İki Huysuz Büyükanne! 👵 🤣 | Yeni 3. Sezon Klibi - Büyükanne Arabası 💙 | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Huysuz büyükannelerin canlandırıldığı bir rol oyununda, bir komşu resif tatili için para biriktirebilmek amacıyla daha kararlı olmaya teşvik edilir. Bir skuter satışı giderek gerilen bir pazarlığa dönüşür ve ödün verilmeyen son bir teklifle biter. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. You watch yourself, — Konuşma Edimbilimi ve Tutum. Bunun kişinin kendisini gözlemlemesine yönelik gerçek anlamlı bir talep değil, “davranışlarına dikkat et” anlamında sert bir uyarı olduğunu anlayın. Konuşanın bu sözü otorite kurmak, karşısındakini sindirmek veya çatışmayı tırmandırmak için kullandığı durumları ayırt edebilirsiniz. 2. call the council. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı. Avustralya ve Britanya bağlamında bu ifade, halka açık bir yaya yolunu kapatan nesne gibi bir sorun için yerel belediye kurumuyla iletişime geçmek demektir. Böylece council sözcüğünü sıradan bir kuruldan ziyade yerel kamu hizmetlerinden sorumlu bir kurum olarak yorumlayabilirsiniz. 3. Take it or leave it. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler. Bu kalıplaşmış sözü, bir şeyi almakla bırakmak arasındaki tarafsız bir seçim değil, artık pazarlığa açık olmayan son teklif olarak tanıyın. Satıcının pazarlığı ne zaman bitirdiğini anlayabilir ve başka uzlaşma payı kalmadığında bu ifadeyi kullanabilirsiniz.
Bu derste
taking too long: beklenenden uzun sürmek
Burada take, bir etkinliğin ihtiyaç duyduğu süreyi belirtir. is taking too long, etkinliğin hâlâ devam ettiğini ve konuşanın beklediğinden daha uzun sürdüğünü anlatır; take burada “almak” veya “götürmek” anlamına gelmez. thing + be taking too long yapısını, yeterince çabuk bitmeyen güncel bir görev, süreç veya bekleme için kullanın. Geciken etkinliğin kendisi dil bilgisel özne olabilir.
Alıştırma
take too long ifadesini doğru biçime getirerek şu güncel şikâyeti tamamlayın: The checkout process is ____.
Cevabı göster
taking too long
take me home: take + kişi + home kalıbı
take + person + destination, bir kişiye bulunduğu yerden başka bir yere giderken eşlik etmek veya onu oraya götürmek anlamına gelir. Bu istekte konuşan kişi bulunduğu yerden ayrılmak istediği için take me home, “beni buradan evime götür” demektir. Bu, arabayla, birlikte yürüyerek veya başka bir ulaşım yoluyla olabilir. Hareket fiillerinden sonra home yön bildiren bir sözcük olarak kullanılabilir, bu yüzden önüne normalde to gelmez. take me home denir; take me to home denmez.
Alıştırma
take + person + home kullanarak isteği tamamlayın: Could you ____ after the party?
Cevabı göster
take me home
watch the cracks!: anlık bir güvenlik uyarısı
Burada watch, yalnızca bakmak veya gözlemlemek değil, dikkat etmek ve sakınmak anlamına gelir. Çatlaklar tehlike oluşturduğu için dinleyen kişi yürürken veya bir şeyi iterken onların etrafından geçmelidir. Kısa bir uyarı olan Watch + isim! yapısında isim, hemen dikkat edilmesi gereken şeyi belirtir; bağlam da güvenli kalmak için ne yapılacağını gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız alçak bir kapıdan geçmek üzere. Hangi cümlede watch doğal bir güvenlik uyarısı olarak kullanılmıştır?
- See your head!
- Watch your head!
- Look at your head!
Cevabı göster
Watch your head!
a bit too + sıfat: yumuşatılmış olumsuz bir değerlendirme
a bit too + sıfat yapısı, bir özelliğin uygun veya kabul edilebilir seviyeyi biraz aştığını belirtir. Too aşırılığı gösterirken a bit eleştirinin daha yumuşak duyulmasını sağlar. Burada grouchy hâlâ olumsuz bir yargıdır. Cümle yalnızca Nine'nin biraz huysuz olduğunu değil, huysuzluğunun bir ölçüde fazla ileri gittiğini söyler.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak a bit too + sıfat yapısıyla tamamlayın: This jacket is ____ small for me.
Cevabı göster
a bit too
Are you sure there isn't another type of Granny? Ton ve niyet
0:12Başka tür bir Büyükanne olmadığına emin misin?
Are you sure there isn't ...? ile nazikçe sorgulama
Are you sure ...? yalnızca birinin ne kadar emin olduğunu sormak için kullanılmaz. Burada Are you sure there isn't ...? karşı tarafın varsayımını nazikçe sorgular ve başka bir olasılığın bulunabileceğini ima eder. Kontrol edilen düşünce there isn't another type of Granny yan cümlesidir. Bu kalıp, karşı tarafa doğrudan yanıldığını söylemeden ondan yeniden düşünmesini istemenizi sağlar.
