Peppa Pig Eski Bebeklik Fotoğraflarına Bakıyor 🐷 Peppa Pig Resmi Kanalı | Aile ve Çocuk Çizgi Filmleri: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa ile Suzy bebeklik fotoğraflarına bakarken Anne ve Baba Pig taşındıkları günü, çocukların büyümesini ve Peppa’nın çamurlu su birikintilerini keşfetmesini anlatır. Böylece bu oyunun Peppa için geçmişten bugüne süren bir sevgi olduğu anlaşılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Who do you think it is? — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: do you think ifadesinin sorunun içine girdiği, ancak it is bölümünün düz cümle dizilişini koruduğu iç içe soru yapısını anlamak. Bu sayede birinin tahminini doğal biçimde sorabilir ve Who do you think is it? şeklindeki yaygın sıralama hatasından kaçınabilirsiniz. 2. put some pictures up. / put up a shelf. — Phrasal Verb’ler: put up ifadesinin burada bir şeyi asmak veya monte etmek anlamına geldiğini fark etmek. Örnekler, kısa bir isim nesnesinin put ile up arasına ya da phrasal verb’ün tamamından sonra gelebileceğini göstererek iki nesne konumunu da doğru kullanmanızı sağlar. 3. has always loved jumping — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Present perfect yapısını always ile, love fiilini de -ing biçimiyle kullanarak geçmişten bugüne sevilen bir etkinliği anlatmak. Bu yapı, kalıcı bir tercihi veya karakter özelliğini kısa ve net biçimde özetlemeye de yarar.
Bu derste
The Olden Days: çok uzun zaman önce demenin hikâye havasındaki yolu
The olden days, çok uzun zaman önceki belirsiz bir dönemi anlatır; birinin çocuk olduğu yılları da ifade edebilir. Bu başlıkta belirli tarihler göstermek yerine çocukluk anılarını konuya hazırlar. Bu ifade sıcak, hikâye anlatır gibi veya nostaljik bir hava taşır. the olden days ifadesini tek bir zaman kalıbı olarak anlayın; kelime kelime yaşlanmış günler şeklinde yorumlamayın.
Alıştırma
The Olden Days başlığında vurgulanan ifade en doğal olarak neyi çağrıştırır?
- Yakın gelecekteki bir zaman
- Eskimiş birkaç belirli tarih
- Hikâye veya nostalji havası taşıyan belirsiz ve uzak bir dönem
Cevabı göster
Hikâye veya nostalji havası taşıyan belirsiz ve uzak bir dönem
Suzy Sheep has come to play at Peppa's house. Kalıp ifadeler
0:03Suzy Koyun, Peppa'nın evine oynamaya geldi.
come to play: amacı belirtmek için to + fiil kullanımı
come to play ifadesinde come ziyareti, to play ise ziyaretin amacını anlatır: Suzy, oynamak için Peppa'nın evine geldi. Odak yalnızca hareket etmek değil, neden geldiğini de belirtmektir. Kullanılabilen genel yapı come + to + fiilin yalın hâlidir: come to visit, come to help veya come to see someone. to ile kurulan mastar, “Kişi ne yapmak için geldi?” sorusunu yanıtlar.
Alıştırma
Cümleyi “oynamak için ziyarete gelmiş” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: Ava has ____ at Ben's house.
Cevabı göster
come to play
I've got something to show you: gösterecek bir şeyi doğal biçimde tanıtmak
I've got something to show you, “Sana göstermek istediğim bir şey var” anlamına gelen doğal bir konuşma başlangıcıdır. Konuşanın birazdan bir şeyi göstereceğini veya tanıtacağını belirtir. Burada I've got, “sahibim” veya “var” anlamındadır. something to show you içindeki to show you mastar ifadesi something sözcüğünün amacını açıklar: bu, konuşanın karşısındaki kişiye göstermeyi planladığı şeydir.
Alıştırma
Bir fotoğraf göstermek üzeresiniz. Karşıdaki kişinin bakmasını istediğiniz bir şey olduğunu hangi cümle doğal biçimde bildirir?
- I've got something to show you.
- I've got something to ask you.
- I've got something to tell you.
Cevabı göster
I've got something to show you.
