2.000 yıllık bu ceset neden çürümedi? - Carolyn Marshall: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, topraktaki canlıların ölü organik maddeleri normalde nasıl geri dönüştürdüğünü açıklıyor; ardından İngiltere’deki bir turba bataklığının asitli, soğuk ve oksijensiz koşullarının mikrobiyal faaliyeti durdurarak Lindow Adamı’nı 2.000 yıldan uzun süre nasıl koruduğunu gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The answers to these questions live 6 feet underground. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: “Cevapların” yer altında yaşıyormuş gibi kişileştirilmesinin adli bir gizemden toprak bilimine ilgi çekici bir geçiş yarattığını anlayabilir ve açıklayıcı anlatımlardaki bu tür mecazlı girişleri fark edebilirsiniz. 2. these conditions make it impossible for most microbes to function. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: make it + sıfat + for + kişi/şey + to do yapısını kullanarak belirli koşulların bir eylemi nasıl mümkün ya da imkânsız hâle getirdiğini kesin biçimde anlatabilir; özellikle bilimsel nedenleri ve sınırlamaları açıklayabilirsiniz. 3. Scholars are less certain about — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Kanıtların kesin bir sonuca yetmediği noktaları tanıtmak için kullanılan bu ölçülü akademik ifadeyi anlayıp kullanabilir, doğrulanan bulguları cinayet veya ritüel kurban gibi yorumlardan ayırabilirsiniz.
Bu derste
In 1984, two field workers discovered a body in a bog
0:061984 yılında iki arazi çalışanı bir bataklıkta bir ceset keşfetti
and determined that he'd suffered serious injuries, Kalıp ifadeler
0:15ve onun ciddi yaralanmalar geçirdiğini belirlediler,
determined that: Kanıta Dayalı Bir Sonucu Bildirme
Burada determined that, “kanıtlara dayanarak … olduğunu belirledi veya sonucuna vardı” anlamına gelir. That ile başlayan yan cümle, yetkililerin ulaştığı gerçeği, yani kişinin ciddi yaralanmalar geçirmiş olduğunu bildirir. Bir eylemi seçtikleri anlamına gelmez. Bir soruşturma, test veya dikkatli analiz bir sonuca ulaştırdığında determine that + yan cümle yapısını kullanabilirsiniz. Bu ifade, sonucun gerekçeli ve oldukça kesin olduğunu gösterir.
Alıştırma
Örnekte determined that ne anlama geliyor?
- Birinin kararlı hissetmesini sağladılar.
- Kanıtlardan bir sonuca ulaştılar.
- Gelecekte yapacakları bir eylemi seçtiler.
Cevabı göster
Kanıtlardan bir sonuca ulaştılar.
suffered serious injuries: Ciddi Fiziksel Zararı Bildirme
Suffered serious injuries, “ciddi fiziksel zarar gördü” anlamına gelir. Burada suffer geçişli bir fiildir ve serious injuries onun isim nesnesidir; ifade bir kişinin başına ne geldiğini bildirir. Bu fiil–isim birlikteliği kaza, sağlık, suç ve haber anlatımlarında doğaldır. Injury veya injuries sözcüğünü isim olarak kullanın: suffer a serious injury ya da suffer serious injuries denebilir.
Alıştırma
Haber cümlesini suffer + serious injuries yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Two passengers ____ in the crash.
Cevabı göster
suffered serious injuries
Adli tıp anlatımlarında blunt trauma and strangulation
Burada blunt trauma, sert bir darbe veya keskin olmayan künt bir cisim yüzünden oluşan fiziksel yaralanmayı ifade eder. Duygusal travma anlamına gelmez; blunt da burada «anlaması yavaş» demek değildir. Strangulation, boyna uygulanan basıncın nefesi veya kan akışını kısıtlamasıdır. Bu terimler birlikte, tıbbi, adli veya suç haberleri bağlamında bedensel zarar türlerini adlandırır. Birinin ağır yaralandığını söylemekle yetinmeyip yaralanmanın nedenini veya niteliğini daha açık hâle getirir.
Alıştırma
Bir adli tıp raporunda blunt trauma and strangulation neyi tanımlar?
- Keskin cisimlerin yaptığı iki tür kesik
- Duygusal sıkıntı ve konuşma güçlüğü
- Sert darbeden kaynaklanan fiziksel yaralanma ve nefesi ya da kan akışını kısıtlayan boyun basıncı
Cevabı göster
Sert darbeden kaynaklanan fiziksel yaralanma ve nefesi ya da kan akışını kısıtlayan boyun basıncı
But the most shocking thing about this gruesome story Dilbilgisi
0:22Ancak bu tüyler ürpertici hikayenin en şok edici yanı,
the most shocking thing about ... was that ...: asıl odağı that sonrasına yerleştirmek
The most + adjective + thing about + topic + was that + clause kalıbı önce bir değerlendirme sunar, ardından temel bilgiyi that sonrasındaki cümleciğe yerleştirir. Burada giriş bölümü, bu bilgiyi korkunç hikâyedeki «en sarsıcı şey» olarak tanımlar. Asıl odak thing sözcüğü değildir. Odak, ardından gelen gerçektir: 2.000 yıldan daha eski bir cesetten ayrıntıların belirlenebilmesi. Bu kalıp merak yaratmak veya bir gerçeği en şaşırtıcı, zor, önemli ya da sıra dışı nokta olarak açıkça göstermek için kullanışlıdır.
Alıştırma
The most ... thing about ... was that ... kalıbını tamamlayın: The most surprising thing about the game ____ everyone stayed calm.
Cevabı göster
was that
Typically, decomposition would make such injuries hard to detect Dilbilgisi
0:31Normalde, çürüme bu tür yaralanmaların tespit edilmesini zorlaştırırdı
would make such injuries hard to detect: make + nesne + hard to + fiil
Burada would make such injuries hard to detect, çürümenin yaraları birinin tespit etmesini zorlaştıracağı anlamına gelir. Yapı make + nesne + sıfat + to'lu mastardır: make + such injuries + hard + to detect. Yaralar, birinin tespit edeceği şeydir; detect eylemini yapan taraf değildir. hard veya easy gibi sıfatlardan sonra etkin görünen to'lu mastar bu edilgen anlamı taşıyabilir. Typically ile kullanılan would, o durumda normalde beklenen sonucu gösterir.
Alıştırma
make, the screen, hard ve read sözcüklerini kullanarak cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The glare would ____.
Cevabı göster
make the screen hard to read
So, why was this corpse so perfectly preserved? Kelime
0:37Peki, bu ceset neden bu kadar mükemmel şekilde korunmuştu?
corpse: ceset için açık ve soğuk bir sözcük
Corpse, ölü bir beden, özellikle de bir insan cesedi demektir. Body sözcüğünden daha açık ve daha soğuk bir tona sahiptir; bu nedenle soruda ölüm ve korunmuşluk durumunu güçlü biçimde öne çıkarır. Body yaşayan bir insanın bedenini veya bağlam ölüm durumunu açıkça gösteriyorsa ölü bedeni ifade edebilir. Corpse yaşayan bir insanın bedeni için kullanılamaz.
