Bluey Tatil Tam Bölüm ❤️ | Veranda Noel Babası | 1. Sezon 52. Bölüm | Tam Bölüm | @disneyjr: İngilizce çalışma notları
Disney Jr.
Video özeti: Noel temalı bir rol yapma oyununda Bluey ve ailesi, iyi davranışları ödüllendirmek ve özür dilenmesini sağlamak için Noel Baba’nın hediyelerini kullanır. Bluey, kendisini ısırdığı için Socks’a hediye vermeyince iyiliğin ödül beklentisinden değil, empati kurmaktan doğması gerektiğini öğrenir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Santa doesn't give presents to naughty kids. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Noel Baba’nın uslu çocuklara hediye verdiğine ilişkin Noel geleneğini anlayın. Bu kültürel arka plan, karakterlerin kuralları uygulatmak ve birbirlerinin davranışlarını etkilemek için neden tekrar tekrar hediyeleri kullandığını açıklar. 2. We didn't mean to. — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: Bir davranışın kasıtlı olmadığını doğal biçimde açıklamayı öğrenin. Yapılan eylem bağlamdan anlaşıldığı için söylenmez; bu ifade bir hatayı açıklamak, sorumluluğun ağırlığını azaltmak ve özre başlamak için kullanılabilir. 3. Imagine if Socks did to you what you did to her. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Birinin kendi davranışının etkisini görmesi için rolleri hayalen tersine çeviren bir yapıyı tanıyın ve kullanın. Bu kalıp sonuçları, adaleti ve empatiyi ele almaya, ayrıca çatışmaları çözmeye yardımcı olur.
Bu derste
It's like goop!: benzerlik bildiren like ve gündelik isim goop
Bu cümlede be like, “benzemek” veya “benzer bir dokuya sahip olmak” anlamındadır; like burada “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Goop, yapışkan, yoğun ve belirli bir şekli olmayan bir madde için kullanılan gündelik bir isimdir. Bir yiyeceğe goop demek, görünüşü veya dokusu hakkında hızlı bir izlenim oluşturur ve çoğu zaman hafif bir tiksinme ya da şakacı bir alay havası katar. Benzetme, maddenin tam olarak ne olduğunu söylemez; nasıl göründüğünü veya hissedildiğini anlatır.
Alıştırma
It's like goop! cümlesinde like ne anlama gelir?
- Yapışkan ve şekilsiz bir maddeden hoşlanıyor.
- Yapışkan ve şekilsiz bir maddeyi örnek olarak veriyor.
- Yapışkan ve şekilsiz bir maddeye benziyor.
Cevabı göster
Yapışkan ve şekilsiz bir maddeye benziyor.
No peeking at those presents: No + -ing ile yasaklama
No + fiilin -ing biçimi kısa bir yasaklama oluşturur: No peeking, “Gizlice bakmayın” demektir. Bu yapı, eylemi izin verilmeyen bir şey olarak gösterdiği için kurallarda, hatırlatmalarda ve levhalarda yaygındır. Peek, çoğu zaman bakmamanız gereken bir anda hızlıca veya gizlice bakmak anlamına gelir. At those presents, bakılmaması gereken şeylerin o hediyeler olduğunu belirtir; cümle devam eden bir eylemi anlatmak yerine kural koyar.
Alıştırma
Kuralı peek fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: No ____ at the answers.
Cevabı göster
peeking
Because Santa doesn't give presents to naughty kids. Kültür
0:34Çünkü Noel Baba yaramaz çocuklara hediye vermez.
Santa Doesn't Give Presents to Naughty Kids: Bir Noel Hikâyesi Kuralı
Bilinen Noel hikâyelerinde Noel Baba, uslu duran çocukları hediyelerle ödüllendirir ve naughty olarak tanımlanan çocuklara hediye vermeyebilir. Konuşan kişi, iyi davranış ile hediye almak arasında bağlantı kurmak için herkesin bildiği bu hikâye kuralını kullanır. Burada naughty, özellikle çocuklara özgü bir şekilde yaramazlık yapmak veya kurallara uymamak demektir. Bu bağlamda genellikle kötü kalpli ya da ciddi biçimde ahlaksız olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu Noel hikâyesi bağlamında cümle ne ima ediyor?
- Noel Baba bütün çocukların ciddi biçimde ahlaksız olduğunu düşünür.
- Noel Baba yalnızca kibarca isteyen çocuklara hediye verir.
- Noel Baba iyi davranışı hediyelerle ödüllendirir ve yaramazlık durumunda hediye vermeyebilir.
Cevabı göster
Noel Baba iyi davranışı hediyelerle ödüllendirir ve yaramazlık durumunda hediye vermeyebilir.
get in: dışarıdan içeriye geçmek
Burada get in “içeri girmek” demektir: Noel Baba evin dışından içine doğru hareket eder. In yönü ve sonucu belirtirken get, yaygın “almak” anlamı yerine bir hareket fiili olarak kullanılır. Durumdan söz konusu yerin ev olduğu anlaşıldığı için get in tek başına kullanılabilir. Soru, onun hangi yöntemle veya hangi yoldan içeri girdiğini sorar.
Alıştırma
Cümleyi get ve dışarıdan içeriye hareketi belirten parçacıkla tamamlayın: The door was locked, but we finally managed to ____.
Cevabı göster
get in
the verandah: eve bitişik, üstü kapalı bir dış alan
Bu cümlede verandah, evin dışına bitişik, üstü kapalı ve açık bir alanı ifade eder; bu alan çoğu zaman evin bir ya da daha fazla kenarı boyunca uzanır. Avustralya İngilizcesinde verandah, bu tür bir ev bölümü için yaygın bir kelimedir. Çocuk, Noel Baba’nın eve ulaşmak için baca yerine verandahı kullanabileceğini düşünüyor. Bu fikir, uydurdukları Verandah Santa oyununun adını da açıklıyor.
Alıştırma
Maybe he uses the verandah cümlesinde verandah büyük olasılıkla neyi ifade ediyor?
- Dumanı çatıdan yukarı taşıyan bir kanal
- Evin dışına bitişik, üstü kapalı ve açık bir alan
- Üst kattan dışarı doğru uzanan, korkuluklu bir platform
Cevabı göster
Evin dışına bitişik, üstü kapalı ve açık bir alan
Let's play Verandah Santa: başkalarını bir oyuna başlamaya davet etmek
Let's play + oyun adı, o oyuna birlikte başlamayı arkadaşça önermenin bir yoludur. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; dolayısıyla konuşan kişi de etkinliğe dahildir. Burada Verandah Santa, yeni uydurulmuş bir canlandırma oyununun adıdır. Oyun adı olduğu için doğrudan play fiilinden sonra gelir: Let's play Verandah Santa.
