Evreni Yok Etmenin Üç Yolu: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
853 kelime 166 kel/dk

Video özeti: Karanlık enerji kozmik genişlemeyi hızlandırıyor gibi. Video Big Rip, ısı ölümü ve Big Crunch ya da Big Bounce'u karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “not only that,” daha güçlü bir gerçeği ekleyen söylem ve retorik işaretidir. Burada genişlemeden genişlemenin hızlanmasına geçer ve yeni kanıtı önceki iddiaya bağlar. 2. “In a nutshell,” gerçek kabuğu değil, kısa özeti bildiren deyimsel ve mecazi bir ifadedir. Karmaşık açıklamadan sonra temel farkı hatırlatır. 3. “wouldn't that be nice?” evet-hayır yanıtı istemeden hafif ironili umut anlatan konuşma edimi ve tutumdur. Gerçekleşmesi belirsiz, arzu edilen sonuçlara uyar.

Bu derste

One day the universe will die.

0:01

Bir gün evren ölecek.

But why?

0:04

Ama neden?

And how?

0:04

Ve nasıl?

And will the universe be dead forever?

0:05

Peki evren sonsuza dek mi ölü kalacak?

And how do we know that?

0:09

Bunu nereden biliyoruz?

First of all, Anlatım akışı

0:11

Her şeyden önce,

the universe is expanding.

0:12

evren genişliyor.

Anlatım akışı

Sıralama belirteci olarak “First of all,”

“First of all”, sıralı bir açıklamadaki ilk noktayı belirtir. Burada dinleyiciye, daha fazla bilgi eklenmeden önce evrenin genişlemesini temel gerçek olarak kabul etmesi gerektiğini gösterir. Bu ifade fikirlerin akışını düzenler; kelimesi kelimesine “tüm evrendeki ilk şey” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede ifade, bir açıklamanın ilk noktasını sunmak için doğru kullanılmıştır?

  1. At first, the puzzle seemed impossible, but it became easier.
  2. First of all, we need to check the facts.
  3. Finally, we need to check the facts.
Cevabı göster

First of all, we need to check the facts.

And not only that, Anlatım akışı

0:14

Ve sadece bu da değil,

the rate of its expansion is accelerating.

0:15

genişleme hızı giderek artıyor.

Anlatım akışı

Bağımsız bir ekleme bağlayıcısı olarak “not only that,”

“Not only that”, önceki noktayı güçlendiren veya daha çarpıcı hâle getiren ikinci bir nokta ekleyen bağımsız bir bağlayıcı ifadedir. Burada konuşmacı, evrenin genişlediğini söyledikten sonra bu genişlemenin hızlandığını ekler. “That”, önceki ifadenin tamamına gönderme yapar. “That” az önce söylenen içeriği zaten belirttiği için ifadenin devamında “but also” kullanmak gerekmez.

Alıştırma

Hangi devam cümlesinde “not only that” bağımsız bir bağlayıcı olarak doğru kullanılmıştır?

  1. The app is not only easy to use but also works offline.
  2. The app is easy to use. Not only that, it works offline.
  3. The app is easy to use, and it also works offline.
Cevabı göster

The app is easy to use. Not only that, it works offline.

The reason?

0:17

Nedeni mi?

Dark energy.

0:18

Karanlık enerji.

Dark energy is a strange phenomenon that scientists believe permeates the universe.

0:20

Karanlık enerji, bilim insanlarının evreni kapladığına inandığı garip bir fenomendir.

Until 1998,

0:25

1998 yılına kadar,

we thought that the universe must work a bit like a ball Anlatım akışı

0:27

evrenin biraz, gökyüzüne fırlattığınız

that you throw into the sky.

0:30

bir top gibi işlediğini düşünüyorduk.

Anlatım akışı

a bit like: yaklaşık bir karşılaştırma yapmak

Burada a bit like yaklaşık bir benzetme kurar. Evrenin nasıl işlediğine dair soyut düşüncenin ardından havaya atılan top gibi tanıdık bir görüntü getirerek fikri gözde canlandırmayı kolaylaştırır. A bit, like ile kurulan benzerliğin gücünü sınırlar: iki şey yararlı bir özelliği paylaşır, ancak aynı olarak sunulmaz. Bu kalıp, bir benzetme karmaşık bir fikrin yalnızca bir bölümünü açıkladığında kullanışlıdır.

Alıştırma

“A cloud is a bit like a floating sponge,” cümlesinde a bit like dinleyiciye ne anlatır?

  1. Bulut, süngerle tamamen aynıdır.
  2. Bulut, sınırlı bir yönden süngere benzer ama onunla tamamen aynı değildir.
  3. Konuşan kişi bulutların var olup olmadığından emin değildir.
Cevabı göster

Bulut, sınırlı bir yönden süngere benzer ama onunla tamamen aynı değildir.

The ball moves up,

0:31

Top yukarı çıkar,

but at some point it has to come down again. Öbek fiiller

0:33

ama bir noktada tekrar aşağı inmek zorundadır.

Öbek fiiller

come down: daha yüksek bir yerden daha alçak bir yere hareket etmek

Burada come down, “daha yüksek bir yerden daha alçak bir yere hareket etmek” anlamına gelir. Özne olan it, havaya atılan topu gösterir; bu nedenle ifade topun tekrar yere doğru düşmesini anlatır. Aynı geçişsiz yapı, Temperatures can come down. örneğinde olduğu gibi bir düzeyin düşmesini de anlatabilir. Özne kendisi hareket eder veya azalır; come down, düşürülen şeyi doğrudan nesne olarak almaz.

Alıştırma

come down ifadesinin “daha yüksek bir yerden daha alçak bir yere hareket etmek” anlamına geldiği cümleyi seçin.

  1. The final decision comes down to cost.
  2. The balloon will come down when the air cools.
  3. Leo came down with the flu.
Cevabı göster

The balloon will come down when the air cools.

But the expansion of the universe is actually speeding up. Öbek fiiller

0:35

Fakat evrenin genişlemesi aslında hızlanıyor.

