İsyancıların erzak bilmecesini çözebilir misiniz? - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Dört kutunun incelenmesine dayanan bir mantık bulmacası, yalnızca tek yönde işleyen bir kuralın tersini doğrulamadığını gösteriyor. Video, sayılar ve kapaklarla kurulan soyut problemi daha tanıdık bir yiyecek teslimatı senaryosuyla karşılaştırarak sonucu doğrulama yanılgısının gerekli ve yeterli koşulları nasıl karıştırdığını açıklıyor ve kutuyla ilgili bir söz oyunuyla sona eriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. only boxes with even numbers can have red tops, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: only sözcüğünün konumunun, kırmızı kapağa sahip olabilecek kutuları yalnızca çift numaralılarla sınırlayan dışlayıcı bir koşul oluşturduğunu anlayabilirsiniz. Böylece bu daha güçlü iddiayı, sadece çift numaralı kutuların kırmızı kapak taşımasını gerektiren asıl tek yönlü kuraldan ayırabilir ve mantıksal ilişkiyi yanlışlıkla tersine çevirmekten kaçınabilirsiniz. 2. fallacy of the converse. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bir koşullu önermenin tersini de zorunlu olarak doğru sayma hatasının standart adını tanıyabilirsiniz. Bu bilgi, sonucu doğrulama yanılgısını anlatan İngilizce açıklamaları ve gerekli koşul ile yeterli koşul arasındaki farkı ele alan tartışmaları takip etmenizi kolaylaştırır. 3. both sides of it. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Finalin thinking outside the box ifadesini, kutunun iki yüzünü gerçekten incelemeye yapılan gerçek anlamlı bir göndermeyle nasıl sürdürdüğünü fark edebilirsiniz. Böylece fiziksel bir ayrıntının bulmacayı yeniden hatırlatırken bir deyime mizah kattığı kapanış söz oyunlarını yorumlayabilirsiniz.
Bu derste
You're overseeing the delivery of crucial supplies Kalıp ifadeler
0:06Kritik erzakların teslimatını yönetiyorsunuz,
overseeing the delivery of: teslimatını denetlemek
Burada overseeing the delivery of, kritik malzemelerin varış yerine ulaştırılma sürecini denetlemekten sorumlu olmak demektir. Kişi teslimatı yönetip kontrol eder; malzemeleri bizzat taşıması gerekmez. Kalıp oversee + the delivery of + şey biçimindedir. You're overseeing içindeki are + overseeing, bu sorumluluğun şu anda yürütülen bir faaliyet veya görev olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi teslimat sürecini denetlemek anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Maya is ____ the medical equipment.
Cevabı göster
overseeing the delivery of
to a rebel base deep in the heart of enemy territory. Deyimler
0:10düşman bölgesinin derinliklerindeki bir isyancı üssüne.
deep in the heart of enemy territory: düşman topraklarının derinliklerinde
Burada bir yer için kullanılan the heart of, vücuttaki organı değil, o yerin merkezini veya en derin bölümünü ifade eder. Bu nedenle deep in the heart of enemy territory, üssün düşmanın kontrol ettiği toprakların çok içlerinde bulunduğunu anlatır. Deep konumu güçlendirir: Kenardan veya sınırdan oldukça uzakta olmayı belirtir ve yerin uzak ya da ulaşılması zor olduğu izlenimini de verebilir.
Alıştırma
Cümleyi merkezî bölümün çok içlerinde anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The cabin stands ____ the forest.
Cevabı göster
deep in the heart of
all packages must follow a strict protocol. Kalıp ifadeler
0:16tüm paketler sıkı bir protokole uymak zorundadır.
get past Imperial customs: gümrük kontrolünden geçmek
Bu cümlede get past Imperial customs, İmparatorluğun sınır veya yük denetiminden başarıyla geçmek anlamına gelir. Get past, kontrol noktasını aşılması gereken bir engel olarak gösterir; Imperial ise burayı yöneten otoriteyi belirtir. Burada customs, bir bölgeye giren veya bölgeden çıkan malları denetleyen devlet kurumunu ve denetim sürecini ifade eder. Kültürel gelenekler anlamına gelmez.
Alıştırma
“The shipment must get past customs before delivery,” cümlesinde customs neyi ifade eder?
- Geleneksel kültürel uygulamalar
- Sınır denetim kurumu ve onun denetim süreci
- Sevkiyatı satın alan kişiler
Cevabı göster
Sınır denetim kurumu ve onun denetim süreci
follow a strict protocol: gerekli prosedürleri uygulamak
Follow a strict protocol, önceden belirlenmiş bir dizi adımı tam olarak gerektiği şekilde uygulamak anlamına gelir. Burada follow, bir şeyin arkasından gitmek değil, ona uymak veya ona göre hareket etmek demektir. Protocol resmî bir prosedürdür; strict ise adımların değiştirilmemesi, atlanmaması veya isteğe bağlı görülmemesi gerektiğini belirtir. Bu ifade, bir kuruluşun bir görevin nasıl yapılacağını denetlediği durumlarda kullanışlıdır.
Alıştırma
“Sıkı biçimde denetlenen bir prosedürü uygulamak” anlamındaki dört sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before entering the clean room, every technician must ____.
Cevabı göster
follow a strict protocol
If a box is marked with an even number on the bottom, Notlar
0:20Eğer bir kutunun altında çift sayı işaretlenmişse,
marked with an even number: çift sayıyla işaretlenmiş
be marked with + isim öbeği yapısı, bir şeyin üzerinde görülebilir bir işaret, etiket, sembol veya yazı bulunduğunu ifade eder. marked with an even number ifadesinde görülebilir işaret, kutunun üzerinde gösterilen bir çift sayıdır. Bu edilgen yapı, işareti kimin eklediğine değil, kutunun üzerinde ne bulunduğuna odaklanır. Cümledeki on the bottom, sayının nerede bulunduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi marked with ifadesini kullanarak tamamlayın: The emergency exit is ____ a green sign.
Cevabı göster
marked with
If ... must ...: zorunlu bir sonuç
If A, B must C kalıbı bir kural bildirir. If yan cümlesi bir koşulu belirtir; must ise bu koşul karşılandığında gerçekleşmesi gereken sonucu gösterir. Burada, alt kısmında çift sayı bulunan bir kutunun kırmızı bir kapakla mühürlenmesi gerekir. Kural yalnızca belirtilen yönde işler: çift sayı → kırmızı kapak. Başka sayıların bulunduğu kutularda da kırmızı kapak olabileceği için bu kural tek başına kırmızı kapak → çift sayı sonucunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Sonucun kuraldan çıkarılıp çıkarılamayacağına karar verin. Kural: If a box has an even number on the bottom, it must be sealed with a red top. Sonuç: Every box sealed with a red top has an even number on the bottom.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
be sealed with a red top: kırmızı bir kapakla mühürlenmek
Be sealed edilgen bir yapıdır: öznenin belirttiği şey mühürleme işini yapmaz, bu işlemden etkilenir. Must be sealed yapısında must bir zorunluluk ekler; yani nesnenin sıkıca kapatılması gerekir. With a red top, mühürlemek için kullanılan parçayı belirtir. be sealed with + malzeme veya kapatma parçası kalıbı, “bir şey kullanılarak mühürlenmek” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “bir şey kullanılarak sıkıca kapatılmış” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The envelope must be ____ tape before mailing.
Cevabı göster
sealed with
The boxes are already being loaded onto the transport Dilbilgisi
0:27Kutular zaten taşıma aracına yüklenmeye başlamışken
being loaded onto the transport: taşıma aracına yükleniyor olmak
Are being loaded, şimdiki zamanın edilgen yapısıdır: are + being + geçmiş zaman ortacı loaded. Yükleme işleminin sürdüğünü ve kutuların bu işi yapmak yerine işlemden etkilendiğini gösterir. Onto the transport, başka bir yerden araca doğru hareketi gösterir. am/is/are + being + geçmiş zaman ortacı kalıbı, o anda öznenin başına gelmekte olan bir eylemi anlatır.
Alıştırma
Öznenin şu anda maruz kaldığı bir eylemi anlatan üç sözcüklü hedef ifadeyi kullanın: The medical supplies are ____ the helicopter.
Cevabı göster
being loaded onto
but they lost track of which one. Deyimler
0:36ancak hangisi olduğunu karıştırdıklarını öğreniyorsunuz.
lost track of which one: hangisi olduğunu artık bilmemek
To lose track of something, bir şeyi artık doğru biçimde bilmemek, hatırlamamak veya takip edememek anlamına gelir. Lost, lose fiilinin geçmiş zaman biçimidir; burada insanlar hangi kutunun yanlış mühürlendiğini artık bilmiyor. Which one, eksik olan bilginin bilinen bir gruptaki belirli öğenin kimliği olduğunu gösterir. Bir sorun olduğunu hatırlayıp tam seçeneği belirleyemediğinizde lose track of which one, which person veya which file yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi lose track of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We ____ which bag contained the tickets.
Cevabı göster
lost track of
facing down: ön yüzü aşağı bakacak şekilde
Two are facing down cümlesindeki facing down bir yön durumunu anlatır: iki nesnenin önü, yüzü veya önemli tarafı bir yüzeye ya da yere doğru bakar. Burada face, kişinin yüzünü anlatan isim değil, “bir yöne dönük olmak” anlamındaki fiildir. İngilizcede be + facing + yön yapısı bir şeyin nasıl konumlandığını anlatır: is facing up, are facing left veya was facing the door. Buradaki are facing nesnelerin hareket ettiğini değil, nasıl yerleştirildiklerini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi örnekteki aynı -ing biçimli yön ifadesiyle tamamlayın: The phone was ____ on the table, so the screen was hidden.
