NÜKLEER PATLAMA OLURSA NE YAPMALI?!: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Nükleer patlama ve radyoaktif serpinti karşısında sığınma, tehlikeyi değerlendirme, arınma, tahliye ve sonraki saldırılara hazırlanma adımları. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "in the event of" (Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler): Olası bir acil durumu güvenlik kuralları veya beklenmedik durum planlarında resmî biçimde tanıtır. 2. "should this tragic event ever occur." (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): Yazılı uyarılarda if kullanılmayan resmî koşul devrikliğini tanıyın. 3. "up sticks" (Deyimler ve mecazlı ifadeler): Bu samimi Britanya İngilizcesi ifadesinin çubuk kaldırmak değil, hızla ayrılmak veya taşınmak olduğunu ve konuşmaya uygunluğunu anlayın.
Bu derste
This episode is brought to you by Dashlane. Kalıp ifadeler
0:00Bu bölüm Dashlane tarafından sunulmaktadır.
Sponsorluk ifadesi olarak “is brought to you by”
“Is brought to you by” medyada kullanılan standart bir sponsorluk ifadesidir. Dinleyiciye, by sözcüğünden sonra gelen adın bölüme maddi kaynak sağladığını veya başka bir şekilde destek verdiğini bildirir. Burada bring fiziksel bir eylem değildir. “İçerik + be brought to you by + sponsor” edilgen yapısı, sponsoru içeriğin sunulmasına yardımcı olan taraf olarak gösterir.
Alıştırma
“This episode is brought to you by Dashlane” cümlesinde Dashlane'in rolü nedir?
- Bölümde sözü edilen tüm ürünlerin sahibidir.
- Bölüme sponsor olur veya destek verir.
- Bölümü fiziksel olarak her dinleyiciye teslim eder.
Cevabı göster
Bölüme sponsor olur veya destek verir.
Never forget another password and keep all your credentials
0:02Bir daha asla başka bir parolayı unutmayın ve tüm kimlik bilgilerinizi
secure by signing up for a free account today. Öbek fiiller
0:04bugün ücretsiz bir hesaba kaydolarak güvende tutun.
“signing up for”: bir şeye kaydolmak
“Signing up for”, for sözcüğünden sonra belirtilen hizmete veya etkinliğe kaydolup katılmak, onu edinmek ya da kullanmak anlamına gelir. Bu cümlede kişinin kaydolduğu şey “a free account”tır. İfade by sözcüğünden sonra geldiği için -ing biçimi kullanılır: “by signing up for ...”. Burada sign, sign up öbek fiilinin parçasıdır; imza atmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi sign up for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: You can try the fitness app by ____ a free account.
Cevabı göster
signing up for
Imagine this: sıradaki sahneyi tanıtmak
“Imagine this”, anlatılacak sahneyi hazırlayan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciden, hemen ardından gelecek durumu zihninde canlandırmasını ister. Buradaki “this”, daha önce sözü edilen bir nesneye değil, birazdan sunulacak sahnenin tamamına işaret eder. İfade, dinleyiciyi canlı ayrıntılara hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi, sahne tanıtan iki sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: “____: you wake up and find that the streets are covered in flowers.”
Cevabı göster
Imagine this
a sudden bright light followed by the sounds of the heavens opening. Deyimler
0:08aniden beliren parlak bir ışık ve onu takip eden göklerin yarılma sesleri.
the heavens opening: ezici bir sesin dramatik imgesi
“The heavens”, gökyüzünü anlatan edebî bir ifadedir. “the heavens opening” sözünde gökyüzünün devasa bir ölçekte yarılıp açıldığı hayal edilir. Bu görüntü abartılıdır; gerçek bir dinî olayı bildirmez. Bu cümlede sesi ezici derecede yüksek, kozmik ve neredeyse kıyameti andıran bir hâle getirir.
Alıştırma
“The thunder made it sound as if the heavens were opening,” cümlesinde bu ifade büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Gürültü ezici derecede büyük ve dramatik hissettiriyordu.
- Gökyüzü sakin ve sessiz hâle geldi.
- Cennetteki bir kapı gerçekten açılıyordu.
Cevabı göster
Gürültü ezici derecede büyük ve dramatik hissettiriyordu.
And that's only if you have enough time to see the spectacle Dilbilgisi
0:22Ve bu, yeryüzünden tamamen silinmeden önce
only if: gerekli bir koşulu belirtme
Only if gerekli bir koşul bildirir. Burada yeterli zamana sahip olmak, “bunun” gerçekleşmesi için zorunludur; yeterli zaman yoksa gerçekleşemez. İfade, yeterli zamanın sonucu garanti ettiğini söylemez; yalnızca sonucu mümkün kılar. Only, yalnızca have ya da time sözcüklerini değil, if yan cümlesinin tamamını niteler. Kalıp, “X ancak Y koşulu doğruysa gerçekleşebilir” şeklinde okunabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, Maya'nın içeri girebilmesi için biletinin olmasının gerekli olduğu anlamına gelir?
- Maya can enter only if she has a ticket.
- If Maya has a ticket, she can enter.
- Maya can enter even if she does not have a ticket.
Cevabı göster
Maya can enter only if she has a ticket.
before being blasted off the face of the Earth. Deyimler
0:25bu manzarayı görebilecek kadar zamanınız varsa geçerlidir.
blasted off the face of the Earth: tamamen yok olma
Bu cümlede blasted off the face of the Earth, bir patlama sonucu öldürülmeyi veya tamamen yok edilmeyi anlatan dramatik bir edilgen ifadedir. Bir kişinin uzaya sağlam şekilde yolculuk etmesini değil, gezegenin yüzeyinden şiddetle silinmesini canlandırır. Edilgen be blasted off ... kalıbı etkilenen kişiye odaklanır; patlama ise bağlamdan anlaşılan nedendir. off the face of the Earth şeklindeki geniş imge, tamamen kaybolma veya yok olma fikrini güçlendirir.
Alıştırma
'The shock wave could blast them off the face of the Earth,' cümlesinde blast them off the face of the Earth büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Patlamayı uzaktan izleyebilirler.
- Sağlam şekilde ve güvenle uzaya gidebilirler.
- Patlama sonucu ölebilir veya tamamen yok olabilirler.
Cevabı göster
Patlama sonucu ölebilir veya tamamen yok olabilirler.
