Müzisyen olmak ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
973 kelime 177 kel/dk

Video özeti: Başarı hedefleyen Britanyalı müzisyenler Bailey ve Josh, yerel müzik topluluklarının ve sokak müzisyenliğinin gelişimlerini nasıl şekillendirdiğini, kendilerine destek sağladığını ve sahne alma ile para kazanma fırsatları yarattığını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. rich music scene — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: rich sözcüğünün burada maddi zenginliği değil, etkin ve çeşitli bir kültür ortamını anlattığını kavrayabilir; bu eşdizimi çok sayıda müzisyen, mekân ve yaratıcı etkinlik barındıran şehir ya da toplulukları betimlerken kullanabilirsiniz. 2. that's kept me going — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu günlük ifadenin bir gelir kaynağının, ilişkinin veya motivasyonun kişiye uzun ya da zorlu bir dönem boyunca devam etme gücü verdiğini anlattığını fark edebilir; ifadeyi fiziksel hareket olarak yorumlamaktan kaçınabilirsiniz. 3. the King — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bu unvanın popüler kültürde Elvis Presley’e gönderme yaptığını belirleyerek sunucuların liste sorusunun yanıtına verdiği tepkiyi ve tam ad yerine ortak bilgiye dayanan benzer göndermeleri anlayabilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:01

BBCLearningEnglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:05

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Pippa.

0:09

Ben Pippa.

And I'm Neil.

0:10

Ben de Neil.

Now Neil, have you ever wanted to be a musician? Dilbilgisi

0:11

Peki Neil, hiç müzisyen olmak istedin mi?

Dilbilgisi

have you ever wanted ...?: bugüne kadar bir isteğin olup olmadığını sormak

Have you ever wanted ...? present perfect yapısını kullanır: have + özne + ever + fiilin üçüncü hâli. Burada wanted, want fiilinin üçüncü hâlidir; ever ise bugüne kadarki herhangi bir zamanda anlamına gelir. Soru, bu isteğin dinleyenin bugüne kadarki deneyiminin bir parçası olup olmadığını sorar. Geçmişteki belirli ve tamamlanmış tek bir anı göstermez.

Alıştırma

Soruyu Have you ever ve want fiilinin doğru hâliyle tamamlayın: ____ to visit the moon?

Cevabı göster

Have you ever wanted

Oh yes Pippa, I still want to be a musician.

0:15

Ah evet Pippa, hâlâ müzisyen olmak istiyorum.

I've been playing my guitar since I was 14. Dilbilgisi

0:18

14 yaşımdan beri gitar çalıyorum.

Dilbilgisi

I've been playing ... since ...: geçmişteki bir başlangıç noktasından bugüne

I've been playing, present perfect continuous yapısıdır: I have been + fiil-ing. Etkinliğin geçmişte başladığını ve şimdiye kadar sürdüğünü gösterir; bu cümlede konuşan kişi hâlâ gitar çalmaktadır. Since I was 14 başlangıç noktasını verir. Since sonrasında bir başlangıç zamanı veya olayı kullanın; süre uzunluğu kullanmayın.

Alıştırma

Cümleyi play fiilinin present perfect continuous biçimiyle ve başlangıç noktasını gösteren kelimeyle tamamlayın: I ____ the violin ____ I was seven.

Cevabı göster

have been playing · since

Wow, well maybe one day you'll you'll manage it.

0:21

Vay canına, kim bilir belki bir gün bunu başarırsın.

Who knows?

0:24

Kim bilir?

What about you?

0:25

Peki ya sen?

Uh I don't think I'd like to be a musician. Ton ve niyet

0:26

Hımm, ben müzisyen olmak isteyeceğimi sanmıyorum.

Ton ve niyet

I don't think I'd like to...: nazikçe hayır deme yolu

I don't think I'd like to... kalıbında olumsuzluk I don't think bölümüne yerleştirilir; bu da konuşanın tercihinin daha az doğrudan duyulmasını sağlar. Burada “Bunu yapmaktan muhtemelen hoşlanmaz ya da bunu seçmezdim” anlamına gelir. I'd, I would kısaltmasıdır. Would eylemi geçmiş zaman olarak değil, varsayılan bir seçim olarak sunar; bu yüzden bir olasılığı düşünürken bu kalıp kullanılabilir.

Alıştırma

Hedef kalıpla nazik yanıtı tamamlayın: “Would you like to perform at the school concert?” “Thanks, but ____ sing on stage.”

Cevabı göster

I don't think I'd like to

I think it'd be a bit stressful, Ton ve niyet

0:28

Bence biraz stresli olurdu,

especially if you had lots of fans and were really successful. Dilbilgisi

0:30

özellikle de çok fazla hayranınız varsa ve gerçekten başarılıysanız.

Ton ve niyet

it'd be a bit stressful: olumsuz bir değerlendirmeyi yumuşatmak

it'd be a bit stressful ifadesinde it'd, it would anlamına gelir ve stresi varsayılan bir durumun olası sonucu olarak sunar. Burada a bit, olumsuz stressful sıfatının gücünü azaltır. Görüşün daha az sert ve daha az kesin duyulmasını sağlar; kesin bir miktarı ölçmez veya kaygıyı ortadan kaldırmaz.

Alıştırma

“It would be a bit expensive” cümlesinde a bit ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Fiyatın kesin bir ölçüsünü verir.
  2. Olumsuz değerlendirmeyi yumuşatır.
  3. Konuşanın fiyatı beğendiğini gösterir.
Cevabı göster

Olumsuz değerlendirmeyi yumuşatır.

Dilbilgisi

especially if you had ... and were ... ile varsayımsal bir koşul anlatmak

Especially if, durumu daha stresli hâle getirecek koşulu belirtir. İki fiil aynı if yan cümlesine bağlıdır: you had lots of fans and (you) were really successful. Had ve were geçmiş zaman biçimindedir, ancak burada geçmişteki bir gerçeği değil, varsayılan bir durumu gösterir. Yaygın yapı, sonuç bölümünde would + fiilin yalın hâli ve koşul bölümünde if + basit geçmiş zamandır: it'd be ... if you had ... .

Alıştırma

Örnekteki “especially if you had lots of fans” ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Çok hayrana sahip olmayı varsayılan bir koşul olarak sunar.
  2. Kişinin geçmişte çok hayranı olduğunu bildirir.
  3. Kişiye daha fazla hayran edinmesini söyler.
Cevabı göster

Çok hayrana sahip olmayı varsayılan bir koşul olarak sunar.

Mm yeah,

0:33

Hımm evet,

I wonder what life as a musician is actually like. Dilbilgisi

0:33

Bir müzisyen olarak hayatın gerçekte nasıl olduğunu merak ediyorum.

Dilbilgisi

I wonder sonrasında what life ... is like yapısının düz cümle söz dizimi

what life as a musician is actually like yan cümlesi, I wonder ifadesinden sonra gelen dolaylı bir sorudur. Dinleyiciye doğrudan soru sormak yerine konuşanın neyi merak ettiğini belirtir. what X is like kalıbı, X'in genel olarak nasıl olduğunu veya nasıl bir deneyim sunduğunu sorar; actually ise gerçek durumu vurgular. Dolaylı soru, düz cümle söz dizimini kullanır: what + özne + be + like. Bu nedenle what is life ... like değil, what life ... is like denir. Doğrudan soruda ise be özneden önce gelir: What is life as a musician like?

Alıştırma

Hangi cümlede I wonder ifadesinden sonra dolaylı soru doğru kullanılmıştır?

  1. I wonder what like the job is.
  2. I wonder what the job is like.
  3. I wonder what is the job like.
Cevabı göster

I wonder what the job is like.

We'll be finding that out in this programme, Öbek fiiller

0:37

Bunu bu programda, İngiltere'nin dört bir yanından

Öbek fiiller

finding that out: find out ile bilgi edinmek

finding that out ifadesinde find out, çoğu zaman sorarak, kontrol ederek ya da araştırarak “bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak” anlamına gelir. Buradaki that, daha önce sözü edilen bir soruya veya gerçeğe gönderme yapar; yani program bu sorunun yanıtını vereceğini bildirir. Find out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesnesi that gibi bir zamir olduğunda zamir iki parçanın arasına gelir: find that out.

