Bugüne Kadar Kaç Fotoğraf Çekildi?: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
817 kelime 144 kel/dk

Video özeti: Michael fotoğraf artışını sosyal ağlarla ilişkilendiriyor ve tahmin ortalamasının neden isabetli olabildiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “to put it in perspective,” deyimiyle karşılaştırma ölçeğini değiştirip soyut bir sayıyı anlaşılır kılmayı öğrenin. 2. Gerçek yaşam terimi “degrees of separation.” içinde degree, duygusal uzaklık, açı veya diploma değil, tanıdıklar zincirindeki bir bağlantıdır. Böylece sosyal yolları izleyebilirsiniz. 3. Kültürel ve istatistiksel “Wisdom of the crowds” kavramıyla, bağımsız fazla ve eksik tahminlerin birbirini dengeleyerek ortalamayı bireysel yargıdan daha iyi kılabilmesini açıklayın.

Bu derste

Hey, Vsauce.

0:00

Selam, Vsauce.

Michael here.

0:01

Michael burada.

In 1826,

0:02

1826'da,

this became the very first photograph ever taken. Dilbilgisi

0:04

bu, tarihte çekilen ilk fotoğraf oldu.

Dilbilgisi

“the very first photograph ever taken” yapısı

“The very first” en üstünlük anlamını güçlü biçimde vurgular: Bu fotoğraf yalnızca eski örneklerden biri değil, tarihsel sırada bir numara olarak sunulur. “Ever taken”, “photograph” sözcüğünü niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir ve “that was ever taken” anlamına gelir. “Taken” ikinci bir ana fiil değildir. Aktarılabilir kalıp “the very first + noun + ever + past participle” biçimindedir ve kayıtlı tarihte ya da belirtilen bir dönem içinde ilk olduğu öne sürülen bir şeyi anlatır.

Alıştırma

Fotoğraf için kullanılan iki sözcükle tarihsel ilk olma kalıbını tamamlayın: This is the very first image ____.

Cevabı göster

ever taken

And in 1992,

0:09

1992'de ise,

this became the very first image ever uploaded to the web.

0:11

bu, web'e yüklenen ilk görüntü oldu.

But how many photographs have we all taken altogether

0:16

Peki hepimiz bugüne dek toplam kaç fotoğraf çektik,

throughout all of history?

0:21

tüm insanlık tarihi boyunca?

Well,

0:23

Pekâlâ,

1,000 Memories investigated this very question.

0:24

1,000 Memories tam da bu soruyu araştırdı.

They took a look at the number of digital cameras currently in use, Kalıp ifadeler

0:28

Şu anda kullanımda olan dijital fotoğraf makinesi sayısını,

Kalıp ifadeler

“took a look at” ifadesinin anlamı

“Took a look at”, “take a look at” ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Ardından gelen nesneye bakmak, onu incelemek veya değerlendirmek anlamına gelir; burada fotoğraf makinelerinin sayısını incelemişlerdir. Bu ifade bir bütün olarak işler: “take” zaman bilgisini taşır ve geçmiş zamanda “took” olur; “a look” bakma eylemini adlandırır; “at” ise bakılan ya da incelenen nesneyi tanıtır. Fiziksel olarak bir bakışı almak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “incelemek” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before we decide, let's ____ the budget together.

Cevabı göster

take a look at

typical usage of a digital camera,

0:32

tipik bir dijital fotoğraf makinesinin ne kadar kullanıldığını,

as well as the amount of analog film and film developing supplies Kalıp ifadeler

0:34

ayrıca analog film ve film banyo malzemelerinin

used by the industry ever since the 19th century. Dilbilgisi

0:38

19. yüzyıldan bu yana sektör tarafından ne miktarda kullanıldığını incelediler.

Kalıp ifadeler

as well as ile son bir öğe eklemek

Bu cümlede as well as, daha önce belirtilen iki tür dijital fotoğraf makinesi verisine analog film ve film banyo malzemelerinin miktarını ekler. “Buna ek olarak” veya “ve ayrıca” anlamına gelen, bölünmeden kullanılan tek bir bağlayıcıdır. Çoğu zaman ardından gelen öğeyi ek bilgi olarak sunar ve bütün öğelere tamamen eşit ağırlık vermez. Burada önceki dijital fotoğraf makinesi bilgilerini ana başlangıç noktası olarak tutarken uzun listeyi genişletir.

Alıştırma

Ücretsiz otoparkı ek bir avantaj olarak belirten üç sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The hotel offers breakfast, ____ free parking.

Cevabı göster

as well as

Dilbilgisi

ever since ile geçmişteki bir başlangıçtan süren devamlılık

Bu cümlede ever since the 19th century bir zaman aralığının başlangıcını belirler ve sektördeki kullanımın o dönemden araştırmanın ilgili zamanına kadar devam ettiğini gösterir. İfade, geçmişteki tek ve bağımsız bir olayı anlatmaz. Tekrar kullanılabilen yapı ever since + başlangıç noktasıdır. Başlangıç noktası ever since 2018 örneğindeki gibi bir zaman öbeği veya ever since we moved örneğindeki gibi bir yan cümle olabilir. İlgili fiil genellikle referans zamanına kadar süren bir durumu veya tekrarlanan etkinliği anlatır.

Alıştırma

Etkinliğin 2020’de başladığını ve hâlâ devam ettiğini vurgulayan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Leo has played the piano ____ 2020.

Cevabı göster

ever since

Tabulated altogether,

0:42

Tüm verileri bir araya getirince,

they estimated that we have taken

0:44

şu ana kadar çektiğimiz fotoğraf sayısının

3 and 1/2 trillion photographs,

0:47

3,5 trilyon olduğunu tahmin ettiler;

4 billion of which were taken this year alone. Dilbilgisi

0:51

bunların 4 milyarı yalnızca bu yıl çekildi.

Dilbilgisi

4 billion of which were taken: miktar + of which

“4 billion of which were taken” ifadesinde which, önceki çoğul isim photographs’a gönderme yapar. 4 billion miktarı toplamın bir bölümünü belirtir; dolayısıyla ifade, fotoğrafların 4 milyarının çekildiği anlamına gelir. Kalıp, toplamı belirten bir isimden sonra virgül + miktar veya oran + of which + fiil biçimindedir. Toplamın bir bölümü hakkında zorunlu olmayan ek bilgi verir; were çoğul miktarla uyumludur.

