Erkek ve Kadın Orgazmları - Hangisi Daha İyi?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
688 kelime 185 kel/dk

Video özeti: Bu video araştırmalarla orgazm sıklığı ve süresini, beyin etkinliğini, hormonları, uykuyu ve fizyolojiyi cinsiyetler arasında karşılaştırıyor; birçok farkın bireysel olduğu sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. less to do with gender and more to do with: Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Bir nedenin ağırlığını azaltıp diğerini kesinlik iddiası olmadan güçlendirin. 2. otherwise known as: Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler. Bir terimin daha tanıdık alternatif adını kısaca tanıtın. 3. come down to: Öbek fiiller. Bir sonucun en sonunda tek bir ana etkene bağlı olduğunu belirtin ve kanıtları tarttıktan sonra ölçülü bir sonuç verin.

Bu derste

Despite being an amazing near universal phenomenon,

0:00

Şaşırtıcı ve neredeyse evrensel bir olgu olmasına rağmen,

there's still a lot of speculation around the orgasm's function and value.

0:03

orgazmın işlevi ve değeri hakkında hâlâ pek çok varsayım var.

But what are the differences between male and female orgasms that we know of, Kalıp ifadeler

0:08

Peki erkek ve kadın orgazmları arasında bildiğimiz farklar neler

and who has it better? Deyimler

0:12

ve bu konuda kim daha şanslı?

Kalıp ifadeler

that we know of: bir iddiayı mevcut bilgilerle sınırlamak

the differences ... that we know of ifadesinde that we know of ilgi cümleciği, the differences ifadesini şu ana kadar belirlenmiş veya var olduğu bilinen farklarla sınırlar. Bu, soruyu daha temkinli hâle getirir: konuşan kişi araştırmaların olası her farkı bulduğunu iddia etmez. Burada know of, “bir şeyin varlığından haberdar olmak” anlamına gelir. Of, know of fiil öbeğinin bir parçasıdır; differences ismine bağlı bir edat değildir.

Alıştırma

the differences that we know of ifadesinde that we know of ne anlatır?

  1. Soruyu şu anda bilinen veya belirlenmiş farklarla sınırlar.
  2. Farkların nedenini açıklar.
  3. Farkların belirli bir kişiye ait olduğunu söyler.
  4. Araştırmacıların her farkı tüm ayrıntılarıyla anladığını söyler.
Cevabı göster

Soruyu şu anda bilinen veya belirlenmiş farklarla sınırlar.

Deyimler

has it better: daha avantajlı bir durumda olmak

Who has it better? hangi grubun genel deneyiminin, koşullarının veya gördüğü muamelenin daha avantajlı olduğunu sorar. Bu cümlede karşılaştırma, erkek ve kadın orgazm deneyimleriyle ilgilidir. Kalıp have it better şeklindedir; çoğu zaman ardından than gelir veya karşılaştırma zaten açıksa tek başına kullanılır. It, somut bir nesneyi adlandırmak yerine genel bir durumu özetler; dolayısıyla ifade bir şeye sahip olma konusunda daha başarılı olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: One office offers flexible hours and free meals, while the other offers neither. The first team ____.

Cevabı göster

has it better

To start,

0:14

Öncelikle,

the length of a woman's orgasm is longer than men, Dilbilgisi

0:14

kadınlarda orgazm erkeklerdekinden daha uzun sürer;

lasting around 20 seconds or more,

0:17

yaklaşık 20 saniye veya daha uzun devam ederken,

while most males tend to last around 3 to 10 seconds. Dilbilgisi

0:19

çoğu erkekte yaklaşık 3 ila 10 saniye sürer.

Dilbilgisi

Paralel karşılaştırma: longer than men değil, longer than a man's

Amaç, bir kadının orgazmının ne kadar sürdüğüyle bir erkeğin orgazmının ne kadar sürdüğünü karşılaştırmaktır. Vurgulanan ifadede the length, men ile karşılaştırıldığı için bir ölçü yanlış biçimde insanlarla eşleştirilmiştir. Karşılaştırmanın iki tarafında da aynı türden şeyler bulunmalıdır. Doğal bir düzeltme A woman's orgasm lasts longer than a man's cümlesidir; burada a man's, a man's orgasm anlamına gelir. Daha resmî bir seçenek ise The length of a woman's orgasm is greater than that of a man's orgasm cümlesidir.

Alıştırma

Bir kişinin orgazm süresini başka bir kişinin orgazm süresiyle doğru biçimde karşılaştıran cümle hangisidir?

  1. A woman's orgasm lasts longer than a man's.
  2. A woman's orgasm lasts longer than a man.
  3. The length of a woman's orgasm is longer than men.
Cevabı göster

A woman's orgasm lasts longer than a man's.

Dilbilgisi

tend to last: kesinlik değil, genel bir eğilim

Tend to + fiilin yalın hâli, bir şeyin her seferinde gerçekleştiğini söylemeden genellikle ne olduğunu veya neyin muhtemel olduğunu anlatır. Burada tend to last, sürenin çoğunlukla belirtilen aralıkta olduğu anlamına gelir; her durumun aynı olduğunu belirtmez. Last, belirli bir süre boyunca devam etmek anlamındadır. Altyazıda most males dil bilgisel özne olsa da verilmek istenen anlam onların orgazmlarının süresiyle ilgilidir.

Alıştırma

İstisnasız bir kural yerine genel bir eğilim belirtmek için tend to kullanın: Rechargeable batteries ____ last longer when they are kept away from heat.

Cevabı göster

tend to

But men have more orgasms.

0:22

Ancak erkekler daha sık orgazm olur.

