Bir bilim insanı ulusal bir sağlık krizini nasıl önledi? - Andrea Tone: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
802 kelime 165 kel/dk

Video özeti: Video, FDA bilim insanı Frances Oldham Kelsey’nin talidomidin onaylanması için yapılan baskılara nasıl direndiğini ve daha güçlü güvenlik kanıtları isteyerek ilacın ABD pazarına girmesini nasıl engellediğini anlatıyor. Ayrıca bu kararı sonraki düzenleyici reformlarla ve bilimsel kariyerini neredeyse sekteye uğratan toplumsal cinsiyet önyargısıyla ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. though no one knew it at the time. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Ödünleme bildiren bir ara ifadenin, insanların o sırada bildikleriyle ancak sonradan anlaşılan gerçek arasında nasıl karşıtlık kurduğunu öğrenin. Bu biyografik anlatım aracını, kronolojiyi bozmadan bir eylemin gelecekteki önemine işaret etmek için tanıyıp kullanabilirsiniz. 2. caused severe birth defects. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: cause fiilinin ciddi bir sağlık sonucunu başlattığı kısa ve tarafsız tıbbi neden-sonuç ifadesini anlayın. birth defects sözünü doğuştan gelen bozuklukları anlatırken doğru biçimde kullanabilir ve belirsiz zarar ifadelerinden ayırabilirsiniz. 3. Privileging facts over opinions and patients over shortcuts, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: İki paralel A over B karşıtlığının Kelsey’nin önceliklerini nasıl özetlediğini görün: dayanaksız görüşler yerine kanıtlar, hız veya kolaylık yerine hastaların güvenliği. Değerleri ve öncelikleri kısa, dengeli ve ikna edici biçimde belirtmek için bu yapıyı kullanabilirsiniz.

Bu derste

In the fall of 1960,

0:08

1960 sonbaharında,

Frances Oldham Kelsey was one of the Food and Drug Administration's newest recruits. Kültür

0:10

Frances Oldham Kelsey, Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) en yeni çalışanlarından biriydi.

Kültür

Food and Drug Administration's: ABD'nin FDA kurumu

Food and Drug Administration, genellikle FDA olarak adlandırılan bir ABD devlet kurumudur. Bu hikâyede ilaçları incelemekten ve düzenlemekten sorumlu kurumdur; bu nedenle daha sonra geçen ilaç inceleme ve onay süreçleri devlet düzenlemesi bağlamındadır. Food and Drug Administration's ifadesinin sonundaki 's, kurum adını iyelik biçimine sokar ve newest recruits söz öbeğini niteler. Yani Kelsey, kurumun en son işe aldığı kişilerden biriydi.

Alıştırma

Örnekte Food and Drug Administration's ifadesinin en önemli anlamı nedir?

  1. özel bir gıda ve ilaç şirketinin yönetim bölümüne ait
  2. ilaçlar dâhil çeşitli ürünleri düzenleyen ABD devlet kurumuna ait
  3. bir üniversite araştırma grubuna ait
Cevabı göster

ilaçlar dâhil çeşitli ürünleri düzenleyen ABD devlet kurumuna ait

Before the year was out, Kalıp ifadeler

0:15

Yıl bitmeden,

she would begin a fight that would save thousands of lives, Dilbilgisi

0:16

binlerce hayat kurtaracak bir mücadeleye başlayacaktı,

though no one knew it at the time. Anlatım akışı

0:19

ancak o dönemde bunu henüz kimse bilmiyordu.

Kalıp ifadeler

Before the year was ... out: yıl sona ermeden önce

Before the year was out ifadesinde, özne bir zaman dilimi olduğunda out «bitmiş» veya «sona ermiş» demektir. İfadenin tamamı «o yıl sona ermeden önce» anlamına gelir; yılın fiziksel olarak dışarı çıkması anlamına gelmez. before + zaman dilimi + was/were out kalıbı, geçmişte geçen bir anlatıda bir olayı o dönemin bitişinden önceye yerleştirir. Burada mücadeleye 1960 sona ermeden önceki bir zamanda başlandığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi before + the year + was out kalıbını aynen kullanarak tamamlayın: ____, the museum had welcomed its millionth visitor.

Cevabı göster

Before the year was out

Dilbilgisi

would begin ... would save: geçmişten görülen gelecek

Bu geriye dönük anlatıda would + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir noktadan ileriye bakar. O önceki anda mücadeleyi başlatmak ve hayat kurtarmak hâlâ gelecekteki olaylardı; ancak anlatıcı bunların daha sonra gerçekleştiğini bilir. Buna genellikle geçmişten görülen gelecek denir. Biyografik anlatıda daha sonra olacakları önceden haber verir; buradaki would nazik bir rica ya da koşullu bir sonuç değildir.

Alıştırma

Burada would begin ve would save temel olarak neyi ifade ediyor?

  1. Geçmiş alışkanlıklar olarak tekrar tekrar gerçekleştiler.
  2. Hikâyedeki geçmiş bir noktadan bakıldığında bu olaylar hâlâ gelecekteydi.
  3. Söylenmemiş bir koşula bağlıydılar.
Cevabı göster

Hikâyedeki geçmiş bir noktadan bakıldığında bu olaylar hâlâ gelecekteydi.

Anlatım akışı

though no one knew it at the time: geriye dönük bir karşıtlık

Virgülden sonraki though yan cümlesi, ana ifadenin ardından bir ödün bilgisi ekler. Başka bir olay sunmaz; o önceki anda insanların mücadelenin daha sonra hayat kurtaracak öneminden habersiz olduğunu söyler. It, bu düşüncenin tamamına gönderme yapar. Bu bilgiyi sona yerleştirmek, cümleyi geriye dönük bir karşıtlık etrafında düzenler: anlatıcı ve okur sonraki önemi görebilirken o zamanki insanlar göremez. Bu kapanış biçimi, merak oluşturduğu için biyografilerde ve belgesel anlatılarında yaygındır.

Alıştırma

Sondaki though no one knew it at the time yan cümlesi cümlede ne yapıyor?

  1. Mücadelenin başlamasına neden olan ikinci bir eylem ekler.
  2. Olayın öneminin hiçbir zaman keşfedilmediğini söyler.
  3. Olayın daha sonra anlaşılan önemiyle insanların o sırada bildiklerini karşılaştırır.
Cevabı göster

Olayın daha sonra anlaşılan önemiyle insanların o sırada bildiklerini karşılaştırır.

Although she was new to the FDA, Dilbilgisi

0:21

FDA'da yeni olmasına rağmen,

Kelsey was no novice as a scientist. Kalıp ifadeler

0:23

Kelsey bir bilim insanı olarak hiç de acemi değildi.

Dilbilgisi

Although she was new to the FDA: bir olguyu kabul edip ardından karşıtlığı vurgulamak

Although she was new to the FDA bir ödünleme yan cümleciğidir. Kelsey'nin kuruma kısa süre önce katıldığını kabul eder; bu durum onun orada deneyimsiz görünmesine yol açabilir. Ana cümle daha önemli ve karşıt noktayı verir: Kelsey zaten deneyimli bir bilim insanıdır. Aktarılabilir although + yan cümle, ana cümle kalıbı A'nın doğru olduğunu kabul ederken B'nin yine de doğru ya da daha önemli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir olguyu kabul edip ardından karşıt ana noktayı vurgulamak için although sözcüğünü doğru kullanır?

  1. Although Amir was new to the kitchen, but he prepared the meal calmly.
  2. Although Amir was new to the kitchen, he prepared the meal calmly.
  3. Amir was new to the kitchen although, he prepared the meal calmly.
Cevabı göster

Although Amir was new to the kitchen, he prepared the meal calmly.

Kalıp ifadeler

no novice as a scientist: acemi etiketini güçlü biçimde reddetmek

No novice as a scientist, Kelsey'nin bilimsel çalışmalarda kesinlikle acemi olmadığı anlamına gelir. Belirleyici no, novice isim etiketini doğrudan reddeder; bu kısa ve vurgulu yargı onun zaten önemli bir deneyime sahip olduğunu sezdirir. As a scientist, yargıyı onun bilim insanı rolüyle sınırlar. FDA'de yeni olup bilim alanında yine de deneyimli olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede no novice, bir kişinin belirli bir alanda deneyimli olduğunu anlatır?

  1. After ten years of fieldwork, Elena is no novice in ecology.
  2. No novice was allowed to enter the advanced ecology workshop.
  3. After ten years of fieldwork, Elena is a novice in ecology.
Cevabı göster

After ten years of fieldwork, Elena is no novice in ecology.

After graduating from high school at age 15, Dilbilgisi

0:25

15 yaşında liseden mezun olduktan sonra,

she enrolled at McGill University in Montreal Kelime

0:28

Montreal'deki McGill Üniversitesi'ne kaydoldu

and earned both undergraduate and master's degrees in pharmacology. Kalıp ifadeler

0:31

ve farmakoloji alanında hem lisans hem de yüksek lisans derecesi aldı.

Dilbilgisi

After graduating from high school at age 15: önceki arka plan için after + -ing

After graduating from high school at age 15, after + -ing yapısıyla kurulmuş bir zaman ifadesidir. Liseden mezun olmayı üniversiteye kaydolma ve dereceleri alma eylemlerinden önce gerçekleşen bir arka plan olarak sunar. graduating fiilinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan she sözcüğüdür. Bu kısa yapı, -ing eylemini ve ana eylemi aynı kişi veya şey gerçekleştirdiğinde kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi graduate fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After ____ from college, Maya began work at a hospital.

Cevabı göster

graduating

Kelime

enrolled at McGill University: okul için enroll at

Enrolled at McGill University in Montreal, onun resmen bu üniversitenin öğrencisi olduğu anlamına gelir. Burada at, enroll fiilini eğitim kurumuna bağlar; yalnızca kayıt işleminin kampüste yapıldığı fiziksel yeri belirtmez. enroll fiiliyle olağan kalıp enroll at + okul veya kurum şeklindedir. Ders, program veya çalışma alanından önce enroll in kullanılır.

Alıştırma

İki ifadeyi de olağan edatlarla tamamlayın: Maya enrolled ____ Greenfield University and enrolled ____ a robotics course.

Cevabı göster

at · in

Kalıp ifadeler

earned both undergraduate and master's degrees in pharmacology: farmakolojide iki derece seviyesi almak

Bu cümlede earned ... degrees in pharmacology, gerekli koşulları tamamlayıp bu alanda dereceler aldığını ifade eder. Earn, yalnızca konuyu çalışmayı değil, tamamlanmış bir başarıyı vurgular. both A and B kalıbı iki derece seviyesini, yani lisans ve yüksek lisansı, birbirine bağlar. Eğitim geçmişini anlatırken earn a degree in + alan kalıbı farklı alanlara uygulanabilir.

Alıştırma

Maya'nın kimya alanında bir dereceyi tamamladığını doğal ve açık biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. Maya studied chemistry for one semester.
  2. Maya earned a master's degree in chemistry.
  3. Maya took a chemistry course.
Cevabı göster

Maya earned a master's degree in chemistry.

From there, Anlatım akışı

0:35

Oradan,

she applied for a research post at the University of Chicago's pharmacology department. Kalıp ifadeler

0:36

Chicago Üniversitesi farmakoloji bölümündeki bir araştırma görevine başvurdu.

Anlatım akışı

From there: bir sonraki aşamaya geçiş

Burada From there, daha önce anlatılan eğitim aşamasına gönderme yapar ve onu bir sonraki olayın başlangıç noktası olarak kullanır. There fiziksel bir yeri belirtebilir, ancak daha önce oluşturulmuş bir aşama veya durumu da gösterebilir. Cümlenin başındaki bu ifade, önceki aşamadan bir sonraki kariyer adımına geçerek biyografideki bilgileri düzenler. Bir yerden başka bir yere gerçek anlamda hareket edilmesini gerektirmez.

