Hiç Fırlatılmayan En Büyük Roket: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: Saturn V'den önce tasarlanan dev deniz roketi Sea Dragon su altı testini geçti, ancak bütçe ve teknik riskler yüzünden inşa edilmedi. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. would have shattered — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Gerçekleşmemiş tarihsel etki için would have ile geçmiş zaman ortacını kullanın ve varsayımı olgudan ayırın. 2. failed to leave the drawing boards. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Umut veren testlere rağmen projenin gerçeğe dönüşmeyip tasarımda kaldığını anlayın. 3. From a technical standpoint, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Mali veya tarihsel bağlamdan teknik değerlendirmeye geçin; bunu tek bakış açısı gibi sunmayın.
Bu derste
Saturn V rocket: NASA'nın Apollo dönemindeki ağır yük roketi
Saturn V roketi, NASA'nın Apollo dönemindeki devasa ağır yük fırlatma aracıydı. Apollo uzay araçlarını Ay'a doğru gönderdi ve muazzam boyutu ile itme kuvveti sayesinde ün kazandı. Bu arka plan, cümlede neden ikonik olarak tanımlandığını ve sonraki ölçümlerde roket yüksekliği ile itme kuvvetini karşılaştırmak için neden ölçüt olarak kullanılabildiğini açıklar. Adındaki V, Roma rakamıyla 5'tir.
Alıştırma
Bu cümledeki Saturn V adını doğru açıklayan ifade hangisidir?
- Saturn Vee diye okunan bir harf kodudur.
- NASA'nın Apollo dönemindeki ağır yük roketinin özel adıdır ve V, beş anlamına gelir.
- Beş motoru olan bütün roketlerin genel adıdır.
Cevabı göster
NASA'nın Apollo dönemindeki ağır yük roketinin özel adıdır ve V, beş anlamına gelir.
pounds of thrust: motor kuvvetinin pound ile ölçümü
pounds of thrust ifadesinde pounds, bir kuvvet birimini, yani roket motorlarının ürettiği itme kuvvetini belirtir. Mühendislikte bu, pound-force anlamına gelir; roketin kütlesini veya İngiliz para birimini ifade etmez. number + pounds of thrust kalıbı, bir motorun veya roketin ne kadar itme kuvveti üretebildiğini belirtir. Burada producing 7.6 million pounds of thrust, roket motorlarının kuvvet çıkışını açıklar.
Alıştırma
Bu mühendislik cümlesini hangi ifade doğru şekilde tamamlar? At full power, the engine produces 20,000 ___.
- pounds sterling
- pounds in weight
- pounds of thrust
Cevabı göster
pounds of thrust
for the largest and most powerful rocket ever launched.
0:14şimdiye kadar fırlatılmış en büyük ve en güçlü roket olma (rekorunu).
holds the record for: … rekorunu elinde tutmak
To hold the record for something, bir kategoride resmî olarak bilinen en iyi, en yüksek, en büyük, en hızlı veya başka bir açıdan en uç sonuca sahip olmak demektir. Burada Saturn V, fırlatılmış en büyük ve en güçlü roket olmayı sürdürür; still, daha sonraki hiçbir roketin bu konumu ondan alamadığını gösterir. Yapı, özne + hold/holds the record for + kategori veya başarı şeklindedir. Buradaki record, “rekor” anlamında bir isimdir; “ses veya görüntü kaydetmek” anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
Cümleyi “şu anda en iyi sonuca sahip” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: This bridge ____ the longest single span in the country.
Cevabı göster
holds the record for
But a rocket designed years before the Saturn V
0:18Ancak Satürn V'ten yıllar önce tasarlanan bir roket
would have shattered the scale of rocket design Dilbilgisi
0:20roket tasarımının ölçeğini altüst edebilir
and altered the course of rocket technology. Deyimler
0:23ve roket teknolojisinin seyrini değiştirebilirdi.
would have shattered: gerçekleşseydi tamamen aşacaktı
Would have + past participle, geçmişte gerçekleşmemiş veya gerçeğe aykırı bir koşulun sonucunu anlatır. Bu cümlede roket tasarlanmış ama hiç inşa edilmemiştir; bu nedenle would have shattered, gerçekten yaşanan bir olayı değil, yaratması beklenen muazzam etkiyi ifade eder. Shatter normalde “parçalara ayırmak” anlamına gelir; ancak burada mecazidir. Roketin mevcut roket tasarımı ölçeğinin çok ötesine geçeceği anlatılır. Bu yapı, geçmişe bakıp gerçekleşmeyen bir koşul altında ortaya çıkacak sonucu hayal etmeyi sağlar.
