Ya Sadece İnsan Eti Yeseydiniz?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Anlatım, hayvan ve insan yamyamlığından enfeksiyonlara, prionlara, Fore halkındaki kuru hastalığına ve sinir dokusu riskine uzanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Eşdizim run the risk of contracting, maruz kalma ile hastalığa yakalanma olasılığını bağlar; of sonrası -ing yapısını ve contract fiilinin tıbbi anlamını öğretir. 2. Kalıp has had its shape altered, have + nesne + geçmiş ortaç ile sahipliği değil, geçirilen değişimi anlatır. 3. Kalıp “the practice is believed to have stopped,” aktarım edilgeni ile perfect infinitive yapısını birleştirip sona ermeyi bugünkü kanıdan önceye dikkatle yerleştirir.
Bu derste
We've all had moments where we felt desperate to eat anything. Notlar
0:00Hepimizin, ne bulursak yemek isteyecek kadar çaresiz hissettiği anlar olmuştur.
moments where: Soyut bir durumla where kullanımı
Burada moments where, bir şeyin gerçekleştiği deneyimleri ya da durumları anlatır. Where, where we felt desperate to eat anything ilgi cümleciğini başlatıp moments sözcüğüne bağlar; fiziksel bir yeri göstermez. Moment, situation, case veya stage gibi soyut adlarla where, adı bir durum olarak çerçeveleyebilir. Bu cümlede moments where, moments in which ifadesine yakındır ve günlük İngilizcede doğaldır.
Alıştırma
“There are moments where every choice feels difficult,” cümlesinde where ne işe yarar?
- Bu anların neden zor olduğunu açıklar.
- Bu anlarda yaşanan durumu anlatmaya başlar.
- Bu anların gerçekleştiği fiziksel yeri belirtir.
Cevabı göster
Bu anlarda yaşanan durumu anlatmaya başlar.
desperate to eat: Yoğun ve acil bir istek
Desperate to eat, yemek yemeye yönelik son derece güçlü ve acil bir istek ya da ihtiyaç hissetmek demektir. Burada desperate, kişinin umudunu yitirdiği anlamına gelmez; açlığın ne kadar yoğun hissedildiğini vurgular. Yapı be + desperate + to-infinitive şeklindedir: be desperate to do something. Yalnızca want to do something demekten çok daha güçlüdür.
Alıştırma
Luis öğle ve akşam yemeklerini kaçırdıktan sonra, çok güçlü ve acil bir yemek yeme isteğini en iyi hangi cümle ifade eder?
- Luis wanted to eat.
- Luis was desperate to eat.
- Luis was willing to eat.
Cevabı göster
Luis was desperate to eat.
But what if your only option was human flesh? Dilbilgisi
0:03Peki ya tek seçeneğiniz insan eti olsaydı?
Uzak bir varsayım için What if your only option was ...?
Bu soruda What if, tartışmak üzere hayalî bir koşul ortaya koyar. Your only option was, bu hayalî durum içinde yalnızca tek bir seçeneğin bulunduğu anlamına gelir. Geçmiş biçimi was, şimdiki gerçeklikle araya mesafe koyar; durumun daha önce gerçekleştiğini söylemez. Bu kalıp, özellikle uç bir varsayım altında birinin neyi seçeceğini düşünmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Gerçeklikten uzak varsayımsal soruyu hedef kalıpla tamamlayın: ____ to start over?
Cevabı göster
What if your only option was
have heard of: bir adı veya kavramı tanımak
Have heard of, “birinin veya bir şeyin var olduğunu bilmek” anlamına gelir. Burada çoğu insanın cannibalism kavramını tanıdığını belirtir; konunun ayrıntılarını bildiklerini iddia etmez. Present perfect biçimindeki have heard, daha önceki karşılaşmayı konuşanın şu anki farkındalık durumuna bağlar. Temel düzeyde aşinalığı kontrol ederken Have you heard of ...? ve I've heard of ... kalıpları yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi temel farkındalık bildiren hedef ifadeyle tamamlayın: I ____ that app, but I have never used it.
Cevabı göster
have heard of
If we first look at insects, snails, fish, or amphibians, Anlatım akışı
0:11Önce böceklere, salyangozlara, balıklara veya amfibilere bakarsak,
If we first look at ... we can see that: kanıttan sonuca
Bu cümlede If we first look at ... incelenecek ilk kanıt grubunu belirler; we can see that ... ise bundan çıkarılan gözlemi sunar. İki bölüm birlikte kanıttan sonuca giden yolu açıkça gösterir. Buradaki if, dinleyiciyi seçilmiş bir analiz adımından geçirir; gerçeğin kuşkulu olduğunu göstermez. First, bunun bir dizinin ilk adımı olduğunu ve daha sonra başka grupların ele alınabileceğini belirtir.
Alıştırma
Analiz çerçevesini dersteki ifadelerin aynısıyla tamamlayın: ____ the customer survey, ____ most complaints concern delivery times.
Cevabı göster
If we first look at · we can see that
For example, crab spider mothers lay unfertilized nurse eggs for her spiderlings to feast on. Notlar
0:17Örneğin bir anne yengeç örümceği, yavruları afiyetle yesin diye döllenmemiş besleyici yumurtalar bırakır.
Nurse eggs: besin olarak sağlanan yumurtalar
Zoolojide nurse eggs, diğer yavruları beslemek amacıyla üretilen yumurtalardır. Bu cümlede bu yumurtalar döllenmemiştir ve yavru örümcekler tarafından yenir; dolayısıyla yeni bireylere dönüşmeleri beklenmez. Nurse, yumurtaların destek ve besleme işlevini anlatan bir isim niteleyicisidir; fiil değildir ve bir hemşirenin yumurtalarla ilgilendiği anlamına gelmez. Tekil biçimi nurse egg şeklindedir.
Alıştırma
Bu zooloji bağlamında nurse eggs ne anlama gelir?
- Gelişmekte olan veya yumurtadan yeni çıkmış yavruları beslemek için üretilen yumurtalar
- Tamamı yeni bireylere dönüşecek döllenmiş yumurtalar
- Bir insan hemşire tarafından bakılan yumurtalar
Cevabı göster
Gelişmekte olan veya yumurtadan yeni çıkmış yavruları beslemek için üretilen yumurtalar
feast on: çok miktarda ve iştahla yemek
Burada feast on, “bir şeyden çok miktarda yemek” anlamına gelir ve çoğu zaman iştahla yeme ya da bol miktardaki yiyeceğin tadını çıkarma fikrini de taşır. Yavru örümcekler besleyici yumurtaları yiyecek olarak yer. On sözcüğünün nesnesi nurse eggs ifadesidir; ancak bu ifade cümlede daha önce gelir: nurse eggs for her spiderlings to feast on. On, feast on something kalıbının bir parçasıdır ve atılmamalıdır.
Alıştırma
Cümleyi feast on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the championship game, the hungry team ____ pizza and sandwiches.
Cevabı göster
feasted on
she offers herself to be eaten entirely in the process called matriphagy. Kültür
0:23matrifaji adı verilen süreçte tamamen yenmek üzere kendini yavrularına sunar.
Once the eggs are consumed: tamamlanmış bir aşamayı belirtmek
Burada once, “bir kez” anlamındaki zarf değil, bir bağlaçtır. Once the eggs are consumed, bütün yumurtalar yendikten “hemen sonra” veya “sonra” anlamına gelir. Net bir sınır oluşturur: ana cümledeki olay başlamadan önce bu aşamanın tamamlanması gerekir. Are consumed edilgen yapıdadır. Yumurtaları kimin yediğini belirtmek yerine yumurtalara ve tamamlanmış durumlarına odaklanır. Once ile başlayan yan cümle başta yer aldığında, ana cümleden genellikle virgülle ayrılır.
Alıştırma
"Once the safety checks are completed, the doors will open," cümlesindeki giriş yan cümlesi neyi gösterir?
- Kapılar zaten açıkken güvenlik kontrolleri bir kez yapılır.
- Kapılar güvenlik kontrolleri başlamadan önce açılır.
- Kapılar yalnızca güvenlik kontrolleri tamamlandıktan sonra açılır.
