Pom Pom Düşüyor! 😮 🤍 | Bluey 2. Sezon Öne Çıkanlar - Tahterevalli ⭐️ | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Oyun parkındaki canlandırma oyununda Pom Pom, çocukların tahterevalliyi kullanarak buyurgan bir rakibi yenmesine yardım eder. Fazla küçük olduğu söylense de gösterdiği kararlılık, Pomeranian cinsi bir köpeğin küçük ama dayanıklı olabileceğini kanıtlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. run out of — Deyimsel fiiller: Bir kaynağın tamamen tükenmesini veya artık bulunmamasını anlatan bu yaygın ifadeyi anlayın. Grubun “çocuğunun kalmadığını” söylemesi, ifadenin mizahi kullanımını da gösterir; bunu zaman, para, yiyecek, fikir veya malzeme gibi sözcüklerle kullanabilirsiniz. 2. let me down — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu sahnedeki “aşağı inmeme izin ver ya da beni indir” biçimindeki gerçek, mekânsal anlamı; sık rastlanan mecazi “beni hayal kırıklığına uğratma” anlamından ayırın. Karakterin konumu ve fiziksel hareket, doğru yorumu belirlemenizi sağlar. 3. small but hardy — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu karşıtlığın finalde tekrarlanarak Pom Pom’un fazla küçük olduğu iddiasına nasıl cevap verdiğine dikkat edin. Tekrarın önceki bir fikri yeniden gündeme getirdiğini, karakterin savını güçlendirdiğini ve öyküyü sonuca bağladığını fark edebilirsiniz.
Bu derste
outrageous: kabul edilemez bir şeye karşı güçlü itiraz
Burada outrageous, “şaşırtıcı derecede mantıksız veya kabul edilemez” anlamına gelir. bad sözcüğünden çok daha güçlü bir hoşnutsuzluk ifade eder; öfke, inanamama veya bir şeyin haksız olduğu duygusunu taşıyabilir. This is outrageous. cümlesinde konuşan kişi yalnızca bir şeyin tuhaf olduğunu söylemez, güçlü bir şekilde itiraz eder. Aktarılabilir fikir şudur: Bir durumun veya davranışın kabul edilebilir sınırların çok ötesinde olduğunu düşündüğünüzde outrageous kullanabilirsiniz.
Alıştırma
“This is outrageous” cümlesinde outrageous nasıl bir tutum ifade eder?
- Konuşan kişi durumun kabul edilemez olduğuna güçlü biçimde inanıyor.
- Konuşan kişi durumun biraz sıra dışı olduğunu düşünüyor.
- Konuşan kişi durumun hoş olduğunu düşünüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi durumun kabul edilemez olduğuna güçlü biçimde inanıyor.
Get off: üzerinde bulunduğunuz şeyden ayrılmak
Get off, bir yüzeyden, koltuktan, üzerine binilen bir şeyden veya belirli ulaşım araçlarından inerek artık onun üzerinde olmamayı ifade eden bir öbek fiildir. Off, “üzerinde olma” konumundan ayrılma anlamını verir ve atılamaz. Get off our seesaw. cümlesindeki doğrudan emir, birine tahterevalliden inmesini söyler. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp get off + isim şeklindedir; get off the bike veya get off the bus gibi.
Alıştırma
Masanın yüzeyinden ayrılmak anlamındaki hedef öbek fiille talimatı tamamlayın: Please ____ the table.
Cevabı göster
get off
Why would I...?: bir öneriye karşı çıkan soru
Buradaki Why would I...? tarafsız bir şekilde neden sormaz. Bu, retorik bir sorudur: konuşan kişi tahterevalliden inme fikrine karşı çıkar ve “Bunu yapmam için bir neden yok” demek ister. Önerilen bir eylemin mantıklı olup olmadığını sorgulamak için Why would + özne + fiilin yalın hâli...? yapısını kullanın. Özne I olduğunda bu yapı çoğu zaman bir isteğe veya varsayıma karşı çıkmak için kullanılır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız hâlâ çalışan bir oyuncağı atmanızı söylüyor. Bu öneriye karşı çıkmak için Why would I...? kullanan cevap hangisidir?
- Why would I throw away a toy that still works?
- Why can I throw away this toy?
