Peppa Pig'in Yeni Arkadaşı Kanguru Kylie! Yeni Arkadaşlar Edinmek Çok Eğlenceli!: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Kanguru ailesi güneşli bir günde Peppa’yı ziyarete gelir. Barbeküyü yağmur ve bir zıplama yarışması izler; hikâye çamurlu su birikintilerinde sona ererken Kylie ile Peppa farklı zıplama türlerinde en iyi oldukları için övülür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. No worries. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu ifadeyi, karşı tarafı rahatlatan ve ortada bir sorun olmadığını belirten samimi, kaygısız bir yanıt olarak anlamak. Ayrıca Avustralya İngilizcesine özgü tonunu fark edip “No problem.” gibi daha tarafsız bir yanıttan ayırmak. 2. I wish it would rain. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Havanın, bir kişinin davranışının ya da bir durumun değişmesini istemek için wish + would yapısını kullanmak. Bu sahnede yağmur arzusu, o andaki gerçeklikle, yani zeminin fazla kuru olmasıyla karşıtlık oluşturur. 3. but Peppa's the best at jumping up and down in muddy puddles. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: but sözcüğünün finalde odağı yeniden Peppa’ya taşıdığını ve iki ayrı zıplama becerisini karşılaştırdığını görmek. Cümle ayrıca the best at + -ing kalıbını pekiştirir ve bir karşılaştırmanın hikâyeyi nasıl düzgün biçimde tamamlayabileceğini gösterir.
Bu derste
my little brother: daha küçük erkek kardeş
Bu cümlede my little brother, “benden küçük erkek kardeşim” anlamına gelir. Burada little aile içindeki yaş ilişkisini belirtir; George’un boyunu ya da vücut yapısını anlatmaz. Bu ifade, daha genç bir erkek kardeşi tanıtmanın doğal bir yoludur. My, onun kimin kardeşi olduğunu; George ise adını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle Ben’in konuşanın kendisinden küçük erkek kardeşi olduğunu doğal biçimde anlatır?
- This is my short brother Ben.
- This is my small brother Ben.
- This is my little brother Ben.
Cevabı göster
This is my little brother Ben.
have come to visit: sonucu şimdiyle ilgili bir geliş
Have come, İngilizcedeki present perfect yapısıdır: have + come fiilinin geçmiş zaman ortacı. Çoğul özne Mr. and Mrs. Kangaroo ile kullanıldığında, gelişin şimdiki zamandan önce olduğunu ve mevcut durumla bağlantılı olduğunu gösterir; normalde ziyaretçiler şu anda buradadır. To visit amaç bildiren bir mastardır ve neden geldiklerini açıklar. İfadenin tamamı, ziyareti yalnızca bitmiş bir geçmiş zamana yerleştirmek yerine, gelişin şu anda önemli olan sonucuna odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi come fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Our neighbors ____ to visit, so they are here with us now.
Cevabı göster
have come
Selamlama olarak Good day
Bu cümlede Good day bir selamlamadır: hello anlamına gelir. Günün iyi olduğunu söylemez ve vedalaşırken söylenen bir iyi dilek değildir. İfadenin tamamı, günümüz İngilizcesinin büyük bölümünde nazik, resmî veya eski moda gelebilir. Avustralya temalı bir bağlamda, yaygın gündelik biçim çoğu zaman G'day olsa da Avustralya'nın selamlama geleneğini de çağrıştırabilir.
Alıştırma
“Good day, Mr. Pig.” cümlesinde Good day ne işlev görüyor?
- Bay Domuz ayrılırken ona güzel bir gün diliyor.
- Günün güzel geçtiğini söylüyor.
- Bay Domuz'u nazik ve üslupça biraz belirgin bir şekilde selamlıyor.
Cevabı göster
Bay Domuz'u nazik ve üslupça biraz belirgin bir şekilde selamlıyor.
Kısa ek soru olarak Remember?
Remember?, Do you remember? anlamına gelen kısaltılmış bir konuşma dili sorusudur. Hatırlanması istenen şey az önce söylenen olaydır: havaalanında karşılaşmak. Bir ifadenin ardından gelen bu tek kelimelik ek soru, dinleyiciden ortak bir bilgiyi yeniden hatırlamasını veya ona aşina olduğunu doğrulamasını ister. Bu bir sorudur; Remember! emri değildir.
Alıştırma
Kısa ek soruyu hedef ifadeyle tamamlayın: We met at the library last year. ____?
Cevabı göster
Remember
a while back: geçmişte belirsiz bir zaman
A while back, bir süre önce anlamına gelir. Bir olayı şimdiden önceki, kesin olarak belirtilmeyen bir zamana yerleştirir; bu yüzden tam tarih önemli değildir. Buradaki back, şimdiki zamandan geçmişe doğru bakıldığını gösterir. İfadenin tamamı bir şeyin ne zaman olduğunu söyler; ne kadar sürdüğünü söylemez.
Alıştırma
Hangi ifade geçmişte kesin olarak belirtilmeyen bir zamanı anlatır?
- for a while
- in a while
- a while back
Cevabı göster
a while back
You said we could visit anytime. Dilbilgisi
0:31İstediğiniz zaman uğrayabileceğimizi söylemiştiniz.
You said we could visit anytime: daha önceki bir izni aktarmak
You said we could visit anytime, daha önce verilmiş bir daveti veya izni aktarır. Konuşan kişi önceki sözleri mutlaka aynen tekrarlamak yerine anlamlarını verir ve bunları şimdi neden ziyarete geldiğini açıklamak için kullanır. Bu dolaylı anlatım yapısında can, said sözcüğünden sonra genellikle could olur. Burada could, bir şeyi yapabilme becerisini değil, izin verilmiş olmasını anlatır. Anytime, normal sosyal sınırlar içinde uygun olan herhangi bir zaman demektir.
Alıştırma
You said we could visit anytime cümlesinde could en çok neyi ifade eder?
- Daha önceki bir davetten gelen izin
- Ziyaret yapabilecek fiziksel beceri
- Zaten tamamlanmış bir ziyaret
Cevabı göster
Daha önceki bir davetten gelen izin
Since we last saw you, we've had Kylie and Joey. Notlar
0:35Sizi son gördüğümüzden beri Kylie ve Joey doğdu.
Since we last saw you, we've had...: geçmişteki başlangıç noktası ve present perfect
Since we last saw you geçmişte bir başlangıç noktası belirler. Saw, son görüşme tamamlanmış bir olay olduğu için simple past biçimindedir. We've had, we have + had yapısındaki present perfect biçimidir. O geçmiş noktayla şimdi arasındaki bir değişikliği bildirir. Kullanışlı kalıp şudur: Since + simple past olay, özne + have/has + past participle.
