Teksaslı Bir Restoran Yüz Yıllık Müşteri Sadakatini Nasıl İnşa Etti: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
414 kelime 179 kel/dk

Video özeti: Christie ailesinin üç kuşağı, Houston'daki 108 yıllık restoranlarının gelenek, kişisel ilgi, rezervasyon bilgileri ve küçük işletme tanıtımları sayesinde nasıl ayakta kaldığını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. truly do value — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: olumlu cümlede do sözcüğünün value fiilini güçlendirdiğini fark edin. Bu yapı içten takdiri doğrular; kuşkuyu gidermek veya bağlılığı vurgulamak için kullanılabilir. 2. that table — Deyimler ve mecazlı ifadeler: table sözcüğünün orada oturan müşteri grubunu temsil eden bir ad aktarması olduğunu anlayın; sonraki they zamiri restoran dilindeki bu kısaltmayı destekler. 3. Small Business Saturday — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: küçük işletmeleri desteklemeyi teşvik eden bir ABD alışveriş kampanyasını tanıyın ve tanıtımının yerel restoran için neden somut bir kaynak olduğunu anlayın.

Bu derste

I think um it's important to keep small businesses alive, Dilbilgisi

0:01

Bence, şey, küçük işletmeleri ayakta tutmak önemli,

especially something like Christie's that's 108 years.

0:04

özellikle de Christie's gibi 108 yıllık bir yeri.

Dilbilgisi

keep + nesne + sıfat: keep small businesses alive

keep small businesses alive ifadesinde keep, keep + nesne + sıfat kalıbını izler: small businesses nesnedir, alive ise devam eden durumu anlatır. Burada alive mecazidir. Bir işletme için kullanıldığında, kapanmak yerine faaliyet göstermeye devam etmek anlamına gelir. Bu kalıp, bir eylemin bir kişiyi veya şeyi belirli bir durumda tutmasını anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Bir şeyin belirli bir durumda kalmasını anlatmak için keep + nesne + sıfat kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Regular maintenance keeps the equipment.
  2. Regular maintenance keeps the equipment in the workshop.
  3. Regular maintenance keeps the equipment safe.
Cevabı göster

Regular maintenance keeps the equipment safe.

It is a touchstone for so many families. Deyimler

0:06

Burası pek çok aile için önemli bir mihenk taşı.

Deyimler

ortak referans noktası anlamında a touchstone

Burada a touchstone, bir gruba istikrarlı ve ortak bir referans noktası sağlayan kişi, yer, gelenek veya kurumdur. Birçok aile restoranı nesiller boyunca tanıdığı için burası onların anılarını ve devamlılık duygularını birbirine bağlamaya yardımcı olur. Bu kullanım, test veya standart biçimindeki eski anlamın mecazi bir uzantısıdır. Bağlamda odak noktası aileleri değerlendirmek değil, tanıdık ve kalıcı bir şeyin onların ortak deneyimini tanımlamasına yardımcı olmasıdır.

Alıştırma

“The old theater is a touchstone for the community,” cümlesinde a touchstone büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kalıcı bir ortak referans noktası
  2. Vazgeçilmez bir yapısal temel
  3. Yakın zamanda keşfedilmiş bir turistik yer
Cevabı göster

Kalıcı bir ortak referans noktası

And you're eating a meal that your grandparents ate.

0:11

Üstelik büyükanne ve büyükbabanızın yediği yemeği yiyorsunuz.

It hasn't changed.

0:14

Hiç değişmedi.

It has not changed at all. Dilbilgisi

0:15

Gerçekten hiç değişmedi.

Dilbilgisi

Olumsuzluğu vurgulayan not ... at all

Bu cümlede not ... at all, changed sözcüğünün olumsuz anlamını güçlendirir: restoran hiçbir şekilde değişmemiştir; tamamen aynı kalmıştır. At all bu etkiyi, olumsuz bir yapı içinde bulunduğu için kazanır. İlk cümlede hasn't kısaltması kullanılır. Tekrarda tam biçim olan has not kullanılır ve at all eklenir; böylece yinelenen iddia daha vurgulu hâle gelir. Bu kalıp not help at all ve not different at all örneklerinde olduğu gibi başka fiil ve sıfatlarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Örnekte kullanılan iki sözcüklü ifadeyle vurgulu olumsuzluğu tamamlayın: The new route has not shortened my commute ____.

Cevabı göster

at all

Christie's Seafood and Steaks

0:19

Christie's Seafood and Steaks,

is a third-generation family-owned Greek-owned restaurant Dilbilgisi

0:21

Yunan bir ailenin üçüncü kuşaktır işlettiği bir restoran

in Houston, Texas.

0:24

ve Houston, Teksas'ta bulunuyor.