Alıştırma
Bir suç veya korku betimlemesinde ölü bir bedeni en doğrudan ve soğuk biçimde ifade eden sözcük hangisidir?
- body
- corpse
- the deceased
Cevabı göster
corpse
The answers to these questions live 6 feet underground. Deyimler
0:43Bu soruların cevapları 6 fit yeraltında yatıyor.
The answers ... live 6 feet underground: live fiilinin mecaz kullanımı
Bu giriş cümlesinde live mecaz anlamda kullanılır. Cevaplar canlı değildir ve gerçekten bir evleri yoktur; cümle, soruları cevaplamak için gereken kanıtların yer altındaki ortamda bulunabileceğini anlatır. 6 feet underground ifadesi gömülmeyi çağrıştırırken dikkati toprağa yöneltir. Soyut answers ismine yaşayabileceği bir yer vermek, konu geçişini daha canlı hâle getirir ve merak uyandırır.
Alıştırma
Bu cümlede live ne anlama geliyor?
- Cevaplar yer altındaki ortamda bulunabilir.
- Cevaplar yer altında yaşayan organizmalardır.
- Cevaplar altı fit uzunluğundadır.
Cevabı göster
Cevaplar yer altındaki ortamda bulunabilir.
but a single teaspoon of soil contains more organisms Dilbilgisi
0:49ancak tek bir çay kaşığı toprak bile daha fazla organizma içerir
It may not appear ..., but ...: karşıtlıktan önce görünüş
It may not appear ..., but ... kalıbı önce bir şeyin nasıl görünebileceğini kabul eder, ardından but ile buna zıt bir gerçeği sunar. Konuşanın dinleyicinin dikkatini çekmek istediği asıl nokta but sonrasındaki yan cümlededir. Burada may not iddiayı yumuşatır: Buranın pek canlı görünmeyebileceğini söyler, hiç yaşam olmadığını kesin biçimde belirtmez. Ardından verilen organizma sayısıyla ilgili gerçek bu ilk izlenimi tersine çevirir.
Alıştırma
Cümleyi may not appear ..., but ... kullanarak tamamlayın: The plan ____ practical, ____ it could save us hours every week.
Cevabı göster
may not appear · but
more ... than there are ... ile miktarları karşılaştırma
more + çoğul isim + than there are + çoğul isim kalıbı iki grubun sayısını karşılaştırır. Burada bir çay kaşığı topraktaki organizmaların sayısı, Dünya’daki insanların sayısından fazladır. than there are human beings bölümünde there are ikinci miktarı tanıtır; bir konumu belirtmez. Bu kullanım, contains veya has gibi bir fiili tekrarlamayı önler.
Alıştırma
İkinci miktar there are ile tanıtılacak şekilde karşılaştırmayı tamamlayın: The aquarium has more fish ____ visitors in the building.
Cevabı göster
than there are
From bacteria and algae to fungi and protozoa, Kalıp ifadeler
0:55Bakteri ve alglerden mantar ve protozoalara kadar,
From bacteria and algae to fungi and protozoa: geniş bir kapsam gösterme
from X to Y kalıbı bir listenin kapsamını gösterebilir. Burada iki grup uç nokta—bakteriler ve algler, ardından mantarlar ve protozoalar—birçok organizma türünün kapsandığını gösterir. Bu kullanım bir yerden başka bir yere hareketi anlatmaz. Cümlenin başında kullanıldığında genellikle geniş bir kapsam oluşturur; ardından bu kapsamdaki şeylerin tümü veya birçoğu için geçerli bir açıklama gelir.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri kullanarak kapsam ifadesini tamamlayın: ____, the community center has programs for every age in between. (toddlers / teenagers)
Cevabı göster
From toddlers to teenagers
soils are home to one quarter of Earth's biodiversity. Kalıp ifadeler
0:59topraklar Dünya'nın biyolojik çeşitliliğinin dörtte birine ev sahipliği yapar.
are home to: bir yerde yaşayan veya merkezi bulunan şeyleri belirtme
Be home to, birinin ya da bir şeyin yaşadığı, bulunduğu veya doğal olarak görüldüğü yer olmak demektir. Bu cümlede toprak, Dünya'nın biyolojik çeşitliliğinin büyük bir bölümünü oluşturan canlıların yaşam alanı olarak sunulur; home burada ev anlamına gelmez. Kalıp be home to + isim öbeği şeklindedir. Be, özneyle uyumlu olur; bu nedenle çoğul soils ile are kullanılır ve to'dan sonra o yerde bulunan şey gelir.
Alıştırma
Sulak alanın kuşların yaşam alanı olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: This protected wetland is ____ more than 200 bird species.
Cevabı göster
home to
And perhaps the soil's most important inhabitants are microbes,
1:03Ve belki de toprağın en önemli sakinleri mikroplardır,
organisms no larger than several hundred nanometers Dilbilgisi
1:07birkaç yüz nanometreden daha büyük olmayan organizmalardır
no larger than several hundred nanometers: boyut için üst sınır belirleme
No larger than several hundred nanometers, boyut için bir üst aralık belirler: organizmalar daha küçük olabilir, ancak boyutları birkaç yüz nanometreyi aşmaz. Her organizmanın tam olarak bu boyutta olduğunu söylemez. Aktarılabilir kalıp no + karşılaştırma sıfatı + than + sınır şeklindedir. Burada larger boyutu karşılaştırır. Several hundred tek bir kesin sayı olmadığı için ifade, kesin bir sayısal kesme noktası yerine yaklaşık bir üst ölçek verir.
Alıştırma
Bir laboratuvar kılavuzunda "Each particle is no larger than 200 nanometers." yazıyor. Bu ne anlatır?
- 200 nanometre maksimumdur; bazı parçacıklar daha küçük olabilir.
- Her parçacık 200 nanometreden büyüktür.
- Her parçacık tam olarak 200 nanometredir.
Cevabı göster
200 nanometre maksimumdur; bazı parçacıklar daha küçük olabilir.
that decompose all the planet's dead and dying organic material.
1:10gezegendeki ölü ve ölmekte olan tüm organik maddeleri ayrıştıran.
Imagine we drop an apple in the forest. Anlatım akışı
1:15Ormanda yere bir elma düşürdüğümüzü hayal edelim.
Imagine we ... ile varsayımsal bir örnek kurmak
Bu cümle varsayımsal bir örnek başlatır. Emir biçimindeki Imagine, dinleyiciden zihninde bir sahne kurmasını ister; geniş zaman yapısındaki we drop ... ise gerçekten yaşanmış bir olayı bildirmez. Imagine we + geniş zamanlı yan cümle kalıbı, konuşmacı bir sonucu veya süreci açıklamadan önce ortak bir örnek oluşturur. We, konuşmacı ile dinleyiciyi aynı hayali durumun içine yerleştirir.
Alıştırma
Konuşmacı 'Imagine we drop an apple in the forest' cümlesiyle esas olarak ne yapıyor?
