NÜKLEER PATLAMA OLURSA NE YAPMALI?!: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.437 kelime 211 kel/dk

Video özeti: Nükleer patlama ve radyoaktif serpinti karşısında sığınma, tehlikeyi değerlendirme, arınma, tahliye ve sonraki saldırılara hazırlanma adımları. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "in the event of" (Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler): Olası bir acil durumu güvenlik kuralları veya beklenmedik durum planlarında resmî biçimde tanıtır. 2. "should this tragic event ever occur." (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): Yazılı uyarılarda if kullanılmayan resmî koşul devrikliğini tanıyın. 3. "up sticks" (Deyimler ve mecazlı ifadeler): Bu samimi Britanya İngilizcesi ifadesinin çubuk kaldırmak değil, hızla ayrılmak veya taşınmak olduğunu ve konuşmaya uygunluğunu anlayın.

Bu derste

This episode is brought to you by Dashlane. Kalıp ifadeler

0:00

Bu bölüm Dashlane tarafından sunulmaktadır.

Kalıp ifadeler

Sponsorluk ifadesi olarak “is brought to you by”

“Is brought to you by” medyada kullanılan standart bir sponsorluk ifadesidir. Dinleyiciye, by sözcüğünden sonra gelen adın bölüme maddi kaynak sağladığını veya başka bir şekilde destek verdiğini bildirir. Burada bring fiziksel bir eylem değildir. “İçerik + be brought to you by + sponsor” edilgen yapısı, sponsoru içeriğin sunulmasına yardımcı olan taraf olarak gösterir.

Alıştırma

“This episode is brought to you by Dashlane” cümlesinde Dashlane'in rolü nedir?

  1. Bölümde sözü edilen tüm ürünlerin sahibidir.
  2. Bölüme sponsor olur veya destek verir.
  3. Bölümü fiziksel olarak her dinleyiciye teslim eder.
Cevabı göster

Bölüme sponsor olur veya destek verir.

Never forget another password and keep all your credentials

0:02

Bir daha asla başka bir parolayı unutmayın ve tüm kimlik bilgilerinizi

secure by signing up for a free account today. Öbek fiiller

0:04

bugün ücretsiz bir hesaba kaydolarak güvende tutun.

Öbek fiiller

“signing up for”: bir şeye kaydolmak

“Signing up for”, for sözcüğünden sonra belirtilen hizmete veya etkinliğe kaydolup katılmak, onu edinmek ya da kullanmak anlamına gelir. Bu cümlede kişinin kaydolduğu şey “a free account”tır. İfade by sözcüğünden sonra geldiği için -ing biçimi kullanılır: “by signing up for ...”. Burada sign, sign up öbek fiilinin parçasıdır; imza atmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi sign up for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: You can try the fitness app by ____ a free account.

Cevabı göster

signing up for

Imagine this, Anlatım akışı

0:07

Şunu hayal edin,

Anlatım akışı

Imagine this: sıradaki sahneyi tanıtmak

“Imagine this”, anlatılacak sahneyi hazırlayan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciden, hemen ardından gelecek durumu zihninde canlandırmasını ister. Buradaki “this”, daha önce sözü edilen bir nesneye değil, birazdan sunulacak sahnenin tamamına işaret eder. İfade, dinleyiciyi canlı ayrıntılara hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi, sahne tanıtan iki sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: “____: you wake up and find that the streets are covered in flowers.”

Cevabı göster

Imagine this

a sudden bright light followed by the sounds of the heavens opening. Deyimler

0:08

aniden beliren parlak bir ışık ve onu takip eden göklerin yarılma sesleri.

Deyimler

the heavens opening: ezici bir sesin dramatik imgesi

“The heavens”, gökyüzünü anlatan edebî bir ifadedir. “the heavens opening” sözünde gökyüzünün devasa bir ölçekte yarılıp açıldığı hayal edilir. Bu görüntü abartılıdır; gerçek bir dinî olayı bildirmez. Bu cümlede sesi ezici derecede yüksek, kozmik ve neredeyse kıyameti andıran bir hâle getirir.

Alıştırma

“The thunder made it sound as if the heavens were opening,” cümlesinde bu ifade büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Gürültü ezici derecede büyük ve dramatik hissettiriyordu.
  2. Gökyüzü sakin ve sessiz hâle geldi.
  3. Cennetteki bir kapı gerçekten açılıyordu.
Cevabı göster

Gürültü ezici derecede büyük ve dramatik hissettiriyordu.

An intense heat blast smashes through the city

0:12

Yoğun bir sıcaklık dalgası şehri yerle bir eder

and a gigantic mushroom cloud slowly rises.

0:15

ve devasa bir mantar bulutu yavaşça yükselir.

Cars swerve from the roads

0:17

Arabalar yoldan çıkarak savrulur

amid the screams of fear, panic, and pain.

0:19

korku, panik ve acı çığlıkları arasında.

And that's only if you have enough time to see the spectacle Dilbilgisi

0:22

Ve bu, yeryüzünden tamamen silinmeden önce

Dilbilgisi

only if: gerekli bir koşulu belirtme

Only if gerekli bir koşul bildirir. Burada yeterli zamana sahip olmak, “bunun” gerçekleşmesi için zorunludur; yeterli zaman yoksa gerçekleşemez. İfade, yeterli zamanın sonucu garanti ettiğini söylemez; yalnızca sonucu mümkün kılar. Only, yalnızca have ya da time sözcüklerini değil, if yan cümlesinin tamamını niteler. Kalıp, “X ancak Y koşulu doğruysa gerçekleşebilir” şeklinde okunabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, Maya'nın içeri girebilmesi için biletinin olmasının gerekli olduğu anlamına gelir?

  1. Maya can enter only if she has a ticket.
  2. If Maya has a ticket, she can enter.
  3. Maya can enter even if she does not have a ticket.
Cevabı göster

Maya can enter only if she has a ticket.

before being blasted off the face of the Earth. Deyimler

0:25

bu manzarayı görebilecek kadar zamanınız varsa geçerlidir.

Deyimler

blasted off the face of the Earth: tamamen yok olma

Bu cümlede blasted off the face of the Earth, bir patlama sonucu öldürülmeyi veya tamamen yok edilmeyi anlatan dramatik bir edilgen ifadedir. Bir kişinin uzaya sağlam şekilde yolculuk etmesini değil, gezegenin yüzeyinden şiddetle silinmesini canlandırır. Edilgen be blasted off ... kalıbı etkilenen kişiye odaklanır; patlama ise bağlamdan anlaşılan nedendir. off the face of the Earth şeklindeki geniş imge, tamamen kaybolma veya yok olma fikrini güçlendirir.

Alıştırma

'The shock wave could blast them off the face of the Earth,' cümlesinde blast them off the face of the Earth büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Patlamayı uzaktan izleyebilirler.
  2. Sağlam şekilde ve güvenle uzaya gidebilirler.
  3. Patlama sonucu ölebilir veya tamamen yok olabilirler.
Cevabı göster

Patlama sonucu ölebilir veya tamamen yok olabilirler.

It's an apocalyptic image all right.

0:27

Gerçekten de kıyameti andıran bir görüntü.

But would a nuclear blast really spell the end of the world? Kelime

0:29

Peki bir nükleer patlama gerçekten dünyanın sonu anlamına mı gelir?

Kelime

spell the end of ifadesinin anlamı

Burada spell, “bir kelimenin harflerini söylemek veya yazmak” değil, “bir sonucu göstermek ya da ortaya çıkarmak” anlamındadır. Spell the end of something, bir olayın veya değişikliğin bir şeyi sona erdireceğini ya da onun sona ereceğini açıkça göstereceğini anlatır. Bu yapı, sonucun ciddiyetini güçlü biçimde vurgular. Soruda, bu sonuç baştan kabul edilmek yerine nükleer bir patlamanın gerçekten dünyanın sonuna yol açıp açmayacağı sorgulanır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “bir şeyin sona ermesine yol açmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Losing its only source of funding could ____ the project.

