın: The tunnel was ____ blocked in the morning and ____ blocked by noon.

Cevabı göster

partially · completely

Blood flow is cut off to the cardiac muscle, Öbek fiiller

0:56

Kalp kasına giden kan akışı kesilir,

Öbek fiiller

Blood flow is cut off: bir kaynağın veya akışın kesilmesi

Blood flow is cut off ifadesinde cut off, akışın durması ve bu nedenle kanın hedefine artık ulaşamaması demektir. Birinin kanı fiziksel olarak kestiği anlamına gelmez. Cümlede be + cut off edilgen yapısı kullanılır ve etkilenen şey blood flow olur. Ardından gelen to öbeği, to the cardiac muscle örneğinde olduğu gibi hedeflenen varış yerini gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi cut off ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: During the repairs, power ____ for two hours.

Cevabı göster

was cut off

and the oxygen-starved cells start to die within several minutes. Kelime

0:58

ve oksijensiz kalan hücreler birkaç dakika içinde ölmeye başlar.

Kelime

oxygen-starved cells: isim + geçmiş zaman ortacı birleşik sıfatı

oxygen-starved içinde oxygen, hücrelerin eksikliğini çektiği şeyi belirtir; starved ise yalnızca 'aç' değil, 'bir şeyden ciddi ölçüde yoksun' anlamına gelir. Bu birleşik sıfatın tamamı, hücrelerin yeterli oksijen alamadığını anlatır. Kısa çizgi, oxygen ile starved sözcüklerini cells sözcüğünden önce gelen tek bir niteleyici hâline getirir. Bu isim + geçmiş zaman ortacı yapısı çoğu zaman daha uzun bir ifadeyi kısaltır; burada oxygen-starved, starved of oxygen anlamına gelirken water-damaged, damaged by water anlamına gelir.

Alıştırma

oxygen-starved cells ifadesini doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Hücrelerin çevresinde fazladan oksijen vardır.
  2. Hücrelerde ciddi bir oksijen eksikliği vardır.
  3. Hücreler besin üretmek için oksijen kullanmaktadır.
Cevabı göster

Hücrelerde ciddi bir oksijen eksikliği vardır.

This is a myocardial infarction or heart attack. Kelime

1:03

Bu bir miyokard enfarktüsü veya kalp krizidir.

Kelime

myocardial infarction or heart attack: resmî ve günlük terimler

Myocardial infarction, yaygın olarak heart attack denilen olayın resmî tıbbi terimidir. Buradaki or, aynı durum için daha anlaşılır başka bir ad sunar. Yaklaşık olarak 'başka bir deyişle' veya 'diğer adıyla' anlamına gelir; iki farklı tanı arasında seçim bildirmez.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: 'This is a myocardial infarction or heart attack,' cümlesinde or iki farklı durumu sunar.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Things can rapidly deteriorate in the absence of treatment. Kalıp ifadeler

1:07

Tedavi edilmezse durum hızla kötüleşebilir.

Kalıp ifadeler

in the absence of treatment: “tedavi olmadan” anlamındaki resmî ifade

In the absence of treatment, “tedavi olmadığında veya uygulanmadığında” anlamına gelir. Buradaki absence yalnızca bir kişinin bir yerde bulunmamasını değil, bir şeyin ya da koşulun mevcut olmamasını anlatır. Bu edat öbeği, durumun hangi koşulda hızla kötüleşebileceğini gösterir. Başka bağlamlara aktarılabilen in the absence of + isim yapısı, “o şey mevcut değilken, eksikken veya gerçekleşmiyorken” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi “tedavi uygulanmadığında” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The condition may get worse ____.

Cevabı göster

in the absence of treatment

The injured muscle may not be able to pump blood as well, Notlar

1:11

Hasar gören kas kanı eskisi kadar iyi pompalayamayabilir,

Dilbilgisi

may not be able to pump: yeteneğin belirsiz olduğunu anlatmak

May not be able to pump, “kasın pompalama yeteneğine sahip olmayabileceği” anlamına gelir. May belirsizliği, not be able to ise bir eylemi yapma yeteneğinin bulunmamasını anlatır. Bu ifade, yetersizliği kesin olarak sunan cannot pump ifadesinden daha temkinlidir. Bu yapıda may not bir kuralı ya da yasağı değil, olası bir yetenek sınırlamasını ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi may ve be able to içeren ve olası bir yetenek eksikliğini gösteren ifadeyle tamamlayın: Because the bridge is icy, the bus ____ cross safely.

Cevabı göster

may not be able to

Kelime

as well: bir eylemin ne kadar etkili yapıldığını anlatır

Burada as well, “aynı derecede iyi” veya “aynı etkililik düzeyinde” anlamına gelir. Well, hasar görmüş kasın kanı ne kadar etkili pompalayabildiğini anlatır; sağlıklı veya hasarsız durumla karşılaştırma bağlamdan anlaşılır. Olumsuz may not be able to ... as well yapısı, performansın düşebileceğini gösterir. Bu cümlede as well, “ayrıca” anlamıyla başka bir eylem eklemez.

Alıştırma

Altyazıdaki cümlede as well, hasar görmüş kas hakkında ne anlatıyor?

  1. Ayrı bir eylem olarak kan pompalamayı da yapabilir.
  2. Kanı sağlıklı bir kastan daha az etkili pompalayabilir.
  3. Kanı eskisinden daha iyi pompalayabilir.
Cevabı göster

Kanı sağlıklı bir kastan daha az etkili pompalayabilir.

and its rhythm might be thrown off. Öbek fiiller

1:14

ve ritmi bozulabilir.

Öbek fiiller

might be thrown off: bir ritim bozulabilir

Might be thrown off, kiplik fiili içeren edilgen bir yapıdır: might olasılık belirtir, be thrown off ise “bozulmak” veya “düzensiz hâle gelmek” anlamına gelir. Its rhythm bu durumdan etkilenen öznedir. Throw off burada gerçek anlamıyla kullanılmaz. Normal bir düzen veya gidişattan sapmayı anlatır; dolayısıyla cümle, ritmin düzensizleşebileceğini söyler.

Alıştırma

Might ve throw off fiilinin edilgen biçimiyle cümleyi tamamlayın: If the train is late, our schedule ____.

Cevabı göster

might be thrown off

In the worst case scenario, Kalıp ifadeler

1:16

En kötü senaryoda,

a heart attack can cause sudden death.

1:18

bir kalp krizi ani ölüme neden olabilir.

Kalıp ifadeler

In the worst case scenario: en ciddi olasılığı tanıtmak

In the worst case scenario, çeşitli olasılıklar arasındaki makul en ciddi sonucu tanıtır. Scenario varsayımsal bir durumu ifade eder; bu nedenle ifade, sonucun gerçekleştiğini veya kesinlikle gerçekleşeceğini ileri sürmez. Genellikle cümlenin başında bir çerçeve kurar: önce en ciddi risk belirtilir, ardından ağır sonuç veya acil durum planı açıklanır. Böylece dikkate alınması gereken olasılık, beklenen sonuçtan ayrılır.

Alıştırma

En ciddi olası sonucu tanıtan, dersteki beş sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, the rescue team may have to turn back.

Cevabı göster

In the worst case scenario

And how do you know that someone is having a heart attack? Kalıp ifadeler

1:21

Peki birinin kalp krizi geçirdiğini nasıl anlarsınız?

