Kahve İçtiğinizde Beyniniz: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu animasyon kafeinin kandan beyne ilerleyişini izliyor; tolerans, yoksunluk, adrenalin, dopamin, aşırı doz ve yarı ömrü açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “works its way through” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: kafeinin aşamalı yolculuğu veya bir rota, sistem ya da süreçte ilerleme için hareket mecazını kullanın. 2. “just to a lesser degree.” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: iki mekanizmayı ilişkilendirirken ikincisinin gücünü açıkça sınırlayın. 3. “half-life” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: bir maddenin yarısı kalana dek geçen süreyi belirten bilimsel terimi anlayarak doz ve metabolizma açıklamalarını izleyin.
Bu derste
it's easy to understand why coffee is the second most traded commodity Dilbilgisi
0:01kahvenin neden dünyada en çok ticareti yapılan ikinci ürün olduğunu anlamak kolay,
With its stimulating effects ile gerekçe sunmak
Burada With its stimulating effects, cümle başında kullanılan bir with + isim öbeğidir. Ana yargıyı anlaşılır kılan bir durumu sunar; bu bağlamda anlamı ‘kahvenin uyarıcı etkileri olduğu için’ ifadesine yakındır, ‘etkileriyle birlikte’ değildir. Bu kalıp, açıklayıcı metinlerde ana cümleden önce arka planı veya nedeni kısa biçimde vermeyi sağlar. with sonrasındaki isim öbeğinde çekimli fiil yoktur: its bir belirleyicidir ve stimulating, effects sözcüğünü niteleyen sıfat görevli bir ortaçtır; devam eden bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
‘Kasabanın gökyüzü açık olduğu için’ anlamını veren kısa bir with + isim öbeğiyle cümleyi tamamlayın: ____, this town is ideal for stargazing.
Cevabı göster
With its clear skies
The second most traded commodity: the + sıra sayısı + most sıralaması
Bu ifade, the + sıra sayısı + most + geçmiş zaman ortacı biçimindeki sıfat + isim sıralama kalıbını izler. Second sırayı belirtirken most traded, emtianın ne ölçüde ticarete konu olduğunu gösterir. Bir bütün olarak the second most traded commodity, ticaret hacmine göre ikinci sıradaki emtia demektir. After oil, birinci sıradaki ürünün petrol olduğunu belirtir. İfade, emtianın ikinci kez alınıp satıldığı veya bir dizideki ikinci ürün olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bisiklete binmenin popülerlikte yürüyüşün ardından ikinci sırada olduğunu anlatacak şekilde sıralama ifadesini tamamlayın: In our survey, cycling was ____ activity after walking.
Cevabı göster
the second most popular
keeps us awake and moving: bizi uyanık ve aktif tutmak
keep + nesne + tümleç yapısında keep, ‘birinin veya bir şeyin belirli bir durumda kalmasını ya da bir faaliyeti sürdürmesini sağlamak’ anlamına gelir. Burada us nesnedir; awake devam eden durumu anlatan bir sıfat, moving ise devam eden faaliyeti anlatan bir -ing biçimidir. İki tümleç and ile bağlanır. Buradaki moving, gün boyunca aktif kalıp devam etmek anlamındadır; ‘duygulandırıcı’ anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle müziğin insanların enerjik kalmasına ve egzersize devam etmesine yardımcı olduğunu ifade eder?
- The music keeps us from moving.
- The music keeps us energized and moving.
- The music is moving.
Cevabı göster
The music keeps us energized and moving.
a chemical called adenosine: adenozin adı verilen bir kimyasal
Geçmiş zaman ortacı öbeği called adenosine, a chemical ifadesinden sonra gelir ve kimyasalın adını belirtir. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: a chemical called adenosine, a chemical that is called adenosine anlamına gelir. Called edilgen anlam taşır çünkü adı alan şey kimyasaldır. Cümlenin ana fiili değildir; ana fiil accumulates sözcüğüdür.
Alıştırma
Cümleyi 'that is called' ifadesinin kısa biçimiyle tamamlayın: We use an app ____ Trail Guide to plan our hikes.
