İngilizce ağrılardan bahsetmenin 4 yolu - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video özeti: Hastanın her yerinin ağrıdığını söyleyen belirsiz şikâyeti, ağrıyı daha kesin tarif etmeye yönelik uygulamalı bir derse dönüşüyor. Konuşmacı zonklayan, nabız gibi atan, bir hat boyunca ilerleyen ve bıçak saplanır gibi hissedilen ağrıları ayırıyor; ardından belirtileri anlatmak için yeniden kullanılabilecek bir cümle kalıbı veriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. could you describe the pain a bit more? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Doktor muayenesinde, hizmet ortamında veya derste karşı taraftan daha fazla ayrıntıyı nazikçe istemeyi öğrenin. could you doğrudan bir emirden daha yumuşak duyulurken describe the pain, kişinin tam olarak hangi bilgiyi genişletmesi gerektiğini açıkça belirtir. 2. I've got shooting pain down my spine, — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: shooting pain ifadesini, vücudun bir bölümünden diğerine hızla ve güçlü biçimde ilerliyormuş gibi hissedilen ağrı olarak tanıyın. down my spine ağrının yönünü ve izlediği yolu belirtir; böylece doktora yalnızca sırtınızın ağrıdığını söylemekten daha yararlı bilgi verebilirsiniz. 3. I've got plus article plus adjective plus noun. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Konuşmacının farklı belirti ifadeleri kurmak için sunduğu yeniden kullanılabilir şablonu anlayın. Bir belirtiye sahip olma anlamını artikel, ağrının niteliğini bildiren sıfat ve kesin bir isimle birleştirerek yalnızca genel bir hurts cümlesine bağlı kalmadan farklı ağrı türlerini doğal biçimde anlatabilirsiniz.
Bu derste
Okay, uh could you describe the pain a bit more? Notlar
0:06Tamam, eee acıyı biraz daha tarif edebilir misiniz?
Could you describe the pain a bit more? — kibarca daha fazla ayrıntı isteme
Burada Could you + fiilin yalın hâli, karşıdaki kişinin bir şeyi yapabilip yapamadığını soran bir soru değil, kibar bir ricadır. Konuşan kişi ağrının daha açık ve ayrıntılı biçimde tarif edilmesini istiyor. describe the pain ifadesinde the pain, tarif edilen şeydir. A bit more ek ayrıntı isterken ricayı da yumuşatır. Birinden bir şeyi açıklamasını veya tarif etmesini kibarca isterken aynı kalıp kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle birinden sorun hakkında daha fazla bilgi vermesini kibarca ister?
- You can describe the problem.
- Describe the problem now.
- Could you describe the problem a bit more?
Cevabı göster
Could you describe the problem a bit more?
a bit more: küçük ve yumuşak bir artış
A bit more, küçük bir ek miktar veya derece anlamına gelir. Bu cümlede dinleyiciden tamamen yeni bir açıklamaya başlaması değil, mevcut tarife biraz ayrıntı eklemesi istenir. A bit, more ile belirtilen artışı sınırlı ve yumuşak gösterir. explain a bit more veya wait a bit more gibi ifadeler, bir şeyin artırılmasına yönelik ricayı daha az talepkâr gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümle kibar ve yumuşak bir biçimde biraz daha açıklama ister?
- Could you explain every detail from the beginning?
- Could you change the subject?
- Could you explain it a bit more?
Cevabı göster
Could you explain it a bit more?
just told you: yakın zamanda yapılan eylem ve savunmacı bir ton
just told you ifadesinde just öncelikle “çok kısa bir süre önce” anlamına gelir: söyleme eylemi birkaç dakika değil, hemen önce gerçekleşmiştir. Bu cümle yeni bir ayrıntı isteğine cevap olduğu için konuşanın bilgiyi zaten verdiğine inandığını da vurgular. Bu nedenle sözler, “Bunu zaten söyledim” der gibi biraz savunmacı veya sabırsız duyulabilir. Bu tavrı just tek başına oluşturmaz; durum ve I just I just şeklindeki tekrarlı başlangıç onu güçlendirir.
Alıştırma
Bu konuşmada I just told you ifadesi büyük olasılıkla ne anlatıyor?
- Konuşan kişi bilgiyi kısa süre önce verdi ve biraz savunmacı duyuluyor.
- Konuşan kişi bunu yalnızca bu kişiye söyledi, başka hiç kimseye söylemedi.