Alıştırma
Başka bir seçeneğin bulunabileceğini düşünüyorsunuz ve karşı tarafın bunu nazikçe yeniden değerlendirmesini istiyorsunuz. Ne söylemelisiniz?
- Are you sure there isn't another option?
- There definitely isn't another option.
- You're wrong; choose another option.
Cevabı göster
Are you sure there isn't another option?
There might be, but I just don't know what it is. Dilbilgisi
0:15Olabilir ama ne olduğunu gerçekten bilmiyorum.
There might be: olası varlık ve eksilti
There might be, bir şeyin var olabileceğini ancak konuşanın bundan emin olmadığını ifade eder. there + kip belirteci + be biçimindeki varlık yapısını izler. Burada be sonrasındaki isim öbeği, önceki sorudan anlaşılabildiği için söylenmemiştir: There might be [another type of Granny]. Yeni bir bağlamda, There might be a delay örneğindeki gibi, var olması muhtemel şeyi belirtin.
Alıştırma
Varlık cümlesini might ile tamamlayın: There ____ a technical problem, but we have not confirmed it.
Cevabı göster
might be
don't know what it is: gömülü soruda sözcük sırası
Burada what it is, I don't know ile başlayan daha büyük bildirme cümlesinin içine yerleşmiş bir sorudur. Buna dolaylı ya da gömülü soru denir ve bildirme cümlesi sırasını kullanır: what + it + is. Doğrudan soru sorarken What is it? denir. know, wonder veya ask gibi fiillerden sonra gömülü sorunun içinde özneyi fiilden önce tutun.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için what, it ve is sözcüklerini doğru sıraya koyun: I found something in the box, but I don't know ____.
Cevabı göster
what it is
stay Grouchy Granny: stay + özne tamamlayıcısı
Burada stay, ‘bir yerde kalmak’ değil, ‘öyle olmaya devam etmek’ anlamındadır. Grouchy Granny, stay fiilinin anlamını tamamlayan rolün adıdır. Bu nedenle I'll stay Grouchy Granny, konuşanın o rolü sürdürmesi demektir. Rol bir ad gibi kullanıldığı için önünde tanımlık yoktur. Bu kullanımda stay bir bağ fiilidir. Devam eden durumu veya kimliği belirten bir sıfat ya da isim öbeği alabilir: stay calm, stay friends, stay the captain. Sıradan tekil sayılabilir bir isimle, rol adındaki tanımlıksız biçimi kopyalamak yerine ismin gerektirdiği belirleyiciyi kullanın.
Alıştırma
Hangi cümlede stay, birinin nerede veya ne zamana kadar kaldığını değil, ‘öyle olmaya devam etmek’ anlamını taşır?
- Rina will stay at the library.
- Rina will stay the team leader.
- Rina will stay until six.
Cevabı göster
Rina will stay the team leader.
You watch yourself: sert bir uyarı
Bu cümlede You watch yourself, “Yaptıklarına ve söylediklerine çok dikkat et” anlamına gelen sert bir uyarıdır. Karşıdaki kişi kötü davranmaya devam ederse başının belaya girebileceğini veya bunun sonuçları olacağını ima eder; “kendine bak” anlamına gelmez. Karşıdaki kişiye young man diye seslenmek, uyarıyı kendisini otorite sahibi gören birinin sert azarlaması gibi gösterir.
Alıştırma
Yargı: You watch yourself!, düşmek üzere olan bir yabancıya söylenecek nazik ve tarafsız bir uyarı mıdır?
- Evet
- Hayır
Cevabı göster
Hayır
How about $5?: fiyat önerisi
Burada How about $5?, beş doları olası bir fiyat olarak önerir ve karşıdaki kişinin bunu kabul edip etmeyeceğini sorar. Pazarlık için bir miktar önerilirken How about + amount? kalıbı kullanılır. Bu, beş dolar hakkındaki genel bir görüşü sormak değil, hafif ve deneme amaçlı bir teklifte bulunmaktır.
Alıştırma
Hangi cümle yirmi doları olası bir fiyat olarak doğal biçimde önerir?
- Is twenty dollars the listed price?
- How about twenty dollars?
- How much is it?
Cevabı göster
How about twenty dollars?
go on a holiday: tatile çıkmak
Go on a holiday, bir yolculuğa çıkmak ya da dinlenmek için bir süreliğine günlük ortamdan uzaklaşmak anlamına gelir. go on + yolculuk veya etkinlik adı kalıbında on, tatili yaşanan bir deneyim olarak sunar; holiday varış noktası değildir. Bu cümlede a holiday belirli bir tatili, to the reef ise varış noktasını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki a sözcüğünü de içeren dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: After the exams, we plan to ____ by the sea.