Cevabı göster
called
which makes sense as the longer you're awake,
0:24Bu da gayet mantıklıdır; ne kadar uzun süre uyanık kalırsanız,
the more ..., the more ... karşılaştırma yapısı
Eşleşmeli karşılaştırma yapısı the more X ..., the more Y ... iki değişimi birbirine bağlar: ilk cümlecikteki miktar veya derece arttıkça ikinci cümlecikteki miktar veya derece de artar. Burada daha fazla adenozin, beynin daha fazla yorgunluk hissetmesiyle ilişkilidir. İlk the more öbeği değişen koşulu, ikincisi ise buna karşılık gelen sonucu verir. İlk cümlecikteki there is, ne kadar adenozin bulunduğunu ifade eder; iki the de normal belirli tanımlık değil, karşılaştırma yapısının parçasıdır.
Alıştırma
Eşleşmeli karşılaştırma cümlesini tamamlayın: ____ you practice, ____ confident you become.
Cevabı göster
The more · the more
is incredibly similar to adenosine in structure. Kalıp ifadeler
0:35yapı bakımından adenozine inanılmaz derecede benzediği ortaya çıkıyor.
it turns out that ifadesi
It turns out that daha sonra keşfedilen, doğru olduğu kanıtlanan veya önceki bilgiler ışığında şaşırtıcı olan bir gerçeği tanıtır. Burada yeni bir açıklamaya geçildiğini gösterir: kafein yapısal olarak adenozine benzer. it sözcüğü biçimsel öznedir; asıl gerçek that ile başlayan cümlecikte yer alır. Bu ifade, önceki bir varsayım veya cevapsız sorudan gerçek bulguya geçerek bilgiyi düzenler ve ilerletir.
Alıştırma
Sonradan keşfettiğimiz anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: ____ the missing file was in the archive folder.
Cevabı göster
It turns out that
similar to X in Y: Y bakımından X'e benzer
similar to X in Y kalıbı iki şeyi gösterir: neyle karşılaştırma yapıldığını ve hangi özelliğin karşılaştırıldığını. Burada to adenosine karşılaştırma hedefinin adenozin olduğunu, in structure ise ortak özelliğin moleküler yapı olduğunu belirtir. Bu ifade, kafein ile adenozinin her yönden benzer olduğunu söylemez. Standart İngilizcede similar sözcüğünden sonra karşılaştırma hedefini belirtmek için normalde to kullanılır.
Alıştırma
similar to X in Y kalıbını tamamlayın: This new phone is ____ the older model ____ size.
Cevabı göster
similar to · in
work one's way through: adım adım ilerlemek
Work one's way through, bir yerin veya sistemin içinden ya da bir grup görev boyunca genellikle adım adım ilerlemek demektir. Burada kafein, kan dolaşımında yavaş yavaş ilerliyormuş gibi anlatılır; work bir işte çalışmak anlamına gelmez. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: works its way içinde its, worked her way içinde her ve work their way içinde their kullanılır. Through, geçilen yolu veya sırayla ilerlenen şeyleri tanıtır.
Alıştırma
work one's way through ifadesinin geçmiş zamanını kullanın ve iyelik sözcüğünü Maya ile uyumlu yapın: Maya slowly ____ the crowded hallway.
Cevabı göster
worked her way through
meaning its calming properties are diminished: sonuç eklemek
Burada meaning, önceki durumun tamamının doğrudan sonucunu veren bir -ing yan cümlesi başlatır: adenozin artık bağlanamaz. Yapı, bunun sonucunda sakinleştirici özelliklerinin azalması şeklinde anlaşılabilir. meaning sözcüğünün örtük öznesi önceki olgudur; mesaj ileten bir kişi değildir. Bu kalıp, yeni ve tam bir cümle başlatmadan sonuç eklemenizi sağlar: statement, meaning + clause. its calming properties are diminished ifadesinde are diminished edilgen yapıdadır ve azalmış bir durumu anlatır.
Alıştırma
Sonucu eklemek için cümleyi mean fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The road is closed, ____ we need to take another route.
Cevabı göster
meaning
your brain responds by creating more adenosine receptors,
0:56beyniniz daha fazla adenozin reseptörü üreterek karşılık verir,
elicit the same response: aynı tepkiyi ortaya çıkarmak
Elicit a response, bir tepkiye yol açmak, tepkiyi tetiklemek veya ortaya çıkarmak demektir. Burada response, kafeinin daha önce oluşturduğu aynı uyarıcı etkidir; bu yüzden artık bu etkiyi oluşturmak için daha fazla kafein gerekir. Elicit geçişli bir fiildir: something elicits a response from someone or something. elicit + response/reaction/answer kalıbı özellikle tepkinin gözlemlendiği veya ölçüldüğü durumlarda yaygındır.
