İkinci koşullu cümlelerin (Second Conditional) sırları çözüldü! - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video özeti: Bilim kurgu temalı bir röportaj, ikinci koşul cümlesinin hayalî gelecek durumlarını yalnızca standart if + geçmiş zaman yapısıyla değil, sürerlik ve perfect biçimleriyle de nasıl anlatabildiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. would plus be plus -ing? — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Varsayımsal sonucun içindeki sürerlik yapısını tanıyın ve uzun süre yaşam belirtisi aramak gibi, başlangıcı ya da bitişi net olmayan hayalî bir eylemi devam eden bir süreç olarak sunmak için kullanın. 2. If they were fighting wars and destroying the planet, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: if yan cümlesinde geçmiş zamanın sürerlik biçimini kullanarak devam eden eylemleri gerçek dışı bir senaryonun arka plan koşulu hâline getirin; savaşmayı ve gezegeni yok etmeyi tek seferlik olaylar gibi anlatmayın. 3. the past perfect in the if clause. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: had + geçmiş zaman ortacının hayal edilen durum içindeki zamanı nasıl daha geriye taşıdığını anlayın ve varsayımsal sonuç daha önce gerçekleşmiş ya da sağlanmış kabul edilen bir koşula bağlıysa bu yapıyı kullanın.
Bu derste
Yusuf Ahmed has introduced us to a wild world of strange alien second conditional structures. Notlar
0:00Yusuf Ahmed bizi tuhaf, uzaylı gibi Tip 2 koşul cümleleri yapılarının vahşi dünyasıyla tanıştırdı.
introduce someone to something: birini başka biriyle veya bir şeyle tanıştırmak
Introduce someone to something, bir kişinin başka birini, bir yeri, etkinliği ya da konuyu tanımasına veya keşfetmesine yardımcı olmak demektir. Bu cümlede us tanıştırılan gruptur; dil bilgisi yapılarının dünyası ise onlara tanıtılan şeydir. To, introduce + kişi + to + kişi veya şey kalıbının bir parçasıdır. Tanıtılan nesneyi belirtir; burada “-mek için” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi introduce fiilinin geçmiş zamanı ve us zamiriyle tamamlayın: The museum guide ____ ancient tools.
Cevabı göster
introduced us to
second conditional structures: ikinci koşul yapıları
Second conditional, şimdiki veya gelecekteki bir durumu hayalî, gerçek dışı ya da gerçeklikten uzak gösteren bir kalıbın dil bilgisi adıdır. Yaygın bir biçimde koşul cümleciğinde if + simple past, sonuç cümleciğinde ise would + fiilin yalın hâli kullanılır: If I had wings, I would fly. Burada second, koşul cümlesinin bir kategorisini adlandırır; “ikinci koşul” anlamına gelmez. Structures, temel biçimin olası çeşitleri dâhil olmak üzere cümle kalıplarını ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle hayalî bir durum hakkındaki second conditional yapısıdır?
- If it rains tomorrow, we will stay inside.
- I ate breakfast before school.
- If I had wings, I would fly.
Cevabı göster
If I had wings, I would fly.
Watch my wild interview with him after the break. Kültür
0:07Aradan sonra onunla yaptığım bu çılgın röportajı izleyin.
Program geçişinde after the break
Televizyon, radyo veya çevrim içi programlarda after the break, “reklam ya da kısa bir aradan sonra program geri döndüğünde” anlamına gelir. İzleyiciye veya dinleyiciye sırada ne olduğunu bildirir. Buradaki break, programın kesintiye uğraması anlamındadır; bir şeyin kırılması anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir programda after the break ifadesi izleyiciye ne anlatır?
- Röportaj, program başlamadan önce gerçekleşti.
- Biri kırılan bir şeyi tamir edecek.
- Program, reklam veya kısa bir aradan sonra devam edecek.
Cevabı göster
Program, reklam veya kısa bir aradan sonra devam edecek.
You might think you know everything there is to know about the second conditional. Kalıp ifadeler
0:16Tip 2 koşul cümleleri hakkında bilinmesi gereken her şeyi bildiğinizi düşünebilirsiniz.
everything there is to know about: bir konu hakkında bilinebilecek her şey
Everything there is to know about X, “X hakkında bilinebilecek tüm bilgiler” anlamına gelir. there is to know sözleri everything sözcüğünden sonra gelir ve mevcut bilgilerin tamamını anlatır; buradaki there bir yeri belirtmez. Bu ifade çoğu zaman bilerek çok güçlü ya da abartılı bir iddiada bulunur. You might think ... ile kullanıldığında bir sürprize hazırlayabilir: öğrenilecek yeni bir şey hâlâ olabilir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi eksik olan İngilizce sözcüklerle tam olarak tamamlayın: She knows everything ____ chess.