- Konuşan kişi tamamen yeni bir bilgiyi resmî biçimde sunuyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi bilgiyi kısa süre önce verdi ve biraz savunmacı duyuluyor.
need you to be specific: need + nesne + to be
Need you to be specific, konuşanın başka bir kişiden açık ayrıntılar vermesini istediği anlamına gelir. Yapı need + nesne + to-infinitive şeklindedir: you, eylemi yapması beklenen kişidir; to be specific ise neyin gerekli olduğunu söyler. Burada specific, “özel” değil, “yeterince açık ve kesin” anlamındadır. need sözcüğünden sonra you gibi bir nesne geldiğinde sıfattan önce to be kullanılır: We need you to be ready.
Alıştırma
need + kişi + to be yapısını tamamlayın: The nurse needs Mia ____ specific about where it hurts.
Cevabı göster
to be
To be fair, I haven't really researched this, Kalıp ifadeler
0:28Dürüst olmak gerekirse, bunu gerçekten araştırmadım,
Dengeleyici bir giriş olarak To be fair
To be fair, cümle başında kullanılan ve ardından daha adil ya da dengeli bir nokta geleceğini gösteren bir ifadedir. Genellikle başka bir yönü kabul eder, bir sınırı belirtir veya önceki yargıyı daha az kesin hâle getiren bilgi ekler. Bu cümlede konuşmacının konuyu yeterince araştırmamış olması, kendi iddiasının bir sınırı olarak sunulur. İfade, bir şeyi adil yapmak amacıyla demek değildir; konuşmacının ardından gelen sözün nasıl anlaşılmasını istediğini gösterir.
Alıştırma
To ile başlayan ve adil, dengeleyici bir nokta ekleyen üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, Omar was asked to join at the last minute.
Cevabı göster
To be fair
but I'd imagine that's what they would like. Ton ve niyet
0:31ama muhtemelen bunu isteyeceklerini tahmin edebiliyorum.
Makul ancak doğrulanmamış bir tahmin için I'd imagine
I'd imagine, I would imagine ifadesinin kısalmış biçimidir. Konuşmacının bildiklerine dayanan makul bir tahmin sunar, ancak tahminin yanlış olabileceğini de kabul eder. Bu cümlede konuşmacı, doğrulanmış bir tercihi bildirmek yerine onların neyi isteyeceğini tahmin eder. Buradaki would geçmiş zamanı göstermez; iddiayı daha az güçlü ve daha temkinli yapar.
Alıştırma
Cümleyi I would imagine ifadesinin kısalmış biçimiyle tamamlayın: ____ the library is quieter in the morning.
Cevabı göster
I'd imagine
So just saying my insert the body part hurts isn't really helpful. Anlatım akışı
0:33Yani sadece "benim [vücut bölümü] ağrıyor" demek pek yardımcı olmuyor.
Yer tutuculu bir kalıp olarak “my insert the body part hurts”
Burada insert the body part, dildeki kalıbı açıklamak için kullanılan bir yer tutucu yönergedir: bu sözler belirli bir vücut bölümünün adıyla değiştirilmelidir. Gösterilen kalıp My + tekil vücut bölümü adı + hurts şeklindedir; örneğin My shoulder hurts. İfadenin tamamı, bir cümle kalıbına bilginin nasıl yerleştirildiğini gösterir; bir hastanın doğal biçimde söyleyeceği bir cümle değildir. Konuşmacı ayrıca yalnızca ağrının yerini belirtmenin yararlı olamayacak kadar belirsiz olduğunu söylüyor.
Alıştırma
Bu cümlede insert the body part, dinleyiciye ne yapmasını söylüyor?
- Vücudun içine bir nesne yerleştirildiğini anlatmak.
- Doktora insert the body part sözlerini aynen söylemek.
- Onu belirli bir vücut bölümünün adıyla değiştirmek.
Cevabı göster
Onu belirli bir vücut bölümünün adıyla değiştirmek.
Yönlendirmeli açıklamalar için “Let me take you through ...”
Let me take you through ..., konuşmacının dinleyiciyi bilgiler arasında düzenli bir sırayla yönlendireceğini duyurmasının samimi bir yoludur. Burada bir kelime açıklamasını başlatır ve “bunu birlikte gözden geçireceğiz” mesajını verir. Yapı take + kişi + through + materyal veya süreç şeklindedir; örneğin Let me take you through the plan. Buradaki through mecazidir; fiziksel olarak bir yerden geçmek gerekmez.
Alıştırma
Sunum girişini, “seni plan boyunca sırayla yönlendirmek” anlamındaki take içeren ifadeyle tamamlayın: Let me ____ the plan.
