Neden Charles Dickens okumalısınız? - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Tefrika hâlinde yayımlanan olay örgülerinin, komik karakterlerin, toplumsal eleştirinin ve Viktorya dönemi Londra’sına ilişkin karşıtlıklarla dolu bakışın, bugün Dickensian denen kalıcı edebî üslubu nasıl oluşturduğuna dair bir inceleme. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. So striking is his body of work that — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: so + sıfat yapısının öne alındığı bu resmî devrik yapıyı anlamak; deneme, eleştiri veya konuşmalarda olağanüstü bir niteliğin dikkat çekici bir sonuca yol açtığını vurgulamak için kullanmak. 2. shed light on — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Göz ardı edilmiş bir konuya ışık tutma metaforunu tanımak ve akademik, gazetecilikle ilgili ya da eleştirel metinlerde bu yaygın ifadeyi bir şeyi ortaya çıkarmak, açıklığa kavuşturmak veya daha anlaşılır hâle getirmek anlamında kullanmak. 3. the adjective Dickensian often implies squalid working or living conditions, — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Bir yazarın adının sefil toplumsal koşullarla ilişkilendirilen kültürel bir sıfata nasıl dönüştüğünü anlamak; Dickensian sözcüğünün beklenmedik yerlerde macera doğuran hikâyeler için övgü olarak da kullanılabildiğini ayırt etmek.
Bu derste
The starving orphan seeking a second helping of gruel, Kalıp ifadeler
0:07İkinci bir kase lapa isteyen açlıktan ölmek üzere olan yetim,
a second helping of gruel: bir porsiyon daha sulu lapa
Burada helping, bir kişiye servis edilen bir porsiyon yemek anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. Gruel sulu ve sade bir lapadır; bu nedenle a helping of gruel, servis edilmiş bir porsiyon lapa demektir. A second helping, ilk porsiyondan sonra alınan ek bir porsiyondur. Tekrar kullanılabilen kalıp a helping of + yiyecek biçimindedir; second veya another kişinin daha fazla aldığını gösterir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi bir porsiyon yemek anlamındaki isimle tamamlayın: After finishing her first bowl, Mia asked for a second ____ of soup.
Cevabı göster
helping
the spinster wasting away in her tattered wedding dress, Öbek fiiller
0:11yırtık pırtık gelinliği içinde eriyip giden evde kalmış kız,
wasting away: giderek zayıflayıp güçten düşmek
Waste away; hastalık, açlık, keder veya uzun süreli sıkıntı nedeniyle giderek çok zayıf ve güçsüz hâle gelmek demektir. Cümlede wasting away, the spinster ifadesini betimleyen -ing biçimidir. Burada away, gücün sürekli kaybedilmesi düşüncesini ekler; başka bir yere hareket etmeyi anlatmaz. Bu ifade, sıradan kilo kaybından farklı olarak yavaş ve endişe verici bir çöküşü gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, giderek çok zayıf ve güçsüz hâle gelmek anlamına gelen biçimle tamamlayın: After months of illness, he was ____ away.
Cevabı göster
wasting
the stone-hearted miser plagued by the ghost of Christmas past. Notlar
0:15geçmiş Noel'in hayaleti tarafından musallat olunan taş kalpli cimri.
stone-hearted miser: acımasız ve aşırı cimri biri
Stone-hearted bir mecazdır: kişinin kalbini taş kadar sert göstererek onun acımasız ve merhametsiz olduğunu anlatır. Bedeni değil, karakteri tanımlar. Miser, para harcamaya veya parasını paylaşmaya aşırı derecede isteksiz kişidir. Stone-hearted miser birlikte kullanıldığında iki sert yargı bildirir: acımasız ve aşırı cimri.
Alıştırma
Bu cümlede stone-hearted miser ne anlama gelir?
- Harcayacak parası olmayan yoksul biri
- Acımasız ve para harcamaya son derece isteksiz biri
- Taşla çalışan iyi kalpli biri
Cevabı göster
Acımasız ve para harcamaya son derece isteksiz biri
A Christmas Carol'daki the Ghost of Christmas Past
The Ghost of Christmas Past, Charles Dickens'ın A Christmas Carol adlı eserindeki Geçmiş Noel'in Hayaleti karakterini anlatır. Bu ruh, Scrooge'a önceki yaşamından sahneler gösterir ve onu, kişiliğini şekillendiren seçimler ve kayıplarla yüzleşmeye zorlar. Bu cümlede ifade, cimrinin Scrooge'a benzeyen bir karakter olduğunu anlamaya yardımcı olan edebî bir göndermedir. Geçmişteki herhangi bir Noel'den gelen sıradan bir hayalet değildir.
Alıştırma
Bu cümlede the ghost of Christmas past neyi anlatır?
- Bir Noel yemeğinin adı
- Eski bir Noel sırasında ortaya çıkan herhangi bir hayalet
- A Christmas Carol'da Scrooge'a önceki yaşamını gösteren bir karakter
Cevabı göster
A Christmas Carol'da Scrooge'a önceki yaşamını gösteren bir karakter
More than a century after his death, Anlatım akışı
0:20Ölümünün üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen,
these remain recognizable figures from the work of Charles Dickens.
0:22bunlar Charles Dickens'ın eserlerinden tanınan figürler olmaya devam ediyor.
More than a century after his death: kalıcı etkiyi göstermek için uzun bir zaman aralığını başa alma
More than a century after his death cümlenin başında bir zaman çerçevesi kurar: Charles Dickens’ın ölümünden bu yana yüz yıldan fazla zaman geçmiştir. Bunun önce verilmesi, okuyucunun ana ifadeye ulaşmadan önce uzun zaman aralığını fark etmesini sağlar. Ardından gelen remain recognizable asıl noktayı aktarır: Bu kadar uzun süre sonra bile karakterler hâlâ tanınmaktadır. Bir olaydan sonraki uzun süreyi başa getirip still veya remain ile devamlılık göstermek, bir kişinin, eserin ya da düşüncenin kalıcı etkisini vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede baştaki “More than a century after his death” ifadesi esas olarak neyi vurgular?
- Cümlenin Dickens’ın öldüğü anı anlatması
- Karakterlerin çok uzun bir süre boyunca tanınır kalması
- Dickens’ın karakterleri ölümünden sonra yaratması
Cevabı göster
Karakterlerin çok uzun bir süre boyunca tanınır kalması
So striking is his body of work that it gave rise to its own adjective. Notlar
0:27Onun eserleri o kadar çarpıcıdır ki, kendi sıfatının ortaya çıkmasını sağlamıştır.
So striking is his body of work that...: vurgulu devrik yapı
So striking is his body of work that... ile normal dizilişteki His body of work is so striking that... aynı derece-sonuç ilişkisini anlatır. Eserleri öyle çarpıcıdır ki that ile başlayan sonuç ortaya çıkar. Bu vurgulu devrik yapıyı kurmak için so + sıfat başa alınır ve be özneden önce getirilir: So + adjective + be + subject + that + result. Burada önce So striking, ardından is ve özne olan his body of work gelir. Değerlendirmenin başa alınması ifadeyi daha güçlü kılar.
Alıştırma
Cümleyi vurgulu devrik yapıyla yeniden yazın. The puzzle was so difficult that no one could solve it. So difficult ____ that no one could solve it.
Cevabı göster
was the puzzle
gave rise to: neden oldu veya ortaya çıkardı
Geçmiş zaman biçimi gave rise to, bir sonuca neden olmak ya da bir şeyi ortaya çıkarmak anlamına gelir. Özne nedeni, to'dan sonraki isim veya isim grubu ise sonucu belirtir. Buradaki it, Dickens'ın bütün eserlerini ifade eder: Eserleri o kadar ayırt edicidir ki adından bir sıfat türetilmiştir. Bu ifade gerçek anlamda yukarı doğru hareketi değil, neden-sonuç ilişkisini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi give rise to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The rumor ____ widespread concern.
Cevabı göster
gave rise to
But what are the features of Dickens's writing that make it so special?
0:32Peki Dickens'ın yazımını bu kadar özel kılan özellikleri nelerdir?
plot twists, and mysteries.