Alıştırma
Ortaya çıkarmak anlamına gelen ve cümleyi doğru tamamlayan fiili seçin: The interviewer asked an open-ended question to ___ a detailed response.
- illicit
- elicit
- conceal
Cevabı göster
elicit
It also means that when you try to quit drinking coffee Dilbilgisi
1:03Bu aynı zamanda kahveyi bırakmaya çalıştığınızda
and feel more tired than you would have Dilbilgisi
1:08ve kendinizi daha yorgun hissedebileceğiniz anlamına gelir;
quit drinking coffee: quit + -ing biçimi
quit drinking coffee ifadesinde quit, devam eden bir alışkanlığa son vermek anlamına gelir. Drinking, quit fiilinin tümleci olarak kullanılan bir -ing biçimidir; coffee ise drinking fiilinin nesnesidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp quit + isim veya quit + -ing biçimidir. try to quit içinde to quit, try fiilini tamamlar; bırakılan eylem yine quit sonrasında -ing biçiminde gelir.
Alıştırma
Cümleyi quit ve check sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: I wanted to focus, so I ____ my phone during homework time.
Cevabı göster
quit checking
sağlık bağlamında withdrawal symptoms
Withdrawal symptoms, kişi vücudunun alıştığı bir maddeyi bıraktığında veya azalttığında ortaya çıkabilen fiziksel ya da zihinsel etkileri anlatan bir sağlık terimidir. Burada, düzenli kafein alımının atlanması veya bırakılması sonrasında görülebilecek etkileri anlatır; normalden fazla yorgunluk bunlardan biri olarak verilir. Withdrawal, symptoms sözcüğünü niteler; dolayısıyla ifade para çekme, bir şeyi geri alma veya insanlardan uzak durma eylemini değil, kullanımı bırakmanın ya da azaltmanın yol açtığı belirtileri anlatır. İfade tek başına hangi belirtilerin ortaya çıkacağını veya bunların ne kadar ciddi olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Bir kişi normalde her gün birkaç fincan kahve içiyor. Birden bıraktıktan sonra baş ağrısı ve alışılmadık bir yorgunluk yaşıyor. Bu etkileri en iyi hangi terim açıklar?
- side effects
- withdrawal symptoms
Cevabı göster
withdrawal symptoms
than you would have: karşılaştırmada atılan felt
than you would have before you ever drank coffee ifadesinde would have bir yardımcı fiil grubudur. Ana fiil felt, feel more tired ifadesinden anlaşılabildiği için atılmıştır. Karşılaştırmanın tam hâli feel more tired than you would have felt before you ever drank coffee şeklindedir. Cümle, şimdiki yorgunluğu varsayımsal bir geçmiş ölçütle, yani kahve içmeye başlamadan önce hissedeceğiniz yorgunlukla karşılaştırır. Anlam açık olduğunda İngilizcede yardımcı fiilden sonra tekrarlanan fiil sık sık atılır.
Alıştırma
Atılan fiili açıkça gösteren seçeneği seçin.
- feel more tired than you would have felt before you ever drank coffee
- feel more tired than you would have had before you ever drank coffee
- feel more tired than you would feel before you ever drank coffee
Cevabı göster
feel more tired than you would have felt before you ever drank coffee
doesn't stop there: daha fazla bilgiye geçiş
doesn't stop there ifadesindeki there bir yeri belirtmez. İfade, “anlatılanlar bununla sınırlı değil” veya “açıklanacak başka etkiler de var” anlamına gelir. Bir geçiş ifadesi olarak kullanılır: konuşan kişi bir noktayı bitirir ve sırada başka bir nokta olduğunu bildirir. Başka bir sonuç, sorun veya yarar eklerken aynı kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi “eklenecek daha fazla şey var” anlamındaki geçiş ifadesiyle tamamlayın: “This plan saves time, but it ____. Next, it also saves money.”