Cevabı göster
take you through
that's going to help you when you want to describe your pain.
0:41bunlar ağrınızı tarif etmek istediğinizde size yardımcı olacak.
"I've got a pounding headache. Kalıp ifadeler
0:45"Çekiçle vuruluyormuş gibi şiddetli bir baş ağrım var.
could have said: geçmişteki başka bir seçenek
Could have said, could have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Bitmiş bir duruma dönüp bakar ve kişinin söyleme seçeneğine sahip olduğu hâlde söylemediği bir şeyi belirtir. Said, say fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Burada bu ifade, hastanın önceki sözlerine göre daha iyi veya daha kesin bir alternatif sunar. Kişinin bunu şimdi hâlâ söyleyebileceği anlamına gelmez; have said seçimi geçmişe yerleştirir.
Alıştırma
Cümleyi could have + say fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: You ____ that you needed help.
Cevabı göster
could have said
I've got a pounding headache: zonklayan baş ağrısını anlatmak
I've got burada I have anlamına gelir. Günlük Britanya İngilizcesinde have got, bir durumdan veya belirtiden söz etmenin yaygın bir yoludur; bu cümlede got, alınmış anlamına gelmez. A pounding headache, güçlü biçimde atan veya zonklayan bir baş ağrısıdır. Yalnızca ağrının ne kadar şiddetli olduğunu değil, nasıl hissedildiğini de anlatır; bu nedenle My head hurts. ifadesinden daha belirgindir.
Alıştırma
Güçlü biçimde atan bir baş ağrısını anlatan ders ifadesini tamamlayın: I've got a ____.
Cevabı göster
pounding headache
I've got a throbbing pain in my legs: zonklayan ağrıyı ve yerini anlatmak
Burada I've got, I have, yani “bende var” anlamındadır. I've got + a + sıfat + pain + in + vücut bölgesi kalıbı, ağrının nasıl hissedildiğini ve nerede olduğunu birlikte anlatır. Throbbing, nabız gibi düzenli aralıklarla atan veya zonklayan ağrıyı anlatır. In my legs ağrının bacaklarda olduğunu belirtir; kelimesi kelimesine “bacakların içinde” olma fikrini vurgulamaz.
Alıştırma
Bacaktaki ağrı nabız gibi atıyor. Dersteki tam sıfatı kullanarak cümleyi tamamlayın: I've got a ____ pain in my leg.
Cevabı göster
throbbing
I've got shooting pain down my spine, Kalıp ifadeler
0:49Omurgamdan aşağı inen vuran bir ağrım var,"
shooting pain down my spine: hızla yayılan ağrıyı ve izlediği yolu anlatmak
I've got shooting pain... ifadesinde I've got, I have, yani “bende var” anlamındadır. Shooting pain ise genellikle keskin veya elektrik çarpmasına benzer bir hisle birlikte aniden ve hızla yayılan ağrıyı anlatır. Burada shooting mecazidir; birinin ateş ettiği anlamına gelmez. Down my spine ağrının izlediği yolu ve yönü belirtir: ağrı omurga boyunca daha yüksek bir noktadan daha alçak bir noktaya ilerler. İfade, ağrının hem hızlı hareketini hem de izlediği yolu anlatır.
Alıştırma
Hızla ilerleyen ağrıyı ve yukarıdan aşağıya giden yolu belirten iki ders kelimesini kullanarak cümleyi tamamlayın: I've got ____ pain ____ my spine.
Cevabı göster
shooting · down
and I've got a stabbing pain in my stomach." Kalıp ifadeler
0:51"ve midemde bıçak saplanır gibi bir ağrı var."
I've got a stabbing pain in my stomach: midemde bıçak saplanır gibi ağrı var
Bu cümlede I've got, bende var anlamına gelir. a stabbing pain ise vücuda bir şey saplanıyormuş gibi hissedilen keskin ve delici bir ağrıyı anlatır. Bu mecazi bir anlatımdır; konuşan kişinin gerçekten bıçaklandığı anlamına gelmez. in my stomach ağrının yerini belirtir. İfadenin tamamı hem ağrının türünü hem de yerini açıkça bildirir.
Alıştırma
Burada a stabbing pain nasıl bir ağrıyı anlatıyor?
