Rusty Küçük Kız Kardeşine Yakalaması İçin Top Vuruyor 🥰 🏏 💙 | Bluey 3. Sezon Kesitleri - Kriket ⭐️ | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
223 kelime 183 kel/dk

Video açıklaması: Rusty’nin babasından gelen mektup, kriket oyununu zorluklarla cesurca yüzleşme ve önemli olana odaklanma dersine dönüştürür. Rusty topu çok uzağa vurabilecek durumdayken küçük kız kardeşinin kolayca yakalayacağı bir vuruş yapmayı seçer. Böylece babasının öğüdünü düşünceli bir davranışa dönüştürür ve kriketin aile için taşıdığı anlamı gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I wish I could be there — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bu yapı, mevcut koşullar yüzünden gerçekleştirilemeyen samimi bir isteği anlatır. Uzaktaki baba hem üzüntüsünü hem sevgisini ifade eder; öğrenci de katılamadığı bir etkinlikten veya yapmak istediği hâlde şu anda yapamadığı bir şeyden söz ederken bu kalıbı kullanabilir. 2. keep your eye on the ball — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İfade iki düzeyde çalışır: krikette oyuncunun topu gerçekten gözleriyle izlemesi, güçlükler karşısındaysa dikkatini önemli olandan ayırmaması gerekir. Öğrenci bunu hem gerçek bir spor talimatı hem de gündelik yaşamda hedefe odaklanmayı hatırlatan mecazlı bir öğüt olarak anlayıp kullanabilir. 3. That's what cricket's about, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: That's what X is about kalıbı, bir etkinliğin derindeki anlamını veya temel ruhunu belirtir. Son söz yalnızca kız kardeşin topu yakalamasını anlatmaz, Rusty’nin cömert seçimini yorumlar; öğrenci bu kalıpla bir öykü ya da deneyimin sonunda ortaya çıkan değeri özetleyebilir.

Bu derste

And Digger, you thought Christmas up north was hot. Kültür

0:00

Ve Digger, sen kuzeydeki Noel'in sıcak olduğunu sanıyordun.

Kültür

up north: Avustralya bağlamında kuzey bölgesi

Burada up north, “ülkenin veya bölgenin kuzey kesiminde” anlamına gelir. Başka bir yere göre tanımlanan genel bir bölgeyi belirtir; birinin kuzeye doğru hareket ettiğini anlatmaz. Bu Avustralya bağlamında Noel yaz mevsimine denk gelir ve daha kuzeydeki yerler tropik bölgelere daha yakın oldukları için genellikle daha sıcaktır. Konuşan kişi bu bilgiyi iki sıcak yeri karşılaştırmak için kullanır: Digger kuzeyde Noel'in sıcak olduğunu sanıyordu, ancak konuşanın şu anda bulunduğu yer daha da sıcaktır.

Alıştırma

Bu Avustralya bağlamında cümledeki up north ne anlama geliyor?

  1. kuzeye doğru hareket
  2. üst katta bir yer
  3. ülkenin veya bölgenin kuzey kesimi
Cevabı göster

ülkenin veya bölgenin kuzey kesimi

You should try over here. Kalıp ifadeler

0:03

Bir de burayı denemelisin.

Kalıp ifadeler

try over here: konuşanın bulunduğu yerdeki koşulları deneyimlemek

Burada try, “bir nesneyi denemek” değil, “koşulların nasıl olduğunu deneyimlemek” anlamındadır. Over here, konuşanın tarafını ya da bulunduğu yeri gösterir. Cümlenin tamamı hafif meydan okuyan bir karşılaştırma yapar: dinleyen kişi oradaki koşulları aşırı buluyorsa konuşan, buradaki koşulların daha da aşırı olduğunu ima eder. Hangi koşulun kastedildiğini çevredeki konuşma verir; bu örnekte sıcaklık.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “konuşanın bulunduğu yerde” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: You think your office is noisy? You should try ____.

Cevabı göster

over here

It is boiling. Kelime

0:04

Burası kaynıyor.

Kelime

boiling: günlük dilde aşırı sıcak

Burada boiling, “aşırı sıcak” anlamındadır. Hava durumunu veya çevredeki havayı anlatır; bir sıvının gerçekten kaynama noktasına ulaştığını söylemez. Bu, günlük dilde kullanılan bir abartıdır. It is boiling kalıbı çok sıcak havayı veya dayanılmayacak kadar sıcak bir yeri anlatabilir.

Alıştırma

“It is boiling.” cümlesinde boiling burada ne anlatıyor?

  1. Hava veya çevre aşırı sıcak.
  2. Hava serinlemeye başlıyor.
  3. Bir sıvı kesinlikle kaynama noktasına ulaşmış.
Cevabı göster

Hava veya çevre aşırı sıcak.

I'll see you all soon.

0:06

Hepinizi yakında göreceğim.

Miss you heaps. Kelime

0:07

Sizi çok özledim.

Kelime

heaps: bölgesel gündelik dilde çok

Burada heaps bir zarf gibi kullanılır ve a lot veya very much, yani “çok” anlamına gelir. Miss you heaps, I miss you heaps ifadesinin gündelik dilde kısaltılmış biçimidir; dolayısıyla I miss you a lot demektir. Derece bildiren bu kullanım özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda'nın gündelik İngilizcesinde yaygındır. Mesaja sıcak ve samimi bir hava katar; heaps burada gerçek nesne yığınlarını anlatmaz.