Cevabı göster
go on a holiday
tatil yeri olarak the reef
Reef, denizdeki bir kaya ya da mercan oluşumunu ifade eder. Burada go on a holiday to, the reef ifadesini rastgele bir kaya parçası olarak değil, bilinen bir seyahat noktası olarak sunar. Avustralya bağlamında the reef, özellikle Büyük Set Resifi olmak üzere ünlü mercan resifi tatil yerlerini doğal olarak çağrıştırabilir. Ancak cümlede bu ad geçmediği için en güvenli yorum, buranın belirli ve bilinen bir resif tatil bölgesi olduğudur; kesinlikle Büyük Set Resifi olduğu söylenemez.
Alıştırma
Bu cümlede the reef büyük olasılıkla neyi ifade ediyor?
- Yol kenarındaki rastgele bir taş
- Bir tatil bileti türü
- Bilinen bir mercan resifi tatil yeri
Cevabı göster
Bilinen bir mercan resifi tatil yeri
if ... you better ... ile koşullu uyarı
if, koşulu ya da hedefi belirtir: resife tatile gitmeyi istemek. Ana cümle olan you better toughen up, bu koşul altında gerekli görülen eylemi verir. Burada you better, you'd better (you had better) yapısının günlük ve konuşma diline özgü biçimidir. Güçlü bir tavsiye verir ve çoğu zaman tavsiyeye uyulmazsa sorun çıkacağını ima eder. Bu nedenle konuşan kişi yumuşak bir öneri sunmaktan çok uyarıda bulunur.
Alıştırma
Uyarıyı had better yapısının standart kısaltmasıyla tamamlayın: If you want to catch the last train, ____ leave now.
Cevabı göster
you'd better
toughen up: daha dayanıklı veya kararlı hâle gelmek
Toughen up, baskıyla başa çıkarken zihinsel olarak daha güçlü, daha dayanıklı veya daha kararlı hâle gelmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada karşıdaki kişiye zor bir etkileşimde bu kadar yumuşak davranmaması söyleniyor. Bir insan için kullanıldığında değişim genellikle tutumda veya duygusal dayanıklılıkta olur. Kişinin vücudunun kelimenin tam anlamıyla sertleşmesi demek değildir.
Alıştırma
Daha dayanıklı hâle gelmek anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: You'll need to ____ if you want to handle the pressure.
Cevabı göster
toughen up
Oh dear, the table leg's blocking the footpath. Notlar
0:41Aman Tanrım, masanın bacağı kaldırımı kapatıyor.
Oh dear: soruna verilen hafif bir tepki
Oh dear, bir şey ters gittiğinde ya da durum kaygı verici, hayal kırıklığı yaratıcı veya can sıkıcı göründüğünde kullanılan hafif bir ünlemdir. Burada, yaya yolunun kapanmasıyla ilgili şikâyeti yumuşak bir biçimde başlatır. Bu kalıplaşmış tepkide dear birine hitap etme sözü değildir. Oh dear ifadesini bir bütün olarak anlayın: konuşanın durumu kötü bulduğunu, ancak çok büyük bir telaş göstermediğini belirtir.
Alıştırma
Tepkiyi dersteki hafif ünlemle tamamlayın: ____, I left the tickets at home.
Cevabı göster
Oh dear
blocking the footpath: yaya yolunu engellemek
blocking the footpath ifadesindeki blocking, geçişi fiziksel olarak engellemek anlamına gelir. İfade, masa ayağının yürüyen insanlar için ayrılmış yolun üzerinde olduğunu anlatır. Burada footpath, halka açık bir yaya yolunu belirtir. Avustralya İngilizcesinde footpath, yol kenarındaki kaldırım için kullanılan standart sözcüktür. Britanya İngilizcesinde footpath çoğu zaman daha geniş anlamda bir yaya güzergâhını belirtirken yol kenarındaki kaldırım için genellikle pavement kullanılır.
Alıştırma
Dersteki “yaya geçişini engellemek” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The delivery boxes are ____.
Cevabı göster
blocking the footpath
could have broke: standart biçim could have broken
Bu cümlede could have + geçmiş zaman ortacı, geçmişte mümkün olan fakat gerçekleşmeyen bir sonucu anlatır. Konuşan kişi düşmenin bacağının kırılmasına yol açabileceğini söyleyerek durumun ne kadar tehlikeli olduğunu vurgular. Buradaki could have broke standart dışıdır. Standart İngilizcede have sonrasında break fiilinin geçmiş zaman ortacı olan broken kullanılır: I could have broken my leg. Karakterlerin konuşmalarındaki broke biçimini anlayın, ancak kendiniz konuşurken veya yazarken broken kullanın.
Alıştırma
could have ve break fiilinin doğru biçimini kullanarak geçmişte kıl payı atlatılan bu cümleyi standart İngilizceyle tamamlayın: I ____ my ankle when I slipped, but luckily I caught the handrail.
