Birinin fikrini nasıl değiştirirsiniz? (İpucu: Gerçekler her zaman yeterli değildir) - Hugo Mercier: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
634 kelime 159 kel/dk

Video açıklaması: Bir mantık bilmecesi ile savaş, iklim değişikliği ve siyasi değerler üzerine araştırmalar, bazı savların insanları ikna ederken bazılarının neden ters teperek ilk görüşü güçlendirdiğini gösteriyor. Etkili ikna; dinleyicinin inançlarını, güvendiği kaynakları ve değerlerini anlamakla başlar, bunları öğrenmenin yolu da konuşmaktır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. there's not enough information to tell, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Eldeki olgular yetersiz göründüğünde yargıya varmayı ertelemek için kullanılan bu doğal ifadeyi öğrenin. Bilmece, kanıt, araştırma veya belirsiz durumları tartışırken yalnızca bilinemeyeceğini söylemekten daha deyimsel ve nettir; karar verememenin bilgi eksikliğinden kaynaklandığını gösterir. 2. starting from the same set of shared beliefs. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Ortak inançları bir başlangıç noktası olarak sunan metaforu tanıyın ve kullanın. Bu ifade, başlangıçta farklı sonuçlara ulaşan kişilerin aynı temel öncülleri kabul ettikleri sürece mantıksal akıl yürütmeyle neden ikna edilebildiğini açıklamaya yarar. 3. rank fairness, above loyalty. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Öncelikleri karşılaştırmak ve bir değer sıralaması anlatmak için rank A above B kalıbını kullanın. Burada kalıp, adaleti sadakatten daha önemli gören bir kitle üzerinde adalet çerçeveli savların neden daha ikna edici olduğunu açıklar.

Bu derste

Three people are at a dinner party.

0:06

Akşam yemeği partisinde üç kişi vardır.

Paul, who's married, is looking at Linda. Dilbilgisi

0:09

Evli olan Paul, Linda'ya bakmaktadır.

Dilbilgisi

Ek bilgi veren bir ilgi cümleciği olarak who's married

who's married ifadesindeki who's, who is ifadesinin kısaltmasıdır. İlgi cümleciği Paul'ün evli olduğunu söyler. Virgüller, bunun zaten kim olduğu belli olan Paul hakkında ek bilgi olduğunu gösterir; hangi Paul'den söz edildiğini belirlemek için gerekli değildir. Bu nedenle tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir: Dil bilgisi bakımından çıkarılabilir, ancak verdiği bilgi konuşmada yine de önemli olabilir. Ana cümle Paul is looking at Linda. şeklindedir.

Alıştırma

Ek bilgiyi tamamlamak için who's kısaltmasını ve married kelimesini kullanın: Ben, ____, is moving next month.

Cevabı göster

who's married

Meanwhile, Linda is looking at John, who's not married.

0:12

Bu arada Linda da evli olmayan John'a bakmaktadır.

Is someone who's married looking at someone who's not married? Dilbilgisi

0:17

Evli olan biri, evli olmayan birine mi bakıyor?

Dilbilgisi

someone who's married ... someone who's not married ile kişileri koşullara göre belirtme

Her someone, adı verilmiş veya kim olduğu önceden belirlenmiş birini değil, kimliği belirtilmemiş bir kişiyi ifade eder. who's married ve who's not married ilgi cümlecikleri, iki kişiyi medeni durumlarına göre sınırlar. Soru, bu ilişkiye uyan en az bir çift olup olmadığını sorar: Evli bir kişi, evli olmayan bir kişiye bakıyor mu? Someone herkes anlamına gelmez; koşul önemliyken kişinin kimliğini açık bırakır.

Alıştırma

Bu soruda someone who's not married ne anlama gelir?

  1. Evli olmayan, kimliği belirtilmemiş bir kişi
  2. Evli olmayan herkes
  3. Adı verilmiş belirli bir kişi
Cevabı göster

Evli olmayan, kimliği belirtilmemiş bir kişi

Take a moment to think about it. Ton ve niyet

0:21

Düşünmek için bir saniye ayırın.

Ton ve niyet

Take a moment to think about it: Dinleyiciye düşünmesi için zaman vermek

Take a moment to think about it, devam etmeden önce durup düşünmesi için dinleyiciye yapılan doğrudan bir çağrıdır. Take a moment fiziksel olarak bir şey almak değil, “kısa bir süre ayırmak” demektir. Take a moment to + fiilin yalın hâli yapısı, dinleyiciyi bir sonraki adımdan önce kısa bir eylem yapmaya yönlendirir. Burada konuşmacı devam etmeden önce izleyicilere düşünme zamanı verir.

Alıştırma

“Kısa bir süre ayırmak” anlamındaki hedef ifadeyle talimatı tamamlayın: ____ check both answers before you choose.

Cevabı göster

Take a moment to

Most people answer that there's not enough information to tell, Kalıp ifadeler

0:24

Çoğu insan bunun söylenebilmesi için yeterli bilgi olmadığını söyler,

Kalıp ifadeler

there's not enough information to tell: Kanıt yetersiz olduğunda karar verememek

There's not enough information to tell, eldeki bilgilerin güvenilir bir yargıya varmayı desteklemediği anlamına gelir. there's, there is ifadesinin kısaltmasıdır; not enough information ise neden bir sonuca varılamadığını açıklar. Burada tell, “birine bilgi vermek” değil, “belirlemek” veya “ayırt etmek” anlamındadır. İfade tek başına kullanılabilir ya da tell sözcüğünden sonra whether veya who, why, when, which gibi bir soru sözcüğüyle başlayan yan cümle gelebilir.

Alıştırma

Bir haritada iki güzergâh gösteriliyor ancak yolculuk süreleri verilmiyor. Hangi cümle, karar vermek için kanıtların yetersiz olduğunu en açık şekilde söyler?

  1. I haven't told anyone which route is faster.
  2. I can't remember which route we took yesterday.
  3. There's not enough information to tell which route is faster.
Cevabı göster

There's not enough information to tell which route is faster.

and most people are wrong.

0:28

ve çoğu insan yanılır.

Linda must be either married or not married. Dilbilgisi

0:30

Linda ya evlidir ya da evli değildir.

Dilbilgisi

must be: mantıksal olarak zorunlu bir sonuç

Burada must be, önermenin mantıksal olarak zorunlu olduğunu belirtir: Linda'nın durumu, ardından verilen iki kategoriden birine girmek zorundadır. Linda'ya bir şey yapmasını söylemez. Must, yükümlülüğün yanı sıra bir sonucu da ifade edebilir. Bağlamdaki anlama bakın: konuşan kişi mantıksal olarak doğru olması gereken bir şeyi söylüyorsa must çıkarım bildirir; bir kural koyuyorsa yükümlülük bildirir.

Alıştırma

'This figure has exactly three sides, so it must be a triangle,' cümlesinde must be neyi ifade eder?

  1. Başka bir şekil çizme isteği
  2. Tanıma dayalı zorunlu bir sonuç
  3. Şeklin biçimini değiştirmesi için verilen bir emir
Cevabı göster

Tanıma dayalı zorunlu bir sonuç

Dilbilgisi

either married or not married: bütün olasılıkları kapsayan iki seçenek

Either A or B iki seçenek sunar. Burada A married, B ise not married olduğundan, iki kol bütün evet-hayır aralığını kapsar: Linda bunlardan birine girmek zorundadır. Either sözcüğünü ilk seçeneğin, or sözcüğünü ise ikinci seçeneğin önüne koyun. Seçimin kolay anlaşılması için iki tarafı sıfat + sıfat veya ifade + ifade gibi paralel yapıda tutun.

Alıştırma

Işığın iki olası durumunu vermek için cümleyi either...or ile tamamlayın: The classroom light is ____ on ____ off.

Cevabı göster

either · or

There are no other options.

0:33

Başka bir seçenek yoktur.

So in either scenario, Anlatım akışı

0:34

Bu nedenle, her iki senaryoda da,

Anlatım akışı

in either scenario: iki olasılığı yeniden birleştirmek

in either scenario, “iki durumdan hangisi doğru olursa olsun” anlamına gelir. Either, daha önce belirtilmiş iki olasılığa gönderme yapar. Bağlayıcı bir ifade olarak iki ayrı kolu yeniden bir araya getirir ve sıradaki sonucun her ikisi için de geçerli olduğunu bildirir. So da konuşmayı bu sonuca doğru sürdürür.

Alıştırma

Az önce iki plan tartışıldı. “In either scenario, we will need permission” neyi belirtir?

  1. Olası iki plan da aynı izin gereksinimine yol açar.
  2. İlgisiz üçüncü bir plan ortaya atılmaktadır.
  3. Yalnızca ilk plan için izin gerekir.
Cevabı göster

Olası iki plan da aynı izin gereksinimine yol açar.

someone married is looking at someone who's not married. Dilbilgisi

0:36

evli olan biri, evli olmayan birine bakmaktadır.

Dilbilgisi

someone married: someone sözcüğünden sonra gelen sıfat

someone married ifadesinde married, someone sözcüğünü niteleyen bir sıfattır; bu nedenle ifade “evli bir kişi” anlamına gelir. İngilizcede bir sıfat, someone, something, anyone veya nothing gibi belirsiz zamirlerden sonra gelir. Bu, dil bilgisi açısından eksik bir yapı değil, düzenli bir sonradan niteleme kalıbıdır. Someone married, someone who is married ifadesinin daha kısa biçimi olarak anlaşılabilir; aynı sıralama someone available ve something useful ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi “deneyimi olan bir kişi” anlamına gelecek biçimde someone + sıfat ile tamamlayın: We need ____ to lead the group.