- Dinleyiciye ormana gitmesini emretmek
- Dinleyiciyi varsayımsal bir örneği hayal etmeye çağırmak
- Kesinlikle gerçekleşmiş bir olayı bildirmek
Cevabı göster
Dinleyiciyi varsayımsal bir örneği hayal etmeye çağırmak
As soon as ... ile anlık tetikleyici belirtmek
As soon as, 'tam ... olduğunda' veya '... olur olmaz' anlamına gelir. Burada toprağa temas etmeyi, ana cümlenin daha sonra gerçekleştiğini söylediği olayın tetikleyicisi olarak gösterir; yalnızca genel bir zaman belirtmez. As soon as bağımlı bir zaman yan cümlesi başlatır. Bu yan cümle başta olduğunda, normalde ardından virgül ve bir ana cümle gelir: As soon as the door opens, we go inside.
Alıştırma
'... olur olmaz' anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the alarm sounds, everyone leaves the building.
Cevabı göster
As soon as
worms and other invertebrates begin breaking it down into smaller parts, Öbek fiiller
1:20solucanlar ve diğer omurgasızlar onu daha küçük parçalara ayırmaya başlar,
breaking it down into smaller parts: ayrılabilen break down öbek fiili
Burada breaking it down into smaller parts, bir bütünü daha küçük parçalar ortaya çıkacak şekilde parçalamak veya ayrıştırmak demektir. Down, break down öbek fiilinin bir parçasıdır; aşağı yönde hareketi göstermez. Bu geçişli anlamda break down ayrılabilir. Nesne it zamiri olduğu için fiil ile parçacığın arasına gelmelidir: breaking it down. Into ile başlayan bölüm, işlemin sonucunu belirtir.
Alıştırma
Ayrılabilen break down öbek fiili it zamirini doğru biçimde arasına alacak şekilde cümleyi tamamlayın: The guide broke ____ ____ into three clear steps.
Cevabı göster
it · down
absorbing nutrients from what they consume and excreting the rest. Dilbilgisi
1:24tükettikleri şeylerden besinleri emerek ve kalanını dışkılayarak.
absorbing ... and excreting ...: paralel -ing öbekleri
Absorbing nutrients ... ve excreting the rest, birbiriyle bağlanmış iki paralel -ing öbeğidir. Önceki yan cümlede anlatılan süreç sırasında aynı öznenin yaptığı iki eylemi eklerler; yeni bir bağımsız cümlecik başlatmazlar. Öbekler paraleldir: absorbing, nutrients nesnesini; excreting ise the rest nesnesini alır. And, eşleşen biçimleri bağlayarak süreç anlatımını daha kısa hâle getirir. What they consume, “yiyip tükettikleri şeyler”; the rest ise besinler emildikten sonra geriye kalan madde demektir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı süreçteki adımları eklemek için iki paralel -ing öbeği kullanıyor?
- The machine sorts the beans, removing damaged ones and packs the rest.
- The machine sorts the beans, removing damaged ones and packing the rest.
- The machine sorts the beans, removed damaged ones and packing the rest.
Cevabı göster
The machine sorts the beans, removing damaged ones and packing the rest.
This first stage of decomposition sets the scene for microbes. Deyimler
1:29Çürümenin bu ilk aşaması mikroplar için ortamı hazırlar.
sets the scene for: sonraki gelişmeler için koşulları oluşturmak
Bu cümlede sets the scene for mecazidir. “Bir şeyin daha sonra gerçekleşmesine olanak veren koşulları oluşturur” anlamına gelir; “gerçek bir sahne kurar veya düzenler” demek değildir. Bu ifade bir süreci hikâye gibi sunar: ilk aşama, mikropların daha sonraki rolünü mümkün kılar. Bir olay sonraki bir olay ya da gelişme için ortam hazırladığında set the scene for kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “sonrasında olacaklar için gerekli koşulları oluşturur” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The early research ____ a larger study.
Cevabı göster
sets the scene for
The specific microbes present depend on the environment.
1:33Hangi mikropların mevcut olduğu çevreye bağlıdır.
there tend to be: yaygın bir durumu anlatmak
There tend to be, “genellikle vardır” veya “bulunması yaygındır” anlamına gelir. Tend to genel bir eğilimi belirtir; bu nedenle cümle, durumun her zaman doğru olduğunu iddia etmek yerine istisnalara yer bırakır. Yapı there + tend to be + isim öbeği şeklindedir. Burada İngilizcedeki bacteria sözcüğü çoğuldur, bu nedenle onunla uyumlu olarak tend kullanılır. Tekil bir isimle tends kullanılır: There tends to be a delay.
Alıştırma
Cümleyi dersteki temkinli eğilim ifadesiyle tamamlayın: In older buildings, there ____ more maintenance problems.
Cevabı göster
tend to be
which excel at breaking down grass and leaves. Kalıp ifadeler
1:40çim ve yaprakları ayrıştırmada mükemmeldirler.
excel at breaking down: excel at + -ing yapısı
Excel at, “bir konuda özellikle başarılı olmak” anlamına gelir. Bu cümlede, söz konusu canlıların çimleri ve yaprakları ayrıştırmada özellikle başarılı olduğunu belirtir. Başka durumlara aktarılabilen yapı excel at + isim veya -ing biçimidir. at bir edat olduğu için break, breaking olur: excel at breaking down something.
Alıştırma
excel at + -ing yapısını tek sözcükle tamamlayın: This camera excels ____ taking clear photos at night.
Cevabı göster
at
there are more fungi capable of breaking down complex woody materials. Kalıp ifadeler
1:45karmaşık odunsu materyalleri parçalayabilen daha fazla mantar bulunur.
temperate forest: bir iklim kuşağı terimi
Temperate forest, tropikal bölgeler ile kutup bölgeleri arasındaki ılıman iklim kuşağında bulunan bir ormandır. Bu bölgelerde sıcaklıklar genellikle ılımlıdır ve belirgin mevsim değişiklikleri görülür. Burada temperate iklim kuşağını sınıflandırır. İnsanlar veya alışkanlıklar için kullanılan “kendini kontrol eden” ya da “davranışları ölçülü” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir coğrafya dersinde temperate forest ifadesinin doğru tanımı hangisidir?
- Yalnızca sıcak tropikal iklimde bulunan bir orman.
- Kendini kontrol eden ve sakin olarak tanımlanan bir orman.
- Genellikle ılımlı sıcaklıklara ve mevsim değişikliklerine sahip bir iklim kuşağındaki orman.
Cevabı göster
Genellikle ılımlı sıcaklıklara ve mevsim değişikliklerine sahip bir iklim kuşağındaki orman.
capable of breaking down: capable of + -ing kalıbı
fungi capable of breaking down complex woody materials ad öbeğinde capable of breaking down, fungi sözcüğünü niteler. Bu, mantarların malzemeyi parçalama yeteneğine sahip olduğu anlamına gelir; o anda mutlaka bu işi yaptıkları anlamına gelmez. Kalıp capable of + isim veya -ing biçimidir. Burada of sonrasında breaking down gelir ve complex woody materials, break down fiilinin nesnesidir.
Alıştırma
Cümleyi absorb fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This material is capable ____ water.