Alıştırma

Bu kısa biyografide From there ne işlev görür? Noah finished a nursing internship. From there, he joined a community clinic.

  1. Staj aşamasını Noah'nın sonraki kariyer adımına bağlar.
  2. Noah'nın belirli bir noktadan fiziksel olarak yürüyüp uzaklaştığını söyler.
  3. Noah'nın o zamandan itibaren staja devam ettiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Staj aşamasını Noah'nın sonraki kariyer adımına bağlar.

Kalıp ifadeler

applied for a research post at: apply for + pozisyon + at + kurum

Bu cümlede applied for a research post at, belirli bir kurumdaki araştırma kadrosu için değerlendirilmek üzere resmen başvurduğu anlamına gelir. Buradaki post, posta, internet gönderisi veya direk değil, “görev” ya da “pozisyon” demektir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp apply for + position/post + at + institution şeklindedir. For istenen pozisyonu, at ise bu pozisyonu sunan kurumu belirtir.

Alıştırma

Başvurulan pozisyonu ve işveren kurumu gösteren edatlarla kalıbı tamamlayın: Maya applied ____ a research post ____ the institute.

Cevabı göster

for · at

Her acceptance letter was addressed to Mr. Oldham. Kelime

0:41

Kabul mektubu "Bay Oldham"a hitaben yazılmıştı.

Kelime

was addressed to Mr. Oldham: bir mektubun alıcısını belirtmek

Mektup dilinde was addressed to Mr. Oldham, alıcı bölümünde Mr. Oldham yazdığı anlamına gelir. be addressed to + alıcı biçimindeki edilgen kalıp kullanılır; buradaki addressed, mektubun kime yönelik olduğunu belirtir, sokak adresini değil. Mr., gönderenin Oldham'ı alıcının soyadı olarak gördüğünü ve alıcının erkek olduğunu varsaydığını gösterir. Bu bağlamda bu unvan, ona yanlışlıkla kullanılmıştır.

Alıştırma

Bu cümle bu bağlamda ne anlama gelir? Her acceptance letter was addressed to Mr. Oldham.

  1. Kabul mektubunu Mr. Oldham yazdı.
  2. Alıcı bölümünde Mr. Oldham yazıyordu.
  3. Mektupta Mr. Oldham'ın sokak adresi yazıyordu.
Cevabı göster

Alıcı bölümünde Mr. Oldham yazıyordu.

Kelsey later joked that had her name been Elizabeth or Mary Jane, Dilbilgisi

0:44

Kelsey daha sonra, adı Elizabeth veya Mary Jane olsaydı,

her career might have ended there.

0:48

kariyerinin orada sona ermiş olabileceğiyle ilgili şaka yapmıştı.

Dilbilgisi

Had her name been ...: geçmişe yönelik gerçek dışı koşulun devrik biçimi

Had her name been Elizabeth or Mary Jane, geçmişe yönelik gerçek dışı bir koşulun devrik biçimidir. if her name had been Elizabeth or Mary Jane ile aynı anlama gelir: if atılır ve yardımcı fiil had, her name öznesinin önüne geçer. Ana cümledeki might have ended, geçmişte mümkün olan ancak gerçekleşmeyen bir sonucu anlatır. Bu kalıp, geçmişteki farklı bir koşulun farklı bir sonuç doğurabileceğini kısa ve resmî bir biçimde hayal etmeyi sağlar.

Alıştırma

Koşulu if kullanmadan resmî devrik biçimde yeniden yazın: If I had known about the delay, I would have left later. Yeni cümleyi tamamlayın: ____ about the delay, I would have left later.

Cevabı göster

Had I known

Fortunately, it didn't. Anlatım akışı

0:50

Neyse ki öyle olmadı.

Anlatım akışı

Fortunately, it didn't: önceki bir olasılığı eksiltiyle reddetme

Fortunately, konuşanın olumlu değerlendirmesini gösterir. It, her career ifadesine gönderme yapar; didn't ise tekrarlanacak end there fiil grubunun yerini alır. Açık hâli Fortunately, her career didn't end there. şeklindedir. Bu kısa devam cümlesi, önceki cümlede ortaya atılan kötü olasılığı reddeder. Değerlendirmeyi başa alıp tekrarlanan bilgiyi atarak gerilimi hızla çözer ve anlatıyı ilerletir.

Alıştırma

Bu kısa dizide ikinci cümle ne yapıyor? The storm might have canceled the concert. Fortunately, it didn't.

  1. Fırtınayla ilgisiz yeni bir olayı başlatır.
  2. Fırtınanın konseri iptal ettirmediğini söyler ve endişeyi hızla giderir.
  3. Konserin iptal edilmesinin şanslı bir durum olduğunu söyler.
Cevabı göster

Fırtınanın konseri iptal ettirmediğini söyler ve endişeyi hızla giderir.

She earned her doctorate in pharmacology

0:52

Farmakoloji doktorasını tamamladı

and accepted Chicago's invitation to stay as faculty, Kalıp ifadeler

0:54

ve Chicago Üniversitesi'nin öğretim üyesi olarak kalma davetini kabul etti,

where she undertook pioneering research on drugs and fetal safety. Kalıp ifadeler

0:57

burada ilaçlar ve fetüs güvenliği üzerine öncü araştırmalar yürüttü.

Kalıp ifadeler

to stay as faculty: üniversite öğretim kadrosunda kalmak

to stay as faculty ifadesinde stay yalnızca ziyaret etmek değil, orada kalmak anlamına gelir; as faculty ise hangi görevle kalacağını belirtir. İfade, onun bir görevi kabul ettiğini ve Chicago Üniversitesinde eğitim ve araştırma kadrosunun bir üyesi olarak çalışmaya devam ettiğini anlatır. ABD üniversite İngilizcesinde faculty genellikle akademik personelin tamamını ifade eder. Burada bir fakülteyi, bölümü veya binayı değil, mesleki statüyü belirtir.

Alıştırma

Cümlede to stay as faculty ne anlama geliyor?

  1. Orada öğrenci olarak okumaya devam etmek.
  2. Bir fakülte binasının içinde kalmak.
  3. Üniversitede akademik kadronun bir üyesi olarak kalmak.
Cevabı göster

Üniversitede akademik kadronun bir üyesi olarak kalmak.

Kalıp ifadeler

undertook pioneering research on ...: resmi bir araştırma kalıbı

Undertook pioneering research on ... ifadesi, yeni bir alan açan araştırmayı resmi bir üslupla üstlenip yürütmek anlamına gelir. Undertook, did sözcüğünden daha resmidir; pioneering ise araştırmanın önemli yeni yaklaşımlar veya bilgiler ortaya koyduğunu belirtir. on drugs and fetal safety bölümü araştırma konularını belirtir. Burada pioneering, research sözcüğünü niteleyen bir sıfattır; öncülere gönderme yapan bir isim değildir.

Alıştırma

Hangi cümle resmi araştırma kalıbını doğru kullanıyor?

  1. The institute undertook a pioneering research on battery safety.
  2. The institute made pioneering research about battery safety.
  3. The institute undertook pioneering research on battery safety.
Cevabı göster

The institute undertook pioneering research on battery safety.

In 1950,

1:01

1950'de,

she earned an MD,

1:02

dördüncü ve son derecesi olan

her fourth and final degree.

1:03

tıp doktoru (MD) unvanını aldı.

By the time she joined the FDA, Dilbilgisi

1:05

FDA'ya katıldığı dönemde,

Frances Kelsey was one of the most educated,

1:07

Frances Kelsey çevresindeki en eğitimli,

experienced scientists around.

1:10

en deneyimli bilim insanlarından biriydi.

Dilbilgisi

By the time she joined the FDA: geçmişte bir son referans noktası

By the time she joined the FDA, onun FDA'ya katılmasını geçmişteki bir son referans noktası olarak belirler. Ana cümle, yüksek eğitim ve deneyim düzeyinin o anda zaten yerleşmiş bir gerçek olduğunu anlatır. Buradaki by hareket ya da yer değil, zamanla ilgilidir. by the time + yan cümle kalıbı, bir eylem veya durumu son tarih benzeri bir referans noktasına göre değerlendirir ve çoğu zaman “o zamana kadar zaten” anlamını taşır.

Alıştırma

Cümleyi geçmişte bir son referans noktası oluşturan ifadeyle tamamlayın: ____ the final bell rang, everyone had finished the test.

Cevabı göster

By the time

Yet, as the newest member of the team, Anlatım akışı

1:12

Yine de ekibin en yeni üyesi olarak,

Kelsey was assigned what everyone thought would be an easy review, Kelime

1:14

Kelsey'e herkesin kolay bir inceleme olacağını düşündüğü bir görev verildi,

Anlatım akışı

Yet, as the newest member of the team: karşıtlık ve rol arka planı

Yet önceki bilgiyle bir karşıtlık kurar: Kelsey son derece nitelikliydi, ancak kendisine verilen görevin kolay olması bekleniyordu. Okuru bunu yalnızca sıradaki olay olarak görmek yerine iki gerçeği karşılaştırmaya yönlendirir. As the newest member of the team, “ekibin en yeni üyesi konumunda” anlamına gelen ve cümlenin başına yerleştirilmiş bir rol ifadesidir. Ana olaydan önce kimlik arka planını verir ve bu statüyü görev dağılımıyla ilgili bir arka plan olarak sunar. Burada as zamanı değil, rolü belirtir. Yet ve as birlikte bilgiyi önce karşıtlık, sonra rol arka planı, ardından şaşırtıcı sonuç şeklinde düzenler.

Alıştırma

Cümlenin başındaki “Yet, as the newest member of the team,” bu cümlede ne yapar?

  1. Bir karşıtlık kurar, ardından Kelsey'nin rolünü ilgili arka plan olarak sunar.
  2. İncelemenin Kelsey'nin ekibe katıldığı tam anda gerçekleştiğini söyler.
  3. Kelsey'nin bilim eğitimi ve deneyiminden yoksun olduğunu söyler.
Cevabı göster

Bir karşıtlık kurar, ardından Kelsey'nin rolünü ilgili arka plan olarak sunar.

Kelime

assigned what everyone thought would be an easy review: herkesin kolay sandığı bir incelemeyle görevlendirilmek

Kelsey was assigned ... ifadesindeki was assigned edilgen bir yapıdır: bir kuruluş görevi Kelsey'ye vermiştir. Verilen görev what everyone thought would be an easy review bölümüdür. Burada what, “herkesin kolay bir inceleme olacağını düşündüğü şey” anlamına gelen bir isim cümleciği başlatır. Everyone thought would be, incelemenin kolay olmasının bir gerçek değil, insanların o zamanki beklentisi olduğunu gösterir. Bu FDA bağlamında review, bir ilaç başvurusunun resmî olarak incelenmesidir; sınava hazırlanmak için tekrar yapmak veya bir film ya da kitap hakkında eleştiri yazmak değildir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Nina was assigned what the team thought would be an easy audit. Bu ifade neyi gösteriyor?

  1. Nina denetimi kendisi seçti ve denetim kesinlikle kolaydı.
  2. Nina ekiple çalışmanın kolay olduğunu söyleyen bir değerlendirme yazdı.
  3. Nina denetimi görev olarak aldı ve ekip bunun kolay olmasını bekliyordu.
Cevabı göster

Nina denetimi görev olarak aldı ve ekip bunun kolay olmasını bekliyordu.

an application from the US drug company Merrell, Kültür

1:18

bu, ABD'li ilaç şirketi Merrell'den gelen,

to sell a drug called thalidomide.

