İngilizcede satır aralarını okuma rehberi – Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
521 kelime 168 kel/dk

Video özeti: Bu mini ders, iletişim kanalı, konuşanların ilişkisi ve kültürel tercihlerin İngilizcede açıkça söylenmeyen anlamları nasıl ortaya çıkardığını anlatıyor. Dolaylı bir mesaj belirsiz kaldığında açıklama istemenin uygun olduğunu da vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. read between the lines, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu ifadenin satırların arasını gerçekten okumak değil, söylenmeyen bir niyeti çıkarmak anlamına geldiğini anlayacaksınız. İpuçları, alt metin ve kullanılan sözcüklerden daha geniş bir anlam taşıyan mesajlar konuşulurken ifadeyi tanıyıp kullanabileceksiniz. 2. "Is Sara there?" / "Is Sara there?" — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Aynı sözlerin kullanılan araca göre nasıl farklı işlev gördüğünü fark edeceksiniz. Telefonda genellikle Sara ile konuşma isteğini bildirirken, kısa mesajda özel bir şey paylaşmadan önce Sara’nın fiziksel olarak orada olup olmadığını kontrol edebilir. Böylece niyeti yalnızca cümleden değil, iletişim kanalından çıkarabileceksiniz. 3. direct communication is preferred. / indirect communication is used. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Açık istekleri tercih eden kültürlerle teklif veya istekleri gözlem biçiminde aktaran kültürleri ayırabileceksiniz. Ağır bir çantayla ilgili yorumun yalnızca bilgi vermek yerine, istenirse yardım etmeye hazır olunduğunu gösterebileceğini anlayacaksınız.

Bu derste

You know when people say something and they expect you to understand more than just their words? Anlatım akışı

0:00

Bazen insanlar bir şey söyler ve sadece kelimelerden fazlasını anlamanızı beklerler ya, bilir misiniz?

Anlatım akışı

more than just their words: sözlerin düz anlamının ötesi

Burada their words, tek tek sözcükleri değil, insanların gerçekten söylediklerinin düz anlamını ifade eder. More than just, dinleyiciden ton ve bağlam gibi ipuçlarıyla açıkça söylenmemiş ek bir anlamı kavramasının beklendiğini gösterir. Bu ifade, doğrudan söylenenlerle dolaylı olarak iletilenleri karşı karşıya getirir. Bu karşıtlık, konuşan kişi daha fazlasını çıkarmanızı beklediğinde yalnızca sözcük sözcük anlamaya bağlı kalmamanız gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Bu soruda more than just their words, dinleyicinin neyi anlaması gerektiğini gösteriyor?

  1. Daha fazla İngilizce sözcük
  2. Yalnızca söylenen sözcüklerin aynısı
  3. Sözlerin düz anlamıyla birlikte açıkça söylenmeyen anlam
Cevabı göster

Sözlerin düz anlamıyla birlikte açıkça söylenmeyen anlam

Hello, is Sara there?

0:05

Merhaba, Sara orada mı?

Oh, oh,

0:09

Oh, oh,

yes, she is.

0:10

evet, orada.

Okay, bye.

0:11

Tamam, hoşça kal.

Hello?

0:14

Alo?

In today's mini English lesson,

0:24

Bugünkü mini İngilizce dersimizde,

we're going to talk about what people really mean beyond the words they use.

0:25

insanların kullandıkları kelimelerin ötesinde aslında ne demek istediklerinden bahsedeceğiz.

When people expect you to read between the lines, Deyimler

0:31

İnsanlar satır aralarını okumanızı beklediğinde,

it can be really difficult,

0:33

bu gerçekten zor olabilir,

Deyimler

read between the lines: söylenmeyeni çıkarmak

Read between the lines, doğrudan söylenmeyen bir mesajı çıkarmak anlamına gelen bir deyimdir. İpuçları kullanılan sözlerden, ses tonundan, bağlamdan veya birinin söylemeden bıraktığı şeylerden gelebilir; basılı satırların arasındaki boşlukları gerçekten okumak anlamına gelmez. Bu cümlede deyim, başkalarının dinleyiciden yapmasını beklediği zor görevi adlandırır: Açıkça söylenmeden ima edilen anlamı bulmak.

Alıştırma

“Söylenmemiş bir mesajı çıkarmak” anlamındaki kalıplaşmış deyimi tamamlayın: The reply sounded polite, but I had to ____ to understand the warning.

Cevabı göster

read between the lines

especially if you're learning English as a second language. Kelime

0:35

özellikle İngilizceyi ikinci dil olarak öğreniyorsanız.

Kelime

as a second language: ana dil olmayan bir dil rolü

learn English as a second language yapısında as, ‘olarak’ anlamıyla bir rol bildirir. İfade, İngilizcenin kişinin ilk dili veya ana dili değil, ana dilinden farklı bir dil olarak öğrenildiğini anlatır. Second, İngilizcenin kelimenin tam anlamıyla öğrenilen ikinci dil olduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Kesin bir öğrenme sırası yerine İngilizcenin kişinin ilk diliyle ilişkisini belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede as a second language ne anlama geliyor?

