Kalp krizi sırasında ne olur? - Krishna Sudhir: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Koroner damar tıkanıklıklarının kalp krizine nasıl yol açtığını, belirtilerle tedavilerin nasıl değişebildiğini ve günlük alışkanlıkların riski nasıl azaltabildiğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Blood flow is cut off — Deyimsel fiiller: cut off ifadesinin burada kalp kasına giden kan gibi hayati bir kaynağın ya da akışın aniden kesilmesini anlattığını öğrenin; aynı kullanımı tıp, enerji, ulaşım ve iletişim bağlamlarında da tanıyın. 2. can help keep the heart attack from getting worse. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: help + keep + nesne + from + -ing yapısını kullanarak bir eylem veya tedavinin mevcut sorunu tamamen ortadan kaldırmak yerine daha da kötüleşmesini önleyebileceğini açıkça ifade edin. 3. Heart attacks may be common, but they don't have to be inevitable. — Söylem, anlatı ve retorik: common ile inevitable arasındaki karşıtlığın ciddi bir riski kabul ederken önlemenin sonucu hâlâ değiştirebileceğini nasıl savunduğunu anlayın; bu kalıbı açıklamaları dengeli ve umut veren bir sonuçla bitirmek için kullanın.
Bu derste
Approximately 7 million people around the world die from heart attacks every year. Kalıp ifadeler
0:07Dünyada her yıl yaklaşık 7 milyon insan kalp krizlerinden ölmektedir.
die from heart attacks: ölüm nedenini from ile belirtmek
Die from, bir kişinin ölüm nedenini belirtir. die from heart attacks ifadesinde from, bir yerden uzaklaşmayı değil, “... nedeniyle” anlamını taşır. Kalıp die from + neden şeklindedir. Hastalıklar, yaralanmalar, komplikasyonlar ve diğer ölümcül nedenlerle sık kullanılır; özellikle sağlık haberlerinde ve istatistiklerde yaygındır.
Alıştırma
“Several patients died from the infection,” cümlesinde died from ne anlama gelir?
- enfeksiyonu geride bıraktılar
- enfeksiyon nedeniyle öldüler
- enfeksiyondan iyileştiler
Cevabı göster
enfeksiyon nedeniyle öldüler
which causes heart attacks and other problems like strokes, Dilbilgisi
0:14kalp krizlerine ve inme gibi diğer sorunlara neden olan,
which causes...: ek bilgi vermek
Bu cümlede which causes heart attacks and other problems like strokes, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Önündeki cardiovascular disease ad öbeğinin tamamına gönderme yapar ve bu hastalığın yol açabileceği sorunlar hakkında ek bilgi verir. Virgüller, bu cümleciğin hastalığı belirlemek için gerekli olmadığını, yalnızca ek bilgi verdiğini gösterir. Cümlecik çıkarıldığında dış cümlenin dil bilgisel yapısı yine tam kalır; bilimsel ve açıklayıcı metinlerde kısa bir açıklama eklemek için bu yapı sık kullanılır.
Alıştırma
Örnekteki which cümleciğinin görevi nedir?
- Felçlerin kardiyovasküler hastalığa yol açtığını göstermek
- cardiovascular disease hakkında ek bilgi vermek
- Hangi tür kalp krizinin kastedildiğini belirlemek
Cevabı göster
cardiovascular disease hakkında ek bilgi vermek
cardiovascular disease: kalp ve kan damarı hastalıklarının üst terimi
Cardiovascular disease, kalbi veya kan damarlarını etkileyen hastalıklar için kullanılan resmî bir üst terimdir. Cardio- kalple, vascular ise kan damarlarıyla ilgilidir; ancak ifadenin tamamı tek bir tıbbi kategori olarak anlaşılmalıdır. Bu cümlede heart attacks ve strokes, cardiovascular disease nedeniyle ortaya çıkan sorunlar olarak sunulur. Bunlar geniş kategorinin tam eş anlamlıları değildir.
Alıştırma
Cardiovascular disease neyi ifade eder?
- Kalbi ve kan damarlarını etkileyen geniş bir hastalık kategorisi
- Yalnızca tek bir kalp krizi
- Ateşe neden olan herhangi bir hastalık
Cevabı göster
Kalbi ve kan damarlarını etkileyen geniş bir hastalık kategorisi
the world's leading killer: mecazi bir ölüm nedeni
Burada the world's leading killer, dünya çapında diğer nedenlerden daha fazla ölüme yol açan şeyi ifade eder. Killer mecaz anlamdadır: kardiyovasküler hastalığı ölümcül bir neden olarak gösterir, bir insanı öldüren kişiyi ifade etmez. Bu karşılaştırmada leading, “en önemli” veya “en üst sıradaki” anlamına gelir. İfade canlı ve güçlü olduğu için halka yönelik sağlık iletişiminde sık kullanılır.
Alıştırma
Örnekte the world's leading killer ne anlama geliyor?
- Dünya çapında en fazla ölümden sorumlu neden
- Dünyanın en güçlü insanı
- Dünyanın en ünlü katili
Cevabı göster
Dünya çapında en fazla ölümden sorumlu neden
Geçiş sorusu olarak “So what causes a heart attack?”
Burada So what causes a heart attack? açıklamayı düzenlemek için kullanılan bir geçiş sorusudur. Konuşmacı dinleyicilerin cevap vermesini beklemek için durmaz; bu soru, sonraki bölümde kalp krizinin nedeninin açıklanacağını bildirir. So, soruyu önceki bilgilerle bağlar ve açıklamanın bir sonraki adımını gösterir. Konuşmalarda ve eğitici içeriklerde So + soru yapısı, dinleyicilerin arka plan bilgisinden yeni bir konuya geçişi takip etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Bu açıklamada “So what causes a heart attack?” sorusunun temel işlevi nedir?
- Dinleyicilerden hemen tıbbi bir cevap istemek
- Nedenin açıklamasını başlatmak
- Konunun bittiğini göstermek
Cevabı göster
Nedenin açıklamasını başlatmak
Like all muscles: karşılaştırma için like + isim öbeği
Like all muscles, cümlenin başında kullanılan bir karşılaştırma ifadesidir. Burada like, “aynı şekilde” anlamına gelen bir edattır ve all muscles onun ardından gelen isim öbeğidir; like burada “hoşlanmak” anlamına gelmez. Bu ifade kalbi tanıdık bir gruba yerleştirir ve sonraki ifadeyi desteklemek için bu grubun ortak bir özelliğini kullanır: Kalp bir kas olduğu için onun da oksijene ihtiyacı vardır. Bu yapı, belirli bir örneği daha geniş bir kategori üzerinden açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi “grubun her üyesiyle aynı şekilde” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ plants, this seedling needs light.
Cevabı göster
Like all
Fatty deposits or plaques develop on the walls of our coronary arteries. Kelime
0:28Koroner arterlerimizin duvarlarında yağ birikintileri veya plaklar gelişir.
Fatty deposits or plaques: atardamar duvarlarındaki yağlı birikintiler veya plaklar
Bu tıbbi cümlede fatty deposits, bir atardamar duvarında biriken yağ ve ilgili maddeleri ifade eder. Plaques burada bu birikintiler için kullanılan tıbbi addır; tabela veya anı plaketi anlamına gelmez. Or, iki ayrı türü değil, aynı şey için ikinci bir adı tanıtır: fatty deposits, or plaques. Bu yapı, konuşanın önce sade bir açıklama, ardından daha teknik bir terim vermesini sağlar.
Alıştırma
Koroner arterlerle ilgili bu cümlede plaques ne anlama gelir?
- Atardamar duvarlarındaki yağlı madde birikimleri
- Tıbbi belgeler veya ödüller
- Duvara asılmış tabelalar
Cevabı göster
Atardamar duvarlarındaki yağlı madde birikimleri
coronary arteries: kalp kasına kan sağlayan atardamarlar
Coronary arteries, oksijen bakımından zengin kanı kalp kasına taşıyan atardamarlardır. Bu cümlede coronary, genel arteries adının kapsamını kalple bağlantılı bu özel atardamar grubuna daraltır. Bu terim vücuttaki bütün atardamarlar anlamına gelmez. Bu ayrım, bir koroner arterdeki plağın kalp kasına giden kanı neden azaltabildiğini anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi tanım coronary arteries ifadesine en uygundur?
