Ya 1 trilyon ağaç daha olsaydı? - Jean-François Bastin: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: General Sherman adlı dev sekoyadan yola çıkan video, ağaçların atmosferdeki karbonu nasıl yakalayıp depoladığını, çeşitli yerel ekosistemlerin neden tek bir ideal türü dikmekten daha önemli olduğunu ve uzun vadeli etkileri belirsiz olsa da orman restorasyonunun emisyon azaltımı ile mevcut ormanları koruma çalışmalarını neden tamamlaması gerektiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Standing at almost 84 meters tall, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Cümle başındaki şimdiki zaman ortaç öbeğinin, özneyi belirtmeden önce çarpıcı bir fiziksel özelliği nasıl öne çıkardığını öğrenin. Bu kısa kalıpla bir kişi, yer veya nesneyi ayrı bir betimleme cümlesi kurmadan tanıtabilirsiniz. 2. Not that we know of. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bunun kesin bir “hayır” değil, “mevcut bilgilerimize göre yok” anlamına gelen temkinli bir olumsuzluk olduğunu fark edin. Bilimsel açıklamalarda, tartışmalarda ve eksik kanıta dayanan yanıtlarda iddialarınızın kesinlik derecesini uygun biçimde sınırlayabilirsiniz. 3. Taken together, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Daha önce belirtilen birkaç olgu veya güçlüğü tek bir genel değerlendirmede birleştirmek için bu geçişi kullanın. Her noktayı tekrarlamadan ayrı kanıtlardan daha geniş bir sonuca ilerleyebilirsiniz.
Bu derste
Standing at almost 84 meters tall ile cümle başında yükseklik anlatımı
Standing at almost 84 meters tall, yüksekliği anlatmak için cümlenin başına getirilen -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Burada standing at, “boyu/yüksekliği … olmak” anlamındadır; “ayakta durmak” eylemini anlatmaz. Bu öbek, dikkat çekici ölçüyü ana cümleden önce verir. Virgülden sonraki özne, yüksekliği anlatılan nesne ya da kişiyle aynı olmalıdır.
Alıştırma
Dersteki iki sözcüklü kalıpla cümle başındaki yükseklik anlatımını tamamlayın: ____ 120 meters tall, the tower is the tallest building in town.
Cevabı göster
Standing at
this is the largest known living tree on the planet. Dilbilgisi
0:09bu, gezegenimizdeki bilinen en büyük yaşayan ağaçtır.
the largest known living tree: known iddianın kapsamını nasıl sınırlar
the largest known living tree öbeğinde ana isim tree sözcüğüdür. Living, grubu hâlâ yaşayan ağaçlarla sınırlar; known, bu grubu insanların keşfettiği veya kaydettiği ağaçlarla sınırlar; largest ise bu sınırlı grup içindeki en büyük ağacı belirtir. Burada known, “şu anda insanlar tarafından bilinen” anlamındadır; “ünlü” anlamına gelmez. Henüz keşfedilmemiş daha büyük bir canlı ağaç bulunabileceği için olgusal iddiayı daha dikkatli hâle getirir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The museum protects the oldest known living oak in the country. known burada ne işe yarar?
- Meşenin artık yaşamadığını söyler.
- İddiayı keşfedilmiş veya kaydedilmiş canlı meşelerle sınırlar.
- Meşenin en çok insan tarafından tanınan ağaç olduğunu söyler.
Cevabı göster
İddiayı keşfedilmiş veya kaydedilmiş canlı meşelerle sınırlar.
Cümle başında past participle öbeği olarak Nicknamed General Sherman
Nicknamed General Sherman, edilgen anlam taşıyan ve cümlenin başında yer alan bir past participle öbeğidir: Ardından gelen özneye General Sherman adı verilmiştir. Bu kısa öbek, ana cümleden önce adı arka plan bilgisi olarak ekler. Nicknamed cümlenin ana fiili değildir. Tam cümlede bu adın verildiği şey this giant sequoia'dır; ana fiil daha sonra gelir: has sequestered.
Alıştırma
Bu cümlede Nicknamed the Red Planet ne işe yarıyor? Nicknamed the Red Planet, Mars appears red because of iron minerals in its soil.
- Mars'ın başka bir gezegene lakap taktığını söyler.
- Cümlenin tek ana fiilidir.
- Ana cümleden önce Mars'ın lakabını verir.
Cevabı göster
Ana cümleden önce Mars'ın lakabını verir.
yaklaşık 1.400 ton atmosferik karbonu tutup depolamıştır
İklim ve çevre dilinde sequester carbon, karbondioksiti atmosferden alıp içindeki karbonu doğal veya yapay bir depoda uzun süre saklamak anlamına gelir. Burada ağaç büyürken karbondioksiti almış ve karbonu odununda ve diğer dokularında tutmuştur; carbon kömür anlamına gelmez. Has sequestered, present perfect yapısıdır. Yaklaşık 1.400 tonluk miktarı bugüne kadar birikmiş sonuç olarak sunar; roughly ise sayının yaklaşık olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir iklim raporunda The forest has sequestered carbon for decades ne anlama gelir?
- Orman, karbonu atmosferden almış ve zaman içinde depolamıştır.
- Orman, karbonu depolamadan yalnızca saymıştır.
- Orman, sahip olduğu tüm karbonu kömüre dönüştürmüştür.
Cevabı göster
Orman, karbonu atmosferden almış ve zaman içinde depolamıştır.
Very few trees can compete with this carbon impact. Kalıp ifadeler
0:27Çok az ağaç bu karbon etkisiyle rekabet edebilir.
compete with this carbon impact: soyut bir etkiyle boy ölçüşmek
Bu cümlede compete with, bir yarışmaya katılmak değil, “boy ölçüşmek” veya “eşdeğer olmak” anlamına gelir. Karşılaştırılan şey soyut bir etkinin büyüklüğü ya da gücüdür: çok az ağaç bu karbon etkisine ulaşabilir. Aktarılabilir kalıp A can compete with B şeklindedir. A’nın yetenek, etki, ölçek veya kalite bakımından B ile karşılaştırılabilecek kadar güçlü ya da iyi olduğunu belirtir. B bir kişi veya kuruluş olabileceği gibi impact, quality, speed veya performance gibi soyut bir sonuç da olabilir.
Alıştırma
Cümlede can compete with this carbon impact ne anlama geliyor?
- ölçek veya etki bakımından bu karbon etkisiyle boy ölçüşebilir
- tüm karbon etkilerini önleyebilir
- bir karbon yarışmasına katılabilir
Cevabı göster
ölçek veya etki bakımından bu karbon etkisiyle boy ölçüşebilir
humanity produces more than 1,400 tons of carbon Dilbilgisi
0:31insanlık 1.400 tondan fazla karbon üretiyor
more than 1,400 tons ... every minute: miktar ve hız
Bu ifade, belirli bir eşiği aşan miktarı tekrarlanan bir zaman birimiyle birleştirir. more than 1,400 tons, miktarın 1.400 tonun üzerinde olduğunu; every minute ise bu miktarın her bir dakikalık sürede üretildiğini belirtir. Miktar + every + zaman birimi yapısı hem hızı hem de ölçeği vurgular. Bilim ve haber metinlerinde büyük bir toplamı devam eden bir akış olarak gösterip daha kolay anlaşılmasını sağlayabilir. Burada every minute, produces fiilini niteler ve üretimin ne sıklıkta gerçekleştiğini anlatır.
Alıştırma
Cümlede every minute bize ne anlatıyor?
- Bir ağacın karbonu ne kadar süre depoladığını
- İnsanlığın bu miktarda karbonu ne sıklıkta ürettiğini
- Bir ton karbon üretmenin kaç dakika sürdüğünü
Cevabı göster
İnsanlığın bu miktarda karbonu ne sıklıkta ürettiğini
To combat climate change: eylemden önce amacı belirtmek
To combat climate change, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Ana cümleden önce geldiğinde “Bu eylem neden yapılıyor?” sorusunu yanıtlar ve ardından gelen eylemi iklim değişikliğiyle başa çıkmanın bir yolu olarak sunar. Burada combat, gerçek anlamda savaşmak değil, “ciddi bir soruna karşı güçlü biçimde harekete geçmek” anlamına gelen bir fiildir. To + fiilin yalın hâli yapısı, önce hedefi belirtip sonra bir önlem sunarken sık kullanılır.