Öbek fiiller

speeding up: artmakta olan bir hız

Speed up, “daha hızlı hâle gelmek” anlamına gelir. Buradaki is speeding up, genişleme hızının zamanla arttığını belirtir. Şimdiki zamanın sürekli biçimi, bu hızlanmayı yalnızca hızlı bir durum olarak değil, devam eden bir süreç olarak sunar. Speed up nesne almadığında özne ya da süreç kendi kendine hızlanır. speed something up yapısında ise bir kişi veya etken, bir sürecin daha hızlı gerçekleşmesini sağlar. Her iki yapı da boyut veya miktar değişimini değil, hızdaki değişimi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir sürecin şu anda daha hızlı hâle geldiğini anlatır?

  1. The train is getting longer.
  2. The train is fast.
  3. The train is speeding up.
Cevabı göster

The train is speeding up.

That's like throwing a ball up

0:39

Bu tıpkı bir topu havaya fırlatıp,

and watching it fly away faster and faster and faster. Dilbilgisi

0:41

gittikçe daha da hızlı bir şekilde uçup gitmesini izlemeye benzer.

Dilbilgisi

faster and faster and faster: süren değişim için yinelenen karşılaştırma biçimleri

Comparative + and + comparative yapısı, tek bir şeyin veya sürecin yavaş yavaş ve sürekli değiştiğini gösterir. Faster and faster, topun hızının devamlı arttığı anlamına gelir; üç farklı nesneyi karşılaştırmaz. Üçüncü faster, isteğe bağlı bir retorik tekrardır. Etkiyi güçlendirir ve hızlanmayı özellikle şaşırtıcı ya da hiç bitmeyecekmiş gibi gösterir. Günlük dilde iki karşılaştırma biçimiyle kurulan faster and faster, yaygın ve yeniden kullanılabilir kalıptır.

Alıştırma

Hangi cümle tek bir sürecin hızının zamanla sürekli arttığını gösterir?

  1. The train moved faster than the bus.
  2. The train moved very fast.
  3. The train moved faster and faster.
Cevabı göster

The train moved faster and faster.

Where is this acceleration coming from?

0:45

Bu ivmelenme nereden geliyor?

Well,

0:48

Şey,

we don't know.

0:48

bunu bilmiyoruz.

But we call it dark energy. Dilbilgisi

0:49

Ama ona karanlık enerji diyoruz.

Dilbilgisi

call + nesne + ad: call it dark energy

call it dark energy ifadesinde call, “telefon etmek” değil, “bir şeye ad vermek veya onu belirli bir adla anmak” anlamındadır. Kalıp call + nesne + ad/tümleç şeklindedir: it adlandırılan şeyi, dark energy ise kullanılan adı gösterir. Bir şeyin gerçek niteliği henüz tam anlaşılmamış olsa bile, insanların o şey için kullandığı terimi tanıtırken bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi call + nesne adlandırma kalıbıyla tamamlayın: Scientists do not know what the signal is, so they ____ the blue pulse.

Cevabı göster

call it

Einstein thought of it first,

0:52

Bunu ilk düşünen Einstein'dı,

and then decided it was stupid.

0:54

ve sonra bunun aptalca olduğuna karar verdi.

Now,

0:56

Şimdi ise,

astrophysicists have decided it is plausible.

0:57

astrofizikçiler bunun makul olduğuna karar verdiler.

Trouble is, Anlatım akışı

1:00

Sorun şu ki,

this is all very theoretical,

1:01

bunların hepsi çok teorik,

and we don't actually know what the properties of dark energy are.

1:03

ve karanlık enerjinin özelliklerinin aslında ne olduğunu bilmiyoruz.

Anlatım akışı

Konuşmada sorunu öne çıkaran Trouble is,

Trouble is, temel güçlüğü öne çıkaran bir konuşma kalıbıdır. Burada kulağa makul gelen bir düşünceden, iddiaların hâlâ teorik ve özelliklerin bilinmiyor olması sınırlamasına geçiş yapar. Virgülden sonra normalde tam bir yan cümle getirir: Trouble is, + özne + fiil. Bu sabit ve gündelik kalıpta the sözcüğü kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi dersteki konuşma kalıbıyla tamamlayın: The idea sounds good. ____, we cannot afford it.

Cevabı göster

Trouble is

But there are various theories,

1:07

Fakat çeşitli teoriler var,

and they lead us to three scenarios for the end of the universe. Kalıp ifadeler

1:08

ve bunlar bizi evrenin sonu için üç senaryoya götürüyor.

Kalıp ifadeler

lead us to three scenarios: bizi üç senaryoya yöneltmek

Burada lead us to three scenarios, teorilerin akıl yürütmemizi üç olası sonuca yönelttiğini anlatır. Lead soyut anlamdadır; fiziksel olarak bir yere götürmek değildir. Kalıp lead + kişi veya grup + to + sonuç, çıkarım ya da seçenek biçimindedir. Açıklamanın dayanağını, dinleyicinin daha sonra değerlendireceği noktaya bağlar.

Alıştırma

Lead, us ve to sözcüklerini doğru sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: "The new evidence may ____ a different conclusion."

Cevabı göster

lead us to

One,

1:19

Birincisi,

the Big Rip.

1:20

Büyük Yırtılma.

Since its birth, Dilbilgisi

1:22

Doğuşundan bu yana,

the universe has been expanding.

1:23

evren genişlemektedir.

Dilbilgisi

Since its birth ... has been expanding: geçmişteki başlangıçtan bugüne

Burada since, sürmekte olan bir sürecin başlangıç noktasını, yani the universe's birth ifadesiyle evrenin başlangıcını belirtir. Bu cümlede since, “çünkü” anlamına gelmez. Present perfect progressive yapıdaki has been expanding, genişlemenin o zaman başladığını ve şimdiye kadar sürdüğünü gösterir. Başka durumlara aktarılabilen birleşim, since + başlangıç noktası ile özne + has/have been + -ing yapısıdır.

Alıştırma

Cümleyi present perfect progressive yapı ve başlangıç noktasını belirten zaman sözcüğüyle tamamlayın: "Maya ____ on the same science project ____ last Monday."