Cevabı göster
there is to know about
If I had..., I'd go...: ikinci tip koşul
If I had a time machine cümlesindeki geçmiş zaman biçimi had, geçmişte gerçekten sahip olmayı değil, hayalî ve gerçek dışı bir durumu belirtir. If yan cümlesi koşulu kurar. I'd go, I would go ifadesinin kısaltmasıdır ve hayal edilen sonucu verir. Bu ikinci tip koşul yapısı if + simple past, would + fiilin yalın hâli biçimindedir; şimdiki zamanda veya gelecekte gerçek dışı ya da düşük olasılıklı durumlar için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hayalî ikinci tip koşulu have ve visit fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: If I ____ a time machine, I ____ ancient Rome.
Cevabı göster
had · would visit
if plus the past simple and would plus the infinitive. Kelime
0:28if artı geçmiş zaman (past simple) ve would artı fiilin yalın hali (infinitive).
if plus the past simple: dil bilgisi formüllerinde plus
Dil bilgisi açıklamalarında plus, bir formüldeki + işareti gibi “birlikte kullanılan” veya “ardından gelen” anlamına gelir. Burada yapının iki parçası açıklanır: if + simple past ve would + infinitive. Buradaki infinitive, would go örneğinde olduğu gibi would sonrasında to almayan fiilin yalın hâlidir. Plus, dil bilgisi parçalarını düzenler; matematiksel bir hesaplamayı anlatmaz.
Alıştırma
Bir dil bilgisi açıklamasında "a subject plus a verb" ifadesindeki plus ne anlama gelir?
- Cümlenin bir matematik problemi olduğu anlamına gelir.
- Öznenin bir fiille birlikte kullanıldığı anlamına gelir.
- Öznenin fiilden daha önemli olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Öznenin bir fiille birlikte kullanıldığı anlamına gelir.
But watch this wild interview with Yusuf Ahmed.
0:31Ancak Yusuf Ahmed ile yapılan bu çılgın röportajı izleyin.
It's the second conditional as you've never seen it before. Anlatım akışı
0:37Bu, daha önce hiç görmediğiniz haliyle Tip 2 koşul cümlesi.
Tanıtım amaçlı bir giriş olarak as you've never seen it before
as you've never seen it before, hemen önce adı geçen tanıdık konuyu niteler. Burada yalnızca “daha önce gözle görülmemiş” değil, “tamamen yeni hissettiren bir biçimde sunulmuş” anlamına gelir. Tanıtım amaçlı bir giriş işlevi görür: Önce tanıdık bilgi verilir, ardından bu ifade şaşırtıcı bir yeni sürüm ya da bakış açısı için heyecan yaratır. Genellikle eğlenceli bir abartıdır; hiç kimsenin konuyla daha önce karşılaşmadığına dair gerçek bir vaat değildir.
Alıştırma
Bu cümlede as you've never seen it before ifadesinin temel işlevi nedir?
- Dil bilgisi teriminin tarafsız bir tanımını verir.
- Tanıdık bir konunun yeni bir biçimde sunulacağını vaat eder.
- Konunun geçmişte fiziksel olarak görünmez olduğunu söyler.
Cevabı göster
Tanıdık bir konunun yeni bir biçimde sunulacağını vaat eder.
Görkemli bir tanıtım için The one, the only...
The one, the only + bir isim, sunucuların veya sahnedeki kişilerin birini büyük bir coşkuyla tanıtmak için kullandığı kalıplaşmış bir ifadedir. Yalnızca ortamda tek bir kişi bulunduğunu söylemek yerine, o kişiyi benzersiz ve övgüye değer biri olarak sunar. Sözler tam bir cümle değil, bilerek kısaltılmış bir isim grubudur. the sözcüğünü tekrarlamak ve isimden önce duraklamak merak yaratır ve girişe eğlenceli bir gösteri havası verir.
Alıştırma
Hukuki bir sözleşme, imza sahibini “The one, the only Mr Patel.” sözleriyle tanıtıyor. İfade bu ortamda doğal mı?
