Evreni Yok Etmenin Üç Yolu: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Karanlık enerji kozmik genişlemeyi hızlandırıyor gibi. Video Big Rip, ısı ölümü ve Big Crunch ya da Big Bounce'u karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “not only that,” daha güçlü bir gerçeği ekleyen söylem ve retorik işaretidir. Burada genişlemeden genişlemenin hızlanmasına geçer ve yeni kanıtı önceki iddiaya bağlar. 2. “In a nutshell,” gerçek kabuğu değil, kısa özeti bildiren deyimsel ve mecazi bir ifadedir. Karmaşık açıklamadan sonra temel farkı hatırlatır. 3. “wouldn't that be nice?” evet-hayır yanıtı istemeden hafif ironili umut anlatan konuşma edimi ve tutumdur. Gerçekleşmesi belirsiz, arzu edilen sonuçlara uyar.
Bu derste
Sıralama belirteci olarak “First of all,”
“First of all”, sıralı bir açıklamadaki ilk noktayı belirtir. Burada dinleyiciye, daha fazla bilgi eklenmeden önce evrenin genişlemesini temel gerçek olarak kabul etmesi gerektiğini gösterir. Bu ifade fikirlerin akışını düzenler; kelimesi kelimesine “tüm evrendeki ilk şey” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede ifade, bir açıklamanın ilk noktasını sunmak için doğru kullanılmıştır?
- At first, the puzzle seemed impossible, but it became easier.
- First of all, we need to check the facts.
- Finally, we need to check the facts.
Cevabı göster
First of all, we need to check the facts.
Bağımsız bir ekleme bağlayıcısı olarak “not only that,”
“Not only that”, önceki noktayı güçlendiren veya daha çarpıcı hâle getiren ikinci bir nokta ekleyen bağımsız bir bağlayıcı ifadedir. Burada konuşmacı, evrenin genişlediğini söyledikten sonra bu genişlemenin hızlandığını ekler. “That”, önceki ifadenin tamamına gönderme yapar. “That” az önce söylenen içeriği zaten belirttiği için ifadenin devamında “but also” kullanmak gerekmez.
Alıştırma
Hangi devam cümlesinde “not only that” bağımsız bir bağlayıcı olarak doğru kullanılmıştır?
- The app is not only easy to use but also works offline.
- The app is easy to use. Not only that, it works offline.
- The app is easy to use, and it also works offline.
Cevabı göster
The app is easy to use. Not only that, it works offline.
Dark energy is a strange phenomenon that scientists believe permeates the universe.
0:20Karanlık enerji, bilim insanlarının evreni kapladığına inandığı garip bir fenomendir.
we thought that the universe must work a bit like a ball Anlatım akışı
0:27evrenin biraz, gökyüzüne fırlattığınız
a bit like: yaklaşık bir karşılaştırma yapmak
Burada a bit like yaklaşık bir benzetme kurar. Evrenin nasıl işlediğine dair soyut düşüncenin ardından havaya atılan top gibi tanıdık bir görüntü getirerek fikri gözde canlandırmayı kolaylaştırır. A bit, like ile kurulan benzerliğin gücünü sınırlar: iki şey yararlı bir özelliği paylaşır, ancak aynı olarak sunulmaz. Bu kalıp, bir benzetme karmaşık bir fikrin yalnızca bir bölümünü açıkladığında kullanışlıdır.
Alıştırma
“A cloud is a bit like a floating sponge,” cümlesinde a bit like dinleyiciye ne anlatır?
- Bulut, süngerle tamamen aynıdır.
- Bulut, sınırlı bir yönden süngere benzer ama onunla tamamen aynı değildir.
- Konuşan kişi bulutların var olup olmadığından emin değildir.
Cevabı göster
Bulut, sınırlı bir yönden süngere benzer ama onunla tamamen aynı değildir.
but at some point it has to come down again. Öbek fiiller
0:33ama bir noktada tekrar aşağı inmek zorundadır.
come down: daha yüksek bir yerden daha alçak bir yere hareket etmek
Burada come down, “daha yüksek bir yerden daha alçak bir yere hareket etmek” anlamına gelir. Özne olan it, havaya atılan topu gösterir; bu nedenle ifade topun tekrar yere doğru düşmesini anlatır. Aynı geçişsiz yapı, Temperatures can come down. örneğinde olduğu gibi bir düzeyin düşmesini de anlatabilir. Özne kendisi hareket eder veya azalır; come down, düşürülen şeyi doğrudan nesne olarak almaz.
Alıştırma
come down ifadesinin “daha yüksek bir yerden daha alçak bir yere hareket etmek” anlamına geldiği cümleyi seçin.
- The final decision comes down to cost.
- The balloon will come down when the air cools.
- Leo came down with the flu.
Cevabı göster
The balloon will come down when the air cools.
