Ya 1 trilyon ağaç daha olsaydı? - Jean-François Bastin: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
724 kelime 141 kel/dk

Video özeti: General Sherman adlı dev sekoyadan yola çıkan video, ağaçların atmosferdeki karbonu nasıl yakalayıp depoladığını, çeşitli yerel ekosistemlerin neden tek bir ideal türü dikmekten daha önemli olduğunu ve uzun vadeli etkileri belirsiz olsa da orman restorasyonunun emisyon azaltımı ile mevcut ormanları koruma çalışmalarını neden tamamlaması gerektiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Standing at almost 84 meters tall, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Cümle başındaki şimdiki zaman ortaç öbeğinin, özneyi belirtmeden önce çarpıcı bir fiziksel özelliği nasıl öne çıkardığını öğrenin. Bu kısa kalıpla bir kişi, yer veya nesneyi ayrı bir betimleme cümlesi kurmadan tanıtabilirsiniz. 2. Not that we know of. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bunun kesin bir “hayır” değil, “mevcut bilgilerimize göre yok” anlamına gelen temkinli bir olumsuzluk olduğunu fark edin. Bilimsel açıklamalarda, tartışmalarda ve eksik kanıta dayanan yanıtlarda iddialarınızın kesinlik derecesini uygun biçimde sınırlayabilirsiniz. 3. Taken together, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Daha önce belirtilen birkaç olgu veya güçlüğü tek bir genel değerlendirmede birleştirmek için bu geçişi kullanın. Her noktayı tekrarlamadan ayrı kanıtlardan daha geniş bir sonuca ilerleyebilirsiniz.

Bu derste

Standing at almost 84 meters tall, Dilbilgisi

0:07

Yaklaşık 84 metre yüksekliğiyle,

Dilbilgisi

Standing at almost 84 meters tall ile cümle başında yükseklik anlatımı

Standing at almost 84 meters tall, yüksekliği anlatmak için cümlenin başına getirilen -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Burada standing at, “boyu/yüksekliği … olmak” anlamındadır; “ayakta durmak” eylemini anlatmaz. Bu öbek, dikkat çekici ölçüyü ana cümleden önce verir. Virgülden sonraki özne, yüksekliği anlatılan nesne ya da kişiyle aynı olmalıdır.

Alıştırma

Dersteki iki sözcüklü kalıpla cümle başındaki yükseklik anlatımını tamamlayın: ____ 120 meters tall, the tower is the tallest building in town.

Cevabı göster

Standing at

this is the largest known living tree on the planet. Dilbilgisi

0:09

bu, gezegenimizdeki bilinen en büyük yaşayan ağaçtır.

Dilbilgisi

the largest known living tree: known iddianın kapsamını nasıl sınırlar

the largest known living tree öbeğinde ana isim tree sözcüğüdür. Living, grubu hâlâ yaşayan ağaçlarla sınırlar; known, bu grubu insanların keşfettiği veya kaydettiği ağaçlarla sınırlar; largest ise bu sınırlı grup içindeki en büyük ağacı belirtir. Burada known, “şu anda insanlar tarafından bilinen” anlamındadır; “ünlü” anlamına gelmez. Henüz keşfedilmemiş daha büyük bir canlı ağaç bulunabileceği için olgusal iddiayı daha dikkatli hâle getirir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The museum protects the oldest known living oak in the country. known burada ne işe yarar?

  1. Meşenin artık yaşamadığını söyler.
  2. İddiayı keşfedilmiş veya kaydedilmiş canlı meşelerle sınırlar.
  3. Meşenin en çok insan tarafından tanınan ağaç olduğunu söyler.
Cevabı göster

İddiayı keşfedilmiş veya kaydedilmiş canlı meşelerle sınırlar.

Nicknamed General Sherman, Dilbilgisi

0:13

General Sherman lakaplı,

Dilbilgisi

Cümle başında past participle öbeği olarak Nicknamed General Sherman

Nicknamed General Sherman, edilgen anlam taşıyan ve cümlenin başında yer alan bir past participle öbeğidir: Ardından gelen özneye General Sherman adı verilmiştir. Bu kısa öbek, ana cümleden önce adı arka plan bilgisi olarak ekler. Nicknamed cümlenin ana fiili değildir. Tam cümlede bu adın verildiği şey this giant sequoia'dır; ana fiil daha sonra gelir: has sequestered.

Alıştırma

Bu cümlede Nicknamed the Red Planet ne işe yarıyor? Nicknamed the Red Planet, Mars appears red because of iron minerals in its soil.

  1. Mars'ın başka bir gezegene lakap taktığını söyler.
  2. Cümlenin tek ana fiilidir.
  3. Ana cümleden önce Mars'ın lakabını verir.
Cevabı göster

Ana cümleden önce Mars'ın lakabını verir.

this giant sequoia has sequestered roughly 1,400 tons of atmospheric carbon Kelime

0:15

bu dev sekoya, atmosferdeki kabaca 1.400 ton karbonu hapsetmiştir

over its estimated 2,500 years on Earth.

0:22

Dünya üzerindeki tahmini 2.500 yıllık ömrü boyunca.

Kelime

yaklaşık 1.400 ton atmosferik karbonu tutup depolamıştır

İklim ve çevre dilinde sequester carbon, karbondioksiti atmosferden alıp içindeki karbonu doğal veya yapay bir depoda uzun süre saklamak anlamına gelir. Burada ağaç büyürken karbondioksiti almış ve karbonu odununda ve diğer dokularında tutmuştur; carbon kömür anlamına gelmez. Has sequestered, present perfect yapısıdır. Yaklaşık 1.400 tonluk miktarı bugüne kadar birikmiş sonuç olarak sunar; roughly ise sayının yaklaşık olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir iklim raporunda The forest has sequestered carbon for decades ne anlama gelir?

  1. Orman, karbonu atmosferden almış ve zaman içinde depolamıştır.
  2. Orman, karbonu depolamadan yalnızca saymıştır.
  3. Orman, sahip olduğu tüm karbonu kömüre dönüştürmüştür.
Cevabı göster

Orman, karbonu atmosferden almış ve zaman içinde depolamıştır.

Very few trees can compete with this carbon impact. Kalıp ifadeler

0:27

Çok az ağaç bu karbon etkisiyle rekabet edebilir.

Kalıp ifadeler

compete with this carbon impact: soyut bir etkiyle boy ölçüşmek

Bu cümlede compete with, bir yarışmaya katılmak değil, “boy ölçüşmek” veya “eşdeğer olmak” anlamına gelir. Karşılaştırılan şey soyut bir etkinin büyüklüğü ya da gücüdür: çok az ağaç bu karbon etkisine ulaşabilir. Aktarılabilir kalıp A can compete with B şeklindedir. A’nın yetenek, etki, ölçek veya kalite bakımından B ile karşılaştırılabilecek kadar güçlü ya da iyi olduğunu belirtir. B bir kişi veya kuruluş olabileceği gibi impact, quality, speed veya performance gibi soyut bir sonuç da olabilir.

Alıştırma

Cümlede can compete with this carbon impact ne anlama geliyor?

  1. ölçek veya etki bakımından bu karbon etkisiyle boy ölçüşebilir
  2. tüm karbon etkilerini önleyebilir
  3. bir karbon yarışmasına katılabilir
Cevabı göster

ölçek veya etki bakımından bu karbon etkisiyle boy ölçüşebilir

But today,

0:30

Ancak bugün,

humanity produces more than 1,400 tons of carbon Dilbilgisi

0:31

insanlık 1.400 tondan fazla karbon üretiyor

every minute.

0:35

her dakikada.

Dilbilgisi

more than 1,400 tons ... every minute: miktar ve hız

Bu ifade, belirli bir eşiği aşan miktarı tekrarlanan bir zaman birimiyle birleştirir. more than 1,400 tons, miktarın 1.400 tonun üzerinde olduğunu; every minute ise bu miktarın her bir dakikalık sürede üretildiğini belirtir. Miktar + every + zaman birimi yapısı hem hızı hem de ölçeği vurgular. Bilim ve haber metinlerinde büyük bir toplamı devam eden bir akış olarak gösterip daha kolay anlaşılmasını sağlayabilir. Burada every minute, produces fiilini niteler ve üretimin ne sıklıkta gerçekleştiğini anlatır.

Alıştırma

Cümlede every minute bize ne anlatıyor?

  1. Bir ağacın karbonu ne kadar süre depoladığını
  2. İnsanlığın bu miktarda karbonu ne sıklıkta ürettiğini
  3. Bir ton karbon üretmenin kaç dakika sürdüğünü
Cevabı göster

İnsanlığın bu miktarda karbonu ne sıklıkta ürettiğini

To combat climate change, Dilbilgisi

0:37

İklim değişikliğiyle mücadele etmek için,

Dilbilgisi

To combat climate change: eylemden önce amacı belirtmek

To combat climate change, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Ana cümleden önce geldiğinde “Bu eylem neden yapılıyor?” sorusunu yanıtlar ve ardından gelen eylemi iklim değişikliğiyle başa çıkmanın bir yolu olarak sunar. Burada combat, gerçek anlamda savaşmak değil, “ciddi bir soruna karşı güçlü biçimde harekete geçmek” anlamına gelen bir fiildir. To + fiilin yalın hâli yapısı, önce hedefi belirtip sonra bir önlem sunarken sık kullanılır.

