Neden Charles Dickens okumalısınız? - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
691 kelime 149 kel/dk

Video özeti: Tefrika hâlinde yayımlanan olay örgülerinin, komik karakterlerin, toplumsal eleştirinin ve Viktorya dönemi Londra’sına ilişkin karşıtlıklarla dolu bakışın, bugün Dickensian denen kalıcı edebî üslubu nasıl oluşturduğuna dair bir inceleme. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. So striking is his body of work that — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: so + sıfat yapısının öne alındığı bu resmî devrik yapıyı anlamak; deneme, eleştiri veya konuşmalarda olağanüstü bir niteliğin dikkat çekici bir sonuca yol açtığını vurgulamak için kullanmak. 2. shed light on — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Göz ardı edilmiş bir konuya ışık tutma metaforunu tanımak ve akademik, gazetecilikle ilgili ya da eleştirel metinlerde bu yaygın ifadeyi bir şeyi ortaya çıkarmak, açıklığa kavuşturmak veya daha anlaşılır hâle getirmek anlamında kullanmak. 3. the adjective Dickensian often implies squalid working or living conditions, — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Bir yazarın adının sefil toplumsal koşullarla ilişkilendirilen kültürel bir sıfata nasıl dönüştüğünü anlamak; Dickensian sözcüğünün beklenmedik yerlerde macera doğuran hikâyeler için övgü olarak da kullanılabildiğini ayırt etmek.

Bu derste

The starving orphan seeking a second helping of gruel, Kalıp ifadeler

0:07

İkinci bir kase lapa isteyen açlıktan ölmek üzere olan yetim,

Kalıp ifadeler

a second helping of gruel: bir porsiyon daha sulu lapa

Burada helping, bir kişiye servis edilen bir porsiyon yemek anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. Gruel sulu ve sade bir lapadır; bu nedenle a helping of gruel, servis edilmiş bir porsiyon lapa demektir. A second helping, ilk porsiyondan sonra alınan ek bir porsiyondur. Tekrar kullanılabilen kalıp a helping of + yiyecek biçimindedir; second veya another kişinin daha fazla aldığını gösterir.

Alıştırma

Hedef ifadeyi bir porsiyon yemek anlamındaki isimle tamamlayın: After finishing her first bowl, Mia asked for a second ____ of soup.

Cevabı göster

helping

the spinster wasting away in her tattered wedding dress, Öbek fiiller

0:11

yırtık pırtık gelinliği içinde eriyip giden evde kalmış kız,

Öbek fiiller

wasting away: giderek zayıflayıp güçten düşmek

Waste away; hastalık, açlık, keder veya uzun süreli sıkıntı nedeniyle giderek çok zayıf ve güçsüz hâle gelmek demektir. Cümlede wasting away, the spinster ifadesini betimleyen -ing biçimidir. Burada away, gücün sürekli kaybedilmesi düşüncesini ekler; başka bir yere hareket etmeyi anlatmaz. Bu ifade, sıradan kilo kaybından farklı olarak yavaş ve endişe verici bir çöküşü gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, giderek çok zayıf ve güçsüz hâle gelmek anlamına gelen biçimle tamamlayın: After months of illness, he was ____ away.

Cevabı göster

wasting

the stone-hearted miser plagued by the ghost of Christmas past. Notlar

0:15

geçmiş Noel'in hayaleti tarafından musallat olunan taş kalpli cimri.

Deyimler

stone-hearted miser: acımasız ve aşırı cimri biri

Stone-hearted bir mecazdır: kişinin kalbini taş kadar sert göstererek onun acımasız ve merhametsiz olduğunu anlatır. Bedeni değil, karakteri tanımlar. Miser, para harcamaya veya parasını paylaşmaya aşırı derecede isteksiz kişidir. Stone-hearted miser birlikte kullanıldığında iki sert yargı bildirir: acımasız ve aşırı cimri.

Alıştırma

Bu cümlede stone-hearted miser ne anlama gelir?

  1. Harcayacak parası olmayan yoksul biri
  2. Acımasız ve para harcamaya son derece isteksiz biri
  3. Taşla çalışan iyi kalpli biri
Cevabı göster

Acımasız ve para harcamaya son derece isteksiz biri

Kültür

A Christmas Carol'daki the Ghost of Christmas Past

The Ghost of Christmas Past, Charles Dickens'ın A Christmas Carol adlı eserindeki Geçmiş Noel'in Hayaleti karakterini anlatır. Bu ruh, Scrooge'a önceki yaşamından sahneler gösterir ve onu, kişiliğini şekillendiren seçimler ve kayıplarla yüzleşmeye zorlar. Bu cümlede ifade, cimrinin Scrooge'a benzeyen bir karakter olduğunu anlamaya yardımcı olan edebî bir göndermedir. Geçmişteki herhangi bir Noel'den gelen sıradan bir hayalet değildir.

Alıştırma

Bu cümlede the ghost of Christmas past neyi anlatır?

  1. Bir Noel yemeğinin adı
  2. Eski bir Noel sırasında ortaya çıkan herhangi bir hayalet
  3. A Christmas Carol'da Scrooge'a önceki yaşamını gösteren bir karakter
Cevabı göster

A Christmas Carol'da Scrooge'a önceki yaşamını gösteren bir karakter

More than a century after his death, Anlatım akışı

0:20

Ölümünün üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen,

these remain recognizable figures from the work of Charles Dickens.

0:22

bunlar Charles Dickens'ın eserlerinden tanınan figürler olmaya devam ediyor.

Anlatım akışı

More than a century after his death: kalıcı etkiyi göstermek için uzun bir zaman aralığını başa alma

More than a century after his death cümlenin başında bir zaman çerçevesi kurar: Charles Dickens’ın ölümünden bu yana yüz yıldan fazla zaman geçmiştir. Bunun önce verilmesi, okuyucunun ana ifadeye ulaşmadan önce uzun zaman aralığını fark etmesini sağlar. Ardından gelen remain recognizable asıl noktayı aktarır: Bu kadar uzun süre sonra bile karakterler hâlâ tanınmaktadır. Bir olaydan sonraki uzun süreyi başa getirip still veya remain ile devamlılık göstermek, bir kişinin, eserin ya da düşüncenin kalıcı etkisini vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki “More than a century after his death” ifadesi esas olarak neyi vurgular?

  1. Cümlenin Dickens’ın öldüğü anı anlatması
  2. Karakterlerin çok uzun bir süre boyunca tanınır kalması
  3. Dickens’ın karakterleri ölümünden sonra yaratması
Cevabı göster

Karakterlerin çok uzun bir süre boyunca tanınır kalması

So striking is his body of work that it gave rise to its own adjective. Notlar

0:27

Onun eserleri o kadar çarpıcıdır ki, kendi sıfatının ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Dilbilgisi

So striking is his body of work that...: vurgulu devrik yapı

So striking is his body of work that... ile normal dizilişteki His body of work is so striking that... aynı derece-sonuç ilişkisini anlatır. Eserleri öyle çarpıcıdır ki that ile başlayan sonuç ortaya çıkar. Bu vurgulu devrik yapıyı kurmak için so + sıfat başa alınır ve be özneden önce getirilir: So + adjective + be + subject + that + result. Burada önce So striking, ardından is ve özne olan his body of work gelir. Değerlendirmenin başa alınması ifadeyi daha güçlü kılar.

Alıştırma

Cümleyi vurgulu devrik yapıyla yeniden yazın. The puzzle was so difficult that no one could solve it. So difficult ____ that no one could solve it.

Cevabı göster

was the puzzle

Kalıp ifadeler

gave rise to: neden oldu veya ortaya çıkardı

Geçmiş zaman biçimi gave rise to, bir sonuca neden olmak ya da bir şeyi ortaya çıkarmak anlamına gelir. Özne nedeni, to'dan sonraki isim veya isim grubu ise sonucu belirtir. Buradaki it, Dickens'ın bütün eserlerini ifade eder: Eserleri o kadar ayırt edicidir ki adından bir sıfat türetilmiştir. Bu ifade gerçek anlamda yukarı doğru hareketi değil, neden-sonuç ilişkisini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi give rise to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The rumor ____ widespread concern.

Cevabı göster

gave rise to

But what are the features of Dickens's writing that make it so special?

0:32

Peki Dickens'ın yazımını bu kadar özel kılan özellikleri nelerdir?

Dickens's fiction brims with anticipation through brooding settings, Notlar

0:36

Dickens'ın kurgusu, kasvetli mekanlar,

plot twists, and mysteries.

0:40

olay örgüsündeki ters köşeler ve gizemler aracılığıyla beklentiyle dolup taşar.

