Tam olarak hangi an ölürsünüz? - Randall Hayes: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
767 kelime 156 kel/dk

Video açıklaması: Video, ölüm ve diriliş hakkındaki düşüncelerin değişimini izliyor; yaşamı entropiye karşı korunan hücresel bir düzen olarak açıklıyor ve gelecekte tıbbın geri döndürülemez ölüm sınırını daha ileri taşıyıp taşıyamayacağını değerlendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. as far back as we can trace — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Uzun süredir var olan bir inancı veya olguyu tanıtırken, mevcut tarihsel kanıtların desteklediği en eski zaman sınırını belirtmeyi öğrenin. Bu kalıp yalnızca “antik çağlardan beri” demekten daha kesindir; bilimsel, tarihsel ve kişisel anlatımlarda kullanılabilir. 2. doesn't jump-start an inanimate heart, but resynchronizes — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Yaygın bir yanılgıyı reddedip ardından gerçek mekanizmayı açıklamak için “... yapmaz, fakat ... yapar” biçimindeki düzeltici karşıtlığı tanıyın ve kullanın. Burada kalıp, defibrilatörün gerçek etkisini ölü bir kalbi yeniden çalıştırdığı yönündeki popüler imgeden ayırır. 3. pick up where it left off. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu deyimin, kesintiye uğramış bir etkinlik veya sürece tam olarak durduğu noktadan devam etmek anlamına geldiğini kavrayın. İş, hikâye ve konuşmalar için kullanılabilir; videodaki varsayımda ise geleceğin teknolojisiyle onarılan biyolojik süreçleri anlatır.

Bu derste

For as far back as we can trace our existence, Dilbilgisi

0:06

Varlığımızın izini sürebildiğimiz en eski zamanlardan beri,

Dilbilgisi

as far back as we can trace: bilinebilen en eski geçmişe ulaşmak

as far back as we can trace, geçmişin sınırını kanıtların veya bilginin ulaşmamıza izin verdiği en eski noktaya yerleştirir. Burada trace, “kanıtları izleyerek zamanda geriye gitmek” demektir; “çizgi çizmek” anlamına gelmez. Başına for geldiğinde ifade bir süre çerçevesi kurar: insan varlığının izlenebilen bütün dönemi. Kesin bir başlangıç tarihi vermez; bilinebilen şeylerin sınırını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi hedef zaman çerçevesiyle tamamlayın: ____ our family history, our ancestors lived near this river.

Cevabı göster

As far back as we can trace

humans have been fascinated with death and resurrection. Kalıp ifadeler

0:09

insanlar ölüm ve diriliş ile büyülenmiştir.

Kalıp ifadeler

have been fascinated with: günümüze kadar süren güçlü ilgi

have been fascinated with, present perfect yapıdaki have been ile fascinated with ifadesini birleştirir ve “güçlü bir çekim veya merak hissetmiş olmak” anlamına gelir. Büyülenme duygusunun geçmişte başlayıp bugüne kadar sürdüğünü gösterir. Bu cümlede kafa karışıklığı değil, insanların uzun süredir devam eden ilgisi anlatılır. Fascinated, interested sözcüğünden daha güçlüdür; konu, öznenin dikkatini derinden çekmektedir.

Alıştırma

Duygunun geçmişte başlayıp şimdi de sürdüğünü gösteren be fascinated with biçimiyle cümleyi tamamlayın: Maya has ____ astronomy since childhood.

Cevabı göster

been fascinated with

Nearly every religion in the world has some interpretation of them.

0:14

Dünyadaki neredeyse her dinin bunlarla ilgili bir tür yorumu vardır.

And from our earliest myths to the latest cinematic blockbusters, Anlatım akışı

0:18

Ve en eski mitlerimizden en yeni sinema gişe rekortmenlerine kadar,

Anlatım akışı

from our earliest myths to the latest cinematic blockbusters: geniş bir kapsam belirtmek

From ... to ... burada bir yolculuğu anlatmaz; iki uç noktayla geniş bir kapsam belirler. İlk uç our earliest myths, ikinci uç ise the latest cinematic blockbusters ifadesidir. Eski anlatılardan modern filmlere uzanarak bilgiyi zaman ve medya türleri boyunca düzenler. Dinleyiciyi, ardından gelen genel yargının bu kapsamın tamamı için geçerli olduğunu anlamaya hazırlar.

Alıştırma

Örnekte from ... to ... ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Eski anlatılardan modern filmlere uzanan geniş bir kapsam belirler.
  2. Birbiriyle ilgisiz iki örnek sunar.
  3. İki yer arasındaki fiziksel bir yolculuğu anlatır.
Cevabı göster

Eski anlatılardan modern filmlere uzanan geniş bir kapsam belirler.

the dead keep coming back. Öbek fiiller

0:22

ölüler geri gelmeye devam ediyor.

Öbek fiiller

keep coming back: tekrar tekrar dönmek veya ortaya çıkmak

Keep + fiilin -ing biçimi, bir eylemin sürdüğünü veya tekrar tekrar gerçekleştiğini gösterir. Çoğul özne the dead ile keep coming back, geri dönüşün defalarca gerçekleştiği anlamına gelir. Come back fiziksel olarak geri dönmek anlamına gelebilir, ancak yeniden ortaya çıkmak anlamında da kullanılabilir. Burada the dead, grup olarak ölü insanları ifade eder; coming back ise yalnızca bir yere yürüyerek dönmelerini değil, hikâyelerde tekrar tekrar geri gelmelerini veya dirilmelerini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi come back ifadesinin keep + -ing biçimiyle tamamlayın: The same error ____ after every update.

Cevabı göster

keeps coming back

But is resurrection really possible?

0:25

Ancak diriliş gerçekten mümkün mü?

And what is the actual difference between a living creature and a dead body anyway? Kalıp ifadeler

0:27

Ve zaten yaşayan bir yaratık ile ölü bir beden arasındaki asıl fark nedir?

Kalıp ifadeler

the actual difference between A and B: A ile B arasındaki gerçek fark

The difference between A and B, iki şeyi karşılaştırmak için kullanılan kalıplaşmış bir yapıdır. Between karşılaştırılan iki şeyi tanıtır ve bunlar genellikle and ile bağlanır. Burada actual, açıkça görülen yüzeysel bir farktan çok gerçek veya temel farkı vurgular. What is the difference between A and B? gibi bir soruda bu yapı, iki kavram arasındaki sınırın nerede olduğunu sorar. Anyway, “sonuçta” anlamına yakın ısrarlı bir ton katar; ancak karşılaştırmanın temel yapısı difference between A and B şeklindedir.

Alıştırma

Kalıplaşmış karşılaştırma yapısını tek bir edatla tamamlayın: What is the actual difference ____ a rule and a habit?

Cevabı göster

between

To understand what death is, Anlatım akışı

0:33

Ölümün ne olduğunu anlamak için,

we need to understand what life is.

0:35

yaşamın ne olduğunu anlamamız gerekir.

Anlatım akışı

To understand X, we need to understand Y: açıklama için ön koşul kuran yapı

Bu cümle, açıklama için bir ön koşul belirlemek amacıyla To understand X, we need to understand Y yapısını kullanır. X ana sorudur; Y ise önce açıklanması gereken daha temel fikirdir. Burada cümle, tartışmayı death kavramını tanımlamaktan life kavramını tanımlamaya yöneltir. Baştaki to-infinitive amaç anlamı taşır, ancak söylem içindeki daha geniş görevi açıklamanın sonraki bölümünün nasıl düzenleneceğini göstermektir.

Alıştırma

Bu cümlenin açıklamayı düzenleyen temel işlevi nedir?

  1. Life ve death kavramlarını tamamen aynı kabul eder.
  2. Tartışmayı death konusundan, life kavramının ne olduğuna ilişkin daha temel soruya yöneltir.
  3. Hem life hem de death için eksiksiz bir tanım verir.
Cevabı göster

Tartışmayı death konusundan, life kavramının ne olduğuna ilişkin daha temel soruya yöneltir.

One ancient theory was an idea called vitalism, Kelime

0:37

Eski teorilerden biri vitalizm (dirimcilik) adı verilen bir fikirdi;

which claimed that living things were unique because they were filled with a special Notlar

0:41

canlıların benzersiz olduğunu çünkü içlerinin

Kalıp ifadeler

were filled with: bir şeyin içini neyin doldurduğunu anlatmak

Were filled with yapısında were, çoğul özne living things ile uyumludur ve betimlemeyi geçmiş zamana yerleştirir. Filled with, canlıların içinde bulunduğu iddia edilen şeyi, yani özel bir maddeyi veya enerjiyi tanıtır. Burada dirimselciliğin iddiası aktarılır; bu iddia modern bir bilimsel gerçek olarak sunulmaz. Be filled with ifadesini be filled with + isim biçiminde bütün bir kalıp olarak öğrenin. Fiziksel içeriği anlatabilir; ayrıca ışık, kahkaha veya umut gibi bir şeyin bir yeri, sesi ya da kişiyi güçlü biçimde kapladığını da ifade edebilir.

Alıştırma

Be filled with kullanarak cümleyi tamamlayın: During the concert, the hall was ____ music.

Cevabı göster

filled with

substance or energy that was the essence of life. Kelime

0:45

yaşamın özü olan özel bir madde veya enerjiyle dolu olduğunu iddia ediyordu.

Kelime

an idea called vitalism: called ile bir kavramı adlandırma

a/an + isim + called + ad kalıbı, bir şeyin ya da kavramın adını tanıtır. Burada called vitalism, idea sözcüğünü niteler; dolayısıyla ifade “vitalizm adlı bir fikir” anlamına gelir. Called burada geçmiş zaman ortacıdır; birinin bağırdığı anlamına gelmez. Bu kalıp açıklayıcı metinlerde yaygındır. Yazarlar a process called..., a theory called... veya an idea called... gibi ifadelerle yeni bir terimi tanıtıp ardından açıklayabilir.

Alıştırma

Yöntemin adını tanıtmak için cümleyi call fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The museum explains an ancient method ____ lost-wax casting.

Cevabı göster

called

Dilbilgisi

which claimed that: bir teorinin iddiasını ekleyip ona atfetme

Which, hemen önce sözü edilen teori ya da fikir hakkında ek bilgi veren, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Ardından claimed that, o teorinin savunduğu görüşün içeriğini verir: canlılar benzersizdi çünkü... Claimed kullanımı, ifadenin teoriye ait olduğunu gösterir. Teorinin ne öne sürdüğünü aktarır; iddiayı yazarın kabul ettiği bir gerçek olarak sunmaz.

Alıştırma

Bu cümlede which claimed that ne işe yarar? The proposal, which claimed that the change would save money, was carefully reviewed.