- Why did I throw away that toy yesterday?
Cevabı göster
Why would I throw away a toy that still works?
gonna do?: going to do yapısının gündelik konuşma biçimi
gonna, going to yapısının yaygın ve gündelik konuşmada kullanılan biçimidir. What are we gonna do? cümlesindeki are + gonna + do, are + going to + do ile aynı temel yapıya sahiptir ve soru sırada hangi eylemin yapılacağını sorar. Bunu be gonna + fiilin yalın hâli olarak düşünün: be, özneye göre biçim değiştirir; gonna sonrasındaki fiil ise yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Soruyu going to yapısının gündelik konuşma biçimiyle tamamlayın: What are we ____ do after lunch?
Cevabı göster
gonna
run out of: hiç kalmamak
Run out of + isim, bir şeyi tamamen kullanmak veya geriye hiçbir şey kalmayan noktaya gelmek demektir. We've run out of kids. cümlesindeki have run, present perfect yapıdadır; yani eksiklik şu anda da geçerlidir. Burada kids, oyun için gereken bir kaynakmış gibi esprili biçimde ele alınır. İfade koşmak veya dışarı çıkmakla ilgili değildir.
Alıştırma
Cümleyi run ile başlayan ve “hiç kalmamak” anlamına gelen üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: We can't make pancakes because we've ____ flour.
Cevabı göster
run out of
How's your dad going?: birinin nasıl olduğunu sormak
Gündelik Avustralya İngilizcesinde How's your dad going?, babanızın nasıl olduğunu veya genel durumunu sorar. Yaklaşık olarak How is your dad doing? anlamına gelir; nasıl hareket ettiğini veya nereye gittiğini sormaz. How is + kişi + going? yapısında going, “nasıl olmak” veya “nasıl gitmek” anlamındadır. Bir kişinin şu anki durumunu dostça sormak için kullanılır.
Alıştırma
“How's your dad going?” cümlesinde konuşan kişi neyi soruyor?
- Babanın nasıl olduğunu
- Babanın nereye gittiğini
- Babanın nasıl yürüdüğünü
Cevabı göster
Babanın nasıl olduğunu
Tereddüt ve kendini düzeltme işareti olarak just...
just sözcüğü belirgin bir duraklamadan önce yarım bırakılır. Bu, konuşanın bir düşünceye başlayıp tereddüt ettiğini ve ardından daha belirsiz olan Over here konum ifadesine geçtiğini gösterir. Metin, söylenmeden bırakılan sözcüklerin tam olarak ne olduğunu göstermez. Güvenilir ipucu, kesintinin kendisidir: yarım bırakılan bir sözcük ve ardından gelen duraklama; tereddüt, kendini düzeltme ya da bilerek belirsiz konuşma gösterebilir.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: “He's just... Over here.” cümlesinde just... yalnızca “sadece” anlamına gelir; duraklama herhangi bir tereddüt veya yön değiştirme işareti taşımaz.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Düzeltilmiş bilgiyi gösteren Actually,
Cümlenin başındaki Actually, dinleyiciye önceki sözlerin oluşturduğu düşünceyi gözden geçirmesi gerektiğini bildirir. Onu gelecek hafta görmeye gidecekleri şeklindeki daha doğru bilgiyi sunar. Burada actually bir söylem belirtecidir: yalnızca “gerçekte” gibi bir sözlük anlamı eklemek yerine düzeltmeyi düzenler. Bu ifadeyi duyduğunuzda ardından gelecek düzeltmeye, açıklamaya veya beklenmedik gerçeğe dikkat edin.
Alıştırma
Actually, bu cümlede neye işaret ediyor?
- Konuşan kişi konuşmayı bitiriyor.
- Konuşan kişi bir şaka anlatmaya başlıyor.
- Konuşan kişi önceki bir izlenimi daha doğru bilgiyle değiştiriyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi önceki bir izlenimi daha doğru bilgiyle değiştiriyor.
we're going to see him next week: önceden düşünülmüş bir gelecek planı
we're going to see him next week cümlesinde are going to + fiilin yalın hâli see, ziyareti önceden düşünülmüş bir gelecek planı veya niyeti olarak sunar. Next week eylemi geleceğe yerleştirir; bu nedenle going, şu anda yolda oldukları anlamına gelmez. Burada see him, onu yalnızca gözle görmek değil, onunla buluşmak veya onu ziyaret etmek demektir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, planlanan bir eylem için özne + be + going to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Aynı gelecek yapısıyla önceden kararlaştırılmış planı tamamlayın: We ____ visit Grandma next weekend.