Kalıp ifadeler

brims with anticipation: canlı biçimde beklentiyle doludur

Brims with anticipation ifadesinde brim with mecaz anlamda kullanılır: Bir şey ağzına kadar doluymuş gibi düşünülür. Kurmaca eserler, önemli veya şaşırtıcı bir şeyin olmak üzere olduğuna dair güçlü bir hisle doludur. Bu ifade is full of anticipation seçeneğinden daha canlıdır. Bir gizem öyküsünde anticipation, devamını öğrenme isteğiyle gergin bir merakı birleştirebilir; yalnızca mutlu bir beklenti olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi brim with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before the concert, the hall ____ excitement.

Cevabı göster

brimmed with

Kelime

Edebî betimlemede brooding settings

Bu cümlede brooding settings, huzursuzluk veya yaklaşan bir tehlike hissi yaratan karanlık ve bunaltıcı hikâye ortamları demektir. Brooding, derin düşüncelere dalmış insanları değil, mekânların havasını anlatır. Kurgu veya film hakkında konuşurken setting, hikâyenin zamanını, mekânını ve çevresindeki dünyayı ifade eder. Buradaki settings, bir cihazın ayar seçenekleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir gizem romanı incelemesinde brooding settings büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Sessizce düşünen karakterler
  2. Cihaz seçeneklerini değiştirmeye yarayan menüler
  3. Karanlık ve huzursuz edici hikâye ortamları
Cevabı göster

Karanlık ve huzursuz edici hikâye ortamları

These features of his work kept his audience wanting more. Dilbilgisi

0:43

Eserlerinin bu özellikleri izleyicisinin hep daha fazlasını istemesini sağladı.

Dilbilgisi

Kept his audience wanting more ifadesinde keep + nesne + -ing

Kept his audience wanting more, keep + nesne + -ing kalıbını kullanır. Bu kalıp, bir şeyin bir kişinin veya grubun bir eylemi, duyguyu ya da tepkiyi sürdürmesine neden olduğunu anlatır. His audience nesnedir; wanting more ise onların devam eden tepkisini açıklar. Burada wanting more, okurların sonraki bölümü veya eserin daha fazlasını görme isteğini koruduğu anlamına gelir. Yazarın daha büyük bir izleyici kitlesine ihtiyaç duyduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Guess sözcüğünün doğru biçimini kullanın: The mystery kept the audience ____ until the final scene.

Cevabı göster

guessing

When first published, Dilbilgisi

0:46

İlk yayınlandıklarında,

his stories were serialized,

0:48

hikayeleri tefrika halindeydi,

meaning they were released a few chapters at a time in affordable literary journals, Kalıp ifadeler

0:50

yani uygun fiyatlı edebiyat dergilerinde her seferinde birkaç bölüm olarak yayınlanıyor

Kalıp ifadeler

a few chapters at a time: her partideki miktar

A few chapters at a time, her yayın turunda birkaç bölüm bulunduğu anlamına gelir. At a time, tek bir turda işlenen, izin verilen veya tamamlanan miktarı belirtir; belirli bir saat veya zaman noktası söylemez. Yeniden kullanılabilen kalıp, miktar ifadesi + at a time biçimindedir: one person at a time, two files at a time veya a few pages at a time.

Alıştırma

Cümleyi her partide anlamına gelen üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The printer can scan five pages ____.

Cevabı göster

at a time

and only later reprinted as books.

0:55

ve ancak daha sonra kitap olarak basılıyorlardı.

Dilbilgisi

When first published: kısaltılmış edilgen zaman cümleciği

When first published, when they were first published ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Örtük özne they, his stories ifadesine gönderme yapar ve were düşürülür. Published, edilgen anlam taşıyan geçmiş zaman ortacı olarak kalır: Hikâyeler yayımlama eylemini yapan değil, bu eyleme maruz kalan taraftır. when + geçmiş zaman ortacı kalıbı, ana cümlenin zamanını veya durumunu kısa biçimde verir. Anlamak için ana cümlenin öznesini ve be fiilinin doğru biçimini zihninizde geri ekleyin.

Alıştırma

Örnekteki When first published ile aynı anlama gelen tam yan cümle hangisidir?

  1. When they first published the stories
  2. When the first publisher wrote them
  3. When they were first published
Cevabı göster

When they were first published

This prompted fevered speculation over the cliffhangers and revelations he devised. Notlar

0:58

Bu, onun tasarladığı heyecan verici sonlar ve açığa çıkan sırlar hakkında hararetli spekülasyonlara yol açtı.

Kalıp ifadeler

prompted fevered speculation over: bir konu hakkında hararetli spekülasyona yol açmak

Bu ifade, “bir konu hakkında yoğun ve heyecanlı tahminlerin ortaya çıkmasına yol açtı” anlamına gelir. Prompted, neden-sonuç bağını oldukça resmî bir şekilde kurar; over ise insanların tahmin yürüttüğü konuyu tanıtır. Fevered burada mecaz anlamdadır. İnsanların gerçekten ateşlenmesini değil, spekülasyonların çok yoğun ve heyecanlı olmasını anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede prompted fevered speculation over ne anlama gelir?

  1. İnsanları tahmin yürütürken fiziksel olarak hasta etti.
  2. Bir konu hakkındaki her ayrıntıyı kanıtladı.
  3. Bir konu hakkında yoğun tahminlerin ortaya çıkmasına yol açtı.
Cevabı göster

Bir konu hakkında yoğun tahminlerin ortaya çıkmasına yol açtı.

Kelime

the cliffhangers and revelations: heyecanlı cevapsız sonlar ve önemli açıklamalar

Cliffhangers, hikâyenin gergin veya çözümsüz bir anda durduğu ve izleyicinin sonraki bölümü istemesini sağlayan sonlardır. Revelations ise daha önce gizli olan önemli bilgilerin ortaya çıktığı anlardır. Bu terimler birlikte, bölümler hâlinde anlatılan hikâyelerdeki iki farklı hareketi anlatır: cliffhanger cevabı ertelerken revelation önemli bilgi verir. Cliffhanger mecazdır; gerçek bir uçurum bulunması gerekmez.

Alıştırma

Cliffhanger ile revelation arasındaki farkı hangi ifade doğru açıklar?

  1. Cliffhanger bütün cevapları verirken revelation her zaman bir bölümü bitirir.
  2. Cliffhanger cevabı ertelerken revelation önemli yeni bilgiler verir.
  3. Her iki sözcük de bir karakterin uçurumun üzerinde durduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Cliffhanger cevabı ertelerken revelation önemli yeni bilgiler verir.

Serialization not only made fiction available to a wider audience and kept them reading, Dilbilgisi

1:04

Tefrika, kurguyu yalnızca daha geniş bir kitleye ulaştırmakla kalmayıp onların okumaya devam etmesini sağlamakla kalmadı,

but increased the hype around the author himself. Kelime

1:09

aynı zamanda yazarın kendisi etrafındaki heyecanı da artırdı.

Dilbilgisi

not only made ... and kept ..., but increased ...: ek bir sonuç belirtmek

not only ... but ... sonuçları birbirine bağlar ve but sonrasındaki sonuca ek vurgu verir. Burada ortak özne Serialization'dır: kurmacayı erişilebilir hâle getirmiş, okurların okumayı sürdürmesini sağlamış ve ardından yazarın etrafındaki ilgiyi artırmıştır. but sözcüğü önceki sonuçları geçersiz kılmaz veya onlarla çelişmez. Bağlaşık yapıyı tamamlar; bu nedenle made, kept ve increased geçmiş zamandaki paralel fiillerdir.

Alıştırma

Cümlede but increased ne işe yarıyor?

  1. Made ve kept ile paralel başka bir sonuç ekler.
  2. Önceki sonuçların gerçekleşmediğini gösterir.
  3. Yazar hakkında ilgisiz bir yorum başlatır.
Cevabı göster

Made ve kept ile paralel başka bir sonuç ekler.

Kelime

hype around the author: yazara yönelik güncel tanıtım ve heyecan

the hype around the author, yazara odaklanan kamu ilgisi, konuşmalar, tanıtım ve heyecan anlamına gelir. Around, bu hareketliliğin merkezindeki kişinin yazar olduğunu gösterir. Hype, hak edilmiş övgü veya uzun süreli iyi bir itibarla aynı şey değildir. Tarafsız olabilir, ancak çoğu zaman ilginin yoğun biçimde tanıtımla oluşturulduğunu veya abartılmış olabileceğini ima eder.

Alıştırma

İfadenin doğru mu yanlış mı olduğuna karar verin: Bir yazarın hype around them durumu varsa bu her zaman güçlü ve kalıcı bir itibar kazandığı anlamına gelir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Dickens became particularly popular for his wit,

1:13

Dickens özellikle kendi zekasıyla popüler oldu,

which he poured into quirky characters and satiric scenarios. Kalıp ifadeler

1:16

bu zekayı ilginç karakterlere ve hicivli senaryolara aktardı.

