Erkek ve Kadın Orgazmları - Hangisi Daha İyi?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu video araştırmalarla orgazm sıklığı ve süresini, beyin etkinliğini, hormonları, uykuyu ve fizyolojiyi cinsiyetler arasında karşılaştırıyor; birçok farkın bireysel olduğu sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. less to do with gender and more to do with: Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Bir nedenin ağırlığını azaltıp diğerini kesinlik iddiası olmadan güçlendirin. 2. otherwise known as: Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler. Bir terimin daha tanıdık alternatif adını kısaca tanıtın. 3. come down to: Öbek fiiller. Bir sonucun en sonunda tek bir ana etkene bağlı olduğunu belirtin ve kanıtları tarttıktan sonra ölçülü bir sonuç verin.
Bu derste
Despite being an amazing near universal phenomenon,
0:00Şaşırtıcı ve neredeyse evrensel bir olgu olmasına rağmen,
there's still a lot of speculation around the orgasm's function and value.
0:03orgazmın işlevi ve değeri hakkında hâlâ pek çok varsayım var.
But what are the differences between male and female orgasms that we know of, Kalıp ifadeler
0:08Peki erkek ve kadın orgazmları arasında bildiğimiz farklar neler
that we know of: bir iddiayı mevcut bilgilerle sınırlamak
the differences ... that we know of ifadesinde that we know of ilgi cümleciği, the differences ifadesini şu ana kadar belirlenmiş veya var olduğu bilinen farklarla sınırlar. Bu, soruyu daha temkinli hâle getirir: konuşan kişi araştırmaların olası her farkı bulduğunu iddia etmez. Burada know of, “bir şeyin varlığından haberdar olmak” anlamına gelir. Of, know of fiil öbeğinin bir parçasıdır; differences ismine bağlı bir edat değildir.
Alıştırma
the differences that we know of ifadesinde that we know of ne anlatır?
- Soruyu şu anda bilinen veya belirlenmiş farklarla sınırlar.
- Farkların nedenini açıklar.
- Farkların belirli bir kişiye ait olduğunu söyler.
- Araştırmacıların her farkı tüm ayrıntılarıyla anladığını söyler.
Cevabı göster
Soruyu şu anda bilinen veya belirlenmiş farklarla sınırlar.
has it better: daha avantajlı bir durumda olmak
Who has it better? hangi grubun genel deneyiminin, koşullarının veya gördüğü muamelenin daha avantajlı olduğunu sorar. Bu cümlede karşılaştırma, erkek ve kadın orgazm deneyimleriyle ilgilidir. Kalıp have it better şeklindedir; çoğu zaman ardından than gelir veya karşılaştırma zaten açıksa tek başına kullanılır. It, somut bir nesneyi adlandırmak yerine genel bir durumu özetler; dolayısıyla ifade bir şeye sahip olma konusunda daha başarılı olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: One office offers flexible hours and free meals, while the other offers neither. The first team ____.
Cevabı göster
has it better
the length of a woman's orgasm is longer than men, Dilbilgisi
0:14kadınlarda orgazm erkeklerdekinden daha uzun sürer;
while most males tend to last around 3 to 10 seconds. Dilbilgisi
0:19çoğu erkekte yaklaşık 3 ila 10 saniye sürer.
Paralel karşılaştırma: longer than men değil, longer than a man's
Amaç, bir kadının orgazmının ne kadar sürdüğüyle bir erkeğin orgazmının ne kadar sürdüğünü karşılaştırmaktır. Vurgulanan ifadede the length, men ile karşılaştırıldığı için bir ölçü yanlış biçimde insanlarla eşleştirilmiştir. Karşılaştırmanın iki tarafında da aynı türden şeyler bulunmalıdır. Doğal bir düzeltme A woman's orgasm lasts longer than a man's cümlesidir; burada a man's, a man's orgasm anlamına gelir. Daha resmî bir seçenek ise The length of a woman's orgasm is greater than that of a man's orgasm cümlesidir.
Alıştırma
Bir kişinin orgazm süresini başka bir kişinin orgazm süresiyle doğru biçimde karşılaştıran cümle hangisidir?
- A woman's orgasm lasts longer than a man's.
- A woman's orgasm lasts longer than a man.
- The length of a woman's orgasm is longer than men.
Cevabı göster
A woman's orgasm lasts longer than a man's.
tend to last: kesinlik değil, genel bir eğilim
Tend to + fiilin yalın hâli, bir şeyin her seferinde gerçekleştiğini söylemeden genellikle ne olduğunu veya neyin muhtemel olduğunu anlatır. Burada tend to last, sürenin çoğunlukla belirtilen aralıkta olduğu anlamına gelir; her durumun aynı olduğunu belirtmez. Last, belirli bir süre boyunca devam etmek anlamındadır. Altyazıda most males dil bilgisel özne olsa da verilmek istenen anlam onların orgazmlarının süresiyle ilgilidir.
Alıştırma
İstisnasız bir kural yerine genel bir eğilim belirtmek için tend to kullanın: Rechargeable batteries ____ last longer when they are kept away from heat.