Cevabı göster

has been working · since

For unknown reasons,

1:25

Bilinmeyen nedenlerden dolayı,

new space is created everywhere equally.

1:27

her yerde eşit oranda yeni uzay yaratılıyor.

The space between galaxies expands,

1:29

Galaksiler arasındaki uzay genişler,

so they move apart. Öbek fiiller

1:32

böylece birbirlerinden uzaklaşırlar.

Öbek fiiller

move apart: nesneler arasındaki mesafenin artması

Move apart, iki veya daha fazla şeyin arasındaki mesafenin artması demektir. Apart ayrılma anlamını ekler; yalnızca hareket ettiklerini söylemez. Burada they, galaksileri ifade eder. Aralarındaki uzay genişledikçe galaksiler birbirinden daha da uzaklaşır.

Alıştırma

Hangi cümle iki nesne arasındaki mesafenin arttığını ifade eder?

  1. The two boats move downstream.
  2. The two boats move apart.
  3. The two boats move together.
Cevabı göster

The two boats move apart.

The space inside galaxies also expands,

1:33

Galaksilerin içindeki uzay da genişler,

but here gravity is strong enough to keep them together. Dilbilgisi

1:36

ancak burada kütleçekim onları bir arada tutacak kadar güçlüdür.

Dilbilgisi

strong enough to keep them together: sıfat + enough + to

Sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir niteliğin bir eylem veya sonuç için gereken düzeye ulaştığını anlatır. strong enough to keep ifadesinde strong kütle çekimini niteler, enough gerekli düzeye ulaşıldığını gösterir ve to keep elde edilebilecek sonucu belirtir. Burada kütle çekimi, galaksilerin içindeki maddenin ayrılmasını önleyecek gerekli güce ulaşır. Enough sıfattan sonra gelir: strong enough denir, enough strong denmez.

Alıştırma

Strong, enough ve hold sözcüklerini sıfat + enough + to kalıbıyla kullanın. Cümleyi tamamlayın: The shelf is ____ all these books.

Cevabı göster

strong enough to hold

In the Big Rip scenario,

1:40

Büyük Yırtılma senaryosunda,

the expansion accelerates up to a point Dilbilgisi

1:42

genişleme öyle bir noktaya kadar hızlanır ki,

where space expands so fast Dilbilgisi

1:44

uzay çok hızlı genişlediği için

that gravity can't compensate for this effect anymore.

1:46

kütleçekim artık bu etkiyi telafi edemez.

Dilbilgisi

up to a point where: soyut bir eşiğe ulaşmak

Up to a point where, gelişen bir sürecin ulaştığı eşiği gösterir. Burada genişleme, yerçekiminin artık bu etkiyi dengeleyemediği bir aşamaya ulaşana kadar hızlanmaya devam eder. Süreç + up to a point where + yan cümle yapısında point soyut bir aşamadır; where ise o aşamada gerçekleşen veya doğru hâle gelen durumu açıklar. Bu yapı bilgiyi ilerleme, eşik ve sonuç olarak düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle, bir sürecin soyut bir eşiğe ulaştığını göstermek için hedef yapıyı kullanıyor?

  1. I agree with your plan up to a point.
  2. We met at a point where the two paths cross.
  3. Attendance increased up to a point where the doors had to be closed.
Cevabı göster

Attendance increased up to a point where the doors had to be closed.

Dilbilgisi

so fast that: sonuca yol açan derece

So fast that, so + sıfat/zarf + that + sonuç yan cümlesi yapısının zarfla kullanılan biçimidir. Fast, uzayın ne kadar hızlı genişlediğini anlatır; so dereceyi artırır ve that sonucu açıklar: Yerçekimi artık bu etkiyi telafi edemez. Bu yapı, yüksek bir dereceyi doğrudan sonucuna bağlar. Burada so “bu nedenle” anlamına gelmez; that ile birlikte çalışır.

Alıştırma

Derece-sonuç yapısını tamamlamak için so, fast ve that kullanın: The river was moving ____ the ferry service was stopped.

Cevabı göster

so fast that

The result is a Big Rip.

1:49

Sonuç bir Büyük Yırtılma'dır.

At first,

1:51

İlk başta,

only large structures like galaxies are torn apart, Öbek fiiller

1:52

tekil nesneler arasındaki boşluk çok hızlı genişlediği için,

Öbek fiiller

are torn apart: edilgen yapıda güçlü biçimde parçalanma

Burada are torn apart, tear apart fiilinin edilgen biçimidir. Güçlü bir kuvvetin galaksileri parçalara ayırdığını anlatır; cümle, bu kuvveti dil bilgisel özne olarak belirtmek yerine galaksilere ne olduğuna odaklanır. apart parçacığı zorunludur. tear apart bir bütün olarak yalnızca küçük bir yırtık oluşturmayı değil, ağır ve çoğu zaman tamamen ayırmayı ya da yok etmeyi ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi tear apart fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın. During the storm, the old wooden shed was ____ by the wind.

Cevabı göster

torn apart

since space between the single objects expands very fast.

1:55

sadece galaksiler gibi devasa yapılar parçalanır.

Next,

1:59

Daha sonra,

big bodies like black holes, stars, and planets die.

2:00

karadelikler, yıldızlar ve gezegenler gibi büyük cisimler ölür.

Their gravity isn't strong enough to keep them together,

2:03

Kütleçekimleri onları bir arada tutacak kadar güçlü olmadığından,

so they dissolve into their components. Kalıp ifadeler

2:06

bileşenlerine ayrılırlar.

Kalıp ifadeler

dissolve into their components: kurucu parçalara ayrışmak

Burada dissolve into their components, nesnelerin sağlam bir bütün olarak var olmayı bırakıp daha küçük kurucu parçalarına dönüştüğü anlamına gelir. Into, dönüşümün sonucunu, yani their components ifadesini tanıtır. Bu kullanım, nesnelerin bir sıvıyla karışması anlamına gelmez ve parçalanmadan sonra ne kaldığını belirttiği için disappear fiilinden daha özeldir.