Alıştırma
Gerçekleşmemiş, hayalî bir geçmiş sonucu göstermek için shatter fiilini doğru biçimde tamamlayın: The experiment was cancelled. If it had gone ahead, it ____ the previous energy record.
Cevabı göster
would have shattered
altered the course of: sonraki gidişatı değiştirmek
Bu cümlede altered the course of, “roket teknolojisinin o andan sonraki gelişimini önemli ölçüde değiştirdi” anlamına gelir. Course burada bir sürecin yolunu veya yönünü anlatan bir mecazdır; okul dersi ya da gerçek bir uçuş rotası değildir. alter the course of + isim yapısı, bir olayı kalıcı etkileri olan bir dönüm noktası olarak sunar. Bir şeyin küçük bir değişikliğe yol açtığını söylemekten daha güçlüdür.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “gelecekteki yönünü önemli ölçüde değiştirdi” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The discovery ____ medical research.
Cevabı göster
altered the course of
The rocket was known as the Sea Dragon.
0:25Bu roket Deniz Ejderhası (Sea Dragon) olarak biliniyordu.
and launch extremely heavy payloads into space.
0:32ve uzaya son derece ağır yükler fırlatmayı amaçlıyordu.
cut costs: genel giderleri azaltmak
Burada cut costs, “roketleri üretmek ve fırlatmak için gereken para miktarını azaltmak” anlamına gelir. Cut mecazidir: fiziksel olarak kesmek değil, azaltmak demektir. Çoğul costs ismi, genel olarak giderleri veya birden fazla gider türünü ifade eder. Bu nedenle cut costs; iş dünyası, mühendislik ve bütçelemede kullanılan kısa ve yaygın bir kalıptır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “giderleri genel olarak azaltmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The company switched to LED lighting to ____.
Cevabı göster
cut costs
The idea for the Sea Dragon came from engineer Robert Truax
0:36Sea Dragon fikri, mühendis Robert Truax'tan geldi.
Truax envisioned a semi-reusable two-stage launch vehicle
0:41Truax, yarı yeniden kullanılabilir iki aşamalı bir fırlatma aracı hayal etmişti.
capable of delivering extreme payloads to the Moon and Mars. Dilbilgisi
0:45Ay'a ve Mars'a aşırı yükler taşıyabilecek.
capable of delivering: capable of + -ing yapısı
Capable of + -ing biçimi, bir kişinin veya şeyin bir eylemi gerçekleştirmek için gereken yeteneğe ya da özelliklere sahip olduğunu anlatır. Bu cümlede capable of delivering, launch vehicle ifadesini niteler ve aracın çok ağır yükleri Ay'a ve Mars'a taşıma kapasitesini belirtir. Buradaki deliver, bir şeyi bir kişiye elden vermek değil, bir hedefe taşımak anlamındadır. Of bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: capable of delivering. Capable to deliver standart yapı değildir.
Alıştırma
Cümleyi capable of ve ardından bir -ing biçimi kullanarak tamamlayın: This compact filter is ____ harmful particles from drinking water.
Cevabı göster
capable of removing
Sea Dragon's first stage consisted of a single engine Dilbilgisi
0:56Sea Dragon'un ilk aşaması tek bir motordan oluşuyordu.
rather than multiple smaller engines like the Saturn V.
0:59Satürn V gibi birden fazla küçük motor yerine.
consisted of ... rather than: gerçek bileşimi belirtme
Consisted of, bir bütünün nelerden meydana geldiğini gösterir: bütün bu ifadenin önünde, bileşeni ise arkasında yer alır. Burada the first stage bütündür ve a single engine onun gerçek bileşenidir. Rather than, kullanılmayan alternatifi, yani multiple smaller engines ifadesini tanıtır. X consisted of A rather than B kalıbı, gerçek bileşim ile dışlanan seçeneği kısa biçimde karşılaştırır. A ve B paralel olmalıdır; burada ikisi de isim öbeğidir.
Alıştırma
consist of ve rather than ifadelerini doğru biçimleriyle kullanın: The course ____ weekly projects ____ a final exam.
