Sosyal medyada genç kadınlar ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
911 kelime 162 kel/dk

Video özeti: Program, sosyal medyanın gençlerin yaşamını nasıl etkilediğini değerlendiriyor: genç seçmenlerin siyasi bilgi edinmesini ve tartışmasını sağlayabilirken genç kadınları kendilerini bastırmaya iten baskı, yargılama ve zorbalığa da yol açabiliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. has played a huge role in educating young — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler. play a huge role in + -ing yapısıyla bir şeyin sonuca büyük katkısını anlatmayı öğrenin; örneğin sosyal medyanın seçmenlere adaylar ve politikalar hakkında bilgi vermesi. Böylece play sözcüğünü burada gerçek anlamıyla yorumlamazsınız. 2. shrink yourself — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bunun fiziksel olarak küçülmek değil, başkaları tehdit altında veya rahatsız hissetmesin diye görünürlüğünüzü, özgüveninizi ya da yeteneklerinizi kullanma düzeyinizi azaltmak olduğunu anlayın. İfadeyi sosyal baskı ve kendini ifade etmenin sınırlandırılması hakkında kullanabilirsiniz. 3. I'm afraid you're wrong. — Konuşma edimbilimi ve tutum. Bir düzeltmenin önünde I'm afraid kullanarak anlaşmazlığı veya hoş olmayan bilgiyi yumuşatın. Sunucunun test sonucunu açıklarken yaptığı gibi, karşıdakinin cevabının yanlış olduğunu sert görünmeden nazikçe söyleyebilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, BBC Learning English'ten Six Minute English'e hoş geldiniz.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:12

Ben de Beth.

In this program,

0:14

Bu programda,

we're discussing the positives and negatives of social media in the lives of young people. Kalıp ifadeler

0:15

sosyal medyanın gençlerin hayatındaki olumlu ve olumsuz yönlerini tartışıyoruz.

Kalıp ifadeler

positives and negatives of + bir konu

Positives and negatives of, aynı konunun iyi ve kötü yanlarını birlikte ortaya koyar. Cümlede of social media, değerlendirilen şeyin ne olduğunu gösterir. Burada positives ve negatives çoğul isimdir. Yeniden kullanılabilen kalıp the positives and negatives of + isim veya -ing'li ifade şeklindedir ve dengeli bir tartışma çerçevesi kurar.

Alıştırma

Dengeli tartışma kalıbını derste geçen ifadeyle tamamlayın: We should consider the ____ moving to a four-day workweek.

Cevabı göster

positives and negatives of

And this is a really trending topic at the moment Kalıp ifadeler

0:21

Ve bu şu anda gerçekten trend olan bir konu,

because of what's happening in Australia, Dilbilgisi

0:24

Avustralya'da yaşananlar nedeniyle,

Kalıp ifadeler

a really trending topic at the moment: şu anda çok gündemde olan bir konu

a really trending topic at the moment isim öbeği, şu anda kamuoyunda veya internette büyük ilgi gören bir konu anlamına gelir. Medya İngilizcesinde trending, o sırada yaygın biçimde tartışılan, aranan veya paylaşılan bir şeyi anlatır. at the moment, ifadeyi içinde bulunulan dönemle sınırlar; really ise ilginin derecesini güçlendirir. Birlikte konunun özellikle şu anda güncel ve dikkat çekici olduğunu gösterirler, ancak sürekli popüler kalacağı anlamına gelmezler.

Alıştırma

a really trending topic at the moment burada ne anlama geliyor?

  1. Uzun zaman önce tartışılmayı bırakmış bir konu.
  2. Sonsuza kadar önemli kalması gereken bir konu.
  3. Şu anda çok fazla ilgi gören bir konu.
Cevabı göster

Şu anda çok fazla ilgi gören bir konu.

where a new law to limit under 16-year-olds' access to social media is being debated. Notlar

0:27

orada 16 yaş altındakilerin sosyal medyaya erişimini sınırlayacak yeni bir yasa tartışılıyor.

Dilbilgisi

because of what's happening in Australia: because of + what isim yan cümlesi

Because of ifadesinden sonra bir isim veya isim gibi görev yapan bir yapı gelir. Burada what's happening in Australia, “Avustralya'daki olaylar veya durum” anlamına gelen bir what isim yan cümlesidir; bu nedenle yan cümlenin tamamı sebebi adlandırır. Bir olayı veya durumu tek bir bütün olarak sebep göstermek istediğinizde bu yapıyı kullanabilirsiniz: because of what happened, because of what's changing veya because of what people said. Normal bir özne-yüklem cümlesi because of ifadesinden hemen sonra gelemez.

Alıştırma

Because of ve what's kısaltmasını kullanarak cümleyi bir what yan cümlesiyle tamamlayın: The library has changed its opening hours ____ in the neighbourhood.

Cevabı göster

because of what's happening

Kelime

16 yaşından küçüklerin sosyal medyaya erişimini sınırlayacak yasa

to limit... biçimindeki to-infinitive, yasanın amaçlanan hedefini veya etkisini açıklar. Bu ifadenin içindeki limit someone's access to something, bir kişinin bir şeyi kullanma, ona ulaşma veya onu elde etme imkânını ya da iznini azaltmak veya kontrol etmek demektir. Under 16-year-olds' iyelik biçimindedir ve erişimi sınırlanan grubun kim olduğunu gösterir. Social media, access to ifadesinden sonra gelen hedeftir. Dolayısıyla bu ifade, 16 yaşından küçüklerin sosyal medyaya erişimini kısıtlamayı amaçlayan bir yasa anlamına gelir.

Alıştırma

Politika cümlesini limit + iyelik biçimindeki bir grup + access to yapısıyla tamamlayın: The college introduced a rule to ____ online gambling sites.

Cevabı göster

limit students' access to

Dilbilgisi

is being debated: şimdiki zamanın edilgen biçimi

is being debated, is + being + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Bu, şimdiki zamanın edilgen biçimidir: eylem yasaya uygulanır; yani yasa, insanların tartıştığı şeydir, tartışma eylemini yapan şey değildir. Sürekli zaman biçimi, tartışmanın söz edilen anda devam ettiğini gösterir. Süreci kimin yürüttüğünden daha önemli olduğu haberlerde bu yapı sık görülür.

Alıştırma

Cümleyi debate fiilinin şimdiki zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The proposal ____ right now.

Cevabı göster

is being debated

Neil,

0:33

Neil,

tell me one good thing and one bad thing about having social media in your life. Kalıp ifadeler

0:34

bana hayatında sosyal medyanın olmasının bir iyi, bir de kötü yanını söyle.

Kalıp ifadeler

one good thing and one bad thing about: iki tarafı da sormak

one good thing and one bad thing about ..., dengeli bir soru kalıbıdır. Bir konu hakkında tam olarak bir olumlu ve bir olumsuz nokta ister. about sözcüğü değerlendirilecek konuyu tanıtır. Ardından bir isim öbeği veya about having social media in your life örneğindeki gibi -ing yapısı gelebilir.

Alıştırma

Dengeli soru kalıbını dersteki sözcüklerle tam olarak tamamlayın: Tell me ____ studying abroad.

Cevabı göster

one good thing and one bad thing about

Well, one good thing is

0:39

Şey, iyi yanlarından biri şu,

uh it means I can see Dilbilgisi

0:42

eee bu sayede görebiliyorum,

what friends are doing

0:44

arkadaşlarımın neler yaptığını,

uh who live far away.

0:47

eee uzakta yaşayanların.