  1. İngilizce ana dil olmayan bir dil olarak öğreniliyor.
  2. İngilizce mutlaka tam olarak ikinci öğrenilen dil olmalıdır.
  3. İngilizce kişinin ilk dilinden daha kolaydır.
Cevabı göster

İngilizce ana dil olmayan bir dil olarak öğreniliyor.

So, let's dive in. Kalıp ifadeler

0:38

O halde başlayalım.

Kalıp ifadeler

let's dive in: ana içeriğe başlamak

Let's dive in, ‘başlayalım’ veya ‘ana konuya geçelim’ demenin samimi ve konuşma diline özgü bir yoludur. Burada giriş bölümünden asıl derse geçildiğini gösterir. Dive mecaz anlamdadır: konuya hemen ve enerjik biçimde girmeyi anlatır. Gerçekten suya girmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, dive içeren ve ‘başlayalım’ anlamına gelen konuşma ifadesiyle tamamlayın: Everyone is ready, so ____.

Cevabı göster

let's dive in

I'm going to share with you three tips

0:39

Sizinle üç ipucu paylaşacağım

to help you decode the meaning behind what people say. Kalıp ifadeler

0:41

insanların söylediklerinin ardındaki anlamı çözmenize yardımcı olmak için.

Kalıp ifadeler

İnsanların söylediklerinin ardındaki anlamı çözmek

Burada decode, hemen açık olmayan bir mesajı çözmek anlamına gelir. Dolaylı bir ifadeyi anlamayı, bir kodu açık bir mesaja dönüştürmeye benzetir. The meaning behind what people say, doğrudan belirtilmeyen niyet, duygu veya imadır. Behind burada mecazidir: fiziksel bir konumu değil, sözcüklerin gerçek anlamının ötesindeki anlamı gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede decode the meaning behind what people say ifadesindeki behind neyi gösterir?

  1. Sözlerin açıkça söylenmemiş bir mesaj taşıyabileceğini
  2. Sözlerin başka bir dile çevrilmesi gerektiğini
  3. İnsanların arkadaki bir yerden konuştuğunu
Cevabı göster

Sözlerin açıkça söylenmemiş bir mesaj taşıyabileceğini

Number one,

0:45

Bir numara,

what's the means of communication? Kelime

0:46

iletişim aracı nedir?

Kelime

İletişim aracı

Means of communication ifadesinde means, bir şeyi gerçekleştirmek için kullanılan yöntem veya kanal anlamındaki bir isimdir. İfadenin tamamı yüz yüze konuşma, telefon görüşmesi veya mesajlaşma gibi mesajların nasıl aktarıldığını belirtir. Means tekil ve çoğul kullanımda aynı biçimdedir. A means of communication bir yöntemi, different means of communication ise birden fazla yöntemi belirtir. Bu soruda mesajın ne anlama geldiği değil, hangi kanalın kullanıldığı soruluyor.

Alıştırma

Hangi cümle mesaj alışverişi yapılan bir kanalı anlatmak için means of communication ifadesini kullanıyor?

  1. I do not understand the meaning of this email.
  2. Her message means that the meeting is cancelled.
  3. Email is our main means of communication.
Cevabı göster

Email is our main means of communication.

Is it on the phone?

0:48

Telefonda mı?

Are you speaking in person,

0:50

Bizzat mı konuşuyorsunuz,

face to face, Kalıp ifadeler

0:52

yüz yüze,

Kalıp ifadeler

face to face: aynı yerde doğrudan iletişim

Bu kullanımda face to face, insanların aynı yerde birlikteyken doğrudan buluştuğunu veya iletişim kurduğunu belirten kalıplaşmış bir ifadedir. Yalnızca iki yüzün birbirine dönük olmasını değil, doğrudan etkileşimi anlatır.

Alıştırma

face sözcüğünü tekrarlayan ve ‘aynı yerde birbirleriyle doğrudan’ anlamına gelen üç sözcüklü kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: We need to talk ____ about this.

Cevabı göster

face to face

or is it on a text message?

0:53

yoksa kısa mesajla mı?

The same sentence can mean different things in different contexts. Anlatım akışı

0:55

Aynı cümle farklı bağlamlarda farklı anlamlara gelebilir.

Anlatım akışı

can mean different things in different contexts: anlam bağlama göre değişir

Can mean olasılık bildirir; anlamın her zaman değişeceğini garanti etmez. Different things in different contexts, biçimi değişmeyen aynı cümlenin durum değiştiğinde farklı anlamlar iletebileceğini söyler. Buradaki contexts yalnızca yakındaki sözcükleri kapsamaz. Kimin konuştuğunu, kişiler arasındaki ilişkiyi, ortamı, iletişim yöntemini ve o anda neler olduğunu da içerebilir. Cümle ana fikri belirtir; sonraki örnekler de bunun nasıl işlediğini gösterebilir.