0:40olay örgüsündeki ters köşeler ve gizemler aracılığıyla beklentiyle dolup taşar.
brims with anticipation: canlı biçimde beklentiyle doludur
Brims with anticipation ifadesinde brim with mecaz anlamda kullanılır: Bir şey ağzına kadar doluymuş gibi düşünülür. Kurmaca eserler, önemli veya şaşırtıcı bir şeyin olmak üzere olduğuna dair güçlü bir hisle doludur. Bu ifade is full of anticipation seçeneğinden daha canlıdır. Bir gizem öyküsünde anticipation, devamını öğrenme isteğiyle gergin bir merakı birleştirebilir; yalnızca mutlu bir beklenti olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi brim with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before the concert, the hall ____ excitement.
Cevabı göster
brimmed with
Edebî betimlemede brooding settings
Bu cümlede brooding settings, huzursuzluk veya yaklaşan bir tehlike hissi yaratan karanlık ve bunaltıcı hikâye ortamları demektir. Brooding, derin düşüncelere dalmış insanları değil, mekânların havasını anlatır. Kurgu veya film hakkında konuşurken setting, hikâyenin zamanını, mekânını ve çevresindeki dünyayı ifade eder. Buradaki settings, bir cihazın ayar seçenekleri anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir gizem romanı incelemesinde brooding settings büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Sessizce düşünen karakterler
- Cihaz seçeneklerini değiştirmeye yarayan menüler
- Karanlık ve huzursuz edici hikâye ortamları
Cevabı göster
Karanlık ve huzursuz edici hikâye ortamları
These features of his work kept his audience wanting more. Dilbilgisi
0:43Eserlerinin bu özellikleri izleyicisinin hep daha fazlasını istemesini sağladı.
Kept his audience wanting more ifadesinde keep + nesne + -ing
Kept his audience wanting more, keep + nesne + -ing kalıbını kullanır. Bu kalıp, bir şeyin bir kişinin veya grubun bir eylemi, duyguyu ya da tepkiyi sürdürmesine neden olduğunu anlatır. His audience nesnedir; wanting more ise onların devam eden tepkisini açıklar. Burada wanting more, okurların sonraki bölümü veya eserin daha fazlasını görme isteğini koruduğu anlamına gelir. Yazarın daha büyük bir izleyici kitlesine ihtiyaç duyduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Guess sözcüğünün doğru biçimini kullanın: The mystery kept the audience ____ until the final scene.
Cevabı göster
guessing
meaning they were released a few chapters at a time in affordable literary journals, Kalıp ifadeler
0:50yani uygun fiyatlı edebiyat dergilerinde her seferinde birkaç bölüm olarak yayınlanıyor
a few chapters at a time: her partideki miktar
A few chapters at a time, her yayın turunda birkaç bölüm bulunduğu anlamına gelir. At a time, tek bir turda işlenen, izin verilen veya tamamlanan miktarı belirtir; belirli bir saat veya zaman noktası söylemez. Yeniden kullanılabilen kalıp, miktar ifadesi + at a time biçimindedir: one person at a time, two files at a time veya a few pages at a time.
Alıştırma
Cümleyi her partide anlamına gelen üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The printer can scan five pages ____.
Cevabı göster
at a time
When first published: kısaltılmış edilgen zaman cümleciği
When first published, when they were first published ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Örtük özne they, his stories ifadesine gönderme yapar ve were düşürülür. Published, edilgen anlam taşıyan geçmiş zaman ortacı olarak kalır: Hikâyeler yayımlama eylemini yapan değil, bu eyleme maruz kalan taraftır. when + geçmiş zaman ortacı kalıbı, ana cümlenin zamanını veya durumunu kısa biçimde verir. Anlamak için ana cümlenin öznesini ve be fiilinin doğru biçimini zihninizde geri ekleyin.
Alıştırma
Örnekteki When first published ile aynı anlama gelen tam yan cümle hangisidir?
- When they first published the stories
- When the first publisher wrote them
- When they were first published
Cevabı göster
When they were first published
This prompted fevered speculation over the cliffhangers and revelations he devised. Notlar
0:58Bu, onun tasarladığı heyecan verici sonlar ve açığa çıkan sırlar hakkında hararetli spekülasyonlara yol açtı.
prompted fevered speculation over: bir konu hakkında hararetli spekülasyona yol açmak
Bu ifade, “bir konu hakkında yoğun ve heyecanlı tahminlerin ortaya çıkmasına yol açtı” anlamına gelir. Prompted, neden-sonuç bağını oldukça resmî bir şekilde kurar; over ise insanların tahmin yürüttüğü konuyu tanıtır. Fevered burada mecaz anlamdadır. İnsanların gerçekten ateşlenmesini değil, spekülasyonların çok yoğun ve heyecanlı olmasını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede prompted fevered speculation over ne anlama gelir?
- İnsanları tahmin yürütürken fiziksel olarak hasta etti.
- Bir konu hakkındaki her ayrıntıyı kanıtladı.
- Bir konu hakkında yoğun tahminlerin ortaya çıkmasına yol açtı.
Cevabı göster
Bir konu hakkında yoğun tahminlerin ortaya çıkmasına yol açtı.
the cliffhangers and revelations: heyecanlı cevapsız sonlar ve önemli açıklamalar
Cliffhangers, hikâyenin gergin veya çözümsüz bir anda durduğu ve izleyicinin sonraki bölümü istemesini sağlayan sonlardır. Revelations ise daha önce gizli olan önemli bilgilerin ortaya çıktığı anlardır. Bu terimler birlikte, bölümler hâlinde anlatılan hikâyelerdeki iki farklı hareketi anlatır: cliffhanger cevabı ertelerken revelation önemli bilgi verir. Cliffhanger mecazdır; gerçek bir uçurum bulunması gerekmez.
Alıştırma
Cliffhanger ile revelation arasındaki farkı hangi ifade doğru açıklar?
- Cliffhanger bütün cevapları verirken revelation her zaman bir bölümü bitirir.
- Cliffhanger cevabı ertelerken revelation önemli yeni bilgiler verir.
- Her iki sözcük de bir karakterin uçurumun üzerinde durduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Cliffhanger cevabı ertelerken revelation önemli yeni bilgiler verir.
Serialization not only made fiction available to a wider audience and kept them reading, Dilbilgisi
1:04Tefrika, kurguyu yalnızca daha geniş bir kitleye ulaştırmakla kalmayıp onların okumaya devam etmesini sağlamakla kalmadı,
but increased the hype around the author himself. Kelime
1:09aynı zamanda yazarın kendisi etrafındaki heyecanı da artırdı.
not only made ... and kept ..., but increased ...: ek bir sonuç belirtmek
not only ... but ... sonuçları birbirine bağlar ve but sonrasındaki sonuca ek vurgu verir. Burada ortak özne Serialization'dır: kurmacayı erişilebilir hâle getirmiş, okurların okumayı sürdürmesini sağlamış ve ardından yazarın etrafındaki ilgiyi artırmıştır. but sözcüğü önceki sonuçları geçersiz kılmaz veya onlarla çelişmez. Bağlaşık yapıyı tamamlar; bu nedenle made, kept ve increased geçmiş zamandaki paralel fiillerdir.
Alıştırma
Cümlede but increased ne işe yarıyor?
- Made ve kept ile paralel başka bir sonuç ekler.
- Önceki sonuçların gerçekleşmediğini gösterir.
- Yazar hakkında ilgisiz bir yorum başlatır.
Cevabı göster
Made ve kept ile paralel başka bir sonuç ekler.
hype around the author: yazara yönelik güncel tanıtım ve heyecan
the hype around the author, yazara odaklanan kamu ilgisi, konuşmalar, tanıtım ve heyecan anlamına gelir. Around, bu hareketliliğin merkezindeki kişinin yazar olduğunu gösterir. Hype, hak edilmiş övgü veya uzun süreli iyi bir itibarla aynı şey değildir. Tarafsız olabilir, ancak çoğu zaman ilginin yoğun biçimde tanıtımla oluşturulduğunu veya abartılmış olabileceğini ima eder.