Alıştırma
move fiilinin present perfect biçimini kullanın: Since we last spoke, I ____ to Bristol.
Cevabı göster
have moved
we've had Kylie and Joey: ebeveyn olmak
Bu aile güncellemesinde we've had Kylie and Joey, Kylie ile Joey'nin konuşan kişilerin ailesinde dünyaya geldiği ve konuşanların onların ebeveyni olduğu anlamına gelir. Have/had a baby ve have/had children ifadeleri çocuk sahibi olmayı veya ebeveyn olmayı anlatabilir; insanlara sahip olmak anlamına gelmez. Present perfect biçimindeki we've had, iki doğumu son görüşmeden sonra gerçekleşen ve ailenin bugünkü durumuyla ilgili olan değişiklikler olarak sunar.
Alıştırma
Bir aile güncellemesinde "Since then, we've had twins" en doğal olarak ne anlama gelir?
- Bir süre başka birinin ikizlerine baktılar.
- İkizleri bir yerden başka bir yere taşıdılar.
- İkiz çocuk sahibi oldular.
Cevabı göster
İkiz çocuk sahibi oldular.
Say hello: birinden başka birini selamlamasını istemek
Say hello, birine başka bir kişiyi selamlamasını söyleyen doğrudan ve günlük bir yönergedir. Bu cümlede konuşan kişi, çocukları kibar davranıp birini selamlamaya teşvik ediyor. say + kısa bir selamlaşma veya vedalaşma sözü kalıbı, say hi ya da say goodbye örneklerinde olduğu gibi sosyal eylemin tamamını anlatabilir. Genellikle yalnızca hello kelimesini seslendirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir çocuktan büyükannesini selamlamasını doğal biçimde ister?
- Speak hello to Grandma.
- Tell hello to Grandma.
- Say hello to Grandma.
Cevabı göster
Say hello to Grandma.
lives in Mummy Kangaroo's pocket: burada pocket, kese anlamında
Bu cümlede lives in Mummy Kangaroo's pocket, Joey'nin annesinin vücudunun ön tarafındaki özel kesede kaldığı anlamına gelir. joey, yavru kanguru demektir ve küçük kanguru yavruları bu kesede taşınır. Hikâye, çocukların kolayca gözünde canlandırabilmesi için keseye pocket diyor. Buradaki pocket, giysiye dikilmiş sıradan bir cep değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Mummy Kangaroo's pocket ne anlama gelir?
- Joey'nin geceleri uyuduğu küçük bir oda.
- Anne kangurunun vücudunda yavrusunu taşıdığı kese.
- Anne kangurunun giydiği kıyafete dikilmiş bir cep.
Cevabı göster
Anne kangurunun vücudunda yavrusunu taşıdığı kese.
thirsty work: insanı susatan bir etkinlik
Bu cümlede thirsty work, insanı susatan bir etkinlik demektir. Thirsty, etkinliğin kişi üzerindeki etkisini anlatır; work'ün kendisi kelimenin gerçek anlamıyla susamış değildir. Burada work ücretli bir iş değil, çaba gerektiren bir etkinliktir. Konuşan kişi, oradan oraya gezmeyi hafif ve şakacı bir tonda yorumlar.
Alıştırma
Etkinliğin içecek isteği uyandırdığını anlatan hafif ve şakacı ifadeyi tamamlayın: Gardening in this heat is ____.
Cevabı göster
thirsty work
this traveling around: böyle oradan oraya gezmek
Traveling around, adı belirtilen tek bir hedefe gitmek yerine bir yerden başka bir yere seyahat etmek demektir. Around, farklı yerler arasında hareket etme anlamını ekler. this traveling around ifadesinin tamamı, etkinliği konuşulan tek bir konu gibi ele alır. Ana yorumdan sonra gelerek it'in neyi anlattığını açıklar ve cümlenin sonuna gündelik, hafif vurgulu bir hava verir.
Alıştırma
Hangi cümlede traveling around, birkaç farklı yer arasında hareket etmek anlamında kullanılmıştır?
- Traveling back home felt easy.
- All this traveling around is making me tired.
- Traveling to the office takes an hour.
Cevabı göster
All this traveling around is making me tired.
Would you like a drink? ile kibarca içecek ikram etmek
Would you like a drink? birine kibarca içecek ikram etmenin bir yoludur. Burada would like, want fiilini daha nazik biçimde ifade eder; a drink ise içilecek bir şeyi anlatır ve mutlaka alkollü içecek demek değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp, bir şey sunmak için Would you like + isim?, birini bir şey yapmaya kibarca davet etmek için Would you like to + fiil? şeklindedir.
Alıştırma
Bir misafire içecek ikram ediyorsunuz. Hangi cümle en kibar ve doğal?
- Would you like a drink?
- Do you want a drink?
- You want a drink?
Cevabı göster
Would you like a drink?
Yes, please. ile bir teklifi kabul etmek
Yes, please. birinin sunduğu şeyi kibarca kabul etmenin bir yoludur. Yes kabul ettiğinizi gösterir; please ise kişinin sunduğu şeyi size vermesini veya yapmasını istediğinizi belirtir. Her evet-hayır sorusuna kelimesi kelimesine verilecek bir cevap değildir. Biri bir şey sunduğunda veya bir hizmet sağlayıp sağlayamayacağını sorduğunda kullanın.
Alıştırma
Biri size meyve suyu ikram ediyor ve siz istiyorsunuz. Hangi cevap kibar ve doğal?
- No, thank you.
- Yes, please.
- Yes, I am.
Cevabı göster
Yes, please.
Konuşma parçası olarak "My favorite."
"Lemonade. My favorite." ifadesinde "My favorite.", konuşma dilinde kullanılan eksiltili bir parçadır. Tam anlamı "Lemonade is my favorite." ya da "It's my favorite." şeklindedir. Lemonade hemen önce söylendiği için özne ve bağ fiili söylenmez. İngilizcede konu zaten belliyse kısa bir isim öbeği yorum olarak kullanılabilir. Anlamak için eksik olan konuyu ve is fiilini bağlamdan tamamlayın.
Alıştırma
Yanıtı yukarıda öğretilen iki kelimelik parçayla tamamlayın: "The café has lemon cake today." "____."
Cevabı göster
My favorite
"that's lovely." ile sıcak bir övgü
"Mm, that's lovely." ifadesinde that limonatayı gösterir; lovely ise "çok hoş" veya "gerçekten güzel" anlamına gelir. Konuşan kişi tadı sıcak bir şekilde övmektedir. Lovely; hoş bir tadı, deneyimi, planı, davranışı ya da haberi anlatabilir. Yalnızca birinin veya bir şeyin güzel ya da sevimli görünmesiyle sınırlı değildir.