Alıştırma

“Miss you heaps.” cümlesinde heaps ne anlama geliyor?

  1. Konuşan kişi diğer kişiyi çok özlüyor.
  2. Gerçek hayattaki birkaç nesne yığınını anlatıyor.
  3. Mesajı resmî ve mesafeli hâle getiriyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi diğer kişiyi çok özlüyor.

Dad.

0:09

Babanız.

Rusty,

0:12

Rusty,

Dad's letter has a P.S. for you. Kültür

0:13

Babanın mektubunda sana bir not var.

Kültür

P.S. ile mektubun sonuna ek not yazmak

P.S., postscript ifadesinin kısaltmasıdır. Bir mektubun, kartın veya e-postanın ana bölümü bittikten sonra eklenen ilave notu gösterir. a P.S. for you ifadesindeki for you, ek notun kime yönelik olduğunu belirtir. Okuyucu, sıradaki sözlerin o kişiye yazılmış ayrı bir ek mesaj olduğunu anlar.

Alıştırma

Bir mektupta P.S. genellikle neyi tanıtır?

  1. Ana mesajdan sonra eklenen ilave bir not
  2. Alıcının baş harfleri
  3. Posta adresi
Cevabı göster

Ana mesajdan sonra eklenen ilave bir not

Can you read it?

0:15

Okuyabilir misin?

This Tiny sounds like he's got some pace on him. Notlar

0:16

Bu Tiny bayağı hızlı atışlar yapıyor gibi duruyor.

Kalıp ifadeler

sounds like ile duyulan bilgiden çıkarım yapmak

Burada sounds like, ‘öyle bir izlenim veriyor’ veya ‘duyulanlara bakılırsa’ anlamındadır. Konuşan kişi Tiny hakkında edindiği bilgiden onun hızlı atış yapabildiği sonucunu çıkarır; Tiny'nin sesini tarif etmez. She sounds like she knows the answer. örneğinde olduğu gibi kişi veya şey + sounds like + yan cümle yapısı kullanılabilir. Bu ifade, doğrulanmış bir gerçeği değil, makul bir izlenimi aktarır.

Alıştırma

Cümleyi sounds ile başlayan iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: From your description, it ____ your new coach is very patient.

Cevabı göster

sounds like

Kelime

got some pace on him: sporda belirgin bir hıza sahip olmak

Spor bağlamında pace hız anlamına gelir. Bu kriket bağlamında he's got some pace on him, Tiny'nin topu fark edilir derecede hızlı atabildiğini anlatır. on him bölümü, bu hızı konuşma dilinde onun özelliklerinden biri olarak gösterir. Pace'in kelimenin gerçek anlamıyla vücudunun üzerinde olduğu söylenmez.

Alıştırma

Samimi bir kriket sohbetinde he's got some pace on him ne anlama gelir?

  1. Yanında bir metronom taşıyor.
  2. Sabit bir ritimle yürüyor.
  3. Topu hızlı atabilir.
Cevabı göster

Topu hızlı atabilir.

He does.

0:19

Evet, öyle.

I wish I could be there to bowl a few at you, Notlar

0:20

Sana birkaç top atmak için orada olmayı çok isterdim,

Dilbilgisi

I wish I could be there: şu anda gerçekleşemeyen bir istek

I wish I could be there, şu anki gerçekle uyuşmayan bir isteği anlatır: konuşan kişi orada olmak ister ama şu anda olamaz. wish'ten sonra could + fiilin yalın hâli, şu an mümkün olmayan bir yeteneği veya olasılığı gösterir. Buradaki could geçmişteki bir yetenek değildir; gerçek durumla istek arasında mesafe oluşturur ve çoğu zaman pişmanlık taşır.

Alıştırma

Bu akşam katılmanın imkânsız olduğunu göstermek için cümleyi tamamlayın: I ____ I ____ be there, but I have to work.

Cevabı göster

wish · could

Kelime

bowl a few at you: krikette sana birkaç top atmak

Krikette bowl, topu vurucuya göndermek anlamında kullanılan bir fiildir. Burada a few ifadesinde bağlamdan anlaşılan balls adı söylenmemiştir; bu yüzden bowl a few, “birkaç top atmak” demektir. At you, atışların yönünün ve hedefinin vurucu olduğunu gösterir. Bu spor bağlamında öfkeli bir saldırı anlamına gelmez; tüm ifade “vurman için sana birkaç top atmak” demektir.

Alıştırma

Bu kriket cümlesinde bowl a few at you ne anlama gelir?

  1. Senin yönüne birkaç kâse fırlatmak.
  2. Sana birkaç kâse yemek sunmak.
  3. Vurman için sana birkaç kriket topu atmak.
Cevabı göster

Vurman için sana birkaç kriket topu atmak.

but I can't right now, mate. Ton ve niyet

0:22

ama şu an yapamam dostum.

Ton ve niyet

can't right now, mate: geçici imkânsızlığı samimi biçimde anlatmak

Can't right now, yapamama durumunu içinde bulunulan zamanla sınırlar. Konuşanın önceki dileğiyle birlikte “yapmak isterdim ama şu anda yapamıyorum” anlamını verir; kalıcı bir ret değildir. Right now tek başına daha sonra bunun mümkün olacağını garanti etmez. Mate, samimi ve gayriresmî bir hitap biçimidir. Burada hayal kırıklığını yumuşatır ve yakınlığı korur; “eş” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda I can't right now, mate nasıl bir tutum ifade eder?

