Sosyal medyada genç kadınlar ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, sosyal medyanın gençlerin yaşamını nasıl etkilediğini değerlendiriyor: genç seçmenlerin siyasi bilgi edinmesini ve tartışmasını sağlayabilirken genç kadınları kendilerini bastırmaya iten baskı, yargılama ve zorbalığa da yol açabiliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. has played a huge role in educating young — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler. play a huge role in + -ing yapısıyla bir şeyin sonuca büyük katkısını anlatmayı öğrenin; örneğin sosyal medyanın seçmenlere adaylar ve politikalar hakkında bilgi vermesi. Böylece play sözcüğünü burada gerçek anlamıyla yorumlamazsınız. 2. shrink yourself — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bunun fiziksel olarak küçülmek değil, başkaları tehdit altında veya rahatsız hissetmesin diye görünürlüğünüzü, özgüveninizi ya da yeteneklerinizi kullanma düzeyinizi azaltmak olduğunu anlayın. İfadeyi sosyal baskı ve kendini ifade etmenin sınırlandırılması hakkında kullanabilirsiniz. 3. I'm afraid you're wrong. — Konuşma edimbilimi ve tutum. Bir düzeltmenin önünde I'm afraid kullanarak anlaşmazlığı veya hoş olmayan bilgiyi yumuşatın. Sunucunun test sonucunu açıklarken yaptığı gibi, karşıdakinin cevabının yanlış olduğunu sert görünmeden nazikçe söyleyebilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, BBC Learning English'ten Six Minute English'e hoş geldiniz.
we're discussing the positives and negatives of social media in the lives of young people. Kalıp ifadeler
0:15sosyal medyanın gençlerin hayatındaki olumlu ve olumsuz yönlerini tartışıyoruz.
positives and negatives of + bir konu
Positives and negatives of, aynı konunun iyi ve kötü yanlarını birlikte ortaya koyar. Cümlede of social media, değerlendirilen şeyin ne olduğunu gösterir. Burada positives ve negatives çoğul isimdir. Yeniden kullanılabilen kalıp the positives and negatives of + isim veya -ing'li ifade şeklindedir ve dengeli bir tartışma çerçevesi kurar.
Alıştırma
Dengeli tartışma kalıbını derste geçen ifadeyle tamamlayın: We should consider the ____ moving to a four-day workweek.
Cevabı göster
positives and negatives of
And this is a really trending topic at the moment Kalıp ifadeler
0:21Ve bu şu anda gerçekten trend olan bir konu,
a really trending topic at the moment: şu anda çok gündemde olan bir konu
a really trending topic at the moment isim öbeği, şu anda kamuoyunda veya internette büyük ilgi gören bir konu anlamına gelir. Medya İngilizcesinde trending, o sırada yaygın biçimde tartışılan, aranan veya paylaşılan bir şeyi anlatır. at the moment, ifadeyi içinde bulunulan dönemle sınırlar; really ise ilginin derecesini güçlendirir. Birlikte konunun özellikle şu anda güncel ve dikkat çekici olduğunu gösterirler, ancak sürekli popüler kalacağı anlamına gelmezler.
Alıştırma
a really trending topic at the moment burada ne anlama geliyor?
- Uzun zaman önce tartışılmayı bırakmış bir konu.
- Sonsuza kadar önemli kalması gereken bir konu.
- Şu anda çok fazla ilgi gören bir konu.
Cevabı göster
Şu anda çok fazla ilgi gören bir konu.
where a new law to limit under 16-year-olds' access to social media is being debated. Notlar
0:27orada 16 yaş altındakilerin sosyal medyaya erişimini sınırlayacak yeni bir yasa tartışılıyor.
because of what's happening in Australia: because of + what isim yan cümlesi
Because of ifadesinden sonra bir isim veya isim gibi görev yapan bir yapı gelir. Burada what's happening in Australia, “Avustralya'daki olaylar veya durum” anlamına gelen bir what isim yan cümlesidir; bu nedenle yan cümlenin tamamı sebebi adlandırır. Bir olayı veya durumu tek bir bütün olarak sebep göstermek istediğinizde bu yapıyı kullanabilirsiniz: because of what happened, because of what's changing veya because of what people said. Normal bir özne-yüklem cümlesi because of ifadesinden hemen sonra gelemez.
Alıştırma
Because of ve what's kısaltmasını kullanarak cümleyi bir what yan cümlesiyle tamamlayın: The library has changed its opening hours ____ in the neighbourhood.
Cevabı göster
because of what's happening
16 yaşından küçüklerin sosyal medyaya erişimini sınırlayacak yasa
to limit... biçimindeki to-infinitive, yasanın amaçlanan hedefini veya etkisini açıklar. Bu ifadenin içindeki limit someone's access to something, bir kişinin bir şeyi kullanma, ona ulaşma veya onu elde etme imkânını ya da iznini azaltmak veya kontrol etmek demektir. Under 16-year-olds' iyelik biçimindedir ve erişimi sınırlanan grubun kim olduğunu gösterir. Social media, access to ifadesinden sonra gelen hedeftir. Dolayısıyla bu ifade, 16 yaşından küçüklerin sosyal medyaya erişimini kısıtlamayı amaçlayan bir yasa anlamına gelir.
Alıştırma
Politika cümlesini limit + iyelik biçimindeki bir grup + access to yapısıyla tamamlayın: The college introduced a rule to ____ online gambling sites.
Cevabı göster
limit students' access to
is being debated: şimdiki zamanın edilgen biçimi
is being debated, is + being + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Bu, şimdiki zamanın edilgen biçimidir: eylem yasaya uygulanır; yani yasa, insanların tartıştığı şeydir, tartışma eylemini yapan şey değildir. Sürekli zaman biçimi, tartışmanın söz edilen anda devam ettiğini gösterir. Süreci kimin yürüttüğünden daha önemli olduğu haberlerde bu yapı sık görülür.
Alıştırma
Cümleyi debate fiilinin şimdiki zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The proposal ____ right now.
Cevabı göster
is being debated
tell me one good thing and one bad thing about having social media in your life. Kalıp ifadeler
0:34bana hayatında sosyal medyanın olmasının bir iyi, bir de kötü yanını söyle.
one good thing and one bad thing about: iki tarafı da sormak
one good thing and one bad thing about ..., dengeli bir soru kalıbıdır. Bir konu hakkında tam olarak bir olumlu ve bir olumsuz nokta ister. about sözcüğü değerlendirilecek konuyu tanıtır. Ardından bir isim öbeği veya about having social media in your life örneğindeki gibi -ing yapısı gelebilir.