Cevabı göster
doesn't stop there
fight or flight: tehdide verilen otomatik tepki
Bu cümlede fight or flight, bedenin algılanan bir tehlikeye verdiği otomatik stres tepkisini anlatır. Fight tehditle yüzleşmek, flight ise tehditten kaçmak demektir; birlikte bir tepki biçimini adlandırırlar, kişiden seçim yapmasını isteyen bir soru oluşturmazlar. Burada ifade, bu tepkiyle ilişkili bir hormonu günlük bir dille tanımlar. Sağlık veya psikoloji dilindeki daha eksiksiz ve yaygın terim fight-or-flight response şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi, bedenin tehdide verdiği otomatik tepkiyi anlatan standart kısa çizgili terimle tamamlayın: A sudden threat can activate the ____ response.
Cevabı göster
fight-or-flight
get your blood pumping: gerçek kan dolaşımı ve enerjik heyecan
Bu cümlede gets your blood pumping esas olarak gerçek anlamdadır: hormon, kanın daha etkin biçimde dolaşmasını sağlar. Yapı get + someone or something + an -ing action şeklindedir. Burada your blood etkilenen şeydir; pumping ise gerçekleşmesi sağlanan hareketi anlatır. Günlük konuşmada get someone's blood pumping, bir kişiye enerji vermek veya onu heyecanlandırmak anlamına da gelebilir. Egzersiz, hareketli müzik, gerilim ya da heyecan verici bir etkinlik bu mecazi etkiyi yaratabilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: "The roller coaster got my blood pumping." got my blood pumping büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Beni son derece öfkelendirdi.
- Bana fiziksel enerji ve heyecan verdi.
- Kendimi uykulu ve sakin hissetmeme yol açtı.
- Kanamama yol açtı.
Cevabı göster
Bana fiziksel enerji ve heyecan verdi.
opens up + nesne: erişimi kolaylaştırmak
Burada opens up, “genişletir ve tıkanıklığı azaltır” anlamına gelir. your airways nesnesi etkilenen geçitleri belirtir; sonuç olarak hava bu geçitlerden daha kolay geçebilir. Open up, anlamı nesnesine ve bağlama göre değişen bir öbek fiildir. Bir geçit, alan veya fırsatla kullanıldığında genellikle “daha açık, kullanılabilir ya da erişilebilir hâle getirmek” demektir; burada “özel duygularını paylaşmaya başlamak” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Kullanılabilir veya erişilebilir hâle getirmek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: “A scholarship can ____ new opportunities for a student.”
Cevabı göster
open up
just to a lesser degree: aynı etki, daha düşük yoğunluk
Just to a lesser degree, exact same thing ifadesini sınırlar: aynı tür etki veya süreç vardır, ancak bunun gücü ya da kapsamı daha düşüktür. Lesser, birbirinden ayrı şeylerin sayısını değil, dereceyi anlatır. Burada just, “yalnızca” veya “sadece” anlamındadır. Bu ifadenin ana cümleden sonra eklenmesi karşılaştırmayı sınırlar ve same thing sözünün “her açıdan eşit” olarak anlaşılmasını önler.
Alıştırma
Bu cümlede “just to a lesser degree” ne anlama gelir: “The new filter removes the same pollutants, just to a lesser degree”?
- Daha az sayıda kirletici türünü giderir.
- Kirleticileri tamamen farklı bir süreçle giderir.
- Aynı kirleticileri giderir, ancak bunu daha az etkili biçimde yapar.
Cevabı göster
Aynı kirleticileri giderir, ancak bunu daha az etkili biçimde yapar.
Ek bir destek gerekçesi olarak after all
Bu cümlede after all, bunun bir uyuşturucu madde olduğu iddiasına dönerek konuşanın zaten açık veya hatırlanmaya değer gördüğü bir gerekçe ekler. Yaklaşık olarak “bu gerçeği hatırlayınca” ya da “çünkü gerçek bu” anlamına gelir. Cümlenin sonunda kullanıldığında, az önce söylenen ifadeyi açıklayan veya savunan kısa bir ek gerekçe olur. Bir şeyin zaman sırasına göre en son gerçekleştiğini anlatmaz.
Alıştırma
En uygun ifadeyi seçin: “We can ask Lena for help; she knows the system, ___.”