Alıştırma

Cümleyi hedef ilgi yapısıyla tamamlayın: The archive contains ten million images, two million ____ were added last year.

Cevabı göster

of which

We are snapping more photographs than ever before Dilbilgisi

0:56

Her zamankinden daha fazla fotoğraf çekiyoruz,

Dilbilgisi

more photographs than ever before: daha önce hiç olmadığı kadar çok fotoğraf

more + çoğul isim + than ever before kalıbı, referans alınan zamandaki miktarı daha önceki tüm zamanlarla karşılaştırır. Burada insanların şu anda geçmişteki herhangi bir zamandan daha fazla fotoğraf çektiğini belirtir. Ever before karşılaştırmayı geçmişteki tek bir olayın ötesine, önceki tüm döneme genişletir. Bu kalıp güncel bir rekoru, zirveyi veya güçlü bir eğilimi anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Tarihî bir zirveyi ifade etmek için cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: The museum is welcoming ____ visitors ____.

Cevabı göster

more · than ever before

because of the proliferation of easy-to-use, Kelime

0:59

çünkü kullanımı kolay ve

affordable digital cameras.

1:02

uygun fiyatlı dijital fotoğraf makineleri yaygınlaştı.

Kelime

the proliferation of: hızlı ve yaygın büyüme

Bu cümlede the proliferation of, bir şeyin sayıca hızla artması ve geniş bir alana yayılması anlamına gelir. Kullanımı kolay ve uygun fiyatlı dijital kameraların yalnızca var olduğunu değil, sayılarının arttığını ve yaygınlaştığını anlatır. Kalıp the proliferation of + isim şeklindedir. Teknoloji, medya, iş dünyası veya toplumdaki geniş çaplı değişimleri açıklarken sık kullanılan resmî bir isim öbeğidir.

Alıştırma

“the proliferation of low-cost apps” ifadesinde proliferation en güçlü biçimde neyi anlatır?

  1. Bir uygulama biraz daha ucuzlamıştır.
  2. Uygulamalar kolayca elde edilebilir, ancak sayılarının arttığı söylenmemektedir.
  3. Bu türden birçok uygulama ortaya çıkmış ve hızla yayılmıştır.
Cevabı göster

Bu türden birçok uygulama ortaya çıkmış ve hızla yayılmıştır.

In fact,

1:03

Hatta,

we take four times more pictures per day Dilbilgisi

1:04

günde dört kat daha fazla fotoğraf çekiyoruz

than we did 10 years ago.

1:08

10 yıl öncesine kıyasla.

Dilbilgisi

four times more ... than we did: katlı karşılaştırma ve fiil öbeği yerine kullanma

Burada four times more ... than ..., bugün çekilen fotoğraf sayısını on yıl önceki sayıyla karşılaştırır. Bu bağlamda konuşmacı, şimdiki toplamın önceki toplamın yaklaşık dört katı olduğunu anlatmak ister; ancak bu more-than yapısı matematiksel olarak belirsiz olabilir. than we did içindeki did, took pictures ifadesinin yerine geçer. Bir karşılaştırmadan sonra do, did veya will gibi bir yardımcı fiil, tekrarlanan fiil öbeğinin yerini alarak cümleyi daha kısa ve doğal hâle getirebilir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı derste kullanılan tam dört kat ifadesi ve take pictures tekrarını önleyen bir yardımcı fiille tamamlayın: Today we take ____ pictures per day than we ____ ten years ago.

Cevabı göster

four times more · did

Or think of it this way. Anlatım akışı

1:10

Ya da şöyle düşünün.

Anlatım akışı

think of it this way: aynı bilgiyi yeniden çerçevelemek

Think of it this way, emir biçiminde kullanılan bir söylem işaretidir: dinleyicilerden az önce duydukları bilgiye farklı bir açıdan bakmalarını ister. Onlardan bir şeyi hatırlamalarını istemez. Konuşmacı bu ifadeyi, aynı fikri kavramayı kolaylaştıran bir karşılaştırma, benzetme veya daha basit bir yeniden anlatımdan önce kullanır. Buradaki Or, konu değişikliğini değil, aynı noktaya götüren alternatif bir açıklama yolunu gösterir.

Alıştırma

Bir sayı soyut geliyor ve dinleyicinin aynı sayıyı daha açık bir karşılaştırmayla görmesini istiyorsunuz. Karşılaştırmadan önce ne söylemelisiniz?

  1. Think of it this way.
  2. Remember it this way.
  3. Put it this way.
Cevabı göster

Think of it this way.

Today,

1:12

Bugün,

every 2 minutes,

1:13

her 2 dakikada bir,

humanity takes more pictures

1:15

insanlık daha fazla fotoğraf çekiyor

than we took altogether in the entire 1800s.

1:17

1800'lü yılların tamamında çektiğimiz toplam fotoğraftan bile.

Of course,

1:22

Elbette,

the 1800s were a long time ago,

1:22

1800'lü yıllar çok uzun zaman önceydi,

but if we take every year from the invention of photography until today,

1:25

ama fotoğrafın icadından bugüne kadarki tüm yılları ele alırsak,

10% of all of those images,

1:30

bütün bu görüntülerin %10'u,

a 10th of every still image recorded of our world

1:33

dünyamızın kayda alınmış her on sabit görüntüsünden biri,

was taken in the last 12 months.

1:38

son 12 ayda çekildi.

That's a lot.

1:42

Bu, çok büyük bir sayı.

But even crazier is the fact that a fifth of these images, Dilbilgisi

1:43

Ama daha da çılgıncası, bu görüntülerin beşte biri,

20% of them,

1:46

yani %20'si,

all wind up in the same place, Öbek fiiller

1:47

hep aynı yerde toplanıyor:

Facebook.

1:51

Facebook'ta.

Dilbilgisi

even crazier is the fact that: vurgulu öne alma

Even crazier vurgu amacıyla fiilin önüne alınmıştır. Dil bilgisel özne is fiilinden sonra gelir: the fact that a fifth of these images ... all wind up in the same place. Öznenin önce geldiği olağan sözcük dizilişinde bu, The fact that ... is even crazier olurdu. Even, karşılaştırma biçimi crazier ifadesini güçlendirir ve bir yükseliş bildirir: konuşmacı bu gerçeği önceki gerçekten daha şaşırtıcı olarak sunar. Kalıp, Even more surprising is the fact that + yan cümle biçiminde de kullanılabilir.