Kalıp ifadeler

is having a heart attack: devam eden bir tıbbi olay

is having a heart attack ifadesinde have, bir şeye sahip olmak değil, tıbbi bir olay yaşamak anlamındadır. Heart attack, have fiilinin nesnesidir; is having ise present progressive yapısıdır. Bu yapı, kalp krizini söz konusu anda devam eden bir olay olarak sunar. Belirtilerin nasıl fark edileceğini soran bir cümlede, şu anda gerçekleşiyor olabilecek acil durumun nasıl anlaşılacağı sorulur.

Alıştırma

Hangi cümle tıbbi acil durumun tam şu anda gerçekleşiyor olabileceğini söyler?

  1. She may be having a heart attack.
  2. She had a heart attack last year.
  3. She has recovered from a heart attack.
Cevabı göster

She may be having a heart attack.

The most common symptom is chest pain caused by the oxygen-deprived heart muscle. Notlar

1:24

En yaygın belirti, oksijensiz kalan kalp kasının neden olduğu göğüs ağrısıdır.

Dilbilgisi

chest pain caused by ...: isimden sonra gelen neden ifadesi

Geçmiş zaman ortaç öbeği caused by the oxygen-deprived heart muscle, doğrudan chest pain ifadesinden sonra gelir ve bu ağrıya neyin yol açtığını belirtir. Öbek, daha önceki symptom sözcüğünü değil chest pain ifadesini niteler. Yapı chest pain that is caused by ... biçiminde açılabilir. that is çıkarıldığında neden bilgisi, because ile ayrı bir yan cümle eklemek yerine isim öbeğinin içine kısa ve yoğun biçimde yerleştirilir.

Alıştırma

Cümleyi caused by ile tamamlayın: The delay ____ a power outage lasted two hours.

Cevabı göster

caused by

Kelime

oxygen-deprived heart muscle: oxygen-deprived bileşik sıfatı

Oxygen-deprived, “yeterince oksijen almayan” anlamına gelen, kısa çizgili bir bileşik sıfattır. Burada deprived gerekli bir şeyden yoksun olmayı anlatır; sosyal veya ekonomik açıdan dezavantajlı anlamına gelmez. İki sözcük heart muscle ifadesinden önce birlikte tek bir sıfat gibi çalışır. Daha genel olarak isim + deprived yapısıyla sleep-deprived gibi sıfatlar oluşturulabilir; isim, eksik olan şeyi belirtir.

Alıştırma

deprived ile oxygen sözcüklerini birleştirerek kısa çizgili bileşik sıfatı oluşturun: The ____ cells could not function normally.

Cevabı göster

oxygen-deprived

Patients describe it as crushing or vice-like. Notlar

1:29

Hastalar bunu ezici veya mengene gibi bir his olarak tanımlarlar.

Kalıp ifadeler

describe it as ... ile bir tanım sunmak

Describe A as B, B'yi A'nın tanımı, değerlendirmesi veya sınıflandırması olarak sunmak demektir. Burada it, söz konusu olan belirtiyi; crushing or vice-like ise hastaların bu belirtiyi nasıl tanımladığını gösterir. as sözcüğü tanımı başlatır; hastaların hangi şekilde konuştuğunu anlatmaz. Bu kalıp, birinin bir duyguyu, kişiyi, olayı veya fikri nasıl nitelendirdiğini aktarmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi describe A as B kalıbını oluşturan sözcükle tamamlayın: The witness described the noise ____ a loud metallic bang.

Cevabı göster

as

Kelime

Sıkıştırıcı ağrı için crushing or vice-like

Belirti tanımlarında crushing, güçlü bir kuvvet veya ağır bir yük içeri doğru bastırıyormuş gibi hissetmek anlamına gelir. Vice-like ise mengene gibi sıkıca kavrayan veya sıkan bir hissi anlatır. crushing or vice-like, ağrının yalnızca şiddetli olduğunu değil, güçlü basınç veya sıkışma şeklindeki niteliğini açıklar. Buradaki vice, kötü bir alışkanlığa ya da ahlaki kusura değil, mengene imgesine gönderme yapar.

Alıştırma

Bir belirti tanımında vice-like pressure ne anlama gelir?

  1. Ciltte hafif bir kaşıntı hissi
  2. Ritmik bir zonklama hissi
  3. Mengene gibi sıkı ve sıkıştırıcı bir basınç
Cevabı göster

Mengene gibi sıkı ve sıkıştırıcı bir basınç

It can radiate to the left arm, Kelime

1:32

Sol kola,

jaw, back, or abdomen.

1:34

çeneye, sırta veya karına yayılabilir.

Kelime

can radiate to the left arm, jaw, back, or abdomen: ağrı bu bölgelere yayılabilir

Tıbbi belirti anlatımlarında radiate to, ağrının başladığı yerden başka bir vücut bölgesine yayılması veya uzanması anlamına gelir. Burada can olası bir belirtiyi gösterir; to ise ağrının ulaşabileceği bölgeleri tanıtır. Bu, radiate sözcüğünün 'dışarı doğru yayılmak' anlamının mecazi bir uzantısıdır. Ağrının ışık veya ısı yaydığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Tıbbi bir anlatımda “The pain can radiate to the arm” ne anlama gelir?

  1. Ağrı kola ulaşmadan önce kaybolur.
  2. Ağrı başladığı bölgeden kola yayılabilir.
  3. Kol ışık yayar.
Cevabı göster

Ağrı başladığı bölgeden kola yayılabilir.

But it's not always as sudden and dramatic as it is in the movies. Dilbilgisi

1:37

Ancak her zaman filmlerdeki gibi ani ve dramatik olmayabilir.

Dilbilgisi

not always as sudden and dramatic as it is: her zaman aynı ölçüde ani ve dramatik değil

not always as + sıfat + as ... kalıbı, bir şeyin her durumda karşılaştırılan unsurla aynı düzeyde olmadığını anlatır. Burada sudden ve dramatic ilk as sözcüğünü paylaşır; dolayısıyla cümle, gerçek kalp krizlerinin filmlerdeki tasvirler kadar sürekli biçimde ani ve dramatik olmadığını söyler. not always karşılaştırmanın geçerli olduğu sıklığı sınırlar: bazı vakalar o kadar ani veya dramatik olabilir, ancak hepsi değildir. as it is in the movies bölümünde it kalp krizini ifade eder; is sonrasında sudden and dramatic tekrarlanmak yerine anlaşılır biçimde eksiltilmiştir.

Alıştırma

Aşırı genellenmiş bir izlenimi düzeltecek şekilde cümleyi tamamlayın: The task is not always ____ simple ____ it looks.

Cevabı göster

as · as

Some people experience nausea or shortness of breath. Kelime

1:41

Bazı insanlar mide bulantısı veya nefes darlığı yaşarlar.

Kelime

Belirti adı olarak shortness of breath

Shortness of breath, nefes almanın zorlaşmasını veya kişinin yeterince hava alamadığını hissetmesini anlatan kalıplaşmış bir belirti adıdır. Buradaki shortness, fiziksel uzunluğun kısa olmasını değil, eksikliği ya da yetersizliği ifade eder. Cümlede experience fiilinden sonra nausea ile eş görevli olarak kullanılır. Bu yapı shortness of breath ifadesini nausea veya chest pain gibi bir belirti adı olarak ele alır.