  1. Değişikliğin kesinlikle para tasarrufu sağladığını kanıtlar.
  2. Önerinin iddiasını ekler, ancak bunu doğrulanmış bir gerçek olarak sunmaz.
  3. Önerinin bir iddiada bulunup bulunmadığını sorar.
Cevabı göster

Önerinin iddiasını ekler, ancak bunu doğrulanmış bir gerçek olarak sunmaz.

Kelime

the essence of life: yaşamın temel doğası

The essence of life, yaşamı yaşam yapan temel doğa veya niteliği ifade eder. Cümlede özel bir madde ya da enerji, tarihsel bir dirimselcilik iddiası içinde bu öz olarak sunulur; modern bilimin kabul ettiği bir sonuç olarak verilmez. Burada essence soyut anlamdadır. Essence yoğunlaştırılmış bir tat veya koku anlamına da gelebilir; ancak the essence of + isim kalıbı genellikle bir düşüncenin, etkinliğin veya şeyin en derin ya da belirleyici özelliğini belirtir.

Alıştırma

Cümlede the essence of life ne anlama gelir?

  1. yoğunlaştırılmış bir tat veya koku
  2. canlıların hayatta kalması için gerekli bir şey
  3. yaşamı yaşam yapan temel doğa
Cevabı göster

yaşamı yaşam yapan temel doğa

Whether it was called qi, lifeblood, or humors, Dilbilgisi

0:49

Buna ister qi, ister can suyu ya da vücut sıvıları densin,

the belief in such an essence was common throughout the world Kalıp ifadeler

0:53

böyle bir öze olan inanç dünya çapında yaygındı

Dilbilgisi

Whether it was called qi, lifeblood, or humors: farklı adlar, tek sonuç

Whether it was called A, B, or C yan cümlesi, “insanlar bu adlardan hangisini kullanırsa kullansın” anlamına gelir. Whether burada soru sormaz. Bir dizi olasılığı kapsar ve ana cümle aynı sonucun hepsi için geçerli olduğunu belirtir. Bu cümledeki qi, lifeblood ve humors farklı geleneklerden gelir. Yapı, bu farklı adları bir araya getirir ancak sözcüklerin tamamen eş anlamlı olduğunu ileri sürmez. Adlar farklı olsa da yaşamla ilgili bir öz inancının yaygın olduğunu anlatır.

Alıştırma

Başlangıçtaki yan cümlenin anlamını seçin: Whether it was called a shuttle, a van, or a minibus, it followed the same route.

  1. İnsanlar doğru adın hangisi olduğundan emin değildi.
  2. Aracın üç farklı amacı vardı.
  3. Ad değişebilirdi, ancak güzergâh aynı kalıyordu.
Cevabı göster

Ad değişebilirdi, ancak güzergâh aynı kalıyordu.

Kalıp ifadeler

the belief in such an essence: belief in + isim

Belief in + isim öbeği, bir kişinin gerçek, güvenilir veya değerli olarak kabul ettiği şeyi, fikri, sistemi ya da gücü belirtir. Burada such an essence, az önce sözü edilen yaşam özü türüne gönderme yapar; dolayısıyla ifade, bu özün var olduğu düşüncesi anlamına gelir. Belief bir isimdir ve in, inancın nesnesini tanıtır. Bu anlamda of, in yerine geçmez: belief of such an essence ifadesi, böyle bir özün varlığına inanmayı doğal biçimde anlatmaz. İsim öbeği ayrıca belirli bir kişinin buna inandığını doğrudan söylemeden, inancı toplumsal bir fikir olarak ele almayı sağlar.

Alıştırma

Belief sözcüğünden sonra gelen isim, kabul edilen ilkeyi belirtiyorsa cümleyi yaygın olarak kullanılan edatla tamamlayın: Her belief ____ equal treatment guided every decision.

Cevabı göster

in

and still persists in the stories of creatures Kelime

0:57

ve bir şekilde diğerlerinden yaşam enerjisini emebilen

who can somehow drain life from others Deyimler

0:59

yaratıkların hikayelerinde

Kelime

still persists in: kültürel bir biçimde varlığını sürdürmek

Burada still persists in, “içinde var olmaya devam eder” anlamına gelir. Still, zaman geçmesine rağmen düşüncenin kaldığını vurgular; persists ise onun ortadan kaybolmadığını belirtir. in sonrasındaki isim öbeği, bu düşünceyi hâlâ taşıyan kültürel biçimin hikâyeler olduğunu gösterir.

Alıştırma

Burada still persists in the stories ne anlama geliyor?

  1. Düşünce hikâyelerde var olmaya devam ediyor.
  2. Hikâyeler düşüncenin yok olmasına neden oluyor.
  3. Birisi zorluğa rağmen hikâyeleri yazmayı sürdürüyor.
Cevabı göster

Düşünce hikâyelerde var olmaya devam ediyor.

Deyimler

drain life from: başka bir varlığın yaşam gücünü almak

drain life from others ifadesinde drain mecaz anlamda kullanılır. Yaşamı veya yaşam gücünü bir insandan çekilip alınabilen bir şey gibi gösterir; bu nedenle ifade, başka bir varlığın yaşam gücünü almak anlamına gelir. Yapı drain + alınan şey + from + kaynak şeklindedir. Burada life alınan şey, others ise kaynaktır; ifade “başka insanlardan gelen hayat” anlamına gelmez.

Alıştırma

Fantastik cümleyi drain, life ve from sözcüklerini doğru sırada kullanarak tamamlayın: The shadow creature can ____ its victims.

Cevabı göster

drain life from

or some form of magical sources that can replenish it. Kalıp ifadeler

1:03

veya bunu yenileyebilen bir tür büyülü kaynak biçiminde hala varlığını sürdürmektedir.

Kalıp ifadeler

some form of: belirtilmemiş bir tür

Some form of + isim, bir şeyin tam olarak belirtilmeyen bir türü veya biçimi anlamına gelir. Kesin türü bilinmediğinde ya da önemli olmadığında yalnızca geniş bir kategori belirtir. Bu cümlede some form of, büyülü kaynakların hangi türden olduğunu özellikle belirsiz bırakır. Buradaki form, “tür” veya “bir şeyin var olma biçimi” demektir; doldurulan kâğıt ya da çevrim içi form anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “belirtilmemiş bir tür” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The lab found ____ bacteria in the water.

Cevabı göster

some form of

Vitalism began to fade in the Western world Kelime

1:07

Vitalizm, Batı dünyasında,

following the scientific revolution in the 17th century. Kelime

1:09

17. yüzyıldaki bilimsel devrimin ardından etkisini yitirmeye başladı.

Kelime

began to fade: kademeli gerilemenin başlaması

Fade; renk, ışık veya sesin giderek zayıflamasını anlatabilir. Teori gibi soyut bir özneyle kullanıldığında etki, destek veya önemini yavaş yavaş kaybetmek anlamına gelir. Began to fade, bu kademeli gerilemenin başladığını gösterir. Bu nedenle cümle, vitalizmin Batı dünyasında etkisini kaybetmeye başladığını söyler; aniden veya tamamen ortadan kalktığını söylemez.

Alıştırma

Cümlede began to fade ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Hemen tam kabul gördü.
  2. Tamamen ve aniden ortadan kayboldu.
  3. Etkisi kademeli olarak zayıflamaya başladı.
Cevabı göster

Etkisi kademeli olarak zayıflamaya başladı.

Kelime

following the scientific revolution: “-den sonra” anlamındaki following

Burada following, “-den sonra” anlamına gelen bir edattır. Bu ifade, olayı veya gelişmeyi Bilimsel Devrim'den sonraki döneme yerleştirir; bir şeyin arkasından gitme eylemini anlatmaz. following + olay veya zaman ifadesi kalıbı, bir şeyin ne zaman gerçekleştiğini kısa ve öz biçimde belirtir.

Alıştırma

following sözcüğünü zaman anlamında kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the inspection, the building reopened.

Cevabı göster

Following

René Descartes advanced the notion that the human body was essentially no different from any other machine Notlar

1:13

René Descartes, insan vücudunun temelde, beynin epifiz bezinde bulunan

Kelime

advanced the notion that: bir görüşü resmî biçimde ileri sürmek

Burada advanced, “değerlendirilmek üzere ileri sürdü” anlamına gelen geçmiş zamanlı bir fiildir; notion ise “fikir veya görüş” demektir. advance the notion that + yan cümle kalıbında, that sonrasındaki yan cümle ileri sürülen görüşün içeriğini belirtir. Bu ifade, Descartes'ın bir iddiayı düşünsel tartışmaya resmî biçimde sunduğunu anlatır. Buradaki advanced, “çok gelişmiş” anlamındaki sıfat değildir.

Alıştırma

advanced the notion that resmî ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The historian ____ the trade route changed the region.

Cevabı göster

advanced the notion that

Kalıp ifadeler

essentially no different from: özünde benzer

be no different from + isim öbeği yapısı, karşılaştırılan şeyler arasında anlamlı bir fark bulunmadığını belirtir. Burada no, different sözcüğünü olumsuzlar; dolayısıyla beden tamamen ayrı bir tür olarak değil, özünde bir makineye benzeyen bir şey olarak sınıflandırılır. Essentially, iddiayı karşılaştırılan şeylerin temel doğasıyla sınırlar. Yüzeysel farklara izin verirken alttaki ayrımın önemli olmadığını söyler. Bu yapıda different sözcüğünden sonra normal olarak from gelir.

Alıştırma

Cümleyi “temelde farklı olmayan” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: For this task, the new procedure is ____ the old one.

Cevabı göster

essentially no different from

brought to life by a divinely created soul located in the brain's pineal gland. Deyimler

1:20

ve ilahi olarak yaratılmış bir ruh tarafından canlandırılan diğer herhangi bir makineden farksız olduğu düşüncesini ileri sürdü.

Deyimler

brought to life: canlandırılmış veya canlı hâle getirilmiş

Bring + nesne + to life, nesnenin canlanmasını ya da yaşam kazanmasını sağlamak demektir. Cümlede brought to life edilgen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir: Bağlamdan anlaşılan insan bedeni yaşamı alır, by ise eylemi gerçekleştiren ruhu tanıtır. Burada bir olgu ileri sürülmüyor, tarihsel bir felsefi görüş aktarılıyor. Aynı ifade mecazi olarak da kullanılabilir: Bir oyuncu, yazar, görsel ya da tasarım; bir karakteri, öyküyü veya fikri canlı, gerçek ya da tam anlamıyla gerçekleşmiş hâle getirerek bring ... to life yapabilir. To life bir yere doğru hareketi değil, durum değişikliğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “canlı hâle getirildi” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: With color and movement, the story was ____.