  1. Konuşan kişi dinleyenin kendi eşi olduğunu belirtiyor.
  2. Konuşan kişi şu anda bunu yapamıyor ama samimi ve yakın bir ton kullanıyor.
  3. Konuşan kişi kalıcı ve düşmanca bir ret veriyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi şu anda bunu yapamıyor ama samimi ve yakın bir ton kullanıyor.

But look, Anlatım akışı

0:24

Ama bak,

Anlatım akışı

But look, ile konuşmada asıl noktaya geçmek

Buradaki But look, bir nesneye bakma komutu değil, konuşma dilinde kullanılan bir söylem işaretidir. Konuşanın önceki açıklamayı bırakıp en önemli noktaya geçtiğini dinleyene bildirir. But yön değişikliğini gösterirken look dikkati toplar. Birlikte kullanıldıklarında, ardından gelen öğüdün daha ciddi ve doğrudan duyulmasını sağlarlar.

Alıştırma

“But look, you can try again tomorrow,” cümlesinde But look ne işe yarar?

  1. Yeni bir nokta eklemeden konuşmayı bitirir.
  2. Birine görünür bir nesneye bakmasını söyler.
  3. Konuşmayı önemli bir noktaya veya öğüde yönlendirir.
Cevabı göster

Konuşmayı önemli bir noktaya veya öğüde yönlendirir.

as you grow up, Dilbilgisi

0:25

büyüdükçe,

Dilbilgisi

as you grow up: zaman içinde aşamalı değişim

as you grow up ifadesinde as, bir şeyin yaşça büyüme süreci boyunca gerçekleştiğini veya değiştiğini anlatan bir zaman yan cümlesi başlatır. İki gelişmeyi birlikte ilerleyen süreçler olarak gösterir. Burada as, because anlamına gelmez. Yan cümle, ardından gelen olayın nedenini vermek yerine onun zaman çerçevesini oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümle deneyim kazanmayı ve görevin kolaylaşmasını birlikte ilerleyen aşamalı gelişmeler olarak gösterir?

  1. When you have enough experience, the task will feel easier.
  2. As you gain experience, the task will feel easier.
  3. Because you have experience, the task will feel easier.
Cevabı göster

As you gain experience, the task will feel easier.

you'll face harder things than a cricket ball. Deyimler

0:26

bir kriket topundan çok daha zor şeylerle karşılaşacaksın.

Deyimler

harder things than a cricket ball: daha büyük zorluklar için bir benzetme

Burada harder things, daha sert bir malzemeden yapılmış nesneleri değil, daha zor sorunları veya büyük mücadeleleri anlatır. Than a cricket ball, gelecekteki bu zorlukları dinleyicinin şimdi bildiği somut spor mücadelesine bağlar. Bu karşılaştırma, bir spor deneyimini hayatla ilgili bir benzetmeye dönüştürür: dinleyici büyüdükçe, şimdiki zorluktan çok daha güç durumlarla karşılaşabilir. Harder zorluk derecesini belirtirken cricket ball spor ile hayat arasında somut bir köprü kurar.

Alıştırma

Bu cümlede harder things than a cricket ball ifadesi esas olarak ne anlama geliyor?

  1. İnsanlar büyüdükçe kriket topları fiziksel olarak daha sert hâle gelir.
  2. Gelecekteki her sorun kriket oynamakla ilgili olacaktır.
  3. Gelecekteki hayat sorunları, şimdiki spor mücadelesinden daha zor olabilir.
Cevabı göster

Gelecekteki hayat sorunları, şimdiki spor mücadelesinden daha zor olabilir.

And you'll have two choices. Anlatım akışı

0:29

Ve iki seçeneğin olacak.

Anlatım akışı

you'll have two choices: iki yönlü bir karşıtlığı haber vermek

You'll have two choices burada yapıyı gösteren bir işaret görevi görür. Konuşmacı, seçeneklerden herhangi birini söylemeden önce dinleyiciye iki alternatif beklemesini bildirir; böylece sonraki fikirler bir çift olarak anlaşılır. Bu öğütte söz konusu çerçeve, geri çekilmek ile zorluğun karşısına çıkmak arasında keskin bir karşıtlık kurar. Daha genel olarak two choices ifadesi bir konuşmanın, açıklamanın veya hikâyenin sonraki bölümünün yapısını önceden haber verir.

Alıştırma

You'll have two choices ifadesi bu bölümde hangi düzenleme görevini yerine getiriyor?

  1. Herhangi bir seçenek verilmeden önce öğüdü bitirir.
  2. İki seçeneğin aynı olduğunu söyler.
  3. Birbiriyle karşıt iki seçeneğin sırada açıklanacağını bildirir.
Cevabı göster

Birbiriyle karşıt iki seçeneğin sırada açıklanacağını bildirir.

Back away and get out. Notlar

0:31

Geri çekilip oyundan çıkmak.

Öbek fiiller

Back away: geri gitmek veya geri çekilmek

Back away, “bir kişi veya şeyle araya mesafe koymak için geriye doğru hareket etmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu kriket repliğinde önce toptan uzaklaşacak şekilde geriye gitmeyi anlatır. Mecaz anlamda da kullanılabilir: back away from a difficulty, plan veya promise, bir zorlukla yüzleşmekten ya da bir planı veya sözü desteklemekten vazgeçip geri çekilmek demektir. Replik, fiziksel geri hareketi bir mücadeleden kaçınmayı anlatmak için de kullanır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Even when the task became difficult, Lena did not ____ from it.