- Kalp atışı gibi düzenli biçimde zonklayan ağrı
- Bir şey saplanıyormuş gibi hissedilen ani, keskin ve belirli bir noktadaki ağrı
- Geniş bir alana yayılan sürekli ve künt ağrı
Cevabı göster
Bir şey saplanıyormuş gibi hissedilen ani, keskin ve belirli bir noktadaki ağrı
I've used a very simple formula to create those expressions.
0:56Bu ifadeleri oluşturmak için çok basit bir formül kullandım.
I'll tell you what it is at the end of the video. Kalıp ifadeler
1:00Videonun sonunda bunun ne olduğunu size söyleyeceğim.
at the end of the video: belirli bir videonun son bölümü
At the end of the video, videonun son bölümünde veya bittiği noktada anlamına gelir. at the end of + isim yapısı, belirli bir şeyin, etkinliğin ya da zaman diliminin sonunu belirtir. of kelimesi end ile sonu olan bütünü birbirine bağlar. Bu nedenle at the end video değil, at the end of the video denir. Aynı yapı the lesson, the meeting veya the book ile de kullanılabilir.
Alıştırma
Soruların dersin son bölümünde cevaplanacağını doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- We'll answer questions at the end of the lesson.
- We'll answer questions in the end of the lesson.
- We'll answer questions at the end the lesson.
Cevabı göster
We'll answer questions at the end of the lesson.
But can you try and figure it out before we get there? Notlar
1:02Ama oraya gelmeden önce kendiniz bulmaya çalışır mısınız?
try and + fiilin yalın hâli
Gündelik konuşmada try and + fiilin yalın hâli, çoğu zaman try to + fiil ile aynı pratik anlama gelir: eylemi yapmak için çaba göstermek. Buradaki try and figure it out, birinden cevabı bulmaya çalışmasını ister. Bu yapıda and, ayrı bir ikinci eylem eklemez. and sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: try and figure, try and check, try and help.
Alıştırma
Gündelik “Can you try and solve this puzzle?” cümlesinde try and solve ne anlama gelir?
- önce onu denemek ve farklı bir yapbozu çözmek
- onu çözmek için çaba göstermek
- hiç çaba göstermeden onu çözmek
Cevabı göster
onu çözmek için çaba göstermek
figure it out: düşünerek cevabı bulmak
Figure it out; düşünerek, farklı fikirleri deneyerek veya bir sorun üzerinde çalışarak bir cevaba ya da çözüme ulaşmak demektir. Yalnızca sonunda anlamış olmayı değil, cevabı bulma sürecini vurgular. Bu cümlede it, hakkında konuşulan cevabı belirtir. out ise bir şeyin açıklığa kavuştuğunu ya da çözüldüğünü gösterir; fiziksel bir hareket anlatmaz.
Alıştırma
figure out ifadesini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: This puzzle is hard, but we can ____.
Cevabı göster
figure it out
before we get there: açıklamada daha sonraki bir nokta
Bu cümlede there, videodaki açıklamanın daha sonraki bir noktasını, yani cevabın verileceği aşamayı ifade eder. Get there gerçek bir yere gitmeyi anlatmaz. Bu ifade, bilgileri düzenlemek için yolculuk benzetmesini kullanır: açıklama bir rota gibi düşünülür ve dinleyiciden sonraki aşamaya ulaşmadan önce cevabı bulması istenir.
Alıştırma
“I'll explain the last step soon, but before we get there, let's review step one,” cümlesinde there neyi ifade eder?
- Konuşanların yolculuk ettiği gerçek bir yer
- Açıklamanın daha sonraki bir noktası
- Birinci adımın gerçekleştiği yer
Cevabı göster
Açıklamanın daha sonraki bir noktası
If you're building a table, you'll need some pieces of wood, Dilbilgisi
1:08Eğer bir masa inşa ediyorsanız, birkaç tahta parçasına,
hammer, nails, and maybe some earplugs for the people around you.
1:11çekice, çivilere ve belki etrafınızdaki insanlar için kulak tıkaçlarına ihtiyacınız olacaktır.
If you're building..., you'll need...: gerçek bir koşul ve sonucu
Bu, gerçekçi bir koşul yapısıdır: If + şimdiki zaman biçimi olası bir durumu belirtir, will + fiilin yalın biçimi ise olası sonucu veya ihtiyacı verir. Burada if yan cümlesindeki you're building şimdiki zamanın sürekli biçimidir; you'll need ise you will need anlamına gelir. Durum gelecekte gerçekleşebilecek olsa bile sıradan koşul cümlelerinde if sonrasında normalde will kullanılmaz. Sürekli biçim, devam eden, planlanmış veya mevcut durum olarak hayal edilen bir etkinliği gösterebilir.
