Peppa ve George ile Yüzme | Peppa Pig Resmi Kanalı | Aile ve Çocuk Çizgi Filmleri: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
417 kelime 153 kel/dk

Video özeti: Peppa’nın ailesi, yüzme havuzunda suya ilk kez giren George’a yardım eder. Daddy Pig, Richard’ın sulama kabını çıkarır, dalış becerisini sergiler ve kendini kurutmaya çalışırken sonunda herkesi su içinde bırakır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Why don't you — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu kalıbın burada gerçek anlamda bir neden sormak yerine nazik bir öneri sunduğunu kavrayıp birini emir verir gibi konuşmadan cesaretlendirmek için kullanabilmek. 2. When George and Richard are older, they'll be able to swim — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: when yan cümlesinin gelecekteki zamanı belirlediğini, will be able to yapısının ise daha sonra kazanılacak bir beceriyi anlattığını ayırt edip gelecekteki gelişim aşamalarından söz edebilmek. 3. a special way of drying myself. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir yöntemi way of + -ing ile anlatmayı ve eylemi yapan kişi aynı zamanda bu eylemden etkileniyorsa dönüşlü zamir kullanmayı öğrenerek kişisel yöntemleri açıkça ifade edebilmek.

Bu derste

I'm Peppa Pig.

0:03

Ben Peppa Pig.

This is my little brother George. Kalıp ifadeler

0:05

Bu küçük erkek kardeşim George.

Kalıp ifadeler

my little brother: benden küçük erkek kardeşim

Bu tanıtmada my little brother, konuşan kişiden daha küçük yaştaki erkek kardeşi ifade eder. Little burada yaşa veya kardeşler arasındaki yaş sırasına işaret eder; asıl olarak fiziksel boyutu anlatmaz. Sıralama my + little + brother şeklindedir ve ardından kişinin adı gelir. Kelimeleri ayrı ayrı çevirmek yerine my little brother ifadesini doğal bir aile terimi olarak birlikte öğrenin.

Alıştırma

Ben adlı, yaşı daha küçük olan erkek kardeşi doğal biçimde tanıtan cümle hangisidir?

  1. This is my brother little Ben.
  2. This is my small brother Ben.
  3. This is my little brother Ben.
Cevabı göster

This is my little brother Ben.

This is Mummy Pig and this is Daddy Pig.

0:08

Bu Anne Domuz ve bu da Baba Domuz.

Peppa Pig

0:14

Peppa Pig

Swimming

0:16

Yüzme

Peppa and her family are at the swimming pool. Kalıp ifadeler

0:19

Peppa ve ailesi yüzme havuzundalar.

Kalıp ifadeler

at the swimming pool: yüzme havuzu tesisindeki konum

Bu cümlede at the swimming pool, yüzme havuzunu Peppa ile ailesinin bulunduğu yer olarak gösterir. Onların yüzme havuzu tesisinde olduğunu belirtir, fakat havuzun içine veya suya girdiklerini söylemez. Asıl amaç birinin bir tesisteki genel konumunu söylemek olduğunda at + yer yapısını kullanın.

Alıştırma

Suda veya havuzun yanında olduklarını söylemeden, yalnızca yüzme havuzu tesisinde olduklarını belirten cümle hangisidir?

  1. They are by the swimming pool.
  2. They are at the swimming pool.
  3. They are in the swimming pool.
Cevabı göster

They are at the swimming pool.

Daddy Pig is wearing his swimming costume. Notlar

0:23

Baba Domuz mayosunu giyiyor.

Dilbilgisi

is wearing ...: şu anda üzerinde olan giysi

Bu cümlede is wearing, Baba Pig'in o anda üzerinde olan giysiyi anlatır: mayo zaten üzerindedir. Mayoyu giyme eyleminin ortasında olduğu anlamına gelmez. be + wearing + giysi kalıbı, birinin şu anda üzerinde ne olduğunu söylemek için sık kullanılan present continuous yapısıdır. be fiilinin biçimi özneye göre değişir: I am wearing, she is wearing ve they are wearing.

Alıştırma

Mavi ceket zaten Ben'in üzerinde. Şu anda üzerinde ne olduğunu anlatan cümle hangisidir?

  1. Ben is wearing a blue jacket.
  2. Ben is putting on a blue jacket.
  3. Ben wears a blue jacket every Monday.
Cevabı göster

Ben is wearing a blue jacket.

Kelime

swimming costume: mayo için kullanılan İngiliz İngilizcesi ifadesi

Bu cümlede swimming costume, yüzmek için giyilen kıyafeti anlatan bir İngiliz İngilizcesi ad öbeğidir. Burada mayo veya yüzme kıyafeti anlamına gelir. swimming costume ifadesini bir bütün olarak ele alın. Costume tek başına genellikle gösteri, karakter veya kılık değiştirme amacıyla giyilen özel kıyafet anlamına gelir; ancak bu öbekteki anlamı bu değildir.

Alıştırma

İngiliz İngilizcesinde swimming costume ifadesi ne anlama gelir?

  1. okulda giyilen kıyafet
  2. bir tiyatro oyununda giyilen kostüm
  3. yüzmek için giyilen kıyafet
Cevabı göster

yüzmek için giyilen kıyafet

Mummy Pig is wearing her swimming costume.

0:26

Anne Domuz mayosunu giyiyor.

Peppa is wearing her swimming costume.

0:29

Peppa mayosunu giyiyor.

Hurry up, George. Everyone's waiting. Öbek fiiller

0:31

Acele et, George. Herkes bekliyor.

Öbek fiiller

Hurry up: Birine Daha Hızlı Olmasını Söylemek

Hurry up, birine bir işi daha hızlı yapmasını veya daha çabuk hazırlanmasını söyleyen kalıplaşmış, günlük bir ifadedir. Burada herkes beklediği için George'a doğrudan hızlanması söyleniyor. Bu ifadede up, yukarı doğru bir yönü anlatmaz. hurry up ifadesini “daha çabuk ol” anlamında tek bir kalıp olarak öğrenin.

Alıştırma

Hangi cümle bir arkadaşa doğrudan daha hızlı hareket etmesini söyler?

  1. Slow down, because the floor is wet.
  2. Hurry up, or we'll miss the bus.
  3. Wait here while I get my coat.
Cevabı göster

Hurry up, or we'll miss the bus.

George is wearing his swimming costume.

0:35

George mayosunu giyiyor.

Peppa, George, let Daddy put on your armbands. Notlar

0:38

Peppa, George, bırakın babanız kolluklarınızı taksın.

Dilbilgisi

let Daddy put on...: let + kişi + fiilin yalın hâli

let + kişi + fiilin yalın hâli kalıbı, “bu kişinin bir şey yapmasına izin vermek” demektir. Bu cümlede eylemi yapacak kişi Daddy'dir; put on ise kollukları çocuklara takmak anlamına gelir. let'ten sonra to olmadan fiilin yalın hâli kullanılır: let Daddy put on doğrudur; let Daddy to put on veya let Daddy puts on yanlıştır.

Alıştırma

let + kişi + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. Cümleyi let, Mia ve carry ile tamamlayın: Please ____ the small bag.

