Müzisyen olmak ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Başarı hedefleyen Britanyalı müzisyenler Bailey ve Josh, yerel müzik topluluklarının ve sokak müzisyenliğinin gelişimlerini nasıl şekillendirdiğini, kendilerine destek sağladığını ve sahne alma ile para kazanma fırsatları yarattığını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. rich music scene — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: rich sözcüğünün burada maddi zenginliği değil, etkin ve çeşitli bir kültür ortamını anlattığını kavrayabilir; bu eşdizimi çok sayıda müzisyen, mekân ve yaratıcı etkinlik barındıran şehir ya da toplulukları betimlerken kullanabilirsiniz. 2. that's kept me going — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu günlük ifadenin bir gelir kaynağının, ilişkinin veya motivasyonun kişiye uzun ya da zorlu bir dönem boyunca devam etme gücü verdiğini anlattığını fark edebilir; ifadeyi fiziksel hareket olarak yorumlamaktan kaçınabilirsiniz. 3. the King — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bu unvanın popüler kültürde Elvis Presley’e gönderme yaptığını belirleyerek sunucuların liste sorusunun yanıtına verdiği tepkiyi ve tam ad yerine ortak bilgiye dayanan benzer göndermeleri anlayabilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:05Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
Now Neil, have you ever wanted to be a musician? Dilbilgisi
0:11Peki Neil, hiç müzisyen olmak istedin mi?
have you ever wanted ...?: bugüne kadar bir isteğin olup olmadığını sormak
Have you ever wanted ...? present perfect yapısını kullanır: have + özne + ever + fiilin üçüncü hâli. Burada wanted, want fiilinin üçüncü hâlidir; ever ise bugüne kadarki herhangi bir zamanda anlamına gelir. Soru, bu isteğin dinleyenin bugüne kadarki deneyiminin bir parçası olup olmadığını sorar. Geçmişteki belirli ve tamamlanmış tek bir anı göstermez.
Alıştırma
Soruyu Have you ever ve want fiilinin doğru hâliyle tamamlayın: ____ to visit the moon?
Cevabı göster
Have you ever wanted
I've been playing ... since ...: geçmişteki bir başlangıç noktasından bugüne
I've been playing, present perfect continuous yapısıdır: I have been + fiil-ing. Etkinliğin geçmişte başladığını ve şimdiye kadar sürdüğünü gösterir; bu cümlede konuşan kişi hâlâ gitar çalmaktadır. Since I was 14 başlangıç noktasını verir. Since sonrasında bir başlangıç zamanı veya olayı kullanın; süre uzunluğu kullanmayın.
Alıştırma
Cümleyi play fiilinin present perfect continuous biçimiyle ve başlangıç noktasını gösteren kelimeyle tamamlayın: I ____ the violin ____ I was seven.
Cevabı göster
have been playing · since
Wow, well maybe one day you'll you'll manage it.
0:21Vay canına, kim bilir belki bir gün bunu başarırsın.
Uh I don't think I'd like to be a musician. Ton ve niyet
0:26Hımm, ben müzisyen olmak isteyeceğimi sanmıyorum.
I don't think I'd like to...: nazikçe hayır deme yolu
I don't think I'd like to... kalıbında olumsuzluk I don't think bölümüne yerleştirilir; bu da konuşanın tercihinin daha az doğrudan duyulmasını sağlar. Burada “Bunu yapmaktan muhtemelen hoşlanmaz ya da bunu seçmezdim” anlamına gelir. I'd, I would kısaltmasıdır. Would eylemi geçmiş zaman olarak değil, varsayılan bir seçim olarak sunar; bu yüzden bir olasılığı düşünürken bu kalıp kullanılabilir.
Alıştırma
Hedef kalıpla nazik yanıtı tamamlayın: “Would you like to perform at the school concert?” “Thanks, but ____ sing on stage.”
Cevabı göster
I don't think I'd like to
especially if you had lots of fans and were really successful. Dilbilgisi
0:30özellikle de çok fazla hayranınız varsa ve gerçekten başarılıysanız.
it'd be a bit stressful: olumsuz bir değerlendirmeyi yumuşatmak
it'd be a bit stressful ifadesinde it'd, it would anlamına gelir ve stresi varsayılan bir durumun olası sonucu olarak sunar. Burada a bit, olumsuz stressful sıfatının gücünü azaltır. Görüşün daha az sert ve daha az kesin duyulmasını sağlar; kesin bir miktarı ölçmez veya kaygıyı ortadan kaldırmaz.
Alıştırma
“It would be a bit expensive” cümlesinde a bit ifadesinin temel görevi nedir?
- Fiyatın kesin bir ölçüsünü verir.
- Olumsuz değerlendirmeyi yumuşatır.
- Konuşanın fiyatı beğendiğini gösterir.
Cevabı göster
Olumsuz değerlendirmeyi yumuşatır.
especially if you had ... and were ... ile varsayımsal bir koşul anlatmak
Especially if, durumu daha stresli hâle getirecek koşulu belirtir. İki fiil aynı if yan cümlesine bağlıdır: you had lots of fans and (you) were really successful. Had ve were geçmiş zaman biçimindedir, ancak burada geçmişteki bir gerçeği değil, varsayılan bir durumu gösterir. Yaygın yapı, sonuç bölümünde would + fiilin yalın hâli ve koşul bölümünde if + basit geçmiş zamandır: it'd be ... if you had ... .
Alıştırma
Örnekteki “especially if you had lots of fans” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Çok hayrana sahip olmayı varsayılan bir koşul olarak sunar.
- Kişinin geçmişte çok hayranı olduğunu bildirir.
- Kişiye daha fazla hayran edinmesini söyler.
Cevabı göster
Çok hayrana sahip olmayı varsayılan bir koşul olarak sunar.
I wonder what life as a musician is actually like. Dilbilgisi
0:33Bir müzisyen olarak hayatın gerçekte nasıl olduğunu merak ediyorum.
I wonder sonrasında what life ... is like yapısının düz cümle söz dizimi
what life as a musician is actually like yan cümlesi, I wonder ifadesinden sonra gelen dolaylı bir sorudur. Dinleyiciye doğrudan soru sormak yerine konuşanın neyi merak ettiğini belirtir. what X is like kalıbı, X'in genel olarak nasıl olduğunu veya nasıl bir deneyim sunduğunu sorar; actually ise gerçek durumu vurgular. Dolaylı soru, düz cümle söz dizimini kullanır: what + özne + be + like. Bu nedenle what is life ... like değil, what life ... is like denir. Doğrudan soruda ise be özneden önce gelir: What is life as a musician like?
Alıştırma
Hangi cümlede I wonder ifadesinden sonra dolaylı soru doğru kullanılmıştır?
- I wonder what like the job is.
- I wonder what the job is like.
- I wonder what is the job like.
Cevabı göster
I wonder what the job is like.
We'll be finding that out in this programme, Öbek fiiller
0:37Bunu bu programda, İngiltere'nin dört bir yanından
finding that out: find out ile bilgi edinmek
finding that out ifadesinde find out, çoğu zaman sorarak, kontrol ederek ya da araştırarak “bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak” anlamına gelir. Buradaki that, daha önce sözü edilen bir soruya veya gerçeğe gönderme yapar; yani program bu sorunun yanıtını vereceğini bildirir. Find out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesnesi that gibi bir zamir olduğunda zamir iki parçanın arasına gelir: find that out.