Cevabı göster

brought to life

And in 1907,

1:25

Ve 1907'de,

Dr. Duncan McDougall even claimed that the soul had mass,

1:27

Dr. Duncan McDougall ruhun bir kütlesi olduğunu bile iddia etti;

weighing patients immediately before and after death in an attempt to prove it. Notlar

1:31

bunu kanıtlamak için hastaları ölümden hemen önce ve sonra tarttı.

Dilbilgisi

weighing patients immediately before and after death: destekleyici yöntemi ekleyen bir -ing yan yapısı

weighing patients immediately before and after death, şimdiki zaman ortacıyla kurulan bir -ing yan yapısıdır. Örtük öznesi Dr. Duncan McDougall’dır ve iddiasını desteklemek için kullandığı yöntemi ekler; hastaların eylemde bulunduğu ayrı bir cümle değildir. Bu yapı, yazarın önce ana iddiayı belirtmesini, ardından yakından bağlantılı yöntemi veya eşlik eden eylemi ek bilgi olarak sıkıştırmasını sağlar.

Alıştırma

Özgün cümlede weighing patients immediately before and after death yapısının görevi nedir?

  1. Hastaların ortaya attığı ayrı bir iddiayı sunar.
  2. McDougall’ın iddiasını desteklemek için kullandığı yöntemi ekler.
  3. Hastaların McDougall’ı tarttığını söyler.
Cevabı göster

McDougall’ın iddiasını desteklemek için kullandığı yöntemi ekler.

Kalıp ifadeler

in an attempt to prove it: başarıyı garanti etmeden amaç belirtmek

in an attempt to prove it, tartma eyleminin amacını belirtir. Yapı in an attempt to + fiilin yalın biçimi şeklindedir; buradaki it, ruhun bir kütlesi olduğu iddiasına gönderme yapar. attempt adı, eylemi bir hedefe ulaşma çabası olarak sunar; hedefe ulaşıldığının kanıtı olarak sunmaz. Bu nedenle ifade, amaçlanan sonucun belirsiz veya başarısız olabileceği durumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

“Bir hedefe ulaşma çabasıyla” anlamındaki resmî ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The lab repeated the test ____ confirm the result.

Cevabı göster

in an attempt to

Though his experiments were discredited, Dilbilgisi

1:37

Deneyleri itibarını kaybetmiş olsa da,

much like the rest of vitalism, Kalıp ifadeler

1:39

vitalizmin geri kalanı gibi,

Dilbilgisi

Though his experiments were discredited: though ile karşıtlık bildiren kabul

Baştaki Though yan cümlesi bir gerçeği kabul ederek karşıtlık kurar: önce, ardından gelecek noktayı zayıflatıyor gibi görünebilecek bir olgu kabul edilir. Ana cümle daha sonra bu olguya rağmen hâlâ geçerli olan bir şeyi söyleyebilir. Burada were discredited, deneylerin bilimsel güvenilirliğini kaybettiği veya güvenilmez sayılmaya başladığı anlamına gelir. Yalnızca popülerliğini kaybettiği anlamına gelmez. Yapı genel olarak “Though X is true, Y is still true.” kalıbını oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümle, ana cümleyle karşıtlık oluşturan bir gerçeği Though kullanarak kabul eder?

  1. Though the study was discredited, the claim continued to circulate.
  2. Because the study was discredited, the claim continued to circulate.
  3. The study was discredited, so the claim stopped circulating.
Cevabı göster

Though the study was discredited, the claim continued to circulate.

Kalıp ifadeler

much like the rest of: bir örneği ait olduğu grupla karşılaştırmak

Much like the rest of ... ifadesi, “geri kalan parçalar veya üyelerle büyük ölçüde aynı şekilde” anlamına gelir. Ele alınan örneği daha büyük grupla aynı genel duruma yerleştirir. Bu parçada much, like ile belirtilen benzerliği güçlendirir; the rest of vitalism ise vitalizmin diğer fikir veya iddialarını anlatır. Karşılaştırma, ikisinin de güvenilirliğini yitirmesiyle ilgilidir; vitalizmden hoşlanmakla ilgili değildir.

Alıştırma

Cümleyi hedef karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: Much ____ the team, Ana prefers working in the morning.

Cevabı göster

like the rest of

traces of his theory still come up in popular culture. Notlar

1:41

teorisinin izleri popüler kültürde hala karşımıza çıkmaktadır.

Kelime

traces of his theory: geride kalan izler ve etkiler

Burada traces, bir şeyin geride bıraktığı küçük işaretleri veya etkileri anlatan çoğul bir isimdir. Bu nedenle traces of his theory, teoriyi takip etme eylemini değil, teorinin etkisinden kalan sınırlı izleri ifade eder. traces of + isim yapısı, asıl şey artık bütünüyle mevcut veya baskın olmadığı hâlde bazı işaretleri, özellikleri ya da etkileri kaldığında kullanılır. Bu cümle, teorinin hâlâ kabul edildiğini veya kanıtlandığını ileri sürmez.

Alıştırma

Bu cümlede traces of his theory ne anlama geliyor?

  1. Teorisinin doğru olduğuna dair bilimsel kanıt
  2. Teorisinden geriye kalan küçük işaretler veya etkiler
  3. Teorisini takip edip kaydetme eylemi
Cevabı göster

Teorisinden geriye kalan küçük işaretler veya etkiler

Öbek fiiller

come up in popular culture: ortaya çıkmak veya anılmak

Burada come up, “ortaya çıkmak” veya “anılmak” anlamına gelir. Özne olan traces of his theory, popüler kültürde yeniden karşımıza çıkan bir şeydir; fiziksel olarak yukarı hareket etmez. Bu kullanımda ortaya çıkan şey dil bilgisel öznedir: a topic comes up in a conversation veya an issue comes up during a meeting. Ardından gelen in öbeği, bunun ortaya çıktığı ortamı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi come up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: That question often ____ during team meetings.

Cevabı göster

comes up

But where do all these discredited theories leave us? Anlatım akışı

1:45

Peki tüm bu çürütülmüş teoriler bizi nereye götürüyor?

Anlatım akışı

Where do ... leave us?: sonraki sonuca geçiş sorusu

Bu soruda leave us fiziksel bir konumdan söz etmez. “Bizi hangi anlayış, sonuç veya seçenekler noktasına getiriyor?” anlamındadır. Teoriler itibarını yitirdiği için konuşmacı, geriye hangi anlayışın kaldığını sorar. Where does that leave us? kalıbı az önce sunulan bilgilere dönüp bakar ve sonuçla ya da sonraki adımla bağlantı kurar. Burada geçersiz teorilerle ilgili tartışmayı kapatıp ardından gelen açıklamayı başlatır.

Alıştırma

Tüm duruma gönderme yapmak için that kullanarak standart geçiş sorusunu tamamlayın: Both plans are too expensive. So where ____?

Cevabı göster

does that leave us

What we now know Dilbilgisi

1:48

Artık bildiğimiz şey,

is that life is not contained in some magical substance or spark, Notlar

1:49

yaşamın sihirli bir madde veya kıvılcımda yer almadığı,

Deyimler

magical substance or spark: yaşam veren bir kuvvetin mecazı

Magical substance or spark, reddedilen vitalizm düşüncesini, yaşamın gizemli bir şeye ya da özel bir 'yaşam kıvılcımına' bağlıymış gibi sunar. Burada spark mecazdır: maddeye yaşam verdiği varsayılan bir kuvveti anlatır; elektrik kıvılcımı ya da ateş yakma eylemi değildir. Sözcük seçimi aynı zamanda kuşku ifade eder. Konuşmacı maddeyi veya kıvılcımı magical diye niteleyerek açıklanamayan gizli bir kuvveti, gözlemlenebilir biyolojik süreçlere dayalı bir açıklamayla karşılaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede spark ne anlama geliyor?

  1. Yaşam verdiği varsayılan gizemli bir kuvvet
  2. Bir canlının içinde görülebilen elektrik kıvılcımı
  3. Maddeyi ateşe verme eylemi
Cevabı göster

Yaşam verdiği varsayılan gizemli bir kuvvet

but within the ongoing biological processes themselves.

1:53

devam eden biyolojik süreçlerin ta kendisinde olduğudur.

Dilbilgisi

What we now know is that ... ile güncel bir sonucu sunmak

What we now know, “şu anda bildiğimiz şey” anlamına gelir. what ile başlayan yan tümcenin tamamı özne görevindedir; is ana fiildir ve ardından gelen that tümcesi asıl sonucu belirtir. Bu kalıp, çoğu zaman eski bir görüş sorgulandıktan sonra, güncellenmiş ve yerleşmiş sonucu öne çıkarır. What ile başlasa da soru değildir; bu nedenle do we now know soru dizilişi yerine we now know düz cümle dizilişini kullanır.

Alıştırma

what yan tümcesi özne olacak şekilde hedef kalıbı tamamlayın: ____ is that regular exercise can improve sleep.

Cevabı göster

What we now know

Dilbilgisi

not contained in ... but within: bir açıklamayı diğeriyle değiştirmek

Not contained in ... but within, bir düşünceyi düzeltmek için not A but B kalıbını kullanır. İlk bölüm, yaşamın sihirli bir madde ya da kıvılcımın içinde bulunduğu iddiasını reddeder. Ardından but, bunun yerine geçen açıklamayı getirir: yaşam, süregelen biyolojik süreçlerin kendisinde bulunur. İki bölüm de konum bildiren paralel ifadelerdir. Bir savda asıl vurgu B'ye düşer; but basit bir ekleme değil, bir açıklamanın diğeriyle değiştirilmesini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi not contained in ... but within kalıbıyla tamamlayın: The meaning of the poem is ____ a single line, ____ the pattern created by the whole piece.

Cevabı göster

not contained in · but within

And to understand these processes,

1:57

Ve bu süreçleri anlamak için,

we need to zoom down to the level of our individual cells. Öbek fiiller

1:59

bireysel hücrelerimizin seviyesine kadar inmemiz gerekiyor.

Öbek fiiller

zoom down to the level of: daha küçük bir ölçeğe geçmek

Bu cümlede zoom down to the level of our individual cells, açıklamayı tüm organizmadan tek tek hücrelerin çok daha küçük ölçeğine taşımak anlamına gelir. Bu ifade, bir kameranın gerçekten aşağı hareket etmesini değil, analiz ölçeğindeki değişimi anlatır. zoom down to the level of + isim kalıbı, açıklamanın bundan sonra hangi daha ayrıntılı düzeyi inceleyeceğini dinleyiciye bildirir. Bilim, veri veya sistemler hakkında konuşurken genel bir bakıştan ayrıntılı bir katmana geçmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: To inspect the design at its smallest scale, we need to ____ each component.