Alıştırma

Şu cümlede baştaki öbek ne işe yarar: “To combat climate change, cities are expanding clean public transport”?

  1. Şehirde gerçekleşen gerçek bir savaşı anlatır.
  2. İklim değişikliğinin zaten sona erdiğini söyler.
  3. Temiz toplu taşımayı genişletmenin amacını belirtir.
Cevabı göster

Temiz toplu taşımayı genişletmenin amacını belirtir.

we need to steeply reduce fossil fuel emissions Kalıp ifadeler

0:38

fosil yakıt emisyonlarını hızla azaltmamız

Kalıp ifadeler

steeply reduce fossil fuel emissions: emisyonlarda büyük bir kesinti

Reduce emissions, çevre ve politika tartışmalarında yerleşik bir eşdizimdir: salınan gazların ve diğer kirleticilerin miktarını azaltmak anlamına gelir. Fossil fuel emissions, kömür, petrol ve doğal gaz gibi yakıtların üretimi ve kullanımıyla bağlantılı emisyonlardır. Steeply, reduce fiilini niteler ve değişimin büyüklüğünü vurgular. Burada “büyük ve keskin bir oranda” anlamına gelir; dolayısıyla cümle küçük bir azalma değil, büyük bir kesinti gerektiğini belirtir. Fiziksel bir eğimi anlatmaz.

Alıştırma

Şu cümlede steeply nasıl bir anlam ekler: “The plan must steeply reduce fossil fuel emissions by 2035”?

  1. Emisyonların dik bir yamaçtan geldiğini söyler.
  2. Emisyonların yalnızca biraz azalması gerektiğini söyler.
  3. Azalmanın büyük ve belirgin olması gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Azalmanın büyük ve belirgin olması gerektiğini söyler.

and draw down excess CO2 Öbek fiiller

0:42

ve fazla CO2'yi geri çekmemiz gerekiyor

Öbek fiiller

draw down excess CO2: fazla CO2 miktarını azaltmak

Burada draw down, “zaten var olan bir şeyin miktarını veya seviyesini azaltmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Excess CO2, istenen seviyenin üzerindeki CO2'dir; dolayısıyla ifade bu fazla miktarın düşürülmesini anlatır. Buradaki draw, “resim çizmek” anlamında değildir. Down fiilin bir parçasıdır ve toplam miktarın aşağı çekilmesi anlamını verir.

Alıştırma

Mevcut bir miktarı azaltmak anlamına gelen, dersteki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Unexpected repairs can ____ our cash reserves.

Cevabı göster

draw down

to restore our atmosphere's balance of greenhouse gases. Kelime

0:45

atmosferimizdeki sera gazı dengesini yeniden sağlamak için.

Kelime

restore our atmosphere's balance of greenhouse gases: atmosferdeki sera gazı dengesini yeniden sağlamak

Restore our atmosphere's balance, dengesi bozulmuş bir sistemi daha sağlıklı veya istikrarlı bir duruma geri getirmek anlamına gelir. İyelik yapısı olan our atmosphere's balance, dengesi yeniden sağlanan sistemin atmosfer olduğunu belirtir. Greenhouse gases, karbondioksit ve metan gibi ısıyı tutan gazların bilimsel adıdır. İfade, bu gazların atmosfer sistemi içindeki seviyelerini anlatır; bir sera binasının içindeki gazları anlatmaz.

Alıştırma

Restore our atmosphere's balance of greenhouse gases ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Atmosferdeki sera gazı seviyelerini yeniden daha sağlıklı bir dengeye getirmek
  2. Bir sera binasının içine normal hava koymak
  3. Tüm sera gazlarını atmosferden yok etmek
Cevabı göster

Atmosferdeki sera gazı seviyelerini yeniden daha sağlıklı bir dengeye getirmek

But what can trees do to help in this fight? Deyimler

0:49

Peki ağaçlar bu mücadeleye yardımcı olmak için ne yapabilir?

Deyimler

help in this fight: acil eylem anlatan bir mecaz

Bu cümlede help in this fight, iklim değişikliğiyle mücadele etme çabasına katkıda bulunmak anlamına gelir. Fight mecazdır: Ağaçlar fiziksel bir savaşa katılmaz, ancak ciddi bir sorunun çözümünde rol oynayabilir. İklim eylemini bir fight olarak anlatmak, konuya aciliyet katar ve onu harekete geçmeyi gerektiren ortak bir sorun olarak sunar.

Alıştırma

Örnekte help in this fight ne anlatıyor?

  1. Ağaçlar, iklim değişikliğine karşı yürütülen acil ve ortak çabaya katkıda bulunabilir.
  2. Ağaçlar bir yarışmayı kazanmak için birbirleriyle rekabet ediyor.
  3. Ağaçlar gerçek bir savaşta düşmana fiziksel olarak saldırabilir.
Cevabı göster

Ağaçlar, iklim değişikliğine karşı yürütülen acil ve ortak çabaya katkıda bulunabilir.

And how do they sequester carbon in the first place? Kalıp ifadeler

0:51

Ve her şeyden önce karbonu nasıl hapsediyorlar?

Kalıp ifadeler

in the first place: temel soruya geri dönmek

Buradaki in the first place bir yeri veya birinci sıradaki maddeyi anlatmaz. “En temelde” ya da “başlangıç sorusu olarak” anlamına yakındır ve ağaçların karbonu hangi temel mekanizmayla tuttuğunu sorar. Bu ifade sorularda genellikle sona yakın gelir ve tartışma ilerlemeden önce temel nedene, yönteme veya varsayıma dönülmesini sağlar.

Alıştırma

Temel nedene geri dönen hedef ifadeyle soruyu tamamlayın: Why did Amir start the project ____?

Cevabı göster

in the first place

Like all plants,

0:55

Tüm bitkiler gibi,

trees consume atmospheric carbon

0:56

ağaçlar atmosferdeki karbonu tüketirler

through a chemical reaction called photosynthesis. Kelime

0:59

fotosentez adı verilen kimyasal bir reaksiyon aracılığıyla.

Kelime

a chemical reaction called photosynthesis: called + terim

a chemical reaction called photosynthesis ifadesinde called, özel terim olan photosynthesis sözcüğünü genel kategori chemical reaction ifadesinden sonra getirir. Yeniden kullanılabilen kalıp a/an + kategori adı + called + terim şeklindedir. Called photosynthesis, kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir; tam biçimi a chemical reaction that is called photosynthesis olur. Bilimsel metinler adları ve terimleri kısa biçimde tanıtmak için bu kalıbı kullanır.

Alıştırma

called + terim tanım kalıbını tamamlayın: Water vapor becomes liquid through a process ____ condensation.

Cevabı göster

called

This process uses energy from sunlight

1:02

Bu süreç, güneş ışığından gelen enerjiyi kullanarak

to convert water and carbon dioxide Kalıp ifadeler

1:04

suyu ve karbondioksiti

into oxygen and energy-storing carbohydrates.

1:07

oksijene ve enerji depolayan karbonhidratlara dönüştürür.

Kalıp ifadeler

convert water and carbon dioxide into oxygen: convert X into Y kalıbı

Convert X into Y, X'i değiştirip Y hâline getirmek demektir. Burada water and carbon dioxide X, oxygen and energy-storing carbohydrates ise Y'dir. Into, bir yeri veya varış noktasını değil, değişimin sonucunu tanıtır. Aynı kalıp bilimsel süreçleri, teknolojiyi ve günlük dönüşümleri anlatabilir.

Alıştırma

convert X into Y kalıbını tamamlayın: This machine converts food waste ____ fuel.

Cevabı göster

into

Plants then consume these carbohydrates in a reverse process called respiration, Kelime

1:11

Bitkiler daha sonra solunum adı verilen ters bir süreçle bu karbonhidratları tüketir,

Kelime

a reverse process called respiration: ters bir süreci adlandırma

a reverse process ifadesi, bu süreci az önce açıklanan sürecin ters yönünde ilerleyen bir süreç olarak sunar. Called respiration ise sürecin bilimsel adını verir. Burada respiration, hücrelerin depolanmış karbonhidratlardan kullanılabilir enerji açığa çıkardığı hücresel süreçtir. Yalnızca havayı içeri alıp dışarı verme eylemi değildir.

Alıştırma

a reverse process called respiration okuyucuya ne anlatır?

  1. Süreç aynı yönde ilerler ve adı yoktur.
  2. Süreç yalnızca bir kez nefes alma eylemidir.
  3. Süreç ters yönde ilerler ve adı respirationdır.
Cevabı göster

Süreç ters yönde ilerler ve adı respirationdır.

converting them to energy

1:16

onları enerjiye dönüştürür

and releasing carbon back into the atmosphere. Kalıp ifadeler

1:18

ve karbonu tekrar atmosfere salar.

