Zaman: Her Şeyin Tarihi ve Geleceği – Düzenlenmiş Sürüm: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
1.045 kelime 168 kel/dk

Video özeti: Tek bir günden başlayan yolculuk insanlık tarihi ve kozmik zamandan geçiyor, evrenin uzak sonuna bakıyor ve şimdiki zamanın değerine dönüyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. wrap your head around: Deyimler ve Mecazi İfadeler; büyük ya da soyut bir fikrin zor anlaşıldığını söylemeyi ve görüntüyü kelimesi kelimesine almamayı öğretir. 2. 27 times as long as: Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları; süre veya miktarları standart katlı yapıyla karşılaştırmayı ve bunu as long as ifadesinin koşul anlamından ayırmayı gösterir. 3. as far as the whole universe goes,: Söylem, Hikaye Anlatımı ve Retorik; bir yargının kapsamını sınırlamayı ve zaman ölçeğinden bütün evrene geçmeyi gösterir.

Bu derste

Time makes sense in small pieces.

0:01

Zaman küçük parçalar halinde anlamlıdır.

But when you look at huge stretches of time,

0:05

Ancak çok geniş zaman dilimlerine baktığınızda,

it's almost impossible to wrap your head around things. Deyimler

0:07

işleri kafanızda oturtmak neredeyse imkansızdır.

Deyimler

wrap your head around: anlamayı başarmak

“Wrap your head around”, “anlamayı başarmak” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Karmaşık ya da hayal edilmesi zor bir fikir, gerçek, ölçek veya durum için sıkça kullanılır. Nesne around sözcüğünden sonra gelir: wrap your head around something. Bu cümlede nesne things sözcüğüdür. İfade fiziksel bir hareketi değil, anlamak için gösterilen zihinsel çabayı anlatır.

Alıştırma

“I still can't wrap my head around how this tiny chip stores so much data,” cümlesinde wrap your head around ne anlama gelir?

  1. Bütün verileri ezberledim.
  2. Başımı çipin çevresinde hareket ettirmeye çalışıyorum.
  3. Bunu hâlâ anlayamıyorum.
Cevabı göster

Bunu hâlâ anlayamıyorum.

So, let's start small with minutes,

0:11

Bu yüzden dakikalarla, küçükten başlayalım,

hours, days.

0:14

saatlerle, günlerle.

You probably spent the last 24 hours mostly sleeping and working,

0:16

Muhtemelen son 24 saatinizin çoğunu uyuyarak ve çalışarak geçirdiniz,

and you probably wasted a good chunk of yesterday on the internet. Kalıp ifadeler

0:21

ve büyük olasılıkla dünün iyi bir kısmını da internette harcadınız.

Kalıp ifadeler

a good chunk of: oldukça büyük bir bölüm

“A good chunk of”, bir bütünün “oldukça büyük bir bölümü” anlamına gelir. Burada dünün fark edilir miktardaki bir bölümünün internette geçirildiğini belirtir. Bu ifadede good miktarı güçlendirir; o bölümün yararlı, keyifli veya iyi değerlendirilmiş olduğunu söylemez. Kalıp a good chunk of + isim biçimindedir ve özellikle zaman, para, iş, yiyecek veya veri gibi bölünebilir bütünlerle kullanılır.

Alıştırma

“We spent a good chunk of the afternoon fixing the bike,” cümlesinde a good chunk of ne anlama gelir?

  1. Öğleden sonranın yalnızca birkaç dakikasını harcadık.
  2. Öğleden sonranın oldukça büyük bir bölümünü harcadık.
  3. Öğleden sonranın en keyifli bölümünü geçirdik.
Cevabı göster

Öğleden sonranın oldukça büyük bir bölümünü harcadık.

Days become weeks,

0:26

Günler haftalara dönüşür,

weeks become months,

0:27

haftalar aylara,

and then we have a year.

0:28

ve ardından bir yılı buluruz.

Let's look at 2017.

0:30

2017'ye bir bakalım.

France started to train eagles to hunt terrorist drones.

0:32

Fransa, terörist dronları avlamak için kartalları eğitmeye başladı.

A Czech nuclear power plant held a bikini contest to pick their new intern,

0:36

Çekya'da bir nükleer santral yeni stajyerini seçmek için bikini yarışması düzenledi,

and people on the internet made a challenge out of eating bleach. Dilbilgisi

0:40

ve internetteki insanlar çamaşır suyu içmeyi bir meydan okuma haline getirdi.

Dilbilgisi

made a challenge out of: B’yi A’ya dönüştürmek

make A out of B yapısında B başlangıçtaki etkinlik ya da malzemedir; A ise insanların onu dönüştürdüğü veya saydığı şeydir. Burada eating bleach B, a challenge ise A’dır: insanlar tehlikeli bir eylemi internette bir meydan okuma olarak sundu. Buradaki out of, bu değişimin kaynağını gösterir. out of the house ifadesindeki “dışarı” ya da out of time ifadesindeki “kalmamış” anlamında değildir. Yapı, fiziksel bir şey üretmeyi de bir etkinliğin nasıl çerçevelendiğini değiştirmeyi de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede make A out of B, “B’yi A’ya dönüştürmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. They made a game for cleaning the room.
  2. They made a game while cleaning the room.
  3. They made a game out of cleaning the room.
Cevabı göster

They made a game out of cleaning the room.

You know,

0:44

Bilirsiniz,

the usual stuff. Ton ve niyet

0:45

her zamanki şeyler.

Ton ve niyet

the usual stuff: gerçek anlam ve kuru ironi

Kelime anlamıyla the usual stuff, normalde olan, tanıdık ve tek tek sıralanmaya değmeyen şeyler demektir. Burada daha önce anlatılan olaylar açıkça tuhaf ve tehlikelidir; bu nedenle konuşan kişi sözleri gerçek anlamıyla kullanmaz. Bu uyumsuzluk kuru, ifadesiz bir ironi yaratır: şaşırtıcı olaylara “her zamanki” demek, mizahi ve eleştirel bir etki için onları kayıtsızca sıradanmış gibi gösterir. Bağlam ile kuru ya da düz bir söyleyiş bu yorumu işaret eder.

Alıştırma

Tuhaf ve inanılması güç olaylarla dolu bir günü anlattıktan sonra biri “You know, the usual stuff.” diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Bu olayların her gün gerçekleştiğini içtenlikle söylüyor.
  2. Ne olduğunu hatırlayamıyor.
  3. Kuru bir ironi kullanıyor: olaylar hiç de sıradan değildi.
Cevabı göster

Kuru bir ironi kullanıyor: olaylar hiç de sıradan değildi.

Let's go back further. Anlatım akışı

0:47

Hadi biraz daha geriye gidelim.

Anlatım akışı

Let's go back further: daha eski bir zamana geçmek

Bu zaman çizelgesi anlatımında Let's go back further, dinleyiciye sıradaki bilginin az önce ele alınan dönemden daha eski bir döneme ait olduğunu bildirir. Go back zamanda geriye gitmek, further ise daha da geriye gitmek anlamına gelir. Let's, konuşmacı odağını değiştirirken dinleyiciyi de bu geçişe katar. Cümle bir geçiş işlevi görür: mevcut zaman düzeyini kapatır ve daha eski bir dönemi açar.

Alıştırma

Bir tarih sunumunda Let's go back further, dinleyiciden ne yapmasını ister?

  1. Geçmiş hakkında konuşmayı bırakmak.
  2. Daha uzakta bulunan bir yere geri dönmek.
  3. Zaman çizelgesinde daha eski bir noktaya geçmek.
Cevabı göster

Zaman çizelgesinde daha eski bir noktaya geçmek.

A kid born in the first year of the 21st century is 18 years old now.

0:49

21. yüzyılın ilk yılında doğan bir çocuk şu an 18 yaşında.