In a national Australian survey of heterosexual sex,

0:25

Avustralya genelinde heteroseksüel cinsel ilişki üzerine yapılan bir araştırmada,

researchers found that men had an orgasm in 95% of encounters, Dilbilgisi

0:28

araştırmacılar, erkeklerin cinsel birlikteliklerin %95'inde orgazm olduğunu,

while women did only 69% of the time.

0:32

kadınlarınsa bunu yalnızca %69'unda yaşadığını buldu.

Dilbilgisi

women did ifadesinde did ile yüklem ikamesi

women did ifadesindeki did, daha önce geçen geçmiş zaman yüklemi had an orgasm yerine kullanılır. Burada tek başına yapmak veya bir eylemi gerçekleştirmek anlamına gelmez; eksik bırakılan anlam ilk cümlecikten çıkarılır. Bu yardımcı fiil ikamesi karşılaştırmayı daha kısa hâle getirir. Yeni özne women, men ile karşıtlık oluştururken did, had fiilinin basit geçmiş zaman anlamını korur.

Alıştırma

enjoyed the workshop yerine geçen yardımcı fiille karşılaştırmayı tamamlayın: The older group enjoyed the workshop, and the younger group ____ too.

Cevabı göster

did

However,

0:35

Ancak,

orgasms might have less to do with gender Dilbilgisi

0:35

orgazmın cinsiyetle ilgisi daha az,

and more to do with the types of sex you're having.

0:38

yaptığınız seksin türüyle ilgisi daha fazla olabilir.

Dilbilgisi

less to do with X and more to do with Y kalıbı

Buradaki have to do with, bir şeyle ilgili olmak veya onunla açıklanmak anlamına gelir; zorunluluk bildiren have to + fiil yapısı değildir. less to do with X and more to do with Y paralel kalıbı, açıklama olarak X'in önemini azaltır ve Y'yi daha güçlü etken olarak öne çıkarır. X'in hiçbir ilgisi olmadığını iddia etmek yerine iki açıklamanın ağırlığını yeniden değerlendirir.

Alıştırma

traffic unsurunu daha zayıf, a server failure unsurunu daha güçlü açıklama olarak sunacak şekilde cümleyi tamamlayın: The delay has ____ to do with traffic and ____ to do with a server failure.

Cevabı göster

less · more

For example,

0:40

Örneğin,

a study of single Americans aged 21 to 26 found that Dilbilgisi

0:41

21-26 yaşlarındaki bekâr Amerikalılar üzerinde yapılan bir araştırma,

Dilbilgisi

Kısaltılmış yaş niteleyicisi olarak Americans aged 21 to 26

“Americans aged 21 to 26” ifadesinde “aged 21 to 26” isimden sonra gelir ve araştırmaya hangi Amerikalıların dahil edildiğini belirtir. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir; burada “Americans who were aged 21 to 26” ile eşdeğerdir. Günlük İngilizcede “Americans who were 21 to 26 years old” daha doğal bir ifadedir. Bu kısa isim sonrası niteleyici; anketlerde, haberlerde ve araştırma yazılarında yaygındır. “Aged” katılımcıların yaş aralığını tanımlar; geçmiş zamanda yapılmış etkin bir eylem değildir.

Alıştırma

Kısaltılmış yaş niteleyicisini kullanarak resmi demografik tanımı tamamlayın: The survey included Americans ____.

Cevabı göster

aged 21 to 26

while straight and gay men's rate of orgasm is similar,

0:44

heteroseksüel ve eşcinsel erkeklerin orgazm oranları birbirine yakınken,

the rate of orgasm for women varies significantly by sexual orientation. Kalıp ifadeler

0:47

kadınların orgazm oranının cinsel yönelime göre önemli ölçüde değiştiğini ortaya koydu.

Kalıp ifadeler

varies significantly by sexual orientation: cinsel yönelime göre belirgin ölçüde değişmek

“Varies by sexual orientation”, değerin cinsel yönelime göre tanımlanan gruplar arasında aynı olmadığı anlamına gelir. “Sonuç + vary by + faktör” kalıbında by, verileri bölmek veya karşılaştırmak için kullanılan faktörü belirtir. Bu cümlede “significantly”, farkın belirgin veya büyük olduğunu söyler. Alıntıda test sonucu veya istatistiksel eşik verilmediği için bu sözcük otomatik olarak teknik anlamdaki “istatistiksel olarak anlamlı” iddiası şeklinde okunmamalıdır.

Alıştırma

Bir rapor, bölgeler arasındaki yanıt oranlarını karşılaştırıyor. Gruplandırma faktörünü belirtmek için vary by kullanan cümle hangisidir?

  1. Response rates vary by region.
  2. Response rates vary from 40% to 65%.
  3. Response rates vary with temperature.
Cevabı göster

Response rates vary by region.

Lesbians have around 12% more orgasms than straight women during sex,

0:52

Lezbiyenler seks sırasında heteroseksüel kadınlardan yaklaşık %12 daha sık orgazm oluyor;

with 25% of gay women saying they climaxed with every sexual experience, Notlar

0:56

eşcinsel kadınların %25'i her cinsel deneyimde doruğa ulaştığını,

Dilbilgisi

with 25% of gay women saying: ek bilgi veren with + ad öbeği + -ing yapısı

with 25% of gay women saying ... ifadesi, ana iddiadan sonra ikinci bir istatistik ekler. Burada with, 25% of gay women ad öbeğini getirir; saying ise mantıksal öznesi bu ad öbeği olan bir -ing ortacıdır. with + ad öbeği + -ing yapısı, yeni bir cümle başlatmadan arka plan veya destekleyici bilgiyi sıkıştırarak verir. saying sonrasındaki yan cümle bu kadınların söylediklerini aktarır; with burada “onlarla birlikte” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi with, four in ten respondents ad öbeği ve saying kullanarak tamamlayın: “The survey found that remote workers slept longer, ____ they felt less stressed.”