Alıştırma

can mean different things in different contexts hangi ana fikri tanıtır?

  1. Durum değiştiğinde aynı cümle farklı anlamlar iletebilir.
  2. Her cümlenin her zaman tek ve sabit bir anlamı vardır.
  3. Yalnızca cümlenin hemen önündeki ve arkasındaki sözcükler önemlidir.
Cevabı göster

Durum değiştiğinde aynı cümle farklı anlamlar iletebilir.

For example,

0:59

Örneğin,

if you're on the phone and you ask,

1:00

telefondaysanız ve sorarsanız,

"Is Sara there?" Ton ve niyet

1:02

"Sara orada mı?"

you probably want to speak to Sara.

1:04

muhtemelen Sara ile konuşmak istiyorsunuzdur.

But if you're sending a text and you say,

1:06

Ama eğer mesaj atıyorsanız ve diyorsanız ki,

"Is Sara there?"

1:08

"Sara orada mı?"

you could possibly be wanting to share a secret

1:09

muhtemelen bir sır paylaşmak istiyor olabilirsiniz

and you don't want Sara to know,

1:12

ve Sara'nın bilmesini istemiyorsunuz,

so you're checking if she's physically there.

1:13

bu yüzden fiziksel olarak orada olup olmadığını kontrol ediyorsunuz.

Ton ve niyet

Telefonda ve mesajda “Is Sara there?”

Cümle Sara'nın “orada” olup olmadığını sorar, ancak there sözcüğünün anlamını ve sorunun bağlamdaki işlevini iletişim kanalı belirlemeye yardım eder. Telefonda bu soru genellikle Sara'nın tam olarak nerede olduğunu sormaz; onunla konuşma isteği görevi görür. Mesajda aynı sözler, özellikle gönderen kişi özel bir şey söylemek istiyorsa, Sara'nın mesajı alan kişinin fiziksel olarak yakınında olup olmadığını sorabilir. Amaçlanan anlamı çıkarmak için cümleyi, iletişim kanalını ve konuşanın olası amacını birlikte düşünün.

Alıştırma

Arayan kişi “Is Sara there? I'd like to speak to her.” diyor. Büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. Sara'nın telefona gelmesini istemek
  2. Sara'nın açık adresini sormak
  3. Sara'nın özel bir mesajı okuyup okuyamayacağını kontrol etmek
Cevabı göster

Sara'nın telefona gelmesini istemek

Tip number two.

1:16

İpucu iki.

Who are the people speaking and what's their relationship? Ton ve niyet

1:18

Konuşan kişiler kim ve aralarındaki ilişki ne?

Ton ve niyet

Konuşan kişiler kim... aralarındaki ilişki nedir?

Bu iki soru, konuşan kişileri ve aralarındaki sosyal bağı belirlemenizi ister. Arkadaş, iş arkadaşı, aile üyesi, partner veya yabancı olmaları aynı sözlerin ne kadar kibar, doğrudan, şakacı ya da ciddi duyulduğunu değiştirebilir. Burada relationship, kişilerin birbirini nasıl tanıdığı veya birbiriyle nasıl bağlantılı olduğu anlamına gelir. Sözcük otomatik olarak romantik bir ilişkiyi belirtmez.

Alıştırma

Bu soruda “their relationship” neyi soruyor?

  1. Konuşan kişilerin birbirini nasıl tanıdığı veya birbiriyle nasıl bağlantılı olduğu
  2. Konuşan kişilerin mutlaka sevgili olup olmadığı
  3. İki cümlenin dil bilgisi açısından nasıl bağlandığı
Cevabı göster

Konuşan kişilerin birbirini nasıl tanıdığı veya birbiriyle nasıl bağlantılı olduğu

Are they colleagues?

1:21

Meslektaşlar mı?

Are they partners?

1:22

Partnerler mi?

Are they friends?

1:24

Arkadaşlar mı?

Or maybe they don't even know each other.

1:25

Ya da belki birbirlerini hiç tanımıyorlar.

Look at this conversation between two colleagues.

1:27

İki meslektaş arasındaki şu konuşmaya bir bakın.

Ooh, uh it's a bit chilly in here. Notlar

1:30

Ooh, uh burası biraz serin.

Ton ve niyet

Olası bir dolaylı rica olarak It's a bit chilly in here

Bu cümlede It's a bit chilly in here. kelime anlamıyla odanın sıcaklığını anlatır. İş arkadaşları arasındaki bir konuşmada dolaylı bir rica da olabilir: konuşan kişi, dinleyenin klimayı kapatmak gibi yararlı bir davranışı kendisinin çıkarmasını bekler. İngilizcede insanlar bazen istedikleri davranışı doğrudan söylemek yerine sorunu belirtir. Rica ima edilir, ancak kesin değildir. Bu nedenle sözün yalnızca bir yorum mu yoksa aynı zamanda bir rica mı olduğu bağlama, ilişkiye ve verilen tepkiye bağlıdır.

