NASA'nın Dev Metal Küreleri: İngilizce çalışma notları

Primal Space

Öğrenme zorluğu
1.435 kelime 169 kel/dk

Video özeti: Bu belgesel tarzı anlatım, NASA'nın radyo sinyallerini yansıtan dev balon uyduları Echo 1 ve Echo 2'nin öyküsünü izliyor. Alışılmadık şişirme ve takip yöntemlerini, Dünya ölçümlerini nasıl daha hassas hâle getirdiklerini ve iletişim amacının çok ötesine uzanan bilimsel miraslarını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “make its way back” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: anlatıcının yansıyan sinyalin küçük bir bölümünü belirli bir yolu izleyerek yavaş yavaş geri dönüyormuş gibi nasıl sunduğunu anlayın; ifadeyi bir süreç veya hareket sonucunda geri gelen kişiler, nesneler ya da bilgiler için kullanın. 2. “on the other hand,” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: ifadenin Echo 2'nin sertleşen dış yüzey çözümünü Echo 1'in basıncı koruma yöntemiyle nasıl karşılaştırdığını görün ve onu yalnızca yeni bir bilgi eklemek için değil, gerçekten farklı iki seçeneği veya yönü düzenlemek için kullanın. 3. “caught on,” — Öbek fiiller: balon uydu tasarımının kalıcı etkisine rağmen yaygın biçimde benimsenmediğini anlayın ve catch on ifadesini bir fikir, ürün, alışkanlık ya da teknoloji popülerleştiğinde veya geniş kabul gördüğünde kullanın.

Bu derste

This is Echo,

0:00

Bu Echo,

a giant metal balloon launched by NASA in the 1960s.

0:01

NASA tarafından 1960'larda fırlatılan dev bir metal balon.

Known as the most beautiful satellite ever launched, Dilbilgisi

0:05

Şimdiye kadar fırlatılan en güzel uydu olarak bilinen bu uydunun

it had no electronics

0:08

hiçbir elektroniği yoktu

and simply bounced radio signals around the world using its reflective surface.

0:10

ve yansıtıcı yüzeyini kullanarak radyo sinyallerini dünya çapında basitçe yansıtıyordu.

Dilbilgisi

Known as ...: cümle başındaki geçmiş zaman ortaç öbeği

Known as ... ana cümleden önce gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Özne olan it hakkında ek bilgi verir: Echo bu ad veya tanımla biliniyordu. Öbeğin anlamca öznesi it sözcüğüdür. Bu öbek tek başına tam bir ana cümle değildir; ever launched, satellite sözcüğünü nitelerken ana yargıyı had ve bounced taşır.

Alıştırma

İnsanların Paris'e the City of Light dediğini anlatan başlangıç öbeğini yazın: ____, Paris attracts visitors from around the world.

Cevabı göster

Known as the City of Light

Despite its simplicity, Dilbilgisi

0:15

Basitliğine rağmen,

it worked extremely well.

0:16

son derece iyi çalıştı.

Dilbilgisi

Despite its simplicity: despite + isim öbeği

Despite bir karşıt beklenti bildirir: its simplicity, uydunun iyi çalışmayabileceği beklentisini oluşturur, ancak ana cümle bunun tersini söyler. Burada its simplicity, despite edatından sonra gelen bir isim öbeğidir. despite + isim öbeği, zamir veya -ing biçimi kullanın. despite sözcüğünden hemen sonra özne ve yüklem içeren tam bir cümlecik getirmeyin; bu yapı için although kullanın.

Alıştırma

Hangi cümlede despite doğru kullanılmıştır?

  1. Despite it was raining, the game continued.
  2. Despite of the heavy rain, the game continued.
  3. Despite the heavy rain, the game continued.
Cevabı göster

Despite the heavy rain, the game continued.

Soon after it launched,

0:18

Fırlatıldıktan kısa bir süre sonra,

President Eisenhower sent a voice message from California to New Jersey.

0:19

Başkan Eisenhower, Kaliforniya'dan New Jersey'e sesli bir mesaj gönderdi.

This is President Eisenhower speaking.

0:23

Ben Başkan Eisenhower.

It is a great personal satisfaction

0:26

Büyük bir kişisel memnuniyet duyuyorum

to participate in this first experiment in communications.

0:28

iletişimdeki bu ilk deneye katılmaktan.

Up until this point, Anlatım akışı

0:32

Bu noktaya kadar,

all communication around the world

0:33

dünya çapındaki tüm iletişim

had to be done using a crazy maze of undersea cables. Dilbilgisi

0:35

denizaltı kablolarından oluşan çılgın bir labirent kullanılarak yapılmak zorundaydı.

Anlatım akışı

Up until this point: geçmişte bir zaman sınırı koymak

Up until this point, zaman çizelgesinde bir sınır koyar ve o sınırdan önceki dönemin tamamına geriye doğru bakar. Burada this point, yeni uydu iletişimi deneyinin tanıtılmasından hemen önceki aşamayı anlatır. Geçmiş biçimi had to, sınırın mutlaka şimdi değil, anlatının geçmişinde olduğunu gösterir. İfade, kabloya dayalı sistemi eski temel durum olarak sunar ve gelecek değişime ya da karşıtlığa hazırlık yapar.

Alıştırma

Bu cümlede Up until this point nasıl bir zaman çizelgesi oluşturuyor?

  1. Durum geçmişteki o noktada başladı ve sonrasında devam etti.
  2. Durum yalnızca şu anda doğrudur.
  3. Durum, geçmişte bilinen bir noktadan önce doğruydu ve şimdi bir değişiklik tanıtılmak üzere.
Cevabı göster

Durum, geçmişte bilinen bir noktadan önce doğruydu ve şimdi bir değişiklik tanıtılmak üzere.

Dilbilgisi

had to be done using: edilgen yapıda geçmiş zorunluluk

Had to geçmişteki bir zorunluluğu ifade eder. Be done edilgendir; bu yüzden cümle, iletişimi gerçekleştiren kişilere değil, gerçekleşmesi gereken iletişime odaklanır. Using, eylemi tamamlamak için gerekli yöntemi veya aracı tanıtır. had to be + geçmiş zaman ortacı + using + yöntem kalıbı süreç açıklamalarında kullanışlıdır: bir şeyin o yöntemle tamamlanmasının gerekli olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi had to, submit fiilinin edilgen biçimi ve using ile tamamlayın: Before online forms, every application ____ a paper form.

Cevabı göster

had to be submitted using

So the idea of satellite communication was mind-blowing. Kelime

0:39

Yani uydu iletişimi fikri akıllara durgunluk vericiydi.

Kelime

mind-blowing: akıllara durgunluk veren

Mind-blowing, “son derece şaşırtıcı, etkileyici veya hayal etmesi zor” anlamına gelen gündelik bir sıfattır. Burada uydu iletişimi fikrini şaşırtıcı bir teknolojik sıçrama olarak sunar. Bu ifade mecazidir; kimsenin zihnine gerçekten bir şey olmaz. “The result was mind-blowing.” örneğindeki gibi bir bağ fiilinden sonra veya “a mind-blowing discovery” örneğindeki gibi bir isimden önce kullanılabilir.

Alıştırma

Bu dersteki “son derece şaşırtıcı ve etkileyici” anlamına gelen gündelik sıfatla cümleyi tamamlayın: The view from the space telescope was ____.

Cevabı göster

mind-blowing

But not everyone thought it would work. Dilbilgisi

0:43

Ancak herkes bunun işe yarayacağını düşünmüyordu.

Dilbilgisi

not everyone: kısmi olumsuzluk

Not everyone kısmi olumsuzluk bildirir. Not, “herkes böyle düşünüyordu” iddiasını olumsuzlar; dolayısıyla cümle, en az bir kişinin bunun işe yarayacağını düşünmediğini kesin olarak belirtir. No one ile aynı değildir. Bu ifade, kaç kişinin işe yarayacağına inandığını tam olarak söylemez; günlük konuşmada genellikle grup içinde farklı görüşler bulunduğunu sezdirir.

Alıştırma

“Not everyone enjoyed the film” ne anlama gelir?

  1. En az bir kişi filmden hoşlanmadı.
  2. Filmden herkes hoşlandı.
  3. Filmden hiç kimse hoşlanmadı.
Cevabı göster

En az bir kişi filmden hoşlanmadı.

Some engineers thought that the Earth's ionosphere

0:45

Bazı mühendisler, Dünya'nın iyonosferinin

would block any radio waves trying to pass through.

0:48

içinden geçmeye çalışan tüm radyo dalgalarını engelleyeceğini düşündü.

So before Echo was ever launched,

0:51

Bu yüzden Echo fırlatılmadan önce,

NASA had to prove that satellite communication would work.

0:53

NASA uydu iletişiminin işe yarayacağını kanıtlamak zorundaydı.

That's when they realized they already had a satellite that could reflect signals, Anlatım akışı

0:57

İşte o zaman, sinyalleri yansıtabilecek bir uyduya zaten sahip olduklarını fark ettiler,

the moon.

1:02

ay.