Cevabı göster

spell the end of

Are there any steps that we could take in advance

0:32

Yaşadığımız şehirde bir nükleer cihaz patlatıldığında

to avoid frying as the nuclear device is detonated in our home city?

0:34

kavrulmaktan kaçınmak için önceden atabileceğimiz herhangi bir adım var mı?

That's what we'll find out in this episode of The Infographics Show,

0:38

İşte The Infographics Show'un bu bölümünde bunu öğreneceğiz,

How to Survive Nuclear Fallout.

0:42

Nükleer Serpintiden Nasıl Sağ Çıkılır.

The debate on whether or not we could survive a nuclear war Dilbilgisi

0:44

Nükleer bir savaştan sağ çıkıp çıkamayacağımız konusundaki tartışma

Dilbilgisi

Edat sonrasında whether or not

Whether or not, evet ya da hayır diye yanıtlanan bir sorunun iki cevabını da ifade eder: Sağ çıkabiliriz veya çıkamayabiliriz. Or not ilk olasılığı olumsuz yapmaz; karşıt olasılığı açıkça belirtir. Burada whether ile başlayan yan cümlenin tamamı on edatından sonra gelir ve tartışmanın konusunu belirtir. Bu tür dolaylı evet-hayır sorularını bir edattan sonra kullanırken if değil, whether seçilir.

Alıştırma

İki olası sonucu da açıkça içeren doğal tamamlamayı seçin: The committee argued about _____ the plan would work.

  1. whether or not
  2. unless
  3. if
Cevabı göster

whether or not

is still wide open. Deyimler

0:46

hala tamamen açıktır.

Deyimler

wide open: sonucun hâlâ belli olmaması

Burada wide open fiziksel bir açıklığı değil, tartışmayı niteler. Konunun henüz karara bağlanmadığını ve birden fazla cevabın hâlâ mümkün olduğunu anlatır. Bu mecazi kullanım, sonucu veya yönü belirsiz kalan yarış, rekabet ya da soru gibi durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Sonucun hâlâ belli olmadığını ifade eden bu nottaki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: With three teams tied for first place, the championship is still ____.

Cevabı göster

wide open

But one thing is for sure, Anlatım akışı

0:48

Ancak kesin olan bir şey var ki,

Anlatım akışı

one thing is for sure: belirsizlikten kesinliğe geçmek

One thing is for sure ifadesi, konuşanın kesin kabul ettiği bir yargıyı tanıtan söylem belirleyicisidir. Burada but, bu kesinliği hemen önce sözü edilen çözüme ulaşmamış tartışmayla karşılaştırır. İfade, dinleyiciyi düşünce akışı içinde yönlendirir: önce bilinmeyen nokta kabul edilir, ardından dikkat güvenilir bir sonuca çevrilir. Burada for sure kesinlikle anlamındadır; bir şeyi güvenceye almak için anlamına gelmez.

Alıştırma

Belirsizlikten kesin bir sonuca geçiş yapan bu nottaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The cause is still unclear, but ____: we need more data.

Cevabı göster

one thing is for sure

the weapons are getting darn right nastier.

0:49

silahlar cidden çok daha iğrenç hale geliyor.

The nuclear warheads that the world has at its disposal right now Kalıp ifadeler

0:51

Dünyanın şu anda elinde bulundurduğu nükleer savaş başlıkları

Kalıp ifadeler

at its disposal: kullanıma hazır

At its disposal, “gerektiğinde kullanıma veya denetime hazır” anlamına gelir. Burada its, the world ifadesini gösterir; dolayısıyla söz konusu nükleer savaş başlıkları şu anda dünyanın kullanımına hazırdır. Yapı have + şey veya kaynak + at + iyelik belirleyicisi + disposal şeklindedir. İyelik belirleyicisi kaynağı kimin kullanabileceğini gösterir: at my disposal, at her disposal veya at their disposal.

Alıştırma

Cümleyi “onun kullanımına hazır” anlamındaki üç kelimelik resmî ifadeyle tamamlayın: Maya had a full research library ____.

Cevabı göster

at her disposal

are hundreds of times more deadly Dilbilgisi

0:55

İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda

than the bombs dropped on Hiroshima and Nagasaki at the end of the Second World War.

0:57

Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan bombalardan yüzlerce kat daha ölümcül.

Dilbilgisi

hundreds of times more deadly than: katlı karşılaştırma

Sayı veya miktar + times + karşılaştırma sıfatı + than kalıbı, bir farkın büyüklüğünü gösterir. Burada hundreds of times more deadly than, günümüzdeki savaş başlıklarını önceki bombalardan çok daha ölümcül olarak sunar. hundreds büyük ve yaklaşık bir miktardır; olayların kaç kez gerçekleştiğini saymaz. Aynı kalıp başka karşılaştırma sıfatlarıyla da kullanılır: ten times faster than, four times larger than veya fifty times more expensive than. Günlük dilde hedef yapı, çok büyük bir farkı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi times + comparative + than yapısını ve fast sıfatını kullanarak tamamlayın: This server is ten ____ the old one.

Cevabı göster

times faster than

We have no clear picture of the catastrophic effect

1:01

Tüm bu silahların aynı anda patlatılmasının

of all of these weapons being detonated at the same time.

1:04

yaratacağı felaket etkisine dair net bir resme sahip değiliz.

And that's what is likely to happen in the event of a nuclear conflict. Kalıp ifadeler

1:07

Ve nükleer bir çatışma durumunda büyük ihtimalle gerçekleşecek olan da budur.

Kalıp ifadeler

in the event of + isim öbeği

In the event of, “bir şey olursa” anlamına gelir. Bu cümlede bir koşul sunar: nükleer çatışma, tahminin geçerli olacağı olası durumdur. Buradaki event, planlanmış bir kutlama veya etkinlik değil, meydana gelebilecek bir durum anlamındadır. Kalıp in the event of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Özellikle acil durum planlarında, kurallarda, sigorta metinlerinde ve risk yazılarında olasılık koşullarını düzenlemek için kullanılan resmî bir ifadedir.

Alıştırma

Bu resmî talimatı doğru tamamlayan ifadeyi seçin: “_____ a power outage, use the stairs rather than the elevator.”

  1. In the event that
  2. In the event of
  3. During the event of
Cevabı göster

In the event of

One thing that's for sure is that those who are able to survive a massive nuclear attack

1:10

Kesin olan bir şey var ki, devasa bir nükleer saldırıdan sağ çıkabilenler

would be those who have mentally and logistically prepared for such an event. Kalıp ifadeler

1:14

böyle bir olaya zihinsel ve lojistik olarak hazırlıklı olanlar olacaktır.

Kalıp ifadeler

mentally and logistically prepared for: zihinsel ve lojistik hazırlık

Mentally ve logistically, have prepared yapısını paralel biçimde niteleyen zarflardır. Mentally düşünce ve duygu bakımından hazır olmayı; logistically ise malzeme, ulaşım, zamanlama ve organizasyon gibi pratik ihtiyaçların düzenlenmiş olmasını anlatır. Prepare for + isim öbeği, o durumla veya zorlukla başa çıkmaya hazırlanmak demektir. Buradaki have prepared, present perfect yapısındadır: hazırlık olası olaydan önce yapılmıştır ve sonucu şimdi de önemlidir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın. The crew discussed the stress, booked transport, and checked all supplies. Before the expedition, the crew had ____ the journey.