Who do you think it is? cümlesindeki kelime sırası
Who do you think it is?, dinleyenden bir kişinin kim olduğunu tahmin etmesini veya belirlemesini ister. do you think ifadesi “sence” veya “senin fikrine göre” anlamını ekler. do you think ifadesinden sonra gelen iç cümle, düz cümle sırasını korur: it is kullanılır, is it kullanılmaz. Ana soru zaten you sözcüğünden önce do kullandığı için sonda özne ve fiil tekrar ters çevrilmez.
Alıştırma
Bulanık bir fotoğrafta birini görüyorsunuz ve arkadaşınızdan kim olduğunu tahmin etmesini istiyorsunuz. Hangi sorunun kelime sırası doğrudur?
- Who you think it is?
- Who do you think it is?
- Who do you think is it?
Cevabı göster
Who do you think it is?
when I was a baby: geçmişteki zaman bağlamını belirtmek
Burada when I was a baby, eski fotoğrafın zaman bağlamını verir. Fotoğrafın, konuşan kişinin bebek olduğu dönemden kaldığını anlatır. When zaman bilgisini bağlar; soru sormaz. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı when + özne + geçmiş zamanlı fiildir. Örneğin when I was little ve when I was at school denebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede when soru sormak yerine geçmişteki zaman bağlamını vermek için kullanılmıştır?
- Was I a baby in this photo?
- This photo was taken when I was a baby.
- When was this photo taken?
Cevabı göster
This photo was taken when I was a baby.
Don't be silly: şakacı karşı çıkış veya hafif düzeltme
Burada Don't be silly, Suzy'nin fikrini açıkça mantıksız bularak samimi bir dille reddeder. Bu şakacı konuşmada “Yok artık, bu doğru olamaz” demeye yakındır. Suzy'nin kendisinin aptal olduğu anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
İyi tanımadığınız bir öğretmenle resmî bir toplantıdasınız. Don't be silly, karşı çıkmanın güvenli ve saygılı bir yolu mudur?
- Evet, resmî ortamlarda güvenli bir seçimdir.
- Hayır, küçümseyici veya saygısız gelebilir.
Cevabı göster
Hayır, küçümseyici veya saygısız gelebilir.
I wasn't ... you were: be ile kısa cevaplar
“I wasn't”, “I wasn't a baby” anlamına; “you were” ise “you were a baby” anlamına gelir. İki konuşmacı da eksik bırakılan kısmı bildiği için aynı tamamlayıcı tekrar edilmez. Kısa bir cevapta veya düzeltmede, aynı be biçimini koruyup özneye uygun hâle getirin: I ile was/wasn't, you ile were/weren't kullanılır. Buradaki“Yes, you were”, diğer kişinin inkârına doğrudan karşı çıkar.
Alıştırma
Önce be fiilinin kısaltılmış olumsuz biçimini, ardından olumlu biçimini kullanın: You were tired. — No, I ____. — Yes, you ____.
Cevabı göster
wasn't · were
working on the computer: cihaz kullanımını gösteren on
“working on the computer” ifadesinde on, bilgisayarın işi yapmak için kullanılan araç olduğunu gösterir. Kişinin fiziksel olarak bilgisayarın üstünde olduğu anlamına gelmez. Bu on kullanımı, on the phone veya on a tablet ifadelerinde olduğu gibi genellikle “bir cihazı ya da platformu kullanarak veya onun üzerinden” anlamına gelir.
Alıştırma
Yalnızca kişinin bilgisayarın önündeki konumunu değil, bilgisayarı kullanmasını vurgulayan cümleyi seçin.
- Leah is working at the computer.
- Leah is working on the computer.
- Leah is working above the computer.
Cevabı göster
Leah is working on the computer.
talking nonsense: aptalca veya mantıksız şeyler söylemek
To talk nonsense, aptalca, gerçek dışı veya mantıksız şeyler söylemek demektir. Bu cümlede konuşan kişi Suzy'nin iddiasını saçma buluyor; yalnızca sözlerinin anlaşılmasının zor olduğunu söylemiyor. Yapı talk + nonsense şeklindedir. Stop talking nonsense. gibi emir cümlelerinde de kullanılabilir.