Kalıp ifadeler

poured into: bir niteliği yaratıcı bir işe aktarmak

Poured into burada mecaz anlamda kullanılır. pour something into something yapısı; çok miktarda zamanı, enerjiyi, duyguyu, yeteneği veya başka bir niteliği bir kişiye, etkinliğe ya da sonuca aktarmak anlamına gelir. İlgi cümleciğinde which, poured fiilinin nesnesi olan wit yerine geçer. Dickens gerçekten bir şey dökmüyor. Buradaki anlam, onun nüktedanlığının yarattığı tuhaf karakterlerin ve hicivli durumların güçlü bir parçası hâline gelmesidir.

Alıştırma

Büyük bir çaba harcandığını göstermek için cümleyi pour fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The volunteers ____ all their energy into the cleanup.

Cevabı göster

poured

His characters exhibit the sheer absurdity of human behavior, Kalıp ifadeler

1:21

Karakterleri insan davranışının saf saçmalığını sergiler

Kalıp ifadeler

the sheer absurdity of human behavior: yoğunlaştırıcı olarak sheer

Bu ifadede sheer, soyut isim absurdity’den önce gelir ve tam, mutlak ya da katıksız anlamı taşır. Değerlendirmenin gücünü artırır: karakterler, insan davranışlarının ne kadar saçma olabileceğini gösterir. Sheer sözcüğünün çok ince veya şeffaf gibi başka anlamları da vardır; ancak bu anlam absurdity gibi soyut bir isme uymaz. sheer + soyut isim yapısı, bir değerlendirmeyi güçlendirmenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

"the sheer absurdity of human behavior," ifadesinde sheer ne işlev görür?

  1. Davranışın kazara gerçekleştiği anlamına gelir.
  2. İnsan davranışlarının ince ve şeffaf olduğunu söyler.
  3. absurdity sözcüğünü güçlendirerek tam veya mutlak bir saçmalık anlamı verir.
Cevabı göster

absurdity sözcüğünü güçlendirerek tam veya mutlak bir saçmalık anlamı verir.

and their names often personify traits or social positions, Kelime

1:25

ve isimleri genellikle özellikleri veya sosyal konumları kişileştirir;

Kelime

personify traits or social positions: özellikleri veya toplumsal konumları kişileştirmek

Burada personify, soyut bir özelliği veya toplumsal rolü bir kişide somutlaşmış gibi göstermek anlamına gelir. İsimler, özellikleri ya da konumları yalnızca etiketlemek yerine tanınabilir insan karakterlerine dönüştürmeye yardımcı olur. Edebî incelemede X personifies Y kalıbı, X'in soyut bir düşünceye, özelliğe veya role somut bir insan biçimi verdiğini anlatır.

Alıştırma

Edebî incelemede The villain personifies greed cümlesi ne anlama gelir?

  1. Kötü karakter açgözlü insanlara karşı çıkar.
  2. Kötü karaktere rastgele bir ad verilmiştir.
  3. Kötü karakter açgözlülüğe somut bir insan biçimi verir.
Cevabı göster

Kötü karakter açgözlülüğe somut bir insan biçimi verir.

like the downtrodden Bob Cratchit,

1:29

ezilmiş Bob Cratchit,

the groveling Uriah Heep,

1:31

yaltaklanan Uriah Heep,

and the cheery Septimus Crisparkle.

1:34

ve neşeli Septimus Crisparkle gibi.

Dickens set these colorful characters against intricate social backdrops, Kalıp ifadeler

1:37

Dickens bu renkli karakterleri, yaşadığı toplumu taklit eden

which mimic the society he lived in. Dilbilgisi

1:42

karmaşık sosyal arka planlara yerleştirdi.

Kalıp ifadeler

set these colorful characters against intricate social backdrops: bu renkli karakterleri karmaşık toplumsal arka planlara yerleştirmek

Burada set X against Y, X'i daha geniş ortamı veya arka planı olan Y içine yerleştirmek anlamına gelir. X bu renkli karakterler, Y ise karmaşık toplumsal arka planlardır. Bu cümlede against karşıtlık ifade etmez. Karakterlerin toplumsal bir arka planın önünde göründüğü bir görüntü oluşturur; bu kalıp roman, film, tarih ve sanat anlatımlarında sık kullanılır.

Alıştırma

Edebiyat incelemelerinde kullanılan set X against Y kalıbını tamamlayın: The novel sets a coming-of-age story ____ a town changed by migration.

Cevabı göster

against

Dilbilgisi

the society he lived in: ilgi cümleciğinin sonundaki in

“The society he lived in”, “içinde yaşadığı toplum” demektir. “He lived in” sözleri “society”yi niteleyen bir ilgi cümleciğidir; “in”den sonra açıkça söylenmeyen nesne “society”ye gönderme yapar. İngilizcede bu tür ilgi cümleciklerinde edat sık sık sonda bırakılır: “the society (that/which) he lived in”. Temel ilişki “live in a society” olduğu için sondaki “in” gereklidir; fazladan bir sözcük değildir.

Alıştırma

İlgi cümleciğini “live in” ifadesinin gerektirdiği edatla tamamlayın: This is the apartment she lives ____.

Cevabı göster

in

For instance, he often considered the changes brought about by the Industrial Revolution. Notlar

1:44

Örneğin, Sanayi Devrimi'nin getirdiği değişimleri sık sık ele alırdı.

Öbek fiiller

changes brought about: bir şeyin yol açtığı sonuçlar

Burada “brought about”, “neden olunan” veya “gerçekleşmesi sağlanan” anlamına gelir. Değişiklikler, etkiler ve başka sonuçlar için sık kullanılan “bring about” öbek fiilinin geçmiş zaman ortacı biçimidir. “Changes brought about by the Industrial Revolution”, “changes that were brought about by the Industrial Revolution” şeklindeki edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. İfade hem sonucu, yani “changes”ı, hem de onun nedenini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “bring about”ın geçmiş biçimiyle tamamlayın: The new law ____ major changes in public transportation.

Cevabı göster

brought about

Kültür

the Industrial Revolution: endüstriyel ve toplumsal dönüşüm dönemi

Bu cümlede the Industrial Revolution, 18. yüzyılın sonlarında Britanya’da başlayan ve 19. yüzyıl boyunca çalışma hayatını, kentleri ve toplumsal yaşamı yeniden şekillendiren uzun sanayileşme dönemini ifade eder. Kısa süreli tek bir siyasi ayaklanma değildir. Bu arka planla changes geniş bir anlam kazanır: Konuşan kişi fabrikalar, kentlerin büyümesi, yoksulluk ve sınıfsal ayrımlar gibi Dickens’ın yazdığı Viktorya dünyasını etkileyen ekonomik ve toplumsal dönüşümlerden söz eder.

Alıştırma

Bu cümlede the Industrial Revolution neyi ifade ediyor?

  1. Birkaç gün süren tek bir siyasi ayaklanma
  2. Uzun bir endüstriyel ve toplumsal dönüşüm dönemi
  3. Dickens’ın bir romanının adı
Cevabı göster

Uzun bir endüstriyel ve toplumsal dönüşüm dönemi

During this period,

1:49

Bu dönemde,

the lower classes experienced sordid working and living conditions. Notlar

1:50

alt sınıflar iğrenç çalışma ve yaşam koşullarını deneyimledi.

Kültür

the lower classes: sınıf sistemi içindeki toplumsal gruplar

Burada the lower classes, toplumsal hiyerarşide daha az servete, statüye ve güce sahip grupları, özellikle Viktorya toplumundaki yoksul emekçileri ifade eder. Classes, okul sınıflarını değil toplumsal bölümleri anlatır. Çoğul biçim, insanları toplumun geniş katmanları içinde gruplandırır. Bu cümlede ifade, sefil çalışma ve yaşam koşullarından kimlerin zarar gördüğünü belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede the lower classes ne anlama geliyor?

  1. Bir binanın alt katlarındaki odalar
  2. Daha az servete ve güce sahip toplumsal gruplar
  3. Daha düşük düzeyde ders alan okul sınıfları
Cevabı göster

Daha az servete ve güce sahip toplumsal gruplar

Kelime

sordid working and living conditions: güçlü kınama

Bu cümlede sordid, çalışma ve yaşam koşullarının pis, insan onurunu zedeleyici ve son derece kötü olduğunu anlatır. Koşulların yalnızca yetersiz olduğunu söylemez; güçlü bir tiksinti ve kınama da ekler. sordid, conditions veya reality sözcüklerini nitelediğinde durumu hem fiziksel hem de ahlaki ya da toplumsal açıdan çirkin gösterebilir. Burada alt sınıfların gördüğü muameleye yönelik eleştiriyi güçlendirir.

Alıştırma

Cümlede sordid, çalışma ve yaşam koşulları hakkında ne anlatıyor?

  1. Pahalı ve lüks koşullardı.
  2. Basit ama genel olarak kabul edilebilir koşullardı.
  3. Pis, insan onurunu zedeleyici ve güçlü biçimde eleştirilmeyi hak eden koşullardı.
Cevabı göster

Pis, insan onurunu zedeleyici ve güçlü biçimde eleştirilmeyi hak eden koşullardı.