Alıştırma
Herkesi oyuna davet etmek için cümleyi Let's + play kalıbıyla tamamlayın: ____ hide-and-seek after lunch.
Cevabı göster
Let's play
Come on: birini katılmaya veya harekete geçmeye teşvik etmek
Burada Come on, babadan yalnızca sözcük anlamıyla yaklaşmasını istemez. Onu etkinliğe katılması için teşvik eder veya harekete geçmeye çağırır. Daha genel olarak come on, duruma göre “bize katıl”, “dene” ya da “acele et” anlamında birini harekete yöneltebilir.
Alıştırma
Bir çocuk babasının oyuna katılmasını istiyor ve “Come on, Dad.” diyor. Come on burada ne işlev görüyor?
- Babaya oyunun nerede olduğunu sorar.
- Babayı katılmaya teşvik eder veya çağırır.
- Babanın çoktan geldiğini söyler.
Cevabı göster
Babayı katılmaya teşvik eder veya çağırır.
have to say sorry: özür dilemeyi zorunlu kılmak
Have to + fiilin yalın hâli bir zorunluluk ifade eder. Bu cümlede zorunlu olan eylem say sorry, yani dinleyenin özür dilemesidir. Say sorry ifadesinde sorry, kişinin nasıl hissettiğini anlatan bir sıfat değil, söylenen söz veya iletidir. Bu ifade, günlük dilde özür dilemekten söz etmenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak have to say sorry günlük ifadesiyle tamamlayın: After pushing your brother, you ____.
Cevabı göster
have to say sorry
Uyarı olarak Santa's watching
Santa's watching, kelime anlamıyla Noel Baba'nın izlediğini belirtir. Bu sahnede ise bir uyarı işlevi görür: konuşan kişi, dışarıdan bir otorite olarak Noel Baba'yı kullanıp çocuğa uslu durması ve özür dilemesi için baskı yapar. Başka durumlarda da kullanılabilen X is watching kalıbı, yalnızca bir eylemi bildirmekten fazlasını yapabilir. Uygun bağlamda, kişiye davranışının görülebileceğini ve değerlendirilebileceğini hatırlatabilir.
Alıştırma
Bu sahnede Santa's watching ifadesinin temel amacı nedir?
- Çocuğa Noel Baba'nın nerede olduğunu sorar.
- Noel Baba'nın bir televizyon programı izlediğini söyler.
- Noel Baba görebildiği için çocuğu uslu durması konusunda uyarır.
Cevabı göster
Noel Baba görebildiği için çocuğu uslu durması konusunda uyarır.
if you've been naughty or nice: whether anlamındaki if
Burada if, “... ise” şeklinde bir koşul değil, “... olup olmadığı” anlamındaki whether işlevindedir. if you've been naughty or nice yan cümlesi knows fiilinin bilinen içeriğini verir: kişi, iki seçenekten hangisinin senin davranışını anlattığını bilir. Bu yan cümle, bilmenin koşulunu belirtmez. know, ask, check ve see gibi fiillerden sonra if, dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatabilir. Hızlı bir test olarak if yerine whether koyduğunda temel anlamın değişip değişmediğine bakabilirsin.
Alıştırma
He knows if you've been naughty or nice. cümlesinde if ne anlama gelir?
- olup olmadığı
- şu koşulla ki
- çünkü
Cevabı göster
olup olmadığı
No worries: Rahat Bir Şekilde “Sorun Değil” Demek
Bu cümlede No worries, Muffin'in özrünü kabul eder. “Sorun değil; bunun için endişelenmene gerek yok” anlamına gelir; ortada hiç endişe olmadığını bildiren gerçek anlamlı bir cümle değildir. İfadenin tamamını küçük sorunu kapatıp konuşmanın devam etmesini sağlayan samimi ve rahat bir cevap olarak anlayın.
Alıştırma
Muffin küçük bir hata için özür diliyor. Cevaptaki No worries ne anlama geliyor?
- Sorun değil; endişelenmene gerek yok.
- Sana hâlâ kızgınım.
- Tekrar özür dilemen gerekiyor.
Cevabı göster
Sorun değil; endişelenmene gerek yok.
accept your sorry: Özrü Kabul Etmenin Çocuksu Bir İfadesi
Burada your sorry, kabul edilebilen bir “özür” gibi ele alınıyor. Çocuğun anlatmak istediği I accept your apology cümlesidir; böylece özür dilemek ve özrü kabul etmek oyunun açık bir adımı olur. Standart yetişkin İngilizcesinde sorry genellikle I'm sorry veya say sorry içinde kullanılır; accept fiilinden sonra gelen normal isim ise apology'dir. accept your sorry ifadesini genel bir kalıp olarak değil, çocuksu ve oyunlu bir söyleyiş olarak anlayın.
Alıştırma
Bir yetişkin başka birinin özrünü kabul ettiğini resmî biçimde söylerken hangi cümle standart seçimdir?
- I accept your sorry.
- I accept your apology.
- Please accept my apology.
Cevabı göster
I accept your apology.
This episode of Bluey is called Verandah Santa. Dilbilgisi
1:10Bluey'nin bu bölümünün adı Veranda Noel Babası.
is called + ad veya başlık
Be called + bir ad veya başlık, “o ada ya da başlığa sahip olmak” anlamına gelir. Burada is called bölümün başlığını tanıtır. Bu, edilgen bir adlandırma kalıbıdır: adı verilen şey be called ifadesinden önce, ad ise sonra gelir. Called burada “telefon etti” anlamına gelmez. “Bir bölüm + is called + bir başlık” yapısı, call fiilinin “ad vermek” veya “diye adlandırmak” anlamında kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü, geniş zaman adlandırma kalıbıyla tamamlayın: This song ____ Rainy Day.
Cevabı göster
is called
You be ... first ile rol verme
You be Verandah Santa first. rol vermek için kullanılan bir emir cümlesidir. Emir cümlelerinde be fiilinin yalın biçimi kullanılır; bu nedenle burada You be doğrudur ve are sözcüğü unutulmuş değildir. Açıkça kullanılan you öznesi, rolün kime verildiğini gösterir. First, bu kişinin ilk sırada rolü üstleneceğini ve daha sonra muhtemelen başka birinin rolü devralacağını belirtir.
Alıştırma
Rol dağılımını You ve be fiilinin yalın biçimiyle tamamlayın: ____ the pilot first, and I'll be the passenger.