Alıştırma

find, that ve out sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: We do not know who changed the schedule, but we need to ____ before the meeting.

Cevabı göster

find that out

as we hear from some people around the UK Anlatım akışı

0:39

başarılı müzisyenler olmak isteyen

who would like to become successful musicians.

0:41

bazı kişileri dinlerken öğreneceğiz.

Anlatım akışı

as we hear from: programın nasıl ilerlediğini göstermek

Bu cümlede as we hear from ... , “bu kişilerin söylediklerini dinlerken ve onların anlattıkları aracılığıyla” anlamına gelir. Bu yan cümle, programın soruyu nasıl ele alacağını gösterir: Birleşik Krallık'ın çeşitli bölgelerindeki insanların seslerine yer verecektir. Burada as, because gibi bir neden belirtmek yerine bilgi akışını düzenler. We, program boyunca birlikte ilerleyen sunucuları ve dinleyicileri kapsar.

Alıştırma

Bu cümlede as we hear from ne işe yarar: “We'll understand the issue better as we hear from local families.”

  1. Ailelerin görüşlerinin tartışmanın ilerlemesine yardımcı olacağını gösterir.
  2. Tartışmanın ancak her aile konuştuktan sonra başlayacağını söyler.
  3. Ailelerin neden konuştuğunu açıklar.
Cevabı göster

Ailelerin görüşlerinin tartışmanın ilerlemesine yardımcı olacağını gösterir.

And we'll even listen to some of their music too.

0:44

Hatta müziklerinden bazılarını da dinleyeceğiz.

But first,

0:48

Ama önce,

I have a question for you Neil.

0:49

Sana bir sorum var Neil.

In the UK,

0:51

Birleşik Krallık'ta,

we have a weekly chart of the best-selling songs in the country Kültür

0:52

ülkedeki en çok satan şarkıların haftalık bir listesi var

Kültür

weekly chart: her hafta güncellenen müzik sıralaması

Bu cümlede a weekly chart, ülkede en çok satan şarkıların her hafta yayımlanan veya güncellenen sıralamasıdır. Weekly, sıralamanın ne sıklıkla çıktığını belirtirken chart bu müzik medyası bağlamında sıralanmış bir liste anlamına gelir. Chart; song, album, top-selling, enter, climb veya number one gibi sözcüklerle birlikte kullanıldığında çoğunlukla görsel bir grafik değil, müzik sıralaması anlamına gelir.

Alıştırma

"The band's new single entered the weekly chart," cümlesinde chart ne anlama gelir?

  1. Haftalık sıcaklıkları gösteren bir grafik
  2. Müzik dersleri için bir program
  3. Şarkıların sıralandığı bir liste
Cevabı göster

Şarkıların sıralandığı bir liste

and the top-selling song is called the number one. Kültür

0:56

ve en çok satan şarkıya bir numara deniyor.

Kültür

the number one: listenin en üstündeki şarkı

Burada the number one, müzik sıralamasında birinci olan şarkı anlamına gelir. Top-selling song ifadesi sıralama bağlamını sağladığı için bu, üzerinde 1 etiketi bulunan bir nesne değil, listedeki bir konumdur. İlgili isim daha önce belirtilmişse the number one tek başına en üst sıradaki şarkı, albüm, takım veya başka bir katılımcıyı ifade edebilir. Bağlam, hangi sıralamadan söz edildiğini açıkça göstermelidir.

Alıştırma

Müzik listesi dilinde "Their latest single is the new number one" cümlesindeki the number one ne anlama gelir?

  1. Adında 1 rakamı bulunan bir şarkı
  2. Şu anda birinci sırada olan şarkı
  3. Şimdiye kadar kaydettikleri ilk şarkı
Cevabı göster

Şu anda birinci sırada olan şarkı

But which musical artist do you think has had the most UK number one songs? Dilbilgisi

0:59

Peki sence Birleşik Krallık'ta en çok bir numaralı şarkıya sahip müzik sanatçısı hangisidir?

Dilbilgisi

has had the most ...: bugüne kadarki en yüksek birikimli rekor

Burada has had the most ... geçmişten bugüne biriken bir rekoru anlatmak için present perfect yapısını kullanır. İlk has yardımcı fiildir; had ise have fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. İki sözcüğün görevleri farklıdır, yani gereksiz bir tekrar yoktur. Bugüne kadarki toplamın önemli olduğu sıralama ve başarılar için bu yapı kullanılabilir. Soru, Birleşik Krallık'ta bir numaraya ulaşan şarkılarının toplamı en yüksek olan sanatçıyı soruyor.

Alıştırma

Cümleyi has had the most hedef yapısıyla tamamlayın: This goalkeeper ____ clean sheets so far.

Cevabı göster

has had the most

Is it A The Beatles,

1:05

A) The Beatles mı,

B Ed Sheeran,

1:07

B) Ed Sheeran mı,

or C Elvis Presley?

1:08

yoksa C) Elvis Presley mi?

Oh well,

1:10

Ah, peki,

I think that's easy.

1:12

Bence bu çok kolay.

It must be surely The Beatles. Ton ve niyet

1:13

Kesinlikle The Beatles olmalı.

Ton ve niyet

It must be surely The Beatles: güçlü bir çıkarım

Burada must be, “neredeyse kesinlikle odur” anlamına gelir; “öyle olmak zorundadır” anlamına gelmez. Konuşan kişi genel bilgisini kullanarak cevap hakkında güçlü bir çıkarım yapıyor. Surely bu güveni daha da belirginleştirir. Cevap doğrudan kanıtlanmamıştır, ancak konuşan kişi doğru olmasını bekler.

Alıştırma

“It must be The Beatles,” cümlesinde must ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi geçmişteki bir zorunluluktan söz ediyor.
  2. Konuşan kişi güçlü bir çıkarım yapıyor.
  3. Konuşan kişi The Beatles'a emir veriyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi güçlü bir çıkarım yapıyor.

Well,

1:17

Peki,

I'll reveal the answer at the end of the programme. Anlatım akışı

1:17

Cevabı programın sonunda açıklayacağım.

Anlatım akışı

I'll reveal the answer at the end: merak yaratmak için cevabı geciktirmek

Bu cümle programın yapısını gösteren bir işaret görevi görür: konuşan kişi cevabı şimdi değil, daha sonra programın sonunda vereceğini söyler. Bu gecikme merak yaratır ve dinleyicilere dinlemeye devam etmeleri için bir neden verir. Burada reveal the answer, “cevabı bilinir hâle getirmek” yani “cevabı açıklamak” demektir. Bir bilgi yarışmasında veya programda reveal tarafsızdır; mutlaka bir sırrı ifşa etmek ya da yanlış bir şey yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümle programda hangi görevi yerine getiriyor?

  1. Cevabın gizli kalması gerektiği konusunda dinleyicileri uyarır.
  2. Cevabın zaten verildiğini söyler.
  3. Cevabın daha sonra verileceğini söyler ve dinleyicileri dinlemeye devam etmeye teşvik eder.
Cevabı göster

Cevabın daha sonra verileceğini söyler ve dinleyicileri dinlemeye devam etmeye teşvik eder.

Now,

1:20

Şimdi,

getting a number one song is a dream for many musicians, Dilbilgisi

1:21

Bir numaralı bir şarkı elde etmek birçok müzisyen için bir rüyadır,

Dilbilgisi

Getting a number one song is ...: özne olarak -ing'li bir ifade

Getting a number one song cümlenin öznesidir. -ing'li ifadenin tamamı tek bir başarıyı, yani bir şarkıyı bir numaraya taşımayı adlandırır. Bu başarı tek bir etkinlik veya fikir olarak görüldüğü için fiil tekildir: is. Burada getting bir gerund, yani ad görevi gören fiil biçimidir; şimdiki zamanın süreklilik yapısının parçası değildir. Bu kalıp bir etkinliği bir şeymiş gibi ele alıp ardından onu tanımlamanızı veya değerlendirmenizi sağlar: Getting X is a dream; Learning X takes time.

Alıştırma

Özneyi tamamlamak için learn a new skill ifadesini -ing'li bir yapıya dönüştürün: ____ takes time.

