İnsanlığa Yönelik En Büyük 11 Tehdit: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
693 kelime 173 kel/dk

Video özeti: Bu anlatım, asteroitlerden iklim, nükleer savaş ve yapay zekâya kadar doğal ve insan kaynaklı tehditleri karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “Should it happen,” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “if it should happen” anlamındaki resmî devrik koşulu, düşük olasılıklı fakat ciddi durumlar için kullanın. 2. “The Doomsday Clock,” — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: gece yarısına yaklaşan bu simgesel göstergeyi anlayıp küresel felaket tartışmalarını yorumlayın. 3. “fall into the wrong hands,” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: tehlikeli araç veya bilgilerin sorumsuz ya da düşmanca kişilerin eline geçebileceğini anlayın ve uyarıyı güvenlik bağlamında kullanın.

Bu derste

With devastating hurricanes,

0:00

Yıkıcı kasırgalar,

refugee crisis, and the real possibility of nuclear war,

0:01

mülteci krizi ve gerçek bir nükleer savaş ihtimali yüzünden,

it can sometimes feel like the end is near. Notlar

0:04

bazen sonun yakın olduğunu hissedebiliriz.

Kalıp ifadeler

it can sometimes feel like ... ile öznel bir izlenimi yumuşatmak

Burada it can sometimes feel like öznel bir izlenim sunar: koşullar, devamındaki önermenin gerçekten doğru olduğunu iddia etmeden onu doğruymuş gibi hissettirebilir. feel like ifadesinden sonra the end is near tam yan cümlesi gelir. can ve sometimes iddianın kesinliğini azaltır. can olasılık bildirir, sometimes ise bu izlenimi belirli zamanlarla sınırlar; bu nedenle kalıp, deneyimleri veya eğilimleri temkinli biçimde yorumlamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Yumuşatılmış öznel bir izlenim sunan beş sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: During a long, uncertain job search, ____ nothing will change.

Cevabı göster

it can sometimes feel like

Deyimler

kıyametvari bir uyarı olarak the end is near

Bu bağlamda the end is near, dünyanın veya toplumun yaklaşan yıkıcı sonunu çağrıştırır. Tam ifade kıyametvari bir anlam taşır; dolayısıyla sıradan bir etkinliğin bitmek üzere olmasından daha fazlasını anlatır. Tehlikeyi çok yakınmış gibi sunarak dramatik bir uyarı görevi görür. Bağlama göre gerçek anlamda, abartılı veya ironik biçimde kullanılabilir; ancak çağrıştırdığı görüntü her zaman ağırdır.

Alıştırma

Dramatik bir yorumda tam ifade the end is near büyük olasılıkla ne anlatır?

  1. Bir şey fiziksel olarak yakında bulunuyor.
  2. Yıkıcı bir sonuç yakın görünüyor.
  3. Sıradan bir etkinlik planlanan bitişine ulaştı.
  4. Konuşmacı şimdi konuşmayı bırakmak istiyor.
Cevabı göster

Yıkıcı bir sonuç yakın görünüyor.

But what are the biggest threats to humanity

0:07

Peki insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük tehditler neler

and is there anything we can do to stop them? Dilbilgisi

0:09

ve bunları durdurmak için yapabileceğimiz bir şey var mı?

Dilbilgisi

Is there anything we can do to ...? kalıbı

Is there anything we can do to + fiilin yalın hâli, bir amaca ulaşmak için yapılabilecek herhangi bir eylem olup olmadığını sorar. Burada stop them amacı belirtir; dolayısıyla konuşan kişi bir çözümün var olduğunu varsaymadan olası bir karşılık aramaktadır. Soru cümlelerinde anything, “yapılması mümkün herhangi bir şey” veya “en azından bir eylem” anlamına gelir. Soruyu olumsuz yapmaz. Bir çözüm olup olmadığını bilmeden önce seçenekleri araştırmak istediğinizde bu kalıbı kullanın.

Alıştırma

Herhangi bir olası eylem bulunup bulunmadığını soran kalıpla açık uçlu soruyu tamamlayın: ____ reduce the damage?

Cevabı göster

Is there anything we can do to

Experts all over the world

0:11

Dünyanın dört bir yanındaki uzmanlar,

from the Global Challenges Foundation in Stockholm

0:13

Stockholm'deki Global Challenges Foundation'dan

and the Centre for the Study of Existential Risk at the University of Cambridge

0:15

Cambridge Üniversitesi'ndeki Centre for the Study of Existential Risk'e kadar,

consider this question yearly using scientific research.

0:18

bu soruyu her yıl bilimsel araştırmalardan yararlanarak ele alıyor.

Some risks lay millions of years into the future, Dilbilgisi

0:22

Bazı riskler milyonlarca yıl sonrasında bizi bekliyor;

Dilbilgisi

lay millions of years into the future: lie ve lay farkı

Yazıldığı biçimiyle lay, bu anlamı ifade etmek için standart geniş zaman fiili değildir. Cümlede nesne bulunmadığından geçişsiz lie fiili gerekir: Some risks lie millions of years into the future. Buradaki lie, risklerin zaman içinde çok uzak bir noktada “yer aldığı” anlamına gelir. Geniş zamanda lay, “bir şeyi bir yere koymak” demektir ve bu nedenle normalde nesne alır: Lay the phone on the desk. Lay aynı zamanda lie fiilinin geçmiş zamanı olabilir: The answer lay years ahead. Bu cümle genel ve şimdiki bir olguyu belirttiği için standart seçim lie olur.

