Çıtırdayan yiyecekler ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
967 kelime 172 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, çıtır yiyeceklerin neden tatmin edici geldiğini, ses ve dokularının tazelik ile güvenlik hakkında nasıl bilgi verdiğini ve Zimbabveli bir şefin yenilebilir böcekleri nasıl uygun fiyatlı et alternatiflerine dönüştürdüğünü inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. There's something very satisfying about — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir deneyimin kendine özgü duyusal veya duygusal çekiciliğini yalnızca “hoşuma gidiyor” demeden anlatmayı öğrenin. Bu kalıbı yiyecekler, sesler, alışkanlıklar ya da tanımlaması zor fakat belirgin bir tatmin duygusu yaratan başka şeylerden söz ederken uyarlayabilirsiniz. 2. crunchy food topped their list. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: topped their list. ifadesinin, astronotların en çok özlediği şeyler arasında çıtır yiyeceklerin birinci olması gibi, çeşitli tercihler içinde ilk sırayı almak anlamına geldiğini kavrayın. Böylece top sözcüğünü yalnızca isim olarak düşünmeden anketleri, haberleri ve önceliklere dair konuşmaları doğru yorumlayabilirsiniz. 3. what I did with most of them is turn them into — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir şeyi nasıl işlediğinizi veya başka bir biçime dönüştürdüğünüzü öne çıkararak açıklamak için bu yapıyı kullanın. Burada böceklerin un ve gıda malzemesine dönüştürülmesini tanıtır; aynı kalıp yemek, geri dönüşüm, el işi ve uygulamalı anlatımlarda seçilen yöntemi açıkça vurgulayabilir.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan 6 Dakikalık İngilizce.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, ben BBC Learning English'ten 6 Dakikalık İngilizce.

I'm Georgie.

0:11

Ben Georgie.

And I'm Beth.

0:12

Ve ben Beth.

Georgie, what do apples, carrots, and celery

0:13

Georgie, elmalar, havuçlar ve kerevizlerin

have in common with insects like beetles, crickets, and grasshoppers? Kalıp ifadeler

0:17

böcekler, cırcır böcekleri ve çekirgeler gibi böceklerle ne ortak noktası var?

Kalıp ifadeler

have in common with: ortak özellikleri sormak

Bu soruda have in common with, bir grubun başka bir grupla hangi özelliği paylaştığını sorar. Yapıyı bir bütün olarak okuyun: What do A have in common with B? “Hem A hem de B için geçerli olan şeyler nelerdir?” demektir. Soru iki şeyi karşılaştırır ve ortak bir özellik söylemeye yönlendirir. Buradaki common, “sıradan” değil “ortak” anlamındadır.

Alıştırma

Ortak bir özelliği sormak için dersteki ifadeyi kullanarak soruyu tamamlayın: What do buses ____ trains?

Cevabı göster

have in common with

Hmm, that's a tough one, Beth. Kalıp ifadeler

0:21

Hmm, bu zor bir soru Beth.

Kalıp ifadeler

that's a tough one: zor bir soruya karşılık vermek

That's a tough one, bir soruya, seçime veya bilmeceye cevap vermek zor olduğunda kullanılan doğal bir konuşma yanıtıdır. One, az önce sözü edilen şeyin yerine geçer; bu cümlede fiziksel bir nesneyi değil, soruyu belirtir. Bu yanıt, cevabın kolay olmadığını kabul eder ve konuşan kişiye düşünmesi için biraz zaman kazandırabilir.

Alıştırma

Biri zor bir soru sorduktan sonra “That's a tough one” ne anlama gelir?

  1. O soruya cevap vermek zor.
  2. O nesne çok sağlam.
  3. Bir numaralı seçim odur.
Cevabı göster

O soruya cevap vermek zor.

I'm going to say I can fit them all in my backpack. Ton ve niyet

0:22

Hepsini sırt çantama sığdırabilirim diyeceğim.

Ton ve niyet

I'm going to say ... ile temkinli bir cevap verme

Bu cümlede I'm going to say, konuşanın vereceği cevabı tanıtır. Anlamı my answer is ... veya my guess is ... ifadelerine yakındır. Konuşan, I can fit them all in my backpack cümlesini cevap olarak seçer. Bu ifade, seçimi doğrudan bir iddiaya göre daha az kesin gösterir. Buradaki going to, ayrı bir gelecek planını değil, konuşanın birazdan söyleyeceği cevabı belirtir.

Alıştırma

Ödülün hangi kutuda olduğundan emin değilsiniz. Hangi cümle temkinli bir tahmin sunar?

  1. I haven't chosen an answer.
  2. I'm going to say the red box has the prize.
  3. I know for certain that the red box has the prize.
Cevabı göster

I'm going to say the red box has the prize.

Okay.

0:26

Tamam.

Well, the answer is actually they're all examples of foods that crunch. Kelime

0:27

Aslında cevap, hepsinin kıtır kıtır yiyeceklere örnek olması.

Kelime

foods that crunch: fiil olarak crunch

foods that crunch ifadesinde crunch bir fiildir. Yiyeceğin ısırıldığında veya çiğnendiğinde gevrek, çatırdayan bir ses çıkarması anlamına gelir; aynı zamanda sert ve gevrek bir dokuyu da düşündürür. that crunch, foods sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir ve bu yiyeceklerin ne yaptığını belirtir. Crunch yalnızca eat anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi crunch fiiliyle tamamlayın: Fresh carrots ____ when you bite them.

Cevabı göster

crunch

There's something very satisfying about the crunch when you bite into a fresh apple, Notlar

0:32

Taze bir elmayı, bir kereviz sapını

Dilbilgisi

There's something very satisfying about ...: tarif edilmesi zor bir tatmini ifade etmek

Bu cümlede There's something very satisfying about ... kalıbı, deneyimin güçlü bir tatmin duygusu yaratan özel bir yanı olduğunu anlatır. Something fiziksel bir nesneyi adlandırmaz; gerçek olan ama tam olarak tarif edilmesi zor bir özelliği veya duyguyu temsil eder. About'tan sonraki bölüm bu duyguyu neyin yarattığını belirtir. Bu kalıp, yalnızca I like it demek yerine sıradan bir sesin, hareketin, nesnenin veya deneyimin yarattığı etkiye odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: ____ stacking every book neatly on the shelf.

Cevabı göster

There's something very satisfying about

Kelime

the crunch when ...: ses ve doku için isim olarak crunch

Burada the crunch bir isim grubudur. Dişleriniz taze bir elmaya geçtiğinde duyduğunuz kısa, kıtır sesi ve hissettiğiniz sert dokuyu adlandırır; ısırma eyleminin kendisini anlatmaz. The tanımlığı belirli bir crunch deneyimine işaret eder; when you bite into a fresh apple yan cümlesi de hangi deneyimden söz edildiğini açıklar.

Alıştırma

Hangi cümlede crunch kıtır bir sesi ve dokuyu anlatan isim olarak kullanılmıştır?

  1. I love the crunch of fresh cucumber.
  2. These crackers stay crunchy.
  3. I crunch ice when I am nervous.
Cevabı göster

I love the crunch of fresh cucumber.

Kalıp ifadeler

bite into a fresh apple: dişlerin yiyeceğin içine girmesi

bite into a fresh apple ifadesindeki bite into, dişleri elmanın içine geçirip bir ısırık almaya başlamak demektir. Into, harekete içeri doğru bir yön katar; böylece dişlerin yiyeceğin içine girdiği düşünülür. Yiyeceğin yüzeyini ısırarak geçme anı önemli olduğunda, özellikle çıtırlık, yumuşaklık veya sululuk anlatılırken bite into + yiyecek kullanılabilir. Bite + nesne yalnızca neyin ısırıldığını söyleyebilir ve bu harekete aynı ölçüde odaklanmayabilir.

Alıştırma

Cümleyi bite into ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Leo ____ the crisp pear and heard a crunch.

Cevabı göster

bit into

a stick of celery, or even a roasted beetle.

0:37

hatta kavrulmuş bir böceği ısırdığınızdaki kıtırlıkta çok tatmin edici bir şey var.

Yes, that's right.

0:41

Evet, bu doğru.

In some parts of the world, edible insects are crunched too. Kültür

0:42

Dünyanın bazı bölgelerinde, yenilebilir böcekler de çıtır çıtır yeniyor.