But would a nuclear blast really spell the end of the world? Kelime
0:29Peki bir nükleer patlama gerçekten dünyanın sonu anlamına mı gelir?
spell the end of ifadesinin anlamı
Burada spell, “bir kelimenin harflerini söylemek veya yazmak” değil, “bir sonucu göstermek ya da ortaya çıkarmak” anlamındadır. Spell the end of something, bir olayın veya değişikliğin bir şeyi sona erdireceğini ya da onun sona ereceğini açıkça göstereceğini anlatır. Bu yapı, sonucun ciddiyetini güçlü biçimde vurgular. Soruda, bu sonuç baştan kabul edilmek yerine nükleer bir patlamanın gerçekten dünyanın sonuna yol açıp açmayacağı sorgulanır.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “bir şeyin sona ermesine yol açmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Losing its only source of funding could ____ the project.
Cevabı göster
spell the end of
Are there any steps that we could take in advance
0:32Yaşadığımız şehirde bir nükleer cihaz patlatıldığında
to avoid frying as the nuclear device is detonated in our home city?
0:34kavrulmaktan kaçınmak için önceden atabileceğimiz herhangi bir adım var mı?
That's what we'll find out in this episode of The Infographics Show,
0:38İşte The Infographics Show'un bu bölümünde bunu öğreneceğiz,
The debate on whether or not we could survive a nuclear war Dilbilgisi
0:44Nükleer bir savaştan sağ çıkıp çıkamayacağımız konusundaki tartışma
Edat sonrasında whether or not
Whether or not, evet ya da hayır diye yanıtlanan bir sorunun iki cevabını da ifade eder: Sağ çıkabiliriz veya çıkamayabiliriz. Or not ilk olasılığı olumsuz yapmaz; karşıt olasılığı açıkça belirtir. Burada whether ile başlayan yan cümlenin tamamı on edatından sonra gelir ve tartışmanın konusunu belirtir. Bu tür dolaylı evet-hayır sorularını bir edattan sonra kullanırken if değil, whether seçilir.
Alıştırma
İki olası sonucu da açıkça içeren doğal tamamlamayı seçin: The committee argued about _____ the plan would work.
- whether or not
- unless
- if
Cevabı göster
whether or not
wide open: sonucun hâlâ belli olmaması
Burada wide open fiziksel bir açıklığı değil, tartışmayı niteler. Konunun henüz karara bağlanmadığını ve birden fazla cevabın hâlâ mümkün olduğunu anlatır. Bu mecazi kullanım, sonucu veya yönü belirsiz kalan yarış, rekabet ya da soru gibi durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Sonucun hâlâ belli olmadığını ifade eden bu nottaki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: With three teams tied for first place, the championship is still ____.
Cevabı göster
wide open
one thing is for sure: belirsizlikten kesinliğe geçmek
One thing is for sure ifadesi, konuşanın kesin kabul ettiği bir yargıyı tanıtan söylem belirleyicisidir. Burada but, bu kesinliği hemen önce sözü edilen çözüme ulaşmamış tartışmayla karşılaştırır. İfade, dinleyiciyi düşünce akışı içinde yönlendirir: önce bilinmeyen nokta kabul edilir, ardından dikkat güvenilir bir sonuca çevrilir. Burada for sure kesinlikle anlamındadır; bir şeyi güvenceye almak için anlamına gelmez.
Alıştırma
Belirsizlikten kesin bir sonuca geçiş yapan bu nottaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The cause is still unclear, but ____: we need more data.
Cevabı göster
one thing is for sure
The nuclear warheads that the world has at its disposal right now Kalıp ifadeler
0:51Dünyanın şu anda elinde bulundurduğu nükleer savaş başlıkları
at its disposal: kullanıma hazır
At its disposal, “gerektiğinde kullanıma veya denetime hazır” anlamına gelir. Burada its, the world ifadesini gösterir; dolayısıyla söz konusu nükleer savaş başlıkları şu anda dünyanın kullanımına hazırdır. Yapı have + şey veya kaynak + at + iyelik belirleyicisi + disposal şeklindedir. İyelik belirleyicisi kaynağı kimin kullanabileceğini gösterir: at my disposal, at her disposal veya at their disposal.
Alıştırma
Cümleyi “onun kullanımına hazır” anlamındaki üç kelimelik resmî ifadeyle tamamlayın: Maya had a full research library ____.
Cevabı göster
at her disposal
than the bombs dropped on Hiroshima and Nagasaki at the end of the Second World War.
0:57Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan bombalardan yüzlerce kat daha ölümcül.
hundreds of times more deadly than: katlı karşılaştırma
Sayı veya miktar + times + karşılaştırma sıfatı + than kalıbı, bir farkın büyüklüğünü gösterir. Burada hundreds of times more deadly than, günümüzdeki savaş başlıklarını önceki bombalardan çok daha ölümcül olarak sunar. hundreds büyük ve yaklaşık bir miktardır; olayların kaç kez gerçekleştiğini saymaz. Aynı kalıp başka karşılaştırma sıfatlarıyla da kullanılır: ten times faster than, four times larger than veya fifty times more expensive than. Günlük dilde hedef yapı, çok büyük bir farkı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi times + comparative + than yapısını ve fast sıfatını kullanarak tamamlayın: This server is ten ____ the old one.
Cevabı göster
times faster than
We have no clear picture of the catastrophic effect
1:01Tüm bu silahların aynı anda patlatılmasının
of all of these weapons being detonated at the same time.
1:04yaratacağı felaket etkisine dair net bir resme sahip değiliz.
And that's what is likely to happen in the event of a nuclear conflict. Kalıp ifadeler
1:07Ve nükleer bir çatışma durumunda büyük ihtimalle gerçekleşecek olan da budur.
in the event of + isim öbeği
In the event of, “bir şey olursa” anlamına gelir. Bu cümlede bir koşul sunar: nükleer çatışma, tahminin geçerli olacağı olası durumdur. Buradaki event, planlanmış bir kutlama veya etkinlik değil, meydana gelebilecek bir durum anlamındadır. Kalıp in the event of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Özellikle acil durum planlarında, kurallarda, sigorta metinlerinde ve risk yazılarında olasılık koşullarını düzenlemek için kullanılan resmî bir ifadedir.
Alıştırma
Bu resmî talimatı doğru tamamlayan ifadeyi seçin: “_____ a power outage, use the stairs rather than the elevator.”