Alıştırma

Klinik cümlesini nefes almakta zorlanma anlamındaki belirti adıyla tamamlayın: The patient reported ____ after climbing the stairs.

Cevabı göster

shortness of breath

Symptoms may be less prominent in women and the elderly. Notlar

1:44

Belirtiler kadınlarda ve yaşlılarda daha az belirgin olabilir.

Kalıp ifadeler

may be less prominent in + grup

May be less prominent in, bir şeyin belirli bir grupta daha az fark edilir veya daha az belirgin olabileceği anlamına gelir. May ifadeyi olasılık düzeyinde tutar, less prominent bir şeyin ne kadar kolay fark edildiğini karşılaştırır ve in ilgili grubu tanıtır. Cümledeki kullanım, her kadın veya yaşlı kişi için kesin bir durum değil, grup düzeyinde olası bir eğilim anlatır. Burada prominent, ünlü değil, belirgin veya fark edilir demektir.

Alıştırma

Cümleyi bir şeyin bir grupta daha az fark edilir olabileceği anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The early warning signs ____ teenagers.

Cevabı göster

may be less prominent in

Kelime

women and the elderly: bir grubu belirten the + sıfat yapısı

in women and the elderly ifadesinde the elderly, yaşlı insanları bir grup olarak belirtir. Burada the + sıfat yapısı, elderly sözcüğünün bütün bir insan grubunu temsil etmesini sağlar; dolayısıyla tek bir kişiyi değil, genel ve çoğul bir anlamı ifade eder. women and the elderly ifadesi, in edatından sonra iki grubu birbirine bağlar. Bu yapı özellikle sağlık, kamu politikası ve haber metinlerinde nüfus gruplarını resmî biçimde anlatırken yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede elderly bir grubu belirtmek için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The clinic offers home visits for elderlies.
  2. The clinic offers home visits for an elderly.
  3. The clinic offers home visits for the elderly.
Cevabı göster

The clinic offers home visits for the elderly.

For them,

1:48

Onlar için,

weakness and tiredness may be the main signal.

1:48

güçsüzlük ve yorgunluk ana sinyal olabilir.

And surprisingly,

1:52

Ve şaşırtıcı bir şekilde,

in many people,

1:53

birçok insanda,

especially those with diabetes,

1:54

özellikle de ağrıyı taşıyan sinirleri etkileyen

which affects the nerves that carry pain, Kelime

1:56

diyabet hastalarında,

Kelime

affects the nerves that carry pain: tıbbi bir açıklamada affect ve carry

affects the nerves ifadesinde affects, “etkiler veya değiştirir” anlamına gelen bir fiildir. The nerves bu fiilin doğrudan nesnesidir; affect fiilinden sonra on eklenmez. that carry pain ilgi cümleciği, hangi sinirlerin etkilendiğini belirtir. Burada carry “iletmek” anlamına gelir; pain ise fiziksel olarak taşınan bir nesneyi değil, ağrı bilgisini veya ağrı sinyallerini ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede affect doğru kullanılmış ve ağrı sinyallerini ileten sinirler belirtilmiştir?

  1. The condition affects the nerves that carry pain signals to the brain.
  2. The condition affects on the nerves that carry pain signals to the brain.
  3. The condition effects the nerves that carry pain signals to the brain.
Cevabı göster

The condition affects the nerves that carry pain signals to the brain.

a heart attack may be silent. Kelime

1:58

kalp krizi sessiz olabilir.

Kelime

may be silent: silent sözcüğünün tıbbi anlamı

Bu tıbbi bağlamda may be silent, kalp krizinin belirgin veya tipik belirtiler olmadan gerçekleşebileceği anlamına gelir. Silent, durumun fark edilmesinin ne kadar zor olduğunu anlatır; sesle ilgili değildir ve zararsız olduğu anlamına gelmez. May kesinliği değil, olasılığı belirtir. a condition may be silent kalıbı, olağan işaretler görülmese bile ciddi bir sorunun var olabileceği konusunda uyarır.

Alıştırma

Cümlede a heart attack may be silent ne anlama gelir?

  1. Kesinlikle hafiftir.
  2. Hiç ses çıkarmadan meydana gelebilir.
  3. Belirgin belirtiler olmadan gerçekleşebilir.
Cevabı göster

Belirgin belirtiler olmadan gerçekleşebilir.

If you think that someone might be having a heart attack, Dilbilgisi

2:01

Birinin kalp krizi geçirdiğini düşünüyorsanız,

the most important thing is to respond quickly. Dilbilgisi

2:03

en önemli şey hızlı yanıt vermektir.

Dilbilgisi

If you think ... might be having ...: harekete geçiren belirsizlik

If you think that someone might be having ... kesinliğe değil, makul bir şüpheye dayanan bir koşul kurar. Think konuşanın değerlendirmesini, might olasılığı, be having ise olayın sürmekte olabileceğini gösterir. Güvenlik tavsiyelerinde bu belirsizlik, ardından gelen talimatı zayıflatmaz. Bu yapı, tam bir doğrulama olmadan önce ciddi bir olasılığa dayanarak harekete geçmeyi sağlar.

Alıştırma

Güvenlik tavsiyesini might ve have fiilinin continuous biçimiyle tamamlayın: If you think someone ____ an allergic reaction, get help immediately.

Cevabı göster

might be having

Dilbilgisi

the most important thing is to + fiil: en yüksek önceliği belirtmek

the most important thing is to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin en yüksek önceliğe sahip olduğunu belirtir. Buradaki thing, fiziksel bir nesneyi değil, odaklanılması gereken eylem veya konuyu ifade eder. Bu cümlede to respond quickly, öncelikli eylemin ne olduğunu söyler. Kalıp, diğer olası eylemlerden önce ne yapılması gerektiğini belirterek tavsiyeyi düzenler.

Alıştırma

Hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: During a fire drill, ____ follow the teacher's instructions.

Cevabı göster

the most important thing is to

If you have access to emergency medical services, Notlar

2:06

Acil sağlık hizmetlerine erişiminiz varsa,

Kalıp ifadeler

have access to: bir şeyi kullanabilmek veya elde edebilmek

Have access to, bir kaynağı veya hizmeti kullanabilmek, elde edebilmek, ondan yararlanabilmek ya da bunu yapma iznine sahip olmak anlamına gelir. Bu kalıpta access isimdir ve to, kaynağı tanıtır. Burada have access to emergency medical services, bu hizmetlerle iletişim kurulabildiği ve hizmetlerin kullanılabildiği anlamına gelir. Yalnızca fiziksel bir giriş bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: All members ____ the digital library.

Cevabı göster

have access to

Kültür

emergency medical services: acil sağlık hizmetleri sistemi

Bu cümlede emergency medical services, çağrı merkezleri, ambulanslar ve eğitimli müdahale ekipleri dâhil olmak üzere tıbbi yardımı koordine edip gönderen düzenli acil müdahale sistemini ifade eder. Yalnızca acil nitelikte olan herhangi bir tıbbi hizmet anlamına gelmez. Have access to, bulunduğunuz yerde bu sistemin mevcut olduğu ve sistemle iletişim kurulabildiği anlamına gelir. Sistemin tam yapısı ve iletişim numarası yere göre değişir.

Alıştırma

“If you have access to emergency medical services,” cümlesindeki vurgulanan ifade neyi anlatır?