Alıştırma

Yeni gerçeğin daha da şaşırtıcı gelmesi için ikinci cümleyi vurgulanan öne alma yapısıyla tamamlayın: The first mistake delayed us by an hour. ____ nobody noticed it all day.

Cevabı göster

Even crazier is the fact that

Öbek fiiller

wind up in: sonunda bir yere varmak

Burada wind up in, açıkça planlanmış tek bir adımla değil, çoğunlukla bir süreçten sonra sonunda bir yere varmak veya kendini orada bulmak anlamına gelir. Fotoğrafların hepsi aynı nihai hedefe, Facebook'a, ulaşır. Nihai sonucu vurgulamak için wind up in + yer veya durum yapısını kullanın. Fiil zamana göre değişir: wind up, wound up veya will wind up.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade wind up in'in geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After taking the wrong bus, we ____ a quiet village.

Cevabı göster

wound up in

Facebook is huge.

1:52

Facebook devasa.

But to put it in perspective, Deyimler

1:54

Ama bunu bir perspektife oturtmak gerekirse,

you Vsaucers are huge.

1:56

siz Vsauce izleyicileri de devasa bir topluluksunuz.

Deyimler

to put it in perspective: ölçek sağlayan bir karşılaştırma eklemek

To put it in perspective, cümlenin başında kullanılan bir çerçeveleme ifadesidir. Konuşmacının, dinleyicilerin bir şeyin büyüklüğünü veya önemini daha doğru değerlendirebilmesi için bir karşılaştırma ya da referans noktası eklemek üzere olduğunu belirtir. Burada it, izleyici kitlesinin büyüklüğüne gönderme yapar. İfade, dinleyicileri Vsauce izleyici kitlesinin ne kadar büyük olduğunu gösteren karşılaştırmalara hazırlar; görsel perspektifi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede to put it in perspective yararlı bir ölçek karşılaştırması sunmak için kullanılmıştır?

  1. To put it in perspective, I personally prefer the blue backpack.
  2. To put it in perspective, the whale is about as long as three school buses.
  3. To put it in perspective, please move the picture closer to the window.
Cevabı göster

To put it in perspective, the whale is about as long as three school buses.

If all of us got together in one place and claimed independence, Notlar

1:59

Hepimiz tek bir yerde toplanıp bağımsızlığımızı ilan etseydik,

Kalıp ifadeler

claimed independence: siyasi bağımsızlık iddiasında bulunmak

Claimed independence ifadesinde claim, bir hak veya statüyü resmen ileri sürmek anlamına gelir; independence ise fiilin doğrudan nesnesidir. İfade, bir grup veya bölgenin kendisini ayrı ve kendi kendini yöneten bir siyasi oluşum olarak tanıttığını gösterir. Bu ifade yalnızca söz konusu iddiayı aktarır. Grubun fiilî denetimi ele geçirdiğini veya başka hükümetlerce tanındığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle, bağımsızlığın başarıyla elde edildiğini veya yaygın biçimde tanındığını söylemeden bir bölgenin bağımsız statü iddia ettiğini belirtir?

  1. The territory gained independence from the federation.
  2. The territory remained part of the federation.
  3. The territory claimed independence from the federation.
Cevabı göster

The territory claimed independence from the federation.

we would become the 152nd largest country on Earth,

2:02

Dünya'nın 152. büyük ülkesi olurduk,

right between Guinea-Bissau and Trinidad and Tobago.

2:08

Gine-Bissau ile Trinidad ve Tobago'nun tam arasında.

Dilbilgisi

If ... got together ... we would become: şimdiki zamana ilişkin hayali bir koşul

If + simple past, ... would + fiilin yalın hâli kalıbı, şimdiki zamana ilişkin hayali veya gerçekte olmayan bir durumu sunar. Buradaki got together ve claimed varsayımsal koşulu anlatır; geçmişte gerçekten yaşanmış olayları bildirmez. Would become hayali sonucu verir; kesin bir gelecek tahmini değildir. Bu yapı, bir fikri varsaymayı ve onun sonuçlarının ne olacağını düşünmeyi sağlar.

Alıştırma

get together ve become kullanarak ikinci koşul cümlesini tamamlayın: If everyone ____ together, we ____ a stronger team.

Cevabı göster

got · would become

But Facebook,

2:11

Ama Facebook,

with its 1 billion users,

2:12

1 milyar kullanıcısıyla,

would be the third largest country on Earth.

2:15

Dünya'nın üçüncü büyük ülkesi olurdu.

To take a quick, dark detour, Anlatım akışı

2:19

Kısacık ve karanlık bir konuya saparsak,

of those 1 billion people on Facebook,

2:22

Facebook'taki o 1 milyar kişinin

it's estimated that 30 million of them are now dead. Dilbilgisi

2:24

yaklaşık 30 milyonunun artık hayatta olmadığı tahmin ediliyor.

Anlatım akışı

To take a quick, dark detour ile konu değişikliğini haber vermek

Burada “To take a quick, dark detour”, konuşmacının tartışmanın ana çizgisinden kısa süreliğine ayrılacağını dinleyicilere bildirir. “Detour”, fiziksel bir güzergâh değişikliği değil, konu değişikliği için kullanılan bir metafordur. “Quick”, geçişin kısa süreceğini belirtirken “dark” dinleyicileri rahatsız edici veya ciddi bir içeriğe hazırlar. Böylece giriş ifadesi hem konuşmayı düzenler hem de istatistik verilmeden önce duygusal tonu belirler.

Alıştırma

Cümlenin başındaki “To take a quick, dark detour” ne işe yarar?

  1. İstatistiğin kesin ve tamamen doğrulanmış olduğunu gösterir.
  2. Konuşmacının fiziksel olarak daha kısa bir güzergâh seçtiğini söyler.
  3. Ciddi bir yan konuya kısa süreli geçiş yapılacağını bildirir.
Cevabı göster

Ciddi bir yan konuya kısa süreli geçiş yapılacağını bildirir.