Alıştırma
find, that ve out sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: We do not know who changed the schedule, but we need to ____ before the meeting.
Cevabı göster
find that out
as we hear from: programın nasıl ilerlediğini göstermek
Bu cümlede as we hear from ... , “bu kişilerin söylediklerini dinlerken ve onların anlattıkları aracılığıyla” anlamına gelir. Bu yan cümle, programın soruyu nasıl ele alacağını gösterir: Birleşik Krallık'ın çeşitli bölgelerindeki insanların seslerine yer verecektir. Burada as, because gibi bir neden belirtmek yerine bilgi akışını düzenler. We, program boyunca birlikte ilerleyen sunucuları ve dinleyicileri kapsar.
Alıştırma
Bu cümlede as we hear from ne işe yarar: “We'll understand the issue better as we hear from local families.”
- Ailelerin görüşlerinin tartışmanın ilerlemesine yardımcı olacağını gösterir.
- Tartışmanın ancak her aile konuştuktan sonra başlayacağını söyler.
- Ailelerin neden konuştuğunu açıklar.
Cevabı göster
Ailelerin görüşlerinin tartışmanın ilerlemesine yardımcı olacağını gösterir.
And we'll even listen to some of their music too.
0:44Hatta müziklerinden bazılarını da dinleyeceğiz.
we have a weekly chart of the best-selling songs in the country Kültür
0:52ülkedeki en çok satan şarkıların haftalık bir listesi var
weekly chart: her hafta güncellenen müzik sıralaması
Bu cümlede a weekly chart, ülkede en çok satan şarkıların her hafta yayımlanan veya güncellenen sıralamasıdır. Weekly, sıralamanın ne sıklıkla çıktığını belirtirken chart bu müzik medyası bağlamında sıralanmış bir liste anlamına gelir. Chart; song, album, top-selling, enter, climb veya number one gibi sözcüklerle birlikte kullanıldığında çoğunlukla görsel bir grafik değil, müzik sıralaması anlamına gelir.
Alıştırma
"The band's new single entered the weekly chart," cümlesinde chart ne anlama gelir?
- Haftalık sıcaklıkları gösteren bir grafik
- Müzik dersleri için bir program
- Şarkıların sıralandığı bir liste
Cevabı göster
Şarkıların sıralandığı bir liste
and the top-selling song is called the number one. Kültür
0:56ve en çok satan şarkıya bir numara deniyor.
the number one: listenin en üstündeki şarkı
Burada the number one, müzik sıralamasında birinci olan şarkı anlamına gelir. Top-selling song ifadesi sıralama bağlamını sağladığı için bu, üzerinde 1 etiketi bulunan bir nesne değil, listedeki bir konumdur. İlgili isim daha önce belirtilmişse the number one tek başına en üst sıradaki şarkı, albüm, takım veya başka bir katılımcıyı ifade edebilir. Bağlam, hangi sıralamadan söz edildiğini açıkça göstermelidir.
Alıştırma
Müzik listesi dilinde "Their latest single is the new number one" cümlesindeki the number one ne anlama gelir?
- Adında 1 rakamı bulunan bir şarkı
- Şu anda birinci sırada olan şarkı
- Şimdiye kadar kaydettikleri ilk şarkı
Cevabı göster
Şu anda birinci sırada olan şarkı
But which musical artist do you think has had the most UK number one songs? Dilbilgisi
0:59Peki sence Birleşik Krallık'ta en çok bir numaralı şarkıya sahip müzik sanatçısı hangisidir?
has had the most ...: bugüne kadarki en yüksek birikimli rekor
Burada has had the most ... geçmişten bugüne biriken bir rekoru anlatmak için present perfect yapısını kullanır. İlk has yardımcı fiildir; had ise have fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. İki sözcüğün görevleri farklıdır, yani gereksiz bir tekrar yoktur. Bugüne kadarki toplamın önemli olduğu sıralama ve başarılar için bu yapı kullanılabilir. Soru, Birleşik Krallık'ta bir numaraya ulaşan şarkılarının toplamı en yüksek olan sanatçıyı soruyor.
Alıştırma
Cümleyi has had the most hedef yapısıyla tamamlayın: This goalkeeper ____ clean sheets so far.
Cevabı göster
has had the most
It must be surely The Beatles: güçlü bir çıkarım
Burada must be, “neredeyse kesinlikle odur” anlamına gelir; “öyle olmak zorundadır” anlamına gelmez. Konuşan kişi genel bilgisini kullanarak cevap hakkında güçlü bir çıkarım yapıyor. Surely bu güveni daha da belirginleştirir. Cevap doğrudan kanıtlanmamıştır, ancak konuşan kişi doğru olmasını bekler.
Alıştırma
“It must be The Beatles,” cümlesinde must ne anlama gelir?
- Konuşan kişi geçmişteki bir zorunluluktan söz ediyor.
- Konuşan kişi güçlü bir çıkarım yapıyor.
- Konuşan kişi The Beatles'a emir veriyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi güçlü bir çıkarım yapıyor.
I'll reveal the answer at the end of the programme. Anlatım akışı
1:17Cevabı programın sonunda açıklayacağım.
I'll reveal the answer at the end: merak yaratmak için cevabı geciktirmek
Bu cümle programın yapısını gösteren bir işaret görevi görür: konuşan kişi cevabı şimdi değil, daha sonra programın sonunda vereceğini söyler. Bu gecikme merak yaratır ve dinleyicilere dinlemeye devam etmeleri için bir neden verir. Burada reveal the answer, “cevabı bilinir hâle getirmek” yani “cevabı açıklamak” demektir. Bir bilgi yarışmasında veya programda reveal tarafsızdır; mutlaka bir sırrı ifşa etmek ya da yanlış bir şey yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümle programda hangi görevi yerine getiriyor?
- Cevabın gizli kalması gerektiği konusunda dinleyicileri uyarır.
- Cevabın zaten verildiğini söyler.
- Cevabın daha sonra verileceğini söyler ve dinleyicileri dinlemeye devam etmeye teşvik eder.
Cevabı göster
Cevabın daha sonra verileceğini söyler ve dinleyicileri dinlemeye devam etmeye teşvik eder.
getting a number one song is a dream for many musicians, Dilbilgisi
1:21Bir numaralı bir şarkı elde etmek birçok müzisyen için bir rüyadır,
Getting a number one song is ...: özne olarak -ing'li bir ifade
Getting a number one song cümlenin öznesidir. -ing'li ifadenin tamamı tek bir başarıyı, yani bir şarkıyı bir numaraya taşımayı adlandırır. Bu başarı tek bir etkinlik veya fikir olarak görüldüğü için fiil tekildir: is. Burada getting bir gerund, yani ad görevi gören fiil biçimidir; şimdiki zamanın süreklilik yapısının parçası değildir. Bu kalıp bir etkinliği bir şeymiş gibi ele alıp ardından onu tanımlamanızı veya değerlendirmenizi sağlar: Getting X is a dream; Learning X takes time.
Alıştırma
Özneyi tamamlamak için learn a new skill ifadesini -ing'li bir yapıya dönüştürün: ____ takes time.