Dickens himself experienced this hardship as a child

1:55

Dickens'ın kendisi de bu zorluğu çocukluğunda

when he was forced to work in a boot blacking factory Notlar

1:58

babası borçlular hapishanesine gönderildikten sonra

Kültür

boot blacking factory: bot cilası fabrikası

Boot blacking, botları karartıp parlatmak için kullanılan koyu renkli bir cilaydı. Bir boot blacking factory bu ürünü üretir veya paketlerdi; sıradan bir ayakkabı fabrikası değildi. Burada ifade, Dickens'ın çocukken çalışmak zorunda kaldığı ağır sanayi iş yerini belirtir. Bu deneyim, eserlerindeki çocuk işçiliği, yoksulluk ve aşağılanma temalarını anlamak için önemli bir arka plandır.

Alıştırma

Bu tarihsel bağlamda boot blacking factory nedir?

  1. Siyah deriden bot yapan bir fabrika
  2. Binası siyaha boyanmış bir fabrika
  3. Botlar için koyu renkli cila üreten veya paketleyen bir fabrika
Cevabı göster

Botlar için koyu renkli cila üreten veya paketleyen bir fabrika

after his father was sent to debtors' prison. Kültür

2:01

bir ayakkabı boyası fabrikasında çalışmaya zorlandığında yaşadı.

Dilbilgisi

when he was forced to work: edilgen yapı ve seçeneksizlik

Was forced to work, force someone to work yapısının edilgen biçimidir. he baskıya maruz kalan kişidir; dolayısıyla cümle başka bir kişinin, bir sistemin veya zor koşulların onu çalışmaya zorladığını anlatır. Onun başkasını çalışmaya zorladığı anlamına gelmez. When, bu sıkıntının yaşandığı zamanı ve durumu tanıtır. Edilgen yapı baskının kaynağını söylemeden odağı Dickens'a ve onun seçeneğinin olmamasına verir.

Alıştırma

Cümleyi force fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The workers were ____ to stay late.

Cevabı göster

forced

Kültür

debtors' prison: ödenmemiş borç nedeniyle hapis

Debtors' prison, borcunu ödeyemeyen kişilerin hapsedilebildiği eski bir hapishaneydi. Temel neden sıradan bir suç değil, borçtu. Debtors', debtor sözcüğünün çoğul iyelik biçimidir; dolayısıyla ifade “borçlular hapishanesi” anlamına gelir. Bu anlatıda babanın hapse atılması, ailenin neden aniden sıkıntıya düştüğünü açıklar ve Dickens'ın eserlerinde borç ile hapishane konularına tekrar tekrar ilgi göstermesini anlamak için gerekli tarihsel bağlamı sağlar.

Alıştırma

Tarihsel olarak bir kişi neden debtors' prison'a gönderilebilirdi?

  1. Pasaportlarını yenilemeyi unutmuşlardı.
  2. Borçlarını ödeyemiyorlardı.
  3. Bir bankayı korumak için işe alınmışlardı.
Cevabı göster

Borçlarını ödeyemiyorlardı.

This influenced his depiction of the Marshalsea prison in Little Dorrit,

2:05

Bu, Küçük Dorrit'teki, ismini kitaptan alan karakterin mahkum babasına baktığı

where the titular character cares for her convict father. Kelime

2:09

Marshalsea hapishanesi tasvirini etkiledi.

Kelime

titular character: eserin başlığında adı geçen karakter

Bu cümlede titular character, adı eserin başlığında geçen karakter demektir. Little Dorrit hem romanın başlığı hem de merkezdeki karakterin adıdır. Edebiyat ve film değerlendirmelerinde titular, bir kişi veya şeyi eserin başlığıyla ilişkilendirir. Burada karakterin bir rütbesi ya da resmî unvanı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir incelemede titular character genellikle ne anlama gelir?

  1. En yüksek toplumsal konuma sahip karakter
  2. Eserin başlığında adı geçen veya başlığın doğrudan belirttiği karakter
  3. Jenerikte adı ilk sırada yer alan oyuncu
Cevabı göster

Eserin başlığında adı geçen veya başlığın doğrudan belirttiği karakter

Prisons, orphanages, or slums may seem grim settings for a story, Dilbilgisi

2:13

Hapishaneler, yetimhaneler veya gecekondu mahalleleri bir hikaye için acımasız mekanlar gibi görünebilir,

but they allowed Dickens to shed light on how his society's most invisible people lived. Deyimler

2:18

ancak bunlar Dickens'ın kendi toplumunun en görünmez insanlarının nasıl yaşadığına ışık tutmasını sağladı.

Dilbilgisi

may seem ..., but ...: ana noktadan önce bir izlenimi kabul etmek

may seem ..., but ... kalıbı önce olası bir yüzeysel izlenim sunar, ardından but ile daha önemli noktaya geçer. May, ilk yargıyı kesin değil, temkinli hâle getirir. Burada but; hapishanelerin, yetimhanelerin ve gecekondu mahallelerinin kasvetli olduğunu inkâr etmez. Dikkati, bu ortamların Dickens'a görmezden gelinen insanlar hakkında neler gösterme imkânı verdiğine çevirir.

Alıştırma

may seem ..., but ... kalıbını tamamlayın: The path may ____ long, ____ the walk takes only twenty minutes.

Cevabı göster

seem · but

Deyimler

shed light on: bir şeyi daha açık hâle getirmek

Shed light on something, bir şeyi daha açık hâle getirmek veya insanların onu anlamasına yardımcı olmak demektir. İfade, görülmesi zor bir şeyi ışığın görünür kılması düşüncesine dayanır; ancak burada gerçek bir ışıktan söz edilmez. Bu cümlede on sözcüğünden sonra how ile başlayan bir yan cümle gelir. Dickens'ın hikâyeleri, okurların toplumun göz ardı ettiği insanların yaşamlarını anlamasına yardımcı oldu. Yeniden kullanılabilecek kalıp shed light on + konu veya soru bildiren yan cümledir.

Alıştırma

Cümleyi “anlamamıza yardımcı olur” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The report ____ why the river is polluted.

Cevabı göster

sheds light on

Deyimler

society's most invisible people: toplumun göz ardı ettiği insanlar

Buradaki invisible sözcüğü bir benzetmedir. Society's most invisible people, yaşamları, ihtiyaçları ve zorlukları toplumun genelinden en az ilgi gören insanları anlatır. Bu kişiler fiziksel olarak görülemez değildir. Most karşılaştırmayı güçlendirir: O toplumdaki insanlar arasında en çok göz ardı edilenler onlardır. Bu imge, gerçekte var olan insanları fark etmediği için toplumu eleştirir.

Alıştırma

Bu cümlede society's most invisible people ne anlama geliyor?

  1. Bulundukları yeri gizli tutmayı seçen insanlar
  2. Fiziksel olarak görülmesi imkânsız olan insanlar
  3. Yaşamları ve ihtiyaçları toplum tarafından büyük ölçüde görmezden gelinen insanlar
Cevabı göster

Yaşamları ve ihtiyaçları toplum tarafından büyük ölçüde görmezden gelinen insanlar

In Nicholas Nickleby,

2:24

Nicholas Nickleby'de,

Nicholas takes a job with the schoolmaster Wackford Squeers.

2:25

Nicholas okul müdürü Wackford Squeers'ın yanında işe girer.

He soon realizes that Squeers is running a scam Kalıp ifadeler

2:29

Kısa süre sonra Squeers'ın,

Kalıp ifadeler

running a scam: planlı bir dolandırıcılığı yürütmek

running a scam ifadesinde run, “koşmak” değil, “yürütmek” veya “uygulamak” anlamına gelir. a scam planlı bir aldatma eylemini belirtir; dolayısıyla Squeers bu dürüst olmayan faaliyeti düzenleyen ve sürdüren kişidir. run + faaliyet veya kuruluş yapısı run a business, run a campaign ve run an experiment ifadelerinde de görülür. run sözcüğünden sonraki isim, faaliyetin sıradan mı yoksa dürüst olmayan bir faaliyet mi olduğunu belirler.

Alıştırma

Cümleyi run a scam ifadesinin şimdiki zamanın sürekli biçimiyle tamamlayın: The group is ____ through fake donation pages.

Cevabı göster

running a scam

where he takes unwanted children from their parents for a fee Kalıp ifadeler

2:32

istenmeyen çocukları ebeveynlerinden bir ücret karşılığında aldığı

and subjects them to violence and deprivation. Kalıp ifadeler

2:36

ve onları şiddete ve yoksunluğa maruz bıraktığı bir dolandırıcılık yürüttüğünü fark eder.

