Kuş Kanatları Nasıl Çalışır (Uçak Kanatlarıyla Karşılaştırma) - Smarter Every Day 62: İngilizce çalışma notları
SmarterEveryDay
Video özeti: Video, tüylerin aşağı vuruşta kapanıp dönüşte açıldığını ve basıncı kaldırma ile itme üretmekte kullandığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “blew my mind” — Deyimler ve mecazi ifadeler: bir gözlemin büyük şaşkınlık yarattığını ve eski varsayımı yıktığını anlatan gündelik ifadeyi tanımak. 2. “biomechanical check valve.” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: üst üste binen tüyleri tek yönlü akış sağlayan biyolojik çek valf olarak sunan benzetmeyi çözmek. 3. “not only is he pushing down but he's being pulled up” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: baştaki not only sonrasında devrik yapıyı ve but karşıtlığını tanıyıp aşağı itme ile yukarı çekmeyi açıklamak.
Bu derste
So, some of my favorite things to learn are those things that I've seen for several years
0:07Öğrenmeyi en sevdiğim şeylerden bazıları, yıllardır gördüğüm
kind of ile kesinliği yumuşatmak
Burada kind of, “biraz” veya “bir ölçüde” anlamına gelir. think ifadesini yumuşattığı için konuşan kişi anladığından yalnızca kısmen emin görünür. Bir fiil veya sıfattan önce kind of kullanmak, yargıyı daha az kesin hâle getirebilir: I kind of agree; It’s kind of strange.
Alıştırma
“I kind of agree, but I still have questions” cümlesinde kind of ne yapar?
- Katılmanın tamamlandığını gösterir.
- Katılma ifadesini daha az kesin hâle getirir.
- Bir katılma türünü adlandırır.
Cevabı göster
Katılma ifadesini daha az kesin hâle getirir.
“Anlamak” anlamındaki get it
Burada get it, “bir fikri, açıklamayı, şakayı veya bir şeyin nasıl çalıştığını anlamak” demektir. it, birinin aldığı nesneyi değil, bilgi veya fikri gösterir. Bu, konuşmada yaygın bir kalıptır: I get it, “anlıyorum”; I don’t get it ise “anlamıyorum” demektir.
Alıştırma
Cümleyi “anlamak” anlamına gelen, vurgulanmış iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: After one more example, I said, “I ____ now.”
Cevabı göster
get it
find out: yeni bir bilgi öğrenmek
Find out, daha önce bilinmeyen bir gerçeği öğrenmek ya da keşfetmek demektir. Burada konuşan kişi yeni bir anlayış kazanır ve önceki düşüncesinin yanlış olduğunu fark eder. I don't yan cümlesi, yeni öğrenilen gerçeği belirtir. Don't sonrasındaki eylem önceki bağlamdan anlaşılır; find out ise konuşan kişinin gerçeğin farkına vardığı anı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “yeni bir gerçeği öğrenmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I need to ____ what time the store opens.
Cevabı göster
find out
So, when I first saw what I'm about to show you, Dilbilgisi
0:20Bu yüzden, size birazdan göstereceğim şeyi ilk gördüğümde,
I'm about to + fiil: hemen gerçekleşecek bir eylem
Be about to + fiilin yalın hâli, bir şeyin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır. I'm about to show you, gösterme eyleminin konuşan kişinin hemen sonraki eylemi olduğunu dinleyiciye bildirir. Burada about, sabit bir gelecek zaman yapısının parçasıdır. “Hakkında” anlamına gelmez ve bir konu başlatmaz.
Alıştırma
Eylemin çok yakında başlayacağını belirtmek için cümleyi be about to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The movie is quiet now, but it ____ begin.
Cevabı göster
is about to
blew my mind: güçlü şaşkınlık
Blew my mind, “beni çok şaşırttı veya hayrete düşürdü” anlamına gelen günlük bir deyimdir. Bu cümlede basit keşif o kadar beklenmediktir ki konuşan kişinin tanıdık bir şeye yeni bir gözle bakmasını sağlamıştır. Yapı blow + iyelik belirleyicisi + mind şeklindedir; blew geçmiş zaman biçimidir. Genellikle hem yoğun şaşkınlık hem de yeni bir anlayış ifade eder; zihne gerçekten bir şey olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
The simple trick blew my mind cümlesinde blew my mind ne anlama gelir?
