İngilizcede satır aralarını okuma rehberi – Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video özeti: Bu mini ders, iletişim kanalı, konuşanların ilişkisi ve kültürel tercihlerin İngilizcede açıkça söylenmeyen anlamları nasıl ortaya çıkardığını anlatıyor. Dolaylı bir mesaj belirsiz kaldığında açıklama istemenin uygun olduğunu da vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. read between the lines, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu ifadenin satırların arasını gerçekten okumak değil, söylenmeyen bir niyeti çıkarmak anlamına geldiğini anlayacaksınız. İpuçları, alt metin ve kullanılan sözcüklerden daha geniş bir anlam taşıyan mesajlar konuşulurken ifadeyi tanıyıp kullanabileceksiniz. 2. "Is Sara there?" / "Is Sara there?" — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Aynı sözlerin kullanılan araca göre nasıl farklı işlev gördüğünü fark edeceksiniz. Telefonda genellikle Sara ile konuşma isteğini bildirirken, kısa mesajda özel bir şey paylaşmadan önce Sara’nın fiziksel olarak orada olup olmadığını kontrol edebilir. Böylece niyeti yalnızca cümleden değil, iletişim kanalından çıkarabileceksiniz. 3. direct communication is preferred. / indirect communication is used. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Açık istekleri tercih eden kültürlerle teklif veya istekleri gözlem biçiminde aktaran kültürleri ayırabileceksiniz. Ağır bir çantayla ilgili yorumun yalnızca bilgi vermek yerine, istenirse yardım etmeye hazır olunduğunu gösterebileceğini anlayacaksınız.
Bu derste
You know when people say something and they expect you to understand more than just their words? Anlatım akışı
0:00Bazen insanlar bir şey söyler ve sadece kelimelerden fazlasını anlamanızı beklerler ya, bilir misiniz?
more than just their words: sözlerin düz anlamının ötesi
Burada their words, tek tek sözcükleri değil, insanların gerçekten söylediklerinin düz anlamını ifade eder. More than just, dinleyiciden ton ve bağlam gibi ipuçlarıyla açıkça söylenmemiş ek bir anlamı kavramasının beklendiğini gösterir. Bu ifade, doğrudan söylenenlerle dolaylı olarak iletilenleri karşı karşıya getirir. Bu karşıtlık, konuşan kişi daha fazlasını çıkarmanızı beklediğinde yalnızca sözcük sözcük anlamaya bağlı kalmamanız gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Bu soruda more than just their words, dinleyicinin neyi anlaması gerektiğini gösteriyor?
- Daha fazla İngilizce sözcük
- Yalnızca söylenen sözcüklerin aynısı
- Sözlerin düz anlamıyla birlikte açıkça söylenmeyen anlam
Cevabı göster
Sözlerin düz anlamıyla birlikte açıkça söylenmeyen anlam
we're going to talk about what people really mean beyond the words they use.
0:25insanların kullandıkları kelimelerin ötesinde aslında ne demek istediklerinden bahsedeceğiz.
read between the lines: söylenmeyeni çıkarmak
Read between the lines, doğrudan söylenmeyen bir mesajı çıkarmak anlamına gelen bir deyimdir. İpuçları kullanılan sözlerden, ses tonundan, bağlamdan veya birinin söylemeden bıraktığı şeylerden gelebilir; basılı satırların arasındaki boşlukları gerçekten okumak anlamına gelmez. Bu cümlede deyim, başkalarının dinleyiciden yapmasını beklediği zor görevi adlandırır: Açıkça söylenmeden ima edilen anlamı bulmak.
Alıştırma
“Söylenmemiş bir mesajı çıkarmak” anlamındaki kalıplaşmış deyimi tamamlayın: The reply sounded polite, but I had to ____ to understand the warning.
Cevabı göster
read between the lines
especially if you're learning English as a second language. Kelime
0:35özellikle İngilizceyi ikinci dil olarak öğreniyorsanız.
as a second language: ana dil olmayan bir dil rolü
learn English as a second language yapısında as, ‘olarak’ anlamıyla bir rol bildirir. İfade, İngilizcenin kişinin ilk dili veya ana dili değil, ana dilinden farklı bir dil olarak öğrenildiğini anlatır. Second, İngilizcenin kelimenin tam anlamıyla öğrenilen ikinci dil olduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Kesin bir öğrenme sırası yerine İngilizcenin kişinin ilk diliyle ilişkisini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede as a second language ne anlama geliyor?