Alıştırma
Şu cümlede baştaki öbek ne işe yarar: “To combat climate change, cities are expanding clean public transport”?
- Şehirde gerçekleşen gerçek bir savaşı anlatır.
- İklim değişikliğinin zaten sona erdiğini söyler.
- Temiz toplu taşımayı genişletmenin amacını belirtir.
Cevabı göster
Temiz toplu taşımayı genişletmenin amacını belirtir.
we need to steeply reduce fossil fuel emissions Kalıp ifadeler
0:38fosil yakıt emisyonlarını hızla azaltmamız
steeply reduce fossil fuel emissions: emisyonlarda büyük bir kesinti
Reduce emissions, çevre ve politika tartışmalarında yerleşik bir eşdizimdir: salınan gazların ve diğer kirleticilerin miktarını azaltmak anlamına gelir. Fossil fuel emissions, kömür, petrol ve doğal gaz gibi yakıtların üretimi ve kullanımıyla bağlantılı emisyonlardır. Steeply, reduce fiilini niteler ve değişimin büyüklüğünü vurgular. Burada “büyük ve keskin bir oranda” anlamına gelir; dolayısıyla cümle küçük bir azalma değil, büyük bir kesinti gerektiğini belirtir. Fiziksel bir eğimi anlatmaz.
Alıştırma
Şu cümlede steeply nasıl bir anlam ekler: “The plan must steeply reduce fossil fuel emissions by 2035”?
- Emisyonların dik bir yamaçtan geldiğini söyler.
- Emisyonların yalnızca biraz azalması gerektiğini söyler.
- Azalmanın büyük ve belirgin olması gerektiğini söyler.
Cevabı göster
Azalmanın büyük ve belirgin olması gerektiğini söyler.
draw down excess CO2: fazla CO2 miktarını azaltmak
Burada draw down, “zaten var olan bir şeyin miktarını veya seviyesini azaltmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Excess CO2, istenen seviyenin üzerindeki CO2'dir; dolayısıyla ifade bu fazla miktarın düşürülmesini anlatır. Buradaki draw, “resim çizmek” anlamında değildir. Down fiilin bir parçasıdır ve toplam miktarın aşağı çekilmesi anlamını verir.
Alıştırma
Mevcut bir miktarı azaltmak anlamına gelen, dersteki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Unexpected repairs can ____ our cash reserves.
Cevabı göster
draw down
to restore our atmosphere's balance of greenhouse gases. Kelime
0:45atmosferimizdeki sera gazı dengesini yeniden sağlamak için.
restore our atmosphere's balance of greenhouse gases: atmosferdeki sera gazı dengesini yeniden sağlamak
Restore our atmosphere's balance, dengesi bozulmuş bir sistemi daha sağlıklı veya istikrarlı bir duruma geri getirmek anlamına gelir. İyelik yapısı olan our atmosphere's balance, dengesi yeniden sağlanan sistemin atmosfer olduğunu belirtir. Greenhouse gases, karbondioksit ve metan gibi ısıyı tutan gazların bilimsel adıdır. İfade, bu gazların atmosfer sistemi içindeki seviyelerini anlatır; bir sera binasının içindeki gazları anlatmaz.
Alıştırma
Restore our atmosphere's balance of greenhouse gases ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Atmosferdeki sera gazı seviyelerini yeniden daha sağlıklı bir dengeye getirmek
- Bir sera binasının içine normal hava koymak
- Tüm sera gazlarını atmosferden yok etmek
Cevabı göster
Atmosferdeki sera gazı seviyelerini yeniden daha sağlıklı bir dengeye getirmek
But what can trees do to help in this fight? Deyimler
0:49Peki ağaçlar bu mücadeleye yardımcı olmak için ne yapabilir?
help in this fight: acil eylem anlatan bir mecaz
Bu cümlede help in this fight, iklim değişikliğiyle mücadele etme çabasına katkıda bulunmak anlamına gelir. Fight mecazdır: Ağaçlar fiziksel bir savaşa katılmaz, ancak ciddi bir sorunun çözümünde rol oynayabilir. İklim eylemini bir fight olarak anlatmak, konuya aciliyet katar ve onu harekete geçmeyi gerektiren ortak bir sorun olarak sunar.
Alıştırma
Örnekte help in this fight ne anlatıyor?
- Ağaçlar, iklim değişikliğine karşı yürütülen acil ve ortak çabaya katkıda bulunabilir.
- Ağaçlar bir yarışmayı kazanmak için birbirleriyle rekabet ediyor.
- Ağaçlar gerçek bir savaşta düşmana fiziksel olarak saldırabilir.
Cevabı göster
Ağaçlar, iklim değişikliğine karşı yürütülen acil ve ortak çabaya katkıda bulunabilir.
And how do they sequester carbon in the first place? Kalıp ifadeler
0:51Ve her şeyden önce karbonu nasıl hapsediyorlar?
in the first place: temel soruya geri dönmek
Buradaki in the first place bir yeri veya birinci sıradaki maddeyi anlatmaz. “En temelde” ya da “başlangıç sorusu olarak” anlamına yakındır ve ağaçların karbonu hangi temel mekanizmayla tuttuğunu sorar. Bu ifade sorularda genellikle sona yakın gelir ve tartışma ilerlemeden önce temel nedene, yönteme veya varsayıma dönülmesini sağlar.
Alıştırma
Temel nedene geri dönen hedef ifadeyle soruyu tamamlayın: Why did Amir start the project ____?
Cevabı göster
in the first place
through a chemical reaction called photosynthesis. Kelime
0:59fotosentez adı verilen kimyasal bir reaksiyon aracılığıyla.
a chemical reaction called photosynthesis: called + terim
a chemical reaction called photosynthesis ifadesinde called, özel terim olan photosynthesis sözcüğünü genel kategori chemical reaction ifadesinden sonra getirir. Yeniden kullanılabilen kalıp a/an + kategori adı + called + terim şeklindedir. Called photosynthesis, kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir; tam biçimi a chemical reaction that is called photosynthesis olur. Bilimsel metinler adları ve terimleri kısa biçimde tanıtmak için bu kalıbı kullanır.
Alıştırma
called + terim tanım kalıbını tamamlayın: Water vapor becomes liquid through a process ____ condensation.
Cevabı göster
called
into oxygen and energy-storing carbohydrates.
1:07oksijene ve enerji depolayan karbonhidratlara dönüştürür.
convert water and carbon dioxide into oxygen: convert X into Y kalıbı
Convert X into Y, X'i değiştirip Y hâline getirmek demektir. Burada water and carbon dioxide X, oxygen and energy-storing carbohydrates ise Y'dir. Into, bir yeri veya varış noktasını değil, değişimin sonucunu tanıtır. Aynı kalıp bilimsel süreçleri, teknolojiyi ve günlük dönüşümleri anlatabilir.
Alıştırma
convert X into Y kalıbını tamamlayın: This machine converts food waste ____ fuel.
Cevabı göster
into
Plants then consume these carbohydrates in a reverse process called respiration, Kelime
1:11Bitkiler daha sonra solunum adı verilen ters bir süreçle bu karbonhidratları tüketir,
a reverse process called respiration: ters bir süreci adlandırma
a reverse process ifadesi, bu süreci az önce açıklanan sürecin ters yönünde ilerleyen bir süreç olarak sunar. Called respiration ise sürecin bilimsel adını verir. Burada respiration, hücrelerin depolanmış karbonhidratlardan kullanılabilir enerji açığa çıkardığı hücresel süreçtir. Yalnızca havayı içeri alıp dışarı verme eylemi değildir.
Alıştırma
a reverse process called respiration okuyucuya ne anlatır?
- Süreç aynı yönde ilerler ve adı yoktur.
- Süreç yalnızca bir kez nefes alma eylemidir.
- Süreç ters yönde ilerler ve adı respirationdır.