Alıştırma

Yargılayın: Uygun bir bağlamda It's a bit chilly in here. birinden odanın sıcaklığını değiştirmesini isteyen nazik bir rica olabilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Kalıp ifadeler

a bit chilly: dereceyi yumuşatmak için a bit kullanımı

a bit chilly ifadesinde a bit, chilly sıfatından önce gelir ve “biraz” ya da “az miktarda” anlamına gelir. Dereceyi düşürür; yani odanın aşırı soğuk değil, hafifçe soğuk olduğunu anlatır. a bit + sıfat kalıbı, olumsuz bir yorumu çoğu zaman daha yumuşak hale getirir. Konuşan kişi yine de rahatsız olabilir; ancak ifade It's very cold veya It's too cold kadar güçlü duyulmaz.

Alıştırma

risky sözcüğünü yumuşatmak için a bit chilly ifadesindeki iki kelimelik kalıbı kullanın: The plan seems ____ risky.

Cevabı göster

a bit

Uh what does she need?

1:33

Uh neye ihtiyacı var?

Uh Ooh, I ooh.

1:36

Uh Ooh, ben ooh.

I think she wants me to turn the air conditioning off. Öbek fiiller

1:38

Sanırım klimayı kapatmamı istiyor.

Öbek fiiller

turn the air conditioning off: ayrılabilir öbek fiil turn off

Turn off, bir makineyi veya sistemi durdurmak, yani kapatmak anlamına gelen ayrılabilir bir İngilizce öbek fiildir. Bu cümlede isim olan nesne the air conditioning, turn ile off arasına gelir: turn the air conditioning off. Nesne bir isim olduğunda hem turn the air conditioning off hem de turn off the air conditioning doğaldır. Nesne bir zamir olduğunda zamir ortaya gelmelidir: turn it off denir, turn off it denmez.

Alıştırma

Cümleyi turn off ve it zamirini kullanarak tamamlayın: The lamp is still on. Please ____.

Cevabı göster

turn it off

Let's look at the same scenario, Anlatım akışı

1:42

Aynı senaryoya bakalım,

but now between two partners.

1:43

ama bu sefer iki partner arasında.

Anlatım akışı

the same scenario, but now...: bir karşılaştırma koşulunu değiştirmek

The same scenario, temel durumun değişmeden kaldığını dinleyiciye bildirir. But now between two partners ise karşılaştırmadaki tek bir koşulu değiştirir: kişiler arasındaki ilişkiyi. Buradaki now, hikâyede daha sonraki bir zamanı değil, konuşanın açıklamasındaki bir geçişi gösterir. same..., but now... kalıbı, tek bir koşul değiştiğinde nelerin farklılaştığını karşılaştırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

the same scenario, but now between two partners ifadesi neyi gösterir?

  1. İki farklı durum karşılaştırma yapılmadan birleştirilir.
  2. Konuşan, daha sonra gerçekleşen ilgisiz bir olaya geçer.
  3. Temel durum aynı kalır, kişiler arasındaki ilişki partner ilişkisine dönüşür.
Cevabı göster

Temel durum aynı kalır, kişiler arasındaki ilişki partner ilişkisine dönüşür.

Ooh, uh it's a bit chilly in here.

1:46

Ooh, uh burası biraz serin.

It's chilly,

1:50

Serin,

it's chilly,

1:50

serin,

it's chilly.

1:51

serin.

Ooh, I think she wants me to do something about that. Kalıp ifadeler

1:51

Ooh, sanırım bu konuda bir şeyler yapmamı istiyor.

Kalıp ifadeler

do something about that: bir durum karşısında harekete geçmek

Do something about that, o durumla ilgilenmek için harekete geçmek anlamına gelir. Bu yapıda about, hakkında yalnızca konuşulan bir konuyu değil, müdahale gerektiren sorunu veya durumu gösterir. Burada that, onun üşüyor olmasını anlatır. Something tam olarak ne yapılacağını belirtmez; dolayısıyla konuşan kişi ne yapacağını söylemeden önce harekete geçmesi gerektiğini fark eder.

Alıştırma

Sorunu ele almak için harekete geçme anlamındaki kalıbı tamamlayın: The classroom door will not close. We need to do something ____ it.

Cevabı göster

about

Uh I'd better give her my jacket. Dilbilgisi

1:55

Uh ceketimi ona versem iyi olacak.

Dilbilgisi

I'd better give: had better + fiilin yalın hâli

I'd better give, I had better give ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Yapı had better + fiilin yalın hâli şeklindedir; bu yüzden give yalın kalır ve önüne to gelmez. Had better, konuşanın şu anda o eylemi yapmayı mantıklı veya gerekli gördüğünü anlatır. Genellikle eylemi yapmamanın bir soruna yol açabileceğini düşündürür. Burada ceketini hemen ona vermenin doğru tepki olduğunu düşünür.