- İngilizce ana dil olmayan bir dil olarak öğreniliyor.
- İngilizce mutlaka tam olarak ikinci öğrenilen dil olmalıdır.
- İngilizce kişinin ilk dilinden daha kolaydır.
Cevabı göster
İngilizce ana dil olmayan bir dil olarak öğreniliyor.
let's dive in: ana içeriğe başlamak
Let's dive in, ‘başlayalım’ veya ‘ana konuya geçelim’ demenin samimi ve konuşma diline özgü bir yoludur. Burada giriş bölümünden asıl derse geçildiğini gösterir. Dive mecaz anlamdadır: konuya hemen ve enerjik biçimde girmeyi anlatır. Gerçekten suya girmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, dive içeren ve ‘başlayalım’ anlamına gelen konuşma ifadesiyle tamamlayın: Everyone is ready, so ____.
Cevabı göster
let's dive in
to help you decode the meaning behind what people say. Kalıp ifadeler
0:41insanların söylediklerinin ardındaki anlamı çözmenize yardımcı olmak için.
İnsanların söylediklerinin ardındaki anlamı çözmek
Burada decode, hemen açık olmayan bir mesajı çözmek anlamına gelir. Dolaylı bir ifadeyi anlamayı, bir kodu açık bir mesaja dönüştürmeye benzetir. The meaning behind what people say, doğrudan belirtilmeyen niyet, duygu veya imadır. Behind burada mecazidir: fiziksel bir konumu değil, sözcüklerin gerçek anlamının ötesindeki anlamı gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede decode the meaning behind what people say ifadesindeki behind neyi gösterir?
- Sözlerin açıkça söylenmemiş bir mesaj taşıyabileceğini
- Sözlerin başka bir dile çevrilmesi gerektiğini
- İnsanların arkadaki bir yerden konuştuğunu
Cevabı göster
Sözlerin açıkça söylenmemiş bir mesaj taşıyabileceğini
İletişim aracı
Means of communication ifadesinde means, bir şeyi gerçekleştirmek için kullanılan yöntem veya kanal anlamındaki bir isimdir. İfadenin tamamı yüz yüze konuşma, telefon görüşmesi veya mesajlaşma gibi mesajların nasıl aktarıldığını belirtir. Means tekil ve çoğul kullanımda aynı biçimdedir. A means of communication bir yöntemi, different means of communication ise birden fazla yöntemi belirtir. Bu soruda mesajın ne anlama geldiği değil, hangi kanalın kullanıldığı soruluyor.
Alıştırma
Hangi cümle mesaj alışverişi yapılan bir kanalı anlatmak için means of communication ifadesini kullanıyor?
- I do not understand the meaning of this email.
- Her message means that the meeting is cancelled.
- Email is our main means of communication.
Cevabı göster
Email is our main means of communication.
face to face: aynı yerde doğrudan iletişim
Bu kullanımda face to face, insanların aynı yerde birlikteyken doğrudan buluştuğunu veya iletişim kurduğunu belirten kalıplaşmış bir ifadedir. Yalnızca iki yüzün birbirine dönük olmasını değil, doğrudan etkileşimi anlatır.
Alıştırma
face sözcüğünü tekrarlayan ve ‘aynı yerde birbirleriyle doğrudan’ anlamına gelen üç sözcüklü kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: We need to talk ____ about this.
Cevabı göster
face to face
The same sentence can mean different things in different contexts. Anlatım akışı
0:55Aynı cümle farklı bağlamlarda farklı anlamlara gelebilir.
can mean different things in different contexts: anlam bağlama göre değişir
Can mean olasılık bildirir; anlamın her zaman değişeceğini garanti etmez. Different things in different contexts, biçimi değişmeyen aynı cümlenin durum değiştiğinde farklı anlamlar iletebileceğini söyler. Buradaki contexts yalnızca yakındaki sözcükleri kapsamaz. Kimin konuştuğunu, kişiler arasındaki ilişkiyi, ortamı, iletişim yöntemini ve o anda neler olduğunu da içerebilir. Cümle ana fikri belirtir; sonraki örnekler de bunun nasıl işlediğini gösterebilir.