But the century is still young,

0:54

Fakat siz olmasanız bile,

even if you're not. Dilbilgisi

0:56

yüzyıl hâlâ çok genç.

Dilbilgisi

even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul

Even if, ana cümledeki yargıyı değiştirmeyen bir koşul sunar. Burada dinleyicinin genç olmadığına ilişkin şakacı koşula rağmen yüzyılın hâlâ genç olduğu yargısı geçerliliğini korur. Kalıp, ana cümle + even if + koşul şeklindedir. Şaşırtıcı veya zor bir durumda bile ana cümledeki yargının doğru kaldığını vurgular. Young sözcüğünün hem yüzyıla hem de dinleyiciye uygulanması eğlenceli karşıtlığı oluşturur.

Alıştırma

Yağmuru bir olasılık olarak sunan ve bunun planı değiştirmeyeceğini belirten iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: “The match will continue ____ it rains.”

Cevabı göster

even if

It was largely shaped by the attacks on 9/11, Kalıp ifadeler

0:59

Büyük ölçüde 11 Eylül saldırıları ile şekillendi,

Kalıp ifadeler

be shaped by: Derin ve biçimlendirici bir etki

Edilgen be shaped by yapısında özne, karakteri, yönü veya gelişimi biçimlenen şeydir; by sözcüğünden sonraki isim ise etkileyen unsuru belirtir. Burada shaped soyut anlamdadır: Saldırılar, 21. yüzyılın nasıl geliştiğini derinden etkilemiştir. Bir şeye fiziksel biçim vermek anlamına gelmez.

Alıştırma

Derin ve biçimlendirici bir etkiyi en iyi vurgulayan ifadeyi seçin: Her design style was ___ years of living near the sea.

  1. affected by
  2. shaped to
  3. shaped by
Cevabı göster

shaped by

which led to the war in Afghanistan and the invasion of Iraq. Kalıp ifadeler

1:02

ki bu da Afganistan savaşına ve Irak'ın işgaline yol açtı.

Kalıp ifadeler

lead to + sonuç: Neden ve sonuç ifade etmek

Lead to, “bir sonuca neden olmak veya yol açmak” demektir. X leads to Y yapısında X neden, Y ise sonuçtur. Örnekte which, 11 Eylül saldırılarına gönderme yapar; ardından gelen isim öbekleri de sonuç olarak sunulan sonraki olayları belirtir. Burada lead geçmiş zamandadır: led to.

Alıştırma

Elektrik kesintisini neden olarak doğru biçimde gösteren ifadeyi seçin: The power outage ___ the closure of the station.

  1. was shaped by
  2. led to
  3. resulted from
Cevabı göster

led to

In March 2011,

1:06

Mart 2011'de,

the Syrian Civil War began

1:07

Suriye İç Savaşı başladı

and is still ongoing after seven years.

1:09

ve yedi yılın ardından hâlâ devam ediyor.

Most of us were born in the 20th century,

1:12

Çoğumuz 20. yüzyılda doğduk,

which had the two most devastating wars in human history and the Cold War.

1:14

ki o yüzyıl insanlık tarihinin en yıkıcı iki savaşını ve Soğuk Savaş'ı barındırdı.

For the first time ever, Kalıp ifadeler

1:19

Tarihte ilk defa,

Kalıp ifadeler

For the first time ever: daha önce hiç yaşanmamış bir ilk

"For the first time ever", bir şeyin ilgili zaman diliminin tamamında ilk kez gerçekleştiğini belirtir. Bu cümlede ilgili kapsam insanlık tarihidir; dolayısıyla olay daha önce hiç yaşanmamış bir gelişme olarak sunulur. "Ever", "for the first time" ifadesini güçlendirir ve bu kapsamdaki önceki bütün zamanları karşılaştırmaya dahil eder. Burada "Have you ever...?" gibi sorularda görülen bağımsız “hiç” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi, bunun insanlık tarihinde daha önce hiç gerçekleşmediğini vurgulayan ve "ever" ile biten beş kelimelik ifadeyle tamamlayın: In 1969, humans walked on the Moon ____.

Cevabı göster

for the first time ever

we could destroy ourselves with nuclear weapons,

1:21

kendimizi nükleer silahlarla yok edebilirdik,

and we almost did.

1:23

ve neredeyse ediyorduk da.

But we also had a space race and left Earth for the first time.

1:25

Fakat aynı zamanda bir uzay yarışımız da oldu ve ilk kez Dünya'dan ayrıldık.

The internet was also invented,

1:29

İnternet de icat edildi,

which led to memes,

1:30

ki bu mem'lere yol açtı,

but also to Facebook and Twitter.

1:32

ama aynı zamanda Facebook ve Twitter'a da.

So, all in all, Anlatım akışı

1:33

Yani, uzun lafın kısası,

we're not sure if this was a good development.

1:34

bunun iyi bir gelişme olup olmadığından emin değiliz.

Anlatım akışı

All in all: genel bir sonuç bildirmek

"All in all", dinleyiciye daha önce belirtilen önemli noktaları bir araya getirmesini ve genel bir değerlendirme beklemesini söyleyen bir söylem belirtecidir. Bu cümlede olumlu ve olumsuz yönleri birleştirerek konuşmacıların gelişmenin iyi olup olmadığından emin olmadığı sonucuna götürür. Genellikle yeni bir ayrıntı eklemek yerine önceki tartışmanın tamamı hakkında yorum yapar. Virgüller ifadeyi ana cümleden ayırır.

Alıştırma

Hem olumlu hem de olumsuz noktaları değerlendirdikten sonra genel bir yargıyı en iyi hangi ifade sunar?

  1. All in all
  2. After all
  3. In all
Cevabı göster

All in all

The average human lives about 79 years,

1:38

Ortalama bir insan yaklaşık 79 yıl yaşar,

which covers a good chunk of recent history.

1:41

bu da yakın tarihin büyük bir kısmını kapsar.

The oldest living person on Earth is currently Celino Jaramillo,

1:44

Dünyada yaşayan en yaşlı insan şu an Celino Jaramillo'dur,

who was born in 1896,

1:48

kendisi 1896'da doğmuştur,

which means that his birth was closer to Napoleon ruling Europe Dilbilgisi

1:50

bu da onun doğumunun Napolyon'un Avrupa'yı yönettiği döneme,

than to the current day.

1:54

bugüne olduğundan daha yakın olduğu anlamına gelir.

Dilbilgisi

closer to A than to B yapısı

closer to A than to B kalıbı, bir şeyin iki referans noktasına olan uzaklığını karşılaştırır. Burada uzaklık zaman çizelgesi üzerindedir: onun doğumu, günümüze kıyasla Napolyon’un Avrupa’yı yönettiği döneme zaman bakımından daha yakındı. İki to, karşılaştırmayı paralel ve açık tutar: closer to A than to B. Buradaki close, kişisel bir ilişkinin yakınlığını değil, zamansal yakınlığı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi paralel karşılaştırma kalıbı closer to A than to B ile tamamlayın: On the timeline, 1998 is ____ 2000 ____ 2010.

Cevabı göster

closer to · than to

Only 250 years ago,

1:56

Sadece 250 yıl önce,

the Industrial Revolution turned the world into a progress machine. Dilbilgisi

1:58

Sanayi Devrimi dünyayı bir ilerleme makinesine dönüştürdü.

Dilbilgisi

turned the world into a progress machine: dünyayı bir ilerleme makinesine dönüştürmek

turn A into B yapısı, “A’nın B hâline gelmesine neden olmak” demektir. Bu cümlede Sanayi Devrimi neden olarak sunulur; the world A, a progress machine ise yeni durum olan B’dir. a progress machine gerçek bir makine değil, bir benzetmedir. Dünyayı sürekli teknolojik ve toplumsal değişim üreten bir sistem gibi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi geçmiş zamanlı turn A into B kalıbıyla tamamlayın: The renovation ____ the empty shop ____ a community center.