Cevabı göster
could have broken
I'm terribly sorry: güçlü ve resmî bir özür
Burada terribly, very veya extremely anlamına gelen bir derece zarfıdır. sorry sözcüğünü güçlendirir; özrün kendisinin korkunç olduğu anlamına gelmez. I'm terribly sorry güçlü ve oldukça resmî bir özür ifadesidir. Konuşan kişinin durumu ciddiye aldığını ve derin bir pişmanlık göstermek istediğini belirtir.
Alıştırma
Rezervasyon hatası için en güçlü ve resmî özrü hangi cümle ifade eder?
- Sorry about the booking error.
- I'm sorry for the booking error.
- I'm terribly sorry for the booking error.
Cevabı göster
I'm terribly sorry for the booking error.
call the council: yerel yönetimle iletişime geçmek
Bu cümlede the council, bir toplantıyı veya özel bir komiteyi değil, bölgeden sorumlu yerel yönetim kurumunu ifade eder. Birleşik Krallık'ta yerel yönetimler, kapanmış kaldırımlar gibi yerel hizmet ve kamusal alan sorunlarıyla yaygın olarak ilgilenir. call the council ifadesindeki call, iletişim yönteminin tam olarak ne olduğu önemli değilse “iletişime geçmek” anlamına gelebilir. Bu nedenle ifade, yerel yönetimle iletişime geçip kamusal sorunla ilgilenmesini istemek demektir.
Alıştırma
“I should call the council about the blocked pavement,” cümlesinde the council büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bölgeden sorumlu yerel yönetim kurumu
- Hukuki tavsiye veren bir kişi
- Bir projeyi görüşmek için yapılan özel grup toplantısı
Cevabı göster
Bölgeden sorumlu yerel yönetim kurumu
I'll get it: ben ilgilenirim
Burada it, ilgilenilmesi gereken durumu temsil eder; get ise o duruma karşılık vermek veya sorumluluğu üstlenmek anlamına gelir. I'll get it diyen kişi, Doreen'e devreye girip konuyla ilgileneceğini söyler. Kesin eylem, iki kişinin paylaştığı durumdan anlaşılır: telefona veya kapıya cevap vermek, biriyle konuşmak ya da acil bir sorunla ilgilenmek olabilir. Böyle açık bir görev yoksa aynı sözler bir şeyi gidip getirmek veya elde etmek anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Telefonu açacağınızı belirten, get içeren üç sözcüklük ifadeyle yanıtı tamamlayın: The phone's ringing—____.
Cevabı göster
I'll get it
Keep that noise down: down daha düşük ses düzeyini belirtir
Keep that noise down bir emir cümlesidir; örtük özne you’dur ve konuşan kişi birinden gürültüyü azaltmasını istemektedir. keep + ses veya gürültü + down yapısında down, «düşük bir düzeyde» anlamına gelir; aşağı doğru hareketi anlatmaz. Yumuşatıcı bir ifade içermeyen bu emir doğrudandır ve kızgın ya da otoriter duyulabilir. Gürültü hakkında tarafsız bir yorum yapmak yerine, sesin hemen azaltılmasını ister.
Alıştırma
Cümleyi keep the noise down ifadesinde kullanılan parçacıkla tamamlayın: Please keep your voice ____ during the exam.
Cevabı göster
down
Tekrar istemek için I'm sorry?
Soru işareti ve soru tonlamasıyla söylenen I'm sorry? çoğu zaman «Sizi duymadım; lütfen tekrar edin» ya da «Az önce ne dediniz?» anlamına gelir. Her zaman özür değildir. Bu bağlamda, ani ve sert bir talebe verilen tepkidir. Ses tonuna bağlı olarak şaşkınlık gösterip tekrar istemek için kullanılabilir ya da nazik sözlerle hafif bir itiraz ifade edebilir.
Alıştırma
Biri aniden sert bir talepte bulunduktan sonra I'm sorry? büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Lütfen tekrar söyleyin; söylediğiniz şeye şaşırmış da olabilirim.
- Hatalı olduğumu kabul ediyor ve özür diliyorum.
- Talebinizi kabul ediyorum ve hemen harekete geçeceğim.
Cevabı göster
Lütfen tekrar söyleyin; söylediğiniz şeye şaşırmış da olabilirim.
I'm not paying for any of this: tüm ödeme sorumluluğunu reddetmek
Pay for + bir şey, hizmet veya masraf, onun ücretini karşılamak anlamına gelir. Burada I'm not paying yapısındaki şimdiki zaman, sürmekte olan bir eylemi anlatmaz; ödeme yapmama konusunda kesin bir karar veya ret bildirir. Olumsuz cümlede any of this, reddin kapsamını konuşulan tüm ilgili kalemlere veya masraflara genişletir. Konuşan kişi yalnızca bir satın almayı reddetmez, masrafın sorumluluğunu da kabul etmez.