Cevabı göster

mentally and logistically prepared for

So grab a pencil and a notebook

1:18

Bu yüzden bir kurşun kalem ve bir not defteri kapın

and jot down how to best survive should this tragic event ever occur. Notlar

1:20

ve bu trajik olayın meydana gelmesi halinde en iyi nasıl hayatta kalacağınızı not edin.

Öbek fiiller

Hızlı ve kısa notlar için jot down

Jot down, genellikle daha sonra hatırlamak veya kullanmak amacıyla “bir şeyi hızlı ve kısaca yazmak” anlamına gelir. Bu cümlede not edilen şey how to best survive olduğundan, ifade ayrıntılı bir metin yazmayı değil, kısa ve kullanışlı bir not almayı anlatır. Jot fiil, down ise parçacıktır. Birlikte jot down öbek fiilini oluştururlar. Nesne jot down the address örneğindeki gibi sonra gelebilir; nesne bir zamirse jot it down örneğindeki gibi iki sözcüğün arasına girer.

Alıştırma

“Bir şeyi hızlı ve kısaca yazmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Please ____ the gate code before you leave.

Cevabı göster

jot down

Dilbilgisi

should this tragic event ever occur: resmî koşul devrikliği

Should this tragic event ever occur, if sözcüğünün çıkarıldığı resmî bir koşul yan cümlesidir. Should sözcüğünü öznenin önüne taşımak devrik yapı oluşturur: should + özne + fiilin yalın hâli. Yapı, if this tragic event should ever occur ya da daha doğal biçimiyle if this tragic event ever occurs anlamına gelir. Burada should görev veya öğüt bildirmez. Genellikle belirsiz ya da düşük olasılıklı görülen mümkün bir koşulu belirtir; ever ise “herhangi bir zamanda, düşük olasılıklı durumda bile” anlamını ekler.

Alıştırma

Resmî devrik koşul cümlesini doğru sözcükle tamamlayın: ____ the alarm sound, leave the building immediately.

Cevabı göster

Should

When the blast happens, you want to be indoors

1:24

Patlama gerçekleştiğinde, kapalı bir alanda olmalısınız

or preferably in the depths of a nuclear fallout bunker for at least 48 hours.

1:26

veya tercihen en az 48 saat boyunca bir nükleer serpinti sığınağının derinliklerinde.

But in reality, it will only be the president, the very rich,

1:31

Ancak gerçekte, yer altında güvenli bir şekilde saklanacak olanlar

and the political elite who will be safely tucked away underground. Öbek fiiller

1:34

sadece başkan, çok zenginler ve siyasi elitler olacaktır.

Öbek fiiller

tucked away: güvenle gözden uzak bir yere yerleştirilmek

Tucked away, bir kişiyi ya da şeyi güvenli, korunaklı veya kolay görülmeyen bir yere yerleştirmek anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Burada siyasi elit yer altına yerleştirilecek kişilerdir; edilgen yapı, bunu kimin yaptığına değil onların orada tutulacağına odaklanır. Bu ifade hidden veya confined sözcüklerinden daha yumuşak ve güven verici duyulabilir, ancak yine de birini gözlerden uzak tutma anlamı taşıyabilir. Bu cümledeki yumuşak ifade, yer altındaki sığınağı güvenli bir yer gibi gösterir ve durumu sıradanmış gibi sunar.

Alıştırma

En uygun ifadeyi seçin: The little café is ___ behind the library, so many visitors miss it.

  1. tucked away
  2. locked away
  3. given away
Cevabı göster

tucked away

You can fully supply your premises

1:38

Tesisinizi tamamen erzakla doldurabilirsiniz

to make sure you won't be having to pop out to the shops Öbek fiiller

1:40

böylece o kritik 48 saatlik serpinti döneminde

Öbek fiiller

pop out to the shops: kısa bir alışveriş için dışarı çıkmak

Pop out to the shops, genellikle hızlıca bir şey almak için yakındaki dükkânlara kısa ve rahat bir şekilde gitmek demektir. Pop out, bu gidişin kısa ve gayriresmî olduğunu vurgular; the shops ise mutlaka birkaç ayrı dükkâna gitmek anlamına gelmez, yerel dükkânları veya alışveriş bölgesini genel olarak ifade eder. Bu cümlede konuşan kişi, sıradan bir iş için sığınaktan çıkmayı gereksiz bir şeymiş gibi sunuyor. Bu gündelik ifade şakayı oluşturuyor, ancak ifadenin temel anlamı yalnızca kısa bir alışveriş gezisine çıkmaktır.

Alıştırma

Bu kısa ve rahat iş için en uygun ifadeyi seçin: I'm just going to ___ for some bread; I'll be back in ten minutes.

  1. go shopping
  2. pop out to the shops
  3. stay in the house
Cevabı göster

pop out to the shops

for a loaf of bread during that critical 48-hour fallout period.

1:42

bir somun ekmek için dükkanlara fırlamak zorunda kalmazsınız.

Be smart by supplying your home with lots of canned food. Kalıp ifadeler

1:46

Evinize bol miktarda konserve yiyecek depolayarak akıllı davranın.

Kalıp ifadeler

supply A with B kalıbı: supplying your home with

supply A with B kalıbında A, bir şeyi alan kişi, yer veya nesnedir; B ise sağlanan şeydir. Burada supplying your home with lots of canned food, evin hazırlıklı olması için eve bol miktarda konserve yiyecek stoklamak anlamına gelir. by sözcüğünden sonra gelen supplying, yöntemi gösteren -ing biçimidir: akıllıca davranmak bu eylemi yaparak gerçekleşir.

Alıştırma

supply A with B kalıbını tamamlayın: The charity supplied the village ____ clean drinking water after the storm.

Cevabı göster

with

A good supply of fresh bottled water is also essential.

1:49

İyi bir temiz şişelenmiş su kaynağı da olmazsa olmazdır.

You'll need 1 gallon of fresh water per person per day.

1:52

Kişi başı günlük 1 galon temiz suya ihtiyacınız olacak.

You will do well to have an old wireless radio Kalıp ifadeler

1:55

Olaylardan haberdar olmak için

Kalıp ifadeler

Ölçülü tavsiye anlamında do well to

do well to + fiilin yalın hâli yapısında konuşan kişi, bir eylemi mantıklı veya yararlı olduğu için önerir. Burada will do well to have, eski bir kablosuz radyo bulundurmanın akıllıca bir önlem olduğu anlamına gelir. Bu yapı, harekete geçme seçimini değerlendirir; sonraki eylemi ustalıkla yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede do well to ölçülü bir tavsiye olarak kullanılmıştır?

  1. You did the presentation well yesterday.
  2. You would do well to back up your files tonight.
  3. You will do the work well if you practice.
Cevabı göster

You would do well to back up your files tonight.

powered by batteries to keep up to date with events. Kalıp ifadeler

1:57

pillerle çalışan eski bir kablosuz radyoya sahip olmanız iyi olur.

Kalıp ifadeler

keep up to date with: bir konuda güncel kalmak

Keep up to date with, bir konu değiştikçe o konuyla ilgili en yeni bilgileri almaya devam etmek demektir. With'ten sonraki nesne neyin takip edildiğini belirtir. Buradaki events, gelişmekte olan olayları ifade eder; dolayısıyla bu ifade bir şeyi yalnızca bir kez öğrenmeyi değil, sürekli ilgi göstermeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, keep ile başlayan ve “en yeni bilgileri almaya devam etmek” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: I read the industry newsletter to ____ new safety rules.

Cevabı göster

keep up to date with

A whistle for communicating across distance is super handy

2:00

Uzaktan iletişim kurmak için bir düdük son derece kullanışlıdır

and a cell phone with a solar charger is brilliant.

2:03

ve güneş enerjili şarj cihazına sahip bir cep telefonu ise harikadır.