- Başımı fiziksel olarak yaraladı.
- Yoğun bir şaşkınlık yarattı.
- Farklı bir plan seçmemi sağladı.
Cevabı göster
Yoğun bir şaşkınlık yarattı.
should have seen: gerçekleşmesi beklenen ama gerçekleşmeyen geçmiş bir eylem
Should have + geçmiş zaman ortacı, geçmişe dönüp bir eylemin beklenen, mantıklı veya açık olduğunu fakat gerçekleşmediğini söyler. Seen, see fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Burada but I didn't, konuşanın bunu görmediğini doğrular. Bu, şimdi veya gelecekle ilgili bir tavsiye değil, geçmişte kaçırılmış bir eylem hakkında değerlendirmedir.
Alıştırma
Cümleyi should have ve notice fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: I ____ the warning signs, but I missed them.
Cevabı göster
should have noticed
The muscle that flaps the wing is here toward the center
0:27Kanadı çırpan kas burada, merkeze doğru
But the feathers going out towards the edge of the wing
0:32Ancak kanadın kenarına doğru giden tüyler
that they all push together on the downstroke, Kelime
0:36aşağı doğru çırpışta hepsi birlikte itiyor,
in such a way that: yöntemi sonucuna bağlamak
In such a way that, bir şeyin yapılma veya düzenlenme biçimini ardından gelen etkiye bağlar. Burada üst üste binme düzeni, aşağı hareket sırasında bütün tüylerin birlikte itmesini sağlar. Yapı, in such a way that + sonuç cümleciği şeklindedir. Bunu tek bir bağlayıcı olarak düşünün: that'ten sonraki cümlecik, yöntem ya da düzenin oluşturduğu sonucu verir; ayrı bir olgu sunmaz.
Alıştırma
Cümleyi nottaki beş sözcüklü hedef bağlayıcıyla tamamlayın: “Fold the tabs ____ they hold the box closed.”
Cevabı göster
in such a way that
they delaminate allowing them to open up like louvers Notlar
0:40ayrılıyorlar, panjurlar gibi açılmalarına
on the downstroke, but on the backstroke: iki kanat çırpma evresi
On the downstroke, bir kanat çırpışının kanadın aşağı doğru hareket ettiği bölümünde demektir. On the backstroke ise kanadın bir sonraki aşağı vuruş için gereken konuma geri döndüğü bölümde demektir. Bu bağlamda backstroke bir kanat hareketini adlandırır; yüzme stilini değil. But iki evreyi doğrudan karşılaştırır. Tüylerin aşağı yönlü evrede bir şekilde, dönüş evresinde ise farklı şekilde davrandığını anlatır.
Alıştırma
Bu cümledeki karşıtlık ne anlama geliyor? “In the flapping model, the panels lock on the downstroke but loosen on the backstroke.”
- Model yalnızca aşağı doğru hareket eder ve dönüş evresi yoktur.
- Paneller aşağı yönlü evrede ve dönüş evresinde farklı davranır.
- Paneller tüm hareket boyunca kilitli kalır.
Cevabı göster
Paneller aşağı yönlü evrede ve dönüş evresinde farklı davranır.
delaminate: katmanlar kısa süreliğine ayrılır
Delaminate, katmanların birbirinden ayrılması demektir. Bu cümlede yan yana duran tüyler üst üste gelerek bir yüzey oluşturur, sonra geri vuruş sırasında kısa süreliğine birbirinden ayrılır. Buradaki hareket geçicidir ve tersine dönebilir: tüyler aralık açar, sonra yeniden kapanabilir. Bu kelime havanın nasıl geçtiğini açıklar; tüylerin kırıldığı veya döküldüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede tüyler delaminate olduğunda ne gerçekleşir?
- Tüyler kırılıp düşer.
- Tüyler kalıcı olarak birbirine yapışır.
- Üst üste binmiş tüyler kısa süreliğine katmanlar hâlinde ayrılarak hava için aralıklar açar.