Cevabı göster

someone experienced

When presented with the explanation, Dilbilgisi

0:39

Açıklama sunulduğunda,

Dilbilgisi

When presented with: kısaltılmış edilgen when yan cümlesi

When presented with the explanation ifadesinde presented, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır: insanlar açıklamayı alır ya da açıklama onlara gösterilir. Tam yan cümle When people are presented with the explanation şeklindedir. When yan cümlesinin örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı olduğu için İngilizcede tekrarlanan özne ve be biçimi atılabilir. Bu kısaltılmış yan cümle zaman veya koşul ilişkisini korurken resmî anlatımı daha özlü yapar.

Alıştırma

Burada “When presented with the explanation” ile aynı anlama gelen tam yan cümle hangisidir?

  1. When people are presented with the explanation
  2. When people present the explanation
  3. When the explanation is presented by people
Cevabı göster

When people are presented with the explanation

most people change their minds and accept the correct answer Kalıp ifadeler

0:41

çoğu insan fikrini değiştirir ve doğru cevabı kabul eder,

Kalıp ifadeler

change their minds: önceki bir görüşü veya kararı değiştirmek

change their minds, birden fazla kişinin önceki bir görüşü, kararı veya niyeti başka bir görüş, karar ya da niyetle değiştirmesi demektir. Bu cümlede ilk cevaplarını savunmayı bırakıp başka bir cevabı kabul ederler. İyelik sözcüğü ve mind biçimi normalde ilgili kişilere uyar: I change my mind, one person changes their mind ve several people change their minds.

Alıştırma

Hangi cümle daha önce verdikleri bir kararı değiştirdiklerini gösterir?

  1. They had the train in mind during the meeting.
  2. They changed their minds and took the train instead.
  3. They made up their minds and took the train.
Cevabı göster

They changed their minds and took the train instead.

despite being very confident in their first responses. Dilbilgisi

0:44

ilk verdikleri cevaplardan çok emin olmalarına rağmen.

Dilbilgisi

despite being very confident in + isim

Despite bir ödünleme ve karşıtlık ilişkisi kurar: Konuşan kişi, onların güçlü güvenini ana cümlede belirtilen karşıt sonucu engellemeyen bir durum olarak sunar. Burada being very confident in their first responses, despite ifadesini tamamlayan bir -ing öbeğidir. despite sonrasında genellikle bir isim, zamir veya -ing öbeği kullanılır; doğrudan öznesi ve çekimli fiili olan sıradan bir tam cümlecik kullanılmaz. Confident in, bir şeye güvenmek veya bir şeyden emin olmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi, despite sonrasında gereken be fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Despite ____ very confident in her answer, Maya checked it again.

Cevabı göster

being

Now let's look at another case. Anlatım akışı

0:48

Şimdi başka bir vakaya bakalım.

Anlatım akışı

Now let's look at another case: yeni bir örneğe geçiş

Now let's look at another case, dikkati mevcut örnekten yeni bir örneğe taşıyan bir geçiş cümlesidir. Now geçişi belirtir, let's look at dinleyiciyi konuşmayı izlemeye davet eder ve another case sırada ele alınacak öğeyi bildirir. Bu tür bir yönlendirme ifadesi, dinleyicilerin bir konuşmanın, dersin veya açıklamanın düzenini takip etmesine yardımcı olur. Önceki örneğe kanıt eklemek yerine bir sonraki örneği tanıtır.

Alıştırma

Bir derste Now let's look at another case. esas olarak neyi belirtir?

  1. Konuşmacı yeni bir örneğe geçiyor.
  2. Konuşmacı son sonucu açıklıyor.
  3. Konuşmacı dinleyicilerin dil bilgisini düzeltiyor.
Cevabı göster

Konuşmacı yeni bir örneğe geçiyor.

A 2005 study by Brendan Nyhan and Jason Reifler

0:50

Brendan Nyhan ve Jason Reifler tarafından 2005 yılında yapılan bir araştırma

examined American attitudes regarding the justifications for the Iraq War. Kültür

0:53

Amerikalıların Irak Savaşı'nın gerekçelerine yönelik tutumlarını inceledi.

Kültür

the justifications for the Iraq War: Irak Savaşı'nın gerekçeleri

Bu cümlede the justifications for the Iraq War, Irak'ta savaşa girmenin gerekli veya meşru olduğunu savunmak için öne sürülen gerekçeler anlamına gelir. Bir justification yalnızca bir şeyin neden olduğunu açıklamaz; bir kararın veya eylemin savunulabilir olduğunu göstermeye çalışır. Bu ifade, ABD'de 2003 Irak Savaşı hakkında yürütülen kamusal tartışmaya gönderme yapar. Irak'ın kitlesel imha silahlarına sahip olduğuna ilişkin iddialar, savaş için açıklanan başlıca dayanaklardan biriydi. Bu nedenle, söz konusu iddialarla ilgili daha sonraki kanıtlar insanların mevcut inançlarını değiştirip değiştirmediğini incelemek için kullanılabilirdi.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?

  1. askerî haritaların nasıl yapıldığına ilişkin sıradan açıklamalar
  2. Irak'ta savaşa girmeyi savunmak veya meşrulaştırmak için öne sürülen gerekçeler
  3. çatışmaların gerçekleştiği tarihler
Cevabı göster

Irak'ta savaşa girmeyi savunmak veya meşrulaştırmak için öne sürülen gerekçeler

Researchers presented participants with a news article that showed that no weapons of mass destruction had been found, Notlar

0:59

Araştırmacılar katılımcılara hiçbir kitle imha silahı bulunmadığını gösteren bir haber makalesi sundu,

Kalıp ifadeler

presented participants with: present + kişi + with + şey

Presented participants with, present + kişi + with + şey kalıbını kullanır. Bu cümlede araştırmacıların çalışmanın bir parçası olarak katılımcılara bir haber makalesi verdiği veya gösterdiği anlamına gelir. Bu kalıpta alıcı present sözcüğünden hemen sonra, malzeme veya fikir ise with sözcüğünden sonra gelir. Deneylerin, anketlerin ve sunumların resmî anlatımlarında yaygındır.

Alıştırma

Resmî araştırma cümlesini eksik sözcükle tamamlayın: The researchers presented the participants ____ a short questionnaire.

Cevabı göster

with

Dilbilgisi

had been found: past perfect edilgen yapı

had been found, past perfect edilgen yapıdır: had + been + past participle. Found, find fiilinin past participle biçimidir. Edilgen yapı, kimin aradığını söylemek yerine eylemden etkilenen şeye odaklanır. Past perfect, bulma eylemini başka bir geçmiş zaman noktasından önceye yerleştirir; burada referans noktası showed ile ilişkili zamandır. no ile birlikte cümle, daha önceki o geçmiş noktaya kadar hiç kimsenin bu tür silahlar bulmadığı anlamına gelir.

Alıştırma

find fiilinin past perfect edilgen biçimini kullanın: By the time the library closed, the missing backpack ____.

Cevabı göster

had been found

Kültür

no weapons of mass destruction ve WMDs

weapons of mass destruction, siyaset ve uluslararası güvenlik alanlarında yerleşmiş bir terimdir. Çok geniş ölçekte ölüme veya hasara yol açmak üzere tasarlanan silahları ifade eder. İngilizcedeki çoğul kısaltması WMDs şeklindedir. no weapons of mass destruction ifadesindeki no, bu tür silahlardan hiçbirinin bulunmadığını belirtir. Mass destruction, silahların yol açabileceği zararın ölçeğini anlatır; silahların kendilerinin imha edildiği anlamına gelmez. Irak Savaşı tartışmalarında bu ayrım önemlidir; çünkü kitle imha silahlarının var olduğu iddiası, savaşın kamuoyuna sunulan gerekçelerinden biriydi.

Alıştırma

Bir haberde weapons of mass destruction ne anlama gelir?

  1. Hasarlı binaları onarmak için kullanılan sıradan aletler
  2. İmha edilmiş çok sayıda silah
  3. Çok geniş ölçekte zarar verebilen silahlar
Cevabı göster

Çok geniş ölçekte zarar verebilen silahlar

yet many participants not only continued to believe that WMDs had been found, Notlar

1:05

ancak birçok katılımcı KİS'lerin bulunduğuna inanmaya devam etmekle kalmadı,

Kültür

WMDs: weapons of mass destruction ifadesinin kısaltması

WMDs, weapons of mass destruction ifadesinin çoğul kısaltmasıdır ve “kitle imha silahları” anlamına gelir. Özellikle nükleer, kimyasal veya biyolojik silahlar gibi çok geniş çapta zarar verebilen silahları kapsar. WMDs had been found ifadesinde bu kısaltma, insanların bulunduğuna inandığı şeyin adını verir. Irak Savaşı döneminde ileri sürülen iddialarla ilgili haberlerde ve tarihsel tartışmalarda sıkça görülür.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: "The article discussed whether WMDs had been found." WMDs hangi ifadenin kısaltmasıdır?

  1. weapons of mass destruction
  2. warnings of major disasters
  3. worldwide military defenses
Cevabı göster

weapons of mass destruction

but they even became more convinced of their original views. Kalıp ifadeler

1:10

aynı zamanda orijinal görüşlerine daha da ikna oldular.