Cevabı göster

zoom down to the level of

Inside each of these cells,

2:04

Bu hücrelerin her birinin içinde,

chemical reactions are constantly occurring, Kalıp ifadeler

2:05

kimyasal reaksiyonlar sürekli olarak meydana gelmektedir;

Kalıp ifadeler

chemical reactions are constantly occurring: bilimsel süreçler için occur kullanımı

Chemical reactions are constantly occurring, kimyasal tepkimelerin gerçekleşmeye devam ettiği anlamına gelir. Chemical reactions occur, bilimsel anlatımda doğal bir sözcük birleşimidir. Occur geçişsizdir: tepkimeler öznedir ve cümle bunları birinin yaptığı eylemler olarak sunmaz. Are occurring şimdiki zamanın sürekli biçimidir; constantly ise etkinliğin zaman boyunca sürdüğünü veya tekrar tekrar gerçekleştiğini belirtir. Bu bilimsel bağlamda constantly, devam eden etkinliği tarafsız biçimde anlatır.

Alıştırma

Occur fiilinin doğru -ing biçimini kullanın: Inside the battery, chemical reactions are constantly ____.

Cevabı göster

occurring

powered by the glucose and oxygen Kalıp ifadeler

2:08

bunlar, glikoz ve oksijenden güç alarak,

that our bodies convert into the energy-carrying molecule known as ATP. Kalıp ifadeler

2:11

ki vücudumuz bunları ATP olarak bilinen enerji taşıyan moleküle dönüştürür.

Kalıp ifadeler

powered by: enerji veya çalışma kaynağını belirtmek

powered by X yapısında X, bir süreç veya sistemi çalıştıran enerji kaynağını ya da mekanizmayı belirtir. Burada glikoz ve oksijen, çevredeki cümlede açıklanan süreci çalıştıran kaynak olarak sunulur. İfade edilgen yapıdadır: something is powered by X. Yalnızca elektrikli makineler için kullanılmaz; bir kaynak veya mekanizmayla desteklenen biyolojik süreçleri, yazılımları ya da kuruluşları da anlatabilir.

Alıştırma

“Çalışma enerjisini … kaynağından alır” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The backup pump is ____ a battery.

Cevabı göster

powered by

Kalıp ifadeler

convert A into B: dönüşümün sonucunu belirtmek

Convert A into B, A’yı değiştirerek B hâline getirmek demektir. Into, dönüşüm sonucunda ortaya çıkan maddeyi, biçimi, durumu veya çıktıyı tanıtır. Altyazıda that dönüştürülen malzemenin yerini tutar, our bodies öznedir ve the energy-carrying molecule known as ATP belirtilen sonuçtur. Tam yapı convert A into B şeklindedir; edilgen biçimi A is converted into B olur.

Alıştırma

Eksik sözcüğü yazarak convert A into B yapısını tamamlayın: The device converts heat ____ electricity.

Cevabı göster

into

Kalıp ifadeler

known as ATP: bir adı tanıtma

known as ATP içindeki known as, “... olarak adlandırılan” ya da “adı ... olan” demektir. Bu geçmiş ortaç öbeği the energy-carrying molecule ifadesinden sonra gelir ve molekülün adının ATP olduğunu belirtir. Bu yapı, yazarın önce bir açıklama yapıp ardından teknik adı eklemesini sağlar: açıklama + known as + ad. which is known as ifadesinin kısaltılmış biçimidir; “... olarak bilmek” şeklinde sözcüğü sözcüğüne anlaşılmaz.

Alıştırma

Cümleyi “adı ... olan” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The material is ____ graphene.

Cevabı göster

known as

Cells use this energy for everything from repair to growth to reproduction. Dilbilgisi

2:16

Hücreler bu enerjiyi onarımdan büyümeye ve üremeye kadar her şey için kullanırlar.

Dilbilgisi

everything from repair to growth to reproduction: geniş bir aralık gösterme

for everything, hücrelerin bu enerjiyi her türlü görev için kullandığını belirtir. Ardından gelen from repair to growth to reproduction, bu geniş aralıktaki temsili noktaları sıralar. from A to B to C yapısında yinelenen to, bir aralık veya dizideki öğeleri birbirine bağlar. Burada to bir varış noktası göstermez ve sıralama katı bir zaman çizelgesi olmak zorunda değildir; asıl amaç çeşitliliği ve kapsamın genişliğini vurgulamaktır.

Alıştırma

Geniş aralığı from ... to ... to ... ile tamamlayın: The conference welcomes everyone ____ high school students ____ university researchers ____ industry experts.

Cevabı göster

from · to · to

Not only does it take a lot of energy to make the necessary molecules, Dilbilgisi

2:22

Gerekli molekülleri üretmek sadece çok fazla enerji gerektirmekle kalmaz,

but it takes even more to get them where they need to be. Dilbilgisi

2:25

aynı zamanda onları olmaları gereken yere ulaştırmak çok daha fazlasını gerektirir.

Dilbilgisi

Not only does it take ... but it takes even more: cümle başı devrik yapı ve artan vurgu

Not only ..., but ... eşleşik yapısı ilk bilgiye ikinci bir bilgi ekler. Burada iki eylem de enerji gerektirir; even more, ikinci eylemin birinciden daha büyük miktarda enerji gerektirdiğini gösterir. Tekrarlanacak energy sözcüğü bağlamdan anlaşılır. Not only yan tümcenin başına geldiğinde İngilizcede özne-yardımcı fiil devrikliği olur: does, it öznesinden önce gelir ve take yalın hâlde kalır. but ile başlayan yan tümce normal söz dizimine döner: it takes. Bu kalıp, iki bilgiyi paralel tutarken vurguyu artırır.

Alıştırma

Hangi cümle, cümle başındaki Not only yapısını doğru kullanır ve raporu düzeltmenin araştırmaktan daha fazla zaman gerektirdiğini gösterir?

  1. Not only does the report takes time to research, but it takes even more time to revise.
  2. Not only does the report take time to research, but it takes even more time to revise.
  3. Not only the report takes time to research, but it takes even more time to revise.
Cevabı göster

Not only does the report take time to research, but it takes even more time to revise.

Dilbilgisi

get them where they need to be: nesneyi olması gereken yere ulaştırmak

get them where they need to be ifadesinde get, bir şeyin bir yere ulaşmasını sağlamak veya ulaşmasına yardımcı olmak anlamına gelir. Them, daha önce geçen necessary molecules ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla bu söz öbeği moleküllerin gerekli konumlara taşınmasını anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp get + object + where-clause şeklindedir. Nesne doğrudan get sonrasında gelir, where they need to be ise varış yerini belirtir. Bu bir yer yan tümcesidir, doğrudan soru değildir; bu nedenle do they need değil, they need şeklindeki bildirme sırasını korur.

Alıştırma

Hangi cümle, yönlendirme sisteminin her paketin gerekli varış noktasına ulaşmasını sağladığı anlamına gelir?

  1. The routing system shows where every parcel needs to be.
  2. The routing system gets every parcel where it needs to be.
  3. The routing system asks where every parcel needs to be.
Cevabı göster

The routing system gets every parcel where it needs to be.

The universal phenomenon of entropy means that molecules will tend towards diffusing randomly, Kalıp ifadeler

2:29

Evrensel entropi olgusu, moleküllerin rastgele yayılma eğiliminde olacağı,

Kalıp ifadeler

will tend towards diffusing: bir eğilimi anlatmak

will tend towards diffusing ifadesinde tend towards, belirli bir yönde gelişmek veya bir eğilim göstermek anlamına gelir. Bu ifade, istisnasız gerçekleşen bir sonucu değil, genel bir örüntüyü anlatır. Towards bir edattır; bu nedenle diffusing, -ing biçimindedir ve isim-fiil görevi görür. Kalıp tend towards + isim veya isim-fiil şeklindedir: tend towards stability; tend towards becoming less active.

Alıştırma

Cümleyi tend towards + -ing kalıbıyla tamamlayın: Without clear guidance, group discussions will ____ becoming unfocused.

Cevabı göster

tend towards

moving from areas of high concentration to low concentration, Kalıp ifadeler

2:36

yüksek konsantrasyonlu alanlardan düşük konsantrasyonlu alanlara hareket edeceği,

Kalıp ifadeler

from areas of high concentration to low concentration: yönü belirtmek

from areas of high concentration to low concentration ifadesi hareketin yönünü belirtir. From başlangıç koşulunu, to ise bitiş koşulunu gösterir. High ve low, fiziksel yüksekliği değil concentration sözcüğünü, yani derişimin yüksek veya düşük olmasını tanımlar. İkinci bölümde tekrarlanan areas of sözcükleri çıkarılmıştır; dolayısıyla low concentration, areas of low concentration anlamındadır.

Alıştırma

Difüzyonun bilimsel olarak doğru yönünü tamamlayın: Particles move ____.

Cevabı göster

from areas of high concentration to low concentration

or even breaking apart into smaller molecules and atoms. Öbek fiiller

2:40

veya hatta daha küçük moleküllere ve atomlara parçalanacağı anlamına gelir.

Öbek fiiller

breaking apart into: ayrılıp daha küçük birimlere dönüşmek

Breaking apart into, bir bütünün ayrılması ya da parçalanması ve into'dan sonra belirtilen parçalara dönüşmesi demektir. Bu cümlede daha büyük bir madde, daha küçük moleküllere ve atomlara dönüşebilir. apart ayrılmayı gösterir; into ise ortaya çıkan biçimi veya birimleri tanıtır. Yalnızca break sözcüğünü değil, break apart into + sonuç kalıbının tamamını öğrenin.

Alıştırma

Hedef kalıbı tamamlayın: The tablet will break ____ powder in water.

Cevabı göster

apart into

So cells must constantly keep entropy in check Deyimler

2:43

Bu yüzden hücreler entropiyi sürekli kontrol altında tutmalıdır;

by using energy to maintain their molecules Dilbilgisi

2:47

moleküllerini korumak için enerji kullanarak

Deyimler

keep entropy in check: entropiyi kontrol altında tutmak

Keep something in check, bir şeyi büyümemesi, yayılmaması veya fazla zarar vermemesi için kontrol etmek ya da sınırlamak demektir. Burada hücreler, entropinin düzen bozucu etkilerini sınırlamak ve moleküllerini korumak için enerji kullanır. Bu deyimde check, inceleme değil, sınırlama veya kontrol anlamındadır. Yeniden kullanılabilir kalıp keep + isim + in check şeklindedir.

Alıştırma

Burada keep rising costs in check ne anlama geliyor? The manager changed the plan to keep rising costs in check.

  1. her maliyeti hata bulmak için incelemek
  2. maliyetleri çekle ödemek
  3. maliyetleri kontrolden çıkmamaları için sınırlamak
Cevabı göster

maliyetleri kontrolden çıkmamaları için sınırlamak

in the very complicated formations necessary for biological functions to occur.