Kültür

edible insects: yenmeye uygun böcekler

Edible insects, güvenli ve yiyecek olarak tüketilmeye uygun böcekler anlamına gelir. Edible, insects kategorisini daraltan bir sıfattır; bütün böcekleri anlatmaz. Cümle, gerçek bir yiyecek kategorisinden söz eder: dünyanın bazı bölgelerinde belirli böcekler geleneksel veya günlük beslenmenin bir parçasıdır ve çıtır şekilde yenebilir. İfade tarafsızdır; yiyeceği yargılamak yerine hangi böceklerin konuşulduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleye uyan edible insects anlamı hangisidir?

  1. her tür böcek
  2. insanların yiyeceklerini yiyen böcekler
  3. güvenli ve yemeye uygun böcekler
Cevabı göster

güvenli ve yemeye uygun böcekler

Scientist Danielle Reed has been exploring our love of crunchy food Notlar

0:46

Bilim insanı Danielle Reed, kıtır yiyeceklere olan sevgimizi

for BBC World Service program, The Food Chain.

0:50

BBC World Service programı The Food Chain için araştırıyor.

Dilbilgisi

has been exploring: bugüne kadar süren bir araştırma

has been exploring, present perfect continuous yapısındadır: has + been + fiil-ing. Danielle Reed'in bu araştırmaya daha önce başladığını, çalışmanın zaman içinde sürdüğünü ve bugünle bağlantısının devam ettiğini gösterir. Bu yapı, tamamlanmış tek bir araştırma eylemine değil, devam eden sürece odaklanır.

Alıştırma

Etkinliğin daha önce başladığını ve hâlâ sürdüğünü göstermek için cümleyi has been + -ing ile tamamlayın: For two months, Lina ____ how bees find flowers.

Cevabı göster

has been studying

Kalıp ifadeler

our love of crunchy food: love of + isim

our love of crunchy food ifadesinde love bir isimdir. love of + isim yapısı, bir kişinin veya grubun neyi sevdiğini belirtir: crunchy food bu duygunun yöneldiği şeydir, sahibi değildir. Bu isim öbeği, bir tercihi araştırılabilecek, açıklanabilecek veya tartışılabilecek bir konuya dönüştürür.

Alıştırma

music sözcüğünü love of + isim yapısıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: Her ____ began when she joined the school band.

Cevabı göster

love of music

A crunch of a fresh apple,

0:54

Taze bir elmanın kıtırtısı,

is nothing better in the world, honestly, to me. Notlar

0:56

dürüst olmak gerekirse benim için dünyada bundan daha iyisi yok.

Deyimler

Coşkulu övgü için nothing better in the world

nothing better in the world çok güçlü bir beğeni ifade eder: konuşan kişi bu deneyimin olabilecek en iyi şey kadar güzel hissettirdiğini anlatır. Burada taze bir elmanın çıtırtısını över. Bu genellikle dünyadaki her şeyin gerçekten karşılaştırıldığına dair bir iddia değil, abartılı bir ifadedir. Yaygın tam kalıp There's nothing better in the world than + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Bu tür bir cümlede nothing better in the world genellikle ne anlatır?

  1. Konuşan kişi bilimsel bir sıralama yaptı.
  2. Konuşan kişi bu deneyimi çok seviyor ve abartılı konuşuyor.
  3. Konuşan kişi bu deneyimin diğer her şeyden daha kötü olduğunu düşünüyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi bu deneyimi çok seviyor ve abartılı konuşuyor.

Ton ve niyet

Samimi ve kişisel bir görüş için honestly, to me

honestly konuşan kişinin samimi veya açık sözlü olduğunu belirtirken to me değerlendirmenin kişisel bir görüş olduğunu gösterir. Bu iki ifade birlikte, konuşan kişinin kendi bakış açısından gerçekten böyle hissettiğini anlatır. Çok güçlü bir iddiadan sonra kullanılan to me, iddiayı kişisel görüşle sınırlar; bu yüzden başkalarının aynı fikirde olması gerekmez. Buradaki to, bakış açısı bildiren to me ifadesinin parçasıdır; bir kişiye doğru hareketi göstermez.

Alıştırma

Honestly, to me, this ending works best cümlesinde honestly ve to me ne işe yarar?

  1. Herkesin aynı fikirde olduğunu kanıtlarlar.
  2. Görüşün samimi ve kişisel olduğunu belirtirler.
  3. Bir şeyin konuşan kişiye doğru hareket ettiğini gösterirler.
Cevabı göster

Görüşün samimi ve kişisel olduğunu belirtirler.

I grew up as a small child in an apple orchard, Öbek fiiller

0:59

Küçük bir çocuk olarak bir elma bahçesinde büyüdüm,

Öbek fiiller

grew up: birinin çocukluğunu nerede veya nasıl geçirdiğini anlatmak

“Grew up”, “grow up” öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada konuşan kişinin çocukluğunu bir elma bahçesinde geçirdiğini ve orada büyüdüğünü anlatır. “Up” yukarı doğru hareket anlamına gelmez. Çocukluk geçmişinden söz ederken “grow up” ifadesini genellikle bir yer veya deneyimle birlikte kullanın.

Alıştırma

Cümleyi “grow up” ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Mia ____ in London.

Cevabı göster

grew up

and so we could pick them fresh off the tree. Kalıp ifadeler

1:02

ve böylece onları ağaçtan taze taze koparabiliyorduk.

Kalıp ifadeler

pick them fresh off the tree: meyveyi yetiştiği yerden taze olarak toplamak

“pick + object + fresh off + source” yapısı, bir şeyi yetiştiği yerden tazeyken doğrudan almayı anlatır. Bu cümlede “them” elmaları, “off the tree” ise elmaların kaynağını belirtir. “Fresh”, elmaların toplandıkları andaki durumunu anlatır; ikinci bir eylem değildir.

Alıştırma

“We picked the peaches fresh off the tree,” cümlesinde “fresh” neyi anlatır?

  1. Şeftalilerin toplandıkları andaki durumu
  2. Başka bir toplama eylemi
  3. Ağacın yaşı
Cevabı göster

Şeftalilerin toplandıkları andaki durumu

And so I have a very nuanced understanding of the different crunches of apples Kelime

1:05

Ve bu yüzden elmaların farklı kıtırlıkları

and the different types of apples.

1:10

ve farklı elma türleri hakkında çok ince bir anlayışa sahibim.

Kelime

very nuanced understanding of: ince ayrımları fark eden anlayış

Very nuanced understanding of, bir konudaki ince farkları, farklı katmanları ve istisnaları ayırt edebilen bir anlayışı ifade eder. Bu cümlede konuşan kişi bütün elmaları aynı görmek yerine elmaların çıtırlıkları ve türleri arasındaki farkları ayırt edebiliyor. Nuanced, anlaşılması fazla karmaşık demek değildir. Anlayışın küçük ama anlamlı farklara duyarlı olduğunu gösterir.

Alıştırma

a nuanced understanding of a topic ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Konunun anlaşılmasının imkânsız olduğunu belirtir.
  2. İnce farkları ve farklı katmanları fark eder.
  3. Yalnızca çok sayıda bilgi içerir.
Cevabı göster

İnce farkları ve farklı katmanları fark eder.

And so, yes, I really find that to be one of life's real true pleasures. Notlar

1:11

Yani, evet, bunun gerçekten hayatın gerçek zevklerinden biri olduğunu düşünüyorum.

Dilbilgisi

find that to be: değerlendirme yapmak

Find that to be ifadesinde find, bulmak değil, değerlendirmek veya bir şeyi belli bir biçimde deneyimlemek anlamına gelir. Yapı find + nesne + to be + tümleç şeklindedir. Burada that nesnedir ve çıtır bir elma yeme deneyimini gösterir; one of life's real true pleasures ise onu değerlendiren tümleçtir. Bu yapıyı, genellikle deneyim veya gözleme dayanarak oluşan bir değerlendirme sunmak için kullanın.

Alıştırma

find + object + to be yapısının geçmiş zamanını, nesne olarak it ile kullanın: After testing the app for a week, I ____ reliable.

Cevabı göster

found it to be

Deyimler

one of life's real true pleasures: bir deneyime yönelik güçlü övgü

One of life's real true pleasures, “hayatı gerçekten keyifli kılan deneyimlerden biri” anlamına gelir. Bir deneyimin yalnızca çok keyifli olduğunu söylemek yerine onu sıcak ve güçlü bir biçimde över. one of + çoğul isim yapısında pleasures çoğul olmalıdır. Burada life's, “hayatın” ya da “hayattaki” anlamındadır: bu zevkler iyi bir hayatın parçalarıdır, bir kişinin sahip olduğu nesneler değildir.