- In the event that
- In the event of
- During the event of
Cevabı göster
In the event of
One thing that's for sure is that those who are able to survive a massive nuclear attack
1:10Kesin olan bir şey var ki, devasa bir nükleer saldırıdan sağ çıkabilenler
would be those who have mentally and logistically prepared for such an event. Kalıp ifadeler
1:14böyle bir olaya zihinsel ve lojistik olarak hazırlıklı olanlar olacaktır.
mentally and logistically prepared for: zihinsel ve lojistik hazırlık
Mentally ve logistically, have prepared yapısını paralel biçimde niteleyen zarflardır. Mentally düşünce ve duygu bakımından hazır olmayı; logistically ise malzeme, ulaşım, zamanlama ve organizasyon gibi pratik ihtiyaçların düzenlenmiş olmasını anlatır. Prepare for + isim öbeği, o durumla veya zorlukla başa çıkmaya hazırlanmak demektir. Buradaki have prepared, present perfect yapısındadır: hazırlık olası olaydan önce yapılmıştır ve sonucu şimdi de önemlidir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın. The crew discussed the stress, booked transport, and checked all supplies. Before the expedition, the crew had ____ the journey.
Cevabı göster
mentally and logistically prepared for
and jot down how to best survive should this tragic event ever occur. Notlar
1:20ve bu trajik olayın meydana gelmesi halinde en iyi nasıl hayatta kalacağınızı not edin.
Hızlı ve kısa notlar için jot down
Jot down, genellikle daha sonra hatırlamak veya kullanmak amacıyla “bir şeyi hızlı ve kısaca yazmak” anlamına gelir. Bu cümlede not edilen şey how to best survive olduğundan, ifade ayrıntılı bir metin yazmayı değil, kısa ve kullanışlı bir not almayı anlatır. Jot fiil, down ise parçacıktır. Birlikte jot down öbek fiilini oluştururlar. Nesne jot down the address örneğindeki gibi sonra gelebilir; nesne bir zamirse jot it down örneğindeki gibi iki sözcüğün arasına girer.
Alıştırma
“Bir şeyi hızlı ve kısaca yazmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Please ____ the gate code before you leave.
Cevabı göster
jot down
should this tragic event ever occur: resmî koşul devrikliği
Should this tragic event ever occur, if sözcüğünün çıkarıldığı resmî bir koşul yan cümlesidir. Should sözcüğünü öznenin önüne taşımak devrik yapı oluşturur: should + özne + fiilin yalın hâli. Yapı, if this tragic event should ever occur ya da daha doğal biçimiyle if this tragic event ever occurs anlamına gelir. Burada should görev veya öğüt bildirmez. Genellikle belirsiz ya da düşük olasılıklı görülen mümkün bir koşulu belirtir; ever ise “herhangi bir zamanda, düşük olasılıklı durumda bile” anlamını ekler.
Alıştırma
Resmî devrik koşul cümlesini doğru sözcükle tamamlayın: ____ the alarm sound, leave the building immediately.
Cevabı göster
Should
When the blast happens, you want to be indoors
1:24Patlama gerçekleştiğinde, kapalı bir alanda olmalısınız
or preferably in the depths of a nuclear fallout bunker for at least 48 hours.
1:26veya tercihen en az 48 saat boyunca bir nükleer serpinti sığınağının derinliklerinde.
But in reality, it will only be the president, the very rich,
1:31Ancak gerçekte, yer altında güvenli bir şekilde saklanacak olanlar
and the political elite who will be safely tucked away underground. Öbek fiiller
1:34sadece başkan, çok zenginler ve siyasi elitler olacaktır.
tucked away: güvenle gözden uzak bir yere yerleştirilmek
Tucked away, bir kişiyi ya da şeyi güvenli, korunaklı veya kolay görülmeyen bir yere yerleştirmek anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Burada siyasi elit yer altına yerleştirilecek kişilerdir; edilgen yapı, bunu kimin yaptığına değil onların orada tutulacağına odaklanır. Bu ifade hidden veya confined sözcüklerinden daha yumuşak ve güven verici duyulabilir, ancak yine de birini gözlerden uzak tutma anlamı taşıyabilir. Bu cümledeki yumuşak ifade, yer altındaki sığınağı güvenli bir yer gibi gösterir ve durumu sıradanmış gibi sunar.
Alıştırma
En uygun ifadeyi seçin: The little café is ___ behind the library, so many visitors miss it.
- tucked away
- locked away
- given away
Cevabı göster
tucked away
to make sure you won't be having to pop out to the shops Öbek fiiller
1:40böylece o kritik 48 saatlik serpinti döneminde
pop out to the shops: kısa bir alışveriş için dışarı çıkmak
Pop out to the shops, genellikle hızlıca bir şey almak için yakındaki dükkânlara kısa ve rahat bir şekilde gitmek demektir. Pop out, bu gidişin kısa ve gayriresmî olduğunu vurgular; the shops ise mutlaka birkaç ayrı dükkâna gitmek anlamına gelmez, yerel dükkânları veya alışveriş bölgesini genel olarak ifade eder. Bu cümlede konuşan kişi, sıradan bir iş için sığınaktan çıkmayı gereksiz bir şeymiş gibi sunuyor. Bu gündelik ifade şakayı oluşturuyor, ancak ifadenin temel anlamı yalnızca kısa bir alışveriş gezisine çıkmaktır.
Alıştırma
Bu kısa ve rahat iş için en uygun ifadeyi seçin: I'm just going to ___ for some bread; I'll be back in ten minutes.
- go shopping
- pop out to the shops
- stay in the house
Cevabı göster
pop out to the shops
for a loaf of bread during that critical 48-hour fallout period.
1:42bir somun ekmek için dükkanlara fırlamak zorunda kalmazsınız.
Be smart by supplying your home with lots of canned food. Kalıp ifadeler
1:46Evinize bol miktarda konserve yiyecek depolayarak akıllı davranın.
supply A with B kalıbı: supplying your home with
supply A with B kalıbında A, bir şeyi alan kişi, yer veya nesnedir; B ise sağlanan şeydir. Burada supplying your home with lots of canned food, evin hazırlıklı olması için eve bol miktarda konserve yiyecek stoklamak anlamına gelir. by sözcüğünden sonra gelen supplying, yöntemi gösteren -ing biçimidir: akıllıca davranmak bu eylemi yaparak gerçekleşir.
Alıştırma
supply A with B kalıbını tamamlayın: The charity supplied the village ____ clean drinking water after the storm.
Cevabı göster
with
A good supply of fresh bottled water is also essential.
1:49İyi bir temiz şişelenmiş su kaynağı da olmazsa olmazdır.
You'll need 1 gallon of fresh water per person per day.
1:52Kişi başı günlük 1 galon temiz suya ihtiyacınız olacak.
Ölçülü tavsiye anlamında do well to
do well to + fiilin yalın hâli yapısında konuşan kişi, bir eylemi mantıklı veya yararlı olduğu için önerir. Burada will do well to have, eski bir kablosuz radyo bulundurmanın akıllıca bir önlem olduğu anlamına gelir. Bu yapı, harekete geçme seçimini değerlendirir; sonraki eylemi ustalıkla yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede do well to ölçülü bir tavsiye olarak kullanılmıştır?