Alıştırma

Genel bir geniş zaman cümlesini “zaman içinde yer almak” anlamındaki geçişsiz fiille tamamlayın: Some risks ____ millions of years in the future.

Cevabı göster

lie

like gamma ray burst caused by a star explosion,

0:24

örneğin bir yıldız patlamasının yol açacağı gama ışını patlaması,

which would destroy our ozone layer,

0:27

ki bu, ozon tabakamızı yok ederdi;

or even the overexpansion or collapse of the entire universe.

0:29

hatta tüm evrenin aşırı genişlemesi ya da çökmesi bile.

Closer to home, Deyimler

0:33

Bize daha yakın bir tehdide gelirsek,

Deyimler

Geçiş ifadesi olarak Closer to home

Closer to home, tartışmayı mesafe, zaman, ölçek veya kişisel ilgi bakımından uzak bir konudan daha yakın ya da daha acil bir konuya taşıyan bir geçiş ifadesidir. Burada konu, çok uzak kozmik tehlikelerden Güneş, Dünya ve asteroitlerle ilgili risklere geçer. Buradaki home mecazidir; birinin gerçekten bir eve yaklaştığı anlamına gelmez. Karşılaştırma biçimi closer, odak değişikliğini gösterir: sıradaki konu öncekinden daha yakındır.

Alıştırma

We have discussed risks thousands of years away. Closer to home, rising sea levels are already affecting coastal towns cümlesinde Closer to home neyi gösterir?

  1. Zaman bakımından daha uzak bir konuya döner.
  2. Konuşanın fiziksel olarak kendi evine doğru gittiğini söyler.
  3. Daha acil veya kişisel olarak daha ilgili bir konuya geçer.
Cevabı göster

Daha acil veya kişisel olarak daha ilgili bir konuya geçer.

we have our sun,

0:34

kendi Güneş'imiz var;

which will eventually become a red giant as it ages

0:35

o da yaşlandıkça sonunda bir kırmızı deve dönüşecek

and engulf the entire planet.

0:37

ve tüm gezegeni yutacak.

But even that isn't for another 5 billion years. Dilbilgisi

0:40

Ama buna bile daha 5 milyar yıl var.

Dilbilgisi

isn't for another + zaman aralığı

Not be for another + zaman aralığı, bir olayın belirtilen süre geçene kadar gerçekleşmeyeceği anlamına gelir. Bu cümlede olay hâlâ 5 milyar yıl gelecektedir; olayın 5 milyar yıl süreceği söylenmez. Another, şu andan veya referans alınan zamandan itibaren sayılan ek bir süreyi belirtir. Olumsuz biçim olayı bu sürenin sonrasına bırakır: It isn't for another five years, olayın beş yıl daha geçmeden gerçekleşmeyeceği anlamına gelir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi for another + bir zaman aralığı kullanarak tamamlayın. Konser bugünden iki ay sonrasına planlandı: The concert isn't ____.

Cevabı göster

for another two months

More imminent is an asteroid large enough to create a global catastrophe, Dilbilgisi

0:43

Daha yakın bir tehdit ise küresel felakete yol açacak büyüklükte bir asteroit;

Dilbilgisi

More imminent is an asteroid: yüklem tamamlayıcısının öne alındığı devrik yapı

More imminent is an asteroid, karşılaştırmalı yüklem tamamlayıcısı More imminent ifadesini be fiilinin ve an asteroid öznesinin önüne getirir. Nötr sıra An asteroid is more imminent şeklindedir. Bu öne alma, daha önce söz edilen ve çok daha uzak gelecekteki tehditle yapılan zaman karşılaştırmasını cümlenin başlangıç noktası hâline getirir. Kalıp tamamlayıcı + be + özne biçimindedir. Bu, resmî açıklayıcı metinlerde vurguyu düzenlemek için kullanılan bir bildirme cümlesi devrikliğidir; soru cümlesi sırası değildir.

Alıştırma

Cümleyi more urgent ve öne alınmış tamamlayıcı devrikliği kullanarak tamamlayın: Updating the website can wait; ____ the need to fix the security flaw.

Cevabı göster

more urgent is

Dilbilgisi

large enough to create: sıfat + enough + to-mastarı

large enough to create ifadesinde enough, large sıfatından sonra gelir ve bir eşik belirtir: Asteroidin büyüklüğü, to-mastarındaki sonucun gerçekleşmesi için gereken dereceye ulaşır. İfade yalnızca very large değil, so large that it can create anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp adjective + enough + to + base verb biçimindedir. Sıfat ilgili niteliği tanımlar; mastar ise o dereceye ulaşıldığında mümkün hâle gelen eylemi veya sonucu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi adjective + enough + to-infinitive kalıbı ve support fiiliyle tamamlayın: The shelf is strong ____ all these boxes.

Cevabı göster

enough to support

which is estimated to occur every 120,000 years. Dilbilgisi

0:47

böyle bir olayın yaklaşık her 120.000 yılda bir gerçekleştiği tahmin ediliyor.

Dilbilgisi

is estimated to occur: kişisel olmayan bir aktarma yapısı

“Is estimated to occur”, be + estimated + to-infinitive biçimindeki edilgen bir aktarma yapısıdır. Tahmini kimin yaptığını belirtmeden, mevcut hesaplamaların olayın bu sıklıkta gerçekleştiğini gösterdiği anlamına gelir. Edilgen biçim, iddiaya bilim, haber ve veri yazılarında yaygın olan temkinli ve kişisel olmayan bir ton verir. Buradaki “every 120,000 years”, tahmini bir istatistiksel sıklıktır; bir takvim ya da bilinen bir gelecekteki çarpışmanın öngörüsü değildir.