Dilbilgisi

Üst üste birleşik niteleyiciler olarak third-generation family-owned Greek-owned

Tireyle bağlanan üç grup, restaurant sözcüğünden önce üst üste kullanılan birleşik niteleyiciler olarak birlikte işlev görür. Third-generation işletmenin ailenin üçüncü kuşağına geçtiğini, family-owned işletmenin aileye ait olduğunu, Greek-owned ise sahiplerin Yunan veya Yunan kökenli olduğunu belirtir. Tireler, her gruptaki sözcüklerin isimden önce tek bir betimleyici birim olarak anlaşılması gerektiğini gösterir. Böylece birkaç arka plan bilgisi tek bir isim öbeğinde yoğunlaştırılır. Greek-owned sahipliği anlatır; restoranın sunduğu yemek türünü zorunlu olarak belirtmez.

Alıştırma

The founders' grandchildren now run the bakery, and the family still owns it. Açıklamayı iki birleşik niteleyiciyle tamamlayın: It is a ____ bakery.

Cevabı göster

third-generation family-owned

It was started in 1917 by Theodore Christie,

0:26

Restoran 1917'de Theodore Christie tarafından kuruldu,

a Greek immigrant,

0:29

kendisi Yunan bir göçmendi.

and today is run by myself with my brothers Dilbilgisi

0:30

Bugünse restoranı ben, erkek kardeşlerim,

and my sisters and Mama Christie as the matriarch. Kelime

0:32

kız kardeşlerim ve ailenin reisi Mama Christie birlikte işletiyoruz.

Dilbilgisi

by myself with my brothers: myself ile me arasındaki fark

Burada myself, edilgen yapıda by edatından sonra geliyor; standart İngilizcede bu konumda nesne zamiri me kullanılır: is run by me. Ardından gelen with my brothers and my sisters ifadesi, konuşanın burayı tek başına değil kardeşleriyle birlikte işlettiğini anlatmak istediğini gösterir. Normalde by myself, “tek başıma” veya “yardım almadan” demektir. Myself, I taught myself örneğindeki gibi I öznesine geri döndüğünde ya da I did it myself örneğindeki gibi vurgu kattığında standarttır. Yalnızca me yerine daha resmî dursun diye kullanılması konuşmada yaygın olabilir, ancak standart dışıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın mağazayı iki iş arkadaşıyla birlikte işlettiğini doğal biçimde ifade eder?

  1. I run the store by myself.
  2. The store is run by me with two coworkers.
  3. The store is run with myself and two coworkers.
Cevabı göster

The store is run by me with two coworkers.

Kelime

Mama Christie as the matriarch: aile içindeki otorite ve statü

Matriarch, bir ailede veya aile benzeri bir grupta tanınmış bir otoriteye ve çoğu zaman simgesel öneme sahip olan kadın demektir. as the matriarch ifadesindeki as, Mama Christie’nin hangi rolle sunulduğunu belirtir. Bu ifade Mama Christie’yi restoranı işleten ailenin merkezî lideri ve saygı duyulan büyüğü olarak gösterir. Yalnızca anne ya da en yaşlı kadın olduğu anlamına gelmez; temel düşünceler liderlik ve statüdür.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, ailede tanınmış otoriteye sahip bir kadını ifade eden kelimeyle tamamlayın: Everyone asks Aunt Lena for guidance, and she makes the major family decisions. She is the family ____.

Cevabı göster

matriarch

So my dad would walk around the tables Dilbilgisi

0:36

Babam masaların arasında dolaşırdı

and he would tell everyone,

0:38

ve herkese şöyle derdi:

Dilbilgisi

Tekrarlanan geçmiş eylemler için would walk ... would tell

Geçmişte geçen bu anlatıda would + fiilin yalın hâli, tekrar tekrar yapılan eylemleri gösterir. Baba düzenli olarak masaların arasında dolaşıyor ve insanlara bir şeyler söylüyordu; burada would gelecek planını anlatmaz. Bu kullanım genellikle hikâyede geçmiş zamanın önceden belirlenmesinden sonra görülür. Zaman çerçevesi netleşince would, eski bir rutini oluşturan tekrarlı eylemleri sıralamaya yardımcı olur.

Alıştırma

would kullanarak bring fiilini geçmiş alışkanlık biçimine getirin ve cümleyi tamamlayın: When we were little, our neighbor ____ us fresh oranges every Sunday.

Cevabı göster

would bring

"We appreciate you. Ton ve niyet

0:39

“Size minnettarız.

We appreciate you."

0:40

Size minnettarız.”