Dilbilgisi

not only ... but they even ...: daha güçlü bir ikinci noktaya ilerlemek

Not only ... but ... iki düşünceyi birbirine bağlar ve ikinci düşüncenin birinciden daha ileri gittiğini gösterir. Burada not only, katılımcıların inanmaya devam ettiği gerçeğini sunarken but they even, onların daha da ikna olduğu şeklindeki daha güçlü ve şaşırtıcı gerçeği sunar. Even ikinci noktayı ölçeğin daha yüksek bir basamağına yerleştirir: inanmaya devam etmek zaten dikkat çekicidir, ancak daha emin hâle gelmek bir adım daha ileri gider. Bu nedenle not only burada olumsuzluk bildirmez; dinleyiciyi sonraki but cümleciğine hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but ... even yapısıyla tamamlayın. İkinci boşluğa tekrarlanan he öznesini de ekleyin: Leo ____ found the lost dog, ____ brought it safely home.

Cevabı göster

not only · but he even

Kalıp ifadeler

became more convinced of: güçlenen kesinlik

Became bir durum değişikliğini, more convinced ise kişinin kesinlik duygusunun arttığını gösterir. Become more convinced of + isim öbeği kalıbı, bir şeyden daha emin hâle gelmek anlamına gelir. Burada of their original views, giderek daha fazla emin oldukları şeyi belirtir. Bu ifade, o görüşlere inanmaya devam ettiklerini söylemekten daha güçlüdür; inançlarının daha da sağlamlaştığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi became more convinced of ile tamamlayın: After checking the evidence, Maya ____ the need for a safer design.

Cevabı göster

became more convinced of

So why do arguments change people's minds in some cases and backfire in others? Notlar

1:14

Peki argümanlar neden bazı durumlarda insanların fikirlerini değiştirirken bazılarında ters teper?

Kalıp ifadeler

change people's minds: başkalarının yeniden düşünmesini sağlamak

Change people's minds, başka insanların görüşlerini, inançlarını veya kararlarını değiştirmelerine neden olmak demektir. Bu geçişli yapıda özne etkileyen unsurdur, people's minds ise nesnedir. Soruda arguments etkileyen unsurdur. Bu yapı, insanların kendilerinin özne olduğu ve kendi fikirlerini değiştirdiği people change their minds ifadesinden farklıdır.

Alıştırma

Hangi cümle açık kanıtların başka insanların görüşlerini yeniden değerlendirmesine neden olabileceği anlamına gelir?

  1. Clear evidence can change people's minds.
  2. Clear evidence can change its mind.
  3. People can change their minds about clear evidence.
Cevabı göster

Clear evidence can change people's minds.

Dilbilgisi

in some cases ... in others: iki durum grubunu karşılaştırma

In some cases ... in others, durumları birbiriyle karşıt iki gruba ayırır. Bu cümlede argümanlar bir grup durumda insanların fikrini değiştirirken diğer grupta istenmeyen bir sonuç doğurur. In others, in other cases ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Others, tekrarlanacak olan çoğul cases adının yerini alır. Bu yapı, adı tekrarlamadan iki sonucu karşılaştırmanızı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi in some cases ... in others yapısıyla tamamlayın: The shortcut works ____, but creates problems ____.

Cevabı göster

in some cases · in others

Kelime

backfire: amaçlananın tersine sonuç vermek

Backfire burada mecaz anlamda kullanılır. Bir argümanın yalnızca başarısız olmadığını, aynı zamanda birinin fikre daha güçlü biçimde karşı çıkması gibi kendi amacına zarar veren istenmeyen bir sonuç doğurduğunu anlatır. Temel fikir, amaçlanan sonuç ile gerçekleşen sonucun tersine dönmesidir.

Alıştırma

Örnek cümlede backfire ne anlama geliyor?

  1. zararlı bir sonuç yaratmadan başarısız olmak
  2. gerçek bir ateşin daha güçlü yanmasını sağlamak
  3. amaçlanan hedefe karşı işleyen bir etki yaratmak
Cevabı göster

amaçlanan hedefe karşı işleyen bir etki yaratmak

Arguments are more convincing when they rest on a good knowledge of the audience, Notlar

1:20

Argümanlar kitleyi iyi tanımaya dayandığında daha ikna edicidir,

Öbek fiiller

rest on: bir şeye dayanmak

Bu cümlede rest on, bir şeye dayanmak veya bir şey tarafından desteklenmek anlamındadır. Hedef kitleyi iyi tanımak argümanların temelini oluşturduğu için argümanlar daha ikna edici olur. Aktarılabilir kalıp subject + rest/rests on + basis, fact, or source of support biçimindedir. argument, conclusion, decision veya plan gibi soyut öznelerle sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi rest on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Her conclusion ____ three independent studies.

Cevabı göster

rests on

Kalıp ifadeler

a good knowledge of the audience: hedef kitleyi iyi tanımak

A good knowledge of the audience, hitap edilen kişileri güçlü ve işe yarar bir düzeyde tanımak anlamına gelir. Good, iyi türde bir bilgiyi değil, anlama düzeyinin ne kadar yüksek olduğunu belirtir. Aktarılabilir kalıp a good knowledge of + konu, yer veya grup biçimindedir. Burada of the audience, iyi bilinen grubu gösterir.

Alıştırma

Yerel gelenekleri iyi anlamayı belirten resmî kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. This role requires a good knowledge to local customs.
  2. This role requires a good knowledge from local customs.
  3. This role requires a good knowledge of local customs.
Cevabı göster

This role requires a good knowledge of local customs.

taking into account what the audience believes, who they trust, and what they value. Notlar

1:25

kitlenin neye inandığını, kime güvendiğini ve neye değer verdiğini hesaba katarak.

Kalıp ifadeler

taking into account: bir etkeni kararda hesaba katmak

Taking into account, düşünürken, plan yaparken, değerlendirme yaparken veya karar verirken bir şeyi etken olarak hesaba katmak demektir. Bu cümlede, kitleyle ilgili dikkate alınması gereken noktaları başlatır. Temel yapı take something into account şeklindedir. Nesne, özellikle bir yan cümle veya yan cümle listesi olduğunda uzunsa genellikle account sözcüğünden sonra gelir: take into account what people need.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kalıpla tamamlayın: We planned the picnic, ____ the weather forecast.

Cevabı göster

taking into account

Dilbilgisi

what the audience believes, who they trust, and what they value: paralel isim cümlecikleri

what the audience believes, who they trust ve what they value bölümleri paralel isim cümlecikleridir. Birlikte taking into account ifadesinden sonra nesne konumunu doldurur ve kitleyle ilgili üç etkeni sıralarlar: inançlar, güvenilen kişiler veya kaynaklar ve değerler. Bu cümlecikler daha büyük bir yapının içinde olduğu için doğrudan soru düzenini değil, soru sözcüğü + özne + fiil sırasını kullanır. Üç bölümde de aynı yapıyı korumak, uzun bir listenin kolay anlaşılmasını sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede need to learn ifadesinden sonra üç paralel isim cümleciği doğru kullanılmıştır?

  1. We need to learn what do customers need, who do they trust, and what do they value.
  2. We need to learn what customers need, who do they trust, and what they value.
  3. We need to learn what customers need, who they trust, and what they value.
Cevabı göster

We need to learn what customers need, who they trust, and what they value.

Mathematical and logical arguments like the dinner party brainteaser work because even when people reach different conclusions, Notlar

1:31

Akşam yemeği partisi zeka sorusu gibi matematiksel ve mantıksal argümanlar işe yarar çünkü insanlar farklı sonuçlara varsalar bile,

Dilbilgisi

even when: ödünleme bildiren bir koşul

Even when, ana cümledeki sonucu değiştirecek veya engelleyecekmiş gibi görünen bir durumu tanıtır. “Bu gerçekleşmesine rağmen” ya da “bu durum söz konusu olduğunda bile” anlamına gelir. Bu cümlede insanların farklı sonuçlara varması, matematiksel ve mantıksal argümanların işe yaramasını engellemez. “even when + cümlecik” kalıbı, ana iddianın o koşul altında da geçerli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Sonucun tekrarlanan bir durumda da geçerli olduğunu göstermek için cümleyi even when ile tamamlayın: ____ the library is busy, Mia can find a quiet corner to study.

Cevabı göster

Even when

Kalıp ifadeler

reach different conclusions: reach + conclusion kalıbı

Reach a conclusion, düşündükten, tartıştıktan veya kanıtları inceledikten sonra bir yargıya varmak demektir. Burada reach mecaz anlamdadır; fiziksel olarak bir yere ulaşmak anlamına gelmez. People reach different conclusions ifadesindeki different, insanların aynı yargıya varmadığını belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıplar reach a conclusion ve reach different conclusions ifadeleridir.

Alıştırma

Cümleyi reach fiilinin geçmiş zaman biçimi ve different conclusions ifadesiyle tamamlayın: The two teams studied the same evidence but ____.

Cevabı göster

reached different conclusions

they're starting from the same set of shared beliefs. Anlatım akışı

1:38

paylaşılan aynı ortak inançlardan yola çıkarlar.

Anlatım akışı

starting from the same set of shared beliefs: aynı ortak inançlar kümesinden yola çıkmak

Burada starting from mecazlıdır: ortak inançlar fiziksel bir yer değil, akıl yürütmenin başlangıç noktası olarak sunulur. the same set of shared beliefs, katılan herkesin kabul ettiği bir grup temel varsayımı anlatır. Bu ifade, sonrasında gelen düşüncenin temelini kurar. Mantıksal tartışmanın nasıl ilerleyebildiğini açıklar: akıl yürütme ortak bir zeminden başlar ve oradan geliştirilir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade açıklamada hangi işlevi görüyor?