Alıştırma

Resmî aktarma yapısını dersteki sözcüklerle tamamlayın: Based on long-term statistical calculations, the event ____ roughly once every 120,000 years.

Cevabı göster

is estimated to occur

While none are currently expected to hit Earth soon, Anlatım akışı

0:51

Şu an için yakın zamanda Dünya'ya çarpması beklenen bir asteroit olmasa da,

Anlatım akışı

While none are currently expected...: ödün bildiren giriş

Burada While, “... sırasında” değil, “... olmasına rağmen” anlamındadır. Güven verici bir ödün bilgisi sunar: mevcut değerlendirmeler, ilgili asteroitlerden herhangi birinin yakında Dünya'ya çarpacağını öngörmemektedir. Bu yan cümle, ardından gelen ana fikirle karşıtlık kurulmasını hazırlar: mevcut veriler eksiktir ve arama çalışmaları devam etmelidir. Cümleye While ile başlamak, yazarın hâlâ önemli olan kaygıyı veya iddiayı sunmadan önce sınırlayıcı ya da güven verici bir gerçeği kabul etmesini sağlar.

Alıştırma

Bu bağlamda cümlenin başındaki While yan cümlesi ne yapıyor?

  1. İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
  2. Verilerin neden eksiksiz olduğunu açıklar.
  3. Karşıt bir kaygı sunulmadan önce güven verici kanıtı kabul eder.
Cevabı göster

Karşıt bir kaygı sunulmadan önce güven verici kanıtı kabul eder.

existing data is incomplete

0:53

mevcut veriler eksik

with a worldwide effort underway to search the skies. Kelime

0:55

ve gökyüzünü taramak için dünya çapında çalışmalar sürüyor.

Kelime

effort underway: başlamış ve devam eden çalışma

Underway, bir şeyin zaten başladığını ve şu anda devam ettiğini belirtir. effort underway ifadesinde effort sözcüğünü sonradan niteleyen bir ögedir: isimden sonra gelir ve çalışmanın başlamış olduğunu gösterir. Haberlerde ve resmî anlatımlarda operasyonları, soruşturmaları, aramaları ve projeleri anlatmak için sıkça be underway veya kısa isim + underway kalıbı kullanılır. Bu ifade yalnızca planlanmış anlamına gelmez ve under ile way sözcüklerinin gerçek anlamlarının birleşimi değildir.

Alıştırma

Resmî güncellemeyi “zaten başlamış ve devam ediyor” anlamındaki hedef sözcükle tamamlayın: The emergency operation has begun, and a coordinated evacuation is now ____.

Cevabı göster

underway

Should it happen, Dilbilgisi

0:59

Böyle bir şey olursa,

Dilbilgisi

Should it happen: resmî devrik koşul

Should it happen ifadesinde should, devrik bir koşul yan cümlesini başlatır. İfade If it should happen veya daha nötr biçimde If it happens anlamına gelir. Özne it, yalın fiil happen sözcüğünden önce gelir ve if kullanılmaz. Bu yapı, olayı önlem alınması gereken olası bir durum olarak sunar; olay genellikle belirsiz, düşük olasılıklı veya istenmeyen bir durumdur. Buradaki should yükümlülük veya tavsiye bildirmez.

Alıştırma

Koşulu resmî devrik yapıyla yeniden yazın: If the main entrance should be blocked, use the side door. ____ the main entrance be blocked, use the side door.

Cevabı göster

Should

it could create a global cooling event like the Ice Age,

1:00

Buzul Çağı'na benzer bir küresel soğuma yaşanabilir;

but even smaller asteroids could have a significant impact Kalıp ifadeler

1:03

ancak daha küçük asteroitler bile ciddi biçimde etkileyebilir

on both natural and human ecosystems, too.

1:06

hem doğal ekosistemleri hem de insan ekosistemlerini.

Kalıp ifadeler

have a significant impact on: üzerinde önemli bir etki yaratmak

Bu cümlede have a significant impact on, “üzerinde önemli bir etki yaratmak” anlamına gelir. Impact burada isimdir: have fiil görevini sağlar, significant etkinin önemli veya büyük olduğunu belirtir, on ise etkilenen şeyi tanıtır. Tam kalıp have a significant impact on + isim veya isim grubudur. Have, özneye, zamana veya kip belirten yardımcı fiile göre değişebilir; has, had, will have ve could have aynı kalıba uyar.

Alıştırma

“Güçlü biçimde etkilemek” anlamındaki hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: A few minutes of daily reading can ____ a child's vocabulary.

Cevabı göster

have a significant impact on

An even closer possibility is the supervolcano.

1:08

Daha da yakın bir olasılık, süper yanardağ patlamasıdır.

The devastation in Pompeii from Mount Vesuvius

1:12

Pompeii'yi yerle bir eden Vezüv Yanardağı

released around 4 km cubed of magma,

1:14

yaklaşık 4 kilometreküp magma püskürttü,

but the supervolcanoes can release more than 500 km cubed.

1:17

ancak süper yanardağlar 500 kilometreküpten fazlasını püskürtebilir.