Cevabı göster

back away

Kelime

Get out: krikette elenmek

Krikette get out, vurucunun elenmesi ve vuruş sırasının sona ermesi demektir. Burada konuşmacı elenmeyi toptan geri çekilmenin sonucu olarak sunar. Bu replikte “buradan ayrıl” anlamına gelmez. Spor bağlamı ifadenin gündelik anlamını değiştirir; ayrıca genel öğüt, krikette elenmeyi bir zorlukla yüzleşmemekle ilişkilendirir.

Alıştırma

"The batter missed the ball and got out," cümlesinde got out ne anlama gelir?

  1. Vurucu odadan çıktı.
  2. Vurucu elendi.
  3. Vurucu topu dışarı taşıdı.
Cevabı göster

Vurucu elendi.

Whose bat is it? Ton ve niyet

0:33

Bu sopa kimin?

Ton ve niyet

Whose bat is it?: seçim ve sorumluluğu hatırlatan bir soru

Whose bat is it? yüzeyde kriket sopasının kime ait olduğunu sorar. Bu sahnede cevap zaten bellidir; bu yüzden sorunun temel amacı bilgi almak değildir. Babası, Rusty'nin sopanın kendisine ait olduğunu söylemesini ya da fark etmesini sağlayarak bir sonraki hareket üzerindeki kontrolünü öne çıkarır. Soru, Rusty'yi nasıl karşılık vereceğini seçebileceğini görmeye nazikçe yöneltir. Bu nedenle, cevap açık olduğunda bir sahiplik sorusu kişiye karar yetkisini ve sorumluluğunu hatırlatabilir.

Alıştırma

Babası bu sahnede Whose bat is it? diye sorarak esas olarak ne yapıyor?

  1. Sopayı kimin satın aldığını öğrenmek
  2. Seçimin Rusty'ye ait olduğunu hatırlatmak
  3. Rusty'den sopayı başka birine ödünç vermesini istemek
Cevabı göster

Seçimin Rusty'ye ait olduğunu hatırlatmak

Or

0:37

Ya da

step in front Deyimler

0:39

öne adım atıp

Deyimler

step in front: zorlukla yüzleşmek için öne çıkmak

Kelime anlamıyla step in front, Rusty'ye uzaklaşmak yerine öne doğru hareket edip topun yoluna girmesini söyler. Step fiili, yalnızca orada durma durumunu değil, o konuma bilinçli biçimde geçme hareketini vurgular. Babasının öğüdünde bu hareket aynı zamanda cesur bir seçimin imgesine dönüşür: zorluktan geri çekilmek yerine ona doğru ilerlemek ve onunla yüzleşmek. Bu mecaz gücünü spor sahnesinden ve back away ile kurulan karşıtlıktan alır.

Alıştırma

Babasının öğüdünde step in front neyi ifade ediyor?

  1. Aynı yerde kalıp seçim yapmaktan kaçınmak
  2. Başka birinin arkasına geçip onun hareket etmesine izin vermek
  3. Geri çekilmek yerine zorluğa doğru ilerlemek
Cevabı göster

Geri çekilmek yerine zorluğa doğru ilerlemek

and play a pull shot. Kültür

0:41

çekme vuruşu yapmak.

Kültür

play a pull shot: krikette pull vuruşu yapmak

Pull shot, çoğunlukla kısa atılan ve vurucunun beline ya da göğsüne kadar yükselen toplara karşı kullanılan bir kriket vuruşudur. Vurucu sopayı vücudunun önünden yatay biçimde savurur ve topu genellikle bacak tarafına gönderir. Play a pull shot ifadesinde play, “eğlenmek” değil, bir vuruşu “yapmak” veya “uygulamak” anlamındadır. İfade bir kriket hareketini adlandırır; pull, topu fiziksel olarak çekmek demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kriket ifadesiyle tamamlayın: The ball rose to his waist, so he played ____.

Cevabı göster

a pull shot

Just keep your eye on the ball Deyimler

0:44

Gözünü toptan ayırma

Deyimler

keep your eye on the ball: odaklanmayı sürdürmek

Topla oynanan bir sporda keep your eye on the ball, iyi tepki verebilmek için topu izlemeye devam etme yönünde gerçek anlamlı bir tavsiyedir. Aynı ifade, “ana hedefe veya göreve odaklanmayı sürdürmek” anlamında bir deyim olarak da kullanılır. Bu cümledeki kriket talimatı iki anlamı aynı anda taşıyabilir: topu izle ve dikkatini kaybetme.

Alıştırma

“The deadline is Friday, so keep your eye on the ball,” cümlesinde keep your eye on the ball ne anlama gelir?

  1. Gerçek bir topa yaklaşmak.
  2. Ana göreve odaklanmayı sürdürmek.
  3. Başka bir kişiyi dikkatle izlemek.
Cevabı göster

Ana göreve odaklanmayı sürdürmek.

and take care of your little sister for me. Notlar

0:45

ve benim için küçük kız kardeşine iyi bak.