For those of you planning ahead,

2:06

Önceden plan yapanlarınız için,

you'll want to keep in stock a basic first aid kit, Kalıp ifadeler

2:07

temel bir ilk yardım çantası,

Kalıp ifadeler

keep in stock: stokta bulundurmak

Keep in stock, bir ürünün kullanım veya satış için hazır bulunmaya devam etmesini sağlamak demektir. Buradaki stock, şirket hisselerini değil, malzeme veya ürün stoğunu ifade eder. Altyazıda a basic first aid kit ifadesi kalıptan sonra gelir. İngilizcede ürünün keep ile in stock arasına yerleştirilmesi de yaygındır: keep a basic first aid kit in stock. Her iki yapı da ürüne yalnızca bir kez sahip olmayı değil, sürekli erişilebilir olmasını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “hazır bulunmasını sürdürmek” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The office tries to ____ enough printer paper for the whole month.

Cevabı göster

keep in stock

a medical instruction book, and a supply of required prescription medications.

2:10

bir tıbbi talimat kitabı ve gerekli reçeteli ilaçları stokta tutmak isteyeceksiniz.

You'll also need a flashlight with batteries

2:14

Ayrıca pilli bir el fenerine

and a map and compass for navigating your escape.

2:16

ve kaçışınızı yönlendirmek için bir harita ile pusulaya ihtiyacınız olacak.

If you happen to be within a few miles of the initial detonation, Kalıp ifadeler

2:19

Eğer ilk patlamanın birkaç mil uzağındaysanız,

Kalıp ifadeler

happen to be: tesadüfi bir durum veya konum

happen to + fiilin yalın hâli yapısında happen, bir şeyi tesadüfen yapmak veya bir durumda tesadüfen bulunmak anlamına gelir. Burada happen to be, kişinin bulunduğu yeri bilinçli bir seçim olarak değil, rastlantısal bir durum olarak sunar. Be, to sözcüğünden sonra yalın hâlde kalır. Bir if koşul cümleciğinde bu ifade, koşulun rastlantısal görünmesini sağlar: o alanın içinde tesadüfen bulunduğunuzu düşünün. Bu yapı, olayın özne olduğu ve happen sözcüğünün meydana gelmek anlamına geldiği yapıdan farklıdır.

Alıştırma

Cümleyi happen to be ifadesinin tamamıyla doldurun: If you ____ near the station at noon, call me.

Cevabı göster

happen to be

the chances are you're already dusted. Notlar

2:22

büyük ihtimalle çoktan küle dönmüşsünüzdür.

Kalıp ifadeler

the chances are + yan cümle: muhtemel bir sonuca ilişkin tahmin

The chances are + yan cümle, ardından gelen durumun muhtemel olduğunu belirten kalıplaşmış bir yapıdır. Burada chances, fırsatları değil olasılığı ifade eder ve konuşan kişi belirtilen koşula dayanarak oldukça emin bir tahminde bulunur. Yapı, the chances are (that) + yan cümle biçimindedir. the chances are you're already dusted örneğinde olduğu gibi that sık sık atılır; are sonrasındaki yan cümle tahmin edilen sonucu belirtir.

Alıştırma

Çok koyu bulutlar görüyorsunuz ve yağmur yağmasının muhtemel olduğunu düşünüyorsunuz. Bu tahmini en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. There's a slight chance it'll rain before the game ends.
  2. The chances are it'll rain before the game ends.
  3. We have a chance to leave before it rains.
Cevabı göster

The chances are it'll rain before the game ends.

Kelime

already dusted: ölmüş veya tamamen yok olmuş

Bu cümlede already dusted, kişinin patlama sonucu ölmüş veya tamamen yok olmuş olacağını anlatan karanlık ve abartılı bir ifadedir. Dusted, kişinin toza dönüştüğü görüntüsünü çağrıştırır; yalnızca üzerine toz bulaşmış anlamına gelmez. Already, bu sonucun daha sonra anlatılan etkilerden önce gerçekleşeceğini gösterir. İfade, felaket açıklamasına sert ve kara mizah içeren bir ton katar.

Alıştırma

"After a blast that strong, you would already be dusted," cümlesinde dusted büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Üzerine biraz toz bulaşmış
  2. Geçici olarak göremez hâle gelmiş
  3. Dikkatle temizlenmiş
  4. Ölmüş veya tamamen yok olmuş
Cevabı göster

Ölmüş veya tamamen yok olmuş

The heat would rise to about 540,000 °F

2:25

Isı yaklaşık 540.000 °F'ye yükselecek

and at the epicenter of the blast,

2:28

ve patlamanın merkez üssünde,

almost everything would be totally flattened.

2:30

neredeyse her şey tamamen yerle bir olacaktır.

The area 1 to 4 miles outside of the epicenter would be dangerous.

2:32

Merkez üssünün 1 ila 4 mil dışındaki alan tehlikeli olacaktır.

You'd probably have burnt skin from the blast.

2:36

Patlama nedeniyle muhtemelen cildiniz yanmış olacaktır.

Housing would be damaged,

2:39

Evler hasar görecek,

windows would shatter,

2:40

pencereler paramparça olacak,

and paint would peel from the buildings.

2:41

ve binaların boyaları dökülecektir.

That means shelter is the main consideration.

2:43

Bu da sığınağın en temel öncelik olduğu anlamına gelir.

Find somewhere safe.

2:46

Güvenli bir yer bulun.

If you were looking in the direction of the blast, Dilbilgisi

2:47

Eğer patlama yönüne doğru bakıyorduysanız,

you would probably suffer some form of temporary blindness

2:49

muhtemelen bir çeşit geçici körlük yaşarsınız

Dilbilgisi

If you were ... you would: varsayımsal koşul ve sonuç

If you were looking hayal edilen bir koşulu kurar; you would probably suffer ise bu varsayımsal durumda ortaya çıkması muhtemel sonucu verir. Geçmişte devam eden yapı were looking, varsayımsal olay sırasında sürmekte olan bir eylemi gösterir; would ise sonucu işaretler. Buradaki were, bakma eyleminin geçmişte kesinlikle gerçekleştiğini söylemez. Geçmiş biçim varsayımsal bir mesafe yaratır: konuşan kişi bu koşul altında neler olabileceğini değerlendirir.

Alıştırma

Varsayımsal cümleyi be fiilinin geçmiş biçimi ve sonuç belirteci would ile tamamlayın: If you ____ standing closer, you ____ see the screen more clearly.

Cevabı göster

were · would

and the fallout would remain hazardous up to 20 miles from detonation.

2:52

ve serpinti patlama noktasından 20 mil uzaklığa kadar tehlikeli kalacaktır.

Once a nuclear device is detonated,

2:56

Bir nükleer cihaz patlatıldığında,

radioactive material are blasted up into the atmosphere

2:58

radyoaktif madde atmosfere fırlatılır

before raining back down to Earth.

3:01

ardından yeryüzüne yağmur gibi yağmadan önce.

This hazardous material literally falls out of the sky Kelime

3:03

Bu tehlikeli madde kelimenin tam anlamıyla gökten düşer (falls out)

and that's why we use the term fallout.

3:07

ve biz bu yüzden serpinti (fallout) terimini kullanıyoruz.

Kelime

falls out ... fallout: İki kelimelik fiil öbeği ve tek kelimelik isim

Burada falls out iki kelimelik bir fiil öbeğidir: tehlikeli madde gökyüzünden düşer. Literally, bunun yalnızca bir benzetme değil, fiziksel bir düşme hareketi olduğunu gösterir. Fallout ise bununla bağlantılı, tek kelimeden oluşan bir isimdir ve nükleer bir olaydan sonra düşüp biriken maddeyi belirtir. Cümle, falls out eyleminin fallout adını neden açıkladığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan kelimeyi seçin: In a report about a nuclear accident, the radioactive ____ spread across the area.