Cevabı göster
are going to
I'm coming: biri çağırdığında verilen yanıt
Biri sizi başka bir yerden çağırdığında I'm coming, “sana doğru geliyorum” veya “hemen geliyorum” anlamına gelir. Şimdiki zamanın devam biçimi, daha yeni hareket etmeye başlamış olsanız bile hareketi şimdi başlayan veya sürmekte olan bir eylem olarak sunar. Come, çağıran kişinin bulunduğu yeri ya da ortak hedefi hareket ettiğiniz nokta olarak alır. Cümle, çoktan vardığınız anlamına gelmez.
Alıştırma
Arkadaşınız yan odadan sizi çağırıyor. Arkadaşınıza doğru yürümeye başlıyorsunuz. En doğal yanıt hangisidir?
- I'm here.
- I'm going.
- I'm coming.
Cevabı göster
I'm coming.
We need you: birini katılmaya veya yardım etmeye davet edip önemli olduğunu göstermek
We need you. yalnızca birine ihtiyaç duyulduğunu bildirmez. Burada dinleyiciye varlığının veya yardımının önemli olduğunu doğrudan söyler ve onu katılmaya davet eder. need + kişi yapısı, yardımına veya varlığına ihtiyaç duyulan kişiyi gösterir. Yapılacak eylemi belirtmek için to + fiil eklenir: We need you to help us.
Alıştırma
Hangi cümle bir arkadaşı takıma katılmaya davet eder ve onun önemli olduğunu vurgular?
- Your team needs more time.
- We need you on our team.
- We saw you with our team.
Cevabı göster
We need you on our team.
get up here: konuşanın yakınındaki daha yüksek bir yere çıkmak
get up here hareketi, yönü ve varış noktasını birleştirir. get dinleyiciye hareket edip ulaşmasını söyler, up varış noktasını daha yüksek bir yer olarak gösterir ve here konuşanın bulunduğu yeri belirtir. up mutlaka «üst kat» anlamına gelmez. Sahneye, platforma, koltuğa, ağaç eve veya konuşanın «buraya, yukarıya» olarak gördüğü herhangi bir yere çıkmayı ifade edebilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümlenin aynısını seçin. get sözcüğünün hemen ardından gelen sözcüğe odaklanın.
- Get up here and look at this.
- Get over here and look at this.
- Get out here and look at this.
Cevabı göster
Get up here and look at this.
Goodness me: hafif şaşkınlık bildiren bir ünlem
Goodness me, hafif şaşkınlık, telaş veya endişe ifade eden kalıplaşmış bir ünlemdir. Burada gergin bir ana verilen tepkidir ve Oh my! ifadesine benzer. Tüm ifadeyi tek bir tepki olarak anlamak gerekir. Konuşanın iyi bir insan olduğunu anlatmaz ve good me şeklinde kelime kelime yorumlanmaz.
Alıştırma
Ani bir çarpma sesi duyduktan sonra Goodness me! diyen kişi ne yapıyor?
- Kendini resmî biçimde tanıtmak
- Sert bir emir vermek
- Hafif şaşkınlık veya telaşla tepki vermek
Cevabı göster
Hafif şaşkınlık veya telaşla tepki vermek
That's it: doğru hareketi onaylamak
Bu sahnede That's it, anında verilen olumlu bir geri bildirimdir: diğer kişi hareketi doğru yapmaktadır. Evet, böyle anlamına gelir ve kişiyi devam etmeye teşvik eder. Yönerge, antrenman veya oyun sırasında bu kısa ifade, birinin doğru hareketi ya da yöntemi bulduğunu onaylayabilir. Anlamı bir nesneyi göstermekten değil, o sırada yapılan hareketten gelir.
Alıştırma
Bir antrenör "That's it—keep your back straight." diyor. Burada That's it ne anlama gelir?
- İstediğim nesne o.
- Doğru yapıyorsun; böyle devam et.
- Hemen dur; ders bitti.