But the expansion of the universe is actually speeding up. Öbek fiiller
0:35Fakat evrenin genişlemesi aslında hızlanıyor.
speeding up: artmakta olan bir hız
Speed up, “daha hızlı hâle gelmek” anlamına gelir. Buradaki is speeding up, genişleme hızının zamanla arttığını belirtir. Şimdiki zamanın sürekli biçimi, bu hızlanmayı yalnızca hızlı bir durum olarak değil, devam eden bir süreç olarak sunar. Speed up nesne almadığında özne ya da süreç kendi kendine hızlanır. speed something up yapısında ise bir kişi veya etken, bir sürecin daha hızlı gerçekleşmesini sağlar. Her iki yapı da boyut veya miktar değişimini değil, hızdaki değişimi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle bir sürecin şu anda daha hızlı hâle geldiğini anlatır?
- The train is getting longer.
- The train is fast.
- The train is speeding up.
Cevabı göster
The train is speeding up.
and watching it fly away faster and faster and faster. Dilbilgisi
0:41gittikçe daha da hızlı bir şekilde uçup gitmesini izlemeye benzer.
faster and faster and faster: süren değişim için yinelenen karşılaştırma biçimleri
Comparative + and + comparative yapısı, tek bir şeyin veya sürecin yavaş yavaş ve sürekli değiştiğini gösterir. Faster and faster, topun hızının devamlı arttığı anlamına gelir; üç farklı nesneyi karşılaştırmaz. Üçüncü faster, isteğe bağlı bir retorik tekrardır. Etkiyi güçlendirir ve hızlanmayı özellikle şaşırtıcı ya da hiç bitmeyecekmiş gibi gösterir. Günlük dilde iki karşılaştırma biçimiyle kurulan faster and faster, yaygın ve yeniden kullanılabilir kalıptır.
Alıştırma
Hangi cümle tek bir sürecin hızının zamanla sürekli arttığını gösterir?
- The train moved faster than the bus.
- The train moved very fast.
- The train moved faster and faster.
Cevabı göster
The train moved faster and faster.
call + nesne + ad: call it dark energy
call it dark energy ifadesinde call, “telefon etmek” değil, “bir şeye ad vermek veya onu belirli bir adla anmak” anlamındadır. Kalıp call + nesne + ad/tümleç şeklindedir: it adlandırılan şeyi, dark energy ise kullanılan adı gösterir. Bir şeyin gerçek niteliği henüz tam anlaşılmamış olsa bile, insanların o şey için kullandığı terimi tanıtırken bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi call + nesne adlandırma kalıbıyla tamamlayın: Scientists do not know what the signal is, so they ____ the blue pulse.
Cevabı göster
call it
astrophysicists have decided it is plausible.
0:57astrofizikçiler bunun makul olduğuna karar verdiler.
and we don't actually know what the properties of dark energy are.
1:03ve karanlık enerjinin özelliklerinin aslında ne olduğunu bilmiyoruz.
Konuşmada sorunu öne çıkaran Trouble is,
Trouble is, temel güçlüğü öne çıkaran bir konuşma kalıbıdır. Burada kulağa makul gelen bir düşünceden, iddiaların hâlâ teorik ve özelliklerin bilinmiyor olması sınırlamasına geçiş yapar. Virgülden sonra normalde tam bir yan cümle getirir: Trouble is, + özne + fiil. Bu sabit ve gündelik kalıpta the sözcüğü kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi dersteki konuşma kalıbıyla tamamlayın: The idea sounds good. ____, we cannot afford it.
Cevabı göster
Trouble is
and they lead us to three scenarios for the end of the universe. Kalıp ifadeler
1:08ve bunlar bizi evrenin sonu için üç senaryoya götürüyor.
lead us to three scenarios: bizi üç senaryoya yöneltmek
Burada lead us to three scenarios, teorilerin akıl yürütmemizi üç olası sonuca yönelttiğini anlatır. Lead soyut anlamdadır; fiziksel olarak bir yere götürmek değildir. Kalıp lead + kişi veya grup + to + sonuç, çıkarım ya da seçenek biçimindedir. Açıklamanın dayanağını, dinleyicinin daha sonra değerlendireceği noktaya bağlar.
Alıştırma
Lead, us ve to sözcüklerini doğru sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: "The new evidence may ____ a different conclusion."
Cevabı göster
lead us to
Since its birth ... has been expanding: geçmişteki başlangıçtan bugüne
Burada since, sürmekte olan bir sürecin başlangıç noktasını, yani the universe's birth ifadesiyle evrenin başlangıcını belirtir. Bu cümlede since, “çünkü” anlamına gelmez. Present perfect progressive yapıdaki has been expanding, genişlemenin o zaman başladığını ve şimdiye kadar sürdüğünü gösterir. Başka durumlara aktarılabilen birleşim, since + başlangıç noktası ile özne + has/have been + -ing yapısıdır.
Alıştırma
Cümleyi present perfect progressive yapı ve başlangıç noktasını belirten zaman sözcüğüyle tamamlayın: "Maya ____ on the same science project ____ last Monday."