Alıştırma
Build ve need sözcüklerini, you are ve you will kısaltmalarını kullanarak gerçek koşul cümlesini tamamlayın: If ____ a birdhouse, ____ some nails.
Cevabı göster
you're building · you'll need
it feels exactly like a hammer hitting on a nail. Kalıp ifadeler
1:17tam olarak bir çiviyi vuran bir çekiç gibi hissettirir.
feels exactly like: duyuları kesin biçimde karşılaştırma
Feels exactly like, “tam olarak … gibi hissettiriyor” demektir. Feels hissi anlatır, exactly benzerliği güçlendirir ve like karşılaştırılan şeyi belirtir. Burada like “hoşlanmak” anlamına gelmez. Bu cümlede zonklayan ağrı, çekicin çiviye tekrar tekrar vurmasının verdiği hisle karşılaştırılır. Yakın bir duyusal karşılaştırma yapmak için feel(s) exactly like + bir şey ya da deneyim kalıbını kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi feel + exactly + like kalıbıyla tamamla: This cold gel ____ cool water on my skin.
Cevabı göster
feels exactly like
strong and steady beat: güçlü ve düzenli bir vuruş
A strong and steady beat, güçlü ve düzenli olarak tekrarlanan bir vuruş ya da nabızdır. Strong şiddeti, steady zamanlamanın düzenli kaldığını, beat ise tekrar eden vuruşu veya ritmi anlatır. Burada beat bir isimdir; “yenmek” anlamındaki fiil değildir. a tanımlığı ile strong ve steady sıfatları, beat sözcüğünün isim görevinde olduğunu gösterir. Bu ifade pounding sözcüğünü iki özellikle açıklar: güçlü ve düzenli.
Alıştırma
A strong and steady beat burada neyi anlatıyor?
- Tekrarlanan ritmi olmayan tek bir ani darbe
- Güçlü ve düzenli olarak tekrarlanan bir vuruş
- Güçlü bir rakibe karşı kazanılan zafer
Cevabı göster
Güçlü ve düzenli olarak tekrarlanan bir vuruş
If you can't feel it, please go to a hospital like right now. Ton ve niyet
1:30Eğer hissedemiyorsanız, lütfen hemen şimdi bir hastaneye gidin.
Konuşmada aciliyeti vurgulayan like right now
Burada like, right now ifadesini konuşmada vurgular; böylece söz öbeği “tam şu anda, bekleme” anlamına gelir. Bu, “benzer” anlamındaki karşılaştırma sözcüğü değil, samimi bir söylem belirtecidir. Cümle like olmadan da anlamlıdır. Like eklenince uyarı daha acil ve konuşma diline özgü duyulur; burada ciddi aciliyet biraz abartılı ve şakacı bir tonla aktarılır.
Alıştırma
Bu cümlede like right now ne anlatıyor?
- Hemen git; bekleme.
- Zamanlama şu anla karşılaştırılıyor.
- Daha sonra uygun bir zamanda git.
Cevabı göster
Hemen git; bekleme.
Throb means to beat rapidly or to pulsate. Kelime
1:34"Throb" hızla atmak veya zonklamak anlamına gelir.
Throb: ritmik bir atma hissi
Throb, belirgin bir ritimle tekrar tekrar atmak veya nabız gibi vurmak demektir. Bir vücut bölgesi ya da ağrı throbs diye anlatıldığında his, aynı düzeyde kalmak yerine kalp atışı gibi artıp azalır. Sözcük ayrıca güçlü ve tekrarlanan bir vuruşa sahip kalbi, müziği veya bir makineyi anlatabilir. Temel fikir ritimdir: throb yalnızca “çok acımak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi açıklama throbs diye nitelenen bir ağrıyı en iyi anlatır?
- Tek bir keskin batma gibi hissedilir ve sonra kaybolur.
- Nabız gibi atmadan, sabit ve künt bir rahatsızlık olarak kalır.
- Belirgin bir ritimle tekrar tekrar atar.
Cevabı göster
Belirgin bir ritimle tekrar tekrar atar.
So a throbbing pain is a pain that comes and goes quickly Kalıp ifadeler
1:42Yani zonklayıcı ağrı hızlı bir şekilde gelip giden bir ağrıdır
comes and goes quickly: hızla tekrar tekrar ortaya çıkıp kaybolmak
Comes and goes burada tek bir ifade olarak kullanılır: ağrı bir süre hissedilir, kaybolur ve sonra geri döner. Fiziksel bir hareketi anlatmaz. Quickly, bu tekrarlanan değişimin hızlı gerçekleştiğini ekler. Bu ifade belirti, sinyal veya duygu gibi sürekli bulunmayan başka şeyleri de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle ağrının tekrar tekrar ortaya çıkıp kaybolduğunu ve bu değişimin hızlı gerçekleştiğini anlatır?