Dilbilgisi

it means I can see what friends are doing (arkadaşlarımın ne yaptığını görebildiğim anlamına geliyor)

it means, daha önce sözü edilen bir şeyin pratik sonucunu tanıtır. Burada I can see... bu sonucu verir: konuşan kişi uzakta yaşayan arkadaşlarının neler yaptığını takip edebilir. what friends are doing, see fiilinin nesnesi olan gömülü bir sorudur. Gömülü soruda what + özne + fiil biçimindeki düz cümle dizilişi kullanılır; doğrudan soru dizilişi olan What are friends doing? kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede see sonrasında gömülü soru doğru kullanılmıştır?

  1. It means I can see what do my friends do.
  2. It means I can see what are my friends doing.
  3. It means I can see what my friends are doing.
Cevabı göster

It means I can see what my friends are doing.

Uh and one bad thing is

0:48

Eee, bir de kötü yanı şu ki,

it's really addictive and a massive waste of time. Notlar

0:50

gerçekten bağımlılık yapıyor ve büyük bir zaman kaybı.

Kelime

really addictive (gerçekten bağımlılık yapan)

really addictive, bir şeyin insanlarda onu kullanmaya veya yapmaya devam etme isteği uyandırma olasılığının çok yüksek olduğunu belirtir. really, addictive sıfatının derecesini güçlendirir. Burada addictive, sosyal medyanın bırakılması zor bir özelliğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, insanlarda oynamaya devam etme isteği uyandıran bir oyunu doğal biçimde anlatır?

  1. This game is really addictive.
  2. This game is really addicted to.
  3. This game is really addicted.
Cevabı göster

This game is really addictive.

Kalıp ifadeler

a massive waste of: çok büyük bir israf

Bu cümlede a massive waste of time, bir şeyin zamanı kullanmasına rağmen pek az değerli sonuç vermesi ya da hiç vermemesi anlamına gelir. Massive olumsuz değerlendirmeyi güçlendirir; fiziksel büyüklüğü anlatmaz. a massive waste of + kaynak kalıbı, time, money veya energy gibi bir kaynağın büyük ölçüde israf edildiğini belirtir. Bu bir isim öbeğidir ve bu nedenle sıkça be fiilinden sonra gelir: It was a massive waste of time.

Alıştırma

Aşırı derecede israfı belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Waiting three hours for a five-minute update was ____ time.

Cevabı göster

a massive waste of

Well, it's interesting to hear a man's perspective, Neil,

0:54

Şey, bir erkeğin bakış açısını duymak ilginç, Neil,

because when it comes to issues like cyberbullying, Anlatım akışı

0:57

çünkü siber zorbalık gibi konular söz konusu olduğunda,

it is often young women who are most affected. Dilbilgisi

1:00

en çok etkilenenler genellikle genç kadınlardır.

Anlatım akışı

when it comes to issues like cyberbullying: konuyu daraltmak

When it comes to ..., bir şey hakkında konuşurken veya bir konuya gelince anlamına gelir; bir şeyin bir yere gelmesini anlatmaz. Konuşmacının daha geniş bir konunun hangi bölümünü ele alacağını gösterir. Burada issues like cyberbullying, tartışmayı bir sorun kategorisiyle sınırlar ve cyberbullying bu kategorinin bir örneğidir. İfade, dinleyiciyi ardından gelecek açıklamaya hazırlar.

Alıştırma

Konuyu belirli bir sorun türüyle sınırlayan hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ exam stress, schools can offer practical support.

Cevabı göster

When it comes to issues like

Dilbilgisi

It is ... young women who ...: etkilenen gruba odaklanma

Bu, it-cleft adı verilen bir odaklama yapısıdır. it is ... who ... kalıbı bir kişiyi veya grubu bilginin odağına yerleştirir. Burada young women en çok etkilenen grubu belirtirken often bunun sık görülen bir durum olduğunu anlatır. Baştaki it belirli bir nesneye gönderme yapmaz. Bu vurgu yapısı kaldırıldığında temel anlam Young women are often most affected olur; ancak düz cümlede tam olarak kimin etkilendiği daha az vurgulanır.

Alıştırma

Sorunu çözen kişiyi vurgulamak için it-cleft yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. It was Maya who solved the problem.
  2. It was who Maya solved the problem.
  3. Maya was who it solved the problem.
Cevabı göster

It was Maya who solved the problem.

So,

1:03

Bu yüzden,

soon we'll be hearing from women in different countries Kalıp ifadeler

1:03

yakında farklı ülkelerden kadınlardan,

about their online experiences.

1:07

çevrimiçi deneyimleri hakkında bazı şeyler duyacağız.

Kalıp ifadeler

We'll be hearing from: sıradaki konuşmacıları duyurma

Program sunumu üslubundaki bu cümlede we'll be hearing from, izleyicinin veya dinleyicinin yakında bu kadınların anlatılarını, görüşlerini ya da deneyimlerini duyacağı anlamına gelir. Hear from someone, birinden ileti almak veya onun söyleyeceklerini öğrenmek demektir; yalnızca sesini fiziksel olarak duymakla sınırlı değildir. Gelecek zamanın sürekli biçimi olan we'll be hearing, bunu planlanmış bir programın yakında başlayacak bölümü olarak sunar. Soon zamanı belirtir; from ifadesinden sonra katkısı dinlenecek kişiler gelir.

Alıştırma

Sunucunun duyurusunu vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Next, ____ three local business owners.

Cevabı göster

we'll be hearing from

And remember,

1:09

Ve unutmayın,

you can find all the vocabulary and a worksheet

1:10

tüm kelime dağarcığını ve çalışma kağıdını

on our website bbclearningenglish.com.

1:13

bbclearningenglish.com adresindeki web sitemizde bulabilirsiniz.

But first,

1:16

Ama önce,

I have a question for you, Beth.

1:17

sana bir sorum var, Beth.

In 2024,

1:19

2024 yılında,

which was the most regularly used social media platform in the world? Dilbilgisi

1:20

dünyada en düzenli kullanılan sosyal medya platformu hangisiydi?

Dilbilgisi

the most regularly used ... in the world: dünyada en düzenli kullanılan……

the most regularly used social media platform ifadesinde used, platform sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır: insanlar platformu kullanır. Regularly nasıl kullanıldığını belirtir; most ise bu niteliği karşılaştırma içindeki en yüksek dereceye taşır. the most + zarf + geçmiş zaman ortacı + isim kalıbı, bir eylemin nesnelere ne kadar sık veya yaygın biçimde uygulandığına göre sıralama yapabilir. Sorudaki ana fiil was'tır; used ana fiil değildir. In the world karşılaştırma grubunu belirler.

Alıştırma

Cümleyi regularly used ifadesinin üstünlük derecesiyle tamamlayın: This was ____ app in the survey.

Cevabı göster

the most regularly used

Was it A, Facebook,

1:25

A, Facebook muydu,

B, Instagram,

1:27

B, Instagram mı,

or C, TikTok?

1:29

yoksa C, TikTok mu?

Oh, I'm going to say TikTok.

1:31

Oh, TikTok diyeceğim.

Well,

1:33

Şey,

we'll find out the answer at the end of the program. Öbek fiiller

1:33

cevabı programın sonunda öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out: araştırıp öğrenmek

Find out, daha önce bilmediğiniz bir bilgiyi kontrol ederek, sorarak, araştırarak veya açıklanmasını bekleyerek öğrenmek anlamına gelir. Cümlede cevap henüz bilinmiyor; programın sonunda öğrenilecek. Arkasından find out the answer örneğindeki gibi bir isim öbeği ya da find out why it happened örneğindeki gibi bir soru yan cümlesi gelebilir. Temel fikir, bilmemekten bilmeye geçiştir.