- Bu ortamda doğal değil
- Bu ortamda doğal
Cevabı göster
Bu ortamda doğal değil
You've just finished work on Silent Planet. Kalıp ifadeler
0:45Silent Planet filmindeki çalışmalarınızı yeni bitirdiniz.
finished work on a project: bir proje üzerindeki çalışmayı bitirmek
Burada finished work on Silent Planet, kişinin filmin yapımıyla bağlantılı işi tamamladığı anlamına gelir. Work, finished'den sonra gelen bir isimdir; on ise projeyi belirtir. Finish work on something, o projeyle ilgili çalışma sürecini tamamlamayı vurgular. Bu ifade tek başına tamamlanan projenin yayımlandığı veya halka sunulduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
finish work on hedef ifadesini tamamlayın: Rina finished work ____ her science project before dinner.
Cevabı göster
on
wake up: uykudan uyanmak
Wake up, uykudan çıkmak veya bilinci yeniden kazanmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Buradaki up fiilin bir parçasıdır; yukarı doğru hareketi anlatmaz. Hikâyelerde wake up ifadesinden sonra, uyanınca karşılaşılan durumu gösteren bir zaman, yer veya hâl gelebilir. Burada 1,000 years in the future, kişinin uyandıktan sonra kendini hangi zamanda bulduğunu belirtir.
Alıştırma
wake up ifadesinin geçmiş zamanını kullanın: Leo was asleep, but he ____ when the alarm rang.
Cevabı göster
woke up
taken the world by storm: hızla dünya çapında başarı kazanmak
Take the world by storm, çok kısa sürede son derece popüler veya başarılı olmak anlamına gelir. Bu cümlede taken, It's içindeki has fiilinden (It's = It has) sonra gelen geçmiş zaman ortacıdır; film hızla dünya çapında ilgi çekmiştir. Storm burada mecazdır. Deyim, başarının ani ve güçlü olduğunu anlatır; hava durumundan veya gerçek bir zarardan söz etmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef deyimin doğru zaman biçimiyle tamamlayın: The small studio's first game became a worldwide hit within days; it ____.
Cevabı göster
took the world by storm
what would you do if you woke up 1,000 years in the future and you were the only man alive? Dilbilgisi
0:55gelecekte 1.000 yıl sonra uyansaydınız ve hayatta kalan tek insan siz olsaydınız ne yapardınız?
What would you do if you woke up...?: hayali bir seçimi sormak
What would you do if...?, hayali bir durumda birinin hangi seçimi yapacağını sorar. Ana soru would + özne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: What would you do...? If yan cümlesinde, burada woke up gibi bir geçmiş zaman biçimi kullanılarak durumun varsayımsal olduğu gösterilir. Bu, uyanmanın geçmişte gerçekleştiği anlamına gelmez. Bu yapı genellikle ikinci tip koşul cümlesi olarak adlandırılır.
Alıştırma
Varsayımsal soruyu do ve wake up kullanarak tamamlayın: What ____ if you ____ on Mars tomorrow?
Cevabı göster
would you do · woke up
if it were me: kişisel bir varsayımsal cevaba giriş
If it were me, “o durumdaki kişi ben olsaydım” anlamına gelir. Buradaki it belirli bir nesneyi değil, hayal edilen durumun tamamını temsil eder. Bu ifade kişisel bir varsayımsal cevaba giriş yapar. Ardından genellikle konuşanın ne yapacağı söylenir: If it were me, I would...
Alıştırma
“O durumda ben olsaydım” anlamındaki hedef ifadeyle cevabı tamamlayın: ____, I would ask for help.
Cevabı göster
If it were me
I would be searching high and low for any signs of intelligent life. Notlar
1:02akıllı yaşamın herhangi bir belirtisi için köşe bucak arıyor olurdum.
I would be searching: hayal edilen devamlı bir faaliyet
I would be searching, would be + fiil-ing yapısını kullanır. Arama eylemini, hayal edilen bir durumda devam etmekte olan bir faaliyet olarak gösterir. Bu yapı varsayımsal sonucun içinde yer alır: konuşan sıradan bir gelecek planını belirtmek yerine, o sırada neyin gerçekleşiyor olacağını hayal eder.
Alıştırma
Cümleyi search fiilini hedef would be + -ing yapısında kullanarak tamamlayın: If I were lost, I ____ for a safe path all afternoon.