Cevabı göster
facing down
facing up: yüzü yukarı dönük
be facing up yapısında facing, bir nesnenin o anki yönünü anlatır: ön yüzü, işaretli yüzü veya ilgili yüzü yukarı bakar. Burada are facing up, diğer ikisinin nasıl yerleştirildiğini söyler; hareket ettikleri anlamına gelmez. Bu ifade kart, ekran, etiket veya kapak gibi belirli bir yüzü önemli olan nesnelerde kullanışlıdır. Hangi yüzeyin "ön yüz" sayıldığını isim veya durum belirler.
Alıştırma
Hangi cümle, kartın resimli yüzünün yukarı dönük olduğunu söyler?
- The card is standing upright on its edge.
- The card is lying on the table with the picture side facing down.
- The card is lying on the table with the picture side facing up.
Cevabı göster
The card is lying on the table with the picture side facing up.
You know that any violation of the protocol Kelime
0:52Protokolün herhangi bir şekilde ihlal edilmesinin,
any violation of the protocol: protokolün herhangi bir ihlali
Any violation of the protocol, zorunlu prosedürü bozan her türlü eylem veya yapılması gerekeni yapmama durumu anlamına gelir. Violation of, ihlal eylemini ihlal edilen kurala bağlar; protocol ise burada önceden belirlenmiş bir prosedürler bütünüdür. Any kapsamı genişletir: tek bir ihlal bile buna dahildir. İfade, neyin ihlal sayıldığını belirtir; cümlenin devamı ise sonucu veya verilecek tepkiyi açıklar.
Alıştırma
Bir güvenlik kılavuzunda "Any violation of the protocol must be reported" ne anlama gelir?
- Kimse izlemiyorsa prosedürü uygulamak isteğe bağlıdır.
- Yalnızca prosedürün tekrar tekrar ihlal edilmesi bildirilmelidir.
- Zorunlu prosedürün tek bir kez bile ihlal edilmesi durumunda bu ihlal bildirilmelidir.
Cevabı göster
Zorunlu prosedürün tek bir kez bile ihlal edilmesi durumunda bu ihlal bildirilmelidir.
will get the entire shipment confiscated: tüm sevkiyata el konulmasına yol açmak
get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısında get, nesnenin bir sonuçla karşılaşmasına neden olmak anlamına gelir. Burada shipment, confiscated sözcüğünün belirttiği eyleme maruz kalır; bu nedenle get, “almak” ya da “elde etmek” anlamına gelmez. Will get the entire shipment confiscated bir sonucu öngörür ve yalnızca sevkiyata el konulacağını belirtmek yerine, bir eylemin bu sonuca neden olacağını vurgular.
Alıştırma
“will get the entire shipment confiscated” ifadesinde get ne anlama gelir?
- sevkiyata el konulmasına neden olmak
- sevkiyatı teslim almak
- sevkiyatı bizzat taşımak
Cevabı göster
sevkiyata el konulmasına neden olmak
and put your allies in grave danger. Kalıp ifadeler
0:57ve müttefiklerinizi büyük tehlikeye atacağını biliyorsunuz.
put your allies in grave danger: müttefiklerinizi büyük tehlikeye atmak
Put + kişi + in danger, o kişiyi tehlikeli bir duruma sokmak anlamına gelir. Buradaki put, müttefikleri fiziksel olarak bir yere yerleştirmeyi değil, durumlarındaki değişikliği anlatır. Bu ifadede grave, çok ciddi anlamına gelir. Bu nedenle grave danger, yalnızca danger demekten daha güçlü ve resmî bir uyarı oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi put ... in grave danger kullanarak tamamlayın: Sharing the secret route could ____ the rescue team ____.
Cevabı göster
put · in grave danger
But any boxes you pull off for inspection Öbek fiiller
1:00Ancak incelemek için çektiğiniz herhangi bir kutu
pull off for inspection: bir nesneyi kontrol için çıkarmak
Burada pull off, kutuları bulundukları yerden veya teslimat sürecinden çıkarmak anlamına gelir. Nesne olan boxes, pull ile off arasına gelir. For inspection, çıkarma amacını belirtir. Tekrar kullanılabilen pull + nesne + off + for inspection yapısı, bir nesnenin kontrol edilebilmesi için süreçten çıkarıldığını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede pull off for inspection ne anlama geliyor?
- Kontrol edilebilmeleri için kutuları teslimat sürecinden çıkarmak.
- Teslimat aracını yolun kenarına çekmek.
- Zor bir incelemeyi başarıyla tamamlamak.
Cevabı göster
Kontrol edilebilmeleri için kutuları teslimat sürecinden çıkarmak.
won't make it onto this delivery run: bu teslimata zamanında dâhil olamamak
Make it onto, çoğu zaman zaman veya kapasite sınırı dolmadan bir araca binmeyi ya da bir şeye dâhil olmayı başarmak anlamına gelir. Burada won't make it onto, kutuların bu belirli teslimat seferine dâhil edilmeyeceğini anlatır. Delivery run, ürünleri teslim etmek için planlanmış bir sefer veya rotadır. Buradaki run, koşmak değil, düzenlenmiş bir sefer anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi make it onto ile tamamlayın: The parcel arrived after loading ended, so it won't ____ today's delivery truck.
Cevabı göster
make it onto
depriving the rebels of critically needed supplies. Kalıp ifadeler
1:05ve isyancıları çok ihtiyaç duydukları erzaklardan mahrum bırakacaktır.
deprive someone of something: birini bir şeyden mahrum bırakmak
Deprive someone of something, bir kişinin veya grubun önemli bir şeyi kaybetmesine ya da elde edememesine neden olmak demektir. Burada depriving the rebels of supplies, isyancıların acilen ihtiyaç duydukları erzakları almasını engellemek anlamına gelir. Kalıp deprive + kişi veya grup + of + kaybedilen şey şeklindedir. Burada depriving, deprive fiilinin -ing biçimidir; the rebels of'tan önce, supplies ise sonra gelir.
Alıştırma
deprive fiilinin geçmiş zaman biçimini ve gereken edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Yesterday's outage ____ the village ____ clean water.
Cevabı göster
deprived · of
with or without its cargo: yükü olsun ya da olmasın
With or without X, X varken de yokken de aynı eylemin ya da sonucun gerçekleşeceğini belirtir. Burada nakliye aracı, yükü olsun ya da olmasın, yakında hareket edecektir. Bu iki edat tek bir tümleci paylaşır: with or without + isim veya zamir. Bu ifade, söz konusu koşulun kararı değiştirmediğini gösterir.
Alıştırma
Yönetici orada olsa da olmasa da toplantının başlayacağını belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The meeting will start at nine, ____ the manager.
Cevabı göster
with or without
Which box or boxes should you grab off the conveyor belt?
1:14Taşıma bandından hangi kutuyu veya kutuları almalısınız?
It may seem like you need to inspect all four boxes Anlatım akışı
1:27Her birinin diğer tarafında ne olduğunu görmek için
to see what's on the other side of each,
1:30dört kutuyu da incelemeniz gerekiyormuş gibi görünebilir,
It may seem like: düzeltmeden önce görünürdeki bir izlenim
It may seem like ilk başta mantıklı görünen bir düşünceyi sunar. May, iddiayı kesin olmaktan çıkarır: Konuşan kişi dinleyicinin doğal olarak ne düşünebileceğini kabul eder, ancak bunun doğru olduğunu onaylamaz. Bir açıklamada bu kalıp, görünürdeki düşünceyi bir düzeltmeden veya daha doğru bir sonuçtan önce vererek bilgiyi düzenler. Sonraki bölüm çoğunlukla but, however ya da in fact ile başlar.
Alıştırma
It may seem like bu cümlede ne işe yarıyor? It may seem like the yearly plan costs more, but it saves money over time.
- Konuşanın nihai sonucunu kesin bir gerçek olarak belirtir.
- Dinleyiciye doğrudan bir talimat verir.
- Konuşanın daha sonra sınırlandıracağı veya düzelteceği bir ilk izlenimi sunar.
Cevabı göster
Konuşanın daha sonra sınırlandıracağı veya düzelteceği bir ilk izlenimi sunar.
but in fact: önceki bir izlenimi düzeltmek
But in fact, karşıtlık bildiren but ile ardından gelen bölümün gerçek veya daha doğru durumu verdiğini gösteren in fact ifadelerini birleştirir. Burada dinleyiciyi dört kutunun hepsini incelemek gerekiyormuş gibi görünen düşünceden yalnızca iki kutunun önemli olduğu sonucuna götürür. Bilgiyi düzenleyen bir bağlantı olarak dinleyiciye önceki izlenimini değiştirmesini ve ardından gelen ifadeye daha fazla önem vermesini söyler.
Alıştırma
but in fact bu cümlede nasıl bir ilişki gösteriyor? The route looks longer on the map, but in fact, it is the fastest way there.
- İkinci yan cümle, birincinin oluşturduğu izlenimi düzeltir.
- Konuşan kişi iki yan cümleden herhangi birinin doğru olup olmadığından emin değildir.
- İkinci yan cümle aynı düşünceye başka bir örnek verir.
Cevabı göster
İkinci yan cümle, birincinin oluşturduğu izlenimi düzeltir.