Alıştırma

Cümleyi I had better ifadesinin kısaltılmış hâli ve leave fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: The last bus leaves in five minutes, so ____ now.

Cevabı göster

I'd better leave

What about if you're meeting someone for the first time? Anlatım akışı

1:57

Peki ya biriyle ilk defa tanışıyorsanız?

Anlatım akışı

What about if...: başka bir olası durum ortaya koymak

What about if, dinleyenin düşünmesi için başka bir olası durum ortaya koyar. Burada konuşan kişi durumu biriyle ilk kez tanışmaya çevirir ve fikrin bu koşulda nasıl geçerli olduğunu sorar. What about if ifadesini, yaklaşık olarak “Peki ya ... olursa?” anlamına gelen tek bir konuşma kalıbı olarak düşünün. Tartışmayı bir durumdan başka bir duruma taşır; buradaki about bir konunun ne hakkında olduğunu sormaz.

Alıştırma

Bir tartışmada What about if, “What about if the train is delayed?” cümlesinde ne yapar?

  1. Gecikmenin zaten gerçekleştiğini gösterir.
  2. Başka bir olası durum ortaya koyar.
  3. Tren konusunun ne hakkında olduğunu sorar.
Cevabı göster

Başka bir olası durum ortaya koyar.

Ooh, uh it's a bit chilly in here.

2:01

Ooh, uh burası biraz serin.

It's chilly,

2:04

Serin,

uh ooh, I think they're just making conversation. Kalıp ifadeler

2:05

uh ooh, sanırım sadece laf olsun diye konuşuyorlar.

Kalıp ifadeler

just making conversation: nezaketen sohbet etmek

Making conversation, konu özellikle önemli olduğu için değil; arkadaşça davranmak, sessizlikten kaçınmak veya sosyal etkileşimi sürdürmek için konuşmak demektir. Bu cümlede just nedeni sınırlar: Konuşan kişi, karşısındaki kişinin belirgin ve daha derin bir isteği ya da mesajı olmadan yalnızca sohbet ettiğini düşünür. Buradaki make, söyleyecek şeyler bulma ve etkileşimi sürdürme eylemini anlatır. İfade kelimesi kelimesine resmî bir konuşma üretmek anlamına gelmez.

Alıştırma

make conversation ifadesini doğru biçimde kullanın: She was not asking for advice; she was just ____.

Cevabı göster

making conversation

Yeah, it is chilly in here.

2:08

Evet, burası gerçekten serin.

You're right.

2:10

Haklısın.

Number three.

2:11

Üç numara.

Understanding cultural differences.

2:13

Kültürel farklılıkları anlamak.

In some cultures,

2:15

Bazı kültürlerde,

direct communication is preferred. Kültür

2:17

doğrudan iletişim tercih edilir.

But in some cultures,

2:19

Ama bazı kültürlerde,

maybe indirect communication is used.

2:20

dolaylı iletişim kullanılabilir.

Kültür

direct communication ... indirect communication: iki kültürel iletişim tarzı

Doğrudan iletişimde mesaj açıkça söylenir; bu nedenle dinleyicinin bağlamdan çıkarması gereken şey daha azdır. Dolaylı iletişimde ise mesajın daha büyük bir kısmı imalar, nazik ifadeler, ses tonu veya bağlam yoluyla iletilir. Bu cümlede is preferred ve is used, farklı kültürlerde yaygın olabilecek iletişim tarzlarını anlatır. Bu karşılaştırma bir sıralama değildir: direct ve indirect birer tarz adıdır; daha iyi ve daha kötü anlamına gelmez. Bir kültürdeki her kişiyi değil, genel eğilimleri anlatır.

Alıştırma

Yargılayın: Bu cümle doğrudan iletişimin dolaylı iletişimden daha iyi olduğunu söylüyor.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

And that could be difficult

2:23

Ve bu zor olabilir

if you're coming from a culture that uses direct communication

2:25

eğer doğrudan iletişim kullanan bir kültürden geliyorsanız

and you're just used to saying what you mean. Dilbilgisi

2:28

ve sadece aklınızdakini söylemeye alışkınsanız.

Dilbilgisi

be used to saying: bir eyleme alışkın olmak

be used to + isim veya -ing biçimi yapısında be used to, bir şeye alışkın olmak anlamına gelir. Burada you're used to saying what you mean, ne demek istediğinizi açıkça söylemenin size normal ve tanıdık gelmesi demektir. Bu yapıdaki to bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır. Be biçimi özneye ve zamana göre değişebilir: I am used to, she is used to ve they were used to.

Alıştırma

Durumun artık normal geldiğini anlatmak için cümleyi be used to ve get fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I am ____ up early now.

Cevabı göster

used to getting

Imagine you see someone who is struggling with a heavy bag. Kalıp ifadeler

2:31

Ağır bir çantayla mücadele eden birini gördüğünüzü hayal edin.