Alıştırma
can mean different things in different contexts hangi ana fikri tanıtır?
- Durum değiştiğinde aynı cümle farklı anlamlar iletebilir.
- Her cümlenin her zaman tek ve sabit bir anlamı vardır.
- Yalnızca cümlenin hemen önündeki ve arkasındaki sözcükler önemlidir.
Cevabı göster
Durum değiştiğinde aynı cümle farklı anlamlar iletebilir.
you could possibly be wanting to share a secret
1:09muhtemelen bir sır paylaşmak istiyor olabilirsiniz
so you're checking if she's physically there.
1:13bu yüzden fiziksel olarak orada olup olmadığını kontrol ediyorsunuz.
Telefonda ve mesajda “Is Sara there?”
Cümle Sara'nın “orada” olup olmadığını sorar, ancak there sözcüğünün anlamını ve sorunun bağlamdaki işlevini iletişim kanalı belirlemeye yardım eder. Telefonda bu soru genellikle Sara'nın tam olarak nerede olduğunu sormaz; onunla konuşma isteği görevi görür. Mesajda aynı sözler, özellikle gönderen kişi özel bir şey söylemek istiyorsa, Sara'nın mesajı alan kişinin fiziksel olarak yakınında olup olmadığını sorabilir. Amaçlanan anlamı çıkarmak için cümleyi, iletişim kanalını ve konuşanın olası amacını birlikte düşünün.
Alıştırma
Arayan kişi “Is Sara there? I'd like to speak to her.” diyor. Büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Sara'nın telefona gelmesini istemek
- Sara'nın açık adresini sormak
- Sara'nın özel bir mesajı okuyup okuyamayacağını kontrol etmek
Cevabı göster
Sara'nın telefona gelmesini istemek
Who are the people speaking and what's their relationship? Ton ve niyet
1:18Konuşan kişiler kim ve aralarındaki ilişki ne?
Konuşan kişiler kim... aralarındaki ilişki nedir?
Bu iki soru, konuşan kişileri ve aralarındaki sosyal bağı belirlemenizi ister. Arkadaş, iş arkadaşı, aile üyesi, partner veya yabancı olmaları aynı sözlerin ne kadar kibar, doğrudan, şakacı ya da ciddi duyulduğunu değiştirebilir. Burada relationship, kişilerin birbirini nasıl tanıdığı veya birbiriyle nasıl bağlantılı olduğu anlamına gelir. Sözcük otomatik olarak romantik bir ilişkiyi belirtmez.
Alıştırma
Bu soruda “their relationship” neyi soruyor?
- Konuşan kişilerin birbirini nasıl tanıdığı veya birbiriyle nasıl bağlantılı olduğu
- Konuşan kişilerin mutlaka sevgili olup olmadığı
- İki cümlenin dil bilgisi açısından nasıl bağlandığı
Cevabı göster
Konuşan kişilerin birbirini nasıl tanıdığı veya birbiriyle nasıl bağlantılı olduğu
Look at this conversation between two colleagues.
1:27İki meslektaş arasındaki şu konuşmaya bir bakın.
Olası bir dolaylı rica olarak It's a bit chilly in here
Bu cümlede It's a bit chilly in here. kelime anlamıyla odanın sıcaklığını anlatır. İş arkadaşları arasındaki bir konuşmada dolaylı bir rica da olabilir: konuşan kişi, dinleyenin klimayı kapatmak gibi yararlı bir davranışı kendisinin çıkarmasını bekler. İngilizcede insanlar bazen istedikleri davranışı doğrudan söylemek yerine sorunu belirtir. Rica ima edilir, ancak kesin değildir. Bu nedenle sözün yalnızca bir yorum mu yoksa aynı zamanda bir rica mı olduğu bağlama, ilişkiye ve verilen tepkiye bağlıdır.