- after all
- from now on
- at last
Cevabı göster
after all
lethal dose: ölüme yol açabilecek miktar
Burada lethal dose, bir maddenin ölüme yol açabilecek miktarı demektir. Lethal olası sonucu, dose ise fincanın veya paketin büyüklüğünü değil, vücuda alınan madde miktarını anlatır. Bu ifade genellikle kilogram başına miligram gibi vücut ağırlığına dayalı bir hesaplamayla birlikte kullanılır. Sıradan yan etkilerden çok daha ciddi bir risk düzeyini gösterir; ancak verilen sayı yine de bir tahmindir ve her kişide aynı sonucu garanti etmez.
Alıştırma
Bir güvenlik kılavuzu, bir kimyasalın ölüme yol açabilecek miktarını belirtiyor. Hangi terim en uygundur?
- a lethal dose
- a toxic dose
- an overdose
Cevabı göster
a lethal dose
if you weigh ... you would require: varsayılan girdi ve hesaplanan sonuç
“if you weigh 70 kg” bölümünde geniş zaman, hesaplama için varsayılan bir girdi sunar. Dinleyicinin gerçekten 70 kg olduğunu iddia etmez. “you would require ... to overdose”, o durum için hesaplanan sonucu verir: kişinin aşırı doz alması için tüketmesi gereken kafein miktarıdır. Burada would geçmişteki bir alışkanlığı değil, varsayımsal sonucu belirtir; require fiilinin öznesi ise you’dur.
Alıştırma
Hesaplama bildiren koşul cümlesini geniş zamanlı girdi ve tahmini sonuçla tamamlayın: If a parcel ____ 10 kg, shipping ____ cost $25.
Cevabı göster
weighs · would
Put into perspective: ölçeği gösteren bir geçiş
Put into perspective, soyut bir sayıdan dinleyicinin büyüklüğü değerlendirmesine yardımcı olan tanıdık bir ölçüte geçildiğini bildirir. Ardından gelen kahve karşılaştırması, miligram cinsinden kafein dozunu yaklaşık fincan sayısına dönüştürür. Burada ifade, To put that into perspective sözünün kısaltılmış bir konuşma geçişidir. Önceki sayıyı ardından gelen karşılaştırmaya bağlayarak açıklamayı düzenler; bir şeyi gerçekten bir yere koyma talimatı değildir.
Alıştırma
Konuşmacı kahve karşılaştırmasını vermeden önce Put into perspective diyerek ne yapıyor?
- Tanıdık bir karşılaştırmayla soyut bir miktarı değerlendirmeyi kolaylaştırmak
- Miktarın yalnızca kişisel bir görüş olduğunu söylemek
- Kahveyi fiziksel olarak taşıma talimatı vermek
Cevabı göster
Tanıdık bir karşılaştırmayla soyut bir miktarı değerlendirmeyi kolaylaştırmak
making it effectively impossible to... yapısı
Burada making bir sonuç yan cümlesi başlatır: daha önce anlatılan durumun tamamı —bütün fincanları bir kerede içmek zorunda olmak— ardından gelen sonuca yol açar. Making’in örtük öznesi cups veya caffeine değil, önceki durumun tamamıdır. Kalıp make + it + sıfat + to’lu mastardır. It biçimsel bir nesnedir; asıl içerik to overdose on caffeine from coffee ile verilir. Effectively “pratikte” anlamına gelir; dolayısıyla burada mutlak bir mantıksal imkânsızlıktan değil, uygulamadaki imkânsızlıktan söz edilir.
Alıştırma
Cümleyi, eski bağlantının tekrar kullanılamayacağını belirten bir sonuç yan cümlesiyle tamamlayın: “The password reset link expired after ten minutes, ____ to use it again.”
Cevabı göster
making it impossible
half-life: yarı ömür
Half-life, bir maddenin miktarının veya yoğunluğunun mevcut değerinin yarısına düşmesi için gereken süredir. Bu cümlede yarı ömrün yaklaşık altı saat olması, altı saat sonra kafeinin yaklaşık yarısının kaldığı anlamına gelir. Yarıya düşme tekrarlanır: iki yarı ömür sonunda yaklaşık dörtte bir kalır. Bu nedenle terim “bir maddenin toplam ömrünün yarısı” anlamına gelmez ve tek bir yarı ömürden sonra maddenin tamamen yok olduğunu da belirtmez.
Alıştırma
“A medicine has a half-life of 4 hours” cümlesinde şu anda 80 mg bulunmaktadır. 8 saat sonra yaklaşık ne kadar kalır?