Ton ve niyet

We appreciate you: bir kişinin değerini kabul etmek

Appreciate, bir kişiyi doğrudan nesne olarak alabilir: We appreciate you. Burada konuşanlar, yalnızca belirli bir şey için teşekkür etmek yerine kişinin değerini kabul ettiklerini ve onun orada bulunmasına minnettar olduklarını anlatır. Cümlenin tamamını tekrarlamak mesajı daha vurgulu ve içten yapar. Müşterilere yönelik bu selamlamada konuşan kişi bir şey istemiyor, kişisel bir bağ kuruyor.

Alıştırma

Bir antrenör, gönüllü bir kadına yalnızca tek bir görev için teşekkür etmek değil, ekibin ona bir insan olarak değer verdiğini söylemek istiyor. Ne söylemelidir?

  1. Thank you for carrying those boxes.
  2. We appreciate it.
  3. We appreciate you.
Cevabı göster

We appreciate you.

And he made sure to make that personal connection. Kalıp ifadeler

0:41

Herkesle birebir bağ kurmaya da özen gösterirdi.

Kalıp ifadeler

make sure to + fiilin yalın hâli

Make sure to + fiilin yalın hâli, bir eylemi gerçekten tamamlamak için gerekli özeni göstermek anlamına gelir. Yalnızca yapmayı düşünmekten veya denemekten daha güçlü biçimde tamamlanmayı vurgular. Bu cümlede made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir: baba, bağlantıyı şansa bırakmak yerine onu kurmaya sürekli özen gösteriyordu. Yeniden kullanılabilen kalıp make veya made sure to do something şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “eylemi tamamlamaya özen gösterdi” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before leaving, Maya ____ lock every window.

Cevabı göster

made sure to

Kalıp ifadeler

make a personal connection: kişisel bir bağ kurmak

Burada make, yaratmak veya kurmak anlamındadır; a personal connection ise doğrudan insanlar arasında oluşan sıcak bir yakınlık ve uyum hissidir. Teknik bir bağlantı, kişi listesindeki bir ad veya özel bilgi anlamına gelmez. Bu cümlede that, müşterilerle bizzat konuşularak kurulan belirli bağı gösterir. Yeniden kullanılabilen doğal eş dizim make a personal connection with someone şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “sıcak bir insani yakınlık kurmak” anlamındaki dört sözcüklü eş dizimle tamamlayın: The adviser listened carefully so she could ____ with the new student.

Cevabı göster

make a personal connection

We truly do value every customer Dilbilgisi

0:44

Biz de her müşterimize gerçekten değer veriyoruz,

Dilbilgisi

truly do value: olumlu cümlede do ile vurgu

Bu olumlu cümlede do, vurgu yapan bir yardımcı fiildir. Soru oluşturmaz ve yapmak anlamındaki asıl fiil değildir; value sözcüğünü güçlü biçimde vurgular, truly ise güvenceyi daha da pekiştirir: restoran her müşteriye içtenlikle değer vermektedir. Aktarılabilir kalıp özne + do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Bir şeyi güçlü biçimde doğrulamak, bir şüpheyi düzeltmek veya içten bir taahhütte bulunmak için kullanılır: We do value..., She does care..., They did try....

Alıştırma

Güvenceyi kesin hâle getiren vurgulu yardımcı fiil ve yalın fiille cümleyi tamamlayın: Your concern is important, and we ____ it seriously.

Cevabı göster

do take

because we recognize that you can go eat anywhere you want, Anlatım akışı

0:45

çünkü istediğiniz yerde yemek yiyebileceğinizi biliyoruz,

but you decided to come to Christie's

0:48

ama siz Christie's restoranına gelmeyi seçtiniz.

Anlatım akışı

you can go eat anywhere ... but you decided to come: seçenekleri kabul edip gerçek seçimi öne çıkarma

İlk yan cümle, müşterinin başka bir yerde yemek yeme özgürlüğünü kabul eder. Ardından but, dikkati Christie's'e gelme yönündeki gerçek karara çevirir. Bilgiyi bu şekilde düzenlemek teşekkürü somutlaştırır: konuşan kişi, müşterinin seçimine değer vermeden önce alternatifleri kabul eder. Yeniden kullanılabilir kalıp You can/could choose X, but you chose Y şeklindedir. Burada can izin değil, gerçekten mevcut bir olasılığı anlatır; decided to come ise ziyaretin tesadüfi değil, bilinçli bir seçim olduğunu gösterir.

Alıştırma

Mevcut seçenekleri önce kabul edip ardından gerçek seçimi öne çıkaran aynı kalıbı hangi cümle kullanıyor?

