Denizkızı Bacaklarını Buldu! ⭐️ | Sahil | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Sahilde yürüyüş sırasında bir çocuk, bulduğu deniz kabuğunu tek başına annesine götürmek için izin alır. Geçici olarak bacak kazanmış bir denizkızı rolüne girerek annesinin ayak izlerini takip eder, yolundaki martılardan geçmesine izin vermelerini ister ve sonunda babasının geride kaldığını hatırlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Here comes — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Birinin ya da bir şeyin yaklaştığını veya ortaya çıktığını bildiren devrik yapıyı anlayın. Yer bildiren sözcüğün neden başa geldiğini fark edecek ve yeni gelen bir şeye dikkat çekmek istediğinizde bu kalıbı doğal biçimde kullanabileceksiniz. 2. keep an eye on — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bu ifade, gözü kelimenin gerçek anlamıyla birinin üzerine koymak değil, onu gözetmek veya onunla ilgilenmek demektir. Gözetim teklif ederken ya da birine, güvende kalırken bağımsız hareket edebileceği konusunda güvence verirken kullanabilirsiniz. 3. Oh, that's right. — Konuşma edimbilimi ve tutum. Yalnızca bir şeyin doğru olduğunu söylemez; konuşanın ilgili bir gerçeği ansızın hatırladığını ve düşünce akışını düzelttiğini gösterir. Unutulan bir ayrıntı söylemek veya yapmak üzere olduğunuz şeyi değiştirdiğinde bu ifadeyi kullanabileceksiniz.
Bu derste
Here comes + isim ile yaklaşan bir şeyi bildirmek
Here comes + isim, bir kişinin ya da şeyin yaklaştığını veya göründüğünü, çoğu zaman konuşan kişinin onu fark ettiği anda bildirir. Bu cümlede özne a big one ifadesidir: normal a big one comes sırası, Here'den sonra comes a big one olur. Bu ifade olan biteni bildirir; kimseye gelmesini emretmez.
Alıştırma
Treninizin yaklaştığını görüyorsunuz. Uyarıyı Here comes yapısıyla tamamlayın: ____ our train!
Cevabı göster
Here comes
I'm just going to go for a walk along the beach. Notlar
0:13Ben sadece sahil boyunca biraz yürüyüş yapacağım.
I'm just going to + fiil ile sıradaki eylemi rahatça belirtmek
I'm going to + fiilin yalın hâli bir planı veya sıradaki eylemi belirtir. Bu cümlede planlanan eylem go for a walk ifadesidir. Buradaki just, “az önce” anlamına gelmez. Planın küçük, basit veya fazla önemli olmayan bir şey gibi duyulmasını sağlar; yaklaşık olarak “sadece ... yapacağım” demektir.
Alıştırma
Bir paketi almak için kısa süreliğine ayrılıyorsunuz. Bunu küçük ve gündelik bir sonraki eylem olarak sunan dört kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: ____ pick up the parcel.
Cevabı göster
I'm just going to
go for a walk: rahat bir yürüyüşe çıkmayı anlatmak
Go for a walk, bulunduğun yerden çıkıp keyif, egzersiz veya dinlenme amacıyla yürümek anlamına gelen yaygın bir fiil öbeğidir. Bu ifadede for, go for a + etkinlik adı kalıbının bir parçasıdır; sözcük sözcük “bir yürüyüş amacıyla” anlamına gelmez. Go for a walk ifadesini yeniden kullanılabilen tek bir kalıp olarak öğrenin. go fiili zamana veya biçime göre değişebilir: went for a walk, going for a walk.
Alıştırma
Cümleyi “rahat bir yürüyüş yapmak” anlamındaki go for + activity kalıbıyla tamamlayın: The weather is lovely, so let's ____ before lunch.
Cevabı göster
go for a walk
along the beach: sahili takip eden bir güzergâhı göstermek
Along the beach hareketin izlediği güzergâhı gösterir. Along, bir şeyin uzunluğunu veya kenarını takip etmek demektir; dolayısıyla kişi sahilin uzandığı yön boyunca hareket eder. Bu, yalnızca birinin sahilde bulunduğunu söylemekten farklıdır. Güzergâh yol, nehir, patika veya kıyı gibi uzun ve çizgisel yerleri takip ettiğinde along sözcüğünü yeniden kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi nehrin uzunluğunu takip eden hareketi gösteren edatla tamamlayın: We cycled ____ the river for five miles.