The real worry from this worldwide is the ash cloud,

1:21

Bunun küresel ölçekteki asıl tehlikesi kül bulutudur;

which would block out the sunlight, Öbek fiiller

1:24

bu bulut güneş ışığını engellerdi,

Öbek fiiller

block out: ışığı veya manzarayı tamamen engellemek

Burada block out, “ışığın geçmesini tamamen engellemek” anlamına gelir; dolayısıyla güneş ışığı aşağıdaki bölgeye ulaşmaz. Out, dışarıya doğru hareket anlamı vermez; dışarıda bırakma veya tamamlanmış sonuç fikrini ekler. Temel kalıp block out + nesnedir. Nesne isim olduğunda block out the light ve block the light out kullanılabilir. Zamir olduğunda zamiri ortaya koyun: block it out.

Alıştırma

Block out ifadesinin doğru geniş zaman biçimini kullanın: This sleep mask ____ all the light, so I can nap during the day.

Cevabı göster

blocks out

cooling the globe and crippling agriculture. Dilbilgisi

1:26

Dünya'yı soğuturdu ve tarımı felce uğratırdı.

Dilbilgisi

cooling ... and crippling ...: paralel -ing sonuç öbekleri

Bu cümlede cooling the globe and crippling agriculture, paralel iki -ing öbeğinden oluşur. İkisi de önceki olaya —güneş ışığının engellenmesine— bağlanır ve bunun sonuçlarını belirtir: dünya soğur ve tarım ağır zarar görür. Tümce + virgül + -ing öbeği kalıbı, neden-sonuç zincirini kısa ve yoğun biçimde anlatabilir. İki -ing öbeği and ile bağlandığında, aynı önceki olayın birden fazla sonucunu gösterebilir; birbiriyle ilgisiz eş zamanlı eylemleri anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki tek bir olayın sonuçlarını göstermek için paralel iki -ing öbeği kullanır?

  1. While damaging computers, staff left the flooded office.
  2. The burst pipe flooded the office, and staff left after the computers were damaged.
  3. The burst pipe flooded the office, damaging computers and forcing staff to leave.
Cevabı göster

The burst pipe flooded the office, damaging computers and forcing staff to leave.

The last known eruption occurred around 25,000 years ago in New Zealand,

1:28

Bilinen son patlama yaklaşık 25.000 yıl önce Yeni Zelanda'da gerçekleşti

and researchers predict they occur every 30,000 to 50,000 years.

1:32

ve araştırmacılar bu tür patlamaların her 30.000 ila 50.000 yılda bir meydana geldiğini tahmin ediyor.

Scientists are currently monitoring Yellowstone in the US

1:37

Bilim insanları şu anda ABD'deki Yellowstone'u

as a future potential site.

1:40

gelecekteki olası bir patlama bölgesi olarak gözlemliyor.

But not all of our threats are natural. Dilbilgisi

1:41

Ancak tehditlerimizin hepsi doğal değil.

Dilbilgisi

not all ... are ... ile kısmi olumsuzluk

Not all of our threats are natural, tehditlerin en azından bazılarının doğal olmadığı anlamına gelir. Olumsuzluk all of our threats are natural şeklindeki genel iddiaya uygulanır: “hepsi” iddiasını reddeder, ancak bütün tehditlerin doğal olmadığını söylemez. Bu, kısmi olumsuzluktur: not all X are Y, en az bir X'in Y olmadığı anlamına gelir. Normalde bazı X'lerin Y olma ihtimalini açık bırakır. Burada daha önce doğal tehditlerden söz edilmesi, “bazıları doğal, bazıları değil” şeklindeki karma yorumu netleştirir.

Alıştırma

'Not all of the roads are closed' ne anlama gelir?

  1. Hiçbir yol kapalı değildir.
  2. En az bir yol kapalı değildir.
  3. Her yol kapalıdır.
Cevabı göster

En az bir yol kapalı değildir.

Overpopulation can outstrip Earth's capacity to produce food and other resources Kelime

1:43

Aşırı nüfus, Dünya'nın gıda ve diğer kaynakları üretme kapasitesini aşabilir

Kelime

outstrip Earth's capacity to produce: Dünya'nın üretim kapasitesini aşmak

Bu cümlede outstrip, “bir şeyden daha büyük hâle gelmek” veya “aşmak” anlamına gelir. Aşırı nüfus, Dünya'nın üretebileceğinden daha büyük ihtiyaçlar doğurabilir. Aktarılabilir kalıp X outstrips Y's capacity to do Z şeklindedir. Talep, büyüme veya baskının bunları karşılamak için mevcut miktarı ya da kapasiteyi aşmasını anlatır.

Alıştırma

“Bir şeyden daha büyük hâle gelmek” anlamındaki hedef fiille resmî cümleyi tamamlayın: Demand for emergency beds now ____ the hospital's capacity to provide them.

Cevabı göster

outstrips

and amplify the threat of infectious pandemics due to high densities, Kalıp ifadeler

1:48

ve yüksek nüfus yoğunluğu nedeniyle bulaşıcı salgın tehdidini artırabilir,

Kalıp ifadeler

amplify the threat of: tehlikeyi büyütmek

Burada amplify mecaz anlamda kullanılır. Amplify the threat of, mevcut bir tehlikeyi daha büyük veya ciddi hâle getirmek demektir; bir sesi yükseltmekten söz edilmez. amplify the threat of + isim kalıbı, şiddetlenen tehlikenin ne olduğunu belirtir. Bu kalıp tek başına, söz konusu etkenin tehlikeyi yoktan var ettiğini iddia etmez.