Cevabı göster

Learning a new skill

but if you want to become a musician, Anlatım akışı

1:25

ama bir müzisyen olmak istiyorsan,

where do you start?

1:27

nereden başlarsın?

Anlatım akışı

If you want to ..., where do you start?: hedeften ilk adıma geçmek

if yan cümlesi önce bir hedef sunar: müzisyen olmak. Ardından where do you start? bu hedefe ulaşmak için atılacak ilk somut adımı sorar; buradaki where mutlaka fiziksel bir yeri değil, bir sürecin başlangıç noktasını belirtir. If you want to ..., where do you start? kalıbı bir geçiş görevi görür. Konuyu bir hedefi ya da başlığı tanıtmaktan, nasıl başlanacağını açıklamaya taşır.

Alıştırma

“but if you want to become a musician, where do you start?” cümlesinde “where do you start?” ne işe yarar?

  1. Müzisyenin hangi şehirden geldiğini sorar.
  2. Konuşan kişinin şu anda nerede olduğunu sorar.
  3. Atılması gereken ilk somut adımı sorar.
Cevabı göster

Atılması gereken ilk somut adımı sorar.

I grew up in a really rich music scene in St Ives. Notlar

1:28

St Ives'te gerçekten zengin bir müzik ortamında büyüdüm.

Öbek fiiller

grew up: çocuklukta büyüdüğün ortamı anlatmak

grew up, grow up fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bir kişi için kullanıldığında çocukluktan yetişkinliğe doğru büyümek anlamına gelir. Burada I grew up in ..., konuşanın ilk yıllarını şekillendiren yeri ve kültürel ortamı tanıtır. Çocukluk geçmişini anlatmak için grew up in + yer veya ortam yapısını kullanabilirsin. Örneğin: I grew up in Bristol ya da I grew up in a musical family.

Alıştırma

Cümleyi grow up fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamla: Maya ____ in a village and moved away at eighteen.

Cevabı göster

grew up

Kelime

rich music scene: canlı ve çeşitli bir müzik ortamı

Rich music scene ifadesinde rich, maddi zenginliği değil; çeşitliliğin, etkinliklerin ve fırsatların çokluğunu anlatır. A music scene, bir yerde veya toplulukta müzikle bağlantılı müzisyenlerin, mekânların, etkinliklerin ve dinleyicilerin tümüdür. Cümle, konuşanın canlı bir yerel müzik kültürünün içinde büyüdüğünü anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede "a rich music scene" ne anlama gelir?

  1. Çok pahalı müzik dersleri
  2. Zengin müzisyenlere ait bir sahne
  3. Birçok etkinliğin olduğu canlı bir yerel müzik kültürü
Cevabı göster

Birçok etkinliğin olduğu canlı bir yerel müzik kültürü

Um I was going to open mics from the age of about 11. Notlar

1:31

Yaklaşık 11 yaşından beri açık mikrofon etkinliklerine gidiyordum.

Dilbilgisi

was going to open mics: geçmişte bir etkinliğe gitmek

Burada was going to open mics, was going + to open mics olarak ayrılır. Going, go fiilinin -ing biçimidir; to ise katıldığı etkinliği, yani open mics ifadesini tanıtır. Bu bağlamda geçmiş devamlı zaman, yaklaşık on bir yaşından itibaren tekrar tekrar yaptığı gerçek bir etkinliği anlatır. Bu, geçmişteki bir gelecek planını anlatan was going to + yalın fiil yapısı değildir. O yapıda to sonrasında was going to sing örneğindeki gibi yalın fiil gelir. Burada open, çoğul etkinlik adı olan open mics ifadesinin bir parçasıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede was going to, bir plan yerine go + to an event yapısının geçmiş devamlı biçimi olarak kullanılmıştır?

  1. She was going to dance after dinner.
  2. She was going to dance classes every Saturday.
  3. She was going to call her friend.
Cevabı göster

She was going to dance classes every Saturday.

Kalıp ifadeler

from the age of about 11: başlangıç yaşını belirtmek

From the age of about 11, “yaklaşık 11 yaşından itibaren” anlamına gelir. From başlangıç noktasını, about ise 11 yaşın kesin değil yaklaşık olduğunu gösterir. Bir etkinliğin, alışkanlığın veya deneyimin hangi yaşta başladığını söylemek için from the age of + yaş yapısını kullanabilirsin. Bu ifade başlangıç yaşını verir; tek başına etkinliğin ne kadar sürdüğünü söylemez.

Alıştırma

Başlangıç yaşını belirten edatı yaz: She played chess ____ the age of about seven.

Cevabı göster

from

This is Bailey.

1:35

Bu Bailey.

She lives in St Ives in Cornwall

1:37

İngiltere'nin güneybatı kıyısındaki

on the south-west coast of England.

1:38

Cornwall bölgesinde yer alan St Ives'te yaşıyor.

She says she was going to open mic nights from a young age. Kültür

1:41

Genç yaşlardan beri açık mikrofon (open mic) gecelerine gittiğini söylüyor.

Open mic nights are events where anyone can sing or play music.

1:44

Açık mikrofon geceleri herkesin şarkı söyleyebileceği veya müzik çalabileceği etkinliklerdir.

Kültür

open mic nights: herkesin sahneye çıkabildiği etkinlikler

Open mic nights, halktan kişilerin sırayla şarkı söyleyebildiği veya müzik çalabildiği canlı etkinliklerdir. Örnekte ikinci cümle bu terimi doğrudan açıklar. Open mic bu etkinlik türünün adıdır; mikrofonu açma eylemi değildir. Katılımcılar genellikle önceden belirlenmiş profesyonel sanatçılarla sınırlı değildir.

Alıştırma

Open mic night nedir?

  1. Yalnızca davetli yıldızların sahneye çıkabildiği bir konser
  2. Halktan kişilerin sahneye çıkabildiği bir etkinlik
  3. Mikrofonların nasıl açılacağını öğreten bir ders
Cevabı göster

Halktan kişilerin sahneye çıkabildiği bir etkinlik

Bailey talked about her life as a musician to BBC Learning English programme

1:49

Bailey müzisyen olarak hayatı hakkında BBC Learning English programı

My Song My Home.

1:53

My Song My Home'a konuştu.

I would go to these songwriters' circles at the Kettle and Wink Kültür

1:55

Kettle and Wink barındaki bu şarkı yazarı çemberlerine giderdim

Kültür

songwriters' circles: şarkı yazarlarının buluşma grupları

Burada songwriters' circles, şarkı yazarlarının özgün şarkılarını paylaşmak, tartışmak veya seslendirmek için bir araya geldiği düzenli buluşmaları ya da küçük toplulukları anlatır. Circle, geometrik bir şekil değil, ortak bir etkinlikle birbirine bağlanan insan grubu demektir. Songwriters sözcüğünden sonraki kesme işareti, bu grupların birden fazla şarkı yazarıyla ilişkili olduğunu gösterir. Bu buluşmalara gitmek, şarkı yazarlığı topluluğuna katılmak anlamına gelir.

Alıştırma

Örnekte songwriters' circles büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca şarkı sözlerinin yazımını öğreten dersler
  2. Şarkı yazarlarının çizdiği geometrik şekiller
  3. Şarkı yazarlarının eserlerini paylaştığı buluşmalar veya topluluklar
Cevabı göster

Şarkı yazarlarının eserlerini paylaştığı buluşmalar veya topluluklar

on like a Friday night after school

1:58

okuldan sonraki bir Cuma gecesi gibi bir zamanda

where I'd be like the youngest person by like 50 years Kelime

2:01

orada sanırım onlardan 50 yaş küçük olarak en genç kişi bendim

Kelime

by like 50 years: yaklaşık 50 yıllık yaş farkı

By like 50 years ifadesinde by, yaş farkının miktarını belirtir: konuşan kişi diğer insanlardan yaklaşık 50 yaş daha gençtir. Bir sayıdan önce gelen like, gündelik konuşmada yaklaşık anlamındadır; “beğenmek” fiili değildir. Bu kadar büyük bir sayı, şakacı bir abartı olabilir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp karşılaştırma ifadesi + by + miktar biçimindedir; younger by ten years veya ahead by two points gibi.

Alıştırma

Hangi cümle, Nora'nın takım arkadaşlarından yaklaşık beş yaş küçük olduğunu gündelik konuşmada doğal biçimde ifade eder?