Cevabı göster
Kapılar yalnızca güvenlik kontrolleri tamamlandıktan sonra açılır.
matriphagy: yavruların annelerini yemesi için kullanılan terim
“the process called matriphagy” ifadesinde called, adlandırma yapısında kullanılan bir geçmiş ortaçtır ve matriphagy'nin bu sürecin adı olduğunu gösterir. Burada bir telefon görüşmesi yapmaktan söz edilmez. matriphagy, yavruların annelerini yemesi davranışını ifade eden zooloji terimidir. Bu, cannibalism'in özel bir türüdür; aynı türden bir hayvanın başka bir hayvanı yediği her durumu anlatmaz.
Alıştırma
Yavruların annelerini yemesi davranışını kesin olarak adlandıran terim hangisidir?
- scavenging
- cannibalism
- matriphagy
- parasitism
Cevabı göster
matriphagy
when it comes to: konuyu memelilerle sınırlayan ifade
When it comes to + isim veya -ing biçimi, o konu hakkında konuşurken ya da “... söz konusu olduğunda” anlamında kullanılır. Fiziksel bir hareketi anlatmak yerine, sonraki ifadenin kapsamını belirler. Burada when it comes to mammals, tartışmayı memelilere yöneltir ve konuşanın onlar hakkında daha özel bir noktaya geçeceğini gösterir. But sözcüğü de önceki içerikle karşıtlığı güçlendirir.
Alıştırma
Bu cümlede konuyu doğal biçimde tanıtan ifade hangisidir: “___ public speaking, Nina practices every day.”?
- when it comes to
- when it goes to
- it comes to
- when it comes
Cevabı göster
when it comes to
often triggered by environmental stressors, Kalıp ifadeler
0:31ve çoğu zaman çevresel stres etkenleriyle tetiklenir;
be triggered by environmental stressors: başlatıcı etkeni belirtmek
Edilgen be triggered by + isim öbeği yapısında triggered, bir tepkiyi, olayı veya davranışı neyin başlattığını belirtir. Buradaki environmental stressors, bir organizmayı baskı altına sokan ve davranışı tetikleyebilen dış koşullardır. Triggered, bu etkenlerin mutlaka tek neden olduğunu ileri sürmez. Bu yapı, başka katkıda bulunan koşullara da yer bırakarak başlatıcı bir etkeni belirtmek için bilimsel açıklamalarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi trigger fiilinin edilgen yapısıyla tamamlayın: The skin reaction was ____ a sudden drop in temperature.
Cevabı göster
triggered by
like when rabbits eat their young under stressful situations. Kelime
0:33örneğin tavşanların stresli koşullarda yavrularını yemesi gibi.
their young ifadesinde isim olarak young
their young ifadesinde young, bir hayvanın yavruları anlamına gelen bir isimdir. Their, rabbits sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla ifade tavşanların yavruları anlamındadır. Bu topluluk ismi normalde youngs değil, young biçiminde kalır. Aynı yapı iyelik belirleyicilerinden veya the sözcüğünden sonra da görülür: protect their young; the young of the species.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: The foxes hid their young in the den. their young ne anlama gelir?
- Tilkilerin yavruları
- Genç olan tilkiler
- Genel olarak genç hayvanlar
Cevabı göster
Tilkilerin yavruları
French paleontologists found human examples from 100,000-year-old Neanderthal bones,
0:36Fransız paleontologlar, 100.000 yıllık Neandertal kemiklerinde insan yamyamlığına dair örnekler buldu.
which showed signs of breaking as a way to extract marrow and eat brains, Kalıp ifadeler
0:41Bu kemiklerde, iliği çıkarmak ve beyni yemek için kırıldıklarını gösteren izler
which showed signs of: kemikler hakkında temkinli kanıt eklemek
Bu cümlede which, önceki Neanderthal bones ifadesine gönderme yapar ve kemikler hakkında kanıt ekleyen sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. The bones showed signs of breaking, gözlemlenebilir izlerin kemiklerin kırılmış olduğunu düşündürdüğü anlamına gelir. show signs of + isim veya -ing biçimi, kanıtları temkinli biçimde aktarmak için kullanılır. Bir şeyin gerçekleşiyor ya da gerçekleşmiş gibi göründüğünü belirtir, ancak tek başına kesin kanıt iddiasında bulunmaz.
Alıştırma
Altyazıdaki showed signs of breaking ne anlatıyor?
- Kemiklerde, kırılmış olduklarını düşündüren gözlemlenebilir izler vardı.
- Kemiklerin üzerinde insanları onları kırmamaları için uyaran yazılı ilanlar vardı.
- Araştırmacıların kırılmanın her ayrıntısıyla ilgili kesin kanıtları vardı.
Cevabı göster
Kemiklerde, kırılmış olduklarını düşündüren gözlemlenebilir izler vardı.
as a way to + fiilin yalın hâli: bir eylemi yöntem olarak sunmak
Burada as a way to, kemikleri kırma eylemini amacıyla ilişkilendirir: kemikleri kırmak, iliği çıkarmanın ve beyinleri yemenin bir yöntemi olarak kullanılmıştır. Kalıp as a way to + fiilin yalın hâlidir. Bir eylemi, aracı veya stratejiyi hedefe ulaşma yöntemi olarak sunar; to, yön bildiren bir edat değil, mastar işaretidir.
Alıştırma
Bir eylemi yöntem olarak sunan dört kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: I review my notes every Friday ____ remember new vocabulary.
Cevabı göster
as a way to
and tool cut marks suggesting that the tongue and thigh were eaten as well. Kelime
0:44ve dil ile uyluğun da yendiğini düşündüren, aletlerle yapılmış kesik izleri vardı.
tool cut marks: katmanlı bir isim öbeğini marks sözcüğünden geriye doğru okuma
tool cut marks, baş sözcüğü marks olan bir isim öbeğidir. Cut marks, kesme işleminin bıraktığı izlerdir; tool ise kaynağı ya da kullanılan aracı belirtir: kesikler bir aletle yapılmıştır. Bu tür yoğun bilimsel birleşik yapılarda sağdan sola ilerleyin: önce ana unsur olan marks sözcüğünü bulun, ardından cut ve tool sözcüklerinin anlamı nasıl daralttığına bakın. Buradaki tool cut, özne ve yüklemden oluşan bir cümle değildir.
Alıştırma
“The wooden frame had tool cut marks near the hinge.” cümlesindeki tool cut marks ne anlama gelir?
- birinin nereden kesmesi gerektiğini gösterecek şekilde işaretlenmiş aletler
- bir aletin çerçeveyi kestiği yerde kalan izler
- kesme işleminde kullanılan aletlerin üzerindeki izler
Cevabı göster
bir aletin çerçeveyi kestiği yerde kalan izler
medicinal cannibalism was used in Europe where human blood was prescribed as a remedy, Notlar
0:50Avrupa'da insan kanının tedavi olarak reçete edildiği tıbbi yamyamlık uygulanıyordu.
medicinal cannibalism: tedavi olduğu iddia edilen uygulama için tarihsel bir terim
Medicinal cannibalism, insan bedenine ait maddelerin sözde tedavi amacıyla tüketildiği veya kullanıldığı uygulamalar için kullanılan tarihsel bir terimdir. Bu cümlede insan kanının tedavi olarak reçete edilmesi, uygulamayı tanımlayan örnektir. Medicinal, insanların bu uygulamaya atfettiği amacı anlatır. Uygulamanın etkili, güvenli veya modern tıp tarafından kabul edilmiş olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Şu yorumu değerlendirin: “Because it was called medicinal cannibalism, the practice must have been safe and effective.”
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
was prescribed as a remedy: resmen tedavi olarak reçete edildi
Bu cümlede human blood was prescribed as a remedy, tıbbi otoritelerin insan kanının tedavi olarak kullanılmasını resmen belirttiği anlamına gelir. Prescribed, basitçe önerildi demekten daha güçlü bir kurumsal veya mesleki yetki taşır. Edilgen X was prescribed as a remedy kalıbı, X'i tedavi aracı olarak sunar ve reçeteyi kimin yazdığını belirtmez. Kalıp, X was prescribed as a remedy for Y biçiminde genişletilebilir; burada Y hastalık veya belirtidir.