Alıştırma
İfadenin doğru mu yanlış mı olduğuna karar verin: Bir yazarın hype around them durumu varsa bu her zaman güçlü ve kalıcı bir itibar kazandığı anlamına gelir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
Dickens became particularly popular for his wit,
1:13Dickens özellikle kendi zekasıyla popüler oldu,
which he poured into quirky characters and satiric scenarios. Kalıp ifadeler
1:16bu zekayı ilginç karakterlere ve hicivli senaryolara aktardı.
poured into: bir niteliği yaratıcı bir işe aktarmak
Poured into burada mecaz anlamda kullanılır. pour something into something yapısı; çok miktarda zamanı, enerjiyi, duyguyu, yeteneği veya başka bir niteliği bir kişiye, etkinliğe ya da sonuca aktarmak anlamına gelir. İlgi cümleciğinde which, poured fiilinin nesnesi olan wit yerine geçer. Dickens gerçekten bir şey dökmüyor. Buradaki anlam, onun nüktedanlığının yarattığı tuhaf karakterlerin ve hicivli durumların güçlü bir parçası hâline gelmesidir.
Alıştırma
Büyük bir çaba harcandığını göstermek için cümleyi pour fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The volunteers ____ all their energy into the cleanup.
Cevabı göster
poured
His characters exhibit the sheer absurdity of human behavior, Kalıp ifadeler
1:21Karakterleri insan davranışının saf saçmalığını sergiler
the sheer absurdity of human behavior: yoğunlaştırıcı olarak sheer
Bu ifadede sheer, soyut isim absurdity’den önce gelir ve tam, mutlak ya da katıksız anlamı taşır. Değerlendirmenin gücünü artırır: karakterler, insan davranışlarının ne kadar saçma olabileceğini gösterir. Sheer sözcüğünün çok ince veya şeffaf gibi başka anlamları da vardır; ancak bu anlam absurdity gibi soyut bir isme uymaz. sheer + soyut isim yapısı, bir değerlendirmeyi güçlendirmenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
"the sheer absurdity of human behavior," ifadesinde sheer ne işlev görür?
- Davranışın kazara gerçekleştiği anlamına gelir.
- İnsan davranışlarının ince ve şeffaf olduğunu söyler.
- absurdity sözcüğünü güçlendirerek tam veya mutlak bir saçmalık anlamı verir.
Cevabı göster
absurdity sözcüğünü güçlendirerek tam veya mutlak bir saçmalık anlamı verir.
and their names often personify traits or social positions, Kelime
1:25ve isimleri genellikle özellikleri veya sosyal konumları kişileştirir;
personify traits or social positions: özellikleri veya toplumsal konumları kişileştirmek
Burada personify, soyut bir özelliği veya toplumsal rolü bir kişide somutlaşmış gibi göstermek anlamına gelir. İsimler, özellikleri ya da konumları yalnızca etiketlemek yerine tanınabilir insan karakterlerine dönüştürmeye yardımcı olur. Edebî incelemede X personifies Y kalıbı, X'in soyut bir düşünceye, özelliğe veya role somut bir insan biçimi verdiğini anlatır.
Alıştırma
Edebî incelemede The villain personifies greed cümlesi ne anlama gelir?
- Kötü karakter açgözlü insanlara karşı çıkar.
- Kötü karaktere rastgele bir ad verilmiştir.
- Kötü karakter açgözlülüğe somut bir insan biçimi verir.
Cevabı göster
Kötü karakter açgözlülüğe somut bir insan biçimi verir.
Dickens set these colorful characters against intricate social backdrops, Kalıp ifadeler
1:37Dickens bu renkli karakterleri, yaşadığı toplumu taklit eden
set these colorful characters against intricate social backdrops: bu renkli karakterleri karmaşık toplumsal arka planlara yerleştirmek
Burada set X against Y, X'i daha geniş ortamı veya arka planı olan Y içine yerleştirmek anlamına gelir. X bu renkli karakterler, Y ise karmaşık toplumsal arka planlardır. Bu cümlede against karşıtlık ifade etmez. Karakterlerin toplumsal bir arka planın önünde göründüğü bir görüntü oluşturur; bu kalıp roman, film, tarih ve sanat anlatımlarında sık kullanılır.
Alıştırma
Edebiyat incelemelerinde kullanılan set X against Y kalıbını tamamlayın: The novel sets a coming-of-age story ____ a town changed by migration.
Cevabı göster
against
the society he lived in: ilgi cümleciğinin sonundaki in
“The society he lived in”, “içinde yaşadığı toplum” demektir. “He lived in” sözleri “society”yi niteleyen bir ilgi cümleciğidir; “in”den sonra açıkça söylenmeyen nesne “society”ye gönderme yapar. İngilizcede bu tür ilgi cümleciklerinde edat sık sık sonda bırakılır: “the society (that/which) he lived in”. Temel ilişki “live in a society” olduğu için sondaki “in” gereklidir; fazladan bir sözcük değildir.
Alıştırma
İlgi cümleciğini “live in” ifadesinin gerektirdiği edatla tamamlayın: This is the apartment she lives ____.
Cevabı göster
in
For instance, he often considered the changes brought about by the Industrial Revolution. Notlar
1:44Örneğin, Sanayi Devrimi'nin getirdiği değişimleri sık sık ele alırdı.
changes brought about: bir şeyin yol açtığı sonuçlar
Burada “brought about”, “neden olunan” veya “gerçekleşmesi sağlanan” anlamına gelir. Değişiklikler, etkiler ve başka sonuçlar için sık kullanılan “bring about” öbek fiilinin geçmiş zaman ortacı biçimidir. “Changes brought about by the Industrial Revolution”, “changes that were brought about by the Industrial Revolution” şeklindeki edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. İfade hem sonucu, yani “changes”ı, hem de onun nedenini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “bring about”ın geçmiş biçimiyle tamamlayın: The new law ____ major changes in public transportation.
Cevabı göster
brought about
the Industrial Revolution: endüstriyel ve toplumsal dönüşüm dönemi
Bu cümlede the Industrial Revolution, 18. yüzyılın sonlarında Britanya’da başlayan ve 19. yüzyıl boyunca çalışma hayatını, kentleri ve toplumsal yaşamı yeniden şekillendiren uzun sanayileşme dönemini ifade eder. Kısa süreli tek bir siyasi ayaklanma değildir. Bu arka planla changes geniş bir anlam kazanır: Konuşan kişi fabrikalar, kentlerin büyümesi, yoksulluk ve sınıfsal ayrımlar gibi Dickens’ın yazdığı Viktorya dünyasını etkileyen ekonomik ve toplumsal dönüşümlerden söz eder.
Alıştırma
Bu cümlede the Industrial Revolution neyi ifade ediyor?
- Birkaç gün süren tek bir siyasi ayaklanma
- Uzun bir endüstriyel ve toplumsal dönüşüm dönemi
- Dickens’ın bir romanının adı
Cevabı göster
Uzun bir endüstriyel ve toplumsal dönüşüm dönemi
the lower classes experienced sordid working and living conditions. Notlar
1:50alt sınıflar iğrenç çalışma ve yaşam koşullarını deneyimledi.
the lower classes: sınıf sistemi içindeki toplumsal gruplar
Burada the lower classes, toplumsal hiyerarşide daha az servete, statüye ve güce sahip grupları, özellikle Viktorya toplumundaki yoksul emekçileri ifade eder. Classes, okul sınıflarını değil toplumsal bölümleri anlatır. Çoğul biçim, insanları toplumun geniş katmanları içinde gruplandırır. Bu cümlede ifade, sefil çalışma ve yaşam koşullarından kimlerin zarar gördüğünü belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede the lower classes ne anlama geliyor?
- Bir binanın alt katlarındaki odalar
- Daha az servete ve güce sahip toplumsal gruplar
- Daha düşük düzeyde ders alan okul sınıfları
Cevabı göster
Daha az servete ve güce sahip toplumsal gruplar
sordid working and living conditions: güçlü kınama
Bu cümlede sordid, çalışma ve yaşam koşullarının pis, insan onurunu zedeleyici ve son derece kötü olduğunu anlatır. Koşulların yalnızca yetersiz olduğunu söylemez; güçlü bir tiksinti ve kınama da ekler. sordid, conditions veya reality sözcüklerini nitelediğinde durumu hem fiziksel hem de ahlaki ya da toplumsal açıdan çirkin gösterebilir. Burada alt sınıfların gördüğü muameleye yönelik eleştiriyi güçlendirir.
Alıştırma
Cümlede sordid, çalışma ve yaşam koşulları hakkında ne anlatıyor?