Anlatım akışı

That's when: bir keşif anını vurgulamak

That's when, az önce anlatılan duruma gönderme yapar ve bir sonraki önemli olayın gerçekleştiği anı belirtir. Burada fark etme anını önceki sorundan sonraki dönüm noktası olarak öne çıkarır. That's when + yan cümle yapısı bir hikâyedeki bilgileri düzenlemeye yardımcı olur: önce arka plan verilir, ardından bir keşfin, değişimin veya sonucun gerçekleştiği an vurgulanır. That fiziksel bir nesneye değil, önceki duruma veya olaya gönderme yapar.

Alıştırma

Maya bütün odayı aramıştı. Bir rüzgâr paspası kaldırdı. Hangi devam cümlesi o anı en açık biçimde önemli keşif anı olarak sunar?

  1. That's why Maya spotted the key under the mat.
  2. That's when Maya spotted the key under the mat.
  3. Then Maya spotted the key under the mat.
Cevabı göster

That's when Maya spotted the key under the mat.

And so in a series of tests,

1:03

Böylece bir dizi testte,

they successfully used the moon as a giant reflector Dilbilgisi

1:05

New Jersey'den Kaliforniya'ya ses sinyalleri göndermek için

to send voice signals from New Jersey to California.

1:09

ayı dev bir yansıtıcı olarak başarıyla kullandılar.

Dilbilgisi

used the moon as a giant reflector: use A as B kalıbı

used the moon as a giant reflector ifadesinde used sözcüğünü the moon nesnesi ve ardından as ile kurulan a giant reflector tümleyicisi izler. use A as B kalıbı, A'nın B'nin işlevini veya rolünü yerine getirmesini sağlamak anlamına gelir. Burada as, testlerde Ay'ın işlevini belirtir; Ay'ın yalnızca bir yansıtıcıya benzediği anlamına gelmez. Aynı kalıp araçları, geçici rolleri ve yaratıcı kullanımları açıklayabilir.

Alıştırma

Cümleyi use A as B kalıbıyla tamamlayın: During the power cut, Leo ____ his phone ____ a torch.

Cevabı göster

used · as

But how did this actually work?

1:13

Peki bu gerçekte nasıl işliyordu?

In the same way that light bounces off a mirror, Anlatım akışı

1:16

Işığın bir aynadan yansımasıyla aynı şekilde,

radio waves can also be reflected.

1:18

radyo dalgaları da yansıtılabilir.

Anlatım akışı

In the same way that: benzetmeyi yeni bir fikre bağlamak

In the same way that, bir benzetmenin bilinen tarafını tanıtır. Burada ışığın aynadan yansıması bilinen süreçtir; ana cümle ise radyo dalgalarının da yansıtılabildiği yeni bilgisini sunar. Kalıp In the same way that + yan cümle, ana cümle şeklindedir. Açıklamayı neden-sonuç ilişkisi olarak değil, bir şeyin başka bir şeye benzer biçimde çalıştığını göstererek düzenler. That bir yan cümle başlatır; bir yeri göstermez.

Alıştırma

Bu cümlede In the same way that ne işe yarar? In the same way that a map helps you find a route, a diagram helps you understand the machine.

  1. Ana cümlenin doğrudan nedenini verir.
  2. Ana cümleyi açıklamaya yardım eden bilinen bir karşılaştırma sunar.
  3. Eylemin nerede gerçekleştiğini belirtir.
Cevabı göster

Ana cümleyi açıklamaya yardım eden bilinen bir karşılaştırma sunar.

As the signal is bounced off the surface, Öbek fiiller

1:21

Sinyal yüzeyden yansıdıkça,

Öbek fiiller

bounced off: temastan sonra uzaklaşmak

Bounce off, bir yüzeye çarpıp ardından o yüzeyden uzaklaşmak anlamına gelir. Bu bilimsel bağlamda sinyal, lastik bir top gibi gerçek anlamda zıplamaz; ifade, radyo dalgasının yüzey tarafından yansıtılmasını anlatır. Cümlede edilgen yapı kullanılır: is bounced off the surface. Yüzey yön değişikliğine neden olur, off ise uzaklaşma anlamını taşır; bu yüzden off çıkarılırsa anlam değişir.

Alıştırma

Cümleyi ‘bir yüzeye çarpıp ondan uzaklaşmak’ anlamındaki iki sözcüklü fiille tamamlayın: The tennis ball ____ the wall and rolled under the bench.

Cevabı göster

bounced off

it spreads out in every direction. Öbek fiiller

1:23

her yöne yayılır.

Öbek fiiller

spreads out: her yöne yayılmak

Bu cümlede spreads out, “yoğunlaşmış bir yol veya alandan daha geniş bir alana yayılmak” anlamına gelir. Yayılan şey yansıyan sinyalin kendisidir; bu nedenle fiil burada nesne almaz. out parçacığı başlangıç yolundan dışarı doğru genişlemeyi vurgular. in every direction ise bu genişlemenin her yöne olduğunu belirtir. Aynı yapı ışığı, dumanı, sesi veya bir insan grubunu anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi spread fiilinin doğru biçimi ve out ile tamamlayın: As the crowd leaves the station, it ____ across the square.

Cevabı göster

spreads out

A small portion of the signal will make its way back to Earth Deyimler

1:25

Sinyalin küçük bir kısmı Dünya'ya geri dönecek

Deyimler

make its way back: bir yolu izleyerek geri dönmek

Make its way back, “bir yolu veya süreci izleyerek önceki bir yere geri dönmek” anlamına gelir. Buradaki make, “üretmek” anlamında değildir; ifade, sinyalin Dünya'ya dönene kadar bir rota izlediğini anlatır. Kalıp make + iyelik sözcüğü + way + back şeklindedir. İyelik sözcüğü özneye uyar: I make my way back, she makes her way back ve the signal makes its way back. Yalnızca returns demeye kıyasla yolculuğa veya rotaya daha fazla dikkat çeker.

Alıştırma

Cümleyi make one's way back ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın ve iyelik sözcüğünü Lena ile eşleştirin: After taking the wrong path, Lena finally ____ to the visitor centre.

Cevabı göster

made her way back

where it can be picked up by a receiver in a different location. Öbek fiiller

1:29

ve farklı bir konumdaki alıcı tarafından algılanabilecektir.

Öbek fiiller

picked up: bir sinyali alma veya algılama

Bu cümlede picked up, “bir cihaz tarafından alındı veya algılandı” anlamına gelir. Radyo sinyali bir alıcıya ulaşır ve alıcı onu tanıyabilir. Edilgen be picked up biçimi, sinyalin alınmasına odaklanır. Birinin sinyali fiziksel olarak kaldırdığı ya da gidip aldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“A radio receiver picked up a weak emergency signal.” cümlesinde picked up ne anlama gelir?

  1. sinyali elleriyle kaldırdı
  2. sinyali bir araçla gidip aldı
  3. sinyali aldı veya algıladı
Cevabı göster

sinyali aldı veya algıladı

A larger reflector will return a stronger and more focused signal.

1:32

Daha büyük bir yansıtıcı, daha güçlü ve daha odaklı bir sinyal döndürecektir.

And so in order for these balloons to work, Dilbilgisi

1:37

Bu nedenle bu balonların işe yaraması için,

they had to be absolutely massive.

1:39

kesinlikle devasa olmaları gerekiyordu.

Dilbilgisi

in order for ... to work: mastarın öznesini belirtme

in order for + isim/zamir + to + fiilin yalın hâli kalıbı, mastar yan cümlesinin öznesini açıkça belirtir. Burada these balloons, work fiilinin mantıksal öznesidir; çalışması gereken şeyler balonlardır. Baştaki yan cümle, ana cümledeki koşulun mümkün kılmayı amaçladığı sonucu sunar. Her iki işaret de gereklidir: for, these balloons ifadesini; to ise work fiilinin yalın hâlini tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi in order for + noun + to + verb yapısıyla tamamlayın: In order ____ the camera ____ take clear pictures at night, the photographer must adjust the settings.

Cevabı göster

for · to

Echo 1 was made from a giant sheet of Mylar plastic,

1:42

Echo 1, dev bir Mylar plastik tabakasından yapılmıştı,

1/10 the thickness of a human hair. Dilbilgisi

1:46

insan saçının 10'da 1'i kalınlığındaydı.

Dilbilgisi

“1/10 the thickness of a human hair” ile kalınlık oranı

1/10 the thickness of a human hair, malzemenin kalınlığının bir insan saç telinin kalınlığının onda biri olduğu anlamına gelir. Kesir kalınlığı belirtir; saç telinin onda birlik bir parçasını anlatmaz. Kesir + the + ölçü adı + of + referans kalıbı, one third the length of the table örneğinde olduğu gibi kısa ve net bir karşılaştırma kurar. Burada the thickness of a human hair referans alınan ölçüdür.

Alıştırma

Karşılaştırmayı tamamlamak için 1/10 kesrini İngilizce sözcüklerle yazın: The coating is ____ the thickness of the original layer.

Cevabı göster

one tenth

The sheet was cut up into over 100 gores,

1:49

Tabaka 100'den fazla dilime kesildi,

which were each covered in a thin layer of aluminum to give the balloon its shiny surface. Kalıp ifadeler

1:52

bunların her biri, balona parlak yüzeyini kazandırmak için ince bir alüminyum tabakasıyla kaplanmıştı.