Cevabı göster
Doğru yapıyorsun; böyle devam et.
Here I come: yaklaşmakta olduğunu duyurmak
Here I come, konuşan kişi bir yere ya da birine doğru hareket etmeye başladığında, içeri girdiğinde veya bir etkinliğe katıldığında kullanılan kalıplaşmış bir sözlü ifadedir. Bu cümlede “Şimdi geliyorum!” anlamına gelir ve hareketi enerjik biçimde duyurur. Here sözcüğünün başa gelmesi, yaklaşmayı daha canlı ve anlık gösterir. İfade, “bu yerde geliyorum” gibi sözcüğü sözcüğüne bir yer bildirimi değildir; konuşanın yaklaştığını bildiren bir bütün olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Saklambaçta kullanılan tanıdık sözü tamamlayın: Ready or not, ____!
Cevabı göster
here I come
Keep going: mevcut harekete devam etmek
Keep going, “yaptığın şeye devam et; durma” anlamına gelen kısa bir talimat veya teşvik sözüdür. Bu cümlede hangi hareketin sürdürüleceği durumdan anlaşılır. Buradaki going yalnızca yürümek veya yolculuk etmek anlamına gelmez. Bir çabayı, etkinliği ya da hareketi sürdürmeyi ifade edebilir; bu yüzden spor, ders, iş ve oyunlarda kullanılabilir.
Alıştırma
Bir koşucu yorgun ama bitiş çizgisine çok yakın. Hangi teşvik sözü “devam et; durma” anlamına gelir?
- Keep going!
- Start over!
- Take a break!
Cevabı göster
Keep going!
What's going on?: ne olduğunu sormak
Bu cümlede what's going on? mevcut durumda ne olduğunu sorar. Konuşan kişi beklenmedik bir şey fark etmiştir; bu nedenle soru şaşkınlık, endişe veya rahatsızlık taşıyabilir. Burada go on, “olmak” veya “meydana gelmek” anlamındadır. Sorunun tamamını bir açıklama istemenin yaygın bir yolu olarak anlayın; bir şeyin devam etmesiyle ilgili kelimesi kelimesine bir soru olarak değil.
Alıştırma
Bir odaya giriyor ve yerlerin tamamen su içinde olduğunu görüyorsunuz. What's going on? dediğinizde ne soruyorsunuz?
- Son zamanlarda nasılsın?
- Hangi etkinlik devam etmeli?
- Burada ne oluyor?
Cevabı göster
Burada ne oluyor?
Come here, you. ifadesinde cümle sonundaki you
Come here tek başına, dinleyene yaklaşmasını söyleyen tamamlanmış bir emir cümlesidir. Sondaki you, come fiilinin nesnesi değil; dinleyene doğrudan seslenen veya onu özellikle işaret eden bir hitaptır. Eklenen bu you, emri daha hedefli ve vurgulu yapar. İlişkiye ve tona göre, bir oyundaki gibi şakacı bir takılma ya da azarlayan ve sert bir emir gibi duyulabilir.
Alıştırma
Come here, you. cümlesinin sonundaki you ne işe yarar?
- Emri kibar bir ricaya dönüştürür.
- come fiilinin nesnesi olarak görev yapar.
- Dinleyene doğrudan seslenir ve emri daha hedefli hâle getirir.
Cevabı göster
Dinleyene doğrudan seslenir ve emri daha hedefli hâle getirir.
That was close: ramak kala durumuna tepki
That was close, bir tehlike, hata veya başarısızlık neredeyse gerçekleştiği ama son anda önlendiği zaman verilen bir tepkidir. Buradaki close, kötü bir sonuca çok yaklaşmak anlamındadır; kapatmak anlamında değildir. Bu yapıda that, az önce yaşanan olayın tamamına gönderme yapar; was ise gergin anın geçtiğini gösterir. Bir tehlikeyi veya başarısızlığı kıl payı atlattıktan hemen sonra bu cümleyi kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Düşen bir dal size birkaç santimetreyle çarpmıyor. Kötü bir sonucun kıl payı önlendiğini anlatan ifadeyi tamamlayın: “____!”
