Daha az mı pirinç yemeliyiz? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
849 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Pirinç, dünya nüfusunun yarısından fazlasının temel gıdasıdır; ancak yetiştirilmesi çok miktarda su gerektirir ve kuraklıklarla seller giderek büyüyen bir sorun yaratır. Program, dönüşümlü ıslatma ve kurutma (AWD) yönteminin su ve elektrik kullanımını ve metan salımını azaltırken pirinç verimini nasıl artırdığını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the appetite for it is growing — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: appetite sözcüğünün gerçek açlığı değil, artan talebi mecazen anlattığını kavrayın ve kalıbı bir gıdaya, ürüne ya da hizmete yönelik ilginin büyümesini ifade ederken kullanın. 2. go through cycles of — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Pirinç tarlalarının suyla doldurulup ardından kurumaya bırakılması gibi aynı aşamalardan tekrar tekrar geçen süreçleri anlatmayı öğrenin; ifadeyi doğal, teknik veya kişisel döngülere de uyarlayın. 3. give it a go? — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Özellikle Britanya İngilizcesinde yaygın olan ve birine yeni bir yöntemi denemek isteyip istemediğini soran bu gündelik ifadeyi tanıyın; kesin bir taahhüt ya da başarı garantisi ima etmeden deneme önermek için kullanın.

Bu derste

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:00

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Neil.

0:04

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:04

Ve ben Beth.

Neil,

0:06

Neil,

what type of foods do you often eat?

0:06

sıklıkla ne tür yiyecekler yersin?

Well, basic things to fill me up. Öbek fiiller

0:09

Şey, karnımı doyuracak temel şeyler.

Öbek fiiller

fill me up: yemek yedikten sonra doymak

Bu cümlede fill me up, “yemek yedikten sonra beni tok hissettirmek” anlamına gelir. Konuşan kişi, bir kabın gerçek anlamda doldurulmasından değil, temel amacı açlığını gidermek olan basit yiyeceklerden söz ediyor. Burada fill ... up ayrılabilen bir öbek fiildir: me, doyan kişiyi; up ise ulaşılan sonuç durumunu gösterir. Yukarı yön anlamı taşımaz.

Alıştırma

fill, me ve up sözcüklerini doğal sırasıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: This sandwich will ____ until dinner.

Cevabı göster

fill me up

That's sort of bread, Ton ve niyet

0:11

Ekmek gibi şeyler,

potatoes.

0:13

patates.

Ton ve niyet

sort of: betimlemeyi daha az kesin yapmak

Burada sort of, “yaklaşık olarak” veya “aşağı yukarı” anlamına gelen ve sözü yumuşatan bir konuşma ifadesidir. Bread ve potatoes sözcüklerini tam ve kesin bir liste yerine hızlıca verilmiş örnekler gibi gösterir. Bu kullanım ifadeyi daha az kesin hâle getirir: konuşan kişi kesin bir sınıflandırma yapmıyor, yalnızca genel fikri veriyor.

Alıştırma

“The plan is sort of difficult to explain,” cümlesinde sort of ne işe yarar?

  1. Betimlemeyi daha az kesin hâle getirir.
  2. Planın sıraya konduğu anlamına gelir.
  3. Planın kesin bir kategorisini belirtir.
Cevabı göster

Betimlemeyi daha az kesin hâle getirir.

Well, food like this,

0:14

Evet, bunun gibi yiyecekler,

which is regularly eaten by many people, Dilbilgisi

0:16

birçok insan tarafından düzenli olarak tüketilenler,

is known as a staple. Notlar

0:18

temel gıda olarak bilinir.

Dilbilgisi

which is regularly eaten by many people: ek bilgi verme

which is regularly eaten by many people ilgi cümleciği virgüllerle ayrılır ve food like this hakkında ek bilgi verir. which, food like this ifadesine döner; yeni bir konu başlatmaz. Cümlecikteki is eaten edilgen yapıdadır: etken karşılığı many people eat this kind of food olur. regularly bunun alışılmış bir biçimde gerçekleştiğini belirtir. Cümlecik bütünüyle, bu yiyeceğin temel gıda olarak tanımlanmasına arka plan sağlar.

Alıştırma

Cümlede which neye gönderme yapıyor?

  1. many people
  2. a staple
  3. food like this
Cevabı göster

food like this

Kalıp ifadeler

is known as: bir ad veya kimlik belirtme

Is known as, “diye adlandırılır” veya “bu ad ya da kimlikle bilinir” anlamına gelir. Burada a staple terimini tanıtır. Kalıp be known as + ad, unvan veya kimlik biçimindedir. be öğesini özneye ve zamana göre is known as, are known as ve was known as şeklinde değiştirin.

Alıştırma

be known as yapısını doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: A baby cat is ____ a kitten.

Cevabı göster

known as

Kelime

staple: düzenli olarak tüketilen temel bir gıda

Bu cümlede staple, bir bölgenin veya grubun düzenli olarak yediği ve dayandığı temel bir gıda anlamına gelen isimdir. Yiyeceklerden söz edilirken a staple çoğu zaman staple food ifadesinin kısa biçimi olarak kullanılır. Aynı kelime, kâğıtları tutturmak için kullanılan küçük metal zımba telini de ifade edebilir. Burada konu yiyecek olduğu için anlamı “temel gıda”dır.

Alıştırma

İngilizce Rice is a staple in many households. cümlesini okuyun. staple burada ne anlama geliyor?

  1. kutlamalara özel bir yemek
  2. düzenli olarak tüketilen temel bir gıda
  3. kâğıt için kullanılan küçük metal bir zımba teli
Cevabı göster

düzenli olarak tüketilen temel bir gıda

In Britain,

0:20

İngiltere'de,

bread is a popular staple,

0:21

ekmek popüler bir temel gıdadır,

but for large parts of the world, Kalıp ifadeler

0:23

ancak dünyanın büyük bir bölümü için,

Kalıp ifadeler

for large parts of the world: bir ifadeyi birçok bölge için geçerli kılmak

For large parts of the world, “dünyanın birçok geniş bölgesinde” anlamına gelir. Buradaki parts, coğrafi bölgeleri ifade eder. Baştaki for, sonraki ifadenin nereler için geçerli olduğunu gösterir ve ifadenin kapsamını belirler. Large parts geniş bir alanı anlatır, ancak her yeri veya kesin bir oranı ifade etmez.

Alıştırma

for large parts of the world ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. yalnızca birkaç uzak yerde
  2. dünyadaki her ülkede
  3. dünyanın birçok geniş bölgesinde
Cevabı göster

dünyanın birçok geniş bölgesinde

there's another food which is number one, Kelime

0:25

bir numara olan başka bir yiyecek var,

rice.

0:28

pirinç.

Kelime

number one: sıralamada veya önem bakımından birinci

Bu cümlede number one yalnızca 1 rakamını adlandırmaz. Sıralamada ya da önem bakımından birinci demektir: pirinç önde gelen veya özellikle önemli bir yiyecek olarak sunulur. Genel olarak be number one, bir kişi ya da şeyin bir sıralama, öncelik veya tercihe göre en üst konumda olduğunu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede number one ne anlama geliyor?

  1. Tam olarak bir yiyecek
  2. Sıralamada veya önem bakımından birinci
  3. Yazılı 1 rakamı
Cevabı göster

Sıralamada veya önem bakımından birinci

That's right.

0:29

Bu doğru.

Over half the world's population eats rice as the staple food, Notlar

0:29

Dünya nüfusunun yarısından fazlası pirinci temel gıda olarak tüketiyor,

Dilbilgisi

Over half the world's population: dünya nüfusunun %50'sinden fazlası

Over half the world's population, “dünyadaki tüm insanların %50'sinden fazlası” demektir. Burada over bir miktardan önce gelir ve fiziksel olarak “üstünde” değil, “-den fazla” anlamını taşır. Bu ifade kesin bir sayı değil, alt sınır verir: oran yarıdan fazladır, ancak ne kadar fazla olduğu belirtilmez.

Alıştırma

Bir raporda Over half the visitors arrived early. deniyor. Hangi yüzde bu ifadeyle uyumlu olabilir?

  1. %60
  2. %40
  3. Tam olarak %50
Cevabı göster

%60

Kalıp ifadeler

as the staple food: pirincin gerçek rolünü belirtmek

as the staple food ifadesindeki as, pirincin insanların beslenmesinde gerçekten üstlendiği rolü belirtir. Pirincin gerçekten başlıca temel gıda olarak tüketildiğini gösterir. Aktarılabilir yapı fiil + nesne + as + rol veya işlev şeklindedir. as sonrasındaki isim öbeği, nesnenin gerçek rolünü adlandırır; burada pirinci günlük beslenmenin merkezindeki gıda olarak tanımlar.