Cevabı göster
Süreç ters yönde ilerler ve adı respirationdır.
and releasing carbon back into the atmosphere. Kalıp ifadeler
1:18ve karbonu tekrar atmosfere salar.
release ... back into ...: geri dönüşü belirtme
release + object + back into + place or system yapısı, bir şeyi yeniden belirli bir yere veya sisteme sokmak anlamına gelir. Bu cümlede karbon atmosfere geri döner. Back sözcüğü temel geri dönüş anlamını taşır. Back olmadan release into yalnızca bir şeyin nereye gittiğini söyler; daha önce orada bulunduğunu belirtmez.
Alıştırma
release + object + back into + place yapısını tamamlayın: The purifier draws in room air and releases it ____ the room.
Cevabı göster
back into
and instead is stored as newly formed wood tissue.
1:25ve bunun yerine yeni oluşan ahşap dokusu olarak depolanır.
isn't released and instead is stored as ...: iki sonucu karşılaştırma
İki edilgen tümce aynı karbona ne olduğunu gösterir: karbon salınmaz, bunun yerine depolanır. Edilgen yapı, eylemleri yapan şeyden çok karbonun kendisine odaklanır. And instead, ikinci sonucun birincinin yerine gerçekleştiğini belirtir. Stored as newly formed wood tissue, karbonun yeni odun dokusu biçiminde tutulduğu anlamına gelir. Burada instead, konuşmacının tüm savında bir dönüşü değil, karbonun iki olası yönünü karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi and instead ve store fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The captured rainwater isn't discarded ____ for the garden.
Cevabı göster
and instead is stored
trees act as carbon vaults: karbon kasası benzetmesi
Act as, «bir şeyin işlevini yerine getirmek» anlamına gelir. Ağaçlara carbon vaults denmesi, odunlarında karbon tuttukları için onları güvenli depolama yerlerine benzetir. Vaults, ağaçların içinde gerçekten bulunan parçalar değildir. Bu benzetme, karbon depolamayı gözde canlandırmayı kolaylaştırır ve karbonun hızla salınmak yerine tutulduğunu vurgular.
Alıştırma
Burada trees act as carbon vaults ne anlama geliyor?
- Ağaçlar karbon depolayan yerler gibi işlev görür.
- Ağaçlar aldıkları tüm karbonu hemen salar.
- Ağaçların içinde karbon için gerçek metal kasalar vardır.
Cevabı göster
Ağaçlar karbon depolayan yerler gibi işlev görür.
for as long as they grow: sürenin tamamını belirtme
for as long as + yan cümle, “yan cümledeki durumun geçerli olduğu tüm süre boyunca” anlamına gelir. Burada zaman sınırını büyüme belirler: bu ifadeye bağlı eylem veya durum, onlar büyürken devam eder ve büyüme bittiğinde bu zaman aralığı da sona erer. Baştaki for, süre anlamını özellikle belirginleştirir. Bu bir zaman ifadesidir; fiziksel uzunluk karşılaştırması değildir.
Alıştırma
“... olduğu tüm süre boyunca” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The garden lights will stay on ____ the battery has power.
Cevabı göster
for as long as
some of its carbon will be released back into the air.
1:41karbonunun bir kısmı tekrar havaya salınacaktır.
can remain for thousands of years: aynı durumda kalmayı sürdürmek
Can remain for thousands of years, “o süre boyunca aynı yerde veya durumda kalmaya devam edebilir” anlamına gelir. Burada CO2’nin etkin biçimde bir şey yapması değil, toprakta depolanmış durumda kalması anlatılır. Can olasılığı, remain devamlılığı, for thousands of years ise belirli bir zaman noktasını değil süreyi ifade eder.
Alıştırma
“The chemical can remain in the soil for centuries,” cümlesinde remain ne ifade eder?
- Kimyasal madde belirli bir zamanda çıkarılır.
- Kimyasal madde aynı yerde veya durumda kalmayı sürdürür.
- Kimyasal madde toprağın içinde hareket etmeye başlar.
Cevabı göster
Kimyasal madde aynı yerde veya durumda kalmayı sürdürür.
seeps back into the atmosphere: yavaş ve aşamalı bir geri dönüş
Burada seeps back into the atmosphere, karbonun havaya yavaş ve aşamalı biçimde geri döndüğü anlamına gelir. Seep, hızlı bir salımın aksine hareketi belli belirsiz ve ani olmayan bir süreç olarak gösterir. seep back into + yer kalıbı, yavaş hareketi geri dönüşle birleştirir: back geri dönüşü, into ise varış yerini belirtir. Özellikle su, gaz, duman veya koku gibi maddeler için uygundur; fikirlerin ya da duyguların yavaş yavaş yayılmasını da anlatabilir.
Alıştırma
Özgün cümlede seeps back into the atmosphere neyi vurguluyor?
- Karbon bir anda tamamen havaya salınır.
- Karbon havaya yavaş ve aşamalı biçimde geri döner.
- Karbon bir daha asla havaya ulaşmaz.
Cevabı göster
Karbon havaya yavaş ve aşamalı biçimde geri döner.
So if trees are going to help fight a long-term problem like climate change, Dilbilgisi
1:55Eğer ağaçlar iklim değişikliği gibi uzun vadeli bir problemle mücadeleye yardım edecekse,
they need to survive to sequester their carbon
1:59karbonlarını hapsetmek için hayatta kalmaları gerekir
If ... are going to help ..., they need to ...: hedefi bir gerekliliğe dönüştürmek
So if X is going to help achieve a goal, X needs to meet a condition kalıbı, bir hedefi gerekliliğe dönüştürür. if yan cümlesi X’in ne yapabilmesi gerektiğini söyler; need to içeren ana cümle ise hedefin gerçekçi olması için hangi koşulun sağlanması gerektiğini belirtir. Burada are going to help yalnızca geleceğe ilişkin bir zaman tahmini değildir. Ağaçların sorunla mücadelede gerçekten işe yaraması gerektiğini anlatır. Ardından ağaçların hayatta kalması, karbonun uzun süre depolanması için gerekli bir koşul olarak sunulur.
Alıştırma
Hedefi gerekliliğe bağlayan aynı kalıbı hangi cümle kullanıyor?
- The battery lasted all day after I charged it.
- If the battery is going to last all day, it needs to use less power.
- The battery is going to the store with me.
Cevabı göster
If the battery is going to last all day, it needs to use less power.
while also reproducing quickly: eş zamanlı bir koşul eklemek
Bu ifadede while also, “aynı zamanda” anlamına gelir ve hızla çoğalma şeklinde gerçekleşmesi gereken başka bir koşul ekler. Burada güçlü bir karşıtlık belirtmez. while also + -ing biçimi, özneyi tekrarlamadan eş zamanlı ikinci bir eylem veya gereklilik eklemenizi sağlar. reproducing fiilinin örtük öznesi, bu parçanın yer aldığı cümlenin bütününden anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi while also ve stay fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The phone must be powerful ____ light.
Cevabı göster
while also staying
that meets these criteria: belirtilen ölçütleri karşılamak
Burada meets, “karşılar” veya “yerine getirir” anlamındadır; “karşılaşır” anlamına gelmez. These criteria, daha önce belirtilen ölçütleri ifade eder. That meets these criteria, one type of tree ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Soruyu, bu ölçütlerin hepsini karşılayan bir ağaç türüyle sınırlar.
Alıştırma
Soruyu meet fiilinin doğru biçimi, ardından these ve criterion sözcüğünün çoğuluyla tamamlayın: Which design ____?
Cevabı göster
meets these criteria
super-sequestering species we could scatter worldwide?
2:14dünya çapında yayabileceğimiz süper karbon emici türler?
fast-growing, long-lived, super-sequestering species: art arda kullanılan bileşik niteleyiciler
Fast-growing, long-lived ve super-sequestering ifadelerinin hepsi species sözcüğünden önce gelir ve nitelikleri kısa bir liste hâlinde verir. Kısa çizgiler, her bir grubun tek bir niteleyici gibi çalıştığını gösterir: hızlı büyümek, uzun yaşamak ve olağanüstü miktarda karbon tutmak. Super-sequestering bu bağlam için yaratılmış bir sıfattır; yerleşik bir tür etiketi değildir. Aynı kalıp, bilimsel açıklamalarda veya ürün tanıtımlarında bir ismin önünde birkaç özelliği yoğun biçimde vermek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi isim grubu, isimden önce iki bileşik niteleyiciyi doğal biçimde kullanır?
