Şeytanı kandıran çocuğun masalı - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
664 kelime 147 kel/dk

Video özeti: Şanslı bir genç, kralın kurduğu tuzaklardan sağ çıkar; üç altın saç teli almak için cehenneme gider, çözülememiş üç sorunu giderir ve sonunda kralın açgözlülüğünü ona karşı kullanır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. In the sun-dappled streets — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Yer ile değişken güneş ışığını bir araya getiren kısa bir betimlemenin, yalnızca olayın nerede başladığını söylemek yerine nasıl hemen canlı bir masal atmosferi kurduğunu öğrenin. 2. With each plucked hair, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: with each yapısının yinelenen bir tetikleyiciyi nasıl sunduğunu ve her hareketin şeytanı uyandırıp yararlı bilgi vermesine yol açtığı bağlantılı üç döngüyü nasıl özlü biçimde düzenlediğini fark edin. 3. greedy father-in-law only had eyes for the gold. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: have eyes for ifadesini kelimenin gerçek anlamıyla bakmak değil, yalnızca bir şeye odaklanmak olarak anlayın; only sözcüğünün kralı düşüncesiz bir seçime sürükleyen yoğun açgözlülüğü nasıl vurguladığını görün.

Bu derste

In the sun-dappled streets of a small town, Anlatım akışı

0:06

Küçük bir kasabanın güneşli sokaklarında,

Anlatım akışı

In the sun-dappled streets ile ortamı kuran bir açılış

Başlangıçtaki In the sun-dappled streets ifadesi, herhangi bir kişi ya da eylem tanıtılmadan önce dinleyiciyi hikâyenin geçtiği ortamın içine yerleştirir. Sun-dappled, çoğunlukla ışığın yaprakların arasından süzülmesiyle oluşan küçük güneş ışığı lekeleriyle kaplı demektir. Bu canlı mekânı önce vermek, hikâyeyi ortamdan olaya doğru düzenler. Yalnızca kasabanın adını söylemek yerine hem yeri hem de aydınlık, masalsı bir havayı kurar.

Alıştırma

In the sun-dappled streets bu anlatının başında temel olarak ne yapar?

  1. Eylem başlamadan önce ortamı ve ışık havasını kurar.
  2. Sokağın neden tehlikeli olduğunu açıklar.
  3. Hikâyenin çoktan bittiğini gösterir.
Cevabı göster

Eylem başlamadan önce ortamı ve ışık havasını kurar.

a proud mother showed off her newborn son. Öbek fiiller

0:10

gururlu bir anne yeni doğan oğlunu sergiliyordu.

Öbek fiiller

Showed off: birini veya bir şeyi gururla göstermek

Showed off, show off öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada annenin, başkaları oğlunu fark etsin diye yeni doğan bebeğini açık bir gururla göstermesi anlamına gelir. Proud sözcüğü, ifadeye güçlü bir eleştiriden çok sevgi dolu bir gurur tonu verir. Bu kullanımda show off tek bir anlam birimi olarak çalışır; show fiilinin ardından yön veya fiziksel hareket bildiren off gelmiş değildir.

Alıştırma

'Gururla gösterdi' anlamındaki geçmiş zamanlı öbek fiille cümleyi tamamlayın: After winning the contest, Maya ____ her trophy to her family.

Cevabı göster

showed off

Upon noticing his lucky birthmark, townsfolk predicted he would marry a princess. Dilbilgisi

0:14

Şanslı doğum lekesini fark eden kasabalılar, onun bir prensesle evleneceğini tahmin ettiler.

Dilbilgisi

Upon noticing: zamanı başlatan resmî upon + -ing yapısı

Upon noticing, “fark ettiklerinde” veya “fark eder etmez” anlamına gelir. Upon sözcüğünden sonra -ing biçimindeki noticing gelir ve baştaki ifade ana cümlenin zamanını belirler. Noticing eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan townsfolk sözcüğüdür. Bu kısa yapı, ilk olayı sonraki eylemin gerçekleştiği zaman noktası olarak sunar ve anlatıma resmî, masalsı bir ton verir.

Alıştırma

Cümleyi notice kullanarak resmî upon + -ing ifadesiyle tamamlayın: ____ the smoke, the guard raised the alarm.

Cevabı göster

Upon noticing

Dilbilgisi

townsfolk predicted he would: geçmiş bakış açısından bir tahmin

townsfolk predicted he would... yapısında townsfolk, predicted fiilinin öznesidir ve predicted tahminin içeriğini başlatır. Ardından gelen sözcükler bir yan cümle oluşturur: he bu yan cümlenin öznesi, would marry ise fiil grubudur. That eklenerek predicted that he would denebilir ve temel anlam değişmez. Predicted bakış açısını geçmişe yerleştirdiği için would, evliliği o geçmiş andan bakıldığında gelecekte gerçekleşecek bir olay olarak sunar. Buradaki would, will sözcüğünün geçmiş bakış açısındaki karşılığıdır; nezaket veya istek bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi predict fiilinin geçmiş biçimi ve will sözcüğünün geçmiş bakış açısındaki biçimiyle tamamlayın: The coach ____ Maya ____ win the final.

Cevabı göster

predicted · would

But soon these rumors reached the ears of the wicked king. Deyimler

0:20

Ancak bu söylentiler çok geçmeden kötü kralın kulağına ulaştı.

Deyimler

rumors reached the ears of: bir bilginin öğrenilmesi

Bu cümlede rumors reached the ears of the wicked king, kralın söylentileri duyduğu veya öğrendiği anlamına gelir. Reaching someone's ears, bir bilginin o kişi tarafından öğrenilmesini anlatan bir mecazdır; hiçbir şey gerçekten kulağa doğru yolculuk etmez. Tekrar kullanılabilen yapı news, word, a rumor veya a secret + reach the ears of + person şeklindedir. Genellikle bilginin yayılıp önemli ya da ilgili bir kişiye kadar ulaştığını düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: By lunchtime, news of the surprise ____ the coach.

Cevabı göster

reached the ears of

Enraged,

0:24

Öfkelenen

the king stole the child away and sent him hurtling down the river. Kalıp ifadeler

0:25

kral çocuğu kaçırdı ve onu nehrin sularına fırlatıp gönderdi.

Kalıp ifadeler

sent him hurtling down the river: send + object + -ing

Burada hurtling down the river, nehir boyunca tehlikeli ve kontrolü zor bir şekilde son derece hızlı ve güçlü hareket etmek anlamına gelir. Hurtle, move veya float sözcüklerinden çok daha şiddetli bir görüntü oluşturur. sent him hurtling içindeki send + object + -ing, “nesnenin o harekete başlamasına veya o hareketi yaşamasına neden olmak” anlamına gelir. Kralın eylemi çocuğun nehir boyunca hızla sürüklenmesine yol açmıştır; sent burada sakin bir şekilde bir yere göndermek demek değildir.

Alıştırma

Şiddetli hareketi anlatmak için cümleyi sent ... hurtling ile tamamlayın: The blast ____ the door ____ across the room.

Cevabı göster

sent · hurtling

But the infant's luck proved greater than the king's plan. Dilbilgisi

0:30

Fakat bebeğin şansı, kralın planından daha büyük çıktı.

Dilbilgisi

Şansın kralın planından daha güçlü çıkması

Burada proved, “sonuçta ... olduğu ortaya çıktı” anlamında bir bağlayıcı fiildir. Sonuç, bebeğin şansının kralın planından daha güçlü veya etkili olduğunu gösterir. Aktarılabilir kalıp özne + prove + sıfat ya da karşılaştırma biçimidir. Bu kalıpta prove, sonuçtan anlaşılan niteliği bildirir; öznenin kanıt sunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Sonucun neyi gösterdiğini anlatmak için prove fiilinin geçmiş zaman biçimini kullanın: During the storm, the small radio ____ more useful than the television.

Cevabı göster

proved

Years later, Anlatım akışı

0:35

Yıllar sonra,

the king was traveling his realm when he spotted a strapping young man with an uncanny birthmark. Kelime

0:36

kral krallığında gezinirken esrarengiz bir doğum lekesi olan iri yarı genç bir adam fark etti.

Anlatım akışı

Years later ile anlatıda zaman sıçraması

Years later, cümlenin başında kullanılan bir zaman geçişidir. Dinleyiciye, bir sonraki olaydan önce hikâyenin kesin sayısı belirtilmeyen birkaç yıl ileri gittiğini bildirir. Aradaki zamanı atlayarak dikkati bir sonraki önemli sahneye taşır. Bu başlangıç ifadesi ile ana cümle genellikle virgülle ayrılır.

Alıştırma

Hangi cümle, hikâyeyi tek seferde birkaç yıl ileri taşıyan bir başlangıç ifadesi kullanıyor?

  1. Years later, Maya returned to the island.
  2. Every year, Maya returned to the island.
  3. For several years, Maya lived on the island.
Cevabı göster

Years later, Maya returned to the island.

Kelime

“was traveling his realm” ifadesindeki “realm”

“Was traveling his realm” ifadesinde realm, kralın yönetimi altındaki toprakları ve halkı, yani krallığını veya hüküm sürdüğü bölgeyi anlatır. Bu sözcük, modern bir ülkenin tarafsız havası yerine krallık ve eski hikâye havası verir. Burada travel doğrudan his realm ile kullanılmıştır: Kral, yönettiği topraklarda dolaşmaktadır. Günlük İngilizcede travel through veya travel around daha yaygındır; ancak bu kısa yapı edebî anlatıma uygundur.

Alıştırma

Bir masalda “the king traveled his realm” ne anlama gelir?

  1. Gizemli bir bilgi alanını inceledi.
  2. Yönettiği toprakları dolaştı.
  3. Yalnızca kraliyet sarayının içinde dolaştı.
Cevabı göster

Yönettiği toprakları dolaştı.

Kelime

Bir karakter betimlemesinde “strapping” ve “uncanny”

A strapping young man ifadesinde strapping; uzun boylu, güçlü yapılı ve sağlıklı görünen anlamındadır. Adamın fiziğini anlatır; kayışlarla bağlanmış olduğu anlamına gelmez. Cümle an uncanny birthmark ile devam eder. Uncanny, tuhaf derecede sıra dışı, gizemli veya biraz huzursuz edici demektir. Betimleme önce etkileyici bir vücut yapısı sunar, ardından kişiyi ayırt eden tuhaf bir özellik ekler.

Alıştırma

Burada “a strapping young man” nasıl birini anlatıyor?