Alıştırma
Bir faturadaki her ücreti reddediyorsunuz. Cümleyi pay for yapısıyla tamamlayın: I'm not ____ any of these fees.
Cevabı göster
paying for
that's fine: güçlü bir övgü değil, basit bir kabul
Burada That's fine, 'Bu kabul edilebilir' veya 'Bunu kabul edebilirim' anlamına gelir; 'Bu mükemmel' anlamına gelmez. That's az önce sözü edilen duruma gönderme yapar, fine ise konuşan kişinin durumu olduğu gibi kabul etmeye hazır olduğunu gösterir. Konuşma sırasında bu yanıt gerginliği azaltıp anlaşmazlığı sona erdirebilir. Mutluluk göstermeden de kabul bildirebilir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız “We can move the meeting to three.” diyor. Siz “That's fine.” diye yanıtlıyorsunuz. Yanıtınızın en doğal anlamı nedir?
- Yeni saati kabul ediyorum.
- Saati değiştirmeyi reddediyorum.
- Yeni saat konusunda son derece heyecanlıyım.
Cevabı göster
Yeni saati kabul ediyorum.
I think you should...: öneriyi kişisel görüş olarak sunup yumuşatmak
I think you should... öneriyi konuşanın kişisel görüşü gibi sunar. Burada I think esas olarak should'un gücünü yumuşatır; konuşanın gerçekten kararsız olduğunu göstermek zorunda değildir. Should yine de konuşanın hangi davranışı doğru veya makul bulduğunu belirtir. Bu nedenle cümle, bir pazarlık sırasında hafif baskı işlevi görebilir. A little, istenen ödemenin küçük bir miktar olduğunu gösterir.
Alıştırma
Öneriyi I think + should kalıbıyla tamamla: ____ check the total again.
Cevabı göster
I think you should
mind your own business: karışmaması için yapılan sert bir uyarı
Mind your own business, kendi işlerinle ilgilen ve benimkine karışma anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu ifadede mind, dikkat etmek veya ilgilenmek anlamındadır; rahatsız olmak anlamında değildir. Konuşan kişi tarafsız bir tavsiye vermiyor, başka birinin müdahalesini reddediyor. Başındaki I think you should... kalıbı burada çatışmacı mesajı pek yumuşatmaz.
Alıştırma
Mind your own business bu bağlamda hangi niyeti ifade eder?
- İtirazı olmadığını kibarca söylemek
- Birinden şirket yönetmesini istemek
- Birine müdahale etmeyi bırakmasını sertçe söylemek
Cevabı göster
Birine müdahale etmeyi bırakmasını sertçe söylemek
one Grouchy Granny ifadesindeki vurgulayıcı one
one bir sıfattan ve tekil sayılabilen bir isimden önce geldiğinde, konuşanın değerlendirmesini güçlendirebilir. Burada one Grouchy Granny yalnızca bir kişiyi saymaz; “gerçekten huysuz bir büyükanne” veya “ne huysuz bir büyükanne” anlamına gelir. Bu kalıp, özelliği özellikle dikkat çekici gösterir. Sıfat, konuşanın değerlendirmesine göre olumlu ya da olumsuz olabilir.
Alıştırma
“That was one difficult exam,” cümlesinde one sözcüğünün temel görevi nedir?
- Ek bir değerlendirme olmadan yalnızca bir sınav olduğunu söyler.
- Sınavın bir dizide ilk sırada olduğunu söyler.
- Sınavın çok zor olduğunu vurgular.
Cevabı göster
Sınavın çok zor olduğunu vurgular.
About time: “Nihayet, daha önce olmalıydı”
About time., “Nihayet; bunun daha önce olması gerekirdi” anlamına gelen kısa ve deyimsel bir tepkidir. Konuşan kişi bir süredir bekliyordur ya da olayın gereğinden fazla geciktiğini düşünür. Saatin kaç olduğunu soran bir ifade değildir ve about burada “yaklaşık” anlamına gelmez. Daha tam biçimi olan It's about time da aynı sabırsız değerlendirmeyi taşıyabilir.
Alıştırma
“Bunun daha önce olması gerekirdi” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce deyimle sabırsız tepkiyi tamamlayın: ____! The bus is finally here.
Cevabı göster
About time
make me a cup of tea: make + kişi + şey kalıbı
make me a cup of tea ifadesinde make fiilinden sonra iki nesne gelir. Me, hazırlanan şeyi alan kişidir; a cup of tea ise hazırlanan şeydir. Kalıp make + kişi + şey biçimindedir ve birisi için bir şey hazırlamak veya yapmak anlamına gelir. Burada make, bir fincan üretmek değil, içeceği hazırlamak anlamındadır. Aynı kalıp yiyeceklerle ve bir kişinin başkası için yapabileceği diğer şeylerle de kullanılır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız öğle yemeği hazırlıyor. me ve a sandwich ifadelerini make + kişi + şey kalıbında kullanarak ricayı tamamlayın: Could you make ____ for lunch?