- Tüm vücuttan kanı geri getiren toplardamarlar
- Her kan damarı için kullanılan genel bir ad
- Kalp kasına kan sağlayan atardamarlar
Cevabı göster
Kalp kasına kan sağlayan atardamarlar
Those are the vessels that supply oxygenated blood to the heart. Kalıp ifadeler
0:33Bunlar kalbe oksijenli kan sağlayan damarlardır.
supply oxygenated blood to the heart: supply A to B kalıbı
supply oxygenated blood to the heart ifadesindeki supply A to B kalıbı, “A'yı B'ye sağlamak” anlamına gelir. Burada oxygenated blood sağlanan şey, the heart ise hedef veya alıcıdır. Oxygenated, zaten oksijen içeren kanı tanımlar; damarların kana oksijen eklediği anlamına gelmez. Bu kalıp, bir vücut bölümünün, makinenin veya sistemin ne sağladığını açıklarken sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi supply A to B kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: The backup battery supplies power ____ the alarm.
Cevabı göster
to
grow as we age: zaman içindeki değişimleri gösteren as
grow as we age ifadesinde as, “... sırasında” veya “... oldukça” anlamına gelir. İnsanların yaşlanması ve plakların büyümesi gibi iki kademeli değişimi birbirine bağlar. Burada as bir zaman ilişkisi kurar; “çünkü” anlamında bir neden belirtmez. Aynı kalıp, bir durumun başka bir durumla birlikte değiştiğini gösterebilir.
Alıştırma
“Our needs change as we move through life,” cümlesinde as temel olarak neyi gösterir?
- although anlamına gelen bir karşıtlık
- aynı dönem içinde ilerleyen iki süreç
- because ile belirtilen doğrudan bir neden
Cevabı göster
aynı dönem içinde ilerleyen iki süreç
sometimes getting chunky, hardened, or inflamed. Dilbilgisi
0:39bazen kalınlaşır, sertleşir veya iltihaplanır.
getting chunky, hardened, or inflamed: durum değişimi için get + sıfat
getting chunky, hardened, or inflamed ifadesindeki getting, “almak” değil “hâle gelmek” anlamındadır. get + sıfat yapısı yeni bir duruma geçişi anlatır. Üç sıfat getting sözcüğünden sonra eş görevli olarak sıralanır; bu nedenle değişim anlamı her biri için geçerlidir. Bir şey kalın ve yumrulu hâle gelebilir, sertleşebilir veya iltihaplanabilir.
Alıştırma
Cümleyi get sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: When the sun goes down, the air ____ colder.
Cevabı göster
gets
turn into blockages: A turns into B yapısı
Turn into, “değişip farklı bir şey hâline gelmek” anlamındadır. A turns into B yapısında A başlangıçtaki şey veya durum, B ise sonuçtur. Burada blockages, plaques için olası bir sonuç olarak sunulur. Can yardımcı fiili kesinlik değil olasılık belirtir. Turn into burada tek bir ifade olarak çalışır; into fiziksel bir yönü değil değişimin sonucunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi turn into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During the night, the rain can ____ snow.
Cevabı göster
turn into
a blood clot will form around it in minutes, Kalıp ifadeler
0:48dakikalar içinde etrafında bir kan pıhtısı oluşur,
a blood clot will form: “oluşmak” anlamında geçişsiz form
a blood clot will form ifadesinde form, “ortaya çıkmak” veya “oluşmak” anlamında geçişsiz bir fiildir. Ortaya çıkan şey a blood clot olduğu için form burada nesne almaz. Bu kullanım doğal, fiziksel veya biyolojik süreçler açıklanırken yaygındır: clouds form, ice forms ve clots form. Doldurulan bir belge anlamındaki form ismiyle ilgili değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede form, “oluşmak” veya “ortaya çıkmak” anlamında geçişsiz fiil olarak kullanılmıştır?
- The nurse filled in the form.
- The committee will form a new team.
- A thin layer of ice can form overnight.
Cevabı göster
A thin layer of ice can form overnight.
and a partially closed artery can become completely blocked. Dilbilgisi
0:51ve kısmen kapanmış bir arter tamamen tıkanabilir.
If one of the plaques ruptures or cracks: tetikleyici bir koşul kurmak
If one of the plaques ruptures or cracks, sürecin geri kalanını tetikleyecek olayı sunan bir if koşul yan cümlesidir. Geniş zaman biçimindeki ruptures ve cracks koşulu; will form ve can become ise olası sonuçları ifade eder. Bu yan cümle, bütün plakların zaten yırtıldığını veya çatladığını ileri sürmez. Bilgiyi bir mekanizma şeklinde düzenler: Bu olay gerçekleşirse belirtilen etkiler zinciri ortaya çıkabilir.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Örnekteki “If one of the plaques ruptures or cracks” ifadesi, bütün plakların zaten yırtıldığını veya çatladığını söylemek yerine olası bir tetikleyici sunar.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
partially closed ... completely blocked: kısmi dereceden tam dereceye değişim
Bu cümlede partially ve completely, bir derece ölçeğindeki iki farklı noktayı gösterir. partially closed olarak tanımlanan bir atardamarda hâlâ bir miktar açıklık vardır; completely blocked olan bir atardamardan ise artık kan geçemez. partially + sıfat ... become completely + sıfat kalıbı, sınırlı bir durumdan tam bir duruma olası değişimi gösterir. Burada closed önceki durumu anlatırken blocked daha ciddi sonucu vurgular.
Alıştırma
Tıkanıklığın kötüleştiğini göstermek için cümleyi partially ve completely ile tamamlayın: The tunnel was ____ blocked in the morning and ____ blocked by noon.
Cevabı göster
partially · completely
Blood flow is cut off: bir kaynağın veya akışın kesilmesi
Blood flow is cut off ifadesinde cut off, akışın durması ve bu nedenle kanın hedefine artık ulaşamaması demektir. Birinin kanı fiziksel olarak kestiği anlamına gelmez. Cümlede be + cut off edilgen yapısı kullanılır ve etkilenen şey blood flow olur. Ardından gelen to öbeği, to the cardiac muscle örneğinde olduğu gibi hedeflenen varış yerini gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi cut off ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: During the repairs, power ____ for two hours.
Cevabı göster
was cut off
and the oxygen-starved cells start to die within several minutes. Kelime
0:58ve oksijensiz kalan hücreler birkaç dakika içinde ölmeye başlar.
oxygen-starved cells: isim + geçmiş zaman ortacı birleşik sıfatı
oxygen-starved içinde oxygen, hücrelerin eksikliğini çektiği şeyi belirtir; starved ise yalnızca 'aç' değil, 'bir şeyden ciddi ölçüde yoksun' anlamına gelir. Bu birleşik sıfatın tamamı, hücrelerin yeterli oksijen alamadığını anlatır. Kısa çizgi, oxygen ile starved sözcüklerini cells sözcüğünden önce gelen tek bir niteleyici hâline getirir. Bu isim + geçmiş zaman ortacı yapısı çoğu zaman daha uzun bir ifadeyi kısaltır; burada oxygen-starved, starved of oxygen anlamına gelirken water-damaged, damaged by water anlamına gelir.
Alıştırma
oxygen-starved cells ifadesini doğru açıklayan seçenek hangisidir?
- Hücrelerin çevresinde fazladan oksijen vardır.
- Hücrelerde ciddi bir oksijen eksikliği vardır.
- Hücreler besin üretmek için oksijen kullanmaktadır.
Cevabı göster
Hücrelerde ciddi bir oksijen eksikliği vardır.
This is a myocardial infarction or heart attack. Kelime
1:03Bu bir miyokard enfarktüsü veya kalp krizidir.
myocardial infarction or heart attack: resmî ve günlük terimler
Myocardial infarction, yaygın olarak heart attack denilen olayın resmî tıbbi terimidir. Buradaki or, aynı durum için daha anlaşılır başka bir ad sunar. Yaklaşık olarak 'başka bir deyişle' veya 'diğer adıyla' anlamına gelir; iki farklı tanı arasında seçim bildirmez.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: 'This is a myocardial infarction or heart attack,' cümlesinde or iki farklı durumu sunar.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Things can rapidly deteriorate in the absence of treatment. Kalıp ifadeler
1:07Tedavi edilmezse durum hızla kötüleşebilir.
in the absence of treatment: “tedavi olmadan” anlamındaki resmî ifade
In the absence of treatment, “tedavi olmadığında veya uygulanmadığında” anlamına gelir. Buradaki absence yalnızca bir kişinin bir yerde bulunmamasını değil, bir şeyin ya da koşulun mevcut olmamasını anlatır. Bu edat öbeği, durumun hangi koşulda hızla kötüleşebileceğini gösterir. Başka bağlamlara aktarılabilen in the absence of + isim yapısı, “o şey mevcut değilken, eksikken veya gerçekleşmiyorken” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “tedavi uygulanmadığında” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The condition may get worse ____.