Cevabı göster
Üst üste binmiş tüyler kısa süreliğine katmanlar hâlinde ayrılarak hava için aralıklar açar.
like louvers: hareketi benzetmeyle açıklamak
like louvers ifadesi, görülmesi zor bir tüy hareketini tanıdık bir görüntüye dönüştürerek açıklamayı düzenler. Louvers, eğilerek açılabilen ve hava ya da ışık için boşluk bırakan sıralı ince kanatlardır. Karşılaştırma işleve yöneliktir: her iki düzen de aralık açıp havanın geçmesini sağlar. Tüylerle panjur kanatlarının aynı biçimden veya malzemeden olduğunu söylemez. Daha genel olarak like + isim öbeği, ortak bir özelliği öne çıkararak bir süreci gözde canlandırmayı kolaylaştırabilir.
Alıştırma
Açıklamayı dersteki karşılaştırmayla tamamlayın: The roof slats tilt ____, creating gaps for fresh air.
Cevabı göster
like louvers
This means there's a lot less resistance on the backstroke.
0:45Bu, yukarı çırpışta çok daha az direnç olduğu anlamına geliyor.
Basically, this bird wing is a biomechanical check valve. Anlatım akışı
0:48Temel olarak, bu kuş kanadı biyomekanik bir çek valftir.
biomechanical check valve: işlevsel bir metafor
Biomechanical check valve ad öbeği, önceki açıklamayı tek bir görüntüde özetler. Bir check valve, akışın bir yönde daha kolay geçmesine izin verirken ters yöndeki akışa direnç gösterir; biomechanical ise bu etkinin canlı yapılar ve hareket tarafından oluşturulduğunu belirtir. Burada kanat, fiziksel parçalarına göre değil, işlevine göre sınıflandırılıyor. Tüyler geri vuruşta ayrılarak direnci azaltır, güçlü vuruşta ise birleşir. Böylece bu benzetme birkaç gözlemi tek bir mekanizma olarak düzenler. Kuşun içinde gerçek bir valf olduğu ya da havanın her zaman uzayda sabit bir yönde ilerlediği anlamına gelmez.
Alıştırma
“The wing is a biomechanical check valve,” cümlesindeki metafor ne anlatır?
- Kanat havayı her zaman uzayda sabit tek bir yöne iter.
- Direnç çok yüksek olduğu için kanat hareket etmeyi bırakmıştır.
- Kanattaki tüyler, farklı vuruşlarda havanın geçiş biçimini değiştirerek tek yönlü, valfe benzer bir etki oluşturur.
- Kanadın içine fiziksel olarak metal bir valf takılmıştır.
Cevabı göster
Kanattaki tüyler, farklı vuruşlarda havanın geçiş biçimini değiştirerek tek yönlü, valfe benzer bir etki oluşturur.
There's no way I could have observed that: geçmişteki imkânsızlık
There's no way + yan cümle, bir olasılığı güçlü biçimde dışlar. Bu cümlede could have observed, could have + geçmiş zaman ortacı yapısındadır; dolayısıyla o zamanki koşullarda gözlem yapmanın mümkün olup olmadığını geçmişe dönerek değerlendirir. Cümlenin tamamı “Bunu gözlemlemem imkânsızdı” anlamına gelir. Olumsuzluk gücü There's no way ifadesinden gelir. Bu nedenle could have observed, konuşmacının bir fırsatı olduğu hâlde başarısız olduğu anlamına gelmez ve kendini suçlama ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki güçlü biçimde “imkânsızdı” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The letters were too tiny, so ____ I could have read them without a microscope.
Cevabı göster
there's no way
see for yourself: kendi gözünle doğrulamak
See for yourself, kanıta bizzat bakıp onu kendin doğrulamak anlamına gelir. Konuşan kişi, dinleyenden bir iddiayı sorgulamadan kabul etmesini istemez. Buradaki for yourself, kişisel doğrulamayı vurgular. Bakma eyleminin kendi yararın için yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Birini kanıtı bizzat kontrol etmeye doğal biçimde davet eden ifade hangisidir?