- fastly-charging, longly-lasting batteries
- batteries fast-charging, long-lasting
- fast-charging, long-lasting batteries
Cevabı göster
fast-charging, long-lasting batteries
Not that we know of: temkinli bir olumsuz yanıt
Not that we know of. bir şeyin var olup olmadığı veya gerçekleşip gerçekleşmediği sorusuna verilen eksiltili ve temkinli bir olumsuz yanıttır. Konuşanın şu anda bildiği hiçbir örnek veya durum olmadığı anlamına gelir. İfade, iddiayı konuşanın mevcut bilgisiyle sınırlar ve böylece yeni bilgilere yer bırakır. that we know of içinde that soruda bahsedilen şey türüne gönderme yapar; know of ise bir şeyin varlığından haberdar olmak demektir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız “Has anyone reported this error before?” diye soruyor. Hangi yanıt, şu anda bilinen bir bildirim olmadığını söylerken yeni bilgilere de açık kapı bırakır?
- We do not understand the error.
- No one could ever report it.
- Not that we know of.
Cevabı göster
Not that we know of.
even if ... existed, it wouldn't ...: sonuç değişmez
Even if ödünleyici bir varsayım başlatır: konuşan kişi, böyle bir ağaç türünün var olduğu hayalî koşulu geçici olarak kabul eder ve ardından olumsuz değerlendirmenin yine değişmeyeceğini söyler. even if + geçmiş zaman biçimi, ... would(n't) ... kalıbı, koşulu gerçek dışı veya gerçeklikten uzak gösterebilir. Buradaki such a tree, daha önce hayal edilen ağaç türüne gönderme yapar. Böyle bir ağacın gerçekten var olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
“Even if such a tree existed, it wouldn't be a good long-term solution” cümlesinde even if neyi gösterir?
- Ağacın var olduğu biliniyor.
- Hayalî koşul kabul edilse bile sonuç olumsuz kalıyor.
- Ağaç daha sonra bir çözüme dönüşecek.
Cevabı göster
Hayalî koşul kabul edilse bile sonuç olumsuz kalıyor.
Forests are complex networks of living organisms, Kelime
2:24Ormanlar, canlı organizmaların karmaşık ağlarıdır,
complex networks of living organisms: birbirine bağlı sistemler
Buradaki networks, birçok parçası birbirine bağlı olan ve birbirini etkileyen sistemler anlamına gelir. Ormanları complex networks of living organisms olarak tanımlamak; ağaçları, hayvanları, mantarları ve diğer canlıları birbirinden ayrı varlıklar olarak değil, etkileşim içindeki bir sistem olarak sunar. Bu kullanım, network sözcüğünü bilgisayarların ötesine taşır: sözcük ekolojik, sosyal ve fiziksel sistemlerdeki bağlantılı ilişkileri anlatabilir.
Alıştırma
“Forests are complex networks of living organisms” cümlesinde networks ne anlama gelir?
- birbirine bağlı birçok canlıdan oluşan bir sistem
- ağaçların kullandığı bir internet bağlantısı
- hiç etkileşime girmeyen aynı tür ağaçlar topluluğu
Cevabı göster
birbirine bağlı birçok canlıdan oluşan bir sistem
and there's no one species that can thrive in every ecosystem. Dilbilgisi
2:28ve her ekosistemde gelişebilecek tek bir tür yoktur.
there's no one species that can ...: her ortama uyan tek bir tür olmadığını belirtmek
no one species ifadesinde one, species sözcüğünü niteler. İfadenin tamamı “tek bir tür bile yok” anlamındadır; “hiç kimse” anlamına gelmez. that can thrive in every ecosystem ilgi cümleciği, varsayımsal olarak her yere uyum sağlayan bir türün ne yapabilmesi gerektiğini açıklar. Cümle, her yerde işe yarayan tek bir seçenek olduğu fikrini reddeder. Farklı türler belirli ekosistemlerde gelişebilir, ancak aynı tür her ekosistemde gelişemez. there is no one + tekil isim + that can ... kalıbı, tek bir çözümün bütün durumlarda işe yaradığı düşüncesini reddetmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bütün ekiplerde işe yarayan tek bir yöntem olmadığını söyler?
- There is no one who can work for every team.
- There is no one method that can work for every team.
- There is one method that can work for every team.
Cevabı göster
There is no one method that can work for every team.
The most sustainable trees to plant are always native ones, Kelime
2:32Dikilebilecek en sürdürülebilir ağaçlar her zaman yerli olanlardır,
native ones: ekolojik bağlamda yerli ağaçlar
Native ones, native trees anlamına gelir. Ones, çoğul isim trees yerine kullanılır; böylece aynı isim tekrarlanmaz. Ekoloji ve dikim bağlamında native, başka bir bölgeden getirilmiş olmak yerine ilgili bölgede doğal olarak bulunan anlamına gelir. Cümle, bölgenin yerli ağaçlarını en sürdürülebilir dikim seçeneği olarak sunar.
Alıştırma
"The park needed replacement trees, so the team ordered native ones," cümlesinde native ones ne anlama gelir?
- bölgede yaşayan kişilere ait ağaçlar
- her ekosistemde büyüyebilen ağaçlar
- yerel bölgede doğal olarak bulunan ağaçlar
Cevabı göster
yerel bölgede doğal olarak bulunan ağaçlar
species that already play a role in their local environment. Kalıp ifadeler
2:37zaten yerel çevrelerinde bir rol oynayan türler.
already play a role in their local environment: yerel çevrelerinde zaten rol oynamak
Bu cümlede play a role in, “bir şeyin içinde bir işleve veya etkiye sahip olmak” demektir. Role, türlerin ekosistemde yaptığı işi anlatır; tiyatro oyunundaki bir karakter anlamında değildir. Already, bu işlevin söz edilen zamandan önce zaten var olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı play a role in + isim veya fiilin -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi play ve role sözcükleriyle tamamlayın: Wetlands ____ in reducing floods.
Cevabı göster
play a role
Preliminary research shows that ecosystems with a naturally occurring diversity of trees Kelime
2:41Ön araştırmalar, doğal olarak oluşan ağaç çeşitliliğine sahip ekosistemlerin
naturally occurring diversity of trees: doğal olarak oluşan ağaç çeşitliliği
Naturally occurring, bir şeyin insanlar tarafından bilinçli olarak yaratılması yerine doğada var olması veya doğal biçimde gelişmesi demektir. Burada diversity sözcüğünü niteler: ekosistemde doğal biçimde gelişmiş çeşitli ağaç türleri vardır. Bilimsel yazılarda occur, “var olmak” veya “bulunmak” anlamına gelebilir. Burada çeşitliliğin tesadüfen meydana geldiğini anlatmaz; diversity yalnızca çok sayıda ağaç değil, farklı türlerin varlığı demektir.
Alıştırma
“Üretilmek yerine doğada var olan” anlamındaki iki sözcüklü bilimsel ifadeyi kullanın: The cave contains ____ mineral deposits.
Cevabı göster
naturally occurring
have less competition for resources and better resist climate change. Dilbilgisi
2:46kaynaklar için daha az rekabet ettiğini ve iklim değişikliğine daha iyi direndiğini gösteriyor.
have less competition ... and better resist ...: eşgüdümlü iki yarar
Ortak özneye bağlanan iki eşgüdümlü fiil öbeği vardır: have less competition for resources ve better resist climate change. İlk yarar rekabet miktarıyla, ikincisi ise iklim değişikliğine dayanma becerisiyle ilgilidir. better resist ifadesinde better zarf görevi görür ve resist fiilini niteler; yani özne daha etkili biçimde direnir. Bu yapı, iki bölüm aynı fiille başlamasa bile birbiriyle ilişkili iki sonucu kısa ve düzenli biçimde sunmayı sağlar.
Alıştırma
Cümlede less ve better sözcüklerinin neyi nitelediğini doğru açıklayan seçenek hangisidir?
- less, resources sözcüğünü; better ise climate change ifadesini niteler.
- less, competition sözcüğünü; better ise resist fiilini niteler.
- Hem less hem de better, competition sözcüğünü niteler.
Cevabı göster
less, competition sözcüğünü; better ise resist fiilini niteler.
This means we can't just plant trees to draw down carbon. Anlatım akışı
2:51Bu, sırf karbon emmek için sadece ağaç dikemeyeceğimiz anlamına geliyor.