Cevabı göster
You be
Time for bed: kısa bir uyku vakti hatırlatması
Time for bed, artık yatağa gitme zamanının geldiğini söylemenin kısa ve doğal bir yoludur. Konuşmada tam biçimin başındaki It's atılır, ancak hatırlatma yine de tam bir anlam taşır. Burada bed, yatağa gitme ve uyuma rutinini ifade eder. Time for + isim veya etkinlik kalıbı, bir şeyin başlaması gerektiğini bildirebilir.
Alıştırma
Yaygın uyku vakti hatırlatmasını uygun sözcükle tamamlayın: Time for ____, kids.
Cevabı göster
bed
That means Verandah Santa's coming tonight. Anlatım akışı
1:22Bu da Veranda Noel Babası bu gece geliyor demek.
That means: önceki bilgiden çıkan sonucu belirtmek
That means, az önce belirtilen gerçeğe veya duruma gönderme yapar ve bundan çıkarılan bir sonucu sunar. Bu cümlede konuşan kişi, Veranda Noel Baba'nın bu gece gelecek olmasını önceki bilgiye dayanan bir sonuç olarak sunar. Bilgi akışı önceki gerçek → That means → sonuç şeklindedir. Burada means yalnızca bir sözcüğü tanımlamaz; sonraki düşüncenin önceki bilgiden nasıl çıktığını göstererek konuşmayı düzenler.
Alıştırma
We need somewhere to study, but the library is closed today. Sonucu sunmak için That means ifadesini doğru kullanan devam cümlesi hangisidir?
- That means we need to find another place.
- That means the word library has seven letters.
- That means I visited the library last month.
Cevabı göster
That means we need to find another place.
Now, he only gives presents to nice kids who are fast asleep. Notlar
1:26Ama sadece mışıl mışıl uyuyan uslu çocuklara hediye veriyor.
who are fast asleep: nice kids ifadesini niteleyen ilgi cümleciği
who are fast asleep, nice kids ifadesinin hemen ardından gelen bir ilgi cümleciğidir. Hediyeleri hangi uslu çocuklara verdiğini belirtir: çoktan derin uykuda olanlara. Burada who, kids sözcüğünü işaret eder ve are fast asleep bölümünün öznesidir. nice kids who are fast asleep ifadesini tek bir bütün olarak anlayın; who ayrı bir soru ya da yeni bir cümle başlatmaz.
Alıştırma
nice kids who are fast asleep ifadesinde who are fast asleep neyi niteler?
- hediyeleri
- verme eylemini
- uslu çocukları
Cevabı göster
uslu çocukları
are fast asleep: fast “derin uykuda” anlamını güçlendirir, “hızlı” demek değildir
fast asleep, “tamamen veya derin uykuda” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. are fast asleep içinde are, çocukları bu duruma bağlar; fast ise asleep anlamını güçlendirir. Burada fast hız belirtmez. Bu cümlecik çocukların zaten derin uykuda olduğunu söyler; hızlı bir şekilde uykuya daldıklarını değil.
Alıştırma
Cümleyi “derin uykuda” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The baby is ____.
Cevabı göster
fast asleep
No peeking or no presents: or'un “yoksa” anlamı
Bu kalıpta or, “iki seçenekten birini seç” değil, “yoksa” anlamına gelir. no peeking kuralı, no presents ise kural bozulursa ortaya çıkacak sonucu belirtir. Aktarılabilir kalıp “gereklilik or sonuç” şeklindedir: İlk bölüm yapılması gerekeni, ikinci bölüm ise yapılmazsa ne olacağını söyler.
Alıştırma
“No peeking or no presents” cümlesinde or ne anlama gelir?
- yoksa
- ve
- çünkü
Cevabı göster
yoksa
It better not have been: geçmiş hakkında güçlü bir uyarı
It better not have been, It had better not have been ifadesinin gündelik konuşmadaki biçimidir. Konuşan kişi, “Az önce sözü edilen şeyin gerçekleşmemiş olmasını çok istiyorum; gerçekleştiyse bunun sonuçları olabilir” demektedir. have been biçimi, gerçekleştiğinden şüphe edilen geçmiş bir olaya işaret eder; bunun tam olarak ne olmaması gerektiğini bağlam tamamlar. Cümle geçmiş hakkında sakin bir yorum yapmak yerine şüpheyi, hoşnutsuzluğu ve uyarıyı bir araya getirir.
Alıştırma
Birisi geçmişteki bir eylemden şüphelendiğinde It better not have been ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Bundan sonra ne yapılacağına ilişkin nazik bir öneri
- Şüphelenilen eylemin gerçekleşmemiş olması gerektiğini belirten güçlü bir uyarı
- Eylemin kesinlikle gerçekleştiğinden emin olma
Cevabı göster
Şüphelenilen eylemin gerçekleşmemiş olması gerektiğini belirten güçlü bir uyarı
See if Verandah Santa left you anything. Kalıp ifadeler
2:01Bakalım Veranda Noel Babası size bir şey bırakmış mı.
left you anything: leave someone something kalıbı
Burada left, leave fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “başka bir kişinin daha sonra alması veya bulması için bir şeyi bir yerde bırakmak” anlamına gelir. left you anything ifadesinde you alan kişiyi, anything ise bırakılmış olabilecek şeyi gösterir. “Senin yanından ayrıldı” anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen kalıp leave + kişi + şey şeklindedir. Örneğin leave me a message veya leave her some food denebilir. Bu yapı daha sonra bulunacak ya da alınacak hediyeler, notlar, yiyecekler ve başka eşyalarla sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi leave fiilinin geçmiş zamanı ve you ile a note kelimelerini kullanarak tamamlayın: Before I went home, I ____ beside your laptop.
Cevabı göster
left you a note
No snatching, thanks.: bir yasağı thanks ile yumuşatmak
No snatching kısa bir yasaktır: no + -ing biçimi, izin verilmeyen bir eylemi belirtir. Snatching, genellikle izinsiz olarak birinden bir şeyi hızlı veya ani biçimde kapmak anlamına gelir. Sondaki thanks, daha önce yapılmış bir iyilik için minnettarlık ifade etmez. Karşı tarafın uyacağını varsayarak ifadeyi nazikleştiren bir yumuşatıcıdır; bu nedenle mesaj yine de durmaya yönelik kesin bir talimattır.