Let's look at ... again: daha önceki kanıta geri dönmek
Let's look at the protocol again ifadesi, grubun dikkatini daha önce tartışılmış bir metne veya malzemeye geri çeker. Let's, konuşanı ve dinleyenleri eyleme dahil eder; again ise aynı malzemeye geri dönüldüğünü gösterir. Bir açıklamayı düzenlemek için Let's look at + kaynak + again kalıbını kullanabilirsiniz. Bu geçiş, tahminleri veya sonuçları duraklatır ve tartışma devam etmeden önce grubu bir kurala, metne, grafiğe ya da başka bir kanıta geri götürür.
Alıştırma
Hangi cümle bir grubu daha önce gördüğü kanıta doğal biçimde geri götürür?
- Let's make a new chart tomorrow.
- The chart uses three colors.
- Let's look at the chart again before we decide.
Cevabı göster
Let's look at the chart again before we decide.
All it says is that: iddiayı metinde yazanlarla sınırlamak
All it says is that + yan cümle, kaynağın açıkça belirttiği tüm içeriğin ardından gelen yan cümleyle sınırlı olduğu anlamına gelir. Buradaki all, birçok şey demek değildir; tüm içeriğin bundan ibaret olduğunu belirtir. Bu kalıp, bir kuralın gerçekten belirttiği şeylerle birinin ekleyebileceği fazladan sonuçları ayırarak akıl yürütmeyi düzenler. Örnekte kural, çift numaralı kutular için bir koşul verir; kalıp, belirtilmemiş koşulların kuralın parçası sayılmaması gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Bir tabelada yalnızca "Guests must sign in." cümlesi bulunuyor. Hangi ifade tabelanın gerçekten belirttiği sınırlar içinde kalır?
- All it says is that guests must show identification.
- All it says is that guests may enter every room.
- All it says is that guests must sign in.
Cevabı göster
All it says is that guests must sign in.
even-numbered boxes must have...: tek yönlü bir zorunluluk
Even-numbered, kısa çizgiyle yazılan ve “çift bir numarayla etiketlenmiş” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Boxes sözcüğünü niteler; kutuların sayısını değil, her kutunun üzerindeki numarayı anlatır. Must have, bir kuralın zorunlu sonucunu belirtir: çift numaralı her kutunun üstü kırmızı olmalıdır. Kural yalnızca bu yönde işler. Üstü kırmızı olan her kutunun çift numaralı olması gerektiğini söylemez.
Alıştırma
Bir kurala göre 2, 4, 6 ve benzeri numaralarla etiketlenmiş her klasörde yeşil bir etiket bulunmalıdır. Kuralı doğru ifade eden cümle hangisidir?
- Even-numbered folders must have a green label.
- An even number of folders must have a green label.
- Folders with green labels must be even-numbered.
Cevabı göster
Even-numbered folders must have a green label.
It doesn't say anything about odd-numbered boxes, Kalıp ifadeler
1:42Tek numaralı kutular hakkında hiçbir şey söylemiyor,
so we can just ignore the box marked with a seven.
1:45bu yüzden yedi numaralı kutuyu doğrudan görmezden gelebiliriz.
It doesn't say anything about...: metnin ele almadığı bir konu
It doesn't say anything about + isim veya -ing biçimi, bir metnin, kuralın, mesajın ya da başka bir kaynağın o konu hakkında hiçbir bilgi vermediğini anlatır. Burada belirtilen kural tek numaralı kutuları kapsamıyor. Bu ifade, eldeki kanıtların sınırını gösterir. Bir kaynak bir konu hakkında hiçbir şey söylemiyorsa o konuyla ilgili yeni bir kural eklenemez; ancak bu durum tek başına karşıtının doğru olduğunu da kanıtlamaz.
Alıştırma
Duyuruda otopark ücretleri hakkında hiçbir bilgi bulunmadığını doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- The notice doesn't say anything about parking fees.
- The notice doesn't say anything parking fees.
- The notice doesn't say that parking fees.
Cevabı göster
The notice doesn't say anything about parking fees.
Sonraki konuyu tanıtmak için What about ...?
What about + bir isim öbeği, yeni veya henüz ele alınmamış bir konuyu tartışmaya getirir. Burada dikkati üstü kırmızı olan kutuya yöneltir ve bu kutuyla ne yapılması gerektiğini sorar. Sorunun geri kalanı bağlamdan anlaşılır. What about the box...? kutunun ne olduğunu sormak yerine “Bunu da kontrol etmeli miyiz?” veya “Bununla ne yapmalıyız?” anlamına gelebilir.
Alıştırma
Sonraki konuyu gündeme getirmek için What about kullanın: We have checked the title. ____ the date?
Cevabı göster
What about
Don't we need to check that the number on the bottom is even? Ton ve niyet
1:51Altındaki sayının çift olup olmadığını kontrol etmemiz gerekmez mi?
Olumlu cevap bekleyen Don't we need to check that ...? sorusu
Don't we need to check that + bir yan cümle, olumsuz soru yapısıdır. Konuşan kişi kontrolün muhtemelen gerekli olduğunu zaten düşünür ve başkalarından bunu doğrulamalarını veya yeniden değerlendirmelerini ister. Bu cümlede, atlanmış olabilecek bir adıma nazikçe dikkat çeker. Doğrudan bir ifadeye kıyasla, akıl yürütmeyi ortaklaşa yapılıyormuş gibi gösterir; ancak hafif bir itiraz da ifade edebilir.
Alıştırma
Tarihi kontrol etmenin muhtemelen gerekli olduğunu düşünüyor ve grubun bunu birlikte yeniden değerlendirmesini istiyorsunuz. Bunu en iyi hangi cümle ifade eder?
- Don't we need to check that the date is correct?
- We need to check that the date is correct.
- Do we need to check that the date is correct?
Cevabı göster
Don't we need to check that the date is correct?
As it turns out: sonradan öğrenilen bir sonucu sunmak
As it turns out, bir şeyi kontrol ettikten, daha fazla bilgi edindikten veya ne olduğunu gördükten sonra netleşen bilgiyi sunar. Burada we don't ifadesine geçiş yapar ve bu sözlerin gerçek sonuç olduğunu gösterir. Bu ifade, önceki bir beklentiden sonradan öğrenilen gerçeğe geçişi düzenlemek için sık kullanılır. Hafif bir şaşkınlık anlamı taşıyabilir, ancak sonucun her zaman şaşırtıcı olması gerekmez.
Alıştırma
As it turns out bu cümlede ne işe yarıyor?
- Netleşmiş olan gerçek sonucu sunar.
- Hâlâ yalnızca tahmin olan bir sonucu duyurur.
- Birine fiziksel olarak bir şeyi çevirmesini söyler.
Cevabı göster
Netleşmiş olan gerçek sonucu sunar.
The protocol says that if a box has an even number, Dilbilgisi
1:56Protokol, eğer bir kutunun çift sayısı varsa,
if a box has an even number, then...: koşuldan sonuca
if A, then B yapısında if yan cümlesi A koşulunu, then yan cümlesi ise B sonucunu belirtir. Bu cümlede kutunun numarasının çift olması koşuldur; bu koşul sağlandığında üst kısmının kırmızı olması protokolün gerektirdiği sonuçtur. İlişki yalnızca A'dan B'ye gider. Cümle tek başına, üst kısmı kırmızı olan her kutunun numarasının çift olduğunu söylemez. Then iki bölümü izlemeyi kolaylaştırır, ancak sıradan koşul cümlelerinde çoğu zaman çıkarılabilir.
Alıştırma
Kural şöyle diyor: "If a card has a star, then it belongs in the blue tray." Hangi sonuç doğrudan desteklenir?
- Mavi tepsideki her kartın üzerinde yıldız vardır.
- Üzerinde yıldız olmayan bir kart mavi tepsiye konamaz.
- Üzerinde yıldız olan bir kart mavi tepsiye konur.
Cevabı göster
Üzerinde yıldız olan bir kart mavi tepsiye konur.
It doesn't say that only boxes with even numbers can have red tops, Dilbilgisi
2:02Sadece çift numaralı kutuların kırmızı kapağı olabileceğini
or that a box with a red top must have an even number. Dilbilgisi
2:07veya kırmızı kapaklı bir kutunun çift numarası olması gerektiğini söylemiyor.
only boxes with even numbers can have red tops: only sözcüğünün kapsamı
Burada only, boxes with even numbers ad öbeğini niteler. Bu ad öbeğini kırmızı kapağa sahip olmasına izin verilen tek grup hâline getirir: bu grubun dışındaki bir kutunun kırmızı kapağı olamaz. Yan cümle, her çift numaralı kutunun gerçekten kırmızı kapağı olduğunu söylemez; can izin ya da olasılık bildirir, zorunluluk değil. Yan cümle It doesn't say that ifadesinden sonra geldiği için konuşmacı bu daha güçlü ve dışlayıcı koşulu bir kural olarak belirtmiyor, reddediyor.
Alıştırma
"Only guests with wristbands can enter the pool" cümlesi ne anlama gelir?
- Bilekliği olan her konuğun havuza girmesi zorunludur.
- Bilekliği olmayan konukların havuza girmesine izin verilmez.
- Bilekliği olmayan konukların havuza girmesi zorunludur.
Cevabı göster
Bilekliği olmayan konukların havuza girmesine izin verilmez.
a box with a red top must have an even number: bir kuralın yönünü tersine çevirme
a box with a red top must have an even number cümlesinde özne a box with a red top ifadesidir. Ardından gelen must have, çift numarayı bu özne grubundaki her kutu için gerekli bir koşul hâline getirir: kırmızı kapak, numaranın çift olduğu sonucuna götürür. Bu, çift numaralı bir kutunun kırmızı kapağı olması gerektiğini söylemekle aynı değildir; o kural ters yönde işler. Tek yönlü bir kural, tersinin de doğru olduğunu otomatik olarak kanıtlamaz ve burada It doesn't say that bu ters iddiayı reddeder.
