Peppa Pig Eski Bebeklik Fotoğraflarına Bakıyor 🐷 Peppa Pig Resmi Kanalı | Aile ve Çocuk Çizgi Filmleri: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
424 kelime 131 kel/dk

Video özeti: Peppa ile Suzy bebeklik fotoğraflarına bakarken Anne ve Baba Pig taşındıkları günü, çocukların büyümesini ve Peppa’nın çamurlu su birikintilerini keşfetmesini anlatır. Böylece bu oyunun Peppa için geçmişten bugüne süren bir sevgi olduğu anlaşılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Who do you think it is? — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: do you think ifadesinin sorunun içine girdiği, ancak it is bölümünün düz cümle dizilişini koruduğu iç içe soru yapısını anlamak. Bu sayede birinin tahminini doğal biçimde sorabilir ve Who do you think is it? şeklindeki yaygın sıralama hatasından kaçınabilirsiniz. 2. put some pictures up. / put up a shelf. — Phrasal Verb’ler: put up ifadesinin burada bir şeyi asmak veya monte etmek anlamına geldiğini fark etmek. Örnekler, kısa bir isim nesnesinin put ile up arasına ya da phrasal verb’ün tamamından sonra gelebileceğini göstererek iki nesne konumunu da doğru kullanmanızı sağlar. 3. has always loved jumping — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Present perfect yapısını always ile, love fiilini de -ing biçimiyle kullanarak geçmişten bugüne sevilen bir etkinliği anlatmak. Bu yapı, kalıcı bir tercihi veya karakter özelliğini kısa ve net biçimde özetlemeye de yarar.

Bu derste

The Olden Days. Kelime

0:01

Eski Günler.

Kelime

The Olden Days: çok uzun zaman önce demenin hikâye havasındaki yolu

The olden days, çok uzun zaman önceki belirsiz bir dönemi anlatır; birinin çocuk olduğu yılları da ifade edebilir. Bu başlıkta belirli tarihler göstermek yerine çocukluk anılarını konuya hazırlar. Bu ifade sıcak, hikâye anlatır gibi veya nostaljik bir hava taşır. the olden days ifadesini tek bir zaman kalıbı olarak anlayın; kelime kelime yaşlanmış günler şeklinde yorumlamayın.

Alıştırma

The Olden Days başlığında vurgulanan ifade en doğal olarak neyi çağrıştırır?

  1. Yakın gelecekteki bir zaman
  2. Eskimiş birkaç belirli tarih
  3. Hikâye veya nostalji havası taşıyan belirsiz ve uzak bir dönem
Cevabı göster

Hikâye veya nostalji havası taşıyan belirsiz ve uzak bir dönem

Suzy Sheep has come to play at Peppa's house. Kalıp ifadeler

0:03

Suzy Koyun, Peppa'nın evine oynamaya geldi.

Kalıp ifadeler

come to play: amacı belirtmek için to + fiil kullanımı

come to play ifadesinde come ziyareti, to play ise ziyaretin amacını anlatır: Suzy, oynamak için Peppa'nın evine geldi. Odak yalnızca hareket etmek değil, neden geldiğini de belirtmektir. Kullanılabilen genel yapı come + to + fiilin yalın hâlidir: come to visit, come to help veya come to see someone. to ile kurulan mastar, “Kişi ne yapmak için geldi?” sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

Cümleyi “oynamak için ziyarete gelmiş” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: Ava has ____ at Ben's house.

Cevabı göster

come to play

Hello, Suzy.

0:06

Merhaba, Suzy.

Hello, Peppa.

0:08

Merhaba, Peppa.

I've got something to show you. Kalıp ifadeler

0:10

Sana gösterecek bir şeyim var.

Kalıp ifadeler

I've got something to show you: gösterecek bir şeyi doğal biçimde tanıtmak

I've got something to show you, “Sana göstermek istediğim bir şey var” anlamına gelen doğal bir konuşma başlangıcıdır. Konuşanın birazdan bir şeyi göstereceğini veya tanıtacağını belirtir. Burada I've got, “sahibim” veya “var” anlamındadır. something to show you içindeki to show you mastar ifadesi something sözcüğünün amacını açıklar: bu, konuşanın karşısındaki kişiye göstermeyi planladığı şeydir.

Alıştırma

Bir fotoğraf göstermek üzeresiniz. Karşıdaki kişinin bakmasını istediğiniz bir şey olduğunu hangi cümle doğal biçimde bildirir?

  1. I've got something to show you.
  2. I've got something to ask you.
  3. I've got something to tell you.
Cevabı göster

I've got something to show you.

Look.

0:12

Bak.

What is it?

0:14

O nedir?

It's a photograph.

0:15

Bir fotoğraf.

Who do you think it is? Dilbilgisi

0:17

Sence o kim?