Kalıp ifadeler

covered in a thin layer of aluminum: ince bir alüminyum tabakasıyla kaplı

Burada covered in, bir maddenin yüzey üzerinde bir tabaka oluşturduğu anlamına gelir. a thin layer of aluminum ifadesi hem kaplamanın biçimini hem de malzemesini belirtir. Edilgen be covered in + madde veya tabaka kalıbı ürün, deney ve üretim açıklamalarında yaygındır. Bu cümlede fiziksel bir kaplamayı anlatır; alüminyumun haberlerde ele alındığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“The lens is covered in a thin layer of gold.” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Haberlerde mercek ve altın ele alınıyor.
  2. Mercek tamamen som altından yapılmıştır.
  3. Merceğin yüzeyinde ince bir altın kaplama vardır.
Cevabı göster

Merceğin yüzeyinde ince bir altın kaplama vardır.

The gores were glued together to create the final sphere.

1:57

Dilimler, son küreyi oluşturmak için birbirine yapıştırıldı.

On Earth,

2:01

Dünya'da,

the balloon needed an entire 18 tons of air to keep it inflated.

2:02

balonu şişkin tutmak için tam 18 ton havaya ihtiyaç vardı.

In space,

2:06

Uzayda ise,

only a few kilograms were needed.

2:07

sadece birkaç kilogram yeterliydi.

This is because on Earth,

2:09

Bunun nedeni Dünya'da,

our atmosphere pushes against the balloon,

2:11

atmosferimizin balona baskı yapmasıdır,

and so more air is needed to counteract this.

2:13

ve buna karşı koymak için daha fazla havaya ihtiyaç duyulmasıdır.

In space,

2:16

Uzayda ise,

there is no atmosphere and only a tiny amount of air is needed to fill the balloon.

2:17

atmosfer yoktur ve balonu doldurmak için sadece çok az miktarda hava gerekir.

Once it was complete,

2:23

Tamamlandığında,

NASA inflated Echo for the first time,

2:24

NASA Echo'yu ilk kez şişirdi

and in 1958,

2:27

ve 1958'de,

this giant balloon came to life. Deyimler

2:28

bu dev balon hayat buldu.

Deyimler

came to life: “canlandı”

Burada came to life, balonun gerçekten canlı bir varlığa dönüştüğü anlamına gelmez. Echo'nun şişmemiş bir nesneden tam ve şişirilmiş hâline geçtiğini, sanki etkinleşmiş gibi göründüğünü anlatır. Come to life; bir şeyin çalışmaya başlamasını, şekillenmesini veya canlı ve gerçek bir hâl almasını anlatabilir. Bu ifade çoğu zaman bir makineyi, planı, yeri, görüntüyü veya gösteriyi sanki canlıymış gibi sunar.

Alıştırma

Cümleyi come to life ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. When the technician replaced the battery, the old radio ____.

Cevabı göster

came to life

This would be by far the biggest thing ever launched into space, Dilbilgisi

2:31

Bu, uzaya fırlatılan açık ara en büyük şey olacaktı

Dilbilgisi

by far the biggest: “açık ara en büyük”

By far, the biggest üstünlük ifadesini güçlendirir. Bu nesnenin yalnızca birinci sırada olmayacağını, diğerlerinden büyük bir farkla daha büyük olacağını anlatır. Yaygın yapı by far + the veya iyelik belirleyicisi + üstünlük derecesidir: by far the fastest ya da by far our best result. Burada far fiziksel mesafeyi değil, farkın büyüklüğünü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “büyük farkla” anlamına gelen iki sözcüklü güçlendiriciyle tamamlayın. Of the three designs, this one is ____ the most practical.

Cevabı göster

by far

and the only way it would get there was by packing it down and inflating it once it was in orbit. Dilbilgisi

2:35

ve oraya ulaşmasının tek yolu onu paketlemek ve yörüngeye girdiğinde şişirmekti.

Dilbilgisi

the only way ... was by packing: tek yöntemi belirtmek

the only way ... was by + -ing kalıbı, bir hedefe ulaşmak için yalnızca tek bir yöntem bulunduğunu belirtir. Burada balon, ancak önce sıkıştırılıp yörüngede yeniden şişirilerek yörüngeye ulaştırılabilirdi. by sözcüğünden sonraki packing ve inflating, yöntemi belirten -ing biçimleridir. Burada by, “bir eylemi yaparak” anlamındadır; edilgen yapının işareti değildir.

Alıştırma

Cümleyi was by + -ing kalıbıyla tamamlayın: With the bridge closed, the only way to cross the river ____ a boat.

Cevabı göster

was by using

But this proved to be a massive challenge. Kalıp ifadeler

2:41

Ancak bunun devasa bir zorluk olduğu ortaya çıktı.

Kalıp ifadeler

proved to be: sonraki kanıtların gösterdiği sonuç

Proved to be, sonraki kanıtların veya olayların bir şeyin gerçekte nasıl olduğunu gösterdiği anlamına gelir. Bu cümlede planın uygulanması, bunun çok büyük bir zorluk olduğunu ortaya çıkardı. Kalıp subject + proved to be + betimleme veya ad öbeği şeklindedir. To be, ortaya çıkan sonucu belirtir; “kanıtladı ve sonra bir şey yaptı” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede proved to be ne anlama gelir? The simple job proved to be harder than expected.

  1. Sonraki deneyim, işin beklenenden daha zor olduğunu gösterdi.
  2. Birisi işi kasıtlı olarak beklenenden daha zor hâle getirdi.
  3. İş beklenenden daha kolay hâle geldi.
Cevabı göster

Sonraki deneyim, işin beklenenden daha zor olduğunu gösterdi.

Without its own air supply, Anlatım akışı

2:44

Kendi hava kaynağı olmadan,

how did Echo actually inflate itself?

2:45

Echo kendi kendini nasıl şişirdi?

Anlatım akışı

Açıklamaya geçmek için Without ..., how did ... actually ...?

Başlangıçtaki “Without its own air supply” ifadesi sınırlayıcı koşulu önce verir. Dinleyiciye Echo’nun normalde gerekli görülen hangi kaynağa sahip olmadığını söyler; böylece ardından gelen soru gerçekten çözülmesi gereken bir bilmece gibi görünür. “How did Echo actually inflate itself?” bir bilgi boşluğu oluşturur ve gelecek açıklamaya yönlendirir. Burada actually, beklenen cevap (“şişemezdi”) ile bunun gerçekten gerçekleşmiş olması arasındaki çatışmayı vurgular; yalnızca bir dolgu sözcüğü değildir. Koşulu önce, soruyu sonra veren bu yapı, bilinen bir engelden çözüme geçmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle aynı koşul-önce soru yapısını en iyi kullanır ve beklenmedik bir gerçeği actually ile vurgular?

  1. Lena opened the door without asking how.
  2. Actually, Lena had a key when she opened the locked door.
  3. Without a key, how did Lena actually open the locked door?
Cevabı göster

Without a key, how did Lena actually open the locked door?

Well,

2:48

Şey,

a fresh supply of air was carried up to the balloon every month using the Starship Enterprise. Kültür

2:48

her ay Starship Enterprise kullanılarak balona taze hava taşınırdı.

Just kidding.

2:54

Şaka yapıyorum.

No Starship Enterprise was used in Project Echo,

2:55

Project Echo'da hiçbir Starship Enterprise kullanılmadı,

Kültür

Kurgusal bir Star Trek göndermesi olarak Starship Enterprise

Starship Enterprise, en çok Star Trek’ten bilinen kurgusal uzay gemisidir. Cümle kısa bir süre için onu balona hava taşıyan araçmış gibi sunar; ardından “Just kidding” ve “No ... was used” ifadeleri bu iddiayı geri çeker. Mizah, ünlü bir bilim kurgu gemisinin uzay tarihine ilişkin gerçeklere dayalı bir açıklamaya karıştırılmasından doğar. Bu adı bilmek, Enterprise’ı Project Echo’da gerçekten kullanılan bir araç sanmak yerine şakayı fark etmenizi sağlar.

Alıştırma

Bu bölümde Starship Enterprise göndermesi ne işe yarıyor?

  1. Echo balonunun resmî bilimsel adını verir.
  2. Sonraki cümlelerin hemen geri çektiği bir bilim kurgu şakası kurar.
  3. Project Echo sırasında hava taşımak için kullanılan gerçek aracı belirtir.
Cevabı göster

Sonraki cümlelerin hemen geri çektiği bir bilim kurgu şakası kurar.

but they were used in the sponsor of today's video,

2:58

ancak bugünkü videonun sponsorunda kullanılıyorlar,

Paradox, with their new game,

3:02

Paradox, yeni oyunuyla

Star Trek Infinite,

3:04

Star Trek Infinite,

a strategy game that puts you in charge of colonizing and exploring other civilizations within the Star Trek universe.

3:05

sizi Star Trek evrenindeki diğer medeniyetleri kolonileştirme ve keşfetme görevine getiren bir strateji oyunu.