  1. Uzun boylu, güçlü yapılı genç bir adam
  2. Zayıf ve güçsüz görünen genç bir adam
  3. Kayışlarla bağlanmış genç bir adam
Cevabı göster

Uzun boylu, güçlü yapılı genç bir adam

After confirming the child's origins, Dilbilgisi

0:43

Çocuğun kökenini doğruladıktan sonra,

the sly king entrusted the boy with a letter for the queen. Kalıp ifadeler

0:46

kurnaz kral, kraliçeye iletmesi için çocuğa bir mektup emanet etti.

Dilbilgisi

After confirming...: önceki eylem için after + -ing

After confirming the child's origins, doğrulama eyleminin ana eylemden önce gerçekleştiğini belirtir. After + -ing yapısı, önceki eylemi ana cümle için kısa bir zaman arka planına dönüştürür. confirming eylemini yapan kişinin ana cümlenin öznesi, yani the sly king olduğu anlaşılır. Bu yapı, After the king confirmed... gibi tam bir yan cümle kullanmadan olayların sırasını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi after + inspect fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the bridge, the engineer opened it to traffic.

Cevabı göster

After inspecting

Kalıp ifadeler

entrusted the boy with a letter: entrust A with B kalıbı

entrusted the boy with a letter ifadesindeki kalıp entrust A with B şeklindedir: A sorumluluk verilen kişidir, B ise o kişinin bakımına veya sorumluluğuna bırakılan nesne ya da görevdir. Burada çocuk mektubu taşımaktan sorumludur; for the queen ise mektubun hedeflenen alıcısının kraliçe olduğunu gösterir. Entrust, önemli bir şeyin sorumluluk veya güvenle birlikte bilinçli olarak devredildiğini anlatır. Yalnızca bir nesneyi birine vermekten daha güçlü bir anlam taşır.

Alıştırma

Cümleyi geçmiş zamanda entrust A with B kalıbıyla tamamlayın. Kişi Maya'dır: The museum director ____ the rare key.

Cevabı göster

entrusted Maya with

The youth eagerly set out to deliver the message, Öbek fiiller

0:50

Genç, mesajı ulaştırmak için hevesle yola çıktı,

not knowing he was carrying his own death sentence. Notlar

0:54

kendi ölüm fermanını taşıdığından habersizdi.

Öbek fiiller

set out to deliver the message: amaçlı bir eyleme başlamak

Set out to + fiilin yalın biçimi, belirli bir amaçla bir eyleme başlamak veya o eylemi yapmak üzere yola çıkmak demektir. Burada set out to deliver the message, gencin mesajı iletme amacıyla yolculuğuna başladığını anlatır. Bu yapı sonucu değil, eylemin başlangıcını ve niyeti gösterir. Gencin mesajı başarıyla iletip iletmediğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi set out to ile tamamlayın: At dawn, the rescue team ____ reach the village before the storm.

Cevabı göster

set out to

Dilbilgisi

not knowing he was carrying his own death sentence: gerçeği bilmeyen kişinin bakış açısı

Not knowing he was carrying his own death sentence, gencin yola çıktığında bilmediği şeyi ekler. Dil bilgisi açısından bu, gizli öznesi ana cümlenin öznesi olan the youth ile aynı olan tamamlayıcı bir -ing yan cümlesidir. Dinleyici mesajın aslında gencin kendi ölüm fermanı olduğunu öğrenir, fakat genç bunu bilmez. Bu bilgi farkı dramatik ironi yaratır ve gencin hevesini yalnızca neşeli değil, gergin de gösterir.

Alıştırma

Not knowing he was carrying his own death sentence özgün cümleye ne ekler?

  1. Gencin, dinleyicinin bildiği önemli bir bilgiden yoksun olduğunu göstererek dramatik ironi yaratır.
  2. Mesajı gizlice taşıyan başka bir kişiyi tanıtır.
  3. Gencin tehlikeyi anladığını ve onu isteyerek seçtiğini gösterir.
Cevabı göster

Gencin, dinleyicinin bildiği önemli bir bilgiden yoksun olduğunu göstererek dramatik ironi yaratır.

Deyimler

carrying his own death sentence: kendi sonunu bilmeden taşımak

Bu ifade dramatiktir; birinin elinde gerçek anlamda bir mahkeme belgesi tuttuğunu anlatmaz. Burada taşıdığı mektup, başkalarının onu öldürmesine yol açacak bir mesaj içermektedir. His own ifadesi ironiyi güçlendirir: Kendisi farkında olmadan onu yok edecek şeyi teslim etmeye yardım etmektedir. Daha genel olarak, bir kişi ölümünü neredeyse kesin hâle getirecek bir şeyi taşıyor veya yanında bulunduruyorsa carrying their own death sentence denebilir.

Alıştırma

Bu cümlede carrying his own death sentence ne anlama geliyor?

  1. Sıradan bir hukuk ders kitabı taşımaktadır.
  2. Taşıdığı mektup onun ölümüne yol açacaktır.
  3. Mektubun hayatını kurtaracağını bilmektedir.
Cevabı göster

Taşıdığı mektup onun ölümüne yol açacaktır.

That night,

1:00

O gece,

roaming bandits stumbled upon his camp. Öbek fiiller

1:00

gezgin haydutlar tesadüfen onun kampına rastladılar.

Öbek fiiller

roaming bandits stumbled upon: tesadüfi bir keşif

Roaming, haydutların sabit bir rota olmadan bir yerden başka bir yere dolaştığını anlatır. Stumbled upon, fiziksel olarak tökezlemek değil, “tesadüfen bulmak veya karşılaşmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu sözcükler birlikte, haydutların dolaşırken kampı tesadüfen keşfettiğini ve onu bilinçli olarak takip etmediklerini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi stumble upon fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: On his way home, Leo ____ a free outdoor concert.

Cevabı göster

stumbled upon

Yet when they read the brutal letter,

1:03

Ancak acımasız mektubu okuduklarında,

they were filled with pity. Kalıp ifadeler

1:05

içleri acımayla doldu.

Kalıp ifadeler

they were filled with pity: be filled with + duygu

Bu cümlede they were filled with pity, mektubu okuduktan sonra güçlü bir acıma ve merhamet duygusu hissettikleri anlamına gelir. Yapı edilgen gibi görünse de gerçek anlamda birinin içlerine acıma duygusu koymasını değil, duygusal bir durumu anlatır. Bir duygunun kişiyi güçlü biçimde kapladığını söylemek için be filled with + duygu adı kullanılır: be filled with joy, fear, relief veya pride. Burada were, çoğul özne they ile uyumludur ve duyguyu geçmiş zamana yerleştirir.

Alıştırma

Cümleyi be filled with ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After finding her lost puppy safe, Mia ____ relief.

Cevabı göster

was filled with

Deciding to make trouble for the king instead, Dilbilgisi

1:08

Bunun yerine krala sorun çıkarmaya karar vererek,

they scribbled a new note.

1:10

yeni bir not karaladılar.

Dilbilgisi

Deciding to ... instead: cümle başında -ing yan cümleciği

Deciding to make trouble for the king instead, cümle başında kullanılan bir -ing yan cümleciğidir. Ana eyleme, yani they scribbled a new note bölümüne yol açan kararı önce verir. Daha uzun biçimi şöyle olur: After they decided to make trouble for the king instead, they scribbled a new note. Deciding sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan they'dir. Yani kararı verenlerle eylemi yapanlar aynıdır. Instead, bu kararın başka bir olası planın yerini aldığını gösterir.

Alıştırma

Ana cümlenin öznesinin kararı verdiğini göstermek için Deciding to... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Deciding to catch the early bus, Maya left home at six.
  2. Deciding to catch the early bus, the rain began.
  3. Deciding to catch the early bus, Maya's alarm was set for six.
Cevabı göster

Deciding to catch the early bus, Maya left home at six.

As soon as the youth arrived at the palace, Dilbilgisi

1:13

Genç saraya varır varmaz,

Dilbilgisi

As soon as...: bir olayın hemen ardından diğeri gerçekleşir

As soon as, zaman bildiren bir yan cümleyi başlatır. Burada As soon as the youth arrived, gencin varışından hemen sonra ya da neredeyse hiç gecikmeden bir sonraki olayın gerçekleştiğini anlatır. Bu zaman yan cümlesi başta olduğu için virgül onun bittiği yeri gösterir; ardından ana olay gelir. Bu yapı, bir hikâyedeki iki olayı birbirine sıkıca bağlar.

Alıştırma

İkinci olayın hemen gerçekleştiğini göstermek için cümleyi As soon as ile tamamlayın: ____ the doors opened, the audience walked in.

Cevabı göster

As soon as

he locked eyes with the princess. Kalıp ifadeler

1:15

prensesle göz göze geldi.

Kalıp ifadeler

locked eyes with: karşılıklı ve dramatik göz teması

Locked eyes with, iki kişinin gözlerinin buluştuğunu ve genellikle fark edilir bir an boyunca birbirlerine doğrudan baktıklarını anlatır. Bu karşılıklı bir göz temasıdır; yalnızca bir kişinin bakması değildir. Bu cümlede ifade, karşılaşmayı yalnızca saw veya looked at demekten daha canlı ve duygulu hâle getirir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp lock eyes with someone şeklindedir.

Alıştırma

‘Biriyle doğrudan ve karşılıklı göz teması kurdu’ anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before the race, Maya ____ her coach.

Cevabı göster

locked eyes with

The two felt destined for each other. Kalıp ifadeler

1:18

İkisi de birbirleri için yaratıldıklarını hissettiler.

Kalıp ifadeler

felt destined for each other: romantik bir kader duygusu

felt destined for each other ifadesinde felt, kişilerin kendilerini böyle bir durumda hissettiğini anlatır. Destined for each other, kaderin bu iki kişinin birlikte olmasını istemiş gibi göründüğü anlamına gelir. Aralarındaki bağı kaçınılmazmış gibi sunan romantik ve hikâye tarzı bir ifadedir. Dil bilgisi bakımından felt sözcüğünü destined for each other sıfat grubu izler. Each other anlamı karşılıklı hâle getirir: her kişi diğeriyle birlikte olmaya yazgılı görünür.

Alıştırma

Cümleyi destined for each other ile tamamlayın: The two felt ____.

Cevabı göster

destined for each other

And when the queen read that the king approved this union, Anlatım akışı

1:21

Ve kraliçe, kralın bu birliği onayladığını okuduğunda,

she joyfully organized a whirlwind wedding. Kalıp ifadeler

1:24

neşeyle yıldırım nikahı düzenledi.