Alıştırma

Gerçek bir rolü belirten sözcükle cümleyi tamamlayın: In this region, people eat cassava ____ a staple food.

Cevabı göster

as

especially in Asia.

0:33

özellikle de Asya'da.

But rice is a very thirsty crop, Deyimler

0:35

Fakat pirinç çok susuzluk çeken bir mahsul,

Deyimler

a very thirsty crop: yüksek su ihtiyacını anlatan bir mecaz

a very thirsty crop ifadesindeki thirsty mecazdır. Bir tarım ürünü insan gibi susuzluk hissedemez; bu ifade, pirincin yetişmek için çok büyük miktarda suya ihtiyaç duyduğu anlamına gelir. Bu canlı anlatım, yüksek su ihtiyacını kolayca canlandırılabilen bir görüntüye dönüştürür. thirsty bir bitkiyi veya ürünü nitelediğinde, bunu gerçek bir his olarak değil, “çok suya ihtiyaç duyan” şeklinde anlayın.

Alıştırma

Rice is a very thirsty crop burada ne anlama geliyor?

  1. Pirinç yetişmek için çok fazla suya ihtiyaç duyar.
  2. Pirinç yemek insanları susatır.
  3. Pirinç bir insan gibi susuzluk hissedebilir.
Cevabı göster

Pirinç yetişmek için çok fazla suya ihtiyaç duyar.

which needs lots of water to grow,

0:37

büyümek için çok fazla suya ihtiyaç duyar,

and this is becoming a problem

0:40

ve bu bir sorun haline geliyor

because of droughts and flooding caused by climate change. Dilbilgisi

0:41

iklim değişikliğinin neden olduğu kuraklık ve seller yüzünden.

Dilbilgisi

because of + isim öbeği

Because of bir eylemin, olayın veya durumun nedenini belirtir. Ardından bir isim, zamir veya isim öbeği gelir; burada tamamlayıcısı droughts and flooding caused by climate change ifadesidir.

Alıştırma

Cümleyi because of ile tamamlayın: The school closed ____ the power outage.

Cevabı göster

because of

Dilbilgisi

caused by climate change: kısaltılmış edilgen niteleyici

Geçmiş zaman ortacı öbeği caused by climate change, droughts and flooding ifadesinden sonra gelir ve bunlara neyin yol açtığını belirtir. Önündeki isim öbeğini niteler; caused yeni bir çekimli ana fiil değildir. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: droughts and flooding which are caused by climate change. İsim + geçmiş zaman ortacı öbeği biçimindeki sıkıştırılmış yapı haberlerde ve bilgilendirici metinlerde yaygındır.

Alıştırma

Hangi seçenek cümleyi objects sözcüğünü niteleyecek şekilde doğru tamamlar? The museum displayed ___.

  1. objects damaging by the fire
  2. objects were damaged by the fire
  3. objects damaged by the fire
Cevabı göster

objects damaged by the fire

In this program,

0:45

Bu programda,

we'll be hearing about a pioneering new technique Kelime

0:46

öncü ve yeni bir teknik hakkında konuşacağız

Kelime

a pioneering new technique: yeni bir yol açan yenilik

Burada pioneering, önemli ve yenilikçi bir yaklaşım kullanan ve sonraki çalışmalara yol açan bir tekniği niteler. Olumlu bir değerlendirme katar: teknik yalnızca yakın zamanda ortaya çıkmış değildir. a pioneering new technique ifadesinde iki sıfat da technique sözcüğünden önce gelir. New tekniğin yakın zamanda ortaya çıktığını, pioneering ise neden önemli veya yenilikçi görüldüğünü anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede pioneering, new technique ifadesine hangi anlamı katıyor?

  1. Tekniğin geleneksel ve yaygın biçimde bilinen bir şey olduğunu söyler.
  2. Tekniğin, başkalarının izleyebileceği yenilikçi bir yol açtığını söyler.
  3. Tekniğin çok yakın zamanda satın alındığını söyler.
Cevabı göster

Tekniğin, başkalarının izleyebileceği yenilikçi bir yol açtığını söyler.

helping farmers to grow rice

0:50

çiftçilerin pirinç yetiştirmesine yardımcı olan

in the face of a changing climate. Deyimler

0:51

değişen bir iklim karşısında.

Deyimler

in the face of a changing climate: bir güçlükle yüzleşmek

Burada in the face of, zor bir durumla karşı karşıya olmak veya onunla başa çıkmak anlamına gelir. A changing climate yalnızca tarafsız bir arka plan değil, karşılık verilmesi gereken bir güçlük olarak sunulur. Kalıp in the face of + isim öbeği şeklindedir. Genellikle birinin harekete geçtiği, devam ettiği veya değiştiği sırada karşılaştığı baskı ya da tehdidi belirtir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi ‘ciddi bir güçlükle karşı karşıyayken’ anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The crew stayed calm ____ danger.

Cevabı göster

in the face of

As usual, Anlatım akışı

0:54

Her zamanki gibi,

we'll be learning some useful new words and phrases.

0:54

bazı yararlı yeni kelimeler ve ifadeler öğreneceğiz.

Anlatım akışı

As usual: alışılmış bir rutini belirtmek

As usual, ardından gelen şeyin normalde olduğu gibi veya alışılmış bir düzenin aynı aşamasında gerçekleştiğini belirtir. Burada yeni kelime ve ifadeler öğrenmenin programın düzenli bir parçası olduğunu gösterir. Cümlenin başında bir yönlendirme işareti görevi görür: dinleyici sıradaki bilgiyi yeni bir değişiklik olarak değil, tanıdık bir rutin olarak anlayabilir.

Alıştırma

Bu cümlede As usual neyi belirtir: “As usual, our club meets in the library on Friday.”?

  1. Bu ilk kez gerçekleşiyor.
  2. Bu, yerleşmiş bir rutini izliyor.
  3. Bu, rutini beklenmedik biçimde bozuyor.
Cevabı göster

Bu, yerleşmiş bir rutini izliyor.

And remember,

0:58

Ve unutmayın,

you can find all the vocabulary from this program on our website,

0:58

bu programdaki tüm kelimeleri web sitemizde bulabilirsiniz,

bbclearningenglish.com.

1:02

bbclearningenglish.com.

But first, Anlatım akışı

1:04

Ama önce,

I have a question for you, Beth. Kalıp ifadeler

1:05

sana bir sorum var, Beth.

Anlatım akışı

But first: daha önce yapılacak adıma geçmek

But first, sıralamada kısa bir değişiklik olduğunu belirtir. Konuşmacı ne olacağını söyledikten sonra, ondan önce gerçekleşmesi gereken bir şeyi tanıtmak için bu ifadeyi kullanır; burada Beth’e bir soru sormaktadır. Buradaki but mutlaka karşı çıkma anlamı taşımaz. Duyurulan plan ile hemen yapılacak adımı karşılaştırırken first bu adımın daha önce gerçekleşeceğini gösterir.

Alıştırma

Bir sunucu şöyle diyor: “We will begin the tour soon. But first, please sign the visitor sheet.” Bundan sonra ne olur?

  1. Ev sahibi bir anlaşmazlık yüzünden turu iptal eder.
  2. Ziyaretçiler turdan önce forma imza atar.
  3. Tur hemen sona erer.
Cevabı göster

Ziyaretçiler turdan önce forma imza atar.

Kalıp ifadeler

I have a question for you: soruya doğal bir giriş

I have a question for you, dinleyiciye birazdan bir şey soracağınızı bildirmenin doğal bir yoludur. Yeniden kullanılabilen kalıp have a question for + kişi şeklindedir; for, yanıt vermesi beklenen kişiyi gösterir. Sondaki Beth doğrudan hitaptır. Konuşanın tam olarak kime seslendiğini gösterir ve cümlenin geri kalanından virgülle ayrılır.

Alıştırma

Dersteki sabit soru girişini kullanın: ____, Maya. Why do leaves change color?

Cevabı göster

I have a question for you

Just now,

1:07

Az önce,

I mentioned that rice is a very thirsty crop.

1:07

pirincin çok susuzluk çeken bir mahsul olduğundan bahsetmiştim.

So,

1:11

Öyleyse,

how much water is needed to grow 1 kg of rice? Dilbilgisi

1:11

1 kg pirinç yetiştirmek için ne kadar su gerekir?

Dilbilgisi

is needed to grow: gerekli kaynağa odaklanmak

Bu soruda water, edilgen fiil is needed'ın öznesidir. is needed to grow yapısındaki is needed, suya birinin ihtiyaç duyduğunu gösterir; ancak yetiştiren kişinin kim olduğunu belirtmek gerekmez. to grow 1 kg of rice mastarı, suyun hangi amaçla gerektiğini belirtir. Bu sözcük sırası kaynağı ve miktarını öne çıkarır; bilgi sorularında ve süreç açıklamalarında yaygındır.