Cevabı göster
has been working · since
move apart: nesneler arasındaki mesafenin artması
Move apart, iki veya daha fazla şeyin arasındaki mesafenin artması demektir. Apart ayrılma anlamını ekler; yalnızca hareket ettiklerini söylemez. Burada they, galaksileri ifade eder. Aralarındaki uzay genişledikçe galaksiler birbirinden daha da uzaklaşır.
Alıştırma
Hangi cümle iki nesne arasındaki mesafenin arttığını ifade eder?
- The two boats move downstream.
- The two boats move apart.
- The two boats move together.
Cevabı göster
The two boats move apart.
but here gravity is strong enough to keep them together. Dilbilgisi
1:36ancak burada kütleçekim onları bir arada tutacak kadar güçlüdür.
strong enough to keep them together: sıfat + enough + to
Sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir niteliğin bir eylem veya sonuç için gereken düzeye ulaştığını anlatır. strong enough to keep ifadesinde strong kütle çekimini niteler, enough gerekli düzeye ulaşıldığını gösterir ve to keep elde edilebilecek sonucu belirtir. Burada kütle çekimi, galaksilerin içindeki maddenin ayrılmasını önleyecek gerekli güce ulaşır. Enough sıfattan sonra gelir: strong enough denir, enough strong denmez.
Alıştırma
Strong, enough ve hold sözcüklerini sıfat + enough + to kalıbıyla kullanın. Cümleyi tamamlayın: The shelf is ____ all these books.
Cevabı göster
strong enough to hold
the expansion accelerates up to a point Dilbilgisi
1:42genişleme öyle bir noktaya kadar hızlanır ki,
that gravity can't compensate for this effect anymore.
1:46kütleçekim artık bu etkiyi telafi edemez.
up to a point where: soyut bir eşiğe ulaşmak
Up to a point where, gelişen bir sürecin ulaştığı eşiği gösterir. Burada genişleme, yerçekiminin artık bu etkiyi dengeleyemediği bir aşamaya ulaşana kadar hızlanmaya devam eder. Süreç + up to a point where + yan cümle yapısında point soyut bir aşamadır; where ise o aşamada gerçekleşen veya doğru hâle gelen durumu açıklar. Bu yapı bilgiyi ilerleme, eşik ve sonuç olarak düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sürecin soyut bir eşiğe ulaştığını göstermek için hedef yapıyı kullanıyor?
- I agree with your plan up to a point.
- We met at a point where the two paths cross.
- Attendance increased up to a point where the doors had to be closed.
Cevabı göster
Attendance increased up to a point where the doors had to be closed.
so fast that: sonuca yol açan derece
So fast that, so + sıfat/zarf + that + sonuç yan cümlesi yapısının zarfla kullanılan biçimidir. Fast, uzayın ne kadar hızlı genişlediğini anlatır; so dereceyi artırır ve that sonucu açıklar: Yerçekimi artık bu etkiyi telafi edemez. Bu yapı, yüksek bir dereceyi doğrudan sonucuna bağlar. Burada so “bu nedenle” anlamına gelmez; that ile birlikte çalışır.
Alıştırma
Derece-sonuç yapısını tamamlamak için so, fast ve that kullanın: The river was moving ____ the ferry service was stopped.
Cevabı göster
so fast that
only large structures like galaxies are torn apart, Öbek fiiller
1:52tekil nesneler arasındaki boşluk çok hızlı genişlediği için,
are torn apart: edilgen yapıda güçlü biçimde parçalanma
Burada are torn apart, tear apart fiilinin edilgen biçimidir. Güçlü bir kuvvetin galaksileri parçalara ayırdığını anlatır; cümle, bu kuvveti dil bilgisel özne olarak belirtmek yerine galaksilere ne olduğuna odaklanır. apart parçacığı zorunludur. tear apart bir bütün olarak yalnızca küçük bir yırtık oluşturmayı değil, ağır ve çoğu zaman tamamen ayırmayı ya da yok etmeyi ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi tear apart fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın. During the storm, the old wooden shed was ____ by the wind.
Cevabı göster
torn apart
since space between the single objects expands very fast.
1:55sadece galaksiler gibi devasa yapılar parçalanır.
big bodies like black holes, stars, and planets die.
2:00karadelikler, yıldızlar ve gezegenler gibi büyük cisimler ölür.
Their gravity isn't strong enough to keep them together,
2:03Kütleçekimleri onları bir arada tutacak kadar güçlü olmadığından,
dissolve into their components: kurucu parçalara ayrışmak
Burada dissolve into their components, nesnelerin sağlam bir bütün olarak var olmayı bırakıp daha küçük kurucu parçalarına dönüştüğü anlamına gelir. Into, dönüşümün sonucunu, yani their components ifadesini tanıtır. Bu kullanım, nesnelerin bir sıvıyla karışması anlamına gelmez ve parçalanmadan sonra ne kaldığını belirttiği için disappear fiilinden daha özeldir.