- Pahalı ve lüks koşullardı.
- Basit ama genel olarak kabul edilebilir koşullardı.
- Pis, insan onurunu zedeleyici ve güçlü biçimde eleştirilmeyi hak eden koşullardı.
Cevabı göster
Pis, insan onurunu zedeleyici ve güçlü biçimde eleştirilmeyi hak eden koşullardı.
Dickens himself experienced this hardship as a child
1:55Dickens'ın kendisi de bu zorluğu çocukluğunda
when he was forced to work in a boot blacking factory Notlar
1:58babası borçlular hapishanesine gönderildikten sonra
boot blacking factory: bot cilası fabrikası
Boot blacking, botları karartıp parlatmak için kullanılan koyu renkli bir cilaydı. Bir boot blacking factory bu ürünü üretir veya paketlerdi; sıradan bir ayakkabı fabrikası değildi. Burada ifade, Dickens'ın çocukken çalışmak zorunda kaldığı ağır sanayi iş yerini belirtir. Bu deneyim, eserlerindeki çocuk işçiliği, yoksulluk ve aşağılanma temalarını anlamak için önemli bir arka plandır.
Alıştırma
Bu tarihsel bağlamda boot blacking factory nedir?
- Siyah deriden bot yapan bir fabrika
- Binası siyaha boyanmış bir fabrika
- Botlar için koyu renkli cila üreten veya paketleyen bir fabrika
Cevabı göster
Botlar için koyu renkli cila üreten veya paketleyen bir fabrika
after his father was sent to debtors' prison. Kültür
2:01bir ayakkabı boyası fabrikasında çalışmaya zorlandığında yaşadı.
when he was forced to work: edilgen yapı ve seçeneksizlik
Was forced to work, force someone to work yapısının edilgen biçimidir. he baskıya maruz kalan kişidir; dolayısıyla cümle başka bir kişinin, bir sistemin veya zor koşulların onu çalışmaya zorladığını anlatır. Onun başkasını çalışmaya zorladığı anlamına gelmez. When, bu sıkıntının yaşandığı zamanı ve durumu tanıtır. Edilgen yapı baskının kaynağını söylemeden odağı Dickens'a ve onun seçeneğinin olmamasına verir.
Alıştırma
Cümleyi force fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The workers were ____ to stay late.
Cevabı göster
forced
debtors' prison: ödenmemiş borç nedeniyle hapis
Debtors' prison, borcunu ödeyemeyen kişilerin hapsedilebildiği eski bir hapishaneydi. Temel neden sıradan bir suç değil, borçtu. Debtors', debtor sözcüğünün çoğul iyelik biçimidir; dolayısıyla ifade “borçlular hapishanesi” anlamına gelir. Bu anlatıda babanın hapse atılması, ailenin neden aniden sıkıntıya düştüğünü açıklar ve Dickens'ın eserlerinde borç ile hapishane konularına tekrar tekrar ilgi göstermesini anlamak için gerekli tarihsel bağlamı sağlar.
Alıştırma
Tarihsel olarak bir kişi neden debtors' prison'a gönderilebilirdi?
- Pasaportlarını yenilemeyi unutmuşlardı.
- Borçlarını ödeyemiyorlardı.
- Bir bankayı korumak için işe alınmışlardı.
Cevabı göster
Borçlarını ödeyemiyorlardı.
This influenced his depiction of the Marshalsea prison in Little Dorrit,
2:05Bu, Küçük Dorrit'teki, ismini kitaptan alan karakterin mahkum babasına baktığı
where the titular character cares for her convict father. Kelime
2:09Marshalsea hapishanesi tasvirini etkiledi.
titular character: eserin başlığında adı geçen karakter
Bu cümlede titular character, adı eserin başlığında geçen karakter demektir. Little Dorrit hem romanın başlığı hem de merkezdeki karakterin adıdır. Edebiyat ve film değerlendirmelerinde titular, bir kişi veya şeyi eserin başlığıyla ilişkilendirir. Burada karakterin bir rütbesi ya da resmî unvanı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir incelemede titular character genellikle ne anlama gelir?
- En yüksek toplumsal konuma sahip karakter
- Eserin başlığında adı geçen veya başlığın doğrudan belirttiği karakter
- Jenerikte adı ilk sırada yer alan oyuncu
Cevabı göster
Eserin başlığında adı geçen veya başlığın doğrudan belirttiği karakter
Prisons, orphanages, or slums may seem grim settings for a story, Dilbilgisi
2:13Hapishaneler, yetimhaneler veya gecekondu mahalleleri bir hikaye için acımasız mekanlar gibi görünebilir,
but they allowed Dickens to shed light on how his society's most invisible people lived. Deyimler
2:18ancak bunlar Dickens'ın kendi toplumunun en görünmez insanlarının nasıl yaşadığına ışık tutmasını sağladı.
may seem ..., but ...: ana noktadan önce bir izlenimi kabul etmek
may seem ..., but ... kalıbı önce olası bir yüzeysel izlenim sunar, ardından but ile daha önemli noktaya geçer. May, ilk yargıyı kesin değil, temkinli hâle getirir. Burada but; hapishanelerin, yetimhanelerin ve gecekondu mahallelerinin kasvetli olduğunu inkâr etmez. Dikkati, bu ortamların Dickens'a görmezden gelinen insanlar hakkında neler gösterme imkânı verdiğine çevirir.
Alıştırma
may seem ..., but ... kalıbını tamamlayın: The path may ____ long, ____ the walk takes only twenty minutes.
Cevabı göster
seem · but
shed light on: bir şeyi daha açık hâle getirmek
Shed light on something, bir şeyi daha açık hâle getirmek veya insanların onu anlamasına yardımcı olmak demektir. İfade, görülmesi zor bir şeyi ışığın görünür kılması düşüncesine dayanır; ancak burada gerçek bir ışıktan söz edilmez. Bu cümlede on sözcüğünden sonra how ile başlayan bir yan cümle gelir. Dickens'ın hikâyeleri, okurların toplumun göz ardı ettiği insanların yaşamlarını anlamasına yardımcı oldu. Yeniden kullanılabilecek kalıp shed light on + konu veya soru bildiren yan cümledir.
Alıştırma
Cümleyi “anlamamıza yardımcı olur” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The report ____ why the river is polluted.
Cevabı göster
sheds light on
society's most invisible people: toplumun göz ardı ettiği insanlar
Buradaki invisible sözcüğü bir benzetmedir. Society's most invisible people, yaşamları, ihtiyaçları ve zorlukları toplumun genelinden en az ilgi gören insanları anlatır. Bu kişiler fiziksel olarak görülemez değildir. Most karşılaştırmayı güçlendirir: O toplumdaki insanlar arasında en çok göz ardı edilenler onlardır. Bu imge, gerçekte var olan insanları fark etmediği için toplumu eleştirir.
Alıştırma
Bu cümlede society's most invisible people ne anlama geliyor?
- Bulundukları yeri gizli tutmayı seçen insanlar
- Fiziksel olarak görülmesi imkânsız olan insanlar
- Yaşamları ve ihtiyaçları toplum tarafından büyük ölçüde görmezden gelinen insanlar
Cevabı göster
Yaşamları ve ihtiyaçları toplum tarafından büyük ölçüde görmezden gelinen insanlar
Nicholas takes a job with the schoolmaster Wackford Squeers.
2:25Nicholas okul müdürü Wackford Squeers'ın yanında işe girer.
running a scam: planlı bir dolandırıcılığı yürütmek
running a scam ifadesinde run, “koşmak” değil, “yürütmek” veya “uygulamak” anlamına gelir. a scam planlı bir aldatma eylemini belirtir; dolayısıyla Squeers bu dürüst olmayan faaliyeti düzenleyen ve sürdüren kişidir. run + faaliyet veya kuruluş yapısı run a business, run a campaign ve run an experiment ifadelerinde de görülür. run sözcüğünden sonraki isim, faaliyetin sıradan mı yoksa dürüst olmayan bir faaliyet mi olduğunu belirler.
Alıştırma
Cümleyi run a scam ifadesinin şimdiki zamanın sürekli biçimiyle tamamlayın: The group is ____ through fake donation pages.