Alıştırma
Cümleyi prescribe fiilinin edilgen biçimi ve as a remedy ifadesiyle tamamlayın: The herbal mixture ____ for the patient's cough.
Cevabı göster
was prescribed as a remedy
which brings us to the first issue: bu da bizi ilk meseleye getiriyor
Which, yalnızca en yakındaki ismi değil, önceki durumun veya akıl yürütmenin tamamını ifade eder. Bu yan cümle, önceki bilgilerin doğal biçimde bir sonraki konuya götürdüğünü belirtir. Which brings us to ... arka planı veya kanıtları bir görüşe, soruya ya da listedeki bir maddeye bağlayan bir söylem geçişidir. Burada the first issue, konuşmacının ilk temel kaygısını ele almaya başladığını gösterir.
Alıştırma
“which brings us to the first issue” ifadesinde which nasıl bir rol oynar?
- Önceki duruma gönderme yapar ve ilk ana noktaya geçiş sağlar.
- İlk meselenin önceki duruma yol açtığını söyler.
- Yalnızca önceki cümledeki en yakın ismi niteler.
- Issue sözcüğünün tanımını sunar.
Cevabı göster
Önceki duruma gönderme yapar ve ilk ana noktaya geçiş sağlar.
Without proper care and preparation, Dilbilgisi
0:56Gerekli önlemler alınıp uygun hazırlık yapılmazsa,
you run the risk of contracting any blood-borne disease Kalıp ifadeler
0:58kan yoluyla bulaşan herhangi bir hastalığa yakalanma riskiyle karşı karşıya kalırsınız.
Without proper care and preparation ile eksik koşul belirtme
Without + isim öbeği, bir koşulun mevcut olmadığını belirtir. Bu cümlenin başındaki “Without proper care and preparation”, “uygun önlem ve hazırlık yoksa ya da bunlar yapılmamışsa” anlamına gelir. Bu öbek önce koşulu ortaya koyar, ana cümle de ardından zararlı sonucu verir. Burada without zamansal değil, koşulsal bir anlam taşır; uygun önlem ve hazırlıktan önce demek değildir.
Alıştırma
Bu uyarının başındaki ifade ne anlama gelir: “Without protective equipment, you may be exposed to toxic fumes.”?
- Koruyucu ekipman kullanıldığı hâlde
- Koruyucu ekipman kullanılmadan önce
- Koruyucu ekipman kullanılmazsa
Cevabı göster
Koruyucu ekipman kullanılmazsa
like hepatitis or Ebola that your victim may be carrying,
1:00Buna, kurbanınızın taşıyor olabileceği hepatit veya Ebola da dahildir;
run the risk of contracting ile olası enfeksiyonu ifade etme
Run the risk of + -ing, istenmeyen bir sonucun gerçekleşme olasılığına maruz kalmak anlamına gelir. Bu cümlede run the risk of contracting, enfeksiyonu olası ve zararlı bir sonuç olarak sunar. Contract, nesnesi bir hastalık olduğunda “enfekte olmak, hastalığa yakalanmak” anlamına gelir. Of sonrasında fiil gerund biçiminde kullanılır; bu nedenle kalıp run the risk of contracting a disease şeklindedir, run the risk of contract şeklinde değil.
Alıştırma
Bir sağlık uyarısında run the risk of + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- People who share used needles run the risk of contract a serious blood-borne infection.
- People who share used needles run the risk of contracting a serious blood-borne infection.
- People who share used needles run the risk to contract a serious blood-borne infection.
Cevabı göster
People who share used needles run the risk of contracting a serious blood-borne infection.
as well as the risk of infection from the deceased's E. coli and other gut bacteria. Notlar
1:03ayrıca ölünün vücudundaki E. coli ve diğer bağırsak bakterilerinden enfeksiyon kapma riski de vardır.
as well as: Tamamlayıcı bir enfeksiyon riski eklemek
Bu cümlede as well as, zaten ele alınan ana riskin ardından ek bir enfeksiyon riski getirir. Önceki bilgiyi as well as the risk of infection from the deceased's E. coli and other gut bacteria isim öbeğine bağlar. Burada as well as, ek olarak anlamındadır. Eklenen unsur konuyla ilgilidir; ancak ifade genellikle iki unsura tamamen eşit vurgu yapmak yerine ikinci unsuru tamamlayıcı bilgi olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle sentence rhythmi pronunciationa ikinci konu olarak ekliyor?
- The workshop covers pronunciation instead of sentence rhythm.
- The workshop covers pronunciation as well as sentence rhythm.
- The workshop covers pronunciation, and it ignores sentence rhythm.
Cevabı göster
The workshop covers pronunciation as well as sentence rhythm.
the deceased's: Hayatını kaybetmiş tek bir kişi için resmî tekil iyelik
Burada the deceased, hayatını kaybetmiş kişi anlamına gelen resmî bir isim öbeğidir. deceased sıfatı the'dan sonra isim gibi kullanılmıştır. the deceased's içindeki 's, tekil iyelik ekidir: E. coli'nin o tek kişiyle ilişkili olduğunu veya o kişiden geldiğini gösterir. Bu bir çoğul eki değildir; dolayısıyla deceased's birden fazla hayatını kaybetmiş kişi anlamına gelmez.
Alıştırma
Hayatını kaybetmiş tek bir kişi için kullanılan resmî iyelik öbeğini tamamlayın: The lawyer reviewed ____ will.
Cevabı göster
the deceased's
Speaking of blood, bağlantılı bir konuya geçiş sağlamak
Speaking of X, az önce sözü edilen bir konuyu köprü olarak kullanıp onunla bağlantılı yeni bir konu açar. “Bu bana X ile bağlantılı başka bir şeyi hatırlattı” anlamı verir; konuşma eyleminin kendisini anlatmaz. Bu cümlede blood, daha önce sözü edilen kan yoluyla bulaşan hastalık konusunu insan kaslarının neden kırmızı et sayıldığına dair sonraki açıklamaya bağlar. Genel olarak Speaking of + isim veya isim öbeği, konu değişikliğini doğal hale getirir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen konu değiştirme ifadesiyle tamamlayın: We were just talking about your new job. ____ your new job, how is it going?
Cevabı göster
Speaking of
This is due to: bir sonucu nedenine bağlamak
This is due to, az önce sözü edilen bir sonuç ya da durumun nedenini tanıtır. This önceki ifadeye gönderme yapar ve due to ifadesinden sonra myoglobin isim öbeği gelir. Bu ifade, önceki sonucun miyoglobinden kaynaklandığını açık ve biraz resmî bir şekilde açıklar. Gözlemlenen bir olguyu nedeniyle bağlamak istediğinizde due to + isim öbeğini kullanın.
Alıştırma
Kütüphane bugün kapalı. Hangi cümle nedeni bir isim öbeğiyle doğru şekilde açıklıyor?
- This is due to the library needs repairs.
- This is because a maintenance problem.
- This is due to a maintenance problem.
Cevabı göster
This is due to a maintenance problem.
an iron and oxygen-binding protein found in muscle tissue. Kelime
1:11kas dokusunda bulunan, demir ile oksijen bağlayan bir protein.
oxygen-binding protein: X-binding bileşik sıfatı
oxygen-binding protein ifadesinde oxygen-binding, kısa çizgiyle birleştirilmiş bir bileşik sıfattır. oxygen proteinin bağlanabildiği şeyi, binding ise bu kapasiteyi belirtir; bileşiğin tamamı bunun ne tür bir protein olduğunu açıklar. Buradaki binding, şimdiki zamanın süreklilik yapısındaki bir fiil değildir. Aktarılabilir kalıp X-binding + isim şeklindedir ve X’e bağlanabilen bir şeyi ifade eder. Bilimsel İngilizcede yaygındır; kısa çizgi, iki sözcüğün isimden önce tek bir niteleyici olarak okunmasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi kalsiyuma bağlanabilen anlamındaki kısa çizgili bileşik sıfatla tamamlayın: The scientists identified a new ____ protein.