Cevabı göster
would be searching
high and low: her yerde aramak
High and low, “mümkün olan her yerde” veya “çok kapsamlı biçimde” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede searching high and low, akıllı yaşam belirtilerini geniş bir alanda kararlılıkla aramak demektir; yalnızca bir yüksek ve bir alçak yere bakmak değildir. Bu ifade genellikle search veya look gibi arama bildiren bir fiilden sonra gelir. Her tür yeri kontrol etme görüntüsü oluşturur ve çoğunlukla büyük çaba harcandığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki deyimle tamamlayın: We searched ____ for the missing ticket.
Cevabı göster
high and low
gives up: denemeyi bırakmak
Give up, “denemeyi bırakmak” veya “vazgeçmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada gives up, karakterin aramayı ya da çaba göstermeyi bıraktığını anlatır; up öbek fiilin bir parçasıdır ve yön bildirmez. my character öznesi üçüncü tekil şahıs olduğu için give, gives biçimine dönüşür. Karakterin neyi yapmayı bıraktığı bağlamdan anlaşıldığından nesne gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi, give ile kurulan ve “denemeyi bırakmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: The puzzle was hard, but Mia refused to ____.
Cevabı göster
give up
but I wouldn't: tekrarlanan give up ifadesini atma
but I wouldn't ifadesinde wouldn't, önceki cümledeki give up fiil grubunun yerini tutar. Tam anlamı but I would not give up şeklindedir. İngilizcede would gibi bir yardımcı fiilden sonra tekrarlanan fiil grubu atılabilir. Buna yardımcı fiilden sonra eksiltme denir: dinleyen kişi karşılaştırmadan eksik eylemi çıkarabilir, bu yüzden cümle yarım kalmış değildir.
Alıştırma
would not ifadesinin tek kelimelik kısaltmasını kullanın ve touch the spider ifadesini tekrarlamayın: Ben would touch the spider, but I ____.
Cevabı göster
wouldn't
I'd stay days, months, even years there. Anlatım akışı
1:16orada günler, aylar, hatta yıllarca kalırdım.
If it hadn't been destroyed, I'd stay: önceki koşul, sonraki sonuç
If it hadn't been destroyed, if + had not + been + destroyed yapısını, yani edilgen past perfect biçimini kullanır. Konuşanın orada kalabileceği zamandan önce yerin yıkılmadığı farklı bir durumu hayal eder; bu olumsuz koşulu gerçek olarak bildirmez. I'd stay, I would stay anlamına gelir ve daha sonraki varsayımsal sonucu verir. if cümlesindeki past perfect daha erken bir zaman katmanı ekler; bu nedenle yapı, temel if + simple past kalıbından farklı olarak zamanları karışık bir varsayımdır.
Alıştırma
Hangi cümle daha önce yolun kapanmasını gerçek dışı bir koşul, yarın araba kullanmayı ise daha sonraki hayalî sonuç olarak gösterir?
- If the road isn't closed, we'll drive to the beach tomorrow.
- If the road hadn't been closed, we'd drive to the beach tomorrow.
- If the road hadn't been closed, we'd have driven to the beach yesterday.
Cevabı göster
If the road hadn't been closed, we'd drive to the beach tomorrow.
days, months, even years: vurgu için yükselen sıralama
Bu ifade zaman aralıklarını kısadan uzuna doğru sıralar: önce günler, sonra aylar ve en son yıllar. Bu yükselen sıralama, sürenin her adımda daha da uzadığı hissini verir. Even, en güçlü ve en şaşırtıcı son adımı tanıtır. Konuşan kişi yalnızca uzun bir süre demek yerine years noktasına kadar ilerleyerek olağanüstü uzun bir süre kalmaya istekli olduğunu vurgular.
Alıştırma
Bir yolculuğun çok uzun sürebileceğini yükselen bir sıralamayla en doğal biçimde vurgulayan cümle hangisidir?
- The journey might take even days, weeks, months.
- The journey might take months, even weeks, days.
- The journey might take days, weeks, even months.
Cevabı göster
The journey might take days, weeks, even months.
you find a city full of strange alien beings.
1:19tuhaf uzaylı varlıklarla dolu bir şehir buluyorsunuz.
stick around: gitmeyip kalmak
Stick around, bir yerden veya durumdan ayrılmayıp kalmak anlamına gelen gündelik bir öbek fiildir. Bu soruda dinleyicinin grupla birlikte kalmaya devam edip etmeyeceği soruluyor. Stick around ifadesini tek bir bütün olarak düşünün; stick burada gerçek anlamında kullanılmaz. Ardından gelen with them, kişinin kiminle kalacağını belirtir ve öbek fiilin parçası değildir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayan en uygun ifadeyi seçin: The café opens in five minutes, so let's ____ instead of leaving.