Cevabı göster
in the absence of treatment
The injured muscle may not be able to pump blood as well, Notlar
1:11Hasar gören kas kanı eskisi kadar iyi pompalayamayabilir,
may not be able to pump: yeteneğin belirsiz olduğunu anlatmak
May not be able to pump, “kasın pompalama yeteneğine sahip olmayabileceği” anlamına gelir. May belirsizliği, not be able to ise bir eylemi yapma yeteneğinin bulunmamasını anlatır. Bu ifade, yetersizliği kesin olarak sunan cannot pump ifadesinden daha temkinlidir. Bu yapıda may not bir kuralı ya da yasağı değil, olası bir yetenek sınırlamasını ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi may ve be able to içeren ve olası bir yetenek eksikliğini gösteren ifadeyle tamamlayın: Because the bridge is icy, the bus ____ cross safely.
Cevabı göster
may not be able to
as well: bir eylemin ne kadar etkili yapıldığını anlatır
Burada as well, “aynı derecede iyi” veya “aynı etkililik düzeyinde” anlamına gelir. Well, hasar görmüş kasın kanı ne kadar etkili pompalayabildiğini anlatır; sağlıklı veya hasarsız durumla karşılaştırma bağlamdan anlaşılır. Olumsuz may not be able to ... as well yapısı, performansın düşebileceğini gösterir. Bu cümlede as well, “ayrıca” anlamıyla başka bir eylem eklemez.
Alıştırma
Altyazıdaki cümlede as well, hasar görmüş kas hakkında ne anlatıyor?
- Ayrı bir eylem olarak kan pompalamayı da yapabilir.
- Kanı sağlıklı bir kastan daha az etkili pompalayabilir.
- Kanı eskisinden daha iyi pompalayabilir.
Cevabı göster
Kanı sağlıklı bir kastan daha az etkili pompalayabilir.
might be thrown off: bir ritim bozulabilir
Might be thrown off, kiplik fiili içeren edilgen bir yapıdır: might olasılık belirtir, be thrown off ise “bozulmak” veya “düzensiz hâle gelmek” anlamına gelir. Its rhythm bu durumdan etkilenen öznedir. Throw off burada gerçek anlamıyla kullanılmaz. Normal bir düzen veya gidişattan sapmayı anlatır; dolayısıyla cümle, ritmin düzensizleşebileceğini söyler.
Alıştırma
Might ve throw off fiilinin edilgen biçimiyle cümleyi tamamlayın: If the train is late, our schedule ____.
Cevabı göster
might be thrown off
In the worst case scenario: en ciddi olasılığı tanıtmak
In the worst case scenario, çeşitli olasılıklar arasındaki makul en ciddi sonucu tanıtır. Scenario varsayımsal bir durumu ifade eder; bu nedenle ifade, sonucun gerçekleştiğini veya kesinlikle gerçekleşeceğini ileri sürmez. Genellikle cümlenin başında bir çerçeve kurar: önce en ciddi risk belirtilir, ardından ağır sonuç veya acil durum planı açıklanır. Böylece dikkate alınması gereken olasılık, beklenen sonuçtan ayrılır.
Alıştırma
En ciddi olası sonucu tanıtan, dersteki beş sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, the rescue team may have to turn back.
Cevabı göster
In the worst case scenario
And how do you know that someone is having a heart attack? Kalıp ifadeler
1:21Peki birinin kalp krizi geçirdiğini nasıl anlarsınız?
is having a heart attack: devam eden bir tıbbi olay
is having a heart attack ifadesinde have, bir şeye sahip olmak değil, tıbbi bir olay yaşamak anlamındadır. Heart attack, have fiilinin nesnesidir; is having ise present progressive yapısıdır. Bu yapı, kalp krizini söz konusu anda devam eden bir olay olarak sunar. Belirtilerin nasıl fark edileceğini soran bir cümlede, şu anda gerçekleşiyor olabilecek acil durumun nasıl anlaşılacağı sorulur.
Alıştırma
Hangi cümle tıbbi acil durumun tam şu anda gerçekleşiyor olabileceğini söyler?
- She may be having a heart attack.
- She had a heart attack last year.
- She has recovered from a heart attack.
Cevabı göster
She may be having a heart attack.
The most common symptom is chest pain caused by the oxygen-deprived heart muscle. Notlar
1:24En yaygın belirti, oksijensiz kalan kalp kasının neden olduğu göğüs ağrısıdır.
chest pain caused by ...: isimden sonra gelen neden ifadesi
Geçmiş zaman ortaç öbeği caused by the oxygen-deprived heart muscle, doğrudan chest pain ifadesinden sonra gelir ve bu ağrıya neyin yol açtığını belirtir. Öbek, daha önceki symptom sözcüğünü değil chest pain ifadesini niteler. Yapı chest pain that is caused by ... biçiminde açılabilir. that is çıkarıldığında neden bilgisi, because ile ayrı bir yan cümle eklemek yerine isim öbeğinin içine kısa ve yoğun biçimde yerleştirilir.
Alıştırma
Cümleyi caused by ile tamamlayın: The delay ____ a power outage lasted two hours.
Cevabı göster
caused by
oxygen-deprived heart muscle: oxygen-deprived bileşik sıfatı
Oxygen-deprived, “yeterince oksijen almayan” anlamına gelen, kısa çizgili bir bileşik sıfattır. Burada deprived gerekli bir şeyden yoksun olmayı anlatır; sosyal veya ekonomik açıdan dezavantajlı anlamına gelmez. İki sözcük heart muscle ifadesinden önce birlikte tek bir sıfat gibi çalışır. Daha genel olarak isim + deprived yapısıyla sleep-deprived gibi sıfatlar oluşturulabilir; isim, eksik olan şeyi belirtir.
Alıştırma
deprived ile oxygen sözcüklerini birleştirerek kısa çizgili bileşik sıfatı oluşturun: The ____ cells could not function normally.
Cevabı göster
oxygen-deprived
Patients describe it as crushing or vice-like. Notlar
1:29Hastalar bunu ezici veya mengene gibi bir his olarak tanımlarlar.
describe it as ... ile bir tanım sunmak
Describe A as B, B'yi A'nın tanımı, değerlendirmesi veya sınıflandırması olarak sunmak demektir. Burada it, söz konusu olan belirtiyi; crushing or vice-like ise hastaların bu belirtiyi nasıl tanımladığını gösterir. as sözcüğü tanımı başlatır; hastaların hangi şekilde konuştuğunu anlatmaz. Bu kalıp, birinin bir duyguyu, kişiyi, olayı veya fikri nasıl nitelendirdiğini aktarmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi describe A as B kalıbını oluşturan sözcükle tamamlayın: The witness described the noise ____ a loud metallic bang.
Cevabı göster
as
Sıkıştırıcı ağrı için crushing or vice-like
Belirti tanımlarında crushing, güçlü bir kuvvet veya ağır bir yük içeri doğru bastırıyormuş gibi hissetmek anlamına gelir. Vice-like ise mengene gibi sıkıca kavrayan veya sıkan bir hissi anlatır. crushing or vice-like, ağrının yalnızca şiddetli olduğunu değil, güçlü basınç veya sıkışma şeklindeki niteliğini açıklar. Buradaki vice, kötü bir alışkanlığa ya da ahlaki kusura değil, mengene imgesine gönderme yapar.
Alıştırma
Bir belirti tanımında vice-like pressure ne anlama gelir?
- Ciltte hafif bir kaşıntı hissi
- Ritmik bir zonklama hissi
- Mengene gibi sıkı ve sıkıştırıcı bir basınç
Cevabı göster
Mengene gibi sıkı ve sıkıştırıcı bir basınç
can radiate to the left arm, jaw, back, or abdomen: ağrı bu bölgelere yayılabilir
Tıbbi belirti anlatımlarında radiate to, ağrının başladığı yerden başka bir vücut bölgesine yayılması veya uzanması anlamına gelir. Burada can olası bir belirtiyi gösterir; to ise ağrının ulaşabileceği bölgeleri tanıtır. Bu, radiate sözcüğünün 'dışarı doğru yayılmak' anlamının mecazi bir uzantısıdır. Ağrının ışık veya ısı yaydığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Tıbbi bir anlatımda “The pain can radiate to the arm” ne anlama gelir?