This means we can't just ...: önceki bilgiden bir sınırlama çıkarma
This means önceki bilgiye gönderme yapar ve o bilgiden çıkarılan bir sonucu sunar. Dinleyiciye cümlenin geri kalanını ayrı bir olgu olarak değil, önceki bilginin sonucu ya da pratik bir sınırlama olarak değerlendirmesi gerektiğini gösterir. can't just plant trees ifadesinde just, önerilen çözümün kapsamını sınırlar: ağaç dikmek yardımcı olabilir, ancak yalnızca bunu yapmak yeterli değildir. Draw down carbon, atmosferdeki karbon miktarını azaltmak demektir.
Alıştırma
Vurgulanan cümle, açıklamanın içinde nasıl bir işlev görüyor?
- Karbonu azaltmak için gereken tek eylemin ağaç dikmek olduğunu söyler.
- Önceki bilgiden pratik bir sınırlama çıkarır: yalnızca ağaç dikmek yeterli değildir.
- Ağaç dikmenin imkânsız olduğunu söyleyen ilgisiz bir bilgi sunar.
Cevabı göster
Önceki bilgiden pratik bir sınırlama çıkarır: yalnızca ağaç dikmek yeterli değildir.
We need to restore depleted ecosystems. Kalıp ifadeler
2:54Tükenmiş ekosistemleri restore etmeliyiz.
We need to restore depleted ecosystems: tükenmiş ekosistemleri onarmak
restore depleted ecosystems ifadesi, kaynaklarını, türlerini ya da ekolojik işlevlerini kaybetmiş ekosistemlerin yeniden daha sağlıklı ve işler bir duruma gelmesine yardımcı olmak demektir. Burada depleted, kayıp veya aşırı kullanım yüzünden ciddi biçimde azalmış ya da zayıflamış anlamındadır; fiziksel olarak yorgun demek değildir. We need to bu restorasyonu gerekli bir şey olarak sunar. Yeniden kullanılabilir kalıp, restore + zarar görmüş veya tükenmiş bir çevre sistemi ya da kaynağıdır.
Alıştırma
Dersin çevreyle ilgili üç sözcüklü ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After decades of damage, we need to ____.
Cevabı göster
restore depleted ecosystems
There are numerous regions that have been clear-cut or developed Kelime
2:58Tamamen kesilmiş veya geliştirilmiş sayısız bölge var
have been clear-cut or developed: ağaçları tümüyle kesilmiş veya yapılaşmaya açılmış
Have been clear-cut or developed, present perfect zamanda edilgen bir yapıdır: have been + geçmiş zaman ortacı. İnsanların geçmişte bu bölgeler üzerinde işlem yaptığını ve ortaya çıkan durumun bugün de önemli olduğunu anlatır. Bu çevre bağlamında clear-cut, bir bölgedeki ağaçların tümünün veya neredeyse tümünün kesilmesi demektir. Developed ise araziye yapı yapılması ya da arazinin konut, yol veya turizm gibi insan kullanımına dönüştürülmesi anlamına gelir.
Alıştırma
"regions that have been clear-cut or developed" ifadesinin doğru yorumu hangisidir?
- Bölgelerin anlaşılması kolaylaşmış veya bölgeler ekonomik olarak daha gelişmiş hâle gelmiştir.
- Bölgeler şu anda kendi başlarına ağaç kesiyor veya inşaat planlıyor.
- Bölgelerdeki ağaçların tümü veya çoğu kesilmiş ya da arazi insan kullanımı için yapılaştırılmıştır.
Cevabı göster
Bölgelerdeki ağaçların tümü veya çoğu kesilmiş ya da arazi insan kullanımı için yapılaştırılmıştır.
are ripe for restoring: şu anda yenilenmeye özellikle uygun olmak
are ripe for restoring ifadesinde ripe mecaz anlamda kullanılır. Koşulların, söz konusu şeyleri şu anda yenilenmeye özellikle uygun hâle getirdiğini anlatır; meyvenin olgunlaşmasından söz etmez. be ripe for + isim veya -ing biçimindeki etkinlik kalıbı bir durumu ya da fırsatı değerlendirir. Burada restoring, bu şeylerin maruz kalabileceği bir eylemi adlandırır; onların yaptığı bir eylemi değil.
Alıştırma
Hangi cümle bir yerin şu anda restore edilmeye özellikle uygun olduğunu söyler?
- The empty theater is ready to restore the museum.
- The empty theater is ripe for restoration.
- The empty theater restored the museum.
Cevabı göster
The empty theater is ripe for restoration.
a study led by Zurich's Crowther Lab Dilbilgisi
3:05Zürih'teki Crowther Laboratuvarı tarafından yönetilen bir çalışma
study led by Zurich's Crowther Lab: kısaltılmış edilgen yapı
study led by Zurich's Crowther Lab ifadesinde led by Zurich's Crowther Lab, study sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Laboratuvarın çalışmayı yöneten kuruluş olduğunu belirtir; led, çalışmanın fiziksel olarak bir şeye yol gösterdiği anlamına gelmez. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: a study that was led by Zurich's Crowther Lab. İngilizcede bir ismi kısa biçimde tanımlamak için that was sık sık çıkarılır; bu kullanım özellikle haberlerde ve akademik yazılarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için lead fiilini kısaltılmış edilgen bir öbekte kullanın: A survey ____ local nurses found a safer method.
Cevabı göster
led by
analyzed satellite imagery of the world's existing tree cover. Kelime
3:08dünyadaki mevcut ağaç örtüsünün uydu görüntülerini analiz etti.
Uydu görüntüleri ve mevcut ağaç örtüsü
Bu araştırma ifadesinde satellite imagery, uydular tarafından toplanan ve geniş alanları incelemek için kullanılan görüntü verileri demektir. of the world's existing tree cover bölümü ise bu görüntülerin neyi gösterdiğini açıklar. Tree cover, ağaç taçlarıyla kaplı arazi alanını veya oranını belirtir; tek tek ağaçların sayısı ya da fiziksel bir örtü anlamına gelmez. Existing, incelenen zamanda zaten var olan ağaç örtüsünü gösterir.
Alıştırma
Bir çevre raporunda tree cover ne anlama gelir?
- bir ormandaki ağaç türlerinin sayısı
- ağaçların üzerine yerleştirilen koruyucu bir örtü
- ağaç taçlarıyla kaplı arazi alanı veya oranı
Cevabı göster
ağaç taçlarıyla kaplı arazi alanı veya oranı
By combining it with climate and soil data Dilbilgisi
3:13Bunu iklim ve toprak verileriyle birleştirerek
and excluding areas necessary for human use,
3:15ve insan kullanımı için gerekli alanları hariç tutarak,
By combining ... and excluding ...: By + -ing ile yöntem belirtme
By + -ing, ardından gelen sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi tanıtır. Burada combining it with climate and soil data araştırmanın ilk adımıdır; excluding areas necessary for human use ise and ile bağlanan ikinci adımdır. Combining ve excluding, By tarafından yönetilen paralel -ing biçimleridir. Virgül, cümle başındaki bu yöntem ifadesinden sonra sonucu belirten bir ana cümlenin geleceğini gösterir. Buradaki By, “bu yöntemle” anlamına gelir; “bir son tarihten önce” anlamına gelmez.
Alıştırma
Parantez içindeki fiilleri kullanarak yöntem yapısını tamamlayın: ____ the two maps and ____ outdated records, the team found a clearer pattern. (combine; exclude)
Cevabı göster
By combining · excluding
support ... additional forest: büyümeyi sürdürme kapasitesi
Bu cümlede support, “barındırabilmek, yaşatabilmek veya gerekli koşulları sağlayabilmek” anlamına gelir. Dünya, yaklaşık 1 milyar hektarlık ek ormanın büyümesine yetecek uygun araziye ve çevresel kapasiteye sahiptir; support burada bir fikre katılmak anlamına gelmez. Bu anlam, bir yerin, ekosistemin, kaynağın veya sistemin belirli bir nüfusu, faaliyeti ya da yükü taşıma kapasitesi anlatılırken yaygındır.
Alıştırma
“A healthy coral reef can support many kinds of sea life,” cümlesinde support ne anlama gelir?