Alıştırma
Hangi cümle bir bütünün daha küçük kurucu parçalarına dönüştüğünü anlatır?
- The tablet dissolved in water.
- The structure dissolved into its components.
- The image slowly disappeared from the screen.
Cevabı göster
The structure dissolved into its components.
space would expand faster than the speed of light.
2:09uzay ışık hızından daha hızlı genişleyecektir.
Once space is expanding faster than light, Dilbilgisi
2:16Uzay ışık hızından daha hızlı genişlemeye başladığında,
Once: sonraki sonucu tetikleyen bir koşul
Buradaki Once, ‘olur olmaz’ veya ‘olduğu andan itibaren’ anlamına gelen bir bağlama sözcüğü, yani yan cümle bağlacıdır. Uzayın ışıktan daha hızlı genişlediği aşamayı tanıtır; ana cümle, bu eşik aşıldıktan sonraki sonucu belirtir. Bu kullanım, ‘bir kez’ anlamındaki once değildir. once + yan cümle yapısında koşul, durum içinde gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi beklenen bir şey olarak sunulur; böylece odak, o andan sonra olacaklara geçer.
Alıştırma
Ulaşılmış bir eşiği vurgulayan, dersteki tek sözcüklük bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ the tank is full, the pump shuts off automatically.
Cevabı göster
Once
The universe would dissolve into countless lonely particles Deyimler
2:23Evren, başka hiçbir şeye dokunamayacak olan
countless lonely particles: yalıtılmışlığın kişileştirilmesi
Countless, sayılamayacak kadar çok anlamına gelir. Lonely genellikle yalnız olduğu için üzgün hisseden birini anlatır; ancak parçacıkların duyguları yoktur. Bu ifade kişileştirme kullanır: parçacıklara insana özgü bir nitelik verir. Buradaki lonely, tamamen yalıtılmış ve diğerlerine ulaşamaz durumda olmak anlamına gelir; böylece fiziksel ayrılığı duygusal bir görüntüyle anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede countless lonely particles ne anlama geliyor?
- Yalnızca az sayıda parçacık birbirine yakın kalır.
- Çok fazla sayıda parçacık birbirinden tamamen yalıtılmıştır.
- Parçacıklar gerçekten üzgün hisseder ve arkadaş ister.
Cevabı göster
Çok fazla sayıda parçacık birbirinden tamamen yalıtılmıştır.
And you thought ... ile mizahi karşılaştırma
And you thought ... dinleyicinin daha önce inandığı, hissettiği veya değerlendirdiği bir şeyi hatırlatır. Konuşan kişi ardından daha uç bir durum sunarak önceki değerlendirmenin onun yanında küçük görünmesini sağlar. Burada And, önceki yalnızlık imgesini kuru mizahlı bir espriye bağlar. Anlatıcı doğrudan izleyiciye seslenir; bu, kimsenin duygularını ciddi biçimde reddetmek değil, şakacı bir abartıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede And you thought ... daha uç bir durumla şakacı bir karşılaştırma yapmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The final level has twenty puzzles—and you thought the first level was hard.
- And you thought carefully before choosing an answer.
- And you thought the library closed at six.
Cevabı göster
The final level has twenty puzzles—and you thought the first level was hard.
Kısa bir özet başlatmak için In a nutshell
In a nutshell, birkaç kelimeyle veya yalnızca ana fikri söylemek anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Cümlenin başında kullanıldığında dinleyiciye kısa bir özetin geleceğini bildirir. Buradaki nutshell gerçek anlamda bir kabuğu anlatmaz. Bu ifade, uzun bir açıklamayı temel fikrine indirerek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Çok kısa bir özeti başlatan kalıplaşmış deyimi tamamlayın: In a ____, the update fixes the login bug but leaves the design unchanged.
Cevabı göster
nutshell
the difference between the Big Rip and heat death is that Dilbilgisi
2:42Büyük Yırtılma ile ısıl ölüm arasındaki fark şudur:
the difference between A and B is that ... karşılaştırma kalıbı
the difference between A and B is that ... kalıbı önce karşılaştırılan iki şeyi belirtir, ardından temel farkı anlatan bir yan cümle başlatır. Bu cümlede A, Big Rip; B ise heat death kavramıdır. that sonrasındaki sözler ikisinin nasıl farklı olduğunu açıklar. İki ögeyi bağlamak için between ile and kullanılır: between A and B. is that sonrasında kendi öznesi ve fiili olan tam bir cümlecik yazılır.
Alıştırma
Hangi cümle the difference between A and B is that ... kalıbını doğru kullanır?
- The difference between the basic plan or the premium plan is that the basic plan includes fewer features.
- The difference between the basic plan and the premium plan is that the basic plan includes fewer features.
- The difference from the basic plan and the premium plan is that the basic plan includes fewer features.
Cevabı göster
The difference between the basic plan and the premium plan is that the basic plan includes fewer features.
and is converted over an incredibly long but finite period of time Kalıp ifadeler
2:47ve evren sonsuza dek genişlerken
into radiation while the universe expands forever.