  1. Bir hastanenin rutin randevu hizmeti
  2. Acil nitelikte olan herhangi bir tıbbi tedavi
  3. İletişim kurulabilen düzenli bir acil müdahale sistemi
Cevabı göster

İletişim kurulabilen düzenli bir acil müdahale sistemi

call them.

2:09

onları arayın.

They're the fastest way to get to a hospital.

2:10

Bir hastaneye ulaşmanın en hızlı yolu budur.

Taking aspirin,

2:13

Kanı sulandıran

which thins the blood, Kelime

2:14

aspirin almak,

Kelime

which thins the blood: kanın pıhtılaşma olasılığını azaltır

Burada thins the blood, kanın pıhtılaşma olasılığını azaltmak anlamına gelen sade bir tıbbi ifadedir. Aspirinin kanı gerçek anlamda su gibi yaptığı anlamına gelmez. Açıklayıcı ilgi cümleciği which thins the blood, aspirin hakkında ek bilgi verir. Which, aspirin sözcüğünü gösterir ve aspirinden neden söz edildiğini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede “which thins the blood” ne anlama gelir?

  1. Kana fazladan su karıştırır.
  2. Kanın sıcaklığını düşürür.
  3. Kanın pıhtılaşma olasılığını azaltır.
Cevabı göster

Kanın pıhtılaşma olasılığını azaltır.

and nitroglycerin,

2:15

ve arteri açan

which opens up the artery, Öbek fiiller

2:17

nitrogliserin almak,

Öbek fiiller

which opens up the artery: atardamarı genişletir

Bu cümlede opens up, “kanın daha kolay akabilmesi için daha açık hâle getirir” demektir. Nitrogliserinin atardamarı genişlettiğini anlatır; atardamarı fiziksel olarak açmak ya da kesmek anlamına gelmez. Virgüller arasındaki which opens up the artery yan cümlesi, nitrogliserinin ne yaptığını açıklayan ek bilgi verir. Daha genel olarak open up, kısıtlanmış bir geçidi daha kolay geçilebilir hâle getirmeyi anlatabilir.

Alıştırma

Bu tıbbi açıklamada which opens up the artery ne anlama gelir?

  1. Atardamarı genişleterek kanın daha kolay geçmesini sağlar.
  2. Atardamarı keserek açar.
  3. Atardamarı vücuttan çıkarır.
Cevabı göster

Atardamarı genişleterek kanın daha kolay geçmesini sağlar.

can help keep the heart attack from getting worse. Dilbilgisi

2:18

kalp krizinin daha da kötüleşmesini engellemeye yardımcı olabilir.

Dilbilgisi

can help keep ... from getting worse: kötüleşmeyi önlemeye yardımcı olmak

help keep A from doing B kalıbı, “A'nın B yapmasını önlemeye yardımcı olmak” demektir. Burada A the heart attack, B ise getting worse bölümüdür; dolayısıyla tedavi durumun daha da ağırlaşmasını önlemeye yardımcı olabilir. From burada bir şeyin kaynağını göstermez. keep A from + -ing yapısının parçasıdır; get worse ise “kötüleşmek” anlamına gelir.

Alıştırma

Önleme yapısını tek kelimeyle tamamlayın: Early treatment can help keep the infection ____ getting worse.

Cevabı göster

from

In the emergency room, Kültür

2:21

Acil serviste,

Kültür

In the emergency room: acil serviste

In the emergency room, “ciddi veya acil sorunlara hemen müdahale edilen hastane bölümünde” anlamına gelir. Ardından anlatılacak olayın yerini belirtir. Buradaki emergency room, tıbbi bir birimin adıdır; acil bir durumda kullanılan herhangi bir oda değildir. Amerikan İngilizcesinde genellikle ER olarak kısaltılır.

Alıştırma

Bu cümlede “the emergency room” ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca planlı ameliyatlarda kullanılan bir hastane odası
  2. Acil durum malzemelerinin saklandığı sıradan bir oda
  3. Acil veya ciddi sorunlara hemen müdahale edilen hastane birimi
Cevabı göster

Acil veya ciddi sorunlara hemen müdahale edilen hastane birimi

doctors can diagnose a heart attack.

2:22

doktorlar bir kalp krizini teşhis edebilirler.

They commonly use an electrocardiogram to measure the heart's electrical activity Kelime

2:24

Kalbin elektriksel aktivitesini ölçmek için yaygın olarak bir elektrokardiyogram

Kelime

an electrocardiogram to measure the heart's electrical activity: kalbin elektriksel aktivitesini ölçmek için elektrokardiyogram

An electrocardiogram, genellikle ECG veya EKG olarak kısaltılan bir kalp testi ya da elektrokardiyogramdır. Kalbin elektriksel aktivitesini, yani her kalp atışıyla ilişkili sinyalleri kaydeder. to measure the heart's electrical activity mastar ifadesi testin amacını belirtir. use a test or tool to + fiil kalıbı, bir testin veya aracın ne işe yaradığını açıklar; elektrokardiyogramın kalbi tedavi ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleye göre an electrocardiogram neyi ölçer?

  1. Ultrason görüntüsündeki kalbin şekli
  2. Kalbin elektriksel aktivitesi
  3. Akciğerlerdeki oksijen miktarı
Cevabı göster

Kalbin elektriksel aktivitesi

and a blood test to assess heart muscle damage. Kalıp ifadeler

2:29

ve kalp kası hasarını değerlendirmek için bir kan testi kullanırlar.

Kalıp ifadeler

a blood test to assess heart muscle damage: kalp kası hasarını değerlendirmek için kan testi

a blood test to assess heart muscle damage ifadesinde to assess heart muscle damage mastar öbeği amacı, yani kan testinin neden yapıldığını açıklar. Burada assess, hasarın bulunup bulunmadığını ve ne kadar ciddi olabileceğini kanıtlara göre değerlendirmek anlamına gelir. Resmî assess damage kalıbı, test sonuçlarına veya başka kanıtlara dayalı profesyonel bir yargı söz konusu olduğunda yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

“Değerlendirmek” anlamını resmî biçimde veren ders ifadesiyle tamamlayın: The lab ran additional tests ____ the extent of the contamination.

Cevabı göster

to assess

The patient is then taken to a high-tech cardiac suite, Dilbilgisi

2:33

Hasta daha sonra yüksek teknolojili bir kardiyak odaya alınır,

where tests are done to locate the blockages. Dilbilgisi

2:36

burada tıkanıklıkların yerini bulmak için testler yapılır.

Dilbilgisi

is then taken to a high-tech cardiac suite: ardından yüksek teknolojili bir kardiyoloji odasına götürülmek

Is then taken to, someone then takes the patient to a place yapısının edilgen biçimidir. Hasta eylemden etkilenen kişidir: sağlık personelinden biri hastayı ilgili odaya götürür veya nakleder. Edilgen yapı dikkati hastaya ve işlemin bir sonraki adımına verir; then ise olayların sırasını gösterir. Eylemi yapan kişi açıkça belli olduğunda veya önemli olmadığında bu yapı yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Dersteki edilgen sıralama ifadesini kullanın: After check-in, the visitor ____ a private waiting room.