Alıştırma

Dersteki edilgen need yapısını kullanın: How much space ____ store all these boxes?

Cevabı göster

is needed to

Is it A,

1:15

A mı,

1,000 to 3,000 L?

1:16

1.000 ile 3.000 L arası mı?

B,

1:19

B mi,

3,000 to 5,000 L?

1:20

3.000 ile 5.000 L arası mı?

Or C,

1:22

Yoksa C mi,

5,000 to 7,000 L?

1:23

5.000 ile 7.000 L arası mı?

Um, I'm going to say C,

1:25

Hımm, bence C,

5,000 to 7,000 L.

1:27

5.000 ile 7.000 L.

Well,

1:29

Pekala,

we'll find out if that's right at the end of the program. Notlar

1:30

bunun doğru olup olmadığını programın sonunda öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out if: bir şeyin doğru olup olmadığını öğrenmek

Find out if, “evet ya da hayırla cevaplanabilen bir sorunun yanıtını öğrenmek” demektir. Find out, yalnızca “bir şeyi bulmak” değil, “bir bilgiyi öğrenmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. If, kontrol edilmesi gereken şeyi, yani bunun doğru olup olmadığını belirtir. Bu ifade, cevabın henüz bilinmediğini veya açıklanmadığını, ancak daha sonra öğrenileceğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi find out if ile tamamlayın: Let's check the website to ____ the pool is open today.

Cevabı göster

find out if

Kalıp ifadeler

at the end of the program: programın son bölümü

At the end of the program, “programın son bölümünde” demektir. At the end of + isim yapısı, bir şeyi sınırları belli bir etkinliğin, dönemin veya eserin son bölümüne ya da bitiş noktasına yerleştirir. Bu cümlede ifade, cevabın ne zaman öğrenileceğini gösterir: şimdi değil, program sona ererken.

Alıştırma

Cümleyi at the end of ile tamamlayın: We will vote ____ the meeting.

Cevabı göster

at the end of

Dr. Yvonne Pinto is Director General of the International Rice Research Institute, Kültür

1:33

Dr. Yvonne Pinto, Uluslararası Pirinç Araştırma Enstitüsü'nün Genel Müdürüdür,

Kültür

Director General of + kurum: resmî bir yönetici unvanı

Bu cümlede General, Director ile birlikte anlaşılmalıdır: Director General, enstitüyü yöneten üst düzey yetkilinin tam ve resmî unvanıdır. Ardından of, unvanı kuruma bağlar: Director General of + kurum. Buradaki General, “genel veya sıradan” anlamına gelmez ve askerî “general” rütbesini de belirtmez. Bu unvanı tanımak, Dr. Pinto'nun kurumun resmî liderlik görevindeki kişi olarak tanıtıldığını gösterir.

Alıştırma

Cümledeki Director General of ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. General, Director General resmî unvanını tamamlar ve of kurumu tanıtır.
  2. Bu kişi, enstitüde görev yapan askerî bir general olarak tanıtılır.
  3. General “sıradan” anlamına gelir; dolayısıyla bu kişi enstitünün sıradan yöneticilerinden biridir.
Cevabı göster

General, Director General resmî unvanını tamamlar ve of kurumu tanıtır.

or IRRI for short, Kalıp ifadeler

1:39

veya kısaca IRRI,

Kalıp ifadeler

IRRI for short: kısa bir adı tanıtma

For short, kısa bir adın, takma adın veya kısaltmanın ardından gelir ve “Bu, daha kısa biçimidir” anlamını verir. Burada tam ad International Rice Research Institute, kısa biçim ise IRRI'dir. Yaygın yapı tam ad, or + kısa biçim + for short şeklindedir. Böylece dinleyen kişi, tam adı tekrarlamak yerine IRRI kullanılabileceğini anlar.

Alıştırma

Tanıtımı kalıp ifadeyle tamamlayın: The Community Arts Network, or CAN ____, runs free workshops.

Cevabı göster

for short

based in the Philippines. Kalıp ifadeler

1:41

merkezi Filipinler'dedir.

Kalıp ifadeler

based in the Philippines: ana konumu belirtmek

Burada based in the Philippines, kuruluşun ana konumunun veya faaliyet üssünün Filipinler'de olduğunu belirtir. Filipinler'in bir şey için kanıt ya da kaynak olduğu anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be based in + yer şeklindedir. Bir kişinin, ekibin, şirketin veya kuruluşun esas olarak nerede çalıştığını ya da faaliyet gösterdiğini belirtir; bağlama göre “... konumunda olmak”, “...dan faaliyet göstermek” veya “merkezi ...da olmak” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi be based konum kalıbıyla tamamlayın: The museum's research team is ____ Oxford.

Cevabı göster

based in

Here,

1:43

Burada,

she explains more about the global popularity of rice Kalıp ifadeler

1:43

pirincin küresel popülaritesi hakkında daha fazla açıklama yapıyor

to BBC World Service program The Food Chain.

1:46

BBC Dünya Servisi programı The Food Chain'e.

Kalıp ifadeler

explains more about: bir konu hakkında ek ayrıntı vermek

Burada explains more about, “ek bilgi verir veya daha ayrıntılı açıklar” anlamına gelir. Explains eylemi, more ek ayrıntıyı, about ise konuyu, yani the global popularity of rice ifadesini belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp explain more about + isim öbeği şeklindedir. Bir röportaj, ders veya yazı kısa bir girişten daha ayrıntılı bir tartışmaya geçtiğinde bu kalıp sık kullanılır.

Alıştırma

İsteği explain, more ve konuyu belirten doğru edatla tamamlayın: Could you ____ the safety plan?

Cevabı göster

explain more about

Between 50 and 56% of the world's population Dilbilgisi

1:50

Dünya nüfusunun %50 ila %56'sı

Dilbilgisi

Between 50 and 56%: between ... and ... ile bir aralık

Between 50 and 56% sayısal bir aralığın alt ve üst sınırlarını verir. Kalıp between A and B şeklindedir: A %50, B ise %56'dır. Raporlarda ve tahminlerde bu, oranın tek bir kesin yüzde değil, bu iki sınır arasında bir değer olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

between ... and ... aralığını tamamlayın: The temperature stayed ____ 18 and 22 degrees.

Cevabı göster

between

rely on rice as the principal staple. Notlar

1:55

temel gıda olarak pirince bel bağlıyor.

Kalıp ifadeler

rely on: birine veya bir şeye bağımlı olmak

Rely on, “bağımlı olmak” veya “desteğine ihtiyaç duymak” anlamına gelir. Burada insanlar temel ana gıda olarak pirince bağımlıdır; yani pirinç yalnızca tercih edilen bir yiyecek değil, günlük beslenmeleri için gereklidir. Yapının tamamını rely on + kişi, şey veya faaliyet biçiminde kullanın. on edatı, desteği sağlayan unsuru tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi rely ve gerektirdiği edatla tamamlayın: Many small shops ____ local customers.

Cevabı göster

rely on

Kelime

as the principal staple: principal sözcüğünün “başlıca” anlamı

as the principal staple ifadesinde as, pirincin üstlendiği rolü belirtir. Staple, sık tüketilen temel bir yiyecektir; principal ise staple sözcüğünü niteleyen ve “başlıca” ya da “en önemli” anlamına gelen bir sıfattır. Bu nedenle ifadenin tamamı, pirincin beslenmedeki en önemli temel gıda olduğunu söyler.

Alıştırma

“Başlıca” anlamına gelen ve principle ismi olmayan, bu dersteki sıfatla cümleyi tamamlayın: The clinic is the ____ source of medical care on the island.

Cevabı göster

principal

Now,

1:57

Şimdi,

that's roughly about 4 billion people. Kelime

1:58

bu kabaca yaklaşık 4 milyar insan demektir.