Alıştırma

Hangi cümle bir bütünün daha küçük kurucu parçalarına dönüştüğünü anlatır?

  1. The tablet dissolved in water.
  2. The structure dissolved into its components.
  3. The image slowly disappeared from the screen.
Cevabı göster

The structure dissolved into its components.

In the end,

2:08

Sonunda,

space would expand faster than the speed of light.

2:09

uzay ışık hızından daha hızlı genişleyecektir.

Atoms would now be affected,

2:13

Artık atomlar da etkilenecek,

and they would just disband.

2:14

ve basitçe dağılacaklardır.

Once space is expanding faster than light, Dilbilgisi

2:16

Uzay ışık hızından daha hızlı genişlemeye başladığında,

no particle in the universe

2:19

evrendeki hiçbir parçacık

can interact with any other particle anymore.

2:20

başka bir parçacıkla etkileşime giremeyecektir.

Dilbilgisi

Once: sonraki sonucu tetikleyen bir koşul

Buradaki Once, ‘olur olmaz’ veya ‘olduğu andan itibaren’ anlamına gelen bir bağlama sözcüğü, yani yan cümle bağlacıdır. Uzayın ışıktan daha hızlı genişlediği aşamayı tanıtır; ana cümle, bu eşik aşıldıktan sonraki sonucu belirtir. Bu kullanım, ‘bir kez’ anlamındaki once değildir. once + yan cümle yapısında koşul, durum içinde gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi beklenen bir şey olarak sunulur; böylece odak, o andan sonra olacaklara geçer.

Alıştırma

Ulaşılmış bir eşiği vurgulayan, dersteki tek sözcüklük bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ the tank is full, the pump shuts off automatically.

Cevabı göster

Once

The universe would dissolve into countless lonely particles Deyimler

2:23

Evren, başka hiçbir şeye dokunamayacak olan

Deyimler

countless lonely particles: yalıtılmışlığın kişileştirilmesi

Countless, sayılamayacak kadar çok anlamına gelir. Lonely genellikle yalnız olduğu için üzgün hisseden birini anlatır; ancak parçacıkların duyguları yoktur. Bu ifade kişileştirme kullanır: parçacıklara insana özgü bir nitelik verir. Buradaki lonely, tamamen yalıtılmış ve diğerlerine ulaşamaz durumda olmak anlamına gelir; böylece fiziksel ayrılığı duygusal bir görüntüyle anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede countless lonely particles ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca az sayıda parçacık birbirine yakın kalır.
  2. Çok fazla sayıda parçacık birbirinden tamamen yalıtılmıştır.
  3. Parçacıklar gerçekten üzgün hisseder ve arkadaş ister.
Cevabı göster

Çok fazla sayıda parçacık birbirinden tamamen yalıtılmıştır.

that won't be able to touch anything else

2:27

sayısız yalnız parçacığa ayrılarak

in a strange timeless universe.

2:29

garip, zamansız bir evrende yok olacaktır.

Hmm.

2:33

Hmm.

And you thought you felt lonely. Ton ve niyet

2:34

Bir de yalnız hissettiğinizi sanıyordunuz.

Ton ve niyet

And you thought ... ile mizahi karşılaştırma

And you thought ... dinleyicinin daha önce inandığı, hissettiği veya değerlendirdiği bir şeyi hatırlatır. Konuşan kişi ardından daha uç bir durum sunarak önceki değerlendirmenin onun yanında küçük görünmesini sağlar. Burada And, önceki yalnızlık imgesini kuru mizahlı bir espriye bağlar. Anlatıcı doğrudan izleyiciye seslenir; bu, kimsenin duygularını ciddi biçimde reddetmek değil, şakacı bir abartıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede And you thought ... daha uç bir durumla şakacı bir karşılaştırma yapmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The final level has twenty puzzles—and you thought the first level was hard.
  2. And you thought carefully before choosing an answer.
  3. And you thought the library closed at six.
Cevabı göster

The final level has twenty puzzles—and you thought the first level was hard.

Two,

2:37

İkincisi,

heat death,

2:38

Isıl Ölüm,

or a Big Freeze.

2:39

veya Büyük Donma.

In a nutshell, Deyimler

2:41

Kısaca,

Deyimler

Kısa bir özet başlatmak için In a nutshell

In a nutshell, birkaç kelimeyle veya yalnızca ana fikri söylemek anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Cümlenin başında kullanıldığında dinleyiciye kısa bir özetin geleceğini bildirir. Buradaki nutshell gerçek anlamda bir kabuğu anlatmaz. Bu ifade, uzun bir açıklamayı temel fikrine indirerek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Çok kısa bir özeti başlatan kalıplaşmış deyimi tamamlayın: In a ____, the update fixes the login bug but leaves the design unchanged.

Cevabı göster

nutshell

the difference between the Big Rip and heat death is that Dilbilgisi

2:42

Büyük Yırtılma ile ısıl ölüm arasındaki fark şudur:

Dilbilgisi

the difference between A and B is that ... karşılaştırma kalıbı

the difference between A and B is that ... kalıbı önce karşılaştırılan iki şeyi belirtir, ardından temel farkı anlatan bir yan cümle başlatır. Bu cümlede A, Big Rip; B ise heat death kavramıdır. that sonrasındaki sözler ikisinin nasıl farklı olduğunu açıklar. İki ögeyi bağlamak için between ile and kullanılır: between A and B. is that sonrasında kendi öznesi ve fiili olan tam bir cümlecik yazılır.

Alıştırma

Hangi cümle the difference between A and B is that ... kalıbını doğru kullanır?

  1. The difference between the basic plan or the premium plan is that the basic plan includes fewer features.
  2. The difference between the basic plan and the premium plan is that the basic plan includes fewer features.
  3. The difference from the basic plan and the premium plan is that the basic plan includes fewer features.
Cevabı göster

The difference between the basic plan and the premium plan is that the basic plan includes fewer features.

in a heat death scenario,

2:44

Isıl ölüm senaryosunda,

matter stays intact

2:45

madde bozulmadan kalır

and is converted over an incredibly long but finite period of time Kalıp ifadeler

2:47

ve evren sonsuza dek genişlerken

into radiation while the universe expands forever.