  1. fallout
  2. falls out
  3. fall out
Cevabı göster

fallout

The material can travel for hundreds of miles

3:09

Maddeler yüzlerce mil yol alabilir

adapting to wind patterns and human exposure to this fallout is extremely hazardous.

3:11

rüzgarın yönüne göre şekillenir ve insanın bu serpintiye maruz kalması son derece tehlikelidir.

If contact is made with the fallout,

3:16

Serpintiyle temas edilirse,

you will suffer acute radiation sickness,

3:18

akut radyasyon hastalığı,

cellular degradation, and radiation syndrome.

3:20

Hücresel yıkım ve radyasyon sendromu yaşayacaksınız.

This could kill you up to 30 days after initial exposure.

3:23

Bu sizi ilk maruziyetten 30 gün sonrasına kadar öldürebilir.

Fallout does, however, decay at night.

3:26

Ancak serpinti gece saatlerinde zayıflar.

So areas that are contaminated by day

3:29

Yani gündüz kirlenmiş alanlarda

may be safer to patrol at night.

3:31

gece devriye gezmek daha güvenli olabilir.

If you survived the blast and have taken cover during the day, Kalıp ifadeler

3:33

Patlamadan sağ çıktıysanız ve gün boyunca siper aldıysanız,

Kalıp ifadeler

taken cover: Acil durum ifadesinin perfect biçimi

Taken cover, bir tehlike nedeniyle korunaklı bir yere geçmek anlamına gelir. Bu cümlede have taken cover, bir sonraki olay anlatılmadan önce zaten koruma altına girilmiş olduğunu belirtir; buradaki cover kitap kapağı değil, siper veya koruma sağlayan yerdir. Yapı have + geçmiş zaman ortacı taken şeklindedir. Güvende olma eyleminin tamamlandığını ve sonraki durumla ilgili olduğunu vurgular.

Alıştırma

Acil durumlarda kullanılan doğal cümleyi seçin.

  1. Take a cover behind the concrete wall.
  2. Take cover behind the concrete wall.
  3. Take covering behind the concrete wall.
Cevabı göster

Take cover behind the concrete wall.

your goal is to do whatever scavenging that may be required

3:37

hedefiniz, bir kaçış planı yaparken

at night while hatching an escape plan. Deyimler

3:40

geceleyin gerekebilecek her türlü arayış işini yapmaktır.

Deyimler

hatching an escape plan benzetmesi

Burada hatching an escape plan, bir kaçış planını adım adım geliştirmek ya da gizlice tasarlamak demektir. Hatching sözcüğü aslında bir yumurtadan çıkmayı anlatır; burada planın zaman ve özenle ortaya çıkması bu duruma benzetilir. Bu ifade, kaçış planının bilinçli ve muhtemelen gizli bir şekilde hazırlandığını gösterir. Planın gerçekten bir kuluçka makinesine konması anlamına gelmez. Konuşan kişi kaçışa hazırlanırken yürütülen zihinsel çalışmayı vurgular.

Alıştırma

Kilitli bir binadan çıkmak için gizli bir yol geliştiren bir grubu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. They are hatching an escape plan.
  2. They are announcing an escape plan.
  3. They are following an escape plan.
Cevabı göster

They are hatching an escape plan.

But first up, Anlatım akışı

3:42

Ama her şeyden önce,

Anlatım akışı

first up: ilk maddeyi belirtmek

Burada first up, konuşmada sırayı belirten bir ifadedir. Dinleyene, sıradaki konunun bir dizi içindeki konuşulacak, kontrol edilecek veya yapılacak ilk şey olduğunu bildirir. Bu cümlede ifade, genel durumdan ilk eyleme geçiş sağlar. Up yukarı doğru hareket anlamına gelmez; sabit konuşma ifadesinin bir parçasıdır.

Alıştırma

Gündelik bir sözlü kontrol listesindeki ilk maddeyi en iyi hangi ifade belirtir?

  1. In the end,
  2. First up,
  3. After that,
Cevabı göster

First up,

you will need to evaluate the extent of your immediate danger.

3:43

içinde bulunduğunuz acil tehlikenin boyutunu değerlendirmeniz gerekecek.

A literal rule of thumb comes into play here. Deyimler

3:46

Burada tam manasıyla bir pratik kural devreye giriyor.

Deyimler

literal rule of thumb: bir deyimin gerçek anlamını yeniden etkinleştirmek

Rule of thumb normalde deneyime dayanan pratik bir ölçüt anlamına gelir; gerçekten bir vücut uzvunun kullanılmasını gerektiren bir kural değildir. Burada literal, deyimi bilinçli olarak kelimelerin tek tek oluşturduğu görüntüye geri döndürür: yöntem gerçekten başparmağın kullanılmasını ister. Bu bir kelime oyunudur; bu yüzden hem alışılmış deyimsel anlamı hem de yeniden etkinleşen gerçek anlamı kavramak gerekir.

Alıştırma

Bir güvenlik kılavuzunda, bir şeyin görünen büyüklüğünü tahmin etmek için gerçek başparmağınızı kaldırmanız söyleniyor. Burada 'a literal rule of thumb' ne anlama gelir?

  1. Hatırlaması kolay herhangi bir kural
  2. Asla gerçek anlamıyla anlaşılmaması gereken bir ölçüt
  3. Thumb adlı birinin yazdığı kesin bir yasa
  4. Gerçekten başparmağı kullanmayı içeren yaklaşık bir ölçüt
Cevabı göster

Gerçekten başparmağı kullanmayı içeren yaklaşık bir ölçüt

Find the position where you can observe that mushroom cloud of doom.

3:48

O felaket mantar bulutunu gözlemleyebileceğiniz konumu bulun.

Hold out your arm and extend your thumb.

3:51

Kolunuzu uzatın ve baş parmağınızı dikin.

Close one eye

3:54

Bir gözünüzü kapatın

and compare the size of your thumb to the size of the mushroom cloud.

3:55

ve baş parmağınızın boyutunu mantar bulutunun boyutuyla kıyaslayın.

If that mushroom cloud is bigger than your thumb,

3:58

Eğer mantar bulutu baş parmağınızdan büyükse,

then you are in the radiation zone

4:01

o zaman radyasyon bölgesindesiniz demektir

and you have 15 minutes to escape.

4:03

ve kaçmak için 15 dakikanız var.

If, however,

4:05

Ancak eğer,

the cloud is smaller than your thumb,

4:05

bulut baş parmağınızdan küçükse,

then you should be in a safe zone,

4:07

o zaman güvenli bir bölgede olmalısınız,

but you will probably want to be heading away from the cloud

4:09

fakat eğer güvenliyse, muhtemelen buluttan

if it is safe to do so. Dilbilgisi

4:12

uzaklaşmak isteyeceksinizdir.

Dilbilgisi

do so: daha önce sözü edilen bir eylemin yerine geçmek

Do so bir fiil öbeğinin yerine kullanılır. Do eylemi taşır, so ise daha önce sözü edilen eyleme gönderme yapar; böylece fiil öbeğinin tamamı tekrarlanmaz. Bu cümlede so, heading away from the cloud ifadesine, yani buluttan uzaklaşma eylemine gönderme yapar. Do so ifadesinin öznesi bu eylemi gerçekleştirebilecek kişi veya şey olmalıdır; burada so “bu nedenle” anlamına gelmez.

Alıştırma

Eylemi tekrarlamamak için iki sözcüklü ifadeyi kullanın: You may restart the router, but ____ only after the update is complete.