Alıştırma
Dengeli soru kalıbını dersteki sözcüklerle tam olarak tamamlayın: Tell me ____ studying abroad.
Cevabı göster
one good thing and one bad thing about
it means I can see what friends are doing (arkadaşlarımın ne yaptığını görebildiğim anlamına geliyor)
it means, daha önce sözü edilen bir şeyin pratik sonucunu tanıtır. Burada I can see... bu sonucu verir: konuşan kişi uzakta yaşayan arkadaşlarının neler yaptığını takip edebilir. what friends are doing, see fiilinin nesnesi olan gömülü bir sorudur. Gömülü soruda what + özne + fiil biçimindeki düz cümle dizilişi kullanılır; doğrudan soru dizilişi olan What are friends doing? kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede see sonrasında gömülü soru doğru kullanılmıştır?
- It means I can see what do my friends do.
- It means I can see what are my friends doing.
- It means I can see what my friends are doing.
Cevabı göster
It means I can see what my friends are doing.
it's really addictive and a massive waste of time. Notlar
0:50gerçekten bağımlılık yapıyor ve büyük bir zaman kaybı.
really addictive (gerçekten bağımlılık yapan)
really addictive, bir şeyin insanlarda onu kullanmaya veya yapmaya devam etme isteği uyandırma olasılığının çok yüksek olduğunu belirtir. really, addictive sıfatının derecesini güçlendirir. Burada addictive, sosyal medyanın bırakılması zor bir özelliğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, insanlarda oynamaya devam etme isteği uyandıran bir oyunu doğal biçimde anlatır?
- This game is really addictive.
- This game is really addicted to.
- This game is really addicted.
Cevabı göster
This game is really addictive.
a massive waste of: çok büyük bir israf
Bu cümlede a massive waste of time, bir şeyin zamanı kullanmasına rağmen pek az değerli sonuç vermesi ya da hiç vermemesi anlamına gelir. Massive olumsuz değerlendirmeyi güçlendirir; fiziksel büyüklüğü anlatmaz. a massive waste of + kaynak kalıbı, time, money veya energy gibi bir kaynağın büyük ölçüde israf edildiğini belirtir. Bu bir isim öbeğidir ve bu nedenle sıkça be fiilinden sonra gelir: It was a massive waste of time.
Alıştırma
Aşırı derecede israfı belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Waiting three hours for a five-minute update was ____ time.
Cevabı göster
a massive waste of
Well, it's interesting to hear a man's perspective, Neil,
0:54Şey, bir erkeğin bakış açısını duymak ilginç, Neil,
because when it comes to issues like cyberbullying, Anlatım akışı
0:57çünkü siber zorbalık gibi konular söz konusu olduğunda,
it is often young women who are most affected. Dilbilgisi
1:00en çok etkilenenler genellikle genç kadınlardır.
when it comes to issues like cyberbullying: konuyu daraltmak
When it comes to ..., bir şey hakkında konuşurken veya bir konuya gelince anlamına gelir; bir şeyin bir yere gelmesini anlatmaz. Konuşmacının daha geniş bir konunun hangi bölümünü ele alacağını gösterir. Burada issues like cyberbullying, tartışmayı bir sorun kategorisiyle sınırlar ve cyberbullying bu kategorinin bir örneğidir. İfade, dinleyiciyi ardından gelecek açıklamaya hazırlar.
Alıştırma
Konuyu belirli bir sorun türüyle sınırlayan hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ exam stress, schools can offer practical support.
Cevabı göster
When it comes to issues like
It is ... young women who ...: etkilenen gruba odaklanma
Bu, it-cleft adı verilen bir odaklama yapısıdır. it is ... who ... kalıbı bir kişiyi veya grubu bilginin odağına yerleştirir. Burada young women en çok etkilenen grubu belirtirken often bunun sık görülen bir durum olduğunu anlatır. Baştaki it belirli bir nesneye gönderme yapmaz. Bu vurgu yapısı kaldırıldığında temel anlam Young women are often most affected olur; ancak düz cümlede tam olarak kimin etkilendiği daha az vurgulanır.
Alıştırma
Sorunu çözen kişiyi vurgulamak için it-cleft yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- It was Maya who solved the problem.
- It was who Maya solved the problem.
- Maya was who it solved the problem.
Cevabı göster
It was Maya who solved the problem.
soon we'll be hearing from women in different countries Kalıp ifadeler
1:03yakında farklı ülkelerden kadınlardan,
We'll be hearing from: sıradaki konuşmacıları duyurma
Program sunumu üslubundaki bu cümlede we'll be hearing from, izleyicinin veya dinleyicinin yakında bu kadınların anlatılarını, görüşlerini ya da deneyimlerini duyacağı anlamına gelir. Hear from someone, birinden ileti almak veya onun söyleyeceklerini öğrenmek demektir; yalnızca sesini fiziksel olarak duymakla sınırlı değildir. Gelecek zamanın sürekli biçimi olan we'll be hearing, bunu planlanmış bir programın yakında başlayacak bölümü olarak sunar. Soon zamanı belirtir; from ifadesinden sonra katkısı dinlenecek kişiler gelir.
Alıştırma
Sunucunun duyurusunu vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Next, ____ three local business owners.
Cevabı göster
we'll be hearing from
on our website bbclearningenglish.com.
1:13bbclearningenglish.com adresindeki web sitemizde bulabilirsiniz.
which was the most regularly used social media platform in the world? Dilbilgisi
1:20dünyada en düzenli kullanılan sosyal medya platformu hangisiydi?
the most regularly used ... in the world: dünyada en düzenli kullanılan……
the most regularly used social media platform ifadesinde used, platform sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır: insanlar platformu kullanır. Regularly nasıl kullanıldığını belirtir; most ise bu niteliği karşılaştırma içindeki en yüksek dereceye taşır. the most + zarf + geçmiş zaman ortacı + isim kalıbı, bir eylemin nesnelere ne kadar sık veya yaygın biçimde uygulandığına göre sıralama yapabilir. Sorudaki ana fiil was'tır; used ana fiil değildir. In the world karşılaştırma grubunu belirler.
Alıştırma
Cümleyi regularly used ifadesinin üstünlük derecesiyle tamamlayın: This was ____ app in the survey.
Cevabı göster
the most regularly used
we'll find out the answer at the end of the program. Öbek fiiller
1:33cevabı programın sonunda öğreneceğiz.
find out: araştırıp öğrenmek
Find out, daha önce bilmediğiniz bir bilgiyi kontrol ederek, sorarak, araştırarak veya açıklanmasını bekleyerek öğrenmek anlamına gelir. Cümlede cevap henüz bilinmiyor; programın sonunda öğrenilecek. Arkasından find out the answer örneğindeki gibi bir isim öbeği ya da find out why it happened örneğindeki gibi bir soru yan cümlesi gelebilir. Temel fikir, bilmemekten bilmeye geçiştir.