  1. Nora is younger than her teammates for like five years.
  2. Nora is younger than her teammates through like five years.
  3. Nora is younger than her teammates by like five years.
Cevabı göster

Nora is younger than her teammates by like five years.

but I'd sit in a circle with a bunch of old men Kelime

2:04

ama bir grup yaşlı adamla çember şeklinde otururdum

Kelime

a bunch of old men: yaşlı erkeklerden oluşan gündelik bir grup ifadesi

a bunch of old men ifadesinde a bunch of, “bir grup” anlamına gelir. Çoğul old men isminin önüne gelir ve birkaç yaşlı erkeğin bir arada olduğunu anlatır. Bunch, a bunch of flowers örneğinde olduğu gibi bir araya getirilmiş nesneleri de anlatabilir. Ancak burada insanlardan söz edildiği için gerçek anlamda bir “demet” değildir. Cümleye rahat ve konuşma diline özgü bir ton verir.

Alıştırma

Bu derste öğrendiğiniz, “bir grup” anlamındaki gündelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: We saw ____ kids waiting outside.

Cevabı göster

a bunch of

and they'd play James Taylor and Carole King and the Eagles

2:07

ve James Taylor, Carole King ile Eagles

and lots of 70s music

2:11

ve birçok 70'ler müziği çalarlardı

and I guess that's influenced me massively. Kalıp ifadeler

2:14

ve sanırım bunun beni çok etkilediğini düşünüyorum.

Kalıp ifadeler

that's influenced me massively: beni çok büyük ölçüde etkiledi

Burada that's, that has ifadesinin kısaltmasıdır. Bu nedenle that's influenced me, that has influenced me ifadesinin present perfect biçimidir. Daha önceki bir deneyimi, bu deneyimin konuşan kişi üzerindeki şimdiki etkisine bağlar. Influence someone, bir kişinin düşünme, hissetme veya davranma biçiminin şekillenmesine etki etmek demektir. Burada massively güçlü bir derece zarfıdır; “çok büyük ölçüde” anlamına gelir, fiziksel olarak devasa olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi influence ve massively kullanarak tamamlayın: My first coach has ____ me ____.

Cevabı göster

influenced · massively

But I guess you know everyone kind of took me under their wing growing up. Notlar

2:16

Ama sanırım, bilirsiniz, büyürken herkes beni bir şekilde kanatları altına aldı.

Ton ve niyet

I guess: yorumu daha az kesin hâle getirmek

Burada I guess, konuşanın yorumunu yumuşatır. Konuşan kişi, büyürken herkesin kendisiyle ilgilendiğine ve ona yol gösterdiğine inanır; ancak bu anıyı kesin ve eksiksiz bir gerçek gibi sunmaz. Bu kullanımda I guess, I think veya I suppose ifadelerine yakındır. Konuşanın bir bilmeceyi çözmeye çalıştığı anlamına gelmez. Birisi düşüncelerini sesli biçimde toparlarken de doğal duyulabilir.

Alıştırma

“I guess this plan might work,” cümlesinde I guess ne işe yarar?

  1. Konuşanın bir bilmece çözdüğünü belirtir.
  2. İfadeyi tamamen kesin hâle getirir.
  3. Konuşanın görüşünü yumuşatır ve biraz belirsizlik gösterir.
Cevabı göster

Konuşanın görüşünü yumuşatır ve biraz belirsizlik gösterir.

Deyimler

took me under their wing: beni koruyup yönlendirdiler

Take someone under your wing, daha az deneyimli bir kişiye sürekli ilgi, koruma veya rehberlik sunmak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki took me under their wing, konuşan kişinin büyürken çevresindeki insanlardan yardım ve rehberlik gördüğünü anlatır. Wing yalnızca mecazi bir görüntüdür; gerçek bir kanat veya fiziksel hareket söz konusu değildir. Yapı take + kişi + under + iyelik belirleyicisi + wing şeklindedir. Take fiilini zamana göre değiştirin ve iyelik belirleyicisini yardım eden kişiyle eşleştirin: her wing, his wing veya their wing gibi.

Alıştırma

Cümleyi take someone under your wing ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When I joined the lab, Elena ____ and showed me how everything worked.

Cevabı göster

took me under her wing

When she was younger,

2:20

Bailey gençken,

Bailey went to songwriters' circles.

2:21

şarkı yazarı çemberlerine giderdi.

These are meetings for people interested in writing their own music. Dilbilgisi

2:24

Bunlar kendi müziklerini yazmaya ilgi duyan kişilerin buluşmalarıdır.

Dilbilgisi

interested in writing: interested in + fiilin -ing biçimi

Interested in, bir şey hakkında daha fazla bilgi edinmek veya onunla ilgilenmek istemeyi anlatır. Burada interested in writing their own music, toplantıların hangi kişiler için olduğunu belirtir. In bir edattır; bu nedenle ardından fiil geldiğinde fiil -ing biçimini alır: interested in writing doğrudur, interested in write değildir. Kullanılabilir kalıp be interested in + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Parantez içindeki fiilin -ing biçimini kullanın: Maya is interested in ____ her own games. (design)

Cevabı göster

designing

Bailey then remembers sitting with a bunch of old men.

2:28

Bailey daha sonra bir grup yaşlı adamla oturduğunu hatırlıyor.

A bunch is an informal way to talk about a group of people.

2:31

Bir grup (A bunch) insanlardan bahsetmenin resmi olmayan bir yoludur.

The older men in the group would play music from the 1970s

2:35

Gruptaki yaşça büyük adamlar 1970'lerden müzik çalardı

and Bailey says they took her under their wing.

2:39

ve Bailey onu kanatları altına aldıklarını (took her under their wing) söylüyor.

If you take somebody under your wing,

2:42

Eğer birini kanatlarınızın altına alırsanız,

you decide to protect them or guide them.

2:44

onu korumaya veya ona yol göstermeye karar verirsiniz.

Let's meet another musician, Josh.

2:47

Hadi başka bir müzisyenle tanışalım, Josh.

So I learned my first proper song on guitar Notlar

2:50

Yani ilk düzgün şarkımı gitarda çalmayı

Kelime

first proper song: proper sözcüğünün gerçek ve tamamlanmış anlamı

First proper song ifadesinde proper, yalnızca birkaç nota veya basit bir alıştırma değil, şarkı sayılacak kadar tamamlanmış, gerçek ve tanınabilir bir parça anlamına gelir. Bu kullanım, bir şeyin daha dolu veya ciddi bir düzeye ulaştığına dair konuşanın değerlendirmesini ekler. Şarkının kibar ya da uslu olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

My first proper song ifadesinde proper ne anlama gelir?

  1. Resmî bir etkinliğe uygun bir şarkı
  2. Kibar ve uslu bir şarkı
  3. Basit bir alıştırma değil, gerçek ve tamamlanmış bir şarkı
Cevabı göster

Basit bir alıştırma değil, gerçek ve tamamlanmış bir şarkı

Kalıp ifadeler

on guitar: bir şarkının çalındığı enstrümanı belirtmek

learned a song on guitar ifadesinde on guitar, şarkıyı öğrenmek ve çalmak için kullanılan enstrümanı belirtir. Buradaki on fiziksel bir konumu anlatmaz. İngilizcede müzikten söz ederken bir parçanın hangi enstrümanla çalındığını göstermek için sık sık on + enstrüman adı kullanılır: learn it on piano, play it on guitar. Bu tür kısa müzik ifadelerinde tanımlık çoğu zaman kullanılmaz.

Alıştırma

Enstrümanı belirten doğal ifadeyi tamamlayın: I learned the tune ____ guitar, not piano.

Cevabı göster

on

um when I was about 13.

2:53

hımm yaklaşık 13 yaşımdayken öğrendim.

I literally started busking the moment I could kind of do that. Notlar

2:56

Bunu biraz da olsa yapabildiğim an kelimenin tam anlamıyla sokak müzisyenliğine başladım.