Cevabı göster
consists of · rather than
Instead of using: instead of + -ing biçimi
Instead of bir eylemin yapılmayıp yerine başka bir seçeneğin kullanıldığını gösterir. Burada karmaşık yakıt pompaları kullanılmaz; onların yerini sıvı azot tankları alır. Of bir edattır. Bu nedenle instead of’dan sonra bir eylem geliyorsa fiil genellikle -ing biçiminde kullanılır: instead of using denir, fiilin yalın biçimi use doğrudan kullanılmaz. Tekrar kullanılabilen kalıp instead of + isim, zamir veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Parantezdeki fiilin doğru biçimiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Instead of ____ disposable cups, the café washes reusable mugs. (use)
Cevabı göster
using
Taking away the complex and unreliable fuel pumps
1:11Karmaşık ve güvenilmez yakıt pompalarını kaldırmak
cheaper to build and easier to refurbish: paralel karşılaştırmalı ifadeler
Kalıp make + nesne + sıfat tümlecidir. Burada nesne the engine’dir ve make bu nesneyi iki paralel sonuca bağlar: cheaper to build ve easier to refurbish. Pompaların çıkarılması iki sonucu da doğurur. Her paralel ifade, karşılaştırmalı bir sıfat ve ardından ilgili eylemi belirten to mastarından oluşur: cheaper to build, insanların onu daha düşük maliyetle üretmesi; easier to refurbish ise insanların onu daha az zorlukla yenilemesi demektir. İki ifadede de motor, insanların ürettiği veya yenilediği şeydir; bu eylemleri yapan motor değildir.
Alıştırma
Hangi cümle make + nesne yapısından sonra iki paralel karşılaştırmalı sıfat + to mastarı ifadesini doğru kullanır?
- The redesign makes the chair cheaper to produce and easier to repair.
- The redesign makes the chair more cheaply to produce and more easily to repair.
- The redesign makes the chair cheaper producing and easier repairing.
Cevabı göster
The redesign makes the chair cheaper to produce and easier to repair.
Since both stages of the rocket were designed to be refurbished and reused,
1:18Roketin her iki aşaması da yenilenip yeniden kullanılacak şekilde tasarlandığından,
they had to be recovered carefully after each launch.
1:23her fırlatmadan sonra dikkatlice kurtarılmaları gerekiyordu.
Once the rocket launched and reached an altitude of about 38 km,
1:26Roket fırlatılıp yaklaşık 38 km yüksekliğe ulaştığında,
cut out: bir motor çalışmayı durdurduğunda
Burada cut out, “çalışmayı durdurmak” anlamına gelir. Birinci aşama motoru ayrılmadan önce itiş üretmeyi durdurur; kesilip çıkarılmasından ya da sökülmesinden söz edilmez. Makinelerle ilgili bu kullanımda cut out geçişsizdir: The engine cut out. örneğinde olduğu gibi makine öznedir. Bağlamdaki olay sırası, durmanın beklenmedik bir arıza mı yoksa buradaki gibi planlı bir kapanma mı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, makine anlamındaki cut out ile tamamlayın: During the flight test, the engine suddenly ____, and the aircraft lost power.
Cevabı göster
cut out
It would continue to fall back to Earth using an inflatable flare.
1:35Şişirilebilir bir etek kullanarak Dünya'ya geri dönmeye devam edecekti.
and orient it in a way that wouldn't damage the engine once it hit the ocean.
1:41ve okyanusa çarptığında motora zarar vermeyecek şekilde yönlendirecekti.
slow the stage down: ayrılabilen slow ... down yapısı
Slow the stage down, “aşamanın daha yavaş hareket etmesini sağlamak” anlamına gelir. Slow fiildir, the stage nesnedir ve down parçacıktır. Bu öbek fiil ayrılabilir. Nesne bir isim olduğunda hem slow the stage down hem de slow down the stage kullanılabilir. Nesne bir zamirse onu fiil ile parçacığın arasına koyun: slow it down doğrudur, slow down it değildir.
Alıştırma
slow ... down yapısını it zamiriyle kullanın: The steep ramp made the cart move too fast, so the brake had to ____.
Cevabı göster
slow it down
The second stage would follow a similar path back to Earth
1:46İkinci aşama, yükü yörüngeye teslim ettikten sonra
Given the sheer size of the Sea Dragon, Kalıp ifadeler
1:52Sea Dragon'un devasa boyutu göz önüne alındığında,
it would have been far too big to build and transport on land. Dilbilgisi
1:54karada inşa edilip taşınması için çok büyük olurdu.
Given the sheer size of: bir gerçeği sonucun dayanağı yapma
Given + isim öbeği, “bu gerçek hesaba katıldığında” anlamına gelir. Kabul edilen bir durumu ana cümleden önce verir ve bu durumu sonucun dayanağı yapar. Burada sheer, size sözcüğünü güçlendirir: yalnızca boyutun kendisi bile çarpıcı derecede büyüktür. Bu yüzden Given the sheer size of, devasa boyutun ardından gelen yargıyı açıklamaya tek başına yettiğini gösterir.
Alıştırma
Son derece büyük boyutun hesaba katıldığını belirten beş sözcüklük girişle cümleyi tamamlayın: ____ the hall, we installed two large screens.