Dilbilgisi

Yaklaşık sayıları aktarmak için it's estimated that

“It’s estimated that”, kişisiz edilgen bir aktarım yapısıdır. Tahmini yapan kişiyi belirtmeden ardından gelen that yan tümcesini bir tahmin olarak sunar; “it” dil bilgisel bir biçimsel öznedir ve asıl bilgiyi that yan tümcesi taşır. Bu yapı, sayısal bilgilerin aktarımına temkinli ve kişisiz bir ton verir. Estimated, sayının doğrudan sayılmış veya doğrulanmış kesin bir değer değil, yaklaşık bir değer olduğunu gösterir.

Alıştırma

Sayının yaklaşık olduğunu belirten kişisiz aktarım ifadesiyle cümleyi tamamlayın: “____ around 20,000 people attended the event.”

Cevabı göster

It's estimated that

And in 100 years,

2:30

Ve 100 yıl sonra,

it's estimated that half a billion of the people on Facebook

2:32

Facebook'taki insanların yarım milyarının

will be deceased. Kelime

2:37

hayatını kaybetmiş olacağı tahmin ediliyor.

Kelime

deceased: dead için resmî ve nazik bir alternatif

Bu cümlede deceased, will be ifadesinden sonra gelen bir sıfattır. Tahmin edilen gelecek zamanda artık hayatta olmama durumunu belirtir; bir eylemi değil, bir durumu anlatır. dead ile karşılaştırıldığında deceased daha resmî ve nazik bir ton oluşturur. Bu ton, tek bir kişi hakkındaki gündelik sohbetten ziyade bir kullanıcı topluluğu hakkındaki tahmine uygundur.

Alıştırma

Kullanımı değerlendirin: Resmî bir nüfus raporunda “By 2125, many inactive accounts will belong to users who are deceased” cümlesinde deceased uygun biçimde kullanılmıştır.

  1. Bu bağlamda uygun
  2. Bu bağlamda uygun değil
Cevabı göster

Bu bağlamda uygun

Facebook Stories offers a really neat tool where you can click on a country

2:39

Facebook Stories, bir ülkeye tıklamanızı sağlayan çok hoş bir araç sunuyor

and then see what other countries most of their Facebook friends live in.

2:43

ve bu araçla, o ülkedeki kullanıcıların Facebook arkadaşlarının çoğunun başka hangi ülkelerde yaşadığını görebiliyorsunuz.

It's fun to see what countries are most connected to which others,

2:47

Hangi ülkelerin diğerleriyle en çok bağlantılı olduğunu görmek eğlenceli,

but this whole thing brings up the question of degrees of separation. Notlar

2:50

ama bütün bunlar ayrılık dereceleri sorusunu gündeme getiriyor.

Öbek fiiller

brings up: bir konu veya soruyu gündeme getirmek

Buradaki brings up, bir konuyu ortaya atmak veya bir sorunun tartışmaya girmesini sağlamak anlamına gelen ayrılabilir bir öbek fiildir. this whole thing öznesi az önce bahsedilen gözlemi, nesne ise the question of degrees of separation ifadesini belirtir. Nesne bir isim olduğunda hem bring up the question hem de bring the question up mümkündür. Zamir kullanıldığında zamiri ortaya koyun: bring it up deyin, bring up it demeyin.

Alıştırma

Dersimizde öğrendiğiniz ve tartışılacak bir konuyu ortaya atmak anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: At tomorrow's meeting, I want to ____ the budget issue.

Cevabı göster

bring up

Kültür

Bir sosyal ağdaki degrees of separation

“Degrees of separation”, bir sosyal ağda iki kişiyi birbirine bağlamak için gereken ilişki bağlantılarının sayısını ifade eder. Bir derece doğrudan bağlantı demektir; derece arttıkça zincirde daha fazla kişiye ihtiyaç duyulur. Burada degree, zincirdeki bir adım anlamına gelir; sıcaklık, akademik derece veya açı değildir. Bu sayı, insanların kendilerini duygusal olarak ne kadar yakın ya da uzak hissettiklerini değil, aralarındaki bağlantı yolunu anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede “degrees of separation” neyi sayıyor?

  1. İki konum arasında bulunan ülke sayısı
  2. İki kişiyi bağlayan en kısa ilişki zincirindeki bağlantı sayısı
  3. İki kişinin duygusal olarak kendini ne kadar yakın hissettiği
Cevabı göster

İki kişiyi bağlayan en kısa ilişki zincirindeki bağlantı sayısı

If you were to take two random people on Earth, Dilbilgisi

2:55

Dünya'dan rastgele iki kişi seçseniz,

how many friend of a friend of a friend of a friend's

2:58

kaç “arkadaşın arkadaşının arkadaşının arkadaşı” üzerinden

would you need to connect those two people?

3:01

bu iki kişiyi birbirine bağlamanız gerekirdi?

Dilbilgisi

Temkinli bir varsayım için If you were to take ...

“If you were to take + isim”, analiz etmek üzere hayalî bir eylem ortaya koyar. Yapı if + özne + were to + fiilin yalın hâli şeklindedir; were to burada geçmişte gerçekleşmiş bir olayı anlatmaz. Bu biçim, durumu “if you take” ifadesine göre daha bilinçli biçimde varsayımsal gösterir ve biraz daha resmî veya temkinli duyulur. Bu cümlede take, “taşımak” değil, “seçmek” veya “ele almak” anlamındadır.

Alıştırma

Düşünce deneyini dersteki beş sözcüklü başlangıç ifadesiyle tamamlayın: ____ one card at random, what color would you expect?

Cevabı göster

If you were to take

Well, in the real world,

3:04

Gerçek dünyada ise,

it's a little difficult to figure out because we don't know who's friends with who Öbek fiiller

3:05

kimin kiminle arkadaş olduğunu bilmediğimiz için bunu hesaplamak biraz zor

and there are a lot of people.

3:09

ve üstelik ortada çok fazla insan var.

Öbek fiiller

figure out: akıl yürüterek cevaba ulaşmak

Figure out öbek fiili, düşünerek, araştırarak veya bilgileri adım adım inceleyerek bir cevaba ya da anlayışa ulaşmak demektir. Burada neyin belirlenmesi gerektiği bağlamdan anlaşılır: çok sayıda insan arasındaki arkadaşlık ilişkilerini saptamak zordur. Figure out + isim veya soru sözcüklü yan cümle yapısında nesne out'tan sonra gelebilir: figure out the pattern; figure out who is connected to whom. Zamir ise fiille parçacığın arasına girer: figure it out.

