Gördüklerinizin ne kadarı bir halüsinasyon? - Elizabeth Cox: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video; Charles Bonnet Sendromu, duyusal yoksunluk, psikedelik maddeler ve şizofreni üzerinden halüsinasyonların gerçek duyusal deneyimde kullanılan beyin sistemlerini devreye soktuğunu açıklıyor. Bu deneyimleri incelemenin, beynin kişiye özgü öznel algı dünyasını nasıl kurduğunu gösterebileceği sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Charles Bonnet Syndrome, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Daha önce normal gören bir kişinin görme yetisi zayıfladıktan veya tamamen kaybolduktan sonra yaşayabildiği canlı görsel halüsinasyonların tıbbi adını öğrenin. Böylece bu durumun, açılıştaki vakayı duyusal yoksunluk hakkındaki sonraki açıklamaya nasıl bağladığını anlayabilirsiniz. 2. none the wiser. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu kalıplaşmış ifadenin sözcüğü sözcüğüne “daha bilge olmamak” değil, olup bitenin hâlâ farkına varmamak anlamına geldiğini ayırt edin. Burada görsel korteksin eksik bilgileri düzenli olarak tamamladığı, ancak bizim bu yeniden kurma sürecini fark etmediğimiz anlatılır. 3. one theory is that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Olası bir bilimsel açıklamayı kesinleşmiş gerçek gibi sunmadan ileri sürmek için bu temkinli kalıbı kullanın. Kalıp, serotoninle bağlantılı duyusal bütünleşme sinyallerinin bozulmasının madde kaynaklı halüsinasyonları açıklayabileceğini, fakat mekanizmanın belirsiz kaldığını gösterir.
Bu derste
An elderly woman named Rosalie was sitting in her nursing home when her room suddenly burst to life with twirling fabrics. Notlar
0:06Rosalie adındaki yaşlı bir kadın huzurevinde otururken odası aniden dönen kumaşlarla canlandı.
woman named Rosalie: named ile isim tanıtma
woman named Rosalie ifadesinde named Rosalie, woman sözcüğünden sonra gelir ve kadını adıyla tanıtır. Bu, a woman who was named Rosalie ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Buradaki named ana fiil değildir ve kadının Rosalie adlı birine isim verdiği anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp isim + named + özel addır ve hikâyede bir kişi ya da şeyi tanıtırken sıkça kullanılır.
Alıştırma
Karakter tanıtımını name fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: A nurse ____ Clara helped the patient.
Cevabı göster
named
burst to life: birdenbire canlanmak
burst to life ifadesindeki burst, bir patlamayı değil, ani ve canlı bir değişimi anlatır. Kumaşlar dönmeye başlayınca oda hızla hareketli ve enerji dolu görünmüştür. Yeniden kullanılabilen X bursts/burst to life kalıbı, X’in birdenbire canlı, hareketli, parlak ya da göz alıcı hâle gelmesi demektir. Altyazıdaki burst geçmiş zamandadır; yazılışı fiilin yalın hâliyle aynıdır.
Alıştırma
Bu cümlede burst to life ne anlama gelir? When the band started playing, the quiet square burst to life.
- Meydan birdenbire canlandı.
- Meydan yavaşça boşaldı.
- Meydan fiziksel olarak patladı.
Cevabı göster
Meydan birdenbire canlandı.
Through the elaborate drapings, she could make out animals, children, and costumed characters. Öbek fiiller
0:14İhtişamlı perdelerin arasından hayvanları, çocukları ve kostümlü karakterleri seçebiliyordu.
make out: Görmesi zor bir şeyi seçebilmek
Burada make out, “net olmayan bir şeyi görmeyi veya ayırt etmeyi başarmak” anlamına gelir. Kumaşlar görüşü zorlaştırdığı için could make out, onun yine de bu şekilleri seçebildiğini gösterir. Bu cümlede make out ifadesini tek bir öbek fiil olarak düşünün. Hayvanları ve karakterleri yaptığı ya da yarattığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “güçlükle ayırt etmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: In the heavy fog, we could barely ____ the road signs.
Cevabı göster
make out
but because she knew this entourage was an extremely detailed hallucination. Kelime
0:22bu maiyetin son derece detaylı bir halüsinasyon olduğunu bildiği için.
not by ..., but because ...: Beklenen nedeni düzeltmek
Cümle önce dinleyicinin bekleyebileceği nedeni reddeder: not by the intrusion. Ardından but because sonrasında gerçek nedeni verir: Bu grubun bir halüsinasyon olduğunu biliyordu. Bu not A, but B düzeltmesi önemli yeni bilgiyi ikinci sıraya yerleştirir. İki neden bölümü farklı dil bilgisi biçimleri kullanır. alarmed by + isim öbeği duyguyu neyin tetiklediğini belirtirken because + tam cümlecik kendi öznesi ve fiili olan bir neden verir. İkisi de was alarmed ifadesini açıkladığından biçimlerinin tamamen aynı olması gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi not by ..., but because ... kalıbıyla tamamlayın: The coach was disappointed, ____ the loss, ____ the team stopped trying.
Cevabı göster
not by · but because
this entourage: merkezdeki bir kişinin çevresindeki grup
Entourage, merkezdeki bir kişiye eşlik eden veya onun çevresinde toplanan insan grubunu ifade eder. Bu kişi genellikle önemli ya da ünlüdür. Bu cümlede this entourage, halüsinasyondaki tek bir kişiyi değil, figürlerin tamamını ifade eder. Bu kelime, grubu sıradan bir grup olmaktan çok birinin çevresindeki maiyet gibi gösterir. Bu ek görüntü, halüsinasyonun ne kadar ayrıntılı olduğunu anlatmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi grup en uygun şekilde entourage olarak tanımlanabilir?
- Otobüs durağında bekleyen birkaç yabancı
- Bir yıldızla seyahat eden asistanlar ve güvenlik görevlileri
- Sinemada oturan herkes
Cevabı göster
Bir yıldızla seyahat eden asistanlar ve güvenlik görevlileri
cognitive function: düşünmede kullanılan bilişsel yetenekler
Cognitive function; dikkat, hafıza, anlama, akıl yürütme ve muhakeme gibi zihinsel yetenekler için kullanılan resmî bir terimdir. Bu cümlede was excellent, bu yeteneklerin çok iyi çalıştığı anlamına gelir. Bu ifade, onun açıkça düşünebildiğini ve yaşadığı şeyi anlayabildiğini gösterir. Buradaki cognitive, yalnızca ne kadar bilgi sahibi olduğuyla değil, zihinsel işlemeyle ilgilidir.
Alıştırma
Her cognitive function was excellent burada ne anlama geliyor?
- Dikkati, hafızası, anlama ve muhakeme yeteneği çok iyi çalışıyordu.
- Çok fazla sayıda bilgi öğrenmişti.
- Kasları ve dengesi alışılmadık ölçüde güçlüydü.
Cevabı göster
Dikkati, hafızası, anlama ve muhakeme yeteneği çok iyi çalışıyordu.
and she had not taken any medications that might cause hallucinations. Dilbilgisi
0:30ve halüsinasyonlara neden olabilecek hiçbir ilaç almamıştı.
medications that might cause hallucinations: kısıtlayıcı bir ilgi cümleciği
medications that might cause hallucinations ifadesinde, that might cause hallucinations ilgi cümleciği hangi ilaçların söz konusu olduğunu belirler. That, cause fiilinin öznesidir ve medications sözcüğüne gönderme yapar. Might kesinleşmiş bir etkiyi değil, olasılığı belirtir. Ana cümlede onun bu tür hiçbir ilaç almadığı söylendiği için cümle, ilacın halüsinasyonlara neden olduğunu söylemek yerine bu olası nedeni eler.
Alıştırma
Cümlede that might cause hallucinations ne işe yarar?
- Her ilacın kesinlikle halüsinasyonlara neden olduğunu söyler.
- Olası bir neden olabilecek ilaçları belirler.
- Onun ilaçları ne zaman aldığını açıklar.
Cevabı göster
Olası bir neden olabilecek ilaçları belirler.
had a real-life crowd of circus performers burst into her room, Dilbilgisi
0:35odasına gerçek bir sirk göstericileri kalabalığı dalmış olsaydı bile,
Strangest of all: en şaşırtıcı noktayı sunmak
Strangest of all, cümle başında kullanılan üstünlük bildiren bir çerçevedir. Sıradaki olguyu daha önce sözü edilenler arasındaki en tuhaf olgu olarak sıralar ve dinleyicinin dikkatini anlatının doruk noktasına yöneltir. Bu ifade yalnızca tek bir fiili veya sıfatı güçlendirmez; ardından gelen ifadenin tamamı hakkında yorum yapar. Bir öykü veya açıklamanın önceki sıra dışı ayrıntılardan en şaşırtıcı olana geçmesini sağlar.