  1. Ortak inançların anlaşmazlığı imkânsız hâle getirdiğini iddia eder.
  2. Ortak varsayımları akıl yürütmenin temeli olarak sunar.
  3. Akıl yürütmenin başladığı fiziksel bir yeri belirtir.
Cevabı göster

Ortak varsayımları akıl yürütmenin temeli olarak sunar.

In 1931,

1:42

1931 yılında,

a young unknown mathematician named Kurt Gödel

1:43

Kurt Gödel adında genç, tanınmamış bir matematikçi

presented a proof that a logically complete system of mathematics was impossible. Notlar

1:46

mantıksal olarak eksiksiz bir matematik sisteminin imkansız olduğuna dair bir kanıt sundu.

Kalıp ifadeler

presented a proof: bir ispat sundu

Presented a proof, bir iddiayı kanıtlayan akıl yürütmeyi resmî biçimde ortaya koymak anlamına gelir. Buradaki proof, başkalarının inceleyebileceği matematiksel bir ispattır; hediye ya da desteksiz bir görüş değildir. Ardından gelen that yan cümlesi, ispatın neyi ortaya koyduğunu söyler. Bu yapı, resmî ispat sunma eylemini ve ispatın sonucunu tek bir cümlede kısa biçimde tanıtır.

Alıştırma

Bu cümlede presented a proof ne anlama geliyor?

  1. birine hediye verdi
  2. bir iddiayı kanıtlayan akıl yürütmeyi resmî biçimde ortaya koydu
  3. desteklemeden bir tahminden söz etti
Cevabı göster

bir iddiayı kanıtlayan akıl yürütmeyi resmî biçimde ortaya koydu

Kelime

a logically complete system of mathematics: mantık terimi olarak complete

Bu ifadede complete, matematiksel mantığa ait teknik bir sıfattır. Logically complete system, kendi aksiyom ve kurallarını kullanarak ilgili biçimsel dildeki her önermeyi karara bağlayabilen, yani önermenin kendisini ya da değillemesini kanıtlayabilen bir sistemdir. Temel isim system sözcüğüdür. Complete sistemi niteler, logically tamlığın türünü belirtir ve of mathematics alanı gösterir. Cümle, böyle ideal bir sistemin imkânsız olduğunu ifade eder.

Alıştırma

a logically complete system of mathematics ifadesinde complete ne anlama gelir?

  1. Sistemin kapsamındaki her önerme kurallardan kanıtlanabilir ya da önermenin değillemesi kanıtlanabilir.
  2. Sistemin yapımı bitmiştir ve başka çalışma planlanmamaktadır.
  3. Sistem, matematiğin yanı sıra okuldaki bütün dersleri içerir.
Cevabı göster

Sistemin kapsamındaki her önerme kurallardan kanıtlanabilir ya da önermenin değillemesi kanıtlanabilir.

Despite upending decades of work by brilliant mathematicians like Bertrand Russell and David Hilbert, Dilbilgisi

1:51

Bertrand Russell ve David Hilbert gibi parlak matematikçilerin onlarca yıllık çalışmalarını altüst etmesine rağmen,

Dilbilgisi

Despite upending decades of work: despite + -ing yapısı

Despite upending decades of work, cümlenin başında yer alan bir ödün bildiren ifadedir. Despite sözcüğünden sonra -ing biçimindeki upending gelir; böylece ifade, tam bir özne-yüklem yan cümlesi kullanmadan although it upended decades of work anlamını sıkıştırır. Ana sonuçtan önce güçlü bir engel ya da şaşırtıcı bir bedel sunar. Burada upending mecazidir. Kâğıtları fiziksel olarak ters çevirmek değil, yerleşmiş araştırmaları kökten sarsmak veya altüst etmek anlamına gelir. Upending eylemini yapan belirtilmez ve ana cümlenin öznesinden anlaşılır.

Alıştırma

Despite ve revise fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ the plan, the team still finished on time.

Cevabı göster

Despite revising

the proof was accepted because it relied on axioms that everyone in the field already agreed on. Notlar

1:56

kanıt kabul edildi çünkü alandaki herkesin zaten hemfikir olduğu aksiyomlara dayanıyordu.

Öbek fiiller

rely on: bir şeye bağlı olmak veya onu temel almak

Bu cümlede relied on, 'bağlıydı' veya 'temel aldı' anlamına gelir. Kanıt, alandaki kişilerin zaten kabul ettiği aksiyomlar üzerine kurulmuştur. Destek, yardım veya temel sağlayan kişiyi, şeyi ya da fikri belirtmek için rely on + isim yapısını kullanabilirsiniz. Relied on, basit geçmiş zaman biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi rely on ifadesinin basit geçmiş biçimiyle tamamlayın: The rescue plan succeeded because it ____ accurate weather reports.

Cevabı göster

relied on

Kelime

axioms: akıl yürütme için kabul edilen başlangıç noktaları

Axioms, axiom sözcüğünün çoğuludur. Matematik ve mantıkta axiom, bir sistem içinde kanıtlanmak yerine o sistemin başlangıç noktası olarak kabul edilen temel bir önermedir. Burada ortak aksiyomlar uzmanlara ortak bir temel sağlar; böylece kanıtı üzerinde anlaşılmış başlangıç noktalarından değerlendirebilirler.

Alıştırma

Matematikte veya mantıkta axiom nedir?

  1. Başlangıç noktası olarak kabul edilen temel bir önerme
  2. Önceki önermelerden kanıtlanmış bir iddia
  3. Kanıt olarak toplanan bir gözlem
Cevabı göster

Başlangıç noktası olarak kabul edilen temel bir önerme

Anlatım akışı

everyone in the field already agreed on: ortak bir öncülü belirtme

everyone in the field already agreed on ilgi cümleciği axioms sözcüğünü niteler. Aksiyomların ilgili uzman topluluğunun tamamı tarafından zaten kabul edildiğini belirtir; in the field, “o çalışma veya meslek alanında” anlamına gelir. Bu ayrıntı, kanıtın neden kabul edilebildiğini açıklar: Argüman ortak öncüllerden başlamıştır. Daha genel olarak, bir grubun önceden uzlaştığı noktayı belirtmek, ardından gelen sonuç için ortak bir zemin kurar.

Alıştırma

Vurgulanan cümlecik cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. Kanıtın neden kabul edildiğini açıklamaya yardımcı olan ortak varsayımları belirtir.
  2. Kanıtın dışarıda ayakta duran insanlar tarafından kabul edildiğini söyler.
  3. Bu alandaki hiç kimsenin aksiyomları kabul etmediğini ileri sürer.
Cevabı göster

Kanıtın neden kabul edildiğini açıklamaya yardımcı olan ortak varsayımları belirtir.

Of course,

2:03

Elbette,

many disagreements involve different beliefs that can't simply be reconciled through logic. Kelime

2:03

birçok anlaşmazlık sadece mantık yoluyla uzlaştırılamayacak farklı inançları içerir.

Kelime

can't simply be reconciled through logic: mantık yoluyla uzlaştırmanın sınırları

Be reconciled, “uzlaştırılmak” veya “birbiriyle uyumlu hâle getirilmek” anlamındaki edilgen bir yapıdır. Burada özne different beliefs olduğundan reconcile, iki insanın tartışmadan sonra barışmasını değil, fikirler arasındaki çatışmayı ortadan kaldırmayı veya azaltmayı ifade eder. Can't simply ... through logic, mantığın bu inançları bağdaştırmak için doğrudan ya da yeterli bir yol olmadığını söyler. Uzlaştırmanın kesinlikle imkânsız olduğunu ileri sürmez; mantığın tek başına başarabileceklerini sınırlar.

Alıştırma

Vurgulanan cümlecik bu cümlede ne anlama geliyor?

  1. Mantık, inançların zaten tamamen aynı olduğunu kanıtlar.
  2. İnançlar yalnızca mantık kullanılarak birbiriyle uyumlu hâle getirilemez.
  3. İnsanlar mantıklı konuşurken birbirlerinden özür dileyemez.
Cevabı göster

İnançlar yalnızca mantık kullanılarak birbiriyle uyumlu hâle getirilemez.

When these beliefs involve outside information, Kelime

2:09

Bu inançlar dışarıdan bilgi içerdiğinde,

Kelime

outside information: ortak akıl yürütmenin dışındaki olgular

Burada outside information, insanların zaten paylaştığı akıl yürütmeden veya varsayımlardan gelmeyen olgular, veriler ya da uzman görüşleri demektir. Bu ifade, tartışmanın çevresine bir sınır çizer. Bir inanç bu sınırın dışındaki malzemeye dayandığında hangi kaynaklara güvenileceğine karar vermek önem kazanır. Başka bir bağlamda bu sınır bir kitap, bir sınav veya bir kurallar bütünü olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede outside information büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Tartışmada paylaşılan akıl yürütmenin dışından gelen olgular veya kaynaklar
  2. Ortak varsayımlarda zaten bulunan olgular
  3. Açık hava yerleriyle ilgili bilgi
Cevabı göster

Tartışmada paylaşılan akıl yürütmenin dışından gelen olgular veya kaynaklar

the issue often comes down to what sources and authorities people trust. Notlar

2:12

sorun genellikle insanların hangi kaynaklara ve otoritelere güvendiğine indirgenir.