Alıştırma

Hangi cümlede figure out, akıl yürüterek bir cevaba ulaşmak anlamında kullanılmıştır?

  1. She figured out the answer by working through the clues.
  2. She guessed the answer without checking.
  3. She found out the answer when her teacher told her.
Cevabı göster

She figured out the answer by working through the clues.

But luckily,

3:11

Ama neyse ki,

mathematics has come to our rescue. Deyimler

3:12

matematik imdadımıza yetişti.

Deyimler

come to our rescue: zamanında gelen yardımı kurtarmaya benzetmek

Come to someone's rescue, tehlikede veya zorluk içinde olan birine yardım etmek için gelmek ya da devreye girmek demektir. Burada fiziksel bir kurtarma yoktur; matematik, zor problemi çözmenin bir yolunu sunduğu için yardım eden bir kişi gibi gösterilir. Bu deyim çözümü tam zamanında gelen bir rahatlama olarak sunar; bu nedenle açıklamayı daha canlı veya eğlenceli hâle getirmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi come to our rescue ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the projector stopped working, a spare cable ____.

Cevabı göster

came to our rescue

Watts and Strogatz showed that you could calculate

3:16

Watts ve Strogatz,

the average path between any two random people

3:19

rastgele iki kişi arasındaki ortalama yolun

quite easily.

3:22

oldukça kolay hesaplanabileceğini gösterdiler.

In this equation,

3:24

Bu denklemde,

the N stands for the total number of people in the population Kalıp ifadeler

3:24

N, nüfustaki toplam insan sayısını,

Kalıp ifadeler

N stands for: bir simgeyi tanımlamak

“X stands for Y” kalıbında X bir simge veya kısaltılmış biçimdir; Y ise bunun anlamını verir. Burada N, popülasyondaki toplam insan sayısını temsil eder. Stand for başka bağlamlarda farklı anlamlara gelebilir; ancak denklemlerde ve tanımlarda bir gösterimi temsil ettiği şeyle ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve bir simgeyi tanımlayan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In this chart, R ____ monthly revenue.

Cevabı göster

stands for

and K stands for the number of friends each person has.

3:28

K ise her kişinin sahip olduğu arkadaş sayısını temsil ediyor.

If we assume that each person has,

3:32

Her kişinin,

say, 30 friends Kelime

3:34

diyelim ki 30 arkadaşı olduğunu

and we assume that 10% of our population is too young to have actual friends,

3:36

ve nüfusumuzun %10'unun gerçek arkadaşlara sahip olamayacak kadar küçük olduğunu varsayarsak,

Kelime

Varsayımsal bir örnek için ara söz say

Burada say, “konuşmak” anlamına gelmez. Virgüller arasında ve 30 arkadaş ifadesinden önce kullanılarak uygun bir örnek değer, yani “örneğin 30” anlamını verir. Böylece 30'un doğrulanmış bir gerçek değil, hesaplama için kabul edilen bir varsayım olduğu anlaşılır. Say sözcüğünün bu ara söz kullanımı, konuşanın düşüncesini sesli biçimde geliştirirken örnek bir sayı veya durum seçmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi, uygun bir varsayımsal sayı sunan ders sözcüğüyle tamamlayın: To estimate the cost, imagine each guest drinks, ____, two cups of coffee.

Cevabı göster

say

it turns out that you can connect any two people on Earth with only 6.6 connections, Kalıp ifadeler

3:41

Dünya'daki herhangi iki kişinin yalnızca 6,6 bağlantıyla birbirine bağlanabileceği ortaya çıkıyor,

theoretically.

3:49

en azından teoride.

Kalıp ifadeler

It turns out that + yan cümle

“It turns out that”, kontrol, hesaplama veya daha fazla bilgi edinme sonucunda açıklığa kavuşan bir gerçeği ya da sonucu tanıtır. Çoğu zaman sonucun beklenenden farklı olduğunu gösterir. it turns out that + yan cümle yapısında it belirli bir nesneyi göstermez; that sonrasındaki yan cümle keşfedilen sonucu verir. Bu cümlede theoretically, sonucun bir modelden geldiğini ve gerçek hayatla tam olarak uyuşmayabileceğini hatırlatır.

Alıştırma

“Yeni keşfedilen sonuç şudur” anlamındaki dört kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ the tiny café serves excellent soup.

Cevabı göster

It turns out that

Of course,

3:49

Elbette,

in the real world,

3:50

gerçek dünyada,

we don't all have the same number of friends,

3:51

hepimizin arkadaş sayısı aynı değil,

we don't all have 30 friends,

3:52

hepimizin 30 arkadaşı yok

and isolated groups make the average much, much higher.

3:54

ve izole gruplar ortalamayı çok ama çok yükseltiyor.

Of course,

3:59

Elbette,

there are non-real world places where these connections are easier to follow.

3:59

bu bağlantıları izlemenin daha kolay olduğu gerçek dünya dışı yerler de var.

For instance,

4:04

Örneğin,

Facebook.

4:05

Facebook.

Last year,

4:06

Geçen yıl,

Facebook's data team released two papers showing

4:07

Facebook'un veri ekibi, şunu gösteren iki makale yayımladı:

that amongst all Facebook users at the time, Kelime

4:10

o dönemdeki tüm Facebook kullanıcıları arasında,

the average distance between any two random users was only 4.74 friends.

4:13

rastgele iki kullanıcı arasındaki ortalama mesafe yalnızca 4,74 arkadaştı.

Kelime

Amongst: among sözcüğünün bir çeşidi

Amongst, “bir grubun içinde veya arasında” anlamına gelir ve among ile aynı temel anlama sahiptir. Burada amongst all Facebook users, ortalama uzaklığın ölçüldüğü kullanıcı grubunu belirler. -st sonu yalnızca bu yazım çeşidinin bir parçasıdır. Üstünlük eki değildir ve farklı bir dil bilgisi biçimi oluşturmaz.

Alıştırma

Amongst hakkında hangi ifade doğrudur?

  1. Yalnızca tam olarak iki kişi veya şey olduğunda kullanılabilir.
  2. Among ile aynı temel anlama sahiptir ancak daha İngiliz, resmî veya geleneksel duyulabilir.
  3. Among sözcüğünün üstünlük biçimidir.
Cevabı göster

Among ile aynı temel anlama sahiptir ancak daha İngiliz, resmî veya geleneksel duyulabilir.