Alıştırma
Bir içeceğin tadına baktıktan sonra biri "That's lovely." diyor. Ne demek istiyor?
- İçeceği gerçekten beğeniyor.
- İçeceğin tadına henüz bakmadı.
- İçeceğin güvenli olmadığını düşünüyor.
Cevabı göster
İçeceği gerçekten beğeniyor.
No worries. ile samimi biçimde rahatlatma
No worries. “Sorun yok”, “Bu bir problem değil” veya “Endişelenmene gerek yok” anlamına gelen kalıplaşmış, günlük bir yanıttır. Bu cümlede dinleyeni rahatlatır: öğle yemeği işini konuşan kişiler halledebilir. Bu ifadeyi hiç endişe olmadığına dair gerçek anlamlı bir cümle olarak değil, konuşmada kullanılan tek bir kalıp olarak anlayın.
Alıştırma
Bu cümlede No worries. ne anlatıyor?
- Çok endişeliyiz.
- Öğle yemeği için hiçbir planımız yok.
- Her şey yolunda; öğle yemeğini biz halledebiliriz.
Cevabı göster
Her şey yolunda; öğle yemeğini biz halledebiliriz.
Mr. Kangaroo is going to cook lunch on a barbecue. Notlar
1:16Bay Kanguru öğle yemeğini mangalda pişirecek.
is going to cook lunch: planlanmış bir sonraki eylem
is going to cook lunch, öğle yemeği pişirmeyi önceden kararlaştırılmış bir plan veya beklenen bir sonraki adım olarak anlatmak için be going to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Buradaki gibi yakın geleceği anlatabilir; bu yapı yalnızca uzak gelecek için kullanılmaz. Tekil özne Mr. Kangaroo ile be, is biçimini alır ve cook yalın hâlde kalır. Diğer özneler am veya are gerektirir.
Alıştırma
Duyurulan planı be going to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Lena has already decided to cook tonight. She ____ cook dinner at six.
Cevabı göster
is going to
cook lunch on a barbecue: mangalda öğle yemeği pişirmek
cook lunch ifadesinde cook sözcüğünden hemen sonra öğünün adı gelir ve yiyecekleri ısıtarak o öğünü hazırlamak anlamına gelir. on a barbecue, mangalın hem pişirme aracı hem de pişirme yüzeyi olduğunu gösterir. Barbecue veya stove gibi pişirme yüzeyi olarak kullanılan araçlarda İngilizce genellikle on kullanır: cook + yiyecek veya öğün + on + araç.
Alıştırma
Yaygın pişirme kalıbını bir edatla tamamlayın: At the campsite, we cooked lunch ____ a barbecue.
Cevabı göster
on
Corn on the cob: koçanıyla mısır
Corn on the cob, taneleri ortadaki koçana hâlâ bağlı olan, genellikle bütün hâlde pişirilip servis edilen bir mısır için kullanılan kalıplaşmış yiyecek adıdır. on kelimesini tek tek çevirmek yerine ifadeyi bir bütün olarak öğrenin. Burada sunulan yiyeceğin adıdır. Sondaki anyone? ifadeyi, kimin istediğini soran kısa ve samimi bir ikram sorusuna dönüştürür.
Alıştırma
Taneleri hâlâ koçanında olan bütün mısırın kalıplaşmış adını yazarak cümleyi tamamlayın: Would you like some ____?
Cevabı göster
corn on the cob
İsim öbeği + anyone? ile ikramda veya davette bulunmak
Bu kalıpta önce bir yiyecek, içecek veya etkinlik söylenir; ardından anyone? ile orada bulunanlardan isteyen ya da katılmak isteyen olup olmadığı sorulur. Burada yaklaşık olarak Would anyone like some corn on the cob? anlamına gelir. Teklif bağlamdan anlaşıldığı için tam soru cümlesi söylenmez. Bu kısa “isim öbeği + anyone?” kalıbı, bir şey ikram ederken veya insanları bir etkinliğe davet ederken yaygındır.
Alıştırma
Samimi bir buluşmada "Cookies, anyone?" ne anlama gelir?
- Kurabiyeleri kim getirdi?
- Herkesin zaten bir kurabiyesi var mı?
- Kurabiye isteyen var mı?
Cevabı göster
Kurabiye isteyen var mı?
We should do... ile ortak bir öneride bulunmak
Burada We should do this, konuşanı da içeren bir gruba bir eylem önerir: konuşan kişi aynı şeyi evde yapmanın iyi bir fikir olduğunu düşünür. Bu bağlamda should, katı bir emir değil, samimi bir öneridir. Yapı özne + should + fiilin yalın hâlidir. We should do ifadesinde do yalın hâlde kalır ve should sonrasında to kullanılmaz.
Alıştırma
Öneriyi should ve yalın fiil try ile tamamlayın: We ____ the new board game after lunch.
Cevabı göster
should try
Bir şeyi aniden fark edince kullanılan Hang on.
Burada Hang on. “Bir dakika” anlamına gelir. Konuşan kişi, durumu anlama biçimini değiştiren bir şeyi yeni fark ettiği için konuşmanın akışını keser. Bu sözlü tepkiyi yeni bir düşünceyi, düzeltmeyi veya yeni fark edilen bir durumu söylemeden önce konuşmayı ya da hareketi kısa süreliğine durdurmak için kullanabilirsin. Burada bir yere asılmak gibi gerçek anlamda kullanılmaz.
Alıştırma
“Hang on. I think this is the wrong address,” cümlesinde Hang on. ne işe yarar?
- Herkese durmadan ilerlemeye devam etmesini söyler.
- Birine bir nesneyi sıkıca tutmasını söyler.
- Konuşmayı duraklatıp konuşan kişinin yeni fark ettiği bir durumu anlatmasını sağlar.
Cevabı göster
Konuşmayı duraklatıp konuşan kişinin yeni fark ettiği bir durumu anlatmasını sağlar.
Come on, + isim: harekete geçmek için arkadaşça bir teşvik
Burada Come on, Kylie'ye yöneltilen arkadaşça bir teşviktir. Konuşan kişi Kylie'nin hareket etmeye başlamasını veya eyleme katılmasını ister; bu yüzden ifade Let's go ya da Come with me anlamına yakındır ve come ile on sözcüklerinin gerçek anlamlarının birleşimi değildir. Come on başka bağlamlarda farklı işlevler üstlenebilir. Come on, + isim kalıbı hafif ve cesaretlendirici bir tonla söylendiğinde o kişiyi davet eder veya harekete geçmesi için nazikçe teşvik eder.