Alıştırma
Yargılayın: Uygun bir bağlamda It's a bit chilly in here. birinden odanın sıcaklığını değiştirmesini isteyen nazik bir rica olabilir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
a bit chilly: dereceyi yumuşatmak için a bit kullanımı
a bit chilly ifadesinde a bit, chilly sıfatından önce gelir ve “biraz” ya da “az miktarda” anlamına gelir. Dereceyi düşürür; yani odanın aşırı soğuk değil, hafifçe soğuk olduğunu anlatır. a bit + sıfat kalıbı, olumsuz bir yorumu çoğu zaman daha yumuşak hale getirir. Konuşan kişi yine de rahatsız olabilir; ancak ifade It's very cold veya It's too cold kadar güçlü duyulmaz.
Alıştırma
risky sözcüğünü yumuşatmak için a bit chilly ifadesindeki iki kelimelik kalıbı kullanın: The plan seems ____ risky.
Cevabı göster
a bit
I think she wants me to turn the air conditioning off. Öbek fiiller
1:38Sanırım klimayı kapatmamı istiyor.
turn the air conditioning off: ayrılabilir öbek fiil turn off
Turn off, bir makineyi veya sistemi durdurmak, yani kapatmak anlamına gelen ayrılabilir bir İngilizce öbek fiildir. Bu cümlede isim olan nesne the air conditioning, turn ile off arasına gelir: turn the air conditioning off. Nesne bir isim olduğunda hem turn the air conditioning off hem de turn off the air conditioning doğaldır. Nesne bir zamir olduğunda zamir ortaya gelmelidir: turn it off denir, turn off it denmez.
Alıştırma
Cümleyi turn off ve it zamirini kullanarak tamamlayın: The lamp is still on. Please ____.
Cevabı göster
turn it off
the same scenario, but now...: bir karşılaştırma koşulunu değiştirmek
The same scenario, temel durumun değişmeden kaldığını dinleyiciye bildirir. But now between two partners ise karşılaştırmadaki tek bir koşulu değiştirir: kişiler arasındaki ilişkiyi. Buradaki now, hikâyede daha sonraki bir zamanı değil, konuşanın açıklamasındaki bir geçişi gösterir. same..., but now... kalıbı, tek bir koşul değiştiğinde nelerin farklılaştığını karşılaştırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
the same scenario, but now between two partners ifadesi neyi gösterir?
- İki farklı durum karşılaştırma yapılmadan birleştirilir.
- Konuşan, daha sonra gerçekleşen ilgisiz bir olaya geçer.
- Temel durum aynı kalır, kişiler arasındaki ilişki partner ilişkisine dönüşür.
Cevabı göster
Temel durum aynı kalır, kişiler arasındaki ilişki partner ilişkisine dönüşür.
Ooh, I think she wants me to do something about that. Kalıp ifadeler
1:51Ooh, sanırım bu konuda bir şeyler yapmamı istiyor.
do something about that: bir durum karşısında harekete geçmek
Do something about that, o durumla ilgilenmek için harekete geçmek anlamına gelir. Bu yapıda about, hakkında yalnızca konuşulan bir konuyu değil, müdahale gerektiren sorunu veya durumu gösterir. Burada that, onun üşüyor olmasını anlatır. Something tam olarak ne yapılacağını belirtmez; dolayısıyla konuşan kişi ne yapacağını söylemeden önce harekete geçmesi gerektiğini fark eder.
Alıştırma
Sorunu ele almak için harekete geçme anlamındaki kalıbı tamamlayın: The classroom door will not close. We need to do something ____ it.
Cevabı göster
about
I'd better give: had better + fiilin yalın hâli
I'd better give, I had better give ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Yapı had better + fiilin yalın hâli şeklindedir; bu yüzden give yalın kalır ve önüne to gelmez. Had better, konuşanın şu anda o eylemi yapmayı mantıklı veya gerekli gördüğünü anlatır. Genellikle eylemi yapmamanın bir soruna yol açabileceğini düşündürür. Burada ceketini hemen ona vermenin doğru tepki olduğunu düşünür.
Alıştırma
Cümleyi I had better ifadesinin kısaltılmış hâli ve leave fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: The last bus leaves in five minutes, so ____ now.