Alıştırma
Yargılayın: No snatching, thanks. cümlesinde thanks esas olarak dinleyicinin daha önce yaptığı bir şey için minnettarlık ifade eder.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
Tek başına kullanılan iyelik biçimi Bluey's
Burada Bluey's, “Bluey'ye ait olan şey” anlamına gelir; özellikle daha önce konuşulan kalem kutusunu belirtir. Dinleyen kişi eksik ismi bağlamdan anlayabildiği için Bluey's ifadesinden sonra bu isim söylenmez. Bir isme getirilen iyelik 's biçimi, bilinen bir ismin yerini aldığında tek başına kullanılabilir: This one is Mia's. Bu cümlede for the game, sahipliğin yalnızca oyun sırasında geçici olduğunu, mutlaka kalıcı olmadığını gösterir.
Alıştırma
“It's just Bluey's for the game.” cümlesinde Bluey's ne anlama gelir?
- Oyunu oynayan tek kişi Bluey'dir.
- Kalem kutusu oyun sırasında Bluey'ye aittir.
- Oyun sonsuza kadar Bluey'ye aittir.
Cevabı göster
Kalem kutusu oyun sırasında Bluey'ye aittir.
give it back: ayrılabilen bir phrasal verb'de zamirin yeri
Give it back, “onu sahibine geri vermek veya eski yerine koymak” anlamına gelir. Burada back bir yeri değil, geri dönüşü gösterir. Give back ayrılabilen bir phrasal verb'dür. Nesne it veya them gibi bir zamir olduğunda, zamir give ile back arasına gelir. Buradaki standart sıra give it back şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi give back ve it zamirini doğru sırayla kullanarak tamamlayın: This is Leo's book, so please ____ to him.
Cevabı göster
give it back
Well done: iyi bir davranışı doğrudan övme
Well done, “Bunu iyi yaptın” veya “Bunu yapman iyi oldu” anlamına gelen kalıplaşmış bir övgü ifadesidir. Burada Bingo’nun davranışı övülür; bir şeyin tamamlandığını bildiren edilgen bir cümle değildir. Tek başına tam bir yanıt olabilir. Ardından gelen isim övülen kişiyi, for + -ing yapısı ise övülen davranışı belirtir: Well done, Bingo. veya Well done for apologizing.
Alıştırma
Dersin kalıplaşmış övgü ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, Maya. You shared the markers fairly.
Cevabı göster
Well done
Why should I?: bir nedeni veya yükümlülüğü sorgulama
Why should I? kelime anlamıyla, konuşanın bir şeyi yapmak için hangi nedene veya yükümlülüğe sahip olduğunu sorar. Bu konuşmada soru retoriktir: Konuşan kişi tarafsız biçimde bilgi istemek yerine talebe karşı çıkar. Tonlamaya göre “Bunu neden yapmak zorunda olduğumu anlamıyorum” veya “Reddediyorum” anlamını ima edebilir. should yardımcı fiili, soruya görev veya haklı gerekçe düşüncesini katar.
Alıştırma
Bir kişiye “Apologize to him.” deniyor. Kişi “Why should I?” diye yanıt veriyor. Bu yanıt büyük olasılıkla hangi tutumu ifade eder?
- Neden özür dilemekle yükümlü olduklarını sorguluyorlar.
- Ne zaman özür dilemeleri gerektiği hakkında tarafsız bilgi istiyorlar.
- Özrün başarılı olup olmadığını soruyorlar.
Cevabı göster
Neden özür dilemekle yükümlü olduklarını sorguluyorlar.
accept Sorries: sorry sözcüğünün oyunlu çoğulu
Bu cümlede accept Sorries, “özürleri kabul etmek” demektir. Çocuk, özür dilerken söylenen sorry sözünü sayılabilen bir şey gibi kullanır; Sorries de farklı sorry deme örneklerini anlatır. Bu, çocukça ve oyunlu bir kullanımdır; standart yetişkin İngilizcesindeki olağan isim biçimi değildir. İfade, özürleri kabul ya da reddedilebilen nesneler gibi göstererek oyunun kuralını açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
“Santa likes children who accept Sorries,” cümlesinde accept Sorries ne anlama gelir?
- Sorry demeyi reddederler.
- Noel Baba'dan özür dilerler.
- Başkalarının özürlerini kabul ederler.
Cevabı göster
Başkalarının özürlerini kabul ederler.
Okay, someone else's turn to be Verandah Santa. Kalıp ifadeler
2:42Tamam, şimdi Veranda Noel Babası olma sırası başkasında.
someone else's turn to be ...: sıranın başka birinde olması
someone else's turn to be ... başka bir kişinin o rolü üstlenme sırasının geldiğini anlatır. Burada turn, bir sıra içindeki fırsat demektir; hareket veya dönme anlamına gelmez. someone else “başka biri” demektir. İyelik göstermek için 's tüm ifadenin sonuna eklenir: someone else's. Yaygın kalıp (It's) someone's turn to + fiilin yalın hâlidir. Buradaki gibi etkinlik zaten belliyse gündelik konuşmada It's atılabilir.
Alıştırma
Sırayla yapılan bir etkinliği anlatan cümleyi someone else ifadesinin iyelik biçimiyle tamamlayın: It's ____ turn to choose a song.
Cevabı göster
someone else's
Get off!: Birine bulunduğu yerden çekilmesini söylemek
Bu sahnede Get off!, birine işgal ettiği yeri, koltuğu veya nesneyi başkasının kullanabilmesi için terk etmesini söyleyen doğrudan bir emirdir. Get fiildir; off ise temastan veya bir konumdan uzaklaşmayı gösteren parçacıktır. Doğal çeviri, kişinin neyin üzerinde olduğuna bağlıdır: “aşağı in”, “çekil” veya “koltuktan ya da eğlence aracından in” anlamına gelebilir. Get off burada bir öbek fiildir; sözcük sözcük “kapalı olanı elde etmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki hedef öbek fiille tamamlayın: Please ____ the bike so your brother can have a turn.
Cevabı göster
get off
We won't!: Daha önce geçen eylemi söylememek
Burada We won't!, We won't peek anlamına gelir. Peek eylemi önceki No peeking talimatından anlaşılır, bu yüzden konuşanlar onu tekrar etmez. İngilizcede daha önce geçen ana fiil veya fiil öbeği, bir yardımcı ya da kiplik fiilinden sonra söylenmeyebilir. We öznesi konuşanları belirtir, won't ise olumsuz taahhüdü korur; söylenmeyen eylem bağlamdan tamamlanır.
Alıştırma
Bir ebeveyn “Don't open the gift yet.” diyor. Çocuklar “We won't!” diye cevap veriyor. Bu cevap ne anlama gelir?