Alıştırma

Konuşmacı bir şeyi “one of life's real true pleasures” diye adlandırdığında ne demek ister?

  1. Hayatı özellikle keyifli kılan deneyimlerden biridir.
  2. Hayatın sahip olduğu bir nesnedir.
  3. Herkesin tamamlaması gereken bir görevdir.
Cevabı göster

Hayatı özellikle keyifli kılan deneyimlerden biridir.

Danielle says there's nothing better in the world than the crunch of a fresh apple.

1:16

Danielle, dünyada taze bir elmanın kıtırtısından daha iyi bir şey olmadığını söylüyor.

She uses the phrase nothing better in the world

1:21

Bunu ne kadar sevdiğini vurgulamak için

to emphasize how much she loves it.

1:24

"dünyada daha iyisi yok" (nothing better in the world) ifadesini kullanıyor.

Danielle thinks eating crunchy apples is one of life's true pleasures,

1:26

Danielle, kıtır elmalar yemenin hayatın gerçek zevklerinden biri olduğunu,

an experience she finds enjoyable.

1:30

keyif aldığı bir deneyim olduğunu düşünüyor.

But why are we so attracted to crunchy food? Kalıp ifadeler

1:33

Peki ama kıtır yiyeceklere neden bu kadar ilgi duyuyoruz?

Kalıp ifadeler

so attracted to: bir şeye güçlü biçimde çekilmek

Be attracted to, birine ya da bir şeye ilgi duymak veya kendini ona çekilmiş hissetmek anlamına gelir. So dereceyi artırır; so attracted to, “bir şeye çok güçlü biçimde çekilmek” demektir. Buradaki hedef crunchy food olduğundan, ifade romantik bir çekimi değil güçlü bir yiyecek tercihini anlatır. Yapı be + so + attracted + to + isim veya zamirdir.

Alıştırma

Cümleyi so, attracted ve doğru edatı kullanarak tamamlayın: Why are young children ____ bright colors?

Cevabı göster

so attracted to

That's what we'll be investigating in this program, Anlatım akışı

1:36

Bu programda araştıracağımız şey bu,

Anlatım akışı

That's what we'll be investigating: sıradaki konuyu duyurmak

Burada That, insanların çıtır yiyeceklere neden ilgi duyduğuyla ilgili önceki soruya gönderme yapar. what we'll be investigating, inceleyeceğimiz soru veya konu anlamına gelir; what yeni bir doğrudan soru başlatmaz. That's what ... kalıbı, önceki soruyu sırada ele alınacak konu olarak açıkça duyurur. Dinleyicilere programın bundan sonra neye odaklanacağını gösteren bir işaret görevi görür.

Alıştırma

Bir sunucu 'Why do whales sing?' diye soruyor. 'That's what we'll be investigating today' burada ne işe yarar?

  1. Kesin cevabı verir.
  2. İlgisiz bir konuya geçer.
  3. Sırada ele alınacak konuyu haber verir.
Cevabı göster

Sırada ele alınacak konuyu haber verir.

along with some useful new vocabulary, Kalıp ifadeler

1:38

bazı faydalı yeni kelimelerle birlikte,

all of which you can find on our website, bbclearningenglish.com. Dilbilgisi

1:41

hepsini bbclearningenglish.com web sitemizde bulabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

along with: ilgili ek bilgi eklemek

Burada along with, ek olarak veya ile birlikte anlamına gelir. Programın konuyu araştırma şeklindeki ana etkinliğine yararlı yeni kelimeler de ekler. Bu ifade, ardından gelen isim öbeğini ilgili ek bilgi olarak sunar. Bu cümlede bir yol boyunca hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade along with ile tamamlayın: The library offers story time ____ craft activities.

Cevabı göster

along with

Dilbilgisi

all of which: önceki grubun tamamına gönderme

Bu cümlede which, önceki some useful new vocabulary ifadesine gönderme yapan bir ilgi zamiridir. All of, o gruptaki her bir öğeyi belirtir; bu nedenle all of which, kelimelerin tamamının web sitesinde bulunduğu ek bilgisini verir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “grup veya topluluk, + all of which + yan cümle” biçimindedir. Önceki grubun adını tekrarlamadan grubun tamamı hakkında bilgi ekler.

Alıştırma

Tek bir cümleyi doğru şekilde tamamlayan ifadeyi seçin: The library has three study rooms, ___ are open until eight.

  1. all of which
  2. all which
  3. all of them
Cevabı göster

all of which

But first, I have a question for you, Georgie.

1:45

Ama önce sana bir sorum var, Georgie.

Like Danielle, many British people enjoy the crunch of an apple.

1:47

Danielle gibi, pek çok İngiliz de elmanın kıtırtısından hoşlanır.

But according to a 2024 YouGov study, Kalıp ifadeler

1:52

Ancak 2024 tarihli bir YouGov çalışmasına göre,

Kalıp ifadeler

according to a 2024 YouGov study: kaynağı belirtme

According to a 2024 YouGov study, bilgi kaynağını belirten bir ifadedir. Dinleyiciye, sonraki bilginin kamuoyu yoklamaları ve pazar araştırmaları yapan YouGov kuruluşunun 2024 tarihli bir araştırmasından geldiğini bildirir. Bu ifade cümlenin başında kullanıldığında ardından virgül gelir. According to, “bu kaynağın belirttiğine veya gösterdiğine göre” anlamındadır; konuşanın kaynağa katıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle according to ifadesini doğru kullanarak web sitesini kaynak olarak gösterir?

  1. According to the website, the pool closes at six.
  2. I according to the website that the pool closes at six.
  3. According with the website, the pool closes at six.
Cevabı göster

According to the website, the pool closes at six.

which is the most popular type of apple in the UK? Kalıp ifadeler

1:55

İngiltere'deki en popüler elma türü hangisi?

Kalıp ifadeler

the most popular type of + kategori

the most popular type of + kategori kalıbı, daha büyük bir grup içinde diğer tüm türlerden daha çok sevilen veya seçilen türü sormak ya da belirtmek için kullanılır. Burada apple daha büyük kategoriyi adlandırır ve soru Birleşik Krallık'taki elma türlerini karşılaştırır. most popular en üstünlük derecesidir, bu yüzden önünde the kullanılır. type of sonrasında type of music veya type of book örneklerindeki gibi daha büyük kategori gelir; bu kalıp tek bir nesneyi göstermez.

Alıştırma

Hangi İngilizce ifade, “diğer tüm türlerden daha fazla kişinin sevdiği film türü” anlamına gelir?

  1. the most popular type of film
  2. the type of popular film
  3. the more popular type of film
Cevabı göster

the most popular type of film

Is it A, Pink Lady,

1:59

A, Pink Lady mi,

B, Gala,

2:01

B, Gala mı,

or C, Red Delicious?

2:03

yoksa C, Red Delicious mı?

Hmm, I'm going to say A, Pink Lady,

2:05

Hmm, ben A, Pink Lady diyeceğim,

because that's my favorite.

2:07

çünkü o benim favorim.

Ah, and me.

2:08

Ah, benim de.

Okay, we'll find out the answer later in the program. Öbek fiiller

2:10

Tamam, cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out: daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek

Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede cevap şimdi verilmez; insanlar cevabı programın ilerleyen bölümünde öğrenecektir. Find out ifadesini tek bir birim olarak düşünün. Burada out, “dışarı” anlamına gelmez. find out the answer örneğindeki gibi bir isim öbeğiyle veya find out why örneğindeki gibi bir soru sözcüğüyle devam edebilir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We will ____ who won tomorrow.

Cevabı göster

find out

As well as the satisfying sound of a loud crunch, Dilbilgisi

2:14

Yüksek sesli bir kıtırtının verdiği tatmin edici sesin yanı sıra,

the texture of crunchy food is important

2:17

kıtır yiyeceklerin dokusu da önemlidir

too. It tells our bodies to get ready for the raw and rough fiber Kalıp ifadeler

2:20

aynı zamanda. Vücudumuza çiğneme kaslarımızı ve dişlerimizi geliştirmek için gereken

Dilbilgisi

As well as A, B: ana düşünceden önce destekleyici bir unsur eklemek

Cümlenin başındaki As well as, tatmin edici çıtırtı sesini bir unsur olarak tanıtır. Ardından ana cümle dokuyu başka bir önemli unsur olarak sunar ve too bu ekleme anlamını güçlendirir. Tekrar kullanılabilecek kalıp As well as + isim öbeği, ana cümle şeklindedir. A'ya ek olarak B anlamına gelir; A'yı destekleyici konuma koyarken tam yargıyı B taşır.