Dilbilgisi

Who do you think it is? cümlesindeki kelime sırası

Who do you think it is?, dinleyenden bir kişinin kim olduğunu tahmin etmesini veya belirlemesini ister. do you think ifadesi “sence” veya “senin fikrine göre” anlamını ekler. do you think ifadesinden sonra gelen iç cümle, düz cümle sırasını korur: it is kullanılır, is it kullanılmaz. Ana soru zaten you sözcüğünden önce do kullandığı için sonda özne ve fiil tekrar ters çevrilmez.

Alıştırma

Bulanık bir fotoğrafta birini görüyorsunuz ve arkadaşınızdan kim olduğunu tahmin etmesini istiyorsunuz. Hangi sorunun kelime sırası doğrudur?

  1. Who you think it is?
  2. Who do you think it is?
  3. Who do you think is it?
Cevabı göster

Who do you think it is?

It's a baby sheep.

0:20

O bir bebek koyun.

It's me.

0:23

O benim.

You're not a baby.

0:25

Sen bebek değilsin.

It's an old photo when I was a baby. Dilbilgisi

0:28

Bebek olduğum zamanlardan eski bir fotoğraf.

Dilbilgisi

when I was a baby: geçmişteki zaman bağlamını belirtmek

Burada when I was a baby, eski fotoğrafın zaman bağlamını verir. Fotoğrafın, konuşan kişinin bebek olduğu dönemden kaldığını anlatır. When zaman bilgisini bağlar; soru sormaz. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı when + özne + geçmiş zamanlı fiildir. Örneğin when I was little ve when I was at school denebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede when soru sormak yerine geçmişteki zaman bağlamını vermek için kullanılmıştır?

  1. Was I a baby in this photo?
  2. This photo was taken when I was a baby.
  3. When was this photo taken?
Cevabı göster

This photo was taken when I was a baby.

Don't be silly, Suzy. Ton ve niyet

0:32

Saçmalama, Suzy.

Ton ve niyet

Don't be silly: şakacı karşı çıkış veya hafif düzeltme

Burada Don't be silly, Suzy'nin fikrini açıkça mantıksız bularak samimi bir dille reddeder. Bu şakacı konuşmada “Yok artık, bu doğru olamaz” demeye yakındır. Suzy'nin kendisinin aptal olduğu anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

İyi tanımadığınız bir öğretmenle resmî bir toplantıdasınız. Don't be silly, karşı çıkmanın güvenli ve saygılı bir yolu mudur?

  1. Evet, resmî ortamlarda güvenli bir seçimdir.
  2. Hayır, küçümseyici veya saygısız gelebilir.
Cevabı göster

Hayır, küçümseyici veya saygısız gelebilir.

In the olden days, you were a baby too, Peppa.

0:34

Eski günlerde sen de bir bebektin, Peppa.

No, I wasn't. Dilbilgisi

0:38

Hayır, değildim.

Yes, you were.

0:40

Evet, öyleydin.

Dilbilgisi

I wasn't ... you were: be ile kısa cevaplar

“I wasn't”, “I wasn't a baby” anlamına; “you were” ise “you were a baby” anlamına gelir. İki konuşmacı da eksik bırakılan kısmı bildiği için aynı tamamlayıcı tekrar edilmez. Kısa bir cevapta veya düzeltmede, aynı be biçimini koruyup özneye uygun hâle getirin: I ile was/wasn't, you ile were/weren't kullanılır. Buradaki“Yes, you were”, diğer kişinin inkârına doğrudan karşı çıkar.

Alıştırma

Önce be fiilinin kısaltılmış olumsuz biçimini, ardından olumlu biçimini kullanın: You were tired. — No, I ____. — Yes, you ____.

Cevabı göster

wasn't · were

Ask your Mummy.

0:42

Annene sor.

Mummy Pig is working on the computer. Kalıp ifadeler

0:44

Anne Domuz bilgisayarda çalışıyor.

Kalıp ifadeler

working on the computer: cihaz kullanımını gösteren on

“working on the computer” ifadesinde on, bilgisayarın işi yapmak için kullanılan araç olduğunu gösterir. Kişinin fiziksel olarak bilgisayarın üstünde olduğu anlamına gelmez. Bu on kullanımı, on the phone veya on a tablet ifadelerinde olduğu gibi genellikle “bir cihazı ya da platformu kullanarak veya onun üzerinden” anlamına gelir.

Alıştırma

Yalnızca kişinin bilgisayarın önündeki konumunu değil, bilgisayarı kullanmasını vurgulayan cümleyi seçin.

  1. Leah is working at the computer.
  2. Leah is working on the computer.
  3. Leah is working above the computer.
Cevabı göster

Leah is working on the computer.

Mummy.

0:46

Anne.

Hello Peppa.

0:47

Merhaba Peppa.

Suzy is talking nonsense. Kalıp ifadeler

0:48

Suzy saçmalıyor.

Kalıp ifadeler

talking nonsense: aptalca veya mantıksız şeyler söylemek

To talk nonsense, aptalca, gerçek dışı veya mantıksız şeyler söylemek demektir. Bu cümlede konuşan kişi Suzy'nin iddiasını saçma buluyor; yalnızca sözlerinin anlaşılmasının zor olduğunu söylemiyor. Yapı talk + nonsense şeklindedir. Stop talking nonsense. gibi emir cümlelerinde de kullanılabilir.