Twitter is even tighter. Deyimler

4:21

Twitter'daki bağlar daha da sıkı.

Deyimler

Daha yakın bağlantılı bir ağı anlatan even tighter

Burada tighter, tight sözcüğünün karşılaştırma biçimidir ancak fiziksel bir sıkılığı anlatmaz. Twitter'ın sosyal ağının daha yakın bağlantılı olduğunu, yani ortalama olarak bir kullanıcıdan diğerine ulaşmak için daha az ilişki adımı gerektiğini belirtir. Even, derecenin daha da arttığını gösterir. Daha önce sözü edilen ağ zaten yakındır; Twitter ise ondan da yakın olarak sunulur.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “After mapping both communities, researchers found that Community B is even tighter.” even tighter büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. B topluluğundaki sosyal bağlantı yolları, karşılaştırılan topluluktakilerden daha kısa veya daha yakındır.
  2. B topluluğunun üyeleri için daha katı kuralları vardır.
  3. B topluluğu fiziksel olarak daha küçüktür ve içine girmek daha zordur.
Cevabı göster

B topluluğundaki sosyal bağlantı yolları, karşılaştırılan topluluktakilerden daha kısa veya daha yakındır.

It's been shown that any two random users of Twitter are connected by only 4.67 friends,

4:23

Twitter'dan rastgele seçilen iki kullanıcının sadece 4,67 arkadaş üzerinden birbirine bağlandığı gösterildi,

though some studies have shown it to be as low as 3 and 1/2. Kalıp ifadeler

4:30

ancak bazı araştırmalar bu sayının 3,5'e kadar düştüğünü gösteriyor.

Kalıp ifadeler

Belirgin derecede düşük sayısal değerler için as low as

As low as ifadesinden sonra bir sayı geldiğinde, mümkün olan veya gözlemlenen belirgin derecede düşük bir değer vurgulanır. Bu cümlede bazı çalışmalar ortalama mesafeyi yalnızca 3,5 olarak bildirmiştir; bu, dinleyicinin bekleyebileceğinden daha düşük bir değerdir. As ... as biçiminde olsa da burada iki şeyin eşit olduğunu karşılaştırmaz. Sayısal bir ölçekte aşırı düşük bir değer sunar.

Alıştırma

Cümleyi “şaşırtıcı derecede düşük bir değere kadar” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: During the sale, the price may fall ____ five dollars.

Cevabı göster

as low as

Numbers like that can make impersonal crowds seem quite intimate. Dilbilgisi

4:34

Böyle sayılar, birbirine yabancı kalabalıkları oldukça samimi gösterebilir.

Dilbilgisi

make impersonal crowds seem quite intimate: make + nesne + to almayan fiil

Burada make ettirgen işlevdedir: yapı make + nesne + to almayan fiil biçimidir. Nesne impersonal crowds, ortaya çıkan etkiyi anlatan fiil ise seem’dir. Bu etkin yapıda make’den sonra to seem değil, seem kullanılır. Seem quite intimate, “şaşırtıcı derecede yakın ya da kişisel bir izlenim vermek” anlamındadır. Rakamlar kalabalığın nasıl algılandığını değiştirir; cümle, yabancıların gerçekten yakın ilişkileri olduğunu iddia etmez. Buradaki intimate toplumsal yakınlığı anlatır, cinsel bir anlam taşımaz.

Alıştırma

Cümleyi make’den sonra seem’in doğru biçimiyle tamamlayın: A few warm lights can make a large hall ____ more welcoming.

Cevabı göster

seem

But one of my favorite things about crowds is how smart they are. Dilbilgisi

4:39

Ama kalabalıklarla ilgili en sevdiğim şeylerden biri ne kadar akıllı oldukları.

Dilbilgisi

one of my favorite things about crowds is how smart they are: one ... is how ... kalıbı

one of my favorite things about X is ... kalıbı, bir konunun özellikle beğenilen bir özelliğini seçip tanıtır. Öznenin dil bilgisel merkezi one olduğu için, things ve crowds çoğul olsa da bağ fiili tekil biçim olan is olur. How smart they are, cümlenin içine yerleşmiş bir derece yan cümlesidir. Soru dizilişini değil, bildirme cümlesi dizilişini kullanır ve kalabalığın zekâ düzeyinin ne kadar etkileyici olduğunu vurgular. Burada they, crowds sözcüğüne gönderme yapar. Bu kalıp, olumlu bir kişisel değerlendirme yapıp ardından doğal biçimde açıklamaya geçmek için yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Geniş zamandaki one of ... is how ... kalıbını iki sözcükle tamamlayın: One of my favorite things about this app ____ ____ easy it is to customize.

Cevabı göster

is · how

Wisdom of the crowds is a fascinating phenomenon where the collective knowledge or guesses or estimations of a big group of people, Kültür

4:44

Kalabalıkların bilgeliği, büyük bir insan grubunun kolektif bilgisinin, tahminlerinin veya öngörülerinin

when averaged, Dilbilgisi

4:54

ortalaması alındığında,

are better than one individual person working alone.

4:55

tek başına çalışan bir kişinin sonucundan daha iyi olması şeklindeki büyüleyici bir olgudur.

Kültür

Kalabalıkların bilgeliği

“Wisdom of the crowds”, çok sayıda kişinin ayrı ayrı yaptığı değerlendirmeleri birleştirmenin—çoğu zaman tahminlerinin ortalamasını almanın—tek bir kişiye güvenmekten daha doğru bir sonuç verebilmesi etkisini adlandırır. Bu etkinin ortaya çıkması için yeterli sayıda bağımsız ve çeşitli değerlendirme gerekir. Her katılımcının haklı olduğu veya her grup kararının bir uzmanın kararından daha iyi olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum kalabalıkların bilgeliğini en iyi şekilde gösterir?

  1. Birçok öğrenci bir sergide kaç kitap olduğunu birbirinden bağımsız olarak tahmin eder ve tahminlerinin ortalaması gerçek sayıya yakın çıkar.
  2. Sınıf en sevdiği hikâye için oy kullanır.
  3. Herkes, grup aynı fikirde olsun diye tahminini ilk öğrencinin tahminiyle aynı olacak şekilde değiştirir.
Cevabı göster

Birçok öğrenci bir sergide kaç kitap olduğunu birbirinden bağımsız olarak tahmin eder ve tahminlerinin ortalaması gerçek sayıya yakın çıkar.