Cevabı göster

is then taken to

Dilbilgisi

where tests are done to locate the blockages: bir yeri orada olanlarla bağlamak

Bu cümlede where, a high-tech cardiac suite ifadesine gönderme yapar ve “o odada” anlamına gelir. where tests are done to locate the blockages yan cümlesi, o yerde ne yapıldığını açıklar. Bir yeri oradaki etkinliğe veya işleve bağlamak için yer + where + yan cümle yapısını kullanın. Burada bu bağlantı, anlatımı hastanın götürüldüğü yerden sürecin sonraki adımına taşır.

Alıştırma

Yeri, orada gerçekleşen eyleme bağlamak için cümleyi where ile tamamlayın: The packages go to a sorting center, ____ workers scan each label.

Cevabı göster

where

Cardiologists can reopen the blocked artery by inflating it with a balloon Dilbilgisi

2:39

Kardiyologlar, bir anjiyoplasti adı verilen işlemde,

in a procedure called an angioplasty. Kültür

2:44

tıkalı arteri bir balonla şişirerek yeniden açabilirler.

Dilbilgisi

by inflating it with a balloon: by + -ing ile yöntem belirtmek

by inflating it with a balloon ifadesi, kardiyologların tıkalı atardamarı nasıl yeniden açabildiğini açıklar. by + fiil-ing yapısı, sonraki eylemi ana sonuca ulaşmak için kullanılan yöntem olarak sunar. Bu yöntem ifadesinin içinde with a balloon kullanılan aracı belirtir. Aktarılabilir kalıp sonuç + by ile eylem + with ile araç şeklindedir.

Alıştırma

Yöntemi göstermek için cümleyi by ve adjust fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya improved the photo ____ the lighting.

Cevabı göster

by adjusting

Kültür

anjiyoplasti adı verilen bir işlem

a procedure called an angioplasty ifadesi, genel tanım olan procedure ile teknik ad olan angioplasty arasında bağlantı kurar. Called an angioplasty, that is called an angioplasty anlamındaki kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir ve procedure sözcüğünü niteler. Angioplasty, daralmış veya tıkanmış bir kan damarını genişletmek için kullanılan tıbbi işlemin adıdır. Balonun ya da başka bir aracın adı değildir.

Alıştırma

a procedure called an angioplasty ifadesinde called ne işe yarar?

  1. Atardamarın içinde kullanılan aracın adını verir.
  2. İşlemin telefon görüşmesi yaptığını söyler.
  3. İşlemin teknik adını verir.
Cevabı göster

İşlemin teknik adını verir.

Frequently,

2:47

Sıklıkla,

they also insert a metal or polymer stent that will hold the artery open. Notlar

2:47

arteri açık tutacak metal veya polimer bir stent de yerleştirirler.

Kelime

metal veya polimer bir stent yerleştirmek

Insert a metal or polymer stent ifadesinde insert, aracı vücudun içine yerleştirmek anlamına gelir. Buradaki stent, atardamarın açık kalmasına yardımcı olmak için içine yerleştirilen küçük, tüp veya ağ biçiminde tıbbi bir araçtır. Metal or polymer, stentin yapılabileceği malzemeyi belirtir. Temel tıbbi eşdizim insert a stent ifadesidir: insert eylemi, stent ise aracı adlandırır.

Alıştırma

Tıbbi eşdizimi dersteki fiille tamamlayın: To help keep the artery open, doctors may ____ a stent.

Cevabı göster

insert

Dilbilgisi

that will hold the artery open: atardamarı açık tutacak

that will hold the artery open ilgi cümleciği, a metal or polymer stent ifadesini niteler ve stentin yapması beklenen işi açıklar. That, ilgi cümleciğinin öznesidir ve önceki stent sözcüğünü gösterir. hold + nesne + sıfat kalıbı, “nesneyi o durumda tutmak” anlamına gelir. hold the artery open ifadesinde open, artery sözcüğünün durumunu açıklayan nesne tamamlayıcısıdır. Yani stent atardamarı elle “tutmaz”; onu açık durumda tutar.

Alıştırma

Cümleyi “çantayı açık tutmak” anlamına gelecek şekilde tamamlayın: This clip will hold the bag ____ while you fill it.

Cevabı göster

open

More extensive blockages might require coronary artery bypass surgery. Kültür

2:52

Daha kapsamlı tıkanıklıklar koroner arter baypas cerrahisi gerektirebilir.

Kültür

coronary artery bypass surgery: koroner arter baypas ameliyatı

Coronary artery bypass surgery, bir veya daha fazla koroner arter ciddi biçimde daraldığında ya da tıkandığında kalbe giden kan akışını iyileştiren ameliyatın resmî adıdır. Koroner arterler kalp kasına kan sağlar. Bu terimde bypass, genellikle bir damar grefti kullanarak kan için tıkalı bölümün çevresinden geçen yeni bir yol oluşturmak demektir. Yalnızca tıkanıklığı gidermek anlamına gelmez; temel fikir kanın yolunu değiştirmektir.

Alıştırma

coronary artery bypass surgery ifadesindeki bypass neyi anlatır?

  1. Kanın atardamarın tıkalı kısmının çevresinden geçeceği yeni bir yol oluşturmak
  2. Aynı atardamarı açık tutmak için stent kullanmak
  3. Kalbin elektriksel etkinliğini ölçmek
Cevabı göster

Kanın atardamarın tıkalı kısmının çevresinden geçeceği yeni bir yol oluşturmak

Using a piece of vein or artery from another part of the body, Dilbilgisi

2:57

Kalp cerrahları, vücudun başka bir yerinden alınan bir damar veya arter parçasını kullanarak,

heart surgeons can reroute blood flow around the blockage. Kelime

3:01

kan akışını tıkanıklığın etrafından yeniden yönlendirebilirler.

Dilbilgisi

Using a piece of vein or artery from another part of the body: yöntemi önce belirtme

Using a piece of vein or artery from another part of the body, cümlenin başında yer alan bir -ing yan cümleciğidir. Önce malzemeyi ve yöntemi sunar; ardından ana cümle cerrahların ne yapabildiğini belirtir. Temel anlamı By using ... ile aynıdır. using eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan heart surgeons ifadesidir. Bu yapıda baştaki -ing bölümü ile ana cümle genellikle aynı eyleyeni paylaşır.

Alıştırma

Bir yöntemi sunmak için cümle başındaki Using ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Using a digital scanner, the examination took only a minute.
  2. Using a digital scanner, the image became easier to examine.
  3. Using a digital scanner, the technician examined the image.
Cevabı göster

Using a digital scanner, the technician examined the image.

Kelime

reroute blood flow around the blockage: güzergâhı değiştirme

reroute blood flow around the blockage ifadesinde reroute, kan akışını farklı bir yola yönlendirmek demektir. Yönü değiştirilen öğe blood flow'dur; around the blockage ise yeni yolun kaçındığı engeli belirtir. Burada around, yalnızca yakında hareket etmek değil, tıkalı bölgenin yanından geçmek veya onu aşmak anlamındadır. Başka durumlarda da kullanılabilen reroute A around B kalıbı, A'ya B'den kaçınmasını sağlayacak farklı bir yol vermek demektir.

Alıştırma

Cümleyi reroute A around B kalıbıyla tamamlayın: Police had to ____ the flooded road.

Cevabı göster

reroute traffic around

These procedures reestablish circulation to the cardiac muscle, Kelime

3:05

Bu prosedürler kalp kasına giden dolaşımı yeniden kurar,

restoring heart function.