Cevabı göster
Learning a new skill
If you want to ..., where do you start?: hedeften ilk adıma geçmek
if yan cümlesi önce bir hedef sunar: müzisyen olmak. Ardından where do you start? bu hedefe ulaşmak için atılacak ilk somut adımı sorar; buradaki where mutlaka fiziksel bir yeri değil, bir sürecin başlangıç noktasını belirtir. If you want to ..., where do you start? kalıbı bir geçiş görevi görür. Konuyu bir hedefi ya da başlığı tanıtmaktan, nasıl başlanacağını açıklamaya taşır.
Alıştırma
“but if you want to become a musician, where do you start?” cümlesinde “where do you start?” ne işe yarar?
- Müzisyenin hangi şehirden geldiğini sorar.
- Konuşan kişinin şu anda nerede olduğunu sorar.
- Atılması gereken ilk somut adımı sorar.
Cevabı göster
Atılması gereken ilk somut adımı sorar.
I grew up in a really rich music scene in St Ives. Notlar
1:28St Ives'te gerçekten zengin bir müzik ortamında büyüdüm.
grew up: çocuklukta büyüdüğün ortamı anlatmak
grew up, grow up fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bir kişi için kullanıldığında çocukluktan yetişkinliğe doğru büyümek anlamına gelir. Burada I grew up in ..., konuşanın ilk yıllarını şekillendiren yeri ve kültürel ortamı tanıtır. Çocukluk geçmişini anlatmak için grew up in + yer veya ortam yapısını kullanabilirsin. Örneğin: I grew up in Bristol ya da I grew up in a musical family.
Alıştırma
Cümleyi grow up fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamla: Maya ____ in a village and moved away at eighteen.
Cevabı göster
grew up
rich music scene: canlı ve çeşitli bir müzik ortamı
Rich music scene ifadesinde rich, maddi zenginliği değil; çeşitliliğin, etkinliklerin ve fırsatların çokluğunu anlatır. A music scene, bir yerde veya toplulukta müzikle bağlantılı müzisyenlerin, mekânların, etkinliklerin ve dinleyicilerin tümüdür. Cümle, konuşanın canlı bir yerel müzik kültürünün içinde büyüdüğünü anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede "a rich music scene" ne anlama gelir?
- Çok pahalı müzik dersleri
- Zengin müzisyenlere ait bir sahne
- Birçok etkinliğin olduğu canlı bir yerel müzik kültürü
Cevabı göster
Birçok etkinliğin olduğu canlı bir yerel müzik kültürü
Um I was going to open mics from the age of about 11. Notlar
1:31Yaklaşık 11 yaşından beri açık mikrofon etkinliklerine gidiyordum.
was going to open mics: geçmişte bir etkinliğe gitmek
Burada was going to open mics, was going + to open mics olarak ayrılır. Going, go fiilinin -ing biçimidir; to ise katıldığı etkinliği, yani open mics ifadesini tanıtır. Bu bağlamda geçmiş devamlı zaman, yaklaşık on bir yaşından itibaren tekrar tekrar yaptığı gerçek bir etkinliği anlatır. Bu, geçmişteki bir gelecek planını anlatan was going to + yalın fiil yapısı değildir. O yapıda to sonrasında was going to sing örneğindeki gibi yalın fiil gelir. Burada open, çoğul etkinlik adı olan open mics ifadesinin bir parçasıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede was going to, bir plan yerine go + to an event yapısının geçmiş devamlı biçimi olarak kullanılmıştır?
- She was going to dance after dinner.
- She was going to dance classes every Saturday.
- She was going to call her friend.
Cevabı göster
She was going to dance classes every Saturday.
from the age of about 11: başlangıç yaşını belirtmek
From the age of about 11, “yaklaşık 11 yaşından itibaren” anlamına gelir. From başlangıç noktasını, about ise 11 yaşın kesin değil yaklaşık olduğunu gösterir. Bir etkinliğin, alışkanlığın veya deneyimin hangi yaşta başladığını söylemek için from the age of + yaş yapısını kullanabilirsin. Bu ifade başlangıç yaşını verir; tek başına etkinliğin ne kadar sürdüğünü söylemez.
Alıştırma
Başlangıç yaşını belirten edatı yaz: She played chess ____ the age of about seven.
Cevabı göster
from
Open mic nights are events where anyone can sing or play music.
1:44Açık mikrofon geceleri herkesin şarkı söyleyebileceği veya müzik çalabileceği etkinliklerdir.
open mic nights: herkesin sahneye çıkabildiği etkinlikler
Open mic nights, halktan kişilerin sırayla şarkı söyleyebildiği veya müzik çalabildiği canlı etkinliklerdir. Örnekte ikinci cümle bu terimi doğrudan açıklar. Open mic bu etkinlik türünün adıdır; mikrofonu açma eylemi değildir. Katılımcılar genellikle önceden belirlenmiş profesyonel sanatçılarla sınırlı değildir.
Alıştırma
Open mic night nedir?
- Yalnızca davetli yıldızların sahneye çıkabildiği bir konser
- Halktan kişilerin sahneye çıkabildiği bir etkinlik
- Mikrofonların nasıl açılacağını öğreten bir ders
Cevabı göster
Halktan kişilerin sahneye çıkabildiği bir etkinlik
Bailey talked about her life as a musician to BBC Learning English programme
1:49Bailey müzisyen olarak hayatı hakkında BBC Learning English programı
I would go to these songwriters' circles at the Kettle and Wink Kültür
1:55Kettle and Wink barındaki bu şarkı yazarı çemberlerine giderdim
songwriters' circles: şarkı yazarlarının buluşma grupları
Burada songwriters' circles, şarkı yazarlarının özgün şarkılarını paylaşmak, tartışmak veya seslendirmek için bir araya geldiği düzenli buluşmaları ya da küçük toplulukları anlatır. Circle, geometrik bir şekil değil, ortak bir etkinlikle birbirine bağlanan insan grubu demektir. Songwriters sözcüğünden sonraki kesme işareti, bu grupların birden fazla şarkı yazarıyla ilişkili olduğunu gösterir. Bu buluşmalara gitmek, şarkı yazarlığı topluluğuna katılmak anlamına gelir.
Alıştırma
Örnekte songwriters' circles büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Yalnızca şarkı sözlerinin yazımını öğreten dersler
- Şarkı yazarlarının çizdiği geometrik şekiller
- Şarkı yazarlarının eserlerini paylaştığı buluşmalar veya topluluklar
Cevabı göster
Şarkı yazarlarının eserlerini paylaştığı buluşmalar veya topluluklar
where I'd be like the youngest person by like 50 years Kelime
2:01orada sanırım onlardan 50 yaş küçük olarak en genç kişi bendim
by like 50 years: yaklaşık 50 yıllık yaş farkı
By like 50 years ifadesinde by, yaş farkının miktarını belirtir: konuşan kişi diğer insanlardan yaklaşık 50 yaş daha gençtir. Bir sayıdan önce gelen like, gündelik konuşmada yaklaşık anlamındadır; “beğenmek” fiili değildir. Bu kadar büyük bir sayı, şakacı bir abartı olabilir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp karşılaştırma ifadesi + by + miktar biçimindedir; younger by ten years veya ahead by two points gibi.