- see for yourself
- see by yourself
- see yourself
Cevabı göster
see for yourself
clearly the feathers are delaminating on the backstroke.
1:07tüylerin yukarı çırpışta açıkça ayrıldığını.
you can see that all the feathers overlap in such a way
1:10tüm tüylerin öyle bir şekilde üst üste bindiğini görebilirsiniz ki
and the feathers turn so that the air is flowing straight in between them.
1:19ve tüyler dönerek havanın doğrudan aralarından akmasını sağlıyor.
a lot less ... than ... does: fiili tekrarlamadan karşılaştırma
A lot less karşılaştırmayı güçlendirir: less resistance daha az miktarda direnç anlamına gelir, a lot ise farkın büyük olduğunu gösterir. Resistance burada sayılamayan bir isim olduğu için less doğal biçimdir. Than yan cümlesinde does, daha önce kullanılan has fiilinin yerine geçer. Bu nedenle tam karşılaştırma than he has resistance on the downstroke şeklinde anlaşılır. Bu kullanım, bütün fiil grubunun tekrarlanmasını önler. Günlük konuşmada ikinci on bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Has traffic ifadesini tekrarlamamak için a lot less ve does yapılarını doğru kullanan cümle hangisidir?
- This road has a lot less traffic at night than it does during the day.
- This road has a lot fewer traffic at night than it does during the day.
- This road has very less traffic at night than it does during the day.
Cevabı göster
This road has a lot less traffic at night than it does during the day.
Another thing he does to decrease this resistance on the backstroke
1:30Yukarı çırpışta bu direnci azaltmak için yaptığı bir diğer şey ise,
is he's performing more of an elliptical sweep with his wings Dilbilgisi
1:33kanatlarıyla sadece aşağı yukarı çırpmak yerine
more of A instead of just B: daha doğru bir tanım
more of an elliptical sweep ifadesindeki more of, sayıca daha fazla anlamına gelmez. Hareketin eliptik bir süpürme hareketi olarak daha doğru tanımlandığını veya nitelik olarak ona daha yakın olduğunu anlatır. instead of just bölümü aşırı basit bir tanımı düzeltir: kanatlar yalnızca dikey olarak aşağı yukarı çırpılmaz. Tekrar kullanılabilen more of A instead of just B kalıbı, aşırı basitleştirilmiş B tanımını daha doğru olan A tanımıyla değiştirir.
Alıştırma
Burada "more of an elliptical sweep instead of just an up and down flap" ne anlama geliyor?
- Kanat hareketi, yalnızca dikey bir çırpma değil, eliptik bir süpürme olarak daha doğru tanımlanır.
- Kanatlar eskisinden daha fazla sayıda çırpılır.
- Kuş süpürme hareketini bırakır ve kanatlarını yalnızca aşağı yukarı oynatır.
Cevabı göster
Kanat hareketi, yalnızca dikey bir çırpma değil, eliptik bir süpürme olarak daha doğru tanımlanır.
so he decreases the surface area of the total wing.
1:42böylece toplam kanadın yüzey alanını azaltıyor.
is pretty clear to see on this red macaw.
1:48bu kırmızı Amerika papağanında oldukça net görülüyor.
used to think: geçmişteki bir inanç
Used to + fiilin yalın biçimi, geçmişte tekrarlanan ancak artık yapılmayan bir eylemi ya da geçmişte geçerli olup şimdi geçerli olmayan bir durumu anlatır. used to think ifadesinde think fiilin yalın biçimidir ve bu düşüncenin eski bir inanç olduğunu gösterir. Burada konuşan kişi fikrinin değiştiğini bildirir; sonraki açıklama daha yeni bir anlayış sunar. Eski bir inanç ile şimdi inandığınız veya bildiğiniz şeyi karşılaştırmak için used to think kullanın.
Alıştırma
Cümleyi used to ve think fiilinin yalın biçimiyle tamamlayın: Maria ____ the moon made its own light, but now she knows it reflects sunlight.