Cevabı göster
I'd better leave
What about if you're meeting someone for the first time? Anlatım akışı
1:57Peki ya biriyle ilk defa tanışıyorsanız?
What about if...: başka bir olası durum ortaya koymak
What about if, dinleyenin düşünmesi için başka bir olası durum ortaya koyar. Burada konuşan kişi durumu biriyle ilk kez tanışmaya çevirir ve fikrin bu koşulda nasıl geçerli olduğunu sorar. What about if ifadesini, yaklaşık olarak “Peki ya ... olursa?” anlamına gelen tek bir konuşma kalıbı olarak düşünün. Tartışmayı bir durumdan başka bir duruma taşır; buradaki about bir konunun ne hakkında olduğunu sormaz.
Alıştırma
Bir tartışmada What about if, “What about if the train is delayed?” cümlesinde ne yapar?
- Gecikmenin zaten gerçekleştiğini gösterir.
- Başka bir olası durum ortaya koyar.
- Tren konusunun ne hakkında olduğunu sorar.
Cevabı göster
Başka bir olası durum ortaya koyar.
uh ooh, I think they're just making conversation. Kalıp ifadeler
2:05uh ooh, sanırım sadece laf olsun diye konuşuyorlar.
just making conversation: nezaketen sohbet etmek
Making conversation, konu özellikle önemli olduğu için değil; arkadaşça davranmak, sessizlikten kaçınmak veya sosyal etkileşimi sürdürmek için konuşmak demektir. Bu cümlede just nedeni sınırlar: Konuşan kişi, karşısındaki kişinin belirgin ve daha derin bir isteği ya da mesajı olmadan yalnızca sohbet ettiğini düşünür. Buradaki make, söyleyecek şeyler bulma ve etkileşimi sürdürme eylemini anlatır. İfade kelimesi kelimesine resmî bir konuşma üretmek anlamına gelmez.
Alıştırma
make conversation ifadesini doğru biçimde kullanın: She was not asking for advice; she was just ____.
Cevabı göster
making conversation
direct communication ... indirect communication: iki kültürel iletişim tarzı
Doğrudan iletişimde mesaj açıkça söylenir; bu nedenle dinleyicinin bağlamdan çıkarması gereken şey daha azdır. Dolaylı iletişimde ise mesajın daha büyük bir kısmı imalar, nazik ifadeler, ses tonu veya bağlam yoluyla iletilir. Bu cümlede is preferred ve is used, farklı kültürlerde yaygın olabilecek iletişim tarzlarını anlatır. Bu karşılaştırma bir sıralama değildir: direct ve indirect birer tarz adıdır; daha iyi ve daha kötü anlamına gelmez. Bir kültürdeki her kişiyi değil, genel eğilimleri anlatır.
Alıştırma
Yargılayın: Bu cümle doğrudan iletişimin dolaylı iletişimden daha iyi olduğunu söylüyor.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
if you're coming from a culture that uses direct communication
2:25eğer doğrudan iletişim kullanan bir kültürden geliyorsanız
and you're just used to saying what you mean. Dilbilgisi
2:28ve sadece aklınızdakini söylemeye alışkınsanız.
be used to saying: bir eyleme alışkın olmak
be used to + isim veya -ing biçimi yapısında be used to, bir şeye alışkın olmak anlamına gelir. Burada you're used to saying what you mean, ne demek istediğinizi açıkça söylemenin size normal ve tanıdık gelmesi demektir. Bu yapıdaki to bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır. Be biçimi özneye ve zamana göre değişebilir: I am used to, she is used to ve they were used to.
Alıştırma
Durumun artık normal geldiğini anlatmak için cümleyi be used to ve get fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I am ____ up early now.