1:21

talidomit adlı bir ilacı satma başvurusuydu.

Kültür

an application ... to sell a drug called thalidomide: ilacı satmak için resmî başvuru

Burada application, ABD'li ilaç şirketi Merrell tarafından sunulan resmî bir talep veya belge anlamındadır. to sell a drug called thalidomide mastar bölümü şirketin hangi izni istediğini belirtirken called thalidomide ilacın adını verir. Bu FDA bağlamında başvuru, düzenleyici kurumlardan ilacın Amerika Birleşik Devletleri'nde satılmasına izin verilmesini istemektedir. Bu, incelenen bir taleptir; ilacın zaten onaylandığını göstermez.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The agency received an application to sell the new medicine. Application ne anlama geliyor?

  1. İlacı satmak için izin isteyen resmî bir başvuru
  2. İlacın zaten onaylandığını gösteren kanıt
  3. İlaç kullanımını takip etmek için kullanılan bir telefon uygulaması
Cevabı göster

İlacı satmak için izin isteyen resmî bir başvuru

Thalidomide was a sedative developed in Germany Kelime

1:23

Talidomit, Almanya'da geliştirilen bir sakinleştiriciydi

that was already being widely used in dozens of countries Dilbilgisi

1:26

ve onlarca ülkede uykusuzluk ve iş stresi tedavisinde

to treat insomnia and workplace stress.

1:29

halihazırda yaygın olarak kullanılıyordu.

Kelime

a sedative ... to treat: ilaç türü ve tıbbi kullanım

Buradaki a sedative ilacın türünü belirtir: kişiyi sakinleştiren ve uykulu hâle getirebilen bir ilaç. Developed in Germany, sedative sözcüğünün kökenini açıklayan kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir; ardından gelen that cümleciği ise ilacın ne kadar geniş bir alanda kullanıldığını ekler. to treat insomnia and workplace stress ifadesindeki treat tıbbi anlamdadır: bir rahatsızlığı hafifletmek veya kontrol altına almak için bakım sağlamak ya da bir tedavi uygulamak. Sadece birine belli bir şekilde davranmak anlamına gelmez ve tedavi etmek mutlaka tamamen iyileştirmek demek değildir.

Alıştırma

Tıbbi bir açıklamada “The drug is used to treat insomnia” ne anlama gelir?

  1. İlaç, uykusuzluk yaşayan kişilere kibar davranmak için kullanılır.
  2. İlacın uykusuzluğu tamamen iyileştireceği garanti edilir.
  3. İlaç, uykusuzluğu hafifletmeye veya kontrol altına almaya çalışmak için kullanılır.
  4. İlaç, uykusuzluğun ne kadar sürdüğünü ölçmek için kullanılır.
Cevabı göster

İlaç, uykusuzluğu hafifletmeye veya kontrol altına almaya çalışmak için kullanılır.

Dilbilgisi

was already being widely used: geçmişte süren edilgen yapı

Was being used, geçmişte süren edilgen yapıdır: was + being + past participle. İlacı eylemden etkilenen öge olarak sunar ve kullanımının geçmişteki belirli bir anda devam etmekte olduğunu gösterir. Already, bu durumun geçmişteki referans noktasından önce başladığını; widely ise kullanım alanının geniş olduğunu gösterir. was already being widely used bir bütün olarak yalnızca geçmişteki bir olayı bildirmek yerine, yerleşmiş ve o sırada devam eden yaygın bir kullanım durumunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi use fiilinin geçmişte süren edilgen biçimiyle tamamlayın ve already ile widely sözcüklerini de kullanın: By 2018, the app ____ in schools across the country.

Cevabı göster

was already being widely used

Thalidomide's anti-nausea properties Kelime

1:32

Talidomitin mide bulantısını önleyici özellikleri,

also made it a popular remedy for pregnant women with morning sickness.

1:35

onu sabah bulantısı yaşayan hamile kadınlar için de popüler bir çare haline getirmişti.

Kelime

Gebelik bağlamında anti-nausea properties ve morning sickness

anti-nausea properties, bulantıyı önlemeye veya azaltmaya yardımcı olan özellikler ya da etkiler demektir. Buradaki properties, mal veya gayrimenkul değil, nitelikler ya da etkiler anlamındadır. morning sickness, gebelik sırasında görülen bulantı ve bazen kusma için kullanılan yerleşik ifadedir. İçinde morning geçse de belirtiler günün herhangi bir saatinde ortaya çıkabilir. Bu iki ifade birlikte, ilacın neden hamile kadınların kullandığı bir çare hâline geldiğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi gebelik sırasındaki bulantı ve kusma için kullanılan yerleşik ifadeyle tamamlayın: During her first trimester, Elena sometimes felt sick even at night. Her doctor explained that this was ____.

Cevabı göster

morning sickness

Reviewing Merrell's application, Dilbilgisi

1:39

Merrell'in başvurusunu inceleyen Kelsey,

Kelsey found its data on thalidomide's absorption and toxicity inadequate. Kalıp ifadeler

1:41

talidomitin emilimi ve toksisitesi ile ilgili verileri yetersiz buldu.

Dilbilgisi

Reviewing Merrell's application: cümle başında -ing öbeği

Reviewing Merrell's application, cümle başında kullanılan bir şimdiki zaman ortacı (-ing) öbeğidir. Ana eylem gerçekleşirken sürmekte olan arka plan eylemini verir: Kelsey başvuruyu incelerken verileri yetersiz buldu. reviewing eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan Kelsey'dir. Bu yapı bir arka plan yan cümlesini kısaltır, ancak iki eylem normalde aynı kişiye veya şeye ait olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede, cümle başındaki -ing öbeği açık ve uyumlu bir özneye sahiptir?

  1. Reviewing the report, Maya noticed an error.
  2. Reviewing the report, the deadline was extended.
  3. Reviewing the report, an error was noticed by Maya.
Cevabı göster

Reviewing the report, Maya noticed an error.

Kalıp ifadeler

find the data inadequate: find + nesne + sıfat

found its data ... inadequate ifadesinde find + nesne + sıfat yapısı kullanılır. its data on thalidomide's absorption and toxicity nesnedir; inadequate ise Kelsey'nin veriler hakkındaki yargısını bildiren nesne tamamlayıcısıdır. Burada found, “inceledikten sonra öyle olduğuna karar verdi” anlamındadır; “yerini buldu” anlamına gelmez. Bu yapı, kanıtı zayıf, planı yararlı veya ürünü güvensiz bulmak gibi değerlendirmeleri kısa biçimde aktarır.

Alıştırma

Hangi cümlede değerlendirme bildirmek için find + nesne + sıfat yapısı kullanılmıştır?

  1. The auditors found some records yesterday.
  2. The auditors found the records in a cabinet.
  3. The auditors found the records incomplete.
Cevabı göster

The auditors found the records incomplete.

Today, the FDA classifies drugs based on their safety for a fetus. Kalıp ifadeler

1:45

Bugün FDA, ilaçları fetüs için güvenliklerine göre sınıflandırıyor.

Kalıp ifadeler

classify drugs based on safety: sınıflandırma ölçütünü belirtmek

Classify A based on B, “A'yı B ölçütüne göre sınıflandırmak” anlamına gelir. Burada drugs sınıflandırılan şeylerdir; their safety for a fetus ise ölçüttür. their sözcüğü drugs ifadesine gönderme yapar. Based on, sınıflandırmayı yapmak için kullanılan bilgi veya ölçütü belirtir. İlaçların fiziksel olarak bulunduğu yeri anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi classify A based on B yapısıyla tamamlayın. classifies, emails ve based on sözcüklerini kullanın: The filter ____ their content.

Cevabı göster

classifies emails based on

But in 1960,

1:49

Ancak 1960'ta,

many experts believed that the placental barrier shielded a fetus from harm. Kelime

1:51

birçok uzman plasental bariyerin fetüsü zarardan koruduğuna inanıyordu.

Kelime

shielded a fetus from harm: shield A from B kalıbı

Placental barrier, anne ile fetüsün kan dolaşımları arasındaki doku bariyeri anlamına gelir. Bu yan cümlede, tehlikenin fetüse ulaşmasını engelleyen unsur olarak sunulur. shield A from B kalıbı, B'yi engelleyerek A'yı korumak anlamına gelir. Burada A, a fetus; B ise harm ifadesidir. Cümlenin tamamı birçok uzmanın 1960'ta buna inandığını söylediği için bu yan cümle, günümüzde kabul edilen bir gerçeği belirtmek yerine tarihsel bir inanışı aktarır.

Alıştırma

Cümleyi shield A from B kalıbıyla tamamlayın: The visor helps ____ your eyes ____ harmful UV rays.

Cevabı göster

shield · from

Kelsey's earlier animal-based research demonstrated the opposite. Anlatım akışı

1:55

Kelsey'nin önceki hayvan tabanlı araştırmaları ise tam aksini kanıtlıyordu.

Drugs could pass from mother to fetus through the placenta. Kelime

1:59

İlaçlar, plasenta yoluyla anneden fetüse geçebilirdi.

Anlatım akışı

demonstrated the opposite: önceki iddiaya dönüp onu tersine çevirmek

The opposite, plasenta bariyerinin fetüsü zarardan koruduğuna ilişkin önceki iddiaya gönderme yapar. Demonstrated, Kelsey'nin araştırmasının bu iddianın aksini gösteren kanıtlar sunduğunu belirtir. Sonraki cümle bu tersine dönüşü açıklar: ilaçlar plasentadan geçerek anneden fetüse ulaşabiliyordu. Sav ve açıklamalarda the opposite, daha önce açıkça belirtilen bir fikri kısa biçimde reddetmenin veya tersine çevirmenin yoludur; çevredeki metin hangi fikrin tersine çevrildiğini göstermelidir.

Alıştırma

Bu parçada demonstrated the opposite ne işlev görüyor?

  1. Kelsey'nin araştırmasında tersine çevrilmiş bir işlem kullanıldığını söyler.
  2. İlaçların fetüsten anneye geçtiğini söyler.
  3. Önceki iddiayla bağlantısı olmayan ayrı bir konu başlatır.
  4. Önceki iddiaya gönderme yapar ve kanıtların bu iddiayla çeliştiğini söyler.
Cevabı göster

Önceki iddiaya gönderme yapar ve kanıtların bu iddiayla çeliştiğini söyler.

Kelime

pass from mother to fetus through the placenta: aktarım yolunu belirtmek

pass from A to B through C kalıbı, aktarım yolunun tamamını gösterir: from başlangıç noktasını, to varış noktasını, through ise aradaki yolu veya aracı belirtir. Burada pass, “bir sınavı geçmek” değil, “hareket etmek veya aktarılmak” anlamındadır. Cümle, ilaçların annenin vücudundan plasenta yoluyla fetüse geçebileceğini anlatır.

Alıştırma

from A to B through C aktarım kalıbını tamamlayın: Heat passes ____ the burner ____ the water ____ the bottom of the pan.

Cevabı göster

from · to · through

Like other drug companies at this time, Dilbilgisi

2:02

O dönemdeki diğer ilaç şirketleri gibi,

Merrell had not tested its drug on pregnant animals. Kalıp ifadeler

2:04

Merrell da ilacını hamile hayvanlar üzerinde test etmemişti.

Dilbilgisi

Like other drug companies at this time: karşılaştırma zemini oluşturmak

Cümlenin başındaki Like other drug companies at this time, “o dönemdeki diğer ilaç şirketleriyle aynı şekilde” anlamına gelen bir edat öbeğidir. Merrell'ın ne yaptığını söylemeden önce şirketi bir grupla karşılaştırır. Bu giriş, Merrell'ın davranışının benzersiz bir olay olarak sunulmadığını gösterir. Burada like, other drug companies isim öbeğinden önce gelen bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, aynı tür karşılaştırmayı kurmak için başta Like + isim öbeğini kullanır?