Cevabı göster
running a scam
where he takes unwanted children from their parents for a fee Kalıp ifadeler
2:32istenmeyen çocukları ebeveynlerinden bir ücret karşılığında aldığı
and subjects them to violence and deprivation. Kalıp ifadeler
2:36ve onları şiddete ve yoksunluğa maruz bıraktığı bir dolandırıcılık yürüttüğünü fark eder.
for a fee: ödeme karşılığında
For a fee, “ödeme karşılığında” anlamına gelir. Bu edat öbeği, çocukları hangi koşulla aldığını açıklar: ebeveynleri bunu yapması için ona ödeme yapar. Fee genellikle bir hizmet, giriş, üyelik veya profesyonel çalışma için alınan para demektir. İfadenin kendisi tarafsızdır; sömürü ve zalimlik for a fee ifadesinden değil, genel durumdan kaynaklanır.
Alıştırma
Cümleyi “ödeme karşılığında” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The clinic offers weekend appointments ____.
Cevabı göster
for a fee
subjects them to: birine zararlı bir şey yaşatmak
subjects them to ifadesinde subject, genellikle zararlı, rahatsız edici veya zorla dayatılan bir şeyi “birine yaşatmak” anlamında kullanılan bir fiildir. Them etkilenen kişileri gösterir; to ise onların yaşadığı violence and deprivation ifadesini bağlar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp subject + someone + to + isim veya -ing biçimidir. Ayrıca be subjected to şeklindeki edilgen yapıda da sık görülür.
Alıştırma
Sabit kalıbı tek sözcükle tamamlayın: The rule subjects new applicants ____ extra checks.
Cevabı göster
to
Oliver Twist also deals with the plight of children in the care of the state, Notlar
2:39Oliver Twist de devletin himayesindeki çocukların durumunu ele alır
deals with the plight of: ciddi sıkıntıları bir tema olarak ele almak
Bir kitap, film, makale veya başka bir eser bir konuyu deals with şeklinde ele aldığında, o konuyu sunduğu, incelediği veya tartıştığı anlatılır. Burada deals with the plight of children, romanın devlet bakımındaki çocukların ciddi sıkıntılarını konularından biri yaptığı anlamına gelir; romanın onların durumunu düzelttiğini söylemez. Plight, kaygı veya acıma uyandıran ciddi ve zor bir durumdur. İncelemelerde kullanılabilen kalıp a work + deals with + a topic şeklindedir.
Alıştırma
Bu cümlede deals with ne anlama geliyor? The documentary deals with the plight of farmers after the drought.
- Çiftçilerle ticari bir anlaşma yapar.
- Çiftçilerin sorununu tamamen çözer.
- Bu konuyu bir tema olarak inceler veya sunar.
Cevabı göster
Bu konuyu bir tema olarak inceler veya sunar.
in the care of the state: kamu kurumlarının sorumluluğu altında
In the care of the state, hükümetin ya da bir kamu kurumunun çocukların güvenliği ve temel ihtiyaçlarından resmî olarak sorumlu olduğu anlamına gelir. Buradaki care, yalnızca sıcak bir kişisel ilgi değil, kurumsal gözetim ve destektir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp in the care of + kişi veya kurum şeklindedir. of'tan sonraki sözler sorumluluğun kimde olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümlede in the care of the state ne anlama gelir?
- Çocuklar kendi ailelerinden sevgi dolu ilgi görmektedir.
- Çocuklara resmî olarak hükümet veya kamu kurumları bakmaktadır.
- Çocuklar ABD'deki belirli bir eyalette yaşamaktadır.
Cevabı göster
Çocuklara resmî olarak hükümet veya kamu kurumları bakmaktadır.
in which Oliver pleads with Mr. Bumble for food. Kalıp ifadeler
2:46düşkünler evinin acımasız koşullarını resmeder.
workhouse: tarihî Yoksullar Yasası kurumu
Bu cümlede workhouse, geçimini sağlayamayan kişilerin katı kurallar altında temel yiyecek ve barınak aldığı tarihî bir Britanya kurumudur. Çalışabilecek durumda olduğuna karar verilen kişiler çalışmak zorundaydı. Sıradan istihdamın değil, eski Yoksullar Yasası sisteminin bir parçasıydı. Bu arka plan, workhouse sözcüğünün Oliver Twist'te neden açlığı, cezayı ve kurumsal acımasızlığı temsil edebildiğini açıklar.
Alıştırma
Bu tarihî bağlamda workhouse nedir?
- Çalışanların ücretli işler yaptığı sıradan bir bina.
- Ev inşa eden özel bir atölye.
- Yoksul kişilerin ağır kurallar altında temel destek aldığı ve çoğu zaman çalışmak zorunda olduğu bir kurum.
Cevabı göster
Yoksul kişilerin ağır kurallar altında temel destek aldığı ve çoğu zaman çalışmak zorunda olduğu bir kurum.
plead with someone for something: birinden bir şey için yalvarmak
pleads with Mr. Bumble for food ifadesinde plead, genellikle ihtiyaç acil olduğu için çok içten ve ısrarlı biçimde istemek anlamına gelir. ask fiilinden daha güçlü ve duyguludur. Kalıp plead with someone for something şeklindedir. With, kendisine yalvarılan kişiyi; for ise istenen şeyi belirtir.
Alıştırma
Acil istek kalıbını tamamlayın: The patient pleaded ____ the nurse ____ help.
Cevabı göster
with · for
he becomes ensnared in a criminal underworld. Deyimler
2:51suç dolu bir yeraltı dünyasının tuzağına düşer.
become ensnared in a criminal underworld: suç yeraltı dünyasının tuzağına düşmek
Ensnared sözcüğü gerçek anlamıyla bir kapan veya ağa yakalanmayı çağrıştırır. Burada mecazdır: kişi suça çekilir ve orada sıkışıp kalır; ayrılma özgürlüğü çok azdır. Bu ifade basit veya tamamen gönüllü bir katılma kararını anlatmaz. A criminal underworld, suçluların ve yasa dışı faaliyetlerin oluşturduğu gizli ağ veya toplumsal dünyadır. Gerçek anlamda yerin altındaki bir dünya değildir.
Alıştırma
ensnared in a criminal underworld ifadesi neyi vurgular?
- Yerin altındaki bir yeri kısa süreliğine ziyaret etmek.
- Suçun içine çekilip orada sıkışıp kalmak.
- Sıradan bir kulübe özgürce katılmayı seçmek.
Cevabı göster
Suçun içine çekilip orada sıkışıp kalmak.
These stories frequently portray Victorian life as grimy, Dilbilgisi
2:55Bu hikayeler genellikle Viktorya dönemi yaşamını kirli,
portray Victorian life as grimy, corrupt, and cruel: Viktorya dönemi yaşamını kirli, yozlaşmış ve acımasız olarak tasvir etmek
portray X as Y kalıbı, “X’i Y özelliklerine sahip olarak sunmak veya betimlemek” anlamına gelir. Burada X, Victorian life; Y ise grimy, corrupt, and cruel biçimindeki üç parçalı betimlemedir. Bu ifade, hikâyelerin oluşturduğu imgeyi aktarır. Bu imgenin Viktorya dönemi yaşamına ilişkin eksiksiz ve nesnel bir anlatım olduğunu tek başına kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi portray X as Y kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: The review portrays the hero ____ selfish and dishonest.
Cevabı göster
as
But Dickens also saw his time as one in which old traditions were fading away. Notlar
3:00Ancak Dickens kendi dönemini eski geleneklerin yok olduğu bir dönem olarak da görüyordu.
one in which: one, time isminin yerini alır ve in which ilgi cümleciğini başlatır
one in which yapısında one, daha önce geçen time isminin yerini alır; 1 sayısı anlamına gelmez. Yapı açıldığında his time as a time in which old traditions were fading away olur. In which bir ilgi cümleciğini başlatır ve “o zamanın içinde” anlamına gelir. Cümlecik, bu dönem içinde neler yaşandığını açıklar.
Alıştırma
Resmî edat + ilgi zamiri yapısını tamamlayın: It was an era ____ scientific ideas changed rapidly.