2:51

inanılmaz uzun ama sonlu bir süre boyunca radyasyona dönüşür.

Kalıp ifadeler

is converted ... into radiation: radyasyona edilgen dönüşüm

Edilgen be converted into kalıbında değişen şey dil bilgisel öznedir ve into ortaya çıkan yeni biçimi belirtir. Burada gizli özne matter, radiation hâline dönüştürülür; bu nedenle edilgen yapı, neden veya işi yapan yerine malzemeye ve sonuca odaklanır. Zaman veya biçim bildiren bir ifade converted ile into arasına girebilir. Burada over an incredibly long but finite period of time, değişimin ne kadar sürdüğünü anlatır; temel be converted into kalıbının bir parçası değildir.

Alıştırma

Cümleyi hedef edilgen kalıp be converted into ile tamamlayın: During recycling, old glass ____ new bottles.

Cevabı göster

is converted into

But how does this work?

2:54

Peki bu nasıl işliyor?

Let's talk about entropy. Anlatım akışı

2:56

Entropi hakkında konuşalım.

Anlatım akışı

Konu geçişi olarak Let's talk about

“Let's talk about entropy.” cümlesindeki “Let's talk about”, yeni bir konu açar ve dinleyiciye sonraki bölümün neye odaklanacağını bildirir. Buradaki “let's” dinleyicileri de kapsar, ancak anlatıcı mutlaka karşılıklı bir konuşma önermiyordur. Derslerde, gösterimlerde ve videolarda bu ifade çoğu zaman “şimdi buna bakalım” anlamına gelen samimi bir yönlendirme işlevi görür.

Alıştırma

Sıradaki konuyu tanıtan kapsayıcı ifadeyle geçişi tamamlayın: “We have seen what roots do. ____ how leaves make food.”

Cevabı göster

Let's talk about

Every system tends towards the state of highest entropy. Kalıp ifadeler

2:58

Her sistem en yüksek entropi durumuna doğru eğilim gösterir.

Kalıp ifadeler

Olağan değişim yönünü anlatan tends towards

Bu cümlede “tends towards”, “genellikle bir şeyin yönünde gelişir” anlamına gelir. En yüksek entropiyi, bir sistemin normalde ilerlediği yön olarak sunar. İfade temkinlidir: değişimin anlık olduğunu, duruma zaten ulaşıldığını veya her bir anın bu eğilimi izlediğini söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, duruma zaten ulaşıldığını iddia etmeden olağan bir yönü “tends towards” ile anlatır?

  1. Without regular pruning, the garden tends towards a wilder state.
  2. Without regular pruning, the garden has reached a wilder state.
  3. Without regular pruning, the garden is always a wilder state.
Cevabı göster

Without regular pruning, the garden tends towards a wilder state.

Like when we have a latte macchiato.

3:01

Tıpkı bir latte macchiato içtiğimiz zamanki gibi.

Initially,

3:04

Başlangıçta,

it has different regions,

3:05

farklı katmanları vardır,

but over time they will cool down and disintegrate until it's uniform.

3:06

ancak zamanla soğur ve homojen hale gelene kadar birbirine karışırlar.

And this also applies to the universe.

3:11

Ve bu evren için de geçerlidir.

So while the universe gets bigger and bigger, Dilbilgisi

3:14

Yani evren giderek büyürken,

Dilbilgisi

Kademeli değişim kalıbı bigger and bigger

Bigger and bigger, zaman içinde kademeli değişimi göstermek için karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi kalıbını kullanır. “Gittikçe daha büyük” veya “zaman geçtikçe daha büyük” anlamına gelir. Cümle, tek bir evrenin genişlemesini anlatır; iki evreni karşılaştırmaz. Bu kalıp faster and faster veya harder and harder gibi başka kısa karşılaştırma biçimleriyle de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tekrarlanan karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: As the balloon fills with air, it gets ____.

Cevabı göster

bigger and bigger

matter slowly decays and spreads out. Öbek fiiller

3:16

madde yavaşça bozunur ve dağılır.

Öbek fiiller

Yoğunluğu azalmak anlamındaki spread out

Spreads out burada geçişsizdir: madde daha geniş bir alana dağılır ve yoğunluğu azalır. Out, yoğun bir merkezden dışarı doğru uzaklaşma fikrini ekler. Aynı yapı, bir tarlaya yayılan grup örneğinde olduğu gibi, insanların veya nesnelerin birbirinden uzaklaşmasını da anlatabilir. Doğrudan nesne bulunduğunda yapı spread something out biçimine dönüşür.

Alıştırma

Hangi cümlede spread out, bir grubun üyelerinin birbirinden uzaklaşması anlamında kullanılmıştır?

  1. The story spread quickly through the school.
  2. The hikers spread out to search the field.
  3. Nina spread out the map on the table.
Cevabı göster

The hikers spread out to search the field.

At some point,

3:19

Bir noktada,

after lots of generations of stars,

3:20

nesiller boyu yıldızların ardından,

all the gas clouds necessary to form stars will be exhausted, Kelime

3:23

yıldız oluşumu için gereken tüm gaz bulutları tükenecek

Kelime

Bir kaynağın tükeneceğini anlatan will be exhausted

Burada will be exhausted, exhaust fiilinin gelecek zamandaki edilgen biçimidir. Özne, kaynak olarak kullanılan gaz bulutları olduğundan, bunların tamamen kullanılacağı veya tükeneceği anlamına gelir. Edilgen biçim, kaynağı kimin ya da neyin tükettiğine değil, kaynağın sıfıra inmesine odaklanır. Gaz bulutlarının yorgun olduğu anlamına gelmez; yorgunluk anlamı normalde insanlar veya hayvanlar için kullanılır.

Alıştırma

Kaynağın hiç kalmayacağını anlatmak için cümleyi exhaust fiilinin gelecek zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: At this rate, the emergency water supply ____ by Friday.