Cevabı göster

let Mia carry

Öbek fiiller

put on your armbands: ekipmanı takma eylemi

Bu cümlede put on, giyilen veya takılan bir şeyi birinin vücuduna yerleştirip kullanıma hazır hâle getirmek demektir. Baba, kollukları çocukların kollarına takacaktır; put on burada yalnızca bir nesneyi başka bir nesnenin üzerine koymak anlamına gelmez. Giysi ve takılabilir ekipmanlarda, bir şeyi takmama durumundan takma durumuna geçişe veya bu eyleme odaklanırken put on kullanılır: put on a coat, shoes, or a helmet. Nesne bir zamirse öbeksi fiili ayırın: put them on.

Alıştırma

Cümleyi kaskı takmaya başlama eylemini anlatan iki kelimelik öbeksi fiille tamamlayın: Before you ride your bike, ____ your helmet.

Cevabı göster

put on

Kültür

your armbands: Britanya İngilizcesinde çocuk yüzme kollukları

Burada armbands, yüzmeyi öğrenen bir çocuğun üst kollarına taktığı şişirilebilir yüzdürme yardımcılarını ifade eder. Britanya İngilizcesindeki çocuk yüzme bağlamında kelimenin olağan anlamı budur. Bunlar normalde çift olarak takılır, bu nedenle cümlede çoğul armbands kullanılır. Yüzme durumu ve put on fiili, kelimenin kola takılan başka bir bant türünü değil, güvenlik ekipmanını anlattığını gösterir.

Alıştırma

Britanya İngilizcesinde, bir çocuk yüzme dersinde armbands en muhtemel olarak ne anlama gelir?

  1. Bileklere takılan bilezikler
  2. Üst kollara takılan şişirilebilir yüzme yardımcıları
  3. Üst kollara takılan kimlik bantları
Cevabı göster

Üst kollara takılan şişirilebilir yüzme yardımcıları

There, George.

0:48

İşte, George.

Your armbands make you look very grown-up. Dilbilgisi

0:49

Kollukların seni çok büyümüş gösteriyor.

Dilbilgisi

make you look very grown-up: seni çok büyümüş göstermek

Bu cümlede make, “bir nesne üretmek” değil, “bir etkiye neden olmak” anlamındadır. make + kişi + look + sıfat kalıbı, bir şeyin kişiye belirli bir görünüm veya izlenim verdiğini anlatır. Burada gerçek bir değişimden değil, görünüşten söz edildiği için look gereklidir. Grown-up burada olgun veya daha büyük bir çocuk gibi görünmek demektir; çocuğun gerçekten yetişkin olduğunu söylemek değil, sıcak bir iltifattır.

Alıştırma

make + kişi + look + sıfat hedef kalıbını tamamlayın: The new haircut makes Ben ____ older.

Cevabı göster

look

Now me.

0:52

Şimdi ben.

Good. Now we can go in the water. Kalıp ifadeler

0:58

Güzel. Şimdi suya girebiliriz.

Kalıp ifadeler

go in the water: suya girmek

Bu günlük cümlede go in the water, yüzmek veya oynamak için suya girmek demektir. in çoğu zaman konum bildirse de go fiilinden sonra, içine hareket edip ardından içinde kalınan yeri de anlatabilir. Yalnızca suyun kenarına gitmek anlamına gelmez. Go into the water da doğaldır ve dışarıdan suyun içine doğru hareketi biraz daha fazla vurgular.

Alıştırma

Aile içindeki günlük bir konuşmada suya girmek için en doğal şekilde izin isteyen cümle hangisidir?

  1. Can I stay by the water now?
  2. Can I go in the water now?
  3. Can I go on the water now?
Cevabı göster

Can I go in the water now?

It is George's first time at the swimming pool. Dilbilgisi

1:10

Bu George'un yüzme havuzuna ilk gelişi.

Dilbilgisi

It is someone's first time at...: birinin bir yere ilk kez gitmesi

It is + someone's + first time + at + yer kalıbı, bir kişinin o yerde bulunmayı ya da orayı ziyaret etmeyi ilk kez deneyimlediğini anlatır. Bu cümlede George daha önce hiç yüzme havuzuna gitmemiştir; first time saat üzerindeki bir zamanı değil, yeni bir deneyimi belirtir. George's iyelik biçimi bunun kimin ilk deneyimi olduğunu, at the swimming pool ise deneyimle bağlantılı yeri gösterir.

Alıştırma

Cümleyi first time at kalıbıyla tamamlayın: It is Maya's ____ the dentist's office.

Cevabı göster

first time at

Why don't you put just one foot into the water? Notlar

1:13

Neden suya sadece bir ayağını sokmuyorsun?

Ton ve niyet

Why don't you...?: nazik bir öneride bulunmak

Bu cümlede Why don't you + fiilin yalın hâli, George'un neden henüz harekete geçmediğini sormaz; nazik bir öneri sunar. Konuşan kişi onu küçük bir adım denemeye teşvik etmektedir. Bir eylem önermek için Why don't you + fiilin yalın hâli? kalıbını kullanın: Why don't you put...? Soru biçimi, tavsiyenin emirden daha az doğrudan duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Samimi bir konuşmada Why don't you take a short break? genellikle ne yapar?

  1. Geçmişteki bir eylemin neden gerçekleşmediğini sorar.
  2. Samimi bir öneri sunar.
  3. Kesin bir emir verir.
Cevabı göster

Samimi bir öneri sunar.

Kalıp ifadeler

put just one foot into the water: put + nesne + into + yer

put just one foot into the water ifadesinde put eylemi, one foot hareket ettirilen nesneyi, into the water ise hedefi gösterir. put + nesne + into + yer kalıbı, bir şeyi bir alanın dışından içine taşımayı anlatır. Buradaki just “yalnızca” anlamına gelir ve ilk adımı tek bir ayakla sınırlar. Böylece öneri daha kolay denenebilir görünür.

Alıştırma

put + nesne + into + yer kalıbını tamamla: Please ____ the toy ____ the box.

Cevabı göster

put · into

Maybe you should try the other foot. Notlar

1:18

Belki diğer ayağını denemelisin.

Ton ve niyet

Maybe you should try: öneriyi yumuşatmak

Maybe you should try bir emir değil, öneri sunar. Should, konuşanın denemeyi iyi bir fikir olarak gördüğünü belirtirken maybe tavsiyenin sertliğini azaltır. Maybe you should + fiilin yalın hâli kalıbı, karar verme alanı bırakırken birini cesaretlendirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle emir gibi duyulmadan nazikçe tavsiye verir?

  1. Ask for help right now.
  2. You must ask for help.
  3. Maybe you should ask for help.
Cevabı göster

Maybe you should ask for help.

Kelime

the other foot: ikisinden geriye kalan

Bu cümlede the other foot, kişinin iki ayağından geriye kalanını belirtir. Bir ayak zaten ele alındığı için dinleyen kişi ikinci ayağın kastedildiğini anlayabilir. Bilinen bir grupta tam olarak iki öğe varsa ve henüz sözü edilmeyen ya da kullanılmayan öğeyi kastediyorsanız the other + tekil isim yapısını kullanın.

Alıştırma

Bir çocuğun iki eldiveni var ve birini zaten giymiş. Hangi cümle çocuğa geriye kalan eldiveni giymesini doğal biçimde söyler?