Alıştırma
Konuşmacı iki tuhaf olay sıraladıktan sonra en şaşırtıcı olanı tanıtmak istiyor. Sonraki cümleyi en iyi hangi başlangıç düzenler?
- In other words, the missing key was inside the locked drawer.
- Strangest of all, the missing key was inside the locked drawer.
- For example, the missing key was inside the locked drawer.
Cevabı göster
Strangest of all, the missing key was inside the locked drawer.
Had ... burst, she wouldn't have been able to ...: geçmişteki gerçek dışı koşulun devrik biçimi
Baştaki Had a real-life crowd ... burst yapısı, If a real-life crowd ... had burst cümlesinin if olmadan kullanılan devrik biçimidir. Had, öznenin önüne alınmış past perfect yardımcı fiilidir; burst ise onun past participle biçimidir. Geçmişte gerçekleşmemiş bir koşul sunar. Sonuç bölümü she wouldn't have been able to see them, hayal edilen geçmiş sonucu anlatmak için would not have been able to + fiil yapısını kullanır. Buradaki uç koşul, asıl noktayı güçlendirir: böyle bir durumda bile onları görmesi imkânsız olurdu.
Alıştırma
Koşulu resmî devrik biçimde yeniden yazın. If Maya had checked the map, she wouldn't have gotten lost. ____ the map, Maya wouldn't have gotten lost.
Cevabı göster
Had Maya checked
Rosalie had developed a condition known as Charles Bonnet Syndrome, Notlar
0:44Rosalie, Charles Bonnet Sendromu olarak bilinen bir duruma yakalanmıştı;
a condition known as: bir rahatsızlığın adını tanıtmak
a condition known as Charles Bonnet Syndrome ifadesinde known as, rahatsızlığın yerleşmiş adını tanıtır. Bu, kısaltılmış bir relative clause'dur: a condition that is known as Charles Bonnet Syndrome. Yeniden kullanılabilecek kalıp isim + known as + ad veya etiket biçimindedir. Bir şeyi insanların ona verdiği adla tanımlar; özellikle açıklayıcı, bilimsel ve haber metinlerinde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki adı tanıtan kalıbın tam biçimiyle tamamlayın: She was diagnosed with ____ narcolepsy.
Cevabı göster
a condition known as
Charles Bonnet Syndrome: görme kaybıyla bağlantılı görsel halüsinasyonlar
Charles Bonnet Syndrome, önemli görme kaybıyla ilişkili görsel halüsinasyonların tıbbi adıdır. Normal şekilde göremeyen biri, gerçekte orada bulunmayan canlı ve net görüntüler deneyimleyebilir. Buradaki Bonnet, sendromun adında yer alan bir soyadıdır; bir tür şapka anlamındaki İngilizce bonnet sözcüğü değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Charles Bonnet Syndrome neyi ifade ediyor?
- Görme kaybıyla bağlantılı görsel halüsinasyonları içeren bir rahatsızlık
- Normal görme yetisini geri kazandıran bir tedavi
- Hasarlı gözleri korumak için takılan bir şapka türü
Cevabı göster
Görme kaybıyla bağlantılı görsel halüsinasyonları içeren bir rahatsızlık
in which patients with either impaired vision or total blindness Dilbilgisi
0:48görme engelli ya da tamamen kör hastaların
suddenly hallucinate whole scenes in vivid color. Kalıp ifadeler
0:52aniden tüm sahneleri canlı renklerle halüsinasyon olarak gördüğü bir durum.
in which: bir rahatsızlığın içinde ne olduğunu açıklamak
In which, az önce belirtilen rahatsızlığın içinde ne olduğunu açıklayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Which, condition sözcüğüne geri gönderme yapar; in ise ilişkiyi ifade eder: hastalar bu belirtileri o rahatsızlık kapsamında yaşar. Bu yapı condition, situation, case, process ve system gibi soyut isimlerden sonra yaygındır. “İçinde” veya “bunun gerçekleştiği” anlamına gelir; fiziksel bir yeri soran soru değildir.
Alıştırma
Resmî tanımı in ve ardından doğru ilgi zamirini getirerek tamamlayın: A drought is a period ____ an area receives very little rain.
Cevabı göster
in which
either impaired vision or total blindness: iki alternatif durum
Bu cümlede either A or B, hastalar için iki alternatif durumu sunar: impaired vision ve total blindness. Bir hasta bunlardan birine sahip olabilir; her iki hasta grubu da tanıma dahildir. Either genellikle ilk seçeneği, or ise ikinci seçeneği başlatır. Burada with'ten sonra gelen iki seçenek paralel isim öbekleridir.
Alıştırma
İki belgeden herhangi birinin kabul edildiğini göstermek için ikili yapıyı tamamlayın: You may bring ____ a passport ____ a driver's license.
Cevabı göster
either · or
in vivid color: net, güçlü ve gerçeğe yakın renklerle
In vivid color, bir görüntünün veya sahnenin net, güçlü ve gerçeğe yakın renklerle görünmesi demektir. Vivid, bir şeyin yalnızca renkli olduğu temel anlamdan daha fazlasını katar. In vivid color edat öbeği, bütün sahnelerin nasıl göründüğünü açıklar. Onları soluk, belirsiz veya siyah-beyaz görüntülerden farklı gösterir.
Alıştırma
Restore edilen görüntünün renkleri net, güçlü ve gerçeğe yakınsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The old photograph reappeared ____.
- in black and white
- in vivid color
- in color
Cevabı göster
in vivid color
These hallucinations appear suddenly and can last for mere minutes or recur for years. Kalıp ifadeler
0:55Bu halüsinasyonlar aniden ortaya çıkar ve sadece birkaç dakika sürebilir veya yıllarca tekrarlayabilir.
last for mere minutes ... recur for years: kısa süre ve yıllarca tekrarlama
last for mere minutes or recur for years iki farklı zaman düzenini karşılaştırır. last for tek ve kesintisiz bir olayın ne kadar sürdüğünü belirtir; mere ise birkaç dakikanın şaşırtıcı derecede kısa olduğunu vurgular. recur, bir şeyin durduktan sonra yeniden gerçekleşmesi demektir. recur for years, tek bir olayın yıllarca kesintisiz sürdüğü anlamına gelmez; olayların bu dönem boyunca tekrar tekrar geri dönebileceğini anlatır.
Alıştırma
last for ve recur kullanarak karşıtlığı tamamlayın: A single episode may ____ mere minutes, while the problem may ____ for years.
Cevabı göster
last for · recur
We still don't fully understand what causes them to come and go Kalıp ifadeler
1:02Hala tam olarak neden gelip gittiklerini anlamıyoruz,
or why certain patients develop them when others don't. Dilbilgisi
1:05ya da neden bazı hastaların bunları yaşarken diğerlerinin yaşamadığını.
come and go: aralıklı olarak ortaya çıkmak
come and go burada mecaz anlamdadır: halüsinasyonlar ortaya çıkar, kaybolur ve yeniden ortaya çıkabilir. Bu ifade yerler arasındaki fiziksel hareketi değil, aralıklı bir düzeni anlatır. Aynı ifade bazı zamanlarda mevcut olup diğer zamanlarda bulunmayan belirtiler, duygular, düşünceler, sorunlar veya sinyaller için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi ‘aralıklı olarak ortaya çıkıp kaybolmak’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: These worries ____ throughout the week.
Cevabı göster
come and go
when others don't: do ile develop them yerine koyma
when others don't ifadesinde don't, do not develop them ifadesinin yerini tutar. do yardımcı fiili zaman ve olumsuzluğu taşırken tekrar edilen develop them fiil öbeği söylenmeden bırakılır. Bu, yardımcı fiille yapılan bir yerine koyma, yani bir eksiltme türüdür. Fiil öbeği bağlamdan açıkça anlaşıldığında İngilizcede tekrarı önlemek için do, does veya did ve bunların olumsuz biçimleri kullanılabilir. Buradaki when, belirli hastalarla diğer hastaları karşılaştırır; zaman sorusundan çok whereas anlamına yakındır.
Alıştırma
Some batteries last all day when others don't cümlesinde don't ifadesinden sonra hangi fiil öbeği anlaşılır?