Cevabı göster

will be exhausted

so the universe will turn dark.

3:27

ve böylece evren karanlığa bürünecektir.

The remaining suns will die.

3:30

Kalan güneşler ölecektir.

Black holes will slowly degenerate and evaporate over trillions of years

3:33

Karadelikler, Hawking radyasyonu olarak bilinen şey nedeniyle

due to what's known as Hawking radiation. Kalıp ifadeler

3:38

trilyonlarca yıl içinde yavaş yavaş dejenere olacak ve buharlaşacaktır.

Kalıp ifadeler

Yerleşik bir adı tanıtan what's known as

what's known as Hawking radiation ifadesinde what's, what is yapısının kısaltmasıdır; known as ise Hawking radiation adını bu olgunun yerleşik adı olarak tanıtır. Bu ifade adlandırma işini yapar; tek başına olgunun tanımını veya nasıl işlediğini açıklamaz. as sözcüğünden sonra normalde bir isim ya da ad gelir.

Alıştırma

Hangi cümle standart bir adı tanıtmak için what's known as kullanıyor?

  1. The frequency shift is what's known as the Doppler effect.
  2. This scientist is known for careful measurements.
  3. This medicine is known to be safe at low doses.
Cevabı göster

The frequency shift is what's known as the Doppler effect.

When this process is complete,

3:41

Bu süreç tamamlandığında,

only a dilute gas of photons and light particles remains

3:44

sadece fotonlardan ve ışık parçacıklarından oluşan seyreltik bir gaz kalacak,

until even this decays.

3:48

ta ki bu bile bozunana kadar.

All activity in the universe ceases at this point.

3:51

Bu noktada evrendeki tüm faaliyetler durur.

Entropy is at its maximum,

3:54

Entropi maksimum seviyededir,

and the universe is dead forever.

3:57

ve evren sonsuza dek ölmüştür.

Unless,

4:00

Tabii,

theoretically,

4:01

teorik olarak,

it might be possible that Dilbilgisi

4:02

inanılmaz derecede uzun bir süre sonra,

after an incredibly long amount of time,

4:03

kuantum tünelleme denilen bir şeyin sonucu olarak

there might be a spontaneous entropy decrease

4:05

spontane bir entropi düşüşü olması

as a result of something called quantum tunneling, Kalıp ifadeler

4:08

ve bunun yeni bir Büyük Patlama'ya yol açması

Kalıp ifadeler

as a result of ile neden belirtmek

Bu cümlede as a result of, entropinin kendiliğinden azalmasının nedenini tanıtır: kuantum tünelleme denen bir şey. Bu yapı, azalmayı sonuç; of sonrasındaki ad öbeğini ise neden olarak gösterir. Bir olaya veya duruma neyin yol açtığını açıklamak için as a result of + ad öbeği ya da -ing biçimi kullanılır. because of ile benzer anlamdadır ve açıklayıcı yazılarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen neden ifadesiyle tamamlayın: The road was closed ____ a landslide.

Cevabı göster

as a result of

leading to a new Big Bang. Dilbilgisi

4:11

ihtimali dışında.

Dilbilgisi

it might be possible that ile iddiayı yumuşatmak

Burada it might be possible that, ardından gelen düşünceyi bir gerçek olarak değil, belirsizliği çok yüksek bir varsayım olarak sunar. might ve possible, konuşanın iddiaya bağlılık derecesini birlikte düşürür; böylece anlatıcı kesin bir yargıdan özellikle kaçınır. Kalıp it + might + be possible + that yan cümlesi şeklindedir. Bir açıklamayı ya da olayı özellikle ihtiyatlı bir olasılık olarak sunmak istediğinizde bu katmanlı yumuşatmayı kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle açıklamayı bir gerçek olarak değil, özellikle belirsiz bir olasılık olarak sunuyor?

  1. The unusual signal definitely came from a faulty sensor.
  2. It might be possible that the unusual signal came from a faulty sensor.
  3. The unusual signal came from a faulty sensor.
Cevabı göster

It might be possible that the unusual signal came from a faulty sensor.

Dilbilgisi

leading to: bir sonucu ifade etme

Leading to, hemen önce açıklanan sürecin sonucunu belirtir. Bu cümlede söz konusu süreç yeni bir Büyük Patlama'ya neden olur; ifade resulting in anlamındadır, bir yere doğru hareket etmek anlamında değildir. Dil bilgisi açısından leading to, kendine ait açıkça belirtilmiş bir öznesi olmayan -ing yan cümlesidir. Sonucu önceki cümleciğe kısa biçimde bağlar: neden, leading to + sonuç.

Alıştırma

Cümleyi lead fiilinin -ing biçimi ve to ile tamamlayın: Heavy rain flooded the tracks, ____ long train delays.

Cevabı göster

leading to

Three,

4:15

Üçüncüsü,

Big Crunch and Big Bounce.

4:15

Büyük Çöküş ve Büyük Sıçrama.

This is the most uplifting scenario.

4:18

Bu en moral verici senaryodur.

If there is less dark energy than we think or it decreases over time,

4:21

Eğer düşündüğümüzden daha az karanlık enerji varsa veya zamanla azalıyorsa,

gravity will be the dominating force in the universe one day.

4:24

kütleçekim bir gün evrendeki baskın güç olacaktır.

In a few trillion years,

4:28

Birkaç trilyon yıl içinde,

the rate of expansion of the universe will slow down and stop. Öbek fiiller

4:29

evrenin genişleme hızı yavaşlayacak ve duracaktır.

Öbek fiiller

slow down: yavaşlamak

Slow down, daha yavaş hâle gelmek veya bir hızın azalması anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada evrenin genişlemesinin durmadan önce giderek daha yavaş hâle gelmesini anlatır. Down aşağı doğru hareketi göstermez; azalmayı belirtir. Slow down ile stop aynı değildir: bir şey yavaşlayıp yine de devam edebilir.

Alıştırma

Daha yavaş hâle gelmek anlamındaki iki sözcüklü öbek fiili kullanın: The car began to ____ before the sharp turn.