  1. You could have booked any venue, but you chose this one.
  2. You chose this venue, and the event starts at seven.
  3. You could have booked any venue, so please check the guest list.
Cevabı göster

You could have booked any venue, but you chose this one.

and that kind of reverberated my dad,

0:50

Bu anlayış babamın her davranışına yansırdı:

how he treated the employees,

0:53

çalışanlara yaklaşımına,

treated them with respect, Kalıp ifadeler

0:54

onlara saygılı davranmasına

Kalıp ifadeler

treated them with respect: treat + kişi + with respect

Bu cümlede treated them with respect, çalışanlara saygılı bir biçimde davrandığı anlamına gelir. Buradaki treat, “birine belirli bir şekilde davranmak” demektir; “tedavi etmek” veya “birinin hesabını ödemek” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilecek yapı treat + kişi veya grup + with respect biçimindedir. With öbeği davranışın nasıl olduğunu açıklar; bu nedenle insanlara nasıl davranıldığını anlatırken give respect to someone ifadesinden daha doğaldır.

Alıştırma

Cümleyi treat + kişi + with respect yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: A good manager ____ the staff ____.

Cevabı göster

treats · with respect

and made sure we were all on the same goal. Kalıp ifadeler

0:56

ve hepimizin aynı hedefe yönelmesini sağlamasına.

Kalıp ifadeler

on the same goal ile on the same page ve working toward the same goal arasındaki fark

On the same goal, İngilizcede standart bir sözcük birlikteliği değildir. Burada herkesin tek bir ortak hedef etrafında aynı doğrultuda olması kastedilmiş gibi görünür; ancak öğrenenler bunu yeniden kullanılabilecek bir ifade olarak kopyalamamalıdır. Bu söyleyiş iki yerleşik yapıyı birleştirir: ortak anlayış veya fikir birliği için be on the same page, tek bir hedefe yönelik çaba için work toward the same goal. Anlatılmak istenen ilişkiye uygun yapı seçilmelidir.

Alıştırma

Bir proje yöneticisi yalnızca ortak anlayışı değil, tek bir ortak hedefe yönelik aktif çabayı vurgulamak istiyor. En doğal cümle hangisidir?

  1. We are all on the same goal.
  2. We are all on the same page.
  3. We are all working toward the same goal.
Cevabı göster

We are all working toward the same goal.

We're here to provide good value, Notlar

0:59

Biz burada ödediğiniz paranın karşılığını vermek,

Dilbilgisi

We're here to + fiil: amaç belirtmek

We're here to provide... ifadesinde be here to + fiilin yalın hâli, grubun amacını veya görevini belirtir: ödenen paranın karşılığını sunmak, ekibin burada bulunma amacıdır. Here sözcüğü belirli bir fiziksel yeri göstermek zorunda değildir. Sonraki eylemi mevcut göreviniz, sorumluluğunuz veya katılma nedeniniz olarak sunmak istediğinizde be here to + fiil yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü amaç yapısıyla tamamlayın: At the information desk, we're ____ answer your questions.

Cevabı göster

here to

Kalıp ifadeler

provide good value: maliyete göre kalite

Provide good value, müşterilere ödedikleri paraya değen kalite, yarar veya deneyim sunmak demektir. Bu hizmet vaadinde value yalnızca düşük fiyatı değil, maliyete karşılık elde edileni belirtir. Bu sözcük birlikteliği teklifin tamamını değerlendirir; bu nedenle bir seçenek en ucuzu olmadan da provide good value olabilir.

Alıştırma

Bir otel yakındaki seçeneklerden biraz daha pahalıdır ancak kahvaltı, otopark ve daha büyük bir oda sunar. Hangi cümle kalite-maliyet ilişkisini en iyi ifade eder?

  1. The hotel has the lowest price.
  2. The hotel is valuable to the owner.
  3. The hotel provides good value.
Cevabı göster

The hotel provides good value.

fresh seafood on a daily basis,

1:02

her gün taze deniz ürünleri sunmak

consistency.

1:04

ve daima aynı kaliteyi korumak için varız.

So, we do have a private banquet room

1:09

Ayrıca özel bir ziyafet salonumuz var;

that hosts numerous anniversaries,

1:11

burada pek çok evlilik yıl dönümü,

rehearsal dinners, Kültür

1:14

düğün provası yemeği

birthdays.

1:15

ve doğum günü kutlaması düzenleniyor.

Kültür

Kuzey Amerika düğünlerinde rehearsal dinners

Buradaki rehearsal dinners, ziyafet salonunda düzenlenebilen düğünle ilgili yemekleri ifade eder. Kuzey Amerika'daki düğünlerde rehearsal dinner genellikle nikâh veya düğün töreni provasından sonra, çoğu kez düğünden önceki akşam, düğünde görev alan kişiler, yakın aile üyeleri ve bazen diğer davetliler için düzenlenir. Rehearsal, yemekle bağlantılı düğün provasını belirtir; kimse yemek yemeyi prova etmez. Dinners sözcüğünün çoğul olmasının nedeni, salonun bu türden birçok etkinliğe ev sahipliği yapmasıdır.