Alıştırma

“Suzy is talking nonsense,” cümlesinde talking nonsense ne anlama gelir?

  1. Çok sessiz konuşmak.
  2. Dikkatli bir açıklama yapmak.
  3. Aptalca veya mantıksız şeyler söylemek.
Cevabı göster

Aptalca veya mantıksız şeyler söylemek.

No, I'm not.

0:51

Hayır, saçmalamıyorum.

She said in the olden days, I was a baby.

0:53

Eski günlerde benim bir bebek olduğumu söyledi.

Well, you were, Peppa. Ton ve niyet

0:58

Şey, öyleydin Peppa.

Ton ve niyet

Well, you were: Well ile düzeltmeyi yumuşatmak

Well burada bir söylem belirleyicisidir. Konuşana, Peppa'yı düzeltmeden önce yanıtı yumuşatmak için kısa bir an kazandırır; “iyi” anlamına gelmez ve aynı fikirde olunduğunu göstermez. You were eksiltili bir yanıttır: were, be fiilinin geçmiş zaman biçimini tekrarlar; anlam zaten açık olduğu için a baby tamamlayıcısı söylenmez. Well, you were birlikte, “Actually, you were.” anlamında nazik ama kesin bir düzeltme oluşturur.

Alıştırma

“Well, you were, Peppa” cümlesinde Well kelimesinin temel işlevi nedir?

  1. Peppa'nın iddiasına tamamen katıldığını gösterir.
  2. Peppa'nın sağlıklı olduğunu söyler.
  3. Bir düzeltmeden önce yanıtı yumuşatır.
Cevabı göster

Bir düzeltmeden önce yanıtı yumuşatır.

Look, here are some photos on the computer. Dilbilgisi

1:01

Bak, burada bilgisayarda bazı fotoğraflar var.

Dilbilgisi

here are some photos: çoğul şeyleri gösterip sunmak

Here are some photos, birkaç fotoğrafı başka birine gösterip sunar. Here yalnızca bir yeri belirtmez; kalıbın tamamı dikkati gösterilen şeylere çeker ve “Bak, fotoğraflar bunlar” anlamına yaklaşır. some photos gibi çoğul bir isimden önce here are kullanılır. Tek bir şey için here is kullanılır: Here is a photo.

Alıştırma

Here is veya Here are ile tamamlayın: ____ the keys you asked for.

Cevabı göster

Here are

Who do you think that is?

1:04

Bunun kim olduğunu düşünüyorsun?

It's Baby Alexander.

1:06

O Bebek Alexander.

Baby Alexander is Peppa's cousin.

1:08

Bebek Alexander, Peppa'nın kuzenidir.

No, that's you as a baby, Peppa. Dilbilgisi

1:11

Hayır, o senin bebekliğin, Peppa.

Dilbilgisi

as a baby: gerçek bir kimlik veya yaşam evresi

that's you as a baby cümlesindeki as a baby, fotoğraftaki kişinin gerçek kimliğini veya yaşam evresini belirtir: Peppa o sırada gerçekten bir bebekti. “Sen bebekken” şeklinde anlaşılabilir. Aynı yapı as a child, as a student veya as a beginner örneklerinde olduğu gibi başka gerçek dönemleri ya da rolleri de belirtebilir. Burada as, “benzer” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, fotoğraf çekildiğinde Maya'nın gerçekten bir bebek olduğunu anlatır?

  1. This is Maya as a baby.
  2. This is Maya with a baby.
  3. This is Maya like a baby.
Cevabı göster

This is Maya as a baby.

Baby Peppa.

1:14

Bebek Peppa.

Somebody sounds like they're having fun. Dilbilgisi

1:17

Birileri eğleniyor gibi görünüyor.

Dilbilgisi

sounds like they're having fun: sound like + yan cümle

Bu cümlede sounds like, konuşanın duyduğu seslerin belirli bir izlenim verdiğini anlatır. Konuşan birini duyar ve o kişinin eğlendiği sonucuna varır. Yapı özne + sound/sounds like + yan cümledir. Burada they're having fun tam bir yan cümledir; like çıkarım yapılan durumu getirir ve hoşlanmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Üst kattan müzik ve kahkaha sesleri duyuyorsunuz. sound like ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: It ____ they're having a party.

Cevabı göster

sounds like

Look, Daddy, that's a picture of me as a baby.

1:20

Bak Baba, bu benim bebeklik fotoğrafım.

I remember it well.

1:25

Onu iyi hatırlıyorum.

It was taken on our first day in this house. Dilbilgisi

1:27

Bu evdeki ilk günümüzde çekilmişti.

Dilbilgisi

was taken: fotoğraf için geçmiş zaman edilgen yapı

Fotoğraf bağlamında take, fotoğraf çekmek anlamına gelir; bu yüzden was taken, çekildi veya fotoğrafı çekildi demektir. Bu, geçmiş zaman edilgen yapısıdır: was + geçmiş zaman ortacı taken. Edilgen yapı odağı fotoğrafta ve fotoğrafın çekildiği zamanda tutar. Fotoğrafı çeken kişi bilinmiyor, önemli değil ya da yalnızca belirtilmiyor olabilir; burada taken, götürüldü anlamına gelmez.