Kalıp ifadeler

release ... back into ...: geri dönüşü belirtme

release + object + back into + place or system yapısı, bir şeyi yeniden belirli bir yere veya sisteme sokmak anlamına gelir. Bu cümlede karbon atmosfere geri döner. Back sözcüğü temel geri dönüş anlamını taşır. Back olmadan release into yalnızca bir şeyin nereye gittiğini söyler; daha önce orada bulunduğunu belirtmez.

Alıştırma

release + object + back into + place yapısını tamamlayın: The purifier draws in room air and releases it ____ the room.

Cevabı göster

back into

In trees, however,

1:21

Ancak ağaçlarda,

a large portion of that carbon isn't released Dilbilgisi

1:22

bu karbonun büyük bir kısmı salınmaz

and instead is stored as newly formed wood tissue.

1:25

ve bunun yerine yeni oluşan ahşap dokusu olarak depolanır.

Dilbilgisi

isn't released and instead is stored as ...: iki sonucu karşılaştırma

İki edilgen tümce aynı karbona ne olduğunu gösterir: karbon salınmaz, bunun yerine depolanır. Edilgen yapı, eylemleri yapan şeyden çok karbonun kendisine odaklanır. And instead, ikinci sonucun birincinin yerine gerçekleştiğini belirtir. Stored as newly formed wood tissue, karbonun yeni odun dokusu biçiminde tutulduğu anlamına gelir. Burada instead, konuşmacının tüm savında bir dönüşü değil, karbonun iki olası yönünü karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi and instead ve store fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The captured rainwater isn't discarded ____ for the garden.

Cevabı göster

and instead is stored

During their lifetimes,

1:29

Yaşamları boyunca,

trees act as carbon vaults Deyimler

1:31

ağaçlar karbon kasaları gibi davranır

Deyimler

trees act as carbon vaults: karbon kasası benzetmesi

Act as, «bir şeyin işlevini yerine getirmek» anlamına gelir. Ağaçlara carbon vaults denmesi, odunlarında karbon tuttukları için onları güvenli depolama yerlerine benzetir. Vaults, ağaçların içinde gerçekten bulunan parçalar değildir. Bu benzetme, karbon depolamayı gözde canlandırmayı kolaylaştırır ve karbonun hızla salınmak yerine tutulduğunu vurgular.

Alıştırma

Burada trees act as carbon vaults ne anlama geliyor?

  1. Ağaçlar karbon depolayan yerler gibi işlev görür.
  2. Ağaçlar aldıkları tüm karbonu hemen salar.
  3. Ağaçların içinde karbon için gerçek metal kasalar vardır.
Cevabı göster

Ağaçlar karbon depolayan yerler gibi işlev görür.

and they continue to draw down carbon

1:33

ve karbonu çekmeye devam ederler

for as long as they grow. Dilbilgisi

1:35

büyüdükleri sürece.

Dilbilgisi

for as long as they grow: sürenin tamamını belirtme

for as long as + yan cümle, “yan cümledeki durumun geçerli olduğu tüm süre boyunca” anlamına gelir. Burada zaman sınırını büyüme belirler: bu ifadeye bağlı eylem veya durum, onlar büyürken devam eder ve büyüme bittiğinde bu zaman aralığı da sona erer. Baştaki for, süre anlamını özellikle belirginleştirir. Bu bir zaman ifadesidir; fiziksel uzunluk karşılaştırması değildir.

Alıştırma

“... olduğu tüm süre boyunca” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The garden lights will stay on ____ the battery has power.

Cevabı göster

for as long as

However,

1:38

Bununla birlikte,

when a tree dies and decays,

1:38

bir ağaç ölüp çürüdüğünde,

some of its carbon will be released back into the air.

1:41

karbonunun bir kısmı tekrar havaya salınacaktır.

A significant amount of CO2 is stored in the soil,

1:44

Önemli miktarda CO2 toprakta depolanır,

where it can remain for thousands of years. Kalıp ifadeler

1:48

orada binlerce yıl kalabilir.

Kalıp ifadeler

can remain for thousands of years: aynı durumda kalmayı sürdürmek

Can remain for thousands of years, “o süre boyunca aynı yerde veya durumda kalmaya devam edebilir” anlamına gelir. Burada CO2’nin etkin biçimde bir şey yapması değil, toprakta depolanmış durumda kalması anlatılır. Can olasılığı, remain devamlılığı, for thousands of years ise belirli bir zaman noktasını değil süreyi ifade eder.

Alıştırma

“The chemical can remain in the soil for centuries,” cümlesinde remain ne ifade eder?

  1. Kimyasal madde belirli bir zamanda çıkarılır.
  2. Kimyasal madde aynı yerde veya durumda kalmayı sürdürür.
  3. Kimyasal madde toprağın içinde hareket etmeye başlar.
Cevabı göster

Kimyasal madde aynı yerde veya durumda kalmayı sürdürür.

But eventually,

1:50

Ama sonunda,

that carbon also seeps back into the atmosphere. Kelime

1:51

bu karbon da atmosfere geri sızar.

Kelime

seeps back into the atmosphere: yavaş ve aşamalı bir geri dönüş

Burada seeps back into the atmosphere, karbonun havaya yavaş ve aşamalı biçimde geri döndüğü anlamına gelir. Seep, hızlı bir salımın aksine hareketi belli belirsiz ve ani olmayan bir süreç olarak gösterir. seep back into + yer kalıbı, yavaş hareketi geri dönüşle birleştirir: back geri dönüşü, into ise varış yerini belirtir. Özellikle su, gaz, duman veya koku gibi maddeler için uygundur; fikirlerin ya da duyguların yavaş yavaş yayılmasını da anlatabilir.

Alıştırma

Özgün cümlede seeps back into the atmosphere neyi vurguluyor?

  1. Karbon bir anda tamamen havaya salınır.
  2. Karbon havaya yavaş ve aşamalı biçimde geri döner.
  3. Karbon bir daha asla havaya ulaşmaz.
Cevabı göster

Karbon havaya yavaş ve aşamalı biçimde geri döner.

So if trees are going to help fight a long-term problem like climate change, Dilbilgisi

1:55

Eğer ağaçlar iklim değişikliği gibi uzun vadeli bir problemle mücadeleye yardım edecekse,

they need to survive to sequester their carbon

1:59

karbonlarını hapsetmek için hayatta kalmaları gerekir

for the longest period possible,

2:02

mümkün olan en uzun süre boyunca,

Dilbilgisi

If ... are going to help ..., they need to ...: hedefi bir gerekliliğe dönüştürmek

So if X is going to help achieve a goal, X needs to meet a condition kalıbı, bir hedefi gerekliliğe dönüştürür. if yan cümlesi X’in ne yapabilmesi gerektiğini söyler; need to içeren ana cümle ise hedefin gerçekçi olması için hangi koşulun sağlanması gerektiğini belirtir. Burada are going to help yalnızca geleceğe ilişkin bir zaman tahmini değildir. Ağaçların sorunla mücadelede gerçekten işe yaraması gerektiğini anlatır. Ardından ağaçların hayatta kalması, karbonun uzun süre depolanması için gerekli bir koşul olarak sunulur.

Alıştırma

Hedefi gerekliliğe bağlayan aynı kalıbı hangi cümle kullanıyor?

  1. The battery lasted all day after I charged it.
  2. If the battery is going to last all day, it needs to use less power.
  3. The battery is going to the store with me.
Cevabı göster

If the battery is going to last all day, it needs to use less power.

while also reproducing quickly. Dilbilgisi

2:04

aynı zamanda hızla çoğalarak.

Dilbilgisi

while also reproducing quickly: eş zamanlı bir koşul eklemek

Bu ifadede while also, “aynı zamanda” anlamına gelir ve hızla çoğalma şeklinde gerçekleşmesi gereken başka bir koşul ekler. Burada güçlü bir karşıtlık belirtmez. while also + -ing biçimi, özneyi tekrarlamadan eş zamanlı ikinci bir eylem veya gereklilik eklemenizi sağlar. reproducing fiilinin örtük öznesi, bu parçanın yer aldığı cümlenin bütününden anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi while also ve stay fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The phone must be powerful ____ light.

Cevabı göster

while also staying

Is there one type of tree we could plant

2:07

Ekebileceğimiz tek bir ağaç türü var mı

that meets these criteria? Kalıp ifadeler

2:09

bu kriterleri karşılayan?

Kalıp ifadeler

that meets these criteria: belirtilen ölçütleri karşılamak

Burada meets, “karşılar” veya “yerine getirir” anlamındadır; “karşılaşır” anlamına gelmez. These criteria, daha önce belirtilen ölçütleri ifade eder. That meets these criteria, one type of tree ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Soruyu, bu ölçütlerin hepsini karşılayan bir ağaç türüyle sınırlar.

Alıştırma

Soruyu meet fiilinin doğru biçimi, ardından these ve criterion sözcüğünün çoğuluyla tamamlayın: Which design ____?

Cevabı göster

meets these criteria

Some fast-growing, Kelime

2:11

Hızlı büyüyen,

long-lived,

2:13

uzun ömürlü,

super-sequestering species we could scatter worldwide?