Alıştırma

Leo kütüphanenin açık olup olmadığını bilmiyor, bu nedenle bilgi almak için telefon ediyor. Hangi cümle onun eylemini en iyi anlatır?

  1. He calls to find the library building.
  2. He calls to find out whether the library is open.
  3. He calls because he already knows whether the library is open.
Cevabı göster

He calls to find out whether the library is open.

Now,

1:37

Şimdi,

let's start with the positive side of social media. Anlatım akışı

1:37

sosyal medyanın olumlu tarafıyla başlayalım.

Anlatım akışı

let's start with the positive side of social...: ilk konuyu düzenlemek

Let's start with ... sıralı bir tartışmada ilk konuyu belirtir. Dinleyicilere önce neyin ele alınacağını söyler ve onları sonraki maddelere hazırlar. The positive side of ... bir konunun fiziksel bir tarafını değil, yararlarını veya olumlu yönlerini ifade eder. İfade bir bütün olarak avantajlar bölümünü başlatır ve daha sonra farklı bir yönün ele alınabileceğini düşündürür.

Alıştırma

Hangi cümle avantajları tartışmanın ilk bölümü olarak doğal biçimde tanıtır?

  1. Let's start from the positive side for the proposal.
  2. Let's start with the positive side of the proposal.
  3. Let's begin the proposal on its positive side.
Cevabı göster

Let's start with the positive side of the proposal.

As a politics student at Oklahoma University, Dilbilgisi

1:40

Oklahoma Üniversitesi'nde siyaset öğrencisi olan

21-year-old Haleigh Hurst campaigned in the 2024 US presidential election. Kelime

1:43

21 yaşındaki Haleigh Hurst, 2024 ABD başkanlık seçimlerinde kampanya yürüttü.

Dilbilgisi

As a politics student at Oklahoma University: bir rolü tanıtmak

Cümlenin başındaki As a politics student at Oklahoma University, Haleigh'nin rolünü daha sonraki eyleminin arka planı olarak verir. Kalıp as + rol veya kimlik biçimindedir ve ardından ana cümle gelir. Buradaki as, ne zaman anlamına değil, bir rol veya konumda olma anlamına gelir. Bir kişinin rolü, söylediği ya da yaptığı şeyi anlamak için önemliyse bu başlangıcı kullanın.

Alıştırma

Cümleyi bir rol veya konumda anlamındaki ifadeyle tamamlayın: ____ volunteer, Maya welcomes visitors at the museum.

Cevabı göster

As a

Kelime

campaigned in the 2024 US presidential election: fiil olarak campaign

Bu cümlede campaigned, campaign fiilinin geçmiş zaman biçimidir. campaigned in the 2024 US presidential election ifadesi, seçmenleri ikna etmek veya bir kampanyayı desteklemek gibi bu seçimle bağlantılı düzenli çalışmalara katıldığını anlatır. Bu ifade tek başına Haleigh'nin aday olduğunu söylemez. İnsanlar bir aday, parti veya amaç için de bir seçimde kampanya yürütebilir; bu nedenle kişinin kesin rolünü anlamak için bağlama ihtiyaç vardır.

Alıştırma

Bu ifadeyi değerlendirin: She campaigned in the election, onun mutlaka aday olduğu anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Here,

1:49

Burada,

she explains one benefit of social media

1:49

sosyal medyanın bir faydasını açıklıyor,

to BBC World Service program Pick of the World.

1:52

BBC Dünya Servisi'nin Pick of the World programına.

I do think social media has played a huge role in educating young voters. Notlar

1:55

Sosyal medyanın genç seçmenleri eğitmede kesinlikle büyük bir rol oynadığını düşünüyorum,

Dilbilgisi

I do think: olumlu cümlede vurgulayıcı do

I do think ifadesinde do, olumlu cümlede kullanılan vurgulayıcı bir yardımcı fiildir. Sadece tarafsız bir görüş bildirmek yerine, konuşanın bunu gerçekten veya kesinlikle düşündüğünü göstererek görüşü güçlendirir. Burada konuşan kişi, sosyal medyanın önemli bir rol oynadığı yönündeki görüşünü güçlü biçimde doğrular. Vurgulayıcı do çoğunlukla bir şüpheye cevap vermek, bir izlenimi düzeltmek veya samimi bir görüşü daha güçlü ifade etmek için kullanılır. do sonrasında ana fiil yalın biçimde kalır: do think.

Alıştırma

Konuşanın görüşünü güçlü biçimde doğrulayan vurgulayıcı yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: I ____ think this plan can work.

Cevabı göster

do

Kalıp ifadeler

has played a huge role in educating young: play a role in + -ing yapısı

play a role in + isim/-ing yapısı, “bir şey üzerinde etki sahibi olmak veya bir şeyi etkilemek” anlamına gelir. Burada has played a huge role in educating, sosyal medyanın genç seçmenleri eğitme sürecinde çok büyük bir etkisi olduğunu anlatır; role, tiyatrodaki bir rolü değil, “işlev veya etki”yi ifade eder. in bir edat olduğu için, ardından bir eylem geldiğinde -ing biçimi kullanılır: in educating. Has played, present perfect yapısındadır ve geçmişteki katkıyı şu anki durum ya da tartışmayla ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümleyi play a huge role in hedef yapısıyla tamamlayın ve play fiilini özneye uygun hâle getirin: Good teachers ____ helping teenagers build confidence.

Cevabı göster

play a huge role in

on different policies and different people who are running. Kelime

1:59

farklı politikalar ve aday olan farklı kişiler hakkında.

Kelime

people who are running: seçimde “aday olmak” anlamındaki run

Burada people who are running, “bir seçimde aday olan kişiler” anlamına gelir. Run fiziksel olarak koşmayı değil, siyasi bağlamda “bir göreve seçilmek için aday olmayı” ifade eder. Who are running ilgi cümleciği, hangi kişilerden söz edildiğini belirtir. Yakındaki politika ve seçmen ifadeleri anlamı açık hâle getirdiği için görev veya seçim adı söylenmemiştir; bağımsız bir cümlede running for office ya da running for + belirli bir görev daha açıktır.

Alıştırma

“Several local politicians are running this year,” cümlesinde are running büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yerel işletmeleri yönetiyorlar.
  2. Egzersiz için koşuyorlar.
  3. Bir seçimde aday olarak yarışıyorlar.
Cevabı göster

Bir seçimde aday olarak yarışıyorlar.

I know Trump has recently said that

2:02

Trump'ın geçenlerde şöyle dediğini biliyorum:

he has a soft spot in his heart for TikTok. Deyimler

2:04

kalbinde TikTok için ayrı bir yer (soft spot) varmış.

Deyimler

a soft spot in his heart for: özel bir yakınlık hissetmek

Bu cümlede has a soft spot in his heart for TikTok, “TikTok'a karşı özel bir yakınlık veya sempati hissediyor” demektir. Soft spot mecazidir; kalpte fiziksel olarak yumuşak bir bölgeyi değil, şefkat veya sempatiyi anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen temel ifade have a soft spot for someone or something şeklindedir. Burada in his heart, duygusal yönü vurgular. İfade olumlu bir duygusal eğilim gösterir, ancak tek başına tam onay veya resmî destek anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce 'Even though Maya rarely buys sweets, she has a soft spot for her grandfather's apple pie,' cümlesinde has a soft spot for ne anlama gelir?

  1. Onu tarifteki ciddi bir kusur olarak görüyor.
  2. Ona karşı özel bir yakınlık hissediyor.
  3. Onun bir bölümünün fiziksel olarak yumuşak olduğunu düşünüyor.
Cevabı göster

Ona karşı özel bir yakınlık hissediyor.