Cevabı göster
me a sandwich
get off that: üzerinde bulunduğun yüzeyden ayrılmak
get off that ifadesinde get off, that ile gösterilen şeyin üstünden veya yüzeyinden ayrılmak anlamına gelir. Kişinin aşağı inmesi ya da yalnızca onun üzerinde oturmayı, durmayı veya ona binmiş olmayı bırakması gerekebilir. Bu anlam için off gereklidir. Off olmadan get that genellikle o şeyi almak veya getirip vermek anlamına gelir; yüzeyinden uzaklaşmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir çocuk masanın üzerinde oturuyor. get off ifadesindeki eksik kelimeyi yazarak talimatı tamamlayın: Please get ____ the table.
Cevabı göster
off
sign says $300. içinde say kullanımı
Burada özne olan sign gerçekten konuşmaz. Says, tabelanın $300 şeklindeki yazılı bilgiyi taşıdığını veya gösterdiğini anlatır. İngilizcede yazılı bilgi kaynağı say fiilinin öznesi olabilir: Bir sign, notice, label, email ya da message bir şey söyleyebilir. Kullanılabilir kalıp bilgi kaynağı + say/says + içerik şeklindedir.
Alıştırma
Yazılı bilgiyi aktarmak için cümleyi say fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimiyle tamamlayın: The notice ____ the library closes at six.
Cevabı göster
says
Then I keep it.: bu durumda anlamındaki then
Burada then, diğer kişinin önceki reddine gönderme yapar ve sonucu açıklar: Bu durumda konuşan kişi nesneyi elinde tutar. Koşul önceki konuşmadan anlaşıldığı için yeniden söylenmesine gerek yoktur. Then sözcüğünün bu kullanımı koşul-sonuç ilişkisini düzenler. Yalnızca zaman sırasındaki sonra anlamına değil, bu durumda veya öyleyse anlamına gelir.
Alıştırma
Then I keep it. cümlesinde then nasıl bir görev yapar?
- Tamamlanmış iki olayı zaman sırasına koyar.
- Nesnenin geçmişte o anda tutulduğunu belirtir.
- Önceki durumun sonucunu açıklar.
Cevabı göster
Önceki durumun sonucunu açıklar.
it's like that is it?: meydan okuyan bir karşılık
Bu cümlede it's like that is it?, “Demek böyle davranacaksın, öyle mi?” anlamına gelir. Konuşan kişi karşısındakinin tavrını fark etmiştir ve tarafsız bir soru sormak yerine bu tavra meydan okumaktadır. like that, karşıdaki kişinin az önceki davranışına veya tutumuna gönderme yapar. Sondaki is it? karşı çıkma içeren bir karşı sorudur: konuşan kişi kendi yorumunu zaten açıkmış gibi sunar ve karşısındakini bu tutumunun arkasında durmaya zorlar.
Alıştırma
Bir anlaşmazlık sırasında “Oh, it's like that is it?” büyük olasılıkla ne anlatır?
- Lütfen o nesnenin nasıl göründüğünü bana göster.
- Tavrını görüyorum ve ona meydan okuyorum.
- Bu kadar kibarca açıkladığın için teşekkür ederim.
Cevabı göster
Tavrını görüyorum ve ona meydan okuyorum.
Look, love: dikkat çekme ve gündelik hitap
Burada Look, birine gerçekten gözleriyle bakmasını söylemez. Dinleyenin dikkatini çeker ve bir açıklama, düzeltme veya tavsiyeyi başlatır. love bir hitap sözüdür, yani dinleyene seslenmek için kullanılan bir kelimedir. Britanya İngilizcesinin bazı gündelik çeşitlerinde romantik bir ilişki olmadan da kullanılabilir. Look, love, birlikte kullanıldığında geçişi samimi veya ikna edici kılabilir; ancak ton ve bağlam ifadenin üstten bakan bir tavır gibi duyulmasına da yol açabilir.
Alıştırma
Look, love, ifadesinde Look ve love ne işe yarıyor?
- Look dikkat çeker, love ise dinleyene gündelik biçimde hitap eder.
- Look dinleyenden love sözcüğünü bir nesne gibi görmesini ister.
- love ana fiildir ve romantik duyguları ilan eder.
Cevabı göster
Look dikkat çeker, love ise dinleyene gündelik biçimde hitap eder.
I think you want to talk to that lady. Ton ve niyet
1:29sanırım o hanımefendiyle konuşmak istiyorsun.
Dolaylı bir sonraki adım önerisi olarak I think you want to...