Anlatım akışı

And when the queen read that ...: hikâyeyi ilerletmek

And cümleyi önceki olaya bağlar. Ardından when yan cümlesi, bir sonraki ana olaya götüren zamanı belirler: kraliçe haberi öğrenir ve ana cümle onun daha sonra ne yaptığını anlatır. when yan cümlesinin içinde that, kraliçenin okuduğu içeriği, yani the king approved this union ifadesini başlatır. And when + olay, ana cümle kalıbı, anlatıcının bir olaydan diğerine geçmesine yardımcı olur. Ana eylemin bir tepki olduğunu düşündürebilir; ancak when doğrudan because anlamına gelmez, zamanı belirtir.

Alıştırma

And when the queen read that ... bu hikâyede ne işe yarar?

  1. Kraliçenin mesajı krala sesli okuduğunu gösterir.
  2. Aralarında bağlantı olmayan iki olayı tanıtır.
  3. Önceki olaya bağlanır ve kraliçenin sonraki eyleminin zamanını belirler.
Cevabı göster

Önceki olaya bağlanır ve kraliçenin sonraki eyleminin zamanını belirler.

Kalıp ifadeler

organized a whirlwind wedding: apar topar bir düğün düzenledi

organized a whirlwind wedding ifadesinde organized, etkinliği planlayıp düzenlediği anlamına gelir. A whirlwind wedding, çok kısa bir sürede kararlaştırılıp hazırlanan ve genellikle yoğun, hızlı bir tempo hissi veren düğündür. Buradaki whirlwind mecazidir: gerçek hava durumunu değil, olayların hızını ve yoğunluğunu anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede a whirlwind wedding ne anlama gelir?

  1. fırtına sırasında yapılan bir düğün
  2. çok hızlı düzenlenen bir düğün
  3. çok sayıda açık hava süslemesi olan bir düğün
Cevabı göster

çok hızlı düzenlenen bir düğün

When the king returned,

1:28

Kral geri döndüğünde,

he was furious.

1:29

öfkeden deliye döndü.

But he couldn't execute his daughter's beloved without reason. Dilbilgisi

1:31

Ancak kızının sevgilisini sebepsiz yere idam edemezdi.

Dilbilgisi

couldn't ... without reason: gerekçe olmadan yapamamak

couldn't execute his daughter's beloved without reason ifadesindeki couldn't + eylem + without + koşul yapısı, o koşul bulunmadıkça eylemin mümkün veya kabul edilebilir olmadığını anlatır. Burada harekete geçebilmesi için önce bir gerekçe gerekiyordu. Execute burada nesne olarak bir kişiyi aldığı için, o kişiyi yetkiye dayanarak idam etmek anlamındadır. His daughter's beloved, kızının sevdiği kişiyi ifade eder.

Alıştırma

couldn't ... without yapısını tek sözcükle tamamlayın: The guard couldn't enter the lab ____ permission.

Cevabı göster

without

So he devised a diabolical trial. Kalıp ifadeler

1:36

Bu yüzden şeytani bir sınav tasarladı.

Kalıp ifadeler

devised a diabolical trial: şeytani bir sınav tasarlamak

devised a diabolical trial ifadesindeki devised, “üzerinde düşünüp buldu ve tasarladı” anlamına gelir. Yalnızca bir nesne yapmak yerine düşünerek bir plan, yöntem veya sınav oluşturmayı anlatır. Buradaki trial bir mahkeme davası değil, “zor bir sınav” anlamındadır. Diabolical ise sınavı son derece acımasız veya kötü olarak niteler ve ifadeye masalsı, dramatik bir hava verir.

Alıştırma

He devised a diabolical trial. cümlesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Düşünerek son derece acımasız bir sınav tasarladı.
  2. Kolay bir sınavdan kazara kaldı.
  3. Bir mahkeme davasının sonucunu açıkladı.
Cevabı göster

Düşünerek son derece acımasız bir sınav tasarladı.

He ordered the youth to travel to hell itself Dilbilgisi

1:39

Gence bizzat cehenneme gitmesini

and return with three golden hairs,

1:43

ve üç altın saç teliyle dönmesini emretti,

freshly plucked from the devil's head. Kalıp ifadeler

1:46

şeytanın başından yeni koparılmış olmalıydı.

Dilbilgisi

ordered the youth to travel to hell: order + nesne + to-infinitive

Ordered the youth to travel to hell, order + object + to-infinitive yapısını kullanır ve “birine bir şey yapmasını emretmek” anlamına gelir. The youth emri alan kişidir; to travel ise yapılması istenen eylemi belirtir. Tam cümlede return, and ile travel fiiline bağlanır. İki eylem de emrin parçası olduğu için return öncesinde to sözcüğünü tekrarlamak gerekmez.

Alıştırma

Eksik sözcükle cümleyi tamamlayın: The officer ordered the visitors ____ stay behind the line.

Cevabı göster

to

Kalıp ifadeler

freshly plucked from the devil's head: yakın zamanda yapılan eylem ve kaynak

Freshly plucked from the devil's head, üç altın saç telinin gerekli durumunu ve kaynağını anlatır. Freshly, koparma eyleminin kısa süre önce gerçekleştiğini belirtir; plucked ise saç tellerinin bu eyleme maruz kaldığını gösteren geçmiş zaman ortacıdır. Başka durumlarda da kullanılabilen freshly + past participle kalıbı, bir eylem veya işlem tamamlandıktan kısa süre sonraki durumu anlatır. Freshly baked bread ve freshly picked berries buna örnektir. Buradaki from the devil's head, saç tellerinin nereden koparıldığını belirtir.

Alıştırma

pick fiilini ve freshly + past participle yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The market sells ____ strawberries.

Cevabı göster

freshly picked

Only upon succeeding could he return to his bride. Dilbilgisi

1:50

Sadece başarırsa gelinine dönebilecekti.

Dilbilgisi

Only upon succeeding could he return: baştaki only ve devrik yapı

Only upon succeeding gerekli bir koşul koyar: ancak başarılı olduktan sonra dönebilirdi. Upon + -ing yapısı, bir şeyin eylem gerçekleştiğinde veya gerçekleştikten sonra olduğunu anlatan resmî bir kullanımdır. Only ile başlayan sınırlayıcı zarf öbeği cümlenin başına getirildiği için ana cümlede özne ile yardımcı fiil yer değiştirir: he could return değil, could he return kullanılır. Kalıp Only + başa alınmış zarf öbeği + yardımcı fiil + özne + ana fiil şeklindedir.

Alıştırma

we noticed ifadesinin doğru devrik biçimini boşluğa yerleştirin: Only after the lights went out ____ the stars.

Cevabı göster

did we notice

The youth searched across the land for the entrance to hell Kalıp ifadeler

1:54

Genç, cehenneme giden girişi bulmak için diyarı köşe bucak aradı

until he finally reached an eerie village. Dilbilgisi

1:58

ta ki sonunda ürkütücü bir köye ulaşana kadar.

Kalıp ifadeler

searched across the land for the entrance to hell: arama alanı ve hedef

searched across the land for the entrance to hell ifadesinde across the land aramanın kapsamını, for the entrance to hell ise bulmak istediği şeyi belirtir. Kalıp search + across + alan + for + hedef şeklindedir. Across, alanı belirten ifadenin parçasıdır; sabit bir search across fiilinin parçası değildir. Aramanın geniş bir alanın birçok bölümünü kapsadığını düşündürür.

Alıştırma

Arama kalıbını tek sözcükle tamamlayın: The volunteers searched across the park ____ the missing dog.

Cevabı göster

for

Dilbilgisi

until he finally reached: devam eden bir eylemin bitiş noktası

until he finally reached an eerie village ifadesinde until, önündeki devam eden eylemi sona erdiren olayı tanıtır. Tam cümlede arama, onun köye ulaştığı ana kadar sürmüştür. Finally, bu son noktaya uzun bir zaman, çaba veya gecikmeden sonra ulaşıldığı anlamını ekler. Anlatıda devam eden eylem + until + bitiş olayı yapısı yolculuğu özetler ve hikâyeyi sonraki sahneye taşır.

Alıştırma

Okuyun: Lena kept walking until she finally reached the mountain shelter. until ile başlayan yan cümle neyi gösterir?

  1. Sığınağa vardığı ana kadar yürümeye devam etti.
  2. Yürüyüşün tamamı boyunca zaten sığınağın içindeydi.
  3. Sığınağa vardıktan sonra yürümeye başladı.
Cevabı göster

Sığınağa vardığı ana kadar yürümeye devam etti.

Here he saw some villagers gathered around a well. Kalıp ifadeler

2:02

Burada bir kuyunun etrafında toplanmış bazı köylüler gördü.

Kalıp ifadeler

gathered around a well: kuyuyu merkez alarak toplanmak

gathered around a well ifadesinde gathered insanların bir araya geldiğini, around ise kuyuyu grubun çevresinde toplandığı merkez olarak gösterir. Köylüler yalnızca kuyunun yakınında değildir; kuyunun çevresinde toplanmışlardır. Gathered, köylülerin görüldükleri andaki durumunu anlatan bir geçmiş zaman ortacıdır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp gather around + kişi veya şey şeklindedir.

Alıştırma

Haritanın grubun merkezinde olduğunu gösteren edatı yazın: The scouts gathered ____ the map to plan their route.

Cevabı göster

around

They closed in on the youth, Öbek fiiller

2:06

Gencin etrafını sardılar,

refusing to let him pass until he answered their question. Dilbilgisi

2:07

sorularına cevap verene kadar geçmesine izin vermeyi reddettiler.

Öbek fiiller

closed in on: baskı yaratarak giderek yaklaşmak

Closed in on, bir hedefe çevresinden ya da kaçış alanını daraltacak biçimde giderek yaklaşmak anlamına gelir. Bu cümlede insanlar gence yalnızca yaklaşmıyor; hareketleri onu kıstırıp baskı altına alıyor. Kalıp close in on + hedef şeklindedir. Genellikle takip, kuşatma, tehlike veya artan baskı çağrıştırır.

Alıştırma

The guards closed in on the intruder. cümlesine en uygun durum hangisidir?

  1. Muhafızlar davetsiz misafire nereye oturacağını kibarca gösterdi.
  2. Muhafızlar birkaç yönden yaklaşarak davetsiz misafirin kaçış alanını daralttı.
  3. Muhafızlar geri çekilip davetsiz misafire yol açtı.
Cevabı göster

Muhafızlar birkaç yönden yaklaşarak davetsiz misafirin kaçış alanını daralttı.