As the head of your civilization,

3:12

Medeniyetinizin lideri olarak,

you can choose to play as one of the four main civilizations

3:14

dört ana medeniyetten biri olarak oynamayı seçebilir

and take on iconic captains and officers like Picard, Janeway, Sisko, and Data.

3:17

ve Picard, Janeway, Sisko ve Data gibi ikonik kaptanları ve subayları alabilirsiniz.

There is no single way of playing.

3:23

Oynamanın tek bir yolu yoktur.

You can deal with other civilizations peacefully

3:25

Diğer medeniyetlerle barışçıl bir şekilde başa çıkabilir

or take them over using all-out warfare. Öbek fiiller

3:28

veya topyekün savaşı kullanarak onları ele geçirebilirsiniz.

Öbek fiiller

take them over: take over içinde zamirin yeri

Bu cümlede take them over, onların kontrolünü ele geçirmek demektir. Onları fiziksel olarak kaldırmak veya üzerlerinden geçmek anlamına gelmez. Take over ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne them gibi bir zamir olduğunda zamiri take ile over arasına koyun: take them over. Bu anlamda take over them, zamir için normal sözcük sırası değildir.

Alıştırma

Take over ile tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: Maya will gain control of the shop next month. She will ____ then.

Cevabı göster

take it over

You are in command.

3:31

Komuta sizde.

The game offers a wide range of starships from the Star Trek fleet,

3:33

Oyun, Star Trek filosundan çok çeşitli uzay gemileri sunuyor,

all of which can be modified and upgraded to make your civilization ready for anything.

3:37

bunların hepsi medeniyetinizi her şeye hazır hale getirmek için değiştirilebilir ve yükseltilebilir.

Get the game today and create your own Star Trek story by visiting the link in the description.

3:42

Açıklamadaki bağlantıyı ziyaret ederek oyunu bugün edinin ve kendi Star Trek hikayenizi yaratın.

In order to turn Echo from this into this,

3:48

Echo'yu bundan buna dönüştürmek için,

it needed to inflate itself in space.

3:52

uzayda kendi kendini şişirmesi gerekiyordu.

Instead of carrying its own air, Dilbilgisi

3:54

Kendi havasını taşımak yerine,

Dilbilgisi

Instead of carrying: instead of + -ing yapısı

Instead of carrying, seçilmeyen eylemi tanıtır ve onu ardından gelen farklı çözümle karşılaştırır. Bu nedenle instead of, “sonrasında” değil “yerine” anlamına gelir. Of bir edattır. Bu yüzden instead of ifadesinden sonra bir eylem gelirse -ing biçimi kullanılır: instead of carrying. Burada yalın fiil biçimi carry kullanılmaz.

Alıştırma

Instead of sonrasında carry fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Instead of ____ the boxes by hand, we used a cart.

Cevabı göster

carrying

the balloon had small canisters of benzoic acid,

3:57

balonda küçük benzoik asit kutuları vardı,

a special powder that turns straight from a solid into a gas when exposed to heat. Dilbilgisi

4:00

ısıya maruz kaldığında doğrudan katıdan gaza dönüşen özel bir toz.

Dilbilgisi

turns straight from a solid into a gas: durumlar arasında doğrudan değişim

turn from A into B kalıbı, öznenin önceki bir durumdan, biçimden veya rolden (A) yeni bir duruma (B) geçtiğini anlatır. From başlangıç noktasını, into ise ortaya çıkan durumu gösterir. Burada straight “doğrudan” demektir: Toz, sıvı aşamasından geçmeden katı hâlden gaza dönüşür. Bu sözcük ara aşama olmadığını vurgular; değişimin hızlı olduğunu veya düz bir çizgide hareket edildiğini anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle kuru buzun sıvıya dönüşmeden doğrudan katı hâlden gaza geçtiğini anlatır?

  1. The dry ice turns straight from a solid into a gas.
  2. The dry ice turns from a solid into a liquid before becoming a gas.
  3. The dry ice turns straight from a gas into a solid.
Cevabı göster

The dry ice turns straight from a solid into a gas.

Dilbilgisi

when exposed to heat: kısaltılmış edilgen yan cümle

When exposed to heat, edilgen bir when yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Tam biçimi when it is exposed to heat şeklindedir: Atılan özne powder sözcüğüdür ve toz ısıya maruz kalan taraf olduğu için exposed edilgendir. Bu kısa yapı, ana olayın gerçekleştiği koşulu veya zamanı belirtir. Bilimsel açıklamalarda ve talimatlarda yaygındır: Anlaşılan özne açık olduğunda when + geçmiş zaman ortacı, when + özne + be + geçmiş zaman ortacı yapısının yerini alabilir.

Alıştırma

Cümleyi “when it is exposed to heat” anlamına gelen kısaltılmış edilgen bir when yan cümlesiyle tamamlayın: The coating softens ____.

Cevabı göster

when exposed to heat

And so when the balloon was released into space,

4:05

Böylece balon uzaya bırakıldığında,

the heat from the sun would quickly turn it into gas,

4:08

güneşten gelen ısı onu hızla gaza dönüştürecek

causing it to expand inside the balloon. Dilbilgisi

4:12

ve balonun içinde genişlemesine neden olacaktı.

Dilbilgisi

causing it to expand: sonucu bildiren -ing yan cümlesi

Virgülden sonraki causing yan cümlesi, önceki olayın doğrudan sonucunu verir. Buradaki ilk it, gaza dönüşen maddeyi; causing it to expand içindeki it ise oluşan ve genleşen gazı gösterir. Bu yapı, “and this causes/caused ...” ifadesini “..., causing ...” biçiminde kısaltır. İkinci durum, virgülden önceki yan cümlenin tamamından doğrudan kaynaklanıyorsa kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi cause fiilini -ing'li bir sonuç yan cümlesinde ve it zamiriyle kullanarak tamamlayın: The air warmed up, ____ rapidly.

Cevabı göster

causing it to expand

In just a matter of seconds, Kalıp ifadeler

4:14

Sadece saniyeler içinde,

this enormous balloon would be fully inflated.

4:16

bu devasa balon tamamen şişirilmiş olacaktı.

Kalıp ifadeler

In just a matter of seconds: çok kısa süre vurgusu

“In just a matter of seconds”, “yalnızca birkaç saniye içinde” demektir. Balonun tamamen şişmesini çok hızlı bir değişim olarak sunar. Burada a matter of, bir konu veya sorun anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp in (just) a matter of + zaman birimidir: in a matter of minutes, hours veya days. Just, sürenin ne kadar kısa hissedildiğini daha da vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle indirme işleminin çok hızlı tamamlandığı anlamına gelir?

  1. The download paused for a few seconds.
  2. The download started after a few seconds.
  3. The download finished in just a matter of seconds.
Cevabı göster

The download finished in just a matter of seconds.

But having such a massive object in space made it a target for micrometeorites.

4:19

Ancak uzayda böylesine devasa bir nesneye sahip olmak, onu mikrometeoritler için bir hedef haline getirdi.

To combat any small punctures to its skin, Dilbilgisi

4:24

Derisindeki olası küçük delinmelerle savaşmak için,

Echo 1 carried extra supplies of benzoic acid

4:27

Echo 1, ekstra benzoik asit kaynakları taşıdı

that could be released to maintain the balloon's pressure. Kalıp ifadeler

4:30

bu, balonun basıncını korumak için serbest bırakılabilirdi.

Dilbilgisi

Amaç yan cümlesi olarak To combat ...

Cümle başındaki to + fiilin yalın hâli yapısı, ana eylemin neden yapıldığını belirtir. Burada To combat any small punctures..., ek malzeme taşımanın amacını açıklar. Combat burada resmî bir kullanımdır ve fiziksel olarak savaşmak değil, “bir soruna karşı harekete geçmek veya etkilerini azaltmak” anlamına gelir. Bu kısa amaç yapısı, teknik açıklamalarda ve sorun çözme anlatımlarında yaygındır.

Alıştırma

Resmî bir sorun çözme açıklamasında ana eylemin amacını doğru biçimde sunan başlangıç hangisidir?

  1. Despite repeated power cuts, the hospital installed a backup generator.
  2. Repeated power cuts, the hospital installed a backup generator.
  3. To combat repeated power cuts, the hospital installed a backup generator.
Cevabı göster

To combat repeated power cuts, the hospital installed a backup generator.

Kalıp ifadeler

maintain the balloon's pressure: balonun basıncını korumak

Maintain + isim, bir şeyi gerekli veya sabit düzeyde tutmak anlamına gelir. maintain the balloon's pressure ifadesinde amaç, gaz küçük deliklerden kaçarken basıncın düşmesini önlemektir. Maintain basıncı yükseltmek anlamına gelmez. Aynı kalıp teknik açıklamalarda yaygındır: maintain temperature, speed, pressure veya fluid levels.

Alıştırma

Kapalı bir tank zaten doğru basınçtadır. Hangi cümle basıncı bu düzeyde tutmayı en iyi anlatır?

  1. The control system restores the tank's pressure.
  2. The control system maintains the tank's pressure.
  3. The control system increases the tank's pressure.
Cevabı göster

The control system maintains the tank's pressure.