Cevabı göster
in which
were fading away: giderek kayboluyordu
Burada were fading away, eski geleneklerin yavaş yavaş güçlerini kaybedip ortadan kalktığını anlatır. Ani bir sonu ya da başka bir yere gitmeyi değil, yavaş ilerleyen bir süreci ifade eder. Were fading geçmişte devam eden bir yapıdır; bu nedenle değişim, o sırada zaten sürmekte olan bir süreç olarak sunulur. Away, bir şeyin giderek daha az fark edilir hâle gelmesi ve sonunda çok az ya da hiç kalmaması anlamını ekler.
Alıştırma
Cümleyi “giderek zayıflayıp kaybolmak” anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: As the years passed, the memory began to ____.
Cevabı göster
fade away
through new patterns in industry, trade, and social mobility. Kültür
3:08sanayi, ticaret ve sosyal hareketlilikteki yeni kalıplar sayesinde.
the incubator of the modern world: değişimin geliştiği bir yer
Burada incubator mecaz anlamdadır. Londra, modern dünyayı şekillendiren yeni fikirlerin, sistemlerin ve yaşam biçimlerinin başlayıp gelişebildiği bir ortam olarak gösterilir. Through new patterns in industry, trade, and social mobility ifadesi, orada gelişmekte olan değişim türlerini belirtir. Tıbbi ya da laboratuvar amaçlı gerçek bir kuluçka cihazından söz edilmez.
Alıştırma
Cümlede the incubator of the modern world ne anlama geliyor?
- modern yaşamın önemli özelliklerinin ortaya çıkıp gelişmeye başladığı bir yer
- eski gelenekleri hiç değiştirmeden koruyan bir şehir
- yeni doğan bebeklerin bakımı için kullanılan tıbbi bir cihaz
Cevabı göster
modern yaşamın önemli özelliklerinin ortaya çıkıp gelişmeye başladığı bir yer
social mobility: sosyal sınıflar arasında hareket
Social mobility, sosyal sınıflar veya toplumsal statü düzeyleri arasında yukarı ya da aşağı yönde hareket etmektir. Eğitim, meslek, gelir veya fırsatlara erişimdeki değişikliklerden kaynaklanabilir. Cümlede bu ifade, modern Londra'yı şekillendiren yeni örüntülerden biri olarak sanayi ve ticaretle birlikte sıralanır. Anlatılan ekonomik değişimlere insanların toplumsal konumlarındaki değişimi de ekler; buradaki mobility, şehir içinde hareket etmek değil, toplumsal hareketliliktir.
Alıştırma
Hangi durum social mobility kavramının en açık örneğidir?
- Bir işçinin kızı diploma alıp daha yüksek bir sosyal sınıfa girer.
- İşe giden biri şehri geçmek için otobüse biner.
- Bir aile başka bir sokağa taşınır, ancak toplumsal konumu aynı kalır.
Cevabı göster
Bir işçinin kızı diploma alıp daha yüksek bir sosyal sınıfa girer.
a harsh world that is simultaneously filled with wonder and possibility. Anlatım akışı
3:16aynı anda merak ve olasılıklarla dolu, zorlu bir dünya.
dualistic space: tek bir mekânın iki karşıt yönü
Dualistic space, iki karşıt nitelik veya yön üzerinden sunulan bir yerdir. Dualistic sıfatı, yalnızca birçok farklı özelliği olan bir yeri değil, iki parçalı bir karşıtlığı belirtir. Burada virgülden sonraki sözler bu karşıtlığı gösterir: Dickens'ın Londra'sı serttir ama aynı zamanda hayret ve olasılıklarla doludur. Bu ifade, edebî bir incelemenin yalnızca bir yönü seçmek yerine iki yönü birlikte ele almasını sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle bir yeri dualistic space olarak en iyi şekilde sunar?
- Kasaba ziyaretçileri sıcak karşılar ama kendi içinde derin biçimde bölünmüştür.
- Kasaba yıl boyunca huzurlu ve sakindir.
- Kasaba köyün tam olarak iki katı büyüklüğündedir.
Cevabı göster
Kasaba ziyaretçileri sıcak karşılar ama kendi içinde derin biçimde bölünmüştür.
simultaneously filled with wonder and possibility: karşıtlıkları birlikte değerlendirmek
Burada simultaneously, “aynı anda” anlamına gelir. filled with wonder and possibility ifadesini daha önceki a harsh world betimlemesine bağlar; böylece olumlu ve olumsuz özellikler peş peşe değil, aynı anda geçerli olur. Bu sözcük karmaşık bir değerlendirmeyi düzenler: Birini seçmek yerine, karşıt iki düşünceyi birlikte değerlendirmeniz gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, karşıt iki özelliğin aynı anda geçerli olduğunu göstermek için simultaneously kullanıyor?
- The old house is simultaneously beautiful and unsettling.
- The old house was unsettling, so it could not be beautiful.
- The old house became beautiful after it stopped being unsettling.
Cevabı göster
The old house is simultaneously beautiful and unsettling.
For instance, the enigma of Great Expectations centers around the potential of Pip, Kalıp ifadeler
3:21Örneğin, Büyük Umutlar'ın gizemi, isimsiz bir hayırsever tarafından karanlıktan çekilip çıkarılan
centers around: ana odağı tanıtmak
Centers around, “ana konusu veya odağı budur” anlamına gelir. Bu cümlede Pip'in potansiyeli gizemin merkezindeki konudur; fiziksel bir hareketten söz edilmez. Kalıp center around + isim, düşünce veya soru biçimindedir. Özne hikâyeyi, tartışmayı ya da sorunu belirtir; bu ifade de onun ana odağını tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi center around ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The school debate ____ whether the school day should be shorter.
Cevabı göster
centers around
plucked from obscurity: tanınmazken seçilip öne çıkarılmak
Plucked from obscurity, daha önce tanınmayan birinin aniden seçilmesini ya da keşfedilmesini ve böylece ilgi veya fırsat görmesini anlatan bir benzetmedir. Buradaki obscurity, fiziksel olarak karanlık bir yer değil, pek tanınmama durumudur. Cümlede plucked, orphan sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır; by an anonymous benefactor ise dışarıdan harekete geçen kişiyi belirtir. Bu anlatım, değişimi ani ve büyük ölçüde başka birinin yol açtığı bir olay gibi gösterir.
Alıştırma
Henüz tanınmıyorken aniden seçilmek anlamına gelen bu nottaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The actor was ____ by an independent director.
Cevabı göster
plucked from obscurity
propelled into high society: yüksek sosyeteye itilmek
Propelled into high society ifadesinde propel mecaz anlamda kullanılır. Birinin yalnızca seçkin bir sosyal çevreye girdiğini söylemek yerine, para, nüfuz veya başka bir dış gücü kişiyi hızla yeni konumuna iten bir güç gibi sunar. Propelled, edilgen bir yapıda kullanılan geçmiş zaman ortacıdır; bu nedenle kişi değişimi bütünüyle yönlendirmek yerine değişime maruz kalır. High society, fiziksel olarak yüksek bir toplum değil, zengin veya toplumsal bakımdan seçkin kesim anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi propel fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Her unexpected inheritance ____ high society.
Cevabı göster
propelled her into
Pip becomes the victim of other people's ambitions for him Kalıp ifadeler
3:34Pip başkalarının onun için beslediği hırsların kurbanı olur
In his search for purpose: amacı arka plan olarak sunmak
In his search for purpose, “hayatta bir yön ya da anlam bulmaya çalışırken” anlamına gelen, cümle başında kullanılan bir edat öbeğidir. Search, in + iyelik sözcüğü + search for + isim kalıbında isimdir. Bu öbek, ana cümleden önce Pip'in amacını ve içinde bulunduğu durumu verir. Sonraki olayı bu arayışın bir parçası olarak çerçeveler; ana eylem search değil, becomes'dür.
Alıştırma
Hedef isim kalıbıyla cümleyi tamamlayın: In her ____ a solution, Maya tested three designs.
Cevabı göster
search for
the victim of other people's ambitions for him: hırslar kime ait?
the victim of X isim öbeği, X yüzünden zarar gören veya kontrol edilen kişiyi belirtir. Buradaki X, other people's ambitions for him, yani başkalarının Pip'in gerçekleştirmesini istediği hedef ve planlardır. other people's iyelik yapısı, bu hırsların kime ait olduğunu gösterir. For him ise bu hırsların kimin geleceğini ilgilendirdiğini gösterir; onları Pip'in kendi hırsları hâline getirmez.