2:14

dünya çapında yayabileceğimiz süper karbon emici türler?

Kelime

fast-growing, long-lived, super-sequestering species: art arda kullanılan bileşik niteleyiciler

Fast-growing, long-lived ve super-sequestering ifadelerinin hepsi species sözcüğünden önce gelir ve nitelikleri kısa bir liste hâlinde verir. Kısa çizgiler, her bir grubun tek bir niteleyici gibi çalıştığını gösterir: hızlı büyümek, uzun yaşamak ve olağanüstü miktarda karbon tutmak. Super-sequestering bu bağlam için yaratılmış bir sıfattır; yerleşik bir tür etiketi değildir. Aynı kalıp, bilimsel açıklamalarda veya ürün tanıtımlarında bir ismin önünde birkaç özelliği yoğun biçimde vermek için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi isim grubu, isimden önce iki bileşik niteleyiciyi doğal biçimde kullanır?

  1. fastly-charging, longly-lasting batteries
  2. batteries fast-charging, long-lasting
  3. fast-charging, long-lasting batteries
Cevabı göster

fast-charging, long-lasting batteries

Not that we know of. Ton ve niyet

2:18

Bildiğimiz kadarıyla yok.

Ton ve niyet

Not that we know of: temkinli bir olumsuz yanıt

Not that we know of. bir şeyin var olup olmadığı veya gerçekleşip gerçekleşmediği sorusuna verilen eksiltili ve temkinli bir olumsuz yanıttır. Konuşanın şu anda bildiği hiçbir örnek veya durum olmadığı anlamına gelir. İfade, iddiayı konuşanın mevcut bilgisiyle sınırlar ve böylece yeni bilgilere yer bırakır. that we know of içinde that soruda bahsedilen şey türüne gönderme yapar; know of ise bir şeyin varlığından haberdar olmak demektir.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız “Has anyone reported this error before?” diye soruyor. Hangi yanıt, şu anda bilinen bir bildirim olmadığını söylerken yeni bilgilere de açık kapı bırakır?

  1. We do not understand the error.
  2. No one could ever report it.
  3. Not that we know of.
Cevabı göster

Not that we know of.

But even if such a tree existed, Dilbilgisi

2:19

Ancak böyle bir ağaç var olsa bile,

it wouldn't be a good long-term solution.

2:21

iyi bir uzun vadeli çözüm olmazdı.

Dilbilgisi

even if ... existed, it wouldn't ...: sonuç değişmez

Even if ödünleyici bir varsayım başlatır: konuşan kişi, böyle bir ağaç türünün var olduğu hayalî koşulu geçici olarak kabul eder ve ardından olumsuz değerlendirmenin yine değişmeyeceğini söyler. even if + geçmiş zaman biçimi, ... would(n't) ... kalıbı, koşulu gerçek dışı veya gerçeklikten uzak gösterebilir. Buradaki such a tree, daha önce hayal edilen ağaç türüne gönderme yapar. Böyle bir ağacın gerçekten var olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

“Even if such a tree existed, it wouldn't be a good long-term solution” cümlesinde even if neyi gösterir?

  1. Ağacın var olduğu biliniyor.
  2. Hayalî koşul kabul edilse bile sonuç olumsuz kalıyor.
  3. Ağaç daha sonra bir çözüme dönüşecek.
Cevabı göster

Hayalî koşul kabul edilse bile sonuç olumsuz kalıyor.

Forests are complex networks of living organisms, Kelime

2:24

Ormanlar, canlı organizmaların karmaşık ağlarıdır,

Kelime

complex networks of living organisms: birbirine bağlı sistemler

Buradaki networks, birçok parçası birbirine bağlı olan ve birbirini etkileyen sistemler anlamına gelir. Ormanları complex networks of living organisms olarak tanımlamak; ağaçları, hayvanları, mantarları ve diğer canlıları birbirinden ayrı varlıklar olarak değil, etkileşim içindeki bir sistem olarak sunar. Bu kullanım, network sözcüğünü bilgisayarların ötesine taşır: sözcük ekolojik, sosyal ve fiziksel sistemlerdeki bağlantılı ilişkileri anlatabilir.

Alıştırma

“Forests are complex networks of living organisms” cümlesinde networks ne anlama gelir?

  1. birbirine bağlı birçok canlıdan oluşan bir sistem
  2. ağaçların kullandığı bir internet bağlantısı
  3. hiç etkileşime girmeyen aynı tür ağaçlar topluluğu
Cevabı göster

birbirine bağlı birçok canlıdan oluşan bir sistem

and there's no one species that can thrive in every ecosystem. Dilbilgisi

2:28

ve her ekosistemde gelişebilecek tek bir tür yoktur.

Dilbilgisi

there's no one species that can ...: her ortama uyan tek bir tür olmadığını belirtmek

no one species ifadesinde one, species sözcüğünü niteler. İfadenin tamamı “tek bir tür bile yok” anlamındadır; “hiç kimse” anlamına gelmez. that can thrive in every ecosystem ilgi cümleciği, varsayımsal olarak her yere uyum sağlayan bir türün ne yapabilmesi gerektiğini açıklar. Cümle, her yerde işe yarayan tek bir seçenek olduğu fikrini reddeder. Farklı türler belirli ekosistemlerde gelişebilir, ancak aynı tür her ekosistemde gelişemez. there is no one + tekil isim + that can ... kalıbı, tek bir çözümün bütün durumlarda işe yaradığı düşüncesini reddetmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bütün ekiplerde işe yarayan tek bir yöntem olmadığını söyler?

  1. There is no one who can work for every team.
  2. There is no one method that can work for every team.
  3. There is one method that can work for every team.
Cevabı göster

There is no one method that can work for every team.

The most sustainable trees to plant are always native ones, Kelime

2:32

Dikilebilecek en sürdürülebilir ağaçlar her zaman yerli olanlardır,

Kelime

native ones: ekolojik bağlamda yerli ağaçlar

Native ones, native trees anlamına gelir. Ones, çoğul isim trees yerine kullanılır; böylece aynı isim tekrarlanmaz. Ekoloji ve dikim bağlamında native, başka bir bölgeden getirilmiş olmak yerine ilgili bölgede doğal olarak bulunan anlamına gelir. Cümle, bölgenin yerli ağaçlarını en sürdürülebilir dikim seçeneği olarak sunar.

Alıştırma

"The park needed replacement trees, so the team ordered native ones," cümlesinde native ones ne anlama gelir?

  1. bölgede yaşayan kişilere ait ağaçlar
  2. her ekosistemde büyüyebilen ağaçlar
  3. yerel bölgede doğal olarak bulunan ağaçlar
Cevabı göster

yerel bölgede doğal olarak bulunan ağaçlar

species that already play a role in their local environment. Kalıp ifadeler

2:37

zaten yerel çevrelerinde bir rol oynayan türler.

Kalıp ifadeler

already play a role in their local environment: yerel çevrelerinde zaten rol oynamak

Bu cümlede play a role in, “bir şeyin içinde bir işleve veya etkiye sahip olmak” demektir. Role, türlerin ekosistemde yaptığı işi anlatır; tiyatro oyunundaki bir karakter anlamında değildir. Already, bu işlevin söz edilen zamandan önce zaten var olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı play a role in + isim veya fiilin -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi play ve role sözcükleriyle tamamlayın: Wetlands ____ in reducing floods.

Cevabı göster

play a role

Preliminary research shows that ecosystems with a naturally occurring diversity of trees Kelime

2:41

Ön araştırmalar, doğal olarak oluşan ağaç çeşitliliğine sahip ekosistemlerin

Kelime

naturally occurring diversity of trees: doğal olarak oluşan ağaç çeşitliliği

Naturally occurring, bir şeyin insanlar tarafından bilinçli olarak yaratılması yerine doğada var olması veya doğal biçimde gelişmesi demektir. Burada diversity sözcüğünü niteler: ekosistemde doğal biçimde gelişmiş çeşitli ağaç türleri vardır. Bilimsel yazılarda occur, “var olmak” veya “bulunmak” anlamına gelebilir. Burada çeşitliliğin tesadüfen meydana geldiğini anlatmaz; diversity yalnızca çok sayıda ağaç değil, farklı türlerin varlığı demektir.

Alıştırma

“Üretilmek yerine doğada var olan” anlamındaki iki sözcüklü bilimsel ifadeyi kullanın: The cave contains ____ mineral deposits.

Cevabı göster

naturally occurring

have less competition for resources and better resist climate change. Dilbilgisi

2:46

kaynaklar için daha az rekabet ettiğini ve iklim değişikliğine daha iyi direndiğini gösteriyor.

Dilbilgisi

have less competition ... and better resist ...: eşgüdümlü iki yarar

Ortak özneye bağlanan iki eşgüdümlü fiil öbeği vardır: have less competition for resources ve better resist climate change. İlk yarar rekabet miktarıyla, ikincisi ise iklim değişikliğine dayanma becerisiyle ilgilidir. better resist ifadesinde better zarf görevi görür ve resist fiilini niteler; yani özne daha etkili biçimde direnir. Bu yapı, iki bölüm aynı fiille başlamasa bile birbiriyle ilişkili iki sonucu kısa ve düzenli biçimde sunmayı sağlar.