Alıştırma

Fotoğraf açıklamasını take fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: This picture ____ in 2010.

Cevabı göster

was taken

What do you mean? Ton ve niyet

1:30

Ne demek istiyorsun?

Ton ve niyet

Açıklama istemek için What do you mean?

What do you mean? birinden az önce söylediği şeyi açıklamasını istemek için kullanılan kalıplaşmış bir sorudur. Bu cümlede konuşan kişi önceki sözü anlamaz ve açıklama ister. Buradaki mean, “belirli bir anlama gelmek” anlamındaki fiildir. Birini kaba ya da kötü kalpli olarak tanımlayabilen mean sıfatı değildir.

Alıştırma

Açıklama sorusunu dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: ____? I don't understand your last comment.

Cevabı göster

What do you mean

When you were little we moved into this house. Notlar

1:32

Sen küçükken bu eve taşındık.

Dilbilgisi

Geçmiş zaman bağlamı için When you were little

When you were little, “sen küçükken” anlamına gelen bir when yan cümlesidir. Cümlenin başında, ana olay olan we moved into this house için geçmiş zaman bağlamı verir. Buradaki little fiziksel boyutu değil, yaşı anlatır. When + kişi + was/were little kalıbı, çocukluk anısını anlatmaya başlamanın doğal bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi dersteki çocukluk zamanı yan cümlesinin aynısıyla tamamlayın: ____, you loved this song.

Cevabı göster

When you were little

Kalıp ifadeler

moved into this house: taşınıp orada yaşamaya başlamak

moved into this house ifadesinde move into + bir bina, oraya yeni ev olarak girip yaşamaya başlamak anlamına gelir. Cümle, ailenin bu evde yaşamaya başladığını anlatır. Into, evi içine girilen bir alan olarak gösterir. Bir evin veya çalışma alanının kullanılmaya başlanması önemli olduğunda aynı yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Bir binaya yeni ev olarak girildiğini anlatan dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We ____ our new apartment last Saturday.

Cevabı göster

moved into

We brought all our things on top of our car. Kalıp ifadeler

1:36

Tüm eşyalarımızı arabamızın tepesinde getirdik.

Kalıp ifadeler

on top of our car: arabanın tavanında

On top of our car, eşyaları arabanın dışındaki en yüksek yüzeye, yani tavana yerleştirir. İfade burada gerçek ve fiziksel anlamdadır: eşyalar arabanın tavanında taşınmıştır. Bir şeyi başka bir nesnenin en üst kısmında göstermek için on top of + isim kullanın. Bunun gibi fiziksel konum anlatımlarında iki nesnenin birbirine temas ettiği anlamı da genellikle vardır.

Alıştırma

Bir şeyin en yüksek yüzeyinde anlamındaki derste geçen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The suitcase is ____ the wardrobe, touching its upper surface.

Cevabı göster

on top of

Mummy Pig put some pictures up. Öbek fiiller

1:42

Anne Domuz bazı resimler astı.

Daddy Pig put up a shelf.

1:45

Baba Domuz bir raf taktı.

Öbek fiiller

put some pictures up ... put up a shelf: put up ile nesnenin yeri

Burada put up, bir şeyi yerine gelecek şekilde asmak, sergilemek veya monte etmek demektir. Mummy Pig resimleri asıyor, Daddy Pig ise rafı monte ediyor; ifade yalnızca bir şeyi yukarı doğru hareket ettirmek anlamına gelmez. Put up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse put some pictures up ve put up some pictures biçimlerinin ikisi de doğaldır. Nesne zamirse put it up denir; put up it denmez.

Alıştırma

put up kullanarak ve it zamirini doğru yere koyarak cümleyi tamamlayın: The poster is ready, so please ____.

Cevabı göster

put it up

And Grandpa Pig made us a lovely flower garden. Dilbilgisi

1:49

Ve Büyükbaba Domuz bize harika bir çiçek bahçesi yaptı.

Dilbilgisi

made us a lovely flower garden: make + kişi + şey

made us a lovely flower garden ifadesinde made fiilinden sonra iki nesne gelir. Us, yapılan işten yararlanan kişileri; a lovely flower garden ise Grandpa Pig'in yaptığı şeyi belirtir. make + kişi + şey kalıbı, biri için bir şey yapmak anlamına gelir. Şeyi önce getirip kişiyi for ile de belirtebilirsiniz: made a lovely flower garden for us. Sözcük dizimi, us sözcüğünün yapılan şey veya malzeme değil, yararlanan kişi olduğunu gösterir.

Alıştırma

made, me ve a sandwich ifadelerini çift nesneli sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: She ____.

Cevabı göster

made me a sandwich

Where's Grandpa's lovely flower garden now?

1:54

Büyükbaba'nın harika çiçek bahçesi şimdi nerede?