2:51inanılmaz uzun ama sonlu bir süre boyunca radyasyona dönüşür.
is converted ... into radiation: radyasyona edilgen dönüşüm
Edilgen be converted into kalıbında değişen şey dil bilgisel öznedir ve into ortaya çıkan yeni biçimi belirtir. Burada gizli özne matter, radiation hâline dönüştürülür; bu nedenle edilgen yapı, neden veya işi yapan yerine malzemeye ve sonuca odaklanır. Zaman veya biçim bildiren bir ifade converted ile into arasına girebilir. Burada over an incredibly long but finite period of time, değişimin ne kadar sürdüğünü anlatır; temel be converted into kalıbının bir parçası değildir.
Alıştırma
Cümleyi hedef edilgen kalıp be converted into ile tamamlayın: During recycling, old glass ____ new bottles.
Cevabı göster
is converted into
Konu geçişi olarak Let's talk about
“Let's talk about entropy.” cümlesindeki “Let's talk about”, yeni bir konu açar ve dinleyiciye sonraki bölümün neye odaklanacağını bildirir. Buradaki “let's” dinleyicileri de kapsar, ancak anlatıcı mutlaka karşılıklı bir konuşma önermiyordur. Derslerde, gösterimlerde ve videolarda bu ifade çoğu zaman “şimdi buna bakalım” anlamına gelen samimi bir yönlendirme işlevi görür.
Alıştırma
Sıradaki konuyu tanıtan kapsayıcı ifadeyle geçişi tamamlayın: “We have seen what roots do. ____ how leaves make food.”
Cevabı göster
Let's talk about
Every system tends towards the state of highest entropy. Kalıp ifadeler
2:58Her sistem en yüksek entropi durumuna doğru eğilim gösterir.
Olağan değişim yönünü anlatan tends towards
Bu cümlede “tends towards”, “genellikle bir şeyin yönünde gelişir” anlamına gelir. En yüksek entropiyi, bir sistemin normalde ilerlediği yön olarak sunar. İfade temkinlidir: değişimin anlık olduğunu, duruma zaten ulaşıldığını veya her bir anın bu eğilimi izlediğini söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, duruma zaten ulaşıldığını iddia etmeden olağan bir yönü “tends towards” ile anlatır?
- Without regular pruning, the garden tends towards a wilder state.
- Without regular pruning, the garden has reached a wilder state.
- Without regular pruning, the garden is always a wilder state.
Cevabı göster
Without regular pruning, the garden tends towards a wilder state.
but over time they will cool down and disintegrate until it's uniform.
3:06ancak zamanla soğur ve homojen hale gelene kadar birbirine karışırlar.
Kademeli değişim kalıbı bigger and bigger
Bigger and bigger, zaman içinde kademeli değişimi göstermek için karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi kalıbını kullanır. “Gittikçe daha büyük” veya “zaman geçtikçe daha büyük” anlamına gelir. Cümle, tek bir evrenin genişlemesini anlatır; iki evreni karşılaştırmaz. Bu kalıp faster and faster veya harder and harder gibi başka kısa karşılaştırma biçimleriyle de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi tekrarlanan karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: As the balloon fills with air, it gets ____.
Cevabı göster
bigger and bigger
Yoğunluğu azalmak anlamındaki spread out
Spreads out burada geçişsizdir: madde daha geniş bir alana dağılır ve yoğunluğu azalır. Out, yoğun bir merkezden dışarı doğru uzaklaşma fikrini ekler. Aynı yapı, bir tarlaya yayılan grup örneğinde olduğu gibi, insanların veya nesnelerin birbirinden uzaklaşmasını da anlatabilir. Doğrudan nesne bulunduğunda yapı spread something out biçimine dönüşür.
Alıştırma
Hangi cümlede spread out, bir grubun üyelerinin birbirinden uzaklaşması anlamında kullanılmıştır?
- The story spread quickly through the school.
- The hikers spread out to search the field.
- Nina spread out the map on the table.
Cevabı göster
The hikers spread out to search the field.
all the gas clouds necessary to form stars will be exhausted, Kelime
3:23yıldız oluşumu için gereken tüm gaz bulutları tükenecek
Bir kaynağın tükeneceğini anlatan will be exhausted
Burada will be exhausted, exhaust fiilinin gelecek zamandaki edilgen biçimidir. Özne, kaynak olarak kullanılan gaz bulutları olduğundan, bunların tamamen kullanılacağı veya tükeneceği anlamına gelir. Edilgen biçim, kaynağı kimin ya da neyin tükettiğine değil, kaynağın sıfıra inmesine odaklanır. Gaz bulutlarının yorgun olduğu anlamına gelmez; yorgunluk anlamı normalde insanlar veya hayvanlar için kullanılır.
Alıştırma
Kaynağın hiç kalmayacağını anlatmak için cümleyi exhaust fiilinin gelecek zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: At this rate, the emergency water supply ____ by Friday.