Dilbilgisi

when averaged, when they are averaged ifadesine eşittir

“When averaged”, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Bu bağlamda “when they are averaged” şeklinde açılabilir; “they” daha önce geçen bilgi, tahmin veya kestirimleri belirtir. Bunlar birleştirilme ve ortalamaları hesaplanma eylemine maruz kalır. when + geçmiş zaman ortacı yapısı, veri ve deneylerin kısa açıklamalarında yaygındır. Yalnızca çıkarılan özne açık olduğunda ve ana cümlenin öznesiyle aynı olduğunda kullanılmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi “when the survey responses are averaged” anlamına gelen kısaltılmış zaman yan cümlesiyle tamamlayın: The survey responses, ____, give a reliable estimate.

Cevabı göster

when averaged

A good example of this is trying to guess how many jelly beans are in a jar.

4:59

Bunun iyi bir örneği, bir kavanozda kaç jelibon olduğunu tahmin etmeye çalışmaktır.

Some people will overestimate, Kelime

5:04

Bazıları sayıyı fazla tahmin ederken,

while others will underestimate.

5:07

başkaları az tahmin eder.

Kelime

overestimate: gerçek değerin üzerinde tahmin etmek

Bu cümlede overestimate, bir sayıyı, miktarı, beceriyi ya da olasılığı gerçekte olduğundan daha yüksek veya daha büyük tahmin etmek anlamına gelir. over- ön eki yönü belirtir: tahmin gerçek değerin üzerindedir. Underestimate ters yönü gösterirken estimate tek başına değerlendirmenin fazla mı yoksa az mı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi overestimate sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The trip took two hours, but Nina predicted five, so she ____ the travel time.

Cevabı göster

overestimated

But collectively,

5:09

Ama topluca bakıldığında,

each member cancels out the errors of the other Öbek fiiller

5:10

her üye diğerlerinin hatalarını dengeler

and the group average estimation winds up being smarter than the sum of its parts. Notlar

5:14

ve grubun ortalama tahmini, parçalarının toplamından daha akıllı bir sonuca dönüşür.

Öbek fiiller

cancel out: zıt etkilerin birbirini etkisizleştirmesi

Burada cancels out, bir kişinin hatasının diğer kişinin hatasına zıt yönde etki etmesiyle birleşik hatanın küçülmesi veya yok olması anlamına gelir. İfade bir etkinliğin iptalini değil, karşılıklı etkisizleştirmeyi anlatır. out parçacığı sonucu belirtir: zıt etkiler birleştirildikten sonra ilk net etkiden çok azı kalır ya da hiçbir şey kalmaz. Bu yapı hatalar, kuvvetler, maliyetler, faydalar, sesler ve birbirine karşı çalışan diğer etkiler için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi cancel out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Warm sunlight raises the room temperature, but the air conditioner lowers it by the same amount, so the two effects ____.

Cevabı göster

cancel out

Öbek fiiller

winds up being: sonunda bir duruma ulaşmak

Bu cümlede winds up being, “sonunda ... olduğu ortaya çıkmak” anlamına gelir. Grup tahmininin daha akıllı olmasını, üyelerin hataları birbirini dengeledikten sonra ulaşılan sonuç olarak sunar; bir aygıtın mekanizmasını kurma eylemini anlatmaz. Kalıp özne + wind up + being + tümleç şeklindedir. Nihai sonuç bir kimlik veya nitelik olduğunda being kullanılır: winds up being smarter, wound up being a mistake. Wind, zamana ve özneye göre değişir; being bu kalıpta aynı kalır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadenin tam biçimiyle ve özneye uygun geniş zaman çekimiyle tamamlayın: After all the revisions, the shortest proposal ____ the clearest.

Cevabı göster

winds up being

Deyimler

the sum of its parts: bütünü bileşenleriyle karşılaştırmak

Burada the sum of its parts, tek tek bileşenleri ayrı ayrı ele alıp katkılarını topladığınızda bekleyeceğiniz sonucu anlatır. Cümle, grubun ortalama tahmininin bu ayrı katkıların tek başına öngördüğünden daha akıllı bir performans gösterdiğini söyler. Bu, bütün ile bileşenleri arasında gerçek anlamlı olmayan bir karşılaştırmadır: bir sistem, ekip veya eser, hiçbir bileşenin tek başına sahip olmadığı genel bir nitelik üretebilir. Sıfat konuya göre greater, better veya smarter than the sum of its parts biçiminde değişebilir.

Alıştırma

Burada “smarter than the sum of its parts” karşılaştırması ne anlama geliyor?

  1. Grup, sayısal zekâ puanlarını gerçek anlamda toplar.
  2. Birleştirilmiş tahmin, ayrı katkıların tek başına düşündüreceğinden daha iyi performans gösterir.
  3. Her üye gruba katıldıktan sonra daha akıllı olur.
Cevabı göster

Birleştirilmiş tahmin, ayrı katkıların tek başına düşündüreceğinden daha iyi performans gösterir.

The BBC's demonstration of this is fantastic.

5:20

BBC'nin bunu gösterdiği deney harika.

I've linked it down in the description.

5:22

Bağlantısını aşağıdaki açıklama kısmına ekledim.

It's worth watching. Dilbilgisi

5:23

İzlemeye değer.

Dilbilgisi

It's worth watching: be worth + fiilin -ing hâli

Bu cümlede It's worth watching, BBC gösterimini izlemenin zaman ayırmaya değecek kadar yararlı veya ilginç olduğu anlamına gelir. Bu, olumlu bir öneridir. Kalıp be worth + fiilin -ing hâlidir. Önerilen şey özne olur: It is worth watching. worth sözcüğünden sonra doğrudan watching kullanılır; to watch kullanılmaz.

Alıştırma

Öneriyi worth ve read fiilinin -ing hâliyle tamamlayın: This book is ____.

Cevabı göster

worth reading

They had 160 people guess the number of jelly beans in a jar. Dilbilgisi

5:25

160 kişiden bir kavanozdaki jelibon sayısını tahmin etmelerini istediler.