Alıştırma

İlk özelliği eklemek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: ____ a large garden, the house has a sunny kitchen.

Cevabı göster

As well as

Kalıp ifadeler

to get ready for: hazır duruma geçmek

tells our bodies to get ready for yapısında to get ready, vücudun yapması istenen eylemdir; for ise neye hazırlanıldığını, yani çiğ ve sert lifleri tanıtır. Get ready, yalnızca hazır durumda olmak değil, hazır duruma geçmek anlamına gelir. Tekrar kullanılabilecek kalıp get ready for + isim veya olay şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan sözcüklerle tamamlayın: The starting bell tells the runners ____ the race.

Cevabı göster

to get ready for

needed to develop our chewing muscles and teeth.

2:24

çiğ ve sert life hazırlanmasını söyler.

And there are other ways in which crunchy food keeps us healthy, Dilbilgisi

2:28

Ve kıtır yiyeceklerin bizi sağlıklı tutmasının başka yolları da var,

Dilbilgisi

other ways in which: ek yöntemleri tanıtmak

other ways in which ifadesi ek yöntemleri veya işleyiş biçimlerini tanıtır. in which crunchy food keeps us healthy yan cümlesinde which, ways sözcüğünü gösterir; in which, “bu yollar aracılığıyla” anlamına gelir, “bir yerin içinde” anlamına gelmez. Bu kalıp bir açıklamayı düzenler: önce bir sonuca ulaşmanın birden fazla yolu olduğunu bildirir, ardından bu yollar adlandırılabilir veya açıklanabilir. Yeniden kullanılabilen kalıp other/several ways in which + özne + fiildir.

Alıştırma

Hangi cümle, egzersizin uykuyu iyileştirdiği farklı yöntemleri tanıtmak için resmî ways in which yapısını doğru kullanıyor?

  1. The report explains several places in which exercise improves sleep.
  2. The report explains several times at which exercise improves sleep.
  3. The report explains several ways in which exercise improves sleep.
Cevabı göster

The report explains several ways in which exercise improves sleep.

as Danielle explains to BBC World Service's The Food Chain.

2:32

tıpkı Danielle'in BBC World Service'in The Food Chain programına açıkladığı gibi.

The first bite of crunch is the most essential bite,

2:36

Kıtırtının ilk ısırığı en önemli ısırıktır,

because really when we put something in our mouth, Kalıp ifadeler

2:39

çünkü gerçekten ağzımıza bir şey koyduğumuzda,

Kalıp ifadeler

we put something in our mouth: bir nesneyi ağzın içine koymak

Put something in our mouth, put + nesne + in + iyelik sözcüğü + mouth yapısını izler. Bir nesnenin hareket ederek sonunda ağzın içine girmesini anlatır. Something belirsizdir; bu nedenle konuşan kişi belirli bir nesnenin adını vermek yerine genel bir durumdan söz eder. Our, we ile uyumludur. Bu genel ifadede our mouth, her kişinin kendi ağzı anlamına gelir. Özne değiştiğinde I put it in my mouth veya you put it in your mouth örneklerinde olduğu gibi iyelik sözcüğünü de değiştirin.

Alıştırma

Bir tabletin çocuğun ağzının içine girmesi gerekiyor. Hangi talimat bu hareketi anlatıyor?

  1. Move the tablet toward your mouth.
  2. Hold the tablet near your mouth.
  3. Put the tablet in your mouth.
Cevabı göster

Put the tablet in your mouth.

we don't think about it this way,

2:42

bu şekilde düşünmeyiz,

but we have to decide whether we're going to swallow, right? Notlar

2:43

ama yutup yutmayacağımıza karar vermek zorundayız, değil mi?

Dilbilgisi

we have to decide whether: gerekli bir seçim yapmak

We have to, bu kararın verilmesinin gerekli olduğunu gösterir. Decide whether ise karara bağlanması gereken soruyu tanıtır. Bu cümlede iki olasılık vardır: yutmak veya yutmamak. Whether sözcüğünden sonra whether the field is safe örneğindeki gibi tam bir yan cümle ya da whether to stay örneğindeki gibi to mastarı gelebilir. Bu yapı olasılıklar arasında seçim veya değerlendirme yapar; zaman sormaz.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki beş sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: The weather is getting worse, so ____ to leave now or wait until morning.

Cevabı göster

we have to decide whether

Ton ve niyet

right?: ifadenin sonunda onay istemek

Bir ifadenin sonunda kullanılan right?, dinleyiciden söylenenin doğru olduğunu veya kendisinin de aynı fikirde olduğunu onaylamasını ister. Kısa bir doğrulama sorusu olan Is that right? gibi çalışır. Burada konuşan kişi, dinleyicinin açıklamayı takip ettiğinden emin olmak için right? kullanıyor. Bu konumda right bir yön, doğru cevap veya yasal hak anlamına gelmez.

Alıştırma

Ortak bir planı doğrulamak için cümle sonunda right? ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. We meet outside the station at six, right?
  2. Please carry this box upstairs, right?
Cevabı göster

We meet outside the station at six, right?

So that first bite gives us a ton of information. Deyimler

2:46

Yani o ilk ısırık bize bir ton bilgi veriyor.

Deyimler

a ton of information: çok büyük miktarda bilgi

a ton of information ifadesindeki a ton of, “çok büyük miktarda” anlamına gelen, günlük dilde kullanılan abartılı bir ifadedir. Gerçek ağırlıktan söz etmez. Burada ilk ısırığın yiyecek hakkında birçok şeyi ortaya çıkardığı anlatılır. İngilizcede information sayılamayan bir isimdir. Bu nedenle many information veya informations yerine a ton of information gibi miktar ifadeleri kullanılır. Aynı kalıp başka sayılamayan isimlerle ve çoğul sayılabilen isimlerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Örnekte a ton of information ne anlama geliyor?

  1. Çok büyük miktarda bilgi
  2. Tek bir kesin gerçek
  3. Ağırlıkla ilgili bilgi
Cevabı göster

Çok büyük miktarda bilgi

I mean, everybody, I think,

2:50

Yani, sanırım herkes,

has had the experience of biting into a mushy apple Notlar

2:51

yumuşamış bir elmayı ısırıp

Dilbilgisi

has had the experience of + -ing: bir şeyi daha önce yaşamış olmak

Has had the experience of + -ing, bir kişinin şimdiye kadar bir etkinliği veya olayı yaşamış olduğu anlamına gelir. Örnekte konuşmacı, yumuşamış bir elmayı ısırmayı birçok kişinin tanıyabileceği tanıdık bir deneyim olarak sunar. Has had, has + had yapısından oluşan present perfect biçimidir. of edatından sonra biting gibi bir -ing biçimi veya isim kullanılır. experience of ifadesinden hemen sonra yalın fiil ya da özne ve yüklem içeren tam bir cümle kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi has had the experience of ile tamamlayın: Omar ____ getting lost in a new place.

Cevabı göster

has had the experience of

and saying, "No, thank you." Ton ve niyet

2:54

"Hayır, teşekkürler" deme deneyimini yaşamıştır.

Kelime

mushy apple: hoş olmayan biçimde yumuşak, gevrek olmayan elma

mushy apple ifadesinde mushy, elmanın içinin hoş bir sertlikte değil, fazla yumuşak ve neredeyse püre gibi olduğunu anlatır. Elmanın normalde ısırıldığında gevrek olması beklendiği için burada olumsuz bir betimlemedir. Yiyecekler için mushy, dokunun bozulup dağılmış olduğunu sık sık belirtir. Yalnızca soft demekten daha güçlü ve daha az tarafsızdır.

Alıştırma

Bir şeftali fazla olgunlaşmış ve neredeyse püreye dönüşmüştür. Dokusunu en iyi hangi sıfat anlatır?