With the growth of social media, Anlatım akışı

2:08

Sosyal medyanın büyümesiyle birlikte,

it has sparked a lot more debates. Kelime

2:10

çok daha fazla tartışmayı alevlendirdi (spark).

Anlatım akışı

With the growth of social media: önce arka plan, sonra sonuç

With the growth of social media, cümlenin başında kullanılan bir with öbeğidir. Burada with, “... büyüdükçe” veya “... ile birlikte” anlamına gelir; growth ise bir değişimi adlandıran isimdir. Bu öbek, ana cümleden önce durumu ortaya koyar. Bu sıra bilgiyi “önce arka plan, sonra sonuç” biçiminde düzenler: With + isim öbeği, ana cümle. Değişimi ardından gelen durumla ilişkilendirir, ancak with tek başına doğrudan neden bildiren açık bir ifadeden daha geniş bir ilişki bırakabilir.

Alıştırma

İngilizce 'With the growth of remote learning, schools are redesigning their courses,' cümlesinde başlangıçtaki öbeğin görevi nedir?

  1. Sonuç için değişmekte olan bir arka plan oluşturur.
  2. Uzaktan eğitimi kimin yeniden tasarladığını belirtir.
  3. Okulların uzaktan eğitimle fiziksel olarak birlikte olduğunu söyler.
Cevabı göster

Sonuç için değişmekte olan bir arka plan oluşturur.

Kelime

has sparked a lot more debates: spark ‘başlatmak, tetiklemek’ anlamında

has sparked a lot more debates ifadesinde spark, özellikle debate, controversy, interest veya concern gibi bir tepkinin başlamasına ya da gelişmesine neden olmak anlamında kullanılan bir fiildir. Bu kullanım mecazidir; gerçek bir ateş veya kıvılcım söz konusu değildir. has sparked, present perfect yapısındadır. Tartışmaları daha önce başlamış ve sonucu hâlâ önemli olan bir durum olarak sunar; a lot more ise tartışma sayısında büyük bir artış olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi spark fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The minister's comments have ____ a public debate.

Cevabı göster

sparked

I think my generation

2:11

Bence benim neslim de

too has seen so many climactic things happen.

2:13

çok fazla kritik olayın yaşandığını gördü.

Haleigh thinks one good thing about social media

2:16

Haleigh, sosyal medyanın iyi bir yanının,

is that it sparks debates and conversations.

2:19

tartışmaları ve konuşmaları alevlendirmesi (spark) olduğunu düşünüyor.

It causes debates to start.

2:22

Tartışmaların başlamasına neden oluyor.

She comments that Donald Trump is a fan of social media Kalıp ifadeler

2:25

Donald Trump'ın bir sosyal medya hayranı olduğunu yorumluyor,

by saying he has a soft spot for TikTok.

2:29

onun TikTok'a zaafı olduğunu (soft spot) söyleyerek.

Kalıp ifadeler

a fan of social ... media: be a fan of kalıbı

Vurgulanan a fan of social sözleri, ardından gelen media ile birleşerek a fan of social media ifadesini oluşturur. Burada fan, bir şeyi seven veya destekleyen kişi demektir; elektrikli vantilatör anlamına gelmez. Be a fan of + isim veya -ing biçimi, olumlu bir tercihi ya da onayı ifade etmenin yaygın bir yoludur. Bu cümlede birine a fan of social media demek, sosyal medyaya karşı genel olarak olumlu bir tutumu özetler. Bu, kişinin mutlaka uzman olduğu veya her sosyal medya platformunu desteklediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef ifadeyi tamamlayın: I do not enjoy long meetings, so I'm not ____ long meetings.

Cevabı göster

a fan of

If you have a soft spot for something or someone,

2:32

Bir şeye veya birine karşı zaafınız (soft spot) varsa,

you feel affectionate and fond of it.

2:35

ona karşı sevgi ve şefkat hissedersiniz.

You like it a lot.

2:38

Onu çok seversiniz.

But, of course,

2:39

Ama elbette,

that's not the whole story. Deyimler

2:40

hikayenin tamamı bu değil.

Deyimler

that's not the whole story: daha fazla önemli bilginin geleceğini belirtmek

Bu cümlede that's not the whole story, “şimdiye kadar verilen bilgiler durumun tamamını göstermiyor” anlamına gelir. Story burada sonu eksik bir hikâyeyi değil, durumun bütününü ifade eder. Bu ifade, konuşanın önceki noktayı kabul edip ardından henüz belirtilmemiş önemli bir yöne geçmesini sağlar. Ardından çoğu zaman bir sınırlama, sorun, neden veya karşıt bir gerçek gelir.

Alıştırma

"That's not the whole story" ifadesi büyük olasılıkla ne anlatır?

  1. Önceki her ifade yanlıştır.
  2. Önceki bilgiler eksiktir ve konunun başka bir yönü açıklanacaktır.
  3. Anlatılan bir hikâyenin sonu eksiktir.
Cevabı göster

Önceki bilgiler eksiktir ve konunun başka bir yönü açıklanacaktır.

Increasingly,

2:41

Giderek artan bir şekilde,

young women are reporting the negative impact social media is making on their lives Kalıp ifadeler

2:42

genç kadınlar sosyal medyanın hayatlarındaki olumsuz etkilerini bildiriyor,

and the pressure they feel to appear perfect online, Kalıp ifadeler

2:47

ve çevrimiçi ortamda kusursuz görünme konusunda hissettikleri baskıyı,

Kalıp ifadeler

the pressure they feel to appear perfect online: internette kusursuz görünme baskısı

the pressure they feel isim öbeğinde they feel, ilgi zamiri that'in düşürüldüğü bir ilgi cümleciğidir: the pressure (that) they feel. Hangi baskıdan söz edildiğini belirtir. To appear perfect online, insanların ne yapmak zorunda hissettiklerini açıklar. Burada appear, “öyle görünmek veya o izlenimi vermek” anlamındadır. Bu nedenle ifade, gerçekten kusursuz olmaktan değil, kusursuz bir görüntü sunmaktan söz eder.

Alıştırma

“Some teens feel pressure to appear happy online,” cümlesinde appear happy ne anlama gelir?

  1. Başkalarına mutlu görünmeye çalışırlar.
  2. Gerçekten her zaman mutlu hissederler.
  3. İnternette birdenbire görünür hâle gelirler.
Cevabı göster

Başkalarına mutlu görünmeye çalışırlar.

especially from men.

2:51

özellikle erkeklerden gelen.

Kalıp ifadeler

the negative impact social media is making on their ...: etkilenen alanı belirtmek

Temel sözcük impact isimidir. impact ... on their lives ifadesinde on, etkilenen kişiyi, şeyi veya alanı belirtir; burada their lives ifadesine yönelir. Negative, etkinin zararlı olduğunu gösterir. Social media is making on their lives, impact sözcüğünü niteleyen ve that sözcüğü düşürülmüş bir ilgi cümleciğidir: the negative impact (that) social media is making on their lives. Bu söz dizimi nedeni, etkiyi ve etkilenen alanı tek bir isim öbeğinde toplar.

Alıştırma

Etkilenen alanı belirten edatla standart isim kalıbını tamamlayın: The report examines the negative impact of long commutes ____ family life.

Cevabı göster

on

Maanvi Sharma, aged 28,

2:53

28 yaşındaki Maanvi Sharma,

is a businesswoman and model with a large Instagram following, Kelime

2:55

Instagram'da çok takipçisi olan bir iş kadını ve modeldir,

Kelime

with a large Instagram following: Instagram'da geniş bir takipçi kitlesi olan

with a large Instagram following ifadesinde following, birini takip eden veya destekleyen insan grubunu belirten bir isimdir. Dolayısıyla a large Instagram following, Instagram'da çok sayıda takipçiye sahip olmak demektir. a + sıfat + following yapısı, following'in burada isim olduğunu gösterir. With, bu kitlenin büyüklüğünü iş kadını ve modelin bir özelliği olarak ekler.