Alıştırma
Hangi durum other people's ambitions for him ifadesine en iyi uyar?
- Başkaları onun geleceği için zorlayıcı hedefler koyar ve bu hedefler ona zarar verir.
- Başkaları onun kendisi için seçtiği hedeflere hayranlık duyar.
- Kendi hedeflerini özgürce seçer ve onları takip eder.
Cevabı göster
Başkaları onun geleceği için zorlayıcı hedefler koyar ve bu hedefler ona zarar verir.
and must negotiate with a shadowy cast of characters. Kelime
3:37ve karanlık bir karakter kadrosuyla anlaşmak zorundadır.
negotiate with a shadowy cast of characters: gizemli ve kuşkulu bir karakter grubuyla başa çıkmak
Bu cümlede negotiate with, konuşma ve dikkatli etkileşim yoluyla insanlarla başa çıkmak anlamına gelir. Buradaki anlamı resmî bir iş görüşmesinden daha geniştir: karakterin zorlu karşılaşmaları ve çatışan amaçları yönetmesi gerekir. A cast of characters, bir hikâyedeki insan grubudur. Shadowy, bu kişilerin kimliklerinin, amaçlarının veya faaliyetlerinin belirsiz ve muhtemelen kuşkulu olduğunu belirtir. İfade bir bütün olarak, niyetlerine kolayca güvenilemeyen zorlu bir grubu anlatır.
Alıştırma
Bir kitap incelemesinde The hero must negotiate with a shadowy cast of characters cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Kahraman gizemli ve muhtemelen güvenilmez bir grup insanla başa çıkmalıdır.
- Kahraman birkaç kişiye nesneler fırlatmalıdır.
- Kahraman çok aydınlık bir komedi için oyuncu seçmelidir.
Cevabı göster
Kahraman gizemli ve muhtemelen güvenilmez bir grup insanla başa çıkmalıdır.
while being the worst of times for his characters.
3:51karakterleri için ise zamanların en kötüsü olmasıdır.
just one of the reasons why: nedenlerden yalnızca biri
just one of the reasons why + yan cümle yapısı, daha önce belirtilen bir olguyu sonraki sonuca bağlar. Okura bu olguyu, sonucun neden doğru olduğunu açıklayan kanıtlardan biri olarak değerlendirmesi gerektiğini gösterir. Just one, bunun tek neden olmadığını belirtir. Bu nedenle ifade bir açıklamayı düzenlemek için kullanışlıdır: önce bir ayrıntı belirtilir, ardından bu ayrıntı daha geniş bir nedenler zincirine yerleştirilir.
Alıştırma
Cümleyi, birkaç nedenden yalnızca birini ifade eden altı sözcüklü hedef yapıyla tamamlayın: The clear explanations are ____ I recommend this guide.
Cevabı göster
just one of the reasons why
the best of times ... the worst of times: Dickens'a bir gönderme
Bu eşleştirilmiş ifade, Charles Dickens'ın İki Şehrin Hikâyesi adlı romanının açılışını hatırlatır: “It was the best of times, it was the worst of times.” Sözler Dickens'ın kendisine ait olduğu için onları tanıyan okurlar, iki sıradan zaman tanımından çok bilinçli bir edebî gönderme olduğunu anlar. Burada tekrarlanan yapı mizahi bir karşıtlık kurar: dramatik hikâyeyi okumak okuyucu için keyifliyken olayları yaşamak karakterler için korkunçtur. Ünlü bir sözü bu şekilde yeniden kullanmak, cümle gerçek anlamıyla da anlaşılır kalırken ek bir anlam katmanı oluşturur.
Alıştırma
Bu cümlede the best of times ... the worst of times ifadesinin temel etkisi nedir?
- Okuyucunun ve karakterlerin aynı deneyimi yaşadığını söyler.
- İki Şehrin Hikâyesi'ne gönderme yapar ve okuyucunun aldığı keyifle karakterlerin çektiği acıyı karşılaştırır.
- Romanların geçtiği kesin tarihleri verir.
Cevabı göster
İki Şehrin Hikâyesi'ne gönderme yapar ve okuyucunun aldığı keyifle karakterlerin çektiği acıyı karşılaştırır.
Dickens typically offered clear resolution by the end of his novels,
3:54Dickens romanlarının sonunda genellikle net bir çözüm sunardı,
with the exception of X: bir istisnayı belirtmek
With the exception of X, genel bir ifadenin diğer kişi veya şeyler için geçerli, ancak X için geçersiz olduğu anlamına gelir. except for X demenin resmî ve açık bir yoludur. Cümle önce Dickens'ın olağan eğilimini belirtir, ardından The Mystery of Edwin Drood'u bu eğilimin dışında tutar. Böylece ifade, bu tamamlanmamış romanın genel ifadede anlatılan türden açık bir çözüme ulaşmadığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki ifadeyle tamamlayın: All of the museum rooms are open, ____ the east gallery.
Cevabı göster
with the exception of
The novel details the disappearance of the orphan Edwin under puzzling circumstances. Kalıp ifadeler
4:02Roman, yetim Edwin'in kafa karıştırıcı koşullar altında kaybolmasını anlatır.
under puzzling circumstances: şaşırtıcı koşullar altında
Bu cümlede under puzzling circumstances, Edwin'in tuhaf ve açıklanması zor bir durumda kaybolduğu anlamına gelir. Under, olayı çevreleyen koşulları belirtir; fiziksel olarak bir şeyin altında olmayı anlatmaz. under + sıfat + circumstances kalıbı resmî raporlarda, haberlerde ve gizem anlatılarında yaygındır. Bir olayın nedenini açıklamadan hangi koşullarda gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
under + circumstances kalıbını tamamlayın: The trip ended ____ unusual circumstances.
Cevabı göster
under
Readers continue to passionately debate over who Dickens intended as the murderer Kalıp ifadeler
4:13Okuyucular, Dickens'ın katil olarak kimi amaçladığı
debate over who Dickens intended as the murderer: Dickens'ın kimi katil olarak düşündüğünü tartışmak
Burada debate over, tartışmalı bir konu hakkında karşıt görüşler paylaşmak anlamına gelir. Over, bir şeyin üstündeki konumu değil, tartışmanın konusunu belirtir. Konu, who Dickens intended as the murderer yan cümlesinin tamamıdır; yani Dickens'ın kimi katil yapmayı veya katil olarak ortaya çıkarmayı planladığıdır. Who ile başlayan bu bölüm dolaylı sorudur ve bu yüzden who Dickens intended biçimindeki düz cümle sırasını korur; who did Dickens intend denmez. Aynı yapı who, whether, how veya why ile başlayan soruları da konu olarak sunabilir.
Alıştırma
Hangi cümle debate over ifadesini dolaylı bir soruyla doğru kullanıyor?
- Experts debate over how was the monument built.
- Experts debate over about how the monument was built.
- Experts debate over how the monument was built.
Cevabı göster
Experts debate over how the monument was built.
and whether Edwin Drood was even murdered in the first place. Kalıp ifadeler
4:18ve Edwin Drood'un en başta cinayete kurban gidip gitmediği konusunda tutkuyla tartışmaya devam ediyor.
in the first place: başlangıçtaki varsayımı sorgulamak
Bu cümlede in the first place, gizemin ayrıntılarından daha geriye giderek temel varsayımı sorgular: Edwin Drood gerçekten öldürüldü mü? İfade, en baştan anlamına gelir ve insanların doğru kabul ettiği bir düşünceye itiraz etme gücü taşır. Genellikle bir sorunun veya olumsuz ifadenin sonlarına doğru kullanılır. Akıl yürütme ayrıntılardan geri dönüp ilk iddianın, gerekçenin veya gerekliliğin geçerli olup olmadığını sorguladığında bu ifade seçilir.
Alıştırma
Hangi cümle temel varsayımın gerçekten doğru olup olmadığını sorgular?
- Maybe the door was never locked in the first place.
- First, check whether the door is locked.
- At first, the door seemed locked.
Cevabı göster
Maybe the door was never locked in the first place.
