Vakum Odasında Sıvı Azot Hüsranı | TKOR Vakum Odasında Sıvı Azotla Deney Yapıyor: İngilizce çalışma notları
TKOR
Video özeti: Deneyi yapan kişi sıvı azotu vakumda katılaştırmayı dener; ancak ısı ve pompa sorunları yeterli vakuma ulaşılmasını engeller. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “what should be happening here is” (Dil bilgisi ve cümle kalıpları), beklenen mekanizmayı sunar ve kuram ile gözlemi ayırmayı öğretir. 2. “hanging by a thread” (Deyimler ve mecazlı ifadeler), filtrenin bozulmak üzere olduğunu belirtir ve tehlikedeki ekipman, plan ya da durumları anlatmayı sağlar. 3. “if I had a stronger pump, perhaps we could have seen the nitrogen actually solidify.” (Dil bilgisi ve cümle kalıpları), başarısızlığı geçmişe aykırı koşulla inceler ve gerçekleşmeyen koşulu olası sonuçla bağlar.
Bu derste
we're taking liquid nitrogen and putting it in a vacuum chamber
0:02sıvı nitrojeni alıp bir vakum odasına koyacağız
to see if it will change from a liquid to a solid. Dilbilgisi
0:04ve sıvıdan katıya dönüşüp dönüşmeyeceğini göreceğiz.
to see if: amaç belirtmek ve sonucu kontrol etmek
to see if yapısında to see, sıvı azotu vakum odasına koyma amacını belirtir. Buradaki see, yalnızca bakmak değil, gözlemleyerek veya kontrol ederek sonucu öğrenmek anlamına gelir. if yan cümlesi dolaylı bir evet-hayır sorusudur: sonuç gerçekleşebilir de gerçekleşmeyebilir de. Burada if, whether anlamındadır; bir koşul öne sürmez.
Alıştırma
Cümleyi, amaç bildiren ve dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatan üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Maya pressed the reset button ____ the screen would turn back on.
Cevabı göster
to see if
change from A to B: başlangıç ve bitiş durumlarını belirtmek
change from A to B kalıbı bir geçişi anlatır ve bu geçişin iki ucunu da belirtir. from başlangıç durumunu, to ise son durumu tanıtır; bu nedenle yerlerini değiştirmek yönü tersine çevirir. Bu cümlede a liquid ve a solid, fiziksel durumları adlandıran isim öbekleridir. Özne olan it, değişimi geçiren şeydir.
Alıştırma
Cümleyi change from A to B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After cooling, the wax ____ a liquid ____ a solid.
Cevabı göster
changed from · to
I've seen videos online of other companies trying this experiment
0:07İnternette başka şirketlerin bu deneyi denediği
and actually solidifying nitrogen in their lab.
0:10ve laboratuvarlarında nitrojeni gerçekten katılaştırdığı videolar gördüm.
can we replicate that experiment here in our lab today? Kalıp ifadeler
0:13o deneyi bugün burada kendi laboratuvarımızda tekrarlayabilir miyiz?
replicate that experiment: bir sonucu yeniden kontrol etmek
Replicate an experiment, bir deneyin sonucunun yeniden elde edilip edilemeyeceğini kontrol etmek için deneyi aynı ya da çok benzer bir yöntemle tekrar gerçekleştirmek demektir. Araştırmada amaç fiziksel bir kopya yapmak değil, sonucu doğrulamaktır. Yaygın yapı replicate + experiment/study şeklindedir. Sonucun yeniden elde edilebilir olup olmadığını sınamaya odaklandığı için yalnızca bir şeyi tekrar yapmaktan daha özel bir anlam taşır.
Alıştırma
Aynı deneyi sonucu kontrol etmek için yeniden gerçekleştirmek anlamına gelen bilimsel ifadeyle cümleyi tamamlayın: An independent team plans to ____.
Cevabı göster
replicate the experiment
give it a try: harekete geçmek için samimi bir davet
Give it a try, az önce sözü edilen eylemi veya fikri denemek anlamına gelen kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Give burada gerçek anlamında kullanılmaz; tüm ifade tek bir birim olarak anlaşılır. Let's ile kullanıldığında birlikte harekete geçmeye yönelik samimi ve baskısız bir davet olur. it zamiri, dinleyenin konuşmadan veya durumdan belirleyebildiği bir şeye gönderme yapmalıdır.
Alıştırma
Samimi öneriyi kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The recipe looks unusual, but let's ____.
Cevabı göster
give it a try
we can still get a visual readout. Kalıp ifadeler
0:20yine de görsel olarak bir okuma yapabileceğiz.
upside down: baş aşağı
Upside down, bir nesnenin üst kısmının normalde alt kısmın bulunduğu yerde olması, yani nesnenin baş aşağı çevrilmesi demektir. Bu cümlede, çevrildikten sonra aletin yönünü açıklar. İfade place fiilinden sonra tek bir kalıp olarak kullanılır: place it upside down. turn, hold ve set gibi fiillerle ya da be fiilinden sonra da kullanılabilir: The image is upside down.
Alıştırma
Üst kısmın altta olduğunu belirten iki sözcüklü ifadeyle yönergeyi tamamlayın: Turn the box ____ before opening the panel.