Dilbilgisi

refusing to let him pass until...: eklenen eylem ve koşul

refusing to let him pass, onlar gence yaklaşırken ne yaptıklarını ekleyen bir -ing yan cümleciğidir. Gizli öznesi they olduğundan, ana cümledeki aynı kişileri anlatır. refuse to let someone do something yapısında refuse sözcüğünden sonra to let gelir. let sözcüğünden sonra ise bir kişi ve fiilin yalın hâli kullanılır: let him pass doğrudur, let him to pass değildir. until he answered their question, engellemenin biteceği noktayı veya geçiş koşulunu belirtir: cevap vermeden önce onu geçirmeyeceklerdir.

Alıştırma

Hangi cümle refuse to let someone do something yapısını bir until koşuluyla doğru kullanıyor?

  1. The guard refused to let Maya to enter until she showed her pass.
  2. The guard refused to let Maya enter until she showed her pass.
  3. The guard refused Maya to enter until she showed her pass.
Cevabı göster

The guard refused to let Maya enter until she showed her pass.

Why was the well dry? Kelime

2:12

Kuyu neden kurumuştu?

Kelime

Why was the well dry? cümlesindeki dry: suyu olmayan

Burada dry, kuyuda su olmadığı anlamına gelir. Dry, kuyu, nehir veya göl gibi bir su kaynağının suyu kalmadığında da kullanılabilir; yalnızca hava, giysiler veya yüzeyler için kullanılan bir sözcük değildir.

Alıştırma

"Why was the well dry?" cümlesinde dry ne anlama gelir?

  1. suyu olmayan
  2. temiz ve parlak
  3. buzla kaplı
Cevabı göster

suyu olmayan

The youth replied,

2:15

Genç cevap verdi,

"I will answer when I return." Ton ve niyet

2:17

"Geri döndüğümde cevap vereceğim."

Ton ve niyet

I will answer when I return: daha sonra yanıt vereceğine söz vermek

Burada I will answer when I return, yanıtı ertelerken aynı zamanda açık bir söz verir: konuşan kişi şimdi yanıtlamaz, ancak döndükten sonra yanıtlayacağını söyler. Bu bir reddetme değil, ertelemedir. Ana cümlede, söz verilen gelecekteki eylem için will kullanılır. When sonrasındaki zaman yan cümlesinde ise İngilizcede gelecekteki bir olay için normalde şimdiki zaman biçimi return kullanılır: when I will return değil, I will answer when I return denir.

Alıştırma

Sözü return fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I will answer when I ____.

Cevabı göster

return

They directed him further into town, Anlatım akışı

2:20

Onu kasabanın daha da içlerine yönlendirdiler,

where he came across another set of villagers contemplating a gnarled tree. Notlar

2:23

orada çarpık bir ağacı inceleyen başka bir grup köylüye rastladı.

Anlatım akışı

further into town, where...: hikâyeyi yeni bir sahneye taşımak

Further into town, karakteri kasabanın daha içindeki bir noktaya taşır. Virgülden sonra gelen where yan cümlesi bu yere gönderme yapar ve karakterin orada neyle karşılaştığını anlatır. Bu yapı, hikâyedeki iki adımı akıcı tek bir cümlede birleştirir: önce yeni bir yere hareket, ardından o yerde gerçekleşen bir sonraki olay. Where, there veya in that place ifadelerini tekrarlamayı önler ve anlatının yeni bir sahne açmasına yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede further into town, where... ifadesinin temel anlatı görevi nedir?

  1. Kasabanın tarihini açıklamak için hikâyeyi duraklatır.
  2. Karakteri kasabanın daha içlerine götürür ve orada olanları anlatmaya başlar.
  3. Karakterin kasabadan tamamen ayrıldığını gösterir.
Cevabı göster

Karakteri kasabanın daha içlerine götürür ve orada olanları anlatmaya başlar.

Öbek fiiller

came across: plansız bir karşılaşma veya keşif

Bu cümlede came across, birine tesadüfen rastlamak anlamına gelir. Köylüleri özellikle aramıyordu; bölgeden geçerken onlarla karşılaştı. Come across ifadesinden sonra doğrudan bir kişi, nesne veya bilgi gelebilir. Başka durumlara aktarılabilen temel anlamı, birini veya bir şeyi beklenmedik şekilde bulmak ya da onunla karşılaşmaktır.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: While cleaning the closet, I ____ my old science notebook.

Cevabı göster

came across

Kalıp ifadeler

contemplating a gnarled tree: bükülmüş, budaklı bir ağacı düşünceli biçimde incelemek

Burada contemplating a gnarled tree, ağaca dikkatle ve düşünceli bir biçimde bakmak, belki de onun ne anlama geldiğini veya onunla ne yapılacağını düşünmek demektir. Contemplate, yalnızca look at demekten daha bilinçli bir eylem anlatır ve daha edebîdir. Gnarled, genellikle yaşlı bir ağaçla ilişkilendirilen kaba, bükülmüş ve budaklı bir şekli anlatır. -ing yapısı olan contemplating a gnarled tree, villagers sözcüğünü niteler. Köylülerin, adam onlarla karşılaştığında ne yaptıklarını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, bükülmüş ve budaklı bir şeyi düşünceli biçimde inceleyen birini en iyi anlatır?

  1. The driver hurried past a newly painted fence.
  2. The sculptor stood quietly, contemplating a gnarled branch.
  3. The child took a quick look at a smooth marble.
Cevabı göster

The sculptor stood quietly, contemplating a gnarled branch.

They refused to let him pass until he answered their question. Dilbilgisi

2:28

Sorularına cevap verene kadar geçmesine izin vermeyi reddettiler.

Dilbilgisi

refused to let him pass until...: bir koşul gerçekleşene kadar geçişe izin vermemek

refused to let him pass ifadesinde, onun geçmesine izin vermemeye kesin olarak karar verirler. until he answered their question yan cümlesi, engelin sona ermesini sağlayabilecek olayı belirtir: cevap vermeden önce geçemez; cevap verdikten sonra geçmesi mümkün hâle gelir. Cümle, tekrar kullanılabilen bir engel kalıbı kurar: bir koşul gerçekleşene kadar birisi durdurulur. Bu kalıbın masalda tekrarlanması, benzer sınavlardan oluşan bir diziyi fark etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir koşul gerçekleşene kadar kişinin engellendiğini doğru biçimde gösterir?

  1. The guard refused to let Maya enter until she showed her pass.
  2. The guard asked Maya a question after she had entered.
  3. The guard let Maya enter before she showed her pass.
Cevabı göster

The guard refused to let Maya enter until she showed her pass.

Why was the tree barren? Kelime

2:32

Ağaç neden çoraktı?

Kelime

Why was the tree barren?: barren meyve vermemek anlamında

Why was the tree barren? cümlesinde barren, ağacın meyve vermediği anlamına gelir. Soru, ağacın belirli bir anda üzerinde hiçbir şey olmamasını değil, neden bu verimsiz durumda olduğunu sorar. Barren daha resmî ve edebî bir sözcüktür. Çok az bitkinin yetiştiği toprağı da anlatabilir, ancak burada özellikle ağacın meyve vermemesini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle bir elma ağacının yıllardır meyve vermediği anlamına gelir?

  1. The apple tree has been barren for years.
  2. The apple tree has been bare since its leaves fell.
  3. The apple tree has been tall for years.
Cevabı göster

The apple tree has been barren for years.

Again, Anlatım akışı

2:34

Tekrar,

the youth responded,

2:35

genç yanıtladı,

"I will answer when I return."

2:37

"Geri döndüğümde cevap vereceğim."

Anlatım akışı

Again, ...: tekrarlanan bir yanıtı işaretleme

Cümlenin başındaki Again, okuyucuya daha önce görülen bir yanıt kalıbının yeniden ortaya çıktığını anlatır. Şimdiki konuşmayı önceki benzer konuşmalara bağlar ve bunu tamamen yeni türde bir olay gibi sunmaz. Tekrarlanan “I will answer when I return.” vaadi, bu kalıbın kolayca fark edilmesini sağlar. Anlatıda cümle başındaki Again, tekrarlanan olayları düzenleyebilir ve okuyucunun yinelenen bir kalıbı takip etmesine yardımcı olabilir.

Alıştırma

Bu hikâyede cümle başındaki Again ne işe yarar?

  1. Hikâyeyi önceki bir zamana götürür.
  2. Aynı tür yanıtın bir kez daha verildiğini belirtir.
  3. Gencin yanıtını değiştirdiğini gösterir.
Cevabı göster

Aynı tür yanıtın bir kez daha verildiğini belirtir.

These villagers guided him to the dock, Anlatım akışı

2:40

Bu köylüler onu rıhtıma yönlendirdiler,

where an elderly ferryman awaited. Kültür

2:43

orada yaşlı bir kayıkçı bekliyordu.

Anlatım akışı

These villagers guided him to the dock: kişileri ve rotayı birbirine bağlama

These villagers, hemen önce sözü edilen belirli köylü grubuna gönderme yapar; böylece hikâye aynı gruba odaklanmayı sürdürür. İşaret sözcüğü these, bu cümleyi önceki sahneye bağlar. Guided him to the dock, guide + person + to + place yapısını izler: köylüler genci bir varış noktasına götürür. Bu hareket güzergâhı ilerletir ve genci kayıkçının beklediği bir sonraki ortama taşır.

Alıştırma

Cümleyi guide fiilinin geçmiş zamanıyla ve bir varış noktasından önce kullanılan edatla tamamlayın: The museum worker ____ us ____ the exit.

Cevabı göster

guided · to

Kültür

an elderly ferryman: yolcuları suyun karşısına geçiren yaşlı kayıkçı

Ferryman, bir feribot ya da küçük tekne kullanarak insanları suyun karşısına geçiren kişidir. Elderly onun yaşlı olduğunu belirtir; ancak burada önemli olan yalnızca yaşlı bir adam olması değil, işi ve hikâyedeki rolüdür. Masallarda ve mitlerde bir kayıkçı, suyla çevrili bir sınırda bekleyip yolcuların yolculuklarına devam etmelerine yardım edebilir. Buradaki kara su böyle bir çağrışım yaratır, ancak bu ifade onun belirli bir mitolojik kişi olduğunu göstermez.

Alıştırma

Bu ortamda an elderly ferryman ne anlama gelir?

  1. Balık tutan yaşlı bir kişi
  2. Tekne bekleyen yaşlı bir yolcu
  3. Yolcuları suyun karşısına geçiren yaşlı bir kişi
Cevabı göster

Yolcuları suyun karşısına geçiren yaşlı bir kişi

As he paddled through the black water,

2:46

Kara suda kürek çekerken,

the ferryman rasped a third question. Kalıp ifadeler

2:48

kayıkçı hırıltılı bir sesle üçüncü bir soru sordu.