Kalıp ifadeler

take care of + kişi, hayvan, eşya veya görev

Take care of, “bakmak” veya “sorumluluğunu üstlenmek” anlamına gelen üç sözcüklü bir fiil ifadesidir. Bu cümlede dinleyene küçük kız kardeşine göz kulak olması söyleniyor. Bakılan kişi veya şey of sözcüğünden sonra gelir: take care of + nesne. Üç sözcüğü tek bir kalıp olarak öğrenin; ardından nesne geliyorsa of zorunludur.

Alıştırma

Yukarıda öğretilen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: While we are away, Sam will ____ our cat.

Cevabı göster

take care of

Ton ve niyet

for me: bir iyilik olarak veya benim adıma bir şey yapmak

Burada for me, “bana bir iyilik olarak” ve bu bağlamda “benim yerime” anlamına gelir. Konuşan kişi orada olmayacaktır, bu yüzden sorumluluğu dinleyene güvenerek bırakır. For me, take care of ifadesinin bir parçası değil, isteğin tamamına eklenen isteğe bağlı bir ifadedir. Sonda kullanıldığında, eylemin konuşan kişiye yardım edeceğini göstererek talimatı daha kişisel hâle getirir.

Alıştırma

“Could you check this form for me?” cümlesinde for me en doğal olarak neyi gösterir?

  1. Dinleyenden kontrolü konuşan kişiye bir iyilik olarak veya onun adına yapması isteniyor.
  2. Konuşan kişi formun kendisine ait olduğunu söylüyor.
  3. Form konuşan kişiye doğru gönderiliyor veya taşınıyor.
Cevabı göster

Dinleyenden kontrolü konuşan kişiye bir iyilik olarak veya onun adına yapması isteniyor.

Love,

0:48

Sevgiler,

Dad.

0:48

Baban.

Lucky's dad had no chance. Kalıp ifadeler

0:51

Lucky'nin babasının hiç şansı yoktu.

Kalıp ifadeler

had no chance: başarılı olma ihtimalinin neredeyse hiç olmaması

had no chance ifadesinde chance, belirli bir fırsatı değil, başarılı olma ya da kazanma olasılığını anlatır. Burada cümle, Lucky'nin babasının diğer oyuncuyu durdurma veya yenme ihtimalinin çok düşük olduğunu söylüyor. Had, have fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Tekrar kullanılabilen have/has/had no chance kalıbı, başarı ihtimali hakkında güçlü bir değerlendirme yapar; başarı mantıken imkânsız olmasa bile çoğu zaman uygulamada neredeyse hiç ihtimal olmadığını belirtir.

Alıştırma

Nora had no chance against the champion cümlesi ne anlama gelir?

  1. Nora'nın şampiyonla görüşmesine izin verilmiyordu.
  2. Nora'nın kazanması pek olası değildi.
  3. Nora şampiyona bir fırsat daha vermek istiyordu.
Cevabı göster

Nora'nın kazanması pek olası değildi.

DOWNWARD DOG. Kültür

0:55

AŞAĞI BAKAN KÖPEK.

Kültür

DOWNWARD DOG: komut olarak kullanılan bir yoga pozu

Downward dog, ellerin ve ayakların yere bastığı, kalçaların ise yukarı kalktığı bir yoga pozu olan downward-facing dog adının yaygın kısa biçimidir. Vücut kabaca ters bir V şekli oluşturur. Burada pozun adı, bir oyunda hareket komutu olarak bağırılır; gerçek anlamda bir köpeği tarif etmez.

Alıştırma

Downward dog! komutunda downward dog neyin adıdır?

  1. Merdivenlerden aşağı inen bir köpek
  2. Bir yoga pozu
  3. Bir köpeği aşağı indirme talimatı
Cevabı göster

Bir yoga pozu

Lunchtime!

0:57

Öğle yemeği vakti!

Yay, lunch!

0:58

Yaşasın, öğle yemeği!

Nah, hang on. Ton ve niyet

1:00

Yok, bekleyin biraz.

Ton ve niyet

Nah, hang on: kısa bir ara için gündelik bir istek

“Nah”, hayır demenin çok gündelik bir yoludur; “hang on” ise burada “bir dakika bekle” anlamına gelir. Bu iki ifade birlikte, olan şeyi kesintiye uğratır ve sonraki eylemden önce kısa bir ara ister. Bu kullanımda “hang on”, fiziksel olarak asılı durmak anlamına gelmez. Konuşmada, kişi bir şeyi kontrol ederken, değiştirirken veya eklerken eylemi kısa süreliğine durdurmanın özlü bir yoludur.

Alıştırma

Konuşan kişi “Nah, hang on.” diyerek ne yapıyor?

  1. Hemen devam etmeyi resmî biçimde kabul etmek
  2. O anki eylemi gündelik biçimde durdurup kısa bir süre beklenmesini istemek
  3. Birine fiziksel bir nesneye tutunmasını söylemek
Cevabı göster

O anki eylemi gündelik biçimde durdurup kısa bir süre beklenmesini istemek

Rusty, one more? Ton ve niyet

1:01

Rusty, bir tane daha atalım mı?

Ton ve niyet

one more?: bir tur daha istemek için kısa bir soru

“One more?”, durumdan anlaşılan bazı sözcüklerin atıldığı kısa bir sözlü sorudur. Bu cümlede “one more turn?” veya “shall we do one more?” gibi bir tur ya da deneme daha ister. İki kişi de söz konusu etkinliği veya nesneyi zaten bildiği için kısa biçim yeterli bilgi verir. Bu tür sözcük atmaya eksilti denir. “Rusty” yalnızca sorunun yöneltildiği kişinin adıdır; atılan eylemi belirtmez.