Öbek fiiller

comes down to: temel etkeni belirtmek

comes down to, bir şeyin sonuçta belirli bir etken tarafından belirlendiği ya da ana noktanın o etken olduğu anlamına gelir. Karmaşık bir meseleyi en önemli etkene indirger. Bu cümledeki yapı, comes down to + what ile başlayan yan cümledir. what sources and authorities people trust yan cümlesi temel etkeni belirtir. İfadenin ardından bir isim, isim öbeği, -ing biçimi veya başka bir yan cümle de gelebilir.

Alıştırma

“Sonuçta belirli bir etken tarafından belirlenir” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The final choice ____ price.

Cevabı göster

comes down to

Kelime

sources and authorities: bilgi kaynakları ve güvenilen uzmanlar veya kurumlar

Bu cümlede sources, bilginin geldiği yerleri, belgeleri, kişileri veya kuruluşları ifade eder. Authorities ise uzmanlıkları ya da kabul görmüş rolleri nedeniyle güvenilen kişi veya kurumları ifade eder. Bu ikili, birbiriyle bağlantılı iki soru sorar: “Bilgi nereden geliyor?” ve “Kimin değerlendirmesi kabul ediliyor?” Buradaki authorities, güç anlamındaki authority değildir; tanınmış uzmanlar veya yetkin kurumlar anlamındadır.

Alıştırma

“Readers should check the sources and authorities cited in the report,” cümlesinde authorities ne anlama gelir?

  1. güvenilen uzmanlar veya kurumlar
  2. emir verme yönündeki yasal güç
  3. bilginin saklandığı yerler
Cevabı göster

güvenilen uzmanlar veya kurumlar

One study asked people to estimate several statistics related to the scope of climate change. Kelime

2:16

Bir araştırma, insanlardan iklim değişikliğinin boyutuyla ilgili bazı istatistikleri tahmin etmelerini istedi.

Kelime

related to the scope of climate change: iklim değişikliğinin kapsamı veya ölçeğiyle ilgili

Related to, istatistiklerle bağlantılı konuyu tanıtır ve several statistics ifadesini niteler. The scope of climate change, iklim değişikliğinin genel kapsamı veya ölçeği, yani ne kadar yaygın olduğu ya da ne kadar alanı kapsadığı anlamına gelir. Bu nedenle araştırma, yalnızca iklim değişikliğinden söz eden gerçekleri değil, iklim değişikliğinin ne kadar büyük veya geniş kapsamlı olduğunu gösteren tahminleri istedi.

Alıştırma

“The report presents figures related to the scope of the water shortage,” cümlesinde scope ne anlama gelir?

  1. açığın belirli bir durumda ne kadar ciddi olduğu
  2. açığın genel kapsamı veya ölçeği
  3. uzaktaki nesnelere bakmak için kullanılan bir araç
Cevabı göster

açığın genel kapsamı veya ölçeği

Participants were asked questions such as how many of the years between 1995 and 2006

2:22

Katılımcılara 1995 ile 2006 yılları arasındaki yılların kaçının

were one of the hottest 12 years since 1850.

2:29

1850'den bu yana en sıcak 12 yıldan biri olduğu gibi sorular soruldu.

After providing their answers,

2:33

Cevaplarını verdikten sonra,

they were presented with data from the Intergovernmental Panel on Climate Change. Notlar

2:35

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nden veriler sunuldu.

Dilbilgisi

were presented with data: alıcıya odaklanan edilgen yapı

were presented with data, present someone with something kalıbının edilgen biçimidir. Burada they, alan kişileri gösterir: Birisi onlara veri verdi veya gösterdi. Cümlede veriyi sunan kişi belirtilmez. Bu alıcı odaklı edilgen yapı, özellikle araştırma süreçleri anlatılırken, materyali kimin sağladığından çok katılımcıların ne aldığı önemli olduğunda kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi present someone with something kalıbının edilgen biçimiyle tamamlayın: Before the hike, the volunteers ____ a map by the guide.

Cevabı göster

were presented with

Kültür

Intergovernmental Panel on Climate Change: kaynak olarak IPCC

Intergovernmental Panel on Climate Change, genellikle IPCC olarak kısaltılır ve iklim değişikliği hakkındaki bilimsel bilgileri değerlendiren Birleşmiş Milletler organıdır. Bu cümlede from, verilerin kaynağını gösterir. IPCC'nin adının verilmesi, bilgilerin kişisel bir görüşten değil uluslararası ölçekte tanınan bir bilimsel değerlendirme organından geldiğini gösterir; bu nedenle kaynak, verilere daha fazla otorite kazandırır.

Alıştırma

Cümlede Intergovernmental Panel on Climate Change adı okuyucuya temel olarak ne anlatır?

  1. Veriler, tek bir günün yerel hava durumunu açıklar.
  2. Veriler, iklim bilimini değerlendiren uluslararası bir kuruluştan gelir.
  3. Veriler yalnızca bir kişinin özel görüşüdür.
Cevabı göster

Veriler, iklim bilimini değerlendiren uluslararası bir kuruluştan gelir.

In this case,

2:39

Bu vakada,

showing that the answer was 11 of the 12 years.

2:40

cevabın 12 yılın 11'i olduğunu gösterdi.

Being provided with these reliable statistics from a trusted official source Notlar

2:44

Güvenilir, resmi bir kaynaktan sağlanan bu güvenilir istatistikler,

Dilbilgisi

Edilgen -ing yapısıyla özne olan Being provided with

Being provided with + bir şey, edilgen bir -ing yan tümcesidir. Bu yapı provide someone with something kalıbından gelir: alan kişi odağa alınır ve being, edilgen eylemi isim gibi işleyen bir düşünceye dönüştürür. Daha büyük bir cümlede yan tümcenin tamamı özne olabilir: Being provided with clear guidance reduced confusion. Altyazı parçasında yalnızca bu özne bölümü vardır; tam bir cümle olması için bir temel yüklem daha gerekir.

Alıştırma

Cümleyi provide someone with something yapısının edilgen ulaç biçimiyle tamamlayın: ____ a clear checklist made the task easier.

Cevabı göster

Being provided with

Kelime

a trusted official source: güven ve resmî statü

A trusted official source iki özelliğe sahip bir bilgi kaynağıdır: insanlar onu güvenilir kabul eder ve kaynak, tanınmış bir makamı ya da kuruluşu temsil eder veya böyle bir yerden gelir. Trusted itibarı, official ise resmî konumu ya da bağlantıyı anlatır. Parçada from a trusted official source, istatistiklerin nereden geldiğini belirtir ve bu kökeni onları ciddiye almak için bir neden olarak sunar. İfade güvenilirliği destekler, ancak yalnızca resmî statüye sahip olmak her iddianın doğru olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

A trusted official source ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. İnsanların güvenilir kabul ettiği ve resmen tanınan bir kaynak
  2. Bilgileri hızlı yayımlayan herhangi bir kaynak
  3. İnternette popüler olan resmî olmayan bir kaynak
Cevabı göster

İnsanların güvenilir kabul ettiği ve resmen tanınan bir kaynak

made people more likely to accept the reality that the Earth is warming. Notlar

2:48

insanların Dünya'nın ısındığı gerçeğini kabul etme olasılığını artırdı.

Dilbilgisi

made people more likely to accept: bir eylemin olasılığını artırmak

made people more likely to accept ifadesinde made sözcüğünden sonra nesne people ve sıfat öbeği more likely gelir. Mastar yapısındaki to accept, olasılığı değişen eylemi belirterek likely sözcüğünün anlamını tamamlar. Bu yapı, bir şeyin insanların söz konusu gerçeği kabul etme olasılığını artırdığını anlatır. İnsanların bunu kabul etmeye zorlandığını veya herkesin gerçekten kabul ettiğini söylemez. Bir nedenin bir eylemin gerçekleşme olasılığını değiştirdiğini anlatmak için make + nesne + more likely + to + fiil yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The clear instructions ____ the hikers ____ to follow the safe route.

Cevabı göster

made · more likely

Kelime

the reality that the Earth is warming: bir ifadeyi gerçek olarak sunmak

the reality that the Earth is warming ifadesinde that the Earth is warming yan cümlesi, söz konusu reality sözcüğünün ne olduğunu açıklar. Bu bir içerik cümleciğidir: that, reality isminin içeriğini tanıtır. Burada reality, günlük yaşamı değil, gerçekten var olan bir durumu ifade eder. Dünya'nın ısınmasını the reality olarak adlandırmak, onu kabul edilmesi gereken bir gerçek olarak sunar. Bu nedenle accept, yalnızca bir fikri beğenmek veya ona katılmak değil, o gerçeği tanımak anlamına gelir.

Alıştırma

the reality that sea levels are rising ifadesi nasıl bir tutum bildirir?

  1. Deniz seviyesinin yükselmesinin imkânsız olduğunu söyler.
  2. Deniz seviyesinin yükselmesini yalnızca sınanmamış bir fikir olarak sunar.
  3. Deniz seviyesinin yükselmesini kabul edilmesi gereken gerçek bir durum olarak sunar.
Cevabı göster

Deniz seviyesinin yükselmesini kabul edilmesi gereken gerçek bir durum olarak sunar.