Kelime

roughly about: tahminî bir sayıyı belirtmek

roughly about 4 billion ifadesinde roughly ve about sözcüklerinin ikisi de 4 milyarın kesin bir sayı değil, tahmin olduğunu gösterir. Doğaçlama konuşmada bu iki sözcük bazen birlikte kullanılır. Bu, sayıyı daha kesin hâle getirmez; genellikle tek bir yaklaşıklık sözcüğü yeterlidir.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: Resmî bir raporda roughly about 500 people, bir tahmini kısa ve öz biçimde sunmanın genellikle en iyi yoludur.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

And it is one of those commodities that is grown really extensively, Dilbilgisi

2:01

Ve bu gerçekten çok yaygın olarak yetiştirilen emtialardan biri,

Dilbilgisi

one of those commodities that: bir şeyi bir grubun üyesi olarak sınıflandırma

one of those + çoğul isim kalıbı, bir kişiyi veya şeyi daha büyük bir grubun içine yerleştirir. Burada one pirinci ifade eder; pirinç bu grubun bir üyesi olarak sunulduğu için commodities çoğuldur. that sözcüğü, açıklama ekleyen bir ilgi cümleciğini başlatır. Tekrar kullanılabilen one of those + çoğul isim + that ... kalıbıyla önce bir şeyi sınıflandırabilir, ardından ilgili bir özelliğini belirtebilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle one of those + çoğul isim + that kalıbını doğru kullanıyor?

  1. This is one of those tool that can save you hours of work.
  2. This is one of those tools that can save you hours of work.
  3. This is one those tools that can save you hours of work.
Cevabı göster

This is one of those tools that can save you hours of work.

particularly in South Asia and Southeast Asia.

2:05

özellikle Güney Asya ve Güneydoğu Asya'da.

But increasingly, Anlatım akışı

2:08

Ancak giderek artan bir şekilde,

the appetite for it is growing in continents like Africa, Deyimler

2:09

Afrika gibi kıtalarda ona olan iştah büyüyor,

Anlatım akışı

But increasingly: giderek güçlenen bir eğilime geçiş

But, az önce anlatılan durumdan başka bir noktaya geçildiğini gösterir. Increasingly ise dinleyiciye sıradaki durumun zamanla daha yaygın veya daha güçlü hâle geldiğini bildirir. Cümlenin başında birlikte kullanılan But increasingly, açıklamayı yerleşik bir kalıptan gelişmekte olan bir eğilime taşır. Tek seferlik, bağımsız bir artışı anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlenin başındaki But increasingly, esas olarak neyin işaretidir?

  1. Konuşmacının konuyu bitirdiğini gösterir.
  2. Önceki noktayla karşıtlık kurar ve güçlenen bir eğilimi tanıtır.
  3. Zaman içinde değişmeyen sabit bir olgu verir.
Cevabı göster

Önceki noktayla karşıtlık kurar ve güçlenen bir eğilimi tanıtır.

Deyimler

the appetite for it is growing: talep artıyor

Burada appetite mecaz anlamda kullanılmıştır. The appetite for it, o ürüne yönelik talep veya istek anlamına gelir; it pirinci ifade eder, acıkmış bir kişiyi değil. the appetite for + noun + is growing kalıbı, ilgi veya talebin arttığını anlatır. Piyasalar ve daha geniş toplumsal eğilimler hakkında konuşurken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi appetite kullanan mecaz ifadeyle tamamlayın: The ____ electric bikes is growing.

Cevabı göster

appetite for

and of course,

2:13

ve tabii ki,

there are also Latin American and European rice varieties.

2:14

Latin Amerika ve Avrupa pirinç çeşitleri de var.

Rice is a commodity, Kelime

2:18

Pirinç bir commodity'dir (emtia),

a produce that can be bought and sold. Dilbilgisi

2:20

alınıp satılabilen bir ürün.

Kelime

commodity: piyasalarda alınıp satılan temel bir mal

Burada commodity, genellikle büyük miktarlarda alınıp satılabilen temel bir mal anlamına gelir. Pirincin commodity olarak adlandırılması, onu yalnızca yiyecek olarak değil, piyasa ve ticaretin bir parçası olarak sunar. Bu sözcük; arz, talep veya fiyat konuşulurken özellikle tarım ürünleri, ham maddeler ve enerji kaynakları için kullanılır.

Alıştırma

“Rice is a commodity” cümlesinde commodity, pirinç hakkında temel olarak neyi gösterir?

  1. Yalnızca birinin tabağındaki bir öğündür.
  2. Tarım sektöründeki bir meslektir.
  3. Piyasalarda alınıp satılan temel bir maldır.
Cevabı göster

Piyasalarda alınıp satılan temel bir maldır.

Dilbilgisi

can be bought and sold: modal fiille edilgen yapı

can be bought and sold yapısında can’den sonra be, ardından bought ve sold geçmiş zaman ortaçları gelir. Bu, modal fiille kurulan edilgen yapıdır: öznenin gösterdiği şey eylemleri yapan değil, eylemlerden etkilenen taraftır. İki ortaç and ile bağlanır ve can be’yi ortak kullanır. Burada yapı, ürünün ticarete konu olabildiğini veya ticaretine izin verildiğini, yani insanların onu alıp satabildiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için buy ve sell fiillerinin basit modal edilgen biçimlerini bu sırayla kullanın: Used books can ____ online.

Cevabı göster

be bought and sold

Like other crops,

2:23

Diğer ürünler gibi,

rice has varieties, Kelime

2:24

pirincin varieties (çeşitleri) vardır,

different types.

2:26

farklı türleri.

Kelime

varieties, different types: belirli türler

Burada varieties, pirincin birbirinden farklı, belirli çeşitleri demektir. Somut türleri adlandıran sayılabilir bir ismin çoğul biçimidir; yalnızca soyut “çeşitlilik” fikrini anlatmaz. Konuşmacı varieties sözcüğünü hemen ardından daha basit olan different types ifadesiyle açıklar. Konuşurken virgülden sonra açıklama eklemek, bir sözcüğü o anda tanımlamanın yaygın bir yoludur.

Alıştırma

“rice has varieties, different types,” cümlesinde varieties ne anlama gelir?

  1. tüm pirinçler için tek bir ad
  2. belirli pirinç çeşitleri veya türleri
  3. yalnızca soyut çeşitlilik fikri
Cevabı göster

belirli pirinç çeşitleri veya türleri

For example,

2:27

Örneğin,

brown rice,

2:28

esmer pirinç,

long-grained rice,

2:29

uzun taneli pirinç,

or basmati.

2:30

veya basmati.

Much of the research into rice today is focused on making new varieties Kalıp ifadeler

2:32

Bugün pirinçle ilgili araştırmaların çoğu yeni çeşitler yapmaya odaklanıyor

Kalıp ifadeler

is focused on + isim veya -ing biçimi

Bu cümlede is focused on, “bir şeyi ana alan veya öncelik olarak ele alır” anlamına gelir. Günümüzdeki pirinç araştırmalarının büyük bölümünün asıl olarak neyi amaçladığını belirtir; belli bir anda dikkati toplama eylemini anlatmaz. Yapı be focused on + isim öbeği veya fiilin -ing biçimidir. on bir edat olduğu için is focused on making new varieties ifadesinde making kullanılır.

Alıştırma

be focused on ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The school program ____ teaching safe cycling.

Cevabı göster

is focused on

that can adapt to the changing environment Kalıp ifadeler

2:36

değişen çevreye uyum sağlayabilen

Kalıp ifadeler

adapt to the changing environment: değişen çevreye uyum sağlamak

Adapt to the changing environment, “çevredeki koşullar değişmeye devam ederken bunlara başarıyla uyum sağlamak” anlamına gelir. Bu cümlede can adapt, bir çeşidin yeni koşullarda büyümeyi veya işlevini sürdürme yeteneğini anlatır. Adapt, uyum sağlanan durumu belirttiğinde ardından to gelir: adapt to + isim öbeği. Changing, çevrenin devam eden bir değişim sürecinde olduğunu anlatır.

Alıştırma

Adapt ve gerektirdiği edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Animals must ____ a changing climate.

Cevabı göster

adapt to

and grow in conditions of either too much or too little water. Dilbilgisi

2:39

ve çok fazla veya çok az su olan koşullarda büyüyebilen.

Dilbilgisi

either too much or too little water: zıt alternatifleri bağlamak

Either ... or ... iki alternatifi birbirine bağlar. Burada birbirine zıt iki su miktarını aynı yapıda gösterir: çok fazla su ve çok az su. Cümledeki yargının iki uç koşuldan her birinde geçerli olduğunu anlatır. İki taraf paralel yapıdadır: too much ve too little, yalnızca sonda bir kez kullanılan ortak water ismini niteler. Bu kısa yapı seçenekleri, koşulları veya olası nedenleri bağlayabilir.

Alıştırma

Birbirine zıt iki olasılığı göstermek için eşleşen yapıyı tamamlayın: The seedlings can be harmed by ____ too much sunlight ____ too little sunlight.

Cevabı göster

either · or

Over half the world's population eats rice,

2:44

Dünya nüfusunun yarısından fazlası pirinç tüketiyor,

and there's a growing demand in Africa and Europe too. Kalıp ifadeler

2:46

ve Afrika ile Avrupa'da da artan bir talep var.