  1. Like many small businesses, the shop closes early on Sundays.
  2. The shop likes many small businesses in the neighborhood.
  3. For example, the shop closes early on Sundays.
Cevabı göster

Like many small businesses, the shop closes early on Sundays.

Kalıp ifadeler

test X on Y: test öznelerini belirtme

test X on Y kalıbı, Y'yi test öznesi olarak kullanıp X'i değerlendirmek anlamına gelir. Burada X its drug, Y ise pregnant animals ifadesidir. Bu nedenle on, deneyde kullanılan özneleri belirtir; ilacın fiziksel olarak nerede bulunduğunu anlatmaz. Bu kalıp tıbbi araştırmalarda, güvenlik araştırmalarında ve ürün araştırmalarında yaygındır.

Alıştırma

Testi alan kişileri belirtmek için test X on Y kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The company tested the volunteers for the cream before release.
  2. The company tested the cream on volunteers before release.
  3. The company tested on the cream volunteers before release.
Cevabı göster

The company tested the cream on volunteers before release.

Kelsey later said Merrell's evidence for thalidomide’s safety

2:08

Kelsey daha sonra Merrell'in talidomitin güvenliğine dair kanıtlarının

seemed more like testimonials Notlar

2:11

iyi tasarlanmış çalışmaların sonuçlarından ziyade

than the results of well-designed studies.

2:13

hasta tavsiye mektuplarına benzediğini söyledi.

Dilbilgisi

seem more like A than B: neye benzediğini değerlendirme

seem more like A than B kalıbı, bir şeyin nitelik olarak B'den çok A'ya yakın göründüğünü belirtir. A, like sözcüğünden; B ise than sözcüğünden sonra gelir. Burada kanıtların, iyi tasarlanmış araştırma sonuçlarından çok testimonials niteliğine yakın olduğu değerlendirilir. Bu kalıpta like, benzerlik karşılaştırmasını başlatır. Yapı bir değerlendirme yapar ve bir sınıflandırmayı ya da kaliteyle ilgili bir iddiayı sorgulayabilir.

Alıştırma

Cümleyi more like A than B kalıbının iki bölümüyle tamamlayın: The proposal seemed ____ a wish list ____ a practical plan.

Cevabı göster

more like · than

Kelime

testimonials ve results of well-designed studies: kişisel tanıklıklar ile bilimsel kanıt

Bu cümlede testimonials, insanların kişisel deneyimlerini anlatan veya öven beyanlar anlamına gelir. Results of well-designed studies ise bir soruyu dikkatle sınamak üzere planlanan araştırmaların bulgularını ifade eder. more like ... than ... karşılaştırması kanıtın düzeyini belirler: malzeme bilimsel olmaktan çok anekdot niteliğinde görünmektedir. İkna edici bir kişisel hikâye, iyi tasarlanmış bir araştırmayla aynı kanıt ağırlığına sahip değildir.

Alıştırma

Bir ilacın güvenli olduğuna ilişkin iddianın desteğe ihtiyacı vardır. Cümlede karşılaştırılan daha güçlü kanıt türünü hangi seçenek sağlar?

  1. Bir ünlü, veri sunmadan ürünü över.
  2. İddia, results of well-designed studies ile desteklenir.
  3. Birkaç müşteri kişisel deneyimlerini paylaşır.
Cevabı göster

İddia, results of well-designed studies ile desteklenir.

Kelsey rejected Merrell's application

2:15

Kelsey, Merrell'in başvurusunu reddetti

and asked them to submit a second, Kalıp ifadeler

2:17

ve onlardan daha iyi kanıtlarla desteklenen

backed by better evidence.

2:19

ikinci bir başvuru sunmalarını istedi.

Kalıp ifadeler

ask them to submit a second ... backed by better evidence: daha iyi kanıtlarla desteklenen ikinci başvuruyu istemek

ask someone to submit something kalıbı, bir kişiden resmî inceleme için belge göndermesini istemek veya bunu talep etmek anlamına gelir. Burada a second ifadesinde tekrarlanan application adı düşürülmüştür; bu nedenle ifade a second application anlamındadır. Backed by better evidence, bu ikinci başvuruyu niteleyen geçmiş ortaçlı bir ifadedir. Backed by, desteklenen veya doğrulanan anlamına gelir; kanıtların yeni başvuruyu güçlendirmesi gerekir ve fiziksel olarak arkasında durmak anlamını taşımaz.

Alıştırma

Sonraki cümleyi öğrenilen iki hedef ifadeyle tamamlayın: Some applicants filed an application without enough evidence. The reviewers ____ a second, ____.

Cevabı göster

asked them to submit · backed by better evidence

Her FDA colleagues supported this decision.

2:21

FDA'daki meslektaşları bu kararını destekledi.

Merrell had expected a quick affirmative reply,

2:24

Merrell, sakinleştirici satışlarının tavan yaptığı tatil sezonunda

so it could launch thalidomide for the holiday season, Notlar

2:27

talidomiti piyasaya sürebilmek için

when sedative sales soared. Kalıp ifadeler

2:29

hızlı bir olumlu yanıt bekliyordu.

Dilbilgisi

so it could ... for the holiday season: amaç ve zamanlama

Bu cümlede so it could launch..., Merrell'in hızlı yanıt beklentisiyle ulaşmayı amaçladığı sonucu belirtir: hızlı bir olumlu yanıt, tatil sezonunda piyasaya çıkışı mümkün kılacaktı. It ilacı değil, Merrell'i ifade eder. so + özne + can/could kalıbı, bir eylem veya durumun neyi mümkün kılmasının amaçlandığını sıkça açıklar. Buradaki could geçmiş bakış açısına uygundur. For the holiday season, ürünün o satış dönemine göre planlandığını belirtir; ilacın tatilde kullanılmak üzere olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Maya'nın para biriktirerek ulaşmak istediği sonucu göstermek için cümleyi so + özne + could ile tamamlayın: Maya saved money all year ____ buy a laptop for college.

Cevabı göster

so she could

Kelime

launch thalidomide: bir ilacı piyasaya sürmek

Burada launch, talidomidi pazara sunmak ve satışına başlamak anlamına gelen ticari bir fiildir. İlaç, launch fiilinin doğrudan nesnesidir; fiziksel olarak havaya fırlatılan bir şey yoktur. Launch; ürünler, ilaçlar, hizmetler veya kampanyalarla kullanıldığında genellikle resmî, kamuya açık ya da ticari bir başlangıcı belirtir. For the holiday season, pazara sunumun ne zaman yapılmasının planlandığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede launch, bir ürünü pazara sunmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The company will recall its new medicine next spring.
  2. The company will prescribe its new medicine next spring.
  3. The company will launch its new medicine next spring.
  4. The company will test its new medicine next spring.
Cevabı göster

The company will launch its new medicine next spring.

Kalıp ifadeler

sales soared: hızlı ve çarpıcı bir artış

Burada sales soared, satışların çok hızlı ve büyük miktarda arttığı anlamına gelir. Soar, kelimenin gerçek anlamıyla uçmayı değil, bir sayının keskin biçimde yükselmesini anlatan mecazi bir kullanımdır. Bu fiil, artışın çarpıcı olduğu yönündeki konuşmacı değerlendirmesini de ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede sales soared neyi ifade eder?

  1. Satışlar biraz arttı.
  2. Satışlar hızlı ve büyük miktarda arttı.
  3. Satışlar aynı seviyede kaldı.
  4. Satışlar kategorilere ayrıldı.
Cevabı göster

Satışlar hızlı ve büyük miktarda arttı.

Instead of supplying Kelsey with the data she requested, Dilbilgisi

2:31

Kelsey'e istediği verileri sağlamak yerine,

they first tried to convince her to approve the drug over a series of calls and visits. Kalıp ifadeler

2:34

önce bir dizi telefon ve ziyaretle onu ilacı onaylamaya ikna etmeye çalıştılar.

Dilbilgisi

Instead of supplying ...: yapılmayan eylemi göstermek

Instead of + -ing biçimi, bir eylemi yapılmayan eylem olarak sunar. Ardından ana cümle onun yerine ne olduğunu anlatır. Burada istenen verileri sağlamadılar; bunun yerine Kelsey'yi ikna etmeye çalıştılar. Supply someone with something, birine bir şey vermek veya sağlamak anlamına gelir. the data she requested ifadesinde she requested, data sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir; yani verileri isteyen kişi Kelsey'dir.

Alıştırma

Karşıtlığı tamamlamak için supply fiilinin -ing biçimini kullanın: Instead of ____ the team with the files they requested, the manager sent a short summary.

Cevabı göster

supplying

Kalıp ifadeler

tried to convince her to approve: convince + kişi + to + fiil kalıbı

convince + kişi + to + fiil kalıbı, birini bir eylemi yapmayı kabul etmeye yönlendirmek demektir. Burada her, etkilenmeye çalışılan kişiyi; to approve the drug ise ondan istenen eylemi gösterir. Tried to, yalnızca girişimde bulunulduğunu gösterir; başarıyı garanti etmez. Bu düzenleyici bağlamda approve the drug, ilaca resmî onay vermek anlamındadır. Sondaki over ise sonraki over a series of calls and visits ifadesinin başlangıcıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede convince + kişi + to + fiil kalıbı doğru kullanılmıştır?

  1. They convinced the manager delaying the launch.
  2. They convinced to the manager delay the launch.
  3. They convinced the manager to delay the launch.
Cevabı göster

They convinced the manager to delay the launch.

Kalıp ifadeler

over a series of calls and visits: tekrarlanan temaslara yayılan bir süreç

Over a series of calls and visits ifadesindeki over, girişimin geliştiği süreci veya zaman aralığını belirtir. A series of, birbiriyle ilişkili birkaç olay anlamına gelir; dolayısıyla ifade, ikna çabasının tekrarlanan temaslar boyunca gerçekleştiğini anlatır. Burada over, fiziksel olarak “üstünde” anlamına gelmez. İfade tried to convince bölümüne bağlanır ve girişimin hangi süreç ya da olay dizisi boyunca yapıldığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede over a series of calls and visits ne anlama gelir?

  1. Girişim fiziksel olarak telefon görüşmelerinin ve ziyaretlerin üstünde gerçekleşti.
  2. Telefon görüşmelerinin ve ziyaretlerin sayısı aşıldı.
  3. Girişim birkaç telefon görüşmesi ve ziyaret boyunca gelişti.
Cevabı göster

Girişim birkaç telefon görüşmesi ve ziyaret boyunca gelişti.

When these failed to sway her, Kalıp ifadeler

2:39

Bunlar fikrini değiştirmekte başarısız olunca,

Merrell executives complained that stubborn and nitpicking Kelsey was the problem, Ton ve niyet

2:41

Merrell yöneticileri sorunun talidomit değil,

not thalidomide.

2:46

inatçı ve kılı kırk yaran Kelsey olduğundan şikayet ettiler.

Kalıp ifadeler

failed to sway: birinin görüşünü değiştirememek

When these failed to sway her ifadesindeki these, daha önce sözü edilen telefon görüşmelerini ve ziyaretleri anlatır. Burada sway someone, birinin fikrini veya kararını başka bir yöne çekmek üzere etkilemek demektir. failed to, bu baskının Kelsey'nin değerlendirmesini değiştirmediğini gösterir. Buradaki sway, fiziksel olarak “sallanmak” anlamında değil, mecazi anlamdadır. Kanıtların, savların, baskının veya çağrıların birinin görüşünü değiştirip değiştirmediğini anlatırken bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümlede When these failed to sway her ne anlama gelir?