Cevabı göster
upside down
get a visual readout: görünür bir ölçüm göstergesi almak
Get a visual readout, bir ölçüm bilgisini göstergedeki veya ekrandaki sayılar gibi görülebilen bir biçimde almak demektir. Burada get, elde edebilmek anlamındadır; readout ise yüksek sesle okuma eylemi değil, cihazın gösterdiği bilgidir. Visual, cihaz baş aşağı olsa bile sonucun görünür kaldığını vurgular. get a readout from a sensor ve get a readout on a screen yeniden kullanılabilen kalıplardır; visual, digital veya clear gibi sıfatlar gösterge bilgisinin türünü belirtebilir.
Alıştırma
Bir hava kalitesi sensörü sonucunu ekranda sayılarla gösteriyor. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?
- We can get a reading, but the device does not show it.
- We can get a visual readout of the result on the screen.
- We can read the result out loud.
Cevabı göster
We can get a visual readout of the result on the screen.
Sonraki Adım için go ahead and + Fiilin Yalın Hâli
Bu adım adım açıklamada go ahead and + fiilin yalın hâli, “şimdi devam edip sonraki eylemi yapmak” anlamına gelir. Fiziksel olarak ileri doğru hareket etmeyi anlatmaz. Burada vakum haznesini bağlamayı sonraki adım olarak sunar. Bu ifade izin vermek veya birini nazikçe harekete geçmeye yönlendirmek için de kullanılabilir. Kesin işlevi bağlama göre değişir: bir gösterim yapan kişi kendi sonraki adımını duyurmak için, başka biri ise karşısındakinin devam etmesine izin vermek için kullanabilir.
Alıştırma
“Şimdi devam edip sonraki eylemi yapmak” anlamındaki ifadeyle talimatı tamamlayın: The cable is secure, so ____ switch on the power.
Cevabı göster
go ahead and
Bir Eylemin Nasıl Gerçekleştiğini Anlatan the way + Yan Cümle
Burada the way + yan cümle, bir eylemin bütün açıklamasını “eylemin nasıl gerçekleştiği” veya “nasıl göründüğü” anlamına gelen bir isim öbeğine dönüştürür. that vibrates yan cümlesinde that öznedir ve cihazı gösterir; bu nedenle vurgulanan bölüm “o cihazın nasıl titreştiği” anlamına gelir. Bir eylemin nasıl gerçekleştiğini gözlemlemek, betimlemek, değerlendirmek veya karşılaştırmak istediğinizde the way + özne + fiil yapısını kullanın: the way the light changes veya the way she explains it. Burada way, yol ya da güzergâh değil, “biçim” demektir.
Alıştırma
“Watch the way the candle flickers,” cümlesinde the way neyi anlatır?
- Muma giden yolu.
- Mumun titreşme biçimini.
- Mumun neden yakıldığını.
Cevabı göster
Mumun titreşme biçimini.
It's actually vibrating right now because there's a positive pressure.
0:36Aslında şu anda titriyor çünkü pozitif bir basınç var.
As + devam eden bir süreç
Burada As, “...iken” veya “süreç ilerledikçe” anlamına gelir; “...olarak” anlamında değildir. Başlangıçtaki yan cümle, azotun genleşmesini devam eden bir arka plan süreci olarak sunarken nesneyi kaldırma girişimi de aynı anda gerçekleşir. Bu yapı, zaman bakımından örtüşen iki gelişmeyi birbirine bağlar. Bir süreç açıklamasında bağlam, ilk gelişmenin ikinciye neden olmaya katkıda bulunduğunu da gösterebilir; ancak As esas olarak bu olayların zamanını ve ilişkisini çerçeveler.
Alıştırma
Hangi cümle devam eden bir süreci ve eş zamanlı bir sonucu as ile çerçeveliyor?
- As the balloon is filling, its sides are stretching.
- Because the balloon was filled yesterday, it is softer today.
- As a party decoration, the balloon looks cheerful.
Cevabı göster
As the balloon is filling, its sides are stretching.
almost like + tanıdık bir karşılaştırma
Almost like, temkinli bir benzetme başlatır. Konuşmacı, havanın diski desteklediği hava hokeyi masası şeklindeki tanıdık görüntüyü kullanarak gazın desteklediği daha yabancı bir etkiyi açıklar. Like, özdeşlik değil karşılaştırma bildirir; almost ise karşılaştırmayı daha da yumuşatır. İki şey açıklama açısından yararlı bir özelliği paylaşır, ancak tam olarak eşleşmez. Bu yapı, açıklamanın yeni bir fikirden tanıdık bir zihinsel görüntüye geçmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle iki şeyin denk olduğunu iddia etmeden temkinli ve yaklaşık bir karşılaştırma yapıyor?
- The soft floor feels almost like walking on a cloud.
- The soft floor is the same as a cloud.
- The soft floor is a cloud made of water vapor.
Cevabı göster
The soft floor feels almost like walking on a cloud.
Let's expose the vacuum port and turn on the pump.
0:45Vakum portunu açalım ve pompayı çalıştıralım.
pulling vacuum: pompayla basıncı düşürmek
“Pulling vacuum”, kapalı bir sistemdeki gazı vakum pompasıyla dışarı alıp basıncı düşürmek demektir. Buradaki pulling, bir nesneyi fiziksel olarak çekmek anlamına gelmez. Teknik ekipman dilinde pull, düşük basınçlı bir durum oluşturmayı anlatabilir. pulling sözcüğündeki -ing biçimi, işlemin şu anda sürdüğünü gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, örnekteki “basıncı düşürmek için pompa kullanmak” anlamına gelen iki kelimelik teknik ifadeyle tamamlayın: The pump is ____ on the sealed chamber.