- Genellikle hediye almadıklarını söylüyorlar.
- Hediyeyi henüz açmayacaklarına söz veriyorlar.
- Hediyeyi dün açtıklarını reddediyorlar.
Cevabı göster
Hediyeyi henüz açmayacaklarına söz veriyorlar.
We didn't mean to: niyeti reddetme ve bilinen eylemi söylememe
“We didn't mean to”, eylemin gerçekleştiğini fakat kasıtlı olmadığını anlatır. Mean to do something “bir şeyi yapmaya niyet etmek” demektir; bu yüzden didn't mean to olayı değil, niyeti reddeder. To'dan sonraki fiil, hangi eylemden söz edildiği konuşmadan veya durumdan belli olduğu için atılır. Bu nedenle sondaki to burada tamamlanmış bir yapıdır; cümle yarım kalmış değildir.
Alıştırma
Eylemin kasıtlı olmadığını anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın. Yanlışlıkla bir arkadaşınızın ayağına basıyorsunuz: Sorry, I ____.
Cevabı göster
didn't mean to
What a stitch-up: bir durumu haksızca ayarlanmış olmakla nitelemek
“What a stitch-up”, bir durumun birini kaybettirmek, suçlu göstermek veya haksızlığa uğratmak için kasıtlı olarak ayarlanmış göründüğünü anlatan gündelik bir ünlemdir. Burada konuşan kişi haksız bir tuzağa düşürüldüğünü hisseder. Stitch-up burada mecaz anlamlı bir isimdir; dikiş dikmeyi veya tıbbi dikişleri anlatmaz. What a + tekil isim kalıbı, durumun tamamına verilen güçlü bir tepkiyi ifade eder.
Alıştırma
Bir oyuncunun kazanamaması için kurallar gizlice değiştiriliyor. Duruma en uygun yorum hangisidir?
- What a close game!
- What a stitch-up!
- What a mix-up!
Cevabı göster
What a stitch-up!
throw these in the bin: istenmeyen eşyaları çöpe atmak
Throw + nesne + in the bin, istenmeyen eşyaları çöpe atmak için bir çöp kutusuna koymak anlamına gelir. Bu cümlede these nesnedir ve birden fazla şeye gönderme yapar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp throw something in the bin şeklindedir. Burada önemli olan, nesnenin ne kadar sert atıldığı değil, çöpe atılmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi throw ... in the bin kalıbıyla tamamlayın: These wrappers are empty, so please ____.
Cevabı göster
throw them in the bin
so, so, so sorry: tekrarla vurgu yapma
We're so, so, so sorry. cümlesinde so sözcüğünün tekrarlanması sorry ifadesinin derecesini artırır. Üç kullanım tek bir derece vurgusu olarak birlikte çalışır: Konuşanlar son derece üzgün olduklarını söyler; so sözcüğüne üç ayrı anlam yüklemezler. Bu tekrar duygu katar ve acil, dramatik veya bilinçli olarak abartılı duyulabilir. Yalnızca We're very sorry. demekten daha güçlü ve daha az nötrdür.
Alıştırma
We're so, so, so sorry. cümlesinde so sözcüğünün tekrarlanması temel olarak ne yapar?
- Konuşanların üç farklı şey için özür dilediğini söyler.
- Özrü daha güçlü ve duygulu gösterir.
- Özrü daha resmî ve nötr hâle getirir.
Cevabı göster
Özrü daha güçlü ve duygulu gösterir.
Please, will you ... ile içten bir ricada bulunmak
Please, will you + fiilin yalın hâli...? kalıbında will you esas olarak geleceği sormaz. Ardından gelen eylemi, dinleyicinin yapmasının istendiği bir rica hâline getirir. Please sözcüğünü başa koymak ricayı açıkça belirtir ve bu cümlede ona içten, ciddi bir ton katar. Tam kalıp, doğrudan emir kipine göre daha törensel ve daha az sert duyulur.
Alıştırma
İçten ricayı will ve dinleyiciyi belirten zamirle tamamlayın: Please, ____ wait here for one more minute?
Cevabı göster
will you
Boy, I sure am ... ile kendisi hakkında güçlü bir yorum yapmak
Cümle başındaki Boy bir ünlemdir; erkek çocuk anlamındaki isim veya birine seslenme biçimi değildir. Wow ya da goodness gibi ani bir duygu katar. I sure am yapısında sure, am fiilini güçlendiren gayriresmî bir zarftır ve I really am anlamına gelir. Boy, I sure am... birlikte kullanıldığında kişinin kendisiyle ilgili yorumunu güçlü biçimde vurgular; burada kendinden memnun bir tavır da verir.
Alıştırma
Hangi cümlede Boy ünlem olarak, sure ise am fiilini güçlendirmek için kullanılmıştır?
- Boy, are you sure we came early?
- Boy, I sure am glad we came early.
- The boy is sure that we came early.
Cevabı göster
Boy, I sure am glad we came early.
If I were a real Santa, I'd give me lots of presents. Dilbilgisi
3:35Eğer gerçek bir Noel Baba olsaydım, kendime bir sürü hediye verirdim.
If I were ..., I'd ...: gerçek olmayan bir kimliği hayal etmek
If I were a real Santa, şu anda gerçek olmayan bir kimliği varsayar. Buradaki were geçmiş zamandan söz etmez; gerçek dışı ya da hayali bir koşulu işaretler. I'd, I would anlamına gelir ve ana cümle hayali sonucu verir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp If + özne + geçmiş zaman biçimi, özne + would + fiilin yalın hâlidir. Özenli standart İngilizcede, be ile kurulan gerçek dışı koşullarda I, he veya she sonrasında genellikle were kullanılır.
Alıştırma
Gerçek dışı kimlik bildiren standart kalıbı tamamlayın: If I ____ the mayor, I ____ build a bigger playground.
Cevabı göster
were · would
Well, I'm not sure that's how it works. Ton ve niyet
3:39Şey, işlerin böyle yürüdüğünden emin değilim.