Cevabı göster
That was close
Come on: cesaretlendirme veya acele ettirme
Come on sözlü bir teşvik ifadesidir. Burada Pom Pom'u cesaretlendirip harekete devam etmesi için teşvik eder; ona kelimenin gerçek anlamıyla konuşana doğru gelmesini söylemez. Aynı ifade cesaretlendirme, acele ettirme, sabırsızlık veya inanmama duygusu taşıyabilir. Anlamını çevredeki hareket ve ses tonu belirler; bu cümlede cesaretlendirme ve teşvik anlamı uygundur.
Alıştırma
Mia zorlu bir yarışın yarısına geldi. Hangi cümle onu devam etmesi için doğal biçimde cesaretlendirir?
- Come here, Mia—you can do it!
- Come in, Mia—you can do it!
- Come on, Mia—you can do it!
Cevabı göster
Come on, Mia—you can do it!
back up: yukarı geri dönmek
Climb back up ifadesinde back ve up, hareket yolunu göstermek için birlikte kullanılır. Back önceki bir yere dönmeyi, up ise yukarı yönünü belirtir. Talimatın tamamı, kişinin daha önce bulunduğu yukarıdaki yere tırmanarak dönmesi demektir. Buradaki back up, bilgisayar dilinde bir kopya oluşturmak anlamındaki fiil değildir. Bu yapı hareket fiillerinden sonra kullanılabilir: come back down aşağıya geri dönmek, go back in ise içeri geri dönmek demektir.
Alıştırma
Geri dönüş için back, yön için up kullanın. İngilizce cümleyi tamamlayın: After slipping down the ladder, Ben climbed ____ to the platform.
Cevabı göster
back up
Almost there: hedefe çok yakın
Almost there. ifadesi, bir kişinin bir hedefe ulaşmaya veya bir işi bitirmeye çok yakın olduğunu, ancak henüz ulaşmadığını belirtir. There gerçek bir varış noktasını ya da soyut bir hedefi gösterebilir. Kısa bir söz olarak kişiyi devam etmesi için cesaretlendirir: konuşan kişi yalnızca biraz daha çaba gerektiğini söyler.
Alıştırma
Almost there. birini cesaretlendirmek için söylendiğinde en doğal olarak ne anlama gelir?
- Hedefe zaten tamamen ulaşıldı.
- Şimdi diğer yere git.
- Hedefe çok yakınsın; devam et.
Cevabı göster
Hedefe çok yakınsın; devam et.
Pomeranians are a small but hardy breed. Notlar
0:59Pomeranyalılar küçük ama dayanıklı bir cinstir.
Pomeranians: bir köpek ırkının adı
Pomeranians, bir köpek ırkının adı olan Pomeranian sözcüğünün çoğuludur. Bu cümlede bir kişiyi veya yeri değil, tanımlanan köpeğin türünü belirtir. Bunun bir ırk adı olduğunu bilmek, small but hardy ifadesini cümlenin bu köpeklere yüklediği özelliklerle ilişkilendirmenizi sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede Pomeranians neyi ifade ediyor?
- Bir soyadı.
- Bir köpek ırkı.
- Bir yer adı.
Cevabı göster
Bir köpek ırkı.
small but hardy: küçük ama dayanıklı
small but hardy ifadesinde but, birbiriyle karşıt iki betimlemeyi bağlar. Small boyutu belirtirken hardy güçlü ve zorlu koşullara dayanabilir anlamına gelir. Sıfat + but + sıfat yapısı, ikinci özelliği ilkine bakıldığında beklenmedik bir özellik olarak sunar. Burada küçük olmak zayıflığı düşündürebilir, ancak hardy bu beklentiyi tersine çevirir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi yeni cümleyi tamamlamak için tekrar kullanın: This pony is ____, so it copes well with harsh mountain weather.
Cevabı göster
small but hardy
You can do it: güven veren bir cesaretlendirme
You can do it, birini cesaretlendirmek için kullanılan yaygın bir ifadedir. Burada can yalnızca yeteneği belirtmez; konuşanın Pom Pom’un zor hareketi tamamlayabileceğine güvendiğini de gösterir. Bu ifadeyi bir zorluktan önce veya zorluk sürerken kullan. “Başarabileceğine inanıyorum” anlamı taşır; oyun, ders, gösteri ya da başka zor bir görev sırasında birine destek olabilir.