2:49

biyolojik işlevlerin gerçekleşmesi için gereken o çok karmaşık oluşumların içinde.

Dilbilgisi

by using energy to maintain: yöntem ve amaç

Burada by + fiilin -ing biçimi yöntemi gösterir: using energy, “nasıl?” sorusunu yanıtlar. to maintain mastarı ise bu enerji kullanımının ulaşmayı amaçladığı sonucu belirtir. by + fiilin -ing biçimi + to + fiilin yalın hâli, bir mekanizmayı açıkça anlatabilir: belirli bir sonuç üretmek için bir yöntem kullanılır. Bu cümlede by, “son teslim tarihinden önce” anlamına gelmez.

Alıştırma

İlk boşluk yöntemi, ikinci boşluk ise amacı gösterecek şekilde cümleyi by using A to do B yapısıyla tamamlayın: The museum protects its paintings ____ special glass ____ filter harmful light.

Cevabı göster

by using · to

The breaking down of these arrangements when the entire cell succumbs to entropy Kelime

2:55

Tüm hücre entropiye yenik düştüğünde bu düzenlemelerin bozulması

is what eventually results in death. Dilbilgisi

3:00

en nihayetinde ölümle sonuçlanan şeydir.

Kelime

succumbs to entropy: bir güce yenilmek

Succumb to, bir güce veya zararlı etkiye artık direnemeyip ona yenilmek anlamına gelir. Bu cümlede entropi, hücrenin artık karşı koyamadığı bir güç olarak sunulur. Özne bu sonucu özgürce seçmez. İfade, çoğu zaman baskı veya hasarın ardından direncin başarısız olduğunu anlatır.

Alıştırma

“The weakened bridge eventually succumbed to the force of the flood,” cümlesinde succumbed to ne anlama gelir?

  1. karşısında yenildi
  2. iş birliği yapmayı seçti
  3. dikkatlice ölçtü
Cevabı göster

karşısında yenildi

Dilbilgisi

X is what eventually results in Y: nedeni vurgulama

X is what results in Y yapısında what ile başlayan yan cümle, Y’ye neden olan şey ya da süreç anlamına gelir. Cümle X’i bu neden olarak tanımlar. Burada hücrenin düzenli yapılarının bozulması, sonuçta ölüme neden olan süreç olarak gösterilir. Burada what soru sözcüğü değildir. Daha doğrudan olan X results in Y ile karşılaştırıldığında X is what results in Y, açıklamadaki ilgili neden olarak X’e daha güçlü vurgu yapar.

Alıştırma

Cümleyi neden vurgulayan X is what eventually results in Y kalıbıyla tamamlayın: Poor maintenance ____ engine failure.

Cevabı göster

is what eventually results in

This is the reason that organisms can't be simply sparked back to life once they've already died. Notlar

3:03

Organizmaların zaten öldükten sonra basitçe yeniden hayata döndürülememesinin nedeni budur.

Deyimler

sparked back to life: yeniden canlanma için kıvılcım metaforu

Sparked back to life, yeniden canlanmayı bir kıvılcım hayatı yeniden başlatabilirmiş gibi anlatır. Bu edilgen ifadede hayata döndürülecek olan organizmadır; örtük kıvılcım ya da uyarı ise değişime neden olur. Cümle, bir organizmanın öldükten sonra bu kadar basit biçimde yeniden hayata döndürülebileceği fikrini reddeder. Back to life, canlı ya da etkin bir duruma dönüşü belirtir; life adlı bir yere gitmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede sparked back to life ne anlama geliyor?

  1. hâlâ canlı olup olmadığının kontrol edilmesi
  2. life adlı bir yere geri götürülmek
  3. kıvılcıma benzer basit bir uyarıyla yeniden hayata döndürülmek
Cevabı göster

kıvılcıma benzer basit bir uyarıyla yeniden hayata döndürülmek

Dilbilgisi

once they've already died: tamamlanmış bir koşul

Burada once, ana cümledeki sınırlamanın geçerli olduğu koşulu belirtir: organizmalar çoktan ölmüştür. Bu cümlede “bir kez” değil, “olur olmaz” veya “olduktan sonra” anlamındadır. Present perfect yapıdaki they've died, ölümü tamamlanmış ve sonucu şu an önemli olan bir olay olarak sunar. once + present perfect birlikte bir eşik belirtir: bu koşula ulaşıldıktan sonra söylenen sonuç veya sınırlama geçerli olur.

Alıştırma

Cümledeki once they've already died ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Organizmaların tekrar tekrar öldüğünü söyler.
  2. Organizmaların yalnızca bir kez ölmesine izin verildiğini söyler.
  3. Bir eşik belirtir: ölüm gerçekleştikten sonra söylenen sınırlama geçerli olur.
Cevabı göster

Bir eşik belirtir: ölüm gerçekleştikten sonra söylenen sınırlama geçerli olur.

We can pump air into someone's lungs, Kalıp ifadeler

3:08

Birinin akciğerlerine hava pompalayabiliriz,

Kalıp ifadeler

pump air into someone's lungs: pump + madde + into + hedef

pump air into someone's lungs ifadesinde pump, basınç veya tekrarlanan mekanik hareket yoluyla bir şeyi zorlayarak hareket ettirmek anlamında kullanılan bir fiildir. Air hareket ettirilen maddedir; into ise hedefi, yani someone's lungs ifadesini belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp pump + madde + into + yer şeklindedir. Bu acil durum bağlamında havayı akciğerlere zorla göndermeyi anlatır; bu eylem tek başına kişinin iyileştiği veya diğer yaşamsal süreçlerin yeniden başladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi pump + water + into ile tamamlayın: The machine can ____ the tank.

Cevabı göster

pump water into

but it won't do much good if the many other processes involved in the respiratory cycle are no longer functioning. Notlar

3:11

ancak solunum döngüsünde yer alan diğer birçok süreç artık çalışmıyorsa bunun pek bir faydası olmayacaktır.

Deyimler

won't do much good: pratikte sınırlı fayda

do much good ifadesinde good, fayda veya yardım anlamına gelen bir isimdir. Bu nedenle won't do much good, bir şeyin pek yararlı olmayacağı veya etkisinin az olacağı anlamına gelir; kişinin iyilik yapmayacağı anlamına gelmez. Buradaki if yan cümlesi, eylemin neden sınırlı bir değere sahip olduğunu açıklar: solunum döngüsü için gerekli diğer süreçler durmuştur. X won't do much good if Y kalıbı, daha büyük bir koşul hâlâ karşılanmadığı için tek bir adımın pek yardımcı olamayacağı durumlarda kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade won't do much good ile tamamlayın: Changing the label ____ if the contents are wrong.

Cevabı göster

won't do much good

Kalıp ifadeler

are no longer functioning: önceki çalışma durumu sona ermiş

Are functioning, function fiilinin şimdiki zamanın devam eden biçimidir ve çalışıyor anlamına gelir. No longer sözcüğü be fiilinden sonra yerleştirildiğinde are no longer functioning elde edilir: süreçler daha önce çalışıyordu, ancak bu çalışma durumu artık sona ermiştir. Bu cümlede ifade, solunum döngüsünün diğer bölümlerinin yalnızca daha verimsiz hâle geldiğini değil, durduğunu anlatır. be + no longer + functioning kalıbı, daha önceki çalışma durumu sona ermiş sistemler, cihazlar, organlar ve süreçler için yaygındır.

Alıştırma

Kameraların önceden çalıştığını ancak artık durduğunu göstermek için cümleyi hedef ifade no longer functioning ile tamamlayın: After the power surge, the security cameras are ____.

Cevabı göster

no longer functioning

Similarly,

3:18

Benzer şekilde,

the electric shock from a defibrillator doesn't jump-start an inanimate heart, Notlar

3:19

bir defibrilatörden gelen elektrik şoku cansız bir kalbi birdenbire çalıştırmaz,

Kelime

jump-start an inanimate heart: yanıltıcı bir makine benzetmesi

Bir aracı jump-start etmek, motorunu çalıştırmak için başka bir akünün gücünü kullanmak demektir. İfade kalp için kullanıldığında bir makine benzetmesi oluşturur: elektrik şoku sanki cansız bir kalbin düğmesini yeniden açıyormuş gibi görünür. Cümle bu görüntüyü reddeder. Jump-start an inanimate heart, defibrilatörün gerçekte yaptığı işi değil, düzeltilen yanlış düşünceyi adlandırır. Bu nedenle ifade kesin bir tıbbi mekanizma olarak anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle jump-start ifadesini örnekteki tıbbi yanılgıyı tekrarlamadan doğal biçimde kullanır?

  1. A defibrillator can jump-start any dead heart.
  2. The new funding could jump-start the stalled research project.
  3. The nurse jump-started the patient's abnormal rhythm.
Cevabı göster

The new funding could jump-start the stalled research project.

but resynchronizes the muscle cells in an abnormally beating heart so they regain their normal rhythm. Dilbilgisi

3:23

bunun yerine anormal atan bir kalpteki kas hücrelerini normal ritimlerini yeniden kazanmaları için yeniden senkronize eder.

Dilbilgisi

doesn't jump-start ..., but resynchronizes: bir yanılgıyı düzeltmek

doesn't A, but B kalıbı bir açıklamayı düzeltir: A’yı reddeder ve yerine B’yi koyar. Buradaki yanlış düşünce, cansız bir kalbi yeniden çalıştırmaktır; cümlede belirtilen gerçek işlev ise anormal atan bir kalpteki kas hücrelerini yeniden senkronize etmektir. but yerine geçen açıklamayı sunduğu için resynchronizes, jump-start eylemine eklenen ikinci bir etki değildir. Bilimsel açıklamalarda bu kalıp, yaygın bir yanılgıyla gerçek mekanizmayı birbirinden ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

“The filter doesn't destroy the pollutants, but traps them,” cümlesinde but neyi sunar?

  1. Filtrenin neden tehlikeli olduğunu
  2. Reddedilen açıklamanın yerine geçen gerçek eylemi
  3. Kirleticiler yok edildikten sonra gerçekleşen ek bir eylemi
Cevabı göster

Reddedilen açıklamanın yerine geçen gerçek eylemi

Dilbilgisi

so they regain their normal rhythm: so ile sonuç bildirme

Burada so, kas hücrelerini yeniden eş zamanlamanın sonucunu belirtir: hücreler normal ritimlerine döner. they zamiri önceki muscle cells ifadesine gönderme yapar. Bu kalıpta so, bir eylemi ondan doğan sonuca bağlar. Cümle içinde bağlaç görevi görür; ayrı bir cümlenin başında kullanılan therefore değildir.