- Ağrı kola ulaşmadan önce kaybolur.
- Ağrı başladığı bölgeden kola yayılabilir.
- Kol ışık yayar.
Cevabı göster
Ağrı başladığı bölgeden kola yayılabilir.
But it's not always as sudden and dramatic as it is in the movies. Dilbilgisi
1:37Ancak her zaman filmlerdeki gibi ani ve dramatik olmayabilir.
not always as sudden and dramatic as it is: her zaman aynı ölçüde ani ve dramatik değil
not always as + sıfat + as ... kalıbı, bir şeyin her durumda karşılaştırılan unsurla aynı düzeyde olmadığını anlatır. Burada sudden ve dramatic ilk as sözcüğünü paylaşır; dolayısıyla cümle, gerçek kalp krizlerinin filmlerdeki tasvirler kadar sürekli biçimde ani ve dramatik olmadığını söyler. not always karşılaştırmanın geçerli olduğu sıklığı sınırlar: bazı vakalar o kadar ani veya dramatik olabilir, ancak hepsi değildir. as it is in the movies bölümünde it kalp krizini ifade eder; is sonrasında sudden and dramatic tekrarlanmak yerine anlaşılır biçimde eksiltilmiştir.
Alıştırma
Aşırı genellenmiş bir izlenimi düzeltecek şekilde cümleyi tamamlayın: The task is not always ____ simple ____ it looks.
Cevabı göster
as · as
Some people experience nausea or shortness of breath. Kelime
1:41Bazı insanlar mide bulantısı veya nefes darlığı yaşarlar.
Belirti adı olarak shortness of breath
Shortness of breath, nefes almanın zorlaşmasını veya kişinin yeterince hava alamadığını hissetmesini anlatan kalıplaşmış bir belirti adıdır. Buradaki shortness, fiziksel uzunluğun kısa olmasını değil, eksikliği ya da yetersizliği ifade eder. Cümlede experience fiilinden sonra nausea ile eş görevli olarak kullanılır. Bu yapı shortness of breath ifadesini nausea veya chest pain gibi bir belirti adı olarak ele alır.
Alıştırma
Klinik cümlesini nefes almakta zorlanma anlamındaki belirti adıyla tamamlayın: The patient reported ____ after climbing the stairs.
Cevabı göster
shortness of breath
Symptoms may be less prominent in women and the elderly. Notlar
1:44Belirtiler kadınlarda ve yaşlılarda daha az belirgin olabilir.
may be less prominent in + grup
May be less prominent in, bir şeyin belirli bir grupta daha az fark edilir veya daha az belirgin olabileceği anlamına gelir. May ifadeyi olasılık düzeyinde tutar, less prominent bir şeyin ne kadar kolay fark edildiğini karşılaştırır ve in ilgili grubu tanıtır. Cümledeki kullanım, her kadın veya yaşlı kişi için kesin bir durum değil, grup düzeyinde olası bir eğilim anlatır. Burada prominent, ünlü değil, belirgin veya fark edilir demektir.
Alıştırma
Cümleyi bir şeyin bir grupta daha az fark edilir olabileceği anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The early warning signs ____ teenagers.
Cevabı göster
may be less prominent in
women and the elderly: bir grubu belirten the + sıfat yapısı
in women and the elderly ifadesinde the elderly, yaşlı insanları bir grup olarak belirtir. Burada the + sıfat yapısı, elderly sözcüğünün bütün bir insan grubunu temsil etmesini sağlar; dolayısıyla tek bir kişiyi değil, genel ve çoğul bir anlamı ifade eder. women and the elderly ifadesi, in edatından sonra iki grubu birbirine bağlar. Bu yapı özellikle sağlık, kamu politikası ve haber metinlerinde nüfus gruplarını resmî biçimde anlatırken yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede elderly bir grubu belirtmek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The clinic offers home visits for elderlies.
- The clinic offers home visits for an elderly.
- The clinic offers home visits for the elderly.
Cevabı göster
The clinic offers home visits for the elderly.
affects the nerves that carry pain: tıbbi bir açıklamada affect ve carry
affects the nerves ifadesinde affects, “etkiler veya değiştirir” anlamına gelen bir fiildir. The nerves bu fiilin doğrudan nesnesidir; affect fiilinden sonra on eklenmez. that carry pain ilgi cümleciği, hangi sinirlerin etkilendiğini belirtir. Burada carry “iletmek” anlamına gelir; pain ise fiziksel olarak taşınan bir nesneyi değil, ağrı bilgisini veya ağrı sinyallerini ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümlede affect doğru kullanılmış ve ağrı sinyallerini ileten sinirler belirtilmiştir?
- The condition affects the nerves that carry pain signals to the brain.
- The condition affects on the nerves that carry pain signals to the brain.
- The condition effects the nerves that carry pain signals to the brain.
Cevabı göster
The condition affects the nerves that carry pain signals to the brain.
may be silent: silent sözcüğünün tıbbi anlamı
Bu tıbbi bağlamda may be silent, kalp krizinin belirgin veya tipik belirtiler olmadan gerçekleşebileceği anlamına gelir. Silent, durumun fark edilmesinin ne kadar zor olduğunu anlatır; sesle ilgili değildir ve zararsız olduğu anlamına gelmez. May kesinliği değil, olasılığı belirtir. a condition may be silent kalıbı, olağan işaretler görülmese bile ciddi bir sorunun var olabileceği konusunda uyarır.
Alıştırma
Cümlede a heart attack may be silent ne anlama gelir?
- Kesinlikle hafiftir.
- Hiç ses çıkarmadan meydana gelebilir.
- Belirgin belirtiler olmadan gerçekleşebilir.
Cevabı göster
Belirgin belirtiler olmadan gerçekleşebilir.
If you think that someone might be having a heart attack, Dilbilgisi
2:01Birinin kalp krizi geçirdiğini düşünüyorsanız,
the most important thing is to respond quickly. Dilbilgisi
2:03en önemli şey hızlı yanıt vermektir.
If you think ... might be having ...: harekete geçiren belirsizlik
If you think that someone might be having ... kesinliğe değil, makul bir şüpheye dayanan bir koşul kurar. Think konuşanın değerlendirmesini, might olasılığı, be having ise olayın sürmekte olabileceğini gösterir. Güvenlik tavsiyelerinde bu belirsizlik, ardından gelen talimatı zayıflatmaz. Bu yapı, tam bir doğrulama olmadan önce ciddi bir olasılığa dayanarak harekete geçmeyi sağlar.
Alıştırma
Güvenlik tavsiyesini might ve have fiilinin continuous biçimiyle tamamlayın: If you think someone ____ an allergic reaction, get help immediately.
Cevabı göster
might be having
the most important thing is to + fiil: en yüksek önceliği belirtmek
the most important thing is to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin en yüksek önceliğe sahip olduğunu belirtir. Buradaki thing, fiziksel bir nesneyi değil, odaklanılması gereken eylem veya konuyu ifade eder. Bu cümlede to respond quickly, öncelikli eylemin ne olduğunu söyler. Kalıp, diğer olası eylemlerden önce ne yapılması gerektiğini belirterek tavsiyeyi düzenler.
Alıştırma
Hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: During a fire drill, ____ follow the teacher's instructions.
Cevabı göster
the most important thing is to
If you have access to emergency medical services, Notlar
2:06Acil sağlık hizmetlerine erişiminiz varsa,
have access to: bir şeyi kullanabilmek veya elde edebilmek
Have access to, bir kaynağı veya hizmeti kullanabilmek, elde edebilmek, ondan yararlanabilmek ya da bunu yapma iznine sahip olmak anlamına gelir. Bu kalıpta access isimdir ve to, kaynağı tanıtır. Burada have access to emergency medical services, bu hizmetlerle iletişim kurulabildiği ve hizmetlerin kullanılabildiği anlamına gelir. Yalnızca fiziksel bir giriş bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: All members ____ the digital library.