Cevabı göster
used to think
What that means is: gözlemden sonuca
What that means is, az önce gözlemlenen veya söylenen bir şeye gönderme yapar. Burada that, tüyün yukarı kalkmasını ifade eder ve kalıp, konuşmacının bu kanıtın ne gösterdiğini açıklayacağını bildirir. What X means is Y kalıbı önce kanıtı, sonra yorumunu verir. is sözcüğünden sonra sonuç gelir: orada alçak basınç durumu vardır.
Alıştırma
Dersi öğrendiğiniz kesin akıl yürütme ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The footprints continue on the other side of the stream. ____ the animal probably crossed the water.
Cevabı göster
What that means is
when we use something called computational fluid dynamics. Kelime
2:07hesaplamalı akışkanlar dinamiği dediğimiz şeyi kullandığımız zamanki gibi.
Computational fluid dynamics: akışkan hareketinin bilgisayarla incelenmesi
Computational fluid dynamics, yani hesaplamalı akışkanlar dinamiği, sıvı ve gazların nasıl hareket ettiğini ve basınç gibi özelliklerin nasıl değiştiğini incelemek için bilgisayar hesaplamaları ve simülasyonları kullanır. Bu üç sözcük tek bir teknik isim öbeği oluşturur. Fluid dynamics alanın adını verirken computational tüm alanı niteler ve hesaplama yöntemlerinin kullanıldığını belirtir. Terim genellikle CFD olarak kısaltılır.
Alıştırma
Computational fluid dynamics ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Su altında çalışabilen bilgisayar donanımı tasarlamak
- Bilgisayar kullanıldığını belirtmeden akışkan hareketini herhangi bir yöntemle incelemek
- Akışkanların nasıl hareket ettiğini bilgisayar hesaplamaları ve simülasyonlarıyla incelemek
Cevabı göster
Akışkanların nasıl hareket ettiğini bilgisayar hesaplamaları ve simülasyonlarıyla incelemek
What we do is ...: ana eylemi vurgulamak
What we do is, bir yöntemi açıklamak için çerçeve kurar: önce “yaptığımız şeyi” ortaya koyar, ardından temel eylemi is sonrasına yerleştirir. Buradaki temel eylem, tam bir yan cümle olan we analyze the flow field ifadesidir; bu nedenle bu adım özellikle vurgulanır. Doğal konuşmada is sonrasında kendi öznesi olan tam bir yan cümle kullanılabilir: What we do is we analyze.... Daha kısa biçimi What we do is analyze.... şeklindedir. Her iki biçim de ana eylemi örtük bir “What do you do?” sorusunun cevabı gibi sunarak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Cümleyi dersteki çerçeve yapısıyla tamamlayın. is sonrasındaki yan cümle we ile başlamalıdır: ____ test the alarm every Friday.
Cevabı göster
What we do is we
Figure out: düşünerek cevaba ulaşmak
Figure out; düşünerek, analiz ederek veya deneyerek bir cevabı anlamak ya da bulmak demektir. Bu cümlede konuşanlar, her konumdaki basınç durumunu belirlemek için verileri analiz eder. İfade, cevabı zaten bilmekten çok, o cevaba ulaşmak için yapılan çalışmayı vurgular. Nesne bir isim öbeği (figure out the answer) veya dolaylı soru yan cümlesi (figure out what pressure situations we have) olabilir. Bu yan cümlede düz cümle sırası kullanılır: what ... we have; what ... do we have kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi figure out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After testing each wire, Leo ____ why the lamp was not working.
Cevabı göster
figured out
That's exactly what's happening with this red macaw.
2:19Bu kırmızı Amerika papağanında da tam olarak aynı şey oluyor.
and you can see that not only does he have a high pressure situation on the bottom
2:23ve sadece alt kısımda yüksek basınç durumu olmadığını,
but the low pressure is so great Dilbilgisi
2:26aynı zamanda düşük basıncın o kadar büyük olduğunu ki
that it's pulling those feathers off of his wing.