3:09

kalp fonksiyonunu geri kazandırır.

Kelime

reestablish circulation to the cardiac muscle: kalp kasına giden kan dolaşımını yeniden sağlamak

Bu cümlede reestablish circulation to the cardiac muscle, kalp kasına giden kan akışını yeniden sağlamak demektir. Buradaki circulation özellikle kan dolaşımını, cardiac muscle ise kalbin kas dokusunu ifade eder. re- ön eki, dolaşımın daha önce var olduğunu ancak azaldığını veya engellendiğini ve şimdi yeniden kurulduğunu gösterir. İfadenin tamamı, işlemlerin amacını resmî bir biçimde belirtir: belirli bir dokuya kan akışını geri kazandırmak.

Alıştırma

Cümleyi reestablish ve kan akışı anlamındaki tıbbi isimle tamamlayın: The procedure can ____ to the injured tissue.

Cevabı göster

reestablish circulation

Heart attack treatment is advancing, Anlatım akışı

3:11

Kalp krizi tedavisi ilerlemektedir,

but prevention is vital.

3:13

ancak önleme hayati önem taşır.

Anlatım akışı

Heart attack treatment is advancing, but prevention is vital: but ile ana vurguyu değiştirmek

Bu cümle iki düşünceyi düzenlemek için but kullanır. Önce olumlu bir gelişmeyi kabul eder: heart attack treatment is advancing. Ardından but, dikkati daha önemli sonuca yöneltir: prevention is vital. Önce bir noktayı kabul edip sonra yön değiştiren bu yapıda, but sonrasındaki yan cümle konuşmacının asıl vurgusunu taşır. İlk yan cümle reddedilmez; temel öneri veya uyarıdan önce bağlam sağlar.

Alıştırma

But aşağıdaki cümlede ne yapıyor: Heart attack treatment is advancing, but prevention is vital?

  1. Tedavideki ilerlemeyi kabul eder, ardından asıl vurguyu önlemeye kaydırır.
  2. Önleme başarısız olduğu için tedavinin ilerlemeyi bıraktığını söyler.
  3. Tedavi ile önlemeyi birbiriyle ilgisiz ve eşit ölçüde vurgulanan gerçekler olarak sunar.
Cevabı göster

Tedavideki ilerlemeyi kabul eder, ardından asıl vurguyu önlemeye kaydırır.

Genetics and lifestyle factors both affect your risk. Anlatım akışı

3:15

Genetik ve yaşam tarzı faktörleri diskinizi etkiler.

Anlatım akışı

Genetics and lifestyle factors both affect your risk: both ile iki etkeni dengeli sunmak

A and B both affect C kalıbında both, birleşik özneden sonra ve ana fiilden önce gelir. Genetics ile lifestyle factors ögelerine dil bilgisel olarak eşit vurgu yapar: ikisi de kişinin bir sağlık sorunu yaşama olasılığını etkiler. Buradaki risk, hastalanma olasılığıdır; isteyerek tehlikeye atılma eylemi değildir. Cümle, genetics ile lifestyle factors ögelerini eşleştirerek insanların genellikle kontrol edemediği bir şeyi etkileyebilecekleri bir şeyle dengeler. Böylece yaşam tarzının tek neden olduğunu öne sürmeden dinleyiciyi uygulanabilir yaşam tarzı önerilerine hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz dengeleyici sözcükle tamamlayın: Price and quality ____ affect my decision.

Cevabı göster

both

And the good news is that you can change your lifestyle. Anlatım akışı

3:18

Ve iyi haber şu ki yaşam tarzınızı değiştirebilirsiniz.

Anlatım akışı

the good news is that you can change your lifestyle: olumlu bir yöne geçiş yapmak

The good news is that + cümlecik, olumlu veya rahatlatıcı bir noktayı sunmak için kullanılan bir söylem kalıbıdır. Good news mutlaka haberlerde yayımlanan bir bilgi anlamına gelmez; durumun olumlu tarafını ifade eder. That ile başlayan cümlecik neyin olumlu olduğunu açıklar: burada olumlu olan, dinleyicinin yaşam tarzını değiştirebilmesidir. Riskle ilgili bir açıklamanın ardından gelen bu kalıp, konuşmayı ciddi bir sorundan kontrol edilebilir bir noktaya taşır. Geçişi yumuşatır ve sonraki önerinin umut verici ve uygulanabilir görünmesini sağlar.

Alıştırma

Olumlu gerçeği sunmak için derste öğrendiğiniz dört sözcüklü kalıbı kullanın: ____ the library will stay open late.

Cevabı göster

The good news is that

Exercise, a healthy diet,

3:22

Egzersiz, sağlıklı bir diyet,

and weight loss all lower the risk of heart attacks, Kalıp ifadeler

3:23

ve kilo kaybının tümü, daha önce kriz geçirmiş olsanız da olmasanız da,

whether you've had one before or not. Dilbilgisi

3:26

kalp krizi riskini azaltır.

Kalıp ifadeler

lower the risk of heart attacks: kalp krizi riskini azaltmak

all lower the risk of heart attacks ifadesinde lower, 'bir şeyi daha az olası hâle getirmek' anlamındaki bir fiildir. All, önceki üç özneye —egzersiz, sağlıklı beslenme ve kilo vermeye— gönderme yapar ve her birinin bu etkiye sahip olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp lower the risk of + isim veya -ing biçimidir. Bu kalıp olasılığın azaldığını anlatır; olayın hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini garanti etmez.

Alıştırma

'Bir şeyi daha az olası hâle getirmek' anlamına gelen, dersteki dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Wearing a seat belt can ____ serious injury.

Cevabı göster

lower the risk of

Dilbilgisi

whether you've had one before or not: daha önce geçirip geçirmediğinize bakılmaksızın

Whether ... or not iki olasılık sunar ve ana ifadenin her iki durumda da geçerli olduğunu belirtir. Burada riski azaltmayla ilgili ifade, hem daha önce kalp krizi geçirmiş hem de geçirmemiş kişiler için geçerlidir. One, daha önce geçen tekil a heart attack kavramının yerini alarak ismin tekrarını önler. Tek başına bir rakamını ifade etmez.

Alıştırma

'Gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaksızın' anlamındaki, derste geçen iki parçalı yapıyla cümleyi tamamlayın: The game will continue ____ it rains ____.

Cevabı göster

whether · or not

Doctors recommend exercising a few times a week, Kalıp ifadeler

3:29

Doktorlar haftada birkaç kez egzersiz yapmayı,

doing both aerobic activity and strength training. Dilbilgisi

3:31

hem aerobik aktivite hem de kuvvet antrenmanı yapmayı önermektedir.

Kalıp ifadeler

recommend exercising: recommend + -ing

recommend exercising ifadesinde exercising, recommend fiilinin tümleci olarak kullanılan -ing biçimidir. recommend + -ing kalıbı önerilen eylemi belirtir; bu nedenle cümle, eylemi kimin yapacağını söylemeden genel bir tavsiye verir. Bu kalıbı anlatmak için recommend to exercise kullanma. Eylemi yapacak kişiyi belirtmen gerekiyorsa recommend that someone exercise kullan.

Alıştırma

Cümleyi check fiilinin -ing biçimiyle tamamla: Experts recommend ____ the weather before a long hike.