Daddy Pig looked after it. Öbek fiiller

1:58

Baba Domuz onunla ilgilendi.

Öbek fiiller

looked after it: look after, ilgilenmek anlamında

Look after, “bakmak, ilgilenmek” veya “sorumluluğunu üstlenmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede looked geçmiş zamanı gösterir, it ise bahçeyi anlatır; yani Baba Pig bahçeyle ilgilenmiştir. Look after ifadesini tek bir birim olarak düşünün. “Arkaya bakmak” anlamına gelmez. Nesne bütün ifadenin ardından gelir: look after a child, an animal veya a place.

Alıştırma

Cümleyi “bakmak, ilgilenmek” anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: I need someone to ____ my rabbit while I’m away.

Cevabı göster

look after

We had the wrong kind of soil for flowers. Kalıp ifadeler

2:01

Çiçekler için yanlış türde bir toprağımız vardı.

Kalıp ifadeler

the wrong kind of soil for flowers: the wrong kind of X for Y ile uygun olmayan türü anlatmak

The wrong kind of X for Y, bu X türünün Y için uygun olmadığı anlamına gelir. Burada toprak türü çiçek yetiştirmeye uygun değildi; wrong ahlaki bir yanlışı değil, uyumsuzluğu anlatır. X’in uymadığı amacı, kullanıcıyı veya durumu belirtmek için for Y kullanın: the wrong kind of tool for the job.

Alıştırma

Cümleyi the wrong kind of X for Y yapısıyla tamamlayın: This is ____ tool for the job.

Cevabı göster

the wrong kind of

Oh.

2:04

Oh.

And anyway, you needed somewhere to play. Notlar

2:05

Ve zaten, oynamak için bir yere ihtiyacınız vardı.

Anlatım akışı

And anyway: başka bir neden eklemek

Burada And anyway, açıklamayı ek bir nedene yöneltir: daha önce söylenenlere ek olarak çocukların oynayacak bir yere ihtiyacı vardı. Bu kullanımda “hem zaten” ifadesine yakındır. Bu ifade, iki cümleciği yalnızca and ile bağlamak yerine konuşmacının nedenlerini düzenler. Burada anyway konuyu bitirmez; aynı görüşü destekleyen başka bir neden sunar.

Alıştırma

And anyway bu cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. Açıklamaya başka bir neden eklemek
  2. Çocukların nerede oynayabileceğini sormak
  3. Konuşmacının konuşmayı bitirdiğini göstermek
Cevabı göster

Açıklamaya başka bir neden eklemek

Dilbilgisi

somewhere to play: somewhere + to-infinitive yapısı

Somewhere to play, “birinin oynayabileceği bir yer” demektir. to play mastar yapısı somewhere'den sonra gelir ve o yerde ne yapılabileceğini açıklar. Burada to play, somewhere'i niteler; needed fiiline bağlı bir amaç ifadesi değildir. Aynı kalıp somewhere to sit ve something to eat ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi somewhere + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: The children need ____. They want a safe place where they can play.

Cevabı göster

somewhere to play

You and Suzy love to play in the garden.

2:08

Sen ve Suzy bahçede oynamayı seviyorsunuz.

Was Suzy my friend in the olden days?

2:11

Suzy eski günlerde benim arkadaşım mıydı?

Yes, you and Suzy have always been best friends. Dilbilgisi

2:15

Evet, sen ve Suzy her zaman en iyi arkadaştınız.

Dilbilgisi

have always been best friends: geçmişten bugüne süren arkadaşlık

İngilizcedeki present perfect yapısı have always been, bir durumun geçmişte başlayıp ilgili dönemin tamamı boyunca bugüne kadar sürdüğünü anlatır. Burada been, özneyi best friends tanımına bağlar; have ile been arasındaki always ise sürekliliği vurgular. Bu yalnızca geçmişteki bir arkadaşlığın anısı değildir. Arkadaşlığın şimdi de devam ettiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle arkadaşlığın geçmişte başlayıp şimdi de devam ettiğini açıkça anlatır?

  1. They will be best friends next year.
  2. They have always been best friends.
  3. They were best friends when they were five.
Cevabı göster

They have always been best friends.

In the olden days

2:26

Eski günlerde

did Suzy and me jump up and down in muddy puddles? Kalıp ifadeler

2:28

Suzy ve ben çamurlu su birikintilerinde zıplıyor muyduk?

Kalıp ifadeler

jump up and down: tekrar tekrar yukarı aşağı zıplamak

Jump up and down, yukarı sıçrayıp tekrar aşağı inme hareketini tekrarlamak anlamına gelen yaygın bir hareket ifadesidir. up and down birlikte tek bir hareket düzeni oluşturur ve tekrar duygusu verir; iki ayrı hareketi adlandırmaz. Bu ifade oyun, egzersiz veya heyecan sırasında görülen fiziksel hareketleri anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi jump up and down ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The children ____ when they heard the good news.

Cevabı göster

jumped up and down

No, Peppa, you were babies.