- The pain goes away quickly.
- The pain keeps getting worse.
- The pain comes and goes quickly.
Cevabı göster
The pain comes and goes quickly.
in waves or in pulses: tekrarlanan bir ritim
In waves or in pulses, ağrının nasıl bir düzende ortaya çıktığını anlatır. Ağrının şiddeti sabit kalmak yerine artıp azalır veya ayrı atımlar hâlinde gelir. Waves daha geniş yükselip alçalmaları; pulses ise kalp atışı gibi daha belirgin, ayrı vuruşları anlatır. Burada ikisi de gerçek deniz dalgalarını veya elektronik sinyalleri değil, zonklayıcı ağrının tekrarlanan ritmini açıklar.
Alıştırma
in waves or in pulses ağrı hakkında temel olarak ne anlatır?
- Şiddeti her zaman tamamen aynı kalır.
- Belirgin yükselmeler veya atımlar hâlinde tekrarlanır.
- Yalnızca denizin veya bir makinenin yakınında olabilir.
Cevabı göster
Belirgin yükselmeler veya atımlar hâlinde tekrarlanır.
Imagine you have a bow, an arrow and shoot.
1:53Bir yayınızın, bir okunuzun olduğunu ve ateş ettiğinizi hayal edin.
and it travels from one place to another. Kalıp ifadeler
2:00ve bir yerden başka bir yere seyahat eder.
travels from one place to another: hareket veya yayılma
Burada travels, seyahate çıkmak değil, hareket etmek veya yayılmak anlamına gelir. it öznesi şiddetli bir ağrıyı ifade ettiği için ağrı vücudun bir noktasından başka bir noktasına ilerler. X travels from A to B/another place yapısı ağrı, ses, ışık veya bilginin nasıl hareket ettiğini anlatabilir. from ... to ... başlangıç noktasından varış noktasına uzanan yolu gösterir.
Alıştırma
The pain travels from my shoulder to my arm cümlesinde travels ne anlama gelir?
- Tek bir noktada kalır.
- Vücutta hareket eder veya yayılır.
- Tatile çıkar.
Cevabı göster
Vücutta hareket eder veya yayılır.
and you're stabbing the chicken to create those holes
2:23ve tavuğu delikler açmak için bıçaklıyorsunuz
so you can put all the beautiful spices in it. Dilbilgisi
2:26ki bütün o güzel baharatları içine koyabilesiniz.
so you can put: bir eylemi amacıyla bağlamak
Burada so you can put, daha önceki bir eylemin veya seçimin amacını belirtir. Önceki eylemin bir şeyi bir yere koyabilmeni mümkün hâle getirdiğini anlatır. Yaygın yapı action + so + person + can + base verb şeklindedir. Open the lid so you can add the spices. örneğinde olduğu gibi, önce yapılan eylemi bu eylemin daha sonra mümkün kıldığı şeyle bağlar.
Alıştırma
Amaç belirtmek için so + özne + can yapısıyla cümleyi tamamlayın: Move closer ____ see the screen.
Cevabı göster
so you can
If your chicken was alive, it would feel Dilbilgisi
2:29Eğer tavuğunuz canlı olsaydı, hissedeceği şey
If your chicken was alive, it would feel ...: gerçek dışı bir şimdiki durumu hayal etmek
Burada If your chicken was alive, şu anda gerçek olmayan hayalî bir durum kurar. It would feel ise bu hayalî durumun sonucunu verir. Konuşan kişi tavuğun gerçekten canlı olduğunu söylemez. Tekrar kullanılabilen kalıp If + geçmiş zaman biçimi, ... would + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu kalıpta geçmiş zaman biçimi, şimdiki gerçeklikten uzaklık yaratır; olayı yalnızca geçmiş zamana yerleştirmez.
Alıştırma
Telefon şu anda çalışmıyor. Hangi cümle bunun tersi olan durumu ve sonucunu hayal ediyor?
- If my phone is working, I will call you.
- My phone was working, so I called you.
- If my phone was working, I would call you.