Alıştırma

Kuzey Amerika İngilizcesinde hangi durum en doğal biçimde rehearsal dinner olarak adlandırılır?

  1. Düğün provasından sonra düğünde görev alan kişiler ve yakın aileyle yenilen yemek
  2. Davetlilerin sofra adabı çalıştığı herhangi bir akşam yemeği
  3. Düğün töreninden sonra yapılan ana kutlama
Cevabı göster

Düğün provasından sonra düğünde görev alan kişiler ve yakın aileyle yenilen yemek

What's great about Resy through American Express Dilbilgisi

1:16

American Express üzerinden kullandığımız Resy'nin en güzel yanı,

is that when we see somebody is celebrating an anniversary or a birthday,

1:19

birinin yıl dönümü ya da doğum günü kutladığını gördüğümüzde

we are able to make sure Dilbilgisi

1:22

gereken özeni gösterip

that that table gets the attention that they need. Deyimler

1:24

o masadaki konukların ihtiyaç duyduğu ilgiyi görmesini sağlayabilmemiz.

Dilbilgisi

What's great about ... is that ...: belirli bir avantajı açıklamak

What's great about X is that + cümlecik, olumlu bir özelliği ortaya koyan ve ardından bunun kesin nedenini veren bir bildirim cümlesidir. Burada X, Resy through American Express'tir ve that ile başlayan cümlecik avantajı belirtir. Dilbilgisi bakımından What is great about X özne görevindedir, is bunu açıklamaya bağlar ve that tam bir cümlecik başlatır. What's ile başlamasına rağmen doğrudan bir soru değildir. Genel bir övgüyü açık bir avantaja dönüştürmek istediğinizde bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi kalıbın iki bölümüyle tamamlayın: ____ this library ____ it stays open late.

Cevabı göster

What's great about · is that

Dilbilgisi

make sure that that table: that sözcüğünün iki görevi

make sure [that [that table] gets ...] yapısında yan yana gelen iki that, cümlenin farklı katmanlarına aittir. İlk that, neyin sağlanması gerektiğini belirten yan cümleyi başlatır. İkinci that ise bu yan cümlenin içinde belirli bir masayı gösteren işaret belirleyicisidir. Bu nedenle tekrar dil bilgisi açısından doğrudur; bir kekeleme değildir. Konuşma dilinde ilk that bazen atılarak make sure that table gets ... denebilir. Bu durumda kalan that, table sözcüğünün önündeki işaret sözcüğüdür.

Alıştırma

“Please make sure that that gate stays closed” cümlesindeki iki that hangi görevlerde kullanılmıştır?

  1. İkisi de ayrı yan cümleler başlatır.
  2. İlki kapıyı gösterir; ikincisi yan cümleyi başlatır.
  3. İkisi de aynı kapıyı gösterir.
  4. İlki yan cümleyi başlatır; ikincisi belirli bir kapıyı gösterir.
Cevabı göster

İlki yan cümleyi başlatır; ikincisi belirli bir kapıyı gösterir.

Deyimler

that table: table sözcüğünün orada oturan müşterileri belirtmesi

Restoran çalışanlarının konuşmalarında table, o masada oturan müşteri grubunu temsil edebilir. Burada that table, gets fiilinin dil bilgisel öznesidir; ancak ilgiyi gören aslında mobilya değil, müşterilerdir. Bu ad aktarması sayesinde çalışanlar bir gruptan bulunduğu yere veya masa numarasına göre söz edebilir. Daha sonra kullanılan çoğul they zamiri de konuşanın masadaki insanları düşündüğünü doğrular.

Alıştırma

Restoran çalışanlarının konuşmasında “Table twelve is ready to order” genellikle ne anlama gelir?

  1. On iki numaralı masada oturan müşteriler sipariş vermeye hazır.
  2. Restoran on iki numaralı masayı satmaya hazır.
  3. On iki numaralı masa yemeğini zaten aldı.
  4. On iki numaralı masadaki mobilyanın sipariş edilmesi gerekiyor.
Cevabı göster

On iki numaralı masada oturan müşteriler sipariş vermeye hazır.

And we wouldn't be able to do that Dilbilgisi

1:26

Bunu da yapamazdık

without all the details that Resy provides for us.

1:28

Resy'nin bize sağladığı tüm ayrıntılar olmasaydı.