Alıştırma

“The artist has a large online following” cümlesinde following ne anlama gelir?

  1. Daha sonra gerçekleşen bir şey
  2. Sanatçıyı takip eden veya destekleyen bir grup insan
  3. Sanatçının birinin arkasından yürüme eylemi
Cevabı göster

Sanatçıyı takip eden veya destekleyen bir grup insan

who lives in Delhi, India.

2:59

ve Hindistan'ın Yeni Delhi şehrinde yaşamaktadır.

And Kemi Adeyemi is a 26-year-old

3:01

Ve Kemi Adeyemi ise 26 yaşında,

travel blogger from Lagos in Nigeria.

3:04

Nijerya'nın Lagos şehrinden bir seyahat blog yazarı.

Both young women discussed these social media worries

3:07

Her iki genç kadın da bu sosyal medya endişelerini

with BBC World Service program Pick of the World.

3:10

BBC Dünya Servisi programı Pick of the World'de tartıştı.

The person you're dating,

3:14

Çıktığınız kişi,

they might leave you just because of the social media. Dilbilgisi

3:15

sadece sosyal medya yüzünden sizi terk edebilir.

Dilbilgisi

“might ... just because of”: olasılık ve haksız görünen bir neden

“They might leave you” ifadesinde might + fiilin yalın hâli, ayrılmayı bir gerçek ya da kesinlik olarak değil, gelecekte gerçekleşebilecek bir sonuç olarak sunar. Konuşan kişi olabilecek bir durumdan kaygılanmaktadır. “Just because of + isim öbeği” nedeni belirtir ve yalnızca bu nedenin fazla küçük, haksız ya da can sıkıcı göründüğünü vurgular. Buradaki kaygı, sadece sosyal medyanın birinin ilişkiyi bitirmesine yol açabilmesidir.

Alıştırma

Hangi cümle olası bir sonucu anlatır ve nedenin haksız sayılacak kadar küçük olabileceğini düşündürür?

  1. They rejected the application after three interviews.
  2. They might reject the application just because of one spelling mistake.
  3. They will reject every incomplete application.
Cevabı göster

They might reject the application just because of one spelling mistake.

They might think that you're not good for, Kalıp ifadeler

3:18

Sizin uygun olmadığınızı düşünebilirler,

you know, marriage.

3:20

bilirsiniz işte, evlilik için.

Kalıp ifadeler

“not good for ... marriage” ve konuşmadaki “you know” duraksaması

Bu bağlamda özne bir kişidir; bu nedenle “not good for marriage”, başkalarının o kişiyi evliliğe veya evlilik hayatına uygun görmeyebileceği anlamına gelir. Bu, sağlık açısından yarar bildiren bir ifade değil, uygunluk değerlendirmesidir. “You know” burada cümle arasına giren bir söylem belirtecidir. Konuşan kişi sözcüklerini seçerken veya ortak bir anlayış olduğunu varsayarken bunu kullanır; dinleyicinin evlilik hakkında bilgisi olup olmadığını gerçekten sormaz.

Alıştırma

“you're not good for, you know, marriage.” ifadesinin en uygun yorumunu seçin.

  1. Konuşan kişi, birinin evliliğe uygun görülmeyebileceğini söylüyor ve you know sözlü bir duraksamayı gösteriyor.
  2. Konuşan kişi, evliliğin o kişinin sağlığına zararlı olduğunu söylüyor ve you know ile bilgi sorusu soruyor.
  3. Konuşan kişi, o kişinin düğün düzenleme becerisinden yoksun olduğunu söylüyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi, birinin evliliğe uygun görülmeyebileceğini söylüyor ve you know sözlü bir duraksamayı gösteriyor.

Like, you're not

3:21

Mesela, sen

you can't be a good partner because you're on social media

3:22

sosyal medyada olduğun için iyi bir partner olamazsın diye düşünebilirler,

because you're being watched by a lot of people Dilbilgisi

3:24

çünkü bir sürü insan tarafından izleniyorsunuz,

Dilbilgisi

being watched by a lot of people: şimdiki zamanda devam eden edilgen yapı

you're being watched ifadesinde are being + geçmiş zaman ortacı watched, şimdiki zamanın devam eden edilgen yapısını oluşturur. You eylemi yapan değil, eyleme maruz kalan taraftır: birçok kişi seni izliyor veya sana dikkat ediyor; sen onları izlemiyorsun. Buradaki watched, büyük bir kitle tarafından takip edilmek, gözlemlenmek veya değerlendirilmek anlamına gelebilir. Herkesin aynı anda kelimenin tam anlamıyla gözünü dikmiş olması gerekmez. Bu yapı, kamuoyunun ilgisini devam eden bir durum olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi watch fiilinin şimdiki zamanda devam eden edilgen biçimiyle tamamlayın: The singer is ____ by thousands of fans online right now.

Cevabı göster

being watched

and they feel a little intimidated by this. Kelime

3:27

ve onlar bundan biraz çekiniyorlar (intimidated).

Kelime

feel a little intimidated by: hafif baskı veya özgüven azalması

Feel intimidated by someone or something, bir kişi ya da durum güçlü, etkileyici veya zor göründüğü için gergin, daha az özgüvenli ya da doğal davranamayacak durumda hissetmek demektir. Doğrudan bir tehdit olması gerekmez. A little, ifadenin şiddetini azaltır. Bu cümlede this, daha önce sözü edilen kamuoyu ilgisini gösterir. Bu ilgi onlarda bir miktar baskı yaratır, ancak ifade bunu yoğun korku yerine hafif bir huzursuzluk olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi hafif baskı anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Leo felt ____ the expert panel.

Cevabı göster

a little intimidated by

You know what? Ton ve niyet

3:29

Biliyor musun?

Ton ve niyet

Dikkat çeken bir başlangıç olarak You know what?

Buradaki You know what? gerçek bir bilgi talebi değildir. Dinleyenin dikkatini çeken ve konuşanın birazdan bir düşünce, örnek, karar veya haber ekleyeceğini gösteren bir sohbet başlangıcıdır. Konuşan kişi genellikle cevap beklemeden devam eder. Bu ifadeyi “dinle” veya “şimdi söylemek istediğim şey şu” anlamında bir işaret olarak düşünün.

Alıştırma

Konuşanın bir karar açıklamasından önce dikkat çeken samimi başlangıç ifadesini tamamlayın: ____? I'm going to take the earlier train.

Cevabı göster

You know what

We saw your girlfriend.

3:30

Senin kız arkadaşını gördük.

Oh my gosh, Ton ve niyet

3:31

Aman Tanrım,

she was wearing this.

3:32

şunu giyiyordu.

Oh my god.

3:33

Aman Tanrım.

Ton ve niyet

Güçlü tepkiler için Oh my gosh ... Oh my god

Oh my gosh ve Oh my god; şaşkınlık, şok, inanamama veya hoşnutsuzluk gibi ani ve güçlü tepkileri gösteren ünlemlerdir. Bu cümlede birinin giydiği şeye karşı yargılayıcı bir tepki eklerler; Tanrı hakkında kelimesi kelimesine söylenmiş ifadeler değildir. Gosh, God sözcüğünün örtmeceli bir karşılığıdır. Tonlama ve bağlam tam duyguyu belirlemeye devam etse de genellikle ünlemi daha hafif ve dinî açıdan daha az doğrudan hâle getirir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Oh my gosh genellikle Oh my god ifadesine göre daha hafif ve dinî açıdan daha az doğrudan bir seçenektir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

But it's affecting my personal life. Kalıp ifadeler

3:33

Ama bu benim kişisel hayatımı etkiliyor.