Kalıp ifadeler

for a fee: ödeme karşılığında

For a fee, “ödeme karşılığında” anlamına gelir. Bu edat öbeği, çocukları hangi koşulla aldığını açıklar: ebeveynleri bunu yapması için ona ödeme yapar. Fee genellikle bir hizmet, giriş, üyelik veya profesyonel çalışma için alınan para demektir. İfadenin kendisi tarafsızdır; sömürü ve zalimlik for a fee ifadesinden değil, genel durumdan kaynaklanır.

Alıştırma

Cümleyi “ödeme karşılığında” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The clinic offers weekend appointments ____.

Cevabı göster

for a fee

Kalıp ifadeler

subjects them to: birine zararlı bir şey yaşatmak

subjects them to ifadesinde subject, genellikle zararlı, rahatsız edici veya zorla dayatılan bir şeyi “birine yaşatmak” anlamında kullanılan bir fiildir. Them etkilenen kişileri gösterir; to ise onların yaşadığı violence and deprivation ifadesini bağlar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp subject + someone + to + isim veya -ing biçimidir. Ayrıca be subjected to şeklindeki edilgen yapıda da sık görülür.

Alıştırma

Sabit kalıbı tek sözcükle tamamlayın: The rule subjects new applicants ____ extra checks.

Cevabı göster

to

Oliver Twist also deals with the plight of children in the care of the state, Notlar

2:39

Oliver Twist de devletin himayesindeki çocukların durumunu ele alır

Kalıp ifadeler

deals with the plight of: ciddi sıkıntıları bir tema olarak ele almak

Bir kitap, film, makale veya başka bir eser bir konuyu deals with şeklinde ele aldığında, o konuyu sunduğu, incelediği veya tartıştığı anlatılır. Burada deals with the plight of children, romanın devlet bakımındaki çocukların ciddi sıkıntılarını konularından biri yaptığı anlamına gelir; romanın onların durumunu düzelttiğini söylemez. Plight, kaygı veya acıma uyandıran ciddi ve zor bir durumdur. İncelemelerde kullanılabilen kalıp a work + deals with + a topic şeklindedir.

Alıştırma

Bu cümlede deals with ne anlama geliyor? The documentary deals with the plight of farmers after the drought.

  1. Çiftçilerle ticari bir anlaşma yapar.
  2. Çiftçilerin sorununu tamamen çözer.
  3. Bu konuyu bir tema olarak inceler veya sunar.
Cevabı göster

Bu konuyu bir tema olarak inceler veya sunar.

Kültür

in the care of the state: kamu kurumlarının sorumluluğu altında

In the care of the state, hükümetin ya da bir kamu kurumunun çocukların güvenliği ve temel ihtiyaçlarından resmî olarak sorumlu olduğu anlamına gelir. Buradaki care, yalnızca sıcak bir kişisel ilgi değil, kurumsal gözetim ve destektir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp in the care of + kişi veya kurum şeklindedir. of'tan sonraki sözler sorumluluğun kimde olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümlede in the care of the state ne anlama gelir?

  1. Çocuklar kendi ailelerinden sevgi dolu ilgi görmektedir.
  2. Çocuklara resmî olarak hükümet veya kamu kurumları bakmaktadır.
  3. Çocuklar ABD'deki belirli bir eyalette yaşamaktadır.
Cevabı göster

Çocuklara resmî olarak hükümet veya kamu kurumları bakmaktadır.

illustrating the brutal conditions of the workhouse Kültür

2:43

ve Oliver'ın Bay Bumble'a yiyecek için yalvardığı

in which Oliver pleads with Mr. Bumble for food. Kalıp ifadeler

2:46

düşkünler evinin acımasız koşullarını resmeder.

Kültür

workhouse: tarihî Yoksullar Yasası kurumu

Bu cümlede workhouse, geçimini sağlayamayan kişilerin katı kurallar altında temel yiyecek ve barınak aldığı tarihî bir Britanya kurumudur. Çalışabilecek durumda olduğuna karar verilen kişiler çalışmak zorundaydı. Sıradan istihdamın değil, eski Yoksullar Yasası sisteminin bir parçasıydı. Bu arka plan, workhouse sözcüğünün Oliver Twist'te neden açlığı, cezayı ve kurumsal acımasızlığı temsil edebildiğini açıklar.

Alıştırma

Bu tarihî bağlamda workhouse nedir?

  1. Çalışanların ücretli işler yaptığı sıradan bir bina.
  2. Ev inşa eden özel bir atölye.
  3. Yoksul kişilerin ağır kurallar altında temel destek aldığı ve çoğu zaman çalışmak zorunda olduğu bir kurum.
Cevabı göster

Yoksul kişilerin ağır kurallar altında temel destek aldığı ve çoğu zaman çalışmak zorunda olduğu bir kurum.

Kalıp ifadeler

plead with someone for something: birinden bir şey için yalvarmak

pleads with Mr. Bumble for food ifadesinde plead, genellikle ihtiyaç acil olduğu için çok içten ve ısrarlı biçimde istemek anlamına gelir. ask fiilinden daha güçlü ve duyguludur. Kalıp plead with someone for something şeklindedir. With, kendisine yalvarılan kişiyi; for ise istenen şeyi belirtir.

Alıştırma

Acil istek kalıbını tamamlayın: The patient pleaded ____ the nurse ____ help.

Cevabı göster

with · for

When he flees to London,

2:50

Londra'ya kaçtığında,

he becomes ensnared in a criminal underworld. Deyimler

2:51

suç dolu bir yeraltı dünyasının tuzağına düşer.

Deyimler

become ensnared in a criminal underworld: suç yeraltı dünyasının tuzağına düşmek

Ensnared sözcüğü gerçek anlamıyla bir kapan veya ağa yakalanmayı çağrıştırır. Burada mecazdır: kişi suça çekilir ve orada sıkışıp kalır; ayrılma özgürlüğü çok azdır. Bu ifade basit veya tamamen gönüllü bir katılma kararını anlatmaz. A criminal underworld, suçluların ve yasa dışı faaliyetlerin oluşturduğu gizli ağ veya toplumsal dünyadır. Gerçek anlamda yerin altındaki bir dünya değildir.

Alıştırma

ensnared in a criminal underworld ifadesi neyi vurgular?

  1. Yerin altındaki bir yeri kısa süreliğine ziyaret etmek.
  2. Suçun içine çekilip orada sıkışıp kalmak.
  3. Sıradan bir kulübe özgürce katılmayı seçmek.
Cevabı göster

Suçun içine çekilip orada sıkışıp kalmak.

These stories frequently portray Victorian life as grimy, Dilbilgisi

2:55

Bu hikayeler genellikle Viktorya dönemi yaşamını kirli,

corrupt, and cruel.

2:58

yozlaşmış ve acımasız olarak tasvir eder.

Dilbilgisi

portray Victorian life as grimy, corrupt, and cruel: Viktorya dönemi yaşamını kirli, yozlaşmış ve acımasız olarak tasvir etmek

portray X as Y kalıbı, “X’i Y özelliklerine sahip olarak sunmak veya betimlemek” anlamına gelir. Burada X, Victorian life; Y ise grimy, corrupt, and cruel biçimindeki üç parçalı betimlemedir. Bu ifade, hikâyelerin oluşturduğu imgeyi aktarır. Bu imgenin Viktorya dönemi yaşamına ilişkin eksiksiz ve nesnel bir anlatım olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi portray X as Y kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: The review portrays the hero ____ selfish and dishonest.

Cevabı göster

as

But Dickens also saw his time as one in which old traditions were fading away. Notlar

3:00

Ancak Dickens kendi dönemini eski geleneklerin yok olduğu bir dönem olarak da görüyordu.

Dilbilgisi

one in which: one, time isminin yerini alır ve in which ilgi cümleciğini başlatır

one in which yapısında one, daha önce geçen time isminin yerini alır; 1 sayısı anlamına gelmez. Yapı açıldığında his time as a time in which old traditions were fading away olur. In which bir ilgi cümleciğini başlatır ve “o zamanın içinde” anlamına gelir. Cümlecik, bu dönem içinde neler yaşandığını açıklar.

Alıştırma

Resmî edat + ilgi zamiri yapısını tamamlayın: It was an era ____ scientific ideas changed rapidly.

Cevabı göster

in which

Öbek fiiller

were fading away: giderek kayboluyordu

Burada were fading away, eski geleneklerin yavaş yavaş güçlerini kaybedip ortadan kalktığını anlatır. Ani bir sonu ya da başka bir yere gitmeyi değil, yavaş ilerleyen bir süreci ifade eder. Were fading geçmişte devam eden bir yapıdır; bu nedenle değişim, o sırada zaten sürmekte olan bir süreç olarak sunulur. Away, bir şeyin giderek daha az fark edilir hâle gelmesi ve sonunda çok az ya da hiç kalmaması anlamını ekler.

Alıştırma

Cümleyi “giderek zayıflayıp kaybolmak” anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: As the years passed, the memory began to ____.