Kalıp ifadeler

a growing demand: giderek artan talep

a growing demand ifadesinde growing, talebin zaman içinde arttığı anlamına gelir. Soyut demand ismini niteler; bir bitki gibi gerçek anlamda büyümekten söz etmez. Bu ifade piyasalar, hizmetler, kaynaklar ve toplumsal eğilimlerle ilgili haberlerde yaygındır. Tam kalıp a growing demand for + insanların istediği şey veya hizmet biçimindedir. Altyazıdaki in Africa and Europe talebin nerede arttığını gösterir; for ise neye talep olduğunu belirtir.

Alıştırma

Haberi hedef eşdizim ve doğru edatla tamamlayın: More people are buying electric bicycles. There is ____ electric bicycles.

Cevabı göster

a growing demand for

So clearly,

2:50

Yani açıkçası,

there's an appetite,

2:50

bir appetite (iştah) var,

a strong desire,

2:52

güçlü bir arzu,

for rice worldwide.

2:53

dünya çapında pirinç için.

So,

2:55

Öyleyse,

is it possible to grow rice in a more eco-friendly way? Notlar

2:55

pirinci daha çevre dostu bir şekilde yetiştirmek mümkün mü?

Dilbilgisi

Is it possible to ...?: uygulanabilirliği sormak

Is it possible to + fiilin yalın hâli, bir eylemin yapılıp yapılamayacağını veya bir durumun gerçekleştirilebilir olup olmadığını sorar. Buradaki it biçimsel öznedir; sorunun asıl konusu to sonrasında gelen eylemdir. Bu cümlede grow fiilin yalın hâlidir ve pirinci bu şekilde yetiştirmenin mümkün olup olmadığı sorulur.

Alıştırma

İnternet üzerinden değişiklik yapmanın mümkün olup olmadığını hedef soru kalıbıyla sorun: ____ change the reservation online?

Cevabı göster

Is it possible to

Kelime

more eco-friendly way: çevresel etkiyi karşılaştırmak

More eco-friendly, başka bir seçeneğe veya olağan uygulamaya göre çevreye daha az zarar veren bir seçimi anlatır. Eco-friendly bir sıfattır; more ise onu karşılaştırmalı yapar. Way ile birlikte bir yöntemi anlatır. Bu nedenle in a more eco-friendly way, çevresel etkisi daha düşük bir yöntem kullanmak demektir; yöntemin hiçbir etkisi olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir şirket tek kullanımlık plastik yerine yeniden kullanılabilir kaplar kullanmaya başlıyor. Bu değişikliği hangi cümle doğru biçimde anlatır?

  1. The company found a more economical way to calculate its prices.
  2. The company found a more eco-friendly way to package its products.
  3. The company found a friendlier way to greet its customers.
Cevabı göster

The company found a more eco-friendly way to package its products.

Jean-Philippe Laborde,

2:59

Jean-Philippe Laborde,

director of rice company Tilda,

3:01

Tilda pirinç şirketinin direktörü,

thinks the answer lies in a new growing technique called alternate wet drying, Notlar

3:03

cevabın alternate wet drying (dönüşümlü ıslak kurutma) adı verilen yeni bir yetiştirme tekniğinde yattığını düşünüyor,

or AWD for short.

3:09

veya kısaca AWD.

Deyimler

the answer lies in: temel çözümün nerede olduğunu belirtmek

The answer lies in ... ifadesi, temel çözümün ardından gelen şeyde bulunduğunu anlatır. Bu cümlede yeni yetiştirme tekniğini önerilen çözüm olarak gösterir. Buradaki lie in soyut anlamdadır; birinin veya bir şeyin fiziksel olarak yatmasını anlatmaz. Bir sorunu çözebilecek etkene dikkat çekmek için the answer lies in + isim, isim öbeği veya -ing biçimi kalıbını kullanın.

Alıştırma

Temel çözümü belirten kalıpla cümleyi tamamlayın: To make fewer mistakes, the answer ____ checking each step.

Cevabı göster

lies in

Kelime

alternate wet drying: daha ıslak ve daha kuru evrelerin dönüşümü

Alternate wet drying burada çeltik tarlalarında suyu yönetmek için kullanılan bir tekniğin adıdır. Alternate, tarlanın sürekli su altında kalması yerine daha ıslak ve daha kuru koşulların sırayla oluştuğunu belirtir; hasat edilmiş pirinci kurutmak anlamına gelmez. AWD for short ifadesi, AWD'nin bu adın ilk harflerinden oluştuğunu gösterir. Tam terim tanıtıldıktan sonra kısa biçim kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümledeki alternate wet drying ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Tarla daha ıslak ve daha kuru koşullar arasında geçiş yapar.
  2. Hasat edilen pirinç her sulamadan sonra kurutulur.
  3. Tarla kesintisiz biçimde su altında tutulur.
Cevabı göster

Tarla daha ıslak ve daha kuru koşullar arasında geçiş yapar.

To grow rice,

3:12

Pirinç yetiştirmek için,

farmers go through cycles of flooding their fields or paddies, Notlar

3:13

çiftçiler tarlalarını veya çeltiklerini suyla doldurma döngülerinden geçerler,

Kalıp ifadeler

go through cycles of: tekrarlanan döngülerden geçmek

Bu cümlede go through cycles of, “aynı tür süreci tekrarlanan döngüler hâlinde yaşamak” anlamına gelir. Cycles, suyla doldurma işleminin yalnızca bir kez olmadığını, zaman içinde tekrarlandığını gösterir. Yapı go through cycles of + isim veya -ing biçimidir. Burada flooding, tekrarlanan etkinliği adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi go through cycles of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During development, the design may ____ testing and revision.

Cevabı göster

go through cycles of

Kelime

paddies: pirinç yetiştirilen tarlalar

Paddies, paddy sözcüğünün çoğuludur ve burada pirinç yetiştirilen tarlalar anlamına gelir. Bu tarlalar genellikle suyla doldurulur veya sulanır; bu nedenle sözcük cümleye uygundur.

Alıştırma

Bu tarım bağlamında paddies ne anlama gelir?

  1. Yalnızca otlatma için kullanılan kuru çayırlar
  2. Pirinç yetiştirilen tarlalar
  3. Çiçekler için küçük bahçeler
Cevabı göster

Pirinç yetiştirilen tarlalar

which then dry out and need to be flooded again. Öbek fiiller

3:17

daha sonra bunlar kurur ve tekrar suyla doldurulmaları gerekir.

Öbek fiiller

dry out: nemini kaybedip kurumak

Dry out, nemini kaybedip kuru hâle gelmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Buradaki which tarlaları ya da toprağı gösterir; bu yüzden dry out, yeniden su verilmeden önceki durum değişimini anlatır. Bu cümlede ifade geçişsizdir: ardından bir nesne gelmez. Geçişli olarak da kullanılabilir ve bir şeyi kurutmak anlamına gelir; örneğin Warm air dried the room out.

Alıştırma

Cümleyi “nemini kaybedip kuru hâle gelmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: After several hot days, the garden soil began to ____.

Cevabı göster

dry out

With AWD,

3:20

AWD ile,

measuring pipes are placed 15 cm underground, Dilbilgisi

3:21

ölçüm boruları yeraltına 15 cm yerleştirilir,

Dilbilgisi

are placed 15 cm underground: edilgen yerleştirme ve konum

Are placed, İngilizce geniş zamanın edilgen biçimidir: measuring pipes öznesi yerleştirme eylemine maruz kalan şeyi belirtir. Cümle, boruları yerleştiren kişilere değil borulara ve konumlarına odaklanır. 15 cm ölçüsü ile underground sözcüğü birlikte boruların yer yüzeyinin ne kadar altında olduğunu gösterir. Süreç ve kurulum açıklamalarında şu kalıp sık kullanılır: equipment + be + past participle + location.

Alıştırma

Teknik açıklamayı place fiilinin geniş zamanda edilgen biçimiyle tamamlayın: The sensors ____ two metres underground.

Cevabı göster

are placed

so that farmers can check water levels at any part of the field. Dilbilgisi

3:25

böylece çiftçiler tarlanın herhangi bir kısmındaki su seviyelerini kontrol edebilirler.

Dilbilgisi

so that: amaç belirtmek

Bu cümlede so that, önceki bir eylemin veya tasarımın amacını açıklar. farmers can check water levels yan cümlesi, bu düzenlemenin neyi mümkün kılmak için yapıldığını gösterir. Yaygın kalıp eylem veya düzenleme + so that + özne + can, could ya da will + fiil şeklindedir. Bir eylemi, o eylemle ulaşılmak istenen amaca bağlar.

Alıştırma

Cümleyi amaç bildiren iki kelimelik bağlaçla tamamlayın: Maya wrote the date down ____ she would not forget it.