Cevabı göster
calcium-binding
Your nutritional value?: konuyu belirleyen eksiltili soru
Your nutritional value? yalnızca bir isim öbeğinden oluşan eksiltili bir sorudur. What is your nutritional value? gibi tam bir yapıyı dışarıda bırakır ve sözlü bir başlık gibi işlev görür: ardından gelen kalori tahmininden önce besin değerini yeni konu olarak tanıtır. İkinci şahıs iyelik sözcüğü your, dinleyiciyi şakanın içinde tutar. Bu bağlamda anlatıcı kişisel bilgi istemez; parça, izleyiciyi yiyecek değerinin hesaplanabileceği bir şey gibi ele alarak kara mizah yaratır.
Alıştırma
Your nutritional value? sözünde bu eksiltili ifade temel olarak ne yapıyor?
- Besin değerini bir sonraki konu olarak tanıtmak
- Dinleyicilerin sağlıklı beslenmeye önem verip vermediğini kontrol etmek
- Dinleyicilerden kişisel bir besin etiketi sunmalarını istemek
- Anlatıcının kendi beslenme düzenini açıklamak
Cevabı göster
Besin değerini bir sonraki konu olarak tanıtmak
your thigh is around 10,000 calories, your heart 700: eksiltilen kelimeleri tamamlama
İlk bölüm olan “your thigh is around 10,000 calories” bir kalıp kurar: bir vücut bölümünden sonra is around, bir sayı ve calories birimi gelir. Virgülden sonraki “your heart 700”, listedeki kısaltılmış ikinci öğedir. Dinleyici is around ve calories ifadelerini ilk öğeden çıkarabildiği için bunlar söylenmez. Bu yüzden ifade “your heart is around 700 calories” anlamına gelir. 700 bir kalori miktarıdır, ağırlık değildir.
Alıştırma
“Your thigh is around 10,000 calories, your heart 700” cümlesinde eksiltilen kelimeleri en iyi hangi tam biçim tamamlar?
- Your heart is around 700 calories.
- Your heart contains around 700 muscles.
- Your heart weighs around 700 grams.
Cevabı göster
Your heart is around 700 calories.
But about half of these calories come from adipose or fat tissue, Kelime
1:24Ancak bu kalorilerin yaklaşık yarısı adipoz, yani yağ dokusundan gelir;
adipose or fat tissue: teknik terimin daha sade bir ifadeyle açıklanması
Adipose yağla ilişkili teknik bir biyoloji terimidir ve adipose tissue, yağ dokusu için kullanılan resmî terimdir. Bu cümledeki daha kısa adipose biçimi bu dokuya gönderme yapar. Burada or fat tissue, teknik terimi daha tanıdık bir İngilizceyle hemen yeniden ifade eder. İkinci bir doku türü adlandırmaz; or, ikinci ifadenin birincisini dinleyiciye açıkladığını gösterir.
Alıştırma
“adipose or fat tissue” ifadesinde or neyi tanıtıyor?
- aynı doku için daha tanıdık bir terim
- sağlıklı doku ile hasarlı doku arasında bir karşılaştırma
- ilişkisiz ikinci bir doku türü
Cevabı göster
aynı doku için daha tanıdık bir terim
so you aren't the best meat for those on a diet. Dilbilgisi
1:27bu yüzden diyet yapanlar için en iyi et seçeneği sayılmazsınız.
those on a diet: bir grup için those + niteleyici
those on a diet ifadesindeki those, “o insanlar” anlamına gelen çoğul bir zamirdir. on a diet edat öbeği hangi insanların kastedildiğini belirtir; dolayısıyla ifadenin tamamı “people who are on a diet” anlamına gelir. Buradaki those, et türlerine gönderme yapmaz. Aktarılabilir kalıp those + niteleyicidir. Ardından gelen niteleyici grubu açıkça belirttiğinde, ortak bir durum veya özelliğe sahip çoğul bir grubu kısa biçimde adlandırır.
Alıştırma
“people with limited mobility” ifadesindeki people sözcüğünü those ile değiştirin ve cümleyi tamamlayın: The entrance is designed for ____.
Cevabı göster
those with limited mobility
And even though anecdotal accounts say we taste somewhere between pork and veal, Notlar
1:29Her ne kadar rivayetlere göre tadımız domuz etiyle dana eti arasında olsa
anecdotal accounts: anekdot niteliğindeki anlatımlar
“Anecdotal accounts”, sistemli biçimde toplanıp sınanmış kanıtlar yerine insanların yaşadıklarını söyledikleri deneyimlere dayanan gayriresmî veya bireysel anlatımlardır. Burada “accounts”, mali hesaplar değil, anlatımlar ya da betimlemeler anlamına gelir. Bu cümlede ifade, iddianın kanıt değerini azaltır: anlatımlar insan etinin sözde nasıl bir tadı olduğunu söyler, ancak konuşmacı bu iddiayı güvenilir veya genellenebilir bir araştırma bulgusu olarak sunmaz. “Anecdotal”, kanıtın sınırlı olduğuna işaret eder; yalnızca “eğlenceli bir hikâye” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir haber yazısı birkaç tanığın hikâyesini “anecdotal accounts” diye nitelendiriyor. Bu ifade okuyucuya ne anlatır?
- Eğlenceli hikâyelerdir ve bu yüzden kesinlikle doğrudur.
- Sistemli biçimde doğrulanmamış bireysel anlatımlardır.
- Denetçiler tarafından kontrol edilmiş mali kayıtlardır.
Cevabı göster
Sistemli biçimde doğrulanmamış bireysel anlatımlardır.
taste somewhere between A and B: tadı yaklaşık olarak A ile B arasında olmak
“Taste somewhere between pork and veal” ifadesinde taste, “bir tada sahip olmak” anlamına gelir; somewhere between A and B ise bu tadı iki referans noktasının tanımladığı aralıkta yaklaşık bir yere yerleştirir. Somewhere, karşılaştırmayı bilinçli olarak kesinlikten uzaklaştırır. Tam orta noktayı veya A ile B’nin gerçek anlamda yarı yarıya karışımını ifade etmez. Aktarılabilir kalıp “X is/tastes/looks somewhere between A and B”dir ve tat, renk, tarz, ruh hâli ya da derece bakımından yaklaşık konum belirtmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: The color is difficult to name exactly; it is ____ blue and green.
Cevabı göster
somewhere between
and a cute culinary robot identified us as bacon, Kalıp ifadeler
1:33ve sevimli bir mutfak robotu bizi domuz pastırması olarak tanımlasa da,
identified us as bacon: bizi bacon olarak sınıflandırdı
Identify A as B, A’yı tanımak, sınıflandırmak veya A’nın B olduğuna karar vermek anlamına gelir. Bu cümlede identified us as bacon, robotun insanları bacon kategorisine koyduğu anlamındadır; bu robotun verdiği bir karardır, insanların bu kararı kabul ettiği anlamına gelmez. Yapı identify + nesne + as + etiket veya açıklamadır. Nesne identify fiilinden sonra gelir; as ise verilen kimliği ya da kategoriyi tanıtır.
Alıştırma
Sınıflandırma yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The lab ____ safe to drink.
Cevabı göster
identified the liquid as
there's still an even greater risk in something called prions.
1:37prion denen yapılar çok daha büyük bir risk oluşturuyor.
even though ... still ...: ödünleme ve ana sonuç
Even though bir ödünleme sunar: tada ilişkin anlatılar, dikkati bir yöne çekebilecek bilgiler olarak kabul edilir. Ardından ana cümle konuşanın asıl sonucunu verir: prionlar daha da büyük bir risk oluşturur. even though X, (still) Y kalıbında X doğru kabul edilir veya bir gerçek olarak sunulur; ancak buna rağmen Y geçerliliğini korur. Still dilbilgisel olarak isteğe bağlıdır, fakat burada ana sonucun ödünlemeye rağmen değişmediğini vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle bilinen bir gerçeği ödünleme olarak sunup sonucun yine de devam ettiğini vurgular?
- Even if the road is icy tomorrow, the buses will still run on time.
- Even though the road was icy, the buses still ran on time.
- Because the road was clear, the buses ran on time.