Cevabı göster
If my phone was working, I would call you.
sudden, sharp, and intense pain: ağrıyla ilgili üç ayrıntı
sudden, sharp, and intense pain ifadesinde üç sıfat birlikte pain sözcüğünü niteler. Her biri farklı bir ayrıntı verir: sudden ağrının ne zaman veya ne kadar hızlı başladığını, sharp batıcı ya da saplanır gibi niteliğini, intense ise çok yüksek şiddetini anlatır. Bu sıfatları birleştirmek ağrının başlangıcını, hissini ve şiddetini kısa biçimde açıklar. Sharp ağrının nasıl hissedildiğini anlatır; ağrının keskin bir nesne olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi açıklama sudden, sharp, and intense pain ifadesine en iyi uyar?
- Yalnızca hareket ettiğinizde rahatsız eder.
- Yavaşça artar, künt hissedilir ve hafif kalır.
- Uyarı olmadan başlar, batıcı hissedilir ve çok şiddetlidir.
Cevabı göster
Uyarı olmadan başlar, batıcı hissedilir ve çok şiddetlidir.
So when you're describing pain as stabbing, Kalıp ifadeler
2:37Yani ağrıyı bıçak saplanması gibi tarif ettiğinizde,
describe pain as stabbing: describe X as Y kalıbı
Describe X as Y, “X'in nasıl olduğunu ona Y diyerek anlatmak” demektir. Bu cümlede pain X, stabbing ise Y özelliğidir; yani konuşmacı ağrı türünü adlandırmaktadır. describe sözcüğünden sonra önce tarif edilen şeyi, ardından as ve tarifi getirin: describe + X + as + Y. Bu kalıbı say that X is Y ile karıştırmayın.
Alıştırma
describe X as Y kalıbını bir sözcükle tamamlayın: The nurse described the pain ____ burning.
Cevabı göster
as
very localized: tek bir bölgede yoğunlaşmış
Burada very localized, ağrının geniş bir alana yayılmak yerine vücudun sınırları açıkça belli bir bölümünde yoğunlaşması demektir. Very, konumun dar ve belirli olduğu anlamını güçlendirir. Tıbbi anlatımlarda ve belirti tariflerinde localized, bir sorunun hangi bölgede sınırlı olduğunu belirtir. Başka alanlarda bir yere veya dile uyarlanmış anlamına gelebilir; ancak burada bu anlamda kullanılmaz.
Alıştırma
Bir hasta “The pain is very localized.” diyor. very localized ne anlama gelir?
- Ağrı başka bir dile çevrilmiştir.
- Ağrı, vücudun büyük bölümünü etkiler.
- Ağrı, sınırları açıkça belli tek bir bölgede kalır.
Cevabı göster
Ağrı, sınırları açıkça belli tek bir bölgede kalır.
I've gone through all my expressions: bütün ifadeleri tek tek gözden geçirmek
Bu cümlede I've gone through, konuşanın ifadeleri tek tek gözden geçirdiği veya açıkladığı anlamına gelir. Konuşan her ifadeyi ele almıştır; fiziksel olarak bir yerin içinden geçmekten söz etmez. Go through; materyal, soru veya adımlarla kullanıldığında bunları sırayla incelemek ya da açıklamak anlamına gelir. Buradaki all, tüm içeriğin ele alındığını özellikle açık hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi go through ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: We've ____ every safety check, so we're ready to open.
Cevabı göster
gone through
Pretty easy, right?: right? ile onay istemek
Pretty easy, It's pretty easy ifadesinin günlük konuşmadaki kısa biçimidir; burada pretty, oldukça veya epey anlamına gelir. Konuşan daha sonra dinleyiciyi onaylamaya veya doğrulamaya davet etmek için right? ekler. Buradaki right? bir doğrulama etiketidir; sağ yönü anlamına gelmez. Genellikle konuşanın evet cevabı beklediğini gösterir, bu nedenle cümle yalnızca bir ifade değil, dinleyiciyle etkileşim kurma yoludur.
Alıştırma
Konuşan bu cümlede right? ile esas olarak ne yapıyor: The bus leaves at nine, right?
- Dinleyiciye sağa dönmesini söylemek
- Dinleyiciden saati doğrulamasını istemek
- Saatin önemli olmadığını söylemek
Cevabı göster
Dinleyiciden saati doğrulamasını istemek
I've got plus article plus adjective plus noun. Dilbilgisi
2:51"I've got" artı tanımlık (article) artı sıfat artı isim.