- charge quickly
- last all day
- need replacing
Cevabı göster
last all day
We do know from fMRI studies that these hallucinations activate the same brain areas as sight, Notlar
1:09fMRI çalışmalarından biliyoruz ki bu halüsinasyonlar beyinde görme ile aynı alanları aktive ediyor,
Kanıt kaynağı olarak from fMRI studies
fMRI, functional magnetic resonance imaging ifadesinin kısaltmasıdır; Türkçede işlevsel manyetik rezonans görüntüleme denir. Araştırmalarda beynin farklı bölümlerindeki etkinlikle ilişkili değişimleri incelemeye yardımcı olur. Bu cümlede from fMRI studies, kanıtın kaynağını belirtir. Hangi beyin bölgelerinin etkinleştiğine ilişkin iddia bir tahmin değil, bu yöntemi kullanan araştırmalardan elde edilen bir sonuçtur.
Alıştırma
Bu cümlede from fMRI studies okuyucuya ne anlatır?
- İddia, beyin etkinliğini haritalamak için fMRI kullanan araştırmalara dayanıyor.
- Konuşmacı fMRI terimini bütün hastane testlerinin adı olarak kullanıyor.
- Halüsinasyonlar hayal kurma alıştırmasıyla oluşturuldu.
Cevabı göster
İddia, beyin etkinliğini haritalamak için fMRI kullanan araştırmalara dayanıyor.
We do know: olumlu cümlede vurgulu do
We do know ifadesinde do, olumlu bir cümlede kullanılan vurgu yardımcı fiilidir. know fiiline gerçekten veya kesinlikle bilmek anlamı katar; soru oluşturmaz. Belirsizlikten söz edildikten sonra vurgulu do bir karşıtlık kurar: bazı şeyler hâlâ bilinmemektedir, ancak bu iddia kanıtlarla desteklenmektedir. Genel yapı do, does veya did ve ardından ana fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi know fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: We still have questions, but we ____ the treatment is safe.
Cevabı göster
do know
the same brain areas as sight: the same ... as ... karşılaştırması
the same + isim + as + karşılaştırma hedefi kalıbı, iki şeyin belirtilen yönden aynı olduğunu gösterir. Buradaki isim öbeği brain areas, karşılaştırma hedefini gösteren bölüm ise as sight ifadesidir: Halüsinasyonlar, görmenin etkinleştirdiği beyin bölgelerini etkinleştirir. as sight bölümünü korumak önemlidir çünkü same burada açık bir karşılaştırma noktasına ihtiyaç duyar. Bu karşılaştırma, söz konusu halüsinasyonların nörolojik açıdan yalnızca hayal etmeye değil, gerçekten görmeye daha yakın olduğunu destekler.
Alıştırma
Karşılaştırmayı tek bir kelimeyle tamamlayın: This tablet uses the same charger ____ my phone.
Cevabı göster
as
also involve the same brain areas as real sensory experiences.
1:24gerçek duyusal deneyimlerle aynı beyin alanlarını içerir.
the cerebral cortex is thought to play a part in hallucinations. Kalıp ifadeler
1:30serebral korteksin halüsinasyonlarda rol oynadığı düşünülmektedir.
Because of this: kanıtı çıkarıma bağlamak
Because of this hemen önce belirtilen bir olguya veya kanıta gönderme yapar ve sonraki ifadeyi bunun sonucu ya da bundan çıkarılan bir sonuç olarak sunar. Buradaki this, halüsinasyonların gerçek duyusal deneyimlerle bağlantılı beyin bölgelerini etkinleştirdiğine ilişkin önceki gözlemi belirtir. İfade cümlenin başında kullanıldığında açıklamadaki bilgileri düzenler: önce kanıt, ardından bu kanıtın desteklediği sonuç gelir. Yalnızca yeni bir konu başlatmaz.
Alıştırma
Aşağıdaki kısa açıklamada Because of this ne işe yarar? The first test found a leak. Because of this, the engineers inspected every pipe.
- Boru incelemesini testte sızıntı bulunmasının sonucu olarak sunar.
- Testle ilgisi olmayan bir konuya geçer.
- Test sonucunun yanlış olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Boru incelemesini testte sızıntı bulunmasının sonucu olarak sunar.
play a part in: bir sonuca katkıda bulunmak
play a part in bir süreç veya sonucu etkilemek ya da ona katkıda bulunmak anlamına gelir. Bu cümlede serebral korteks, halüsinasyonlarla ilişkili etkenlerden biri olarak sunulur; part fiziksel bir parça anlamına gelmez. Yapı play a part in + isim veya -ing biçimidir. Genellikle başka etkenlere de yer bırakır; bu nedenle bir şeyin sonucu tek başına oluşturduğunu söylemekten daha az doğrudandır.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “katkıda bulunmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Regular exercise can ____ keeping your bones strong.
Cevabı göster
play a part in
This thin layer of gray matter covers the entire cerebrum, Kelime
1:35Bu ince gri madde tabakası tüm beyni kaplar,
thin layer of gray matter: serebral korteksi anlatan anatomik ifade
Bu ifadede thin, tabakanın kalınlığını; of gray matter ise tabakanın neyden oluştuğunu belirtir. İsim öbeğinin tamamı, ince bir sinir dokusu tabakası anlamına gelir. Bu bağlamda ifade, büyük beynin dış tabakası olan serebral korteksi anlatır. Gray matter, çok sayıda nöron hücre gövdesi içeren dokunun sinir bilimindeki adıdır; yalnızca gri görünen herhangi bir madde anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir anatomi dersinde a thin layer of gray matter ne anlama gelir?
- Gri renkli herhangi bir malzeme
- İnce bir sinir dokusu tabakası
- Beynin hasar görmüş bir bölgesi
Cevabı göster
İnce bir sinir dokusu tabakası
with different areas processing information from each of our senses. Dilbilgisi
1:39ve farklı alanları duyularımızın her birinden gelen bilgileri işler.
with different areas processing information: with + isim + -ing kalıbı
Burada with, yalnızca ve anlamına gelmek yerine ek bilgi sunar. İsim öbeği different areas'dır; processing ise bu bölgelerin ne yaptığını gösteren -ing biçimidir. with + isim + -ing kalıbı, arka plandaki bir eylemi, eş zamanlı bir durumu veya bir şeyin nasıl çalıştığına dair açıklamayı ekler. Bu bilgi, ana cümledeki mesaja göre ikincil kalır.
Alıştırma
Hangi cümle arka plan bilgisi eklemek için with + isim + -ing yapısını doğru kullanır?
- The machine stayed on, with cooling the fan the motor.
- The machine stayed on, with the fan cooling the motor.
- The machine stayed on, with the fan cooled the motor.
Cevabı göster
The machine stayed on, with the fan cooling the motor.
But even in people with completely unimpaired senses, Anlatım akışı
1:44Ancak duyuları tamamen kusursuz olan kişilerde bile,
the brain constructs the world we perceive from incomplete information. Kelime
1:47beyin algıladığımız dünyayı eksik bilgilerden inşa eder.
But even in people with completely unimpaired senses: iddianın kapsamını genişleten bir ödünleme
Bu ifade bir ödünleme anlatır. But bir yön değişikliğini belirtir; even in ise iddiaya uyma olasılığı en düşük gibi görünebilecek bir grubu, yani duyuları bozulmamış insanları da kapsar. Bilgiyi düzenleme işlevi, iddianın kapsamını genişletmektir. Ardından gelen düşünce yalnızca duyu sorunu olan insanlarla sınırlı değildir; duyular normal çalıştığında da geçerlidir.
Alıştırma
“But even in people with completely unimpaired senses” başlangıç ifadesi bu cümlede ne yapıyor?
- İddiayı duyuları bozulmuş insanlarla sınırlar.
- Normal duyuların eksiksiz bilgi sağladığını söyler.
- Duyular normal çalıştığında da iddianın geçerli olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Duyular normal çalıştığında da iddianın geçerli olduğunu gösterir.
Constructs the world we perceive: etkin bir yapılandırma olarak algı
Buradaki constructs, “bilgiyi düzenleyip yorumlayarak etkin biçimde oluşturur” anlamına gelir; “fiziksel olarak inşa eder” anlamında değildir. Nesnesi the world we perceive, yani bize göründüğü biçimiyle tutarlı dünyadır. Bu ifade, algıyı eksik girdilerden oluşan bir sonuç olarak sunar. Beynin her şeyi uydurduğu anlamına gelmez; beynin sınırlı duyusal bilgiyi kullanılabilir bir deneyime dönüştürdüğü anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede constructs ne anlama geliyor?
- Beynin içinde fiziksel olarak nesneler inşa eder.
- Dış dünyanın eksiksiz bir kopyasını alır.
- Eksik bilgileri etkin biçimde düzenleyerek algılanan bir dünya oluşturur.