Cevabı göster
pulling vacuum
Basınç değeri olarak 3 inches of mercury
“3 inches of mercury” ifadesi bir basınç değerini bildirir; cihazın içindeki cıvanın derinliğini değil. Birim, bu yükseklikteki bir cıva sütununun temsil ettiği basınca dayanır. Göstergelerde genellikle inHg olarak kısaltılır. Buradaki sayı, pompa sistem basıncını düşürürken vakum göstergesinden okunan değerdir.
Alıştırma
Bir teknisyen “The gauge reads 3 inches of mercury.” diyor. Burada ne bildiriliyor?
- Cihazın içindeki sıvı cıvanın derinliği.
- Bir hortumun fiziksel uzunluğu.
- Bir basınç veya vakum göstergesi değeri.
Cevabı göster
Bir basınç veya vakum göstergesi değeri.
what should be happening here is as we remove the atmosphere from the jar, Dilbilgisi
0:59kavanozdan atmosferi çıkardıkça burada olması gereken şey,
the boiling point of the nitrogen should drop. Kelime
1:03nitrojenin kaynama noktasının düşmesidir.
What should be happening here is ... ile kuramsal beklenti belirtmek
Burada What should be happening here is ... bilgiyi düzenleyen bir kalıptır. What ile başlayan yan cümle özne görevindedir; is ise ardından gelen açıklamayı başlatır. Should, kurama dayalı bir beklentiyi anlatır: bu, konuşanın gerçekleşeceğini öngördüğü mekanizmadır; doğrulanmış bir gözlem ya da tavsiye değildir. Kalıp, bir gösteri, analiz veya teşhiste önce beklenen süreci belirtmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, bu derste kurama dayalı beklenti bildirmek için kullanılan tam kalıpla tamamlayın: ____ that the sample cools as the pressure falls.
Cevabı göster
What should be happening here is
Boiling point: bir sıvının kaynadığı sıcaklık
Boiling point, bir sıvının belirli bir basınç altında kaynadığı sıcaklıktır. Buradaki point, bir yer veya görüş değil, ölçekteki belirli bir değerdir. the boiling point of + madde kalıbı bu özelliği adlandırır; drop, fall, rise veya increase gibi fiiller ise sıcaklıktaki değişimi anlatır. Bu cümlede should drop, kavanozdaki basınç azaldıkça kaynama sıcaklığının da düşmesinin beklendiği anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste bir sıvının kaynadığı sıcaklığı belirten iki sözcüklü terimle tamamlayın: Water's ____ is lower at high altitude.
Cevabı göster
boiling point
So, it may get to a point where it actually starts crystallizing and freezing. Dilbilgisi
1:05Yani, gerçekten kristalleşmeye ve donmaya başladığı bir noktaya gelebilir.
get to a point where: …olacak bir aşamaya gelmek
Bu cümlede get to a point where, bir sürecin gelişerek belirli bir aşamaya ulaşması anlamına gelir. Where ile başlayan yan cümle, o aşamada neyin gerçekleşmeye başladığını açıklar: azot kristalleşmeye ve donmaya başlar. Buradaki point fiziksel bir yer değil, soyut bir aşama veya derecedir. get to a point where + yan cümle kalıbı, aşamalı bir süreci belirgin bir sonuç ya da dönüm noktasıyla birleştirir.
Alıştırma
Gelişen bir süreci daha sonra ulaşılan aşamaya bağlayan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The noise ____ I could not concentrate.
Cevabı göster
got to a point where
and the vacuum is fighting that nitrogen because the nitrogen's expanding
1:12ve vakum o nitrojenle savaşıyor çünkü nitrojen genleşiyor
and the vacuum is working really hard to counteract that. Kelime
1:15ve vakum buna karşı koymak için gerçekten çok çalışıyor.
counteract that: o etkiyi dengelemek
Counteract, bir etkiyi veya gücü zayıflatmak ya da daha az etkili hâle getirmek için ona karşı hareket etmek demektir. Buradaki that, azot genleşirken oluşan basınca veya karşı etkiye gönderme yapar; vakum sistemi bu etkiye karşı çalışır. Bu fiil bir etkiyi dengelemeyi anlatır, ancak onu mutlaka tamamen ortadan kaldırmaz. Sistemin işlevsel olarak ne yaptığını belirttiği için daha önceki mecazi fighting fiilinden daha kesindir.
Alıştırma
Bir tedavi bulantının ortaya çıkmasını engellemiyor, ancak başladıktan sonra bulantıyı azaltıyor. Hangi cümlede en doğru fiil kullanılmıştır?
- The treatment prevents the nausea.
- The treatment counteracts the nausea.
- The treatment reverses the nausea.
Cevabı göster
The treatment counteracts the nausea.
I'm noticing the bubbling of the nitrogen is actually reducing,
1:21Nitrojenin köpürmesinin aslında azaldığını fark ediyorum,
which means it's cooling down to the point Dilbilgisi
1:24bu da onun şu noktaya kadar soğuduğu anlamına gelir
where the liquid may start to think about crystallizing.