Cevabı göster
will be exhausted
Black holes will slowly degenerate and evaporate over trillions of years
3:33Karadelikler, Hawking radyasyonu olarak bilinen şey nedeniyle
due to what's known as Hawking radiation. Kalıp ifadeler
3:38trilyonlarca yıl içinde yavaş yavaş dejenere olacak ve buharlaşacaktır.
Yerleşik bir adı tanıtan what's known as
what's known as Hawking radiation ifadesinde what's, what is yapısının kısaltmasıdır; known as ise Hawking radiation adını bu olgunun yerleşik adı olarak tanıtır. Bu ifade adlandırma işini yapar; tek başına olgunun tanımını veya nasıl işlediğini açıklamaz. as sözcüğünden sonra normalde bir isim ya da ad gelir.
Alıştırma
Hangi cümle standart bir adı tanıtmak için what's known as kullanıyor?
- The frequency shift is what's known as the Doppler effect.
- This scientist is known for careful measurements.
- This medicine is known to be safe at low doses.
Cevabı göster
The frequency shift is what's known as the Doppler effect.
only a dilute gas of photons and light particles remains
3:44sadece fotonlardan ve ışık parçacıklarından oluşan seyreltik bir gaz kalacak,
as a result of something called quantum tunneling, Kalıp ifadeler
4:08ve bunun yeni bir Büyük Patlama'ya yol açması
as a result of ile neden belirtmek
Bu cümlede as a result of, entropinin kendiliğinden azalmasının nedenini tanıtır: kuantum tünelleme denen bir şey. Bu yapı, azalmayı sonuç; of sonrasındaki ad öbeğini ise neden olarak gösterir. Bir olaya veya duruma neyin yol açtığını açıklamak için as a result of + ad öbeği ya da -ing biçimi kullanılır. because of ile benzer anlamdadır ve açıklayıcı yazılarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen neden ifadesiyle tamamlayın: The road was closed ____ a landslide.
Cevabı göster
as a result of
it might be possible that ile iddiayı yumuşatmak
Burada it might be possible that, ardından gelen düşünceyi bir gerçek olarak değil, belirsizliği çok yüksek bir varsayım olarak sunar. might ve possible, konuşanın iddiaya bağlılık derecesini birlikte düşürür; böylece anlatıcı kesin bir yargıdan özellikle kaçınır. Kalıp it + might + be possible + that yan cümlesi şeklindedir. Bir açıklamayı ya da olayı özellikle ihtiyatlı bir olasılık olarak sunmak istediğinizde bu katmanlı yumuşatmayı kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle açıklamayı bir gerçek olarak değil, özellikle belirsiz bir olasılık olarak sunuyor?
- The unusual signal definitely came from a faulty sensor.
- It might be possible that the unusual signal came from a faulty sensor.
- The unusual signal came from a faulty sensor.
Cevabı göster
It might be possible that the unusual signal came from a faulty sensor.
leading to: bir sonucu ifade etme
Leading to, hemen önce açıklanan sürecin sonucunu belirtir. Bu cümlede söz konusu süreç yeni bir Büyük Patlama'ya neden olur; ifade resulting in anlamındadır, bir yere doğru hareket etmek anlamında değildir. Dil bilgisi açısından leading to, kendine ait açıkça belirtilmiş bir öznesi olmayan -ing yan cümlesidir. Sonucu önceki cümleciğe kısa biçimde bağlar: neden, leading to + sonuç.
Alıştırma
Cümleyi lead fiilinin -ing biçimi ve to ile tamamlayın: Heavy rain flooded the tracks, ____ long train delays.
Cevabı göster
leading to
If there is less dark energy than we think or it decreases over time,
4:21Eğer düşündüğümüzden daha az karanlık enerji varsa veya zamanla azalıyorsa,
gravity will be the dominating force in the universe one day.
4:24kütleçekim bir gün evrendeki baskın güç olacaktır.
the rate of expansion of the universe will slow down and stop. Öbek fiiller
4:29evrenin genişleme hızı yavaşlayacak ve duracaktır.
slow down: yavaşlamak
Slow down, daha yavaş hâle gelmek veya bir hızın azalması anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada evrenin genişlemesinin durmadan önce giderek daha yavaş hâle gelmesini anlatır. Down aşağı doğru hareketi göstermez; azalmayı belirtir. Slow down ile stop aynı değildir: bir şey yavaşlayıp yine de devam edebilir.
Alıştırma
Daha yavaş hâle gelmek anlamındaki iki sözcüklü öbek fiili kullanın: The car began to ____ before the sharp turn.