Cevabı göster
along
like walking: sevilen bir etkinlik için like + fiil-ing
like walking ifadesinde walking, walk fiilinin -ing biçimidir ve like fiilinin nesnesi olarak kullanılır. Bu ifade, yürümenin kişinin hoşlandığı bir etkinlik olduğunu anlatır. Buradaki walking, devam eden zaman yapısının bir parçası değildir; çünkü önünde be fiilinin bir biçimi yoktur. Aktarılabilir kalıp like + fiil-ing şeklindedir; like reading ve like swimming de buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi walk fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: I like ____ after dinner.
Cevabı göster
walking
by yourself: yanında kimse olmadan tek başına
By yourself, by + dönüşlülük zamiri biçimindeki kalıplaşmış bir yapıdır. Bu soruda, yürürken yanında başka kimse olmaması, yani tek başına olmak anlamına gelir. Başka bağlamlarda by yourself, yardım almadan anlamına da gelebilir. Zamir kişiye göre değişir: by myself, by himself, by herself, by ourselves ve by themselves.
Alıştırma
“Why do you like walking by yourself?” sorusunda by yourself ne anlama gelir?
- kendi yararın için
- tek başına, yanında kimse olmadan
- yürürken fiziksel yardım almadan
Cevabı göster
tek başına, yanında kimse olmadan
I just do: do önceki fiil öbeğinin yerini alır
Bu yanıtta do, önceki like walking by yourself fiil öbeğinin yerine geçen bir yardımcı fiildir. Böylece tüm düşünce tekrarlanmaz; dolayısıyla I just do, “I just like walking by myself.” anlamına gelir. Just, “öyle işte” gibi net ve açıklamasız bir ton katar. Konuşan kişi tercihini doğrular ama nedenini açıklamaz. Bu yanıttaki do yeni bir eylemi adlandırmaz.
Alıştırma
Bir arkadaş “Why do you like walking alone?” diye soruyor. Burada “I just do” ne anlama gelir?
- Yürümeyi seviyormuş gibi yapıyorum.
- Az önce yeni bir eylemi tamamladım.
- Neden belirtmeden sadece hoşuma gittiğini söylüyorum.
Cevabı göster
Neden belirtmeden sadece hoşuma gittiğini söylüyorum.
See you soon: yeniden buluşmayı bekleten bir veda
See you soon, ayrılırken kullanılan yaygın bir vedalaşma ifadesidir. Bir bütün olarak, konuşanın diğer kişiyle kısa süre içinde yeniden buluşmayı beklediğini veya umduğunu belirtir; see o anda kişiyi görüyor olmayı anlatmaz. Bu kalıplaşmış vedalaşmada I will see you soon tam cümlesini söylemek genellikle gerekmez. Little mermaid, vedalaşma ifadesinden sonra eklenen bir hitaptır ve ifadenin işlevini değiştirmez.
Alıştırma
“See you soon” vedalaşma sözü olarak kullanıldığında ne anlatır?
- Seninle bir daha buluşmak istemiyorum.
- Kısa süre içinde tekrar buluşmayı bekliyor veya umuyorum.
- Şu anda birbirimize bakıyoruz.
Cevabı göster
Kısa süre içinde tekrar buluşmayı bekliyor veya umuyorum.
İzin istemek için Can I ...?
Burada Can I ...? izin istemek için kullanılır: konuşan kişi, yapacağı eyleme dinleyicinin onay vermesini ister. Kendisinin gidebilecek fiziksel yeteneğe sahip olup olmadığını sormaz. Aynı biçim başka bir bağlamda yetenek de ifade edebilir. Bu yüzden duruma bakmak gerekir: kurallar, planlar veya başka birinin onayı söz konusuysa anlam genellikle izindir.
Alıştırma
“Can I use your phone for a moment?” cümlesinde Can I ne yapar?
- Konuşanın telefon kullanmayı bilip bilmediğini sorar.
- Dinleyiciye telefonu kullanmasını söyler.
- Dinleyicinin telefonunu kullanmak için izin ister.