Cevabı göster
tend to
In a national Australian survey of heterosexual sex,
0:25Avustralya genelinde heteroseksüel cinsel ilişki üzerine yapılan bir araştırmada,
researchers found that men had an orgasm in 95% of encounters, Dilbilgisi
0:28araştırmacılar, erkeklerin cinsel birlikteliklerin %95'inde orgazm olduğunu,
women did ifadesinde did ile yüklem ikamesi
women did ifadesindeki did, daha önce geçen geçmiş zaman yüklemi had an orgasm yerine kullanılır. Burada tek başına yapmak veya bir eylemi gerçekleştirmek anlamına gelmez; eksik bırakılan anlam ilk cümlecikten çıkarılır. Bu yardımcı fiil ikamesi karşılaştırmayı daha kısa hâle getirir. Yeni özne women, men ile karşıtlık oluştururken did, had fiilinin basit geçmiş zaman anlamını korur.
Alıştırma
enjoyed the workshop yerine geçen yardımcı fiille karşılaştırmayı tamamlayın: The older group enjoyed the workshop, and the younger group ____ too.
Cevabı göster
did
and more to do with the types of sex you're having.
0:38yaptığınız seksin türüyle ilgisi daha fazla olabilir.
less to do with X and more to do with Y kalıbı
Buradaki have to do with, bir şeyle ilgili olmak veya onunla açıklanmak anlamına gelir; zorunluluk bildiren have to + fiil yapısı değildir. less to do with X and more to do with Y paralel kalıbı, açıklama olarak X'in önemini azaltır ve Y'yi daha güçlü etken olarak öne çıkarır. X'in hiçbir ilgisi olmadığını iddia etmek yerine iki açıklamanın ağırlığını yeniden değerlendirir.
Alıştırma
traffic unsurunu daha zayıf, a server failure unsurunu daha güçlü açıklama olarak sunacak şekilde cümleyi tamamlayın: The delay has ____ to do with traffic and ____ to do with a server failure.
Cevabı göster
less · more
a study of single Americans aged 21 to 26 found that Dilbilgisi
0:4121-26 yaşlarındaki bekâr Amerikalılar üzerinde yapılan bir araştırma,
Kısaltılmış yaş niteleyicisi olarak Americans aged 21 to 26
“Americans aged 21 to 26” ifadesinde “aged 21 to 26” isimden sonra gelir ve araştırmaya hangi Amerikalıların dahil edildiğini belirtir. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir; burada “Americans who were aged 21 to 26” ile eşdeğerdir. Günlük İngilizcede “Americans who were 21 to 26 years old” daha doğal bir ifadedir. Bu kısa isim sonrası niteleyici; anketlerde, haberlerde ve araştırma yazılarında yaygındır. “Aged” katılımcıların yaş aralığını tanımlar; geçmiş zamanda yapılmış etkin bir eylem değildir.
Alıştırma
Kısaltılmış yaş niteleyicisini kullanarak resmi demografik tanımı tamamlayın: The survey included Americans ____.
Cevabı göster
aged 21 to 26
while straight and gay men's rate of orgasm is similar,
0:44heteroseksüel ve eşcinsel erkeklerin orgazm oranları birbirine yakınken,
the rate of orgasm for women varies significantly by sexual orientation. Kalıp ifadeler
0:47kadınların orgazm oranının cinsel yönelime göre önemli ölçüde değiştiğini ortaya koydu.
varies significantly by sexual orientation: cinsel yönelime göre belirgin ölçüde değişmek
“Varies by sexual orientation”, değerin cinsel yönelime göre tanımlanan gruplar arasında aynı olmadığı anlamına gelir. “Sonuç + vary by + faktör” kalıbında by, verileri bölmek veya karşılaştırmak için kullanılan faktörü belirtir. Bu cümlede “significantly”, farkın belirgin veya büyük olduğunu söyler. Alıntıda test sonucu veya istatistiksel eşik verilmediği için bu sözcük otomatik olarak teknik anlamdaki “istatistiksel olarak anlamlı” iddiası şeklinde okunmamalıdır.
Alıştırma
Bir rapor, bölgeler arasındaki yanıt oranlarını karşılaştırıyor. Gruplandırma faktörünü belirtmek için vary by kullanan cümle hangisidir?
- Response rates vary by region.
- Response rates vary from 40% to 65%.
- Response rates vary with temperature.
Cevabı göster
Response rates vary by region.