  1. Put on other glove.
  2. Put on another glove.
  3. Put on the other glove.
Cevabı göster

Put on the other glove.

Maybe George should try both feet at the same time. Kalıp ifadeler

1:22

Belki George iki ayağını aynı anda denemeli.

Kalıp ifadeler

both feet at the same time: ikisini aynı anda dahil etmek

Both feet, bir ayağın seçilmesi değil iki ayağın da dahil edilmesi demektir. At the same time ise ayakların art arda değil birlikte kullanıldığını belirtir. Başka durumlara aktarılabilen yapı both + çoğul isim şeklindedir. Zamanlamanın aynı olduğunu açıkça belirtmeniz gerektiğinde at the same time ekleyin.

Alıştırma

İki eli de içeren belirleyiciyi yazarak cümleyi tamamlayın: Hold the rope with ____ hands at the same time.

Cevabı göster

both

Good idea.

1:26

İyi fikir.

Well done, George. Ton ve niyet

1:32

Aferin, George.

Ton ve niyet

Well done: başarıdan sonra övgü

Well done, biri bir şeyi başarıyla yaptıktan sonra onu övmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada George'un başarılı denemesine olumlu bir karşılık verir. Bir kişiye söylendiğinde yemeğin ne kadar piştiğini anlatmaz. Kısa bir duraklamadan sonra isim eklenebilir: Well done, George.

Alıştırma

Bir çocuk yapbozu tamamlıyor. Hangi cümle çocuğu doğal biçimde över?

  1. Well done!
  2. Take your time.
  3. Be careful!
Cevabı göster

Well done!

But you don't need to splash quite so much. Notlar

1:33

Ama suları bu kadar çok sıçratmana gerek yok.

Dilbilgisi

you don't need to: gereklilik yok, yasak değil

You don't need to + fiilin yalın hâli, bir eylemin gerekli olmadığını belirtir. Dinleyen kişi eylemi yapmayabilir; bu yapı tek başına eylemi yasaklamaz. Buradaki düzeltme miktara odaklanır: bu kadar çok su sıçratmak gereksizdir, fakat tamamen yasak değildir. need to sonrasında need to splash örneğindeki gibi fiilin yalın hâli kullanılır.

Alıştırma

Öğle yemeği sağlanıyor ve kendi yiyeceğinizi getirmenize izin veriliyor. Hangi cümle öğle yemeği getirmenin yasak değil, gereksiz olduğunu söyler?

  1. You mustn't bring lunch.
  2. You need to bring lunch.
  3. You don't need to bring lunch.
Cevabı göster

You don't need to bring lunch.

Kelime

quite so much: mevcut miktarı veya dereceyi göstermek

don't need to splash quite so much ifadesinde so much, konuşmacının o anda gördüğü miktarı veya dereceyi gösterir. Quite, zaten dikkat çeken bu dereceyi daha da vurgular: bu kadar çok veya bu dereceye kadar. Konuşmacı su sıçratmayı tamamen yasaklamıyor. don't need to ... quite so much olumsuz yapısı, eylemin azaltılmasını ister; bu nedenle eleştiri belirgindir ve doğrudan durma emrinden daha yumuşaktır.

Alıştırma

Konuşmacı You don't need to splash quite so much derken ne demek istiyor?

  1. Su sıçratmak hemen ve tamamen bırakılmalıdır.
  2. Dinleyen kişi daha fazla su sıçratmalıdır.
  3. Su sıçratmaya devam edilebilir, ancak miktarı azaltılmalıdır.
Cevabı göster

Su sıçratmaya devam edilebilir, ancak miktarı azaltılmalıdır.

Here is Rebecca Rabbit with her little brother, Richard Rabbit. Anlatım akışı

1:39

İşte Rebecca Tavşan ve küçük erkek kardeşi Richard Tavşan.

Anlatım akışı

Here is ... with ...: bir kişiyi ve ona eşlik edeni tanıtmak

Here is Rebecca Rabbit, anlatının bu noktasında izleyicinin dikkatini yeni bir karaktere yöneltir. Yalnızca Rebecca'nın nerede olduğunu söylemek yerine kimin yeni göründüğünü bildirerek sahnedeki bilgiyi düzenler. With her little brother, Rebecca'ya eşlik eden kişiyi ekler. Virgülle ayrılan Richard Rabbit adı, bu küçük erkek kardeşin kim olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'yı doğal biçimde tanıtır ve yavru köpeği Coco'nun onunla birlikte olduğunu söyler?

  1. Here is Maya without her puppy, Coco.
  2. Here is Maya with her puppy, Coco.
  3. Here is Maya looking for her puppy, Coco.
Cevabı göster

Here is Maya with her puppy, Coco.

Hello, Rebecca.

1:44

Merhaba, Rebecca.

Hello, everyone.

1:46

Merhaba, millet.

Richard, hold on to this float and you can practice kicking your legs. Notlar

1:49

Richard, bu tahtaya tutun, böylece bacaklarını çırpma alıştırması yapabilirsin.

Öbek fiiller

hold on to this float: yüzme tahtasını bırakmadan tutmak

Hold on to this float, “bu yüzme tahtasını kavra ve bırakma” anlamına gelir. Üç sözcüklü hold on to fiilinden sonra bırakılmaması gereken şey gelir; burada on to yön bildirmez, ifadenin bir parçasıdır. Bu güvenlik talimatında yüzme tahtası destek sağlar. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp hold on to + nesne biçimindedir.

Alıştırma

Hangi talimat birine korkuluğu bırakmadan tutmasını söyler?

  1. Stand next to the rail.
  2. Hold on to the rail.
  3. Hold on; I need a minute.
Cevabı göster

Hold on to the rail.

Dilbilgisi

practice kicking your legs: practice + -ing yapısı

practice kicking your legs ifadesinde kicking, practice fiilinden sonra kullanılan -ing biçimidir. Birinin gelişmek için bir hareketi tekrar ettiğini söylemek üzere practice + -ing kullanılır: practice swimming, practice writing, practice turning. Burada kicking your legs, başka birine tekme atmak değil, iki bacakla yüzme çırpması yapmak anlamına gelir. Tekrarlı antrenman anlamında practice to kick kullanmayın.

Alıştırma

Cümleyi play fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Leo practices ____ the guitar after school.

Cevabı göster

playing

George, would you like to try kicking your legs? Ton ve niyet

1:56

George, bacaklarını çırpmayı denemek ister misin?

Ton ve niyet

would you like to try: nazikçe denemeye davet etme

Would you like to try ...? birini bir şey yapmayı denemeye nazikçe davet eder. Bu cümlede konuşan kişi, George’un bu hareketi denemeye istekli olup olmadığını soruyor; genel olarak bundan hoşlanıp hoşlanmadığını sormuyor. Kalıp would you like to + fiilin yalın hâlidir. Burada try fiilin yalın hâlidir ve ardından denenecek etkinliği belirten kicking gelir.

Alıştırma

Hangi cümle birini şimdi yeni bir çorbayı tatmaya nazikçe davet eder?

  1. Do you like soup?
  2. Would you like to try the soup?
  3. You have to try the soup.
Cevabı göster

Would you like to try the soup?

Very good, but try not to splash. Dilbilgisi

2:04

Çok iyi, ama su sıçratmamaya çalış.