1:26sıvının kristalleşmeyi düşünmeye başlayabileceği noktaya.
to the point where: sonuca yol açan derece
To the point where, “belirli bir durumun mümkün veya gerçek hâle geleceği dereceye kadar” anlamına gelir. Burada soğuma, kristalleşmenin başlayabileceği kadar ilerlemiştir. Bu kullanımda where fiziksel bir yeri göstermez. Sürecin ulaştığı sonuç aşamasını veya durumunu tanıtır: süreç + to the point where + sonuç.
Alıştırma
“Bu sonucun ortaya çıkacağı dereceye kadar” anlamını veren ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The river rose ____ water covered the road.
Cevabı göster
to the point where
Oh, you know what we should do is put a little bit of Styrofoam underneath Ton ve niyet
1:30Oh, biliyor musunuz ne yapmalıyız, yalıtıma yardımcı olması için
you know what we should do is: yeni bir öneri sunmak
Bu konuşma kalıbında you know what dikkat çeker ve konuşanın o anda yeni bir fikir bulduğunu belirtir; dinleyiciden bilgi vermesini isteyen bir soru değildir. Kalan bölüm öneriyi sunar: you know what we should do is + yalın fiil öbeği. Örnekte put, is fiilinden sonra yalın biçimde gelir. Bu kalıp, bir sorunu tartışmaktan uygulanabilir bir sonraki adımı önermeye geçmeyi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki konuşma diline ait öneri kalıbıyla tamamlayın: We need to stop the boxes from getting wet. ____ move them away from the window.
Cevabı göster
You know what we should do is
I bet the plastic it's sitting on is quite warm.
1:34eminim üzerinde durduğu plastik oldukça sıcaktır.
and I'm going to stick a roll of duct tape underneath it.
1:41ve altına bir rulo koli bandı sıkıştıracağım.
I got a roll of duct tape with a little glass lid.
1:46Küçük cam kapaklı bir rulo koli bandı aldım.
draw heat from the Plexiglas ifadesinin anlamı
Bu cümlede draw heat from, “…den ısı enerjisi almak” anlamına gelir. Daha soğuk madde ısıyı alan taraftır; pleksiglas ise ısı kaynağıdır. İfade, pleksiglasın etkin biçimde ısı çektiği anlamına gelmez. draw heat from + kaynak yapısı, ısı enerjisinin nereden geldiğini belirtir. Soğutma, yalıtım ve ısı transferi açıklamalarında yaygındır.
Alıştırma
“…den ısı enerjisi alır” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The cold metal plate will ____ the warm container.
Cevabı göster
draw heat from
Gündelik teknik konuşmada keep things happy
Keep things happy gündelik bir kişileştirmedir. Burada things, deneyi veya çalışma koşullarını; happy ise kararlı ve amaçlandığı gibi çalışır durumda olmayı ifade eder. Konuşan kişi bu ifadeyle, korunan her teknik koşulu tek tek sıralamadan küçük bir ayarlamayı rutin ve kaygı verici olmayan bir işlem gibi sunar. İfade kimsenin duygularıyla ilgili değildir.
Alıştırma
Bu gündelik teknik cümlede keep things happy ne anlama gelir? “I’ll add a little coolant to keep things happy during the test.”
- Sistemin kararlı ve tatmin edici biçimde çalışmasını sürdürmek.
- Ekipmanın hoş bir duygu yaşamasını sağlamak.
- Testi izleyen insanları eğlendirmek.
Cevabı göster
Sistemin kararlı ve tatmin edici biçimde çalışmasını sürdürmek.
Wow, the nitrogen has these little bursts that pop up very erratically. Öbek fiiller
2:08Vay canına, nitrojenin çok düzensiz bir şekilde ortaya çıkan bu küçük patlamaları var.
Pop up: aniden ortaya çıkmak
Burada pop up, genellikle hızlı veya beklenmedik bir biçimde “aniden ortaya çıkmak” anlamına gelir. Bu sahnede küçük püskürmeler sıvıdan düzensiz anlarda birden ortaya çıkıyor. Bu öbek fiil genellikle geçişsizdir: ortaya çıkan şey özne olur; örneğin “A warning popped up.” Fiziksel nesneleri, ekran mesajlarını, soruları veya sorunları anlatabilir.
Alıştırma
“A new problem popped up during the project,” cümlesinde “popped up” ne anlama gelir?
- Sorun beklenmedik biçimde ortaya çıktı.
- Sorun hemen çözüldü.
- Birisi sorunu yukarı itti.
Cevabı göster
Sorun beklenmedik biçimde ortaya çıktı.
but it's like a little explosion from the bottom every now and then. Kalıp ifadeler
2:15ama arada bir dipten gelen küçük bir patlama gibi.
Every now and then: ara sıra ve düzensiz sıklık
Every now and then, “ara sıra” veya “arada bir” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Bir olayın tekrarlandığını, ancak sık olmadığını ve düzenli bir programa bağlı bulunmadığını anlatır. Bu cümlede ifade, patlamaya benzeyen olayı niteler ve ne sıklıkta gerçekleştiğini belirtir. İfadenin tamamını tek bir zaman ifadesi olarak değerlendirin; now ve then ayrı zaman noktalarını göstermez.