- stick with it
- stick to it
- stick around
Cevabı göster
stick around
If they were fighting wars and destroying the planet, Dilbilgisi
1:25Eğer savaşlar yapıyor ve gezegeni yok ediyorlarsa,
If they were fighting ... and destroying ...: devam eden varsayımsal eylemler
Bu if cümleciğinde were fighting ve (were) destroying, hayal edilen bir durumda devam etmekte olan iki etkinliği gösterir. Tek bir were yardımcı fiili iki -ing biçimi için de kullanılır. Buradaki past continuous, geçmişte gerçekten olmuş bir olayı anlatmaz. Hayal edilen sonuç I'd move on ile birlikte, bu karara yol açacak devam eden arka planı kurar.
Alıştırma
Bu varsayımsal cümleyi argue fiilinin past continuous biçimiyle tamamlayın: If the neighbors ____ loudly, I would stay somewhere else.
Cevabı göster
were arguing
move on: mevcut noktadan ayrılıp devam etmek
Burada move on, mevcut yerden veya durumdan ayrılıp başka bir yerde devam etmek anlamına gelir. Bir şeyin üzerine çıkmak anlamına gelmez; on, ileriye doğru devam etme düşüncesini katar. Daha genel olarak move on; mevcut yer, konu, aşama veya geçmiş deneyim gibi bir noktadan uzaklaşıp sıradakine geçmeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, bu notta geçen ve ‘buradan ayrılıp devam etmek’ anlamına gelen phrasal verb ile tamamlayın: The park was too crowded, so we decided to ____.
Cevabı göster
move on
But if they had found a way to live in harmony, Notlar
1:30Ama eğer uyum içinde yaşamanın bir yolunu bulmuş olsalardı,
if they had found: önceden tamamlanmış hayalî bir koşul
if they had found içindeki had found, past perfect yapısıdır: had + find fiilinin üçüncü hâli olan found. Bir yol bulma eylemini doğrulanmış bir geçmiş olay olarak değil, hayal edilen koşulun içinde zaten tamamlanmış bir eylem olarak gösterir. Tamamlanmış koşul, ona bağlı olan sonuçtan önce gelir. Benzer bağlamlarda if + had done, daha önceki bir eylemi zaten bitmiş olarak hayal etmenizi sağlar.
Alıştırma
Hayalî koşulu tamamlamak için find fiilinin past perfect biçimini kullanın: If they ____ the map earlier, they would not be lost now.
Cevabı göster
had found
live in harmony: barış içinde bir arada yaşamak
Live in harmony, dengeli ve iş birliğine dayalı bir ilişki içinde barışçıl biçimde birlikte yaşamak demektir. Burada, birbirleriyle savaşmak veya birbirlerine zarar vermek yerine bir arada yaşamayı öğrenmiş varlıkları anlatır. Harmony yalnızca müzikle ilgili bir sözcük değildir. Aileler, topluluklar, ülkeler veya doğa hakkında kullanıldığında, farklı tarafların ciddi çatışmalar olmadan birlikte yaşaması ya da çalışması anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “barışçıl biçimde bir arada yaşamak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: People from different backgrounds can ____.
Cevabı göster
live in harmony
might stick around for a while: temkinli bir varsayımsal sonuç
Might + fiilin yalın hâli, sonucu kesin değil olası bir durum olarak gösterir. Buradaki might stick around, konuşanın kalabileceğini ama kesinlikle kalacağına söz vermediğini anlatır. Stick around, “bir yerde kalmaya devam etmek” anlamında gündelik bir ifadedir; for a while ise “bir süre” demektir. Vurgulanan bölümün tamamı geçici ve belirsiz bir sonucu ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın kalabileceğini ancak bundan emin olmadığını anlatır?
- If the café stays quiet, I must stick around for a while.
- If the café stays quiet, I might stick around for a while.
- If the café stays quiet, I would definitely stick around for a while.
Cevabı göster
If the café stays quiet, I might stick around for a while.
I'd be searching high and low for any signs of life."