Alıştırma
“Suzy is talking nonsense,” cümlesinde talking nonsense ne anlama gelir?
- Çok sessiz konuşmak.
- Dikkatli bir açıklama yapmak.
- Aptalca veya mantıksız şeyler söylemek.
Cevabı göster
Aptalca veya mantıksız şeyler söylemek.
Well, you were: Well ile düzeltmeyi yumuşatmak
Well burada bir söylem belirleyicisidir. Konuşana, Peppa'yı düzeltmeden önce yanıtı yumuşatmak için kısa bir an kazandırır; “iyi” anlamına gelmez ve aynı fikirde olunduğunu göstermez. You were eksiltili bir yanıttır: were, be fiilinin geçmiş zaman biçimini tekrarlar; anlam zaten açık olduğu için a baby tamamlayıcısı söylenmez. Well, you were birlikte, “Actually, you were.” anlamında nazik ama kesin bir düzeltme oluşturur.
Alıştırma
“Well, you were, Peppa” cümlesinde Well kelimesinin temel işlevi nedir?
- Peppa'nın iddiasına tamamen katıldığını gösterir.
- Peppa'nın sağlıklı olduğunu söyler.
- Bir düzeltmeden önce yanıtı yumuşatır.
Cevabı göster
Bir düzeltmeden önce yanıtı yumuşatır.
Look, here are some photos on the computer. Dilbilgisi
1:01Bak, burada bilgisayarda bazı fotoğraflar var.
here are some photos: çoğul şeyleri gösterip sunmak
Here are some photos, birkaç fotoğrafı başka birine gösterip sunar. Here yalnızca bir yeri belirtmez; kalıbın tamamı dikkati gösterilen şeylere çeker ve “Bak, fotoğraflar bunlar” anlamına yaklaşır. some photos gibi çoğul bir isimden önce here are kullanılır. Tek bir şey için here is kullanılır: Here is a photo.
Alıştırma
Here is veya Here are ile tamamlayın: ____ the keys you asked for.
Cevabı göster
Here are
as a baby: gerçek bir kimlik veya yaşam evresi
that's you as a baby cümlesindeki as a baby, fotoğraftaki kişinin gerçek kimliğini veya yaşam evresini belirtir: Peppa o sırada gerçekten bir bebekti. “Sen bebekken” şeklinde anlaşılabilir. Aynı yapı as a child, as a student veya as a beginner örneklerinde olduğu gibi başka gerçek dönemleri ya da rolleri de belirtebilir. Burada as, “benzer” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, fotoğraf çekildiğinde Maya'nın gerçekten bir bebek olduğunu anlatır?
- This is Maya as a baby.
- This is Maya with a baby.
- This is Maya like a baby.
Cevabı göster
This is Maya as a baby.
sounds like they're having fun: sound like + yan cümle
Bu cümlede sounds like, konuşanın duyduğu seslerin belirli bir izlenim verdiğini anlatır. Konuşan birini duyar ve o kişinin eğlendiği sonucuna varır. Yapı özne + sound/sounds like + yan cümledir. Burada they're having fun tam bir yan cümledir; like çıkarım yapılan durumu getirir ve hoşlanmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Üst kattan müzik ve kahkaha sesleri duyuyorsunuz. sound like ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: It ____ they're having a party.
Cevabı göster
sounds like
was taken: fotoğraf için geçmiş zaman edilgen yapı
Fotoğraf bağlamında take, fotoğraf çekmek anlamına gelir; bu yüzden was taken, çekildi veya fotoğrafı çekildi demektir. Bu, geçmiş zaman edilgen yapısıdır: was + geçmiş zaman ortacı taken. Edilgen yapı odağı fotoğrafta ve fotoğrafın çekildiği zamanda tutar. Fotoğrafı çeken kişi bilinmiyor, önemli değil ya da yalnızca belirtilmiyor olabilir; burada taken, götürüldü anlamına gelmez.
Alıştırma
Fotoğraf açıklamasını take fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: This picture ____ in 2010.
Cevabı göster
was taken
Açıklama istemek için What do you mean?