Alıştırma
Hangi cümle, Nora'nın takım arkadaşlarından yaklaşık beş yaş küçük olduğunu gündelik konuşmada doğal biçimde ifade eder?
- Nora is younger than her teammates for like five years.
- Nora is younger than her teammates through like five years.
- Nora is younger than her teammates by like five years.
Cevabı göster
Nora is younger than her teammates by like five years.
but I'd sit in a circle with a bunch of old men Kelime
2:04ama bir grup yaşlı adamla çember şeklinde otururdum
a bunch of old men: yaşlı erkeklerden oluşan gündelik bir grup ifadesi
a bunch of old men ifadesinde a bunch of, “bir grup” anlamına gelir. Çoğul old men isminin önüne gelir ve birkaç yaşlı erkeğin bir arada olduğunu anlatır. Bunch, a bunch of flowers örneğinde olduğu gibi bir araya getirilmiş nesneleri de anlatabilir. Ancak burada insanlardan söz edildiği için gerçek anlamda bir “demet” değildir. Cümleye rahat ve konuşma diline özgü bir ton verir.
Alıştırma
Bu derste öğrendiğiniz, “bir grup” anlamındaki gündelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: We saw ____ kids waiting outside.
Cevabı göster
a bunch of
and they'd play James Taylor and Carole King and the Eagles
2:07ve James Taylor, Carole King ile Eagles
and I guess that's influenced me massively. Kalıp ifadeler
2:14ve sanırım bunun beni çok etkilediğini düşünüyorum.
that's influenced me massively: beni çok büyük ölçüde etkiledi
Burada that's, that has ifadesinin kısaltmasıdır. Bu nedenle that's influenced me, that has influenced me ifadesinin present perfect biçimidir. Daha önceki bir deneyimi, bu deneyimin konuşan kişi üzerindeki şimdiki etkisine bağlar. Influence someone, bir kişinin düşünme, hissetme veya davranma biçiminin şekillenmesine etki etmek demektir. Burada massively güçlü bir derece zarfıdır; “çok büyük ölçüde” anlamına gelir, fiziksel olarak devasa olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi influence ve massively kullanarak tamamlayın: My first coach has ____ me ____.
Cevabı göster
influenced · massively
But I guess you know everyone kind of took me under their wing growing up. Notlar
2:16Ama sanırım, bilirsiniz, büyürken herkes beni bir şekilde kanatları altına aldı.
I guess: yorumu daha az kesin hâle getirmek
Burada I guess, konuşanın yorumunu yumuşatır. Konuşan kişi, büyürken herkesin kendisiyle ilgilendiğine ve ona yol gösterdiğine inanır; ancak bu anıyı kesin ve eksiksiz bir gerçek gibi sunmaz. Bu kullanımda I guess, I think veya I suppose ifadelerine yakındır. Konuşanın bir bilmeceyi çözmeye çalıştığı anlamına gelmez. Birisi düşüncelerini sesli biçimde toparlarken de doğal duyulabilir.
Alıştırma
“I guess this plan might work,” cümlesinde I guess ne işe yarar?
- Konuşanın bir bilmece çözdüğünü belirtir.
- İfadeyi tamamen kesin hâle getirir.
- Konuşanın görüşünü yumuşatır ve biraz belirsizlik gösterir.
Cevabı göster
Konuşanın görüşünü yumuşatır ve biraz belirsizlik gösterir.
took me under their wing: beni koruyup yönlendirdiler
Take someone under your wing, daha az deneyimli bir kişiye sürekli ilgi, koruma veya rehberlik sunmak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki took me under their wing, konuşan kişinin büyürken çevresindeki insanlardan yardım ve rehberlik gördüğünü anlatır. Wing yalnızca mecazi bir görüntüdür; gerçek bir kanat veya fiziksel hareket söz konusu değildir. Yapı take + kişi + under + iyelik belirleyicisi + wing şeklindedir. Take fiilini zamana göre değiştirin ve iyelik belirleyicisini yardım eden kişiyle eşleştirin: her wing, his wing veya their wing gibi.
Alıştırma
Cümleyi take someone under your wing ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When I joined the lab, Elena ____ and showed me how everything worked.
Cevabı göster
took me under her wing
These are meetings for people interested in writing their own music. Dilbilgisi
2:24Bunlar kendi müziklerini yazmaya ilgi duyan kişilerin buluşmalarıdır.
interested in writing: interested in + fiilin -ing biçimi
Interested in, bir şey hakkında daha fazla bilgi edinmek veya onunla ilgilenmek istemeyi anlatır. Burada interested in writing their own music, toplantıların hangi kişiler için olduğunu belirtir. In bir edattır; bu nedenle ardından fiil geldiğinde fiil -ing biçimini alır: interested in writing doğrudur, interested in write değildir. Kullanılabilir kalıp be interested in + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Parantez içindeki fiilin -ing biçimini kullanın: Maya is interested in ____ her own games. (design)
Cevabı göster
designing
Bailey then remembers sitting with a bunch of old men.
2:28Bailey daha sonra bir grup yaşlı adamla oturduğunu hatırlıyor.
A bunch is an informal way to talk about a group of people.
2:31Bir grup (A bunch) insanlardan bahsetmenin resmi olmayan bir yoludur.
The older men in the group would play music from the 1970s
2:35Gruptaki yaşça büyük adamlar 1970'lerden müzik çalardı
and Bailey says they took her under their wing.
2:39ve Bailey onu kanatları altına aldıklarını (took her under their wing) söylüyor.
you decide to protect them or guide them.
2:44onu korumaya veya ona yol göstermeye karar verirsiniz.
first proper song: proper sözcüğünün gerçek ve tamamlanmış anlamı
First proper song ifadesinde proper, yalnızca birkaç nota veya basit bir alıştırma değil, şarkı sayılacak kadar tamamlanmış, gerçek ve tanınabilir bir parça anlamına gelir. Bu kullanım, bir şeyin daha dolu veya ciddi bir düzeye ulaştığına dair konuşanın değerlendirmesini ekler. Şarkının kibar ya da uslu olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
My first proper song ifadesinde proper ne anlama gelir?
- Resmî bir etkinliğe uygun bir şarkı
- Kibar ve uslu bir şarkı
- Basit bir alıştırma değil, gerçek ve tamamlanmış bir şarkı
Cevabı göster
Basit bir alıştırma değil, gerçek ve tamamlanmış bir şarkı
on guitar: bir şarkının çalındığı enstrümanı belirtmek
learned a song on guitar ifadesinde on guitar, şarkıyı öğrenmek ve çalmak için kullanılan enstrümanı belirtir. Buradaki on fiziksel bir konumu anlatmaz. İngilizcede müzikten söz ederken bir parçanın hangi enstrümanla çalındığını göstermek için sık sık on + enstrüman adı kullanılır: learn it on piano, play it on guitar. Bu tür kısa müzik ifadelerinde tanımlık çoğu zaman kullanılmaz.
Alıştırma
Enstrümanı belirten doğal ifadeyi tamamlayın: I learned the tune ____ guitar, not piano.