- yaşatmak veya gerekli koşulları sağlamak
- duygusal destek vermek
- açıkça onaylamak
Cevabı göster
yaşatmak veya gerekli koşulları sağlamak
This staggering number surprised the scientific community,
3:29Bu şaşırtıcı sayı bilim camiasını şaşırttı,
prompting additional research: sonuç bildiren -ing'li öbek
-ing'li prompting additional research öbeği virgülden sonra gelir ve önceki tam cümlenin sonucunu gösterir: şaşırtıcı sayı, daha fazla araştırma yapılmasına neden olmuş veya bunu teşvik etmiştir. Burada prompt, “bir tepkiye neden olmak veya onu teşvik etmek” anlamında bir fiildir. “Tam cümle + virgül + -ing'li öbek” yapısı, ikinci eylem birinci olaydan doğduğunda haber ve rapor dilinde sık kullanılan kısa bir anlatımdır.
Alıştırma
Hangi cümlede bir olayın sonrakine neden olduğunu göstermek için “virgül + prompting” kullanılmıştır?
- The safety test revealing a flaw prompted the company to redesign the part.
- The safety test revealed a flaw, prompted the company to redesign the part.
- The safety test revealed a flaw, prompting the company to redesign the part.
Cevabı göster
The safety test revealed a flaw, prompting the company to redesign the part.
Scientists now cite a more conservative but still remarkable figure. Kelime
3:34Bilim insanları şimdi daha muhafazakar ama hala dikkate değer bir rakam veriyorlar.
cite a more conservative but still remarkable figure: temkinli ama dikkat çekici bir sayısal tahmin aktarmak
Burada cite a figure, genellikle dayanak olarak sayısal bir tahmini aktarmak veya ona değinmek demektir. Figure bir sayı ya da rakamdır; kişi veya şema değildir. More conservative, tahminin daha temkinli yapıldığını ve sonucu abartma olasılığının daha düşük olduğunu belirtir; siyasi muhafazakârlıkla ilgisi yoktur. But still remarkable bir karşıtlık kurar: daha temkinli tahmine rağmen sayı hâlâ şaşırtıcı veya önemlidir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?
- Geleneksel bir tarzda çizilmiş bir şemadan söz etmek.
- Siyasi olarak muhafazakâr bir tanınmış kişiden söz etmek.
- Daha temkinli ama yine de çarpıcı olan bir tahmini aktarmak.
Cevabı göster
Daha temkinli ama yine de çarpıcı olan bir tahmini aktarmak.
By their revised estimates: güncellenmiş bir hesaplama temelini belirtmek
By their revised estimates, sonraki bilginin nasıl yorumlanacağını gösteren bir giriş kalıbıdır: sıradaki sayı veya sonuç, onların güncellenmiş hesaplamalarına dayanır. Burada by, göre veya temelinde anlamına gelir. Revised, inceleme, yeni kanıt ya da yeniden hesaplama sonrasında değiştirildiğini belirtir. Bu ifade, tartışmayı önceki tahminden güncellenmiş tahmine taşır; tek başına bütün çalışmanın reddedildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“By their revised estimates,” giriş ifadesi okuyucuya ne anlatır?
- Tahminler belirli bir yerin yanında yapılmıştır.
- Önceki çalışmanın bütün sonuçlarını reddetmişlerdir.
- Ardından gelen bilgi onların güncellenmiş hesaplamalarına dayanır.
Cevabı göster
Ardından gelen bilgi onların güncellenmiş hesaplamalarına dayanır.
these restored ecosystems could capture anywhere from 100 to 200 billion tons of carbon, Kalıp ifadeler
3:41bu restore edilmiş ekosistemler 100 ila 200 milyar ton arası karbon yakalayabilir,
anywhere from 100 to 200 billion tons: belirsiz bir aralık
Anywhere from X to Y, gerçek sayının X ile Y arasındaki herhangi bir noktada olabileceğini belirtir. Buradaki tahmin 100 ila 200 milyar ton karbondur ve anywhere kesin miktarın belirsiz olduğu fikrini güçlendirir. Bu kalıpta anywhere bir yeri ifade etmez. Yapı; belirsiz miktarlar, fiyatlar, süreler, yaşlar, mesafeler ve diğer sayısal aralıklar için kullanılabilir.
Alıştırma
Belirsiz bir aralığı vurgulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The repair could cost ____ 200 to 800 dollars.
Cevabı göster
anywhere from
accounting for over 1/6 of humanity's carbon emissions. Dilbilgisi
3:49bu da insanlığın karbon emisyonlarının 1/6'sından fazlasını oluşturuyor.
accounting for over 1/6: oran eklemek
Burada accounting for, oluşturmak veya karşılık gelmek anlamındadır. Restore edilmiş ekosistemlerin tahmini karbon yakalama miktarı, insanlığın toplam karbon emisyonlarıyla karşılaştırılır: bu miktar toplamın altıda birinden fazlasına eşit olur. -ing ifadesi, önceki sayının bütüne göre ne kadar büyük olduğunu göstererek bu sayının önemini ekler. Bu, veri açıklamalarında bir sayıyı toplam içindeki payına bağlamanın yaygın bir yoludur.
Alıştırma
Oranı eklemek için account for ifadesinin -ing biçimini kullanın: The north region sold 600 tickets, ____ 60 percent of the total.
Cevabı göster
accounting for
for new restoration efforts can be found in just six countries.
3:55sadece altı ülkede bulunabiliyor.
Restorasyon bağlamında “the potential forest canopy”
Burada forest canopy, ağaç tepeleri, dalları ve yapraklarının oluşturduğu ormanın üst katmanını, yani orman taç örtüsünü ifade eder. İnsan yapımı bir çatı veya gölgelik değildir. the potential forest canopy, uygun restorasyondan sonra var olabilecek bu taç örtüsünün miktarını veya alanını anlatır. Potential, gelecekteki olası kapasiteyi gösterir; örtünün şu anda bütünüyle mevcut olduğunu söylemez.
Alıştırma
Ekoloji ve restorasyon bağlamında the potential forest canopy neyi ifade eder?
- barınak yapmak için kullanılabilecek kereste
- proje alanlarında kullanılan geçici çatılar
- oluşturulabilecek veya eski hâline getirilebilecek bir ağaç taç örtüsü
Cevabı göster
oluşturulabilecek veya eski hâline getirilebilecek bir ağaç taç örtüsü
And the study can also provide insight into existing restoration projects, Kalıp ifadeler
4:00Ve bu çalışma mevcut restorasyon projelerine de fikir verebilir,
“provide insight into existing restoration projects”: mevcut projeleri daha iyi anlamayı sağlamak
To provide insight into something, bir şeyin özellikle nedenlerini, örüntülerini veya nasıl işlediğini daha derinlemesine anlamaya yardımcı olmak demektir. Burada çalışma, hâlihazırda var olan restorasyon projelerinin daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir. Bu yaygın yapıda insight sayılamayan bir isim olarak kullanılır: provide insight into + isim öbeği veya soru sözcüğüyle başlayan yan cümle. Into, anlaşılmaya çalışılan konuyu tanıtır; bir şeyin fiziksel olarak içine hareket etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “insanların daha derinlemesine anlamasına yardımcı olmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The interviews can ____ why commuters avoid the bus.
Cevabı göster
provide insight into
which aims to restore 350 million hectares of forest by 2030.
4:062030 yılına kadar 350 milyon hektar ormanı restore etmeyi amaçlayan.
the Bonn Challenge: küresel bir orman restorasyonu girişimi
The Bonn Challenge, orman peyzajlarını yeniden canlandırmaya yönelik küresel bir girişimin adıdır. Burada Challenge resmi adın bir parçasıdır; bir yarışma, kişisel görev veya internet akımı anlamına gelmez. Ardından gelen which aims to restore ... ilgi cümleciği, bu girişimden neden söz edildiğini açıklar: adı, 2030'a yönelik büyük bir restorasyon hedefiyle ilişkilendirir. Büyük harfle yazılan, tanımadığın bir addan sonra which ve bir açıklama geliyorsa adın neyi belirttiğini anlamak için bu cümleciği kullanabilirsin.
Alıştırma
Bu cümlede the Bonn Challenge neyi ifade ediyor?