  1. Telefon görüşmeleri ve ziyaretler onun görüşünü değiştirmedi.
  2. Telefon görüşmeleri ve ziyaretler onu ayrılmaya zorladı.
  3. Telefon görüşmeleri ve ziyaretler fiziksel olarak dengesini kaybetmesine neden oldu.
Cevabı göster

Telefon görüşmeleri ve ziyaretler onun görüşünü değiştirmedi.

Ton ve niyet

Kelsey was the problem, not thalidomide: suçu başkasına yöneltme

Yöneticiler Kelsey'yi stubborn ve nitpicking olarak tanımladıktan sonra X was the problem, not Y yapısını kullanarak suçu talidomide değil ona yükler. Bu ifade, dikkati ilaç hakkındaki kaygılardan incelemeyi yapan kişinin karakterine kaydırır ve onu engel olarak gösterir. nitpicking olumsuzdur: küçük veya önemsiz kusurlara rahatsız edici derecede eleştirel biçimde odaklanmak demektir. Tarafsız biçimde “dikkatli inceleme” anlamına gelmez. Bu etiketler birlikte, Kelsey'nin kaygılarını yanıtlamak yerine onun değerlendirmesini itibarsızlaştırır.

Alıştırma

Vurgulanan bölümün gerçekleştirdiği temel söylem eylemi nedir?

  1. Asıl sorunun talidomid olduğunu kabul eder.
  2. İlacı dikkatle incelediği için Kelsey'yi över.
  3. Suçu talidomidden Kelsey'ye yöneltir.
Cevabı göster

Suçu talidomidden Kelsey'ye yöneltir.

The FDA backed Kelsey, Kalıp ifadeler

2:48

FDA Kelsey'in arkasında durdu

forcing Merrell to file another application, Anlatım akışı

2:49

ve Merrell'ı bir başvuru daha,

and another,

2:52

ve bir tane daha,

and another.

2:52

ve bir tane daha yapmaya zorladı.

Kalıp ifadeler

backed Kelsey: back someone, “birini desteklemek” demektir

backed Kelsey ifadesinde back, “desteklemek” veya “birinin arkasında durmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. FDA, Kelsey’nin tutumunu ya da kararını kabul edip desteklemiştir. Burada geriye doğru hareket etmeyi anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı back + kişi, plan veya karar şeklindedir; nesne, desteklenen kişiyi ya da şeyi gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede backed Kelsey ne anlama geliyor?

  1. FDA, Kelsey’yi ve onun tutumunu destekledi.
  2. FDA, Kelsey’yi daha önce bulunduğu bir yere geri gönderdi.
  3. FDA, Kelsey’ye doğru geriye hareket etti.
Cevabı göster

FDA, Kelsey’yi ve onun tutumunu destekledi.

Anlatım akışı

forcing ... and another, and another: sonucu ve tekrarlı birikimi gösterme

forcing Merrell to file another application şeklindeki -ing yan cümlesi, önceki olayın sonucunu sunar. force + kişi veya kuruluş + to + fiil yapısı, bir şeyin o kişiyi ya da kuruluşu harekete geçirdiğini veya hareket etmeye zorladığını belirtir. Burada file an application, bir başvuruyu resmî olarak sunmak demektir. İlk tam ifadeden sonra, neyin kastedildiği anlaşıldığı için her another sözcüğünün ardından application atılır. and another ifadesinin tekrarı, her başvuruyu tek tek ekleyerek sürecin yalnızca sayısını belirtmek yerine tekrarlı ve uzun sürmüş gibi hissedilmesini sağlar.

Alıştırma

Burada and another, and another ifadesinin tekrarı nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Merrell’ın uzun süren bir süreç boyunca tekrar tekrar başvuru sunmak zorunda kaldığını vurgular.
  2. Merrell’ın tam olarak iki başvuru sunduğunu söyler.
  3. Tekrar hissi vermeden farklı belge türlerini tanıtır.
Cevabı göster

Merrell’ın uzun süren bir süreç boyunca tekrar tekrar başvuru sunmak zorunda kaldığını vurgular.

As Kelsey reviewed and rejected each new application, Dilbilgisi

2:54

Kelsey her yeni başvuruyu inceleyip reddettikçe,

news of thalidomide's adverse side effects began to surface. Kalıp ifadeler

2:58

talidomitin olumsuz yan etkileriyle ilgili haberler yüzeye çıkmaya başladı.

Dilbilgisi

As Kelsey reviewed and rejected each new application: eş zamanlı gelişen olaylar için as

As Kelsey reviewed and rejected each new application bölümünde as, ana olayın zaman arka planını kurar. Başvuruları inceleme ve reddetme süreci devam ederken yan etkilere ilişkin haberler ortaya çıkmaya başladı. Burada as, “çünkü” değil, “-ken” veya “süreç ilerledikçe” anlamındadır. Bu yapı, aynı anda gelişen iki olayı birbirine bağlar ve çoğu zaman bir durumun başka bir süreçle birlikte değiştiğini gösterir.

Alıştırma

“As Kelsey reviewed and rejected each new application” ifadesinde as ne işe yarar?

  1. Zaman arka planını kurar: inceleme ile haberlerin ortaya çıkışı birlikte gelişmiştir.
  2. İncelemenin haberlerin ortaya çıkmasına doğrudan neden olduğunu belirtir.
  3. Kelsey’nin bir başvuru rolünde hareket ettiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Zaman arka planını kurar: inceleme ile haberlerin ortaya çıkışı birlikte gelişmiştir.

Kalıp ifadeler

news ... began to surface: fiil olarak surface

Burada surface, “gizli veya belirsiz kaldıktan sonra bilinir ya da fark edilir hâle gelmek” anlamında bir fiildir. Haberler kelimenin gerçek anlamıyla suyun yüzeyine çıkmadı; yan etkilere ilişkin bilgiler yavaş yavaş görünür hâle geldi. Begin to surface çoğu zaman bir keşfin ilk aşamasını anlatır. İnsanlar fark etmeye veya öğrenmeye başladığında haberler, kanıtlar, sorunlar, kaygılar ve ayrıntılar surface olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede surface, “yavaş yavaş bilinir hâle gelmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The team hid the evidence in a locked cabinet.
  2. The spokesperson announced all the evidence at a press conference.
  3. More evidence began to surface during the investigation.
Cevabı göster

More evidence began to surface during the investigation.

Doctors reported cases of nerve damage in early 1961,

3:01

Doktorlar 1961'in başlarında sinir hasarı vakaları bildirdiler

and by fall,

3:05

ve sonbahara kadar,

they'd unmasked a more horrible truth. Deyimler

3:06

daha korkunç bir gerçeğin perdesini araladılar.

Deyimler

they'd unmasked a more horrible truth: daha korkunç bir gerçeği ortaya çıkarmak

Bu cümlecikte unmasked mecaz anlamdadır: daha önce gizli kalmış veya tam olarak anlaşılmamış bir gerçeği ortaya çıkardıklarını anlatır. A more horrible truth, yeni ortaya çıkan gerçeğin önceki bildirimlerin düşündürdüğünden daha kötü olduğu anlamına gelir. Burada they'd, they had anlamındadır. By fall ifadesi ve geçmiş zaman ortacı unmasked ile kullanılan past perfect, keşfin geçmişteki o sonraki noktaya kadar gerçekleşmiş olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan cümlecik ne anlama geliyor?

  1. Sonbahara kadar bir grup insanın maskelerini fiziksel olarak çıkarmışlardı.
  2. Sonbahara kadar gerçeği daha dikkatli biçimde gizlemişlerdi.
  3. Sonbahara kadar daha da korkunç olan gizli bir gerçeği ortaya çıkarmışlardı.
Cevabı göster

Sonbahara kadar daha da korkunç olan gizli bir gerçeği ortaya çıkarmışlardı.

Thalidomide, widely used by pregnant women,

3:08

Hamile kadınlar tarafından yaygın olarak kullanılan talidomit,

caused severe birth defects. Kelime

3:11

ciddi doğum kusurlarına neden oluyordu.

Thousands of babies died in utero, Kelime

3:13

Binlerce bebek anne karnında öldü,

Kelime

died in utero: doğumdan önce rahimde ölmek

In utero, “rahmin içinde, doğumdan önce” anlamına gelen resmî bir tıp ifadesidir. Bu cümlede died in utero, bebeklerin doğduktan sonra değil, hâlâ rahimde gelişirken öldüğünü belirtir. Utero bir yer adı değildir. in utero ifadesinin tamamı, ölümlerin nerede ve yaşamın hangi aşamasında gerçekleştiğini bildiren bir zarf öbeği olarak kullanılır.

Alıştırma

Raporu, “doğumdan önce rahmin içinde” anlamına gelen iki sözcüklü resmî tıp ifadesiyle tamamlayın: The fetus died ____.

Cevabı göster

in utero

and tens of thousands more were born with extra appendages, Kalıp ifadeler

3:15

ve on binlercesi fazladan uzuvlarla,

shorter limbs,

3:19

daha kısa uzuvlarla,

or no limbs at all.

3:19

ya da hiç uzvu olmadan doğdu.

Kelime

caused severe birth defects: ciddi doğum kusurlarına neden oldu

Cause + tıbbi bir durum veya zarar türü, bir şeyin sonucu doğrudan meydana getirdiğini belirtir. Burada caused severe birth defects, ilacın doğumda mevcut olan ciddi durumlara yol açtığını söyler; severe belirtilen ciddiyet düzeyini artırır. Birth defects, doğumdan önce gelişen ve doğumda mevcut olan yapısal veya işlevsel durumlar için kullanılan bir tıp ve halk sağlığı terimidir. Buradaki defects, üretilmiş bir üründeki sıradan kusurlar anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle doğrudan bir nedensellik iddiasında bulunuyor ve tıbbi terimi saygılı biçimde kullanıyor?

  1. The drug caused defective babies.
  2. The drug was associated with severe birth defects.
  3. The drug caused severe birth defects.
Cevabı göster

The drug caused severe birth defects.

Kalıp ifadeler

tens of thousands more: büyük bir grubu daha eklemek

Tens of thousands kesin bir sayı değil, on binlerle ifade edilen yaklaşık bir ölçek belirtir. Bu cümlede more’dan sonra geldiği anlaşılan fakat yazılmayan isim babies’dir. More, hemen önce sözü edilen binlerce bebeğe gönderme yapar. Bir özelliğin derecesini artırmak yerine ayrı bir grubu, yani on binlerce ek bebeği anlatıma ekler.

Alıştırma

“On binlerce kişilik ek bir sayı” anlamındaki ifadeyi tam olarak yazın: The museum welcomed 4,000 visitors in May, and ____ viewed the exhibition online.

Cevabı göster

tens of thousands more

In November 1961,

3:21

Kasım 1961'de,

thalidomide was pulled from the German market. Kelime

3:23

talidomit Alman pazarından çekildi.

Kelime

was pulled from the German market: ürünün piyasadan çekilmesi

Was pulled from the German market, pull a product from the market yapısının edilgen biçimidir. Burada talidomidin Almanya'da satıştan kaldırıldığı anlamına gelir; cümle kararı kimin verdiğine değil, ilaca ne olduğuna odaklanır. Ürün ve düzenleyici kurum bağlamlarında pull fiziksel bir çekme hareketini anlatmaz. Farklı durumlarda da kullanılabilen be pulled from the market yapısı, bir ürünün kasıtlı olarak artık satışa sunulmaması demektir.