Dilbilgisi

Gerekli koşul anlatan wouldn't be able to do that without ...

wouldn't be able to do X without Y kalıbı, Y'yi X'i yapmak için gerekli bir koşul olarak sunar. Burada do that, doğum günleri veya yıl dönümleri gibi bilgilere göre konuklarla özel olarak ilgilenmeyi anlatır; bunu mümkün kılan da rezervasyon ayrıntılarıdır. Wouldn't, bu koşulun bulunmaması hâlindeki varsayımsal sonucu anlatır; geçmişte yaşanmış tek bir başarısızlıktan söz etmez. Bu kalıp bir bağımlılığı açıklamak veya bir sonucu neyin mümkün kıldığını belirtmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki varsayımsal yeterlilik ifadesiyle tamamlayın: Without the backup generator, the hospital ____ keep essential equipment running.

Cevabı göster

wouldn't be able to

American Express with Resy as our reservation system,

1:31

American Express'in Resy sistemini rezervasyon sistemimiz olarak kullanmaya başlayınca,

we've seen a huge influx of new customers. Kalıp ifadeler

1:35

yeni müşteri sayısında muazzam bir artış gördük.

Kalıp ifadeler

a huge influx of new customers: yoğunlaşmış gelişler

An influx of + isim, nispeten kısa bir süre içinde çok sayıda kişi veya büyük miktarda şeyin gelmesini ya da içeri girmesini anlatır. Bu cümlede a huge influx of new customers, birçok yeni müşterinin işletmeye gelmeye başladığını belirtir; huge ise ölçeğin büyüklüğünü vurgular. Genel bir artıştan farklı olarak influx, bir yere, hizmete, pazara veya gruba doğru hareket etme fikrini korur. Yaygın kalıp an influx of people or things şeklindedir.

Alıştırma

Kısa sürede çok sayıda insanın gelmesi anlamındaki ders sözcüğünü kullanın: After the museum was featured on television, it received an ____ of visitors.

Cevabı göster

influx

You can say we are not shy. Deyimler

1:38

Utangaç olmadığımızı söyleyebilirsiniz.

We love talking to the customers,

1:40

Müşterilerle sohbet etmeye bayılıyoruz

Deyimler

We are not shy ifadesinin esprili bir hafifletme olarak kullanımı

Burada we are not shy, kelime anlamıyla konuşan kişilerin insanların yanında çekingen olmadığını söyler. Sonraki cümle olan We love talking to the customers, asıl anlatılmak istenen anlamı güçlendirir: Çok dışa dönük ve konuşkandırlar. Bu, esprili bir hafifletmedir. Konuşan kişi doğrudan we are extremely sociable demek yerine daha hafif bir olumsuz tanım kullanır; böylece kendini övmesi daha rahat ve şakacı duyulur.

Alıştırma

“We are not shy. We love talking to every visitor,” cümlesinde we are not shy en büyük olasılıkla neyi ima eder?

  1. Çok sosyaldirler ve konuşmayı severler.
  2. Hiçbir durumda asla heyecanlanmazlar.
  3. Ziyaretçilerle konuşmamayı tercih ederler.
Cevabı göster

Çok sosyaldirler ve konuşmayı severler.

and I think that's part of the magic of Christie's.

1:42

ve bence bu da Christie's'in büyüsünün bir parçası.

Small Business Saturday has been a great resource. Kültür

1:46

Small Business Saturday bizim için harika bir kaynak oldu.

Kültür

Bir ABD etkinliğinin adı olarak Small Business Saturday

Small Business Saturday, bütünüyle tek bir özel addır. İnsanları küçük ve yerel işletmelerden alışveriş yapmaya teşvik etmek için ABD’de her yıl Şükran Günü’nden sonraki cumartesi düzenlenen bir alışveriş etkinliğini ifade eder. Bu cümlede etkinlik, has been a great resource bölümünün öznesidir. Konuşan kişi bunun işletmeye yararlı destek, ilgi veya fırsatlar sağladığını anlatır; sıradan bir cumartesiden ya da başvuru kitabından söz etmez.

Alıştırma

“Small Business Saturday brings more visitors to local shops,” cümlesinde büyük harfle yazılan ifade neyin adıdır?

  1. Küçük işletme sahiplerinin haftalık toplantısı
  2. Küçük bir mağazanın açık olduğu herhangi bir cumartesi
  3. Küçük işletmeleri destekleyen yıllık bir ABD alışveriş etkinliği
Cevabı göster

Küçük işletmeleri destekleyen yıllık bir ABD alışveriş etkinliği

We love all the marketing that American Express does

1:48

American Express'in yürüttüğü tüm pazarlama çalışmalarını,

to promote small businesses,

1:51

küçük işletmeleri,

especially one like Christie's.

1:53

özellikle de Christie's gibi yerleri tanıttığı için seviyoruz.

