Beyninizin yüzde kaçını kullanıyorsunuz? - Richard E. Cytowic: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Bu video, beynimizin yalnızca %10’unu kullandığımız iddiasını, söylencenin kökenini izleyerek ve beynin devasa enerji ihtiyacını açıklayarak çürütüyor. Ayrıca seçici sinirsel etkinliğin bilgiyi nasıl verimli biçimde işlediğini ve sınırlı enerji nedeniyle aynı anda birden fazla iş yapmanın neden etkisiz kaldığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. enduring myth — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Uzun yıllar varlığını sürdüren yanlış bir inancı anlatan bu doğal sözcük birlikteliğini öğrenin. Bilimsel açıklamalarda, toplumsal yorumlarda veya savlarda kökleşmiş bir yanılgıyı tanıtmak için kullanabilirsiniz. 2. known as sparse coding, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bilim yazılarında önce bir mekanizmanın açıklanıp ardından teknik adının verilmesi yöntemini fark edin. Burada ifade, az sayıdaki etkin hücrenin bilgiyi verimli biçimde taşımasını anlatan sinirbilim terimini tanıtıyor. 3. powerful, power, powerful. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Aynı kökten gelen sözcüklerin tekrarının iki düşünceyi nasıl bağladığını görün: Beyin son derece yeteneklidir, ancak bu yeteneği korumak çok enerji gerektirir. Bu söz oyununu tanıyabilir ve bir açıklamayı kısa, etkileyici bir sonuçla bitirmek için kullanabilirsiniz.
Bu derste
An enduring myth says we use only 10% of our brain. Notlar
0:06Kalıcı bir efsane, beynimizin yalnızca %10'unu kullandığımızı söyler.
enduring myth: uzun süredir devam eden yanlış bir inanış
Bu cümlede an enduring myth, insanların uzun süredir inanmaya devam ettiği yanlış bir düşünce demektir. Buradaki myth, geleneksel bir hikâye değildir; bilimsel anlatımda yaygın kabul gören bir iddianın yanlış olduğunu belirtir. Enduring, kanıtlara veya düzeltme çabalarına rağmen bu inanışın yaşamaya devam ettiğini ekler. Bu ifade, konuşmacının birazdan inceleyeceği veya sorgulayacağı bir yanılgıyı tanıtır.
Alıştırma
Bu bilim cümlesinde an enduring myth ne anlama geliyor?
- Bilgileri henüz doğrulanmamış yeni bir haber
- Tanrılar veya kahramanlarla ilgili eski bir geleneksel hikâye
- Uzun süredir yaygın biçimde inanılan yanlış bir düşünce
Cevabı göster
Uzun süredir yaygın biçimde inanılan yanlış bir düşünce
we use only 10% of our brain: düzeltilmek üzere sunulan bir iddia
we use only 10% of our brain yan cümlesi, anlatıcının kendi sonucu değil, daha sonra düzeltilmek üzere sunulan iddiadır. An enduring myth says aktarım çerçevesi, says sözcüğünden sonraki her şeyin yanlış inanışın içeriği olduğunu gösterir. Bu, yanlış inanışları çürüten metinlerde yaygın bir düzendir: Önce yanlış iddia açıkça belirtilir, sonra kanıtlar onu sınamak veya reddetmek üzere düzenlenir. Okurken aktarılan bir inanışı yazarın görüşü sanmamak için aktarım çerçevesini iddiadan ayırmayın.
Alıştırma
we use only 10% of our brain ifadesi cümlede hangi görevi üstleniyor?
- Açıklamanın sorgulayacağı yanlış iddiayı belirtir.
- Yanlış inanışla ilgisiz, ayrı bir gerçek ekler.
- Anlatıcının nihai bilimsel sonucunu verir.
Cevabı göster
Açıklamanın sorgulayacağı yanlış iddiayı belirtir.
The other 90% standing idly by for spare capacity. Deyimler
0:09Geri kalan %90'ının ise yedek kapasite olarak boşta durduğunu iddia eder.
standing idly by: eylemsiz ve atıl kalmak
Stand idly by, bir yerde bulunup hiçbir şey yapmamak anlamına gelir. Genellikle harekete geçmenin mümkün veya gerekli olduğunu ima ettiği için eleştirel bir ton taşıyabilir. Burada standing idly by, beynin diğer %90'ını kenarda bekleyen bir insan gibi anlatır. Bu kişileştirme, söz konusu beyin kapasitesini kullanılmayan bir şey olarak gösterir; by tüm ifadenin parçasıdır ve tek başına aracılığıyla anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte standing idly by ne anlama geliyor?
- Kenarda bekliyormuş gibi kullanılmadan durur.
- Beynin toplam depolama alanını artırır.
- Yedek kapasite aracılığıyla sessizce çalışır.
Cevabı göster
Kenarda bekliyormuş gibi kullanılmadan durur.
Hucksters promised to unlock that hidden potential with methods based on neuroscience. Notlar
0:13Şarlatanlar, nörobilime dayalı yöntemlerle o gizli potansiyeli ortaya çıkaracaklarına söz verdiler.
Hucksters: aldatıcı veya gösterişli satıcılar
Huckster; saldırgan, abartılı veya yanıltıcı iddialarla bir şeyi satan ya da tanıtan kişidir. Bu isim açıkça küçümseyicidir ve satıcı için tarafsız bir sözcük değildir. Bu kişilere Hucksters denmesi, yazarın gizli potansiyeli ortaya çıkarma vaatlerine güvenmediğini gösterir. Neuroscience kullanımı, şüpheli yöntemlere güvenilirlik kazandıran bir satış ambalajı gibi sunulur; ancak bu sözcük tek başına belirli bir suçun işlendiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Örnekte Hucksters sözcüğü nasıl bir tutum ifade ediyor?
- Yazar onlara güvenmiyor ve vaatlerini aldatıcı satış sözleri olarak görüyor.
- Yazar onları yetenekli sinir bilimi öğretmenleri olarak övüyor.
- Yazar, ürün satan kişileri tarafsız biçimde tanımlıyor.
Cevabı göster
Yazar onlara güvenmiyor ve vaatlerini aldatıcı satış sözleri olarak görüyor.
unlock that hidden potential: yeteneği geliştirmeyi anlatan bir mecaz
unlock that hidden potential ifadesinde unlock mecaz anlamdadır: potansiyel, kilit altında duran bir şey gibi düşünülür ve yöntemlerin zaten var olan yetenekleri açığa çıkardığı söylenir. That hidden potential, bağlamdaki iddiaya göre insanların kullanmadığı zihinsel kapasiteyi anlatır. İfade umut verici gelebilir; ancak burada hucksters ve hidden sözcükleri onu bir satış söylemine dönüştürür. Yöntemlerinin güçlü görünmesi için keşfedilmeyi bekleyen gizemli bir yetenek olduğu beklentisini yaratırlar.
Alıştırma
Vurgulanan mecazdaki fiille cümleyi tamamlayın: A supportive coach can help young athletes ____ their potential.
Cevabı göster
unlock
But all they really unlock is your wallet. Deyimler
0:19Ancak onların gerçekten açtığı tek şey cüzdanınızdır.
all they really unlock is your wallet: alaycı bir tersine çevirme
Cümle, önceki unlock hidden potential vaadindeki unlock sözcüğünü tekrarlar ancak nesnesini your wallet olarak değiştirir. Bu tekrar esprinin vurucu sonunu oluşturur: vaat edilen faydanın yerini gerçek sonuç alır. Your wallet paranızı temsil eder. Konuşan kişi, satıcıların yeteneklerinizi açığa çıkarmadığını, yalnızca size para ödetmeyi başardığını alaycı bir şekilde anlatır.
Alıştırma
Bu bağlamda all they really unlock is your wallet ifadesi ne anlatıyor?
- Paranızı nasıl yöneteceğinizi öğretirler.
- Kullanılmayan bir yeteneği keşfetmenize yardımcı olurlar.
- Başlıca sonuçları size para harcatmaktır.
Cevabı göster
Başlıca sonuçları size para harcatmaktır.
2/3 of the public and nearly half of science teachers mistakenly believe the 10% myth. Anlatım akışı
0:22Halkın 3'te 2'si ve fen öğretmenlerinin neredeyse yarısı %10 efsanesine yanlış bir şekilde inanıyor.
2/3 of the public ... nearly half of science teachers: paralel kanıtlar
İki oran ifadesi, farklı gruplarla ilgili paralel kanıtlardır: 2/3 halkı, nearly half ise fen bilgisi öğretmenlerini ifade eder. Bunları tek bir gruba ait tek bir istatistik gibi birleştirmeyin. Cümle, genel halktan bilimsel bilgiye daha yakın olması beklenen fen bilgisi öğretmenlerine geçerek efsanenin yaygın olduğu savını güçlendirir. Rakamlar hem geniş yayılımı hem de bu yanlış inancın şaşırtıcı biçimde sürmesini gösterir.
Alıştırma
Cümle neden halk ve fen bilgisi öğretmenleri için ayrı rakamlar veriyor?
- Efsanenin yaygın olduğunu ve bilim bilgisine sahip olması beklenen bir gruba bile ulaştığını göstermek için
- Her grubun beyninin ne kadarını kullandığını karşılaştırmak için
- İki grubu tek bir yüzdeye sahip tek bir nüfus olarak birleştirmek için
Cevabı göster
Efsanenin yaygın olduğunu ve bilim bilgisine sahip olması beklenen bir gruba bile ulaştığını göstermek için
"Most of us do not meet our mental potential." Kalıp ifadeler
0:32"Çoğumuz zihinsel potansiyelimize ulaşamıyoruz."
meet our mental potential: ulaşabileceğimiz yetenek düzeyine erişmek
meet our mental potential ifadesinde meet, “biriyle tanışmak” değil, “ulaşmak veya erişmek” anlamına gelir. İfade, çoğu insanın zihinsel yeteneklerini ulaşabileceği düzeye kadar geliştirmediğini veya kullanmadığını söyler. Tekrar kullanılabilecek yapı meet + iyelik belirleyicisi + potential biçimindedir; meet my potential ve meet their potential bunun örnekleridir. Burada mental, yeteneğin türünü belirtir. Cümle, beynin sabit bir yüzdesinin kullanılmadığını ileri sürmez.