1:43herhangi bir yaşam belirtisi için köşe bucak arıyor olurdum."
would + be + -ing: varsayımsal sonuçtaki sürerlik yapısı
Bu sözlü formülde plus, “ardından gelir” demektir: would + be + fiil-ing; örneğin would be searching. Would sözcüğünden sonra yalın biçimde be gelir ve be, fiilin -ing biçimiyle birleşerek sürerlik yapısını oluşturur. Varsayımsal bir sonuçta would be + fiil-ing, bir etkinliğin hayal edilen anda devam etmekte olduğunu gösterir. -ing biçimi tek başına isim görevi görmez; be + fiil-ing yapısının parçasıdır.
Alıştırma
Would + be + fiil-ing yapısını study ile tamamlayın: If I had a quiet room right now, I ____ for the test.
Cevabı göster
would be studying
Yusuf wants to show that this is an ongoing activity with no clear beginning or end, Kelime
1:55Yusuf bunun net bir başlangıcı veya bitişi olmayan devam eden bir aktivite olduğunu göstermek istiyor,
ongoing activity with no clear beginning or end: zaman sınırları vurgulanmayan devam eden etkinlik
ongoing activity ifadesi, etkinliği devam eden bir süreç olarak gösterir. with no clear beginning or end, konuşanın etkinliğin tam olarak ne zaman başlayıp bittiğini belirtmek yerine devam eden sürece odaklandığını anlatır. Burada bu açıklama would be searching ifadesinin etkisini açıklar: would be + fiil-ing, hayal edilen arama eylemini zaman içinde gelişen bir süreç olarak sunar. Bu, etkinliğin kalıcı olduğu veya kelimenin tam anlamıyla başlangıcı ve sonu bulunmadığı anlamına gelmez; yalnızca bu zaman sınırları odak noktası değildir.
Alıştırma
Bu dil bilgisi açıklamasında ongoing activity with no clear beginning or end ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- başından sonuna tamamlanmış olarak sunulan bir etkinlik
- düzenli olarak gerçekleşen ancak şu anda devam etmeyen bir etkinlik
- zaman sınırları vurgulanmadan devam ettiği düşünülen bir etkinlik
Cevabı göster
zaman sınırları vurgulanmadan devam ettiği düşünülen bir etkinlik
He also uses the past continuous in the if clause. Kelime
2:04Ayrıca if cümleciğinde geçmiş zamanın hikayesini (past continuous) kullanıyor.
the past continuous in the if clause: if yan cümlesinde past continuous
Past continuous yapısı was/were + fiil-ing biçimindedir. In the if clause, bu yapının If they were fighting örneğindeki gibi if ile başlayan yan cümlede yer aldığını belirtir. Bu varsayımsal yapıda past continuous, hayal edilen bir eylemi zaten sürmekte olan bir durum veya devam eden arka plan olarak sunar. Geçmiş zaman biçimi durumun varsayımsal olduğunu göstermeye yardımcı olur; bu nedenle tek başına eylemin gerçekten geçmişte gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
If yan cümlesini work fiilinin past continuous biçimiyle tamamlayın: If they ____ all night, they would be tired.
Cevabı göster
were working
"If they were fighting wars and destroying the planet,
2:08"Eğer savaşlar yapıyor ve gezegeni yok ediyorlarsa,
he wants to show that these are ongoing activities with no clear beginning or end,
2:14bunların net bir başlangıcı veya bitişi olmayan devam eden aktiviteler olduğunu göstermek istiyor,
and the past continuous is ideal for that.
2:20ve geçmiş zamanın hikayesi (past continuous) bunun için ideal.
here's another shocker: sıradaki şaşırtıcı noktayı tanıtmak
Here's another shocker, sıradaki bilgiyi şaşırtıcı bir şey olarak sunar. Here's, here is ifadesinin kısaltmasıdır; another ise daha önce en az bir şaşırtıcı noktanın geçtiğini gösterir. Bu cümlede shocker, gerçekten korkutucu veya felaket niteliğinde bir haber olmak zorunda değildir; eğlenceli bir abartıdır. Bu kısa söz merak uyandırır ve dinleyiciyi konuşmacının sıradaki ana noktasına taşır.