Cevabı göster

checking

Dilbilgisi

both aerobic activity and strength training: both A and B

both A and B bağıntılı yapısı, eşit konumdaki iki öğeyi bağlar ve her ikisinin de dahil olduğunu belirtir. Burada A aerobic activity, B ise strength training olduğundan tavsiye, birini seçmeyi değil iki antrenman türünü de yapmayı içerir. A ve B dil bilgisi açısından paralel olmalıdır. Bu örnekte iki taraf da isim öbeğidir.

Alıştırma

both ... and ... yapısını tamamla: The workshop builds ____ confidence ____ practical skills.

Cevabı göster

both · and

A heart-healthy diet is low in sugar and saturated fats, Notlar

3:35

Kalp sağlığına uygun bir diyet, şekeri ve doymuş yağları düşük olan diyettir,

Kalıp ifadeler

low in sugar and saturated fats: şeker ve doymuş yağ oranı düşük

be low in + madde veya besin öğesi kalıbı, “o maddeden yalnızca az miktarda içermek” anlamına gelir. Cümlede beslenme düzeni hem şekeri hem de doymuş yağı görece az içerir; low, birbirine bağlanan iki isme de uygulanır. Buradaki in bir yeri değil, miktarı ölçülen bileşeni belirtir. Aynı kalıp salt, sodium, calories veya fiber ile de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, besin öğesi içeriğinin düşük olduğunu belirten bu dersteki iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: This cereal is ____ added sugar.

Cevabı göster

low in

which are both linked to heart disease. Kalıp ifadeler

3:38

bunların her ikisi de kalp hastalığı ile bağlantılıdır.

Kelime

heart-healthy diet: kalp sağlığını destekleyen beslenme

Heart-healthy, “kalbin sağlıklı kalmasına yardımcı olan” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Diet sözcüğünü niteler; bu nedenle heart-healthy diet, kalp sağlığını destekleyen bir beslenme biçimini anlatır. İfade belirli bir kalbin durumunu değil, beslenmenin neye yararlı olduğunu belirtir. Kısa çizgi, heart ve healthy sözcüklerini diet önünde tek bir niteleyici hâline getirir. Aynı kalıp heart-healthy meals veya heart-healthy habits ifadelerinde de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “kalp sağlığı için iyi” anlamına gelen kısa çizgili birleşik ifadeyle tamamlayın: The café added a ____ option to its lunch menu.

Cevabı göster

heart-healthy

Kalıp ifadeler

be linked to heart disease: ilişki, kanıtlanmış neden değil

Be linked to, “bir şeyle ilişkili olmak” veya “bir şeyle bağlantısı olmak” anlamına gelir. be linked to + isim edilgen yapısında linked, özne ile to’dan sonra gelen isim arasındaki ilişkiyi belirtir. Bu ifade bir ilişki bildirir, ancak tek başına doğrudan nedenselliği kanıtlamaz. Araştırmalar iki şeyin birlikte ortaya çıktığını bulabilir; fakat birinin diğerine neden olduğunu söylemek için daha güçlü kanıt gerekir.

Alıştırma

Bir raporda “This factor is linked to heart disease.” deniyor. En doğru yorum hangisidir?

  1. Rapor, bu etkenin kalp hastalığıyla ilişkili olduğunu söylüyor.
  2. Rapor, bu etkenin doğrudan kalp hastalığına neden olduğunu kanıtlıyor.
  3. Rapor, bu etkenin kalp hastalığını önlediğini söylüyor.
Cevabı göster

Rapor, bu etkenin kalp hastalığıyla ilişkili olduğunu söylüyor.

So what should you eat?

3:40

Peki ne yemelisiniz?

Lots of fiber from vegetables,

3:42

Sebzelerden bol miktarda lif,

chicken and fish instead of red meat,

3:44

kırmızı et yerine tavuk ve balık,

whole grains,

3:46

tam tahıllar,

and nuts like walnuts and almonds all seem to be beneficial. Dilbilgisi

3:47

ve ceviz ve badem gibi kuruyemişlerin tümü faydalı görünmektedir.

Dilbilgisi

all seem to be beneficial: her öğe için temkinli bir değerlendirme

All, az önce sözü edilen gruptaki her bir öğeyi ifade eder. seem’den önce gelmesi, temkinli değerlendirmenin öğelerin her biri için geçerli olduğunu gösterir. Seem to be beneficial, “yararlı bir etkisi var gibi görünmek” anlamına gelir. Seem to, iddiayı daha az kesin hâle getirir: rastgele bir tahmin veya garanti değil, mevcut kanıtlara ya da gözlemlere dayanan bir değerlendirme sunar.

Alıştırma

Her çalışma düzenini kapsayan ve temkinli değerlendirme bildiren ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Early results suggest that the new study routines ____ for beginners.

Cevabı göster

all seem to be beneficial

A good diet and exercise plan can also keep your weight in a healthy range, Kalıp ifadeler

3:52

İyi bir diyet ve egzersiz planı ayrıca kilonuzu sağlıklı bir aralıkta tutabilir,

which will lower your heart attack risk as well.

3:56

bu da kalp krizi diskinizi düşürecektir.

Kalıp ifadeler

kilonuzu sağlıklı bir aralıkta tutmak

keep + object + in a ... range kalıbı, bir şeyi kabul edilebilir alt ve üst sınırlar arasında tutmak anlamına gelir. Bu cümlede nesne your weight ifadesidir; a healthy range ise tek bir kesin sayı değil, sağlıklı kabul edilen bir aralıktır. Aynı kalıp sıcaklık, tansiyon, maliyet veya süre gibi ölçülebilen şeylerle de kullanılabilir.

Alıştırma

keep + object + in a range kalıbını tamamlayın: Good planning can keep project costs ____ a manageable range.

Cevabı göster

in

And of course,

3:59

Ve elbette,

medications can also help prevent heart attacks.

4:00

ilaçlar da kalp krizlerini önlemeye yardımcı olabilir.

Doctors often prescribe low-dose aspirin, Kalıp ifadeler

4:03

Doktorlar genellikle düşük doz aspirin reçete ederler,

Kalıp ifadeler

düşük doz aspirin reçete etmek

Bu cümlede prescribe, doktorların hastalar için aspirin kullanımını resmî olarak onaylayıp reçete etmesi anlamına gelir; yalnızca recommend demekten daha güçlü ve daha belirgindir. Low-dose, aspirin sözcüğünü niteleyen kısa çizgili birleşik bir sıfattır. Aspirinin görece az miktarda verildiğini belirtir; ilacın etkisinin zayıf olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede prescribe low-dose aspirin ne anlama gelir?

  1. Aspirini daha küçük bir pakette satmak
  2. Etkisi zayıf olduğu için aspirini gündelik biçimde önermek
  3. Görece az miktarda aspirini resmî olarak reçete etmek
Cevabı göster

Görece az miktarda aspirini resmî olarak reçete etmek

for example,

4:05

örneğin,

particularly for patients who've already had a heart attack

4:06

özellikle zaten kalp krizi geçirmiş olan hastalar için

and for those known to be at high risk. Kalıp ifadeler

4:09

ve yüksek risk altında olduğu bilinenler için.