Echo 2, on the other hand, Anlatım akışı

4:33

Öte yandan Echo 2,

had a better solution.

4:35

daha iyi bir çözüme sahipti.

Anlatım akışı

on the other hand: karşıt seçeneği tanıtmak

Bu cümlede on the other hand, Echo 2'yi önceki durumla karşıtlık oluşturan ikinci örnek olarak gösterir. Dinleyiciye, onun çözümünü Echo 1 için daha önce açıklanan çözümle karşılaştırmasını söyler; bunu yalnızca ek bir bilgi gibi sunmaz. İki yön, seçenek, yöntem veya sonuç arasında anlamlı bir fark olduğunda bu bağlayıcıyı kullan. İkinci fikri karşılaştırmanın diğer tarafı olarak düzenler; yalnızca “sonra” ya da “ayrıca” anlamına gelmez.

Alıştırma

İki seyahat rotası karşılaştırılıyor: “The coastal route is shorter but often crowded. ____, the mountain route is longer but usually quiet.” Karşıt olan ikinci seçeneği açıkça hangi bağlayıcı sunar?

  1. For example
  2. Additionally
  3. On the other hand
Cevabı göster

On the other hand

Its skin was also made of Mylar,

4:37

Dış derisi de Mylar'dan yapılmıştı,

but it was sandwiched between two sheets of aluminum foil. Kelime

4:39

ancak iki alüminyum folyo tabakası arasına sıkıştırılmıştı.

Kelime

sandwiched between: iki katmanın ortasında konumlanmak

Burada sandwiched between, iki katmanın ortasında konumlanmış demektir. Yiyecek olan sandviç görüntüsü mecazidir: Mylar katmanının her iki yanında birer alüminyum folyo tabakası vardır; yalnızca yakınlarında bulunmaz. Yeniden kullanılabilecek kalıplar be sandwiched between two things ve sandwich X between A and B şeklindedir. Bir şey iki yan tarafından yakından çevrelendiğinde veya ortaya sıkıştırıldığında malzemeleri, yerleri, zamanları ya da insanları anlatmak için kullanılabilirler.

Alıştırma

Hangi ifade cümleyi tamamlayarak ses yalıtım malzemesinin ortada, iki yanında birer panel olacak şekilde bulunduğunu gösterir? “The soundproofing material was ____ two wooden panels.”

  1. placed beside
  2. covered with
  3. sandwiched between
Cevabı göster

sandwiched between

When the balloon was pressurized,

4:43

Balon basınçlandırıldığında,

the foil would get stretched,

4:45

folyo gerilir,

causing it to stiffen up and harden in place.

4:46

sertleşmesine ve yerinde katılaşmasına neden olurdu.

This made the balloon rigid.

4:49

Bu, balonu sağlamlaştırdı.

Even if micrometeorites hit the balloon, Dilbilgisi

4:51

Mikrometeoritler balona çarpsa bile,

it would maintain its shape.

4:53

şeklini koruyabilirdi.

Dilbilgisi

Even if: sonucu değiştirmeyen varsayımsal bir koşul

Even if, çoğu zaman aşırı veya olumsuz görünen olası bir koşulu belirtir. Burada mikrometeoritlerin balona çarpması varsayımsaldır; cümle bunun gerçekten gerçekleştiğini söylemez. Ana cümle, bu koşul altında bile sonucun değişmeyeceğini belirtir: balon şeklini koruyacaktır. Olası bir koşul sonucu değiştirmediğinde even if kullanılır.

Alıştırma

Yağmuru bir olasılık olarak sunarken planın değişmeyeceğini belirten iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: "____ it rains tomorrow, the match will continue indoors."

Cevabı göster

Even if

Of course, these giant shiny balloons ended up being extremely visible. Öbek fiiller

4:55

Elbette, bu devasa parlak balonlar son derece görünür hale geldi.

Öbek fiiller

ended up being: bir süreçten sonraki son durum

Ended up being, bir süreç veya olaylar dizisinin ardından “sonunda ... oldu” anlamına gelir ve çoğu zaman beklenmedik bir sonucu belirtir. Burada balonlar çok büyük ve parlak oldukları için sonunda son derece görünür hâle geldi. End up ifadesinden sonra fiilin -ing biçimi kullanılır: ended up being doğrudur, ended up to be değildir. Bu yapı, önceki olaylar veya değişikliklerden sonra ulaşılan son durumu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi end up ifadesinin geçmiş zaman biçimi ve ardından be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: "After three delays, the short meeting ____ two hours long."

Cevabı göster

ended up being

For an entire decade,

4:59

Tam on yıl boyunca,

they were some of the brightest objects in the night sky,

5:01

gece gökyüzündeki en parlak nesnelerden bazılarıydılar,

even brighter than the North Star. Dilbilgisi

5:03

Kutup Yıldızı'ndan bile daha parlaktılar.

Dilbilgisi

even brighter than ...: karşılaştırmayı güçlendirmek

Even, karşılaştırmayı güçlendirmek için karşılaştırma biçimindeki brighter sıfatının hemen önüne gelir. Sonucun dikkat çekici veya beklenenden daha şaşırtıcı olduğunu belirtir. Than karşılaştırma ölçütünü tanıtır; burada bu ölçüt the North Star'dır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp even + karşılaştırma sıfatı + than + karşılaştırma ölçütüdür.

Alıştırma

Şaşırtıcı parlaklık farkını vurgulayan üç sözcüklük hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new lamp was ____ the old one.

Cevabı göster

even brighter than

But this brightness was actually a key feature.

5:05

Ancak bu parlaklık aslında kilit bir özellikti.

In order to actually send and receive signals,

5:09

Sinyalleri gerçekten gönderip alabilmek için,

the ground stations had to be able to track and lock onto the balloon Notlar

5:12

yer istasyonlarının, gökyüzünde hareket ederken

as it moved across the sky.

5:15

balonu izleyebilmesi ve ona kilitlenebilmesi gerekiyordu.

Dilbilgisi

had to be able to: geçmişte gerekli olan bir yetenek

Had to geçmişteki bir gerekliliği belirtir. Be able to ise gerekli olan yeteneği ekler; dolayısıyla cümle, yer istasyonlarının hareket eden balonu takip edip ona kilitlenme yeteneğine sahip olması gerektiğini söyler. Yapı had to + be able to + fiilin yalın hâlidir. Be able to olmazsa had to track, eylemi gerçekleştirme zorunluluğunu belirtir; had to be able to track ise yeteneğin kendisinin gerekli olduğunu ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle bir yeteneğe sahip olmanın geçmişte zorunlu olduğunu söylüyor?

  1. The operator had to be able to restart the system.
  2. The operator had to restart the system.
  3. The operator was able to restart the system.
Cevabı göster

The operator had to be able to restart the system.

Öbek fiiller

lock onto: bir hedefe kilitlenip onu izlemeyi sürdürmek

Lock onto, takip ekipmanının belirli bir hedefi bulması, takibini o hedefe sabitlemesi ve ardından hedefi izlemeyi sürdürmesi demektir. Burada hareket eden balonun, yer istasyonlarının izlediği hedef olarak kalması gerekiyordu. Onto, takibin yöneldiği hedefi belirtir. Bu ifade, balonun fiziksel olarak yerine kilitlendiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte lock onto ne anlama geliyor?

  1. Balonu hareket edemeyecek şekilde fiziksel olarak sabitledi.
  2. Balon hakkında bilgi almayı durdurdu.
  3. Balonu hedef olarak edindi ve onu izlemeyi sürdürdü.
Cevabı göster

Balonu hedef olarak edindi ve onu izlemeyi sürdürdü.

And so the easiest way was to simply point the antenna dish

5:17

Ve böylece en kolay yol, anten çanağını

directly at the balloon when it was visible.

5:21

görünür olduğunda doğrudan balona doğrultmaktı.

Of course, this was only possible when the balloon happened to be over that part of the Earth, Dilbilgisi

5:24

Elbette, bu sadece balon tesadüfen Dünya'nın o kısmı üzerinde olduğunda mümkündü,

Dilbilgisi

happened to be: bir yerde veya durumda tesadüfen bulunmak

Happened to be, bir yerde veya durumda tesadüfen bulunmak anlamına gelir. Yapı happen to + fiilin yalın hâlidir; be ile birlikte planlanmamış bir konumu, kimliği veya durumu anlatabilir. Burada balon tesadüfen o bölgenin üzerindeydi. Happened geçmiş zamandadır çünkü cümle geçmişteki bir durumu anlatır. Bu yapıda happen ayrı bir olay bildirmez; happened to be birlikte tek bir fiil öbeği olarak çalışır.

Alıştırma

Cümleyi happened to ve be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: By chance, Mia ____ in the library when the announcement was made.

Cevabı göster

happened to be

and only during twilight hours

5:28

ve sadece alacakaranlık saatlerinde

when the sun was illuminating the balloons.

5:30

güneş balonları aydınlattığında yapılabiliyordu.