Lesbians have around 12% more orgasms than straight women during sex,
0:52Lezbiyenler seks sırasında heteroseksüel kadınlardan yaklaşık %12 daha sık orgazm oluyor;
with 25% of gay women saying they climaxed with every sexual experience, Notlar
0:56eşcinsel kadınların %25'i her cinsel deneyimde doruğa ulaştığını,
with 25% of gay women saying: ek bilgi veren with + ad öbeği + -ing yapısı
with 25% of gay women saying ... ifadesi, ana iddiadan sonra ikinci bir istatistik ekler. Burada with, 25% of gay women ad öbeğini getirir; saying ise mantıksal öznesi bu ad öbeği olan bir -ing ortacıdır. with + ad öbeği + -ing yapısı, yeni bir cümle başlatmadan arka plan veya destekleyici bilgiyi sıkıştırarak verir. saying sonrasındaki yan cümle bu kadınların söylediklerini aktarır; with burada “onlarla birlikte” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi with, four in ten respondents ad öbeği ve saying kullanarak tamamlayın: “The survey found that remote workers slept longer, ____ they felt less stressed.”
Cevabı göster
with four in ten respondents saying
climaxed: orgazm olmak
Bu cümlede climaxed, “orgazm oldu” anlamına gelen geçişsiz bir geçmiş zaman fiilidir. Bu deneyimi yaşayan kişiler kadınlardır; bu nedenle fiilden sonra nesne gelmez. Climax ayrıca bir hikâyenin, olayın veya sürecin en yoğun noktasına ulaştığı anlamına gelebilir. Buradaki cinsel bağlam, orgazm anlamını seçtirir.
Alıştırma
Bir cinsel sağlık görüşmesinde biri “After treatment, she was able to climax again.” diyor. Burada climax ne anlama gelir?
- Başka bir kişinin orgazm olmasını sağladı.
- Orgazm oldu.
- Hikâyesi en dramatik noktaya ulaştı.
Cevabı göster
Orgazm oldu.
and almost half saying they climaxed over 75% of the time.
1:00neredeyse yarısıysa deneyimlerin %75'inden fazlasında doruğa ulaştığını söylüyor.
This may be related to the duration of sexual encounters, Kalıp ifadeler
1:04Bu, cinsel birlikteliklerin süresiyle ilişkili olabilir;
as lesbian couples report an average length of 30 to 45 minutes
1:07çünkü lezbiyen çiftler ortalama 30 ila 45 dakikalık bir süre bildirirken,
in comparison to the average 15 to 30 minutes by straight women.
1:11heteroseksüel kadınlarda bu süre ortalama 15 ila 30 dakika.
may be related to: olası bir ilişkiye işaret etmek
May be related to kesin bir açıklamadan ziyade olası bir bağlantı sunar. May belirsizliği belirtirken be related to özneyi bir etkenle ilişkilendirir. Kanıta dayalı bir tartışmada bu ifade neden-sonuç ilişkisi kurmaz. Burada süreyle ilgili rakamlar olası bir açıklama yönünü destekler; sürenin tartışılan sonucu mutlaka doğurduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle nedensellik ileri sürmeden bir ilişkiyi temkinli biçimde ifade eder?
- The symptoms have no connection with sleep.
- The symptoms may be related to lack of sleep.
- Lack of sleep definitely caused the symptoms.
Cevabı göster
The symptoms may be related to lack of sleep.
point to: olası bir açıklamayı göstermek
Point to burada mecaz anlamda kullanılmıştır. Özne explanations, evidence, findings veya clues gibi soyut bir kavram olduğunda bir etkeni ya da sonucu “göstermek veya düşündürmek” anlamına gelir. Bu ifade genetiği tamamen kanıtlanmış bir neden olarak değil, bir açıklamanın desteklediği yön olarak sunar. to sonrasındaki nesne, kanıtın veya akıl yürütmenin düşündürdüğü etken ya da sonuçtur.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “göstermek veya düşündürmek” anlamına gelen iki sözcüklü deyimsel fiille tamamlayın: The latest figures ____ a steady decline in traffic accidents.
Cevabı göster
point to
genetics predicts a third of the probability
1:19genetiğin, bir kadının seks sırasında orgazm olma ihtimalinin
A study of college students asked men and women to describe their experience of an orgasm,
1:26Üniversite öğrencileriyle yapılan bir araştırmada kadın ve erkeklerden orgazm deneyimlerini tarif etmeleri istendi,
and then later took out the words related to specific genitals. Öbek fiiller
1:30ardından belirli cinsel organlarla ilgili sözcükler çıkarıldı.
'took out' ifadesinin 'metinden çıkarmak' anlamı
Bu cümlede took out, “çıkardı” veya “sildi” anlamındadır. Nesnesi the words related to specific genitals olduğundan araştırmacılar, öğrencilerin anlatımlarını karşılaştırmadan önce bu sözcükleri yanıt metinlerinden çıkarmıştır. take out ifadesinin anlamını nesne ve bağlam belirler. Nesne words, details veya a section of text olduğunda bu öbek fiil, söz konusu içeriği kaldırmak anlamına gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve 'çıkardı' anlamına gelen öbek fiilin tam geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before publishing the interview, the editor ____ the witness's address.
Cevabı göster
took out
And it turns out that there was very little distinguishable difference between the sexes. Anlatım akışı
1:33Sonuçta cinsiyetler arasında ayırt edilebilecek çok az fark olduğu görüldü.