Alıştırma
Bir kural şöyle diyor: "Every library book with a blue label must be returned today." Şu çıkarımı değerlendirin: "Every library book returned today must have a blue label."
- Geçersiz çıkarım
- Geçerli çıkarım
Cevabı göster
Geçersiz çıkarım
The requirement only goes in one direction. Deyimler
2:11Gereklilik sadece tek bir yönde çalışıyor.
only goes in one direction: yalnızca tek yönde geçerli olmak
Burada goes in one direction, mantıksal bir ilişkiyi anlatmak için yön kavramını mecaz olarak kullanır. Gereklilik A’dan B’ye çıkarım yapmanıza izin verir, ancak B’den A’ya otomatik olarak çıkarım yapmanıza izin vermez. Only, geçerli çıkarımı bu tek yönle sınırlar. Ters önermenin yanlış olduğunu kanıtlamaz; bu gerekliliğin ters sonucu desteklemediğini belirtir.
Alıştırma
Mantıksal bir açıklamada "The rule only goes in one direction" ne anlama gelir?
- Tek yönlü bir yolda hareket eden bir nesneyi anlatır.
- A’dan B’ye çıkarım yapılmasına izin verir, ancak B’den A’ya otomatik olarak izin vermez.
- Ne A’nın ne de B’nin doğru olabileceğini kanıtlar.
Cevabı göster
A’dan B’ye çıkarım yapılmasına izin verir, ancak B’den A’ya otomatik olarak izin vermez.
So we don't need to check the box with the red lid. Anlatım akışı
2:15Bu yüzden kırmızı kapaklı kutuyu kontrol etmemiz gerekmiyor.
So we don't need to check ...: gerekçeden eylem sonucuna
Cümle başındaki So, dinleyiciye bu cümlenin önceki gerekçeden çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir. Açıklamayı önce gerekçe, ardından sonuç gelecek şekilde düzenler. We don't need to check bu sonucu bir eylem kararına dönüştürür: kontrol etmek gerekli değildir. Kontrol etmenin yasak olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Kilit daha önce test edildi. Buna göre verilecek eylem kararını hangi cümle doğru ifade eder?
- So we must not check it again.
- So we need to check it again.
- So we don't need to check it again.
Cevabı göster
So we don't need to check it again.
We do, however, need to check the one with the black lid Anlatım akışı
2:18Ancak, siyah kapaklı olanı kontrol etmemiz gerekiyor
to make sure it wasn't incorrectly placed on an even-numbered box. Kalıp ifadeler
2:21yanlışlıkla çift numaralı bir kutuya yerleştirilip yerleştirilmediğinden emin olmak için.
do, however, need to check: araya eklenen karşıtlık ve gereklilik vurgusu
Cümle, however sözcüğünü fiil öbeğinin içine, vurgu amaçlı do ile need arasına yerleştirir. However bu sonucun önceki söylenenle karşıtlık taşıdığını gösterirken do olumlu ifadeyi güçlendirir: kontrol gerçekten gereklidir. Aktarılabilir kalıp özne + do/does/did, however, + fiilin yalın hâlidir. Konuşmacı bu kalıpla ana cümleyi bozmadan bir noktayı istisna veya düzeltme olarak sunabilir.
Alıştırma
Hangi cümle ikinci eylemi gerçek bir karşıtlık olarak en açık biçimde gösterir ve gerekli olduğunu vurgulayarak doğrular?
- We can skip the first report. We need to check the second one.
- We can skip the first report. We do, however, need to check the second one.
- We can skip the first report. However, we do not need to check the second one.
Cevabı göster
We can skip the first report. We do, however, need to check the second one.
make sure it wasn't: make sure + yan tümce
Make sure + yan tümce, yan tümcedeki bilginin doğru olduğunu doğrulayabilmek için kontrol etmek veya gerekli adımları atmak anlamına gelir. Bu parçada to make sure kontrolün amacını, it wasn't incorrectly placed ... ise doğrulanacak durumu belirtir. Yan tümcede geçmiş zaman biçimi wasn't ve edilgen placed kullanıldığı için konuşmacı, nesneyi kimin yerleştirdiğini söylemeden nesneyi etkileyen geçmiş bir eylemi kontrol eder. Aynı kalıp başka özneler ve zamanlarla da kullanılabilir: make sure the door is locked; make sure they arrived.
Alıştırma
Bu nottaki iki sözcüklük ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Before you leave, ____ the door is locked.
Cevabı göster
make sure
between the number on the box and the type of lid,
2:29yani kutudaki sayı ile kapağın türü arasında,
imply a symmetrical match: Simetrik bir karşılığı dolaylı olarak düşündürmek
Imply, bir şeyi açıkça belirtmek yerine dolaylı olarak düşündürmek demektir. Burada özne the rules ifadesidir: kuralların dili veya düzeni, kişiyi doğrudan yazılmamış bir fikre yöneltir. A symmetrical match, cümlede belirtilen iki taraf—kutu numaraları ile kapak türleri—arasında dengeli bir karşılık bulunmasıdır. Dolayısıyla imply a symmetrical match, kuralların böyle simetrik bir eşleşme düzenini ima ettiği anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede imply a symmetrical match ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Kurallar kutu ile kapağın fiziksel şeklinin aynı olduğunu gösterir.
- Kurallar izin verilen her kutu ve kapak çiftini doğrudan listeler.
- Kurallar dengeli bir karşılığı dolaylı olarak düşündürür.
Cevabı göster
Kurallar dengeli bir karşılığı dolaylı olarak düşündürür.
If you initially assumed...: İlk varsayımı nazikçe ele almak
If you initially assumed + yan cümle, dinleyicinin önceki düşüncesini if ile kurulan bir koşul yan cümlesine yerleştirir. Initially bunun daha sonra düzeltilebilecek bir ilk izlenim olduğunu, assumed ise tam olarak doğrulanmadan kabul edildiğini gösterir. Bu cümlede giriş, you're not alone ifadesiyle dinleyiciyi rahatlatmadan önce olası bir yanlış anlamayı kabul eder. Böylece konuşan kişi açıkça You were wrong demeden bu düşünceye karşılık verebilir veya onu düzeltebilir.
Alıştırma
Bu cümleye If you initially assumed ... ile başlamanın temel etkisi nedir?
- Dinleyiciyi kuralları bilerek görmezden gelmekle suçlar.
- Karşılık vermeden önce olası bir ilk düşünceyi nazikçe kabul eder.
- İlk düşüncenin hâlâ kesinlikle doğru olduğunu onaylar.
Cevabı göster
Karşılık vermeden önce olası bir ilk düşünceyi nazikçe kabul eder.
you're not alone ile teselli etme
Burada you're not alone, karşıdakini rahatlatan bir ifadedir. Başka birçok kişinin de aynı hatayı yaptığını veya aynı duyguyu yaşadığını anlatır; böylece dinleyen kişi kendisini tek başına hedef alınmış hissetmez. Bu ifade kelimesi kelimesine birinin fiziksel olarak yalnız olmadığı anlamına da gelebilir. Ancak bu bağlamda alone, bir deneyimi yaşayan tek kişi olmakla ilgilidir. Konuşan kişi hatanın yaygın olduğunu göstererek düzeltmeyi daha yumuşak hâle getirir.
Alıştırma
Burada you're not alone ifadesi öncelikle ne anlatıyor?
- Birisi fiziksel olarak yanında duruyor.
- Başka birçok kişi de aynı deneyimi yaşamıştır.
- Sorunu yardım almadan çözmek zorundasın.
Cevabı göster
Başka birçok kişi de aynı deneyimi yaşamıştır.
That error is so common, we even have a name for it. Anlatım akışı
2:34Bu hata o kadar yaygındır ki bunun bir adı bile vardır.
so common, we even have a name for it: bir terime giriş
İlk bölüm olan so common, hatanın sık gerçekleştiğini ortaya koyar. Ardından gelen we even have a name for it, bunun ne kadar yaygın olduğuna dair şaşırtıcı bir işaret ekler: insanlar bu örüntüyü fark etmiş ve ona bir ad vermiştir. Bu sıralama, açıklamayı tanıdık bir gözlemden bir ada ya da terime taşır. Even, ikinci bilgiyi dinleyenin bekleyebileceğinden daha ileri bir nokta olarak vurgular ve birazdan gelecek özel ada hazırlar.
Alıştırma
so common, we even have a name for it açıklamada hangi görevi görüyor?
- Hataya ad vermenin hatayı kabul edilebilir kıldığını söyler.
- Konuyu hatalardan insanların kişisel adlarına çevirir.
- Hatanın yaygın olduğunu gösterir ve dinleyeni hatanın adını duymaya hazırlar.
Cevabı göster
Hatanın yaygın olduğunu gösterir ve dinleyeni hatanın adını duymaya hazırlar.
Affirming the consequent, or the fallacy of the converse. Kültür
2:37Sonucu onaylama veya diğer adıyla karşıtın safsatası.
Affirming the consequent: B'den A'ya geçersiz çıkarım
Affirming the consequent, şu geçersiz akıl yürütme biçiminin adıdır: 'If A, then B. B is true. Therefore A.' Consequent, koşullu önermenin sonuç bölümü olan B'dir. B'nin başka bir nedeni olabileceği için B'nin doğru olması A'yı kanıtlamaz. Bu cümlede ifade, B'den A'ya doğru yapılan bu geriye dönük çıkarıma standart bir mantık adı verir. A ve B gerçek hayattaki iddialarla değiştirildiğinde de hata bu adla tanınabilir.