If the balloons couldn't be seen with the naked eye, Kalıp ifadeler

5:33

Balonlar çıplak gözle görülemiyorsa,

Kalıp ifadeler

with the naked eye: araç kullanmadan görmek

With the naked eye, teleskop, mikroskop, kamera veya başka bir gözlem aracı kullanmadan doğrudan bakmak demektir. Bu cümlede balonlar, ekipman olmadan görülemeyecek kadar zor fark ediliyor olabilir. Burada naked, “yardımsız” anlamına gelir. Çıplak bir bedeni anlatmaz. Bu kalıp ifade, normal insan görüşünün neyi fark edip edemeyeceğini belirtir.

Alıştırma

“Teleskop veya başka bir araç olmadan” anlamına gelen sabit ifadeyi tamamlayın: On a clear night, this star is visible ____.

Cevabı göster

with the naked eye

they could rely on NASA's tracking network,

5:36

NASA'nın izleme ağına güvenebilirlerdi,

which did its best to predict the orbits of satellites. Kalıp ifadeler

5:38

bu ağ, uyduların yörüngelerini tahmin etmek için elinden geleni yapıyordu.

Kalıp ifadeler

did its best to: en büyük çaba ve özneye uyan iyelik sözcüğü

Did its best to, do one's best to + fiilin yalın hâli yapısının geçmiş zaman biçimidir. İzleme ağının yörüngeleri tahmin etmek için yapabileceği en büyük çabayı gösterdiği anlamına gelir. Ağın “en iyi” olduğu veya tahmininin kesinlikle doğru olduğu anlamına gelmez. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I did my best, she did her best ve the network did its best. To sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: did its best to predict.

Alıştırma

Do one's best to yapısını geçmiş zamanda kullanın ve iyelik sözcüğünü özneyle eşleştirin: The small drone ____ stay on course in the strong wind.

Cevabı göster

did its best to

On Echo 2,

5:42

Echo 2'de,

they included a tracking beacon,

5:43

bir izleme sinyal ışığı dahil ettiler,

which sent out a pulse

5:44

bu, bir sinyal atımı gönderiyordu

and made the balloon much easier to track during the day.

5:46

ve balonun gün boyunca izlenmesini çok daha kolay hale getiriyordu.

Most of Echo's communication was done between purpose-built ground stations in California and New Jersey. Kelime

5:49

Echo'nun iletişiminin çoğu, Kaliforniya ve New Jersey'de özel olarak inşa edilmiş yer istasyonları arasında yapıldı.

Kelime

purpose-built: belirli bir iş için özel olarak tasarlanmış

Bu cümlede purpose-built, ground stations ifadesini niteleyen birleşik bir sıfattır. İstasyonların genel kullanım için inşa edilip sonradan başka bir işe uyarlanmadığını, özellikle Echo'nun iletişim çalışmaları için tasarlanıp yapıldığını belirtir. purpose-built + isim kalıbı, belirli bir işlev için yapılmış ekipmanları, binaları veya sistemleri tanımlar. Bir kişinin özel niyetini değil, nesnenin planlanan kullanımını anlatır.

Alıştırma

a purpose-built research vessel ifadesinde purpose-built ne anlatır?

  1. Başlangıçta başka bir kullanım için inşa edilmiş, daha sonra uyarlanmıştır.
  2. Kazara değil, kasıtlı olarak inşa edilmiştir.
  3. Özellikle araştırma için tasarlanıp inşa edilmiştir.
Cevabı göster

Özellikle araştırma için tasarlanıp inşa edilmiştir.

But Project Echo was a global experiment.

5:55

Ancak Project Echo küresel bir deneydi.

Thanks to its polar orbit, Anlatım akışı

5:59

Kutupsal yörüngesi sayesinde,

the balloons passed over every part of the world,

6:00

balonlar dünyanın her yerinden geçti,

allowing transmissions to be done by anyone that had the equipment.

6:03

ve donanıma sahip olan herkes tarafından iletimlerin yapılmasına olanak tanıdı.

Anlatım akışı

Thanks to ...: yararlı bir neden sunmak

Thanks to its polar orbit, cümlenin başına getirilmiş bir neden ifadesidir: önce nedeni verir, cümlenin geri kalanı da sonucu açıklar. Burada yörünge, dünya çapında kapsama alanını mümkün kılmıştır. Thanks to, nedeni genellikle yararlı, şanslı veya istenen bir sonucun kaynağı olarak sunar. Yörüngeye gerçekten teşekkür etme anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle yedek bataryayı yararlı bir neden olarak en açık biçimde sunuyor?

  1. Thanks to the backup battery, the lights stayed on.
  2. Despite the backup battery, the lights stayed on.
  3. Because of the backup battery, the lights stayed on.
Cevabı göster

Thanks to the backup battery, the lights stayed on.

Transmissions were even done between the US and the Soviet Union,

6:06

ABD ve Sovyetler Birliği arasında bile iletimler yapıldı,

who nicknamed the balloon the friendly Sputnik. Kültür

6:10

onlar balona dost canlısı Sputnik lakabını taktılar.

Kültür

the friendly Sputnik: Soğuk Savaş döneminden bir lakap

Sputnik, Sovyetler Birliği'nin ilk dönem uydularıyla özdeşleşen ünlü addı. Sovyetler Birliği, Amerikan Echo balonuna the friendly Sputnik diyerek Echo ile kendi tanınmış uydusu arasında şakacı bir benzetme yaptı. Bu lakap, Soğuk Savaş'taki rakipler arasında iş birliği anlamı katıyor. Resmî olmayan bir lakaptır; Echo'nun resmî model adı değildir ve balonun Sovyetler Birliği'ne ait olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede the friendly Sputnik lakabı neyi anlatıyor?

  1. Sovyet uydusuyla iş birliğini vurgulayan şakacı bir benzetme
  2. Balonun Sovyetler Birliği'ne ait olduğunun kanıtı
  3. Echo'nun resmî Sovyet model adı
Cevabı göster

Sovyet uydusuyla iş birliğini vurgulayan şakacı bir benzetme

But the balloons weren't just useful for sending signals around the world. Dilbilgisi

6:13

Ancak balonlar sadece dünya çapında sinyaller göndermek için yararlı değildi.

They were also used to accurately measure the size and shape of Earth.

6:16

Dünya'nın boyutunu ve şeklini doğru bir şekilde ölçmek için de kullanıldılar.

Dilbilgisi

weren't just ... also: bir noktayı koruyup diğerini eklemek

weren't just ... also ikilisi not only ... but also, yani yalnızca bir şey değil, başka bir şey de anlamına gelir. İlk cümle iletişim kullanımının doğru olduğunu korur; weren't just bunun tek kullanım olmadığını belirtir. Sonraki cümlede also, Dünya'yı ölçmeyi ikinci bir kullanım olarak ekler. Bu yapı, okuyucunun bakışını genişleterek bilgiyi düzenler. Eklenen nokta genellikle yeni veya daha şaşırtıcıdır ve iki bölüm ayrı cümlelerde yer alabilir.

Alıştırma

Cümleleri tam olarak weren't just ... also yapısıyla tamamlayın: The new tablets ____ for games. They were ____ tools for doing homework.

Cevabı göster

weren't just · also

At the time,

6:21

O zamanlar,

our most accurate measurements relied on star triangulation,

6:22

en doğru ölçümlerimiz yıldız nirengisine dayanıyordu,

which meant that the actual distances between continents and cities

6:25

bu da kıtalar ve şehirler arasındaki gerçek mesafelerin

could be off by over 100 km. Kelime

6:29

100 km'den fazla sapabileceği anlamına geliyordu.

Kelime

“off by over 100 km.”: 100 km'den fazla sapmak

Burada off, “kapalı” değil, “hatalı veya doğru değerden sapmış” anlamındadır. be off by + miktar kalıbı, ölçülen ya da tahmin edilen bir değerin doğru değerden ne kadar farklı olduğunu gösterir. could be off by over 100 km. ifadesinde over 100 km olası hatanın büyüklüğüdür. Bu ifade, değerin fazla mı yoksa düşük mü olduğunu tek başına belirtmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi off by + bir miktar kullanarak tamamlayın: The scale shows 52 kg, but the correct weight is 50 kg. The scale is ____.

Cevabı göster

off by 2 kg

And so scientists used Echo to map the exact location of various points all around Earth.

6:32

Böylece bilim insanları, Dünya çevresindeki çeşitli noktaların tam yerini haritalamak için Echo'yu kullandılar.

First,

6:38

İlk olarak,

they measured the signal travel time from two different locations,

6:38

iki farklı konumdan sinyal seyahat süresini ölçtüler,

which would give them the distance to Echo.

6:42

bu da onlara Echo'ya olan mesafeyi verirdi.

Then,

6:44

Sonra,

by measuring the angle that Echo appeared in the sky, Dilbilgisi

6:44

Echo'nun gökyüzünde belirdiği açıyı ölçerek,

the scientists could form a triangle.

6:47

bilim insanları bir üçgen oluşturabilirlerdi.