Alıştırma
Hangi durum “every now and then” ile en iyi biçimde anlatılır?
- Bir tren her gün tam saat 8:00’de gelir.
- Bir ışık bütün gece kesintisiz yanar.
- Bir komşu sabit bir program olmadan ara sıra ziyarete gelir.
Cevabı göster
Bir komşu sabit bir program olmadan ara sıra ziyarete gelir.
but it's getting hard to see through this glass jar.
2:29ama bu cam kavanozun içinden görmek zorlaşıyor.
So, I think what we're going to do is stop the experiment here, Dilbilgisi
2:32O yüzden, bence yapacağımız şey deneyi burada durdurmak,
What we're going to do is ... ile sıradaki planı duyurmak
“What we're going to do is ...” planlanan eylemi is sözcüğünden sonra getirir. Böylece dinleyen kişi önce sıradaki adımın açıklanacağını bildiren net bir işaret duyar. Burada deney planındaki bir değişikliği tanıtır. What yan tümcesi özne görevi görür: What we're going to do + is + eylem. Going to, niyet edilmiş gelecek bir eylemi belirtir; bir yere doğru hareket etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz plan sunma kalıbıyla tamamlayın: The signal is weak, so ____ move the antenna closer to the window.
Cevabı göster
what we're going to do is
A lot better ile karşılaştırmayı güçlendirmek
A lot, büyük bir fark belirtmek için karşılaştırma sıfatından önce gelebilir. A lot better ifadesinde “büyük ölçüde daha iyi” anlamına gelir; “çok sayıda şey” anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp a lot + karşılaştırma biçimidir: a lot faster, a lot easier ve a lot more useful ifadelerinin tümü büyük bir değişim derecesi anlatır.
Alıştırma
Karşılaştırmayı doğal biçimde tamamlayan seçeneği seçin: After the repair, the screen looks ___ than before.
- very better
- a lot good
- a lot better
Cevabı göster
a lot better
I wonder if it's just frost that got down in there from the atmosphere. Ton ve niyet
2:41Acaba bu sadece atmosferden oraya inen kırağı mı merak ediyorum.
I wonder if ile ihtiyatlı bir olasılık belirtme
Bu cümlede I wonder if olası bir açıklama sunar: konuşmacı maddenin kırağı olabileceğini düşünüyor, ancak kesinlikle kırağı olduğunu ileri sürmüyor. Burada wonder, “şaşırmak” değil, “merak etmek” veya “üzerinde düşünmek” anlamındadır. Belirsiz bir evet-hayır olasılığını doğrudan bir iddiaya göre daha yumuşak biçimde dile getirmek için I wonder if + yan cümle kullanın. Bağlama göre bu yapı kibar bir dolaylı soru da başlatabilir.
Alıştırma
Belirsiz bir olasılık sunan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the package was delivered to the wrong address.
Cevabı göster
I wonder if
So, there are no little chunks or crystals in there.
2:47Yani, içeride küçük topaklar veya kristaller yok.
and then we're going to use the pressure chamber this time
2:51ve bu sefer basınç odasını kullanacağız
so we can get a good clear look through the acrylic and see exactly what's going on.
2:53böylece akrilik kapağın arkasından net bir şekilde bakıp tam olarak ne olduğunu görebileceğiz.
Now, we seem to have hung up right around 19 inches of mercury here. Öbek fiiller
3:01Şimdi, burada 19 inç cıva civarında takılmış gibi görünüyoruz.
hung up ifadesinin belirli bir seviyede takılıp kalma anlamı
Burada hung up, “takılıp kalmış” veya “daha fazla ilerleyemez durumda” anlamındadır. Vakum işlemi yaklaşık 19 inç cıva ölçümünü aşamıyor gibi görünmektedir. seem to have hung up yapısında to have + hung, duraklamayı zaten gerçekleşmiş bir durum olarak sunar. Hung, hang fiilinin düzensiz geçmiş zaman ortacıdır; süreç ve ölçüm bağlamı, yaygın olan “telefonu kapatmak” anlamını dışarıda bırakır.
Alıştırma
“Takılıp kaldı” anlamını vermek için hedef ifadenin önüne get fiilinin geçmiş zamanını getirerek cümleyi tamamlayın: Because a file was missing, the installation ____ at 80 percent.
Cevabı göster
got hung up
Maybe I should have used a little nitrogen to cool it down. Dilbilgisi
3:16Belki de onu soğutmak için biraz nitrojen kullanmalıydım.
should have used: geçmişteki bir seçimi değerlendirmek
Should have used, should + have + fiilin üçüncü hâli olan used yapısıdır. Geçmişteki bir seçimi sonradan değerlendirir ve bir şeyi kullanmanın daha iyi olacağını söyler; ancak konuşan kişi onu gerçekten kullanmamıştır. Burada konuşan kişi, nitrojen kullansaydı aşırı ısınan malzemeyi soğutabileceğini düşünüyor. Bu ifade sonradan yapılan bir değerlendirmeyi ve hafif bir pişmanlığı anlatır; şimdi ya da gelecekte ne kullanılması gerektiğine dair bir öneri değildir.
Alıştırma
Malzeme aşırı ısındı. Geçmişte nitrojen kullanmanın daha iyi bir seçim olduğunu hangi ifade gösterir?