Alıştırma

Cümleyi pull ... from the market yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: After inspectors found a fire risk, the heater ____ the market.

Cevabı göster

was pulled from

Nonetheless, Merrell continued trying to get it approved in the US Notlar

3:25

Buna rağmen Merrell, altıncı ve son başvurularını geri çekmeden önce

Kalıp ifadeler

trying to get it approved in the US: get + nesne + geçmiş zaman ortacı

trying to get it approved in the US ifadesinde it, talidomidi belirtir; approved ise ABD'deki ilaç düzenleme kurumunun resmî onayını almak anlamına gelir. Trying to, onayın hedef olduğunu, ancak henüz gerçekleşmediğini gösterir. get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, nesnenin belirli bir sonuca ulaşmasını sağlamak, ayarlamak veya bunun için çabalamak anlamına gelir. Burada get it approved, “onaylanmasını sağlamak” demektir; Merrell onayı kendisi vermiyor, bu kararı almaya çalışıyordu.

Alıştırma

“İzin belgesinin resmî onay almasını sağlamak” anlamına gelen tam get + nesne + geçmiş zaman ortacı ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The permit is still under review, but we are trying to ____ before Monday.

Cevabı göster

get it approved

for several months before withdrawing their sixth and final application.

3:29

ABD'de onay almak için birkaç ay daha uğraşmaya devam etti.

Anlatım akışı

Nonetheless ... before withdrawing their sixth and final application: karşıtlık ve son başvurunun geri çekilmesi

Nonetheless bir ödünleme ve karşıtlık bildirir. Talidomidin Alman pazarından zaten çekilmiş olması gibi önceki olumsuz bir gerçeği, Merrell'in yine de ABD onayı almaya devam etmesi gibi beklenmedik bir gerçekle bağlar. Anlamı buna rağmen şeklindedir; bunun sonucunda değildir. Before withdrawing their sixth and final application, geri çekme eylemini birkaç ay daha süren çabanın sonrasına yerleştirir. Withdrawing fiilinin nesnesi ilaç değil, application sözcüğüdür. Cümle bir uyarıdan, uyarıya rağmen devam eden çabaya ve sonunda bu çabanın bitişine doğru ilerler.

Alıştırma

Hangi cümle nonetheless sözcüğünü aynı tür karşıtlığı göstermek için kullanıyor?

  1. The road was icy; therefore, drivers were told to slow down.
  2. The road was icy; nonetheless, the bus arrived on time.
  3. The road was icy before the temperature fell.
Cevabı göster

The road was icy; nonetheless, the bus arrived on time.

While Kelsey wasn't the only scientist to identify the risks of thalidomide, Dilbilgisi

3:33

Kelsey, talidomitin risklerini tespit eden tek bilim insanı olmasa da,

she sounded the alarm that kept it off the multi-billion-dollar American drug market. Notlar

3:37

onu milyarlarca dolarlık Amerikan ilaç pazarından uzak tutan alarmı o çaldı.

Dilbilgisi

While Kelsey wasn't the only scientist...: ödünleme bildiren while

Burada While bir ödünleme ilişkisi kurar ve although gibi “-mesine rağmen” anlamına gelir. Başlangıçtaki yan cümle, talidomidin risklerini başka bilim insanlarının da belirlediğini kabul eder; Kelsey'nin ne zaman harekete geçtiğini anlatmaz. Bu yapı, önce ana iddiayı sınırlayan bir gerçeği kabul edip sonra asıl vurguyu ana cümleye yerleştirir. Merkezde Kelsey'nin eylemi vardır: alarmı vermiş ve ilacın ABD pazarına girmesini önlemeye yardımcı olmuştur.

Alıştırma

Bu cümlede While nasıl bir ilişki ifade ediyor? While Lena was not the first person to spot the leak, she was the one who shut off the water.

  1. İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
  2. Lena'nın suyu neden kapattığını açıklar.
  3. Bir gerçeği kabul ettikten sonra onunla karşıtlık oluşturan ana noktayı vurgular.
Cevabı göster

Bir gerçeği kabul ettikten sonra onunla karşıtlık oluşturan ana noktayı vurgular.

Deyimler

sounded the alarm: acil bir uyarıda bulunmak

sounded the alarm ifadesinde sound, bir cihazdan ses çıkarmak değil, uyarıda bulunmak anlamına gelir. Bu cümlede kadın, ilaçla bağlantılı ciddi bir tehlikeye dikkat çekmiştir. Bu deyim, uyarının başka insanların veya yetkililerin dikkat edip harekete geçmesini gerektirecek kadar acil ve önemli olduğunu anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede she sounded the alarm ne anlama geliyor?

  1. Daha sonra çalması için bir alarm kurdu.
  2. Bir tehlike hakkında acil bir uyarıda bulundu.
  3. Bir alarmın sesini daha hoş hâle getirdi.
Cevabı göster

Bir tehlike hakkında acil bir uyarıda bulundu.

Kalıp ifadeler

kept it off the multi-billion-dollar American drug market: pazara girişi engellemek

kept it off the multi-billion-dollar American drug market ifadesinde keep + nesne + off + yer veya platform yapısı, nesnenin oraya girmemesini, orada görünmemesini ya da orada kalmamasını sağlamak anlamına gelir. Buradaki it, thalidomide adlı ilacı ifade eder ve söz konusu bölüm ilacın Amerikan ilaç pazarına girmediğini anlatır. Off, bir pazarın üstünde veya altında bulunmak gibi fiziksel bir konumu anlatmaz. Market ile kullanıldığında ürünün orada satışa sunulmadığını belirtir; multi-billion-dollar ise pazarın mali açıdan son derece büyük olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, güvenlik incelemesinin kusurlu bir oyuncağın mağazalara ulaşmasını engellediği anlamına gelir?

  1. The safety review placed the faulty toy on store shelves.
  2. The safety review kept the faulty toy off store shelves.
  3. The safety review took the faulty toy off store shelves after a month of sales.
Cevabı göster

The safety review kept the faulty toy off store shelves.

As public awareness of the thalidomide tragedy grew, Dilbilgisi

3:42

Talidomit trajedisine dair kamuoyu farkındalığı arttıkça,

the quiet scientist became a media sensation. Kalıp ifadeler

3:46

sessiz bilim insanı medyada büyük ses getirdi.

Dilbilgisi

As public awareness ... grew: zaman içinde ilerleyen iki gelişme

As public awareness of the thalidomide tragedy grew ifadesinde as, ‘... olurken’ veya ‘... arttıkça’ anlamına gelir; grew ise awareness düzeyinin giderek arttığını gösterir. Bu yan cümle, ana cümle için değişen bir arka plan oluşturur. Aynı dönemde gelişen iki durumu bağlamak için as + özne + değişim bildiren fiil yapısını kullanabilirsiniz. Bu yapı, durumların ilişkili olduğunu düşündürebilir ancak nedeni because kadar açık biçimde belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümlede as, bir gelişmeyle birlikte başka bir gelişmenin de gerçekleştiğini gösterir?

  1. The bakery was as busy as the café.
  2. The bakery served as a community center.
  3. As demand grew, the bakery added a second oven.
Cevabı göster

As demand grew, the bakery added a second oven.

Kalıp ifadeler

became a media sensation: göz önünde olmamaktan yoğun medya ilgisine

A media sensation, medyanın yoğun ve geniş çaplı ilgisini çeken kişi, olay veya şeydir. became a media sensation ifadesinde bağ fiili became bir durum değişikliğini belirtir: Daha önce göz önünde olmayan bilim insanı hakkında artık yaygın biçimde haber yapılmaya ve konuşulmaya başlanmıştır. Buradaki sensation, fiziksel bir duyum değil, heyecan veya güçlü bir kamuoyu tepkisi yaratan kişi ya da şeydir. quiet ile kurulan karşıtlık, bilim insanının birdenbire kamuoyunda öne çıkmasını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi ‘birdenbire yoğun medya ilgisi çekti’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After her science video went viral, Maya ____.

Cevabı göster

became a media sensation

Headlines in newspapers and magazines heralded her heroism, Kelime

3:49

Gazete ve dergilerdeki manşetler onun kahramanlığını müjdeliyordu,

while a smiling President John F. Kennedy presented her an award on the White House lawn. Kültür

3:52

gülümseyen Başkan John F. Kennedy ise ona Beyaz Saray'ın bahçesinde bir ödül takdim etti.

Kelime

heralded her heroism: resmî ve kamusal övgü

heralded her heroism ifadesinde heralded, onun eylemlerinin toplum önünde övülüp yüceltildiği anlamına gelir. Dil bilgisel özne Headlines in newspapers and magazines olduğundan, ifade medya manşetlerini onun cesur eylemlerini dikkat çekici biçimde takdir eden unsur olarak gösterir. Buradaki heralded resmîdir ve güçlü bir onay taşır. reported sözcüğünden daha fazlasını anlatır; onun eylemlerini kahramanca ve toplumun övgüsüne layık olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede heralded her heroism ne anlatır?

  1. Manşetler onun eylemlerini özel olarak eleştirdi.
  2. Manşetler onun cesur eylemlerini toplum önünde yüceltti.
  3. Manşetler olanları tarafsız biçimde sıraladı.
Cevabı göster

Manşetler onun cesur eylemlerini toplum önünde yüceltti.

Kültür

presented her an award on the White House lawn: resmî takdir

Presented her an award, ona resmî olarak bir ödül verdiği anlamına gelir. Bu, çift nesneli bir yapıdır: her ödülü alan kişiyi, an award ise verilen şeyi belirtir. Onun sergilendiği anlamına gelmez. John F. Kennedy o dönemde ABD başkanıydı; Beyaz Saray ise başkanın resmî konutu ve çalışma yeridir. Bu nedenle Beyaz Saray'ın çimlerinde başkan tarafından yapılan bir ödül töreni, kamusal ve resmî bir onurdur. Bu cümlede mekân, onun katkısının ulusal düzeyde takdir edildiğini gösterir.

Alıştırma

Başkan Kennedy ve Beyaz Saray'ın çimleriyle ilgili ayrıntı bu cümlede ne anlatır?

  1. Kendisi ödülün bir parçası olarak sergileniyordu.
  2. Katkısını takdir eden kamusal ve resmî bir onurdu.
  3. Birinin evinde özel olarak verilen sıradan bir hediyeydi.
Cevabı göster

Katkısını takdir eden kamusal ve resmî bir onurdu.

After the thalidomide scare, Kelime

3:57

Talidomit paniğinden sonra,

Congress passed laws that expanded the FDA's authority Kalıp ifadeler

3:59

Kongre, FDA'nın yetkisini genişleten

and toughened requirements for new drug applications.

4:02

ve yeni ilaç başvuruları için gereklilikleri sıkılaştıran yasalar çıkardı.

Kelime

After the thalidomide scare: kamusal güvenlik krizi anlamındaki scare

Bu cümlede the thalidomide scare, talidomidin yol açtığı büyük ilaç güvenliği krizini ve kamuoyundaki yaygın endişeyi ifade eder. Buradaki scare, tek bir kişinin kısa süreli korkusunu değil, toplumsal bir olayı adlandırır. Cümlenin başındaki After the thalidomide scare, bu olayı ardından gelen yasal reformların arka planı ve zaman noktası olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede the thalidomide scare ne anlama gelir?