I think that the advertising efforts Dilbilgisi

1:55

Bence American Express'in

that American Express does

1:57

yürüttüğü reklam çalışmalarının

to help small businesses is huge.

1:58

küçük işletmelere sağladığı destek çok büyük.

Dilbilgisi

the advertising efforts ... is huge: standart İngilizcede neden are kullanılır?

Altyazıdaki cümlenin tam öznesi the advertising efforts that American Express does to help small businesses öbeğidir. Öznenin ana ismi çoğul efforts sözcüğüdür. that ile başlayan yan cümle yalnızca bu efforts sözcüğünü açıklar ve ana fiilin biçimini belirlemez. Standart İngilizcede ana fiil efforts ile uyumlu olmalıdır; bu nedenle özenli biçim the advertising efforts ... are huge olur. Orijinal cümledeki is huge, hazırlıksız konuşmada görülebilen yaygın bir özne-fiil uyumu hatasıdır. Özne uzunsa tekil veya çoğul fiili seçmeden önce ana ismi bulun.

Alıştırma

Cümleyi be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The community projects that our club supports ____ important to the neighborhood.

Cevabı göster

are

A lot of small businesses don't have the resources

2:01

Pek çok küçük işletmenin

for public relations and advertising, Kelime

2:04

halkla ilişkiler ve reklam için yeterli kaynağı yok,

Kelime

public relations and advertising: iki farklı işletme işlevi

Public relations, bir kuruluşun itibarını oluşturup korumak ve halkla ya da haber medyasıyla iletişim kurmak için yaptığı çalışmaları ifade eder. Genellikle PR olarak kısaltılır. Burada sıradan kişisel ilişkiler anlamına gelmez. Advertising, internet reklamları veya afişler gibi ücretli tanıtım mesajlarını ifade eder. and sözcüğü iki farklı kurumsal iletişim türünü birbirine bağlar; dolayısıyla cümle, küçük işletmelerin her ikisi için de yeterli kaynağa sahip olmayabileceğini anlatır.

Alıştırma

Bir şirket güven oluşturmak ve gazetecilerin sorularını yanıtlamak istiyor, ancak reklam alanı satın almak istemiyor. Hangi hizmet en uygundur?

  1. product design
  2. advertising
  3. public relations
Cevabı göster

public relations

and this is what we need to get our word out. Deyimler

2:07

sesimizi duyurmak için de tam olarak buna ihtiyacımız var.

Deyimler

Get the word out: bilgiyi geniş kitlelere duyurmak

Yaygın ifade get the word out kalıbıdır ve bilgiyi çok sayıda insanın duymasını sağlayacak şekilde yaymak anlamına gelir. Burada konuşan kişi, mesajın kendi işletmesine ait olduğunu vurgulamak için the yerine our kullanır; word tek bir kelime anlamına gelmez. Neyin geniş kitlelerce bilinmesini istediğinizi belirtmek için get the word out about + konu veya get the word out that + yan cümle yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi “bilgiyi geniş kitlelere duyurmak” anlamındaki standart dört sözcüklü deyimle tamamlayın: We need to ____ about Saturday's food drive.

Cevabı göster

get the word out

I have so many stories,

2:12

Anlatacak o kadar çok hikâyem var ki,

so much.

2:13

hem de o kadar çok.

I'm very proud to say I'm the Mama Christie. Kalıp ifadeler

2:14

Mama Christie olduğumu söylemekten büyük gurur duyuyorum.

Kalıp ifadeler

I'm very proud to say + yan cümle

I'm very proud to say, ardından gelen gerçeği konuşan kişinin büyük mutluluk veya gurur duyduğu bir şey olarak sunar. Bu cümlede I'm the Mama Christie, gururun asıl içeriğidir ve very bu duyguyu güçlendirir. to say mastarı, ardından gelen ifadeye geçiş sağlar; konuşma eyleminin kendisinin gurur kaynağı olduğu anlamına gelmez. Bir başarıdan, değer verilen bir kimlikten veya sevindirici bir haberden önce I'm proud to say + yan cümle yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi very dâhil olmak üzere dersteki tam kalıpla tamamlayın: ____ our team raised enough money to rebuild the playground.

Cevabı göster

I'm very proud to say

People say hard work,

2:16

İnsanlar bunun çok çalışmak,

seven days a week work.

2:18

haftanın yedi günü çalışmak demek olduğunu söylüyor.