Kalıp ifadeler

it's affecting my personal life: affect + doğrudan nesne

“it's affecting my personal life” ifadesinde affect, “etkilemek” anlamına gelen bir fiildir ve my personal life ifadesini doğrudan nesne olarak alır. Personal life, hayatın iş veya kamuya açık bir rol dışında kalan özel bölümüdür. Şimdiki zamanın süreklilik biçimi olan it's affecting, etkinin şu anda gerçekleştiğini veya geliştiğini gösterir. Bu bağlamda konuşan kişi bir sınır çiziyor: sorun artık yalnızca kamusal veya çevrim içi alanla sınırlı değil.

Alıştırma

Durumun şu anda konuşan kişinin özel hayatını etkilediğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. It is affecting on my personal life.
  2. It is effecting my personal life.
  3. It is affecting my personal life.
Cevabı göster

It is affecting my personal life.

Some men or some people,

3:36

Bazı erkekler veya bazı insanlar,

they want you to shrink yourself Deyimler

3:38

senin kendini küçültmeni (shrink yourself) istiyorlar,

so that they can like be the bigger person. Deyimler

3:40

böylece kendileri daha büyük bir insan olabilsinler.

Deyimler

shrink yourself: mecazen kendini geri plana çekmek

“Shrink yourself” burada mecazdır. Fikirlerinizi, yeteneklerinizi veya başarılarınızı geri planda tutarak kendinizi daha az yetenekli, özgüvenli, başarılı ya da görünür göstermek anlamına gelir. Fiziksel olarak küçülmek anlamına gelmez. Boyut imgesi bir güç ilişkisini anlatır: başka biri kendini “daha büyük” hissedebilsin veya öyle görünebilsin diye bir kişiye sosyal ya da duygusal olarak daha az yer kaplaması için baskı yapılır. Bu ifade, başka birinin rahatlığı veya statüsü uğruna kendini bastırmayı eleştirir.

Alıştırma

“Kendini daha az görünür veya özgüvenli hâle getirmek” anlamındaki vurgulanan mecazla tavsiyeyi tamamlayın: Don't ____ just to make other people comfortable.

Cevabı göster

shrink yourself

Deyimler

shrink yourself sonrasında be the bigger person: statü metaforu

Be the bigger person normalde bir çatışmada daha olgun veya cömert davranmak anlamına gelen bir deyimdir. Ancak bu cümlede, başka birinin kendisini küçültmesi fikrinden sonra gelir. Bu bağlam, bigger sözcüğündeki büyüklük imgesini yeniden etkinleştirir. Konuşmacı bir ilişki dinamiğini eleştiriyor: Bir kişi kendisini küçültüyor ve böylece diğeri daha önemli, üstün ya da saygın görünüyor. İfade, alışılmış olgunluk anlamını hâlâ çağrıştırsa da burada asıl nokta göreli konum ve itibardır.

Alıştırma

“shrink yourself so that they can ... be the bigger person” bağlamında be the bigger person esas olarak neyi vurguluyor?

  1. Fiziksel olarak başka birinden daha uzun olurlar.
  2. Bir çatışmaya daha olgun ve ölçülü biçimde karşılık verirler.
  3. Başka biri kendisini küçülttüğü için daha önemli veya üstün görünürler.
Cevabı göster

Başka biri kendisini küçülttüğü için daha önemli veya üstün görünürler.

They get to listen to what their friends say about you, Kelime

3:43

Arkadaşlarının senin hakkında ne dediğini dinliyorlar,

what your family says about you,

3:46

ailenin senin hakkında söylediklerini dinliyorlar,

Kelime

get to listen to: mutlaka olumlu olmayan erişim

Get to + fiilin yalın biçimi genellikle bir eylemi yapılabilir, izin verilmiş veya bir deneyimin parçası olarak sunar. Burada get to listen to, bu kişilerin arkadaşların ve ailenin senin hakkında söylediklerini duyup dikkate alabilecek bir konumda olması demektir. Konuşmacı bu yorumları hoş bir fırsat olarak sunmuyor. Listen to what someone says, birinin sözlerine dikkat etmeyi veya önem vermeyi ifade edebilir. Ancak tek başına her görüşe itaat etmek ya da katılmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede They get to listen to what their friends say about you ifadesinin en yakın anlamı nedir?

  1. Arkadaşlarının senin hakkındaki görüşlerini duyup dikkate alabilecek bir konumdalar.
  2. Arkadaşlarının seçtiği müziği dinleyebildikleri için şanslılar.
  3. Arkadaşlarının senin hakkında ifade ettiği her görüşe uymak zorundalar.
Cevabı göster

Arkadaşlarının senin hakkındaki görüşlerini duyup dikkate alabilecek bir konumdalar.

and they're not able to like stand up for you to say, Öbek fiiller

3:48

ve senin için ayağa kalkıp (stand up for) şöyle diyemiyorlar,

Öbek fiiller

stand up for you: seni savunmak ve desteklemek

Stand up for someone, biri eleştirildiğinde, zorbalığa uğradığında veya haksız muamele gördüğünde onu savunmak ya da açıkça desteklemek demektir. stand up for you ifadesinde you, destek alan kişidir. Burada ifade, seni savunmak için konuşmak veya harekete geçmek anlamına gelir. Kelimesi kelimesine senin için ayağa kalkmak değildir.

Alıştırma

Cümleyi stand up for ve doğru zamirle tamamlayın: When Maya was blamed unfairly, her teammate decided to ____.

Cevabı göster

stand up for her

"Oh, I know this person.

3:50

"Oh, ben bu kişiyi tanıyorum.

I believe she's not like doing these things for other reasons."

3:53

İnanıyorum ki bu şeyleri başka nedenlerle yapmıyordur."

Maanvi thinks some men are intimidated by her popularity on Instagram.

3:58

Maanvi, bazı erkeklerin onun Instagram'daki popülerliğinden çekindiğini (intimidated) düşünüyor.

Intimidated means to feel frightened or nervous

4:03

Çekinmek (intimidated), korkmuş veya gergin hissetmek anlamına gelir

because you lack confidence.

4:06

çünkü özgüveniniz eksiktir.

She feels people gossip about her posts and photos Kalıp ifadeler

4:08

İnsanların onun gönderileri ve fotoğrafları hakkında dedikodu yaptığını hissediyor,

Kalıp ifadeler

gossip about her posts: gönderileri hakkında dedikodu yapmak

people gossip about her posts and photos ifadesinde gossip about, biri veya bir şey hakkında kişisel ayrıntılar, söylentiler ya da yargılar içeren gayriresmî konuşmalar yapmak demektir. about sonrasındaki her posts and photos, konuşulan konulardır. İfade, konuşmanın onun arkasından yapılabileceğini ve meraklı ya da kırıcı gelebileceğini düşündürür. Tarafsız bir tartışmayla aynı değildir.

Alıştırma

Özel konular hakkında meraklı veya yargılayıcı biçimde konuşmayı anlatan iki sözcüklü ifadeyi yazın: People should not ____ their coworkers' private lives.

Cevabı göster

gossip about

using expressions like "Oh my gosh" and "Oh my god"

4:11

"Aman Tanrım (Oh my gosh)" ve "Aman Tanrım (Oh my god)" gibi ifadeler kullanarak

to express their shock or surprise.