Alıştırma
Yarıştan önce heyecanlanan bir arkadaşını bu dersteki ifadeyle cesaretlendir: ____!
Cevabı göster
You can do it
I did it: tamamlanan bir zorluğu kutlamak
I did it, “Başardım” veya “Görevi bitirmeyi başardım” demektir. Geçmiş zamandaki did, zorluğun tamamlandığını gösterir. it zamiri ise bağlamdan zaten anlaşılan göreve gönderme yapar. İnsanlar bunu zor bir şeyi başardıktan sonra heyecan, gurur ya da rahatlama duygusuyla söyler. Yalnızca bir eylem yaptığını bildiren tarafsız bir cümle değildir.
Alıştırma
Zor bir yapbozu az önce tamamladın. Başarını doğal biçimde kutlayan cümle hangisidir?
- I did it!
- I will do it!
- I can do it!
Cevabı göster
I did it!
up here: konuşanın bulunduğu yüksek yerde
Up here tek bir yer ifadesi olarak kullanılır. Up, yerin ilgili başka bir noktadan daha yüksekte olduğunu; here ise konuşanın o yerde bulunduğunu gösterir. Bu cümlede konuşan kişi zaten yüksek yerdedir. İfade yalnızca “yukarıda bir yerde” değil, “benim bulunduğum bu yüksek yerde” anlamına gelir.
Alıştırma
“Benim bulunduğum bu yüksek yerde” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The wind is strong ____.
Cevabı göster
up here
Take that: saldırı veya karşı saldırıdan sonra söylenen bir sataşma
Take that!, birinin rakibine vurduğu, başarılı bir hamle yaptığı veya ona üstün geldiği anda kullanılan kalıplaşmış bir ünlemdir. “Bunun etkisini hisset!” gibi bir anlama gelir; karşı taraftan bir nesneyi almasını istemez. Burada başarılı karşı saldırıyı şakacı, abartılı ve zafer kazanmış gibi gösterir.
Alıştırma
Take that! hangi durumda doğal duyulur?
- Bir konuğu oturmaya davet edersin.
- Bir arkadaşına kibarca kitap uzatırsın.
- Oyunda şaka amaçlı bir vuruş yapıp rakibine sataşırsın.
Cevabı göster
Oyunda şaka amaçlı bir vuruş yapıp rakibine sataşırsın.
you big meanie: çocuksu ve hafif bir hakaret
you big meanie, birine doğrudan hitap edip onu kötü ya da haksız davranan biri olarak nitelendirir. meanie, kötü davranan kişi için kullanılan çocuksu bir isimdir; big burada suçlamayı güçlendirir, kişinin fiziksel büyüklüğünü anlatmaz. Bu ifade genellikle bir çocuğun hafif hakareti gibi duyulur. Şakacı bir konuşmada derin bir düşmanlıktan çok yapmacık öfke de anlatabilir.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: Bir çalışan, iş arkadaşını eleştirmek için resmî bir e-postada “You big meanie” yazıyor.
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
I demand you ...: güçlü ve dramatik bir emir
I demand you let me down cümlesinde demand, konuşanın pazarlığa açık değilmiş gibi sunduğu bir talebi başlatır. Yapı I demand (that) + özne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada that atıldığı için you, demand fiilinin nesnesi değil, let fiilinin öznesidir. I demand you ... resmî, otoriter ve çatışmacı duyulur. Sıradan bir sıkıntı için böylesine ağır bir dil kullanmak emri kasıtlı olarak dramatik ya da komik gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümle sıradan bir rica yerine kasıtlı olarak güçlü ve resmî bir emir verir?
- I demand you open the gate this instant.
- Can you open the gate when you have a moment?
- Could you open the gate, please?
Cevabı göster
I demand you open the gate this instant.
let me down: yüksek bir konumdan aşağı indirilmek
Burada let me down, konuşan kişinin yüksek bir konumdan aşağı indirilme veya aşağı inmesine izin verilme talebidir. let + nesne + down yapısında down gerçek bir aşağı yönü gösterir; yani konuşan daha alçak bir seviyeye dönmek ister.
Alıştırma
“I demand you let me down this instant” cümlesinde let me down ne anlama gelir?
- Gitmeme izin ver.
- Beni hayal kırıklığına uğrat.