Alıştırma

Özgün cümlede so they regain their normal rhythm neyi ifade eder?

  1. Kas hücrelerini yeniden eş zamanlamanın sonucu
  2. Kalp ile kas hücreleri arasındaki karşıtlık
  3. Kas hücrelerinin neden anormal attığı
Cevabı göster

Kas hücrelerini yeniden eş zamanlamanın sonucu

This can prevent a person from dying, Kalıp ifadeler

3:30

Bu bir kişinin ölmesini engelleyebilir,

Kalıp ifadeler

prevent a person from dying: prevent + nesne + from + fiil-ing yapısı

Prevent a person from dying, prevent + nesne + from + fiil-ing kalıbını kullanır. Olası bir eylemin veya sonucun gerçekleşmesini engellemek anlamına gelir. Burada a person nesnedir, yani korunan kişidir; dying ise önlenebilecek sonuçtur. from sonrasında fiilin -ing biçimi kullanılır: prevent someone from doing something. Burada öğretilen ve İngilizcenin farklı çeşitlerinde en güvenli olan kullanım, -ing biçiminden önce from sözcüğünü korur.

Alıştırma

users sözcüğünü nesne olarak kullanıp cümleyi prevent + nesne + from + fiil-ing yapısıyla tamamlayın: A password manager can ____ forgetting their passwords.

Cevabı göster

prevent users from

but it won't raise a dead body or a monster sewn together from dead bodies. Notlar

3:32

ancak ölü bir bedeni veya cesetlerden dikilmiş bir canavarı diriltmeyecektir.

Kelime

raise a dead body: ölüyü diriltmek

raise a dead body ifadesinde raise, cesedi fiziksel olarak yukarı kaldırmak değil, ölmüş birini yeniden hayata döndürmek demektir. a dead body nesnesi, burada diriltme anlamının kullanıldığını gösterir. Bu kullanım en çok dinî, mitolojik, fantastik ve korku bağlamlarında görülür. Cümledeki won't raise, beden öldükten sonra bunun ölümü tersine çeviremeyeceğini anlatır.

Alıştırma

Bu cümledeki raise a dead body ifadesinde raise ne anlama geliyor?

  1. cesedi defin için hazırlamak
  2. cesedi daha yüksek bir konuma taşımak
  3. cesedi yeniden hayata döndürmek
Cevabı göster

cesedi yeniden hayata döndürmek

Kültür

a monster sewn together from dead bodies: Frankenstein'ın yaratığına gönderme

Bu betimleme, popüler kültürdeki tanıdık Frankenstein yaratığı imgesini çağrıştırır: ölü bedenlerin parçalarından birleştirilen ve ardından hayata döndürülen bir canavar. İpucu, ceset parçalarının dikilmesi ayrıntısıdır; monster sözcüğü tek başına bu göndermeyi belirginleştirmezdi. a dead body ifadesinden sonra bu abartılı kurmaca imgenin eklenmesi, ölü maddenin kolayca hayata döndürülebileceği fantezisini reddeder. Bu kültürel bir göndermedir; bütün canavarların genel bir tanımı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede a monster sewn together from dead bodies ifadesi öncelikle neyi çağrıştırıyor?

  1. Frankenstein'ın yaratığına dair popüler imgeye gönderme yapar.
  2. Bütün canavarların insan bedenlerinden yapıldığını söyler.
  3. Sıradan bir ameliyatı tarafsız biçimde betimler.
Cevabı göster

Frankenstein'ın yaratığına dair popüler imgeye gönderme yapar.

So it would seem that all our various medical miracles can delay or prevent death, Notlar

3:37

Görünüşe göre çeşitli tıbbi mucizelerimizin hepsi ölümü geciktirebilir veya önleyebilir,

but not reverse it.

3:43

ancak onu tersine çeviremez.

Ton ve niyet

it would seem that: temkinli bir sonuç sunmak

“It would seem that + yan cümle” eldeki kanıtlardan çıkarılan bir sonucu sunar, ancak düzeltmeye açık kapı bırakır. Burada tıbbın yapabilecekleri hakkındaki iddiayı mutlak bir ifade olarak değil, temkinli bir çıkarım olarak çerçeveler. Bu kullanımda would geçmiş zamanı göstermez. İddianın gücünü azaltır; bu nedenle sonuç, “It is clear that ...” gibi doğrudan bir ifadeden daha ölçülü duyulur.

Alıştırma

Cümleyi temkinli it would seem that ifadesiyle tamamlayın: ____ the lower price has attracted more customers.

Cevabı göster

It would seem that

Anlatım akışı

delay or prevent death, but not reverse it: sınırı belirtmek

Bu bölüm, tıbbın yapabileceklerinin sınırını tanımlamak için üç fiil kullanır. Delay death ölümü daha sonraki bir zamana taşır; prevent death gerçekleşmeden önce onu engeller; reverse death ise gerçekleştikten sonra ölümü geri çevirmek anlamına gelir. “A or B, but not C” kalıbı delay ve prevent fiillerini mümkün sonuçlar olarak gruplandırır, ardından but not ile daha güçlü olan reverse olasılığını dışarıda bırakır. It zamiri death sözcüğüne gönderme yapar, tekrarı önler ve odağı sınıra yöneltir.

Alıştırma

Reverse death ifadesinde reverse, prevent sözcüğünde olmayan hangi anlamı ekler?

  1. Gerçekleştikten sonra ölümü geri çevirmek.
  2. Ölümü gerçekleşmeden önce engellemek.
  3. Ölümün daha sonra gerçekleşmesini sağlamak.
Cevabı göster

Gerçekleştikten sonra ölümü geri çevirmek.

But that's not as simple as it sounds, Deyimler

3:45

Fakat bu duyulduğu kadar basit değildir,

Deyimler

not as simple as it sounds: gizli karmaşıklık

not as + sıfat + as it sounds kalıbı, gerçek durumun bir açıklamanın yarattığı kolay veya açık izlenimle örtüşmediğini anlatır. Burada sounds, “hakkında bir şey duyulduğunda öyle görünmek” anlamındadır; gerçek bir sesten söz edilmez. Bu cümlede not as simple as it sounds, görünüşte basit bir fikirden gizli karmaşıklıklara geçileceğini bildirir. Bu kalıbı dinleyiciyi sınırlamalara, istisnalara veya ek adımlara hazırlamak için de kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi simple ve not as ... as kalıbını kullanarak tamamla: Organizing the event is ____.

Cevabı göster

not as simple as it sounds

because constant advancements in technology and medicine Kalıp ifadeler

3:47

çünkü teknoloji ve tıptaki sürekli ilerlemeler

have resulted in diagnoses such as coma, Kalıp ifadeler

3:50

koma gibi teşhislerle sonuçlanmıştır,

Kalıp ifadeler

have resulted in ... such as ...: sonucu belirtme ve örnek verme

Bu cümlede have resulted in, “neden olmuş” veya “yol açmış” anlamına gelir. Advancements nedeni, diagnoses ise sonucu gösterir. Present perfect yapıdaki have resulted, zaman içinde gerçekleşen gelişmeleri şu anda önem taşıyan sonuçlarla ilişkilendirir. such as coma, diagnoses için belirli bir örnek verir. Neden + result in + sonuç yapısının ardından such as + örnek kullanmak, önce etkiyi belirtip sonra onu somutlaştırmayı sağlar.

Alıştırma

result in ifadesinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Recent safety changes have ____ improvements such as fewer accidents.

Cevabı göster

resulted in

describing potentially reversible conditions under which people would have previously been considered dead. Dilbilgisi

3:53

ve bu teşhisler, insanların daha önce ölü kabul edileceği potansiyel olarak geri döndürülebilir durumları tanımlamaktadır.

Kalıp ifadeler

advancements in technology and medicine: alanlardaki ilerlemeler

Advancements in + field, belirli bir alandaki iyileştirmeler veya yeni gelişmeler anlamına gelir. advancements in technology and medicine ifadesinde in, ilerlemenin gerçekleştiği alanları belirtir. Çoğul advancements, ilerlemeyi tek bir genel değişim yerine birkaç somut gelişme olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi advancement sözcüğünün çoğulu ve doğru edatla tamamla: Recent ____ medicine have improved patient care.

Cevabı göster

advancements in

Dilbilgisi

under which: koşulları bir ilgi cümleciğine bağlama

under which, potentially reversible conditions ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğini başlatır. Which, conditions sözcüğüne geri gönderme yapar; under ise fiziksel olarak bir şeyin altında olmayı değil, “bu koşullar altında” anlamını taşır. Yapı isim + under which + özne + fiil şeklindedir. Resmî yazıda, bu koşullarda ne olduğunu anlatan ifade doğrudan isme bağlanabilir.

Alıştırma

under + doğru ilgi sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: The policy lists the conditions ____ refunds are available.

Cevabı göster

under which

Dilbilgisi

would have previously been considered dead: geçmişteki koşula bağlı değerlendirme

Modal perfect edilgen yapı would have been considered, gerçek, varsayımsal ya da karşılaştırılan bir koşula bağlı geçmiş sonucu anlatır: İlgili eski ölçüt uygulansaydı bir kişi bu şekilde değerlendirilmiş olurdu. Yapı would + have + been + past participle biçimindedir. Bu cümlede under which koşulları verir, previously ise daha eski tıbbi ölçütlere işaret eder. İfade, farklı dönemlerdeki sınıflandırmaları karşılaştırır; belirli kişilerin gerçekten ölü ilan edildiğini tek başına ileri sürmez.

Alıştırma

Geçmişe yönelik varsayımsal edilgen yapıyı dersteki kalıpla tamamlayın: If this design had been proposed in 1990, it ____ unrealistic.

Cevabı göster

would have been considered

In the future,

4:01

Gelecekte,

the point of no return may be pushed even further. Deyimler

4:02

geri dönüşü olmayan nokta daha da ileri itilebilir.

Deyimler

the point of no return: geri dönüşü olmayan nokta

The point of no return, bir kararın, sürecin veya değişimin artık tersine çevrilemeyeceği eşiği anlatan bir deyimdir. Buradaki point mutlaka fiziksel bir yer değil, bir aşama veya sınır anlamına gelir. Bu cümlede pushing that point further, durumun gerçekten geri döndürülemez hâle geldiği anı geciktirmek demektir. Fiziksel bir noktayı hareket ettirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

The negotiations have not yet reached the point of no return cümlesindeki ifade ne anlama gelir?