Bu cümlede I think you want to talk to that lady. esas olarak dinleyenin kişisel isteğini anlatmaz. Konuşan kişi, dinleyeni dolaylı biçimde yardım edebilecek veya sonraki adımı belirleyebilecek doğru kadına yönlendirir. I think you want to + fiil kalıbı, uygun sonraki adımı dinleyenin yapmak istediği bir şey gibi sunabilir. Böylece yönlendirme doğrudan bir emirden daha yumuşak olur; ancak want sözcüğünün yönlendirme mi yoksa gerçek bir istek mi belirttiğini bağlam göstermelidir.
Alıştırma
Bir danışma noktasında görevli, "I think you want to speak to the permits officer." diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- İzin görevlisi muhtemelen konuşmanız gereken doğru kişidir.
- Görevli, izin görevlileriyle konuşmaktan hoşlanıp hoşlanmadığınızı soruyor.
- Görevli, izin görevlisiyle konuşmanın sizin özel isteğiniz olduğunu biliyor.
Cevabı göster
İzin görevlisi muhtemelen konuşmanız gereken doğru kişidir.
Kesin bir fiziksel sınır olarak Get your hands off me.
Get your hands off me. birine ellerini çekmesini ve konuşan kişiye dokunmayı veya onu tutmayı hemen bırakmasını emreden bir cümledir. get + nesne + off + kişi ya da şey yapısında get, nesnenin uzaklaşmasını sağlamak; off ise temasın sona ermesi anlamına gelir. Bu emir kesin bir fiziksel sınır koyar. İfadenin sertliği anlamının bir parçasıdır: konuşan kişi sıradan bir ricada bulunmaz, istenmeyen temasın durmasını talep eder.
Alıştırma
Sizi tutan birine, size dokunmayı hemen bırakmasını en doğrudan hangi cümle söyler?
- Keep your hands warm.
- Get your hands off me.
- Could you hold this for me?
Cevabı göster
Get your hands off me.
I think this delightful lady wants to buy your scooter. Ton ve niyet
1:34sanırım bu sevimli hanımefendi senin scooter'ını almak istiyor.
this delightful lady: stratejik nezaket
this delightful lady isim öbeğinde this lady kadını belirtir, delightful ise açıkça olumlu bir niteleme ekler. Burada kadın az önce sert davranmıştır; bu nedenle ifade onu yalnızca betimlemez. Ne istediği söylenmeden önce kadın kibar bir biçimde yeniden çerçevelenir. Bu söyleyiş gerginliği azaltıp konuşmayı sosyal açıdan yumuşak tutabilir. Ancak kadının davranışıyla oluşan karşıtlık hafif bir ironi de yaratabilir. İfade kendiliğinden samimi bir övgü ya da mutlaka alay değildir; dengeyi bağlam ve söyleyiş belirler.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? Biri sert davrandıktan sonra ona this delightful lady demek mutlaka samimi bir övgüdür.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
I guess that sounds okay: tereddütlü kabul
I guess, verilen sözün veya kabulün kesinliğini azaltır: konuşan kişi yanıtını kesin değil, geçici bir görüş olarak sunar. That sounds okay, az önce duyulan öneriyi kabul edilebilir bulur; buradaki sounds yalnızca hoş bir sesi değil, düşünüldüğünde bir şeyin nasıl göründüğünü ifade eder. I guess that sounds okay bir bütün olarak temkinli ya da biraz isteksiz bir evet anlamı verir. Doğrudan Yes veya That sounds great demekten daha zayıf ve daha az heveslidir.
Alıştırma
Tereddütlü bir kabulü gösteren tam ifadeyle yanıtı tamamlayın: I ____.
Cevabı göster
guess that sounds okay
Oh, Doreen, you need to go higher than that. Kelime
1:41Oh, Doreen, bundan daha yükseğe çıkman lazım.
go higher than that: belirtilen fiyatın üstüne çıkmak
Bu fiyat konuşmasında go higher, daha büyük bir tutar seçmek veya belirtmek anlamına gelir. Higher fiziksel yüksekliği değil, fiyatın sayısal değerini anlatır. Than that, yeni tutarı hemen önce söylenen fiyatla karşılaştırır. go higher than + tutar veya referans yapısı teklifler, bütçeler, puanlar ve artabilen diğer değerler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Teklif edilen fiyatı yükseltmek için kullanılan ifadeyi tamamlayın: Your first price is too low; you need to go ____ than that.
Cevabı göster
higher
lay off the biscuits: bisküviyi bırakmak veya büyük ölçüde azaltmak
Lay off + yiyecek veya içecek, onu tüketmeyi bırakmak ya da bir süreliğine tüketimi büyük ölçüde azaltmak anlamına gelir. Burada lay off bir öbek fiildir; lay ve off birlikte çalışır. Cümle, bisküvilerin nereye konacağını söylemez. You need to, yorumu karşıdaki kişinin alışkanlıkları hakkında doğrudan bir yargı gibi gösterir. Bu konuşmada dostça bir sağlık tavsiyesi değil, eleştirel bir karşılık işlevi görür.
Alıştırma
You need to lay off the biscuits burada ne anlama geliyor?