- You did the presentation well yesterday.
- You would do well to back up your files tonight.
- You will do the work well if you practice.
Cevabı göster
You would do well to back up your files tonight.
powered by batteries to keep up to date with events. Kalıp ifadeler
1:57pillerle çalışan eski bir kablosuz radyoya sahip olmanız iyi olur.
keep up to date with: bir konuda güncel kalmak
Keep up to date with, bir konu değiştikçe o konuyla ilgili en yeni bilgileri almaya devam etmek demektir. With'ten sonraki nesne neyin takip edildiğini belirtir. Buradaki events, gelişmekte olan olayları ifade eder; dolayısıyla bu ifade bir şeyi yalnızca bir kez öğrenmeyi değil, sürekli ilgi göstermeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, keep ile başlayan ve “en yeni bilgileri almaya devam etmek” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: I read the industry newsletter to ____ new safety rules.
Cevabı göster
keep up to date with
A whistle for communicating across distance is super handy
2:00Uzaktan iletişim kurmak için bir düdük son derece kullanışlıdır
and a cell phone with a solar charger is brilliant.
2:03ve güneş enerjili şarj cihazına sahip bir cep telefonu ise harikadır.
you'll want to keep in stock a basic first aid kit, Kalıp ifadeler
2:07temel bir ilk yardım çantası,
keep in stock: stokta bulundurmak
Keep in stock, bir ürünün kullanım veya satış için hazır bulunmaya devam etmesini sağlamak demektir. Buradaki stock, şirket hisselerini değil, malzeme veya ürün stoğunu ifade eder. Altyazıda a basic first aid kit ifadesi kalıptan sonra gelir. İngilizcede ürünün keep ile in stock arasına yerleştirilmesi de yaygındır: keep a basic first aid kit in stock. Her iki yapı da ürüne yalnızca bir kez sahip olmayı değil, sürekli erişilebilir olmasını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “hazır bulunmasını sürdürmek” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The office tries to ____ enough printer paper for the whole month.
Cevabı göster
keep in stock
a medical instruction book, and a supply of required prescription medications.
2:10bir tıbbi talimat kitabı ve gerekli reçeteli ilaçları stokta tutmak isteyeceksiniz.
and a map and compass for navigating your escape.
2:16ve kaçışınızı yönlendirmek için bir harita ile pusulaya ihtiyacınız olacak.
If you happen to be within a few miles of the initial detonation, Kalıp ifadeler
2:19Eğer ilk patlamanın birkaç mil uzağındaysanız,
happen to be: tesadüfi bir durum veya konum
happen to + fiilin yalın hâli yapısında happen, bir şeyi tesadüfen yapmak veya bir durumda tesadüfen bulunmak anlamına gelir. Burada happen to be, kişinin bulunduğu yeri bilinçli bir seçim olarak değil, rastlantısal bir durum olarak sunar. Be, to sözcüğünden sonra yalın hâlde kalır. Bir if koşul cümleciğinde bu ifade, koşulun rastlantısal görünmesini sağlar: o alanın içinde tesadüfen bulunduğunuzu düşünün. Bu yapı, olayın özne olduğu ve happen sözcüğünün meydana gelmek anlamına geldiği yapıdan farklıdır.
Alıştırma
Cümleyi happen to be ifadesinin tamamıyla doldurun: If you ____ near the station at noon, call me.
Cevabı göster
happen to be
the chances are + yan cümle: muhtemel bir sonuca ilişkin tahmin
The chances are + yan cümle, ardından gelen durumun muhtemel olduğunu belirten kalıplaşmış bir yapıdır. Burada chances, fırsatları değil olasılığı ifade eder ve konuşan kişi belirtilen koşula dayanarak oldukça emin bir tahminde bulunur. Yapı, the chances are (that) + yan cümle biçimindedir. the chances are you're already dusted örneğinde olduğu gibi that sık sık atılır; are sonrasındaki yan cümle tahmin edilen sonucu belirtir.
Alıştırma
Çok koyu bulutlar görüyorsunuz ve yağmur yağmasının muhtemel olduğunu düşünüyorsunuz. Bu tahmini en iyi hangi cümle ifade eder?
- There's a slight chance it'll rain before the game ends.
- The chances are it'll rain before the game ends.
- We have a chance to leave before it rains.
Cevabı göster
The chances are it'll rain before the game ends.
already dusted: ölmüş veya tamamen yok olmuş
Bu cümlede already dusted, kişinin patlama sonucu ölmüş veya tamamen yok olmuş olacağını anlatan karanlık ve abartılı bir ifadedir. Dusted, kişinin toza dönüştüğü görüntüsünü çağrıştırır; yalnızca üzerine toz bulaşmış anlamına gelmez. Already, bu sonucun daha sonra anlatılan etkilerden önce gerçekleşeceğini gösterir. İfade, felaket açıklamasına sert ve kara mizah içeren bir ton katar.
Alıştırma
"After a blast that strong, you would already be dusted," cümlesinde dusted büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Üzerine biraz toz bulaşmış
- Geçici olarak göremez hâle gelmiş
- Dikkatle temizlenmiş
- Ölmüş veya tamamen yok olmuş
Cevabı göster
Ölmüş veya tamamen yok olmuş
The area 1 to 4 miles outside of the epicenter would be dangerous.
2:32Merkez üssünün 1 ila 4 mil dışındaki alan tehlikeli olacaktır.
You'd probably have burnt skin from the blast.
2:36Patlama nedeniyle muhtemelen cildiniz yanmış olacaktır.
That means shelter is the main consideration.
2:43Bu da sığınağın en temel öncelik olduğu anlamına gelir.
If you were looking in the direction of the blast, Dilbilgisi
2:47Eğer patlama yönüne doğru bakıyorduysanız,
you would probably suffer some form of temporary blindness
2:49muhtemelen bir çeşit geçici körlük yaşarsınız
If you were ... you would: varsayımsal koşul ve sonuç
If you were looking hayal edilen bir koşulu kurar; you would probably suffer ise bu varsayımsal durumda ortaya çıkması muhtemel sonucu verir. Geçmişte devam eden yapı were looking, varsayımsal olay sırasında sürmekte olan bir eylemi gösterir; would ise sonucu işaretler. Buradaki were, bakma eyleminin geçmişte kesinlikle gerçekleştiğini söylemez. Geçmiş biçim varsayımsal bir mesafe yaratır: konuşan kişi bu koşul altında neler olabileceğini değerlendirir.
Alıştırma
Varsayımsal cümleyi be fiilinin geçmiş biçimi ve sonuç belirteci would ile tamamlayın: If you ____ standing closer, you ____ see the screen more clearly.