Cevabı göster
slow down
Since a smaller universe also means a hotter universe,
4:40Daha küçük bir evren aynı zamanda daha sıcak bir evren demek olduğundan,
background radiation would be hotter than the surfaces of most stars,
4:48arka plan ışıması çoğu yıldızın yüzeyinden daha sıcak olacaktır,
which means that they would be cooked from the outside. Kelime
4:51bu da onların dışarıdan kavrulacağı anlamına gelir.
be cooked from the outside ifadesinin mecaz anlamı
Burada be cooked, yiyecek gibi pişirilmek değil, aşırı sıcak yüzünden dayanamayıp yok olmak anlamına gelir. Gündelik cooked fiili, bilimsel açıklamaya canlı, gayriresmî ve abartılı bir etki katar. From the outside, daha sıcak radyasyonun çevreden geldiğini ve yıldızları dışarıdan ısıttığını gösterir; yıldızların kendi iç ısıları nedeniyle yok olması kastedilmez.
Alıştırma
Bu cümlede be cooked from the outside ne anlama geliyor?
- Kendi içlerinde daha fazla ısı üretirlerdi.
- Çevredeki ortamdan gelen ısıyla yok olurlardı.
- Dış yüzeylerinde yemek hazırlardılar.
Cevabı göster
Çevredeki ortamdan gelen ısıyla yok olurlardı.
before supermassive black holes devour everything.
4:57devasa kütleli karadelikler her şeyi yutmadan hemen önce.
all black holes would merge into a supermassive mega black hole
5:01tüm karadelikler, evrenin tüm kütlesini barındıran
that contains the entire mass of the universe.
5:05süper kütleli bir mega karadelik haline gelmek üzere birleşir.
The Big Bounce theory states that this has happened a lot of times, Dilbilgisi
5:14Büyük Sıçrama teorisi, bunun defalarca gerçekleştiğini
and that the universe goes through an infinite cycle of expansion and contraction. Kalıp ifadeler
5:18ve evrenin sonsuz bir genişleme ve daralma döngüsünden geçtiğini belirtir.
states that ... and that ... ile paralel iddiaları aktarma
States, bir teorinin ne iddia ettiğini aktarmak için that yan cümlesi alabilir. Bu cümlede states iki ayrı tümleci yönetir: that this has happened a lot of times ve that the universe goes through an infinite cycle of expansion and contraction. and sonrasında that sözcüğünün tekrarlanması, iki iddiayı yapı bakımından paralel hâle getirir ve ikisini de açıkça states fiiline bağlar. İkinci that, tümleç yan cümlesini başlatan bir bağlayıcıdır; 'şu' veya 'o' anlamındaki işaret sözcüğü değildir.
Alıştırma
Her paralel iddiadan önce bağlayıcıyı tekrarlayarak aktarımı tamamlayın: The notice states ____ the pool is closed today and ____ it will reopen tomorrow.
Cevabı göster
that · that
goes through an infinite cycle of: sonsuz bir döngüden geçmek
Burada goes through, fiziksel bir alandan geçmek değil, bir dizi aşamayı deneyimlemek veya bu aşamalardan geçmek anlamına gelir. Özne olan the universe bir süreçten geçen bir varlık olarak anlatılır. an infinite cycle of, sonu olmayan ve tekrar tekrar yinelenen bir aşamalar dizisini başlatır. Bu cümlede expansion ve contraction tekrar eden iki aşamadır.
Alıştırma
Bu cümlede goes through an infinite cycle of ne anlama gelir?
- Bir genişleme ve bir büzülmeden sonra durur.
- Çok büyük fiziksel bir çemberin içinden geçer.
- Aynı aşamaları tekrar tekrar deneyimler.
Cevabı göster
Aynı aşamaları tekrar tekrar deneyimler.
wouldn't that be nice?: olumsuz soruyla beklenti ifade etmek
Wouldn't that be nice? olumsuz soru biçimini kullanarak arzu edilen bir sonuç hakkındaki olumlu bir dileği veya umudu ifade eder. Konuşan kişi bu sonucu hayal eder ve dinleyeni bunun iyi bir şey olacağı konusunda hemfikir olmaya davet eder. Buradaki that, evrenin genişleme ve büzülmeyi tekrarlaması fikrine gönderme yapar. Bu retorik bir sorudur; asıl amacı basit bir evet veya hayır cevabı istemek değildir.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: Wouldn't that be nice? ifadesinde konuşan kişi genellikle umutlu bir dilek ifade etmek yerine tarafsız bir evet veya hayır değerlendirmesi istemektedir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
So what will actually happen to the universe in the end?
5:25Peki sonunda evrene gerçekte ne olacak?
seems the most likely: kesinlik belirtmeden en olası seçeneği gösterme
Burada seems, yargıyı kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, mevcut kanıtların şu anda işaret ettiği sonuç olarak sunar. Böylece sonucun değişebileceğini kabul eder. The most likely, ısıl ölümü diğer olası sonuçların önüne koyar. outcome veya scenario gibi bir isim bağlamdan anlaşıldığı için söylenmemiştir; dolayısıyla ifade, konuşulan seçenekler arasında ısıl ölümün şu anda en olası seçenek gibi göründüğünü anlatır.
Alıştırma
Bir seçeneği olasılık bakımından en üste yerleştirirken yargıyı kesinleştirmeyen üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Of the three explanations, a software error ____.