What do you mean? birinden az önce söylediği şeyi açıklamasını istemek için kullanılan kalıplaşmış bir sorudur. Bu cümlede konuşan kişi önceki sözü anlamaz ve açıklama ister. Buradaki mean, “belirli bir anlama gelmek” anlamındaki fiildir. Birini kaba ya da kötü kalpli olarak tanımlayabilen mean sıfatı değildir.
Alıştırma
Açıklama sorusunu dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: ____? I don't understand your last comment.
Cevabı göster
What do you mean
Geçmiş zaman bağlamı için When you were little
When you were little, “sen küçükken” anlamına gelen bir when yan cümlesidir. Cümlenin başında, ana olay olan we moved into this house için geçmiş zaman bağlamı verir. Buradaki little fiziksel boyutu değil, yaşı anlatır. When + kişi + was/were little kalıbı, çocukluk anısını anlatmaya başlamanın doğal bir yoludur.
Alıştırma
Cümleyi dersteki çocukluk zamanı yan cümlesinin aynısıyla tamamlayın: ____, you loved this song.
Cevabı göster
When you were little
moved into this house: taşınıp orada yaşamaya başlamak
moved into this house ifadesinde move into + bir bina, oraya yeni ev olarak girip yaşamaya başlamak anlamına gelir. Cümle, ailenin bu evde yaşamaya başladığını anlatır. Into, evi içine girilen bir alan olarak gösterir. Bir evin veya çalışma alanının kullanılmaya başlanması önemli olduğunda aynı yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Bir binaya yeni ev olarak girildiğini anlatan dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We ____ our new apartment last Saturday.
Cevabı göster
moved into
We brought all our things on top of our car. Kalıp ifadeler
1:36Tüm eşyalarımızı arabamızın tepesinde getirdik.
on top of our car: arabanın tavanında
On top of our car, eşyaları arabanın dışındaki en yüksek yüzeye, yani tavana yerleştirir. İfade burada gerçek ve fiziksel anlamdadır: eşyalar arabanın tavanında taşınmıştır. Bir şeyi başka bir nesnenin en üst kısmında göstermek için on top of + isim kullanın. Bunun gibi fiziksel konum anlatımlarında iki nesnenin birbirine temas ettiği anlamı da genellikle vardır.
Alıştırma
Bir şeyin en yüksek yüzeyinde anlamındaki derste geçen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The suitcase is ____ the wardrobe, touching its upper surface.
Cevabı göster
on top of
put some pictures up ... put up a shelf: put up ile nesnenin yeri
Burada put up, bir şeyi yerine gelecek şekilde asmak, sergilemek veya monte etmek demektir. Mummy Pig resimleri asıyor, Daddy Pig ise rafı monte ediyor; ifade yalnızca bir şeyi yukarı doğru hareket ettirmek anlamına gelmez. Put up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse put some pictures up ve put up some pictures biçimlerinin ikisi de doğaldır. Nesne zamirse put it up denir; put up it denmez.
Alıştırma
put up kullanarak ve it zamirini doğru yere koyarak cümleyi tamamlayın: The poster is ready, so please ____.
Cevabı göster
put it up
And Grandpa Pig made us a lovely flower garden. Dilbilgisi
1:49Ve Büyükbaba Domuz bize harika bir çiçek bahçesi yaptı.
made us a lovely flower garden: make + kişi + şey
made us a lovely flower garden ifadesinde made fiilinden sonra iki nesne gelir. Us, yapılan işten yararlanan kişileri; a lovely flower garden ise Grandpa Pig'in yaptığı şeyi belirtir. make + kişi + şey kalıbı, biri için bir şey yapmak anlamına gelir. Şeyi önce getirip kişiyi for ile de belirtebilirsiniz: made a lovely flower garden for us. Sözcük dizimi, us sözcüğünün yapılan şey veya malzeme değil, yararlanan kişi olduğunu gösterir.
Alıştırma
made, me ve a sandwich ifadelerini çift nesneli sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: She ____.
Cevabı göster
made me a sandwich
looked after it: look after, ilgilenmek anlamında
Look after, “bakmak, ilgilenmek” veya “sorumluluğunu üstlenmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede looked geçmiş zamanı gösterir, it ise bahçeyi anlatır; yani Baba Pig bahçeyle ilgilenmiştir. Look after ifadesini tek bir birim olarak düşünün. “Arkaya bakmak” anlamına gelmez. Nesne bütün ifadenin ardından gelir: look after a child, an animal veya a place.