Finally, Anlatım akışı

2:53

Son olarak,

Anlatım akışı

Son noktayı bildiren Finally,

Burada Finally, sıralanmış durumların veya görüşlerin sonuncusunu tanıtan bir söylem belirtecidir. Konuşmacının açıklamanın sonuna yaklaştığını gösterir. Bir şeyin uzun bir bekleyişten sonra gerçekleştiği anlamına gelmez. Konuşma ve yazılarda bağlam, Finally, ifadesinin bilgiyi düzenlediğini gösterir.

Alıştırma

Bir konuşmada kişi “Finally, we need to consider the cost.” diyor. Finally burada neyi gösterir?

  1. Konuşmacı son noktayı tanıtıyor.
  2. Konuşmacı maliyet konusunda emin değil.
  3. Maliyet uzun bir gecikmeden sonra keşfedildi.
Cevabı göster

Konuşmacı son noktayı tanıtıyor.

for disagreements that can't be definitively settled with statistics or evidence, Dilbilgisi

2:53

istatistikler veya kanıtlarla kesin olarak çözülemeyen anlaşmazlıklar için,

Dilbilgisi

can't be definitively settled with statistics or evidence: edilgen çözüm yapısı

Bu bir edilgen yapıdır: disagreements, insanların settle edemediği şeydir. Settle a disagreement, bir anlaşmazlığı çözmek veya onun hakkında nihai bir sonuca varmak demektir. Definitively, önemli bir belirsizlik bırakmadan kesin biçimde anlamına gelir. With statistics or evidence kullanılan aracı veya dayanağı belirtir; bu nedenle tüm ifade, verilerin nihai ve kesin bir çözüm sağlayamayacağını söyler.

Alıştırma

Cümleyi “bir şey kullanılarak kesin biçimde çözülen” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The question cannot be ____ data alone.

Cevabı göster

definitively settled with

making a convincing argument may depend on engaging the audience's values. Kalıp ifadeler

2:58

ikna edici bir argüman üretmek, kitlenin değerlerini dahil etmeye bağlı olabilir.

Kalıp ifadeler

may depend on engaging the audience's values: dinleyicilerin değerleriyle bağ kurmaya bağlı olabilir

may depend on ifadesi, engaging the audience's values eylemini ikna edici bir sav oluşturmanın olası koşullarından biri olarak sunar. May, iddiayı temkinli hâle getirir: bu unsur önemli olabilir, ancak tek etken olduğu söylenmez. depend on ifadesinden sonra gelen engaging, etkinliği adlandıran bir isim-fiildir. Burada engage the audience's values, savı dinleyicilerin önemsediği ilkelerle ilişkilendirerek bu ilkelerin tepkilerini etkilemesini sağlamak demektir. Engage burada etkinleştirme ve bağ kurma anlamındadır; işe alma veya evlilikle ilgili anlamlarda değildir.

Alıştırma

Bu cümlede engaging the audience's values ne anlama geliyor?

  1. Savı yazmaya yardım etmeleri için dinleyicileri işe almak
  2. Savı dinleyicilerin önemsediği ilkelerle ilişkilendirmek
  3. Dinleyicilere evlilik sözü vermek
Cevabı göster

Savı dinleyicilerin önemsediği ilkelerle ilişkilendirmek

For example,

3:04

Örneğin,

researchers have conducted a number of studies Kalıp ifadeler

3:04

araştırmacılar çok sayıda araştırma yürütmüş

Kalıp ifadeler

have conducted a number of studies: bir dizi çalışma yürütmüş olmak

Have conducted a number of studies, birkaç çalışmanın yürütülmüş olduğu anlamına gelir. Conduct a study, akademik metinlerde ve araştırma raporlarında kullanılan standart ve resmî bir eşdizimdir. A number of kesin bir sayı değil, birkaç anlamına gelir; bu nedenle studies çoğuldur. Present perfect biçimi have conducted, araştırmayı şu andan önceye yerleştirirken onu şu anda önemli olan kanıtlarla veya bir tartışmayla ilişkilendirir.

Alıştırma

Hedef resmî eşdizimi bir sözcükle tamamlayın: Researchers have ____ a number of studies on sleep and memory.

Cevabı göster

conducted

where they've asked people of different political backgrounds to rank their values. Notlar

3:07

ve farklı siyasi geçmişe sahip insanlardan değerlerini sıralamalarını istemiştir.

Kelime

people of different political backgrounds: farklı siyasi geçmişlere sahip insanlar

People of different political backgrounds, siyasi görüşleri, bağlılıkları, deneyimleri veya etkilendikleri unsurlar aynı olmayan bir gruptaki insanları anlatır. of ile başlayan öbek people sözcüğünü niteler; different ise grup içindeki çeşitliliği gösterir. Buradaki political background, aile kökeninden veya siyaset alanında çalışmaktan daha geniş bir anlam taşır. Kesin anlamı bağlama bağlıdır, ancak genellikle kişinin siyasi görüşlerini şekillendiren deneyim ve etkileri belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede people of different political backgrounds ne anlama geliyor?

  1. Siyasi görüşleri veya deneyimleri aynı olmayan insanlar
  2. Farklı iklim bölgelerinden gelen insanlar
  3. Hepsi siyasetçi olarak çalışan insanlar
Cevabı göster

Siyasi görüşleri veya deneyimleri aynı olmayan insanlar

Kalıp ifadeler

rank their values: değerleri öncelik sırasına koymak

rank their values ifadesinde rank, değerleri önem veya öncelik sırasına koymak anlamına gelen bir fiildir. Their values, katılımcıların önemli gördüğü ilkeleri anlatır. Bir ankette ask someone to rank something, kişiden maddeleri karşılaştırmasını ve belirtilen ölçüte göre yüksekten düşüğe sıralamasını istemek demektir.

Alıştırma

Anket yönergesini dersin hedef fiiliyle tamamlayın: Please ____ these values from most important to least important.

Cevabı göster

rank

Liberals in these studies, Kelime

3:12

Bu araştırmalardaki liberaller,

Kelime

ABD'deki bir siyasi grup etiketi olarak Liberals

Burada Liberals, araştırmada ABD siyasetinin liberal tarafıyla özdeşleştirilen katılımcıları adlandıran çoğul bir isimdir. ABD'deki genel kullanımda liberaller sıklıkla ilerici görüşlerle ilişkilendirilir ve muhafazakârlara kıyasla siyasi yelpazenin solunda konumlandırılır; ancak kişilerin görüşleri farklılık gösterebilir. Bu cümlede sözcüğü siyasi bir grup etiketi olarak anlayın; açık fikirli veya cömert anlamındaki gündelik liberal sıfatı olarak değil.

Alıştırma

Bu cümlede “Liberals” kimleri anlatıyor?

  1. Araştırmalarda siyasi olarak liberal diye sınıflandırılan kişiler
  2. Araştırmalarda özellikle cömert olan kişiler
  3. Bireysel özgürlüğe değer veren herkes
Cevabı göster

Araştırmalarda siyasi olarak liberal diye sınıflandırılan kişiler

on average, rank fairness, Kalıp ifadeler

3:13

ortalama olarak, adaleti,

here meaning whether everyone is treated in the same way, Anlatım akışı

3:15

burada herkesin aynı şekilde muamele görmesi anlamında kullanılmıştır,

Anlatım akışı

here meaning: bir terimi bağlam içinde tanımlamak

Here meaning, az önce sözü edilen bir kelimenin kısa tanımını sunar. Tam cümlede fairness sözcüğünün anlamını, herkese aynı şekilde davranılıp davranılmadığı sorusuyla sınırlar. Here burada “bu bağlamda” demektir, “bu yerde” demek değildir. İfade bir ara açıklamadır: ana yapıyı kısa süreliğine durdurur, amaçlanan tanımı verir ve ardından ana cümlenin devam etmesini sağlar.

Alıştırma

Here meaning ifadesinin cümledeki işlevi nedir?

  1. Konuşan kişinin fiziksel olarak bu yerde olduğunu söyler.
  2. Önceki bir kelimenin bu bağlamda amaçlanan anlamını verir.
  3. Bir sonraki olayın gerçekleştiği yeni bir yeri tanıtır.
Cevabı göster

Önceki bir kelimenin bu bağlamda amaçlanan anlamını verir.

above loyalty.

3:19

sadakatin üstünde tutmaktadır.

Kalıp ifadeler

Genel grup eğilimini belirten on average

On average, iddiayı grubun genel veya ortalama eğilimiyle sınırlar. Bu cümlede grubun genel olarak adaleti sadakatin üstünde sıraladığını belirtir; herkesin aynı sıralamayı yaptığı anlamına gelmez. Bu ifade, hesaplanmış sayısal bir ortalamayı veya daha geniş anlamda birçok kişi, olay ya da gözlemdeki bir eğilimi anlatabilir. Araştırma dilinde, grup düzeyindeki bir sonucun istisnasız bir kural gibi anlaşılmasını önler.

Alıştırma

Araştırma özetini on average kullanarak tamamlayın: ____, participants slept seven hours per night.

Cevabı göster

On average

Kalıp ifadeler

rank fairness ... above loyalty: rank A above B ile öncelik belirtmek

Rank fairness ... above loyalty, rank A above B kalıbını kullanır. Here meaning whether everyone is treated in the same way sözleri fairness sözcüğünü açıklamak için kalıbın arasına girer, ancak kalıbın dil bilgisi yapısını değiştirmez. Burada above fiziksel konumu değil, önceliği belirtir. Cümle, değer sıralamasında adaletin sadakatten daha üstte tutulduğunu söyler.

Alıştırma

rank A above B kalıbını tamamlayın: When choosing a school, Mia ranks a safe environment ____ a shorter commute.