Cevabı göster
on
I literally started busking the moment I could kind of do that. Notlar
2:56Bunu biraz da olsa yapabildiğim an kelimenin tam anlamıyla sokak müzisyenliğine başladım.
literally started busking: günlük konuşmada vurgu yapan literally
literally started busking ifadesinde start busking, genellikle yoldan geçenlerin para vermesini umarak halka açık bir yerde müzik yapmaya başlamak demektir. Literally güçlü bir doğrulama ekler: konuşan kişi sokakta müzik yapmaya gerçekten başladığını vurgular. Hızlı başlama anlamı the moment I could bölümünden gelir; literally ise bu iddiayı daha güçlü ve canlı kılar. Günlük konuşmada literally sık sık bu şekilde vurgu için kullanılır, bu nedenle her zaman sözcüğü sözcüğüne “gerçek anlamıyla” diye çevrilmemelidir.
Alıştırma
“I literally started busking the moment I could” cümlesinde literally ne işe yarıyor?
- Konuşanın sokakta müzik yapmakla ilgili yazılı sözcükleri okuduğu anlamına gelir.
- Busking sözcüğünü bir yer adına dönüştürür.
- Konuşanın yapabildiği anda gerçekten sokakta müzik yapmaya başladığını güçlü biçimde doğrular.
Cevabı göster
Konuşanın yapabildiği anda gerçekten sokakta müzik yapmaya başladığını güçlü biçimde doğrular.
the moment + yan cümle: “... olur olmaz”
The moment I could kind of do that bir zaman yan cümlesidir. Burada the moment, isim olarak belirli bir “an” değil, “... olur olmaz” anlamına gelir. Konuşanın bunu yapabilir hâle geldikten hemen sonra sokakta performans sergilemeye başladığını gösterir. Kullanılabilir kalıp ana cümle + the moment + özne + fiil şeklindedir. Kind of, could do that ifadesini yumuşatır ve kişinin bunu bir ölçüde yapabildiğini anlatır; ancak temel zaman ilişkisi yine “yapabilir hâle gelir gelmez”dir.
Alıştırma
Hangi cümlede the moment, bir eylemin diğerinden hemen sonra gerçekleştiğini göstermek için kullanılmıştır?
- I called her while she was reading the news.
- I called her the moment I heard the news.
- I called her because I wanted to hear the news.
Cevabı göster
I called her the moment I heard the news.
This means that he performs on the street or in public places to earn money.
3:02Bu, para kazanmak için sokakta veya halka açık yerlerde performans sergilediği anlamına gelir.
busker: halka açık bir yerde gösteri yapan kişi
Busker, bir sokakta veya halka açık başka bir yerde müzik ya da farklı bir gösteri sergileyen ve genellikle insanların kendisine para vermesini uman kişidir. Örnekteki sonraki cümle bu anlamı doğrudan açıklar. Önemli olan belirli bir gösteri türü değil, halka açık bir yerde performans sergilemektir: bir busker şarkı söyleyebilir, enstrüman çalabilir veya başka bir gösteri yapabilir. Yazılışına rağmen busker, otobüslerle ilgili bir meslek değildir ve “otobüs şoförü” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi tanım busker kelimesine uyar?
- Mesleği şehir otobüsü kullanmak olan kişi.
- Yalnızca tiyatro sahnesinde gösteri yapan kişi.
- Halka açık yerlerde, çoğu zaman para kazanmak için gösteri yapan kişi.
Cevabı göster
Halka açık yerlerde, çoğu zaman para kazanmak için gösteri yapan kişi.
Busking is a common way for musicians to make money and perform to more people. Notlar
3:07Sokakta müzik yapmak (Busking), müzisyenlerin para kazanması ve daha fazla insana performans sergilemesi için yaygın bir yoldur.
Busking: kamusal bir yerde gönüllü para için performans sergilemek
Busking, halka açık bir yerde müzik ya da başka bir canlı gösteri yapıp genellikle yoldan geçenlerin gönüllü olarak para vermesini ummak demektir. Bu etkinlik çoğunlukla sokaklarda, istasyonlarda veya meydanlarda yapılır. Bu cümlede Busking etkinliğin adıdır. Halka açık yer bağlamını ve gönüllü ödemeyle olan genel bağlantıyı içerdiği için yalnızca performing demekten daha özeldir.
Alıştırma
Hangi durum en iyi busking olarak tanımlanır?
- Bir şarkıcı stüdyoda tek başına bir şarkı kaydediyor.
- Bir oyuncu biletli bir tiyatro gösterisinde sahne alıyor.
- Bir kemancı kasaba meydanında çalarken yoldan geçenler bozuk para bırakıyor.
Cevabı göster
Bir kemancı kasaba meydanında çalarken yoldan geçenler bozuk para bırakıyor.
a common way for musicians to...: bir yöntemi kimin kullandığını belirtme
a way for someone to do something yapısında for someone, yöntemi kullanabilecek kişi veya grubu belirtir. to + fiil bölümü ise o kişi ya da grubun bu yöntemle ne yapabileceğini söyler. Burada for musicians grubu belirtir. Tek bir to hem make hem de perform ile kullanılır; bu yüzden iki fiil eş görevli olarak bağlanır. Müzisyenler busking yoluyla para kazanabilir ve daha fazla kişiye performans sergileyebilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi a way for someone to do something kalıbıyla tamamlayın. Eylemi yapan kişiler teachers olarak kalsın: Online lessons are a common way ____ reach more learners.
Cevabı göster
for teachers to
it can help musicians to get new opportunities. Kalıp ifadeler
3:16müzisyenlerin yeni fırsatlar elde etmesine yardımcı olabilir.
help musicians to get new opportunities: help + kişi + (to) + fiil
help musicians to get new opportunities, müzisyenlerin çalışma veya sahne alma gibi yeni fırsatlar elde etmesini kolaylaştırmak anlamına gelir. Burada get, fiziksel olarak bir şeyi eline almak değil, “elde etmek” demektir. Kalıp help + kişi + (to) + fiilin yalın hâlidir. help musicians to get ve help musicians get ifadelerinin ikisi de doğaldır; bu kalıpta kişiden hemen sonra -ing biçimi kullanılmaz.
Alıştırma
Birinin fırsatlar elde etmesine yardım etmeyi anlatmak için help + kişi + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The school can help young actors get new opportunities.
- The school can help young actors getting new opportunities.
- The school can help to young actors get new opportunities.
Cevabı göster
The school can help young actors get new opportunities.
kind of like: bir açıklamayı daha az kesin hâle getirmek
It's been kind of like my main earner cümlesinde kind of like, “kabaca” veya “öyle tanımlanabilir” anlamına gelir. main earner ifadesini katı ve kesin bir tanım yerine yaklaşık bir açıklama hâline getirir. Burada like bir karşılaştırma kurar; “hoşlanmak” anlamındaki like fiili değildir. Kind of belirsizlik katar veya ifadeyi yumuşatır. İfadenin tamamı, insanlar günlük konuşmada sözlerini seçerken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
"It's been kind of like my main earner" cümlesinde kind of like ne işe yarar?
- my main earner ifadesini yaklaşık bir açıklama olarak sunar.
- Açıklamayı tamamen kesin ve eksiksiz hâle getirir.
- Konuşan kişinin para kazanmaktan hoşlandığını söyler.