  1. mushy
  2. soft
  3. soggy
Cevabı göster

mushy

Ton ve niyet

No, thank you: nazik bir ret

No, thank you. kısa ve nazik bir reddetme ifadesidir. Burada kişi, kötü durumdaki elmadan daha fazla istemediğini anlatır. Thank you, no sözünü yumuşatır; kötü bir ısırık için gerçekten teşekkür edildiği anlamına gelmez. Size sunulan bir şeyi dostça reddetmek için bu kalıbı kullanın.

Alıştırma

Bir görevli "Would you like some more water?" diye soruyor. Hangi yanıt teklifi nazikçe reddeder?

  1. No. Go away.
  2. No, thank you. I have enough.
  3. Yes, please.
Cevabı göster

No, thank you. I have enough.

So the crunch is telling us about the quality of food,

2:57

Yani kıtırlık bize yemeğin kalitesinden,

specifically the high quality of the food.

3:00

özellikle de yemeğin yüksek kalitesinden bahsediyor.

Yes, or not,

3:03

Evet, ya da tam tersi,

you know, we've also had cases where we've bitten into something that has a crunch Dilbilgisi

3:04

biliyorsunuz, kıtırdayan bir şeyi ısırıp

Dilbilgisi

we've also had cases where: başka bir durum türü eklemek

We've also had cases where + cümle, bir şeyin yaşandığı durumlarla bizim de karşılaştığımız anlamına gelir. Burada cases durumlar veya örnekler demektir; where ise bu durumlarda ne olduğunu anlatır. Also bu düşünceyi önceki sözlere bağlar. Farklı bir durum türü ekler ve çoğu zaman ilk düşüncenin her zaman doğru olmadığını gösteren bir istisna ya da örnek sunar.

Alıştırma

Başka bir durum türü ekleyen hedef yapıyla raporu tamamlayın: We have ____ the door failed to lock.

Cevabı göster

also had cases where

and found an eggshell in our scrambled eggs.

3:09

çırpılmış yumurtamızın içinde yumurta kabuğu bulduğumuz durumlar da oldu.

That's no good.

3:13

Bu hiç iyi değil.

When we put food in our mouths,

3:14

Ağzımıza yiyecek koyduğumuzda,

we need to know it's safe.

3:16

güvenli olduğunu bilmemiz gerekir.

A loud crunch means this food is fresh and okay to eat. Kalıp ifadeler

3:18

Yüksek sesli bir kıtırtı, bu yiyeceğin taze olduğu ve yenebileceği anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

okay to eat: yenmesi güvenli veya uygun

Bu cümlede okay to eat, yiyeceğin birinin yemesi için güvenli veya uygun kabul edildiğini anlatır. Okay yiyeceği niteler; kimsenin ruh hâlini anlatmaz. Yapı sıfat + to + fiil şeklindedir. Fiil, hangi eylemin değerlendirildiğini gösterir: safe to use, easy to carry ve hard to open aynı yapıyı kullanır.

Alıştırma

“This food is okay to eat” ne anlama gelir?

  1. Birisi bu yiyeceği yiyebilir; yiyecek güvenli veya uygun kabul edilir.
  2. Bu yiyeceğin tadı mükemmeldir.
  3. Bu yiyeceği pişirmek kolaydır.
Cevabı göster

Birisi bu yiyeceği yiyebilir; yiyecek güvenli veya uygun kabul edilir.

The crunching sound gives us a ton of information,

3:22

Kıtırdayan ses bize 'a ton of information',

meaning a lot of information,

3:24

yani yiyeceğin tazeliği hakkında

about the food's freshness.

3:26

çok fazla bilgi verir.

Nobody likes biting into an apple which is mushy,

3:28

Kimse 'mushy' (yumuşak/pörsümüş) bir elmayı ısırmayı sevmez,

an adjective meaning soft,

3:32

bu, yumuşak anlamına gelen bir sıfattır,

because we understand that that means it's bad to eat.

3:34

çünkü bunun yemesi kötü bir şey olduğu anlamına geldiğini anlarız.

So, crunchy food sounds healthy, Dilbilgisi

3:37

Dolayısıyla, kıtır yiyecekler kulağa sağlıklı gelir,

feels good,

3:39

iyi hissettirir,

and tells our body it's safe to eat.

3:40

ve vücudumuza yemenin güvenli olduğunu söyler.

Dilbilgisi

sounds healthy, feels good, and tells...: üç bölümlü paralel bir özet

Üç fiil öbeği crunchy food ortak öznesini paylaşır ve üç bölümlü paralel bir özet oluşturur. Önce sesin bıraktığı izlenim, ardından yeme deneyimi ve son olarak da vücuda verdiği sinyal anlatılır. Burada sounds ve feels, ardından sıfat gelen bağlayıcı fiillerdir. sounds healthy, bir şeyin sesinden sağlıklıymış gibi görünmesi; feels good ise hoş bir his vermesi demektir. tells our body mecazidir: çıtırtı, yiyeceğin güvenle yenebileceğini bildiren bir sinyal gibi davranır.

Alıştırma

Hangi cümle tek bir ortak özneyle açık, üç bölümlü bir özet verir?

  1. The new chair looks stylish, feels comfortable, and supports my back.
  2. The new chair looks stylish, comfortably feels, and my back supports.
  3. The new chair looks stylish, feel comfortable, and support my back.
Cevabı göster

The new chair looks stylish, feels comfortable, and supports my back.

No wonder that when astronauts on the International Space Station Anlatım akışı

3:43

Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki astronotlara

were asked what they missed most,

3:46

en çok neyi özledikleri sorulduğunda,

crunchy food topped their list. Deyimler

3:48

kıtır yiyeceklerin listelerinin başında gelmesine şaşmamalı.

Anlatım akışı

No wonder that: şaşırtıcı olmayan bir sonucu belirtmek

No wonder that... “... olmasına şaşmamalı” anlamına gelir. Ardından gelen bilgiyi, daha önce verilmiş bir nedene dayanan mantıklı bir sonuç olarak sunar. Burada astronotların seçimi, çıtır yiyeceklerin neden çekici olduğuna ilişkin önceki açıklamadan çıkarılan bir sonuca dönüşür. Bu kullanımda wonder, bir şeyi merak etmekle değil, şaşırmakla ilgilidir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve “bu şaşırtıcı değil” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ Maya is sleepy after staying up late.

Cevabı göster

No wonder that

Deyimler

topped their list: listede birinci sıradaydı

crunchy food topped their list ifadesinde top bir fiildir ve “birinci sırada yer aldı” veya “en üst sıradaki cevaptı” anlamına gelir. Their list, astronotların özlediği şeylerin sıralamasıdır; yiyeceğin fiziksel olarak bir listenin üstüne konması değildir. Kullanılabilir X tops/topped the list kalıbı, X'in seçenekler, sonuçlar, kaygılar veya öncelikler arasında en üst sırada olduğunu belirtir.

Alıştırma

“Crunchy food topped their list” burada ne anlama geliyor?

  1. Çıtır yiyecekler yazılı bir listenin üstüne konmuştu.
  2. Çıtır yiyecekler listelerinin herhangi bir yerinde bulunuyordu.
  3. Çıtır yiyecekler listelerinde birinci sıradaydı.
Cevabı göster

Çıtır yiyecekler listelerinde birinci sıradaydı.

But apples and carrots are one thing, Beth. Deyimler

3:50

Ama elma ve havuç başka bir şey, Beth.

It's something else to crunch down on insects, isn't it? Öbek fiiller

3:52

Böcekleri kıtır kıtır yemek başka bir şey, değil mi?

Deyimler

are one thing ... It's something else: iki durum arasındaki büyük fark

X is/are one thing; Y is something else kalıbı, birbiriyle ilişkili görünebilen fakat eşdeğer hissedilmeyen iki deneyimi birbirinden ayırır. İlk durum daha sıradan veya kabul edilmesi daha kolay gösterilir; ikinci durumda ise daha büyük bir zorluk veya duygusal engel vardır. İkinci bölüm it is something else to + fiilin yalın hâli biçiminde de kullanılabilir. Burada sıradan çıtır yiyecekleri yemek kabul edilebilirken böcekleri kıtır kıtır yemek çok farklı ve kabul edilmesi daha zor gelir. One thing ve something else nesne sayılarını değil, karşıt durumları anlatır.

Alıştırma

Eksik iki ifadeyi kullanarak one thing ... something else karşıtlığını tamamlayın: Watching a trick is ____; performing it for an audience is ____.