  1. bir kişinin aniden irkildiği bir an
  2. talidomid için yapılan bir reklam kampanyası
  3. yaygın endişeye yol açan kamusal bir ilaç güvenliği krizi
Cevabı göster

yaygın endişeye yol açan kamusal bir ilaç güvenliği krizi

Kalıp ifadeler

expanded the FDA's authority and toughened requirements: yetkiyi genişletmek ve şartları sıkılaştırmak

Expanded the FDA's authority, yasaların FDA'ya daha geniş kapsamlı yasal yetkiler verdiği anlamına gelir. Toughened requirements for new drug applications ise yasaların bu başvurulara yönelik standartları veya koşulları daha katı hâle getirdiğini belirtir; toughened burada fiziksel olarak sertleştirme anlamında değildir. İki geçmiş zaman fiili, that ile başlayan ilgi cümleciğinde paralel biçimde bağlanmıştır. Böylece mevzuatın iki etkisini birlikte gösterirler: daha geniş düzenleyici yetki ve daha katı başvuru kuralları. Expand authority ve toughen requirements, politika ve düzenleme metinlerinde yaygın kullanılan eşdizimlerdir.

Alıştırma

Cümleyi expand ve toughen fiillerinin geçmiş zaman biçimleriyle tamamlayın: The reform ____ the agency's authority and ____ safety requirements.

Cevabı göster

expanded · toughened

Kelsey was tapped to head the agency's drug investigation branch. Kelime

4:05

Kelsey, kurumun ilaç araştırma şubesinin başına getirildi.

Kelime

was tapped to head ...: yönetmek üzere seçilmek

was tapped to head... ifadesinde be tapped to + fiilin yalın hâli, belirli bir işi yapmak üzere seçilmek veya atanmak demektir. Buradaki tapped, hafifçe dokunmayı değil, personelle ilgili bir seçimi anlatır. Head burada yönetmek veya sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelen bir fiildir. İfadenin tamamı, Kelsey'nin kurumun ilaç soruşturma birimini yönetmek üzere seçildiğini söyler; bu bağlamda agency, FDA'i ifade eder.

Alıştırma

Personel duyurusunu tamamlamak için be tapped to head yapısını geçmiş zamanda kullanın: After a national search, Maya ____ the new research division.

Cevabı göster

was tapped to head

Working at the FDA in different capacities into her 90s, Dilbilgisi

4:08

90'lı yaşlarına kadar FDA'da farklı kapasitelerde çalışan Kelsey,

Kelsey was able to witness the changes her actions helped inspire. Kalıp ifadeler

4:12

eylemlerinin ilham vermesine yardımcı olduğu değişimlere tanıklık etme fırsatı buldu.

Dilbilgisi

Working ... in different capacities ...: arka plan veren giriş yan tümcesi

Baştaki Working... bölümü, ana cümleye arka plan sağlayan bir -ing yan tümcesidir. Anlamca öznesi, Kelsey was able to witness... ana cümlesinin öznesi olan Kelsey'dir. Böylece Kelsey'nin uzun süreli hizmeti, tanıklık edebildiği olayların arka planı olarak sunulur. In different capacities, «farklı görev veya rollerde» demektir. Into her 90s, çalışmanın doksanlı yaşlarına girdikten sonra da sürdüğünü belirtir; bu ayrıntılar uzun bir kariyeri tek bir giriş ifadesinde özetler.

Alıştırma

Working at the FDA in different capacities into her 90s giriş ifadesi cümlede hangi işlevi görür?

  1. Kelsey'nin uzun süreli hizmeti hakkında arka plan verir; Kelsey aynı zamanda ana cümlenin öznesidir.
  2. FDA'deki çalışmayı, Kelsey değişimlere tanıklık ettikten sonra başlayan bir olay olarak sunar.
  3. Adı verilmeyen başka bir kişinin FDA'de çalıştığını söyler.
Cevabı göster

Kelsey'nin uzun süreli hizmeti hakkında arka plan verir; Kelsey aynı zamanda ana cümlenin öznesidir.

Kalıp ifadeler

eylemlerinin ortaya çıkmasına katkı sağladığı değişiklikler

the changes her actions helped inspire ad öbeğinde her actions helped inspire yan cümlesi hangi değişikliklerden söz edildiğini belirtir: eylemlerinin ortaya çıkmasına katkıda bulunduğu değişiklikler. That ilgi zamiri, inspire fiilinin nesnesi olacağı için düşürülmüştür. Burada help + fiilin yalın hâli, bir sonucun ortaya çıkmasına katkıda bulunmak anlamına gelir. Inspire, soyut bir sonuç olan changes sözcüğünü nesne alır; bu nedenle yalnızca bir kişiyi motive etmek değil, bu değişiklikleri tetiklemek veya oluşmalarına yardım etmek anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için help fiilinin geçmiş zaman biçimini ve ardından inspire fiilini kullanın: The investigation ____ new safety standards across the industry.

Cevabı göster

helped inspire

Her visibility may have dimmed since, Anlatım akışı

4:15

Görünürlüğü o zamandan beri azalmış olabilir,

but her legacy endures.

4:18

ama mirası yaşıyor.

Anlatım akışı

görünürlüğü azalmış olabilir, ancak mirası sürüyor

İlk cümlecik, o zamandan beri kamuoyundaki görünürlüğünün azalmış olabileceğini temkinli biçimde kabul eder. Dimmed mecazidir; ışığın zayıflamasını değil, kamuoyunun ilgisinin azalmasını anlatır. Ardından but, odağı ana iddia olan her legacy endures ifadesine çevirir; yani kalıcı etkisi sürmektedir. Bu, bir ödün verme ve karşıtlık yapısıdır. May have + geçmiş zaman ortacı, geçmişten bugüne gerçekleşmiş olabilecek bir değişimi sunarken but daha güçlü bilgi vurgusunu ardından gelen sonuca verir.

Alıştırma

Cümledeki may have ... but ... yapısı ne yapar?

  1. Hem kamuoyundaki görünürlüğünün hem de etkisinin kesin olarak yok olduğunu söyler.
  2. Kamuoyunun ilgisinin azalmış olabileceğini kabul eder, ardından kalıcı etkisinin sürdüğünü vurgular.
  3. Kamuoyunun ilgisini ve kalıcı etkiyi birbiriyle ilgisiz iki gerçek olarak sunar.
Cevabı göster

Kamuoyunun ilgisinin azalmış olabileceğini kabul eder, ardından kalıcı etkisinin sürdüğünü vurgular.

Privileging facts over opinions Anlatım akışı

4:19

Gerçekleri fikirlere,

and patients over shortcuts,

4:22

ve hastaları kestirme yollara tercih ederek,

she made evidence-based medicine the foundation of reforms that continue to protect people today. Kalıp ifadeler

4:23

kanıta dayalı tıbbı, bugün insanları korumaya devam eden reformların temeli haline getirdi.

Anlatım akışı

Gerçekleri görüşlerden ve hastaları kestirme çözümlerden üstün tutmak

Burada privileging A over B, bir seçim yaparken A'yı B'den daha önemli görmek anlamına gelir; birine özel ayrıcalık vermek anlamına gelmez. Facts over opinions, gerçekleri görüşlerin önüne koyarken patients over shortcuts, hastaların iyiliğini daha kolay veya hızlı çözümlerin önüne koyar. Paralel iki A over B çifti, bilgiyi kısa ve güçlü bir öncelikler bildirimi olarak düzenler. Baştaki -ing yan cümlesi, ana cümledeki eyleme yön veren ilkeleri sunar.

Alıştırma

Gerekli edatı kullanarak iki paralel öncelik çiftini tamamlayın: Good editors privilege clarity ____ cleverness and accuracy ____ speed.

Cevabı göster

over · over

Kalıp ifadeler

Kanıta dayalı tıbbı reformların temeli hâline getirdi

Made, make + nesne + nesne tümleci yapısını kullanır. Evidence-based medicine, yani mevcut en iyi araştırma kanıtlarının yön verdiği tıbbi bakım, nesnedir. The foundation of reforms ise onun sonuçta üstlendiği rolü belirten bir isim öbeğidir. Dolayısıyla make A B, A'yı B hâline getirmek veya B işlevi görmesini sağlamak demektir. Foundation burada mecazidir; bir binanın alt kısmını değil, merkezi dayanağı ifade eder. That continue to protect people today çoğul reforms ismini niteler; dolayısıyla insanları hâlâ koruyan şey reformlardır.

Alıştırma

make A the foundation of B yapısını tamamlayın: The principal made mutual respect the ____ of the school code.

Cevabı göster

foundation

We are inspired by Frances Kelsey's story,

4:31

Frances Kelsey'in hikayesi bize ilham veriyor,

and we hope you are too.

4:33

umarız size de vermiştir.

But Dr. Kelsey's life-saving work was almost thwarted by the pervasive gender biases of the 1930s. Notlar

4:35

Ancak Dr. Kelsey'in hayat kurtaran çalışmaları, 1930'ların yaygın cinsiyet önyargıları tarafından neredeyse engelleniyordu.

Kelime

life-saving work was almost thwarted: hayat kurtaran çalışma neredeyse engellendi

Life-saving, work sözcüğünü niteler ve bu çalışmanın insanların hayatını kurtardığını anlatır. Was almost thwarted, dış güçlerin bu çalışmanın başarıya ulaşmasını neredeyse engellediğini ifade eder; thwart, yalnızca delay demekten daha güçlüdür. Edilgen yapı was ... thwarted, tehdit altındaki çalışmayı öne çıkarır. Almost, engelin başarıya çok yaklaştığını ama sonunda çalışmayı durduramadığını gösterir.

Alıştırma

the rescue effort was almost thwarted ne anlama gelir?

  1. Kurtarma çalışmaları yalnızca biraz gecikti.
  2. Dış güçler kurtarma çalışmalarının başarıya ulaşmasını neredeyse engelledi.
  3. Kurtarma çalışmaları planlanandan erken bitti.
Cevabı göster

Dış güçler kurtarma çalışmalarının başarıya ulaşmasını neredeyse engelledi.

Kültür

by the pervasive gender biases of the 1930s: 1930'ların yaygın toplumsal cinsiyet önyargıları yüzünden

Bu ifade, edilgen cümlede by ile belirtilen nedeni, yani 1930'larda yaygın olan toplumsal cinsiyet önyargısını gösterir. Pervasive, bunun tek bir kişi veya olayla sınırlı kalmayıp toplumun birçok alanında bulunduğu anlamına gelir. O dönemde akademik ve profesyonel görevlere yönelen kadınlar çoğu zaman toplumsal tutumlarla ve kurumsal engellerle karşılaşıyordu. Bu arka plan, Kelsey'nin çalışmasına yönelik tehdidin yetenek eksikliğinden değil, daha geniş çevreden kaynaklandığını gösterir.

Alıştırma

the pervasive gender biases of the 1930s ifadesinde pervasive bize ne anlatır?

  1. Önyargılar kısa süreli ve tesadüfiydi.
  2. Önyargılar toplumda ve kurumlarda yaygın biçimde bulunuyordu.
  3. Önyargılar yalnızca bir kişiye aitti.
Cevabı göster

Önyargılar toplumda ve kurumlarda yaygın biçimde bulunuyordu.

When offered her job at the University of Chicago, Dilbilgisi

4:41

Chicago Üniversitesi'ndeki iş teklif edildiğinde,

she felt pressure to refuse it Kalıp ifadeler

4:44

reddetmesi yönünde baskı hissetti

Dilbilgisi

When offered her job...: kısaltılmış edilgen zaman yan cümleciği

When offered her job at the University of Chicago, edilgen bir zaman yan cümleciğinin kısaltılmış hâlidir. Tam biçimi When she was offered her job at the University of Chicago şeklindedir: özne she ve be fiilinin was biçimi atılır, geriye when + geçmiş zaman ortacı kalır. offered eyleminin örtük alıcısı ana cümlenin öznesi olan she'dir. Başka bir deyişle, üniversite işi ona teklif etmiştir; teklifi yapan şey işin kendisi değildir.