2:28o tüyleri kanadından yukarı çektiğini görebilirsiniz.
so great that: dereceyi bir sonuca bağlamak
So + sıfat + that + yan cümle, bir niteliğin that ile başlayan cümledeki sonucu doğuracak kadar yüksek bir dereceye ulaştığını anlatır. Buradaki so great, “o kadar güçlü veya yoğun” demektir; tüylerin kopması da sonuçtur. That ile başlayan bölüm, bir ilgi cümlesi gibi pressure sözcüğünü açıklamaz. Derece-sonuç kalıbını tamamlar: bir şey o kadar X olur ki Y gerçekleşir.
Alıştırma
Cümleyi so ... that sonuç yapısıyla tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ I could not lift it.
Cevabı göster
so · that
Not only is he ... but he's ...: cümle başında devrik yapı
Not only, eklenen iki olgudan ilkini; but ise ikincisini başlatır. Birlikte kullanıldıklarında iki hareketin aynı kanat çırpışında gerçekleştiğini vurgularlar: aşağı doğru iter ve aynı zamanda yukarı doğru çekilir. Not only cümlenin başına taşındığı için yardımcı fiil is, özne he sözcüğünden önce gelir: Not only is he pushing. But sonrasındaki cümle normal söz dizimini korur: he's being pulled up. Yaygın kalıp Not only + yardımcı fiil + özne + fiil ..., but + özne + fiil ... biçimindedir; but sonrasında also da kullanılabilir.
Alıştırma
Başa alınmış not only ... but also yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Not only is Leo cleaning his room, but he is also washing the dishes.
- Not only is Leo cleaning his room, but is he also washing the dishes.
- Not only Leo is cleaning his room, but he is also washing the dishes.
Cevabı göster
Not only is Leo cleaning his room, but he is also washing the dishes.
providing thrust: ileri itki üretmek
Bu uçuş bağlamında providing thrust, bir şeyi ileri götüren kuvveti üretmek anlamına gelir. Burada thrust bir fizik ismidir; providing ise bir nesneyi birine vermek değil, bu kuvveti üretmek veya sağlamak demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp provide thrust ifadesidir. Hareket eden bir kanat, motor, pervane veya jet, aracı gidiş yönünde ittiğinde itki sağlar.
Alıştırma
Cümleyi ileri yönlü kuvvet üretmek anlamındaki iki kelimelik uçuş terimiyle tamamlayın: The rocket engine burns fuel to ____.
Cevabı göster
provide thrust
I don't really understand ... it looks like it could be true: belirsizliği temkinli ifade etmek
I don't really understand, konuşanın bilgisinin veya anlayışının sınırlı olduğunu belirtir. It looks like mevcut kanıtlardan edinilen izlenimi aktarırken could be true, düşüncenin doğrulanmış değil yalnızca mümkün olduğunu söyler. Buradaki could geçmişteki yeteneği değil, olasılığı ifade eder. Bu parçalar birlikte iddianın gücünü azaltır. Bu kalıp, bilmediğiniz şeyi kabul ederek, kanıtların ne gösteriyor gibi göründüğünü anlatarak ve düşünceyi gerçekmiş gibi sunmayarak dürüstçe bir varsayım öne sürmenizi sağlar.
Alıştırma
Yalnızca görsel bir ipucunuz var ve ölçüm yok. Hangi cümle bir açıklamayı en temkinli biçimde sunar?
- I don't really understand it yet, but it looks like this explanation could be true.
- The visual clue proves that this explanation is true.
- This explanation is probably true, so no more evidence is needed.
Cevabı göster
I don't really understand it yet, but it looks like this explanation could be true.
secondary and primary feathers: iç ve dış uçuş tüyleri
Bu cümlede secondary and primary feathers, bir kuşun kanadındaki iki büyük uçuş tüyü grubunu anlatır. Primary feathers, kanadın ele benzeyen dış bölümündedir; secondary feathers ise daha içeride, ön kola benzeyen bölüm boyunca bulunur. Bu ifade, kanadın büküldüğü yeri, yani iki tüy grubunun sınırını belirtir. Burada primary ve secondary, konuma dayalı anatomik adlardır; daha önemli ve daha az önemli tüyler şeklinde bir sıralama değildir. Bu terimler tek başına kanadın yaralandığı anlamına da gelmez.
Alıştırma
Bir kuşun kanadının dış bölümündeki uzun uçuş tüylerinin İngilizce adı hangisidir?