Cevabı göster
Eksik bilgileri etkin biçimde düzenleyerek algılanan bir dünya oluşturur.
our eyes have blind spots where the optic nerve blocks part of the retina. Kelime
1:52gözlerimizde optik sinirin retinanın bir kısmını bloke ettiği kör noktalar vardır.
blind spots: görüş alanındaki görünmeyen bölgeler
Burada blind spots, gözlerin görsel bilgi almadığı görüş alanındaki küçük bölgeleri ifade eder. where ile başlayan yan cümle, optik sinirin retinaya bağlandığı yerde bu boşluğun oluştuğunu açıklar. Daha genel olarak blind spot, göremediğiniz veya fark etmediğiniz bir şeydir. Tıp dışındaki bağlamlarda bir kişinin bilgisinde, muhakemesinde veya planında fark etmediği bir zayıflığı anlatabilir.
Alıştırma
Orijinal cümlede blind spots neyi ifade eder?
- Gözlerin görsel bilgi almadığı alanlar
- Retinaya çizilmiş koyu işaretler
- Göremeyen kişiler için tasarlanmış yerler
Cevabı göster
Gözlerin görsel bilgi almadığı alanlar
When the visual cortex processes light into coherent images, Kalıp ifadeler
1:57Görsel korteks ışığı tutarlı görüntülere işlediğinde,
processes light into coherent images: process X into Y kalıbı
processes light into coherent images ifadesinde process X into Y, X üzerinde çalışmak veya X'i düzenleyerek Y hâline getirmek demektir. Burada cümlede girdi olarak light, sonuç olarak coherent images gösterilir. Coherent, parçaların anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde birleştiğini belirtir. Yalnızca keskinliği veya parlaklığı değil, düzeni ve tutarlılığı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi process fiilinin doğru biçimiyle ve process X into Y yapısındaki edatla tamamlayın: The app ____ spoken words ____ readable text.
Cevabı göster
processes · into
it fills in these blind spots with information from the surrounding area. Öbek fiiller
2:01bu kör noktaları çevre alandan gelen bilgilerle doldurur.
fills in these blind spots: eksik bilgiyi tamamlamak
Bu cümlede fills in, “eksik olanı tamamlar” anlamına gelir. Beyin, çevredeki alandan gelen bilgileri kullanarak blind spots denen görsel boşlukları tamamlar. fill in A with B kalıbı, “B’yi kullanarak A’yı tamamlamak” demektir. Burada A, these blind spots; B ise information from the surrounding area ifadesidir. Bir forma yazı yazmaktan söz edilmiyor.
Alıştırma
Örnekte fills in these blind spots ne anlama geliyor?
- Çevredeki alanı tamamen doldurur
- Eksik görsel bilgiyi tamamlar
- Bir formun içine cevaplar yazar
Cevabı göster
Eksik görsel bilgiyi tamamlar
none the wiser: hâlâ habersiz olmak
None the wiser, “hâlâ habersiz” veya “öncesine göre daha fazla bilgi sahibi olmamış” anlamına gelen bir deyimdir. Bu ifade çoğu zaman bir olayın ya da açıklamanın bir şeyi ortaya çıkarabilecek olmasına rağmen kişinin hiçbir şey öğrenmediğini veya fark etmediğini ima eder. Burada bazen görsel bir aksaklığı fark edebiliriz, ancak genellikle beynin eksik bilgiyi tamamladığını anlamayız. Wiser burada daha çok şey bilmek demektir, daha zeki olmak değil.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “hâlâ habersiz” anlamına gelen deyimle tamamlayın: They fixed the cracked window before Maya returned, so she was ____.
Cevabı göster
none the wiser
When the visual cortex is deprived of input from the eyes, Kalıp ifadeler
2:10Görsel korteks gözlerden gelen girdiden mahrum kaldığında,
is deprived of input: gerekli girdiden yoksun kalmak
Edilgen be deprived of + isim yapısı, bir kişinin veya şeyin gerekli ya da normalde mevcut olan bir şeyi alamadığını belirtir. Burada is deprived of input, görsel korteksin gözlerden görsel bilgi alamadığı anlamına gelir. Deprived, bir şeyi yalnızca bir kez alamamaktan daha güçlüdür; önemli bir kaynağın kaldırıldığını, kesildiğini ya da ciddi biçimde eksik olduğunu düşündürür.
Alıştırma
'Gerekli bir kaynaktan yoksun bırakılmış' anlamındaki iki sözcüklü kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: When cells are ____ oxygen, they cannot work normally.
Cevabı göster
deprived of
the brain still tries to create a coherent picture,
2:15beyin hala tutarlı bir resim oluşturmaya çalışır,
but the limits of its abilities become a lot more obvious.
2:19ancak yeteneklerinin sınırları çok daha belirgin hale gelir.
The full-blown hallucinations of Charles Bonnet Syndrome are one example. Kelime
2:23Charles Bonnet Sendromunun tam boyutlu halüsinasyonları buna bir örnektir.
full-blown hallucinations: tam gelişmiş halüsinasyonlar
Full-blown, tamamen gelişmiş ve açıkça ortaya çıkmış anlamına gelen bir sıfattır. full-blown hallucinations ifadesinde, hafif veya başlangıç aşamasındaki görsel bozuklukları değil, belirgin ve gelişmiş bir biçime ulaşmış halüsinasyonları anlatır. Bu birleşik sözcük, bir şeyin içine hava üflemekle ilgili değildir. Bir durumun aşamasını veya derecesini güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Cümlede full-blown hallucinations ne anlama geliyor?
- Henüz başlayan hafif görsel bozukluklar
- Tamamen gelişmiş ve açıkça ortaya çıkan halüsinasyonlar
- Yalnızca sıradan rüyalarda görülen görüntüler
Cevabı göster
Tamamen gelişmiş ve açıkça ortaya çıkan halüsinasyonlar
Because Charles Bonnet Syndrome only occurs in people who had normal vision and then lost their sight, Dilbilgisi
2:28Charles Bonnet Sendromu sadece doğuştan kör olanlarda değil, normal görüşe sahip olup sonradan görüşünü kaybedenlerde görüldüğü için,
only occurs in..., not those who...: kapsamı sınırlayıp bir grubu dışlamak
only occurs in X, not Y kalıbı net bir sınır çizer: X gruba alınır, Y ise dışarıda bırakılır. Bu cümlede X, bir zamanlar normal görme yetisine sahip olup daha sonra bu yetiyi kaybeden kişilerdir; doğuştan kör olan kişiler bu grubun dışındadır. Those, people sözcüğünün yerine geçer. Bu nedenle not those who were born blind, doğuştan kör olan kişilerin dahil edilmediğini belirtir. Bu kısa yapı, tanımlarda iki grubu ayırmak için sık kullanılır.
Alıştırma
Vurgulanan ifade, bu durumun kapsamını nasıl belirliyor?
- Yalnızca daha önce normal görme yetisine sahipken sonradan görme yetisini kaybeden kişileri kapsar ve doğuştan kör olanları dışarıda bırakır.
- İster doğuştan kör olsun ister görme yetisini sonradan kaybetsin, tüm kör kişileri kapsar.
- Yalnızca doğuştan kör olan kişileri kapsar.
Cevabı göster
Yalnızca daha önce normal görme yetisine sahipken sonradan görme yetisini kaybeden kişileri kapsar ve doğuştan kör olanları dışarıda bırakır.
scientists think the brain uses remembered images to compensate for the lack of new visual input. Kalıp ifadeler
2:35bilim insanları beynin yeni görsel girdi eksikliğini telafi etmek için hatırlanan imgeleri kullandığını düşünüyor.
compensate for the lack of new visual input: yeni görsel girdi eksikliğini telafi etmek
Compensate for the lack of something, bir şeyin yeterli miktarda bulunmamasından kaynaklanan sorunu azaltmak anlamına gelir. Bu cümlede beynin kullandığı kaynak hatırlanan görüntülerdir; bu görüntülerin telafi ettiği eksiklik ise yeni görsel girdinin olmamasıdır. Yapı, compensate for + sorun veya eksiklik şeklindedir. Burada for, telafi alan bir kişiyi değil, giderilmeye çalışılan eksikliği belirtir.
Alıştırma
Yeterli miktarda bulunmamasından kaynaklanan sorunu telafi etmek anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Extra practice can ____ classroom time.
Cevabı göster
compensate for the lack of
And the same is true for other senses. Kalıp ifadeler
2:41Ve aynı şey diğer duyular için de geçerlidir.