4:15

şoklarını veya şaşkınlıklarını ifade etmek için.

And Kemi agrees.

4:18

Ve Kemi de aynı fikirde.

She says that on social media,

4:19

Sosyal medyada,

some people want her to shrink herself,

4:22

bazı insanların kendisini küçültmesini (shrink herself) istediğini söylüyor,

a phrase meaning that you underuse your full potential Kelime

4:24

bu ifade tam potansiyelinizi kullanmadığınız anlamına gelir

in order to avoid making people feel uncomfortable or to fit in. Notlar

4:28

insanları rahatsız etmekten kaçınmak veya uyum sağlamak için.

Kelime

you underuse your full potential: kullanabileceğinden daha az yetenek kullanmak

Underuse, bir şeyi hiç kullanmamak değil, mümkün veya yararlı olandan daha az kullanmak demektir. Full potential, bir kişinin geliştirebileceği veya gösterebileceği en yüksek yetenek ya da etki düzeyidir. Bu nedenle you underuse your full potential, gösterebileceğinden daha az yetenek sergilemek veya kullanmak anlamına gelir. Bu tanımda ifade, birinin kendini nasıl küçülttüğünü açıklar: başkalarının rahat hissetmesi veya ortama uyum sağlamak için yeteneklerini ya da kendini ifade etme biçimini bastırır.

Alıştırma

Hangi cümle birinin tüm potansiyelini yeterince kullanmadığını en iyi gösterir?

  1. Leo discovers that he needs a skill he has never learned.
  2. Leo reaches his full potential by leading a difficult project.
  3. Leo has strong ideas, but he underuses his full potential by never sharing them.
Cevabı göster

Leo has strong ideas, but he underuses his full potential by never sharing them.

Dilbilgisi

in order to + fiilin yalın biçimi: amaç belirtme

In order to amaç bildirir ve ne amaçla sorusuna cevap verir. Burada, bu parçadan önce anlatılan eylemi iki amaca bağlar: diğer insanları rahatsız etmemek ve ortama uyum sağlamak. Kalıp in order to + fiilin yalın biçimi şeklindedir. Amaçlar bağlaçla sıralandığında İngilizcede in order to avoid ... or to fit in denebilir; in order ifadesinin tekrarlanması gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: Nina checked the address twice ____ avoid getting lost.

Cevabı göster

in order to

Öbek fiiller

to fit ... in: bir gruba uyum sağlamak ve kabul görmek

Vurgulanan to fit ifadesi, ardından gelen in sözcüğüyle tamamlanarak fit in öbek fiilini oluşturur. Burada, bir grubun parçası olarak kabul edilmek için davranışlarını uyarlamak anlamına gelir; doğru bedende olmak veya fiziksel olarak bir alana sığmak anlamına gelmez. Mastar yapısındaki to fit in, davranış biçimini değiştirmenin amaçlarından birini belirtir: dikkat çekmemek ve grubun beklentilerine uymak. Bağlama göre gerçek bir aidiyet duygusundan çok, uyum gösterme yönündeki sosyal baskıyı ima edebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede fit in, sosyal bir grubun parçası olarak kabul edilmek anlamında kullanılmıştır?

  1. This coat will fit Leo next year.
  2. These folders will fit in the drawer.
  3. It took Maya a while to fit in at her new school.
Cevabı göster

It took Maya a while to fit in at her new school.

When she's bullied online,

4:33

Çevrimiçi ortamda zorbalığa uğradığında,

Kemi says that these people don't stand up for her.

4:35

Kemi bu insanların ona destek çıkmadığını (stand up for) söylüyor.

To stand up for someone means to defend

4:38

Birini savunmak (stand up for), onu korumak

or support someone who's being criticized or bullied.

4:41

ya da eleştirilen veya zorbalığa uğrayan birini desteklemek anlamına gelir.

And I think it's time you reveal the answer to your question, Neil. Dilbilgisi

4:45

Ve sanırım sorunun cevabını açıklamanın zamanı geldi, Neil.

Dilbilgisi

it's time you reveal the ...: birini şimdi harekete geçmeye yönlendirmek

it's time you reveal the answer yapısında it's time, konuşanın şimdi gerçekleşmesi gerektiğini düşündüğü eylemi tanıtır; you ise bu eylemden sorumlu kişiyi belirtir. Reveal the answer, cevabı açıklamak anlamına gelir. I think ifadeyi yumuşatır, ancak cümle yine de Neil'ı harekete geçmeye açıkça yönlendirir. Altyazıda fiilin yalın biçimi reveal kullanılmıştır. Standart Britanya İngilizcesinde It's time you revealed the answer daha gelenekseldir; geçmiş zaman biçimi geçmişteki bir eylemi değil, şimdi yapılması gereken bir eylemi belirtir. It's time for you to reveal the answer da standart bir seçenektir.

Alıştırma

Britanya İngilizcesinde hangi cümle belirli bir kişiye şimdi harekete geçmesi gerektiğini en geleneksel biçimde söyler?

  1. You explained your decision on time.
  2. It's time you explained your decision.
  3. It's time to hear an explanation.
Cevabı göster

It's time you explained your decision.

I asked which was the most regularly used social media platform in the world in 2024,

4:49

2024'te dünyada en düzenli kullanılan sosyal medya platformunun hangisi olduğunu sordum,

Facebook, Instagram, or TikTok.

4:55

Facebook mu, Instagram mı, TikTok mu?

What did you say, Beth?

4:57

Sen ne dedin, Beth?

TikTok.

4:58

TikTok.

I'm afraid you're wrong. Ton ve niyet

4:59

Korkarım yanılıyorsun.

Ton ve niyet

I'm afraid you're wrong: düzeltmeyi yumuşatmak

Bu cümlede I'm afraid, hoş olmayan bir bilgiyi kibarca söylemeye giriş yapar. Gerçek bir korkuyu anlatmaz. Konuşan kişi, you're wrong düzeltmesini yumuşatmak için bu ifadeyi kullanır. I'm afraid + cümle yapısı bir düzeltme, ret veya başka bir kötü haberi sunabilir. Mesajı daha az sert yapar; ancak you're wrong yine de doğrudan bir yargıdır.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız toplantının onda olduğunu söylüyor, ancak toplantı aslında dokuzda başlıyor. Hangi cevap I'm afraid ifadesini bir düzeltmeye kibarca giriş yapmak için kullanır?

  1. I'm scared the meeting starts at nine, not ten.
  2. I fear the meeting starts at nine, not ten.
  3. I'm afraid the meeting starts at nine, not ten.
Cevabı göster

I'm afraid the meeting starts at nine, not ten.

It's Facebook with over 3 billion regular users. Dilbilgisi

5:00

Bu, 3 milyardan fazla düzenli kullanıcısıyla Facebook'tur.

Dilbilgisi

with over 3 billion regular users: istatistiksel destek eklemek

with over 3 billion regular users edat öbeği Facebook’un bir özelliğini ekler: Facebook’u düzenli kullanan 3 milyardan fazla kişi vardır. Burada with, birlikte anlamında değil, sahip olan anlamındadır. Facebook’tan sonra gelen bu öbek, tanımlamayı sayısal bir veriyle destekler. with + miktar + isim biçimindeki bu kısa yapı, açıklamalara istatistik eklerken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede with, ana ifadeyi destekleyen bir istatistik eklemek için kullanılmıştır?

  1. The guide opened the door with a key.
  2. I visited the museum with my cousins last year.
  3. The museum is a major attraction, with over two million visitors a year.
Cevabı göster

The museum is a major attraction, with over two million visitors a year.