But for myself,

2:20

Ama bana kalırsa,

I'm very proud to say

2:21

şunu söylemekten büyük gurur duyuyorum:

my family,

2:24

Ailem,

my kids run the restaurant. Kelime

2:25

çocuklarım restoranı işletiyor

Kelime

run the restaurant: restoranı işletmek

run fiili bir işletmeyi veya kuruluşu nesne aldığında “işletmek” ya da “yönetmek” anlamına gelir. my kids run the restaurant cümlesinde çocuklar restoranın günlük işlerinden sorumludur; burada run “koşmak” demek değildir. Bu kullanım işletme sorumluluğunu vurgular. Tek başına restoranın yasal sahibinin kim olduğunu göstermez.

Alıştırma

Konuşan kişi çocukların run the restaurant olduğunu söylüyor. Burada run ne anlama geliyor?

  1. own the restaurant — restoranın yasal sahibi olmak
  2. run the restaurant — restoranın günlük işleyişini yönetmek
  3. rush through the restaurant — restoranın içinden hızla geçmek
Cevabı göster

run the restaurant — restoranın günlük işleyişini yönetmek

And are part of the restaurant business.

2:27

ve restoran sektörünün içinde yer alıyor.

We appreciate every single customer

2:30

Her bir müşterimize minnettarız;

that walks through and decides to come eat at Christie's Dilbilgisi

2:32

kapıdan girip Christie's restoranında yemek yemeyi seçen herkese,

Dilbilgisi

come eat: come + yalın fiil

Günlük Amerikan İngilizcesinde come fiilinden sonra, bir kişiye veya yere doğru hareket ettikten sonra yapılacak eylemi anlatmak için doğrudan fiilin yalın hâli gelebilir. Come eat, “buraya gel ve yemek ye” anlamına gelir; iki kelimenin arasına and veya to koymak gerekmez. Bu kısa yapı davetlerde ve yönergelerde sık kullanılır. Hareketi sonraki eylemle bağlar; dinleyici ilgili yere gelip yemek yemeye davet edilir.

Alıştırma

Bu davette come eat ne anlama geliyor?

  1. keep eating — yemeye devam etmek
  2. come eat — buraya gelip yemek yemek
  3. go eat — buradan ayrılıp yemek yemeye gitmek
Cevabı göster

come eat — buraya gelip yemek yemek

because that's what keeps Christie's for 108 years.

2:35

çünkü Christie's restoranını 108 yıldır ayakta tutan şey bu.

Small businesses is what supports families. Dilbilgisi

2:39

Aileleri ayakta tutan küçük işletmelerdir.

Dilbilgisi

Small businesses is ... what supports: iki cümlecikte özne-fiil uyumu

Bu cümlede özne-fiil uyumuyla ilgili iki ayrı karar vardır. Ana cümlenin öznesi Small businesses çoğuldur; bu nedenle standart yazılı İngilizcede is değil, are kullanılır. Ardından gelen what cümleciği ana fiilin biçimini belirlemez. what supports families içinde supports fiilinin öznesi what sözcüğüdür. supports biçimi, what sözcüğünü tekil bir kavram, yani 'aileleri destekleyen şey' olarak ele alır. what, businesses sözcüğüne çoğul failler olarak gönderme yapıyorsa düzeltilmiş biçim Small businesses are what support families olur. Bu nedenle her fiil kendi öznesine ve amaçlanan tekil ya da çoğul anlama göre kontrol edilmelidir.

Alıştırma

Ana fiilin çoğul clinics ile uyum sağlaması ve what sözcüğünün bu kliniklere çoğul failler olarak gönderme yapması için cümleyi tamamlayın: Community clinics ____ what ____ many rural families.

Cevabı göster

are · support

So,

2:41

Yani,

small business is the heart of America. Deyimler

2:42

küçük işletmeler Amerika'nın kalbidir.

Deyimler

temel önemi anlatan bir metafor olarak the heart of America

Bu cümlede the heart of America bir metafordur. Kalbin bedeni hayatta tutmasına benzer biçimde küçük işletmeleri ülkenin enerjisinin, gücünün ve ortak yaşamının vazgeçilmez bir kaynağı olarak sunar. Bu ifade olumlu ve övgü içeren bir değer yargısıdır; anatomik bir kalbe veya Amerika Birleşik Devletleri'nin coğrafi merkezine gönderme yapmaz. Daha genel olarak, bir kişiye ya da şeye bir grubun veya yerin the heart of ... ifadesiyle seslenmek, onu o topluluğun kimliği ve canlılığı açısından merkezi bir unsur olarak övmektir.

Alıştırma

“Volunteers are the heart of this neighborhood,” cümlesindeki vurgulanan metafor ne anlama gelir?

  1. Mahallenin coğrafi merkezinde yaşarlar.
  2. Mahalledeki herkese tıbbi bakım sağlarlar.
  3. Mahallenin yaşamı ve gücü için vazgeçilmezdirler.
Cevabı göster

Mahallenin yaşamı ve gücü için vazgeçilmezdirler.