Alıştırma
Bu ifadeyi değerlendirin: Örnekte shocker mutlaka gerçekten korkutucu veya felaket niteliğinde bir haber demektir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
He uses the past perfect in the if clause. Kelime
2:26If cümleciğinde miş'li geçmiş zaman (past perfect) kullanıyor.
the past perfect in the if clause: if + had + fiilin üçüncü hâli
Past perfect, had + fiilin üçüncü hâli yapısındadır. In the if clause, bu yapının koşulu belirten if yan cümlesinde bulunduğu anlamına gelir; if they had found ve if it hadn't been destroyed buna örnektir. Burada bu yapı, koşulu hayalî bir durum olarak ve bulma ya da yok edilme olayını olası sonuçtan önce tamamlanmış olarak sunar. Yalnızca if yan cümlesine bakarak bütün cümleyi third conditional diye sınıflandırmayın. Ana cümleyi ve söz edilen zamanı da kontrol edin; sonuç geçmişe, şimdiye veya geleceğe yönelik olabilir.
Alıştırma
If yan cümlesini find fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: If the team ____ a sponsor, it could compete next month.
Cevabı göster
had found
I'd stay there for days, months, or even years."
2:32orada günlerce, aylarca ve hatta yıllarca kalırdım."
he will stay there for days, months, or years.
2:43orada günlerce, aylarca veya yıllarca kalacaktır.
I hear you say: dinleyicinin sorusunu önceden dile getirmek
I hear you say ifadesinde konuşmacı gerçek bir kişiyi duyduğunu iddia etmez. Bu ifade, But why the past perfect? sorusunu dinleyicilerin muhtemelen aklından geçirdiği bir soru olarak sunar. Bu, sözbilimsel bir ara sözdür: konuşmacı dinleyicilerin hayal edilen tepkisini kısa süreliğine dile getirir, konuşma havası yaratır ve ardından doğal biçimde açıklamaya geçer.
Alıştırma
I hear you say bu cümlede ne işlev görür?
- Konuşmacının dinleyicilerin soracağını hayal ettiği bir soruyu sunar.
- Konuşmacının yakındaki birinden gerçekten duyduğu sözleri aktarır.
- Dinleyicilerden soruyu yüksek sesle tekrarlamalarını ister.
Cevabı göster
Konuşmacının dinleyicilerin soracağını hayal ettiği bir soruyu sunar.
it's because when we're talking about unreal or imaginary situations, Dilbilgisi
2:51çünkü gerçek dışı veya hayali durumlardan bahsederken,
when we're talking about unreal or imaginary situations: açıklamanın kapsamını belirlemek
When we're talking about X, açıklamanın kapsamını belirleyen bir kalıptır. Burada X, unreal or imaginary situations olduğundan yan cümle, ardından gelen dil bilgisi açıklamasının hangi tür anlama sahip durumlar için geçerli olduğunu gösterir. Gerçek dışı veya hayalî durumlar, gerçek olmayan durumlar olarak sunulur; varsayımsal, arzu edilen ya da kurgulanmış olabilirler. Bunlar yalnızca geçmişteki olaylar değildir. Bu nedenle sonraki zaman açıklaması, geçmişteki her olay için geçerli bir kural olarak görülmemelidir.
Alıştırma
Vurgulanan yan cümle açıklamada ne işlev görür?
- Ardından gelen açıklamayı gerçek dışı veya hayalî durumlarla sınırlar.
- Geçmişteki her olayın gerçek dışı olduğunu söyler.
- Konuşmacının konuşmaya başladığı kesin zamanı verir.
Cevabı göster
Ardından gelen açıklamayı gerçek dışı veya hayalî durumlarla sınırlar.
shift the tense back: gerçek dışılığı göstermek için daha geçmiş bir biçim kullanmak
Shift the tense back, genellikle fiili geçmişe bir adım daha yakın bir biçime getirmek demektir. Bu derste bu değişiklik, hayalî veya gerçek dışı bir durumu belirtmeye yardımcı olur. Back gerçek zamanın geriye gitmesini değil, dil bilgisi biçiminin değişmesini anlatır. Örneğin geniş veya şimdiki zaman biçimi geçmiş zaman biçimine, present perfect ise past perfect biçimine geçebilir. Hangi kaydırmanın gerektiğini kullanılan yapı belirler.
Alıştırma
Bu dil bilgisi açıklamasında shift the tense back ne anlama gelir?