Cevabı göster
Given the sheer size of
far too big to: bir eylem için sınırın çok ötesinde
Too + sıfat + to + fiil, bir niteliğin eyleme izin veren sınırı aştığını belirtir. Too big to build and transport ifadesinde boyut, inşa ve taşıma eylemlerini uygulanamaz veya imkânsız hâle getirir. Far, too sözcüğünü güçlendirir: boyut sınırı yalnızca biraz değil, büyük ölçüde aşar. Bu nedenle far too big to olumsuz bir sonuç içerir; yalnızca very big anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, çantanın boyutunun dolaba sığma sınırının çok ötesinde olduğunu anlatır?
- The bag is very big, and it fits in the locker.
- The bag is big enough to fit in the locker.
- The bag is far too big to fit in the locker.
Cevabı göster
The bag is far too big to fit in the locker.
The incredible amount of sound generated during liftoff
1:58Kalkış sırasında oluşan inanılmaz miktardaki ses,
would have created shock waves strong enough to damage the launch pad and the rocket itself. Dilbilgisi
2:01fırlatma rampasına ve roketin kendisine zarar verecek kadar güçlü şok dalgaları yaratırdı.
strong enough to damage: sıfat + enough + to mastarı
Strong enough to damage, şok dalgalarının hasara yol açmak için gereken güç düzeyine ulaşacağı anlamına gelir. Strong dalgaları tanımlar, to damage ise bu güç derecesinin olası sonucunu belirtir. Tekrar kullanılabilecek yapı sıfat + enough + to + fiilin yalın hâlidir. Enough sıfattan sonra gelir: strong enough to damage denir, enough strong to damage denmez.
Alıştırma
Cümleyi strong ve enough kelimeleriyle tamamlayın: The safety rope is ____ to hold two climbers.
Cevabı göster
strong enough
the rocket would need to be built and launched at sea.
2:08roketin denizde inşa edilmesi ve fırlatılması gerekecekti.
In order to overcome: amaç belirtme
In order to overcome, ardından gelen eylemin amacını belirtir. Roketi denizde inşa edip fırlatma eylemi, sorunlarla başarılı bir şekilde başa çıkmanın bir yolu olarak sunulur. Overcome, to sonrasında kullanılan fiilin yalın hâlidir ve bir sorun veya engelle başarılı biçimde başa çıkmak anlamına gelir. Tekrar kullanılabilecek yapı in order to + fiilin yalın hâlidir. Sonuç olarak ne olduğunu değil, Hangi amaçla? sorusunun yanıtını verir.
Alıştırma
Cümleyi in order to ve overcome ile tamamlayın: ____ the language barrier, Maya practiced speaking every day.
Cevabı göster
In order to overcome
six tanks near the base of the rocket would fill with water
2:18roketin tabanına yakın altı tank suyla dolacak
Although sea-launched rockets had already been used during the Second World War, Dilbilgisi
2:24Denizden fırlatılan roketler İkinci Dünya Savaşı sırasında zaten kullanılmış olsa da,
the technology had never been tested on such an enormous scale. Kalıp ifadeler
2:28teknoloji hiçbir zaman bu kadar devasa bir ölçekte test edilmemişti.
Although ... had already been used ... had never been tested yapısı
Although bir ödünleme ilişkisi kurar: önce daha önceki bir olguyu kabul eder, ardından ana cümle bununla çelişen bir sınırı ortaya koyar. Savaş döneminde daha önce kullanılmış olması, teknolojinin söz konusu çok daha büyük ölçekte kanıtlandığı anlamına gelmez. Had already been used ve had never been tested ifadelerinin ikisi de past perfect passive yapısındadır: had + been + past participle. Geçmişteki başka bir noktadan daha önceye bakarlar; edilgen yapı ise odağı kullanan veya test eden kişilerden çok roketlere ya da teknolojiye verir.
Alıştırma
Cümleyi Although ile ve already ile never içeren use ve test fiillerinin past perfect passive biçimleriyle tamamlayın: ____ similar devices ____ in earlier missions, this design ____ under extreme pressure.
Cevabı göster
Although · had already been used · had never been tested
on such an enormous scale: bu kadar büyük ölçekte
On such an enormous scale, 'bunun kadar büyük bir boyutta veya düzeyde' anlamına gelir. Burada scale, tartı aleti ya da ölçüm çizgileri değil; bir etkinlik, proje veya testin kapsamı ve büyüklüğüdür. Kalıp on + such + a/an + adjective + singular countable noun biçimindedir. On such an enormous scale ifadesinde enormous bir ünlü sesiyle başladığı için an kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, daha önce hiçbir projenin bu kadar büyük bir boyutta gerçekleştirilmediğini doğal biçimde ifade eder?