Cevabı göster

do so

The more distance you can put between yourself and the fallout, Dilbilgisi

4:13

Kendiniz ile serpinti arasına ne kadar mesafe koyarsanız,

the better for your health.

4:16

sağlığınız için o kadar iyidir.

Dilbilgisi

“The more ... the better” bağlantılı karşılaştırma yapısı

“The more ..., the better ...” iki değişimi birbirine bağlayan bağlantılı bir karşılaştırma yapısıdır. Bu cümlede mesafe arttıkça sağlık açısından yararın da arttığı anlatılır. Her the bir karşılaştırma yan cümlesi başlatır; hiçbiri tanımlıktaki article görevinde değildir. Anlam açıksa ikinci bölüm kısaltılabilir: buradaki the better, the better it is for your health anlamındadır. İki değişim arasındaki ilişkiyi göstermek için her iki bölüm de gereklidir.

Alıştırma

Bağlantılı karşılaştırma yapısını tamamlayın: ____ carefully you plan, ____ smoothly the trip will go.

Cevabı göster

The more · the more

But remember to stay under cover for those first 48 hours.

4:17

Fakat ilk 48 saat siperde kalmayı unutmayın.

Areas such as office basements are safer than a first floor building.

4:20

Ofis bodrumları gibi alanlar zemin kattaki bir binadan daha güvenlidir.

The heavier and denser the exterior of your shelter,

4:24

Sığınağınızın dış yüzeyi ne kadar ağır ve yoğunsa,

the better.

4:26

o kadar iyidir.

So you're looking for thick walls built from concrete or bricks.

4:27

Bu yüzden beton veya tuğladan yapılmış kalın duvarlar arıyorsunuz.

The greatest threat from fallout is during the first 48 hours

4:30

Serpintiden kaynaklanan en büyük tehdit ilk 48 saat içindedir

and then the next 2 weeks.

4:33

ve ardından gelen 2 haftadır.

After this initial period,

4:35

Bu başlangıç döneminden sonra,

the fallout will lose its toxicity quite rapidly.

4:36

serpinti zehirliliğini oldukça hızlı bir şekilde kaybedecektir.

So if you happen to have food and more importantly a water supply in your shelter,

4:39

Yani eğer sığınağınızda yiyecek ve daha da önemlisi suyunuz varsa,

you may be able to sit it out Öbek fiiller

4:44

bekleyerek atlatabilirsiniz

Öbek fiiller

Katılmadan beklemek anlamındaki “sit it out”

“Sit it out”, bir etkinliğe katılmamak veya zor bir dönem sona erene kadar güvenli bir yerde kalmak anlamına gelen bir deyimsel fiildir. Burada, maruz kalmaktan kaçınmak ve radyoaktif serpintinin en tehlikeli dönemi geçene kadar beklemek anlamındadır. it nesnesi, kaçınılan olay veya döneme gönderme yapar. İfade genellikle kalıcı olarak ayrılmayı değil, geçici olarak katılmamayı anlatır.

Alıştırma

Maya'nın ayak bileği ağrıyor; bu nedenle bir maçı atlayacak, ancak sonraki maçta oynayabilir. Bu durumu en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Maya will drop out of the league today.
  2. Maya will sit it out and try again next game.
  3. Maya will wait it out because the game is delayed.
Cevabı göster

Maya will sit it out and try again next game.

and perhaps catch up on a TV series or two. Öbek fiiller

4:45

ve belki bir iki dizi bile izleyebilirsiniz.

Öbek fiiller

catch up on: birikmiş işleri tamamlamak

Bu cümlede catch up on, daha önce bitirmeye zaman bulamadığınız bir işi yapmak veya içeriği izleyerek eksiğinizi kapatmak anlamına gelir. on'dan sonraki nesne, neyin gerisinde kaldığınızı belirtir: burada bir televizyon dizisini. Kalıp catch up on + görev, bilgi veya içerik şeklindedir. Söz konusu şeyi kapatmak istediğiniz bir birikimin parçası olarak gösterir.

Alıştırma

catch up ifadesini doğru üç kelimelik kalıba getirerek cümleyi tamamlayın: After vacation, I need to ____ my email.

Cevabı göster

catch up on

But remember,

4:47

Ancak unutmayın,

if you see a cloud of debris moving towards you,

4:48

üzerinize doğru gelen bir enkaz bulutu görürseniz,

you may need to up sticks pretty fast. Deyimler

4:51

oldukça hızlı bir şekilde oradan ayrılmanız gerekebilir.

Deyimler

up sticks: aniden ayrılmak

Up sticks, bir yerden ayrılmak, çoğu zaman aniden gitmek ve bazen başka bir yere taşınmak anlamına gelen gayriresmî bir deyimdir. Bu cümlede enkaz yaklaşırken hızla uzaklaşmak anlamındadır. İfade gerçek sopaları kaldırmaktan söz etmez. Ayrılmayı, eşyaları hızla toplayıp yola çıkmak gibi gösterir.

Alıştırma

Up sticks, hükûmetin resmî bir tahliye duyurusunda kullanıma uygun mudur?

  1. Hayır, gayriresmîdir; evacuate veya leave daha açık olur.
  2. Evet, standart bir resmî talimattır.
Cevabı göster

Hayır, gayriresmîdir; evacuate veya leave daha açık olur.

You should only consider jumping in a vehicle

4:53

Bir araca atlamayı yalnızca

if you have the means to start it Kalıp ifadeler

4:55

onu çalıştıracak imkanınız varsa

Kalıp ifadeler

have the means to: gerekli kaynaklara sahip olmak

Have the means to do something, bir şeyi yapmak için gereken kaynaklara veya pratik imkâna sahip olmak demektir. Burada means, aracı çalıştırmak için gerekli erişim, ekipman veya diğer kaynaklar gibi gerçek koşulları ifade eder; yalnızca nasıl yapılacağını bilmek anlamına gelmez. Bu ifadede means bir isimdir. Tekil ve çoğul biçimi aynıdır: means. Bu nedenle burada mean fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimi olan means değildir.

Alıştırma

Hangi cümle kişinin onarım için yeterli paraya, aletlere ve diğer pratik kaynaklara sahip olduğunu en iyi vurgular?

  1. The person is allowed to repair the roof.
  2. The person knows how to repair the roof.
  3. The person has the means to repair the roof.
Cevabı göster

The person has the means to repair the roof.

and drive away within that crucial 15-minute time frame.

4:56

ve o kritik 15 dakikalık zaman diliminde uzaklaşabilecekseniz düşünmelisiniz.

Once you've established a base,

5:00

Bir üs kurduğunuzda,

you will need to get clean.

5:01

temizlenmeniz gerekecektir.

Failure to clean away all that radioactive material Dilbilgisi

5:03

Tüm o radyoaktif materyalin temizlenememesi

could result in deadly levels of radiation on the skin.

5:05

ciltte ölümcül seviyelerde radyasyonla sonuçlanabilir.

Dilbilgisi

Failure to ... could result in ...: resmî risk yapısı

Failure to + fiilin yalın hâli, yapılmayan veya ihmal edilen bir eylemi cümlenin öznesi olabilen bir isim öbeğine dönüştürür. Burada Failure to clean away ... “temizlememek” anlamına gelir; bir girişimde bulunulup başarısız olunduğunu anlatmaz. Could result in + isim öbeği olası bir sonucu sunar. İki yapı birlikte tarafsız ve resmî bir uyarı oluşturur: X'i yapmamak Y'ye yol açabilir.

Alıştırma

Frenleri kontrol etmemenin kazaya yol açabileceğini bildiren resmî neden-sonuç yapısını hangi cümle doğru kullanır?

  1. Failure to check the brakes could result from a crash.
  2. A crash could result in failure to check the brakes.
  3. Failure to check the brakes could result in a crash.
Cevabı göster

Failure to check the brakes could result in a crash.