Cevabı göster
were · would
and the fallout would remain hazardous up to 20 miles from detonation.
2:52ve serpinti patlama noktasından 20 mil uzaklığa kadar tehlikeli kalacaktır.
and that's why we use the term fallout.
3:07ve biz bu yüzden serpinti (fallout) terimini kullanıyoruz.
falls out ... fallout: İki kelimelik fiil öbeği ve tek kelimelik isim
Burada falls out iki kelimelik bir fiil öbeğidir: tehlikeli madde gökyüzünden düşer. Literally, bunun yalnızca bir benzetme değil, fiziksel bir düşme hareketi olduğunu gösterir. Fallout ise bununla bağlantılı, tek kelimeden oluşan bir isimdir ve nükleer bir olaydan sonra düşüp biriken maddeyi belirtir. Cümle, falls out eyleminin fallout adını neden açıkladığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi doğru tamamlayan kelimeyi seçin: In a report about a nuclear accident, the radioactive ____ spread across the area.
- fallout
- falls out
- fall out
Cevabı göster
fallout
adapting to wind patterns and human exposure to this fallout is extremely hazardous.
3:11rüzgarın yönüne göre şekillenir ve insanın bu serpintiye maruz kalması son derece tehlikelidir.
cellular degradation, and radiation syndrome.
3:20Hücresel yıkım ve radyasyon sendromu yaşayacaksınız.
This could kill you up to 30 days after initial exposure.
3:23Bu sizi ilk maruziyetten 30 gün sonrasına kadar öldürebilir.
If you survived the blast and have taken cover during the day, Kalıp ifadeler
3:33Patlamadan sağ çıktıysanız ve gün boyunca siper aldıysanız,
taken cover: Acil durum ifadesinin perfect biçimi
Taken cover, bir tehlike nedeniyle korunaklı bir yere geçmek anlamına gelir. Bu cümlede have taken cover, bir sonraki olay anlatılmadan önce zaten koruma altına girilmiş olduğunu belirtir; buradaki cover kitap kapağı değil, siper veya koruma sağlayan yerdir. Yapı have + geçmiş zaman ortacı taken şeklindedir. Güvende olma eyleminin tamamlandığını ve sonraki durumla ilgili olduğunu vurgular.
Alıştırma
Acil durumlarda kullanılan doğal cümleyi seçin.
- Take a cover behind the concrete wall.
- Take cover behind the concrete wall.
- Take covering behind the concrete wall.
Cevabı göster
Take cover behind the concrete wall.
your goal is to do whatever scavenging that may be required
3:37hedefiniz, bir kaçış planı yaparken
at night while hatching an escape plan. Deyimler
3:40geceleyin gerekebilecek her türlü arayış işini yapmaktır.
hatching an escape plan benzetmesi
Burada hatching an escape plan, bir kaçış planını adım adım geliştirmek ya da gizlice tasarlamak demektir. Hatching sözcüğü aslında bir yumurtadan çıkmayı anlatır; burada planın zaman ve özenle ortaya çıkması bu duruma benzetilir. Bu ifade, kaçış planının bilinçli ve muhtemelen gizli bir şekilde hazırlandığını gösterir. Planın gerçekten bir kuluçka makinesine konması anlamına gelmez. Konuşan kişi kaçışa hazırlanırken yürütülen zihinsel çalışmayı vurgular.
Alıştırma
Kilitli bir binadan çıkmak için gizli bir yol geliştiren bir grubu en iyi hangi cümle anlatır?
- They are hatching an escape plan.
- They are announcing an escape plan.
- They are following an escape plan.
Cevabı göster
They are hatching an escape plan.
first up: ilk maddeyi belirtmek
Burada first up, konuşmada sırayı belirten bir ifadedir. Dinleyene, sıradaki konunun bir dizi içindeki konuşulacak, kontrol edilecek veya yapılacak ilk şey olduğunu bildirir. Bu cümlede ifade, genel durumdan ilk eyleme geçiş sağlar. Up yukarı doğru hareket anlamına gelmez; sabit konuşma ifadesinin bir parçasıdır.
Alıştırma
Gündelik bir sözlü kontrol listesindeki ilk maddeyi en iyi hangi ifade belirtir?
- In the end,
- First up,
- After that,
Cevabı göster
First up,
you will need to evaluate the extent of your immediate danger.
3:43içinde bulunduğunuz acil tehlikenin boyutunu değerlendirmeniz gerekecek.
A literal rule of thumb comes into play here. Deyimler
3:46Burada tam manasıyla bir pratik kural devreye giriyor.
literal rule of thumb: bir deyimin gerçek anlamını yeniden etkinleştirmek
Rule of thumb normalde deneyime dayanan pratik bir ölçüt anlamına gelir; gerçekten bir vücut uzvunun kullanılmasını gerektiren bir kural değildir. Burada literal, deyimi bilinçli olarak kelimelerin tek tek oluşturduğu görüntüye geri döndürür: yöntem gerçekten başparmağın kullanılmasını ister. Bu bir kelime oyunudur; bu yüzden hem alışılmış deyimsel anlamı hem de yeniden etkinleşen gerçek anlamı kavramak gerekir.
Alıştırma
Bir güvenlik kılavuzunda, bir şeyin görünen büyüklüğünü tahmin etmek için gerçek başparmağınızı kaldırmanız söyleniyor. Burada 'a literal rule of thumb' ne anlama gelir?
- Hatırlaması kolay herhangi bir kural
- Asla gerçek anlamıyla anlaşılmaması gereken bir ölçüt
- Thumb adlı birinin yazdığı kesin bir yasa
- Gerçekten başparmağı kullanmayı içeren yaklaşık bir ölçüt
Cevabı göster
Gerçekten başparmağı kullanmayı içeren yaklaşık bir ölçüt
Find the position where you can observe that mushroom cloud of doom.
3:48O felaket mantar bulutunu gözlemleyebileceğiniz konumu bulun.
and compare the size of your thumb to the size of the mushroom cloud.
3:55ve baş parmağınızın boyutunu mantar bulutunun boyutuyla kıyaslayın.
If that mushroom cloud is bigger than your thumb,
3:58Eğer mantar bulutu baş parmağınızdan büyükse,
but you will probably want to be heading away from the cloud
4:09fakat eğer güvenliyse, muhtemelen buluttan
do so: daha önce sözü edilen bir eylemin yerine geçmek
Do so bir fiil öbeğinin yerine kullanılır. Do eylemi taşır, so ise daha önce sözü edilen eyleme gönderme yapar; böylece fiil öbeğinin tamamı tekrarlanmaz. Bu cümlede so, heading away from the cloud ifadesine, yani buluttan uzaklaşma eylemine gönderme yapar. Do so ifadesinin öznesi bu eylemi gerçekleştirebilecek kişi veya şey olmalıdır; burada so “bu nedenle” anlamına gelmez.