Alıştırma
Leo kütüphanenin açık olup olmadığını bilmiyor, bu nedenle bilgi almak için telefon ediyor. Hangi cümle onun eylemini en iyi anlatır?
- He calls to find the library building.
- He calls to find out whether the library is open.
- He calls because he already knows whether the library is open.
Cevabı göster
He calls to find out whether the library is open.
let's start with the positive side of social media. Anlatım akışı
1:37sosyal medyanın olumlu tarafıyla başlayalım.
let's start with the positive side of social...: ilk konuyu düzenlemek
Let's start with ... sıralı bir tartışmada ilk konuyu belirtir. Dinleyicilere önce neyin ele alınacağını söyler ve onları sonraki maddelere hazırlar. The positive side of ... bir konunun fiziksel bir tarafını değil, yararlarını veya olumlu yönlerini ifade eder. İfade bir bütün olarak avantajlar bölümünü başlatır ve daha sonra farklı bir yönün ele alınabileceğini düşündürür.
Alıştırma
Hangi cümle avantajları tartışmanın ilk bölümü olarak doğal biçimde tanıtır?
- Let's start from the positive side for the proposal.
- Let's start with the positive side of the proposal.
- Let's begin the proposal on its positive side.
Cevabı göster
Let's start with the positive side of the proposal.
As a politics student at Oklahoma University, Dilbilgisi
1:40Oklahoma Üniversitesi'nde siyaset öğrencisi olan
21-year-old Haleigh Hurst campaigned in the 2024 US presidential election. Kelime
1:4321 yaşındaki Haleigh Hurst, 2024 ABD başkanlık seçimlerinde kampanya yürüttü.
As a politics student at Oklahoma University: bir rolü tanıtmak
Cümlenin başındaki As a politics student at Oklahoma University, Haleigh'nin rolünü daha sonraki eyleminin arka planı olarak verir. Kalıp as + rol veya kimlik biçimindedir ve ardından ana cümle gelir. Buradaki as, ne zaman anlamına değil, bir rol veya konumda olma anlamına gelir. Bir kişinin rolü, söylediği ya da yaptığı şeyi anlamak için önemliyse bu başlangıcı kullanın.
Alıştırma
Cümleyi bir rol veya konumda anlamındaki ifadeyle tamamlayın: ____ volunteer, Maya welcomes visitors at the museum.
Cevabı göster
As a
campaigned in the 2024 US presidential election: fiil olarak campaign
Bu cümlede campaigned, campaign fiilinin geçmiş zaman biçimidir. campaigned in the 2024 US presidential election ifadesi, seçmenleri ikna etmek veya bir kampanyayı desteklemek gibi bu seçimle bağlantılı düzenli çalışmalara katıldığını anlatır. Bu ifade tek başına Haleigh'nin aday olduğunu söylemez. İnsanlar bir aday, parti veya amaç için de bir seçimde kampanya yürütebilir; bu nedenle kişinin kesin rolünü anlamak için bağlama ihtiyaç vardır.
Alıştırma
Bu ifadeyi değerlendirin: She campaigned in the election, onun mutlaka aday olduğu anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
to BBC World Service program Pick of the World.
1:52BBC Dünya Servisi'nin Pick of the World programına.
I do think social media has played a huge role in educating young voters. Notlar
1:55Sosyal medyanın genç seçmenleri eğitmede kesinlikle büyük bir rol oynadığını düşünüyorum,
I do think: olumlu cümlede vurgulayıcı do
I do think ifadesinde do, olumlu cümlede kullanılan vurgulayıcı bir yardımcı fiildir. Sadece tarafsız bir görüş bildirmek yerine, konuşanın bunu gerçekten veya kesinlikle düşündüğünü göstererek görüşü güçlendirir. Burada konuşan kişi, sosyal medyanın önemli bir rol oynadığı yönündeki görüşünü güçlü biçimde doğrular. Vurgulayıcı do çoğunlukla bir şüpheye cevap vermek, bir izlenimi düzeltmek veya samimi bir görüşü daha güçlü ifade etmek için kullanılır. do sonrasında ana fiil yalın biçimde kalır: do think.
Alıştırma
Konuşanın görüşünü güçlü biçimde doğrulayan vurgulayıcı yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: I ____ think this plan can work.
Cevabı göster
do
has played a huge role in educating young: play a role in + -ing yapısı
play a role in + isim/-ing yapısı, “bir şey üzerinde etki sahibi olmak veya bir şeyi etkilemek” anlamına gelir. Burada has played a huge role in educating, sosyal medyanın genç seçmenleri eğitme sürecinde çok büyük bir etkisi olduğunu anlatır; role, tiyatrodaki bir rolü değil, “işlev veya etki”yi ifade eder. in bir edat olduğu için, ardından bir eylem geldiğinde -ing biçimi kullanılır: in educating. Has played, present perfect yapısındadır ve geçmişteki katkıyı şu anki durum ya da tartışmayla ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümleyi play a huge role in hedef yapısıyla tamamlayın ve play fiilini özneye uygun hâle getirin: Good teachers ____ helping teenagers build confidence.
Cevabı göster
play a huge role in
on different policies and different people who are running. Kelime
1:59farklı politikalar ve aday olan farklı kişiler hakkında.
people who are running: seçimde “aday olmak” anlamındaki run
Burada people who are running, “bir seçimde aday olan kişiler” anlamına gelir. Run fiziksel olarak koşmayı değil, siyasi bağlamda “bir göreve seçilmek için aday olmayı” ifade eder. Who are running ilgi cümleciği, hangi kişilerden söz edildiğini belirtir. Yakındaki politika ve seçmen ifadeleri anlamı açık hâle getirdiği için görev veya seçim adı söylenmemiştir; bağımsız bir cümlede running for office ya da running for + belirli bir görev daha açıktır.
Alıştırma
“Several local politicians are running this year,” cümlesinde are running büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Yerel işletmeleri yönetiyorlar.
- Egzersiz için koşuyorlar.
- Bir seçimde aday olarak yarışıyorlar.