Kelime

literally started busking: günlük konuşmada vurgu yapan literally

literally started busking ifadesinde start busking, genellikle yoldan geçenlerin para vermesini umarak halka açık bir yerde müzik yapmaya başlamak demektir. Literally güçlü bir doğrulama ekler: konuşan kişi sokakta müzik yapmaya gerçekten başladığını vurgular. Hızlı başlama anlamı the moment I could bölümünden gelir; literally ise bu iddiayı daha güçlü ve canlı kılar. Günlük konuşmada literally sık sık bu şekilde vurgu için kullanılır, bu nedenle her zaman sözcüğü sözcüğüne “gerçek anlamıyla” diye çevrilmemelidir.

Alıştırma

“I literally started busking the moment I could” cümlesinde literally ne işe yarıyor?

  1. Konuşanın sokakta müzik yapmakla ilgili yazılı sözcükleri okuduğu anlamına gelir.
  2. Busking sözcüğünü bir yer adına dönüştürür.
  3. Konuşanın yapabildiği anda gerçekten sokakta müzik yapmaya başladığını güçlü biçimde doğrular.
Cevabı göster

Konuşanın yapabildiği anda gerçekten sokakta müzik yapmaya başladığını güçlü biçimde doğrular.

Dilbilgisi

the moment + yan cümle: “... olur olmaz”

The moment I could kind of do that bir zaman yan cümlesidir. Burada the moment, isim olarak belirli bir “an” değil, “... olur olmaz” anlamına gelir. Konuşanın bunu yapabilir hâle geldikten hemen sonra sokakta performans sergilemeye başladığını gösterir. Kullanılabilir kalıp ana cümle + the moment + özne + fiil şeklindedir. Kind of, could do that ifadesini yumuşatır ve kişinin bunu bir ölçüde yapabildiğini anlatır; ancak temel zaman ilişkisi yine “yapabilir hâle gelir gelmez”dir.

Alıştırma

Hangi cümlede the moment, bir eylemin diğerinden hemen sonra gerçekleştiğini göstermek için kullanılmıştır?

  1. I called her while she was reading the news.
  2. I called her the moment I heard the news.
  3. I called her because I wanted to hear the news.
Cevabı göster

I called her the moment I heard the news.

Josh lives in London and is a busker. Kelime

3:00

Josh Londra'da yaşıyor ve bir sokak müzisyeni (busker).

This means that he performs on the street or in public places to earn money.

3:02

Bu, para kazanmak için sokakta veya halka açık yerlerde performans sergilediği anlamına gelir.

Kelime

busker: halka açık bir yerde gösteri yapan kişi

Busker, bir sokakta veya halka açık başka bir yerde müzik ya da farklı bir gösteri sergileyen ve genellikle insanların kendisine para vermesini uman kişidir. Örnekteki sonraki cümle bu anlamı doğrudan açıklar. Önemli olan belirli bir gösteri türü değil, halka açık bir yerde performans sergilemektir: bir busker şarkı söyleyebilir, enstrüman çalabilir veya başka bir gösteri yapabilir. Yazılışına rağmen busker, otobüslerle ilgili bir meslek değildir ve “otobüs şoförü” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi tanım busker kelimesine uyar?

  1. Mesleği şehir otobüsü kullanmak olan kişi.
  2. Yalnızca tiyatro sahnesinde gösteri yapan kişi.
  3. Halka açık yerlerde, çoğu zaman para kazanmak için gösteri yapan kişi.
Cevabı göster

Halka açık yerlerde, çoğu zaman para kazanmak için gösteri yapan kişi.

Busking is a common way for musicians to make money and perform to more people. Notlar

3:07

Sokakta müzik yapmak (Busking), müzisyenlerin para kazanması ve daha fazla insana performans sergilemesi için yaygın bir yoldur.

Kültür

Busking: kamusal bir yerde gönüllü para için performans sergilemek

Busking, halka açık bir yerde müzik ya da başka bir canlı gösteri yapıp genellikle yoldan geçenlerin gönüllü olarak para vermesini ummak demektir. Bu etkinlik çoğunlukla sokaklarda, istasyonlarda veya meydanlarda yapılır. Bu cümlede Busking etkinliğin adıdır. Halka açık yer bağlamını ve gönüllü ödemeyle olan genel bağlantıyı içerdiği için yalnızca performing demekten daha özeldir.

Alıştırma

Hangi durum en iyi busking olarak tanımlanır?

  1. Bir şarkıcı stüdyoda tek başına bir şarkı kaydediyor.
  2. Bir oyuncu biletli bir tiyatro gösterisinde sahne alıyor.
  3. Bir kemancı kasaba meydanında çalarken yoldan geçenler bozuk para bırakıyor.
Cevabı göster

Bir kemancı kasaba meydanında çalarken yoldan geçenler bozuk para bırakıyor.

Dilbilgisi

a common way for musicians to...: bir yöntemi kimin kullandığını belirtme

a way for someone to do something yapısında for someone, yöntemi kullanabilecek kişi veya grubu belirtir. to + fiil bölümü ise o kişi ya da grubun bu yöntemle ne yapabileceğini söyler. Burada for musicians grubu belirtir. Tek bir to hem make hem de perform ile kullanılır; bu yüzden iki fiil eş görevli olarak bağlanır. Müzisyenler busking yoluyla para kazanabilir ve daha fazla kişiye performans sergileyebilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi a way for someone to do something kalıbıyla tamamlayın. Eylemi yapan kişiler teachers olarak kalsın: Online lessons are a common way ____ reach more learners.

Cevabı göster

for teachers to

And as Josh told BBC Learning English programme

3:11

Ve Josh'ın BBC Learning English programı

My Song My Home,

3:14

My Song My Home'a söylediği gibi,

it can help musicians to get new opportunities. Kalıp ifadeler

3:16

müzisyenlerin yeni fırsatlar elde etmesine yardımcı olabilir.

Kalıp ifadeler

help musicians to get new opportunities: help + kişi + (to) + fiil

help musicians to get new opportunities, müzisyenlerin çalışma veya sahne alma gibi yeni fırsatlar elde etmesini kolaylaştırmak anlamına gelir. Burada get, fiziksel olarak bir şeyi eline almak değil, “elde etmek” demektir. Kalıp help + kişi + (to) + fiilin yalın hâlidir. help musicians to get ve help musicians get ifadelerinin ikisi de doğaldır; bu kalıpta kişiden hemen sonra -ing biçimi kullanılmaz.

Alıştırma

Birinin fırsatlar elde etmesine yardım etmeyi anlatmak için help + kişi + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The school can help young actors get new opportunities.
  2. The school can help young actors getting new opportunities.
  3. The school can help to young actors get new opportunities.
Cevabı göster

The school can help young actors get new opportunities.

It's been kind of like my main earner, Notlar

3:19

Bu benim ana gelir kaynağım gibi bir şey oldu,

Ton ve niyet

kind of like: bir açıklamayı daha az kesin hâle getirmek

It's been kind of like my main earner cümlesinde kind of like, “kabaca” veya “öyle tanımlanabilir” anlamına gelir. main earner ifadesini katı ve kesin bir tanım yerine yaklaşık bir açıklama hâline getirir. Burada like bir karşılaştırma kurar; “hoşlanmak” anlamındaki like fiili değildir. Kind of belirsizlik katar veya ifadeyi yumuşatır. İfadenin tamamı, insanlar günlük konuşmada sözlerini seçerken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

"It's been kind of like my main earner" cümlesinde kind of like ne işe yarar?

  1. my main earner ifadesini yaklaşık bir açıklama olarak sunar.
  2. Açıklamayı tamamen kesin ve eksiksiz hâle getirir.
  3. Konuşan kişinin para kazanmaktan hoşlandığını söyler.
Cevabı göster

my main earner ifadesini yaklaşık bir açıklama olarak sunar.

Kelime

my main earner: ana gelir kaynağım

Bu cümlede my main earner, “gelirimin büyük kısmını getiren faaliyet” anlamına gelir. it zamiri sokak performansını ifade ettiği için earner bir kişiyi değil, para kaynağını belirtir. Earner hem para kazanan bir kişiyi hem de gelir getiren bir ürünü, işi veya faaliyeti ifade edebilir. Hangi anlamın kastedildiğini sözcüğün gönderimde bulunduğu şey ve bağlam gösterir.

Alıştırma

“The weekend market is our main earner.” cümlesinde main earner ne anlama gelir?