Cevabı göster
have access to
emergency medical services: acil sağlık hizmetleri sistemi
Bu cümlede emergency medical services, çağrı merkezleri, ambulanslar ve eğitimli müdahale ekipleri dâhil olmak üzere tıbbi yardımı koordine edip gönderen düzenli acil müdahale sistemini ifade eder. Yalnızca acil nitelikte olan herhangi bir tıbbi hizmet anlamına gelmez. Have access to, bulunduğunuz yerde bu sistemin mevcut olduğu ve sistemle iletişim kurulabildiği anlamına gelir. Sistemin tam yapısı ve iletişim numarası yere göre değişir.
Alıştırma
“If you have access to emergency medical services,” cümlesindeki vurgulanan ifade neyi anlatır?
- Bir hastanenin rutin randevu hizmeti
- Acil nitelikte olan herhangi bir tıbbi tedavi
- İletişim kurulabilen düzenli bir acil müdahale sistemi
Cevabı göster
İletişim kurulabilen düzenli bir acil müdahale sistemi
which thins the blood: kanın pıhtılaşma olasılığını azaltır
Burada thins the blood, kanın pıhtılaşma olasılığını azaltmak anlamına gelen sade bir tıbbi ifadedir. Aspirinin kanı gerçek anlamda su gibi yaptığı anlamına gelmez. Açıklayıcı ilgi cümleciği which thins the blood, aspirin hakkında ek bilgi verir. Which, aspirin sözcüğünü gösterir ve aspirinden neden söz edildiğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede “which thins the blood” ne anlama gelir?
- Kana fazladan su karıştırır.
- Kanın sıcaklığını düşürür.
- Kanın pıhtılaşma olasılığını azaltır.
Cevabı göster
Kanın pıhtılaşma olasılığını azaltır.
which opens up the artery: atardamarı genişletir
Bu cümlede opens up, “kanın daha kolay akabilmesi için daha açık hâle getirir” demektir. Nitrogliserinin atardamarı genişlettiğini anlatır; atardamarı fiziksel olarak açmak ya da kesmek anlamına gelmez. Virgüller arasındaki which opens up the artery yan cümlesi, nitrogliserinin ne yaptığını açıklayan ek bilgi verir. Daha genel olarak open up, kısıtlanmış bir geçidi daha kolay geçilebilir hâle getirmeyi anlatabilir.
Alıştırma
Bu tıbbi açıklamada which opens up the artery ne anlama gelir?
- Atardamarı genişleterek kanın daha kolay geçmesini sağlar.
- Atardamarı keserek açar.
- Atardamarı vücuttan çıkarır.
Cevabı göster
Atardamarı genişleterek kanın daha kolay geçmesini sağlar.
can help keep the heart attack from getting worse. Dilbilgisi
2:18kalp krizinin daha da kötüleşmesini engellemeye yardımcı olabilir.
can help keep ... from getting worse: kötüleşmeyi önlemeye yardımcı olmak
help keep A from doing B kalıbı, “A'nın B yapmasını önlemeye yardımcı olmak” demektir. Burada A the heart attack, B ise getting worse bölümüdür; dolayısıyla tedavi durumun daha da ağırlaşmasını önlemeye yardımcı olabilir. From burada bir şeyin kaynağını göstermez. keep A from + -ing yapısının parçasıdır; get worse ise “kötüleşmek” anlamına gelir.
Alıştırma
Önleme yapısını tek kelimeyle tamamlayın: Early treatment can help keep the infection ____ getting worse.
Cevabı göster
from
In the emergency room: acil serviste
In the emergency room, “ciddi veya acil sorunlara hemen müdahale edilen hastane bölümünde” anlamına gelir. Ardından anlatılacak olayın yerini belirtir. Buradaki emergency room, tıbbi bir birimin adıdır; acil bir durumda kullanılan herhangi bir oda değildir. Amerikan İngilizcesinde genellikle ER olarak kısaltılır.
Alıştırma
Bu cümlede “the emergency room” ne anlama geliyor?
- Yalnızca planlı ameliyatlarda kullanılan bir hastane odası
- Acil durum malzemelerinin saklandığı sıradan bir oda
- Acil veya ciddi sorunlara hemen müdahale edilen hastane birimi
Cevabı göster
Acil veya ciddi sorunlara hemen müdahale edilen hastane birimi
They commonly use an electrocardiogram to measure the heart's electrical activity Kelime
2:24Kalbin elektriksel aktivitesini ölçmek için yaygın olarak bir elektrokardiyogram
an electrocardiogram to measure the heart's electrical activity: kalbin elektriksel aktivitesini ölçmek için elektrokardiyogram
An electrocardiogram, genellikle ECG veya EKG olarak kısaltılan bir kalp testi ya da elektrokardiyogramdır. Kalbin elektriksel aktivitesini, yani her kalp atışıyla ilişkili sinyalleri kaydeder. to measure the heart's electrical activity mastar ifadesi testin amacını belirtir. use a test or tool to + fiil kalıbı, bir testin veya aracın ne işe yaradığını açıklar; elektrokardiyogramın kalbi tedavi ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleye göre an electrocardiogram neyi ölçer?
- Ultrason görüntüsündeki kalbin şekli
- Kalbin elektriksel aktivitesi
- Akciğerlerdeki oksijen miktarı
Cevabı göster
Kalbin elektriksel aktivitesi
and a blood test to assess heart muscle damage. Kalıp ifadeler
2:29ve kalp kası hasarını değerlendirmek için bir kan testi kullanırlar.
a blood test to assess heart muscle damage: kalp kası hasarını değerlendirmek için kan testi
a blood test to assess heart muscle damage ifadesinde to assess heart muscle damage mastar öbeği amacı, yani kan testinin neden yapıldığını açıklar. Burada assess, hasarın bulunup bulunmadığını ve ne kadar ciddi olabileceğini kanıtlara göre değerlendirmek anlamına gelir. Resmî assess damage kalıbı, test sonuçlarına veya başka kanıtlara dayalı profesyonel bir yargı söz konusu olduğunda yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
“Değerlendirmek” anlamını resmî biçimde veren ders ifadesiyle tamamlayın: The lab ran additional tests ____ the extent of the contamination.
Cevabı göster
to assess
The patient is then taken to a high-tech cardiac suite, Dilbilgisi
2:33Hasta daha sonra yüksek teknolojili bir kardiyak odaya alınır,
where tests are done to locate the blockages. Dilbilgisi
2:36burada tıkanıklıkların yerini bulmak için testler yapılır.
is then taken to a high-tech cardiac suite: ardından yüksek teknolojili bir kardiyoloji odasına götürülmek
Is then taken to, someone then takes the patient to a place yapısının edilgen biçimidir. Hasta eylemden etkilenen kişidir: sağlık personelinden biri hastayı ilgili odaya götürür veya nakleder. Edilgen yapı dikkati hastaya ve işlemin bir sonraki adımına verir; then ise olayların sırasını gösterir. Eylemi yapan kişi açıkça belli olduğunda veya önemli olmadığında bu yapı yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Dersteki edilgen sıralama ifadesini kullanın: After check-in, the visitor ____ a private waiting room.
Cevabı göster
is then taken to
where tests are done to locate the blockages: bir yeri orada olanlarla bağlamak
Bu cümlede where, a high-tech cardiac suite ifadesine gönderme yapar ve “o odada” anlamına gelir. where tests are done to locate the blockages yan cümlesi, o yerde ne yapıldığını açıklar. Bir yeri oradaki etkinliğe veya işleve bağlamak için yer + where + yan cümle yapısını kullanın. Burada bu bağlantı, anlatımı hastanın götürüldüğü yerden sürecin sonraki adımına taşır.
Alıştırma
Yeri, orada gerçekleşen eyleme bağlamak için cümleyi where ile tamamlayın: The packages go to a sorting center, ____ workers scan each label.
Cevabı göster
where
Cardiologists can reopen the blocked artery by inflating it with a balloon Dilbilgisi
2:39Kardiyologlar, bir anjiyoplasti adı verilen işlemde,
in a procedure called an angioplasty. Kültür
2:44tıkalı arteri bir balonla şişirerek yeniden açabilirler.
by inflating it with a balloon: by + -ing ile yöntem belirtmek
by inflating it with a balloon ifadesi, kardiyologların tıkalı atardamarı nasıl yeniden açabildiğini açıklar. by + fiil-ing yapısı, sonraki eylemi ana sonuca ulaşmak için kullanılan yöntem olarak sunar. Bu yöntem ifadesinin içinde with a balloon kullanılan aracı belirtir. Aktarılabilir kalıp sonuç + by ile eylem + with ile araç şeklindedir.