If you are with a group,

5:08

Eğer bir gruplaysanız,

instruct everyone who was exposed to remove their clothing,

5:09

maruz kalan herkese kıyafetlerini çıkarmalarını,

put the radioactive garments in a plastic bag,

5:12

radyoaktif giysileri plastik bir poşete koymalarını,

tie the end,

5:15

ucunu bağlamalarını,

and place it as far away as possible. Dilbilgisi

5:16

ve onu olabildiğince uzağa yerleştirmelerini söyleyin.

Dilbilgisi

“as far away as possible”: mümkün olduğunca uzakta

as + sıfat veya zarf + as possible kalıbı, “koşulların izin verdiği en yüksek derecede” anlamına gelir. Burada far away mesafeyi anlatır; dolayısıyla talimat, nesneyi yerleştirirken mesafeyi en üst düzeye çıkarmayı ister. Possible burada yalnızca nesneyi uzağa koymanın mümkün olabileceğini söylemez. Uygulanabilir bir üst sınır belirler: nesneyi gerçekçi olarak koyabildiğiniz kadar uzağa koyun. Aynı kalıp as quickly as possible ve as carefully as possible ifadelerinde de kullanılır.

Alıştırma

Talimatı “koşulların izin verdiği en büyük mesafede” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Keep the backup battery ____ from the campfire.

Cevabı göster

as far away as possible

Use running water to wash the body with lots of soap and water,

5:18

Vücudu bol sabun ve suyla yıkamak için akan su kullanın,

blow your nose,

5:21

burnunuzu sümkürün,

and make sure you clean behind those ears.

5:22

ve kulakların arkasını temizlediğinizden emin olun.

You will need to find new clothing for you and your party. Kelime

5:23

Siz ve grubunuz için yeni kıyafetler bulmanız gerekecek.

Kelime

“party”: birlikte yolculuk eden veya hareket eden grup

Burada party, birlikte yolculuk eden veya hareket eden bir grup insan anlamına gelir. you and your party ifadesinde dinleyiciyi ve ona eşlik eden kişileri belirtir. Bu anlam ortak bir yolculuğa, etkinliğe veya amaca dayanır ve seyahat, kurtarma, macera ve hizmet bağlamlarında yaygındır. Bu cümlede kutlama veya siyasi kuruluş anlamına gelmez.

Alıştırma

“The guide waited for the last member of our party,” cümlesinde party ne anlama gelir?

  1. Siyasi bir kuruluş
  2. Birlikte yolculuk eden bir grup
  3. Sosyal bir kutlama
Cevabı göster

Birlikte yolculuk eden bir grup

You will also need to attend to those radiation Öbek fiiller

5:26

Ayrıca o radyasyona

and thermal burns known as beta burns.

5:28

ve beta yanıkları olarak bilinen termal yanıklara da müdahale etmelisiniz.

Öbek fiiller

attend to: ilgilenmek veya bakım sağlamak

Bu cümlede attend to, ilgi gerektiren bir şeyle ilgilenmek veya ona bakım sağlamak anlamına gelir. Nesnesi burns olduğundan talimat, yanıkları yalnızca fark etmek değil, değerlendirmek veya tedavi etmektir. Yapı attend to + kişi, sorun veya görev şeklindedir. Burada to ifadenin bir parçasıdır ve nesneden önce korunmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle sağlık görevlisinin yaralanmayla ilgileneceğini belirtir?

  1. The medic will attend a safety briefing immediately.
  2. The medic will attend to the burn immediately.
  3. The medic will attend the burn immediately.
Cevabı göster

The medic will attend to the burn immediately.

If the skin has blistered,

5:30

Eğer cilt kabardıysa,

immerse yourself in cold water

5:32

kendinizi soğuk suya batırın

and then cover the area with a sterile compress or Vaseline.

5:33

ve ardından bölgeyi steril bir kompres veya Vaseline ile örtün.

After you have managed all this,

5:36

Tüm bunları hallettikten sonra,

you should be critically aware of subsequent attacks.

5:38

sonraki saldırılara karşı son derece dikkatli olmalısınız.

Yep,

5:41

Evet,

most probably that nuclear blast

5:41

büyük ihtimalle o nükleer patlama

won't be the only rocket in this firework party. Deyimler

5:43

bu havai fişek partisindeki tek roket olmayacaktır.

Deyimler

the only rocket in this firework party: tehdit içeren genişletilmiş metafor

Vurgulanan ifade genişletilmiş bir metaforu sürdürür. Nükleer patlama bir roket olarak, olası saldırılar dizisi ise bir havai fişek partisi olarak tasvir edilir. Parti dili gerçek anlamda kullanılmaz; neşeli imgesi nükleer yıkımla çatışarak kara mizah yaratır. only sözcüğü şu uyarıyı taşır: Bu patlama muhtemelen birkaç saldırıdan biridir ve ardından başka saldırılar gelebilir. Patlamanın küçük olduğu anlamına gelmez. Genel olarak, birkaç sözcük aynı imgenin parçalarıysa gerçek durumu ve konuşanın tutumunu anlamak için onları birlikte yorumlayın.

Alıştırma

Vurgulanan metafor bu cümlede hangi uyarıyı veriyor?

  1. Gerçek bir havai fişek kutlaması başlıyor.
  2. Patlama ciddi hasara yol açamayacak kadar küçük.
  3. Patlamanın ardından büyük olasılıkla başka saldırılar gelecek.
Cevabı göster

Patlamanın ardından büyük olasılıkla başka saldırılar gelecek.

Keep your shelter intact,

5:46

Sığınağınızı sağlam tutun,

but be prepared to move and take supplies with you.

5:47

ancak taşınmaya ve erzakları yanınıza almaya hazır olun.

You will generally be safer out of the cities,

5:50

Şehirlerin dışında genellikle daha güvende olacaksınız,

but make sure you aren't heading to any out of town military bases

5:52

fakat bir sonraki hedef bölge olabilecek

that could well be the next target site. Dilbilgisi

5:55

şehir dışındaki askeri üslere doğru gitmediğinizden emin olun.

Dilbilgisi

could well be: ihtiyatlı ama güçlü bir olasılık

could well be yapısında well, could modalının olasılık anlamını güçlendirir. İfade “olma ihtimali oldukça yüksek” veya “olması gayet mümkün” anlamına gelir; well burada “ustalıkla” demek değildir. Bir tahmini kanıtlara dayandırır, ancak onu kesin bir gerçek olarak sunmaz. Bu cümlede konuşan kişi, başka bir sonuca da pay bırakarak söz konusu yeri makul bir sonraki hedef olarak değerlendirir.

Alıştırma

İhtiyatlı ama sağlam dayanaklı bir olasılık göstermek için cümleyi could + well + be ile tamamlayın: The delay ____ caused by heavy traffic.

Cevabı göster

could well be

Maybe heading to a network of deep underground caves

5:57

Belki de derin yeraltı mağaraları ağına yönelmek

would be the best strategy

6:00

en iyi strateji olacaktır

seeing that the world is dead set Notlar

6:01

dünyanın kendini patlatarak

on blasting their way back to the Stone Age. Deyimler

6:03

Taş Devri'ne dönmeye kesin kararlı olduğunu düşünürsek.

Kalıp ifadeler

seeing that: kabul edilen bir nedeni tanıtmak

Seeing that, konuşanın zaten açık, bilinen veya kolayca kabul edilebilir gördüğü bir nedeni tanıtır. “Göz önünde bulundurulduğunda” ya da “-dığına göre” anlamına gelir; seeing burada görme eylemini anlatmaz. Ardından tam bir yan cümle gelir ve bu yan cümle bir yorumun, sonucun ya da önerinin dayanağı olur. Bu cümlede neden alaycı biçimde abartılmıştır, ancak bağlaç yine de onu neden olarak işaretler.