Alıştırma

Cümlede less ve better sözcüklerinin neyi nitelediğini doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. less, resources sözcüğünü; better ise climate change ifadesini niteler.
  2. less, competition sözcüğünü; better ise resist fiilini niteler.
  3. Hem less hem de better, competition sözcüğünü niteler.
Cevabı göster

less, competition sözcüğünü; better ise resist fiilini niteler.

This means we can't just plant trees to draw down carbon. Anlatım akışı

2:51

Bu, sırf karbon emmek için sadece ağaç dikemeyeceğimiz anlamına geliyor.

Anlatım akışı

This means we can't just ...: önceki bilgiden bir sınırlama çıkarma

This means önceki bilgiye gönderme yapar ve o bilgiden çıkarılan bir sonucu sunar. Dinleyiciye cümlenin geri kalanını ayrı bir olgu olarak değil, önceki bilginin sonucu ya da pratik bir sınırlama olarak değerlendirmesi gerektiğini gösterir. can't just plant trees ifadesinde just, önerilen çözümün kapsamını sınırlar: ağaç dikmek yardımcı olabilir, ancak yalnızca bunu yapmak yeterli değildir. Draw down carbon, atmosferdeki karbon miktarını azaltmak demektir.

Alıştırma

Vurgulanan cümle, açıklamanın içinde nasıl bir işlev görüyor?

  1. Karbonu azaltmak için gereken tek eylemin ağaç dikmek olduğunu söyler.
  2. Önceki bilgiden pratik bir sınırlama çıkarır: yalnızca ağaç dikmek yeterli değildir.
  3. Ağaç dikmenin imkânsız olduğunu söyleyen ilgisiz bir bilgi sunar.
Cevabı göster

Önceki bilgiden pratik bir sınırlama çıkarır: yalnızca ağaç dikmek yeterli değildir.

We need to restore depleted ecosystems. Kalıp ifadeler

2:54

Tükenmiş ekosistemleri restore etmeliyiz.

Kalıp ifadeler

We need to restore depleted ecosystems: tükenmiş ekosistemleri onarmak

restore depleted ecosystems ifadesi, kaynaklarını, türlerini ya da ekolojik işlevlerini kaybetmiş ekosistemlerin yeniden daha sağlıklı ve işler bir duruma gelmesine yardımcı olmak demektir. Burada depleted, kayıp veya aşırı kullanım yüzünden ciddi biçimde azalmış ya da zayıflamış anlamındadır; fiziksel olarak yorgun demek değildir. We need to bu restorasyonu gerekli bir şey olarak sunar. Yeniden kullanılabilir kalıp, restore + zarar görmüş veya tükenmiş bir çevre sistemi ya da kaynağıdır.

Alıştırma

Dersin çevreyle ilgili üç sözcüklü ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After decades of damage, we need to ____.

Cevabı göster

restore depleted ecosystems

There are numerous regions that have been clear-cut or developed Kelime

2:58

Tamamen kesilmiş veya geliştirilmiş sayısız bölge var

Kelime

have been clear-cut or developed: ağaçları tümüyle kesilmiş veya yapılaşmaya açılmış

Have been clear-cut or developed, present perfect zamanda edilgen bir yapıdır: have been + geçmiş zaman ortacı. İnsanların geçmişte bu bölgeler üzerinde işlem yaptığını ve ortaya çıkan durumun bugün de önemli olduğunu anlatır. Bu çevre bağlamında clear-cut, bir bölgedeki ağaçların tümünün veya neredeyse tümünün kesilmesi demektir. Developed ise araziye yapı yapılması ya da arazinin konut, yol veya turizm gibi insan kullanımına dönüştürülmesi anlamına gelir.

Alıştırma

"regions that have been clear-cut or developed" ifadesinin doğru yorumu hangisidir?

  1. Bölgelerin anlaşılması kolaylaşmış veya bölgeler ekonomik olarak daha gelişmiş hâle gelmiştir.
  2. Bölgeler şu anda kendi başlarına ağaç kesiyor veya inşaat planlıyor.
  3. Bölgelerdeki ağaçların tümü veya çoğu kesilmiş ya da arazi insan kullanımı için yapılaştırılmıştır.
Cevabı göster

Bölgelerdeki ağaçların tümü veya çoğu kesilmiş ya da arazi insan kullanımı için yapılaştırılmıştır.

that are ripe for restoring. Deyimler

3:01

restore edilmeye hazır olan.

Deyimler

are ripe for restoring: şu anda yenilenmeye özellikle uygun olmak

are ripe for restoring ifadesinde ripe mecaz anlamda kullanılır. Koşulların, söz konusu şeyleri şu anda yenilenmeye özellikle uygun hâle getirdiğini anlatır; meyvenin olgunlaşmasından söz etmez. be ripe for + isim veya -ing biçimindeki etkinlik kalıbı bir durumu ya da fırsatı değerlendirir. Burada restoring, bu şeylerin maruz kalabileceği bir eylemi adlandırır; onların yaptığı bir eylemi değil.

Alıştırma

Hangi cümle bir yerin şu anda restore edilmeye özellikle uygun olduğunu söyler?

  1. The empty theater is ready to restore the museum.
  2. The empty theater is ripe for restoration.
  3. The empty theater restored the museum.
Cevabı göster

The empty theater is ripe for restoration.

In 2019,

3:04

2019'da,

a study led by Zurich's Crowther Lab Dilbilgisi

3:05

Zürih'teki Crowther Laboratuvarı tarafından yönetilen bir çalışma

Dilbilgisi

study led by Zurich's Crowther Lab: kısaltılmış edilgen yapı

study led by Zurich's Crowther Lab ifadesinde led by Zurich's Crowther Lab, study sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Laboratuvarın çalışmayı yöneten kuruluş olduğunu belirtir; led, çalışmanın fiziksel olarak bir şeye yol gösterdiği anlamına gelmez. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: a study that was led by Zurich's Crowther Lab. İngilizcede bir ismi kısa biçimde tanımlamak için that was sık sık çıkarılır; bu kullanım özellikle haberlerde ve akademik yazılarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için lead fiilini kısaltılmış edilgen bir öbekte kullanın: A survey ____ local nurses found a safer method.

Cevabı göster

led by

analyzed satellite imagery of the world's existing tree cover. Kelime

3:08

dünyadaki mevcut ağaç örtüsünün uydu görüntülerini analiz etti.

Kelime

Uydu görüntüleri ve mevcut ağaç örtüsü

Bu araştırma ifadesinde satellite imagery, uydular tarafından toplanan ve geniş alanları incelemek için kullanılan görüntü verileri demektir. of the world's existing tree cover bölümü ise bu görüntülerin neyi gösterdiğini açıklar. Tree cover, ağaç taçlarıyla kaplı arazi alanını veya oranını belirtir; tek tek ağaçların sayısı ya da fiziksel bir örtü anlamına gelmez. Existing, incelenen zamanda zaten var olan ağaç örtüsünü gösterir.

Alıştırma

Bir çevre raporunda tree cover ne anlama gelir?

  1. bir ormandaki ağaç türlerinin sayısı
  2. ağaçların üzerine yerleştirilen koruyucu bir örtü
  3. ağaç taçlarıyla kaplı arazi alanı veya oranı
Cevabı göster

ağaç taçlarıyla kaplı arazi alanı veya oranı

By combining it with climate and soil data Dilbilgisi

3:13

Bunu iklim ve toprak verileriyle birleştirerek

and excluding areas necessary for human use,

3:15

ve insan kullanımı için gerekli alanları hariç tutarak,

Dilbilgisi

By combining ... and excluding ...: By + -ing ile yöntem belirtme

By + -ing, ardından gelen sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi tanıtır. Burada combining it with climate and soil data araştırmanın ilk adımıdır; excluding areas necessary for human use ise and ile bağlanan ikinci adımdır. Combining ve excluding, By tarafından yönetilen paralel -ing biçimleridir. Virgül, cümle başındaki bu yöntem ifadesinden sonra sonucu belirten bir ana cümlenin geleceğini gösterir. Buradaki By, “bu yöntemle” anlamına gelir; “bir son tarihten önce” anlamına gelmez.

Alıştırma

Parantez içindeki fiilleri kullanarak yöntem yapısını tamamlayın: ____ the two maps and ____ outdated records, the team found a clearer pattern. (combine; exclude)

Cevabı göster

By combining · excluding

they determined Earth could support nearly 1 billion hectares Kelime

3:19

Dünya'nın yaklaşık 1 milyar hektar

of additional forest.

3:23

ek ormanı destekleyebileceğini belirlediler.

Kelime

support ... additional forest: büyümeyi sürdürme kapasitesi

Bu cümlede support, “barındırabilmek, yaşatabilmek veya gerekli koşulları sağlayabilmek” anlamına gelir. Dünya, yaklaşık 1 milyar hektarlık ek ormanın büyümesine yetecek uygun araziye ve çevresel kapasiteye sahiptir; support burada bir fikre katılmak anlamına gelmez. Bu anlam, bir yerin, ekosistemin, kaynağın veya sistemin belirli bir nüfusu, faaliyeti ya da yükü taşıma kapasitesi anlatılırken yaygındır.