2:32

Hayır Peppa, siz bebeksiniz.

You couldn't even walk. Dilbilgisi

2:35

Yürüyemiyordunuz bile.

Dilbilgisi

couldn't even + fiil: geçmişteki yetersizliği vurgulama

Couldn't, could not ifadesinin kısaltmasıdır. Burada geçmişte bir şeyi yapabilme gücünün olmadığını belirtir: o sırada yürümek mümkün değildi. Even ana fiilden önce gelerek vurgu katar. Yürümeyi temel ya da beklenen bir beceri olarak sunar ve bunun bile yapılamadığını belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp couldn't even + fiilin yalın hâlidir; even burada “düz” ya da “eşit” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi “geçmişte bu temel hareketi bile yapamıyordu” anlamına gelen iki sözcüklü bir ifadeyle tamamlayın: After the race, I ____ walk.

Cevabı göster

couldn't even

Oh.

2:37

Oh.

What did we do?

2:38

Ne yapıyorduk?

You cried.

2:41

Ağlıyordunuz.

You burped.

2:44

Gaz çıkarıyordunuz.

And you laughed.

2:46

Ve gülüyordunuz.

We were babies.

2:49

Biz bebektik.

Baby Suzy, Baby Peppa.

2:51

Bebek Suzy, Bebek Peppa.

Soon after that, you were toddlers. Notlar

3:00

Ondan kısa bir süre sonra, yürümeye başlayan çocuklar oldunuz.

Anlatım akışı

Soon after that: zaman çizgisini ileri taşımak

Soon after that zamanı bağlayan bir ifadedir. soon aradaki sürenin kısa olduğunu, after yeni olayın daha sonra gerçekleştiğini gösterir; that ise az önce sözü edilen olaya ya da döneme gönderme yapar. Cümlenin başında kullanıldığında bir hikâyeyi veya anıyı zaman çizgisindeki bir noktadan sonrakine taşır. Buradaki that uzaktaki bir nesneyi göstermez.

Alıştırma

İkinci olayın birinci olaydan kısa süre sonra gerçekleştiğini göstererek cümleyi en iyi tamamlayan ifade hangisidir? Mia joined the club. ____, she made two new friends.

  1. Soon after that
  2. Long before that
  3. At the same time
Cevabı göster

Soon after that

Kelime

toddlers: yürümeyi öğrenen çok küçük çocuklar

toddler, yürümeyi öğrenen ya da yürümeyi kısa süre önce öğrenmiş çok küçük bir çocuktur. Sözcük genellikle yaklaşık bir ile üç yaş arasını anlatır, ancak yaş sınırı kesin değildir. Bu cümlede toddlers, baby döneminden sonra ulaşılan gelişim evresini adlandırır. child sözcüğünden daha özeldir ve baby sözcüğünden daha sonraki bir evreyi anlatır.

Alıştırma

Hangi çocuk en doğru şekilde toddler olarak tanımlanır?

  1. Henüz oturamayan altı aylık bir bebek
  2. Yürümeyi kısa süre önce öğrenmiş iki yaşındaki bir çocuk
  3. İlkokula giden sekiz yaşındaki bir çocuk
Cevabı göster

Yürümeyi kısa süre önce öğrenmiş iki yaşındaki bir çocuk

And where was George?

3:03

Peki George neredeydi?

He was a baby in my tummy. Kültür

3:06

O benim karnımda bir bebekti.

Kültür

in my tummy: hamileliği çocuklara uygun şekilde açıklayan bir ifade

In my tummy, bebeğin doğmadan önce annenin içinde büyüdüğünü anlatmanın yumuşak ve çocuklara uygun bir yoludur. Burada onun o sırada henüz doğmamış olduğunu açıklar. tummy gündelik dilde genellikle karın bölgesini ifade eder. Hamileliği anlatan bu bağlamda, vücudun bölümleri hakkında kesin bir ifade değildir ve bebeğin midenin içinde olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Değerlendirin: Resmî bir tıbbi raporda in my tummy, bebeğin geliştiği yeri kesin biçimde anlatan uygun bir terimdir.

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

Yes, you were in my tummy, George.

3:10

Evet, karnımdaydın George.

You've got a big tummy, Daddy.

3:13

Kocaman bir göbeğin var, Baba.

Is there a baby in there? Dilbilgisi

3:16

Orada bir bebek mi var?

Dilbilgisi

Is there ... in there?: bir şeyin var olup olmadığını sormak

Is there + a/an + tekil isim ...? kalıbı, there is yapısının soru biçimidir. Bir şeyin var olup olmadığını veya belirli bir yerde bulunup bulunmadığını sorar. Bu cümledeki ilk there, there be kalıbının dil bilgisel bir parçasıdır; yer bildirmez. Gerçek konumu in there ifadesi verir ve “oranın içinde” anlamına gelir.

Alıştırma

Bu günlük there be sorusunu doğru iki başlangıç sözcüğüyle tamamlayın: ____ a pharmacy near here?