Cevabı göster
Bir seçimde aday olarak yarışıyorlar.
he has a soft spot in his heart for TikTok. Deyimler
2:04kalbinde TikTok için ayrı bir yer (soft spot) varmış.
a soft spot in his heart for: özel bir yakınlık hissetmek
Bu cümlede has a soft spot in his heart for TikTok, “TikTok'a karşı özel bir yakınlık veya sempati hissediyor” demektir. Soft spot mecazidir; kalpte fiziksel olarak yumuşak bir bölgeyi değil, şefkat veya sempatiyi anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen temel ifade have a soft spot for someone or something şeklindedir. Burada in his heart, duygusal yönü vurgular. İfade olumlu bir duygusal eğilim gösterir, ancak tek başına tam onay veya resmî destek anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce 'Even though Maya rarely buys sweets, she has a soft spot for her grandfather's apple pie,' cümlesinde has a soft spot for ne anlama gelir?
- Onu tarifteki ciddi bir kusur olarak görüyor.
- Ona karşı özel bir yakınlık hissediyor.
- Onun bir bölümünün fiziksel olarak yumuşak olduğunu düşünüyor.
Cevabı göster
Ona karşı özel bir yakınlık hissediyor.
With the growth of social media: önce arka plan, sonra sonuç
With the growth of social media, cümlenin başında kullanılan bir with öbeğidir. Burada with, “... büyüdükçe” veya “... ile birlikte” anlamına gelir; growth ise bir değişimi adlandıran isimdir. Bu öbek, ana cümleden önce durumu ortaya koyar. Bu sıra bilgiyi “önce arka plan, sonra sonuç” biçiminde düzenler: With + isim öbeği, ana cümle. Değişimi ardından gelen durumla ilişkilendirir, ancak with tek başına doğrudan neden bildiren açık bir ifadeden daha geniş bir ilişki bırakabilir.
Alıştırma
İngilizce 'With the growth of remote learning, schools are redesigning their courses,' cümlesinde başlangıçtaki öbeğin görevi nedir?
- Sonuç için değişmekte olan bir arka plan oluşturur.
- Uzaktan eğitimi kimin yeniden tasarladığını belirtir.
- Okulların uzaktan eğitimle fiziksel olarak birlikte olduğunu söyler.
Cevabı göster
Sonuç için değişmekte olan bir arka plan oluşturur.
has sparked a lot more debates: spark ‘başlatmak, tetiklemek’ anlamında
has sparked a lot more debates ifadesinde spark, özellikle debate, controversy, interest veya concern gibi bir tepkinin başlamasına ya da gelişmesine neden olmak anlamında kullanılan bir fiildir. Bu kullanım mecazidir; gerçek bir ateş veya kıvılcım söz konusu değildir. has sparked, present perfect yapısındadır. Tartışmaları daha önce başlamış ve sonucu hâlâ önemli olan bir durum olarak sunar; a lot more ise tartışma sayısında büyük bir artış olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi spark fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The minister's comments have ____ a public debate.
Cevabı göster
sparked
is that it sparks debates and conversations.
2:19tartışmaları ve konuşmaları alevlendirmesi (spark) olduğunu düşünüyor.
She comments that Donald Trump is a fan of social media Kalıp ifadeler
2:25Donald Trump'ın bir sosyal medya hayranı olduğunu yorumluyor,
a fan of social ... media: be a fan of kalıbı
Vurgulanan a fan of social sözleri, ardından gelen media ile birleşerek a fan of social media ifadesini oluşturur. Burada fan, bir şeyi seven veya destekleyen kişi demektir; elektrikli vantilatör anlamına gelmez. Be a fan of + isim veya -ing biçimi, olumlu bir tercihi ya da onayı ifade etmenin yaygın bir yoludur. Bu cümlede birine a fan of social media demek, sosyal medyaya karşı genel olarak olumlu bir tutumu özetler. Bu, kişinin mutlaka uzman olduğu veya her sosyal medya platformunu desteklediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedef ifadeyi tamamlayın: I do not enjoy long meetings, so I'm not ____ long meetings.
Cevabı göster
a fan of
If you have a soft spot for something or someone,
2:32Bir şeye veya birine karşı zaafınız (soft spot) varsa,
that's not the whole story: daha fazla önemli bilginin geleceğini belirtmek
Bu cümlede that's not the whole story, “şimdiye kadar verilen bilgiler durumun tamamını göstermiyor” anlamına gelir. Story burada sonu eksik bir hikâyeyi değil, durumun bütününü ifade eder. Bu ifade, konuşanın önceki noktayı kabul edip ardından henüz belirtilmemiş önemli bir yöne geçmesini sağlar. Ardından çoğu zaman bir sınırlama, sorun, neden veya karşıt bir gerçek gelir.
Alıştırma
"That's not the whole story" ifadesi büyük olasılıkla ne anlatır?
- Önceki her ifade yanlıştır.
- Önceki bilgiler eksiktir ve konunun başka bir yönü açıklanacaktır.
- Anlatılan bir hikâyenin sonu eksiktir.
Cevabı göster
Önceki bilgiler eksiktir ve konunun başka bir yönü açıklanacaktır.
young women are reporting the negative impact social media is making on their lives Kalıp ifadeler
2:42genç kadınlar sosyal medyanın hayatlarındaki olumsuz etkilerini bildiriyor,
and the pressure they feel to appear perfect online, Kalıp ifadeler
2:47ve çevrimiçi ortamda kusursuz görünme konusunda hissettikleri baskıyı,
the pressure they feel to appear perfect online: internette kusursuz görünme baskısı
the pressure they feel isim öbeğinde they feel, ilgi zamiri that'in düşürüldüğü bir ilgi cümleciğidir: the pressure (that) they feel. Hangi baskıdan söz edildiğini belirtir. To appear perfect online, insanların ne yapmak zorunda hissettiklerini açıklar. Burada appear, “öyle görünmek veya o izlenimi vermek” anlamındadır. Bu nedenle ifade, gerçekten kusursuz olmaktan değil, kusursuz bir görüntü sunmaktan söz eder.
Alıştırma
“Some teens feel pressure to appear happy online,” cümlesinde appear happy ne anlama gelir?
- Başkalarına mutlu görünmeye çalışırlar.
- Gerçekten her zaman mutlu hissederler.
- İnternette birdenbire görünür hâle gelirler.
Cevabı göster
Başkalarına mutlu görünmeye çalışırlar.
the negative impact social media is making on their ...: etkilenen alanı belirtmek
Temel sözcük impact isimidir. impact ... on their lives ifadesinde on, etkilenen kişiyi, şeyi veya alanı belirtir; burada their lives ifadesine yönelir. Negative, etkinin zararlı olduğunu gösterir. Social media is making on their lives, impact sözcüğünü niteleyen ve that sözcüğü düşürülmüş bir ilgi cümleciğidir: the negative impact (that) social media is making on their lives. Bu söz dizimi nedeni, etkiyi ve etkilenen alanı tek bir isim öbeğinde toplar.