Alıştırma
Cümleyi meet fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The team has not ____ its potential yet.
Cevabı göster
met
not an indictment of scant brain usage. Kelime
0:37beynin yetersiz kullanıldığına dair bir suçlama olarak değil.
mean X as A, not B: amaçlanan yorum ve yanlış yorum
mean X as A, not B kalıbı, X'in A olarak anlaşılmasının amaçlandığını belirtir ve B'yi yanlış yorum olarak açıkça reddeder. Burada this, James'in söylediği şeyi; a challenge amaçlanan yorumu; an indictment ise reddedilen yorumu gösterir. Bu bağlamda challenge, insanları potansiyellerini daha fazla kullanmaya teşvik eder. not an indictment ise insanların beyinlerini çok az kullandığına dair ağır bir suçlama yapılmadığını açıklar. İki ifadeyi ayrı iddialar olarak değil, tek bir düzeltme olarak okuyun.
Alıştırma
Cümleyi mean X as A, not B kullanarak tamamlayın: He ____ the question ____ an invitation, ____ a complaint.
Cevabı göster
meant · as · not
indictment of scant brain usage: resmî ve mecazlı bir suçlama
Burada indictment mecaz anlamdadır: Mahkemede yöneltilen gerçek bir suçlama değil, güçlü ve resmî bir eleştiri ya da itham anlamına gelir. of scant brain usage ifadesi neyin eleştirileceğini belirtir; scant çok sınırlı veya gerekenden az demektir. Tam örnekte not an indictment dendiği için yazar, James'in insanları beyin kapasitelerini çok az kullanmakla ağır biçimde suçladığı düşüncesini reddeder.
Alıştırma
Burada indictment ne anlama geliyor? The empty shelves were an indictment of the store's poor planning.
- Mahkemeye sunulan resmî bir hukuki suçlama
- Planda yapılan küçük bir iyileştirme
- Ciddi başarısızlığı gösteren güçlü bir eleştiri
Cevabı göster
Ciddi başarısızlığı gösteren güçlü bir eleştiri
the misunderstanding stuck: yanlış anlama ortadan kaybolmadı
Buradaki stuck, stick fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bir fikir veya izlenim için kullanıldığında, onun kaybolmak yerine hatırlanmaya, tekrarlanmaya veya inanılmaya devam ettiğini belirtir. Bu nedenle cümle, yanlış anlamanın kalıcı olduğunu anlatır. But, beklenebilecek sonuçla bir karşıtlık kurar; stuck burada fiziksel olarak sıkışmış bir nesneyi anlatmaz.
Alıştırma
“Kullanılmaya devam etti” anlamını vermek için cümleyi stick fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Everyone laughed at the nickname at first, but it ____.
Cevabı göster
stuck
scientists couldn't figure out for a long time Öbek fiiller
0:42bilim insanları uzun süre şunu çözemediler:
figure out: anlamak veya bir cevap bulmak
Figure out, düşünerek, araştırarak veya deneyerek bir şeyi anlamak ya da bir cevap bulmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada bilim insanlarının uzun süre ihtiyaç duyulan anlayışa ulaşamadığını belirtir. Ardından figure out the problem örneğindeki gibi bir isim öbeği veya why, how ya da what ile başlayan bir yan cümle gelebilir. Aranan bilgi bağlamdan zaten belliyse bu altyazıda olduğu gibi nesne söylenmeyebilir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “düşündükten sonra anlamak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: Can you ____ why this code does not work?
Cevabı göster
figure out
frontal lobes ... parietal lobe: beyin bölgeleri
“Frontal lobes” ve “parietal lobe”, beynin geniş bölgelerinin anatomik adlarıdır. Frontal loblar ön taraftadır; parietal loblar daha geride ve beynin üst kısmına yakındır. Burada “lobe” büyük bir anatomik bölümü anlatır, bitki yaprağını değil. Bu cümlede terimler, ne işe yaradığı sorgulanan beyin bölgelerini belirtir. Bu temel anatomik anlam, daha sonra bu bölgelerin işlevleriyle ilgili açıklamaları takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Bu cümlede frontal lobes ve parietal lobe neyi ifade ediyor?
- Beynin anatomik bölgelerinin adları
- Sıradan bitki yapraklarının adları
- Beyin deneylerinde kullanılan araçların adları
Cevabı göster
Beynin anatomik bölgelerinin adları
so authorities concluded they didn't do anything.
0:53bu nedenle otoriteler bu kısımların hiçbir işe yaramadığı sonucuna vardılar.
motor or sensory deficits: hareket veya duyu işlevi kaybı
“Motor or sensory deficits”, hareket veya duyu işlevlerindeki kayıp ya da bozulmaları ifade eder. Motor, hareketin kontrolüyle; sensory ise dokunma gibi duyulardan gelen bilgilerin alınması veya işlenmesiyle ilgilidir. Deficits, bir işlevin eksik ya da normalin altında olması demektir. Bu ifade, hasarın yol açmadığı belirgin sorunları adlandırır. Ardından cümle, eski ve hatalı bir sonucu aktarır: motor veya duyusal kayıp görülmediği için etkilenen beyin bölgelerinin hiçbir işlevi olmadığı varsayılmıştır.
Alıştırma
Cümleyi hareket veya duyu sorunlarını anlatan tam tıp ifadesiyle tamamlayın: After the injury, doctors checked for ____.
Cevabı göster
motor or sensory deficits
silent areas: sinirbilimde tarihî bir terim
Silent areas, o dönemdeki yöntemlerle işlevleri açık ve kolayca gözlemlenebilir etkiler oluşturmayan beyin bölgeleri için erken dönem sinirbiliminde kullanılan bir addı. Silent sözcüğü bu bölgelerin gerçekten sessiz, hareketsiz veya işe yaramaz olduğu anlamına değil, rollerinin henüz anlaşılmadığı anlamına gelir. Bu tarihî ad, beynin büyük bölümlerinin hiçbir şey yapmadığı yönündeki yanlış düşünceyi destekleyebilirdi. İfadeyi bu bölgeler hakkındaki güncel bir bilimsel sonuç olarak değil, dönemin sınırlı bilgisini yansıtan bir ad olarak anlayın.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Bu tarihî terimde silent areas, işlevi olmadığı kanıtlanmış beyin bölgeleri anlamına gelir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
function elusive: belirlenmesi zor bir işlev
Elusive, bulunması, tanımlanması veya kesin olarak belirlenmesi zor demektir. Burada araştırmacıların bu beyin bölgelerinin işlevini belirlemekte zorlandığını anlatır. Bölgelerin hiçbir işlevi olmadığı anlamına gelmez. Their function elusive, kısaltılmış bir betimleyici yan cümledir. Tam ve bağımsız bir cümlede anlamı their function was elusive olurdu; altyazıdaki kısa biçim, önceki ifadeye bir betimleme ekler.
Alıştırma
Cümleyi “belirlenmesi zor” anlamına gelen hedef sözcükle tamamlayın: Despite repeated tests, the exact cause remained ____.
Cevabı göster
elusive
We've since learned that they underscore executive and integrative ability, Notlar
1:01O zamandan beri bu alanların, bizi insan yapan
We've since learned: önceki bilgiyi güncellemek
"We've since learned" ifadesi, daha önceki bir noktadan sonra bir şey öğrendiğimizi ve bunun artık bildiklerimizin bir parçası olduğunu belirtir. Buradaki since, neden bildiren bir sözcük değil, “o zamandan şimdiye kadar” anlamındaki bir zaman zarfıdır. Bu ifade, açıklamayı önceki bir inançtan daha yeni bir anlayışa taşır. have since learned yapısında since, present perfect fiil grubunun içinde yer alır ve present perfect daha sonraki keşfi şimdiki zamanla ilişkilendirir.
Alıştırma
"We've since learned" cümlede hangi görevi görüyor?
- Konuşan kişi, önceki bir görüşü güncelleyen daha sonraki bir keşfi sunuyor.
- Konuşan kişi, keşfin belirli bir nedenle gerçekleştiğini söylüyor.
- Konuşan kişi, hiçbir yeni bilgi edinilmediğini söylüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi, önceki bir görüşü güncelleyen daha sonraki bir keşfi sunuyor.
underscore executive and integrative ability: resmî bir bilişsel anlam
Burada underscore, “vurgulamak” veya “önemini göstermek” anlamına gelen resmî ve mecazi bir fiildir. Sözcüklerin altına çizgi çekme eylemini anlatmaz. Bu ifade, yürütücü ve bütünleştirici yetileri bu beyin bölgeleriyle bağlantılı önemli işlevler olarak sunar. Beyin veya psikoloji bağlamında executive ability; planlama, odaklanma ve karar verme gibi zihinsel kontrol becerilerini ifade eder. Integrative ability, farklı bilgileri yararlı bir bütün hâlinde birleştirme yetisidir. Burada executive bir şirket yöneticisi anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bilimsel bağlamda "underscore executive and integrative ability" ne anlama gelir?
- Zihinsel kontrolün ve bilgileri birleştirmenin önemini vurgular.
- Yalnızca şirket yöneticilerinin bilgileri birleştirebildiğini söyler.
- Okurlara şirket yöneticilerinin iş becerilerinin altını çizmelerini söyler.
Cevabı göster
Zihinsel kontrolün ve bilgileri birleştirmenin önemini vurgular.
without which we would hardly be human. Dilbilgisi
1:05yürütme ve bütünleştirme yeteneğini desteklediğini öğrendik.
without which we would hardly be human: bunlar olmasaydı insan sayılmamız çok zor olurdu
Without which, resmî bir edat + ilgi zamiri yapısıdır. Which, hemen önce sözü edilen yürütücü ve bütünleştirici yetilere gönderme yapar; dolayısıyla yan cümle “bu yetilere sahip olmasaydık” anlamına gelir. We would hardly be human bilinçli bir vurgudur; insanların biyolojik olarak insan olmaktan çıkacağını söylemez. Hardly burada “neredeyse hiç” demektir; konuşmacı bu yetilerin insan düşüncesini farklı kılan özelliklerin merkezinde olduğunu vurgular.