Alıştırma
Hangi argüman affirming the consequent örneğidir?
- If a file is encrypted, it requires a password. This file requires a password, so it must be encrypted.
- If a file is encrypted, it requires a password. This file is encrypted, so it requires a password.
- If a file is encrypted, it requires a password. This file does not require a password, so it is not encrypted.
Cevabı göster
If a file is encrypted, it requires a password. This file requires a password, so it must be encrypted.
Fallacy of the converse: if A, then B önermesini tersine çevirme
'If A, then B' önermesinin converse biçimi, yani karşıt önermesi 'If B, then A'dır. Fallacy of the converse, B başka bir nedenle doğru olabileceği hâlde bu ters çevrilmiş önermeyi ilk koşullu önerme garanti ediyormuş gibi kabul etmektir. Burada or, affirming the consequent için başka bir ad sunar. İki ad da B'den A'ya doğru yapılan aynı geriye dönük çıkarımı belirtir.
Alıştırma
'If a number is divisible by 4, then it is even' önermesinin converse biçimi hangisidir?
- If a number is not even, then it is not divisible by 4.
- If a number is even, then it is divisible by 4.
- If a number is divisible by 4, then it is even.
Cevabı göster
If a number is even, then it is divisible by 4.
This fallacy wrongly assumes that just because a certain condition Dilbilgisi
2:42Bu safsata, sırf belirli bir koşulun,
it must also be sufficient for it. Kelime
2:48onun için yeterli de olması gerektiğini yanlış bir şekilde varsayar.
just because: tek bir olgu sonucu kanıtlamaz
just because bir olgu veya gerekçe sunar, ancak bunun tek başına ardından gelen sonucu desteklemeye yetmediğini belirtir. Burada cümle hatalı bir çıkarımı anlatır: Bir koşulun gerekli olması, o koşulun yeterli olduğunun kanıtı gibi ele alınır. Bu çıkarımın reddi wrongly assumes ile verildiği için daha yaygın olan does not mean kalıbına gerek kalmaz.
Alıştırma
Yaygın Just because A does not mean B kalıbını tamamlayın: ____ the box is heavy does not mean it contains something valuable.
Cevabı göster
Just because
necessary for a given result: gerekli, ancak otomatik olarak yeterli değil
Necessary for a given result, belirli bir sonuç için gerekli olmak demektir. A is necessary for B kalıbında A olmadan B gerçekleşemez veya doğru olamaz. Bu, A'nın B'yi ortaya çıkarmaya tek başına yettiği anlamına gelmez. Başka koşullar da gerekebilir.
Alıştırma
“A is necessary for B” ne anlama gelir?
- A tek başına B'yi garanti eder.
- A olmadan B gerçekleşemez.
- A, B'nin gerçekleşme olasılığını azaltır.
Cevabı göster
A olmadan B gerçekleşemez.
sufficient for it: sonucu garanti etmeye yeterli
sufficient for it ifadesindeki it, daha önce geçen a given result ifadesine gönderme yapar. Bir koşul sufficient for a result ise o koşul tek başına sonucu garanti etmeye yeterlidir. Cümle bir akıl yürütme hatasına dikkat çeker: gerekli bir koşul bulunmalıdır, ancak bu, koşulun sonucu tek başına garanti edebileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir müze kuralına göre geçerli günlük kartı olan herkes içeri girebilir. “A valid day pass is sufficient for entry” ne anlama gelir?
- Geçerli bir günlük karta sahip olmak, kurala göre girişi garanti etmeye yeterlidir.
- Geçerli bir günlük kart gereklidir, ancak girişi hiçbir zaman garanti etmez.
- Yalnızca daha önce içeri girmiş kişiler geçerli bir günlük kart alabilir.
Cevabı göster
Geçerli bir günlük karta sahip olmak, kurala göre girişi garanti etmeye yeterlidir.
For instance: belirli bir örnek sunmak
For instance, genel bir ifadeden belirli bir örneğe geçildiğini gösteren bir işarettir. Dinleyiciye sonraki bilginin bir sonuç sunmak yerine önceki düşünceyi örneklediğini bildirir. Burada ifade başta yer aldığı için dinleyici, sonraki cümlenin örneği vermesini bekler.
Alıştırma
Örneği sunmak için bu nottaki iki sözcüklük hedef ifadeyi kullanın: Many plants can grow indoors. ____, mint grows well near a sunny window.
Cevabı göster
For instance
is a necessary condition for being a habitable planet, Kelime
2:53yaşanabilir bir gezegen olmak için gerekli bir koşuldur,
having an atmosphere: özne görevindeki gerund öbeği
Having an atmosphere bir gerund öbeğidir. Burada öbeğin tamamı özne olur ve bir atmosfere sahip olma durumunu adlandırır; birinin o anda bir şeye sahip olmakta olduğu anlamına gelmez. Gerund öbeği, İngilizcede bir eylem veya durumun fikir olarak ele alınmasını sağlar. Bu yüzden genel gerçekler, kurallar ve koşullar kısa ve doğal biçimde anlatılabilir: Having X is + tümleç.
Alıştırma
“Having a backup plan reduces stress,” cümlesinde “Having a backup plan” ifadesinin dil bilgisel görevi ve anlamı nedir?
- Yedek planın nerede bulunduğunu söyler.
- Öznedir ve yedek bir plana sahip olma durumunu adlandırır.
- Birinin tam o anda yaptığı bir eylemi anlatır.
Cevabı göster
Öznedir ve yedek bir plana sahip olma durumunu adlandırır.
necessary condition for being...: gerekli ama tek başına yeterli değil
A necessary condition for being a habitable planet, bir gezegenin yaşanabilir sayılması için mutlaka karşılanması gereken bir koşul demektir. Necessary, bu tek koşulun sonucu garanti ettiği anlamına gelmez; başka koşullar da gerekli olabilir. Kalıp a necessary condition for + isim veya -ing biçimidir. Burada for bir edattır; bu nedenle being, koşulun uygulandığı durumu adlandırır.
Alıştırma
a necessary condition for being + sıfat resmî kalıbını tamamlayın: Under the program rules, passing the test is a necessary condition ____ eligible.
Cevabı göster
for being
but this doesn't mean that it's a sufficient condition. Anlatım akışı
2:56ancak bu onun yeterli bir koşul olduğu anlamına gelmez.
doesn't mean that...: dayanaksız bir sonucu reddetmek
X, but this doesn't mean that Y kalıbında this, daha önce söylenen bir gerçeğe veya iddiaya gönderme yapar. doesn't mean that, Y'yi konuşanın reddettiği bir sonuç olarak sunar; but ise bu çıkarımın düzeltileceğini gösterir. Konuşan, önceki gerçeğin yanlış olduğunu söylemez. Burada reddedilen sonuç, o gerçeğin tek başına sonucu garanti etmeye yettiği, yani yeterli bir koşul olduğudur.
Alıştırma
Bir argümanda “This doesn't mean that Y” genellikle ne yapar?
- Önceki gerçeğin yanlış olduğunu söyler.
- Y'nin mümkün olan tek sonuç olduğunu söyler.
- Y'nin otomatik olarak çıkan bir sonuç olduğunu reddeder.
Cevabı göster
Y'nin otomatik olarak çıkan bir sonuç olduğunu reddeder.
but lack other criteria for habitability. Kelime
3:02ancak yaşanabilirlik için diğer kriterlerden yoksundurlar.
Planets like Venus: like bir örnek sunar
Planets like Venus ifadesinde like, such as yani “örneğin” veya “... gibi” anlamına gelen bir edattır. Venüs'ü, söz konusu daha geniş gezegen grubunun bir örneği olarak sunar. Burada like, “sevmek” anlamındaki fiil değildir. Yapı şöyledir: sınıf adı + like + örnek adı; yani planets + like + Venus.
Alıştırma
“Planets like Venus have atmospheres” cümlesinde “like Venus” ne yapar?
- Venüs'ü bir gezegen örneği olarak verir.
- Venüs'ün gezegenleri sevdiğini söyler.
- Gezegenlerin Venüs'ü sevdiğini söyler.
Cevabı göster
Venüs'ü bir gezegen örneği olarak verir.
lack other criteria for habitability: yaşanabilirlikle ilgili diğer ölçütlerden yoksun olmak
Bu cümlede lack, sahip olmamak veya yoksun olmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Nesnesi other criteria for habitability ifadesidir: criteria standartları ya da koşulları belirtir; for habitability ise bunların neyi değerlendirmek için kullanıldığını gösterir. Buradaki anlam, atmosferin tek başına yeterli olmadığıdır. Böyle gezegenlerde, bir dünyanın yaşamı destekleyip destekleyemeyeceğini değerlendirmek için kullanılan başka koşullar eksiktir. Habitability, yaşama uygun olma durumunu anlatan resmî bir isimdir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan beş sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Some planets may have water but still ____.
Cevabı göster
lack other criteria for habitability
let's look at a slightly different problem. Anlatım akışı
3:08biraz daha farklı bir probleme bakalım.
hard to wrap your head around: kavraması zor
Hard to wrap your head around, bir şeyi anlamanın veya kavramanın zor olduğunu belirten bir deyimdir. Fiziksel bir hareketi değil, zihinsel bir zorluğu anlatır. Yaygın yapı something is hard to wrap your head around şeklindedir. Sözü edilen şey, anlaşılması zor olan konudur. Burada konuşmacı, farklı bir örnek sunmadan önce konunun zor olabileceğini kabul eder.
Alıştırma
Cümleyi ‘anlaması zor’ anlamındaki vurgulanan deyimle tamamlayın: The instructions are ____ at first.