  1. paranın büyük kısmını getiren faaliyet
  2. en uzun süre çalışan kişi
  3. paranın saklandığı yer
Cevabı göster

paranın büyük kısmını getiren faaliyet

that's kept me going for the last 10 or so years. Notlar

3:22

beni son 10 yıl civarında ayakta tutan şey bu.

Deyimler

that's kept me going: devam etmeyi sağlayan destek

Burada that’s kept me going, “bu bana devam etmek için ihtiyaç duyduğum şeyi verdi” anlamına gelir. Bu bağlamda sokak performansından gelen gelir, konuşmacının yaşamını ve işini yaklaşık on yıl boyunca desteklemiştir. That’s, that has ifadesinin kısaltmasıdır. Present perfect yapısındaki has kept, desteğin geçmişte başlayıp günümüze kadar olan dönem boyunca sürdüğünü gösterir. Keep someone going normalde birini yürütmek anlamına gelmez. Destek para, yiyecek, enerji, cesaret veya motivasyon olabilir; türünü bağlam gösterir.

Alıştırma

Tavsiyenin konuşmacının devam etmesine yardım ettiğini anlatmak için keep me going ifadesinin geçmiş biçimini kullanın: My coach's advice ____ when training felt hard.

Cevabı göster

kept me going

Kelime

the last 10 or so years: yaklaşık son on yıl

the last 10 or so years ifadesinde or so, 10 sayısından sonra gelir ve “yaklaşık” anlamını verir. Konuşan kişi sürenin tam olarak on yıl olduğunu söylemez. the last ... years, bugünden geriye doğru sayılan bir süreyi anlatır. İfadenin tamamı, bugüne kadar uzanan yaklaşık on yıllık bir dönemi belirtir.

Alıştırma

“Yaklaşık” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: There were twenty ____ people at the meeting.

Cevabı göster

or so

From that,

3:25

Ondan sonra,

it's then got me various different opportunities. Kalıp ifadeler

3:25

bana çeşitli farklı fırsatlar sağladı.

Kalıp ifadeler

got me various different opportunities: birine bir şey kazandırmak

got me various different opportunities ifadesinde get, get + kişi + şey kalıbını izler. Me, fırsatları alan kişidir; bu nedenle got me, “beni yakaladı” değil, “bana getirdi” veya “elde etmeme yardımcı oldu” anlamındadır. Various different, fırsatların birkaç farklı türde olduğunu vurgular. Daha kısa bir anlatımda various opportunities aynı temel fikri verir.

Alıştırma

Portföyün konuşan kişiye fırsatlar getirdiğini anlatmak için get fiilini geçmiş zamanda kullanarak tamamlayın: My portfolio ____ several job opportunities.

Cevabı göster

got me

It's got me all my gigs,

3:29

Tüm konserlerimi bana o sağladı,

got me all my connections.

3:30

tüm bağlantılarımı bana o kazandırdı.

So I owe a lot to busking. Deyimler

3:32

Bu yüzden sokak müzisyenliğine çok şey borçluyum.

Deyimler

owe a lot to busking: başarıdaki büyük payı belirtmek

Burada owe a lot to busking, konuşanın para borcu olduğu anlamına gelmez. Sokakta performans yapmanın konuşana çok yardımcı olduğu ve sonraki başarı ya da fırsatlarda büyük bir rol oynadığı anlamına gelir. İyi bir sonucun büyük payını bir kaynağa vermek için owe a lot to + kişi, deneyim veya etkinlik yapısını kullanın. Sonucun ne olduğu doğrudan söylenmeyip konuşmadan anlaşılabilir.

Alıştırma

“I owe a lot to busking” cümlesinde owe a lot to ne anlama gelir?

  1. Çok yardımcı oldu ve başarının büyük payını hak ediyor.
  2. Para olarak geri ödenmesi gerekiyor.
  3. Yalnızca bir kez oldu.
  4. Artık buna izin verilmiyor.
Cevabı göster

Çok yardımcı oldu ve başarının büyük payını hak ediyor.

Busking is Josh's main earner,

3:33

Sokak müzisyenliği Josh'un ana gelir kaynağı (main earner),

it's his main source of money.

3:36

yani onun ana para kaynağıdır.

He says that busking has got him all his gigs and connections.

3:38

Sokak müzisyenliğinin ona tüm konserlerini (gigs) ve bağlantılarını kazandırdığını söylüyor.

Gigs are musical concerts Kelime

3:42

Gig'ler müzik konserleridir

and it's an informal slang word.

3:44

ve gayri resmi bir argo kelimedir.

Kelime

Gigs are musical concerts: gayriresmî gig kullanımı

Bu cümlede gigs, bir şarkıcının, grubun veya başka bir müzisyenin canlı müzik performansları anlamına gelir. Concerts sözcüğüyle ilişkilidir ancak gig, etkinliği çoğu zaman bir müzisyenin düzenli performanslarından biri olarak sunar. Başka bağlamlarda gig, kısa süreli veya serbest çalışma anlamına da gelebilir. Buradaki musical concerts sözleri, müzik anlamının kastedildiğini açıkça gösterir.

Alıştırma

Dersin gayriresmî müzik sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: Our band has a ____ at a local cafe tonight.

Cevabı göster

gig

Josh says he owes a lot to busking.

3:47

Josh sokak müzisyenliğine çok şey borçlu (owes a lot to) olduğunu söylüyor.

If you owe a lot to someone or something,

3:49

Birine veya bir şeye çok şey borçluysanız (owe a lot to someone or something),

you have success or happiness because of that personal thing.

3:52

bu kişi veya nesne sayesinde başarı veya mutluluk elde etmişsiniz demektir.

So,

3:56

O zaman,

would you like to listen to some of Josh's music Neil? Ton ve niyet

3:57

Josh'un müziğinden biraz dinlemek ister misin Neil?

Ton ve niyet

would you like to listen to: nazik bir davet

Would you like to listen to ...? karşıdaki kişiyi bir şey dinlemeye nazikçe davet eder. Bu cümlede would soruyu yumuşatır; isteği geçmiş zamana taşımaz. Kalıp Would you like to + fiilin yalın hâli? şeklindedir. Buradaki fiil listen sözcüğüdür. Dinlenen şey söylendiğinde listen fiilinden sonra to gelir; listen to some music buna örnektir.

Alıştırma

Nazik daveti hedef kalıpla tamamlayın: ____ listen to this song with me?

Cevabı göster

Would you like to

Of course I would. Ton ve niyet

4:00

Elbette isterim.

Ton ve niyet

Of course I would: aynı yardımcı fiili kullanmak

Of course I would. önceki Would you like to listen...? sorusuna verilen istekli ve olumlu bir yanıttır. Yanıtta would korunur, tekrarlanan like to listen sözleri ise söylenmez. İngilizcede kısa yanıtlarda genellikle sorudaki yardımcı fiil kullanılır. Burada would, söylenmeyen would like to listen fikrini taşırken Of course güçlü ve kesin bir isteklilik gösterir.

Alıştırma

Kısa yanıtı eşleşen yardımcı fiille tamamlayın: Would you like to visit the museum? — Of course I ____.

Cevabı göster

would

Well,

4:01

Pekâlâ,

here's a bit of his song That Side of the Wall Kalıp ifadeler

4:01

İşte BBC Learning English programı My Song My Home için seslendirdiği

Kalıp ifadeler

here's a bit of ...: kısa bir örnek bölüm sunma

Here's a bit of ... dinleyicilerin birazdan dinleyeceği, izleyeceği veya okuyacağı bir şeyin kısa bir bölümünü sunar. Bu cümlede şarkıdan kısa bir örnek sunuluyor. Here's, Here is ifadesinin kısaltmasıdır; a bit of ise yalnızca miktarı, yani küçük bir bölümü belirtir. Şarkının değersiz olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Sunucunun girişini “işte kısa bir örnek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the recording.

Cevabı göster

Here's a bit of

which he performed for BBC Learning English programme, My Song My Home.

4:04

That Side of the Wall adlı şarkısından bir parça.

Can you leave me something? Dilbilgisi

4:08

Bana bir şey bırakabilir misin?