Alıştırma
Cümleyi “bakmak, ilgilenmek” anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: I need someone to ____ my rabbit while I’m away.
Cevabı göster
look after
We had the wrong kind of soil for flowers. Kalıp ifadeler
2:01Çiçekler için yanlış türde bir toprağımız vardı.
the wrong kind of soil for flowers: the wrong kind of X for Y ile uygun olmayan türü anlatmak
The wrong kind of X for Y, bu X türünün Y için uygun olmadığı anlamına gelir. Burada toprak türü çiçek yetiştirmeye uygun değildi; wrong ahlaki bir yanlışı değil, uyumsuzluğu anlatır. X’in uymadığı amacı, kullanıcıyı veya durumu belirtmek için for Y kullanın: the wrong kind of tool for the job.
Alıştırma
Cümleyi the wrong kind of X for Y yapısıyla tamamlayın: This is ____ tool for the job.
Cevabı göster
the wrong kind of
And anyway, you needed somewhere to play. Notlar
2:05Ve zaten, oynamak için bir yere ihtiyacınız vardı.
And anyway: başka bir neden eklemek
Burada And anyway, açıklamayı ek bir nedene yöneltir: daha önce söylenenlere ek olarak çocukların oynayacak bir yere ihtiyacı vardı. Bu kullanımda “hem zaten” ifadesine yakındır. Bu ifade, iki cümleciği yalnızca and ile bağlamak yerine konuşmacının nedenlerini düzenler. Burada anyway konuyu bitirmez; aynı görüşü destekleyen başka bir neden sunar.
Alıştırma
And anyway bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- Açıklamaya başka bir neden eklemek
- Çocukların nerede oynayabileceğini sormak
- Konuşmacının konuşmayı bitirdiğini göstermek
Cevabı göster
Açıklamaya başka bir neden eklemek
somewhere to play: somewhere + to-infinitive yapısı
Somewhere to play, “birinin oynayabileceği bir yer” demektir. to play mastar yapısı somewhere'den sonra gelir ve o yerde ne yapılabileceğini açıklar. Burada to play, somewhere'i niteler; needed fiiline bağlı bir amaç ifadesi değildir. Aynı kalıp somewhere to sit ve something to eat ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Cümleyi somewhere + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: The children need ____. They want a safe place where they can play.
Cevabı göster
somewhere to play
Yes, you and Suzy have always been best friends. Dilbilgisi
2:15Evet, sen ve Suzy her zaman en iyi arkadaştınız.
have always been best friends: geçmişten bugüne süren arkadaşlık
İngilizcedeki present perfect yapısı have always been, bir durumun geçmişte başlayıp ilgili dönemin tamamı boyunca bugüne kadar sürdüğünü anlatır. Burada been, özneyi best friends tanımına bağlar; have ile been arasındaki always ise sürekliliği vurgular. Bu yalnızca geçmişteki bir arkadaşlığın anısı değildir. Arkadaşlığın şimdi de devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle arkadaşlığın geçmişte başlayıp şimdi de devam ettiğini açıkça anlatır?
- They will be best friends next year.
- They have always been best friends.
- They were best friends when they were five.
Cevabı göster
They have always been best friends.
did Suzy and me jump up and down in muddy puddles? Kalıp ifadeler
2:28Suzy ve ben çamurlu su birikintilerinde zıplıyor muyduk?
jump up and down: tekrar tekrar yukarı aşağı zıplamak
Jump up and down, yukarı sıçrayıp tekrar aşağı inme hareketini tekrarlamak anlamına gelen yaygın bir hareket ifadesidir. up and down birlikte tek bir hareket düzeni oluşturur ve tekrar duygusu verir; iki ayrı hareketi adlandırmaz. Bu ifade oyun, egzersiz veya heyecan sırasında görülen fiziksel hareketleri anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi jump up and down ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The children ____ when they heard the good news.