Alıştırma
Yöntemi göstermek için cümleyi by ve adjust fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya improved the photo ____ the lighting.
Cevabı göster
by adjusting
anjiyoplasti adı verilen bir işlem
a procedure called an angioplasty ifadesi, genel tanım olan procedure ile teknik ad olan angioplasty arasında bağlantı kurar. Called an angioplasty, that is called an angioplasty anlamındaki kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir ve procedure sözcüğünü niteler. Angioplasty, daralmış veya tıkanmış bir kan damarını genişletmek için kullanılan tıbbi işlemin adıdır. Balonun ya da başka bir aracın adı değildir.
Alıştırma
a procedure called an angioplasty ifadesinde called ne işe yarar?
- Atardamarın içinde kullanılan aracın adını verir.
- İşlemin telefon görüşmesi yaptığını söyler.
- İşlemin teknik adını verir.
Cevabı göster
İşlemin teknik adını verir.
they also insert a metal or polymer stent that will hold the artery open. Notlar
2:47arteri açık tutacak metal veya polimer bir stent de yerleştirirler.
metal veya polimer bir stent yerleştirmek
Insert a metal or polymer stent ifadesinde insert, aracı vücudun içine yerleştirmek anlamına gelir. Buradaki stent, atardamarın açık kalmasına yardımcı olmak için içine yerleştirilen küçük, tüp veya ağ biçiminde tıbbi bir araçtır. Metal or polymer, stentin yapılabileceği malzemeyi belirtir. Temel tıbbi eşdizim insert a stent ifadesidir: insert eylemi, stent ise aracı adlandırır.
Alıştırma
Tıbbi eşdizimi dersteki fiille tamamlayın: To help keep the artery open, doctors may ____ a stent.
Cevabı göster
insert
that will hold the artery open: atardamarı açık tutacak
that will hold the artery open ilgi cümleciği, a metal or polymer stent ifadesini niteler ve stentin yapması beklenen işi açıklar. That, ilgi cümleciğinin öznesidir ve önceki stent sözcüğünü gösterir. hold + nesne + sıfat kalıbı, “nesneyi o durumda tutmak” anlamına gelir. hold the artery open ifadesinde open, artery sözcüğünün durumunu açıklayan nesne tamamlayıcısıdır. Yani stent atardamarı elle “tutmaz”; onu açık durumda tutar.
Alıştırma
Cümleyi “çantayı açık tutmak” anlamına gelecek şekilde tamamlayın: This clip will hold the bag ____ while you fill it.
Cevabı göster
open
More extensive blockages might require coronary artery bypass surgery. Kültür
2:52Daha kapsamlı tıkanıklıklar koroner arter baypas cerrahisi gerektirebilir.
coronary artery bypass surgery: koroner arter baypas ameliyatı
Coronary artery bypass surgery, bir veya daha fazla koroner arter ciddi biçimde daraldığında ya da tıkandığında kalbe giden kan akışını iyileştiren ameliyatın resmî adıdır. Koroner arterler kalp kasına kan sağlar. Bu terimde bypass, genellikle bir damar grefti kullanarak kan için tıkalı bölümün çevresinden geçen yeni bir yol oluşturmak demektir. Yalnızca tıkanıklığı gidermek anlamına gelmez; temel fikir kanın yolunu değiştirmektir.
Alıştırma
coronary artery bypass surgery ifadesindeki bypass neyi anlatır?
- Kanın atardamarın tıkalı kısmının çevresinden geçeceği yeni bir yol oluşturmak
- Aynı atardamarı açık tutmak için stent kullanmak
- Kalbin elektriksel etkinliğini ölçmek
Cevabı göster
Kanın atardamarın tıkalı kısmının çevresinden geçeceği yeni bir yol oluşturmak
Using a piece of vein or artery from another part of the body, Dilbilgisi
2:57Kalp cerrahları, vücudun başka bir yerinden alınan bir damar veya arter parçasını kullanarak,
heart surgeons can reroute blood flow around the blockage. Kelime
3:01kan akışını tıkanıklığın etrafından yeniden yönlendirebilirler.
Using a piece of vein or artery from another part of the body: yöntemi önce belirtme
Using a piece of vein or artery from another part of the body, cümlenin başında yer alan bir -ing yan cümleciğidir. Önce malzemeyi ve yöntemi sunar; ardından ana cümle cerrahların ne yapabildiğini belirtir. Temel anlamı By using ... ile aynıdır. using eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan heart surgeons ifadesidir. Bu yapıda baştaki -ing bölümü ile ana cümle genellikle aynı eyleyeni paylaşır.
Alıştırma
Bir yöntemi sunmak için cümle başındaki Using ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Using a digital scanner, the examination took only a minute.
- Using a digital scanner, the image became easier to examine.
- Using a digital scanner, the technician examined the image.
Cevabı göster
Using a digital scanner, the technician examined the image.
reroute blood flow around the blockage: güzergâhı değiştirme
reroute blood flow around the blockage ifadesinde reroute, kan akışını farklı bir yola yönlendirmek demektir. Yönü değiştirilen öğe blood flow'dur; around the blockage ise yeni yolun kaçındığı engeli belirtir. Burada around, yalnızca yakında hareket etmek değil, tıkalı bölgenin yanından geçmek veya onu aşmak anlamındadır. Başka durumlarda da kullanılabilen reroute A around B kalıbı, A'ya B'den kaçınmasını sağlayacak farklı bir yol vermek demektir.
Alıştırma
Cümleyi reroute A around B kalıbıyla tamamlayın: Police had to ____ the flooded road.
Cevabı göster
reroute traffic around
reestablish circulation to the cardiac muscle: kalp kasına giden kan dolaşımını yeniden sağlamak
Bu cümlede reestablish circulation to the cardiac muscle, kalp kasına giden kan akışını yeniden sağlamak demektir. Buradaki circulation özellikle kan dolaşımını, cardiac muscle ise kalbin kas dokusunu ifade eder. re- ön eki, dolaşımın daha önce var olduğunu ancak azaldığını veya engellendiğini ve şimdi yeniden kurulduğunu gösterir. İfadenin tamamı, işlemlerin amacını resmî bir biçimde belirtir: belirli bir dokuya kan akışını geri kazandırmak.
Alıştırma
Cümleyi reestablish ve kan akışı anlamındaki tıbbi isimle tamamlayın: The procedure can ____ to the injured tissue.
Cevabı göster
reestablish circulation
Heart attack treatment is advancing, but prevention is vital: but ile ana vurguyu değiştirmek
Bu cümle iki düşünceyi düzenlemek için but kullanır. Önce olumlu bir gelişmeyi kabul eder: heart attack treatment is advancing. Ardından but, dikkati daha önemli sonuca yöneltir: prevention is vital. Önce bir noktayı kabul edip sonra yön değiştiren bu yapıda, but sonrasındaki yan cümle konuşmacının asıl vurgusunu taşır. İlk yan cümle reddedilmez; temel öneri veya uyarıdan önce bağlam sağlar.
Alıştırma
But aşağıdaki cümlede ne yapıyor: Heart attack treatment is advancing, but prevention is vital?
- Tedavideki ilerlemeyi kabul eder, ardından asıl vurguyu önlemeye kaydırır.
- Önleme başarısız olduğu için tedavinin ilerlemeyi bıraktığını söyler.
- Tedavi ile önlemeyi birbiriyle ilgisiz ve eşit ölçüde vurgulanan gerçekler olarak sunar.
Cevabı göster
Tedavideki ilerlemeyi kabul eder, ardından asıl vurguyu önlemeye kaydırır.
Genetics and lifestyle factors both affect your risk. Anlatım akışı
3:15Genetik ve yaşam tarzı faktörleri diskinizi etkiler.
Genetics and lifestyle factors both affect your risk: both ile iki etkeni dengeli sunmak
A and B both affect C kalıbında both, birleşik özneden sonra ve ana fiilden önce gelir. Genetics ile lifestyle factors ögelerine dil bilgisel olarak eşit vurgu yapar: ikisi de kişinin bir sağlık sorunu yaşama olasılığını etkiler. Buradaki risk, hastalanma olasılığıdır; isteyerek tehlikeye atılma eylemi değildir. Cümle, genetics ile lifestyle factors ögelerini eşleştirerek insanların genellikle kontrol edemediği bir şeyi etkileyebilecekleri bir şeyle dengeler. Böylece yaşam tarzının tek neden olduğunu öne sürmeden dinleyiciyi uygulanabilir yaşam tarzı önerilerine hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz dengeleyici sözcükle tamamlayın: Price and quality ____ affect my decision.