- secondary feathers
- primary feathers
- tail feathers
Cevabı göster
primary feathers
and it looks like he's diverting that flow down,
2:54ve sanki o akışı aşağı doğru yönlendiriyormuş gibi görünüyor,
almost like a vertical takeoff Harrier jet. Kültür
2:57neredeyse dikey kalkış yapan bir Harrier jeti gibi.
almost like a vertical takeoff Harrier jet: Harrier benzetmesi
Harrier, kısa mesafeli veya dikey kalkışıyla ünlü bir askerî jettir. Hareketli püskürtme uçlarıyla motor egzozunu aşağı yönlendirerek yukarı doğru itiş oluşturabilir; böylece normal bir piste ihtiyaç duymadan yükselebilir veya havada asılı kalabilir. Konuşmacı almost like ifadesini, görünen tek bir etkiyi karşılaştırmak için kullanır: hava akışı aşağı yönlendiriliyor gibi görünür. Bu benzetme, kuş ile jetin aynı mekanizmayı kullandığını söylemez ve hava akışı açıklamasını kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu karşılaştırmada kuşun hava akışı neden almost like a Harrier jet şeklinde anlatılıyor?
- İkisi de yukarı doğru kuvvet oluşturmak için havayı veya egzozu aşağı yönlendiriyor gibi görünür.
- Harrier, havada asılı kalabilen her kuşun genel adıdır.
- İkisi de aynı tür jet motorunu kullanır.
Cevabı göster
İkisi de yukarı doğru kuvvet oluşturmak için havayı veya egzozu aşağı yönlendiriyor gibi görünür.
So, I thought I knew how flapping flight works Anlatım akışı
3:08Yani, çırpınarak uçmanın nasıl çalıştığını bildiğimi sanıyordum,
I thought I knew ... but clearly I didn't ile kendini düzeltme
Baştaki “I thought I knew ...”, konuşanın daha önce neye inandığını bildirir. “but clearly” dönüşü şimdi eldeki kanıtlara geçer ve sondaki “I didn't” önceki inancı düzeltir. Bu kalıp, kendinden emin olmaktan yanıldığını fark etmeye geçişi özetler. Burada açıklamayı son bir kabullenişle de kapatır. Buradaki “didn't”, “didn't know how flapping flight works” ifadesinin yerini tutar. Dinleyen kişi tekrarlanan sözleri ilk bölümden çıkarabildiği için İngilizcede bunlar söylenmez. Bu kullanım, konuşanın belirtilmemiş bir eylemi yapmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, sonraki kanıtların önceki bir inancı düzelttiğini göstermek için aynı kalıbı kullanır?
- I thought about the lock, but I didn't use it.
- I thought I knew how the lock worked, but clearly I didn't.
- I knew how the lock worked, so clearly I did.
Cevabı göster
I thought I knew how the lock worked, but clearly I didn't.
Every time + simple present ile tekrarlanan tetikleyiciler
“Every time I see ...”, “her gördüğümde” anlamına gelen bir zaman yan cümlesidir. Simple present biçimindeki “see”, görme olayını tekrarlanan bir tetikleyici olarak sunar. Tam cümlede, virgülden sonraki ana cümle her seferinde ne olduğunu söyler. “Against the sky”, gökyüzünün arka plan olması demektir; böylece kuşun dış hatları gökyüzünün önünde görünür. Bu ayrıntı tekrarlanan durumun içindedir ve “every time” yapısını değiştirmez.
Alıştırma
Tekrarlanan tetikleyiciyi anlatan cümleyi hedef yapı “every time” + simple present ile tamamlayın: ____ the red light, I stop and check the machine.
Cevabı göster
Every time I see
transition back to an upstroke: yeniden yukarı kanat vuruşuna geçmek
Burada transition, hareketin bir aşamasından başka bir aşamasına geçmek anlamına gelir. Yapı transition to + sonraki aşama şeklindedir; bu nedenle to an upstroke sırada gelen hareketi belirtir. Back, tekrarlanan kanat çırpma döngüsünde bu aşamanın yeniden geldiğini gösterir. Uzayda geriye doğru hareket etmek anlamına gelmez. İfadenin tamamı, duraklamadan yeniden yukarı kanat vuruşuna geçmek demektir.