Alıştırma
Mia'yı oyuna katılmaya davet etmek için dersteki ifadeyi kullanın: ____, Mia. We're starting now.
Cevabı göster
Come on
Let's play: Birlikte öneri için Let's + fiilin yalın hâli
Let's play, “birlikte oynamayı öneriyorum” anlamına gelir. Let's, let us ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve hemen ardından play fiilinin yalın hâli gelir. Let's + fiilin yalın hâli yapısı ortak bir eylem önerir; bu nedenle konuşan kişi de eyleme dahildir.
Alıştırma
Davet cümlesini let us ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: ____ draw a picture.
Cevabı göster
Let's
We can play my favorite game, jumping up and down in muddy puddles. Kalıp ifadeler
1:33En sevdiğim oyunu oynayabiliriz, çamurlu su birikintilerinde zıplamak.
jumping up and down in muddy puddles: tekrarlanan hareket ve konum
jumping up and down ifadesindeki up and down, tek bir sıçramayı değil, tekrarlanan dikey hareketi anlatır. In muddy puddles, sıçramanın nerede gerçekleştiğini belirtir; dolayısıyla bütün söz öbeği çamurlu su birikintilerinin içinde tekrar tekrar zıplama etkinliğini adlandırır. Burada -ing söz öbeği my favorite game ifadesinden sonra gelir ve oyunun tam olarak ne olduğunu açıklar.
Alıştırma
Etkinliği tekrarlanan dikey hareketi anlatan standart ifadeyle tamamlayın: The children were jumping ____ in muddy puddles after the rain.
Cevabı göster
up and down
like jumping: sevilen etkinlikler için like + -ing
“like jumping” ifadesinde like sözcüğünden sonra jump fiilinin -ing biçimi olan jumping gelir. Burada jumping, konuşanın sevdiği bir etkinliği adlandırır; eylemin şu anda sürdüğünü göstermez. Sevilen bir etkinlikten söz ederken sık kullanılan kalıp like + fiil-ing biçimidir: I like reading; they like dancing.
Alıştırma
Cümleyi dance fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: I like ____ after school.
Cevabı göster
dancing
we have to find: gereklilik için have to + fiilin yalın biçimi
“we have to find” ifadesinde have to, sonraki adımdan önce bir şeyi bulmanın gerekli olduğunu belirtir. First sözcüğü sırayı gösterir: Bu, konuşanların yalnızca yapmak istediği bir şey değil, gerekli bir başlangıç adımıdır. have to ifadesinden sonra fiilin yalın biçimi kullanılır: have to find, have to wait, have to leave.
Alıştırma
Giriş için bilet göstermek zorunludur. Bunu doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- We have to showing our tickets before we enter.
- We want to show our tickets before we enter.
- We have to show our tickets before we enter.
Cevabı göster
We have to show our tickets before we enter.
There aren't any + çoğul isim
There aren't any + çoğul isim, bir yerde o şeylerden hiçbirinin bulunmadığını veya var olmadığını belirtir. Bu cümlede aren't, çoğul muddy puddles ismiyle uyumludur. Olumsuz aren't biçiminden sonra any kullanmak doğaldır. Yeniden kullanılabilen kalıp There aren't any + çoğul isim şeklindedir; hiçbirinin nerede bulunmadığını söylemek için bir yer ifadesi de eklenebilir.
Alıştırma
Any ile birlikte there be yapısının kısaltılmış olumsuz biçimini kullanın: There ____ clean plates on the table.
Cevabı göster
aren't any
The ground is too dry for muddy puddles. Dilbilgisi
1:48Yer, çamurlu su birikintileri için çok kuru.
is too dry for: too + sıfat + for
Is too dry for, zeminin kuruluk derecesinin çamurlu su birikintilerine izin verecek düzeyi aştığını belirtir. Bir sonuç da bildirir: su birikintileri orada oluşamaz veya kalamaz. Yeniden kullanılabilen kalıp be + too + sıfat + for + isim veya -ing biçimi şeklindedir. Too yalnızca çok anlamına gelmez; uygun olandan daha fazla anlamını taşır.
Alıştırma
Too, heavy ve for sözcüklerini doğru sıraya koyun: This bag is ____ a small child.
Cevabı göster
too heavy for
I wish it would rain: bir değişiklik dilemek
I wish it would rain, havanın konuşanın istediği gibi olmadığını ve konuşanın bunun değişmesini istediğini anlatır. wish + özne + would + fiilin yalın hâli yapısı, özellikle konuşanın doğrudan kontrol edemediği bir durumda istenen değişikliği ifade eder. Buradaki would yalnızca gelecekte yağmur yağacağını tahmin etmez; istenen değişikliği anlatan yapının bir parçasıdır. Cümle, mevcut hava durumuna karşı sabırsızlık veya memnuniyetsizlik de hissettirebilir.
Alıştırma
Şu anda hava kuru ve havanın değişmesini istiyorsunuz. Bu isteği en iyi hangi cümle ifade eder?
- I wish it would rain.
- It rained yesterday.
- I hope it doesn't rain.
Cevabı göster
I wish it would rain.
I hope it doesn't rain: mümkün bir sonucu ummak
I hope it doesn't rain, hâlâ gerçekleşmesi mümkün olan bir sonuçla ilgili gerçek bir umudu anlatır: konuşan havanın kuru kalmasını istiyor. İngilizcede hope sonrasında gelecekten söz ederken sıklıkla geniş zaman kullanılır; bu nedenle burada doesn't rain doğaldır. Olumsuzluk, hope sonrasındaki yan cümlenin içindedir: umulan sonuç yağmur yağmamasıdır.
Alıştırma
Yarının pikniği hâlâ planlandığı gibi yapılacak ve havanın kuru olmasını istiyorsunuz. En doğal cümle hangisidir?
- I wish it weren't raining.
- I know it won't rain.
- I hope it doesn't rain.
Cevabı göster
I hope it doesn't rain.
We don't see much of it: bir şeyin yaygın veya bol olmaması
We don't see much of it ifadesinde it, daha önce geçen rain sözcüğüne gönderme yapar. Much of it, rain'i sayılamayan bir miktar olarak ele alır; don't see much ise konuşanların yaşadığı yerde az yağmur olduğunu anlatır. Buradaki see yalnızca gözle bakmak değil, yerel bir durumla karşılaşmak veya onu yaşamak anlamındadır. Aynı kalıp daha önce sözü edilen başka bir sayılamayan şeye ya da olguya da gönderme yapabilir.