Dilbilgisi

Can you leave me something?: leave + kişi + şey yapısı

Leave + kişi + şey, bir şeyin o kişi için saklandığını, bir yere konduğunu veya sağlandığını anlatan çift nesneli bir yapıdır. leave me something ifadesinde me alan kişiyi, something ise bırakılan şeyi gösterir. leave something for me seçeneği de temelde aynı anlama gelir. leave me something ifadesini “benden uzaklaş” diye anlamayın; leave fiilinin bu diğer anlamı söz konusu nesne yapısına uymaz.

Alıştırma

Rica cümlesini tamamlamak için leave, me ve a message ifadelerini doğru sıraya koyun: If I don't answer, please ____.

Cevabı göster

leave me a message

Can you leave it by the door?

4:12

Bunu kapının yanına bırakabilir misin?

So I know there's something or someone

4:16

Böylece duvarın o tarafında

That side of the wall. Deyimler

4:21

Bir şeyin ya da birinin olduğunu bileyim.

Deyimler

That side of the wall: konum ve şiirsel ayrılık

That side of the wall sözü, kelime anlamıyla konuşanı bir duvarın ayırdığı tarafı gösterir. Bu dizede “bir şey ya da biri”nin nerede olabileceğini belirtir. Bir şarkı sözünde duvar, uzaklık veya ayrılık imgesi de olabilir. Burada bağ kurmanın ya da ait olma duygusunun bir engelin ötesinde kaldığını düşündürebilir. Bu, bağlama dayalı bir yorumdur; ifadenin her kullanımında bulunan sabit bir anlam değildir.

Alıştırma

Bu şarkı sözünde “That side of the wall” ifadesi en iyi nasıl yorumlanır?

  1. Başka hiçbir çağrışımı olmayan kesin bir fiziksel yön
  2. Birinin duvarın hangi tarafında durması gerektiğini belirleyen bir kural
  3. Bir engelin ötesindeki ve uzaklık ya da ayrılık da düşündürebilen bir yer
Cevabı göster

Bir engelin ötesindeki ve uzaklık ya da ayrılık da düşündürebilen bir yer

Stop the heat from coming. Dilbilgisi

4:24

Sıcağın içeri girmesini engelle.

Dilbilgisi

Stop the heat from coming: stop + nesne + from + V-ing

Stop the heat from coming, “nesnenin bir şey yapmasını engellemek” veya “nesneyle ilgili bir olayın gerçekleşmesini önlemek” anlamında stop + object + from + V-ing yapısını kullanır. The heat nesnedir, coming ise engellenen eylemdir. from sonrasında -ing biçimi kullanılır: come değil, coming. Bu yapı insanlar, nesneler ve olaylarla kullanılabilir.

Alıştırma

blow fiilini kullanarak stop + object + from + V-ing yapısını tamamlayın: The window screen stops leaves ____ into the room.

Cevabı göster

from blowing

'Cause I always liked the cold. Kelime

4:28

Çünkü soğuğu her zaman sevmişimdir.

Kelime

'Cause: because sözcüğünün gayriresmî kısaltması

'Cause, because sözcüğünün gayriresmî kısaltmasıdır. Because gibi bir düşüncenin nedenini belirtir. Kesme işareti, tam sözcüğün başındaki kısmın çıkarıldığını gösterir. Bu dizenin başındaki 'Cause, konuşanın bir açıklama yaptığını gösterir. Bu biçim özellikle konuşmalarda ve şarkı sözlerinde yaygındır.

Alıştırma

Bu dizede 'Cause ne anlama gelir?

  1. although
  2. perhaps
  3. before
  4. because
Cevabı göster

because

I need some belonging Kelime

4:32

Bir yere ait olmaya ihtiyacım var

or someone at that side of the wall.

4:35

ya da duvarın o tarafındaki birine.

Kelime

I need some belonging: aidiyet duygusu olarak belonging

I need some belonging ifadesinde belonging soyut bir isimdir. İnsanlar arasında veya bir yerde kabul edilme, bağ kurma ve kendini ait hissetme duygusunu anlatır. Burada devam eden bir eylemi gösteren -ing biçimi değildir; konuşanın ihtiyaç duyduğunu söylediği şeydir. Some belonging ifadesi şiirseldir ve bir şarkıya uygundur. Günlük İngilizcede a sense of belonging daha yaygın bir ifadedir.

Alıştırma

I need some belonging ifadesinde belonging ne anlama gelir?

  1. Yalnız kalma ihtiyacı
  2. Kabul edilme ve bağ kurma duygusu
  3. Duvar inşa etme eylemi
  4. Bir kişinin sahip olduğu eşyalar
Cevabı göster

Kabul edilme ve bağ kurma duygusu

Wow, Josh is pretty good, Dilbilgisi

4:40

Vay canına, Josh oldukça iyi,

isn't he?

4:41

değil mi?

Dilbilgisi

Josh is pretty good, isn't he? — onay isteyen bir ek soru

Josh is pretty good olumlu bir cümledir, bu nedenle sondaki kısa ek soru olumsuzdur: isn't he? Ek soru be fiilini tekrar kullanır ve Josh yerine he zamirini getirir. Burada konuşan kişi Josh'ı överken dinleyiciyi katılmaya veya onaylamaya davet eder. Ek soru yorumun tamamına bağlıdır; bağımsız ve yeni bir soru değildir.

Alıştırma

Ek soruyu doğru iki sözcükle tamamlayın: Daniel is very helpful, ____?

Cevabı göster

isn't he

I'd love to hear more. Ton ve niyet

4:41

Daha fazlasını duymayı çok isterim.

Ton ve niyet

I'd love to hear more — nazik ve hevesli ilgi

I'd, I would ifadesinin kısaltmasıdır. would love to + fiilin yalın hâli yapısı güçlü ve olumlu bir istek ya da gönüllülük belirtir; geçmişteki bir sevgiden söz etmez. I'd love to hear more cümlesinde konuşan kişi, az önce paylaşılanları dinlemeye devam etmek veya bu konuda daha fazla bilgi edinmek istediğini nazik ve sıcak bir şekilde gösterir.

Alıştırma

Hangi yanıt, konuşan kişinin devam etmesini istediğinizi nazik ve hevesli bir şekilde gösterir?

  1. I heard more yesterday.
  2. I want you to keep talking.
  3. I'd love to hear more.
  4. I'd rather not hear any more.
Cevabı göster

I'd love to hear more.

Well,

4:43

Peki,

you can find performances by the musicians in the series on our website bbclearningenglish.com

4:43

serideki müzisyenlerin performanslarını bbclearningenglish.com web sitemizde bulabilirsiniz

and we'll also put a link in the notes below this episode. Kalıp ifadeler

4:49

ve bu bölümün altındaki notlara da bir bağlantı koyacağız.

Kalıp ifadeler

put a link in the notes below this episode: bölümün altındaki notlara bağlantı koymak

Put a link in the notes below this episode, bu bölüme eşlik eden yazılı bilgilere tıklanabilir bir bağlantı eklemek demektir. Buradaki the notes below this episode, elle yazılmış notlar değil, içeriğin altında bulunan herkese açık açıklama veya not alanıdır. Konuşan kişi, ek bilgilerin nerede bulunacağını dinleyicilere söylüyor. Kullanılabilir kalıp put a link in + sayfadaki bir bölüm şeklindedir.

Alıştırma

Bir podcast sayfasında “the notes below this episode” büyük olasılıkla neyi ifade eder?

  1. Bir müzik kitabının içine basılmış notlar
  2. Bölümün altındaki yazılı bilgi alanı
  3. Kayıt sırasında kullanılan özel bir defter
  4. Serinin bir sonraki bölümü
Cevabı göster

Bölümün altındaki yazılı bilgi alanı

Okay,

4:53

Tamam,

so what about your question Pippa?

4:53

peki ya senin sorun ne oldu Pippa?

Yes,

4:56

Evet,

I asked which artist had the most number one songs in the UK charts, Dilbilgisi

4:56

Birleşik Krallık listelerinde en çok bir numaralı şarkıya hangi sanatçının sahip olduğunu sordum,

Dilbilgisi

which artist had ...: I asked sonrasında dolaylı soru

Vurgulanan yan cümle, cümle içine yerleşmiş bir dolaylı sorudur ve I asked ifadesinde neyin sorulduğunu belirtir. Which artist, had fiilinin öznesidir; the most number one songs ise nesnedir. Dolaylı sorularda soru devrikliği yapılmaz ve fazladan do ya da did kullanılmaz. Doğrudan soru Which artist had ...? şeklindedir. Burada which artist zaten özne olduğu için dolaylı sorunun iç sırası da aynıdır.