Cevabı göster

with four in ten respondents saying

Kelime

climaxed: orgazm olmak

Bu cümlede climaxed, “orgazm oldu” anlamına gelen geçişsiz bir geçmiş zaman fiilidir. Bu deneyimi yaşayan kişiler kadınlardır; bu nedenle fiilden sonra nesne gelmez. Climax ayrıca bir hikâyenin, olayın veya sürecin en yoğun noktasına ulaştığı anlamına gelebilir. Buradaki cinsel bağlam, orgazm anlamını seçtirir.

Alıştırma

Bir cinsel sağlık görüşmesinde biri “After treatment, she was able to climax again.” diyor. Burada climax ne anlama gelir?

  1. Başka bir kişinin orgazm olmasını sağladı.
  2. Orgazm oldu.
  3. Hikâyesi en dramatik noktaya ulaştı.
Cevabı göster

Orgazm oldu.

and almost half saying they climaxed over 75% of the time.

1:00

neredeyse yarısıysa deneyimlerin %75'inden fazlasında doruğa ulaştığını söylüyor.

This may be related to the duration of sexual encounters, Kalıp ifadeler

1:04

Bu, cinsel birlikteliklerin süresiyle ilişkili olabilir;

as lesbian couples report an average length of 30 to 45 minutes

1:07

çünkü lezbiyen çiftler ortalama 30 ila 45 dakikalık bir süre bildirirken,

in comparison to the average 15 to 30 minutes by straight women.

1:11

heteroseksüel kadınlarda bu süre ortalama 15 ila 30 dakika.

Kalıp ifadeler

may be related to: olası bir ilişkiye işaret etmek

May be related to kesin bir açıklamadan ziyade olası bir bağlantı sunar. May belirsizliği belirtirken be related to özneyi bir etkenle ilişkilendirir. Kanıta dayalı bir tartışmada bu ifade neden-sonuç ilişkisi kurmaz. Burada süreyle ilgili rakamlar olası bir açıklama yönünü destekler; sürenin tartışılan sonucu mutlaka doğurduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle nedensellik ileri sürmeden bir ilişkiyi temkinli biçimde ifade eder?

  1. The symptoms have no connection with sleep.
  2. The symptoms may be related to lack of sleep.
  3. Lack of sleep definitely caused the symptoms.
Cevabı göster

The symptoms may be related to lack of sleep.

Other explanations point to genetics. Öbek fiiller

1:14

Diğer açıklamalar genetiğe işaret ediyor.

Öbek fiiller

point to: olası bir açıklamayı göstermek

Point to burada mecaz anlamda kullanılmıştır. Özne explanations, evidence, findings veya clues gibi soyut bir kavram olduğunda bir etkeni ya da sonucu “göstermek veya düşündürmek” anlamına gelir. Bu ifade genetiği tamamen kanıtlanmış bir neden olarak değil, bir açıklamanın desteklediği yön olarak sunar. to sonrasındaki nesne, kanıtın veya akıl yürütmenin düşündürdüğü etken ya da sonuçtur.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve “göstermek veya düşündürmek” anlamına gelen iki sözcüklü deyimsel fiille tamamlayın: The latest figures ____ a steady decline in traffic accidents.

Cevabı göster

point to

A study of 4,000 female twins found that

1:16

4.000 ikiz kadın üzerinde yapılan bir araştırma,

genetics predicts a third of the probability

1:19

genetiğin, bir kadının seks sırasında orgazm olma ihtimalinin

that a woman orgasms during sex.

1:21

üçte birini belirlediğini ortaya koydu.

But what about the way an orgasm feels?

1:23

Peki orgazmın nasıl hissettirdiğine ne demeli?

A study of college students asked men and women to describe their experience of an orgasm,

1:26

Üniversite öğrencileriyle yapılan bir araştırmada kadın ve erkeklerden orgazm deneyimlerini tarif etmeleri istendi,

and then later took out the words related to specific genitals. Öbek fiiller

1:30

ardından belirli cinsel organlarla ilgili sözcükler çıkarıldı.

Öbek fiiller

'took out' ifadesinin 'metinden çıkarmak' anlamı

Bu cümlede took out, “çıkardı” veya “sildi” anlamındadır. Nesnesi the words related to specific genitals olduğundan araştırmacılar, öğrencilerin anlatımlarını karşılaştırmadan önce bu sözcükleri yanıt metinlerinden çıkarmıştır. take out ifadesinin anlamını nesne ve bağlam belirler. Nesne words, details veya a section of text olduğunda bu öbek fiil, söz konusu içeriği kaldırmak anlamına gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve 'çıkardı' anlamına gelen öbek fiilin tam geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before publishing the interview, the editor ____ the witness's address.

Cevabı göster

took out

And it turns out that there was very little distinguishable difference between the sexes. Anlatım akışı

1:33

Sonuçta cinsiyetler arasında ayırt edilebilecek çok az fark olduğu görüldü.