Alıştırma
A map ifadesine gönderme yapan resmî ilgi yapısıyla cümleyi tamamlayın: The hikers need a map, ____ they could easily get lost.
Cevabı göster
without which
crucial to abstract reasoning: soyut akıl yürütme açısından hayati önemde
Be crucial to, “bir şey açısından son derece önemli olmak” anlamına gelir. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle ardından isim, isim öbeği veya -ing biçimi gelir: crucial to memory; crucial to solving the problem. Burada crucial to abstract reasoning, bu beyin bölgelerinin yalnızca somut şeylerle değil, kavramlar ve ilişkilerle düşünmede de kilit bir rol oynadığını belirtir.
Alıştırma
Be crucial to yapısında kullanılan edatı yazarak cümleyi tamamlayın: Regular sleep is crucial ____ healthy brain development.
Cevabı göster
to
weighing decisions: kararları dikkatle değerlendirmek
weighing decisions ifadesinde weigh mecaz anlamda kullanılır: karar vermeden önce seçenekleri, nedenleri, riskleri ve olası sonuçları dikkatle değerlendirmek demektir. Buradaki imge, fiziksel ağırlığı ölçmek değil, farklı etkenlerin önemini karşılaştırmaktır. Weigh; options, evidence, risks veya a decision gibi soyut nesnelerle kullanıldığında bilinçli bir değerlendirmeyi anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede weighing decisions ne anlama gelir?
- kararların fiziksel ağırlığını ölçmek
- bir kararın kesinleştiğini duyurmak
- seçenekleri ve sonuçları dikkatle değerlendirmek
Cevabı göster
seçenekleri ve sonuçları dikkatle değerlendirmek
and flexibly adapting to circumstances. Kalıp ifadeler
1:10ve koşullara esnek bir şekilde uyum sağlama açısından çok önemlidir.
adapting to circumstances: adapt to + koşullar
Adapting to circumstances, çevredeki durum veya koşullar değiştiğinde yapılan işi ya da davranış biçimini değiştirmek demektir. Circumstances yalnızca fiziksel bir yeri değil, bir eylemi etkileyen koşulları ifade eder. Kalıp adapt to + isim şeklindedir. Cümlenin tamamındaki flexibly, tek bir sabit planı izlemek yerine yaklaşımı değiştirebilme becerisini vurgular.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak cümleyi tamamlayın: Good leaders adapt ____ changing circumstances.
Cevabı göster
to
The idea that 9/10 of your brain sits idly by in your skull
1:13Beyninizin 10'da 9'unun kafatasınızın içinde boşta oturduğu fikri,
looks silly when we calculate how the brain uses energy. Anlatım akışı
1:17beynin enerjiyi nasıl kullandığını hesapladığımızda aptalca görünür.
looks silly when we calculate: sayısal kanıta geçiş
Bu cümlede looks silly, ‘mantıksız veya savunulması zor görünür’ anlamına gelir. looks fiilinin öznesi, beynin büyük bölümünün kullanılmadan durduğu fikrinin tamamıdır; when we calculate ise bu fikri değerlendirmek için kullanılan kanıtı sunar. Bu ifade savı iki adımda düzenler: önce bilinen bir iddiayı sunar, ardından sezgiden sayısal kanıta geçer. Hesaplamanın önceki iddiayı zayıflattığını belirtir; hesaplama yapmanın saçma olduğunu söylemez.
Alıştırma
Vurgulanan ifade sav içinde hangi işlevi görüyor?
- Beynin enerjisini hesaplamanın eğlenceli bir etkinlik olduğunu söyler.
- Önceki fikri değerlendirmeden son bir yüzde verir.
- Önceki fikrin mantıksız olduğunu göstermek için bir hesaplama kullanır.
Cevabı göster
Önceki fikrin mantıksız olduğunu göstermek için bir hesaplama kullanır.
Rodent and canine brains consume 5% of total body energy.
1:21Kemirgen ve köpek beyinleri, toplam vücut enerjisinin %5'ini tüketir.
which accounts for only 2% of the body's mass, Kalıp ifadeler
1:29vücut kütlesinin yalnızca %2'sini oluşturmasına rağmen,
accounts for only 2% ile oran belirtme
Burada accounts for, bir bütünün belirli bir payını ‘oluşturmak’ anlamına gelir. İlgi zamiri which yetişkin insan beynini belirtir; dolayısıyla yan cümle, beynin toplam vücut kütlesinin yalnızca %2'sini oluşturduğunu söyler. Yeniden kullanılabilecek kalıp X accounts for Y% of Z şeklindedir: X parçadır, Z bütündür ve Y% bu parçanın büyüklüğünü belirtir.
Alıştırma
Bir oran belirtmek için cümleyi account for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Renewable energy ____ 30% of the city's electricity use.
Cevabı göster
accounts for
daily glucose burned: burned sözcüğünün enerji için kullanma anlamı
daily glucose burned ifadesinde burned, “vücut tarafından enerji üretmek için kullanılan” anlamına gelir. Biyoloji ve sağlık metinlerinde burn, glikoz gibi bir yakıtın metabolize edilmesini anlatabilir; gerçek bir alev söz konusu değildir. Dil bilgisi bakımından burned, glucose sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler: daily glucose burned, “her gün kullanılan toplam glikoz” demektir. Cümle, öznenin bu günlük toplamın %20'sini kullandığını söyler.
Alıştırma
“During exercise, muscles burn glucose for energy,” cümlesinde burn glucose ne anlama gelir?
- Bozulduğu için glikozu ortadan kaldırmak
- Glikozu ateşe vermek
- Enerji üretmek için glikoz kullanmak
Cevabı göster
Enerji üretmek için glikoz kullanmak
This is far more than expected for their relative brain sizes, Dilbilgisi
1:40Bu, görece beyin boyutları için beklenenden çok daha fazlasıdır,
which scale in proportion to body size. Kalıp ifadeler
1:44çünkü beyin boyutları normalde vücut boyutuyla orantılı olarak büyür.
far more than expected: beklenenden çok daha fazla
Far more than expected, “insanların tahmin ettiğinden çok daha fazla” demektir. Burada far bir derece zarfıdır: karşılaştırma sözcüğü more'u güçlendirir ve fiziksel bir mesafeyi anlatmaz. More than expected, gerçek miktarı beklenen miktarla karşılaştırır. Far eklenmesi, aradaki farkın büyük olduğunu gösterir. Bu cümlede more, daha önce sözü edilen olağan dışı derecede yüksek enerji kullanımını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “tahmin edilenden çok daha fazla” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The repairs cost ____.
Cevabı göster
far more than expected
scale in proportion to: orantılı değişimi anlatmak
Burada scale, “boyut veya miktar olarak değişmek” anlamında bir fiildir. scale in proportion to body size ifadesi, göreli beyin büyüklüğü değerlerinin vücut büyüklüğüyle orantılı bir ilişki içinde değiştiğini söyler; buradaki scale, bir ölçüm sistemini belirten isim değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp A scales in proportion to B biçimindedir. A değişen miktar, B ise referans değişkendir. Bu ifade, yalnızca B büyüdüğünde A'nın da büyüdüğünü söylemekten daha kesin bir iddiada bulunur.
Alıştırma
scale in proportion to ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: In this pricing model, the monthly fee ____ the number of active accounts.
Cevabı göster
scales in proportion to
humans pack in more neurons than any other species. Öbek fiiller
1:54insanlar diğer tüm türlerden daha fazla nöron barındırır.
Yet on a per weight basis: karşılaştırma ölçütünü değiştirmek
Yet, sıradaki sonucun daha önceki toplam ağırlık değerlerinin düşündürebileceği sonuçla karşıtlık oluşturduğunu gösterir. Yalnızca başka bir bilgi eklemez. On a per weight basis ölçüm temelini değiştirir: artık toplam beyin ağırlığı değil, birim beyin ağırlığı başına düşen nöron sayısı karşılaştırılmaktadır. Benzer şekilde, cümlenin başındaki on a per-person basis gibi bir ifade, sonraki sayıların hangi temelde yorumlanacağını gösterir.
Alıştırma
'Yet on a per weight basis' bu argümanda neyi gösterir?
- Yalnızca her beynin toplam ağırlığını karşılaştırmaya devam eder.
- Karşılaştırmayı toplam beyin ağırlığından birim ağırlık başına nöron sayısına çevirir ve bir karşıtlık belirtir.
- Vücutların nasıl tartıldığıyla ilgili bağlantısız bir konu başlatır.
Cevabı göster
Karşılaştırmayı toplam beyin ağırlığından birim ağırlık başına nöron sayısına çevirir ve bir karşıtlık belirtir.
pack in more neurons: sınırlı bir alana çok şey sığdırmak
pack in more neurons ifadesindeki pack in, “sınırlı bir alana çok sayıda şeyi sığdırmak veya yerleştirmek” demektir. Burada karşılaştırılan beyin dokusundaki yüksek nöron yoğunluğunu anlatır; nöronları torbalara ya da kutulara koymak anlamına gelmez. Aktarılabilir yapı pack in + miktar veya nesneler biçimindedir. Sınırlı bir alana, zamana, programa ya da içeriğe ne kadar çok şey sığdığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “sınırlı bir alana çok şey sığdırmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: This compact camera manages to ____ many useful features.
Cevabı göster
pack in
This dense packing is what makes us so smart.
1:58Bu yoğun paketleme, bizi bu kadar zeki yapan şeydir.
There is a trade-off between body size and the number of neurons Kalıp ifadeler
2:01Vücut boyutu ile biz de dahil olmak üzere bir primatın
a trade-off between A and B: bir sınır altında rekabet eden hedefler
a trade-off between A and B yapısında A ve B bir sınırlama altında rekabet eder: birini iyileştirmek veya artırmak, diğerinin bir kısmından vazgeçmeyi gerektirebilir. Burada hem vücut büyüklüğü hem de bir primatın sürdürebileceği nöron sayısı sınırlı enerjiye bağlıdır; bu nedenle ikisi birbirinden bağımsız olarak en üst düzeye çıkarılamaz. Aktarılabilir kalıp there is a trade-off between A and B biçimindedir. Trade-off, bir kısıtlama nedeniyle oluşan dengeyi veya fedakârlığı anlatır; ticari alışveriş anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve rekabet eden hedefler arasındaki dengeyi adlandıran isim öbeğiyle tamamlayın: There is ____ speed and accuracy.