Cevabı göster

so that

Normally,

3:29

Normalde,

rice needs 25 cycles of flooding and drying out to grow,

3:29

pirinç büyümek için 25 su baskını ve kuruma döngüsüne ihtiyaç duyar,

but using AWD,

3:34

ancak AWD kullanarak,

this is reduced to 20 cycles, Kalıp ifadeler

3:35

bu 20 döngüye düşürülür,

saving farmers water and reducing methane emissions. Notlar

3:37

çiftçilerin suyundan tasarruf edilir ve metan emisyonları azaltılır.

Kalıp ifadeler

reduced to 20: azalma sonrası son değer

be reduced to + sayı edilgen yapısında to, azalma sonrasındaki yeni ve daha düşük son değeri gösterir. Buradaki 20, çıkarılan döngü sayısı değil, azalmadan sonraki döngü sayısıdır. Edilgen yapı, değişime kimin veya neyin neden olduğunu belirtmeden değişime ve sonucuna odaklanır. Bu yapı miktar, maliyet, süre ve emisyonlarla ilgili raporlarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi reduce fiilinin edilgen biçimi ve son miktarı gösteren edatla tamamlayın: The monthly fee was ____ 30 dollars.

Cevabı göster

reduced to

Here's Jean-Philippe Laborde telling Ruth Alexander,

3:41

İşte Jean-Philippe Laborde, Ruth Alexander'a anlatıyor,

Dilbilgisi

Sonuçları gösteren saving ... and reducing ... yapısı

Bu bölüm, sonuç bildiren saving farmers water and reducing methane emissions ifadesinin devamıdır. Saving ve reducing, paralel kullanılan iki -ing biçimidir. Ana cümledeki eylemin iki sonucunu anlatırlar; birbirinden bağımsız iki ana eylemi değil. Tam bir cümleden sonra virgül ve -ing ifadesi kullanmak, “Bunun sonucunda ne oldu?” sorusunu kısa biçimde yanıtlayabilir. save someone something yapısında someone yarar gören taraftır: saving farmers water, çiftçilerin daha az su kullanmasına yardımcı olmak demektir. Here's sonraki cümleyi başlatır ve sonuç ifadesinin parçası değildir.

Alıştırma

İki sonucu göstermek için cümleyi save ve reduce fiillerinin -ing biçimleriyle tamamlayın: The new irrigation system uses less water, ____ farmers money and ____ waste.

Cevabı göster

saving · reducing

Kelime

İklim haberlerinde methane emissions

methane emissions teriminde emissions, atmosfere salınan metanı veya salınan miktarı ifade eder. Metan bir sera gazıdır; bu nedenle bu ifade iklim ve tarımla ilgili haberlerde yaygındır. Reducing methane emissions, bu salımları azaltmak demektir. Burada emissions, fırlatma veya yayın anlamına gelmez. Ardından gelen Here's yeni bir cümleyi başlatır ve terimin parçası değildir.

Alıştırma

Hangi cümle bir çiftliğin atmosfere daha az metan saldığını söylüyor?

  1. The farm reduced its methane emissions.
  2. The farm increased its methane storage.
  3. The farm measured its water use.
Cevabı göster

The farm reduced its methane emissions.

presenter of BBC World Service's The Food Chain,

3:44

BBC Dünya Servisi'nin The Food Chain sunucusu,

how he began his AWD experiment with farmers in India.

3:47

Hindistan'daki çiftçilerle AWD deneyine nasıl başladığını.

We've got last year uh 1,268 farmers on board

3:52

Geçen yıl ıı 1.268 çiftçiyi dahil ettik

applying this AWD technique to reduce uh the overall methane emission. Kalıp ifadeler

3:56

ıı genel metan emisyonunu azaltmak için bu AWD tekniğini uygulayan.

Kalıp ifadeler

applying this AWD technique to reduce: yöntem ve amaç

applying this AWD technique to reduce... ifadesinde applying, adı geçen tekniği uygulamaya koymak anlamına gelir. This AWD technique, apply fiilinin doğrudan nesnesidir. to reduce amaç bildiren bir to-infinitive yapısıdır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp apply + yöntem veya teknik + to + fiilin yalın hâli şeklindedir; hangi yöntemin kullanıldığını ve hangi sonucun amaçlandığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi apply a technique to reduce kalıbındaki sözcüklerle tamamlayın: The lab applied a filtering technique ____ water pollution.

Cevabı göster

to reduce

And how did you persuade those farmers to give it a go? Notlar

4:01

Peki bu çiftçileri denemeye nasıl ikna ettiniz?

Dilbilgisi

persuade those farmers to: persuade + kişi + to + fiil

Persuade someone to do something, bir kişiyi başarılı biçimde etkileyerek bir eylemi yapmayı kabul etmesini sağlamak demektir. Bu cümlede those farmers etkilenen kişileri, to give it a go ise yapmayı kabul ettikleri eylemi belirtir. Yapı persuade + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Kişi doğrudan persuade fiilinden sonra gelir; eylem ise to-infinitive ile belirtilir.

Alıştırma

Cümleyi persuade fiilinin geçmiş zaman biçimi ve infinitive işaretleyicisiyle tamamlayın: After a long discussion, Maya ____ her parents ____ let her join the trip.

Cevabı göster

persuaded · to

Deyimler

give it a go: baskı hissettirmeden denemek

Give it a go, “denemek” veya “bir şans vermek” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Buradaki it, çiftçilerden denemeleri istenen fikir veya yöntemi gösterir; a go hareket etmeyi değil, “bir deneme”yi ifade eder. Soru, birinin çiftçileri bu seçeneği denemeye nasıl ikna ettiğini soruyor. Bu ifade, ilk denemeyi genellikle baskısı düşük ve denemeye değer bir şey gibi gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaşınızı bir kursu denemeye teşvik ediyorsunuz. Bu dersteki gündelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: This class looks fun, so ____.

Cevabı göster

give it a go

That was quite challenging because obviously, Kelime

4:04

Bu oldukça zordu çünkü açıkçası,

Kelime

quite challenging because obviously: ölçülü zorluk ve beklenen bir neden

Quite, derecesi değişebilen challenging sıfatını niteler. Quite challenging içinde “epey” veya “önemli ölçüde” anlamına gelir: görev açıkça zordu, ancak ifade aşırı değil, ölçülüdür. Because bu zorluğun açıklamasını başlatır; obviously ise konuşanın gelecek nedenin dinleyen tarafından kolayca anlaşılmasını beklediğini gösterir. Bu nedenle ifade hem zorluğu değerlendirir hem de dinleyeni beklenen bir nedene yönlendirir.

Alıştırma

Konuşan bu cümlede ne anlatıyor? “It was quite challenging because, obviously, we had very little time.”

  1. Görev imkânsızdı ve konuşan neden vermeyi reddediyor.
  2. Görev epey zordu ve konuşan zaman azlığını kolayca görülebilen bir neden olarak değerlendiriyor.
  3. Görev kolaydı, ancak nedeni belirsizdi.
Cevabı göster

Görev epey zordu ve konuşan zaman azlığını kolayca görülebilen bir neden olarak değerlendiriyor.

the main challenge is for farmers the apprehension to lose revenues. Kelime

4:06

çiftçiler için asıl zorluk gelir kaybetme endişesidir.

Kelime

apprehension to lose revenues: anlamı ve doğal kalıbı

Bu cümlede apprehension, olası kötü bir sonuçla ilgili kaygı veya huzursuzluk anlamına gelir. apprehension to lose revenues ifadesi, çiftçilerin gelirlerinin azalmasından korktuğunu anlatır. Bu sözcük, zorluğu anlayış eksikliği olarak değil, riske karşı psikolojik direnç olarak çerçeveler.

Alıştırma

Hangi cümle çiftçilerin gelir kaybetme korkusunu en doğal biçimde ifade eder?

  1. Farmers felt apprehension about losing revenue.
  2. Farmers felt apprehension for lose revenue.
  3. Farmers felt apprehension to lose revenues.
Cevabı göster

Farmers felt apprehension about losing revenue.

They need to see tangible results at the end of the crop Kalıp ifadeler

4:11

Mahsulün sonunda tangible (somut) sonuçlar görmeleri gerekir

Kalıp ifadeler

tangible results: somut ve ölçülebilir sonuçlar

Burada tangible results, çiftçilerin ürün döneminin sonunda gözlemleyebileceği veya ölçebileceği açık ve gerçek sonuçlar anlamına gelir. Bir yöntemin işe yaradığına dair kanıta ihtiyaçları vardır; yalnızca iddia veya vaatlere değil. Tangible sözcüğü kelime anlamıyla dokunulabilir demek olabilir; ancak results gibi soyut bir isimle kullanıldığında somut ve kanıtlanabilir anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi somut ve ölçülebilir sonuçlar anlamına gelen vurgulanmış ifadeyle tamamlayın: Investors wanted to see ____ before providing more funding.