- should have used
- had to use
- could have used
- should use
Cevabı göster
should have used
Making very slow progress: sözlü durum güncellemesi
Make progress, bir hedefe doğru ilerlemek ve gelişme kaydetmek anlamına gelen sabit bir kelime eşleşmesidir. Burada very slow bu ilerlemenin hızını anlatır; yani ilerleme vardır ama hızlı değildir. Making very slow progress, konuşma dilinde kullanılan bir -ing parçasıdır. Konuşan kişi anlık ve kısa bir durum güncellemesi yaptığı için özne ve be fiili söylenmemiştir. Tam biçimi We are making very slow progress olabilir.
Alıştırma
İlerlemek anlamındaki sabit kelime eşleşmesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The repair crew is ____ on the bridge.
Cevabı göster
making progress
And my vacuum pump's going crazy spilling oil all over the place here. Kalıp ifadeler
3:35Ve vakum pompam çıldırmış durumda, her yere yağ saçıyor.
all over the place: her yere yayılmış
Bu cümlede all over the place, bir şeyin çevredeki birçok farklı noktaya yayılması anlamına gelir. Yağ küçük bir alanda kalmıyor; çalışma alanının çeşitli yerlerine dökülüyor. Aynı ifade, notes that are all over the place örneğinde olduğu gibi, düzensiz veya tutarsız bir şeyi de anlatabilir. Ancak burada fiziksel çevre, ifadenin mekânsal anlamda kullanıldığını açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “birçok farklı yerde” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the box tore open, puzzle pieces rolled ____.
Cevabı göster
all over the place
hanging by a thread: pamuk ipliğine bağlı olmak
Hanging by a thread, bir şeyin son derece kırılgan veya tehlikeli bir durumda olduğunu ve başarısızlık ya da çöküşün çok yaklaştığını anlatan bir deyimdir. Burada bu şey ancak güçlükle çalışmaya veya bir arada kalmaya devam ediyor. Thread, geriye kalan tek desteğin çok zayıf bir ip olduğu imgesini taşır; gerçekten bir ip bulunduğunu kanıtlamaz. be hanging by a thread kalıbı ekipmanları, planları, ilişkileri, sağlığı veya yakında başarısız olabilecek ya da kötüleşebilecek başka durumları anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “başarısızlığa çok yakın” anlamına gelen dört sözcüklü deyimle tamamlayın: After two major sponsors withdrew, the festival was ____.
Cevabı göster
hanging by a thread
I've got electrical tape holding this filter together
3:42Bu filtreyi bir arada tutması için elektrik bandı kullanıyorum
so it doesn't push oil clouds all over my workshop.
3:44ki atölyemin her yerine yağ bulutları püskürtmesin.
Makes for some good snowball snow right after warming up. Öbek fiiller
3:57Isındıktan hemen sonra kartopu yapmak için güzel bir kar oluyor.
“Makes for” ile “bir sonuç ortaya çıkarmak”
Burada makes for, “oluşmasına yardımcı olur” veya “sonucunu doğurur” anlamındadır. Özne, sonucu ortaya çıkaran koşul ya da durumdur; for sonrasındaki isim öbeği ise bu sonucu belirtir. Bu nedenle Makes for some good snowball snow, ısınma koşullarının kartopu yapmaya uygun dokuda kar oluşturduğu anlamına gelir. Bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede make for, altyazıdaki gibi bir sonuç ortaya çıkarma anlamında kullanılmıştır?
- Clear instructions make for an easier setup.
- We made for the nearest shelter.
- She made a card for her friend.
Cevabı göster
Clear instructions make for an easier setup.
So, let's keep this thing going until there's absolutely no nitrogen left.
4:11O yüzden, hiç nitrojen kalmayana kadar bunu çalıştırmaya devam edelim.
Vurgulu“does”ile if ... then kalıbı
Bu, gerçek bir if ... then koşuludur: if yan cümlesi gözlemlenebilir bir olay verir, ana cümle ise bunun ardından ulaşılacak sonucu belirtir. Then sonuç ilişkisini açıkça gösterir, ancak çoğu zaman atılabilir. Buradaki does soru oluşturmuyor. Olumlu does liquefy yan cümlesinde vurgu ekler; anlamı “gerçekten sıvılaşır” veya “hakikaten sıvılaşır”dır. does sonrasında liquefy yalın fiil biçiminde kalır; liquefies kullanılmaz.
Alıştırma
“If the sample does change color, then we'll know the reaction started.” cümlesinde does ne ekler?
- Renk değişiminin gerçekten gerçekleştiğini vurgular.
- if yan cümlesini bir soruya dönüştürür.
- Renk değişiminin geçmişte gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Renk değişiminin gerçekten gerçekleştiğini vurgular.
have a really hard time seeing: bir eylemi yapmakta çok zorlanmayı ifade etmek
Bu cümlede be having a really hard time seeing, o anda net bir şekilde görmenin çok zor olduğu anlamına gelir. Really zorluğun derecesini artırır; buradaki hard time, konuşanın hayatındaki zor bir dönemi anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp have a hard time + -ing biçimidir: have a hard time understanding, finding veya opening something. Burada seeing, zorlanılan eylemi adlandıran -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi şimdiki zamanın devam biçiminde have a hard time + -ing ile tamamlayın: The print is tiny, so I'm ____ the instructions.