Cevabı göster

turned · into

Farmers became workers,

2:02

Çiftçiler işçi oldu,

and knowledge became easier to distribute.

2:04

ve bilginin dağıtılması kolaylaştı.

Around this time,

2:06

Bu sıralarda,

we started the progress that is causing climate change today.

2:07

bugün iklim değişikliğine neden olan ilerlemeyi başlattık.

Not that long ago, actually. Kelime

2:11

Aslında o kadar da uzun zaman önce değil.

Kelime

Not that long: derece zarfı olarak that

Not that long ago ifadesinde that, “o derece” veya “düşünülebileceği kadar” anlamına gelen bir derece zarfıdır. İfadenin tamamı, olayın birinin tahmin edebileceği kadar uzak geçmişte değil, nispeten yakın zamanda olduğunu belirtir. Yapı not that + sıfat veya zarf şeklindedir. not that hard, not that far ve not that expensive gibi örnekler, gerçek derecenin beklenenden daha düşük olduğunu yumuşak bir şekilde anlatır.

Alıştırma

Cümleyi not that + long sıfatıyla tamamlayın: The walk was ____, so we still had plenty of time.

Cevabı göster

not that long

The theory of evolution changed how we saw ourselves and the world we live in.

2:13

Evrim teorisi kendimizi ve yaşadığımız dünyayı görme biçimimizi değiştirdi.

Newton wrote down his theory of gravity. Öbek fiiller

2:18

Newton kütleçekim teorisini yazıya döktü.

Öbek fiiller

Wrote down: bilgiyi yazılı olarak kaydetmek

Write down, bir bilginin daha sonra hatırlanabilmesi, kontrol edilebilmesi veya paylaşılabilmesi için yazılı olarak kaydedilmesi anlamına gelir. Wrote down bunun geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlede ifade, Newton'ın sadece genel olarak yazı yazdığını değil, teoriyi kalıcı bir yazılı kayda dönüştürdüğünü vurgular.

Alıştırma

Write down ifadesinin doğru biçimini ve it zamirini kullanarak tavsiyeyi tamamlayın: You may forget the code, so ____.

Cevabı göster

write it down

We discovered distant stars and very close bacteria.

2:21

Uzak yıldızları ve çok yakındaki bakterileri keşfettik.

The 15th century was very eventful.

2:27

15. yüzyıl oldukça olaylıydı.

Columbus's discovery of America and the fall of Constantinople

2:29

Kolomb'un Amerika'yı keşfi ve Konstantinopolis'in düşüşü

marked the end of the Middle Ages.

2:34

Orta Çağ'ın sonunu işaret ediyordu.

War was all the rage in the Middle Ages, Deyimler

2:36

Orta Çağ'da savaş çok modaydı,

Deyimler

all the rage: çok moda, öfkeli değil

All the rage, bir şeyin belirli bir dönemde son derece popüler veya moda olduğu anlamına gelen bir deyimdir. Bu ifadede rage, öfke anlamına gelmez. Savaşı all the rage diye nitelemek, korkunç bir şeyi bilerek bir moda akımıymış gibi gösterir. Bu uyumsuzluk kara mizah yaratır ve cümleyi ironik hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi son derece popüler veya moda anlamındaki üç sözcüklü deyimle tamamlayın: For a while, silver backpacks were ____ at our school.

Cevabı göster

all the rage

but the number one killer was disease.

2:39

fakat bir numaralı katil hastalıktı.

The Black Death plague killed every third European in just six years. Dilbilgisi

2:41

Kara Ölüm vebası sadece altı yılda her üç Avrupalıdan birini öldürdü.

Dilbilgisi

every third European: her üç Avrupalıdan biri

Bu cümlede every third European, her üç Avrupalıdan biri anlamına gelir ve yaklaşık üçte birlik bir oranı ifade eder. Bir sıralamada üçüncü olan belirli bir kişiyi göstermez. every + sıra sayısı + tekil sayılabilen isim yapısı, every third seat veya every fourth day örneklerinde olduğu gibi tekrarlanan bir aralığı gösterebilir. Bir nüfus için kullanıldığında, tekrarlanan gruplar ya da konumlar düşünülerek bir oran ifade edilebilir.

Alıştırma

The clinic tests every third visitor cümlesinde every third visitor ne anlama gelir?

  1. Aynı anda seçilen üç kişi
  2. Her üç kişilik grup veya sıradan bir kişi
  3. Yalnızca genel sıralamada üçüncü olan kişi
Cevabı göster

Her üç kişilik grup veya sıradan bir kişi

Around 2,000 years ago,

2:47

Yaklaşık 2.000 yıl önce,

we set the arbitrary year one of our calendar Kültür

2:48

takvimimizin keyfi bir birinci yılını belirledik

that most of the world follows today.

2:51

ki dünyanın çoğu bugün bunu takip ediyor.

Kültür

the arbitrary year one of our calendar: seçilmiş bir başlangıç noktası

Bu cümlede the arbitrary year one of our calendar, bugün dünyanın büyük bölümünde kullanılan takvim sistemi için seçilmiş başlangıç yılıdır. Yılları numaralandırmak için bir referans noktasıdır; dünyanın ya da tarihin başladığı an değildir. Burada arbitrary, doğanın zorunlu kıldığı değil, insanların uzlaşmasıyla belirlenen anlamına gelir. Mutlaka rastgele veya hiçbir neden olmadan seçilmiş demek değildir. Geleneksel sistemde 1 BCE yılını, arada sıfır yılı olmadan doğrudan CE 1 izler.

Alıştırma

Bu cümlede the arbitrary year one ne anlama geliyor?

  1. Olası hiçbir neden olmadan şans eseri seçilmiş bir yıl
  2. Herhangi bir tarihin var olduğu ilk yıl
  3. Yılları numaralandırmak için insanlar tarafından seçilmiş bir referans noktası
Cevabı göster

Yılları numaralandırmak için insanlar tarafından seçilmiş bir referans noktası

But to a Roman,

2:54

Ancak bir Romalı için,

the world was already ancient.

2:55

dünya çoktan antikleşmişti.

The Great Pyramids were constructed 4,500 years ago.

2:57

Büyük Piramitler 4.500 yıl önce inşa edildi.

So, to a Roman,

3:01

Yani bir Romalı için,

the Pyramids were older than the Romans are to us today. Anlatım akışı

3:03

Piramitler, Romalıların bugün bize olduğundan daha eskiydi.

Anlatım akışı

the Pyramids were older than the Romans are to us today: çağlar arası bir benzetme

Bu cümle iki zaman ilişkisini yan yana getirir: Roma döneminden bakıldığında Piramitler ve bugünden bakıldığında Romalılar. Tarih vermek yerine, Piramitlerin bir Romalı için o dönemde bile ne kadar eski olduğunu hayal ettirmek amacıyla bizimle Antik Roma arasındaki tanıdık zaman mesafesini referans olarak kullanır. İkinci bölümdeki the Romans are to us today, karşılaştırma anlamı açıkça gösterdiği için old veya ancient gibi tekrarlanan bir fikri söylemeden bırakır. Anlam, birbiriyle eşleşen zaman aralıklarıyla ilgilidir: Piramitlerden Romalılara uzanan aralık, Romalılardan bize uzanan aralıktan daha büyüktü. Piramitlerin ve Romalıların yaşlarını toplamaz.

Alıştırma

Şu yeni benzetmeyi okuyun: To a child in 1950, the first steam trains were older than the first smartphones are to a child today. Burada ne karşılaştırılıyor?