'it turns out that' ile ortaya çıkan sonucu bildirmek
it turns out that kalıbı, araştırma, akıl yürütme veya sonraki gelişmeler sonucunda öğrenilen bir gerçeği tanıtır. Burada açıklamayı çalışmanın yönteminden bulgusuna taşır: iki grubun anlatımları arasında ayırt edilebilir çok az fark vardır. It, belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel bir öznedir; sonucu asıl taşıyan bölüm that yan cümlesidir. Bu kalıp çoğu zaman bulgunun dikkat çekici ya da önceki bir beklentiye aykırı olduğunu belirtir, ancak mutlaka şaşkınlık ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve sonucu açıklayan tam kalıpla tamamlayın: We have checked the booking, and ____ breakfast was included.
Cevabı göster
it turns out that
the brain stimulates blood flow to the genitals and your heartbeat and breathing increase.
1:39beyin cinsel organlara kan akışını artırır; kalp atışınız ve nefes alışınız hızlanır.
in activation patterns during sexual arousal,
1:45etkinleşme örüntülerinde önemli farklılıklar gösterse de,
PET scans: fizyolojik etkinliğin tıbbi olarak görüntülenmesi
PET, positron emission tomography, yani pozitron emisyon tomografisi ifadesinin kısaltmasıdır. PET taraması, beyin aktivitesi örüntüleri gibi dokulardaki fizyolojik etkinliği gösteren tıbbi bir görüntüleme testidir; sıradan bir fotoğraf değildir. Bu cümlede PET taramaları, cinsel uyarılma sırasındaki etkinleşme örüntülerini orgazm sırasındaki beyin aktivitesiyle karşılaştırmak için kullanılan kanıtı sağlar. İfade, karşılaştırılan nesneyi değil ölçüm yöntemini adlandırır.
Alıştırma
Bu cümlede PET scans nedir?
- Dokulardaki fizyolojik etkinliği gösteren bir tıbbi görüntüleme türü
- Yazılı bir raporun hızlıca okunması
- Evcil hayvanlar için yapılan taramalar
- Beynin sıradan fotoğrafları
Cevabı göster
Dokulardaki fizyolojik etkinliği gösteren bir tıbbi görüntüleme türü
The lateral orbitofrontal cortex, which ...: sınırlayıcı olmayan which yan cümlesi
The lateral orbitofrontal cortex ad öbeği, gönderimde bulunulan bölgeyi zaten tam olarak belirler. Virgüller arasındaki which controls self-evaluation, reason, and control yan cümlesi bu beyin bölgesi hakkında ek bilgi verir; birkaç korteks arasından birini seçmez. İkinci control sözcüğünden ve onu izleyen virgülden sonra ana cümle shuts down ile devam eder. Cümleyi çözümlemek için which yan cümlesini geçici olarak çıkarmak yararlıdır: The lateral orbitofrontal cortex shuts down in all genders.
Alıştırma
Virgüller arasındaki ek bilgi yan cümlesini doğru biçimde başlatan ilgi sözcüğünü yazın: The new telescope, ____ was installed last month, has already found a comet.
Cevabı göster
which
shuts down: etkisizleşmek veya çalışmayı durdurmak
Bu cümlede shuts down, lateral orbitofrontal korteksin çok daha az etkin hâle gelmesi veya normal işlevlerini geçici olarak yerine getirmemesi demektir. Bu, beyin etkinliğindeki azalmanın basitleştirilmiş bir anlatımıdır; ilgili bölgenin kalıcı olarak kapandığı anlamına gelmez. Daha genel olarak shut down, bir makinenin, kurumun, sistemin veya bedensel sürecin çalışmayı durdurmasını anlatan bir phrasal verb’dür. Durmanın tamamen mi kısmen mi, geçici mi kalıcı mı olduğu bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi shut down ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: If the server overheats, it automatically ____ to prevent damage.
Cevabı göster
shuts down
which makes sense as you often lose control during an orgasm. Anlatım akışı
1:59orgazm sırasında kontrolü sık sık kaybettiğiniz düşünülürse bu gayet mantıklı.
which makes sense as: yorumdan sonra neden sunma
Which, yakındaki genders ismine değil, bu beyin bölgesinin tüm cinsiyetlerde çalışmayı durdurduğu yönündeki önceki iddianın tamamına gönderme yapar. Which makes sense bu iddiayı anlaşılır veya mantıklı olarak değerlendirir. Ardından gelen as yan cümlesi bu değerlendirmenin nedenini verir; dolayısıyla burada as, because anlamındadır. Bu kalıp bilgiyi şu sırayla bağlar: olgu, konuşanın değerlendirmesi ve destekleyici neden.
Alıştırma
Önceki olguya yorum yapan ve nedenini sunan dört sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: Maya checked the figures twice, ____ one mistake could change the result.