Throughout many adaptations, literary homages, Kalıp ifadeler
4:23Pek çok uyarlama, edebi saygı duruşu,
Dickens's sparkling language and panoramic worldview continue to resonate. Kalıp ifadeler
4:28Dickens'ın ışıltılı dili ve panoramik dünya görüşü yankılanmaya devam ediyor.
Throughout many adaptations, literary homages: geniş bir kapsam belirlemek
Throughout, bir şeyin görünmeye veya etkili olmaya devam ettiği alanı belirtir. Burada pek çok uyarlama, edebî saygı eseri ve Dickens'ın romanlarının sayfalarından oluşan bir listeyi başlatır; onun dilinin ve dünya görüşünün bu alan boyunca etkisini koruduğunu söyler. İfade başta yer aldığı için ana cümleden önce kapsamı belirler. Many iddiayı sınırlar: var olan her uyarlamayı değil, çok sayıda eseri anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir görüntünün pek çok eserde tekrarlandığını göstermek için throughout sözcüğünü doğru kullanır?
- Throughout many paintings and sketches, the same blue bird appears.
- Throughout of many paintings and sketches, the same blue bird appears.
- Through many paintings and sketches, the same blue bird appears.
Cevabı göster
Throughout many paintings and sketches, the same blue bird appears.
continue to resonate: kalıcı biçimde yankı uyandırmak
Continue to + fiil, bir eylemin veya etkinin hâlâ sürdüğünü anlatır. Burada continue to resonate, Dickens'ın dilinin ve dünya görüşünün yazılmalarından uzun zaman sonra bile insanları etkilemeye devam ettiğini belirtir. Resonate burada mecaz anlamdadır: Fikirler veya sanat, insanlarla güçlü bir duygusal ya da düşünsel bağ kurduğunda resonate eder. Bu bağı hisseden kişiyi ya da grubu belirtmek için resonate with + kişi veya grup kullanılır.
Alıştırma
Continue ve resonate sözcüklerini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Years later, the novel ____ with new readers.
Cevabı göster
continues to resonate
Today, the adjective Dickensian often implies squalid working or living conditions, Kelime
4:33Bugün, Dickensian (Dickensvari) sıfatı genellikle iğrenç çalışma veya yaşam koşullarını ima eder,
Dickensian çoğu zaman sefil koşulları ima eder
Dickensian, Dickens adından türetilmiş bir sıfattır. “Dickens ile ilgili” anlamına gelebilir; ancak toplumsal yorumlarda çoğu zaman onun romanlarındaki sert dünyaya benzeyen, yoksul, kirli, kalabalık ve baskıcı bir ortamı anlatır. Bu cümlede implies, “her ayrıntıyı açıkça söylemeden düşündürür” demektir. Squalid working or living conditions; pis, ihmal edilmiş ve insan onurunu zedeleyen çalışma ya da yaşam koşullarıdır. Bu nedenle ifade, Dickensian sözcüğünün sıkça çağrıştırdığı olumsuz toplumsal tabloyu açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede Dickensian en güçlü biçimde neyi çağrıştırıyor?
- Rahat ve modern ortamlar
- Yoksul, kirli ve baskıcı çalışma veya yaşam koşulları
- Charles Dickens'ın bizzat yazdığı herhangi bir şey
Cevabı göster
Yoksul, kirli ve baskıcı çalışma veya yaşam koşulları
but to describe a novel as Dickensian is typically high praise, Notlar
4:38ancak bir romanı Dickensian olarak tanımlamak genellikle büyük bir övgüdür,
to describe a novel as Dickensian: describe X as Y kalıbı
Burada to describe a novel as Dickensian biçimindeki mastar öbeğinin tamamı is fiilinin öznesidir. “Bir romanı bu şekilde tanımlama eylemi” anlamına gelir; yani cümle bu eylemi değerlendirir. describe X as Y kalıbı X'e Y şeklinde bir tanım, kategori veya değerlendirme verir. Bu cümlede a novel X, Dickensian ise Y'dir; as burada “-iken” veya “çünkü” anlamına gelmez.
Alıştırma
describe X as Y kalıbını tamamlayın: The judges described her design ____ original and practical.
Cevabı göster
as
typically high praise: genellikle güçlü bir övgü
Typically high praise, “genellikle çok güçlü bir iltifat” anlamına gelir. Typically bunun normal eğilim olduğunu belirtir; istisnasız, kesin bir kural olduğunu söylemez. High praise, güçlü bir onayı ifade eden doğal bir isim öbeğidir. High, övgünün derecesini anlatır; fiziksel yükseklik, ses perdesi veya ses düzeyi anlamına gelmez. Burada bir roman için Dickensian demenin normalde olumlu olduğunu gösterir.
Alıştırma
Typically high praise ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Genellikle hiçbir görüş içermeyen tarafsız bir tanımdır.
- Genellikle çok olumlu bir iltifattır.
- Her zaman yüksek sesle söylenen bir iltifattır.
Cevabı göster
Genellikle çok olumlu bir iltifattır.
as it suggests a story in which true adventure and discovery occur in the most unexpected places. Dilbilgisi
4:43çünkü gerçek maceranın ve keşfin en beklenmedik yerlerde gerçekleştiği bir hikayeyi akla getirir.
a story in which...: macera ve keşfin gerçekleştiği bir hikâye
In which, a story ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır. Which yeniden story sözcüğüne gönderme yaparken in, macera ve keşfin o hikâyenin içinde gerçekleştiğini gösterir. İlgi cümleciğinin öznesi true adventure and discovery, fiili ise occur'dür. Bu cümlecik yeni bir konu başlatmaz; nasıl bir hikâyeden söz edildiğini açıklar.
Alıştırma
Resmî ilgi cümleciğini in + bir ilgi zamiriyle tamamlayın: This is a system ____ every vote is counted.
Cevabı göster
in which
Although he often explored bleak material, Dilbilgisi
4:50Sık sık kasvetli materyalleri keşfetmesine rağmen,
Dickens's piercing wit never failed to find light in the darkest corners. Deyimler
4:52Dickens'ın keskin zekası en karanlık köşelerde bile ışık bulmakta asla başarısız olmadı.
Although he often explored bleak material: ana düşünceden önce ödünleme
Although bir ödünleme yan cümleciği başlatır. Bu cümlecik, Dickens'ın sık sık karanlık ve rahatsız edici konuları ele aldığını kabul eder; ana cümle ise şaşırtıcı karşıtlığı verir: zekâsı yine de ışık bulmuştur. Although A, B kalıbı iletiyi şöyle düzenler: A doğrudur, ancak A'ya rağmen B de geçerliliğini korur ve genellikle ana düşünce B'dir. Although neden bildirmez; bu nedenle because anlamında yorumlanamaz.
Alıştırma
Hangi cümle buzlu yolu bir engel olarak gösterirken otobüsün yine de zamanında vardığını söylüyor?
- Because the road was icy, the bus drove more slowly.
- Although the road was icy, the bus arrived on time.
- The road was icy, so the trip took longer.
Cevabı göster
Although the road was icy, the bus arrived on time.
never failed to find light in the darkest corners: en karanlık köşelerde bile her zaman ışık bulmak
never failed to find ifadesinde never ile failed birleşerek güçlü bir olumlu değerlendirme oluşturur: Dickens'ın zekâsı tekrar tekrar aydınlık bir yan bulmayı başarmıştır. Bu ifade başarısız bir girişimi anlatmaz; sürekli bir beceriyi över. Light ve the darkest corners, ışık ile karanlık arasında mecazlı bir karşıtlık kurar. Light mizahı, umudu, sıcaklığı ya da insani iyiliği; the darkest corners ise kasvetli konuları ve acı verici durumları temsil eder. Ana fikir, Dickens'ın zekâsının karanlık içeriklerde bile umutlu ya da komik bir yan ortaya çıkarabilmesidir.
Alıştırma
never failed to find light in the darkest corners burada ne anlama geliyor?
- Loş odalarda gerçek lambalar arıyordu.
- Karanlık konular hakkında yazarken tekrar tekrar başarısız oluyordu.
- Kasvetli konularda bile her zaman umut ya da mizah ortaya çıkarabiliyordu.
Cevabı göster
Kasvetli konularda bile her zaman umut ya da mizah ortaya çıkarabiliyordu.
please consider supporting it on patreon.com/teded.
5:03lütfen patreon.com/teded adresinden desteklemeyi düşünün.