Alıştırma

İki arkadaş kısa bir oyunu yeni bitirdi. İkisi de neyin kastedildiğini biliyorsa bir tur daha istemek için hangi gündelik soru doğaldır?

  1. Is there one?
  2. Which one?
  3. One more?
Cevabı göster

One more?

Okay.

1:02

Olur.

Rusty would have played fifty more. Dilbilgisi

1:04

Rusty elli top daha oynayabilirdi.

Dilbilgisi

would have played fifty more: gerçekleşmemiş geçmiş eylem

Would have + fiilin üçüncü hâli, örtük bir koşul yerine gelmediği için geçmişte gerçekleşmeyen bir şeyden söz eder. Burada öğle yemeği oyunu bölmeseydi Rusty devam etmeye istekliydi ve büyük olasılıkla devam edecekti. Ancak bu ek oyun gerçekleşmedi. fifty more ifadesinde neyin sayıldığı söylenmez, çünkü bağlam bunu açıkça gösterir. Sayı, tam olarak doğru olsun ya da olmasın, onun ne kadar daha uzun süre devam etmek istediğini vurgular.

Alıştırma

Rusty would have played fifty more cümlesinde ne ima ediliyor?

  1. Gerçekten elli kez daha oynadı.
  2. Daha sonra kesinlikle elli kez daha oynayacak.
  3. Devam etmek istiyordu ve büyük olasılıkla edecekti, ancak bunu yapamadan oyun bölündü.
Cevabı göster

Devam etmek istiyordu ve büyük olasılıkla edecekti, ancak bunu yapamadan oyun bölündü.

Woo-hoo!

1:06

Yu-hu!

What a shot! Dilbilgisi

1:07

Ne atıştı ama!

Dilbilgisi

What a shot!: What a + isim ünlemi

What a shot! bir soru değil, ünlem cümlesidir. What a + tekil sayılabilen isim! kalıbı bir kişiye, nesneye veya olaya verilen güçlü tepkiyi ifade eder. Burada shot, oyundaki bir vuruşu anlatır ve konuşan kişi bu vuruşu övmektedir. a ile isim arasına bir sıfat gelebilir: What a brilliant shot! Böylece aynı kalıp daha belirli bir değerlendirme de ifade edebilir.

Alıştırma

Ünlemi What a kalıbıyla tamamlayın: ____ goal!

Cevabı göster

What a

He just loved cricket.

1:09

Kriketi gerçekten çok seviyordu.

I told you you wouldn't get Rusty out.

1:14

Sana Rusty'yi oyun dışı bırakamayacağını söylemiştim.

Come on, Pat. Ton ve niyet

1:16

Hadi ama, Pat.

Ton ve niyet

Come on ile teşvik etmek veya sıkıştırmak

Burada Come on, Pat'i çaba göstermeye teşvik eden ve aynı zamanda harekete geçmesi için sıkıştıran bir ünlemdir. Pat'ten konuşana doğru gelmesini istemez. İfadenin gücü ses tonuna ve duruma bağlıdır: destekleyici bir tonla ‘Yapabilirsin’, daha sert bir tonla ise ‘Acele et’ veya ‘Ciddi misin?’ anlamına gelebilir.

Alıştırma

Konuşan kişi bu sahnede Come on, Pat. diyerek ne yapıyor?

  1. Pat'i ciddi biçimde çaba göstermeye teşvik etmek
  2. Pat'e konuşana doğru yürümesini söylemek
  3. Pat'ten kibarca kendini tanıtmasını istemek
Cevabı göster

Pat'i ciddi biçimde çaba göstermeye teşvik etmek

This one's for dignity. Ton ve niyet

1:17

Bu onurumuz için.

Ton ve niyet

This one's for dignity: şaka yollu ciddi bir önem yüklemek

Burada This one's, This one is ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve one bu denemeyi veya bu atışı temsil eder. Vurgu bir sayısında değildir. For dignity, denemeyi kötü bir performanstan sonra gururu geri kazanma fırsatı olarak sunar. Bilerek kullanılan görkemli dil, küçük bir oyun hareketini son derece önemli göstererek ciddiymiş gibi yapılan bir mizah yaratır.

Alıştırma

Burada This one's for dignity. cümlesindeki mizahı yaratan nedir?

  1. Konuşan kişi Dignity'nin bir ödülün adı olduğunu açıklıyor.
  2. Konuşan kişi yalnızca bir topa izin verildiğini söylüyor.
  3. Konuşan kişi sıradaki denemeyi şakayla karışık bir gurur meselesi olarak sunuyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi sıradaki denemeyi şakayla karışık bir gurur meselesi olarak sunuyor.

Lucky's dad put everything he had into that ball. Deyimler

1:20

Lucky'nin babası o topa tüm gücünü verdi.

Deyimler

put everything he had into: tüm gücünü vermek

put everything he had into that ball ifadesindeki everything he had, sahip olduğu bütün eşyaları değil, tüm gücünü ve çabasını anlatır. Burada bütün gücünü o atışa yöneltmiştir. Aktarılabilir put everything someone has/had into + isim veya -ing biçimi, eldeki bütün enerjiyi, beceriyi ya da duyguyu bir eyleme veya hedefe vermek anlamına gelir.

Alıştırma

Burada put everything he had into that ball ne anlama geliyor?