Dilbilgisi

“by measuring”: ölçme yöntemiyle

By + bir fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Burada by measuring, “Bilim insanları bir üçgeni nasıl oluşturabiliyordu?” sorusunu yanıtlar: kullanılan yöntem açıyı ölçmekti. Cümlenin başına getirildiğinde by ifadesi, ana sonuçtan önce yöntemi açıklar. -ing eylemini yapan kişi veya grup normalde ana cümlenin öznesidir; burada ölçümü yapanlar bilim insanlarıdır.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri ve by + -ing yapısını kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: You can protect your files ____. (make regular backups)

Cevabı göster

by making regular backups

With this,

6:49

Bununla,

the distance between both points could be calculated to within a few meters. Kalıp ifadeler

6:50

her iki nokta arasındaki mesafe birkaç metreye kadar hesaplanabilirdi.

Kalıp ifadeler

to within a few meters: hata sınırı belirtmek

Burada to within a few meters, hesaplamanın hata sınırını belirtir. Hesaplanan mesafe ile gerçek mesafe arasındaki farkın en fazla birkaç metre olabileceği anlamına gelir; mesafenin kendisinin yalnızca birkaç metre olduğu anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp calculate, measure, estimate, locate veya know something to within + miktar şeklindedir. Miktar, sonucun ne kadar hassas olduğunu gösterir.

Alıştırma

Özgün cümlede to within a few meters ne anlama gelir?

  1. Mesafenin kendisi yalnızca birkaç metreydi.
  2. Olası hata birkaç metreden fazla değildi.
  3. Hesaplama birkaç metreden sonra durdu.
Cevabı göster

Olası hata birkaç metreden fazla değildi.

This made our measurements of the Earth around 10 times more accurate. Dilbilgisi

6:55

Bu, Dünya'ya ait ölçümlerimizi yaklaşık 10 kat daha doğru hale getirdi.

Dilbilgisi

10 times more accurate: katlı karşılaştırma

Burada 10 times more accurate, konuşanın yeni ölçümlerin önceki ölçümlere göre yaklaşık on kat doğruluğa sahip olduğunu anlatma niyetini ifade eder. around, 10 sayısını yaklaşık hâle getirirken more accurate karşılaştırılan özelliğin doğruluk olduğunu gösterir. number + times + more + adjective yapısı, günlük dilde büyük bir katlı artışı anlatan iddialarda yaygındır. Ancak kesin matematiksel yazımda belirsiz olabilir: bazı okurlar toplam düzeyi eski düzeyin 10 katı olarak anlarken bazıları eski düzeyin 10 katı kadar artış, yani toplamda eski düzeyin 11 katı olarak anlar.

Alıştırma

Bu ifadeyi değerlendirin: Titiz bir teknik raporda 10 times more accurate her zaman tamamen açık tek bir matematiksel ilişki verir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

But the science didn't stop there with Echo. Deyimler

6:59

Ancak Echo ile bilim burada durmadı.

Deyimler

didn't stop there: daha fazlasının geleceğini belirtmek

Burada didn't stop there, Echo'nun bilimsel değerinin az önce belirtilen sonuçla sınırlı kalmadığı anlamına gelir. There, Echo'nun fiziksel olarak durduğu bir yeri değil, açıklamanın ulaştığı aşamayı gösterir. Bu ifade bir geçiş görevi görür: bir başarıyı tamamlayıp ardından başka bir keşif, etki veya adım geleceğini bildirir. Yaygın yapı X didn't stop there şeklindedir ve sonrasında ek gelişme anlatılır.

Alıştırma

Ek bir yarar olduğunu bildiren, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new library gave children more books, but the benefits ____; it also became a safe place to study.

Cevabı göster

didn't stop there

After all, Anlatım akışı

7:02

Sonuçta,

NASA was only a couple years old at the time,

7:02

NASA o zamanlar sadece birkaç yaşındaydı

and very little was known about the long-term effects that satellites would experience in space. Dilbilgisi

7:05

ve uyduların uzayda yaşayacağı uzun vadeli etkiler hakkında çok az şey biliniyordu.

Anlatım akışı

After all, gerekçe sunan bir bağlayıcı olarak

After all, önceki iddiayı destekleyen veya anlaşılır kılan bir gerekçe sunar. Burada NASA'nın henüz çok yeni olması ve çok az şey bilinmesi, Echo'nun neden hâlâ önemli bilinmeyenleri ortaya çıkarabildiğini açıklar. Bu ifade, dinleyiciye ilgili bir bilgiyi hatırlatır. Önce iddiayı, ardından onu destekleyen gerekçeyi vererek savı düzenler; olayın ne zaman gerçekleştiğini anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede after all, önceki iddiayı destekleyen bir gerekçe sunmak için kullanılmıştır?

  1. After all the guests left, we cleaned the room.
  2. We finished the race after all.
  3. We should take an umbrella; after all, the forecast says it will rain.
Cevabı göster

We should take an umbrella; after all, the forecast says it will rain.

Dilbilgisi

Nesnel yapı very little was known about

Bu cümlede very little, 'neredeyse hiç bilgi yoktu' anlamına gelir; 'çok küçük bir şey' demek değildir. Mevcut bilginin miktarını belirtir. very little was known about + konu şeklindeki edilgen yapı, kimin bilmediğini söylemeden bilgi eksikliğini sunar. Bu nedenle arka plan anlatımı nesnel görünür ve bilimsel ya da tarihsel açıklamalarda sık kullanılır.

Alıştırma

'Hakkında neredeyse hiç bilgi yoktu' anlamındaki beş sözcüklü edilgen yapıyla cümleyi tamamlayın: Before the study began, ____ the treatment's long-term effects.

Cevabı göster

very little was known about

One of the biggest unknowns was atmospheric drag.

7:10

En büyük bilinmeyenlerden biri atmosferik sürtünmeydi.

Even at an altitude of 1,500 km,

7:14

1.500 km irtifada bile,

there are tiny traces of atmosphere that will slow down objects in orbit. Öbek fiiller

7:17

yörüngedeki nesneleri yavaşlatacak çok küçük atmosfer izleri vardır.

Öbek fiiller

slow down ifadesinin geçişli ve geçişsiz kullanımları

Burada slow down geçişlidir: çok küçük miktardaki atmosfer kalıntısı, yörüngedeki cisimlerin daha yavaş hareket etmesine neden olur. Down, daha alçak bir yere doğru hareketi değil, hızdaki azalmayı belirtir. Slow down, The car slowed down. örneğindeki gibi geçişsiz de olabilir. Her iki kullanımda da temel fikir hızın veya temponun azalmasıdır.

Alıştırma

Hangi cümle slow down ifadesini zamir olan bir nesneyle doğru kullanır?

  1. Please it slow down.
  2. Please slow it down.
  3. Please slow down it.
Cevabı göster

Please slow it down.

And with such a large surface area,

7:22

Ve böylesine geniş bir yüzey alanıyla,

these balloons felt the effect more than any other satellite.

7:24

bu balonlar etkiyi diğer tüm uydulardan daha fazla hissetti.

Thanks to Echo 1,

7:28

Echo 1 sayesinde,

NASA were able to track how its orbit changed over several years. Kelime

7:29

NASA, yörüngesinin birkaç yıl içinde nasıl değiştiğini izleyebildi.

Kelime

NASA were able to ifadesinde topluluk adı uyumu

Bu cümlede NASA bir topluluk adı olarak ele alınır: konuşan kişi kurumdaki insanlara odaklandığı için Britanya İngilizcesinde çoğul were fiili kullanılabilir. İfade, NASA çalışanlarının yörüngeyi takip etmeyi başardığını anlatır. Kurum tek bir birim olarak görüldüğünde Britanya İngilizcesinde tekil uyum da kullanılabilir. Bu seçim kurumların sayısını değil, dil bilgisel bakış açısını değiştirir ve altyazıda hata olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, üyelere odaklanan Britanya İngilizcesi topluluk adı uyumunu kullanıyor?

  1. NASA was able to confirm the result.
  2. NASA were able to confirm the result.
  3. NASA were able confirming the result.
Cevabı göster

NASA were able to confirm the result.

As it turned out, Anlatım akışı

7:33

Görüldüğü üzere,

it changed a lot.

7:34

çok değişti.

Anlatım akışı

Geriye dönük sonuç belirteci olarak As it turned out

As it turned out, daha sonra öğrenilen veya doğrulanan bir sonucu tanıtmak için cümlenin başında kullanılan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye sonraki yan cümleyi gerçek sonuç olarak yorumlamasını söyler; öncesinde çoğu zaman bir belirsizlik veya farklı bir beklenti vardır. İlk it, kalıplaşmış belirtecin parçasıdır ve yörüngeyi göstermez. Virgülden sonraki ikinci it ise yörüngeye gönderme yapar. Bu ayrım, ifadenin hikâyeyi sonradan bakılan bir açıyla nasıl düzenlediğini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki geriye dönük bakış belirteciyle tamamlayın: We expected the shop to be closed. ____, it was still open.

Cevabı göster

As it turned out

Surprisingly,

7:36

Şaşırtıcı bir şekilde,

atmospheric drag had nothing to do with this. Deyimler

7:37

atmosferik sürtünmenin bununla hiçbir ilgisi yoktu.