Cevabı göster
Even though the road was icy, the buses still ran on time.
prions are versions of a normal protein that has had its shape altered Dilbilgisi
1:41prionlar, normal bir proteinin şekli değişmiş hâlleridir;
has had its shape altered: have + nesne + geçmiş zaman ortacı
“has had its shape altered” ifadesinde has had, have fiilinin present perfect biçimidir; its shape nesnedir; altered ise o nesnenin başına ne geldiğini belirten geçmiş zaman ortacıdır. Yapı, normal proteinin şeklinin bir değişime uğradığını ve ortaya çıkan değişmiş durumun şu anda da önem taşıdığını anlatır. Have + nesne + geçmiş zaman ortacı yalnızca birinin bilinçli olarak ayarladığı bir hizmeti değil, bir nesnenin bir etkiden zarar gördüğü veya değiştiği durumu da anlatabilir. Burada protein değişimi ayarlayan taraf olarak değil, şekli değiştirilmiş olan şey olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi have fiilinin present perfect biçimi + nesne + geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: Over time, the manuscript ____ by moisture.
Cevabı göster
has had its pages damaged
and not only loses its function but becomes infectious. Dilbilgisi
1:45yalnızca işlevlerini kaybetmekle kalmaz, bulaşıcı hâle de gelirler.
Though not fully understood: sınırlı bilgiyi kabul eden kısaltılmış though yapısı
Though not fully understood, though prions are not fully understood anlamına gelen kısaltılmış bir though yan cümlesidir. Bilinenlerin sınırlı olduğunu kabul eder, ardından konuşanın yine de doğru kabul ettiği bilgiyi sunmasına olanak verir. Eksiltilen özne ve be fiilinin biçimi ana cümleden anlaşılır: tam olarak anlaşılmayan şey prionlardır. Bu kısa yapı bilimsel ve açıklayıcı yazılarda yaygındır.
Alıştırma
Bir sınırlamayı kabul ederken ana cümledeki ifadeyi koruyan kısaltılmış başlangıcı seçin: ____, the new app is ready for a small public trial.
- Since it has not been fully tested
- Though not fully tested
- Although it has not been fully tested
Cevabı göster
Though not fully tested
not only loses ... but becomes ...: aynı özneyi paylaşan yüklemleri bağlama
“not only loses its function but becomes infectious” ifadesinde not only ... but, aynı özneyi paylaşan iki yüklemi birbirine bağlar: loses its function ve becomes infectious. İki fiil de değişime uğramış proteine gönderme yaptığı için özne becomes öncesinde tekrarlanmaz. Bu yapı B’yi A’nın ötesine geçen bir ek bilgi olarak sunar ve çoğu zaman B’nin daha şaşırtıcı, ciddi veya önemli hissedilmesini sağlar. But sonrasında also kullanmak isteğe bağlıdır; bu nedenle but becomes infectious eksiksiz ve doğal bir biçimdir.
Alıştırma
Also eklemeden not only ... but ile tamamlayın: The new insulation ____ reduces noise ____ lowers energy costs.
Cevabı göster
not only · but
These distorted proteins can influence other similar healthy proteins and change them as well,
1:48Bu bozulmuş proteinler, benzer yapıdaki diğer sağlıklı proteinleri etkileyip onları da değiştirebilir;
causing a chain reaction and creating disease. Notlar
1:53böylece zincirleme bir reaksiyon başlatıp hastalığa yol açarlar.
Sonuç bildiren -ing yan cümleleri olarak causing ... and creating ...
Birbirine and ile bağlanan causing a chain reaction ve creating disease -ing yan cümleleri, önceki olayın tamamının sonuçlarını ifade eder: bozulmuş proteinler sağlıklı proteinleri değiştirir. Bunlar ayrı ana cümleler başlatmaz ve asıl olarak devam eden eylemleri anlatmaz. Ana cümlenin ardından sonuç bildiren -ing yan cümlelerinin geldiği bu yapı, neden-sonuç zincirini kısa biçimde aktarır. Her iki ortaç da aynı örtük kaynağa, yani virgülden önce anlatılan duruma bağlıdır.
Alıştırma
Parantez içindeki fiilleri kullanarak cümleyi sonuç bildiren iki -ing yan cümlesiyle tamamlayın: The pipe burst, ____ the basement and ____ the electrical system. (flood, damage)
Cevabı göster
flooding · damaging
Bağlantılı bir etki silsilesi olarak chain reaction
Bu cümlede chain reaction, bir değişimin başka bir değişimi tetiklediği, yeni değişimin de bir sonrakini başlattığı bir dizidir. Burada değişmiş proteinler daha fazla proteinin değişmesine neden olur, dolayısıyla süreç yayılmaya devam edebilir. Bu ifade mecazidir ve yalnızca kimya ya da nükleer fizikle sınırlı değildir. Birbirine bağlı her türlü neden-sonuç silsilesi için kullanılabilir.
Alıştırma
Bir olayın bir sonrakine neden olduğu diziyi anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The first server failure set off a ____ that brought down the entire network.
Cevabı göster
chain reaction
In particular, prion disease creates holes in the brain, Anlatım akışı
1:56Özellikle prion hastalığı beyinde delikler açar,
In particular: odağı önemli bir ayrıntıya daraltmak
In particular, cümle düzeyinde bir söylem belirtecidir. Önceki bağlamdaki genel fikri alır ve dikkati önemli bir duruma ya da ayrıntıya daraltır. Burada anlatım, prion hastalığının yol açtığı genel zarardan beyin dokusundaki belirli bir etkiye geçer. Bu ifade bilgiyi düzenler; very anlamına gelmez ve creates fiilinin derecesini artırmaz.
Alıştırma
Bir raporda “Several teams need extra support. ___, the night shift is short-staffed.” deniyor. Hangi seçenek genel noktayı özellikle ilgili tek bir duruma daraltır?
- In general
- For example
- In particular
Cevabı göster
In particular
spongiform appearance: süngere benzer bir biçim
Spongiform, “sünger biçimli” veya “süngere benzer” demektir. -form son eki “şu biçime sahip” anlamını taşır; dolayısıyla sözcük süngerden yapılmış bir malzemeyi değil, çok sayıda küçük deliği olan bir yapıyı anlatır. Burada appearance, bir kişinin gelişi veya halk önüne çıkması değil, beyin dokusunun gözlemlenebilir görünüşü ya da yapısı anlamındadır. İfade, deliklerin oluşturduğu sünger benzeri biçimi adlandırır.
Alıştırma
“The tissue developed a spongiform appearance,” cümlesinde “a spongiform appearance” ne anlama gelir?
- Bir tıp uzmanının halk önüne çıkması
- Sünger malzemeden yapılmış beyin dokusu
- Çok sayıda küçük deliği olan ve süngere benzeyen bir biçim
Cevabı göster
Çok sayıda küçük deliği olan ve süngere benzeyen bir biçim
But unlike viruses, bacteria, fungi, or parasitic infections, Dilbilgisi
2:03Ancak virüsler, bakteriler, mantarlar veya parazitler
meaning they can't be killed with radiation or heat. Dilbilgisi
2:10bu yüzden radyasyon veya ısıyla yok edilemezler.
unlike ... prions don't: do eksiltmesiyle karşılaştırma
Unlike, karşılaştırma noktası olarak kullanılan grubu tanıtır. Which contain DNA or RNA ilgi cümleciği viruses, bacteria, fungi ve parasitic infections ifadelerini niteler; bunlarla karşılaştırılan ana özne prions sözcüğüdür. Prions don't ifadesindeki don't, don't contain DNA or RNA yerine kullanılır. İngilizce, atılan fiil öbeği açıkça anlaşıldığında tekrarı önlemek için do/does/did yardımcı fiillerini bu şekilde kullanır. Buradaki don't, prionların enfeksiyona yol açmadığı anlamına gelmez; anlamını önceki yüklemden alır.
Alıştırma
Terminallerin dosyaları yerel olarak kaydetmediği anlamına gelen ve fiil öbeğinin tamamını tekrarlamayan seçeneği belirleyin: Unlike the office computers, which save files locally, these terminals ___.