  1. Atış için bütün gücünü ve çabasını kullandı.
  2. Çok az çabayla rahat bir atış yaptı.
  3. Sahip olduğu bütün eşyaları topun içine koydu.
Cevabı göster

Atış için bütün gücünü ve çabasını kullandı.

And Rusty could have smashed it into next week if he wanted to. Notlar

1:24

Ve Rusty isteseydi o topu haftaya kadar uçurabilirdi.

Dilbilgisi

could have ... if he wanted to: kullanılmamış geçmiş yetenek

Bu cümlede could have + past participle, Rusty'nin geçmişte yeteneği veya seçimi bakımından yapabileceği hâlde gerçekleşmemiş bir eylemi anlatır. if he wanted to, istekliliği koşul hâline getirir: o eylemi seçseydi yapması mümkündü. Sondaki to, daha önce anlaşılan smash it into next week eyleminin yerini tutar; böylece İngilizce tüm fiil öbeğini tekrarlamaz. Cümle, tamamlanmış bir vuruşu değil, kullanılmamış bir yeteneği anlatır.

Alıştırma

Bu bağlamda Rusty could have smashed it ... if he wanted to ne anlama geliyor?

  1. Rusty o vuruşu daha sonra yapacak.
  2. Rusty istediği için o vuruşu kesinlikle yaptı.
  3. Rusty o vuruşu yapabilecek yeteneğe sahipti, ancak yapmamayı seçti.
Cevabı göster

Rusty o vuruşu yapabilecek yeteneğe sahipti, ancak yapmamayı seçti.

Deyimler

Mizahi bir abartı olarak smashed it into next week

Bu cümlede smashed it into next week, topa olağanüstü sert vurup onu çok uzağa göndermek anlamına gelen mizahi bir abartıdır. Smash kuvveti anlatırken into next week bir zaman ifadesini imkânsız bir varış noktası gibi kullanır. Bu, bilinçli bir abartıdır; top gerçekten zamanda yolculuk etmez. Daha genel olarak, saçma derecede imkânsız bir varış noktası bir hareketi olağanüstü güçlü gösterebilir.

Alıştırma

Burada smashed it into next week ne anlama geliyor?

  1. Rusty'nin topa gelecek hafta vurmayı planladığı anlamına gelir.
  2. Topun gerçekten zamanda yolculuk ettiğini söyler.
  3. Rusty'nin topa ne kadar sert vurup onu ne kadar uzağa gönderebileceğini mizahi biçimde abartır.
Cevabı göster

Rusty'nin topa ne kadar sert vurup onu ne kadar uzağa gönderebileceğini mizahi biçimde abartır.

But instead... Anlatım akışı

1:29

Ama bunun yerine...

Anlatım akışı

Merak uyandıran bir dönüş olarak But instead...

But hikâyenin yönünü değiştirir; instead ise beklenen eylemin yerini başka bir eylemin aldığını söyler. But instead... bir bütün olarak, hikâyeyi az önce sözü edilen eylemle tamamlamamanız gerektiğini bildirir. Üç nokta bilinçli bir duraklamayı gösterir. Konuşan kişi alternatif eylemi geciktirir; böylece onu sonraki cümle veya sahne açıklar ve merak oluşur.

Alıştırma

But instead... hikâyenin bu noktasında ne yapar?

  1. Beklenen eylemin gerçekleştiği kesin zamanı verir.
  2. Beklenen eylemi değiştirmeden hikâyeyi bitirir.
  3. Beklenen eylemin yerini farklı bir eylemin alacağını bildirir ve bunu açıklamadan önce duraklar.
Cevabı göster

Beklenen eylemin yerini farklı bir eylemin alacağını bildirir ve bunu açıklamadan önce duraklar.

Dad!

1:31

Baba!

I caught it!

1:32

Yakaladım!

He hit his little sister a catch. Dilbilgisi

1:33

Topu kız kardeşinin yakalaması için vurdu.

Dilbilgisi

hit his little sister a catch: yakalama fırsatı yaratmak

Bu spor cümlesinde hit iki nesne alır. his little sister fırsatı elde eden kişiyi, a catch ise onun için oluşturulan sonucu belirtir: topa, kız kardeşi yakalayabilsin diye vurur. hit his little sister a catch ifadesini tek bir bütün olarak anlayın. Bu, kız kardeşinin bedenine vurduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir top oyununda He hit his little sister a catch ne anlama gelir?

  1. Topu, küçük kız kardeşi yakalayabilsin diye oynadı.
  2. Küçük kız kardeşi ona bir top attı.
  3. Küçük kız kardeşine topla vurdu.
Cevabı göster

Topu, küçük kız kardeşi yakalayabilsin diye oynadı.

Oh, you got me. Ton ve niyet

1:35

Ah, beni yaktın.

Ton ve niyet

you got me: birinin başarılı olduğunu kabul etmek

Bir oyunda veya şakacı bir etkileşimde You got me, diğer kişinin başarılı olduğunu hızlıca kabul etmenin bir yoludur. Etkinliğe göre “Beni yakaladın”, “Beni yendin” veya “Beni çözdün” anlamına gelebilir. Burada got, “sahip olmak” anlamına gelmez. İfade, diğer kişinin az önce yaptığı bir şeye karşılık verir.