Alıştırma
Etkilenen alanı belirten edatla standart isim kalıbını tamamlayın: The report examines the negative impact of long commutes ____ family life.
Cevabı göster
on
is a businesswoman and model with a large Instagram following, Kelime
2:55Instagram'da çok takipçisi olan bir iş kadını ve modeldir,
with a large Instagram following: Instagram'da geniş bir takipçi kitlesi olan
with a large Instagram following ifadesinde following, birini takip eden veya destekleyen insan grubunu belirten bir isimdir. Dolayısıyla a large Instagram following, Instagram'da çok sayıda takipçiye sahip olmak demektir. a + sıfat + following yapısı, following'in burada isim olduğunu gösterir. With, bu kitlenin büyüklüğünü iş kadını ve modelin bir özelliği olarak ekler.
Alıştırma
“The artist has a large online following” cümlesinde following ne anlama gelir?
- Daha sonra gerçekleşen bir şey
- Sanatçıyı takip eden veya destekleyen bir grup insan
- Sanatçının birinin arkasından yürüme eylemi
Cevabı göster
Sanatçıyı takip eden veya destekleyen bir grup insan
Both young women discussed these social media worries
3:07Her iki genç kadın da bu sosyal medya endişelerini
with BBC World Service program Pick of the World.
3:10BBC Dünya Servisi programı Pick of the World'de tartıştı.
they might leave you just because of the social media. Dilbilgisi
3:15sadece sosyal medya yüzünden sizi terk edebilir.
“might ... just because of”: olasılık ve haksız görünen bir neden
“They might leave you” ifadesinde might + fiilin yalın hâli, ayrılmayı bir gerçek ya da kesinlik olarak değil, gelecekte gerçekleşebilecek bir sonuç olarak sunar. Konuşan kişi olabilecek bir durumdan kaygılanmaktadır. “Just because of + isim öbeği” nedeni belirtir ve yalnızca bu nedenin fazla küçük, haksız ya da can sıkıcı göründüğünü vurgular. Buradaki kaygı, sadece sosyal medyanın birinin ilişkiyi bitirmesine yol açabilmesidir.
Alıştırma
Hangi cümle olası bir sonucu anlatır ve nedenin haksız sayılacak kadar küçük olabileceğini düşündürür?
- They rejected the application after three interviews.
- They might reject the application just because of one spelling mistake.
- They will reject every incomplete application.
Cevabı göster
They might reject the application just because of one spelling mistake.
They might think that you're not good for, Kalıp ifadeler
3:18Sizin uygun olmadığınızı düşünebilirler,
“not good for ... marriage” ve konuşmadaki “you know” duraksaması
Bu bağlamda özne bir kişidir; bu nedenle “not good for marriage”, başkalarının o kişiyi evliliğe veya evlilik hayatına uygun görmeyebileceği anlamına gelir. Bu, sağlık açısından yarar bildiren bir ifade değil, uygunluk değerlendirmesidir. “You know” burada cümle arasına giren bir söylem belirtecidir. Konuşan kişi sözcüklerini seçerken veya ortak bir anlayış olduğunu varsayarken bunu kullanır; dinleyicinin evlilik hakkında bilgisi olup olmadığını gerçekten sormaz.
Alıştırma
“you're not good for, you know, marriage.” ifadesinin en uygun yorumunu seçin.
- Konuşan kişi, birinin evliliğe uygun görülmeyebileceğini söylüyor ve you know sözlü bir duraksamayı gösteriyor.
- Konuşan kişi, evliliğin o kişinin sağlığına zararlı olduğunu söylüyor ve you know ile bilgi sorusu soruyor.
- Konuşan kişi, o kişinin düğün düzenleme becerisinden yoksun olduğunu söylüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi, birinin evliliğe uygun görülmeyebileceğini söylüyor ve you know sözlü bir duraksamayı gösteriyor.
you can't be a good partner because you're on social media
3:22sosyal medyada olduğun için iyi bir partner olamazsın diye düşünebilirler,
because you're being watched by a lot of people Dilbilgisi
3:24çünkü bir sürü insan tarafından izleniyorsunuz,
being watched by a lot of people: şimdiki zamanda devam eden edilgen yapı
you're being watched ifadesinde are being + geçmiş zaman ortacı watched, şimdiki zamanın devam eden edilgen yapısını oluşturur. You eylemi yapan değil, eyleme maruz kalan taraftır: birçok kişi seni izliyor veya sana dikkat ediyor; sen onları izlemiyorsun. Buradaki watched, büyük bir kitle tarafından takip edilmek, gözlemlenmek veya değerlendirilmek anlamına gelebilir. Herkesin aynı anda kelimenin tam anlamıyla gözünü dikmiş olması gerekmez. Bu yapı, kamuoyunun ilgisini devam eden bir durum olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi watch fiilinin şimdiki zamanda devam eden edilgen biçimiyle tamamlayın: The singer is ____ by thousands of fans online right now.
Cevabı göster
being watched
and they feel a little intimidated by this. Kelime
3:27ve onlar bundan biraz çekiniyorlar (intimidated).
feel a little intimidated by: hafif baskı veya özgüven azalması
Feel intimidated by someone or something, bir kişi ya da durum güçlü, etkileyici veya zor göründüğü için gergin, daha az özgüvenli ya da doğal davranamayacak durumda hissetmek demektir. Doğrudan bir tehdit olması gerekmez. A little, ifadenin şiddetini azaltır. Bu cümlede this, daha önce sözü edilen kamuoyu ilgisini gösterir. Bu ilgi onlarda bir miktar baskı yaratır, ancak ifade bunu yoğun korku yerine hafif bir huzursuzluk olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi hafif baskı anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Leo felt ____ the expert panel.
Cevabı göster
a little intimidated by
Dikkat çeken bir başlangıç olarak You know what?
Buradaki You know what? gerçek bir bilgi talebi değildir. Dinleyenin dikkatini çeken ve konuşanın birazdan bir düşünce, örnek, karar veya haber ekleyeceğini gösteren bir sohbet başlangıcıdır. Konuşan kişi genellikle cevap beklemeden devam eder. Bu ifadeyi “dinle” veya “şimdi söylemek istediğim şey şu” anlamında bir işaret olarak düşünün.
Alıştırma
Konuşanın bir karar açıklamasından önce dikkat çeken samimi başlangıç ifadesini tamamlayın: ____? I'm going to take the earlier train.