Cevabı göster

tangible results

that they are getting obviously something better.

4:14

açıkça daha iyi bir şey elde ettiklerine dair.

Many Indian farmers got on board with Jean-Phillipe's experiment. Deyimler

4:17

Birçok Hintli çiftçi Jean-Phillipe'in deneyine got on board (katıldı).

Deyimler

got on board with: bir planı kabul edip ona katılmak

Get on board with something, bir fikri, planı veya etkinliği kabul etmek ya da desteklemek ve ona katılmaya istekli olmak anlamına gelir. Got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada çiftçiler gerçek anlamda bir taşıta binmedi. İfade, Jean-Phillipe'in deneyini kabul edip deneye katıldıklarını anlatıyor.

Alıştırma

Cümleyi get on board with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. At first Maya doubted the idea, but after seeing the results she ____ the recycling program.

Cevabı göster

got on board with

If you get on board with something,

4:21

Eğer bir şeye get on board (katılırsan),

you agree to a plan of action and get involved.

4:23

bir eylem planını kabul eder ve dahil olursun.

In other words, Anlatım akışı

4:26

Başka bir deyişle,

you give it a go,

4:27

give it a go (bir denersin),

Anlatım akışı

In other words: daha açık bir yeniden ifadeyi başlatmak

In other words, bir düşünceyi yeniden ifade etmeyi başlatan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, sonraki sözlerin yeni bir nokta eklemek yerine aynı temel mesajı daha açık veya basit biçimde anlattığını gösterir. Bu cümlede you give it a go ifadesini önceki düşüncenin daha basit bir anlatımı olarak sunup açıklamayı düzenler.

Alıştırma

İkinci ifade ilkini yeniden anlatıyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The museum has no admission fee. ____, you can enter for free.

  1. However
  2. In other words
  3. For example
Cevabı göster

In other words

you try doing something to see if it works. Dilbilgisi

4:28

işe yarayıp yaramadığını görmek için bir şeyler yapmayı denersin.

Dilbilgisi

try doing: olası bir yöntemi denemek

Try doing something, bir eylemi deneme amacıyla yapıp ne olduğunu gözlemlemek demektir. Bu cümlede doing denenen yöntemi, to see if it works ise amacı belirtir. Bir eylemi denenebilecek olası bir çözüm veya yaklaşım olarak sunmak için try + -ing kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi try ve restart fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: If the app freezes, ____ it.

Cevabı göster

try restarting

As it turned out, Anlatım akışı

4:31

Sonuç olarak,

the new technique produced tangible results,

4:32

yeni teknik tangible (somut) sonuçlar üretti,

Anlatım akışı

As it turned out: gerçek sonucu tanıtmak

As it turned out, geçmişteki bir anlatıyı belirsizlikten, beklentiden veya önceki bir plandan daha sonra ortaya çıkan sonuca taşıyan, cümle başında kullanılan bir bağlayıcıdır. Burada yeni tekniğin somut sonuçlarını gerçek sonuç olarak sunar. Bilgiyi iki aşamada düzenler: önce sonuç hâlâ açık bir sorudur, ardından gelen yan cümle gerçekte ne olduğunu anlatır.

Alıştırma

“As it turned out, the missing key was in my coat,” cümlesinde As it turned out ne işe yarar?

  1. Kayıp bir nesneye başka bir örnek ekler.
  2. Sonradan neyin öğrenildiğini tanıtır.
  3. Anahtarın neden kaybolduğunu açıklar.
Cevabı göster

Sonradan neyin öğrenildiğini tanıtır.

results which are real and measurable.

4:36

gerçek ve ölçülebilir sonuçlar.

Using AWD, Dilbilgisi

4:38

AWD kullanarak,

the amounts of water and electricity needed to grow rice decreased. Dilbilgisi

4:40

pirinç yetiştirmek için gereken su ve elektrik miktarı azaldı.

Dilbilgisi

Using AWD: yöntemi belirten cümle başı -ing öbeği

Bu cümlede Using AWD, “AWD kullanarak” veya “yöntem olarak AWD ile” anlamına gelir. Cümle başındaki -ing öbeği önce yöntemi tanıtır; ana cümle daha sonra gerekli su ve elektrik miktarlarının azaldığı sonucunu verir. Using + isim öbeği yapısı bir araç veya yöntemi kısa biçimde tanıtabilir. Using ana fiil değildir; ana fiil decreased sözcüğüdür.

Alıştırma

“Using AWD, the amounts of water and electricity needed to grow rice decreased” cümlesindeki başlangıç öbeği ne anlama gelir?

  1. AWD’yi azalmayla bağlantılı yöntem olarak sunar.
  2. Bir su ve elektrik türünün adını verir.
  3. AWD’nin kendisinin küçüldüğünü söyler.
Cevabı göster

AWD’yi azalmayla bağlantılı yöntem olarak sunar.

Dilbilgisi

the amounts ... needed to grow rice decreased: özneyi ve fiili bulma

Cümlenin temel yapısı the amounts decreased şeklindedir. Uzun öznenin ana sözcüğü amounts, ana fiil ise decreased sözcüğüdür. of water and electricity öbeği, bu miktarların neyi ölçtüğünü belirtir. Kısaltılmış needed to grow rice niteleyicisi, bu miktarların pirinç yetiştirmek için gerekli olduğu bilgisini ekler; dilbilgisel olarak bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Rice bu niteleyicinin içindedir ve decreased fiilinin öznesi değildir.

Alıştırma

Hangi seçenek cümlenin temel özne-fiil yapısını verir?

  1. Water and electricity grew rice.
  2. Rice decreased.
  3. The amounts decreased.
Cevabı göster

The amounts decreased.

Methane gas emissions reduced.

4:45

Metan gazı emisyonları azaldı.

And on top of that, Anlatım akışı

4:47

Ve hepsinden önemlisi,

the amount of rice yielded increased. Kelime

4:49

elde edilen pirinç miktarı arttı.

Anlatım akışı

top of that, the: on top of that ifadesini ayırma

Tam bağlayıcı ifade on top of that'tir ve “buna ek olarak” ya da “bir nokta daha” anlamına gelir. Daha önce verilen bilgiye başka bir sonuç ekler ve yeni noktanın özellikle yararlı veya önemli olduğu hissini verebilir. Bu parçada on, vurgulanan sözcüklerin hemen önündedir; virgülden sonraki the ise bir sonraki isim öbeğini başlatır. Yapıyı tek bir top of that, the birimi olarak değil, on top of that, | the ... şeklinde okuyun.

Alıştırma

Cümleyi on top of that ile tamamlayın: The library is quiet and has free Wi-Fi. ____, it stays open late.

Cevabı göster

On top of that

Right,

4:52

Haklısın,

Kelime

increased: miktarın artması

Increased burada geçmiş zamandaki ana fiildir. Miktar bakımından daha büyük hâle gelmek anlamına gelir; dolayısıyla cümle, öncekinden daha fazla pirinç üretildiğini bildirir. Özne the amount of rice yielded ifadesidir. Bu isim öbeğinde yielded, üretilen pirinci tanımlar; increased ise miktara ne olduğunu anlatır. Bu kalıpta increase nesne olmadan kullanılabilir: the amount increased.

Alıştırma

Bu cümledeki increased sözcüğünün anlamını seçin: The amount of rice increased.

  1. Birisi miktarı ölçtü.
  2. Miktar daha büyük hâle geldi.
  3. Miktar aynı kaldı.
Cevabı göster

Miktar daha büyük hâle geldi.

Neil?

4:52

Neil?

Isn't it time you revealed the answer to your question? Ton ve niyet

4:53

Sorununun cevabını açıklama vaktin gelmedi mi?

Ton ve niyet

Isn't it time you revealed ...?: şimdi harekete geçmeye yöneltme

Isn't it time you revealed ...? konuşanın, karşısındaki kişinin bunu artık açıklaması gerektiğini düşündüğünü belirtir. Olumsuz soru biçiminde olsa da asıl amaç saati sormak değildir. Beklenen anın çoktan geldiğini ima eder ve dinleyiciyi hem onaylamaya hem de harekete geçmeye yöneltir. it is time ifadesinden sonra İngilizcede özne + simple past kullanılabilir: you revealed. Buradaki revealed geçmiş biçimindedir; ancak geçmişte tamamlanmış bir eylemi değil, şimdi veya çok yakında yapılması gereken bir eylemi anlatır.