- Beni bu yüksek konumdan aşağı indir.
Cevabı göster
Beni bu yüksek konumdan aşağı indir.
this instant: hemen demenin sert bir yolu
Burada this instant, hemen ve hiç gecikmeden anlamına gelen bir zaman ifadesidir. Cümlenin sonunda, talep edilen eylemin ne zaman gerçekleşmesi gerektiğini bildirir; instant yalnızca kısa bir anı adlandırmaz. now ile karşılaştırıldığında this instant, emri daha sert, resmî ve dramatik gösterir.
Alıştırma
“I demand you let me down this instant” cümlesinde this instant ne anlatır?
- Yalnızca bir saniyeliğine
- Yakın bir zamanda
- Güçlü bir taleple hemen
Cevabı göster
Güçlü bir taleple hemen
we'll get off: anlık karar için will
We'll, we will'in kısaltmasıdır. Buradaki will, konuşanların isteği duyduktan sonra konuşma anında verdikleri kararı gösterir. Üzerinde ya da içinde bulundukları şeyden hemen inmeyi kabul ederler. Get off, üzerinde ya da içinde olduğunuz bir araçtan veya şeyden inmek ya da ayrılmak demektir. Okay, I'll/we'll + fiilin yalın hâli kalıbı, önceden yapılmış bir planı değil, o anda verilen cevabı anlatmak için sık kullanılır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız sizden az önce pencereyi kapatmanızı istedi. Hangi cevap, buna o anda karar verdiğinizi en açık şekilde gösterir?
- Okay, I closed it yesterday.
- Okay, I'll close it.
- Okay, I close it every evening.
Cevabı göster
Okay, I'll close it.
hang on: duraklamayı isteyen gündelik ifade
Hang on, “bekle” veya “durakla” anlamına gelen gündelik bir konuşma ifadesidir. Wait, hang on cümlesinde konuşan kişi, diğer kişinin eyleme devam etmeden önce durmasını ister. Burada ifade tek bir bütün olarak çalışır; hang, gerçek anlamıyla “asılı durmak” demek değildir. Bir şeyi kontrol etmek, düşünmek veya birinin çok erken harekete geçmesini önlemek için kısa bir süre gerektiğinde Hang on kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Gündelik isteği hang ile başlayan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Don't press the button yet. ____ a moment.
Cevabı göster
Hang on
Here comes ... ile bir gelişi bildirmek
Here comes + isim, bir kişinin veya şeyin yaklaştığını, göründüğünü ya da sahneye girdiğini bildirir. Örnekte bu yapı, Bayan Örümcek'in gelişine dikkat çeker. Özne bir isim olduğunda bu kalıpta özne-fiil devrikliği kullanılır: comes, tekil özneden önce gelir. Çoğul öznede come kullanılır; örneğin Here come the children.
Alıştırma
Yaklaşan tek bir otobüsü bildiren iki sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ the bus.
Cevabı göster
Here comes
cheeky: şakacı cesaret veya hafif saygısızlık
Cheeky, biraz cesur, yaramaz veya saygısız bir davranışı anlatır. Oh, you cheeky fly. cümlesinde oyun sırasında söylenen şakacı ve hafif bir azarlamadır; ciddi bir suçlama değildir. İfadenin tam gücü ses tonuna ve ilişkiye bağlıdır: sıcak bir tonla sevecen gelebilir; sert bir tonla söylenirse karşılık vermeyi veya saygısızlığı eleştirebilir.
Alıştırma
Samimi bir hayal oyununda biri gülümseyerek “You cheeky fly!” diyor. Cheeky büyük olasılıkla ne anlatır?
- Yaramazlık yaptığı için şakacı ve hafif bir azarlama
- İyi davranış için resmî bir övgü
- Sineğin zalim olduğuna dair ciddi bir iddia
Cevabı göster
Yaramazlık yaptığı için şakacı ve hafif bir azarlama
Can I have a go at being the spider, Bingo? Notlar
1:50Örümcek olmayı ben deneyebilir miyim, Bingo?
İzin istemek için Can I ...?