Cevabı göster
jumped up and down
couldn't even + fiil: geçmişteki yetersizliği vurgulama
Couldn't, could not ifadesinin kısaltmasıdır. Burada geçmişte bir şeyi yapabilme gücünün olmadığını belirtir: o sırada yürümek mümkün değildi. Even ana fiilden önce gelerek vurgu katar. Yürümeyi temel ya da beklenen bir beceri olarak sunar ve bunun bile yapılamadığını belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp couldn't even + fiilin yalın hâlidir; even burada “düz” ya da “eşit” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi “geçmişte bu temel hareketi bile yapamıyordu” anlamına gelen iki sözcüklü bir ifadeyle tamamlayın: After the race, I ____ walk.
Cevabı göster
couldn't even
Soon after that, you were toddlers. Notlar
3:00Ondan kısa bir süre sonra, yürümeye başlayan çocuklar oldunuz.
Soon after that: zaman çizgisini ileri taşımak
Soon after that zamanı bağlayan bir ifadedir. soon aradaki sürenin kısa olduğunu, after yeni olayın daha sonra gerçekleştiğini gösterir; that ise az önce sözü edilen olaya ya da döneme gönderme yapar. Cümlenin başında kullanıldığında bir hikâyeyi veya anıyı zaman çizgisindeki bir noktadan sonrakine taşır. Buradaki that uzaktaki bir nesneyi göstermez.
Alıştırma
İkinci olayın birinci olaydan kısa süre sonra gerçekleştiğini göstererek cümleyi en iyi tamamlayan ifade hangisidir? Mia joined the club. ____, she made two new friends.
- Soon after that
- Long before that
- At the same time
Cevabı göster
Soon after that
toddlers: yürümeyi öğrenen çok küçük çocuklar
toddler, yürümeyi öğrenen ya da yürümeyi kısa süre önce öğrenmiş çok küçük bir çocuktur. Sözcük genellikle yaklaşık bir ile üç yaş arasını anlatır, ancak yaş sınırı kesin değildir. Bu cümlede toddlers, baby döneminden sonra ulaşılan gelişim evresini adlandırır. child sözcüğünden daha özeldir ve baby sözcüğünden daha sonraki bir evreyi anlatır.
Alıştırma
Hangi çocuk en doğru şekilde toddler olarak tanımlanır?
- Henüz oturamayan altı aylık bir bebek
- Yürümeyi kısa süre önce öğrenmiş iki yaşındaki bir çocuk
- İlkokula giden sekiz yaşındaki bir çocuk
Cevabı göster
Yürümeyi kısa süre önce öğrenmiş iki yaşındaki bir çocuk
in my tummy: hamileliği çocuklara uygun şekilde açıklayan bir ifade
In my tummy, bebeğin doğmadan önce annenin içinde büyüdüğünü anlatmanın yumuşak ve çocuklara uygun bir yoludur. Burada onun o sırada henüz doğmamış olduğunu açıklar. tummy gündelik dilde genellikle karın bölgesini ifade eder. Hamileliği anlatan bu bağlamda, vücudun bölümleri hakkında kesin bir ifade değildir ve bebeğin midenin içinde olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Değerlendirin: Resmî bir tıbbi raporda in my tummy, bebeğin geliştiği yeri kesin biçimde anlatan uygun bir terimdir.
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
Is there ... in there?: bir şeyin var olup olmadığını sormak
Is there + a/an + tekil isim ...? kalıbı, there is yapısının soru biçimidir. Bir şeyin var olup olmadığını veya belirli bir yerde bulunup bulunmadığını sorar. Bu cümledeki ilk there, there be kalıbının dil bilgisel bir parçasıdır; yer bildirmez. Gerçek konumu in there ifadesi verir ve “oranın içinde” anlamına gelir.
Alıştırma
Bu günlük there be sorusunu doğru iki başlangıç sözcüğüyle tamamlayın: ____ a pharmacy near here?
Cevabı göster
Is there
pure muscle: şakacı ve abartılı kendini övme
Burada pure muscle, “kastan başka bir şey değil” veya “tamamen kas” anlamına gelir. Pure, ardından gelen ismi güçlendirir; kimyasal saflıktan söz etmez. Baba bu ifadeyi göbeğiyle abartılı biçimde övünmek için kullanır. Bu, nesnel bir tıp veya kondisyon iddiası değil, eğlenceli bir kendini övme sözüdür.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: 'After one workout, Ben flexed and said, "I'm pure muscle now."' Burada pure muscle büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Vücuduyla ilgili kesin bir tıbbi ölçüm verir.