Kalıp ifadeler

rasped a third question: boğuk ses ve üç soruluk sıra

Rasped burada canlı bir konuşma fiilidir: kayıkçı soruyu boğuk, pürüzlü ve sert bir sesle sormuştur. Bu sözcük onun sesinin nasıl çıktığını anlatır; ne kadar hızlı sorduğunu veya kızgın olduğunu anlatmaz. A third question, önceki iki sorudan sonra bir soru daha sorulduğunu ve toplamın üçe çıktığını belirtir. Belirsiz tanımlık a, bunu sıralamadaki üçüncü öğe olarak sunar.

Alıştırma

"the ferryman rasped a third question" bize ne anlatır?

  1. Soruyu çok hızlı sordu.
  2. Üçüncü soruyu sessizce yazdı.
  3. Üçüncü soruyu pürüzlü ve sert bir sesle sordu.
Cevabı göster

Üçüncü soruyu pürüzlü ve sert bir sesle sordu.

"How can I escape my interminable task?" Kalıp ifadeler

2:52

"Bu bitmek bilmeyen görevimden nasıl kaçabilirim?"

Kalıp ifadeler

escape my interminable task: sonu gelmez görünen bir görevden kurtulmak

Bu soruda escape my interminable task, “çıkılması imkânsızmış gibi gelen bir yükümlülükten kurtulmak” demektir. Escape, görevi yalnızca tamamlanması gereken bir iş olarak değil, kişiyi kapana kıstıran bir yük olarak sunar. Interminable, sonu yokmuş gibi görünen bir şeyi anlatır. Genellikle hayal kırıklığı veya yorgunluk ifade ettiği için tüm ifade güçlü biçimde olumsuzdur; uzun bir görevin tarafsız tanımı değildir.

Alıştırma

Maya, hiç bitmeyecekmiş gibi görünen bir yükümlülüğün altında eziliyor. Ondan kurtulmak istediğini en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. She wants to escape an interminable task.
  2. She wants to finish a difficult task.
  3. She wants to avoid a future task.
Cevabı göster

She wants to escape an interminable task.

Once more, Anlatım akışı

2:56

Bir kez daha,

the youth promised,

2:57

genç söz verdi,

"I will answer when I return."

2:59

"Geri döndüğümde cevap vereceğim."

Anlatım akışı

Once more ... promised: aynı sözün bir kez daha verildiğini belirtmek

Once more, cümlenin başında “bir kez daha” anlamına gelen bir söylem işareti olarak kullanılır. Yeni yan cümle daha gelişmeden okuyucuya bu sözü daha önceki bir sözle ilişkilendirmesini ve tekrarlanan bir olayı fark etmesini söyler. Promised fiili alıntılanan sözleri bir taahhüt olarak tanımlar; when I return ise cevabı daha sonraki bir zamana erteler. Bu seçimler birlikte cümleyi ilgisiz yeni bir olay olarak değil, aynı sözün başka bir tekrarı olarak düzenler.

Alıştırma

Aynı türden sözün yeniden verildiğini okuyucuya hangi cümle anlatır?

  1. Once more, Lina promised to send an update.
  2. Lina promised to send an update only once.
  3. At once, Lina promised to send an update.
Cevabı göster

Once more, Lina promised to send an update.

At last, Anlatım akışı

3:02

Sonunda,

they reached a hut sinking into the swampy banks of hell. Deyimler

3:03

cehennemin bataklık kıyılarına gömülmekte olan bir kulübeye ulaştılar.

Anlatım akışı

Beklenen sona geçiş ifadesi olarak At last

At last, bir şeyin belirgin bir bekleyiş, çaba ya da yolculuktan sonra gerçekleştiğini anlatır. Olayı bu sürecin bitiş noktası olarak sunar ve çoğu zaman rahatlama ya da tamamlanma hissi verir. Cümlenin başında önceki yolculuk bölümünü kapatır ve dikkati artık ulaştıkları önemli yere yöneltir. Bu, hikâyelerde yolculuktan sonraki önemli sahneye geçerken kullanılan yaygın bir geçiş ifadesidir.

Alıştırma

Hangi cümlede at last, uzun bir bekleyişin sona erdiğini gösterir?

  1. At least, the rescue boat appeared after three hours of waiting.
  2. At last, the rescue boat appeared after three hours of waiting.
  3. Lastly, the rescue boat appeared after three hours of waiting.
Cevabı göster

At last, the rescue boat appeared after three hours of waiting.

Deyimler

a hut sinking into the swampy banks of hell: uğursuz mekân imgesi

Temel isim a hut ifadesidir; sinking into the swampy banks of hell ise hareketli bir görsel imge ekleyen -ing yapısıdır. Kulübe, ıslak ve dengesiz zemin tarafından yavaşça yutuluyormuş gibi görünür. Swampy, sinking ve hell sözcükleri burayı tarafsız bir konum olmaktan çıkarıp uğursuz bir ortama dönüştürür. Orada başka bir şey yaşanmadan önce bile mekânın tehlikeli, çürümüş ve korkuyla bağlantılı hissedilmesini sağlar.

Alıştırma

a hut sinking into the swampy banks of hell ifadesi cümleye ne katar?

  1. Bir kulübenin onarım adımlarını açıklar.
  2. Sıradan ve güvenli bir binaya ulaşmak için kesin yol tarifi verir.
  3. Kulübenin konumunu karanlık ve dengesiz bir imgeye dönüştürür.
Cevabı göster

Kulübenin konumunu karanlık ve dengesiz bir imgeye dönüştürür.

Reluctantly, Anlatım akışı

3:08

Gönülsüzce,

the youth knocked on the rotting door.

3:09

genç çürüyen kapıyı çaldı.

Anlatım akışı

Reluctantly, ...: eylemden önce tutum

Reluctantly, tutumu gösteren bir zarftır: gencin kapıyı çalmak istemediğini ama yine de çaldığını anlatır. Sözcüğü başa getirip ardından virgül koymak, okuyucunun eylemi önce bu tutum üzerinden anlamasını sağlar. Bu, öykülerde kullanışlı bir düzendir: tutum zarfı + virgül + tam yan cümle. Karakterin iç tepkisini ayrıca açıklamak için anlatıyı durdurmadan eyleme ekler.

Alıştırma

Hangi cümle eylemden önce isteksizliği gösteriyor?

  1. Reluctantly, Noah joined the group.
  2. Cheerfully, Noah joined the group.
  3. Quietly, Noah joined the group.
Cevabı göster

Reluctantly, Noah joined the group.

The devil's grandmother answered his call. Kültür

3:13

Kapıyı şeytanın büyükannesi açtı.

Kültür

The devil's grandmother: kahramana yardım edebilecek tehlikeli bir bağ

The devil's grandmother, karakteri aile ilişkisiyle doğrudan tanımlar: kadın gencin değil, şeytanın büyükannesidir. Bu masal ortamında bu ilişki, onu tehlikeli kişiye yaklaşabilen doğaüstü ve bilgili bir karakter yapar. Böyle bir karakter bu bağlantı nedeniyle tehditkâr görünebilir, ancak yine de insan kahramana yardım etmeyi seçebilir. İfade, şeytana erişimi sayesinde öyküdeki bir sonraki dönüşü sağlayabilecek bir yardımcıya okuru hazırlar.

Alıştırma

Bu masal cümlesinde The devil's grandmother, karakter hakkında bize ne anlatıyor?

  1. Gencin sıradan büyükannesidir.
  2. Şeytanın kendisi için kullanılan başka bir addır.
  3. Şeytana doğrudan erişebilen doğaüstü bir akrabadır.
Cevabı göster

Şeytana doğrudan erişebilen doğaüstü bir akrabadır.

She was known to help some visiting souls and harm others. Dilbilgisi

3:15

Gelen bazı ruhlara yardım ettiği, bazılarına ise zarar verdiği bilinirdi.

Dilbilgisi

was known to help ... and harm others: bazılarına yardım edip diğerlerine zarar vermesiyle bilinmek

was known to + fiilin yalın hâli kalıbı, insanların bu eylemi onun davranışının veya ününün bilinen bir parçası olarak gördüğünü anlatır. Burada, ziyarete gelen bazı ruhlara yardım etmesiyle ama bazılarına da zarar vermesiyle tanındığı anlamındadır. Mastar işaretleyicisi to, bağlanan iki fiil için de geçerlidir: to help ... and (to) harm .... Some ... others ziyaretçileri farklı gruplara ayırır ve onlara davranışındaki karşıtlığı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi be known to do yapısının simple past biçimiyle tamamlayın: Before she retired, the guide ____ help lost hikers.

Cevabı göster

was known to

The youth had just finished his story when they heard the devil's footsteps. Dilbilgisi

3:20

Genç hikayesini yeni bitirmişti ki şeytanın ayak seslerini duydular.

Dilbilgisi

had just finished ... when ...: daha yeni bitirmişti ki başka bir olay oldu

Had just finished, had + past participle yapısındaki past perfect biçimidir. Hikâyenin tamamlanmasını daha sonraki geçmiş olaydan önceye yerleştirir; just ise iki olay arasında çok az zaman geçtiğini gösterir. had just ... when ... yapısında when, hemen ardından olan olayı tanıtır. İkinci olay sakin anı bozup ani bir dönüş yaratabildiği için bu kalıp hikâye anlatımında sık kullanılır.

Alıştırma

open fiilini had just ... when kalıbında kullanın: Nina ____ her book ____ the lights went out.

Cevabı göster

had just opened · when

Without warning, Anlatım akışı

3:25

Hiçbir uyarı olmadan,

the boy's world appeared to shrink. Deyimler

3:26

çocuğun dünyası küçülüyor gibi göründü.

Anlatım akışı

Without warning: beklenmedik ve habersiz bir değişimi sunmak

Without warning, olaydan önce hiçbir belirti olmadığını anlatan ve cümlenin başına getirilen bir zarf öbeğidir. Yalnızca bir fiili değil, ardından gelen yan cümlenin tamamını çerçeveler. Bir hikâye cümlesinin başında kullanıldığında, okuru önceki durumdan doğrudan beklenmedik bir değişime taşır. Virgül, bu başlangıç öbeğinin bittiği yeri gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede Without warning kullanılarak olayın beklenmedik ve önceden duyurulmamış olduğu anlatılıyor?

  1. The classroom lights were switched off as planned.
  2. After the teacher counted down, the classroom lights went out.
  3. Without warning, the classroom lights went out.
Cevabı göster

Without warning, the classroom lights went out.