Cevabı göster
hard to wrap your head around
let's look at a slightly different problem: bağlantılı bir duruma geçmek
“Let's look at...” dinleyiciyi sürece katan bir geçiş ifadesidir: konuşan kişi herkesi bir sonraki durumu birlikte incelemeye davet eder. Burada look at yalnızca bir şeye gözlerle bakmak değil, “incelemek veya üzerinde düşünmek” anlamına gelir. “A slightly different problem” değişikliğin küçük olduğunu belirtir. Yeni problem önceki problemle bağlantılı kalır; böylece tamamen yeni bir konu başlatmak yerine aynı fikri daha anlaşılır hâle getirebilir.
Alıştırma
Bir açıklamada “Let's look at a slightly different problem” en açık biçimde neyi belirtir?
- Konuşan kişi yalnızca herkesin fiziksel bir nesneye bakmasını istiyor.
- Konuşan kişi konuyu bırakıp ilgisiz bir konuya geçiyor.
- Konuşan kişi aynı fikri açıklamak için bağlantılı bir çeşitlemeye geçiyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi aynı fikri açıklamak için bağlantılı bir çeşitlemeye geçiyor.
You see one marked for shipment to a steakhouse Kalıp ifadeler
3:13Birinin bir et restoranına gönderileceğini
and one to a vegetarian restaurant.
3:16diğerinin ise vejetaryen bir restorana gönderileceğini görüyorsunuz.
marked for shipment to: planlanan gönderim yerini belirtmek
“Marked for shipment to...” planlanan gönderim yerini belirten bir etiket veya işareti anlatır. Eşyanın nereye gitmesi gerektiğini gösterir; ancak tek başına eşyanın çoktan gönderildiğini veya teslim edildiğini kanıtlamaz. Dil bilgisi bakımından marked for shipment to..., one sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir: one marked..., “one that is marked....” anlamına gelir. Bu ifadede for shipment taşıma amacını, to ise varış yerini belirtir.
Alıştırma
Gönderi etiketi ifadesini tam hedef ifadeyle tamamlayın: These crates are ____ the regional warehouse.
Cevabı göster
marked for shipment to
Then you see two more boxes turned upside down, Kalıp ifadeler
3:19Sonra ters çevrilmiş iki kutu daha görüyorsunuz,
turned upside down: fiziksel olarak ters çevrilmiş konum
Bu cümlede turned upside down kutuların durumunu anlatır: Birisi kutuları, normalde üstte kalan yüzleri aşağı bakacak şekilde çevirmiştir. Turned geçmiş zaman ortacıdır ve turned upside down, boxes sözcüğünden sonra gelerek kutuları niteler. Bu ifade kutuların kendi yaptığı bir eylemi değil, bulundukları konumu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede upside down, normal üst tarafın aşağı baktığı anlamında kullanılmıştır?
- The meeting has been moved to Friday.
- The book is lying on its side.
- The bowl is upside down on the drying rack.
Cevabı göster
The bowl is upside down on the drying rack.
labeled as containing meat: etikette yazanı aktarmak
Labeled as containing meat ifadesinde labeled, one sözcüğünü yani kutulardan birini niteleyen geçmiş zaman ortacıdır. Etiket, o kutunun içinde et bulunduğunu belirtir; containing meat ise etikette adı geçen içeriği gösterir. Bu ifade etikette yazan bilgiyi aktarır. Tek başına, birinin kutuyu açıp gerçek içeriği kontrol ettiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle bilginin bir etiketten geldiğini açıkça gösterir?
- The jar is labeled as containing honey.
- The jar contains honey.
- Someone poured honey into the jar.
Cevabı göster
The jar is labeled as containing honey.
Make sure the meat isn't being shipped to the vegetarian restaurant Dilbilgisi
3:30Etin vejetaryen restoranına gönderilmediğinden
Make sure the meat isn't being shipped to ...: kontrol talimatı verme
Make sure + yan cümle, bir durumu kontrol etmek veya o durumun doğru olmasını sağlamak için doğrudan bir talimat verir. Burada tam yan cümle the meat ile başlar ve etin vejetaryen restoranına gönderilmediğini söyler. Kalıp Make sure + özne + fiildir. shipped to içindeki to, “bir yere göndermek” ifadesinin parçasıdır; Make sure sonrasında kullanılan bir dil bilgisi işareti değildir.
Alıştırma
Kontrol talimatı vermek için Make sure + yan cümle yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Make sure being shipped the package to the correct address.
- Make sure the package is being shipped to the correct address.
- Make sure to the package is being shipped to the correct address.
Cevabı göster
Make sure the package is being shipped to the correct address.
and that the box going there doesn't contain meat. Dilbilgisi
3:33ve oraya giden kutuda et olmadığından emin olun.
İsimden sonra going there: varış noktasını belirtme
Going there, the box ifadesinden sonra gelen bir -ing öbeğidir. the box ifadesini niteler ve varış noktasına göre hangi kutunun kastedildiğini belirtir: varış noktası orası olan kutu. Bu tür şimdiki zaman ortacı öbekleri, the box that is going there ifadesinin daha kısa biçimidir. Kutu gibi bir nesneyle kullanıldığında going there genellikle nesnenin kendi başına hareket ettiğini değil, oraya gönderildiğini veya götürüldüğünü anlatır.
Alıştırma
Pazardan daha önce söz edildi. The box going there doesn't contain meat cümlesinde going there hangi ismi niteler?
- the box
- the market
- meat
Cevabı göster
the box
can go to either place: iki varış yerinden biri uygundur
Bu cümlede can go to either place, soğanların bilinen iki varış yerinden herhangi birine gönderilebileceği anlamına gelir. Burada can izin verilen veya mümkün olan şeyi belirtir; either ise tekil place ismini niteleyerek iki seçenekten biri anlamını verir. Bu ifade, soğanların iki yere birden gitmesi gerektiği anlamına gelmez. İki seçenek bulunduğunda ve ikisi de kabul edilebilir olduğunda either + tekil isim yapısını kullanın.
Alıştırma
İki varış yerinden herhangi birinin uygun olduğunu belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Both offices accept the form, so it ____.
Cevabı göster
can go to either place
and the box bound for the steakhouse can contain either product. Kelime
3:39ve et restoranına giden kutu her iki ürünü de içerebilir.
bound for the steakhouse: bir varış noktasına doğru giden
Bound for the steakhouse, et restoranına doğru giden veya oraya gönderilmesi planlanan anlamına gelir. Bound for + yer yapısı bir varış noktasını belirtir. Burada the box ifadesinden sonra gelerek kutuyu niteler; daha tam biçimi the box that is bound for the steakhouse olurdu. Buradaki bound, kutunun fiziksel olarak bağlandığı anlamına gelmez. Bu yapıda for, bir kişinin, aracın veya gönderinin gittiği yeri belirtir.
Alıştırma
Bir varış noktasına doğru gitmek anlamına gelen ifadeyi seçin: The ferry is ___ the island.
- bound for
- bound to
- bound by
Cevabı göster
bound for
Formally, it's the same problem: soyut yapıyı karşılaştırma
Formally, soyut biçime veya mantıksal yapıya baktığımız anlamına gelir. Dinleyiciye hikâyeler ya da yüzeydeki ayrıntılar arasındaki farkları bir kenara bırakmasını söyler. Ardından gelen It's the same problem, iki durumda aynı tür akıl yürütmenin gerektiğini belirtir; bütün ayrıntıların kelimesi kelimesine aynı olduğunu söylemez. Formally, açıklamayı belirli örneklerden bunların ortak düzenine taşıyan bir işaret görevi görür.
Alıştırma
Formally, it's the same problem cümlesinde formally, dinleyiciye neyi karşılaştırmasını söyler?
- Problemlerin ne kadar nazikçe anlatıldığı
- Problemlerin soyut yapısı
- Problemlerin ne kadar resmî biçimde duyurulduğu
Cevabı göster
Problemlerin soyut yapısı
But in this case, they're based on familiar real-world needs, Kalıp ifadeler
3:52Ancak bu durumda, tanıdık gerçek dünya ihtiyaçlarına dayanıyorlar,
be based on familiar real-world needs: bilinen gerçek yaşam ihtiyaçlarına dayanmak
be based on + isim yapısında be based on, bir şeyin arkasındaki temeli, kaynağı veya ilkeyi belirtir. Burada, söz konusu şeylerin insanların zaten bildiği ihtiyaçlardan doğduğunu ya da bu ihtiyaçlar tarafından şekillendirildiğini anlatır. Real-world, needs sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır; bu nedenle kısa çizgiyle yazılır. İhtiyaçların yalnızca soyut olmadığını, pratik ve günlük yaşamla bağlantılı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Sabit ifadeyi bir sözcükle tamamlayın: The project is based ____ a real-world need.
Cevabı göster
on
and we easily understand that while vegetarians only eat vegetables, Dilbilgisi
3:55ve vejetaryenlerin sadece sebze yediğini anlasak da,
they're not the only ones who do so. Dilbilgisi
3:59bunu yapan tek kişilerin onlar olmadığını da kolayca anlarız.
while ... they're not the only ones who do: doğru olan ama yalnızca bir gruba özgü olmayan bir özellik
Burada while, “-dığı sırada” değil, “-se de” veya “-mesine rağmen” anlamındadır. Önce vejetaryenlerin belirtilen özelliğe sahip olduğunu kabul eder; ardından they're not the only ones who do sonucu sınırlar: başkaları da aynı özelliğe sahip olabilir. while A does or has X, A is not the only one who does or has X kalıbını, X'in A için doğru olduğunu ancak A'yı tek başına belirlemeye yetmediğini göstermek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Vurgulanan yapı ne anlatıyor?