- don't
- aren't
- do
Cevabı göster
don't
meaning ... can't be killed: kiplik fiilli edilgen yapıyla sonuç ekleme
Meaning, önceki ifadenin tamamı hakkında yorum yapan ve ondan çıkarılan sonucu ya da çıkarımı veren bir -ing cümleciği başlatır. Çoğu zaman which means that ile yeniden ifade edilebilir; ancak meaning cümlenin temel çekimli fiili değildir. Bu cümlecikteki can't be killed, kiplik fiilli edilgen yapıdır: can't + be + geçmiş zaman ortacı. Edilgen yapı prions sözcüğünü odakta tutar ve radiation or heat ifadesini dil bilgisel özne yapmadan radyasyonun ya da ısının onları öldüremediğini belirtir.
Alıştırma
Sonucu eklemek için meaning sözcüğünü ve eksik edilgenlik unsurunu kullanarak cümleyi tamamlayın: The archive is encrypted, ____ it can't ____ opened without the password.
Cevabı göster
meaning · be
These incredibly infectious prions could be present in any nervous tissue, Kalıp ifadeler
2:13Bu son derece bulaşıcı prionlar her türlü sinir dokusunda bulunabilir,
could be present in: temkinli olasılık ve konum
could be present in ifadesinde could kesinliği değil olasılığı belirtir; be present in ise bir yerin veya maddenin “içinde var olmak ya da bulunmak” anlamına gelir. Buradaki present bir sıfattır; “hediye” anlamındaki isim veya “sunmak” anlamındaki fiil değildir. Bu ifade, olası bir konumu belirtirken iddiayı uygun ölçüde temkinli tutar. Kanıtların bir riski desteklediği fakat söz konusu şeyin her durumda bulunduğunu kanıtlamadığı durumlarda özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Bilimsel bir risk raporunda “The agent could be present in nerve tissue” ne anlatır?
- Etken dokunun içinde resmî olarak sunulmaktadır.
- Etkenin dokuda bulunması mümkündür, ancak bunun kesin olduğu söylenmemektedir.
- Etken dokunun her numunesinde kesinlikle bulunur.
Cevabı göster
Etkenin dokuda bulunması mümkündür, ancak bunun kesin olduğu söylenmemektedir.
but are most common in the brain and spinal nerve tissues,
2:18ancak en sık beyin ve omurilikteki sinir dokularında görülürler.
meaning if you happen to consume meat with prions in it, Kalıp ifadeler
2:21Yani olur da prion içeren bir et yerseniz,
you happen to consume: tesadüfi olaylar için happen to + fiil
you happen to consume ifadesinde happen to + fiilin yalın hâli, bir şeyi tesadüfen veya planlanmamış bir durumda yapmak anlamına gelir. Özne, consume eylemini gerçekleştiren kişidir; happen, tüketme eyleminin kendisini olayın dil bilgisel öznesi yapmaz. Bir if yan cümlesinde if you happen to..., koşulu kazara veya beklenmedik biçimde gerçekleşebilecek bir şey olarak sunar. Ayrıca koşulu yalnızca if you... demeye göre daha az doğrudan gösterebilir.
Alıştırma
happen to + verb kalıbını ve find fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: By chance, I ____ the receipt in an old folder.
Cevabı göster
happened to find
Eat the brain and that risk goes much higher. Dilbilgisi
2:26Beyni yerseniz bu risk çok daha yüksek olur.
Beyni ye ve bu risk çok daha yükselsin
Emir kipi + and + bildirme cümlesi kalıbı, koşul ve sonuç ilişkisini kısaltılmış biçimde anlatabilir. Burada Eat the brain, bunu yapmaya yönelik gerçek bir emir değil, biri beyni yerse anlamına gelir. That risk daha önce söz edilen enfeksiyon riskini belirtir; goes much higher ise sonucu ifade eder. Bu kalıp kısa uyarılarda, tahminlerde ve vaatlerde kullanışlıdır; çünkü sonucu doğrudan ve hemen olacakmış gibi duyurur. Kalıp If you eat the brain, that risk goes much higher şeklinde açılabilir.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlelerden hangisi bu dersteki kısa uyarı kalıbını, yani emir yan tümcesi + and + sonuç yan tümcesini kullanır?
- Touch the hot wire, but the alarm may sound.
- Touch the hot wire because the alarm may sound.
- If you touch the hot wire, the alarm may sound.
- Touch the hot wire and the alarm may sound.
Cevabı göster
Touch the hot wire and the alarm may sound.
In the 1950s, researchers discovered that several members of the Fore people,
2:281950'lerde araştırmacılar, Fore halkının bazı üyelerinin
a tribal group in Papua New Guinea, Kelime
2:32—Fore halkı, Papua Yeni Gine'de yaşayan bir kabile topluluğudur—
a tribal group: genel grup tanımı ve özel grup adı
a tribal group ifadesinde tribal sıfattır ve group temel isimdir. Bu cümlede ifade, the Fore people için açıklayıcı bir apposition olarak kullanılır: belirli grubun adını vermek yerine onun ne tür bir topluluk olduğunu belirtir. Tribal, bir kabile etrafında örgütlenmiş bir toplumu olgusal olarak tanımlayabilir; ancak günümüzde yaşayan topluluklar için fazla genel veya modası geçmiş duyulabilir. Topluluğun kendi adı ya da tercih ettiği ifade biliniyorsa, genellikle onu kullanmak daha açıktır.
Alıştırma
Değerlendirme: a tribal group modern İngilizcede her yaşayan topluluk için tarafsız ve kesin bir ifade midir?
- Hayır, bu ifade her zaman saldırgandır ve asla kullanılmamalıdır.
- Hayır, onu yalnızca sosyal veya tarihsel tanım doğru olduğunda kullanın ve mümkünse topluluğun özel adını tercih edin.
- Evet, herhangi bir küçük veya etnik gruba a tribal group denebilir.
- Evet, a tribal group modern İngilizcede her yaşayan topluluk için her zaman tarafsız ve kesindir.
Cevabı göster
Hayır, onu yalnızca sosyal veya tarihsel tanım doğru olduğunda kullanın ve mümkünse topluluğun özel adını tercih edin.
were suffering from a disease called kuru or laughing disease, Notlar
2:34kuru ya da gülme hastalığı adı verilen rahatsızlıktan mustarip olduklarını keşfetti.
Suffer from a disease kalıbı
suffer from + hastalık/sorun yapısında suffer, bir durumdan olumsuz etkilenmek anlamına gelir. Buradaki were suffering from, söz konusu zamanda birden fazla kişinin bu hastalıktan etkilendiğini belirtir; from ise acıya yol açan durumu veya kaynağı tanıtır. Yaygın kalıp suffer from something şeklindedir: suffer from malaria, anxiety, chronic pain veya a shortage. Genellikle tek anlık bir rahatsızlıktan ziyade devam eden ya da tekrarlanan bir soruna işaret eder.
Alıştırma
Cümleyi suffer sözcüğünün standart kalıbıyla tamamlayın: For years, she has been ____ severe migraines.
Cevabı göster
suffering from
Kuru veya «gülme hastalığı»
Kuru, Papua Yeni Gine’deki Fore halkı arasında tarihsel olarak tanımlanmış, nadir ve ölümcül bir prion hastalığının adıdır. Bu, terimin bu bağlamdaki temel tıbbi ve kültürel arka planıdır. Laughing disease, bazı hastalarda görülen istemsiz gülme nöbetleri ve duygusal kontrol kaybıyla bağlantılı, gayriresmî bir lakaptır. Hastalığın eğlenceli veya hastaların mutlu olduğu anlamına gelmez; or ayrı bir hastalık değil, kuru için başka bir ad sunar.
Alıştırma
kuru or laughing disease ifadesinde laughing disease neyi belirtir?