- Kas yaralanması olup olmadığını sorar.
- Vücudunun tamamen kas olduğunu mizahi biçimde abartır.
Cevabı göster
Vücudunun tamamen kas olduğunu mizahi biçimde abartır.
was born: kalıplaşmış be born yapısı
Burada was born, George'un dünyaya geldiğini anlatır. Özne olan George, doğan kişidir. Bir doğum bilgisini belirtirken be born kullanılır: be, zamana ve özneye göre değişir; born ise değişmez. Geçmişteki bilgiler için I/he/she/it ile was born, you/we/they ile were born kullanılır; borned biçimi kullanılmaz.
Alıştırma
Standart be born ifadesiyle cümleyi tamamlayın: My sister ____ in 2018.
Cevabı göster
was born
And Granny and Grandpa gave George a very special present. Dilbilgisi
3:29Ve Büyükanne ile Büyükbaba, George'a çok özel bir hediye verdiler.
gave George a very special present: give + alan kişi + şey
gave George a very special present ifadesinde gave fiilinden sonra iki nesne gelir. George alıcıdır; a very special present ise onun aldığı şeydir. Kalıp give + alan kişi + şey şeklindedir. Bir şeyi alan kişi önce, verilen şey sonra gelir: She gave me a note. Geçmiş zamanda give, gave olur; alan kişiyle şeyin sırası değişmez.
Alıştırma
give + alan kişi + şey yapısıyla yeniden yazın: At the party, Nina gave a book to Sam. At the party, Nina ____.
Cevabı göster
gave Sam a book
Can you guess what it was?: dolaylı soruda sözcük dizilişi
Can you guess...? karşıdaki kişiyi cevabı tahmin etmeye davet eder. what it was bölümü neyin tahmin edileceğini belirtir ve guess fiilinin nesnesi olan bir dolaylı sorudur. Dolaylı soruda düz cümle dizilişi kullanılır: soru sözcüğü + özne + fiil. Bu yüzden what was it değil, what it was denir. be ile kurulan bu yapı bağımsız bir doğrudan soru olduğunda devrik diziliş kullanılır: What was it?
Alıştırma
What was it? doğrudan sorusunu dolaylı soruya dönüştür: Can you guess ____?
Cevabı göster
what it was
That's right. ile doğru cevabı onaylama
That's right. bir cevabın veya ifadenin doğru olduğunu onaylamak için kullanılan kalıplaşmış bir yanıttır. Burada right, “solun karşısındaki yön” değil, “doğru” anlamındadır. Birisi doğru cevabı verdiğinde veya bir bilgiyi doğru biçimde belirttiğinde kullanılır. Tek başına kullanılabilir ya da ardından doğru bilgi eklenebilir: That's right. The answer is seven.
Alıştırma
Bir yarışmacı “The capital of France is Paris.” diyor. Hangi yanıt cevabın doğru olduğunu onaylar?
- That's all right.
- Turn right.
- That's right.
Cevabı göster
That's right.
And you and Suzy were running and jumping around. Dilbilgisi
3:43Ve senle Suzy etrafta koşup zıplıyordunuz.
were running and jumping around: geçmişte devam eden arka plan hareketi
Burada were running and jumping, were + iki -ing fiilinden oluşan past continuous yapısıdır. İki etkinliği de geçmişteki o dönemde devam etmekte olan hareketler olarak gösterir ve tamamlanmış olayları tek tek sıralamak yerine hareketli bir arka plan sahnesi oluşturur. Around, farklı yönlerde veya farklı yerlerde hareket etmek demektir. Mutlaka bir çember çizerek hareket etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Başka bir geçmiş olay gerçekleştiğinde bir etkinliğin zaten devam etmekte olduğunu en iyi hangi cümle gösterir?
- The children will run and jump around when the lights go out.
- The children were running and jumping around when the lights went out.
- The children ran and jumped around after the lights went out.
Cevabı göster
The children were running and jumping around when the lights went out.