Cevabı göster
having a hard time reading
but I didn't really see anything frozen down there.
4:36aşağıda gerçekten donmuş hiçbir şey görmedim.
I don't know about you, but ... ile kişisel görüşe giriş yapmak
I don't know about you, but ... kişisel bilgi isteyen bir soru değil, konuşmaya giriş kalıbıdır. Dinleyicinin farklı bir deneyimi olabileceğini kısaca kabul eder ve ardından but sonrasında konuşanın kendi görüşünü sunar. Bu kalıp kişisel bir tepkinin daha az keskin duyulmasını sağlayabilir: I don't know about you, but + I ile başlayan bir yan cümle. Ses tonuna bağlı olarak dinleyiciyi tepkileri karşılaştırmaya veya aynı fikirde olduğunu belirtmeye de davet edebilir.
Alıştırma
Dinleyicinin farklı hissedebileceğini kabul ederken kendi tepkinizi en doğal biçimde hangi cümle sunar?
- I don't know you, but I thought the test was fair.
- I don't know about you, but I thought the test was fair.
- I don't know about the test, but I thought it was fair.
Cevabı göster
I don't know about you, but I thought the test was fair.
Even pulling 22 inches of mercury in a vacuum chamber, Dilbilgisi
4:41Bir vakum odasında 22 inç cıva çekmemize rağmen,
Even + -ing ... were not able to: çabaya rağmen başarılamayan sonuç
Baştaki Even + -ing yan cümlesi, normalde başarıya yardımcı olacak kadar güçlü görünen bir koşulu veya çabayı sunar: vakum değeri 22 inç cıvaya kadar çekilmiştir. Even bu arka plana “bu koşula ulaşılmasına rağmen” anlamında bir ödünleme işlevi kazandırır. Ana cümledeki we were not able to... beklenmeyen başarısız sonucu verir. pulling eyleminin örtük öznesi we olduğundan vakumu çekenlerle sonucu elde edemeyenler aynı kişilerdir. Bu kalıp, büyük bir çabanın veya elverişli bir koşulun yine de hedefe ulaştırmadığını bildirmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Aynı öznenin çaba göstermesine rağmen başarısız olduğunu anlatmak için Even + -ing yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Even we checked the calculations twice, we were not able to find the error.
- Even checking the calculations twice, the error was not able to disappear.
- Even checking the calculations twice, we were not able to find the error.
Cevabı göster
Even checking the calculations twice, we were not able to find the error.
So, right now this container is still under vacuum pressure. Kelime
4:48Şu anda bu kap hâlâ vakum basıncı altında.
under vacuum pressure: amaçlanan anlam ve standart biçim
Bu cümlede under vacuum pressure, kabın iç basıncının hâlâ çevredeki atmosfer basıncından düşük olduğu anlamına gelir. Kap vakum durumunda kalmaya devam ettiği için iç ve dış taraf arasında hâlâ basınç farkı vardır. Vacuum, dışarıya doğru iten ek bir kuvveti adlandırmaz. Teknik İngilizcede under vacuum genellikle daha kısa ve daha standart ifadedir; under vacuum pressure burada anlaşılır olsa da daha az kesindir.
Alıştırma
Bir laboratuvar haznesinin havası alınmış ve iç basıncı oda basıncının altına düşmüştür. En açık ve standart teknik tanım hangisidir?
- The chamber is full of vacuum pressure.
- The chamber is under vacuum.
- The chamber is under pressure.
Cevabı göster
The chamber is under vacuum.
nothing ... at all: tamamen yokluk
Nothing sözcüğü zaten hiçbir şey olmadığı anlamına gelir. At all bu olumsuz anlamı güçlendirir; bu yüzden nothing in there at all, orada yalnızca az miktarda bir şey değil, tam olarak sıfır şey bulunduğunu belirtir. Bu olumsuz cümlede at all, yokluğu eksiksiz ve vurgulu hâle getirir. Çok az da olsa bir şey bulunabileceği ihtimalini kapatır.
Alıştırma
Nothing sözcüğünü güçlendiren iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The drawer is empty; there's nothing in it ____.
Cevabı göster
at all
perhaps we could have seen the nitrogen actually solidify.
5:11belki nitrojenin gerçekten katılaştığını görebilirdik.
if I had ... could have seen: gerçekleşmemiş bir geçmiş olasılık
If yan cümlesi, gerçeğe aykırı bir koşul sunmak için simple past biçimindeki had sözcüğünü kullanır: konuşanın daha güçlü bir pompası yoktu. Ana cümle, gerçekleşmemiş olası bir geçmiş sonuç için could have + past participle yapısını, burada could have seen biçimini kullanır. Bu yapı, gerçek dışı bir koşulu kaçırılmış bir geçmiş olasılığa bağlar. Perhaps sonucu ihtiyatlı hâle getirir: daha güçlü bir pompa katılaşmayı görünür kılmış olabilir, ancak konuşan bunun kesin olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Kamera çok yavaştı, bu yüzden parlamayı kaçırdım. Aynı karşıolgusal yapıyı tamamlamak için have ve capture kullanın: If I ____ a faster camera, I ____ the exact instant.