Deyimler

world appeared to shrink: çocuğun bakış açısından görülen değişim

Burada the boy's world, tüm gezegeni değil, çocuğun deneyimlediği çevreyi anlatır. appeared to shrink, değişimi görsel bir izlenim olarak sunar: çocuğun bakış açısından çevresindeki her şey küçülüyor gibi görünmüştür. Büyülü bir sahnede bu, çocuğun kendi boyutunun veya içinde bulunduğu durumun değiştiğini düşündürebilir. appear to + fiilin yalın hâli yapısı, “bir şeyi yapıyor gibi görünmek” anlamına gelir. Bir şeyin nasıl göründüğünü veya hissedildiğini anlatır; görünür değişimin doğrudan gerçek olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede world appeared to shrink büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Çocuk, world sözcüğünün yazılışının kısaldığını öğrendi.
  2. Çocuğun bakış açısından çevresi küçülüyor gibi göründü.
  3. Tüm gezegen bilimsel olarak küçüldü.
Cevabı göster

Çocuğun bakış açısından çevresi küçülüyor gibi göründü.

The devil's grandmother lifted him into the folds of her sleeve Kalıp ifadeler

3:29

Şeytanın büyükannesi onu kolunun kıvrımlarına kaldırdı

and welcomed her grandson.

3:33

ve torununu karşıladı.

Kalıp ifadeler

lifted him into the folds of her sleeve: onu kolunun kumaş kıvrımları arasına yerleştirdi

Burada lifted him into ..., onu yukarı kaldırdıktan sonra bir alanın içine yerleştirme hareketini anlatır. Into, hareketin ulaştığı yeri gösterir. The folds of her sleeve, kol kumaşının üst üste binen veya büzülen katlarıdır. İfade, bu katların arasına saklanabilecek kadar küçük bir kişiyi gösteren masalsı bir görüntü oluşturur.

Alıştırma

Hangi seçenek vurgulanan hareketi en doğru biçimde yeniden ifade eder?

  1. Onu kolun açık ucundan dışarı çekti.
  2. Onu kaldırdıktan sonra onun kolunu katladı.
  3. Onu kaldırıp kol kumaşının katları arasına yerleştirdi.
Cevabı göster

Onu kaldırıp kol kumaşının katları arasına yerleştirdi.

The old woman set to work, Kalıp ifadeler

3:36

Yaşlı kadın işe koyuldu,

lavishing the devil with food and drink. Kalıp ifadeler

3:38

şeytanı yiyecek ve içeceğe boğdu.

Kalıp ifadeler

set to work içindeki set to

Set to work ifadesinde set to, “kararlı bir biçimde çalışmaya başladı” anlamına gelir. Set ve to sözcüklerini ayrı ayrı çevirmek yerine üç sözcüğü tek bir kalıp ifade olarak anlayın. Bu ifade çoğu zaman bekleme veya planlama aşamasından gerçek çabaya belirgin bir geçişi anlatır. Burada yaşlı kadının daha sonra yapmaya başladığı şeyi tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi örnekteki “ciddi biçimde çalışmaya başladık” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: With only an hour left, we ____ on the science project.

Cevabı göster

set to work

Kalıp ifadeler

lavishing the devil with food and drink: bir şeyi bol bol vermek

lavish someone with something yapısında lavish, birine bir şeyi büyük miktarda, genellikle cömertçe veya gösterişli biçimde vermek anlamına gelir. Burada şeytana bol miktarda yiyecek ve içecek verilir; bu nedenle ifade sıradan bir yemekten çok görkemli bir ağırlamayı anlatır. -ing biçimindeki lavishing, bunu hikâyedeki başka bir eyleme eşlik eden bir hareket olarak sunar. Yeniden kullanılabilecek yapı lavish + kişi + with + verilen şey biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi lavish someone with something yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: The hosts ____ their guests ____ food and drink.

Cevabı göster

lavished · with

When he fell asleep, Dilbilgisi

3:41

O uykuya daldığında,

she deftly plucked three gleaming hairs from his head. Kalıp ifadeler

3:43

kadin ustaca onun başından üç parlak saç teli kopardı.

Dilbilgisi

When he fell ...: zaman yan cümlesini başlatma

When, bağımlı bir zaman yan cümlesi başlatır. fell 'düştü' anlamına gelebilir, ancak burada asleep ile birleşir: fall asleep, uyanık durumdan uyku durumuna geçmek demektir. Geçmiş biçimi fell asleep olduğundan When he fell asleep, 'uykuya daldığında' anlamına gelir. Bu zaman yan cümlesini başa koymak, ana eylemden önce onun zamanını bildirir. Kadının saçları adam uyuduktan sonra çektiğini gösterir ve olayların sırasını açık hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi fall asleep yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: When he ____, I quietly closed the door.

Cevabı göster

fell asleep

Kalıp ifadeler

deftly plucked ... from his head: ustalıkla çıkarma ve kaynak

Deftly, bir hareketin ustalıkla, kontrollü ve hızlı biçimde yapıldığını anlatır. Burada plucked eyleminin nasıl yapıldığını belirtir; saçları çekme hareketi beceriksizce değil, hassas ve düzgün görünür. Pluck something from a place, bir şeyi kısa bir hareketle bulunduğu yerden çekip çıkarmak veya koparmak demektir. Three gleaming hairs çıkarılan nesneleri, from his head ise bunların kaynağını gösterir.

Alıştırma

Ustalıkla yapılan bir çıkarma eylemini göstermek için cümleyi deftly plucked ve from ile tamamlayın: Using tweezers, Mia ____ a thorn ____ the dog's paw.

Cevabı göster

deftly plucked · from

With each plucked hair, Dilbilgisi

3:48

Koparılan her saç telinde,

the devil briefly awoke and complained about his dreams, Kalıp ifadeler

3:50

şeytan kısa bir süreliğine uyandı ve rüyalarından şikayet etti,

full of nearby villagers and their problems.

3:54

civardaki köylüler ve onların sorunlarıyla doluydu.

Dilbilgisi

With each plucked hair: tekrarlanan olayları bağlama

With each plucked hair, her bir saç teli koparıldığında ana cümledeki olayın yeniden gerçekleştiğini anlatır. Burada her saç teli, şeytanın bir kez daha kısa süreliğine uyanıp yakınmasına karşılık gelir. With each + isim öbeği, cümle yapısı tekrarlanan tetikleyicileri tekrarlanan sonuçlara veya adım adım gerçekleşen değişimlere bağlar. Bir olay dizisini kısa ve düzenli biçimde anlatır.

Alıştırma

Her adımı tekrarlanan bir değişime bağlamak için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: ____ step, the room grew colder.

Cevabı göster

With each

Kalıp ifadeler

briefly awoke and complained about his dreams: kısa süreliğine uyandı ve rüyalarından yakındı

Bu anlatımda briefly, awoke fiilini niteler: şeytan yalnızca kısa bir süreliğine uyanmıştır. Awoke, awake fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve and, uyanma eylemini sonraki eylem olan complained ile bağlar. Complain about + isim, kişinin neden hoşnutsuz olduğunu belirtir. Burada his dreams şikâyetin konusudur; about, şikâyetin yöneltildiği kişiyi göstermez.

Alıştırma

Briefly awoke and complained about his dreams ifadesini en iyi açıklayan cümle hangisidir?

  1. He stayed awake all night and enjoyed his dreams.
  2. He woke for a short time and said he was unhappy about his dreams.
  3. He had a short dream and told the villagers about it.
Cevabı göster

He woke for a short time and said he was unhappy about his dreams.

The next morning,

3:59

Ertesi sabah,

the youth departed,

4:00

genç yola çıktı,

armed with three golden hairs and three pieces of information. Deyimler

4:01

üç altın saç teli ve üç bilgiyle donanmış olarak.

Deyimler

armed with three golden hairs and three pieces of information: üç altın saç teli ve üç parça bilgiyle donanmış

Burada armed with mecaz anlamda kullanılmıştır. Silah taşımak değil, yararlı kaynaklarla donanmış olmak veya bunlara sahip olmak anlamına gelir. Üç altın saç teli ile üç parça bilgi, gence daha sonra ihtiyaç duyacağı şeyleri sağlar. Virgülden sonraki armed with ... ifadesi, gencin ayrıldığı sıradaki durumunu açıklar. İngilizcede bu mecaz; kişiyi daha hazırlıklı hâle getiren bilgi, kanıt, plan, beceri veya araçlar için de sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The reporter arrived ____ new evidence.

Cevabı göster

armed with

He shared the devil's first dream with the ferryman. Kalıp ifadeler

4:07

Şeytanın ilk rüyasını kayıkçıyla paylaştı.

Kalıp ifadeler

Bilgi aktarmak için share A with B

share A with B yapısında A, aktarılan şey ya da bilgidir; B ise onu alan kişi veya gruptur. Burada rüya A, kayıkçı da B'dir. Bu cümlede A bir bilgi olduğu için shared, bunu birine anlattı veya tarif etti anlamına gelir. İki kişinin aynı rüyayı gördüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi share fiilinin geçmiş hâli ve doğru edatla tamamlayın: Nora ____ the news ____ her parents.

Cevabı göster

shared · with

If the boatman could hand his oars to a willing passenger, Notlar

4:11

Eğer kayıkçı küreklerini istekli bir yolcuya verebilirse,

he would be free from his task. Kalıp ifadeler

4:15

görevinden kurtulacaktı.

Dilbilgisi

If ... could ..., ... would ...: varsayımsal koşul ve sonuç

If yan cümlesi koşulu verir: Kayıkçı, küreklerini istekli bir yolcuya verebilmelidir. Ana cümle ise sonucu verir: Böylece görevinden kurtulacaktır. Could ve would, hayal edilen veya gerçekleşmesi daha uzak bir koşul-sonuç yapısı oluşturur. Geçmiş zaman biçimlerine benzeseler de burada olayı geçmişe yerleştirmezler; koşulu henüz gerçekleşmemiş olası bir çözümü anlatırlar.

Alıştırma

Vurgulanan koşul yapısı bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. Küreklerin verilmesini koşul, özgür kalmayı ise sonuç olarak sunar.
  2. İstekli bir yolcudan kürekleri hemen almasını ister.
  3. Kayıkçının kürekleri zaten verdiğini ve özgür kaldığını bildirir.
Cevabı göster

Küreklerin verilmesini koşul, özgür kalmayı ise sonuç olarak sunar.

Kalıp ifadeler

hand his oars to a willing passenger: hand A to B kalıbı

Hand A to B, A'yı doğrudan B'ye vermek anlamına gelir. Burada his oars verilen şey, a willing passenger ise onu alan kişidir; willing, kişinin bunu kendi isteğiyle yapmaya hazır olduğunu belirtir. Kürekler kayıkçının çalışma araçları olduğu için onları başka birine vermek, kürek çekme işini de devretmeyi ima eder. hand A to B kalıbı, bir kişinin başka birine doğrudan bir nesne verdiği her durumda kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi hand A to B kalıbıyla tamamlayın: Please ____ the map ____ Elena.