Cevabı göster
both
And the good news is that you can change your lifestyle. Anlatım akışı
3:18Ve iyi haber şu ki yaşam tarzınızı değiştirebilirsiniz.
the good news is that you can change your lifestyle: olumlu bir yöne geçiş yapmak
The good news is that + cümlecik, olumlu veya rahatlatıcı bir noktayı sunmak için kullanılan bir söylem kalıbıdır. Good news mutlaka haberlerde yayımlanan bir bilgi anlamına gelmez; durumun olumlu tarafını ifade eder. That ile başlayan cümlecik neyin olumlu olduğunu açıklar: burada olumlu olan, dinleyicinin yaşam tarzını değiştirebilmesidir. Riskle ilgili bir açıklamanın ardından gelen bu kalıp, konuşmayı ciddi bir sorundan kontrol edilebilir bir noktaya taşır. Geçişi yumuşatır ve sonraki önerinin umut verici ve uygulanabilir görünmesini sağlar.
Alıştırma
Olumlu gerçeği sunmak için derste öğrendiğiniz dört sözcüklü kalıbı kullanın: ____ the library will stay open late.
Cevabı göster
The good news is that
and weight loss all lower the risk of heart attacks, Kalıp ifadeler
3:23ve kilo kaybının tümü, daha önce kriz geçirmiş olsanız da olmasanız da,
lower the risk of heart attacks: kalp krizi riskini azaltmak
all lower the risk of heart attacks ifadesinde lower, 'bir şeyi daha az olası hâle getirmek' anlamındaki bir fiildir. All, önceki üç özneye —egzersiz, sağlıklı beslenme ve kilo vermeye— gönderme yapar ve her birinin bu etkiye sahip olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp lower the risk of + isim veya -ing biçimidir. Bu kalıp olasılığın azaldığını anlatır; olayın hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini garanti etmez.
Alıştırma
'Bir şeyi daha az olası hâle getirmek' anlamına gelen, dersteki dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Wearing a seat belt can ____ serious injury.
Cevabı göster
lower the risk of
whether you've had one before or not: daha önce geçirip geçirmediğinize bakılmaksızın
Whether ... or not iki olasılık sunar ve ana ifadenin her iki durumda da geçerli olduğunu belirtir. Burada riski azaltmayla ilgili ifade, hem daha önce kalp krizi geçirmiş hem de geçirmemiş kişiler için geçerlidir. One, daha önce geçen tekil a heart attack kavramının yerini alarak ismin tekrarını önler. Tek başına bir rakamını ifade etmez.
Alıştırma
'Gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaksızın' anlamındaki, derste geçen iki parçalı yapıyla cümleyi tamamlayın: The game will continue ____ it rains ____.
Cevabı göster
whether · or not
Doctors recommend exercising a few times a week, Kalıp ifadeler
3:29Doktorlar haftada birkaç kez egzersiz yapmayı,
doing both aerobic activity and strength training. Dilbilgisi
3:31hem aerobik aktivite hem de kuvvet antrenmanı yapmayı önermektedir.
recommend exercising: recommend + -ing
recommend exercising ifadesinde exercising, recommend fiilinin tümleci olarak kullanılan -ing biçimidir. recommend + -ing kalıbı önerilen eylemi belirtir; bu nedenle cümle, eylemi kimin yapacağını söylemeden genel bir tavsiye verir. Bu kalıbı anlatmak için recommend to exercise kullanma. Eylemi yapacak kişiyi belirtmen gerekiyorsa recommend that someone exercise kullan.
Alıştırma
Cümleyi check fiilinin -ing biçimiyle tamamla: Experts recommend ____ the weather before a long hike.
Cevabı göster
checking
both aerobic activity and strength training: both A and B
both A and B bağıntılı yapısı, eşit konumdaki iki öğeyi bağlar ve her ikisinin de dahil olduğunu belirtir. Burada A aerobic activity, B ise strength training olduğundan tavsiye, birini seçmeyi değil iki antrenman türünü de yapmayı içerir. A ve B dil bilgisi açısından paralel olmalıdır. Bu örnekte iki taraf da isim öbeğidir.
Alıştırma
both ... and ... yapısını tamamla: The workshop builds ____ confidence ____ practical skills.
Cevabı göster
both · and
A heart-healthy diet is low in sugar and saturated fats, Notlar
3:35Kalp sağlığına uygun bir diyet, şekeri ve doymuş yağları düşük olan diyettir,
low in sugar and saturated fats: şeker ve doymuş yağ oranı düşük
be low in + madde veya besin öğesi kalıbı, “o maddeden yalnızca az miktarda içermek” anlamına gelir. Cümlede beslenme düzeni hem şekeri hem de doymuş yağı görece az içerir; low, birbirine bağlanan iki isme de uygulanır. Buradaki in bir yeri değil, miktarı ölçülen bileşeni belirtir. Aynı kalıp salt, sodium, calories veya fiber ile de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, besin öğesi içeriğinin düşük olduğunu belirten bu dersteki iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: This cereal is ____ added sugar.
Cevabı göster
low in
which are both linked to heart disease. Kalıp ifadeler
3:38bunların her ikisi de kalp hastalığı ile bağlantılıdır.
heart-healthy diet: kalp sağlığını destekleyen beslenme
Heart-healthy, “kalbin sağlıklı kalmasına yardımcı olan” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Diet sözcüğünü niteler; bu nedenle heart-healthy diet, kalp sağlığını destekleyen bir beslenme biçimini anlatır. İfade belirli bir kalbin durumunu değil, beslenmenin neye yararlı olduğunu belirtir. Kısa çizgi, heart ve healthy sözcüklerini diet önünde tek bir niteleyici hâline getirir. Aynı kalıp heart-healthy meals veya heart-healthy habits ifadelerinde de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “kalp sağlığı için iyi” anlamına gelen kısa çizgili birleşik ifadeyle tamamlayın: The café added a ____ option to its lunch menu.
Cevabı göster
heart-healthy
be linked to heart disease: ilişki, kanıtlanmış neden değil
Be linked to, “bir şeyle ilişkili olmak” veya “bir şeyle bağlantısı olmak” anlamına gelir. be linked to + isim edilgen yapısında linked, özne ile to’dan sonra gelen isim arasındaki ilişkiyi belirtir. Bu ifade bir ilişki bildirir, ancak tek başına doğrudan nedenselliği kanıtlamaz. Araştırmalar iki şeyin birlikte ortaya çıktığını bulabilir; fakat birinin diğerine neden olduğunu söylemek için daha güçlü kanıt gerekir.
Alıştırma
Bir raporda “This factor is linked to heart disease.” deniyor. En doğru yorum hangisidir?
- Rapor, bu etkenin kalp hastalığıyla ilişkili olduğunu söylüyor.
- Rapor, bu etkenin doğrudan kalp hastalığına neden olduğunu kanıtlıyor.
- Rapor, bu etkenin kalp hastalığını önlediğini söylüyor.
Cevabı göster
Rapor, bu etkenin kalp hastalığıyla ilişkili olduğunu söylüyor.
and nuts like walnuts and almonds all seem to be beneficial. Dilbilgisi
3:47ve ceviz ve badem gibi kuruyemişlerin tümü faydalı görünmektedir.
all seem to be beneficial: her öğe için temkinli bir değerlendirme
All, az önce sözü edilen gruptaki her bir öğeyi ifade eder. seem’den önce gelmesi, temkinli değerlendirmenin öğelerin her biri için geçerli olduğunu gösterir. Seem to be beneficial, “yararlı bir etkisi var gibi görünmek” anlamına gelir. Seem to, iddiayı daha az kesin hâle getirir: rastgele bir tahmin veya garanti değil, mevcut kanıtlara ya da gözlemlere dayanan bir değerlendirme sunar.
Alıştırma
Her çalışma düzenini kapsayan ve temkinli değerlendirme bildiren ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Early results suggest that the new study routines ____ for beginners.