Cevabı göster

slow down

After that,

4:32

Ondan sonra,

it reverses.

4:33

tersine döner.

Galaxies will race at each other,

4:35

Galaksiler birbirlerine doğru yarışacak,

merging as the universe becomes smaller and smaller.

4:37

evren küçüldükçe birleşeceklerdir.

Since a smaller universe also means a hotter universe,

4:40

Daha küçük bir evren aynı zamanda daha sıcak bir evren demek olduğundan,

temperatures rise everywhere all at once.

4:42

sıcaklıklar her yerde aynı anda yükselir.

100,000 years before the Big Crunch,

4:45

Büyük Çöküş'ten 100.000 yıl önce,

background radiation would be hotter than the surfaces of most stars,

4:48

arka plan ışıması çoğu yıldızın yüzeyinden daha sıcak olacaktır,

which means that they would be cooked from the outside. Kelime

4:51

bu da onların dışarıdan kavrulacağı anlamına gelir.

Kelime

be cooked from the outside ifadesinin mecaz anlamı

Burada be cooked, yiyecek gibi pişirilmek değil, aşırı sıcak yüzünden dayanamayıp yok olmak anlamına gelir. Gündelik cooked fiili, bilimsel açıklamaya canlı, gayriresmî ve abartılı bir etki katar. From the outside, daha sıcak radyasyonun çevreden geldiğini ve yıldızları dışarıdan ısıttığını gösterir; yıldızların kendi iç ısıları nedeniyle yok olması kastedilmez.

Alıştırma

Bu cümlede be cooked from the outside ne anlama geliyor?

  1. Kendi içlerinde daha fazla ısı üretirlerdi.
  2. Çevredeki ortamdan gelen ısıyla yok olurlardı.
  3. Dış yüzeylerinde yemek hazırlardılar.
Cevabı göster

Çevredeki ortamdan gelen ısıyla yok olurlardı.

Minutes before the Big Crunch happens,

4:54

Büyük Çöküş gerçekleşmeden dakikalar önce,

atom cores are ripped apart

4:56

atom çekirdekleri parçalanır

before supermassive black holes devour everything.

4:57

devasa kütleli karadelikler her şeyi yutmadan hemen önce.

Finally,

5:01

Son olarak,

all black holes would merge into a supermassive mega black hole

5:01

tüm karadelikler, evrenin tüm kütlesini barındıran

that contains the entire mass of the universe.

5:05

süper kütleli bir mega karadelik haline gelmek üzere birleşir.

And in the last moment before the Big Crunch,

5:08

Ve Büyük Çöküşten önceki son anda,

it would devour the universe,

5:10

evreni yutar,

including itself.

5:12

kendisi de dahil olmak üzere.

The Big Bounce theory states that this has happened a lot of times, Dilbilgisi

5:14

Büyük Sıçrama teorisi, bunun defalarca gerçekleştiğini

and that the universe goes through an infinite cycle of expansion and contraction. Kalıp ifadeler

5:18

ve evrenin sonsuz bir genişleme ve daralma döngüsünden geçtiğini belirtir.

Dilbilgisi

states that ... and that ... ile paralel iddiaları aktarma

States, bir teorinin ne iddia ettiğini aktarmak için that yan cümlesi alabilir. Bu cümlede states iki ayrı tümleci yönetir: that this has happened a lot of times ve that the universe goes through an infinite cycle of expansion and contraction. and sonrasında that sözcüğünün tekrarlanması, iki iddiayı yapı bakımından paralel hâle getirir ve ikisini de açıkça states fiiline bağlar. İkinci that, tümleç yan cümlesini başlatan bir bağlayıcıdır; 'şu' veya 'o' anlamındaki işaret sözcüğü değildir.

Alıştırma

Her paralel iddiadan önce bağlayıcıyı tekrarlayarak aktarımı tamamlayın: The notice states ____ the pool is closed today and ____ it will reopen tomorrow.

Cevabı göster

that · that

Kalıp ifadeler

goes through an infinite cycle of: sonsuz bir döngüden geçmek

Burada goes through, fiziksel bir alandan geçmek değil, bir dizi aşamayı deneyimlemek veya bu aşamalardan geçmek anlamına gelir. Özne olan the universe bir süreçten geçen bir varlık olarak anlatılır. an infinite cycle of, sonu olmayan ve tekrar tekrar yinelenen bir aşamalar dizisini başlatır. Bu cümlede expansion ve contraction tekrar eden iki aşamadır.

Alıştırma

Bu cümlede goes through an infinite cycle of ne anlama gelir?

  1. Bir genişleme ve bir büzülmeden sonra durur.
  2. Çok büyük fiziksel bir çemberin içinden geçer.
  3. Aynı aşamaları tekrar tekrar deneyimler.
Cevabı göster

Aynı aşamaları tekrar tekrar deneyimler.

Well,

5:22

Eh,

wouldn't that be nice? Ton ve niyet

5:23

bu harika olmaz mıydı?

Ton ve niyet

wouldn't that be nice?: olumsuz soruyla beklenti ifade etmek

Wouldn't that be nice? olumsuz soru biçimini kullanarak arzu edilen bir sonuç hakkındaki olumlu bir dileği veya umudu ifade eder. Konuşan kişi bu sonucu hayal eder ve dinleyeni bunun iyi bir şey olacağı konusunda hemfikir olmaya davet eder. Buradaki that, evrenin genişleme ve büzülmeyi tekrarlaması fikrine gönderme yapar. Bu retorik bir sorudur; asıl amacı basit bir evet veya hayır cevabı istemek değildir.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: Wouldn't that be nice? ifadesinde konuşan kişi genellikle umutlu bir dilek ifade etmek yerine tarafsız bir evet veya hayır değerlendirmesi istemektedir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

So what will actually happen to the universe in the end?

5:25

Peki sonunda evrene gerçekte ne olacak?

At the moment,

5:28

Şu an için,

heat death seems the most likely. Dilbilgisi

5:29

ısıl ölüm en olası seçenek gibi görünüyor.