Alıştırma

Örnekteki When offered her job at the University of Chicago ile aynı anlama gelen tam yan cümlecik hangisidir?

  1. When her job was offered to the University of Chicago
  2. When she was offered her job at the University of Chicago
  3. When she offered her job to the University of Chicago
Cevabı göster

When she was offered her job at the University of Chicago

Kalıp ifadeler

she felt pressure to refuse it: feel pressure to + fiil

she felt pressure to refuse it ifadesindeki pressure, fiziksel basınç değil, sosyal veya psikolojik baskı anlamına gelir. to mastarı, onun yapmaya itildiğini veya kendisinden beklendiğini hissettiği eylemi, yani iş teklifini reddetmeyi belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen feel pressure to + fiilin yalın hâli kalıbı; doğrudan emir verilmese bile beklentilerin, kuralların veya koşulların kişiyi harekete ittiğini hissetmesi demektir. Buradaki it, Chicago Üniversitesi'nin iş teklifini ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıbın geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Although Lena wanted to wait, she ____ reply immediately because her team expected an answer.

Cevabı göster

felt pressure to

because, according to Dr. Kelsey,

4:46

çünkü Dr. Kelsey'e göre,

when a woman took a job in those days, Anlatım akışı

4:47

o günlerde bir kadın işe girdiğinde,

she was made to feel as if she was depriving a man of the ability to support his wife and child. Notlar

4:49

sanki bir erkeği karısına ve çocuğuna bakma yeteneğinden mahrum bırakıyormuş gibi hissettiriliyordu.

Anlatım akışı

When a woman took a job..., she was made to feel as if...: tekrarlanan bir koşulu sonucuna bağlamak

Burada when, o dönemde tekrar tekrar yaşanan bir durumu anlatır; yalnızca tek bir anı belirtmez. Anlamı, bir kadın ne zaman işe girse şeklindedir. Ana cümle de bunun ardından gelen olağan toplumsal tepkiyi ve bu tepkinin kadın üzerindeki etkisini verir. when..., she was made to feel as if... kalıbı, genel bir koşulu toplumsal baskıyla oluşturulan bir inanca bağlayarak açıklamayı düzenler. Kadının bir erkeği bu imkândan mahrum bıraktığı iddiası, konuşanın kabul ettiği bir gerçek olarak değil, cinsiyetçi bir toplumsal önyargı olarak sunulur.

Alıştırma

when..., she was made to feel as if... yapısı bu cümlede ne yapıyor?

  1. Bir defaya özgü, tek bir işe alım olayını aktarır.
  2. Tekrarlanan bir durumu, onun oluşturduğu toplumsal baskıya bağlar.
  3. Çalışan kadınların erkeklerin ailelerine bakmasını gerçekten engellediğini kanıtlar.
Cevabı göster

Tekrarlanan bir durumu, onun oluşturduğu toplumsal baskıya bağlar.

Dilbilgisi

Was made to feel as if: edilgen ettirgenlik ve hissedilen içerik

Was made to feel, make someone feel ettirgen kalıbının edilgen biçimidir. Etken yapıda make sözcüğünü bir nesne ve to almayan yalın fiil izler: people made her feel.... Edilgen yapıda mastar to alır: she was made to feel.... As if, hissin içeriğini tanıtır. Burada dışarıdan gelen toplumsal baskı, kadına bir erkeğin ailesine bakmasını engelliyormuş gibi hissettirmiştir; yan cümle bu inancın doğru olduğunu söylemez.

Alıştırma

Edilgen ettirgen yapıyı tamamlayın: She was made ____ feel as if her questions did not matter.

Cevabı göster

to

Kelime

deprive someone of the ability to... ve support fiilinin maddi anlamı

Resmî deprive someone of something kalıbı, birinin önemli bir şeyi kaybetmesine yol açmak anlamına gelir. Bu cümlede etkilenen kişi a man, kaybettiği öne sürülen şey ise the ability to support his wife and child ifadesidir. Daha uzun olan deprive someone of the ability to do something kalıbı, kişiyi o eylemi yapamaz hâle getirmek demektir. Burada support, yalnızca duygusal destek vermek değil, aile üyelerinin ihtiyaç duyduğu para ve temel gereksinimleri sağlamak anlamındadır. Cümle, bir kadının ücretli bir işte çalışmasının bir erkeğin ailesini geçindirmesini engellediğini savunan eski ve önyargılı bir görüşü aktarır; bu görüşün doğru olduğunu ortaya koymaz.

Alıştırma

Cümleyi deprive someone of the ability to kalıbıyla tamamlayın: The injury deprived him ____ work for several months.

Cevabı göster

of the ability to

Today, women make up almost 40% of the world's paid workforce. Kalıp ifadeler

4:54

Bugün kadınlar, dünyadaki ücretli iş gücünün neredeyse %40'ını oluşturuyor.

But they are still disproportionately underrepresented in STEM fields. Kelime

4:59

Ancak STEM alanlarında hala orantısız şekilde eksik temsil ediliyorlar.

Kalıp ifadeler

make up almost 40% of...: bir oran ifade etmek

Bir yüzdeyle birlikte kullanıldığında make up, oluşturmak veya bir bütünün belirli bölümünü meydana getirmek anlamına gelir. Kalıp, parça + make up + yüzde + of + bütün şeklindedir. Burada women parçayı, almost 40% oranı, the world's paid workforce ise bütün grubu gösterir. Almost, belirtilen sayıdan biraz daha az anlamına gelir. make up çevresindeki yüzde ve of ifadesi, burada “uydurmak” veya “barışmak” değil, oran anlamının kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

Bir oran ifade etmek için make up kullanın: International students ____ 18% of the university's student body.

Cevabı göster

make up

Kelime

disproportionately underrepresented in STEM fields: STEM alanlarında orantısız ölçüde yetersiz temsil

Underrepresented, bir grubun belirli bir alandaki payının genel nüfustaki payı gibi ilgili bir karşılaştırma ölçütünden daha düşük olduğunu belirtir. Yalnızca grubun sayıca küçük olduğunu söyleyen tarafsız bir ifade değildir. Disproportionately, bu dengesizliğin özellikle belirgin olduğunu vurgular. Buradaki still, dengesizliğin devam ettiğini gösterir. STEM fields ise bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarını ifade eder. İfadenin tamamı katılım ve eşitlik tartışmalarında sık kullanılan resmî bir anlatımdır.

Alıştırma

Örnekte disproportionately underrepresented ne anlama geliyor?

  1. Grup, payının büyüklüğünden bağımsız olarak yeterli hizmet alamamaktadır.
  2. Grubun STEM alanlarındaki payı ilgili bir ölçütten düşüktür ve dengesizlik belirgindir.
  3. Grup sayıca küçüktür ancak daha geniş bir nüfusla karşılaştırma yapılmamaktadır.
Cevabı göster

Grubun STEM alanlarındaki payı ilgili bir ölçütten düşüktür ve dengesizlik belirgindir.

Why? Anlatım akışı

5:04

Neden?

These students in our TED-Ed Clubs program are asking the same question,

5:05

TED-Ed Kulüpleri programımızdaki bu öğrenciler de aynı soruyu soruyorlar,

Anlatım akışı

Geçiş olarak Why? ... are asking the same question

Why?, hemen önce anlatılan yetersiz temsili, nedeni hakkında doğrudan bir soruya dönüştürür. Kısa biçimi bir duraklama yaratır ve izleyicinin dikkatini sonraki bölüme çeker. Ardından These students ... are asking the same question odağı TED-Ed Clubs öğrencilerine kaydırır. İki bölüm birlikte geçiş görevi görür: önceki sorunu, onu daha sonra inceleyecek kişilerle bağlar.

Alıştırma

Bu bölümde Why? ne işe yarıyor?

  1. Önceki sorunu bir soruya dönüştürür ve onu araştıran öğrencileri tanıtır.
  2. Konuşmacının programın adını duymadığını gösterir.
  3. Yeni bir odak noktası sunmadan konuyu kapatır.
Cevabı göster

Önceki sorunu bir soruya dönüştürür ve onu araştıran öğrencileri tanıtır.

and many are using the platform to share their scientific ideas, Kalıp ifadeler

5:09

ve birçoğu bilimsel fikirlerini,

discoveries, and hopes with the world.

5:12

keşiflerini ve umutlarını dünyayla paylaşmak için platformu kullanıyor.

Kalıp ifadeler

Platformu kullanarak ... dünyayla paylaşmak

Bu cümlede using the platform to share ... ifadesi platformu araç, paylaşmayı ise amaç olarak gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı use + nesne veya kaynak + to + fiilin yalın hâlidir. share + content + with + audience yapısında ideas, discoveries ve hopes paylaşılan içeriği, the world ise geniş bir kamu kitlesini veya küresel kitleyi belirtir. “Dünya”nın onlarla birlikte paylaşma eylemini yaptığı anlamına gelmez. Buradaki platform, fiziksel bir platform değil, TED-Ed Clubs programının sunduğu iletişim kanalı veya fırsattır.

Alıştırma

use + resource + to + verb ve share + content + with + audience yapılarını tamamlayın: The community group uses its website ____ share local news ____ its members.

Cevabı göster

to · with

Make space for your passion Deyimler

5:15

Tutkunuza alan açın

and join the movement to promote student ideas. Kalıp ifadeler

5:16

ve öğrenci fikirlerini destekleyen harekete katılın.

Deyimler

Tutkuna yer aç

Make space for your passion, mecaz anlamlı bir emir cümlesidir. Dinleyiciden fiziksel bir alanı boşaltmasını değil, önemli bir ilgi alanına zaman ve dikkat ayırmasını ve gelişmesi için fırsat yaratmasını ister. Başka durumlarda da kullanılabilen make space for + isim yapısı, bir şeyi bilinçli olarak hayata dâhil etmek, desteklemek veya ona öncelik vermek anlamına gelir. Make ... emir biçimi, ifadeyi doğrudan ve olumlu bir eylem çağrısına dönüştürür.

Alıştırma

“Even during exam week, make space for the music you love,” cümlesinde make space for ne anlama gelir?

  1. Hayatında müziğe zaman ve dikkat ayırmak.
  2. Müziği diğer tüm seslerden daha yüksek yapmak.
  3. Müziğin odaya girebilmesi için mobilyaları taşımak.
Cevabı göster

Hayatında müziğe zaman ve dikkat ayırmak.

Kalıp ifadeler

join the movement to promote student ideas: öğrenci fikirlerini destekleme hareketine katılmak

Join the movement, ortak bir amaç etrafında yürütülen kolektif bir çabaya katılma çağrısıdır. Buradaki movement, örgütlü ya da daha gevşek biçimde yürütülen sosyal veya eğitim amaçlı bir girişimi ifade eder; fiziksel hareket anlamına gelmez. To promote student ideas mastar grubu, hareketin amacını belirtir. Buradaki promote, fikirleri desteklemek, duyurmak ve daha geniş bir kitleye ulaşmalarına yardımcı olmak demektir. İfadenin tamamı, dinleyeni bu amaca katılmaya teşvik eder.

Alıştırma

Eğitim alanında çalışan kâr amacı gütmeyen bir kuruluş, insanları öğrenci yaratıcılığına yönelik geniş çaplı ve devam eden bir çabayı desteklemeye çağırıyor. Hangi eylem çağrısı bu anlamı en iyi ifade eder?

  1. Attend the event to promote student ideas.
  2. Join the movement to promote student ideas.
  3. Join the club to promote student ideas.
Cevabı göster

Join the movement to promote student ideas.

Visit ed.ted.com/clubs to learn more.

5:19

Daha fazla bilgi edinmek için ed.ted.com/clubs adresini ziyaret edin.