Deyimler

had nothing to do with: bağlantı olmadığını anlatmak

Had nothing to do with, bir şeyin başka bir şeyle bağlantılı olmadığını veya onun nedeni olmadığını anlatır. Bu cümlede atmosferik sürüklenme, değişimin olası açıklaması olmaktan çıkarılıyor. Yapı have/has/had nothing to do with + isim, zamir veya -ing biçimidir. Neden, sorumluluk, katılım ya da konu bakımından bir bağlantıyı reddedebilir; hangi bağlantının kastedildiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bağlantılı değildi anlamındaki kalıpla tamamlayın: The weather ____ the server failure.

Cevabı göster

had nothing to do with

Instead,

7:40

Bunun yerine,

the solar wind,

7:40

güneşten yayılan

which radiates out from the sun,

7:41

güneş rüzgârı,

was pushing Echo 1 towards Earth.

7:43

Echo 1'i Dünya'ya doğru itiyordu.

These two balloons continued to work perfectly throughout the '60s,

7:46

Bu iki balon 60'lar boyunca mükemmel bir şekilde çalışmaya devam etti

and they proved that a global communication system in space was a good idea.

7:50

ve uzayda küresel bir iletişim sisteminin iyi bir fikir olduğunu kanıtladılar.

During their time in space,

7:55

Uzaydaki zamanları boyunca,

these iconic balloons taught NASA more than they could ever have imagined. Dilbilgisi

7:56

bu ikonik balonlar NASA'ya hayal edebileceklerinden çok daha fazlasını öğretti.

Dilbilgisi

more than they could ever have imagined: geçmiş beklentilerin ötesinde

More than, gerçek sonucu beklenen bir sınırla karşılaştırır. Burada NASA’nın öğrendiği miktar, çalışanlarının mümkün gördüğü en yüksek düzeyi bile aştı. Could ever have imagined, sonuç belli olmadan önce nelerin hayal edilmesinin mümkün olduğuna sonradan bakar. Could have imagined geçmişteki bir olasılığı değerlendirirken ever karşılaştırmayı hayal edilebilecek en uzak sınıra kadar güçlendirir. Bu yapı, onların gerçekten bu kadarını hayal etmiş olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi geçmişteki beklentinin sınırlarına bakan vurgulu ifadeyle tamamlayın: The tiny library became more popular than we ____.

Cevabı göster

could ever have imagined

The receiver that was used to detect Echo's signal

8:01

Echo'nun sinyalini tespit etmek için kullanılan alıcı

went on to discover the Big Bang. Öbek fiiller

8:04

daha sonra Büyük Patlama'yı keşfetti.

Öbek fiiller

went on to discover: daha sonraki farklı bir başarı

Went on to discover ifadesi, alıcının Echo'nun sinyalini algılamadaki ilk rolünden sonra farklı bir başarıya daha ulaştığını, yani Büyük Patlama ile bağlantılı bir keşifte kullanıldığını anlatır. Bir anlatıyı tamamlanmış bir aşamadan sonraki yeni eyleme veya sonuca taşımak için go on to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. Bu yapı özellikle biyografilerde, tarih anlatılarında ve proje öykülerinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle Priya'nın bir aşamayı tamamlayıp daha sonra farklı bir başarı elde ettiğini anlatır?

  1. Priya went on studying engineering all afternoon.
  2. Priya studied engineering and went on to design medical robots.
  3. Priya stopped studying engineering before lunch.
Cevabı göster

Priya studied engineering and went on to design medical robots.

The materials developed for Echo are still used in spacecraft to this day. Kalıp ifadeler

8:06

Echo için geliştirilen malzemeler günümüzde hala uzay araçlarında kullanılmaktadır.

Kalıp ifadeler

to this day: geçmişten beri hâlâ geçerli olan bir durum

To this day, “günümüze kadar” veya “bugün bile” anlamına gelir. Burada onlarca yıl önce geliştirilen malzemelerin uzay araçlarında hâlâ kullanılmaya devam ettiğini gösterir. Bu ifade, bugünden geçmişteki bir başlangıç noktasına bakar ve uzun süren bir durumu, uygulamayı, etkiyi veya çözümlenmemiş gerçeği vurgular. Genellikle yan cümlenin sonunda yer alır, ancak vurgu için başta da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle yüzyıllardır var olan bir geleneğin bugün de sürdüğünü en açık biçimde vurgular?

  1. People in the village followed the tradition until today.
  2. People in the village follow the tradition today.
  3. People in the village follow the tradition to this day.
Cevabı göster

People in the village follow the tradition to this day.

Although these types of satellites never caught on, Notlar

8:11

Bu tür uydular hiçbir zaman tutulmasa da,

their legacy as the first leap into space communications

8:14

uzay iletişimine atılan ilk adım olarak mirasları

will live on forever. Öbek fiiller

8:18

sonsuza dek yaşayacak.

Dilbilgisi

Although: but kullanmadan ödünleme bildirmek

Although, ana düşünceden önce kabul edilen bir gerçeği bildiren yan cümleyi başlatır. Buna ödünleme bildiren yan cümle denir: kabul edilen gerçek, ana cümledeki sonucun daha az olası görünmesine yol açabilir. Burada uydular yaygınlaşmamıştır, ancak tarihî miraslarının kalıcı olacağı yine de vurgulanır. Kalıp Although + yan cümle, ana cümle şeklindedir. Önce bir sınırlamayı kabul edip ardından hâlâ geçerli olan asıl noktayı söylemeyi sağlar.

Alıştırma

Bir sınırlamayı kabul edip ardından hâlâ geçerli olan sonucu bildirmek için although sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Although the battery is old, it still works well.
  2. Although the battery is old, so it still works well.
  3. Although the battery is old, but it still works well.
Cevabı göster

Although the battery is old, it still works well.

Öbek fiiller

Caught on: yaygınlaştı ve benimsendi anlamı

Caught on, catch on fiilinin basit geçmiş biçimidir. Özne bir teknoloji, fikir, ürün ya da moda gibi bir şey olduğunda catch on, popülerleşmek veya geniş ölçüde benimsenmek anlamına gelir. Buradaki never caught on, bu uyduların hiçbir zaman ana akım bir yöntem hâline gelmediğini belirtir. Bu kullanım geçişsizdir: yaygınlaşan şeyin kendisi catches on olur; bu nedenle öbek fiilden sonra doğrudan nesne gelmez.

Alıştırma

Cümleyi catch on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The reusable cup design ____ after several cafés began using it.

Cevabı göster

caught on

Öbek fiiller

“live on”: anılar veya etki yoluyla varlığını sürdürmek

Burada live on, “asıl kişi veya şey ortadan kalktıktan, sona erdikten ya da durduktan sonra anılar, etki veya kalıcı sonuçlar yoluyla varlığını sürdürmek” anlamına gelir. Özne their legacy olduğundan cümle, uyduların çalışmaya devam edeceğini değil, Echo’nun uzay iletişimi tarihindeki öneminin süreceğini anlatır. Kalıp “bir şey + live on” şeklindedir. Bir miras, anı, fikirler, gelenekler veya etki için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “anı veya etki yoluyla sürmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The old theater has closed, but its spirit will ____ in the community.

Cevabı göster

live on

And Echo 1 and 2 will go down as the most beautiful satellites ever made. Öbek fiiller

8:19

Ve Echo 1 ve 2, şimdiye kadar yapılmış en güzel uydular olarak tarihe geçecek.

Öbek fiiller

“go down as”: belirli bir ünle hatırlanmak

Go down as, “belirli bir kimlik veya değerlendirmeyle hatırlanmak ya da tarihe kaydedilmek” anlamına gelir. Burada ifade, Echo 1 ve 2’nin şimdiye kadar yapılmış en güzel uydular olarak hatırlanacağını öngörür; fiziksel olarak aşağı hareket etmekten söz edilmez. Kalıp “kişi veya şey + go down as + isim öbeği veya değerlendirme” şeklindedir. Will ile kullanıldığında genellikle kalıcı bir ün hakkında güçlü bir tahmin yapar.

Alıştırma

Cümleyi “belirli bir ünle hatırlanmak” anlamındaki üç kelimelik deyimle tamamlayın: The rescue mission will ____ one of the team’s greatest achievements.

Cevabı göster

go down as

And now time for the Primal Space giveaway.

8:25

Ve şimdi Primal Space çekiliş zamanı.

The winner of the previous giveaway is Harrison.

8:28

Önceki çekilişin kazananı Harrison oldu.

Congratulations.

8:30

Tebrikler.

In the next video,

8:32

Bir sonraki videoda,

we'll be giving away this awesome space shuttle poster to one lucky winner.

8:33

bu harika uzay mekiği posterini şanslı bir kazanana vereceğiz.

All you need to do is sign up at the link below,

8:38

Tek yapmanız gereken aşağıdaki bağlantıdan kaydolmak,

like the video,

8:40

videoyu beğenmek

and leave a comment talking about the first satellite you ever saw in the sky.

8:41

ve gökyüzünde gördüğünüz ilk uydu hakkında konuşan bir yorum bırakmak.

Thank you very much for watching

8:46

İzlediğiniz için çok teşekkür ederim

and I'll see you in the next video.

8:47

ve bir sonraki videoda görüşmek üzere.