I'm not sure that's how it works: nazik bir düzeltme
Konuşan kişi, başka birinin fikrine açıkça yanlış demeden karşı çıkmak için I'm not sure that's how it works ifadesini kullanır. Not sure gerçek bir belirsizlik bildirebilir; ancak bu bağlamda düzeltmeyi yumuşatır ve diğer kişiye cevap verme alanı bırakır. That's how it works, bir kuralın, sürecin ya da sistemin işleyiş biçimini anlatır. İfadenin bütünü, mesele yalnızca farklı bir tercih değil de birinin bir şeyin nasıl işlediğine dair anlayışı olduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir arkadaş oyun kuralını yanlış açıklıyor. Konuşan kişi I'm not sure that's how it works diyerek büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Arkadaşına konuşmayı bırakmasını emretmek
- Oyun hakkında hiçbir şey bilmediğini söylemek
- Açıklamanın yanlış olabileceğini nazikçe belirtmek
Cevabı göster
Açıklamanın yanlış olabileceğini nazikçe belirtmek
can be my helper: geçici bir yardım rolü vermek
Bu cümlede you can be my helper, Socks'a yardım eden kişi rolünü verir. Can burada esas olarak yeteneği sınamaz; rolün ona açık veya uygun olduğunu belirtir. Be my helper ise konuşan kişiye yardım eden kişi rolünü üstlenmek demektir. Helper, bir etkinlikte yardım eden kişi için kullanılan günlük bir sözcüktür. Burada resmî bir iş unvanını değil, oyun veya görev sırasındaki geçici bir rolü anlatır.
Alıştırma
Konuşan kişi You can be my helper diyerek ne yapıyor?
- Birinin yardım etmeyi öğrenip öğrenmediğini sormak
- Bir etkinlikte birine geçici bir rol vermek
- Birine resmî bir iş unvanı teklif etmek
Cevabı göster
Bir etkinlikte birine geçici bir rol vermek
We don't bite people, okay?: davranışı ortak bir kural olarak sunmak
We don't bite people yalnızca konuşan ve dinleyen kişinin ne yaptığını anlatmaz. Bir çocuğa bakan yetişkin, ısırmamanın aile veya grup kuralı olduğunu göstermek için we kullanır: biz böyle davranırız. Sondaki okay?, dinleyenin kuralı anlayıp uygulayacağını doğrular. Düzeltmeyi etkileşimli hâle getirir, ancak konuşan kişi açık uçlu bir soru sormak yerine hâlâ net bir sınır koymaktadır.
Alıştırma
Bir çocuğa bakan yetişkin We don't hit people, okay? diyor. We nasıl bir etki yaratıyor?
- Çocuğa bakan kişinin de birine vurduğunu söyler.
- Davranışı grubun paylaştığı bir kural olarak sunar.
- Vurmanın fiziksel olarak mümkün olup olmadığını sorar.
Cevabı göster
Davranışı grubun paylaştığı bir kural olarak sunar.
on purpose: bilerek, kazara değil
On purpose, «bilerek» veya «kasıtlı olarak» demektir. Bir kişinin eylemi kazara değil, yapmayı amaçlayarak gerçekleştirdiğini belirtir. It was on purpose ifadesinde konuşan kişi davranışın kasıtlı olduğunu düşünür ve sorumluluğu davranışı yapan kişiye yükler. Ardından gelen for no reason ayrı bir şikâyet ekler: konuşan kişi bunun için geçerli bir neden olmadığına inanır.
Alıştırma
Cümleyi «bilerek» anlamına gelen sabit ifadeyle tamamlayın: Ava hid the remote ____, so it was not an accident.
Cevabı göster
on purpose
I've told her off: onu zaten azarladım
Tell someone off, yanlış bir şey yaptığı için biriyle öfkeli biçimde konuşup onu azarlamak demektir. Ayrılabilen bir öbek fiildir: nesne bir zamir olduğunda kişi tell ile off arasına gelir; tell her off denir, tell off her denmez. I've, I have ifadesinin kısaltmasıdır. I've told her off biçimindeki present perfect, azarlamanın zaten gerçekleştiğini ve şu an için önemli olduğunu anlatır; konuşan kişi sorunun ele alındığını söylüyordur.
Alıştırma
Cümleyi tell off ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: Ben kept shouting, so the coach ____ after practice.
Cevabı göster
told him off
not even saying sorry: asgari özür beklentisini bile karşılamamak
she's not even saying sorry cümlesinde not even, -ing biçimindeki eylemden önce gelerek konuşanın bunu temel ya da asgari bir beklenti olarak gördüğünü, ancak bu beklentinin karşılanmadığını vurgular. Burada saying sorry bu asgari eylemdir. Bu kullanım, olumsuzluğu she's not saying sorry ifadesinden daha güçlü yapar ve hayal kırıklığı ya da yakınma aktarır. Even burada bu temel eylemin bile gerçekleşmediğini vurgular; eşit biçimde ya da ortalama olarak anlamına gelmez.
Alıştırma
Mia'nın notu okumak gibi temel bir eylemi bile yapmadığını anlatan yakınmayı not even + -ing biçimiyle tamamlayın: Mia is ____ the note.
Cevabı göster
not even reading
She's only one: yaşı bir sayıyla belirtmek
She's only one cümlesinde one onun yaşını belirtir: bir yaşındadır. İngilizcede anlam açıksa be fiilinin bir biçiminden sonra kişinin yaşını belirtmek için yalnızca sayı kullanılabilir; bu nedenle years old ifadesi anlaşılır ama söylenmez. Only burada daha ya da yalnızca anlamındadır ve onun ne kadar küçük olduğunu vurgular. Cümle, daha büyük bir çocuğun anlayışını ya da davranışını ondan beklememek için yaşını gerekçe olarak sunar.
Alıştırma
Leo'nun daha üç yaşında olduğunu years old kullanmadan is only + sayı yapısıyla ifade edin: Leo ____.
Cevabı göster
is only three
doesn't know any better yet: henüz doğrusunu bilmemek
Doesn't know any better, bir kişinin hangi davranışın uygun olduğunu henüz öğrenmediğini anlatan deyimsel bir ifadedir. Burada hatanın kötü davranma isteğinden değil, küçük yaştan veya deneyimsizlikten kaynaklandığını açıklar. Yet, bu anlayış eksikliğinin geçici olduğunu gösterir: doğru davranışı daha sonra öğrenebilir. İfade, belirli bir “daha iyi şeyi” bilmemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Küçük bir çocuk bir kuralı çiğniyor ve bir yetişkin “She doesn't know any better yet.” diyor. Yetişkin ne demek istiyor?
- Kuralı zaten anlıyor ama görmezden geliyor.
- Satın alacak daha iyi bir şey düşünemiyor.
- Bu davranışın yanlış olduğunu henüz öğrenmedi.