- A bu özelliğe sahiptir, ancak başkaları da sahip olabilir.
- Cümle yalnızca A'nın bu özelliğe ne zaman sahip olduğunu söyler.
- A bu özelliğe sahiptir ve başka hiç kimse sahip değildir.
- A bu özelliğe sahip değildir.
Cevabı göster
A bu özelliğe sahiptir, ancak başkaları da sahip olabilir.
who do: önceki bir eylemin yerine do kullanmak
Who do, the only ones ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir; “bu eylemi yapan kişiler” anlamına gelir, “bunu kim yapıyor?” sorusu değildir. who do so ifadesinin tamamında do so, daha önce geçen only eat vegetables fiil öbeğinin yerine kullanılır. Buradaki do, anlamı zaten açık olan bir fiil öbeğinin yerine geçer. only eat vegetables ifadesini tekrarlamayı önler ve cümlenin aynı eylemi başka kimlerin yaptığına odaklanmasını sağlar.
Alıştırma
Orijinal cümlede do so hangi ifadenin yerine geçiyor?
- be vegetarians
- only eat vegetables
- understand the sentence
- be the only ones
Cevabı göster
only eat vegetables
In the original problem, the rules seemed more arbitrary, Anlatım akışı
4:02Orijinal problemde, kurallar daha keyfi görünüyordu,
the logical connections become harder to see. Kalıp ifadeler
4:08mantıksal bağlantıları görmek zorlaşır.
In the original problem, ile ilk sürüme dönmek
In the original problem konuyu konumlandıran bir çerçevedir. Dinleyiciye açıklamanın bir karşılaştırma, benzetme ya da yeniden ifade edilmiş sürümden ilk sunulan probleme döndüğünü bildirir. Cümlenin başında kullanıldığında, sonraki bölüm için başvuru noktasını belirtir. Böylece bütün kurguyu tekrarlamadan özgün problem başka bir sürümle karşılaştırılabilir.
Alıştırma
In the original problem bu cümlede temel olarak ne yapıyor?
- Problemin çözüldüğünü duyurur.
- Odağı problemin ilk sürümüne geri taşır.
- Konuyla ilgisiz bir hikâye başlatır.
- Konuşanın kendi telaffuzunu düzelttiğini gösterir.
Cevabı göster
Odağı problemin ilk sürümüne geri taşır.
when they're abstracted that way: edilgen bir koşul
when they're abstracted that way edilgen yapıda bir zaman ya da koşul yan cümlesidir. They, rules sözcüğüne gönderme yapar; are abstracted, birinin kuralları somut hikâye veya durumdan ayırıp daha genel bir biçimde sunması anlamına gelir; that way ise daha önce açıklanan yönteme gönderme yapar. Buradaki when, bu durumdayken ya da bir kez anlamına yakındır. Yan cümle, mantıksal bağlantıların neden daha zor görüldüğünü açıklar. Abstracted yalnızca özetlenip kısaltılmış demek değildir.
Alıştırma
Bu cümlede when they're abstracted that way ne anlama geliyor?
- Kurallar basit bir özete kısaltıldığında
- Kurallar somut bağlamlarından çıkarılıp daha genel biçimde sunulduğunda
- Kurallar herkese duyurulduğunda
- Kurallar hiç değiştirilmeden kopyalandığında
Cevabı göster
Kurallar somut bağlamlarından çıkarılıp daha genel biçimde sunulduğunda
logical connections become harder to see: see fiilinin “anlamak” anlamı
Burada see, sözcüğün gerçek anlamıyla gözle görmek değil, “fark etmek veya anlamak” demektir. Mantıksal bağlantılar hâlâ vardır, ancak soyut sunum onları daha az belirgin hâle getirir. X becomes harder to see kalıbı; bir ilişkinin, örüntünün, nedenin veya yapının fark edilmesinin zorlaşmasını anlatır. Become fiili, daha kolay bir durumdan daha zor bir duruma geçişi gösterir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “Without examples, the logic becomes harder to see.” harder to see ne anlama gelir?
- Mantığı anlamak zorlaşır.
- Mantık daha küçük harflerle basılmıştır.
- Sayfaya bakmak rahatsız edici hâle gelir.
- Mantık artık yoktur.
Cevabı göster
Mantığı anlamak zorlaşır.
In your case, you've managed to get enough supplies through Notlar
4:11Sizin durumunuzda, yeterli erzağı geçirmeyi başardınız
managed to get enough supplies through: yeterli malzemeyi bir engelden geçirmeyi başarmak
Managed to, kişinin çaba veya zorluktan sonra başarılı olduğunu belirtir; yalnızca bir girişimi değil, başarılı sonucu anlatır. Get enough supplies through ifadesindeki get + nesne + through yapısı, malzemelerin bağlamdan anlaşılan bir engeli, kontrol noktasını veya kapalı güzergâhı geçmesini sağlamak demektir. Burada through başarılı geçişi vurgular; bu yüzden ifade yalnızca yeterli malzeme edinmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu cümlede managed to get the medicine through the checkpoint ne anlama gelir: They managed to get the medicine through the checkpoint before dark?
- Kontrol noktasında bütün ilacı tükettiler.
- Kontrol noktası kapandıktan sonra ilacı buldular.
- İlacı kontrol noktasının ötesine taşımayı başardılar.
- Daha fazla ilaç almaya çalıştılar ama başaramadılar.
Cevabı göster
İlacı kontrol noktasının ötesine taşımayı başardılar.
to enable the resistance to fight another day, Notlar
4:14ve direnişin bir gün daha savaşabilmesini sağladınız,
In your case: dinleyicinin özel durumuna geçiş
In your case, cümlenin başında kullanılan ve “senin özel durumunda” anlamına gelen bir çerçevedir. Ardından gelen ifadenin genel olarak insanlara veya durumlara değil, özellikle dinleyiciye uygulandığını gösterir. Burada your, dinleyicinin senaryodaki rolüne işaret eder. Bu ifade, açıklamayı genel problemden dinleyici merkezli versiyonda yaşananlara geri döndürür.
Alıştırma
Bir antrenör genel bir çalışma planını açıkladıktan sonra tek bir oyuncunun durumuna göre tavsiye vermek istiyor. Bu geçişi en iyi hangi başlangıç gösterir?
- In your case, a shorter session would be better.
- At the same time, a shorter session would be better.
- In general, a shorter session would be better.
- For example, a shorter session would be better.
Cevabı göster
In your case, a shorter session would be better.
enable the resistance to: enable + nesne + to + fiilin yalın hâli
Enable + nesne + to + fiilin yalın hâli, bir kişinin veya grubun bir şeyi yapmasını mümkün kılmak demektir. Nesne, yetenek veya fırsatı kimin kazandığını; to ile başlayan mastar yapı ise eylemi belirtir. Burada the resistance eylemde bulunabilen grup, fight ise eylemdir. Malzemeler savaşmaya devam etmek için gereken koşulları oluşturur; enable zorlamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Enable + nesne + to yapısını tamamlayın: The new ramp ____ wheelchair users ____ enter the library.
Cevabı göster
enables · to
fight another day: devam etme fırsatını korumak
Burada fight another day, mevcut tehlikeyi atlatmak ve mücadeleyi daha sonra sürdürme gücünü korumak anlamına gelir. Ertesi gün gerçekten savaşılacağını söylemez. Bu ifade, yenilgiyi geçici bir aksilik olarak gösterir: kişi veya grup henüz kazanmamıştır, ancak kesin olarak da yenilmemiştir. Bu cümlede enable ... to fight another day, direnişin yoluna devam edebilmesini sağlamak demektir.
Alıştırma
The emergency repairs let the ferry service fight another day cümlesinde fight another day ne anlama gelir?
- Bugünden sonra kalıcı olarak durmak
- Ertesi sabah gerçek bir kavga başlatmak
- Mevcut sorunu atlatıp devam etme fırsatını korumak
- Tüm mücadeleyi hemen kazanmak
Cevabı göster
Mevcut sorunu atlatıp devam etme fırsatını korumak
thinking outside the box: yaratıcı düşünme ve box kelime oyunu
Thinking outside the box, alışılmış varsayımlar veya yöntemlerle sınırlanmadan bir soruna yaklaşmak demektir. Temel biçim think outside the box şeklindedir; by sonrasında fiil -ing biçimini alır: by thinking outside the box. Bu cümlede bulmaca gerçekten kutularla ilgilidir. Bu nedenle box hem zihinsel bir kalıbı anlatan deyimsel anlamı hem de gerçek nesneyi taşır. Konuşmacı yaratıcı çözümü överken bir kelime oyunu da yapar.
Alıştırma
“Alışılmadık bir yaklaşım kullanmak” anlamındaki deyimi tamamlayın: The team reduced delivery time by ____.
Cevabı göster
thinking outside the box
both sides of it: kutuyu bir sorunun iki yönüne bağlayan kelime oyunu
Bu kapanışta both sides of it iki anlamı aynı anda canlı tutar. Gerçek anlamıyla, hayal edilen kutunun fiziksel yanlarına gönderme yapar. Mecaz anlamıyla ise both sides, sorunun iki yönünü veya iki bakış açısını anlatabilir. İfade, thinking outside the box içindeki box sözcüğünü yeniden kullanarak bilmeceyi bitirir. Mizah, mecaz olan kutunun yeniden fiziksel bir nesneye dönüşmesinden gelir; both sides of it kendi başına kalıplaşmış bir şaka veya deyim değildir.
Alıştırma
Bu cümlede both sides of it ifadesini komik yapan nedir?