Dilbilgisi

seems the most likely: kesinlik belirtmeden en olası seçeneği gösterme

Burada seems, yargıyı kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, mevcut kanıtların şu anda işaret ettiği sonuç olarak sunar. Böylece sonucun değişebileceğini kabul eder. The most likely, ısıl ölümü diğer olası sonuçların önüne koyar. outcome veya scenario gibi bir isim bağlamdan anlaşıldığı için söylenmemiştir; dolayısıyla ifade, konuşulan seçenekler arasında ısıl ölümün şu anda en olası seçenek gibi göründüğünü anlatır.

Alıştırma

Bir seçeneği olasılık bakımından en üste yerleştirirken yargıyı kesinleştirmeyen üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Of the three explanations, a software error ____.

Cevabı göster

seems the most likely

But we at Kurzgesagt hope that this dead forever stuff is wrong, Kelime

5:31

Ama biz Kurzgesagt'ta bu sonsuza dek ölme olayının yanlış olmasını

Kelime

this dead forever stuff: daha önceki bir konuya gayriresmî gönderme yapmak

Stuff, konuşanın tek tek sıralamasına gerek olmayan bilgi, fikir veya konuları topluca belirtebilen, gayriresmî ve sayılamayan bir isimdir. Buradaki this, evrenin sonsuza dek ölü kalabileceği yönünde daha önce konuşulan düşünceye gönderme yapar. Bu düşünceye this dead forever stuff demek, karmaşık ve kasvetli bir teoriyi gevşek bir konuşma etiketine dönüştürür. Bu seçim tonu daha rahat hâle getirir ve duygusal mesafe ya da hafif bir küçümseme katabilir; stuff burada fiziksel nesneleri anlatmaz.

Alıştırma

Gayriresmî bir sohbette evrenin kalıcı olarak sona ermesiyle ilgili birkaç teori yeni anlatılmıştır. Biri "I hope this dead forever stuff is wrong." der. this dead forever stuff burada ne yapar?

  1. Önceki teorileri yeniden adlandırmadan gayriresmî biçimde bir araya toplar.
  2. Bir teorinin resmî bilimsel adını verir.
  3. Artık çalışmayan fiziksel nesnelere gönderme yapar.
Cevabı göster

Önceki teorileri yeniden adlandırmadan gayriresmî biçimde bir araya toplar.

and the universe will start over and over again. Notlar

5:35

ve evrenin tekrar tekrar yeniden başlamasını umuyoruz.

Öbek fiiller

start over: en baştan yeniden başlamak

Start over, “en baştan yeniden başlamak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Bir şeyin durduğu noktadan devam etmediğini; önceki deneme ya da döngünün bırakılıp başlangıç noktasına dönüldüğünü gösterir. Bu cümlede evren yeni bir döngüye başlar. over sözcüğü aynı zamanda ardından gelen over and over again ifadesini de başlattığı için anlatımda iki işlev üstlenir.

Alıştırma

Leo oyun ilerlemesini silip en baştan yeniden başlamak istiyor. Bunu hangi cümle ifade eder?

  1. Leo wants to start over.
  2. Leo wants to take over.
  3. Leo wants to keep going.
Cevabı göster

Leo wants to start over.

Kalıp ifadeler

over and over again: tekrar tekrar

Over and over again, “tekrar tekrar” veya “birçok kez” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Güçlü bir vurgu katar: olay yalnızca bir kez daha gerçekleşmez. Burada ilk over aynı zamanda start over ifadesini tamamlar. Ortak kullanılan sözcük bilinçli bir örtüşme yaratırken, ifadenin tamamı yeniden başlamanın birçok döngü boyunca gerçekleştiğini anlatır.

Alıştırma

Nora endişelendiği için aynı cevabı birçok kez kontrol etti. Tekrarlanan eylemi en iyi hangi cümle vurgular?

  1. Nora checked the answer again.
  2. Nora checked the answer over and over again.
  3. Nora started the answer over.
Cevabı göster

Nora checked the answer over and over again.

We don't know for sure either way.

5:39

Her iki durumu da kesin olarak bilmiyoruz.

So let's just assume the most uplifting theory is true. Ton ve niyet

5:41

Bu yüzden sadece en moral verici teorinin doğru olduğunu varsayalım.

Ton ve niyet

let's just assume: paylaşılan geçici bir varsayım

Let's, dinleyiciyi konuşmacıyla birlikte bir adım atmaya davet eder; burada bu adım, tartışma için bir başlangıç noktasını kabul etmektir. Assume, bir şeyi kanıtlamak değil, şimdilik doğru kabul etmek demektir. Just öneriyi yumuşatır ve daha rahat bir tona sokar. let's just assume bütünü, belirsizlik sürerken paylaşılan geçici bir varsayım oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi, herkesi geçici bir varsayımı kabul etmeye davet eden ve just içeren konuşma kalıbıyla tamamlayın: We do not know the final number yet, so ____ fifty guests will come and prepare enough chairs.

Cevabı göster

let's just assume

By the way, Anlatım akışı

5:48

Bu arada,

we have a Twitter account.

5:49

bir Twitter hesabımız var.

Anlatım akışı

By the way: yan bir yoruma geçiş işareti

By the way, mevcut ana konudan ek bir yoruma, hatırlatmaya veya yeni hatırlanan bir noktaya geçildiğini belirten bir söylem işaretleyicisidir. Burada ana tartışma bitmiştir ve bu ifade ayrı bir hesap bilgisini sunar. Dinleyicinin gelecek bilgiye ilişkin beklentisini düzenler; mantıksal bir karşıtlık ifade etmez.

Alıştırma

Karşıtlık değil, ana konuyla gevşek ilişkili bir yan yorum eklemek için en uygun başlangıç hangisidir? Programı konuşmayı bitirip ofisin taşındığını ekliyorsunuz.

  1. As a result, the office has moved to King Street.
  2. By the way, the office has moved to King Street.
  3. On the other hand, the office has moved to King Street.
Cevabı göster

By the way, the office has moved to King Street.