Kalıp ifadeler

struggling with a heavy bag: bir şeyi idare etmekte zorlanmak

Bu cümlede struggling with a heavy bag, çanta ağır olduğu için onu taşımakta veya idare etmekte zorlanmak anlamına gelir. with sözcüğü zorluğa neden olan şeyi gösterir; kişiyle çantanın birlikte bir şey yaptığı anlamına gelmez. Başa çıkılması zor bir şeyden söz ederken struggle with + isim öbeği kullanılır. Bu şey ağır bir çanta gibi fiziksel veya matematik problemi ya da karar gibi soyut olabilir. İfade gerçek bir çabayı vurgular, ancak kişinin sonunda mutlaka başarısız olacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi struggle with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Nina is ____ this maths problem.

Cevabı göster

struggling with

A direct communicator might ask,

2:35

Doğrudan iletişim kuran biri şöyle sorabilir:

"Can I help you with this bag?" Ton ve niyet

2:38

"Bu çantaya yardım edebilir miyim?"

Ton ve niyet

Can I help you with this bag?: yardım teklifi

Can I help you with this bag? doğrudan ve nazik bir yardım teklifidir. Buradaki Can I...? konuşanın yeteneğiyle ilgili gerçek bir soru değildir. Karşıdaki kişinin konuşandan yardım isteyip istemediğini sorar. Can I help you with + isim? kalıbı, ilgilenilmesi gereken şeyi veya görevi belirtir. this bag denildiğinde durum, yardımın çantayı kaldırmak, taşımak veya idare etmek anlamına gelebileceğini gösterir.

Alıştırma

Yardım teklifini hedef kalıpla tamamlayın: ____ those books?

Cevabı göster

Can I help you with

But someone from an indirect culture,

2:39

Ancak dolaylı kültürden gelen biri,

when they see someone with a heavy bag,

2:41

ağır bir çantası olan birini gördüğünde,

they might say,

2:43

şöyle diyebilir:

"Ooh, that looks like a heavy bag." Ton ve niyet

2:44

"Ooh, ağır bir çantaya benziyor."

Ton ve niyet

“That looks like a heavy bag”: dolaylı yardım teklifi olarak bir gözlem

“Ooh, that looks like a heavy bag.” kelimesi kelimesine çantanın ağır göründüğünü söyler. Bu durumda gözlem, doğrudan yardım teklif etmeden “Zorlandığını fark ediyorum ve yardım etmeye istekli olabilirim” mesajını da verebilir. looks like sözleri tek başına “Can I help?” anlamına gelmez. Dolaylı anlam; durumdan, ses tonundan ve karşıdaki kişinin yanıt vermesi ya da yardım istemesi beklentisinden doğar.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Birisi çantayı taşımakta zorlanıyorsa “That looks like a heavy bag” dil bilgisi bakımından bir gözlem olsa da dolaylı olarak yardım teklif etme olasılığını açabilir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

To a direct communicator,

2:47

Doğrudan iletişim kuran birine,

that might be confusing

2:48

bu kafa karıştırıcı gelebilir

because they might think that they're just stating facts. Ton ve niyet

2:50

çünkü sadece gerçekleri ifade ettiklerini düşünebilirler.

Ton ve niyet

“they’re just stating facts”: “yalnızca” anlamındaki just

they’re just stating facts ifadesinde stating facts, doğru olanı veya birinin doğrudan görebildiği şeyi söylemek demektir. Burada just “yalnızca” anlamındadır: Doğrudan iletişim kuran kişi, sözü gerçek anlamda bir betimleme olarak duyar ve başka bir anlam çıkarmaz. Yanlış anlaşılmanın nedeni budur. Konuşan kişi dolaylı bir istek veya yardım teklifi amaçlasa bile dinleyen kişi bunu gerçekleri bildiren sözlerden çıkarmaz.

Alıştırma

“Maya is not complaining; she is just stating facts.” cümlesinde just ne anlama gelir?

  1. yalnızca, başka bir niyet olmadan
  2. adil bir şekilde
  3. az önce
Cevabı göster

yalnızca, başka bir niyet olmadan

But in indirect communication,

2:53

Ama dolaylı iletişimde,

there's an implication here that they're happy to help if you ask. Notlar

2:55

eğer istersen yardım etmekten mutluluk duyacaklarına dair bir ima vardır.

Kelime

there's an implication here that söylenmemiş bir anlamı sunar

there's an implication here that yapısı, doğrudan söylenmemiş ancak sözlerden veya durumdan çıkarılabilecek bir anlamı sunar. that sonrasındaki yan cümle, ima edilen anlamın ne olduğunu açıklar. Bu cümlede, o kişilerin yardım etmeye istekli oldukları ancak dinleyicinin önce rica etmesi gerektiği ima ediliyor.

Alıştırma

Bu bağlamda there's an implication here that... ne anlama geliyor?

  1. Bir sonuç zaten meydana gelmiştir.
  2. Açıkça söylenmemiş bir anlam çıkarılabilir.
  3. Bir rica doğrudan dile getirilmiştir.
Cevabı göster

Açıkça söylenmemiş bir anlam çıkarılabilir.