Anlatım akışı

'it turns out that' ile ortaya çıkan sonucu bildirmek

it turns out that kalıbı, araştırma, akıl yürütme veya sonraki gelişmeler sonucunda öğrenilen bir gerçeği tanıtır. Burada açıklamayı çalışmanın yönteminden bulgusuna taşır: iki grubun anlatımları arasında ayırt edilebilir çok az fark vardır. It, belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel bir öznedir; sonucu asıl taşıyan bölüm that yan cümlesidir. Bu kalıp çoğu zaman bulgunun dikkat çekici ya da önceki bir beklentiye aykırı olduğunu belirtir, ancak mutlaka şaşkınlık ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve sonucu açıklayan tam kalıpla tamamlayın: We have checked the booking, and ____ breakfast was included.

Cevabı göster

it turns out that

Regardless of your gender,

1:38

Cinsiyetiniz ne olursa olsun,

the brain stimulates blood flow to the genitals and your heartbeat and breathing increase.

1:39

beyin cinsel organlara kan akışını artırır; kalp atışınız ve nefes alışınız hızlanır.

And while PET scans show significant differences Kültür

1:43

PET taramaları, cinsel uyarılma sırasında

in activation patterns during sexual arousal,

1:45

etkinleşme örüntülerinde önemli farklılıklar gösterse de,

brain activity during an orgasm itself

1:48

orgazm sırasındaki beyin etkinliği

is the same between men and women.

1:51

kadınlarda ve erkeklerde aynıdır.

Kültür

PET scans: fizyolojik etkinliğin tıbbi olarak görüntülenmesi

PET, positron emission tomography, yani pozitron emisyon tomografisi ifadesinin kısaltmasıdır. PET taraması, beyin aktivitesi örüntüleri gibi dokulardaki fizyolojik etkinliği gösteren tıbbi bir görüntüleme testidir; sıradan bir fotoğraf değildir. Bu cümlede PET taramaları, cinsel uyarılma sırasındaki etkinleşme örüntülerini orgazm sırasındaki beyin aktivitesiyle karşılaştırmak için kullanılan kanıtı sağlar. İfade, karşılaştırılan nesneyi değil ölçüm yöntemini adlandırır.

Alıştırma

Bu cümlede PET scans nedir?

  1. Dokulardaki fizyolojik etkinliği gösteren bir tıbbi görüntüleme türü
  2. Yazılı bir raporun hızlıca okunması
  3. Evcil hayvanlar için yapılan taramalar
  4. Beynin sıradan fotoğrafları
Cevabı göster

Dokulardaki fizyolojik etkinliği gösteren bir tıbbi görüntüleme türü

The lateral orbitofrontal cortex, Dilbilgisi

1:53

Lateral orbitofrontal korteks,

which controls self-evaluation,

1:55

öz değerlendirmeden,

reason, and control,

1:56

akıl yürütme ve kontrolden sorumludur

shuts down in all genders, Öbek fiiller

1:58

ve cinsiyetten bağımsız olarak devre dışı kalır;

Dilbilgisi

The lateral orbitofrontal cortex, which ...: sınırlayıcı olmayan which yan cümlesi

The lateral orbitofrontal cortex ad öbeği, gönderimde bulunulan bölgeyi zaten tam olarak belirler. Virgüller arasındaki which controls self-evaluation, reason, and control yan cümlesi bu beyin bölgesi hakkında ek bilgi verir; birkaç korteks arasından birini seçmez. İkinci control sözcüğünden ve onu izleyen virgülden sonra ana cümle shuts down ile devam eder. Cümleyi çözümlemek için which yan cümlesini geçici olarak çıkarmak yararlıdır: The lateral orbitofrontal cortex shuts down in all genders.

Alıştırma

Virgüller arasındaki ek bilgi yan cümlesini doğru biçimde başlatan ilgi sözcüğünü yazın: The new telescope, ____ was installed last month, has already found a comet.

Cevabı göster

which

Öbek fiiller

shuts down: etkisizleşmek veya çalışmayı durdurmak

Bu cümlede shuts down, lateral orbitofrontal korteksin çok daha az etkin hâle gelmesi veya normal işlevlerini geçici olarak yerine getirmemesi demektir. Bu, beyin etkinliğindeki azalmanın basitleştirilmiş bir anlatımıdır; ilgili bölgenin kalıcı olarak kapandığı anlamına gelmez. Daha genel olarak shut down, bir makinenin, kurumun, sistemin veya bedensel sürecin çalışmayı durdurmasını anlatan bir phrasal verb’dür. Durmanın tamamen mi kısmen mi, geçici mi kalıcı mı olduğu bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi shut down ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: If the server overheats, it automatically ____ to prevent damage.

Cevabı göster

shuts down

which makes sense as you often lose control during an orgasm. Anlatım akışı

1:59

orgazm sırasında kontrolü sık sık kaybettiğiniz düşünülürse bu gayet mantıklı.

Anlatım akışı

which makes sense as: yorumdan sonra neden sunma

Which, yakındaki genders ismine değil, bu beyin bölgesinin tüm cinsiyetlerde çalışmayı durdurduğu yönündeki önceki iddianın tamamına gönderme yapar. Which makes sense bu iddiayı anlaşılır veya mantıklı olarak değerlendirir. Ardından gelen as yan cümlesi bu değerlendirmenin nedenini verir; dolayısıyla burada as, because anlamındadır. Bu kalıp bilgiyi şu sırayla bağlar: olgu, konuşanın değerlendirmesi ve destekleyici neden.

Alıştırma

Önceki olguya yorum yapan ve nedenini sunan dört sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: Maya checked the figures twice, ____ one mistake could change the result.

Cevabı göster

which makes sense as

And the similarities don't stop there. Anlatım akışı

2:02

Benzerlikler bununla da bitmiyor.