Cevabı göster

one thing · something else

Öbek fiiller

to crunch down on: güçlüce ısırıp ezmek

To crunch down on something, bir şeyi dişlerle güçlüce ısırıp ezmek anlamına gelir ve çoğu zaman çıtır ya da çatırdayan bir sesi çağrıştırır. Bu cümlede böcek yeme eylemini nötr eat fiiline göre daha canlı ve fiziksel gösterir. Buradaki down aşağı yönlü bir hareketi anlatmaz. Dişleri bastırarak güçlü ısırma eylemini tamamlamayı vurgular.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, derste öğrenilen ve güçlüce ısırıp ezmek anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: He had to ____ the crisp cracker.

Cevabı göster

crunch down on

Well, not in some countries, Georgie.

3:55

Bazı ülkelerde öyle değil, Georgie.

Zimbabwe for one, Kalıp ifadeler

3:57

Zimbabve bunlardan biri,

Kalıp ifadeler

Zimbabwe for one: bir örnek sunmak

For one, Zimbabwe sözcüğünden sonra gelerek onu daha büyük bir kümenin içindeki tek bir örnek olarak gösterir: Zimbabve, önceki ifadenin geçerli olduğu ülkelerden biridir. Konuşan kişi başka ülkeler de sayabilir. Burada for one, bir örnek vermek anlamındaki bir söylem belirtecidir. Bir kişi için anlamına gelmez ve yalnızca bir örnek olduğunu söylemez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi okuyun ve for one ifadesinin anlamını seçin: Several clubs meet after school. The chess club, for one, meets on Tuesday.

  1. Tam olarak bir satranç kulübü vardır.
  2. Satranç kulübü birkaç örnekten biridir.
  3. Satranç kulübü bir kişi için toplanır.
Cevabı göster

Satranç kulübü birkaç örnekten biridir.

where celebrity chef Dulsie Mudekwa uses the crunchy texture of beetles,

3:59

orada ünlü şef Dulsie Mudekwa, böceklerin, termitlerin ve çekirgelerin

termites, and locusts

4:04

kıtır dokusunu kullanarak

to convince people to try insect protein as a cheap alternative to meat. Notlar

4:06

insanları ete ucuz bir alternatif olarak böcek proteinini denemeye ikna ediyor.

Dilbilgisi

to convince people to try: convince + kişi + to + fiil

Bu ifadede iki mastar yapısı vardır. to convince içindeki ilk to, şefin çıtır dokuyu kullanma amacını gösterir. Bunun içinde convince + kişi + to + fiil yapısı bulunur: people ikna edilen kişileri, to try ise eylemi belirtir. Convince, birinin kabul etmesini veya harekete geçmeye karar vermesini sağlamak için nedenler, kanıtlar ya da çekici bir fikir kullanmak demektir. Bir kişinin başka birinin kararını veya davranışını değiştirdiği durumlarda aynı yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Convince fiilinin basit geçmiş hâlini, Maya kişisini ve to sözcüğünü kullanın: Yesterday, the coach ____ try the new drill.

Cevabı göster

convinced Maya to

Kültür

insect protein: yenilebilir böceklerden elde edilen protein

Bu cümlede insect protein, yenilebilir böceklerden gelen ve gıda olarak kullanılan proteini ifade eder. Protein almak için yenen bütün böcekleri veya böceklerden yapılan gıda bileşenlerini anlatabilir. Bu ifade böcekleri etle aynı role yerleştirir: ikisi de protein sağlayabilir. Bu arka plan, insect protein ifadesinin neden ete ucuz bir alternatif olarak tanımlandığını açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede insect protein ne anlama gelir?

  1. Yenilebilir böceklerden elde edilen protein veya protein açısından zengin gıda
  2. Böcekleri beslemek için kullanılan et
  3. Böcekleri uzak tutmak için kullanılan bir kimyasal
Cevabı göster

Yenilebilir böceklerden elde edilen protein veya protein açısından zengin gıda

Kalıp ifadeler

as a cheap alternative to meat: ete ucuz bir alternatif olarak

as a cheap alternative to meat ifadesi, böcek proteininin hangi amaçla sunulduğunu gösterir: Etin yerine kullanılabilir ve düşük fiyatı bir avantaj olarak öne çıkarılır. Buradaki as, çünkü değil, rolünde veya olarak anlamındadır. Tekrar kullanılabilen kalıp as an alternative to + isim veya -ing biçimidir. to sözcüğünden sonra yerine başka bir şey kullanılan öge gelir: an alternative to meat, driving veya paying for a taxi.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: For short trips, the hotel offers bicycles ____ taxis.

Cevabı göster

as a cheap alternative to

And if you think you could never eat insects, Dilbilgisi

4:11

Ve eğer böcek yiyemeyeceğinizi düşünüyorsanız,

Dilbilgisi

you could never: varsayımsal güçlü bir sınır

you think you could never eat insects ifadesindeki could, birinin geçmişte sahip olduğu bir beceriden söz etmez. Böcek yemeyi varsayımsal bir olasılık olarak gösterir ve never kişinin sınırını çok güçlü hâle getirir: Kişi kendisini bunu yaparken hayal edemez. Bu kalıp çoğu zaman kişisel bir korku, reddetme duygusu veya zihinsel engel anlatır. Genellikle güçlü bir duyguyu ifade eder; eylemin nesnel olarak imkânsız olduğunu veya asla gerçekleşmeyeceğini kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle bir alışkanlık veya geçmişteki tek bir sorun yerine güçlü bir varsayımsal sınırı ifade eder?

  1. I could never dive into such deep water.
  2. I couldn't dive yesterday because my ear hurt.
  3. I never dive at the community pool.
Cevabı göster

I could never dive into such deep water.

listen as Dulsie explains how she changed her mind Deyimler

4:14

Dulsie'nin fikrini nasıl değiştirdiğini,

to Ruth Alexander,

4:18

BBC World Service programı The Food Chain'in sunucusu

Deyimler

how she changed her mind: önceki fikrini nasıl değiştirdiği

how she changed her mind ifadesindeki change her mind, onun önceki bir görüş veya karardan farklı bir görüş ya da karara geçtiğini anlatır. Burada mind, bir vücut parçasının gerçekten değiştirilmesi anlamına gelmez; bütün ifade yeniden düşünüp farklı karar vermek demektir. how, değişimin nasıl gerçekleştiğini veya ona neyin yol açtığını sorar. her sözcüğü mind'ı Dulsie ile ilişkilendirir ve fikrini değiştiren kişinin Dulsie olduğunu gösterir.

Alıştırma

Mia'nın farklı bir karar verdiğini anlatan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Mia planned to walk home, but then she ____.

Cevabı göster

changed her mind

presenter of BBC World Service program, The Food Chain.

4:19

Ruth Alexander'a açıklamasını dinleyin.

So, are you an insect convert, then? Kelime

4:22

Yani, o zaman sen böcek yemeği kabul edenlerden misin?

Kelime

an insect convert: isim olarak convert

an insect convert ifadesinde convert sayılabilen bir isimdir. Daha önce bir şeyi kabul etmeyen ama artık kabul eden kişiyi anlatır. Insect konuyu belirtir: Bu kişi fikrini değiştirmiş ve artık böcek yemeyi kabul etmiştir. Birine convert demek, değişime yeni bir kimlik hissi verir; bu yüzden soru hafif ve biraz şakacı duyulur. Bir böceği başka bir şeye dönüştürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu soruda an insect convert ne anlama geliyor?

  1. böcekleri başka bir biçime dönüştüren biri
  2. araştırmak için böcek toplayan biri
  3. fikrini değiştirip artık böcek yemeyi kabul eden biri
Cevabı göster

fikrini değiştirip artık böcek yemeyi kabul eden biri

Well, now I am. Ton ve niyet

4:25

Eee, şimdi öyleyim.

Ton ve niyet

now I am: tekrarlanan bilgiyi be ile atmak

“now I am” ifadesinde am, önceki soruda zaten verilen ancak yanıtta söylenmeyen sözcüklerin yerini tutar. Buradaki tam düşünce “now I am an insect convert” şeklindedir. Bu yanıt tamamlanmıştır; yarım bırakılmış bir cümle değildir. İngilizcede yalnızca açık bir bilgiyi tekrar edecek sözcükler sık sık atılır. Now ayrıca bir değişimi gösterir: konuşan kişi önceden insect convert değildi, ancak artık öyledir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Are you ready now?” diye soruyor. Daha önce hazır olmadığınızı, ancak artık hazır olduğunuzu anlatan kısa yanıt hangisidir?