I've got + tanımlık + sıfat + isim: belirti ifadesi oluşturma
Sözlü olarak anlatılan bu formülde plus, “sonraki parçayı ekle” anlamındadır. Article, adjective ve noun bir kalıptaki dil bilgisi yerlerini adlandırır; tamamlanmış belirti cümlesinde söylenecek kelimeler değildir. Her yeri gerçek kelimelerle değiştir: I've got + a + sharp + pain, I've got a sharp pain. cümlesine dönüşür. Yeniden kullanılabilen kalıp I've got + tanımlık + sıfat + isim şeklindedir.
Alıştırma
a, sharp ve pain kelimelerini doğru sıraya koy: I've got ____.
Cevabı göster
a sharp pain
So there you go: açıklamayı doğal biçimde bitirmek
So there you go konuşmada kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada açıklamanın veya gösterimin bittiğini belirtir ve “işte bu kadar” ya da “böyle çalışıyor” anlamına gelir. So, önceki bilgiyi sonuç olarak sunar. Başka bir yaygın durumda there you go, birine nesne, cevap veya tamamlanmış bir sonuç verirken kullanılabilir ve “buyurun” ya da “hazır” anlamına gelir. Hangi anlamın amaçlandığını kelimelerin gerçek anlamı değil, durum gösterir.
Alıştırma
Bir konuşmacı bir problemin nasıl çözüleceğini göstermeyi yeni bitirdi ve “So there you go.” dedi. Ne yapıyor?
- Konuşmacı dinleyiciye bir yere gitmesini söylüyor.
- Konuşmacı açıklamayı doğal biçimde bitiriyor.
- Konuşmacı dinleyiciye nereye gitmeyi planladığını soruyor.
Cevabı göster
Konuşmacı açıklamayı doğal biçimde bitiriyor.
You've got some new words to describe the pain that you're feeling.
3:02Hissettiğiniz ağrıyı tarif etmek için bazı yeni kelimeler edindiniz.
when I said that I've got a throbbing pain in my legs.
3:07bacaklarımda zonklayıcı bir ağrı var derken.
wasn't even kidding: şaka sanılmasını düzeltmek
wasn't even kidding ifadesinde kid, “şaka yapmak” anlamında bir fiildir. Konuşan kişi, önceki sözünün abartılı veya komik gelmiş olabileceğini ama aslında doğru olduğunu açıklıyor. Even, düzeltmeyi güçlendirir: söylenen şey kesinlikle şaka değildir. I wasn't even kidding when I said... kalıbı, dinleyenin “Sadece şaka yapıyordun” düşüncesini düzeltmek için kullanılabilir.
Alıştırma
“I wasn't even kidding when I said the queue took three hours” ne anlama gelir?
- Konuşan kişi ne kadar beklediğinden emin değil.
- Konuşan kişi insanları güldürmek için bekleme süresini uydurdu.
- Üç saatlik bekleme gerçekti ama şaka gibi gelmiş olabilir.
Cevabı göster
Üç saatlik bekleme gerçekti ama şaka gibi gelmiş olabilir.
I've got to go: have got to + fiilin yalın hâli
Burada I've, I have ifadesinin kısaltmasıdır. have got to + fiilin yalın hâli gereklilik bildirir; bu yüzden I've got to go, “Şimdi ayrılmam gerek” anlamına gelir. Got bütün kalıbın bir parçasıdır ve burada sahiplik bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümlede I've got sahiplik veya durum yerine gereklilik bildirir?
- I've got to call my mum.
- I've got a headache.
- I've got a new bicycle.
Cevabı göster
I've got to call my mum.
I've done ... yesterday: bitmiş bir geçmiş zamanla simple past kullanımı
Bu cümle, present perfect yapısındaki I've done ile bitmiş bir geçmiş zamanı belirten yesterday ifadesini bir araya getiriyor. Standart İngilizcede bunun yerine simple past kullanılır: I did 28,000 steps yesterday. Bu kural başka cümlelere de uygulanır: yesterday, last night veya two days ago gibi ifadeler tamamlanmış bir olayın ne zaman gerçekleştiğini söylüyorsa simple past seçilir. Present perfect ise genellikle eylemi bitmiş bir geçmiş zamana yerleştirmeden geçmişteki eylemi şimdiyle ilişkilendirir.
Alıştırma
Dün tamamlanan bir etkinliği standart İngilizceyle anlatan cümle hangisidir?
- Sam walks five kilometres yesterday.
- Sam walked five kilometres yesterday.
- Sam has walked five kilometres yesterday.
Cevabı göster
Sam walked five kilometres yesterday.