Cevabı göster

hand · to

Kalıp ifadeler

would be free from his task: be free from kullanımı

Would be free from his task, hayal edilen sonuçta artık bu görevi yerine getirmek zorunda olmayacağı anlamına gelir. Would, bu sonucu önceki if koşuluna bağlar. Be free from + isim, bir şeyin kontrolünden, yükünden veya verdiği sıkıntıdan kurtulmuş olmak demektir. Burada free, bir yükümlülükten kurtulmayı anlatır; “ücretsiz” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi free from ile tamamlayın: When the contract ended, Priya was ____ that obligation.

Cevabı göster

free from

Back at the village, Anlatım akışı

4:18

Köye geri döndüğünde,

the youth declared that there was a mouse gnawing at the root of the tree Notlar

4:19

genç, ağacın kökünü kemiren bir fare olduğunu

Kalıp ifadeler

mouse gnawing at the root of the tree: gnaw at kullanımı

Burada gnawing at, dişlerle belirli bir noktayı tekrar tekrar ısırıp aşındırmak anlamına gelir. at edatı, devam eden bu eylemin hedefini, yani the root of the tree ifadesini gösterir. gnawing at the root of the tree sıfat-fiil grubu, farenin ne yaptığını açıklar. Bu yapıda bir isimden sonra gelen -ing grubu, o sırada gerçekleşen bir eylem aracılığıyla ismi tanımlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi gnaw at ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The beaver kept ____ the fallen branch.

Cevabı göster

gnawing at

and an enormous toad blocking the well. Kalıp ifadeler

4:24

ve kuyuyu tıkayan devasa bir kurbağa olduğunu açıkladı.

Anlatım akışı

Back at the...: önceki sahneye dönüş

Back at the village sahneyi kuran bir ifadedir. Okura, hikâyenin daha önce tanıtılmış olan köye döndüğünü bildirir. Önce yeri verip ardından orada ne olduğunu anlatarak sonraki bilgiyi düzenler. Buradaki back, anlatının odağının geri dönmesini anlatır; tek başına birinin köye yolculuk ettiğini söylemez. Back at + yer yapısı, daha önceki bir yerdeki olaylara hızla geçmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Bir hikâyede Back at the village temel olarak ne yapar?

  1. Birinin köyün yakınında geri geri yürüdüğünü söyler.
  2. Sahneyi yeniden köye taşır.
  3. Köye dönüş yolculuğunu anlatır.
Cevabı göster

Sahneyi yeniden köye taşır.

Dilbilgisi

declared that there was... and...: iki bulguyu bildirmek

declared that... yapısında declared, söylenen şeyi bildiren fiildir; that yan cümlesi ise duyurunun tam içeriğini verir. Bu cümlede içerik, mevcut olan şeyleri tanıtan there was varlık yapısıyla başlar. there was sonrasında and, a mouse gnawing... ile an enormous toad blocking... şeklindeki iki isim grubunu bağlar. İkisi de aynı there was yapısına bağlı anlaşılır; böylece konuşan kişi iki bulguyu tek ve düzenli bir açıklamada sunabilir. -ing bölümleri her hayvanın ne yaptığını açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle iki bulguyu açıkça bildirmek için declared that there was... and... yapısını doğru kullanır?

  1. The scientist declared that was there a fault in the sensor and a loose wire.
  2. The scientist declared that there was a fault in the sensor and a loose wire inside the case.
  3. The scientist declared about that a fault was in the sensor and a loose wire.
Cevabı göster

The scientist declared that there was a fault in the sensor and a loose wire inside the case.

Kalıp ifadeler

enormous toad blocking the well: kuyuyu kapatan devasa kara kurbağası

Enormous son derece büyük demektir; bu nedenle kara kurbağasını normal bir kurbağadan çok daha büyük gösterir. Blocking the well, kurbağanın oluşturduğu durumu anlatır: kuyuyu veya kuyuya erişimi engellediği için kuyu normal şekilde kullanılamaz. blocking the well şeklindeki -ing grubu, kurbağanın ne yaptığını açıklamak için toad sözcüğünden sonra gelir. Bu, a toad that was blocking the well ilgi cümleciğinin daha kısa bir biçimi gibidir.

Alıştırma

Cümleyi block fiilinin -ing biçimi ve the entrance ile tamamlayın: A delivery cart was ____.

Cevabı göster

blocking the entrance

The villagers rewarded him handsomely for his help. Kalıp ifadeler

4:28

Köylüler yardımları için onu cömertçe ödüllendirdiler.

Kalıp ifadeler

reward someone handsomely for something: birini bir neden için cömertçe ödüllendirmek

reward someone for something kalıbı, bir eylem veya hizmet nedeniyle bir kişiye ödül ya da yarar vermek anlamına gelir. Bu cümlede him ödülü alan kişidir; for his help ise ödülün nedenini belirtir. Burada handsomely, rewarded fiilini niteler ve cömertçe ya da büyük bir ödülle anlamına gelir. Adamın görünüşünü değil, ödülün büyüklüğünü veya değerini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi reward fiilinin geçmiş hâli, her, handsomely ve for ile tamamlayın: After Maya found the lost dog, the family ____ her help.

Cevabı göster

rewarded her handsomely for

Back from his journey, Anlatım akışı

4:32

Yolculuğundan döndükten sonra,

the youth thrust the devil's hairs at the king. Kalıp ifadeler

4:34

genç şeytanın saçlarını krala uzattı.

Anlatım akışı

Back from his journey, ...: dönüşten sonra olanlara geçiş yapmak

Back from his journey, gencin yolculuğundan dönmüş olduğu anlamına gelen kısaltılmış bir cümle başlangıcıdır. Ana eylem anlatılmadan önce temel cümleye zaman ve durum çerçevesi verir. Başa yerleştirildiğinde yolculuk aşamasını kapatır ve öyküyü doğrudan dönüşten sonra olanlara taşır. Dönen kişi, açıkça tekrar söylenmese de ana cümlenin öznesi olan the youth'tur.

Alıştırma

Maya müzeyi ziyaret ettikten sonra eve yeni döndü. Daha sonra ne yaptığını doğal biçimde hangi cümle anlatmaya başlar?

  1. Back on her museum tour, Maya showed us her photos.
  2. Back at the museum, Maya showed us her photos.
  3. Back from the museum, Maya showed us her photos.
Cevabı göster

Back from the museum, Maya showed us her photos.

Kalıp ifadeler

thrust something at someone: ani ve güçlü bir hareket

Thrust something at someone yapısında thrust, bir nesneyi bir kişiye doğru aniden ve güçlü biçimde itmek ya da uzatmak anlamına gelir. at edatı hareketin yöneldiği hedefi gösterir; bu yüzden ortaya çıkan görüntü, nesneyi yalnızca birine vermekten daha sert ve çatışmacıdır. Burada thrust geçmiş zaman fiilidir, ancak biçimi değişmez: thrust–thrust–thrust. İfade, gencin saçları keskin ve kararlı bir hareketle sunduğunu gösterir; tek başına kralın onları sakince kabul ettiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi thrust something at someone yapısının geçmiş zaman hâliyle tamamlayın: Angry about the mistake, Maya ____ and demanded an answer.

Cevabı göster

thrust the report at the manager

But his greedy father-in-law only had eyes for the gold. Deyimler

4:37

Ancak açgözlü kayınpederinin gözü sadece altındaydı.

Deyimler

only had eyes for the gold: yalnızca altına yönelen ilgi ve arzu

Only had eyes for the gold mecazi bir ifadedir. Altının kayınpederin bütün dikkatini ve ilgisini çektiği, bu nedenle başka hiçbir şeyi pek önemsemediği anlamına gelir. Only, bu odağın yalnızca bir şeye yöneldiğini vurgular. Had, have fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Gold gibi bir şeyle kullanıldığında have eyes for güçlü ilgi veya arzu anlatır; bir kişiyle kullanıldığında ise çoğu zaman romantik çekim ima eder. Bu cümlede greedy ve gold, onun açgözlülüğüne yönelik eleştiriyi açıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle Ava'nın bilim ödülüyle ilgilendiği ve diğerlerini görmezden geldiği anlamına gelir?

  1. Ava only had eyes for the science prize.
  2. Ava had an eye for science prizes.
  3. Ava kept an eye on the science prize.
Cevabı göster

Ava only had eyes for the science prize.

The sly youth told the king that even greater wealth awaited him across the river. Notlar

4:41

Kurnaz genç, krala nehrin karşısında onu çok daha büyük bir zenginliğin beklediğini söyledi.

Dilbilgisi

that even greater wealth awaited him...: told the king sonrasındaki mesaj

that ile başlayan yan cümle, gencin krala söylediği şeyin içeriğini verir. Burada that, told fiilini kendi öznesi even greater wealth ve fiili awaited olan tam bir yan cümleye bağlayan bir bağlaçtır. Kullanılabilir kalıp tell + alıcı + that + yan cümle şeklindedir. Bu yapı, konuşanın sözlerini aynen aktarmadan birinin ilettiği içeriği bildirir.

Alıştırma

Leo told us that the road was closed cümlesinde that yan cümlesi ne işe yarar?

  1. Hangi yolun Leo'ya ait olduğunu açıklar.
  2. Leo'nun mesajının içeriğini verir.
  3. Leo'nun konuştuğu kişileri belirtir.
Cevabı göster

Leo'nun mesajının içeriğini verir.

Kalıp ifadeler

greater wealth awaited: gelecekteki ödülü özne yapmak

greater wealth awaited him ifadesinde wealth öznedir, him ise awaited fiilinin nesnesidir. Anlam, ileride onun elde edebileceği daha büyük bir servetin bulunmasıdır; onun servet bekleyerek zaman geçirmesi değildir. Soyut bir ödülü awaited fiilinin öznesi yapmak, gelecekteki olasılığı kişileştirir ve serveti cazip bir keşif gibi gösterir. Aynı kalıp bir opportunity, danger, surprise veya başka bir gelecek olayını sunmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Edat eklemeden await fiilinin geçmiş zamanıyla cümleyi tamamlayın: A difficult choice ____ her after graduation.

Cevabı göster

awaited

Immediately, Anlatım akışı

4:48

Derhal,

the king hastened to the riverbank.

4:49

kral nehir kıyısına koştu.