Cevabı göster

fade away

London was becoming the incubator of the modern world Deyimler

3:05

Londra, modern dünyanın kuluçka makinesi haline geliyordu

through new patterns in industry, trade, and social mobility. Kültür

3:08

sanayi, ticaret ve sosyal hareketlilikteki yeni kalıplar sayesinde.

Deyimler

the incubator of the modern world: değişimin geliştiği bir yer

Burada incubator mecaz anlamdadır. Londra, modern dünyayı şekillendiren yeni fikirlerin, sistemlerin ve yaşam biçimlerinin başlayıp gelişebildiği bir ortam olarak gösterilir. Through new patterns in industry, trade, and social mobility ifadesi, orada gelişmekte olan değişim türlerini belirtir. Tıbbi ya da laboratuvar amaçlı gerçek bir kuluçka cihazından söz edilmez.

Alıştırma

Cümlede the incubator of the modern world ne anlama geliyor?

  1. modern yaşamın önemli özelliklerinin ortaya çıkıp gelişmeye başladığı bir yer
  2. eski gelenekleri hiç değiştirmeden koruyan bir şehir
  3. yeni doğan bebeklerin bakımı için kullanılan tıbbi bir cihaz
Cevabı göster

modern yaşamın önemli özelliklerinin ortaya çıkıp gelişmeye başladığı bir yer

Kültür

social mobility: sosyal sınıflar arasında hareket

Social mobility, sosyal sınıflar veya toplumsal statü düzeyleri arasında yukarı ya da aşağı yönde hareket etmektir. Eğitim, meslek, gelir veya fırsatlara erişimdeki değişikliklerden kaynaklanabilir. Cümlede bu ifade, modern Londra'yı şekillendiren yeni örüntülerden biri olarak sanayi ve ticaretle birlikte sıralanır. Anlatılan ekonomik değişimlere insanların toplumsal konumlarındaki değişimi de ekler; buradaki mobility, şehir içinde hareket etmek değil, toplumsal hareketliliktir.

Alıştırma

Hangi durum social mobility kavramının en açık örneğidir?

  1. Bir işçinin kızı diploma alıp daha yüksek bir sosyal sınıfa girer.
  2. İşe giden biri şehri geçmek için otobüse biner.
  3. Bir aile başka bir sokağa taşınır, ancak toplumsal konumu aynı kalır.
Cevabı göster

Bir işçinin kızı diploma alıp daha yüksek bir sosyal sınıfa girer.

Dickens's London is therefore a dualistic space, Kelime

3:12

Bu nedenle Dickens'ın Londra'sı düalist bir alandır,

a harsh world that is simultaneously filled with wonder and possibility. Anlatım akışı

3:16

aynı anda merak ve olasılıklarla dolu, zorlu bir dünya.

Kelime

dualistic space: tek bir mekânın iki karşıt yönü

Dualistic space, iki karşıt nitelik veya yön üzerinden sunulan bir yerdir. Dualistic sıfatı, yalnızca birçok farklı özelliği olan bir yeri değil, iki parçalı bir karşıtlığı belirtir. Burada virgülden sonraki sözler bu karşıtlığı gösterir: Dickens'ın Londra'sı serttir ama aynı zamanda hayret ve olasılıklarla doludur. Bu ifade, edebî bir incelemenin yalnızca bir yönü seçmek yerine iki yönü birlikte ele almasını sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle bir yeri dualistic space olarak en iyi şekilde sunar?

  1. Kasaba ziyaretçileri sıcak karşılar ama kendi içinde derin biçimde bölünmüştür.
  2. Kasaba yıl boyunca huzurlu ve sakindir.
  3. Kasaba köyün tam olarak iki katı büyüklüğündedir.
Cevabı göster

Kasaba ziyaretçileri sıcak karşılar ama kendi içinde derin biçimde bölünmüştür.

Anlatım akışı

simultaneously filled with wonder and possibility: karşıtlıkları birlikte değerlendirmek

Burada simultaneously, “aynı anda” anlamına gelir. filled with wonder and possibility ifadesini daha önceki a harsh world betimlemesine bağlar; böylece olumlu ve olumsuz özellikler peş peşe değil, aynı anda geçerli olur. Bu sözcük karmaşık bir değerlendirmeyi düzenler: Birini seçmek yerine, karşıt iki düşünceyi birlikte değerlendirmeniz gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, karşıt iki özelliğin aynı anda geçerli olduğunu göstermek için simultaneously kullanıyor?

  1. The old house is simultaneously beautiful and unsettling.
  2. The old house was unsettling, so it could not be beautiful.
  3. The old house became beautiful after it stopped being unsettling.
Cevabı göster

The old house is simultaneously beautiful and unsettling.

For instance, the enigma of Great Expectations centers around the potential of Pip, Kalıp ifadeler

3:21

Örneğin, Büyük Umutlar'ın gizemi, isimsiz bir hayırsever tarafından karanlıktan çekilip çıkarılan

Kalıp ifadeler

centers around: ana odağı tanıtmak

Centers around, “ana konusu veya odağı budur” anlamına gelir. Bu cümlede Pip'in potansiyeli gizemin merkezindeki konudur; fiziksel bir hareketten söz edilmez. Kalıp center around + isim, düşünce veya soru biçimindedir. Özne hikâyeyi, tartışmayı ya da sorunu belirtir; bu ifade de onun ana odağını tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi center around ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The school debate ____ whether the school day should be shorter.

Cevabı göster

centers around

an orphan plucked from obscurity by an anonymous benefactor Deyimler

3:26

ve yüksek sosyeteye fırlatılan bir yetim olan

and propelled into high society. Deyimler

3:30

Pip'in potansiyeli etrafında şekillenir.

Deyimler

plucked from obscurity: tanınmazken seçilip öne çıkarılmak

Plucked from obscurity, daha önce tanınmayan birinin aniden seçilmesini ya da keşfedilmesini ve böylece ilgi veya fırsat görmesini anlatan bir benzetmedir. Buradaki obscurity, fiziksel olarak karanlık bir yer değil, pek tanınmama durumudur. Cümlede plucked, orphan sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır; by an anonymous benefactor ise dışarıdan harekete geçen kişiyi belirtir. Bu anlatım, değişimi ani ve büyük ölçüde başka birinin yol açtığı bir olay gibi gösterir.

Alıştırma

Henüz tanınmıyorken aniden seçilmek anlamına gelen bu nottaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The actor was ____ by an independent director.

Cevabı göster

plucked from obscurity

Deyimler

propelled into high society: yüksek sosyeteye itilmek

Propelled into high society ifadesinde propel mecaz anlamda kullanılır. Birinin yalnızca seçkin bir sosyal çevreye girdiğini söylemek yerine, para, nüfuz veya başka bir dış gücü kişiyi hızla yeni konumuna iten bir güç gibi sunar. Propelled, edilgen bir yapıda kullanılan geçmiş zaman ortacıdır; bu nedenle kişi değişimi bütünüyle yönlendirmek yerine değişime maruz kalır. High society, fiziksel olarak yüksek bir toplum değil, zengin veya toplumsal bakımdan seçkin kesim anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi propel fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Her unexpected inheritance ____ high society.

Cevabı göster

propelled her into

In his search for purpose, Kalıp ifadeler

3:32

Amacını ararken,

Pip becomes the victim of other people's ambitions for him Kalıp ifadeler

3:34

Pip başkalarının onun için beslediği hırsların kurbanı olur

Kalıp ifadeler

In his search for purpose: amacı arka plan olarak sunmak

In his search for purpose, “hayatta bir yön ya da anlam bulmaya çalışırken” anlamına gelen, cümle başında kullanılan bir edat öbeğidir. Search, in + iyelik sözcüğü + search for + isim kalıbında isimdir. Bu öbek, ana cümleden önce Pip'in amacını ve içinde bulunduğu durumu verir. Sonraki olayı bu arayışın bir parçası olarak çerçeveler; ana eylem search değil, becomes'dür.

Alıştırma

Hedef isim kalıbıyla cümleyi tamamlayın: In her ____ a solution, Maya tested three designs.

Cevabı göster

search for

Kalıp ifadeler

the victim of other people's ambitions for him: hırslar kime ait?

the victim of X isim öbeği, X yüzünden zarar gören veya kontrol edilen kişiyi belirtir. Buradaki X, other people's ambitions for him, yani başkalarının Pip'in gerçekleştirmesini istediği hedef ve planlardır. other people's iyelik yapısı, bu hırsların kime ait olduğunu gösterir. For him ise bu hırsların kimin geleceğini ilgilendirdiğini gösterir; onları Pip'in kendi hırsları hâline getirmez.

Alıştırma

Hangi durum other people's ambitions for him ifadesine en iyi uyar?