Anlatım akışı

the similarities don't stop there: daha fazla benzerliğin geleceğini bildirmek

Bu yan cümle, daha önce belirtilen benzerliklerin karşılaştırmanın sonu olmadığını ve devamında başka benzerlikler geleceğini anlatır. Buradaki there fiziksel bir yeri göstermez; stop there, anlatımı o noktada bitirmek demektir. Bir geçiş ifadesi olarak daha önce sunulan benzerliklere geri gönderme yapar ve sıradakileri haber verir. There are more similarities gibi düz bir ifadeye kıyasla anlatıma ivme kazandırır ve dinleyiciyi listenin devamını takip etmeye yöneltir.

Alıştırma

Daha fazla ortak özelliğin geleceğini bildiren tam ifadeyle geçiş cümlesini tamamlayın: The similarities ____.

Cevabı göster

don't stop there

Both genders get drowsy after orgasm due to the surge in the sleepy hormone prolactin.

2:04

Her iki cinsiyet de uyku hormonu prolaktindeki ani artış nedeniyle orgazmdan sonra uykulu hisseder.

Interestingly,

2:09

İlginç bir şekilde,

four times as much prolactin is released after intercourse Dilbilgisi

2:10

cinsel ilişkiden sonra salgılanan prolaktin miktarı dört kat fazladır,

compared to orgasm achieved via masturbation,

2:13

mastürbasyonla ulaşılan orgazm sonrasına kıyasla;

Dilbilgisi

four times as much prolactin: sayılamayan isimlerle kat ifade etme

Four times as much prolactin, bir koşuldaki prolaktin miktarının referans koşuldaki miktarın dört katı olduğu anlamına gelir. Four times toplam oranı belirtir; ilk miktarın üzerine dört kat daha eklendiği anlamına gelmez. Kalıp, çarpan + as much + sayılamayan isim + as ya da başka bir karşılaştırma ifadesi biçimindedir. Prolactin burada sayılamayan bir madde olarak ele alındığından much kullanılır. Bu cümlede ikinci bir as yan cümlesi yerine compared to orgasm achieved via masturbation referansı sağlar.

Alıştırma

Büyük bir depo 20 litre, küçük bir depo ise 5 litre su alıyor. Cümleyi çarpan kalıbıyla tamamlayın: The large tank holds ____ water as the small tank.

Cevabı göster

four times as much

meaning you don't get as sleepy after a solo session. Notlar

2:15

yani tek başınıza yaptığınız bir seansın ardından o kadar uykunuz gelmez.

Dilbilgisi

meaning you don't get as sleepy: meaning ile sonuç eklemek

Burada meaning, önceki karşılaştırmanın tamamının sonucunu veya yorumunu belirten çekimsiz bir -ing yan cümlesi başlatır. which means that ifadesine yakındır: mastürbasyon sonrasındaki daha düşük prolaktin tepkisi, kişinin daha sonra daha az uykulu olduğu sonucuna bağlanır. Bu kalıpta meaning kimsenin niyetini anlatmaz. Belirtilmiş bir olguyu o olgudan çıkan sonuçla bağlar: [olgu], meaning [sonuç veya açıklama].

Alıştırma

İkinci cümleyi -ing biçimindeki sonuç bağlayıcısı meaning ile yeniden yazın. The road is flooded, which means that the bus cannot get through. The road is flooded, ____ the bus cannot get through.

Cevabı göster

meaning

Kelime

gayriresmî bir cinsel örtmece olarak solo session

Bu cinsel sağlık bağlamında solo session, masturbation için kullanılan gayriresmî bir örtmecedir; yani tek başına gerçekleştirilen cinsel faaliyeti ifade eder. Solo, bunu cinsel ilişkiden veya partnerli başka faaliyetlerden ayırırken session eylemi dolaylı ve hafif bir dille sunar. Bu ifade bağlama bağlıdır ve mastürbasyon için sabit bir terim değildir. Başka bir ortamda a solo session, pratik, antrenman veya ders gibi tek başına yapılan herhangi bir etkinliği anlatabilir.

Alıştırma

Örnekte solo session ne anlama geliyor?

  1. bir eğitmenle bire bir ders
  2. tek kişinin katıldığı bir iş toplantısı
  3. bir mastürbasyon eylemi
Cevabı göster

bir mastürbasyon eylemi

And while we once thought that spontaneous orgasms during sleep, Anlatım akışı

2:18

Bir zamanlar uykuda kendiliğinden yaşanan orgazmların,

otherwise known as wet dreams, Kalıp ifadeler

2:21

yani ıslak rüyaların,

were only for men,

2:23

yalnızca erkeklere özgü olduğunu düşünsek de,

one study reports that 37% of women have had nocturnal orgasms,

2:24

bir araştırmaya göre kadınların %37'si uykuda orgazm yaşamış,

Anlatım akışı

while we once thought that ... one study reports that: eski görüşten yeni kanıta

Burada while, aynı anda gerçekleşen iki olayı değil, bir ödünleme ya da karşıtlığı anlatır. while we once thought that ... kalıbı, önce eski bir inanışı arka plan olarak sunar. Ardından ana cümledeki one study reports that ... bu inanışa meydan okuyan kanıtı tanıtır. Bu “eski görüş–yeni kanıt” düzeni, bilginin güncellendiğini gösterir. Ayrıca one study, iddiayı evrensel bir gerçek gibi sunmak yerine belirli bir kaynağa bağlar.

Alıştırma

Bilginin güncellendiği cümleyi iki hedef kalıpla tamamlayın: ____ city trees only made streets prettier, ____ they can also reduce summer heat.