Dilbilgisi

try not to splash: bir şeyi yapmamayı nazikçe istemek

Try not to splash, su sıçratmaktan kaçınmak için çaba göstermek anlamına gelir. Kalıp try not to + fiilin yalın hâlidir; not, to’dan önce gelir ve to’dan sonraki hareket kaçınılması gereken harekettir. Bu söz bir övgünün ardından geldiği için sert bir emirden çok nazik bir hatırlatma gibi duyulur. Sonucun kusursuz biçimde kontrol edilebileceğini söylemeden dinleyiciden dikkatli olmasını ister.

Alıştırma

try not to ve wake fiilini kullanarak nazik hatırlatmayı tamamlayın: Please ____ the sleeping baby.

Cevabı göster

try not to wake

Big children don't splash. Ton ve niyet

2:07

Büyük çocuklar su sıçratmaz.

Ton ve niyet

Big children don't splash: davranış beklentisi oluşturmak

Burada Big children, fiziksel olarak iri çocukları değil, daha büyük ya da daha olgun davranması beklenen çocukları ifade eder. Big children don't splash, su sıçratmamayı büyük bir çocuktan beklenen davranış olarak sunar. Konuşan kişi, daha büyük bütün çocuklarla ilgili basit bir gerçeği aktarmıyor. Çocukların isteyebileceği bir kimliği, büyük görülme isteğini, davranışlarını nazikçe değiştirmeleri için kullanıyor.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı: Bu cümlede Big children esas olarak fiziksel açıdan iri çocuklar anlamına gelir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

We're very good at swimming. Dilbilgisi

2:09

Biz yüzmede çok iyiyiz.

Dilbilgisi

good at swimming: be good at + isim veya -ing biçimi

good at swimming, yüzmede iyi veya becerikli olmak demektir. Kalıp be good at + isim ya da -ing biçimidir: good at maths; good at drawing. Bu cümlede swimming, bir etkinliğin adı olarak kullanılan -ing biçimidir; şimdiki zaman yapısının bir parçası değildir. be fiili good sözcüğünden önce gelir ve özneye göre değişir: I am good at..., she is good at..., they are good at...

Alıştırma

Cümleyi be good at kalıbıyla tamamlayın: Maya is good ____ solving puzzles.

Cevabı göster

at

When George and Richard are older, they'll be able to swim like us. Dilbilgisi

2:12

George ve Richard büyüdüklerinde, bizim gibi yüzebilecekler.

Dilbilgisi

When ... are older, they'll be able to ...: gelecekteki beceri

When, George ve Richard'ın daha büyük olacağı gelecek zamanı belirtir. when ile kurulan ve geleceğe gönderme yapan zaman yan cümlesinde, anlam gelecek olsa da İngilizcede normalde will be değil geniş zaman biçimi are kullanılır. Ana cümledeki they'll be able to swim, o zaman yüzme becerisine sahip olacaklarını belirtir. Belirli bir zamanda mümkün hâle gelecek bir beceriyi anlatmak için When + geniş zaman, ... will be able to + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. when'den sonra be fiilinin geniş zaman biçimini, ana cümlede ise be able to yapısının gelecek zaman biçimini kullanın: When Mia ____ older, she ____ ride a bigger bike.

Cevabı göster

is · will be able to

Dilbilgisi

like us: karşılaştırma yapmak için like kullanımı

swim like us ifadesinde like, “aynı şekilde” veya “benzer biçimde” anlamına gelir ve karşılaştırılan kişileri belirtir. Us, like edatından sonra gereken nesne biçimidir. Buradaki like, “sevmek” anlamındaki fiil değildir. Cümle yapısı ipucu verir: swim zaten ana fiildir; bu yüzden like us, onların yüzmesini bizimkiyle karşılaştırır.

Alıştırma

Hangi cümlede like, örnekteki like us ile aynı şekilde kullanılmıştır?

  1. Nora can sing like her sister.
  2. Nora likes her sister.
  3. Nora would like a song.
Cevabı göster

Nora can sing like her sister.

Won't they, Rebecca? Dilbilgisi

2:17

Değil mi, Rebecca?

Dilbilgisi

Olumsuz soru eki olarak Won't they...?

Won't they?, will içeren olumlu bir ifadenin sonuna eklenen olumsuz bir soru ekidir. Ayrı bir soru başlatmak yerine dinleyiciden önceki ifadeyi doğrulamasını veya kabul etmesini ister. Soru eki, ifadedeki yardımcı fiili ve özneyi yansıtır: will, olumsuz kısaltma won't biçimine dönüşür ve they tekrarlanır. Burada tek başına Will they not...? anlamına gelmez.

Alıştırma

Onay isteyen standart olumsuz soru ekini tamamlayın: They will arrive soon, ____?

Cevabı göster

won't they

Yes.

2:18

Evet.

Oh.

2:22

Oh.

Richard has a toy watering can.

2:22

Richard'ın oyuncak bir sulama kabı var.

Stop it, Richard. Ton ve niyet

2:25

Yapma, Richard.

Ton ve niyet

Stop it: o anda gerçekleşen bir davranışı durdurmak

Stop it, birine o anda yapmakta olduğu davranışı sona erdirmesini söyleyen doğrudan bir emir cümlesidir. it zamiri fiziksel bir nesneyi değil, söz konusu davranışı veya durumu gösterebilir. İngilizcedeki çoğu emir cümlesinde olduğu gibi you öznesi söylenmez. Richard adının kullanılması, emrin kime yöneltildiğini gösterir.

Alıştırma

Stop it hangi durumda doğal bir şekilde kullanılır?

  1. Biri sizi sürekli parmağıyla dürter ve siz “Stop it.” dersiniz.
  2. Yeni bir müşteriye geçen yıl bir hobiyi bıraktığınızı söylersiniz.
  3. Bir yabancıdan kibarca biraz kenara çekilmesini istersiniz.
Cevabı göster

Biri sizi sürekli parmağıyla dürter ve siz “Stop it.” dersiniz.

Oh. Oh, dear. Ton ve niyet

2:29

Oh. Oh, canım.

Ton ve niyet

Oh, dear.:soruna verilen yumuşak bir tepki

Oh, dear. küçük bir sorun fark edildiğinde ya da hafif endişe, hayal kırıklığı veya üzüntü hissedildiğinde kullanılan kalıplaşmış bir ünlemdir. Burada bir şeylerin ters gitmesine yumuşak bir tepki verir. Bu ifadede dear, sevilen bir kişiye hitap etme sözü değildir. Oh, dear. ifadesini Oh no ifadesine benzeyen, ancak genellikle daha yumuşak olan tek parça bir tepki olarak öğrenin.

Alıştırma

Küçük bir kazadan sonra Oh, dear. en doğal olarak neyi gösterir?

  1. Şiddetli öfke ve tehdit.
  2. Hafif endişe veya hayal kırıklığı tepkisi.
  3. Birine yönelik sevgi dolu bir selamlama.
Cevabı göster

Hafif endişe veya hayal kırıklığı tepkisi.

Richard has dropped his watering can into the pool. Dilbilgisi

2:30

Richard sulama kabını havuza düşürdü.