Cevabı göster
all seem to be beneficial
A good diet and exercise plan can also keep your weight in a healthy range, Kalıp ifadeler
3:52İyi bir diyet ve egzersiz planı ayrıca kilonuzu sağlıklı bir aralıkta tutabilir,
kilonuzu sağlıklı bir aralıkta tutmak
keep + object + in a ... range kalıbı, bir şeyi kabul edilebilir alt ve üst sınırlar arasında tutmak anlamına gelir. Bu cümlede nesne your weight ifadesidir; a healthy range ise tek bir kesin sayı değil, sağlıklı kabul edilen bir aralıktır. Aynı kalıp sıcaklık, tansiyon, maliyet veya süre gibi ölçülebilen şeylerle de kullanılabilir.
Alıştırma
keep + object + in a range kalıbını tamamlayın: Good planning can keep project costs ____ a manageable range.
Cevabı göster
in
medications can also help prevent heart attacks.
4:00ilaçlar da kalp krizlerini önlemeye yardımcı olabilir.
Doctors often prescribe low-dose aspirin, Kalıp ifadeler
4:03Doktorlar genellikle düşük doz aspirin reçete ederler,
düşük doz aspirin reçete etmek
Bu cümlede prescribe, doktorların hastalar için aspirin kullanımını resmî olarak onaylayıp reçete etmesi anlamına gelir; yalnızca recommend demekten daha güçlü ve daha belirgindir. Low-dose, aspirin sözcüğünü niteleyen kısa çizgili birleşik bir sıfattır. Aspirinin görece az miktarda verildiğini belirtir; ilacın etkisinin zayıf olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede prescribe low-dose aspirin ne anlama gelir?
- Aspirini daha küçük bir pakette satmak
- Etkisi zayıf olduğu için aspirini gündelik biçimde önermek
- Görece az miktarda aspirini resmî olarak reçete etmek
Cevabı göster
Görece az miktarda aspirini resmî olarak reçete etmek
particularly for patients who've already had a heart attack
4:06özellikle zaten kalp krizi geçirmiş olan hastalar için
and for those known to be at high risk. Kalıp ifadeler
4:09ve yüksek risk altında olduğu bilinenler için.
known to be at high risk: kanıt ve risk durumu
Burada known to be, kişinin durumunun kayıtlar, kanıtlar veya uzman değerlendirmesiyle ortaya konduğunu belirtir. Başkalarının o kişiyi tanıdığı veya onun hakkında bir şeyler duyduğu anlamına gelmez. At high risk, zararlı bir sonuç yaşama olasılığının yüksek olduğunu belirten kalıplaşmış bir ifadedir. known to be at high risk bütünüyle, yüksek risk durumu zaten kanıtlarla desteklenen kişileri tanımlar.
Alıştırma
Bir değerlendirmenin yüksek risk durumunu ortaya koyduğunu belirten vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: These patients are ____.
Cevabı göster
known to be at high risk
And drugs that help manage risk factors, Kalıp ifadeler
4:12Ve risk faktörlerini yönetmeye yardımcı olan ilaçlar,
drugs that help manage risk factors: yapı ve anlam
drugs that help manage risk factors ifadesinde that help manage risk factors, drugs sözcüğünü tanımlayan bir ilgi cümleciğidir. İlaçların ne yaptığını belirtir. Sağlık bağlamında manage, bir şeyi zaman içinde kontrol etmek veya daha güvenli bir düzeyde tutmak anlamına gelir; bir işletmeyi yönetmek anlamına gelmez. Risk factors, kötü bir sonucun olasılığını artıran durumlar veya davranışlardır; kötü sonucun kendisi değildir. Bu ifade, ilaçların bütün riskleri ortadan kaldırdığını da iddia etmez.
Alıştırma
Bir sağlık yazısında drugs that help manage risk factors ne anlama gelir?
- sağlık riskini artıran durumları veya davranışları kontrol etmeye yardımcı olan ilaçlar
- finansal riskleri düzenleyen şirketler
- sağlıkla ilgili olası bütün tehlikeleri tamamen ortadan kaldıran ilaçlar
Cevabı göster
sağlık riskini artıran durumları veya davranışları kontrol etmeye yardımcı olan ilaçlar
will make heart attacks less likely, too. Dilbilgisi
4:18kalp krizlerinin olasılığını da azaltacaktır.
make heart attacks less likely: make + nesne + sıfat
make + nesne + sıfat kalıbı, “nesnenin ... hâle gelmesine yol açmak” anlamına gelir. will make heart attacks less likely ifadesinde heart attacks nesnedir; less likely ise bu nesnenin durumunu tamamlayan sıfat öbeğidir. Burada likely, bir olayın gerçekleşme olasılığını anlatır. Less likely, söz konusu önlemle olasılığın öncekinden daha düşük olduğunu belirtir; heart attacks ifadesini “daha az güvenilir” olarak tanımlamaz. Too ise bunun riski azaltan başka bir etki olduğunu ekler.
Alıştırma
Cümleyi, önlemin olayın gerçekleşme olasılığını azalttığını belirten iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Regular backups make data loss ____.
Cevabı göster
less likely
may be common, but ... don't have to be inevitable: yaygınlığı kabul edip kaçınılmazlığı reddetmek
Cümle, önce bir noktayı kabul edip ardından asıl görüşe dönen bir yapı kullanır. May be common gerçek ve sık görülen bir riski kabul eder; but ise asıl noktanın farklı olduğunu gösterir. İkinci bölüm, “yaygın” olmaktan doğrudan “kesin veya kaçınılmaz” sonucuna geçilmesini reddeder. Don't have to be inevitable, “mutlaka kaçınılmaz değildir” anlamına gelir. Burada don't have to zorunluluğu ortadan kaldırır; olayların gerçekleşmesinin yasak olduğunu söylemez. Bu yapı, bir sorunu kabul ederken önleme veya değişim için alan bırakmaya yarar.
Alıştırma
Cümledeki may ..., but ... yapısı ne yapar?
- Kalp krizlerinin gerçekleşmesine izin verilmediğini söyler.
- Kalp krizlerinin yaygın olduğunu kabul eder, ardından mutlaka kaçınılmaz olmadıklarını söyler.
- Kalp krizlerinin yaygın olduğunu ve bu nedenle mutlaka gerçekleşeceğini söyler.
Cevabı göster
Kalp krizlerinin yaygın olduğunu kabul eder, ardından mutlaka kaçınılmaz olmadıklarını söyler.
and enjoying plenty of sleep and lots of laughter
4:28ve bolca uyku ve bolca kahkahanın tadını çıkarmak
all go a long way: hepsi büyük katkı sağlar
go a long way deyimi, “bir sonuca ulaşmaya çok yardımcı olmak veya büyük katkı sağlamak” anlamına gelir. Buradaki all, daha önce sıralanan sağlıklı alışkanlıkların hepsine gönderme yapar ve hepsinin sonraki hedefi güçlü biçimde desteklediğini belirtir. go a long way in + -ing ve go a long way toward + isim/-ing kalıpları, desteklenen hedefi belirtir. Bu ifade fiziksel mesafeyi değil, yararı veya katkıyı anlatır.
Alıştırma
“Çok yardımcı olmak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: A little patience can ____ toward resolving the conflict.
Cevabı göster
go a long way
your body's most important muscle: kalbin betimleyici adı
Bu cümlede your body's most important muscle, kalbi tanımlayarak anlatan bir ifadedir. keeps on beating ifadesi kalbi işaret eden ipucudur; kalbe muscle denmesi de kalbin bir kas olduğunu belirten önceki açıklamayla bağlantı kurar. Most important, resmî bir anatomi adı veya nesnel bir sıralama vermek yerine sözbilimsel vurgu ekler. heart sözcüğünün yerine bir betimleme kullanmak tekrarı önler ve sona daha güçlü, akılda kalıcı bir etki verir.
Alıştırma
Bu cümlede your body's most important muscle neyi ifade ediyor?
- bir kol kası
- kalp
- beyin
Cevabı göster
kalp
keeps on beating: devam eden eylemler için keep on + -ing
Keep on + -ing, bir eylemin devam ettiğini anlatır. keeps on beating ifadesinde keeps, üçüncü tekil kişi öznesi olan your body's most important muscle ile uyumludur; beating ise devam eden eylemi belirtir. Buradaki kas kalptir. Onun keeps on beating olduğunu söylemek kalp atışının devam ettiğini anlatır ve hayatın sürdüğünü de ima eder.
Alıştırma
Bu geçmiş zaman cümlesini keep on ve tick fiilini kullanarak tamamlayın: After everyone went to bed, the old clock ____ through the night.
Cevabı göster
kept on ticking