Cevabı göster
You know what
Güçlü tepkiler için Oh my gosh ... Oh my god
Oh my gosh ve Oh my god; şaşkınlık, şok, inanamama veya hoşnutsuzluk gibi ani ve güçlü tepkileri gösteren ünlemlerdir. Bu cümlede birinin giydiği şeye karşı yargılayıcı bir tepki eklerler; Tanrı hakkında kelimesi kelimesine söylenmiş ifadeler değildir. Gosh, God sözcüğünün örtmeceli bir karşılığıdır. Tonlama ve bağlam tam duyguyu belirlemeye devam etse de genellikle ünlemi daha hafif ve dinî açıdan daha az doğrudan hâle getirir.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Oh my gosh genellikle Oh my god ifadesine göre daha hafif ve dinî açıdan daha az doğrudan bir seçenektir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
it's affecting my personal life: affect + doğrudan nesne
“it's affecting my personal life” ifadesinde affect, “etkilemek” anlamına gelen bir fiildir ve my personal life ifadesini doğrudan nesne olarak alır. Personal life, hayatın iş veya kamuya açık bir rol dışında kalan özel bölümüdür. Şimdiki zamanın süreklilik biçimi olan it's affecting, etkinin şu anda gerçekleştiğini veya geliştiğini gösterir. Bu bağlamda konuşan kişi bir sınır çiziyor: sorun artık yalnızca kamusal veya çevrim içi alanla sınırlı değil.
Alıştırma
Durumun şu anda konuşan kişinin özel hayatını etkilediğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- It is affecting on my personal life.
- It is effecting my personal life.
- It is affecting my personal life.
Cevabı göster
It is affecting my personal life.
so that they can like be the bigger person. Deyimler
3:40böylece kendileri daha büyük bir insan olabilsinler.
shrink yourself: mecazen kendini geri plana çekmek
“Shrink yourself” burada mecazdır. Fikirlerinizi, yeteneklerinizi veya başarılarınızı geri planda tutarak kendinizi daha az yetenekli, özgüvenli, başarılı ya da görünür göstermek anlamına gelir. Fiziksel olarak küçülmek anlamına gelmez. Boyut imgesi bir güç ilişkisini anlatır: başka biri kendini “daha büyük” hissedebilsin veya öyle görünebilsin diye bir kişiye sosyal ya da duygusal olarak daha az yer kaplaması için baskı yapılır. Bu ifade, başka birinin rahatlığı veya statüsü uğruna kendini bastırmayı eleştirir.
Alıştırma
“Kendini daha az görünür veya özgüvenli hâle getirmek” anlamındaki vurgulanan mecazla tavsiyeyi tamamlayın: Don't ____ just to make other people comfortable.
Cevabı göster
shrink yourself
shrink yourself sonrasında be the bigger person: statü metaforu
Be the bigger person normalde bir çatışmada daha olgun veya cömert davranmak anlamına gelen bir deyimdir. Ancak bu cümlede, başka birinin kendisini küçültmesi fikrinden sonra gelir. Bu bağlam, bigger sözcüğündeki büyüklük imgesini yeniden etkinleştirir. Konuşmacı bir ilişki dinamiğini eleştiriyor: Bir kişi kendisini küçültüyor ve böylece diğeri daha önemli, üstün ya da saygın görünüyor. İfade, alışılmış olgunluk anlamını hâlâ çağrıştırsa da burada asıl nokta göreli konum ve itibardır.
Alıştırma
“shrink yourself so that they can ... be the bigger person” bağlamında be the bigger person esas olarak neyi vurguluyor?
- Fiziksel olarak başka birinden daha uzun olurlar.
- Bir çatışmaya daha olgun ve ölçülü biçimde karşılık verirler.
- Başka biri kendisini küçülttüğü için daha önemli veya üstün görünürler.
Cevabı göster
Başka biri kendisini küçülttüğü için daha önemli veya üstün görünürler.
get to listen to: mutlaka olumlu olmayan erişim
Get to + fiilin yalın biçimi genellikle bir eylemi yapılabilir, izin verilmiş veya bir deneyimin parçası olarak sunar. Burada get to listen to, bu kişilerin arkadaşların ve ailenin senin hakkında söylediklerini duyup dikkate alabilecek bir konumda olması demektir. Konuşmacı bu yorumları hoş bir fırsat olarak sunmuyor. Listen to what someone says, birinin sözlerine dikkat etmeyi veya önem vermeyi ifade edebilir. Ancak tek başına her görüşe itaat etmek ya da katılmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede They get to listen to what their friends say about you ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- Arkadaşlarının senin hakkındaki görüşlerini duyup dikkate alabilecek bir konumdalar.
- Arkadaşlarının seçtiği müziği dinleyebildikleri için şanslılar.
- Arkadaşlarının senin hakkında ifade ettiği her görüşe uymak zorundalar.
Cevabı göster
Arkadaşlarının senin hakkındaki görüşlerini duyup dikkate alabilecek bir konumdalar.
and they're not able to like stand up for you to say, Öbek fiiller
3:48ve senin için ayağa kalkıp (stand up for) şöyle diyemiyorlar,
stand up for you: seni savunmak ve desteklemek
Stand up for someone, biri eleştirildiğinde, zorbalığa uğradığında veya haksız muamele gördüğünde onu savunmak ya da açıkça desteklemek demektir. stand up for you ifadesinde you, destek alan kişidir. Burada ifade, seni savunmak için konuşmak veya harekete geçmek anlamına gelir. Kelimesi kelimesine senin için ayağa kalkmak değildir.
Alıştırma
Cümleyi stand up for ve doğru zamirle tamamlayın: When Maya was blamed unfairly, her teammate decided to ____.
Cevabı göster
stand up for her
I believe she's not like doing these things for other reasons."
3:53İnanıyorum ki bu şeyleri başka nedenlerle yapmıyordur."
Maanvi thinks some men are intimidated by her popularity on Instagram.
3:58Maanvi, bazı erkeklerin onun Instagram'daki popülerliğinden çekindiğini (intimidated) düşünüyor.
Intimidated means to feel frightened or nervous
4:03Çekinmek (intimidated), korkmuş veya gergin hissetmek anlamına gelir
She feels people gossip about her posts and photos Kalıp ifadeler
4:08İnsanların onun gönderileri ve fotoğrafları hakkında dedikodu yaptığını hissediyor,
gossip about her posts: gönderileri hakkında dedikodu yapmak
people gossip about her posts and photos ifadesinde gossip about, biri veya bir şey hakkında kişisel ayrıntılar, söylentiler ya da yargılar içeren gayriresmî konuşmalar yapmak demektir. about sonrasındaki her posts and photos, konuşulan konulardır. İfade, konuşmanın onun arkasından yapılabileceğini ve meraklı ya da kırıcı gelebileceğini düşündürür. Tarafsız bir tartışmayla aynı değildir.