- Bonn şehrinde düzenlenen bir yarışma
- Ağaç dikmeyle ilgili kişisel bir görev
- Küresel bir orman restorasyonu girişimi
Cevabı göster
Küresel bir orman restorasyonu girişimi
But this is where it gets complicated: zor kısma geçildiğini belirtmek
But, az önce sunulan daha basit veya olumlu görünümden farklı bir yöne geçileceğini gösterir. Cümlenin tamamı, sıradaki bölümde bir zorluğun, sınırlamanın veya riskin açıklanacağını dinleyiciye bildirir. Where burada fiziksel bir yeri belirtmez. “Durumun veya açıklamanın bu noktasında” anlamına gelir; gets complicated ise “anlaması veya çözmesi zorlaşmaya başlar” demektir. Bu kalıp, basit genel anlatımın zor ayrıntılara dönüştüğü noktayı işaretleyerek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Bir konuşmacı “The basic plan looks easy. But this is where it gets complicated.” diyor. İkinci cümle neyi gösteriyor?
- Konuşmacı birazdan zor kısmı açıklayacak.
- Konuşmacı konuyu bitirdi ve hiçbir endişesi yok.
- Konuşmacı herkesin başka bir yere gitmesini istiyor.
Cevabı göster
Konuşmacı birazdan zor kısmı açıklayacak.
and it's unclear whether they're best restored by human intervention. Dilbilgisi
4:17ve insan müdahalesiyle en iyi şekilde restore edilip edilmeyecekleri belli değildir.
it's unclear whether ...: henüz yanıtlanmamış bir soruyu ifade etmek
it's unclear whether ... kalıbı, henüz güvenilir bir cevabı olmayan evet-hayır sorusunu ortaya koyar. Buradaki açık soru, insan müdahalesinin ekosistemleri eski hâline getirmenin en iyi yolu olup olmadığıdır. they're best restored ifadesindeki edilgen yapı, odağı ekosistemleri kimin restore ettiğinden çok onların nasıl restore edildiğinde tutar. Cümlenin bütünü, insan müdahalesinin en iyi yöntem olduğunu ileri sürmek yerine belirsizliği ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi It's unclear whether ifadesiyle tamamlayın: Researchers need more data. ____ the treatment works for children.
Cevabı göster
It's unclear whether
It's possible the right thing to do for certain areas Ton ve niyet
4:21Belirli alanlar için yapılacak en doğru şeyin
the right thing to do ... is to leave ... alone: müdahale etmemeyi önermek
the right thing to do ... is to ... kalıbı, konuşanın en uygun gördüğü eylemi belirtir. Cümlenin bütünü It's possible ile başladığı için bu eylemi kesin bir emir olarak değil, dikkatle düşünülmesi gereken bir olasılık olarak sunar. Buradaki Leave them alone, alanları değiştirmemek veya onlara müdahale etmemek ve böylece doğal biçimde iyileşmelerine izin vermek anlamına gelir. Umursamamak anlamına gelmez; simply, hiçbir şey yapmamayı seçmenin de sorumlu bir karar olabileceğini vurgular.
Alıştırma
Bir müze çalışanı, 'The old painting is stable, so the right thing to do is to leave it alone.' diyor. Burada leave it alone ne anlama gelir?
- Tabloya dokunmamak veya tabloyu değiştirmemek.
- Tabloyu bir odaya tek başına koymak.
- Tablonun hasarlı olup olmadığını umursamayı bırakmak.
Cevabı göster
Tabloya dokunmamak veya tabloyu değiştirmemek.
Additionally, some researchers worry that restoring forests on this scale may have unintended consequences, Kalıp ifadeler
4:27Ek olarak, bazı araştırmacılar ormanları bu ölçekte restore etmenin istenmeyen sonuçları olabileceğinden endişe ediyor,
restoring forests on this scale: kapsamı ifade etmek
restoring forests on this scale ifadesinde on this scale, restoring eylemini niteler. Ormanların bağlamda zaten söz edilen miktar, kapsam veya büyüklükte geri kazandırıldığını anlatır; burada scale, bir faaliyetin büyüklüğü ya da kapsamıdır. Bu ifade tek başına mutlaka “büyük ölçekte” demek değildir. This, bağlamda belirlenmiş bir ölçeğe işaret eder; ancak bu cümlede orman restorasyonunun geniş kapsamlı olduğu açıktır. Küçük bir projede görülen etkilerin aynı eylem büyütüldüğünde değişebileceğini anlatmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “bunun gibi bir büyüklükte” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The pilot worked in one classroom, but it has never been attempted ____ across an entire state.
Cevabı göster
on this scale
may have unintended consequences: olası bir riski ifade etmek
may have unintended consequences ifadesinde may have, kesin bir tahmini değil, olası bir sonucu anlatır. Unintended consequences, eylemi yapan kişinin planlamadığı veya amaçlamadığı sonuçlardır. Unintended tek başına mutlaka “zararlı” anlamına gelmez. Ancak worry ve risk odaklı bağlam, ifadeyi bir uyarıya dönüştürür: iyi niyetli bir eylem de dikkate alınması gereken sorunlar yaratabilir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen, riski temkinli biçimde anlatan dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: A rule that sounds simple ____ for small businesses.
Cevabı göster
may have unintended consequences
like producing natural biochemicals at a pace that could actually accelerate climate change. Kalıp ifadeler
4:34iklim değişikliğini aslında hızlandırabilecek bir hızda doğal biyokimyasallar üretmek gibi.
at a pace that could actually accelerate climate change: iklim değişikliğini beklenmedik biçimde hızlandırabilecek bir hızda
At a pace that + tümce, bir sürecin hızını bu hızın yol açabileceği bir sonuca bağlar. Burada that, could actually accelerate climate change bölümünü başlatır; yani üretim hızının iklim değişikliğini hızlandırma ihtimali anlatılır. Actually, sonucun şaşırtıcı veya beklenenin tersine olduğunu vurgular. Burada anlamsız bir dolgu sözcüğü değildir ve yalnızca “aslında” demekle kalmaz.
Alıştırma
could actually accelerate climate change ifadesinde actually ne anlam katar?
- İklim değişikliğinin şu anda hızlandığını söyler.
- İklim değişikliğini hızlandırmanın beklenmedik bir sonuç olacağını vurgular.
- Could sözcüğünün olasılık yerine kesinlik belirtmesini sağlar.
Cevabı göster
İklim değişikliğini hızlandırmanın beklenmedik bir sonuç olacağını vurgular.
And even if we succeed in restoring these areas,
4:41Ve bu alanları restore etmede başarılı olsak bile,
future generations would need to protect them from the natural and economic forces Kalıp ifadeler
4:44gelecek nesillerin onları doğal ve ekonomik güçlerden koruması gerekecektir,
protect them from the ... forces that previously depleted them: onları daha önce tüketen güçlerden korumak
Protect A from B, A’yı B’nin neden olduğu zarar, hasar veya istenmeyen etkilerden korumak demektir. Bu cümlede them korunan nesnedir; the natural and economic forces ise olası zarar kaynaklarıdır. Burada forces, silahlı güçler değil, değişimi yönlendiren baskılar veya etkiler anlamına gelir. that previously depleted them ilgi tümcesi, bu güçlerin daha önce korunan şeyleri azalttığını veya tükettiğini söyleyerek hangi güçlerden söz edildiğini belirtir.
Alıştırma
protect A from B kalıbını tamamlayın: A strong password protects your account ____ unauthorized access.
Cevabı göster
from
these challenges have damaged confidence in restoration projects worldwide. Kalıp ifadeler
4:53bu zorluklar dünya çapındaki restorasyon projelerine olan güveni zedeledi.
Taken together: sonuçtan önce kanıtları birleştirmek
Taken together, okuyucuya veya dinleyiciye daha önce sözü edilen birkaç zorluğu tek bir bütün olarak değerlendirmesi gerektiğini gösteren bir söylem işaretidir. Ardından gelen genel sonucu hazırlar. Yeniden kullanılabilen kalıp Taken together, + sonuç biçimindedir: iki veya daha fazla bilgi verilir, sonra bunların birlikte ne gösterdiği söylenir. Burada Taken gerçek anlamda bir alma eylemini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi Taken together ile tamamlayın: ____, the survey findings and interview responses point to the same problem.