Cevabı göster
which makes sense as
the similarities don't stop there: daha fazla benzerliğin geleceğini bildirmek
Bu yan cümle, daha önce belirtilen benzerliklerin karşılaştırmanın sonu olmadığını ve devamında başka benzerlikler geleceğini anlatır. Buradaki there fiziksel bir yeri göstermez; stop there, anlatımı o noktada bitirmek demektir. Bir geçiş ifadesi olarak daha önce sunulan benzerliklere geri gönderme yapar ve sıradakileri haber verir. There are more similarities gibi düz bir ifadeye kıyasla anlatıma ivme kazandırır ve dinleyiciyi listenin devamını takip etmeye yöneltir.
Alıştırma
Daha fazla ortak özelliğin geleceğini bildiren tam ifadeyle geçiş cümlesini tamamlayın: The similarities ____.
Cevabı göster
don't stop there
Both genders get drowsy after orgasm due to the surge in the sleepy hormone prolactin.
2:04Her iki cinsiyet de uyku hormonu prolaktindeki ani artış nedeniyle orgazmdan sonra uykulu hisseder.
four times as much prolactin is released after intercourse Dilbilgisi
2:10cinsel ilişkiden sonra salgılanan prolaktin miktarı dört kat fazladır,
compared to orgasm achieved via masturbation,
2:13mastürbasyonla ulaşılan orgazm sonrasına kıyasla;
four times as much prolactin: sayılamayan isimlerle kat ifade etme
Four times as much prolactin, bir koşuldaki prolaktin miktarının referans koşuldaki miktarın dört katı olduğu anlamına gelir. Four times toplam oranı belirtir; ilk miktarın üzerine dört kat daha eklendiği anlamına gelmez. Kalıp, çarpan + as much + sayılamayan isim + as ya da başka bir karşılaştırma ifadesi biçimindedir. Prolactin burada sayılamayan bir madde olarak ele alındığından much kullanılır. Bu cümlede ikinci bir as yan cümlesi yerine compared to orgasm achieved via masturbation referansı sağlar.
Alıştırma
Büyük bir depo 20 litre, küçük bir depo ise 5 litre su alıyor. Cümleyi çarpan kalıbıyla tamamlayın: The large tank holds ____ water as the small tank.
Cevabı göster
four times as much
meaning you don't get as sleepy after a solo session. Notlar
2:15yani tek başınıza yaptığınız bir seansın ardından o kadar uykunuz gelmez.
meaning you don't get as sleepy: meaning ile sonuç eklemek
Burada meaning, önceki karşılaştırmanın tamamının sonucunu veya yorumunu belirten çekimsiz bir -ing yan cümlesi başlatır. which means that ifadesine yakındır: mastürbasyon sonrasındaki daha düşük prolaktin tepkisi, kişinin daha sonra daha az uykulu olduğu sonucuna bağlanır. Bu kalıpta meaning kimsenin niyetini anlatmaz. Belirtilmiş bir olguyu o olgudan çıkan sonuçla bağlar: [olgu], meaning [sonuç veya açıklama].
Alıştırma
İkinci cümleyi -ing biçimindeki sonuç bağlayıcısı meaning ile yeniden yazın. The road is flooded, which means that the bus cannot get through. The road is flooded, ____ the bus cannot get through.
Cevabı göster
meaning
gayriresmî bir cinsel örtmece olarak solo session
Bu cinsel sağlık bağlamında solo session, masturbation için kullanılan gayriresmî bir örtmecedir; yani tek başına gerçekleştirilen cinsel faaliyeti ifade eder. Solo, bunu cinsel ilişkiden veya partnerli başka faaliyetlerden ayırırken session eylemi dolaylı ve hafif bir dille sunar. Bu ifade bağlama bağlıdır ve mastürbasyon için sabit bir terim değildir. Başka bir ortamda a solo session, pratik, antrenman veya ders gibi tek başına yapılan herhangi bir etkinliği anlatabilir.
Alıştırma
Örnekte solo session ne anlama geliyor?
- bir eğitmenle bire bir ders
- tek kişinin katıldığı bir iş toplantısı
- bir mastürbasyon eylemi
Cevabı göster
bir mastürbasyon eylemi
And while we once thought that spontaneous orgasms during sleep, Anlatım akışı
2:18Bir zamanlar uykuda kendiliğinden yaşanan orgazmların,
one study reports that 37% of women have had nocturnal orgasms,
2:24bir araştırmaya göre kadınların %37'si uykuda orgazm yaşamış,
while we once thought that ... one study reports that: eski görüşten yeni kanıta
Burada while, aynı anda gerçekleşen iki olayı değil, bir ödünleme ya da karşıtlığı anlatır. while we once thought that ... kalıbı, önce eski bir inanışı arka plan olarak sunar. Ardından ana cümledeki one study reports that ... bu inanışa meydan okuyan kanıtı tanıtır. Bu “eski görüş–yeni kanıt” düzeni, bilginin güncellendiğini gösterir. Ayrıca one study, iddiayı evrensel bir gerçek gibi sunmak yerine belirli bir kaynağa bağlar.
Alıştırma
Bilginin güncellendiği cümleyi iki hedef kalıpla tamamlayın: ____ city trees only made streets prettier, ____ they can also reduce summer heat.