- her fiili edilgen çatıya çevirmek
- olayı gerçekten daha erken bir zamana taşımak
- gerçeklikle arasındaki mesafeyi göstermek için geçmişlik özelliği daha güçlü bir fiil biçimi kullanmak
Cevabı göster
gerçeklikle arasındaki mesafeyi göstermek için geçmişlik özelliği daha güçlü bir fiil biçimi kullanmak
So the present perfect becomes the past perfect. Dilbilgisi
2:59Böylece yakın geçmiş zaman (present perfect) miş'li geçmiş zaman (past perfect) olur.
present perfect, past perfect olur: has/have done, had done biçimine dönüşür
Present perfect, has/have + past participle yapısını kullanır. Past perfect ise had + past participle yapısını kullanır. Bu nedenle has found veya have found, had found biçimine dönüşür; past participle aynı kalır. Bu hayalî bağlamda tamamlanmışlık anlamı korunur, ancak had bu anlama gerçek dışı kalıbın gerektirdiği daha geçmiş biçimi verir. Bu, bağlama bağlı bir kaydırmadır; her present perfect yapısının her zaman değişmesi gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Has finished ifadesini past perfect biçimine çevirin: If she ____ the project on time, the team would have celebrated.
Cevabı göster
had finished
"If they had found a way to live in harmony,
3:05"Eğer uyum içinde yaşamanın bir yolunu bulmuş olsalardı,
And if these strange beings have found a way to solve things like war and pollution,
3:14Ve eğer bu tuhaf varlıklar savaş ve kirlilik gibi şeyleri çözmenin bir yolunu bulmuşlarsa,
back to you: konuşma sırasını geri vermek
Back to you bir söz devretme ifadesidir: konuşan kişi sözünü bitirir ve sırayı daha önce konuşan ya da programı yöneten kişiye geri verir. Bu cümlede interviewer, konuşmaya kimin devam edeceğini belirtir. Buradaki back, fiziksel bir geri hareketi değil, konuşmanın veya programın akışının önceki konuşmacıya dönmesini anlatır. Bu ifade, dinleyenin sırada konuşmayı kimin yöneteceğini anlamasına yardım eder.
Alıştırma
Bir muhabir canlı bağlantısını bitirdi ve stüdyo sunucusu Nina'nın devam etmesini istiyor. Doğal söz devretme cümlesi hangisidir?
- Back to you, Nina.
- Go backwards, Nina.
- I am returning beside you, Nina.
Cevabı göster
Back to you, Nina.
now it's time for you to boldly go where few have gone before. Kültür
3:25şimdi sizin için daha önce çok az kişinin gittiği yerlere cesurca gitme zamanı.
to boldly go where few have gone before: bilim kurgu çağrışımı
To boldly go where few have gone before sözleri, Star Trek ile ilişkilendirilen ünlü bir sözü çağrıştırır: to boldly go where no one has gone before. Bu bağlantı cümleye uzay keşfi ve bilim kurgu havası verir. Konuşan kişi, dinleyicinin atacağı sonraki adımı bilinmeyene doğru bir macera gibi eğlenceli biçimde sunar. Sadece bir yere gitme veya yeni bir şey deneme talimatından daha dramatik ve cesaret vericidir.
Alıştırma
To boldly go where few have gone before burada nasıl bir etki oluşturuyor?
- Tanıdık bir yere yürüyerek geri dönme emri
- Konuşmayı bitirdiği için sakin bir özür
- Bilinmeyeni keşfetmeye yönelik eğlenceli bir bilim kurgu havası
Cevabı göster
Bilinmeyeni keşfetmeye yönelik eğlenceli bir bilim kurgu havası
If you woke up 1,000 years in the future and you were the last person alive,
3:33Gelecekte 1.000 yıl sonra uyansaydınız ve hayatta kalan son insan siz olsaydınız,
If you found a city full of strange alien beings,
3:41Eğer tuhaf uzaylı varlıklarla dolu bir şehir bulsaydınız,
run wild: sınır ya da kontrol olmadan gelişmek
Run wild, sınır veya kontrol olmadan gelişmek ya da hareket etmek anlamına gelen bir deyimdir. Burada gerçek anlamda koşmaktan söz edilmez. Imagination ile kullanıldığında anlamı olumludur: Let your imagination run wild, birini özgürce ve yaratıcı biçimde düşünmeye teşvik eder. Başka öznelerle kullanıldığında aynı deyim, bir şeyin kontrolden çıkmasını anlatabilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “For this drawing, let your imagination run wild.” run wild ne anlama gelir?
- her düşünceyi sıkı biçimde kontrol etmek
- dışarıda çok hızlı koşmak
- özgürce ve yaratıcı biçimde düşünmek
Cevabı göster
özgürce ve yaratıcı biçimde düşünmek