Anlatım akışı

Immediately ... hastened: anında ve aceleci hareket

Cümlenin başındaki Immediately, sıradaki olayın hiç gecikmeden gerçekleştiğini anlatır. Kralın tepkisini önceki olayla doğrudan bağlar ve hikâyeyi hemen ilerletir. Hastened to the riverbank, “nehir kıyısına hızla gitti” anlamına gelir. Immediately ile birlikte kullanıldığında hem zamanlama hem de aciliyet vurgulanır: kral duraksamadan harekete geçer. Bu kalıp, anlatıdaki geçişi hızlı ve kesin hissettirebilir.

Alıştırma

Immediately ve hastened sözcüklerinin birlikte kullanılması okuyucuya ne anlatır?

  1. Kral hemen ve büyük bir aceleyle harekete geçer.
  2. Kral nehir kıyısına tesadüfen ulaşır.
  3. Kral bekler ve ardından dikkatle hareket eder.
Cevabı göster

Kral hemen ve büyük bir aceleyle harekete geçer.

Eager to claim his riches, Dilbilgisi

4:51

Zenginliklerini talep etmeye hevesli olarak,

he held out his hands impatiently to the grinning ferryman, Notlar

4:53

sırıtmakta olan kayıkçıya ellerini sabırsızca uzattı,

Dilbilgisi

Eager to claim his riches: başa alınmış sıfat öbeği

Eager to claim his riches, karakterin duygusunu ve nedenini önce göstermek için ana cümleden önce yer alır. Eager to, “bir şeyi yapmayı çok istemek”; claim his riches ise almayı beklediği servetin sahibi olmak anlamına gelir. Serveti çoktan aldığı anlamına gelmez. Baştaki öbek, ana cümlenin öznesi olan he sözcüğünü açıklar. Başa alınmış bu sıfat öbeği, anlatıcının karakterin ne yaptığını söylemeden önce neden harekete geçtiğini açıklamasını sağlar.

Alıştırma

Cümle başındaki öbeği eager ve claim kullanarak tamamlayın: ____ the trophy, Leo hurried to the podium.

Cevabı göster

Eager to claim

Kalıp ifadeler

held out his hands: ellerini dışarı doğru uzattı

Hold out one's hand or hands, eli ya da elleri birine veya bir şeye doğru uzatmak demektir. İnsanlar bunu genellikle bir şeyi almak, vermek veya göstermek için yapar. Burada hands sözcüğünün çoğul olması ve kayıkçının sonraki hareketi, kişinin kürekleri almaya hazır olduğunu gösterir. Held, hold fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve iyelik sözcüğü kişiye göre değişir: I held out my hands; she held out her hands. İfade hareketi anlatır; impatiently ise tavrı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi hold out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Mia ____ her hands to catch the book.

Cevabı göster

held out

who happily handed over his oars. Öbek fiiller

4:58

o da mutlulukla küreklerini teslim etti.

Dilbilgisi

the grinning ferryman, who...: kayıkçının sonraki hareketini eklemek

Ana cümle, he ile belirtilen kişinin ne yaptığını anlatır: Ellerini sırıtan kayıkçıya uzattı. Virgülden sonra gelen who happily handed over his oars, en yakındaki kişi olan the grinning ferryman'ın daha sonra ne yaptığını ekler. Who, handed over fiilinin öznesidir; bu nedenle baştaki he ile belirtilen kişiyi değil, kayıkçıyı gösterir. “Virgül + who” yapısı, kim olduğu zaten belli olan bir kişi hakkında ek bilgi verir. Bir kişinin hareketini başka bir kişinin tepkisine doğrudan bağlar: kişi, who + fiil....

Alıştırma

Bu cümledeki who yan cümlesi ne yapar?

  1. Sırıtan kayıkçının sonraki hareketini ekler.
  2. Baştaki he ile belirtilen kişinin kürekleri kendisine verdiğini söyler.
  3. Küreklerin sırıttığını söyler.
Cevabı göster

Sırıtan kayıkçının sonraki hareketini ekler.

Öbek fiiller

handed over his oars: kürekleri verip görevi başka birine bırakmak

Handed over, hand over öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bir şeyi başka bir kişiye, alması veya kontrolünü üstlenmesi için vermek anlamına gelir. Burada fiziksel olarak devredilen nesneler his oars, yani onun kürekleridir. Kürekler tekneyi hareket ettirmek ve kontrol etmek için kullanıldığından, onları teslim etmek başka birinin bu görevi üstlenmesine izin verildiğini de düşündürür. Happily, bu devrin zorla değil gönüllü olarak yapıldığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi hand over ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: At the end of her shift, Maya ____ the keys to the next manager.

Cevabı göster

handed over

For more love-fueled journeys to the underworld, Notlar

5:02

Aşktan güç alan yeraltı dünyasına yapılacak daha fazla yolculuk için,

follow Orpheus on his quest to bring back Eurydice

5:05

Eurydice'i geri getirme arayışında Orpheus'u takip edin

Kalıp ifadeler

For more love-fueled journeys: aşkın yön verdiği yolculuklar

Love-fueled, journeys sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. “Aşk tarafından yönlendirilen veya aşkla motive edilen” anlamına gelir; fuel burada mecazidir ve aşkı yolculukların arkasındaki enerji olarak gösterir. Öneri dilinde For more + isim öbeği, “daha fazlasını istiyorsanız...” anlamına gelir ve follow, watch ya da read gibi bir eyleme hazırlık yapar. Burada başka bir hikâye önerilir; for, because anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümledeki For more love-fueled journeys başlangıcı ne işe yarar?

  1. Yolculuk için gerçek yakıt gerektiğini açıklar.
  2. Aşkın yön verdiği daha fazla yolculuk için bir öneri sunar.
  3. Konuşanın bütün yolculukları tamamladığını söyler.
Cevabı göster

Aşkın yön verdiği daha fazla yolculuk için bir öneri sunar.

Kültür

Orpheus'un Eurydice'yi yeraltı dünyasından geri getirme arayışı

Orpheus ve Eurydice, Yunan mitolojisindeki kişilerdir. Eurydice öldükten sonra Orpheus, ölülerin diyarı olan yeraltı dünyasına gider ve onu yaşayanların dünyasına geri getirmeye çalışır. Bu cümle, söz konusu miti aşkın yön verdiği başka bir yolculuk olarak sunar. bring back Eurydice, birini yalnızca bir yerden alıp getirmek değil, Eurydice'yi ölümden kurtarmak anlamına gelir. Follow Orpheus, izleyiciyi bu arayışla ilgili başka bir hikâyeye devam etmeye çağırır.

Alıştırma

Cümlede Orpheus ve Eurydice'ye yapılan göndermeyi en iyi hangi arka plan açıklar?

  1. Orpheus ile Eurydice'nin bir mağarayı ziyaret ettiği modern bir gezi hikâyesi.
  2. Orpheus'un Eurydice'yi geri getirmeye çalışmak için yeraltı dünyasına girdiği bir Yunan miti.
  3. Orpheus'un öteki dünya hakkında bir rehber yazdığı bir Mısır anlatısı.
Cevabı göster

Orpheus'un Eurydice'yi geri getirmeye çalışmak için yeraltı dünyasına girdiği bir Yunan miti.

or learn more about the Egyptian Book of the Dead, Kültür

5:09

veya Mısır Ölüler Kitabı hakkında daha fazla bilgi edinin,

an ancient guide meant to facilitate smooth passage to the afterlife. Notlar

5:11

ölümden sonraki yaşama sorunsuz geçişi kolaylaştırmak için tasarlanmış eski bir rehberdir.

Kültür

Mısır Ölüler Kitabı: eski cenaze metinleri

Mısır Ölüler Kitabı, eski Mısır'a ait cenaze metinleri derlemesine verilen modern addır. İçindeki büyüler ve talimatlar, ölen bir kişinin tehlikelerle karşılaşmasına ve öteki dünyaya ulaşmasına yardımcı olmayı amaçlıyordu. Bu, tek bir yazar tarafından yazılmış, içeriği sabit tek bir kitap değildi. Bu cümlede an ancient guide, söz konusu pratik dinî amacı basitçe açıklar; smooth passage ise öteki dünyaya güvenli ve başarılı bir yolculuk anlamına gelir.

Alıştırma

Burada the Egyptian Book of the Dead adı neyi ifade ediyor?

  1. Öteki dünyayla bağlantılı eski Mısır cenaze metinlerinden oluşan bir derleme.
  2. Bir Mısır firavununun tek başına yazdığı bir tarih kitabı.
  3. Mısır'daki bir arkeoloğu anlatan modern bir korku romanı.
Cevabı göster

Öteki dünyayla bağlantılı eski Mısır cenaze metinlerinden oluşan bir derleme.

Dilbilgisi

an ancient guide meant to ...: isimden sonra amaç eklemek

Temel isim guide sözcüğüdür. meant to facilitate smooth passage to the afterlife bölümü guide sözcüğünden sonra gelir ve amaçlanan işlevi belirterek bunun nasıl bir rehber olduğunu açıklar. Açık ve uzun biçimi an ancient guide that was meant to facilitate smooth passage to the afterlife şeklindedir. Bu kısaltılmış ilgi cümleciği, tanımı ve işlevi tek bir isim öbeğinde toplar: önce nesneyi belirtir, ardından ne yapması amaçlandığını anlatmak için isim + meant to + fiilin yalın hâli yapısını ekler.

Alıştırma

Hangi cümle, bir haritanın amacını belirtmek için isim + meant to + fiil yapısını kullanır?

  1. The museum created a map meant to guide visitors through the old town.
  2. The museum meant to guide visitors and created a map.
  3. On the sign, map meant "a drawing of an area."
Cevabı göster

The museum created a map meant to guide visitors through the old town.

Kalıp ifadeler

meant to facilitate smooth passage to the ...: amaç ve süreç için resmî anlatım

Meant to facilitate, “bir şeyi kolaylaştırması veya gerçekleşmesine yardımcı olması amaçlanan” demektir. Facilitate resmî bir sözcüktür ve işi birinin yerine yapmaktan çok, bir sürecin gerçekleşmesini kolaylaştırmaya odaklanır. Smooth passage to the afterlife, öteki dünyaya engelsiz bir yolculuğu veya geçişi anlatır. Passage, bir yerden ya da durumdan diğerine geçme sürecidir; bu nedenle smooth burada mecazen “az zorlukla” demektir, fiziksel olarak kaygan veya cilalı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, istasyondaki tabelaların amacını anlatmak için resmî kalıbı en doğal biçimde kullanır?

  1. Clear signs are meant to polish the passage through the station.
  2. Clear signs are meant to facilitate smooth passage through the station.
  3. Clear signs mean that the station passage feels smooth.
Cevabı göster

Clear signs are meant to facilitate smooth passage through the station.