Alıştırma
Sınıf bir hikâyeyi tartıştı, kısa bir esneme molası verdi ve şimdi hikâyeye geri dönüyor. Bu değişimi en iyi hangi cümle anlatır?
- The class will transition to the story for the first time.
- The class will transition back to the story.
- The class will move backward beside the story.
Cevabı göster
The class will transition back to the story.
if you watch you can see sunlight pop in between the feathers
3:21dikkatli bakarsanız güneş ışığının tüyler arasından sızdığını görebilirsiniz,
because now I know how bird flight works.
3:29çünkü artık kuş uçuşunun nasıl çalıştığını biliyorum.
leave you with: dinleyiciye son bir şey bırakmak
Bir kapanış cümlesinde leave you with + isim grubu, bitirmeden önce dinleyiciye son bir şey vermek veya göstermek anlamına gelir. Burada bu son şey this picture ifadesidir. Bu kalıp bir görüntüyü, düşünceyi, soruyu, alıntıyı veya mesajı tanıtabilir. Buradaki leave gerçek anlamda kullanılmaz: konuşmacı konuşmasını bitirir; dinleyiciyi terk etmez veya bir yerde bırakmaz.
Alıştırma
Bir sunucu bilim programını bitiriyor ve izleyicilere düşünmeleri için son bir fikir sunmak istiyor. En doğal kapanış cümlesi hangisidir?
- I'll leave you with one last question: What would you explore next?
- I'll abandon you with one last question: What would you explore next?
- I'll leave you at one last question: What would you explore next?
Cevabı göster
I'll leave you with one last question: What would you explore next?
Gündelik bir veda olarak Have a good one
Have a good one, vedalaşırken karşınızdaki kişiye iyi dilek iletmenin samimi ve gündelik bir yoludur. Buradaki one belirli bir nesneyi göstermez; günün geri kalanı veya akşam gibi bundan sonraki zamanı genel olarak ifade eder. Belirli bir zaman söylenmediği için Have a good day, Have a good evening veya benzeri daha özel bir dilek belirtmenin gerekmediği durumlarda kullanılabilir.
Alıştırma
Biri vedalaşırken Have a good one derse büyük olasılıkla ne demek ister?
- Bundan sonraki zamanın senin için iyi geçmesini umuyorum.
- Daha önce iyi vakit geçirdim.
- Lütfen iyi bir nesne al.
Cevabı göster
Bundan sonraki zamanın senin için iyi geçmesini umuyorum.
let this bird go: let + nesne + fiilin yalın hâli
let this bird go yapısında let fiilinden sonra this bird nesnesi ve go fiilinin yalın hâli gelir. İngilizcede let sonrasında to almayan mastar kullanılır; bu yüzden to yoktur. Burada let ... go, kuşun özgürce ayrılmasına izin vermek, yani bu durumda kuşu serbest bırakmak anlamına gelir. Aynı yapı izin vermeyi veya bir eylemin gerçekleşmesine olanak tanımayı da ifade edebilir: let + nesne + fiilin yalın hâli. Let düzensizdir ve geçmiş zamanda ve geçmiş zaman ortacında yine let olarak kalır: They let it go yesterday.
Alıştırma
Cümleyi go fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: After checking its wing, the rescuer let the owl ____.
Cevabı göster
go
“we're going to” sonrasındaki “aren't we?” soru eki
“aren't we?” olumlu cümleye eklenen olumsuz bir question tag'dir: “we're going to talk about his feathers.” Ortak bir planı doğrulamak için kullanılır ve tamamen yeni bir soru açmak yerine genellikle karşı tarafın aynı fikirde olmasını bekler. Ana cümlede we are kullanıldığı için ek soru da we öznesini ve aren't olumsuz biçimini alır. Bu yapı, bir bildirimi yumuşak bir onay istemine dönüştürür.
Alıştırma
Bu soru ekini tamamlayın: We're going to meet at the library after lunch, ____?
Cevabı göster
aren't we