  1. kimsenin geri dönemeyeceği fiziksel bir yer
  2. sonrasında durumun tersine çevrilemeyeceği bir aşama
  3. geri dönmemeyi seçmek için bir neden
Cevabı göster

sonrasında durumun tersine çevrilemeyeceği bir aşama

Deyimler

may be pushed even further: soyut bir sınırı daha ileri taşımak

May be pushed even further, may + be + pushed biçimindeki modal edilgen yapıyı kullanır. Soyut bir eşiği hareket ettirilebilen bir sınır gibi gösterir. Burada geri dönüşü olmayan nokta daha uzağa kayabilir ve durum geri döndürülemez hâle gelmeden önce daha fazla alan bırakabilir. Even, mevcut veya beklenen düzeyin ötesindeki hareketi vurgular. Further, ek bir soyut mesafe veya ilerleme belirtir; mutlaka bir nesneyi fiziksel olarak itmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlenin anlamını seçin: The deadline may be pushed even further.

  1. Son tarih daha da ileri bir zamana taşınabilir.
  2. Son tarih tamamen kaldırılabilir.
  3. Birisi kâğıt bir takvimi fiziksel olarak itebilir.
Cevabı göster

Son tarih daha da ileri bir zamana taşınabilir.

Some animals are known to extend their lifespans or survive extreme conditions Kalıp ifadeler

4:06

Bazı hayvanların yaşam sürelerini uzattıkları veya zorlu koşullarda hayatta kaldıkları bilinmektedir,

by slowing down their biological processes to the point where they are virtually paused. Notlar

4:11

bunu da biyolojik süreçlerini adeta duraklayacak noktaya kadar yavaşlatarak yaparlar.

Kalıp ifadeler

are known to extend: yerleşik bir özelliği aktarmak

Are known to extend, be known to + fiilin yalın hâli yapısının çoğul özneyle kullanılan biçimidir. Gözlemlerin veya yerleşik bilgilerin bazı hayvanların bu yeteneğe sahip olduğunu gösterdiğini belirtir. Known to do, bilinen bir gerçeği aktaran bir kalıptır; önce tanınıp ardından bir eylem gerçekleştirme sırası anlamına gelmez. Bu yapı olgusal ve bilimsel açıklamalarda yaygındır. Cümlenin tamamında extend ve survive, are known to sonrasında bağlanmıştır; dolayısıyla iki eylem de bilinen özellikler olarak sunulur.

Alıştırma

Bilinen bir özelliği sunmak için be known to yapısını doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Owls ____ hunt at night.

Cevabı göster

are known to

Öbek fiiller

by slowing down their biological processes: biyolojik süreçleri yavaşlatarak

Slow down, 'bir şeyin daha düşük bir hızda veya oranda gerçekleşmesini sağlamak' demektir. Burada slowing down their biological processes, biyolojik süreçlerin hızını azaltmak anlamına gelir; onları aşağı doğru hareket ettirmek veya tamamen durdurmak anlamına gelmez. by + -ing kalıbı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Hayvanlar biyolojik etkinliklerini azaltarak yaşam sürelerini uzatır veya aşırı koşullarda hayatta kalır.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The editor reduced mistakes by ____ the review process.

Cevabı göster

slowing down

Dilbilgisi

to the point where: belirli bir sonuç doğuracak dereceye kadar

to the point where + cümlecik, 'belirli bir sonucun ortaya çıkacağı dereceye kadar' anlamına gelir. Bir durumu veya değişimi, o derecede ulaşılan sonuçla bağlar. Burada biyolojik süreçler neredeyse duracak kadar yavaşlar. Point bir derece eşiğini veya aşamasını ifade eder; where ise ortaya çıkan durumu anlatan cümleciği başlatır.

Alıştırma

'Belirli bir sonuç doğuracak dereceye kadar' anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The crowd became restless ____ the speaker had to stop.

Cevabı göster

to the point where

And research into cryonics hopes to achieve the same Notlar

4:16

Ve kriyojenik (dondurma bilimi) araştırmaları da aynı şeyi başarmayı umuyor;

by freezing dying people and reviving them later when newer technology is able to help them. Dilbilgisi

4:20

ölmek üzere olan insanları dondurarak ve yeni teknolojiler onlara yardım edebildiğinde onları daha sonra yeniden canlandırarak.

Kelime

research into cryonics: research into + araştırma konusu

Research into + isim öbeği, bir konunun, sorunun veya problemin sistemli biçimde incelenmesi anlamına gelir. Burada research into cryonics, kriyoniği bir alan olarak araştırmak demektir. Kriyonik, gelecekteki teknolojilerin insanları yeniden hayata döndürebileceği umuduyla onları çok düşük sıcaklıklarda korumaya yönelik bir girişimdir. Çok düşük sıcaklıklarla ilgili bilim ve teknolojinin tamamını kapsayan cryogenics kavramından daha dardır.

Alıştırma

Araştırılan konuyu tanıtmak için research into ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Scientists published new research inside how noise affects sleep.
  2. Scientists published new research at how noise affects sleep.
  3. Scientists published new research into how noise affects sleep.
Cevabı göster

Scientists published new research into how noise affects sleep.

Kalıp ifadeler

hopes to achieve the same: önceki bir sonuca gönderme

Hopes to, daha önce elde edilmiş bir sonucu değil, gelecekte istenen bir sonucu belirtir. Achieve the same, aynı sonuca ulaşmak demektir. The same daha önce anlatılan bir sonuca gönderme yapar; bu nedenle okur veya dinleyici anlamı önceki bağlamdan çıkarmalıdır. Burada yaşamsal süreçlerin durdurulup daha sonra yeniden başlatılmasını ifade eder; by freezing ... ise önerilen yöntemi tanıtır.

Alıştırma

Örnekte hopes to achieve the same ne anlatıyor?

  1. Daha önce belirtilen sonuca ulaşmayı hedefler, ancak başarı kesin değildir.
  2. Sonucu önemsemeden yalnızca dondurma eylemini tekrarlamayı planlar.
  3. Tam olarak aynı yöntemi kullanarak sonuca zaten ulaşmıştır.
Cevabı göster

Daha önce belirtilen sonuca ulaşmayı hedefler, ancak başarı kesin değildir.

Dilbilgisi

by freezing ... and reviving ...: bir yöntemi iki eylemle anlatmak

By + fiilin -ing biçimi, bir şeyin nasıl yapıldığını açıklar. Burada by yöntemi tanıtır; freezing ve reviving ise yöntemin iki adımını belirtir. İki -ing biçimi and ile bağlanan paralel yapılardır, bu nedenle by her ikisini de kapsar: by doing A and doing B. Dying people, zaten ölmüş insanları değil, ölmek üzere olan insanları ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için check ve restart fiillerinin -ing biçimlerini kullanın: The technician solved the connection problem by ____ the cables and ____ the router.

Cevabı göster

checking · restarting

See, if the cells are frozen, Anlatım akışı

4:26

Bakın, hücreler dondurulursa,

Anlatım akışı

See, if ...: konuşmada açıklamayı haber veren bir işaret

See burada bakma emri değil, bir söylem belirtecidir. Dinleyicinin dikkatini çeker ve birazdan bir açıklama geleceğini bildirir. Ardından gelen if yan cümlesi, bu açıklamada kullanılan koşulu ortaya koyar. See, if ... bir bütün olarak konuşmayı bir iddiadan onu destekleyen gerekçeye taşır.

Alıştırma

"See, if the cells are frozen," bölümünde See ne işe yarar?

  1. Konuşmacının sonucu zaten gözlemlediğini gösterir.
  2. Konuşmacının birazdan konuyu açıklayacağını bildirir.
  3. Dinleyiciye hücrelere bakmasını söyler.
Cevabı göster

Konuşmacının birazdan konuyu açıklayacağını bildirir.

there's very little molecular movement and diffusion practically stops. Notlar

4:28

çok az moleküler hareket olur ve difüzyon neredeyse durur.

Dilbilgisi

there's very little molecular movement: çok az miktar belirtmek

Bu cümlede there's, there is ifadesinin kısaltmasıdır. Var olan moleküler hareket miktarını yeni bilgi olarak sunar. Very little, sayılamayan movement ismini niteler ve yalnızca çok az miktarda hareket bulunduğunu belirtir. Buradaki little, bir hareketin fiziksel boyutunu değil, miktarını veya derecesini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi there is ifadesinin kısaltması ve very little ile tamamlayın: At this temperature, ____ molecular movement.

Cevabı göster

there's very little

Kelime

practically stops: neredeyse durur, tamamen değil

Burada practically, almost veya nearly anlamına gelen bir derece zarfıdır. Difüzyon durmaya o kadar yaklaşır ki normal amaçlar için durmuş sayılabilir; ancak cümle tüm difüzyonun kesinlikle sıfır olduğunu iddia etmez. Bu kullanım, çok küçük bir kalıntı veya istisna olasılığına yer bırakırken güçlü bir ifade kurmayı sağlar.

Alıştırma

"When the pipes freeze, water flow practically stops," cümlesinde practically stops ne anlama gelir?

  1. Gerçek koşullarda durur, ancak teoride devam eder.
  2. Neredeyse durur, ancak çok az bir miktar devam edebilir.
  3. Hiçbir akış kalmadan tamamen durur.
Cevabı göster

Neredeyse durur, ancak çok az bir miktar devam edebilir.

Even if all of a person's cellular processes had already broken down, Notlar

4:33

Bir kişinin tüm hücresel süreçleri çoktan çökmüş olsa bile,

this could still conceivably be reversed by a swarm of nanobots Dilbilgisi

4:37

bunun hala bir nanobot sürüsü tarafından tersine çevrilebileceği düşünülebilir;

Dilbilgisi

Even if: sonucu değiştirmeyen varsayımsal koşul

Even if, çoğu zaman aşırı veya olumsuz olan varsayımsal bir koşul sunar. Ana cümle, bu koşula rağmen sonucun yine de geçerli olabileceğini belirtir. Bu cümlede tüm hücresel süreçlerin bozulması, doğrulanmış bir gerçek olarak değil, akıl yürütme amacıyla bir olasılık olarak sunulur. Still, bu koşulda bile durumun tersine çevrilmesinin düşünülebileceğini vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle, bir durumun gerçek olduğunu ileri sürmeden onu olası bir koşul olarak sunar?

  1. Even though the road was icy, the bus arrived on time.
  2. Even if the road is icy tomorrow, the bus will still run.
  3. Because the road is icy, the bus has stopped.
Cevabı göster

Even if the road is icy tomorrow, the bus will still run.

Öbek fiiller

had already broken down: çalışmayı çoktan durdurmuştu

Özne bir sistem, süreç, mekanizma veya düzenli bir etkinlik olduğunda break down, “düzgün çalışmayı durdurmak” anlamına gelir. Burada hücresel süreçler artık normal şekilde işlememektedir; ifade onların aşağıya hareket ettiği veya daha küçük parçalara ayrıldığı anlamına gelmez. had already broken down içindeki past perfect yapısı, arızayı olası tersine çevirme işleminden önce gerçekleşmiş olarak sunar. already ise arızalı duruma çoktan ulaşıldığını vurgular. Bu ifade, varsayımsal koşulu özellikle aşırı hâle getirir.