Alıştırma
Eylemi tekrarlamamak için iki sözcüklü ifadeyi kullanın: You may restart the router, but ____ only after the update is complete.
Cevabı göster
do so
The more distance you can put between yourself and the fallout, Dilbilgisi
4:13Kendiniz ile serpinti arasına ne kadar mesafe koyarsanız,
“The more ... the better” bağlantılı karşılaştırma yapısı
“The more ..., the better ...” iki değişimi birbirine bağlayan bağlantılı bir karşılaştırma yapısıdır. Bu cümlede mesafe arttıkça sağlık açısından yararın da arttığı anlatılır. Her the bir karşılaştırma yan cümlesi başlatır; hiçbiri tanımlıktaki article görevinde değildir. Anlam açıksa ikinci bölüm kısaltılabilir: buradaki the better, the better it is for your health anlamındadır. İki değişim arasındaki ilişkiyi göstermek için her iki bölüm de gereklidir.
Alıştırma
Bağlantılı karşılaştırma yapısını tamamlayın: ____ carefully you plan, ____ smoothly the trip will go.
Cevabı göster
The more · the more
But remember to stay under cover for those first 48 hours.
4:17Fakat ilk 48 saat siperde kalmayı unutmayın.
Areas such as office basements are safer than a first floor building.
4:20Ofis bodrumları gibi alanlar zemin kattaki bir binadan daha güvenlidir.
The heavier and denser the exterior of your shelter,
4:24Sığınağınızın dış yüzeyi ne kadar ağır ve yoğunsa,
So you're looking for thick walls built from concrete or bricks.
4:27Bu yüzden beton veya tuğladan yapılmış kalın duvarlar arıyorsunuz.
The greatest threat from fallout is during the first 48 hours
4:30Serpintiden kaynaklanan en büyük tehdit ilk 48 saat içindedir
the fallout will lose its toxicity quite rapidly.
4:36serpinti zehirliliğini oldukça hızlı bir şekilde kaybedecektir.
So if you happen to have food and more importantly a water supply in your shelter,
4:39Yani eğer sığınağınızda yiyecek ve daha da önemlisi suyunuz varsa,
Katılmadan beklemek anlamındaki “sit it out”
“Sit it out”, bir etkinliğe katılmamak veya zor bir dönem sona erene kadar güvenli bir yerde kalmak anlamına gelen bir deyimsel fiildir. Burada, maruz kalmaktan kaçınmak ve radyoaktif serpintinin en tehlikeli dönemi geçene kadar beklemek anlamındadır. it nesnesi, kaçınılan olay veya döneme gönderme yapar. İfade genellikle kalıcı olarak ayrılmayı değil, geçici olarak katılmamayı anlatır.
Alıştırma
Maya'nın ayak bileği ağrıyor; bu nedenle bir maçı atlayacak, ancak sonraki maçta oynayabilir. Bu durumu en iyi hangi cümle ifade eder?
- Maya will drop out of the league today.
- Maya will sit it out and try again next game.
- Maya will wait it out because the game is delayed.
Cevabı göster
Maya will sit it out and try again next game.
and perhaps catch up on a TV series or two. Öbek fiiller
4:45ve belki bir iki dizi bile izleyebilirsiniz.
catch up on: birikmiş işleri tamamlamak
Bu cümlede catch up on, daha önce bitirmeye zaman bulamadığınız bir işi yapmak veya içeriği izleyerek eksiğinizi kapatmak anlamına gelir. on'dan sonraki nesne, neyin gerisinde kaldığınızı belirtir: burada bir televizyon dizisini. Kalıp catch up on + görev, bilgi veya içerik şeklindedir. Söz konusu şeyi kapatmak istediğiniz bir birikimin parçası olarak gösterir.
Alıştırma
catch up ifadesini doğru üç kelimelik kalıba getirerek cümleyi tamamlayın: After vacation, I need to ____ my email.
Cevabı göster
catch up on
if you see a cloud of debris moving towards you,
4:48üzerinize doğru gelen bir enkaz bulutu görürseniz,
you may need to up sticks pretty fast. Deyimler
4:51oldukça hızlı bir şekilde oradan ayrılmanız gerekebilir.
up sticks: aniden ayrılmak
Up sticks, bir yerden ayrılmak, çoğu zaman aniden gitmek ve bazen başka bir yere taşınmak anlamına gelen gayriresmî bir deyimdir. Bu cümlede enkaz yaklaşırken hızla uzaklaşmak anlamındadır. İfade gerçek sopaları kaldırmaktan söz etmez. Ayrılmayı, eşyaları hızla toplayıp yola çıkmak gibi gösterir.
Alıştırma
Up sticks, hükûmetin resmî bir tahliye duyurusunda kullanıma uygun mudur?
- Hayır, gayriresmîdir; evacuate veya leave daha açık olur.
- Evet, standart bir resmî talimattır.
Cevabı göster
Hayır, gayriresmîdir; evacuate veya leave daha açık olur.
have the means to: gerekli kaynaklara sahip olmak
Have the means to do something, bir şeyi yapmak için gereken kaynaklara veya pratik imkâna sahip olmak demektir. Burada means, aracı çalıştırmak için gerekli erişim, ekipman veya diğer kaynaklar gibi gerçek koşulları ifade eder; yalnızca nasıl yapılacağını bilmek anlamına gelmez. Bu ifadede means bir isimdir. Tekil ve çoğul biçimi aynıdır: means. Bu nedenle burada mean fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimi olan means değildir.
Alıştırma
Hangi cümle kişinin onarım için yeterli paraya, aletlere ve diğer pratik kaynaklara sahip olduğunu en iyi vurgular?
- The person is allowed to repair the roof.
- The person knows how to repair the roof.
- The person has the means to repair the roof.
Cevabı göster
The person has the means to repair the roof.
and drive away within that crucial 15-minute time frame.
4:56ve o kritik 15 dakikalık zaman diliminde uzaklaşabilecekseniz düşünmelisiniz.
Failure to clean away all that radioactive material Dilbilgisi
5:03Tüm o radyoaktif materyalin temizlenememesi
could result in deadly levels of radiation on the skin.
5:05ciltte ölümcül seviyelerde radyasyonla sonuçlanabilir.