  1. Now I do.
  2. Now I am.
  3. Now I can.
Cevabı göster

Now I am.

I love them as small snacks just roasted with salt Notlar

4:27

Sadece tuzla kavrulmuş küçük atıştırmalıklar olarak onları seviyorum

Kelime

as small snacks: rol veya kullanım belirten as + isim

“as small snacks” ifadesindeki as, “rolünde” veya “olarak kullanılmak üzere” anlamına gelir. Konuşan kişi kavrulmuş böcekleri atıştırmalık yiyecek olarak görür. Burada as bir neden bildirmez veya zaman cümleciği başlatmaz. verb + object + as + noun phrase yapısı nesnenin rolünü, işlevini veya kategorisini belirtir: serve fruit as dessert; use a box as a table.

Alıştırma

Meyvenin rolünü gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: We served the fruit ____ a light dessert.

Cevabı göster

as

Kalıp ifadeler

just roasted with salt: basitçe pişirme ve tuzla tatlandırma

Just roasted with salt, atıştırmalıkların nasıl hazırlandığını anlatır: kuru ısıyla pişirilir ve tuzla tatlandırılır. Just, anlatımı bu basit yöntemle sınırlar ve daha karmaşık bir hazırlık yapılmadığını belirtir. Roasted, kuru ısıyla pişirilmiş demektir. Yağda kızartılmış anlamına gelmez; bu nedenle ifade menülerde, etiketlerde veya konuşmalarda basit bir yiyecek hazırlama yöntemini anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, yağda kızartma anlamına gelmeden kuru ısıyla pişirilen ve tuzla tatlandırılan bir yiyeceği anlatır?

  1. The almonds are boiled in sugar water.
  2. The almonds are just roasted with salt.
  3. The almonds are fried in oil.
Cevabı göster

The almonds are just roasted with salt.

or what I did with most of them is turn them into flours and meals. Notlar

4:30

ya da çoğuyla yaptığım şey onları un haline ve yemeğe dönüştürmek.

Dilbilgisi

what I did with ... is turn ... into ...: eylemi odağa alma

What I did with most of them is turn them into... kalıbı, iletiyi iki parçaya ayırır: hazırlık bölümü ve önemli cevap. What I did with most of them, “çoğuyla yaptığım şey” anlamına gelir ve cümlenin öznesi olarak görev yapar. Bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. is sonrasındaki bölüm, odaklanan eylemi verir: turn them into.... Hazırlık bölümünde did bulunduğu için odaklanan eylem turn yalın biçiminde kullanılır. Zaman sırasından çok bir şeyin nasıl işlendiğini vurgulamak istediğinizde what-cleft, diğer adıyla sözde bölünmüş cümle yapısını kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle, artan pirincin nasıl değerlendirildiğine odaklanmak için bir what yan cümlesi kullanır?

  1. Where I keep leftover rice is in the fridge.
  2. What I do with leftover rice is turn it into soup.
  3. What I cook with leftover rice is sometimes spicy.
Cevabı göster

What I do with leftover rice is turn it into soup.

Öbek fiiller

turn them into flours and meals: A’yı B’ye dönüştürmek

Turn A into B, A’yı B’ye dönüştürmek anlamına gelir. Nesne turn’den, sonuç ise into’dan sonra gelir. Bu cümlede them böcekleri, flours and meals ise onlardan üretilen toz ürünleri anlatır. Burada meal hazır bir öğün değil, daha iri öğütülmüş bir üründür. İfade, dönüp bir yere girmeyi değil, biçim değişikliğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi turn A into B yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The baker ____ wheat ____ flour.

Cevabı göster

turned · into

So, I make them into cakes, biscuits.

4:35

Böylece, onları kek, bisküvi yapıyorum.

I grind them together with chicken or beef Kalıp ifadeler

4:36

Tavuk ya da sığır etiyle birlikte öğütüyorum

Kalıp ifadeler

I grind them together with: A’yı B ile birlikte öğütmek

Grind A together with B, A ve B’yi aynı anda ezmek, öğütmek veya kıymak; böylece daha küçük parçalara ayırıp karıştırmak anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi böcekleri tavuk ya da dana etiyle birlikte öğütür. Together with, ikinci yiyeceğin de aynı öğütme işleminden geçtiğini gösterir; listeye yalnızca başka bir öğe eklemez.

Alıştırma

Cümleyi grind A together with B yapısıyla tamamlayın: I ____ the nuts ____ the spices.

Cevabı göster

grind · together with

and then turn them into beautiful sausages

4:39

ve sonra onları güzel sosislere dönüştürüyorum

and then that's how I love them.

4:42

ve işte onları böyle yemeyi seviyorum.

Ruth asked Dulsie if she's an insect convert,

4:44

Ruth, Dulsie'ye böcek yemeye 'convert' olup olmadığını sordu,

a person who has changed their ideas or way of living.

4:47

fikirlerini veya yaşam tarzını değiştiren kişi anlamına gelir.

And Dulsie replies, yes.

4:50

Ve Dulsie evet diye cevaplıyor.

She didn't before,

4:51

Önceden değildi,

but now she loves eating roast insects as snacks,

4:53

ama şimdi kavrulmuş böcekleri 'snacks' olarak yemeyi çok seviyor,

small bits of food you eat between meals. Kelime

4:56

yani öğünler arasında yediğiniz küçük yiyecek parçaları.

Kelime

small bits of food you eat between meals: snack nedir

Bu ifade snack’i düzenli öğünler arasında yenilen az miktarda yiyecek olarak tanımlar. Önemli sınır between meals ifadesidir: snack genellikle kahvaltı, öğle yemeği veya akşam yemeğinin kendisi değildir. Small bits şekli değil, miktarın azlığını anlatır. Bir yiyeceğin snack sayılması için küçük parçalara kesilmiş olması gerekmez.

Alıştırma

"small bits of food you eat between meals" ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. düzenli öğünler arasında yenen az miktarda yiyecek
  2. tam bir kahvaltı, öğle yemeği veya akşam yemeği
  3. küçük parçalara kesilmiş herhangi bir yiyecek
Cevabı göster

düzenli öğünler arasında yenen az miktarda yiyecek

Hmm, they do sound crunchy, Dilbilgisi

4:58

Hmm, kulağa gerçekten kıtır kıtır geliyorlar,

Dilbilgisi

they do sound crunchy: vurgu için kullanılan do

they do sound crunchy ifadesinde do, sound fiilinin yalın hâlinden önce gelen vurgu yardımcı fiilidir. Olumlu cümleyi güçlendirir: gerçekten çıtır gibi geliyorlar. Burada do bir eylemi yapmak anlamına gelmez. Vurgu olmadan cümle They sound crunchy. şeklindedir. do eklemek çoğunlukla bir noktayı doğrulamak, bir şüpheyi düzeltmek veya birinin söylediği şeyin bir kısmının doğru olduğunu kabul etmek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulu do ve sound fiiliyle tamamlayın: Your suggestions ____ helpful.

Cevabı göster

do sound

but I think I'll stick to apples. Öbek fiiller

5:00

ama sanırım ben elmaya sadık kalacağım.

Öbek fiiller

I'll stick to apples: aynı seçimde kalmak

I'll stick to apples, konuşanın başka bir seçeneğe geçmek yerine elmayı seçmeye devam edeceği anlamına gelir. Başka bir şeyi düşündükten sonra da tanıdığı veya tercih ettiği seçenek elmadır. Buradaki stick to gerçek anlamda bir şeye yapışmak değildir. Bir seçimi, planı, alışkanlığı veya görüşü değiştirmemek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade stick to ile tamamlayın: I usually have toast, and today I'll ____ toast.

Cevabı göster

stick to

Thanks, Georgie.

5:02

Teşekkürler, Georgie.

Well, speaking of apples, Anlatım akışı

5:03

Elmalardan bahsetmişken,

Anlatım akışı

Well, speaking of apples: bağlantılı bir konuya geçmek

Speaking of apples, “elmalardan söz edilmişken” anlamına gelir. Önceki konuşmada geçen apples sözcüğünü yeniden ele alır ve onu sıradaki bağlantılı konuya geçmek için bir köprü olarak kullanır. Well, geçişi yumuşak biçimde belirtir. İfadenin tamamı konuşmayı düzenler; ana mesaj değildir ve normalde konuşanın sırada söylemek istediği şeyi tanıtır.