Dilbilgisi

has dropped ... into the pool: şimdiki sonuç için present perfect

has dropped, has + geçmiş zaman ortacı dropped yapısından oluşan present perfect biçimidir. Düşürme eylemini tamamlanmış olarak sunarken dikkati şimdiki sonuca yöneltir: sulama kabı havuzdadır. Geçmişteki bir olay şu anda önemli olan bir durum oluşturduğunda bu yapıyı kullanın. Cümle eylemin ne zaman gerçekleştiğini söylemez; şimdiki sorunu açıklar.

Alıştırma

Cümleyi lose fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Mia ____ her key, so she cannot open the door now.

Cevabı göster

has lost

Mummy!

2:39

Anne!

Sorry,

2:40

Üzgünüm,

Richard. I can't reach. Kelime

2:41

Richard. Uzanıyamıyorum.

Kelime

I can't reach: nesnesi bağlamdan anlaşılan reach

I can't reach cümlesinde reach, genellikle el ya da kolla “bir şeye dokunacak veya onu alacak kadar yaklaşabilmek” anlamına gelir. Konuşan kişi, nesnenin fiziksel erişim alanının dışında olduğunu söylüyor; bir yere varamadığını değil. Hedef durumdan zaten belliyse İngilizcede reach fiilinden sonra nesne söylenmeyebilir. Hedef belli değilse belirtin: I can't reach the handle.

Alıştırma

Ağır bir dolabın altında bir oyuncak var. Elinizin oyuncağa yetişmediğini anlatan cümle hangisidir?

  1. I can't carry it.
  2. I can't reach.
  3. I can't arrive.
Cevabı göster

I can't reach.

It's too far down. Mummy! I can't swim underwater. Dilbilgisi

2:43

Çok derinde. Anne! Ben suyun altında yüzemem.

Dilbilgisi

too far down: too sorun yaratan aşırı dereceyi gösterir

Too far down, bir şeyin konuşanın çok aşağısında bulunduğunu ve bu konumun erişememe gibi bir soruna yol açtığını anlatır. Down burada dikey yöndeki konumu belirtir; “aşağı doğru hareket etmek” anlamında bir eylem değildir. too + sıfat veya zarf yapısında too, “uygulanabilir ya da kabul edilebilir olandan daha fazla” anlamına gelir. Sonuç açıkça söylenmese bile genellikle istenmeyen bir sonucu düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi “sorun yaratacak kadar aşağıda” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The ball is ____ for me to reach.

Cevabı göster

too far down

Even I can't swim underwater. Dilbilgisi

2:48

Ben bile suyun altında yüzemem.

Dilbilgisi

Even I can't: özneyi vurgulamak için even kullanımı

Even I can't ifadesinde even, I öznesine odaklanır. Konuşanın bu eylemi yapması beklenirken onun da yapamadığını belirtir; yaklaşık olarak “Ben bile yapamıyorum ve bu şaşırtıcı” anlamına gelir. even sözcüğünü I sözcüğünün önüne koymak kişiyi odak noktası yapar. Burada vurgulanan underwater değil, “ben bile” anlamıdır.

Alıştırma

"Even I couldn't open the jar" ifadesinde şaşırtıcı olan nedir?

  1. Başarması beklenebilecek konuşanın kavanozu açamaması.
  2. Kavanozun suyun altında olması.
  3. Konuşanın kavanozu kolayca açması.
Cevabı göster

Başarması beklenebilecek konuşanın kavanozu açamaması.

Hmm.

2:51

Hmm.

Please hold my glasses, Mummy Pig. Ton ve niyet

2:52

Lütfen gözlüklerimi tut, Anne Domuz.

Ton ve niyet

Please hold my glasses: kibar bir ricada bulunmak

Please hold my glasses, birinden gözlüğü kısa bir süre elinde tutmasını ister. Burada hold, “benim için tutup güvende saklamak” anlamındadır; “sarılmak” anlamına gelmez. please + fiilin yalın hâli yapısı, doğrudan bir isteği daha kibar yapar: Please hold.... Ellerinizi boşaltmanız gerektiğinde ve eşyayı kısa süre sonra geri alacağınızda kullanışlıdır.

Alıştırma

please ve hold kullanarak kibar ricayı tamamlayın: ____ my backpack while I open the gate.

Cevabı göster

Please hold

Hooray!

3:06

Yaşasın!

There you go. Ton ve niyet

3:08

İşte buyur.

Ton ve niyet

There you go: bir şey verirken veya küçük bir işi bitirirken

Buradaki There you go, bir şey uzatılırken veya biri için yapılan küçük bir iş yeni tamamlandığında kullanılan kalıplaşmış bir sözlü ifadedir. Buyur veya Tamamlandı anlamına gelir. There bir hedef yeri göstermediği gibi go da dinleyiciye hareket etmesini söylemez. Sözcükleri ayrı ayrı çevirmek yerine ifadeyi, bir şeyin teslim edilmesi veya işin tamamlanması bağlamından bir bütün olarak anlayın.

Alıştırma

Bir arkadaşın onarılan saatini geri verip There you go diyor. Ne demek istiyor?

  1. Saat hazır ve sana geri veriliyor.
  2. Başka bir yere yürümelisin.
  3. Saat kayboldu.
Cevabı göster

Saat hazır ve sana geri veriliyor.

Well done, Daddy Pig.

3:11

Aferin, Baba Domuz.

I am rather good at swimming underwater. Kelime

3:13

Suyun altında yüzmede oldukça iyiyimdir.

Kelime

rather good at swimming underwater: ölçülü bir olumlu değerlendirme

Burada rather, good sözcüğünü niteleyen bir derece zarfıdır. Rather good at swimming underwater, suyun altında yüzme konusunda oldukça iyi olmak demektir ve good at yapısından sonra etkinlik -ing biçimiyle gelir. Bu İngiliz konuşma bağlamında rather, kişinin kendini övmesini doğrudan değil ölçülü gösterir; yine de güven ve biraz memnuniyet ifade eder. Would rather gibi tercih veya rather than gibi seçenekler arasında karşıtlık bildirmez.

Alıştırma

Oldukça becerikli olmayı ölçülü biçimde ifade eden hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: She is ____ solving puzzles.

Cevabı göster

rather good at

The watering can is for babies. Ton ve niyet

3:21

Sulama kabı bebekler içindir.

Ton ve niyet

for babies: hedef kullanıcılar ve “fazla çocukça” yargısı

be for + grup yapısı, bir şeyin kimler için tasarlandığını veya kimlere uygun olduğunu belirtir. Bu cümlede for babies yalnızca bir yaş grubunu belirtmez; konuşan kişi sulama kabını fazla çocukça bularak reddeder ve kendisinin daha büyük olduğunu göstermeye çalışır. Bu ifade tek başına nesnenin kime ait olduğunu söylemez. Bir ürün açıklamasında tarafsız olabilir, ancak olgunluk karşılaştırılırken yargılayıcı bir anlam taşıyabilir.

Alıştırma

Bu sahnede “The watering can is for babies” cümlesi esas olarak ne anlatıyor?

  1. Bir bebeğin sulama kabını kullanmayı bilip bilmediğini sorar.
  2. Sulama kabının yasal olarak bir bebeğe ait olduğunu söyler.
  3. Konuşan kişinin sulama kabını kendisi için fazla çocukça bulduğunu düşündürür.
Cevabı göster

Konuşan kişinin sulama kabını kendisi için fazla çocukça bulduğunu düşündürür.