- Bilmeceyi çözen kişinin kutunun içinde kaldığı anlamına gelir.
- box sözcüğüne geri döner ve hem fiziksel yanları hem de sorunun iki yönünü anlatır.
- Konuşmacının yeni bir bilmeceye geçtiğini duyurur.
- Her kutunun tam olarak iki yanı olduğu anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir.
Cevabı göster
box sözcüğüne geri döner ve hem fiziksel yanları hem de sorunun iki yönünü anlatır.
And now for a completely different riddle Anlatım akışı
4:22Ve şimdi tamamen farklı bir bilmece için
And now for a completely different riddle: sıradaki bölümü tanıtma
And now for + bir isim öbeği, sunucu tarzı bir geçiş ifadesidir. Bir bölümün sona erdiğini gösterir ve sırada ne olduğunu söyler; burada sıradaki şey tamamen farklı bir bilmecedir. Bu, yerleşik bir sunuş parçasıdır; sıradan, tam bir özne-yüklem cümlesi değildir. Daha açık anlamı And now it's time for the next item şeklindedir. completely sözcüğü, yeni bilmece ile önceki bilmece arasında güçlü bir karşıtlık kurar.
Alıştırma
Sunucu tarzı geçişi dersteki üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: ____ our final question.
Cevabı göster
And now for
Each of these boxes contains a different type of food.
4:27Bu kutuların her biri farklı bir yiyecek türü içeriyor.
but exactly three of the four have been applied to the wrong box. Dilbilgisi
4:33ancak dördünden tam olarak üçü yanlış kutuya yapıştırılmış.
have been applied to the wrong box: edilgen present perfect
Have been applied, present perfect edilgen yapısıdır: have + been + fiilin üçüncü hâli. Özne olan three of the four labels eylemden etkilenir; bu nedenle cümle, etiketleri kimin yapıştırdığına değil, etiketlerin nereye konmuş olduğuna odaklanır. Eylem şimdiden önce gerçekleşmiştir ve sonucu şu anda önemlidir: üç etiket şu anda yanlış kutuların üzerindedir. Burada apply a label to a box, “etiketi kutuya yapıştırmak veya yerleştirmek” demektir; “başvurmak” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi apply fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The discount ____ the wrong order.
Cevabı göster
has been applied to
How many boxes do you have to open to guarantee Kalıp ifadeler
4:38Her zaman doğru etiketlenmiş olanı bulabileceğinizi garanti etmek için
have to open to guarantee: kesin bir sonuç için gereken eylem
Have to open, yapılması gereken bir eylemi belirtir. Ardından gelen to guarantee mastarı bu eylemin amacını verir; dolayısıyla have to do X to guarantee that Y, “Y sonucunu kesinleştirmek için X gereklidir” demektir. Bir mantık sorusunda guarantee, help veya make likely ifadelerinden daha güçlüdür. Yöntem, en zor durum da dâhil olmak üzere kuralların izin verdiği her durumda işe yaramalıdır.
Alıştırma
Bu soruda have to open to guarantee ne anlama geliyor?
- Kutular zaten açılmıştır.
- Sonucu kesinleştirmek için kutuları açmak gereklidir.
- Kutuları açmak isteğe bağlıdır, ancak yardımcı olabilir.
Cevabı göster
Sonucu kesinleştirmek için kutuları açmak gereklidir.
comes courtesy of our sponsor: sağlayıcıyı belirtmek
Burada comes courtesy of our sponsor, “sponsorumuz tarafından sağlanır” anlamına gelir. courtesy of, bir şeyi sağlayan veya mümkün kılan kişi ya da kuruma atıfta bulunur; courtesy burada “nezaket” anlamına gelmez. Bu ifade kısa bir sponsorluk duyurusu olarak da kullanılır. İzleyiciye bilmecenin nereden geldiğini söylerken sponsorun adını da belirtir.
Alıştırma
Sağlayıcıya atıfta bulunan medya tarzı ifadeyle duyuruyu tamamlayın: The science kit ____ our local sponsor.
Cevabı göster
comes courtesy of
one of thousands of riddles: büyük bir grubun tek üyesi
Yapı one of + çoğul bir gruptur. one of thousands of riddles ifadesinde one, thousands of riddles adlı büyük gruptan tek bir bilmece seçer. thousands of sonrasındaki isim çoğuldur: riddles. one hâlâ yalnızca bir üyeyi belirtirken thousands of grubun büyüklüğünü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “çok büyük bir grubun tek bir üyesi” anlamına gelen yapıyla tamamlayın: This photo is ____ images in the archive.
Cevabı göster
one of thousands of
identify misconceptions, Kalıp ifadeler
4:54ve mantıksal akıl yürütme gibi kavramları gerçekten anlamanıza yardımcı olan
features ... to help: feature fiil olarak
Burada features, feature fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Özne Brilliant olduğundan, platformun öğrenme içeriğini kapsadığı veya sunduğu anlamına gelir; “işlevler ya da özellikler” anlamındaki çoğul features ismi değildir. to help ile başlayan mastar yapısı bu içeriğin amacını belirtir: İçerik, kullanıcının konuya hâkim olmasına yardımcı olmak için sunulur.
Alıştırma
Hangi cümlede features, “içermek veya sunmak” anlamında bir fiildir?
- The app has several useful features.
- Users compare the new features.
- The app features short lessons for beginners.
Cevabı göster
The app features short lessons for beginners.
identify misconceptions: yanlış kavrayışları belirlemek
Identify misconceptions, yanlış anlamaya dayanan düşünceleri fark edip kesin olarak belirlemek demektir. A misconception, bir yanıtın arkasındaki hatalı inanç veya zihinsel modeldir; yalnızca herhangi bir hata değildir. Bu cümlede identify misconceptions, öğrenmedeki bir tanılama adımını ifade eder: Hatalı anlayış bulunduğunda düzeltilebilir.
Alıştırma
Bu derste geçen ve “yanlış düşünceleri fark etmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The diagnostic quiz helps teachers ____ about fractions.
Cevabı göster
identify misconceptions
To develop your intuition, visit brilliant.org/teded, Kalıp ifadeler
5:00Sezgilerinizi geliştirmek için brilliant.org/ted-ed adresini ziyaret edin,
To develop your intuition: amaç belirtmek ve yargıyı geliştirmek
To develop your intuition, amaç bildiren bir mastar öbeğidir: dinleyicinin ardından gelen eylemi neden yapması gerektiğini açıklar. To + fiilin yalın hâli, ... kalıbı çoğunlukla bir öneri ya da yönergenin amacını belirtir. Develop your intuition, alıştırma ve deneyim yoluyla güvenilir yargıyı zamanla geliştirmek demektir. Burada intuition, öğrenilmiş örüntülere dayanarak neyin işe yarayacağını hızlıca sezme becerisidir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: To ____, make a prediction before you check the answer.
Cevabı göster
develop your intuition
will get a 20% discount off the annual subscription. Kalıp ifadeler
5:07yıllık abonelikte %20 indirim kazanacaksınız.
will get a 20% discount off: yüzdelik fiyat indirimini anlamak
Will get a 20% discount off, fiyatın %20 azaltılacağı anlamına gelir. Burada off, tutarın hangi fiyat veya plandan çıkarıldığını belirtir: yıllık abonelik. %20 indirim, normal fiyattan %20 çıkarır; dolayısıyla alıcı %80 öder. Will get, bu avantajı koşulları karşılayan kişiler için gelecekteki bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
a 20% discount off the annual subscription ne anlama gelir?
- Alıcı normal yıllık fiyatın %20'sini öder.
- Alıcı normal yıllık fiyatın %80'ini öder.
- Alıcı normal yıllık fiyatın %120'sini öder.
Cevabı göster
Alıcı normal yıllık fiyatın %80'ini öder.
And finally, you can find a link to the solution Kalıp ifadeler
5:11Ve son olarak, çözümün bağlantısını,
to Brilliant's mislabeled box riddle
5:13yani Brilliant'ın yanlış etiketlenmiş kutu bilmecesinin cevabını
can find a link to the solution: link to + hedef
Bu cümlede can find a link to the solution, çözüme götüren bir bağlantının bulunabileceği anlamına gelir. Link isminden sonra gelen to, bağlantının hedefini belirtir. Bu kalıp a link to + sayfa, dosya, cevap veya başka bir çevrim içi kaynak biçiminde yeniden kullanılabilir. Burada find, bağlantıyı bulmak veya ona erişmek demektir; iki şeyi birbirine bağlamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi a link to + the solution yapısından oluşan tam isim grubuyla tamamlayın: You can find ____ on the class page.
Cevabı göster
a link to the solution
in the description below: videonun altındaki bilgi bölümü
Bir video platformunda the description, içerik üreticisinin yazdığı ve bağlantıların, kaynakların ve ek ayrıntıların sıkça yer aldığı bilgi bölümüdür. in the description below, izleyicileri görüntünün içindeki alt bir noktaya değil, videonun altındaki bu bölüme yönlendirir. Below, bölümün videoya veya mevcut gönderiye göre konumunu belirtir. Bazı cihazlarda bölümü genişletmek gerekebilir, ancak yine de videonun açıklama bölümüdür.
Alıştırma
Çevrim içi bir videonun sonunda in the description below ifadesi büyük olasılıkla neyi belirtir?
- Video görüntüsünün içinde alt kısma yerleştirilmiş bir nesne
- İzleyicilerin paylaştığı yorumlar
- Videoya bağlı olan ve genellikle videonun altında gösterilen bilgi bölümü
Cevabı göster
Videoya bağlı olan ve genellikle videonun altında gösterilen bilgi bölümü