Alıştırma
Rain hakkında konuşulurken We don't see much of it ne anlama gelir?
- Yağmuru sık sık evden izleriz.
- Yağmurun büyük bölümünü göremeyiz.
- Yaşadığımız yerde yağmur yaygın veya bol değildir.
Cevabı göster
Yaşadığımız yerde yağmur yaygın veya bol değildir.
back home: memlekette veya asıl yaşanılan yerde
Back home, konuşanların ülkesi, memleketi veya normalde yaşadığı bölge anlamına gelen bir yer ifadesidir. Burada konuşanların şu an bulunduğu yer ile geldikleri yer arasında karşıtlık kurar. Back, tanıdık veya asıl yere dönük bir bakış açısı verir. İfade, bir durumun nerede geçerli olduğunu anlatır; birinin eve doğru yolculuk ettiğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi örnekteki “normalde yaşadığım veya asıl geldiğim yerde” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Food is cheaper ____ than it is here.
Cevabı göster
back home
if you want to..., have...: koşul cümleciğinin ardından emir yapısı
Burada if you want to... bir hedefi ya da koşulu belirtir; have a barbecue ise yapılacak eylemi söyleyen emir yapısıdır. Yeniden kullanılabilen If you want to X, do Y kalıbı, istenen sonucu doğrudan bir öneriye bağlar; emir yapısında you öznesi söylenmez. Cümle bu öneri kalıbını şaka amacıyla kullanıyor. Açık hava planları ile yağmurlu hava burada mizahi biçimde ilişkilendirildiği için mangal yapmak yağmur getirmenin yolu gibi sunuluyor; gerçekten yağmura neden olduğu söylenmiyor.
Alıştırma
Öneriyi leave home early sözleriyle tamamlayın: If you want to arrive on time, ____.
Cevabı göster
leave home early
make it rain: make + nesne + yalın fiil
make it rain ifadesindeki make ettirgen anlamdadır. make + nesne + yalın fiil kalıbı, “birinin ya da bir şeyin bir eylemi yapmasına neden olmak” demektir. Buradaki it, hava durumu ifadelerinde kullanılan biçimsel zamirdir; rain ise önünde to bulunmayan yalın fiildir. Havayla ilgili bu şakada make it rain, “yağmur yağmasına neden olmak” anlamına gelir. Aynı ifade, para saçmak veya parayı gösterişli biçimde sergilemek anlamında gayriresmî bir argo da olabilir; ancak bu anlam bu cümleye uymaz.
Alıştırma
Ettirgen yapıyı laugh fiiliyle tamamlayın: The silly photo made us ____.
Cevabı göster
laugh
quite good at jumping: be good at + fiil-ing ile beceri anlatmak
be good at + isim veya -ing biçimindeki fiil kalıbı bir beceriyi anlatır. Burada good at jumping, George'un iyi zıplayabildiği anlamına gelir. at bir edat olduğu için jump, -ing biçimi olan jumping hâline gelir. Quite, good sözcüğünün derecesini belirtir. Burada olumlu ama ölçülü bir değerlendirme yapar: George oldukça iyidir, ancak the best ile kurulan karşıtlık onun en iyi olmadığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi good at ve swim fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Ella is quite ____.
Cevabı göster
good at swimming
That's how you do it: gösterilen yöntemi özetlemek
That's how you do it, görevin bu şekilde yapıldığı anlamına gelir. That az önce gösterilen eyleme veya yönteme işaret eder, how yapılış biçimini belirtir, it ise görevin yerini tutar. You çoğu zaman geneldir ve görevi yapan herhangi bir kişiyi anlatır. Başarılı bir gösterimden sonra bu cümle doğru yöntemi özetler. Burada ayrıca kendinden emin ve biraz zafer kazanmış gibi duyulur; daha sıcak bir tonla ise az önce başaran birini cesaretlendirebilir.
Alıştırma
Bir antrenör doğru hareketi az önce gösterdi. Yöntemi özetleyen cümleyi tamamlayın: That's ____ you do it.
Cevabı göster
how
Now, you try: sırayı diğer kişiye vermek
Now, you try ifadesindeki now, etkinlikte bir geçiş olduğunu belirtir: bir kişi sırasını kullanmıştır ve artık sıra diğer kişidedir. Yalnızca şu anda anlamına gelmez. You try, diğer kişiyi görevi denemeye teşvik eden kısa ve doğrudan bir ifadedir. İfadenin bütünü, sırayı dinleyiciye verir.
Alıştırma
Biri bir görevin nasıl yapılacağını gösterdikten sonra Now, you try. en doğal olarak ne yapar?
- Görevin saat kaçta başlayacağını sorar.
- Sırayı diğer kişiye verir ve onu denemeye teşvik eder.
- Diğer kişinin görevi zaten tamamladığını söyler.
Cevabı göster
Sırayı diğer kişiye verir ve onu denemeye teşvik eder.
can jump very high: yetenek anlatmak
can jump ifadesindeki can, bir yeteneği anlatan modal yardımcı fiildir. can'den hemen sonra fiilin yalın hâli jump gelir: can jump denir; can to jump veya can jumping denmez. Very high, kanguruların zıpladıklarında ne kadar yükseğe çıkabildiklerini anlatır. Burada high, jump eylemini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi parantezdeki fiilin yalın hâliyle tamamlayın: An owl can ____ in the dark. (see)
Cevabı göster
see
Here is Rebecca Rabbit: yeni bir karakteri tanıtmak
Here is + özel ad veya tekil ad öbeği, birini ya da bir şeyi sunmak için kullanılan bir kalıptır. Bu cümlede Rebecca Rabbit'i dinleyenin dikkatine sunar; yalnızca onun nerede olduğunu söylemez. Hikâyelerde ve canlı tanıtımlarda bu kalıp bilgiyi düzenler: önce bir kişi ya da şeyin sunulacağını bildirir, sonra onun adını verir.
Alıştırma
Bir anlatıcı Leo the Lion adlı yeni bir karakteri tanıtıyor. Here is kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ Leo the Lion.
Cevabı göster
Here is
Are you playing a game?: devam eden bir etkinliği sormak
Are you playing...? şimdiki zamanda evet-hayır sorusudur. Are, özne olan you'dan önce gelir ve ana fiil play, -ing eki alır: Are + you + playing. Bu soru, etkinliğin şu anda devam edip etmediğini sorar. Kişinin genel alışkanlıklarını sormaz.
Alıştırma
Ellerinde kartlar olan iki arkadaş görüyorsunuz. Şimdiki zamanı ve play fiilini kullanarak soruyu tamamlayın: ____ you ____ a game?