Cevabı göster
of absorbing
Looking to harvest more food from the apple's remains, Kalıp ifadeler
1:50Elmanın kalıntılarından daha fazla yiyecek elde etmek isteyen,
these microbes release enzymes that trigger a chemical reaction called oxidation. Kelime
1:53bu mikroplar oksidasyon adı verilen kimyasal bir reaksiyonu tetikleyen enzimler salgılar.
Looking to harvest: amaç veya niyet belirtme
Burada Looking to harvest, gözle bakmak değil, “elde etmek için” veya “elde etmeyi amaçlayarak” anlamına gelir. Bu bilimsel anlatımda süreç, bir hedefe yönelik biçimde sunulur; bu, mikropların mutlaka bilinçli bir plan yaptığı anlamına gelmez. Baştaki -ing yan cümlesi, enzim salgılama ana eyleminin amacını açıklar. Bu yapının örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan these microbes ifadesidir. Böylece önce hedef, ardından bu hedefe ulaşmak için yapılan eylem verilir.
Alıştırma
“Looking to reduce waste, the café stopped using plastic cups,” cümlesinde Looking to reduce waste ne anlama gelir?
- Kafe atıkları azaltmaya çalışıyordu.
- Kafe bütün atıkları zaten ortadan kaldırmıştı.
- Kafe atıklara bakıyordu.
Cevabı göster
Kafe atıkları azaltmaya çalışıyordu.
trigger a chemical reaction called oxidation: reaksiyonu tetiklemek ve adlandırmak
Burada trigger, “bir şeyin başlamasına neden olmak” anlamına gelen bir fiildir. Enzimler kimyasal reaksiyonun başlamasına neden olur; trigger, başlayan şeyi doğrudan nesne olarak alır: trigger a chemical reaction. called oxidation bu reaksiyonun adını verir. that is called oxidation yapısının kısaltılmış biçimidir ve bilimsel metinlerde teknik bir terimi tanıtmak için sık kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kıvılcımın kimyasal reaksiyonu başlattığını ve bu reaksiyonun adının yanma olduğunu doğal biçimde anlatır?
- A spark can trigger a chemical reaction calling combustion.
- A spark can trigger a chemical reaction called combustion.
- A spark can trigger to a chemical reaction called combustion.
Cevabı göster
A spark can trigger a chemical reaction called combustion.
This breaks down the molecules of organic matter, Kelime
1:58Bu, organik maddenin moleküllerini parçalayarak,
bilimsel bağlamlarda organic matter
Organic matter, canlılardan veya ölü yapraklar gibi onların kalıntılarından gelen, karbon içeren maddeler için kullanılan bilimsel bir terimdir. Toprak, ekosistemler ve ayrışmayla ilgili açıklamalarda sık görülür. molecules of organic matter ifadesinde of, molekülleri parçası oldukları maddeye bağlar. Buradaki organic bir madde türünü anlatır; organik tarım kurallarına göre sertifikalanmış yiyecek anlamına gelmez.
Alıştırma
“Dead leaves become organic matter in the soil.” cümlesinde organic matter ne anlama gelir?
- Canlılardan veya onların kalıntılarından gelen madde
- Doğal olarak bulunan herhangi bir madde
- Organik tarım standartlarına göre sertifikalanmış yiyecek
Cevabı göster
Canlılardan veya onların kalıntılarından gelen madde
releasing energy, carbon, and other nutrients
2:01enerji, karbon ve diğer besin maddelerini açığa çıkarır
in a process called mineralization: bilimsel bir süreci adlandırma
in a process called mineralization ifadesi, salınımın nasıl gerçekleştiğini anlatırken aynı zamanda bu sürecin bilimsel adını verir. Burada called, “adı verilen” anlamındadır; “yüksek sesle çağrılan” anlamında değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp in a process called + terim şeklindedir. Mineralization, organik maddenin çevrede kalabilen daha basit mineral besinlere dönüşmesi sürecinin adıdır.
Alıştırma
Bilim cümlesini call fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: Ice becomes liquid water in a process ____ melting.
Cevabı göster
called
Then microbes consume the carbon and some nutrients
2:06Ardından mikroplar karbonu ve bazı besinleri tüketirken
while excess molecules of nitrogen, sulfur, calcium, and more
2:09nitrojen, sülfür, kalsiyum ve daha fazlasının fazla molekülleri
left behind: bir süreçten sonra geride kalmak
Bu cümlede are left behind, “süreçten sonra geride kalır” anlamındadır. Fazla moleküller tüketilmez veya ortamdan uzaklaştırılmaz; bu nedenle toprakta kalırlar. Burada behind esas olarak bir konumu anlatmaz. Yapı etken olarak leave + nesne + behind, edilgen olarak ise nesne + be left behind biçiminde kullanılabilir. Bir süreçten sonra kalan artığı veya birlikte götürülmeyen bir kişiyi ya da nesneyi anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede left behind ne anlama gelir? After the floodwater drained away, a layer of mud was left behind on the floor.
- Su gittikten sonra çamur kaldı.
- Çamur suyla birlikte akıp gitti.
- Çamur zeminde daha gerideki bir konuma hareket etti.
Cevabı göster
Su gittikten sonra çamur kaldı.
As insects and worms eat more of the apple,
2:15Böcekler ve solucanlar elmadan daha fazlasını yedikçe,
they expose more surface area for these microbial enzymes Dilbilgisi
2:17bu mikrobiyal enzimlerin oksitlenmesi ve mineralleşmesi için
for these microbial enzymes to oxidize and mineralize: for + isim + to-infinitive yapısı
for + isim + to-infinitive yapısı, mastardaki eylemi kimin ya da neyin yaptığını gösterir. Burada these microbial enzymes, to oxidize and mineralize eylemlerinin mantıksal öznesidir. Daha geniş bir yüzey alanının açığa çıkarılması, enzimlerin yön verdiği bu süreçlerin gerçekleşmesi için gerekli koşulları oluşturur. Bu nedenle for yalnızca enzimlerin yararını anlatmaz; iki mastar eyleminin yapanını tanıtır.
Alıştırma
for + isim + to-infinitive yapısını ve the hikers / rest ipucunu kullanarak cümleyi tamamlayın: We found a shady place ____.
Cevabı göster
for the hikers to rest
Even the excretions they leave behind are mined by microbes. Deyimler
2:23Arkalarında bıraktıkları dışkılar bile mikroplar tarafından kullanılır.
are mined by: kaynak çıkarma mecazı içeren edilgen yapı
are mined by edilgen bir yapıdır: excretions, eylemden etkilenen şey olarak sunulur; by microbes ise eylemi yapanı belirtir. Mine normalde topraktan değerli madde çıkarmak anlamına gelir. Burada ise mecazdır: mikroplar dışkılardan kullanılabilir besinleri veya başka maddeleri, bir kaynağı çıkarıp işliyormuş gibi elde eder. Bu mecaz, besinlerin yeniden kullanımını gözde canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümledeki are mined by microbes ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Mikroplar dışkıları yer altındaki bir madende saklar.
- Dışkılar mikroplar için madencilik makineleri yapar.
- Mikroplar dışkılardan kullanılabilir maddeler çıkarır.