And the same is true for ...: önceki bir düşünceyi genişletmek
The same is true for ... az önce belirtilen bir düşüncenin, kuralın veya örüntünün for’dan sonra gelen isim öbeği için de geçerli olduğunu anlatır. Bu bir bağlantı ifadesidir; bir şeyin kelimesi kelimesine “aynı derecede doğru” olduğunu söylemez. Bu cümlede And önceki düşünceyle bağlantı kurar, other senses ise düşüncenin geçerli olduğu yeni alanı belirtir. Bu kalıp, açıklamanın tamamını tekrarlamadan aynı düşünceyi başka bir alana taşır.
Alıştırma
“Bu, ... için de geçerlidir” anlamındaki ders ifadesiyle geçişi tamamlayın: This rule works for nouns, and ____ verbs.
Cevabı göster
the same is true for
People with hearing loss often hallucinate music or voices,
2:44İşitme kaybı olan insanlar genellikle müzik veya ses halüsinasyonları görürler,
sometimes as elaborate as the cacophony of an entire marching band. Notlar
2:48bazen bütün bir bando takımının kakofonisi kadar karmaşıktır.
as elaborate as: karmaşıklık derecesini karşılaştırmak
as elaborate as, as + sıfat + as kalıbını kullanır. İki şeyi tek bir özellik bakımından karşılaştırır; elaborate burada karmaşık ve ayrıntılarla dolu anlamına gelir. Bu parçada, bütün bir bando takımının birleşik sesi, anlatılan sesin ne kadar karmaşık hâle gelebileceğini gösteren canlı bir ölçüt olarak kullanılır. Karşılaştırma yüksek bir dereceyi anlatır; iki sesin karmaşıklığının tam olarak eşit olduğunu kesin biçimde iddia etmez.
Alıştırma
elaborate kullanarak as ... as karşılaştırmasını tamamlayın: The model was ____ the real building.
Cevabı göster
as elaborate as
cacophony of an entire marching band: bütün bir bando takımının sert ve karmaşık sesleri
Cacophony, genellikle birkaç sesin aynı anda çarpışmasıyla oluşan sert ve düzensiz bir ses karışımı demektir. Bu ifadede an entire marching band, birçok yüksek sesin birlikte geldiği bir görüntü yaratır ve sesin olağanüstü derecede yoğun ve karmaşık görünmesini sağlar. İfade, bu sesleri yalnızca müzik olarak değil, birbiriyle çatışan gürültü olarak sunar.
Alıştırma
Hangi durum en iyi cacophony olarak tanımlanabilir?
- Tek bir keman yumuşak ve net bir şekilde çalar.
- Oda tamamen sessizdir.
- Birkaç alarm, korna ve bağırış aynı anda birbirine karışır.
Cevabı göster
Birkaç alarm, korna ve bağırış aynı anda birbirine karışır.
In addition to: başka bir öğe eklemek
In addition to, daha önce belirtilmiş veya zaten anlaşılmış bir şeyin yanına yeni bir öğe ekler. Burada sensory deprivation mevcut neden ya da kategoridir; ifade, başka neden veya kategorilerin de ekleneceğini gösterir. Bilgiyi birden fazla etken içeren bir liste olarak düzenler; bu nedenle cümleyi duyusal yoksunluğun tek neden olduğu şeklinde okumayın.
Alıştırma
Cümleyi In ile başlayan ve ikinci bir şart ekleyen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the written test, applicants must complete an interview.
Cevabı göster
In addition to
recreational drugs ve therapeutic drugs: güvenlik değil, kullanım amacı
Burada recreational drugs, bir sağlık sorununu tedavi etmek yerine keyif almak veya deneyimi değiştirmek amacıyla kullanılan maddeleri ifade eder. Therapeutic drugs ise bir sağlık sorununu tedavi etmek ya da kontrol altında tutmak için kullanılan ilaçlardır. Bu listede iki kategori de olası halüsinasyon nedenleri arasında yer alır. Sıfatlar maddeleri kullanım amaçlarına göre sınıflandırır; onları basitçe “kötü maddeler” ve “güvenli ilaçlar” diye ayırmaz. Tedavi amaçlı bir ilacın da yan etkileri olabilir.
Alıştırma
Bir kişi reçeteli bir ilacı keyif için değil, bir hastalığı tedavi etmek için alıyor. Bu amacı en iyi hangi ifade tanımlar?
- therapeutic drug use
- recreational drug use
- experimental drug use
Cevabı göster
therapeutic drug use
are a few of the many known causes of hallucinations, Anlatım akışı
3:03halüsinasyonların bilinen birçok nedeninden birkaçıdır,
a few of the many known causes: listenin eksik olduğunu belirtmek
are a few of the many known causes yapısında a few, az önce listelenen ögelere gönderme yapar; of the many known causes ise bu ögeleri çok daha büyük bir kümenin içine yerleştirir. Bu ifade, listeyi eksiksizmiş gibi göstermeden sıralamayı tamamlar. Devamındaki and we're still finding new ones, bilinen nedenler kümesinin bile büyümeye devam edebileceğini ekler.
Alıştırma
Adı verilen ögelerin daha büyük bir kümenin yalnızca küçük bir parçası olduğunu göstermek için örnekteki hedef yapıyı kullanın: These are ____ challenges facing the project.
Cevabı göster
a few of the many
Some of the most notorious hallucinations are associated with drugs like LSD and psilocybin. Notlar
3:09En kötü şöhretli halüsinasyonlardan bazıları LSD ve psilosibin gibi uyuşturucularla ilişkilidir.
most notorious hallucinations: olumsuz nedenlerle tanınan halüsinasyonlar
most notorious hallucinations ifadesinde notorious, kötü, rahatsız edici veya tehlikeli bir nedenle geniş çapta tanınmış demektir. Famous sözcüğünün her zaman taşımadığı olumsuz bir değerlendirme ekler. Most, notorious sözcüğünü en üstünlük derecesine getirir. Bu nedenle ifade, özellikle güçlü bir kötü üne sahip halüsinasyonları belirtir; yalnızca en çok kişinin bildiği halüsinasyonları değil.
Alıştırma
Hangi sıfat cümleyi en iyi tamamlar ve olumsuz bir ün ifade eder? The website became ___ for spreading dangerous lies.
- well-known
- famous
- notorious
Cevabı göster
notorious
are associated with: bir ilişki, ancak doğrudan neden olmak zorunda değil
are associated with ifadesindeki edilgen be associated with kalıbı, “bir şeyle bağlantılı olmak” veya “bir şeyle ilişkili olarak ortaya çıkma eğiliminde olmak” anlamına gelir. Burada halüsinasyonlarla adı geçen maddeler arasında bağlantı kurar. Bu ifade bir ilişki bildirir. Tek başına bir şeyin diğerine doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz; bu nedenle dikkatli bilim ve haber dilinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi be associated with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In the report, longer screen time was ____ shorter sleep.
Cevabı göster
associated with
Their hallmark effects: onların en ayırt edici etkileri
Their hallmark effects ifadesinde hallmark, effects sözcüğünü niteler ve “en ayırt edici veya en temsil edici” anlamına gelir. Their, daha önce söz edilen şeylere gönderme yapar. Bu ifade, sonraki bilgilerin nasıl anlaşılacağını gösterir: sıralanan duyumlar, rastgele olası etkiler olarak değil, bu sınıfı güçlü biçimde karakterize eden etkiler olarak sunulur. Buradaki hallmark, tanımlayıcı bir özellik anlamındaki sıradan sözcüktür; Hallmark şirketinin adı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Their hallmark effects ne anlama gelir?
- bir marka tarafından üretilen etkiler
- onların en ayırt edici etkileri
- her zaman gerçekleşen etkiler
Cevabı göster
onların en ayırt edici etkileri
that ... and that ...: sensation içeriğini veren paralel yan cümleler
İki that yan cümlesi, sensation sözcüğünün hangi içeriği taşıdığını açıklar: that dry objects are wet ve that surfaces are breathing. Her that, algılanıyor gibi görünen bir içeriği başlatır; and ise iki yan cümleyi paralel biçimde bağlar. Dil bilgisi açısından bunlar, sensation ismine bağlı paralel içerik yan cümleleridir. Bu yan cümleler bir hissin içeriğini verdiği için nesnelerin gerçekten ıslak olduğunu veya yüzeylerin gerçekten nefes aldığını ileri sürmez; bir deneyimi betimler. İkinci yan cümleden önce that sözcüğünün tekrarlanması paralel yapıyı belirginleştirir.
Alıştırma
Algılanan her içerikten önce aynı içerik yan cümlesi belirtecini tekrarlayarak cümleyi tamamlayın: She had the sensation ____ the floor was tilting and ____ the walls were moving.