Cevabı göster
While we once thought that · one study reports that
otherwise known as: başka bir adı tanıtmak
Kalıplaşmış otherwise known as ifadesi “diğer adıyla” veya “başka bir adla bilinen” anlamına gelir. Burada spontaneous orgasms during sleep ifadesini alternatif adı wet dreams ile bağlar; iki ad da aynı olguyu belirtir. İfadenin tamamı, parantez içi bir adlandırma açıklaması gibi çalışır. Bu kalıpta otherwise, “aksi takdirde” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Diğer adıyla” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The axolotl, ____ the Mexican walking fish, can regrow lost limbs.
Cevabı göster
otherwise known as
a phenomenon thought to be exclusively for women, Dilbilgisi
2:33yalnızca kadınlara özgü bir olgu olduğu düşünülüyordu,
a phenomenon thought to be exclusively for women içindeki kısaltılmış cümlecik
a phenomenon thought to be exclusively for women ad öbeğinde thought to be exclusively for women, edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. a phenomenon that was thought to be exclusively for women yapısına eşdeğerdir. Phenomenon sözcüğünü niteler ve bu görüşü kimin benimsediğini belirtmeden mevcut bir inanışı aktarır. Exclusively for women, “yalnızca kadınlarda görüldüğüne inanılan” anlamına gelir. Bu cümlede çevredeki karşıtlık, bu inanışı önceki bir görüş olarak sunar; araya giren bilgi bittikten sonra ana cümle devam eder.
Alıştırma
Kısaltılmış edilgen ilgi cümleciğini thought kullanarak tamamlayın: The painting, ____ an original, turned out to be a copy.
Cevabı göster
thought to be
Cinsel sağlık bağlamlarında a refractory period
Bu cinsel sağlık bağlamında a refractory period, orgazmdan sonraki geçici toparlanma aralığıdır; bu sırada yeniden orgazm olmak veya güçlü bir fizyolojik cinsel tepki vermek daha zordur ya da geçici olarak mümkün olmayabilir. Bu durum geçicidir ve tepki verme yetisinin kalıcı olarak kaybedilmesi anlamına gelmez. Cümle, bu aralığın olmamasıyla art arda orgazm olabilme arasında bağlantı kuran geleneksel bir açıklamaya gönderme yapar.
Alıştırma
Bu bağlamda a refractory period neyi ifade eder?
- Cinsel tepki yaşamanın kalıcı olarak imkânsız olması
- Cinsel ilişkiye girmemeyi seçme dönemi
- Orgazmdan sonra yeniden tepki vermenin daha zor olduğu geçici bir aralık
Cevabı göster
Orgazmdan sonra yeniden tepki vermenin daha zor olduğu geçici bir aralık
Though male orgasms generally happen simultaneously with ejaculation, Anlatım akışı
2:39Erkeklerde orgazm genellikle boşalmayla aynı anda gerçekleşse de,
research has documented that men are capable of non-ejaculatory orgasm
2:43araştırmalar erkeklerin boşalmadan da orgazm olabildiğini
that can occur prior to as well as after ejaculation. Kalıp ifadeler
2:47ve bunun boşalmadan önce de sonra da gerçekleşebileceğini belgelemiştir.
Though ..., research has documented that ...: kanıttan önce genel durumu kabul etmek
Though zaman ilişkisi değil, ödünleme bildirir. Açılış yan cümlesi genel örüntüyü kabul eder; böylece okuyucu daha sonra sunulan olasılığı bu örüntünün tamamen yerine geçen bir durum olarak algılamaz. Ardından research has documented that, ek bir olasılığı yalnızca varsayım olarak değil, kanıtlarla belgelenmiş bir durum olarak sunar. Yeniden kullanılabilir sav yapısı şöyledir: Though X ile genel durumu kabul edin, ardından Y için belgelenmiş kanıtları sunun.
Alıştırma
Vurgulanan yapı bu cümlede ne işlev görür?
- Genel örüntüyü kabul eder, ardından araştırmayla desteklenen bir istisna veya ek olasılık sunar.
- Araştırmanın boşalmayla aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- İlk yan cümleyi araştırma bulgusunun nedeni olarak sunar.
Cevabı göster
Genel örüntüyü kabul eder, ardından araştırmayla desteklenen bir istisna veya ek olasılık sunar.
prior to as well as after: aynı olayın öncesi ve sonrası
prior to, before anlamına gelir. prior to as well as after yapısında as well as iki zaman konumunu bağlar ve ejaculation ortak referans olayıdır. Bu nedenle ifade, söz konusu olayın hem öncesinde hem de sonrasında gerçekleşmeyi kapsar; as well as burada derece karşılaştırması değildir. Yeniden kullanılabilir resmî kalıp prior to as well as after + event biçimindedir. Olayı yalnızca bir kez adlandırırken zaman çizelgesinin iki tarafını da kapsar.
Alıştırma
Raporu hem önce hem de sonra anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: Changes may appear ____ the inspection.