Cevabı göster
Mikroplar dışkılardan kullanılabilir maddeler çıkarır.
This continues until the apple is reduced to nothing, Kalıp ifadeler
2:27Bu süreç, elma tamamen yok olana kadar devam eder,
is reduced to: son durumu belirtmek
is reduced to nothing ifadesinde be reduced to + sonuç, bir sürecin ardından ulaşılan son durumu belirtir. Edilgen is reduced yapısı, elmanın değişime uğradığını gösterir; to nothing ise geriye hiçbir madde kalmadığı anlamına gelir. Buradaki reduce, bir şeyi yalnızca biraz küçültmekten daha fazlasını ifade eder. Yapı, değişimin son noktasını gösterir ve son miktarı, maddeyi veya durumu anlatabilir.
Alıştırma
Son durumu belirten reduce biçimiyle cümleyi tamamlayın: The abandoned shed was ____ rubble by the storm.
Cevabı göster
reduced to
a process that would take 1 to 2 months in a temperate forest. Dilbilgisi
2:30ılıman bir ormanda bu süreç 1 ila 2 ay sürebilir.
would take 1 to 2 months: koşullu süre tahmini
would take 1 to 2 months ifadesinde take, belirli bir süre gerektirmek anlamına gelir. Would, bu süreyi varsayılan ya da bağlamdan anlaşılan bir koşul altındaki beklenen sonuç olarak sunar; burada koşul, ılıman bir ormandaki ayrışma örneğidir. Buradaki would yalnızca geçmiş zamanı belirtmez. Tahmini koşula bağlar; will take ise gerçekleşmesi beklenen gelecekteki bir süreç hakkında doğrudan bir tahmin gibi duyulur.
Alıştırma
Cümleyi take fiilinin koşul bildiren biçimiyle tamamlayın: With a slower route, the delivery ____ about three hours.
Cevabı göster
would take
Environments that are hot and wet support more microbes
2:34Sıcak ve ıslak ortamlar daha fazla mikrobu destekler
allowing them to decompose things more quickly. Dilbilgisi
2:40bu da onların her şeyi daha hızlı ayrıştırmasına olanak tanır.
allowing them to decompose...: -ing yan cümlesiyle sonuç eklemek
Allowing them to decompose things more quickly, cümlenin sonunda yer alan ve önceki durumun tamamından doğan sonucu belirten bir -ing yan cümlesidir. Sıcak ve nemli ortamlar daha fazla mikrobu destekler; bunun sonucunda bu mikroplar maddeleri daha hızlı ayrıştırabilir. allowing + nesne + to-infinitive yapısı, “birinin veya bir şeyin bir eylemi yapmasını mümkün kılmak” anlamına gelir. Burada them, microbes sözcüğünü gösterir. Bu yan cümle, ayrı bir cümle kurmadan sonucu doğrudan ana ifadenin arkasına ekler.
Alıştırma
Sonucu göstermek için cümleyi en iyi tamamlayan yan cümle hangisidir? “The new ramp removes the step, ___.”
- allowing wheelchair users to enter more easily
- although the old entrance remains open
- because the building needed a safer entrance
Cevabı göster
allowing wheelchair users to enter more easily
And less complex organic materials break down faster.
2:42Ve daha az karmaşık organik materyaller daha hızlı parçalanır.
all organic matter is reduced to microscopic mineral nutrients.
2:48tüm organik madde mikroskobik mineral besinlere indirgenir.
But, given enough time: ana ifadeden önce koşul belirtmek
Given enough time, “yeterli zaman varsa” anlamına gelir. Burada given, ana ifade için bir koşul belirtir; birinin kelimenin gerçek anlamıyla zaman verdiğini anlatmaz. Cümlenin başındaki But, bu iddiayı önceki anlatımdaki bir karşıtlığa bağlarken given enough time ana sonuçtan önce zaman koşulunu belirtir. Bu düzen, bir şeyin yavaş gerçekleşse bile sonunda yine de olacağını ifade etmeyi sağlar.
Alıştırma
“Given enough time, the stain will fade.” cümlesinde given enough time ne anlama gelir?
- Yeterli zaman varsa
- Çünkü biri bir saat verdi
- Hiç zaman geçmeden önce
Cevabı göster
Yeterli zaman varsa
are too strong to break down any further. Dilbilgisi
2:55daha fazla parçalanamayacak kadar güçlüdür.
are too strong to break down any further: too + sıfat + to-infinitive kalıbı
too + adjective + to-infinitive kalıbı, bir niteliğin uygulanabilir sınırı aştığını ve bu yüzden mastarın belirttiği eylemin gerçekleşemediğini anlatır. Burada are too strong to break down, atomik bağların gücünün daha fazla parçalanmayı engellediği anlamına gelir. any further içindeki any, sürecin biraz bile daha ileri gidemeyeceği fikrini güçlendirir. Bu nedenle bütün ifade, sürecin devam edememesinin nedeni olarak gücü gösterir; too yalnızca very sözcüğünün daha vurgulu bir biçimi değildir.
Alıştırma
Ağırlığın eylemi engellediğini göstermek için cümleyi too, heavy ve lift ile tamamlayın: The box is ____.
Cevabı göster
too heavy to lift
So, instead, these nutrients feed plant life,
2:58Bu yüzden, bu besinler bunun yerine bitki yaşamını besler,
which grow more food that will eventually decompose.
3:01sonunda çürüyecek olan daha fazla yiyeceği yetiştirir.
This constant cycle of creating and decomposing Anlatım akışı
3:04Bu sürekli yaratma ve çürüme döngüsü
This constant cycle... supports all life on Earth: bir süreci özetleme
This constant cycle, yalnızca yakındaki bir isme değil, önceki bölüm boyunca açıklanan bağlantılı sürece gönderme yapar. cycle of creating and decomposing isim öbeği, önceki birkaç ayrıntıyı tek ve adlandırılmış bir fikir altında toplar. Ardından supports all life on Earth, bu özeti sürecin neden önemli olduğuna ilişkin geniş bir sonuca dönüştürür. Bu, bilimsel yazılarda yaygın bir bilgi düzenleme yöntemidir: bir diziyi this + genel bir isim öbeğiyle özetlemek ve sonra daha geniş önemini belirtmek.
Alıştırma
Bu cümle paragrafta hangi işlevi görür?
- Yalnızca hemen önündeki tek sözcüğe gönderme yapar.
- Önceki süreçleri tek bir döngüde toplar ve bunların daha geniş önemini belirtir.
- Daha önce ele alınmamış ayrı bir süreç başlatır.
Cevabı göster
Önceki süreçleri tek bir döngüde toplar ve bunların daha geniş önemini belirtir.
But, there are a few environments too hostile Dilbilgisi
3:11Fakat, bu çok yetenekli mikroplar için
including the peat bogs outside Cheshire, England.