Cevabı göster
a trade-off between
sustain: kaynaklarla uzun süre desteklemek
Burada sustain, “yeterli enerji veya kaynak sağlayarak bir şeyi zaman içinde işler hâlde tutmak” demektir. Bir primatın bedeninin enerji açısından kaç nöronu destekleyebildiğini anlatır; yalnızca bir eylemin ne kadar sürdüğünü değil. Bu anlam, bir bedenin, sistemin veya kaynak tabanının sürekli bir maliyeti karşılayıp karşılayamayacağını sorarken kullanışlıdır.
Alıştırma
Beynin enerji maliyeti tartışılırken kullanılan “can sustain” parçasında sustain ne anlama gelir?
- yeterli enerji veya kaynakla uzun süre desteklemek
- hoş olmayan bir duyguya kısa süre katlanmak
- bir etkinliğin yalnızca bir kez gerçekleşmesini sağlamak
Cevabı göster
yeterli enerji veya kaynakla uzun süre desteklemek
A 25 kg ape has to eat 8 hours a day Dilbilgisi
2:0725 kg'lık bir insansı maymun, günde 8 saat yemek yemek zorundadır,
has to eat ... to uphold: gerekli eylem ve amaç
Has to eat ... gerekli eylemi belirtirken to uphold ... amaç bildiren bir mastardır: beyni desteklemek için sekiz saat yemek gerekir. İkinci to, ayrı ve paralel bir zorunluluk başlatmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp have to do A to do B biçimindedir: koşullar, B’yi başarmak veya sürdürmek için A’yı gerekli kılar. Burada bu zorunluluğu hayvanın enerji ihtiyacı oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın. Zorunluluk için has to, amaç için to + fiil kullanın: The backup generator ____ run all night ____ keep the hospital equipment working.
Cevabı göster
has to · to
Yemek pişirmenin icadı... bize büyük bir avantaj sağladı: nedenden sonuca
The invention of cooking tarihsel bir gelişmeyi neden olarak sunarken gave us a huge advantage sonucu belirtir. Vurgulanan iki bölüm birlikte açıklamayı neden-sonuç bağlantısı biçiminde düzenler. Buradaki avantaj, yiyeceklerden kullanılabilir enerjiye daha iyi erişmektir ve bu, daha fazla nöronun sürdürülebilmesiyle ilgili sonraki açıklamayı destekler. Bu nedenle cümle yalnızca yemek pişirme tarihindeki bir tarihi değil, savın dönüm noktasını ifade eder.
Alıştırma
Bu cümle açıklamada hangi işlevi görür?
- Yemek pişirmeyi önemli bir insan avantajının nedeni olarak tanıtır.
- Yiyecek hazırlamayla ilgili, savdan bağımsız talimatlar verir.
- Bütün türlerin aynı avantajı kazandığını söyler.
Cevabı göster
Yemek pişirmeyi önemli bir insan avantajının nedeni olarak tanıtır.
Cooked food is rendered soft and pre-digested outside of the body. Dilbilgisi
2:19Pişirilmiş yiyecekler yumuşar ve vücudun dışında önceden sindirilmiş hale gelir.
is rendered soft and pre-digested: yumuşak ve önceden sindirilmiş hâle getirilir
be rendered + tümleç yapısında rendered, «bir duruma getirilmiş» anlamına gelir ve edilgen is rendered, işi yapandan çok ortaya çıkan duruma odaklanır. Soft ve pre-digested, iki sonucu adlandıran eş görevli tümleçlerdir. Burada pişirme, yiyeceği yumuşatır ve yiyecek vücuda girmeden önce parçalanma sürecinin bir kısmını başlatır. Rendered, bu resmî «bir duruma getirmek» anlamındadır; bilgisayar görüntüsü oluşturmakla ilgili değildir.
Alıştırma
Cümleyi render fiilinin resmî edilgen biçimiyle tamamlayın: After boiling, the water ____ safe to drink.
Cevabı göster
is rendered
Cooking frees up time and provides more energy Öbek fiiller
2:26Yemek pişirmek zaman kazandırır ve çiğ gıda yediğimiz duruma göre
frees up time: meşgul zamanı kullanılabilir hâle getirmek
Free up, meşgul veya kullanılamaz durumda olan bir kaynağı başka bir amaç için kullanılabilir hâle getirmek demektir. Frees up time ifadesinde up, öbek fiilin bir parçasıdır; ifade zamanın kelimenin gerçek anlamıyla özgürleştiği anlamına gelmez. Burada yemek pişirmek, yiyeceklerden enerji almak için gereken zaman ve çabayı azaltarak kullanılabilir daha fazla zaman bırakır. Aynı kalıp zamanın, alanın, paranın veya personelin kullanılabilir hâle getirilmesini de anlatabilir.
Alıştırma
Önceden meşgul olan zamanı kullanılabilir hâle getirmek anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: This scheduling tool ____ for the design team.
Cevabı göster
frees up time
than if we ate ... raw: varsayımsal bir alternatifle karşılaştırma
Than if, varsayımsal bir durumu karşılaştırmanın ölçütü olarak sunar. Burada more energy, “yiyeceği çiğ yeseydik elde edeceğimizden daha fazla enerji” şeklinde anlaşılır; karşılaştırma bu anlamı açıkça verdiği için we would get sözcükleri söylenmez. Ate geçmiş zaman biçiminde olsa da burada geçmişte gerçekten yenmiş bir öğünü anlatmaz; çiğ yemeyi varsayımsal bir alternatif olarak sunar. Bu kalıp, gerçek ya da planlanmış bir seçimi farklı bir koşuldaki sonuçla karşılaştırabilir.
Alıştırma
Varsayımsal bir alternatifi sunan iki sözcüklü karşılaştırma bağlantısıyla cümleyi tamamlayın: With the map, we will arrive sooner ____ we tried to find the way without one.
Cevabı göster
than if
And so we can sustain brains with 86 billion densely packed neurons, Anlatım akışı
2:31Bu sayede, 86 milyar yoğun bir şekilde paketlenmiş nörona sahip beyinleri sürdürebiliriz,
And so we can sustain: bir sonucu belirtmek
And so, sonucu daha önce verilen nedenlere bağlar. “Bunun sonucunda” anlamına gelir; bu nedenle we can sustain... bölümü, ayrı bir gerçek olarak değil, önceki açıklamanın sonucu olarak sunulur. Açıklayıcı konuşmalarda bu ifade mantığı takip etmeyi kolaylaştırır: önce nedenler gelir, ardından and so bunların sonucunu tanıtır.
Alıştırma
“The material stores more energy, and so the battery lasts longer” cümlesinde and so neyi belirtir?
- Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçmektedir.
- İkinci yan cümle, birinci yan cümlenin sonucudur.
- Konuşmacı ilk yan cümleyi düzeltmektedir.
Cevabı göster
İkinci yan cümle, birinci yan cümlenin sonucudur.
Here's how it works: mekanizmayı açıklamaya geçmek
Here's how it works. bir açıklamanın başlayacağını bildiren bir cümledir. Dinleyicilere, konuşmacının daha önce söz edilen bir şeyin arkasındaki mekanizmayı, süreci veya adımları açıklamak üzere olduğunu söyler. Buradaki it, konuşulmakta olan sürece gönderme yapar. İfade, anlatımı bir sonuçtan veya genel bakıştan, bu sonucun nasıl üretildiğine ilişkin ayrıntılara taşır.
Alıştırma
Bir sunumcu “This sensor can detect smoke in seconds. Here's how it works.” diyor. Dinleyiciler bundan sonra ne beklemelidir?
- Dinleyicilerden yanıt isteyen bir soru
- Sensörün mekanizmasına ilişkin bir açıklama
- İlgisiz ürünlerin listesi
Cevabı göster
Sensörün mekanizmasına ilişkin bir açıklama
go towards simply keeping the structure intact Kalıp ifadeler
2:41sadece yapıyı bozulmadan tutmaya gider,
by pumping sodium and potassium ions across membranes Dilbilgisi
2:44zarlardan sodyum ve potasyum iyonlarını pompalayarak
go towards simply keeping: kaynakların bir amaç için kullanılması
Bu cümlede go towards, “bir amaç için kullanılmak” veya “bir amaca katkıda bulunmak” anlamına gelir. Özne calories ifadesine gönderme yaptığı için bu yapı fiziksel hareketi değil, enerjinin neye harcandığını anlatır. Aktarılabilir kalıp kaynak + go/goes towards + isim veya -ing biçimidir. Buradaki simply keeping, yalnızca yapıyı sağlam tutmak gibi temel bir işin bile enerji kullandığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi go towards ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Most of the budget ____ keeping the library open.
Cevabı göster
goes towards
by pumping ... to maintain: yöntem ve amaç
by pumping yöntemi belirtir: iyonları pompalamak, işlemin nasıl gerçekleştirildiğini açıklar. to maintain amacı belirtir: elektrik yükünü korumak, bu eylemin hedefidir. Aktarılabilir kalıp, araç için by + -ing biçimi ve ardından amaç için to + fiilin yalın biçimidir: by doing A to achieve B. Böylece “nasıl?” ile “hangi amaçla?” ayrı tutulur.
Alıştırma
Hangi cümlede yöntem için by + -ing ve amaç için to + fiilin yalın biçimi doğru kullanılmıştır?
- The device saves energy by lower the screen brightness to extending battery life.
- The device saves energy by lowering the screen brightness to extend battery life.
- The device saves energy to lowering the screen brightness by extend battery life.