  1. Başkaları onun geleceği için zorlayıcı hedefler koyar ve bu hedefler ona zarar verir.
  2. Başkaları onun kendisi için seçtiği hedeflere hayranlık duyar.
  3. Kendi hedeflerini özgürce seçer ve onları takip eder.
Cevabı göster

Başkaları onun geleceği için zorlayıcı hedefler koyar ve bu hedefler ona zarar verir.

and must negotiate with a shadowy cast of characters. Kelime

3:37

ve karanlık bir karakter kadrosuyla anlaşmak zorundadır.

Kelime

negotiate with a shadowy cast of characters: gizemli ve kuşkulu bir karakter grubuyla başa çıkmak

Bu cümlede negotiate with, konuşma ve dikkatli etkileşim yoluyla insanlarla başa çıkmak anlamına gelir. Buradaki anlamı resmî bir iş görüşmesinden daha geniştir: karakterin zorlu karşılaşmaları ve çatışan amaçları yönetmesi gerekir. A cast of characters, bir hikâyedeki insan grubudur. Shadowy, bu kişilerin kimliklerinin, amaçlarının veya faaliyetlerinin belirsiz ve muhtemelen kuşkulu olduğunu belirtir. İfade bir bütün olarak, niyetlerine kolayca güvenilemeyen zorlu bir grubu anlatır.

Alıştırma

Bir kitap incelemesinde The hero must negotiate with a shadowy cast of characters cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kahraman gizemli ve muhtemelen güvenilmez bir grup insanla başa çıkmalıdır.
  2. Kahraman birkaç kişiye nesneler fırlatmalıdır.
  3. Kahraman çok aydınlık bir komedi için oyuncu seçmelidir.
Cevabı göster

Kahraman gizemli ve muhtemelen güvenilmez bir grup insanla başa çıkmalıdır.

Like many of Dickens's protagonists,

3:41

Dickens'ın kahramanlarının çoğu gibi,

poor Pip's position is constantly destabilized,

3:43

zavallı Pip'in konumu sürekli sarsılmaktadır,

just one of the reasons why reading Dickens is the best of times for the reader, Notlar

3:46

Dickens okumanın okuyucu için zamanların en iyisi olmasının sadece bir nedeni,

while being the worst of times for his characters.

3:51

karakterleri için ise zamanların en kötüsü olmasıdır.

Anlatım akışı

just one of the reasons why: nedenlerden yalnızca biri

just one of the reasons why + yan cümle yapısı, daha önce belirtilen bir olguyu sonraki sonuca bağlar. Okura bu olguyu, sonucun neden doğru olduğunu açıklayan kanıtlardan biri olarak değerlendirmesi gerektiğini gösterir. Just one, bunun tek neden olmadığını belirtir. Bu nedenle ifade bir açıklamayı düzenlemek için kullanışlıdır: önce bir ayrıntı belirtilir, ardından bu ayrıntı daha geniş bir nedenler zincirine yerleştirilir.

Alıştırma

Cümleyi, birkaç nedenden yalnızca birini ifade eden altı sözcüklü hedef yapıyla tamamlayın: The clear explanations are ____ I recommend this guide.

Cevabı göster

just one of the reasons why

Kültür

the best of times ... the worst of times: Dickens'a bir gönderme

Bu eşleştirilmiş ifade, Charles Dickens'ın İki Şehrin Hikâyesi adlı romanının açılışını hatırlatır: “It was the best of times, it was the worst of times.” Sözler Dickens'ın kendisine ait olduğu için onları tanıyan okurlar, iki sıradan zaman tanımından çok bilinçli bir edebî gönderme olduğunu anlar. Burada tekrarlanan yapı mizahi bir karşıtlık kurar: dramatik hikâyeyi okumak okuyucu için keyifliyken olayları yaşamak karakterler için korkunçtur. Ünlü bir sözü bu şekilde yeniden kullanmak, cümle gerçek anlamıyla da anlaşılır kalırken ek bir anlam katmanı oluşturur.

Alıştırma

Bu cümlede the best of times ... the worst of times ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. Okuyucunun ve karakterlerin aynı deneyimi yaşadığını söyler.
  2. İki Şehrin Hikâyesi'ne gönderme yapar ve okuyucunun aldığı keyifle karakterlerin çektiği acıyı karşılaştırır.
  3. Romanların geçtiği kesin tarihleri verir.
Cevabı göster

İki Şehrin Hikâyesi'ne gönderme yapar ve okuyucunun aldığı keyifle karakterlerin çektiği acıyı karşılaştırır.

Dickens typically offered clear resolution by the end of his novels,

3:54

Dickens romanlarının sonunda genellikle net bir çözüm sunardı,

with the exception of The Mystery of Edwin Drood. Kalıp ifadeler

3:58

Edwin Drood'un Gizemi hariç.

Kalıp ifadeler

with the exception of X: bir istisnayı belirtmek

With the exception of X, genel bir ifadenin diğer kişi veya şeyler için geçerli, ancak X için geçersiz olduğu anlamına gelir. except for X demenin resmî ve açık bir yoludur. Cümle önce Dickens'ın olağan eğilimini belirtir, ardından The Mystery of Edwin Drood'u bu eğilimin dışında tutar. Böylece ifade, bu tamamlanmamış romanın genel ifadede anlatılan türden açık bir çözüme ulaşmadığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki ifadeyle tamamlayın: All of the museum rooms are open, ____ the east gallery.

Cevabı göster

with the exception of

The novel details the disappearance of the orphan Edwin under puzzling circumstances. Kalıp ifadeler

4:02

Roman, yetim Edwin'in kafa karıştırıcı koşullar altında kaybolmasını anlatır.

Kalıp ifadeler

under puzzling circumstances: şaşırtıcı koşullar altında

Bu cümlede under puzzling circumstances, Edwin'in tuhaf ve açıklanması zor bir durumda kaybolduğu anlamına gelir. Under, olayı çevreleyen koşulları belirtir; fiziksel olarak bir şeyin altında olmayı anlatmaz. under + sıfat + circumstances kalıbı resmî raporlarda, haberlerde ve gizem anlatılarında yaygındır. Bir olayın nedenini açıklamadan hangi koşullarda gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

under + circumstances kalıbını tamamlayın: The trip ended ____ unusual circumstances.

Cevabı göster

under

However, Dickens died before the novel was finished

4:07

Ancak, Dickens roman bitmeden öldü

and left no notes resolving the mystery.

4:10

ve gizemi çözecek hiçbir not bırakmadı.

Readers continue to passionately debate over who Dickens intended as the murderer Kalıp ifadeler

4:13

Okuyucular, Dickens'ın katil olarak kimi amaçladığı

Kalıp ifadeler

debate over who Dickens intended as the murderer: Dickens'ın kimi katil olarak düşündüğünü tartışmak

Burada debate over, tartışmalı bir konu hakkında karşıt görüşler paylaşmak anlamına gelir. Over, bir şeyin üstündeki konumu değil, tartışmanın konusunu belirtir. Konu, who Dickens intended as the murderer yan cümlesinin tamamıdır; yani Dickens'ın kimi katil yapmayı veya katil olarak ortaya çıkarmayı planladığıdır. Who ile başlayan bu bölüm dolaylı sorudur ve bu yüzden who Dickens intended biçimindeki düz cümle sırasını korur; who did Dickens intend denmez. Aynı yapı who, whether, how veya why ile başlayan soruları da konu olarak sunabilir.

Alıştırma

Hangi cümle debate over ifadesini dolaylı bir soruyla doğru kullanıyor?

  1. Experts debate over how was the monument built.
  2. Experts debate over about how the monument was built.
  3. Experts debate over how the monument was built.
Cevabı göster

Experts debate over how the monument was built.

and whether Edwin Drood was even murdered in the first place. Kalıp ifadeler

4:18

ve Edwin Drood'un en başta cinayete kurban gidip gitmediği konusunda tutkuyla tartışmaya devam ediyor.

Kalıp ifadeler

in the first place: başlangıçtaki varsayımı sorgulamak

Bu cümlede in the first place, gizemin ayrıntılarından daha geriye giderek temel varsayımı sorgular: Edwin Drood gerçekten öldürüldü mü? İfade, en baştan anlamına gelir ve insanların doğru kabul ettiği bir düşünceye itiraz etme gücü taşır. Genellikle bir sorunun veya olumsuz ifadenin sonlarına doğru kullanılır. Akıl yürütme ayrıntılardan geri dönüp ilk iddianın, gerekçenin veya gerekliliğin geçerli olup olmadığını sorguladığında bu ifade seçilir.

Alıştırma

Hangi cümle temel varsayımın gerçekten doğru olup olmadığını sorgular?

  1. Maybe the door was never locked in the first place.
  2. First, check whether the door is locked.
  3. At first, the door seemed locked.
Cevabı göster

Maybe the door was never locked in the first place.