Cevabı göster
Are · playing
Well done: tamamlanan bir başarıyı övme
Well done, birini bir işi başarılı veya becerikli biçimde yaptığı için övmek amacıyla kullanılan kalıplaşmış bir ünlemdir. Burada Rebecca’nın az önceki performansına karşılık verir ve doğrudan takdir gösterir. Tek başına Good! da onay ifade edebilir, ancak Well done övgüyü özellikle kişinin az önce yaptığı şeye bağlar.
Alıştırma
Bir görevi başarıyla tamamlayan birini en doğal biçimde öven cevap hangisidir?
- Well done!
- Never mind.
- Be careful!
Cevabı göster
Well done!
not as good as: ilkinin daha az iyi olduğunu söylemek
not as good as iki kişiyi, şeyi veya performansı karşılaştırır ve ilk unsurun kalite bakımından ikinciyle aynı düzeye ulaşmadığını belirtir. Yapı not as + sıfat + as + karşılaştırma unsurudur. Bu cümlede that's değerlendirilen ilk unsur, good karşılaştırılan nitelik, Kylie ise karşılaştırma unsurudur. Bu standart yapı seçildiğinde iki as de gereklidir.
Alıştırma
Standart not as ... as karşılaştırmasını tamamlayın: This room is not ____ quiet ____ the library.
Cevabı göster
as · as
Harekete geçmeye veya devam etmeye teşvik eden “Go on.”
Burada “Go on.”, “Başla” veya “Devam et” anlamına gelen kısa bir sözlü teşviktir. Konuşan kişi diğerini atlayışını yapmaya teşvik ediyor; ona bir yere gitmesini söylemiyor. Aynı ifade, özellikle biri tereddüt ettiğinde konuşmaya veya yaptığı şeye devam etmesini sağlamak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşın hikâyenin ortasında duruyor. Hangi cümle onu devam etmesi için en doğrudan şekilde teşvik eder?
- Go ahead. You have my permission.
- Go on. What happened next?
- Go away. I need some quiet.
Cevabı göster
Go on. What happened next?
show off: hayranlık toplamak için gösteriş yapmak
Show off, başkalarının hayranlığını kazanmak için yeteneklerinize, eşyalarınıza veya başarılarınıza bilerek dikkat çekmek anlamına gelir. Bir öbek fiildir; I don't want to show off cümlesinde to show off, konuşan kişinin yapmak istemediği eylemi belirtir. Bu ifade çoğu zaman hafif bir eleştiri taşır. Söz konusu eylem yalnızca bir şeyi göstermek değil, dikkat veya hayranlık kazanmaya çalışmaktır.
Alıştırma
Cümleyi “bilerek insanları etkilemeye çalışmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Max kept doing extra tricks just to ____.
Cevabı göster
show off
the best at jumping: bir etkinlikte en yüksek beceriyi belirtmek
be the best at + isim veya fiilin -ing biçimi yapısında the best, ilgili gruptaki diğer herkesten daha becerikli olmak anlamına gelir. Burada at jumping, Kylie'nin en becerikli olduğu etkinliği belirtir. at bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: jump, jumping olur. Aynı derece sıralaması good at, better at ve the best at biçimlerinde görülür.
Alıştırma
at ve solve sözcüğünün doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Of everyone in the club, Ava is the best ____ puzzles.
Cevabı göster
at solving
higher than anyone: bir kişiyi diğer herkesle karşılaştırmak
Higher, high sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. jump higher ifadesinde daha yüksek bir sıçrama anlatır ve than karşılaştırılan kişileri belirtir. Than anyone, ilgili gruptaki diğer herkesten daha fazla anlamına gelir. Bu nedenle cümle, en üstünlük derecesine benzer şekilde onun en yükseğe zıplayabildiğini anlatır. than anyone else ifadesindeki gibi else eklemek karşılaştırmayı açık hâle getirir, ancak burada temel anlamı değiştirmez.
Alıştırma
Cümleyi fast sözcüğünün karşılaştırma biçimi ve karşılaştırma sözcüğüyle tamamlayın: In the race, Ana ran ____ anyone else.
Cevabı göster
faster than
No one can jump higher than me: üstünlük anlamı veren bir karşılaştırma
No one can jump higher than me cümlesinde No one öznedir; higher, high sıfatının karşılaştırma biçimidir. No one + can + karşılaştırma biçimi + than + kişi kalıbı, o yetenekte hiç kimsenin söz konusu kişiyi geçemediğini söyler. Burada konuşan kişi, en yükseğe kendisinin zıplayabildiğini iddia eder. Olumsuz bir özne ile karşılaştırmanın birleşmesi, üstünlük derecesine benzer bir anlam oluşturur.
Alıştırma
Leo'nun en hızlı koşucu olduğunu söylemek için cümleyi No one ve can ile tamamlayın: ____ run faster than Leo.
Cevabı göster
No one can
super space hopper: Britanya'ya özgü zıplama oyuncağı
Space hopper, tutacakları olan büyük ve şişirilebilir bir lastik toptur. Çocuk üzerine oturur, tutacaklardan tutar ve zıplayarak ilerler. Super sözcüğü eğlenceli bir heyecan katar; bu nedenle super space hopper özellikle harika bir space hopper anlamına gelir. Space, oyuncağın Britanya İngilizcesindeki adının bir parçasıdır; bu oyuncak bir uzay aracı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede super space hopper nedir?
- Bir çocuğun üzerine oturup zıpladığı büyük, şişirilebilir bir top
- Uzayda yolculuk etmek için kullanılan küçük bir araç
- Oyuncakları havaya fırlatan bir makine
Cevabı göster
Bir çocuğun üzerine oturup zıpladığı büyük, şişirilebilir bir top
did really well: geçmişteki bir performansı övmek
Do well, “başarılı olmak” veya “iyi performans göstermek” anlamına gelir. Burada did, do fiilinin geçmiş zaman biçimidir; bu nedenle did well belirli bir eylemin adını vermek yerine Pedro’nun tamamlanmış performansını değerlendirir. Really övgüyü güçlendirir: did really well, performansının belirgin biçimde iyi olduğunu anlatır.
Alıştırma
Do well yapısının geçmiş biçimini really ile güçlendirerek cümleyi tamamlayın: Maya ____ in the race.
Cevabı göster
did really well
I could jump higher, but I'm a little bit tired. Notlar
3:38Daha yükseğe zıplayabilirdim ama biraz yorgunum.