Cevabı göster

above

In later studies,

3:21

Daha sonraki çalışmalarda,

researchers attempted to convince liberals to support military spending with a variety of arguments. Notlar

3:22

araştırmacılar çeşitli argümanlarla liberalleri askeri harcamaları desteklemeye ikna etmeye çalıştılar.

Kalıp ifadeler

attempted to convince: “ikna etmeye çalıştı” anlamında resmî bir ifade

Attempted to convince, “ikna etmeye çalıştı” anlamına gelir. Attempted fiili araştırmacıların çaba gösterdiğini belirtir; bu çabanın başarılı olup olmadığını söylemez. Kalıp attempt to convince someone to do something şeklindedir. Burada liberals ikna edilmek istenen kişileri, to support military spending ise araştırmacıların onlardan yapmalarını istediği eylemi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi attempt to convince ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The committee ____ residents to approve the proposal.

Cevabı göster

attempted to convince

Kelime

support military spending: support sözcüğünün onaylama anlamı

Support military spending ifadesinde support, bir şeyi fiziksel olarak tutmak değil, “onaylamak” veya “desteklemek” anlamına gelir. Military spending, devletin ya da ülkenin silahlı kuvvetler ve savunma için yaptığı harcamadır. Bu ifade bir kamu politikası veya bütçe konusundaki görüşü belirtir: kişi, paranın askerî amaçlara ayrılmasını kabul eder. Bu, kişinin tüm masrafı kendisinin ödediği anlamına gelmez.

Alıştırma

“Many voters support military spending,” cümlesinde support military spending ne anlama gelir?

  1. Her askerî masrafı bizzat ödüyorlar.
  2. Askerî teçhizatı fiziksel olarak tutuyorlar.
  3. Kamu parasının askerî amaçlarla harcanmasını onaylıyorlar.
Cevabı göster

Kamu parasının askerî amaçlarla harcanmasını onaylıyorlar.

Arguments based on fairness, Kalıp ifadeler

3:28

Adalete dayalı argümanlar,

Kalıp ifadeler

Arguments based on fairness: adalete dayanan argümanlar

Based on fairness, Arguments sözcüğünü niteleyen geçmiş ortaçlı bir ifadedir. arguments that are based on fairness yapısının kısalmış biçimidir ve argümanların hangi ilkeye dayandığını gösterir. Burada fairness, argümanları desteklemek için kullanılan gerekçe veya değerdir. Bir iddia, karar ya da sonucu neyin desteklediğini göstermek için isim + based on + dayanak yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bir argümanın dayanağını göstermek için based on ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Arguments are based on evidence usually stronger.
  2. Arguments based on evidence are usually stronger.
  3. Arguments based evidence are usually stronger.
Cevabı göster

Arguments based on evidence are usually stronger.

like that the military provides employment and education to people from disadvantaged backgrounds, Kelime

3:30

örneğin ordunun dezavantajlı geçmişe sahip kişilere istihdam ve eğitim sağlaması gibi,

Kelime

disadvantaged backgrounds: dezavantajlı sosyal geçmişler

Disadvantaged backgrounds, insanlara daha az kaynak veya fırsat sunan sosyal, ekonomik ya da eğitimsel koşulları ifade eder. people from disadvantaged backgrounds ifadesinde from, insanları bu koşullarla ilişkilendirir. Disadvantaged sıfatı insanların zekâsını, çabasını veya değerini değil, çevrelerindeki olumsuz koşulları anlatır. Bu ifade, kaynak ve fırsatlara eşit olmayan erişimi anlatmanın genel ve nispeten saygılı bir yoludur.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: 'The program supports students from disadvantaged backgrounds,' cümlesinde disadvantaged, kişinin daha az değerli olmasını değil, kaynaklara veya fırsatlara erişiminin daha sınırlı olmasını anlatır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

were more convincing than arguments based on loyalty, Dilbilgisi

3:35

sadakate dayalı argümanlardan daha ikna ediciydi,

Dilbilgisi

were more convincing than: ikna gücünü karşılaştırma

Bu bölümde were more convincing than, more + sıfat + than karşılaştırma kalıbını kullanır. More convincing, bir grup argümanın insanları bir iddiayı kabul etmeye yöneltme gücünün daha yüksek olduğunu belirtir; than ise karşılaştırılan diğer argümanları tanıtır. Convincing burada bir eylem fiili değil, sıfattır. Bu kalıp argümanları, kanıtları, açıklamaları veya başka şeyleri ne kadar inandırıcı olduklarına göre karşılaştırabilir.

Alıştırma

İki yeni çalışmanın daha güçlü kanıt olduğunu anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: The two recent studies were ____ convincing ____ the older report.

Cevabı göster

more · than

such as that the military unifies a nation.

3:39

ordunun bir milleti birleştirmesi gibi.

These three elements, beliefs, trusted sources, and values, Anlatım akışı

3:43

Bu üç unsur, inançlar, güvenilir kaynaklar ve değerler,

Anlatım akışı

These three elements ... beliefs, trusted sources, and values: özet etiket ve liste

İfade önce These three elements özet etiketini verir, ardından üç öğeyi açıklayıcı bir listeyle adlandırır: beliefs, trusted sources, and values. Liste bu unsurların neler olduğunu belirtir; üç unsur daha eklemez. Bu etiket ve ardından liste yapısı, daha önce verilen bilgileri dinleyici için düzenler. These daha önce ele alınan gruba gönderme yaparken three dinleyiciye üç öğe beklemesi gerektiğini bildirir.

Alıştırma

These three elements, beliefs, trusted sources, and values ifadesinde ilk virgülden sonraki liste ne yapar?

  1. Üç unsurun neler olduğunu belirtir.
  2. İlk üç unsura üç yeni unsur ekler.
  3. Üç unsurla ilgisi olmayan örnekler verir.
Cevabı göster

Üç unsurun neler olduğunu belirtir.

may seem like a simple formula for finding agreement and consensus. Deyimler

3:47

anlaşma ve fikir birliği bulmak için basit bir formül gibi görünebilir.

Deyimler

a simple formula for finding agreement and consensus: yöntem anlamında formül benzetmesi

Bu cümlede a simple formula, açık, tekrarlanabilir ve uygulanması kolay görünen bir yöntemi “formül”e benzeten bir ifadedir. Gerçek bir matematik denklemi değildir. formula for + -ing kalıbı yöntemin amacını belirtir: finding agreement and consensus. Cümlenin tamamında may seem like kullanıldığı için konuşmacı bu basitliği kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, yalnızca bir görünüş olarak sunar. Bu ifade, daha sonra gelecek bir sınırlamaya veya düzeltmeye hazırlık yapabilir.

Alıştırma

Bu cümlede a simple formula for finding agreement and consensus ne anlama gelir?

  1. Ortak bir görüşe ulaşmak için görünüşte kolay ve tekrarlanabilir bir yöntem
  2. İnsanların fikirlerini ölçen gerçek bir matematik denklemi
  3. Herkesin aynı görüşü benimsemesini zorunlu kılan resmî bir kural
Cevabı göster

Ortak bir görüşe ulaşmak için görünüşte kolay ve tekrarlanabilir bir yöntem

The problem is that our initial inclination is to think of arguments Notlar

3:51

Sorun şu ki ilk eğilimimiz

Anlatım akışı

The problem is that: temel güçlüğü belirtme

The problem is that, söylemi düzenleyen bir kalıptır: önce bir güçlük veya sınırlama olduğunu bildirir, ardından that ile başlayan yan cümle bunun ne olduğunu açıklar. Burada tartışmayı görünüşte basit olan formülden sonra gelen karmaşık noktaya yöneltir. Kalıp The problem is that + yan cümle şeklindedir. that sonrasında bir özne ve fiil gerekir. Böylece dinleyiciye önceki noktayı sınırlandırması veya yeniden düşünmesi gerektiğini bildirerek argümanı düzenler.

Alıştırma

Temel güçlüğü belirtmek için dersteki dört kelimelik kalıbı aynen kullanın: ____ we do not have enough time to test the design.

Cevabı göster

The problem is that

Kelime

initial inclination: ilk doğal eğilim

Initial inclination, daha uzun süre düşünmeden önce sahip olunan eğilimdir. Bu cümlede insanların argümanlar hakkında ilk olarak nasıl düşünme eğiliminde olduğunu belirtir; nihai bir karar değildir. my/our initial inclination is to + fiil kalıbı, birinin ilk olarak ne yapmaya veya düşünmeye eğilimli olduğunu anlatır. Bu ilk tepki sonradan değişebilecekse kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve ilk doğal eğilimi belirten iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before I read the reviews, my ____ was to choose the cheaper bike.

Cevabı göster

initial inclination

that rely on our own beliefs, trusted sources, and values. Kalıp ifadeler

3:55

kendi inançlarımıza, güvenilir kaynaklarımıza ve değerlerimize dayanan argümanları düşünmektir.

Kalıp ifadeler

rely on our own beliefs, trusted sources, and values: dayanak olarak kullanmak

Rely on, bir kişiyi veya şeyi destek ya da temel olarak kullanmak anlamına gelir. Burada that, arguments sözcüğüne gönderme yapar: argümanlar, bizim zaten kabul ettiğimiz inançlar, kaynaklar ve değerler üzerine kuruludur. Sıralı liste üç tür desteği bir araya getirirken our own bunların bizim bakış açımızdan geldiğini vurgular. İfade, inançların, güvenilen kaynakların veya değerlerin her zaman kötü olduğunu söylemez; risk, diğer insanların bizim başlangıç noktalarımızı paylaşmayabilmesidir.