Cevabı göster
used to getting
Imagine you see someone who is struggling with a heavy bag. Kalıp ifadeler
2:31Ağır bir çantayla mücadele eden birini gördüğünüzü hayal edin.
struggling with a heavy bag: bir şeyi idare etmekte zorlanmak
Bu cümlede struggling with a heavy bag, çanta ağır olduğu için onu taşımakta veya idare etmekte zorlanmak anlamına gelir. with sözcüğü zorluğa neden olan şeyi gösterir; kişiyle çantanın birlikte bir şey yaptığı anlamına gelmez. Başa çıkılması zor bir şeyden söz ederken struggle with + isim öbeği kullanılır. Bu şey ağır bir çanta gibi fiziksel veya matematik problemi ya da karar gibi soyut olabilir. İfade gerçek bir çabayı vurgular, ancak kişinin sonunda mutlaka başarısız olacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi struggle with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Nina is ____ this maths problem.
Cevabı göster
struggling with
Can I help you with this bag?: yardım teklifi
Can I help you with this bag? doğrudan ve nazik bir yardım teklifidir. Buradaki Can I...? konuşanın yeteneğiyle ilgili gerçek bir soru değildir. Karşıdaki kişinin konuşandan yardım isteyip istemediğini sorar. Can I help you with + isim? kalıbı, ilgilenilmesi gereken şeyi veya görevi belirtir. this bag denildiğinde durum, yardımın çantayı kaldırmak, taşımak veya idare etmek anlamına gelebileceğini gösterir.
Alıştırma
Yardım teklifini hedef kalıpla tamamlayın: ____ those books?
Cevabı göster
Can I help you with
“That looks like a heavy bag”: dolaylı yardım teklifi olarak bir gözlem
“Ooh, that looks like a heavy bag.” kelimesi kelimesine çantanın ağır göründüğünü söyler. Bu durumda gözlem, doğrudan yardım teklif etmeden “Zorlandığını fark ediyorum ve yardım etmeye istekli olabilirim” mesajını da verebilir. looks like sözleri tek başına “Can I help?” anlamına gelmez. Dolaylı anlam; durumdan, ses tonundan ve karşıdaki kişinin yanıt vermesi ya da yardım istemesi beklentisinden doğar.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Birisi çantayı taşımakta zorlanıyorsa “That looks like a heavy bag” dil bilgisi bakımından bir gözlem olsa da dolaylı olarak yardım teklif etme olasılığını açabilir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
because they might think that they're just stating facts. Ton ve niyet
2:50çünkü sadece gerçekleri ifade ettiklerini düşünebilirler.
“they’re just stating facts”: “yalnızca” anlamındaki just
they’re just stating facts ifadesinde stating facts, doğru olanı veya birinin doğrudan görebildiği şeyi söylemek demektir. Burada just “yalnızca” anlamındadır: Doğrudan iletişim kuran kişi, sözü gerçek anlamda bir betimleme olarak duyar ve başka bir anlam çıkarmaz. Yanlış anlaşılmanın nedeni budur. Konuşan kişi dolaylı bir istek veya yardım teklifi amaçlasa bile dinleyen kişi bunu gerçekleri bildiren sözlerden çıkarmaz.
Alıştırma
“Maya is not complaining; she is just stating facts.” cümlesinde just ne anlama gelir?
- yalnızca, başka bir niyet olmadan
- adil bir şekilde
- az önce
Cevabı göster
yalnızca, başka bir niyet olmadan
there's an implication here that they're happy to help if you ask. Notlar
2:55eğer istersen yardım etmekten mutluluk duyacaklarına dair bir ima vardır.
there's an implication here that söylenmemiş bir anlamı sunar
there's an implication here that yapısı, doğrudan söylenmemiş ancak sözlerden veya durumdan çıkarılabilecek bir anlamı sunar. that sonrasındaki yan cümle, ima edilen anlamın ne olduğunu açıklar. Bu cümlede, o kişilerin yardım etmeye istekli oldukları ancak dinleyicinin önce rica etmesi gerektiği ima ediliyor.
Alıştırma
Bu bağlamda there's an implication here that... ne anlama geliyor?
- Bir sonuç zaten meydana gelmiştir.
- Açıkça söylenmemiş bir anlam çıkarılabilir.
- Bir rica doğrudan dile getirilmiştir.