I could jump higher, but...: sınırlamadan önce potansiyelini belirtmek
Bu cümlede I could jump higher, daha iyi bir performansı mümkün veya konuşanın yeteneği dâhilinde gösterir; ancak bu performans bu kez gerçekleşmemiştir. Could yalnızca uzak geçmişteki bir yeteneğe gönderme yapmaz. Ardından but, mevcut sınırlamayı, yani I’m a little bit tired ifadesini getirir. I could..., but... yapısı bir bütün olarak konuşanın önce daha yüksek potansiyeli olduğunu öne sürüp ardından daha zayıf sonucu açıklayarak gururunu korumasını sağlar.
Alıştırma
Önce daha iyi bir sonucu mümkün gösterip ardından bir sınırlama sunan could...but... yapısını tamamlayın: I ____ finish sooner, ____ this computer is very slow.
Cevabı göster
could · but
a little bit tired: tired ifadesini hafifletmek
a little bit tired ifadesinde a little bit, tired sıfatından önce gelir ve “biraz” ya da “az ölçüde” anlamını verir. Yorgunluğun güçlü değil, hafif duyulmasını sağlar. Konuşan kişi yine de yorgunluğu neden olarak gösterir, ancak bunu küçük bir kısıtlama gibi sunar. a little bit + sıfat kalıbı cold, nervous veya difficult gibi başka betimlemeleri de yumuşatabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü yumuşatıcı ifadeyle tamamlayın: The chair is ____ uncomfortable, but I can use it.
Cevabı göster
a little bit
What was that?: anlık bir tepki
What was that?, henüz ne olduğu anlaşılmayan ve az önce gerçekleşmiş bir sese, harekete veya başka bir olaya verilen anlık tepkidir. That, kimliği henüz belirlenmemiş bu olaya gönderme yapar. Kısa olay sorudan hemen önce gerçekleştiği için geçmiş zaman was kullanılır. Bu, uzak geçmişi değil “az önce”yi anlatabilir. Soru çoğu zaman şaşkınlık, endişe veya merak ifade eder.
Alıştırma
Dışarıdan aniden yüksek bir ses duyuyorsunuz ve buna neyin yol açtığını bilmiyorsunuz. En uygun tepki hangisidir?
- What will happen tomorrow?
- What was that?
- What is that object?
Cevabı göster
What was that?
Like I said, if you want it to rain, Anlatım akışı
3:47Dediğim gibi, yağmur yağmasını istiyorsanız,
Like I said, ile önceki bilgiye dönmek
Like I said, dinleyiciye bundan sonra söyleneceklerin konuşmacının daha önce söylediği bir şeyle bağlantılı olduğunu belirtir. Sonraki noktayı yepyeni bilgi olarak değil, tekrarlanan ya da önceden ortaya konmuş bilgi olarak işaretler. Burada yağmur önceki şakayı doğruladığı için ifadeye “Bak, daha önce söylediğim doğru çıktı” havası da katar. Başka durumlarda aynı giriş, kendini haklı çıkarma havası olmadan yalnızca hatırlatmak, tekrarlamak veya doğrulamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınıza son trenin saatini daha önce söylediniz. Hangi cümle önceki sözünüze açıkça dönüyor?
- By the way, the last train leaves at ten.
- I just found out the last train leaves at ten.
- Like I said, the last train leaves at ten.
Cevabı göster
Like I said, the last train leaves at ten.
I'm afraid ile kötü haberi kibarca yumuşatmak
Burada I'm afraid, konuşmacının korktuğu anlamına gelmez. Hoş olmayan veya zorluk çıkaran bir bilgiden önce kullanılan kibar bir yumuşatma ifadesidir; “ne yazık ki” ya da “üzülerek söylüyorum” anlamına yakındır. We'll all have to go indoors ifadesinden önce gelerek zorunlu değişikliğin daha az sert duyulmasını sağlar. Aynı giriş, retleri, düzeltmeleri ve diğer kötü haberleri de yumuşatabilir.
Alıştırma
Bir resepsiyon görevlisinin konuğa otelde boş oda kalmadığını kibarca söylemesi gerekiyor. Hangi cümle kötü haberi en iyi şekilde yumuşatır?
- I'm glad we're fully booked tonight.
- I'm scared we're fully booked tonight.
- I'm afraid we're fully booked tonight.
Cevabı göster
I'm afraid we're fully booked tonight.
have to go indoors: koşulların doğurduğu zorunluluk
Have to + fiilin yalın biçimi, bir eylemin gerekli olduğunu belirtir. Bu gereklilik çoğu zaman bir kuraldan veya kişiye gerçek bir seçenek bırakmayan bir durumdan kaynaklanır. Burada have to go, içeri girmenin herkesin istediği bir şey değil, yapması gereken bir şey olduğunu gösterir. Indoors, “bir binanın içine veya içinde” anlamına gelen bir zarftır. Go fiilinden sonra doğal kullanım go indoors şeklindedir; indoors sözcüğünün önüne to gelmez.
Alıştırma
Cümleyi have to ile tamamlayın: The road is flooded, so we ____ take another route.
Cevabı göster
have to
And miss the rain?: eksiltili bir itiraz
And miss the rain?, daha önceki içeri girme önerisine bağlı olan kısaltılmış bir sorudur. Tam anlamı And should we go indoors and miss the rain? cümlesine yakındır. Konuşan kişi tarafsız bir soru sormaz; yağmuru kaçırmak istemediği bir sonuç olduğu için içeri girme fikrine karşı çıkar. Cümle başındaki And, bu tepkiyi az önce söylenenlere bağlar. Burada miss, bir olayı yaşama veya görme fırsatını kaçırmak demektir. Aile bu nadir yağmuru sevdiği için onu kaçırma fikri kabul edilemez gelir.
Alıştırma
Bir arkadaş filmi bitmeden terk etmeyi öneriyor. İstenmeyen sonucu belirterek bu öneriye doğal biçimde karşı çıkan yanıt hangisidir?
- Did we miss the ending?
- I miss the ending.
- And miss the ending?
Cevabı göster
And miss the ending?
Mr. Kangaroo has got a big umbrella to shelter everyone from the rain. Notlar
3:59Bay Kanguru'nun herkesi yağmurdan korumak için büyük bir şemsiyesi var.
has got a big umbrella ile şimdiki sahiplik
Bu cümlede has got a big umbrella, Bay Kanguru'nun büyük bir şemsiyesi olduğu anlamına gelir. Burada have got şimdiki sahipliği anlatır; şemsiyeyi edinme eyleminin tamamlandığını anlatmaz. Mr. Kangaroo üçüncü tekil kişi olduğu için bu yapıda have, has biçimine dönüşür. Özne I, you, we veya they olduğunda have got kullanılır.