Cevabı göster
my main earner ifadesini yaklaşık bir açıklama olarak sunar.
my main earner: ana gelir kaynağım
Bu cümlede my main earner, “gelirimin büyük kısmını getiren faaliyet” anlamına gelir. it zamiri sokak performansını ifade ettiği için earner bir kişiyi değil, para kaynağını belirtir. Earner hem para kazanan bir kişiyi hem de gelir getiren bir ürünü, işi veya faaliyeti ifade edebilir. Hangi anlamın kastedildiğini sözcüğün gönderimde bulunduğu şey ve bağlam gösterir.
Alıştırma
“The weekend market is our main earner.” cümlesinde main earner ne anlama gelir?
- paranın büyük kısmını getiren faaliyet
- en uzun süre çalışan kişi
- paranın saklandığı yer
Cevabı göster
paranın büyük kısmını getiren faaliyet
that's kept me going for the last 10 or so years. Notlar
3:22beni son 10 yıl civarında ayakta tutan şey bu.
that's kept me going: devam etmeyi sağlayan destek
Burada that’s kept me going, “bu bana devam etmek için ihtiyaç duyduğum şeyi verdi” anlamına gelir. Bu bağlamda sokak performansından gelen gelir, konuşmacının yaşamını ve işini yaklaşık on yıl boyunca desteklemiştir. That’s, that has ifadesinin kısaltmasıdır. Present perfect yapısındaki has kept, desteğin geçmişte başlayıp günümüze kadar olan dönem boyunca sürdüğünü gösterir. Keep someone going normalde birini yürütmek anlamına gelmez. Destek para, yiyecek, enerji, cesaret veya motivasyon olabilir; türünü bağlam gösterir.
Alıştırma
Tavsiyenin konuşmacının devam etmesine yardım ettiğini anlatmak için keep me going ifadesinin geçmiş biçimini kullanın: My coach's advice ____ when training felt hard.
Cevabı göster
kept me going
the last 10 or so years: yaklaşık son on yıl
the last 10 or so years ifadesinde or so, 10 sayısından sonra gelir ve “yaklaşık” anlamını verir. Konuşan kişi sürenin tam olarak on yıl olduğunu söylemez. the last ... years, bugünden geriye doğru sayılan bir süreyi anlatır. İfadenin tamamı, bugüne kadar uzanan yaklaşık on yıllık bir dönemi belirtir.
Alıştırma
“Yaklaşık” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: There were twenty ____ people at the meeting.
Cevabı göster
or so
it's then got me various different opportunities. Kalıp ifadeler
3:25bana çeşitli farklı fırsatlar sağladı.
got me various different opportunities: birine bir şey kazandırmak
got me various different opportunities ifadesinde get, get + kişi + şey kalıbını izler. Me, fırsatları alan kişidir; bu nedenle got me, “beni yakaladı” değil, “bana getirdi” veya “elde etmeme yardımcı oldu” anlamındadır. Various different, fırsatların birkaç farklı türde olduğunu vurgular. Daha kısa bir anlatımda various opportunities aynı temel fikri verir.
Alıştırma
Portföyün konuşan kişiye fırsatlar getirdiğini anlatmak için get fiilini geçmiş zamanda kullanarak tamamlayın: My portfolio ____ several job opportunities.
Cevabı göster
got me
owe a lot to busking: başarıdaki büyük payı belirtmek
Burada owe a lot to busking, konuşanın para borcu olduğu anlamına gelmez. Sokakta performans yapmanın konuşana çok yardımcı olduğu ve sonraki başarı ya da fırsatlarda büyük bir rol oynadığı anlamına gelir. İyi bir sonucun büyük payını bir kaynağa vermek için owe a lot to + kişi, deneyim veya etkinlik yapısını kullanın. Sonucun ne olduğu doğrudan söylenmeyip konuşmadan anlaşılabilir.
Alıştırma
“I owe a lot to busking” cümlesinde owe a lot to ne anlama gelir?
- Çok yardımcı oldu ve başarının büyük payını hak ediyor.
- Para olarak geri ödenmesi gerekiyor.
- Yalnızca bir kez oldu.
- Artık buna izin verilmiyor.
Cevabı göster
Çok yardımcı oldu ve başarının büyük payını hak ediyor.
He says that busking has got him all his gigs and connections.
3:38Sokak müzisyenliğinin ona tüm konserlerini (gigs) ve bağlantılarını kazandırdığını söylüyor.
Gigs are musical concerts: gayriresmî gig kullanımı
Bu cümlede gigs, bir şarkıcının, grubun veya başka bir müzisyenin canlı müzik performansları anlamına gelir. Concerts sözcüğüyle ilişkilidir ancak gig, etkinliği çoğu zaman bir müzisyenin düzenli performanslarından biri olarak sunar. Başka bağlamlarda gig, kısa süreli veya serbest çalışma anlamına da gelebilir. Buradaki musical concerts sözleri, müzik anlamının kastedildiğini açıkça gösterir.
Alıştırma
Dersin gayriresmî müzik sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: Our band has a ____ at a local cafe tonight.
Cevabı göster
gig
Josh says he owes a lot to busking.
3:47Josh sokak müzisyenliğine çok şey borçlu (owes a lot to) olduğunu söylüyor.
If you owe a lot to someone or something,
3:49Birine veya bir şeye çok şey borçluysanız (owe a lot to someone or something),
you have success or happiness because of that personal thing.
3:52bu kişi veya nesne sayesinde başarı veya mutluluk elde etmişsiniz demektir.
would you like to listen to some of Josh's music Neil? Ton ve niyet
3:57Josh'un müziğinden biraz dinlemek ister misin Neil?
would you like to listen to: nazik bir davet
Would you like to listen to ...? karşıdaki kişiyi bir şey dinlemeye nazikçe davet eder. Bu cümlede would soruyu yumuşatır; isteği geçmiş zamana taşımaz. Kalıp Would you like to + fiilin yalın hâli? şeklindedir. Buradaki fiil listen sözcüğüdür. Dinlenen şey söylendiğinde listen fiilinden sonra to gelir; listen to some music buna örnektir.
Alıştırma
Nazik daveti hedef kalıpla tamamlayın: ____ listen to this song with me?
Cevabı göster
Would you like to
Of course I would: aynı yardımcı fiili kullanmak
Of course I would. önceki Would you like to listen...? sorusuna verilen istekli ve olumlu bir yanıttır. Yanıtta would korunur, tekrarlanan like to listen sözleri ise söylenmez. İngilizcede kısa yanıtlarda genellikle sorudaki yardımcı fiil kullanılır. Burada would, söylenmeyen would like to listen fikrini taşırken Of course güçlü ve kesin bir isteklilik gösterir.
Alıştırma
Kısa yanıtı eşleşen yardımcı fiille tamamlayın: Would you like to visit the museum? — Of course I ____.
Cevabı göster
would
here's a bit of his song That Side of the Wall Kalıp ifadeler
4:01İşte BBC Learning English programı My Song My Home için seslendirdiği
here's a bit of ...: kısa bir örnek bölüm sunma
Here's a bit of ... dinleyicilerin birazdan dinleyeceği, izleyeceği veya okuyacağı bir şeyin kısa bir bölümünü sunar. Bu cümlede şarkıdan kısa bir örnek sunuluyor. Here's, Here is ifadesinin kısaltmasıdır; a bit of ise yalnızca miktarı, yani küçük bir bölümü belirtir. Şarkının değersiz olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Sunucunun girişini “işte kısa bir örnek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the recording.