Cevabı göster
The device saves energy by lowering the screen brightness to extend battery life.
an energy hog: çok fazla enerji kullanan bir şey
An energy hog, çok büyük miktarda enerji kullanan bir şeyi anlatan günlük ve mecazlı bir ifadedir. Buradaki hog sözcüğü domuz anlamına gelmez; bir kaynaktan orantısız derecede büyük bir pay alma düşüncesini taşır. Bu cümlede ifade, beynin olağanüstü yüksek enerji tüketimini vurgular. resource + hog kalıbı, a memory hog veya a bandwidth hog örneklerinde olduğu gibi başka kaynakları aşırı kullanan şeyleri de anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede an energy hog ne anlama gelir?
- enerji depolayan bir hayvan
- başkaları için enerji üreten bir şey
- çok fazla enerji kullanan bir şey
Cevabı göster
çok fazla enerji kullanan bir şey
3.4 * 10 to the 21st power: bilimsel gösterimin okunuşu
3.4 * 10 to the 21st power ifadesi, 3,4 × 10^21 bilimsel gösterimini temsil eder. Sesli olarak three point four times ten to the twenty-first power diye okunur: yıldız işareti çarpma işlevi görür, 21 ise üstür. Ardından gelen ATP molecules per minute birimi, neyin sayıldığını ve oranı belirtir. to the twenty-first power ifadesini tanımak önemlidir; çünkü bu ifade 3,4 ile 21'in çarpımını değil, son derece büyük bir miktarı gösterir.
Alıştırma
3.4 × 10^21 ifadesinin standart söylenişini tamamlayın: 3.4 times 10 to the ____ power.
Cevabı göster
twenty-first
ATP being the coal of the body's furnace: enerji yakıtı benzetmesi
Bu ifade ATP'yi kömüre, vücudu da bir fırına benzetir. Kömür bir fırına yakıt sağlar; bu benzetmede ATP, hücresel etkinlikler için kullanılabilir enerji sağlar. Karşılaştırma ATP'nin görünüşüyle veya neyden yapıldığıyla değil, işleviyle ilgilidir. Burada being, açıklayıcı karşılaştırmayı kurar. Bilim iletişiminde tanıdık bir yakıt imgesi, soyut bir biyokimyasal rolü anlamayı kolaylaştırabilir; ancak bu, sözcüğü sözcüğüne bir betimleme değildir.
Alıştırma
coal of the body's furnace benzetmesi ATP hakkında temel olarak ne anlatıyor?
- ATP'nin hücresel etkinlikler için bir enerji kaynağı görevi gördüğünü söyler.
- Vücudun ATP üretmek için kömür yaktığını söyler.
- ATP'nin vücutta depolanan siyah bir katı olduğunu söyler.
Cevabı göster
ATP'nin hücresel etkinlikler için bir enerji kaynağı görevi gördüğünü söyler.
The high cost of maintaining resting potentials in all 86 billion neurons Notlar
3:0386 milyar nöronun tamamında dinlenme potansiyellerini sürdürmenin yüksek maliyeti,
resting potentials: dinlenme durumundaki nöron zarlarının iki tarafındaki gerilim
Resting potentials, resting potential ifadesinin çoğul biçimidir ve bir nöron impuls göndermediğinde zarının iki tarafı arasında bulunan elektriksel gerilim farkını anlatır. Buradaki çoğul kullanım, cümlenin 86 milyar nöronun tamamındaki bu durumdan söz etmesine uygundur. Bu terimde potential, gelecekteki bir yetenek değil, elektriksel potansiyel anlamına gelir. Dinlenme durumundaki bir nöronun bile bu gerilim farkını koruması gerekir; bu yüzden bu durum da enerji kullanır.
Alıştırma
Bu sinirbilim cümlesinde resting potentials ne anlama gelir?
- Nöronlar ateşlemediğinde nöron zarlarının iki tarafında korunan elektriksel potansiyel farkları
- Nöronların fiziksel olarak durup dinlendiği yerler
- Nöronların gelecekte geliştirebileceği yetenekler
Cevabı göster
Nöronlar ateşlemediğinde nöron zarlarının iki tarafında korunan elektriksel potansiyel farkları
means that little energy is left to propel signals Kelime
3:08aksonlardan aşağı ve sinapslar boyunca sinyalleri itmek için
The high cost of maintaining ... means that little energy is left: neden-sonuç kalıbı
The high cost of maintaining ... cümlenin dil bilgisel öznesidir: çok kaynak gerektiren bir etkinliği bir isim öbeği hâline getirir. Ardından means that sonucu tanıtır. Buradaki cost para değil, nöronların dinlenim potansiyellerini korumak için gereken enerji anlamındadır. Sonuç yan cümlesi, başka bir iş için çok az enerji kaldığını söyler. Bu kalıp kaynak sınırlamalarını anlatmak için kullanışlıdır: The high cost of X means that little Y is left for Z.
Alıştırma
Neden-sonuç kalıbını tamamlamak için derste öğrenilen iki sözcüklü bağlantıyı kullanın: The high cost of maintaining the old bridge ____ little money is left for other repairs.
Cevabı göster
means that
propel signals down axons and across synapses: bir sinyalin izlediği yolu göstermek
Propel signals, sinyal iletimini itici güç gerektiren bir hareket gibi sunar. Burada, katı nesneleri fiziksel olarak itmek değil, sinir sinyallerini ilerletmek için enerji kullanmak anlamına gelir. Down axons, aksonların uzunluğu boyunca demektir; down yönün aşağı olmasını gerektirmez. Across synapses, sinyali bağlantı noktalarından geçirerek bir nörondan sonrakine aktarmak demektir. İki edat birlikte sinyalin izlediği yolu gösterir.
Alıştırma
Hangi açıklama propel signals down axons and across synapses ifadesine en iyi karşılıktır?
- Aksonları yere doğru itip sinapsların altına yerleştirmek
- Sinyalleri aksonlar boyunca ve bir nörondan sonrakine iletmek için enerji kullanmak
- Sinyalleri nöronların içinde tutarak bir bağlantı noktasına ulaşmalarını engellemek
Cevabı göster
Sinyalleri aksonlar boyunca ve bir nörondan sonrakine iletmek için enerji kullanmak
the nerve discharges that actually get things done. Kalıp ifadeler
3:13bu da aslında işleri halleden sinir deşarjlarıdır.
get things done: işleri etkili biçimde tamamlamak
Get things done, gerekli işleri tamamlayıp somut sonuçlar üretmek anlamına gelir. get + nesne + geçmiş ortaç yapısında get, nesnenin tamamlanmış bir duruma ulaşmasını anlatır; burada “teslim almak” anlamına gelmez. Bu cümlede things, fiziksel nesneleri değil, sinirsel boşalımlar yoluyla gerçekleştirilen yararlı beyin işlemlerini genel olarak ifade eder. Bu ifade, sinyalleri onların gerçekte başardığı işlevlere bağlar.
Alıştırma
Cümleyi “somut görevleri etkili biçimde tamamlamak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Our new checklist helps us ____.
Cevabı göster
get things done
Even if only a tiny percentage of neurons fired Dilbilgisi
3:16Sadece küçük bir nöron yüzdesi bile ateşlense,
the energy burden of generating spikes over the entire brain Kültür
3:22tüm beyin boyunca elektriksel sıçramalar üretmenin enerji yükü
generating spikes: nöral elektrik sinyalleri üretmek
Sinirbilimde spike, bir nöron ateşlendiğinde oluşan kısa süreli elektriksel olaydır ve buna genellikle aksiyon potansiyeli denir. Bu nedenle generating spikes, bu nöral elektrik sinyallerini üretmek anlamına gelir. Buradaki spike, fiziksel bir sivri uç veya grafikteki ani bir yükseliş değildir. Beyin ve enerji kullanımına yapılan göndermeler, sinirbilimdeki anlamı seçtirir.
Alıştırma
Bu sinirbilim cümlesinde spikes ne anlama gelir?: The brain uses energy when neurons generate spikes?
- nöronların ürettiği kısa elektrik sinyalleri
- beynin içinde oluşan sivri nesneler
- enerji fiyatlarındaki ani artışlar
Cevabı göster
nöronların ürettiği kısa elektrik sinyalleri
Even if ... would be unsustainable: ödün veren bir varsayım
Even if, ödün veren bir varsayım sunar: Konuşan kişi, sorunu azaltıyor gibi görünen bir koşulu kabul eder ve ardından ana sonucun yine geçerli olduğunu gösterir. Geçmiş biçim fired ve would be, bunu zaten gerçekleşmiş bir olayın aktarımı olarak değil, varsayımsal bir hesaplama olarak kurar. Burada etkin nöronların oranı çok küçük olsa bile, tüm beyin genelinde sürdürülemeyecek bir enerji yükü ortaya çıkar. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp Even if X, Y would still... biçimindedir ve X’in Y’yi ortadan kaldırmadığını ya da tersine çevirmediğini anlatır.
Alıştırma
Even if X, Y would still... kalıbı hangi mantığı ifade eder?
- X’i kabul etmek Y sonucunu değiştirmez.
- X ve Y geçmişte tekrarlanan iki olaydır.
- Y yalnızca X kesinlikle gerçekleştiği için olur.
Cevabı göster
X’i kabul etmek Y sonucunu değiştirmez.
Here's where energy efficiency comes in. Öbek fiiller
3:28İşte burada enerji verimliliği devreye girer.
Here's where ... comes in: ilgili bir etkeni tanıtmak
Here's where X comes in kalıbında comes in, “önem kazanmaya başlar” veya “bir rol oynamaya başlar” anlamına gelir. Konuşmacı, energy efficiency kavramını az önce bahsedilen soruna yardımcı olan etken olarak tanıtır. Bu kalıp açıklamayı düzenlemeye de yarar: önce bir sorun veya eksiklik sunulur, ardından yararlı fikir, kişi ya da adımı tanıtmak için Here's/This is/That's where X comes in kullanılır.
Alıştırma
“Önem kazanmaya başlar” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle kalıbı tamamlayın: The instructions are hard to follow. This is where a clear diagram ____.