Failure to ... could result in ...: resmî risk yapısı
Failure to + fiilin yalın hâli, yapılmayan veya ihmal edilen bir eylemi cümlenin öznesi olabilen bir isim öbeğine dönüştürür. Burada Failure to clean away ... “temizlememek” anlamına gelir; bir girişimde bulunulup başarısız olunduğunu anlatmaz. Could result in + isim öbeği olası bir sonucu sunar. İki yapı birlikte tarafsız ve resmî bir uyarı oluşturur: X'i yapmamak Y'ye yol açabilir.
Alıştırma
Frenleri kontrol etmemenin kazaya yol açabileceğini bildiren resmî neden-sonuç yapısını hangi cümle doğru kullanır?
- Failure to check the brakes could result from a crash.
- A crash could result in failure to check the brakes.
- Failure to check the brakes could result in a crash.
Cevabı göster
Failure to check the brakes could result in a crash.
instruct everyone who was exposed to remove their clothing,
5:09maruz kalan herkese kıyafetlerini çıkarmalarını,
put the radioactive garments in a plastic bag,
5:12radyoaktif giysileri plastik bir poşete koymalarını,
and place it as far away as possible. Dilbilgisi
5:16ve onu olabildiğince uzağa yerleştirmelerini söyleyin.
“as far away as possible”: mümkün olduğunca uzakta
as + sıfat veya zarf + as possible kalıbı, “koşulların izin verdiği en yüksek derecede” anlamına gelir. Burada far away mesafeyi anlatır; dolayısıyla talimat, nesneyi yerleştirirken mesafeyi en üst düzeye çıkarmayı ister. Possible burada yalnızca nesneyi uzağa koymanın mümkün olabileceğini söylemez. Uygulanabilir bir üst sınır belirler: nesneyi gerçekçi olarak koyabildiğiniz kadar uzağa koyun. Aynı kalıp as quickly as possible ve as carefully as possible ifadelerinde de kullanılır.
Alıştırma
Talimatı “koşulların izin verdiği en büyük mesafede” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Keep the backup battery ____ from the campfire.
Cevabı göster
as far away as possible
Use running water to wash the body with lots of soap and water,
5:18Vücudu bol sabun ve suyla yıkamak için akan su kullanın,
You will need to find new clothing for you and your party. Kelime
5:23Siz ve grubunuz için yeni kıyafetler bulmanız gerekecek.
“party”: birlikte yolculuk eden veya hareket eden grup
Burada party, birlikte yolculuk eden veya hareket eden bir grup insan anlamına gelir. you and your party ifadesinde dinleyiciyi ve ona eşlik eden kişileri belirtir. Bu anlam ortak bir yolculuğa, etkinliğe veya amaca dayanır ve seyahat, kurtarma, macera ve hizmet bağlamlarında yaygındır. Bu cümlede kutlama veya siyasi kuruluş anlamına gelmez.
Alıştırma
“The guide waited for the last member of our party,” cümlesinde party ne anlama gelir?
- Siyasi bir kuruluş
- Birlikte yolculuk eden bir grup
- Sosyal bir kutlama
Cevabı göster
Birlikte yolculuk eden bir grup
and thermal burns known as beta burns.
5:28ve beta yanıkları olarak bilinen termal yanıklara da müdahale etmelisiniz.
attend to: ilgilenmek veya bakım sağlamak
Bu cümlede attend to, ilgi gerektiren bir şeyle ilgilenmek veya ona bakım sağlamak anlamına gelir. Nesnesi burns olduğundan talimat, yanıkları yalnızca fark etmek değil, değerlendirmek veya tedavi etmektir. Yapı attend to + kişi, sorun veya görev şeklindedir. Burada to ifadenin bir parçasıdır ve nesneden önce korunmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümle sağlık görevlisinin yaralanmayla ilgileneceğini belirtir?
- The medic will attend a safety briefing immediately.
- The medic will attend to the burn immediately.
- The medic will attend the burn immediately.
Cevabı göster
The medic will attend to the burn immediately.
and then cover the area with a sterile compress or Vaseline.
5:33ve ardından bölgeyi steril bir kompres veya Vaseline ile örtün.
you should be critically aware of subsequent attacks.
5:38sonraki saldırılara karşı son derece dikkatli olmalısınız.
won't be the only rocket in this firework party. Deyimler
5:43bu havai fişek partisindeki tek roket olmayacaktır.
the only rocket in this firework party: tehdit içeren genişletilmiş metafor
Vurgulanan ifade genişletilmiş bir metaforu sürdürür. Nükleer patlama bir roket olarak, olası saldırılar dizisi ise bir havai fişek partisi olarak tasvir edilir. Parti dili gerçek anlamda kullanılmaz; neşeli imgesi nükleer yıkımla çatışarak kara mizah yaratır. only sözcüğü şu uyarıyı taşır: Bu patlama muhtemelen birkaç saldırıdan biridir ve ardından başka saldırılar gelebilir. Patlamanın küçük olduğu anlamına gelmez. Genel olarak, birkaç sözcük aynı imgenin parçalarıysa gerçek durumu ve konuşanın tutumunu anlamak için onları birlikte yorumlayın.
Alıştırma
Vurgulanan metafor bu cümlede hangi uyarıyı veriyor?
- Gerçek bir havai fişek kutlaması başlıyor.
- Patlama ciddi hasara yol açamayacak kadar küçük.
- Patlamanın ardından büyük olasılıkla başka saldırılar gelecek.
Cevabı göster
Patlamanın ardından büyük olasılıkla başka saldırılar gelecek.
but be prepared to move and take supplies with you.
5:47ancak taşınmaya ve erzakları yanınıza almaya hazır olun.
You will generally be safer out of the cities,
5:50Şehirlerin dışında genellikle daha güvende olacaksınız,
but make sure you aren't heading to any out of town military bases
5:52fakat bir sonraki hedef bölge olabilecek
that could well be the next target site. Dilbilgisi
5:55şehir dışındaki askeri üslere doğru gitmediğinizden emin olun.
could well be: ihtiyatlı ama güçlü bir olasılık
could well be yapısında well, could modalının olasılık anlamını güçlendirir. İfade “olma ihtimali oldukça yüksek” veya “olması gayet mümkün” anlamına gelir; well burada “ustalıkla” demek değildir. Bir tahmini kanıtlara dayandırır, ancak onu kesin bir gerçek olarak sunmaz. Bu cümlede konuşan kişi, başka bir sonuca da pay bırakarak söz konusu yeri makul bir sonraki hedef olarak değerlendirir.
Alıştırma
İhtiyatlı ama sağlam dayanaklı bir olasılık göstermek için cümleyi could + well + be ile tamamlayın: The delay ____ caused by heavy traffic.