Cevabı göster
Bu davranışın yanlış olduğunu henüz öğrenmedi.
let's just keep playing, okay?: ortamı yumuşatıp oyuna devam etmek
Let's, konuşan kişiyle dinleyenin birlikte yapacağı bir eylemi önerir; keep + fiil-ing ise aynı etkinliğe devam etmek anlamına gelir. Burada keep playing, “oynamaya devam etmek” demektir. Just, devam etmeyi basit bir sonraki adım gibi sunar ve anlaşmazlığı geride bırakmaya yardımcı olur. Sondaki okay? iş birliği veya onay ister; bir şeyin doğru olup olmadığını sormaz. Bu unsurlar birlikte öneriyi yumuşatırken konuşmayı da ileri taşır.
Alıştırma
Bir oyun sırasında küçük bir anlaşmazlıktan sonra biri “let's just keep playing, okay?” diyor. Konuşan kişi ne yapıyor?
- Herkesin anlaşmazlığı geride bırakıp oyuna devam etmesini nazikçe önermek.
- Playing kelimesinin dil bilgisi açısından doğru olup olmadığını sormak.
- Oyunun hemen durdurulması için sert bir emir vermek.
Cevabı göster
Herkesin anlaşmazlığı geride bırakıp oyuna devam etmesini nazikçe önermek.
Strap yourselves in: sırada olacaklara hazırlanın
Strap yourselves in, gerçek anlamıyla birden fazla kişiye kayış veya emniyet kemeriyle kendilerini sabitlemelerini söyler. Yourselves, çoğul dinleyiciler olan kids ile uyumludur. Burada “Hazır olun, sıradaki bölüm başlamak üzere” demenin eğlenceli ve dramatik bir yoludur. Bir oyunda, hikâyede veya gösteride gerçek kayışların bulunması gerekmez.
Alıştırma
Emniyet kemerlerinin olmadığı bir ortamda oyun başlamadan önce söylenen Strap yourselves in büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Oyunu durdurup sessizce oturun.
- Olmak üzere olan şeye hazırlanın.
- Gidip gerçek bir emniyet kemeri bulun.
Cevabı göster
Olmak üzere olan şeye hazırlanın.
Look under your pillows to see if Verandah Santa brought you anything. Dilbilgisi
5:09Veranda Noel Babası size bir şey getirmiş mi diye yastıklarınızın altına bakın.
to see if ...: amaç ve cevabı bilinmeyen bir soru
to see mastar ifadesi, Look under your pillows eyleminin amacını belirtir: yastıkların altına bakma eylemi bir şeyi öğrenmek için yapılır. see sözcüğünden sonra if, henüz cevabı bilinmeyen Verandah Santa brought you anything sorusunu tanıtır. Burada if, “şu koşulla” değil, whether yani “olup olmadığını” anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp do something to see if + clause biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümle, kapının kilitli olup olmadığını öğrenmek amacıyla kontrol edildiği anlamına gelir?
- Check the door if it is locked.
- Check the door to see if it is locked.
- Check the door because it is locked.
Cevabı göster
Check the door to see if it is locked.
Oh, I guess Verandah Santa doesn't give presents to kids who bite people. Ton ve niyet
5:23Oh, sanırım Veranda Noel Babası insanları ısıran çocuklara hediye vermiyor.
I guess ile eleştirel bir yargıyı daha dolaylı söylemek
Burada I guess yalnızca tarafsız bir belirsizlik göstermez. Ardından gelen düşünceyi konuşanın kendi çıkarımı gibi sunar: İnsanları ısıran çocuklar hediye alamaz. Bu kullanım, eleştiriyi kesin bir kural olarak söylemekten daha dolaylı hâle getirir; ancak suçlama yine açıktır. Başka durumlarda I guess gerçek bir belirsizlik gösterebilir. Bunun tahmin mi, yumuşatılmış bir yargı mı olduğunu ton ve bağlam belirler.
Alıştırma
Örneğe ilişkin şu yorumu değerlendirin: I guess yalnızca tarafsız bir belirsizlik gösterir; eleştiri veya ima edilen bir yargı içermez.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
I think you should say ... ile tavsiyeyi yumuşatmak
I think you should + fiil yapısı, I think ifadesini you should önüne getirir; böylece tavsiye veya rica, You should + fiil yapısından daha az sert duyulur. Örnekte say, önerilen eylemi başlatır: say sorry. Ancak burada ebeveyn çocuktan hâlâ açıkça özür dilemesini istemektedir. I think, isteğin sunuluş biçimini yumuşatır; eylemin mutlaka isteğe bağlı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle You should say sorry ile aynı temel tavsiyeyi verir, ancak bunu biraz daha dolaylı ifade eder?
- Say sorry right now.
- I think you should say sorry.
- You must say sorry.
Cevabı göster
I think you should say sorry.
didn't do anything wrong: yanlış bir şey yaptığını reddetmek
didn't do anything wrong kalıbı, “hiçbir yanlış davranışta bulunmadım” anlamına gelir. Olumsuz cümlede anything olası tüm eylemleri kapsar; do anything wrong bir bütün olarak “yanlış bir şey yapmak” şeklinde anlaşılır. Burada konuşan kişi suçlu olduğunu kesin biçimde reddeder. Bu ifade çoğu zaman bir suçlamaya yanıt verir ve savunmacı duyulabilir: konuşan, özür dilemesi veya hatayı kabul etmesi için bir neden olmadığını söyler.
Alıştırma
Kesin reddi tamamlamak için bu dersteki ifadeyi aynen kullanın: I ____.
Cevabı göster
didn't do anything wrong
I was teaching her that Santa doesn't give you presents if you're not nice. Ton ve niyet
5:44Ona uslu olmazsan Noel Baba'nın sana hediye vermeyeceğini öğretiyordum.
I was teaching her that ...: bir davranışı ders olarak sunmak
Teach someone that + yan cümle, bir kişinin that yan cümlesinde belirtilen gerçeği, kuralı veya dersi anlamasına yardımcı olmak demektir. I was teaching her that ... yapısında her öğrenen kişidir; cümlenin geri kalanı ise öğretilen dersi verir. Burada konuşan kişi yalnızca bir sınıf etkinliğini anlatmıyor. Önceki davranışını teaching olarak sunarak bunun amaçlı ve haklı görünmesini sağlıyor. Bu çerçeveleme niyetini açıklar, ancak davranışının adil olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir anlaşmazlıkta I was teaching her that actions have consequences diyen kişi genellikle ne yapmaktadır?
- Davranışını bir ders olarak sunup niyetini açıklamak ve savunmak.
- Davranışının hiçbir amacı olmadığını kabul etmek.
- Dersi kendisine diğer kişinin öğrettiğini söylemek.
Cevabı göster
Davranışını bir ders olarak sunup niyetini açıklamak ve savunmak.