Cevabı göster
comes in
Letting just a small proportion of cells signal at any one time,
3:30Herhangi bir zamanda hücrelerin yalnızca küçük bir bölümünün sinyal vermesine izin vermek,
uses the least energy, but carries the most information: verimliliği gösteren karşıtlık
Birbirine paralel iki bölüm aynı özneyi açıklar. uses the least energy en düşük girdiyi, carries the most information ise en yüksek sonucu belirtir. En üstünlük derecesindeki least ve most, iki iddiayı da mümkün olan en güçlü biçimde ifade eder. but ilk iddiayı geçersiz kılmaz. İlk bilgiye bakıldığında ikinci avantajın şaşırtıcı olduğunu gösterir: çok az enerji kullanmak daha az bilgi taşınacağını düşündürebilir, ancak cümle bunun tersini doğru olarak sunar. Bu karşıtlık, cümleyi verimliliği gösteren en düşük maliyet ve en yüksek sonuç savı şeklinde düzenler.
Alıştırma
uses the least energy, but carries the most information cümlesindeki but sözcüğünün temel görevi nedir?
- Konuyu enerjiden ilgisiz bir meseleye geçirir.
- İki avantajı birbirine bağlar ve aralarındaki şaşırtıcı karşıtlığı vurgular.
- İkinci iddianın birinci iddianın yerini aldığını ve onu geçersiz kıldığını gösterir.
Cevabı göster
İki avantajı birbirine bağlar ve aralarındaki şaşırtıcı karşıtlığı vurgular.
have thousands of possible paths by which to distribute themselves. Dilbilgisi
3:42kendilerini dağıtmak için binlerce olası yola sahiptir.
known as sparse coding: önceki mekanizmaya ad verme
Araya eklenen known as sparse coding ifadesi, hemen önce açıklanan mekanizmanın tamamına ad verir: aynı anda hücrelerin yalnızca küçük bir bölümü sinyal verir. Bu mekanizmanın teknik adı sparse coding ifadesidir. Buradaki coding, hücre sinyali örüntülerinin bilgiyi temsil etmesi anlamına gelir; bilgisayar programı yazmak anlamına gelmez. Bilimsel açıklamalar genellikle bir fikri önce gündelik sözcüklerle anlatır, ardından known as + ad yapısıyla terimi tanıtır.
Alıştırma
Yerleşik bir adı tanıtan iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: This memory technique is ____ spaced repetition.
Cevabı göster
known as
paths by which to distribute themselves: bir yolu amacıyla ilişkilendirmek
by which to distribute themselves ifadesinde which, önceki thousands of possible paths söz grubuna gönderme yapar; by ise “aracılığıyla” veya “kullanarak” anlamındadır. İfade, bu yolları sinyallerin dağılmak için kullanabileceği güzergâhlar olarak tanımlar. İsim + by which + to-mastar yapısı, bir araç, yöntem veya yolu amacıyla resmî bir biçimde ilişkilendirir.
Alıştırma
Resmî by which + mastar yapısını tamamlayın: The school created a process ____ review appeals.
Cevabı göster
by which to
A drawback of sparse coding within a huge number of neurons is its cost. Dilbilgisi
3:46Çok sayıda nöron içinde seyrek kodlamanın bir dezavantajı maliyetidir.
A drawback of ... is its cost: bir dezavantajı belirtmek
A drawback of X is Y kalıbında X değerlendirilen şeyi belirtir, Y ise onun bir dezavantajını verir. Burada X, sparse coding within a huge number of neurons; Y ise its cost ifadesidir. Bu nedenle cümle, yöntemin yararlarından onun oluşturduğu bir yüke geçiş yapar. Cost her zaman para anlamına gelmez. Teknik bir açıklamada bir sistemin çalışması için gereken enerji, zaman, karmaşıklık, bilişim kaynakları veya başka bir yükü ifade edebilir; tam olarak hangisi olduğu bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
A drawback of X is Y kalıbını tamamlayın: ____ the new printer ____ its high ink cost.
Cevabı göster
A drawback of · is
if a big proportion of cells never fire, Dilbilgisi
3:51hücrelerin büyük bir kısmı hiçbir zaman ateşlenmezse,
and evolution should have jettisoned them long ago. Kelime
3:55ve evrim onları çoktan fırlatıp atmalıydı.
Worse,:daha ciddi bir sorunun işareti
Cümlenin başındaki Worse, “daha da kötüsü” veya “daha büyük bir sorun da şu” anlamına gelir. Önceki olumsuz noktaya bağlanır ve dinleyiciye sıradaki noktanın daha ciddi olduğunu bildirir. Burada yalnızca duygu ifade etmek yerine savı düzenler: konuşmacı, seyrek kodlamanın bir maliyetinden daha güçlü bir evrimsel itiraza geçer.
Alıştırma
Bu cümlenin başındaki Worse, ne işe yarar?
- Bunun kesinlikle son ve en ciddi sorun olduğunu gösterir.
- Az önce sözü edilen sorundan daha ciddi bir sorunu tanıtır.
- Önceki noktayla ilgisiz, tarafsız bir örnek verir.
Cevabı göster
Az önce sözü edilen sorundan daha ciddi bir sorunu tanıtır.
if ... then ... should have jettisoned: beklenen bir geçmiş sonuç hakkında koşullu akıl yürütme
If ... then ... bir çıkarım zinciri kurar. if yan cümlesi varsayımı verir, then ise bunun sonucunu belirtir: birçok hücre hiç sinyal göndermiyorsa gereksiz sayılır. Should have jettisoned, bu varsayıma göre evrimin onları geçmişte elemiş olmasının makul biçimde bekleneceğini belirtir. Bağlam bunun gerçekleşmediğini gösterir; bu nedenle gerçekleşmemiş geçmiş beklenti, varsayımı sorgulamak için kullanılır. Şimdi ne yapılması gerektiğine dair bir tavsiye değildir.
Alıştırma
if ... then ... should have yapısındaki savın tamamına en uygun yorum hangisidir?
- Evrime, onları ilk kez şimdi elemesi tavsiye ediliyor.
- Evrim onları gelecekte belirli bir zamanda kesinlikle eleyecek.
- Onların elenmesi geçmişte beklenen bir sonuçtu, ancak görünüşe göre gerçekleşmedi.
Cevabı göster
Onların elenmesi geçmişte beklenen bir sonuçtu, ancak görünüşe göre gerçekleşmedi.
jettisoned them: artık yararlı olmayanı elemek
Jettison, artık yararlı olmayan veya yük hâline gelen bir şeyden kurtulmak demektir. Jettisoned them ifadesindeki them, hiç sinyal göndermeyecek hücreleri belirtir; dolayısıyla ifade, bu hücrelerin evrim yoluyla çok uzun zaman önce elenmiş olması gerektiğini söyler. Evolution, karar verebilen bir varlıkmış gibi kişileştirilmiştir. Cümle, bir şeyi bilinçli olarak fırlatıp atmayı değil, doğal seçilimin beklenen sonucunu anlatır.
Alıştırma
evolution should have jettisoned them long ago ifadesinde jettisoned them ne anlama gelir?
- onları ileride kullanmak için hazır tuttu
- gereksiz oldukları için onları ortadan kaldırdı
- hepsini aynı anda etkinleştirdi
Cevabı göster
gereksiz oldukları için onları ortadan kaldırdı
The solution is to find...: sorundan çözüm yaklaşımına geçmek
The solution is to find..., anlatımın bir sorundan o sorunu ele almak için önerilen yönteme geçtiğini gösterir. The solution yanıtı veya yaklaşımı belirtir; is to find ise yapılması gereken eylemi mastar yapısıyla ifade eder. Buradaki eylem, aynı anda etkin olabilecek en uygun hücre oranını belirlemektir. Cümle ayrıntılı bir deney sürecini değil, kuramsal bir hedefi sunar.
Alıştırma
Cümleyi yukarıda öğretilen tam sorun-çözüm kalıbıyla tamamlayın: Our meeting times keep changing. The solution ____ a regular time when everyone is free.
Cevabı göster
is to find
optimum proportion of cells: en iyi oran, en büyük oran değil
Optimum proportion of cells, ilgili sınırlar altında genel olarak en iyi sonucu veren hücre oranı demektir. Optimum, proportion sözcüğünü niteler; of cells ise neyin ölçüldüğünü belirtir. Bu ifade “çok sayıda hücre” veya “eşit bir pay” anlamına gelmez. Burada yararlı oran, bilgi işleme ile enerji kullanımı arasında denge kurmalıdır. Amaç en iyi dengeyi bulmak olduğu için optimum oran, mümkün olan maksimum orandan çok daha düşük olabilir.
Alıştırma
Burada optimum proportion ne anlama geliyor?
- Sınırlar altında genel olarak en iyi sonucu veren oran
- Her parçanın eşit olduğu bir oran
- Ulaşılabilecek en büyük oran
Cevabı göster
Sınırlar altında genel olarak en iyi sonucu veren oran
between 1% and 16% of cells should be active at any given moment. Kalıp ifadeler
4:05herhangi bir anda hücrelerin %1'i ile %16'sı arasında bir kısmı aktif olmalıdır.
For maximum efficiency: hedefi önce belirtmek
For maximum efficiency, ardından gelen ifadenin hedefini veya değerlendirme ölçütünü bildiren, cümlenin başına getirilmiş bir ifadedir. Verimlilik öncelikli olduğunda önerilen aralık olarak sonraki yüzde aralığını çerçeveler. Burada for, “ulaşmak için” anlamındadır; “bir alıcı için” anlamına gelmez. İfadeyi başa koymak, dinleyenin sayıları duymadan önce onları hangi ölçüte göre yorumlayacağını anlamasına yardımcı olur.
Alıştırma
For maximum efficiency başlangıç ifadesi şu cümlede ne yapar: "For maximum efficiency, keep frequently used tools within reach."?
- Öneriyi yönlendiren hedefi belirtir.
- Aletleri alacak kişiyi belirtir.
- Aletlerin zaten verimli çalıştığını bildirir.
Cevabı göster
Öneriyi yönlendiren hedefi belirtir.
at any given moment: zamanın anlık görüntüsü
At any given moment, “zamanın herhangi belirli bir noktasında” demektir. Daha uzun bir süre boyunca gerçekleşen her şeyi toplamak yerine tek bir anın fotoğrafına bakmayı anlatır. Bu cümlede %1–%16 aralığı, her anda aynı anda aktif olan hücreler için geçerlidir. Bu, yalnızca o hücre grubunun herhangi bir zamanda aktif olabileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “zamanın herhangi belirli bir noktasında” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Only two technicians may be in the lab ____.