Cevabı göster
Açıkça söylenmemiş bir anlam çıkarılabilir.
they're happy to help if you ask yardım etme isteğine koşul ekler
be happy to + fiil yapısında happy, yalnızca neşeli hissetmek değil, bir şeyi yapmaya istekli veya memnun olmak anlamına gelir. Bu nedenle they're happy to help, onların yardım etmeye istekli olduklarını belirtir. if you ask bir koşul ekler: yardım, diğer kişi rica ettiğinde sunulacaktır. Yardımın zaten başladığını söylemek yerine seçimi ve sonraki adımı o kişiye bırakır.
Alıştırma
Hangi cümle yardımın sunulabileceğini ancak diğer kişinin önce istemesi gerektiğini belirtir?
- They're helping before you ask.
- They're happy to help if you ask.
- They're happy because you helped them.
Cevabı göster
They're happy to help if you ask.
in a lot of English-speaking countries: kapsamı sınırlamak
Cümlenin başındaki in a lot of English-speaking countries, ardından gelen iddianın kapsamını sınırlar. Bu gözlemin İngilizcenin yaygın olarak konuşulduğu birçok ülkede sıkça geçerli olduğunu söyler; her İngilizce konuşan kişi, her durum veya bu ülkelerin her biri için geçerli olduğunu söylemez. A lot of “birçok” demektir, all yani “tümü” demek değildir. English-speaking countries da yalnızca Birleşik Krallık ve ABD'den daha geniş bir alanı kapsar. Bu kapsam ifadesi, kültürel bir gözlemi kesin değil, dikkatli bir genelleme hâline getirir.
Alıştırma
in a lot of English-speaking countries ifadesinin kapsamını en iyi hangi açıklama karşılar?
- Yalnızca Birleşik Krallık ve ABD'yi ifade eder.
- Her ülkedeki her İngilizce konuşanın aynı şekilde davrandığını söyler.
- İngilizcenin yaygın olarak konuşulduğu birçok ülkedeki ortak bir eğilimi anlatır, ancak bu ülkelerin hepsinde geçerli olması gerekmez.
Cevabı göster
İngilizcenin yaygın olarak konuşulduğu birçok ülkedeki ortak bir eğilimi anlatır, ancak bu ülkelerin hepsinde geçerli olması gerekmez.
Remember not to take everything they say word for word. Deyimler
3:06Söyledikleri her şeyi kelimesi kelimesine almamayı unutmayın.
not take ... word for word: yalnızca gerçek anlama bağlı kalmamak
Bu cümlede take something word for word, bir şeyi kelimeleri tek tek ele alarak yalnızca yüzeydeki gerçek anlamıyla anlamak demektir. Olumsuz not to yapısı bunu bir uyarıya dönüştürür. Dinleyen kişi, her cümlenin tek tek kelimelerinin söylediğiyle tamamen aynı anlama geldiğini varsaymak yerine bağlamı, ses tonunu ve olası örtük anlamı dikkate almalıdır. Bu, her kelimeyi yazma talimatı değildir.
Alıştırma
Yalnızca tam ve gerçek anlamlı sözcüklere göre anlamak demek olan dersteki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Do not take the joke ____.
Cevabı göster
word for word
Keep in mind + isim öbeği veya that yan cümlesi
Keep in mind, “bu önemli noktayı hatırla ve karar verirken ya da harekete geçerken onu dikkate al” demektir. Bu cümlede, dinleyicinin gözden kaçırmaması gereken birkaç etkeni tanıtır. Ardından keep in mind the culture örneğindeki gibi bir isim öbeği veya that ile başlayan bir yan cümle gelebilir. Burada mind bütün ifadenin parçasıdır; “rahatsız olmak” ya da “sakıncası olmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hatırlatmayı öğrendiğiniz ifadeyle tamamlayın: ____ that the library closes at six.
Cevabı göster
Keep in mind
ask for clarification: daha açık bir anlam istemek
to ask for clarification, birinden net olmayan belirli bir noktayı daha açık hâle getirmesini istemek demektir. ask for + isim yapısında clarification, istenen şeydir. clarification genellikle daha önce söylenmiş veya yazılmış ancak belirsiz ya da anlaşılması zor olan bir şeyle ilgilidir. Herhangi bir yeni bilgiyi istemekten daha özeldir.