Cevabı göster
Dinleyicinin telefonunu kullanmak için izin ister.
go and show: birinin yanına gidip bir şey göstermek
go and show ifadesinde go hareketi, show ise amacı belirtir: konuşan kişi başka birinin yanına gider ve ardından ona bir şey gösterir. Bu iki adım birlikte doğal ve tek bir eylem akışı oluşturur. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp go and + fiilin yalın biçimidir; go and ask ve go and check buna örnektir. can sonrasında iki fiil de yalın biçimde kalır: can go and show.
Alıştırma
Cümleyi go and show ile tamamlayın: Your grandad is in the kitchen. Please ____ him your drawing.
Cevabı göster
go and show
all right: bir isteği kabul etme
Burada all right, bir isteği kabul eden kısa bir yanıttır. “Yeah, all right” ifadesi “Peki, yapabilirsin” anlamına gelir. Konuşan kişi izin veriyor; bir şeyin doğru olup olmadığını değerlendirmiyor veya birinin iyi hissedip hissetmediğini sormuyor. All right birden fazla anlama gelebilir. Doğru anlamı seçmek için neye yanıt verdiğine bakın: Bir isteğin ardından söylenen kısa bir All right çoğu zaman kabul veya izin bildirir.
Alıştırma
Bir çocuk “Can I go and show Mum?” diye soruyor. Bir yetişkin “Yeah, all right.” diye yanıt veriyor. Burada all right ne anlama gelir?
- Yetişkin çocuğun kendini iyi hissedip hissetmediğini sorar.
- Yetişkin kabul eder ve izin verir.
- Yetişkin bir yanıtın doğru olduğunu onaylar.
Cevabı göster
Yetişkin kabul eder ve izin verir.
Off you go: gitme veya başlama izni
Off you go, “Artık gidebilirsin” veya “Haydi, başla” anlamına gelen kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Sözcük dizimi deyimseldir: off, uzaklaşma hareketini veya bir eylemin başlangıcını vurgulamak için başa gelir. Burada izin verildikten sonra söylenir ve dinleyiciye artık gidebileceğini bildirir. Tüm ifadeyi tek bir kalıp olarak öğrenin; buradaki off, “kapatmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir yetişkin çocuğa arkadaşını görmeye gidebileceğini söyledi. “Off you go” ne anlama gelir?
- Zaten gittin.
- Bir şeyi kapatmalısın.
- Artık gidebilirsin.
Cevabı göster
Artık gidebilirsin.
Bingo and I: birleşik öznede I
Bingo and I ifadesi, will wait eyleminin tüm öznesidir. Konuşan kişi de eylemi yapanlardan biri olduğu için standart İngilizcede nesne biçimi me değil, özne biçimi I kullanılır. Kontrol etmek için diğer adı çıkarabilirsiniz: I will wait here dilbilgisi açısından doğrudur, ancak Me will wait here doğru değildir. Bir ad ile zamir and kullanılarak bağlanıp birlikte özne olduğunda da özne biçimini kullanın.
Alıştırma
Cümleyi I veya me ile tamamlayın: Maya and ____ will wait by the door.
Cevabı göster
I
with the orange hat over there: birini özelliği ve konumuyla tanımlamak
with the orange hat ifadesi, Mum'ı görünür bir özelliğiyle, yani taktığı şapkayla tanımlar. Burada with bir özellik belirtir; başka biriyle birlikte olduğu anlamına gelmez. over there, kişinin konuşandan uzaktaki konumunu ekler. with + görünür özellik ve over there birlikte kullanıldığında, hangi kişiden söz edildiğini gösterip doğrulamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümlede with the orange hat over there ifadesinin görevi nedir?
- Mum ile turuncu bir şapkanın birbirine eşlik ettiğini söylemek
- Uzaktaki bir kişiyi görünür bir özellik ve konumla tanımlamak
- Mum'dan turuncu şapkayı başka bir yere götürmesini istemek
Cevabı göster
Uzaktaki bir kişiyi görünür bir özellik ve konumla tanımlamak
that's her: bir kadının kimliğini doğrulamak
That's her, “O kişi, sözünü ettiğimiz kadın” anlamına gelir. Buradaki her, kadının kendisini gösteren nesne biçimindeki zamirdir; iyelik bildiren bir sözcük değildir. Günlük modern konuşmada birinin kimliğini belirtirken be fiilinden sonra nesne biçimlerinin kullanılması yaygındır: That's her, That's him ve That's me. That's she geleneksel ve resmî bir kurala uyar, ancak çoğu günlük durumda katı veya eski moda duyulur.