Alıştırma

Aşağıdaki tam yan cümleyi kabul edilen bir neden olarak tanıtmak için seeing + that ile tamamlayın: ____ the roads are icy, we should leave early.

Cevabı göster

Seeing that

Deyimler

dead set on: kesin kararlı olmak

Dead set on, bir şeyi yapmaya veya başarmaya tamamen kararlı olmak demektir. Burada dünya insan gibi gösterilir ve yıkıcı güç kullanmayı sürdürmekte inat ediyormuş gibi anlatılır. Kalıp be dead set on + isim veya -ing biçimidir. Dead, set sözcüğünü güçlendirir; burada «ölü» anlamına gelmez. Altyazıda on sözcüğünden sonra blasting gelir.

Alıştırma

Cümleyi «tamamen kararlı» anlamındaki üç sözcüklü İngilizce deyimle tamamlayın: Despite the bad weather, Lena is ____ finishing the hike.

Cevabı göster

dead set on

Deyimler

blasting their way back to the Stone Age: uygarlığı patlamalarla yok etmek

Blasting their way back to the Stone Age alaycı bir abartıdır: insanlık patlamalar ve savaş kullanarak modern uygarlığı, yaşam yeniden ilkel hâle gelebilecek kadar kötü biçimde yok etmektedir. Bu ifade gerçek anlamda zamanda yolculuğu anlatmaz. blast + iyelik + way + yön yapısı, patlatarak ilerlemeyi anlatır. Their way bu eylemle açılan yolu, back to the Stone Age ise hayal edilen sonucu ve yönü belirtir. Daha genel olarak verb + one's way + direction, birinin nasıl hareket ettiğini veya ilerlediğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede blasting their way back to the Stone Age ne anlama geliyor?

  1. Tarih öncesi insanların nasıl yaşadığını inceliyorlar.
  2. Uygarlığı ilkel bir duruma düşürebilecek şekilde yıkıcı güç kullanıyorlar.
  3. Taş Devri'ni ziyaret etmek için zamanda yolculuk ediyorlar.
Cevabı göster

Uygarlığı ilkel bir duruma düşürebilecek şekilde yıkıcı güç kullanıyorlar.

And let's pretend for a second

6:05

Ve bir saniyeliğine farz edelim ki

you're in a shelter and you still have internet.

6:06

bir sığınaktasınız ve hala internetiniz var.

That means others have internet as well

6:09

Bu, diğerlerinin de internete sahip olduğu anlamına gelir

and you still have to worry about keeping your password safe and secure.

6:10

ve hala parolanızı güvende tutma konusunda endişelenmeniz gerekir.

Both in this scenario and in real life,

6:14

Hem bu senaryoda hem de gerçek hayatta,

you should totally use Dashlane.

6:16

kesinlikle Dashlane kullanmalısınız.

Dashlane is a password manager

6:18

Dashlane bir parola yöneticisidir

that makes it easy for you to control your digital identity. Dilbilgisi

6:19

dijital kimliğinizi kontrol etmenizi kolaylaştırır.

Dilbilgisi

makes it easy for you to...: make + it + adjective + for + person + to

make + it + adjective + for + person + to-verb yapısı, bir şeyin belirli bir eylemin zorluğunu azalttığını anlatır. Bu cümlede değerlendirilen eylem control your digital identity olduğundan anlam, hizmetin dijital kimliğinizi yönetmenizi kolaylaştırmasıdır. Buradaki it belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel nesnedir. for you, to control eylemini kimin yaptığını belirtir.

Alıştırma

Yeni aracın kullanıcının makbuzları düzenlemesini kolaylaştırdığını anlatan İngilizce cümleyi doğru seçenekle tamamlayın: The new tool ______ organize receipts。

  1. makes it easy you to
  2. makes it easy for you to
  3. makes it easily for you to
  4. makes easy for you to
Cevabı göster

makes it easy for you to

Try Dashlane completely free for 30 days

6:21

Dashlane'i 30 gün boyunca tamamen ücretsiz deneyin

and discover how much easier your password life can be.

6:24

ve parola hayatınızın ne kadar daha kolay olabileceğini keşfedin.

Anytime you have to come up with a new password, Öbek fiiller

6:26

Yeni bir parola bulmanız gerektiğinde,

Öbek fiiller

come up with a new password: yeni bir parola tasarlamak

come up with, bir fikir, cevap, plan, isim veya çözüm düşünmek, icat etmek ya da ortaya çıkarmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede a new password oluşturulan sonuçtur; dolayısıyla anlam “yeni bir parola tasarlamak”tır, yukarı doğru hareket etmek değildir. With, ortaya çıkarılan sonucu tanıtır: come up with + isim. Bu öbek fiil, bir kişinin düşünerek cevap veya plan oluşturduğu durumlarda yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

“Bir çözüm düşünmek veya oluşturmak” anlamını vermek için İngilizce cümleyi doğru öbek fiille tamamlayın: For the school science fair, Maya had to ______ a way to filter the water。

  1. come up with
  2. go up with
  3. catch up with
  4. come up
Cevabı göster

come up with

you can use Dashlane to generate a super secure one.

6:28

süper güvenli bir tane oluşturmak için Dashlane'i kullanabilirsiniz.

You'll never have to log into another website again.

6:31

Bir daha asla başka bir web sitesine giriş yapmak zorunda kalmayacaksınız.

Dashlane does it automatically for you.

6:33

Dashlane bunu sizin için otomatik olarak yapar.

And if you use Dashlane Premium,

6:35

Ve eğer Dashlane Premium kullanırsanız,

you can sync your passwords

6:36

parolalarınızı senkronize edebilir

and secure login details across all your devices.

6:37

ve tüm cihazlarınızda güvenli giriş detaylarınıza ulaşabilirsiniz.

Become more secure

6:40

Daha güvende olun

and support The Infographics Show at the same time

6:41

ve aynı zamanda The Infographics Show'u destekleyin

by using the code Infographics

6:44

Infographics kodunu kullanarak

and get 10% off Dashlane Premium from the get-go Deyimler

6:46

ve hemen başlangıçta Dashlane Premium'da %10 indirim kazanın

Deyimler

from the get-go: en başından itibaren

From the get-go, “en başından itibaren” demektir. Bu cümlede indirim abonelik başlar başlamaz geçerli olur; sonradan başlamaz. Sözcükler birlikte sabit bir zarf öbeği oluşturur: from the get-go. Buradaki get-go bir yer veya eylem değildir ve bu anlamda tek başına pek kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi get-go içeren sabit ifadeyle tamamlayın: The app protected my data ____.

Cevabı göster

from the get-go

by going to dashlane.com/infographicshow

6:48

dashlane.com/infographicshow adresine giderek

or clicking the link in the description.

6:51

veya açıklamadaki bağlantıya tıklayarak.

So, do you think you could survive nuclear fallout?

6:53

Peki, sizce nükleer serpintiden sağ çıkabilir misiniz?

Let us know your thoughts in the comments.

6:55

Düşüncelerinizi yorumlarda bize bildirin.

Also, be sure to watch our other video called

6:57

Ayrıca, diğer videomuz olan

How Long Do You Remain Conscious If Your Head Is Chopped Off.

6:59

'Kafanız Kesilirse Ne Kadar Süre Bilinciniz Açık Kalır'ı da izlediğinizden emin olun.

Thanks for watching

7:02

İzlediğiniz için teşekkürler

and as always,

7:02

ve her zamanki gibi,

don't forget to like, share, and subscribe.

7:03

beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

7:06

Bir dahaki sefere görüşmek üzere.