- Tıbbi anlamı olmayan mizahi bir tanım
- Hastaların neşeli hissetmesine yol açan ayrı bir hastalık
- Aynı hastalık için kullanılan, istemsiz gülme veya duygusal kontrol kaybıyla bağlantılı gayriresmî bir lakap
Cevabı göster
Aynı hastalık için kullanılan, istemsiz gülme veya duygusal kontrol kaybıyla bağlantılı gayriresmî bir lakap
which caused those infected to lose control of their emotions, Notlar
2:37Bu hastalık, enfekte kişilerin duyguları üzerindeki kontrollerini kaybetmelerine,
caused those infected to lose: cause + nesne + to-infinitive
Tam yan cümlede neden kuru'dur ve caused hastalığın sonucunu belirtir. Those infected, caused fiilinin nesnesidir; to lose ise bu nesnenin başına ne geldiğini, yani insanların duyguları üzerindeki kontrollerini kaybettiğini belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp cause + nesne + to-infinitive yapısıdır. Nesne kimin veya neyin etkilendiğini, to-infinitive ise bunun sonucunda ne olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi caused sonrasında feel fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The medication caused several patients ____ dizzy.
Cevabı göster
to feel
those infected: those + geçmiş zaman ortacı
Those infected, enfekte olmuş kişiler anlamına gelir; bağlamda kuru hastalığına yakalanmış Fore halkını ifade eder. Those bir insan grubunun yerini tutar, infected ise hangi kişilerin kastedildiğini belirlemek için ondan sonra getirilen geçmiş zaman ortacıdır. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: those who were infected, those infected biçimine dönüşür. Burada infected, geçmiş zamanda çekimli bir fiil değildir; those sözcüğünü niteler.
Alıştırma
people who were affected ifadesini kısa those + geçmiş zaman ortacı biçimiyle değiştirerek raporu tamamlayın: Aid was sent to ____.
Cevabı göster
those affected
lose control of ... then bodily functions ifadesinde anlam ve eksilti
Bu cümlede lose control of, bir şeyi düzenleme veya denetleme yetisini kaybetmek anlamına gelir. Enfekte olan kişiler önce duygularını, daha sonra da bedensel işlevlerini kontrol edemez hâle gelir. Bu ifade, sıralı bir yapıda birden fazla nesne alabilir. then sonrasında lose control of bağlamdan anlaşıldığı için düşürülmüştür; dolayısıyla then bodily functions, then [lose control of] bodily functions anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi lose control of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: On the wet road, the driver ____ the car.
Cevabı göster
lost control of
eventually succumbing to death. Kalıp ifadeler
2:42ve sonunda ölüme yenik düşmelerine yol açıyordu.
eventually succumbing to death ifadesinin doğal olmamasının nedeni
Burada eventually nihai sonucu belirtir; succumbing ise önceki yan cümledeki betimlemeyi sürdüren bir -ing biçimidir. Amaçlanan anlam, enfekte kişilerin sonunda öldüğüdür. Ancak succumb to death anlam bakımından tekrarlıdır ve standart bir eşdizim değildir. succumb ölmek anlamına geldiğinde, to sonrasında genellikle the disease, cancer veya their injuries gibi neden belirtilir. Doğal düzeltme eventually succumbing to the disease, nötr alternatif ise eventually dying olur.
Alıştırma
Hastalığın sonunda hastanın ölümüne neden olduğunu en doğal biçimde hangi cümle söyler?
- The patient eventually succumbed to the disease.
- The patient eventually succumbed the disease.
- The patient eventually succumbed to death.
Cevabı göster
The patient eventually succumbed to the disease.
It turns out that kuru was a prion disease, Kalıp ifadeler
2:43Kuru hastalığının aslında bir prion hastalığı olduğu
It turns out that: sonradan keşfedilen bir sonucu açıklamak
It turns out that, bir araştırmadan, sonradan edinilen bilgilerden veya gerçeklerin kontrol edilmesinden sonra netleşen bir sonucu tanıtır. Burada, kuru hastalığının bir prion hastalığı olduğunun belirlendiği açıklamasının şimdi ortaya konduğunu gösterir. Bu ifade genellikle insanların başlangıçta bildiği, varsaydığı veya beklediği şeyden artık anlaşılan gerçeğe geçişi belirtir. Turn out burada gerçek anlamıyla kullanılmaz; sonuçta belli olmak veya sonradan anlaşılmak anlamına gelir.
Alıştırma
Resmî kayıtları kontrol edip sonucu doğruladınız. Hangi cümle bilgiyi sonradan keşfedilmiş bir gerçek olarak sunar?
- I hope that the shop closed last year.
- It turns out that the shop closed last year.
- It seems that the shop may have closed last year.
Cevabı göster
It turns out that the shop closed last year.
which was contracted through their funeral practices.
2:45ve cenaze ritüelleri yoluyla bulaştığı ortaya çıktı.
The Fore people believed it was better for the body to be eaten by the people who loved them Dilbilgisi
2:48Fore halkı, ölen kişinin bedeninin onu sevenler tarafından yenmesinin
than by worms and insects.
2:52solucanlar ve böcekler tarafından yenmesinden daha iyi olduğuna inanıyordu.
it was better for the body to be eaten ... than by ...: edilgen eyleyenleri karşılaştırmak
it was better for the body to be eaten... yapısında it, biçimsel bir öznedir. for the body to be eaten şeklindeki for'lu mastar, daha iyi olarak değerlendirilen durumu belirtir. Burada for, mastarın öznesini tanıtır; edilgen to be eaten ise bedenin eylemi gerçekleştirmediğini, eylemden etkilendiğini gösterir. Karşılaştırma aynı edilgen eylemi koruyup eylemi gerçekleştirenleri karşılaştırır: by the people who loved them ile by worms and insects. who loved them bölümündeki them, ölen kişileri ifade eder. Tüm yan cümle believed sözcüğüne bağlı olduğu için better, anlatıcının onayını değil Fore halkının görüşünü aktarır.
Alıştırma
Tabloyla ziyaretçiler yerine eğitimli personelin ilgilenmesi gerektiğini edilgen bir karşılaştırmayla doğru ifade eden cümle hangisidir?
- It is better for trained staff to move the painting than by visitors.
- It is better for the painting to move by trained staff than by visitors.
- It is better for the painting to be moved by trained staff than by visitors.
Cevabı göster
It is better for the painting to be moved by trained staff than by visitors.
And though the practice is believed to have stopped, Dilbilgisi
2:53Bu uygulamanın bırakıldığı düşünülse de,
is believed to have stopped: daha önceki bir olayı ihtiyatla aktarmak
Edilgen aktarım yapısı be believed to + mastar içinde dilbilgisel özne, insanların hakkında bir inanca sahip olduğu şeydir; inancın kaynağı ise belirtilmez. Buradaki the practice is believed... ifadesi, iddiayı anlatıcının doğrudan doğruladığı bir gerçek olarak değil, dolaylı biçimde sunar. Tamamlanmış mastar to have stopped, sona ermenin şimdiki inançtan önce gerçekleştiğini gösterir. Bu yüzden yapının tamamı, insanların şimdi uygulamanın geçmişte sona erdiğine inandığı anlamına gelir.
Alıştırma
Daha önceki bir olayı aktarmak için vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: Although no direct records survive, the ritual ____ decades ago.
Cevabı göster
is believed to have stopped
the incubation of prion disease can take up to 50 years, Kalıp ifadeler
2:56prion hastalığının kuluçka süresi 50 yıla kadar sürebilir;
can take up to 50 years: olası maksimum süreyi ifade etmek
Take + bir zaman süresi, bir işlemin ne kadar zamana ihtiyaç duyduğunu belirtir. can ile kullanıldığında cümle, garanti edilen değil, olası bir süreyi anlatır. Up to 50 years üst sınırı belirler: kuluçka süresi daha kısa olabilir, ancak uç vakalarda 50 yıla ulaşabilir. Her vakanın tam 50 yıl sürdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Olası maksimum süreyi bildiren vurgulanmış kalıpla cümleyi tamamlayın: The background check ____ three weeks, although it is often faster.
Cevabı göster
can take up to
meaning new cases could still reveal themselves. Deyimler
2:59dolayısıyla yeni vakalar hâlâ ortaya çıkabilir.
reveal themselves. — zamanla ortaya çıkmak
Bu cümlede reveal themselves bir kişileştirmedir: vakalar sanki kendilerini gösterebiliyormuş gibi anlatılır. Anlamı, yeni vakaların daha sonra belirgin hâle gelebilmesi veya tespit edilebilmesidir; vakaların bilinçli olarak ortaya çıkmayı seçtiği anlamına gelmez. Bu ifade, gizli, gecikmiş ya da fark edilmesi zor bir şeyin zamanla veya gözlem sonucunda yavaş yavaş anlaşılır hâle gelmesini anlatır. Burada uzun bir sessizlik döneminden sonra bile yeni vakaların ortaya çıkabileceğini vurgular.