Cevabı göster
prior to as well as after
This shared experience of the orgasm makes sense from an evolutionary perspective. Kalıp ifadeler
2:50Bu ortak orgazm deneyimi, evrimsel açıdan anlamlıdır.
from an evolutionary perspective: evrimsel bir bakış açısından
from an evolutionary perspective edat öbeği, iddiayı evrim kuramı çerçevesinde sunar: bir özelliğin veya davranışın uyum, üreme ya da hayatta kalmayla ilişkili olarak nasıl anlaşılabileceğini düşünmeye yöneltir. Burada dinleyiciye, paylaşılan bir deneyimin neden anlamlı olabileceğini açıklarken hangi analiz bakışının kullanıldığını gösterir. Bu çerçeve bir savı düzenler, ancak evrimsel bir nedeni kanıtlamaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp from a/an + alan veya bakış açısı + perspective şeklindedir; from a legal perspective buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi “evrim kuramı açısından bakıldığında” anlamındaki tam bakış açısı kalıbıyla tamamlayın: ____, cooperation between relatives may improve the survival of shared genes.
Cevabı göster
From an evolutionary perspective
and feel sad for them because you understand it,
2:56onu anladığınız için onun adına üzülmeniz gibi,
observing or being part of a partner's orgasm
2:59partnerinizin orgazmını izlemek veya ona ortak olmak
can enhance the desire and experience of your own.
3:01kendi arzunuzu ve orgazm deneyiminizi güçlendirebilir.
Just like when: tanıdık bir durumla benzetme kurmak
Just like when başlangıcı, tanıdık bir durumu benzetme olarak kullanmak üzere önce sunar. when yan cümlesi referans örneğini—birinin ağladığını görmek ve empati yoluyla üzülmek—verir; böylece dinleyici, partner deneyimiyle ilgili daha soyut iddiadan önce somut bir modele sahip olur. Karşılaştırma yan cümlesinden sonra ana cümle, açıklanmak istenen düşünceyi belirtir. Bu, sözlü açıklamalarda yeniden kullanılabilecek bir bilgi düzeni oluşturur: önce tanıdık örnek, sonra ona paralel veya daha az tanıdık düşünce.
Alıştırma
İlk durumu benzetme olarak sunan başlangıcı seçin: ____ a familiar smell brings back a memory, an old song can take you back to a specific moment.
- Because
- Even though
- Only when
- Just like when
Cevabı göster
Just like when
If we had ..., ... wouldn't be there: conditional kedua
Bu bir ikinci koşul cümlesidir: if + simple past (had), şimdiki zamana ilişkin hayalî bir durum kurar; would not + fiilin yalın hâli (wouldn't be) ise varsayımsal sonucu verir. Buradaki had geçmişte yaşanmış bir olayı anlatmaz, gerçeklikten varsayımsal uzaklığı gösterir. Konuşmacı, deneyimlerin tamamen farklı olduğunu hayal ederek gerçek durum hakkında tersinden akıl yürütür. İma edilen düşünce, bu bağın oluşmasına yetecek kadar benzerlik bulunduğudur.
Alıştırma
İkinci koşul cümlesini would be ifadesinin kısaltılmış olumsuz biçimiyle tamamlayın: If our schedules were completely different, we ____ able to meet every week.
Cevabı göster
wouldn't be
while sexual arousal may be different between men and women,
3:09cinsel uyarılma kadın ve erkeklerde farklı olabilse de,
likely come down to the individual level. Öbek fiiller
3:14muhtemelen bireysel farklılıklardan kaynaklanır.
At the end of the day sebagai penanda kesimpulan
At the end of the day, 'her şeyi göz önünde bulundurduktan sonra' veya 'sonuçta' anlamına gelen, gerçek zaman anlamı taşımayan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye konuşmacının ana sonucunu vermek üzere olduğunu bildirir. Burada gruplar arasındaki karşılaştırmayı kapatır ve dikkati konuşmacının temel sonucuna yöneltir: en büyük farklar muhtemelen bireyler arasındadır.
Alıştırma
Hangi cümlede At the end of the day gerçek bir zaman ifadesi olarak değil, özetleme belirteci olarak kullanılmıştır?
- Please send the report by the end of the day.
- At the end of the day, trust matters more than speed.
- We lock the office at the end of the day.
Cevabı göster
At the end of the day, trust matters more than speed.
come down to: belirleyici etkeni saptamak
Come down to, çeşitli ayrıntılar veya olasılıklar değerlendirildikten sonra temel açıklamanın ya da belirleyici etkenin to sözcüğünden sonra gelen unsur olduğunu belirtir. Burada temel farklılıkların nihayetinde bireyler arasındaki değişkenliğe bağlandığı ifade edilir. Kalıp, something comes down to + isim, isim öbeği, fiilimsi veya soru sözcüklü yan cümle şeklindedir. Karmaşık bir tartışmayı en önemli etkene odaklanarak sonuçlandırmak için sık kullanılır; bu cümledeki likely, sonucu kesin değil olası tutar.