Alıştırma
Özel konular hakkında meraklı veya yargılayıcı biçimde konuşmayı anlatan iki sözcüklü ifadeyi yazın: People should not ____ their coworkers' private lives.
Cevabı göster
gossip about
using expressions like "Oh my gosh" and "Oh my god"
4:11"Aman Tanrım (Oh my gosh)" ve "Aman Tanrım (Oh my god)" gibi ifadeler kullanarak
some people want her to shrink herself,
4:22bazı insanların kendisini küçültmesini (shrink herself) istediğini söylüyor,
in order to avoid making people feel uncomfortable or to fit in. Notlar
4:28insanları rahatsız etmekten kaçınmak veya uyum sağlamak için.
you underuse your full potential: kullanabileceğinden daha az yetenek kullanmak
Underuse, bir şeyi hiç kullanmamak değil, mümkün veya yararlı olandan daha az kullanmak demektir. Full potential, bir kişinin geliştirebileceği veya gösterebileceği en yüksek yetenek ya da etki düzeyidir. Bu nedenle you underuse your full potential, gösterebileceğinden daha az yetenek sergilemek veya kullanmak anlamına gelir. Bu tanımda ifade, birinin kendini nasıl küçülttüğünü açıklar: başkalarının rahat hissetmesi veya ortama uyum sağlamak için yeteneklerini ya da kendini ifade etme biçimini bastırır.
Alıştırma
Hangi cümle birinin tüm potansiyelini yeterince kullanmadığını en iyi gösterir?
- Leo discovers that he needs a skill he has never learned.
- Leo reaches his full potential by leading a difficult project.
- Leo has strong ideas, but he underuses his full potential by never sharing them.
Cevabı göster
Leo has strong ideas, but he underuses his full potential by never sharing them.
in order to + fiilin yalın biçimi: amaç belirtme
In order to amaç bildirir ve ne amaçla sorusuna cevap verir. Burada, bu parçadan önce anlatılan eylemi iki amaca bağlar: diğer insanları rahatsız etmemek ve ortama uyum sağlamak. Kalıp in order to + fiilin yalın biçimi şeklindedir. Amaçlar bağlaçla sıralandığında İngilizcede in order to avoid ... or to fit in denebilir; in order ifadesinin tekrarlanması gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: Nina checked the address twice ____ avoid getting lost.
Cevabı göster
in order to
to fit ... in: bir gruba uyum sağlamak ve kabul görmek
Vurgulanan to fit ifadesi, ardından gelen in sözcüğüyle tamamlanarak fit in öbek fiilini oluşturur. Burada, bir grubun parçası olarak kabul edilmek için davranışlarını uyarlamak anlamına gelir; doğru bedende olmak veya fiziksel olarak bir alana sığmak anlamına gelmez. Mastar yapısındaki to fit in, davranış biçimini değiştirmenin amaçlarından birini belirtir: dikkat çekmemek ve grubun beklentilerine uymak. Bağlama göre gerçek bir aidiyet duygusundan çok, uyum gösterme yönündeki sosyal baskıyı ima edebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede fit in, sosyal bir grubun parçası olarak kabul edilmek anlamında kullanılmıştır?
- This coat will fit Leo next year.
- These folders will fit in the drawer.
- It took Maya a while to fit in at her new school.
Cevabı göster
It took Maya a while to fit in at her new school.
Kemi says that these people don't stand up for her.
4:35Kemi bu insanların ona destek çıkmadığını (stand up for) söylüyor.
or support someone who's being criticized or bullied.
4:41ya da eleştirilen veya zorbalığa uğrayan birini desteklemek anlamına gelir.
And I think it's time you reveal the answer to your question, Neil. Dilbilgisi
4:45Ve sanırım sorunun cevabını açıklamanın zamanı geldi, Neil.
it's time you reveal the ...: birini şimdi harekete geçmeye yönlendirmek
it's time you reveal the answer yapısında it's time, konuşanın şimdi gerçekleşmesi gerektiğini düşündüğü eylemi tanıtır; you ise bu eylemden sorumlu kişiyi belirtir. Reveal the answer, cevabı açıklamak anlamına gelir. I think ifadeyi yumuşatır, ancak cümle yine de Neil'ı harekete geçmeye açıkça yönlendirir. Altyazıda fiilin yalın biçimi reveal kullanılmıştır. Standart Britanya İngilizcesinde It's time you revealed the answer daha gelenekseldir; geçmiş zaman biçimi geçmişteki bir eylemi değil, şimdi yapılması gereken bir eylemi belirtir. It's time for you to reveal the answer da standart bir seçenektir.
Alıştırma
Britanya İngilizcesinde hangi cümle belirli bir kişiye şimdi harekete geçmesi gerektiğini en geleneksel biçimde söyler?
- You explained your decision on time.
- It's time you explained your decision.
- It's time to hear an explanation.
Cevabı göster
It's time you explained your decision.
I asked which was the most regularly used social media platform in the world in 2024,
4:492024'te dünyada en düzenli kullanılan sosyal medya platformunun hangisi olduğunu sordum,
I'm afraid you're wrong: düzeltmeyi yumuşatmak
Bu cümlede I'm afraid, hoş olmayan bir bilgiyi kibarca söylemeye giriş yapar. Gerçek bir korkuyu anlatmaz. Konuşan kişi, you're wrong düzeltmesini yumuşatmak için bu ifadeyi kullanır. I'm afraid + cümle yapısı bir düzeltme, ret veya başka bir kötü haberi sunabilir. Mesajı daha az sert yapar; ancak you're wrong yine de doğrudan bir yargıdır.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız toplantının onda olduğunu söylüyor, ancak toplantı aslında dokuzda başlıyor. Hangi cevap I'm afraid ifadesini bir düzeltmeye kibarca giriş yapmak için kullanır?
- I'm scared the meeting starts at nine, not ten.
- I fear the meeting starts at nine, not ten.
- I'm afraid the meeting starts at nine, not ten.
Cevabı göster
I'm afraid the meeting starts at nine, not ten.
It's Facebook with over 3 billion regular users. Dilbilgisi
5:00Bu, 3 milyardan fazla düzenli kullanıcısıyla Facebook'tur.
with over 3 billion regular users: istatistiksel destek eklemek
with over 3 billion regular users edat öbeği Facebook’un bir özelliğini ekler: Facebook’u düzenli kullanan 3 milyardan fazla kişi vardır. Burada with, birlikte anlamında değil, sahip olan anlamındadır. Facebook’tan sonra gelen bu öbek, tanımlamayı sayısal bir veriyle destekler. with + miktar + isim biçimindeki bu kısa yapı, açıklamalara istatistik eklerken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede with, ana ifadeyi destekleyen bir istatistik eklemek için kullanılmıştır?