Alıştırma
“A hidden flaw may reveal itself after months of use.” cümlesinde reveal itself ne anlama gelir?
- Uyarı vermeden ortadan kaybolmak
- Belirgin hâle gelmek veya tespit edilmek
- Kendini açıklamayı seçmek
Cevabı göster
Belirgin hâle gelmek veya tespit edilmek
So while eating human flesh isn't necessarily always bad for you, Notlar
3:01Yani insan eti yemek her durumda sağlığınıza zararlı olmasa da,
isn't necessarily always bad ... temkinli bir sonuç
isn't necessarily always bad ifadesi, insan eti yemenin etkisiyle ilgili iddianın kesinliğini azaltır. Not necessarily, konuşanın bu ifadenin her durumda doğru olduğunu ileri sürmediğini gösterir; always ise kapsamı her duruma yayar. Bu kullanım istisnalara yer bırakır, ancak eylemin genel olarak güvenli veya iyi olduğunu söylemez. Bu ifade necessarily not bad anlamına gelmez. Özgün ifade zararlı olma konusunda kesinlikten kaçınır; eylemin zararsız olduğunu garanti etmez.
Alıştırma
Tek başına çalışmanın her durumda zararlı sayılamayacağını temkinli biçimde söyleyen ve bunun iyi olduğunu garanti etmeyen cümle hangisidir?
- Working alone is always bad for your productivity.
- Working alone is always good for your productivity.
- Working alone isn't necessarily always bad for your productivity.
Cevabı göster
Working alone isn't necessarily always bad for your productivity.
doing so carries incredibly high risks that probably aren't worth it. Notlar
3:07bunu yapmak muhtemelen göze almaya değmeyecek kadar büyük riskler taşır.
while ... ... doing so ...: ana yargıdan önce taviz
Burada while, “... olsa da” anlamında bir taviz bağlacıdır; “... sırasında” anlamındaki zaman ifadesi değildir. Başlangıçtaki bölüm sınırlı bir olasılığı kabul eder: özellikle prion içermiyorsa insan eti yemek her durumda mutlaka zararlı olmayabilir. Bu ifade dar bir istisnayı kabul eder, davranışı önermemektedir. Doing so, insan eti yeme eylemine gönderme yapar ve bu eylemi ana cümlenin öznesi hâline getirir. Asıl sonuç, bu davranışın incredibly high risks, yani son derece ciddi tehlikeler taşımasıdır; sondaki risk yargısı sınırlı tavizden daha ağır basar.
Alıştırma
“While skipping the safety check saves time, doing so carries serious risks.” cümlesinde doing so neye gönderme yapar?
- Güvenlik kontrolünü atlama eylemi
- Güvenlik kontrolünü atlayarak kazanılan zaman
- Güvenlik kontrolünün neden olduğu riskler
Cevabı göster
Güvenlik kontrolünü atlama eylemi
doing so ... carries incredibly high risks ifadesi
doing so ifadesi, az önce sözü edilen eylemi gerçekleştirmek anlamına gelir. Burada so, eating human flesh ifadesine gönderme yapar; böylece konuşan kişi daha uzun olan eylem ifadesini tekrar etmez. doing so, carries fiilinin öznesi olarak önceki eylemi değerlendirilen şey haline getirir. Bu, “herhangi bir şey yapmak” anlamına gelen genel bir ifade değildir; anlamı, bağlamda açıkça belirtilmiş bir eyleme bağlıdır.
Alıştırma
‘The team saved a copy of the report. Doing so protected its work.’ cümlesinde doing so neye gönderme yapıyor?
- protecting its work
- saving a copy of the report
- an action that was never mentioned
Cevabı göster
saving a copy of the report
probably aren't worth it: temkinli bir maliyet-fayda değerlendirmesi
Bu cümlede aren't worth it, elde edilmesi muhtemel yararın son derece yüksek riskleri haklı çıkarmadığı anlamına gelir. It, daha önce konuşulan eylemin tamamına gönderme yapar; yeni ve somut bir nesneyi belirtmez. Probably, olumsuz değerlendirmeyi kesin bir yargı yerine temkinli bir olasılık yargısı hâline getirir. Aktarılabilir kalıp subject + probably + be not worth it biçimindedir ve be özneyle uyumlu olmalıdır: it probably isn't worth it; the risks probably aren't worth it.
Alıştırma
Cümleyi probably + be not worth it yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: “The extra features add almost nothing, so they ____.”
Cevabı göster
probably aren't worth it
stick with: mevcut seçimi sürdürmek
Burada stick with, başka bir seçeneğe geçmek yerine tanıdık ve daha güvenli olan seçimi sürdürmek anlamına gelir. Kullanım mecazidir; with korunması gereken seçeneği tanıtır. Just, bunu basit ve doğrudan bir çözüm gibi sunar: kararı gereksiz yere karmaşıklaştırma. Aktarılabilir kalıp stick with + kişi, plan, yöntem veya seçenek biçimindedir.
Alıştırma
Tavsiyeyi ‘mevcut sürümü kullanmaya devam etmek’ anlamındaki öbek fiille tamamlayın: “The update is unstable, so let's ____ the version we already know.”
Cevabı göster
stick with
in which case there are a ton of shocking animals that practice cannibalism. Kalıp ifadeler
3:14çünkü yamyamlık yapan bir sürü şaşırtıcı hayvan var.
Unless, of course, ile apaçıkmış gibi sunulan şakacı bir istisna
Unless, önceki 'stick with the steak' öğüdüne bir istisna getirir: öğüt insanlara yöneliktir, ancak dinleyicinin insan olmadığına dair şakacı olasılıkta geçerli olmaz. Araya giren of course, bu istisnayı sonradan akla gelmiş apaçık bir noktaymış gibi sunar. Bu tutum belirteci düzeltmeyi mizaha dönüştürür; konuşmacı izleyicinin insan olup olmadığını gerçekten sorgulamıyordur.
Alıştırma
Bu cümlede 'Unless, of course,' nasıl bir etki yaratıyor?
- Konuşmacının izleyicilerin hayvan olabileceğine gerçekten inandığını kanıtlar.
- Öğüde apaçıkmış gibi sunulan şakacı bir istisna ekler ve mizah yaratır.
- Öneriyi biftekten bir hayvan listesine dönüştürür.
Cevabı göster
Öğüde apaçıkmış gibi sunulan şakacı bir istisna ekler ve mizah yaratır.
in which case: Bir durumun tamamına gönderme yapma
In which case, önceki olasılığın tamamına, yani you're not human durumuna gönderme yapar; yalnızca human ismini nitelemez. Anlamı 'durum buysa'dır. Ardından bu ifade, söz konusu durumu onun sonucuna bağlar: bu koşul altında yamyamlık yapan birçok şaşırtıcı hayvan vardır. Bu, koşulun tamamını tekrarlamaktan kaçınmanın kısa ve öz bir yoludur.
Alıştırma
Önceki durumun tamamına gönderme yapan üç sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The train may be canceled, ____ we'll take the bus.
Cevabı göster
in which case
a ton of: “çok sayıda” demenin gayriresmî bir yolu
Bu cümlede a ton of, “çok büyük sayıda” anlamına gelir. Çoğul sayılabilen isim animals sözcüğünü niteler ve yamyamlık yapan hayvanların sayısının çokluğunu vurgular. Buradaki ton, gerçek anlamda bir ağırlık birimi değildir. a ton of + çoğul sayılabilen isim yapısı, many demenin gayriresmî ve vurgulu bir yoludur.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki hedef gayriresmî miktar ifadesiyle tamamlayın: We received ____ applications before the deadline.
Cevabı göster
a ton of
Check out our video on the 10 weirdest cannibalistic creatures in nature here.
3:18Doğadaki en tuhaf 10 yamyam canlıyı anlattığımız videomuza buradan göz atın.
And subscribe for more weekly science videos every Thursday.
3:22Her perşembe yayımladığımız yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.