Alıştırma
Bir arkadaşınız fotoğraftaki bir kadını gösterip “Is that Maya?” diye soruyor. Günlük İngilizcede en doğal yanıt hangisidir?
- Yes, that's hers.
- Yes, that's she.
- Yes, that's her.
Cevabı göster
Yes, that's her.
all that way: uzun bir mesafeyi vurgulamak
All that way, “sözü edilen uzun mesafenin tamamı” anlamına gelir. All vurgu katar; that way ise durumdan zaten anlaşılan bir mesafeyi veya güzergâhı gösterir. Bu ifade, birinin ne kadar uzağa gittiği konusunda çoğu zaman şaşkınlık, endişe veya inanamama duygusu gösterir. All olmadan that way daha çok “o yönde” ya da “o güzergâhtan” anlamına gelir ve mesafeyi daha az vurgular.
Alıştırma
Leo iki saat uzakta yaşıyor. Hangi cümle yolculuğun uzun mesafesini en açık biçimde vurgular?
- You drove the way just to see me?
- You drove that way just to see me?
- You drove all that way just to see me?
Cevabı göster
You drove all that way just to see me?
keep an eye on: dikkatle izlemek veya göz kulak olmak
Keep an eye on + kişi ya da şey, ona dikkat etmeyi sürdürmek anlamına gelen bir deyimdir. Bu dikkat genellikle güvenliği sağlamak veya bir sorun çıkmasını önlemek içindir. Bu cümlede konuşan kişi diğerinin gitmesine izin verirken onu izlemeyi sürdüreceğini söylüyor. Bu deyimde eye, dikkatin bir simgesidir; gözle yapılan gerçek bir hareketi anlatmaz.
Alıştırma
İsteği bu dersteki dört sözcüklük deyimle tamamlayın: Could you ____ my bag while I buy a ticket?
Cevabı göster
keep an eye on
Çocuk karakterin Really? anlamında kullandığı For real life?
Bu çocuk karakter bağlamında For real life?, “Gerçekten mi?” veya “Buna gerçekten izin var mı?” anlamına gelen heyecanlı bir teyit sorusudur. Çocuk, verilen iznin gerçekten geçerli olup olmadığını kontrol eder. Bu, for real ifadesinden türemiş karaktere özgü bir kullanımdır; normal in real life kalıbı değildir. Soruyu kelime kelime birleştirmek yerine şaşkın bir teyit olarak anlayın.
Alıştırma
Bu çocuk karakter bağlamında For real life? ne işe yarıyor?
- Bir hikâyenin veya çevrim içi dünyanın dışında neler olduğunu sorar.
- İznin gerçek olup olmadığını şaşkınlıkla sorar.
- Yetişkin yaşamı hakkında resmî talimatlar verir.
Cevabı göster
İznin gerçek olup olmadığını şaşkınlıkla sorar.
just don't ...: tek bir açık sınır eklemek
just don't + fiilin yalın hâli yapısında don't açık bir yasak bildirir. Burada just, don't go in the water ifadesini verilen izne bağlı tek ve basit koşul olarak sunar: gitmek serbesttir, ancak suya girmek yasaktır. Just, güvenlik kuralını isteğe bağlı ya da önemsiz hâle getirmez. Bu yapı, bir sınır eklemek için genellikle kabul veya iznin ardından kullanılır.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: “You can go outside; just don't leave the garden,” cümlesinde just, kuralı isteğe bağlı hâle getirir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
But how will you get there with no legs mermaid? Notlar
0:50Ama bacakların olmadan oraya nasıl gideceksin deniz kızı?
get there: o yere ulaşmak
get there ifadesinde get, “almak” değil, “bir yere ulaşmak veya varmak” anlamına gelir. There, bağlamdan zaten bilinen bir yeri gösterir; bu yüzden ifadenin tamamı “o yere ulaşmak” demektir. Get fiilinin bu varış anlamı günlük İngilizcede çok yaygındır. Hedef there, here veya home olarak belirtilebilir ya da get to + yer yapısıyla verilebilir.