Cevabı göster

Is there

No, Peppa, this tummy is pure muscle. Deyimler

3:20

Hayır Peppa, bu göbek tamamen kas.

Deyimler

pure muscle: şakacı ve abartılı kendini övme

Burada pure muscle, “kastan başka bir şey değil” veya “tamamen kas” anlamına gelir. Pure, ardından gelen ismi güçlendirir; kimyasal saflıktan söz etmez. Baba bu ifadeyi göbeğiyle abartılı biçimde övünmek için kullanır. Bu, nesnel bir tıp veya kondisyon iddiası değil, eğlenceli bir kendini övme sözüdür.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: 'After one workout, Ben flexed and said, "I'm pure muscle now."' Burada pure muscle büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. Vücuduyla ilgili kesin bir tıbbi ölçüm verir.
  2. Kas yaralanması olup olmadığını sorar.
  3. Vücudunun tamamen kas olduğunu mizahi biçimde abartır.
Cevabı göster

Vücudunun tamamen kas olduğunu mizahi biçimde abartır.

And so George was born. Dilbilgisi

3:25

Ve böylece George doğdu.

Dilbilgisi

was born: kalıplaşmış be born yapısı

Burada was born, George'un dünyaya geldiğini anlatır. Özne olan George, doğan kişidir. Bir doğum bilgisini belirtirken be born kullanılır: be, zamana ve özneye göre değişir; born ise değişmez. Geçmişteki bilgiler için I/he/she/it ile was born, you/we/they ile were born kullanılır; borned biçimi kullanılmaz.

Alıştırma

Standart be born ifadesiyle cümleyi tamamlayın: My sister ____ in 2018.

Cevabı göster

was born

And Granny and Grandpa gave George a very special present. Dilbilgisi

3:29

Ve Büyükanne ile Büyükbaba, George'a çok özel bir hediye verdiler.

Dilbilgisi

gave George a very special present: give + alan kişi + şey

gave George a very special present ifadesinde gave fiilinden sonra iki nesne gelir. George alıcıdır; a very special present ise onun aldığı şeydir. Kalıp give + alan kişi + şey şeklindedir. Bir şeyi alan kişi önce, verilen şey sonra gelir: She gave me a note. Geçmiş zamanda give, gave olur; alan kişiyle şeyin sırası değişmez.

Alıştırma

give + alan kişi + şey yapısıyla yeniden yazın: At the party, Nina gave a book to Sam. At the party, Nina ____.

Cevabı göster

gave Sam a book

Can you guess what it was? Dilbilgisi

3:34

Ne olduğunu tahmin edebilir misin?

Dilbilgisi

Can you guess what it was?: dolaylı soruda sözcük dizilişi

Can you guess...? karşıdaki kişiyi cevabı tahmin etmeye davet eder. what it was bölümü neyin tahmin edileceğini belirtir ve guess fiilinin nesnesi olan bir dolaylı sorudur. Dolaylı soruda düz cümle dizilişi kullanılır: soru sözcüğü + özne + fiil. Bu yüzden what was it değil, what it was denir. be ile kurulan bu yapı bağımsız bir doğrudan soru olduğunda devrik diziliş kullanılır: What was it?

Alıştırma

What was it? doğrudan sorusunu dolaylı soruya dönüştür: Can you guess ____?

Cevabı göster

what it was

Mr. Dinosaur.

3:36

Bay Dinozor.

That's right. Ton ve niyet

3:39

Bu doğru.

Ton ve niyet

That's right. ile doğru cevabı onaylama

That's right. bir cevabın veya ifadenin doğru olduğunu onaylamak için kullanılan kalıplaşmış bir yanıttır. Burada right, “solun karşısındaki yön” değil, “doğru” anlamındadır. Birisi doğru cevabı verdiğinde veya bir bilgiyi doğru biçimde belirttiğinde kullanılır. Tek başına kullanılabilir ya da ardından doğru bilgi eklenebilir: That's right. The answer is seven.

Alıştırma

Bir yarışmacı “The capital of France is Paris.” diyor. Hangi yanıt cevabın doğru olduğunu onaylar?

  1. That's all right.
  2. Turn right.
  3. That's right.
Cevabı göster

That's right.

And you and Suzy were running and jumping around. Dilbilgisi

3:43

Ve senle Suzy etrafta koşup zıplıyordunuz.

Dilbilgisi

were running and jumping around: geçmişte devam eden arka plan hareketi

Burada were running and jumping, were + iki -ing fiilinden oluşan past continuous yapısıdır. İki etkinliği de geçmişteki o dönemde devam etmekte olan hareketler olarak gösterir ve tamamlanmış olayları tek tek sıralamak yerine hareketli bir arka plan sahnesi oluşturur. Around, farklı yönlerde veya farklı yerlerde hareket etmek demektir. Mutlaka bir çember çizerek hareket etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Başka bir geçmiş olay gerçekleştiğinde bir etkinliğin zaten devam etmekte olduğunu en iyi hangi cümle gösterir?

  1. The children will run and jump around when the lights go out.
  2. The children were running and jumping around when the lights went out.
  3. The children ran and jumped around after the lights went out.
Cevabı göster

The children were running and jumping around when the lights went out.