Alıştırma
Cümleyi ask for + “net olmayan bir noktayı açık hâle getirme” anlamındaki isimle tamamlayın: If the instructions are unclear, ____.
Cevabı göster
ask for clarification
It's a bit stuffy in here: bir betimlemeyle dolaylı istekte bulunma
It's a bit stuffy in here, konuşanın bulunduğu kapalı yerdeki havanın bayat, sıcak ya da yetersiz havalandırılmış hissedildiği anlamına gelir. Burada stuffy havayı niteler; odada çok fazla eşya olduğu anlamına gelmez. Cümle, birine doğrudan ne yapacağını söylemek yerine bir soruna dikkat çektiği için dolaylı bir rica işlevi görebilir. Pencereleri kapalı bir odada konuşan kişi, birinin pencereyi açmasını umuyor olabilir. a bit şikâyeti yumuşatır; istenen eylemi ise bağlam gösterir.
Alıştırma
Pencereleri kapalı bir odada biri “It's a bit stuffy in here” dediğinde dolaylı olarak ne istiyor olabilir?
- Birinin ısıtmayı artırması.
- Herkesin odaya daha fazla eşya getirmesi.
- Birinin pencereyi açması veya havalandırmayı iyileştirmesi.
Cevabı göster
Birinin pencereyi açması veya havalandırmayı iyileştirmesi.
you guys: bir gruba yönelik resmî olmayan doğrudan hitap
You guys, bir gruba hitap etmenin resmî olmayan bir yoludur ve çoğul you anlamına yakındır. Bu ifadede guys çoğu zaman her cinsiyetten insanı kapsar; yalnızca erkekleri ifade etmek zorunda değildir. Burada you guys dinleyicilere doğrudan seslenir. Konuşan kişi, grubun dikkatini çekmek ve onları yanıt vermeye çağırmak için ifadeyi iki virgül arasına yerleştirir. İfade çıkarıldığında temel yorum aynı kalır, ancak doğrudan hitap ortadan kalkar.
Alıştırma
Karar verin: “you guys”, çok resmî bir iş e-postasında genellikle en uygun hitap biçimidir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
don't you think? ile onay istemek
Bu cümlede don't you think?, odanın havasız olduğu görüşünün ardından gelir. Diğer kişileri aynı fikirde olmaya veya yanıt vermeye davet eder; kabaca “Sizce de öyle değil mi?” anlamındadır. Karşı tarafın düşünüp düşünemediğini soran gerçek bir soru değildir. Bu kısa soruyu eklemek, görüşün sert bir bildirimden çok ortak bir bakış açısı arayışı gibi duyulmasını sağlar. Yine de konuşan kişi, onay beklediğini belli eder.
Alıştırma
“It's a bit stuffy in here, don't you think?” cümlesinde don't you think? ifadesinin temel işlevi nedir?
- Diğer kişileri aynı fikirde olmaya veya yanıt vermeye davet eder.
- Diğer kişilere odadan çıkmalarını söyler.
- Diğer kişilerin düşünüp düşünemediğini sorar.
Cevabı göster
Diğer kişileri aynı fikirde olmaya veya yanıt vermeye davet eder.
hot: ‘fazla sıcak hissetmek’ anlamı
Burada hot, “rahatsız edecek kadar sıcak hissetmek” anlamındadır. Havasız bir oda ve pencereyi açma hakkındaki konuşma, sıcaklık ve havalandırmaya işaret eder; dolayısıyla konuşan kişi Serene'in görünüşü hakkında yorum yapmamaktadır. be hot bir kişiyi tanımladığında anlamı bağlam belirler. Sıcaklık, hava durumu, kıyafet, egzersiz veya havalandırma ipuçları genellikle kişinin sıcakladığını gösterir; görünüş veya flört hakkında konuşulması ise “cinsel açıdan çekici olmak” şeklindeki gündelik anlama işaret edebilir.
Alıştırma
Oda havasız ve biri pencereyi açmayı öneriyor. Bu bağlamda “Serene is hot” ne anlama gelir?
- Serene cinsel açıdan çekici.
- Serene fazla sıcak hissediyor.
- Serene kızgın.
Cevabı göster
Serene fazla sıcak hissediyor.