Alıştırma

“The proposal relies on our own beliefs and values,” cümlesinde relies on neyi gösterir?

  1. Zaten sahip olduğumuz inançlar ve değerler tarafından desteklenir.
  2. Bu inançların ve değerlerin doğru olduğunu kanıtlamıştır.
  3. İnançları ve değerleri tamamen görmezden gelir.
Cevabı göster

Zaten sahip olduğumuz inançlar ve değerler tarafından desteklenir.

And even when we don't, Dilbilgisi

3:59

Ve bunu yapmasak bile,

Dilbilgisi

even when we don't: tekrarlanan eylemi söylememe

even when we don't ifadesindeki don't, daha önce sözü edilen sıradan bir fiil öbeğinin yerini tutar. İngilizcede dinleyici önceki bağlamdan eylemi çıkarabildiği için tekrarlanan eylem söylenmez. Even when, önceki eylemin gerçekleşmediği durumlarda bile ana sonucun değişmediğini gösterir. Virgül, bu parçadan sonra ana cümlenin devam ettiğini belirtir.

Alıştırma

review my notes ifadesini tekrarlamamak için do eksiltisini kullanarak cümleyi tamamlayın: I usually review my notes before class, but even when I ____, I can follow the discussion.

Cevabı göster

don't

it can be challenging to correctly identify what's held dear by people who don't already agree with us. Notlar

4:01

bizimle zaten aynı fikirde olmayan insanların neye değer verdiğini doğru bir şekilde tanımlamak zor olabilir.

Dilbilgisi

it can be challenging to + fiil

it can be challenging to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin önemli ölçüde çaba veya dikkatli düşünme gerektirebileceğini belirtir. It biçimsel öznedir; asıl görev to ile kurulan mastarda yer alır ve burada bu görev correctly identify what's held dear by people who don't already agree with us ifadesidir. Can be, yargıyı is challenging ifadesine göre daha az kesin yapar. Challenging, zor ama mümkün anlamına gelir; imkânsız demek değildir.

Alıştırma

Görevin çaba gerektirebileceğini belirtmek için cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: ____ explain a new rule clearly.

Cevabı göster

It can be challenging to

Deyimler

what's held dear: birinin derinden değer verdiği şey

What's held dear, “derinden değer verilen ya da çok kıymetli görülen şey” demektir. hold something dear kalıbının edilgen biçimidir: what değer verilen şeyi belirtir, is held edilgen yapıyı kurar, dear ise duygusal açıdan önemli anlamına gelir. Bu cümlede ifade, başka insanlar için çok önemli olan değerleri, inançları, gelenekleri veya ilişkileri gösterir. Fiyattan değil, duygusal ya da kişisel önemden söz eder.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “derinden değer verilen” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: This old tradition is ____ by the whole town.

Cevabı göster

held dear

Dilbilgisi

people who don't already agree with us: who ve already kullanımı

who don't already agree with us sözleri, hangi insanların kastedildiğini belirleyen bir ilgi cümleciğidir. Bütün insanları değil, başlangıçta bizimle zaten aynı fikirde olmayan kişileri belirtir. Already; tartışma, mesaj veya ikna girişiminden önceki durumu başlangıç noktası olarak belirler. İfade, önceden ikna olmuş olmayan kişilere odaklanır; tek başına onların bize güçlü biçimde karşı çıktığını ya da ileride aynı fikirde olacaklarını söylemez.

Alıştırma

people who don't already agree with us neyi vurgular?

  1. Daha önce bizimle aynı fikirdeydiler ama şimdi fikirlerini değiştirdiler.
  2. Başlangıç noktasında bizimle aynı fikirde değillerdi.
  3. İleride kesinlikle bizimle aynı fikirde olacaklar.
Cevabı göster

Başlangıç noktasında bizimle aynı fikirde değillerdi.

The best way to find out is simply to talk to them. Dilbilgisi

4:07

Bunu öğrenmenin en iyi yolu sadece onlarla konuşmaktır.

Dilbilgisi

The best way to ... is to ...: en iyi yöntemi önermek

The best way to + fiilin yalın hâli + is (simply) to + fiilin yalın hâli kalıbı önce amacı, sonra da konuşanın en iyi bulduğu yöntemi belirtir. Bu cümlede to find out amaç, to talk to them ise yöntemdir. simply, yöntemin doğrudan veya basit olduğunu vurgular; konuşmanın kendisinin kolay olacağını garanti etmez. Bu kalıp tavsiye vermek ve bir sorunun nasıl çözüleceğini açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Parantezdeki iki fiil ifadesini ve The best way to ... is to ... kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The best way ____ whether the shop is open is ____ them. (find out; call)

Cevabı göster

to find out · to call

In the course of discussion,

4:10

Tartışma sırasında,

you'll be exposed to counter-arguments and rebuttals. Notlar

4:11

karşı argümanlara ve çürütmelere maruz kalacaksınız.

Kalıp ifadeler

be exposed to: fikirlerle veya bilgilerle karşılaşmak

Be exposed to, “bir şeyle karşılaşmak” veya “bir şeyi deneyimleme fırsatı bulmak” anlamına gelir. be + exposed + to biçiminde edilgen bir yapıdır; to bir edattır ve ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir. Burada you'll be exposed to counter-arguments and rebuttals, tartışmanın karşıt akıl yürütmeler ve yanıtlarla karşılaşmanızı sağlayacağı anlamına gelir. Sizin veya özel bilgilerinizin kamuya açıklanacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “karşılaşmak, temas etmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: During the exchange program, participants will ____ several local traditions.

Cevabı göster

be exposed to

Kelime

counter-arguments and rebuttals: karşıt görüşler ve doğrudan çürütmeler

Counter-arguments, bir görüşe karşı çıkan gerekçeler veya iddialardır. Rebuttals ise bir argümana doğrudan cevap vererek onun neden zayıf, hatalı veya ikna edici olmadığını açıklayan çürütmelerdir. Bu iki terim birlikte kullanıldığında hem karşıt görüşlerle hem de bu görüşlere verilen yanıtlarla karşılaşacağınızı gösterir. Aradaki farkı bilmek, bir tartışmanın fikirleri nasıl sınayıp güçlendirdiğini takip etmenizi kolaylaştırır.

Alıştırma

Bir münazara sırasında Maya karşıt bir iddiaya doğrudan yanıt veriyor ve iddianın kanıtının neden güvenilmez olduğunu açıklıyor. Bu yanıta ne denir?

  1. a counter-argument
  2. a rebuttal
  3. a summary
Cevabı göster

a rebuttal

These can help you make your own arguments and reasoning more convincing. Dilbilgisi

4:15

Bunlar kendi argümanlarınızı ve mantığınızı daha ikna edici hale getirmenize yardımcı olabilir.

Dilbilgisi

make your own arguments and reasoning more convincing: make + nesne + sıfat

make your own arguments and reasoning more convincing yapısında make fiilinden sonra your own arguments and reasoning nesnesi ve more convincing sıfat öbeği gelir. Sıfat öbeği sonucu açıklar: argümanlar ve akıl yürütme daha ikna edici hâle gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp make + nesne + sıfat şeklindedir. Bir kişiyi veya şeyi sıfatın belirttiği duruma getirmek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi make + nesne + sıfat yapısıyla tamamlayın: Clear evidence can ____ your argument more convincing.

Cevabı göster

make

And sometimes,

4:19

Ve bazen,

you may even end up being the one changing your mind. Kalıp ifadeler

4:20

fikrini değiştiren kişi bile siz olabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

end up being the one changing your mind: sonunda fikrini değiştiren kişi olmak

End up + -ing, bir sürecin sonunda ortaya çıkan sonucu anlatır; özellikle de bu sonuç başlangıçtaki plan değilse kullanılır. Burada end up being, sonunda bir şey ya da biri olmak anlamına gelir. Being the one changing your mind bir rol değişimini gösterir: yalnızca başka birini etkilemek yerine, kendi fikrini değiştiren kişi sen olabilirsin. Bu kalıp beklenmedik son eylemler, roller veya durumlar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi end up ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamla: I planned only to watch, but I ____ leading the whole activity.

Cevabı göster

ended up

Want to polish up your communication skills? Öbek fiiller

4:25

İletişim becerilerinizi geliştirmek mi istiyorsunuz?

Öbek fiiller

polish up your communication skills: iletişim becerilerini daha da geliştirmek

Polish up, zaten sahip olduğun bir şeyi daha düzgün veya etkili hâle getirerek geliştirmek demektir. Communication skills ile kullanıldığında, bu becerileri sıfırdan öğrenmekten çok pratik yapıp ince ayarlarla ilerletmeyi anlatır. Bu benzetme, bir nesneyi daha iyi görünene kadar parlatma fikrinden gelir. Bu mecaz kullanım beceriler, performanslar, sunumlar ve çalışmalarla birlikte yaygındır.

Alıştırma

Alex zaten iyi sunumlar yapıyor ama onları daha düzgün hâle getirmek istiyor. Hangi cümle duruma en iyi uyar?

  1. Alex wants to brush up on presentation skills he has not used for years.
  2. Alex wants to learn presentation skills from the beginning.
  3. Alex wants to polish up his presentation skills.
Cevabı göster

Alex wants to polish up his presentation skills.

Check out these lessons for more helpful tips.

4:27

Daha faydalı ipuçları için bu derslere göz atın.