Alıştırma

“Mevcut bir tehlikeyi daha ciddi hâle getirmek” anlamındaki hedef ifadeyle resmî cümleyi tamamlayın: Dry conditions can ____ wildfires.

Cevabı göster

amplify the threat of

perhaps with bioengineered diseases.

1:51

özellikle de biyomühendislikle üretilmiş hastalıklar söz konusuysa.

Conversely, evidence is already pointing to declining fertility rates. Notlar

1:54

Öte yandan, kanıtlar şimdiden doğurganlık oranlarının düştüğünü gösteriyor.

Anlatım akışı

Conversely: karşıt durumu sunmak

Conversely, “karşıt durumda veya yönde” anlamına gelen bir cümle bağlayıcısıdır. Burada tartışmayı aşırı nüfus riskinden karşıt demografik eğilimin kanıtlarına, yani düşen doğurganlık oranlarına yöneltir. Yalnızca farklı bir bilgi eklemez. Okura bir sonraki ifadeyi öncekinin ters veya karşıt eşleşmesi olarak yorumlaması gerektiğini gösterir.

Alıştırma

İkinci eğilimi birincinin karşıtı olarak en açık biçimde sunan bağlayıcıyı seçin: City rents rose last year. ___, rural rents fell.

  1. For example
  2. Moreover
  3. Conversely
Cevabı göster

Conversely

Öbek fiiller

pointing to: kanıtın bir sonucu düşündürmesi

Bu cümlede pointing to, “ima etmek veya göstermek” anlamına gelir. Özne evidence olduğu için fiziksel olarak işaret etme söz konusu değildir; kanıtlar, düşen doğurganlık oranlarını olası eğilim olarak destekler. Bu ifade temkinlidir. Mevcut kanıtların hangi yönü gösterdiğini belirtir ancak sonucun şüpheye yer bırakmayacak biçimde kanıtlandığını iddia etmez.

Alıştırma

Bu cümlede pointing to ne anlama gelir? The latest test results are pointing to a wiring problem.

  1. Bir kablo sorunu olmasının muhtemel olduğunu düşündürüyorlar.
  2. Bir kablo sorununun varlığını kesin olarak kanıtlıyorlar.
  3. Birini fiziksel olarak kablolara doğru yönlendiriyorlar.
Cevabı göster

Bir kablo sorunu olmasının muhtemel olduğunu düşündürüyorlar.

Will we see the human population gradually die out from lack of births, Öbek fiiller

1:58

Doğumların azalması yüzünden insan nüfusunun yavaş yavaş yok olduğunu mu göreceğiz,

Öbek fiiller

die out: yavaş yavaş tamamen yok olma

Die out, “hiçbir üyesi kalmayana kadar yavaş yavaş yok olmak” anlamına gelir. Bu cümlede, çok az insan doğduğu için tüm insan nüfusunun sona erme olasılığını anlatır. Özne genellikle bir tür, nüfus, topluluk, dil, gelenek veya benzeri grup düzeyindeki bir şeydir; tek bir kişi değildir. İfade, sayılardaki geçici bir düşüşü değil, tamamen yok olmayı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “zamanla tamamen yok olmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: If younger people stop learning the language, it may ____.

Cevabı göster

die out

or will climate change beat this concern?

2:02

yoksa iklim değişikliği bu kaygıyı gölgede mi bırakacak?

A rise of 3 degrees Celsius would be incredibly significant

2:05

Sıcaklığın 3 santigrat derece artması son derece ciddi sonuçlar doğururdu;

with most of Florida and Bangladesh underwater,

2:08

Florida'nın ve Bangladeş'in büyük kısmı sular altında kalırdı,

while several coastal cities would become swamped.

2:11

birçok kıyı kentini de su basardı.

On top of this, Anlatım akışı

2:13

Bunun da ötesinde,

Anlatım akışı

On top of this: başka bir nokta ekleme

On top of this, az önce belirtilen bilgilere başka bir gerçek ekleyen bir bağlantı ifadesidir. Burada this, önceki sorunlar bütününe gönderme yapar ve konuşmacı daha fazla zararlı etki eklemek üzeredir. İfade, fikirleri birikimli biçimde düzenler: zaten bir sorun vardır ve buna başka bir sorun eklenir. Bu kullanımda on top of fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

“The storm closed the bridge. On top of this, several homes lost power,” cümlesinde On top of this ne işe yarar?

  1. Daha önce belirtilen soruna başka bir sorun ekler.
  2. Köprünün kapanma nedenini verir.
  3. Elektrik kesintisinin kesinlikle daha önemli olduğunu söyler.
  4. İkinci gerçeği birinciyle karşılaştırıp karşıtlık kurar.
Cevabı göster

Daha önce belirtilen soruna başka bir sorun ekler.

longer and more damaging wildfire seasons,

2:14

daha uzun ve daha yıkıcı orman yangını mevsimleri,

more destructive hurricanes,

2:17

daha yıkıcı kasırgalar,

heatwaves, food insecurity, and drought,

2:18

sıcak hava dalgaları, gıda güvensizliği ve kuraklık var;

all of which can impact and amplify incidences of violence Dilbilgisi

2:21

bunların tümü şiddet olaylarını tetikleyip artırabilir,

Dilbilgisi

all of which: listedeki her unsura gönderme yapma

All of which, açıklayıcı bir ilgi cümleciği başlatır. All daha önce belirtilen grubun tamamına gönderme yapar, which ise bu grubu yeni cümleciğe bağlar; ikisi birlikte can impact and amplify ifadesinin öznesidir. Burada ifade, önceki listedeki her faktörün bu etkiyi yaratabileceğini anlatır; yalnızca which'e en yakın isim olan drought kastedilmez. Bu yapı, özellikle resmî açıklamalarda bir listedeki unsurları ortak bir sonuca kısa ve etkili biçimde bağlar.