3:16Cheshire, İngiltere'nin dışındaki turbalık alanlar da dahil.
environments too hostile for these multi-talented microbes: bu mikroplar için fazla elverişsiz ortamlar
environments too hostile for these multi-talented microbes ifadesindeki too + adjective + for + noun yapısı, ortamların mikropların orada faaliyet gösteremeyeceği kadar zorlu olduğunu anlatır. Sıfat öbeğinin tamamı environments sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. Burada hostile, öfkeli veya saldırgan bir kişiyi değil, yaşam için zararlı ya da elverişsiz koşulları anlatır. Multi-talented eğlenceli bir kişileştirmedir: Mikroplar birçok malzeme türünü parçalayabilse de bu koşullar yine de onların sınırlarını aşar.
Alıştırma
“The room is too noisy for the baby to sleep” cümlesi ne anlama gelir?
- Oda aşırı gürültülü olduğu için bebek uyuyamaz.
- Bebek uyurken odayı gürültülü hâle getirir.
- Oda gürültülüdür ama bebek kolayca uyur.
Cevabı göster
Oda aşırı gürültülü olduğu için bebek uyuyamaz.
Peat bogs are mostly made of highly acidic sphagnum mosses. Notlar
3:20Turbalıklar çoğunlukla oldukça asidik olan sfagnum yosunlarından oluşur.
Peat bogs: turba oluşturan özel bir sulak alan
Peat bogs, yani turba bataklıkları, kısmen çürümüş bitki maddelerinin turba olarak biriktiği, suya doymuş sulak alanlardır. Bu birikim çoğu zaman sfagnum yosunları arasında oluşur. Buradaki temel bilgi, turba bataklığındaki suyun genellikle asidik ve oksijen bakımından fakir olmasıdır. Bu koşullar mikropların ayrıştırma faaliyetini yavaşlatır; bu nedenle turba bataklıkları organik maddeleri diğer birçok sulak alandan çok daha uzun süre koruyabilir.
Alıştırma
Hangi açıklama peat bog ile en iyi eşleşir?
- Mercanların oluşturduğu tuzlu su resifi.
- Kısmen çürümüş bitkilerin turba olarak biriktiği suya doymuş bir sulak alan.
- Neredeyse hiç bitki maddesi bulunmayan kuru bir çayır.
Cevabı göster
Kısmen çürümüş bitkilerin turba olarak biriktiği suya doymuş bir sulak alan.
highly acidic sphagnum mosses: yüksek derecede asidik sfagnum yosunları
sphagnum mosses bitkileri adlandırır, highly acidic ise onları niteler. Highly, acidic sıfatının derecesini güçlendirir; dolayısıyla tüm ifade “yüksek derecede asidik sfagnum yosunları” demektir. Buradaki acidic bilimsel anlamdadır: kimyasal asitliği ve düşük pH'lı bir ortam oluşmasına katkıyı anlatır. Bir kişinin sert karakterini veya iğneleyici tonunu anlatmaz.
Alıştırma
Burada highly acidic sphagnum mosses ne anlama gelir?
- Şeker oranı yüksek sfagnum yosunları
- İğneleyici bir şekilde konuşan sfagnum yosunları
- Kimyasal asitliği yüksek sfagnum yosunları
Cevabı göster
Kimyasal asitliği yüksek sfagnum yosunları
These plants acidify the soil while also releasing a compound
3:24Bu bitkiler toprağı asitleştirirken aynı zamanda bir bileşik salgılar
that binds to nitrogen, depriving the area of nutrients. Notlar
3:28nitrojene bağlanan ve alanı besinlerden mahrum bırakan.
binds to nitrogen: azota bağlanır
binds to nitrogen ifadesindeki bind to, kimyasal anlamda “bağlanmak” veya “birleşmek” demektir. Özne olan a compound bağlanan maddedir; nitrogen ise onun bağlanma eşidir. to edatı, bağlanılan maddeyi gösterir; bir hedefe doğru hareketi anlatmaz. Bu yapı bileşiklerin, proteinlerin veya moleküllerin nasıl etkileştiğini açıklarken sık kullanılır.
Alıştırma
bind sözcüğünü doğru biçimde ve gereken edatla kullanın: The protein ____ a receptor on the cell.
Cevabı göster
binds to
depriving the area of nutrients: deprive A of B kalıbı
deprive A of B kalıbı, “A'nın B'yi kaybetmesine veya B'den yoksun kalmasına neden olmak” demektir. Bu ifadede A, the area; B ise nutrients kısmıdır. of edatı, kaybedilen şeyi tanıtır. -ing biçimindeki depriving de aynı kalıbı korur: depriving A of B. Kaybı tek başına tamamlanmış bir cümle olarak değil, bir eylem veya etki olarak sunar.
Alıştırma
deprive A of B kalıbında gereken edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The drought deprived the village ____ clean water.
Cevabı göster
of
Alongside cold Northern European temperatures, Kalıp ifadeler
3:32Soğuk Kuzey Avrupa sıcaklıklarıyla birlikte,
these conditions make it impossible for most microbes to function. Dilbilgisi
3:35bu koşullar çoğu mikrobun işlev görmesini imkansız hale getirir.
Alongside cold Northern European temperatures: başka bir etken eklemek
Burada alongside, “ile birlikte” veya “ek olarak” anlamına gelir; “fiziksel olarak yanında” anlamında değildir. Baştaki ifade, mikropları etkileyen diğer koşullara Kuzey Avrupa’nın düşük sıcaklıklarını da ekler. alongside + isim öbeğini ana cümleden önce kullanmak açıklamayı düzenlemeye yardımcı olur: önce katkıda bulunan bir etkeni tanıtır, ardından ana cümle etkenlerin ortak sonucunu belirtir.
Alıştırma
“Alongside poor lighting, cold air slowed the plants’ growth,” cümlesinde baştaki ifade ne yapar?
- Yetersiz aydınlatmayı katkıda bulunan başka bir etken olarak ekler.
- Yetersiz aydınlatmanın soğuk havadan sonra meydana geldiğini gösterir.
- Bitkilerin fiziksel olarak aydınlatmanın yanında olduğunu söyler.
Cevabı göster
Yetersiz aydınlatmayı katkıda bulunan başka bir etken olarak ekler.
make it impossible for most microbes to function: bir eylemi imkânsız hâle getirmek
make it + adjective + for someone/something + to do kalıbında it, daha sonra gelen içeriğin yerini tutan bir nesnedir; buna öncül nesne de denir. Değerlendirilen asıl eylem, ardından gelen for öbeği ve mastarla belirtilir. Burada imkânsız olan eylem for most microbes to function bölümüdür. Bu kalıp, bir nedenin veya koşulun bir eylemi ne ölçüde mümkün, kolay, zor ya da güvenli hâle getirdiğini gösterir: X makes it adjective for Y to do Z. Bu cümlede these conditions nedeni, impossible değerlendirmeyi, most microbes ise eylemi gerçekleştirecek grubu belirtir.
Alıştırma
make it + adjective + for ... to do kalıbını impossible ve enter ile kullanın: The locked gate made ____ for visitors ____ the garden.