Ton ve niyet

they're happy to help if you ask yardım etme isteğine koşul ekler

be happy to + fiil yapısında happy, yalnızca neşeli hissetmek değil, bir şeyi yapmaya istekli veya memnun olmak anlamına gelir. Bu nedenle they're happy to help, onların yardım etmeye istekli olduklarını belirtir. if you ask bir koşul ekler: yardım, diğer kişi rica ettiğinde sunulacaktır. Yardımın zaten başladığını söylemek yerine seçimi ve sonraki adımı o kişiye bırakır.

Alıştırma

Hangi cümle yardımın sunulabileceğini ancak diğer kişinin önce istemesi gerektiğini belirtir?

  1. They're helping before you ask.
  2. They're happy to help if you ask.
  3. They're happy because you helped them.
Cevabı göster

They're happy to help if you ask.

So, remember,

3:00

Bu yüzden, unutmayın,

in a lot of English-speaking countries, Kültür

3:01

pek çok İngilizce konuşulan ülkede,

indirect communication is often used.

3:03

dolaylı iletişim sıklıkla kullanılır.

Kültür

in a lot of English-speaking countries: kapsamı sınırlamak

Cümlenin başındaki in a lot of English-speaking countries, ardından gelen iddianın kapsamını sınırlar. Bu gözlemin İngilizcenin yaygın olarak konuşulduğu birçok ülkede sıkça geçerli olduğunu söyler; her İngilizce konuşan kişi, her durum veya bu ülkelerin her biri için geçerli olduğunu söylemez. A lot of “birçok” demektir, all yani “tümü” demek değildir. English-speaking countries da yalnızca Birleşik Krallık ve ABD'den daha geniş bir alanı kapsar. Bu kapsam ifadesi, kültürel bir gözlemi kesin değil, dikkatli bir genelleme hâline getirir.

Alıştırma

in a lot of English-speaking countries ifadesinin kapsamını en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Yalnızca Birleşik Krallık ve ABD'yi ifade eder.
  2. Her ülkedeki her İngilizce konuşanın aynı şekilde davrandığını söyler.
  3. İngilizcenin yaygın olarak konuşulduğu birçok ülkedeki ortak bir eğilimi anlatır, ancak bu ülkelerin hepsinde geçerli olması gerekmez.
Cevabı göster

İngilizcenin yaygın olarak konuşulduğu birçok ülkedeki ortak bir eğilimi anlatır, ancak bu ülkelerin hepsinde geçerli olması gerekmez.

Remember not to take everything they say word for word. Deyimler

3:06

Söyledikleri her şeyi kelimesi kelimesine almamayı unutmayın.

Deyimler

not take ... word for word: yalnızca gerçek anlama bağlı kalmamak

Bu cümlede take something word for word, bir şeyi kelimeleri tek tek ele alarak yalnızca yüzeydeki gerçek anlamıyla anlamak demektir. Olumsuz not to yapısı bunu bir uyarıya dönüştürür. Dinleyen kişi, her cümlenin tek tek kelimelerinin söylediğiyle tamamen aynı anlama geldiğini varsaymak yerine bağlamı, ses tonunu ve olası örtük anlamı dikkate almalıdır. Bu, her kelimeyi yazma talimatı değildir.

Alıştırma

Yalnızca tam ve gerçek anlamlı sözcüklere göre anlamak demek olan dersteki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Do not take the joke ____.

Cevabı göster

word for word

Keep in mind the culture they come from, Kalıp ifadeler

3:09

Geldikleri kültürü,

means of communication,

3:12

iletişim aracını,

and the relationship you have with them.

3:13

ve onlarla olan ilişkinizi aklınızda bulundurun.

Kalıp ifadeler

Keep in mind + isim öbeği veya that yan cümlesi

Keep in mind, “bu önemli noktayı hatırla ve karar verirken ya da harekete geçerken onu dikkate al” demektir. Bu cümlede, dinleyicinin gözden kaçırmaması gereken birkaç etkeni tanıtır. Ardından keep in mind the culture örneğindeki gibi bir isim öbeği veya that ile başlayan bir yan cümle gelebilir. Burada mind bütün ifadenin parçasıdır; “rahatsız olmak” ya da “sakıncası olmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hatırlatmayı öğrendiğiniz ifadeyle tamamlayın: ____ that the library closes at six.

Cevabı göster

Keep in mind

But don't worry,

3:15

Ama endişelenmeyin,

if something is not clear for you,

3:16

eğer sizin için net olmayan bir şey varsa,

don't feel afraid to ask for clarification. Kalıp ifadeler

3:19

açıklama istemekten çekinmeyin.

Kalıp ifadeler

ask for clarification: daha açık bir anlam istemek

to ask for clarification, birinden net olmayan belirli bir noktayı daha açık hâle getirmesini istemek demektir. ask for + isim yapısında clarification, istenen şeydir. clarification genellikle daha önce söylenmiş veya yazılmış ancak belirsiz ya da anlaşılması zor olan bir şeyle ilgilidir. Herhangi bir yeni bilgiyi istemekten daha özeldir.