Alıştırma

“The safety system had already broken down before the inspection,” cümlesinde “had already broken down” ne anlama gelir?

  1. denetimden önce çalışmayı durdurmuştu
  2. denetim sırasında daha küçük parçalara ayrılmıştı
  3. denetimden önce daha alçak bir konuma taşınmıştı
Cevabı göster

denetimden önce çalışmayı durdurmuştu

Dilbilgisi

could still conceivably be reversed: temkinli teorik olasılık

Could kesinlik değil, olasılık bildirir. Still, koşullara rağmen bu olasılığın sürdüğünü gösterir; conceivably ise iddiayı teoride düşünülebilecek bir şeyle sınırlar. Be reversed edilgen yapıdadır: özne, tersine çevirme eylemine maruz kalır. İfade bir bütün olarak son derece temkinli bir iddia ortaya koyar: tersine çevirme olasılığı dışlanamaz, ancak bunun pratik, muhtemel ya da kanıtlanmış olduğu söylenmez. Bu kalıp, kanıtları abartmadan bir olasılığı tartışmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Örnekteki “could still conceivably be reversed” ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Tersine çevirme teorik olarak hâlâ mümkündür, ancak kesin değildir.
  2. Tersine çevirme zaten gerçekleşmiştir.
  3. Tersine çevirmenin yakında gerçekleşmesi beklenmektedir.
Cevabı göster

Tersine çevirme teorik olarak hâlâ mümkündür, ancak kesin değildir.

moving all the molecules back to their proper positions Kalıp ifadeler

4:42

tüm molekülleri tekrar uygun konumlarına taşıyarak

Kalıp ifadeler

back to their proper positions: doğru düzeni yeniden oluşturmak

Back to, önceki veya olması beklenen bir duruma dönüşü gösterir. Their proper positions, moleküllerin bulunması gereken doğru yerler anlamına gelir; proper burada resmî değil, uygun veya doğru demektir. Move something back to its proper position kalıbı, bir nesneyi veya nesne grubunu olması gereken düzene geri getirmeyi anlatır. İyelik biçimi ve position sözcüğünün tekil ya da çoğul oluşu genellikle taşınan şeye uyar: bir nesne için its ... position, birden fazla nesne için their ... positions kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi back to, proper, position ve doğru iyelik biçimini kullanarak tamamlayın: Move each chair ____ before the meeting.

Cevabı göster

back to its proper position

and injecting all of the cells with ATP at the same time, Kalıp ifadeler

4:45

ve aynı anda tüm hücrelere ATP enjekte ederek,

Kalıp ifadeler

inject X with Y: X’e Y enjekte etmek

Inject X with Y, Y’yi X’e enjekte etmek anlamına gelir. X enjeksiyonu alan kişi ya da hedef, Y ise içeri verilen maddedir; bu işlem genellikle iğneyle veya kontrollü başka bir süreçle yapılır. injecting all of the cells with ATP ifadesinde all of the cells X, ATP ise Y’dir. with edatı aracı değil, enjekte edilen maddeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi inject X with Y yapısıyla tamamlayın: The vet will inject the injured bird ____ antibiotics.

Cevabı göster

with

presumably causing the body to simply pick up where it left off. Notlar

4:49

muhtemelen bedenin kaldığı yerden kolayca devam etmesini sağlayacak şekilde.

Dilbilgisi

cause + nesne + to do: causing the body to

Cause + nesne + to-infinitive, bir şeyin başka bir şeyde bir eylem ya da sonuç meydana getirmesi demektir. Nesne etkilenen şeyi, to-infinitive ise ortaya çıkan eylem veya durumu belirtir. causing the body to simply pick up... ifadesinde the body nesnedir ve to pick up sonucu belirtir. Causing, önceki eylemin varsayılan sonucunu ekleyen -ing biçimidir; ardından gelen yapı bağımsız tam bir cümlecik değil, nesne + to-infinitive yapısıdır.

Alıştırma

restart kullanarak cause + nesne + to do yapısını tamamlayın: A power surge caused the computer ____.

Cevabı göster

to restart

Deyimler

pick up where it left off: durulan noktadan devam etmek

Pick up where it left off, “daha önce durduğu noktadan devam etmek” anlamına gelir. Bu cümlede bedenin yaşamsal süreçleri, baştan başlamak yerine bir duraklamadan sonra yeniden devam ediyormuş gibi düşünülüyor. Buradaki pick up, deyimin tamamının bir parçasıdır; bir şeyi yerden kaldırma anlamındaki gerçek eylemi belirtmez. where yan cümlesinin öznesi, daha önce duran kişi veya şeye göre değişir: where it left off, where we left off ya da where the story left off.

Alıştırma

“Daha önce durulan noktadan devam etmek” anlamındaki deyimi tamamlayın: After lunch, we'll pick ____.

Cevabı göster

up where we left off

So if we think of life not as some magical spark, Dilbilgisi

4:53

Yani yaşamı sihirli bir kıvılcım olarak değil de,

but a state of incredibly complex self-perpetuating organization, Kelime

4:56

inanılmaz derecede karmaşık, kendi kendini idame ettiren bir organizasyon durumu olarak düşünürsek,

Dilbilgisi

think of life not as ... but a state of ...: yaşamı yeniden çerçevelemek

Think of X not as A, but (as) B, dinleyiciden X'i anlama biçimlerinden birini diğeriyle değiştirmesini ister. not as bölümü A kategorisini reddeder, but bölümü ise B kategorisini sunar; iki bölüm aynı X etrafında tek bir karşıtlık oluşturur. Burada life, “some magical spark” olarak değil, “a state of incredibly complex self-perpetuating organization” olarak yeniden çerçevelenir. Altyazıda ikinci as kullanılmamıştır, ancak but (as) a state of... şeklinde anlaşılır.

Alıştırma

not as ... but as ... yeniden çerçeveleme kalıbını tamamlayın: Try to think of failure ____ the end, ____ a lesson.

Cevabı göster

not as · but as

Kelime

self-perpetuating organization: kendi kendini sürdüren bir sistem

Burada self-perpetuating, organization sözcüğünü niteler ve “kendi işleyişi sayesinde kendini devam ettirebilen” anlamına gelir. Organization burada mutlaka insanlardan oluşan resmî bir kuruluşu değil, düzenli bir yapılanmayı veya sistemi anlatır. İfade, içindeki süreçlerin koruyup devam ettirdiği karmaşık bir düzeni tanımlar. Perpetuating, yalnızca bir şeyi tekrarlamak değil, onun sürmesini sağlamak demektir. self- ön eki, devamlılığı sağlayan mekanizmanın sistemin kendi içinden geldiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi durum en iyi self-perpetuating olarak tanımlanır?

  1. Her dakika birinin yeniden başlatması gereken bir makine
  2. Kendi etkileri sayesinde kendini devam ettiren bir döngü
  3. Bir kez gerçekleşip sonra biten bir görev
Cevabı göster

Kendi etkileri sayesinde kendini devam ettiren bir döngü

death is just the process of increasing entropy that destroys this fragile balance. Dilbilgisi

5:01

ölüm sadece bu hassas dengeyi yok eden artan entropi sürecidir.

Dilbilgisi

the process of increasing entropy: the process of + V-ing yapısı

the process of + V-ing kalıbı, bir eylemi veya değişimi bir süreç olarak adlandırır. Örnekte of increasing entropy, sürecin neyden oluştuğunu açıklar: increasing, increase fiilinin -ing biçimidir ve entropy onun nesnesidir. Bu tür adlaştırılmış yapılar bilimsel ve soyut açıklamalarda yaygındır; çünkü bütün bir eylemin process gibi bir ismin içeriği olmasını sağlar.

Alıştırma

Tanımı tamamlamak için convert fiilini the process of + V-ing yapısında kullanın: Photosynthesis is the process ____ light energy into chemical energy.

Cevabı göster

of converting

And the point at which someone is completely dead turns out not to be a fixed constant, Dilbilgisi

5:06

Ve birinin tamamen öldüğü nokta, sabit bir değişmez olmadığını gösterir,

but simply a matter of how much of this entropy we're currently capable of reversing. Kalıp ifadeler

5:11

sadece bu entropinin ne kadarını şu anda tersine çevirebildiğimizle ilgili bir meseledir.

Dilbilgisi

the point at which + yan cümle: bir eşiği belirtmek

The point at which + yan cümle, bir şeyin gerçekleştiği ya da doğru hâle geldiği kesin aşamayı, düzeyi veya sınırı belirtir. Burada, bir kişinin tamamen ölü kabul edileceği eşiği gösterir; point bir görüş değil, bir sınır noktası anlamındadır. At which, bir edat ile ilgi zamirinden oluşur ve point sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümlesi başlatır. Bu cümle soru düzenini değil, someone is completely dead örneğindeki normal bildirme düzenini kullanır. Aynı yapı başka eşikleri de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan resmî yapıyla tamamlayın: After several revisions, we reached ____ further changes no longer improved the design.

Cevabı göster

the point at which

Dilbilgisi

turns out not to be A, but simply a matter of B: değerlendirme temelini yeniden kurmak

Turns out not to be A, but simply a matter of B, önceki bir varsayımı düzelten sonucu aktarır. Önce A reddedilir, ardından B gerçek değerlendirme ölçütü hâline getirilir. Bu cümlede sabit bir sınır olduğu düşüncesi reddediliyor; belirleyici etken, ne kadarının tersine çevrilebildiği oluyor. Buradaki a matter of, «küçük bir konu» değil, «-e bağlı» veya «-e göre belirlenen» anlamındadır. Simply odağı temel ölçüt olan B’ye daraltır; not A, but B eşleşmesi de önceki yargıyı düzeltir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan düzeltme yapısıyla tamamlayın: The delay turned out ____ a hardware failure, ____ poor scheduling.

Cevabı göster

not to be · but simply a matter of

Kalıp ifadeler

be capable of + V-ing yapısı: capable of reversing

be capable of + V-ing, “bir şeyi yapma becerisine, kapasitesine veya işlevine sahip olmak” demektir. Bu cümlede ifade, şu anda ne kadar entropiyi tersine çevirme becerimiz olduğunu belirtir. Buradaki of bir edattır; bu nedenle reverse fiili -ing biçimini alır: capable of reversing. Bu yapı bir kişiyi, makineyi, sistemi veya yöntemi tanımlayabilir ve mümkün olan şeylerin sınırlarını belirtmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi detect fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new sensor is capable ____ very small leaks.

Cevabı göster

of detecting