Cevabı göster
it impossible · to enter
With nothing to break them down, the dead mosses pile up, Notlar
3:39Onları ayrıştıracak hiçbir şey olmadığından, ölü yosunlar birikir,
With nothing to break them down: with öbeğiyle arka plan koşulu belirtmek
With nothing to break them down, arka plan koşulunu veren bir with öbeğidir: yosunları parçalayabilecek bir organizma, madde veya süreç yoktur. them zamiri, daha sonra gelen the dead mosses ifadesini belirtir. with + noun/pronoun + to do yapısının bu kullanımında isim veya zamir, mastardaki eylemin yapanı olarak anlaşılır; burada nothing, break down için bu dilbilgisel rolü üstlenir. Cümlenin başındaki bu öbek, bir nedeni kısa bir arka plan bilgisine dönüştürerek ardından gelen sonuca zemin hazırlar. Nothing, yosunların sahip olmadığı bir şeyi anlatmaz. Onları ayrıştıracak bir etkenin veya mekanizmanın bulunmadığını belirtir.
Alıştırma
With + noun/pronoun + to do yapısını no one ve answer the phone ile kullanın: ____, customers had to leave messages.
Cevabı göster
With no one to answer the phone
pile up: zamanla birikmek
“the dead mosses pile up” cümlesinde pile up, “zamanla birikmek” anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Yosun yalnızca yukarı doğru hareket etmez; giderek daha fazlası kalır ve sonunda daha büyük bir miktar ya da yığın oluşur. Aynı ifade kar gibi fiziksel şeyler için de mesajlar, işler ve sorunlar gibi soyut şeyler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “birikmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: During the holiday, unread messages began to ____.
Cevabı göster
pile up
preventing oxygen from entering the bog. Kalıp ifadeler
3:43oksijenin bataklığa girmesini engeller.
prevent A from -ing: A'nın bir şey yapmasını engellemek
prevent A from -ing kalıbı, “A'nın bir şey yapmasını engellemek” veya “bir olayın gerçekleşmesini önlemek” anlamına gelir. Burada A, oxygen; eylem ise entering the bog ifadesidir. from sonrasında enter ya da to enter değil, -ing biçimindeki entering kullanılır. preventing ile başlayan -ing'li yan cümle, önceki durumun sonucunu ekler: biriken yosun oksijenin içeri girmesini engeller. Bu yapı nedenleri, koruyucu işlevleri ve mekanizmaları açıklarken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için from ve enter sözcüklerini doğru biçimde kullanın: The filter prevents dust ____ the engine.
Cevabı göster
from entering
doğal yollarla kapanmış bir sistem
Bu ifadede sealed, çevresinden ayrılmış bir sistemi anlatırken naturally bu durumun nasıl oluştuğunu açıklar: insan müdahalesiyle değil, doğal koşullar yoluyla. Bu isim öbeği, sonucu kısa bir bilimsel tanım hâline getirir. Buradaki sealed mutlaka bir kapak veya makineyle yapılmış bir mühür gerektirmez; dış ortamla alışverişin büyük ölçüde sınırlandığı bir çevreyi de anlatabilir.
Alıştırma
Örnekte a naturally sealed system ne anlama geliyor?
- doğal koşullarla dışarıya kapanmış bir sistem
- insanların ekipman kullanarak mühürlediği bir sistem
- doğal görünecek şekilde tasarlanmış bir sistem
Cevabı göster
doğal koşullarla dışarıya kapanmış bir sistem
Whatever organic matter enters a peat bog, just sits there, Notlar
3:49Turbalığa giren organik madde her neyse, orada öylece kalır,
Whatever organic matter enters a peat bog: kapsamı açık bir özne yan cümlesi
Whatever organic matter enters a peat bog, “turba bataklığına giren herhangi bir organik madde” anlamına gelir. Whatever belirli bir maddeyi seçmez; organik maddenin türü ne olursa olsun ifade geçerlidir. Whatever organic matter enters a peat bog yan cümlesinin tamamı sits fiilinin öznesidir. Bu yapı, belirli bir maddeyi tanımlamak için değil genel bir kuralı belirtmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, örnekteki gibi whatever yan cümlesini genel bir kuralın öznesi olarak kullanıyor?
- You may choose whatever toy you like.
- Whatever toy lands in this box gets donated.
- Whatever! I do not want a toy.
Cevabı göster
Whatever toy lands in this box gets donated.
just sits there: dokunulmadan veya değişmeden kalmak
just sits there ifadesindeki sit, gerçek anlamıyla “oturmak” değildir. Bir şeyin müdahale edilmeden veya değişmeden aynı yerde ya da durumda kalması anlamına gelir. Just, bunun dışında hiçbir şey olmadığını vurgular. Burada ifade, bilimsel bir sonucu günlük ve canlı bir biçimde anlatır: organik madde ayrışmak yerine bataklıkta kalır. X just sits there kalıbı dokunulmadan bırakılan nesneler, işler, bilgiler veya sorunlar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede just sits there ne anlama gelir: The unused box just sits there in the hallway?
- Bir insan gibi oturma pozisyonu alır.
- Taşınmadan veya ilgilenilmeden orada kalır.
- Hızla ayrışıp yok olur.
Cevabı göster
Taşınmadan veya ilgilenilmeden orada kalır.
to dissolve relatively simple material like bone,
3:57kemik gibi nispeten basit malzemeleri çözecek kadar,
was strong enough to dissolve: sıfat + enough + to do
Was strong enough to dissolve, sıfat + enough + to mastarı yapısını izler. Asidin çözme işlemi için gerekli güç derecesine ulaştığını, dolayısıyla sonucun mümkün olduğunu belirtir. Enough sıfattan sonra gelir. Strong burada insanın kas gücünü değil, asidin etki gücünü anlatır. To mastarı, bu derecenin mümkün kıldığı eylemi belirtir. Sıfat + enough + to do yapısı başka birçok nitelik ve sonuçla da kullanılabilir.
Alıştırma
İpin gerekli güce sahip olduğunu gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: The rope is strong ____ to hold the sign.
Cevabı göster
enough
and it turned more complex tissue like skin and organs pitch black. Kalıp ifadeler
4:00ve deri ve organlar gibi daha karmaşık dokuları zifiri siyaha çevirdi.
turn + nesne + sıfat: turned ... pitch black
Turn + nesne + sıfat, ortaya çıkarılan bir sonucu anlatır: bir kişi ya da şey, nesneyi sıfatın belirttiği duruma getirir. Burada more complex tissue like skin and organs nesnedir; pitch black ise ortaya çıkan renktir. Pitch black, “tamamen siyah” veya “son derece karanlık” demektir. Bu ifadede pitch, black sözcüğünü güçlendirir; “atış” ya da “sesin yüksekliği” anlamına gelmez.
Alıştırma
Dumanın odayı tamamen siyah hâle getirdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The smoke turned the room into pitch black.
- The smoke turned pitch black the room.
- The smoke turned the room pitch black.
Cevabı göster
The smoke turned the room pitch black.