Cevabı göster
that · that
can appear to melt: gerçeği değil, bir izlenimi anlatmak
Can appear to melt, “eriyormuş gibi görünebilir” anlamına gelir. can appear to + fiilin yalın hâli yapısı, olayın gerçekten gerçekleştiğini doğrulamak yerine olası bir izlenimi veya algıyı anlatır. Buradaki melt, görsel sahneyi canlı biçimde betimler. Nesnelerin fiziksel olarak sıvıya dönüştüğünü söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle doğrulanmış bir fiziksel değişimi değil, yalnızca olası bir görsel izlenimi anlatır?
- The ice sculpture melted completely yesterday.
- The ice sculpture can appear to melt under the moving lights.
- The ice sculpture is physically melting under the hot lamp.
Cevabı göster
The ice sculpture can appear to melt under the moving lights.
dissolve into swirls: yeni bir görsel biçime dönüşmek
Dissolve into swirls, “belirgin biçimini yavaş yavaş kaybedip girdap biçimli desenlere dönüşmek” anlamına gelir. dissolve into + sonuç yapısı, aşamalı bir değişimden sonra oluşan yeni biçimi veya durumu belirtir. Bu görsel betimlemede dissolve mecazidir; bir maddenin sıvıyla karışıp çözünmesi anlamına gelmez. Swirls, kıvrılan ve dönerek ilerleyen şekillerdir.
Alıştırma
Cümleyi dissolve into ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the camera lost focus, the sharp image ____ a blur.
Cevabı göster
dissolved into
or burst into fractal-like patterns. Kalıp ifadeler
3:28veya fraktal benzeri desenlere dönüşüyormuş gibi görünebilir.
burst into fractal-like patterns: ani bir görsel değişim
Bu görsel betimlemede burst into, “aniden bir şeye dönüşmek veya bir şeyle dolmak” anlamındadır. Desenlerin hızlı ve çarpıcı biçimde ortaya çıktığını anlatır; fiziksel bir patlamayı ifade etmez. Fractal-like, patterns sözcüğünü niteler. -like son eki “benzeri” anlamına gelir. Bu nedenle desenlerin matematiksel açıdan tam olarak fraktal olduğunu değil, fraktallara benzediğini belirtir.
Alıştırma
Bu görsel betimlemede burst into fractal-like patterns ne anlama gelir?
- Fiziksel olarak patladı ve desenleri yok etti.
- Tekrarlanan bütün desenleri yavaşça kaldırdı.
- Aniden fraktallara benzeyen desenlere dönüştü.
Cevabı göster
Aniden fraktallara benzeyen desenlere dönüştü.
Evidence suggests these drugs also act on the cerebral cortex. Anlatım akışı
3:31Kanıtlar bu ilaçların serebral kortekste de etki gösterdiğini öne sürüyor.
Evidence suggests: kanıta dayalı temkinli bir iddia
Evidence suggests, bir iddianın kaynağını önce belirtir: kişisel görüşü değil, kanıtları. Ardından kanıtların işaret ettiği sonucu sunar. Buradaki suggests, kesinlik derecesini azaltan bir ifadedir. Sonuç kanıtlarla desteklenir, ancak tamamen ispatlanmış veya kesin olarak sunulmaz. Bu kullanım, bilimsel ve bilgilendirici metinlerde desteklenen bir çıkarımı yerleşmiş bir olgudan ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle kanıta dayalı bir sonucu belirsizliğe de yer bırakarak sunar?
- Evidence suggests that regular breaks may improve concentration.
- Evidence proves that regular breaks improve concentration in every case.
- I guess regular breaks improve concentration, but I have no evidence.
Cevabı göster
Evidence suggests that regular breaks may improve concentration.
But while visual impairment typically only causes visual hallucinations Anlatım akışı
3:35Ancak görme bozukluğu genellikle sadece görsel halüsinasyonlara,
hearing loss auditory ones: eksiltme ve ismin yerine kullanma
and ile bağlanan hearing loss auditory ones bölümünde, daha önce kullanılan typically only causes sözcükleri atılmıştır. Tam anlam hearing loss typically only causes auditory hallucinations şeklindedir. Ones, daha önce geçen çoğul ve sayılabilen hallucinations isminin yerine geçer. Bu iki kısaltma, aynı fiil öbeğini ve ismi tekrarlamadan görsel ve işitsel durumları paralel tutar.
Alıştırma
Hangi seçenek hearing loss auditory ones ifadesinin en açık tam hâlini verir?
- hearing loss is caused by auditory hallucinations
- hearing loss typically only causes auditory hallucinations
- auditory hearing loss typically causes visual hallucinations
Cevabı göster
hearing loss typically only causes auditory hallucinations
substances like LSD cause perceptual disturbances across all the senses. Kalıp ifadeler
3:42LSD gibi maddeler tüm duyularda algısal bozukluklara neden olur.
But while ...: karşıtlık kurma
But while, karşıtlığın ilk tarafını sunar. while yan cümlesi daha dar olan örüntüyü gösterir: Her duyusal kayıp türü genellikle yalnızca aynı duyuyla ilgili halüsinasyonlara yol açar. Burada while, “oysa” ya da “-mesine rağmen” anlamındadır; “... olduğu sırada” anlamına gelmez. Ana cümle ardından karşıt noktayı verir: LSD tüm duyulardaki algıyı bozabilir. But ayrıca önceki açıklamadan daha genel bir dönüşü işaretler.
Alıştırma
Örnek cümlede while ne işe yarıyor?
- Etkilerin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
- Sınırlı etkiler ile geniş kapsamlı etkiler arasında karşıtlık kurar.
- Etkilerin tam olarak ne kadar sürdüğünü açıklar.
Cevabı göster
Sınırlı etkiler ile geniş kapsamlı etkiler arasında karşıtlık kurar.
across all the senses: tüm duyuları kapsamak
Burada across all the senses, algısal bozuklukların yalnızca görme veya işitme gibi tek bir duyuyu değil, bütün duyuları etkileyebileceği anlamına gelir. Across yalnızca bir taraftan diğerine hareketi değil, kapsamı da anlatabilir. across + küme veya alan yapısında, bütün alana yayılma ya da alanın farklı bölümlerini kapsama anlamı verir; all ise kapsamı eksiksiz hâle getirir.
Alıştırma
Cümlede across all the senses ne anlama geliyor?
- bir duyudan diğerine fiziksel olarak hareket etmek
- her duyuyu etkilemek
- yalnızca görmeyi etkilemek
Cevabı göster
her duyuyu etkilemek
That's likely because they activate receptors in a broad range of brain areas, Kalıp ifadeler
3:48Bunun nedeni muhtemelen geniş bir beyin alanı yelpazesindeki reseptörleri aktive etmeleridir,
a broad range of: geniş kapsam ve çeşitlilik
Burada a broad range of brain areas, geniş bir kapsama yayılan birçok farklı beyin bölgesi anlamına gelir. Ana fikir, etkinin yalnızca küçük bir bölgeyle sınırlı olmamasıdır. Yapı a broad range of + çoğul sayılabilen isim veya sayılamayan isim şeklindedir. Broad fiziksel genişliği değil, kapsamın genişliğini veya çeşitliliğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “birçok farklı türde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The science club explores ____ topics.
Cevabı göster
a broad range of
LSD and psilocybin both function like serotonin in the brain, Kelime
3:56Hem LSD hem de psilosibin beyinde serotonin gibi işlev görür,
both function like serotonin: fiil olarak function
both function like serotonin ifadesinde function, “işlemek” veya “işlev görmek” anlamına gelen bir fiildir. both, LSD ve psilosibini tekrar gösterir ve söylenenin iki madde için de geçerli olduğunu belirtir. like serotonin, maddelerin görünüşünü ya da sevdikleri bir şeyi değil, nasıl etki gösterdiklerini karşılaştırır. X functions like Y kalıbı, X'in Y'ye benzer biçimde çalıştığı anlamına gelir; X ile Y'nin tamamen aynı olduğunu göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle iki aracın pusulaya benzer biçimde çalıştığını söyler?
- These two tools both look like a compass.
- These two tools both function as a compass.
- These two tools both function like a compass.
Cevabı göster
These two tools both function like a compass.
binding directly to one type of serotonin receptor in particular. Kalıp ifadeler
4:00özellikle bir tür serotonin reseptörüne doğrudan bağlanır.
one type of ... in particular: bir türü özellikle belirtmek
one type of serotonin receptor in particular, daha geniş serotonin reseptörleri kategorisinden belirli veya özellikle önemli bir türü öne çıkarır. in particular isim öbeğinden sonra gelir ve dikkati yeniden ona yöneltir. Kapsamı daraltır: anlatılan şey genel olarak serotonin reseptörleri değil, bu açıklamada önemli olan bir türdür.