Cevabı göster
seems the most likely
But we at Kurzgesagt hope that this dead forever stuff is wrong, Kelime
5:31Ama biz Kurzgesagt'ta bu sonsuza dek ölme olayının yanlış olmasını
this dead forever stuff: daha önceki bir konuya gayriresmî gönderme yapmak
Stuff, konuşanın tek tek sıralamasına gerek olmayan bilgi, fikir veya konuları topluca belirtebilen, gayriresmî ve sayılamayan bir isimdir. Buradaki this, evrenin sonsuza dek ölü kalabileceği yönünde daha önce konuşulan düşünceye gönderme yapar. Bu düşünceye this dead forever stuff demek, karmaşık ve kasvetli bir teoriyi gevşek bir konuşma etiketine dönüştürür. Bu seçim tonu daha rahat hâle getirir ve duygusal mesafe ya da hafif bir küçümseme katabilir; stuff burada fiziksel nesneleri anlatmaz.
Alıştırma
Gayriresmî bir sohbette evrenin kalıcı olarak sona ermesiyle ilgili birkaç teori yeni anlatılmıştır. Biri "I hope this dead forever stuff is wrong." der. this dead forever stuff burada ne yapar?
- Önceki teorileri yeniden adlandırmadan gayriresmî biçimde bir araya toplar.
- Bir teorinin resmî bilimsel adını verir.
- Artık çalışmayan fiziksel nesnelere gönderme yapar.
Cevabı göster
Önceki teorileri yeniden adlandırmadan gayriresmî biçimde bir araya toplar.
and the universe will start over and over again. Notlar
5:35ve evrenin tekrar tekrar yeniden başlamasını umuyoruz.
start over: en baştan yeniden başlamak
Start over, “en baştan yeniden başlamak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Bir şeyin durduğu noktadan devam etmediğini; önceki deneme ya da döngünün bırakılıp başlangıç noktasına dönüldüğünü gösterir. Bu cümlede evren yeni bir döngüye başlar. over sözcüğü aynı zamanda ardından gelen over and over again ifadesini de başlattığı için anlatımda iki işlev üstlenir.
Alıştırma
Leo oyun ilerlemesini silip en baştan yeniden başlamak istiyor. Bunu hangi cümle ifade eder?
- Leo wants to start over.
- Leo wants to take over.
- Leo wants to keep going.
Cevabı göster
Leo wants to start over.
over and over again: tekrar tekrar
Over and over again, “tekrar tekrar” veya “birçok kez” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Güçlü bir vurgu katar: olay yalnızca bir kez daha gerçekleşmez. Burada ilk over aynı zamanda start over ifadesini tamamlar. Ortak kullanılan sözcük bilinçli bir örtüşme yaratırken, ifadenin tamamı yeniden başlamanın birçok döngü boyunca gerçekleştiğini anlatır.
Alıştırma
Nora endişelendiği için aynı cevabı birçok kez kontrol etti. Tekrarlanan eylemi en iyi hangi cümle vurgular?
- Nora checked the answer again.
- Nora checked the answer over and over again.
- Nora started the answer over.
Cevabı göster
Nora checked the answer over and over again.
So let's just assume the most uplifting theory is true. Ton ve niyet
5:41Bu yüzden sadece en moral verici teorinin doğru olduğunu varsayalım.
let's just assume: paylaşılan geçici bir varsayım
Let's, dinleyiciyi konuşmacıyla birlikte bir adım atmaya davet eder; burada bu adım, tartışma için bir başlangıç noktasını kabul etmektir. Assume, bir şeyi kanıtlamak değil, şimdilik doğru kabul etmek demektir. Just öneriyi yumuşatır ve daha rahat bir tona sokar. let's just assume bütünü, belirsizlik sürerken paylaşılan geçici bir varsayım oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi, herkesi geçici bir varsayımı kabul etmeye davet eden ve just içeren konuşma kalıbıyla tamamlayın: We do not know the final number yet, so ____ fifty guests will come and prepare enough chairs.
Cevabı göster
let's just assume
By the way: yan bir yoruma geçiş işareti
By the way, mevcut ana konudan ek bir yoruma, hatırlatmaya veya yeni hatırlanan bir noktaya geçildiğini belirten bir söylem işaretleyicisidir. Burada ana tartışma bitmiştir ve bu ifade ayrı bir hesap bilgisini sunar. Dinleyicinin gelecek bilgiye ilişkin beklentisini düzenler; mantıksal bir karşıtlık ifade etmez.
Alıştırma
Karşıtlık değil, ana konuyla gevşek ilişkili bir yan yorum eklemek için en uygun başlangıç hangisidir? Programı konuşmayı bitirip ofisin taşındığını ekliyorsunuz.
- As a result, the office has moved to King Street.
- By the way, the office has moved to King Street.
- On the other hand, the office has moved to King Street.
Cevabı göster
By the way, the office has moved to King Street.