Bluey, don't worry about whether Santa's gonna bring you presents or not, okay? Dilbilgisi
5:49Bluey, Noel Baba'nın sana hediye getirip getirmeyeceğini umursama, tamam mı?
about whether ... or not: iki olası sonucu da belirtmek
Whether Santa's gonna bring you presents or not tek bir evet-hayır sorusu ortaya koyar: Noel Baba hediye getirebilir veya getirmeyebilir. Or not gereksiz bir dolgu değildir; ikinci olasılığı açıkça belirtir. whether yan cümlesinin tamamı worry about ifadesinden sonra gelir ve Bluey'nin endişelenmemesi istenen konuyu belirtir. Bu yapıda amaç, iki sonuçtan hangisinin gerçekleşeceğine odaklanmayı bırakmaktır.
Alıştırma
about sonrasındaki standart whether ... or not yapısını tamamlayın: Don't worry about ____ the bus arrives on time ____.
Cevabı göster
whether · or not
'Cause it's not the reason to be nice to people. Anlatım akışı
5:54Çünkü insanlara iyi davranmanın sebebi bu değildir.
the reason to be nice to: ödülden davranışın nedenine geçmek
The reason to + fiilin yalın hâli, bir eylemi yapma nedenini belirtebilir. Burada to be nice to people söz konusu eylemi gösterir; be nice to someone ise birine iyi ve nazik davranmak demektir. it's not ile konuşan kişi, hediye almayı iyi davranmanın nedeni olarak kabul etmez. Bu ifade, mesajın odağını ödül konusundan insanların neden iyi davranması gerektiğiyle ilgili daha önemli soruya taşır.
Alıştırma
Bu cümlede the reason to be nice to people ifadesinin temel işlevi nedir?
- Odağı ödül almaktan insanlara iyi davranma nedenine taşır.
- Noel Baba'nın yeterince hediyesi olup olmadığını sorar.
- people kelimesinin nasıl telaffuz edildiğini açıklar.
Cevabı göster
Odağı ödül almaktan insanlara iyi davranma nedenine taşır.
Imagine if Socks did to you what you did to her. Dilbilgisi
6:09Düşünsene, ya Socks senin ona yaptığını sana yapsaydı.
Imagine if ... did to you what you did to ...: bakış açılarını tersine çevirmek
Imagine if hayali bir durum sunar ve dinleyenden bunu gözünde canlandırmasını ister. Burada roller tersine çevrilir: Socks, senin ona yaptığın şeyin aynısını sana yapar. what you did to her içindeki what bir soru sözcüğü değil, “ona yaptığın şey” anlamındadır. Başka durumlarda da kullanılabilen Imagine if A did to you what you did to A kalıbı, birini diğer kişinin ne hissettiğini düşünmeye çağırır.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve karşı tarafın bakış açısını düşünmeye çağıran iki sözcüklü başlangıçla tamamla: ____ Maya did to you what you did to her.
Cevabı göster
Imagine if
I'm sorry I didn't give you any presents. Ton ve niyet
6:18Sana hiç hediye vermediğim için özür dilerim.
I'm sorry I didn't ...: yapılmayan bir şey için özür dilemek
I'm sorry ifadesinden sonra özrün nedenini açıklayan bir yan cümle doğrudan gelebilir. I didn't give you any presents kendi öznesine ve fiiline sahiptir; bu nedenle for gerekmez. I'm sorry I didn't + fiilin yalın hâli kalıbı, konuşanın yapmadığı belirli bir eylemi belirtir ve bu eksikliğin sorumluluğunu üstlenir. Yalnızca Sorry demekten daha fazla bilgi verir.
Alıştırma
Özür cümlesini dersteki kalıpla tamamla: ____ bring the book you asked for.
Cevabı göster
I'm sorry I didn't
was mad at you: birine kızgın olmak
Burada was mad at you, “o sırada sana kızgındım” anlamına gelir. Günlük Amerikan İngilizcesinde mad çoğu zaman “kızgın” demektir; burada “deli” anlamında değildir. Kalıp be mad at someone şeklindedir. Was duyguyu geçmiş zamana yerleştirir, at ise öfkenin yöneldiği kişiyi gösterir.
Alıştırma
Bir kişiye duyulan öfkeyi anlatmak için günlük Amerikan İngilizcesindeki yaygın kalıbı kullanan cümle hangisidir?
- I was mad at my brother because he broke my headphones.
- I was mad to my brother because he broke my headphones.
- I was mad from my brother because he broke my headphones.
Cevabı göster
I was mad at my brother because he broke my headphones.
That's enough sinister plotting: That's enough ile sınır koymak
That's enough + bir isim veya -ing biçimi bir sınır koyar ve bir etkinliğin durması gerektiğini söyler. Burada cümle yalnızca “yeterli miktarda plan yapıldı” değil, “Plan yapmayı şimdi bırakın” anlamındadır. Sinister plotting sözcükleri kelimesi kelimesine zarar verme amacı taşıyan gizli planlar anlamına gelir. Burada dramatik ifade, çocukların çevirdiği işleri mizahi biçimde abartır: durma isteği gerçektir, ancak suçlama şakacıdır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü sınır koyma ifadesiyle tamamlayın: ____ arguing. Let's calm down.
Cevabı göster
That's enough
Verandah Santa's just trying to do his job. Ton ve niyet
6:59Veranda Noel Babası sadece işini yapmaya çalışıyor.
just trying to do his job: zararsız bir niyeti savunmak
Bu cümlede just trying to do his job, Veranda Noel Baba'nın amacını basit ve zararsız gösterir: yalnızca rolünün gerektirdiği şeyi yapmaya çalışmaktadır. Bu ifade onu savunur ve başkalarından onu suçlamamalarını ya da engellememelerini ister. do someone's job, resmî bir mesleğin görevlerini yerine getirmek anlamına gelebilir; ancak burada job, geçici bir role bağlı görevi ifade eder. be just trying to + fiil kalıbı, bir davranışın basit ve düşmanca olmayan bir niyetten kaynaklandığını açıklamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Bir müze güvenlik görevlisi ziyaretçilerden tablolara dokunmamalarını istiyor. Hangi cümle “He is just trying to do his job” ifadesini en iyi açıklar?
- Rolünün gerektirdiği işleri yapmayı reddediyor.
- Farklı bir işe başvuruyor.
- Yalnızca rolünün gerektirdiği görevleri yerine getirmek istiyor.
Cevabı göster
Yalnızca rolünün gerektirdiği görevleri yerine getirmek istiyor.