Cevabı göster

While we once thought that · one study reports that

Kalıp ifadeler

otherwise known as: başka bir adı tanıtmak

Kalıplaşmış otherwise known as ifadesi “diğer adıyla” veya “başka bir adla bilinen” anlamına gelir. Burada spontaneous orgasms during sleep ifadesini alternatif adı wet dreams ile bağlar; iki ad da aynı olguyu belirtir. İfadenin tamamı, parantez içi bir adlandırma açıklaması gibi çalışır. Bu kalıpta otherwise, “aksi takdirde” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Diğer adıyla” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The axolotl, ____ the Mexican walking fish, can regrow lost limbs.

Cevabı göster

otherwise known as

and 30% had had one in the past year.

2:29

%30'uysa son bir yıl içinde en az bir kez yaşamış.

Even multiple orgasms,

2:32

Hatta çoklu orgazmın,

a phenomenon thought to be exclusively for women, Dilbilgisi

2:33

yalnızca kadınlara özgü bir olgu olduğu düşünülüyordu,

as they lack a refractory period, Kültür

2:36

çünkü kadınlarda refrakter dönem yoktur;

has been seen in men as well.

2:37

ancak bu durum erkeklerde de görülmüştür.

Dilbilgisi

a phenomenon thought to be exclusively for women içindeki kısaltılmış cümlecik

a phenomenon thought to be exclusively for women ad öbeğinde thought to be exclusively for women, edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. a phenomenon that was thought to be exclusively for women yapısına eşdeğerdir. Phenomenon sözcüğünü niteler ve bu görüşü kimin benimsediğini belirtmeden mevcut bir inanışı aktarır. Exclusively for women, “yalnızca kadınlarda görüldüğüne inanılan” anlamına gelir. Bu cümlede çevredeki karşıtlık, bu inanışı önceki bir görüş olarak sunar; araya giren bilgi bittikten sonra ana cümle devam eder.

Alıştırma

Kısaltılmış edilgen ilgi cümleciğini thought kullanarak tamamlayın: The painting, ____ an original, turned out to be a copy.

Cevabı göster

thought to be

Kültür

Cinsel sağlık bağlamlarında a refractory period

Bu cinsel sağlık bağlamında a refractory period, orgazmdan sonraki geçici toparlanma aralığıdır; bu sırada yeniden orgazm olmak veya güçlü bir fizyolojik cinsel tepki vermek daha zordur ya da geçici olarak mümkün olmayabilir. Bu durum geçicidir ve tepki verme yetisinin kalıcı olarak kaybedilmesi anlamına gelmez. Cümle, bu aralığın olmamasıyla art arda orgazm olabilme arasında bağlantı kuran geleneksel bir açıklamaya gönderme yapar.

Alıştırma

Bu bağlamda a refractory period neyi ifade eder?

  1. Cinsel tepki yaşamanın kalıcı olarak imkânsız olması
  2. Cinsel ilişkiye girmemeyi seçme dönemi
  3. Orgazmdan sonra yeniden tepki vermenin daha zor olduğu geçici bir aralık
Cevabı göster

Orgazmdan sonra yeniden tepki vermenin daha zor olduğu geçici bir aralık

Though male orgasms generally happen simultaneously with ejaculation, Anlatım akışı

2:39

Erkeklerde orgazm genellikle boşalmayla aynı anda gerçekleşse de,

research has documented that men are capable of non-ejaculatory orgasm

2:43

araştırmalar erkeklerin boşalmadan da orgazm olabildiğini

that can occur prior to as well as after ejaculation. Kalıp ifadeler

2:47

ve bunun boşalmadan önce de sonra da gerçekleşebileceğini belgelemiştir.

Anlatım akışı

Though ..., research has documented that ...: kanıttan önce genel durumu kabul etmek

Though zaman ilişkisi değil, ödünleme bildirir. Açılış yan cümlesi genel örüntüyü kabul eder; böylece okuyucu daha sonra sunulan olasılığı bu örüntünün tamamen yerine geçen bir durum olarak algılamaz. Ardından research has documented that, ek bir olasılığı yalnızca varsayım olarak değil, kanıtlarla belgelenmiş bir durum olarak sunar. Yeniden kullanılabilir sav yapısı şöyledir: Though X ile genel durumu kabul edin, ardından Y için belgelenmiş kanıtları sunun.

Alıştırma

Vurgulanan yapı bu cümlede ne işlev görür?

  1. Genel örüntüyü kabul eder, ardından araştırmayla desteklenen bir istisna veya ek olasılık sunar.
  2. Araştırmanın boşalmayla aynı anda gerçekleştiğini söyler.
  3. İlk yan cümleyi araştırma bulgusunun nedeni olarak sunar.
Cevabı göster

Genel örüntüyü kabul eder, ardından araştırmayla desteklenen bir istisna veya ek olasılık sunar.

Kalıp ifadeler

prior to as well as after: aynı olayın öncesi ve sonrası

prior to, before anlamına gelir. prior to as well as after yapısında as well as iki zaman konumunu bağlar ve ejaculation ortak referans olayıdır. Bu nedenle ifade, söz konusu olayın hem öncesinde hem de sonrasında gerçekleşmeyi kapsar; as well as burada derece karşılaştırması değildir. Yeniden kullanılabilir resmî kalıp prior to as well as after + event biçimindedir. Olayı yalnızca bir kez adlandırırken zaman çizelgesinin iki tarafını da kapsar.

Alıştırma

Raporu hem önce hem de sonra anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: Changes may appear ____ the inspection.

Cevabı göster

prior to as well as after

This shared experience of the orgasm makes sense from an evolutionary perspective. Kalıp ifadeler

2:50

Bu ortak orgazm deneyimi, evrimsel açıdan anlamlıdır.