Alıştırma
Cümleyi “özellikle bu” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: Of all the examples, one ____ shows the pattern clearly.
Cevabı göster
in particular
While serotonin's role in the brain is complex and poorly understood, Anlatım akışı
4:05Serotoninin beyindeki rolü karmaşık ve tam olarak anlaşılamamış olsa da,
it likely plays an important part in integrating information from the eyes, Kelime
4:09muhtemelen gözlerden,
While ... is complex and poorly understood: belirsizliği kabul etmek
Burada While, during the time that anlamında değil, although yani “... olsa da” anlamındadır. Açılış yan cümlesi bir sınırı kabul eder: serotoninin beyindeki rolü karmaşıktır ve henüz yeterince anlaşılmamıştır. Bu ödünleyici yapı okuyucuyu ana iddiaya hazırlar; likely sözcüğü de iddiayı kesinlikten uzak tutar. While + sınırlılık, ana iddia kalıbı, bilimsel yazıda önce belirsizliği kabul edip sonra kanıtların muhtemelen neyi desteklediğini belirtmeye yarar.
Alıştırma
Bu cümlede baştaki While yan cümlesinin görevi nedir?
- Duyusal bilginin birkaç kaynağını listeler.
- Serotoninin ne zaman çalışmaya başladığını belirtir.
- Ana iddiayı sunmadan önce belirsizliği kabul eder.
Cevabı göster
Ana iddiayı sunmadan önce belirsizliği kabul eder.
nose, ears, and other sensory organs.
4:13burundan, kulaklardan ve diğer duyu organlarından gelen bilgilerin entegrasyonunda önemli bir rol oynar.
integrating information from ...: birden fazla girdiyi bütünleştirmek
Integrating information from the eyes, nose, ears, and other sensory organs, çeşitli kaynaklardan gelen sinyalleri tek ve yararlı bir algı olarak birlikte çalışabilmeleri için birleştirmek demektir. Integrating yalnızca bilgiyi almak veya toplamak anlamına gelmez. From edatı bilginin kaynaklarını tanıtır. Yeniden kullanılabilir kalıp integrate information from + kaynak ya da kaynaklar şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “... kaynaklı girdileri birleştirmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The dashboard helps drivers by ____ cameras and road sensors.
Cevabı göster
integrating information from
So one theory is that LSD and psilocybin cause hallucinations by disrupting the signaling involved in sensory integration. Notlar
4:16Bu yüzden bir teori, LSD ve psilosibinin duyusal entegrasyonda yer alan sinyalleri bozarak halüsinasyonlara neden olduğudur.
one theory is that: olası bir açıklama sunmak
One theory is that, öne sürülen açıklamalardan birinin içeriğini sunar. that yan cümlesi, bu teorinin ne iddia ettiğini belirtir. one sözcüğü, bu açıklamayı başka olasılıkların arasına yerleştirerek bilgiyi düzenler. Böylece devamındaki iddianın yerleşik ve tek cevap olarak okunmaması gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Bu bilim cümlesinde one theory is that neyi gösterir?
- Konuşmacı bir talimat veriyor.
- Açıklama bir olasılıktır, kesinleşmiş son sonuç değildir.
- Açıklama kanıtlanmış tek cevaptır.
Cevabı göster
Açıklama bir olasılıktır, kesinleşmiş son sonuç değildir.
by disrupting ...: by + -ing ile mekanizma belirtmek
By disrupting the signaling involved in sensory integration, by + -ing yapısında bir öbektir. cause hallucinations sonucunun arkasındaki öne sürülen mekanizmayı açıklar: Sinyalleşmenin bozulması, sonucun ne zaman değil nasıl ortaya çıktığını gösterir. Bu öbekte involved in sensory integration, signaling sözcüğünü niteler. Aktarılabilir kalıp sonuç veya eylem + by + -ing biçimindedir; -ing'li eylem yöntem ya da mekanizmayı verir.
Alıştırma
Cümleyi by ve parantez içindeki fiilin -ing biçimiyle tamamlayın: The filter cleans the water ____ small particles. (remove)
Cevabı göster
by removing
Hallucinations associated with schizophrenia may share a similar mechanism with those caused by LSD and psilocybin. Kalıp ifadeler
4:25Şizofreni ile ilişkili halüsinasyonlar, LSD ve psilosibinin neden olduğu halüsinasyonlarla benzer bir mekanizmayı paylaşabilir.
may share a similar mechanism with: temkinli bir karşılaştırma
X may share a similar mechanism with Y, X ile Y’nin altta yatan benzer süreçlerle işleyebileceği anlamına gelir. Burada share, “başka birine bir şey vermek” değil, “ortak olarak sahip olmak” demektir. may kip fiili ifadeyi temkinli hâle getirir; similar ise mekanizmaların tamamen aynı olmak zorunda olmadığını gösterir. with Y, karşılaştırılan olguyu tanıtır.
Alıştırma
Temkinli bilimsel karşılaştırmayı hedef ifadeyle tamamlayın: The research suggests that this sleep pattern ____ a stress response.
Cevabı göster
may share a similar mechanism with
Patients with schizophrenia often have elevated levels of serotonin in the brain, Kalıp ifadeler
4:33Şizofreni hastalarının beyinlerinde genellikle yüksek serotonin seviyeleri vardır,
elevated levels of serotonin: yüksek bir ölçümü bildiren resmî ifade
elevated levels of serotonin ifadesi, ölçülen serotonin miktarının veya yoğunluğunun normal, beklenen ya da referans aralığından yüksek olduğu anlamına gelir. Elevated, levels sözcüğünü niteler; serotoninin fiziksel olarak daha yukarıda olduğunu anlatmaz. Bilimsel yazılarda levels of + madde yapısı, maddeyi ölçülebilir bir miktar olarak sunar. Bu ifade değerin yüksek olduğunu bildirir, ancak kesin miktarı belirtmez.
Alıştırma
Resmî raporu hedef ifadeyle tamamlayın: The lab report showed ____ glucose in the blood.
Cevabı göster
elevated levels of
and antipsychotic drugs relieve symptoms of schizophrenia by blocking the same serotonin receptors LSD and psilocybin bind to. Notlar
4:38ve antipsikotik ilaçlar, LSD ve psilosibinin bağlandığı aynı serotonin reseptörlerini bloke ederek şizofreninin semptomlarını hafifletir.
relieve symptoms of schizophrenia: belirtileri hafifletmek, hastalığı iyileştirmek değil
Relieve symptoms of schizophrenia, şizofreni belirtilerini daha hafif veya daha kolay yönetilebilir hâle getirmek demektir. Relieve bir iyileşmeyi anlatır; şizofreninin tamamen ortadan kalktığını göstermez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp relieve symptoms of + hastalık veya durum biçimindedir. Hafifletilen şey symptoms sözcüğüyle belirtilir; of schizophrenia ise bu belirtilerin hangi hastalığa ait olduğunu gösterir.
Alıştırma
İyileştirme iddiasında bulunmadan belirtileri hafifletmek anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: This medicine may ____ asthma.
Cevabı göster
relieve symptoms of
by blocking ... receptors ... bind to: mekanizma ile ilgi cümlesinin bağlantısı
by blocking ... yapısı, önceki sonucu ortaya çıkaran yöntemi veya mekanizmayı göstermek için by + -ing kullanır: ilaçlar reseptörleri bloke ederek belirtileri hafifletir. the same serotonin receptors LSD and psilocybin bind to bölümünde LSD and psilocybin bind to yan cümlesi receptors sözcüğünü niteler. Bu yapı, the receptors that LSD and psilocybin bind to ile aynıdır. İlgi sözcüğü that çıkarılmıştır, ancak tam kalıp bind to + nesne olduğu için sondaki to kalır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın: mekanizmayı göstermek için by sözcüğünün ardından blocking kullanın, sonra bind fiilinin gerektirdiği edatı ekleyin. The drug works ____ the receptors the molecule binds ____.
Cevabı göster
by blocking · to
these drugs can even relieve the hallucinations of patients with Charles Bonnet Syndrome.
4:49bu ilaçlar Charles Bonnet Sendromu olan hastaların halüsinasyonlarını bile hafifletebilir.
We're still a long way from understanding all the different causes and interconnected mechanisms of hallucinations, Kalıp ifadeler
4:54Halüsinasyonların tüm farklı nedenlerini ve birbiriyle bağlantılı mekanizmalarını anlamaktan hala çok uzağız,
We're still a long way from understanding: tam olarak anlamaktan hâlâ uzağız
We're still a long way from understanding... ifadesi, anlayışımızın tamamlanmaktan uzak olduğunu ve daha çok çalışma gerektiğini belirtir. Buradaki a long way gerçek bir mesafeyi değil, bir hedefe doğru ilerleme düzeyini anlatır. Kalıp be a long way from + isim veya -ing biçimidir. Still, bu durumun şimdi de sürdüğünü gösterir; bu nedenle from understanding kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi a long way ve doğru edatla tamamlayın: We are still ____ understanding how the disease spreads.