Alıştırma

“A healthy coral reef can support many kinds of sea life,” cümlesinde support ne anlama gelir?

  1. yaşatmak veya gerekli koşulları sağlamak
  2. duygusal destek vermek
  3. açıkça onaylamak
Cevabı göster

yaşatmak veya gerekli koşulları sağlamak

That's roughly 1.2 trillion trees.

3:24

Bu kabaca 1,2 trilyon ağaç demektir.

This staggering number surprised the scientific community,

3:29

Bu şaşırtıcı sayı bilim camiasını şaşırttı,

prompting additional research. Dilbilgisi

3:32

ek araştırmalara teşvik etti.

Dilbilgisi

prompting additional research: sonuç bildiren -ing'li öbek

-ing'li prompting additional research öbeği virgülden sonra gelir ve önceki tam cümlenin sonucunu gösterir: şaşırtıcı sayı, daha fazla araştırma yapılmasına neden olmuş veya bunu teşvik etmiştir. Burada prompt, “bir tepkiye neden olmak veya onu teşvik etmek” anlamında bir fiildir. “Tam cümle + virgül + -ing'li öbek” yapısı, ikinci eylem birinci olaydan doğduğunda haber ve rapor dilinde sık kullanılan kısa bir anlatımdır.

Alıştırma

Hangi cümlede bir olayın sonrakine neden olduğunu göstermek için “virgül + prompting” kullanılmıştır?

  1. The safety test revealing a flaw prompted the company to redesign the part.
  2. The safety test revealed a flaw, prompted the company to redesign the part.
  3. The safety test revealed a flaw, prompting the company to redesign the part.
Cevabı göster

The safety test revealed a flaw, prompting the company to redesign the part.

Scientists now cite a more conservative but still remarkable figure. Kelime

3:34

Bilim insanları şimdi daha muhafazakar ama hala dikkate değer bir rakam veriyorlar.

Kelime

cite a more conservative but still remarkable figure: temkinli ama dikkat çekici bir sayısal tahmin aktarmak

Burada cite a figure, genellikle dayanak olarak sayısal bir tahmini aktarmak veya ona değinmek demektir. Figure bir sayı ya da rakamdır; kişi veya şema değildir. More conservative, tahminin daha temkinli yapıldığını ve sonucu abartma olasılığının daha düşük olduğunu belirtir; siyasi muhafazakârlıkla ilgisi yoktur. But still remarkable bir karşıtlık kurar: daha temkinli tahmine rağmen sayı hâlâ şaşırtıcı veya önemlidir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?

  1. Geleneksel bir tarzda çizilmiş bir şemadan söz etmek.
  2. Siyasi olarak muhafazakâr bir tanınmış kişiden söz etmek.
  3. Daha temkinli ama yine de çarpıcı olan bir tahmini aktarmak.
Cevabı göster

Daha temkinli ama yine de çarpıcı olan bir tahmini aktarmak.

By their revised estimates, Anlatım akışı

3:39

Revize edilmiş tahminlerine göre,

Anlatım akışı

By their revised estimates: güncellenmiş bir hesaplama temelini belirtmek

By their revised estimates, sonraki bilginin nasıl yorumlanacağını gösteren bir giriş kalıbıdır: sıradaki sayı veya sonuç, onların güncellenmiş hesaplamalarına dayanır. Burada by, göre veya temelinde anlamına gelir. Revised, inceleme, yeni kanıt ya da yeniden hesaplama sonrasında değiştirildiğini belirtir. Bu ifade, tartışmayı önceki tahminden güncellenmiş tahmine taşır; tek başına bütün çalışmanın reddedildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

“By their revised estimates,” giriş ifadesi okuyucuya ne anlatır?

  1. Tahminler belirli bir yerin yanında yapılmıştır.
  2. Önceki çalışmanın bütün sonuçlarını reddetmişlerdir.
  3. Ardından gelen bilgi onların güncellenmiş hesaplamalarına dayanır.
Cevabı göster

Ardından gelen bilgi onların güncellenmiş hesaplamalarına dayanır.

these restored ecosystems could capture anywhere from 100 to 200 billion tons of carbon, Kalıp ifadeler

3:41

bu restore edilmiş ekosistemler 100 ila 200 milyar ton arası karbon yakalayabilir,

Kalıp ifadeler

anywhere from 100 to 200 billion tons: belirsiz bir aralık

Anywhere from X to Y, gerçek sayının X ile Y arasındaki herhangi bir noktada olabileceğini belirtir. Buradaki tahmin 100 ila 200 milyar ton karbondur ve anywhere kesin miktarın belirsiz olduğu fikrini güçlendirir. Bu kalıpta anywhere bir yeri ifade etmez. Yapı; belirsiz miktarlar, fiyatlar, süreler, yaşlar, mesafeler ve diğer sayısal aralıklar için kullanılabilir.

Alıştırma

Belirsiz bir aralığı vurgulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The repair could cost ____ 200 to 800 dollars.

Cevabı göster

anywhere from

accounting for over 1/6 of humanity's carbon emissions. Dilbilgisi

3:49

bu da insanlığın karbon emisyonlarının 1/6'sından fazlasını oluşturuyor.

Dilbilgisi

accounting for over 1/6: oran eklemek

Burada accounting for, oluşturmak veya karşılık gelmek anlamındadır. Restore edilmiş ekosistemlerin tahmini karbon yakalama miktarı, insanlığın toplam karbon emisyonlarıyla karşılaştırılır: bu miktar toplamın altıda birinden fazlasına eşit olur. -ing ifadesi, önceki sayının bütüne göre ne kadar büyük olduğunu göstererek bu sayının önemini ekler. Bu, veri açıklamalarında bir sayıyı toplam içindeki payına bağlamanın yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Oranı eklemek için account for ifadesinin -ing biçimini kullanın: The north region sold 600 tickets, ____ 60 percent of the total.

Cevabı göster

accounting for

More than half of the potential forest canopy Kelime

3:53

Yeni restorasyon çabaları için potansiyel orman örtüsünün yarısından fazlası

for new restoration efforts can be found in just six countries.

3:55

sadece altı ülkede bulunabiliyor.

Kelime

Restorasyon bağlamında “the potential forest canopy”

Burada forest canopy, ağaç tepeleri, dalları ve yapraklarının oluşturduğu ormanın üst katmanını, yani orman taç örtüsünü ifade eder. İnsan yapımı bir çatı veya gölgelik değildir. the potential forest canopy, uygun restorasyondan sonra var olabilecek bu taç örtüsünün miktarını veya alanını anlatır. Potential, gelecekteki olası kapasiteyi gösterir; örtünün şu anda bütünüyle mevcut olduğunu söylemez.

Alıştırma

Ekoloji ve restorasyon bağlamında the potential forest canopy neyi ifade eder?

  1. barınak yapmak için kullanılabilecek kereste
  2. proje alanlarında kullanılan geçici çatılar
  3. oluşturulabilecek veya eski hâline getirilebilecek bir ağaç taç örtüsü
Cevabı göster

oluşturulabilecek veya eski hâline getirilebilecek bir ağaç taç örtüsü

And the study can also provide insight into existing restoration projects, Kalıp ifadeler

4:00

Ve bu çalışma mevcut restorasyon projelerine de fikir verebilir,

Kalıp ifadeler

“provide insight into existing restoration projects”: mevcut projeleri daha iyi anlamayı sağlamak

To provide insight into something, bir şeyin özellikle nedenlerini, örüntülerini veya nasıl işlediğini daha derinlemesine anlamaya yardımcı olmak demektir. Burada çalışma, hâlihazırda var olan restorasyon projelerinin daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir. Bu yaygın yapıda insight sayılamayan bir isim olarak kullanılır: provide insight into + isim öbeği veya soru sözcüğüyle başlayan yan cümle. Into, anlaşılmaya çalışılan konuyu tanıtır; bir şeyin fiziksel olarak içine hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “insanların daha derinlemesine anlamasına yardımcı olmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The interviews can ____ why commuters avoid the bus.

Cevabı göster

provide insight into

like the Bonn Challenge, Kültür

4:04

Bonn Challenge gibi,

which aims to restore 350 million hectares of forest by 2030.

4:06

2030 yılına kadar 350 milyon hektar ormanı restore etmeyi amaçlayan.

Kültür

the Bonn Challenge: küresel bir orman restorasyonu girişimi

The Bonn Challenge, orman peyzajlarını yeniden canlandırmaya yönelik küresel bir girişimin adıdır. Burada Challenge resmi adın bir parçasıdır; bir yarışma, kişisel görev veya internet akımı anlamına gelmez. Ardından gelen which aims to restore ... ilgi cümleciği, bu girişimden neden söz edildiğini açıklar: adı, 2030'a yönelik büyük bir restorasyon hedefiyle ilişkilendirir. Büyük harfle yazılan, tanımadığın bir addan sonra which ve bir açıklama geliyorsa adın neyi belirttiğini anlamak için bu cümleciği kullanabilirsin.