Cevabı göster
Taken together
have damaged confidence in ... worldwide: dünya çapında güveni azaltmak
have damaged confidence in restoration projects worldwide ifadesindeki damage confidence in, “insanların bir şeye daha az güvenmesine veya inanmasına yol açmak” anlamına gelir. Confidence in restoration projects, projelerin güvenilir ya da başarılı olacağına başka insanların duyduğu güvendir; projelerin kendi öz güveni değildir. Have damaged, present perfect yapıdadır: daha önceki zorluklar, etkisi şimdi de önemli olan bir güven kaybına yol açmıştır. Worldwide bu kaybın kapsamını gösterir; dünyanın dört bir yanındaki tutumlar etkilenmiştir.
Alıştırma
Rapor cümlesini damaged confidence in ile tamamlayın: Repeated safety failures have ____ the new rail system.
Cevabı göster
damaged confidence in
And the complexity of rebuilding ecosystems
4:58Ve ekosistemleri yeniden inşa etmenin karmaşıklığı,
demonstrates how important it is to protect our existing forests. Dilbilgisi
5:01mevcut ormanlarımızı korumanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
demonstrates how important it is to ...: bir eylemin önemini göstermek
Bu cümlede demonstrates, “kanıt yoluyla açıkça gösterir” anlamına gelir. Fiilin nesnesi how important it is to protect our existing forests yan cümlesidir: ekosistemleri yeniden kurmanın zorluğu, bu ormanları korumanın önemine kanıt oluşturur. Bu gömülü yan cümlede sözcük dizilişi is it değil, it is şeklindedir. It biçimsel öznedir; to protect our existing forests ise önemli olduğu değerlendirilen eylemi belirtir. Bu yapı, bir olguyu bir eylemin neden önemli olduğuna dair sonuca bağlar.
Alıştırma
Dört sözcüklük gömülü yan cümle kalıbını important ile tamamlayın: The safety review demonstrates ____ to check every exit.
Cevabı göster
how important it is
will give us the data and conviction necessary Kalıp ifadeler
5:09bize gerekli verileri ve inancı verecektir
to combat climate change on a larger scale.
5:12iklim değişikliğiyle daha büyük ölçekte mücadele etmek için.
give us the data and conviction necessary to ...: gereken verileri ve inancı sağlamak
give someone the data and conviction necessary to do something kalıbı, bir kişiye hem kanıt hem de eylemi destekleyen güçlü bir inanç sağlamak anlamına gelir. Data nesnel bilgidir; conviction burada güçlü bir kesinlik veya inançtır, hukuki bir suçlu bulma kararı değildir. necessary to combat climate change on a larger scale sıfat öbeği, birlikte kullanılan data and conviction isimlerini niteler. Bu eşleştirme, daha büyük çaplı bir eylem için hem kanıtın hem de bu kanıtı kullanacak güven ya da kararlılığın gerektiğini vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede conviction ne anlama geliyor?
- Kanıtsız bir tahmin
- Eylemi destekleyen güçlü bir inanç
- Bir mahkemenin bir kişiyi suçlu bulması
Cevabı göster
Eylemi destekleyen güçlü bir inanç
If we get it right: bir işi doğru yapmak
get it right ifadesi “bir işi doğru şekilde yapmak veya ele almak” demektir. Burada get “elde etmek”, right ise bir yön olan “sağ” anlamına gelmez. it zamiri, daha önce konuşulan planı veya yaklaşımı temsil eder. Baştaki if bu bölümü bir koşula dönüştürür: Beklenen sonuç ancak yaklaşım amaçlandığı gibi işlerse mümkün olur. Bu kalıp, başarının bir işi doğru yapmaya bağlı olduğu projeler, kararlar ve başka durumlar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “bunu doğru şekilde yapmak” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: If we ____, the new schedule could save everyone time.
Cevabı göster
get it right
maybe these modern trees will have time to grow into carbon-carrying titans. Deyimler
5:17belki de bu modern ağaçların karbon taşıyan devlere dönüşmek için zamanı olur.
grow into carbon-carrying titans: karbon depolayan dev ağaçlara dönüşmek
Grow into “zaman içinde yavaş yavaş dönüşmek” demektir; bu nedenle ağaçların gelecekteki boyutunu ve rolünü uzun bir sürecin sonucu olarak sunar. Carbon-carrying birleşik bir niteleyicidir: burada karbonu bir yerden başka bir yere taşımayı değil, büyük miktarda karbon tutmayı veya depolamayı anlatır. Titans, olağanüstü büyüklükte veya güçte varlıklar için bilinçli olarak kullanılan bir benzetmedir. Gerçek mitolojik karakterlerden söz edilmez; ifade, olgun ağaçları büyük gövdelerinde çok miktarda karbon depolayabilen devler gibi canlı biçimde betimler.
Alıştırma
Bu cümlede grow into carbon-carrying titans ne anlama gelir?
- Yavaş yavaş çok miktarda karbon depolayan dev ağaçlara dönüşebilirler.
- Karbon parçalarını mitolojik devlere taşıyabilirler.
- Karbon onları ağırlaştırdığı için büyümeyi durdurabilirler.
Cevabı göster
Yavaş yavaş çok miktarda karbon depolayan dev ağaçlara dönüşebilirler.
what stops a tree from growing more than 130 m tall? Dilbilgisi
5:28bir ağacın 130 metreden daha uzun olmasını engelleyen şey nedir?
what stops a tree from growing: stop A from doing yapısı
Bu soruda what, nedeni veya sınırlayıcı etkeni sorar. stop A from doing kalıbı “A'nın bir şey yapmasını engellemek” anlamına gelir; dolayısıyla cümle, ağacın büyümeye devam etmesini engelleyen etkeni sorar. Burada A, a tree; engellenen eylem ise growing ifadesidir. from bir edat olduğu için ardından fiilin -ing biçimi gelir: from growing doğrudur, from grow değildir.
Alıştırma
“Buzun erimesini ne engeller?” anlamını vermek için dersteki kalıbı tamamlayın: What stops the ice ____ melting?
Cevabı göster
from
Check out this video to see what's getting in the way. Notlar
5:32Neyin engel olduğunu görmek için bu videoya göz atın.
Check out this video: samimi bir öneri
Burada check out, “ilginç olabileceği için bir şeye bakmak, onu izlemek veya incelemek” anlamına gelir. Check out this video, izleyicinin dikkatini videoya yönelten samimi bir davettir. Check out bir öbek fiildir ve buradaki anlamı ifadenin tamamından gelir. Videonun durumunu kontrol etmek anlamına gelmez; otelden ayrılmak gibi diğer anlamlar farklı bir bağlam gerektirir.
Alıştırma
Samimi bir öneri oluşturmak için boşluğu dersteki öbek fiille tamamlayın: ____ this website for more examples.
Cevabı göster
Check out
what's getting in the way: neyin engel olduğunu sormak
Get in the way, ilerlemeyi engellemek veya aksatmak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki way gerçek bir yol değil, bir eyleme ya da sonuca doğru ilerleyen süreçtir. What's, what is ifadesinin kısaltmasıdır. Şimdiki zaman yapısı is getting, şu anda durumu etkileyen engelin ne olduğunu sorar. Etkilenen eylem veya sonuç belirtildiğinde get in the way of + isim ya da -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi get in the way ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Loud conversations are ____ our work.
Cevabı göster
getting in the way of
to learn more about the fascinating way trees communicate.
5:37ağaçların iletişim kurduğu büyüleyici yol hakkında daha fazla bilgi edinin.
Or delve into the Earth: derinlemesine araştırmak
Delve into, bir şeye yalnızca kısaca bakmak yerine onu derinlemesine araştırmak veya incelemek anlamına gelir. into sonrasındaki nesne, araştırılan alanı belirtir. delve into the Earth ifadesi hem Dünya yüzeyinin altına inme görüntüsünü hem de konuyu derinlemesine araştırma düşüncesini oluşturur. Or bunu başka bir seçenek olarak sunar; to learn more about ise amacı açıklar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi bu derste öğrendiğiniz, derinlemesine incelemek anlamındaki ifadeyle tamamlayın: In tomorrow's class, we will ____ the causes of the storm.
Cevabı göster
delve into