Alıştırma
Cümleyi come down to ile tamamlayın: After reviewing the evidence, the final choice may ____ how reliable the data is.
Cevabı göster
come down to
Differences in physiology, anatomy, and our psychology play a huge role. Kalıp ifadeler
3:16Fizyoloji, anatomi ve psikolojimizdeki farklılıklar büyük rol oynar.
play a huge role: çok güçlü bir etkiyi anlatmak
Play a huge role, bir durum veya sonuç üzerinde çok güçlü bir etkiye sahip olmak demektir. Özne, etkiyi yaratan unsuru belirtir; role burada tiyatrodaki bir karakteri değil mecazi bir işlevi anlatır, huge ise etkiyi ölçmeden önemi artırır. Yeniden kullanılabilen kalıp X plays a huge role in + isim, fiilimsi veya soru sözcüklü yan cümle şeklindedir. Altyazıdaki gibi çoğul öznelerde play kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi play a huge role ile tamamlayın: Trust can ____ in whether a team succeeds.
Cevabı göster
play a huge role
So get to know your own body to optimize your sexual experiences.
3:21Bu yüzden cinsel deneyimlerinizi en iyi hâle getirmek için kendi bedeninizi tanıyın.
You can always learn even more about sexual pleasure
3:24Cinsel haz hakkında daha da fazlasını öğrenebilirsiniz,
in our video, Is Masturbation Good For You?
3:28“Mastürbasyon Sizin İçin İyi mi?” adlı videomuzdan.
And a special thanks to Audible for supporting this episode
3:32Bu bölümü destekleyen Audible'a da özel olarak teşekkür ederiz;
to give you a free 30-day trial at audible.com/asap.
3:35böylece audible.com/asap adresinde 30 günlük ücretsiz denemeden yararlanabilirsiniz.
wanted to recommend: mevcut öneriyi daha yumuşak ifade etmek
Bu cümlede wanted to recommend, konuşanların şu anda yaptığı bir öneriyi dile getirir. Geçmiş biçim olan wanted, isteğin mutlaka sona erdiği anlamına gelmez. İngilizcede wanted to, şu anda yapılan bir rica, öneri veya duyurudan önce biraz mesafe yaratmak için sıkça kullanılır. Bu mesafe, girişi We recommend ifadesine göre daha az ani ve daha yumuşak hâle getirir.
Alıştırma
Wanted bu cümlede büyük olasılıkla hangi işlevi görür? “I wanted to ask if we could move the meeting to Friday.”
- Toplantının kendisini geçmiş zamana yerleştirir.
- Konuşanın artık soru sormak istemediğini belirtir.
- Şu anda yapılan bir ricayı yumuşatır.
Cevabı göster
Şu anda yapılan bir ricayı yumuşatır.
and how it might appear to those in the far future.
3:45ve bunların uzak gelecekteki insanlara nasıl görünebileceğini sorguluyor.
questions everything we think we know: karşı çıkma anlamındaki question
Burada questions, “karşı çıkmak, şüphe etmek veya eleştirel biçimde incelemek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Nesnesi everything we think we know olduğundan kitap bilgi istemek yerine kabul edilmiş inançları incelemeye alır. Bu yapı çözümleyici yazılarda yaygındır: Bir kişi, kitap, araştırma veya olay bir varsayımı, inancı, iddiayı ya da kararı question edebilir. Bu kullanım, kabul edilmiş düşüncenin göründüğü kadar kesin olmayabileceğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede question, altyazıdakiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- She asked a question about the train schedule.
- The documentary questions the belief that success always brings happiness.
- The reporter wrote the questions on a card.
Cevabı göster
The documentary questions the belief that success always brings happiness.
You can get a free 30-day trial at audible.com/asap
3:49audible.com/asap adresinde 30 günlük ücretsiz denemeden yararlanabilirsiniz
We love them as they're great when you're on the go. Deyimler
3:54Hareket hâlindeyken harika olduğu için Audible'ı çok seviyoruz.
On the go: hareket hâlinde veya yoğun olmak
On the go, kişinin olağan bulunduğu yerden uzakta olup yerler ya da etkinlikler arasında hareket etmesini veya çok yoğun olmasını anlatan bir deyimdir. Burada işe gidip gelirken ya da dışarıdayken sesli kitap dinlemenin kullanışlı olduğu durumu anlatır. Özellikle yürümek anlamına gelmez ve on bir cihazın açık olduğunu belirtmez. Yaygın be + on the go yapısında bu ifade, kişinin o anki durumunu veya hareketli yaşam tarzını anlatır.
Alıştırma
“This app is useful when you're on the go,” cümlesinde on the go ne anlama gelir?
- Bir cihaz açılırken
- Belirli bir varış noktasına doğru giderken
- Dışarıda, hareket hâlinde veya yoğun olduğunuzda
- Yalnızca yürürken
Cevabı göster
Dışarıda, hareket hâlinde veya yoğun olduğunuzda
And subscribe for more weekly science videos.
3:56Her hafta daha fazla bilim videosu için abone olun.