  1. Buharlı trenlerin ve akıllı telefonların yaşlarının toplamı
  2. İki zaman aralığı: ilk buharlı trenlerden 1950'ye ve ilk akıllı telefonlardan bugüne kadar olan süreler
  3. Hangi çocuğun teknoloji hakkında daha çok şey bildiği
Cevabı göster

İki zaman aralığı: ilk buharlı trenlerden 1950'ye ve ilk akıllı telefonlardan bugüne kadar olan süreler

So long ago

3:06

O kadar uzun zaman önce ki

that there were still living mammoths on Earth.

3:08

Dünya üzerinde hâlâ yaşayan mamutlar vardı.

A lot of history happened before that even.

3:11

Hatta ondan önce bile pek çok tarihsel olay yaşandı.

Around 7,000 years ago,

3:14

Yaklaşık 7.000 yıl önce,

humans began writing things down.

3:16

insanlar bir şeyleri yazıya dökmeye başladı.

About 12,000 years ago,

3:19

Yaklaşık 12.000 yıl önce,

human organization exploded.

3:20

insan organizasyonu patlama yaşadı.

We built our first temple,

3:23

İlk tapınağımızı inşa ettik,

and around the world mankind began farming,

3:25

ve dünya çapında insanoğlu tarıma başladı,

which enabled the rise of larger communities. Kalıp ifadeler

3:28

bu da daha büyük toplulukların yükselişine olanak sağladı.

Kalıp ifadeler

enabled the rise of: bir şeyin ortaya çıkmasını mümkün kılmak

Burada enabled the rise of, “bir şeyin ortaya çıkıp büyümesini mümkün kıldı” anlamına gelir. which’in gönderme yaptığı önceki gelişme, daha büyük toplulukların oluşmasını sağlayan koşul olarak sunulur. enable the rise of + isim yapısı, neden ve gelişim hakkında kullanılan resmî ve çözümleyici bir ifadedir. Buradaki rise, bir şeyin ortaya çıkması veya öneminin artması anlamındaki bir isimdir; fiziksel olarak ayağa kalkma eylemi değildir.

Alıştırma

Cümleyi “bir hizmetin ortaya çıkmasını mümkün kıldı” anlamındaki tam ve resmî yapıyla tamamlayın: Low-cost smartphones ____ mobile banking.

Cevabı göster

enabled the rise of

Our dominance over planet Earth really begins here.

3:31

Dünya gezegeni üzerindeki hakimiyetimiz gerçekten burada başlıyor.

Homo sapiens sapiens, Dilbilgisi

3:35

Homo sapiens sapiens,

the modern human,

3:36

yani modern insan,

evolved at least 200,000 years ago.

3:37

en az 200.000 yıl önce evrimleşti.

Dilbilgisi

Homo sapiens sapiens için açıklayıcı eş ad olarak the modern human

The modern human bir açıklayıcı eş ad öbeğidir: Homo sapiens sapiens ifadesinin yanına yerleştirilerek onu başka bir adla belirtir veya açıklar. İki öbek de aynı insan türünü belirtir; bu yüzden the modern human ikinci bir özne veya farklı bir tür değildir. İki yandaki virgüller bu öbeğin ek açıklama olduğunu gösterir. Bu bölüm çıkarıldığında ana cümle yine çalışır: Homo sapiens sapiens evolved at least 200,000 years ago. Bu yapı, bilim ve haber yazılarında yeni bir cümle başlatmadan teknik bir adı açıklamayı sağlar.

Alıştırma

the modern human ifadesi cümlede ne yapıyor?

  1. Evrimleşen ikinci bir türü tanıtır.
  2. Cümlenin ana fiili görevini görür.
  3. Homo sapiens sapiens ifadesini başka bir adla belirtir ve açıklar.
Cevabı göster

Homo sapiens sapiens ifadesini başka bir adla belirtir ve açıklar.

50,000 years ago,

3:40

50.000 yıl önce,

the Cognitive Revolution expanded our minds and innovation. Kültür

3:42

Bilişsel Devrim zihinlerimizi ve inovasyonu genişletti.

Kültür

Tarih öncesi bir kavram olarak Cognitive Revolution

Burada Cognitive Revolution, ilk insanların düşünme, iletişim kurma, fikir paylaşma ve iş birliği yapma biçimlerindeki büyük bir değişimin genel adıdır. Belirli bir tarihte gerçekleşmiş tek bir siyasi ayaklanmayı ya da olayı adlandırmaz. Cognitive, yalnızca her bireyin IQ'sunun yükselmesini değil, paylaşılan zihinsel ve iletişimsel yetenekleri ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede Cognitive Revolution ne anlama geliyor?

  1. Tam olarak 50.000 yıl önce gerçekleşen bir siyasi ayaklanma
  2. Tarih öncesi insanların düşünme, iletişim ve iş birliği biçimlerindeki geniş bir değişim
  3. Herkesin IQ'sunun aniden yükseldiğini gösteren bir test
Cevabı göster

Tarih öncesi insanların düşünme, iletişim ve iş birliği biçimlerindeki geniş bir değişim

Back then,

3:46

O zamanlar,

we shared Earth with at least five other human species

3:46

Dünya'yı bizim dışımızda en az beş insan türüyle daha paylaşıyorduk

that either died out or were killed by us. Öbek fiiller

3:49

ki onlar ya soyları tükenerek öldüler ya da bizim tarafımızdan öldürüldüler.

Öbek fiiller

Bir grubun tamamen yok oluşunu anlatan died out

Died out, bir grubun ya da türün tamamının hiçbiri kalmayana kadar ortadan kaybolduğunu anlatır; bu çoğu zaman zaman içinde gerçekleşen bir süreçtir. Burada, diğer bazı insan türlerinin neslinin tükendiğini belirtir. out, tamamen ortadan kaybolma anlamını ekler. Died bir bireyin ya da bir grubun belirli üyelerinin ölümünü anlatabilir; died out ise genellikle tür, dil, gelenek veya görenek gibi toplu bir özneyle kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi hedef öbek fiilin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After its last speakers were gone, the language ____.

Cevabı göster

died out

At least 2 million years ago,

3:53

En az 2 milyon yıl önce,

our ancestors already had control over fire Kalıp ifadeler

3:55

atalarımız zaten ateşi kontrol edebiliyordu

Kalıp ifadeler

have/had control over: bir şeyi yönetebilmek

had control over fire ifadesinde had, have fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu ifade, ataların ateşi elde edebildiği, koruyabildiği ve kullanabildiği anlamına gelir; over burada fiziksel bir konumu anlatmaz. Aktarılabilir kalıp have/has/had control over + isim şeklindedir. Bir kaynağı, sistemi, durumu, eylemi veya duyguyu yönetme gücünü ya da becerisini anlatabilir.

Alıştırma

Derste öğrendiğiniz üç kelimelik ifadeyi geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: During the test, the operator ____ the entire network.

Cevabı göster

had control over

and constructed tools from wood and stone.

3:57

ve tahta ile taştan aletler inşa ettiler.

And 6 million years ago,

4:00

Ve 6 milyon yıl önce,

the last common ancestors of chimpanzees and humans existed.

4:02

şempanzelerin ve insanların son ortak ataları yaşıyordu.

So,

4:07

Yani,

this graph is all of human history.

4:08

bu grafik tüm insanlık tarihidir.

Our close relative Homo erectus

4:10

Yakın akrabamız Homo erectus

survived 10 times longer than we have existed. Dilbilgisi

4:13

bizim var olduğumuz süreden 10 kat daha uzun süre hayatta kaldı.

Dilbilgisi

10 times longer than: süreleri bir çarpanla karşılaştırmak

10 times longer than ifadesinde 10 times çarpanı verir, longer süre karşılaştırmasını belirtir ve than karşılaştırma ölçütünü tanıtır. Burada Homo erectus'un hayatta kaldığı süre, bizim var olduğumuz süreyle karşılaştırılır. Karşılaştırma ölçütü açık olmalıdır: than we have existed, sürenin neye göre ölçüldüğünü gösterir. Bu cümlede verilmek istenen mesaj, ilk sürenin ikinci sürenin yaklaşık on katı olduğudur.