Alıştırma
Cümleyi, get kullanan ve “o yere ulaşmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The concert starts at eight, but we can still ____ on time.
Cevabı göster
get there
with no legs: with no + isim yapısı
with no + isim, “bir şeyin bulunmadığı bir durumda” veya “bir şeyden yoksunken” anlamına gelir. Buradaki with no legs, oraya gitmeyi zorlaştıran koşulun bacakların olmaması olduğunu anlatır; with, bir şeyi yanında taşımak veya ona sahip olmak anlamında değildir. Bu yapıyla eksik olan bir kaynak, araç veya koşul öne çıkarılabilir: with no money, with no time veya with no map. Anlamı çoğu zaman without + isim yapısına yakındır, ancak no yokluğu özellikle açık hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapı olan with no + isim ile tamamlayın: How can we make tea ____ water?
Cevabı göster
with no
King Neptune: Roma mitolojisindeki deniz tanrısı
Neptün, Roma mitolojisindeki deniz tanrısıdır. King Neptune, hikâyelerde onu okyanusun hükümdarı olarak gösteren tanıdık bir unvandır; bu nedenle bu ad deniz kızları ve deniz büyüsüyle dolu hayalî bir dünyaya doğal olarak uyar. Bu cümlede be King Neptune, bu deniz tanrısı rolünü oynamak anlamına gelir. Sıradan bir insan kral ya da Neptün gezegeni olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
“You can be King Neptune,” cümlesinde King Neptune kimdir?
- Gerçek bir ülkenin modern kralı
- Neptün gezegeni
- Hayal oyunundaki bir deniz tanrısı
Cevabı göster
Hayal oyunundaki bir deniz tanrısı
give me legs: give + alıcı + verilen şey
give me legs ifadesinde give fiilinden sonra önce bir şeyi alan kişi, me, ardından verilen şey, legs, gelir. Bu, give + alıcı + verilen şey kalıbıdır; give me legs, give legs to me ile aynı anlama gelir. Bu kalıpta give fiilinden sonra nesne durumundaki zamirler kullanılır: give me..., give him..., give her..., give us... veya give them....
Alıştırma
Konuşan kişinin defteri alması için boşluğu iki İngilizce sözcükle tamamlayın. give + alıcı + verilen şey kalıbını kullanın: Could you ____ the blue notebook?
Cevabı göster
give me
a bit far away: dereceyi yumuşatmak için a bit kullanımı
a bit far away ifadesinde a bit, biraz veya düşük derecede anlamına gelir. Far away ifadesini niteler; böylece konuşan kişi mesafenin fark edilir ölçüde uzak olduğunu, ancak aşırı uzak olmadığını anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp a bit + sıfat veya betimleyici ifadedir. Örneğin a bit tired ya da a bit difficult denebilir. Konuşmada a bit, anlatımı genellikle daha yumuşak ve daha az kesin hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümlede a bit, biraz anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- The walk is a bit long.
- The walk is bit long.
- The walk is a bit of long.
Cevabı göster
The walk is a bit long.
But little mermaid, you can follow Mum's footsteps. Kalıp ifadeler
1:10Ama küçük deniz kızı, annenin ayak izlerini takip edebilirsin.
follow Mum's footsteps: annenin fiziksel ayak izlerini takip etmek
Bu sahnede follow Mum's footsteps, annenin yerde bıraktığı ayak izleri boyunca yürümek anlamına gelir. Buradaki footsteps, annenin nereden yürüdüğünü gösteren fiziksel izlerdir. Görünen ayak izleri ve yolu bulma bağlamı, ifadenin gerçek anlamda kullanıldığını gösterir. Bunu otomatik olarak annenin yaşam seçimlerini veya mesleğini örnek almak şeklinde yorumlama.
Alıştırma
Sahil sahnesinde follow Mum's footsteps ne anlama geliyor?
- Annenin bıraktığı ayak izleri boyunca yürümek.
- Annenle aynı tür mesleği seçmek.
- Annenin yürüme sesini dinlemek.
Cevabı göster
Annenin bıraktığı ayak izleri boyunca yürümek.
who got her legs: deniz kızını açıklayan bir ilgi cümleciği
Who got her legs, the mermaid ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Who, the mermaid ifadesine geri döner; bu yüzden burada bir soru sormaz. Kişi veya karakter + who + fiil yapısı, o kişiyi tanımlayan veya betimleyen bilgi ekler. Burada deniz kızı, bacaklarına kavuşan kişidir. Hangi kişiden söz ettiğini ya da o kişinin ne yaptığını veya yaşadığını anlatmak için bu yapıyı kullanabilirsin.