Kalıp ifadeler

from an evolutionary perspective: evrimsel bir bakış açısından

from an evolutionary perspective edat öbeği, iddiayı evrim kuramı çerçevesinde sunar: bir özelliğin veya davranışın uyum, üreme ya da hayatta kalmayla ilişkili olarak nasıl anlaşılabileceğini düşünmeye yöneltir. Burada dinleyiciye, paylaşılan bir deneyimin neden anlamlı olabileceğini açıklarken hangi analiz bakışının kullanıldığını gösterir. Bu çerçeve bir savı düzenler, ancak evrimsel bir nedeni kanıtlamaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp from a/an + alan veya bakış açısı + perspective şeklindedir; from a legal perspective buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi “evrim kuramı açısından bakıldığında” anlamındaki tam bakış açısı kalıbıyla tamamlayın: ____, cooperation between relatives may improve the survival of shared genes.

Cevabı göster

From an evolutionary perspective

Just like when you see someone cry Anlatım akışı

2:55

Tıpkı birinin ağladığını gördüğünüzde

and feel sad for them because you understand it,

2:56

onu anladığınız için onun adına üzülmeniz gibi,

observing or being part of a partner's orgasm

2:59

partnerinizin orgazmını izlemek veya ona ortak olmak

can enhance the desire and experience of your own.

3:01

kendi arzunuzu ve orgazm deneyiminizi güçlendirebilir.

Anlatım akışı

Just like when: tanıdık bir durumla benzetme kurmak

Just like when başlangıcı, tanıdık bir durumu benzetme olarak kullanmak üzere önce sunar. when yan cümlesi referans örneğini—birinin ağladığını görmek ve empati yoluyla üzülmek—verir; böylece dinleyici, partner deneyimiyle ilgili daha soyut iddiadan önce somut bir modele sahip olur. Karşılaştırma yan cümlesinden sonra ana cümle, açıklanmak istenen düşünceyi belirtir. Bu, sözlü açıklamalarda yeniden kullanılabilecek bir bilgi düzeni oluşturur: önce tanıdık örnek, sonra ona paralel veya daha az tanıdık düşünce.

Alıştırma

İlk durumu benzetme olarak sunan başlangıcı seçin: ____ a familiar smell brings back a memory, an old song can take you back to a specific moment.

  1. Because
  2. Even though
  3. Only when
  4. Just like when
Cevabı göster

Just like when

If we had completely different orgasms, Dilbilgisi

3:04

Orgazmlarımız tamamen farklı olsaydı,

that same connection wouldn't be there.

3:06

aramızda aynı bağ oluşmazdı.

Dilbilgisi

If we had ..., ... wouldn't be there: conditional kedua

Bu bir ikinci koşul cümlesidir: if + simple past (had), şimdiki zamana ilişkin hayalî bir durum kurar; would not + fiilin yalın hâli (wouldn't be) ise varsayımsal sonucu verir. Buradaki had geçmişte yaşanmış bir olayı anlatmaz, gerçeklikten varsayımsal uzaklığı gösterir. Konuşmacı, deneyimlerin tamamen farklı olduğunu hayal ederek gerçek durum hakkında tersinden akıl yürütür. İma edilen düşünce, bu bağın oluşmasına yetecek kadar benzerlik bulunduğudur.

Alıştırma

İkinci koşul cümlesini would be ifadesinin kısaltılmış olumsuz biçimiyle tamamlayın: If our schedules were completely different, we ____ able to meet every week.

Cevabı göster

wouldn't be

At the end of the day, Deyimler

3:08

Sonuçta,

while sexual arousal may be different between men and women,

3:09

cinsel uyarılma kadın ve erkeklerde farklı olabilse de,

major differences in orgasm experience

3:12

orgazm deneyimindeki büyük farklılıklar

likely come down to the individual level. Öbek fiiller

3:14

muhtemelen bireysel farklılıklardan kaynaklanır.

Deyimler

At the end of the day sebagai penanda kesimpulan

At the end of the day, 'her şeyi göz önünde bulundurduktan sonra' veya 'sonuçta' anlamına gelen, gerçek zaman anlamı taşımayan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye konuşmacının ana sonucunu vermek üzere olduğunu bildirir. Burada gruplar arasındaki karşılaştırmayı kapatır ve dikkati konuşmacının temel sonucuna yöneltir: en büyük farklar muhtemelen bireyler arasındadır.

Alıştırma

Hangi cümlede At the end of the day gerçek bir zaman ifadesi olarak değil, özetleme belirteci olarak kullanılmıştır?

  1. Please send the report by the end of the day.
  2. At the end of the day, trust matters more than speed.
  3. We lock the office at the end of the day.
Cevabı göster

At the end of the day, trust matters more than speed.

Öbek fiiller

come down to: belirleyici etkeni saptamak

Come down to, çeşitli ayrıntılar veya olasılıklar değerlendirildikten sonra temel açıklamanın ya da belirleyici etkenin to sözcüğünden sonra gelen unsur olduğunu belirtir. Burada temel farklılıkların nihayetinde bireyler arasındaki değişkenliğe bağlandığı ifade edilir. Kalıp, something comes down to + isim, isim öbeği, fiilimsi veya soru sözcüklü yan cümle şeklindedir. Karmaşık bir tartışmayı en önemli etkene odaklanarak sonuçlandırmak için sık kullanılır; bu cümledeki likely, sonucu kesin değil olası tutar.

Alıştırma

Cümleyi come down to ile tamamlayın: After reviewing the evidence, the final choice may ____ how reliable the data is.