Cevabı göster
Here's a bit of
which he performed for BBC Learning English programme, My Song My Home.
4:04That Side of the Wall adlı şarkısından bir parça.
Can you leave me something?: leave + kişi + şey yapısı
Leave + kişi + şey, bir şeyin o kişi için saklandığını, bir yere konduğunu veya sağlandığını anlatan çift nesneli bir yapıdır. leave me something ifadesinde me alan kişiyi, something ise bırakılan şeyi gösterir. leave something for me seçeneği de temelde aynı anlama gelir. leave me something ifadesini “benden uzaklaş” diye anlamayın; leave fiilinin bu diğer anlamı söz konusu nesne yapısına uymaz.
Alıştırma
Rica cümlesini tamamlamak için leave, me ve a message ifadelerini doğru sıraya koyun: If I don't answer, please ____.
Cevabı göster
leave me a message
That side of the wall: konum ve şiirsel ayrılık
That side of the wall sözü, kelime anlamıyla konuşanı bir duvarın ayırdığı tarafı gösterir. Bu dizede “bir şey ya da biri”nin nerede olabileceğini belirtir. Bir şarkı sözünde duvar, uzaklık veya ayrılık imgesi de olabilir. Burada bağ kurmanın ya da ait olma duygusunun bir engelin ötesinde kaldığını düşündürebilir. Bu, bağlama dayalı bir yorumdur; ifadenin her kullanımında bulunan sabit bir anlam değildir.
Alıştırma
Bu şarkı sözünde “That side of the wall” ifadesi en iyi nasıl yorumlanır?
- Başka hiçbir çağrışımı olmayan kesin bir fiziksel yön
- Birinin duvarın hangi tarafında durması gerektiğini belirleyen bir kural
- Bir engelin ötesindeki ve uzaklık ya da ayrılık da düşündürebilen bir yer
Cevabı göster
Bir engelin ötesindeki ve uzaklık ya da ayrılık da düşündürebilen bir yer
Stop the heat from coming: stop + nesne + from + V-ing
Stop the heat from coming, “nesnenin bir şey yapmasını engellemek” veya “nesneyle ilgili bir olayın gerçekleşmesini önlemek” anlamında stop + object + from + V-ing yapısını kullanır. The heat nesnedir, coming ise engellenen eylemdir. from sonrasında -ing biçimi kullanılır: come değil, coming. Bu yapı insanlar, nesneler ve olaylarla kullanılabilir.
Alıştırma
blow fiilini kullanarak stop + object + from + V-ing yapısını tamamlayın: The window screen stops leaves ____ into the room.
Cevabı göster
from blowing
'Cause: because sözcüğünün gayriresmî kısaltması
'Cause, because sözcüğünün gayriresmî kısaltmasıdır. Because gibi bir düşüncenin nedenini belirtir. Kesme işareti, tam sözcüğün başındaki kısmın çıkarıldığını gösterir. Bu dizenin başındaki 'Cause, konuşanın bir açıklama yaptığını gösterir. Bu biçim özellikle konuşmalarda ve şarkı sözlerinde yaygındır.
Alıştırma
Bu dizede 'Cause ne anlama gelir?
- although
- perhaps
- before
- because
Cevabı göster
because
I need some belonging: aidiyet duygusu olarak belonging
I need some belonging ifadesinde belonging soyut bir isimdir. İnsanlar arasında veya bir yerde kabul edilme, bağ kurma ve kendini ait hissetme duygusunu anlatır. Burada devam eden bir eylemi gösteren -ing biçimi değildir; konuşanın ihtiyaç duyduğunu söylediği şeydir. Some belonging ifadesi şiirseldir ve bir şarkıya uygundur. Günlük İngilizcede a sense of belonging daha yaygın bir ifadedir.
Alıştırma
I need some belonging ifadesinde belonging ne anlama gelir?
- Yalnız kalma ihtiyacı
- Kabul edilme ve bağ kurma duygusu
- Duvar inşa etme eylemi
- Bir kişinin sahip olduğu eşyalar
Cevabı göster
Kabul edilme ve bağ kurma duygusu
Josh is pretty good, isn't he? — onay isteyen bir ek soru
Josh is pretty good olumlu bir cümledir, bu nedenle sondaki kısa ek soru olumsuzdur: isn't he? Ek soru be fiilini tekrar kullanır ve Josh yerine he zamirini getirir. Burada konuşan kişi Josh'ı överken dinleyiciyi katılmaya veya onaylamaya davet eder. Ek soru yorumun tamamına bağlıdır; bağımsız ve yeni bir soru değildir.
Alıştırma
Ek soruyu doğru iki sözcükle tamamlayın: Daniel is very helpful, ____?
Cevabı göster
isn't he
I'd love to hear more — nazik ve hevesli ilgi
I'd, I would ifadesinin kısaltmasıdır. would love to + fiilin yalın hâli yapısı güçlü ve olumlu bir istek ya da gönüllülük belirtir; geçmişteki bir sevgiden söz etmez. I'd love to hear more cümlesinde konuşan kişi, az önce paylaşılanları dinlemeye devam etmek veya bu konuda daha fazla bilgi edinmek istediğini nazik ve sıcak bir şekilde gösterir.
Alıştırma
Hangi yanıt, konuşan kişinin devam etmesini istediğinizi nazik ve hevesli bir şekilde gösterir?
- I heard more yesterday.
- I want you to keep talking.
- I'd love to hear more.
- I'd rather not hear any more.
Cevabı göster
I'd love to hear more.
you can find performances by the musicians in the series on our website bbclearningenglish.com
4:43serideki müzisyenlerin performanslarını bbclearningenglish.com web sitemizde bulabilirsiniz
and we'll also put a link in the notes below this episode. Kalıp ifadeler
4:49ve bu bölümün altındaki notlara da bir bağlantı koyacağız.
put a link in the notes below this episode: bölümün altındaki notlara bağlantı koymak
Put a link in the notes below this episode, bu bölüme eşlik eden yazılı bilgilere tıklanabilir bir bağlantı eklemek demektir. Buradaki the notes below this episode, elle yazılmış notlar değil, içeriğin altında bulunan herkese açık açıklama veya not alanıdır. Konuşan kişi, ek bilgilerin nerede bulunacağını dinleyicilere söylüyor. Kullanılabilir kalıp put a link in + sayfadaki bir bölüm şeklindedir.
Alıştırma
Bir podcast sayfasında “the notes below this episode” büyük olasılıkla neyi ifade eder?
- Bir müzik kitabının içine basılmış notlar
- Bölümün altındaki yazılı bilgi alanı
- Kayıt sırasında kullanılan özel bir defter
- Serinin bir sonraki bölümü
Cevabı göster
Bölümün altındaki yazılı bilgi alanı
I asked which artist had the most number one songs in the UK charts, Dilbilgisi
4:56Birleşik Krallık listelerinde en çok bir numaralı şarkıya hangi sanatçının sahip olduğunu sordum,
which artist had ...: I asked sonrasında dolaylı soru
Vurgulanan yan cümle, cümle içine yerleşmiş bir dolaylı sorudur ve I asked ifadesinde neyin sorulduğunu belirtir. Which artist, had fiilinin öznesidir; the most number one songs ise nesnedir. Dolaylı sorularda soru devrikliği yapılmaz ve fazladan do ya da did kullanılmaz. Doğrudan soru Which artist had ...? şeklindedir. Burada which artist zaten özne olduğu için dolaylı sorunun iç sırası da aynıdır.