Alıştırma

Bu cümlede the Bonn Challenge neyi ifade ediyor?

  1. Bonn şehrinde düzenlenen bir yarışma
  2. Ağaç dikmeyle ilgili kişisel bir görev
  3. Küresel bir orman restorasyonu girişimi
Cevabı göster

Küresel bir orman restorasyonu girişimi

But this is where it gets complicated. Anlatım akışı

4:12

Ancak işler burada karmaşıklaşıyor.

Anlatım akışı

But this is where it gets complicated: zor kısma geçildiğini belirtmek

But, az önce sunulan daha basit veya olumlu görünümden farklı bir yöne geçileceğini gösterir. Cümlenin tamamı, sıradaki bölümde bir zorluğun, sınırlamanın veya riskin açıklanacağını dinleyiciye bildirir. Where burada fiziksel bir yeri belirtmez. “Durumun veya açıklamanın bu noktasında” anlamına gelir; gets complicated ise “anlaması veya çözmesi zorlaşmaya başlar” demektir. Bu kalıp, basit genel anlatımın zor ayrıntılara dönüştüğü noktayı işaretleyerek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Bir konuşmacı “The basic plan looks easy. But this is where it gets complicated.” diyor. İkinci cümle neyi gösteriyor?

  1. Konuşmacı birazdan zor kısmı açıklayacak.
  2. Konuşmacı konuyu bitirdi ve hiçbir endişesi yok.
  3. Konuşmacı herkesin başka bir yere gitmesini istiyor.
Cevabı göster

Konuşmacı birazdan zor kısmı açıklayacak.

Ecosystems are incredibly complex,

4:14

Ekosistemler inanılmaz derecede karmaşıktır,

and it's unclear whether they're best restored by human intervention. Dilbilgisi

4:17

ve insan müdahalesiyle en iyi şekilde restore edilip edilmeyecekleri belli değildir.

Dilbilgisi

it's unclear whether ...: henüz yanıtlanmamış bir soruyu ifade etmek

it's unclear whether ... kalıbı, henüz güvenilir bir cevabı olmayan evet-hayır sorusunu ortaya koyar. Buradaki açık soru, insan müdahalesinin ekosistemleri eski hâline getirmenin en iyi yolu olup olmadığıdır. they're best restored ifadesindeki edilgen yapı, odağı ekosistemleri kimin restore ettiğinden çok onların nasıl restore edildiğinde tutar. Cümlenin bütünü, insan müdahalesinin en iyi yöntem olduğunu ileri sürmek yerine belirsizliği ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi It's unclear whether ifadesiyle tamamlayın: Researchers need more data. ____ the treatment works for children.

Cevabı göster

It's unclear whether

It's possible the right thing to do for certain areas Ton ve niyet

4:21

Belirli alanlar için yapılacak en doğru şeyin

is to simply leave them alone.

4:25

onları kendi haline bırakmak olması mümkündür.

Ton ve niyet

the right thing to do ... is to leave ... alone: müdahale etmemeyi önermek

the right thing to do ... is to ... kalıbı, konuşanın en uygun gördüğü eylemi belirtir. Cümlenin bütünü It's possible ile başladığı için bu eylemi kesin bir emir olarak değil, dikkatle düşünülmesi gereken bir olasılık olarak sunar. Buradaki Leave them alone, alanları değiştirmemek veya onlara müdahale etmemek ve böylece doğal biçimde iyileşmelerine izin vermek anlamına gelir. Umursamamak anlamına gelmez; simply, hiçbir şey yapmamayı seçmenin de sorumlu bir karar olabileceğini vurgular.

Alıştırma

Bir müze çalışanı, 'The old painting is stable, so the right thing to do is to leave it alone.' diyor. Burada leave it alone ne anlama gelir?

  1. Tabloya dokunmamak veya tabloyu değiştirmemek.
  2. Tabloyu bir odaya tek başına koymak.
  3. Tablonun hasarlı olup olmadığını umursamayı bırakmak.
Cevabı göster

Tabloya dokunmamak veya tabloyu değiştirmemek.

Additionally, some researchers worry that restoring forests on this scale may have unintended consequences, Kalıp ifadeler

4:27

Ek olarak, bazı araştırmacılar ormanları bu ölçekte restore etmenin istenmeyen sonuçları olabileceğinden endişe ediyor,

Kalıp ifadeler

restoring forests on this scale: kapsamı ifade etmek

restoring forests on this scale ifadesinde on this scale, restoring eylemini niteler. Ormanların bağlamda zaten söz edilen miktar, kapsam veya büyüklükte geri kazandırıldığını anlatır; burada scale, bir faaliyetin büyüklüğü ya da kapsamıdır. Bu ifade tek başına mutlaka “büyük ölçekte” demek değildir. This, bağlamda belirlenmiş bir ölçeğe işaret eder; ancak bu cümlede orman restorasyonunun geniş kapsamlı olduğu açıktır. Küçük bir projede görülen etkilerin aynı eylem büyütüldüğünde değişebileceğini anlatmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bunun gibi bir büyüklükte” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The pilot worked in one classroom, but it has never been attempted ____ across an entire state.

Cevabı göster

on this scale

Kalıp ifadeler

may have unintended consequences: olası bir riski ifade etmek

may have unintended consequences ifadesinde may have, kesin bir tahmini değil, olası bir sonucu anlatır. Unintended consequences, eylemi yapan kişinin planlamadığı veya amaçlamadığı sonuçlardır. Unintended tek başına mutlaka “zararlı” anlamına gelmez. Ancak worry ve risk odaklı bağlam, ifadeyi bir uyarıya dönüştürür: iyi niyetli bir eylem de dikkate alınması gereken sorunlar yaratabilir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen, riski temkinli biçimde anlatan dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: A rule that sounds simple ____ for small businesses.

Cevabı göster

may have unintended consequences

like producing natural biochemicals at a pace that could actually accelerate climate change. Kalıp ifadeler

4:34

iklim değişikliğini aslında hızlandırabilecek bir hızda doğal biyokimyasallar üretmek gibi.

Kalıp ifadeler

at a pace that could actually accelerate climate change: iklim değişikliğini beklenmedik biçimde hızlandırabilecek bir hızda

At a pace that + tümce, bir sürecin hızını bu hızın yol açabileceği bir sonuca bağlar. Burada that, could actually accelerate climate change bölümünü başlatır; yani üretim hızının iklim değişikliğini hızlandırma ihtimali anlatılır. Actually, sonucun şaşırtıcı veya beklenenin tersine olduğunu vurgular. Burada anlamsız bir dolgu sözcüğü değildir ve yalnızca “aslında” demekle kalmaz.

Alıştırma

could actually accelerate climate change ifadesinde actually ne anlam katar?

  1. İklim değişikliğinin şu anda hızlandığını söyler.
  2. İklim değişikliğini hızlandırmanın beklenmedik bir sonuç olacağını vurgular.
  3. Could sözcüğünün olasılık yerine kesinlik belirtmesini sağlar.
Cevabı göster

İklim değişikliğini hızlandırmanın beklenmedik bir sonuç olacağını vurgular.

And even if we succeed in restoring these areas,

4:41

Ve bu alanları restore etmede başarılı olsak bile,

future generations would need to protect them from the natural and economic forces Kalıp ifadeler

4:44

gelecek nesillerin onları doğal ve ekonomik güçlerden koruması gerekecektir,

that previously depleted them.

4:50

daha önce onları tüketen güçlerden.

Kalıp ifadeler

protect them from the ... forces that previously depleted them: onları daha önce tüketen güçlerden korumak

Protect A from B, A’yı B’nin neden olduğu zarar, hasar veya istenmeyen etkilerden korumak demektir. Bu cümlede them korunan nesnedir; the natural and economic forces ise olası zarar kaynaklarıdır. Burada forces, silahlı güçler değil, değişimi yönlendiren baskılar veya etkiler anlamına gelir. that previously depleted them ilgi tümcesi, bu güçlerin daha önce korunan şeyleri azalttığını veya tükettiğini söyleyerek hangi güçlerden söz edildiğini belirtir.

Alıştırma

protect A from B kalıbını tamamlayın: A strong password protects your account ____ unauthorized access.

Cevabı göster

from

Taken together, Anlatım akışı

4:52

Hepsi birlikte ele alındığında,

these challenges have damaged confidence in restoration projects worldwide. Kalıp ifadeler

4:53

bu zorluklar dünya çapındaki restorasyon projelerine olan güveni zedeledi.

Anlatım akışı

Taken together: sonuçtan önce kanıtları birleştirmek

Taken together, okuyucuya veya dinleyiciye daha önce sözü edilen birkaç zorluğu tek bir bütün olarak değerlendirmesi gerektiğini gösteren bir söylem işaretidir. Ardından gelen genel sonucu hazırlar. Yeniden kullanılabilen kalıp Taken together, + sonuç biçimindedir: iki veya daha fazla bilgi verilir, sonra bunların birlikte ne gösterdiği söylenir. Burada Taken gerçek anlamda bir alma eylemini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi Taken together ile tamamlayın: ____, the survey findings and interview responses point to the same problem.