Alıştırma

Bir rapor, Battery A'nın Battery B'nin tam on katı süre dayandığını anlatmak istiyor. Oranı en açık biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. Battery A lasts ten times as long as Battery B.
  2. Battery A lasts ten times longer than Battery B.
  3. Battery A lasts ten times as long than Battery B.
Cevabı göster

Battery A lasts ten times as long as Battery B.

This tiny part is the human era.

4:16

Bu küçücük kısım ise insanlık çağıdır.

We have to zoom in a lot Öbek fiiller

4:20

Sizin ömrünüzü görebilmek için bile

to even see your lifetime.

4:21

çok fazla yakınlaştırma yapmamız gerekiyor.

Öbek fiiller

zoom in: görünümü yakınlaştırmak

Burada zoom in, zaman çizelgesindeki çok küçük bir aralığın görünmesi için görüntüyü büyütmek anlamına gelir. In, bir yerin içine girmeyi değil, daha yakın ve ayrıntılı bir görünüme ilerlemeyi anlatır. Bu öbek fiil mecaz anlamda da kullanılabilir. İngilizcede a discussion zooms in denirse, tartışmanın geniş bir konudan belirli bir ayrıntıya odaklandığı anlatılır.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve görünümü büyütmek anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The print is tiny, so please ____.

Cevabı göster

zoom in

Still, all of human history is not that long.

4:24

Yine de tüm insanlık tarihi o kadar da uzun değil.

65 million years ago,

4:27

65 milyon yıl önce,

the age of the dinosaurs ended in an enormous explosion.

4:29

dinozorlar çağı muazzam bir patlamayla sona erdi.

The dinosaurs ruled the Earth for over 165 million years.

4:34

Dinozorlar Dünya'yı 165 milyon yıldan fazla bir süre yönettiler.

27 times as long as all humans. Dilbilgisi

4:39

Tüm insanların toplamının 27 katı kadar bir süre.

Dilbilgisi

27 times as long as: karşılaştırılan sürenin 27 katı

Sayı + times + as + sıfat + as kalıbı bir oran ifade eder. 27 times as long as ifadesinde long süreyi ölçer; dolayısıyla öznenin süresi, karşılaştırılan sürenin 27 katıdır. Bu ifade ölçülebilir uzunluğu veya zamanı anlatır; as long as ifadesinin ‘şu şartla ki’ anlamındaki koşul kullanımı değildir. Karşılaştırma hedefi ikinci as sözcüğünden sonra gelir. Buradaki all humans, bağlam içinde tüm insanlık tarihinin zaman aralığını kısaca ifade eder.

Alıştırma

Üçe bir süre oranı veren standart katlı karşılaştırmayı tamamlayın: The new battery lasts three times ____ the old one.

Cevabı göster

as long as

That's so long that it means a T-Rex that lived 65 million years ago

4:42

Bu o kadar uzun ki, 65 milyon yıl önce yaşamış bir T-Rex'in

is closer to us today

4:48

bugün bize,

than to a live stegosaurus.

4:49

canlı bir stegosaurus'tan daha yakın olduğu anlamına geliyor.

Dinosaurs in the form of mighty chickens Deyimler

4:52

Dinozorlar güçlü tavuklar formunda

are still around today. Kelime

4:55

bugün hâlâ etrafımızdalar.

Deyimler

Modern kuşların mizahi bir görüntüsü olarak mighty chickens

Mighty chickens ifadesi, tanıdık bir hayvan olan tavuğu örnek vererek modern kuşları günümüzde yaşamaya devam eden dinozor soyunun biçimi olarak eğlenceli ve abartılı şekilde anlatır. Mighty genellikle büyük bir gücü çağrıştırdığı için chickens ile eşleştirildiğinde komik bir karşıtlık oluşur. Bu ifade, günümüz tavuklarının gerçekten dev veya olağanüstü güçlü olduğunu söylemez. Kuşlarla dinozorlar arasındaki bilimsel bağı canlı ve akılda kalıcı bir görüntüye dönüştürür.

Alıştırma

Mighty chickens ifadesi bu cümlede ne yapıyor?

  1. Sıradan tavukların fiziksel olarak dev ve çok güçlü olduğunu söyler.
  2. Modern kuşları, dinozor soyunun günümüzdeki devamı olarak mizahi biçimde anlatır.
  3. Mighty chickens ifadesini dinozorların resmî bilimsel adı olarak verir.
Cevabı göster

Modern kuşları, dinozor soyunun günümüzdeki devamı olarak mizahi biçimde anlatır.

Kelime

Varlığını sürdürmek anlamındaki still around

Be still around yapısında around, «yakında» anlamına gelmez. İfadenin tamamı «hâlâ var olmak» veya «hâlâ mevcut olmak» demektir. Still devamlılığı belirtir: Bir şey daha önce vardı ve şimdiye kadar ortadan kaybolmadı. Burada, dinozor soyunun kuşlar aracılığıyla günümüzde devam ettiğini anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp be + still around şeklindedir ve insanlar, türler, kuruluşlar, nesneler veya gelenekler için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede still around «varlığını sürdürmek» anlamında kullanılmıştır?

  1. The bus stop is still around the corner.
  2. Please walk around the fountain.
  3. That old bookstore is still around after fifty years.
Cevabı göster

That old bookstore is still around after fifty years.

Animal life on this planet started 600 million years ago.

4:58

Bu gezegendeki hayvan yaşamı 600 milyon yıl önce başladı.

The earliest animals were fish and other small simple sea creatures.

5:02

İlk hayvanlar balıklar ve diğer küçük basit deniz canlılarıydı.

Then came insects, Dilbilgisi

5:06

Sonra böcekler geldi,

Dilbilgisi

Then came insects: sonraki aşamayı tanıtan anlatısal devrik yapı

‘Then’ başa getirilir ve ‘came’ fiili ‘insects’ öznesinden önce gelir. Normal sıra ‘Then insects came’ olurdu; ancak devrik sıra, böceklerin evrim zaman çizgisinde ortaya çıkan bir sonraki grup olduğunu anlatır. Bu bir bildirme cümlesidir, soru değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp şudur: zaman veya yer ifadesi + geçişsiz fiil + isim öbeği biçiminde özne. Özneyi yeni bilgi olarak sunar ve bir öyküye ya da zaman çizgisine adım adım ilerleyen, hafif dramatik bir akış verir.

Alıştırma

Hangi cümle, zaman çizgisindeki yeni bir aşamayı tanıtmak için anlatısal devrik yapı kullanıyor?

  1. People used paper tickets for years. Then came digital passes.
  2. People used paper tickets for years. Then digital passes appeared.
  3. Did digital passes appear after paper tickets?
Cevabı göster

People used paper tickets for years. Then came digital passes.

then reptiles,

5:08

sonra sürüngenler,

and finally, around 200 million years ago,

5:09

ve nihayet yaklaşık 200 milyon yıl önce,

mammals joined the party. Deyimler

5:12

memeliler de partiye katıldı.

Deyimler

joined the party: çoktan başlamış bir şeye katılmak

Bu cümlede ‘joined the party’ gerçek anlamda değil, esprili biçimde kullanılmıştır. Memeliler bir kutlamaya katılmadı; diğer gruplar zaten ortaya çıktıktan sonra onlar da belirdi ve gelişmekte olan yaşam çeşitliliğinin parçası oldu. Daha genel olarak ‘join the party’, daha önce başlamış bir etkinliğe, eğilime, tartışmaya veya rekabete katılmak demektir. Bu benzetme, yeni geleni ortak bir etkinliğin bir başka katılımcısı gibi gösterir.