Alıştırma
'I am the mermaid who got her legs.' cümlesinde who hangi kişiyi ifade eder?
- Konuşanın annesi
- Deniz kızı
- Adı belirtilmeyen başka biri
Cevabı göster
Deniz kızı
But they only last a day little mermaid. Kelime
1:25Ama sadece bir gün dayanırlar küçük deniz kızı.
only last a day: “sürmek” anlamındaki last fiili
only last a day ifadesinde last, “belirli bir süre boyunca var olmaya veya çalışmaya devam etmek” anlamındaki bir fiildir. A day süreyi belirtir, only ise bu sürenin kısa olduğunu vurgular. Buradaki they, daha önce sözü edilen bacakları anlatır. İfade, bu bacakların ne kadar süre kaldığını söyler; onların “son” bacaklar olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“The battery only lasts a day” cümlesindeki lasts ne anlama gelir?
- diğerlerinin arkasında kalır
- bir gün boyunca çalışmaya devam eder
- son pildir
Cevabı göster
bir gün boyunca çalışmaya devam eder
nazik bir istek olarak can you please move?
Can you please + fiilin yalın hâli? nazik bir istekte bulunmak için kullanılan yaygın bir kalıptır. can you please move? cümlesinde konuşan kişi martılardan kenara çekilmelerini ister; esas olarak hareket etme yetenekleri olup olmadığını sormaz. Please isteğin tonunu yumuşatır, move ise istenen eylemi belirtir. Move! emriyle karşılaştırıldığında tam soru cümlesi daha nazik duyulur.
Alıştırma
Hangi cümle birinden nazikçe oturmasını ister?
- You sit down now.
- Can you please sitting down?
- Can you please sit down?
Cevabı göster
Can you please sit down?
Bir engeli aşmak için get through
Burada get through, bir engeli aşmak ya da kapalı veya dar bir alandan geçmek demektir. Deniz kızı, yolunu kapatan şeyin bir tarafından öbür tarafına geçmek istiyor. Bu bağlamda get through ifadesini tek bir öbek fiil olarak anlayın. Anlam, get ve through sözcüklerini ayrı ayrı çevirmekten değil, bütün ifadeden gelir.
Alıştırma
Derste geçen ve bir engeli aşmak anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille İngilizce cümleyi tamamlayın: The crowd is blocking the doorway, but we need to ____.
Cevabı göster
get through
Oh, that's right. ile bir şeyi aniden hatırlama
Bu cümlede Oh, that's right., konuşanın bir şeyi aniden hatırladığını veya fark ettiğini ve az önceki düşüncesini düzelttiğini gösterir. Doğal bir karşılığı “Aa, doğru ya, şimdi hatırladım” ifadesidir. Sözcükler kelime anlamıyla doğrulukla ilgili olabilir, ancak burada bütün ifade konuşmada hatırlamayı gösteren bir işaret görevi görür. Baştaki Oh, bilginin konuşanın zihnine henüz geri geldiğini gösterir.
Alıştırma
Bu bağlamda Oh, that's right. büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Az önce bir şey hatırladım.
- Birinin bunu bana daha sonra hatırlatmasını istiyorum.
- Yanıtın doğru olup olmadığını soruyorum.
Cevabı göster
Az önce bir şey hatırladım.
Konum bildiren back there
Bu cümlede Dad's, Dad is anlamına gelir. Back there bir yer ifadesidir; babanın konuşanın arkasında, daha geride ya da az önce gelinen yönde olduğunu belirtir. Burada back, babanın geri dönmekte olduğunu anlatmaz. Göreli bir konum bildirir; there ise konuşandan uzaktaki bir yeri işaret eder.
Alıştırma
Dad's back there cümlesindeki back there ne anlama gelir?
- Babam sırtında bir şey taşıyor.
- Babam şimdi konuşana doğru geri geliyor.
- Babam daha geride veya konuşanın geldiği yönde.
Cevabı göster
Babam daha geride veya konuşanın geldiği yönde.