Cevabı göster

Taken together

Kalıp ifadeler

have damaged confidence in ... worldwide: dünya çapında güveni azaltmak

have damaged confidence in restoration projects worldwide ifadesindeki damage confidence in, “insanların bir şeye daha az güvenmesine veya inanmasına yol açmak” anlamına gelir. Confidence in restoration projects, projelerin güvenilir ya da başarılı olacağına başka insanların duyduğu güvendir; projelerin kendi öz güveni değildir. Have damaged, present perfect yapıdadır: daha önceki zorluklar, etkisi şimdi de önemli olan bir güven kaybına yol açmıştır. Worldwide bu kaybın kapsamını gösterir; dünyanın dört bir yanındaki tutumlar etkilenmiştir.

Alıştırma

Rapor cümlesini damaged confidence in ile tamamlayın: Repeated safety failures have ____ the new rail system.

Cevabı göster

damaged confidence in

And the complexity of rebuilding ecosystems

4:58

Ve ekosistemleri yeniden inşa etmenin karmaşıklığı,

demonstrates how important it is to protect our existing forests. Dilbilgisi

5:01

mevcut ormanlarımızı korumanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Dilbilgisi

demonstrates how important it is to ...: bir eylemin önemini göstermek

Bu cümlede demonstrates, “kanıt yoluyla açıkça gösterir” anlamına gelir. Fiilin nesnesi how important it is to protect our existing forests yan cümlesidir: ekosistemleri yeniden kurmanın zorluğu, bu ormanları korumanın önemine kanıt oluşturur. Bu gömülü yan cümlede sözcük dizilişi is it değil, it is şeklindedir. It biçimsel öznedir; to protect our existing forests ise önemli olduğu değerlendirilen eylemi belirtir. Bu yapı, bir olguyu bir eylemin neden önemli olduğuna dair sonuca bağlar.

Alıştırma

Dört sözcüklük gömülü yan cümle kalıbını important ile tamamlayın: The safety review demonstrates ____ to check every exit.

Cevabı göster

how important it is

But hopefully,

5:06

Ancak umuyoruz ki,

restoring some of these depleted regions

5:07

bu tükenmiş bölgelerin bir kısmını restore etmek

will give us the data and conviction necessary Kalıp ifadeler

5:09

bize gerekli verileri ve inancı verecektir

to combat climate change on a larger scale.

5:12

iklim değişikliğiyle daha büyük ölçekte mücadele etmek için.

Kalıp ifadeler

give us the data and conviction necessary to ...: gereken verileri ve inancı sağlamak

give someone the data and conviction necessary to do something kalıbı, bir kişiye hem kanıt hem de eylemi destekleyen güçlü bir inanç sağlamak anlamına gelir. Data nesnel bilgidir; conviction burada güçlü bir kesinlik veya inançtır, hukuki bir suçlu bulma kararı değildir. necessary to combat climate change on a larger scale sıfat öbeği, birlikte kullanılan data and conviction isimlerini niteler. Bu eşleştirme, daha büyük çaplı bir eylem için hem kanıtın hem de bu kanıtı kullanacak güven ya da kararlılığın gerektiğini vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede conviction ne anlama geliyor?

  1. Kanıtsız bir tahmin
  2. Eylemi destekleyen güçlü bir inanç
  3. Bir mahkemenin bir kişiyi suçlu bulması
Cevabı göster

Eylemi destekleyen güçlü bir inanç

If we get it right, Deyimler

5:15

Eğer doğru yaparsak,

Deyimler

If we get it right: bir işi doğru yapmak

get it right ifadesi “bir işi doğru şekilde yapmak veya ele almak” demektir. Burada get “elde etmek”, right ise bir yön olan “sağ” anlamına gelmez. it zamiri, daha önce konuşulan planı veya yaklaşımı temsil eder. Baştaki if bu bölümü bir koşula dönüştürür: Beklenen sonuç ancak yaklaşım amaçlandığı gibi işlerse mümkün olur. Bu kalıp, başarının bir işi doğru yapmaya bağlı olduğu projeler, kararlar ve başka durumlar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “bunu doğru şekilde yapmak” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: If we ____, the new schedule could save everyone time.

Cevabı göster

get it right

maybe these modern trees will have time to grow into carbon-carrying titans. Deyimler

5:17

belki de bu modern ağaçların karbon taşıyan devlere dönüşmek için zamanı olur.

Deyimler

grow into carbon-carrying titans: karbon depolayan dev ağaçlara dönüşmek

Grow into “zaman içinde yavaş yavaş dönüşmek” demektir; bu nedenle ağaçların gelecekteki boyutunu ve rolünü uzun bir sürecin sonucu olarak sunar. Carbon-carrying birleşik bir niteleyicidir: burada karbonu bir yerden başka bir yere taşımayı değil, büyük miktarda karbon tutmayı veya depolamayı anlatır. Titans, olağanüstü büyüklükte veya güçte varlıklar için bilinçli olarak kullanılan bir benzetmedir. Gerçek mitolojik karakterlerden söz edilmez; ifade, olgun ağaçları büyük gövdelerinde çok miktarda karbon depolayabilen devler gibi canlı biçimde betimler.

Alıştırma

Bu cümlede grow into carbon-carrying titans ne anlama gelir?

  1. Yavaş yavaş çok miktarda karbon depolayan dev ağaçlara dönüşebilirler.
  2. Karbon parçalarını mitolojik devlere taşıyabilirler.
  3. Karbon onları ağırlaştırdığı için büyümeyi durdurabilirler.
Cevabı göster

Yavaş yavaş çok miktarda karbon depolayan dev ağaçlara dönüşebilirler.

But exactly how tall can a tree grow?

5:23

Peki ama bir ağaç tam olarak ne kadar uzayabilir?

If there's plenty of sun and carbon,

5:25

Eğer bolca güneş ve karbon varsa,

what stops a tree from growing more than 130 m tall? Dilbilgisi

5:28

bir ağacın 130 metreden daha uzun olmasını engelleyen şey nedir?

Dilbilgisi

what stops a tree from growing: stop A from doing yapısı

Bu soruda what, nedeni veya sınırlayıcı etkeni sorar. stop A from doing kalıbı “A'nın bir şey yapmasını engellemek” anlamına gelir; dolayısıyla cümle, ağacın büyümeye devam etmesini engelleyen etkeni sorar. Burada A, a tree; engellenen eylem ise growing ifadesidir. from bir edat olduğu için ardından fiilin -ing biçimi gelir: from growing doğrudur, from grow değildir.

Alıştırma

“Buzun erimesini ne engeller?” anlamını vermek için dersteki kalıbı tamamlayın: What stops the ice ____ melting?

Cevabı göster

from

Check out this video to see what's getting in the way. Notlar

5:32

Neyin engel olduğunu görmek için bu videoya göz atın.

Öbek fiiller

Check out this video: samimi bir öneri

Burada check out, “ilginç olabileceği için bir şeye bakmak, onu izlemek veya incelemek” anlamına gelir. Check out this video, izleyicinin dikkatini videoya yönelten samimi bir davettir. Check out bir öbek fiildir ve buradaki anlamı ifadenin tamamından gelir. Videonun durumunu kontrol etmek anlamına gelmez; otelden ayrılmak gibi diğer anlamlar farklı bir bağlam gerektirir.

Alıştırma

Samimi bir öneri oluşturmak için boşluğu dersteki öbek fiille tamamlayın: ____ this website for more examples.

Cevabı göster

Check out

Deyimler

what's getting in the way: neyin engel olduğunu sormak

Get in the way, ilerlemeyi engellemek veya aksatmak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki way gerçek bir yol değil, bir eyleme ya da sonuca doğru ilerleyen süreçtir. What's, what is ifadesinin kısaltmasıdır. Şimdiki zaman yapısı is getting, şu anda durumu etkileyen engelin ne olduğunu sorar. Etkilenen eylem veya sonuç belirtildiğinde get in the way of + isim ya da -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi get in the way ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Loud conversations are ____ our work.

Cevabı göster

getting in the way of

Or delve into the Earth Deyimler

5:35

Ya da Dünya'nın derinliklerine inerek

to learn more about the fascinating way trees communicate.

5:37

ağaçların iletişim kurduğu büyüleyici yol hakkında daha fazla bilgi edinin.

Deyimler

Or delve into the Earth: derinlemesine araştırmak

Delve into, bir şeye yalnızca kısaca bakmak yerine onu derinlemesine araştırmak veya incelemek anlamına gelir. into sonrasındaki nesne, araştırılan alanı belirtir. delve into the Earth ifadesi hem Dünya yüzeyinin altına inme görüntüsünü hem de konuyu derinlemesine araştırma düşüncesini oluşturur. Or bunu başka bir seçenek olarak sunar; to learn more about ise amacı açıklar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi bu derste öğrendiğiniz, derinlemesine incelemek anlamındaki ifadeyle tamamlayın: In tomorrow's class, we will ____ the causes of the storm.

Cevabı göster

delve into