Cevabı göster
could well be
Maybe heading to a network of deep underground caves
5:57Belki de derin yeraltı mağaraları ağına yönelmek
on blasting their way back to the Stone Age. Deyimler
6:03Taş Devri'ne dönmeye kesin kararlı olduğunu düşünürsek.
seeing that: kabul edilen bir nedeni tanıtmak
Seeing that, konuşanın zaten açık, bilinen veya kolayca kabul edilebilir gördüğü bir nedeni tanıtır. “Göz önünde bulundurulduğunda” ya da “-dığına göre” anlamına gelir; seeing burada görme eylemini anlatmaz. Ardından tam bir yan cümle gelir ve bu yan cümle bir yorumun, sonucun ya da önerinin dayanağı olur. Bu cümlede neden alaycı biçimde abartılmıştır, ancak bağlaç yine de onu neden olarak işaretler.
Alıştırma
Aşağıdaki tam yan cümleyi kabul edilen bir neden olarak tanıtmak için seeing + that ile tamamlayın: ____ the roads are icy, we should leave early.
Cevabı göster
Seeing that
dead set on: kesin kararlı olmak
Dead set on, bir şeyi yapmaya veya başarmaya tamamen kararlı olmak demektir. Burada dünya insan gibi gösterilir ve yıkıcı güç kullanmayı sürdürmekte inat ediyormuş gibi anlatılır. Kalıp be dead set on + isim veya -ing biçimidir. Dead, set sözcüğünü güçlendirir; burada «ölü» anlamına gelmez. Altyazıda on sözcüğünden sonra blasting gelir.
Alıştırma
Cümleyi «tamamen kararlı» anlamındaki üç sözcüklü İngilizce deyimle tamamlayın: Despite the bad weather, Lena is ____ finishing the hike.
Cevabı göster
dead set on
blasting their way back to the Stone Age: uygarlığı patlamalarla yok etmek
Blasting their way back to the Stone Age alaycı bir abartıdır: insanlık patlamalar ve savaş kullanarak modern uygarlığı, yaşam yeniden ilkel hâle gelebilecek kadar kötü biçimde yok etmektedir. Bu ifade gerçek anlamda zamanda yolculuğu anlatmaz. blast + iyelik + way + yön yapısı, patlatarak ilerlemeyi anlatır. Their way bu eylemle açılan yolu, back to the Stone Age ise hayal edilen sonucu ve yönü belirtir. Daha genel olarak verb + one's way + direction, birinin nasıl hareket ettiğini veya ilerlediğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede blasting their way back to the Stone Age ne anlama geliyor?
- Tarih öncesi insanların nasıl yaşadığını inceliyorlar.
- Uygarlığı ilkel bir duruma düşürebilecek şekilde yıkıcı güç kullanıyorlar.
- Taş Devri'ni ziyaret etmek için zamanda yolculuk ediyorlar.
Cevabı göster
Uygarlığı ilkel bir duruma düşürebilecek şekilde yıkıcı güç kullanıyorlar.
That means others have internet as well
6:09Bu, diğerlerinin de internete sahip olduğu anlamına gelir
and you still have to worry about keeping your password safe and secure.
6:10ve hala parolanızı güvende tutma konusunda endişelenmeniz gerekir.
that makes it easy for you to control your digital identity. Dilbilgisi
6:19dijital kimliğinizi kontrol etmenizi kolaylaştırır.
makes it easy for you to...: make + it + adjective + for + person + to
make + it + adjective + for + person + to-verb yapısı, bir şeyin belirli bir eylemin zorluğunu azalttığını anlatır. Bu cümlede değerlendirilen eylem control your digital identity olduğundan anlam, hizmetin dijital kimliğinizi yönetmenizi kolaylaştırmasıdır. Buradaki it belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel nesnedir. for you, to control eylemini kimin yaptığını belirtir.
Alıştırma
Yeni aracın kullanıcının makbuzları düzenlemesini kolaylaştırdığını anlatan İngilizce cümleyi doğru seçenekle tamamlayın: The new tool ______ organize receipts。
- makes it easy you to
- makes it easy for you to
- makes it easily for you to
- makes easy for you to
Cevabı göster
makes it easy for you to
and discover how much easier your password life can be.
6:24ve parola hayatınızın ne kadar daha kolay olabileceğini keşfedin.
Anytime you have to come up with a new password, Öbek fiiller
6:26Yeni bir parola bulmanız gerektiğinde,
come up with a new password: yeni bir parola tasarlamak
come up with, bir fikir, cevap, plan, isim veya çözüm düşünmek, icat etmek ya da ortaya çıkarmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede a new password oluşturulan sonuçtur; dolayısıyla anlam “yeni bir parola tasarlamak”tır, yukarı doğru hareket etmek değildir. With, ortaya çıkarılan sonucu tanıtır: come up with + isim. Bu öbek fiil, bir kişinin düşünerek cevap veya plan oluşturduğu durumlarda yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
“Bir çözüm düşünmek veya oluşturmak” anlamını vermek için İngilizce cümleyi doğru öbek fiille tamamlayın: For the school science fair, Maya had to ______ a way to filter the water。
- come up with
- go up with
- catch up with
- come up
Cevabı göster
come up with
you can use Dashlane to generate a super secure one.
6:28süper güvenli bir tane oluşturmak için Dashlane'i kullanabilirsiniz.
You'll never have to log into another website again.
6:31Bir daha asla başka bir web sitesine giriş yapmak zorunda kalmayacaksınız.
and secure login details across all your devices.
6:37ve tüm cihazlarınızda güvenli giriş detaylarınıza ulaşabilirsiniz.
and support The Infographics Show at the same time
6:41ve aynı zamanda The Infographics Show'u destekleyin
and get 10% off Dashlane Premium from the get-go Deyimler
6:46ve hemen başlangıçta Dashlane Premium'da %10 indirim kazanın
from the get-go: en başından itibaren
From the get-go, “en başından itibaren” demektir. Bu cümlede indirim abonelik başlar başlamaz geçerli olur; sonradan başlamaz. Sözcükler birlikte sabit bir zarf öbeği oluşturur: from the get-go. Buradaki get-go bir yer veya eylem değildir ve bu anlamda tek başına pek kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi get-go içeren sabit ifadeyle tamamlayın: The app protected my data ____.
Cevabı göster
from the get-go
So, do you think you could survive nuclear fallout?
6:53Peki, sizce nükleer serpintiden sağ çıkabilir misiniz?
How Long Do You Remain Conscious If Your Head Is Chopped Off.
6:59'Kafanız Kesilirse Ne Kadar Süre Bilinciniz Açık Kalır'ı da izlediğinizden emin olun.