Alıştırma

Cümleyi all of which kullanarak tamamlayın: The kit contains a bottle, a cup, and two plates, ____ are recyclable.

Cevabı göster

all of which

with nations already suffering from water and climate conditions,

2:24

özellikle de su kıtlığı ve zorlu iklim koşullarıyla zaten boğuşan ülkelerde;

which ultimately impact deteriorating economic conditions.

2:28

bu da sonuçta kötüleşen ekonomik koşulları daha da ağırlaştırır.

Then there's nuclear war.

2:31

Bir de nükleer savaş var.

Tensions over North Korea have brought this conflict to the forefront Kalıp ifadeler

2:33

Kuzey Kore konusundaki gerilimler bu çatışma ihtimalini gündemin ön sıralarına taşıdı;

Kalıp ifadeler

brought this conflict to the forefront: bir konuyu ön plana çıkarmak

Bring something to the forefront, bir konuyu çok görünür hâle getirmek veya insanların dikkat ve tartışmalarının merkezine taşımak demektir. brought this conflict to the forefront ifadesinde brought, have ile kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Cümle, gerilimlerin bu çatışmayı önemli bir mesele hâline getirdiğini anlatır. Forefront burada mecazdır: çatışma fiziksel bir yere değil, kamuoyunun dikkatinin ön sırasına taşınmıştır.

Alıştırma

Cümleyi bring something to the forefront ifadesindeki eksik sözcüklerle tamamlayın: The report brought workplace safety ____.

Cevabı göster

to the forefront

with over 7,000 known warheads between Russia and the US

2:36

Rusya ile ABD'nin elinde toplam 7.000'den fazla bilinen savaş başlığı bulunuyor,

and nukes within the UK, France, China,

2:40

ayrıca Birleşik Krallık, Fransa, Çin,

India, Pakistan, Israel, and North Korea.

2:42

Hindistan, Pakistan, İsrail ve Kuzey Kore'de de nükleer silahlar var.

The Doomsday Clock, Kültür

2:45

Kıyamet Saati,

created by the Bulletin of Atomic Scientists,

2:46

Bulletin of Atomic Scientists tarafından oluşturulmuştur

represents the likelihood of a man-made global catastrophe.

2:48

ve insan kaynaklı küresel bir felaket olasılığını temsil eder.

Kültür

Kıyamet Saati: küresel felaket riskinin simgesi

Kıyamet Saati, Atom Bilimcileri Bülteni tarafından oluşturulmuş sembolik bir kamu göstergesidir. Gece yarısını tehlike noktası olarak kullanarak uzmanların insanlığı insan kaynaklı küresel bir felakete ne kadar yakın gördüğünü gösterir. Bu, sıradan bir saat değildir ve kesin bir tarih öngörmez. Haber dilinde gece yarısına yaklaşmak, değerlendirilen tehlikenin arttığı; uzaklaşmak ise azaldığı anlamına gelir.

Alıştırma

Bir haberde “the Doomsday Clock moved closer to midnight” ifadesi ne anlama gelir?

  1. Uzmanlar gelecekteki bir felaketin kesin tarihini açıkladı.
  2. Saat yerel zamanı daha doğru göstermeye başladı.
  3. Uzmanlar küresel felaket riskinin daha yüksek olduğuna karar verdi.
Cevabı göster

Uzmanlar küresel felaket riskinin daha yüksek olduğuna karar verdi.

Though the clock more recently included climate change

2:51

Saat yakın zamanda iklim değişikliğini

and some other developments that put humanity at risk, Kalıp ifadeler

2:54

ve insanlığı riske atan diğer bazı gelişmeleri de kapsamına almış olsa da,

Kalıp ifadeler

put humanity at risk: put + nesne + at risk yapısı

Put humanity at risk, insanlığı olası zararlara açık hâle getirmek demektir. Yapı put + kişi veya şey + at risk şeklindedir; dolayısıyla humanity tehlikeye atılan nesnedir. Bu ifade bir neden veya değişim anlatır: bir şey nesne için tehlike oluşturur. Zararın kesin olarak gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi put + nesne + at risk yapısıyla tamamlayın: Sharing your password could ____ your account ____.

Cevabı göster

put · at risk

emphasis is placed on nuclear war. Kalıp ifadeler

2:56

asıl vurgu nükleer savaş üzerindedir.

Kalıp ifadeler

emphasis is placed on: odağı belirten resmî edilgen yapı

Bu resmî edilgen yapıda emphasis is placed on X, X’e özel önem veya dikkat verildiği anlamına gelir. Bu cümlede nuclear war özellikle önemli kabul edilen konudur. Placed burada fiziksel değil, soyut bir anlam taşır ve place emphasis on kalıbının parçasıdır. Edilgen biçim, odağı seçen kişi veya kurumu belirtmez; böylece nesnel ve rapor tarzında bir ton oluşturur.