Cevabı göster
at any given moment
the energy limit we have to live with: kaçınılmaz bir kısıtlama
The energy limit we have to live with bir isim öbeğidir; we have to live with hangi enerji sınırının kastedildiğini açıklar. İfade the energy limit that we have to live with şeklinde de söylenebilir; burada that çıkarılmıştır. Live with burada deyimsel anlamdadır. Kolayca değiştirilemeyen bir şeyi kabul edip onunla başa çıkmaya devam etmek demektir. Have to, bu kabulün gönüllü değil zorunlu olduğunu gösterir; böylece sınır, bilinçli olmanın kaçınılmaz bir koşulu olarak sunulur.
Alıştırma
“The outdated software is a problem we have to live with for now,” cümlesinde have to live with ne anlama gelir?
- hemen ortadan kaldırmak zorunda olmak
- kabul edip başa çıkmak zorunda olmak
- aynı evde yaşamak zorunda olmak
Cevabı göster
kabul edip başa çıkmak zorunda olmak
in order to ... at all: en temel sonucu bile mümkün kılmak
In order to + fiilin yalın hâli, bir amacı veya sonucu mümkün kılan bir koşulu belirtir. Burada in order to be conscious, bilincin var olabilmesi için sınırlı kaynakların yönetilmesi gerektiğini anlatır. At all en düşük olasılık düzeyini, yani en başta bilinçli olabilmenin kendisini vurgular. “Hepsi” veya “tamamen” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi in order to ... at all yapısıyla tamamlayın: The radio needs some power ____ turn on ____.
Cevabı göster
in order to · at all
most of the brain's operations must happen outside of consciousness. Kelime
4:17beynin işlemlerinin çoğunun bilinç dışında gerçekleşmesinin nedenidir.
The need to ... is the reason ...: gerekliliği neden olarak sunmak
The need to + fiilin yalın hâli, bir gerekliliği cümlenin öznesi olabilen bir isim grubuna dönüştürür. Burada The need to conserve resources, beynin sınırlı enerjisini korumanın gerekli olduğunu anlatır. Is the reason daha sonra bu gerekliliği, ardından gelen sonuç cümleciğine bağlar. most of the brain's operations ... cümleciği açıklanan sonucu belirtir; reason sözcüğünden sonra why eklenebilir, ancak burada doğal olarak kullanılmamıştır.
Alıştırma
Cümleyi The need to ... is the reason ... neden yapısıyla tamamlayın: The ____ to keep the medicine cold is the ____ the box is insulated.
Cevabı göster
need · reason
outside of consciousness: bilinçli farkındalığa ulaşmayan süreçler
outside of consciousness ifadesinde outside of soyut bir sınırı belirtir. Beyin etkinliği kişinin bilinçli farkındalığına girmez; kişi bunu fark etmeden gerçekleşir. Bu, etkinliğin fiziksel olarak beynin ya da bedenin dışında gerçekleştiği anlamına gelmez. Daha genel olarak outside of, soyut bir isimle kullanıldığında o soyut alanın ötesinde ya da dışında kalan bir şeyi anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede outside of consciousness ne anlama gelir?
- bilinçli farkındalığa girmeden
- yalnızca kişi bilincini kaybettikten sonra
- beynin ötesindeki fiziksel bir yerde
Cevabı göster
bilinçli farkındalığa girmeden
It's why multitasking is a fool's errand. Notlar
4:21Bu yüzden aynı anda birden fazla iş yapmaya çalışmak aptalca bir çabadır.
It's why: önceki bir nedene gönderme yapmak
It's why, önceki bağlamdaki bir nedene veya açıklamaya gönderme yapmak için it kullanır. Buradaki it belirli bir nesneyi değil, daha önceki açıklamayı gösterir. Ardından why sonucu veya çıkarımı tanıtır: Aynı anda birden fazla iş yapmaya çalışmak boşuna bir çabadır. Bu yapı bilgiyi önceki neden → şimdiki sonuç biçiminde düzenler ve yaklaşık olarak That is why... anlamına gelir.
Alıştırma
Okuyun: The floor is wet. It's why we walk carefully. It neye gönderme yapıyor?
- zeminin ıslak olduğu gerçeği
- onların yürüme biçimi
- yürüyen insanlar
Cevabı göster
zeminin ıslak olduğu gerçeği
a fool's errand: başarı olasılığı çok düşük bir iş
A fool's errand, anlamsız veya başarıya ulaşma olasılığı çok düşük bir iş ya da girişim anlamına gelen bir deyimdir. Bir işin gerçekten aptal bir kişiye ait olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede konuşmacı, aynı anda birden çok işle uğraşmayı baştan kötü bir strateji olarak değerlendirir. Genel olarak hedef veya yöntem başarıyı, çaba göstermeye değmeyecek kadar olanaksız hâle getirdiğinde kullanılır.
Alıştırma
Burada a fool's errand ne anlama geliyor?
- başarıya ulaşma olasılığı çok düşük bir iş
- kolay ama utandırıcı bir iş
- aptal bir kişiye ait iş
Cevabı göster
başarıya ulaşma olasılığı çok düşük bir iş
We simply lack the energy to do two things at once, Kalıp ifadeler
4:24Aynı anda iki şeyi yapacak enerjiden tamamen yoksunuz,
lack the energy to: bir eylem için yeterli enerjiye sahip olmamak
lack the energy to do something yapısında lack, yeterince sahip olmamak anlamına gelir. Dil bilgisi bakımından geçişli bir fiildir: the energy onun nesnesidir ve to ile kurulan mastar, yapılamayan eylemi belirtir. Energy, gerçek fiziksel veya zihinsel kapasiteyi ya da daha genel olarak bir etkinlik için gereken gücü ve dikkati ifade edebilir. Burada ifade, aynı anda birden çok şey yapmak için mevcut kapasitemizin yetersiz olduğunu söyler.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: Right now, after the long hike, I ____ carry another bag.
Cevabı göster
lack the energy to
let alone three or five: daha da olanaksız bir durum
Let alone, ilkinden daha da olanaksız olan ikinci bir durumu belirtir. Burada iki işi yapacak kadar enerjimizin olmaması, üç ya da beş işi yapmanın çok daha fazla kapasitemizin dışında olduğu anlamına gelir. Tekrarlanan sözcükler atılmıştır: let alone three or five, tam olarak let alone do three or five things at once anlamına gelir.
Alıştırma
'I cannot finish one chapter tonight, let alone the whole book,' cümlesinde 'let alone the whole book' ne anlama gelir?
- Kitabın tamamı yalnız bırakılmalıdır.
- Kitabın tamamını bitirmek, bir bölümü bitirmekten daha kolaydır.
- Kitabın tamamını bitirmek daha da olanaksızdır.
Cevabı göster
Kitabın tamamını bitirmek daha da olanaksızdır.
we do each task less well than if we'd given it our full attention. Notlar
4:29her bir görevi, tüm dikkatimizi verdiğimiz duruma göre daha kötü yaparız.
less well than if: karşıolgusal bir sonuçla karşılaştırma
Less well, well zarfının karşılaştırma biçimidir ve yapılan işin niteliğinin daha düşük olduğunu anlatır. Than if, karşılaştırma ölçütü olarak kullanılan varsayımsal durumu belirtir. Burada we'd, we had anlamına gelir ve had given gerçekleşmemiş bir alternatifi gösterir: tüm dikkatimizi verseydik her iş daha iyi yapılmış olurdu. Bu nedenle cümle, bölünmüş dikkat altındaki sonucu daha iyi bir karşıolgusal sonuçla karşılaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle gerçek bir performansı daha iyi bir karşıolgusal sonuçla doğal biçimde karşılaştırır?
- I performed less well than if I had practiced beforehand.
- I performed less good than if I had practiced beforehand.
- I performed less well if than I had practiced beforehand.
Cevabı göster
I performed less well than if I had practiced beforehand.
given it our full attention: tüm dikkatimizi ona vermek
Give something your full attention, dikkati bölmek yerine bir kişiye veya şeye tamamen odaklanmak anlamına gelir. Örnekte it her bir görevi gösterir, our dikkatin kime ait olduğunu belirtir ve given, burada we had anlamına gelen we'd ifadesinden sonra kullanılan give fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Kalıp give + kişi veya şey + iyelik + full attention şeklindedir; give the problem my full attention buna bir örnektir. Buradaki give, fiziksel bir nesneyi vermeyi değil, soyut bir zihinsel kaynak olan dikkati bir hedefe yöneltmeyi anlatır. Daha genel olan pay attention ifadesinden farklı olarak full, eksiksiz odaklanmayı açıkça vurgular.
Alıştırma
Cümleyi give something your full attention ifadesinin uygun biçimiyle tamamlayın: This report is important, so please ____.
Cevabı göster
give it your full attention
The numbers are against us: rakamlar bizim aleyhimize
The numbers are against us, mevcut verilerin, hesaplamaların veya olasılıkların istenen sonucu olasılık dışı hâle getirdiği anlamına gelir. Numbers, rakamların gösterdiği şeyi kısaca ifade eder; against us ise kanıtları sanki karşı taraftaymış gibi kişileştirir. Burada numbers, önceki hesaplamaları gösterir. Cümle nesnel bir dezavantajı özetler; yazılı rakamların gerçekten birinden hoşlanmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede son ifade ne anlama gelir? We can apply, but with only three places available, the numbers are against us.
- Birisi bizi eleştirmek için rakamlar yazmış.
- Nasıl sayılacağını unutmuşuz.
- Mevcut gerçekler başarıyı olasılık dışı gösteriyor.
Cevabı göster
Mevcut gerçekler başarıyı olasılık dışı gösteriyor.
So powerful that it needs a lot of power to stay powerful. Notlar
4:37O kadar güçlü ki güçlü kalabilmek için çok fazla enerjiye ihtiyacı var.