- 20 mg
- 40 mg
- 0 mg
Cevabı göster
20 mg
leaving more room for: sonrasında gelecekler için kapasite bırakmak
Leave room for, biri ya da bir şey için alanı, zamanı, kapasiteyi veya bir olasılığı kullanılabilir durumda tutmak demektir. Burada room mecazidir: daha az kafein, adenozinin yeniden etkili olması için daha fazla fırsat yaratır. More, bu fırsatın öncekine göre arttığını gösterir. Leaving, önceki fikrin sonucunu ekleyen bir -ing yan cümlesidir. Bu kalıp, bir durumun başka bir şey için kapasite ya da fırsat oluşturduğunu gösterir: ifade + leaving room for + isim.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “bir miktar kapasiteyi kullanılabilir durumda tutmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Don't fill every hour of the plan; ____ unexpected delays.
Cevabı göster
leave room for
jump back into action: hızla yeniden faaliyete geçmek
Jump back into action, bir duraklama veya kesintiden sonra yeniden çalışmaya ya da etkili olmaya başlamak demektir. Back, önceki etkin duruma dönüşü belirtirken jump bu dönüşü hızlı ve canlı gösterir. Cümle, adenozini birden harekete geçen bir oyuncuymuş gibi kişileştirir. Gerçek bir sıçrama yoktur; ifade, adenozinin yeniden etkisini göstermeye başlayabileceği anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “hızla yeniden çalışmaya başladı” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the technician reset the server, it ____ and handled requests again.
Cevabı göster
jumped back into action
which is why you may reach for another cup Kalıp ifadeler
2:34İşte bu yüzden bir fincan kahveye daha uzanabilirsiniz:
reach for another cup: neredeyse otomatik bir seçim
Burada reach for another cup, uyarıcı etki azalırken neredeyse otomatik olarak bir fincan kahve daha seçip almak anlamına gelir. Yalnızca eli bir yöne uzatmaktan daha fazlasını anlatır. Kalıp reach for + şey biçimindedir. for edatı, hareketi kişinin almaya çalıştığı veya almaya karar verdiği şeye bağlar; reach for the phone, a snack veya medicine örneklerinde olduğu gibi.
Alıştırma
Neredeyse otomatik olarak bir kahve daha seçip almak anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: When my energy drops after lunch, I often ____ to stay awake.
Cevabı göster
reach for another cup
the buzz: kısa süreli bir kafein etkisi
Burada the buzz, kafeinin yol açtığı kısa süreli uyanıklık, heyecan veya hafif uyarılma hissidir. buzz bir vızıltı sesini de anlatabilse de drink up ve while it lasts, burada hissedilen geçici bir etkiden söz edildiğini gösterir. Bir buzz hissine neyin yol açtığı bağlama bağlıdır. Heyecan, kafein, alkol veya başka bir şeyden kaynaklanabilir; bu nedenle buzz otomatik olarak sarhoş olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
"The coffee gave Maya a quick buzz before class," cümlesinde buzz ne anlama gelir?
- Kısa süreli bir enerji veya uyarılma hissi
- Yüksek bir mekanik gürültü
- Derin uyku hâli
Cevabı göster
Kısa süreli bir enerji veya uyarılma hissi
while it lasts: bir şey sona ermeden önce tadını çıkarmak
Bu cümlede it, kafeinin verdiği canlılık hissini belirtir; lasts ise “devam eder” anlamında geçişsiz bir fiildir. while it lasts, “bu etki sona ermeden önceki sınırlı süre boyunca” demektir. Bu ifade, geçici bir avantajın tadını şimdi çıkarmaya yönelik bir davet ya da hatırlatmayı sık sık tamamlar. Güzel hava, tatil, özel fiyat veya kısa süreli enerji artışı için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “geçici avantaj sona ermeden önce” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The free upgrade is only for this week, so enjoy it ____.
Cevabı göster
while it lasts
caffeine is key, so are good deals: aynı özelliği taşıyan yeni bir özne eklemek
İkinci yan cümle, yeni bir öznenin ilk yan cümledeki özneyle aynı özelliğe sahip olduğunu söylemek için so + be + özne dizilimini kullanır. caffeine is key önce “önemli” özelliğini kurar; so are good deals on textbooks ise “ders kitaplarındaki iyi fırsatlar da önemlidir” demektir. Fiil yeni özneden önce gelir ve onunla uyum gösterir. good deals çoğul olduğu için are kullanılır; tekil bir özneyle is kullanılırdı. Daha genel kalıp so + uygun yardımcı fiil veya be + yeni özne şeklindedir.