Alıştırma

Doğrudan Leo'ya konuşuyorsunuz. Onu şimdi yatmaya yöneltmek için Isn't it time + özne + geçmiş yapısını kullanın: ____ to bed?

Cevabı göster

Isn't it time you went

I asked how many liters of water

4:55

Kaç litre suyun

are needed to grow just 1 kg of rice.

4:58

sadece 1 kg pirinç yetiştirmek için gerektiğini sormuştum.

And the answer was 3,000 to 5,000 L.

5:01

Ve cevap 3.000 ile 5.000 L arasıydı.

So,

5:05

Yani,

thirsty,

5:06

susuz,

but not as thirsty as you thought. Dilbilgisi

5:07

ama düşündüğün kadar susuz değil.

Dilbilgisi

not as thirsty as you thought: beklenenden daha düşük bir derece

not as + sıfat + as kalıbı, gerçek derecenin karşılaştırma noktasından daha düşük olduğunu gösterir. not as thirsty as you thought ifadesinde ürün, dinleyicinin hayal ettiğinden daha az suya ihtiyaç duyar. İkinci as sözcüğünden sonra you thought gibi bir yan cümle gelebilir. Burada thirsty mecaz anlamlıdır. Bir ürün insan gibi susuzluk hissetmez; ürüne thirsty denmesi onun çok fazla suya ihtiyaç duyduğu veya çok su tükettiği anlamına gelir. Karşılaştırma, bu görüntüyü korurken abartılı bir beklentiyi düzeltir.

Alıştırma

Filmin beklenenden daha az korkutucu olduğunu anlatmak için not as ... as kullanın: The film was ____ scary ____ I expected.

Cevabı göster

not as · as

Okay,

5:09

Tamam,

let's recap the vocabulary we've learned in this program, Kalıp ifadeler

5:09

bu programda öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,

Kalıp ifadeler

Let's recap the vocabulary: grubu kısa bir tekrara davet etmek

Bu cümlede Let's recap the vocabulary, konuşanın dinleyicileri daha önce öğretilen kelimeleri kısaca gözden geçirmeye davet ettiğini anlatır. Recap, ana noktaları özetlemek veya yeniden ele almak anlamına gelen bir fiildir. Let's recap + konu kalıbı, tekrar bölümüne geçiş yapar. Bir sonraki etkinliği öğretmen ya da sunucu yönetse bile Let's sözü, bunun birlikte yapılan bir etkinlik gibi duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Bir dersin sonunda Let's recap the vocabulary denildiğinde gruptan ne yapması istenir?

  1. Daha önce öğrenilen kelimeleri kısaca gözden geçirmek.
  2. Tamamen yeni bir kelime grubu oluşturmak.
  3. Kelimeleri dersten çıkarmak.
Cevabı göster

Daha önce öğrenilen kelimeleri kısaca gözden geçirmek.

starting with commodity. Anlatım akışı

5:12

commodity ile başlayarak.

A product like rice that can be bought and sold.

5:13

Pirinç gibi alınıp satılabilen bir ürün.

Anlatım akışı

Starting with commodity: ilk maddeyi tanıtmak

Starting with commodity, kelime tekrarında ilk olarak hangi maddenin ele alınacağını dinleyicilere bildirir. Burada starting with, kelimeleri gözden geçirme yönergesine ilk maddeyi ekleyen -ing biçimli bir ifadedir. Ana eylem + starting with + ilk madde kalıbı bilgiyi düzenler. Ardından başka maddelerin gelebileceğini belirtir; commodity sözcüğünün kendisinin bir şeye başladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Sıralı bir incelemede ilk maddeyi açıkça tanıtan seçenek hangisidir? We'll check three safety features, ...

  1. starting with the brakes
  2. because of the brakes
  3. ending with the brakes
Cevabı göster

starting with the brakes

Varieties of something are different types of it.

5:16

Bir şeyin varieties'i onun farklı türleridir.

If there's an appetite for something,

5:20

Eğer bir şeye karşı appetite varsa,

there's a strong desire or demand for it.

5:21

ona karşı güçlü bir arzu veya talep vardır.

If you get on board with an idea or a plan,

5:24

Eğer bir fikir veya plana get on board yaparsanız,

you agree to do something and get involved with doing it.

5:27

bir şey yapmayı kabul eder ve bunu yapmaya dahil olursunuz.

To give it a go means to try doing something.

5:30

Give it a go, bir şeyi yapmayı denemek anlamına gelir.

And finally,

5:34

Ve son olarak,

the adjective tangible means real and measurable.

5:35

tangible sıfatı gerçek ve ölçülebilir anlamına gelir.

Once again,

5:38

Bir kez daha,

our 6 minutes are up. Deyimler

5:39

6 dakikamız doldu.

Deyimler

our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi

Bu cümlede are up, ayrılan altı dakikanın bittiğini belirtir. Program için planlanan sürenin sonuna gelinmiştir. Bir zaman dilimi özne olduğunda be up, o sürenin sona erdiğini veya dolduğunu ifade eder. En yaygın kalıp Time is up şeklindedir; Your ten minutes are up örneğinde olduğu gibi belirli bir süre de özne olabilir.

Alıştırma

Ayrılan sürenin bittiğini belirten kalıbı tamamlayın: Time is ____.

Cevabı göster

up

If you've enjoyed this program,

5:41

Eğer bu programdan keyif aldıysanız,

why not try practicing the new vocabulary you've learned with our worksheets? Ton ve niyet

5:42

neden öğrendiğiniz yeni kelimeleri çalışma kağıtlarımızla pratik yapmayı denemiyorsunuz?

Ton ve niyet

why not try practicing: nazik bir öneri

Why not try practicing ...? bir etkinliği nazikçe önermenin bir yoludur. Burada why not genellikle bir neden sormaz; dinleyiciyi bir seçeneği değerlendirmeye davet eder. Kalıp Why not + fiilin yalın hâli şeklindedir ve burada ardından try + -ing gelir. Try practicing, pratik yapmayı yararlı olup olmadığını görmek için denenebilecek bir etkinlik veya yöntem olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle bir etkinliği deneyip yararlı olup olmadığını görmeyi doğal ve nazik biçimde önerir?

  1. Why not try practicing the new words aloud?
  2. Why not trying practicing the new words aloud?
  3. Why not try to practicing the new words aloud?
Cevabı göster

Why not try practicing the new words aloud?

It's available to download now from our website, Kalıp ifadeler

5:47

Şu anda web sitemizden indirilebilir,

Kalıp ifadeler

available to download: bir kaynağın indirilebildiğini belirtme

Available to download, bir kaynağın hazır olduğu ve insanların onu indirebildiği anlamına gelir. be available to + fiilin yalın hâli yapısında available öznenin durumunu, mastar yapı ise insanların onunla ne yapabileceğini belirtir. Dolayısıyla It's available to download, birinin onu artık indirebileceği anlamına gelir; kaynağın download eylemini kendisinin yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Ziyaretçilerin haritayı artık indirebildiğini söylemek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The museum map is ____ now.

Cevabı göster

available to download

bbclearningenglish.com.

5:50

bbclearningenglish.com.

And you could also try out the quiz while you're there. Notlar

5:53

Ve oradayken testi de deneyebilirsiniz.

Öbek fiiller

try out the quiz: testi denemek veya deneyimlemek

Try out the quiz, testin nasıl olduğunu veya nasıl çalıştığını görmek için onu yapmak anlamına gelir. Burada try out bir öbek fiildir; out, try ile bir bütün oluşturur ve bir şeyi test etme ya da deneyimleme anlamı katar.

Alıştırma

try out the quiz ne anlama gelir?

  1. Nasıl olduğunu görmek için testi yapmak.
  2. Testi web sitesinden kaldırmak.
  3. Zor bir testi bitirmek için büyük çaba göstermek.
Cevabı göster

Nasıl olduğunu görmek için testi yapmak.

Kalıp ifadeler

while you're there: aynı ziyaret sırasında başka bir eylem eklemek

Burada while you're there, “o yeri ziyaret ettiğin süre içinde” anlamına gelir. Bu bağlamda there web sitesini ifade eder; dolayısıyla fiziksel bir yer olmak zorunda değildir. while yan cümlesi, aynı ziyaret sırasında yapılabilecek başka bir eylem ekler. Çoğu zaman “hazır oradayken bunu da yapabilirsin” anlamını hissettirir ve ek önerinin doğal ve kullanışlı gelmesini sağlar.

Alıştırma

Öneriyi while you are there ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamla: You can pick up a map ____.

Cevabı göster

while you're there

Goodbye for now.

5:56

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

5:57

Görüşürüz.

6 Minute English

5:59

6 Minute English

from bbclearningenglish.com.

6:01

bbclearningenglish.com'dan.