Cevabı göster

come down to

Differences in physiology, anatomy, and our psychology play a huge role. Kalıp ifadeler

3:16

Fizyoloji, anatomi ve psikolojimizdeki farklılıklar büyük rol oynar.

Kalıp ifadeler

play a huge role: çok güçlü bir etkiyi anlatmak

Play a huge role, bir durum veya sonuç üzerinde çok güçlü bir etkiye sahip olmak demektir. Özne, etkiyi yaratan unsuru belirtir; role burada tiyatrodaki bir karakteri değil mecazi bir işlevi anlatır, huge ise etkiyi ölçmeden önemi artırır. Yeniden kullanılabilen kalıp X plays a huge role in + isim, fiilimsi veya soru sözcüklü yan cümle şeklindedir. Altyazıdaki gibi çoğul öznelerde play kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi play a huge role ile tamamlayın: Trust can ____ in whether a team succeeds.

Cevabı göster

play a huge role

So get to know your own body to optimize your sexual experiences.

3:21

Bu yüzden cinsel deneyimlerinizi en iyi hâle getirmek için kendi bedeninizi tanıyın.

You can always learn even more about sexual pleasure

3:24

Cinsel haz hakkında daha da fazlasını öğrenebilirsiniz,

during your solo sessions

3:27

özellikle tek başınıza yaptığınız seanslar konusunda,

in our video, Is Masturbation Good For You?

3:28

“Mastürbasyon Sizin İçin İyi mi?” adlı videomuzdan.

Link in the description below.

3:30

Bağlantı aşağıdaki açıklamada.

And a special thanks to Audible for supporting this episode

3:32

Bu bölümü destekleyen Audible'a da özel olarak teşekkür ederiz;

to give you a free 30-day trial at audible.com/asap.

3:35

böylece audible.com/asap adresinde 30 günlük ücretsiz denemeden yararlanabilirsiniz.

This week we wanted to recommend the book Ton ve niyet

3:39

Bu hafta önermek istediğimiz kitap

But What If We're Wrong,

3:41

“But What If We're Wrong”;

Ton ve niyet

wanted to recommend: mevcut öneriyi daha yumuşak ifade etmek

Bu cümlede wanted to recommend, konuşanların şu anda yaptığı bir öneriyi dile getirir. Geçmiş biçim olan wanted, isteğin mutlaka sona erdiği anlamına gelmez. İngilizcede wanted to, şu anda yapılan bir rica, öneri veya duyurudan önce biraz mesafe yaratmak için sıkça kullanılır. Bu mesafe, girişi We recommend ifadesine göre daha az ani ve daha yumuşak hâle getirir.

Alıştırma

Wanted bu cümlede büyük olasılıkla hangi işlevi görür? “I wanted to ask if we could move the meeting to Friday.”

  1. Toplantının kendisini geçmiş zamana yerleştirir.
  2. Konuşanın artık soru sormak istemediğini belirtir.
  3. Şu anda yapılan bir ricayı yumuşatır.
Cevabı göster

Şu anda yapılan bir ricayı yumuşatır.

which questions everything we think we know in today's world Kelime

3:42

günümüz dünyasında bildiğimizi düşündüğümüz her şeyi

and how it might appear to those in the far future.

3:45

ve bunların uzak gelecekteki insanlara nasıl görünebileceğini sorguluyor.

Kelime

questions everything we think we know: karşı çıkma anlamındaki question

Burada questions, “karşı çıkmak, şüphe etmek veya eleştirel biçimde incelemek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Nesnesi everything we think we know olduğundan kitap bilgi istemek yerine kabul edilmiş inançları incelemeye alır. Bu yapı çözümleyici yazılarda yaygındır: Bir kişi, kitap, araştırma veya olay bir varsayımı, inancı, iddiayı ya da kararı question edebilir. Bu kullanım, kabul edilmiş düşüncenin göründüğü kadar kesin olmayabileceğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede question, altyazıdakiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. She asked a question about the train schedule.
  2. The documentary questions the belief that success always brings happiness.
  3. The reporter wrote the questions on a card.
Cevabı göster

The documentary questions the belief that success always brings happiness.

Pretty neat.

3:48

Oldukça ilginç.

You can get a free 30-day trial at audible.com/asap

3:49

audible.com/asap adresinde 30 günlük ücretsiz denemeden yararlanabilirsiniz

and choose from a massive selection.

3:52

ve devasa bir seçki arasından tercih yapabilirsiniz.

We love them as they're great when you're on the go. Deyimler

3:54

Hareket hâlindeyken harika olduğu için Audible'ı çok seviyoruz.

Deyimler

On the go: hareket hâlinde veya yoğun olmak

On the go, kişinin olağan bulunduğu yerden uzakta olup yerler ya da etkinlikler arasında hareket etmesini veya çok yoğun olmasını anlatan bir deyimdir. Burada işe gidip gelirken ya da dışarıdayken sesli kitap dinlemenin kullanışlı olduğu durumu anlatır. Özellikle yürümek anlamına gelmez ve on bir cihazın açık olduğunu belirtmez. Yaygın be + on the go yapısında bu ifade, kişinin o anki durumunu veya hareketli yaşam tarzını anlatır.

Alıştırma

“This app is useful when you're on the go,” cümlesinde on the go ne anlama gelir?

  1. Bir cihaz açılırken
  2. Belirli bir varış noktasına doğru giderken
  3. Dışarıda, hareket hâlinde veya yoğun olduğunuzda
  4. Yalnızca yürürken
Cevabı göster

Dışarıda, hareket hâlinde veya yoğun olduğunuzda

And subscribe for more weekly science videos.

3:56

Her hafta daha fazla bilim videosu için abone olun.