Alıştırma

Resmî edilgen cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: In this safety report, ____ preventing workplace accidents.

Cevabı göster

emphasis is placed on

Since its creation in 1947,

2:59

1947'de oluşturulmasından bu yana,

the furthest we've been from midnight

3:01

gece yarısından en uzakta olduğumuz,

or Doomsday is in 1991,

3:03

yani Kıyamet'e en uzak kaldığımız yıl 1991'di;

when the clock was 17 minutes to midnight.

3:06

o zaman Kıyamet Saati'nde gece yarısına 17 dakika vardı.

Today in 2017,

3:08

Bugün, yani 2017'de,

the clock sits at 2.5 minutes to midnight,

3:10

Kıyamet Saati'nde gece yarısına 2,5 dakika var;

the second closest it has ever been. Dilbilgisi

3:13

bu, şimdiye kadar ulaştığı en yakın ikinci nokta.

Dilbilgisi

the second closest it has ever been: tarih boyunca sıralama

The second closest, üstünlük derecesiyle yapılan bir sıralamadır. Closest ifadesinin anlamı, ilk bölümden anlaşıldığı üzere gece yarısına en yakın olmaktır. Referans anına kadarki tüm kayıtlarda gece yarısına bundan daha yakın yalnızca bir konum vardır. Second olayların gerçekleşme sırasını değil, derecelendirmedeki sırayı belirtir. It has ever been, saatin oluşturulmasından referans anına kadar uzanan karşılaştırma dönemini present perfect ile kurar. Yeniden kullanılabilen kalıp the second + üstünlük derecesi + özne + has/have ever been şeklindedir.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: This is the second closest the comet has ever been to Earth. Burada ne iddia ediliyor?

  1. Kuyruklu yıldız şimdi her zamankinden daha uzaktadır.
  2. Kaydedilmiş yalnızca bir konum daha yakındı.
  3. Bu, kuyruklu yıldızın Dünya’ya ikinci ziyaretidir.
Cevabı göster

Kaydedilmiş yalnızca bir konum daha yakındı.

Even a small nuclear war could create a nuclear winter,

3:16

Küçük çaplı bir nükleer savaş bile nükleer kışa yol açabilir;

which would cause global cooling and damage to the ozone layer

3:19

bu da küresel soğumaya ve ozon tabakasının zarar görmesine neden olabilir,

that may ultimately create droughts that last more than a decade.

3:22

ve sonunda on yıldan uzun süren kuraklıklar yaratabilir.

But the greatest threat of all,

3:26

Ama iş tüm tehditlerin en büyüğüne gelince,

researchers currently believe it's artificial intelligence.

3:27

araştırmacılar şu anda bunun yapay zekâ olduğuna inanıyor.

If growth continues to become comparable to the industrial and agricultural revolutions, Kalıp ifadeler

3:31

Yapay zekâ, sanayi ve tarım devrimleriyle kıyaslanabilecek ölçüde gelişmeye devam ederse,

Kalıp ifadeler

comparable to: ilgili bir boyutta benzer

Bu cümlede comparable to, gelecekteki büyümenin olası ölçeğini veya etkisini sanayi ve tarım devrimlerinin ölçeği ya da etkisiyle karşılaştırır. Comparable tamamen aynı demek değildir. İki şeyin, bağlamın belirlediği boyutta anlamlı biçimde karşılaştırılabilecek kadar benzer olduğunu belirtir; burada to karşılaştırma noktasını tanıtır.

Alıştırma

"The project's impact could become comparable to that of the internet" cümlesinin en iyi yorumu hangisidir?

  1. Projenin etkisi internetinkiyle anlamlı biçimde karşılaştırılamaz.
  2. Her bakımdan internetle tam olarak aynı etkiye sahip olmak zorundadır.
  3. Projenin etkisi, tamamen aynı olmadan benzer bir ölçeğe ulaşabilir.
Cevabı göster

Projenin etkisi, tamamen aynı olmadan benzer bir ölçeğe ulaşabilir.

experts predict autonomous machines will attain near-human-level intelligence by 2075. Kelime

3:35

uzmanlar, otonom makinelerin 2075'e kadar insana yakın düzeyde zekâya ulaşacağını öngörüyor.

Kelime

attain near-human-level intelligence: insan düzeyine yakın zekâya ulaşmak

Burada attain, gelişme veya ilerlemenin ardından belirli bir düzeye ulaşmak anlamına gelir. Cümle bunu makinelerin hâlihazırda sahip olduğu bir yetenek olarak değil, uzmanların 2075 yılına ilişkin öngörüsü olarak sunar. Near-human-level, intelligence sözcüğünden önce gelen tek bir birleşik niteleyicidir. Kısa çizgiler sözcüklerin birlikte çalıştığını gösterir; near ise insan düzeyine yakın, fakat ona eşit veya ondan üstün olmayan anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir sistemin insanınkine yakın ancak ona eşit olmayan bir zekâ düzeyine ulaşabileceği anlamına gelir?

  1. By 2050, the system may surpass human-level intelligence.
  2. By 2050, the system may attain near-human-level intelligence.
  3. By 2050, the system may obtain intelligence about human behavior.
Cevabı göster

By 2050, the system may attain near-human-level intelligence.