- No previous project had been carried out on such an enormous scale.
- No previous project had been carried out on such enormous a scale.
- No previous project had been carried out in such an enormous scale.
Cevabı göster
No previous project had been carried out on such an enormous scale.
engineers modified a rocket from the US Navy nicknamed Seahorse.
2:35mühendisler ABD Donanması'nın Seahorse takma adlı bir roketini değiştirdiler.
fired the rocket's engine: roket motorunu ateşlemek
Fire fiilinin nesnesi engine olduğunda, motoru ateşlemek ve çalıştırmak anlamına gelir. Burada mühendisler roket motorunu test amacıyla ateşliyor; anlamı ateş etmek ya da birini işten çıkarmak değildir. Bu kullanım motorlar, roketler ve yanmayla çalışan diğer makineler hakkındaki teknik bağlamlarda yaygındır. Motoru yanma yoluyla çalıştırmaya odaklanır.
Alıştırma
Bu cümlede “fired the rocket's engine” ne anlama geliyor?
- motoru çalıştırdı ve işletti
- motora bir silahla ateş etti
- motoru işten çıkardı
Cevabı göster
motoru çalıştırdı ve işletti
and the sea dampened the shock waves substantially.
2:52ve denizin şok dalgalarını önemli ölçüde sönümlediğini buldular.
once submerged, — kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi
Once submerged, “motor suya batırıldığında” veya “su altına alındıktan sonra” anlamına gelen kısaltılmış bir zaman ya da koşul yan cümlesidir. Submerged bir past participle'dır ve edilgen anlam taşır; yani motor eylemi gerçekleştirmez, eylem motora uygulanır. Motor kendi kendine dalmıyordur. Başta kullanıldığında bu yan cümle, ana sonuç için başlangıç noktasını belirler: bu koşula ulaşıldıktan sonra motor kusursuz şekilde çalışmaya devam eder. Bu kısaltılmış yapı özlüdür, çünkü yan cümledeki varsayılan özne ana cümlenin öznesiyle aynıdır.
Alıştırma
“Filtre değiştirildikten sonra” anlamını vermek için kısaltılmış yan cümleyi doğru kullanan cümle hangisidir?
- Once replaced, the filter worked normally.
- After replacing it, the filter worked normally.
- Once it replaced, the filter worked normally.
Cevabı göster
Once replaced, the filter worked normally.
opened the door for: bir olasılık yaratmak
Bu cümlede opened the door for mecazi anlamdadır. Başarılı test, Sea Dragon'ın gerçeğe dönüşmesini daha olası kılan koşulları oluşturmuştur; gerçek bir kapı açılmamıştır. Kalıp open the door for + isim ya da open the door for + isim + to-infinitive şeklinde olabilir; for the Sea Dragon to become ikinci yapıya örnektir. Özne çoğu zaman sonraki fırsatı yaratan bir olay, karar veya keşiftir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The successful pilot program ____ smaller schools to join.
Cevabı göster
opened the door for
Sea Dragon failed to leave the drawing boards. Deyimler
3:03Sea Dragon çizim masalarından çıkmayı başaramadı.
failed to leave the drawing boards: yalnızca tasarım olarak kalmak
failed to leave the drawing boards ifadesinde leave mecazi anlamdadır. Roket tasarımı planlamadan gerçek yapım aşamasına hiç geçmedi; failed to, beklenen bir adımın gerçekleşmediğini gösterir. Daha genel olarak leave the drawing board, tasarımdan uygulamaya geçmek demektir. fail to leave veya never leave gibi olumsuz biçimler, bir planın, ürünün ya da projenin yalnızca fikir olarak kaldığını belirtir.
Alıştırma
'The medical device failed to leave the drawing board,' cümlesinde ne oldu?
- Üretildi ancak yeniden tasarlanması gerekti.
- Tasarım olarak kaldı ve hiç üretilmedi.
- Testlerden sonra başarıyla piyasaya sürüldü.
Cevabı göster
Tasarım olarak kaldı ve hiç üretilmedi.
came to a close: sona ermek
“came to a close” ifadesinde close, “son” anlamına gelen bir isimdir. İfadenin tamamı bir dönemin, etkinliğin veya faaliyetin bittiğini ya da son aşamasına geldiğini anlatır. Burada zaman geçişini gösterir: anlatı 1960'lardan daha sonra olanlara geçer. Geçmiş zaman biçimi came, artık sona ermiş tarihsel döneme uygundur.
Alıştırma
Hangi cümle konferansın saat altıda sona erdiğini söylüyor?