Alıştırma

Şakacı bir oyunda Oh, you got me en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Beni yakaladığını veya yendiğini kabul ediyorum.
  2. Artık sana aidim.
  3. Seni duymadım.
Cevabı göster

Beni yakaladığını veya yendiğini kabul ediyorum.

And that's lunch. Anlatım akışı

1:38

Ve öğle yemeği başlar.

Anlatım akışı

that's lunch: öğle yemeği vaktine geçişi belirtmek

Burada that's lunch, bir nesneyi yiyecek olarak tanımlamaz. That's, az önce ulaşılan ana işaret eder: mevcut etkinlik bitmiştir ve sıradaki aşama öğle yemeğidir. Bu kısa That's + aşama veya olay adı kalıbı, bir sınırı belirleyerek ortak etkinliğin akışını düzenler. Hangi aşamanın kastedildiği çevredeki durumdan açıkça anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Bu bağlamda 'And that's lunch.' ne işe yarıyor?

  1. Bir nesneyi öğle yemeğinde yenilecek yiyecek olarak tanımlar.
  2. Mevcut etkinliği bitirir ve öğle yemeği vaktinin geldiğini belirtir.
  3. Herkese öğle yemeğinde ne yemek istediğini sorar.
Cevabı göster

Mevcut etkinliği bitirir ve öğle yemeği vaktinin geldiğini belirtir.

Thanks, Mr. Heeler!

1:40

Teşekkürler, Bay Heeler!

Thanks, Lucky's dad.

1:42

Teşekkürler, Lucky'nin babası.

No worries, Rusty. Ton ve niyet

1:43

Ne demek, Rusty.

Ton ve niyet

No worries: teşekküre verilen samimi bir yanıt

No worries, kalıplaşmış ve samimi bir yanıttır. Burada bir teşekkürün ardından gelir; bu nedenle You're welcome veya It was no trouble anlamındadır. Aynı ifade bir özre yanıt vermek ya da endişeli birini rahatlatmak için de kullanılabilir; bu durumlarda That's okay veya Don't worry anlamına gelir. worries sözcüğünü kelimesi kelimesine yorumlamak yerine anlamı önceki sözden çıkarın.

Alıştırma

Rusty az önce konuşan kişiye teşekkür etti. Burada 'No worries' ne anlama geliyor?

  1. Endişelenmem gereken birkaç şey var.
  2. Rica ederim; hiç sorun olmadı.
  3. Lütfen artık bana teşekkür etme.
Cevabı göster

Rica ederim; hiç sorun olmadı.

I got you out! Kelime

1:45

Seni oyun dışı bıraktım!

Kelime

got you out!: başka bir oyuncuyu oyun dışı bırakmak

Bu kriket bağlamında got you out, “seni oyun dışı bıraktım” anlamına gelir. Konuşan kişi, topu yakalayarak diğer oyuncunun vuruş sırasını bitirdiğini söylüyor. Yapı get + kişi + out biçimindedir; got geçmiş zamandır. Buradaki out, dışarı doğru hareketi değil, oyundaki bir durumu belirtir.

Alıştırma

Bir top oyununda Ava, Ben'in vuruşunu yakalıyor. Hangi cümle Ava'nın Ben'i oyun dışı bıraktığını söyler?

  1. Ava got Ben out of the car.
  2. Ava got out.
  3. Ava got Ben out.
Cevabı göster

Ava got Ben out.

I know.

1:46

Biliyorum.

I can't believe it! Ton ve niyet

1:47

Buna inanamıyorum!

Ton ve niyet

can't believe it!: şaşkınlığa verilen duygusal tepki

Can't believe it, çok şaşırtıcı bir şey karşısında verilen yaygın ve anlık bir tepkidir. Bu cümlede olayın gerçek olmadığını ciddi biçimde iddia etmek yerine heyecanlı bir şaşkınlık ifade eder. It, az önce gerçekleşen olayın veya sonucun tamamına gönderme yapar. Aynı tepki mutlu bir şaşkınlığı veya olumsuz bir şoku ifade edebilir; duyguyu durum ve ses tonu gösterir.

Alıştırma

Lena, küçük takımının finali beklenmedik biçimde kazandığını yeni öğrendi. Hangi tepki güçlü ve heyecanlı bir şaşkınlığı en doğal biçimde gösterir?

  1. I don't believe you.
  2. I can't believe it!
  3. I expected nothing else.
Cevabı göster

I can't believe it!

What a catch!

1:49

Ne yakalayıştı ama!

That's what cricket's about, kid. Anlatım akışı

1:52

Kriket işte budur, evlat.

Anlatım akışı

That's what cricket's about: temel ruhu özetlemek

That's what cricket's about ifadesinde that, daha önce gösterilen bir eyleme veya seçime gönderme yapar. what cricket's about, “kriketin gerçek anlamı veya ruhu” demektir; oynandığı yeri ya da kurallar listesini anlatmaz. That's what X is about kalıbı, belirli bir örneği daha genel bir değer yargısına dönüştürür. Burada konuşmacı, önceki seçimi kriketin temsil etmesi gereken ruhun bir örneği olarak sunar.

Alıştırma

That's what cricket's about, kid. cümlesinde That's what cricket's about ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Kriket kurallarını listelemeye başlar.
  2. Kriketin nerede oynandığını söyler.
  3. Önceki eylemi kriketin temel ruhunun bir örneği olarak sunar.
Cevabı göster

Önceki eylemi kriketin temel ruhunun bir örneği olarak sunar.