Dilbilgisi

had 160 people guess: have + kişi + fiilin yalın hâli

Burada had, sahip olmak değil, birine bir şey yaptırmak veya yapmasını ayarlamak anlamındadır. Deneyde tahmin etme işini 160 kişiye yaptırdılar. Yapı have + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir: had + 160 people + guess. Kişiden sonra guess, to olmadan kullanılır. Had, düzenlemenin geçmişte gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi had sözcüğünden sonra test fiilinin doğru hâliyle tamamlayın: The coach had two players ____ the new game.

Cevabı göster

test

The guesses ranged from a few hundred to tens of thousands, Kalıp ifadeler

5:29

Tahminler birkaç yüzden on binlere kadar değişiyordu,

but the average of all 160 guesses was 4,515.

5:33

ama 160 tahminin ortalaması 4.515'ti.

Kalıp ifadeler

ranged from ... to ...: birkaç yüzden on binlere kadar

range from A to B fiil kalıbı, bir grubun alt ve üst uç noktalarını verir. Bu cümlede tahminler en az birkaç yüz, en fazla on binler düzeyindeki değerleri kapsar. Range burada geçişsiz bir fiildir: the guesses ranged from the low endpoint to the high endpoint. From ilk uç noktayı, to ise ikinci uç noktayı tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi range from A to B kalıbıyla tamamlayın: In yesterday's test, the class's reading times ____ 12 minutes ____ 35 minutes.

Cevabı göster

ranged from · to

Only five beans away from the exact answer. Kalıp ifadeler

5:41

Tam cevabı sadece beş jelibonla kaçırdı.

Kalıp ifadeler

five beans away from the exact answer: tam doğru cevaptan beş fasulye uzakta

miktar + away from + hedef kalıbı, bir farkın büyüklüğünü belirtir. Burada five beans, tahminlerin ortalaması ile tam doğru cevap arasındaki sayısal farktır; bu nedenle away from fiziksel bir mesafeyi anlatmaz. Bu altyazı, önceki cümlenin kısaltılmış devamıdır. Tam hâli şöyle olabilir: The average was only five beans away from the exact answer.

Alıştırma

Hangi cümle, sonucun hedefin üstünde mi altında mı olduğunu söylemeden farkın iki puan olduğunu belirtir?

  1. The result is two points away from the target.
  2. The result is two points short of the target.
  3. The result is two points over the target.
Cevabı göster

The result is two points away from the target.

It's amazing to think that in a large enough group, Dilbilgisi

5:46

Yeterince büyük bir grupta,

the errors and shortcomings of everyone else,

5:49

diğer herkesin hatalarının ve eksiklerinin,

no matter how annoying they are individually, Dilbilgisi

5:52

tek tek ne kadar sinir bozucu olurlarsa olsunlar,

actually can balance and correct our own shortcomings.

5:55

aslında kendi eksiklerimizi dengeleyip düzeltebilmesi inanılmaz.

Dilbilgisi

in a large enough group: isimden önce sıfat + enough

In a large enough group, “büyüklüğü gerekli sonucu sağlayacak düzeye ulaşmış bir grupta” anlamına gelir. Enough, large sıfatını niteler; bu nedenle sıra sıfat + enough olur: large enough. Bu sıfat öbeği bir isimden önce geldiğinde kalıp a/an + sıfat + enough + isim şeklindedir: a large enough group. Bu, grubun yalnızca çok büyük olduğunu değil, gerekli koşulu karşıladığını anlatır.

Alıştırma

Large ve enough sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: We need a ____ room for all thirty students.

Cevabı göster

large enough

Dilbilgisi

no matter how annoying they are individually: derece bildiren ödünleme

No matter how annoying they are individually bir ödünleme yan cümlesidir. No matter how + sıfat + özne + fiil kalıbı, derecenin çok yüksek olabileceğini kabul ederken ana cümlenin sonucunun yine de geçerli kaldığını belirtir. Bu yan cümlede soru sırası değil, how annoying they are şeklindeki düz cümle sırası kullanılır. Buradaki they, everyone else ifadesine gönderme yapar; individually ise kişileri tek tek ele almayı vurgulayarak grup içinde ortaya çıkan sonuçla karşıtlık kurar.

Alıştırma

Hangi cümle zorluk derecesini kabul etmek için no matter how yapısını doğru kullanıyor?

  1. No matter how the route difficult is, we will keep going.
  2. No matter how is the route difficult, we will keep going.
  3. No matter how difficult the route is, we will keep going.
Cevabı göster

No matter how difficult the route is, we will keep going.

It feels good,

6:00

İnsana iyi hissettiriyor,

though a little bit strange to think that in a group,

6:01

gerçi bir grupta

it's possible for nobody to be correct, Anlatım akışı

6:04

hiç kimse doğru cevabı bulamamışken

but for everybody to be right.

6:08

herkesin haklı olabilmesinin mümkün olduğunu düşünmek biraz tuhaf.

Anlatım akışı

nobody to be correct ... for everybody to be right: birey ve grup karşıtlığı

Cümle dengeli bir paralel yapı kullanır: for nobody to be correct ... but for everybody to be right. nobody/everybody ile correct/right birbirine karşılık gelen konumlarda yer alır; but ise tek tek kişilerden grubun tamamına geçildiğini gösterir. Burada nobody to be correct, hiçbir kişinin tahmininin cevapla tam olarak örtüşmediği anlamına gelir. everybody to be right ise her tahminin tek başına doğru olduğu anlamına gelmez. Bütün tahminler birleştirildiğinde veya ortalamaları alındığında grubun iyi bir cevap elde ettiği fikrini kısa biçimde anlatır. correct yerine benzer anlamlı right sözcüğüne geçiş, şaşırtıcı karşıtlığı kısa ve akılda kalıcı hâle getirir.

Alıştırma

Bu cümlede nobody ile everybody arasındaki karşıtlık ne işe yarar?

  1. Bireysel doğruluk ile grubun ürettiği başarılı sonucu birbirinden ayırır.
  2. Her kişinin tahmininin cevapla tam olarak örtüştüğünü söyler.
  3. Konuyu tahminlerden ahlaki davranışa geçirir.
Cevabı göster

Bireysel doğruluk ile grubun ürettiği başarılı sonucu birbirinden ayırır.

And as always,

6:12

Ve her zamanki gibi,

thanks for watching.

6:13

izlediğiniz için teşekkürler.