Alıştırma
Dolaylı soruyu which runner ve win kullanarak tamamlayın: I asked ____ the race.
Cevabı göster
which runner won
The Beatles, Ed Sheeran, or Elvis Presley.
5:01The Beatles mı, Ed Sheeran mı, yoksa Elvis Presley mi.
but the answer is actually ...: bir tahmini düzeltme
But, sonraki bilginin önceki bir tahminden farklı olduğunu gösterir. Ardından the answer is actually Elvis Presley düzeltilmiş sonucu verir. Burada actually yalnızca bir bilgi eklemez; Elvis Presley'nin beklenmedik veya düzeltilmiş cevap olduğunu daha yumuşak biçimde belirtir. Yanlış bir tahminden sonra doğru cevabı açıklarken but the answer is actually ... kalıbını kullanabilirsin.
Alıştırma
Dersin tam kalıbını kullanarak düzeltmeyi tamamla: Leo guessed Mars, ____ Venus.
Cevabı göster
but the answer is actually
He's had 21 number one songs and The Beatles have had 18.
5:09Onun 21 bir numaralı şarkısı var, The Beatles'ın ise 18.
the King: Elvis Presley'nin lakabı
Bu cümlede the King, Elvis Presley'nin iyi bilinen bir lakabıdır ve the King of Rock and Roll unvanının kısaltılmış biçimidir. Gerçek bir kralı veya Britanya hükümdarını ifade etmez. Daha önce Elvis'in adının geçmesi ve konunun müzik olması, unvanın kimi ifade ettiğini gösterir. Başka bağlamlarda the King başka birini anlatabilir; bu yüzden yakındaki isimlere ve konuya bakarak yorumla.
Alıştırma
Bir müzik makalesinde bir cümle Elvis Presley'nin adını veriyor. Sonraki cümlede “The King changed popular music.” deniyor. the King kimi ifade ediyor?
- Bir Britanya hükümdarı
- Hit şarkısı olan herhangi bir şarkıcı
- Elvis Presley
Cevabı göster
Elvis Presley
Okay, let's recap the vocabulary we've learned in this musical episode Anlatım akışı
5:18Tamam, bu müzikli bölümde öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,
Let's recap ...: kısa bir gözden geçirmeye geçiş işareti
Let's recap ... dinleyicilere ana konuşmanın sona erdiğini ve kısa bir gözden geçirmenin başlayacağını bildirir. Burada recap, tüm bölümü yeniden öğretmek değil, önemli noktaları kısaca gözden geçirmek demektir. Bu ifade, programın akışını ana konuşmadan özete geçirir. Dinleyicileri daha önce tanıtılan kelimeleri yeniden duymaya hazırlar.
Alıştırma
Örnekteki, bir grubu kısa bir gözden geçirmeye davet eden iki sözcüklük ifadeyi kullanın: Before we leave, ____ the main points from today's lesson.
Cevabı göster
let's recap
events where anyone can sing or play music.
5:24herkesin şarkı söyleyebileceği veya müzik çalabileceği etkinliklerdir.
Songwriters' circles are meetings for people interested in writing their own music.
5:28Şarkı yazarı çemberleri (Songwriters' circles) kendi müziklerini yazmakla ilgilenen kişilerin buluşmalarıdır.
A bunch of people is a group of people.
5:32Bir grup insan (A bunch of people) bir topluluk anlamına gelir.
The expression take someone under your wing means to protect or guide someone.
5:35Birini kanatları altına almak (take someone under your wing) ifadesi, birini korumak veya ona rehberlik etmek demektir.
Busking is performing in a public place for money
5:40Sokak müzisyenliği yapmak (Busking), para karşılığında halka açık bir yerde performans sergilemektir
and a busker is someone who performs on the street for money.
5:43ve sokak müzisyeni (busker) de sokakta para için performans sergileyen kimsedir.
Your main earner is your main source of income.
5:47Ana gelir kaynağınız (main earner), sizin temel gelir kaynağınızdır.
And the expression to owe a lot to someone or something
5:52Ve birine veya bir şeye çok şey borçlu olmak (to owe a lot to someone or something) ifadesi,
means to have success or happiness because of that person or thing.
5:56bu kişi veya şey sayesinde başarı veya mutluluğa sahip olmak anlamına gelir.
our 6 Minutes are up: ayrılan süre sona erdi
our 6 Minutes are up ifadesinde are up, ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiği anlamına gelir. Özne tekil olduğunda yaygın biçim Time is up olur; çoğul minutes öznesiyle fiil are biçimine geçer. Buradaki up, fiziksel bir konumla değil, son tarih veya süre sınırıyla ilgilidir. Genellikle bir etkinliğin, sınavın, toplantının veya programın artık bitmesi gerektiğini bildirir.
Alıştırma
Ayrılan sürenin sona erdiğini göstermek için örnekteki iki sözcüklük ifadeyi kullanın: The timer rang, so our five minutes ____.
Cevabı göster
are up
Watch the songs and sing along and learn more about the vocabulary in the lyrics. Öbek fiiller
6:07Şarkıları izleyin, onlara eşlik edin ve şarkı sözlerindeki kelimeler hakkında daha fazla bilgi edinin.
and sing along: şarkıya katılıp söylemek
Sing along, müziğe, bir kayda ya da zaten şarkı söyleyen birine katılıp birlikte söylemek demektir. Burada along, “duyduğun şeye eşlik ederek” anlamındadır; “bir yol boyunca” anlamında değildir. and sözcüğü bu eylemi watch the songs ile bağlar: izleyiciler izlemeye ve şarkıya katılmaya davet edilir. Neye ya da kime eşlik edildiğini söylemek için sing along with + şarkı, kayıt veya kişi yapısı kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “bir şarkıya katılıp söylemek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: When the chorus begins, everyone can ____.
Cevabı göster
sing along
We'll see you again soon for some more trending topics and useful vocabulary. Kelime
6:12Daha fazla trend olan konu ve faydalı kelimeler için yakında tekrar görüşeceğiz.
trending topics: şu anda ilgi gören konular
Trending topics, özellikle aramalar, paylaşımlar veya haberler yoluyla şu anda halkın büyük ilgisini çeken konulardır. Burada trending, topics sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Bu ifade, sonraki içerikte insanların şu anda konuştuğu şeylerin ele alınacağını söyler. Yalnızca “eğilimlerle ilgili konular” değil, “şu anda yaygın biçimde tartışılan konular” anlamına gelir.
Alıştırma
Medya ve internet bağlamında trending topics genellikle ne anlama gelir?
- Şu anda birçok kişinin tartıştığı konular
- Kimsenin fark etmediği konular
- Moda kıyafetler ve ayakkabılar
Cevabı göster
Şu anda birçok kişinin tartıştığı konular