Then one day: arka plandan önemli bir olaya geçiş
Then hikâyeyi ilerletir, one day ise geçmişte anlatılan hikâyedeki tarihi belirtilmemiş bir günü seçer. İkisi birlikte dinleyiciyi genel arka plandan veya tekrarlanan bir etkinlikten belirli bir olaya götürür. Bu ifade ayrıca sıradaki olayın dikkat çekici olduğunu ve hikâyeyi değiştirebileceğini haber verir. Geçmiş zamandaki saw fiili, buradaki one day ifadesinin gelecek planını değil, geçmişteki bir günü anlattığını doğrular.
Alıştırma
Geçmişte tekrarlanan bir rutinden, tarihi belirtilmemiş geçmiş bir gündeki önemli olaya geçişi en iyi hangi ifade sağlar?
- Every day
- One day soon
- Then one day
Cevabı göster
Then one day
Peppa, if you jump in muddy puddles, Dilbilgisi
3:57Peppa, eğer çamurlu su birikintilerinde zıplayacaksan,
if you jump ..., you must wear ...: koşula bağlı bir kural belirtme
if yan cümlesi koşulu belirler: çamurlu su birikintilerinde zıplamak. Ana cümle, bu koşul gerçekleştiğinde neyin zorunlu olduğunu söyler: çizme giymek. Tekrar kullanılabilir kalıp if + geniş zaman, ... must + fiilin yalın hâli biçimindedir. Bu kalıp, yalnızca ne olacağını tahmin etmek yerine bir koşulu kesin bir kurala bağlar.
Alıştırma
Kuralı hedef kalıptaki kip belirteciyle tamamlayın: If you go outside in the rain, you ____ wear boots.
Cevabı göster
must
You loved jumping up and down in muddy puddles.
4:06Çamurlu su birikintilerinde zıplamayı çok severdin.
I still do: önceki fiil öbeğinin yerini tutma
Burada do, önceki cümledeki love jumping up and down in muddy puddles düşüncesinin yerini tutar. Yeni bir eylem anlatmaz. Still, bu sevginin şimdi de devam ettiğini gösterir. Bu, fiil öbeği yerine kullanımdır: do fiilinin uygun bir biçimi, sıradan bir fiil içeren fiil öbeğinin tamamını tekrarlamayı önler. I do, she does veya they did örneklerinde olduğu gibi biçimi özneye ve zamana uydurun.
Alıştırma
Yanıtı love puzzles ifadesinin yerini tutan yardımcıyla tamamlayın: I loved puzzles as a child, and I still ____.
Cevabı göster
do
take a photo: fotoğraf çekmenin yaygın ifadesi
Take a photo, kamera veya telefon kullanarak fotoğraf çekmek anlamına gelen günlük ve kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki take, bir şeyi taşımak veya götürmek anlamına gelmez; üç kelimeyi tek bir eylem olarak anlamak gerekir. Let's take a photo now. cümlesinde Let's, grubun şimdi birlikte fotoğraf çekmesi için samimi bir öneri sunar.
Alıştırma
Bu nottaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Everyone is ready, so let's ____.
Cevabı göster
take a photo
Peppa loves jumping up and down in muddy puddles.
4:20Peppa çamurlu su birikintilerinde zıplamayı seviyor.
Peppa has always loved jumping up and down in muddy puddles. Dilbilgisi
4:24Peppa çamurlu su birikintilerinde zıplamayı her zaman sevmiştir.
has always loved jumping: bugüne kadar süren bir tercih
Has always loved, present perfect yapısındadır: has yardımcı fiildir, loved geçmiş zaman ortacıdır ve always ikisinin arasında yer alır. Yapı, geçmişe şimdiki zamandan bakar ve Peppa'nın zıplama sevgisini yalnızca geçmişte kalan bir tercih değil, uzun süredir var olan ve şimdi de geçerli ya da ilgili bir tercih olarak sunar. Love fiilinden sonra sevilen etkinliği adlandırmak için -ing biçimi gelebilir; bu nedenle loved jumping, zıplama etkinliğini sevmek anlamındadır. Uzun süreli bir ilgi veya özelliği özetlemek için has/have always loved + -ing kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
İlginin geçmişte başlayıp hâlâ sürdüğünü göstermek için cümleyi bu nottaki yapıyla tamamlayın: Maya ____ drawing birds.
Cevabı göster
has always loved