Cevabı göster
had · could have captured
but it still wasn't enough to get it to transition. Dilbilgisi
5:18ama yine de geçişi sağlamak için yeterli olmadı.
get it to transition: get + nesne + to + fiil
get + object + to + verb yapısında get, “bir şeyin gerçekleşmesini sağlamak” veya “bir şeyi bir eylemi yapar hâle getirmek” anlamına gelir. Burada nesne konumundaki it, azotu gösterir; to transition ise konuşanın meydana getirmeye çalıştığı değişimi anlatır. Tam cümlede ilk it, ulaşılan vakum düzeyine; get sonrasındaki it ise azota gönderme yapar. Transition burada geçişsizdir: durum değiştiren azotun kendisidir. Bu yapı insanlar, cihazlar ve maddeler için de kullanılabilir; örneğin get the sensor to respond denebilir.
Alıştırma
get + nesne + to + fiil yapısını kullanarak ve get, printer, work sözcüklerinden yararlanarak cümleyi tamamlayın: I changed the settings to ____.
Cevabı göster
get the printer to work
Even when the nitrogen got down to a very, very thin layer,
5:20Nitrojen çok ama çok ince bir tabakaya indiğinde bile,
I thought for sure it was going to flip over, Kalıp ifadeler
5:22kesinlikle form değiştireceğini düşündüm,
I thought for sure: gerçekleşmeyen kesin bir beklenti
I thought for sure + yan cümle, “bunun gerçekleşeceğine güçlü biçimde inanıyordum” anlamına gelir. Thought geçmiş zamanda olduğu için kesinlik, konuşanın önceki bakış açısına aittir; gerçeğin mutlaka böyle olduğu anlamına gelmez. Sondaki and it just didn't bölümü bu beklentiyi boşa çıkarır. Bu ifade, şaşırdığınız veya yanıldığınız bir olayı anlatırken özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, geçmişte güçlü olan ancak sonradan yanlış olduğu anlaşılan bir beklentiyi en açık biçimde ifade eder?
- I knew for sure the shop was open, and I went inside.
- I thought for sure the shop would be open, but it was closed.
- I wondered whether the shop might be open, but I never checked.
Cevabı göster
I thought for sure the shop would be open, but it was closed.
So, if you guys have any ideas on how we could actually make this work, Kalıp ifadeler
5:26O yüzden, bunun işe yaramasını nasıl sağlayabileceğimiz konusunda fikirleriniz varsa,
make this work: bir planın başarılı olmasını sağlamak
make this work ifadesinde make + nesne + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır. this nesnedir; work ise “işlemek” veya “başarılı olmak” anlamına gelir. İfade bütünüyle, mevcut planın ya da düzenin amaçlanan sonucu vermesini sağlayacak bir yol bulmak demektir. Odak noktası başarılı bir sonuç elde etmektir; mutlaka bozuk bir parçayı onarmak değildir.
Alıştırma
Cümleyi “bu planın başarılı olmasını sağlayacak bir yol bulmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The budget is small, but I think we can ____.
Cevabı göster
make this work
Maybe something we can try in a future experiment.
5:29Belki gelecekteki bir deneyde deneyebileceğimiz bir şey olur.
Geçiş ifadesi olarak In the meantime,
In the meantime, beklenen gelecekteki bir eylem veya sonuçtan önceki zaman aralığını belirtir. Cümlenin başında bu bekleme süresini şu anda olanlarla ilişkilendirir. Burada konuyu gelecekteki olası bir yeniden denemeden şimdiki kapanışa çevirir. Yalnızca iki olayın eş zamanlı olduğunu söylemez; dinleyicinin dikkatini de şimdiye yönlendirir.
Alıştırma
Boşluk için en uygun geçiş ifadesini seçin: The replacement part will arrive Friday. ___, we can test the software.
- At the same time
- In the meantime
- By then
Cevabı göster
In the meantime
Düşündüğümden çok daha zor
a lot harder than I thought ifadesinde harder, hard kelimesinin karşılaştırma hâlidir; a lot ise farkın çok büyük olduğunu vurgular. İfade, işin sadece daha zor olduğunu değil, konuşanın önceki beklentisinden çok daha zor olduğunu anlatır. than I thought, konuşanın denemeden önceki beklentisine gönderme yapar. Aynı yapı zaman, maliyet veya karmaşıklık için de kullanılabilir: a lot + karşılaştırma biçimi + than I thought.
Alıştırma
Sonucun beklenenden çok daha zor olduğunu gösterecek şekilde cümleyi doğal olarak tamamlayan ifadeyi seçin: The experiment was ___.
- a lot hard than I thought
- harder I thought
- very harder than I thought
- a lot harder than I thought
Cevabı göster
a lot harder than I thought
And remember, I'm giving away prizes now on every new video.
5:42Ve unutmayın, artık her yeni videoda hediyeler dağıtıyorum.
All you have to do to qualify is subscribe to my channel,
5:45Hak kazanmak için tek yapmanız gereken kanalıma abone olmak,
ring the bell, and select to be notified when my next videos get released.
5:48zile basmak ve bir sonraki videolarım çıktığında bildirim almayı seçmek.
The secret link to my giveaways will be pinned in the comments for the first 12 hours.
5:51Çekilişlerimin gizli bağlantısı ilk 12 saat boyunca yorumlarda sabitlenecektir.
show your support right now by giving this video a big thumbs up
5:56bu videoya büyük bir beğeni bırakarak hemen şimdi desteğinizi gösterin