Alıştırma

‘Başkalarının daha önce başlattığı bir şeye katıldı’ anlamındaki samimi ifadeyle cümleyi tamamlayın: The other classes were already recycling, and ours finally ____.

Cevabı göster

joined the party

Life itself began much further back.

5:14

Yaşamın kendisi ise çok daha gerilerde başladı.

There is evidence that it appeared up to 4.1 billion years ago. Notlar

5:16

4.1 milyar yıl öncesine kadar ortaya çıktığına dair kanıtlar var.

Kalıp ifadeler

There is evidence that: desteklenen bir iddiayı sunmak

There is evidence that + yan cümle, gerçekler, gözlemler veya araştırmalarla desteklenen bir iddiayı sunar. that sonrasındaki yan cümle iddianın içeriğini belirtir. Burada konuşmacı, yaşamın çok erken ortaya çıktığı düşüncesini kanıtların desteklediğini söylüyor; ancak tarihi mutlak bir kesinlik olarak sunmuyor. Bu çerçeve dikkatli ve olgusal yazılarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle desteklenen ancak tamamen kesin olmayan bir sonucu en iyi bildirir?

  1. The lake definitely held more water.
  2. There is a lake that once held more water.
  3. There is evidence that the lake once held more water.
Cevabı göster

There is evidence that the lake once held more water.

Kelime

up to ... years ago: geçmişteki olası en uzak nokta

up to 4.1 billion years ago ifadesinde up to, bugünden geçmişe doğru azami zaman uzaklığını belirler. Olay 4,1 milyar yıl kadar önce gerçekleşmiş olabilir; dolayısıyla bu tarih kesin bir tarih değil, önerilen en eski sınırdır. ago ile kullanıldığında daha büyük bir sayı geçmişte daha uzak bir noktayı gösterir. Bu yüzden 4,1 milyar yıl önce, 3 milyar yıl önceden daha erkendir.

Alıştırma

Kanıtlar 400 milyon yıl öncesi kadar erken bir tarihe izin veriyor, ancak kesin tarih belirsiz. Hangi cümle bu anlamla eşleşir?

  1. The first trees appeared exactly 400 million years ago.
  2. The first trees survived until 400 million years ago.
  3. The first trees may have appeared up to 400 million years ago.
Cevabı göster

The first trees may have appeared up to 400 million years ago.

For at least 3.5 billion years,

5:21

En az 3.5 milyar yıl boyunca,

life consisted only of single-celled organisms. Kalıp ifadeler

5:23

yaşam sadece tek hücreli organizmalardan ibaretti.

Kalıp ifadeler

consisted only of: yalnızca …den oluşuyordu

Consist of, parçalardan oluşmak anlamına gelir. Yapı, bütün + consist of + parçalar veya üyeler şeklindedir. Bu cümlede life toplu bir kavram olarak ele alınır ve tek hücreli organizmalar yaşamı oluşturan biçimlerdir. Only, bileşimi sınırlar: ifadeye göre başka yaşam türleri yoktu. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı, özne + consist(s/ed) only of + isim öbeğidir.

Alıştırma

Consist fiilini geniş zamanda kullanıp only ekleyerek cümleyi tamamlayın: The playlist ____ instrumental tracks.

Cevabı göster

consists only of

4.5 billion years ago,

5:28

4.5 milyar yıl önce,

the sun was born from a gigantic imploding gas cloud.

5:30

güneş, devasa bir içe çöken gaz bulutundan doğdu.

60 million years later,

5:33

60 milyon yıl sonra,

Earth formed.

5:35

Dünya oluştu.

In those early years,

5:37

O ilk yıllarda,

frequent bombardment by comets and asteroids supplied the Earth with large oceans. Kalıp ifadeler

5:38

kuyruklu yıldızlar ve asteroitler tarafından yapılan sık bombardıman Dünya'ya büyük okyanuslar sağladı.

Kalıp ifadeler

supplied the Earth with large oceans: Dünya’ya büyük okyanuslar sağladı

Supply A with B, A’ya B sağlamak anlamına gelir. A alıcıdır; B ise alınan şey veya kaynaktır. Burada the Earth, A konumundadır ve large oceans ifadesi B konumundadır. Sözcük sırası özne + supply + alıcı + with + sağlanan şey şeklindedir. Bu rolleri ayırmak, yapıyı kişiler, yerler, gruplar ve sistemlerle yeniden kullanmanızı sağlar.

Alıştırma

Supplied ve supply A with B yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın. Each classroom ifadesini alıcı konumuna yerleştirin: The new program ____ tablets.

Cevabı göster

supplied each classroom with

But as far as the whole universe goes, Anlatım akışı

5:43

Fakat tüm evreni hesaba katarsak,

our solar system is pretty new. Kelime

5:45

güneş sistemimiz oldukça yenidir.

Anlatım akışı

As far as the whole universe goes: kapsamı belirlemek

“As far as X goes”, konuşmayı belirli bir konu veya ölçütle sınırlar. Burada X, “the whole universe” ifadesidir; dolayısıyla yaş değerlendirmesi evrenin zaman ölçeğine göre yapılır. Bu kalıpta goes hareket veya mesafe anlatmaz. Yapı, konuşanın karşılaştırma ölçeğini değiştirmesini sağlar ve “pretty new” ifadesinin mutlak bir iddia gibi anlaşılmasını önler.

Alıştırma

Cümleyi as far as X goes kalıbıyla tamamlayın. Konu battery life: “____, this laptop is an excellent choice.”

Cevabı göster

As far as battery life goes

Kelime

Pretty new: derece zarfı olarak pretty

pretty new ifadesinde pretty, “oldukça”, “epey” veya “fark edilir derecede” anlamına gelen gündelik bir derece zarfıdır. new sözcüğünün derecesini artırır; “güzel” anlamına gelmez. Kesin gücü tona ve bağlama göre değişir, ancak genellikle a little ifadesinden daha güçlü, extremely ifadesinden ise daha az vurguludur. Burada Güneş sistemini evrenin zaman ölçeğinde oldukça yeni olarak gösterir.

Alıştırma

“The library gets pretty quiet after six,” cümlesinde pretty ne anlama gelir?

  1. oldukça veya fark edilir derecede
  2. güzel
  3. yalnızca çok az
Cevabı göster

oldukça veya fark edilir derecede

13.75 billion years ago,

5:49

13.75 milyar yıl önce,

the universe was born,

5:52

evren doğdu,

and about half a billion years later,

5:53

ve yaklaşık yarım milyar yıl sonra,

our own galaxy formed from billions of stars.

5:56

kendi galaksimiz milyarlarca yıldızdan oluştu.

But what came before the Big Bang?

6:01

Peki ama Büyük Patlama'dan önce ne vardı?

The truth is,

6:03

Gerçek şu ki,

we don't know,

6:04

bilmiyoruz,

and maybe we never will. Dilbilgisi

6:04

ve belki de hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

Dilbilgisi

maybe we never will: will'den sonra know'nun eksiltilmesi

Burada will, will know yapısının yerini tutar. Ana fiil know, hemen önce we don't know içinde geçtiği ve anlamı bağlamdan kolayca çıkarıldığı için atılır. Buna yardımcı fiilden sonra eksiltme denir. Bu nedenle maybe we never will, “belki de hiçbir zaman bilemeyeceğiz” anlamına gelir. Buradaki will geleceğe yönelik bir olasılığı bildirir; istek ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi know yerine geçen yardımcı fiille tamamlayın: “We do not know whether the message was real, and maybe we never ____.”

Cevabı göster

will

And there you have it, Deyimler

6:07

Ve işte,

the past.

6:08

geçmiş böyleydi.