Alıştırma

Diyaloğu okuyun ve B'nin geçişinin doğal olup olmadığına karar verin. A: I bought some apples. B: Speaking of apples, do you know a good pie recipe?

  1. Doğal değil
  2. Doğal
Cevabı göster

Doğal

it's time you revealed the answer to your question. Dilbilgisi

5:04

sorunun cevabını açıklamanın zamanı geldi.

Dilbilgisi

It's time you revealed: It's time + özne + geçmiş zaman biçimi

“It's time you revealed ...” yapısı It's time + özne + fiilin geçmiş zaman biçiminden oluşur. Buradaki revealed, eylemi geçmişe yerleştirmez; cevabın şimdi açıklanması gerektiğini belirtir. Konuşan kişi you diyerek bu yapıyı doğrudan karşısındaki kişiye yönelik bir hatırlatmaya dönüştürür. Reveal the answer gibi bir emirden daha yumuşaktır, ancak eylemin zamanının geldiğini veya biraz geciktiğini yine de ima edebilir.

Alıştırma

Hatırlatmayı leave fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: It's time we ____ for school.

Cevabı göster

left

Yes, I asked you which was the most popular apple,

5:07

Evet, İngiltere'deki insanlarla yapılan bir ankete göre

according to a survey of people in the UK?

5:11

en popüler elmanın hangisi olduğunu sormuştum?

I said Pink Lady, didn't I? Ton ve niyet

5:15

Pink Lady demiştim, değil mi?

Ton ve niyet

didn't I?: olumlu geçmiş zaman cümlesinden sonra olumsuz soru takısı

Didn't I?, olumlu I said Pink Lady cümlesine eklenen bir soru takısıdır. Cümle basit geçmiş zamanda olduğu için soru takısı did kullanır; ana cümle olumlu olduğu için soru takısı olumsuzdur: didn't I? Konuşan kişi bağımsız bir olumsuz soru başlatmaz. Bu takıyla dinleyenden kendi hafızasını doğrulamasını ister: “Pink Lady dediğimi düşünüyorum; doğru mu?”

Alıştırma

Soru takısını tamamlayın: I packed my lunch, ____?

Cevabı göster

didn't I

You did.

5:16

Evet demiştin.

And it was the correct answer.

5:17

Ve doğru cevaptı.

Well done.

5:19

Tebrikler.

Yay.

5:19

Oley.

Okay, let's recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı

5:20

Pekala, öğrendiğimiz kelimeleri tekrar edelim,

Anlatım akışı

Okay, let's recap: kısa bir gözden geçirme işareti

Okay bir sonraki bölüme geçildiğini gösterir; let's recap ise herkesi önemli noktaları kısaca gözden geçirmeye davet eder. Bu cümlede konuşmacının daha önce öğrenilen kelimeleri tekrar etme bölümüne geçtiğini bildirir. Recap, her şeyi kelimesi kelimesine tekrarlamak değil, kısa bir özet yapmak demektir. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak Okay, let's recap, sırada temel noktaların olduğunu dinleyiciye haber verir.

Alıştırma

Bir derste öğretmen “Okay, let's recap.” diyor. Bu ifade neyin işaretidir?

  1. Herkes son cümleyi kelimesi kelimesine tekrarlamalı.
  2. Tamamen ilgisiz bir konu başlayacak.
  3. Ardından temel noktalar kısaca gözden geçirilecek.
Cevabı göster

Ardından temel noktalar kısaca gözden geçirilecek.

starting with two positive phrases.

5:22

iki olumlu ifadeyle başlayarak.

Nothing better in the world,

5:25

'Nothing better in the world',

which is used to emphasize how much someone enjoys something,

5:26

birinin bir şeyden ne kadar keyif aldığını vurgulamak için kullanılır,

and one of life's true pleasures,

5:29

ve 'one of life's true pleasures',

which describes a particular experience or activity that someone finds enjoyable.

5:32

birinin zevkli bulduğu belirli bir deneyimi veya aktiviteyi tanımlar.

A ton of something means a lot of something.

5:37

'A ton of something', bir şeyden çok fazla olması anlamına gelir.

If you describe food as mushy, Dilbilgisi

5:40

Bir yiyeceği 'mushy' olarak tanımlarsanız,

Dilbilgisi

If you describe food as ...: describe A as B kalıbı

If you describe food as mushy cümlesinde describe A as B, “B'yi A'nın tanımı veya etiketi olarak kullanmak” demektir. Burada food A, mushy ise B'dir. If yan cümlesi mushy sözcüğünün anlamına ilişkin açıklamayı başlatır. As, tanımı getirir; burada “çünkü” anlamına gelmez. Aynı kalıp insanları, nesneleri, fikirleri veya durumları tanımlamak için kullanılabilir.

Alıştırma

describe A as B kalıbını tek kelimeyle tamamlayın: The reviewer described the soup ____ rich and creamy.

Cevabı göster

as

you mean it's soft,

5:42

yumuşak olduğunu kastetmiş olursunuz,

the opposite of crunchy. Kalıp ifadeler

5:43

kıtır kıtır (crunchy) kelimesinin zıddıdır.

Kalıp ifadeler

the opposite of crunchy: crunchy kavramının karşıtını belirtme

the opposite of X kalıbı, X ile doğrudan karşıt olan şey ya da kavram anlamına gelir. Burada yumuşak veya ezilmiş kıvamlı bir dokunun crunchy'nin karşıtı olduğu belirtilir. of edatı karşılaştırma noktasını getirir: the opposite of crunchy. Bu kalıp, bilinmeyen bir sözcüğü bilinen karşıt bir kavramla ilişkilendirerek açıklamayı sağlar.

Alıştırma

“Doğrudan karşıt kavram” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: In this vocabulary game, "noisy" is the ____ "quiet".

Cevabı göster

opposite of

A convert is a person who has changed their beliefs or way of living.

5:45

'Convert', inançlarını veya yaşam tarzını değiştiren kişidir.

And finally, a snack is a small bit of food you eat between meals,

5:49

Ve son olarak, 'snack' öğünler arasında yediğiniz ufak bir yiyecek parçasıdır,

for example,

5:53

örneğin,

crisps or a chocolate bar.

5:53

cips veya çikolata barı gibi.

And once again, our 6 minutes are up. Deyimler

5:55

Ve bir kez daha, 6 dakikamız doldu.

Deyimler

our 6 minutes are up: belirlenen sürenin bittiğini söyleme

our 6 minutes are up ifadesinde up, belirlenen altı dakikalık sürenin sona erdiğini belirtir. Yukarı yönü anlatmaz. Hiç zaman kalmadığı için bu ifade programı kapatır. once again, bunun her bölümün sonunda düzenli olarak gerçekleştiğini gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp “zaman ifadesi + be + up” şeklindedir: Time is up, Our time is up veya Your ten minutes are up.

Alıştırma

Hiç zaman kalmadığını belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Please stop writing. Your time ____.

Cevabı göster

is up

But if you're ready for more,

5:57

Ama daha fazlası için hazırsanız,

just head over to our website, bbclearningenglish.com, Öbek fiiller

5:59

bu program için bir quiz ve çalışma kağıdı bulabileceğiniz

Öbek fiiller

Just head over to + hedef: samimi bir yönlendirme

Head over to + hedef, o hedefe gitmek veya orayı ziyaret etmek anlamına gelir. Burada head, vücuttaki baş anlamında değil, yönelmek veya gitmek anlamında kullanılan bir fiildir; over ayrı bir yön belirtmez, ifadenin bir parçası olarak rahat ve konuşma diline özgü bir hava katar. Just, bu adımı basit ve kolay gösterir. Just head over to..., birini bir yere, web sitesine veya sayfaya yönlendirmenin samimi bir yoludur.

Alıştırma

Dostça söylenen bu talimatı, ders kapsamında basitçe gitmek anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: To download the map, ____ our visitor page.

Cevabı göster

just head over to

for a quiz and worksheet for this program.

6:02

bbclearningenglish.com adresindeki web sitemize gidin.

See you there soon.

6:05

Yakında orada görüşmek üzere.

Bye.

6:06

Hoşça kal.

Bye.

6:06

Güle güle.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:08

bbclearningenglish.com'dan 6 Dakikalık İngilizce.