And even if these machines don't become malevolent or evil, Dilbilgisi

3:41

Üstelik bu makineler kötü niyetli ya da şeytani hâle gelmese bile,

what happens when those programmed to kill fall into the wrong hands, Deyimler

3:45

öldürmek üzere programlananlar yanlış kişilerin eline geçerse ne olur,

Deyimler

Fall into the wrong hands: kontrolün muhtemel bir kötüye kullanıcıya geçmesi

Fall into the wrong hands, bir şeyin onu kötüye kullanabilecek kişilerin kontrolüne veya mülkiyetine geçmesi anlamına gelen bir deyimdir. Burada öldürme makinelerinin kötü niyetli veya sorumsuz kullanıcılar tarafından elde edilmesini anlatır; herhangi bir şeyin gerçekten düşmesi söz konusu değildir. Bu fiil öbeği bir kontrol değişikliğini vurgular: daha önce korunan veya denetlenen bir şey uygunsuz bir kişinin eline geçer. Olası sonuçların tehlikeli, zararlı veya gizlilikle ilgili olduğu durumlarda özellikle yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi “onu kötüye kullanması muhtemel kişilerin kontrolüne geçmek” anlamındaki deyimle tamamlayın: If the master password ____, every account could be exposed.

Cevabı göster

falls into the wrong hands

or when AI programmed to do something good go about it with a destructive method? Öbek fiiller

3:48

ya da iyi bir şey yapmak üzere programlanan yapay zekâ bunu yıkıcı bir yöntemle yaparsa?

Dilbilgisi

Even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul

Even if ödünleyici bir varsayım getirir: konuşan kişi, tartışma amacıyla makinelerin kötü niyetli ya da şeytani hâle gelmediğinin varsayılmasını ister. Bu olumlu olasılık, ana soruda dile getirilen riskleri ortadan kaldırmaz. Aktarılabilir even if + koşul, ana cümle kalıbı, koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de ana cümledeki sonuç veya yargının geçerli kaldığını belirtir. Even, bu koşulun sonucu değiştirmesi beklenebilirmiş gibi görünmesine rağmen değiştirmediğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi varsayımsal bir ödünleme getiren iki sözcüklü İngilizce bağlaçla tamamlayın: ____ the safety system works as designed, the final decision still needs human review.

Cevabı göster

Even if

Öbek fiiller

go about it: bir işi belirli bir yöntemle ele almak

go about it ifadesinde it, yapılması amaçlanan iyi eyleme geri gönderme yapar. Go about bir işi ele almak, düzenlemek veya gerçekleştirmek anlamına gelir; bu nedenle ifade yalnızca sonuca değil, kullanılan sürece ve yönteme odaklanır. İfadenin ardından go about it örneğindeki gibi bir isim veya zamir ya da go about solving it örneğindeki gibi -ing biçimi gelebilir. Buradaki with a destructive method, işin gerçekleştirilebileceği endişe verici yöntemi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “işe girişmek veya işi ele almak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: We agree on the goal, but we still need to decide how to ____.

Cevabı göster

go about it

Thank you all so much for watching this video.

3:54

Bu videoyu izlediğiniz için hepinize çok teşekkürler.

If you liked it,

3:56

Beğendiyseniz,

make sure that you subscribe

3:57

mutlaka abone olun;

so you can see our videos that come out every Thursday.

3:58

böylece her perşembe yayımladığımız videoları izleyebilirsiniz.

And we're going to link some other videos over there

4:00

Ayrıca şuraya birkaç videonun daha bağlantısını koyacağız;

that are similar to this one

4:01

hepsi de bu videoya benziyor ve

about how rich people are prepping for the apocalypse Kelime

4:02

zenginlerin kıyamete nasıl hazırlandığını

Kelime

prepping for: preparing for ifadesinin resmî olmayan biçimi

Prepping for, prepare for ifadesinin resmî olmayan ilerleyen zaman biçimidir. Beklenen bir olay veya duruma etkin biçimde hazırlanmak anlamına gelir; for, neye hazırlanıldığını belirtir. Burada zengin insanların olası bir kıyamet için plan yapmasını veya kaynak toplamasını anlatır. İfade konuşma diline özgüdür ve planlama, acil durumlar ya da hayatta kalma konulu medya içeriklerinde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “hazırlanmak” anlamına gelen resmî olmayan -ing ifadesiyle tamamlayın: The neighborhood is ____ the hurricane by stocking up on water and batteries.

Cevabı göster

prepping for

and how to survive a nuclear war.

4:05

ve nükleer savaştan nasıl sağ çıkılacağını anlatıyor.

This year is almost over.

4:07

Bu yıl neredeyse bitti.

Hang in there. Ton ve niyet

4:08

Biraz daha dayanın.

Ton ve niyet

“Hang in there”: Birini pes etmemesi için cesaretlendirmek

“Hang in there”, zor bir durum sürdüğü sırada “devam et ve pes etme” anlamına gelen gayriresmî bir deyimdir. Burada duygusal destek sunar; bir yere gerçekten asılma ya da belirli bir fiziksel yerde kalma talimatı değildir. Tek başına kısa bir yanıt olarak kullanıldığında, sorunun ortadan kalkacağını vadetmeden destek gösterir. Başka durumlara aktarılabilecek temel fikir, birini geçici bir zorluğa dayanmaya teşvik etmektir.

Alıştırma

Destek mesajını ‘zorluğa rağmen devam etmek’ anlamındaki gayriresmî ifadeyle tamamlayın: The first weeks of physical therapy are tough, but ____.

Cevabı göster

hang in there

Peace, guys.

4:09

Hoşça kalın, arkadaşlar.