Bu soruda Can I ...? izin istemek için kullanılır: konuşan kişi bir kez denemesine izin verilip verilmediğini öğrenmek ister. Bunu yapabilecek yeteneğe sahip olup olmadığını sormaz. Günlük izin isteklerinde Can I + fiilin yalın hâlini kullanın. Örneğin: Can I join? veya Can I use this?
Alıştırma
Hangi cümle, konuşan kişinin mavi keçeli kalemi kullanmak için izin istemesini ifade eder?
- Can I use the blue marker?
- Can you use the blue marker?
- I can use the blue marker.
Cevabı göster
Can I use the blue marker?
have a go at + isim veya -ing
Have a go at, “denemek” veya “bir şeyi yapmaya çalışmak” anlamına gelir. Örnekte konuşan kişi sırayla örümcek olmayı denemek ister; buradaki go hareket değil, bir deneme ya da sıra anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. at sözcüğünden sonra bir isim veya fiilin -ing biçimini kullanın: have a go at the puzzle; have a go at drawing.
Alıştırma
Cümleyi denemek anlamındaki samimi Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: I'd like to ____ solving this puzzle.
Cevabı göster
have a go at
too small to: too + sıfat + to + fiil
too + sıfat + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir özelliğin ya da derecenin eylemi gerçekleştirmeye izin veren sınırı aştığını anlatır. Burada too small to be, kişinin küçük olmasını örümcek rolünü üstlenememesinin nedeni olarak sunar. to ile başlayan bölüm, engellenen eylemi ya da sonucu belirtir. too small tek başına yalnızca boyutu değerlendirir; too small to be the spider ise bu küçüklüğün neyi engellediğini söyler.
Alıştırma
small kelimesini kullanarak cümleyi üç kelimelik too ... to kalıbıyla tamamlayın: The puppy is ____ climb onto the sofa.
Cevabı göster
too small to
Yeah, no: olumsuz cevaptan önce söyleneni kabul etmek
Yeah, no gündelik konuşmada bir arada kullanılan bir dizidir. Yeah önceki konuşmacının sözünü kabul ettiğini ya da onunla aynı çizgide olduğunu gösterir; no ise olumsuz tutumu başlatır veya pekiştirir. Bunlar birbiriyle çelişen iki ayrı cevap değildir. Konuşmacının ne demek istediğini no'dan sonraki yan cümle gösterir. Burada olumsuz düşünceyi she's not tamamlar. Bağlam içinde bu, onun fazla küçük olmadığı anlamına gelir; yani konuşmacı, onun fazla küçük olduğu iddiasına yapılan itiraza katılır.
Alıştırma
Bir arkadaşın "Mia isn't too young to join us." diyor. Sen de "Yeah, no, she isn't." diye cevap veriyorsun. Hangi görüşü ifade ediyorsun?
- Mia'nın katılmak için fazla genç olmadığına katılıyorsun.
- Mia'nın fazla genç olduğunu düşünüyorsun.
- Herhangi bir görüş belirtmiyorsun.
Cevabı göster
Mia'nın katılmak için fazla genç olmadığına katılıyorsun.
Pomeranians are a small but hardy breed. Anlatım akışı
2:00Pomeranyalılar küçük ama dayanıklı bir cinstir.
small but hardy: önceki fikre dönerek sonucu bildiren tekrar
small but hardy ifadesinde small, itirazın dayandığı özelliği önce kabul eder; but ise odağı, itirazı daha az inandırıcı kılan hardy özelliğine kaydırır. Burada eşit önemde iki gerçek sıralanmaz; asıl savı ikinci özellik taşır. Cümle sonda tekrarlandığında önceki cesaretlendirmeye dönerek Pom Pom'un çok küçük olduğu iddiasına cevap verir. Aynı sözlerin yeniden kullanılması, bir ırk betimlemesini sonuca dönüştürür: küçük olmak, görevi yapamayacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Konuşmanın sonunda "Pomeranians are a small but hardy breed." cümlesinin tekrarlanmasının temel amacı nedir?
- Yalnızca ırkla ilgili arka plan bilgisini tekrarlar.
- Önceki düşünceye dönerek “çok küçük” itirazına karşı savı sonuca bağlar.
- Pom Pom'un bu rolü üstlenmemeye karar verdiğini gösterir.
Cevabı göster
Önceki düşünceye dönerek “çok küçük” itirazına karşı savı sonuca bağlar.