Can we jump off the diving boards now? Notlar

3:24

Artık tramplenlerden atlayabilir miyiz?

Ton ve niyet

Can we ... now?: izin istemek

Can we + fiilin yalın hâli...? konuşan kişiyi de içeren bir grubun bir şeyi yapma izni olup olmadığını sormak için kullanılabilir. Burada çocuklar bir yetişkinden şimdi atlamalarına izin vermesini istiyor; fiziksel olarak atlayıp atlayamadıklarını sormuyorlar. can sözcüğünün hangi anlama geldiğini durum belirler: birinin bir etkinliği onaylayabildiği veya reddedebildiği durumlarda Can we...? genellikle izin isteme işlevi görür.

Alıştırma

Bu cümlede konuşan kişi esas olarak neyi soruyor?

  1. Grubun daha önce atlama tahtalarından atlayıp atlamadığını
  2. Grubun fiziksel olarak atlama becerisi olup olmadığını
  3. Grubun şimdi atlama tahtalarından atlamasına izin verilip verilmediğini
Cevabı göster

Grubun şimdi atlama tahtalarından atlamasına izin verilip verilmediğini

Kalıp ifadeler

jump off the diving boards: bir yüzeyden ayrılmak

jump off the diving boards ifadesinde off, atlayışın başladığı ve kişinin ayrıldığı yüzeyi gösterir: Kişi tramplenin üzerindedir ve atlayarak oradan ayrılır. Burada off, destek alınan bir yüzeyden uzaklaşmak demektir; “kapalı” anlamında değildir. jump off + yüzey veya yüksek yer yapısı, başlangıç noktasından ayrılmaya odaklanır. Bunun yerine varış noktasını vurgulamak için jump into + yer veya madde kullanılabilir; örneğin jump into the water.

Alıştırma

Bir yüzeyden ayrılmayı gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: The children must not jump ____ the table.

Cevabı göster

off

Sorry, Peppa. Diving boards are only for grownups. Ton ve niyet

3:27

Üzgünüm, Peppa. Tramplenler sadece yetişkinler içindir.

Ton ve niyet

only for grownups: bir şeyi kimin kullanabileceğini sınırlamak

are only for grownups ifadesinde only, kapsamı for sözcüğünden sonra belirtilen grupla sınırlar: Tramplenler çocuklar için değil, yetişkinler için tasarlanmıştır veya yalnızca yetişkinlerin kullanımına izin verilmiştir. Aktarılabilir be only for + kişi veya grup yapısı, bir şeyi kimin kullanabileceğini ya da bir şeye kimin katılabileceğini sınırlar. Grownups, adults anlamına gelen, çocuk bakış açılı ve gündelik bir sözcüktür. Bu sahnede cümle bir güvenlik kuralını bildirir; Sorry reddedişi yumuşatır ama kısıtlamayı ortadan kaldırmaz.

Alıştırma

Aile güvenliği kuralını only for + çocukların yetişkinler için kullandığı gündelik sözcükle tamamlayın: This sharp tool is ____.

Cevabı göster

only for grownups

Oh.

3:31

Oh.

Cheer up, you two. Öbek fiiller

3:32

Neşelenin, siz ikiniz.

Öbek fiiller

Günlük cesaretlendirmede Cheer up

Cheer up, üzgün, hayal kırıklığına uğramış veya morali bozulmuş birini teselli etmek ya da cesaretlendirmek için emir biçiminde kullanılan bir öbek fiildir. Bu cümlede konuşan kişi, iki dinleyiciyi de kendilerini daha iyi hissetmeye nazikçe çağırır. Burada up yukarı doğru bir hareketi anlatmaz; öbek fiilin bir parçasıdır. cheer up ifadesini tek bir birim olarak öğrenin: “neşelenmek” veya emir biçiminde “kendini daha iyi hissetmeye çalış” anlamına gelir.

Alıştırma

Küçük bir hayal kırıklığından sonra söylenen bu cesaretlendirme cümlesini tamamlayın: Cheer ____, we can try again tomorrow.

Cevabı göster

up

You can watch me dive. Dilbilgisi

3:33

Benim dalışımı izleyebilirsiniz.

Dilbilgisi

watch me dive: watch + nesne + fiilin yalın hâli

watch me dive ifadesinde watch fiilinden sonra nesne olan me ve fiilin yalın hâli dive gelir. watch + nesne + fiilin yalın hâli yapısı, birinin başka bir kişiyi bir eylemi gerçekleştirirken izlemesini anlatır. Fiilin yalın hâlinden önce to gelmez: watch me dive denir, watch me to dive denmez. Bu yapı çoğunlukla eylemi bir olay veya tamamlanmış bir gösteri olarak sunar.

Alıştırma

Parantezdeki fiilin yalın hâliyle cümleyi tamamlayın: You can watch Leo ____ into the pool. (dive)

Cevabı göster

dive

Silly Daddy!

3:35

Şapşal Baba!

Your tummy is too big. Dilbilgisi

3:36

Göbeğin çok büyük.

Dilbilgisi

too big: uygun boyuttan daha büyük

Too big, bir şeyin yalnızca çok büyük değil, içinde bulunulan duruma uygun olandan daha büyük olduğunu belirtir. too + sıfat yapısında too, derecenin kabul edilebilir veya yararlı bir sınırı aştığını gösterir. Bu cümlede konuşan kişi, karnın büyüklüğünü sorun çıkarabilecek bir durum olarak sunar. Sonuç too big to fit örneğindeki gibi açıkça söylenebilir veya bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Ayakkabıların uygun boyuttan daha büyük olduğunu anlatan cümle hangisidir?

  1. The shoes are big and blue.
  2. The shoes are very big, and they fit me well.
  3. The shoes are too big, so they keep slipping off.
Cevabı göster

The shoes are too big, so they keep slipping off.

Nonsense.

3:40

Saçmalık.

I won trophies for my diving when I was younger. Notlar

3:41

Gençken dalışlarımla kupalar kazandım.

Kalıp ifadeler

won trophies for my diving: başarı ve ödülü kazandıran neden

Won trophies for my diving, dalış performansım sayesinde kupalar kazandım demektir. Won, win fiilinin geçmiş zaman biçimidir; win trophies yarışma başarılarından söz ederken doğal bir kelime birlikteliğidir. win + ödül + for + etkinlik veya çalışma yapısında for, ödülün hangi etkinlik ya da çalışma için verildiğini gösterir. Kazanmanın o etkinliği yapmak amacıyla gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Ödülle takdir edilen etkinliği belirten tek sözcüklük edatla cümleyi tamamlayın: Maya won an award ____ her photography.

Cevabı göster

for

Dilbilgisi

when I was younger: şimdiye göre daha genç olunan geçmiş bir dönem

when I was younger, kupaların kazanılmasını konuşanın hayatındaki daha önceki bir döneme yerleştiren bir zaman yan cümlesidir. Geçmiş zaman biçimi was, tamamlanmış geçmiş olayı anlatan won ile uyumludur. Younger, kişinin geçmişteki hâlini şimdiki hâliyle karşılaştırır. “Şimdiki yaşımdan daha genç olduğum zaman” anlamına gelir; bu nedenle yalnızca çocukluğu değil, genç yetişkinlik dönemini veya daha önceki başka bir dönemi de anlatabilir.