Kalıp ifadeler

known to be at high risk: kanıt ve risk durumu

Burada known to be, kişinin durumunun kayıtlar, kanıtlar veya uzman değerlendirmesiyle ortaya konduğunu belirtir. Başkalarının o kişiyi tanıdığı veya onun hakkında bir şeyler duyduğu anlamına gelmez. At high risk, zararlı bir sonuç yaşama olasılığının yüksek olduğunu belirten kalıplaşmış bir ifadedir. known to be at high risk bütünüyle, yüksek risk durumu zaten kanıtlarla desteklenen kişileri tanımlar.

Alıştırma

Bir değerlendirmenin yüksek risk durumunu ortaya koyduğunu belirten vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: These patients are ____.

Cevabı göster

known to be at high risk

And drugs that help manage risk factors, Kalıp ifadeler

4:12

Ve risk faktörlerini yönetmeye yardımcı olan ilaçlar,

Kalıp ifadeler

drugs that help manage risk factors: yapı ve anlam

drugs that help manage risk factors ifadesinde that help manage risk factors, drugs sözcüğünü tanımlayan bir ilgi cümleciğidir. İlaçların ne yaptığını belirtir. Sağlık bağlamında manage, bir şeyi zaman içinde kontrol etmek veya daha güvenli bir düzeyde tutmak anlamına gelir; bir işletmeyi yönetmek anlamına gelmez. Risk factors, kötü bir sonucun olasılığını artıran durumlar veya davranışlardır; kötü sonucun kendisi değildir. Bu ifade, ilaçların bütün riskleri ortadan kaldırdığını da iddia etmez.

Alıştırma

Bir sağlık yazısında drugs that help manage risk factors ne anlama gelir?

  1. sağlık riskini artıran durumları veya davranışları kontrol etmeye yardımcı olan ilaçlar
  2. finansal riskleri düzenleyen şirketler
  3. sağlıkla ilgili olası bütün tehlikeleri tamamen ortadan kaldıran ilaçlar
Cevabı göster

sağlık riskini artıran durumları veya davranışları kontrol etmeye yardımcı olan ilaçlar

like high blood pressure, cholesterol,

4:15

yüksek tansiyon, kolesterol

and diabetes,

4:17

ve diyabet gibi,

will make heart attacks less likely, too. Dilbilgisi

4:18

kalp krizlerinin olasılığını da azaltacaktır.

Dilbilgisi

make heart attacks less likely: make + nesne + sıfat

make + nesne + sıfat kalıbı, “nesnenin ... hâle gelmesine yol açmak” anlamına gelir. will make heart attacks less likely ifadesinde heart attacks nesnedir; less likely ise bu nesnenin durumunu tamamlayan sıfat öbeğidir. Burada likely, bir olayın gerçekleşme olasılığını anlatır. Less likely, söz konusu önlemle olasılığın öncekinden daha düşük olduğunu belirtir; heart attacks ifadesini “daha az güvenilir” olarak tanımlamaz. Too ise bunun riski azaltan başka bir etki olduğunu ekler.

Alıştırma

Cümleyi, önlemin olayın gerçekleşme olasılığını azalttığını belirten iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Regular backups make data loss ____.

Cevabı göster

less likely

Heart attacks may be common, Anlatım akışı

4:21

Kalp krizleri yaygın olabilir,

but they don't have to be inevitable.

4:22

ancak kaçınılmaz olmaları gerekmez.

Anlatım akışı

may be common, but ... don't have to be inevitable: yaygınlığı kabul edip kaçınılmazlığı reddetmek

Cümle, önce bir noktayı kabul edip ardından asıl görüşe dönen bir yapı kullanır. May be common gerçek ve sık görülen bir riski kabul eder; but ise asıl noktanın farklı olduğunu gösterir. İkinci bölüm, “yaygın” olmaktan doğrudan “kesin veya kaçınılmaz” sonucuna geçilmesini reddeder. Don't have to be inevitable, “mutlaka kaçınılmaz değildir” anlamına gelir. Burada don't have to zorunluluğu ortadan kaldırır; olayların gerçekleşmesinin yasak olduğunu söylemez. Bu yapı, bir sorunu kabul ederken önleme veya değişim için alan bırakmaya yarar.

Alıştırma

Cümledeki may ..., but ... yapısı ne yapar?

  1. Kalp krizlerinin gerçekleşmesine izin verilmediğini söyler.
  2. Kalp krizlerinin yaygın olduğunu kabul eder, ardından mutlaka kaçınılmaz olmadıklarını söyler.
  3. Kalp krizlerinin yaygın olduğunu ve bu nedenle mutlaka gerçekleşeceğini söyler.
Cevabı göster

Kalp krizlerinin yaygın olduğunu kabul eder, ardından mutlaka kaçınılmaz olmadıklarını söyler.

A healthy diet,

4:25

Sağlıklı bir diyet,

avoiding tobacco use,

4:26

tütün kullanımından kaçınmak,

staying fit,

4:27

formda kalmak,

and enjoying plenty of sleep and lots of laughter

4:28

ve bolca uyku ve bolca kahkahanın tadını çıkarmak

all go a long way Deyimler

4:31

vücudunuzun en önemli kasının atmaya devam etmesini sağlamada

in making sure your body's most important muscle keeps on beating. Notlar

4:33

çok işe yarar.

Deyimler

all go a long way: hepsi büyük katkı sağlar

go a long way deyimi, “bir sonuca ulaşmaya çok yardımcı olmak veya büyük katkı sağlamak” anlamına gelir. Buradaki all, daha önce sıralanan sağlıklı alışkanlıkların hepsine gönderme yapar ve hepsinin sonraki hedefi güçlü biçimde desteklediğini belirtir. go a long way in + -ing ve go a long way toward + isim/-ing kalıpları, desteklenen hedefi belirtir. Bu ifade fiziksel mesafeyi değil, yararı veya katkıyı anlatır.

Alıştırma

“Çok yardımcı olmak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: A little patience can ____ toward resolving the conflict.

Cevabı göster

go a long way

Deyimler

your body's most important muscle: kalbin betimleyici adı

Bu cümlede your body's most important muscle, kalbi tanımlayarak anlatan bir ifadedir. keeps on beating ifadesi kalbi işaret eden ipucudur; kalbe muscle denmesi de kalbin bir kas olduğunu belirten önceki açıklamayla bağlantı kurar. Most important, resmî bir anatomi adı veya nesnel bir sıralama vermek yerine sözbilimsel vurgu ekler. heart sözcüğünün yerine bir betimleme kullanmak tekrarı önler ve sona daha güçlü, akılda kalıcı bir etki verir.

Alıştırma

Bu cümlede your body's most important muscle neyi ifade ediyor?

  1. bir kol kası
  2. kalp
  3. beyin
Cevabı göster

kalp

Öbek fiiller

keeps on beating: devam eden eylemler için keep on + -ing

Keep on + -ing, bir eylemin devam ettiğini anlatır. keeps on beating ifadesinde keeps, üçüncü tekil kişi öznesi olan your body's most important muscle ile uyumludur; beating ise devam eden eylemi belirtir. Buradaki kas kalptir. Onun keeps on beating olduğunu söylemek kalp atışının devam ettiğini anlatır ve hayatın sürdüğünü de ima eder.

Alıştırma

Bu geçmiş zaman cümlesini keep on ve tick fiilini kullanarak tamamlayın: After everyone went to bed, the old clock ____ through the night.

Cevabı göster

kept on ticking