- The conference came close to ending at six.
- The conference hall was close to the station.
- The conference came to a close at six.
Cevabı göster
The conference came to a close at six.
as the United States went to war with Vietnam.
3:10çünkü Amerika Birleşik Devletleri Vietnam ile savaşa girdi.
budget was slashed: bütçe büyük ölçüde azaltıldı
Burada slashed, “büyük miktarda azaltıldı” anlamına gelir. Para, iş sayısı, fiyat, finansman ve başka miktarlarla yaygın olarak kullanılan mecazlı bir anlamdır; fiziksel bir kesme kastedilmez. Budget was slashed edilgen yapıdadır: azaltmadan bütçe etkilenir, ancak kararı veren kişi veya kurum belirtilmez. Böylece odak, ciddi azaltmanın ve etkisinin üzerinde kalır.
Alıştırma
Hangi cümle büyük bir azaltmayı en güçlü biçimde bildiriyor?
- The council slashed funding for the program.
- The council reviewed funding for the program.
- The council reduced funding for the program slightly.
Cevabı göster
The council slashed funding for the program.
NASA's annual budget peaked at $5.9 billion. Kalıp ifadeler
3:15NASA'nın yıllık bütçesi 5,9 milyar dolarla zirveye ulaştı.
At the height of: en başarılı veya en yoğun aşama
At the height of + isim öbeği, bir dönemin, durumun veya kişinin kariyerinin en güçlü, yoğun, başarılı ya da şiddetli olduğu noktayı ifade eder. Bu cümlede NASA'nın bütçesini on yılın doruk noktasına yerleştirir; height burada mecazidir, fiziksel yükseklik değildir. Bu yapıyla önce zirve aşamasını çerçeveleyip sonra o sırada neyin geçerli olduğunu veya ne yaşandığını söyleyebilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümlede at the height of, «en başarılı veya en yoğun aşamada» anlamında kullanılmıştır?
- At the height of her career, the scientist led three major projects.
- At the height of the shelf, the scientist stored three books.
- In the height of her career, the scientist led three major projects.
Cevabı göster
At the height of her career, the scientist led three major projects.
Peaked at + en yüksek değer
Peaked at, ölçülebilir bir miktarın ulaştığı en yüksek değeri belirtir. Bu cümlede NASA'nın yıllık bütçesi en fazla 5,9 milyar dolara çıkmıştır; at doğrudan değerin kendisini gösterir. Yaygın yapı subject + peak + at + number or level şeklindedir: Sales peaked at 10,000 units. Peak fiili zaten «en yüksek noktaya ulaşmak» anlamına geldiğinden peaked at yalnızca «şu değerde ölçüldü» demek değildir.
Alıştırma
Ulaşılan en yüksek değeri gösteren iki kelimelik İngilizce fiil öbeğiyle cümleyi tamamlayın: Website traffic ____ 50,000 visits in one day.
Cevabı göster
peaked at
was reduced by 37%: reduce by + yüzde
reduce by + miktar veya yüzde yapısında by, değişimin büyüklüğünü belirtir. Burada was reduced by 37%, yeni bütçenin eski bütçeden %37 daha az olduğu anlamına gelir. Bu ifade, son bütçenin eski bütçenin %37'si olduğunu söylemez. Eski bütçe 100 olsaydı, %37'lik azalmadan sonra 63 kalırdı.
Alıştırma
The monthly fee was reduced by 25%. cümlesi ne anlama gelir?
- Ücret, ilk miktarın dörtte biri kadar azaldı.
- Ücret artık ilk miktarın %25'idir.
- Ücret sıfıra düştü.
Cevabı göster
Ücret, ilk miktarın dörtte biri kadar azaldı.
These cuts ended many of NASA's experimental research programs
3:24Bu kesintiler NASA'nın deneysel araştırma programlarının çoğunu
the sheer size of the rocket's design contributed Kalıp ifadeler
3:31roketin tasarımının devasa boyutu,
contributed to the downfall of: başarısızlıktaki etkenlerden biri olmak
contribute to + isim yapısında to bir edattır; contribute ise bir sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olmak veya o sonucun etkenlerinden biri olmak demektir. Contributed to the downfall of Sea Dragon, roketin devasa tasarımının projenin başarısızlığına veya çöküşüne yol açan etkenlerden biri olduğunu anlatır. Bu ifade, tasarımın boyutunu tek neden olarak göstermez. Onu, projenin neden başarısız olduğuna ilişkin daha geniş açıklamanın içindeki bir etken olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle kötü planlamanın şirketin çöküşündeki etkenlerden biri olduğunu, ancak doğrudan veya tek neden olduğunu iddia etmeden anlatır?