Okay, let's recap the vocabulary we've learned in this program, Anlatım akışı

5:05

Tamam, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

Anlatım akışı

Let's recap the vocabulary we've learned...: kısa bir gözden geçirmeye başlamak

Let's recap the vocabulary we've learned in this program, ana anlatımdan kısa bir gözden geçirme bölümüne geçildiğini bildirir. Konuşmacı let's ile dinleyicileri içeriği birlikte gözden geçirmeye davet eder; recap ana noktaları kısaca yeniden ele almak demektir. the vocabulary we've learned in this program ad öbeği, gözden geçirmenin kapsamını bu programda işlenen kelimelerle sınırlar. Bu tür bir ifade ders, toplantı veya programda özet bölümünün başladığını bildirerek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Bir sunucu dersi bitirirken temel ifadeleri kısaca gözden geçirmek istiyor. En doğal cümle hangisidir?

  1. Let's move on to a new set of expressions.
  2. Let's recap the key expressions we learned today.
  3. Let's repeat the last expression word for word.
Cevabı göster

Let's recap the key expressions we learned today.

starting with the verb spark, meaning to cause something, Anlatım akışı

5:09

bir şeye neden olmak anlamına gelen kıvılcım saçmak (spark) fiilinden başlayarak,

such as a debate or argument to start happening.

5:12

bir tartışma veya kavganın başlaması gibi.

Anlatım akışı

Starting with the verb spark: ilk ögeyi tanıtmak

Starting with the verb spark, sıralı bir gözden geçirmenin ilk ögesini tanıtır. Kelimeleri gözden geçirme düşüncesine bağlanır ve dinleyiciye önce hangi ögenin ele alınacağını söyler. Burada starting with ifadesinden sonra the verb spark ad öbeği gelir. Genel olarak starting with + ad öbeği yapısı, bir dizideki ilk konuyu, ögeyi veya kişiyi belirtmek için kullanılır. Daha büyük bir cümleye bağlanabilen bir -ing öbeğidir; bu nedenle kendine ait bir özneye ve çekimli fiile ihtiyaç duymaz.

Alıştırma

İlk ögeyi tanıtan iki kelimelik düzenleyici ifadeyle cümleyi tamamlayın: We will discuss three problems, ____ the budget.

Cevabı göster

starting with

If you have a soft spot for someone,

5:15

Biri için zaafınız (soft spot) varsa,

you feel affection for them.

5:18

onlara şefkat duyarsınız.

You like them very much.

5:20

Onları çok seversiniz.

To be intimidated means to feel frightened or nervous

5:21

Gözü korkmuş (intimidated) olmak, korkmuş veya gergin hissetmek anlamına gelir

because you lack confidence in a situation.

5:24

çünkü bir durumda özgüveniniz eksiktir.

The expressions "Oh my gosh" and "Oh my god"

5:27

"Aman Tanrım (Oh my gosh)" ve "Aman Tanrım (Oh my god)" ifadeleri

are exclamations of strong feelings

5:30

güçlü duyguların ünlemleridir

like shock, surprise, anger, or disbelief.

5:33

şok, şaşkınlık, öfke veya inançsızlık gibi.

If you shrink yourself,

5:36

Eğer kendinizi küçültürseniz (shrink yourself),

you make yourself smaller and don't use your full potential

5:38

kendinizi küçültür ve tüm potansiyelinizi kullanmazsınız

in order to make others feel comfortable or to fit in with them.

5:41

başkalarının rahat hissetmesini sağlamak veya onlara uyum sağlamak için.

And finally, to stand up for someone

5:45

Ve son olarak, birini savunmak (stand up for)

means to be vocal in defending a person who is being bullied. Kalıp ifadeler

5:47

zorbalığa uğrayan bir kişiyi savunurken yüksek sesle konuşmak anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

to be vocal in defending: savunmak için açıkça sesini çıkarmak

Bu cümlede to be vocal in defending someone, birini savunmak için açık ve net biçimde konuşmak anlamına gelir. Buradaki vocal, yalnızca sesle veya yüksek sesle ilgili değildir; kişinin tutumunu başkalarına açıkça duyurmaya istekli olduğunu anlatır. Be vocal in + -ing yapısı, kişinin tutumunu hangi eylem aracılığıyla açıkça ifade ettiğini gösterir. Burada bu eylemi defending belirtir; dolayısıyla ifade, stand up for someone sözündeki kamuya açık ve kararlı biçimde ses çıkarma yönünü açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle bir kişinin bir politikaya desteğini kamuya açık ve net biçimde ifade ettiğini açıkça belirtir?

  1. The spokesperson defended the policy.
  2. The spokesperson spoke loudly while reading the policy.
  3. The spokesperson was vocal in defending the policy.
Cevabı göster

The spokesperson was vocal in defending the policy.

Once again, our time is up, Anlatım akışı

5:52

Bir kez daha süremiz doldu,

Anlatım akışı

Kapanış işareti olarak Once again, our time is up

Once again, daha önce de ulaşılan tanıdık bir noktaya yeniden gelindiğini belirtir; burada program yine sona ulaşmıştır. Kapanışı, bir eylemi tekrarlama isteği olarak değil, programın tekrar eden bir bölümü olarak çerçeveler. Our time is up, ayrılan sürenin sona erdiği anlamına gelir. Bu sözler birlikte ana tartışmayı kapatır ve dinleyicileri son vedaya ya da başka bir geçişe hazırlar.

Alıştırma

Sunucunun kapanış cümlesini, our ve up kullanan ve ayrılan sürenin sona erdiğini belirten ifadeyle tamamlayın: Once again, ____, so we have to stop here.

Cevabı göster

our time is up

but if you're ready for more, Ton ve niyet

5:53

ama daha fazlası için hazırsanız,

Ton ve niyet

if you're ready for more: koşullu ve samimi bir davet

Bu cümlede if you're ready for more, sonraki eylemden önce isteğe bağlı bir koşul sunar. More, bağlama göre daha fazla öğrenme içeriği, alıştırma veya zorluk anlamına gelir. If yan cümlesi daveti daha samimi hâle getirir ve seçimi dinleyiciye bırakır. Genellikle dinleyicinin yeteneğinden veya hazırlığından şüphe edildiğini göstermez.

Alıştırma

Şu cümlenin ders sonunda kullanımını değerlendirin: "If you're ready for more, try the bonus activity." Bu cümle dinleyicinin yeteneğini sorgulamak yerine isteğe bağlı bir sonraki adım sunar.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

head over to the BBC Learning English website Öbek fiiller

5:55

BBC Learning English web sitesine gidin

to try the worksheet with a quiz for this program.

5:58

ve bu programın sınavını içeren çalışma kağıdını deneyin.

Öbek fiiller

head over to: bir yere gitmeyi gündelik dille söylemek

Head over to, bir yere gitmeyi veya bir yeri ziyaret etmeyi samimi ve gündelik bir şekilde ifade eder. Head burada belirli bir yöne hareket etmek anlamında bir fiildir; over, oraya gitme anlamına konuşma dili havası katar ve to hedefi tanıtır. Hedef, fiziksel bir yer veya çevrim içi bir konum olabilir. Burada bu ifade, dinleyicileri çalışma kâğıdı ile kısa sınavı yapmak üzere web sitesini ziyaret etmeye yönlendiren bir eylem çağrısıdır.

Alıştırma

Head ile başlayan, over içeren ve gündelik dilde go to anlamına gelen üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ our events page to book a seat.

Cevabı göster

Head over to

See you there soon.

6:01

Yakında görüşürüz.

Goodbye.

6:02

Hoşça kalın.

Six Minute English

6:04

Six Minute English

from bbclearningenglish.com.

6:06

bbclearningenglish.com'dan.