But his corpse is otherwise so well preserved Dilbilgisi
4:05Ama onun dışında cesedi o kadar iyi korunmuş ki
that we can determine he was healthy, mid-20s,
4:08sağlıklı, 20'li yaşlarının ortasında olduğunu belirleyebiliriz,
and potentially wealthy, as his body shows few signs of hard labor. Kalıp ifadeler
4:10ve vücudunda ağır işçi olduğuna dair çok az işaret olduğu için potansiyel olarak zengindi.
otherwise so well preserved that we can determine: bunun dışında, belirleyebileceğimiz kadar iyi korunmuş
Otherwise burada “diğer yönlerden” veya “bunun dışında” anlamına gelir. Az önce söylenen şeyi bir kenara bırakır ve onun dışında bedenin çok iyi korunduğunu belirtir. Bu cümlede “aksi takdirde” anlamına gelmez. So + sıfat/zarf + that + cümlecik, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. So well preserved bu dereceyi belirtir; that we can determine... ise bu derecenin neyi mümkün kıldığını açıklar.
Alıştırma
Taramanın yüksek ayrıntı düzeyinin belirtilen sonucu doğurduğunu göstermek için iki boşluğu doldurun: The scan was ____ detailed ____ we could see every crack.
Cevabı göster
so · that
shows few signs of hard labor: ağır fiziksel çalışmaya dair çok az iz gösteriyor
show signs of + isim yapısı, “bir şeye dair gözlemlenebilir kanıtlar sunmak” anlamına gelir. Burada incelenen şey his body ifadesidir ve bedenin durumu kanıt sağlar. Few signs, çok az kanıt bulunduğunu, yani neredeyse hiç kanıt olmadığını belirtir. Bu nedenle cümle, onun muhtemelen düzenli olarak ağır fiziksel iş yapmadığını düşündürür. Bu bağlamda hard labor, zorlayıcı fiziksel çalışma demektir; yasal bir ceza olarak zorla çalıştırma anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada “his body shows few signs of hard labor” ne anlama geliyor?
- Vücudu, düzenli olarak ağır fiziksel iş yaptığını kanıtlıyor.
- Vücudu, düzenli olarak ağır fiziksel iş yaptığına dair çok az kanıt sunuyor.
- Vücudunda yasal bir cezanın izleri bulunuyor.
Cevabı göster
Vücudu, düzenli olarak ağır fiziksel iş yaptığına dair çok az kanıt sunuyor.
Scholars are less certain about the circumstances of his death. Kalıp ifadeler
4:21Bilim insanları onun ölüm koşulları hakkında o kadar emin değiller.
Scholars are less certain about...: akademisyenler … konusunda daha az emin
be certain about + isim öbeği yapısı, “bir şeyin gerçeğini bildiğinden veya anladığından emin olmak” anlamına gelir. Less, güven düzeyini başka bir noktaya ya da beklenen düzeye göre azaltır; tamamen bilgisiz olunduğunu göstermez. Özne olarak Scholars kullanıldığında ifade, kanıta dayalı ve temkinli bir değerlendirme sunar. Kısmi bilgi olasılığını açık bırakırken ölüm koşullarının kesin biçimde belirlenmediğini belirtir.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: “Scholars are less certain about the circumstances”, onların bu konuda kesinlikle hiçbir şey bilmediği anlamına gelir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
cold-blooded murder: kasıtlı ve acımasız bir cinayet
cold-blooded murder ifadesinde cold-blooded, kasıtlı biçimde zalim ve merhametsiz olmak anlamına gelir. Cinayetin işleniş biçimini ve eyleme ilişkin ahlaki değerlendirmeyi anlatır; vücut sıcaklığından söz etmez. İfadenin tamamı, kasıtlı bir öldürmeyi güçlü biçimde kınar.
Alıştırma
Burada cold-blooded murder ne anlama geliyor?
- soğuk havanın neden olduğu bir ölüm
- kasıtlı ve acımasız bir öldürme
- soğukkanlı bir hayvanın işlediği bir cinayet
Cevabı göster
kasıtlı ve acımasız bir öldürme
the extremity of his injuries suggest a ritual sacrifice. Kültür
4:28yaralarının ciddiyeti ritüelistik bir kurbanı işaret ediyor.
a ritual sacrifice: bir törenin parçası olarak sunulan kurban
A ritual sacrifice, dini, geleneksel veya törensel bir eylemin parçası olarak bir şeyin sunulması ya da bir canlının öldürülmesidir. Burada sacrifice, bir ayindeki kurbanı veya kurban sunma eylemini anlatır; biri için zamandan, rahatlıktan veya bir fırsattan vazgeçmek anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, yalnızca sıradan bir öldürmeden söz etmek yerine, olağan dışı derecede ağır yaralar için törensel bir açıklama olasılığı sunar.
Alıştırma
Bir tarih metninde a ritual sacrifice ne anlama gelir?
- bir törenin parçası olarak kurban sunulması veya öldürülmesi
- birine yardım etmek için zaman ya da rahatlıktan vazgeçilmesi
- bir kutlama sırasında kazara yaralanma
Cevabı göster
bir törenin parçası olarak kurban sunulması veya öldürülmesi
there's evidence the bog was known for its almost supernatural qualities, Kalıp ifadeler
4:34bataklığın neredeyse doğaüstü özellikleriyle bilindiğine dair kanıtlar var,
was known for its almost supernatural qualities: neredeyse doğaüstü nitelikleriyle tanınıyordu
Be known for + isim veya -ing biçimi, “bir özellik, başarı ya da davranış nedeniyle iyi tanınmak” anlamına gelir. Burada was known geçmiş zamandadır ve for its almost supernatural qualities bataklığın ününün nedenini belirtir. Almost, supernatural ifadesini yumuşatır: bu nitelikler olağanüstü derecede tuhaf görünüyordu, ancak konuşmacı bunların gerçekten sihirli olduğunu iddia etmiyor.
Alıştırma
Cümleyi be known for yapısının şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: The museum ____ its dinosaur collection.
Cevabı göster
is known for
a place where the soil beneath your feet wasn't quite dead or alive. Deyimler
4:39ayaklarınızın altındaki toprağın ne tam olarak ölü ne de diri olduğu bir yer.
wasn't quite dead or alive: iki etiket de tam olarak uymuyor
Not quite, “tamamen değil” veya “tam olarak değil” anlamına gelir. Cümle, dead ve alive gibi zıt etiketleri kullanarak toprağı belirsiz bir ara duruma yerleştirir: iki etiket de onu tam olarak açıklamaz. Bu, gizemli bir hava yaratan mecazlı bir anlatımdır; toprağın bilimsel anlamda gerçekten canlı olduğu iddiası değildir. Bu karşıtlık, bataklığın ölü maddeyi korurken aynı zamanda değiştirebildiğini düşündürür.
Alıştırma
“The soil wasn't quite dead or alive.” neyi düşündürüyor?
- Toprak her gün ölü durumdan canlı duruma geçiyordu.
- İki etiket de toprağı tam olarak açıklamaz.
- Toprağın canlı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştı.
Cevabı göster
İki etiket de toprağı tam olarak açıklamaz.
Of course, you don't need a peat bog to preserve a corpse.
4:44Tabii ki, bir cesedi korumak için turbalığa ihtiyacınız yok.
Learn how ancient Egyptians made mummies with this video.
4:47Antik Mısırlıların bu videoyla mumyaları nasıl yaptıklarını öğrenin.