Alıştırma

Nora 40 yaşında ve 25 yaşındayken kayak yapmayı öğrendi. O sırada çocuk olduğunu düşündürmeden hangi cümleyi kullanabilir?

  1. I learn to ski when I was younger.
  2. I learned to ski when I was a child.
  3. I learned to ski when I was younger.
Cevabı göster

I learned to ski when I was younger.

That was quite a long time ago, Daddy Pig. Kelime

3:44

O oldukça uzun zaman önceydi, Baba Domuz.

Kelime

quite a long time ago: geçmişin ne kadar uzak olduğunu güçlendirmek

Burada quite, a long time ago ifadesini güçlendirir: quite a long time ago, “şimdiden oldukça uzun bir süre önce” anlamına gelir. Bu yapıda quite, a + sıfat + isim kalıbından önce gelir. Bu yorum yalnızca kupaların zamanını belirtmez. Başarının uzak geçmişte kaldığını nazikçe vurgular; dolayısıyla Baba Pig'in şimdiki yeteneğini göstermeyebileceğini ima eder.

Alıştırma

“We met quite a long time ago,” cümlesinde quite ne işe yarar?

  1. Buluşmanın tamamen gerçekleştiği anlamına gelir.
  2. Üzerinden uzun zaman geçtiğini vurgular.
  3. Cümleyi gelecek zamana çevirir.
Cevabı göster

Üzerinden uzun zaman geçtiğini vurgular.

It's lucky I've kept myself so fit and strong. Dilbilgisi

3:47

Kendimi bu kadar fit ve güçlü tutmuş olmam bir şans.

Dilbilgisi

kept myself so fit and strong: keep + nesne + sıfat

Keep + nesne + sıfat yapısı, birini ya da bir şeyi belirli bir durumda tutmak anlamına gelir. kept myself so fit and strong ifadesinde myself dönüşlü nesnedir; fit and strong ise konuşanın koruduğu durumu açıklar. I've kept present perfect yapısındadır: bu durum bir süredir korunmuştur ve şu anda da önemini sürdürür. So, fit and strong ile belirtilen dereceyi güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi kept, doğru dönüşlü nesne, so ve fit ile strong sıfatlarını kullanarak tamamlayın: It's lucky I've ____.

Cevabı göster

kept myself so fit and strong

Please hold my glasses, Mummy Pig.

3:50

Lütfen gözlüklerimi tut, Anne Domuz.

You'll get a better view if you watch me from the side. Notlar

3:53

Beni yandan izlerseniz daha iyi bir görüş açınız olur.

Kalıp ifadeler

get a better view: daha iyi bir konumdan daha net görmek

Get a better view, çoğunlukla yer değiştirerek bir şeyi daha açık ya da daha eksiksiz görebilmek anlamına gelir. Burada get “elde etmek” ya da “sahip olmak”, view ise görünen manzara veya görüş alanı anlamındadır. If kullanılan bu koşul cümlesinde yandan izlemek, dinleyenin daha iyi görmesini sağlayan koşuldur. View burada “görüş” veya “fikir” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede view, belirli bir konumdan görülebilen şeyi ifade eder?

  1. We moved upstairs to get a better view of the parade.
  2. His view of the problem changed after the meeting.
  3. She gave her view on the new school rule.
Cevabı göster

We moved upstairs to get a better view of the parade.

Dilbilgisi

if you watch me from the side: if ile koşul belirtmek

if you watch me from the side if yan cümlesi, You'll get a better view sonucunun gerçekleşme koşulunu belirtir. Yani o konumdan bakmak görüntüyü iyileştirir; buradaki if, kişinin bakmayı planlayıp planlamadığını sormaz. Gerçekleşmesi olası bir gelecek sonucunda İngilizcede ana cümlede genellikle will, if yan cümlesinde ise geniş zaman kullanılır: You'll get ... if you watch .... Koşul başa da gelebilir: If you watch me from the side, you'll get a better view.

Alıştırma

Bu cümlede koşulu hangi bölüm belirtiyor? You will see better if you stand here.

  1. see better
  2. if you stand here
  3. You will see better
Cevabı göster

if you stand here

Please don't splash us with water, Daddy! Kalıp ifadeler

3:56

Lütfen üzerimize su sıçratma, Baba!

Kalıp ifadeler

don't splash us with water: splash + kişi + with + sıvı kalıbı

Don't splash us with water olumsuz bir ricadır: Konuşan kişi, karşısındakinden üzerlerine su sıçratmamasını ister. Kalıp splash + kişi + with + sıvı şeklindedir. Burada us etkilenen kişiyi, with water ise o kişiye sıçrayan sıvının su olduğunu belirtir. Bu kalıpta with bir aracı belirtmez. Kişiye sıçratılan maddeyi cümleye bağlar.

Alıştırma

Eksik sözcüğü yazarak cümleyi tamamlayın: Please do not splash us ____ water.

Cevabı göster

with

Of course I won't splash you, Peppa. Ton ve niyet

3:59

Elbette size su sıçratmayacağım, Peppa.

Ton ve niyet

Of course I won't... ile kesin güvence verme

Of course I won't... bir eylemin yapılmayacağına dair güçlü bir güvence verir. Of course sözün kesin olduğunu gösterir, won't ise will not anlamına gelir; ardından kişinin yapmayacağına söz verdiği eylemi belirten fiilin yalın hâli gelir. Burada Peppa'nın üzerine su sıçramasıyla ilgili kaygısını yatıştırır. Hangi eylemden söz edildiği zaten belliyse yalnızca Of course I won't da denebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız "Please don't tell anyone." diyor. Dersteki ifadeyi kullanarak güven veren cevabı tamamlayın: "____ tell anyone."

Cevabı göster

Of course I won't

I think I need a higher board. Notlar

4:03

Sanırım daha yüksek bir tramplene ihtiyacım var.

Ton ve niyet

I think I need... ile kişisel bir değerlendirmeyi yumuşatma

I think I need... bir ihtiyacı konuşanın kendi değerlendirmesi olarak sunar. I think ifadeyi yumuşatır; bu yüzden kişi kararını büyük ölçüde vermiş olsa bile I need... demekten daha az sert duyulur. Burada daha yüksek bir atlama tahtası kullanma kararını dile getirir. Günlük konuşmada I think, ciddi bir kararsızlık göstergesi olmak yerine konuşmayı yumuşatan bir ara ifade olabilir.

Alıştırma

Çantanızın çok küçük olduğunu fark ettiniz. Dersteki kalıbı kullanarak daha yumuşak ifadeyi tamamlayın: "____ a bigger bag."

Cevabı göster

I think I need

Dilbilgisi

a higher board: daha yüksekte bir şey seçmek

a higher board ifadesinde higher, high sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. Board sözcüğünü niteler ve şu anda kullanılan atlama tahtasından daha yukarıda bulunan bir tahtayı anlatır; tahtanın daha kaliteli olduğu anlamına gelmez. Mevcut atlama tahtasının karşılaştırma noktası olduğu bağlamdan anlaşılır, bu yüzden konuşanın than the current board demesi gerekmez. Aynı kalıp, konumu veya seviyesi daha yüksek başka bir şeyi seçmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi high sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The books are out of reach, so we need ____ shelf.