Throughout many adaptations, literary homages, Kalıp ifadeler

4:23

Pek çok uyarlama, edebi saygı duruşu,

and the pages of his novels,

4:26

ve romanlarının sayfaları aracılığıyla,

Dickens's sparkling language and panoramic worldview continue to resonate. Kalıp ifadeler

4:28

Dickens'ın ışıltılı dili ve panoramik dünya görüşü yankılanmaya devam ediyor.

Kalıp ifadeler

Throughout many adaptations, literary homages: geniş bir kapsam belirlemek

Throughout, bir şeyin görünmeye veya etkili olmaya devam ettiği alanı belirtir. Burada pek çok uyarlama, edebî saygı eseri ve Dickens'ın romanlarının sayfalarından oluşan bir listeyi başlatır; onun dilinin ve dünya görüşünün bu alan boyunca etkisini koruduğunu söyler. İfade başta yer aldığı için ana cümleden önce kapsamı belirler. Many iddiayı sınırlar: var olan her uyarlamayı değil, çok sayıda eseri anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir görüntünün pek çok eserde tekrarlandığını göstermek için throughout sözcüğünü doğru kullanır?

  1. Throughout many paintings and sketches, the same blue bird appears.
  2. Throughout of many paintings and sketches, the same blue bird appears.
  3. Through many paintings and sketches, the same blue bird appears.
Cevabı göster

Throughout many paintings and sketches, the same blue bird appears.

Kalıp ifadeler

continue to resonate: kalıcı biçimde yankı uyandırmak

Continue to + fiil, bir eylemin veya etkinin hâlâ sürdüğünü anlatır. Burada continue to resonate, Dickens'ın dilinin ve dünya görüşünün yazılmalarından uzun zaman sonra bile insanları etkilemeye devam ettiğini belirtir. Resonate burada mecaz anlamdadır: Fikirler veya sanat, insanlarla güçlü bir duygusal ya da düşünsel bağ kurduğunda resonate eder. Bu bağı hisseden kişiyi ya da grubu belirtmek için resonate with + kişi veya grup kullanılır.

Alıştırma

Continue ve resonate sözcüklerini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Years later, the novel ____ with new readers.

Cevabı göster

continues to resonate

Today, the adjective Dickensian often implies squalid working or living conditions, Kelime

4:33

Bugün, Dickensian (Dickensvari) sıfatı genellikle iğrenç çalışma veya yaşam koşullarını ima eder,

Kelime

Dickensian çoğu zaman sefil koşulları ima eder

Dickensian, Dickens adından türetilmiş bir sıfattır. “Dickens ile ilgili” anlamına gelebilir; ancak toplumsal yorumlarda çoğu zaman onun romanlarındaki sert dünyaya benzeyen, yoksul, kirli, kalabalık ve baskıcı bir ortamı anlatır. Bu cümlede implies, “her ayrıntıyı açıkça söylemeden düşündürür” demektir. Squalid working or living conditions; pis, ihmal edilmiş ve insan onurunu zedeleyen çalışma ya da yaşam koşullarıdır. Bu nedenle ifade, Dickensian sözcüğünün sıkça çağrıştırdığı olumsuz toplumsal tabloyu açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede Dickensian en güçlü biçimde neyi çağrıştırıyor?

  1. Rahat ve modern ortamlar
  2. Yoksul, kirli ve baskıcı çalışma veya yaşam koşulları
  3. Charles Dickens'ın bizzat yazdığı herhangi bir şey
Cevabı göster

Yoksul, kirli ve baskıcı çalışma veya yaşam koşulları

but to describe a novel as Dickensian is typically high praise, Notlar

4:38

ancak bir romanı Dickensian olarak tanımlamak genellikle büyük bir övgüdür,

Dilbilgisi

to describe a novel as Dickensian: describe X as Y kalıbı

Burada to describe a novel as Dickensian biçimindeki mastar öbeğinin tamamı is fiilinin öznesidir. “Bir romanı bu şekilde tanımlama eylemi” anlamına gelir; yani cümle bu eylemi değerlendirir. describe X as Y kalıbı X'e Y şeklinde bir tanım, kategori veya değerlendirme verir. Bu cümlede a novel X, Dickensian ise Y'dir; as burada “-iken” veya “çünkü” anlamına gelmez.

Alıştırma

describe X as Y kalıbını tamamlayın: The judges described her design ____ original and practical.

Cevabı göster

as

Kalıp ifadeler

typically high praise: genellikle güçlü bir övgü

Typically high praise, “genellikle çok güçlü bir iltifat” anlamına gelir. Typically bunun normal eğilim olduğunu belirtir; istisnasız, kesin bir kural olduğunu söylemez. High praise, güçlü bir onayı ifade eden doğal bir isim öbeğidir. High, övgünün derecesini anlatır; fiziksel yükseklik, ses perdesi veya ses düzeyi anlamına gelmez. Burada bir roman için Dickensian demenin normalde olumlu olduğunu gösterir.

Alıştırma

Typically high praise ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Genellikle hiçbir görüş içermeyen tarafsız bir tanımdır.
  2. Genellikle çok olumlu bir iltifattır.
  3. Her zaman yüksek sesle söylenen bir iltifattır.
Cevabı göster

Genellikle çok olumlu bir iltifattır.

as it suggests a story in which true adventure and discovery occur in the most unexpected places. Dilbilgisi

4:43

çünkü gerçek maceranın ve keşfin en beklenmedik yerlerde gerçekleştiği bir hikayeyi akla getirir.

Dilbilgisi

a story in which...: macera ve keşfin gerçekleştiği bir hikâye

In which, a story ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır. Which yeniden story sözcüğüne gönderme yaparken in, macera ve keşfin o hikâyenin içinde gerçekleştiğini gösterir. İlgi cümleciğinin öznesi true adventure and discovery, fiili ise occur'dür. Bu cümlecik yeni bir konu başlatmaz; nasıl bir hikâyeden söz edildiğini açıklar.

Alıştırma

Resmî ilgi cümleciğini in + bir ilgi zamiriyle tamamlayın: This is a system ____ every vote is counted.

Cevabı göster

in which

Although he often explored bleak material, Dilbilgisi

4:50

Sık sık kasvetli materyalleri keşfetmesine rağmen,

Dickens's piercing wit never failed to find light in the darkest corners. Deyimler

4:52

Dickens'ın keskin zekası en karanlık köşelerde bile ışık bulmakta asla başarısız olmadı.

Dilbilgisi

Although he often explored bleak material: ana düşünceden önce ödünleme

Although bir ödünleme yan cümleciği başlatır. Bu cümlecik, Dickens'ın sık sık karanlık ve rahatsız edici konuları ele aldığını kabul eder; ana cümle ise şaşırtıcı karşıtlığı verir: zekâsı yine de ışık bulmuştur. Although A, B kalıbı iletiyi şöyle düzenler: A doğrudur, ancak A'ya rağmen B de geçerliliğini korur ve genellikle ana düşünce B'dir. Although neden bildirmez; bu nedenle because anlamında yorumlanamaz.

Alıştırma

Hangi cümle buzlu yolu bir engel olarak gösterirken otobüsün yine de zamanında vardığını söylüyor?

  1. Because the road was icy, the bus drove more slowly.
  2. Although the road was icy, the bus arrived on time.
  3. The road was icy, so the trip took longer.
Cevabı göster

Although the road was icy, the bus arrived on time.

Deyimler

never failed to find light in the darkest corners: en karanlık köşelerde bile her zaman ışık bulmak

never failed to find ifadesinde never ile failed birleşerek güçlü bir olumlu değerlendirme oluşturur: Dickens'ın zekâsı tekrar tekrar aydınlık bir yan bulmayı başarmıştır. Bu ifade başarısız bir girişimi anlatmaz; sürekli bir beceriyi över. Light ve the darkest corners, ışık ile karanlık arasında mecazlı bir karşıtlık kurar. Light mizahı, umudu, sıcaklığı ya da insani iyiliği; the darkest corners ise kasvetli konuları ve acı verici durumları temsil eder. Ana fikir, Dickens'ın zekâsının karanlık içeriklerde bile umutlu ya da komik bir yan ortaya çıkarabilmesidir.

Alıştırma

never failed to find light in the darkest corners burada ne anlama geliyor?

  1. Loş odalarda gerçek lambalar arıyordu.
  2. Karanlık konular hakkında yazarken tekrar tekrar başarısız oluyordu.
  3. Kasvetli konularda bile her zaman umut ya da mizah ortaya çıkarabiliyordu.
Cevabı göster

Kasvetli konularda bile her zaman umut ya da mizah ortaya çıkarabiliyordu.

TED-Ed is a non-profit.

5:00

TED-Ed kar amacı gütmeyen bir kuruluştur.

If you value our work,

5:02

Eğer çalışmalarımıza değer veriyorsanız,

please consider supporting it on patreon.com/teded.

5:03

lütfen patreon.com/teded adresinden desteklemeyi düşünün.