So powerful that: sonucu anlatan so + sıfat + that yapısı
So + sıfat + that, yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Burada so powerful derecenin ne kadar yüksek olduğunu, that it needs a lot of power to stay powerful ise sonucu gösterir. That burada sonuç yan cümlesini başlatır; “şu” veya “o” anlamına gelmez. Bağlam içinde bu altyazı, önceki düşünceyi sürdüren bir cümle parçasıdır. Tam bir cümlede yapı özne + be + so + sıfat + that + sonuç yan cümlesi şeklindedir.
Alıştırma
heavy sözcüğünü kullanarak so + sıfat + that sonuç yapısını tamamlayın: The backpack was ____ I had to use a cart.
Cevabı göster
so heavy that
powerful ... power ... powerful: bir fikri sözcük ailesi tekrarıyla bitirmek
Bu sözcük ailesinin tekrarı, cümleyi kısa ve yoğun bir özet olarak düzenler. İlk powerful beynin yüksek kapasitesini anlatır; needs a lot of power içindeki power “enerji” anlamına gelir; son powerful ise yeniden kapasite anlamına döner. Kapasiteden enerjiye, ardından tekrar kapasiteye geçiş yapan konuşmacı iki ana fikri birbirine bağlar ve sona akılda kalıcı bir ritim verir. Bu, yanlışlıkla yapılmış bir tekrar değil, bilinçli bir kelime oyunu ve önceki fikre dönüştür.
Alıştırma
Cümlede powerful ... power ... powerful tekrarının işlevi nedir?
- Mesajı değiştirmeden veya düzenlemeden yalnızca gereksiz sözcükler ekler.
- Kapasite ile elektrik enerjisinin tamamen aynı şey olduğunu öne sürer.
- Beynin kapasitesini, bu kapasiteyi korumak için gereken enerjiyle bağlar.
Cevabı göster
Beynin kapasitesini, bu kapasiteyi korumak için gereken enerjiyle bağlar.
has built in: bir özelliği sistemin ayrılmaz parçası olarak eklemek
has built in an energy efficiency plan ifadesinde has, present perfect yapısını gösterir; built, build fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve in parçacıktır. Nesne olan an energy efficiency plan, fiil öbeğinin tamamından sonra gelir. Burada build in, bir şeyi sistemin veya tasarımın ayrılmaz bir parçası olarak eklemek anlamına gelir. Beyin gerçekten bir plan inşa etmiş değildir; cümle, enerji tasarrufu mekanizmasını akıllı bir sisteme tasarlanarak eklenmiş bir özellik gibi sunar.
Alıştırma
Cümleyi build in fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The design team has ____ an automatic backup feature.
Cevabı göster
built in
So don't let a fraudulent myth make you guilty about your supposedly lazy brain. Notlar
4:45Bu yüzden sahtekar bir efsanenin sözde tembel beyniniz hakkında sizi suçlu hissettirmesine izin vermeyin.
don't let ... make you guilty: duygusal baskıya direnmek
Don't let X make you Y, güçlü bir öğüt verme kalıbıdır. Let sözcüğünden sonra X ve ardından make fiilinin yalın biçimi gelir; make sözcüğünden sonra you nesnedir ve guilty ortaya çıkan durumu anlatan sıfattır. Burada guilty, hukuken suçlu olmak değil, sorumluluk veya utanç hissedip suçluluk duymak anlamına gelir. Konuşmacı, dinleyiciye yanlış bir iddianın bu duyguyu oluşturmasına izin vermemesini öğütler.
Alıştırma
Hangi cümle öğüt vermek için don't let X make you Y kalıbını doğru kullanır?
- Don't let one mistake make you feel hopeless.
- Don't let one mistake to make you feel hopeless.
- Don't let one mistake makes you feel hopeless.
Cevabı göster
Don't let one mistake make you feel hopeless.
supposedly lazy brain: lazy etiketinden kuşku duymak
supposedly lazy brain ifadesinde supposedly, lazy sözcüğünü konuşanın kabul ettiği bir yargı olarak değil, başkalarının kullandığı bir etiket olarak sunar. Burada so-called anlamına yakındır ve konuşanı etiketten kuşkucu, hafif alaycı bir biçimde uzaklaştırır. Önceki açıklama beynin tembel olduğu düşüncesini reddeder; bu nedenle ifade tembelliği doğrulamaz. Daha genel olarak supposedly, bir iddiayı aktarırken onun doğruluğunun belirsiz veya tartışmalı olduğunu gösterebilir.
Alıştırma
Supposedly bu cümleye nasıl bir tutum katıyor?
- Konuşan beynin tembelmiş gibi davrandığını söylüyor.
- Konuşan beynin muhtemelen tembel olduğunu düşünüyor.
- Konuşan tembel etiketini tekrar ediyor ama bundan kuşkulandığını gösteriyor.
Cevabı göster
Konuşan tembel etiketini tekrar ediyor ama bundan kuşkulandığını gösteriyor.
a waste of energy: boşa harcanan çaba ve konuya gönderme
a waste of energy ifadesinde waste, yararlı bir sonuç elde etmeden çaba veya zihinsel kaynak kullanmak anlamına gelir. Suçluluğa a waste of energy demek, burada suçlu hissetmenin değerli bir sonuç sağlamadığını anlatır. Son cümle energy sözcüğünün gerçek anlamıyla da oynar: açıklama, beynin sınırlı enerji kullanımı hakkındadır. Günlük bir ifadeyle bilimsel konunun üst üste gelmesi, kısa ve hafif mizahi bir kapanış yaratır.
Alıştırma
a waste of energy bu kapanış cümlesinde hangi iki etkiyi yaratıyor?
- Suçluluğun beyin için fiziksel olarak ek enerji ürettiğini söyler.
- Suçluluğun verimsiz olduğunu söyler ve beyin enerjisiyle ilgili gerçek anlamdaki tartışmaya da gönderme yapar.
- Her türlü enerjinin gereksiz olduğunu söyler.
Cevabı göster
Suçluluğun verimsiz olduğunu söyler ve beyin enerjisiyle ilgili gerçek anlamdaki tartışmaya da gönderme yapar.
don't you realize it's dumb to waste mental energy? Ton ve niyet
4:52zihinsel enerjiyi boşa harcamanın aptalca olduğunu anlamıyor musunuz?
After all this: Sonuca varmadan önce önceki açıklamaya dönmek
After all this, önceki açıklamanın tamamını geriye dönük tek bir göndermede toplar. Burada all this, yalnızca zamanın geçmesini değil, az önce ele alınan noktaları ifade eder. Bu ifade sorudan önce kullanıldığında önceki açıklamayı kapatır ve sonraki sözü dinleyicinin artık kabul etmesi gereken bir sonuç olarak sunar. Başka bağlamlarda bir dizi deneyim veya olaya da gönderme yapabilir.
Alıştırma
After all this burada bilgiyi nasıl düzenliyor?
- Önceki açıklamayı toplar ve bir sonuca zemin hazırlar.
- Yalnızca biraz zaman geçtiğini belirtir.
- Önceki konuyla ilgisiz bir konu açar.
Cevabı göster
Önceki açıklamayı toplar ve bir sonuca zemin hazırlar.
don't you realize...?: Beklenen sonuca yönelten retorik soru
Don't you realize...? olumsuz bir soru biçimindedir, ancak burada tarafsız bir bilgi isteği değil, retorik bir sorudur. Konuşmacı, konunun artık açık olması gerektiğini varsayar; yaklaşık olarak “Bunu artık fark etmiş olmalısın” anlamını taşır. Bu yapı, dinleyiciyi kabul etmeye doğru iter. Ses tonuna ve ilişkiye bağlı olarak şaşkınlık, sabırsızlık veya hafif suçlama ifade edebilir; burada hafif ama güçlü bir son hatırlatma ekler.
Alıştırma
Bu kullanımda Don't you realize...? neyi ima eder?
- Konuşmacı tarafsız bir soru soruyor ve cevapla ilgili hiçbir beklentisi yok.
- Konuşmacı, dinleyicinin realize sözcüğünü tanımlamasını istiyor.
- Konuşmacı, dinleyicinin zaten anlamış olması gerektiğini düşünüyor.
Cevabı göster
Konuşmacı, dinleyicinin zaten anlamış olması gerektiğini düşünüyor.
You have billions of power-hungry neurons to maintain. Deyimler
4:55Bakımını yapmanız gereken milyarlarca enerjiye aç nöronunuz var.
power-hungry neurons: çok fazla enerji gerektiren nöronlar
Burada power-hungry, çok fazla enerjiye ihtiyaç duyan ve çok enerji tüketen anlamına gelir. Neurons sözcüğünden önce kullanılan birleşik bir sıfattır. Bu nedenle power-hungry neurons, çalışmasını sürdürmek için çok enerji gereken nöronlar demektir; nöronların gerçekten aç olduğu anlamına gelmez. Bu anlatım, nöronları enerjiye karşı iştahı varmış gibi gösterir. Daha genel olarak power-hungry; çok fazla elektrik, enerji veya başka bir kaynak kullanan bir cihazı, programı, sistemi ya da organı tanımlayabilir.
Alıştırma
“The new laptop is power-hungry,” cümlesinde power-hungry büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Çok güçlü ve hızlıdır.
- Çok fazla elektrik enerjisi kullanıyor.
- Daha fazla siyasi yetki istiyor.
Cevabı göster
Çok fazla elektrik enerjisi kullanıyor.
hop to it: hemen harekete geçmek
Hop to it, hemen başlamak veya hızla harekete geçmek anlamına gelen samimi bir deyimdir. Burada üç sözcük birlikte kalıplaşmış bir emir olarak kullanılır; gerçekten bir şeye doğru veya bir şeyin üzerine zıplamak anlamına gelmez. So ile cümle, önceki düşünceyi hızlı bir eylem çağrısına dönüştürür: yani şimdi harekete geçin. Çoğu zaman canlı veya şakacı duyulur, ancak yine de oyalanmayı bırakmaya yönelik doğrudan bir teşviktir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve şimdi harekete geçmek anlamına gelen üç sözcüklü samimi deyimle tamamlayın: The doors open in five minutes, so ____!
Cevabı göster
hop to it