Cevabı göster

a higher

Please be careful, Daddy Pig. Ton ve niyet

4:05

Lütfen dikkatli ol, Baba Domuz.

Ton ve niyet

Please be careful: kibar bir güvenlik uyarısı

Please be careful, tehlike olabileceği için birinden dikkatli davranmasını isteyen kibar bir emir cümlesidir. Be, hitap edilen kişiyi careful sıfatına bağlar; bu yüzden ifade bir nesneyi tanımlamak yerine kişinin davranışına yön verir. Burada please doğrudan talimatı yumuşatır ve uyarı, riskli bir hareketten önce Baba Pig için duyulan kaygıyı gösterir. Söyleyiş biçimine göre aynı sözler nazik bir hatırlatma veya ciddi bir uyarı gibi gelebilir.

Alıştırma

Arkadaşınız bir kâse sıcak çorba taşıyor. Hangi cümle doğal ve kibar bir güvenlik uyarısıdır?

  1. Please be careful with the hot soup.
  2. Please look after the hot soup.
  3. Please make the hot soup careful.
Cevabı göster

Please be careful with the hot soup.

Yes. Don't splash us, Daddy!

4:07

Evet. Bize su sıçratma, Baba!

Don't worry, Peppa. Ton ve niyet

4:11

Endişelenme, Peppa.

Ton ve niyet

Don't worry: birini rahatlatmak

Don't worry, birini rahatlatmak için kullanılan yaygın bir ifadedir. Burada karşıdaki kişinin endişelenmesine gerek olmadığını ve her şeyin yoluna gireceğini anlatır. Biçim olarak bir emir cümlesi olsa da sakin bir konuşmada genellikle kişiyi endişelendiği için eleştirmek değil, rahatlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Bir arkadaş kalemini bulamadığı için endişeli. Hangi cümle onu doğal biçimde rahatlatır?

  1. Never mind, you can use mine.
  2. Don't worry, you can use mine.
  3. Be careful, you can use mine.
Cevabı göster

Don't worry, you can use mine.

Don't splash us with water, Daddy!

4:17

Üzerimize su sıçratma, Baba!

I told you I wouldn't splash. Dilbilgisi

4:22

Size sıçratmayacağımı söylemiştim.

Dilbilgisi

I told you I wouldn't ...: önceki bir sözü hatırlatmak

I told you I wouldn't splash, konuşanın daha önce verdiği bir sözü hatırlatır. Told sözcüğünü, sözü duyan kişi olan you izler; I wouldn't splash yan cümlesi ise söylenen şeyin içeriğini verir. Burada wouldn't, geçmiş bakış açısından kullanılan won't biçimidir. Konuşan daha önce I won't splash demiştir; şimdi geleceğe ilişkin bu sözü geçmişteki o andan aktarır. Burada varsayımsal bir durum anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi I told you + aktarılan önceki söz yapısını kullanarak tamamlayın: ____ be late.

Cevabı göster

I told you I wouldn't

Clever Daddy.

4:25

Zeki Baba.

Well done, Daddy Pig.

4:27

Aferin, Baba Domuz.

No need for my towel. Kalıp ifadeler

4:29

Havluma gerek yok.

Kalıp ifadeler

No need for my towel: kısa No need for + isim kalıbı

No need for my towel, There is no need for my towel cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Bu durumda havluya gerek olmadığını söyler; havlunun kayıp olduğu anlamına gelmez. No need for + isim kalıbını bir nesneye, kişiye veya plana gerek olmadığında kullanabilirsiniz. Dinleyen kişi, çıkarılan başlangıç bölümünü bağlamdan anlar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki kelimelik samimi ifadeyle tamamlayın: The café is next door, so ____ for a taxi.

Cevabı göster

no need

I've got a special way of drying myself. Notlar

4:31

Kendimi kurulamak için özel bir yöntemim var.

Kelime

I've got: Britanya İngilizcesi konuşmalarında şu anki sahiplik

I've got burada I have anlamındadır. I've, I have'in kısaltmasıdır; have got birlikte şu anki sahipliği anlatır. Bu nedenle got bu cümlede elde etti veya aldı anlamına gelmez. Yapı have/has got + isim şeklindedir. Burada a special way, konuşanın şu anda kullanabileceği bir yöntem olarak sunulur.

Alıştırma

Hangi cümle konuşanın şu anda proje için bir fikri olduğunu söyler?

  1. I got an idea for the project yesterday.
  2. I'll get an idea for the project soon.
  3. I've got an idea for the project.
Cevabı göster

I've got an idea for the project.

Dilbilgisi

a special way of drying myself: way of + -ing yapısı

a way of doing something kalıbı, “bir şeyi yapmanın yöntemi” anlamına gelir. of bir edat olduğu için ardından fiilin -ing biçimi gelir; bu nedenle dry değil drying kullanılır. Buradaki myself, özne olan I sözcüğünü gösterir. Drying myself, başka bir kişiyi veya nesneyi değil, kişinin kendisini kurutması anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi remember fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: She has a special way of ____ people's names.

Cevabı göster

remembering

Daddy Pig has splashed everyone with water. Dilbilgisi

4:36

Baba Domuz herkese su sıçrattı.

Dilbilgisi

has splashed everyone with water: şimdiki sonuç için present perfect

Has splashed, has + geçmiş zaman ortacı yapısındaki present perfect biçimidir. Su sıçratmayı yakın zamanda tamamlanmış ve sonucu şu anda önemli olan bir eylem olarak gösterir: herkes ıslanmıştır. Cümle, eylemi sona ermiş belirli bir geçmiş zamana yerleştirmez. Şimdiki zamandan geriye bakarak az önce olanları özetler.

Alıştırma

Zemin şu anda ıslak ve siz görünen sonucu gösteriyorsunuz. Yakın zamandaki eylemi şimdiki duruma en iyi bağlayan cümle hangisidir?

  1. The dog splashed water all over the floor yesterday.
  2. The dog has splashed water all over the floor.
  3. The dog splashes water all over the floor every day.
Cevabı göster

The dog has splashed water all over the floor.

Daddy Pig.

4:38

Baba Domuz.

Sorry, everyone. Ton ve niyet

4:40

Özür dilerim, millet.

Ton ve niyet

Sorry, everyone. ile bir gruptan kısaca özür dilemek

Burada sorry doğrudan bir özürdür: konuşan kişi yaptığı bir şeyin başkalarını etkilediğini kabul eder. Bu cümlede kötü bir haber karşısında üzüntü veya duygudaşlık belirtmez. Everyone, özrün yöneltildiği kişilere doğrudan hitap eder ve özrün grubun tamamına olduğunu gösterir. Kısa bir özür yeterliyse Sorry, + kişi veya grup kalıbı başka durumlara da uygulanabilir.

Alıştırma

Yanlışlıkla birkaç kişinin üzerine su döküyorsunuz. Hemen söylenecek en doğal kısa özür hangisidir?

  1. Excuse me, everyone.
  2. I'm sorry to hear that.
  3. Sorry, everyone.
Cevabı göster

Sorry, everyone.