- Poor planning caused the downfall of the company.
- Poor planning had nothing to do with the downfall of the company.
- Poor planning contributed to the downfall of the company.
Cevabı göster
Poor planning contributed to the downfall of the company.
much larger and more powerful than anything else that had come before.
3:41bir rokete sahip olmanın faydalarını görüyordu.
reaping the benefits of: önceki çabanın sonuçlarını almak
Reaping the benefits of something, daha önceki bir çabanın, yatırımın veya avantajın iyi sonuçlarından yararlanmaya başlamak demektir. Burada NASA, Saturn V'nin geliştirilmesinin sonuçlarından yararlanıyor; reaping gerçek anlamda tarım ürünü hasat etmek değildir, hasatla ilgili bir benzetmedir. Bu ifade, elde edilen faydaların daha önce yapılmış çalışmadan doğduğunu gösterir. Geçmişteki bir seçimin veya yatırımın neden iyi sonuç verdiğini açıklarken kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: After years of careful research, the team is ____ its investment in the new medicine.
Cevabı göster
reaping the benefits of
Although Sea Dragon would have opened the door for even larger payloads,
3:46Sea Dragon daha da büyük yüklerin kapısını açacak olsa da,
NASA couldn't justify the cost Kalıp ifadeler
3:50NASA, Sea Dragon'u işlevsel hale getirmek için gereken
justify the cost of: bir harcamanın değerini göstermek
To justify the cost of something, bir şeyin fiyatının veya masrafının; beklenen faydalar, gereklilik ya da sonuçlar düşünüldüğünde makul olduğunu göstermek demektir. Bu cümlede mesele bahane bulmak değil, NASA'nın Sea Dragon'u geliştirmek için para harcamaya ikna edici bir neden sunup sunamayacağıdır. Justify + the cost of + isim, para harcama kararına odaklanır. Haklı çıkarılması gereken şey cost'tur; kanıtlar ise genellikle değer, gereklilik veya başarı olasılığına dayanır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: Before buying the expensive equipment, the manager had to ____ the cost of the purchase.
Cevabı göster
justify the cost of
there were also concerns with combustion instability
3:58yanma istikrarsızlığı ile ilgili endişeler de vardı
Değerlendirme çerçevesi olarak From a technical standpoint
From a technical standpoint, “bu durum teknik açıdan değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Dinleyiciye, sonraki iddianın ne tür kanıtlara veya kaygılara dayandığını gösterir. Burada konu maliyetten bir mühendislik riskine, yani yanma kararsızlığına geçer. From a/an ... standpoint kalıbı, değerlendirme açısını belirterek veya değiştirerek bilgiyi düzenler. Cümlenin başında kullanıldığında genellikle ana cümleden virgülle ayrılır.
Alıştırma
Güvenlik açısını belirtmek için cümleyi From a/an ... standpoint kalıbıyla tamamlayın: ____, the new route needs better lighting.
Cevabı göster
From a safety standpoint
Sea Dragon would have generated more than 79 million pounds of thrust at liftoff,
4:03Sea Dragon fırlatma anında 79 milyon pounddan fazla itme gücü üretecekti,
which had its own combustion instability problems.
4:11ki onun da kendi yanma istikrarsızlığı sorunları vardı.
Sayılamayan bir ölçü için '10 times the amount of'
10 times the amount of ifadesi katlara dayalı bir karşılaştırma yapar. Buradaki miktar itiş gücüdür ve karşılaştırma hedefi Saturn V'tir; tekrarlanan amount of thrust düşüncesi açıkça söylenmemiştir. İfade, Sea Dragon'ın Saturn V'in yaklaşık on katı itiş gücü üreteceğini belirtir. Ten times, “%10 daha fazla” demek değildir. amount, itiş gücü, yakıt veya güç gibi sayılamaz kabul edilen miktarlar için kullanılır. Açık ve yeniden kullanılabilir bir yapı “çarpan + times + the amount of + sayılamayan isim” biçimindedir ve ardından çoğu zaman karşılaştırmayı belirten bir yan cümle gelir: three times the amount of fuel that the old model uses. Ten times as much thrust as da yaygın bir yapıdır.
Alıştırma
Hangi cümle sayılamayan bir ölçümü doğru biçimde karşılaştırıyor?
- The new engine produces three times the number of thrust that the old engine does.
- The new engine has three times the amount of nozzles that the old engine has.
- The new engine produces three times the amount of thrust that the old engine does.
Cevabı göster
The new engine produces three times the amount of thrust that the old engine does.