Deyimler

there you have it: bir açıklamayı bitirmek

There you have it, bir açıklama, gösterim veya sonuç sunumu tamamlandığında kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. “Cevap ya da sonuç budur” veya “özetle durum bu” anlamına gelir; dinleyicinin gerçekten bir şeye sahip olduğu anlamına gelmez. Burada konuşmacı bu ifadeyi açıklamayı bitirmek için kullanır; the past, az önce sunulan şeyin adını verir.

Alıştırma

Örnekte “there you have it” ne işe yarıyor?

  1. Açıklamanın tamamlandığını belirtir.
  2. Dinleyiciden yakındaki bir şeyi aramasını ister.
  3. Dinleyicinin artık geçmişe sahip olduğunu söyler.
Cevabı göster

Açıklamanın tamamlandığını belirtir.

Now, let's take a look at what we know about the future. Kalıp ifadeler

6:10

Şimdi, gelecek hakkında bildiklerimize bir göz atalım.

Kalıp ifadeler

take a look at: dikkati birlikte yönlendirmek

Take a look at; bakmak, incelemek veya değerlendirmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada take, bir şeyi fiziksel olarak taşımak anlamına gelmez ve ifadenin nesnesi gelecek gibi soyut bir konu olabilir. Let's ile birlikte kullanıldığında herkesi dikkatini yeni bir konuya çevirip onu birlikte incelemeye davet eder. Konuşmacının sohbeti samimi ve doğal biçimde yönlendirmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle bir grubu bir planı birlikte incelemeye doğal biçimde davet eder?

  1. Let's take a look at the plan.
  2. Let's look for the plan.
  3. Let's take the plan away.
Cevabı göster

Let's take a look at the plan.

In roughly 1 billion years,

6:13

Yaklaşık 1 milyar yıl içinde,

the sun will be so hot that life on Earth becomes impossible. Dilbilgisi

6:15

güneş o kadar sıcak olacak ki Dünya'da yaşam imkansız hale gelecek.

Dilbilgisi

so hot that: dereceyi sonuca bağlamak

so + sıfat + that yan cümlesi kalıbı, yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. So, hot sözcüğünün derecesini güçlendirir; that yan cümlesi ise sıcaklık bu dereceye ulaştığı için ne olduğunu belirtir. Burada Güneş'in sıcaklığı, Dünya'da yaşamı imkânsız kılacak bir düzeye ulaşır. Buradaki so, bu dereceye kadar anlamındadır; bu nedenle anlamındaki cümle bağlayıcısı so değildir.

Alıştırma

Bir derecenin sonuca yol açtığını göstermek için cümleyi so ... that ile tamamlayın: The road was ____ icy ____ the bus had to stop.

Cevabı göster

so · that

The death of the sun 4 billion years later

6:19

Güneşin 4 milyar yıl sonraki ölümü

marks the end of life in the solar system. Kalıp ifadeler

6:21

güneş sistemindeki yaşamın sonunu işaret eder.

Kalıp ifadeler

marks the end of: …ın sonunu işaret eder

Burada marks the end of, bir şeyin son noktasına ulaştığını gösterir. Özne olan The death of the sun, bitiş sınırını oluşturan olaydır; 4 billion years later ise yalnızca bunun ne zaman gerçekleştiğini söyler. Resmî açıklamalarda ve tarih anlatılarında X marks the end of Y, bir olayı bir dönemin, sürecin ya da durumun açık kapanış noktası olarak gösterir. Buradaki mark, “belirtmek veya işaret etmek” anlamındadır; “üzerine işaret koymak” ya da “not vermek” anlamında değildir.

Alıştırma

Töreni festivalin bitiş sınırı olarak gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The closing ceremony ____ the festival.

Cevabı göster

marks the end of

If we want to have a chance to survive,

6:25

Eğer hayatta kalma şansına sahip olmak istiyorsak,

we need to have ventured to the stars. Dilbilgisi

6:27

yıldızlara açılmış olmamız gerekiyor.

Dilbilgisi

need to have ventured: önceden yol almış olmak zorunda olmak

Need to have ventured, need to ile perfect infinitive olan have ventured yapısını birleştirir. Yolculuğun bir referans noktasından önce tamamlanmış olması gerektiğini anlatır. Bu cümlede referans noktası gelecektedir: Güneş'in yakınında hayatta kalmanın artık mümkün olmadığı aşama. Bu, geçmişte yerine getirilmemiş bir görev hakkında yakınma değildir. Yapı, gelecekteki bir son tarihten geriye bakar ve gerekli bir koşul belirtir: O zamana kadar insanlığın yıldızlara doğru yol almış olması gerekir.

Alıştırma

Keşfin gelecekteki bir son tarihten önce tamamlanmış olması gerektiğini anlatacak şekilde cümleyi need ve venture ile tamamlayın: By the time the final map is published, the survey team will ____ into every part of the cave.

Cevabı göster

need to have ventured

And what happens after that?

6:30

Peki ya ondan sonra ne olacak?

In the next 100 billion years,

6:33

Önümüzdeki 100 milyar yıl içinde,

most of the biggest stars around will die.

6:35

etraftaki en büyük yıldızların çoğu ölecek.

The universe becomes dimmer and dimmer, Dilbilgisi

6:38

Evren giderek daha da soluklaşacak,

Dilbilgisi

dimmer and dimmer: aşamalı değişim için tekrarlanan karşılaştırmalar

dimmer and dimmer ifadesinde, dimmer karşılaştırma biçimi and sözcüğünün iki yanında tekrarlanır: comparative + and + comparative. Bu kalıp, bir değişimin zaman içinde sürüp güçlendiğini gösterir. Burada evren parlaklığını kaybetmeye devam eder; iki dimmer yanlışlıkla tekrarlanmış değildir. Bu kalıp, derecesi değişebilen niteliklerle kullanılır ve genellikle giderek ya da gittikçe daha yüksek bir derecede anlamına gelir.

Alıştırma

dark sözcüğünü comparative + and + comparative kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: The room grew ____ as the sun went down.

Cevabı göster

darker and darker

illuminated only by smaller red and white dwarfs.

6:40

sadece daha küçük kırmızı ve beyaz cüceler tarafından aydınlatılacak.

But they too will eventually burn out, Öbek fiiller

6:44

Fakat onlar da eninde sonunda yanıp tükenecek,

Öbek fiiller

burn out: enerji tükenince parlamayı veya çalışmayı bırakmak

Burada burn out, kullanılabilir yakıtı tüketip ardından ışık ya da enerji üretmeyi bırakmak anlamına gelir. Out burada dışarı anlamında bir yer belirtmez; burn ile birlikte, yanma sürecinin sona ulaştığını anlatan bir öbek fiil oluşturur. Duran şey özne olur: stars burn out, bulbs burn out ve fires can burn out. İnsanlar için burn out, uzun süreli stres nedeniyle derinden tükenmek anlamına da gelebilir; hangi anlamın kastedildiğini bağlam belirler.

Alıştırma

Cümleyi burn out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The old bulb worked for years, but last night it finally ____.

Cevabı göster

burned out

and one day the last star in the universe will die.

6:46

ve bir gün evrendeki son yıldız da ölecek.

The universe will turn dark.

6:50

Evren karanlığa gömülecek.

And at some point,

6:52

Ve bir noktada,

even black holes will evaporate and die.

6:54

kara delikler bile buharlaşıp yok olacak.

When they do, Dilbilgisi

6:57

Bu gerçekleştiğinde,

our universe will reach its final stage, Kalıp ifadeler

6:58

evrenimiz son aşamasına ulaşacak,

heat death. Kültür

7:00

ısıl ölüm.