- Daha fazla bisküvi almalısın.
- Bisküvileri bir yüzeyin üzerine koymalısın.
- Bisküvi yemeyi bırakmalı veya tüketimi büyük ölçüde azaltmalısın.
Cevabı göster
Bisküvi yemeyi bırakmalı veya tüketimi büyük ölçüde azaltmalısın.
was looking good: look + sıfat
Bu cümlede was looking good, konuşanın çekici, sağlıklı ya da genel olarak iyi durumda göründüğü anlamına gelir. Burada look bağ fiil görevi görür ve good, I öznesini niteler; looking aramak anlamına gelmez. Geçmişte devam eden yapı olan was looking, konuşanın daha önceki bir anda nasıl göründüğüne gönderme yapar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, look fiilinin uygun biçimi + sıfattır: look tired, looks ready ve was looking good.
Alıştırma
Cümleyi was + look fiilinin -ing biçimi + good ile tamamlayın: At the party, Mia ____.
Cevabı göster
was looking good
Ignore her: karşılık vermemeye yönelik doğrudan bir talimat
Ignore her. bir emir cümlesidir. you öznesi söylenmez; konuşan kişi, dinleyene başka bir kadına karşılık vermemesini veya dikkat etmemesini doğrudan söyler. Üç kişilik bir konuşmada bu cümle grup etkileşimini de yönlendirir: üçüncü kişinin sözlerini bir kenara iter ve dinleyenin konuşan kişinin yanında kalmasını ister. Bu, birinin görmezden gelindiğini tarafsız biçimde anlatan bir ifade değil, tavsiye ya da emirdir.
Alıştırma
Üç kişilik bir konuşmada konuşan kişi Ignore her. diyerek ne yapıyor?
- Dinleyene, diğer kadına karşılık vermemesini ve ondan etkilenmemesini doğrudan söylemek.
- Dinleyenden diğer kadından yardım almasını istemek.
- Diğer kadının dinlemeyi bıraktığını bildirmek.
Cevabı göster
Dinleyene, diğer kadına karşılık vermemesini ve ondan etkilenmemesini doğrudan söylemek.
nosy neighbor's back: nosy ve is anlamındaki 's
Nosy, başkalarının özel işlerini kurcalayan veya onların işlerine karışan birini anlatır. Olumsuz bir nitelemedir; dolayısıyla nosy neighbor, konuşanın müdahaleci bulduğu komşu demektir. neighbor's back ifadesinde 's, is sözcüğünün kısaltmasıdır; back ise geri dönmüş veya yeniden burada anlamına gelir. İfade, her işe karışan komşunun geri döndüğünü anlatır; komşunun bir vücut bölümünden söz etmez.
Alıştırma
Örnekteki nosy neighbor's back ne anlama geliyor?
- Komşunun sırtının yaralandığı anlamına gelir.
- Her işe karışan komşunun geri döndüğü anlamına gelir.
- Komşunun birinin arkasında durduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Her işe karışan komşunun geri döndüğü anlamına gelir.
Now, you listen.: güçlü bir emir
Burada now yalnızca bir zamanı belirtmez. Konuşmada bir dönüşü de işaret eder: konuşan, önceki konuşmayı durdurur ve dikkat ister. You listen bir emir cümlesidir. Emir cümlelerinde you genellikle söylenmez; bu nedenle you sözcüğünü açıkça kullanmak emri belirli bir kişiye yöneltir ve vurgular. Now, you listen. birlikte yaklaşık olarak “Yeter, beni dinle” anlamına gelir ve konuşanın kontrolü ele aldığını gösterir.
Alıştırma
Konuşan Now, you listen. diyerek ne yapıyor?
- Konuşan, diğer kişinin genellikle dinlediğini bildiriyor.
- Konuşan, konuşma sırasını güçlü biçimde alıp diğer kişiye dikkat etmesini emrediyor.
- Konuşan, diğer kişinin zamanı olup olmadığını kibarca soruyor.
Cevabı göster
Konuşan, konuşma sırasını güçlü biçimde alıp diğer kişiye dikkat etmesini emrediyor.
Kesin bir son teklif olarak Take it or leave it.
Take it or leave it, “teklifi kabul et ya da reddet” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada take it mevcut fiyatı veya koşulu kabul etmek, leave it ise anlaşmadan vazgeçmek demektir; fiiller normal fiziksel anlamlarında kullanılmaz. Bu ifade dinleyiciye yalnızca kabul etme veya reddetme seçeneklerini sunar ve konuşanın artık pazarlık yapmayacağını ya da taviz vermeyeceğini gösterir. Bu nedenle pazarlığı sürdürme daveti değil, sert bir son teklif işlevi görür.
Alıştırma
Bu dersteki kalıplaşmış ifadeyle sert son teklifi tamamlayın: This is my final offer. ____. I won't make another offer.
Cevabı göster
Take it or leave it