Then one day you saw something amazing. Anlatım akışı

3:50

Sonra bir gün harika bir şey gördünüz.

Anlatım akışı

Then one day: arka plandan önemli bir olaya geçiş

Then hikâyeyi ilerletir, one day ise geçmişte anlatılan hikâyedeki tarihi belirtilmemiş bir günü seçer. İkisi birlikte dinleyiciyi genel arka plandan veya tekrarlanan bir etkinlikten belirli bir olaya götürür. Bu ifade ayrıca sıradaki olayın dikkat çekici olduğunu ve hikâyeyi değiştirebileceğini haber verir. Geçmiş zamandaki saw fiili, buradaki one day ifadesinin gelecek planını değil, geçmişteki bir günü anlattığını doğrular.

Alıştırma

Geçmişte tekrarlanan bir rutinden, tarihi belirtilmemiş geçmiş bir gündeki önemli olaya geçişi en iyi hangi ifade sağlar?

  1. Every day
  2. One day soon
  3. Then one day
Cevabı göster

Then one day

Muddy puddle.

3:54

Çamurlu su birikintisi.

Peppa, if you jump in muddy puddles, Dilbilgisi

3:57

Peppa, eğer çamurlu su birikintilerinde zıplayacaksan,

you must wear your boots.

4:00

botlarını giymelisin.

Dilbilgisi

if you jump ..., you must wear ...: koşula bağlı bir kural belirtme

if yan cümlesi koşulu belirler: çamurlu su birikintilerinde zıplamak. Ana cümle, bu koşul gerçekleştiğinde neyin zorunlu olduğunu söyler: çizme giymek. Tekrar kullanılabilir kalıp if + geniş zaman, ... must + fiilin yalın hâli biçimindedir. Bu kalıp, yalnızca ne olacağını tahmin etmek yerine bir koşulu kesin bir kurala bağlar.

Alıştırma

Kuralı hedef kalıptaki kip belirteciyle tamamlayın: If you go outside in the rain, you ____ wear boots.

Cevabı göster

must

You loved jumping up and down in muddy puddles.

4:06

Çamurlu su birikintilerinde zıplamayı çok severdin.

I still do. Dilbilgisi

4:09

Hala seviyorum.

Dilbilgisi

I still do: önceki fiil öbeğinin yerini tutma

Burada do, önceki cümledeki love jumping up and down in muddy puddles düşüncesinin yerini tutar. Yeni bir eylem anlatmaz. Still, bu sevginin şimdi de devam ettiğini gösterir. Bu, fiil öbeği yerine kullanımdır: do fiilinin uygun bir biçimi, sıradan bir fiil içeren fiil öbeğinin tamamını tekrarlamayı önler. I do, she does veya they did örneklerinde olduğu gibi biçimi özneye ve zamana uydurun.

Alıştırma

Yanıtı love puzzles ifadesinin yerini tutan yardımcıyla tamamlayın: I loved puzzles as a child, and I still ____.

Cevabı göster

do

Let's take a photo now. Kalıp ifadeler

4:15

Hadi şimdi bir fotoğraf çekelim.

Kalıp ifadeler

take a photo: fotoğraf çekmenin yaygın ifadesi

Take a photo, kamera veya telefon kullanarak fotoğraf çekmek anlamına gelen günlük ve kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki take, bir şeyi taşımak veya götürmek anlamına gelmez; üç kelimeyi tek bir eylem olarak anlamak gerekir. Let's take a photo now. cümlesinde Let's, grubun şimdi birlikte fotoğraf çekmesi için samimi bir öneri sunar.

Alıştırma

Bu nottaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Everyone is ready, so let's ____.

Cevabı göster

take a photo

Peppa loves jumping up and down in muddy puddles.

4:20

Peppa çamurlu su birikintilerinde zıplamayı seviyor.

Peppa has always loved jumping up and down in muddy puddles. Dilbilgisi

4:24

Peppa çamurlu su birikintilerinde zıplamayı her zaman sevmiştir.

Dilbilgisi

has always loved jumping: bugüne kadar süren bir tercih

Has always loved, present perfect yapısındadır: has yardımcı fiildir, loved geçmiş zaman ortacıdır ve always ikisinin arasında yer alır. Yapı, geçmişe şimdiki zamandan bakar ve Peppa'nın zıplama sevgisini yalnızca geçmişte kalan bir tercih değil, uzun süredir var olan ve şimdi de geçerli ya da ilgili bir tercih olarak sunar. Love fiilinden sonra sevilen etkinliği adlandırmak için -ing biçimi gelebilir; bu nedenle loved jumping, zıplama etkinliğini sevmek anlamındadır. Uzun süreli bir ilgi veya özelliği özetlemek için has/have always loved + -ing kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

İlginin geçmişte başlayıp hâlâ sürdüğünü göstermek için cümleyi bu nottaki yapıyla tamamlayın: Maya ____ drawing birds.

Cevabı göster

has always loved