Dilbilgisi

When they do: fiil öbeğinin yerine kullanılan do

When they do ifadesinde they, black holes ifadesine gönderme yapar; do ise daha önce geçen evaporate and die fiil öbeğinin yerini tutar. Yeni bir eylem anlatmaz; yan cümle “kara delikler buharlaşıp yok olduğunda” anlamına gelir. İngilizcede do, zaten açık olan bir eylemi tekrarlamamak için sıkça bu şekilde kullanılır. Geleceği anlatan when zaman cümleciğinde normalde will do yerine geniş zaman biçimi do kullanılır: When they do, our universe will ...

Alıştırma

Do ile yapılan yerine koyma yapısını kullanarak zaman cümleciğini tamamlayın: The ice sheets will eventually melt. ____, sea levels will rise.

Cevabı göster

When they do

Kalıp ifadeler

reach its final stage: son aşamasına ulaşmak

Reach its final stage, bir sürecin gelişerek son evresine ulaşması anlamına gelir. Reach, değişim veya ilerlemenin ardından o noktaya varmayı vurgular. Doğrudan nesne alır; bu nedenle reach to its final stage değil, reach its final stage denir. Bu cümlede heat death, final stage ifadesini yeniden adlandırıp tanımlar ve bu aşamanın adını belirtir.

Alıştırma

Bir sürecin son evresine kadar geliştiğini reach ile doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The project has entered at its final stage.
  2. The project has reached its final stage.
  3. The project has reached to its final stage.
Cevabı göster

The project has reached its final stage.

Kültür

kozmoloji terimi olarak heat death

Isı ölümü, evrenin olası bir son durumunu ifade eden bir kozmoloji terimidir. Enerji hâlâ vardır, ancak o kadar eşit dağılmıştır ki yıldızları veya devam eden başka süreçleri çalıştıracak kullanılabilir enerji farkları kalmaz. Buradaki heat, evrenin aşırı ısındığı için “öldüğü” anlamına gelmez. Bu ifade, neredeyse hiçbir şeyin anlamlı bir değişim üretmeye devam edemediği bir durumu anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede heat death ne anlama geliyor?

  1. Başka süreçleri çalıştıracak kullanılabilir enerji farklarının kalmadığı bir son durum
  2. Bütün yıldızların kısa bir süre daha parlak olduğu bir dönem
  3. Tehlikeli derecede yüksek sıcaklıkların evreni yok etmesi
Cevabı göster

Başka süreçleri çalıştıracak kullanılabilir enerji farklarının kalmadığı bir son durum

Nothing changes anymore.

7:01

Artık hiçbir şey değişmeyecek.

The universe is dead.

7:03

Evren ölmüş olacak.

Forever.

7:05

Sonsuza dek.

Now, you're feeling some pretty weird feelings right now,

7:07

Şu an oldukça tuhaf hisler yaşıyorsunuz,

aren't you? Ton ve niyet

7:10

değil mi?

Ton ve niyet

soru eklentisi olarak aren't you?

Olumsuz soru eklentisi aren't you?, olumlu ifade you're feeling... sonrasında gelir. be yardımcı fiilini tekrarlar ve olumsuz biçime geçirir: you are, aren't you? olur. Burada konuşan kişi karşısındakine ciddi biçimde itiraz etmiyor. Dinleyicinin bu duyguların tuhaf olduğuna katılmasını bekliyor. Soru eklentisi bu onayı davet ediyor ve dinleyiciyi doğrudan konuşmaya katıyor.

Alıştırma

Olumlu ifadenin ardından gelen soru eklentisini tamamlayın: You're excited about the trip, ____?

Cevabı göster

aren't you

We are too.

7:11

Biz de öyle.

It's only natural. Ton ve niyet

7:12

Bu gayet doğal.

Ton ve niyet

Empatiyle rahatlatan “It's only natural.”

Burada natural, doğayla ilgili olmayı değil, o durumdaki bir insan için duygu veya tepkinin normal ve anlaşılır olmasını ifade eder. Cümle, kişinin duygusunu reddetmek yerine kabul ederek onu rahatlatır. Only mesajı yumuşatır: tepkiyi garip olmayan, beklenen bir insan tepkisi olarak sunar. It's only natural to + fiil ve It's only natural that + yan cümle kalıpları da kullanılabilir.

Alıştırma

Destekleyici yanıtı derste geçen, It's ile başlayan üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: "I feel strange about missing my old class." "____."

Cevabı göster

It's only natural

The good news is, Anlatım akışı

7:14

İyi haber şu ki,

this is all far, far away.

7:15

tüm bunlar çok, ama çok uzakta.

Anlatım akışı

Olumlu bilgiyi sunan “The good news is,” çerçevesi

“The good news is,” bilgiyi düzenleyen bir çerçevedir. Özellikle kaygı verici bir şey söylendikten sonra, sıradaki bilginin durumun olumlu veya rahatlatıcı yönü olduğunu dinleyiciye bildirir. Bir haber bülteninden söz edilmesi gerekmez. Tam bir yazılı cümlede The good news is that + yan cümle standarttır; konuşmada ise altyazıdaki gibi that yerine kısa bir duraklama gelebilir.

Alıştırma

İkinci cümleyi derste geçen dört kelimelik çerçeve ifadeyle tamamlayın: "The first bus was canceled. ____ that the next one arrives in ten minutes."

Cevabı göster

The good news is

The only time that actually matters is now. Dilbilgisi

7:18

Aslında önemli olan tek zaman şimdidir.

Dilbilgisi

the only + isim + that matters is ... kalıbı

the only + isim + ilgi cümleciği + is + tümleç kalıbı, bir gruptaki tek bir öğeyi benzersiz biçimde önemli olarak gösterir. Burada isim time'dır; that actually matters kapsamı gerçekten önemli olan zamana indirir ve is'ten sonraki now odaklanan cevaptır. Actually, gerçek önemi dikkat dağıtan şeylerle veya diğer olası zamanlarla karşılaştırarak matters'ı güçlendirir. Saatle ilgili somut bir bilgiyi düzeltmez. Bu kalıp, bir düşünceyi tek ve net bir sonuçla bitirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, yalnızca bir şeyi önemli olarak göstermek için aynı odaklama kalıbını kullanır?

  1. The next step matters more than the others.
  2. The only step that matters is the next one.
  3. Only take the next step if it matters.
Cevabı göster

The only step that matters is the next one.

That cute girl or boy you like,

7:21

Hoşlandığınız o tatlı kızı veya çocuğu,

ask them out. Öbek fiiller

7:24

dışarı çıkmaya davet edin.

Öbek fiiller

Ask someone out: birine çıkma teklif etmek

Ask someone out, o kişiyi bir buluşmaya davet etmek anlamına gelen ayrılabilir bir öbek fiildir. Cümlede them, cinsiyet belirtmeden girl veya boy'a geri gönderme yapar. Nesne bir zamirse ask ile out arasına gelir: ask them out denir, ask out them denmez. Emir biçimi, daveti yapmaya yönelik doğrudan bir öğüttür; soru sormak veya birine dışarı çıkmasını söylemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Öğüdü ask ... out ve cinsiyet belirtmeyen bir zamirle tamamlayın: You like Alex. Why don't you ____?

Cevabı göster

ask them out

Time is precious.

7:25

Zaman değerlidir.

Make it count. Deyimler

7:27

Onun hakkını verin.

Deyimler

Make it count: sınırlı bir fırsatı iyi değerlendirmek

Make it count, sınırlı zamanı veya değerli bir fırsatı iyi kullanıp anlamlı bir sonuç elde etmeye yönelik bir teşviktir. Birinden sayıları saymasını istemez. Bu cümlede it, daha önce sözü edilen değerli zamanı gösterir. Yapı make + nesne + count şeklindedir; burada count, “önemli olmak” veya “değer taşımak” anlamına gelir.

Alıştırma

“Bu sınırlı fırsatı iyi kullanmak” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: You have one chance to perform your song, so ____.

Cevabı göster

make it count