- The guide opened the door with a key.
- I visited the museum with my cousins last year.
- The museum is a major attraction, with over two million visitors a year.
Cevabı göster
The museum is a major attraction, with over two million visitors a year.
Okay, let's recap the vocabulary we've learned in this program, Anlatım akışı
5:05Tamam, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,
Let's recap the vocabulary we've learned...: kısa bir gözden geçirmeye başlamak
Let's recap the vocabulary we've learned in this program, ana anlatımdan kısa bir gözden geçirme bölümüne geçildiğini bildirir. Konuşmacı let's ile dinleyicileri içeriği birlikte gözden geçirmeye davet eder; recap ana noktaları kısaca yeniden ele almak demektir. the vocabulary we've learned in this program ad öbeği, gözden geçirmenin kapsamını bu programda işlenen kelimelerle sınırlar. Bu tür bir ifade ders, toplantı veya programda özet bölümünün başladığını bildirerek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Bir sunucu dersi bitirirken temel ifadeleri kısaca gözden geçirmek istiyor. En doğal cümle hangisidir?
- Let's move on to a new set of expressions.
- Let's recap the key expressions we learned today.
- Let's repeat the last expression word for word.
Cevabı göster
Let's recap the key expressions we learned today.
starting with the verb spark, meaning to cause something, Anlatım akışı
5:09bir şeye neden olmak anlamına gelen kıvılcım saçmak (spark) fiilinden başlayarak,
Starting with the verb spark: ilk ögeyi tanıtmak
Starting with the verb spark, sıralı bir gözden geçirmenin ilk ögesini tanıtır. Kelimeleri gözden geçirme düşüncesine bağlanır ve dinleyiciye önce hangi ögenin ele alınacağını söyler. Burada starting with ifadesinden sonra the verb spark ad öbeği gelir. Genel olarak starting with + ad öbeği yapısı, bir dizideki ilk konuyu, ögeyi veya kişiyi belirtmek için kullanılır. Daha büyük bir cümleye bağlanabilen bir -ing öbeğidir; bu nedenle kendine ait bir özneye ve çekimli fiile ihtiyaç duymaz.
Alıştırma
İlk ögeyi tanıtan iki kelimelik düzenleyici ifadeyle cümleyi tamamlayın: We will discuss three problems, ____ the budget.
Cevabı göster
starting with
To be intimidated means to feel frightened or nervous
5:21Gözü korkmuş (intimidated) olmak, korkmuş veya gergin hissetmek anlamına gelir
The expressions "Oh my gosh" and "Oh my god"
5:27"Aman Tanrım (Oh my gosh)" ve "Aman Tanrım (Oh my god)" ifadeleri
you make yourself smaller and don't use your full potential
5:38kendinizi küçültür ve tüm potansiyelinizi kullanmazsınız
in order to make others feel comfortable or to fit in with them.
5:41başkalarının rahat hissetmesini sağlamak veya onlara uyum sağlamak için.
means to be vocal in defending a person who is being bullied. Kalıp ifadeler
5:47zorbalığa uğrayan bir kişiyi savunurken yüksek sesle konuşmak anlamına gelir.
to be vocal in defending: savunmak için açıkça sesini çıkarmak
Bu cümlede to be vocal in defending someone, birini savunmak için açık ve net biçimde konuşmak anlamına gelir. Buradaki vocal, yalnızca sesle veya yüksek sesle ilgili değildir; kişinin tutumunu başkalarına açıkça duyurmaya istekli olduğunu anlatır. Be vocal in + -ing yapısı, kişinin tutumunu hangi eylem aracılığıyla açıkça ifade ettiğini gösterir. Burada bu eylemi defending belirtir; dolayısıyla ifade, stand up for someone sözündeki kamuya açık ve kararlı biçimde ses çıkarma yönünü açıklar.
Alıştırma
Hangi cümle bir kişinin bir politikaya desteğini kamuya açık ve net biçimde ifade ettiğini açıkça belirtir?
- The spokesperson defended the policy.
- The spokesperson spoke loudly while reading the policy.
- The spokesperson was vocal in defending the policy.
Cevabı göster
The spokesperson was vocal in defending the policy.
Kapanış işareti olarak Once again, our time is up
Once again, daha önce de ulaşılan tanıdık bir noktaya yeniden gelindiğini belirtir; burada program yine sona ulaşmıştır. Kapanışı, bir eylemi tekrarlama isteği olarak değil, programın tekrar eden bir bölümü olarak çerçeveler. Our time is up, ayrılan sürenin sona erdiği anlamına gelir. Bu sözler birlikte ana tartışmayı kapatır ve dinleyicileri son vedaya ya da başka bir geçişe hazırlar.
Alıştırma
Sunucunun kapanış cümlesini, our ve up kullanan ve ayrılan sürenin sona erdiğini belirten ifadeyle tamamlayın: Once again, ____, so we have to stop here.
Cevabı göster
our time is up
if you're ready for more: koşullu ve samimi bir davet
Bu cümlede if you're ready for more, sonraki eylemden önce isteğe bağlı bir koşul sunar. More, bağlama göre daha fazla öğrenme içeriği, alıştırma veya zorluk anlamına gelir. If yan cümlesi daveti daha samimi hâle getirir ve seçimi dinleyiciye bırakır. Genellikle dinleyicinin yeteneğinden veya hazırlığından şüphe edildiğini göstermez.
Alıştırma
Şu cümlenin ders sonunda kullanımını değerlendirin: "If you're ready for more, try the bonus activity." Bu cümle dinleyicinin yeteneğini sorgulamak yerine isteğe bağlı bir sonraki adım sunar.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
head over to the BBC Learning English website Öbek fiiller
5:55BBC Learning English web sitesine gidin
to try the worksheet with a quiz for this program.
5:58ve bu programın sınavını içeren çalışma kağıdını deneyin.
head over to: bir yere gitmeyi gündelik dille söylemek
Head over to, bir yere gitmeyi veya bir yeri ziyaret etmeyi samimi ve gündelik bir şekilde ifade eder. Head burada belirli bir yöne hareket etmek anlamında bir fiildir; over, oraya gitme anlamına konuşma dili havası katar ve to hedefi tanıtır. Hedef, fiziksel bir yer veya çevrim içi bir konum olabilir. Burada bu ifade, dinleyicileri çalışma kâğıdı ile kısa sınavı yapmak üzere web sitesini ziyaret etmeye yönlendiren bir eylem çağrısıdır.
Alıştırma
Head ile başlayan, over içeren ve gündelik dilde go to anlamına gelen üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ our events page to book a seat.
Cevabı göster
Head over to