Alıştırma
Britanya İngilizcesi konuşma dilindeki sahiplik yapısını tamamlayın: Ben ____ a new bike.
Cevabı göster
has got
to shelter everyone from the rain: amaç ve koruma
to shelter everyone from the rain mastar ifadesi şemsiyenin amacını belirtir: şemsiye, herkesi koruyup ıslanmalarını önlemek için vardır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı shelter someone from something biçimindedir. shelter kelimesinden sonra korunan kişi veya grup, from kelimesinden sonra ise hava koşulu, tehlike ya da başka bir zararlı etken gelir.
Alıştırma
shelter someone from something yapısını tamamlayın: The tent can shelter us ____ the rain.
Cevabı göster
from
Food's ready: yemeğin yenmeye hazır olduğunu bildirmek
Food's ready, Food is ready ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada ready, yemeğin hazırlanmış ve artık yenebilecek durumda olduğunu belirtir. Bu kısa cümle bir duyuru görevi görür: insanlara gelip yemek yiyebileceklerini söyler. Aynı X is ready kalıbı, kullanılabilir veya hazır duruma gelmiş bir şeyi de anlatabilir.
Alıştırma
Yemeğin artık yenebileceğini bildiren doğal cümleyi tamamlayın: ____.
Cevabı göster
Food's ready
Who's hungry?: soruyu samimi bir yemek daveti olarak kullanmak
Who's hungry? ifadesi kelime anlamıyla kimin aç olduğunu sorar. Birisi yiyecek getirirken veya yemeğin hazır olduğunu duyururken bunu söylediğinde, cümle çoğu zaman yalnızca bilgi istemekten daha fazlasını yapar. Bu durumda soru, gelip yemek yemeye yönelik samimi bir davet işlevi görür. Konuşan kişi herkesin cevap vermesini beklemeyebilir; durum ve neşeli ton, bunun katılmaya yönelik bir çağrı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Birisi atıştırmalıklar getirip “Who's hungry?” diye soruyor. En olası amacı nedir?
- İnsanları gelip yemek yemeye sıcak bir şekilde davet etmek.
- İnsanların çok fazla yemek yediğinden yakınmak.
- Aç olan herkesin kesin bir listesini talep etmek.
Cevabı göster
İnsanları gelip yemek yemeye sıcak bir şekilde davet etmek.
It's stopped raining: şimdiki sonucu anlatan present perfect
It's stopped raining, It has stopped raining ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Present perfect yapısındaki has stopped, değişikliği tamamlanmış ve sonucu şu an önemli olan bir durum olarak sunar: artık yağmur yağmıyor. stop + -ing yapısında sona eren eylem, -ing biçimiyle verilen eylemdir. Bu nedenle stopped raining, yağmur yağmasının sona erdiği anlamına gelir.
Alıştırma
Şimdiki sonucu anlatan cümleyi tamamlamak için stop fiilinin doğru biçimini kullanın: The alarm has ____ ringing.
Cevabı göster
stopped
The rain makes everything so fresh and green. Dilbilgisi
4:18Yağmur her şeyi taptaze ve yemyeşil yapıyor.
makes everything so fresh and green: make + nesne + sıfat
makes everything so fresh and green ifadesinde make + nesne + sıfat kalıbı kullanılır: everything nesnedir; fresh ve green ise ortaya çıkan durumu anlatır. Buradaki make, üretmek değil, bir duruma neden olmak anlamına gelir. So iki sıfatı da güçlendirerek çok veya belirgin biçimde taze ve yeşil anlamı verir. Bu kalıp, bir nedeni ve onun oluşturduğu durumu birlikte belirtmenizi sağlar.
Alıştırma
Ortaya çıkan bir durumu anlatmak için make + nesne + sıfat yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Soft lighting makes the room to be calm and welcoming.
- Soft lighting makes the room calm and welcoming.
- Soft lighting makes calm and welcoming the room.
Cevabı göster
Soft lighting makes the room calm and welcoming.
This is how you jump in muddy puddles. Anlatım akışı
4:26Çamurlu su birikintilerinde böyle zıplanır.
This is how... ile bir gösterimi başlatmak
This is how... bir gösterimi başlatır ve dinleyiciye gösterilen hareketin yöntem olduğunu bildirir. Bu cümlede This gösterilen harekete işaret eder; how you jump in muddy puddles ise bunun nasıl yapıldığını açıklar. how’dan sonra how you jump örneğindeki gibi düz cümle sırası, yani özne + fiil kullanılır. Böylece cümle önce gösterime işaret eder, sonra yöntemi belirtir.
Alıştırma
Gösterim cümlesini yöntem bildiren sözcükle tamamlayın: This is ____ you fold the paper.
Cevabı göster
how
that looks fun: look + sıfat
that looks fun ifadesinde look, ardından fun sıfatı gelen bir bağ fiilidir. Konuşan kişi gördüklerine dayanarak etkinliğin eğlenceli göründüğünü düşünür. look + sıfat yapısı, looks easy veya looks dangerous örneklerinde olduğu gibi görünüşü ya da izlenimi anlatır. Burada look, gözleri bilinçli biçimde bir şeye çevirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir oyunun eğlenceli göründüğünü doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- That game looks a fun.
- That game looks fun.
- That game looks funny.
Cevabı göster
That game looks fun.
but Peppa's the best at jumping up and down in muddy puddles. Anlatım akışı
4:36ama çamurlu su birikintilerinde zıplamada en iyisi Peppa.
but Peppa's the best at...: son odağı değiştirmek
İlk bölüm geniş bir iddiada bulunur: konuşan kişi jumping konusunda en iyidir. Ardından but, dikkati Peppa'ya ve daha özel bir zıplama türüne, yani jumping up and down in muddy puddles ifadesine yöneltir. İkinci bölüm yalnızca bir övgü daha eklemez; karşılaştırmanın kapsamını daraltır. Peppa'nın özel becerisi but'tan sonra geldiği için son vurgu ona düşer. Bu kalıp önce bir kişinin güçlü yönünü kabul edip ardından but ile başka bir kişinin daha özel becerisini dinleyicinin aklında kalan son nokta hâline getirebilir. be the best at + isim veya -ing biçimi, birinin en iyi yaptığı etkinliği belirtir.
Alıştırma
Örnek cümlede but ne yapıyor?
- Son odağı konuşanın genel becerisinden Peppa'nın daha özel becerisine kaydırır.
- Aynı övgüyü odağı değiştirmeden tekrarlar.
- Konuşan kişinin zıplamada iyi olduğu iddiasını geçersiz kılar.
Cevabı göster
Son odağı konuşanın genel becerisinden Peppa'nın daha özel becerisine kaydırır.