Either way: ortak sonuca götüren söylem belirteci
Either way az önce sözü edilen olasılıkları kapatır ve hangi açıklama doğru olursa olsun geçerli kalan bir sonuç sunar. Burada konuşan kişi, Sea Dragon'ın tarihteki yerini değerlendirmeden önce kesin nedeni belirlemek zorunda değildir. Cümlenin başında bir söylem belirteci olarak çalışır: A olasılığı doğru olabilir ya da B olasılığı doğru olabilir; her iki durumda da ardından aynı nokta gelir. Birinden iki seçenek arasında tercih yapmasını istemez.
Alıştırma
Her iki olasılıkta da sonraki eylemin aynı olduğunu belirten iki sözcüklü söylem belirteciyle cümleyi tamamlayın: The delay may be caused by weather or by repairs. ____, we still need to call the passengers.
Cevabı göster
Either way
go down in history as: tarihin hatırladığı niteleme
Bu cümlede go down in history as, gelecekte belirli bir kimlik veya değerlendirmeyle hatırlanmak anlamına gelir. Konuşan kişi, hiç inşa edilmemiş Sea Dragon'ın yine de gerçekleşmesine ramak kalan en çılgın roket fikirlerinden biri olarak hatırlanacağını öngörür. Buradaki go down, aşağı doğru hareket etmek veya yenilmek anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + go down in history as + isim öbeğidir. Zaman ve özne uyumuna göre go, goes, went veya will go biçimini alır. Bu ifade çoğu zaman basit bir güncel betimlemeden ziyade kalıcı bir toplumsal değerlendirme sunar.
Alıştırma
Belirtilen rolle tarih tarafından hatırlanmak anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The scientist may ____ the person who made clean water affordable.
Cevabı göster
go down in history as
SpaceX's Starship rocket is the closest thing we have Kalıp ifadeler
4:24SpaceX'in Starship roketi sahip olduğumuz en yakın şeydir
the closest thing we have to X ifadesi
“The closest thing we have to X”, şu anda mevcut olan kişiler, nesneler veya deneyimler arasında X’e en çok benzeyeni ifade eder; ancak bunun gerçekten X olduğu anlamına gelmez. Burada Starship, Sea Dragon konseptiyle şu anda yapılabilecek en iyi karşılaştırma olarak sunuluyor. Closest fiziksel mesafeyi değil, benzerlik derecesini anlatır ve önemli farklılıkların bulunabileceğini kabul eder.
Alıştırma
Hangi cümle, simülatörün gerçek bir uçuş olmadığını ancak mevcut en benzer deneyim olduğunu anlatır?
- The simulator is the same thing as a real flight.
- The simulator is the closest building we have to a real flight.
- The simulator is the closest thing we have to a real flight.
Cevabı göster
The simulator is the closest thing we have to a real flight.
and produce 16 million pounds of thrust.
4:33ve 16 milyon poundluk itme gücü üretecek şekilde tasarlandı.
what became of the incredibly ambitious Sea Dragon, Deyimler
4:38akıbetinin ne olduğunu asla görememiş olsak da,
what became of ifadesi
“What became of X”, “X’in başına daha sonra ne geldi” veya “X’in nihai akıbeti ne oldu” anlamına gelir. Buradaki become of deyimsel bir kullanımdır; yaygın become + isim/sıfat yapısı değildir. Cümlede what became of the incredibly ambitious Sea Dragon yan cümlesinin tamamı, insanların hiçbir zaman göremediği şeyi belirtir. Sea Dragon konseptinin sonraki sonucunu sorar; hangi malzemeden yapıldığını veya hangi kimliğe ya da biçime dönüştüğünü sormaz.
Alıştırma
Hangi cümle terk edilmiş araştırma projesinin sonraki akıbetini soruyor?
- Nobody knew what the abandoned research project became.
- Nobody knew what became of the abandoned research project.
- Nobody knew what happened during the abandoned research project.
Cevabı göster
Nobody knew what became of the abandoned research project.
we can look forward to the exciting future Öbek fiiller
4:41uzay uçuşu dünyasını bekleyen heyecan verici geleceği
look forward to + isim veya -ing biçimi
Bu cümlede look forward to, gelecekte olacak bir şey için sevinç ve heyecan duymak anlamına gelir. Konuşmacı, uzay uçuşlarının geleceğini olumlu biçimde beklenebilecek bir şey olarak sunar. Buradaki to, mastar işareti değil, bir edattır. Ardından the exciting future ad öbeği gelir. Sonrasında bir eylem varsa -ing biçimi kullanılır: look forward to seeing it; look forward to see it denmez.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın. Geniş zaman kullanın: I ____ meeting our new coach tomorrow.
Cevabı göster
look forward to