Cevabı göster
a long way from
but it's clear that hallucinatory experiences are much more closely tied to ordinary perception than we once thought. Kalıp ifadeler
5:01ancak halüsinasyon deneyimlerinin bir zamanlar düşündüğümüzden sıradan algıyla çok daha yakından bağlantılı olduğu açıktır.
much more closely tied to ordinary perception: beklenenden daha güçlü bir bağlantı
Closely tied to, “bir şeyle güçlü biçimde bağlantılı veya yakından ilişkili” demektir. Buradaki tied mecazidir; fiziksel olarak bağlanmayı anlatmaz. More closely bağlantının gücünü karşılaştırır, much ise bu karşılaştırmayı güçlendirir: much more closely. Than we once thought ile birlikte ifade, sıradan algıyla bağlantının önceden düşünülenden çok daha güçlü olduğunu belirtir.
Alıştırma
Much more closely tied to ordinary perception than we once thought burada ne anlama geliyor?
- sıradan algıyla önceden düşünülenden çok daha güçlü biçimde bağlantılı olmak
- yalnızca sıradan algıya fiziksel olarak bağlanmış olmak
- sıradan algıyla önceden düşünülenden daha az bağlantılı olmak
Cevabı göster
sıradan algıyla önceden düşünülenden çok daha güçlü biçimde bağlantılı olmak
than we once thought: önceki bir inancı düzeltmek
Than we once thought bir karşılaştırmayı tamamlar. much more closely tied karşılaştırmalı ifadesi, bağlantının şimdi önceki inancımızın gösterdiğinden daha güçlü görüldüğünü anlatır. Burada once “eskiden” veya “geçmişte” demektir; “bir kez” demek değildir. Bu yan cümle eski bir inancı karşılaştırma noktası yapar ve yeni kanıtların anlayışı değiştirdiğini göstermeye yarar.
Alıştırma
Cümleyi “önceki inancımızla karşılaştırıldığında” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The cave is deeper ____.
Cevabı göster
than we once thought
we stand to learn a great deal about how our brains construct the world we see, Kalıp ifadeler
5:10beynimizin gördüğümüz dünyayı nasıl inşa ettiği hakkında çok şey öğrenebiliriz,
stand to learn: muhtemel bir yarar
Stand to learn, “öğrenme olasılığı yüksek olmak” veya “bilgi edinebilecek durumda olmak” demektir. Cümlede halüsinasyonları incelemek önemli bir yarar sağlayabilir: beynin algıladığımız dünyayı nasıl oluşturduğunu daha iyi anlamak. Yeniden kullanılabilen kalıp stand to + fiilin yalın hâlidir. Bir durumun veya eylemin, özellikle yarar ya da kayıp gibi, muhtemel sonucunu anlatır; stand burada ayakta durmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “bilgi edinme olasılığımız yüksek” anlamındaki kalıpla tamamlayın: By reviewing the failed tests, we ____ why the design broke.
Cevabı göster
stand to learn
we'll likely come to appreciate just how subjective and individual each person's island universe of perception really is. Notlar
5:18her bir kişinin kendi algı adacığının aslında ne kadar öznel ve bireysel olduğunu muhtemelen daha iyi kavrayacağız.
we'll likely come to appreciate just how: derecenin büyüklüğünü muhtemelen zamanla anlamak
Bu cümlede we'll likely come to appreciate, “muhtemelen zamanla anlayıp farkına varacağız” anlamına gelir. Come to, anlayışın zaman içinde değişmesini anlatır; bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz. Buradaki appreciate, bir şeyin önemini ya da gerçek niteliğini anlamaktır; minnet duymak değildir. Just how bir derecenin ne kadar büyük olduğunu vurgular: just how subjective and individual ... really is, “gerçekte ne kadar öznel ve kişiye özgü olduğu” demektir. Yapının tamamı, daha fazla bilgiyle daha derin bir kavrayışa ulaşılmasının muhtemel olduğunu anlatır.
Alıştırma
Bir derecenin muhtemelen zamanla anlaşılacağını ifade eden bu dersteki kalıbı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: As you study the night sky, ____ vast it is.
Cevabı göster
you'll likely come to appreciate just how
island universe of perception: kişiye özel algı dünyası benzetmesi
Island universe of perception, bir kişinin duyuları ve zihni tarafından oluşturulan özel dünyayı anlatan yaratıcı bir benzetmedir. Island, başka insanların deneyimlerinden ayrılığı; universe ise bütün ve karmaşık bir dünyayı çağrıştırır. Bu cümlede benzetme, algının öznel ve kişiye özgü olduğu düşüncesini destekler. Gerçek bir adaya ya da uzaya gönderme yapmaz ve bir bilimsel teorinin adı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede each person's island universe of perception ne anlama gelir?
- Her insan gerçekliği kendine özel ve diğerlerinden kısmen ayrı bir algı dünyası aracılığıyla deneyimler.
- Her insan fiziksel olarak bir adada tek başına yaşar.
- Herkes dünyayı tamamen aynı şekilde algılar.
Cevabı göster
Her insan gerçekliği kendine özel ve diğerlerinden kısmen ayrı bir algı dünyası aracılığıyla deneyimler.
We recommend Oliver Sacks's Hallucinations. Kültür
5:29Oliver Sacks'ın Halüsinasyonlar (Hallucinations) kitabını tavsiye ediyoruz.
Oliver Sacks's Hallucinations: yazar ve kitap adı
Oliver Sacks's Hallucinations bir kitabı belirtir: Hallucinations kitabın başlığıdır; iyelik biçimi Sacks's ise yazarın Oliver Sacks olduğunu gösterir. Oliver Sacks, tıbbi hikâye anlatımıyla tanınan bir nörolog ve yazardı. Bu arka plan, olağan dışı duyusal deneyimler hakkındaki bir konuşmada bu eserin neden önerildiğini açıklar; ifade, Sacks'ın o anda halüsinasyon gördüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede Oliver Sacks's Hallucinations neyi ifade ediyor?
- Oliver Sacks'ın yaşadığı belirtileri anlatır.
- Bir hastane bölümünün adıdır.
- Oliver Sacks tarafından yazılmış bir kitabın adıdır.
Cevabı göster
Oliver Sacks tarafından yazılmış bir kitabın adıdır.
This book includes jaw-dropping personal accounts of a range of sensory disturbances, Kelime
5:32Bu kitap, bir dizi duyusal bozuklukla ilgili dudak uçuklatan kişisel hesaplar içermektedir,
jaw-dropping personal accounts: hayret verici kişisel anlatılar
Jaw-dropping, son derece şaşırtıcı veya etkileyici anlamına gelen canlı bir sıfattır; şaşkınlıktan ağzı açık kalan birini çağrıştırır. Personal accounts, insanların bizzat yaşadıkları şeyleri anlattıkları anlatılardır. Jaw-dropping personal accounts bir bütün olarak hayret verici birinci elden anlatılar demektir. Buradaki accounts, raporları veya anlatıları ifade eder; banka hesapları ya da çevrim içi hesaplar anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede jaw-dropping personal accounts ne anlama geliyor?
- hayret verici birinci elden anlatılar
- şaşırtıcı banka kayıtları
- özel giriş bilgileri
Cevabı göster
hayret verici birinci elden anlatılar
Kermit the Frog: ünlü bir kurgusal kurbağa karakteri
Kermit the Frog, Amerikan popüler kültüründe yaygın olarak tanınan ve en çok The Muppets karakterlerinden biri olarak bilinen kurgusal bir kurbağa kukla karakteridir. Bu ad sıradan bir kurbağayı değil, o karakteri ifade eder. Bu tanıdık kurgusal karakterin halüsinasyona dâhil edilmesi, deneyimin özellikle saçma ve gerçek dışı görünmesini sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede Kermit the Frog neyi ifade ediyor?
- Gerçek bir kurbağa türünün bilimsel adı
- Bir ilacın lakabı
- Tanınmış kurgusal bir kurbağa kukla karakteri
Cevabı göster
Tanınmış kurgusal bir kurbağa kukla karakteri
You can download an audiobook version for free at audible.com/ted-ed.
5:43audible.com/teded adresinden sesli kitap versiyonunu ücretsiz indirebilirsiniz.