Alıştırma

Dolaylı soruyu which runner ve win kullanarak tamamlayın: I asked ____ the race.

Cevabı göster

which runner won

The Beatles, Ed Sheeran, or Elvis Presley.

5:01

The Beatles mı, Ed Sheeran mı, yoksa Elvis Presley mi.

And you said The Beatles Neil,

5:04

Ve sen The Beatles demiştin Neil,

but the answer is actually Elvis Presley. Anlatım akışı

5:07

ama cevap aslında Elvis Presley.

Anlatım akışı

but the answer is actually ...: bir tahmini düzeltme

But, sonraki bilginin önceki bir tahminden farklı olduğunu gösterir. Ardından the answer is actually Elvis Presley düzeltilmiş sonucu verir. Burada actually yalnızca bir bilgi eklemez; Elvis Presley'nin beklenmedik veya düzeltilmiş cevap olduğunu daha yumuşak biçimde belirtir. Yanlış bir tahminden sonra doğru cevabı açıklarken but the answer is actually ... kalıbını kullanabilirsin.

Alıştırma

Dersin tam kalıbını kullanarak düzeltmeyi tamamla: Leo guessed Mars, ____ Venus.

Cevabı göster

but the answer is actually

He's had 21 number one songs and The Beatles have had 18.

5:09

Onun 21 bir numaralı şarkısı var, The Beatles'ın ise 18.

Really?

5:14

Gerçekten mi?

Well, that's okay.

5:15

Neyse, sorun değil.

I love the King as well. Kültür

5:16

Ben de Kral'ı (the King) çok severim.

Kültür

the King: Elvis Presley'nin lakabı

Bu cümlede the King, Elvis Presley'nin iyi bilinen bir lakabıdır ve the King of Rock and Roll unvanının kısaltılmış biçimidir. Gerçek bir kralı veya Britanya hükümdarını ifade etmez. Daha önce Elvis'in adının geçmesi ve konunun müzik olması, unvanın kimi ifade ettiğini gösterir. Başka bağlamlarda the King başka birini anlatabilir; bu yüzden yakındaki isimlere ve konuya bakarak yorumla.

Alıştırma

Bir müzik makalesinde bir cümle Elvis Presley'nin adını veriyor. Sonraki cümlede “The King changed popular music.” deniyor. the King kimi ifade ediyor?

  1. Bir Britanya hükümdarı
  2. Hit şarkısı olan herhangi bir şarkıcı
  3. Elvis Presley
Cevabı göster

Elvis Presley

Okay.

5:17

Tamam.

Okay, let's recap the vocabulary we've learned in this musical episode Anlatım akışı

5:18

Tamam, bu müzikli bölümde öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

Anlatım akışı

Let's recap ...: kısa bir gözden geçirmeye geçiş işareti

Let's recap ... dinleyicilere ana konuşmanın sona erdiğini ve kısa bir gözden geçirmenin başlayacağını bildirir. Burada recap, tüm bölümü yeniden öğretmek değil, önemli noktaları kısaca gözden geçirmek demektir. Bu ifade, programın akışını ana konuşmadan özete geçirir. Dinleyicileri daha önce tanıtılan kelimeleri yeniden duymaya hazırlar.

Alıştırma

Örnekteki, bir grubu kısa bir gözden geçirmeye davet eden iki sözcüklük ifadeyi kullanın: Before we leave, ____ the main points from today's lesson.

Cevabı göster

let's recap

starting with open mic nights,

5:22

açık mikrofon geceleriyle (open mic nights) başlayarak,

events where anyone can sing or play music.

5:24

herkesin şarkı söyleyebileceği veya müzik çalabileceği etkinliklerdir.

Songwriters' circles are meetings for people interested in writing their own music.

5:28

Şarkı yazarı çemberleri (Songwriters' circles) kendi müziklerini yazmakla ilgilenen kişilerin buluşmalarıdır.

A bunch of people is a group of people.

5:32

Bir grup insan (A bunch of people) bir topluluk anlamına gelir.

The expression take someone under your wing means to protect or guide someone.

5:35

Birini kanatları altına almak (take someone under your wing) ifadesi, birini korumak veya ona rehberlik etmek demektir.

Busking is performing in a public place for money

5:40

Sokak müzisyenliği yapmak (Busking), para karşılığında halka açık bir yerde performans sergilemektir

and a busker is someone who performs on the street for money.

5:43

ve sokak müzisyeni (busker) de sokakta para için performans sergileyen kimsedir.

Your main earner is your main source of income.

5:47

Ana gelir kaynağınız (main earner), sizin temel gelir kaynağınızdır.

Gigs are musical concerts.

5:50

Gig'ler müzik konserleridir.

And the expression to owe a lot to someone or something

5:52

Ve birine veya bir şeye çok şey borçlu olmak (to owe a lot to someone or something) ifadesi,

means to have success or happiness because of that person or thing.

5:56

bu kişi veya şey sayesinde başarı veya mutluluğa sahip olmak anlamına gelir.

Once again,

5:59

Bir kez daha,

our 6 Minutes are up but you can find My Song My Home Deyimler

6:00

6 Dakikamız doldu ama My Song My Home'u

on our website bbclearningenglish.com.

6:04

bbclearningenglish.com web sitemizde bulabilirsiniz.

Deyimler

our 6 Minutes are up: ayrılan süre sona erdi

our 6 Minutes are up ifadesinde are up, ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiği anlamına gelir. Özne tekil olduğunda yaygın biçim Time is up olur; çoğul minutes öznesiyle fiil are biçimine geçer. Buradaki up, fiziksel bir konumla değil, son tarih veya süre sınırıyla ilgilidir. Genellikle bir etkinliğin, sınavın, toplantının veya programın artık bitmesi gerektiğini bildirir.

Alıştırma

Ayrılan sürenin sona erdiğini göstermek için örnekteki iki sözcüklük ifadeyi kullanın: The timer rang, so our five minutes ____.

Cevabı göster

are up

Watch the songs and sing along and learn more about the vocabulary in the lyrics. Öbek fiiller

6:07

Şarkıları izleyin, onlara eşlik edin ve şarkı sözlerindeki kelimeler hakkında daha fazla bilgi edinin.

Öbek fiiller

and sing along: şarkıya katılıp söylemek

Sing along, müziğe, bir kayda ya da zaten şarkı söyleyen birine katılıp birlikte söylemek demektir. Burada along, “duyduğun şeye eşlik ederek” anlamındadır; “bir yol boyunca” anlamında değildir. and sözcüğü bu eylemi watch the songs ile bağlar: izleyiciler izlemeye ve şarkıya katılmaya davet edilir. Neye ya da kime eşlik edildiğini söylemek için sing along with + şarkı, kayıt veya kişi yapısı kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “bir şarkıya katılıp söylemek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: When the chorus begins, everyone can ____.

Cevabı göster

sing along

We'll see you again soon for some more trending topics and useful vocabulary. Kelime

6:12

Daha fazla trend olan konu ve faydalı kelimeler için yakında tekrar görüşeceğiz.

Kelime

trending topics: şu anda ilgi gören konular

Trending topics, özellikle aramalar, paylaşımlar veya haberler yoluyla şu anda halkın büyük ilgisini çeken konulardır. Burada trending, topics sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Bu ifade, sonraki içerikte insanların şu anda konuştuğu şeylerin ele alınacağını söyler. Yalnızca “eğilimlerle ilgili konular” değil, “şu anda yaygın biçimde tartışılan konular” anlamına gelir.

Alıştırma

Medya ve internet bağlamında trending topics genellikle ne anlama gelir?

  1. Şu anda birçok kişinin tartıştığı konular
  2. Kimsenin fark etmediği konular
  3. Moda kıyafetler ve ayakkabılar
Cevabı göster

Şu anda birçok kişinin tartıştığı konular

Bye for now.

6:16

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:17

Görüşmek üzere.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:19

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.