Alıştırma

Cümleyi ask for + “net olmayan bir noktayı açık hâle getirme” anlamındaki isimle tamamlayın: If the instructions are unclear, ____.

Cevabı göster

ask for clarification

It's a bit stuffy in here, Ton ve niyet

3:23

Burası biraz havasız,

you guys, don't you think? Notlar

3:25

çocuklar, sizce de öyle değil mi?

Ton ve niyet

It's a bit stuffy in here: bir betimlemeyle dolaylı istekte bulunma

It's a bit stuffy in here, konuşanın bulunduğu kapalı yerdeki havanın bayat, sıcak ya da yetersiz havalandırılmış hissedildiği anlamına gelir. Burada stuffy havayı niteler; odada çok fazla eşya olduğu anlamına gelmez. Cümle, birine doğrudan ne yapacağını söylemek yerine bir soruna dikkat çektiği için dolaylı bir rica işlevi görebilir. Pencereleri kapalı bir odada konuşan kişi, birinin pencereyi açmasını umuyor olabilir. a bit şikâyeti yumuşatır; istenen eylemi ise bağlam gösterir.

Alıştırma

Pencereleri kapalı bir odada biri “It's a bit stuffy in here” dediğinde dolaylı olarak ne istiyor olabilir?

  1. Birinin ısıtmayı artırması.
  2. Herkesin odaya daha fazla eşya getirmesi.
  3. Birinin pencereyi açması veya havalandırmayı iyileştirmesi.
Cevabı göster

Birinin pencereyi açması veya havalandırmayı iyileştirmesi.

Kelime

you guys: bir gruba yönelik resmî olmayan doğrudan hitap

You guys, bir gruba hitap etmenin resmî olmayan bir yoludur ve çoğul you anlamına yakındır. Bu ifadede guys çoğu zaman her cinsiyetten insanı kapsar; yalnızca erkekleri ifade etmek zorunda değildir. Burada you guys dinleyicilere doğrudan seslenir. Konuşan kişi, grubun dikkatini çekmek ve onları yanıt vermeye çağırmak için ifadeyi iki virgül arasına yerleştirir. İfade çıkarıldığında temel yorum aynı kalır, ancak doğrudan hitap ortadan kalkar.

Alıştırma

Karar verin: “you guys”, çok resmî bir iş e-postasında genellikle en uygun hitap biçimidir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Ton ve niyet

don't you think? ile onay istemek

Bu cümlede don't you think?, odanın havasız olduğu görüşünün ardından gelir. Diğer kişileri aynı fikirde olmaya veya yanıt vermeye davet eder; kabaca “Sizce de öyle değil mi?” anlamındadır. Karşı tarafın düşünüp düşünemediğini soran gerçek bir soru değildir. Bu kısa soruyu eklemek, görüşün sert bir bildirimden çok ortak bir bakış açısı arayışı gibi duyulmasını sağlar. Yine de konuşan kişi, onay beklediğini belli eder.

Alıştırma

“It's a bit stuffy in here, don't you think?” cümlesinde don't you think? ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Diğer kişileri aynı fikirde olmaya veya yanıt vermeye davet eder.
  2. Diğer kişilere odadan çıkmalarını söyler.
  3. Diğer kişilerin düşünüp düşünemediğini sorar.
Cevabı göster

Diğer kişileri aynı fikirde olmaya veya yanıt vermeye davet eder.

Everyone, everyone,

3:27

Millet, millet,

I think Serene is hot. Kelime

3:28

Sanırım Serene'e sıcak geldi.

Kelime

hot: ‘fazla sıcak hissetmek’ anlamı

Burada hot, “rahatsız edecek kadar sıcak hissetmek” anlamındadır. Havasız bir oda ve pencereyi açma hakkındaki konuşma, sıcaklık ve havalandırmaya işaret eder; dolayısıyla konuşan kişi Serene'in görünüşü hakkında yorum yapmamaktadır. be hot bir kişiyi tanımladığında anlamı bağlam belirler. Sıcaklık, hava durumu, kıyafet, egzersiz veya havalandırma ipuçları genellikle kişinin sıcakladığını gösterir; görünüş veya flört hakkında konuşulması ise “cinsel açıdan çekici olmak” şeklindeki gündelik anlama işaret edebilir.

Alıştırma

Oda havasız ve biri pencereyi açmayı öneriyor. Bu bağlamda “Serene is hot” ne anlama gelir?

  1. Serene cinsel açıdan çekici.
  2. Serene fazla sıcak hissediyor.
  3. Serene kızgın.
Cevabı göster

Serene fazla sıcak hissediyor.

we need to open the window.

3:29

pencereyi açmamız lazım.

Open the window now.

3:30

Pencereyi hemen açın.

Yes.

3:31

Evet.

Thank you.

3:32

Teşekkür ederim.