Alıştırma
İkinci düşünceyi so devrik yapısıyla yeniden yazın: Coffee is expensive, and ____.
Cevabı göster
so are parking fees
So, we've teamed up with slugbooks.com Öbek fiiller
2:46Bu yüzden slugbooks.com ile iş birliği yapıp
team up with: ortak bir hedef için etkin iş birliği
Bu cümlede we've teamed up with, aynı hedef doğrultusunda çalışmak için başka bir kuruluşla güçlerimizi birleştirdiğimiz anlamına gelir. Slugbooks.com yalnızca adı geçen bir site değil, etkin bir iş birliği ortağı olarak sunulur. Kullanılabilir kalıp team up with + kişi veya kuruluş şeklindedir. Up, bu öbek fiilin gerekli bir parçasıdır; with ise iş birliği yapılan tarafı getirir.
Alıştırma
Cümleyi ‘birlikte çalışmaya başladı’ anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The animal shelter ____ a local school to raise money.
Cevabı göster
teamed up with
All you have to do is + fiilin yalın hâli
All you have to do is, ardından gelen şeyi gereken tek eylem veya gereken eylemlerin tamamı olarak sunar. Burada yönergelerin basit ve kolay uygulanabilir görünmesini sağlar. Kalıp All you have to do is + fiilin yalın hâli şeklindedir. Örnekte head ve search, head ... and search ... biçiminde bağlanan iki yalın fiildir. Bu yaygın kalıbın en doğal biçiminde head önüne to eklenmez.
Alıştırma
Cümleyi, eylemi gereken tek adım olarak sunan altı sözcüklü kalıpla tamamlayın: ____ tap the blue icon to open the map.
Cevabı göster
All you have to do is
ders kitaplarının ne kadar pahalı olabileceği
Burada how + sıfat, derece bildiren iç içe bir yan cümle başlatır: how expensive textbooks can be, “ders kitaplarının ne kadar pahalı olabileceği” anlamına gelir. Yan cümlenin tamamı know fiilinin nesnesidir. Bu yapı doğrudan soru değil, iç içe bir yan cümle olduğu için düz cümle sözcük dizilişini korur: textbooks öznesi can be ifadesinden önce gelir. Bu kalıp know, realize veya understand gibi fiillerden sonra dereceyi vurgulamayı sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle know fiilinden sonra iç içe bir how yan cümlesini doğru kullanıyor?
- We know how expensive repairs can be.
- We know how can repairs be expensive.
- We know how expensive can repairs be.
Cevabı göster
We know how expensive repairs can be.
cevabı çok merak edilen önemli soru
Burning question, birinin yanıtını çok güçlü biçimde öğrenmek istediği ve çoğu zaman hemen yanıtlanmasını beklediği önemli bir soruyu anlatan mecazi bir isim öbeğidir. Burning sözcüğü aciliyeti veya merakı güçlendirir; ortada gerçek anlamda yanan bir şey yoktur. Altyazıda bu ifade, soru sorma davetini enerjik ve izleyici dostu bir çağrıya dönüştürür. Yeniden kullanılabilecek kalıplar arasında have veya got a burning question ile my burning question is... bulunur.
Alıştırma
Cümleyi “yanıtını çok güçlü biçimde öğrenmek istediğiniz bir soru” anlamındaki iki sözcüklü deyimle tamamlayın: I have one ____: how did you solve the puzzle so quickly?
Cevabı göster
burning question
you want answered?: want + nesne + geçmiş zaman ortacı
a question (that) you want answered yapısında ilgi zamiri that düşürülmüştür. Question, ilgi yan cümlesindeki örtük nesneye karşılık gelir; bunu tam cümle olan You want the question answered. ile karşılaştırın. want + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, o nesne için istenen sonuca odaklanır. Burada istenen sonuç sorunun yanıtlanmasıdır; soruyu kimin yanıtlayacağı belirtilmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi want ve answer fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: Mia has one question. She ____ it ____ before class ends.
Cevabı göster
wants · answered